# Koza Avukatlık ve Danışmanlık > Kartal ve çevre ilçelerde aile, ceza, iş ve icra hukuku başta olmak üzere şeffaf, hızlı avukatlık hizmeti. İlk görüşmede gerçekçi ihtimalleri, tahmini süreyi ve masrafları açıkça anlatırız. ## Künye - Tür: Avukatlık ve hukuki danışmanlık bürosu - Adres: Cevizli, Kepez Sk. No:7 Kat:4 Daire:9 Kartal/İstanbul - Telefon: +90 535 924 18 52 +90 538 980 49 46 - E-posta: kozaavukatlik@gmail.com - Çalışma saatleri: Pazartesi-Cuma 09:00-18:00 · Cumartesi Kapalı · Pazar Kapalı - Hizmet bölgesi: Kartal, Maltepe, Pendik, Kadıköy, Ataşehir, Sultanbeyli, İstanbul - Kuruluş: 2023 - Web: https://www.kozaavukatlik.com.tr/ ## Çalışma Alanları - [Aile Hukuku](https://www.kozaavukatlik.com.tr/aile-hukuku/): Aile hukuku, evliliğin kurulmasından sona ermesine kadar eşler ve çocuklar arasındaki ilişkileri düzenler. Boşanma davasında velayet, nafaka, mal paylaşımı ve tazminat çoğu zaman birlikte karara bağl… - [Ceza Hukuku](https://www.kozaavukatlik.com.tr/ceza-hukuku/): Ceza avukatı, soruşturma ve kovuşturma aşamalarında şüpheli, sanık ya da mağduru temsil eder. Gözaltı süresi kural olarak 24 saattir; ifade alınmadan önce müdafi ile görüşme hakkı vardır ve tutuklama… - [Gayrimenkul Hukuku](https://www.kozaavukatlik.com.tr/gayrimenkul-hukuku/): Gayrimenkul hukuku, taşınmazlar üzerindeki mülkiyet ve kullanım ilişkilerini düzenler: kira ve tahliye, tapu iptali ve tescil, ortaklığın giderilmesi, kat mülkiyeti. Kira, ortaklığın giderilmesi ve k… - [Miras Hukuku](https://www.kozaavukatlik.com.tr/miras-hukuku/): Miras hukuku, ölüm hâlinde malvarlığının kimlere hangi oranda geçeceğini düzenler. Sağ kalan eş altsoyla birlikte mirasın dörtte birini alır. Borca batık miras üç ay içinde reddedilebilir; saklı payı… - [İş Hukuku](https://www.kozaavukatlik.com.tr/is-hukuku/): İş hukuku, işçi ile işveren arasındaki ilişkiyi düzenler; kıdem ve ihbar tazminatı, işe iade, ücret ve fazla mesai alacakları ile iş kazası tazminatları bu alana girer. İşçi ve işveren arasındaki ala… - [İcra Hukuku](https://www.kozaavukatlik.com.tr/icra-hukuku/): İcra hukuku, ödenmeyen alacağın devlet gücüyle tahsilini düzenler. İlamsız takipte ödeme emrine itiraz süresi yedi gün, kambiyo senetlerine mahsus takipte beş gündür. İlamsız takipte itiraz takibi ke… - [Tüketici Hukuku](https://www.kozaavukatlik.com.tr/tuketici-hukuku/): Tüketici hukuku, ticari veya mesleki olmayan amaçla mal ya da hizmet alan kişiyi korur. Ayıplı malda tüketici; iade, değişim, onarım ve bedel indiriminden dilediğini seçebilir. Mesafeli ve kapıdan sa… - [Yabancılar Hukuku](https://www.kozaavukatlik.com.tr/yabancilar-hukuku/): Yabancılar hukuku, Türkiye'deki yabancıların ikamet ve çalışma izinlerini, vatandaşlık başvurularını, uluslararası koruma taleplerini ve sınır dışı işlemlerini kapsar. Uyuşmazlıklar idarenin işlemiyl… - [Şirketler Hukuku](https://www.kozaavukatlik.com.tr/sirketler-hukuku/): Şirketler hukuku, ticari işletmelerin kuruluşundan tasfiyesine kadar hukuki işleyişini düzenler. Limited şirket ortakları kamu borçlarından sermaye payları oranında kişisel olarak sorumludur; anonim … ## Kadro - [Av. Fatma Umay Bayrak](https://www.kozaavukatlik.com.tr/avukat/av-fatma-umay-bayrak/): Kurucu Avukat — İstanbul Barosu - [Av. Büşra Onay Oğurcu](https://www.kozaavukatlik.com.tr/avukat/av-busra-onay-ogurcu/): Kurucu Avukat — İstanbul Barosu - [Stajyer Av. Başak Onay](https://www.kozaavukatlik.com.tr/avukat/stajyer-av-basak-onay/): Stajyer Avukat — İstanbul Barosu ## Sayfalar - [Avukatlarımız](https://www.kozaavukatlik.com.tr/avukatlarimiz/): Koza Avukatlık ve Danışmanlık bünyesinde Av. Büşra Onay Oğurcu ve Av. Fatma Umay Bayrak görev yapmaktadır. Her iki avukat da İstanbul Barosu'na kayıtlıdır ve b… - [Yazılarımız](https://www.kozaavukatlik.com.tr/yazilarimiz/): - [İletişim](https://www.kozaavukatlik.com.tr/iletisim/): Koza Avukatlık ve Danışmanlık'a Cevizli, Kepez Sk. No:7 Kat:4 Daire:9, 34865 Kartal/İstanbul adresinden ulaşılabilir. Telefon +90 535 924 18 52, WhatsApp +90 5… - [Ana Sayfa](https://www.kozaavukatlik.com.tr/): Kartal’da avukatlık ve hukuki danışmanlık Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal Cevizli’de kurulu bir hukuk bürosudur. Bireysel ve kurumsal müvekkiller adına d… - [İnfaz ve Yatar Hesaplama 2026](https://www.kozaavukatlik.com.tr/infaz-ve-yatar-hesaplama/): Yatar süresi, hükmedilen cezaya suç türüne göre belirlenen infaz oranı uygulanarak bulunur. Adi suçlarda oran 1/2, kasten öldürme ve cinsel suçlarda 2/3, terör… - [Hakkımızda](https://www.kozaavukatlik.com.tr/hakkimizda/): Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal'da bulunan bir hukuk bürosudur. Şirketler ve ticaret, gayrimenkul ve inşaat, iş, aile ve miras ile icra ve iflas hukuku a… - [Çalıştığımız Alanlar](https://www.kozaavukatlik.com.tr/calistigimiz-alanlar/): ## Bölgelerimiz - [Maltepe Avukat](https://www.kozaavukatlik.com.tr/bolge/maltepe-avukat/): Maltepe'den İstanbul Anadolu Adliyesi'ne uzaklık yaklaşık 15-20 dakika (tahmini); en hızlı yöntem M4 metro hattıyla "Hastane-Adliye" durağına inmek. Koza Avukatlık, Maltepeli müve… - [Pendik Avukat](https://www.kozaavukatlik.com.tr/bolge/pendik-avukat/): Pendik'ten İstanbul Anadolu Adliyesi'ne M4 metro hattıyla ulaşım yaklaşık 10-15 dakika sürer (tahmini). Koza Avukatlık, Pendikli müvekkillerine aile, ceza, iş, icra ve gayrimenkul… - [Kadıköy Avukat](https://www.kozaavukatlik.com.tr/bolge/kadikoy-avukat/): Kadıköy'den İstanbul Anadolu Adliyesi'ne mesafe yaklaşık 20 km olup araçla trafiğe göre 35-45 dakika sürebilir (tahmini); M4 metro hattı tam Kadıköy'den başladığı için en güvenili… - [Ataşehir Avukat](https://www.kozaavukatlik.com.tr/bolge/atasehir-avukat/): Ataşehir'den İstanbul Anadolu Adliyesi'ne mesafe yaklaşık 12 km olup araçla yaklaşık 23 dakika sürer (tahmini). Koza Avukatlık, Ataşehirli bireysel müvekkillerimize aile, ceza, iş… - [Sultanbeyli Avukat](https://www.kozaavukatlik.com.tr/bolge/sultanbeyli-avukat/): Sultanbeyli'nin kendi adliyesi yoktur; ilçedeki tüm dava ve icra dosyaları Kartal'daki İstanbul Anadolu Adliyesi'nde görülür, mesafe yaklaşık 22 km ve araçla yaklaşık 29 dakikadır… ## Rehber Yazılar - [İşyerinde Mobbing (Psikolojik Taciz): İspat ve Tazminat Hakları](https://www.kozaavukatlik.com.tr/isyerinde-mobbing-nedir-ispat-ve-tazminat/) — 2026-08-18: İşyerinde mobbing, bir çalışana yönelik sistemli, süreklilik taşıyan ve onu yıldırmayı amaçlayan psikolojik taciz davranışlarıdır; tek bir olay mobbing sayılmaz. TBK m. 417 işvere… - [Anadolu Yakası Avukat](https://www.kozaavukatlik.com.tr/anadolu-yakasi-avukat/) — 2026-08-07: Anadolu yakasının adli yargı işleri büyük ölçüde tek merkezde toplanmıştır: İstanbul Anadolu Adalet Sarayı. Ağır ceza, asliye ceza, aile, asliye hukuk, iş ve icra mahkemeleri bu a… - [Uzaklaştırma Kararı Varken Mesaj Atmak](https://www.kozaavukatlik.com.tr/uzaklastirma-karari-varken-mesaj-atmak/) — 2026-07-02: Uzaklaştırma kararı her zaman yalnızca fiziksel uzaklaşmayı ifade etmez. Karar iletişim kurmama yükümlülüğü de içeriyorsa mesaj göndermek kararın ihlali sayılır. 6284 sayılı Kanun… - [İstanbul Boşanma Avukatı](https://www.kozaavukatlik.com.tr/istanbul-bosanma-avukati/) — 2026-07-02: İstanbul'da boşanma davaları anlaşmalı ve çekişmeli olmak üzere iki biçimde yürür. Anlaşmalı boşanma, en az bir yıl sürmüş evliliklerde ve tarafların tüm sonuçlarda mutabık olması… - [İstanbul Ceza ve Ağır Ceza Avukatı](https://www.kozaavukatlik.com.tr/istanbul-ceza-avukati/) — 2026-07-02: Ceza yargılaması soruşturma ve kovuşturma olmak üzere iki aşamadan geçer. Gözaltı süresi bireysel suçlarda 24 saat, toplu suçlarda uzatmalarla en çok dört gündür. Gözaltının ilk a… - [2 Yıl 6 Ay Ceza Alan Ne Kadar Yatar?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/2-yil-6-ay-ceza-alan-ne-kadar-yatar/) — 2026-06-28: 2 yıl 6 ay hapis cezası toplam 30 aydır. Genel suçlarda koşullu salıverilme oranı 1/2 olduğundan koşullu salıverilmeye esas süre 15 ay, denetimli serbestlik süresi 1 yıldır. Ancak… - [Denetimli Serbestlik İmza İhlali Kaç Defa Yapılabilir?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/denetimli-serbestlik-imza-ihlali-kac-defa-yapilabilir/) — 2026-06-27: Denetimli serbestlikte tek bir imza ihlali, kural olarak sürecin doğrudan sonlanmasına yol açmaz. Belirleyici olan ihlalin sürekliliği, yani yükümlülüğe uymamakta ısrar edilmesidi… - [İstihkak Davası Nedir? Haczedilen Malın Geri Alınması](https://www.kozaavukatlik.com.tr/istihkak-davasi-nedir-haczedilen-malin-geri-alinmasi/) — 2026-06-26: İstihkak davası, haczedilen bir mal üzerinde mülkiyet veya rehin hakkı iddia eden üçüncü kişinin, malın haciz kapsamından çıkarılmasını istediği davadır. İddia haciz sırasında tut… - [Israrlı Takip (Stalking) Suçu Nedir? Nasıl Şikâyet Edilir? — TCK 123/A](https://www.kozaavukatlik.com.tr/israrli-takip-stalking-sucu-nedir-nasil-sikayet-edilir-tck-123-a/) — 2026-06-25: Israrlı takip suçu TCK 123/A'da düzenlenir; kişiyi fiziken takip etmek ya da iletişim araçları veya üçüncü kişiler aracılığıyla ısrarla temas kurmaya çalışmakla oluşur. Temel ceza… - [Yoksulluk Nafakası Nedir? Şartları ve Süresi](https://www.kozaavukatlik.com.tr/yoksulluk-nafakasi-nedir-sartlari-nelerdir-kimler-talep-edebilir/) — 2026-06-24: Yoksulluk nafakası, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek eşe, kusuru diğerinden daha ağır olmamak şartıyla bağlanan süresiz nafakadır. Dayanağı Türk Medeni Kanunu 175. maddedir. Bo… - [İtirazın İptali Davası Nedir? Şartları ve Süresi (İİK 67)](https://www.kozaavukatlik.com.tr/itirazin-iptali-davasi-nedir-sartlari-ve-suresi-iik-67/) — 2026-06-23: İtirazın iptali davası, borçlunun ödeme emrine itirazı üzerine duran ilamsız icra takibini sürdürebilmek için alacaklının açtığı davadır. Dava, itirazın alacaklıya tebliğinden iti… - [Uyuşturucuda Denetimli Serbestlik: Süreç, İhlal ve Dosyanın Kapanması](https://www.kozaavukatlik.com.tr/uyusturucuda-denetimli-serbestlik-surec-ihlal-ve-dosyanin-kapanmasi/) — 2026-06-20: Uyuşturucu kullanma suçunda ilk kez işlem gören kişilere denetimli serbestlik imkânı tanınır. Süreç imza, tedavi ve seminer yükümlülüklerinden oluşur. Yükümlülükler eksiksiz yerin… - [Uyuşturucu Suçunda Ehliyete El Konulur mu? Geri Alma](https://www.kozaavukatlik.com.tr/uyusturucu-sucunda-ehliyete-el-konulur-mu-geri-alma/) — 2026-06-19: Uyuşturucu veya uyarıcı madde etkisi altında araç kullanıldığının tespiti hâlinde Karayolları Trafik Kanunu uyarınca sürücü belgesine el konulur; el koyma süresi ihlalin tekrarına… - [Uyuşturucu Kullanma Suçu ve Cezası TCK 191](https://www.kozaavukatlik.com.tr/uyusturucu-kullanma-sucu-ve-cezasi-tck-191/) — 2026-06-18: Kullanmak için uyuşturucu madde satın alma, kabul etme, bulundurma ve kullanma TCK 191'de düzenlenir; cezası 2 yıldan 5 yıla kadar hapistir. İlk kez yakalanan şüpheli hakkında gen… - [Zina Nedeniyle Boşanma Davası Nasıl Açılır?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/zina-nedeniyle-bosanma-davasi-nasil-acilir/) — 2026-06-18: Zina, TMK 161'de düzenlenen bir boşanma sebebidir. Aldatılan eş, zinayı öğrenmesinden itibaren 6 ay ve her hâlde fiilin üzerinden 5 yıl içinde boşanma davası açabilir; eşini affed… - [Nitelikli Dolandırıcılık Suçu ve Cezası TCK 158](https://www.kozaavukatlik.com.tr/nitelikli-dolandiricilik-sucu-ve-cezasi-tck-158/) — 2026-06-18: Nitelikli dolandırıcılık TCK 158'de düzenlenir; dolandırıcılığın dinî duyguların istismarı, bilişim sistemlerinin ya da banka ve kredi kurumlarının araç olarak kullanılması gibi s… - [Borçlunun Üzerinde Mal Yoksa Ne Yapılır?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/borclunun-uzerinde-mal-yoksa-ne-yapilir/) — 2026-06-17: Borçlunun üzerine kayıtlı mal bulunmaması, alacağın tahsil edilemeyeceği anlamına gelmez. İcra dairesi aracılığıyla tapu, trafik, banka ve SGK kayıtlarında malvarlığı araştırması … - [İlk Kez Uyuşturucudan Yakalanmanın Cezası Nedir?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/ilk-kez-uyusturucudan-yakalanmanin-cezasi-nedir/) — 2026-06-17: İlk kez ve kişisel kullanım amacıyla yakalanan kişi hakkında doğrudan mahkûmiyet verilmez. Savcılık kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verir ve kişi en az bir yıl süre… - [Mesajla Tehditin Cezası Nedir?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/mesajla-tehditin-cezasi-nedir/) — 2026-06-17: Mesaj yoluyla yapılan tehdit, Türk Ceza Kanunu'nun 106. maddesi kapsamında suç oluşturur. Ceza tehdidin ağırlığına göre değişir; yaşama ya da vücut bütünlüğüne yönelik tehditlerde… - [Çekişmeli Boşanma Davası Ne Kadar Sürer?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/cekismeli-bosanma-davasi-ne-kadar-surer/) — 2026-06-11: Çekişmeli boşanmaya karar verdiniz ya da karşı taraf dava açtı. Süreci kafanızda canlandırmaya çalışıyorsunuz ama net bir tablo çıkmıyor. “Bu ne zaman biter?” sorusu her duruşma a… - [Anlaşmalı Boşanma Davası Ne Kadar Sürer?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/anlasmali-bosanma-davasi-ne-kadar-surer/) — 2026-06-11: Anlaşmalı boşanmaya karar verdiniz. Eşinizle de anlaştınız. Aklınızdaki en pratik soru şudur: “Ne kadar sürer?” Cevap basit görünüyor; ama aynı şehirde iki farklı çift aynı hafta … - [Nafaka Neye Göre Belirlenir?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/nafaka-neye-gore-belirlenir/) — 2026-06-11: Boşanma sürecinde ya da boşanmanın hemen ardından her iki tarafın da aklına aynı soru gelir: “Nafaka ne kadar olur?” Soranın ödeyenmi yoksa alan mı olduğuna göre beklenti farklıla… - [Trafik Kazasında Kusursuz Taraf Nasıl Tazminat Alır?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/trafik-kazasinda-kusursuz-taraf-nasil-tazminat-alir/) — 2026-06-01: Trafik kazasında kusursuz taraf; karşı tarafın zorunlu trafik sigortacısından, kusurlu sürücü ile araç işleteninden, karşı araç sigortasızsa Güvence Hesabından tazminat talep edeb… - [Hacizli Mülkü Satmak Mümkün Mü?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/hacizli-mulku-satmak-mumkun-mu/) — 2026-06-01: Tapu sorgulattınız ya da bir uyarı geldi: üzerinize kayıtlı mülke haciz konulmuş. Ya da satın almayı düşündüğünüz taşınmazda haciz şerhi olduğunu fark ettiniz. İlk soru kaçınılmaz… - [WhatsApp’tan Gelen Tehdit Mesajı Şikâyete Konu Olabilir mi?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/whatsapptan-gelen-tehdit-mesaji-sikayete-konu-olabilir-mi/) — 2026-06-01: WhatsApp üzerinden gönderilen tehdit mesajı, ciddiyet taşıması hâlinde TCK 106'daki tehdit suçunu oluşturur ve şikâyete konu olabilir; suç şikâyete bağlı olmadığından savcılık ken… - [Hakaret Suçu ve Cezası – TCK 125](https://www.kozaavukatlik.com.tr/hakaret-sucu-ve-cezasi-tck-125/) — 2026-05-31: Hakaret suçu TCK 125'te düzenlenir; kişinin onur, şeref ve saygınlığını rencide edecek somut bir fiil isnadı veya sövmeyle oluşur. Temel ceza 3 aydan 2 yıla kadar hapis veya adli … - [Araç Değer Kaybı Davası Nasıl Açılır?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/arac-deger-kaybi-davasi-nasil-acilir/) — 2026-05-31: Araç değer kaybı davası, kazada hasar gören aracın onarılsa bile piyasa değerinde oluşan eksilmenin kusurlu taraftan tahsili için açılır. Dava öncesinde karşı tarafın trafik sigor… - [İstirdat Davası Nedir? Nasıl Açılır?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/istirdat-davasi-nedir-nasil-acilir/) — 2026-05-31: İstirdat davası, borçlu olunmadığı hâlde icra takibi baskısı altında ödenmek zorunda kalınan paranın geri alınması için açılır. Dava, ödeme tarihinden itibaren 1 yıllık hak düşürü… - [Boşanmada Tazminat Hakkı: Maddi ve Manevi Tazminat](https://www.kozaavukatlik.com.tr/bosanmada-tazminat-hakki-maddi-ve-manevi-tazminat/) — 2026-05-31: Boşanmada tazminat hakkı TMK 174'te düzenlenir. Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz ya da daha az kusurlu eş maddi tazminat; kişilik hakları saldı… - [Menfi Tespit Davası Nedir? Nasıl ve Nerede Açılır?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/menfi-tespit-davasi-nedir-nasil-ve-nerede-acilir/) — 2026-05-31: Menfi tespit davası, hakkında borç iddiası bulunan kişinin gerçekte borçlu olmadığının mahkeme kararıyla tespitini sağlayan davadır. İcra takibinden önce veya takip sırasında açıl… - [6 Yıl Ceza Alan Ne Kadar Yatar?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/6-yil-ceza-alan-ne-kadar-yatar/) — 2026-05-22: 6 yıl hapis cezası toplam 72 aydır. Süreli hapis cezalarında koşullu salıverilme oranı genel kural olarak 2/3'tür; bu da 48 ay eder. Denetimli serbestlik koşullu salıverilme tarih… - [1 Yıl Ceza Alan Ne Kadar Yatar?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/1-yil-ceza-alan-ne-kadar-yatar/) — 2026-05-22: 1 yıl hapis cezasında koşullu salıverilme oranı genel kural olarak 2/3'tür; bu yaklaşık 8 ay demektir. Bazı taksirli suçlarda oran 1/2'ye inerek 6 aya, cinsel suçlar ve nitelikli … - [Velayet Davası Ne Kadar Sürer?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/velayet-davasi-ne-kadar-surer/) — 2026-05-18: Velayet davası kural olarak boşanma davasıyla birlikte görülür. Velayetin protokolle çözüldüğü anlaşmalı boşanma çoğunlukla tek celsede, 6-12 haftada sonuçlanır; velayetin tartışm… - [Kasten Yaralama Suçu ve Cezası (TCK 86 – 87)](https://www.kozaavukatlik.com.tr/kasten-yaralama-sucu-ve-cezasi-tck-86-87/) — 2026-05-13: Kasten yaralama suçu TCK 86 ve 87 maddelerinde düzenlenir. Basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek hafif yaralamada 6 aydan 1 yıl 6 aya kadar hapis veya adli para cezası, diğer hâ… - [Anlaşmalı Boşanmada Mal Paylaşımı Nasıl Yapılır?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/anlasmali-bosanmada-mal-paylasimi-nasil-yapilir/) — 2026-05-13: Anlaşmalı boşanmada mal paylaşımı, eşlerin serbestçe kararlaştırıp anlaşmalı boşanma protokolünde yazılı hâle getirdikleri şekilde yapılır. Protokolde paylaşım düzenlenmezse boşan… - [Tehdit Suçu ve Cezası (TCK 106)](https://www.kozaavukatlik.com.tr/tehdit-sucu-ve-cezasi-tck-106/) — 2026-05-13: Tehdit suçu TCK 106'da düzenlenir. Kişinin kendisinin veya yakınının hayatına, vücut ya da cinsel dokunulmazlığına saldırı gerçekleştirileceğinin bildirilmesi hâlinde ceza 6 aydan… - [Sigorta Değer Kaybı Nasıl Hesaplanır?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/sigorta-deger-kaybi-nasil-hesaplanir/) — 2026-05-08: Sigorta değer kaybı, kazadan sonra onarılan aracın ikinci el değerinde oluşan kalıcı düşüştür ve kusurlu tarafın zorunlu trafik sigortasından talep edilir. Hesaplamada sabit formü… - [Nafaka Ödenmezse Ne Olur?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/nafaka-odenmezse-ne-olur/) — 2026-05-08: Nafaka ödenmezse alacaklı, kararın kesinleşmesini beklemeden icra takibi başlatabilir; nafaka alacağı öncelikli alacaktır ve maaş haczi ile tahsil edilebilir. Ödeme emrine rağmen … - [E-Devlet Üzerinden Boşanma Davası Açılabilir Mi?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/e-devlet-uzerinden-bosanma-davasi-acilabilir-mi/) — 2026-04-29: e-Devlet üzerinden boşanma davası açılamaz. e-Devlet yalnızca mevcut dosyaların görüntülenmesine imkân verir; dava açma işlemi buradan yapılamaz. Boşanma davası, hazırlanan dilekç… - [Boşanmada Çocuğun Velayeti Kime Verilir?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/bosanmada-cocugun-velayeti-kime-verilir/) — 2026-04-29: Boşanmada velayet, çocuğun üstün yararı ilkesine göre her davada ayrı değerlendirilir; annenin veya babanın otomatik üstünlüğü yoktur. Mahkeme; duygusal bağ, çocuğun yaşı, ebeveyn… - [Boşanmak İçin Gerekli Evraklar Nelerdir?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/bosanmak-icin-gerekli-evraklar-nelerdir/) — 2026-04-29: Boşanma sürecini başlatmaya karar veren kişilerin önce merak ettiği pratik sorulardan biri şudur: boşanmak için gerekli evraklar nelerdir? Hazırlanması gereken belgeler; anlaşmalı… - [En Kolay Boşanma Sebepleri Nelerdir?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/en-kolay-bosanma-sebepleri-nelerdir/) — 2026-04-29: Boşanmaya karar veren kişilerin sıkça sorduğu sorulardan biri şudur: en kolay boşanma sebepleri nelerdir? Türk hukukunda “kolay boşanma” kavramı; sürecin hızlı tamamlanması, ispat… - [Kartal İfade Avukatı](https://www.kozaavukatlik.com.tr/kartal-ifade-avukati/) — 2026-04-29: Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal'da şüpheli, sanık ve tanık sıfatıyla ifade verecek kişilere gözaltı anından itibaren müdafilik hizmeti sunar. CMK 147 uyarınca şüpheli, avuka… - [Kartal Emlak Avukat](https://www.kozaavukatlik.com.tr/kartal-emlak-avukat/) — 2026-04-29: Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal'da tapu araştırması ve alım danışmanlığı, tapu iptali ve tescil, kira ve tahliye, kat mülkiyeti ile kentsel dönüşüm uyuşmazlıklarında hizmet … - [Kartal Dolandırıcılık Suçu Davası Avukatı](https://www.kozaavukatlik.com.tr/kartal-dolandiricilik-sucu-davasi-avukati/) — 2026-04-29: Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal'da dolandırıcılık ve nitelikli dolandırıcılık dosyalarında sanık savunması ve mağdur vekilliği yürütür. Temel dolandırıcılıkta 1 ila 5 yıl, n… - [Kartal Cinsel Suçlara Bakan Avukatlar](https://www.kozaavukatlik.com.tr/kartal-cinsel-suclara-bakan-avukatlar/) — 2026-04-29: Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal'da cinsel saldırı (TCK 102), cinsel istismar (TCK 103), reşit olmayanla cinsel ilişki (TCK 104) ve cinsel taciz (TCK 105) davalarında sanık s… - [Kartal Cinayet Avukatı](https://www.kozaavukatlik.com.tr/kartal-cinayet-avukati/) — 2026-04-29: Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal'da kasten öldürme (TCK 81), nitelikli öldürme (TCK 82) ve taksirle öldürme (TCK 85) suçlamalarında sanık savunması ile mağdur yakınlarının ve… - [Kartal Anlaşmalı Boşanma Avukatı](https://www.kozaavukatlik.com.tr/kartal-anlasmali-bosanma-avukati/) — 2026-04-29: Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal'da anlaşmalı boşanma protokolünün hazırlanması, velayet ve nafaka düzenlemeleri, mal paylaşımı ve duruşma temsili hizmetleri verir. TMK 166/3… - [Kartal Bilişim Suçları Avukatı](https://www.kozaavukatlik.com.tr/kartal-bilisim-suclari-avukati/) — 2026-04-29: Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal'da bilişim sistemine izinsiz giriş, kişisel verilerin ele geçirilmesi ve ifşası, internet dolandırıcılığı, sosyal medyada hakaret, tehdit ve … - [Kartal Uluslararası Hukuk Avukatı](https://www.kozaavukatlik.com.tr/kartal-uluslararasi-hukuk-avukati/) — 2026-04-29: Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal'da yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizi, uluslararası boşanma ve velayet uyuşmazlıkları, yabancıların Türkiye'de taşınmaz edinim… - [Kartal Yağma (Gasp) Suçu Avukatı](https://www.kozaavukatlik.com.tr/kartal-yagma-gasp-sucu-avukati/) — 2026-04-29: Kartal yağma suçu avukatı arayışındaki bireyler için yağma; Türk Ceza Kanunu’nun 148. maddesi kapsamında düzenlenen, hem cebir ve tehdit hem de hırsızlık unsurlarını bünyesinde ba… - [Kartal Uyuşturucu Suçu Avukatı](https://www.kozaavukatlik.com.tr/kartal-uyusturucu-sucu-avukati/) — 2026-04-29: Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal'da uyuşturucu madde ticareti (TCK 188) ve kullanmak için bulundurma (TCK 191) suçlamalarında savunma yürütür. İki suç çok farklı ceza rejimle… - [Kartal Tüketici Avukatı](https://www.kozaavukatlik.com.tr/kartal-tuketici-avukati/) — 2026-04-29: Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal'da ayıplı mal ve hizmet, mesafeli satışlarda cayma hakkı, abonelik sözleşmeleri, tüketici kredisi masrafları ve devre tatil uyuşmazlıklarında… - [Kartal Trafik Kazası Avukatı](https://www.kozaavukatlik.com.tr/kartal-trafik-kazasi-avukati/) — 2026-04-29: Kartal trafik kazası avukatı arayışındaki bireyler için trafik kazası; hem bedensel hem maddi hem de psikolojik açıdan ağır sonuçlar doğuran ve hukuki sürecin titizlikle yönetilme… - [Kartal Ticaret Avukatı](https://www.kozaavukatlik.com.tr/kartal-ticaret-avukati/) — 2026-04-29: Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal'da ticari alacak, sözleşme ihlali, haksız rekabet, çek ve senet uyuşmazlıkları ile bayilik ve distribütörlük anlaşmazlıklarında şirketleri te… - [Kartal Temyiz Avukatı](https://www.kozaavukatlik.com.tr/kartal-temyiz-avukati/) — 2026-04-29: Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal'da Bölge Adliye Mahkemesi kararlarına karşı Yargıtay nezdinde temyiz başvurularını yürütür. Temyiz süresi hukuk davalarında kararın tebliğind… - [Kartal Tazminat Avukatı](https://www.kozaavukatlik.com.tr/kartal-tazminat-avukati/) — 2026-04-29: Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal'da trafik kazası, iş kazası ve meslek hastalığı, tıbbi malpraktis, sözleşme ihlali ve kişilik hakkı ihlallerinden doğan maddi ve manevi tazmi… - [Kartal Şirket Avukatı](https://www.kozaavukatlik.com.tr/kartal-sirket-avukati/) — 2026-04-29: Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal'da şirket kuruluşu ve esas sözleşme hazırlığı, hissedar sözleşmeleri, ortaklar arası uyuşmazlıklar, genel kurul kararlarının iptali, ticari s… - [Kartal Sorgu Avukatı](https://www.kozaavukatlik.com.tr/kartal-sorgu-avukati/) — 2026-04-29: Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal'da şüpheli ve sanıkların savcılık ve hâkim önündeki sorgu süreçlerinde müdafilik yapar. CMK 147 uyarınca şüpheli, sorgu öncesinde avukat iste… - [Kartal Sigorta Avukatı](https://www.kozaavukatlik.com.tr/kartal-sigorta-avukati/) — 2026-04-24: Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal'da trafik, kasko, konut, işyeri, sağlık ve hayat sigortası uyuşmazlıklarında sigortalıyı temsil eder. Reddedilen veya eksik ödenen hasar tale… - [Kartal Nafaka Avukatı](https://www.kozaavukatlik.com.tr/kartal-nafaka-avukati/) — 2026-04-24: Kartal nafaka avukatı arayışındaki bireyler için nafaka; boşanma sürecinin ve sonrasının en kritik ve en çekişmeli konularından birini oluşturmaktadır. Tedbir nafakası, iştirak na… - [Kartal İdare Hukuku Avukatı](https://www.kozaavukatlik.com.tr/kartal-idare-hukuku-avukati/) — 2026-04-24: Kartal idare hukuku avukatı arayışındaki bireyler, şirketler ve kamu çalışanları için idare hukuku; devletin ve kamu kurumlarının eylem ve işlemlerine karşı bireylerin haklarını k… - [Kartal İstinaf Avukatı](https://www.kozaavukatlik.com.tr/kartal-istinaf-avukati/) — 2026-04-24: Kartal istinaf avukatı arayışındaki bireyler ve şirketler için istinaf; ilk derece mahkemesinin verdiği karara karşı Bölge Adliye Mahkemesi’ne (BAM) başvurularak kararın hem hukuk… - [Kartal İcra Avukatı](https://www.kozaavukatlik.com.tr/kartal-icra-avukati/) — 2026-04-24: Kartal icra avukatı arayışındaki alacaklılar ve borçlular için icra hukuku; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) teknik kuralları çerçevesinde yürütülen, her aşamasında usul… - [Kartal Gayrimenkul Avukatı](https://www.kozaavukatlik.com.tr/kartal-gayrimenkul-avukati/) — 2026-04-24: Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal'da kentsel dönüşüm, kat karşılığı inşaat sözleşmeleri, tapu iptali ve tescil, ortaklığın giderilmesi (izale-i şüyu) ile kamulaştırma bedeline… - [Kartal Borç Alacak Avukatı](https://www.kozaavukatlik.com.tr/kartal-borc-alacak-avukati/) — 2026-04-24: Kartal borç alacak avukatı arayışındaki bireyler ve şirketler için alacak tahsili süreci; doğru hukuki yolun seçilmesi, zamanında harekete geçilmesi ve her aşamada teknik gereklil… - [Kartal Arabulucu Avukat](https://www.kozaavukatlik.com.tr/kartal-arabulucu-avukat/) — 2026-04-24: Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal'da iş, ticaret, tüketici ve kira uyuşmazlıklarının arabuluculuk süreçlerinde taraf vekilliği yapar. İşçi alacakları ve işe iade ile ticari al… - [Boşanma Dilekçesi Nereye Verilir?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/bosanma-dilekcesi-nereye-verilir/) — 2026-04-24: Boşanma dilekçesi yalnızca yetkili Aile Mahkemesinin dava kalemine verilir; aile mahkemesi olmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi kalemine teslim edilir. Başvuru harcı ve tebliga… - [Boşanmak İçin Nereye Başvurulur?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/bosanmak-icin-nereye-basvurulur/) — 2026-04-24: Boşanma Türk hukukunda yalnızca mahkeme kararıyla gerçekleşir; noter, belediye veya nüfus müdürlüğü boşanma işlemi yapamaz. Başvuru, dava dilekçesinin yetkili Aile Mahkemesine ver… - [5 Yıl Ceza Alan Ne Kadar Yatar?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/5-yil-ceza-alan-ne-kadar-yatar/) — 2026-04-22: 5 yıl hapis cezasında koşullu salıverilme oranı genel kural olarak 2/3'tür; bu 40 ay, yani 3 yıl 4 ay eder. Bazı taksirli suçlarda oran 1/2'ye inerek 30 aya, cinsel suçlar ve nite… - [Anlaşmalı Boşanma Protokolü Örneği](https://www.kozaavukatlik.com.tr/anlasmali-bosanma-protokolu-ornegi/) — 2026-04-16: Anlaşmalı boşanma protokolü, boşanmaya karar veren eşlerin velayet, kişisel ilişki, nafaka, maddi ve manevi tazminat ile mal paylaşımı konularındaki anlaşmalarını yazılı hâle geti… - [Anlaşmalı Boşanma Dilekçesi Örneği](https://www.kozaavukatlik.com.tr/anlasmali-bosanma-dilekcesi-ornegi/) — 2026-04-16: Anlaşmalı boşanma dilekçesi, eşlerin boşanma ve boşanmanın tüm sonuçları üzerinde anlaştıklarını belirten, anlaşmalı boşanma protokolüyle birlikte Aile Mahkemesine sunulan dava di… - [Çekişmeli Boşanma Davası Nasıl Açılır?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/cekismeli-bosanma-davasi-nasil-acilir/) — 2026-04-16: Çekişmeli boşanma davası, eşlerin boşanma veya velayet, nafaka, tazminat, mal paylaşımı gibi konularda anlaşamaması hâlinde açılır. Dava, boşanma sebebinin belirlenmesi ve buna uy… - [Boşanma Davası Nasıl Açılır?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/bosanma-davasi-nasil-acilir/) — 2026-04-16: Boşanma davası, dava dilekçesinin görevli Aile Mahkemesine sunulması ve harç ile yargılama giderlerinin ödenmesiyle açılır. Önce dava türü belirlenir: eşler boşanmanın tüm sonuçla… - [Anlaşmalı Boşanma Davası Nasıl Açılır?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/anlasmali-bosanma-davasi-nasil-acilir/) — 2026-04-16: Anlaşmalı boşanma davası açabilmek için evliliğin en az bir yıl sürmüş olması, her iki eşin birlikte dava açması ya da birinin açtığı davayı diğerinin kabul etmesi ve boşanmanın t… - [Maltepe Ceza Avukatı](https://www.kozaavukatlik.com.tr/maltepe-ceza-avukati/) — 2026-04-14: Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Maltepe'deki ceza soruşturma ve kovuşturmalarında sanık müdafiliği ve mağdur vekilliği hizmeti verir. Av. Fatma Umay Bayrak ve Av. Büşra Onay Oğurcu… - [Kartal Miras Avukatı](https://www.kozaavukatlik.com.tr/kartal-miras-avukati/) — 2026-04-14: Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal'da veraset ilamı alınması, tereke tespiti, muris muvazaası nedeniyle tapu iptali ve tescil, tenkis, vasiyetname düzenlenmesi ve iptali ile or… - [Hakkımda Açılmış Dava Var Mı? Nereden Öğrenebilirim?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/hakkimda-acilmis-bir-dava-var-mi-nereden-ogrenebilirim/) — 2026-04-13: Hakkınızda açılmış dava olup olmadığını öğrenmenin en hızlı yolu e-Devlet üzerinden UYAP Vatandaş Portalı'na girmektir. Buradan ceza, hukuk ve icra dosyalarınızı görebilirsiniz. S… - [Eşim Benden Habersiz Evimizi Satabilir Mi?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/esim-benden-habersiz-evimizi-satabilir-mi/) — 2026-04-13: Eşlerden biri, diğerinin açık rızası olmadan aile konutunu satamaz. Türk Medeni Kanunu'nun 194. maddesi aile konutunu özel bir güvence altına alır. Ancak koruma kendiliğinden işle… - [İcra Dosya Borcunu Ödedim Ancak Hacizleri Nasıl Kaldırabilirim?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/icra-dosya-borcunu-kapattim-ancak-hacizleri-nasil-kaldirabilirim/) — 2026-04-13: Borcu ödemek hacizleri kendiliğinden kaldırmaz. Ödeme ile haczin kaldırılması iki ayrı hukuki işlemdir. Ödemenin ardından icra dairesine başvurup haciz kaldırma talebinde bulunman… - [Yağma (Gasp) Suçu ve Cezası (TCK 148-149)](https://www.kozaavukatlik.com.tr/yagma-gasp-sucu-ve-cezasi/) — 2026-04-10: Yağma (gasp) suçu TCK 148 ve 149 maddelerinde düzenlenir; cebir veya tehdit kullanarak bir malın teslimine zorlamakla oluşur. Basit yağmada 6 yıldan 10 yıla kadar, silahla, birden… - [Hırsızlık Suçu ve Cezası (TCK 141-142)](https://www.kozaavukatlik.com.tr/hirsizlik-sucu-ve-cezasi/) — 2026-04-10: Hırsızlık suçu Türk Ceza Kanunu'nun 141 ve 142. maddelerinde basit ve nitelikli olmak üzere iki biçimde düzenlenmiştir. Basit hırsızlıkta ceza 1 yıldan 3 yıla kadar hapistir. Nite… - [Kartal Aile Hukuku Avukatı](https://www.kozaavukatlik.com.tr/kartal-aile-hukuku-avukati/) — 2026-04-10: Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal'da boşanma, velayet, nafaka, mal paylaşımı ve 6284 sayılı Kanun kapsamındaki koruma tedbirlerinde hizmet verir. Anlaşmalı boşanma Kartal Aile… - [Kartal Çekişmeli Boşanma Avukatı](https://www.kozaavukatlik.com.tr/kartal-cekismeli-bosanma-avukati/) — 2026-04-09: Kartal çekişmeli boşanma avukatı arayışındaki bireyler için doğru hukuki temsilin önemi, davanın ilk gününden itibaren belirleyici biçimde hissedilmektedir. Çekişmeli boşanma; vel… - [Avukata Vekaletname Nasıl Verilir?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/avukata-vekaletname-nasil-verilir/) — 2026-03-31: Avukatın bir kişi adına işlem yapabilmesi için vekaletname verilmesi gerekir. Vekaletname ülke içinde en yakın noterden, yurt dışında Türk konsolosluklarından çıkarılır. Yanınızda… - [Miras Davası Ne Kadar Sürer?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/miras-davasi-ne-kadar-surer/) — 2026-03-28: Türkiye'de bir miras davası ortalama 1 ile 3 yıl arasında sonuçlanır; karmaşık uyuşmazlıklarda süre 5 yıla kadar uzayabilir. Süreyi belirleyen başlıca etkenler davanın türü, miras… - [Hisseli Tapuda Satış Nasıl Yapılır?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/hisseli-tapuda-satis-nasil-yapilir/) — 2026-03-27: Paylı mülkiyette her paydaş kendi payını diğer paydaşların onayını almadan üçüncü kişiye satabilir. Satış tapu müdürlüğünde resmî senetle yapılır. Bu satış diğer paydaşlara önalım… - [Kadıköy Boşanma Avukatı | Aile Hukuku ve Boşanma Davaları](https://www.kozaavukatlik.com.tr/kadikoy-bosanma-avukati/) — 2026-03-25: Evlilik birliğinin temelden sarsılması ve ortak hayatın çekilmez hale gelmesi, eşler için hem psikolojik hem de hukuki açıdan oldukça yıpratıcı bir dönemin başlangıcıdır. Boşanma … - [Maltepe Boşanma Avukatı ve Danışmanlık](https://www.kozaavukatlik.com.tr/maltepe-bosanma-avukati/) — 2026-03-25: Anlaşmalı boşanma davaları genellikle tek celsede, ortalama bir ila iki ayda kesinleşir. Çekişmeli davalarda yerel mahkeme aşaması bir ila üç yıl sürebilir. 2002 yılından sonra ev… - [Devre Mülk İptali ve Para İadesi Nasıl Yapılır?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/devre-mulk-iptali-ve-para-iadesi/) — 2026-03-25: Ailenizle huzurlu bir tatil yapma hayalinizin, bir anda içinden çıkılmaz bir hukuki kabusa dönüşmesi ne yazık ki günümüzde çok sık karşılaştığımız bir durum. “Ücretsiz tatil kazan… - [İşten Çıkarılan İşçi Hangi Haklara Sahiptir?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/isten-cikarilan-isci-hangi-haklara-sahiptir/) — 2026-03-23: Bir gün iş yerinde beklenmedik bir şekilde işten çıkarılmak çalışanlar için oldukça stresli bir durumdur. Ancak birçok çalışan bu süreçte sahip olduğu yasal hakların büyük kısmını… - [Maaşın Ne Kadarı Haczedilebilir?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/maasin-ne-kadari-haczedilebilir/) — 2026-03-21: Türk hukukunda maaşın en fazla dörtte biri haczedilebilir; kalan yüzde yetmiş beşi borçlunun ve ailesinin geçimi için korunur. Birden fazla icra dosyası bulunması bu oranı artırma… - [Banka Hesabına Gelen Haciz Nasıl Kaldırılır?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/banka-hesabina-gelen-haciz-nasil-kaldirilir/) — 2026-03-19: Banka hesabı haczi, alacaklının başlattığı icra takibi kesinleştikten sonra icra müdürlüğünün bankalara gönderdiği elektronik haciz talimatıyla uygulanır. Haczin kaldırılmasının d… - [Adli Sicil Kaydı Nasıl Silinir?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/adli-sicil-kaydi-nasil-silinir/) — 2026-03-17: Sabıka kaydı, resmi adıyla adli sicil kaydı, bir kişinin işlediği suçlara ve aldığı mahkeme kararlarına ilişkin bilgilerin devlet kayıtlarında tutulmasıdır. Türkiye’de bu kayıtlar… - [Adli Kontrol Kararı Nasıl Kaldırılır?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir/) — 2026-03-14: Adli kontrol, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 109. maddesinde düzenlenen ve tutuklama yerine uygulanan bir koruma tedbiridir. Kararın kaldırılması için tedbiri gerektiren şartların ort… - [UZAKLAŞTIRMA KARARI NEDİR?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/uzaklastirma-karari-nedir/) — 2026-01-19: Uzaklaştırma kararı, 6284 sayılı Kanun kapsamında şiddete uğrayan ya da uğrama tehlikesi bulunan kişiyi korumak için verilen tedbirdir. Aile Mahkemesi'nden istenir; gecikmesinde s… - [BOŞANMALARDA ÇOCUĞUN VELAYETİ HANGİ DURUMLARDA BABAYA VERİLİR?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/bosanmalarda-cocugun-velayeti-hangi-durumlarda-babaya-verilir/) — 2026-01-02: Velayet kararında ölçüt çocuğun üstün yararıdır. Çocuğun ihmali, şiddet ortamı, kişisel ilişkinin sürekli engellenmesi ve istikrarsız yaşam düzeni velayetin babaya verilmesine yol… - [İsim Değişikliği Davası 2026: Şartları, Süreci, Gerekli Belgeler ve Dilekçe Detayları](https://www.kozaavukatlik.com.tr/isim-degisikligi-davasi-nedir-sartlari-sureci-ve-hukuki-dayanaklari/) — 2025-12-29: İsim değişikliği davası Türk Medeni Kanunu'nun 27. maddesine dayanır ve haklı sebep aranır. Dava, davacının yerleşim yerindeki Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açılır. Çoğu dosya tek ce… - [Boşanmada Mal Paylaşımında Kişisel Mallar Nelerdir?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/bosanmada-mal-paylasiminda-kisisel-mallar-nelerdir/) — 2025-12-16: Boşanma sürecinde en çok uyuşmazlık yaşanan ve tarafların soru işaretleri ile dolu olduğu konulardan biri mal paylaşımıdır. Özellikle hangi malların paylaşım dışı kalacağı, yani k… - [İstanbul Avukat](https://www.kozaavukatlik.com.tr/istanbul-avukat/) — 2026-08-16: İSTANBUL AVUKAT İstanbul, Türkiye’nin ticari faaliyetlerin yüksek olması nedeni ile hem ekonomik hem de bu faaliyetlerin sonucu olarak hukuki anlamda en yoğun şehirlerinden biridi… - [BOŞANMA DAVASINDA EN ÇOK MERAK EDİLEN 10 SORU (2026 REHBERİ)](https://www.kozaavukatlik.com.tr/bosanma-davasinda-en-cok-merak-edilen-10-soru-2026-rehberi/) — 2025-11-28: Boşanma davası, eşlerden birinin Aile Mahkemesi'ne vereceği dilekçeyle başlar. Anlaşmalı davalar genellikle tek celsede, bir ila iki ayda biter; çekişmeli davalarda süreç ortalama… - [MAĞDUR YÖNÜNDEN DOLANDIRICILIK SUÇUNUN DEĞERLENDİRİLMESİ (2025)](https://www.kozaavukatlik.com.tr/magdur-yonunden-dolandiricilik-sucunun-degerlendirilmesi-2025/) — 2025-10-16: 🧑‍⚖️ MAĞDUR YÖNÜNDEN DOLANDIRICILIK SUÇUNUN DEĞERLENDİRİLMESİ (2025) 🔹 Dolandırıcılık Suçunun Tanımı Dolandırıcılık suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 157. maddesinde: “Hileli davranışlar… - [NAFAKA KALDIRILABİLİR Mİ? (2025)](https://www.kozaavukatlik.com.tr/nafaka-kaldirilabilir-mi-2025/) — 2025-10-02: NAFAKA KALDIRILABİLİR Mİ? (2025) Nafaka Nedir? Boşanma sonrası, taraflardan birinin diğerine ya da çocuklara ekonomik destek sağlaması için mahkeme tarafından hükmedilen ödemeye n… - [ÇOCUĞUMUN VELAYETİNİ ALABİLİR MİYİM? (2025)](https://www.kozaavukatlik.com.tr/cocugumun-velayetini-alabilir-miyim-2025/) — 2025-10-02: ÇOCUĞUMUN VELAYETİNİ ALABİLİR MİYİM? (2025) Velayet Değişikliği Davası Nedir? Velayet, tarafların boşanma sonrası çocuğun bakım, eğitim, sağlık ve genel ihtiyaçlarının hangi ebeve… - [KARTIM BENDEN HABERSİZ KULLANIRAK SUÇ İŞLENDİ NE YAPMALIYIM? -Bilişim Sistemleri Kullanılarak Dolandırıcılık Suçu (2025 Rehberi)](https://www.kozaavukatlik.com.tr/kartim-benden-habersiz-kullanirak-suc-islendi-ne-yapmaliyim-bilisim-sistemleri-kullanilarak-dolandiricilik-sucu-2025-rehberi/) — 2025-09-22: KARTIM BENDEN HABERSİZ KULLANIRAK SUÇ İŞLENDİ NE YAPMALIYIM? -Bilişim Sistemleri Kullanılarak Dolandırıcılık Suçu (2025 Rehberi) Gün geçtikçe teknolojinin hayatın her alanında yay… - [Yurt Dışı Boşanma Kararının Türkiye’de Tanınması ve Tenfizi (2025 Rehberi)](https://www.kozaavukatlik.com.tr/yurt-disi-bosanma-kararinin-taninmasi/) — 2025-09-15: Yurt dışında alınan boşanma kararının Türkiye’de geçerli olması için ne yapmak gerekir?Yurt dışı boşanma kararının tanınması, Türkiye’de en çok merak edilen konulardan biridir. Yu… - [Yurt Dışında Boşanma Davası: Türkiye’de Açmak Mümkün mü? (2025 Rehberi)](https://www.kozaavukatlik.com.tr/yurt-disinda-bosanma-davasi/) — 2025-09-15: Yurt dışında yaşayan Türk vatandaşları Türkiye'de boşanma davası açabilir. Dava, Türkiye'deki son yerleşim yerinin bağlı olduğu Aile Mahkemesi'nde görülür; adres yoksa Ankara, İst… - [1 Yıldan Kısa Sürede Boşanma Davası: Mümkün mü?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/1-yildan-kisa-surede-bosanma/) — 2025-09-06: Anlaşmalı boşanma için evliliğin en az bir yıl sürmüş olması gerekir. Bir yıldan kısa evliliklerde dava çekişmeli olarak açılır; taraflar kendi aralarında anlaşmış olsa bile bu bö… - [Boşanma Davası 2025 Rehberi | Anlaşmalı ve Çekişmeli Süreçler, Mahkemeler, Masraflar](https://www.kozaavukatlik.com.tr/bosanma-davasi-rehberi/) — 2025-09-02: Boşanma davaları Aile Mahkemesinde, aile mahkemesi bulunmayan yerlerde Asliye Hukuk Mahkemesinde görülür. Eşler tüm sonuçlarda anlaşıp protokol hazırlarsa anlaşmalı boşanma genell… - [Hakkımda İcra Takibi Başlatıldı Ne Yapmalıyım?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/hakkimda-icra-takibi-baslatildi-ne-yapmaliyim/) — 2025-08-04: Hakkınızda icra takibi başlatıldığında ilk yapılacak şey ödeme emrindeki icra dairesi adını, dosya numarasını, takip türünü ve borç miktarını incelemektir. Bu bilgiler e-Devlet ya… - [Yakınım Tutuklandı Ne Yapmam Gerekiyor?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/yakinim-tutuklandi-ne-yapmam-gerekiyor/) — 2025-07-30: Yakınım Tutuklandı Ne Yapmam Gerekiyor? Yakınınız hakkında tutuklama kararı verildiyse, bu durum hem hukuki hem de duygusal açıdan zorlayıcı olabilir. Böyle bir durumda ne yapılma… - [TAHDİT KODUNUN KALDIRILMASI](https://www.kozaavukatlik.com.tr/tahdit-kodunun-kaldirilmasi/) — 2025-07-20: Tahdit kodu, yabancının Türkiye'ye giriş ve kalışını kısıtlayan idari bir tedbirdir. Kaldırılması için önce ilgili Göç İdaresi Müdürlüğü'ne başvurulur; başvuru reddedilirse İdare … - [OTELLERİN ÇALINAN EŞYALARDA SORUMLULUĞU VAR MIDIR?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/otellerin-calinan-esyalarda-sorumlulugu-var-midir/) — 2025-07-13: Konaklama işletmeleri, müşterinin getirdiği eşyanın kaybolması, çalınması veya zarar görmesinden kural olarak sorumludur ve bu sorumluluk kusur şartına bağlı değildir. Değerli eşy… - [Pendik Boşanma Avukatı](https://www.kozaavukatlik.com.tr/pendik-bosanma-avukati/) — 2025-03-24: Boşanma davaları anlaşmalı ya da çekişmeli olarak yürür. Anlaşmalı boşanma için evliliğin en az bir yıl sürmüş olması ve tarafların boşanmanın tüm sonuçlarında anlaşması gerekir. … - [Memuriyete Engel Suçlar Nelerdir?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/memuriyete-engel-suclar-nelerdir/) — 2025-03-23: Memuriyete engel suçlar 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 48. maddesinde düzenlenmiştir ve iki grupta toplanır. Birincisi, kasten işlenen bir suçtan 1 yıl veya daha fazla hap… - [Ayıplı Malın İadesi Nasıl Yapılır?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/ayipli-malin-iadesi-nasil-yapilir/) — 2025-03-17: Ayıplı mal teslim alan tüketici dört haktan dilediğini seçebilir: sözleşmeden dönerek bedeli geri isteme, bedelde indirim isteme, ücretsiz onarım veya ayıpsız misliyle değişim. Se… - [İcra Takibi Nasıl Başlatılır?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/icra-takibi-nasil-baslatilir/) — 2025-03-06: İcra takibi, borçlunun borcunu herhangi bir sebeple ödememesi haline alacaklının bu borcu devlet gücü ile tahsil etmek üzere başlattığı takiptir. İcra takibinin başlatılabilmesi i… - [Aidat Ödemeyen Kiracı Tahliye Edilebilir Mi?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/aidat-odemeyen-kiraci-tahliye-edilebilir-mi/) — 2025-02-13: Aidat Ödemeyen Kiracı Tahliye Edilebilir Mi? Kiracıların her ay düzenli olarak kirayı ödeme yükümlülüklerine ek olarak yan gider olan aidatı da ödemeleri gerekmektedir. Ev sahiple… - [Boşanmada Mal Paylaşımı](https://www.kozaavukatlik.com.tr/bosanmada-mal-paylasimi/) — 2025-02-06: Boşanmada Mal Paylaşımı Boşanma aşamasına gelen taraflar arasında çözüme kavuşturulması gereken en önemli konulardan biri de çiftlerin, evlilik birliği içerisinde edinmiş olduklar… - [İşe İade Davası Nedir?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/ise-iade-davasi-nedir/) — 2025-01-29: İşe İade Davası Nedir? İşveren tarafından haksız yere işten çıkarılan işçi, işe iade davası açma ve boşta geçen süre tazminatını talep etme hakkına sahiptir. İşe İade Davasının Şa… - [Ortaklığın Giderilmesi (İzale-İ Şuyu) Davası Nedir?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/ortakligin-giderilmesi-izale-i-suyu-davasi-nedir/) — 2025-01-27: Ortaklığın giderilmesi davası, paylı veya elbirliği mülkiyeti altındaki bir malın paylaşımını sağlar ve maliklerden her biri açabilir. Mahkeme önce aynen taksim imkânını araştırır… - [Apartman ve Sitelerde Yönetici Seçimi](https://www.kozaavukatlik.com.tr/apartman-ve-sitelerde-yonetici-secimi/) — 2025-01-27: Apartman ve sitelerde yönetici, Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 34. maddesine göre her yıl kat malikleri kurulunun yıllık toplantısında atanır. Gayrimenkulün sekiz veya daha fazla bağıms… - [Sınır Dışı (Deport) Kararına Nasıl İtiraz Edilir?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/sinir-disi-deport-kararina-nasil-itiraz-edilir/) — 2025-01-04: Sınır Dışı (Deport) Kararına Nasıl İtiraz Edilir? 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu ile birlikte ülkemizde bulunan yabancıların hangi durumlarda sınır dışı edil… - [Araç Değer Kaybı Davası Nedir?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/arac-deger-kaybi-davasi-nedir/) — 2025-01-02: ARAÇ DEĞER KAYBI DAVASI NEDİR? Araç Değer Kaybı Nasıl Oluşur? Araç değer kaybı, bir trafik kazası sonrasında araçta yaşanan ikinci el piyasa fiyatında oluşan değer kaybıdır. Araçl… - [İstanbul Miras Avukatı](https://www.kozaavukatlik.com.tr/istanbul-miras-avukati/) — 2024-10-24: Miras Hukuku: Kapsamı ve Hukuki Süreçler İstanbul Miras Avukatı ve Kartal Miras Avukatı olarak, Miras hukukunda özellikle vasiyetname veya miras sözleşmesi düzenlemek isteyen bire… - [Baba Ölmeden Önce Mirasını İstediği Çocuğuna Verebilir Mi?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/baba-olmeden-once-mirasini-istedigi-cocuguna-verebilir-mi/) — 2024-10-14: Anne veya baba sağlığında dilediği çocuğuna mal devredebilir; bu kural olarak mümkündür. Ancak devir gerçekte bağış olduğu hâlde satış gibi gösterilmiş ve diğer mirasçılardan mal … - [Tahliye Taahhütnamesi Nedir?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/tahliye-taahhutnamesi-nedir/) — 2024-10-07: Tahliye taahhütnamesi, kiracının taşınmazı belirli bir tarihte boşaltmayı kabul ettiği yazılı belgedir. Geçerli olması için kira sözleşmesinden sonraki bir tarihte düzenlenmesi ve… - [Dolandırıcılık Suçu Cezası Nedir?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/dolandiricilik-sucu-cezasi-nedir/) — 2024-10-04: Dolandırıcılık Suçu Cezası Nedir? Dolandırıldım Ne Yapacağım? Günümüzde en sık karşılaşılan suç tiplerinden olan dolandırıcılık, teknolojinin günlük hayatımıza daha da çok karışma… - [Tadilat Ya Da Yeniden İnşa Nedeni İle Kiracının Tahliyesi](https://www.kozaavukatlik.com.tr/tadilat-ya-da-yeniden-insa-nedeni-ile-kiracinin-tahliyesi/) — 2024-10-01: Esaslı onarım ya da yeniden inşa nedeniyle tahliye davası açılabilir; tadilatın kiracı taşınmazda otururken yapılamayacak nitelikte olması gerekir. Dava, sözleşme süresinin sonund… - [Haksız Yere Evden Tahliye Edildim Tazminat Davası Açabilir Miyim?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/haksiz-yere-evden-tahliye-edildim-tazminat-davasi-acabilir-miyim/) — 2024-09-30: İhtiyaç nedeniyle tahliye ettirilen taşınmaz, üç yıl geçmedikçe eski kiracıdan başkasına kiralanamaz. Bu yasağa aykırı davranan kiraya veren, son kira yılında ödenen bir yıllık ki… - [Kiracınızı Olması Gerekenden Az Kira Zammı Yaptığı İçin Tahliye Edebilirsiniz](https://www.kozaavukatlik.com.tr/kiracinizi-olmasi-gerekenden-az-kira-zammi-yaptigi-icin-tahliye-edebilirsiniz/) — 2024-09-26: Kira sözleşmesindeki artış oranı hem kiracıyı hem ev sahibini bağlar; sözleşmede TEFE/TÜFE ya da yüzdelik bir oran belirtilmiş olabilir. Eksik ödenen kira farkları geçmişe dönük b… - [İş Kazası Nedir?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/is-kazasi-nedir/) — 2024-09-24: İş Kazası Nedir? İş kazası; işçinin iş yerinde veya işverenin görevlendirmesi ile iş yeri dışında işin yürütümü nedeniyle meydana gelen, ölüme sebebiyet veren veya vücut bütünlüğü… - [Meslek Hastalığı Nedir?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/meslek-hastaligi-nedir/) — 2024-09-23: MESLEK HASTALIĞINDAN KAYNAKLANAN TAZMİNAT DAVASI Meslek Hastalığı Nedir? Meslek hastalığı, sigortalı işçinin çalıştığı işin niteliğinden dolayı, sürekli tekrarlanan sebeplerle vey… - [Vasi Nasıl Atanır?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/vasi-nasil-atanir/) — 2024-09-21: Vasi Nasıl Atanır? Vesayet Nedir? Vesayet, bazı ergin kişilerin ya da küçüklerin kişisel ve maddi menfaatlerinin korunması amacı ile kanunda düzenlenmiş bir kurumdur. Vasi, vesaye… - [Miras Nasıl Reddedilir?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/miras-nasil-reddedilir/) — 2024-09-20: Miras Nasıl Reddedilir? Mirasın Reddi Nedir ve Sonuçları Nelerdir? Bir kimse vefat ettiğinde geride kalan mirasçıları kimi zaman çeşitli nedenlerle mirası reddetmek isteyebilmekte… - [Kentsel Dönüşüm Avukatı Gerekli Mi?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/kentsel-donusum-avukati-gerekli-mi/) — 2024-09-18: Kentsel dönüşüm süreci 6306 sayılı Kanun'a göre yürür. Riskli yapı raporu için maliklerden birinin tek başına başvurusu yeterlidir; rapora itiraz süresi 15 gündür. Tespit kesinleş… - [Yeni Ev Aldım Kiracıyı Nasıl Çıkarabilirim?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/yeni-ev-aldim-kiraciyi-nasil-cikarabilirim/) — 2024-09-17: Yeni Ev Aldım Kiracıyı Nasıl Çıkarabilirim? Yeni ev aldım ama içinde kiracı var, kiracıyı nasıl çıkarabilirim? diyorsanız eğer yeni malikin ihtiyacı nedeni ile tahliye davası açma… - [Kıdem Tazminatımı Nasıl Alabilirim?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/kidem-tazminatimi-nasil-alabilirim/) — 2024-09-16: Kıdem tazminatı; iş sözleşmesi belirli sebeplerle sona eren işçinin, iş yerinde çalıştığı süre boyunca kazandığı kıdemin karşılığı olarak işveren tarafından yapılan toplu ödemedir… - [İcra Dosyası Nasıl Kapatılır?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/icra-dosyasi-nasil-kapatilir/) — 2024-09-09: İcra dosyasının kapatılması için asıl borcun tüm ferileriyle birlikte ve harçları eksiksiz olarak ödenmesi gerekir. İcra müdürlüklerinde kısmi ödeme mümkün olmadığından hacizlerin… - [Vasiyetname Nasıl Yapılır?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/vasiyetname-nasil-yapilir/) — 2024-09-09: VASİYETNAME NEDİR? VASİYETNAME NASIL YAPILIR? VASİYETNAMEDEN DÖNÜLÜR MÜ? VASİYETNAME NASIL AÇILIR? Vasiyetname Nasıl Yapılır?Herkes sahip olduğu malvarlığı üzerinde serbestçe tasa… - [Miras İntikal İşlemi Nasıl Yapılır?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/miras-intikal-islemi-nasil-yapilir/) — 2024-08-26: Miras intikali, mirasçılık belgesinin noterden ya da Sulh Hukuk Mahkemesi'nden alınmasıyla başlar. Ardından emlak vergisi ile veraset ve intikal vergisi ödenir, vergi dairesinden … - [%25 Kira Artış Oranı Kalktı Mı?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/kira-artis-orani-kalkti-mi/) — 2024-07-31: Sahip Olduğum Evin Kirasını Ne Kadar Arttırabilirim? Ev Sahibim Kirayı Ne Kadar Arttırabilir? %25 Kira Artış Oranı Kalktı Mı? Konut Kiralarında %25 Kira Artış Oranı Kalktı, Bundan… - [Uzaklaştırma Kararı Nasıl Alınır?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/uzaklastirma-karari-nasil-alinir/) — 2024-07-31: Uzaklaştırma Kararı Nasıl Alınır? Kocam/Erkek Arkadaşım İçin Uzaklaştırma Kararı Alabilir Miyim? Uzaklaştırma Kararı İhlal Edilirse Ne Olur? 6284 Sayılı Kanun Yalnızca Kadınları M… - [Velayet Değiştirilebilir mi?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/velayet-degistirilebilir-mi/) — 2024-07-29: Velayet Değiştirilebilir mi? Velayet Değişikliği Hangi Durumlarda İstenilebilir? Velayet Değişikli Nereden İstenir? Yeniden Evlenen Eski Eşimden Velayeti Alabilir Miyim? Eşler ara… - [Veraset İlamı Nereden Alınır?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/veraset-ilami-nereden-alinir/) — 2024-07-24: Veraset ilamı, mirasçıları ve miras paylarını gösteren belgedir; mirasçılık belgesi olarak da adlandırılır. Sulh Hukuk Mahkemeleri ya da noterler tarafından verilir. Mirasçılardan… - [Kiracım Evimi Başkasına Kiralamış Ne Yapabilirim?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/kiracim-evimi-baskasina-kiralamis-ne-yapabilirim/) — 2024-07-23: Kiracım Evimi Başkasına Kiralamış Ne Yapabilirim? Alt Kira İlişkisi Nedir? Alt Kira İlişkisi Nedeni İle Kiracıyı Tahliye Edebilir Miyim? Kiracım Evimi Başkasına Kiralamış Ne Yapab… - [Tutukluluk Nedenleri Nelerdir?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/tutukluluk-nedenleri-nelerdir/) — 2024-07-22: Tutukluluk Nedir? Tutukluk Nedenleri Nelerdir ve Yasakları Nelerdir? Eşim Adına Tutuklamaya İtiraz Edebilir Miyim? Tutukluluğa Nereye ve Ne Kadar Süre İçinde İtiraz Edebilirim? Tu… - [Ortak Velayet Nedir?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/ortak-velayet-nedir/) — 2024-07-22: Velayet Ortak Olabilir mi? Ortak Velayet Nedir? Ortak Velayette Nafaka Ödeyecek Miyim? Ortak Velayet nedir? Velayet ortak olabilir mi? Hem ben hem eski eşim çocuğumuzun velayetini… - [Nafaka miktarı çok düşük kaldı ne yapabilirim? Nafaka arttırılabilir mi?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/nafaka-arttirilabilir-mi/) — 2024-07-17: Nafaka miktarı çok düşük kaldı ne yapabilirim? Nafaka arttırılabilir mi? - [Yardım nafakası nedir? 18 Yaşından büyük çocuk nafaka alabilir mi?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/yardim-nafakasi-nedir/) — 2024-07-17: 18 Yaşından büyük çocuk nafaka alabilir mi? Yardım nafakası nedir? Kimler yardım nafakası isteyebilir? - [Tedbir nafakası nedir? İştirak nafakası nedir? Çocuklarım için her zaman nafaka isteyebilir miyim?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/tedbir-nafakasi-nedir/) — 2024-07-17: Çocuklarım için nafaka alabilir miyim? Tedbir nafakası nedir? İştirak nafakası nedir? Çocuklarım için her zaman nafaka isteyebilir miyim? - [Boşanmak istiyorum nasıl nafaka alınır? Eski kocamdan nafaka alabilir miyim? Ne kadar nafaka alabilirim? Yoksulluk nafakası şartları?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/nasil-nafaka-alinir/) — 2024-07-17: Boşanmak istiyorum nasıl nafaka alacağım? Eski kocamdan nafaka alabilir miyim? Ne kadar nafaka alabilirim? Yoksulluk nafakası şartları? - [İhtiyacım nedeni ile kiracımı nasıl çıkarabilirim? Kendi evime geçmek istiyorum kiracımı nasıl çıkarabilirim?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/kiracimi-nasil-cikarabilirim/) — 2024-07-03: Tek bir evim var, kiracımı nasıl çıkarabilirim? Oğlumun/kızımın ya da torunumun eve ihtiyacı var, kiracımı nasıl çıkartabilirim? - [Sahip olduğum evin kirasını nasıl arttırabilirim? Kiracım düşük bedellerde kira ödüyor kira artışı nasıl yapabilirim?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/kira-artisi-nasil-yapabilirim/) — 2024-07-03: Sahip olduğum evin kirasını nasıl arttırabilirim? Kiracım düşük bedellerde kira ödüyor kira artışı nasıl yapabilirim? Ülkemizde yaşanan ağır enflasyon ortamı nedeni ile pek çok ev… --- # Aile Hukuku URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/aile-hukuku/ Güncelleme: 2025-11-14 Kısa cevap: Aile hukuku, evliliğin kurulmasından sona ermesine kadar eşler ve çocuklar arasındaki ilişkileri düzenler. Boşanma davasında velayet, nafaka, mal paylaşımı ve tazminat çoğu zaman birlikte karara bağlanır. Anlaşmalı boşanma için evliliğin en az bir yıl sürmüş olması ve hâkimin tarafları bizzat dinlemesi gerekir. Aile hukuku, evliliğin kurulmasından sona ermesine kadar eşler ve çocuklar arasındaki kişisel ve mali ilişkileri düzenler. Boşanma davası tek bir talepten ibaret değildir: velayet, nafaka, mal paylaşımı ve tazminat çoğu zaman aynı dosyada birlikte karara bağlanır. Bir başlıkta verilen taviz diğerini doğrudan etkiler. Bu sayfa alanın haritasıdır. Hangi konuda bilgi arıyorsanız ilgili başlıktan ayrıntılı rehbere geçebilirsiniz. ## Boşanma: anlaşmalı mı, çekişmeli mi? Anlaşmalı boşanma için evliliğin en az bir yıl sürmüş olması, eşlerin birlikte başvurması ya da birinin açtığı davayı diğerinin kabul etmesi ve hâkimin tarafları bizzat dinleyerek protokolü uygun bulması gerekir. Şartlar sağlandığında tek duruşmada sonuçlanabilir. Çekişmeli boşanma ise evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına ya da zina, hayata kast, terk gibi kanunda sayılan özel sebeplere dayanır. Burada kusur tartışması yapılır ve kusur, nafaka ile tazminat sonuçlarını doğrudan etkiler. - Anlaşmalı boşanma davası nasıl açılır? · protokol örneği · ne kadar sürer? - Çekişmeli boşanma davası nasıl açılır? · ne kadar sürer? - Gerekli evraklar · dilekçe nereye verilir? - Zina nedeniyle boşanma · boşanma sebepleri ## Nafaka: dört ayrı tür Uygulamada en çok karıştırılan konu nafaka türleridir. Tedbir nafakası dava sürerken geçici olarak bağlanır. Yoksulluk nafakası boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek eşe, kusuru diğerinden ağır olmamak şartıyla bağlanır ve süresizdir. İştirak nafakası velayeti almayan tarafın çocuğun giderlerine katılmasıdır ve kusurdan bağımsızdır. Yardım nafakası ise boşanmayla ilgisizdir; kişinin altsoyu, üstsoyu ve kardeşlerinden isteyebileceği nafakadır. - Tedbir nafakası · yoksulluk nafakası · yardım nafakası - Nafaka neye göre belirlenir? · artırım · kaldırılması - Nafaka ödenmezse ne olur? ## Velayet ve çocukla kişisel ilişki Velayette tek ölçüt çocuğun üstün yararıdır; anne ya da baba olmak başlı başına üstünlük sağlamaz. Mahkeme çocuğun yaşını, alışkanlıklarını, eğitim düzenini ve idrak çağındaysa görüşünü dikkate alır. Velayet kararı kesin değildir — koşullar değişirse sonradan değiştirilebilir. - Velayet kime verilir? · hangi hâllerde babaya verilir? - Ortak velayet · velayet değişikliği · dava ne kadar sürer? ## Mal paylaşımı ve tazminat 2002'den sonra kurulan evliliklerde yasal mal rejimi edinilmiş mallara katılmadır: evlilik içinde emekle edinilen mallar tasfiyede paylaşılır, evlenmeden önce sahip olunan mallar ile miras ve bağış yoluyla gelenler kişisel mal sayılır. Mal paylaşımı çoğu zaman boşanma davasından ayrı bir dava olarak yürür ve boşanmanın kesinleşmesi beklenir. Kusursuz veya daha az kusurlu eş, boşanma yüzünden mevcut ya da beklenen menfaatleri zedelenmişse maddi, kişilik hakkı saldırıya uğramışsa manevi tazminat isteyebilir. - Boşanmada mal paylaşımı · kişisel mallar · anlaşmalı boşanmada paylaşım - Maddi ve manevi tazminat ## Şiddet ve koruma tedbirleri Şiddete uğrayan ya da şiddet tehlikesi altında bulunan kişi için 6284 sayılı Kanun kapsamında koruyucu ve önleyici tedbir kararı alınabilir. Bu kararlar için delil veya belge sunulması gerekmez; beyan esas alınarak gecikmeksizin karar verilir. Başvuru kolluğa, savcılığa, mülki amire ya da doğrudan aile mahkemesine yapılabilir. - Uzaklaştırma kararı nedir? · nasıl alınır? · karar varken mesaj atmak ## Dava açılır açılmaz alınabilecek kararlar Boşanma davasının sonuçlanması aylar sürebilir, ancak taraflar bu süre boyunca korumasız kalmaz. Hâkim, dava açılır açılmaz talep üzerine ya da resen geçici tedbirler alabilir: eşlerin ayrı yaşamasına, çocuğun kimin yanında kalacağına, çocukla kişisel ilişkinin nasıl kurulacağına ve dava süresince ödenecek tedbir nafakasına karar verebilir. Bu kararlar davanın sonucunu bağlamaz ama pratikte belirleyici olur; geçici olarak kurulan düzen, nihai kararda çoğu zaman esas alınır. Bu yüzden dava dilekçesinde tedbir taleplerinin eksiksiz ve gerekçeli yazılması, sonradan düzeltmeye çalışmaktan çok daha etkilidir. ## Hangi mahkeme, nerede? Boşanma davaları aile mahkemesinde görülür. Yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri ya da davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir. Anadolu yakasındaki dosyalar Kartal'daki İstanbul Anadolu Adalet Sarayı'nda bulunan aile mahkemelerinde görülür. ## Kartal'da aile hukuku dosyanız için Sürecin ayrıntılı anlatımı ve dava türlerine göre yol haritası: Kartal aile hukuku avukatı. Boşanma türüne göre hazırladığımız sayfalar: anlaşmalı boşanma · çekişmeli boşanma · nafaka davaları ## Süreci nasıl yürütüyoruz İlk görüşmede anlaşmalı yolun açık olup olmadığını konuşuyoruz. Eşler temel başlıklarda uzlaşabiliyorsa anlaşmalı boşanma hem çok daha kısa sürüyor hem de tarafları yıpratmıyor. Uzlaşma mümkün değilse hangi delillerin toplanacağını ve kusur tartışmasının nafaka ile tazminata nasıl yansıyacağını baştan planlıyoruz. Çocuk varsa süreci ona göre kuruyoruz. Velayet ve kişisel ilişki düzeni, davanın en kalıcı sonucu; diğer başlıklar para ile telafi edilebilirken bu edilemiyor. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Anlaşmalı boşanma için hangi şartlar gerekir? C: Evliliğin en az bir yıl sürmüş olması, eşlerin birlikte başvurması ya da birinin açtığı davayı diğerinin kabul etmesi ve hâkimin tarafları bizzat dinleyerek protokolü uygun bulması gerekir. S: Nafaka türleri arasındaki fark nedir? C: Tedbir nafakası dava sürerken geçici olarak bağlanır. Yoksulluk nafakası boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek eşe verilir ve süresizdir. İştirak nafakası çocuğun giderlerine katılmadır ve kusurdan bağımsızdır. Yardım nafakası ise boşanmayla ilgisizdir; altsoy, üstsoy ve kardeşlerden istenebilir. S: Velayet anneye mi verilir? C: Tek ölçüt çocuğun üstün yararıdır. Anne ya da baba olmak başlı başına üstünlük sağlamaz; mahkeme çocuğun yaşını, alışkanlıklarını, eğitim düzenini ve idrak çağındaysa görüşünü dikkate alır. S: Mal paylaşımı boşanma davasıyla birlikte mi görülür? C: Mal rejiminin tasfiyesi çoğu zaman ayrı bir dava olarak yürür ve boşanma kararının kesinleşmesi beklenir. S: Uzaklaştırma kararı için delil sunmam gerekir mi? C: Hayır. 6284 sayılı Kanun kapsamındaki tedbir kararlarında delil veya belge sunulması gerekmez; beyan esas alınarak gecikmeksizin karar verilir. S: Boşanma davası nerede açılır? C: Eşlerden birinin yerleşim yeri ya da davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer aile mahkemesinde. --- # Ceza Hukuku URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/ceza-hukuku/ Güncelleme: 2025-11-14 Kısa cevap: Ceza avukatı, soruşturma ve kovuşturma aşamalarında şüpheli, sanık ya da mağduru temsil eder. Gözaltı süresi kural olarak 24 saattir; ifade alınmadan önce müdafi ile görüşme hakkı vardır ve tutuklama kararına yedi gün içinde itiraz edilebilir. Anadolu yakasındaki dosyalar Kartal'daki İstanbul Anadolu Adalet Sarayı'nda görülür. Ceza hukuku, hangi fiillerin suç sayıldığını, bu fiillere uygulanacak yaptırımları ve yargılamanın nasıl yürüyeceğini düzenler. Bir soruşturmanın tarafı olduğunuzda karşınıza çıkan şey soyut bir kanun metni değil, saati saatine işleyen bir usul takvimidir: gözaltı süresi, ifade, tutukluluk incelemesi, iddianame, duruşma, kanun yolu. Bu takvimde kaçırılan bir süre çoğu zaman geri alınamaz. Kartal'daki büromuz, İstanbul Anadolu Adalet Sarayı'na yürüme mesafesinde. Anadolu yakasının asliye ceza, ağır ceza ve sulh ceza hâkimlikleri bu adliyede görev yapıyor; Kartal, Maltepe, Pendik, Kadıköy, Ataşehir ve Sultanbeyli'de başlayan soruşturmaların büyük kısmı buraya bağlanıyor. ## Ceza yargılaması hangi aşamalardan geçer? Süreç iki ana evreye ayrılır. Soruşturma, bir suç şüphesinin öğrenilmesiyle başlar ve savcının iddianame düzenlemesi ya da kovuşturmaya yer olmadığına karar vermesiyle biter. Kovuşturma, iddianamenin mahkemece kabulüyle başlar ve hükümle sonuçlanır. İki evrenin usul kuralları farklıdır; soruşturmada yapılan bir hata kovuşturmada telafi edilemeyebilir. ## Yakalama, gözaltı ve süreler Ceza Muhakemesi Kanunu'na göre gözaltı süresi, yakalama anından itibaren kural olarak yirmi dört saati aşamaz. Toplu olarak işlenen suçlarda, delillerin toplanmasındaki güçlük veya şüpheli sayısının çokluğu nedeniyle savcı bu süreyi her defasında bir günü geçmemek üzere üç gün uzatabilir. Yakalama yerinden hâkim veya mahkemenin bulunduğu yere götürülmesi için gereken süre, on iki saati geçmemek şartıyla bu sürenin dışındadır. ## İfade ve müdafi hakkı Şüphelinin, ifade alınmadan önce müdafi ile görüşme hakkı vardır ve bu görüşme gizlidir. Kanun, soruşturmanın ve kovuşturmanın her aşamasında avukatın şüpheli veya sanıkla görüşme, ifade alma sırasında yanında bulunma ve hukuki yardımda bulunma hakkının engellenemeyeceğini açıkça düzenler. Bazı hâllerde müdafi bulundurmak zorunludur: şüpheli veya sanık on sekiz yaşını doldurmamışsa, sağır veya dilsizse, kendisini savunamayacak derecede malulse, ya da isnat edilen suçun alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiriyorsa. Bu durumlarda talep aranmaksızın barodan müdafi görevlendirilir. ## Tutuklama ve adli kontrol Tutuklama, kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin birlikte bulunması hâlinde sulh ceza hâkimliğince verilen bir koruma tedbiridir. Kaçma şüphesi ya da delilleri karartma tehlikesi başlıca tutuklama nedenleridir. Tutuklamaya itiraz süresi kararın öğrenilmesinden itibaren yedi gündür. Adli kontrol, tutuklamanın alternatifidir: yurt dışına çıkış yasağı, imza yükümlülüğü, konutu terk etmeme, elektronik kelepçe gibi tedbirler tutukluluğun yerine uygulanabilir. Dosyaya göre değişmekle birlikte, tutuklama talebine karşı adli kontrol istemek çoğu savunmanın ilk hamlesidir. ## İddianame, duruşma ve hüküm Savcı, soruşturma sonunda yeterli şüpheye ulaşırsa iddianame düzenler. Mahkeme iddianameyi on beş gün içinde inceler; kabul ederse kovuşturma başlar. Duruşmalarda deliller tartışılır, tanıklar dinlenir, bilirkişi raporları değerlendirilir. Savunmanın en kritik anı çoğu zaman esas hakkındaki mütalaadan sonra sunulan savunmadır. ## İstinaf ve temyiz İlk derece mahkemesinin kararına karşı, hükmün açıklanmasından itibaren yedi gün içinde istinaf yoluna başvurulur; dosya bölge adliye mahkemesine gider. İstinaf sonrası temyiz yolu açıksa süre on beş gündür. Bu süreler hak düşürücüdür; kaçırıldığında karar kesinleşir. ## Ağır ceza mı, asliye ceza mı? Dosyanız hangi mahkemede görülür Hangi mahkemenin görevli olduğu, isnat edilen suçun cezasına göre belirlenir. Ağır ceza mahkemesi, ağırlaştırılmış müebbet, müebbet ve on yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlara bakar. Bunun yanında yağma, nitelikli dolandırıcılık, irtikâp, resmî belgede sahtecilik ve hileli iflas gibi bazı suçlar, cezasına bakılmaksızın kanun gereği ağır cezanın görev alanındadır. Geri kalan suçlar asliye ceza mahkemesinde görülür. Sulh ceza hâkimliği ise dava görmez; soruşturma aşamasındaki koruma tedbirlerini karara bağlar — tutuklama, arama, el koyma, adli kontrol ve bunlara yapılan itirazlar. Pratikte tutukluluk mücadelesinin geçtiği yer burasıdır. Bu ayrım sadece teknik bir konu değil: ağır ceza dosyasında duruşma sayısı, delil tartışmasının kapsamı ve tutukluluk riski asliye cezadakinden farklıdır. Savunma stratejisi de buna göre kurulur. ## Şikâyetçi ve mağdur tarafında temsil Ceza dosyalarının yalnızca bir tarafı sanıktır. Suçtan zarar gören kişinin de dosyada hakları vardır ve bu haklar çoğu zaman bilinmediği için kullanılmaz. Şikâyete bağlı suçlarda şikâyet hakkı, fiilin ve failin öğrenilmesinden itibaren altı ay içinde kullanılmalıdır; bu süre geçtiğinde soruşturma yapılamaz. Şikâyete bağlı olmayan suçlarda ise savcılık kendiliğinden harekete geçer, ancak suç duyurusunda bulunmak süreci başlatmanın en hızlı yoludur. Mağdurun kendine vekil tayin etme, dosyayı inceleme, delil sunma ve kovuşturma aşamasında katılan sıfatını alma hakkı vardır. Katılan sıfatı önemlidir: dosyayı takip etme, karara karşı kanun yoluna başvurma imkânı bunun üzerine kuruludur. Katılma talebi hüküm verilinceye kadar yapılabilir; sonradan telafisi yoktur. Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (takipsizlik) verilirse, kararın tebliğinden itibaren on beş gün içinde sulh ceza hâkimliğine itiraz edilebilir. ## Takip ettiğimiz dava türleri Ceza hukuku geniş bir alan; aşağıdaki başlıklarda ayrıntılı sayfalarımız var: - Uyuşturucu madde suçları — kullanma, bulundurma, ticaret ayrımı ve denetimli serbestlik süreci - Dolandırıcılık ve nitelikli dolandırıcılık - Yağma (gasp) suçu - Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar - Bilişim suçları — hesap ele geçirme, banka kartı kötüye kullanımı - Kasten öldürme ve ağır ceza dosyaları - İfade işlemleri ve sorgu — karakol ve savcılık aşaması - İstinaf ve temyiz başvuruları ## Süreci nasıl yürütüyoruz İlk görüşmede dosyanın hangi aşamada olduğunu ve önünüzdeki en yakın süreyi belirliyoruz — gözaltındaysanız saatler, tutukluluk itirazındaysanız günler söz konusu. Ardından dosyayı inceleyip hangi delillerin aleyhinize, hangilerinin lehinize olduğunu ayırıyoruz. Savunma stratejisini bu ayrımın üzerine kuruyoruz: suçun unsurlarının oluşup oluşmadığı, hukuka aykırı delil bulunup bulunmadığı, uzlaştırma kapsamına girip girmediği, etkin pişmanlık ya da haksız tahrik hükümlerinin uygulanabilirliği. Her duruşma öncesi ne bekleyeceğinizi, her karar sonrası ne değiştiğini yazılı olarak paylaşıyoruz. ## Ceza avukatı ücretleri nasıl belirlenir? Avukatlık ücreti, Türkiye Barolar Birliği'nin her yıl yayımladığı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin altında olamaz. Tarifedeki tutar taban; dosyanın niteliği, görevli mahkeme, duruşma sayısı ve soruşturmanın kapsamı ücreti bu tabanın üzerine çıkarabilir. Ağır ceza mahkemesinde görülecek bir dosya ile asliye cezadaki bir dosya aynı emeği gerektirmez. Görüşmede size tahmini bir aralık ve neyin dâhil olduğunu (soruşturma, duruşmalar, istinaf) açıkça söylüyoruz. Yazılı sözleşme olmadan iş başlamıyor. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Ceza davasında avukat tutmak zorunlu mu? C: Kural olarak zorunlu değil. Ancak isnat edilen suçun alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezası gerektiriyorsa, şüpheli on sekiz yaşından küçükse veya kendisini savunamayacak durumdaysa müdafi bulundurmak zorunludur; talep aranmaksızın barodan görevlendirme yapılır. S: İfade vermeden önce avukatımla görüşebilir miyim? C: Evet. İfade alınmadan önce müdafi ile görüşme hakkınız vardır ve bu görüşme gizlidir. Bu hak soruşturmanın her aşamasında geçerlidir. S: Gözaltı süresi en fazla ne kadar? C: Kural olarak yirmi dört saat. Toplu olarak işlenen suçlarda savcı, her defasında bir günü geçmemek üzere üç gün uzatabilir. Yakalama yerinden adliyeye nakil için gereken süre, on iki saati aşmamak kaydıyla bu sürenin dışında tutulur. S: Tutuklama kararına kaç gün içinde itiraz edilir? C: Kararın öğrenilmesinden itibaren yedi gün içinde. İtiraz, kararı veren hâkimliğe verilir ve bir üst hâkimlik tarafından incelenir. S: Susma hakkımı kullanırsam aleyhime olur mu? C: Hayır. Susma, kanunla tanınmış bir savunma hakkıdır ve kullanılması aleyhe delil sayılamaz. Dosyanın içeriği görülmeden verilen ifadelerin sonradan düzeltilmesi ise çoğu zaman güçtür. S: Dosyam Kartal'daki adliyede mi görülür? C: Anadolu yakasında işlenen suçların büyük kısmı Kartal'daki İstanbul Anadolu Adalet Sarayı'nda görülür. Yetki, kural olarak suçun işlendiği yer mahkemesine aittir. S: Uzlaştırma nedir, her suçta uygulanır mı? C: Uzlaştırma, kanunda sayılan suçlarda şüpheli ile mağdurun bir uzlaştırmacı aracılığıyla anlaşmasıdır. Her suç kapsamda değildir; uzlaşma sağlanırsa kovuşturmaya yer olmadığına karar verilir veya dava düşer. S: Şikâyetimden vazgeçersem dava düşer mi? C: Yalnızca şikâyete bağlı suçlarda. Bu suçlarda şikâyetten vazgeçme davayı düşürür. Kasten öldürme, uyuşturucu ticareti gibi resen soruşturulan suçlarda vazgeçme davayı sona erdirmez; yargılama devam eder. S: Takipsizlik kararı verildi, ne yapabilirim? C: Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara, tebliğinden itibaren on beş gün içinde sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilirsiniz. İtiraz kabul edilirse savcılık iddianame düzenlemek zorunda kalır. S: Yakınım gözaltına alındı, ilk ne yapmalıyım? C: Hangi karakolda ve hangi suçlamayla tutulduğunu öğrenip vakit kaybetmeden bir avukatla iletişime geçin. Gözaltı süresi saatle işliyor ve ifade çoğu dosyanın seyrini belirleyen ilk işlem. İfade alınmadan önce müdafi ile görüşme hakkı vardır --- # Gayrimenkul Hukuku URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/gayrimenkul-hukuku/ Güncelleme: 2025-11-14 Kısa cevap: Gayrimenkul hukuku, taşınmazlar üzerindeki mülkiyet ve kullanım ilişkilerini düzenler: kira ve tahliye, tapu iptali ve tescil, ortaklığın giderilmesi, kat mülkiyeti. Kira, ortaklığın giderilmesi ve kat mülkiyetinden doğan uyuşmazlıklarda arabulucuya başvurmak dava şartıdır. Gayrimenkul hukuku, taşınmazlar üzerindeki mülkiyet ve kullanım ilişkilerini düzenler: alım satım, kira, tapu kayıtları, ortak mülkiyet, kat mülkiyeti ve imar uygulamaları. Uyuşmazlıkların büyük kısmı iki başlıkta toplanır — kimin malik olduğu ve taşınmazı kimin kullanacağı. 2023'ten bu yana önemli bir usul değişikliği var: kira ilişkisinden, ortaklığın giderilmesinden, kat mülkiyetinden ve komşuluk hukukundan doğan uyuşmazlıklarda arabulucuya başvurmak dava şartıdır. Bu adım atlanarak açılan dava esasa girilmeden usulden reddedilir. İlamsız icra takibine konu olan kira alacakları bu kapsamın dışındadır. ## Gayrimenkul hukukunda en sık karşılaşılan işler - Kira sözleşmesinin kurulması, uyarlanması ve tahliye davaları - Kira bedelinin artırılması ve tespit davaları - Tahliye taahhütnamesi düzenlenmesi ve geçerliliği - Tapu iptali ve tescil davaları; muvazaalı devirler - Ortaklığın giderilmesi (izale-i şuyu) - Hisseli tapuda satış ve önalım (şufa) hakkı - Kat mülkiyeti ve site yönetimi uyuşmazlıkları - Ayıplı yapı, gecikmeli teslim ve müteahhit uyuşmazlıkları ## Kira uyuşmazlıkları ve tahliye Kiracının tahliyesi ancak kanunda sayılan sebeplerden birine dayanabilir; "istediğim için" diye bir sebep yoktur. Başlıca yollar şunlardır: kiraya verenin veya yakınlarının konut ya da işyeri gereksinimi; taşınmazın yeniden inşa veya esaslı onarım gerektirmesi; kiracının yazılı tahliye taahhüdü; bir kira yılı içinde iki haklı ihtar; kiracının veya eşinin aynı ilçede oturmaya elverişli konutu bulunması. Taşınmazı sonradan satın alan yeni malikin durumu ayrıdır: gereksinim iddiasıyla tahliye isteyecekse edinme tarihinden itibaren bir ay içinde kiracıya yazılı bildirimde bulunmalı ve altı ay sonra dava açmalıdır. Bu bildirim yapılmazsa hak, sözleşme süresinin sonuna kadar kullanılamaz. Ayrıntı: yeni ev aldım, kiracıyı nasıl çıkarabilirim? Belirli süreli sözleşmelerde on yıllık uzama süresi dolduktan sonra kiraya veren, her uzama yılının bitiminden en az üç ay önce bildirimde bulunmak koşuluyla sebep göstermeden sözleşmeye son verebilir. Kira bedelinin artırılmasında sözleşmeyle kararlaştırılan oran, bir önceki kira yılına ait tüketici fiyat endeksindeki on iki aylık ortalamalara göre değişim oranını aşamaz. İlgili içerikler: kira artış oranı · aidat ödemeyen kiracı · alt kiraya verme ## Tapu iptali ve tescil Tapu kaydı gerçek hukuki durumu yansıtmıyorsa kaydın düzeltilmesi için tapu iptali ve tescil davası açılır. En sık görülen sebepler: mirasbırakanın saklı payı zedelemek amacıyla yaptığı muvazaalı satışlar, hile veya ehliyetsizlik hâlinde yapılan devirler, vekâlet yetkisinin kötüye kullanılması ve kadastro hataları. Bu davalarda dava açılmadan önce tapuya şerh konulması çoğu zaman sonucu belirler; şerh olmadan taşınmaz iyiniyetli üçüncü kişiye devredilirse geri alınması güçleşir. ## Ortaklığın giderilmesi ve önalım hakkı Paylı mülkiyette maliklerden biri paylaşmayı isterse ve anlaşma sağlanamazsa ortaklığın giderilmesi davası açılır. Mahkeme önce aynen taksim imkânını araştırır; mümkün değilse taşınmaz satılarak bedel paylaştırılır. Bu dava sulh hukuk mahkemesinde görülür ve öncesinde arabuluculuk şartı vardır. Paydaşlardan biri payını üçüncü kişiye satarsa diğer paydaşların önalım (şufa) hakkı doğar. Bu hak, satışın noter aracılığıyla bildirildiği tarihten itibaren üç ay ve her hâlde satıştan itibaren iki yıl içinde dava yoluyla kullanılır. ## Kat mülkiyeti ve site yönetimi Apartman ve sitelerdeki ilişkiler Kat Mülkiyeti Kanunu'na tabidir. Sekiz veya daha fazla bağımsız bölümü olan yapılarda yönetici atanması zorunludur; kat malikleri kurulu bu görevi yerine getirmezse mahkemeden yönetici atanması istenebilir. Yönetici seçiminin usulüne uygun yapılmaması, alınan kararların iptali için başlı başına bir sebeptir. Ayrıntı: apartman ve sitelerde yönetici seçimi Ortak giderlere katılmayan kat maliki, gecikme süresi için aylık yüzde beş oranında gecikme tazminatı öder. Yönetici bu alacak için icra takibi başlatabilir; alacak, borçlu kat malikinin bağımsız bölümü üzerinde kanuni ipotek hakkı da doğurur. Kat malikleri kurulu kararlarına karşı iptal davası ise sulh hukuk mahkemesinde açılır. ## Kartal'da gayrimenkul dosyanız için Alım satım, tapu ve müteahhit uyuşmazlıklarının ayrıntılı anlatımı: Kartal gayrimenkul avukatı. Emlak alım satım süreçleri ve sözleşme incelemesi için: Kartal emlak avukatı. ## Süreci nasıl yürütüyoruz İlk görüşmede tapu kaydını, varsa kira sözleşmesini ve ödeme kayıtlarını istiyoruz. Kira dosyalarında sözleşmenin başlangıç tarihi ve türü, hangi tahliye sebebinin kullanılabileceğini doğrudan belirliyor; taşınmaz uyuşmazlıklarında ise tapu kaydındaki şerhler ve devir geçmişi belirleyici oluyor. Arabuluculuk aşamasını ciddiye alıyoruz. Kira ve ortaklık dosyalarının önemli bir kısmı bu aşamada, mahkemeye göre çok daha kısa sürede sonuçlanabiliyor. Anlaşma sağlanamazsa aynı hazırlıkla dava aşamasına geçiyoruz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Kiracımı istediğim zaman çıkarabilir miyim? C: Hayır. Tahliye ancak kanunda sayılan sebeplere dayanabilir: gereksinim, yeniden inşa, tahliye taahhüdü, bir kira yılı içinde iki haklı ihtar veya kiracının aynı ilçede konutu bulunması. S: Yeni ev aldım, kiracıyı ne zaman çıkarabilirim? C: Gereksinim iddiasıyla tahliye isteyecekseniz edinme tarihinden itibaren bir ay içinde kiracıya yazılı bildirimde bulunmalı ve altı ay sonra dava açmalısınız. Bildirim yapılmazsa bu hak sözleşme süresinin sonuna kadar kullanılamaz. S: Kira davası açmadan önce arabulucuya gitmek zorunlu mu? C: Evet. Kira ilişkisinden doğan uyuşmazlıklarda arabuluculuk dava şartıdır. İlamsız icra takibine konu olan kira alacakları bu kapsamın dışındadır. S: Kira artışı en fazla ne kadar olabilir? C: Sözleşmeyle kararlaştırılan oran, bir önceki kira yılına ait tüketici fiyat endeksindeki on iki aylık ortalamalara göre değişim oranını aşamaz. S: Paydaşlardan biri hissesini satarsa ne yapabilirim? C: Önalım hakkınızı kullanabilirsiniz. Satışın noter aracılığıyla bildirildiği tarihten itibaren üç ay, her hâlde satıştan itibaren iki yıl içinde dava açmanız gerekir. S: Aidat ödemeyen kat maliki hakkında ne yapılabilir? C: Gecikme süresi için aylık yüzde beş oranında gecikme tazminatı işler. Yönetici alacak için icra takibi başlatabilir; alacak, borçlunun bağımsız bölümü üzerinde kanuni ipotek hakkı doğurur. --- # Miras Hukuku URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/miras-hukuku/ Güncelleme: 2025-11-14 Kısa cevap: Miras hukuku, ölüm hâlinde malvarlığının kimlere hangi oranda geçeceğini düzenler. Sağ kalan eş altsoyla birlikte mirasın dörtte birini alır. Borca batık miras üç ay içinde reddedilebilir; saklı payı zedelenen mirasçı, ihlali öğrendiği tarihten itibaren bir yıl içinde tenkis davası açabilir. Miras hukuku, bir kişinin ölümüyle malvarlığının kimlere hangi oranda geçeceğini düzenler. Uygulamada dosyalar iki nedenden doğar: paylaşımın kendisinde anlaşmazlık çıkması ya da mirasbırakanın sağlığında yaptığı bir işlemin (satış, bağış, vasiyetname) mirasçıların payını zedelemesi. Bu alanda en pahalı hatalar bilgi eksikliğinden değil süre kaçırmaktan doğar. Borca batık bir mirası reddetmek için üç ayınız, saklı payınızın ihlal edildiğini öğrendikten sonra tenkis davası açmak için bir yılınız vardır. Süreler geçtiğinde hakkın kendisi sona erer. ## Miras hukukunda en sık karşılaşılan işler - Mirasçılık belgesi (veraset ilamı) alınması — noterden ya da sulh hukuk mahkemesinden - Tapu ve banka hesaplarında intikal işlemleri - Mirasın reddi — borca batık terekelerde - Vasiyetname düzenlenmesi ve iptali - Ortaklığın giderilmesi (izale-i şuyu) — paylaşılamayan taşınmazlarda - Sağlararası kazandırmalar ve muvazaa iddiaları - Tenkis, miras sebebiyle istihkak ve tereke tespiti davaları ## Yasal miras payları nasıl belirlenir? Türk hukuku zümre sistemini benimser. Birinci zümre mirasbırakanın altsoyudur; altsoy varsa üst zümreler mirasçı olamaz. Altsoy yoksa ana-baba ve onların altsoyu, o da yoksa büyükana-büyükbaba zümresi devreye girer. Sağ kalan eş her zaman mirasçıdır; payı hangi zümreyle birlikte mirasçı olduğuna göre değişir. Altsoyla birlikte mirasın dörtte biri, ana-baba zümresiyle birlikte yarısı, büyükana-büyükbaba zümresiyle birlikte dörtte üçü; bu zümrelerden hiçbiri yoksa mirasın tamamı eşe kalır. ## Mirasın reddi: üç aylık süre Miras, ölümle birlikte borçlarıyla beraber geçer. Terekenin borcu alacağından fazlaysa mirasçılar mirası reddedebilir. Ret süresi üç aydır ve yasal mirasçılar bakımından mirasbırakanın ölümünün öğrenildiği tarihten, vasiyetname ile atanmış mirasçılar bakımından tasarrufun kendilerine resmen bildirildiği tarihten işlemeye başlar. Ret beyanı sulh hukuk mahkemesine yapılır. Ayrı bir durum daha vardır: mirasbırakanın ölümü tarihinde ödemeden aciz olduğu açıkça belli ya da resmen tespit edilmişse miras kendiliğinden reddedilmiş sayılır. Ancak bu duruma güvenip hiçbir işlem yapmamak risklidir — terekeye ilişkin bir tasarrufta bulunmak ret hakkını düşürebilir. ## Saklı pay ve tenkis davası Mirasbırakan malvarlığının tamamı üzerinde serbestçe tasarruf edemez. Altsoy, ana-baba ve sağ kalan eş için kanunun güvence altına aldığı bir saklı pay vardır; bu payı zedeleyen kazandırmalar tenkis davasıyla yasal sınıra indirilebilir. Dava süresi iki yönlüdür: saklı payın ihlal edildiğinin öğrenilmesinden itibaren bir yıl ve her hâlde vasiyetnamelerde açılma tarihinden, diğer tasarruflarda mirasın açılmasından itibaren on yıl. İki süreden biri dolduğunda dava hakkı düşer. Uygulamada saklı pay ihlali çoğu zaman vasiyetnameyle değil, mirasbırakanın sağlığında yaptığı düşük bedelli satışlarla ortaya çıkar. Bu tür işlemlerde tenkis yerine muris muvazaası iddiası gündeme gelir; hangi yolun uygun olduğu tapu kaydı ve bedel incelemesiyle belirlenir. ## Vasiyetname: biçim şartları ve iptali Vasiyetname kanunda sayılan üç biçimden birinde yapılabilir. Resmî vasiyetname noter veya sulh hâkimi önünde iki tanıkla düzenlenir. El yazılı vasiyetname baştan sona mirasbırakanın kendi el yazısıyla yazılmalı, düzenlendiği yıl, ay ve günü göstermeli ve imzalanmalıdır — bilgisayarda yazılıp imzalanan bir metin geçerli değildir. Sözlü vasiyet ise yalnızca yakın ölüm tehlikesi, ulaşımın kesilmesi, hastalık ya da savaş gibi olağanüstü durumlarda mümkündür. Biçim şartlarına uyulmaması, mirasbırakanın ehliyetsizliği ya da iradesinin sakatlanmış olması vasiyetnamenin iptali sebebidir. İptal davası, iptal sebebinin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl içinde açılmalıdır. Vasiyetnamenin geçersiz sayılması hâlinde miras yasal paylara göre paylaşılır. ## Hangi mahkeme, nerede? Yetkili mahkeme kural olarak mirasbırakanın son yerleşim yeri mahkemesidir; mirasçıların nerede yaşadığı yetkiyi değiştirmez. Görev ise işin türüne göre ayrılır: mirasçılık belgesi, terekenin tespiti ve ortaklığın giderilmesi sulh hukuk mahkemesinde; tenkis, tapu iptali ve tescil ile miras sebebiyle istihkak davaları asliye hukuk mahkemesinde görülür. Mirasbırakanın son yerleşim yeri Anadolu yakasındaysa dosya Kartal'daki İstanbul Anadolu Adalet Sarayı'nda görülür. ## Kartal'da miras dosyanız için Süreç, dava türlerinin ve sürelerin ayrıntılı anlatımı için hazırladığımız sayfaya bakabilirsiniz: Kartal miras avukatı. Dosyanızın ne kadar süreceğine dair bir fikir edinmek isterseniz: miras davası ne kadar sürer? ## Süreci nasıl yürütüyoruz İlk görüşmede iki şeye bakıyoruz: ölüm tarihi ve terekenin kabaca içeriği. Ölüm tarihi hangi sürelerin işlediğini, tereke içeriği ise dosyanın ret mi, paylaşım mı yoksa tenkis mi olduğunu belirliyor. Tapu kayıtları ve banka bilgileri temin edildikten sonra mirasçılar arasında anlaşma ihtimalini gerçekçi biçimde değerlendiriyoruz. Miras dosyalarının çoğu aile içi uyuşmazlıklar. Mahkeme yolunun her zaman en hızlı yol olmadığını, paylaşımın anlaşmayla çözülebildiği durumlarda bunu açıkça söylüyoruz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Mirası reddetmek için ne kadar sürem var? C: Üç ay. Süre, yasal mirasçılar için mirasbırakanın ölümünün öğrenildiği tarihten, vasiyetname ile atanmış mirasçılar için tasarrufun resmen bildirildiği tarihten işlemeye başlar. Ret beyanı sulh hukuk mahkemesine yapılır. S: Sağ kalan eş mirastan ne kadar pay alır? C: Payı, hangi zümreyle birlikte mirasçı olduğuna göre değişir. Altsoyla birlikte dörtte bir, ana-baba zümresiyle birlikte yarısı, büyükana-büyükbaba zümresiyle birlikte dörtte üçü. Bu zümrelerden hiçbiri yoksa mirasın tamamı eşe kalır. S: Bilgisayarda yazılmış vasiyetname geçerli mi? C: Hayır. El yazılı vasiyetnamenin baştan sona mirasbırakanın kendi el yazısıyla yazılması, yıl ay ve günü göstermesi ve imzalanması gerekir. Bilgisayarda yazılıp imzalanan metin bu şartı taşımaz. S: Babam evini kardeşime düşük bedelle sattı, ne yapabilirim? C: Bu tür işlemlerde saklı payın zedelenmesi hâlinde tenkis, işlemin gerçekte bağış olduğu iddiasında ise muris muvazaası yolu gündeme gelir. Hangisinin uygun olduğu tapu kaydı ve bedel incelemesiyle belirlenir. S: Miras davası nerede açılır? C: Mirasbırakanın son yerleşim yeri mahkemesinde. Mirasçıların nerede yaşadığı yetkiyi değiştirmez. S: Mirasçılık belgesini nereden alabilirim? C: Noterden ya da sulh hukuk mahkemesinden alınabilir. Yabancılık unsuru taşıyan bazı hâllerde yalnızca mahkeme yolu açıktır. --- # İş Hukuku URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/is-hukuku/ Güncelleme: 2025-11-14 Kısa cevap: İş hukuku, işçi ile işveren arasındaki ilişkiyi düzenler; kıdem ve ihbar tazminatı, işe iade, ücret ve fazla mesai alacakları ile iş kazası tazminatları bu alana girer. İşçi ve işveren arasındaki alacak davalarında arabuluculuk dava şartıdır; işe iade için fesihten itibaren bir ay içinde başvurulmalıdır. İş hukuku, işçi ile işveren arasındaki ilişkiyi kuruluşundan sona ermesine kadar düzenler. Uyuşmazlıkların büyük kısmı işin bittiği anda ortaya çıkar: fesih bildiriminin nasıl yapıldığı, hangi tazminatların doğduğu, ödenmemiş alacakların ne kadarının hâlâ istenebileceği. Bu soruların cevabı çoğu zaman tek bir belgeye — fesih bildirimine ve tarihine — bağlıdır. İş davalarında süreler diğer alanlara göre daha kısadır ve çoğu hak düşürücüdür. İşe iade talebinde bulunacak bir işçinin elinde bir aylık bir pencere vardır; kaçırıldığında dava hakkı tümüyle sona erer. Anadolu yakasındaki iş uyuşmazlıkları, Kartal'daki İstanbul Anadolu Adalet Sarayı'nda bulunan iş mahkemelerinde görülür. ## İş hukuku hangi uyuşmazlıkları kapsar? Uygulamada dosyaların çoğu şu başlıklarda toplanır: iş sözleşmesinin feshi ve buna bağlı kıdem, ihbar ve kötüniyet tazminatları; işe iade talepleri; ödenmemiş ücret, fazla mesai, hafta tatili ve genel tatil alacakları; kullandırılmayan yıllık izin ücreti; iş kazası ve meslek hastalığından doğan maddi ve manevi tazminat; mobbing iddiaları; rekabet yasağı ve gizlilik yükümlülüğü uyuşmazlıkları. Bu taleplerin bir kısmı işçiden, bir kısmı işverenden gelir. Büromuz her iki tarafta da dosya yürütüyor; işveren tarafında ağırlık genellikle fesih sürecinin baştan doğru kurgulanması ve sözleşme altyapısının hazırlanması oluyor. ## Fesih ve tazminat hakları ## Kıdem tazminatı Kıdem tazminatı, çalışılan her tam yıl için otuz günlük giydirilmiş brüt ücret tutarındadır; artan süreler oranlanarak eklenir. En az bir yıl çalışmış olmak ve iş sözleşmesinin kanunda sayılan hâllerden biriyle sona ermiş olması gerekir. İstifa eden işçi kural olarak kıdem tazminatına hak kazanmaz — ancak ücretin ödenmemesi, sigorta priminin eksik yatırılması ya da çalışma koşullarının esaslı biçimde değiştirilmesi gibi hâllerde yapılan haklı fesih istifadan farklıdır ve tazminat hakkını korur. Ayrıntılar için: kıdem tazminatımı nasıl alabilirim? ## İhbar tazminatı Belirsiz süreli iş sözleşmesini feshetmek isteyen taraf, karşı tarafa önceden bildirimde bulunmak zorundadır. Bildirim süresi kıdeme göre değişir: altı aya kadar iki hafta, altı ay ile bir buçuk yıl arası dört hafta, bir buçuk ile üç yıl arası altı hafta, üç yıldan fazla kıdemde sekiz hafta. Bu süreye uymadan yapılan fesihte, süreye karşılık gelen ücret tutarında ihbar tazminatı doğar. Yükümlülük çift yönlüdür; bildirimsiz ayrılan işçi de ihbar tazminatı ödemekle karşılaşabilir. ## İşe iade davası İşe iade, feshin geçersizliğinin tespitini ve işçinin işine dönmesini sağlayan özel bir davadır. Dört şart birlikte aranır: iş yerinde otuz veya daha fazla işçi çalışıyor olması, işçinin en az altı aylık kıdeminin bulunması, sözleşmenin belirsiz süreli olması ve feshin geçerli bir sebebe dayanmaması. Süre burada kritiktir: fesih bildiriminin tebliğinden itibaren bir ay içinde arabulucuya başvurulmalıdır. Anlaşma sağlanamazsa son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde dava açılır. Konunun ayrıntısı: işe iade davası nedir? ve işten çıkarılan işçinin hakları. ## İş kazası ve meslek hastalığı İş kazası ve meslek hastalığı dosyaları, iş hukukunun hem teknik hem de en yüksek tutarlı alanıdır. Talep genellikle iki başlıkta ilerler: sürekli iş göremezlik nedeniyle oluşan gelir kaybına dayalı maddi tazminat ve yaşanan acıya karşılık manevi tazminat. Kusur oranı, iş güvenliği önlemlerinin alınıp alınmadığı ve maluliyet derecesi sonucu doğrudan belirler. Önemli bir usul ayrıntısı: iş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davaları ile bunlara bağlı rücu davaları zorunlu arabuluculuk kapsamı dışındadır. Doğrudan dava açılır. Bu istisna bilinmediği için zaman kaybedilen dosyalarla sık karşılaşıyoruz. İlgili içerikler: iş kazası nedir? · meslek hastalığı nedir? · tazminat davaları · sigorta uyuşmazlıkları ## Ücret, fazla mesai ve diğer alacaklar Haftalık çalışma süresi kural olarak kırk beş saattir; bunu aşan çalışma fazla mesaidir ve normal saat ücretinin yüzde elli fazlasıyla ödenir. Yıllık ücretli izin süreleri kıdeme bağlıdır: bir ile beş yıl arası on dört gün, beş ile on beş yıl arası yirmi gün, on beş yıl ve üzeri yirmi altı gün. Kullandırılmayan izinler, iş sözleşmesi sona erdiğinde ücrete dönüşür. Bu alacaklarda ispat çoğu zaman davanın kendisidir. Bordro, puantaj kaydı, giriş-çıkış kayıtları, banka hesap hareketleri ve tanık beyanı birlikte değerlendirilir. İmzalı bordroda fazla mesai tahakkuku görünüyorsa, aksinin ancak yazılı delille kanıtlanabileceğini baştan bilmek gerekir. ## Arabuluculuk: davadan önceki zorunlu adım İşçi ve işveren arasındaki alacak ve tazminat talepleri ile işe iade istemlerinde arabulucuya başvurmak dava şartıdır. Bu adım atlanarak açılan dava, esasa girilmeden usulden reddedilir. Arabuluculuk çoğu zaman bir formalite gibi görülür; oysa burada imzalanan anlaşma tutanağı ilam niteliğindedir ve kural olarak sonradan dava konusu yapılamaz. Tutanağa atılan imza, hesaplanmamış alacaklardan feragat anlamına gelebilir. Görüşmeye hazırlıksız gitmemek, en az davaya hazırlanmak kadar önemlidir. ## Süreci nasıl yürütüyoruz İlk görüşmede fesih bildirimini, bordroları ve SGK hizmet dökümünü istiyoruz. Bu üç belge, hangi taleplerin hâlâ ileri sürülebileceğini ve önümüzdeki sürelerin ne olduğunu büyük ölçüde gösteriyor. Ardından alacak kalemlerini tek tek hesaplayıp gerçekçi bir aralık paylaşıyoruz — arabuluculuk masasına rakamsız oturmak, çoğu kaybın kaynağı. Arabuluculuk aşamasında teklifin kabul edilebilir olup olmadığını hesap üzerinden değerlendiriyoruz. Anlaşma sağlanmazsa dava dilekçesini aynı hesap tablosuyla kuruyoruz; bilirkişi raporuna itiraz aşamasında bu hazırlık belirleyici oluyor. ## İş hukuku avukatı ücretleri nasıl belirlenir? Avukatlık ücreti, Türkiye Barolar Birliği'nin yayımladığı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin altına inemez. İş davalarında ücret çoğunlukla iki bileşenden oluşur: sabit bir başlangıç ücreti ve dava sonunda tahsil edilen tutar üzerinden kararlaştırılan oran. Arabuluculuk aşamasında anlaşmayla biten dosya ile bilirkişi incelemesi ve istinafla üç yıla yayılan dosya aynı emeği gerektirmez. Görüşmede hangi kalemlerin dâhil olduğunu — arabuluculuk, dava, istinaf — yazılı olarak paylaşıyoruz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: İstifa eden işçi kıdem tazminatı alabilir mi? C: Kural olarak alamaz. Ancak ücretin ödenmemesi, sigorta priminin eksik yatırılması veya çalışma koşullarının esaslı biçimde değiştirilmesi gibi hâllerde yapılan fesih istifa değil haklı fesihtir ve kıdem tazminatı hakkını korur. S: İşe iade davası için kaç işçi şartı var? C: İş yerinde otuz veya daha fazla işçi çalışıyor olmalı. Bunun yanında işçinin en az altı aylık kıdemi bulunmalı, sözleşme belirsiz süreli olmalı ve fesih geçerli bir sebebe dayanmamalıdır. S: İşe iade için ne kadar sürem var? C: Fesih bildiriminin tebliğinden itibaren bir ay içinde arabulucuya başvurmanız gerekir. Anlaşma sağlanamazsa son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde dava açılır. Bu süreler hak düşürücüdür. S: Fazla mesai nasıl ispatlanır? C: Bordro, puantaj kaydı, iş yeri giriş-çıkış kayıtları, banka hesap hareketleri ve tanık beyanı birlikte değerlendirilir. İmzalı bordroda fazla mesai tahakkuku görünüyorsa aksi ancak yazılı delille kanıtlanabilir. S: İş kazası davasında arabulucuya gitmek zorunlu mu? C: Hayır. İş kazası ve meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davaları ile bunlara bağlı rücu davaları zorunlu arabuluculuk kapsamı dışındadır; doğrudan dava açılır. S: Kullanılmayan yıllık izin ücrete dönüşür mü? C: Evet. Kullandırılmayan yıllık ücretli izin süreleri, iş sözleşmesi sona erdiğinde son ücret üzerinden hesaplanarak ödenir. --- # İcra Hukuku URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/icra-hukuku/ Güncelleme: 2025-11-14 Kısa cevap: İcra hukuku, ödenmeyen alacağın devlet gücüyle tahsilini düzenler. İlamsız takipte ödeme emrine itiraz süresi yedi gün, kambiyo senetlerine mahsus takipte beş gündür. İlamsız takipte itiraz takibi kendiliğinden durdurur; kambiyo takibinde durdurmaz, ayrıca icra mahkemesinden tedbir alınması gerekir. İcra hukuku, ödenmeyen bir alacağın devlet gücüyle tahsil edilmesini düzenler. Alanın kendine has yanı, iki tarafın da aynı kuralları farklı yönde kullanmasıdır: alacaklı için takibi hızlandıran her adım, borçlu için itiraz ve durdurma imkânı doğurur. Bu yüzden sayfayı iki başlık altında topladık. Ortak nokta ise sürelerdir ve bu alanda süreler günle ölçülür. İlamsız takipte ödeme emrine itiraz için yedi gün, kambiyo senetlerine mahsus takipte beş gün vardır. Kaçırılan itiraz süresi takibi kesinleştirir ve haciz aşamasını açar. ## İcra hukukunda yaptığımız işler - İlamsız, ilamlı ve kambiyo senetlerine mahsus takip başlatılması - Ödeme emrine itiraz ve itirazın iptali davası - Menfi tespit ve istirdat davaları - Haciz, muhafaza ve satış işlemlerinin yürütülmesi - İstihkak davası — üçüncü kişinin malı haczedildiğinde - Banka hesabı ve maaş haczi uyuşmazlıkları - Borcun kapatılması ve hacizlerin kaldırılması ## Alacaklı tarafında: takipten tahsile Takip türü, alacağın dayandığı belgeye göre seçilir ve bu seçim sürecin hızını belirler. Elinizde mahkeme kararı varsa ilamlı takip, çek, bono veya poliçe varsa kambiyo senetlerine mahsus takip, elinizde bir belge yoksa ilamsız takip yolu kullanılır. Fark şurada ortaya çıkar: ilamsız takipte borçlunun yedi gün içinde yapacağı basit bir itiraz takibi durdurur ve alacaklıyı dava açmaya zorlar. Kambiyo takibinde ise itiraz takibi kendiliğinden durdurmaz; borçlunun ayrıca icra mahkemesinden tedbir alması gerekir. Bu nedenle elinizde bir çek ya da senet varsa hangi yolun kullanılacağı baştan doğru belirlenmelidir. İtirazla karşılaşıldığında iki yol vardır. İtirazın iptali davası genel mahkemede açılır ve bir yıllık süreye tabidir; kabul hâlinde borçlu aleyhine icra inkâr tazminatına da hükmedilebilir. İtirazın kaldırılması ise icra mahkemesinde görülen daha hızlı bir yoldur ama yalnızca kanunda sayılan belgelere dayanan alacaklarda kullanılabilir. Borçlunun malvarlığı bulunamadığında dosyanın nasıl yürütüleceği ayrı bir konudur: borçlunun üzerinde mal yoksa ne yapılır? ## Borçlu tarafında: itiraz ve haczin kaldırılması Hakkınızda takip başlatıldığında ilk yapılacak şey ödeme emrinin tebliğ tarihini tespit etmektir; bütün süreler o tarihten işler. Borcun tamamına ya da bir kısmına, faize veya yetkiye itiraz edilebilir. İtirazın gerekçe içermesi şart değildir; ancak imzaya itiraz ediliyorsa bunun açıkça belirtilmesi gerekir. Borcu hiç doğmamışsa ya da ödenmişse menfi tespit davası açılabilir. Para tahsil edildikten sonra ödendiği anlaşılırsa geri alınması için istirdat davası yolu vardır; bu dava ödeme tarihinden itibaren bir yıl içinde açılmalıdır. Borcu ödemenizin ardından hacizler kendiliğinden kalkmaz; kaldırma talebinin ayrıca yapılması gerekir. Ayrıntı: hakkımda icra takibi başlatıldı ne yapmalıyım? ## Haczedilemeyen mal ve haklar Kanun, borçlunun ve ailesinin yaşamını sürdürebilmesi için bazı mal ve hakları haciz dışında tutar: zaruri ev eşyası, borçlunun mesleğini sürdürebilmesi için gerekli araç ve gereçler, aile bireylerinin kişisel eşyaları. Maaş haczinde kısmi bir sınır vardır: borçlu ve ailesinin geçimi için gerekli miktar düşülür, ancak haczedilecek tutar maaşın dörtte birinden az olamaz. Nafaka alacakları bakımından bu sınır uygulanmaz. Ayrıntı: maaşın ne kadarı haczedilebilir? ## Başkasının malı haczedilirse: istihkak Haciz sırasında borçlunun elinde bulunan ancak gerçekte üçüncü bir kişiye ait olan mallar da haczedilebilir. Bu durumda malın gerçek sahibi istihkak davası açarak malı haciz dışına çıkartabilir. Haczedilmiş bir taşınmazın satışının mümkün olup olmadığı da sık sorulan bir konudur: hacizli mülkü satmak mümkün mü? ## İcra dairesi mi, icra mahkemesi mi? İkisi sık karıştırılır ve yanlış mercie yapılan başvuru süre kaybettirir. İcra dairesi işlemi yapan birimdir: takibi açar, ödeme emrini gönderir, haczi uygular, satışı yürütür. İcra mahkemesi ise bu işlemleri denetler; icra dairesinin kanuna aykırı ya da olaya uygun olmayan işlemlerine karşı şikâyet buraya yapılır. Şikâyet süresi, işlemin öğrenildiği tarihten itibaren yedi gündür. Bir hakkın yerine getirilmemesi veya işlemin sebepsiz sürüncemede bırakılması hâlinde ise şikâyet süreye bağlı değildir, her zaman yapılabilir. ## Kartal'da icra dosyanız için Takip türleri, itiraz yolları ve haciz aşamasının ayrıntılı anlatımı: Kartal icra avukatı. Ticari ve bireysel alacakların takibi için: Kartal borç alacak avukatı. ## Süreci nasıl yürütüyoruz Alacaklı tarafında ilk baktığımız şey elinizdeki belgenin niteliği: bu belge hangi takip yolunu açıyor ve borçlunun itirazı hâlinde elimizde ne kalıyor. Takibi buna göre kuruyoruz; yanlış yolla başlanan takip, itirazla birlikte aylarca gecikme demek. Borçlu tarafında ilk baktığımız şey tebliğ tarihi. Süre işlemeye devam ediyorsa itiraz, kaçmışsa gecikmiş itiraz ya da menfi tespit yollarını değerlendiriyoruz. Her iki tarafta da dosyanın hangi aşamada olduğunu ve bir sonraki işlemin ne zaman yapılması gerektiğini yazılı olarak paylaşıyoruz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Ödeme emrine kaç gün içinde itiraz edilir? C: İlamsız takipte yedi gün, kambiyo senetlerine mahsus takipte beş gündür. Süre ödeme emrinin tebliğ tarihinden işlemeye başlar. S: İtiraz edersem takip durur mu? C: İlamsız takipte evet, itiraz takibi kendiliğinden durdurur. Kambiyo senetlerine mahsus takipte durdurmaz; borçlunun ayrıca icra mahkemesinden tedbir kararı alması gerekir. S: Maaşımın ne kadarı haczedilebilir? C: Borçlu ve ailesinin geçimi için gerekli miktar düşülür, ancak haczedilecek tutar maaşın dörtte birinden az olamaz. Nafaka alacakları bakımından bu sınır uygulanmaz. S: Borcu ödedim, hacizler kendiliğinden kalkar mı? C: Hayır. Ödeme sonrası hacizlerin kaldırılması için ayrıca talepte bulunulması gerekir. S: Evimde başkasına ait eşya haczedildi, ne yapabilirim? C: Malın gerçek sahibi istihkak davası açarak malı haciz dışına çıkartabilir. Haciz sırasında istihkak iddiasının tutanağa geçirilmesi süreci kolaylaştırır. S: İcra dairesinin işlemine nereye şikâyet edilir? C: İcra mahkemesine. Şikâyet süresi işlemin öğrenildiği tarihten itibaren yedi gündür; bir hakkın yerine getirilmemesi veya işlemin sürüncemede bırakılması hâlinde şikâyet süreye bağlı değildir. --- # Tüketici Hukuku URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/tuketici-hukuku/ Güncelleme: 2025-11-28 Kısa cevap: Tüketici hukuku, ticari veya mesleki olmayan amaçla mal ya da hizmet alan kişiyi korur. Ayıplı malda tüketici; iade, değişim, onarım ve bedel indiriminden dilediğini seçebilir. Mesafeli ve kapıdan satışlarda on dört gün içinde gerekçesiz cayma hakkı vardır. Belirli tutarın altındaki uyuşmazlıklarda hakem heyetine başvuru zorunludur. Tüketici hukuku, ticari veya mesleki olmayan amaçla mal ya da hizmet satın alan kişiyi korur. Alanın ayırt edici yanı, tüketiciye kanunla tanınan hakların sözleşmeyle ortadan kaldırılamamasıdır: satıcının "iade ve değişim yapılmaz" yazması, kanundan doğan hakları sona erdirmez. İkinci ayırt edici yan, uyuşmazlığın çoğu zaman mahkemeye gitmeden çözülebilmesidir. Belirli tutarın altındaki uyuşmazlıklarda tüketici hakem heyetine başvuru zorunludur ve bu yol ücretsizdir. ## Tüketici hukuku hangi uyuşmazlıkları kapsar? - Ayıplı mal ve ayıplı hizmet — iade, değişim, onarım, bedel indirimi - Mesafeli ve kapıdan satışlarda cayma hakkı - Devre mülk ve devre tatil sözleşmelerinin iptali - Tüketici kredileri, erken ödeme ve haksız şartlar - Abonelik sözleşmelerinin feshi - Hizmet sağlayıcıların sorumluluğu - Araç değer kaybı ve sigorta uyuşmazlıkları ## Ayıplı mal: dört seçimlik hak Satın alınan mal ambalajında, etiketinde veya tanıtımında belirtilen niteliklere aykırıysa ya da beklenen faydayı sağlamıyorsa ayıplıdır. Tüketici bu durumda dört haktan dilediğini seçebilir: sözleşmeden dönerek bedeli geri isteme, bedelde indirim isteme, ücretsiz onarım isteme ya da ayıpsız misliyle değişim isteme. Seçim tüketiciye aittir; satıcı "önce tamir edelim" diyerek bu tercihi belirleyemez. Ayıp daha sonra ortaya çıksa bile hak kaybolmaz. Kanuni zamanaşımı süresi teslim tarihinden itibaren iki yıl, konut ve tatil amaçlı taşınmazlarda beş yıldır. Ayıp satıcının ağır kusuru ya da hilesiyle gizlenmişse zamanaşımı süresinden yararlanılamaz. ## Cayma hakkı: on dört gün İnternetten, telefonla ya da kapıda kurulan sözleşmelerde tüketici, on dört gün içinde hiçbir gerekçe göstermeden ve cezai şart ödemeden sözleşmeden cayabilir. Süre malın teslim alındığı, hizmet sözleşmelerinde ise sözleşmenin kurulduğu tarihten işlemeye başlar. Satıcı cayma hakkı konusunda tüketiciyi usulüne uygun bilgilendirmemişse on dört günlük süre işlemeye başlamaz. Bu nedenle "süre geçti" cevabı her zaman geçerli değildir; önce bilgilendirmenin yapılıp yapılmadığına bakılır. ## Nereye başvurulur: hakem heyeti mi, mahkeme mi? Uyuşmazlığın tutarı, hangi mercie gidileceğini belirler. Kanunda belirlenen parasal sınırın altındaki uyuşmazlıklarda tüketici hakem heyetine başvurmak zorunludur; bu sınırın üzerindeki uyuşmazlıklar tüketici mahkemesinde görülür. Parasal sınırlar her yıl yeniden değerleme oranında güncellenir, bu nedenle başvuru öncesinde güncel tutarın kontrol edilmesi gerekir. İki pratik avantaj: hakem heyeti başvurusu ücretsizdir ve tüketicilerin tüketici mahkemelerinde açacağı davalar harçtan muaftır. Tüketici mahkemesinde görülecek uyuşmazlıklarda ise dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. ## Abonelik sözleşmeleri ve haksız şartlar Abonelik sözleşmelerinde tüketici, sözleşmeyi istediği zaman feshedebilir; sağlayıcı bunu zorlaştıramaz. Fesih bildirimi yapıldıktan sonra sözleşme kısa bir süre içinde sona erdirilmek ve varsa peşin tahsil edilen bedelin kullanılmayan kısmı iade edilmek zorundadır. "Taahhüt süresi dolmadan fesih yapılamaz" cevabı, cayma bedeli dışında tek başına fesih hakkını ortadan kaldırmaz. Bunun yanında, tüketiciyle müzakere edilmeden sözleşmeye konulan ve dürüstlük kuralına aykırı biçimde tüketici aleyhine dengesizlik yaratan şartlar haksız şart sayılır ve kesin olarak hükümsüzdür. Sözleşmenin geri kalanı geçerliliğini korur. Standart sözleşmelerdeki küçük puntolu maddelerin çoğu bu değerlendirmeye tabidir. ## Devre mülk ve devre tatil Devre tatil ve uzun süreli tatil hizmeti sözleşmeleri, tüketici hukukunun en çok şikâyet üretilen başlıklarından biri. Bu sözleşmelerde de on dört günlük cayma hakkı vardır ve satıcı, cayma süresi dolmadan tüketiciden hiçbir ödeme talep edemez. Tanıtım toplantısında imzalatılan sözleşmeler ve alınan peşinatlar bu kural nedeniyle çoğu zaman iptal edilebilir. Ayrıntı: devre mülk iptali ve para iadesi ## Sigorta ve araç değer kaybı Trafik kazası sonrası aracın onarılsa bile piyasa değerinde oluşan azalma, kusurlu tarafın sigortacısından talep edilebilir. Bu talep sigorta şirketine başvuru ile başlar; sonuç alınamazsa Sigorta Tahkim Komisyonu ya da mahkeme yolu açıktır. İlgili içerikler: araç değer kaybı davası nasıl açılır? · değer kaybı nasıl hesaplanır? · sigorta uyuşmazlıkları ## Kartal'da tüketici dosyanız için Başvuru yolları, hakem heyeti süreci ve dava aşamasının ayrıntılı anlatımı: Kartal tüketici avukatı ## Süreci nasıl yürütüyoruz İlk bakılan şey belgelerdir: fatura ya da satış fişi, sözleşme metni, satıcıyla yapılan yazışmalar. Tüketici uyuşmazlıklarında sonucu belirleyen, çoğu zaman hukuki argüman değil elde tutulan yazılı kayıttır. Sözlü verilen sözler ispat edilemediği için baştan yazılı iletişimi öneriyoruz. Tutar hakem heyeti sınırının altındaysa dosyayı o yoldan yürütüyoruz — ücretsiz ve mahkemeye göre çok daha hızlı. Bu yolun kapalı olduğu ya da sonuç vermediği durumlarda arabuluculuk ve dava aşamasına geçiyoruz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Satıcı iade yapmıyor, ne yapabilirim? C: Ayıplı malda sözleşmeden dönme, bedel indirimi, ücretsiz onarım ve ayıpsız misliyle değişim haklarından dilediğinizi seçebilirsiniz. Seçim tüketiciye aittir; satıcının iade yapılmaz ibaresi kanundan doğan hakkı ortadan kaldırmaz. S: İnternetten aldığım ürünü kaç gün içinde iade edebilirim? C: On dört gün içinde, hiçbir gerekçe göstermeden ve cezai şart ödemeden cayabilirsiniz. Süre malın teslim alındığı tarihten başlar. S: Satıcı cayma süresi geçti diyor, gerçekten geçmiş midir? C: Satıcı cayma hakkı konusunda usulüne uygun bilgilendirme yapmamışsa on dört günlük süre işlemeye başlamaz. Bu nedenle önce bilgilendirmenin yapılıp yapılmadığına bakılır. S: Ayıp iki yıl sonra ortaya çıktı, hakkım var mı? C: Kanuni zamanaşımı teslimden itibaren iki yıl, konut ve tatil amaçlı taşınmazlarda beş yıldır. Ancak ayıp satıcının ağır kusuru veya hilesiyle gizlenmişse satıcı zamanaşımından yararlanamaz. S: Hakem heyetine mi mahkemeye mi başvurmalıyım? C: Uyuşmazlığın tutarı belirler. Kanunda belirlenen parasal sınırın altındaki uyuşmazlıklarda hakem heyetine başvuru zorunludur; üzerindekiler tüketici mahkemesinde görülür. Sınırlar her yıl güncellenir. S: Devre tatil sözleşmesinden cayabilir miyim? C: On dört günlük cayma hakkınız vardır ve satıcı cayma süresi dolmadan sizden hiçbir ödeme talep edemez. Tanıtım toplantısında alınan peşinatlar bu kural nedeniyle iade edilebilir. --- # Yabancılar Hukuku URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/yabancilar-hukuku/ Güncelleme: 2025-11-28 Kısa cevap: Yabancılar hukuku, Türkiye'deki yabancıların ikamet ve çalışma izinlerini, vatandaşlık başvurularını, uluslararası koruma taleplerini ve sınır dışı işlemlerini kapsar. Uyuşmazlıklar idarenin işlemiyle başlar ve itiraz süreleri kısadır: sınır dışı kararına tebliğden itibaren yedi gün içinde idare mahkemesinde itiraz edilir. Yabancılar hukuku, Türkiye'de bulunan yabancı uyruklu kişilerin hukuki statüsünü düzenler: ikamet ve çalışma izinleri, uluslararası koruma başvuruları, vatandaşlık süreçleri, sınır dışı ve giriş yasağı kararları. Alanın diğer hukuk dallarından ayrılan yanı, uyuşmazlıkların çoğunun mahkemede değil idarenin işlemiyle başlamasıdır — kararı bir kurum verir, siz ona itiraz edersiniz. Bu yapı süreleri de belirler. İdari kararlara itiraz süreleri kısadır ve kaçırıldığında karar kesinleşir; sınır dışı kararında bu süre yalnızca yedi gündür. Anadolu yakasındaki idari uyuşmazlıklar İstanbul İdare Mahkemelerinde görülür; büromuz Kartal'daki İstanbul Anadolu Adalet Sarayı'na yakınlığıyla İl Göç İdaresi işlemlerini de aynı hat üzerinden takip ediyor. ## Yabancılar hukuku hangi işlemleri kapsar? Dosyaların büyük kısmı şu başlıklarda toplanıyor: kısa dönem, aile ve öğrenci ikamet izni başvuruları ile bunların reddine karşı itirazlar; çalışma izni başvuruları ve işveren yükümlülükleri; sınır dışı (deport) kararlarına itiraz; idari gözetim kararlarının kaldırılması; tahdit kodlarının kaldırılması; uluslararası koruma başvuruları; istisnai ve olağan yoldan Türk vatandaşlığına başvuru; yabancı mahkeme kararlarının Türkiye'de tanınması ve tenfizi. ## Sınır dışı kararı ve itiraz Sınır dışı etme kararı, valilik tarafından verilen bir idari işlemdir. Karar tebliğ edildiğinde yanında gerekçesi ve hangi hükme dayandığı da bildirilir. İtiraz süresi tebliğden itibaren yedi gündür ve itiraz idare mahkemesine yapılır. Mahkeme itirazı on beş gün içinde sonuçlandırır ve bu karar kesindir. Önemli bir ayrıntı: itiraz süresi içinde ve itiraz sonuçlanana kadar kişi kural olarak sınır dışı edilemez. Buna karşılık, itiraz yoluna hiç başvurulmazsa karar kesinleşir ve uygulanır. Uygulamada en sık karşılaştığımız kayıp, yedi günlük sürenin tebligatın anlaşılamaması yüzünden geçirilmesi. Ayrıntılı anlatım: sınır dışı (deport) kararına nasıl itiraz edilir? ## İdari gözetim kararı Hakkında sınır dışı kararı verilen kişi, kaçma ve kaybolma riski bulunması, ülkeye giriş kurallarını ihlal etmiş olması ya da kamu düzeni bakımından tehdit oluşturması gibi hâllerde geri gönderme merkezinde idari gözetim altına alınabilir. Bu, cezai bir tutukluluk değil idari bir tedbirdir; kararı valilik verir. İdari gözetim süresi altı ayı aşamaz. Sınır dışı işlemleri kişinin iş birliği yapmaması ya da ülkesine ilişkin bilgi ve belgelerin sağlanamaması nedeniyle tamamlanamıyorsa süre en fazla altı ay daha uzatılabilir. Gözetim kararına karşı sulh ceza hâkimliğine başvurulabilir; hâkim başvuruyu beş gün içinde sonuçlandırır ve bu yol her zaman yeniden kullanılabilir. Uygulamada iki başvuruyu birlikte yürütmek gerekir: sınır dışı kararına karşı idare mahkemesine, idari gözetime karşı sulh ceza hâkimliğine. İkisi ayrı mercilerdir ve biri diğerinin yerine geçmez. ## Uluslararası koruma başvuruları Ülkesine dönmesi hâlinde zulüm ya da ciddi zarar görme riski bulunan yabancılar uluslararası koruma talebinde bulunabilir. Statü, başvurunun dayandığı sebebe göre mülteci, şartlı mülteci veya ikincil koruma biçiminde şekillenir. Başvuru valiliğe yapılır; kayıt, mülakat ve değerlendirme aşamalarından geçer. Başvuru sırasında verilen beyanların tutarlılığı belirleyicidir; mülakatta eksik ya da çelişkili anlatım, sonraki aşamalarda düzeltilmesi güç bir zemin bırakır. Ret kararına karşı itiraz ve dava yolu açıktır, ancak burada da süreler kısadır. ## Tahdit kodları ve giriş yasağı Tahdit kodu, yabancının Türkiye'ye girişine ya da ülkede kalışına ilişkin kayıtlara işlenen kısıtlama şerhidir. Kodun türü, kısıtlamanın sebebini ve ağırlığını gösterir; kimi kodlar yalnızca izin başvurusunu zorlaştırırken kimileri doğrudan giriş yasağı doğurur. Kodun kaldırılması için önce hangi kurum tarafından, hangi gerekçeyle konulduğunun tespiti gerekir. Sebep ortadan kalkmışsa idareye başvuru, başvuru reddedilirse idare mahkemesinde iptal davası yolu açıktır. Ayrıntı: tahdit kodunun kaldırılması ## İkamet ve çalışma izinleri İkamet izni başvuruları türüne göre farklı belge ve şartlara tabidir. Reddedilen başvurularda çoğu zaman esas sorun şartların taşınmaması değil, dosyanın eksik ya da yanlış belgeyle sunulmuş olmasıdır. Ret kararına karşı idari itiraz ve ardından iptal davası yolu vardır; burada da süreler kısadır. Çalışma izni başvurusu kural olarak işveren tarafından yapılır ve izin, başvurulan işveren nezdinde geçerlidir. İşyeri değiştiğinde iznin de yenilenmesi gerekir — bu yükümlülüğün atlanması hem yabancı hem işveren için idari para cezası doğurur. ## Türk vatandaşlığı Vatandaşlık, olağan yoldan (kanunda öngörülen süre boyunca kesintisiz ikamet ve diğer şartlarla) ya da istisnai yoldan kazanılabilir. Evlilik yoluyla vatandaşlık ise ayrı bir usule tabidir ve belirli bir süre fiilen birlikte yaşama şartı aranır. Başvurular İl Göç İdaresi üzerinden yürür; karar mercii İçişleri Bakanlığı'dır. Vatandaşlık başvurularında en sık görülen sorun, ikamet sürelerinin hesabında yurt dışında geçirilen günlerin göz ardı edilmesidir. Başvurudan önce ikamet geçmişinin doğru hesaplanması, reddedilmiş bir başvuruyu düzeltmekten daha kolaydır. ## Yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizi Yurt dışında verilmiş bir mahkeme kararı Türkiye'de kendiliğinden hüküm doğurmaz. Kararın burada sonuç doğurması için tanıma (kararın varlığının kabulü) ya da tenfiz (icra edilebilirlik) davası açılması gerekir. En sık karşılaşılan örnek yurt dışında verilen boşanma kararlarıdır: nüfus kaydının düzeltilmesi ancak tanıma kararıyla mümkün olur. İlgili içerikler: yurt dışı boşanma kararının tanınması · yurt dışında boşanma davası · uluslararası hukuk uyuşmazlıkları ## Süreci nasıl yürütüyoruz İlk görüşmede elimizdeki en kritik bilgi tebligat tarihidir — itiraz süresinin işleyip işlemediğini o belirler. Ardından kararın dayandığı hükmü ve dosyadaki eksikleri çıkarıyoruz. İdari işlemlerde başarı çoğu zaman yeni bir argüman bulmaktan değil, idarenin dayandığı gerekçenin maddi olarak yanlış olduğunu belgeyle göstermekten geçiyor. Yabancı müvekkillerle yazışmayı, sürecin hangi aşamada olduğunu ve bir sonraki adımın ne zaman geleceğini kapsayacak biçimde yazılı yürütüyoruz. ## Yabancılar hukuku avukatı ücretleri nasıl belirlenir? Avukatlık ücreti, Türkiye Barolar Birliği'nin yayımladığı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin altına inemez. Bu alanda iş iki gruba ayrılır: başvuru ve takip işleri (ikamet, çalışma izni, vatandaşlık dosyası) ile dava işleri (iptal davası, tanıma-tenfiz). İkincisi duruşmalı süreç olduğu için ayrı hesaplanır. Görüşmede hangi aşamaların dâhil olduğunu ve resmî harç ile masrafların ücretten ayrı olduğunu yazılı olarak paylaşıyoruz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Sınır dışı kararına kaç gün içinde itiraz edilir? C: Kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde idare mahkemesine başvurulur. Mahkeme itirazı on beş gün içinde sonuçlandırır ve bu karar kesindir. S: İtiraz ettiğimde sınır dışı edilir miyim? C: Kural olarak hayır. İtiraz süresi içinde ve itiraz sonuçlanana kadar kişi sınır dışı edilemez. İtiraz yoluna hiç başvurulmazsa karar kesinleşir ve uygulanır. S: İdari gözetim ne kadar sürebilir? C: Altı ayı aşamaz. Sınır dışı işlemleri tamamlanamıyorsa en fazla altı ay daha uzatılabilir. Gözetim kararına karşı sulh ceza hâkimliğine başvurulabilir ve hâkim beş gün içinde karar verir. S: Tahdit kodu nasıl kaldırılır? C: Önce kodun hangi kurum tarafından ve hangi gerekçeyle konulduğu tespit edilir. Sebep ortadan kalkmışsa idareye başvurulur; başvuru reddedilirse idare mahkemesinde iptal davası açılır. S: Çalışma iznim işyeri değişince geçerli kalır mı? C: Hayır. Çalışma izni başvurulan işveren nezdinde geçerlidir. İşyeri değiştiğinde iznin yenilenmesi gerekir; yenilenmemesi hem yabancı hem işveren için idari para cezası doğurur. S: Yurt dışında aldığım boşanma kararı Türkiye'de geçerli mi? C: Kendiliğinden geçerli olmaz. Nüfus kaydının düzeltilmesi için Türkiye'de tanıma davası açılması gerekir; kararın icra edilebilmesi içinse tenfiz davası gerekir. --- # Şirketler Hukuku URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/sirketler-hukuku/ Güncelleme: 2025-11-28 Kısa cevap: Şirketler hukuku, ticari işletmelerin kuruluşundan tasfiyesine kadar hukuki işleyişini düzenler. Limited şirket ortakları kamu borçlarından sermaye payları oranında kişisel olarak sorumludur; anonim şirkette bu sorumluluk yönetim kuruluna aittir. Genel kurul kararının iptali için üç aylık hak düşürücü süre işler. Şirketler hukuku, ticari işletmelerin kuruluşundan tasfiyesine kadar tüm hukuki işleyişini düzenler: şirket türünün seçimi, ana sözleşme, pay devirleri, genel kurul ve yönetim kararları, ortaklar arası uyuşmazlıklar, birleşme ve devralmalar. Bu alanda hukuki desteğin en çok işe yaradığı an, uyuşmazlık çıktıktan sonrası değil kuruluş anıdır. Şirket türü, ana sözleşmedeki pay devri ve karar yeter sayısı hükümleri, ortaklar arasında sonradan çıkacak uyuşmazlıkların çoğunu baştan çözer ya da baştan içinden çıkılmaz hâle getirir. ## Şirketler hukukunda yaptığımız işler - Şirket kuruluşu, ana sözleşme ve ortaklık sözleşmesi hazırlanması - Pay devri, sermaye artırımı ve azaltımı işlemleri - Genel kurul ve yönetim kurulu kararlarının hazırlanması; kararların iptali davaları - Ortaklar arası uyuşmazlıklar, ortaklıktan çıkma ve çıkarılma - Müdür ve yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu davaları - Ticari sözleşmelerin hazırlanması ve incelenmesi - Haklı sebeple fesih, tasfiye ve şirketin sona ermesi - Ticari alacakların tahsili ve icra takipleri ## Limited mi anonim mi? Pratikte fark eden nokta Şirket türü seçilirken genellikle sermaye tutarına ve kuruluş kolaylığına bakılır. Oysa uygulamada en ağır sonucu doğuran fark başkadır: kamu borçlarından sorumluluk. Limited şirkette ortaklar, şirketten tahsil edilemeyen vergi ve prim borçlarından sermaye payları oranında doğrudan doğruya, kişisel malvarlıklarıyla sorumludur. Anonim şirkette ise pay sahibinin böyle bir sorumluluğu yoktur; kamu borçlarından sorumluluk yönetim kurulu üyelerine yönelir. Ortağın yönetimde yer almadığı yapılarda bu ayrım belirleyici olur. İkinci önemli fark pay devrindedir. Limited şirkette pay devri kural olarak yazılı ve noter onaylı olmalı, ayrıca genel kurulun onayından geçmelidir. Anonim şirkette nama yazılı payların devri daha esnektir, hamiline yazılı paylarda ise devir teslimle gerçekleşir. Ortaklık yapısının değişmesi bekleniyorsa bu esneklik önemlidir. Asgari sermaye tutarları Cumhurbaşkanı kararıyla belirlenir ve dönem dönem güncellenir; kuruluş öncesinde güncel tutarın teyit edilmesi gerekir. ## Ortaklar arası uyuşmazlıklar Ortaklık uyuşmazlıkları çoğunlukla üç noktada düğümlenir: kâr dağıtılmaması, azınlıktaki ortağın bilgi alma hakkının engellenmesi ve yönetimin şirketi kendi lehine kullanması. Kullanılabilecek yollar uyuşmazlığın ağırlığına göre değişir. Genel kurul kararına karşı iptal davası karar tarihinden itibaren üç ay içinde açılmalıdır — bu süre hak düşürücüdür ve uygulamada en sık kaçırılan süredir. Yönetim kurulu üyelerinin veya müdürlerin kusurlu davranışıyla şirketi zarara uğratması hâlinde sorumluluk davası gündeme gelir. Ortaklık ilişkisinin sürdürülemez hâle geldiği durumlarda ise limited şirkette ortaklıktan çıkma ve çıkarılma, her iki şirket türünde haklı sebeple fesih yolu açıktır. Haklı sebeple fesih davasında mahkeme şirketi feshetmek yerine, davacı ortağın paylarının gerçek değeri ödenerek ortaklıktan çıkarılmasına da karar verebilir. Uygulamada tercih edilen çözüm çoğu zaman budur. ## Ticari sözleşmelerde sık atlanan maddeler Ticari sözleşmelerde uyuşmazlık çıktığında tarafların pazarlık gücünü belirleyen şey, sözleşmenin ana konusu değil çoğu zaman sonlara doğru yazılmış maddeler olur: yetkili mahkeme ya da tahkim kaydı, cezai şart, temerrüt hâlinde uygulanacak faiz, fesih bildiriminin şekli ve süresi. Mal alım satımında özellikle kritik bir yükümlülük vardır. Teslim sırasında açıkça görülebilen ayıpların iki gün içinde satıcıya bildirilmesi gerekir. Görülemeyen ayıplarda alıcı malı sekiz gün içinde incelemek ve ayıp tespit ederse yine bu süre içinde bildirmekle yükümlüdür. Süresinde yapılmayan ihbar, malın kabul edilmiş sayılması sonucunu doğurur — sonradan açılan davanın önündeki en yaygın engel budur. ## Ticari alacakların tahsili Ticari davaların önemli bir kısmı alacak uyuşmazlığıdır. Konusu bir miktar paranın ödenmesi olan ticari davalarda arabulucuya başvurmak dava şartıdır; bu adım atlanırsa dava usulden reddedilir. Alacak bir çek, bono veya poliçeye dayanıyorsa kambiyo senetlerine özgü takip yolu daha hızlı sonuç verir. Takip, itiraz ve haciz aşamalarının ayrıntısı için: icra hukuku · borç ve alacak takibi ## Kartal'da şirket dosyanız için Kuruluş, pay devri ve ortaklık uyuşmazlıklarının ayrıntılı anlatımı: Kartal şirket avukatı. Ticari sözleşmeler ve ticari dava süreçleri için: Kartal ticaret avukatı. Ticari davalar asliye ticaret mahkemesinde görülür; Anadolu yakasındaki dosyalar Kartal'daki İstanbul Anadolu Adalet Sarayı'na bağlıdır. ## Süreci nasıl yürütüyoruz Kuruluş ve sözleşme işlerinde önce ortakların birbirinden ne beklediğini konuşuyoruz: kim sermaye koyacak, kim yönetecek, ortaklardan biri ayrılmak isterse ne olacak. Ana sözleşmeyi bu cevaplar üzerine kuruyoruz — sonradan değiştirmek her zaman daha pahalı. Uyuşmazlık dosyalarında ilk iş ticaret sicili kayıtlarını, genel kurul tutanaklarını ve pay defterini incelemek oluyor. Hangi kararın ne zaman alındığı, üç aylık iptal süresinin işleyip işlemediğini doğrudan belirliyor. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Limited mi anonim şirket mi kurmalıyım? C: Pratikte en belirleyici fark kamu borçlarından sorumluluktur. Limited şirkette ortaklar şirketten tahsil edilemeyen vergi ve prim borçlarından sermaye payları oranında kişisel malvarlıklarıyla sorumludur; anonim şirkette pay sahibinin böyle bir sorumluluğu yoktur. S: Genel kurul kararına nasıl itiraz edilir? C: Karar tarihinden itibaren üç ay içinde iptal davası açılmalıdır. Bu süre hak düşürücüdür ve uygulamada en sık kaçırılan süredir. S: Ortaklıktan çıkmak istiyorum ama diğer ortaklar kabul etmiyor, ne yapabilirim? C: Limited şirkette ortaklıktan çıkma ve çıkarılma yolları vardır; her iki şirket türünde de haklı sebeple fesih davası açılabilir. Mahkeme şirketi feshetmek yerine payların gerçek değeri ödenerek ortağın çıkarılmasına karar verebilir. S: Ticari alacak davası açmadan önce arabulucuya gitmek zorunlu mu? C: Konusu bir miktar paranın ödenmesi olan ticari davalarda arabuluculuk dava şartıdır. Bu adım atlanırsa dava esasa girilmeden usulden reddedilir. S: Aldığım mal ayıplı çıktı, ne kadar sürem var? C: Ayıp teslim sırasında açıkça belliyse iki gün içinde satıcıya bildirilmelidir. Görülemeyen ayıplarda malı sekiz gün içinde incelemek ve ayıp tespit edilirse yine bu süre içinde bildirmek gerekir. --- # İşyerinde Mobbing (Psikolojik Taciz): İspat ve Tazminat Hakları URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/isyerinde-mobbing-nedir-ispat-ve-tazminat/ Güncelleme: 2026-08-18 Kısa cevap: İşyerinde mobbing, bir çalışana yönelik sistemli, süreklilik taşıyan ve onu yıldırmayı amaçlayan psikolojik taciz davranışlarıdır; tek bir olay mobbing sayılmaz. TBK m. 417 işvereni bu tür tacizi önlemekle yükümlü kılar. Mağdur işçi, İş Kanunu m. 24 uyarınca iş sözleşmesini haklı nedenle feshedip kıdem tazminatı ve manevi tazminat talep edebilir. İş yaşamında giderek daha sık dile getirilen mobbing kavramı, çoğu çalışan için "yöneticimin bana kötü davranması" ile aynı anlama gelse de, hukuki olarak daha dar ve belirli koşullara bağlı bir kavramdır. Bir davranışın mobbing sayılabilmesi için süreklilik, sistematiklik ve çalışanı yıldırma amacı gibi unsurların bir arada bulunması gerekir; bu ayrım, hem mağdurun haklarını doğru kullanabilmesi hem de asılsız iddiaların önüne geçilmesi bakımından önemlidir. ## İşyerinde mobbing (psikolojik taciz) nedir? Mobbing, bir çalışana yönelik olarak sistemli biçimde tekrarlanan, süreklilik taşıyan ve onu işten uzaklaştırmayı veya yıldırmayı amaçlayan psikolojik taciz davranışlarının bütünüdür. Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 417. maddesi, işvereni işçinin kişiliğini korumak ve işyerinde psikolojik tacize karşı gerekli önlemleri almakla yükümlü tutar. Tek bir sert eleştiri, bir kereye mahsus tartışma veya olağan iş yönetimi kapsamındaki talimatlar tek başına mobbing oluşturmaz; belirleyici olan davranışın süreklilik arz etmesidir. ## Mobbing hangi davranışları kapsar, hangileri kapsamaz? Mobbing kapsamında değerlendirilebilecek davranışlara örnek olarak; çalışanın sistemli biçimde toplantılardan dışlanması, asılsız suçlamalarla itibarsızlaştırılması, iş yükünün kasıtlı olarak anlamsız şekilde artırılması veya tamamen boşaltılması, sürekli küçük düşürücü ifadelere maruz bırakılması sayılabilir. Buna karşılık, performans değerlendirmesi, haklı gerekçeye dayanan uyarılar, iş gereği verilen talimatlar veya tek seferlik bir anlaşmazlık, mobbing kapsamında değerlendirilmez — mobbing için davranışın kasıtlı, tekrarlayan ve çalışanı hedef alan nitelikte olması gerekir. ## İşverenin mobbingi önleme yükümlülüğü nedir? TBK m. 417'ye göre işveren yalnızca kendi davranışlarından değil, işyerindeki üçüncü kişilerin (diğer çalışanlar, yöneticiler) mobbing niteliğindeki davranışlarından da belirli ölçüde sorumludur; çünkü kanun işverene işyerinde psikolojik tacizi önleyecek düzeni kurma yükümlülüğü yükler. Bu kapsamda işverenden beklenen başlıca önlemler şunlardır: - Şikâyet mekanizması kurmak ve gelen şikâyetleri araştırmak - Mobbing iddiası araştırılırken mağduru misilleme riskinden korumak - Tespit edilen mobbing davranışı karşısında sorumlu kişi hakkında disiplin işlemi uygulamak İşveren bu yükümlülükleri yerine getirmez ve mobbing sürmeye devam ederse, hem mobbingi uygulayan kişi hem de gerekli önlemi almayan işveren birlikte sorumlu tutulabilir. ## Mobbing nasıl ispatlanır? Mobbing iddiasında ispat yükü genel olarak iddia eden çalışandadır; ancak Yargıtay kararlarında mobbingin doğası gereği doğrudan tanık bulmanın güç olabileceği de dikkate alınarak, güçlü emarelerin varlığı hâlinde ispat yükünün hafifletilebileceği kabul edilmektedir. Uygulamada ispat için kullanılabilecek başlıca deliller şunlardır: - Yazılı iletişim kayıtları (e-posta, kurum içi mesajlaşma) - Tanık beyanları (iş arkadaşları, eski çalışanlar) - Psikolojik/psikiyatrik değerlendirme ve tedavi kayıtları - İş yerine yapılan yazılı şikâyet ve buna verilen cevaplar Mobbing sürecinin baştan itibaren belgelenmesi — tarih, olay ve tanık bilgileriyle not tutulması — ileride açılacak bir davada belirleyici olabilir. ## Mobbing mağduru işçi iş sözleşmesini feshedebilir mi? Evet. İş Kanunu'nun 24. maddesi, işverenin işçiye karşı iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini önemli ölçüde ihlal etmesi hâlinde işçiye haklı nedenle derhal fesih hakkı tanır; işyerinde mobbinge maruz kalan ve işveren tarafından bu durumun önlenmediği bir çalışan bu maddeye dayanarak istifa değil, haklı nedenle fesih beyanında bulunabilir. Bu ayrım önemlidir çünkü haklı nedenle fesihte işçi kıdem tazminatına hak kazanırken, ihbar tazminatı talep edemez. ## Mobbing nedeniyle hangi tazminatlar istenebilir? Mobbing mağduru işçi, kişilik haklarına yapılan saldırı nedeniyle Türk Borçlar Kanunu'nun 58. maddesine dayanarak manevi tazminat talep edebilir. Mobbing sürecinde sağlığının bozulması, tedavi gideri veya gelir kaybı gibi somut zararlar oluşmuşsa, bunlar için ayrıca maddi tazminat istenebilir. Haklı nedenle fesih hakkını kullanan işçi, bu tazminatlara ek olarak kıdem tazminatına da hak kazanır. ## Mobbing şikâyeti nereye yapılır? Mobbing mağduru çalışan, öncelikle işveren nezdindeki insan kaynakları veya disiplin birimine yazılı şikâyette bulunabilir. Bu yolun sonuç vermemesi hâlinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın ALO 170 hattına başvurulabilir. Tazminat talebi için ise doğrudan iş mahkemesine dava açılması gerekir; idari başvurular tazminat davası açma hakkını ortadan kaldırmaz. ## Mobbing davası ne kadar sürer, arabuluculuk zorunlu mu? İşçi ve işveren arasındaki tazminat uyuşmazlıklarında dava açmadan önce arabuluculuğa başvurulması genel bir dava şartıdır; mobbing kaynaklı tazminat talepleri de bu kapsamda değerlendirilir. Arabuluculuk süreci başvurudan itibaren genellikle birkaç hafta içinde tamamlanır; taraflar anlaşırsa dava açılmadan süreç sona erer, anlaşamazlarsa arabulucunun düzenlediği son tutanakla dava açma yolu açılır. Arabuluculukta anlaşma sağlanamazsa iş mahkemesinde dava açılabilir; sürecin uzunluğu delillerin niteliğine ve tarafların itirazlarına göre değişmekle birlikte, tanık ve bilirkişi incelemesi gerektiren dosyalarda birkaç ay ile bir yıl arasında sonuçlanabilir. Mahkeme, gerekli görürse tarafların ifadelerini dinlemenin yanında, işyerindeki tanıkları da dinleyerek ve varsa yazışma kayıtlarını inceleyerek karar verir. Mobbing nedeniyle iş sözleşmesini fesheden işçinin kıdem tazminatı hakkı doğar; sürecin genel işleyişi bakımından işten çıkarılan işçinin sahip olduğu haklar da mobbing mağduru işçiler için yol gösterici olabilir. İşveren tarafından haksız yere işten çıkarılan işçiler için ayrıca işe iade davası yolu da gündeme gelebilir; ancak mobbing kaynaklı haklı fesihte işçinin kendisi sözleşmeyi sonlandırdığından bu iki yol farklı hukuki zeminlerde ilerler. Kartal'da faaliyet gösteren Koza Avukatlık ve Danışmanlık, mobbing mağduru çalışanlara delil toplama, haklı fesih beyanının hazırlanması ve tazminat davası sürecinde iş hukuku danışmanlığı sunar. Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır, hukuki danışmanlık yerine geçmez. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Yöneticinin sert bir eleştirisi mobbing sayılır mı? C: Hayır, tek seferlik veya haklı gerekçeye dayanan eleştiri ve talimatlar mobbing sayılmaz; belirleyici olan davranışın süreklilik taşıması ve kasıtlı olarak yıldırma amacı gütmesidir. S: Mobbing ayrıca cezai bir suç mu oluşturur? C: Mobbingin kendisi tek başına ayrı bir suç tipi değildir; ancak hakaret, tehdit veya cinsel taciz gibi eylemler eşlik ediyorsa bu davranışlar ayrıca Türk Ceza Kanunu kapsamında değerlendirilebilir. S: İşveren, mobbing yapan çalışanı görmezden gelirse sorumlu olur mu? C: Evet, TBK m. 417 uyarınca işveren gerekli önlemleri almakla yükümlüdür; bu yükümlülüğü yerine getirmeyen işveren mağdur işçiye karşı sorumlu tutulabilir. S: Mobbing davasında mutlaka tanık bulunması gerekir mi? C: Tanık güçlü bir delildir ancak tek başına şart değildir; yazışma kayıtları, sağlık raporları ve diğer belgeler de ispat için değerlendirilir. S: Mobbing nedeniyle istifa eden işçi kıdem tazminatı alır mı? C: Fesih beyanının İş Kanunu m. 24 kapsamında haklı nedenle fesih olarak yapılması hâlinde kıdem tazminatı hakkı doğar; sıradan bir istifada bu hak doğmaz. S: Mobbing tazminat davası hangi mahkemede açılır? C: Dava, işçi-işveren uyuşmazlıklarına bakan İş Mahkemesinde açılır; öncesinde arabuluculuk sürecinin tamamlanmış olması gerekir. --- # Anadolu Yakası Avukat URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/anadolu-yakasi-avukat/ Güncelleme: 2026-08-07 Kısa cevap: Anadolu yakasının adli yargı işleri büyük ölçüde tek merkezde toplanmıştır: İstanbul Anadolu Adalet Sarayı. Ağır ceza, asliye ceza, aile, asliye hukuk, iş ve icra mahkemeleri bu adliyede görev yapar ve adliye Kartal sınırları içindedir. Kadıköy, Üsküdar, Ataşehir, Ümraniye, Maltepe, Pendik, Tuzla, Sancaktepe, Sultanbeyli ve Çekmeköy'de oturanların dosyaları da kural olarak buraya düşer. Hangi mahkemenin yetkili olduğu ise dava türüne göre ayrıca belirlenir. Anadolu yakası avukat arayışındaysanız işe şuradan başlamak gerekir: yakadaki davaların büyük bölümü tek bir adreste görülür — İstanbul Anadolu Adalet Sarayı. Adliye Kartal'da ve yakanın ağır ceza mahkemelerinden aile mahkemelerine kadar çoğu birim burada. Aşağıda hangi dosyanın nereye düştüğünü ve her dava türünde ilk hangi sürenin işlediğini yazdık. ## Anadolu yakasında davanız nerede görülür Kadıköy, Üsküdar, Ataşehir, Ümraniye, Maltepe, Kartal, Pendik, Tuzla, Sancaktepe, Sultanbeyli ve Çekmeköy'de oturuyorsanız dosyanız kural olarak İstanbul Anadolu Adliyesi'ne düşer. Bu, ilçenizde ayrı bir adliye olmamasından kaynaklanır; adli yargı birimleri yakanın tamamı için tek merkezde toplanmıştır. Adliyenin ortak olması, hangi mahkemenin yetkili olduğu sorusunu ortadan kaldırmaz. Ceza davasında yetki suçun işlendiği yere, boşanmada eşlerden birinin yerleşim yerine ya da son altı aydır birlikte oturulan yere, iş davasında işverenin adresine veya işin görüldüğü yere bakılarak belirlenir. Bu yüzden Anadolu yakasında oturan birinin dosyası bazen başka bir adliyede açılır. ## Ağır ceza mahkemesi: hangi dosyalar buraya gelir Anadolu yakası ağır ceza avukatı arayanların dosyaları neredeyse istisnasız aynı yere düşer, çünkü yakanın ağır ceza mahkemelerinin tamamı Kartal'daki adliyededir. Görev sınırı 5235 sayılı Kanun'da belirlenmiştir. Bu mahkemeler; ağırlaştırılmış müebbet, müebbet ve on yıldan fazla hapis cezası gerektiren suçlara bakar. Belirleyici olan sonuçta verilecek ceza değil, kanunun o suç için öngördüğü üst sınırdır. Kasten öldürme, nitelikli yağma, uyuşturucu ticareti, nitelikli dolandırıcılık ve işkence bu kapsamdadır. Ağır ceza dosyalarında iki nokta pratikte fark yaratır. Birincisi zorunlu müdafi: alt sınırı beş yıldan fazla hapis gerektiren suçlarda sanığın müdafisi olmadan yargılama yapılamaz, talep hâlinde barodan ücretsiz görevlendirilir. İkincisi tutukluluk: bu dosyalarda tutuklama daha sık uygulanır ve tutukluluğun devamı kararları belirli aralıklarla yeniden verilir. Her karara ayrı ayrı itiraz edilebilir ve itiraz süresi yedi gündür. Soruşturma aşamasında yapılanlar çoğu zaman kovuşturmadan daha belirleyicidir. İfade tutanağı, olay yeri inceleme raporu ve iletişim tespiti kararları dosyanın iskeletini kurar; duruşmada tartışılan da bu iskelet olur. Kasten öldürme ve yağma dosyalarında izlediğimiz yolu ayrıca yazdık. ## Tutukluluk süreleri ve tahliye Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde tutukluluk süresi kural olarak en çok iki yıldır. Zorunlu hâllerde gerekçe gösterilerek uzatılabilir; uzatma süreleri toplamı üç yılı aşamaz. Yani üst sınır beş yıldır. Terör suçlarında bu süreler ayrıca düzenlenmiştir. Süre dolmasa bile tahliye talebi her aşamada yapılabilir. Mahkeme tutukluluğun devamına karar verirken kuvvetli suç şüphesinin ve tutuklama nedeninin hâlâ sürüp sürmediğini yeniden değerlendirmek zorundadır; matbu gerekçe bu değerlendirmenin yerine geçmez. Devam kararlarının her birine ayrı ayrı itiraz edilebilir ve itiraz süresi yedi gündür. Tutuklamanın alternatifi adli kontroldür: yurt dışına çıkış yasağı, imza yükümlülüğü, konutu terk etmeme ya da elektronik kelepçe. Ağır ceza dosyalarında savunmanın işi çoğu zaman tutuklamayı tümden reddettirmek değil, adli kontrolün yeterli olduğunu somut olgularla göstermektir. ## İstinaf: karar nereye gider Anadolu Adliyesi'nde verilen ilk derece kararlarına karşı istinaf yolu İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'ne açıktır; bu mahkeme Bakırköy'dedir. Yani dosyanız Kartal'da görülse de kanun yolu incelemesi yakanın diğer tarafında yapılır. Duruşmalı inceleme kararı verilirse duruşma da orada görülür. Ceza dosyalarında istinaf süresi hükmün duruşmada okunmasından ya da tebliğinden itibaren yedi gün, hukuk dosyalarında iki haftadır. İstinaf aşamasının nasıl işlediğini ayrı bir sayfada anlattık. ## Aile ve boşanma davaları Boşanma davasında yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri ya da davadan önce son altı aydır birlikte oturdukları yer mahkemesidir. Anadolu yakasında oturan çiftlerin dosyaları Kartal'daki aile mahkemelerinde görülür. Anlaşmalı boşanmada evliliğin en az bir yıl sürmüş olması ve tarafların protokolde tam mutabık olması gerekir; hâkim protokolü uygun bulmazsa dosya çekişmeliye döner. Çekişmelide ise velayet, nafaka, mal paylaşımı ve tazminat aynı dosyada karara bağlanır ve birinde verilen taviz diğerini etkiler. İlçe bazında ayrıntı için Maltepe, Pendik ve Kadıköy sayfalarımıza bakabilirsiniz. ## İş davaları: önce arabuluculuk Kıdem ve ihbar tazminatı, fazla mesai, yıllık izin alacağı ve işe iade taleplerinde doğrudan dava açılamaz; arabulucuya başvurmak dava şartıdır. Anlaşma sağlanamazsa düzenlenen son tutanakla iş mahkemesine gidilir. İşe iade davasında süre çok kısadır: fesih bildiriminin tebliğinden itibaren bir ay içinde arabulucuya başvurulması gerekir. Bu süre hak düşürücüdür ve kaçırıldığında işe iade talebi tümüyle düşer, geriye yalnızca tazminat talepleri kalır. ## İcra takibi ve itiraz süresi Ödeme emri elinize ulaştığında itiraz süresi yedi gündür. İlamsız takipte süresinde yapılan itiraz takibi kendiliğinden durdurur; alacaklı bunu aşmak için itirazın kaldırılması veya iptali yoluna gitmek zorunda kalır. Süre kaçırılırsa takip kesinleşir ve haciz aşamasına geçilir. Maaş haczinde kural, net ücretin dörtte birinden az olmamak üzere en fazla dörtte birinin kesilmesidir; nafaka alacakları bu sınırın dışındadır. Emekli maaşı ise kural olarak haczedilemez, borçlunun kendi muvafakati olan hâller ayrıktır. ## Adliyeye gitmeden yapabilecekleriniz Hakkınızda dosya olup olmadığını e-Devlet üzerinden UYAP Vatandaş Portalı'ndan görebilirsiniz. Ceza, hukuk ve icra dosyaları burada listelenir; gizlilik kararı bulunan soruşturmalar görünmez. Duruşma günleri, ara kararlar ve tebligatlar da aynı ekrandan takip edilebilir. Başka bir şehirde ya da yurt dışındaysanız duruşmaya SEGBİS ile katılmak mümkün olabilir. Bu mahkemenin takdirindedir ve önceden talep edilmesi gerekir. Vekâlet verdiğinizde duruşmaların çoğuna bizzat katılmanız gerekmez; kanunun bizzat dinlenmeyi zorunlu kıldığı hâller bunun dışındadır. ## Anadolu yakası avukat olarak nasıl çalışıyoruz Anadolu yakası avukat arayışının pratik tarafı da var: büromuz Kartal Cevizli'de, adliyeyle aynı ilçede. Dosya inceleme, duruşma, tutukluyla görüşme ve süreye bağlı itiraz başvurularında aynı gün hareket edebiliyoruz. Ağır ceza ve icra dosyalarında bunun pratik bir karşılığı var, çünkü süreler gün değil bazen saat üzerinden işliyor. İlk görüşmede üç şeyi netleştiriyoruz: dosyanın hangi aşamada olduğu, işleyen en yakın sürenin ne zaman dolduğu ve elde hangi belgelerin bulunduğu. Bunlar netleşmeden strateji konuşmak erken olur. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Anadolu yakasında davalar hangi adliyede görülür? C: Büyük bölümü Kartal'daki İstanbul Anadolu Adalet Sarayı'nda görülür. Ağır ceza, asliye ceza, aile, asliye hukuk, iş ve icra mahkemeleri bu adliyededir. Kadıköy, Üsküdar, Ataşehir, Ümraniye, Maltepe, Pendik, Tuzla, Sancaktepe, Sultanbeyli ve Çekmeköy bu adliyeye bağlıdır. S: Ağır ceza mahkemesi hangi suçlara bakar? C: Ağırlaştırılmış müebbet, müebbet ve on yıldan fazla hapis cezası gerektiren suçlara bakar. Kasten öldürme, nitelikli yağma, uyuşturucu ticareti, nitelikli dolandırıcılık ve işkence bu kapsamdadır. Belirleyici olan alınacak ceza değil, kanunun o suç için öngördüğü üst sınırdır. S: Kadıköy'de oturuyorum, davam nerede açılır? C: Kadıköy İstanbul Anadolu Adliyesi'ne bağlıdır, yani dosyanız Kartal'daki adliyede görülür. Ancak yetki kuralları dava türüne göre değişir: ceza davasında suçun işlendiği yer, boşanmada eşlerden birinin yerleşim yeri belirleyicidir. Bu nedenle bazı dosyalar başka bir adliyede açılabilir. S: Boşanma davasını hangi mahkemede açmalıyım? C: Eşlerden birinin yerleşim yeri ya da davadan önce son altı aydır birlikte oturulan yer mahkemesinde. Anadolu yakasında oturan çiftler için bu, Kartal'daki aile mahkemeleridir. S: İş davası açmadan önce arabulucuya gitmek zorunlu mu? C: Evet, arabuluculuk dava şartıdır. Anlaşma sağlanamazsa düzenlenen son tutanakla iş mahkemesine başvurulur. İşe iade talebinde ayrıca kısa bir süre işler: fesih bildiriminin tebliğinden itibaren bir ay içinde arabulucuya başvurulması gerekir. S: Duruşmaya bizzat katılmak zorunda mıyım? C: Vekâlet verdiğinizde duruşmaların çoğuna katılmanız gerekmez; kanunun bizzat dinlenmeyi zorunlu kıldığı hâller bunun dışındadır. Başka şehirde veya yurt dışındaysanız SEGBİS ile uzaktan katılım mümkün olabilir, bu mahkemenin takdirindedir ve önceden talep edilmelidir. S: Ödeme emri geldi, ne kadar sürem var? C: İtiraz süresi tebliğden itibaren yedi gündür. İlamsız takipte süresinde yapılan itiraz takibi kendiliğinden durdurur. Süre kaçırılırsa takip kesinleşir ve haciz aşamasına geçilir. --- # Uzaklaştırma Kararı Varken Mesaj Atmak URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/uzaklastirma-karari-varken-mesaj-atmak/ Güncelleme: 2026-07-02 Kısa cevap: Uzaklaştırma kararı her zaman yalnızca fiziksel uzaklaşmayı ifade etmez. Karar iletişim kurmama yükümlülüğü de içeriyorsa mesaj göndermek kararın ihlali sayılır. 6284 sayılı Kanun kapsamındaki tedbir kararına aykırı davranan kişi hakkında zorlama hapsine karar verilebilir. Karşı tarafın mesaja cevap vermesi ihlali ortadan kaldırmaz. Uzaklaştırma kararı varken mesaj atmak bu kararın ihlalini doğurabilecek bir davranıştır. Unutmamak gerekir ki; 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun, gerekse 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu gereğince verilecek olan uzaklaştırma kararları her zaman fiziki şekilde uzaklaştırmaları ifade etmez. Ayrıca hakkında ilgili kanunlar gereği uzaklaştırma kararı bulunan kişilerin her türlü iletişim kurma çabası uzaklaştırma kararının ihlali şeklinde yorumlanabilecektir.  Uzaklaştırma kararı varken mesaj atmak sadece bu kararın ihlali sonucunu doğurmaz. Bununla birlikte Türk Ceza Kanunumuzda yine suç olarak tanımlanmış ısrarlı takip suçunu oluşturabilecek bir davranıştır. Uzaklaştırma kararı varken mesaj atmak uygulamada sık karşılaştığımız bir durum olması nedeniyle ayrıca üzerinde durmayı uygun görüyoruz. Bu tür durumlarda İstanbul ceza avukatından destek almanız önerilir.  Öncelikle uzaklaştırma kararının kapsamı 6284 sayılı kanun gereğince uygulanabilecek diğer tedbir kararları hakkında bilgi vermemiz konumuzu daha anlaşılabilir hale getirecektir.  ## 6284 Sayılı Kanun Gereği Uzaklaştırma Kararı Varken Mesaj Atmak Uzaklaştırma kararları daha çok 6284 sayılı "Ailenin Koruması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun" kapsamında verilen bir karardır.  Kanunun 1. Maddesinde de belirtildiği gibi;  - Şiddete uğrayan - Şiddete uğrama tehlikesi altında bulunan kadın ve çocukların - Aile bireylerinin - Israrlı takip suçu mağdurlarının  Korunması amaçlanmıştır. Her durumda uzaklaştırma kararının amacı şiddete uğrayan ve şiddete uğrama tehlikesi altında bulunan kişilerin korunmasıdır. Unutmamak gerekir ki şiddet ceza hukuku alanında sadece fiziksel olarak gerçekleşen bir davranış değildir. Hakaret, tehdit, küçük düşürme ve hatta ısrarlı takip suçu da bir çeşit şiddet olarak kabul edilebilecek davranışlardır.  ## İletişim Araçları İle Rahatsız Etmek Uzaklaştırma Kararının İhlali Olabilir! 6284 sayılı kanunun 5. Maddesi ve alt bentlerinde hakim tarafından verilebilecek koruma tedbirleri kararları detaylı bir şekilde sıralanmıştır. Buna göre;  “6284 S.Y. Md. 5/1-c; Korunan kişilere, bu kişilerin bulundukları konuta, okula ve iş yerine yaklaşmaması,”  Uzaklaştırma kararının yasal dayanağını oluşturur.  “6284 S.Y. md. 5/1-f; Korunan kişiyi iletişim araçlarıyla veya sair surette rahatsız etmemesi,”  Ayrıca uzaklaştırma kararı ile birlikte uygulanabilecek diğer tedbirler arasında yer alır. 6284 sayılı kanunun hükmü gereğince uzaklaştırma kararı varken mesaj atmak bu tür tedbir kararlarının ihlali anlamına gelebilecektir.  Uzaklaştırma kararı bulunan kişi hakkında ayrıca 6284 sayılı kanunun 5/1-f maddesinde belirtilen tedbirler de uygulanması ve buna rağmen ilgilinin mesaj göndermesi, araması hatta e-posta göndermesi dahi bu tedbir kararının ihlali anlamına gelir.  Şiddet gören, şiddet görmesi muhtemel olan veya ısrarlı takip suçu mağdurunun korunması adına verilen bu kararlarda 6284 sayılı kanunun 5/1-c ve f bentleri uyarınca tedbir uygulanması halinde uzaklaştırma kararı varken mesaj atmak ihlal sonucunu doğurabileceğinden öncelikle bu tedbir kararının içeriği ve kapsamı hakkında ayrıca hangi tür tedbirlerin uygulandığının bilinmesi gerekir.  Mesleki tecrübelerimize dayanarak koruma tedbirlerinin sadece konuta, iş yerine veya okula yaklaşmaması şeklinde bir uzaklaştırma kararı olmadığını, uzaklaştırma kararı ile birlikte kanunun 5/1 maddesinin alt bentlerinde yer alan bütün tedbirlerin uygulanabildiğini, dolayısıyla hakkında uzaklaştırma kararı bulunan kişinin mesaj göndermemesi veya aramamasının daha yerinde bir davranış olduğunu hatırlatmak isteriz.  ## 5271 Sayılı Kanun Gereği Uzaklaştırma Kararı Varken Mesaj Atmak 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanununda ayrıca uzaklaştırma kararı düzenlenmemiştir. Ancak 5271 sayılı kanunun 109/3-l maddesinde "belirlenen yer veya bölgelere gitmemek" şeklinde adli kontrol kararı olarak bir tedbir uygulanması mümkündür. Ancak bu durum doğrudan sadece herhangi bir suçun mağdurunu korumaya yönelik bir uygulama olmadığı gibi adli kontrol kararı olarak iletişim kurmanın engellenmesi şeklinde de bir uygulama söz konusu değildir.  ## Uzaklaştırma Kararı Varken Mesaj Atmak Israrlı Takip Suçunu Oluşturur Yazımızın başında da belirttiğimiz gibi şantaj suçu, tehdit suçu veya hakaret suçunu oluşturmayacak şekilde mağdura istikrarlı şeklide mesaj göndermek veya aramak gibi ısrarlı şekilde iletişim kurma istediği TCK 123/A maddesi gereğince ısrarlı takip suçunu oluşturabilecek bir davranıştır. Bunun hakkında uzaklaştırma kararı varken mesaj atmak şeklinde gerçekleşmesi yine yukarıda belirtmiş olduğumuz tedbir kararlarının ihlali ile sonuçlanabilecektir. 6284 sayılı kanun gereğince ayrıca “korunan kişiyi iletişim araçlarıyla veya sair surette rahatsız etmemesi” şeklinde bir tedbir uygulanmamış olması halinde ise ısrarlı takip suçu oluşabilecektir.  Israrlı takip suçu unsurları ile uzaklaştırma kararları farklı olması nedeniyle ayrıca “Israrlı Takip Suçu (Stalkingi) Nedir Nasıl Şikayet Edilir?” başlıklı yazımızı incelemenizi tavsiye ederiz.  ## Uzaklaştırma Kararının İhlali Halinde Ne Yapılabilir? Yapmış olduğumuz bu açıklamalardan da anlaşılacağı gibi uzaklaştırma kararı varken mesaj atmak, bu koruma tedbirlerinin ihlali olarak kabul edilebilmesi için öncelikle 6284 sayılı kanun gereğince alınmış olan kararda; “korunan kişiyi iletişim araçlarıyla veya sair surette rahatsız etmemesi” şeklinde bir hüküm bulunması gerekir.  İlgilinin uzaklaştırma kararına rağmen mesaj göndermesi veya araması halinde ise mesaj kayıtları ve içerikleri ile birlikte en yakın kolluk kuvvetine durumun bildirilmesi ve uzaklaştırma kararının ihlal edildiğinin belirtilmesi gerekir. Bu durumda ise hakkında tedbir kararı uygulanan kişinin tazyik (zorlama) hapsi ile cezalandırılması kuvvetle muhtemel bir durumdur.  ## Sıkça Sorulan Sorular S: Uzaklaştırma kararı varken mesaj atmak suç mudur? C: Karar iletişim kurmama yükümlülüğü içeriyorsa mesaj göndermek tedbir kararının ihlalidir. İhlal hâlinde 6284 sayılı Kanun uyarınca zorlama hapsine karar verilebilir. S: Karşı taraf bana yazdı, cevap verirsem ihlal olur mu? C: Evet. Yükümlülük hakkında karar verilen kişiye aittir; karşı tarafın önce yazmış olması ya da cevaba rıza göstermesi ihlali ortadan kaldırmaz. S: Zorlama hapsi ne kadardır? C: Tedbir kararına aykırılıkta üç günden on güne kadar zorlama hapsi verilebilir. İhlalin tekrarı hâlinde süre artar. S: Çocukla görüşmek için mesaj atmam gerekiyor, ne yapmalıyım? C: İletişim ihtiyacı varsa tedbir kararının değiştirilmesi veya kapsamının daraltılması için aile mahkemesine başvurulmalıdır. Karara rağmen doğrudan iletişim kurmak ihlal sayılır. --- # İstanbul Boşanma Avukatı URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/istanbul-bosanma-avukati/ Güncelleme: 2026-07-02 Kısa cevap: İstanbul'da boşanma davaları anlaşmalı ve çekişmeli olmak üzere iki biçimde yürür. Anlaşmalı boşanma, en az bir yıl sürmüş evliliklerde ve tarafların tüm sonuçlarda mutabık olması hâlinde mümkündür; genellikle 1-3 ay içinde tek celsede biter. Çekişmeli boşanma ise delil durumuna ve taleplerin kapsamına göre 1 ile 4 yıl sürebilir, istinaf ve temyiz bu süreye eklenir. Yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri ya da son altı aydır birlikte oturulan yer aile mahkemesidir. Boşanma kararı, hayatın en zorlu dönüm noktalarından biridir. Bu süreçte yalnızca duygusal değil; velayet, nafaka ve mal paylaşımı gibi hayatın uzun vadesini etkileyen hukuki kararlar da alınır. Yanlış atılan bir adım; yıllarca sürecek hak kayıplarına, haksız nafaka yükümlülüklerine veya bir ebeveynin çocuğundan uzaklaşmasına neden olabilir. Türkiye'nin en yoğun adliye ağına sahip şehri İstanbul'da doğru İstanbul boşanma avukatı seçimi, sürecin hem süresini hem sonucunu doğrudan etkiler. Aile mahkemelerinin iş yükü, dava takip süreleri ve yerel uygulama farklılıkları; avukat seçimini sıradan bir tercih olmaktan çıkarıp stratejik bir karar haline getirir. Koza Avukatlık ve Danışmanlık olarak Kartal'daki merkez ofisimizden İstanbul'un tüm ilçelerinde aile hukuku davası yürütüyoruz. Bu sayfada boşanma sürecini, avukat seçim kriterlerini ve İstanbul boşanma avukatı ücreti yapısını şeffaf biçimde ele alıyoruz. Dosyanıza ilişkin ön değerlendirme için 0535 924 18 52 numaralı hattımızdan randevu talep edebilirsiniz. ## İstanbul Boşanma Avukatı Nedir? İstanbul boşanma avukatı; Türk Medeni Kanunu kapsamındaki boşanma, velayet, nafaka, tazminat ve mal paylaşımı uyuşmazlıklarında tarafları Aile Mahkemesi önünde temsil eden avukattır. Görev alanı yalnızca boşanma davasının açılmasıyla sınırlı değildir; dava öncesi strateji kurulumundan kararın kesinleşmesi ve icrasına kadar tüm süreci kapsar. Türk hukukunda "boşanma avukatı" resmi bir uzmanlık unvanı değildir; her avukat aile hukuku davası alabilir. Ancak boşanma davaları; sosyal inceleme raporu, bilirkişi süreçleri, mal rejimi tasfiyesi ve delil hukuku gibi kendine özgü teknik alanlar içerir. Çalışmasını aile hukukuna yoğunlaştırmış bir büro ile ilerlemek bu nedenle önemli bir avantajdır. Boşanma sürecinde avukatın en kritik katkısı, henüz dava açılmadan yapılan ilk hukuki değerlendirmedir. Bu değerlendirmede dava türü, talep kalemleri ve delil durumu netleştirilir; sonradan telafisi zor hataların önüne geçilir. ## İstanbul Anlaşmalı Boşanma Avukatı Hangi Süreçlerde Destek Sağlar? Anlaşmalı boşanma; en az bir yıl sürmüş evliliklerde, tarafların boşanma ve sonuçları üzerinde tam mutabakata vardığı dava türüdür. İstanbul anlaşmalı boşanma avukatı bu süreçte üç temel aşamada destek sağlar. Birincisi, boşanma protokolünün hazırlanmasıdır. Pek çok çift protokolü hazır şablonlarla veya avukat desteği olmadan hazırlamaktadır. Bu durum ilerleyen yıllarda ciddi sorunlara kapı aralar: protokolde yer almayan mal kalemi ayrı bir paylaşım davasına dönüşür, yetersiz kurgulanan nafaka maddesi icra sürecini zorlaştırır, eksik velayet hükümleri çocuğun yurt dışına çıkışı veya okul değişikliği gibi konularda çatışma yaratır. İkincisi, protokol müzakerelerinde hukuki temsildir. Velayet, kişisel ilişki, nafaka ve mal paylaşımı maddelerinin müvekkil lehine dengeli biçimde kurgulanması, avukatın müzakere aşamasındaki katkısıdır. Üçüncüsü, duruşma ve kesinleşme sürecinin takibidir. Anlaşmalı boşanmada hakim tarafları bizzat dinler ve protokolü denetler; uygun bulmadığı maddeleri değiştirebilir. Doğru hazırlanmış bir protokol, davanın tek celsede sonuçlanmasını sağlar. ## İstanbul Çekişmeli Boşanma Avukatı Hangi Davalara Bakar? Çekişmeli boşanma; tarafların boşanma, kusur, velayet, nafaka veya mal paylaşımı konularının en az birinde anlaşamadığı davalardır. İstanbul çekişmeli boşanma avukatı; dava dilekçesinin hazırlanmasından duruşma takibine, delil stratejisinden istinaf ve temyiz başvurularına kadar tüm aşamaları yönetir. Çekişmeli davalarda süreç, dava ve cevap dilekçelerinin karşılıklı sunulmasıyla fiilen karmaşık bir hal alır. Delil toplama, tanık bildirimi, tedbir nafakası talebi ve sosyal inceleme raporuna hazırlık gibi kritik adımların eş zamanlı yürütülmesi gerekir. Bu davalarda temsil edilen taleplerin kapsamı geniştir: zina, pek kötü muamele, terk gibi özel boşanma sebeplerine dayalı davalar; velayet ve kişisel ilişki uyuşmazlıkları; üç tür nafakanın tespiti; maddi ve manevi tazminat ile mal rejimi tasfiyesi davaları. Ayrıca yabancı uyruklu eşlerle görülen boşanmalar, yabancı mahkeme kararlarının tanıma ve tenfizi ile Lahey Sözleşmesi kapsamındaki uluslararası velayet uyuşmazlıkları da çekişmeli aile hukuku pratiğinin parçasıdır. Çekişmeli boşanmada ilk dilekçe, davanın çerçevesini çizer; bu nedenle dava açılmadan önce dosyanın bir avukatla değerlendirilmesi sürecin en önemli adımıdır. ## İstanbul'da En İyi Boşanma Avukatı Nasıl Seçilir? "En iyi İstanbul boşanma avukatı hangisi?" sorusunun tek bir cevabı yoktur; çünkü her dosyanın ihtiyacı farklıdır. Doğru soru, sizin dosyanız için en uygun avukatın nasıl bulunacağıdır. Özellikle duygusal açıdan yoğun bir dönemde bu seçimi somut kriterlere dayandırmanızı öneririz. - Aile hukuku odaklı çalışma: Boşanma davaları, genel hukuk bilgisinin ötesinde spesifik deneyim gerektirir. Anlaşmalı ve çekişmeli boşanma davalarıyla düzenli çalışan bir avukat tercih edin. - Aile mahkemesi deneyimi: Davanızın görüleceği mahkemenin iş yükü ve yerel uygulama bilgisi, sürecin yönetimini doğrudan etkiler. Fiili duruşma pratiği belirleyicidir. - Şeffaf ücret politikası: İlk görüşmede gizli maliyet olmaksızın ücret yapısını net biçimde öğrenebilmelisiniz. Belirsiz ücret politikası bir uyarı işaretidir. - İletişim kalitesi: Her duruşma sonrası bilgilendirme yapan ve sorularınızı zamanında yanıtlayan bir avukat, sizi gereksiz kaygıdan korur. - Empati ve dinleme: Boşanma teknik bir sürecin ötesinde insani bir deneyimdir. Sizi gerçekten dinleyen bir avukat, süreci daha sağlıklı yönetmenizi sağlar. Velayet ve mal paylaşımı taleplerinin de bulunduğu dosyalarda erken hukuki planlama, sonucu en çok etkileyen faktördür. Karar vermeden önce dosyanızı değerlendirtmeniz her zaman yararınızadır. ## İstanbul Boşanma Avukatı Tavsiye Edilirken Nelere Dikkat Edilmelidir? İstanbul boşanma avukatı tavsiye ararken çevreden gelen isimler değerli bir başlangıçtır; ancak her tavsiye her dosyaya uymaz. Bir yakınınızın anlaşmalı boşanmasında memnun kaldığı avukat, velayet ve mal paylaşımının çekişmeli yürüdüğü bir dosya için doğru tercih olmayabilir. Tavsiye edilen avukatı değerlendirirken şu sorulara yanıt arayın: Avukatın aile mahkemelerinde güncel dosyası var mı? Sizin dava türünüzle (anlaşmalı, çekişmeli, uluslararası unsurlu) daha önce çalışmış mı? İlk görüşmede dosyanız hakkında somut bir yol haritası sunabiliyor mu? Gerçekçi olmayan vaatler en önemli uyarı işaretidir. Hiçbir avukat velayet garantisi veya kesin sonuç sözü veremez; karar, delil durumuna ve mahkemenin takdirine bağlıdır. Güvenilir bir avukat size olasılıkları ve riskleri açıkça anlatır; "kesin kazanırız" demez. ## Anlaşmalı Boşanma ile Çekişmeli Boşanma Arasındaki Farklar Türk Medeni Kanunu kapsamında boşanma davaları uygulamada anlaşmalı ve çekişmeli olmak üzere iki biçimde yürür. Hangi türün sizin için geçerli olduğu; sürecin süresini, maliyetini ve izlenecek hukuki adımları doğrudan belirler. Kriter Anlaşmalı Boşanma Çekişmeli Boşanma Ön koşul En az 1 yıllık evlilik ve tüm sonuçlarda mutabakat Tarafların en az bir konuda anlaşamaması Ortalama süre 1 – 3 ay 1 – 4 yıl Duruşma sayısı Genellikle tek celse Çok sayıda duruşma Velayet Boşanma protokolüyle belirlenir, hakim denetler Mahkeme, sosyal inceleme raporu ve delillere göre karar verir Nafaka ve tazminat Taraflarca kararlaştırılır Kusur ve ekonomik duruma göre mahkeme takdir eder Mal paylaşımı Protokole dahil edilebilir Genellikle ayrı mal rejimi davası gerekir Avukat zorunluluğu Zorunlu değil, protokol güvenliği için önerilir Zorunlu değil, ancak kritik öneme sahip Anlaşmalı boşanma hızlı ve düşük maliyetlidir; ancak aceleyle imzalanan bir protokol, ileride açılamayacak taleplerin kaybı anlamına gelebilir. Çekişmeli boşanma daha uzundur; ancak hak kaybını kabul etmemek gerektiğinde tek yoldur. Dava türünüzü belirlemeden avukat seçimine karar vermemenizi öneririz. ## İstanbul'da Boşanma Davası Süreci Nasıl İşler? İstanbul'daki aile mahkemelerinin yoğunluğu göz önünde bulundurulduğunda, sürecin her adımına baştan hazırlıklı olmak zaman ve maliyet açısından büyük tasarruf sağlar. Boşanma davası aşağıdaki aşamalardan geçer. ## Ön Görüşme Avukatla yapılan ilk görüşmede evlilik durumu, çocuklar, mal varlıkları ve tarafların tutumu değerlendirilir. Anlaşmalı mı çekişmeli mi ilerlemenin daha avantajlı olduğu tartışılır; zaman planı ve tahmini ücret şeffaf biçimde belirlenir. Bu görüşme, tüm sürecin stratejisinin kurulduğu aşamadır. ## Delil Hazırlığı Boşanma sebebini destekleyen belgeler, WhatsApp yazışmaları ve benzeri dijital deliller, banka kayıtları, varsa adli tıp raporları ve tanık listesi derlenir. Delillerin hukuka uygun elde edilmiş olması esastır; hukuka aykırı delil hem hükme esas alınmaz hem de ayrı bir sorumluluk doğurabilir. ## Davanın Açılması Yetkili Aile Mahkemesine dava dilekçesi sunulur. Yetkili mahkeme; eşlerden birinin yerleşim yeri veya son altı ayda birlikte oturulan yer mahkemesidir. Gerekli hallerde dilekçeyle birlikte tedbir nafakası, ihtiyati tedbir ve şiddet riski varsa 6284 sayılı Kanun kapsamında koruma talep edilir. ## Ön İnceleme Dilekçeler aşaması tamamlandıktan sonra mahkeme ön inceleme duruşması yapar. Tarafların iddia ve savunmaları netleştirilir, uyuşmazlık noktaları belirlenir ve deliller toplanmaya başlar. Bu duruşmada sulh imkanı da değerlendirilir. ## Tahkikat Davanın esasının incelendiği aşamadır. Bilirkişi atanır, velayet talebi varsa pedagog veya psikolog eşliğinde sosyal inceleme raporu alınır, mali kayıtlar getirtilir. Tahkikat, çekişmeli davaların en uzun süren bölümüdür ve dosyanın kaderi büyük ölçüde burada şekillenir. ## Tanıkların Dinlenmesi Taraf tanıkları duruşmada dinlenir. Boşanma davalarında tanık beyanı en önemli delillerden biridir; çünkü evlilik içi olayların çoğu yazılı delille ispatlanamaz. Tanıkların olaylara doğrudan tanıklık etmiş kişilerden seçilmesi ve beyanların çelişkisiz olması ispat gücünü belirler. ## Karar Tahkikat tamamlandığında taraflar son beyanlarını sunar ve mahkeme gerekçeli kararını açıklar. Kararda boşanmayla birlikte velayet, kişisel ilişki, nafaka ve tazminata ilişkin hükümler yer alır. Kusur değerlendirmesi, tazminat ve yoksulluk nafakası taleplerinin sonucunu doğrudan etkiler. ## İstinaf Karara karşı ilk kanun yolu istinaftır; başvuru İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine yapılır. İstinaf incelemesi hem olay hem hukuk yönünden yapılır. Süresi içinde istinafa başvurulmayan karar kesinleşir; bu nedenle tebligat sürelerinin takibi kritiktir. ## Temyiz İstinaf sonrası koşulları oluşan kararlar için temyiz yolu açıktır; incelemeyi Yargıtay ilgili hukuk dairesi yapar. Karar kesinleştiğinde boşanma nüfusa işlenir; nafaka ve mal paylaşımına ilişkin hükümlerin icrası avukat tarafından takip edilir. ## Boşanma Davalarında En Sık Karşılaşılan Hukuki Konular İstanbul aile mahkemelerinde görülen boşanma dosyalarının büyük bölümü, aşağıdaki hukuki konuların bir veya birkaçını birlikte içerir. Her başlık kendi usul ve ispat kurallarına tabidir. ## Velayet Ergin olmayan çocuğun bakımı ve temsili hakkının hangi ebeveynde kalacağının belirlenmesidir. Mahkeme kararını çocuğun üstün yararına göre verir; sosyal inceleme raporu ve çocuğun görüşü belirleyici rol oynar. Koşulların değişmesi halinde velayet değişikliği davası açılabilir. ## Anlaşmalı Boşanma En az bir yıl sürmüş evliliklerde tarafların tüm sonuçlar üzerinde uzlaştığı dava türüdür. Uzlaşmanın boşanma protokolüne eksiksiz yansıtılması esastır; hakim protokolü denetler ve tarafları bizzat dinler. Doğru hazırlanan protokol tek celsede sonuç verir. ## Çekişmeli Boşanma ## Tarafların boşanma veya sonuçlarından en az birinde anlaşamadığı davalardır. Kusur ispatı, tanık ve delil yönetimi ile talep kalemlerinin doğru kurgulanması sonucu belirler. Süreç uzun olduğundan dava boyunca tedbir talepleri önem taşır. ## Tedbir Nafakası Dava süresince eş ve çocuklar için geçici olarak hükmedilen nafakadır. Başvurunun ardından kısa sürede karara bağlanır ve davanın uzadığı dönemlerde ailenin ekonomik güvencesini sağlar. Dava tarihinden itibaren geçerli olacak şekilde talep edilmesi önemlidir. ## Yoksulluk Nafakası Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olan ve kusuru daha ağır olmayan eş lehine hükmedilen nafakadır. Süresiz hükmedilebilir; nafaka alan eşin evlenmesi veya evlilik benzeri birliktelik yaşaması halinde kaldırılabilir. ## İştirak Nafakası Velayeti almayan ebeveynin, çocuğun eğitim, sağlık ve günlük yaşam giderlerine katkısıdır. Çocuğun ihtiyaçları ile ebeveynlerin mali gücü esas alınarak belirlenir ve çocuk ergin olana kadar devam eder; eğitim sürüyorsa uzayabilir. ## Nafaka Artırımı Ekonomik koşulların değişmesi, enflasyon veya çocuğun artan ihtiyaçları nedeniyle mevcut nafakanın yükseltilmesi için açılan davadır. Kararda gelecek yıllar için artış oranı (örneğin ÜFE) belirlenmesi de talep edilebilir. ## Nafaka Azaltımı Nafaka yükümlüsünün ödeme gücünün azalması veya alacaklının ihtiyacının ortadan kalkması halinde nafakanın indirilmesi ya da kaldırılması için açılan davadır. İşsizlik, sağlık sorunları ve gelir kaybı somut belgelerle ispatlanmalıdır. ## Mal Paylaşımı Evlilik içinde edinilen malların boşanma sonrasında tasfiyesidir. Boşanma davasından ayrı bir dava olarak yürür ve boşanmanın kesinleşmesinden itibaren on yıllık zamanaşımına tabidir. Hangi mal rejiminin uygulanacağı, evliliğin tarihine ve varsa mal rejimi sözleşmesine göre belirlenir. ## Katılma Alacağı 2002 sonrası yasal rejim olan edinilmiş mallara katılma rejiminde, evlilik içinde edinilen malların artık değeri üzerinden her eşin diğerinden talep edebileceği yarı paydır. Katkı payı alacağı ve değer artış payı ise bir eşin diğerinin malına yaptığı katkının karşılığıdır. ## Ziynet Eşyası Düğünde takılan altın ve takıların iadesine ilişkin taleptir. Yerleşik uygulamada düğün takıları kural olarak kadına ait kabul edilir. Ziynetlerin varlığı, miktarı ve kimde kaldığı tanık ve görüntü kayıtlarıyla ispatlanır; çeyiz alacağı talepleri de benzer usule tabidir. ## Maddi Tazminat Boşanma yüzünden mevcut veya beklenen menfaatleri zedelenen, kusursuz veya daha az kusurlu eşin talep edebileceği tazminattır. Tarafların kusur oranı, ekonomik durumu ve evliliğin süresi tazminat miktarını belirler. ## Manevi Tazminat Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan eşin talep edebileceği tazminattır. Zina, şiddet, hakaret ve aldatmanın kamuya yansıması gibi durumlar manevi tazminatın dayanağını oluşturur. ## Aile Konutu Ailenin yaşam merkezi olan konut, özel korumaya tabidir. Tapuya aile konutu şerhi konulması, malik olmayan eşin rızası dışında konutun satılmasını veya ipotek edilmesini engeller. Boşanma sürecinde konutun kime özgüleneceği ayrıca karara bağlanır. ## 6284 Sayılı Kanun Ailenin korunması ve kadına karşı şiddetin önlenmesine dair 6284 sayılı Kanun; şiddete uğrayan veya şiddet riski altındaki kişilere hızlı koruma sağlar. Koruyucu ve önleyici tedbir kararları, delil ispatı aranmaksızın ve kısa sürede verilebilir. ## Uzaklaştırma Kararı 6284 kapsamında en sık başvurulan tedbirdir; şiddet uygulayanın ortak konuttan uzaklaştırılmasını ve mağdura yaklaşmamasını sağlar. Karara aykırılık zorlama hapsiyle yaptırıma bağlanmıştır. Boşanma davasıyla eş zamanlı yürütülebilir. ## Yabancı Uyruklu Eşle Boşanma Eşlerden birinin yabancı olduğu boşanmalarda milletlerarası özel hukuk kuralları devreye girer; uygulanacak hukuk ve yetkili mahkeme ayrıca belirlenir. Tebligat ve tercüme süreçleri bu davaları teknik olarak farklılaştırır. ## Tanıma ve Tenfiz Yabancı mahkemede alınan boşanma kararının Türkiye'de hüküm doğurması için tanıma, icra edilebilir hale gelmesi için tenfiz davası açılır. Bu dava yapılmadan yurt dışı boşanma Türk nüfus kayıtlarına işlenmez ve kişi Türkiye'de evli görünmeye devam eder. ## Uluslararası Velayet Çocuğun bir ülkeden diğerine hukuka aykırı götürülmesi veya alıkonulması halinde Lahey Sözleşmesi kapsamında iade süreci yürütülür. Süreler kısa ve usul katıdır; bu dosyalarda hızlı hareket etmek sonucu doğrudan etkiler. ## Velayet Davalarında Mahkeme Nelere Dikkat Eder? Velayet kararının tek ölçütü çocuğun üstün yararıdır; anne veya babanın talepleri bu ilkenin gerisinde kalır. İstanbul aile mahkemelerinde velayet kararları, mahkemece görevlendirilen sosyal hizmet uzmanının hazırladığı sosyal inceleme raporundan güçlü biçimde etkilenir. Bu raporda ebeveynlerin çocukla geçirdiği zaman, yaşam koşulları, ekonomik durumu ve çocukla kurulan duygusal bağ ayrıntılı olarak değerlendirilir. Rapor sürecine hazırlıksız yakalanan ebeveyn, gerçek durumunu yansıtamadığı için haksız sonuçlarla karşılaşabilir. Ev ziyaretine ve görüşmelere doğru hazırlanmak bu nedenle önemlidir. İdrak çağına gelmiş çocukların görüşü mahkemece bizzat veya pedagog ve psikolog eşliğinde alınır; uygulamada bu sınır yaklaşık sekiz yaş kabul edilir. Çocuğun görüşü tek başına belirleyici olmasa da kararda ciddi ağırlık taşır. Küçük yaştaki çocuklarda anne bakımına duyulan ihtiyaç öne çıkarken, yaş büyüdükçe eğitim istikrarı ve yaşam düzeni ağırlık kazanır. Ekonomik güç tek başına velayet sebebi değildir; maddi imkanı düşük ebeveynin bu açığı iştirak nafakasıyla kapatılır. Velayeti alamayan ebeveyn lehine ise çocukla düzenli kişisel ilişki kurulmasına karar verilir. Velayet dosyanız için erken hazırlık, rapor sürecinin sağlıklı yönetilmesi açısından belirleyicidir. ## Boşanma Davasında Nafaka Nasıl Belirlenir? Boşanma davalarında üç nafaka türü gündeme gelir: dava süresince geçerli tedbir nafakası, boşanma sonrası eş için yoksulluk nafakası ve çocuk için iştirak nafakası. Her biri farklı koşullara tabidir; ancak belirlenme mantığı ortaktır. Mahkeme nafaka miktarını belirlerken tarafların gelir ve mal varlığını, yaşam standardını, çocuğun eğitim ve sağlık giderlerini ve ekonomik koşulları birlikte değerlendirir. Gelirin tespiti için SGK kayıtları, banka hesapları ve tapu kayıtları getirtilir. Gelirini düşük gösteren tarafın gerçek yaşam standardı, tanık ve harcama kayıtlarıyla ortaya konabilir. Nafaka kararları kesin hüküm oluşturmaz; koşullar değiştikçe artırım veya azaltım davasıyla güncellenebilir. Talep edilirken ileriye dönük artış oranının da istenmesi, her yıl yeniden dava açma yükünü ortadan kaldırır. Nafaka taleplerinin doğru kurgulanması, hem hak kaybını hem haksız yükümlülüğü önler; bu nedenle dava dilekçesi aşamasında avukat değerlendirmesi kritiktir. ## Boşanmada Mal Paylaşımı Nasıl Yapılır? 2002 yılından itibaren kurulan evliliklerde yasal mal rejimi, edinilmiş mallara katılma rejimidir. Bu rejimde evlilik içinde edinilen mallar tasfiyede kural olarak eşit paylaşılır. Paylaşıma tabi başlıca varlıklar şunlardır: çalışma karşılığı gelirler ve bu gelirlerle alınan taşınmazlar, sosyal güvenlik ödemeleri, edinilmiş malların gelirleri (kira, temettü) ve bir eşin diğerinin kişisel malına yaptığı katkının yarattığı değer artışı. Buna karşın miras yoluyla edinilen mallar, kişisel kullanıma özgü eşyalar ve evlilik öncesi sahip olunan varlıklar kural olarak paylaşım dışında kalır. Kişisel mal ile edinilmiş mal arasındaki sınırın doğru çizilmesi, tasfiye davasının en teknik tartışmasıdır. Mal paylaşımı davası, boşanma davasından ayrı yürür ve boşanmanın kesinleşmesini bekler. Şirket hissesi, yurt dışı varlıklar ve yatırım araçları içeren dosyalarda bilirkişi incelemesi sonucu belirler. Karşı tarafın mal kaçırma girişimi riski varsa dava ile birlikte ihtiyati tedbir talep edilmesi, alacağın güvence altına alınmasını sağlar. Mal varlığının erken aşamada tespit edilmesi için dava öncesi hukuki planlama büyük avantaj sağlar. ## İstanbul Boşanma Avukatı Ücretleri Nasıl Belirlenir? "İstanbul boşanma avukatı ücreti ne kadar?" sorusu, süreci araştıran herkesin aklındaki ilk sorulardan biridir. Dürüst yanıt şudur: dava dosyası incelenmeden kesin rakam vermek mümkün değildir. Ücret, dosyanın kapsamına göre şekillenir. Ücreti etkileyen temel faktörler şunlardır: - Dava türü: Anlaşmalı boşanma, protokol hazırlığı dahil genellikle tek duruşmada sonuçlandığından çekişmeli boşanmaya kıyasla daha düşük ücretlidir. - Talep kalemleri: Velayet, nafaka ve tazminat taleplerinin birlikte yürüdüğü çekişmeli davalarda ücret kapsamla birlikte artar. - Mal varlığının büyüklüğü: Şirket ortaklıkları, birden fazla gayrimenkul ve yurt dışı varlıklar içeren tasfiye davaları ek çalışma gerektirir. - Uluslararası unsur: Tanıma-tenfiz ve Lahey Sözleşmesi kapsamındaki dosyalar ek uzmanlık gerektirir. - Kanun yolu aşamaları: İstinaf ve temyiz süreçlerinin kapsama dahil olup olmadığı ücrete yansır. Ücretin yasal alt sınırı, her yıl güncellenen İstanbul Barosu Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi ile belirlenir. Koza Avukatlık olarak ilk görüşmede tahmini ücreti ve süreci şeffaf biçimde paylaşıyoruz. Tavsiyemiz; "en ucuz İstanbul boşanma avukatı" arayışı yerine dosyanıza en doğru sonucu kazandıracak avukatı tercih etmenizdir. Velayet ve mal paylaşımını kapsayan çekişmeli davalarda alınan olumsuz bir sonuç, hem maddi hem insani açıdan yıllarca etki yaratır. Avukatlık ücretini bu nedenle bir gider değil, geleceğinize yapılan bir yatırım olarak değerlendirmek akılcı yaklaşımdır. ## Neden Koza Avukatlık? Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal'daki merkez ofisinden İstanbul'un tüm adliyelerinde aile hukuku dosyası yürüten bir hukuk bürosudur. Çalışma prensiplerimizi altı başlıkta özetleyebiliriz. ## Dosya Analizi Her dosya, kalıp dilekçelerle değil kendi olgularıyla ele alınır. Evliliğin seyri, delil durumu, mal varlığı ve çocukların durumu ilk görüşmede birlikte değerlendirilir; anlaşmalı ve çekişmeli seçeneklerin avantajları dosya özelinde karşılaştırılır. ## Dava Stratejisi Boşanma sebebinin doğru seçilmesi, talep kalemlerinin eksiksiz kurgulanması ve tedbir taleplerinin zamanında yapılması stratejinin temelidir. Velayet dosyalarında sosyal inceleme sürecine hazırlık, mal paylaşımı dosyalarında erken tespit ve tedbir planlaması yapılır. ## Şeffaf Süreç Yönetimi İlk görüşmede dosyanın güçlü ve zayıf yönleri, olası senaryolar ve tahmini süre açıkça anlatılır. Velayet veya sonuç garantisi gibi gerçekçi olmayan vaatlerde bulunmayız; karar vermeniz için ihtiyacınız olan doğru bilgiyi veririz. ## Düzenli Bilgilendirme Her duruşma ve önemli gelişme sonrasında müvekkil bilgilendirilir. Boşanma sürecinin duygusal yükünü bildiğimiz için belirsizliği ortadan kaldıran düzenli iletişimi çalışma düzenimizin merkezine koyduk. ## Aile Mahkemesi Deneyimi İstanbul'un Anadolu ve Avrupa Yakası aile mahkemelerinde fiilen duruşma yürütüyoruz. Mahkemelerin iş yükünü ve yerel uygulama farklılıklarını bilmek, süreç planlamasında müvekkile somut avantaj sağlar. ## İletişim Sorularınızın zamanında yanıtlanması ve acil durumlarda ulaşılabilirlik, büro düzenimizin parçasıdır. 6284 kapsamındaki acil koruma ihtiyaçlarında telefon hattımız önceliklidir. ## İstanbul'un Hangi Adliyelerinde Hizmet Veriyoruz? Kartal'daki merkez ofisimiz, Marmaray ve metro bağlantısıyla İstanbul'un tüm ilçelerinden kolayca ulaşılabilir konumdadır. Hem Anadolu hem Avrupa Yakası'ndaki aile mahkemelerinde aktif dava takibi yapıyoruz. ## İstanbul Anadolu Adliyesi (Kartal) Ofisimizin hemen yakınındaki İstanbul Anadolu Adliyesi; Kartal, Kadıköy, Maltepe, Pendik, Ataşehir, Ümraniye ve Üsküdar dahil Anadolu Yakası'nın aile mahkemesi dosyalarının görüldüğü merkezdir. Anadolu Yakası boşanma avukatı desteğinde en yoğun çalıştığımız adliyedir. ## Çağlayan Adliyesi Şişli, Beşiktaş, Beyoğlu ve Fatih gibi merkez ilçelerin aile hukuku dosyaları, Avrupa Yakası'nın en büyük adliyesi olan Çağlayan'da görülür. Aile mahkemelerinin yoğunluğu nedeniyle duruşma planlaması ayrı bir takip gerektirir. ## Bakırköy Adliyesi Bakırköy ve çevre ilçelerin boşanma, velayet ve nafaka dosyalarının merkezi konumundadır. Bakırköy boşanma avukatı arayışındaki müvekkillerimizin dosyalarını bu adliyede takip ediyoruz. ## Küçükçekmece Adliyesi Küçükçekmece ve çevresindeki yoğun nüfuslu bölgelerin aile mahkemesi dosyaları bu adliyede görülür; Avrupa Yakası takibimizin önemli bölümünü oluşturur. ## Gaziosmanpaşa Adliyesi Gaziosmanpaşa ve çevre ilçelerin aile hukuku uyuşmazlıklarını kapsar. Bölgedeki boşanma ve 6284 tedbir dosyalarında temsil hizmeti sunuyoruz. ## Büyükçekmece Adliyesi Beylikdüzü, Esenyurt ve Büyükçekmece bölgesinin aile mahkemesi dosyaları bu adliyede görülür. Hızla büyüyen bu bölgedeki artan dosya yoğunluğunu yakından takip ediyoruz. ## Silivri Adliyesi İstanbul'un batı ucundaki Silivri bölgesinin boşanma ve aile hukuku dosyalarında da temsil sağlıyoruz. ## Boşanma Sürecinde Doğru Adımı Bugün Atın Boşanma; velayet, nafaka ve mal paylaşımıyla birlikte hayatınızın uzun vadesini şekillendiren bir süreçtir. Bu süreçte ilk hukuki değerlendirmenin erken yapılması, hem hak kayıplarını önler hem de yolun başında doğru stratejiyle ilerlemenizi sağlar. Koza Avukatlık ve Danışmanlık olarak dosyanızı değerlendirmek, sorularınızı yanıtlamak ve size özel bir hukuki strateji oluşturmak için hazırız. Kartal'daki ofisimizde veya online görüşmeyle randevu alabilir, 0535 924 18 52 numaralı hattımızdan bize ulaşabilirsiniz. Dosya değerlendirmesi için bugün iletişime geçin; sürecinizi birlikte planlayalım. 📍Adres Cevizli, Kepez Sk. No:7 Kat:4 Daire:9 Kartal / İstanbul 34865 📱 Mobil +90 (535) 924 18 52 ☎️ Ofis +90 (538) 980 49 46 ✉️ E-posta kozaavukatlik@gmail.com 🕐Çalışma Saatleri Pazartesi – Cuma: 09:00 – 18:00 Online danışmanlık için randevu alınız. ## Sıkça Sorulan Sorular S: İstanbul'da boşanma davası ne kadar sürer? C: Anlaşmalı boşanma genellikle 1-3 ay içinde, çoğu zaman tek celsede sonuçlanır. Çekişmeli boşanma ise mahkemenin iş yüküne, delil durumuna ve taleplerin kapsamına göre 1 ile 4 yıl sürebilir; istinaf ve temyiz aşamaları bu süreye eklenir. S: Boşanma davasında avukat tutmak zorunlu mu? C: Zorunlu değildir; ancak velayet, nafaka ve mal paylaşımı taleplerinin doğru kurgulanmaması telafisi zor hak kayıplarına yol açabilir. Özellikle çekişmeli davalarda avukat desteği kritik önem taşır. S: Anlaşmalı boşanma için şartlar nelerdir? C: Evliliğin en az bir yıl sürmüş olması, tarafların boşanma ve tüm sonuçları (velayet, nafaka, tazminat, mal paylaşımı) üzerinde anlaşması ve bu anlaşmayı içeren protokolün hakim tarafından uygun bulunması gerekir. Hakim tarafları duruşmada bizzat dinler. S: Boşanma protokolü sonradan değiştirilebilir mi? C: Kesinleşen protokol hükümleri kural olarak bağlayıcıdır. Ancak nafaka ve velayet gibi konularda koşulların değişmesi halinde uyarlama veya değişiklik davası açılabilir. Mal paylaşımına ilişkin feragat içeren maddeler ise geri alınamaz; bu nedenle protokol imzalanmadan önce mutlaka incelettirilmelidir. S: Velayet nasıl belirlenir, çocuğu kim alır? C: Mahkeme, çocuğun üstün yararını esas alır; sosyal inceleme raporu, çocuğun yaşı, ebeveynlerle bağı ve yaşam koşulları değerlendirilir. İdrak çağındaki çocuğun görüşü de alınır. Ekonomik güç tek başına belirleyici değildir. S: Ortak velayet mümkün mü? C: Türk hukukunda boşanma sonrası ortak velayet, güncel yargı uygulamasında tarafların anlaşması ve çocuğun yararına olması koşuluyla mümkün görülmektedir. Uygulanabilirliği dosya özelinde değerlendirilmelidir. S: Nafaka türleri nelerdir, nasıl hesaplanır? C: Üç tür nafaka vardır: dava süresince geçerli tedbir nafakası, boşanma sonrası eş için yoksulluk nafakası ve çocuk için iştirak nafakası. Miktar; tarafların gelir durumu, yaşam standardı ve çocuğun ihtiyaçlarına göre mahkemece takdir edilir. S: Nafaka ödenmezse ne olur? C: Nafaka alacağı icra takibiyle tahsil edilebilir. Ayrıca nafaka yükümlülüğünün ihlali halinde şikayet üzerine zorlama hapsi gündeme gelebilir. Birikmiş nafakaların takibi için icra sürecinin doğru yürütülmesi gerekir. S: Süresiz nafaka kalktı mı? C: Yoksulluk nafakası mevcut düzenlemede süresiz olarak hükmedilebilmektedir; kamuoyundaki tartışmalar henüz yasal değişikliğe dönüşmüş değildir. Nafaka, alan eşin evlenmesi veya evlilik benzeri yaşam sürmesi halinde kaldırılabilir. Güncel durum dosya bazında değerlendirilmelidir. S: Boşanmada mallar nasıl paylaşılır? C: 2002 sonrası evliliklerde edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanır; evlilik içinde edinilen mallar kural olarak eşit paylaşılır. Miras ve evlilik öncesi mallar paylaşım dışıdır. Mal paylaşımı, boşanmadan ayrı bir dava ile talep edilir. S: Eşim mal kaçırıyor, ne yapabilirim? C: Dava ile birlikte ihtiyati tedbir talep edilerek taşınmaz ve araçların devri engellenebilir. Devri yapılmış mallar için ise tasfiyede hesaba katma ve alacak talepleri gündeme gelir. Şüphe halinde vakit kaybetmeden hukuki adım atılması önemlidir. S: Düğün takıları kime aittir? C: Yerleşik yargı uygulamasında düğünde takılan ziynet eşyaları kural olarak kadına ait kabul edilir. Takıların varlığı ve kimde kaldığı; düğün görüntüleri, fotoğraflar ve tanık beyanlarıyla ispatlanır. S: WhatsApp yazışmaları boşanmada delil olur mu? C: Kendi telefonunuzdaki, tarafı olduğunuz yazışmalar kural olarak delil değeri taşır. Ancak eşin telefonuna gizlice erişerek elde edilen içerikler hukuka aykırı delil sayılabilir ve ayrıca cezai sorumluluk doğurabilir. Dijital delillerin nasıl toplanacağı avukata danışılmalıdır. S: Aldatılan eş hangi haklara sahiptir? C: Zina, özel boşanma sebebidir ve ispatı halinde kusur belirlemesinde ağır sonuç doğurur. Aldatılan eş maddi ve manevi tazminat talep edebilir; zina nedeniyle boşanmada mal paylaşımında kusurlu eşin katılma alacağının azaltılması veya kaldırılması da istenebilir. S: Boşanma davası açıldığında evi terk etmek zorunda mıyım? C: Hayır. Dava süresince ortak konutun hangi eşe özgüleneceği mahkemeden tedbiren talep edilebilir. Şiddet varsa 6284 sayılı Kanun kapsamında karşı tarafın konuttan uzaklaştırılması da istenebilir. S: Uzaklaştırma kararı nasıl alınır? C: 6284 sayılı Kanun kapsamında Aile Mahkemesine veya kolluğa başvuruyla talep edilir. Karar, delil ispatı aranmaksızın kısa sürede verilebilir. Boşanma davasından bağımsız olarak da alınabilir ve ihlali zorlama hapsi yaptırımına bağlıdır. S: Yurt dışında boşandım, Türkiye'de geçerli mi? C: Yabancı mahkeme kararının Türkiye'de hüküm doğurması için tanıma ve tenfiz davası açılması veya koşulları varsa nüfus müdürlüğü üzerinden idari tescil yapılması gerekir. Bu işlem yapılmadan Türk kayıtlarında evli görünmeye devam edersiniz. S: Eşim yabancı uyruklu, boşanma nasıl işler? C: Milletlerarası özel hukuk kuralları uygulanır; yetkili mahkeme ve uygulanacak hukuk dosya özelinde belirlenir. Yurt dışı tebligat süreçleri davayı uzatabileceğinden usulün baştan doğru planlanması önemlidir. S: Boşanma davası reddedilirse ne olur? C: Ret kararının kesinleşmesinden itibaren üç yıl boyunca ortak hayat yeniden kurulamamışsa, taraflardan birinin talebiyle evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı kabul edilir ve boşanmaya karar verilir. Bu nedenle ilk davanın doğru kurgulanması kritiktir. S: Boşanma davasında masraflar nelerdir? C: Harç, gider avansı, tebligat, bilirkişi ve tanık giderleri ile avukatlık ücreti temel kalemlerdir. Dava sonunda yargılama giderleri kural olarak haksız çıkan tarafa yükletilir. Avukatlık ücreti dosya kapsamına göre belirlenir ve İstanbul Barosu tarifesinin altında olamaz. S: Avukatlık ücreti nasıl ödenir? C: Ücret, avukatlık sözleşmesinde belirlenen şekilde peşin veya taksitli olarak kararlaştırılabilir. İlk görüşmede ödeme planı da dahil olmak üzere tüm koşullar şeffaf biçimde netleştirilir. S: Boşanma davası hangi şehirde açılır? C: Eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son altı ayda birlikte oturdukları yer Aile Mahkemesinde açılır. İstanbul içinde hangi adliyenin yetkili olduğu, ikamet edilen ilçeye göre belirlenir. --- # İstanbul Ceza ve Ağır Ceza Avukatı URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/istanbul-ceza-avukati/ Güncelleme: 2026-07-02 Kısa cevap: Ceza yargılaması soruşturma ve kovuşturma olmak üzere iki aşamadan geçer. Gözaltı süresi bireysel suçlarda 24 saat, toplu suçlarda uzatmalarla en çok dört gündür. Gözaltının ilk anından itibaren müdafi ile gizli görüşme hakkı vardır; alt sınırı beş yıldan fazla hapis gerektiren suçlarda müdafi zorunludur. Tutuklama kararına yedi gün içinde itiraz edilebilir. Ağırlaştırılmış müebbet, müebbet ve on yıldan fazla hapis gerektiren suçlar ağır ceza mahkemesinde, kalanlar asliye ceza mahkemesinde görülür. Bir ceza soruşturması veya kovuşturmasıyla karşı karşıya kalmak, hayatın en sarsıcı deneyimlerinden biridir. Gözaltı, ifade, tutuklama, iddianame ve mahkumiyet gibi aşamaların her biri, hak kaybına zemin hazırlayan kritik anlar barındırır. Bu aşamalarda yapılan bir hata, ilerleyen dönemde telafisi güç sonuçlar doğurabilir. Türkiye'nin en yoğun adliye ağına sahip kenti İstanbul'da doğru İstanbul ceza avukatı seçimi, sürecin seyrini doğrudan etkiler. Soruşturmanın ilk anından duruşma salonuna, istinaf aşamasından Yargıtay'a kadar uzanan bu yolda yetersiz temsil; haksız tutukluluk, ağırlaşan ceza veya kaçırılan beraat fırsatı anlamına gelebilir. Koza Avukatlık ve Danışmanlık olarak Kartal'daki merkez ofisimizden İstanbul'un tüm adliyelerinde ceza davası yürütüyoruz. Bu sayfada ceza davası sürecini, avukat seçiminde dikkat edilmesi gereken kriterleri ve İstanbul ceza avukatı ücreti yapısını şeffaf biçimde ele alıyoruz. Gözaltı gibi acil durumlarda 0535 924 18 52 numaralı hattımızdan bize 7/24 ulaşabilirsiniz. ## İstanbul Ceza Avukatı Nedir? İstanbul ceza avukatı; Türk Ceza Kanunu ve Ceza Muhakemesi Kanunu kapsamındaki suçlarla ilgili soruşturma ve kovuşturma süreçlerinde şüpheli, sanık, mağdur veya müşteki konumundaki kişileri temsil eden avukattır. Şüpheli veya sanığı savunduğunda müdafi, mağdur veya müştekiyi temsil ettiğinde vekil sıfatıyla hareket eder. Ceza avukatının görevi yalnızca duruşmaya girmekten ibaret değildir. İfade ve sorgu öncesi hukuki bilgilendirme, gözaltı sürecinin takibi, tutukluluğa itiraz, delil denetimi, savunma dilekçelerinin hazırlanması ve infaz aşamasının izlenmesi bu görevin parçalarıdır. Türk hukukunda "ceza avukatı" resmi bir uzmanlık unvanı değildir; her avukat ceza davası alabilir. Ancak ceza yargılaması, kendine özgü usul kuralları ve mahkeme pratiği gerektirdiğinden, çalışmasını ceza hukukuna odaklamış bir büro ile ilerlemek önemli bir avantaj sağlar. ## İstanbul Ağır Ceza Avukatı Hangi Davalara Bakar? İstanbul ağır ceza avukatı, ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren davalarda savunma yürüten avukattır. Ağır ceza mahkemeleri; kasten öldürme, yağma, nitelikli dolandırıcılık, uyuşturucu ticareti, cinsel saldırı, zimmet, rüşvet, resmi belgede sahtecilik, organize suçlar ve terör suçları gibi ağırlaştırılmış hapis cezası gerektiren dosyalara bakar. Bu davalarda tutukluluk süreleri uzun, delil dosyaları kapsamlı ve yargılama süreci karmaşıktır. Bazı ağır ceza dosyalarında müdafi bulunması zorunludur; sanık avukat seçmezse baro tarafından müdafi atanır. Ancak dosyayı en başından tanıyan, savunma stratejisini kendisi kuran bir avukatla çalışmak ile atanmış müdafi ile ilerlemek arasında pratikte ciddi fark vardır. Ağır ceza davalarında en kritik zaman dilimi, gözaltının ilk 24 saatidir. Bu sürede yapılan ifade hataları veya pasif tutum, sonraki aşamalarda telafisi güç sonuçlara yol açar. Deneyimli bir ağır ceza avukatı gözaltından itibaren müvekkiliyle görüşür, susma hakkını hatırlatır ve delil sürecini etkin biçimde yönetir. ## İstanbul'da En İyi Ceza Avukatı Nasıl Seçilir? "En iyi İstanbul ceza avukatı hangisi?" sorusunun tek bir doğru cevabı yoktur; çünkü her dosyanın ihtiyacı farklıdır. Doğru soru, sizin dosyanız için en uygun avukatın nasıl bulunacağıdır. Seçim yaparken internet aramaları yerine somut kriterlere dayanmanızı öneririz. - Ceza hukukuna odaklanmış çalışma: Ceza davaları, hukuki bilginin ötesinde adliye pratiği ve taktiksel savunma deneyimi gerektirir. Ağırlıklı olarak ceza dosyalarıyla çalışan bir avukat tercih edin. - Ağır ceza mahkemesi deneyimi: Ağır ceza davaları, asliye ceza davalarından daha uzun, daha karmaşık ve daha yüksek risklidir. Bu mahkemelerdeki fiili duruşma deneyimi belirleyicidir. - Acil erişilebilirlik: Gözaltı ve tutuklama durumlarında avukata 7/24 ulaşabilmek kritiktir. İlk 24 saatte ulaşılamayan avukat, sürecin en büyük dezavantajıdır. - Şeffaf ücret politikası: İlk görüşmede gizli maliyet olmaksızın ücret yapısını net biçimde öğrenebilmelisiniz. Belirsiz ücret politikası bir güvenilirlik sorununa işaret eder. - Düzenli bilgilendirme: Her duruşma ve önemli gelişme sonrasında sizi ve ailenizi bilgilendiren bir büro, belirsizlik kaynaklı kaygıyı ortadan kaldırır. Ceza soruşturmasında ilk ifade, davanın seyrini belirleyen en kritik adımlardan biridir. Henüz ifade aşamasındaysanız, karar vermeden önce dosyanızı bir ceza avukatına değerlendirtmeniz her zaman yararınızadır. ## İstanbul Ağır Ceza Avukatı Tavsiye Edilirken Nelere Dikkat Edilmelidir? İstanbul ağır ceza avukatı tavsiye ararken çevreden gelen isimler önemli bir başlangıç noktasıdır; ancak her tavsiye her dosyaya uymaz. Bir yakınınızın boşanma davasında memnun kaldığı avukat, uyuşturucu ticareti veya bilişim suçu dosyası için doğru tercih olmayabilir. Tavsiye edilen avukatı değerlendirirken şu sorulara yanıt arayın: Avukatın ağır ceza mahkemelerinde güncel ve düzenli dosyası var mı? Sizin suç tipinizle daha önce çalışmış mı? İstanbul adliyelerindeki işleyişe hakim mi? İlk görüşmede dosyanız hakkında somut bir değerlendirme sunabiliyor mu? Gerçekçi olmayan vaatler en önemli uyarı işaretidir. Hiçbir avukat beraat garantisi veremez; sonuç, delil durumuna ve yargılama sürecine bağlıdır. Güvenilir bir avukat size olasılıkları, riskleri ve izlenecek stratejiyi açık biçimde anlatır; kesin sonuç sözü vermez. ## Ceza Avukatı ile Ağır Ceza Avukatı Arasındaki Farklar Türk yargısında ceza davaları, suçun ağırlığına göre asliye ceza mahkemesi veya ağır ceza mahkemesinde görülür. Hangi mahkemede yargılandığınız; avukat seçimini, savunma stratejisini ve sürecin nasıl ilerleyeceğini doğrudan belirler. Kriter Asliye Ceza Mahkemesi Ağır Ceza Mahkemesi Görev alanı On yıl ve altında hapis cezası gerektiren suçlar Ağırlaştırılmış müebbet, müebbet ve on yıldan fazla hapis gerektiren suçlar Örnek suçlar Basit yaralama, hakaret, tehdit, basit hırsızlık, taksirle yaralama Kasten öldürme, yağma, uyuşturucu ticareti, cinsel saldırı, zimmet, organize suç Tutukluluk riski Görece düşük; adli kontrol daha sık uygulanır Yüksek; tutukluluk süreleri uzayabilir Ortalama dava süresi 6 ay – 2 yıl 1 – 5 yıl ve üzeri Kanun yolu İstinaf (Bölge Adliye Mahkemesi) İstinaf ve koşulları varsa temyiz (Yargıtay) Müdafi zorunluluğu Hak olarak mevcut, önerilir Alt sınırı beş yılı aşan suçlarda zorunlu müdafi atanır Her iki mahkeme türünde de savunma ciddiyet gerektirir; ancak ağır ceza dosyalarında hata payı çok daha dardır. Dosyanızın hangi mahkemede görüleceği, iddianamedeki suç nitelendirmesine göre belirlenir ve bu nitelendirmenin kendisi de savunmanın itiraz edebileceği bir konudur. ## İstanbul'da Ceza Davası Süreci Nasıl İşler? İstanbul'daki ceza mahkemelerinin yoğunluğu göz önüne alındığında, sürecin her adımına baştan hazırlıklı olmak zaman, özgürlük ve maliyet açısından belirleyici rol oynar. Ceza yargılaması aşağıdaki aşamalardan geçer. ## Soruşturma Süreç, suç şüphesinin Cumhuriyet Savcılığı tarafından öğrenilmesiyle başlar. Cumhuriyet Savcısı; delil toplama, ifade alma, yakalama ve gözaltı gibi işlemleri yürütür. Bu aşamada kişi şüpheli sıfatını taşır. İfade öncesi müdafi ile gizli görüşme yapmak, susma hakkını bilmek ve delil sürecini takip etmek soruşturma aşamasının en kritik unsurlarıdır. ## İddianame Cumhuriyet Başsavcılığı, toplanan deliller suçun işlendiği yönünde yeterli şüphe oluşturuyorsa iddianame düzenler. İddianamede suçun vasfı, dayanılan TCK maddeleri ve deliller yer alır. Mahkeme iddianameyi kabul ederse kovuşturma başlar; eksik soruşturma varsa iade edilebilir. Suç nitelendirmesindeki hatalar bu aşamadan itibaren sorgulanmalıdır. ## Kovuşturma İddianamenin kabulüyle şüpheli, sanık sıfatını alır ve dosya mahkeme önüne gelir. Kovuşturma aşamasında deliller tartışılır, tanıklar dinlenir ve savunma sunulur. Bu aşama, suçun türüne göre asliye ceza veya ağır ceza mahkemesinde yürütülür. ## Duruşma Duruşmalarda sanık ve müdafi aktif olarak yer alır. Tanıklara çapraz sorgu yapılması, bilirkişi raporlarına itiraz edilmesi, ek delil taleplerinin zamanında sunulması ve sözlü savunmanın güçlü biçimde yapılması duruşma yönetiminin parçalarıdır. Her duruşma, dosyanın seyrini değiştirebilecek gelişmelere açıktır. ## Karar Yargılama sonunda mahkeme; beraat, mahkumiyet, ceza verilmesine yer olmadığı veya davanın düşmesi kararlarından birini verir. Mahkumiyet halinde etkin pişmanlık, haksız tahrik, iyi hal indirimi gibi ceza azaltıcı unsurlar ile HAGB, erteleme ve adli para cezasına çevirme seçenekleri değerlendirilir. ## İstinaf Karara karşı ilk kanun yolu istinaftır. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, dosyayı hem maddi olay hem hukuki yönden inceler. İstinaf başvurusu, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren süresi içinde yapılmalıdır. Gerekçesi güçlü hazırlanmış bir istinaf dilekçesi, kararın kaldırılmasını veya yeniden yargılamayı sağlayabilir. ## Temyiz İstinaf sonrası koşulları oluşan kararlar için temyiz yolu açıktır. Temyiz incelemesini Yargıtay ilgili ceza dairesi yapar ve inceleme hukuka uygunluk denetimiyle sınırlıdır. Usul hatalarının ve hukuka aykırı delillerin doğru tespit edilmesi, temyiz başarısının anahtarıdır. ## İnfaz Karar kesinleştikten sonra infaz aşaması başlar. Cezanın infaz biçimi, koşullu salıverilme hesabı ve denetimli serbestlik uygulamaları bu aşamada gündeme gelir. İnfaz hukuku, mahkumiyet sonrasında dahi kişinin özgürlüğünü doğrudan etkileyen teknik bir alandır ve avukat takibi gerektirir. ## İstanbul Ceza Avukatının Baktığı Davalar Koza Avukatlık olarak ceza hukuku pratiğimiz; soruşturma aşamasından infaz sürecine, müdafi görevinden mağdur vekilliğine kadar ceza yargısının her boyutunu kapsar. Aşağıda en sık çalıştığımız dava türlerini bulabilirsiniz. ## Uyuşturucu Suçları TCK m.188-191 kapsamında kullanım, bulundurma ve ticaret arasındaki hukuki sınır hayati önem taşır. Kullanım sınırındaki dosyalarda tedavi ve denetimli serbestlik; uygun koşullarda erteleme ve HAGB seçenekleri uyuşturucu suçu avukatı savunmasında öncelikli araçlardır. ## Dolandırıcılık TCK m.157-158 kapsamındaki basit ve nitelikli dolandırıcılık dosyalarında suç kastının ispatı ve nitelikli hallerin ayrımı, ceza miktarını doğrudan etkiler. Banka kayıtları ve dijital izlerin hukuki denetimi dolandırıcılık suçu avukatı savunmasının temelidir. ## Hırsızlık TCK m.141-142 kapsamında basit ve nitelikli hırsızlık ayrımının doğru yapılması, cezayı yıllarca değiştirebilir. Etkin pişmanlık hükümleri ve iade imkanları bu dosyalarda özellikle değerlendirilir. ## Yağma TCK m.148-149 kapsamındaki yağma, ağır ceza mahkemesinde görülen ve yüksek ceza gerektiren bir suçtur. Hırsızlık ile yağma arasındaki nitelendirme farkı ve daha az cezayı gerektiren hallerin tespiti yağma gasp suçu avukatı savunmasının merkezindedir. ## Kasten Yaralama TCK m.86-88 kapsamında yaralamanın niteliği, adli tıp raporlarıyla belirlenir. Meşru müdafaa ve haksız tahrik savunmaları ile rapor içeriğine itiraz, sonucu doğrudan etkileyen unsurlardır. ## Adam Öldürme TCK m.81-83 kapsamındaki kasten öldürme dosyalarında kastın tespiti, olası kast ile bilinçli taksir ayrımı, meşru müdafaa ve haksız tahrik indirimi savunmanın merkezindedir. Olay yeri incelemesi ve Adli Tıp raporlarına yönelik itirazlar kritik önem taşır. ## Hakaret TCK m.106 kapsamındaki tehdit dosyalarında sözün söylenme bağlamı, ciddiyeti ve ispatı belirleyicidir. Sosyal medya üzerinden işlenen hakaret suçlarında dijital delil tespiti ayrı bir uzmanlık gerektirir. ## Tehdit TCK m.106 kapsamındaki tehdit dosyalarında sözün söylenme bağlamı, ciddiyeti ve ispatı belirleyicidir. Mesaj ve ses kayıtlarının hukuka uygun elde edilip edilmediği savunmada denetlenir. ## Cinsel Suçlar TCK m.102-105 kapsamındaki dosyalarda delil standardı son derece yüksektir. Mağdur beyanının tutarlılığı, bilirkişi raporları ve dijital delillerin denetimi savunmanın temel eksenini oluşturur. Bu dosyalar hem sanık hem mağdur tarafında büyük hassasiyet gerektirir. ## Bilişim Suçları TCK m.243-246 kapsamındaki bilişim suçları dosyalarında dijital delillerin elde ediliş biçimi savunmanın güçlü aracıdır. Log kayıtları, IP analizleri, HTS kayıtları ve telefon incelemesi raporlarına itiraz süreci teknik uzmanlık gerektirir. ## Resmi Belgede Sahtecilik TCK m.204 kapsamında belgenin aldatma yeteneği ve iğfal kabiliyeti tartışmanın merkezindedir. Kriminal inceleme raporlarına itiraz ve kast unsurunun sorgulanması savunmanın temel araçlarıdır. ## Rüşvet TCK m.252 kapsamındaki rüşvet dosyaları ağır ceza mahkemesinde görülür ve kamu görevlileri için mesleki sonuçları da ağırdır. Delil zincirinin denetimi ve anlaşma unsurunun çürütülmesi önceliklidir. ## Zimmet TCK m.247 kapsamındaki zimmet dosyalarında bilirkişi incelemeleri ve hesap denetimleri belirleyicidir. Kullanma zimmeti ayrımı ve etkin pişmanlık kapsamında iade imkanları cezayı önemli ölçüde etkiler. ## Görevi Kötüye Kullanma TCK m.257 kapsamında görevin gereklerine aykırılık ile zarar, mağduriyet veya haksız menfaat unsurlarının birlikte ispatı gerekir. Bu unsurlardan birinin eksikliği beraat sebebidir. ## Organize Suçlar TCK m.220 kapsamındaki suç örgütü dosyalarında örgüt üyeliği, yöneticiliği ve örgüt adına suç işleme ayrımları uzun süreli tutuklulukla birlikte yürür. HTS kayıtları ve iletişim tespitlerinin hukuka uygunluğu bu dosyalarda merkezi tartışmadır. ## Terör Suçları Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki dosyalar, özel yargılama usulleri ve ağırlaştırılmış yaptırımlar içerir. Delillerin niteliği, tanık beyanlarının denetimi ve tutukluluğun ölçülülüğü bu davalarda titizlikle takip edilmesi gereken başlıklardır. ## Gözaltına Alındığınızda Haklarınız Nelerdir? Gözaltı, yakalama sonrasında kişinin özgürlüğünün geçici olarak kısıtlandığı aşamadır ve CMK'da sıkı kurallara bağlanmıştır. Bu aşamada haklarınızı bilmemek, geri dönüşü zor hak kayıplarına yol açabilir. - Susma hakkı: Hiç kimse kendi aleyhine beyanda bulunmaya zorlanamaz. Gözaltında verilen her beyan, ilerleyen aşamalarda delil olarak kullanılabilir. İfade vermeden önce mutlaka avukatınızla görüşün. - Müdafiden yararlanma hakkı: Gözaltının ilk anından itibaren müdafi talep etme hakkınız vardır. Müdafi olmadan alınan ifade, sonraki aşamalarda hükme esas alınamaz. - Yakınlara haber verme hakkı: Gözaltına alındığınızda bir yakınınıza haber verilmesini talep edebilirsiniz. - Tercüman hakkı: Türkçe bilmiyorsanız, ücret ödemeksizin tercümandan yararlanma hakkınız vardır. - Gözaltı süresi sınırı: Gözaltı süresi kural olarak 24 saattir; toplu suçlarda uzatmalarla en fazla dört güne çıkabilir. Süre aşımı hukuka aykırıdır ve derhal serbest bırakılma talep edilebilir. - Gözaltına itiraz: Gözaltı kararına ve süre uzatımına karşı Sulh Ceza Hakimliğine itiraz edilebilir. Bir yakınınız gözaltına alındıysa zaman kaybetmeden hukuki destek almanız, ilk ifade öncesi görüşmenin sağlanması açısından belirleyicidir. Acil durumlarda telefon hattımız önceliklidir. ## Tutuklama Kararına Nasıl İtiraz Edilir? Tutuklama, Sulh Ceza Hakimliği veya mahkeme tarafından verilen ve en ağır koruma tedbiri olan karardır. Kuvvetli suç şüphesi ile kaçma veya delil karartma tehlikesinin birlikte bulunması gerekir. Bu koşullar yoksa tutuklama hukuka aykırıdır. Tutuklama kararına karşı, kararın verilmesinden itibaren yedi gün içinde itiraz edilebilir. İtiraz dilekçesinde tutuklama koşullarının oluşmadığı somut gerekçelerle ortaya konur ve adli kontrol gibi daha hafif tedbirlerin yeterli olacağı savunulur. İtirazı bir üst merci inceler. İtiraz reddedilse dahi süreç kapanmaz. Tutukluluk, soruşturmada en geç otuzar günlük, kovuşturmada her duruşmada yapılan incelemelerle denetlenir ve her aşamada tahliye talep edilebilir. Güçlü gerekçelerle hazırlanan itiraz dilekçesi, tutukluluk yerine adli kontrol uygulanmasını veya doğrudan tahliyeyi sağlayabilir. Koza Avukatlık olarak tutukluluk itirazlarını acil öncelikle ele alıyor, müvekkil ailesini sürecin her aşamasında bilgilendiriyoruz. Tutuklu bir yakınınız için dosya değerlendirmesi talep edebilirsiniz. ## İstanbul Ceza Avukatı Ücretleri Nasıl Belirlenir? "İstanbul ceza avukatı ücreti ne kadar?" sorusu, süreçle yüzleşen herkesin aklındaki ilk sorulardan biridir. Dürüst yanıt şudur: dava dosyası incelenmeden kesin rakam vermek mümkün değildir. Ücret, her dosyanın kendine özgü koşullarına göre şekillenir. Ücreti etkileyen temel faktörler şunlardır: - Suçun ağırlığı ve mahkeme türü: Ağır ceza mahkemesi dosyaları, asliye ceza dosyalarına kıyasla daha uzun ve yoğun emek gerektirir. - Sürecin kapsamı: Yalnızca soruşturma aşamasında temsil ile tüm yargılama sürecini kapsayan temsil farklı ücret yapıları içerir. - Tutukluluk durumu: Tutukluluk itirazı ve tahliye talepleri, acil müdahale gerektiren ek işlemlerdir. - Dosyanın karmaşıklığı: Birden fazla sanık, teknik bilirkişi incelemesi veya uluslararası unsur içeren davalar ek çalışma gerektirir. - İstinaf ve temyiz aşamaları: Kanun yolu başvurularının kapsama dahil olup olmadığı ücrete yansır. Ücretin yasal alt sınırı, her yıl güncellenen İstanbul Barosu Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi ile belirlenir; hiçbir avukat bu tarifenin altında ücret kararlaştıramaz. Koza Avukatlık olarak ilk görüşmede tahmini ücreti ve süreci şeffaf biçimde paylaşıyoruz. Tavsiyemiz; "en ucuz İstanbul ceza avukatı" arayışı yerine dosyanıza en güçlü savunmayı sunacak avukatı tercih etmenizdir. Ağır ceza davalarında yetersiz savunma; haksız tutukluluk günleri, gereksiz yere ağırlaşan cezalar ve kaçırılan beraat fırsatları anlamına gelir. Özgürlüğünüz söz konusu olduğunda avukatlık ücreti bir gider değil, yatırımdır. ## Neden Koza Avukatlık? Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal'daki merkez ofisinden İstanbul'un tüm adliyelerinde ceza dosyası yürüten bir hukuk bürosudur. Çalışma prensiplerimizi altı başlıkta özetleyebiliriz. ## Dosya Analizi Her dosya, kalıp savunmalarla değil kendi delil yapısıyla ele alınır. İfade tutanakları, bilirkişi raporları, HTS kayıtları ve dijital deliller tek tek incelenir; hukuka aykırı elde edilen delillerin dışlanması için gerekli başvurular yapılır. ## Savunma Stratejisi Suç nitelendirmesi en başından sorgulanır. Etkin pişmanlık, meşru müdafaa, haksız tahrik gibi lehe hükümler ile HAGB ve erteleme seçenekleri dosyanın her aşamasında değerlendirilerek savunma doğru zemine oturtulur. ## Şeffaf Süreç Yönetimi İlk görüşmede dosyanın güçlü ve zayıf yönleri, olası senaryolar ve tahmini süreç açıkça anlatılır. Gerçekçi olmayan vaatlerde bulunmayız; müvekkilin karar alması için ihtiyaç duyduğu doğru bilgiyi veririz. ## Düzenli Bilgilendirme Her duruşma ve önemli gelişme sonrasında müvekkil ve ailesi bilgilendirilir. Özellikle tutuklu dosyalarda ailenin süreçten haberdar olması, belirsizlik kaynaklı kaygıyı azaltan en önemli unsurdur. ## Mahkeme Pratiği İstanbul'un Anadolu ve Avrupa Yakası adliyelerinde fiilen duruşma yürütüyoruz. Soyut hukuk bilgisi ile mahkeme salonundaki pratik deneyim arasındaki fark, çoğu zaman beraat ile mahkumiyet arasındaki çizgiyi belirler. ## İletişim Gözaltı ve tutuklama gibi acil durumlarda telefon hattımız 7/24 açıktır. Ceza dosyalarında zamanında müdahalenin önemini bildiğimiz için erişilebilirliği büro düzenimizin merkezine koyduk. Ceza davanıza ilişkin sorularınızı yanıtlamak, dava dosyanızı değerlendirmek ve size özel bir savunma stratejisi oluşturmak için aşağıdaki kanallardan randevu talep edebilirsiniz. Gözaltı ve tutukluluk gibi acil durumlarda telefon hattımız öncelikli yanıt kanalınızdır. 📍 Adres Cevizli, Kepez Sk. No:7 Kat:4 Daire:9 Kartal / İstanbul 34865 📱 Mobil +90 (535) 924 18 52 ☎️ Ofis +90 (538) 980 49 46 ✉️ E-posta kozaavukatlik@gmail.com 🕐 Çalışma Saatleri Pazartesi – Cuma: 09:00 – 18:00 Acil ceza davaları için 7/24 arayabilirsiniz. ## İstanbul'un Hangi Adliyelerinde Hizmet Veriyoruz? Kartal'daki merkez ofisimiz, Marmaray ve metro bağlantısıyla İstanbul'un tüm ilçelerinden kolayca ulaşılabilir konumdadır. Hem Anadolu Yakası hem Avrupa Yakası ceza mahkemelerinde aktif dava takibi yapıyoruz. ## İstanbul Anadolu Adliyesi (Kartal) Türkiye'nin en büyük adliyelerinden biri olan İstanbul Anadolu Adliyesi, ofisimizin hemen yakınındadır. Kartal, Kadıköy, Maltepe, Pendik, Ataşehir, Ümraniye ve Üsküdar dahil Anadolu Yakası'nın ceza ve ağır ceza dosyaları burada görülür. Anadolu Yakası ceza avukatı desteği için en yoğun çalıştığımız adliyedir. ## Çağlayan Adliyesi Resmi adıyla İstanbul Adalet Sarayı; Şişli, Beşiktaş, Beyoğlu ve Fatih gibi merkez ilçelerin ceza dosyalarının görüldüğü, Avrupa Yakası'nın en büyük adliyesidir. Ağır ceza mahkemelerinin yoğunluğu nedeniyle duruşma takibi ayrı bir pratik gerektirir. ## Bakırköy Adliyesi Bakırköy ve çevre ilçelerin ceza yargılamalarının merkezi konumundadır. Bakırköy ceza avukatı arayışındaki müvekkillerimizin asliye ceza ve ağır ceza dosyalarını bu adliyede takip ediyoruz. ## Küçükçekmece Adliyesi Küçükçekmece ve çevresindeki yoğun nüfuslu bölgelerin ceza dosyaları bu adliyede görülür. Avrupa Yakası'ndaki dosya takibimizin önemli bir bölümünü oluşturur. ## Gaziosmanpaşa Adliyesi Gaziosmanpaşa ve çevre ilçelerin ceza mahkemelerini kapsar. Bölgedeki soruşturma ve kovuşturma dosyalarında müdafilik ve vekillik hizmeti sunuyoruz. ## Büyükçekmece Adliyesi Beylikdüzü, Esenyurt ve Büyükçekmece bölgesinin ceza dosyaları bu adliyede görülür. Hızla büyüyen bu bölgede artan dosya yoğunluğunu yakından takip ediyoruz. ## Silivri Adliyesi Silivri Adliyesi ve bölgedeki ceza infaz kurumları nedeniyle özellikle tutuklu dosyalarda sık çalıştığımız bir merkezdir. Cezaevi ziyaretleri ve infaz süreçlerinin takibi bu bölgedeki çalışmamızın parçasıdır. ## Ceza Davanızda Her Dakika Önemlidir Gözaltı, tutukluluk veya iddianame aşamasında gecikmeden hukuki destek almak, dosyanızın seyrini değiştirebilir. İlk ifadeden istinaf ve temyize kadar her adımda yanınızda olacak bir savunma ekibiyle çalışmak, en doğal hakkınızdır. Koza Avukatlık ve Danışmanlık olarak dosyanızı değerlendirmek, sorularınızı yanıtlamak ve size özel bir savunma stratejisi oluşturmak için hazırız. Kartal'daki ofisimizde randevu ile görüşebilir, acil durumlarda 0535 924 18 52 numaralı hattımızı 7/24 arayabilirsiniz. Dosya değerlendirmesi için bugün iletişime geçin; savunmanızı birlikte oluşturalım. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Ceza davasında avukat tutmak zorunlu mu? C: Kural olarak zorunlu değildir; ancak alt sınırı beş yıldan fazla hapis gerektiren suçlarda, çocuklarda ve kendini savunamayacak durumda olanlarda müdafi zorunludur. Zorunlu olmayan hallerde dahi ceza davasının teknik yapısı nedeniyle avukatsız ilerlemek ciddi risk taşır. S: Gözaltı süresi en fazla ne kadardır? C: Bireysel suçlarda 24 saattir; buna yol süresi eklenir. Toplu suçlarda hakim kararıyla uzatmalarla birlikte en fazla dört güne kadar çıkabilir. Süre aşımı hukuka aykırıdır. S: İfade vermeden önce avukatımla görüşebilir miyim? C: Evet. Gözaltının ilk anından itibaren müdafi ile gizli görüşme hakkınız vardır. Bu görüşme yapılmadan ifade vermemenizi öneririz; çünkü ilk ifade dosyanın seyrini belirler. S: Devlet bana avukat atar mı? C: Müdafi seçecek durumda değilseniz talebiniz üzerine, zorunlu müdafilik hallerinde ise talep aranmaksızın baro tarafından müdafi görevlendirilir. Ancak dosyayı baştan sona tek elden yürüten seçilmiş avukatla çalışmak pratikte önemli avantaj sağlar. S: Tutuklama kararına kaç gün içinde itiraz edilir? C: Tutuklama kararına karşı yedi gün içinde itiraz edilebilir. İtiraz reddedilse bile tutukluluk periyodik olarak incelenir ve her aşamada tahliye talep edilebilir. S: Adli kontrol nedir? C: Tutuklama yerine uygulanan daha hafif koruma tedbiridir. İmza yükümlülüğü, yurt dışı çıkış yasağı ve konutu terk etmeme gibi biçimleri vardır. Tutukluluk itirazlarında adli kontrolün yeterli olacağı savunması sık kullanılan bir stratejidir. S: HAGB nedir, kimlere uygulanır? C: Hükmün açıklanmasının geri bırakılması; iki yıl veya altındaki hapis cezalarında, koşulları varsa hükmün sonuç doğurmamasını sağlayan kurumdur. Denetim süresi yükümlülüklere uygun geçirilirse dava düşer. Uygulanması sanığın kabulüne ve mahkemenin değerlendirmesine bağlıdır. S: Etkin pişmanlık nedir? C: Failin, suç sonrası zararı gidermesi veya soruşturmaya katkı sunması halinde cezada indirim ya da ceza verilmemesini sağlayan kurumdur. Hangi suçlarda ve hangi aşamada uygulanacağı kanunla sınırlı olarak belirlenmiştir. S: Haksız tahrik indirimi nasıl uygulanır? C: Haksız bir fiilin doğurduğu öfke veya elemin etkisiyle suç işlenmesi halinde ceza indirilir. İndirim oranı, tahrikin ağırlığına göre mahkemece takdir edilir ve özellikle kasten öldürme ile yaralama dosyalarında savunmanın merkezindedir. S: Meşru müdafaa cezayı tamamen kaldırır mı? C: Koşulları oluşmuşsa evet; meşru müdafaa bir hukuka uygunluk nedenidir ve beraat sonucunu doğurur. Saldırı ile savunma arasındaki orantının ispatı bu savunmanın en kritik noktasıdır. S: İstinaf ile temyiz arasındaki fark nedir? C: İstinaf, Bölge Adliye Mahkemesinin dosyayı hem olay hem hukuk yönünden incelediği ilk kanun yoludur. Temyiz ise Yargıtay'ın yalnızca hukuka uygunluk denetimi yaptığı ikinci aşamadır ve her karar temyiz edilemez. S: Ceza davası ortalama ne kadar sürer? C: Asliye ceza dosyaları genellikle 6 ay ile 2 yıl, ağır ceza dosyaları 1 ile 5 yıl arasında sürebilir. Süre; delil durumuna, tanık sayısına, bilirkişi incelemelerine ve mahkemenin iş yüküne göre değişir. S: İstanbul ceza avukatı ücreti neye göre belirlenir? C: Suçun ağırlığı, mahkeme türü, tutukluluk durumu, dosyanın karmaşıklığı ve temsilin kapsamı ücreti belirler. Yasal alt sınır İstanbul Barosu Asgari Ücret Tarifesi'dir; kesin rakam dosya incelenmeden verilemez. S: Şikayetten vazgeçilirse dava düşer mi? C: Takibi şikayete bağlı suçlarda vazgeçme davayı düşürür. Ancak resen soruşturulan suçlarda şikayetten vazgeçilse dahi yargılama devam eder. Dosyanızdaki suçun hangi kapsamda olduğu avukatınızca değerlendirilmelidir. S: Uzlaştırma nedir? C: Belirli suçlarda taraflar arasında uzlaştırmacı aracılığıyla yürütülen çözüm sürecidir. Uzlaşma sağlanırsa soruşturma aşamasında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir, kovuşturmada dava düşer. S: HTS kayıtları tek başına mahkumiyete yeter mi? C: HTS kayıtları iletişimin kiminle ve ne zaman kurulduğunu gösterir; içeriği göstermez. Yerleşik uygulamada tek başına mahkumiyete yeterli görülmez, yan delillerle desteklenmesi aranır. Bu kayıtların yorumuna itiraz savunmanın önemli araçlarından biridir. S: Hukuka aykırı elde edilen delil kullanılabilir mi? C: Hayır. Anayasa ve CMK gereği hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen deliller hükme esas alınamaz. Dijital delillerin elde ediliş biçiminin denetimi, özellikle bilişim ve organize suç dosyalarında savunmanın merkezindedir. S: Denetimli serbestlik nedir? C: Cezanın toplum içinde, yükümlülükler altında infaz edilmesini sağlayan sistemdir. Koşulları oluşan hükümlüler, cezalarının son bölümünü denetimli serbestlik altında geçirebilir. Hesaplama, suç tarihi ve suç türüne göre değişir. S: Koşullu salıverilme nasıl hesaplanır? C: Hükümlünün cezasının kanunda öngörülen bölümünü iyi halli olarak infaz kurumunda geçirmesi halinde kalan sürenin dışarıda denetim altında geçirilmesidir. Oranlar suç türüne ve suç tarihine göre farklılık gösterdiğinden dosya bazında hesaplanmalıdır. S: Yakınım tutuklandı, ilk olarak ne yapmalıyım? C: Zaman kaybetmeden bir ceza avukatıyla iletişime geçin. Tutuklama kararına itiraz süresi yedi gündür ve dosyanın erken aşamada incelenmesi, tahliye olasılığını artırır. Acil durumlarda 0535 924 18 52 numaralı hattımız 7/24 açıktır. S: Anadolu Yakası'ndaki dosyalara da bakıyor musunuz? C: Evet. Merkez ofisimiz Kartal'da, İstanbul Anadolu Adliyesi'nin yakınındadır. Anadolu Yakası'ndaki dosyalar en yoğun çalıştığımız alandır; Avrupa Yakası adliyelerinde de aktif dava takibi yapıyoruz. --- # 2 Yıl 6 Ay Ceza Alan Ne Kadar Yatar? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/2-yil-6-ay-ceza-alan-ne-kadar-yatar/ Güncelleme: 2026-06-28 Kısa cevap: 2 yıl 6 ay hapis cezası toplam 30 aydır. Genel suçlarda koşullu salıverilme oranı 1/2 olduğundan koşullu salıverilmeye esas süre 15 ay, denetimli serbestlik süresi 1 yıldır. Ancak 2025'te yürürlüğe giren düzenlemeyle denetimli serbestlikten yararlanabilmek için koşullu salıverilme tarihine kadarki sürenin en az onda birinin fiilen cezaevinde geçirilmesi gerekir; bu süre 5 günden az olamaz. Bu ceza ertelenemez ve adli para cezasına çevrilemez; denetimli serbestlikle infaz edilse dahi memuriyete engel oluşturur. Mahkeme kararı çıktı: 2 yıl 6 ay hapis. İlk akla gelen soru tek bir noktada toplanıyor: "Bu cezanın ne kadarını gerçekten cezaevinde geçireceğim?" Çünkü herkesin bildiği bir gerçek var — mahkemenin verdiği ceza süresi ile fiilen cezaevinde kalınan süre çoğu zaman aynı değildir. Ancak burada kritik bir uyarı gerekiyor: 2 yıl 6 ay ceza alan kişinin ne kadar yatacağı, 2025 yılında yürürlüğe giren infaz değişiklikleriyle köklü biçimde değişmiştir. Eskiden geçerli olan "hiç cezaevine girmeden tamamlama" (girdi-çıktı) imkânı, yeni düzenlemeyle büyük ölçüde sona ermiştir. Bu içerik, 2 yıl 6 ay hapis cezasının güncel infaz rejimine göre yatarını, suç tarihinin neden belirleyici olduğunu, erteleme ve memuriyet boyutunu açıklamaktadır. Ancak baştan belirtmek gerekir: kesin süre, yalnızca infaz savcılığının düzenlediği müddetname ile belirlenir. ## 2 Yıl 6 Ay Cezada Temel Hesap: Koşullu Salıverilme ve Denetimli Serbestlik 2 yıl 6 ay hapis cezası, toplam 30 aydır. Bu cezanın yatarını anlamak için iki temel kavramı bilmek gerekir. Koşullu salıverilme (şartlı tahliye): 5275 sayılı Kanun md. 107 uyarınca, hükümlünün cezasının belirli bir oranını iyi halli olarak cezaevinde geçirmesi durumunda, kalan süreyi toplum içinde geçirmesine izin verilir. Genel (adi) suçlarda bu oran 1/2dir. Denetimli serbestlik: Koşullu salıverilme tarihine kadar olan sürenin son bölümünün, belirli yükümlülükler altında cezaevi dışında geçirilmesidir. Genel suç kapsamında 2 yıl 6 ay (30 ay) ceza için temel hesap şöyledir: - Koşullu salıverilme oranı 1/2 → 30 ay × 1/2 = 15 ay (1 yıl 3 ay) koşullu salıverilmeye esas süre - Denetimli serbestlik süresi: 1 yıl Buraya kadar olan hesap, eskiden "girdi-çıktı" sonucunu doğururdu. Ancak 2025 sonrası düzenleme bu tabloyu değiştirmiştir. Aşağıda bu kritik değişiklik açıklanmaktadır. ## En Kritik Değişiklik: 1/10 Kuralı ve "Girdi-Çıktının" Sonu Bu, 2 yıl 6 ay cezası olan kişiler için bilinmesi gereken en önemli güncel gelişmedir. 2025 yılında yürürlüğe giren infaz düzenlemesiyle birlikte, denetimli serbestlikten yararlanmanın yeni bir koşulu getirilmiştir. Yeni kurala göre: hükümlünün denetimli serbestlikten yararlanabilmesi için, koşullu salıverilme tarihine kadar cezaevinde geçirmesi gereken sürenin en az onda birini (1/10) fiilen ceza infaz kurumunda geçirmiş olması gerekir. Bu süre her hâlükârda 5 günden az olamaz. Bu düzenlemenin pratik sonucu son derece önemlidir: kısa süreli hapis cezalarında "hiç cezaevine girmeden denetimli serbestlikle tamamlama" (girdi-çıktı) uygulaması büyük ölçüde sona ermiştir. Eskiden 2 yıl ve altındaki birçok adi suç cezasında kişi cezaevine hiç girmeden infazını tamamlayabiliyordu; yeni düzenlemeyle artık en azından kısa bir süre fiilen cezaevinde kalınması gündeme gelmektedir. Yani "2 yıl 6 ay aldım ama hiç yatmam" beklentisi, güncel düzenleme karşısında geçerliliğini büyük ölçüde yitirmiştir. Bu nedenle eski tarihli bilgilere değil, güncel rejime göre hareket etmek gerekir. ## Suç Tarihi Neden Bu Kadar Belirleyici? İnfaz hesabında en sık gözden kaçan ama en kritik unsur suç tarihidir. Hangi infaz rejiminin uygulanacağı, suçun işlendiği tarihe göre belirlenir. Bunun nedeni, infaz hukukunda ardı ardına yapılan yasa değişiklikleridir. 2020'deki düzenleme, 2023'teki değişiklikler ve 2025'teki yeni paket, farklı dönemlerde işlenen suçlar için farklı kurallar öngörmektedir. Lehe olan kanunun uygulanması ilkesi de devreye girdiğinden, suç tarihi ve kanunların yürürlük tarihleri birlikte değerlendirilir. Pratikte bu şu anlama gelir: aynı "2 yıl 6 ay" cezası, suçun işlendiği tarihe göre farklı yatar sürelerine yol açabilir. 2025 öncesi işlenen bir suç ile 2025 sonrası işlenen bir suç, infaz açısından farklı sonuçlar doğurabilir. Özellikle 1/10 kuralının uygulanıp uygulanmayacağı, suç tarihine bağlı olarak değişebilir. Bu nedenle "2 yıl 6 ay alan herkes şu kadar yatar" şeklinde tek bir kesin rakam vermek mümkün değildir. Her dosyada suç tarihi, kesinleşme tarihi ve uygulanacak rejim ayrıca değerlendirilmelidir. ## İyi Hal Şartı ve Açık Cezaevine Geçiş İnfaz hesabını etkileyen bir diğer önemli unsur, hükümlünün iyi halli olmasıdır. Koşullu salıverilme ve denetimli serbestlik haklarının temel şartı, hükümlünün infaz süresince iyi halli olarak değerlendirilmesidir. İyi hal değerlendirmesinde hükümlünün cezaevindeki davranışları, tutumu ve uyumu gözetilir. Disiplin cezası alan hükümlüler için bu haklar ertelenebilir; bu da yatar süresinin uzaması anlamına gelir. Açık cezaevine geçiş de bu süreçte rol oynar. Belirli koşulları sağlayan ve koşullu salıverilme tarihine yaklaşan iyi halli hükümlüler açık ceza infaz kurumuna ayrılabilir. Açık cezaevi, kapalı cezaevine göre daha esnek bir infaz ortamı sunar. Ancak bu geçiş de iyi hal ve diğer şartlara bağlıdır. ## Tutuklulukta Geçen Süreler Düşülür (Mahsup) Yatar hesabında dikkate alınması gereken önemli bir kalem, daha önce tutuklu ya da gözaltında geçirilen sürelerdir.. Bu süreler, yatar süresinden düşülür; buna mahsup denir. Yani hükümlü, yargılama sürecinde tutuklu kaldıysa, bu süre fiilen cezaevinde geçirilmiş sayılır ve toplam infaz süresinden indirilir. Mahsup, yatar süresini doğrudan kısaltan bir unsurdur. Mahsup hesabında dikkat edilmesi gereken nokta, tutuklu geçen sürelerin gün gün doğru hesaplanmasıdır. Bir günlük hata dahi tahliye tarihini etkileyebilir. Bu nedenle müddetname düzenlenirken mahsup edilen sürelerin doğruluğu kontrol edilmelidir. ## 2 Yıl 6 Ay Ceza Ertelenebilir mi? Paraya Çevrilebilir mi? Bu, sık sorulan ve net bir yanıtı olan bir sorudur. 2 yıl 6 ay hapis cezası, kural olarak ertelenemez ve adli para cezasına çevrilemez. Erteleme: Hapis cezasının ertelenmesi, kural olarak 2 yıl ve altındaki cezalar için mümkündür. 2 yıl 6 ay bu sınırın üzerinde olduğundan ertelenemez. Adli para cezasına çevirme: Kısa süreli hapis cezalarının (genellikle 1 yıl ve altı) adli para cezasına çevrilmesi mümkündür. 2 yıl 6 ay bu sınırın çok üzerinde olduğundan paraya çevrilemez. Dolayısıyla 2 yıl 6 ay cezada tek hukuki imkân, infaz aşamasındaki koşullu salıverilme ve denetimli serbestlik hükümleridir. Cezanın kendisi ertelenemez ya da paraya çevrilemez; ancak infaz rejimiyle fiilen cezaevinde geçirilen süre azaltılabilir. ## Memuriyete Etkisi: Denetimli Serbestlikle İnfaz Edilse Bile Bu, 2 yıl 6 ay ceza alan kişiler için kritik bir konudur ve sık yanlış anlaşılır. 2 yıl 6 ay hapis cezası, denetimli serbestlikle infaz edilse dahi memuriyete engel oluşturur. Bunun nedeni şudur: 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu uyarınca, kasten işlenen bir suçtan dolayı 1 yıl veya daha fazla hapis cezası alan kişiler memur olamaz. Burada esas alınan, fiilen cezaevinde geçirilen süre değil, mahkemenin hükmettiği ceza süresidir. Yani kişi cezasını denetimli serbestlikle, çok az cezaevi süresiyle ya da tamamen toplum içinde geçirse bile, hükmedilen ceza 2 yıl 6 ay olduğundan memuriyete engel durum doğar. "Nasıl olsa yatmadım, memuriyetime engel olmaz" düşüncesi yanlıştır; belirleyici olan hükmedilen cezadır. Belirli suç türlerinde (yüz kızartıcı suçlar gibi) bu engel daha da kapsamlı olabilir. Memuriyet durumunun her dosyada ayrıca değerlendirilmesi ve ileride adli sicil kaydının nasıl silineceğinin araştırılması gerekir. ## Tekerrür: Daha Önce Mahkûmiyet Varsa Yatar Artar Hükümlünün daha önce kesinleşmiş bir mahkûmiyeti varsa, tekerrür hükümleri devreye girebilir ve bu, yatar süresini artırır. Tekerrür, kişinin daha önce işlediği bir suçtan ceza alıp infazından sonra belirli bir süre içinde yeniden suç işlemesidir. Mükerrir sayılan hükümlüler için infaz rejimi ağırlaşır; koşullu salıverilme oranı yükselir ve denetimli serbestlik şartları zorlaşır. Önemli bir nokta: tekerrür hükümlerinin uygulanması için mahkeme kararında "mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına" dair açık bir hüküm bulunması gerekir. Kararda bu yönde bir hüküm yoksa, infaz savcılığı kendiliğinden tekerrür hükümlerini uygulayamaz. Bu nedenle mahkeme kararının bu açıdan incelenmesi önemlidir. ## Kesin Süreyi Yalnızca Müddetname Belirler Buraya kadar açıklanan tüm hesaplar genel çerçeveyi gösterir; ancak kesin yatar süresi yalnızca infaz savcılığının düzenlediği müddetname ile belirlenir. Müddetname, infaz savcılığı tarafından hazırlanan ve hükümlünün cezaevine giriş-çıkış tarihlerini, denetimli serbestlik ve koşullu salıverilme günlerini gösteren resmi belgedir. İnternet üzerindeki hesaplama araçları ve genel açıklamalar yalnızca tahmini sonuç verir; bağlayıcı olan müddetnamedir. Müddetname düzenlenirken parametre hataları olabilir: mahsup sürelerinin eksik hesaplanması, yanlış infaz oranı uygulanması, suç tarihinin yanlış değerlendirilmesi gibi. Bu hatalar tahliye tarihini doğrudan etkiler. Müddetnamede hata olduğu düşünülüyorsa, buna itiraz edilerek düzeltme talep edilebilir. Bu nedenle müddetnamenin deneyimli bir ceza avukatı tarafından kontrol edilmesi, olası hak kayıplarını önler. ## Gerçek Hayat Senaryoları ## Senaryo 1: Güncel Rejimde 2 Yıl 6 Ay Genel Suç Uygulamada karşılaşılan bir tablo şudur: bir kişi genel (adi) suç kapsamında 2 yıl 6 ay hapis cezası alır ve suç tarihi yeni infaz rejimi dönemindedir. Eskiden bu ceza için "girdi-çıktı" beklentisi olurdu; ancak 1/10 kuralı nedeniyle kişinin denetimli serbestlikten yararlanabilmesi için belirli bir süreyi fiilen cezaevinde geçirmesi gerekir. Avukatı, suç tarihini ve uygulanacak rejimi değerlendirerek gerçekçi bir tahmin yapar ve müddetname düzenlendiğinde bunu kontrol eder. Kişi, eski bilgilere dayanarak "hiç yatmam" beklentisiyle hareket etseydi, gerçekle uyuşmayan bir tabloyla karşılaşacaktı. ## Senaryo 2: Mahsup Sayesinde Kısalan Süre Bir diğer durum: 2 yıl 6 ay ceza alan kişi, yargılama sürecinde uzun süre tutuklu kalmıştır. Bu tutukluluk süresi yatar hesabından düşülür (mahsup). Avukatı, müddetname düzenlendiğinde tutuklu geçen günlerin gün gün doğru hesaplanıp hesaplanmadığını kontrol eder; birkaç günlük bir mahsup eksikliği tespit ederek itiraz eder. Düzeltme sonucunda tahliye tarihi öne çekilir. Mahsup sürelerinin doğru hesaplanması, bu davada somut bir hak kazanımı sağlamıştır. ## Doğru ve Güncel Bilgiyle Hareket Edin 2 yıl 6 ay ceza alan kişinin ne kadar yatacağı, basit bir çarpma işleminden ibaret değildir; suç tarihi, iyi hal, mahsup, tekerrür ve özellikle 2025 sonrası getirilen 1/10 kuralı bu hesabı doğrudan etkiler. Genel suçta temel oran 1/2 olsa da, eskiden geçerli "girdi-çıktı" imkânı güncel rejimde büyük ölçüde sona ermiştir. Bu nedenle eski bilgilere dayanarak "hiç yatmam" beklentisiyle hareket etmek yanıltıcıdır. Ayrıca 2 yıl 6 ay ceza ertelenemez, paraya çevrilemez ve memuriyete engel oluşturur.Kesin süre yalnızca müddetname ile belirlendiğinden ve müddetnamede hata olabileceğinden, İstanbul ceza avukatından destek almak hak kaybını önler. Koza Avukatlık Bürosu olarak infaz hesabı, müddetname denetimi ve infaza ilişkin tüm süreçlerde, güncel mevzuat çerçevesinde yanınızdayız. ## Sıkça Sorulan Sorular S: 2 yıl 6 ay ceza alan ne kadar yatar? C: Genel suç kapsamında 2 yıl 6 ay (30 ay) cezada koşullu salıverilme oranı 1/2'dir; bu da 1 yıl 3 aylık koşullu salıverilmeye esas süre ve 1 yıllık denetimli serbestlik anlamına gelir. Ancak 2025 sonrası getirilen 1/10 kuralı nedeniyle, denetimli serbestlikten yararlanmak için belirli bir sürenin fiilen cezaevinde geçirilmesi gerekir. Kesin süre suç tarihine, iyi hale, mahsuba ve müddetnameye göre belirlenir. S: 2 yıl 6 ay ceza alan hiç yatmadan kurtulur mu? C: Güncel rejimde kural olarak hayır. Eskiden geçerli olan "girdi-çıktı" (hiç cezaevine girmeden tamamlama) imkânı, 2025'te getirilen 1/10 kuralıyla büyük ölçüde sona ermiştir. Bu kural, koşullu salıverilmeye kadarki sürenin en az onda birinin (her hâlükârda 5 günden az olmamak üzere) fiilen cezaevinde geçirilmesini öngörür. Suç tarihi bu açıdan belirleyicidir. S: 2 yıl 6 ay ceza ertelenir mi, paraya çevrilir mi? C: Hayır. Erteleme kural olarak 2 yıl ve altındaki cezalar için mümkündür; 2 yıl 6 ay bu sınırın üzerindedir. Adli para cezasına çevirme ise kısa süreli hapis cezaları (genellikle 1 yıl ve altı) için söz konusudur; 2 yıl 6 ay bu sınırın çok üzerindedir. Tek imkân, infaz aşamasındaki koşullu salıverilme ve denetimli serbestliktir. S: 2 yıl 6 ay ceza memuriyete engel mi? C: Evet. 657 sayılı Kanun uyarınca kasten işlenen suçtan 1 yıl veya daha fazla hapis cezası alan kişi memur olamaz. Burada esas alınan, fiilen yatılan süre değil, mahkemenin hükmettiği ceza süresidir. Bu nedenle 2 yıl 6 ay ceza, denetimli serbestlikle infaz edilse dahi memuriyete engel oluşturur. S: Tutuklu kaldığım süre yatarımdan düşülür mü? C: Evet. Yargılama sürecinde tutuklu ya da gözaltında geçirilen süreler yatar süresinden düşülür; buna mahsup denir. Bu süreler fiilen cezaevinde geçirilmiş sayılır. Mahsubun gün gün doğru hesaplanması önemlidir; bir günlük hata dahi tahliye tarihini etkileyebilir. S: Kesin yatar süremi nasıl öğrenebilirim? C: Kesin yatar süresi yalnızca infaz savcılığının düzenlediği müddetname ile belirlenir. İnternet üzerindeki hesaplama araçları ve genel açıklamalar yalnızca tahmini sonuç verir. Müddetnamede mahsup, infaz oranı ya da suç tarihi açısından hata olabileceğinden, bir avukat tarafından kontrol edilmesi olası hak kayıplarını önler. --- # Denetimli Serbestlik İmza İhlali Kaç Defa Yapılabilir? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/denetimli-serbestlik-imza-ihlali-kac-defa-yapilabilir/ Güncelleme: 2026-06-27 Kısa cevap: Denetimli serbestlikte tek bir imza ihlali, kural olarak sürecin doğrudan sonlanmasına yol açmaz. Belirleyici olan ihlalin sürekliliği, yani yükümlülüğe uymamakta ısrar edilmesidir. Geçerli bir mazeretiniz varsa bunu gecikmeden ve belgeleyerek denetimli serbestlik müdürlüğüne bildirmeniz, sürecin korunması bakımından önemlidir. Denetimli serbestlik kapsamındasınız ve bir imza gününü kaçırdınız. Ya da kaçıracağınızı düşünüyorsunuz. Aklınıza hemen korkutucu bir soru geliyor: "Bir imza kaçırırsam cezaevine mi dönerim? Kaç kez imza ihlali yapılabilir?" Bu soru, denetimli serbestlik sürecindeki kişiler için en çok kaygı yaratan konuların başında gelir. İyi haber şu: denetimli serbestlikte tek bir imza ihlali, kural olarak doğrudan sürecin sonlanmasına yol açmaz. Hukuk, ihlalin sürekliliğini — yani "ısrar"ı — arar. Ancak bu güvencenin sınırları, koşulları ve istisnaları vardır; bunları bilmemek ciddi sonuçlar doğurabilir. Bu içerik, denetimli serbestlikte imza ihlalinin kaç kez yapılabileceğini, hangi durumda sürecin sona erdiğini ve haklarınızı nasıl koruyacağınızı, güncel mevzuat ve Yargıtay uygulaması çerçevesinde açıklamaktadır. ## Önce Kritik Ayrım: İki Farklı Denetimli Serbestlik Vardır Bu konuda en sık yapılan hata, iki farklı denetimli serbestlik türünün kurallarını birbirine karıştırmaktır. İmza ihlalinin sonuçları, hangi denetimli serbestlik kapsamında olduğunuza göre değişir. 1. Hapis cezasının infazı kapsamındaki denetimli serbestlik (5275 sayılı Kanun md. 105/A): Bir hapis cezası kesinleşmiş ve kişi, koşullu salıverilme tarihine yaklaştığında cezasının kalan kısmını toplum içinde, denetimli serbestlik altında geçirmektedir. Burada imza yükümlülüğü, cezanın infazının bir parçasıdır. 2. Uyuşturucu kullanımında denetimli serbestlik (TCK md. 191): İlk kez kişisel kullanım amacıyla uyuşturucu nedeniyle işlem gören kişi hakkında kamu davasının açılması ertelenir ve kişi en az 1 yıl denetimli serbestlik altına alınır. Burada amaç, ceza infazı değil, kişinin ıslahı ve tedavisidir. Her iki türde de imza/görüşme yükümlülüğü vardır; ancak ihlalin sonuçları ve "kaç ihlale kadar tolere edildiği" farklı kurallara tabidir. Aşağıda her ikisi ayrı ayrı açıklanmaktadır. ## Hapis İnfazı Denetimli Serbestliğinde İmza İhlali: 3 İhlal Kuralı 5275 sayılı Kanun ve Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği kapsamında, hapis cezasının infazı için uygulanan denetimli serbestlikte temel ilke şudur: tek bir imza ihlali, denetimli serbestliğin kaldırılması için yeterli değildir. Kaldırma için "ısrar" şartının gerçekleşmesi gerekir. Israr şartı şu şekilde tanımlanır: bir yıl içinde, mazeretsiz ve kasıtlı olarak yükümlülüklerin 3 kez ihlal edilmesi. Bu üç ihlal gerçekleşmeden denetimli serbestlik kural olarak kaldırılmaz. Sürecin işleyişi genel olarak şöyledir: - İlk ihlal: Usulüne uygun yazılı uyarı yapılır. Süreç devam eder. - İkinci ihlal: İkinci yazılı uyarı tebliğ edilir. Süreç hâlâ devam eder. - Üçüncü ihlal: Israr şartı gerçekleşmiş sayılır; dosya kapatılarak infaz hâkimliğine gönderilir ve açık ceza infaz kurumuna iade süreci başlar. Burada kritik bir nokta vardır: bu uyarıların yazılı olarak usulüne uygun biçimde tebliğ edilmesi şarttır. Yazılı olarak tebliğ edilmemiş uyarılar, ihlale dayanak yapılamaz. Yani süreç, yalnızca ihlalin gerçekleşmesiyle değil, ihlalin usulüne uygun biçimde belgelenmesi ve tebliğ edilmesiyle ilerler. ## Uyuşturucu (TCK 191) Denetimli Serbestliğinde İmza İhlali: Israr ve İkinci İhtarat İlk kez uyuşturucudan yakalanma halinde uygulanan denetimli serbestlikte kural, TCK md. 191/4'te düzenlenmiştir. Buna göre, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kaldırılarak dava açılabilmesi için kişinin "yükümlülüklere uygun davranmamakta ısrar etmesi" gerekir. Bu noktada Yargıtay'ın yerleşik uygulaması belirleyicidir: denetimli serbestlik müdürlüğünün ilk çağrısına uymamak, tek başına ısrar anlamına gelmez. Yargıtay uygulamasında, ısrarın gerçekleşmesi için müdürlüğün kişiye sonuçlarını ihtar ederek ikinci bir çağrı yapması ve kişinin bu ikinci çağrıya da mazeretsiz biçimde uymaması aranır. Yani süreç şu şekilde işler: - İlk çağrıya uymama: Tek başına ısrar sayılmaz; doğrudan dava açılması için yeterli değildir. - İhtaratlı ikinci çağrı: Müdürlük, sonuçları hatırlatan ihtarlı bir ikinci çağrı yapar. - İkinci çağrıya da uymama: Bu durumda ısrar gerçekleşmiş sayılır ve kamu davası açılabilir. Yargıtay uygulamasında, ilk aykırılıkta doğrudan dava açılması bozma sebebi olarak değerlendirilmektedir. Bu içtihat, denetim ihlali nedeniyle hakkında dava açılan kişiler için savunmada son derece önemli bir araçtır. İkinci ihtaratlı çağrı yapılmadan açılan dava, usul yönünden hukuka aykırı olabilir. ## Tek İmza İhlali Sürecin Sonu Anlamına Gelmez — Ama Dikkatli Olun Her iki denetimli serbestlik türünde de ortak ilke şudur: tek bir imza ihlali, sürecin doğrudan sona ermesine yol açmaz. Hapis infazında 3 ihlal (ısrar), uyuşturucu denetiminde ise ikinci ihtaratlı çağrıya da uymama aranır. Ancak bu güvence, dikkatsizliğe davetiye çıkarmaz. Çünkü: - Her ihlal kayda geçer ve sayıya eklenir; ihlaller biriktiğinde eşiğe yaklaşılır - Yargıtay uygulamasında, bir kez imza atmama ile bir kez görüşmeye gitmeme birlikte iki ayrı ihlal olarak değerlendirilebilmektedir - İhlallerin "mazeretsiz" ve "kasıtlı" olması ısrar için arandığından, mazeretin belgelenmesi kritiktir Yani "nasıl olsa bir hakkım daha var" yaklaşımıyla hareket etmek tehlikelidir. İhlaller hızla birikebilir ve süreç beklenenden çabuk eşiğe ulaşabilir. ## Mazeret: İhlali Ortadan Kaldıran En Önemli Unsur Israr için ihlalin "mazeretsiz" olması arandığından, geçerli bir mazeretin varlığı ve belgelenmesi, ihlali ortadan kaldırabilir. Bu, sürecin en kritik noktalarından biridir. Mazeret konusunda dikkat edilmesi gerekenler şunlardır: Sağlık mazereti belgelenmelidir: Hastalık nedeniyle imzaya gidilememesi kural olarak ihlal sayılmaz; ancak bunun hastane raporu, acil servis başvuru kaydı ya da doktor raporu ile belgelenmesi şarttır. Sözlü beyan tek başına yeterli olmayabilir. Mazeret yazılı ve zamanında bildirilmelidir: Mazeretin, mümkün olan en kısa sürede yazılı dilekçeyle denetimli serbestlik müdürlüğüne iletilmesi ve tutanağa alınması gerekir. Teslim tarihi ve içeriği, ileride bir itiraz aşamasında belirleyici kanıt olur. Tutanağın bir suretini almak önemlidir: Mazeret dilekçesinin teslim edildiğine dair belge saklanmalıdır. Bu, mazeretin zamanında bildirildiğini ispatlayan en güçlü araçtır. Mazeret reddedilirse, ihlal tescil edilir ve ihlal sayısına eklenir. Ancak ret kararına karşı itiraz yolu açıktır. Bu nedenle mazeretin baştan güçlü biçimde belgelenmesi, hem ihlalin önlenmesi hem de olası itiraz için kritiktir. ## Tahliye Sonrası 5 Günlük Başvuru Kuralı Hapis infazı denetimli serbestliğinde özel ve sık karşılaşılan bir durum vardır: cezaevinden tahliye olan kişi, tahliyeyi takip eden 5 takvim günü içinde ilgili denetimli serbestlik müdürlüğüne başvurmak zorundadır. Bu süreyle ilgili önemli ayrıntılar şunlardır: - Bu süre iş günü değil, takvim günüdür; hafta sonları da süreye dahildir - Son günün resmi tatile denk gelmesi halinde süre, tatilin ertesi günü mesai bitiminde sona erer - 5 günlük süre içinde mazeretsiz başvurulmaması, denetimli serbestlik kararının kaldırılması ve açık cezaevine iade sonucunu doğurabilir Bu 5 günlük başvuru kuralı, imza ihlalinden farklı ve daha sıkı bir kuraldır. Burada "3 ihlal" toleransı işlemez; sürecin en başındaki bu başvurunun kaçırılması, doğrudan ciddi sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle tahliye sonrası ilk yapılacak iş, süresi içinde müdürlüğe başvurmaktır. ## Denetim Süresinde Yeni Suç İşlenmesi: Ayrı ve Ağır Sonuç İmza ihlali ile denetim süresinde yeni suç işlenmesi birbirinden farklı sonuçlar doğurur. Hapis infazı denetimli serbestliğinde, kişi denetim altındayken alt sınırı 1 yıl veya daha fazla hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suçtan kamu davası açılırsa, infaz hâkimi denetimli serbestlik müdürlüğünün talebi üzerine kişinin açık cezaevine gönderilmesine karar verebilir. Bu, imza ihlalindeki "3 ihlal" toleransından bağımsız, ayrı bir sona erdirme sebebidir. Uyuşturucu (TCK 191) denetiminde ise, denetim süresi içinde yeniden uyuşturucu kullanımıyla yakalanmak ya da testin pozitif çıkması, denetim yükümlülüğünün ihlali sayılır ve kamu davasının açılmasına yol açabilir. Bu nedenle imza ihlali konusundaki tolerans, yeni suç işleme durumunda geçerli değildir. Yeni suç, sürecin doğrudan ve ağır biçimde olumsuz sonuçlanmasına yol açabilir. Mahkûmiyet halinde oluşan adli sicil kaydının nasıl silineceği de ileride önem taşır. ## İmza İhlali İddiasına Karşı İtiraz ve Savunma Denetimli serbestliğin kaldırılması ya da kamu davası açılması yönünde bir işlem yapıldığında, buna karşı itiraz ve savunma yolları mevcuttur. Usul denetimi: İhlal sürecinde usulüne uygun yazılı uyarıların yapılıp yapılmadığı, tebligatların doğru gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği denetlenmelidir. Usulsüz tebligat ya da eksik ihtarat, işlemi sakatlayabilir. İkinci ihtarat şartının denetimi (TCK 191): Uyuşturucu denetiminde, ilk aykırılıkta doğrudan dava açılmışsa, Yargıtay'ın aradığı ikinci ihtaratlı çağrı şartının yerine getirilip getirilmediği savunmada öne sürülebilir. Bu şart yerine getirilmeden açılan dava hukuka aykırı olabilir. Mazeretin değerlendirilmesi: İhlal sayılan günlerde geçerli bir mazeretin bulunup bulunmadığı, mazeretin belgelenip belgelenmediği savunmanın temel dayanağıdır. İhlalin kasıt unsuru: Israr için ihlalin kasıtlı olması arandığından, ihlalin kişinin elinde olmayan nedenlerden kaynaklandığı ortaya konulabilirse, ısrar şartı gerçekleşmemiş olabilir. Bu savunma argümanlarının doğru ve zamanında ileri sürülmesi, sürecin lehe sonuçlanması açısından belirleyicidir. Bu nedenle bir ihlal işlemiyle karşılaşıldığında, derhal hukuki destek almak önemlidir. Benzer şekilde adli kontrol kararının nasıl kaldırılacağı da bu süreçte bilinmesi gereken bir konudur. ## Gerçek Hayat Senaryoları ## Senaryo 1: Belgelenmiş Mazeretle Önlenen İhlal Uygulamada sık görülen bir tablo şudur: denetimli serbestlik kapsamındaki kişi, imza günü ciddi bir sağlık sorunu nedeniyle hastaneye başvurur ve imzaya gidemez. Aynı gün acil servis başvuru kaydını ve doktor raporunu alır; ertesi gün yazılı dilekçeyle bu belgeleri denetimli serbestlik müdürlüğüne sunar ve tutanağın bir suretini alır. Müdürlük, mazereti geçerli bularak o günü ihlal olarak değerlendirmez. Belge sunulmamış olsaydı, bu gün mazeretsiz ihlal sayılacak ve ihlal sayısına eklenecekti. Mazeretin zamanında ve belgeyle bildirilmesi, ihlali baştan ortadan kaldırmıştır. ## Senaryo 2: İkinci İhtarat Yapılmadan Açılan Dava Bir diğer durum: uyuşturucu kullanımı nedeniyle denetimli serbestliğe tabi tutulan kişi, ilk çağrıya mazeretsiz uymaz. Müdürlük, ikinci bir ihtaratlı çağrı yapmadan dosyayı savcılığa gönderir ve doğrudan kamu davası açılır. Kişinin avukatı, Yargıtay uygulamasında ısrarın gerçekleşmesi için ikinci ihtaratlı çağrı şartının arandığını, ilk aykırılıkta doğrudan dava açılmasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürer. Bu savunma, sürecin yeniden değerlendirilmesine zemin hazırlar. İkinci ihtarat şartının yerine getirilmemesi, savunmada belirleyici bir araç olmuştur. ## İmza İhlalinde Yapılan Kritik Hatalar "3 hakkım var" diye rahat davranmak: İhlaller hızla birikebilir ve imza atmama ile görüşmeye gitmeme ayrı ihlaller sayılabilir. Tolerans, dikkatsizliğe izin vermez. Mazereti belgelememek: Sözlü mazeret yeterli olmayabilir. Sağlık ve zorunlu nedenlerin hastane raporu, başvuru kaydı gibi belgelerle ve yazılı dilekçeyle bildirilmesi şarttır. Tutanak suretini almamak: Mazeret dilekçesinin teslim edildiğine dair belge alınmazsa, ileride mazeretin zamanında bildirildiği ispatlanamayabilir. Tahliye sonrası 5 günlük süreyi kaçırmak: Bu kuralda "3 ihlal" toleransı işlemez; sürenin kaçırılması doğrudan açık cezaevine iade sonucunu doğurabilir. İlk aykırılıkta açılan davaya itiraz etmemek: Uyuşturucu denetiminde, ikinci ihtaratlı çağrı yapılmadan açılan davaya karşı savunma yapılmaması, önemli bir hakkın kullanılmaması anlamına gelir. ## İmza Yükümlülüğünüzü Ciddiye Alın, Haklarınızı Koruyun Denetimli serbestlikte imza ihlali, tek bir kez gerçekleştiğinde kural olarak sürecin doğrudan sonlanmasına yol açmaz; hapis infazında "ısrar" (1 yılda mazeretsiz-kasıtlı 3 ihlal), uyuşturucu denetiminde ise ikinci ihtaratlı çağrıya da uymama aranır. Ancak bu güvence, dikkatsizliğe izin vermez: ihlaller birikir, ayrı yükümlülükler ayrı ihlal sayılabilir ve tahliye sonrası 5 günlük başvuru kuralı gibi sıkı istisnalar vardır. Sürecin başarıyla tamamlanması için imza günlerini takip etmek, mazeretleri zamanında ve belgeyle bildirmek, tutanak suretlerini saklamak ve bir ihlal işlemiyle karşılaşıldığında derhal hukuki destek almak gerekir. Uyuşturucu suçu avukatı olarak denetimli serbestlik sürecinde, imza ihlali iddialarına karşı usul denetimi ve savunma dahil, haklarınızı korumak için yanınızdayız. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Denetimli serbestlikte kaç kez imza ihlali yapılabilir? C: Hapis cezasının infazı kapsamındaki denetimli serbestlikte, denetimli serbestliğin kaldırılması için bir yıl içinde mazeretsiz ve kasıtlı olarak 3 kez ihlal ("ısrar") aranır. İlk iki ihlalde yazılı uyarı yapılır; üçüncü ihlalde dosya kapatılarak açık cezaevine iade süreci başlar. Uyuşturucu (TCK 191) denetiminde ise ilk çağrıya uymamak tek başına yeterli değildir; Yargıtay uygulamasında ikinci ihtaratlı çağrıya da uymama aranır. S: Bir imza gününü kaçırırsam hemen cezaevine döner miyim? C: Kural olarak hayır. Tek bir imza ihlali, denetimli serbestliğin doğrudan kaldırılması için yeterli değildir. Hapis infazında 3 ihlal (ısrar), uyuşturucu denetiminde ise ikinci ihtaratlı çağrıya da uymama aranır. Ancak her ihlal kayda geçer; bu nedenle tek ihlali dahi mazeretle açıklamak ve belgelemek önemlidir. S: Sağlık nedeniyle imzaya gidemedim; ne yapmalıyım? C: Sağlık mazereti kural olarak ihlal sayılmaz; ancak belgelenmesi şarttır. Hastane raporu, acil servis başvuru kaydı ya da doktor raporu alarak, mümkün olan en kısa sürede yazılı dilekçeyle denetimli serbestlik müdürlüğüne iletmeniz ve tutanağın bir suretini almanız gerekir. Sözlü beyan tek başına yeterli olmayabilir. S: İhlal nedeniyle hakkımda işlem yapıldı; itiraz edebilir miyim? C: Evet. Usulüne uygun yazılı uyarıların yapılıp yapılmadığı, tebligatların doğru gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği ve mazeretinizin değerlendirilip değerlendirilmediği denetlenebilir. Uyuşturucu denetiminde, ikinci ihtaratlı çağrı yapılmadan dava açılmışsa bu durum savunmada öne sürülebilir. İtiraz ve savunma yolları için derhal hukuki destek almanız önerilir. S: İmza atmama ile görüşmeye gitmeme aynı ihlal mi sayılır? C: Yargıtay uygulamasında, bir kez imza atmama ile bir kez görüşmeye gitmeme birlikte iki ayrı ihlal olarak değerlendirilebilmektedir. Bu nedenle "tek bir gün kaçırdım" düşüncesi yanıltıcı olabilir; aynı dönemde birden fazla yükümlülüğün ihlali, ihlal sayısını hızla artırabilir. S: Tahliyeden sonra denetimli serbestliğe ne zaman başvurmalıyım? C: Cezaevinden tahliye olan kişi, tahliyeyi takip eden 5 takvim günü içinde ilgili denetimli serbestlik müdürlüğüne başvurmak zorundadır. Bu süre takvim günüdür; hafta sonları da dahildir. Son günün resmi tatile denk gelmesi halinde süre, tatilin ertesi günü mesai bitiminde sona erer. Bu süreyi kaçırmak, "3 ihlal" toleransı işlemeksizin doğrudan açık cezaevine iade sonucunu doğurabilir. S: Denetimli serbestlikte üç kez imza ihlali yapılırsa ne olur? C: Kanun sabit bir sayı belirlemez; belirleyici olan yükümlülüğe uymamakta ısrar edilmesidir. Tekrarlanan ve mazeretsiz ihlaller, denetimli serbestliğin sonlandırılması sonucunu doğurabilir. S: İmza saati geçerse ihlal sayılır mı? C: Aynı gün içinde imzanın atılmış olması hâlinde durum genellikle ihlal olarak değerlendirilmez. Ancak uygulama müdürlükten müdürlüğe değişebildiğinden gecikmenin gerekçesinin bildirilmesi yerinde olur. S: Seminer yükümlülüğü ihlal edilirse ne olur? C: Seminer ve tedavi yükümlülükleri de imza gibi denetimli serbestliğin parçasıdır. Bu yükümlülüklerin mazeretsiz biçimde tekrar tekrar yerine getirilmemesi, sürecin sonlandırılmasına yol açabilir. --- # İstihkak Davası Nedir? Haczedilen Malın Geri Alınması URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/istihkak-davasi-nedir-haczedilen-malin-geri-alinmasi/ Güncelleme: 2026-06-26 Kısa cevap: İstihkak davası, haczedilen bir mal üzerinde mülkiyet veya rehin hakkı iddia eden üçüncü kişinin, malın haciz kapsamından çıkarılmasını istediği davadır. İddia haciz sırasında tutanağa geçirilebilir ya da sonrasında dava açılır; dava icra mahkemesinde görülür. Mal borçlunun elindeyken haczedilmişse mülkiyeti ispat yükü istihkak iddiasında bulunan kişidedir. Eve icra memuru geldi ve haciz işlemi yapıldı. Ama haczedilen eşyaların bir kısmı aslında size ait değil — annenizin, kardeşinizin ya da bir başkasının. Ya da tam tersi: borçlu olmadığınız halde, sırf borçluyla aynı evde yaşadığınız için sizin eşyalarınıza haciz konuldu. "Bu mal benim değil, nasıl geri alabilirim?" sorusu tam bu noktada gündeme gelir. İstihkak davası, haczedilen bir mal üzerinde üçüncü bir kişinin mülkiyet ya da hak iddia ettiği durumlarda, o malın haciz kapsamından çıkarılmasını sağlayan hukuki yoldur. Doğru zamanda ve doğru biçimde kullanıldığında, haksız yere haczedilen mallar geri alınabilir. Ancak bu davanın sıkı süreleri ve ispat kuralları vardır; geç kalınan ya da yanlış yürütülen istihkak iddiası sonuçsuz kalır. Bu içerik, istihkak davasının ne olduğunu, kimlerin açabileceğini ve sürecin nasıl işlediğini açıklamaktadır. ## İstihkak Davası Nedir? İstihkak davası; bir malın haczedilmesi durumunda, o mal üzerinde mülkiyet ya da rehin gibi bir hak iddia eden kişinin, malın haciz kapsamından çıkarılmasını talep ettiği davadır. Hukuki dayanağı İcra ve İflas Kanunu md. 96 ve devamıdır. İstihkak davasının temel mantığı şudur: başlatılan icra takibi kapsamındaki haciz, yalnızca borçlunun mal varlığına uygulanabilir. Borçluya ait olmayan, üçüncü bir kişiye ait olan malların haczedilmesi hukuken doğru değildir. İstihkak davası, bu hatalı durumu düzeltmenin yoludur. Uygulamada en sık karşılaşılan durum şudur: icra memuru, borçlunun adresinde bulunan eşyaları haczeder. Ancak bu eşyaların bir kısmı, borçluyla aynı evde yaşayan başka kişilere — eşe, anne-babaya, kardeşe — ya da tamamen üçüncü kişilere ait olabilir. İstihkak davası, bu malların gerçek sahibinin haklarını korur. ## İstihkak Davasını Kimler Açabilir? İstihkak davası, haczedilen mal üzerinde hak iddia eden kişiler tarafından açılabilir. Başlıca davacılar şunlardır: Malın gerçek sahibi olan üçüncü kişi: Haczedilen mal kendisine ait olduğu halde borçlunun adresinde bulunduğu için haczedilen kişi. Örneğin, borçluyla aynı evde yaşayan ve eşyaları haczedilen aile üyesi. Mal üzerinde rehin ya da hapis hakkı olan kişi: Haczedilen mal üzerinde rehin hakkı bulunan alacaklı da istihkak iddiasında bulunabilir. Borçlu (kendi adına hareket eden üçüncü kişi adına): Bazı durumlarda borçlu, malın üçüncü bir kişiye ait olduğunu ileri sürerek istihkak iddiasında bulunabilir. Önemli bir nokta: istihkak iddiasında bulunan kişi, malın kendisine ait olduğunu ispatlamak zorundadır. Sadece "bu mal benim" demek yeterli değildir; mülkiyeti gösteren delillerin sunulması gerekir. ## İstihkak İddiası Ne Zaman ve Nasıl İleri Sürülür? İstihkak iddiasının zamanlaması kritiktir. İddia, iki farklı aşamada ileri sürülebilir: Haciz sırasında: İcra memuru haciz yaparken, orada bulunan kişi malın üçüncü kişiye ait olduğunu beyan edebilir. Bu beyan haciz tutanağına geçirilir. Haciz sırasında yapılan istihkak beyanı, sürecin en erken ve en güçlü aşamasıdır. Haciz sonrasında: Haciz sırasında istihkak iddiası ileri sürülmemişse, sonradan da istihkak davası açılabilir. Ancak bu durumda belirli sürelere uyulması gerekir. İstihkak iddiasının ileri sürülmesinde süre son derece önemlidir. İcra ve İflas Kanunu'nda öngörülen süreler kısadır; bu süreler kaçırıldığında istihkak iddiası ileri sürme hakkı zayıflar ya da yitirilir. Bu nedenle haciz işlemiyle karşılaşıldığında, istihkak iddiasını derhal değerlendirmek ve gerekli adımları zamanında atmak gerekir. ## İstihkak Davasında İspat: Malın Size Ait Olduğunu Nasıl Kanıtlarsınız? İstihkak davasının başarısı, malın gerçekten istihkak iddiasında bulunan kişiye ait olduğunun ispatlanmasına bağlıdır. İspatta kullanılan başlıca deliller şunlardır: - Fatura ve satış belgesi: Malın kim tarafından, ne zaman satın alındığını gösteren belgeler. Faturanın istihkak iddiasında bulunan kişi adına olması güçlü delildir. - Garanti belgesi: Elektronik eşya ve benzeri ürünlerde garanti belgesinin kimin adına olduğu mülkiyeti gösterir. - Banka kayıtları ve ödeme belgeleri: Malın bedelinin kim tarafından ödendiğini gösteren kayıtlar. - Tanık ifadeleri: Malın gerçek sahibini bilen kişilerin ifadeleri. - Tapu, ruhsat gibi resmi kayıtlar: Taşınmaz ve araç gibi mallarda resmi kayıtlar mülkiyeti gösterir. İspat konusunda dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta vardır: borçluyla aynı evde yaşayan kişilerin istihkak iddialarında, mahkemeler ev içindeki malların mülkiyetini titizlikle inceler. Borçluyla yakın ilişki içindeki kişilerin (eş, çocuk, anne-baba) istihkak iddialarında, malın gerçekten o kişiye ait olduğunun güçlü belgelerle ortaya konulması gerekir. ## İstihkak Davası Açıldığında Haciz Süreci Durur Mu? İstihkak davasının açılması, otomatik olarak haczedilen malın satışını durdurmaz. Ancak istihkak davasında icranın geri bırakılması (takibin durdurulması) talep edilebilir. Mahkeme, istihkak iddiasının ciddiyetini değerlendirerek haczedilen malın satışının dava sonuçlanana kadar durdurulmasına karar verebilir. Bu, özellikle malın satılması halinde telafisi güç zararların doğacağı durumlarda önemlidir. İcranın geri bırakılması talebi, istihkak davasıyla birlikte ileri sürülmelidir. Bu talep yapılmazsa, dava devam ederken haczedilen mal satılabilir ve istihkak davasının pratik anlamı zayıflar. Bu nedenle istihkak davasıyla birlikte icranın geri bırakılması talebinin de gündeme getirilmesi kritiktir. ## İstihkak Davasında İspat Yükü Kimde? İstihkak davasında ispat yükünün kimde olduğu, malın nerede bulunduğuna göre değişir. Bu, davanın seyrini belirleyen önemli bir kuraldır. Mal borçlunun elinde (zilyetliğinde) ise: Malın borçlunun fiili hâkimiyetinde bulunması, malın borçluya ait olduğu yönünde bir karine oluşturur. Bu durumda istihkak iddiasında bulunan üçüncü kişi, malın kendisine ait olduğunu ispatlamak zorundadır. İspat yükü istihkak iddiasında bulunan kişidedir. Mal üçüncü kişinin elinde ise: Malın istihkak iddiasında bulunan üçüncü kişinin fiili hâkimiyetinde bulunması durumunda, ispat yükü dengesi değişebilir. Bu durumda alacaklı, malın gerçekte borçluya ait olduğunu ispatlamakla yükümlü olabilir. Bu ayrım, özellikle borçluyla aynı evi paylaşan kişiler açısından önemlidir. Ortak yaşam alanındaki malların kimin zilyetliğinde olduğu zaman zaman tartışmalı olabilir; bu durumda mülkiyeti gösteren belgeler belirleyici hale gelir. ## Muvazaalı İstihkak İddiası: Mal Kaçırma Şüphesi İstihkak davasının bir de dikkat edilmesi gereken yönü vardır: bazı durumlarda borçlu, mallarını haczden kurtarmak için bu malların üçüncü kişilere ait olduğunu muvazaalı (danışıklı) biçimde ileri sürebilir. Örneğin borçlu, kendi mallarını haczden kurtarmak için bir yakınının bu malların sahibi olduğunu iddia ettirebilir. Bu tür muvazaalı istihkak iddiaları, alacaklının haklarını zedelemeye yöneliktir. Mahkemeler, istihkak iddialarını değerlendirirken muvazaa şüphesini de gözetir. Özellikle borçluyla yakın ilişki içindeki kişilerin, gerçek bir mülkiyet ilişkisi göstermeden ileri sürdükleri istihkak iddiaları titizlikle incelenir. Bu nedenle istihkak iddiasının gerçek bir mülkiyet ilişkisine dayanması ve güçlü belgelerle desteklenmesi şarttır. Alacaklı tarafındaysanız ve istihkak iddiasının muvazaalı olduğunu düşünüyorsanız, bu iddiayı çürütecek delilleri — malın gerçekte borçluya ait olduğunu gösteren belgeler, ödeme kayıtları, tanık ifadeleri — sunmanız gerekir. Borçlunun mal kaçırması halinde borçlunun üzerinde mal yoksa ne yapılacağı ve tasarrufun iptali davası da gündeme gelebilir. ## İstihkak Davasında Süreç Nasıl İşler? İstihkak davası, icra mahkemesinde görülür. Sürecin genel hatları şöyledir: 1. İstihkak iddiasının ileri sürülmesi: Haciz sırasında ya da süresi içinde istihkak iddiası ileri sürülür. 2. İcra müdürlüğünün değerlendirmesi: İcra müdürlüğü, istihkak iddiasını ilgili taraflara bildirir. Taraflar iddiaya itiraz edebilir. 3. İstihkak davasının açılması: İddiaya itiraz edilmesi halinde, istihkak davası icra mahkemesinde açılır. 4. Delillerin sunulması ve inceleme: Taraflar mülkiyete ilişkin delillerini sunar; mahkeme bunları değerlendirir. 5. Karar: Mahkeme, malın istihkak iddiasında bulunan kişiye ait olup olmadığına karar verir. İstihkak iddiası kabul edilirse mal haciz kapsamından çıkarılır; reddedilirse haciz devam eder. ## Gerçek Hayat Senaryoları ## Senaryo 1: Aile Üyesinin Eşyasının Haczedilmesi Uygulamada sık görülen bir tablo şudur: borçlunun yaşadığı evde haciz yapılır ve evdeki tüm eşyalar haczedilir. Ancak bu eşyaların bir kısmı, borçluyla aynı evde yaşayan annesine aittir. Anne, bu eşyaların kendisine ait olduğunu ileri sürerek istihkak davası açar. Eşyaların kendi adına düzenlenmiş faturalarını, garanti belgelerini ve ödemeyi gösteren banka kayıtlarını sunar. Mahkeme, belgelerin mülkiyeti açıkça gösterdiğini değerlendirerek istihkak iddiasını kabul eder; söz konusu eşyalar haciz kapsamından çıkarılır. Bu davada faturaların ve mülkiyet belgelerinin saklanmış olması sonucu belirlemiştir. ## Senaryo 2: Muvazaa Şüphesiyle Reddedilen İstihkak Bir diğer durum: borçlu, değerli eşyalarını haczden kurtarmak için bunların kardeşine ait olduğunu ileri sürdürtür. Kardeş istihkak davası açar; ancak mülkiyeti gösteren somut bir belge sunamaz. Alacaklı, eşyaların borçlu tarafından satın alındığını gösteren ödeme kayıtlarını ve eşyaların uzun süredir borçlunun kullanımında olduğunu gösteren delilleri sunar. Mahkeme, istihkak iddiasının muvazaalı olduğunu, gerçek bir mülkiyet ilişkisine dayanmadığını değerlendirerek talebi reddeder; haciz devam eder. Bu senaryo, istihkak iddiasının gerçek mülkiyet ilişkisine dayanması gerektiğini gösterir. ## İstihkak Davasında Yapılan Kritik Hatalar Süreyi kaçırmak: İstihkak iddiasının süresi içinde ileri sürülmemesi, en sık yapılan ve en maliyetli hatadır. Haciz işlemiyle karşılaşıldığında derhal harekete geçmek gerekir. İcranın geri bırakılmasını talep etmemek: İstihkak davası açılırken icranın geri bırakılması talep edilmezse, dava devam ederken mal satılabilir ve davanın anlamı zayıflar. Mülkiyeti belgelememek: "Bu mal benim" demek yeterli değildir. Fatura, garanti belgesi, ödeme kaydı gibi mülkiyeti gösteren belgeler sunulmalıdır. Belgesiz iddia reddedilir. Faturaları ve belgeleri saklamamak: Önemli eşyaların fatura ve mülkiyet belgelerinin saklanması, ileride bir haciz durumunda istihkak iddiasının en güçlü dayanağı olur. ## Haklarınızı Zamanında ve Doğru Biçimde Koruyun İstihkak davası, haksız yere haczedilen malların geri alınmasını sağlayan önemli bir hukuki yoldur; ancak başarısı, iddianın zamanında ileri sürülmesine ve mülkiyetin güçlü belgelerle ispatlanmasına bağlıdır. İstihkak iddiasının süresi içinde yapılması, icranın geri bırakılmasının talep edilmesi ve fatura, garanti belgesi gibi mülkiyet belgelerinin sunulması — bu adımların her biri davanın sonucunu doğrudan belirler. Süreler kısa olduğundan, haciz işlemiyle karşılaşıldığında derhal harekete geçmek hayati önem taşır. İcra ve iflas hukuku alanında uzmanlaşmış bir avukatla doğru stratejiyi kurmak, haksız haczedilen malların korunmasını sağlar. Kartal Koza Avukatlık Bürosu olarak istihkak davalarında hem mal sahibi hem alacaklı tarafında, haklarınızı korumak için yanınızdayız. ## Sıkça Sorulan Sorular S: İstihkak davası nedir? C: İstihkak davası, haczedilen bir mal üzerinde üçüncü bir kişinin mülkiyet ya da hak iddia ettiği durumlarda, o malın haciz kapsamından çıkarılmasını sağlayan davadır. Haciz yalnızca borçlunun malına uygulanabileceğinden, borçluya ait olmayan malların haczedilmesi durumunda istihkak davası gerçek sahibin hakkını korur. S: Başkasının borcu için benim eşyam haczedildi; ne yapabilirim? C: Eşyanın size ait olduğunu ileri sürerek istihkak iddiasında bulunabilirsiniz. Bu iddiayı haciz sırasında beyan edebilir ya da süresi içinde istihkak davası açabilirsiniz. Eşyanın size ait olduğunu gösteren fatura, garanti belgesi ve ödeme kayıtlarını sunmanız gerekir. Süreler kısa olduğundan derhal harekete geçmek önemlidir. Benzer şekilde banka hesabına gelen haczin nasıl kaldırılacağı hakkında da bilgi alabilirsiniz. S: İstihkak iddiasını ne zaman ileri sürmeliyim? C: İstihkak iddiası, haciz sırasında icra memuruna beyan edilerek ya da haciz sonrasında süresi içinde dava açılarak ileri sürülür. En güçlü ve erken aşama, haciz sırasında yapılan beyandır. Süreler kısa olduğundan ve kaçırılması halinde iddia hakkı zayıfladığından, haciz işlemiyle karşılaşıldığında derhal hukuki destek almak gerekir. S: İstihkak davasında malın bana ait olduğunu nasıl ispatlarım? C: Fatura, garanti belgesi, banka ödeme kayıtları, tapu ya da ruhsat gibi resmi kayıtlar ve tanık ifadeleri başlıca ispat araçlarıdır. Faturanın ve mülkiyet belgelerinin sizin adınıza olması güçlü delildir. Borçluyla aynı evde yaşıyorsanız, malın gerçekten size ait olduğunu güçlü belgelerle ortaya koymanız gerekir. S: İstihkak davası açınca haczedilen mal satılır mı? C: İstihkak davasının açılması haczedilen malın satışını otomatik durdurmaz. Ancak istihkak davasıyla birlikte icranın geri bırakılması talep edilebilir. Mahkeme bu talebi değerlendirerek malın satışının dava sonuçlanana kadar durdurulmasına karar verebilir. Bu talebin yapılmaması halinde dava devam ederken mal satılabilir. S: İstihkak iddiası muvazaalı bulunursa ne olur? C: Borçlunun mallarını haczden kurtarmak için danışıklı biçimde ileri sürülen istihkak iddiaları muvazaalı sayılır ve reddedilir. Mahkemeler, özellikle borçluyla yakın ilişki içindeki kişilerin gerçek bir mülkiyet ilişkisi göstermeden ileri sürdükleri iddiaları titizlikle inceler. Bu nedenle istihkak iddiasının gerçek mülkiyete dayanması ve güçlü belgelerle desteklenmesi şarttır. --- # Israrlı Takip (Stalking) Suçu Nedir? Nasıl Şikâyet Edilir? — TCK 123/A URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/israrli-takip-stalking-sucu-nedir-nasil-sikayet-edilir-tck-123-a/ Güncelleme: 2026-06-25 Kısa cevap: Israrlı takip suçu TCK 123/A'da düzenlenir; kişiyi fiziken takip etmek ya da iletişim araçları veya üçüncü kişiler aracılığıyla ısrarla temas kurmaya çalışmakla oluşur. Temel ceza 6 aydan 2 yıla kadar hapistir; suçun çocuğa ya da boşanılan eşe karşı işlenmesi gibi nitelikli hâllerde 1 yıldan 3 yıla kadar hapis uygulanır. Suç şikâyete tabidir. ## Israrlı Takip Suçu (Stalking) Nedir Nasıl Şikayet Edilir? TCK 123/A Israrlı takip suçu, ısrarlı bir şekilde mağdurun fiziki olarak takip edilmesi, iletişim araçları veya bilişim sistemleri kullanılarak ya da üçüncü bir kişi aracılığı ile temas kurmaya çalışmak ile kişide ciddi bir tedirginlik ve huzursuzluk meydana gelmesi ile gerçekleşen bir suçtur. Uygulama İngilizce karşılığı olarak “Stalking Suçu” olarak da bilinmektedir.  Failin bu ısrarlı irtibat / temas kurma çabası suçun mağdurunun tedirgin ederek hürriyetinin kısıtlanması nedeniyle ısrarlı takip suçu TCK 123/A maddesinde ceza kanunumuzun “hürriyete karşı suçlar” başlığı altında düzenlenmiştir.  Israrlı takip suçu yine Türk Ceza Kanunumuzda yer alan tehdit suçu ve kişilerin huzur ve sükununu bozmak suçu ile benzerlik gösterse de; Özellikle ısrarlı takip suçu unsurları itibariyle bu suçlardan çok daha farklıdır. Israrlı takip suçunun cezası 6 ay ile 2 yıl arasında hapis cezasıdır. Suçun TCK 123/A-2 maddesinde yer alan seçimlik hareketlerle birlikte işlenmesi halinde fail hakkında 1 yıl ile 3 yıl arasında hapis cezası şeklinde hüküm kurulabilir.  ## Israrı Takip Suçu Nedir?  Israrlı takip suçunun tanımı TCK 123/A-1 maddesinde yapılmıştır. “Israrlı bir şekilde, fiziken takip etmek ya da haberleşme ve iletişim araçlarını, bilişim sistemlerini veya üçüncü kişileri kullanarak temas kurmaya çalışmak suretiyle bir kimse üzerinde ciddi bir huzursuzluk oluşmasına ya da kendisinin veya yakınlarından birisinin güvenliğinden endişe duyulmasına neden olmak” Israrlı takip suçu olarak tanımlanmıştır. Görüldüğü gibi ısrarlı takip suçu ile TCK 123/1 maddesinde düzenlenmiş olan kişilerin huzur ve sükununu bozmak suçu oldukça benzerlik göstermektedir. Her iki suçu birbirinden ayıran en önemli özellik ise kişilerin huzur ve sükununu bozmak suçu daha çok suçun mağdurunun huzur ve sükununu bozmaya yönelik bir suç olduğu gibi; Israrlı takip suçunda mağdurda ciddi bir korku ve güvenlik endişesi oluşmasıdır.  Bu nedenle ısrarlı takip suçu cezası, kişilerin huzur ve sükununu bozma suçuna göre kısmen de olsa daha fazladır.  ## Israrlı Takip Suçu Cezası Failin eyleminin TCK 123/A-1 maddesi kapsamında kalması ve TCK 123/A-2 maddesinde yer alan durumların söz konusu olmaması halinde fail hakkında 6 ay ile 2 yıl arasında hapis cezasına hüküm olunur.  ## Çocuğa Karşı Israrlı Takip Suçu ve Cezası Türk Ceza Kanunumuzda suç olarak tanımlanmış birçok fiilde olduğu gibi ısrarlı takip (stalking) suçunun çocuğa karşı işlenmesi ayrıca cezai yaptırıma bağlanmıştır. Suçun çocuğa karşı işlenmesi temel cezaya göre daha fazladır. Buna göre ısrarlı takip suçunun 18 yaşından küçük çocuklara karşı işlenmesi halinde fail hakkında 1 yıl ile 3 yıl arasında hapis cezası öngörülmüştür.  ## Boşanmış Eşe Karşı Israrlı Takip Suçu ve Cezası TCK 123/A-2,a maddesi ile suçun haklarında ayrılık kararı verilmiş olan eşe ya da resmi olarak boşanmış olunan eşe karşı işlenmesi de ayrıca cezai yaptırıma bağlanmıştır. Suçun mağduru ile faili arasında TCK 123/A-2,a maddesinde belirtilen şekilde bir ilişki bulunması halinde de sanık hakkında ısrarlı takip suçunun unsurları oluşması halinde 1 yıl ile 3 yıl arasında hapis cezası şeklinde hüküm kurulabilmektedir. Suçun mağduru ile faili arasında bu şekilde bir ilişki bulunması durumunda şüphelinin arıca zorlama hapsi (tazyik hapsi) ile kısa süreli de olsa cezalandırılabileceğini hatırlatmak isteriz.  ## Israrlı Takip Suçu Sonucu Mağdurun Konut/İş veya Okul Değişikliği Yapmış Olması Israrlı takip suçunun işlenmesine bağlı olarak suçun mağdurunun;  - İş yerini değiştirmek zorunda kalması - İkamet etmiş olduğu konutu değiştirmek zorunda kalması - Okulunu değiştirmek zorunda kalması - Çalışmış olduğu işini bırakmak zorunda kalması Gibi durumların gerçekleşmesi halinde de sanık hakkında 1 yıl ile 3 yıl arasında hapis cezası şeklinde hüküm kurulabilecektir.  ## Uzaklaştırma Kararına Rağmen Israrlı Takip Suçu ve Cezası Daha önce herhangi bir sebeple veya yine ısrarlı takip suçuna bağlı olarak şüpheli hakkında uzaklaştırma kararı bulunması, konuta, okula ya da iş yerine yaklaşmama tedbiri bulunmasına rağmen bunu ihlal ederek suçun işlenmesi halinde anık hakkında 1 yıl ile 3 yıl arasında hapis cezası şeklinde hüküm kurulabilmektedir.  ## Israrlı Takip Suçu TCK MADDE 123/A (1) Israrlı bir şekilde; fıziken takip etmek ya da haberleşme ve iletişim araçlarını, bilişim sistemlerini veya üçüncü kişileri kullanarak temas kurmaya çalışmak suretiyle bir kimse üzerinde ciddi bir huzursuzluk oluşmasına ya da kendisinin veya yakınlarından birinin güvenliğinden endişe duymasına neden olan faile altı aydan iki yıla kadar hapis cezası verilir. (2) Suçun; - a) Çocuğa ya da ayrılık kararı verilen veya boşandığı eşe karşı işlenmesi, - b) Mağdurun okulunu, iş yerini, konutunu değiştirmesine ya da okulunu veya işini bırakmasına neden olması, - c) Hakkında uzaklaştırma ya da konuta, okula veya iş yerine yaklaşmama tedbirine karar verilen fail tarafından işlenmesi, hâlinde faile bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir. (3) Bu maddede düzenlenen suçun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır. ## Israrlı Takıp Suçu Unsurları ## Korunan Hukuki Değer Herhangi bir kişinin fiziki olarak veya diğer iletişim araçları ile takip edilmesi veya mağdur ile istediği dışında irtibat veya temas kurulmaya çalışılması kişiyi rahatsız edebileceği gibi bu fiilden dolayı korku ve endişe yaşaması hatta bu endişe ve korkuya bağlı olarak özgürlüğünün elinden alınması veya kısıtlanması söz konusu olabilmektedir. Bu nedenle TCK 123/A maddesi ile kişi özgürlüğü ve ya yaşam güvenliğinin koruma altına alındığını söyleyebiliriz.  ## Suçun Faili Israrlı takip suçu fail açısından özgü nitelik taşımaz. Suçun failinin herkes olabilmesi mümkündür. Ancak uygulama sıklıkla suçun eski eş, sevgili, nişanlı ve daha önemlisi çocuklara karşı işlendiğine rastlamaktayız. Bu durum da ayrıca TCK 123/A-2,a maddesi ile yaptırıma bağlanmıştır.  ## Suçun Mağduru Suçun mağduru TCK 123/A maddesinde tanımı yapılan ısrarlı takip ve iletişim kurma amacıyla özgürlüğü kısıtlanan ve bundan dolayı korku ve panik yaşayan kişilerdir. Mağdur açısından özgü nitelik taşımasa da; TCK 123/A-2,a maddesinde belirtilen şekilde suçun çocuğa karşı işlenmesi ayrıca yaptırıma bağlanmıştır.  ## Israrlı Takip Suçunda Fiil Unsuru Israrlı takip suçu farklı şekillerde kendisini göstermektedir. Aşağıda detaylarını belirtmiş olduğumuz fiili hareketler onucu mağdurun korku, panik ve huzursuzluk yaşaması gerekir. Diğer bir ifade ile failin ısrarlı takip boyutundaki davranışları failde bu şekilde bir psikoloji yaratması gerekir. bu nedenle ısrarlı takip suçunu oluşturacak bu davranışların tek seferlik olmaması birden fazla kez gerçekleşmesi gerektiğini söyleyebiliriz.  Örneğin failin bir kez arayarak iletişim kurmak istemesi ısrarlı takip suçunun unsurları için yeterli değildir. Israrlı takip suçu beraat kararları da büyük ölçüde bu gerekçeye dayanmaktadır.  ## Fiziki Olarak Takip etme Fiziki olarak takip etme suçun en sık rastlanan halidir. Fiziksel takip mağdurun fail tarafından izlenmesi, takip edilmesi ev, iş yeri veya okuluna gidilmesi şeklinde gerçekleşebilir. Ancak suçun faili ile mağdurunun tesadüf şeklinde karşılaşmış olmaları suçun oluşumuna yeterli olarak görülmemektedir.  ## Haberleşme ve Diğer İletişim Araçları İle Israrlı Takip Suçu TCK 123/A maddesinde yapılan tanımdan da anlaşılacağı gibi suç sadece fiziksel olarak takip şeklinde işlenmemektedir. Failin mağdura telefon etmesi, SMS göndermesi hatta e-posta göndermesi dahi suçun oluşmasına zemin hazırlayabilecek davranışlardır. Teknoloji ve iletişim araçlarının gelişmesi ile suçun en sık gerçekleşme şeklinin haberleşme ve iletişim araçları olduğunu söyleyebiliriz. Bu mesajların aynı zamanda hakaret suçu oluşturması halinde ayrıca cezai sorumluluk doğabilir. ## Bir başkası Aracılığı İle Temas Kurmaya Çalışma Failin yukarıda belirtmiş olduğumuz şekiller haricinde üçüncü bir kişi aracı kılınarak mağdur ile temas kurmaya çalışması da ısrarlı takip suçunu oluşturur. Gerek fiziksel temas ve haberleşme ile iletişim araçları ile temas kurma istediği ile üçüncü kişi aracılığı ile gerçekleşen tüm durumlarda failin asıl amacı mağdurun rızası bulunmaksızın onunla iletişim kurmaktır.  ## Takip Israrlı Bir Şekilde Devam Etmelidir Daha önce de belirttiğimiz gibi tek seferlik takip niteliğindeki davranışlar başkaca suçu oluşturabilecek olsa da ısrarlı takip suçunun unsurlarını oluşturmaz. Bu tür davranışların sürekli bir şekilde veya en azından birden fazla gerçekleşmesi suçun oluşması için aranan bir başka kriterdir.  ## Israrlı Takip Mağdurda Ciddi Bir Huzursuzluk Oluşturmalıdır? Sık sık belirttiğimiz gibi ısrarlı takip suçu unsurları oluşabilmesi için failin takipleri, aramaları ve benzeri temas kurma girişimleri mağdurda ciddi bir huzursuzluk yaratması gerekir. Mağdurda meydana gelecek olan bu huzursuzluk hali ayrıca güvenlik endişesine neden olmalıdır. Bu güvenlik endişesinin sadece mağdurun kendisine yönelik olması gerektiği yönünde bir zorunluluk yoktur. Mağdurun bir yakınına yönelik bir güvenlik endişesi oluşması ısrarlı takip suçunun oluşmasına yeterli olarak görülmektedir.  ## Suçun Manevi Unsuru ## Kast Israrlı takip suçları kasten işlenebilen bir suçtur. Suçun taksirle veya hata sonucu işlenebilmesi mümkün değildir. Suçun failinin mağdur ile temas kurma isteği ve onu takip etmesi failin iradesi doğrultusunda kasıtlı olarak ve en önemli tekrarlı bir şekilde gerçekleşmesi gerekir.  ## Israrlı Takip Suçu Nasıl Oluşur? Israrlı takip suçu unsurları başlığımızda belirtmiş olduğumuz detayları kısaca özetlemek gerekirse; Aşağıdaki unsurların bir arada bulunması TCK 123/A maddesinde belirtilen ısrarlı takip suçunu oluşturur.  - Failin fiziksel, telefon, mesaj, e-posta veya sosyal medya aracılığı ile mağdur ile iletişim kurma istedi ısrarlı bir şekilde devam etmiş olmalıdır.  - Bu takip ve temas kurma talebinde mağdurun rızasının bulunmaması gerekir.  - Takip, fiziksel şekilde olabileceği gibi telefon, mesaj, sosyal medya platformları gibi dijital araçlar aracılığı ile gerçekleşmelidir.  - Failin sergilemiş olduğu bu ısrarlı davranışları nedeniyle mağdurda veya bir yakınında huzursuzluk, güvenlik endişesi veya korku oluşması gerekir.  - Mağdurda meydana gelecek olan bur huzursuzluk, korku ve endişe ile failin takipleri arasında nedensellik bağı kurulabilmelidir.  - Israrlı takipte hukuka uygunluk nedenlerinin bulunmaması gerekir.  ## Israrlı Takip Suçunda Özel Görünüş Biçimleri ## Etkin Pişmanlık Israrlı takip suçu unsurları başlığı altında da değindiğimiz gibi suç mağdurun bu takiplerden dolayı huzursuzluk ve endişe duyması ile tamamlanan bir suçtur. Bu nedenle suçun failinin pişmanlık göstermesi, mağdurda meydana gelen huzursuzluk ve endişe duygusunu telefi etmemektedir. Bu bilgi kapsamında ısrarlı takip suçları için etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasının mümkün olmadığını söyleyebiliriz.  ## Suça Teşebbüs Israrlı takip suçuna teşebbüs uygulamada sık karşılaşılan bir durum olmasa da suçun işleniş biçimleri itibariyle teşebbüs aşamasında kalması mümkün olan bir suçtur. Diğer durumlarda olduğu gibi failin suçu gerçekleştirmeye el verişli fiili hareketlere başlamasına rağmen suçu elinde olmayan nedenlerde tamamlayamaması durumunda suça teşebbüs söz konusu olur. Suçun teşebbüs aşamasında kalması sık karşılaşılan bir durum olmasa da bu durum faili cezadan tamamen kurtarmaz. Suçun teşebbüs aşamasında kalması halinde TCK 35/2 maddesi uyarınca sadece ceza indirimi nedenidir. Bu durumda sanık hakkında verilecek olan cezada 3/4 ile 1/4 oranları arasında ceza indirimi yapılır.  ## Israrlı Takip Suçuna İştirak Israrlı takip suçunun iştirak halinde işlenmesi mümkündür. Suçun işlenmesine doğrudan veya dolaylı şekilde katkısı bulunan failler suça iştirak ile sorumlu tutulabilecektir. Türk Ceza Kanunumuzda suça iştirak farklı şekillerde gerçekleşmektedir.  - ## Müşterek Faillik TCK 123/A maddesi ve alt bentlerinde suçun birden fazla kişi ile işlenmesi ayrıca ağırlaştırıcı neden olarak kabul edilmemiştir. Israrlı takip suçunun fikir ve eylem birliği içerisinde aynı mağdura karşı işlenmesi halinde birlikte faillik söz konusu olur ve bu durumda bütün failler atılı suçlamadan dolayı ayrı ayrı cezalandırılarak hüküm kurulur.  - ## Suça Azmettirme TCK 123/A maddesi için suça azmettirme sık karşılaşılan bir durum olmasa da; Azmettirenin mümkün olduğu bir suç türüdür. Suça azmettirme söz konusu olması halinde ise fail asıl fail gibi TCK 123/A maddesi gereğince cezalandırılacaktır.  - ## Suça Yardım Etme Suça yardım etme ısrarlı takip suçu için bir başka iştirak halidir. Suçun işlenmesini kolaylaştıracak her türlü hareket yardım etme olarak kabul edilir. Örneğin suçun mağdurunun adresinin, telefon numarasının veya e-posta adresinin asıl faile bildirilmesi halinde yardım etme söz konusu olabilecektir. Bu durumda ise yardım eden fail hakkında TCK 123/A maddesi uyarınca verilecek olan cezada yarı oranında indirim yapılarak hüküm kurulur.  ## İçtima İçtima, failin gerçekleştirmiş olduğu fiilin birden fazla suç oluşturması veya aynı suçun birden fazla kez işlenmesi halinde uygulanan bir hukuk kuralıdır. Israrlı takip suçları için itçime hükümlerinin uygulanması mümkündür. Ancak daha önce de belirttiğimiz gibi ısrarlı takip suçu mağdur ile temas ve iletişim isteğinin birden fazla gerçekleşmesi ile oluşan bir suçtur. Bu nedenle TCK 123/A maddesi için zincirleme suç hükümleri uygulanmaz. Bu karşın TCK 123/A maddesi için, TCK 44/1 maddesi uyarınca fikri içtima hükümlerinin uygulanması mümkündür. Bu durumda failin gerçekleştirmiş olduğu fiillerden daha ağır cezayı gerektiren suç ile cezalandırılması gerekir.  ## Israrlı Takip Suçunda Şikayet Israrlı takip suçu şikayete tabi suçlar arasında yer alır. Bu nedenle şüpheli hakkında gerekli soruşturmaya başlanabilmesi için suçun mağdurunun yasal süre (6 ay) içerisinde şikayet hakkını kullanması gerekir.  ## Israrlı Takip Suçu Nasıl Şikayet Edilir? Yukarıda da belirttiğimiz gibi ısrarlı takip suçu dolayısıyla ilgili hakkında soruşturma başlatılabilmesi için öncelikle suçun mağdurunun şikayet hakkını kullanması gerekir. Bunun için;  - En yakın Cumhuriyet Savcılığı - Polis veya jandarma gibi kolluk kuvvetleri - İl / İlçe emniyet müdürlükleri - 112 acil yardım hattı Suçun Aktif bir şekilde devam ediyor olması halinde daha ciddi sonuçlar ile karşılaşılmasının önüne geçilmesi adına geciktirmeksizin 112 acil yardım hattını aramakta fayda vardır.  Bununla birlikte suçun mağdurunun kadın olması, eski eş olması sevgili veya nişanlı olması halinde gerek görülmesi halinde 6284 sayılı “Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun” gereğince koruma tedbirlerinin uygulanması talebinde bulunulması mümkündür. Gerek görülmesi halinde ısrarlı takip suçu faili hakkında zorlama hapsi uygulanabilecektir. Şikayet ve sonraki süreçte hak kaybı yaşamamak için deneyimli bir ceza avukatından destek almanız önerilir. ## Israrlı Takip Suçu Kamu Davası Israrlı takip suçundan dolayı mağdurun şikayetçi olması ve ısrarlı takip suçunun unsurlarının oluştuğunun anlaşılması ise fail hakkında kamu davası açılır. Görülecek olan kamu davası sonrasında ise karşılaşılması muhtemel hukuki işlemleri aşağıdaki gibi özetleyebiliriz.  ## Görevli ve Yetkili Mahkeme Israrlı takip suçlarında görevli mahkemeler Asliye Ceza Mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise suçun işlenmiş olduğu yer mahkemesidir. Suçun telefon, SMS, sosyal medya platformları ve e-posta göndermek şeklinde işlenmesi halinde ise yetkili mahkemeler suçun mağdurunun bulunduğu yer mahkemeleridir.  ## Israrlı Takip Suçu Beraat Kararları Israrlı takip suçu nedeniyle yapılacak yargılama sonucunda beraat kararları genellikle aşağıdaki gerekçelere dayandırılabilmektedir. Suçun Türk Ceza Kanunumuzda henüz yeni bir suç olarak tanımlanmış olması nedeniyle özellikle yüksek yargı organlarına sıklıkla konu olmamaktadır.  - Israr unsurunun oluşmaması (tek seferlik takip ve irtibat kurma isteği) - Delil yetersizliği - Kast unsurunun bulunmaması - Mağdurda güvenlik veya ciddi bir huzursuzluk oluşmaması - Hukuka uygunluk nedenlerinin bulunması - Suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması ## Israrlı Takip Suçu Paraya Çevrilir Mi? Suçun para cezasına çevrilip çevrilemeyeceği ısrarlı takip suçu kamu davası sonucunda sanık hakkında kurulan hapis cezasının süresine bağlıdır. Yapılacak yargılama sonunda hapis cezası şeklinde kurulun hükmün para cezasına çevrilebilmesi için öncelikle bu hapis cezasının 1 yıl ve daha az süreli olması gerekir.  Bununla beraber suçun failinin yargılama süresinde pişmanlık gösterdiğinin mahkemece kanaat getirilmesi ve adli para cezasının ödenmesine sanığın sosyal ve ekonomik durumunun imkan vermesi gerekir. Mahkemece tüm bu hususlar birlikte değerlendirilerek uygun görülmesi halinde ısrarlı takip suçu para cezasına çevrilebilir. Bunun için öncelikle sanık hakkında kurulan hapis cezasının 1 yıl ve daha az süreli olması gerekir.  ## Israrlı Takip Suçunda Hapis Cezası Ertelenir Mi? Ceza alt ve üst sınırları itibariyle ısrarlı takip suçu sonucu hüküm olunan hapis cezasının ertelenmesi mümkündür. Mahkûmiyet halinde oluşan adli sicil kaydının nasıl silineceği de bu noktada önem taşır. . Bunun için öncelikle aşağıdaki koşulların birlikte bulunması gerekir.  - Sanık hakkında kurulan hapis cezası hükmü 2 yıl ve daha az süreli olmalıdır.  - Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan 3 ay ve daha fazla şekilde ceza almış olmaması gerekir. (Taksirli suçlar hariç) - Sanık yargılama süresince pişmanlık göstermelidir.  - Mahkeme tarafından sanığın ileride tekrar suç işlemeyeceği yönünde kanaat oluşması gerekir.  ## Israrlı Takip Suçu ve Cezası Özet Bilgiler Suça İlişkin Bilgiler Hukuki Açıklamalar Suçun Adı Israrlı Takip Suçu Yasal Dayanak TCK md. 123/A Suç İle Korunan Hukuki Değer Kişinin huzuru, güvenliği ve yaşam özgürlüğü Suçun Faili Herkes olabilir Suçun Mağduru Her gerçek kişi olabilir Suçu Oluşturabilecek Davranışlar Fiziken takip etme, iletişim araçlarıyla temas kurma, üçüncü kişiler aracılığıyla ulaşmaya çalışma Suçun Şartı Davranışların ısrarlı şekilde tekrarlanması Aranan Sonuç Ciddi huzursuzluk veya güvenlik endişesi oluşması Manevi Unsur Kast Temel Ceza Miktarı 6 aydan 2 yıla kadar hapis Nitelikli Hallerde Ceza Miktarı 1 yıldan 3 yıla kadar hapis Şikayet Usulü / Hakkı Şikayete tabi suçlar arasında yer alır Şikâyet Süresi 6 ay Uzlaştırma Uzlaştırma kapsamında değildir Görevli Mahkeme Asliye Ceza Mahkemesi Zamanaşımı Süresi  8 yıl   ## Sıkça Sorulan Sorular S: Israrlı Takip Suçu ve Cezası İçin Zamanaşımı Süreleri C: Israrlı takip suçu cezası 6 ay ile 3 yıl arasında hapis cezası şeklinde olmasına bağlı olarak ceza zamanaşımı süresi 8 yıldır. Ancak suç şikayete tabi suçlar arasında olması nedeniyle suçun mağdurunun 6 aylık süre içerisinde şikayet hakkını kullanması gerekir. S: Israrlı Takip Nedir? C: Israrlı takip, bir kişinin isteği dışında başka bir kişi tarafından sürekli sayılabilecek şekilde tapi edilmesi, aranması, SMS (mesaj) gönderilmesi gibi iletişim yolları ile irtibat kurulması şeklinde gerçekleşen bir suçtur. Failin bu ve benzeri hareketlerin TCK 123/A maddesi kapsamında değerlendirilebilmesi için bu hareketlerin tek seferlik değil, tekrarlı bir şekilde olması gerekir. Bununla beraber bu davranışlardan dolayı suçun mağdurunda ciddi bir huzursuzluk veya güvenlik endişesinin uyanması ısrarlı takip suçunun unsurları arasında yer alır. S: TCK 123/A Şikayete Tabi Mi? C: Evet TCK 123/A maddesinde tanımlanmış olan ısrarlı takip suçu şikayete tabi suçlar arasında yer alır. S: Israrlı Takip Suçu Yargıtay Kararları C: Israrlı takip suçunun 2022 yılında Türk Ceza Kanunumuzda yer almış olması nedeniyle ısrarlı takip suçu Yargıtay kararlarına sık konu olmamaktadır. Ayrıca suç için öngörülen ceza istinaf sınırları içerisinde kalması nedeniyle ilerleyen yıllarda ısrarlı takip suçu daha çok Bölge Adliye Mahkemesi Kararlarına konu olabilecektir. S: Israrlı Takip Suçu Uzlaşmaya Tabi Mi? C: Israrlı takip suçu uzlaşmaya tabi suçlar arasında yer almaz. Bu nedenle soruşturma aşamasında veya kovuşturma aşamasında suçun faili ile mağduru arasında uzlaşma hükümleri uygulanmamaktadır. S: Israrlı Takip Şikayete Tabi Mi? C: Evet ısrarlı takip suçu şikayete tabi suçlar arasında yer alır. Bu nedenle suçun mağdurunun 6 aylık süre zarfında şikayet hakkını kullanması gerekir. S: Israrlı Takip Suçu ve Cezası Ne Zaman Yürürlülüğe Girdi? C: Israrlı takip suçunun Türk Ceza Kanunumuzda yeni bir suç olduğunu söylememiz mümkündür. TCK 123 maddesinde yer alan “kişilerin huzur ve sükununu bozmak suçuna” ilave olarak 7406 sayılı kanunun 8. Maddesi ile 12.05.2022 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. --- # Yoksulluk Nafakası Nedir? Şartları ve Süresi URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/yoksulluk-nafakasi-nedir-sartlari-nelerdir-kimler-talep-edebilir/ Güncelleme: 2026-06-24 Kısa cevap: Yoksulluk nafakası, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek eşe, kusuru diğerinden daha ağır olmamak şartıyla bağlanan süresiz nafakadır. Dayanağı Türk Medeni Kanunu 175. maddedir. Boşanma davasıyla birlikte ya da kararın kesinleşmesinden itibaren bir yıl içinde talep edilir; alacaklının yeniden evlenmesi veya yoksulluğunun sona ermesi hâlinde kaldırılır. Yoksulluk nafakası, boşanmaya bağlı olarak ekonomik açıdan zor duruma düşecek eşin zorunlu ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için ödenen bir nafaka türüdür. Yoksulluk nafakası şartları arasında yer alan en önemli husus nafaka talebinde bulunan eşin daha ağır kusurlu olmaması gerektiğidir. Yoksulluk nafakası süresi bakımından yıllardır iç hukukumuzda tartışma konusu olmakla beraber geçtiğimiz günler içerisinde Anayasa Mahkemesi vermiş oldu kararında Türk Medeni Kanununun 175. Maddesinde yer alan “süresiz” ibaresi oy çokluğu ile iptal edilmiştir. Bu yüksek yargı organı sonucunda süresiz nafakanın kaldırılması konusunda önemli bir hukuk adım atıldığını söyleyebiliriz.  Anayasa Mahkemesinin iptal kararı sonrası henüz yeni bir düzenleme yapılmadığından süresiz nafaka uygulama hala iç hukukumuzdaki geçerliliğini sürdürmektedir. Önümüzdeki yasama yılı içerisinde mevcut iptal kararı da göz önüne alınarak süresiz yoksulluk nafakasına yönelik yeni bir düzenlemenin yapılacağını düşünmekteyiz.  ## Yoksulluk Nafakası Nedir? Evlilik birliğinin sona ermesi ile eşler arasında bir ekonomik dengesizliğin oluşması mümkün hale gelebilmektedir. Bu ekonomik dengesizlik nedeniyle eşlerden birisi yoksulluğa düşecek durumda olması halinde bu olumsuz ekonomik değişikliğin önüne geçilmesi için zorunlu ihtiyaçlarını daha karşılamayacak durumda olacak daha az kusurlu eşe ödenen nafaka türüne yoksulluk nafakası adı verilir. Sadece eşin yoksulluğa düşecek olması bunun için yeterli olmayıp aşağıda detaylarını paylaşacağımız yoksulluk nafakası şartları oluşması gerekir.  ## Yoksulluk Nafakası TMK 175 Yoksulluk nafakasının yasal dayanağını Türk Medeni Kanunumuzun 175. Maddesi oluşturur.  TMK 175; Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir.  Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz. ## Yoksulluk Nafakası Şartları Eşlerin boşanmış olmaları doğrudan yoksulluk nafakası yükümlülüğünü doğurmaz. Bununla beraber yoksulluk nafakası şartlarının oluşması gerekir. Sürecin doğru yönetilmesi için deneyimli bir Kartal nafaka avukatından destek alabilirsiniz. Gerek TMK 175 maddesi gerekse bu konuda yargı kararlarını dikkate alarak yoksulluk nafakası şartlarını aşağıdaki gibi özetleyebiliriz.  ## Yoksulluğa Düşecek Olmak  Yoksulluk nafakasının en temel şartı nafaka talebinde bulunan eşin yoksulluğa düşecek olmasıdır. TMK 175 maddesinde yer alan yoksulluk, eşin temel yaşam ihtiyaçlarını ile zorunlu ihtiyaçlarını karşılayamayacak durumda olması gerektiği halidir. Bununla beraber söz konusu yoksulluk halinin boşanmaya bağlı olarak ortaya çıkmış olması gerekir.  ## Daha Ağır Kusurlu Olmamak Yoksulluk nafakası şartları arasında yer alan diğer bir önemli şart ise kusur durumudur. Kural olarak nafaka talebinde bulunan eşin diğer eşten daha az kusurlu olması gerekir. Eşin tamamen kusurlu olması veya diğer eşten daha fazla kusurlu olması halinde yoksulluk nafakası şartları oluşmaz. Buna karşın eşin kısmen de olsa kusurlu olmasına rağmen kusur oranının daha az olması nafaka alacaklısı olmaya engel değildir. Boşanmada eşlerin kusur durumları ayrıca yoksulluk nafakası hesaplaması yapılırken dikkate alınan bir unsurdur.  ## Nafaka Yükümlüsünün Ödeme Gücü Bulunmalıdır Yoksulluk nafakası şartlarının oluşması için sadece eşin yoksulluğa düşecek olması yeterli değildir. Bununla beraber boşanma sonrası nafaka yükümlüsü olacak eşin bu nafakayı ödeme bulunması gerekir. Unutmamak gerekir ki nafaka uygulamasındaki genel amaç boşanma gelir durumu bakımından eşler arasında adil bir dengenin oluşturulmasıdır.  Bu nedenle nafaka yükümlülüğü belirlenirken ve yoksulluk nafakası hesaplaması yapılırken bu denge göz önüne alınır. Boşanma sonrası belirlenecek nafaka nedeniyle nafaka alacaklısı eşin olağandan fazla zenginleşmesi ve buna bağlı olarak nafaka yükümlüsü eşin yoksullaşması beklenemez.  ## Yoksulluk Nafakası Talep Edilmiş Olmalıdır Yoksulluk nafakasının belirlenmesi hakim tarafından re’sen gözetilen bir durum değildir. Boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek olan eşin boşanma davası sırasında veya boşamanın gerçekleşmesinden sonra 1 yıl içerisinde bu yönde bir talepte bulunması gerekir.  ## Yoksulluk Nafakası Süresi Türk Medeni Kanunumuzun 175. Maddesinde de belirtildiği gibi yoksulluk nafakası, nafaka yükümlüsünün mali gücü oranında süresiz olarak ödenir. Nafaka yükümlüsünün ekonomik durumu nafaka ödemeye elverişli olduğu sürece, süresiz olarak ödenebilmektedir.  Ancak yazımızın başında da belirttiğimiz gibi Haziran 2026 yılında Anayasa Mahkemesi TMK 175 maddesinde yer alan süresiz nafaka yükümlülüğünün hukuka aykırı olduğu yönünde önemli bir karar vermiştir. Bu karar sonrası henüz yasal bir düzenleme yapılmadığın bir süre daha süresiz nafaka uygulanmasının yasalarımızda yer alacağını söyleyebiliriz. Bu iptal kararı sonrası yeni düzenleme yapılması halinde uzun zamandır tartışma konusu olan süresiz nafakanın tamamen kaldırılacağını düşünmekteyiz.  Her ne kadar mevcut düzenlemelerimiz süresiz nafakaya elverişli olsa da yazımızın ilerleyen bölümlerinde değineceğimiz yoksulluk nafakası şartlarının ortadan kalkması ile açılacak olan nafaka iptal davası ile bu nafakanın sona ermesi mümkündür.  ## Yoksulluk Nafakası Hesaplama Nasıl Yapılır? Yoksulluk nafakası hesaplama işlemi yapılırken kullanabileceğimiz genel bir formül yoktur. Yoksulluk nafakası miktarının belirlenmesinde mahkeme tarafından farklı kriterler göz önüne alınır.  Yoksulluk nafakası ne kadar olduğu sorusuna tam olarak bir cevap veremesek de; Bir hesaplama yapılırken dikkate alının kriterler hakkında bilgi sahibi olmamız nafaka hesaplaması konusunda da yaklaşık olarak fikir sahibi olmamız için yeterli olabilecektir. Nafaka hesaplaması yapılırken dikkate alınan unsurları aşağıdaki gibi özetlememiz mümkündür.  ## Tarafların Ekonomik Durumları Yoksulluk nafakası hesaplama işlemi yapılırken ilk olarak tarafların ekonomik durumları dikkate alınır. Yoksulluk nafakası şartları başlığımızda da belirttiğimiz gibi öncelikle boşanma nedeniyle bir eş yoksulluğa düşecek olması gerektiği gibi diğer eşinde nafaka ödemeye ekonomik anlamda imkanını bulunması gerekir.  Eşlerin boşanma sonrasında düşeceği yoksulluğun boyutu ile nafaka yükümlüsü eşin ekonomik durumu dikkate alınarak hakkaniyetli bir miktar belirlenir.  ## Eşlerin Kusur Durumu Eşlerin kusur durumu yoksulluk nafakası hesaplaması yapılırken doğrudan etkili olan bir durum değildir. Kusur durumu daha çok yoksulluk nafakası şartları arasında yer alır. Ancak bazı durumlarda nafaka miktarı konusunda bir takdir kullanırken nafaka talebinde bulunan eşin evlilik birliğinin sona ermesinde olan kusuru dikkate alınabilmektedir.  ## Tarafların Yaşam Standartları Yoksulluk nafakası hesaplama işlemi yapılırken dikkate alınan diğer bir unsur evlilik birlikteliği devam ederken ve evlilik birliğinin sona ermesinden sonraki özellikle nafaka talebinde bulunan eşin yaşam standartlarında bir değişikliğin olup olmadığıdır. Evlilik süresince yüksek gelire bağlı olarak kişinin boşanma sonrasındaki yaşam standartlarındaki olumsuz değişikliğin en aza indirilmesi dikkate alınarak bir hesaplama yapılır.  ## Tarafların Mesleki Durumları Nafaka talebinde bulunan eşin yaş durumu, sağlık durumu veya eğitim durumunun evlilik birliğinin sona ermesinden sonra çalışmaya imkan verecek şekilde olması doğrudan nafaka yükümlülüğünün belirlenmesine etkili değildir. Ancak nafaka talebinde bulunan eşin düzenli gelir elde etmesinin önünde bir engel bulunmaması zaman zaman nafaka hesaplaması yapılırken dikkate alınan bir unsurdur.  ## Anlaşmalı Boşanmada Yoksulluk Nafakası Anlaşmalı boşanmada, yoksulluk nafakası şartları ve özellikle yoksulluk nafakası hesaplaması yapılırken eşler arasında kabul edilen kurallar dikkate alınır. Anlaşmalı boşanma bu durum tamamen tarafların özgür iradelerine bırakılmıştır. Her iki eş anlaşmalı boşanma protokolü ile yoksulluğa düşecek olan eş için nafaka ödemeyi kabul edebileceği gibi, yoksulluk nafakası miktarı konusunda da anlamaya varmış olmaları gerekir.  ## Yoksulluk Nafakası Ne Zaman Kesilir? Yoksulluk nafakası genel olarak yukarıda özetlemiş olduğumuz yoksulluk nafakası şartlarının ortadan kalkması ile kesilir. Bununla birlikte yoksulluk nafakasının kesilmesine neden olabilecek durumları aşağıdaki sıralayabiliriz. - Nafaka alacaklısı tarafın yeniden evlenmesi - Tarafların herhangi birisinin ölümü - Nafaka alacaklısı eşin resmi nikah olmaksızın evli gibi hayat sürmesi - Nafaka alacaklısı eşin haysiyetsiz hayat sürmesi (Örnek; alkol bağımlılığı, uyuşturucu madde bağımlılığı veya gece hayatına düşkünlük gibi) - Yoksulluğun ortadan kalkması - Nafaka yükümlüsü tarafın ödeme gücünün ortadan kalkması - Tarafların karşılıklı olarak anlaşmaya varmış olmaları Durum Nafakanın Sona Erme Şekli Nafaka alan kişinin yeniden evlenmesi Kendiliğinden sona erer Taraflardan birinin ölümü Kendiliğinden sona erer Evli gibi birlikte yaşama Nafaka İptali Davası Yoksulluğun ortadan kalkması Nafaka İptali Davası Haysiyetsiz hayat sürme Nafaka İptali Davası   ## Eşit Kusur Halinde Yoksulluk Nafakası Yukarıda da belirttiğimiz gibi yoksulluk nafakasının en temel şartı talepte bulunan eşin diğer eşten daha ağır kusurlu olmaması gerektiğidir. Türk Medeni Kanunumuzun 175. Maddesine göre eşit kusur söz konusu olması nafaka talebinde bulunmaya engel bir durum değildir.  ## Yoksulluk Nafakasında Zamanaşımı Süreleri Yoksulluk nafakası zamanaşımı sürelerinde genellikle iki farklı zamanaşımı süresi ön plana çıkar.  - ## Yoksulluk Nafakası Talep Etme Süresi Boşanma davası ile birlikte nafaka ve maddi / manevi tazminat talep etme hakkı vardır. Herhangi bir sebeple nafaka talebinde bulunulmamış olması halinde boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren 1 (bir) yıl içerisinde nafaka davası şeklinde ayrıca talepte bulunulması gerekir.  - ## Birikmiş Nafaka Alacaklarında Zamanaşımı Süresi Birikmiş nafaka alacaklarının tahsili konusunda Türk Borçlar Kanunu ile İcra ve İflas Kanununa göre hukuki işlemler yapılır. Buna göre nafaka alacaklarında zamanaşımı süresinin 10 (on) yıl olduğunu söyleyebiliriz. Nafaka genellikle her ay ödenmesi nedeniyle son ödenmeyen nafakadan itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresi işlemeye başlar. ## Nafaka Davası Nasıl Açılır? Nafaka davaları nafakanın kaldırılması davası, nafaka talebi veya nafakanın arttırılması şeklinde açılabilecektir.  - Nafaka Davası; Boşanma davası ile birlikte nafaka talebinde bulunulmaması halinde boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren 1 yıl içerisinde açılır. - Nafakanın İptali Davası; Yoksulluk nafakası şartlarının ortadan kalkması halinde nafakanın iptali amacıyla açılır.  - Nafakanın Arttırılması / Azaltılması Davası; Tarafların ekonomik koşullarında meydana gelen değişiklik veya mevcut ekonomik koşullar dikkate alınarak daha önce belirlemiş olan nafaka miktarının arttırılması veya azaltılması talebi ile açılır.  ## Yoksulluk Nafakasında Görevli ve Yetkili Mahkemeler Bütün aile hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklarda olduğu gibi yoksulluk nafakasının iptali, nafaka bağlanması talebi veya nafakanın azaltılması veya arttırılması talepleri; Aile Mahkemelerinde görülür. Yetkili mahkemeler ise genellikle davacının ikamet etmiş olduğu yer mahkemesi olmakla beraber; Davalının ikamet etmiş olduğu yer mahkemelerinde de bu davaların açılması mümkündür.  Yoksulluk Nafakası Nedir (Özet Bilgiler) Konu Açıklama Yoksulluk Nafakası Nedir? Boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek eş lehine hükmedilen nafaka türüdür Hukuki Dayanak Türk Medeni Kanunu madde 175 Kimler Talep Edebilir? Boşanma sonucunda yoksulluğa düşecek ve daha ağır kusurlu olmayan eş talep edebilir Ne Zaman Talep Edilir? Boşanma davası sırasında veya belirli şartlarda sonrasında (boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren 1 yıl içinde) Nasıl Belirlenir? Tarafların gelir durumu, ihtiyaçları ve ekonomik koşulları dikkate alınır Nasıl Sona Erer? Yeniden evlenme, ölüm veya yoksulluğun ortadan kalkması gibi durumlarda (nafaka iptali davası)   ## Gerçek Hayat Senaryoları ## Senaryo 1: Anlaşmalı Boşanmada Farkında Olmadan Vazgeçilen Nafaka Uygulamada sık görülen bir tablo şudur: 14 yıllık evlilik, iki çocuk, kadın hiç çalışmamış. Anlaşmalı boşanmada eşin avukatının hazırladığı protokolde "tarafların birbirinden nafaka talebi yoktur" ifadesi yer almaktadır. Kadın protokolü okumadan imzalar. Boşanma kararı kesinleştikten sonra ekonomik güçlük başlar. Avukate başvurduğunda öğrendiği şey şudur: bu hak kalıcı olarak yitirilmiştir, artık talep edilemez. Protokol imzalanmadan önce yapılan bir hukuki değerlendirme bu sonucu tamamen değiştirebilirdi. ## Senaryo 2: Gelir Gizleyen Yükümlüde Müzekkere Stratejisi Bir diğer sık karşılaşılan durum: eski eş "işsizim, ödeyemem" savunmasında bulunmaktadır. Nafaka alacaklısının avukatı mahkeme aracılığıyla SGK hizmet dökümü, vergi kaydı ve banka hesap hareketlerine ilişkin müzekkere yazışması talep eder. SGK dökümünde yüksek primli kayıtlar tespit edilir; banka hareketlerinde düzenli gelir girişleri görünmektedir. Mahkeme bu belgeleri esas alarak beyan edilen gelirin gerçeği yansıtmadığını değerlendirir ve yüksek nafakaya hükmeder. Delil araçlarının doğru kullanılması bu davada sonucu tamamen değiştirmiştir. ## Yargıtay Uygulamalarında Yoksulluk Nafakasına Bakış Yargıtay uygulamalarında bu alanda birkaç tutarlı çizgi gözlemlenmektedir. Birincisi: yoksulluk kavramı dar yorumlanmamaktadır. Asgari geçim düzeyinin altına düşme koşulu aranmaz; boşanmanın yarattığı ekonomik kötüleşme yeterlidir. Alt derece mahkemelerinin dar yorumla reddettiği talepler Yargıtay tarafından zaman zaman bozulmuştur. İkincisi: nafaka miktarının belirlenmesinde her iki tarafın ekonomik durumu birlikte değerlendirilmektedir. Sembolik düzeyde kalan nafaka miktarları Yargıtay tarafından yetersiz bulunarak bozulabilmektedir. Üçüncüsü: fiili birliktelik iddiasına dayanan nafaka kaldırma davalarında Yargıtay, geçici ilişkiyle sürekli ev birlikteliğini titizlikle ayırt etmektedir. Salt sosyal medya paylaşımı yeterli kabul edilmemekte; ortak adres, fatura ve tanık ifadesinin bir arada bulunması aranmaktadır. ## Sık Sorulan Sorular ## Yoksulluk nafakası ne kadar süre devam eder? Yoksulluk nafakası kural olarak süresizdir. Nafaka alacaklısının yeniden evlenmesi, yoksulluktan kurtulması ya da fiili birliktelik kurması nafakanın sona ermesine yol açar. Yükümlü bu değişiklikleri tespit ettiğinde nafaka kaldırma davası açabilir; değişiklik kendiliğinden etkili olmaz. ## Yoksulluk nafakası almak için hiç çalışmamış olmak gerekiyor mu? Hayır. Düşük gelirli çalışan bir eş de boşanmanın yoksulluğa yol açtığını ispat ederse nafaka talep edebilir. Belirleyici olan çalışıp çalışmamak değil, boşanmanın yarattığı ekonomik kötüleşmedir. ## Eşit kusurlu boşanmada nafaka alınabilir mi? Hayır. Eşit kusurlu eşler yoksulluk nafakası talep edemez. Ancak kusur tespiti kesin değildir; tarafların davranışları karşılıklı olarak değerlendirilir. Kusur oranını savunmak aktif bir strateji gerektirir. ## Anlaşmalı boşanmada nafaka talep etmezsem bu hakkı kaybeder miyim? Evet, kalıcı olarak. Protokolde nafaka düzenlenmemesi ya da "nafaka talebimiz yoktur" yazılması bu hakkı geri dönülemez biçimde sona erdirir. Boşanma kararı kesinleştikten sonra canlandırılamaz. Protokol imzalanmadan önce nafaka hakkının avukatla birlikte değerlendirilmesi zorunludur. ## Nafaka yükümlüsü öldüğünde nafaka mirasçılara geçer mi? Hayır. Nafaka yükümlüsünün ölümüyle nafaka kendiliğinden sona erer; mirasçılara geçmez. Bu durum özellikle uzun vadeli planlama açısından göz önünde bulundurulmalıdır. ## Nafaka miktarı enflasyon nedeniyle artırılabilir mi? Evet. Protokolde yıllık artış klozu yoksa ve nafakanın reel değeri önemli ölçüde erimişse artırım davası açılabilir. TÜİK TÜFE verileri bu davada destekleyici delil işlevi görür. Artırım kararı dava tarihinden itibaren geçerlidir; geriye dönük artırım talep edilemez. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Erkek yoksulluk nafakası alabilir mi? C: Evet. Yoksulluk nafakası cinsiyete bağlı değildir; şartları taşıyan eş, kadın ya da erkek, talep edebilir. S: Çalışan kadın yoksulluk nafakası alabilir mi? C: Çalışıyor olmak tek başına engel değildir. Belirleyici olan gelirin kişiyi yoksulluktan kurtarmaya yetip yetmediğidir. S: Eşit kusurlu boşanmada nafaka alınabilir mi? C: Alınabilir. Kanun "kusuru daha ağır olmamak" şartını arar; eşit kusur nafakaya engel değildir. S: Anlaşmalı boşanmada nafakadan feragat edersem sonradan isteyebilir miyim? C: Hayır. Protokolde yoksulluk nafakasından açıkça feragat edilmişse bu hak sonradan talep edilemez. S: Nafaka yükümlüsü ölürse nafaka mirasçılara geçer mi? C: Geçmez. Taraflardan birinin ölümüyle nafaka kendiliğinden sona erer. Ölümden önce doğmuş birikmiş alacaklar terekeden istenebilir. S: Yoksulluk nafakası ödenmezse ne olur? C: Alacaklı icra takibi başlatabilir. Ödenmemesi hâlinde İcra ve İflas Kanunu m. 344 uyarınca üç aya kadar tazyik hapsi gündeme gelebilir. --- # İtirazın İptali Davası Nedir? Şartları ve Süresi (İİK 67) URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/itirazin-iptali-davasi-nedir-sartlari-ve-suresi-iik-67/ Güncelleme: 2026-06-23 Kısa cevap: İtirazın iptali davası, borçlunun ödeme emrine itirazı üzerine duran ilamsız icra takibini sürdürebilmek için alacaklının açtığı davadır. Dava, itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren 1 yıllık hak düşürücü süre içinde açılmalıdır. Davanın kabulüyle takip kaldığı yerden devam eder; itirazın haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa borçlu aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilebilir. İtirazın iptali davası devam eden icra takibi sırasında borçlunun yapmış olduğu itirazı bağlı olarak takibin durması sonucu alacaklının bu itirazın kaldırılması amacıyla açmış olduğu davadır. Genellikle borçlunun borca itirazı sonucu takibin durmuş olması nedeniyle uygulamada sıklıkla borca itirazın iptali davası olarak da bilinmektedir.  İtirazın iptali davasının yasal dayanağını ise İcra ve İflas Kanunumuzun 67 maddesi oluşturur. Alacaklının alacağını tahsili için oldukça önemli bir dava türüdür. Dava öncesinde özellikle itirazın iptali davası şartları, süresi ve zamanaşımı süreleri hakkında bilgi sahibi olmamız bu hukuki sürecin başlatılması ve dava süreci bakamından önemlidir. Bu konularda gerekli bilgilere sahip olduktan sonra yazımızın sonunda itirazın iptali dava dilekçesi örneğini inceleyebilirsiniz. Ayrıca 1 yıl içinde itirazın iptali davası açılmaması halinde takip etmeniz gereken hukuki yollar hakkında bilgi sahibi olabilirsiniz.  ## İtirazın İptali Davası Nedir? Ödeme emrinin borçluya tebliğinden itibaren yasal süre içerisinde (7 gün) gerekçeleri ile birlikte borçlunun bu ödeme emrine itiraz etme hakkı vardır. Borçlunun yapmış olduğu bu itiraz sonucu başlatılan icra takibi durur. Alacaklının ise borçlunun yapmış olduğu bu itiraza karşı açmış olduğu karşı davaya itirazın iptali davası adı verilir.  İtirazın iptali davası süresi içerisinde açılma halinde mahkeme tarafından ve özellikle davacının (alacaklının) sunmuş olduğu delilleri ve dava konusu icra takip dosyasını bir bütün halinde değerlendirerek borcun muaccel olup olmadığını inceler.  Görülen dava sonrasında davacı yani alacaklı lehine karar verilmesi halinde borçlunun (davalının) daha önce yapmış olduğu itiraz iptal edilerek daha önce itiraz sonucu durmuş olan icra takibi kaldığı yerden devam eder. Ayrıca mahkemece daha önce yapılmış olan bu itirazın kötü niyetli ve haksız olduğu sonucuna varılması halinde borçlunun inkar tazminatı ile karşılaşması muhtemeldir. İtirazın iptali davası zamanaşımı süresi bir yıl olduğundan bu davaların geciktirilmeksizin açılması gerekir.  ## İtirazın İptali Davası Şartları İtirazın iptali davasının açılması ve dava sonucunda davacı yani alacaklı lehine bir karar verilmesi için bir takım koşulların oluşması gerekir. Uygulamada sık karşılaştığımız ve uyuşmazlık konusu yapılan itirazın iptali davası şartları ve özelliklerini aşağıdaki gibi özetlememiz mümkündür.  ## Devam Eden Bir İcra Takibi Bulunmalıdır İtirazın iptali davasında uyuşmazlığın dayanağını daha önce başlatılmış icra takip dosyası oluşturur. İlamlı icra takiplerinde bu yöndeki yasal prosedür farklı olması nedeniyle daha önce itiraz edilen ödeme emri ilamsız icra takip dosyası olmalıdır.  ## Ödeme Emrine İtiraz Edilmiş Olmalıdır İtirazın iptali davası, borçla hakkında başlatılan icra takibine dayanılarak gönderilen ödeme emrine itiraz sonucu açılan bir davadır. Bu nedenle bu hukuki sürecin başlatılabilmesi için öncelikle bu konuda bir itiraz söz konusu olmalıdır. Bununla beraber borçlu bu ödeme emrine yasal sürede itiraz etmiş olması gerekir. Çünkü yasal süre içerisinde ödeme emrine itiraz edilmemesi halinde takip talebi kesinleşeceğinden bu şekilde dava açma yoluna bir gereksinim bulunmayacaktır.  ## İtirazın İptali Davası Zamanaşımı Süresi İçerisinde Açılmalıdır İtirazın iptali davası zamanaşımı süresi, borçlunun yapmış olduğu itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren 1 yıldır. Bu süre icra ve iflas kanunumuz ile hak düşürücü süre olarak belirlenmiştir. Bu nedenle bu sürenin kaçırılması dava açma hakkını ortadan kaldıracak ya da açılmış olan davanın reddine sebebiyet verebilecektir. İtirazın iptali davası şartları arasında bu süre önemli bir yere sahiptir. Bu sebeple dikkat edilmesi oldukça önemlidir.  ## Arabuluculuğa Başvuru İtirazın iptali davasının konusunu, ticari alacaklar, işçi alacakları veya kira alacakları oluşturması halinde dava öncesinde bu tür uyuşmazlıklarda arabuluculuğa başvuru zorunluluğu vardır. Bu nedenle borcun / alacağın niteliği öncesinde tespit edilerek arabuluculuğun zorunlu olduğu durumlar söz konusu olması halinde davacının arabuluculuğa başvuru zorunluluğu vardır. Bu bir dava şartı olması nedeniyle arabuluculuğa başvuru yapılmaksızın davanın açılması halinde davanın reddine karar verilmesi muhtemel bir durumdur. Bu hukuki prosedürün göz ardı edilmesi itirazın iptali dava süresini uzatabilecek bir etkendir.  ## Borcu Muaccel Olması Gerekir İtirazın iptali davasında ispat yükü davacıya aittir. Alacaklı icra takip dosyası ile birlikte borcun gerçekten bulunduğunu kanıtlayabilecek her türlü delili gerekçeleri ile birlikte itirazın iptali dava dilekçesinde belirteli ve buna ilişkin tüm delilleri dava dilekçesine eklenmelidir. Mahkeme tarafından icara takip dosyası ile davacının sunmuş olduğu deliller mahkeme tarafından celp edilen diğer deliller ile birlikte değerlendirilerek borcun muaccel olduğu kanaatine varılması halinde davacı lehine karar verilebilecektir.  ## İtirazın İptali Davası Nasıl Açılır? ## Görevli ve Yetkili Mahkemeler İtirazın iptali davalarında görevli mahkemeler genel olarak Asliye Hukuk mahkemeleridir. Ancak özel mahkemelerin bulunduğu yargı mercilerinde borcun niteliğine göre görevli mahkemeler değişebilecektir. Görevli mahkemelerin belirlenmesinde alacağın / borcun türüne göre bir belirleme yapılmaktadır.  ## Asliye Hukuk Mahkemesinin Görevli Olduğu Durumlar - Eser sözleşmesinden kaynaklanan alacaklar - Sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacaklar - Mülkiyet hakkından doğan para alacakları - Haksiz fiil nedeniyle doğan maddi ve manevi tazminat alacakları - İş mahkemesinin görev alanına girmeyen hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacaklar - Kira sözleşmesi haricinde genel sözleşmelere dayanan alacaklar - Vekalet sözleşmesine dayalı alacaklar ## Sulh Hukuk Mahkemesinin Görevli Olduğu Durumlar - Kira sözleşmesinden kaynaklanan kira alacakları - Kat mülkiyetine tabi olarak aidat ve ortak gider alacakları ## Asliye Ticaret Mahkemesinin Görevli Olduğu Durumlar - Fatura alacakları - Ticari dava olarak görülen davalardan doğan alacaklar - Sigorta sözleşmesine dayalı alacaklar - Cari hesap alacakları - Satış sözleşmesinden kaynaklanan ticari alacaklar - Finansal kiralama sözleşmesine dayalı alacaklar - Taşıma ya da lojistik faaliyetlerinden doğan alacaklar - Mal satış sözleşmesine dayalı alacaklar ## İş Mahkemesinin Görevli Olduğu Durumlar - İhbar tazminatı alacakları - Kadım tazminatı alacakları - Her türlü ücret alacakları (yıllık izin, fazla mesai vs.) - İşçi alacakları ## Tüketici Mahkemesinin Görevli Olduğu Durumlar - Abonelik sözleşmelerine dayalı alacaklar - Mesafeli satış sözleşmelerine dayalı alacaklar - Ayıplı mal veya hizmet nedeniyle kaynaklanan alacaklar - Tur sözleşmelerine dayalı alacaklar ## İtirazın İptali Davasında Yetkili Mahkemeler İtirazın iptali davasında yetkili mahkemeler belirlenirken genellikle icra takibinin yapılmış olduğu yer mahkemeleri dikkate alınır. Ancak yetkili mahkemelerin belirlenmesinde genel kurallar geçerli olması nedeniyle;  - Davalının yerleşim yeri mahkemeleri - Sözleşmenin ifa yeri mahkemeleri - Haksız fiilin gerçekleşmiş olduğu yer mahkemeleri  Ayrıca itirazın iptali davasında yetkili mahkemeler arasında yer alır.  ## İtirazın İptali Davasında İspat Yükü Herhangi bir hakkında varlığını iddia eden taraf bu iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür. İtirazın iptali davsında ispat yükü de davacıya aittir. Borçlunun yapmış olduğu bu itiraz borcu tamamen ortadan kaldırmaz. Alacaklının yani davacının açacağı bu dava ile borcun muaccel olduğunun ispat edilmesi ile borçlunun daha önce yapmış olduğu itiraz sonuçsuz kalacak ve icra takibi kaldığı yerden devam edebilecektir.  Davacı borcun muaccel olduğunu kanıtlamak adına, senet, fatura, banka dekontu, teslim belgesi veya ticari defter kayıtları gibi her türlü delili mahkemeye sunabilecektir. Buna karşın borçlunun yani davalının borcun ödendiği, zamanaşımına uğradığı ya da hiç doğmadığını iddia etmesi halinde bu iddiaların ispat yükü davacıya aittir. Ancak genel olarak borcun muaccel olduğunu ispat yükü davacıya aittir. Bunun yazımızın sonunda paylaşacağımız itirazın iptali davası dilekçe örneğini inceleyebilirsiniz.  ## İtirazın İptali Davası Sonuçları ## İtirazın İptali Davasının Kabulü (İtirazın Kaldırılması) Mahkeme tarafından itirazın iptali davası şartları oluştuğunun anlaşılması ve davacı tarafından borcun muaccel olduğunun anlaşılması halinde davacı lehine karar verilir.  Davanın kabulü sonucunu doğuran bu karar sonrası icra takip dosyası yeniden gündeme gelir. Bu karar sonrası icra takibine kaldığı yerden devam etme imkanı doğar. Böylelikle alacaklı, haciz talep etme, mal varlığı araştırması ve devamında satış yoluna başvurma gibi cebri icra yoluna başvurma hakkına sahip olur. ## İtirazın İptali Davasının Reddi Görülecek olan dava sonrasında mahkeme tarafından itirazın iptali davası şartlarının oluşmadığı ya da davacının (alacaklının) borcun muaccel olduğunu ispatlayamaması halinde davanın reddine karar verilir. Bu durumda davalının (borçlunun) daha önce yapmış olduğu itiraz aynen geçerliliğini koruyarak icra takibi devam etmez. Diğer bir ifade ile alacaklı her türlü cebri icra hakkını kaybeder. Borçlu tarafında ise borcun gerçekte bulunmadığının tespiti için menfi tespit davası gündeme gelebilir. ## İtirazın İptali Davasında İnkar Tazminatı İtirazın iptali davası sonucu davacı lehine karar verilerek dava konusun borcun muaccel olduğunun mahkeme kararı ile anlaşılması halinde kötü niyet tazminatı ve inkar tazminatı alacaklının (davacının) talebi doğrultusunda gerçekleştirileceğinden davanın itirazın iptali davası dilekçesi veya yapılacak olan duruşmalarda bu hususu mutlaka belirtmesi gerekir.  ## İtirazın İptali Davasında Arabuluculuk Dava Şartı Mı? İtirazın iptali davasında arabuluculuk genel olarak zorunludur. Ancak kısmen de olsa alacağın türü ve niteliğine göre değişiklik gösterebilir. Dava öncesinde arabuluculuğun zorunlu olduğu hallerde, arabuluculuğa başvurmadan dava açılması dava şartı olması nedeniyle davanın reddine şeklinde hüküm kurulması mümkündür. Bunun için dava öncesinde arabuluculuğa başvurunun zorunlu olduğu dava türlerini incelemenizde fayda vardır.  ## İtirazın İptali Davasında Arabuluculuğa Başvuru Zorunluluğu Olan Alacaklar İtirazın İptali Davasında Arabuluculuğa Başvuru Zorunluluğu Bulunan Alacaklar / Borçlar Ticari mal satışından kaynaklanan alacak Fatura alacağı Cari hesap alacağı Şirketler arasındaki ticari alacaklar Ticari hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacaklar Ticari tazminat alacakları Bankacılık işlemlerinden kaynaklanan alacaklar Kıdem tazminatı alacağı İhbar tazminatı alacağı Fazla mesai ücreti alacağı Yıllık izin ücreti alacağı Ücret alacağı Prim ve ikramiye alacağı Tüketici kredisi alacağı Abonelik sözleşmesinden kaynaklanan alacak   ## 1 Yıl İçinde İtirazın iptali Davası Açılmaması 1 yıl içinde itirazın iptali davası açılmaması hak düşürücü bir süre olması nedeniyle alacaklının bu yönde dava açma hakkı kaybolur. Bu husus mahkemece talep olmaksızın re’sen dikkate alınarak açılmış olan davanın itirazın iptali davası şartları oluşmaması nedeniyle reddedilmesi sonucunu doğurabilecektir.  1 yıl içinde itirazın iptali davası açılmaması doğrudan alacaklının alacağını tahsilini imkanını ortadan kaldırmaz. Alacaklının alacağın niteliğine göre genel zamanaşımı sürelerinde “alacak davası” açarak borcunu yeni bir hukuki işlem ile tahsil etme imkanına sahiptir. Bu bir yıllık sürenin kaçırılması yeni bir davaya sebebiyet vereceğinde önemle üzerinde durulması gereken bir hak düşürücü süredir. Buna karşın bu süresinin kaçırılması borcu tamamen ortadan kaldırmaz.  Açılacak olan alacak davası ile tıpkı iptal davasında olduğu gibi borcun muaccel olup olmadığı konusu araştırılır. Mahkemece borcun muaccel olduğu sonucuna varılması halinde alacaklının bu mahkeme kararına istinaden diğer icra takibinden farklı olarak bu kez yeniden ilamlı icra takibi başlatması gerekir.  ## İtirazın İptali Davası Ne Kadar Sürer? Yerel mahkemelerde ve yüksek yargı organlarında görülecek olan davaların ne kadar süreceğinin önceden kestirilmesi oldukça zordur. Davanın nitelik ve kapsamına göre, taraf sayısına göre, bilirkişi incelemesi veya keşif yapılıp yapılmayacağına göre bu süreler değişir. Ayrıca kararın kesinleşmesine kadar olan süreç yine dava süresi dahilinde olması nedeniyle istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurulmuş olması da dava süresini etkileyen önemli bir unsurdur. Genel bir süre belirtmek zor olsa da mesleki tecrübelerimize dayanarak benzer davaların 6 ay ile 1,5 yıl içerisinde sonuçlanabildiğini söyleyebiliriz.  ## İtirazın İptali Davası Vekalet Ücreti Diğer hukuk davalarında olduğu gibi itirazın iptali davası vekalet ücreti ve diğer dava harç ve yargılama giderleri davacıdan peşin olarak tahsil edilir. Açılacak olan dava sonucunda davacı lehine bir karar verilmesi halinde tüm bu gider ve masraflar ile vekalet ücreti davalı taraftan tahsil edilerek tekrar davacı tarafa ödenir.  İtirazın iptali davası vekalet ücreti dava değerine göre nispi olarak hesaplanır. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre nispi olarak alınacak vekalet ücretleri genellikle dava konusu değerin %15’i olarak belirlenir. Bu nedenle dava konusu değerin artması ile birlikte vekalet ücretinde de artış meydana gelebilecektir.  ## İtirazın İptali Davası Dilekçe Örneği … ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ’NE (Alacağın Niteliğine Göre Görevli Mahkeme Değişebilecektir.) DAVACI Adı ve Soyadı : … (Varsa şirket unvanı) T.C. Kimlik No (Vergi No : … Adres : … VEKİLİ Avukat : … Adres : … DAVALI Adı ve Soyadı : … (Varsa Şirket Unvanı) T.C. Kimlik No : … Adres : … DAVA KONUSU : Borçlu …’in yapmış olduğu icra takibine itirazın iptali ve icra takibinin devamına karar verilmesi ile inkar tazminatına hükmedilmesi talebi DAVA DEĞERİ : … TL AÇIKLAMALAR :    - Yukarıda açık kimlik ve adres bilgileri yazılı davalı aleyhine … İcra Müdürlüğünün …../….. esas sayılı takip dosyası ile …. TL tutarında alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatılmıştır.  - Başlatılan icra takibi sonucunda; İcra Müdürlüğü tarafından … tarihinde borçluya ödeme emri tebliğ edilmiş olup, borçlu yasal sürede gerekçeleri ile birlikte ödeme emrine itiraz etmiştir. Yapılan bu itiraz nedeniyle icra takibi durmuştur.  - Borçlunun yapmış olduğu bu itiraz dilekçesi … tarihinde davacıya tebliğ edilmiştir.  - … İcra Müdürlüğünün ……/….. Esas sayılı takip dosyasında talep edilen alacak …. tarihli sözleşmeye dayanmaktadır. Bu nedenle yasal olarak borçlu ile borç ilişkisi doğmuş ve borç muaccel hale gelmiştir.  - Borcun muaccel olduğu itirazın iptali dava dilekçesine ekli her türlü belgeden anlaşılmaktadır. Borçlunun yapmış olduğu bu itiraz tamamen hukuki dayanaktan yoksun olduğu gibi icra takibinin sürüncemede kalmasına yönelik bir itirazdır.  - Borcun muaccel olduğu dava dilekçesine ekli belgelerden de anlaşılacağı üzeri itirazın iptali ve durmuş olan icra takibinin devamına karar verilmesi gerekmektedir.  - Ayrıca davalının yapmış olduğu bu itiraz haksız ve kötü niyetli olması nedeniyle inkar tazminatı koşulları oluşmuştur.  YASAL DAYANAKLAR : İcra ve İflas Kanununun 67 ve devamı maddeleri, Hukuk Muhakemeleri Kanunun, Borçlar Kanunu ile ilgili mevzuat hükümleri DELİLLER : … İcra Müdürlüğünün …../….. Esas sayılı takip dosyası, Faturalar, Cari hesap dökümleri, bilirkişi incelemesi, ticari defter kayıtları, tanık beyanları ve her türlü yasal deliller SONUÇ VE TALEP : Yukarıda arz ve izah edilmiş olan nedenlerden dolayı;  - Davanın kabulüne - Davalının … İcra Müdürlüğünün …../….. esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline - İcra takibinin kalmış olduğu yerden devamına - Davacı aleyhine İcra ve İflas Kanununun 67. Maddesi uyarınca inkar tazminatına hükmedilmesine, - Bütün yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına, Karar verilmesi arz ve talep olunur. (Tarih ve İmza) ## İtirazın İptali Dava Dilekçesi Nasıl Hazırlanır? Yukarıda hazırlamış olduğumuz itirazın iptali dava dilekçesi sadece şekil açısından örnek teşkil edebilecek niteliktedir. Her türlü dava dilekçesinin mevcut hukuki uyuşmazlığa göre kişiye özel olarak hazırlanması gerekir. Bu nedenle dava dilekçesinin deneyimli bir Kartal icra avukatı desteğiyle mevcut hukuki durumunuza göre hazırlanması gerekir. ## Sıkça Sorulan Sorular S: İtirazın İptali Davası Kaç Celse Sürer? C: Herhangi bir davanın ne kadar sürede sonuçlanacağı ve karara bağlanacağının önceden kestirilmesi zor olduğu gibi davaların kaç celsede sonuçlanacağını da önceden kestirmek oldukça zordur. Davaların kaç celsede süreceği genellikle mahkemelerin iş yoğunluklarına ve görülen davanın niteliğine göre değişiklik gösterebilir. Genel geçerli olmasa da itirazın iptali davaları genellikle 4 – 6 celse sürebilmektedir. S: Süresinde İtirazın İptali Davası Açılmazsa Ne Olur? C: Süresinde itirazın iptali davalarının açılmaması hak düşürücü süre olması nedeniyle borçlunun alacağını bu şekilde kanıtlaması imkansız hale gelir. Ancak bu sürelerin kaçırılması tamamen alacaklının borcunu tahsil edemeyeceği anlamına gelmez. Genel hükümlere göre açacağı alacak davası ile borcun muaccel olduğunu kanıtlama imkanına sahiptir. S: İtirazın İptali İçin Hak Düşürücü Süre Ne Kadardır? C: İtizarın iptali davası için hak düşürücü süre 1 yıldır. Bu süre içerisinde davanın açılması gerekir. 1 yıllık sürenin başlangıcı ise borçlunun ödeme emrine yapmış olduğu itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren işlemeye başlamaktadır. S: İtirazın İptali Davası Kazanıldıktan Sonra Ne Olur? C: İtirazın iptali davasının, davacı lehine sonuçlanması halinde daha önce borçlunun yapmış olduğu icra takibine itiraz nedeniyle durmuş olan icra takibi kaldığı yerden devam eder. Bununla birlikte davacının talebi üzerine %20’den az olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesi mümkündür. S: İtirazın İptali Davalarında Tanık Dinlenir Mi? C: Hukuk davalarında tanık beyanları önemli bir delil niteliği taşır. Mahkemece esasa ilişkin bir etki edeceği kanaatine varılması halinde itirazın iptali davalarında da tanık dinlenmesi mümkündür. S: İtirazın İptali Davası Alacak Davasına Dönüşür Mü? C: İtirazın iptali davası açılmasından sonra davacının süresi içerisinde ve yasal gerekçeleri ile mahkemeye sunacağı ıslah dilekçesi ile birlikte davanın alacak davasına dönüşmesi mümkündür. S: İtirazın İptali Davasını Kim Açar? C: İtirazın iptali davası başlatılan icra takibi sonrasında borca itiraz edilmesi halinde ve itirazın iptali dava şartlarının oluşması ile birlikte alacaklı tarafından açılır. Alacaklının itirazın iptali dava süresi içerisinde bu davayı açması gerekir. Aksi halde alacağın muaccel olduğunu kanıtlanmak adına alacak davası açması zorunlu hale gelebilecektir. --- # Uyuşturucuda Denetimli Serbestlik: Süreç, İhlal ve Dosyanın Kapanması URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/uyusturucuda-denetimli-serbestlik-surec-ihlal-ve-dosyanin-kapanmasi/ Güncelleme: 2026-06-20 Kısa cevap: Uyuşturucu kullanma suçunda ilk kez işlem gören kişilere denetimli serbestlik imkânı tanınır. Süreç imza, tedavi ve seminer yükümlülüklerinden oluşur. Yükümlülükler eksiksiz yerine getirilirse dosya kapanır ve kamu davası açılmaz. Israrlı ihlal hâlinde denetimli serbestlik sonlandırılır ve dosya savcılığa döner. Hakkınızda ya da bir yakınınız hakkında denetimli serbestlik kararı verildi. İlk rahatlamanın ardından sorular geliyor: "Şimdi ne yapmam gerekiyor? Nereye, ne sıklıkla gideceğim? Bir gün kaçırırsam ne olur? Bu süreç ne zaman ve nasıl bitecek?" Denetimli serbestlik, ilk kez ve kişisel kullanım amacıyla uyuşturucu madde nedeniyle işlem gören kişilere tanınan önemli bir imkândır; ancak bu imkânın sonuca ulaşması, sürecin kurallarına eksiksiz uyulmasına bağlıdır. Uyuşturucuda denetimli serbestlik, doğru yönetildiğinde dosyanın hiç açılmadan kapanmasıyla sonuçlanır; ihmal edildiğinde ise dava açılması ve mahkûmiyetle karşılaşılmasına yol açar. Bu içerik, denetimli serbestlik sürecinin nasıl işlediğini, yükümlülüklerin neler olduğunu, ihlal halinde ne olacağını ve dosyanın nasıl kapandığını adım adım açıklamaktadır. ## Denetimli Serbestlik Nedir? Hangi Durumda Uygulanır? Denetimli serbestlik; kişinin cezaevinde tutulmak yerine, toplum içinde belirli yükümlülüklere tabi tutularak denetlenmesi sistemidir. Uyuşturucu suçları bağlamında bu sistem, özel bir öneme sahiptir. İlk kez ve kişisel kullanım amacıyla uyuşturucu ya da uyarıcı madde nedeniyle işlem gören kişi için TCK md. 191 özel bir mekanizma öngörür. Savcılık, kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verir. ve kişiyi en az 1 yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri altına alır. Bu süre içinde kişiye tedavi ve/veya denetimli serbestlik yükümlülüğü getirilebilir. Bu mekanizmanın amacı, ilk kez yakalanan kişiyi doğrudan cezalandırmak yerine, ıslah ve gerektiğinde tedavi yoluyla bağımlılıktan uzaklaştırmaktır. Denetimli serbestlik, bu amacın hayata geçirildiği süreçtir. ## Denetimli Serbestlik Süreci Nasıl Başlar? Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının ardından kişi, denetimli serbestlik müdürlüğüne yönlendirilir. Süreç şu şekilde başlar: 1. Müdürlüğe başvuru: Kişi, kendisine bildirilen süre içinde denetimli serbestlik müdürlüğüne başvurmak zorundadır. Bu başvuru, sürecin resmi başlangıcıdır. 2. Değerlendirme görüşmesi: Müdürlükte kişinin durumu değerlendirilir. Bağımlılık düzeyi, sosyal durumu ve ihtiyaçları gözetilerek bir denetim planı oluşturulur. 3. Yükümlülüklerin belirlenmesi: Kişiye uygulanacak yükümlülükler — imza, görüşme, tedavi, test gibi — belirlenir ve kendisine bildirilir. Bu başlangıç aşamasında müdürlüğe zamanında başvurmak kritiktir. Başvurunun yapılmaması ya da geciktirilmesi, sürecin ihlali olarak değerlendirilebilir ve ciddi sonuçlar doğurur. ## Denetimli Serbestlik Yükümlülükleri Nelerdir? Denetimli serbestlik sürecinde kişiye çeşitli yükümlülükler getirilir. Bu yükümlülükler, kişinin durumuna ve bağımlılık düzeyine göre belirlenir. Süreçte uygulanan adli kontrol kararının nasıl kaldırılacağı da bilinmesi gereken bir konudur. Başlıca yükümlülükler şunlardır: Düzenli görüşme ve imza yükümlülüğü: Kişi, belirlenen aralıklarla denetimli serbestlik müdürlüğüne başvurarak görüşme yapmak ve imza atmak zorundadır. Bu görüşmelerin sıklığı, sürecin başında daha yoğun olabilir ve zamanla seyrekleşebilir. Madde kullanım kontrolü (test): Denetim süresince, kişinin madde kullanmaya devam edip etmediğini kontrol etmek amacıyla periyodik testler yapılabilir. Bu testlerde madde kullanımının tespit edilmesi, sürecin ihlali anlamına gelir. Tedavi yükümlülüğü: Bağımlılık tespit edilen kişilere tedavi yükümlülüğü getirilebilir. Bu durumda kişi, belirlenen tedavi programına katılmak ve sürdürmek zorundadır. AMATEM gibi bağımlılık tedavi merkezleri bu süreçte rol oynar. Eğitim ve danışmanlık programları: Bazı durumlarda kişiye rehabilitasyon, eğitim ya da danışmanlık programlarına katılım yükümlülüğü getirilebilir. Bu yükümlülüklerin tamamına eksiksiz uyulması, denetimli serbestliğin başarıyla tamamlanmasının ön koşuludur. ## Denetimli Serbestlik Ne Kadar Sürer? Uyuşturucu suçlarında denetimli serbestlik süresi en az 1 yıldır. Bu süre, mahkemenin ya da savcılığın takdiriyle uzatılabilir. Süreyi etkileyen başlıca unsurlar şunlardır: - Kişinin bağımlılık düzeyi ve tedavi ihtiyacı - Denetim sürecindeki uyum ve ilerleme - Tedavi yükümlülüğünün tamamlanma durumu Denetim süresi, yükümlülüklere uyum gösterildiğinde sorunsuz biçimde tamamlanır. Ancak süre içinde ihlal yaşanması ya da tedavinin gereği gibi sürdürülmemesi, sürecin uzamasına ya da olumsuz sonuçlanmasına yol açabilir. ## Denetimli Serbestlik İhlali: Hangi Durumlar İhlal Sayılır? Denetimli serbestlik sürecinin başarısı, yükümlülüklere uyuma bağlıdır. Bu yükümlülüklerin ihlali ciddi sonuçlar doğurur. İhlal sayılan başlıca durumlar şunlardır: Görüşme ve imza yükümlülüğüne uymamak: Belirlenen tarihlerde müdürlüğe başvurmamak, görüşmelere katılmamak ihlal oluşturur. Tekrarlanan devamsızlıklar sürecin olumsuz sonuçlanmasına yol açar. Tekrar madde kullanmak: Denetim süresi içinde yeniden uyuşturucu madde kullanmak ve bunun testle tespit edilmesi en ciddi ihlallerden biridir. Tedavi yükümlülüğünü yerine getirmemek: Bağımlılık tedavisi yükümlülüğü getirilmişse, bu tedaviye katılmamak ya da yarıda bırakmak ihlal sayılır. Denetim süresinde yeniden suç işlemek: Denetim süresi içinde yeniden uyuşturucu madde kullanımıyla yakalanmak, sürecin en ağır ihlalidir ve doğrudan dava açılmasına yol açar. ## İhlal Halinde Ne Olur? Denetimli serbestlik yükümlülüklerinin ihlali, sürecin tanıdığı imkânın ortadan kalkmasına yol açar. İhlalin niteliğine göre sonuçlar farklılaşır. Yükümlülüklere uymama (devamsızlık, tedaviyi sürdürmeme): Bu tür ihlallerde öncelikle uyarı yapılabilir; ancak ihlalin sürmesi halinde denetimli serbestlik kararının kaldırılması ve dosyanın yeniden ele alınması gündeme gelir. Denetim süresinde tekrar madde kullanımı/yakalanma: TCK md. 191/6 uyarınca denetim süresi içinde yeniden suç işleyen kişi hakkında kamu davası açılır.Bu durumda kişisel kullanım için öngörülen 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası gündeme gelir. Eğer madde farklı zamanlarda birden fazla kez kullanılmışsa, zincirleme suç hükümleri devreye girerek ceza artırılabilir. Bu nedenle denetim süresi, kişiye tanınan değerli bir "ikinci şans" niteliği taşır. Bu şansın değerlendirilmesi, yükümlülüklere eksiksiz uyulmasına bağlıdır. İhlal, hem hapis cezası riskini doğurur hem de adli sicile mahkûmiyet kaydının işlenmesine yol açabilir. ## Denetim Süresini Başarıyla Tamamlama: Dosyanın Kapanması Denetimli serbestlik sürecinin en önemli sonucu budur. Denetim süresini yükümlülüklere uyarak ve yeniden suç işlemeden geçiren kişi hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir. TCK md. 191/4 bu sonucu düzenler. Sürecin başarıyla tamamlanmasının pratik sonuçları şunlardır: - Dava hiç açılmaz: Kamu davasının açılması ertelendiğinden ve denetim başarıyla tamamlandığından, dava açılmaz - Hapis cezası verilmez: Mahkûmiyet söz konusu olmaz - Adli sicile kayıt işlenmez: Mahkûmiyet kaydı adli sicile yansımaz - Dosya kapanır: Süreç sona erer ve dosya kapatılır Yani denetimli serbestlik sürecini düzgün tamamlayan kişi, sonuçta herhangi bir cezayla karşılaşmaz ve adli sicili temiz kalır. Bu, sistemin ilk kez yakalanan kullanıcıya tanıdığı en önemli korumadır. Bu sonuca ulaşmanın tek yolu, denetim süresince yükümlülüklere eksiksiz uymaktır. ## Denetimli Serbestlik Sürecini Başarıyla Geçirmenin Yolları Sürecin başarıyla tamamlanması için dikkat edilmesi gereken pratik noktalar şunlardır: Görüşme ve imza tarihlerini asla kaçırmamak: Belirlenen tarihleri takvime not etmek ve hiçbirini atlamamak kritiktir. Devamsızlık, ihlalin en yaygın biçimidir. Madde kullanımından tamamen uzak durmak: Denetim süresince yeniden madde kullanmak, sürecin tüm kazanımlarını ortadan kaldırır. Testlerde tespit, doğrudan dava açılmasına yol açar. Tedavi sürecini ciddiye almak: Tedavi yükümlülüğü getirilmişse, bunu yarıda bırakmamak ve gereklerini yerine getirmek gerekir. Tedavi, hem yasal yükümlülük hem de sağlık açısından önemlidir. Müdürlükle iletişimi sürdürmek: Bir mazeret nedeniyle görüşmeye gidilemeyecekse, önceden müdürlüğe bildirmek ve belgelemek gerekir. İletişimsizlik, ihlal olarak değerlendirilebilir. Hukuki destek almak: Sürecin doğru yönetilmesi, özellikle ihlal riski ya da belirsizlik durumunda, avukat desteğiyle daha güvenli hale gelir. ## Gerçek Hayat Senaryoları ## Senaryo 1: Sürecin Başarıyla Tamamlanması Uygulamada sık görülen bir tablo şudur: ilk kez kişisel kullanım amacıyla yakalanan kişi hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilir ve 1 yıllık denetimli serbestlik başlar. Kişi, müdürlüğe zamanında başvurur, tüm görüşme ve imza tarihlerine eksiksiz uyar, periyodik testlerden geçer ve denetim süresince yeniden madde kullanmaz. Süre sonunda hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir; dosya kapanır ve adli siciline herhangi bir kayıt işlenmez. Kişi, süreci ciddiye aldığı için herhangi bir cezayla karşılaşmamıştır. ## Senaryo 2: Devamsızlık Nedeniyle Bozulan Süreç Bir diğer durum: denetimli serbestlik kararı verilen kişi, sürecin başında görüşmelere düzenli katılır; ancak zamanla bunu ihmal etmeye başlar. Birkaç görüşmeyi mazeretsiz kaçırır, müdürlükle iletişimi keser. Bu devamsızlıklar ihlal olarak değerlendirilir; uyarılara rağmen durum düzelmez. Sonuçta denetimli serbestlik kararı kaldırılır ve dosya yeniden ele alınır. Kişi, sürecin tanıdığı imkânı görüşmelere düzenli katılmadığı için yitirir. Görüşme tarihlerinin takvime not edilmesi ve mazeret durumunda önceden bildirim yapılması bu durumu önleyebilirdi. ## Süreci Ciddiye Alın, Dosyanızı Temiz Kapatın Uyuşturucuda denetimli serbestlik, ilk kez yakalanan kişiye tanınan değerli bir imkândır; doğru yönetildiğinde dosyanın hiç açılmadan kapanmasıyla ve adli sicilin temiz kalmasıyla sonuçlanır. Bu sonuca ulaşmanın yolu, görüşme ve imza yükümlülüklerine eksiksiz uymak, madde kullanımından tamamen uzak durmak, tedavi sürecini ciddiye almak ve müdürlükle iletişimi sürdürmektir. İhlal ise sürecin tanıdığı imkânı ortadan kaldırır ve hapis cezası riskini doğurur.Bu teknik ve takip gerektiren süreçte, uyuşturucu suçu avukatından destek almak, sürecin doğru yönetilmesini ve hak kaybının önlenmesini sağlar. Koza Kartal Hukuk Bürosu olarak denetimli serbestlik sürecinde, dosyanızın temiz kapanması için her adımda yanınızdayız. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Uyuşturucuda denetimli serbestlik ne kadar sürer? C: Denetimli serbestlik süresi en az 1 yıldır. Bu süre, kişinin bağımlılık düzeyine ve denetim sürecindeki uyumuna göre uzatılabilir. Tedavi yükümlülüğü varsa, tedavi sürecinin tamamlanması da süreyi etkiler. Yükümlülüklere uyum gösterildiğinde süreç sorunsuz tamamlanır. S: Denetimli serbestlikte hangi yükümlülükler var? C: Başlıca yükümlülükler; düzenli görüşme ve imza, periyodik madde kullanım testi, bağımlılık varsa tedavi yükümlülüğü ve gerektiğinde eğitim-danışmanlık programlarına katılımdır. Yükümlülükler, kişinin durumuna göre belirlenir ve kendisine bildirilir. Tamamına eksiksiz uyulması başarının ön koşuludur. S: Bir görüşmeyi kaçırırsam ne olur? C: Görüşmeleri mazeretsiz kaçırmak ihlal olarak değerlendirilir. Tek bir devamsızlık uyarıyla sonuçlanabilirken, tekrarlanan devamsızlıklar denetimli serbestlik kararının kaldırılmasına ve dosyanın yeniden ele alınmasına yol açar. Bir mazeret varsa, önceden müdürlüğe bildirmek ve belgelemek gerekir. S: Denetim süresinde tekrar yakalanırsam ne olur? C: Denetim süresi içinde yeniden uyuşturucu madde kullanımıyla yakalanmak en ağır ihlaldir. TCK md. 191/6 uyarınca hakkınızda kamu davası açılır ve 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası gündeme gelir. Madde farklı zamanlarda birden fazla kez kullanılmışsa zincirleme suç hükümleriyle ceza artırılabilir. S: Denetimli serbestliği başarıyla tamamlarsam ne olur? C: Denetim süresini yükümlülüklere uyarak ve yeniden suç işlemeden tamamlarsanız, hakkınızda kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir. Dava açılmaz, hapis cezası verilmez ve adli sicilinize mahkûmiyet kaydı işlenmez. Dosya kapanır. Bu, sürecin tanıdığı en önemli korumadır. S: Denetimli serbestlik adli sicilime işler mi? C: Süreci başarıyla tamamlamanız halinde mahkûmiyet kaydı adli sicile işlenmez; kovuşturmaya yer olmadığı kararıyla dosya kapanır.Ancak denetim süresinde ihlal yaşar ve dava açılarak mahkûmiyet alırsanız, bu durum adli sicile yansır. Bu nedenle sürecin başarıyla tamamlanması adli sicilin temiz kalması açısından kritiktir. --- # Uyuşturucu Suçunda Ehliyete El Konulur mu? Geri Alma URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/uyusturucu-sucunda-ehliyete-el-konulur-mu-geri-alma/ Güncelleme: 2026-06-19 Kısa cevap: Uyuşturucu veya uyarıcı madde etkisi altında araç kullanıldığının tespiti hâlinde Karayolları Trafik Kanunu uyarınca sürücü belgesine el konulur; el koyma süresi ihlalin tekrarına göre uzar. Süre dolunca belge kendiliğinden iade edilmez; başvuru ve gerektiğinde sağlık raporuyla geri alınır. El koyma idari bir işlemdir; süresi içinde itiraz edilebilir ve bu süreç ceza soruşturmasından bağımsız yürür. Uyuşturucu madde nedeniyle bir işlem yaşadınız ya da bir yakınınız bu durumla karşılaştı. Ceza sürecinin yanında beklenmedik bir sonuçla da yüzleşiyorsunuz: sürücü belgenize el konuldu. "Uyuşturucu suçunda ehliyet neden alınır? Geri alabilir miyim? Ne zaman geri verilir?" soruları, günlük hayatı doğrudan etkileyen bu durumda hızla gündeme gelir. Çoğu kişi için ehliyet yalnızca bir belge değil; işe gitmenin, geçimi sağlamanın ve günlük hayatı sürdürmenin aracıdır. Uyuşturucu suçunda ehliyete el konulması, idari ve adli boyutları olan, doğru yönetildiğinde geri alınabilen bir süreçtir. Bu içerik, ehliyete neden ve nasıl el konulduğunu, geri alma sürecinin nasıl işlediğini ve bu aşamada atılması gereken adımları açıklamaktadır. ## Uyuşturucu Suçunda Ehliyete Neden El Konulur? Uyuşturucu ya da uyarıcı madde kullanımıyla bağlantılı durumlarda sürücü belgesine el konulması, trafik güvenliğini koruma amacına dayanır. Mantık şudur: madde etkisi altında araç kullanmak hem sürücü hem de diğer yol kullanıcıları için ciddi tehlike oluşturur. El koyma iki farklı bağlamda gündeme gelebilir: Trafikte madde etkisi altında yakalanma: Sürücünün uyuşturucu ya da uyarıcı madde etkisi altında araç kullandığının tespit edilmesi, Karayolları Trafik Kanunu kapsamında doğrudan sürücü belgesine el konulmasını gerektirir. Bu, en doğrudan el koyma sebebidir. Uyuşturucu suçuyla bağlantılı idari işlem: Uyuşturucu kullanımı ya da bağımlılığı tespit edilen kişilerin sürücü belgesi, sürüş güvenliği açısından idari değerlendirmeye tabi tutulabilir. Bu değerlendirme, kişinin güvenli araç kullanma ehliyetini koruyup korumadığına odaklanır. Önemli bir ayrım: madde etkisi altında araç kullanma ile uyuşturucu bulundurma/kullanma suçları farklı hukuki sonuçlar doğurur. Ehliyete el koyma açısından en doğrudan sonuç, madde etkisi altında araç kullanmada ortaya çıkar. ## Madde Etkisi Altında Araç Kullanma: Sonuçlar Uyuşturucu ya da uyarıcı madde etkisi altında araç kullanmak, Karayolları Trafik Kanunu'nun en ağır yaptırım öngördüğü ihlallerden biridir. Bu durumda karşılaşılan sonuçlar şunlardır: - Sürücü belgesine el konulması: Belge belirli bir süre için geri alınır - İdari para cezası: Yüksek tutarlı idari para cezası uygulanır - Aracın trafikten men edilmesi: Araç belirli süreyle trafikten alınabilir - Sürücü belgesinin geri alma süresi: İhlalin tekrarına göre süre uzar Madde etkisi altında araç kullanma tekrarlandığında, sürücü belgesinin geri alma süresi belirgin biçimde uzar. İlk ihlalde belirli bir süre uygulanırken, tekrarlanan ihlallerde bu süre katlanarak artar ve belge süresiz olarak da geri alınabilir. ## Ehliyete El Koyma Süresi Ne Kadar? El koyma süresi, ihlalin niteliğine ve tekrarına göre değişir. Madde etkisi altında araç kullanmada sürücü belgesi belirli bir süre için geri alınır; bu süre ilk ihlalde daha kısa, tekrarlanan ihlallerde ise belirgin biçimde uzundur. Sürenin belirlenmesinde dikkate alınan unsurlar şunlardır: - İhlalin ilk kez mi yoksa tekrar mı olduğu - Madde etkisinin derecesi ve tespit yöntemi - Kaza ya da başka bir zararın meydana gelip gelmediği - Sürücünün geçmiş trafik sicili El koyma süresi dolduğunda belge kendiliğinden iade edilmez; geri alma için belirli işlemlerin tamamlanması gerekir. Bu nedenle sürenin takibi ve geri alma sürecinin doğru yönetilmesi önemlidir. ## Ehliyet Geri Alma Süreci Nasıl İşler? El koyma süresinin dolmasının ardından sürücü belgesinin geri alınması için belirli adımların izlenmesi gerekir. Süreç, el koymanın gerekçesine göre değişebilmekle birlikte genel hatlarıyla şu aşamaları içerir: 1. El koyma süresinin dolması: Öncelikle belirlenen geri alma süresinin tamamlanması gerekir. Süre dolmadan belge iade edilmez. 2. Gerekli belgelerin hazırlanması: Geri alma başvurusu için kimlik, el koyma kararı ve gerekli diğer belgeler hazırlanır. 3. Sağlık raporu ve değerlendirme: Bazı durumlarda, özellikle madde kullanımı ya da bağımlılığıyla bağlantılı el koymalarda, kişinin güvenli araç kullanmaya elverişli olduğunu gösteren sağlık raporu istenebilir. Bağımlılık tespiti varsa tedavi sürecinin tamamlandığının belgelenmesi gerekebilir. 4. İlgili kuruma başvuru: Belgeler tamamlandıktan sonra trafik tescil birimine başvurularak belgenin iadesi talep edilir. Geri alma sürecinin gerekçeye göre farklılık gösterdiği unutulmamalıdır. Madde etkisi altında araç kullanma nedeniyle el koymada süreç, idari değerlendirmeye dayalı el koymadan farklı işleyebilir. Bu nedenle somut durumun bir avukatla değerlendirilmesi, doğru adımların atılmasını sağlar. ## İdari İşleme İtiraz: Sürücü Belgesi El Koymaya Karşı Hukuki Yol Sürücü belgesine el konulması bir idari işlemdir ve bu işleme karşı hukuki itiraz yolu açıktır. El koyma işleminin hukuka aykırı olduğu düşünülüyorsa — örneğin tespit yönteminde usul hatası, ölçüm hatası ya da dayanağın yetersizliği söz konusuysa — idari işleme itiraz edilebilir. İtiraz, idari yargı yolunda sulh ceza hâkimliği ya da idari mahkeme aracılığıyla yapılabilir; başvurulacak merci, işlemin niteliğine göre belirlenir. İtiraz sürecinde dikkat edilmesi gereken en önemli husus süredir. İdari işleme itiraz için kanunda öngörülen süreler kısadır ve kaçırıldığında itiraz hakkı yitirilir. Bu nedenle el koyma işlemiyle karşılaşıldığında, itiraz olanağını değerlendirmek için derhal hukuki destek alınması gerekir. İtirazda öne sürülebilecek başlıca argümanlar şunlardır: tespit yönteminin usulüne uygun yapılmaması, ölçüm cihazının kalibrasyonu ya da güvenilirliği, sürücünün gerçekte madde etkisi altında olmadığı ve işlemin dayanağındaki eksiklikler. Ayrıca süreç sonunda oluşabilecek adli sicil kaydının nasıl silineceği hakkında da bilgi alabilirsiniz. ## Ceza Süreci ile İdari Sürecin Ayrımı Burada kritik bir ayrım vardır: uyuşturucu suçunda ceza süreci ile sürücü belgesine ilişkin idari süreç birbirinden farklı işler. Ceza süreci: Uyuşturucu kullanımı ya da bulundurma fiiline ilişkin olarak savcılık ve ceza mahkemesi nezdinde yürütülen süreçtir. İlk kez kişisel kullanımda kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve denetimli serbestlik gibi mekanizmalar bu süreçte devreye girer. İdari süreç: Sürücü belgesine el konulması, idari para cezası gibi yaptırımları içeren süreçtir. Bu süreç, ceza sürecinden bağımsız olarak işleyebilir. Bu ayrımın pratik sonucu şudur: ceza sürecinde lehe bir karar çıkması — örneğin kamu davasının ertelenmesi — sürücü belgesinin otomatik olarak iade edilmesi anlamına gelmeyebilir. İdari sürecin kendi kuralları ve süreçleri işler. Her iki sürecin de ayrı ayrı takip edilmesi ve yönetilmesi gerekir. ## Bağımlılık Tedavisi ve Ehliyet Geri Alma İlişkisi Madde bağımlılığı tespit edilen kişilerde, sürücü belgesinin geri alınması tedavi süreciyle bağlantılı olabilir. Bu durumda, kişinin güvenli araç kullanmaya elverişli hale geldiğinin belgelenmesi geri alma için önem taşır. Tedavi sürecine gönüllü katılım ve bu sürecin tamamlandığının belgelenmesi, hem geri alma sürecini kolaylaştırır hem de kişinin sağlığı açısından olumlu sonuç doğurur. AMATEM gibi bağımlılık tedavi merkezleri bu süreçte başvurulabilecek sağlık kaynaklarıdır. Tedavi yükümlülüğü, ehliyetin geri alınmasının önünde bir engel değil; aksine güvenli sürüş ehliyetinin yeniden kazanıldığını gösteren bir adımdır. Bu süreci ciddiye almak, hem hukuki hem sağlık açısından doğru yaklaşımdır. Denetimli serbestlik kapsamında uygulanan adli kontrol kararının nasıl kaldırılacağı da bu aşamada önem taşır. ## Ehliyete El Koyma Durumunda Yapılması Gerekenler Sürücü belgesine el konulduğunda atılacak adımlar, hem itiraz olanağını korumak hem de geri alma sürecini doğru yönetmek açısından kritiktir. El koyma kararını ve gerekçesini incelemek: Hangi dayanakla, hangi süreyle el konulduğunu net biçimde anlamak ilk adımdır. Bu bilgi, itiraz ve geri alma stratejisini belirler. İtiraz süresini kaçırmamak: İdari işleme itiraz süreleri kısadır. El koymanın hukuka aykırı olduğu düşünülüyorsa derhal hukuki destek alınarak itiraz değerlendirilmelidir. Tespit sürecini sorgulamak: Madde tespitinin nasıl yapıldığı, ölçüm yönteminin güvenilirliği ve usule uygunluğu itiraz açısından önemlidir. Ceza ve idari süreçleri ayrı ayrı takip etmek: İki sürecin farklı işlediğini bilerek her ikisini de yönetmek gerekir. Geri alma için süreyi ve koşulları takip etmek: El koyma süresi dolduğunda belge kendiliğinden iade edilmez; geri alma işlemlerinin tamamlanması gerekir. ## Gerçek Hayat Senaryoları ## Senaryo 1: Tespit Yöntemine İtiraz Uygulamada karşılaşılan bir tablo şudur: bir sürücü, madde etkisi altında araç kullandığı gerekçesiyle durdurulur ve sürücü belgesine el konulur. Ancak sürücü, gerçekte madde kullanmadığını ileri sürer. Avukatı tespit sürecini inceler; ölçüm yönteminde ya da kayıt sürecinde usul eksiklikleri tespit eder. İdari işleme süresi içinde itiraz edilir; tespit sürecindeki usul hatası ortaya konur. İtiraz değerlendirilir ve el koyma işlemi gözden geçirilir. Bu senaryo, itiraz süresinin kaçırılmamasının ve tespit sürecinin titizlikle incelenmesinin önemini gösterir. ## Senaryo 2: Tedavi Süreci ve Geri Alma Bir diğer durum: madde kullanımıyla bağlantılı olarak sürücü belgesine el konulan kişi, aynı zamanda denetimli serbestlik kapsamında tedavi yükümlülüğü altındadır. Kişi tedavi sürecini ciddiye alır, AMATEM'de tedavisini tamamlar ve bunu belgeler. El koyma süresi dolduğunda, tedavi sürecinin tamamlandığını gösteren belgelerle geri alma başvurusu yapar. Güvenli araç kullanmaya elverişli olduğunu ortaya koyan belgeler, geri alma sürecini kolaylaştırır. Tedavinin ciddiye alınması hem sağlık hem hukuki açıdan olumlu sonuç doğurmuştur. ## Sürecinizi Doğru Yönetin, Hakkınızı Koruyun Uyuşturucu suçunda ehliyete el konulması, günlük hayatı doğrudan etkileyen ama doğru yönetildiğinde geri alınabilen bir süreçtir. El koyma kararının gerekçesini anlamak, itiraz süresini kaçırmamak, ceza ve idari süreçleri ayrı ayrı takip etmek ve geri alma için gerekli koşulları yerine getirmek — bu adımların her biri sürecin doğru yönetilmesini sağlar. Tespit sürecindeki usul hataları itiraz açısından önem taşırken, bağımlılık durumunda tedavi sürecinin tamamlanması geri almayı kolaylaştırır. Bu teknik ve süreye bağlı süreçte, uyuşturucu suçu avukatından destek almak hak kaybını önler. Koza Kartal Avukatlık Bürosu olarak hem uyuşturucu suçunun ceza boyutunda hem de sürücü belgesine ilişkin idari süreçte, hakkınızı korumak için yanınızdayız. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Uyuşturucu suçunda ehliyete el konulur mu? C: Madde etkisi altında araç kullanma tespit edilirse sürücü belgesine doğrudan el konulur. Uyuşturucu kullanımı ya da bağımlılığıyla bağlantılı durumlarda da sürücü belgesi idari değerlendirmeye tabi tutulabilir. El koyma, trafik güvenliğini koruma amacına dayanır. S: El konulan ehliyetimi nasıl geri alabilirim? C: Öncelikle el koyma süresinin dolması gerekir. Ardından gerekli belgeler hazırlanır; bazı durumlarda güvenli araç kullanmaya elverişli olunduğunu gösteren sağlık raporu istenebilir. Belgeler tamamlandıktan sonra trafik tescil birimine başvurularak belgenin iadesi talep edilir. Süreç el koymanın gerekçesine göre değişebilir. S: Ehliyete el koymaya itiraz edebilir miyim? C: Evet. Sürücü belgesine el konulması bir idari işlemdir ve bu işleme karşı itiraz yolu açıktır. Tespit yönteminde usul hatası, ölçüm hatası ya da dayanağın yetersizliği söz konusuysa itiraz edilebilir. Ancak itiraz süreleri kısadır; kaçırılması halinde itiraz hakkı yitirilir. Bu nedenle derhal hukuki destek alınmalıdır. S: Ceza davası iyi sonuçlanırsa ehliyetim otomatik geri verilir mi? C: Hayır, mutlaka değil. Ceza süreci ile sürücü belgesine ilişkin idari süreç birbirinden farklı işler. Ceza sürecinde lehe bir karar çıkması — örneğin kamu davasının ertelenmesi — sürücü belgesinin otomatik iadesi anlamına gelmeyebilir. İdari süreç kendi kuralları çerçevesinde ayrıca yönetilmelidir. S: Madde etkisi altında araç kullanma tekrarlanırsa ne olur? C: Sürücü belgesinin geri alma süresi tekrarlanan ihlallerde belirgin biçimde uzar. İlk ihlalde belirli bir süre uygulanırken, tekrarlanan ihlallerde bu süre katlanarak artar ve belge süresiz olarak da geri alınabilir. Tekrar, hem idari hem cezai açıdan durumu ağırlaştırır. S: Ehliyet geri alma için tedavi şart mı? C: Bağımlılık tespit edilen durumlarda, güvenli araç kullanmaya elverişli olunduğunun belgelenmesi geri alma için önem taşır; bu da tedavi sürecinin tamamlanmasını gerektirebilir. Tedavi, ehliyetin geri alınmasının önünde engel değil; güvenli sürüş ehliyetinin yeniden kazanıldığını gösteren bir adımdır. Tedaviyi ciddiye almak hem hukuki hem sağlık açısından doğru yaklaşımdır. --- # Uyuşturucu Kullanma Suçu ve Cezası TCK 191 URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/uyusturucu-kullanma-sucu-ve-cezasi-tck-191/ Güncelleme: 2026-06-18 Kısa cevap: Kullanmak için uyuşturucu madde satın alma, kabul etme, bulundurma ve kullanma TCK 191'de düzenlenir; cezası 2 yıldan 5 yıla kadar hapistir. İlk kez yakalanan şüpheli hakkında genellikle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir ve 5 yıl denetim süresi uygulanır. Suçun okul, hastane gibi tesislere 200 metreden yakın yerde işlenmesi cezayı yarı oranında artırır. Uyuşturucu kullanma suçu TCK 191 maddesinde “Kamunun Sağlığına Karşı Suçlar” başlığı altında düzenlenmiştir. TCK 191 maddesinde sadece uyuşturucu madde kullanma suçu düzenlenmemiş, bununla beraber uyuşturucu madde bulundurma, satın alma e ayrıca kabul etmek gibi fiiller de ayrı ayrı suç olarak kabul edilmiştir.  İlk kez uyuşturucudan yakalanmak cezası genellikle erteleme şeklinde olabileceği gibi uyuşturucu kullanma suçu tekerrür halinde daha farklı cezai yaptırımlarla karşılaşmak mümkündür. TCK 191 ve devamı maddelerinde cezada hafifletici nedenler hariç olmak üzere uyuşturucu kullanma suçu cezası iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası şeklindedir.  Uyuşturucu kullanma suçu (TCK 191) ile uyuşturucu madde imal ve ticareti suçu (TCK 188) benzerlik göstermesi nedeniyle öncelikle her iki suç arasındaki ayrımın yapılması konumuzu daha anlaşılabilir hale getirecektir.  ## Uyuşturucu Madde Kullanma Suçu İle Uyuşturucu Madde Ticareti Suçu Arasındaki Fark Failin hukuki statüsünün belirlenmesinde her iki suçun ayrımının yapılması oldukça önemlidir. Uyuşturucu madde kullanma suçu, uyuşturucu maddeyi kullanmak için bulundurma suçu ve yine kullanmak için uyuşturucu madde satın alma suçu ile uyuşturucu madde imal ve ticareti suçu ayrımı yapılırken genellikle ilk olarak failin amacı belirleyici olur.  Bu durumda ise genellikle kişisel kullanım sınırları ön plana çıkar. Failin kullanmak için evinde, iş yerinde veya aracında yakalanan uyuşturucu maddenin kullanım sınırları içerisinde kabul görmesi halinde fail TCK 191 maddesinden sorumlu tutulacaktır. Buna karşın yakalanan uyuşturucu maddenin kullanım kişisel kullanım sınırlarını çok fazla aşması halinde diğer delillerde birlikte değerlendirilerek şüphelinin TCK 188 maddesinde düzenlenmiş olan uyuşturucu madde imal ve ticareti ile sorumlu tutulması mümkündür.  Özellikle soruşturma aşamasında her iki suçun ayrımının yapılması şüpheli için oldukça önemlidir. Bu nedenle diğer uyuşturucu suçlarında olduğu gibi uyuşturucu madde kullanma suçu içinde soruşturma aşamasından itibaren hukuki destek almanız yararınıza olacaktır.  ## Uyuşturucu Madde Kullanma Suçunda Kişisel Kullanım Miktarı Uyuşturucu kullanma suçu ile imal ve ticareti suçu arasındaki ayrımın yapılmasında kişisel kullanım miktarı önemli bir belirleyiciliğe sahip olsa da; her bir uyuşturucu madde için genel geçerli bir miktar belirlenmemiştir. Olayın oluş şekli, uyuşturucu maddenin paketlenmesi, adetleri, şüphelinin HTS kayıtları veya ekonomik yaşamı gibi farklı birçok kriter göz önüne alınarak yakalanan uyuşturucu maddenin kişisel kullanım miktarları arasında olup olmadığına karar verilir.  Örneğin uyuşturucu madde kullanma suçu Yargıtay kararları satışa hazır şekilde ayrı ayrı benzer ölçülerde paketlenmiş toplamda 200 gr esrar maddesinin yakalanmasını ve bunun için uyuşturucu madde ile bunların ölçümü için ayrıca hassas terazinin ele geçirilmiş olmasını uyuşturucu madde imal ve ticareti olarak kabul edebilmektedir. Buna karşın aynı miktarda veya kısmen daha fazla miktarda yakalanan uyuşturucu maddenin bu özellikleri barındırmaması halinde kişisel kullanım olarak kabul ederek sanık hakkında TCK 191 maddesi uyarınca hüküm kurabilmektedir.  ## Uyuşturucu Kullanma Suçu Cezası Kullanmak için; uyuşturucu madde satın almak, uyuşturucu madde bulundurmak, kabul etmek ve uyuşturucu madde kullanma suçu 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezasıdır.  ## İlk Kez Uyuşturucudan Yakalanmak Cezası TCK 191 maddesinde yer alan seçimlik hareketlerin söz konusu olarak ilk kez uyuşturucudan yakalanma halinde genellikle TCK 191/2 maddesi uyarınca şüpheli hakkında Cumhuriyet Savcılığı tarafından kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilir. Şüpheli hakkında uyuşturucu madde bulundurma, satın alma veya uyuşturucu kullanma suçundan Cumhuriyet Savcılığı tarafından kamu davasının açılması ertelenmesi kararı verilirken ayrıca Ceza Muhakemeleri Kanununun 171. Maddesinde yer alan süreler dikkate alınmaz. Bunun için sadece uyuşturucu kullanma suçu tekerrür şeklinde gerçekleşip gerçekleşmediği dikkate alınır.  Cumhuriyet Savcılığı tarafından koşullar oluşması halinde kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi durumunda şüpheli beş yıl süre ile denetime tabi tutulur.  ## Uyuşturucu Kullanma Suçu ve Cezası İçin Ağırlaştırıcı Nedenler TCK 191/1 maddesinde yer alan uyuşturucu maddeyi bulundurmak, kabul etmek, satın almak veya uyuşturucu kullanmak suçunun okul, hastane, yurt, ibadethane, kışla veya eğitim kurumları gibi tesislere en az 200 metre yakın mesafe içerisinde işlenmesi veya umuma açık yerlerde bu suçların işlenmesi halinde sanık hakkında verilecek olan cezada yarı oranında ceza artırımı yapılır.  ## Uyuşturucu Kullanma Suçunda Etkin Pişmanlık Uyuşturucu kullanma suçunda etkin pişmanlık söz konusu olması halinde sanık hakkında ceza indirimi yapılabileceği gibi bazı durumlarda ise tamamen sanık hakkında ceza verilmesine yer olmadığı şeklinde karar verilebilecektir.  - Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıca madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi resmi makamlar tarafından haber alınmadan önce bu maddeyi kimden, nerede ve ne zaman temin ettiğini haber vererek suçluların yakalanmasına veya uyuşturucu maddenin yakalanmasını kolaylaştırması halinde sanık hakkında cezai hüküm kurulmaz.  - Uyuşturucu kullanmak suçu haber alındıktan sonra gönüllü olarak suçun ortaya çıkmasına ve faillerin yakalanmasına yardım ve hizmet eden sanık hakkında ise 1/4 ile 1/2 oranlarında ceza indirimi yapılır.  - Uyuşturucu madde kullanmak suçunu işleyen kişinin hakkında soruşturma başlatılmadan önce sağlık kuruluşlarına tedavi için başvurması halinde ise yine cezai yönden hüküm kurulmaz.  ## Uyuşturucu Kullanma Suçunda Denetimli Serbestlik Uyuşturucu kullanma suçunu işleyen şüpheli hakkında ilk olarak en az 1 yıl süre ile denetimli serbestlik hükümleri uygulanır. Bu süreçte uygulanabilecek adli kontrol kararının nasıl kaldırılacağı da önem taşır.  Gerek görülmesi halinde bu 1 yıllık süre altışar aylık sürelerle toplam 2 yıl daha uzatabileceği gibi; İlgili hakkında tedavi tedbirlerinin uygulanmasına da karar verilebilir.  İlgilinin erteme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere aykırı davranması ya da tedavi tedbirlerine uymaması halinde tekrar;  - Uyuşturucu maddeyi kabul etme - Uyuşturucu madde kullanma suçunu - Uyuşturucu maddeyi bulundurma - Uyuşturucu madde satın alma Suçlarını işlemesi halinde şüphelinin denetimli serbestlik hükümlerine aykırı davrandığı kabul edilerek daha önce verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kaldırılarak şüpheli hakkında uyuşturucu madde kullanma / bulundurma / satın alma suçundan kamu davası açılır.  ## Uyuşturucu Kullanma Suçu Tekerrür Uyuşturucu kullanma suçu tekerrür şüphelinin daha önce hakkında TCK 191 maddesi nedeniyle denetimli serbestlik süresi içerisinde yine aynı suçları işlemesi halinde söz konusu olur.  Uyuşturucu kullanma suçu tekerrür şüpheli hakkında kamu davası açıldıktan sonra veya başkaca bir suçtan daha önce hakkında bir mahkumiyet kararının bulunmasına rağmen işlenmesi halinde ise infaz hukuku kapsamında ayrıca tekerrür hükümleri uygulanır. Tekerrürün sayısına göre kişinin koşullu salıverilme sürelerinde değişiklik yapılır. Uyuşturucu kullanma suçunda denetimli serbestlik süreli dışındaki tekerrür ayrıca sanık hakkında ceza belirlenmesine etki etmez. Daha çok cezanın infazı aşamasında koşullu salıverilmeye etken eden bir durumdur.  ## Uyuşturucu Madde Kullanma Suçunun Unsurları ## Suçun Konusu Öncelikle ilgilinin uyuşturucu madde kullanma suçu, bulundurma, satın alma veya kabul etme suçlarından sorumlu tutulabilmesi için suçun konusunu oluşturan maddenin uyuşturucu ve uyarıcı madde niteliğinde olması gerekir. Uyuşturucu maddenin genel bir tanımı yapılmamış olsa da; Kişinin merkezi sinir sistemine etki gösterecek ve bağımlılık özelliği taşıyan her türlü madde, uyuşturucu ve uyarıcı madde olarak kabul edilir.  ## Suçun Faili Uyuşturucu kullanma suçunun faili açısından herhangi bir şart belirlenmemiştir. Suçun failinin herkes olması mümkündür. TCK 191 maddesinde belirtilmiş olan ve uyuşturucu maddeyi kullanan başta olmak üzere yine kullanmak için; Uyuşturucu maddeyi satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi suçun faili olarak kabul edilir.  ## Fiil Yazımızın başında da belirttiğimiz gibi TCK 191 maddesinde uyuşturucu kullanmak suçu ön planda olsa da seçimlik hareketli bir suçtur. Bu seçimlik hareketler uyuşturucu maddeyi kullanmak için;  - Satın almak - Kabul etmek - Bulundurmak - Ve son olarak kullanmak  Şeklinde TCK 191 maddesinde ayrı ayrı suç olarak kabul edilmiştir.  ## Uyuşturucu Madde Satın Alma Suçu Uyuşturucu ve uyarıcı maddenin kullanmak amacıyla belirli bir bedel karşılığında satın alınmasıdır. Bu durumda ilgilinin uyuşturucu maddeyi kullanmış olup olmaması TCK 191 maddesinde sıralanan suçların oluşup oluşmadığına etki etmez.  ## Uyuşturucu Maddeyi Kabul Etme Suçu Yukarıda belirtmiş olduğumuz durumun aksine yine kullanmak için uyuşturucu maddeyi bedel ödemeksizin kabul etme TCK 191 maddesinde sıralınmış seçimlik hareketlerin oluşturur.  ## Uyuşturucu Madde Bulundurma Suçu Bu seçimlik hareket ise yine ilgilinin uyuşturucu ve uyarıca maddeyi daha sonra kullanmak amacıyla üzerinde, evinde veya iş yerinde bulundurmasıdır. Bu durumda ise failin “bulundurma” ile sorumlu tutulabilmesi için yapılan soruşturma ve yargılama sonunda yakalanan bu uyuşturucu maddenin kişisel kullanım sınırları içerisinde bulunduğunun kanaatine diğer bir ifade ile sanığın uyuşturucu madde imal ve ticareti ile sorumlu tutulmaması gerekir. Aksi halde failin çok daha ağır cezai yaptırımları bulunan TCK 188 maddesinde düzenlenmiş “uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçu” ile sorumlu tutulabilmesi mümkündür.  ## Uyuşturucu Maddeyi Kullanma Suçu Uyuşturucu kullanma suçunun unsurlarının oluşması için failin söz konusu maddeyi bilerek ve kendi isteği ile kullanması gerekir.  Yukarıda belirtmiş olduğumuz seçimlik hareketlerin mevcut olayda tümünün veya bir kaçının birlikte bulunması failin tüm fiillerden ayrı ayrı sorumlu tutulacağı sonucunu doğurmaz. Örneğin failin uyuşturucu maddeyi satın aldıktan sonra kullanması ile gerçekleşen olayda fail uyuşturucu madde satın alma suçu ve uyuşturucu madde kullanma suçu ile ayrı ayrı sorumlu tutulmaz. Bu ve benzeri durumlarda sanık hakkında sadece uyuşturucu kullanma suçu cezası şeklinde hüküm kurulur.  ## Uyuşturucu Kullanma Suçunda Yargılama Süreci ## Soruşturma Süreci Uyuşturucu madde bulundurma, kabul etme, satın alma ve uyuşturucu madde kullanma suçu şikayete tabi olmaması nedeniyle suçun öğrenilmesi ile beraber şüpheli hakkında re’sen soruşturma başlatılır.  TCK 191 maddesinde yer alan suçların ilk defa işlenmesi veya şüpheli hakkında daha önce aynı suçlardan uygulanan bir denetimli serbestlik kararının bulunmaması halinde ilk defa uyuşturucu madde kullanmak, bulundurmak veya satın almak fiillerinden dolayı kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilir.  Şüphelinin kendisine yükletilen tüm yükümlülüklere uygun davranmaması ve 5 yıl içerisinde aynı suçları işlemesi halinde bu kez şüpheli hakkında doğrudan uyuşturucu kullanma suçu nedeniyle kamu davası açılır.  ## Uyuşturucu Kullanma Suçunda Kovuşturma Süreci ## Görevli ve Yetkili Mahkemeler Uyuşturucu kullanma suçu ile beraber uyuşturucu maddeyi yine kullanmak için satın alma, bulundurma ve kabul etme suçlarında yargılamada görevli mahkemeler Asliye Ceza Mahkemeleridir. Yetkili mahkemelerin ise suçun işlenmiş olduğu yer mahkemeleridir.  ## Uyuşturucu Madde Kullanma Suçunun Ertelenmesi TCK 51 maddesine göre sanık hakkında verilecek olan hapis cezasının ertelenebilmesi için bu hürriyeti bağlayıcı cezanın 2 yıl ve daha az süreli olması gerekir. Uyuşturucu kullanma suçu cezası ise TCK 191 maddesi uyarınca 2 yıl ile 5 yıl arasında hapis cezasıdır. Buna göre zaman zaman aşağıda belirtmiş olduğumuz cezada indirim nedenlerinin uygulanması halinde hapis cezasının ertelenmesinin ön şartı oluşabilmektedir. Mahkemece sanığın tekrar suç işlemeyeceği konusunda takdir oluşması ve hapis cezasının 2 yıl ve daha az süreli olması halinde erteleme kararı verilmesi mümkün hali gelebilmektedir. Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan 3 ay veya daha fazla uzun süreli hapis cezasına mahkum olması hakkında erteleme kararı verilmesine önemli bir engeldir.  ## Uyuşturucu Kullanma Suçunun Para Cezasına Çevrilmesi Herhangi bir suçtan yapılan yargılama sonunda sanık hakkında hapis cezası şeklinde kurulan hükmün para cezasına çevrilebilmesi için öncelikle bu hürriyeti bağlayıcı cezanın 1 yıl ve daha az süreli olması gerekir. Bu bilgi ışığında ve uyuşturucu kullanma suçu cezası alt sınırı dikkate alındığında TCK 191 maddesi için hüküm olunan hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesinin pek mümkün olmadığını söyleyebiliriz.  ## Uyuşturucu Madde Kullanma Suçu İçin Uygulanması Mümkün İndirim Nedenleri İndirim Nedenleri Kanun Maddesi Açıklama Etkin Pişmanlık (Cezasızlık Hali) TCK md 192/3 Resmi kurumlar tarafından suçun öğrenilmesinden önce etkin pişmanlık gösterilmesi halinde sanık hakkında cezai hüküm kurulmaz. (uyuşturucu maddeyi ne zaman, nerede ve kimden alındığının açıklanması koşulu ile)  Etkin Pişmanlık Nedeniyle Ceza İndirimi TCK md 192/1-3 Suçun öğrenilmesinden sonra uyuşturucu maddeyi satan kişilerin yakalanmasına yardımcı olunması halinde 1/4 ile 1/2 oranları arasında ceza indirimi yapılır.  Takdiri İndirim (İyi Hal İndirimi) TCK md 62 Sanığın yargılama aşamasında göstermiş olduğu pişmanlık ve ileride tekrar suç işlemeyeceği yönünde kanaat oluşması halinde 1/6 oranına kadar ceza indirimi yapılır.  Yaş Küçüklüğü TCK md 31 TCK 31 maddesi uyarınca failin yaş aralığına göre ceza indirimi yapılabileceği gibi küçüğün suçun anlam ve hukuki sonuçlarını kavramayacak boyutta olmasına göre tamamen ceza verilmemesi de mümkündür.  Akıl Hastalığı veya Azalmış Kusur Yeteneği TCK md 32 Faildeki akıl hastalığının suçun hukuki anlam ve sonuçlarını kavrayabilme yeteneğinin azalmış olması halinde en fazla 1/6 oranında ceza indirimi yapılır.    ## Uyuşturucu Kullanma Suçu Savunma Nasıl Yapılır? Uyuşturucu kullanma suçunda yapılacak olan savunma sanığın gerek soruşturma aşamasında gerekse kovuşturma aşamasında hukuki statüsünün belirlenmesi ve hakkında tayin olunacak cezanın belirlenmesinde önemlidir. Uyuşturucu kullanma suçu savunma yapmadan önce bilmemiz gereken ve daha çok suçun unsurlarına yönelik olan durumları aşağıdaki gibi özetleyebiliriz.  ## Uyuşturucu Maddenin Niteliği Yukarıda da belirttiğimiz gibi suçun konusunu uyuşturucu ve uyarıcı maddeler oluşturur kişinin kullanmış olduğu maddenin uyuşturucu madde olmaması da suçun oluşmasına engeldir. Örneğin doktor raporuna bağlı olarak reçete ile benzeri maddenin kullanımı veya bulundurulması suçun oluşumunu etkileyen en önemli etkendir.  ## Uyuşturucu Maddenin Sanığa Ait Olmaması Uygulamada sık karşılaşılan bir durumdur. Kişinin sadece uyuşturucu madde kullanılan bir ortamda bulunmasına rağmen TCK 191 maddesinde sıralanmış seçimlik hareketlerin gerçekleşmemiş olması suçun oluşumu için yeterli değildir.  ## Etkin Pişmanlığa Yönelik Savunma Daha önce de belirttiğimiz gibi uyuşturucu kullanma suçunda etkin pişmanlık ciddi ceza indirimine imkan tanığı gibi bazı durumlarda sanık hakkında tamamen ceza verilmemesi şeklinde sonuç doğurabilecektir.  Bu nedenle gerek soruşturma aşamasında gerekse yargılama aşamasında savunmamızda gerçek bir şeklide etkin pişmanlık göstererek uyuşturucu maddenin satın alınmış olduğu yer ve kişilerin yetkili makamlara bildirilmesi önerilir.  Uyuşturucu kullanma suçu savunması her olayın oluş şekline göre mevcut delillerin niteliğine göre değişiklik göstereceğinden bu konuda uyuşturucu suçu avukatından destek almanız önerilir. ## Sıkça Sorulan Sorular S: İlk Kez Uyuşturucudan Yakalanırsa Ne Olur? C: İlk kez uyuşturucudan yakalanma halinde öncelikle şüphelinin hukuki statüsünün belirlenmesi gerekir. Diğer bir ifade ile şüphelinin üzerinde, evinde, iş yerinde veya aracında yakalanan uyuşturucu maddenin kullanmak için bulundurulduğunun anlaşılması halinde TCK 191 maddesi ile sorumlu tutulur. Bu suçun ilk defa işlenmesi halinde ise TCK 191/3 maddesi uyarınca şüpheli hakkında denetimli serbestlik uygulanır. S: Uyuşturucu Kullanma Suçunda Zamanaşımı Süresi Nedir? C: Uyuşturucu madde kullanma, bulundurma, kabul etme veya kullanmak için satın alma suçlarında ceza miktarları itibariyle zamanaşımı süresi 8 yıldır. S: İki Kez Uyuşturucu Yakalatmanın Cezası? C: İkinci kez uyuşturucu yakalatma halinde ise ilgili hakkında daha önce TCK 191/3 maddesi gereğince denetimli serbestlik hükümlerinin uygulanmış olması halinde ikinci kez uyuşturucu yakalatma; Denetimli serbestlik yükümlülüklerine aykırılık olarak kabul edilerek şüpheli hakkında bu kez TCK 191 maddesi uyarınca kamu davası açılır. S: Uyuşturucu Kullanma Suçunda Tutuklama Olur Mu? C: Sadece uyuşturucu madde kullanma suçlarında tutuklama tedbirleri sık uygulanan bir güvenlik tedbiri değildir. Uyuşturucu kullanma suçunun unsurlarının oluştuğu, kuvvetli suç şüphesinin bulunduğu veya şüphelinin delilleri yok etme ihtimalinin bulunması halinde TCK 191 maddesinde yer alan suçlar için tutuklama tedbirinin uygulanmasının önünde bir engel yoktur. Ancak ceza alt ve üst sınırları dikkate alınarak tutuklama tedbiri sıklıkla uygulanmaz. S: Arabada Uyuşturucu Yakalatmanın Cezası Nedir? C: Türk Ceza Kanununun 191. Maddesinde uyuşturucu maddenin nerede ve nasıl yakalandığı konusunda bir ayrım yapılmamıştır. Arabada yakalanan uyuşturucu maddenin de kullanmak amacıyla bulundurulduğunun anlaşılması halinde cezai yaptırımı 2 yıl ile 5 yıl arasında hapis cezasıdır. Ancak suçun ilk defa işlenmiş olması halinde öncelikle şüpheli hakkında TCK 191/3 maddesi uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilerek hakkında denetimli serbestlik kararı uygulanır. S: Uyuşturucu Kullanan Birisi Kaç Yıl Ceza Alır? C: Uyuşturucu madde kullanmak suçunun cezası TCK 1911/1 maddesine göre 2 yıl ile 5 yıl arasında değişmektedir. Ancak TCK 191/10 maddesinde yer alan ağırlaştırıcı nedenlerin varlığı halinde sanık hakkında verilecek olan cezada yarı oranında indirim yapılır. Bununla beraber yukarıda hazırlamış olduğumuz tabloda yer alan indirim nedenleri dikkate alınarak sanık hakkında bir ceza tayini yapılır. Genel olarak suçun cezai yaptırımı 2 yıl ile 5 yıl arasında değişmektedir. S: Uyuşturucu Kullanılan Ortamda Bulunmak Suç Mudur? C: Hayır, kişinin sadece uyuşturucu kullanılan bir ortamda bulunması, TCK 191/1 maddesinde yer alan diğer seçimlik hareketlerin oluşmaması halinde suç değildir. Öncelikle kişinin bu uyuşturucu maddeyi kullanmamış olduğu yönünde kanaat oluşması gerekir. Bu ise genellikle yapılacak muayene sonucu anlaşılabilecek bir durumdur. S: Evde Uyuşturucu Yakalatmanın Cezası? C: Evde uyuşturucu yakalatmanın cezası da yine TCK 191/1 maddesi uyarınca 2 yıl ile 5 yıl arasında hapis cezasıdır. Ancak bu durumda failin evinde yakalanan uyuşturucunun kullanmak için bulundurulduğu sonucuna varılmış olması gerekir. Kişisel kullanım sınırlarının çok üstünde olması veya diğer deliller ile birlikte failin uyuşturucu maddeyi satmak amacıyla evinde bulundurulduğunun anlaşılması halinde hakkında TCK 188 maddesi uyarınca hüküm kurulabilecektir. S: Uyuşturucu Kullanma Suçu ve Cezası Sicile İşler Mi? C: Uyuşturucu kullanma suçu, kullanmak için bulundurma suçu veya uyuşturucu maddeyi kullanmak için kabul etme suçlarından dolayı yapılan yargılama sonucunda sanık hakkında TCK 191 maddesi uyarınca cezai hüküm kurulması halinde buna ilişkin bilgiler hükümlünün adli sicil kaydında yer alır. --- # Zina Nedeniyle Boşanma Davası Nasıl Açılır? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/zina-nedeniyle-bosanma-davasi-nasil-acilir/ Güncelleme: 2026-06-18 Kısa cevap: Zina, TMK 161'de düzenlenen bir boşanma sebebidir. Aldatılan eş, zinayı öğrenmesinden itibaren 6 ay ve her hâlde fiilin üzerinden 5 yıl içinde boşanma davası açabilir; eşini affeden eşin dava hakkı düşer. Zinayı ispat yükü davacıdadır; mesajlaşmalar, otel kayıtları ve tanık beyanları delil olarak kullanılabilir. Dava Aile Mahkemesinde görülür. Zina nedeniyle boşanma davası evlilik birlikteliği devam ederken eşlerden herhangi birisinin başka birisi ile zina etmiş olması nedeniyle açılan bir davadır. Boşanma sebebi olarak TMK 161 maddesinde düzenlenmiş olan zina, genellikle ağır kusurlar arasında yer alır.  Zina nedeniyle boşamada mal paylaşımı, zina sebebiyle boşanma süresi, aldatan eşin ne kadar tazminat ödeyeceği gibi hukuki uyuşmazlıkları düşündüğümüzde zina nedeniyle boşanma davasının diğer boşanma sebeplerine bağlı olarak açılan boşanma davalarından farklı yönleri vardır.  Zina nedeniyle açılacak olan boşanma davalarında takip etmemiz gereken hukuki süreçler hakkında detaylı bilgiler vermeden önce benzer davalarda verilmiş yargı kararlarını da göz önüne alarak TMK 161 maddesi uyarınca zina nedeniyle boşanma davasının tanımını yapalım. Devamında ise zina nedeniyle boşanmada mal paylaşımı, zina nedeniyle boşanma davası şartları hakkında bilgi sahibi olduktan sonra yazımızın sonunda paylaşacağımız zina nedeniyle boşanma dava dilekçesi örneğini inceleyebilirsiniz.  ## Zina Nedeniyle Boşanma Davası Nedir? Evlilik birliğinin kurulması ile birlikte her iki eşe bir takım yükümlülükler yüklenmektedir. Evlilik birlikteliğinin eşler arasında saygı ve sevgi çerçevesinde yürütülmesi için eşlere yüklenen bu yükümlülükler arasında “sadakat yükümlülüğü” de yer alır.  Zina, yani eşlerden herhangi birisinin bu yükümlülüğe aykırı davranarak eşi haricinde bir başkası ile cinsel birliktelik yaşaması Türk Medeni Kanunumuzun 161. Maddesi ile boşanma sebepleri arasında sayılmıştır. Boşanmanın zinaya dayandırılarak açılan davalara ise zina nedeniyle boşanma davası adı verilir.  ## Zina Nedeniyle Boşanma Davasının Yasal Dayanağı “TMK md. 161; Eşlerden biri zina ederse, diğer eş boşanma davası açabilir.  Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ve her halde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle dava açma hakkı düşer.  Affeden tarafın dava hakkı yoktur.”  ## Mahkemede Zina Nasıl İspatlanır? Zina nedeniyle boşanma davasının en önemli noktasını mahkemede zinanın nasıl ispatlanacağıdır. İki kişi arasında geçen bu ilişkinin mahkemede delillere bağlanması gerekir. Zinanın gerçekleşmiş olduğunun ispatlanması yükümlülüğü davacı eşe aittir. Davacı, dava öncesinde toplamış olduğu delilleri, zina nedeniyle boşanma dava dilekçesinde mutlaka göstermesi gerekir.  Daha önce de belirttiğimiz gibi zinanın gerçekleştiğine dair, video veya suçüstü halleri hariç olmak üzere kanıtlanması oldukça zordur. Ancak bu konuda verilmiş yargı kararları ile yüksek yargı organlarının kararları zinanın gerçekleştiğine dair kuvvetli emarelerin bulunmasını genellikle boşanma için yeterli olarak kabul etmektedir.  ## Zinanın İspatlanmasında Kullanılan Deliller Boşanmanın zinaya dayandırıldığı davalarda bu deliller değişiklik gösterebilmektedir. Doğrudan zinayı kanıtlayacak deliller olmasa da; Zinanın gerçekleştiğine dair emareler yeterli görülebilmektir. Zina nedeniyle açılacak olan boşanma davalarında sık kullanılan delilleri ise aşağıdaki gibi sıralayabiliriz.  - Cinsel içerili mesajlaşmalar - Telefon görüşmeleri - Otel kayıtları - Mesajlaşmalar - Fotoğraf / videolar - Ses kayıtları - Tanık beyanları Görüldüğü gibi fotoğraf ve video kayıtları haricinde cinsel birlikteliğin gerçekleştiğinin somut bir şekilde mahkemeye delil olarak sunulması oldukça zordur. Ancak taraflar arasındaki cinsel içerikli veya duygusal mesajlar ile tarafların aynı otel veya evde birlikte yaşamış oldukları bir bütün halinde değerlendirilerek mahkeme tarafından zinanın gerçekleştiği kabul edilebilecektir.  ## Zina Nedeniyle Boşanma Davası Şartları Zina nedeniyle açılan boşanma davasının kabul edilebilmesi ve eşlerin zina nedeniyle boşanmalarına karar verilebilmesi için önemli birkaç şartın bir arada bulunması gerekir.  ## Zina Nedeniyle Boşanma Davası Süresi İçinde Açılmalıdır Türk Medeni Kanunumuzun 161. Maddesinde yer alan düzenlemeye göre davacı eş zinayı öğrenmesinden itibaren 6 aylık süre içerisinde boşanma davasını açması gerekir.  ## Zina Eden Eş Affedilmemiş Olmalıdır Zina nedeniyle boşanma davası şartları arasında “af” önemli bir yere sahiptir. Zina eden eşin diğer eş tarafından affedilmemiş olması gerekir. Af / bağışlama söz konusu olması halinde ve bunun dava aşamasında davalı eş tarafından kanıtlanması zina nedeniyle boşanma davalarının reddine sebebiyet verebilecektir.  ## Zina Nedeniyle Boşanma Davası Nasıl Açılır? Zina nedeniyle boşanma davası genel hatları ile aşağıdaki süreçlere tabidir.  ## Delillerin Toplanması Zina nedeniyle boşanma davasının dayanağını evlilik birlikteliği devam ederken eşlerden herhangi birisinin yapmış olduğu zina (evlilik dışı ilişki) oluşturur. Mahkemede zinanın ispatlanması en önemli hukuki işlemdir. Zina nedeniyle boşanma dava dilekçesi hazırlanmadan önce mutlaka bu delilerin toplanması gerekir.  Toplanacak deliller sadece zinanın gerçekleştiğine yönelik olmamalıdır. Bununla beraber evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı ve ortak hayatın bu zina nedeniyle çekilemez hale gelmiş olduğuna yönelik delillerin de toplanması ve hazırlanması gerekir.  ## Zina Nedeniyle Boşanma Dava Dilekçesinin Hazırlanması Boşanmaya karar verip yukarıda belirttiğimiz şekilde delillerin toplanmasından sonra bir sonraki aşama zina nedeniyle boşanma dava dilekçesinin hazırlanmasıdır. Toplamış olduğumuz deliller ve tanıklar ile zinanın ne zaman gerçekleştiği kronolojik bir şekilde dava dilekçesinde belirtilmelidir. Bununla birlikte zina nedeniyle boşanma davası şartlarının oluştuğu ve en önemlisi aldatan eşin davacı eş tarafından affedilmemiş olduğu gibi önemli hususlar dava dilekçesinde hukuki bir şekilde belirtilmelidir.  ## Boşanma Davasının Açılması Yukarıda sıralamış olduğumuz aşamalar daha çok boşanma davasına hazırlık aşamasıdır. Bu aşamalar tamamlandıktan sonra görevli ve yetkili mahkemelerde davanın açılması aşamasına geçilir.  ## Görevli Mahkemeler Bütün aile hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklarda olduğu gibi zina nedeniyle boşanma davası da Aile Mahkemelerinde görülür. Yetkili mahkemelerin bulunduğu yargı biriminde ayrıca Aile Mahkemesi bulunmaması halinde bu görev aile mahkemesi sıfatı ile Asliye Hukuk Mahkemesine aittir.  ## Zina Nedeniyle Boşanma Davasında Yetkili Mahkemeler - Davacı eşin ikamet yeri mahkemeleri - Davalı eşin ikamet yeri mahkemeleri - Her iki eşin daha önce en az 6 ay süre ile son olarak ikamet etmiş oldukları yer mahkemeleri Örneğin davacının İstanbul / Kartal ilçesinde ikamet etmesi halinde boşanma davası İstanbul Anadolu Adalet Sarayında Açılabilecektir. Ya da davalı eşin İstanbul / Beşiktaş ilçesinde ikamet etmiş olması halinde ise boşanma davası davacı eşin tercihine göre İstanbul (Çağlayan) Adliyesinde açılabilecektir.  ## Dava Harç ve Masrafların Yatırılması  Yukarıda belirtmiş olduğumuz yetkili mahkemelerin bulunduğu yargı biriminde yer alan hukuk tevzi bürolarına zina nedeniyle boşanma dava dilekçesi ve ekleri ile birlikte başvurduktan sonra hesaplanan harç ve yargılama giderleri ödendikten sonra boşanma davası resmi olarak açılmış olarak kabul edilir.  ## Online Zina Nedeniyle Boşanma Davası Nasıl Açılır? Elektronik imza sahibi olmamız koşulu ile her türlü davanın açılması, icra takibinin başlatılması, dava dilekçesine dilekçe sunulması gibi hukuki işlemlerin uyap vatandaş portal aracılığı ile online şekilde yapılması mümkündür.  Bunun için öncelikle zina nedeniyle boşanma dava dilekçesinin uyap editör programı ile hazırlanması ve kendimize ait elektronik imza ile imzalanması gerekir. Tüm bu aşamalar tamamlandıktan sonra uyap vatandaş portal’a giriş yaparak dava açılış işlemleri aşamasında yer alan tüm aşamalar eksiksiz bir şekilde tamamlandıktan sonra online bir şekilde boşanma davası açılabilecektir. Uyap vatandaş portal aracılığı ile açacağımız davalarda ayrıca hesaplanan harç ve yargılama giderlerini de kredi kartı veya banka kartı aracılığı ile ödememiz mümkündür.  ## Başka Şehirden Zina Nedeniyle Boşanma Davası Nasıl Açılır? Yukarıda belirtmiş olduğumuz yetkili mahkemelerin bulunduğu yer haricinde bulunulması halinde en yakın adli yargı biriminde bulunan nöbetçi Aile Mahkemesine zina nedeniyle boşanma dava dilekçemizi ve eklerini yetkili mahkemeye gönderilmek üzere sunarak yetkili mahkemelerin bulunduğu farklı bir şehirden boşanma davasını açmamız mümkündür.  ## Zina Nedeniyle Boşanmada Maddi ve Manevi Tazminat Daha önce de belirttiğimiz gibi zina boşanmada genellikle ağır kusur olarak kabul edilir. Bu nedenli zina eden eş genellikle ağır kusurlu ve hatta çoğu zaman tamamen kusurlu olarak kabul edilir. Bu da boşanmada maddi ve manevi tazminat yükümlülüğünü doğuran en önemli etkendir. ## Zina Davası Tazminat Miktarı Zina nedeniyle boşanma davasında tazminat miktarı belirlenirken farklı kriterler göz önüne alınır. Kısmen de olsa maddi ve manevi tazminatın belirlenmesinde farklı unsurlar dikkate alınır.  ## Boşanmada Maddi Tazminat Miktarı Maddi tazminat boşanmaya bağlı olarak eşin mevcut ya da beklenen menfaatleri zarar görmesi halinde ödenen bir tazminat türüdür. Örneğin eşin boşanma sonrası eşin destekten mahrum kalınması ve buna bağlı olarak yaşam standartlarında bir düşüşün meydana gelmiş olması halinde maddi tazminat yükümlülüğü doğar.  Eşin beklenen ve mevcut menfaatlerinin niteliği, yaşam standartlarında meydana gelen düşüş ve tarafların sosyal ve ekonomik durumları dikkate alınarak sadakat yükümlülüğünü ihlal eden eş aleyhine mahkemece belirlenecek miktarda bir maddi tazminat belirlenir.  ## Boşanmada Manevi Tazminat Miktarı Manevi tazminat ise yine boşanmaya bağlı olarak kişilik hakları saldırıya uğrayan eşin yaşamış olduğu üzüntü, keder veya psikolojik çöküntünün meydana getirmiş olduğu zararların bir ölçü olsa dahi giderilmesi amacıyla yine kişilik haklarında meydana gelen saldırının boyutu ve tarafların sosyal ve ekonomik durumları dikkate alınarak bir miktar belirlenir.  Diğer boşanma davalarında olduğu gibi zina nedeniyle boşanma davasında da maddi ve manevi tazminatın miktarı konusunda genel bir belirleme yapılmamıştır. Yukarıda belirtmiş olduğumuz kriterler dikkate alınarak her boşanma davası için farklı tazminat miktarı belirlenebilecektir.  ## Zina Davasında 3. Kişiye Manevi Tazminat Davası Açılır Mı? Zina nedeniyle boşanma davasında maddi ve manevi tazminat talepleri ancak aldatan eş olan davalıdan talep edilebilir. Bu nedenle zina nedeniyle 3. Kişiden tazminat talebinde bulunmak mümkün değildir.  ## Zina Nedeniyle Boşanma Davası Ne Kadar Sürer? Zina nedeniyle boşanma davası niteliği itibariyle bir çeşit çekişmeli boşanma davasıdır. Çekişmeli boşanma davaları ile eşler arasındaki uyuşmazlığın etraflı bir şekilde araştırılmasını gerektirir. Zina nedeniyle boşanma davası şartları oluşmuş olsa dahi mahkemece yerine getirilmesi gereken ve araştırılması gereken farklı konular bulunur.  Zinanın kanıtlanması bu sebeple açılacak olan boşanma davalarını uzatabilecek en önemli etkendir. Bununla birlikte boşanmaya bağlı olarak maddi ve manevi tazminat talebinde bulunulması, çocuğun velayeti talebi bulunması ve nafaka talepleri gibi talepler boşanma davasını uzatabilecektir. Bu nedenle zina nedeniyle açılacak olan boşanma davalarının ne kadar süreceğinin önceden belirlenebilmesi oldukça zordur. Buna karşın mesleki tecrübelerimize dayanarak benzer şekilde açılmış davaların 6 ay ile 1 yıl içerisinde sonuçlanabildiğini söyleyebiliriz.  ## Zina Nedeniyle Boşanma Davası Nasıl Açılır? (Özet) Dava Konusu Açıklamalar Boşanma Sebebi Eşlerden birinin evlilik birliği devam ederken başka biriyle cinsel ilişkiye girmesi (aldatma) Dava Açma Hakkı Zina nedeniyle boşanma davasını aldatılan eş tarafından açılabilir. Hak Düşürücü Süre Zinanın öğrenilmesinden itibaren 6 ay, her halde fiilden itibaren 5 yıl içerisinde davanın açılması gerekir Affetme Durumu Aldatılan eş, eşini açık veya örtülü şekilde affederse dava hakkını kaybeder (zina nedeniyle boşanma davası şartları arasında yer alır.) İspat Yükü Zina iddiasını ileri süren eş bu iddiasını ispatlamakla yükümlüdür. Maddi Tazminat Kusurlu eşten maddi tazminat talep edilebilir Manevi Tazminat Kişilik hakları saldırıya uğrayan eş manevi tazminat isteyebilir Nafaka Talebi Şartları varsa yoksulluk nafakasına hükmedilebilir Velayet Çocuğun üstün yararı dikkate alınarak karar verilir   ## Zina Nedeniyle Boşanma Dava Dilekçesi Örneği … AİLE MAHKEMESİ HAKİMLİĞİ’NE DAVACI Adı ve Soyadı : … T.C. Kimlik No : … Adres : … DAVALI Adı ve Soyadı : … T.C. Kimlik No : … Adres : … DAVA KONUSU : Türk Medeni Kanunumuzun 161. Maddesi gereğince zina nedeniyle boşanma, maddi ve manevi tazminat ile boşanmanın diğer ferileri hakkında  AÇIKLAMALAR :  - Yukarıda açık kimlik ile adres bilgileri yazılı davacı ile davalı … tarihinde evlenmişlerdir. Tarafların bu evlilik birlikteliklerinden … isminde … doğumlu çocukları dünyaya gelmiştir.  - Davalı eş uzun zamandır sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışlarda bulunmakla beraber … isminde kişi ile duygusal birliktelik yaşamaya başlamıştır.  - Davalı eş ile …’in sık sık …’e ait konutta bir araya geldikleri ve davalı eşin aynı kişi ile sık sık … isimli otelde geceyi birlikte geçirdikleri tanık beyanları ile otel kayıtlarından sabittir. - Davalı eşin … ile cinsel birliktelik yaşamış olduğu, davalı eş tarafından … tarihinde öğrenilmiş olup, Türk Medeni Kanununun 161 maddesinde yer alan zamanaşımı süresi içerisinde dava açılmıştır.  - Davalı eşin sadakat yükümlülüğüne aykırı davranarak zina etmiş olması nedeniyle evlilik birliği temelinden sarsılmış ve davacı eş için ortak hayat çekilemez hale gelmiştir.  - Davalı eşin üçüncü bir kişi ile zina yapmış olduğu dava dilekçesine ekli deliller ile sabit olması nedeniyle evlilik birliğinin sona ermesinde tamamen kusurlu olduğu ve bu nedenle davalı eş lehine maddi ve manevi tazminat yükümlülüğünün doğmuş olduğu açıktır.  - Bununla beraber davalı eşin sadakatsiz davranışlarının bulunması çocuğun üstün menfaati ile bağdaşmayacağından ortak çocuğunun velayetinin davacı eşe bırakılması gerektiği düşünülmektedir.  SONUÇ VE TALEP : Yukarıda detayları az ve izah edilmiş olduğu üzere;  - Tarafların zina nedeniyle boşanmalarına, - Ortak çocuğun velayetinin davacı eşe verilmesine, - Davacı eş lehine … TL manevi ve … TL maddi tazminata hükmedilmesine, - Davacı eş lehine … TL yoksulluk nafakası ve … TL iştirak nafakasına hükmedilmesine,  - Bütün yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı eşe yükletilmesine Karar verilmesi arz ve talep olunur.  YASAL DAYANAKLAR : Türk Medeni Kanununun 161 ve devamı maddeleri ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun ilgili maddeleri DELİLLER : Tanık beyanları, nüfus kayıt örneği, mesajlaşma tutanakları, HTS kayıtları, otel kayıtları ile her türlü diğer yasal deliller ## Zina Nedeniyle Çekişmeli Boşanma Dava Dilekçesi Nasıl Hazırlanır? Yukarıda hazırlamış olduğumuz zina nedeniyle çekişmeli boşanma dilekçesi örnek teşkil edebilecek nitelikte olup, mevcut hukuki durumunuza tamamen cevap verebilecek nitelikte olamayabilmektedir. Bu nedenle bu ve benzeri dava dilekçelerinin deneyimli bir Kartal çekişmeli boşanma avukatı tarafından her uyuşmazlığa özel olarak detaylı bir şekilde hazırlanması gerekmektedir. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Zina Nedeniyle Boşanmada Mal Paylaşımı Nasıl Yapılır? C: Zina boşanmada ağır kusur olarak kabul edilmiş olsa da; Zina nedeniyle boşanmada mal paylaşımına herhangi bir etkisi bulunmamaktadır. Her durumda mal paylaşımı eşlerin evlilik birlikteliğinin kurulması sırasında kabul etmiş oldukları mal rejimi veya yasal mal rejimimize göre yapılır. S: Delil Olmadan Zina Davası Açılır Mı? C: Delil olmadan zina nedeniyle boşanma davasının açılmasının önünde bir engel yoktur. Ancak mahkeme tarafından zinanın gerçekleştiğine yönelik yeterli delil elde edilememiş olması halinde davanın reddine karar verilebilecektir. S: Geçmişe Dönük Zina Davası Açılır Mı? C: Zina nedeniyle boşanma davası, zinanın öğrenilmesinden itibaren 6 ay içerisinde açılması gerekir. Bununla beraber her durumda zina deneniyle boşanma davaları 5 yıl içerisinde açılmaması halinde boşanmanın zinaya dayandırılması mümkün değildir. Geçmişe dönük olarak zina davası ise en fazla 5 yıl geriye dönük şekilde gerçekleşen zina nedeniyle açılabilir. S: Aldatan Eş Ne Kadar Tazminat Öder? C: Aldatan eş, boşanma davalarında genellikle ağır, hatta tamamen kusurlu olarak kabul edilse de; Bu durum tek başına aldatan eşin ne kadar tazminat ödeyeceğini belirlemez. Tazminat miktarının belirlenmesinde daha çok tarafların sosyal ve ekonomik durumları dikkate alınır. Bu nedenle her boşanma davası için farklı tazminat miktarları belirlenebilmektedir. Aldatan eşin ödeyeceği genel geçerli bir tazminat miktarı yoktur. --- # Nitelikli Dolandırıcılık Suçu ve Cezası TCK 158 URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/nitelikli-dolandiricilik-sucu-ve-cezasi-tck-158/ Güncelleme: 2026-06-18 Kısa cevap: Nitelikli dolandırıcılık TCK 158'de düzenlenir; dolandırıcılığın dinî duyguların istismarı, bilişim sistemlerinin ya da banka ve kredi kurumlarının araç olarak kullanılması gibi seçimlik hareketlerle işlenmesidir. Ceza 3 yıldan 10 yıla kadar hapis ve 5.000 güne kadar adli para cezasıdır; bazı bentlerde hapis alt sınırı 4 yıl olup para cezası elde edilen menfaatin iki katından az olamaz. Nitelikli dolandırıcılık suçu ve cezası 5237 sayılı Türk Ceza Kanunumuzda düzenlenmiş olan mal varlığına yönelik suçlar arasında yer alır. Diğer mal varlığına yönelik suçlar ile bir kıyaslama yapıldığında nitelikli dolandırıcılık suçu cezası, nitelikli dolandırıcılık suçu unsurları ve failin hukuki statüsünün belirlenmesinde önemli olan uzlaşma ve şikayet usulleri bakımından oldukça farklıdır.  TCK 158 maddesinde göre nitelikli dolandırıcılık suçunda hapis cezası fiilin nitelik ve ağırlığına göre 3 yıl ile 10 yıl arasında değişebilmektedir. Bununla birlikte TCK 158/3 maddesinde yer alan ağırlaştırıcı nedenlerin söz konusu olması durumunda sanık hakkında verilecek olan hapis cezasının yarı oranında hatta örgütlü suçlarda bir kat oranında arttırılması mümkün olabilmektedir.  Nitelikli dolandırıcılık suçunun unsurları oluşması ile birlikte görüldüğü gibi oldukça ciddi hürriyeti bağlayıcı (hapis) cezası ile karşılaşmak mümkün olduğu gibi oldukça yüksek adli para cezaları ile de karşılaşmak mümkündür. Bununla beraber suçun yüz kızartıcı suçlardan arasında yer alması; Seçilme hakkı ile devlet memuriyetinin son bulması / elinden alınması muhtemel olan bir suçtur. Mahkûmiyet halinde oluşan adli sicil kaydının nasıl silineceği de bu noktada önem taşır. Nitelikli dolandırıcılık suçunun ceza hukuku alanında oldukça önemli olması nedeniyle bu yazımızda suçun unsurları, nitelikli dolandırıcılığın cezası ve soruşturma ile yargılama süreçleri hakkında detaylı bilgiler vereceğiz.  Dolandırıcılık suçunun mağduruysanız veya nitelikli dolandırıcılıkla suçlanıyorum diyorsanız hazırlamış olduğumuz makalemizin incelemenizi tavsiye ederiz.  ## Nitelikli Dolandırıcılık Ne Demek? TCK 157 maddesinde tanımı yapılmış olan dolandırıcılık suçunun TCK 158 maddesinde yer alan seçimlik hareketlerle birlikte işlenmesi nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturur.  Dolandırıcılık Suçu; “Hileli davranışlarla bir kimseyi kandırıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına yarar sağlamak” Şeklinde oluşan bir suçtur. Nitelikli dolandırıcılık suçu ise failin suçu işlemesi sırasında çok daha ağır hileli ve aldatıcı davranışlar sergilemesidir. Suçun işlenmesinde failin seçmiş olduğu bu davranışlar ise basit dolandırıcılık suçu cezası ve nitelikli dolandırıcılık suçunun farkını ortaya koymaktadır. ## Nitelikli dolandırıcılık Suçu Cezası TCK 158 maddesi alt bentlerinde yer alan seçimlik hareketlere göre farklı cezai yaptırımlar öngörülmüştür. Aşağıda hazırlamış olduğumu tabloda bu seçimlik hareketlere göre öngörülen ceza alt ve üst sınarlarını inceleyebilirsiniz.  ## Nitelikli Dolandırıcılık Suçu Ceza Tablosu DOLANDIRICILIK SUÇUNDA SEÇİMLİK HAREKETLER KANUN MADDESİ CEZA MİKTARLARI Dini İnanç ve Duyguların İstismar Edilmesi Suretiyle Dolandırıcılık Suçu TCK 158/1-a 3 Yıldan 10 Yıla Kadar Hapis + 5.000 Güne Kadar Adli Para Cezası Kişinin İçinde Bulunduğu Tehlikeli Durum veya Zor Şartlardan Yararlanmak Suretiyle Dolandırıcılık Suçu TCK 158/1-b 3 Yıldan 10 Yıla Kadar Hapis + 5.000 Güne Kadar Adli Para Cezası Kişinin Algılama Yeteneğinin Zayıflığından Yararlanmak Suretiyle Dolandırıcılık Suçu TCK 158/1-c 3 Yıldan 10 Yıla Kadar Hapis + 5.000 Güne Kadar Adli Para Cezası Kamu Kurum ve Kuruluşlarının, Kamu Meslek Kuruluşlarının Vakıf veya Dernek Tüzel Kişiliklerinin Aracı Kılınması Suretiyle Dolandırıcılık Suçu TCK 158/1-d 3 Yıldan 10 Yıla Kadar Hapis + 5.000 Güne Kadar Adli Para Cezası Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Zararına Olacak Şekilde Dolandırıcılık Suçu TCK 158/1-e 4 Yıldan 10 Yıla Kadar Hapis Mağdurun Zararının En Az 2 Katı Tutarında Para Cezası Bilişim Sistemlerinin, Banka veya Kredi Kurumlarının Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık Suçu TCK 158/1-f 4 Yıldan 10 Yıla Kadar Hapis Mağdurun Zararının En Az 2 Katı Tutarında Para Cezası Basın ve Yayın Araçlarının Sağladığı Kolaylıktan Yararlanmak Suretiyle Dolandırıcılık Suçu TCK 158/1-g 3 Yıldan 10 Yıla Kadar Hapis + 5.000 Güne Kadar Adli Para Cezası Tacir/Şirket Yöneticisi Olan, Şirket Adına Hareket Eden Kişilerin Ticari Faaliyetleri İle Kooperatif Yöneticilerin Kooperatif Faaliyeti Kapsamında İşlenen Dolandırıcılık Suçu TCK 158/1-h 3 Yıldan 10 Yıla Kadar Hapis + 5.000 Güne Kadar Adli Para Cezası Serbest Meslek Sahibi Kişiler Tarafından, Mesleklerinden Dolayı Kendilerine Duyulan Güvenin Kötüye Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık Suçu TCK 158/1-i 3 Yıldan 10 Yıla Kadar Hapis + 5.000 Güne Kadar Adli Para Cezası Banka veya Diğer Kredi Kurumlarınca Tahsil Edilmesi Gereken Bir Kredinin Açılmasını Sağlamak Maksadıyla Dolandırıcılık Suçu  TCK 158/1-j 4 Yıldan 10 Yıla Kadar Hapis Mağdurun Zararının En Az 2 Katı Tutarında Para Cezası Sigorta Bedelini Almak Maksadıyla Dolandırıcılık Suçu TCK 158/1-k 4 Yıldan 10 Yıla Kadar Hapis +Mağdurun Zararının En Az 2 Katı Tutarında Para Cezası Kişinin Kendisini Kamu Görevlisi veya Banka/Sigorta veya Kredi Kurumlarının Çalışanı Olarak Tanıtması Suretiyle Dolandırıcılık Suçu TCK 158/1-l 4 Yıldan 10 Yıla Kadar Hapis + Mağdurun Zararının En Az 2 Katı Tutarında Para Cezası   Nitelikli dolandırıcılık suçunun yasal dayanağını Türk Ceza Kanunumuzun 158. Maddesi ve alt bentleri oluşturur.  ## Nitelikli Dolandırıcılık Suçu ve Cezası İçin Ağırlaştırıcı Nedenler Nitelikli dolandırıcılık suçu ve cezası için ağırlaştırıcı nedenler TCK 158/3 maddesinde düzenlenmiştir.  ## Suçun Üç Veya Daha Fazla Kişi İle Birlikte İşlenmesi Basit dolandırıcılık suçu ve TCK 158 maddesinde yer alan nitelikli dolandırıcılık suçlarının 3 veya daha fazla kişi ile birlikte işlenmesi halinde sanıklar hakkında hüküm olunacak olan cezada yarı (1/2) oranında ceza artırımı yapılır.  ## Örgütlü Dolandırıcılık Suçu ve Cezası Dolandırıcılık suçlarının örgüt faaliyet kapsamında işlenmesi ciddi ceza artırımına neden olur. Suçun teşkil etmiş örgüt faaliyeti kapsamında işlenmesi halinde sanıklar hakkında verilecek olan cezada 1 kat ceza artırımı yapılır.  Örneğin kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olacak şekilde nitelikli dolandırıcılık suçundan sanıklar hakkında 8 yıl hapis cezası şeklinde hüküm kurulması halinde ve suçun örgüt faaliyeti kapsamında işlendiğinin anlaşılması durumunda cezada bir kat artırım yapılarak 8 + 8 = 16 yıl hapis cezası şeklide hüküm kurulabilecektir.  ## Nitelikli Dolandırıcılık Suçunda Hafifletici Nedenler ## Suçun Hukuki Bir Alacağın Tahsili Amacıyla İşlenmesi TCK 159/1 maddesi ile failin suçun işlemesindeki amacı hukuki bir alacağını tahsil etmek amacı olması halinde fail hakkında farklı bir cezai yaptırım düzenlenmiştir. Bu durumda sanık hakkında 6 ay ile 1 yıl arasında hapis ve adli para cezası öngörülmüştür. Ayrıca suçun hukuki bir alacağın tahsili amacıyla işlenmesi nitelikli dolandırıcılık suçunun şikayete tabi olduğu nadir durumlar arasında yer alır.  ## Nitelikli Dolandırıcılık Suçunda Cezada Şahsi İndirim Nedenleri Türk Ceza Kanunumuzun 167/2 maddesinde TCK 157 ve TCK 158 maddeleri için ayrıca şahsi indirim nedenleri düzenlenmiştir.  - Haklarında ayrılık kararı verilmiş olan eşlerden herhangi birisi - Aynı konutta yaşamayan kardeşlerden birisinin - Aynı konutta yaşayan amca, dayı, teyze, hala ya da ikinci derecede olan kayın hısımlarından Birisi tarafından dolandırıcılık suçlarının işlenmesi halinde sanık hakkında verilecek olan cezada yarı oranında indirim yapılır. Ayrıca suçun faili ile mağduru arasında bu şekilde bir akrabalık ilişkisi olması dolandırıcılık suçunun şikayete tabi olduğu durumlar arasında yer alır. Bu durumda fail hakkında yapılacak soruşturmada suçun mağdurunun şikayeti aranır.  ## Nitelikli Dolandırıcılık Suçunda Etkin Pişmanlık Yukarıda belirtmiş olduğumuz daha ağır cezayı gerektiren haller ile cezada indirim nedenleri haricinde nitelikli dolandırıcılık suçunun cezasının belirlenmesinde etkili olan bir başka hukuki durum etkin pişmanlıktır.  Dolandırıcılık suçlarında etkin pişmanlık ancak suçun mağdurunun zararının tamamen veya kısmen giderilmesi halinde söz konusu olur. Kısmen giderilecek olan zararlardan dolayı sanık hakkında ceza indirimi yapılabilmesinin koşulu ise mağdurun bu konuda rıza göstermesidir. Ancak zararın tamamen giderilmesi halinde cezada indirim yapılması için mağdurun rızası aranmaz.  Etkin pişmanlığın şüpheli hakkında soruşturma başlamadan veya soruşturma başlamasına rağmen kamu davası açılmadan gösterilmesi halinde cezada 2/3 oranına kadar ceza indirimi yapılır.  Nitelikli dolandırıcılık suçunda etkin pişmanlığın şüpheli hakkında kamu davası açılmasına rağmen hakkında cezai hüküm kurulmasına kadar gösterilmesi halinde ise sanık / sanıklar hakkındaki cezada yarı oranında indirim yapılır.  ## Nitelikli Dolandırıcılık Suçunda Şahsi Cezasızlık Nedenleri TCK 157 ve TCK 158 maddesinde düzenlenmiş olan suçların evlilik birlikteliği devam eden eşler arasında işlenmesi, aynı konutta yaşayan kardeşler arasında işlenmesi ve ayrıca alt soy, üst soy, evlat edinen ile evlatlık arasında işlenmesi halinde sanık hakkında cezai hüküm kurulmaz.  ## Nitelikli Dolandırıcılık Suçu Unsurları ## Nitelikli Dolandırıcılık Suçun Yasal Dayanağı TCK Md. 158 Nitelikli dolandırıcılık Madde 158- (1) Dolandırıcılık suçunun; - a) Dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle, - b) Kişinin içinde bulunduğu tehlikeli durum veya zor şartlardan yararlanmak suretiyle, - c) Kişinin algılama yeteneğinin zayıflığından yararlanmak suretiyle, - d) Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle, - e) Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak, - f) Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle, - g) Basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle, - h) Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında; kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında, - i) Serbest meslek sahibi kişiler tarafından, mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle, - j) Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla, - k) Sigorta bedelini almak maksadıyla, - l) Kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle, İşlenmesi halinde, üç yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur. Ancak, (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hâllerde hapis cezasının alt sınırı dört yıldan, adli para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz. (2) Kamu görevlileriyle ilişkisinin olduğundan, onlar nezdinde hatırı sayıldığından bahisle ve belli bir işin gördürüleceği vaadiyle aldatarak, başkasından menfaat temin eden kişi, yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır. (3) Bu madde ile 157 nci maddede yer alan suçların, üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında; suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde verilecek ceza bir kat artırılır.   ## Nitelikli Dolandırıcılık Suçunda Hileli Davranışlar Basit dolandırıcılık ve nitelikli dolandırıcılık suçlarının en temel unsurları arasında failin suçu işlemesi sırasında sergilemiş olduğu hileli bir davranışın bulunması gerektiği yer alır.  Suçun failinin sergilemiş olduğu bu hileli davranışlar basit bir yalandan ibaret olmayıp mağduru yanıltmaya elverişli ve boyutta olması gerekir. Bu hileli davranışlar sözlü olabileceği gibi sahte belge düzenlemek, sahte kimlik üretmek, amacı dışında web siteleri oluşturmak gibi gerçekleşebilmektedir.  Nitelikli dolandırıcılık suçu Yargıtay kararları ile yerel mahkemelerinin TCK 158 ve TCK 157 maddeleri gereğince vermiş olduğu kararlarında suçun işlenmesi sırasında kullanılan bu hileli davranışların mağdurun iradesini etkileyecek ve onu hataya düşürecek nitelikte olması gerektiğini vurgulamaktadır.  ## Mağdurun veya Bir Başkasının Zararına Tasarruf Nitelikli dolandırıcılık suçunun oluşumu için failin sadece hileli davranışlar sergilemiş olması yeterli değildir. Suçun genel tanımının yapılmış olduğu TCK 157 maddesinden de anlaşılacağı üzere; Mağdurun bu hileli davranışlar nedeniyle hataya düşerek kendisinin veya bir başkasının aleyhine bir zararın doğması gerekir.  ## Failin Menfaat Sağlaması Nitelikli Dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluşması için hileli / aldatıcı davranışlar ile mağdurun ya da bir başkasının zararı görmüş olması yeterli değildir. Bununla birlikte failin bu hileli davranışlar sonucu kendisine veya bir başkasına ekonomik anlamda bir kazanç / menfaat sağlamış olması da gerekir.  ## Nitelikli Dolandırıcılık Suçu Yargıtay Kararları “Sanıkların kurumun denetim imkanını ortadan kaldıracak mahiyette hileli bir hareketinin bulunmaması, kurumun kendisine bildirilen işyerlerini ve işe giriş bildirgelerini denetleme yetkisinin her zaman bulunması, sanıkların sigorta primlerini katılan kuruma yatırmış olması halinde, 5510 sayılı Kanunun 89. maddesince primlerin irat kaydedileceği, aynı kanunun 96. maddesince de yapılan sağlık harcamalarının da geri alınacağının düzenlenmiş olması, primlerin yatırılmamış olması halinde de katılan kurumun alacaklarını her zaman tahsil etme imkanının bulunması, bu çerçevede diğer sanıkların gerçek bir çalışmaya istinaden yapılan sigortalılık kayıtları nedenleriyle katılan kurumun zararından da bahsedilemeyeceği, bu sebeplerle sanıklara atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gibi diğer sanıkların menfaat temin etmesine yönelik eylemleri gerçekleştirdiği iddiasıyla hakkında kamu davası açılan sanık K7' nin üzerine atılı suçun da unsurları itibariyle oluşmayacağı anlaşılmakla; atılı suçtan sanık K7 hakkında ilk derece mahkemesince beraat kararı verilmesi gerekirken mahkumiyetine hükmedilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.” ## Nitelikli Dolandırıcılık Suçunda Yargılama ## Görevli ve Yetkili Mahkemeler Nitelikli dolandırıcılık suçunda görevli mahkemeler yapılan son düzenleme ile Asliye Ceza Mahkemeleri olarak belirlenmiştir. Diğer suçlarda olduğu gibi yetkili mahkemeler ile suçun işlenmiş olduğu yer mahkemeleridir.  ## Nitelikli Dolandırıcılık Suçunda Hapis Cezasının Ertelenmesi Nitelikli dolandırıcılık suçunda sanık hakkında hüküm olunan hapis cezasının ertelenebilmesi için öncelikle TCK 51 maddesinde yer alan koşulların oluşması gerekir. Öncelikle sanık hakkında hüküm olunan cezanın 2 yıl ve daha az süreli olması halinde erteleme kararı verilmesi mümkün hale gelir. Ancak nitelikli dolandırıcılık suçu cezası yukarıda da belirttiğimiz gibi ceza alt sınırı en az 3 yıl olarak belirlenmiştir.  Buna karşın suçun hukuki bir alacağın tahsile amacıyla işlenmesi, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması veya cezada şahsi indirim nedenlerinin varlığı gibi durumlar olması halinde nadiren de olsa sanık hakkındaki cezanın 2 yıl ve daha az süreli olabilmesi mümkün hale gelir.  Yapılan bu ceza indirimleri sonucu sanık hakkında 2 yıl ve daha süreli hapis cezası şeklinde hüküm kurulması ve en önemlisi mahkeme tarafından sanığın ileride tekrar suç işlemeyeceği yönünde bir olumlu kanaatin oluşması halinde nadiren de olsa hapis cezasının ertelenmesine karar verilebilmektedir.  ## Nitelikli Dolandırıcılıktan Beraat Edilir Mi? Özellikle suçun unsurlarının oluşmaması halinde veya suçun sanık tarafından işlenmediğinin anlaşılması halinde nitelikli dolandırıcılık suçundan beraat edilebilir. Kişinin herhangi bir suçlama nedeniyle hakkında soruşturmaya başlanılmış olması ve devamında şüpheli hakkında kamu davası açılmış olması doğrudan ilgilinin cezai hüküm giyeceği sonucu doğmaz. Mahkeme tarafından tüm deliler ve suçun unsurları incelenerek bir hüküm kurulur.  ## Nitelikli Dolandırıcılıkta Uzlaşma Var Mı? Mevcut yasal düzenlemelerimizde nitelikli dolandırıcılıkta uzlaşma yoktur. Ancak geçmiş olduğumuz yıllar içerisinde basit dolandırıcılık suçunun uzlaşma kapsamına alınmış olması ile birlikte özellikle hukukçular ile doktrinde TCK 158 maddesinin uzlaşma kapsamına alınmamış olması tartışma konusu olmaya başlamıştır. Ceza avukatı olarak herhangi bir kesinlik söz konusu olmasa da bir takım seçimlik hareketler haricinde TCK 158 maddesinin de kısmen de olsa uzlaşma kapsamına alınabileceğini düşünmekteyiz.  ## Nitelikli Dolandırıcılıkla Suçlanıyorum Ne Yapmalıyım? Nitelikli dolandırıcılık ile suçlanmanız halinde geciktirmeksizin dolandırıcılık suçu avukatından hukuki destek almanız her zaman menfaatinize olacaktır. Yukarıda da belirttiğimiz gibi nitelikli dolandırıcılık suçu unsurları açısından oldukça karmaşıktır. Bu konuda yeterli hukuki bilgi ve deneyime sahip olmamız atılı suçlamadan savunmanızın yeterli olamayacağı sonucunu doğurabilecektir. Bu nedenle nitelikli dolandırıcılık ile suçlanmanız halinde ifade ve savunma işlemlerinde ve soruşturma aşamasından itibaren hukuki destek almanızı tavsiye ederiz.  ## Nitelikli Dolandırıcılıkta Zarar Giderilirse Ne Olur? Nitelikli dolandırıcılıkta zararın giderilmesi etkin pişmanlık olarak kabul edilir. Zararın giderilmiş olduğu aşamaya göre 2/3 ile 1/2 oranları arasında ceza indirimi uygulanır. Sanık hakkında ceza indirimi uygulanabilmesi için zararın tamamının giderilmesi zorunludur. Mağdurun zararının kısmen giderilmesi halinde TCK 168. Maddesi uyarınca yapılacak olan indirimde suçun mağdurunun rızası aranır. Bu nedenle mağdurun zararının tamamen giderilmesi sanık açısından oldukça önemlidir.  ## Nitelikli Dolandırıcılıkta Denetimli Serbestlik Süresi Ne Kadardır? Nitelikli dolandırıcılıkta denetim süresi diğer suçlarda olduğu gibi bir yıldır. Ancak herhangi bir suçtan denetimli serbestlik süresinin tam olarak belirlenebilmesi için sanığın iyi halli olup olmadığı ve hakkında ceza hükmü kurulurken tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmadığının tam olarak bilinmesi gerekir.  ## Nitelikli Dolandırıcılıkta Dava Nasıl Düşer? Herhangi bir suçtan yapılan yargılama sonunda verilmesi muhtemel beraat kararı ile düşme kararı birbirinden oldukça farklıdır. Nitelikli dolandırıcılık suçu ve cezası için uygulanması mümkün olan düşme nedenleri ise aşağıdaki gibidir.  - Sanığın Ölümü; Sanığın ölümü halinde devam eden kamu davası düşer. (TCK md. 64) - Zamanaşımı Süresinin Dolması; Yargılama devam ederken suça ilişkin öngörülen zamanaşımı süresinin dolması halinde düşme kararı verilir. (TCK md. 66) – Nitelikli dolandırıcılık suçu zamanaşımı süresi 15 yıldır.  ## Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Beraat Nedenleri - Nitelikli dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluşmaması (CMK 223/2-a) - Suçun sanık tarafından işlendiği yönünde yeterli delil bulunmaması (CMK 223/2-b) - Suçun işlenmesinde hukuka uygunluk nedenlerinin var olması (CMK 223/2-d) ## Sıkça Sorulan Sorular S: Nitelikli Dolandırıcılıkta Para Geri Alınır Mı? C: Nitelikli dolandırıcılıkta paranın tekrar sanıktan / şüpheliden alınması mümkündür. TCK 158 maddesi uzlaşmaya tabi suçlar arasında yer almaması nedeniyle suçun failinin etkin pişmanlık göstererek mağdurun zararını karşılaması mümkündür. Sanığın etkin pişmanlık göstererek mağdurun zararını karşılamaması halinde ise sanık hakkında başlatılacak olan icra takibi ile doğan zararının sanıktan tahsil edilmesi mümkündür. S: Nitelikli Dolandırıcılık Suçu Hangi Mahkemede Yargılanır? C: TCK 158 maddesi için yapılacak olan yargılamalarda Asliye Ceza Mahkemeleri yetkilidir. Geçmiş olduğumuz yasama yılı içerisinde yapılan son düzenlemeler ile Nitelikli dolandırıcılık suçu nedeniyle yapılacak olan yargılamalarda Ağır Ceza Mahkemeleri yetkili iken bu görev Asliye Ceza Mahkemelerine bırakılmıştır. S: Nitelikli Dolandırıcılıkta Tutuklama Olur Mu? C: Nitelikli dolandırıcılıkta tutuklama tedbiri uygulanması mümkündür. Ancak failin üzerine atılı suçun sadece TCK 158 maddesi olması tutuklamaya yeterli değildir.Soruşturma aşamasında veya yargılama aşamasında fail hakkında tutuklama tedbiri konusunda bir karar verilirken kuvvetli suç şüphesinin varlığı, sanığın kaçma ve delilleri karartma / yok etme ihtimalinin bulunup bulunmadığı ve sanık hakkında öngörülen cezanın alt ve üst sınırları dikkate alınır. Tüm bu unsurlar birlikte değerlendirilerek gerek görülmesi halinde TCK 158 maddesi içinde tutuklama tedbirinin uygulanmasının önünde bir engel yoktur. S: Nitelikli Dolandırıcılıktan Ne Kadar Ceza Alınır? C: Nitelikli dolandırıcılık suçunun cezası 3 yıl ile 10 yıl arasında hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıdır. TCK 158 maddesinde yer alan bir takım seçimlik hareketlerde ise ceza alt sınırı 4 yıldır. Bununla birlikte TCK 158/3 maddesinde yer alan ağırlaştırıcı nedenlerin varlığına göre sanık hakkındaki ceza miktarı artabileceği gibi etkin pişmanlık, daha az cezayı gerektiren haller veya cezada şahsi indirim nedenlerinin varlığı halinde sanık hakkında ceza indirimi yapılarak da hüküm kurulması mümkündür. S: Nitelikli Dolandırıcılıkta Şikayet Geri Çekilirse Ne Olur? C: Nitelikli dolandırıcılık suçu şikayete tabi suçlar arasında yer almaması nedeniyle şikayetin geri çekilmesi sanık / şüpheli için bir hukuki sonuç doğurmaz. Suçun sadece yukarıda belirtmiş olduğumuz halleri şikayete tabidir. Suç şikayete tabi olmaması nedeniyle şikayet geri çekilmiş olsa dahi devam eden yargılaya aynen devam edilir. Ancak mağdurun şikayetini geri çekmesi mağdurun zararının karşılanmasına bağlı olarak gerçekleşmiş ise bu durumda sanık hakkında etkin pişmanlık hükümleri uygulanarak ceza indirimi veya iyi hal indirimi yapılabilir. S: Nitelikli Dolandırıldım Ne Yapmalıyım? C: Nitelikli dolandırıcılık suçu mağduru olmanız halinde geciktirmeksizin şikayet hakkınızı kullanmanız gerekir. Dolandırıcılık suçu mağduru olmanız halinde yapacağınız şikayet başvurusu ile suçun failinin yakalanması ve devamında suçtan doğan zararınızın tazmini daha kolay hale gelmektedir. S: Nitelikli Dolandırıcılık Suçu Para Cezasına Çevrilir Mi? C: Nitelikli dolandırıcılık suçunun cezası alt sınır itibariyle 3 yıldır. Genellikle sanık hakkında verilecek olan hapis cezası 1 yıl ve üzerinde olması nedeniyle yargılama sonucu hüküm olunan hapis cezasının para cezasına çevrilmesi mümkün değildir. Ancak suçun hukuki bir alacağın tahsili amacıyla işlenmesi ayrıca bir farklı cezai yaptırıma bağlanmış olması halinde fail hakkında TCK 159 maddesi uygulanması durumunda yargılama sonucu hüküm olunan hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi mümkün hale gelebilmektedir. --- # Borçlunun Üzerinde Mal Yoksa Ne Yapılır? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/borclunun-uzerinde-mal-yoksa-ne-yapilir/ Güncelleme: 2026-06-17 Kısa cevap: Borçlunun üzerine kayıtlı mal bulunmaması, alacağın tahsil edilemeyeceği anlamına gelmez. İcra dairesi aracılığıyla tapu, trafik, banka ve SGK kayıtlarında malvarlığı araştırması yapılabilir; borçludan mal beyanında bulunması istenebilir. Borçlu malını yakınlarına devretmişse tasarrufun iptali davası açılabilir. Tahsil hiç mümkün olmazsa alınan aciz vesikası alacağı canlı tutar. Mahkemeyi kazandınız, icra takibi başlattınız. Ama bir sorunla karşılaştınız: borçlunun üzerine kayıtlı hiçbir mal yok. Ne taşınmaz, ne araç, ne de haczedilebilir bir varlık görünüyor. Bu noktada akla gelen soru çaresizlik kokuyor: "Alacağımı hiç alamayacak mıyım?" Bu sorunun yanıtı sandığınızdan daha umut verici olabilir. Borçlunun üzerinde mal olmaması alacağın tahsil edilemeyeceği anlamına gelmez; yalnızca farklı ve daha sabırlı bir strateji gerektirir. Mal beyanından mal kaçırma araştırmasına, gelecekteki gelir kaynaklarından tasarrufun iptaline kadar hukuk, alacaklıya birden fazla araç sunmaktadır. Bu araçları doğru kullanmak alacağı tahsil etmenin anahtarıdır. ## Borçlunun Üzerinde Mal Görünmemesi Ne Anlama Gelir? Usulüne uygun icra takibinin başlatılmasının ardından tapu, trafik tescil ve banka sorgulamalarında borçlunun üzerine kayıtlı varlık çıkmaması iki farklı duruma işaret edebilir. Gerçek mal yokluğu: Borçlu gerçekten varlık sahibi değildir. Geliri yoktur ya da düşüktür, mülkü yoktur. Bu durumda alacağın tahsili gelecekteki gelir ve varlık kaynaklarına odaklanan uzun vadeli bir sürece dönüşür. Gizlenmiş mal varlığı: Borçlu mal varlığını yakın akrabaya devretmiş, üçüncü kişiler üzerine kaydettirmiş ya da başka yollarla gizlemiştir. Bu durumda mal kaçırma araştırması ve tasarrufun iptali davası devreye girer. İlk adım bu iki durumu birbirinden ayırt etmektir. Borçlunun gerçekten yoksul mu olduğu yoksa mal mı kaçırdığı, izlenecek stratejiyi belirler. ## Mal Beyanı: Borçlunun Yasal Yükümlülüğü İcra takibinde borçlunun en önemli yükümlülüklerinden biri mal beyanında bulunmaktır. İcra ve İflas Kanunu md. 74 uyarınca borçlu, ödeme emrinin tebliğinden itibaren 7 gün içinde mal beyanında bulunmak zorundadır. Mal beyanı; borçlunun mevcut mal varlığını, gelir kaynaklarını ve borcunu karşılayacak değerleri icra dairesine bildirmesidir. Bu beyan şunları kapsamalıdır: - Taşınmaz ve taşınır malları - Banka hesapları ve nakit varlıkları - Üçüncü kişilerdeki alacakları - Maaş ve düzenli gelir kaynakları Borçlu mal beyanında bulunmaz ya da gerçeğe aykırı beyan verirse hukuki sonuçlar doğar. İİK md. 337 uyarınca mal beyanında bulunmayan borçlu hakkında alacaklının talebiyle disiplin hapsi uygulanabilir. Gerçeğe aykırı beyan ise ayrı bir suç oluşturur. Mal beyanı yükümlülüğü, alacaklının elindeki ilk güçlü araçtır. Borçlu üzerinde mal görünmese dahi mal beyanı talep edilmesi hem yasal baskı oluşturur hem de gizlenmiş varlıkların ortaya çıkmasına zemin hazırlar. ## Mal Araştırması: Borçlunun Gerçek Durumunu Ortaya Çıkarmak Borçlunun beyanıyla yetinmek zorunda değilsiniz. İcra dairesi aracılığıyla kapsamlı bir mal araştırması yapılabilir. Bu araştırma çeşitli kurumlara müzekkere yazılarak yürütülür: - Tapu ve Kadastro Müdürlüğü: Borçlunun adına kayıtlı taşınmazların tespiti - Trafik Tescil Şube Müdürlüğü: Araç kayıtlarının sorgulanması - Bankalar: Hesap, mevduat ve yatırım hesaplarının araştırılması - SGK: Borçlunun çalışıp çalışmadığı, çalışıyorsa hangi iş yerinde olduğu - Vergi Dairesi: Ticari faaliyet, gelir beyanı ve vergi kayıtları - Ticaret Sicil Müdürlüğü: Şirket ortaklığı ve hisse bilgileri - PTT ve diğer kurumlar: Düzenli ödeme alınan kaynaklar Bu araştırma UYAP (Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi) üzerinden elektronik olarak da yürütülebilmekte; borçlunun mal varlığı çok daha hızlı sorgulanabilmektedir. Borçlunun "üzerinde mal yok" görünmesi çoğunlukla yüzeysel bir sorgulamanın sonucudur; kapsamlı araştırma farklı bir tablo ortaya çıkarabilir. ## Maaş Haczi: En Etkili Tahsil Yollarından Biri Borçlunun taşınmazı ya da aracı olmasa da düzenli bir geliri varsa maaş haczi son derece etkili bir tahsil yoludur. SGK araştırması borçlunun çalıştığı iş yerini ortaya çıkardığında, maaşına haciz konulabilir. İİK md. 83 uyarınca maaşın belirli bir bölümü haczedilebilir. Kural olarak maaşın dörtte birinden az olmamak üzere haciz uygulanır; ancak borçlunun ailevi durumu ve geçim koşulları gözetilerek bu oran ayarlanabilir. Maaş haczi düzenli ve sürekli bir tahsil sağlar. Borçlu işten ayrılsa dahi yeni iş yeri tespit edildiğinde haciz devam ettirilebilir. Bu yöntem özellikle düzenli geliri olan ama mülkü bulunmayan borçlularda en güvenilir tahsil aracıdır. ## Üçüncü Kişilerdeki Alacakların Haczi Borçlunun başkalarından alacağı varsa bu alacaklar da haczedilebilir. İİK md. 89 uyarınca borçlunun üçüncü kişilerdeki alacaklarına haciz ihbarnamesi gönderilir. Bu yöntem özellikle şu durumlarda işlevseldir: - Borçlunun kira geliri varsa kiracıya haciz ihbarnamesi gönderilebilir - Borçlunun bir işletmeden alacağı varsa o işletmeye haciz uygulanabilir - Borçlunun başka birinden senet ya da çek alacağı varsa bu alacak haczedilebilir Haciz ihbarnamesi alan üçüncü kişi, borçluya ödeme yapmak yerine icra dairesine ödeme yapmak zorundadır. İhbarnameye rağmen borçluya ödeme yapan üçüncü kişi, bu tutardan kendisi sorumlu hale gelir. ## Mal Kaçırma Şüphesi: Tasarrufun İptali Davası Borçlunun gerçekte varlıklı olduğu ancak mal varlığını alacaklıdan kaçırmak için devrettiği düşünülüyorsa tasarrufun iptali davası devreye girer. İİK md. 277 ve devamı bu davayı düzenlemektedir. Tasarrufun iptali davası, borçlunun alacaklıyı zarara uğratmak amacıyla yaptığı mal devirlerinin iptalini sağlar. Bu davayla devredilen mal yeniden borçlunun mal varlığına dahil edilir ve haczedilebilir hale gelir. Davanın koşulları şunlardır: - Borçlunun borcunun varlığı - Tasarrufun borcun doğmasından sonra gerçekleşmiş olması - Tasarrufun alacaklıyı zarara uğratma kastıyla yapılmış olması - Devralan kişinin bu kastı bilmesi ya da bilebilecek durumda olması Mahkemeler bu davada özellikle şu unsurları değerlendirir: devrin yakın akrabaya yapılması, piyasa değerinin çok altında satış ve borcun doğmasından kısa süre sonra gerçekleştirilen devirler. Bu tür işlemler mal kaçırma şüphesini güçlendirir. Tasarrufun iptali davasının zamanaşımı, tasarrufun öğrenilmesinden itibaren 5 yıldır. ## Aciz Belgesi: Alacağı Canlı Tutmak Yapılan tüm araştırmalara rağmen borçlunun haczedilebilir malı bulunamazsa icra dairesi aciz belgesi düzenler. İİK md. 143 bu belgeyi düzenlemektedir. Aciz belgesi, alacağın tahsil edilemediğini resmen belgeleyen bir araçtır; ancak alacağın sona erdiği anlamına gelmez. Aksine, alacaklıya önemli avantajlar sağlar: - Zamanaşımını durdurur ve uzatır: Aciz belgesine bağlanan alacak, normal zamanaşımı süresinden bağımsız olarak 20 yıl boyunca takip edilebilir hale gelir - Faiz işlemeye devam eder: Alacağa faiz işlemesi sürdürülür - Yeni mal edinildiğinde takip imkânı: Borçlu ileride mal ya da gelir edindiğinde aciz belgesine dayanarak yeniden takip başlatılabilir - Borçtan kurtulma imkânı yoktur: Borçlu bu belge nedeniyle borcundan kurtulamaz Aciz belgesi, "borçlunun şu an malı yok ama gelecekte olabilir" durumunda alacaklının en güçlü güvencesidir. Borçlu yıllar sonra ev alsa, araba edinse ya da iyi bir işe girse, aciz belgesi alacağın canlı kalmasını sağlar. ## Borçlunun Gelecekte Edineceği Mallar İçin Strateji Borçlu şu an yoksul olsa dahi durumu kalıcı olmayabilir. Etkili bir strateji, borçlunun mal varlığını periyodik olarak yeniden sorgulamayı içerir. Pratik yaklaşım şudur: - Aciz belgesi alındıktan sonra dosya kapatılmaz, açık tutulur - Belirli aralıklarla (örneğin 6 ay ya da yılda bir) borçlunun mal varlığı yeniden sorgulanır - Yeni bir taşınmaz, araç, banka hesabı ya da iş kaydı tespit edildiğinde derhal haciz işlemi başlatılır Bu sabırlı takip, ilk anda umutsuz görünen alacakların yıllar sonra tahsil edilmesini sağlayabilmektedir. Borçlunun ekonomik durumu zamanla değişebilir; alacaklının hazır ve takipte olması bu değişimden yararlanmanın koşuludur. ## Borçlu Şirketse: Ortaklara ve Yöneticilere Başvuru Borçlu bir şirketse ve şirketin üzerinde mal yoksa, belirli koşullarda şirket ortaklarına ya da yöneticilerine başvurmak mümkün olabilir. Limited şirketlerde: Şirketin kamu borçlarından ortaklar payları oranında sorumlu tutulabilir. Ayrıca şirketi temsile yetkili müdürlerin sorumluluğu gündeme gelebilir. Anonim şirketlerde: Yönetim kurulu üyelerinin belirli koşullarda kişisel sorumluluğu söz konusu olabilir. Şirketin mal kaçırma amacıyla içinin boşaltıldığı durumlarda — şirketin varlıklarının ortaklara ya da ilişkili kişilere aktarıldığı hallerde — perde aralama (tüzel kişilik perdesinin kaldırılması) teorisi gündeme gelebilir. Bu alan teknik ve tartışmalıdır; uzman hukuki değerlendirme gerektirir. ## Gerçek Hayat Senaryoları ## Senaryo 1: Mal Yok Görünen Ama Çalışan Borçlu Uygulamada sık görülen bir tablo şudur: alacaklı icra takibi başlatır; tapu ve trafik sorgusunda borçlunun üzerine kayıtlı hiçbir mal çıkmaz. Alacaklı umutsuzluğa kapılmadan SGK araştırması talep eder. Araştırma borçlunun düzenli bir iş yerinde çalıştığını ortaya çıkarır. Maaşına haciz konulur; alacak aylık taksitler halinde düzenli olarak tahsil edilmeye başlanır. Yüzeysel sorgulamayla "mal yok" denilip bırakılsaydı bu alacak tahsil edilemeyecekti. SGK araştırmasının yapılması sonucu tamamen değiştirmiştir. ## Senaryo 2: Mal Kaçıran Borçlu ve Tasarrufun İptali Bir diğer sık karşılaşılan durum: borç doğduktan kısa süre sonra borçlu, üzerindeki iki taşınmazı kardeşine piyasa değerinin çok altında devreder. İcra takibinde "mal yok" görünmektedir. Alacaklı tasarrufun iptali davası açar; devrin borcun doğmasından sonra, yakın akrabaya ve düşük bedelle yapıldığını belgeler. Mahkeme devrin mal kaçırma amacıyla yapıldığını tespit ederek tasarrufu iptal eder. Taşınmazlar yeniden borçlunun mal varlığına dahil edilir ve haczedilerek satışa çıkarılır. Alacak bu yolla tahsil edilir. Mal kaçırma tespit edilip dava açılmasaydı alacak kalıcı olarak tahsil edilemeyecekti. ## Borçlu Üzerinde Mal Yokken Yapılan Kritik Hatalar Yüzeysel sorgulamayla yetinmek: Yalnızca tapu ve araç sorgulayıp "mal yok" demek çoğunlukla eksik bir araştırmadır. SGK, banka, vergi dairesi ve üçüncü kişi alacakları da sorgulanmalıdır. Aciz belgesi almamak: Mal bulunamadığında dosyayı kapatmak yerine aciz belgesi almak alacağı 20 yıl boyunca canlı tutar. Bu belgeyi almamak gelecekteki tahsil imkânını yitirmek demektir. Mal kaçırmayı araştırmamak: Borçlunun yakın zamanda yaptığı mal devirlerini incelememek, tasarrufun iptali davası fırsatını kaçırmak anlamına gelir. Takibi bırakmak: Borçlunun ekonomik durumu değişebilir. Periyodik mal sorgulaması yapılmazsa, borçlunun sonradan edindiği varlıklar fark edilemez. Mal beyanı yükümlülüğünü işletmemek: Borçluyu mal beyanına zorlamak hem yasal baskı oluşturur hem de gizlenmiş varlıkların ortaya çıkmasına katkı sağlar. ## Umutsuzluğa Kapılmadan Doğru Stratejiyi Kurun Borçlunun üzerinde mal olmaması alacağın tahsil edilemeyeceği anlamına gelmez; yalnızca farklı ve daha sabırlı bir strateji gerektirir. Kapsamlı mal araştırması, maaş ve üçüncü kişi alacaklarının haczi, mal kaçırma şüphesinde tasarrufun iptali davası ve aciz belgesiyle alacağı 20 yıl canlı tutmak — bu araçların her biri tahsil sürecinin parçasıdır. Yüzeysel bir sorgulamayla "mal yok" deyip vazgeçmek, çoğu zaman gereksiz bir hak kaybıdır. İcra ve iflas hukuku alanında uzmanlaşmış bir avukatla doğru stratejiyi kurmak, ilk anda umutsuz görünen alacakların dahi tahsil edilmesini sağlayabilir. Koza Avukatlık Bürosu olarak icra takibi süreçlerinde alacağınızın tahsili için her aracı etkin biçimde kullanıyoruz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Borçlunun üzerinde hiç mal yoksa alacağımı alamaz mıyım? C: Mal yokluğu alacağın sona ermesi anlamına gelmez. Maaş haczi, üçüncü kişilerdeki alacakların haczi, tasarrufun iptali davası ve aciz belgesi gibi araçlar mevcuttur. Aciz belgesi alacağı 20 yıl boyunca canlı tutar; borçlu ileride mal edindiğinde yeniden takip başlatılabilir. Kapsamlı araştırma ve sabırlı takip çoğu zaman tahsil sonucu doğurur. S: Maaş haczi nasıl yapılır? C: SGK araştırmasıyla borçlunun çalıştığı iş yeri tespit edilir; ardından icra dairesi aracılığıyla maaşına haciz konulur. Maaşın kural olarak dörtte birinden az olmamak üzere bir bölümü haczedilir. Borçlu işten ayrılsa dahi yeni iş yeri tespit edildiğinde haciz devam ettirilebilir. S: Aciz belgesi ne işe yarar? C: Aciz belgesi, alacağın tahsil edilemediğini belgeler ama alacağı sona erdirmez. Alacağı 20 yıl boyunca takip edilebilir kılar, faiz işlemeye devam eder ve borçlu ileride mal edindiğinde yeniden takip imkânı sağlar. Mal bulunamadığında alacaklının en güçlü güvencesidir. S: Borçlu malını kardeşine devretti; geri alabilir miyim? C: Tasarrufun iptali davasıyla mümkün olabilir. Devir borcun doğmasından sonra, alacaklıyı zarara uğratma kastıyla yapılmışsa ve devralan bu kastı biliyorsa devir iptal edilebilir. Yakın akrabaya ve düşük bedelle yapılan devirler bu davanın en güçlü gerekçelerini oluşturur. Davanın zamanaşımı, tasarrufun öğrenilmesinden itibaren 5 yıldır. S: Borçlu şirketse ne yapabilirim? C: Şirketin üzerinde mal yoksa belirli koşullarda ortaklara ya da yöneticilere başvurmak mümkün olabilir. Özellikle şirketin içinin boşaltıldığı, varlıkların ilişkili kişilere aktarıldığı hallerde ek hukuki yollar gündeme gelir. Bu alan teknik bir değerlendirme gerektirdiğinden avukat desteği zorunludur. S: Borçlunun durumu sonradan düzelirse takip edebilir miyim? C: Evet. Aciz belgesi aldıysanız dosyayı açık tutarak borçlunun mal varlığını periyodik olarak yeniden sorgulayabilirsiniz. Borçlu sonradan taşınmaz, araç edinir ya da bir işe girerse derhal haciz işlemi başlatılabilir. Aciz belgesi bu takibi 20 yıl boyunca mümkün kılar. --- # İlk Kez Uyuşturucudan Yakalanmanın Cezası Nedir? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/ilk-kez-uyusturucudan-yakalanmanin-cezasi-nedir/ Güncelleme: 2026-06-17 Kısa cevap: İlk kez ve kişisel kullanım amacıyla yakalanan kişi hakkında doğrudan mahkûmiyet verilmez. Savcılık kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verir ve kişi en az bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri altına alınır; bağımlılık tespit edilmişse tedavi yükümlülüğü de eklenebilir. Denetim süresini yükümlülüklere uyarak ve yeniden suç işlemeden geçiren kişi hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilir, adli sicile mahkûmiyet kaydı işlenmez. Denetim süresinde tekrar yakalanılırsa dava açılır ve 2 yıldan 5 yıla kadar hapis gündeme gelir. Bir telefon geldi ya da kapı çalındı. Bir yakınınız uyuşturucu madde nedeniyle gözaltına alındı; ya da kendiniz bu durumla karşı karşıyasınız. İlk kez yaşanan bu deneyimde akla üşüşen soru tek bir noktada toplanır: "Şimdi ne olacak? Hapis cezası var mı?" Belirsizlik, korkudan daha ağır bir yük oluşturur. İlk kez uyuşturucudan yakalanmanın cezası sanıldığı kadar tek boyutlu değildir; Türk hukuku ilk kez ve kişisel kullanım amacıyla yakalanan kişiyle satış amacı taşıyan kişiyi tamamen farklı biçimde değerlendirir. Bu ayrımı, sürecin nasıl işlediğini ve hangi adımların belirleyici olduğunu bilmek, hem panik anında doğru hareket etmenizi hem de hak kaybı yaşamamanızı sağlar. ## İlk Kez Yakalanmada Belirleyici Soru: Kullanım mı, Ticaret mi? Türk hukukunda uyuşturucu suçları tek bir kategori değildir. İki temel ayrım sürecin tamamını belirler: Kullanmak için bulundurma (TCK md. 191): Kişisel kullanım amacıyla uyuşturucu ya da uyarıcı madde satın almak, kabul etmek ya da bulundurmak. Bu suç için öngörülen yaptırım, satış suçlarından temel biçimde farklıdır ve ilk kez yakalananlar için özel bir mekanizma devreye girer. Uyuşturucu ticareti (TCK md. 188): Uyuşturucu maddeyi satmak, satışa arz etmek, başkalarına vermek, sevk etmek, nakletmek ya da depolamak. Bu suç çok daha ağır cezalar öngörür ve aşağıda ayrıca ele alınacaktır. İşte en kritik nokta: ilk kez yakalanan kişinin durumu, fiilin bu iki kategoriden hangisine girdiğine göre tamamen değişir. "İlk kez yakalandım, cezam ne olur?" sorusunun yanıtı, önce "kullanım amaçlı mı, ticaret amaçlı mı?" sorusunun yanıtına bağlıdır. ## İlk Kez Kişisel Kullanımda: Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesi İlk kez ve kişisel kullanım amacıyla yakalanan kişi için Türk hukuku doğrudan mahkûmiyet öngörmez. TCK md. 191/2 uyarınca savcılık, kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verir. Bu mekanizma şu şekilde işler: - Daha önce bu kapsamda işlem görmemiş kişi hakkında savcılık kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verir - Kişi en az 1 yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri altına alınır - Bu süre içinde kişiye tedavi ve/veya denetimli serbestlik yükümlülüğü getirilebilir - Denetim süresi mahkemenin takdiriyle uzatılabilir ya da koşullar değiştirilebilir Bu, hukuk sisteminin ilk kez kişisel kullanımda yakalanan kişiye doğrudan ceza yerine bir nevi ıslah ve tedavi imkânı tanıdığı anlamına gelir. Amaç cezalandırmaktan çok, kişiyi bağımlılıktan uzaklaştırmaktır. ## Denetimli Serbestlik Süreci Nasıl İşler? Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilen kişi, denetimli serbestlik müdürlüğüne yönlendirilir. Bu süreç belirli yükümlülükler içerir: - Düzenli imza ya da görüşme yükümlülüğü: Kişi belirli aralıklarla denetimli serbestlik müdürlüğüne başvurmak zorundadır - Tedavi yükümlülüğü: Bağımlılık tespit edilmişse tedavi programına katılım istenebilir - Madde kullanım kontrolü: Denetim süresince periyodik test yapılabilir - Eğitim ve danışmanlık programları: Bazı durumlarda rehabilitasyon programlarına katılım öngörülebilir Bu yükümlülüklere uyulması davanın hiç açılmamasının ön koşuludur. Süreç boyunca verilen yükümlülüklerin ciddiye alınması son derece kritiktir. ## Denetim Süresini Temiz Geçirirse Ne Olur? İşte ilk kez yakalanan kişi için en önemli bilgi budur: denetim süresini yükümlülüklere uyarak ve yeniden suç işlemeden geçiren kişi hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir. TCK md. 191/4 bu sonucu düzenler. Bunun pratik anlamı şudur: - Dava hiç açılmaz - Hapis cezası verilmez - Adli sicile mahkûmiyet kaydı işlenmez - Dosya kapanır Yani ilk kez kişisel kullanım amacıyla yakalanan ve denetim sürecini düzgün tamamlayan kişi, sonuçta herhangi bir mahkûmiyetle karşılaşmaz. Bu mekanizma hukukun ilk kez yakalanan kullanıcıya tanıdığı en önemli korumadır. ## Denetim Süresinde Tekrar Yakalanırsa: Tablo Değişir Bu noktada durum köklü biçimde değişir. Denetim süresi içinde yeniden uyuşturucu madde kullanımıyla yakalanan ya da yükümlülüklerini ihlal eden kişi için erteleme imkânı ortadan kalkar. TCK md. 191/6 uyarınca denetim süresinde tekrar suç işleyen kişi hakkında kamu davası açılır. Bu durumda kişisel kullanım için öngörülen ceza — 2 yıldan 5 yıla kadar hapis — gündeme gelir. Uygulamada bu durum şöyle somutlaşmaktadır: ilk yakalanmada erteleme kararı verilen kişi, denetim süresi dolmadan yeniden yakalandığında dava açılmakta ve mahkûmiyetle karşılaşmaktadır. Eğer madde birden fazla kez ya da farklı zamanlarda kullanılmışsa zincirleme suç hükümleri devreye girerek ceza artırılabilmektedir. Yargıtay'ın ceza dairesi uygulamalarında, denetim süresinde tekrar yakalanan kişiler hakkında verilen mahkûmiyet kararlarının ve zincirleme suç nedeniyle yapılan ceza artırımlarının istikrar kazandığı görülmektedir. Bu nedenle ilk yakalanmada verilen erteleme kararı bir "ikinci şans" niteliği taşır; bu şansın değerlendirilmesi denetim sürecinin düzgün tamamlanmasına bağlıdır. ## Kişisel Kullanım ile Ticaret Arasındaki Sınır Nasıl Belirlenir? Burada yaygın bir yanılgı vardır: "Madde miktarı azsa kullanım, çoksa ticaret sayılır." Bu tamamen doğru değildir. Sınır yalnızca miktara göre değil, kişinin kastına ve olayın koşullarına göre belirlenir. Mahkemeler ve savcılıklar bu ayrımı yaparken şu unsurları birlikte değerlendirir: - Maddenin miktarı: Tek başına belirleyici değildir; ancak kişisel kullanım sınırını aşan büyük miktarlar ticaret şüphesini güçlendirir - Maddenin ambalajlanma biçimi: Tek tek paketlenmiş, satışa hazır biçimde bulunan madde ticaret göstergesi olarak değerlendirilebilir - Hassas terazi, paketleme malzemesi bulunması: Bu tür araçlar satış kastına işaret eder - Çok sayıda farklı kişiyle iletişim: Telefon kayıtları ve mesajlar ticaret kastının değerlendirilmesinde rol oynar - Yüksek miktarda nakit para: Madde miktarıyla orantısız nakit, satış şüphesi doğurabilir - Kişinin kendisinin kullanıcı olup olmadığı: Bağımlılık tespiti kişisel kullanım iddiasını destekler Yargıtay uygulamalarında dikkat çeken bir gerçek şudur: aynı miktar madde bir davada kişisel kullanım (TCK md. 191), başka bir davada ticaret (TCK md. 188) kapsamında değerlendirilebilmektedir. Belirleyici olan tek başına gram sayısı değil, olayın bütünüdür. Bu nedenle gerçek davalarda doğru hukuki niteleme son derece kritiktir ve avukat desteği gerektirir. ## Uyuşturucu Ticareti (TCK md. 188): Çok Daha Ağır Cezalar Fiil ticaret kapsamında değerlendirilirse tablo bütünüyle değişir. TCK md. 188 uyuşturucu madde imal ve ticareti suçunu düzenler ve son derece ağır cezalar öngörür. Uyuşturucu ticareti suçunda öngörülen ceza, fiilin niteliğine göre 10 yıldan başlayan hapis cezalarına ulaşmaktadır. Maddenin türü — eroin, kokain, morfin, baz morfin gibi maddeler — cezayı ağırlaştıran bir unsur olarak değerlendirilir. Suçun örgüt faaliyeti kapsamında işlenmesi, okul ve benzeri yerlerin yakınında gerçekleştirilmesi ya da çocuklara yönelik olması cezayı daha da artıran ağırlaştırıcı hallerdir. Ticaret suçunda erteleme ya da denetimli serbestlik mekanizması — kullanım suçundaki gibi — uygulanmaz. Bu nedenle fiilin kişisel kullanım mı yoksa ticaret mi olarak nitelendirileceği, yargılamanın en kritik konusudur. ## Yakalandıktan Sonra Atılması Gereken İlk Adımlar İlk kez yakalanma anında atılan adımlar sürecin tamamını etkileyebilir. Özellikle ticaret kapsamındaki şüphelerde tutuklama tedbirinin hangi nedenlerle uygulanabileceğini de bilmeniz önemlidir. İfade vermeden önce avukat talep edin: Gözaltı sürecinde ifade vermek zorunlu değildir; avukat hazır bulunmadan ifade vermemek hakkınızdır. Hazırlıksız ve avukatsız verilen ifade savunmayı kalıcı biçimde zayıflatabilir. İlk ifadenin içeriği, fiilin kişisel kullanım mı ticaret mi olarak nitelendirileceğini doğrudan etkiler. Avukat görevlendirilmesini talep edin: Ekonomik durumunuz uygun değilse baro tarafından ücretsiz avukat görevlendirilmesini isteyebilirsiniz. Bu hak gözaltı sürecinde size bildirilmelidir. Sakin kalın, çelişkili beyan vermekten kaçının: Panik anında verilen çelişkili ifadeler hem güvenilirliği zedeler hem de soruşturmayı olumsuz yönlendirebilir. En doğru tutum, avukat gelene kadar susma hakkını kullanmaktır. ## Bağımlılık ve Tedavi: Hukuki Sürece Etkisi Kişinin madde bağımlısı olması, kişisel kullanım iddiasını destekleyen bir unsurdur. Bağımlılığın tespiti hem fiilin doğru nitelendirilmesinde hem de denetimli serbestlik sürecinde tedavi yükümlülüğünün belirlenmesinde rol oynar. Tedavi yükümlülüğü ceza değildir; ıslah ve sağlık amacı taşır. Bağımlılık tedavisine gönüllü katılım, hem hukuki sürecte olumlu değerlendirilir hem de kişinin denetim sürecini başarıyla tamamlamasına katkı sağlar. AMATEM (Alkol ve Madde Bağımlılığı Tedavi ve Eğitim Merkezi) gibi kuruluşlar bu süreçte başvurulabilecek sağlık kaynakları arasındadır. ## Gerçek Hayat Senaryoları ## Senaryo 1: İlk Kez Kişisel Kullanım ve Temiz Geçen Denetim Uygulamada sık görülen bir tablo şudur: daha önce hiç kaydı bulunmayan bir kişi, kişisel kullanım miktarındaki madde ile yakalanır. Savcılık kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verir; kişi 1 yıllık denetimli serbestlik tedbiri altına alınır. Düzenli görüşmelerine katılır, kendisine getirilen yükümlülükleri yerine getirir ve denetim süresi boyunca yeniden madde kullanmaz. Süre sonunda hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir; dosya kapanır. Adli siciline herhangi bir mahkûmiyet kaydı işlenmez. Bu kişi denetim sürecini ciddiye aldığı için herhangi bir cezayla karşılaşmamıştır. ## Senaryo 2: Denetim Süresinde Tekrar Yakalanma Bir diğer sık karşılaşılan durum: ilk yakalanmada erteleme kararı verilen kişi, henüz denetim süresi dolmadan yeniden madde kullanımıyla yakalanır. Bu durumda erteleme imkânı ortadan kalkar; hakkında kamu davası açılır. Maddenin farklı zamanlarda birden fazla kez kullanıldığının tespit edilmesi halinde zincirleme suç hükümleri uygulanarak ceza artırılır. Sonuçta kişi hapis cezasıyla karşılaşır. İlk yakalanmada tanınan "ikinci şans" değerlendirilemediği için tablo tamamen değişmiştir. Bu senaryo, denetim sürecinin neden bu kadar kritik olduğunu açıkça göstermektedir. ## Özet: İlk Kez Yakalanmada Ne Olur? Sürecin tamamını özetlemek gerekirse: - İlk kez, kişisel kullanım miktarında yakalanma: Dava açılmaz, en az 1 yıl denetimli serbestlik uygulanır (TCK md. 191/2) - Denetim süresini temiz geçirme: Kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir, ceza yoktur, dosya kapanır (TCK md. 191/4) - Denetim süresinde tekrar yakalanma: Dava açılır, 2–5 yıl arası hapis cezası gündeme gelir (TCK md. 191/6) - Ticaret/satış kapsamında değerlendirilme: Doğrudan ağır ceza, 10 yıldan başlayan hapis (TCK md. 188) Bu tablo genel çerçeveyi gösterir; ancak her olay kendi koşullarında değerlendirilir. Özellikle kişisel kullanım ile ticaret arasındaki sınır, doğru hukuki niteleme gerektiren en hassas konudur. ## Doğru Adımı Baştan Atın İlk kez uyuşturucudan yakalanmanın cezası; fiilin kişisel kullanım mı yoksa ticaret mi olarak nitelendirileceğine göre tamamen farklı sonuçlar doğurur. Kişisel kullanımda hukuk ilk kez yakalananlar için doğrudan ceza yerine denetimli serbestlik ve tedavi imkânı tanır; bu süreç düzgün tamamlandığında herhangi bir mahkûmiyet doğmaz. Ancak fiilin doğru nitelendirilmesi, ifade sürecinin doğru yönetilmesi ve denetim sürecinin ciddiye alınması belirleyicidir. Bu adımların her biri sonucu doğrudan etkilediğinden, uyuşturucu suçu avukatından destek almak süreç boyunca vazgeçilmezdir. Koza Avukatlık Bürosu olarak uyuşturucu suçlarında doğru hukuki niteleme ve etkili savunma için sürecin başından itibaren yanınızdayız. ## Sıkça Sorulan Sorular S: İlk kez uyuşturucudan yakalandım, hapis cezası alır mıyım? C: Kişisel kullanım amacıyla ve ilk kez yakalanmışsanız doğrudan hapis cezası verilmez. Savcılık kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verir; en az 1 yıl denetimli serbestlik uygulanır. Bu süreyi temiz geçirirseniz hakkınızda kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir ve herhangi bir ceza almazsınız. Ancak fiil ticaret kapsamında değerlendirilirse durum tamamen değişir. S: Denetimli serbestlik ne kadar sürer? C: Denetimli serbestlik süresi en az 1 yıldır. Mahkemenin takdiriyle bu süre uzatılabilir ya da koşullar değiştirilebilir. Bağımlılık tespit edilmişse tedavi yükümlülüğü de bu sürece eklenebilir. Süre boyunca yükümlülüklere uyulması davanın hiç açılmamasının ön koşuludur. S: Denetim sürecinde tekrar yakalanırsam ne olur? C: Erteleme imkânı ortadan kalkar; hakkınızda kamu davası açılır. Kişisel kullanım için öngörülen 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası gündeme gelir. Madde farklı zamanlarda birden fazla kez kullanılmışsa zincirleme suç hükümleriyle ceza artırılabilir. Bu nedenle ilk yakalanmada tanınan denetim süresi son derece kritiktir. S: Kişisel kullanım ile ticaret nasıl ayrılıyor; miktara mı bakılıyor? C: Sadece miktara bakılmaz. Kişinin kastı ve olayın koşulları belirleyicidir. Ambalajlama biçimi, hassas terazi gibi araçların bulunması, çok sayıda kişiyle iletişim, madde miktarıyla orantısız nakit para ve kişinin kendisinin kullanıcı olup olmadığı birlikte değerlendirilir. Aynı miktar madde bir davada kullanım, başka davada ticaret kapsamında değerlendirilebilmektedir. S: Yakalandığımda ifade vermek zorunda mıyım? C: Hayır. Susma hakkınız vardır ve avukat hazır bulunmadan ifade vermek zorunda değilsiniz. Hazırlıksız ve avukatsız verilen ifade, fiilin kişisel kullanım mı ticaret mi olarak nitelendirileceğini olumsuz etkileyebilir. İfade vermeden önce mutlaka bir ceza avukatından destek alın; ekonomik durumunuz uygun değilse baro avukatı talep edebilirsiniz. S: İlk kez yakalanma adli sicilime işler mi? C: Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ve denetim sürecinin temiz tamamlanması halinde mahkûmiyet kaydı adli sicile işlenmez. Kovuşturmaya yer olmadığı kararıyla dosya kapanır. Ancak denetim sürecinde tekrar yakalanır ve mahkûmiyet alırsanız bu durum adli sicile yansır. --- # Mesajla Tehditin Cezası Nedir? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/mesajla-tehditin-cezasi-nedir/ Güncelleme: 2026-06-17 Kısa cevap: Mesaj yoluyla yapılan tehdit, Türk Ceza Kanunu'nun 106. maddesi kapsamında suç oluşturur. Ceza tehdidin ağırlığına göre değişir; yaşama ya da vücut bütünlüğüne yönelik tehditlerde daha ağırdır. İspatta mesaj ekran görüntüsü tek başına yeterli olmayabilir; iletişim kayıtları ve bilirkişi incelemesi birlikte değerlendirilir. Telefonunuza bir mesaj düştü. İçeriği net: size ya da bir yakınınıza zarar verileceğini ima ediyor. Ya da tam tersi: karşı taraf sizin gönderdiğiniz mesajın tehdit içerdiğini öne sürüyor. Her iki durumda da yanıtlanması gereken soru aynıdır: mesajla tehditin cezası nedir, hangi mesajlar suç kapsamına girer, nasıl ispat edilir ve süreç nasıl işler? Tehdit suçu Türk Ceza Kanunu'nda açıkça düzenlenmiştir; ancak her rahatsız edici ya da kaba mesaj otomatik olarak bu kapsamda değerlendirilemez. Neyin suç olduğunu, neyin olmadığını ve haklarınızı nasıl kullanacağınızı baştan bilmek sizi hem mağdur olarak hem de şüpheli olarak doğru adım atmaya hazırlar. ## Tehdit Suçunun Hukuki Çerçevesi: TCK Madde 106 Türk Ceza Kanunu md. 106/1 tehdit suçunu şöyle tanımlar.: "Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden ya da malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit eden kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır." Bu hükmün mesaj yoluyla işlenmesi suçun niteliğini değiştirmez. WhatsApp, SMS, e-posta, sosyal medya DM ya da başka bir dijital kanal üzerinden gönderilen tehdit, yüz yüze yapılan tehditle aynı hukuki sonuçları doğurur. Tehdit suçunun oluşması için iki temel unsur bir arada aranır: Ciddiyet: Tehdidin muhatabı üzerinde gerçek bir korku ve endişe yaratmaya elverişli olması gerekir. "Seni bir gün görürüm" gibi muğlak ifadeler her zaman bu standardı karşılamaz; "yarın eve geleceğim, pişman olacaksın" ise bağlama göre bu kapsamda değerlendirilebilir. Kötülüğün belirginliği: Tehdidin konusu — hayat, vücut bütünlüğü, cinsel dokunulmazlık ya da mal varlığı — yeterince belirgin olmalıdır. Soyut ve genel kızgınlık ifadeleriyle somut tehdit arasındaki sınır mahkemece her davada ayrıca değerlendirilir. ## Mesajla Tehdide Verilen Ceza Ne Kadar? Tehdit suçunun temel hali için öngörülen ceza 6 aydan 2 yıla kadar hapistir. Bu aralık geniştir; somut ceza miktarı şu faktörlere göre belirlenir: - Tehdidin içeriğinin ağırlığı ve belirginliği - Süreklilik — tek seferlik mi, sistematik mi? - Sanığın önceki sicili - Mağdurun kişiliği ve etkilenme boyutu - Pişmanlık ve uzlaşma girişimi Ceza erteleme ya da adli para cezasına dönüştürme seçenekleri de söz konusu olabilir. Bu değerlendirme mahkemenin takdir yetkisi kapsamındadır. Mahkûmiyet halinde oluşan kaydın ileride adli sicil kaydının nasıl silineceği hakkında da bilgi alabilirsiniz. ## Ağırlaştırıcı Haller: Ceza Ne Zaman Artar? TCK md. 106/2 tehdidin ağırlaştırıcı hallerini düzenler. Bu haller varlığında alt sınır yükselmekte ve cezanın daha ağır biçimde belirlenmesi gündeme gelmektedir. Ağırlaştırıcı haller şunlardır: - Silahla tehdit: Ateşli silah ya da bıçak gösterilerek yapılan tehdit. Mesaj üzerinden silah fotoğrafı ya da videosu gönderilmesi de bu kapsamda değerlendirilebilir. - Birden fazla kişiyle birlikte: Grup olarak ya da koordineli biçimde yapılan tehdit eylemi. - İmzasız mektup ya da özel işaret kullanma: Kimliği gizleyerek yapılan tehdit. Sahte hesap ya da anonim mesaj bu kapsamda ele alınabilir. Bu hallerde öngörülen ceza 2 yıldan 5 yıla kadar hapise yükselmektedir. ## Hangi Mesajlar Tehdit Suçu Oluşturur? Hangileri Oluşturmaz? Bu ayrım hem mağdur hem de şüpheli açısından kritiktir. Her kaba ya da rahatsız edici mesaj tehdit suçu kapsamına girmez. Tehdit suçu kapsamında değerlendirilebilecek mesajlar: - "Seni öldüreceğim", "kanını dökeceğim" — açık fiziksel tehdit - "Çocuklarına bir şey yaparım" — yakınlara yönelik tehdit - "Evini yakacağım", "arabanı parçalayacağım" — mal varlığına ciddi tehdit - "Fotoğraflarını herkese yayacağım, para ver" — şantaj niteliği taşıyan tehdit - Silah, bıçak fotoğrafıyla birlikte gönderilen tehdit mesajı Tehdit suçu kapsamına her zaman girmeyebilecek ifadeler: - "Bunun hesabını soracağım" — belirsiz, bağlama göre değerlendirilir - "Pişman olacaksın" — tek başına her zaman yeterli değil - "Seninle bitmedi" — soyut, ciddiyet unsuru tartışmalı - Hakaret içeren ama tehdit unsuru taşımayan mesajlar — ayrı suç kapsamında değerlendirilebilir Yargıtay uygulamalarında mesajın içeriği kadar bağlamı da belirleyicidir. Uzun süreli taciz ya da şiddet geçmişinin ardından gelen "seni göreceğim" ifadesi, hiçbir geçmiş olmadan gelen aynı ifadeden farklı değerlendirilebilir. ## Tehdit ile Hakaret, Şantaj ve Kaygılandırma Arasındaki Fark Doğru suç tipini belirlemek hem şikâyet sürecini hem de savunmayı doğrudan etkiler. Tehdit (TCK md. 106): Gelecekte gerçekleştirileceği bildirilen bir kötülük. "Yarın seni bulacağım." — tehdit. Hakaret (TCK md. 125): Kişinin onur ve saygınlığını zedeleyen ifade.. "Senin gibi ahlaksız görmedim." — hakaret. Şantaj (TCK md. 107): Yarar sağlamak amacıyla tehdit. "Fotoğrafları yayarım, para ver." — şantaj. Kaygılandırma ve rahatsız etme (TCK md. 123): Ciddi tehdit içermeksizin ısrarlı mesaj gönderme. "Bu gece de mesaj atacağım." — koşullara göre kaygılandırma. Aynı mesaj bu suç tiplerinden birkaçını aynı anda içerebilir. Doğru suç tipini belirlemek hem şikâyet dilekçesinin hem de soruşturmanın seyrini şekillendirir. Yanlış suç tipini öne çıkarmak soruşturmayı yavaşlatabilir ya da yanlış yönlendirebilir. ## Mesajla Tehdidin İspat Edilmesi: Delil Stratejisi Tehdit suçunun mesaj yoluyla işlenmesinin teorik bir avantajı vardır: yazılı iz bırakır. Ama bu avantajdan yararlanmak için delili doğru güvenceye almak zorunludur. ## Not Onaylı Dijital Tespit Mesajların içeriğinin ve tarihinin noter tarafından tutanağa geçirilmesidir. Bu yöntem delil değerini en üst düzeye çıkarır; karşı tarafın "böyle bir mesaj atmadım" ya da "tarihi farklıydı" itirazını büyük ölçüde engeller. Önemli tehdit mesajları için noter tespiti standart önlem olarak alınmalıdır. ## Ekran Görüntüsü En kolay ama en zayıf yöntemdir. Karşı taraf mesajın montajlandığını ya da bağlamın farklı olduğunu ileri sürebilir. Tek başına çoğunlukla yeterli sayılmaz; diğer delillerle desteklenmesi gerekir. ## Bilişim Bilirkişisi Mahkeme tarafından atanan bilişim bilirkişisi mesajların orijinalliğini ve meta verilerini teknik olarak doğrulayabilir. Karşı tarafın inkâr ettiği davalarda belirleyici rol oynar. ## Hukuka Aykırı Delil Tuzağı Eşin ya da başkasının telefonuna izinsiz erişerek elde edilen mesajlar hukuka aykırıdır. TCK md. 132 haberleşmenin gizliliğini ihlali suç olarak düzenlemektedir. Bu yolla elde edilen delil hem reddedilir hem de delili sunan kişi karşı şikâyetle muhatap olabilir. Kendi telefonunuza gelen mesajları kayıt altına almak ise kural olarak hukuka uygundur. ## Şikâyet Süreci: Nereye, Nasıl Başvurulur? Tehdit suçu şikâyete bağlı suçlar arasında değildir; savcılık bu suç için re'sen soruşturma başlatabilir. Ancak mağdurun şikâyeti süreci hızlandırır. Başvuru yerleri: - Cumhuriyet Savcılığı: En doğrudan yol. Yazılı dilekçe ya da sözlü beyanlal şikâyette bulunulabilir. - Emniyet müdürlüğü ya da jandarma: Kolluğa yapılan başvuru savcılığa iletilir. Fiziksel tehlike varsa öncelikli yoldur. Şikâyet dilekçesinde yer alması gerekenler: - Tehdit içeren mesajların içeriği ve tarihi - Mesajı gönderen kişinin kimlik bilgileri (biliniyorsa) ve telefon numarası - Mesajların ekran görüntüsü ya da noter tespiti belgesi - Varsa önceki tehdit ya da taciz geçmişine ilişkin belgeler - Tanık varsa isim ve iletişim bilgileri ## Tehdit Suçunda Zamanaşımı ve Şikâyet Süresi Tehdit suçu şikâyete bağlı olmadığından 6 aylık hak düşürücü süre uygulanmaz. Savcılık re'sen harekete geçebilir. Dava zamanaşımı ise tehdit suçunun öngördüğü ceza miktarına göre 8 yıldır. Bu süre içinde şikâyet yapılabilir ya da savcılık re'sen soruşturma başlatabilir. Pratikte şikâyetin gecikmesi hem delil tazeliğini zayıflatır hem de soruşturmanın ciddiyetini azaltabilir. Tehdit mesajı alındığında en kısa sürede harekete geçmek delilin taze olduğu dönemde koruma altına alınmasını sağlar. ## Acil Tehlike Durumunda Ne Yapılmalıdır? Mesaj anlık fiziksel tehlike içeriyorsa — "şu an yoldayım" ya da "bu gece geleceğim" gibi — önce güvenlik, sonra hukuki süreç. - 155'i arayın — polis acil hattı - Güvenli bir yere geçin - Mesajı silinmeden önce ekran görüntüsü alın - Mümkün olan en kısa sürede kolluğa başvurun Fiziksel tehlike geçtikten sonra noter tespiti ve şikâyet dilekçesi hazırlanabilir. Acil durumlarda güvenlik her zaman önce gelir. ## Şüpheli Konumundaysanız: Savunma Stratejisi Gönderdiğiniz mesajın tehdit olarak şikâyet konusu yapıldığını öğrendiyseniz bu aşamada doğru adımlar kritiktir. İfade vermeye çağrılmadan önce mutlaka bir avukattan destek alın. Savcılık ifadesi sanığın en kritik açıklamasıdır; hazırlıksız verilen ifade savunmayı zayıflatır. Savunmada öne çıkan başlıca argümanlar şunlardır: - Ciddiyet unsurunun yokluğu: Mesajın gerçek bir korku yaratmaya elverişli olmadığı; kızgınlık anında söylenmiş, şaka niteliği taşıdığı - Bağlam: Mesajın tamamı ve yazışmanın genel seyri değerlendirildiğinde tehdit kastının bulunmadığı - Uzlaşma: Tehdit suçunda uzlaşma yoluna gidilebilir; uzlaşmanın sağlanması davanın düşmesine yol açabilir Uygulamada avukatlar şu stratejiyi sık kullanır: mesajın tamamını — bağlamını, önceki yazışmaları — dosyaya eklemek. Tek bir cümlenin bağlamından koparılması ciddiyet unsurunun farklı değerlendirilmesine yol açabilir. ## Tehdit Suçunda Uzlaşma Tehdit suçu uzlaşmaya tabi suçlar arasında yer almaktadır. Kovuşturma aşamasında savcılık uzlaşma bürosuna yönlendirme yapabilir. Uzlaşma sağlanırsa dava düşer; hem sanık hem de mağdur bu yoldan yararlanabilir. Uzlaşma mağdur açısından bir hak vazgeçişi değildir. Tazminat, özür ya da başka bir edim karşılığında uzlaşma sağlanabilir. Uzlaşma görüşmeleri avukat aracılığıyla yürütülmesi gereken teknik bir süreçtir. ## Gerçek Hayat Senaryoları ## Senaryo 1: Bağlamdan Koparılmış Mesaj Uygulamada sık görülen bir tablo şudur: ticari bir anlaşmazlıkta karşı taraf "bu işin bedelini ödersin" mesajını tehdit olarak şikâyet eder. Sanık avukatı yazışmanın tamamını dosyaya ekler; mesajın önünde ve arkasında ticari içerikli konuşmalar yer aldığı, ifadenin ticari bedeli kastettiği açıkça görülmektedir. Mahkeme ciddiyet unsurunun oluşmadığına hükmeder, beraat kararı verir. Bu davada yazışmanın bütününü sunmak tek belirleyici unsur olmuştur. ## Senaryo 2: Anonim Hesaptan Gelen Tehdit Bir diğer sık karşılaşılan durum: sahte isimle açılan sosyal medya hesabından ölüm tehdidi içeren mesajlar gönderilmektedir. Mağdur mesajları noter tespitinden geçirir, savcılığa başvurur. Savcılık sosyal medya platformuna ve internet servis sağlayıcısına müzekkere yazarak IP adresi ve hesap bilgilerini talep eder. Fail tespit edilir; anonim hesap ağırlaştırıcı hal olan "kimliği gizleyerek tehdit" kapsamında değerlendirilir. Bu davada noter tespitinin zamanında yapılmış olması delillerin kaybolmadan önce güvenceye alınmasını sağlamıştır. ## Hakkınızı Doğru Kullanın Mesajla tehditin cezası hem mağdur hem de şüpheli için ciddi hukuki sonuçlar doğurmaktadır. Mağdur açısından; delilin doğru güvenceye alınması, şikâyetin zamanında yapılması ve suç tipinin doğru belirlenmesi soruşturmanın seyrini belirler. Şüpheli açısından ise; avukat desteği olmadan ifade vermemek, mesajın bağlamını eksiksiz sunmak ve uzlaşma seçeneğini değerlendirmek kritik adımlardır. Her iki durumda da ceza avukatından destek almak hak kaybını önler. Koza Avukatlık Bürosu olarak tehdit suçlarında hem mağdur hem şüpheli tarafında deneyimle hizmet vermekteyiz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Mesajla tehdit etmek suç mudur? C: Evet. WhatsApp, SMS, e-posta ya da sosyal medya üzerinden gönderilen tehdit, TCK md. 106 kapsamında tehdit suçunu oluşturabilir. Dijital kanal kullanılması suçun varlığını etkilemez. Mesajın ciddiyet unsuru taşıması ve kötülüğün belirgin olması zorunludur. S: Tehdit mesajı için ne kadar ceza verilir? C: Temel halde 6 aydan 2 yıla kadar hapis. Silahla tehdit, anonim tehdit ya da grup tehdidi gibi ağırlaştırıcı hallerde 2 yıldan 5 yıla kadar hapis öngörülmektedir. Somut ceza; tehdidin içeriği, sürekliliği ve sanığın geçmişine göre mahkeme tarafından belirlenir. S: Tehdit mesajı şikâyeti için 6 ay sürem var mı? C: Hayır. Tehdit suçu şikâyete bağlı olmadığından 6 aylık hak düşürücü süre uygulanmaz. Dava zamanaşımı 8 yıldır. Ancak delil tazeliği açısından olay üzerinden zaman geçmeden harekete geçmek önerilir. S: "Pişman olacaksın" mesajı tehdit suçu oluşturur mu? C: Her zaman değil. Bu ifadenin tehdit suçu oluşturması için bağlamın değerlendirilmesi gerekir. Önceki şiddet geçmişinin ardından ya da diğer ağır tehdit mesajlarıyla birlikte gelen bu ifade farklı değerlendirilebilir. Tek başına ve bağlamdan yoksun olarak sunulduğunda ciddiyet unsuru tartışmalı kalır. S: Karşı taraf benim mesajımı tehdit olarak şikâyet etti; ne yapmalıyım? C: İfade vermeden önce mutlaka bir ceza avukatından destek alın. Mesajın tüm bağlamını — önceki yazışmaları, konuşmanın genel seyrini — avukatınıza iletin. Hazırlıksız verilen ifade savunmayı ciddi biçimde zayıflatabilir. S: Anonim tehdit mesajı gönderen tespit edilebilir mi? C: Evet. Savcılık sosyal medya platformlarına ve internet servis sağlayıcılarına müzekkere yazarak IP adresi ve hesap bilgilerini talep edebilir. Teknik takip yoluyla anonim gönderici büyük çoğunlukla tespit edilmektedir. Anonim hesap kullanmak ayrıca ağırlaştırıcı hal oluşturabilir. --- # Çekişmeli Boşanma Davası Ne Kadar Sürer? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/cekismeli-bosanma-davasi-ne-kadar-surer/ Güncelleme: 2026-06-11 Çekişmeli boşanmaya karar verdiniz ya da karşı taraf dava açtı. Süreci kafanızda canlandırmaya çalışıyorsunuz ama net bir tablo çıkmıyor. "Bu ne zaman biter?" sorusu her duruşma arasındaki bekleyişte yeniden sorulmaktadır. Çekişmeli boşanma davası süresi sabit bir rakama indirgenemez; davanın içeriğine, mahkemenin iş yüküne, tanık sayısına ve sosyal inceleme sürecine göre ciddi biçimde farklılaşır. Ama bu farklılığın kaynağını bilmek hem gerçekçi beklenti oluşturmayı hem de gereksiz gecikmeleri önlemeyi mümkün kılar. ## Çekişmeli Boşanma Ortalama Ne Kadar Sürer? Türkiye genelinde çekişmeli boşanma davaları ortalama 18 ay ile 3 yıl arasında sonuçlanmaktadır. Bu ortalama geniş bir bant içerdiğinden tek başına yeterince bilgi vermez; belirleyici olan davanın içeriğidir. Yalnızca boşanma talep edilen, nafaka ya da velayet içermeyen basit çekişmeli dava: 12–18 ay Nafaka ve tazminat içeren orta karmaşıklıktaki dava: 18–24 ay Velayet, tazminat, mal paylaşımı ve bilirkişi gerektiren karmaşık dava: 2–4 yıl İstinaf ve temyiz aşamalarına taşınan dava: 4–6 yıl ve üzeri Bu rakamlar büyükşehirler için geçerlidir. Orta ve küçük ölçekli şehirlerde aynı içerikteki dava çok daha hızlı sonuçlanabilmektedir. ## Davayı Uzatan Faktörler: Neden Bu Kadar Sürer? Çekişmeli boşanma davalarındaki gecikmelerin büyük bölümü öngörülebilir nedenlerden kaynaklanmaktadır. Bu nedenleri baştan bilmek hem strateji hem de beklenti yönetimi açısından kritiktir. ## Mahkeme İş Yükü ve Duruşmalar Arası Bekleme Büyükşehirlerde — özellikle İstanbul aile mahkemelerinde — duruşmalar arası bekleme süresi 2 ila 4 ay arasında değişmektedir. Her yeni aşama — tanık dinleme, bilirkişi raporu, sosyal inceleme — ayrı duruşma gerektirdiğinden bekleme süreleri katlanmaktadır. Hesap basittir: tanık dinleme için 3 duruşma, sosyal inceleme için 2 duruşma, bilirkişi için 2 duruşma demek büyükşehirde 7 x 3 ay = 21 ay yalnızca duruşmalar arası bekleme anlamına gelebilir. ## Sosyal İnceleme Raporu Velayet içeren davalarda sosyal inceleme raporu zorunludur. Sosyal hizmet uzmanı ya da pedagog ev ziyareti yapar, okul araştırması yürütür, çocukla görüşür. Bu raporun tamamlanması mahkemenin uzman atamasından itibaren 2 ila 6 ay arasında değişmektedir. Rapor tamamlanmadan karar verilemez. Uzmanın iş yükü, adreste bulunamama ve bilgi gecikmesi bu süreci uzatır. Uzmanla işbirliği yapılması — ziyareti kolaylaştırmak, bilgileri zamanında vermek — raporun daha hızlı tamamlanmasına katkı sağlar. ## Bilirkişi İncelemesi Mal paylaşımında taşınmaz değer tespiti, kariyer kaybı hesabı, şirket hissesi değerlemesi ya da psikolojik değerlendirme gerektiren davalarda mahkeme bilirkişi atar. Bilirkişi atanmasından raporun sunulmasına kadar ortalama 3 ila 6 ay geçmektedir. Birden fazla bilirkişi atanması halinde bu süre katlanır. ## Tanık Sayısı Her tanık için ayrı duruşma gerekir. Büyükşehirlerde duruşmalar arası 2–3 aylık bekleme göz önüne alındığında 4 tanık = yaklaşık 8–12 aylık ek süre anlamına gelir. Tanık sayısını gerçekten gerekli olanla sınırlamak hem süreci kısaltır hem de stratejik etkinliği artırır. Her tanık aynı güçte delil sağlamaz; nitelik nicelikten önemlidir. ## Adli Tatil Her yıl 20 Temmuz – 31 Ağustos arasındaki adli tatil süresince duruşma yapılmaz. Bu tarihe denk gelen duruşmalar Eylül başına ertelenir. Birden fazla yıl süren çekişmeli davalarda adli tatil birden fazla kez süreye eklenir. ## Tebligat Sorunları Davalının adresine ulaşılamaması tebligat sürecini uzatır. Adres tespit edilemezse ilanen tebligat yoluna gidilir; bu yol 3–6 aylık ek gecikme yaratabilir. Davalının güncel adresinin baştan araştırılması bu riski azaltır. ## Tarafların Tutumu Duruşmalara gelmemek, eksik belge sunmak, her ara karara itiraz etmek, uzmanın ziyaretini geciktirmek — bunların her biri süreci uzatır. Uygulamada mahkemeler bu geciktirici tutumları zaman içinde fark eder ve bu tutum zaman zaman aleyhte bir etken olarak değerlendirilebilir. ## Karar Kesinleşmesi Ne Kadar Sürer? Çekişmeli boşanmada karar, tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık istinaf süresinin dolmasıyla kesinleşir. Taraflardan biri itiraz ederse süreç uzar. İstinaf aşaması: Bölge adliye mahkemesinin istinaf incelemesi ortalama 6 ila 12 ay ekler. Temyiz aşaması: Yargıtay incelemesi ek olarak 6 ay ile 1,5 yıl daha gerektirebilir. İtiraz yoluna gidilip gidilmeyeceği stratejik bir karardır. Zayıf gerekçeyle yapılan itiraz süreyi uzatır ama sonucu değiştirmeyebilir. Kazanılabilecek gerekçelerle sınırlı, hedefli itiraz çok daha etkilidir. ## Süreyi Etkileyen Kritik Strateji Kararları Çekişmeli boşanmada avukatın aldığı bazı strateji kararları süreyi hem kısaltabilir hem uzatabilir. Delillerin ilk dilekçeyle eksiksiz sunulması: Sonradan eklenen her delil yeni duruşma talebi gerektirir. Tüm delillerin baştan sunulması ek duruşma sayısını azaltır. Tanık sayısını sınırlamak: 6 tanık yerine gerçekten belirleyici 2–3 tanık tercih edilmesi hem süreci kısaltır hem de tanıkların ağırlığını artırır. Kısmi uzlaşı olanakları aramak: Taraflar her konuda anlaşamasa da bazı alt konularda — mal paylaşımının bir bölümü, kişisel ilişki takvimi gibi — uzlaşı sağlamak tahkikat kapsamını daraltır ve süreyi önemli ölçüde kısaltabilir. İstinafa taşıyıp taşımama kararı: Her karar itiraz edilmeye değer değildir. Kazanma ihtimali düşük bir istinaf başvurusu 6–12 aylık ek yük getirirken sonucu değiştirmeyebilir. ## Dava Süresince Geçici Tedbirler Dava uzun süreceği biliniyorsa dava başında alınması gereken geçici tedbirler süreci daha yönetilebilir kılar. Tedbir nafakası: Dava süresince ekonomik güvenceyi sağlar. Karar re'sen verilebilir; ancak dilekçeye eklenmesi çok daha güvenlidir. Dava başında talep edilmezse geriye dönük işlemez. Geçici velayet tedbiri: Velayet tartışmalıysa dava süresince çocuğun hangi ebeveynle kalacağı tedbir kararıyla belirlenir. Bu karar hem çocuğun günlük yaşamını düzenler hem de kalıcı velayet kararını dolaylı biçimde etkiler. İhtiyati tedbir: Mal kaçırma şüphesi varsa taşınmaz ya da araç üzerinde satış yasağı konulması için ihtiyati tedbir kararı talep edilebilir. Dava başında talep edilmesi şarttır; mal devredildikten sonra bu yol büyük ölçüde işlevsiz kalır. ## İstinafta Yeni Delil Sunulamaz: Kritik Uyarı Çekişmeli boşanmada en sık yapılan ve en maliyetli hatalardan biri şudur: ilk derece mahkemesinde sunulmayan deliller istinafta eklenmek istenir. HMK md. 357 uyarınca istinaf aşamasında kural olarak yeni delil kabul edilmez. Bu kural son derece önemli bir strateji sonucu doğurur: tüm delillerin ilk derece aşamasında eksiksiz ve zamanında sunulması zorunludur. "İstinafta ekleriz" yaklaşımı hak kaybına dönüşür. Dava başında delil stratejisini tam kurmak bu riski ortadan kaldırır. ## Gerçek Hayat Senaryoları ## Senaryo 1: Tanık Sayısının Süreye Etkisi Uygulamada sık görülen bir tablo şudur: İstanbul'da açılan çekişmeli boşanma davasında davacı taraf 6 tanık bildirir. Her tanık için ayrı duruşma gerektiğinden ve duruşmalar arası bekleme 3 aylık olduğundan yalnızca tanık dinleme aşaması 18 ay sürer. Oysa aynı olguları daha iyi bilen 2–3 seçilmiş tanıkla aynı ispat daha kısa sürede sağlanabilirdi. Tanık sayısını sınırlayan avukat bu davada 10–12 aylık süre tasarrufu elde edebilirdi. ## Senaryo 2: Geçici Tedbir Talebi Yapılmayan Dava Bir diğer sık karşılaşılan durum: dava başında tedbir nafakası talep edilmez. Dava 22 ay sürer; bu süre boyunca nafakasız geçinilir. Karar kesinleştikten sonra nafaka başlar; geçen 22 ay telafi edilemez. Dava dilekçesiyle birlikte yapılan tedbir nafakası talebi bu süre boyunca ekonomik güvenceyi sağlardı ve aylık önemli bir tutar anlamına gelirdi. ## Yargıtay Uygulamalarında Çekişmeli Boşanma Sürecine Bakış Yargıtay uygulamalarında çekişmeli boşanma süreciyle ilgili birkaç tutarlı çizgi gözlemlenmektedir. Birincisi: sosyal inceleme raporu olmaksızın verilen velayet kararları Yargıtay tarafından sıklıkla bozulmaktadır. Bu zorunluluk davanın süresini doğrudan uzatır; ancak raporsuz kararın bozulması çok daha uzun bir süreç doğurur. İkincisi: istinaf aşamasında yeni delil kabul edilmemesi kuralı katı biçimde uygulanmaktadır. İlk derece mahkemesinde eksik kalan delil stratejisi telafi edilemez. Üçüncüsü: dava süresince sergilenen geciktirici tutum — usul itirazları, mazeretsiz duruşma yokluğu, eksik belge sunumu — Yargıtay kararlarında zaman zaman olumsuz değerlendirilen bir unsur olarak karşımıza çıkmaktadır. ## Süreci Doğru Yönetin Çekişmeli boşanma davasının ne kadar süreceği üzerinde tam kontrol mümkün değildir; ancak gereksiz gecikmelerin büyük bölümü önlenebilir niteliktedir. Delillerin baştan eksiksiz sunulması, tanık sayısının sınırlandırılması, geçici tedbir taleplerinin ertelenmemesi ve itiraz kararlarının stratejik biçimde alınması — bu adımların her biri hem süreyi kısaltır hem de kararın seyrini olumlu etkiler. Kartal çekişmeli boşanma avukatı olarak çekişmeli boşanma davalarında süreci başından doğru planlıyor; gereksiz gecikmeleri önleyen stratejiyi müvekkille birlikte kuruyoruz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Çekişmeli boşanma davası kaç yılda biter? C: İçeriğe göre değişir. Basit davalarda 12–18 ay, nafaka ve velayet içeren orta karmaşıklıktaki davalarda 18–24 ay, bilirkişi ve mal paylaşımı içeren karmaşık davalarda 2–4 yıl sürebilmektedir. İstinaf ve temyize taşınırsa 4–6 yıl ve üzerine çıkabilir. S: Çekişmeli boşanmada ilk duruşma ne zaman verilir? C: Tebligat tamamlandıktan sonra mahkemenin iş yüküne göre belirlenir. Büyükşehirlerde tebligat süreci dahil ilk duruşma genellikle dava açılışından 3–5 ay sonrasına verilmektedir. Küçük şehirlerde bu süre 1–2 aya kadar kısalabilmektedir. S: Dava süresince nafaka alabilir miyim? C: Evet. Dava dilekçesine tedbir nafakası talebi eklenmesi halinde hâkim bu nafakayı erken aşamada belirleyebilir. Tedbir nafakası dava tarihinden itibaren geçerlidir; geriye dönük işlemez. Bu nedenle dava başında talep edilmesi zorunludur. S: Karşı taraf davayı uzatmak için ne yapabilir? C: Duruşmalara gelmemek, eksik belge sunmak, her ara karara itiraz etmek ve tanık sayısını artırmak gibi yollarla süreç uzatılabilir. Bu durumda mahkemeye dilekçe vererek geciktirici tutumun kayıt altına alınmasını talep etmek hem belge oluşturur hem de mahkemenin dikkatini çeker. S: Çekişmeli boşanmada karar kesinleştikten sonra ne olur? C: Kesinleşme şerhli karar örneği alınarak nüfus müdürlüğüne bildirim yapılır; medeni hal güncellenir. Nafaka ve tazminat kararları icra yoluyla uygulanabilir hale gelir. Velayet kararı da kesinleşmeyle birlikte uygulanmaya başlar. --- # Anlaşmalı Boşanma Davası Ne Kadar Sürer? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/anlasmali-bosanma-davasi-ne-kadar-surer/ Güncelleme: 2026-06-11 Anlaşmalı boşanmaya karar verdiniz. Eşinizle de anlaştınız. Aklınızdaki en pratik soru şudur: "Ne kadar sürer?" Cevap basit görünüyor; ama aynı şehirde iki farklı çift aynı hafta dava açsa biri 6 haftada bitirirken diğeri 6 ay bekleyebilir. Anlaşmalı boşanma davası süresi sabit değildir; mahkemenin iş yüküne, protokolün eksiksizliğine, adli takvime ve tarafların hazırlığına göre ciddi biçimde değişir. Bu değişkenleri baştan bilmek hem gerçekçi beklenti oluşturmanızı hem de süreci kontrol altında tutmanızı sağlar. ## Anlaşmalı Boşanma Tek Celsede Bitebilir Mi? Evet. Anlaşmalı boşanmanın en önemli avantajı budur: eksiksiz ve hukuka uygun protokol hazırlandığında, belgeler tam olduğunda ve iki taraf duruşmada bizzat hazır bulunduğunda anlaşmalı boşanma davası tek celsede sonuçlanabilir. Hâkim protokolü onaylar; karar tefhim anında kesinleşir. Tek celse bitmesi için şu koşulların tamamının sağlanmış olması gerekir: - Protokolün eksiksiz ve hukuka uygun biçimde hazırlanmış olması - Tüm belgelerin dava açılışında mahkeme kalemine eksiksiz sunulması - Her iki tarafın ilk duruşmada bizzat hazır bulunması - Hâkimin protokolü uygun bulması Bu koşullardan herhangi birinin sağlanmaması ikinci duruşmaya yol açar. İkinci duruşma ise büyükşehirlerde ortalama 6–10 haftalık ek bekleme demektir. ## İlk Duruşma Tarihi Ne Zaman Verilir? Dava açılışından ilk duruşma tarihine kadar geçen süre mahkemenin iş yüküne bağlıdır. Bu süre şehirden şehre, hatta aynı şehrin farklı adliyelerinden adliyeye önemli ölçüde değişmektedir. Büyükşehirler (İstanbul, Ankara, İzmir): İlk duruşma tarihi genellikle dava açılışından 6 ile 12 hafta sonrasına verilmektedir. İstanbul'da Anadolu ve Avrupa yakasındaki adliyelerin iş yükleri farklıdır; tercih edilen mahkeme bu süreyi doğrudan etkiler. Orta ölçekli şehirler (Bursa, Antalya, Gaziantep gibi): İlk duruşma tarihi genellikle 3 ile 6 hafta arasında verilmektedir. Küçük ilçe mahkemeleri: İş yükü daha düşük olduğundan 2 ile 4 hafta arasında ilk duruşma tarihi alınabilmektedir. Bu rakamlar yol gösterici niteliktedir; davanın açıldığı dönemin yoğunluğuna göre değişebilir. ## Adli Tatil Süreci Nasıl Etkiler? Her yıl 20 Temmuz – 31 Ağustos tarihleri arasındaki adli tatil anlaşmalı boşanma davalarını da etkiler. Bu dönemde duruşma yapılmaz; bu tarihe denk gelen duruşmalar Eylül başına ertelenir. Pratik sonuç şudur: Haziran ortasında ya da Temmuz başında açılan dava adli tatil nedeniyle Eylül'ün ilk iki haftasına sarkabilir. Bu durum süreci 6–10 hafta uzatabilir. Adli takvim planlaması bu nedenle önemlidir. Dava açış tarihini avukatınızla koordineli biçimde belirlemek, adli tatile denk gelme riskini minimize eder. ## Anlaşmalı Boşanma Davasını Uzatan Faktörler Tek celse bitmesi gereken bir davanın uzamasının arkasında çoğunlukla öngörülebilir nedenler yatmaktadır. ## Hâkimin Protokolü Reddetmesi Bu en yaygın gecikme nedenidir. Hâkim protokolde şu sorunları tespit ederse düzeltilmesini ister: - Çocuğun nafakası gerçek giderlerin çok altında belirlenmiş - Kişisel ilişki düzenlemesi muğlak bırakılmış — "anlaşarak görüşürler" gibi ifadeler - Mal paylaşımında önemli varlıklar atlanmış - Taraflardan birinin haklarından orantısız biçimde vazgeçtiği görünümü Protokolün reddi ikinci duruşma anlamına gelir. İkinci duruşma için büyükşehirlerde 6–10 haftalık ek bekleme söz konusudur. Avukat eşliğinde hazırlanan eksiksiz anlaşmalı boşanma protokolü bu riski sıfıra yakın indirir. ## Taraflardan Birinin Duruşmaya Gelmemesi Anlaşmalı boşanmada her iki tarafın ilk duruşmada bizzat hazır bulunması zorunludur. Taraflardan biri mazeretsiz gelmezse duruşma ertelenir; yeni tarih verilir. Bu durum süreci 6–10 hafta uzatır. Hastalık, seyahat ya da başka zorunluluk nedeniyle gelinememesi halinde en geç duruşma günü sabahı mahkemeye mazeret bildirilmeli ve belgelenmelidir. Aksi halde mazeretli kabul edilmeyebilir ve erteleme hakkı doğmayabilir. ## Belge Eksikliği Nüfus kayıt örneğinin güncel olmaması, evlilik cüzdanı fotokopisinin eksik kalması ya da çocukla ilgili belgelerin sunulmaması mahkeme kaleminde dava kaydının gecikmesine ya da ilk duruşmada ertelemeye yol açabilir. ## Tebligat Sorunu Tarafların nüfus kaydında farklı bir adres bulunuyorsa ve tebligat bu adrese yapılamazsa süreç uzar. Güncel adresin mahkemeye bildirilmesi bu riski ortadan kaldırır. ## Anlaşmalı Boşanma Kaç Günde Kesinleşir? Anlaşmalı boşanmanın en önemli avantajlarından biri de budur: karar tefhim anında — yani hâkim kararı açıkladığı anda — kesinleşir. İstinaf beklenmez, 2 haftalık süre işlemez. Bu özellik çekişmeli boşanmadan temel ayrımdır. Çekişmeli boşanmada karar, tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık istinaf süresinin dolmasıyla kesinleşir; taraflardan biri itiraz ederse süreç daha da uzar. Anlaşmalı boşanmada duruşma günü kararın kesinleşme tarihidir. Nüfus kaydı güncellenmesi ve kesinleşme şerhli karar örneğinin alınması için mahkemeye başvurulabilir; bu işlem genellikle birkaç gün içinde tamamlanır. ## Toplam Süre: Gerçekçi Beklenti Tüm faktörler bir arada değerlendirildiğinde gerçekçi beklenti şöyledir: En hızlı senaryo: Küçük ya da orta ölçekli şehirde, adli tatil dışında, eksiksiz protokol ve belgelerle açılan dava — 3 ila 5 hafta içinde sonuçlanabilir. Ortalama senaryo: Büyükşehirde, normal dönemde, eksiksiz protokol — 6 ila 10 hafta arasında sonuçlanır. Uzayan senaryo: Protokol reddi, duruşmaya gelinmemesi ya da adli tatile denk gelme durumunda — 4 ila 6 ay uzayabilir. Yurt dışında yaşayan Türk vatandaşları için: Konsolosluk onaylı vekâletname hazırlığı, anlaşmalı boşanmada bizzat hazır bulunma zorunluluğu ve uçuş planlaması göz önünde bulundurulduğunda süreç genellikle 2 ila 4 ay arasında tamamlanmaktadır. ## Süreci Kısaltmanın Pratik Yolları Protokolü avukat eşliğinde hazırlayın: Hâkimin reddetmeyeceği eksiksiz bir protokol tek celse garantisinin en güçlü güvencesidir. Şablon protokol riski yaratır; bireysel koşulları yansıtmaz. Belgeleri dava açılışında hazır getirin: Güncel nüfus kayıt örneği, evlilik cüzdanı fotokopisi, varsa çocuğa ait belgeler — bunların hepsi dava açılış gününde mahkeme kalemine eksiksiz sunulmalıdır. Adli takvimi gözetin: Temmuz ortasından Ağustos sonuna kadar dava açmak süreci gereksiz biçimde uzatır. Haziran başı ya da Eylül ayı tercih edilebilir. Doğru mahkemeyi seçin: Birden fazla yetkili mahkeme seçeneği varsa iş yükü daha düşük olanı tercih etmek ilk duruşma tarihini önemli ölçüde yakınlaştırabilir. Bu seçimi avukatınızla planlayın. Duruşma gününü takvime not edin: Taraflardan birinin gelemeyeceği anlaşılır anlaşılmaz mahkemeye bildirimde bulunun ve yeni tarih talep edin. Beklenmedik duruşma yokluğu süreci gereksiz yere uzatır. ## Anlaşmalı Boşanma Çekişmeli Boşanmaya Kıyasla Neden Daha Hızlı? Bu karşılaştırma bazı durumlarda hangi yolun tercih edileceğini belirlemekte yardımcı olur. Anlaşmalı boşanmada tanık dinlenmez, bilirkişi atanmaz, sosyal inceleme yapılmaz. Tek kaynak protokoldür ve hâkimin görevi bunu denetlemektir. Tüm süreç bir duruşmada tamamlanabilir. Çekişmeli boşanmada tanıklar ayrı duruşmalarda dinlenir, sosyal inceleme raporu hazırlanır, bilirkişi atanabilir, taraflar ayrı ayrı sorgulanır. Bu süreç Türkiye ortalamasında 1,5 ila 3 yıl alabilmektedir. Temel konularda uzlaşı sağlanabiliyorsa anlaşmalı yol yalnızca zaman açısından değil, maliyet ve duygusal yıpranma açısından da çok daha avantajlıdır. ## Gerçek Hayat Senaryosu Uygulamada sık görülen bir tablo şudur: Bursa'da anlaşmalı boşanmaya karar veren çift, internetten indirdikleri şablon protokolü imzalayarak dava açar. İlk duruşmada hâkim protokoldeki kişisel ilişki düzenlemesinin muğlak olduğunu ve iştirak nafakasının çocuğun gerçek giderlerini karşılamadığını tespit ederek ikinci duruşma verir. İkinci duruşma 8 hafta sonraya alınır. Protokol revize edilip yeniden sunulur; ikinci duruşmada karar çıkar. Toplam süre 14 haftaya uzamıştır. Avukat eşliğinde hazırlanan protokol bu 8 haftalık ek beklemeyi baştan önleyecekti. ## Süreci En Kısa Tutan Hazırlık Üç Adımda Anlaşmalı boşanma davasının süresi büyük ölçüde hazırlığın kalitesiyle belirlenir. Eksiksiz protokol, tam belgeler ve adli takvim planlaması — bu üç unsurun doğru kurgulanması tek celse bitişi mümkün kılar ve gereksiz aylarca bekleyişi ortadan kaldırır. Kartal anlaşmalı boşanma avukatı olarak anlaşmalı boşanma sürecinizi başından itibaren planlar; protokolünüzü hâkimin onaylayacağı biçimde hazırlar ve davanızın en kısa sürede tamamlanması için her adımda yanınızda oluruz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Anlaşmalı boşanma kaç günde biter? C: Tek celse biterse karar duruşma günü kesinleşir. İlk duruşma tarihine kadar geçen süre büyükşehirlerde 6–12 hafta, orta ölçekli şehirlerde 3–6 haftadır. Protokol eksiksizse ve belgeler tamamsa dava toplam olarak 3 ila 10 hafta arasında tamamlanabilir. S: Anlaşmalı boşanmada duruşmaya gitmek zorunda mıyız? C: Evet. Her iki tarafın ilk duruşmada bizzat hazır bulunması zorunludur. Avukat aracılığıyla temsil bu zorunluluğu ortadan kaldırmaz. Gidilememesi halinde mahkemeye önceden mazeret bildirilmeli ve yeni duruşma tarihi talep edilmelidir. S: Protokol hâkim tarafından reddedilirse ne olur? C: İkinci duruşma tarihi verilir; taraflar hâkimin itiraz ettiği maddeleri revize ederek yeni protokol sunar. Bu durum süreci büyükşehirlerde 6–10 hafta uzatır. Bazı davalarda revizyonlar kabul görmezse anlaşmalı yol çekişmeli davaya dönüşebilir. S: Adli tatilde anlaşmalı boşanma davası açılabilir mi? C: Dava açılabilir; ancak adli tatil döneminde duruşma yapılmaz. Dava kaydı gerçekleşir ama ilk duruşma tarihi Eylül sonrasına verilir. Adli tatil dönemi gözetilerek dava tarihini planlamak bu beklemeyi önler. S: Yurt dışından anlaşmalı boşanma davası açılabilir mi? C: Evet. Konsolosluk onaylı vekâletname ile avukata yetki verilerek dava başlatılabilir. Ancak anlaşmalı boşanmada duruşmaya bizzat katılma zorunluluğu nedeniyle en az bir kez Türkiye'ye gelinmesi gerekebilir. Bu durum seyahat planlamasını gerektirdiğinden süreç genellikle 2–4 ay arasında tamamlanmaktadır. --- # Nafaka Neye Göre Belirlenir? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/nafaka-neye-gore-belirlenir/ Güncelleme: 2026-06-11 Boşanma sürecinde ya da boşanmanın hemen ardından her iki tarafın da aklına aynı soru gelir: "Nafaka ne kadar olur?" Soranın ödeyenmi yoksa alan mı olduğuna göre beklenti farklılaşır; ama yanıt her iki taraf için de aynı kaynaktan gelir: hâkimin takdiri. Bu takdir rastgele değildir; belirli kriterlere dayanır. Nafaka miktarını yönlendiren bu kriterleri bilmek, hem doğru talep stratejisini kurmayı hem de karşı tarafın sunacağı savunmaya hazırlıklı olmayı sağlar. Yanlış hesaplanan ya da eksik belgelenen nafaka talebi ya çok düşük bir miktarla ya da hiç kabul görmeden sonuçlanır. ## Nafaka Türleri ve Her Birinde Belirleyici Olan Kriterler Türk hukukunda boşanmayla bağlantılı üç nafaka türü mevcuttur. Her birinin miktarını belirleyen kriterler farklıdır. Tedbir nafakası (TMK md. 169): Dava süresince geçici güvenceyi sağlar. Hâkim tarafların acil ekonomik durumuna ve ihtiyaçlarına göre hızla belirler; uzun süreli hesaplama gerektirmez. Yoksulluk nafakası (TMK md. 175): Boşanmayla birlikte yoksulluğa düşecek olan ve daha az kusurlu eş için belirlenir. Süresizdir; koşullar değişmediği sürece devam eder. İştirak nafakası (TMK md. 182): Velayeti olmayan ebeveynin çocuğun bakım giderlerine katılımını düzenler. Çocuğun ihtiyaçları ve her iki ebeveynin ekonomik gücü belirleyicidir. Bu üç türün ortak özelliği şudur: hâkimin takdiri geniştir; ancak bu takdiri yönlendiren kriterler bellidir. Bu kriterleri bilerek hazırlanmak sonucu doğrudan etkiler. ## Birinci Kriter: Yükümlünün Gerçek Geliri Nafaka yükümlüsünün ekonomik gücü miktarın belirlenmesindeki en ağırlıklı unsurdur. Kanun "mali gücü oranında" der; bu ifade hem üst sınırı hem de alt sınırı belirler. Mahkeme yükümlünün gelirini tespit ederken salt beyana dayanmaz: - SGK hizmet dökümü: Çalışma geçmişi, unvan ve prim miktarı - Maaş bordrosu: Net gelir; ikramiye ve ek ödemeler dahil - Vergi beyannamesi: Serbest meslek, kira ya da ticari gelir - Banka hesap hareketleri: Düzenli girişler gerçek geliri yansıtır - Tapu ve araç kayıtları: Mal varlığının genel tablosu Uygulamada sık karşılaşılan sorun şudur: yükümlü gelirini eksik beyan eder. Lüks araç kullanan, yurt dışı tatile giden ya da yüksek kira ödeyen birinin "asgari ücretle geçiniyorum" savunması mahkemede tutunmaz. Mahkeme alacaklı tarafın talebi üzerine SGK, vergi dairesi ve banka hesaplarına müzekkere yazarak gerçek geliri araştırır. Yargıtay uygulamalarında yerleşik bir ilke vardır: yaşam biçimi beyan edilen gelirle uyuşmuyorsa mahkeme yaşam standardını esas alarak gelir tespiti yapabilir. ## İkinci Kriter: Nafaka Alacaklısının Belgelenmiş İhtiyaçları "Geçinemiyorum" ifadesi tek başına mahkemede karşılık bulmaz. İhtiyaçların somut biçimde ortaya konulması nafaka miktarını doğrudan etkiler. Belgelenmesi gereken gider kalemleri şunlardır: - Kira sözleşmesi: Güncel kira bedeli ve artış belgesi — en ağırlıklı gider kalemi - Faturalar: Elektrik, su, doğalgaz, internet — aylık sabit giderler - Sağlık giderleri: Kronik hastalık, düzenli ilaç ya da tedavi belgeleri - Çocuk giderleri: Okul ücreti, kurs, kırtasiye — iştirak nafakasında belirleyici - Ulaşım giderleri: Toplu taşıma ya da araç giderleri Bu belgeler sunulmadan yapılan talep mahkemenin takdirine tamamen bırakılmış olur; çoğunlukla düşük bir miktarla sonuçlanır. Belgelenmiş talep ile belgesiz talep arasındaki fark yıllarca devam edecek nafaka miktarına yansır. ## Üçüncü Kriter: Evlilik Boyunca Yaşanan Yaşam Standardı Mahkeme nafakayı belirlerken yalnızca bugünkü tabloyu değil, evlilik süresince alışılan yaşam standardını da gözetir. Bu ilke özellikle yoksulluk nafakasında belirleyicidir. Uzun süreli evliliklerde — özellikle 10 yıl ve üzerinde — bu standart güçlü bir referans noktası oluşturur. Yıllarca belirli bir yaşam kalitesinde sürdürülen evlilikten sonra boşanmayla birlikte bu kalitenin ani ve dramatik biçimde düşürülmemesi nafaka miktarının belirlenmesinde hâkimin gözettiği temel ilkedir. Bu ilkeyi desteklemek için banka dökümleri, ortak harcama kayıtları, konut değeri ve evlilik dönemindeki faturalar kullanılabilir. ## Dördüncü Kriter: Kusur Dengesi Kusur yalnızca yoksulluk nafakasında belirleyicidir; iştirak nafakasında aranmaz. Kural nettir: daha az kusurlu ya da kusursuz eş nafaka talep edebilir. Eşit kusurlu eşler yoksulluk nafakası isteyemez. Bu nedenle nafaka davası aynı zamanda bir kusur testi davasıdır; kusur tespiti nafakanın önünü açar ya da tamamen kapatır. Pratikte çoğu kişi nafaka talep ederken kusur savunmasını göz ardı eder. Karşı tarafın "eşit kusur" iddiasına hazırlıksız yakalanmak nafaka hakkını bütünüyle ortadan kaldırabilir. Reaktif değil proaktif kusur stratejisi kurulması zorunludur. ## Beşinci Kriter: Çocuğun Yaşı ve Bireysel İhtiyaçları İştirak nafakasında her çocuk bireysel olarak değerlendirilir. Yaş belirleyicidir: küçük yaşlarda temel bakım ve sağlık giderleri, okul çağında eğitim giderleri, lise ve üniversitede masraflar belirgin biçimde artmaktadır. İştirak nafakası başlangıçta düşük belirlense de çocuğun büyümesiyle birlikte artırım davası açılabilir. Artırım kararı dava tarihinden itibaren geçerlidir; gecikme her ay hak kaybına dönüşür. ## Nafaka Miktarına Etki Eden Diğer Faktörler Alacaklının çalışma kapasitesi: Çalışabilecek durumda olmasına rağmen çalışmayan alacaklı için mahkemeler "gönüllü yoksulluk" tespiti yapabilir. Bu tespit nafaka talebini zayıflatır ya da miktarı düşürür. Alacaklı tarafın çalışmamasının gerekçesi — bakım yükümlülüğü, sağlık sorunu, iş bulamama — somutlaştırılmalıdır. Yükümlünün yeni aile yükümlülükleri: Yeniden evlenme ya da yeni çocuk sahibi olmak nafakayı otomatik olarak değiştirmez. Mahkemeye bildirilmesi ve değerlendirilmesi gerekir. Evlilik süresi: Uzun süreli evliliklerde nafaka miktarları genel eğilim olarak daha yüksek belirlenir. Kısa süreli evliliklerde ise süre ve miktar daha sınırlı kalabilir. Tarafların sağlık durumu: Ciddi hastalık ya da engellilik ihtiyacı artırır, ödeme kapasitesini düşürür. Sağlık durumunu belgeleyen raporlar bu değerlendirmede belirleyici rol oynar. ## Nafaka Talep Ederken Yapılan Kritik Hatalar Talep miktarını düşük belirlemek: Hâkim talep edilenin üstüne çıkamaz. "Mahkeme zaten artırır" beklentisi yanıltıcıdır; düşük talep kalıcı hak kaybına dönüşür. İhtiyaçları belgesiz bırakmak: Sözlü ihtiyaç beyanı mahkemede yeterli değildir. Kira, fatura, sağlık giderleri belgelenmeden yapılan talep hâkimin takdirine tamamen terk edilmiştir. Protokolde artış klozu koymamak: Anlaşmalı boşanmada sabit nafaka enflasyon karşısında hızla değer kaybeder. TÜİK TÜFE oranında yıllık artış klozu baştan eklenmezse her yıl artırım davası açmak zorunlu hale gelir. Yükümlünün gerçek gelirini araştırmamak: Beyan edilen düşük geliri sorgulamadan kabullenmek nafakayı gerçek potansiyelinin çok altında bırakır. Müzekkere talebi zamanında yapılmalıdır. Kusur tespitini hafife almak: Nafaka için önce kapının açık olduğunu garantilemek gerekir; kusur bu kapıdır. Savunmasız kalan kusur stratejisi nafaka hakkını kapatır. ## Gerçek Hayat Senaryosu Uygulamada sık görülen bir tablo şudur: 13 yıllık evliliğin ardından açılan boşanma davasında nafaka talep eden eş aylık 5.000 TL talep eder. Güncel kirası 11.000 TL, aylık sabit giderleri 6.500 TL'yi aşmaktadır. Avukat ihtiyaçları belgeleyen kira sözleşmesini, faturaları ve evlilik dönemindeki yaşam standardını gösteren banka dökümleri eşliğinde talebi 18.000 TL olarak revize eder. Karşı tarafın beyan ettiği 15.000 TL maaşın gerçeği yansıtıp yansıtmadığı için SGK ve banka müzekkere yazışması talep edilir; sonuçta aylık 42.000 TL geliri olduğu tespit edilir. Mahkeme 16.500 TL nafakaya hükmeder. Başlangıçtaki 5.000 TL talep korunmuş olsaydı bu fark kalıcı hak kaybına dönüşecekti. ## Yargıtay Uygulamalarında Nafaka Miktarına Bakış Yargıtay uygulamalarında birkaç tutarlı çizgi gözlemlenmektedir. Birincisi: sembolik düzeyde kalan nafaka miktarları yetersiz bulunarak bozulmaktadır. Nafakanın gerçek bir ekonomik güvence işlevi görmesi gerekmektedir. İkincisi: yükümlünün beyan ettiği gelirle yaşam standardı arasındaki çelişki mahkemelerce aktif biçimde araştırılmaktadır. Müzekkere yoluyla elde edilen banka ve SGK verileri bu araştırmanın temel araçlarıdır. Üçüncüsü: çalışabilecek durumda olmasına rağmen çalışmayan alacaklının nafaka talebi Yargıtay içtihadında temkinli değerlendirilerek miktarın azaltılması mümkün görülmektedir. ## Nafaka Hakkınızı Doğru Belirleyin Nafaka neye göre belirlenir sorusunun yanıtı; yükümlünün gerçek geliri, alacaklının belgelenmiş ihtiyaçları, yaşam standardı, kusur dengesi ve çocuğun bireysel koşullarından oluşan bir bütündür. Bu bütünü doğru anlamak ve mahkemeye doğru biçimde yansıtmak hem talep miktarını hem de kabulünü belirler. Kartal Koza Avukatlık Bürosu olarak nafaka davalarında koşullarınızı başından değerlendiriyor, stratejinizi güçlü temele oturtuyoruz. Nafaka ve boşanma süreçlerinizde deneyimli bir İstanbul boşanma avukatı ile çalışmak, talebinizi güçlü bir temele oturtur ## Sıkça Sorulan Sorular S: Nafaka maaşın ne kadarı üzerinden hesaplanır? C: Yasal bir oran yoktur. "Maaşın üçte biri" gibi kalıplar hukuki dayanaktan yoksundur. Hâkim her davayı bireysel olarak değerlendirir; yükümlünün geliri, alacaklının belgelenmiş ihtiyaçları ve evlilik standardı bir arada esas alınır. S: Eşim gelirini gizliyor; nafaka az çıkar mı? C: Müzekkere yoluyla gerçek gelir ortaya çıkarılabilir. SGK, vergi dairesi ve banka hesapları mahkeme kanalıyla araştırılır. Yaşam standardıyla beyan edilen gelir arasındaki çelişki yükümlü aleyhine değerlendirilir. S: Nafaka ne zaman kesilir? C: Yoksulluk nafakası; alacaklının yeniden evlenmesi, yoksulluktan kurtulması ya da fiili birliktelik kurmasıyla sona erer. İştirak nafakası çocuğun 18 yaşında kural olarak kesilir. Her iki nafaka da mahkeme kararı olmaksızın kendiliğinden sona ermez; aktif adım gerekir. Koşulların değişmesi halinde nafakanın kaldırılması için ayrı bir dava açılması gerekir S: Protokolde artış klozu olmayan nafaka artırılabilir mi? C: Evet. Koşulların önemli ölçüde değişmesi — özellikle enflasyonun nafakanın reel değerini ciddi ölçüde eritmiş olması — halinde artırım davası açılabilir. TÜİK TÜFE verileri bu davada güçlü destekleyici delil işlevi görür. Artırım kararı dava tarihinden itibaren geçerlidir; geriye dönük artırım talep edilemez. S: İştirak nafakası ve yoksulluk nafakası aynı anda talep edilebilir mi? C: Evet. Bu iki nafaka birbirini dışlamaz; farklı hukuki temellere dayanır. Her ikisi aynı boşanma dava dilekçesine ayrı kalemler olarak eklenmeli ve gerekçeleri birbirinden bağımsız biçimde sunulmalıdır. --- # Trafik Kazasında Kusursuz Taraf Nasıl Tazminat Alır? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/trafik-kazasinda-kusursuz-taraf-nasil-tazminat-alir/ Güncelleme: 2026-06-01 Kısa cevap: Trafik kazasında kusursuz taraf; karşı tarafın zorunlu trafik sigortacısından, kusurlu sürücü ile araç işleteninden, karşı araç sigortasızsa Güvence Hesabından tazminat talep edebilir. Sigortacıya kaza tarihinden itibaren 2 yıl içinde başvurulur; sigortacı 15 gün içinde yanıt vermek zorundadır. Araç hasarı, değer kaybı, tedavi giderleri ve iş göremezlik zararları ile manevi tazminat istenebilir. Trafik kazası geçirdiniz. Kusur sizde değil; trafik raporu da bunu teyit ediyor. Ama sigorta şirketi düşük teklif yapıyor, karşı taraf inkâr ediyor ya da süreç nasıl ilerleyeceğini bilmiyorsunuz. Trafik kazasında kusursuz taraf olmanız, tazminatın otomatik olarak size ödeneceği anlamına gelmiyor. Hakkınızı alabilmek için doğru başvuru yolunu seçmek, delilleri zamanında toplamak ve sigorta şirketlerinin düşük teklif taktiklerine karşı hazırlıklı olmak şart. Bu rehber; kusursuz tarafın tazminat alma sürecini, başvuru yollarını, delil stratejisini ve sık yapılan kritik hataları adım adım açıklamaktadır. ## Trafik Kazasında Tazminat Hakkının Hukuki Temeli Trafik kazasından doğan tazminat talepleri iki farklı hukuki zemine dayanır. Karayolları Trafik Kanunu (KTK) md. 85: Motorlu araç işleteni, aracın işletilmesinden doğan zararlardan kusuru bulunmasa dahi sorumludur. Bu tehlike sorumluluğu ilkesi, kazada kusursuz olan mağdurun tazminat talebini güçlendiren temel unsurdur. Türk Borçlar Kanunu md. 49: Kusurlu ve hukuka aykırı fiille zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Kazada kusurlu sürücünün doğrudan hukuki sorumluluğunun dayanağı bu hükümdür. Uygulamada bu iki hukuki zemin birbirini tamamlar. Kusursuz taraf hem araç işletenine hem de kusurlu sürücüye karşı talepte bulunabilir. Ayrıca kusurlu tarafın zorunlu trafik sigortacısına (ZMSS) karşı doğrudan başvuru hakkı da mevcuttur. ## Kusursuz Taraf Kimden Tazminat Talep Edebilir? Trafik kazasında kusursuz olan tarafın başvurabileceği üç farklı muhatap mevcuttur. Hangisine ya da hangilerine başvurulacağı stratejik bir karardır. Karşı tarafın zorunlu trafik sigortacısı (ZMSS): En yaygın ve en pratik yoldur. Karşı tarafın sigortacısına doğrudan başvurularak tazminat talep edilir. 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu sigortacıya doğrudan dava açılmasına imkân tanımaktadır. Kusurlu araç sürücüsü ve işleteni: ZMSS güvencesinin yetersiz kaldığı durumlarda — hasar ZMSS limitini aşıyorsa — sürücü ve araç işletenine ayrıca dava açılabilir. Güvence Hesabı: Karşı araç sigortasız, kaçak ya da çalıntıysa Güvence Hesabına başvurulabilir. Bu mekanizma sigortasız araçların yol açtığı zararları belirli sınırlar dahilinde karşılamaktadır. ## Tazminat Kalemleri: Kusursuz Taraf Neler Talep Edebilir? Kusursuz tarafın talep edebileceği tazminat kalemleri maddi ve manevi olmak üzere iki ana başlıkta toplanır. ## Maddi Tazminat Kalemleri Araç hasar tazminatı: Kazada hasar gören aracın onarım bedeli ya da aracın tamamen kullanılamaz hale gelmesi durumunda araç değeri talep edilebilir. Değer kaybı tazminatı: Onarılan araç, kazasız eşdeğerine kıyasla ikinci el piyasasında daha düşük değer taşır. Bu değer kaybının nasıl hesaplandığı ayrı bir tazminat kalemi olarak talep edilebilir. Uygulamada en sık gözden kaçırılan kalemdir. Maluliyet tazminatı: Kazadan kaynaklanan kalıcı iş göremezlik ya da maluliyet durumunda gelir kaybı ve bakım giderleri tazminat kapsamına girer. Maluliyet oranı adli tıp raporu ya da heyet raporuyla belirlenir. Geçici iş göremezlik tazminatı: Tedavi süresince çalışılamayan dönemin gelir kaybı talep edilebilir. SGK'dan alınan hizmet dökümü ve işverenin yazılı beyanı bu talebi destekleyen belgelerdir. Tedavi giderleri: Hastane, ameliyat, ilaç, rehabilitasyon ve fizyoterapi giderleri talep edilebilir. Her harcamanın fatura ve makbuzla belgelenmesi zorunludur. Destekten yoksun kalma tazminatı: Kazada hayatını kaybeden kişinin bakmakla yükümlü olduğu yakınları bu tazminatı talep edebilir. Hesaplama; ölenin yaşı, geliri ve bakım yükümlülüğü çerçevesinde yapılır. ## Manevi Tazminat Kaza nedeniyle bedensel bütünlüğü zedelenen ya da yakınını kaybeden mağdur manevi tazminat talep edebilir. TBK md. 56 bu hakkı düzenlemektedir. Manevi tazminat miktarı; yaralanmanın ağırlığı, tedavi sürecinin uzunluğu ve psikolojik hasarın boyutuna göre mahkeme tarafından takdir edilir. ## Kusur Tespiti: En Kritik Aşama Tazminat sürecinin temel taşı kusur tespitidir. Kusursuz taraf olduğunuzu iddia etmek yetmez; bu iddiayı delillerle desteklemek zorunludur. Trafik kazası tespit tutanağı: Tarafların karşılıklı doldurduğu tutanaktır. Tutanakta yer alan ifadeler ve kusur kabulü sonraki süreçte belirleyici rol oynar. Tutanağı imzalamadan önce içeriğini dikkatle okumak şarttır; imzaladıktan sonra değiştirmek son derece güçleşir. Trafik polisi kaza raporu: Polis tarafından düzenlenen rapor kusur tespitinde en güçlü belgedir. Alkol testi, kırmızı ışık ihlali, hız tespiti gibi olgular bu rapora yansır. Güvenlik kamerası ve araç kamerası kayıtları: Kaza anını görüntüleyen kamera kayıtları kusur tespitini netleştiren en güçlü delildir. Bu kayıtların kaza sonrasında derhal temin edilmesi şarttır; bazı sistemler kaydı belirli süre sonra siliyor olabilir. Tanık ifadeleri: Kazaya tanıklık eden kişilerin kimlik ve iletişim bilgileri kaza anında alınmalıdır. Sonradan ulaşmak çoğunlukla imkânsız hale gelir. Kaza yeri fotoğrafları: Araçların kaza anındaki konumunu, yol durumunu ve hasarın niteliğini gösteren fotoğraflar kaza mahallinde derhal çekilmelidir. Uygulamada avukatlar özellikle şu hatayı sık görür: mağdur kaza mahallini temizlemeden ya da araçları hareket ettirmeden fotoğraf çekmeyi ve tanık bilgisi almayı ihmal eder. Bu ihmal kusur tespitini doğrudan zayıflatır. ## Sigorta Şirketine Başvuru Süreci Karşı tarafın ZMSS sigortacısına başvuru belirli bir prosedürü izler. Bu prosedürü doğru takip etmemek hem tazminat miktarını düşürür hem de süreyi uzatır. Başvuru süresi: Kaza tarihinden itibaren 2 yıl içinde sigortacıya başvurulmalıdır. Zamanaşımı bu tarihten itibaren işler. Başvuruda sunulması gereken belgeler: - Trafik kazası tespit tutanağı ya da trafik polisi raporu - Nüfus cüzdanı fotokopisi - Araç ruhsatı - Hasar fotoğrafları - Hastane raporu ve tedavi belgeleri (yaralanma varsa) - Bağımsız ekspertiz raporu (talep edilmesi önerilir) Sigorta şirketinin yanıt süresi: Sigortacı başvuruyu aldıktan sonra 15 gün içinde teklif yapmak ya da reddetmek zorundadır. Bu süre geçirilirse hukuki yollara başvurulabilir. ## Sigorta Şirketinin Düşük Teklifi: Ne Yapmalısınız? Uygulamada sigorta şirketlerinin ilk teklifinin gerçek zararın çok altında kaldığı sık görülmektedir. Bu teklife itiraz etmek hem hak hem de zorunluluktur. Bağımsız ekspertiz raporu alın: Sigorta şirketinin kendi eksperi çoğunlukla düşük hasar tespiti yapar. Bağımsız ekspertiz şirketinden alınan rapor müzakerede ve olası davada güçlü karşı delil oluşturur. Sigorta Tahkim Komisyonu'na başvurun: ZMSS kapsamındaki uyuşmazlıklarda dava açmadan önce Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuru zorunludur. Bu aşama atlanarak doğrudan dava açılamaz; dava usul yönünden reddedilir. Asliye hukuk mahkemesinde dava açın: Tahkim sonucu yetersizse asliye hukuk mahkemesinde dava açılabilir. Bu aşamada mahkeme bilirkişi atar; bilirkişi raporu sigorta şirketinin tespitinden genellikle yüksek çıkar. Lehe çıkan kararın ödenmemesi halinde icra takibi başlatılması mümkündür. Uygulamada avukatların sıkça vurguladığı bir strateji şudur: sigorta şirketine bağımsız ekspertiz raporuyla birlikte yazılı itiraz göndermek. Bu adım hem müzakere gücü sağlar hem de olası dava sürecinde iyi niyetle hareket edildiğini belgeler. ## Değer Kaybı Tazminatı: En Sık Gözden Kaçan Hak Araç onarıldıktan sonra çoğu mağdur "iş bitti" der. Oysa araç değer kaybı tazminatı ayrı ve bağımsız bir haktır; onarım bedelinin ödenmesi bu hakkı ortadan kaldırmaz. Kaza geçirmiş araç, ikinci el piyasasında kazasız eşdeğerine kıyasla daha düşük değer taşır. Bu fark — genellikle aracın kaza öncesi değerinin yüzde 5 ile yüzde 30'u arasında — ayrıca talep edilebilir. Değer kaybı tespiti için bağımsız ekspertiz şirketinden rapor alınması ve bu raporun sigorta şirketine ya da mahkemeye sunulması gerekir. Sigorta şirketleri bu kalemi çoğunlukla kendiliğinden ödemez; aktif talep zorunludur. ## Ağır Yaralanma ve Ölüm Halinde Tazminat Süreci Ağır yaralanma ya da ölüm içeren trafik kazalarında tazminat süreci çok daha kapsamlı bir boyut kazanır. Maluliyet davalarında: Kalıcı iş göremezlik oranı Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Kurulu ya da adli tıp bilirkişisi aracılığıyla belirlenir. Bu oran tazminat miktarının temel belirleyicisidir. Oranın düşük belirlenmesi halinde itiraz yolu açıktır. Destekten yoksun kalma davalarında: Ölenin bakmakla yükümlü olduğu eş, çocuklar ve anne-baba bu tazminatı talep edebilir. Hesaplama aktüeryal yöntemle yapılır; ölenin yaşı, geliri, çalışma ömrü ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin yaşları belirleyicidir. ZMSS limitinin aşılması: Ağır yaralanma ve ölüm davalarında ZMSS teminat limiti yetersiz kalabilir. Bu durumda aşan miktar için araç işleteni ve sürücüye doğrudan dava açılması gerekmektedir. ## Gerçek Hayat Senaryoları ## Senaryo 1: Sigorta Şirketinin Düşük Teklifine İtiraz Uygulamada sık görülen bir tablo şudur: kırmızı ışık ihlali nedeniyle tamamen karşı tarafın kusurlu olduğu tespit edilen kazada araç ağır hasar görür. Sigorta şirketi 85.000 TL teklif yapar. Araç sahibi bağımsız ekspertiz raporu yaptırır; rapor 180.000 TL hasar ve 25.000 TL değer kaybı tespit eder. Sigorta Tahkim Komisyonu'na başvurulur; komisyon 165.000 TL hasar ve 18.000 TL değer kaybına hükmeder. Bağımsız rapor olmadan kabul edilecek ilk teklif, gerçek zararın yarısının bile altında kalıyordu. ## Senaryo 2: Kamera Kaydının Kusur Tespitindeki Rolü Bir diğer sık karşılaşılan durum: kavşakta gerçekleşen kazada karşı taraf kusurun mağdurda olduğunu iddia eder; tutanakta da bu yönde ifade verir. Mağdur kaza mahallindeki iş yerinin güvenlik kamerasının kavşağı gördüğünü fark ederek kaydı talep eder. Kamera görüntüsü karşı tarafın manevra hatası yaptığını net biçimde ortaya koyar. Sigorta şirketi görüntü karşısında tutumunu değiştirerek tazminatı kabul eder. Kaza anında kamera kaydının varlığının tespit edilmesi ve hemen talep edilmesi bu davada sonucu tamamen değiştirmiştir. ## Yargıtay Uygulamalarında Trafik Tazminatına Bakış Yargıtay uygulamalarında trafik tazminatı konusunda birkaç tutarlı çizgi gözlemlenmektedir. Birincisi: değer kaybı tazminatı onarım bedelinden bağımsız, ayrı bir tazminat kalemi olarak kabul edilmektedir. Onarımın yapılmış olması bu hakkı ortadan kaldırmaz. İkincisi: maluliyet hesaplamalarında aktüeryal yöntem esas alınmaktadır. Bilirkişi raporuna dayandırılmayan hesaplamalar bozma gerekçesi olmaktadır. Üçüncüsü: Güvence Hesabına başvurularda prosedürel koşulların eksiksiz yerine getirilmesi zorunludur. Prosedür hatası taleplerin reddedilmesiyle sonuçlanmaktadır. ## Hakkınızı Tam Olarak Alın Trafik kazasında kusursuz taraf olmak tazminatın otomatik ödeneceği anlamına gelmez. Delillerin zamanında toplanması, doğru başvuru yolunun seçilmesi, sigorta şirketinin düşük teklifine karşı hazırlıklı olunması ve değer kaybı gibi sık gözden kaçan kalemlerin talep edilmesi — bu adımların her biri alınacak tazminat miktarını doğrudan belirler. Kartal trafik kazası avukatından destek almak; hem sürecin doğru yönetilmesini hem de hak kaybının önlenmesini sağlar. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Kazada kusurlu değilim; tazminat almak için dava açmak zorunda mıyım? C: Her zaman değil. Önce karşı tarafın sigortacısına yazılı başvuru yapılır. Teklif yetersizse Sigorta Tahkim Komisyonu'na başvurulur. Bu aşamalar sonuç vermezse asliye hukuk mahkemesinde dava açılır. Mahkeme son çaredir; tahkim zorunlu aşamadır. S: Karşı tarafın sigortası yoksa ne yapabilirim? C: Sigortasız araç durumunda Güvence Hesabı'na başvurulabilir. Güvence Hesabı belirli limitler dahilinde maddi zararı karşılar. Başvuru için Türkiye Sigorta Birliği'ne yazılı başvuru yapılması gerekir. S: Trafik kazası tazminatında zamanaşımı süresi ne kadardır? C: Kaza tarihinden itibaren 2 yıl içinde sigortacıya başvurulmalıdır. Ceza davası açılmışsa ceza davasının zamanaşımı süresi uygulanır; bu süre genellikle daha uzundur. Zamanaşımı geçirilmeden önce harekete geçmek zorunludur. S: Değer kaybı tazminatını nasıl talep edebilirim? C: Bağımsız ekspertiz şirketinden değer kaybı raporu alınır; bu rapor sigorta şirketine ya da tahkim komisyonuna sunulur. Sigorta şirketi kendiliğinden bu kalemi ödemez; aktif talep zorunludur. Tahkim ya da dava aşamasında mahkeme bilirkişi atayarak değer kaybını ayrıca tespit ettirebilir. S: Kazada yaralandım; hangi tazminatları talep edebilirim? C: Tedavi giderleri, geçici iş göremezlik tazminatı, kalıcı maluliyet varsa maluliyet tazminatı ve manevi tazminat talep edilebilir. Her kalemin ayrı belgelerle desteklenmesi gerekir. Maluliyet oranı adli tıp raporu ya da SGK heyet raporu ile belirlenir. S: Tutanakta yanlış imzaladım; geri alabilir miyim? C: Son derece güçtür; ancak imkânsız değildir. Tutanakta belirtilen hususların gerçeği yansıtmadığını gösteren güvenlik kamerası kaydı, tanık ifadesi ya da teknik delil mevcutsa bu yola başvurulabilir. Tutanağı imzalamadan önce içeriğini dikkatlice okumak bu riski baştan engeller. --- # Hacizli Mülkü Satmak Mümkün Mü? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/hacizli-mulku-satmak-mumkun-mu/ Güncelleme: 2026-06-01 Tapu sorgulattınız ya da bir uyarı geldi: üzerinize kayıtlı mülke haciz konulmuş. Ya da satın almayı düşündüğünüz taşınmazda haciz şerhi olduğunu fark ettiniz. İlk soru kaçınılmaz olarak şudur: "Hacizli mülk satılabilir mi?" Bu sorunun yanıtı hem "evet" hem "hayır" hem de "koşullara bağlı"dır. Hacizli mülkün satışı hukuken mümkün olmakla birlikte bu satış önemli riskler ve hukuki sonuçlar barındırır. Satıcı açısından icra sürecinde ne olacağı, alıcı açısından hacizle birlikte mülkü devralmak zorunda kalıp kalmayacağı ve her iki taraf için de yapılmaması gereken hatalar — bunların tümü baştan bilinmesi gereken kritik bilgilerdir. ## Hacizli Mülk Nedir? Haczin Tapu Kaydına Etkisi Haciz; bir borcun ödenmemesi halinde alacaklının talebi üzerine icra dairesinin borçluya ait mal varlığını güvence altına alması işlemidir. İcra ve İflas Kanunu md. 85 ve devamı bu süreci düzenlemektedir. Taşınmazlara uygulanan haciz tapu kütüğüne şerh olarak işlenir. Bu şerh üçüncü kişilere karşı aleniyet sağlar; yani tapu sorgulayan herkes haczi görebilir. Haciz şerhi mülkün sahibini değiştirmez; mülk hâlâ borçluya aittir. Ancak mülk üzerindeki tasarruf yetkisini önemli ölçüde kısıtlar. Haciz ile ipotek sıkça karıştırılmaktadır. Aralarındaki temel fark şudur: ipotek tarafların anlaşmasıyla kurulan bir teminattır; haciz ise alacaklının talebi üzerine icra organlarınca zorla uygulanan bir güvence tedbiridir. Her ikisi de tapu kaydında görünür; ancak hukuki sonuçları ve çözüm yolları birbirinden farklıdır. ## Hacizli Mülk Satılabilir Mi? Net Yanıt Evet, hacizli mülkü satmak hukuken mümkündür. Türk Medeni Kanunu hacizli taşınmazın devrini yasaklamamaktadır. Tapu müdürlüğü haciz şerhine rağmen satışı tescil eder. Ancak burada kritik bir ayrım vardır: satış gerçekleşse de haciz şerhi tapuda kalmaya devam eder. Alıcı mülkü hacizle birlikte devralmış olur. Satış haczi ortadan kaldırmaz; borç ödenmediği sürece icra işlemleri devam eder ve mülk icra yoluyla satışa çıkarılabilir. Bu gerçek iki taraf için de son derece önemlidir: Satıcı açısından: Mülkü satmak borcu sona erdirmez. İcra takibi devam eder; hacizli mülkün satış bedeli alacaklıya ödenmek zorunda kalınabilir. Alıcı açısından: Hacizli mülkü satın almak, o mülk üzerindeki icra riskini de devralmak anlamına gelir. Borç ödenmezse alıcının adına tescilli mülk icra yoluyla satışa çıkarılabilir. ## Alıcı Hacizli Mülkü Bilmeden Satın Aldıysa Ne Olur? Tapu sorgulama yapılmadan satın alınan mülkte haciz şerhi bulunuyorsa alıcı "iyi niyetli üçüncü kişi" savunmasına sığınamaz. Zira haciz tapuya şerh edildiğinden alenidir; herkes tapu kaydını sorgulayabilir. "Bilmiyordum" savunması bu durumda geçer olmaz. Mahkemeler özellikle şu noktaya dikkat eder: tapu sicilinin aleniyeti ilkesi uyarınca tapu kaydındaki şerhler herkese karşı geçerlidir. Alıcının tapu kaydını sorgulamadan satın alması kendi aleyhine değerlendirilir. Bu gerçek alıcılar için temel bir uyarıdır: her taşınmaz alımından önce tapu kaydının eksiksiz sorgulanması zorunludur. Haciz, ipotek, tedbir şerhi, irtifak hakkı — bunların tamamı tapu kaydında görünür ve alım kararını doğrudan etkiler. ## Hacizli Mülkü Satan Kişinin Hukuki Durumu Hacizli mülkü satan borçlunun hukuki durumu; satışın amacına, alıcıya ve satış bedelinin kullanımına göre şekillenmektedir. Serbest satış: Borçlu hacizli mülkü piyasa değerinden satabilir. Ancak bu satıştan elde edilen bedel haciz kapsamındadır. İcra dairesi satış bedelinin alacaklıya ödenmesini talep edebilir. Mal kaçırma amacıyla satış: Haciz sonrasında alacaklıdan mal kaçırmak amacıyla yapılan satışlar iptal davasına konu olabilir. Alacaklı bu satışın iptali için mahkemeye başvurabilir. Özellikle yakın akrabaya ya da düşük bedelle yapılan satışlar mahkemelerce şüpheyle karşılanır. İcra suçu riski: İİK md. 331 uyarınca alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla hileli tasarruflarda bulunan borçlu hapis cezasıyla karşılaşabilir. Bu suç şikâyete bağlıdır; alacaklının şikâyeti zorunludur. Uygulamada avukatlar özellikle şu hatayı sık görür: borçlu haciz konulduğunu öğrenince panikleyerek mülkü hızla yakınına devreder. Bu eylem hem iptal davasına hem de cezai yaptırıma zemin hazırlar; borçlunun durumunu daha da kötüleştirir. ## İptal Davası: Alacaklı Satışı Nasıl İptal Ettirebilir? İİK md. 277 ve devamı kapsamında alacaklı, borçlunun alacaklıdan mal kaçırmak amacıyla yaptığı tasarrufların iptali için dava açabilir. Bu dava tasarrufun iptali davası olarak bilinir. İptal davasının koşulları şunlardır: - Borçlunun borcunun varlığı - Tasarrufun borcun doğmasından sonra gerçekleşmiş olması - Tasarrufun alacaklıları zarara uğratma kastıyla yapılmış olması - Alıcının bu kastı bilmesi ya da bilebilecek durumda olması Mahkemeler bu davada satış bedeli, alıcıyla ilişkinin yakınlığı ve satışın zamanlamasını birlikte değerlendirir. Gerçek piyasa değerinin çok altında yapılan satışlar ya da hacizden hemen sonra gerçekleştirilen devirler bu davanın en güçlü gerekçelerini oluşturur. İptal davasının zamanaşımı: tasarrufun öğrenilmesinden itibaren 5 yıldır. ## Haciz Kaldırılmadan Satış: Alıcının Riskleri Haciz kaldırılmadan satın alınan mülkte alıcının maruz kalabileceği riskler şunlardır: İcra yoluyla satış: Borç ödenmezse icra dairesi mülkü alıcının adına tescilli olsa dahi ihaleye çıkarabilir. Bu durumda alıcı mülkü kaybeder; satıcıya rücu hakkı doğar ancak tahsilat her zaman mümkün olmayabilir. İpotek ve diğer şerhler: Hacizle birlikte başka şerhler de mevcutsa bunların tümü alıcıya geçer. Tek tek incelenmesi zorunludur. Satıcının iflas etmesi: Satıcı iflas etmişse hacizli satış iflas masasının işlemlerine konu olabilir. Bu durumda alıcının tapu tescili bile risk altına girebilir. ## Hacizli Mülkü Güvenle Almak Mümkün Mü? Pratik Çözümler Hacizli mülk alımı tamamen dışlanmamalıdır; doğru stratejiyle risksiz hale getirilebilir. Haciz bedelini satış bedelinden düşmek: Satış bedelinin bir bölümü doğrudan icra dairesine ödenerek haciz kaldırılabilir. Bu yöntemde alıcı satıcıya değil, icra dairesine ödeme yapar; tapu temiz bir şekilde devredilir. Haciz kaldırma şartlı satış: Satış sözleşmesine "tapu devri haciz kaldırıldıktan sonra gerçekleşecektir" koşulu eklenir. Satıcı bu süre içinde borcu öder, haciz kaldırılır, ardından tapu devri yapılır. Tüm haciz ve şerhlerin kapatılması: Tapu devri gerçekleşmeden önce mevcut tüm şerhlerin tapu müdürlüğünce teyit edilmesi ve kapatılması güvenceli yoldur. Uygulamada en güvenilir yol şudur: tapu devri gerçekleşmeden önce avukat aracılığıyla hem tapu kaydının hem de icra dosyasının detaylı biçimde incelenmesi. İcra dosyasındaki alacak miktarı, birden fazla haciz varsa sıralaması ve olası ek alacaklar bu incelemenin kapsamına girer. ## Birden Fazla Haciz Varsa Öncelik Sıralaması Nasıl İşler? Mülk üzerinde birden fazla alacaklının haczi mevcutsa öncelik sıralaması belirleyici hale gelir. İİK md. 140 uyarınca satış bedelinin paylaştırılmasında haciz tarihi öncelik kriteri olarak esas alınır. İlk haczi koyan alacaklı satış bedelinden öncelikli olarak pay alır. Sonraki alacaklılar kalan bedel üzerinden hak iddia edebilir. Satış bedeli tüm alacakları karşılamıyorsa sonraki sıradaki alacaklılar hiçbir şey alamayabilir. Bu sıralama borçlu açısından da kritiktir: birden fazla haciz varsa hangi alacaklıyla anlaşmanın toplam borç yükünü en aza indireceği ve hangi hacizin kaldırılmasının mülkü kurtarabileceği hesaplanmalıdır. Bu hesap avukatla birlikte yapılmadan önce adım atılmamalıdır. ## Gerçek Hayat Senaryoları ## Senaryo 1: Düşük Bedelle Aileye Satış Uygulamada sık görülen bir tablo şudur: ticari borçları nedeniyle iki taşınmazına haciz konan borçlu, mülkleri piyasa değerinin çok altında kardeşine devreder. Alacaklı tasarrufun iptali davası açar; satışın hacizden iki ay sonra ve değerin yüzde otuzuna gerçekleştiğini belgeler. Mahkeme satışın mal kaçırma amacıyla yapıldığını tespit ederek tasarrufu iptal eder. Taşınmazlar yeniden borçlunun mal varlığına dahil edilir ve icra yoluyla satışa çıkarılır. Bu davada satışın zamanlaması ve değer farkı belirleyici unsur olmuştur. ## Senaryo 2: Haciz Bedelini Kapatarak Temiz Alım Bir diğer sık karşılaşılan durum: cazip fiyatlı bir taşınmazda 180.000 TL haciz şerhi tespit eden alıcı, satıcıyla şu anlaşmayı yapar: toplam satış bedelinin 180.000 TL'si doğrudan icra dairesine ödenir; kalan tutar satıcıya aktarılır. İcra dairesi bu ödemeyle haczi kaldırır; taşınmaz temiz tapuyla alıcıya devredilir. Alıcı hem piyasa değerinin altında mülk edinir hem de herhangi bir icra riskiyle karşılaşmaz. Bu yöntemin işe yaraması için icra dosyasındaki toplam alacak miktarının baştan doğru tespit edilmesi zorunludur. ## Yargıtay Uygulamalarında Hacizli Mülk Satışına Bakış Yargıtay uygulamalarında bu alanda birkaç tutarlı çizgi gözlemlenmektedir. Birincisi: tasarrufun iptali davalarında alıcının iyiniyetli olduğunu ispat yükü alıcıya aittir. Piyasa değerinin çok altında gerçekleşen satışlarda iyiniyet karinesinin çürütüldüğü kabul edilmektedir. İkincisi: haciz şerhinin tapu kaydında bulunması, alıcının haberdar olmadığı savunmasını hukuken geçersiz kılmaktadır. Tapu aleniyeti ilkesi bu konuda kesin bir çizgi oluşturmaktadır. Üçüncüsü: icra yoluyla satışın ardından tapu tescili gerçekleştirilen alıcının mülkiyet hakkı, önceki hacizlerden etkilenmez. İcra satışı yoluyla edinilen mülk, diğer alacaklıların taleplerine karşı korunmaktadır. ## Hukuki Sürecinizi Doğru Yönetin Hacizli mülkün satışı; satıcı için icra riski, alıcı için tapu yükü ve her iki taraf için de beklenmedik hukuki sonuçlar barındıran karmaşık bir süreçtir. Doğru stratejiyle — haciz bedelinin kapatılması, şartlı satış ya da tasarruf iptali savunması — bu riskler büyük ölçüde bertaraf edilebilir. Ancak yanlış adım atıldığında mülk kaybından cezai sorumluluğa uzanan ağır sonuçlarla karşılaşılabilir. İcra ve iflas hukuku alanında uzmanlaşmış bir avukattan destek almak bu süreçte vazgeçilmezdir. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Hacizli mülkü satın almak yasal mı? C: Evet, yasal. Tapu müdürlüğü haciz şerhine rağmen satışı tescil eder. Ancak haciz şerhi tapuda kalmaya devam eder; alıcı mülkü tüm hukuki yükleriyle birlikte devralmış olur. Güvenli alım için hacizin satıştan önce kapatılması ya da satış bedelinden düşülerek icra dairesine ödenmesi önerilir. S: Hacizli mülkü satan borçlunun cezai sorumluluğu var mı? C: Mal kaçırma amacıyla yapılan satışlar İİK md. 331 kapsamında suç oluşturabilir. Ancak her satış bu kapsamda değildir; satışın amacı ve alıcıyla ilişki belirleyicidir. Piyasa değerinden gerçekleştirilen satışlar kural olarak suç kapsamında değerlendirilmez. S: Haciz kaldırılmadan tapu devri yapılabilir mi? C: Evet, tapu müdürlüğü tescili gerçekleştirir. Ancak haciz şerhi tapuda kalmaya devam eder. Tapu devri haczi ortadan kaldırmaz; icra takibi devam eder. S: Birden fazla hacizli mülkü nasıl kurtarabilirim? C: Öncelik sıralamasını belirlemek, toplam alacak miktarını hesaplamak ve hangi alacaklıyla anlaşmanın borç yükünü en aza indireceğini tespit etmek gerekir. Bu hesaplama teknik bir süreçtir; icra ve iflas hukuku alanında uzman bir avukatla birlikte yürütülmesi zorunludur. S: Tasarrufun iptali davası açılırsa ne kadar sürer? C: Dava karmaşıklığına ve mahkemenin iş yüküne göre değişmekle birlikte ortalama 1 ila 3 yıl arasında sonuçlanmaktadır. Bu süre boyunca taşınmaz üzerindeki tasarruf kısıtlanabilir; ihtiyati tedbir kararı alınarak satışın önüne geçilebilir. S: Hacizli mülkü satın almadan önce ne yapmalıyım? C: Öncelikle tapu kaydını eksiksiz sorgulayın; tüm şerhler, hacizler ve ipotek kayıtları tespit edilmelidir. Ardından ilgili icra dairesinden dosya bilgilerini edinin; toplam alacak miktarı ve birden fazla alacaklı varsa sıralama netleştirilmelidir. Bu araştırmayı avukat aracılığıyla yapmak hem eksikliği önler hem de olası risklerin baştan değerlendirilmesini sağlar. Tapu işlemleri konusunda ayrıca hisseli tapuda satışın nasıl yapıldığını da inceleyebilirsiniz. --- # WhatsApp’tan Gelen Tehdit Mesajı Şikâyete Konu Olabilir mi? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/whatsapptan-gelen-tehdit-mesaji-sikayete-konu-olabilir-mi/ Güncelleme: 2026-06-01 Kısa cevap: WhatsApp üzerinden gönderilen tehdit mesajı, ciddiyet taşıması hâlinde TCK 106'daki tehdit suçunu oluşturur ve şikâyete konu olabilir; suç şikâyete bağlı olmadığından savcılık kendiliğinden de soruşturma başlatabilir. Mesajlar elektronik belge niteliğinde delildir; noter tespiti ve bilişim bilirkişisi incelemesi delil değerini güçlendirir. Dava zamanaşımı 8 yıldır; acil tehlikede önce 155 aranmalıdır. Telefonunuza bir mesaj düştü. İçeriği tehdit içeriyor — "seni mahvedeceğim", "bunun bedelini ödersin", "pişman olacaksın." Ya da daha açık: fiziksel zarar verileceğine dair ifadeler. Ekran görüntüsü aldınız, bir arkadaşınıza gösterdiniz, ne yapacağınızı bilmiyorsunuz. WhatsApp'tan gelen tehdit mesajı suç mudur, şikâyete konu olabilir mi, delil olarak kullanılabilir mi? Bu soruların yanıtı hem "evet" hem de "koşullara bağlı"dır. Hangi mesajın suç oluşturduğu, nasıl şikâyet edileceği ve hangi hataların davayı çökertebileceği — bunları bilmeden atılan adım hem hakkı zayıflatır hem de karşı tarafın işini kolaylaştırır. ## WhatsApp Tehdidi Suç Mudur? Hukuki Çerçeve Evet. Türk Ceza Kanunu md. 106 tehdit suçunu düzenlemektedir: "Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden ya da malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit eden kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır." Tehdit suçunun WhatsApp üzerinden işlenmesi suçun niteliğini değiştirmez; mesaj yoluyla gerçekleştirilen tehdit yüz yüze yapılan tehditle aynı hukuki sonuçları doğurur. Hatta bazı davalarda yazılı tehditlerin ispat kolaylığı nedeniyle daha güçlü hukuki zemin oluşturduğu görülmektedir. Tehdit suçunda iki temel unsur aranır: Ciddiyet: Tehdidin muhatap üzerinde korku ve endişe yaratmaya elverişli olması gerekir. "Seni bir gün göreceğiz" gibi muğlak ifadeler her zaman bu standardı karşılamaz; "yarın seni bıçaklayacağım" ise doğrudan bu kapsamda değerlendirilebilir. Kötülük bildiriminin belirginliği: Tehdidin konusu olan zarar — hayat, vücut bütünlüğü, cinsel dokunulmazlık ya da malvarlığı — yeterince belirgin olmalıdır. Genel ve soyut kızgınlık ifadeleri ile somut tehdit arasındaki sınır her davada ayrıca değerlendirilir. ## Hangi WhatsApp Mesajları Tehdit Suçu Oluşturur? Her rahatsız edici ya da kaba mesaj otomatik olarak tehdit suçu kapsamına girmez. Mahkemeler ve savcılıklar bu ayrımı titizlikle yapar. Tehdit suçu kapsamında değerlendirilebilecek mesajlar: - "Seni öldüreceğim", "kanını dökeceğim" gibi açık fiziksel tehdit içeren ifadeler - "Çocuklarına bir şey yaparım" gibi yakınlara yönelik tehdit - "Evini yakacağım", "arabanı mahvedeceğim" gibi malvarlığına yönelik ciddi tehdit - "Fotoğraflarını herkese yayacağım" gibi şantaj niteliği taşıyan tehdit - Silah, bıçak ya da başka araç içeren tehdit mesajları Tehdit suçu kapsamına girmeyebilecek ifadeler: - "Bunun hesabını soracağım" — belirsiz ve soyut - "Pişman olacaksın" — bağlama göre değişir, tek başına yeterli olmayabilir - Hakaret ve aşağılama içeren ama tehdit unsuru taşımayan mesajlar — bunlar ayrı suç kapsamında değerlendirilebilir - Kızgınlık anında söylenmiş, ciddiyet taşımadığı açık olan ifadeler Uygulamada avukatlar özellikle şu noktayı vurgular: mesajın içeriği kadar bağlamı da belirleyicidir. Süregelen bir taciz ya da şiddet geçmişinin ardından gelen "bir daha görmene izin vermem" ifadesi, sıfırdan gelen aynı ifadeden çok farklı değerlendirilebilir. Mesajın tek başına değil, ilişkinin genel çerçevesiyle birlikte okunması gerekmektedir. ## WhatsApp Tehdit Mesajı Delil Olur Mu? Hukuka Uygun Delil Toplama WhatsApp mesajları Türk hukukunda elektronik belge niteliği taşır ve delil olarak kabul edilebilir. Ancak "elimde mesaj var" ile "mahkemede geçer" arasında önemli bir mesafe vardır. ## Delil Değerini Artıran Yöntemler Noter onaylı dijital tespit: Mesajların içeriği ve tarihi noter tarafından tutanağa geçirilir. Bu yöntem hem mesajın değiştirilemezliğini hem de tarihinin kesinliğini güvence altına alır. Karşı tarafın "böyle bir mesaj atmadım" ya da "tarihi farklıydı" itirazını büyük ölçüde engeller. Ekran görüntüsü: En kolay yöntem olmakla birlikte en zayıf delil aracıdır. Karşı taraf montajlandığını ya da bağlamın farklı olduğunu ileri sürebilir. Tek başına çoğunlukla yeterli sayılmaz; diğer delillerle desteklenmesi gerekir. Bilişim bilirkişisi: Mahkeme tarafından atanan bilişim bilirkişisi mesajların orijinalliğini ve meta verilerini — gönderim tarihi, IP adresi gibi teknik bilgiler — doğrulayabilir. Bu yöntem özellikle karşı tarafın inkârda bulunduğu davalarda belirleyici rol oynar. ## Hukuka Aykırı Delil: En Sık Yapılan Hata Tehdidin başkasından gelen bir mesajda yer aldığı durumda o kişinin telefonuna izinsiz erişerek elde edilen mesajlar hukuka aykırı delil niteliği taşır. TCK md. 132 haberleşmenin gizliliğini ihlali suç olarak düzenlemektedir. Bu yolla elde edilen delil hem reddedilir hem de delili sunan kişi hakkında karşı şikâyet başlatılabilir. Kendi telefonunuza gelen mesajları kayıt altına almak kural olarak hukuka uygundur. Başkasının telefon ya da hesabına izinsiz erişimle elde edilen içerikler ise kesinlikle bu kapsamda değerlendirilemez. ## Şikâyet Süreci: Nereye, Nasıl Başvurulur? Tehdit suçu şikâyete bağlı suçlar arasında değildir; savcılık bu suç için re'sen soruşturma başlatabilir. Ancak mağdurun şikâyeti süreci hızlandırır ve delilin güvence altına alınmasını sağlar. Başvuru yerleri: - Cumhuriyet Savcılığı: En doğrudan yol. Savcılığa yazılı dilekçe ya da sözlü beyanla şikâyette bulunulabilir. - Emniyet müdürlüğü ya da jandarma: Kolluğa yapılan başvuru savcılığa iletilir. Acil tehlike varsa bu yol tercih edilmelidir. - ALO 183: Şiddet ve taciz vakalarında yönlendirme hattı. Doğrudan soruşturma başlatmaz; ancak yönlendirme sağlar. Şikâyet dilekçesinde yer alması gerekenler: - Tehdit içeren mesajların içeriği ve tarihi - Mesajı gönderen kişinin kimlik bilgileri (biliniyorsa) ve telefon numarası - Mesajların ekran görüntüsü ya da noter tespiti belgesi - Varsa önceki tehdit ya da şiddet geçmişini gösteren belgeler - Tanık varsa tanık bilgileri ## Tehdit Suçunda Şikâyet Süresi: Zamanaşımı Var Mı? Tehdit suçu şikâyete bağlı bir suç değildir; bu nedenle mağdurun şikâyeti için 6 aylık hak düşürücü süre uygulanmaz. Savcılık bu suçu re'sen soruşturabilir. Ancak dava zamanaşımı hükümleri işler. Tehdit suçunun öngördüğü ceza miktarına göre dava zamanaşımı süresi 8 yıldır. Bu süre içinde şikâyet yapılabilir ya da savcılık re'sen harekete geçebilir. Pratikte şikâyetin geciktirilmesi hem delil tespitini zorlaştırır hem de savcılığın soruşturmaya göstereceği ilgiyi azaltabilir. Tehdit mesajı alındığında en kısa sürede harekete geçmek delilin tazeliği açısından kritik önem taşır. ## Ağırlaştırıcı Haller: Tehdit Ne Zaman Daha Ağır Ceza Gerektirir? TCK md. 106/2 tehdidin ağırlaştırıcı hallerini düzenlemektedir. Bu haller varlığında ceza alt sınırı yükselmektedir. Ağırlaştırıcı haller şunlardır: - Silahla tehdit: Ateşli silah ya da bıçak gösterilerek ya da bunların fotoğrafı gönderilerek tehdit - Birden fazla kişiyle birlikte tehdit: Grup olarak gerçekleştirilen tehdit eylemi - İmzasız mektup ya da özel işaret kullanma: Kimliği gizleyerek tehdit WhatsApp üzerinden silah fotoğrafı ya da silah gösterir video gönderilerek yapılan tehdit bu ağırlaştırıcı hal kapsamında değerlendirilebilir. Bu tür bir mesaj aldıysanız ekran görüntüsünün yanı sıra videonun da noter tespitinden geçirilmesi zorunludur. ## Tehdit ile Hakaret Arasındaki Fark: Doğru Suç Tipini Belirlemek Uygulamada şikâyetçilerin en sık yaptığı hata, hakaret içeren mesajları tehdit olarak nitelendirmek ya da tam tersini yapmaktır. Bu hata yanlış suç tipini öne çıkararak soruşturmanın seyrini olumsuz etkileyebilir. Tehdit (TCK md. 106): Gelecekte gerçekleştirileceği bildirilen bir kötülük. "Seni öldüreceğim" — bu tehdittir. Hakaret (TCK md. 125): Kişinin onur, şeref ve saygınlığını zedeleyen ifade. "Senin gibi ahlaksızı görmedim" — bu hakarettir. Şantaj (TCK md. 107): Yarar sağlamak amacıyla bir şey yapılmasını ya da yapılmamasını haksız olarak zorlamak. "Fotoğrafları yayarım, para ver" — bu şantajdır. Mesaj bu suç tiplerinden birkaçını aynı anda içerebilir. Doğru suç tipini belirlemek hem şikâyet dilekçesinin hem de soruşturmanın seyrini şekillendirir. ## Acil Tehlike Durumunda Ne Yapılmalıdır? Tehdit mesajı anlık fiziksel tehlike içeriyorsa — örneğin "şu an yoldayım, sana geleceğim" — önce güvenliği sağlamak, ardından delili korumak gerekir. Acil durumda atılacak adımlar: - 155'i arayın — polis acil hattı - Güvenli bir yere geçin; ev ya da işyeri adresinizi tehdit eden kişiyle paylaşmayın - Mesajı silinmeden önce ekran görüntüsü alın - Mümkün olan en kısa sürede kolluğa başvurun Fiziksel tehlike geçtikten sonra noter tespiti ve şikâyet dilekçesi hazırlanabilir. Ayrıca tehdit eden kişiye karşı uzaklaştırma kararı alınması da mümkündür. Ancak acil durumlarda önce güvenlik, sonra hukuki süreç ilkesi gözetilmelidir. ## Gerçek Hayat Senaryoları ## Senaryo 1: Ayrılık Sonrası Mesaj Tehdidi Uygulamada sık görülen bir tablo şudur: uzun süreli ilişkinin bitmesinin ardından eski partner "bir daha kimseyle olamazsın, seni mahvedeceğim" ve ardından "yarın karşılaşırsak ne olacağını bilirsin" mesajlarını WhatsApp'tan atar. Mağdur bu mesajları noter tespitinden geçirir; önceki mesajlaşmalarda da tehditvari ifadelerin bulunduğunu belgeler ve savcılığa başvurur. Savcılık soruşturma başlatır; şüpheli "şakasını yapıyordum" savunmasında bulunur. Ancak mesajların içeriği ve ilişkinin önceki seyri birlikte değerlendirildiğinde ciddiyet unsuru sabit kabul edilir. Noter tespiti bu davada belirleyici unsur olmuştur. ## Senaryo 2: Ticari Anlaşmazlıkta Tehdit Mesajı Bir diğer sık karşılaşılan durum: ticari bir anlaşmazlık sırasında karşı taraf "parasını almadan gitmeyeceğim, gerekirse seni bitiririm" mesajı atar. Muhatap ekran görüntüsü alır ancak noter tespiti yaptırmaz. Şikâyet üzerine karşı taraf mesajın siyak ve sibakının farklı olduğunu, alıntının eksik yapıldığını ileri sürer. Mahkeme mesajın bütününü incelediğinde "bitiririm" ifadesinin ticari anlamda kullanıldığını tespit eder ve beraate hükmeder. Başlangıçta noter tespiti yapılmış olsaydı mesajın tamamının ve bağlamının kayıt altına alınması bu tartışmayı başlamadan önlerdi. ## Yargıtay Uygulamalarında Tehdit Suçuna Bakış Yargıtay uygulamalarında tehdit suçuna ilişkin birkaç tutarlı çizgi gözlemlenmektedir. Birincisi: tehdidin ciddiyet unsuru her davada ayrıca değerlendirilmektedir. Sıradan kızgınlık ifadesinin tehdit sayılmamasına ilişkin kararlar mevcuttur; somut ve belirgin tehdit içermeyen ifadeler bu suç kapsamında değerlendirilemez. İkincisi: dijital kanallar aracılığıyla işlenen tehdit suçunda delil orijinalliği titizlikle sorgulanmaktadır. Bilişim bilirkişisi tarafından doğrulanan dijital deliller karşı itirazlara karşı çok daha dayanıklı olmaktadır. Üçüncüsü: tehdidin süreklilik göstermesi ve mağdurun korkusunun belgelenmiş olması ceza miktarını artıran unsur olarak değerlendirilmektedir. Psikolojik değerlendirme raporu bu bağlamda güçlü destekleyici delil işlevi görmektedir. ## Hakkınızı Zamanında Kullanın WhatsApp'tan gelen tehdit mesajı ciddiyet unsuru taşıdığında doğrudan suç kapsamına girer. Bu hakkın kullanılabilmesi için delilin doğru korunması, şikâyetin zamanında yapılması ve suç tipinin doğru belirlenmesi şarttır. Mesajı silmeden once kayıt altına almak, noter tespiti yaptırmak ve ceza avukatından destek almak; hem soruşturmanın etkinliğini artırır hem de hak kaybını önler. ## Sıkça Sorulan Sorular S: WhatsApp'tan gelen tehdit mesajı suç mudur? C: Evet. Tehdit suçu TCK md. 106 kapsamındadır ve dijital kanallar üzerinden işlenmesi suçun varlığını ortadan kaldırmaz. Mesajın ciddiyet unsuru taşıması ve kötülük bildiriminin belirgin olması koşuluyla savcılığa şikâyet yapılabilir. S: Tehdit mesajını delil olarak nasıl kullanabilirim? C: En güvenilir yol noter onaylı dijital tespittir. Ekran görüntüsü tek başına zayıf delildir; karşı itirazlara açıktır. Mahkeme aşamasında bilişim bilirkişisi delil orijinalliğini teknik olarak doğrulayabilir. S: Tehdit şikâyeti için süre var mı? C: Tehdit suçu şikâyete bağlı olmadığından 6 aylık hak düşürücü süre uygulanmaz. Dava zamanaşımı 8 yıldır. Ancak delil tazeliği açısından olayın üzerinden vakit geçmeden harekete geçmek önerilir. S: "Pişman olacaksın" mesajı tehdit suçu oluşturur mu? C: Tek başına her zaman değil. Bu ifadenin tehdit suçu oluşturması için bağlamın ve ilişkinin önceki seyrinin değerlendirilmesi gerekir. Önceki somut tehditlerle birlikte ya da şiddet geçmişinin ardından gelen bu ifade farklı değerlendirilebilir. Avukatla bireysel değerlendirme şarttır. S: Tehdit şikâyeti yaparken avukat tutmak şart mı? C: Yasal zorunluluk değildir; ancak delil tespiti, şikâyet dilekçesinin doğru hazırlanması ve soruşturma takibi açısından avukat desteği süreci önemli ölçüde güçlendirir. Özellikle karşı tarafın avukatlı ilerlediği durumlarda ya da ağırlaştırıcı hallerin söz konusu olduğu davalarda hukuki temsil zorunlu hale gelir. S: Tehdit mesajını savcılığa götürmeden önce ne yapmalıyım? C: Mesajı silmeyin, ekran görüntüsü alın ve mümkünse noter onaylı dijital tespit yaptırın. Fiziksel tehlike varsa kolluğa derhal başvurun. Mesajı gönderen kişiyle doğrudan iletişime geçmekten kaçının; bu temas hem delil zincirini karıştırabilir hem de sizi riske atabilir. --- # Hakaret Suçu ve Cezası – TCK 125 URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/hakaret-sucu-ve-cezasi-tck-125/ Güncelleme: 2026-05-31 Kısa cevap: Hakaret suçu TCK 125'te düzenlenir; kişinin onur, şeref ve saygınlığını rencide edecek somut bir fiil isnadı veya sövmeyle oluşur. Temel ceza 3 aydan 2 yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır. Kamu görevlisine görevinden dolayı hakarette alt sınır 1 yıldır ve şikâyet aranmaz; suçun alenen işlenmesi cezayı altıda bir oranında artırır. Hakaret suçu ve cezası TCK 125 ile 130 maddeleri arasında düzenlenmiştir. TCK 125/2,3 maddelerinde sıralanmış daha ağır cezayı gerektiren haller dışında hakaret suçu cezası; 3 aydan 2 yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır.  Hakaret suçu, kişinin şeref ve saygınlığını rencide edecek ölçüde isnatta bulunmak şeklinde gerçekleşebileceği gibi küfür / sövme şeklinde kişinin şeref ve saygınlığına bir saldırı şeklinde de gerçekleşmesi mümkündür.  ## Hakaret Suçu Cezası Hakaret suçunun TCK 125/1 maddesinde belirtilen şeklide işlenmesi halinde fail hakkında 3 ay ile 2 yıl arasında hapis veya adli para cezası öngörülmüştür.  Hakaret suçu cezasının belirlenmesi için öncelikle failin hukuki statüsünün tam olarak belirlenmesi gerekir. Görevli memura görevinden dolayı hakaret, karşılıklı hakaret, alenen hakaret gibi seçimlik hareketler fail hakkında tayin edilecek ceza miktarına etki eden unsurlardır.  ## Hakaret Suçunda Daha Ağır Cezayı Gerektiren Haller Hakaret suçu için daha ağır cezayı gerektiren haller TCK 125/3, 4, 5 maddelerinde düzenlenmiştir.  - ## Görevli Memura Görevinden Dolayı Hakaret Hakaret suçunun kamu görevlisine görevinden dolayı işlenmesi TCK 125/3-a bendi ile daha ağır cezayı gerektiren hali olarak düzenlenmiştir. Bu durumda fail hakkında verilecek olan ceza alt sınırı 1 yıldan az olamamaktadır.  Hakaret suçu ve cezası belirlenirken kamu görevlisi olan mağdurun tespit edilmesinde TCK 6/1-c maddesinde tanımı yapılan kamu görevlisi tanımı dikkate alınır. Buna göre seçme veya seçilme yoluyla, geçici veya sürekli olarak kamu görevini üstlenen kişilere karşı görevinden dolayı hakaret suçunun işlenmesi TCK 125/3-a maddesi kapsamında değerlendirilecektir.  TCK 6/1-c maddesinde yapılan “kamu görevlisi” tanımından da anlaşılacağı gibi söz konusu kamu görevlisinin, bu görevi sürekli veya geçici suretle üstlenmiş olduğunun bir önemi yoktur. Diğer bir ifade ile suçun mağdurunun 657 sayılı devlet memurları kanunun veya diğer özel yasalara tabi olarak aktif bir şekilde kamu görevini üstlenmiş olması gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamaktadır.  - ## Kişinin Dini ve Siyasi Düşüncelerini Açıklamasından Dolayı Hakaret Suçu TCK 125/3-b maddesi ile kişinin dini, siyasi, sosyal, felsefi inanç ve düşünce ve kanaatlerini açıklamasından, değiştirmesinden veya yaymaya çalışmasından dolayı hakaret suçunun işlenmesi halinde de ceza alt sınırı belirlenmiştir. Failin eyleminin TCK 125/3-b maddesi kapsamında değerlendirilmesi halinde tayin edilecek ceza miktarı alt sınırı 1 yıl olarak belirlenmiştir.  - ## Kutsal Değerlerden Bahisle Hakaret Suçu TCK 125/3-c maddesi kişinin şeref ve saygınlığı dışında ayrıca mensubu olduğu dini değerler de korunma altına alınmaya çalışılmıştır. Failin kişinin mensubu bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle hakaret suçunu işlemesi halinde de ceza alt sınırı 1 yıl olarak belirlenmiştir. Kişinin mensubu olduğu bu dini değerlerin toplamca kabul görmüş olması gerektiği gibi bir zorunluluk yoktur.  - ## Alenen Hakaret Suçu ve Cezası Alenen hakaret suçu sık karşılaşılan bir seçimlik hareket olarak karşımıza çıkar. Özellikle hakaret suçunun unsurlarının belirlenmesinde öncelikle “aleniyet” kavramının açıklığa kavuşturulması gerekir.  TCK 125 maddesi kapsamında aleniyet hakaret suçunun birden fazla kişinin bulunduğu, daha anlaşılabilir şekilde toplum içinde işlenmesidir. Ancak alenen hakaret suçunun oluşması için söz, fiil veya işaretleri birden fazla kişinin işitmiş / görmüş olması gerektiği yönünde bir zorunluluk yoktur.  Örneğin suçun sosyal medya platformlarında paylaşım şekilde işlenmesi halinde suç oluşturabilecek söz, fiil veya paylaşımların birden çok ve daha fazla kişi tarafından görülmesi muhtemeldir. Alenen hakaret suçu cezası belirlenirken TCK 125/4 maddesi uyarınca fail hakkında verilecek olan cezada 1/6 oranında ceza artırımı yapılır.  - ## Sağlık Çalışanlarına Karşı Hakaret Suçu ve Cezası 3359 sayılı “Sağlık Hizmetleri Temel Kanununun” Ek 12. Maddesi ile bir takım suçların sağlık çalışanlarına ve görevlerinden dolayı işlenmesi halinde ağırlaştırıcı neden olarak kabul edilmiştir. Hakaret suçu da bu kapsamda yer almaktadır. Buna göre TCK 125 ve devamı maddelerinde tanımı yapılan suçun sağlık çalışanlarına karşı işlenmesi halinde fail hakkında verilen cezada 1/2 (yarı) oranında ceza artırımı yapılmaktadır.  ## Hakaret Suçunda Daha Az Cezayı Gerektiren Haller ## Karşılıklı Hakaret Suçu ve Cezası TCK 125 maddesinden hariç olmak üzere TCK 129/3 maddesinde karşılıklı hakaret suçu düzenlenmiştir. Şeref ve saygınlığa yönelik benzer suçlar için tehdit suçu ve cezası başlıklı yazımızı da inceleyebilirsiniz. Buna göre suçun failleri aynı zamanda hakaret suçunun mağduru olması halinde karşılıklı hakaret suçu söz konusu olur.  Suçun karşılıklı hakaret şeklinde işlenmesi halinde her iki müşteki sanık hakkında verilecek olan cezada 1/3 oranında indirim yapılabileceği gibi suçun işleniş biçimi dikkate alınarak taraflar hakkında ceza verme yolundan vazgeçme de mümkündür.  ## Haksız Bir Fiile Karşı İşlenen Hakaret Suçu ve Cezası Hakaret suçunun haksız bir fiile tepki olarak işlenmesi halinde TCK 129/1 maddesi uyarınca sanık hakkında verilecek olan cezada 1/3 oranında ceza indirimi yapılabilir. Ayrıca haksız fiilin niteliğine göre sanık hakkında tamamen ceza vermekten vazgeçilmesi de mümkündür. Ancak failin hakaret suçunu kendisine yönelik gerçekleşen bu haksız fiilin yaratmış olduğu öfke ve üzüntü ile işlemiş olması diğer bir ifade ile haksız fiil ile hakaret suçu arasında bir bağ kurulmuş olması gerekir.  ## Kasten Yaralama Suçuna Tepki Olarak İşlenen Hakaret Suçu ve Cezası Hakaret suçunun kasten yaralama suçuna tepki olarak işlenmesi halinde TCK 129/2 maddesi uyarınca sanık hakkında ceza verme yoluna gidilmez. ## Hakaret Suçu ve Cezası İçin Takdiri İndirim Takdirimi indirim Türk Ceza Kanunumuzun 62. Maddesinde düzenlenmiştir. Hakimin suçun işleniş biçimi ve tarafların yargılama aşamasındaki tutukları dikkate alınarak takdiri indirim belirlenir. Genellikle sanığın yargılama aşamasında göstermiş olduğu pişmanlık daha önceden sabıkasız oluşu veya sosyal durumu dikkate alınarak belirlenir. Türk Ceza Kanunumuzda yer alan diğer suçlarda olduğu gibi mahkeme hakiminin takdiri doğrultusunda hakaret suçunda sanık hakkında verilecek olan cezada 1/6 oranına kadar ceza indirimi yapılabilmektedir. ## Sosyal Medya Hakaret Suçu ve Cezası Türk Ceza Kanunumuzun 125 ve devamı maddelerinde sosyal medya hakaret suçu şeklinde ayrıca bir düzenleme yapılmamıştır. Ancak TCK 125/2 maddesinde yer alan suçun sesli, yazılı veya görüntülü bir ileti aracı ile işlenmesi de yine hakaret suçu olarak tanımlanmıştır. Sosyal medya aracılığı ile hakaret özel mesaj göndermek suretiyle işlenmesi halinde TCK 125/1 maddesi uyarınca fail 3 ay ile 2 yıl arasında hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır.  Sosyal medya uygulamaları aleniyet unsurunun en fazla gerçekleşmiş olduğu ortamlar arasında yer alır. Suçun herkesçe görülebilecek şekilde paylaşım veya yorum olarak işlenmesi halinde ayrıca alenen hakaret suçunun unsurları oluşacaktır. Bu durumda ise fail hakkında verilecek olan cezada 1/6 oranında ceza artırımı yapılabilir.  ## Gıyabında Hakaret Suçu ve Cezası Hakaret suçu ve cezası kapsamında en sık karşılaşılan bir başka seçimlik hareket suçun mağdurun gıyabında işlenmesidir. Öncelikle gıyapta hakaret suçunun oluşabilmesi için hakaret içeren söz veya fiilin en az 3 kişinin ihtilaf edilerek gerçekleşmesi gerekir. Gıyapta hakaret suçunun cezası için ayrı bir cezai yaptırım düzenlenmemiştir. Yukarıda belirttiğimiz ağırlaştırıcı nedenlerinin var olmaması halinde yine öngörülen ceza miktarı 3 ay ile 2 yıl arasında hapis veya adli para cezasıdır.  ## Kişinin Hatırasına Hakaret Suçu ve Cezası Son olarak TCK 130 maddesinde kişinin hatırasına hakaret suçu düzenlenmiştir. Kişinin hatırasına hakaret suçu ise ölmüş olan bir kimsenin yine şeref, haysiyet ve itibarını zedeleyecek söz veya davranışlarda bulunma şeklinde gerçekleşir. Failin TCK 130 maddesi uyarınca cezalandırılabilmesi için öncelikle yukarıda detaylarını paylaşmış olduğumuz gıyapta hakaret suçunun unsurlarının gerçekleşmesi diğer bir ifadeyle suçun en az 3 kişiye ihtilat edilerek işlenmesi gerekir.  TCK 130 maddesinde kişinin hatırasına hakaret suçu cezası da yine 3 aydan 2 yıla kadar hapis veya adli para cezası şeklindedir. Suçun alenen işlenmesi halinde ise fail hakkında diğer durumlarda olduğu gibi 1/6 oranında ceza artırımı yapılır.  ## Hakaret Suçu ve Cezası İçin Özet Tablo Hakaret Suçunda Seçimlik Hareketler Kanun Maddesi Ceza Uzlaşma Hakaret Suçu  TCK 125/1 TCK 125/2 3 aydan 2 yıla kadar hapis veya adli para cezası EVET Gıyapta Hakaret Suçu TCK 125/1  3 aydan 2 yıla kadar hapis veya adli para cezası EVET Kamu Görevlisine Görevinden Dolayı Hakaret TCK 125/3-a 1 yıl ile 2 yıl arasında hapis veya adli para cezası HAYIR Karşılıklı Hakaret Suçu TCK 129/3 1/3 oranında ceza indirimi veya tamamen ceza vermekten vazgeçme EVET Sosyal Medya Aracılığı İle Hakaret TCK 125/2 1 yıl ile 2 yıl arasında hapis veya adli para cezası EVET Alenen Hakaret Suçu ve Cezası TCK 125/4 Cezada 1/6 oranında artırım EVET Kişinin Hatırasına Hakaret TCK 130 3 aydan 2 yıla kadar hapis veya adli para cezası EVET   ## Hakaret Suçu Unsurları ## Hakaret suçu ve Cezası İle Korunan Hukuki Değer Türk Ceza Kanunumuzda suç olarak tanımlanmış tüm fiillerde olduğu gibi hakaret suçu ile korunan ilk hukuki değer kamu düzenidir. Ancak TCK 125 maddesi ile daha çok kişilerin “şeref, onur ve saygınlığı” korunma altına alınmaya çalışılmıştır.  ## Hakaret Suçunun Faili Hakaret suçunun işlenmesinde faile dair herhangi bir özgü özellik aranmamaktadır. Bu nedenle fail açısından özgü nitelik taşıyan bir suç değildir. Suçun failinin herkes olması mümkündür.  ## Hakaret Suçunun Mağduru Diğer kişilere karşı işlenen suçlarda olduğu gibi hakaret suçunun mağduru da kendisine hakaret edilen kişidir. Suçun failinin aksine hakaret suçunun tamamen mağdur açısından özgü nitelik taşıyan bir suç olduğunu söyleyemeyiz. Şöyle ki TCK 125/3-a maddesinde suçun mağdurunun kamu görevlisi olabileceği şeklinde bir düzenlemeye yer verilmiştir. TCK 125/3-a, TCK 125/5 maddeleri haricinde hakaret suçu mağdur açısından da özgü nitelik taşımaz.  ## Suçun Konusu Ceza avukatı olarak hakaret suçunun unsurlarının tespit edilmesinde fiil yani suçun konusunun belirlenmesinin önemli olduğunu düşünmekteyiz. Zira hakaret suçu ile korunan hukuki değer kişinin şeref ve haysiyeti olması nedeniyle ceza kanunumuzda suç olarak tanımlanmamış eletiri ile ayrımının tam olarak yapılması failin hukuki statüsünün belirlenmesinde oldukça önemli bir yere sahiptir. Bu ayrıma suçun maddi unsurlarında daha detaylı bir şekilde değinilecektir.  ## Hakaret Suçunun Maddi Unsurları TCK 125/1 ve devamı maddelerinde de yer alan hükümleri dikkate aldığımızda hakaret suçunun seçimlik hareketli bir suç olduğunu söyleyebiliriz. TCK 125/1 maddesinde yapılan tanımdan da anlaşılacağı üzere kişinin şeref ve saygınlığını rencide edebilecek her türlü;  - Somut fiil  - İsnat  - Küfür / sövme Hakaret suçunu oluşturabilecek davranışlardır. TCK 125 ve devamı maddelerinde ayrıca bu fiillerin sözlü, yazılı, görsel veya işaret aracı ile işlenmesi konusunda da bir ayrım yapılmamıştır.  ## Hakaret Suçunda Soruşturma Usulü Türk Ceza Kanunumuzda yer alan ve suç olarak tanımlanmış diğer fiillerde olduğu gibi hakaret suçunun soruşturulması suçun takibi şikayete tabi olduğu durumlarda mağdurun şikayet hakkını kullanması ile, suçun şikayete tabi olmadığı durumlarda ise suçun Cumhuriyet Savcısı tarafından öğrenilmesi ile başlatılır.  ## Hakaret Suçu Şikayete Tabi Mi? Hakaret suçu genel olarak şikayete tabidir. Sadece TCK 125/3-a maddesinde yer alan “kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret suçu” şikayete tabi değildir. Suçun kamu görevlisine karşı ve görevinden dolayı işlenmesi halinde suçun öğrenilmesi ile re’sen soruşturma başlatılır. Soruşturma aşamasında kamu görevlisi şikayetçi olmasa dahi şüpheli hakkında hareket suçundan kamu davası açılır.  ## Hakaret Suçu Uzlaşmaya Tabi Mi? Şikayete tabi suçlar ayrıca uzlaşma kapsamında olan suçlardır. Bu nedenle yine TCK 125/3-a maddesinde yer alan kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret suçu haricindeki durumlarda uzlaşma hükümleri uygulanır. Hakaret suçunda uzlaşma soruşturma aşamasında gerçekleşmesi halinde şüpheli hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilir. Uzlaşma sağlanamaması halinde ise şüpheli hakkında kamu davası açılır.  ## Hakaret Suçunda Ön Ödeme Ön ödeme Türk Ceza Kanunumuzun 75. Maddesinde düzenlenmiştir. Yalnızca adli para cezasını gerektiren veya hapis cezasının üst sınırı 6 ayı aşmaması halinde uygulanması mümkündür. Ayrıca bütün uzlaşma kapsamındaki suçlarda ön öneme müessesi uygulanmamaktadır. Bu nedenle hakaret suçunda ön öneme (TCK md 75) uygulanması mümkün değildir.  ## Hakaret Suçunda Yargılama  ## Görevli ve Yetkili Mahkeme Ceza üst sınırları itibariyle bütün hakaret suçlarında görevli mahkemeler Asliye Ceza Mahkemeleridir. Yetkili mahkeme ise suçun işlenmiş olduğu yer mahkemeleridir.  ## Hakaret Suçunun Para Cezasına Çevrilmesi Ceza üst sınırları itibariyle hakaret suçunun para cezasına çevrilmesi mümkündür. TCK 125 ve devamı maddelerinden de anlaşılacağı üzere hüküm doğrudan para cezası şeklinde kurulabileceği gibi hapis cezasının para cezasına çevrilmesi şeklinde de hüküm kurulması mümkündür.  Kural olarak 1 yıl ve daha az süreli hapis cezalarının para cezasına çevrilmesi mümkündür. Yapılan yargılama sonunda hakaret suçundan 1 yıldan daha az hüküm kurulması halinde diğer koşulların oluşması ile hapis cezası para cezasına çevrilebilir.  ## Hakaret Suçu Para Cezası Ne Kadar?  Hakaret suçundan doğrudan para cezası şeklinde hüküm kurulması halinde genellikle failin sosyal ve ekonomik durumu dikkate alınarak bir miktar belirlenir. Hapis cezasının para cezasına çevrilmesi şeklide bir kurulması halinde ise takdir edilen hapis cezası süresi gün üzerinden 2026 yılı itibariyle 100 TL ile 500 TL arasında bir miktar üzerinden hesaplama yapılır.  - Örnek Hesaplama; Hakaret suçundan 6 ay hapis cezası = 180 gün - 180 X 300 (100 TL ile 500 TL arasında) = 54.000 TL  ## Hakaret Suçu ve Cezası İçin Hapis Cezasının Ertelenmesi Şartları - Sanık hakkında verilen hapis süreli hapis cezası 2 yıl ve daha az süreli olmalıdır. - Sanık hakkında daha önce kasıtlı bir suçtan kesinleşmiş bir mahkeme hükmü bulunmamalıdır. (Taksirli suçlar hapis cezasının ertelenmesine engel değildir.) - Mahkemece sanığın ileride yeniden suç işlemeyeceği yönünde kanaat oluşması gerekir.  ## Sıkça Sorulan Sorular S: Hakaret Para Cezası Kime Ödenir? C: Hakaret suçundan dolayı para cezası şeklinde hüküm kurulması halinde bu para cezası kararın kesinleşmesine müteakip ilgili yargı merciinin bulunduğu vergi dairesine ödenir. Bunun dışında hakaret suçundan maddi veya manevi zarara uğradığını iddia eden mağdurun bu konuda tazminat davası açması halinde ise Hukuk Mahkemelerinde görülen dava sonrasında takdir edilen maddi ve manevi tazminat miktarı suçun mağduruna ödenir. S: Hakaret Suçu Nereye Şikayet Edilir? C: Şikayete tabi suçlarda suçun mağdurunun şikayet hakkını kullanmaması halinde şüpheli hakkında re’sen soruşturma başlatılmaz. Bu nedenle yukarıda detaylarını belirtmiş olduğumuz hakaret suçunun şikayete tabi olduğu durumlarda mağdurun şikayet hakkını en yakın Cumhuriyet Başsavcılığına veya kolluk kuvvetine müracaat ederek kullanması gerekir. Suçun şikayete tabi olduğu durumlarda şikayet süresi 6 aydır. S: Hakaret Davasında Avukat Tutmak Zorunlu Mu? C: Ceza davaları veya hukuk davaları fark etmeksizin açılacak olan bütün davalarda davacı / şikayetçi tarafından kendisini avukat ile temsil ettirme zorunluluğu bulunmamaktadır. Ancak ceza davalarında ve hakaret suçu nedeniyle yürütülecek soruşturma ve kovuşturmalarda suçun unsurlarının oluşup oluşmadığının hukuki bir şekilde ortaya konulması önemlidir. Bu nedenle herhangi bir zorunluluk bulunmasa dahi soruşturma aşamasından itibaren ceza avukatından destek alınması tavsiye edilir. S: Mesajla Hakaret Suçu ve Cezası Nedir? C: Mesajla hakaret suçu TCK 125/2 maddesinde yer alan “sesli, yazılı veya görüntülü ileti araçları” ile hakaret olarak değerlendirilmektedir. TCK 125/3 maddesinde yer alan ve daha ağır cezayı gerektiren hallerin mevcut olayda bulunmaması halinde mesajla hakaret suçunun cezası da yine 3 ay ile 2 yıl arasında hapis veya adli para cezasıdır. S: Hakaret Suçunda Etkin Pişmanlık Uygulanır Mı? C: TCK 125 ve devamı maddelerinde yer alan hakaret suçlarında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulaması mümkün değildir. Bu nedenle failin mağdurdan özür dilemesi veya zararının giderilmesi hakkında etkin pişmanlıktan dolayı ceza indirimine imkan tanımaz. Ancak bu ve benzer durumların söz konusu olması halinde mağdurun göstermiş olduğu pişmanlık mahkemece iyi hal indirimi olarak görülebilecektir. S: Hakaret Suçu Adli Para Cezasına Çevrilir Mi? C: Ceza üst sınırı 2 yıl olması nedeniyle hakaret suçunun adli para cezasına çevrilmesi mümkündür. Ancak diğer suçlarda olduğu gibi sadece ceza miktarının 2 yıl veya daha az olmuş olması suçun adli para cezasına çevrilmesi için yeterli değildir. Bunlar haricinde yukarıda sıralamış olduğumuz şartların da oluşması gerekir. S: Hakaret Suçundan Ne Ceza Alırım? C: Suçun genel yaptırımı 3 ay ile 2 yıl arasında hapis cezası veya adli para cezasıdır. Ancak özellikle TCK 125/3 ve TCK 125/4 maddesinde belirtilen ağırlaştırıcı nedenlerin varlığı halinde sanık hakkında verilecek olan cezada artırım yoluna gidilebilecektir. Ayrıca haksız bir fiil nedeniyle veya karşılıklı hakaret söz konusu olması halinde mahkeme tarafından ceza indirimi yapılabileceği gibi sanık hakkında ceza vermekten vazgeçme yoluna da gidilmesi mümkündür. Bu nedenle hakaret suçundan alınacak olan ceza miktarının önceden kestirilmesi oldukça zordur. S: Hakarette Tutuklama Olur Mu? C: Hakaret suçunda tutuklama tedbiri sık uygulanan bir güvenlik tedbiri değildir. Ancak tutuklama tedbirlerinin uygulanacağı suçlar bakımından bir kısıtlama bulunmaması nedeniyle mahkeme takdiri doğrultusunda tutuklama tedbirinin uygulanmasının önünde yasal bir engel yoktur. S: Hakaret Davaları Kaç Ayda Sonuçlanır? C: Herhangi bir ceza davasının ne kadar sürede sonuçlanacağına etki eden farklı birçok unsur vardır. Sanığın savunmasının alınıp alınmadığı, müştekinin beyanının alınıp alınmadığı veya delillerin tam olarak toplanıp toplanmadığı hakaret suçunda en sık yapılan araştırmalardır. Tüm bu hususların eksiksiz bir şekilde yerine getirilmesi halinde ortalama 3 – 4 ay içerisinde hakaret davaları sonuçlanabilmektedir. S: Hakaret Davasında Uzlaşma Olmazsa Ne Olur? C: Soruşturma aşamasında suçun mağduru ile faili arasında uzlaşma hükümlerinin uygulamasına rağmen uzlaşma sağlanamaması halinde şüpheli hakkında kamu davası açılır. S: Hakaret Suçu ve Cezası Sabıka Kaydına İşler Mi? C: Türk Ceza Kanunumuzda ve diğer özel yasalarda suç olarak tanımlanmış bir fiilden dolayı yapılan yargılama sonunda hapis cezası veya adli para cezası şeklinde bir hüküm kurulması ve bu hükmün kesinleşmesi ile birlikte sanığın adli sicil kaydında buna dair bilgiler yer alır. Hakaret suçu nedeniyle yapılan yargılama sonunda da bu şekilde hüküm kurulması halinde adli sicil kaydında buna dair bilgiler yer alır. Bu kaydın ileride adli sicil kaydının nasıl silineceği hakkında bilgi alabilirsiniz. --- # Araç Değer Kaybı Davası Nasıl Açılır? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/arac-deger-kaybi-davasi-nasil-acilir/ Güncelleme: 2026-05-31 Kısa cevap: Araç değer kaybı davası, kazada hasar gören aracın onarılsa bile piyasa değerinde oluşan eksilmenin kusurlu taraftan tahsili için açılır. Dava öncesinde karşı tarafın trafik sigortacısına başvurulur; sonuç alınamazsa Sigorta Tahkim Komisyonuna gidilebilir veya dava açılır. Görevli mahkeme kural olarak Asliye Ticaret Mahkemesidir; kazada tamamen kusurlu olan taraf değer kaybı talep edemez. Araç değer kaybı davası kaza sonrasında araçta meydana gelen hasara bağlı olarak aracın piyasa değerindeki eksilmenin talep edilmesine imkan tanıyan bir davadır. Trafikte meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası sonucunda araçtaki hasar en ideal şekilde onarılmış olsa da bu onarımlara bağlı olarak aracın piyasa değerinde bir eksilmenin olması kaçınılmazdır.  Aracımızda meydana gelen bu değer eksikliğinin dava açma yolu ile kusurlu taraftan talep edilmesi araç değer kaybı davası ile mümkündür.  Araç değer kaybı davası, görevli ve yetkili mahkeme dava öncesinde yerine getirmemiz gereken hukuki işlemler dikkate alındığında yoğun bir hukuki sürece tabi olan bir dava türü olduğunu söylememiz yanlış olmayacaktır. Bizde bu yazımızda bu hukuki süreç öncesinde ve dava açılısında takip etmemiz gereken hukuki işlemlere değindik. Açılacak olan dava hakkında yeterli bilgiye sahip olduktan sonra yazımızın sonunda paylaşacağımız araç değer kaybı dava dilekçesi üzerinde mevcut durumunuza göre gerekli uyarlamaları yapabilirsiniz.  ## Araç Değer Kaybı Davasının Yasal Dayanağı Araç değer kaybı davasının konusunu büyük ölçüde trafikte meydana gelen maddi hasarlar oluştursa da davanın yasal dayanağını Türk Borçlar Kanunumuzun 49. Maddesi oluşturur.  “Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren kişi, bu zararı gidermekle yükümlüdür.” ## Araç Değer Kaybı Davası Nasıl Açılır? Yazımızın başında da belirttiğimiz gibi davanın konusunu kusurlu bir fiilden dolayı kişinin aracında meydana gelen hasarın neden olmuş olduğu değer kaybı oluşturur. Araç değer kaybı davası şartları arasında ise değer kaybına neden olan kişinin kusurlu olması şartı yer alır. Bu kusur ve kusur oranlarının belirlenmesinde kaza sonrasında usulünce düzenlenen kaza tespit tutanağı dikkate alınır.  ## Sigorta Şirketine Başvuru Araç değer kaybı davası açmadan önce sigorta şirketine bu değer kaybının karşılanması için başvurulur. Sigorta şirketlerinde görevlendirilen eksperler aracılığı ile aracın kaza öncesi değer ile kaza sonrası değeri arasındaki fark tespit edilir. Sigorta şirketi kusur oranlarını da dikkate alarak yapmış olduğu değerlendirmeyi teklif olarak araç sahibine sunar.  Sigorta şirketi tarafından araç değer kaybına yönelik sunulan teklif yeterli görülmemesi halinde ise dava açma yoluna gidilir.  ## Kusur Oranına İtiraz Araç değer kaybı davası açmadan önce bilmemiz gereken önemli konulardan birisi kusur oranlarına itiraz edip etmemizdir. Her ne kadar değer kaybı hakkaniyetli bir şekilde hesaplanmış olsa da daha önce hesaplanan değer kaybı ödemesi kusur oranına göre yapılır. Tamamen kusurlu olduğumuz tespit edilmesi halinde değer kaybı hesaplanmış olsa da bu ödemeyi almamız mümkün olamayabilmektedir.  Örneğin kazadan dolayı %100 kusurlu bulunmamız araç değer kaybını almamıza engeldir. Bununla beraber %50 oranında kusurlu bulunmamız halinde ise hesaplanan araç değer kaybının yarısı şeklinde bir ödeme yapılır.  ## Araç Değer Kaybına İtiraz Araç değer kaybı davası açmadan önce takip etmemiz gereken diğer bir hukuki prosedür sigorta şirketine yapılacak itirazdır. Kusur oranında itirazda olduğu gibi değer kaybının eksik veya hatalı hesaplanması halinde öncelikle sigorta şirketine bu konuda yazılı olarak itiraz edilir. İtiraz Sonunda da herhangi bir netice alamamış olmamız halinde gerek görülmesi halinde doğrudan dava açma yoluna gidilebileceği gibi bu konuda sigorta tahkim komisyonuna da başvuruda bulunabiliriz.  ## Sigorta Tahkim Komisyonuna Başvuru Kusur oranına veya araç değer kaybına yapılan itirazımızın sonunda sigorta şirketi tarafından talebimiz yerine getirilmemesi halinde sigorta tahkim komisyonuna başvuru hakkımız vardır.  Sigorta tahkim komisyonuna başvurular online şekilde alınmaktadır. Sistem üzerinde bulunan itiraz formu eksiksiz bir şekilde doldurulduktan sonra kazaya ilişkin bilgi, belge, bilirkişi incelemesi ve sigorta şirketine ait tüm evraklar yine online şekilde sisteme yüklenir. Yapılan başvuru sonrası sigorta tahkim komisyonu ortalama 2 ile 4 ay içerisinde kararını verir. Sigorta şirketi ile uyuşmazlığın konusu;  - 35.000 TL altında olması halinde kararlar kesindir - 35.000 TL üzerinde olması halinde ise hakem heyetine itirazda bulunulabilir - 383.000 TL ve daha üzeri uyuşmazlıklarda ise sigorta tahkim komisyonu kararları temyiz edilebilir.  ## Araç Değer Kaybı Davası Sigorta şirketine yapmış olduğumuz başvuru ve devamında sigorta tahkim komisyonuna yapmış olduğumuz başvuru sonrasında herhangi bir olumlu netice alamamış olmamız halinde araç değer kaybı davası açılması zorunlu hale gelir. Daha önce sigorta tahkim komisyonuna bir başvurumuz bulunmasına rağmen başvurumuz reddedilmesi halinde açacağım dava daha çok tahkim komisyonunun kararının iptaline yöneliktir. Lehe çıkan kararın ödenmemesi halinde icra takibi başlatılması mümkündür. ## Araç Değer Kaybı Davası Nerede Açılır? Araç değer kaybı davasında genellikle görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemeleridir. Davanın sadece araç sürücüsüne karşı açılmak istenmesi halinde ise görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir. Ancak uygulamada doğrudan araç sürücüsüne yönelik bir araç değer kaybı davası açılmamaktadır. Bu nedenle davanın niteliği sigorta sözleşmesinden kaynaklanan bir uyuşmazlık olduğundan davalı sigorta şirketidir.  ## Yetkili Mahkeme - Davalının yerleşim yeri mahkemeleri - Kazanın meydana gelmiş olduğu yer mahkemesi - Zarar görenin (davacı) yerleşim yeri mahkemeleri - Sigorta şirketinin bulunduğu yer mahkemeleri ## Araç Değer Kaybı Davası Şartları - Kaza sonrası araçta maddi hasar meydana gelmiş olmalı - Davacının kazanın meydana gelmesinde %100 kusurlu olmaması gerekir - Kaza en fazla 2 yıl içerisinde meydana gelmiş olmalıdır - Aracın değerinde kaza öncesi ve kaza sonrası değerinde bir eksilme olmalıdır ## Araç Değer Kaybı Davası Kime Karşı Açılır? Araç değer kaybı davasının kime karşı açılacağı dava öncesinde bilmemiz gereken önemli konulardan birisidir. Kural olarak dava sigorta poliçesini yapan sigorta şirketine karşı açılır. Karayolları Trafik Kanununda yer alan hükümler gereği araçta meydana gelen değer kaybı trafik sigortası teminatı kapsamında değerlendirilir.  Ancak bazı durumlarda ise davanın doğrudan araç sahibine açılması gerekebilmektedir. Araç sahibine dava genellikle araçta meydana gelen değer kaybının sigorta teminat limitinin yetersiz olduğu durumlarda açılır. Bu durumda ise araç sahibinin şahsi sorumluluğu doğar ve doğan zarar için ayrıca tazminat talebinde bulunulabilir. ## Araç Değer Kaybı Dava Dilekçesi Örneği T.C. … ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ’NE DAVACI :  Ad ve Soyadı :  T.C. Kimlik No :  Vekili :  DAVALILAR Adı ve Soyadı :  T.C. Kimlik No :  Adres :  SİGORTA ŞİRKETİ : … DAVA DEĞERİ : … AÇIKLAMALAR :    - Davacıya ait … plaka sayılı araç ile davalıya ait … plaka sayılı araç … tarihinde … caddesi üzerinde maddi hasarlı trafik kazasına karışmışlardır. Kaza sonrasında dava dilekçesine ekli “kaza tespit tutanağı” düzenlenmiştir.  - Kaza tespit tutanağı ve olay yeri krokilerinden de anlaşılacağı üzere davalı … asli kusurlu olduğu tespit edilmiştir.  - Kazaya sebebiyet veren davalı … plakalı araç … sigorta şirketi nezdinde zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı durumadır. Bu nedenle davalı sigorta şirketi sigorta poliçesi doğrultusunda sorumludur.  - Davalının asli kusurlu olarak tespit edildiği kaza sonrasında araçta meydana gelen hasarlar … servisinde onarılmış ve hasarlar büyük ölçüde giderilmiştir.  - Araçta meydana gelen kazaya bağlı olarak hasar kaydı oluşmuş gerekli onarımları yapılmış olsa da piyasa rayiç değerinde önemli bir düşüş meydana gelmiştir.  - Araç değer kaybı davası açılmadan önce sigorta şirketine bu konuda gerekli başvuru yapılmış olmasına rağmen aracın kaza öncesi değer ile kaza sonrası değeri eksik ve hatalı olarak hesaplamıştır.  - Karayolları Trafik Kanunu ile Türk Borçlar Kanunumuza göre sigorta şirketi meydana gelen kazadan dolayı sorumludur. Bu sorumluluk ayrıca kaza sonrasında araçta meydana gelen değer kaybını da kapsamaktadır.  - Sigorta şirketi araçta meydana gelen değer kaybını belirlerken hatalı hesaplama yapmış olması nedeniyle söz konusu davanın açılması zorunlu hale gelmiştir.  YASAL DAYANAKLAR : 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu Türk Borçlar Kanunu, Sigortacılık Kanunun ve her türlü diğer mevzuat hükümleri DELİLLER : Kaza tespit tutanağı, bilirkişi raporu, ekspertiz raporu, araç ruhsat kayıtları, sigorta poliçesi, sigorta şirketine başvuru evrakları ve her türlü diğer yasal deliller SONUÇ VE TALEP : Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerden dolayı;  - Fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak koşulu ile … TL araç değer kaybı alacağının başvuru tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden tahsiline - Araç değer kaybının tespit edilebilmesi için bilirkişi incelemesinin yapılmasına, - Yargılama giderleri, vekalet ücreti ve bilirkişi ücretlerinin davalılar üzerinde bırakılmasına, Karar verilmesi arz ve talep olunur. (imza) ## Araç Değer Kaybı Nasıl Alınır? Takip Etmemiz Gereken Aşamalar Nelerdir? - Kaza tespit tutanağının düzenlenmesi - Araç hasarının ekspertiz aracılığı ile belirlenmesi - Kusur oranlarının tespit edilmesi - Sigorta şirketine başvuru - Eksik ödeme veya hatalı hesaplama sonucu sigorta tahkim komisyonuna başvuru - Araç değer kaybı davasının açılması - Bilirkişi incelemesi ## Sıkça Sorulan Sorular S: Araç Değer Kaybı Davası Ne Kadar Sürer? C: Araç değer kaybı davası süresi farklı etkenlere göre değişiklik gösterebilir. Mahkemenin iş yoğunlukları, bilirkişi incelemesi ve dava dilekçelerinin taraflara tebliği hatta bazı durumlarda tekrar kusur oranların tespit edilmesi gibi hususlar dikkate alındığında benzer davaların 6 ay ile 2 yıl arasında sonuçlanabildiğini söyleyebiliriz. S: Ne Kadar Araç Değer Kaybı Alabilirim? C: Araç değer kaybı, kazadan sonra aracın ikinci el piyasa değerinde oluşan düşüşe göre belirlenir. Hesaplanacak tutar; Aracın markası, modeli, yaşı, kilometresi, hasarın boyutu ve değişen parça sayısı gibi farklı birçok unsura göre değişir. Özellikle yeni, düşük kilometreli ve daha önce ağır hasar kaydı bulunmayan araçlarda değer kaybı miktarı daha yüksek hesaplanabilir. Araç değer kaybının belirlenmesinde sadece aracın kaza öncesi ve sonrası hasar durumu dikkate alınmaz. Bununla beraber yukarıda detaylarını paylaşmış olduğumuz kusur oranları da değer kaybı miktarının belirlenmesinde etkilidir. S: Araç Değer Kaybı Hesaplaması Nasıl Yapılır? C: Araç değer kaybı hesaplaması yapılırken aracın kaza öncesi piyasa değeri ile kaza sonrası ikinci el piyasa değeri arasındaki fark dikkate alınarak bir hesaplama yapılır. Hesaplamada aracın yaşı, kilometresi, markası, modeli, hasarın boyutu, değişen parçalar ve en önemli araçta daha önce hasar kaydının bulunup bulunmadığı gibi durumlar hesaplamada göz önüne alınır. S: Araç Değer Kaybı İçin Avukat Desteği Almalıyım? C: Araç değer kaybı davasının trafik kazası avukatı desteği alınarak açılması, dava için daha avantajlı olacaktır. Yukarıda da belirttiğimiz gibi kusur oranlarına itiraz, sigorta şirketinin limitlerinin belirlenmesi ve devamında bilirkişi incelemesi gibi farklı hukuki işlemlere tabi olan bir dava sürecidir. Buna rağmen davanın avukat vekil kılınmaksızın açılması da mümkündür. S: Araç Değer Kaybı Davası Zamanaşımı Süresi C: Araç değer kaybı davası zararın öğrenilmesinden itibaren 2 yıl içerisinde açılması gerekir. Sigorta şirketine başvuru veya sigorta tahkim hakemine başvuru halinde zamanaşımı süresi durur. Her durumda ise zararın meydana gelmesinden itibaren 10 yıl içerisinde dava hakkı zamanaşımına uğrar. --- # İstirdat Davası Nedir? Nasıl Açılır? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/istirdat-davasi-nedir-nasil-acilir/ Güncelleme: 2026-05-31 Kısa cevap: İstirdat davası, borçlu olunmadığı hâlde icra takibi baskısı altında ödenmek zorunda kalınan paranın geri alınması için açılır. Dava, ödeme tarihinden itibaren 1 yıllık hak düşürücü süre içinde açılmalıdır. Devam eden menfi tespit davası, borcun cebri icra yoluyla ödenmesi hâlinde istirdat davasına dönüşür; ticari alacaklarda dava öncesi arabuluculuk zorunludur. İstirdat davası, borçlu olunmadığı halde başlatılan icra takibi sonucunda ödenmek zorunda kalınan paranın davalıdan geri alınmasına imkan tanıyan bir davadır. Bu nedenle uygulamada sıklıkla “geri isteme davası” olarak da tabir edilmektedir.  Menfi tespit ve istirdat davası amaç ve sonuçları itibariyle benzerlik gösterse de; Farklı davalardır. Ayrıca sıklıkla devam eden menfi tespit davasının istirdat davasına dönüşmesine de rastlamaktayız. Davacıya cebri icra yolu ile ödemek zorunda kaldığı haksız paraların tekrar davalıdan alınmasına imkan tanıması nedeniyle Hukuk Muhakemeleri Kanununa göre görülen davalar arasında istirdat davası önemli bir yere sahiptir.  Bizde bu yazımızda istirdat davası şartları, istirdat davası zamanaşımı süresi, sebepsiz zenginleşmeye dayalı istirdat davası ile görevli ve yetkili mahkemeler gibi bu konuda gereksinim duyabileceğiniz konuları sizlerle paylaştık.  ## İstirdat Davası Nedir? Yukarıda da belirttiğimiz gibi istirdat davası gerçekte olmayan borç iddiasının cebri icra yolu ile ödenmesi sonrasında ödenen bu değerlerin davalıdan geri istenmesine imkan tanıyan bir davadır. Yasal dayanağını ise Türk Borçlar Kanunumuzun 72. Maddesi oluşturur.  “İ.İ.K. md. 72/7; Takibe itiraz etmemiş veya itirazın kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını isteyebilir.” ## Menfi Tespit Davası ve İstirdat Davası Farkı Menfi tespit davası ve istirdat davalarının yasal dayanaklarını Türk Borçlar Kanunumuzun 72. maddesi oluşturur. Her iki dava da davacı için benzer sonuçları doğurur. Ancak en önemli farklı; İstirdat davaları borcun ödenmesinden sonra açılmaktadır. Menfi tespit davaları ise icra takibi öncesinde veya icra takibi devam ederken açılabilmektedir.  - Borçlu, icra takibi sırasında veya öncesinde borçlu olmadığını menfi tespit davası ile ileri sürebilir.  - Borcun, cebri icra yolu ile ödenmesinden sonra, ödenen paranın haksız olduğu ve geri iadesi talebi ise istirdat davası ile ileri sürülür.  - Menfi tespit davaları devam ederken borcun yine cebri icra yolu ile ödenmesi halinde ise, menfi tespit davası olarak dava istirdat davasına dönüşür.  ## İstirdat Davası Şartları - İlamsız icra takibi kapsamında bir icra takibi söz konusu olmalıdır. - Haksız ödeme cebri icra tehdidi altında yapılmış olmalıdır.  - Menfi tespit davasında olduğu gibi borç gerçekte hiç olmamalıdır. - Paranın icra takibinde alacaklıya (istirdat davasında davalıya) ödenmiş olması gerekir. - Dava hak düşürücü süre içerisinde (1 yıl) açılmalıdır.  - Gerçekte borcun bulunmadığı somut deliller ile ortaya konulmalıdır.  ## İstirdat Davası Neden Açılır? Yapmış olduğumuz tanımdan da anlaşılacağı gibi davanın konusunu gerçekte olmayan bir borcun cebri icra yolu ile tahsil edilmesinden sonra ödenen bu paranın tekrar alacaklıdan tahsili amacı oluşturur.  İstirdat davalarında borcun hiç doğmadığı, daha önce ödendiği, hatta borcun yanlış kişiden tahsil edilmiş olduğu gerekçeleri ile ödenen para geri istenebilir.  ## Kimler İstirdat Davası Açabilir? Borçlu olmadığı halde herhangi bir borcu cebri icra tehdidi ile ödemek zorunda kalan kişiler istirdat davasını açabilirler. Davanın asıl dayanağını oluşturan icra takibinde asıl borçlu olmayan ancak herhangi bir sebeple borçlu adına ödeme yapmak zorunda kalan asıl borçlu haricinde 3. Kişiler de dava açma hakkına sahiptir.  Örneğin asıl borçlu adına yapılan icra takibinde, borcun kefilden tahsil edilmesi halinde kefil de borçlu gibi dava açma hakkına sahiptir. Ancak bu durumda kefilin resmi olarak kefil olmadığını davada kanıtlaması gerekir.  ## İstirdat Davasında Görevli Mahkeme İstirdat davalarında görevli mahkeme, menfi tespit davalarında olduğu gibi uyuşmazlığın türüne göre değişiklik gösterir. Davanın asıl konusu haksız yere ödenen paranın geri tahsili olması nedeniyle görevli mahkeme de buna göre tayin edilir. Örneğin haksız yere tahsil edilen borcun kaynağını ticari bir ilişki olması halinde görevli mahkeme; Asliye Ticaret Mahkemesidir. Bununla birlikte tüketici uyuşmazlıklarından kaynaklanan bir borç iddiası olması halinde görevli mahkeme; Tüketici mahkemesidir. Ancak genel olarak istirdat davalarında görevli mahkeme; Asliye Hukuk Mahkemeleridir. Bu süreçte deneyimli bir Kartal icra avukatından destek almanız hak kayıplarının önüne geçer. ## İstirdat Davalarında Yetkili Mahkeme İstirdat davalarında yetkili mahkeme belirlenirken genel yetki ve özel yetki kuralları dikkate alınır. Dava haksız olarak tahsil edilen bir paranın tahsili dolayısıyla açılması nedeniyle yetkili mahkemeler; Davalının yerleşim yeri mahkemelidir. Ancak özel yetki kuralı gereği davanın daha önce icra takibinin yapılmış olduğu yer mahkemeleri de olabilir.  ## İstirdat Davasında Arabuluculuk İstirdat davalarında arabuluculuğa başvurma zorunluluğunun belirlenebilmesi için öncelikle görevli mahkemelerin belirlenmesinde olduğu gibi uyuşmazlığın türü belirlenmesi gerekir. Genel olarak uzlaşma hükümleri uygulanmasa da; Ticari uyuşmazlıklardan kaynaklanan her türlü para ile ölçülebilen uyuşmazlıklarda arabuluculuğa başvuru zorunluluğu vardır. Şayet uyuşmazlık ticari bir ilişkiye dayanıyorsa istirdat davası açmadan önce arabuluculuğa başvurmak zorunludur.  Ticari uyuşmazlıklarda arabuluculuğa başvuru yapılmaksızın davanın açılması halinde, arabuluculuk bir çeşit dava şartı olması nedeniyle davanın reddi ile karşılaşmamız kuvvetle muhtemeldir.  ## Menfi Tespit Davası Mı İstirdat Davası Mı Açmalıyım? Menfi tespit davası ve istirdat davası farkı başlığımızda da belirttiğimiz gibi her iki dava benzer sonuçlar doğursa da farklı davalardır. Her iki durumda da ortada gerçekten olmayan bir borç iddiası vardır.  Menfi tespit davası; İcra takibi başlatılmadan ya da icra takibi devam ederken açılır. Borcun ödenip ödenmediği dava konusu değildir. Mahkemece sadece borcun gerçekte var olup olmadığı incelenir. Buna karşın istirdat davası icra takibi nedeniyle tamamen ödenen haksız paraların geri iadesi için açılır. Hakkınızda haksız bir borç iddiası ile icra takibi başlatılmış ancak bu yönde bir emare bulunması veya icra takibi başlatılmış ise; Menfi tespit davası açılır. Borç ödenmiş ise; İstirdat davası açılır.  ## Sebepsiz Zenginleşmeye Bağlı İstirdat Davası İstirdat davalarının bir çeşit sebepsiz zenginleşme davası olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Her iki durumda da davası haksız bir şekilde gerçekleşen zenginleşmenin tahsilini talep etmektedir. Ancak genel olarak açılan sebepsiz zenginleşme davalarından kısmen de olsa farklıdır.  Sebepsiz zenginleşme Türk Borçlar Kanunumuzda düzenlenmiş olup; Herhangi bir şekilde haklı sebep olmaksızın, bir başkasının malvarlığından yararlanmak suretiyle haksız elde edilen kazancı iade etme yükümlülüğüdür.  İstirdat davaları da aynı şekilde haksı bir nedene bağlı olarak meydana gelen zenginleşme ileri sürülerek açılır. Her iki dava arasındaki farkları aşağıdaki tablodan inceleyebilirsiniz.  ## Sebepsiz Zenginleşme ve İstirdat Davası Farkı Özellikler İstirdat Davası Sebepsiz Zenginleşme Davası Hukuki Dayanak İcra ve İflas Kanunu madde 72 Türk Borçlar Kanunu 77 ve devamı maddeleri Açılma Sebebi İcra tehdidi altında yapılan ödeme Hukuki sebep olmadan gerçekleşen zenginleşme İcra Takibi Şart mı? Evet Hayır Ödeme Şekli Cebrî icra baskısıyla ödeme yapılır Yanlışlıkla veya geçersiz işlem nedeniyle ödeme yapılabilir Amaç Haksız tahsil edilen paranın geri alınması Haklı sebep olmadan elde edilen kazancın iadesi Süre Ödeme tarihinden itibaren 1 yıl Öğrenmeden itibaren 2 yıl, her durumda ise 10 yıl İspat Konusu Borcun mevcut olmadığı Zenginleşmenin haklı nedene dayanmadığı   ## İstirdat Davası Dilekçe Örneği T.C. … ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ’NE DAVACI :  Adı ve Soyadı :  T.C. Kimlik No :  Adres :  Vekili : Avukat … DAVALI :  Adı ve Soyadı :  T.C. Kimlik No :  Adres :  DAVA KONUSU : Haksız ve borçlu olunmayan icra takibi nedeniyle cebri icra tehdidi altında ödenmiş olunan bedelin geri alınması talebimizden ibarettir.  DAVA DEĞERİ : … TL AÇIKLAMALAR :  - Yukarıda açık kimlik ve adres bilgileri yazılı davalı … tarafından aleyhime … İcra Müdürlüğünün …. / …. Esas sayılı takip dosyası ile ilamsız icra takibi başlatılmıştır. Başlatılan bu icra takibi nedeniyle, davalıya herhangi bir borcumun bulunmamasına rağmen borç cebri icra yolu ile tahsil edilmiştir. Davalının … İcra Müdürlüğünde ileri sürmüş olduğu borç ilişkisi hukuki olarak geçerli değildir.  - Davacı olarak … İcra Müdürlüğü tarafından … tarihinde gönderilmiş olunan ödeme emrine yasal sürede itiraz edememiş olmam sebebiyle icra takibi durdurulamamış ve haciz işlemlerine geçilmiştir. Devam eden haciz işlemlerinden dolayı icra baskısı altında gerçekte borcum olmamasına rağmen söz konusu borç ifa edilmiştir. - Davalı … ile aramızda hiçbir zaman borç ilişkisi doğmamıştır. Bununla beraber davalının İcra Müdürlüğüne sunmuş olduğu takibe konu belgeler hukuki dayanaktan yoksun olmakla beraber takip konusu alacak da gerçeği yansıtmamaktadır.  - … İcra Müdürlüğü tarafından devam olunan icra tehdidi alında yapılan ödeme nedeniyle mal varlığımda önemli bir eksilme meydana gelmiştir. Türk Borçlar Kanunumuzun 72. Maddesi gereğince borçlu olmadığı bir parayı ödemek zorunda kalan kişi, bu ödediği bedeli geri alınması amacıyla istirdat davası açma hakkına sahiptir.  - … İcra Müdürlüğünün …./…. Esas sayılı takip dosyasından da anlaşılacağı üzere dava konusu gerçekte hiç olmayan borcun ödeme tarihi …/…/…..’dir. Bu nedenle dava istirdat davası zamanaşımı süresi olan 1 yıllık hak düşürücü süre dahilinde açılmıştır. - Davalı …’in hukuka aykırı şekilde başlatmış olduğu icra takibi sonunda maddi zarara uğramış olmam, ekonomik olarak mağdur edilmiş konumdayım. Ayrıca davalının daha önce bu haksız şekilde başlatmış olduğu icra takibi dolayısıyla sebepsiz zenginleşmesi söz konusudur. Davalının bu şekildeki bir sebepsiz zenginleşmesi hiçbir hukuk kuralı ile bağdaşmamaktadır.  YASAL DAYANAKLAR : İcra ve İflas Kanunumuzun 72 maddesi, Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun ilgili hükümleri DELİLLER : … İcra Müdürlüğünün …../…. Esas sayılı takip dosyası, ödeme dekontları, banka kayıtları, tebligat, ticari defter kayıtları, tanık beyanları ve her türlü diğer yasal deliller NETİCE VE TALEP : Yukarıda arz etmiş olduğum nedenlerden dolayı;  - Davanın Kabulüne,  - Borçlu olmadığım halde cebri icra tehdidi altında ödemiş olduğum … TL tutarındaki ödemenin, ödeme tarihinden itibaren başlayacak olan yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, - Bütün yargılama giderleri, mahkeme harç ve masrafları ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine,  Karar verilmesi arz ve talep olunur. (Tarih / Davacı İsim, Soy İsim ve İmza) ## Sıkça Sorulan Sorular S: İstirdat Davası Zamanaşımı Süresi C: İstirdat davasında zamanaşımı süresi 1 yıldır. 1 yıllık bu süre borcun ödenmesinden sonra işlemeye başlamaktadır. Sebepsiz zenginleşmeye dayalı istirdat davası açılmak istenmesi halinde ise zamanaşımı bakımından Türk Borçlar Kanununda yer alan hükümler dikkate alınır. Sebepsiz zenginleşmelere dayalı açılacak olan davalarda ise zamanaşımı süresi, sebepsiz zenginleşmenin öğrenilmesinden itibaren 2 yıl, her durumda ise 10 yıldır. S: İstirdat Davası İçin Arabuluculuk Şart Mı? C: İstirdat davasında arabuluculuk sadece ticari bir uyuşmazlığın söz konusu olması hallerinde zorunludur. Ticari uyuşmazlıklar haricinde dava öncesinde arabuluculuğa başvuru zorunluluğu yoktur. S: İstirdat Davası Kaç Yıl Sürer? C: İstirdat davalarının süresi genellikle mahkeme iş yoğunlukları, uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması için toplanacak olan delilerin sayısı ve niteliği ile dava dosyasında bilirkişi incelemesinin gerekli olup olmadığına göre değişir. Ülkemizde benzer davalar ortalama olarak 6 ay ile 2 yıl arasında sonuçlanabilmektedir. S: İstirdat Davasında İspat Yükü Kime Aittir? C: Menfi tespit davalarında olduğu gibi istirdat davalarında da ispat yükü davacıya aittir. Davacı menfi tespit davalarında olduğu gibi öncelikle borcun gerçekte olmadığını ve devamında olmayan bur borcun davalıya ödendiğini ispatlamakla yükümlüdür. S: İstirdat Davası İçin İcra Takibi Şart Mı? C: İstirdat davası şartları arasında gerçekte olmayan bir borcun cebri icra yolu (icra takibi) ile alınmış olması şartı yer alır. Davanın asıl konusunu cebri icra tehdidi ile tahsil edilen haksız borç oluşturması nedeniyle istirdat davası öncesinde dava konusuna ait bir icra takibinin bulunması şarttır. Diğer durumlarda ise açılacak olan davanın dayanağını sebepsiz zenginleşme oluşturabilecektir. --- # Boşanmada Tazminat Hakkı: Maddi ve Manevi Tazminat URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/bosanmada-tazminat-hakki-maddi-ve-manevi-tazminat/ Güncelleme: 2026-05-31 Kısa cevap: Boşanmada tazminat hakkı TMK 174'te düzenlenir. Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz ya da daha az kusurlu eş maddi tazminat; kişilik hakları saldırıya uğrayan eş manevi tazminat isteyebilir. Talep, boşanma davasıyla birlikte veya boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren bir yıl içinde ayrı dava ile ileri sürülür. Boşanmada tazminat hakkı Türk Medeni Kanunumuzun 174 maddesi ile güvence altına alınmış olan bir hakkımızdır. Boşanmada tazminat hakkı maddi ve manevi tazminat olmak üzere iki farklı şekilde düzenlenmiştir. Anlaşmalı boşanma veya çekişmeli boşanma fark etmeksizin her iki durumda da eşlerin birbirinden tazminat talep etme hakları vardır.  ## Boşanmada Maddi ve Manevi Tazminat Hakkının Yasal Dayanağı - Boşanmada maddi tazminat; mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir tazminat isteyebilir. (TMK 174/1. Cümle) - Boşanmada manevi tazminat; Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğraşan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir. (TMK 174/2. Cümle) ## Boşanmada Tazminat Şartları Türk Medeni Kanunumuzun 174. Maddesinden de anlaşılacağı gibi boşanmada maddi ve manevi tazminat yükümlülüğünün doğabilmesi için öncelikle kusurlu veya diğer eşe göre daha fazla kusurlu olan eşin tespit edilmesi gerekir. Boşanmada tazminat hakkına sahip olabilmemiz için kusursuz veya diğer eşe göre daha az kusurlu olmamız zorunludur.  ## Boşanmada Kusurlu Eş Nasıl Belirlenir? Boşanma tazminat hakkı ile beraber kusur oranları nafaka yükümlülüğü ve velayetin belirlenmesinde de önemlidir. Bu önem boşanmada maddi ve manevi tazminatta daha ön plandadır. Aile Mahkemesi tarafından boşanmada tazminat hakkı, nafaka hakkı veya velayet gibi konularda karar vermeden önce tamamen kusurlu olan eşin veya daha fazla kusurlu olan eşin belirlenmesi gerekir. Mahkemeler tarafından kusur tespiti yapılırken farklı birçok unsur değerlendirilerek bir sonuca varılır. Kusurlu olan eşin tespit edilmesi için evlilik birliğinin kurulması ile beraber eşlere yüklenen yükümlülükler hakkında bilgi sahibi olmamız konuyu daha anlaşılabilir kılacaktır.  ## Eşlerin Birbirine Karşı Yükümlülükleri - Sadakat - Karşılıklı saygı - Birlikte yaşama - Kötü muameleden kaçınma - Özel hayatı koruma - Çocukların üstün yararını gözetme - Aile huzurunu koruma - Kişilik haklarına saygılı davranma - Ekonomik yükümlülükler - Yardımlaşma ve dayanışma - Güven sarsıcı davranışlarda bulunmama - Ortak konutu birlikte kullanma - Çocukların bakım ve eğitimlerine katılma  - Zor zamanlarda birbirlerine destek olma Genel olarak eşlerin evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini bu şekilde özetleyebiliriz. Bu yükümlülüklere bir aykırılık kusuru eşin tespitinde dolayısıyla boşanmada tazminat hakkının doğup doğmadığının belirlenmesinde dikkate alınır.  Örneğin boşanma nedenleri arasında sayılan “zina” aynı zamanda sadakat yükümlülüğünü ihlal edildiği sonucunu doğrulabilir. Ya da benzer şekilde eşe karşı kasten yaralama, hakaret küçümseme gibi davranışlar kişilik haklarına saygılı davranma veya kötü muameleden kaçınma yükümlülüklerinin ihlali sonucunu doğurabilecek davranışlardır.  ## Boşanmada Kusurlu Eşin Belirlenmesi Türk Medeni Kanunumuzun 161 ile 166 maddeleri arasında düzenlenmiş bütün boşanma sebeplerinin ortak noktası, bu sebeplerin ortak yaşamı sürdürülemez boyuta ulaştıracak şekilde evlilik birliğinin sarsılması olması gerektiğidir.  Evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan ve ortak hayatın çekilemez hale gelmesine neden olan kusurlu / daha ağır kusurlu olarak kabul edilmektedir. Bazı durumlarda ise sadece eşlerden birisi tamamen kusurlu olmayıp, diğer eşte kısmen de olsa kusurlu olarak görülebilmektedir.  Boşanmada tazminat hakkı tespit edilirken sadece kusurlu olan eşin davranışları dikkate alınmayıp ayrıca bu kusurlu hareketlerin tahrik veya bir provoke sonucu gerçekleşip gerçekleşmediği, bu davranışların süreklilik arz edip etmediği de dikkate alınır.  Eşlerin bu kusur oranları boşanmada tazminat hesaplama işlemi yapılırken ve boşanmada tazminat miktarı belirlenirken de dikkate alınır.  ## Boşanmada Tazminat Hakkı Nasıl Belirlenir? Yukarıda yapmış olduğumuz açıklamalardan da anlaşılacağı üzere boşanmada tazminat hakkı tespit edilebilmesi için öncelikle eşlerin kusur oranlarının tespit edilmesi gerekir. Boşanmada maddi ve manevi tazminatın temel dayanağını “kusur” oluşturmuş olsa da tek başına yeterli değildir.  Devamında boşanmaya bağlı olarak doğmuş bir “maddi zarar” ile yine boşanmaya bağlı olarak doğmuş bir “manevi zarar” söz konusu olması gerekir. Boşanmada tazminat şartları tespit edilirken eşlerin boşanma nedeniyle uğramış oldukları bu maddi ve manevi zararların tespit edilmesi gerekir. Aile hukuku veya borçlar hukuku alanında tazminat yükümlülüğünün doğmasında “kusur kavramı ön planda olsa da boşanmada maddi tazminat ve manevi tazminat oldukça farklı kavramlardır. Bu nedenle boşanmada tazminat hakkı konusunda Kartal tazminat avukatından destek alırken bu ayrımın göz önüne alınması gerekir. ## Boşanmada Tazminat Hakkı Yargıtay Kararı Türk Medeni Kanununun 174/1 maddesi, mevcut veya beklenen bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kusursuz ya da az kusurlu tarafın, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebileceği, Türk Medeni Kanunumuzun 174/2 maddesi de, boşanmaya sebebiyet vermiş olan olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olandan manevi tazminat isteyebileceği öngörülmüştür.  TMK md. 166/son uyarınca eylemli ayrılık nedeniyle boşanmaya yönelik açılan davada boşanmanın eki niteliğindeki talepleri değerlendirirken kusur konusunda ilk davada ispatlanmış olan olaylar ve ayrılık süresinde ortaya çıkan durumların göz önüne tutulacağı; Davacı erkeğin reddedilen boşanma davasında 2009 yılında müşterek haneyi terk ederek Silivri'ye tayin olduğu, bu tarihten sonra tarafların fiilen ayrı yaşamaya başladıkları, 2011 yılı Nisan ayında tanıkların da bulunduğu bir ortamda eşini başka kadınlarla aldattığını ikrar ederek boşanmak istediğini dile getirdiği, ancak davalının evliliğine son vermek istemediği, bu haliyle davacı kocanın kusurlu olduğu davalıya atfı mümkün herhangi bir kusurun ortaya konulamadığı ve ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği,  Bu kararın taraflarca temyiz edilmemesi üzerine 27/03/2014 tarihinde kesinleştiği, böylelikle kesinleşen kusur tespitine göre erkeğin kusurlu bulunduğu, erkeğin kusurlu davranışlarının kadının kişilik haklarına saldırı teşkil eder nitelikte olduğu, boşanma yüzünden kadının evlilikten beklenen ve mevcut maddi menfaatlerinin zedelendiği anlaşıldığından kadın yararına TMK md. 174/1-2 maddesindeki tazminata ilişkin yasal koşulların oluştuğu kanaatine varılmıştır.  “İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 38. Hukuk Dairesinin 27.11.2019 tarih, 2019/1079 esas ile 2019/1777 sayılı kararı” ## Boşanmada Maddi Tazminat Hakkı Maddi tazminatın dayanağını haksız bir fiil veya kusurlu hareket sonucu ortaya çıkan ekonomik kayıplar oluşturur. Maddi tazminatın konusu ile boşanmada tazminat hakkının düzenlenmiş olduğu TMK 174 maddesinde de belirtildiği gibi “mevcut veya beklenen” menfaatlerdir.  ## Tazminatta Mevcut Menfaatler Boşanmada tazminat hakkı dahilinde olan menfaatlerdir. Evlilik süresince eşlerin yararlanmış olduğu ekonomik kazanımlar mevcut menfaatler olarak kabul edilir. Eşlerin birbirine karşı olan ekonomik destekleri, barınma imkanları veya sosyal güvence hakkı gibi haklar mevcut menfaatlere örnek olarak gösterilebilir.  Evlilik birliğinin sona ermesi ile bu mevcut menfaatler ortadan kalkacak ve dolayısıyla eşin yaşam standartlarında olumsuz bir değişiklik söz konusu olacaktır. İşte evlilik birliğinin sona ermesine bağlı olarak eşler arasında meydana gelecek olan bir dengesizlik boşanmada maddi tazminat olarak giderilmesi mümkün hale gelmektedir.  ## Tazminatta Beklenen Menfaatler Beklenen menfaatler ise evlilik birliğinin devamı halinde eşlerin elde etme imkanına sahip olunan ekonomik ve sosyal menfaatleridir. Boşanmaya bağlı bu menfaatlerin ortadan kalkması boşanmada tazminat hakkı dahilinde kabul edilir. Beklenen menfaatlere en önemli örnek evlilik birliğinin kurulması nedeniyle çalışma ve meslek hayatına ara vermek / son vermek zorunda kalan eşin kariyerinin son bulması veya sosyal güvence hakkında yararlanamamasıdır.  ## Boşanmada Maddi Tazminat Nasıl Hesaplanır? Yukarıda yapmış olduğumuz açıklamalardan ve Türk Medeni Kanunumuzun 174/1 maddesinden de anlaşılacağı gibi boşanmada maddi tazminat iki farklı kalemde incelenir. Boşanmada tazminat hesaplaması yapılırken bu ayrım dikkate alınır. Ancak boşanma davası ve diğer tazminat davaları fark etmeksizin tazminat miktarı belirlenirken dikkate alınan bir takım kriterler vardır. Boşanma davasında maddi tazminat miktarı belirlenirken ise genellikle aşağıdaki durumlar dikkate alınır.  - Kusur oranları - Eşlerin sosyal ve ekonomik durumları - Evlik süresi - Çalışma gücü ve meslek hayatı - Güncel yaşam standartları - Boşanmaya bağlı olarak gerçekleşen ekonomik kayıplar - Tarafların yaşları - Yeniden evlenme ihtimalleri - Gelecekteki ekonomik güvenceleri ## Boşanmada Manevi Tazminat Hakkı Evlilik birliğinin sona ermesinde kusur oranları boşanmada manevi tazminatta çok daha fazla ön plana çıkar. Boşanma nedeniyle eşin yaşamış olduğu ruhsal çöküntü, üzüntü ve kederin bir nebze olsun giderilmesi için eşlere manevi tazminat talep etme hakkı tanınmıştır.  ## Boşanmada Manevi Tazminat Şartları  Boşanmada manevi tazminatın dayanağını eşin yaşamış olduğu üzüntü ve keder oluşturur. Boşanmada manevi tazminat hakkının belirlenmesinde ayrıca eşin bu boşanma nedeniyle kişilik haklarının zarar görüp görmediği de dikkate alınır. Örneğin zina nedeniyle gerçekleşen bir boşanmada aldatılan eşin üzüntü ve keder duyması kaçınılmaz olduğu kadar aldatılan eşin toplum içinde küçük düşürülmesi de söz konusu olabilecektir. Bu nedenle boşanma nedeniyle manevi tazminat talebinde bulunan eşin kusursuz veya daha az kusurlu olması yeterli değildir. Bununla birlikte boşanmaya bağlı olarak psikolojik bir çöküntü içerisine girmiş olması veya kişilik haklarının zarar görmüş olması gerekir.  ## Boşanmada Tazminat Nasıl Talep Edilir? Boşanma davalarının çekişmeli veya anlaşmalı olarak açılması mümkündür. Boşanmada tazminat hakkı sadece çekişmeli boşanmalar için tanınmış bir hak olmayıp anlaşmalı boşanmaya karar verilmiş olması halinde de boşanmada maddi ve manevi tazminat talep etme hakkımız vardır.  ## Anlaşmalı Boşanmada Tazminat Hakkı Herhangi bir boşanma davasının anlaşmalı bir şekilde açılmasının en temel koşulu eşlerin boşanmanın tüm sonuçları üzerinde anlaşmış olmaları gerektiğidir. Maddi ve manevi tazminat talebi de buna anlaşmaya dahildir. Ancak diğer durumlarda olduğu gibi anlaşmalı boşanmada da tazminat talebinde bulunan eşin bu talebinin diğer eş tarafından kabul edilmesi ve bu anlaşmayı, anlaşmalı boşanma protokolü ile yazılı hale getirmeleri gerekir. Anlaşmalı boşanma protokolünde ödemeyi kabul edilen tazminat maddi ve manevi tazminat olarak ayrı ayrı belirtilmeli ve ödeme tarihi açıkça protokolde yer almalıdır. ## Anlaşmalı Boşanma Protokolünde Tazminat Örneği “Boşanmaya bağlı olarak Eş…’in mevcut ve beklenen ekonomik menfaatleri zedelenmiş olduğundan diğer eş … tarafından … TL tutarında madde tazminat ile … TL tutarındaki manevi tazminat ödenmesi konusunda eşler anlaşmayı varmış olup, toplam … TL tutarındaki manevi tazminat boşanma kararın kesinleşmesinden sonra eş …’e ait banka hesabına 1 ay içerisinde yatırılacaktır.” ## Çekişmeli Boşanmada Tazminat Hakkı Herhangi bir boşanma davasını çekişmeli hale getiren etkenlerden birisi de eşin maddi ve manevi tazminat ödemeyi kabul etmemesidir.. Elbette ki eşin tazminat ödemeyi kabul etmemesi boşanmada tazminat hakkının doğmuş olmasına tek başına engel değildir. Bu durumda ise iki farklı alternatifimiz vardır. - ## Boşanma Davası İle Birlikte Maddi ve Manevi Tazminat Talebi Çekişmeli boşanma davalarında davacı eş boşanmanın diğer tüm sonuçları üzerinde hak iddiasında bulunabileceği gibi boşanmada tazminat hakkını da ileri sürebilir.  Boşanma davası ile birlikte tazminat talebinde bulunmak istenilmesi halinde boşanma dava dilekçesinin de buna uygun şekilde hazırlanması gerekir. Yazımızın başında da belirttiğimiz gibi boşanmada tazminat hakkı belirlenirken öncelikle evlilik birliğinin sona ermesinde kusurlu iş veya eşlerin kusur oranlarının belirlenmesi gerekir. Bu nedenle dava dilekçesinin eşin evlilik sona ermesine neden olan kusurlu fiilleri ile birlikte dilekçede hukuki bir şekilde belirtilmesi gerekir.  - ## Boşanma Kararının Kesinleşmesinden Sonra Tazminat Talebi Boşanma kararının kesinleşmesinden sonra da yine eşten maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmak mümkündür. Daha önce açılmış olan boşanma davasında herhangi bir maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmamız halinde boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren 1 yıl içerisinde bu davayı açmamız gerekir.  Boşana sonrasında açılacak olan tazminat davalarında da yine yukarıda belirtmiş olduğumuz boşanmada tazminat şartlarının aynen bulunması gerekir. Bu konuda yazımızın sonunda paylaşmış olduğumuz tazminat talepli boşanma dava dilekçesi örnekleri üzerinde gerekli uyarlamaları yapabilirsiniz.  Boşanmada Maddi ve Manevi Tazminat Zamanaşımı Süresi TMK Md. 178; Evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. ## Boşanmada Tazminat Hesaplama Boşanmada tazminat hakkının tespit edilmesi kadar boşanmada tazminatın hesaplanması da önemlidir. Tüm boşanma davalarında geçerli bir tazminat hesaplama formülü yoktur. Ancak mahkemeler boşanmada tazminat hesaplaması yaparken belirli unsurları dikkate alırlar.  ## Kusur Oranları Kusur oranları, boşanma tazminat hakkının doğup doğamadığında etkili olduğu kadar boşanmada tazminat hesaplamasında da etkilidir. Kural olarak tamamen veya daha fazla kusurlu olan eş lehine tazminat hakkı doğmaz. Bu nedenle boşanmada tamamen kusurlu olan eş lehine takdir edilecek olan tazminat miktarı ile belirli oranda da olsa kusurlu bulunan eş lehine takdir edilecek olan tazminat miktarı değişiklik gösterebilmektedir.  ## Evlilik Süresi Boşanmada tazminat hesaplaması yapılırken dikkate alınan diğer bir unsur evlilik süresidir. Evlilik süresinin artması ile doğacak olan beklenen menfaatler ile mevcut menfaatler de daha fazla azalma meydana gelecektir.  ## Yaşam Standartları Boşanmada maddi tazminatın amaçları arasında boşanma sonrasında eşlerin yaşam standartları arasında farkın ortadan kaldırılması yer alır. Bir eşin yaşam standartlarında düşüş meydana gelmesine karşın diğer eşin yaşam standartlarında olumsuz bir değişikliğin olması beklemez. Tazminat konusunda bir hesaplama yapılırken eşlerin gelecekteki yaşam standartları da dikkate alınır.  ## Tarafların Sosyal ve Ekonomik Durumları Tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kusur oranları kadar boşanmada tazminat hesaplamasına etkilidir. Mahkeme tarafından tazminat miktarının belirlenmesinde eşlerin iş ve meslek hayatları, gelir seviyeleri, sahip oldukları mal varlıkları ve ticari kazançları gibi farklı birçok etkeni göz önüne alırlar. Tarafların ekonomik durumları dikkate alınarak bir tazminat miktarı belirlenirken bir eşin tazminat miktarı ile zenginleşmemesine dikkat edilirken, diğer eşin ödeme gücü arasında bir denge oluşturulur.  ## Psikolojik Etkinin Boyutu Daha önce de belirttiğimiz gibi boşanma nedeniyle özellikle kişilik hakları zedelenen eş ayrıca psikolojik bir çöküntü içerisine girebilecektir. Boşanma nedeniyle eşin yaşamış olduğu üzüntü ve kederin boyutu da bu nedenle boşanmada tazminat hesaplaması yapılırken dikkate alınır.  ## Boşanmada Maddi ve Manevi Tazminatta Görevli ve Yetkili Mahkeme Boşanmada maddi ve manevi tazminat talepleri, açılacak olan boşanma davası ile ileri sürülebileceği gibi; Boşanmanın gerçekleşmesinden sonra da ayrıca dava açma yolu ile ileri sürülebilir. Her iki durumda da görevli mahkemeler Aile Mahkemesi olup, yetkili mahkemeler ise davacının veya davalının ikamet etmiş olduğu yer mahkemesi yada her iki eşin birlikte en son 6 ay süre ile ikamet etmiş oldukları yer mahkemesidir.  ## Boşanmada Tazminat Örnekleri Boşanmada tazminat hakkı; Maddi tazminat ve manevi tazminat olmak üzere iki farklı şekilde incelenir. Tazminat hakkını doğuran ve uygulamada sık karşılaşılan durumları ise aşağıdaki gibi özetleyebiliriz.  ## Boşanmada Maddi Tazminat Örnekleri - Eşin ekonomik düzeninde meydana gelen olumsuz değişiklikler - Boşanma sonrası yaşam standartlarındaki düşüş - Eşin evliliğin kurulması sırasında kariyerini yarıda bırakması - Evlilik süresince elde etmiş olduğu maddi destekten mahrum kalması - Eşin ekonomik güvencesini kaybet olması ## Boşanmada Manevi Tazminat Örnekleri - Aldatılma nedeniyle kişilik haklarının zarar görmesi - Evlilik birlikteliği içerisindeki fiziksel ve psikolojik şiddetin eşi yıpratması - Hakaret veya küçük düşürücü davranışlar - Eşin sosyal çevrede itibarının zedelenmesi - Manevi baskı nedeniyle gerçekleşen psikolojik çöküntü ## Boşanmada Tazminat Talepli Dava Dilekçesi Örneği … AİLE MAHKEMESİ HAKİMLİĞİ’NE DAVACI :  Adı Soyadı ve T.C. Kimlik No :  Adres :  DAVALI :  Adı Soyadı ve T.C. Kimlik No :  Adres :  DAVA KONUSU : Türk Medeni Kanunumuzun 166/1 maddesi gereğince evlilik birliğinin temelinden sarsılmış olması nedeniyle boşanma talebi ile maddi ve manevi tazminat, nafaka talebi  AÇIKLAMALAR :  Yukarıda açık kimlik bilgileri yazılı davacı ile davalı … tarihinde evlenmiş olup, eşlerin bu evlilik birlikteliklerinden … ve … yaşlarında 2 çocukları dünyaya gelmiştir. Evlilik birliğinin kurulmasının ilk yıllarından itibaren farklı konularda eşler arasında uyuşmalıklar yaşanmış olsa da; Davalı eş tarafından evlilik birlikteliği sürdürülmeye çalışılmıştır. Ancak davalının son zamanlarda artan kusurlu davranışları nedeniyle boşanma davası tarihi itibariyle evlilik birlikteliği çekilemez hale gelmiştir.  Davalı eş uzun zamandır davacı eşe yönelik aşağılayıcı, küçük düşürücü hakaretlerde bulunmuş, bu davranışları son zamanlarda toplum içinde artarak devam etmiştir. Ayrıca davalı eş ortak konutu sık sık herhangi bir gerekçe olmaksın terk ederek ekonomik yükümlülüklerini yerine getirmemekle beraber bu süre zarfında “zina” boyutunda sadakat yükümlülüğünü ihlal etmiştir.  Davalı eşin, davacı eşe yönelik ve zaman zaman ortak çocuklara yönelik tehdit ve hakaret içeren sözleri davacıyı psikolojik olarak olumsuz etkilediği gibi çocukların ruhsal gelişimini de olumsuz etkilemiştir.  Evlilik birliğinin sona ermemesine rağmen davalı eş açık kimlik ve adres bilgileri tespit edilemeyen bir başkası ile evliymiş gibi yaşamaya başlamış ve bu evlilik dışı birliktelikte zina fiilini gerçekleştirmiştir.  Davalı eşin, davacı eşe ve çocuklara yönelik tehdit ve hakaret içerikli sözleri ile zina etmiş olması evlilik birlikteliğini çekilemez hale getiren kusurlu davranışlarıdır. Bu nedenle davalı eş evlilik birliğinin sona ermesinde tamamen kusurlu olup, davacı eşin kişilik hakları zedelenmesi nedeniyle boşanmada maddi ve manevi tazminat yükümlülüğü doğmuştur.  YASAL DAYANAKLAR : 4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 161, 166 ve 174 maddeleri ile her türlü yasal mevzuat hükümleri DELİLLER : Tanık beyanları, Nüfus kayıt örnekleri, Tedavi evrakları, Sosyal ve ekonomik durum araştırması ile tüm yasal deliller NETİCE VE TALEP : Yukarıda açıklanmış olan nedenlerden dolayı;  - Eşlerin boşanmalarına - Çocukların velayetinin davacı eşe verilmesine, - Evlilik birlikteliğinin sona ermesine bağlı olarak yoksulluğa düşecek olan davacı eş lehine … TL yoksulluk nafakası ile ortak çocukların bakım ve giderleri için toplam … TL iştirak nafakasına hükmedilmesine, - Davacı eş lehine … TL manevi tazminat ve … TL maddi tazminata hükmedilmesine, - Bütün yargılama giderlerinin davalı eş üzerinde bırakılmasına, Karar verilmesi arz ve talep olunur. (Tarih) ## Sıkça Sorulan Sorular S: Anlaşmalı Boşanmada Tazminat İstenir Mi? C: Evet, anlaşmalı boşanma davalarında da eşin maddi ve manevi tazminat talep etme hakkı vardır. Ancak anlaşmalı boşanmada maddi ve manevi tazminat konusunda öncelikle eşlerin anlaşmış olmaları ve talep edilen tazminat ödemesinin diğer eş tarafından kabul edilerek bu anlaşmanın protokol haline getirilmesi gerekir. Protokolde yer alan hususların mahkemece hüküm altına alınmasından sonra kararın kesinleşmesi ile beraber tazminat hükmü de bağlayıcı hale gelir. S: Boşanmada Tazminat Miktarı Nasıl Belirlenir? C: Boşanmada maddi ve manevi tazminat miktarı belirlenirken öncelikle kusur oranları da dikkate alınarak tarafların sosyal ve ekonomik durumları, evlilik süresi tazminat talebinde bulunan eşin kişilik haklarında meydana gelen zararın boyutu dikkate alınır. S: Boşanmada Hangi Durumlarda Tazminat Alınır? C: Boşanmada tazminat hakkı doğabilmesi için öncelikle tazminat talebinde bulunan eşin kusursuz veya diğer eşe göre daha az kusurlu olması gerekir. Türk Medeni Kanunumuzda yer alan, aldatma, fiziksel yada psikolojik şiddet, ilgisizlik, ortak konutu terk etme, gayrı ahlaki davranışlarda bulunma gibi fiilleri evlilik birlikteliği içerisinde gerçekleştiren eş genellikle tamamen kusurlu olarak kabul edilmektedir. S: Çekişmeli Boşanmada Tazminat Olur Mu? C: Evet, anlaşmalı boşanmada olduğu gibi çekişmeli boşanma davalarında da maddi ve manevi tazminat talep etme hakkımız vardır. Çekişmeli boşanmalarda tazminat boşanma davası ile birlikte talep edilebileceği gibi boşanma kararının kesinleşmesinden sonra 1 yıl içerisinde açılacak olan dava ile talep edilebilir. Ancak boşanma avukatı olarak çekişmeli boşanmalarda maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmak istenilmesi halinde bunun boşanma davası ile birlikte ileri sürülmesinin daha etkili olacağını belirtmek isteriz. S: Boşanmada Tazminat Ödenmezse Ne Olur? C: Boşanmada tazminat hakkı doğrultusunda mahkemece maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi halinde yasal süre içerisinde bu ödemelerin yapılmaması durumunda tazminat alacaklısı eşin icra takibi başlatması mümkündür. Başlatılan icra takibi sonunda diğer durumlarda olduğu gibi borçlu olan boşanmış olunan eşin banka hesaplarına, mal varlıklarına veya maaşına haciz uygulanması ile tazminat alacağı tahsil edilebilir. --- # Menfi Tespit Davası Nedir? Nasıl ve Nerede Açılır? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/menfi-tespit-davasi-nedir-nasil-ve-nerede-acilir/ Güncelleme: 2026-05-31 Kısa cevap: Menfi tespit davası, hakkında borç iddiası bulunan kişinin gerçekte borçlu olmadığının mahkeme kararıyla tespitini sağlayan davadır. İcra takibinden önce veya takip sırasında açılabilir; davanın kabulüyle icra takibi tüm sonuçlarıyla ortadan kalkar. Takip sırasında borç ödenirse dava istirdat davasına dönüşür. Haksız çıkan taraf aleyhine alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata hükmedilebilir. Menfi tespit davası borç ilişkisi iddiası altında olan kişilerin gerçekten borçlu olmadığının mahkeme kararı ile tespit edilmesine imkan tanıyan bir davadır. Menfi tespit davası ile kişi ve kurumların haksız bir borç altına girmeleri önlenmeye çalışılmıştır.  Menfi tespit davaları icra ve iflas hukuku kapsamında sık karşılaşılan uyuşmazlıklar arasında yer alır. Menfi tespit davası icra takibi öncesinde açılabileceği gibi takip kesinleştikten sonra menfi tespit davası açılabilmesi mümkündür. Hatta gerekli koşulların oluşması halinde devam eden icra takibinin kesinleşmesine bağlı olarak borcun yerine getirilmesinden sonra istirdat davası ile böyle bir borcun olmadığı, borcun cebri icra tehdidi altında ödendiği ve ödenen borcun geri iadesi talep edilebilmektedir.  ## Menfi Tespit Davası Nedir? Menfi tespit davası ilgilinin gerçekte borçlu olmadığının mahkeme kararı ile belirlenmesi amacıyla açılan davadır. Borçlu (davacı) aleyhine herhangi bir icra takibi başlamamış olmasına rağmen veya icra takibi başlatılmış olması halinde açılabilmektedir. Her iki durumda da davanın açılmasında hukuki yarar bulunması gerektiği dava şartı olarak belirlenmiştir. İcra takibi sırasında açılan davalarda davacı (icra takibinde borçlu) lehine karar verilmesi halinde icra takibi bütün hukuki dayanakları ile ortadan kalkar. ## Menfi Tespit Davasının Yasal Dayanağı Uygulamada menfi tespit davaları genellikle olumsuz tespit davası ve müspet (olumlu) tespit davası olarak iki farklı şekilde incelenmektedir. Yazımızın asıl konusu bir borç ilişkisinin gerçekte olmadığının ileri sürülmesi olması nedeniyle menfi tespit davasının yasal dayanağının İcra ve İflas Kanununun 72. Maddesi olduğunu söyleyebiliriz.  İcra ve İflas Kanunu Md. 72; Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu Md. 106/1; Tespit davası yoluyla, mahkemeden, bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun yahut bir belgenin sahte olup olmadığının belirlenmesi talep edilir.  ## Menfi Tespit Davası Şartları - Kesin veya muhtemel bir borç iddiası bulunmalıdır. - Dava açılmasında hukuki yarar bulunmalıdır.  - Dava açılmasına engel bir hüküm bulunmamalıdır.  - Davacının dava ehliyetine sahip olması gerekir.  - Borcun gerçekte olmadığı hukuki deliller ile ortaya konulmalıdır.  - Dava icra takibinden önce açılmak istenmesi halinde ciddi bir borç tehdidinin bulunması gerekir.  - İcra takibi sırasında açılacak olan davalarda, dava ile icra takibi arasında bağlantı bulunmalıdır.  ## Menfi Tespit Davası Hangi Hallerde Açılır? - Gerçekte mevcut olmayan bir borç ilişkisine rağmen, borç iddiası altında olunması,  - Haksız ve yasal dayanağı bulunmayan icra takibinin başlatılması halinde, - Zamanaşımına uğramış olan bir borç nedeniyle, - Sahte belgenin veya sahte imzanın dayanağı olduğu bir borç iddiası halinde,  - Borcun ödenmiş olunması halinde icra takibi başlatılması durumunda,  - Geçersiz veya hükümsüz bir sözleşmeye dayanılarak alacığın ileri sürülmesi durumunda, - Borç ilişkisinin hiç doğmamış olduğu hallerde ## Menfi Tespit Davası Nasıl Açılır? Yazımızın başında da belirttiğimiz gibi ve İcra ve İflas Kanununun 72. Maddesinden de anlaşılacağı gibi menfi tespit davaları icra takibi öncesinde açılabileceği gibi icra takibinin başlatılması ve hatta takibin kesinleşmesinden sonra da açılabilir. Her iki durumda da kısmen farklı hukuki süreçler olması nedeniyle konuyu ayrı başlıklar altında incelemeyi uygun görüyoruz. Ayrıca hakkınızda açılmış bir dava ya da takip bulunup bulunmadığını da önceden öğrenmenizi tavsiye ederiz. ## İcra Takibinden Önce Menfi Tespit Davası İcra takibinden önce açılacak olan menfi tespit davasında, davacı hakkında henüz resmi olarak başlatılmış bir icra takibi yoktur. Buna rağmen davacı ileride kendisine icra takibi yolu ile yöneltilmesi mümkün bir borç iddiasının var olmadığını ileri sürebilecektir. Menfi tespit davası şartları başlığımızda da belirttiğimiz gibi davası aleyhine ciddi bir borç iddiasında bulunulması gerekir. Ayrıca bu durum “hukuki yarar şartı” olarak da karşımıza çıkacaktır.  Davalının icra takibi başlatmamış olmasına rağmen bu konuda ihtarda bulunması veya benzeri şekilde icra takibinin başlatılacağı yönünde kuvvetli emarelerin bulunması mahkeme tarafından kabul edilebilecek bir hukuki yarar şartı olabilmektedir. İcra takibinden önce açılan menfi tespit davası ile ileride gerçekleşmesi muhtemel bir haksız icra takibinin önüne geçilmesi mümkün hale gelebilir.  ## İcra Takibinden Sonra Menfi Tespit Davası Menfi tespit davaları genellikle icra takibinin başlatılmasından sona, icra takibi devam ederken açılır. Bu şekilde davacı menfi tespit davası dilekçesinde hukuki yararının bulunduğunu devam eden icra takibi ile ileri sürebilir.  İcra takibi devam ederken açılan dava nedeniyle ihtiyati tedbir yolu ile icra takibinin durdurulmasına karar verilemez. İhtiyati tedbir ancak borçlunun, borcun geç ödenmesinden doğan zararları karşılayacağın kabul ederek ve asıl alacağın %15’inden az olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında ve sadece takibin devam etmiş olduğu icra müdürlüğü veznesinde bulunan paranın alacaklıya ödenmemesini talep edebilir.  ## Takip Kesinleştikten Sonra Menfi Tespit Davası Yukarıda da belirttiğimiz gibi sadece menfi tespit davasının açılmış olması icra takibini kendiliğinden durdurmaz. İcra takibinin kesinleşmesinden önce davanın açılması mümkün olduğu kadar, icra takibinin kesinleşmesinden sonra menfi tespit davası açılması mümkündür. Her iki durumda da hukuki yarar şartının gerçekleştiği sonucuna varılır. İcra takibinin kesinleşmesinden sonra cebri icra devam etmiş olması nedeniyle uzun süren menfi tespit davalarının istirdat davasını dönüşmesi kuvvetle muhtemeldir.  ## Menfi Tespit Davasının İstirdat Davasına Dönüşmesi İcra takibi devam ederken açılan menfi tespit davası, icra takibine dayanılarak borcun ödenmesi halinde istirdat davasına dönüşmektedir. Davanın istirdat davasına dönüşmesindeki asıl neden ise, davacının icra takibi nedeniyle daha önce ödemiş olduğu ve haksız olduğunu iddia ettiği paranın davalıdan (icra takibinde alacaklı) alınması gerektiğidir.  İcra ve iflas kanunumuzun 72 maddesinde de belirtildiği gibi borçlu icra baskısı altında iken yapmış olduğu bu haksız ödemelerin iadesini talep etmesi mümkündür. Bu durumda ise dava öncelikle iddia edilen borcun gerçekte hiç olmadığını ve devamında ödenen paranın geri alınması amacı ile devam eder. Böylece mahkeme sadece daha önce menfi tespit davasında ileri sürülen borcun hiç bulunmadığı yönünde karar verirken, haksız yere ödenen bu borcun da davalıdan geri alınmasına karar verir.  ## Menfi Tespit Davası Görevli Mahkeme Menfi tespit davasında görevli mahkemenin belirlenmesinde genel kural zaman zaman uyuşmazlığın niteliği belirleyici olabilmektedir. Görevli mahkemelerin belirlenmesinde Hukuk Muhakemeleri Kanununda yer alan hükümler dikkate alınır. Genel olarak görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemeleridir.  Davacı ile davalı arasındaki bu borç ilişkisine dayalı uyuşmazlığın konusunu ticari bir ilişki oluşturması halinde ise görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesidir. Bu nedenle dava öncesinde borç ilişkisinin dayanağının tam olarak tespit edilmesi gerekir. Görevli mahkemeler konusunda aşağıdaki tabloyu inceleyebilirsiniz.  Uyuşmazlığın Türü / Borcun Dayanağı Görevli Mahkeme Genel borç ilişkisi (haksız icra takibi, senet, sözleşme gibi) Asliye Hukuk Mahkemesi Ticari iş veya ticari işletmeden kaynaklanan borçlar Asliye Ticaret Mahkemesi İşçi - işveren ilişkilerinden doğan borçlar İş Mahkemesi Tüketici işlemlerinden doğan borçlar Tüketici Mahkemesi   ## Yetkili Mahkemeler Menfi tespit davalarında yetkili mahkemeler; İcra takibinin yapılmış olduğu yer Asliye Hukuk Mahkemesi veya Asliye Ticaret Mahkemesi olabileceği gibi, davalının yerleşim yeri mahkemeleri de olabilmektedir. İcra takibinden önce davanın açılmak istenmesi halinde ise her durumda yetkili mahkeme davalının yerleşim yeri mahkemeleridir.  ## Menfi Tespit Davası Zamanaşımı Süresi Menfi tespit davası zamanaşımı süresi bulunmamaktadır. Sadece icra takibinin kesinleşmesinden sonra borcun ödenmiş olması halinde açılacak olan istirdat davalarında borcun ödenmiş olduğunun belirlenmesinden sonra 1 yıl içerisinde istirdat davasının açılması gerektiği yönünde bir düzenleme yapılmıştır.  ## Menfi Tespit Davasının Sonuçları - Dava, davacının lehine sonuçlanması halinde borcun mevcut olmadığı mahkeme kararı ile tespit edilmiş olur.  - Kararın kesinleşmesinden sonra aynı alacak için yeniden icra takibi başlatılamaz - Devam eden icra takibi tüm sonuçları ile birlikte ortadan kalkar; bu aşamada hacizlerin nasıl kaldırılacağını da öğrenmenizi tavsiye ederiz. - Davacının devam eden icra takibi nedeniyle davalıya bir ödeme yapmış olması halinde istirdat davası sonunda paranın iadesine karar verilebilir - Davanın reddi halinde davacı aleyhine ve alacaklı lehine yargılama giderleri ile vekalet ücretine (avukat) hükmedilebilir - Davacının haksız yere başlatılan icra takibi nedeniyle uğramış olduğu zararının giderilmesine karar verilebilir ## Menfi Tespit Davasında Tazminat Menfi tespit davalarının sonuçları arasında tazminat önemli bir yere sahiptir. Davanın, dava aleyhine sonuçlanması diğer bir ifade ile dava konusu borcun bulunduğu yönünde bir karara varılması halinde alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilebilir. Davanın, davacı lehine sonuçlanması halinde ise daha önce icra takibinde bulunan alacaklı (davalı) aleyhine yine aynı oranlarda kötü niyet tazminatına hükmedilmesi mümkündür. Bu süreçte uzman bir Kartal icra avukatından destek almanız hak kayıplarının önüne geçer. ## Menfi Tespit Davasında İspat Yükü ve Deliller Menfi tespit davalarında ispat yükü borçlu olmadığını iddia eden davacıya aittir. Davacı her türlü yasal deliller ile mahkemeden borçlu olmadığının tespitini isteyebilir. Benzer davalarda uygulamada sık gereksinim duyulan deliler ise genel hatları ile aşağıdaki gibidir.  - Sözleşmeler - Fatura, makbuz veya ödeme dekontları - Banka hesap kayıtları - İhtarname - Ticari defter veya muhasebe kayıtları - Tanık beyanları - Bilirkişi incelemeleri - Resmi kurumlara ait kayıtlar - Çek, senet veya bono - İcra takip dosyası ## Menfi Tespit Davası Dilekçesi (Örnek) T.C. … ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ’NE DAVACI :  Adı ve Soyadı : … T.C. Kimlik No : … Adres : … VEKİLİ : … DAVALI :  Adı ve Soyadı : … T.C. Kimlik No : … Adres : … DAVA KONUSU : Davalı tarafından, davacı aleyhine iddia olunan … TL tutarındaki borç nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespiti  AÇIKLAMALAR :  - Yukarıda açık kimlik ve adres bilgileri yazılı davalı … tarafından davacı aleyhine … tarihli sözleşmeye / senede dayanılarak … TL tutarında alacak iddiası ile icra takibi başlatılmıştır.  - Dava konusu borç iddiası nedeniyle halen … İcra Müdürlüğünün … esas sayılı takip dosyası icra takibi başlatılmış ve söz konusu icra takibi … tarihinde kesinleşmiştir.  - Davalının … İcra Müdürlüğünde başlatmış olduğu borç iddiası gerçeği yansıtmamaktadır. İcra takibine konu olan borç … tarihinde alacaklıya ödenmiş olunmasına rağmen haksız bir şekilde icra takibi başlatılmıştır.  - Davacının daha önce ifa edilmiş olunan bir borç nedeniyle yeniden hakkında icra takibi başlatılması ve haciz tehdidi altında olması nedeniyle hukuki davanın açılmasında hukuki yarar bulunmaktadır.  - Borcun daha önce davalıya ödenmiş olduğu dava dilekçesine ekli olan sözleşme ile beraber banka kayıtları ve tanık beyanları ile sabittir.  YASAL DAYANAKLAR : İcra ve İflas Kanununun 72 ve devamı maddeleri, Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile ilgili mevzuat hükümleri DELİLER : Banka dekontları, tanık beyanları, bilirkişi incelemesi, muhasebe kayıtları, Banka hesap hareketleri, icra takip dosyası ve her türlü diğer yasal deliller NETİCE VE TALEP : Yukarıda arz etmiş olduğumuz nedenlerden dolayı,  - Davacının … icra müdürlüğü … esas sayılı takip dosyasında belirtilen borcunun bulunmadığının tespitine, - Mahkemenizce takdir edilecek oranlarda kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, - Bütün yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine, Karar verilmesi arz ve talep olunur. (Tarih ve İmza) (Önemli Not: Dava dilekçesi üzerinde mevcut hukuki durumunuzu dikkate alarak gerekli uyarlamaları yapmanız gerekmektedir.) ## Sıkça Sorulan Sorular S: Menfi Tespit Davası Ne Kadar Sürer? C: Hukuk Muhakemeleri Kanununa tabi olarak görülen davalarda, davanın ne kadar sürede neticeleneceği; Dosya kapsamına, delillerin toplanıp toplanmadığı veya dava nedeniyle bilirkişi incelemesine, tanık dinlenmesine gerek bulunup bulunmadığı gibi hukuki işlemlere göre değişiklik gösterir. Mahkemelerin iş yoğunlukları da dava süresine etki eden bir başka durumdur. Bu nedenle menfi tespit veya istirdat davalarının ne kadar sürede neticeleneceğinin önceden belirlenmesi mümkün değildir. Ortalama bir süre belirtmek gerekirse 6 ay ile 1,5 yıl arasında benzer davaların sonuçlanabildiğini söyleyebiliriz. S: Menfi Tespit Davası Ne Zaman Kesinleşir? C: Mahkemelerce verilen kararlar taraflara tebliğ edildikten sonra istinaf veya temyiz kanun yoluna tabi olabilmektedir. Tarafların istinaf veya temyiz kanunun yollarına başvurmamaları halinde kararın tebliğinden itibaren sonra 2 hafta (14 gün) içerisinde karar kesinleşir. S: Menfi Tespit Davası İcra Takibini Durdurur Mu? C: İcra takibinin başlatılmasından sonra açılan menfi tespit davalarında, sadece davanın açılmış olmasına bağlı olarak icra takibi kendiliğinden durmaz. Ancak davacının borcun %15’i oranında teminat göstermesi halinde icra dairesi veznesinde bulunan paranın alacaklıya ödenmemesi talep edilebilir. S: Menfi Tespit Davası Nerede Açılır? C: Dava konusu borç ilişkisine dayalı uyuşmazlık ticari bir ilişkiye dayanmaması halinde görevli mahkeme; Asliye Hukuk Mahkemesidir. Borç ilişkisi iddiası ticari bir ilişkiye dayanıyor ise görevli Mahkeme ise; Asliye Ticaret Mahkemesidir. Görevli mahkeme dava konusu iddia olunan borcun nedenine göre değişiklik gösterir. Ancak tüm durumlarda yetkili mahkeme icra takibinin devam ediyor olması halinde; İcra takibinin yapılmış olduğu yer mahkemeleri veya davalının yerleşim yeri mahkemesi olabilmektedir. S: Menfi Tespit Davasında İspat Yükü Kime Aittir? C: Menfi tespit davalarında ispat yükü borçlu olmadığını iddia eden davacıya aittir. Davacının bu iddiasını destekleyen, senet, sözleşme, dekont gibi somut belgelerle desteklemesi gerekir. S: Menfi Tespit Davası Teminat Ne Kadar? C: Yukarıda da belirttiğimiz gibi menfi tespit davalarında teminat karşılığı icra müdürlüğü veznesinde bulunan paranın alacaklıya (davalıya) ödenmemesi talep edilebilir. Teminat miktarı ise İcra ve İflas Kanunumuzun 72 maddesi ile en az %15 olarak belirlenmiştir. S: Menfi Tespit Davası Kazanılırsa Ne Olur? C: Dava, davacı lehine sonuçlanması halinde diğer bir ifade ile dava konusu borcun olmadığı yönünde karar vermesi durumunda daha önce davacı aleyhine başlatılmış olan icra takibi dayanağını kaybeder ve hükümsüz hale gelir. Hatta davalının kötü niyetli olduğunun tespit edilmesi halinde talep halinde tazminata da hükmedilebilir. Davacı aleyhine başlatılan icra takibi nedeniyle bir ödeme yapılmış olması halinde ise menfi tespit davası istirdat davasına dönüşür. S: Menfi Tespit Davası Reddedilirse Ne Olur? C: Menfi tespit davası reddedilmesi halinde ise borç hukuki geçerliliğini sürdürür. Bununla beraber davacı aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilir. --- # 6 Yıl Ceza Alan Ne Kadar Yatar? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/6-yil-ceza-alan-ne-kadar-yatar/ Güncelleme: 2026-05-22 Kısa cevap: 6 yıl hapis cezası toplam 72 aydır. Süreli hapis cezalarında koşullu salıverilme oranı genel kural olarak 2/3'tür; bu da 48 ay eder. Denetimli serbestlik koşullu salıverilme tarihinden bir yıl önce başladığından fiilen cezaevinde geçirilen süre yaklaşık 36 ay (3 yıl) olur. Oran suç türüne göre 1/2 ile 3/4 arasında değişir: cinsel suçlar, nitelikli kasten öldürme ve uyuşturucu ticareti gibi özel infaz rejimine tabi suçlarda 3/4 uygulanır ve fiilen kalınan süre 54 aya çıkar. Tekerrür hâlinde süre uzar. yıl hapis cezası alan bir kişi, Türk infaz hukukunun güncel düzenlemeleri çerçevesinde bu cezanın tamamını cezaevinde geçirmez. Koşullu salıverilme, denetimli serbestlik ve açık cezaevine geçiş gibi kurumlar sayesinde fiilen cezaevinde geçirilen süre önemli ölçüde kısalabilmektedir. Ancak kesin süre; suçun türü, tekerrür durumu, cezaevindeki iyi hâl koşulları ve uygulanan özel infaz rejimine göre değişir. Bu nedenle her dava için ayrı bir hukuki değerlendirme yapılması büyük önem taşır. ## 6 Yıl Hapis Cezasında Koşullu Salıverilme Hesabı 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 107. maddesi uyarınca hükümlü, iyi hâl koşullarını sağlamak kaydıyla cezasının belirli bir oranını çektikten sonra koşullu olarak tahliye edilebilmektedir. Süreli hapis cezalarında genel kural 2/3 olmakla birlikte suç türüne göre bu oran 1/2 ile 3/4 arasında değişmektedir. 6 yıllık (72 aylık) ceza için temel hesaplama şu şekildedir: Koşullu Salıverilme Oranı 6 Yıl (72 Ay) Cezada Kalınacak Süre Uygulama Alanı (Örnekler) 1/2 36 ay (3 yıl) Bazı taksirli suçlar, özel kanun düzenlemesi olan hâller 2/3 48 ay (4 yıl) Genel kural; kastî suçların büyük çoğunluğu 3/4 54 ay (4 yıl 6 ay) Cinsel suçlar, nitelikli kasten öldürme, uyuşturucu ticareti vb. Bu süreler yalnızca koşullu salıverilme hesabını yansıtmaktadır. Denetimli serbestlik uygulamasının devreye girmesiyle fiilen cezaevinde geçirilen süre daha da kısalabilir. ## Denetimli Serbestlik 6 Yıl Cezada Nasıl İşler? 5275 sayılı Kanun'un 105/A maddesi uyarınca hükümlüler, koşullu salıverilme tarihinden 1 yıl önce denetimli serbestlik hakkından yararlanabilmektedir. Bazı özel durumlarda (ağır hastalık, engellilik, 65 yaş üstü, belirli suç tipleri) bu süre 2 yıla kadar çıkabilmektedir. Denetimli serbestlik kapsamında hükümlü cezaevinden çıkar; ancak elektronik kelepçe takılması, denetim birimine düzenli başvurma ve çalışma ya da eğitim yükümlülüğü gibi koşullara tabi tutulur. Koşulların ihlali hâlinde cezaevine geri dönüş zorunlu hâle gelir. Genel kural olan 2/3 koşullu salıverilme uygulanacak 6 yıllık bir ceza için örnek hesaplama: - Toplam ceza: 72 ay - Koşullu salıverilme süresi (2/3): 48 ay - Denetimli serbestlik indirimi (1 yıl önceden): 12 ay - Fiilen cezaevinde geçirilen süre: 36 ay (3 yıl) - Denetimli serbestlikte geçirilen süre: 12 ay - Koşullu salıverilme sonrası denetim süresi: kalan 24 ay Bu hesaplama genel bir çerçeve sunmaktadır. Suç türü, tekerrür hâli ve mahkeme kararındaki özel infaz hükümleri sonucu değiştirebilir. ## Açık Cezaevi ve Kapalı Cezaevi Ayrımı 6 yıl hapis cezasında hükümlü, ceza miktarı ve suç türüne göre kapalı ya da açık cezaevine yerleştirilebilir. 5 yılı aşan hapis cezaları genellikle kapalı cezaevinde başlar; ancak belirli koşullar sağlandığında açık cezaevine geçiş mümkündür. Açık cezaevine geçiş için gereken başlıca koşullar şunlardır: - Cezanın belirli bir oranının iyi hâlle tamamlanmış olması, - Disiplin cezası alınmamış olması veya disiplin sicilinin olumlu seyretmesi, - İnfaz kurumu yönetiminin olumlu değerlendirmesi, - Suç türünün açık cezaevine geçişe engel teşkil etmemesi. Açık cezaevinde hükümlüler daha geniş hareket özgürlüğüne sahip olur; izinler ve dışarıda çalışma imkânları gibi ek haklardan yararlanabilirler. Bu durum hem sosyal uyum açısından hem de denetimli serbestliğe hazırlık bakımından önemli avantajlar sağlar. ## Tekerrür Hâlinde 6 Yıl Ceza Ne Kadar Yatar? Tekerrür; daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olan kişinin yeniden suç işlemesi durumudur. Türk Ceza Kanunu'nun 58. maddesi uyarınca tekerrür hâlinde infaz rejimi ağırlaşmaktadır. 6 yıllık ceza üzerindeki başlıca etkileri şunlardır: - Koşullu salıverilme oranı yükselebilir ve cezaevinde geçirilecek süre uzar. - Denetimli serbestlik süresi kısaltılabilir ya da tamamen uygulanamaz hâle gelebilir. - Açık cezaevine geçiş koşulları zorlaşabilir. - Mükerrir sıfatı, infaz sonrasında da çeşitli kısıtlamalara yol açabilir. Tekerrürün sonuçları yalnızca cezaevinde kalma süresiyle sınırlı değildir. Memuriyete engel suçlar başta olmak üzere pek çok alanda mahkûmiyet kaydı; mesleki ve sosyal yaşamı kalıcı biçimde etkileyebilmektedir. ## Suç Türüne Göre İnfaz Farkları 6 yıl hapis cezasına konu olabilecek suçlar arasında infaz uygulaması ciddi farklılıklar içermektedir. Aşağıdaki tablo, sık karşılaşılan suç tipleri için genel bir karşılaştırma sunmaktadır: Suç Türü Koşullu Salıverilme Oranı Denetimli Serbestlik Fiilen Kalma (Yaklaşık) Hırsızlık (TCK m.141 vd.) 2/3 1 yıl 36 ay Yağma/Gasp (TCK m.148-149) 2/3 veya 3/4 Kısıtlı uygulanabilir 48–54 ay Dolandırıcılık (TCK m.157-158) 2/3 1 yıl 36 ay Cinsel Suçlar 3/4 (özel infaz rejimi) Uygulanmaz veya kısıtlı 54 ay ve üzeri Uyuşturucu Ticareti (TCK m.188) 3/4 Kısıtlı 54 ay ve üzeri Terör Suçları (TMK) 3/4 veya daha fazlası Uygulanmaz 54 ay ve üzeri Hırsızlık suçu gibi mülke karşı suçlarda genel infaz kuralları uygulanırken; cinsel suçlar ve terörle bağlantılı eylemler için kanun koyucu çok daha kısıtlayıcı özel hükümler öngörmüştür. Her suç tipi için ayrı bir hukuki değerlendirme yapılması bu nedenle zorunludur. ## 2026 Güncel İnfaz Uygulaması 2026 yılı itibarıyla 6 yıllık hapis cezalarına ilişkin infaz uygulamasının temel çerçevesi şu şekilde özetlenebilir: - Koşullu salıverilme oranları suç türüne göre 1/2 ile 3/4 arasında değişmektedir. - Denetimli serbestlik genel kural olarak koşullu salıverilme tarihinden 1 yıl önce başlamaktadır; bazı özel hâllerde bu süre 2 yıla kadar uzayabilmektedir. - Açık cezaevine geçiş için iyi hâl koşulu ve suç türü belirleyici rol oynamaktadır. - İnfaz mevzuatı sıklıkla değişmekte; Anayasa Mahkemesi kararları ve Yargıtay içtihatları güncel uygulamayı doğrudan etkilemektedir. - Mahkûmiyet kararının kesinleşme tarihi ile infaza başlanma tarihi arasındaki fark, hesaplama üzerinde önemli etki doğurabilir. ## Örnek Hesaplama: 6 Yıl Ceza Alan Ne Kadar Yatar? Senaryo Koşullu Salıverilme Denetimli Serbestlik Fiilen Cezaevinde Kalma Genel kural (2/3), ilk suç 48 ay 12 ay önceden 36 ay (3 yıl) Genel kural (2/3), tekerrür 48 ay veya daha fazla Kısıtlı veya yok 48 ay ve üzeri Özel infaz rejimi (3/4), DS yok 54 ay Uygulanmaz 54 ay (4 yıl 6 ay) İyi hâl + açık cezaevi geçişi (2/3) 48 ay 12 ay önceden 36 ay (bir kısmı açık cezaevinde) Suç türü, tekerrür durumu, denetimli serbestlik uygulaması ve infaz rejimine göre fiilen yatılan süre önemli ölçüde farklılaşabilir. Yukarıdaki rakamlar genel çerçeve sunmaktadır; bireysel değerlendirme için bir ceza avukatına danışılması önerilir. ## Adli Sicil Kaydı ve İnfaz Sonrası Hukuki Durum 6 yıl hapis cezasının infazı tamamlandıktan sonra adli sicil kaydı silinmez; yasal süre ve koşullar dolduğunda arşiv kaydına alınır. Bu kayıt; kamu görevine atanma, silah ruhsatı edinme, yurt dışına çıkış ve çeşitli mesleki lisanslar gibi alanlarda uzun yıllar boyunca ciddi kısıtlamalara yol açabilir. Ceza infaz edildikten sonra yapılabilecek hukuki adımlar için de bir avukattan destek alınması önerilmektedir. ## Ceza Avukatı Desteğinin Önemi 6 yıl gibi uzun süreli hapis cezalarında koşullu salıverilme tarihinin doğru hesaplanması, denetimli serbestlik başvurusunun zamanında yapılması ve açık cezaevine geçiş süreçlerinin hukuki olarak takip edilmesi kritik önem taşır. Deneyimli bir ceza avukatı; - İnfaz kararının hukuka uygunluğunu denetleyebilir, - İyi hâl değerlendirmesine yönelik itiraz süreçlerini yürütebilir, - Denetimli serbestlik ihlali iddialarına karşı savunma hazırlayabilir, - Koşullu salıverilme ve denetimli serbestlik tarihlerini sizi bağlayan mevzuat çerçevesinde net biçimde hesaplayabilir. 6 yıl veya farklı süreli bir hapis cezasının infazına ilişkin sorularınız için İstanbul Ağır Ceza Avukatı sayfamızı ziyaret edebilir, hukuki durumunuzu uzman ekibimizle değerlendirebilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: 6 yıl hapis cezası alan kişi ne kadar yatar? C: Genel kural olan 2/3 koşullu salıverilme oranı uygulandığında ve 1 yıllık denetimli serbestlik hakkından yararlanıldığında, fiilen cezaevinde geçirilen süre yaklaşık 36 ay (3 yıl) olabilmektedir. Ancak suç türü, tekerrür ve özel infaz rejimine göre bu süre önemli ölçüde farklılaşır. S: 6 yıl cezada denetimli serbestlik ne zaman başlar? C: Genel kural olarak koşullu salıverilme tarihinden 1 yıl önce denetimli serbestlik hakkı doğar. 2/3 oranı uygulandığında koşullu salıverilme 48. ayda gerçekleşeceğinden, denetimli serbestlik 36. ayda başlayabilir. Bu tarihler suç türü ve iyi hâl koşullarına göre değişebilir. S: 6 yıl cezada tekerrür varsa ne olur? C: Tekerrür hâlinde koşullu salıverilme oranı yükselebilir, denetimli serbestlik süresi kısalabilir ya da tamamen uygulanamaz hâle gelebilir. Bu durum fiilen cezaevinde geçirilen sürenin ciddi ölçüde uzamasına yol açar. S: 6 yıl cezada açık cezaevine geçiş mümkün mü? C: Evet. Suç türüne ve cezaevi idaresinin iyi hâl değerlendirmesine bağlı olarak belirli bir süre sonra açık cezaevine geçiş sağlanabilir. Açık cezaevinde daha geniş haklar ve izin imkânları söz konusudur. S: Cinsel suçta 6 yıl ceza ne kadar yatar? C: Cinsel suçlar özel infaz rejimine tabidir. Bu suçlarda koşullu salıverilme oranı 3/4 olarak uygulanır ve denetimli serbestlik ya uygulanmaz ya da çok kısıtlı biçimde uygulanır. Dolayısıyla cinsel suçta 6 yıl ceza için fiilen yatılan süre 54 ay (4 yıl 6 ay) ve üzeri olabilmektedir. S: 6 yıl cezanın tamamı cezaevinde geçirilebilir mi? C: Evet. Ağır disiplin ihlalleri, koşullu salıverilme koşullarının sağlanamaması veya özel infaz rejimine tabi bir suç söz konusu ise hükümlü cezanın tamamına yakın bir süreyi cezaevinde geçirebilir. S: Denetimli serbestliği ihlal edersem ne olur? C: Denetimli serbestlik koşullarına uyulmaması hâlinde hükümlü cezaevine geri gönderilir ve kalan süreyi kapalı cezaevinde tamamlamak zorunda kalır. Bu nedenle denetimli serbestlik sürecinin hukuki danışmanlık eşliğinde yürütülmesi önerilir. S: 6 yıl hapis cezasında avukattan destek almak gerekli midir? C: Kesinlikle tavsiye edilir. Uzun süreli hapis cezalarında infaz hesabındaki küçük bir hata ya da zamanında yapılmayan bir başvuru, kişinin haksız yere daha uzun süre cezaevinde kalmasına neden olabilir. Bir ceza avukatı; koşullu salıverilme ve denetimli serbestlik tarihlerini doğru belirleyerek tüm süreci etkin biçimde yönetebilir. --- # 1 Yıl Ceza Alan Ne Kadar Yatar? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/1-yil-ceza-alan-ne-kadar-yatar/ Güncelleme: 2026-05-22 Kısa cevap: 1 yıl hapis cezasında koşullu salıverilme oranı genel kural olarak 2/3'tür; bu yaklaşık 8 ay demektir. Bazı taksirli suçlarda oran 1/2'ye inerek 6 aya, cinsel suçlar ve nitelikli kasten öldürme gibi özel infaz rejimine tabi hâllerde 3/4'e çıkarak 9 aya karşılık gelir. Denetimli serbestlik ve erteleme fiilen yatılan süreyi daha da kısaltabilir. 1 yıl (12 ay) hapis cezası alan bir kişi, Türk infaz hukukunun güncel düzenlemeleri çerçevesinde bu cezanın tamamını cezaevinde geçirmek zorunda değildir. Kısa süreli hapis cezaları; erteleme, adli para cezasına çevirme, denetimli serbestlik ve koşullu salıverilme gibi kurumlar sayesinde çoğu zaman hiç cezaevine girilmeden ya da çok kısa bir süre içinde infaz edilebilmektedir. Ancak kesin süre; suçun türü, sanığın sabıka kaydı, tekerrür durumu ve mahkemenin takdir yetkisi gibi unsurlara göre değişir. ## 1 Yıl Hapis Cezasında Koşullu Salıverilme Hesabı 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 107. maddesi uyarınca süreli hapis cezalarında koşullu salıverilme (şartlı tahliye) hakkından yararlanılabilmektedir. Genel kural olarak koşullu salıverilme oranı 2/3'tür; suç türüne göre bu oran değişebilmektedir. Koşullu Salıverilme Oranı 1 Yıl (12 Ay) Cezada Kalınacak Süre Uygulama Alanı (Örnekler) 1/2 6 ay Bazı taksirli suçlar, özel kanun düzenlemesi olan hâller 2/3 8 ay Genel kural; kastî suçların büyük çoğunluğu 3/4 9 ay Cinsel suçlar, nitelikli kasten öldürme vb. özel infaz rejimine tabi suçlar Bu oranlar yalnızca teorik bir çerçeve sunar. Özellikle 1 yıllık kısa süreli cezalarda denetimli serbestlik uygulaması devreye girdiğinde fiilen cezaevinde geçirilen süre sıfıra yaklaşabilmektedir. ## Denetimli Serbestlik 1 Yıl Cezada Nasıl İşler? 5275 sayılı Kanun'un 105/A maddesi uyarınca hükümlüler, koşullu salıverilme tarihinden 1 yıl önce denetimli serbestlik hakkından yararlanabilmektedir. 1 yıllık ceza için bu durum şu anlama gelir: - Toplam ceza: 12 ay - Koşullu salıverilme süresi (2/3 oranında): 8 ay - Denetimli serbestlik indirimi (1 yıl = 12 ay önceden): 8 ay, zaten koşullu salıverilme süresinin altında kalıyor Pratikte bu hesaplama, 1 yıllık cezada hükümlünün cezaevine hiç girmeden doğrudan denetimli serbestlikten yararlanabileceği anlamına gelebilmektedir. Ancak bu imkândan yararlanabilmek için infaz savcılığının onayı, hükümlünün koşulları sağlaması ve suç türünün denetimli serbestliğe engel teşkil etmemesi gerekmektedir. Suç türü, tekerrür ve mahkemenin infaz kararı bu sonucu doğrudan etkiler. ## Kısa Süreli Hapis Cezasına Seçenek Yaptırımlar Türk Ceza Kanunu, 1 yıl gibi kısa süreli hapis cezalarında doğrudan cezaevine gönderilmek yerine uygulanabilecek çeşitli alternatif yaptırımlar öngörmüştür. Bu seçenekler mahkeme tarafından resen ya da sanığın talebiyle değerlendirilebilmektedir: - Adli para cezasına çevirme: Hapis cezasının adli para cezasına dönüştürülmesi. Kural olarak 1 güne karşılık belirli bir miktar para cezası ödenir. - Erteleme (TCK m.51): 2 yıl ve altındaki hapis cezaları belirli koşulların varlığı hâlinde ertelenebilir. Erteleme sonucunda denetimli serbestlik altında geçirilen süre başarıyla tamamlanırsa ceza infaz edilmiş sayılır. - Kamuya yararlı işte çalıştırma: Kısa süreli hapis cezalarına seçenek olarak uygulanabilecek yaptırımlardan biridir. - Belli yerlere gitmekten ve belli etkinlikleri yapmaktan yasaklama: Suçun niteliğine göre mahkemece uygulanabilir. Bu seçeneklerin uygulanıp uygulanamayacağı; sanığın sabıkasına, suçun niteliğine ve hâkimin takdir yetkisine bağlıdır. Tekerrür hâlinde bu seçeneklerin büyük bölümünden yararlanmak güçleşmektedir. ## Hapis Cezasının Ertelenmesi: 1 Yıl Cezada Uygulanır mı? TCK'nın 51. maddesi uyarınca 2 yıl ve altındaki hapis cezaları ertelenebilir. Erteleme kararı verilebilmesi için; - Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı 3 aydan fazla hapis cezasına mahkûm edilmemiş olması, - Mahkemenin, sanığın yeniden suç işlemeyeceği kanaatine ulaşması, - Sanığın zararı karşılamış olması (mümkün olan durumlarda) gereklidir. 1 yıllık hapis cezası bu koşulların tamamı sağlandığında tamamen ertelenebilir ve kişi hiç cezaevine girmeyebilir. Erteleme süresi boyunca (genellikle 1-3 yıl) herhangi bir suç işlenmemesi hâlinde ceza infaz edilmiş kabul edilir. ## Tekerrür Hâlinde 1 Yıl Ceza Ne Kadar Yatar? Daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmuş kişilerin yeni bir suç işlemesi durumunda tekerrür hükümleri devreye girer. Tekerrür, 1 yıllık kısa süreli cezalar üzerinde önemli sonuçlar doğurur: - Erteleme ve adli para cezasına çevirme seçenekleri büyük ölçüde ortadan kalkar. - Koşullu salıverilme oranı yükselir; daha uzun süre cezaevinde kalınabilir. - Denetimli serbestlik süresi kısalabilir veya uygulanamaz hâle gelebilir. Tekerrürün hukuki sonuçları yalnızca cezaevinde kalma süresiyle sınırlı değildir. Memuriyete engel suçlar kapsamında değerlendirilen bir mahkûmiyet, kamu görevine girişi de kalıcı biçimde etkileyebilir. ## Suç Türüne Göre İnfaz Farkları 1 yıllık hapis cezasına konu olabilecek suçlarda infaz uygulaması birbirinden önemli ölçüde ayrışmaktadır. Aşağıdaki tablo, sık karşılaşılan suç tipleri için genel bir karşılaştırma sunmaktadır: Suç Türü Erteleme İmkânı Denetimli Serbestlik Genel Sonuç Hırsızlık (TCK m.141) Mümkün (ilk suç) Uygulanabilir Cezaevine girmeden infaz olasılığı yüksek Dolandırıcılık (TCK m.157) Mümkün (ilk suç, alt sınır) Uygulanabilir Suçun niteliğine göre değişir Hakaret (TCK m.125) Mümkün Uygulanabilir Genellikle para cezasına çevrilir Cinsel Suçlar Uygulanmaz (özel infaz) Kısıtlı veya yok Daha uzun fiilî infaz süresi Taksirli Yaralama Mümkün Uygulanabilir Sıklıkla erteleme ya da para cezası ## Adli Kontrol Kararı ve Kısa Süreli Cezalar Yargılama aşamasında uygulanan adli kontrol kararı; tutuklama yerine sanığın belirli yükümlülüklere tabi tutularak serbest bırakılmasını sağlar. Kısa süreli hapis cezalarına ilişkin davalarda adli kontrol altında geçirilen sürenin infaza sayılıp sayılmayacağı ve nasıl hesaplanacağı da ayrıca önem taşımaktadır. Bu konuda hukuki destek almak hak kayıplarını önleyebilir. ## 2026 Güncel İnfaz Uygulaması 2026 yılı itibarıyla 1 yıllık hapis cezalarına ilişkin infaz uygulamasının temel çerçevesi şu şekilde özetlenebilir: - Erteleme ve adli para cezasına çevirme imkânları, ilk kez suç işleyen kişiler için genel olarak değerlendirilebilir durumdadır. - Denetimli serbestlik uygulaması, koşullu salıverilme süresinin 1 yılın altında kaldığı durumlarda fiilen cezaevine hiç girilmeden infazı mümkün kılabilmektedir. - İnfaz savcılığının takdir yetkisi ve cezaevi kapasitesi gibi pratik etkenler de sonucu etkileyebilmektedir. - Mevzuatta sık değişiklikler yaşandığından güncel durumu bir ceza avukatıyla teyit etmek büyük önem taşımaktadır. ## Adli Sicil Kaydına Etkisi 1 yıllık hapis cezasıyla sonuçlanan bir mahkûmiyet kararı, kesinleştiği andan itibaren adli sicil kaydına işlenir. Bu kayıt; kamu görevine girme, belirli mesleki lisanslar edinme ve yurt dışı seyahat gibi pek çok alanda olumsuz sonuçlar doğurabilir. Cezanın infazı tamamlandıktan ve yasal süreler geçtikten sonra kaydın arşive alınması için gerekli adımları da bir avukat aracılığıyla takip etmek mümkündür. ## Örnek Hesaplama: 1 Yıl Ceza Alan Ne Kadar Yatar? Senaryo Koşullu Salıverilme Denetimli Serbestlik Fiilen Cezaevinde Kalma Erteleme kararı verilmesi — — 0 ay (cezaevine girilmez) Genel kural (2/3), ilk suç, denetimli serbestlik 8 ay 1 yıl önceden → doğrudan DS 0 ay veya çok kısa süre Genel kural (2/3), tekerrür, DS yok 8 ay Uygulanmaz 8 ay Özel infaz rejimi (3/4), DS yok 9 ay Uygulanmaz 9 ay Suç türü, tekerrür durumu, denetimli serbestlik uygulaması ve infaz rejimine göre fiilen yatılan süre önemli ölçüde farklılaşabilir. Yukarıdaki tablo yalnızca genel çerçeve sunmaktadır; bireysel durumunuz için mutlaka hukuki değerlendirme yaptırılması önerilir. ## Ceza Avukatı Desteğinin Önemi 1 yıllık hapis cezası, ilk bakışta kısa görünse de erteleme, para cezasına çevirme, denetimli serbestlik ve koşullu salıverilme gibi kurumların doğru kullanılmaması hâlinde gereksiz yere cezaevinde zaman geçirilmesine neden olabilmektedir. Bir ceza avukatı; cezanın ertelenmesi için gerekli koşulların sağlanıp sağlanmadığını değerlendirebilir, denetimli serbestlik başvurusunu zamanında yapabilir ve olası hak kayıplarını önleyebilir. İstanbul'da ceza davalarında uzman hukuki destek için İstanbul Ceza Avukatı sayfamızı ziyaret edebilir, durumunuzu ekibimizle ücretsiz olarak değerlendirebilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: 1 yıl hapis cezası alan kişi hiç cezaevine girmez mi? C: Her durumda değil, ancak mümkündür. Erteleme kararı verilmesi ya da denetimli serbestlik hakkından yararlanılması hâlinde 1 yıllık hapis cezası cezaevine girilmeden infaz edilebilir. Bu imkânın kullanılabilmesi suça, sabıkaya ve mahkeme kararına bağlıdır. S: 1 yıl hapis cezasında denetimli serbestlik ne zaman başlar? C: Koşullu salıverilme süresi (genellikle 8 ay), denetimli serbestlik indiriminin (12 ay) altında kaldığından, hükümlü doğrudan denetimli serbestlikten yararlanmaya hak kazanabilir. Bu durum infaz savcılığının değerlendirmesine ve suç türüne göre farklılık gösterebilir. S: 1 yıl ceza ertelenebilir mi? C: Evet. TCK'nın 51. maddesi uyarınca 2 yıl ve altındaki hapis cezaları, belirli koşulların sağlanması hâlinde ertelenebilir. İlk kez suç işlenmesi ve mahkemenin olumlu kanaati bu koşulların en önemlileridir. S: 1 yıl hapis cezası para cezasına çevrilebilir mi? C: Evet, kısa süreli hapis cezaları belirli koşullarda adli para cezasına çevrilebilir. Ancak bu dönüşüm otomatik değildir; mahkemenin takdir yetkisi kapsamındadır ve suçun niteliğine göre değişir. S: Tekerrür varsa 1 yıl ceza nasıl değişir? C: Tekerrür hâlinde erteleme ve adli para cezasına çevirme imkânları büyük ölçüde ortadan kalkar. Koşullu salıverilme oranı yükselebilir, denetimli serbestlik uygulanamaz hâle gelebilir; bu durumda kişi cezanın tamamına yakın bir süreyi cezaevinde geçirmek zorunda kalabilir. S: 1 yıllık ceza adli sicil kaydına yansır mı? C: Evet. Kesinleşen her mahkûmiyet kararı, ceza miktarından bağımsız olarak adli sicile işlenir. Kayıt, yasal süre ve koşullar dolduktan sonra arşive alınabilir; ancak bu işlemin de ayrıca takip edilmesi gerekir. S: 1 yıl cezada açık cezaevine geçiş mümkün müdür? C: Kısa süreli hapis cezalarında fiilen cezaevinde geçirilen süre çok az olduğundan açık cezaevine geçiş süreci çoğu zaman pratik olarak işlemez. Denetimli serbestlik bu cezalarda çok daha önce devreye girdiğinden açık cezaevine geçiş genellikle gündeme gelmez. S: 1 yıl cezada avukata danışmak gerekli mi? C: Kesinlikle tavsiye edilir. Erteleme, para cezasına çevirme ve denetimli serbestlik gibi kurumların doğru ve zamanında kullanılması için hukuki değerlendirme şarttır. Küçük görünen bir hata, kişinin gereksiz yere cezaevinde zaman geçirmesine neden olabilir. S: Tekerrür hâlinde 1 yıl ceza alan ne kadar yatar? C: Tekerrür hâlinde mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanır ve koşullu salıverilme oranı yükselir. Bu durumda 1 yıllık cezada cezaevinde kalınacak süre genel kurala göre daha uzundur. S: 1 yıl hapis cezası paraya çevrilebilir mi? C: Kısa süreli hapis cezaları, suçun niteliğine ve failin durumuna göre adli para cezasına çevrilebilir ya da ertelenebilir. Bu, mahkemenin takdirindedir ve her dosyada uygulanmaz. S: 1 yıl 8 ay ceza alan ne kadar yatar? C: Hesap, toplam ceza süresi ile koşullu salıverilme oranının çarpımıyla bulunur. 1 yıl 8 ay yirmi ay eder; genel kural olan 2/3 oranı uygulandığında yaklaşık on üç ay on gün cezaevinde kalınır. --- # Velayet Davası Ne Kadar Sürer? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/velayet-davasi-ne-kadar-surer/ Güncelleme: 2026-05-18 Kısa cevap: Velayet davası kural olarak boşanma davasıyla birlikte görülür. Velayetin protokolle çözüldüğü anlaşmalı boşanma çoğunlukla tek celsede, 6-12 haftada sonuçlanır; velayetin tartışmalı olduğu çekişmeli davalar ortalama 18 ay ile 3 yıl sürer. Bağımsız velayet değişikliği davası genellikle 8-18 ayda biter. Sosyal inceleme raporu ve bilirkişi aşamaları süreyi en çok uzatan etkenlerdir. Velayet davası açmaya karar verdiniz ya da açılmış bir davayla karşı karşıya kaldınız. Aklınızdaki sorulardan biri kaçınılmaz olarak şudur: "Bu ne kadar sürecek?" Belirsizlik hem psikolojik hem pratik açıdan ağır bir yük oluşturmaktadır. Çocuğun nerede kalacağı belirsiz, günlük hayat askıya alınmış, her duruşma arasındaki bekleme yorucu. Velayet davası süresi sabit bir rakama indirgenemez; ancak bu süreyi belirleyen faktörler bilindiğinde hem gerçekçi bir beklenti oluşturulabilir hem de sürecin gereksiz yere uzaması engellenebilir. Çoğu gecikme önlenebilir niteliktedir — önlenemeyen gecikmeler ise baştan bilinirse planlamayı kolaylaştırır. ## Velayet Davası Ortalama Ne Kadar Sürer? Gerçekçi Tablolar Velayet davası tek başına açılmaz; kural olarak boşanma davasının bir parçası olarak görülür. Bu nedenle velayet süresini boşanma sürecinden bağımsız değerlendirmek mümkün değildir. Anlaşmalı boşanmada velayet protokolde taraflarca belirlenmiş ve hâkim tarafından onaylanmışsa süreç çoğunlukla tek celsede tamamlanır. Ortalama 6–12 hafta içinde sonuçlanır. Çekişmeli boşanmada velayet tartışmalıysa tablo çok daha karmaşıktır. Türkiye genelinde çekişmeli velayet içeren boşanma davaları ortalama 18 ay ile 3 yıl arasında sonuçlanmaktadır. Büyükşehirlerde — özellikle İstanbul, Ankara ve İzmir'de — mahkeme yoğunluğu bu süreyi daha da uzatabilir. Bağımsız velayet değişikliği davası açılmışsa — yani boşanma tamamlanmış, yalnızca velayet yeniden düzenleniyorsa — süre genellikle 8 ay ile 18 ay arasında değişmektedir. Koşulların değiştiğinin somut belgelerle ortaya konulması hem başarıyı hem de hızı doğrudan etkiler. Bu rakamlar yol gösterici niteliktedir. Davanın somut koşulları — sosyal inceleme raporunun hazırlanma süresi, bilirkişi atanıp atanmaması, tarafların tutumu — süreyi hem kısaltabilir hem uzatabilir. ## Velayet Davasını Uzatan Faktörler Nelerdir? Velayet davalarındaki gecikmelerin büyük bölümü öngörülebilir nedenlerden kaynaklanmaktadır. Bu nedenleri baştan bilmek hem stratejiyi hem de beklentiyi şekillendirmektedir. ## Sosyal İnceleme Raporu Süreci Sosyal inceleme raporu, velayet davalarının en önemli ve en uzun süren aşamalarından biridir. Sosyal hizmet uzmanı ya da pedagog ev ziyareti yapar, okul ve çevre araştırması yürütür, çocukla görüşür. Bu raporun tamamlanması mahkemenin iş yüküne göre 2 ila 6 ay arasında değişmektedir. Rapor tamamlanmadan karar verilmesi mümkün değildir. Uzmanın iş yükü, adres değişikliği, tarafların ulaşılabilirliği — bunların her biri bu süreyi uzatır. Rapor süreci üzerinde tarafların doğrudan etkisi sınırlıdır; ancak uzmanla işbirliği yapılması ve bilgilerin zamanında sağlanması gecikmeyi azaltır. ## Psikolojik Değerlendirme ve Bilirkişi Çocuğun psikolojik değerlendirmesinin gerekli görüldüğü davalarda mahkeme psikolog ya da psikiyatrist bilirkişi atar. Bu inceleme hem zaman alır hem de raporun içeriği dava seyrini doğrudan etkiler. Bilirkişi atanmasından raporun sunulmasına kadar ortalama 3 ila 6 ay geçmektedir. ## Tarafların Tutumu Uygulamada en çok süreyi uzatan etken — ama en az konuşulan — tarafların dava sürecindeki davranışlarıdır. Duruşmalara gelmemek, eksik belge sunmak, uzmanın ziyaretine engel olmak, karşı tarafın taleplerini anlamsız biçimde itirazlarla geciktirmek — bunların her biri süreci haftalar ya da aylarca uzatır. Mahkemeler bu tür geciktirici davranışları zamanla fark eder ve tutumu olumsuz değerlendirebilir. Süreci uzatan tarafın bu tutumu velayet kararında aleyhte bir etken olabilir. ## Büyükşehirlerde Mahkeme Yoğunluğu İstanbul aile mahkemelerinde duruşmalar arası bekleme süresi 2 ila 5 ay olabilmektedir. Tanık dinlenmesi, bilirkişi raporu ve sosyal inceleme aşamalarının her biri ayrı duruşmalar gerektirdiğinden toplam süre katlanır. Küçük ve orta ölçekli şehirlerde aynı içerikteki dava çok daha hızlı sonuçlanabilmektedir. ## Adli Tatil Her yıl 20 Temmuz – 31 Ağustos arasındaki adli tatil velayet davalarında da gecikmeye yol açar. Tatil dönemine denk gelen duruşmalar Eylül sonrasına ertelenir. Bu durum özellikle Haziran–Temmuz döneminde açılan ya da o dönemde kritik bir aşamaya giren davalarda 6–10 haftalık ek gecikme anlamına gelir. ## Velayet Davası Hangi Aşamalardan Geçer? 1. Dava açılması ve tebligat (1–3 ay): Dilekçe ve ekler mahkeme kalemine sunulur. Karşı tarafa tebligat çıkarılır. Adres tespit sorunları bu aşamayı uzatabilir. 2. Ön inceleme duruşması (1–2 ay sonra): Tarafların iddiaları ve savunmaları netleştirilir. Hâkim delil listelerini belirler. Uzlaşma girişiminde bulunulur. 3. Sosyal inceleme (2–6 ay): Uzman atanır, ev ziyareti yapılır, rapor hazırlanır. Bu aşama davanın en uzun bölümünü oluşturabilir. 4. Psikolojik değerlendirme ve bilirkişi (gerekirse, 3–6 ay): Çocuğun psikolojik durumu değerlendirilir. Ebeveyn yabancılaştırması şüphesi varsa bu aşama zorunlu hale gelir. 5. Tanık dinleme (1–3 duruşma): Her tanık için ayrı duruşma gerekir. İstanbul gibi büyükşehirlerde duruşmalar arası 2–4 aylık bekleme söz konusu olabilir. 6. Sözlü yargılama ve karar (1–2 duruşma): Tahkikat tamamlandıktan sonra karar aşamasına geçilir. 7. İstinaf (itiraz halinde, 6–12 ay): Taraflardan biri karara itiraz ederse bölge adliye mahkemesinde istinaf incelemesi başlar. Bu süreç karara 6 ila 12 ay ekleyebilir. ## Velayet Davası Hızlandırılabilir Mi? Pratik Adımlar Süreyi tamamen kontrol etmek mümkün değildir; ancak gereksiz gecikmeleri önlemek büyük ölçüde mümkündür. Delilleri dava başında eksiksiz sunmak: Sonradan eklenen her delil yeni duruşma talebi anlamına gelir. Okul kayıtları, sağlık belgeleri, günlük bakım katılımını gösteren belgeler dava dilekçesiyle birlikte sunulmalıdır. Sosyal inceleme sürecine hazırlıklı girmek: Uzmanın ziyaretini kolaylaştırmak, bilgileri zamanında vermek ve işbirliği yapmak raporun daha hızlı tamamlanmasını sağlar. Direniş ya da gecikmeli yanıt hem süreyi uzatır hem de raporun içeriğini olumsuz etkiler. Duruşmaları kaçırmamak: Taraflardan birinin mazeretsiz gelmemesi duruşmayı erteler. Tek bir erteleme büyükşehirlerde 2–4 aylık ek bekleme anlamına gelir. Gereksiz itirazlardan kaçınmak: Her ara karara itiraz etmek ya da her usul meselesini tartışmaya açmak süreyi uzatır ve hâkimin gözünde süreci baltalayan taraf izlenimi yaratır. Uzlaşma olasılığını değerlendirmek: Velayet konusunda tam uzlaşma olmasa dahi kişisel ilişki düzenlemesi, tatil paylaşımı ya da eğitim kararları gibi alt konularda anlaşmak tahkikat kapsamını daraltır ve süreci kısaltır. Bu süreçte ortak velayet seçeneğini de değerlendirmenizi tavsiye ederiz. ## Geçici Velayet Tedbiri: Dava Sonuçlanana Kadar Çocuk Nerede Kalır? Dava uzun sürebileceği için bu soru pratik açıdan son derece kritiktir. TMK md. 169 uyarınca hâkim, dava süresince çocuğun bakımına ilişkin geçici önlemleri re'sen alır. Geçici velayet tedbiri için dava dilekçesiyle birlikte ya da ilk duruşmada talep yapılabilir. Hâkim mevcut koşulları değerlendirerek çocuğun dava süresince hangi ebeveynle kalacağını belirler. Bu karar hem çocuğun günlük hayatını düzenler hem de kalıcı velayet kararını dolaylı biçimde etkiler: dava boyunca çocukla birlikte yaşayan ebeveyn fiili bir avantaj kazanır. Uygulamada pek çok ebeveyn bu tedbiri dava başında talep etmemektedir. Sonradan talep edildiğinde ise fiili durum zaten yerleşmiş olmaktadır. Geçici velayet tedbiri talebi hiçbir koşulda ertelenmemelidir. ## Velayet Kararına İtiraz Edilirse Süreç Nasıl Uzar? İlk derece mahkemesinin velayet kararına 2 hafta içinde istinaf başvurusu yapılabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruyu ortalama 6 ila 12 ay içinde sonuçlandırır. İstinaf kararına karşı temyiz yoluna gidilirse Yargıtay incelemesi ek olarak 6 ay ile 1,5 yıl daha ekleyebilir. Bu süreçlerde dikkat edilmesi gereken kritik bir nokta vardır: istinaf aşamasında yeni delil sunmak son derece kısıtlıdır. İlk derece mahkemesinde sunulamayan delil istinafta büyük ölçüde dikkate alınmaz. Bu nedenle delillerin ilk derece aşamasında eksiksiz ve zamanında sunulması zorunludur. ## Gerçek Hayat Senaryoları ## Senaryo 1: Sosyal İnceleme Gecikmesi Uygulamada sık görülen bir tablo şudur: İstanbul'da açılan çekişmeli boşanma davasında velayet tartışmalıdır. İlk duruşma 3 ay sonraya, sosyal inceleme uzmanı ataması 2 ay daha sonraya kalmaktadır. Uzman ev ziyaretini gerçekleştiriyor; ancak baba adres değişikliğini bildirmediğinden tebligat ulaşmıyor, ziyaret iki kez erteleniyor. Rapor ancak 7 ay sonra tamamlanıyor. Psikolojik değerlendirme talep edilince bu süreye 4 ay daha ekleniyor. Toplam dava süresi 3 yılı aşıyor. Adres bildirimi ve uzmanla işbirliği sağlansaydı bu sürecin en az 6 ay kısalması mümkündü. ## Senaryo 2: Geçici Tedbir Talebi Yapılmayan Dava Bir diğer sık karşılaşılan durum: baba dava başında geçici velayet tedbiri talep etmemiştir. Dava süresince çocuk annede kalmaktadır. 2 yıl sonra verilen kararda hâkim mevcut durumun sürekliliğini önemli bir etken olarak değerlendirmektedir. Baba velayeti kazanamamaktadır. Dava başında yapılan geçici tedbir talebi hem çocuğun nerede kalacağını hem de kalıcı karar üzerindeki etkiyi farklı bir yöne taşıyabilirdi. ## Yargıtay Uygulamalarında Velayet Davası Süreciyle İlgili Eğilimler Yargıtay uygulamalarında velayet davalarının süreciyle ilgili birkaç tutarlı çizgi gözlemlenmektedir. Birincisi: sosyal inceleme raporu olmaksızın verilen velayet kararları Yargıtay tarafından sıklıkla bozulmaktadır. Bu nedenle alt derece mahkemeleri sosyal incelemeyi zorunlu görmektedir; bu zorunluluk davanın süresini doğrudan uzatmaktadır. İkincisi: istinaf aşamasında yeni delil kabul edilmemesi kuralı katı biçimde uygulanmaktadır. İlk derece mahkemesinde eksik kalan delil stratejisi telafi edilemez. Üçüncüsü: dava süresince sergilenen ebeveyn tutumu — çocuğu koşullandırma, görüşü engelleme, iletişimi kesme — Yargıtay kararlarında kalıcı velayet kararını etkileyen unsur olarak değerlendirilmektedir. ## Velayet ve Nafakaya Etkisi Dava sürerken geçici velayet kararı aynı zamanda geçici iştirak nafakasını da belirler. Velayeti geçici olarak alan ebeveyn, karşı taraftan iştirak nafakası alır. Bu nafaka dava süresince geçerlidir; karar kesinleşince kalıcı düzenleme yerini alır. Geçici velayet talebinin gecikmesi bu nafakadan da yararlanamamak anlamına gelebilir. Her iki hak — geçici velayet ve geçici nafaka — aynı anda ve dava başında talep edilmelidir. ## Süreci Doğru Yönetin Velayet davası süresi üzerinde tam kontrol mümkün değildir; ancak gereksiz gecikmelerin büyük bölümü önlenebilir niteliktedir. Delillerin baştan eksiksiz sunulması, sosyal inceleme sürecine hazırlıklı girilmesi, geçici tedbir talebinin ertelenmemesi ve duruşmaların aksatılmaması — bu adımların her biri hem süreyi kısaltır hem de kararın seyrini olumlu etkiler. Hak kaybı çoğu zaman duruşma salonunda değil, başından yanlış planlanan ya da gecikmeli atılan adımlarla gerçekleşir. Aile hukuku alanında uzmanlaşmış bir avukatla süreci başından doğru planlamak bu riskleri en aza indirir. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Velayet davası kaç yılda sonuçlanır, ortalama nedir? C: Çekişmeli velayet içeren boşanma davaları Türkiye genelinde ortalama 18 ay ile 3 yıl arasında sonuçlanmaktadır. Büyükşehirlerde bu süre daha uzundur. Bağımsız velayet değişikliği davaları ise genellikle 8 ila 18 ay sürmektedir. Sosyal inceleme raporu ve bilirkişi atanması bu süreyi belirleyen başlıca faktörlerdir. S: Velayet davası sürerken çocuk nerede kalır? C: Hâkim dava süresince geçici velayet tedbiri kararı verir. Bu karar re'sen alınabilir; ancak talepte bulunmak çok daha güvenlidir. Geçici tedbir hem çocuğun günlük hayatını hem de kalıcı kararı dolaylı biçimde etkiler. Talep dava başında yapılmalıdır. S: Sosyal inceleme raporu ne kadar sürer? C: Mahkemenin iş yüküne ve uzmanın takvim durumuna göre 2 ila 6 ay arasında değişmektedir. Tarafların adres değişikliklerini bildirmesi, uzmanla işbirliği yapması ve ziyaret için uygun olması bu süreyi kısaltır. S: Velayet kararına itiraz edersem süreç ne kadar uzar? C: İstinaf başvurusu ortalama 6 ila 12 ay ekler. Temyize gidilirse bu süreye 6 ay ile 1,5 yıl daha eklenmektedir. İstinafta yeni delil sunmak kısıtlı olduğundan ilk derece aşamasındaki delil stratejisi belirleyicidir. S: Velayet davasında tanık dinlettirmek süreci uzatır mı? C: Her tanık için ayrı duruşma gerekir. Büyükşehirlerde duruşmalar arası 2–4 aylık bekleme olduğundan 3 tanık ortalama 6–12 aylık ek süre anlamına gelebilir. Tanık sayısını gerçekten gerekli olanla sınırlamak hem süreci kısaltır hem de stratejik etkinliği artırır. S: Velayet davası bitmeden boşanma kararı alınabilir mi? C: Kural olarak hayır. Velayet kararı boşanma kararının ayrılmaz bir parçasıdır; hâkim ikisini birlikte karara bağlar. Ancak bazı davalarda tarafların protokolde velayeti kısmen düzenleyip diğer konuları çekişmeli bırakması mümkündür. Bu strateji avukatla birlikte değerlendirilmelidir. --- # Kasten Yaralama Suçu ve Cezası (TCK 86 – 87) URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/kasten-yaralama-sucu-ve-cezasi-tck-86-87/ Güncelleme: 2026-05-13 Kısa cevap: Kasten yaralama suçu TCK 86 ve 87 maddelerinde düzenlenir. Basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek hafif yaralamada 6 aydan 1 yıl 6 aya kadar hapis veya adli para cezası, diğer hâllerde 1 yıl 6 aydan 3 yıla kadar hapis öngörülür. Silahla ya da eşe karşı işlenmesi gibi hâllerde ceza yarı oranında artırılır; yaralama sonucu ölüm hâlinde ceza 18 yıla kadar çıkabilir. Kasten yaralama suçu bir başkasının vücuduna acı vermek veya sağlığının veya algılama yeteneğinin bozulmasına neden olma sonucu gerçekleşen vücut dokunulmazlığına karşı suçlar arasında yer alır. Yaralanmanın nitelik ve boyutu ile suçun işlenmesi sırasında kullanılan araç ve gereçler dikkate alınarak kasten yaralama suçu ve cezası Türk Ceza Kanunumuzda; Kasten yaralama suçu (TCK 86) ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama (TCK 87) olmak üzere iki farklı şekilde düzenlenmiştir.  Kasten yaralama suçu cezası kişinin vücuduna acı verecek ya da sağlığının bozulmasına neden olacak ölçüde olması halinde 1 yıl 6 ay ile 3 yıl arasında hapis şeklindedir. Mağdurdaki bu yaralanma basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif olması durumunda ise fail hakkında 6 ay ile 1 yıl 6 ay arasında hapis veya adli para cezası öngörülmüştür.  Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçu cezası ise mağdurdaki yaralanmanın boyutlarına göre 4 yıldan 6 yıla kadar hapis cezası olabileceği gibi kasten yaralama sonucu ölüm olayının gerçekleşmesi halinde 18 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılmak mümkündür.  Görüldüğü gibi her iki sevk maddesine göre fail hakkında öngörülen ceza miktarları açısından ciddi farklar vardır. Bu nedenle kasten yaralama suçu ve cezası hakkında bilgi verirken Türk Ceza Kanunumuzdaki bu ayrımın dikkate alınmamız konunun anlaşılması açısından daha etkili olacaktır. Şiddet unsuru taşıyan diğer suçlar için yağma ve gasp suçu başlıklı yazımızı da inceleyebilirsiniz. ## Kasten Yaralama Suçu ve Cezası (TCK 86) TCK 86 maddesinde düzenlenmiş yaralama suçu basit yaralama ve kasten yaralama olarak iki farklı şekilde incelenmektedir. TCK 86/3 maddesi alt bentlerinde ise suçun daha ağır cezayı gerektiren halleri düzenlenmiştir.  - Kasten Yaralama Suçu Cezası; Suçun mağdurunda meydana gelen yaralanma acı verecek, sağlığının veya algılama yeteneğinin bozulmasına neden olacak ölçüde olması halinde fail 1 yıl 6 ay ile 3 yıl arasında hapis cezası ile cezalandırılır. (TCK 86/1) - Basit Yaralama Suçu Cezası; Mağdurda meydana gelen yaralanma basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif olması durumunda fail 6 ay ile 1 yıl 6 ay arasında hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır.  ## Kasten Yaralama Suçunda Daha Ağır Cezayı Gerektiren Haller ## Altsoy Üstsoy Kardeş ve Eşe Karşı Kasten Yaralama Suçu ve Cezası Yaralama suçunun üstsoy, altsoy, eşe, boşanmış olunan eşe ve kardeşe karşı işlenmesi TCK 86/3-a maddesi ile suçun daha ağır cezayı gerektiren hali olarak düzenlenmiştir. TCK 86/3-a maddesinde belirtilen üstsoy;  - Anne - Baba - Anneanne - Babaanne - Dede Şeklindeki kan hısımlığıdır. Altsoy ise;  - Çocuk - Torun - Torun çocukları - Evlat edinilen Şeklinde olabilmektedir. TCK 86/3-a maddesi ile sadece evlilik birlikteliği devam eden eşe karşı kasten yaralama suçu ağırlaştırıcı neden olarak kabul edilmemiş ayrıca evlilik birlikteliği sona ermiş olsa dahi boşanmış olunan eşe karşı yaralama suçu da ağırlaştırıcı neden olarak kabul edilmiştir. Mağdurun kendisini korumak için uzaklaştırma kararı alması da mümkündür. ## Kendisini Savunamayacak Kişilere Karşı Kasten Yaralama Suçu ve Cezası Mağdurun kendisini savunamayacak durumda olması suçun işlenmesini kolaylaştırabileceği gibi mağdurdaki yaralanmayı yani etkiyi arttıracaktır. Bu nedenle beden veya ruh hali itibariyle kendisini savunamayacak kişilere durumda olanlara karşı suçun işlenmesi TCK 86/3-b maddesi ile suçun daha ağır cezayı gerektiren hali olarak kabul edilmiştir.  Madde metninden de anlaşılacağı üzere kişinin savunmasız olması fiziksel bir etkene bağlı olabileceği gibi psikolojik bir etkene de bağlı olabilmektedir. Hatta kasten yaralama suçu Yargıtay kararları bu savunmasızlık halinin geçici bir şekilde olmasını da daha ağır cezayı gerektiren şekilde cezalandırılmasına yeterli olarak görmektedir.  ## Kamu Görevlisine Karşı Kasten Yaralama Suçu ve Cezası Kamu görevlisine karşı kasten yaralama suçu TCK 86/3-c maddesinde “kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle yaralama” olarak düzenlenmiştir. Hakaret suçu ve tehdit suçunda olduğu gibi fail hakkında daha ağır cezayı gerektiren hallerin kabulü için suçun kamu görevlisinin görevi nedeniyle işlenmesi gerekir.  Diğer durumlarda olduğu gibi mağdurun suçun işlenmesi sırasında kamu görevi vazifesinde bulunması gerektiği yönünde bir zorunluluk yoktur. Fail bu amaç doğrultusunda hareket emiş olması suçun daha ağır cezayı gerektiren halinin oluşumu için yeterlidir. Örneğin trafik cezası uygulayan polis memuruna yönelik bu ceza nedeniyle yaralama fiilinin gerçekleştirilmesi fail hakkındaki cezayı arttıracaktır.  ## Kamu Görevlisi Tarafından İşlenen Kasten Yaralama Suçu ve Cezası Türk Ceza Kanunumuzun 86/3-d maddesinde ise kamu görevlisinin sahip olduğu nüfusu kötüye kullanması ile yaralama suçu düzenlenmiştir. Bu durumda ise kamu görevlisi kamu otoritesi tarafından kendisine tanınan hakkı bir bakıma kötüye kullanarak suçu işlemektedir.  ## Silah İle Kasten Yaralama Suçu ve Cezası Silah ile kasten yaralama suçu TCK 86 ve TCK 87 maddelerinde en sık rastlanılan seçimlik hareketlerden bir tanesidir. TCK 86/3-e maddesinde belirtilen silah sadece ateşli silahlar değildir. Yaralamaya, zehirlemeye, boğma veya aşındırma özelliğine sahip her türlü araç ve gereç Türk Ceza Kanunumuza göre silah olarak kabul edilmektedir.  Örneğin sopa kullanılarak gerçekleştirilen bir yaralama veya boğma yada aşındırıcı etkiye sahip bir kimyasal da ceza hukuku açısından silah olarak kabul edilip, failin hukuki statüsü buna göre belirlenmektedir.  ## Canavarca Hisle Kasten Yaralama Suçu ve Cezası Gerek kasten yaralama suçu ve cezası gerekse kasten öldürme suçlarında “canavarsa his” kavramı ile sık sık karşılaşmaktayız. Ceza kanunumuz veya diğer özel yasalarda “canavarca his” kavramı tam olarak yapılmamıştır. Bu gibi durumlarda fail genellikle mağdura eziyet çektirme saiki ile hareket edip yaralanmadan dolayı daha fazla acı çekmesini isteyerek hareket etmektedir. Bu özelliği itibariyle işkence suçu ile benzerlik gösterse de kısmen farklı kavramlardır. Ancak yaralama suçunun da canavarca hisle işlenmesi suçun daha ağır cezayı gerektiren halleri arasında sayılmıştır.  Failin kasten yaralama suçunu işlemesi sırasında yukarıda detaylarını belirtmiş olduğumuz seçimlik hareketleri tercih etmesi halinde hakkında verilecek olan cezada yarı oranında artırım yapılır.  Ayrıca TCK 86/3-f maddesinde belirtilen canavarca hisle kasten yaralama halinde fail hakkındaki cezada birkaç oranında ceza artırımı yapılır.  ## Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Yaralama Suçu ve Cezası Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçunda mağdurda meydana gelen yaralanma TCK 86 maddesine göre çok daha ağırdır. Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçunda mağdur hayati tehlike geçirecek boyutta yaralanmakta hatta yaralanmanın boyutuna göre çok daha ağır sonuçlardan birisi olan ölüm olayının gerçekleşmesi muhtemeldir.  ## Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Yaralama Cezası Mağdurda meydana gelen yaralanma;  - Duyu ve organların birinin işlevinin sürekli zayıflamasına - Konuşmada zorluğa neden olma - Yüzde sabit iz oluşmasına - Mağdurun yaşamsal tehlike geçirmesine - Gebe kadının çocuğunun vaktinden önce doğmasına Sebebiyet verecek ölçüde olması halinde fail hakkında verilecek olan cezada 1 kat artırım yapılarak hüküm kurulur.  ## Daha Ağır Cezayı Gerektiren Haller TCK 86 maddesinde olduğu gibi TCK 87 maddesinde yer alan neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçunda da daha ağır cezayı gerektiren haller düzenlenmiştir.  - Mağdurun iyileşme olanağı bulunmayan bir hastalığa ya da bitkisel hayata girmesi - Duyularından veya organlarından birisinin işlevinin tamamen kaybedilmesi - Konuşma veya çocuk yapma yeteneğinin kaybolması - Yüzde sürekli değişikliğin meydana gelmesi - Gebe kadının çocuğunun düşmesine neden olunması Halinde ise fail hakkında TCK 86/1 maddesi gereğince verilecek olan cezada 2 kat ceza artırımı yapılır.  ## Kasten Yaralama Kemik Kırığı Cezası Yaralama suçunun gerçekleşmesine bağlı olarak mağdurun vücudunda kemik kırığının söz konusu olması; Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçunun daha ağır cezayı gerektiren halleri arasında kabul edilir.  Kemik kırığı olacak şekilde yaralanma halinde mağdurdaki kemik kırığının hayati fonksiyonlarına etkisine göre bir ceza tayini yapılır. Kemik kırığının hayati fonksiyonlarına etkisi; Hafif, orta ve ağır olmak üzere derecelendirilir. Kasten yaralama suçu kemik kırığı şeklinde gerçekleşmesi halinde fail hakkında verilen cezada yarı oranına kadar ceza artırımı yapılır.  ## Kasten Yaralama Sonucu Ölümün Gerçekleşmesi Kasten yaralama suçu ve cezası kapsamında en ağır sonuçları ve dolayısıyla en ağır cezai yaptırımı olan durum yaralama sonucu ölüm olayının gerçekleşmesidir. Kasten yaralama sonucu mağdurun ölmesi halinde fail 10 yıl ile 14 yıl arasında hapis cezası ile cezalandırılır. Kasten yaralama fiilinde TCK 86/3 maddesinde belirtilen ve yukarıda detaylarını belirtmiş olduğumuz durumların söz konusu olması halinde ise fail 14 yıl ile 18 yıl arasında hapis cezasına hükmolunur.  ## Kasten Yaralama Suçunun İhmali Davranışla İşlenmesi TCK 88 maddesinde kasten yaralama suçunun ihmali davranışla işlemesi ayrıca düzenlenmiştir. Suçun ihmali davranışla işlenmesi hakkında bilgi sahibi olmamız kasten yaralama suçunun unsurlarını kavramamıza da yardımcı olacaktır.  Suçun ihmali davranışla işlenmesi failin yükümlü olduğu bir hareketi bilerek ve isteyerek yapmaması sonucu mağdurun yaralanmasına sebebiyet vermesi sonucu gerçekleşir. Örneğin doktorun hastasına gerekli tıbbi müdahaleyi yapmaması, bu ihmali davranış sonucu mağdurun yaralanmasına veya başka bir şekilde sağlığının bozulmasına sebebiyet verebilecek bir davranıştır.  Bu durumda fail konumunda bulunan doktor TCK 88 maddesinden sorumlu tutulur. Doktor olan failin yanlış müdahale sonucu bir yaralanma, sağlıkta bozulma veya ölüm olayının gerçekleşmesi halinde ise uygulamada daha çok “malpraktis” olarak bilinen doktor hatası söz konusu olabilecek ve bu durumda fail TCK 89 (Taksirle Yaralama Suçu) veya TCK 85 (Taksirle Ölüme Sebebiyet Verme Suçu) ile sorumlu tutulabilecektir. Failin hareketinin TCK 88 maddesinde yapılan tanıma uyması halinde ise hakkında verilecek olan cezada 1/3 oranına kadar ceza indirimi yapılır.  ## Kasten Yaralama Suçu ve Cezası (Özet Tablo) Kasten Yaralama Suçu Sevk Maddesi Ceza Miktarı Başkasının vücuduna acı verme, sağlığının veya algılama yeteneğinin bozulmasına neden olma  TCK 86/1 1 yıl 6 aydan 3 yıla kadar hapis Basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif yaralama TCK 86/2 6 aydan 1 yıl 6 aya kadar hapis veya adli para cezası Kasten yaralamanın üstsoya, altsoya, eşe, boşandığı eşe, kardeşe veya savunamayacak kişiye karşı işlenmesi TCK 86/3-a,b Şikayet aranmaksızın, verilecek ceza yarı oranında artırılır Kasten yaralamanın kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle kamu görevlisine karşı işlenmesi TCK 86/3-c Verilecek ceza yarı oranında artırılır Kasten yaralamanın kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle işlenmesi TCK 86/3-d Verilecek ceza yarı oranında artırılır Kasten yaralamanın silahla işlenmesi TCK 86/3-e Verilecek ceza yarı oranında artırılır Kasten yaralamanın canavarca hisle işlenmesi TCK 86/3-f Verilecek ceza yarı oranında artırılır Yaralama sonucu mağdurun duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflaması TCK 87/1-a Verilecek ceza 1 kat artırılır Konuşmada sürekli zorluk meydana gelmesi TCK 87/1-b Verilecek ceza 1 kat artırılır Yüzde sabit iz oluşması TCK 87/1-c Verilecek ceza 1 kat artırılır Yaşamı tehlikeye sokan durum meydana gelmesi TCK 87/1-d Verilecek ceza 1 kat artırılır Gebe kadına karşı işlenip çocuğun vaktinden önce doğmasına neden olunması TCK 87/1-e Verilecek ceza 1 kat artırılır İyileşmesi mümkün olmayan hastalık veya bitkisel hayat oluşması TCK 87/2-a 3 yıldan 8 yıla kadar hapis Duyulardan veya organlardan birinin işlevinin yitirilmesi TCK 87/2-b 3 yıldan 8 yıla kadar hapis Konuşma ya da çocuk yapma yeteneğinin kaybolması TCK 87/2-c,d 3 yıldan 8 yıla kadar hapis Yüzün sürekli değişikliğe uğraması TCK 87/2-e 3 yıldan 8 yıla kadar hapis Gebe kadına karşı işlenip çocuğun düşmesine neden olunması TCK 87/2-f 3 yıldan 8 yıla kadar hapis Kemik kırığı veya çıkığa neden olunması TCK 87/3 Kırığın hayat fonksiyonlarına etkisine göre ceza yarısına kadar artırılır Yaralama sonucu ölüm meydana gelmesi TCK 87/4 8 yıldan 12 yıla kadar hapis Nitelikli hallerle birlikte yaralama sonucu ölüm meydana gelmesi TCK 87/4 ikinci cümle 12 yıldan 18 yıla kadar hapis ## Kasten Yaralama Suçu ve Cezası İçin Özel Görünüş Biçimleri Ceza hukuku alanında suç olarak tanımlanmış bir fiilden dolayı failin hukuki statüsünün belirlenmesi ve özellikle fail hakkında takdir edilecek olan ceza miktarının tespit edilmesinde, teşebbüs, suça iştirak, haksız tahrik ve meşru savunma gibi unsurlar önemli bir yere sahiptir. Bu süreçte deneyimli bir İstanbul ceza avukatından estek almanız hak kayıplarının önüne geçer. Kasten yaralama suçları için uygulamada sık karşılaşılan durumlar ile unsurları aşağıdaki gibi özetlenebilir.  ## Suça Teşebbüs Kasten yaralama suçlarında suça teşebbüs failin mağduru yaralamaya el verişli hareketlere başlamasına rağmen elinde olmayan nedenlerden dolayı neticeyi gerçekleştirememesi halinde söz konusu olur. Mağdurun kaçması, meşru savunmaya bağlı olarak neticenin gerçekleşememesi veya 3. Bir şahısın müdahalesi sonucu failin amacına ulaşamaması halinde suça teşebbüs söz konusu olur.  Fail hakkında kasten yaralamaya teşebbüs şeklinde hüküm kurulabilmesi için öncelikle failin yaralamaya elverişli fiili hareketlere başlaması, ancak elinde olmayan sebeplerle fiili gerçekleştirememiş olması gerekir. Suçun teşebbüs aşamasında kalması halinde fail hakkında TCK 35 maddesi uyarınca fiilin ağırlığına ve niteliğine göre 1/4 ile 3/4 oranları arasında ceza indirimi yapılır.  ## Suça İştirak Kasten yaralama suçlarının birden fazla kişi ile yani iştirak halinde işlenmesi mümkündür. Türk Ceza Kanunumuzun 37,38 ve 39. Maddelerinde yer alan bütün suça iştirak hallerinin TCK 86 ve TCK 87 maddeleri için uygulanması mümkündür.  ## Birlikte Faillik Suçun birden fazla kişi ile birlikte işlenmesi halinde her bir fail ayrı ayrı cezalandırılır. Bu durumda her bir failin fikir ve eylem birliği içerisinde hareket etmiş olması gerekir.  ## Suça Azmettirme Kasten yaralama suçlarının azmettirme sonucu işlenmesi mümkündür. Azmettirme söz konusu olması halinde da fail birlikte faillik durumunda olduğu gibi atılı suçun kanunda öngörülen cezaları ile cezalandırılır.  ## Yardım Etme Yardım etme suçun işlenmesinin kolaylaştırmak şeklinde olabileceği gibi suçun işlenmesinden sonra failin kaçmasını kolaylaştırma şeklinde de gerçekleşebilir. Kasten yaralama suçuna yardım eden fail hakkındaki cezada 1/2 oranında ceza indirimi yapılarak hüküm kurulur.  ## Kasten Yaralama Suçunda Haksız Tahrik Uygulamada sık karşılaşılan suçun özel görünüş biçimlerinden birisidir. Türk Ceza Kanunumuzun 29. Maddesinde yer alan hükümlere göre failin haksız bir fiile bağlı olarak gerçekleşen öfke ve hiddet altında suçun işlenmesi halinde haksız tahrik söz konusu olur. Kasten yaralama suçlarında haksız tahrik unsurlarının bulunması halinde ise fail hakkındaki cezada 1/4 ile 3/4 oranları arasında ceza indirimi yapılır. Ceza indirimi takdir edilirken genellikle haksız tahrik boyutları dikkate alınır.  ## Kasten Yaralama Suçunda Meşru Müdafaa (Meşru Savunma) Kasten yaralama suçlarında meşru müdafaa sık karşılaşılan bir suçun özel görünüş biçimidir. Herhangi bir suçtan dolayı meşru savunma şartlarının oluşması halinde ayrıca yukarıda kasten yaralama suçu unsurları başlığı altında belirtmiş olduğumuz “hukuka aykırılık” unsuru gerçekleşmemiş olarak kabul edilir. Bu durumda ise faile ceza verme yoluna gidilmez.  ## Kasten Yaralama Suçlarında Meşru Savunma Şartları - Haksız bir saldırı söz konusu olmalıdır. - Saldırı suçun failine veya bir başkasına yönelik olmalıdır.  - Savunma zorunlu olmalıdır. - Savunla ile saldırı arasında bir orantı bulunmalıdır.  - Savunma, saldırıyı etkisiz hale getirme amacı ile yapılmalıdır.  - Savunmada sınırın aşılmaması gerekir.  - Korunan hakka yönelik ciddi bir tehlike söz konusu olmalıdır. (Vücut Dokunulmazlığı) ## Kasten Yaralama Suçu Unsurları ## Korunan Hukuki Değer Türk Ceza Kanunumuzun 86. Maddesinde yapılan tanımdan da anlaşılacağı gibi kasten yaralama suçu bir başkasının vücuduna acı vermek veya daha ağır şekilde yaralamak amacıyla oluşan bir suçtur. Bu nedenle gerek TCK 86 maddesi gerekse TCK 87 maddesi ile büyük ölçüde kişilerin vücut dokunulmazlıkları korunma altına alınmaya çalışılmıştır.  ## Kastan Yaralama Suçu Maddi Unsurları ## Fail Suçun failinin belirlenmesinde genel bir özellik tanımlanmamıştır. Buna karşın failin kamu görevlisi olması ve kasten yaralama suçunu kamu görevi nedeniyle kendisine tanınan nüfusu kötüye kullanması suretiyle işlemesi TCK 86/3-d maddesi ile suçun daha ağır cezayı gerektiren hali olarak kabul edilmiştir. Bu durum haricinde fail açısından özgü nitelik taşıyan bir suç değildir.  ## Mağdur Kasten yaralama suçunun mağduru gerçek kişilerdir. Tamamen olmasa da suçun mağdurunun kadın olması, fail ile aralarındaki alt-üst soy ilişkisinin bulunması ya da mağdurun kamu görevine yerine getiren kişi olması durumları dikkate alındığında kısmen mağdur açısından özgü nitelik taşıyabilmektedir. Ancak bu durumlar suçun daha ağır cezayı gerektiren halleri arasında sayılmıştır.  ## Fiil Suçun genel tanımımın yapıldığı TCK 86 maddesinden de anlaşılacağı üzere kasten yaralama suçlarında fiil, mağdurun vücuduna acı veren veya mağdurun sağlığının bozulmasına neden olan davranışlardır. Kasten yaralama suçu ve cezası için farklı seçimlik hareketler öngörülmüş olsa da mağdurun gerçekleştirmiş olduğu fiil mağduru yaralamaya yönelik olmalıdır. Bu nedenle fiziksel bir temasın bulunmadığı ancak mağdurun yaralanması ile neticelenen her türlü fiil yaralama suçunu oluşturabilecek davranışlardır.  ## Kasten Yaralama Suçunun Manevi Unsurları ## Kast Kasten işlenebilen diğer suçlarda olduğu gibi suçun manevi unsuru yine kasttır. Zira kasten yaralama suçunda fail mağdurun vücut dokunulmazlığına bir zarar vermek, mağdurun acı çekmesini sağlamak veya sağlığının bozulmasını amaçlayarak hareket etmektedir. Bu nedenle suç kasten işlenebilen bir suç olup, failin yaralama neticesi ile hareket etmemiş olmasına rağmen yaralanmanın meydana gelmiş olması Türk Ceza Kanunumuzun 89. Maddesinde “taksirle yaralama suçu” olarak düzenlenmiştir.  ## İlliyet Bağı (Nedensellik)  Türk Ceza Kanunumuzda suç olarak tanımlanmış tüm fiillerde olduğu gibi failin kusurlu / kasıtlı hareketlerinden dolayı meydana gelen netice arasında illiyet bağının kurulmuş olması zorunludur.  Kasten yaralama suçunda da failin yaralamaya yönelik kasıtlı hareketi ile mağdurun yaralanması arasında illiyet bağının kurulması gerekir. İlliyet bağının kurulamamış olan bir durumda kasten yaralama suçu unsurları oluşmamış olarak kabul edilir.  ## Hukuka Aykırılık Unsuru Failin mağduru yaralamaya yönelik kasıtlı hareketi veya bu hareket sonucu mağdurun yaralanması olması suçun oluşumu için tek başına yeterli değildir. Ayrıca failin bu suç teşkil eden fiili davranışının hukuka aykırı olması gerekir. Bu durumda ise kasten yaralama suçunda meşru müdafaa (meşru savunma) ön plana çıkar. Uygulamada sık karşılaşılan bir durum olması ve failin hukuki statüsünün belirlenmesinde önemli olması nedeniyle kasten yaralama suçunda meşru savunmaya ayrıca daha detaylı olarak değinilmesi gerektiğini düşünüyoruz.  ## Kasten Yaralama Suçu Şikayete Tabi Mi? Kasten yaralama suçu ve cezası konusunda yapmış olduğumuz yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı üzere suç büyük ölçüde seçimlik hareketli bir suçtur. Suçun şikayete tabi olduğu durumlar oldukça azdır. Suçun şikayete tabi olduğu tek durum mağdurun yaralanması dikkate alınarak belirlenmiştir. Türk Ceza Kanunun 86/2 maddesinde yer alan ve mağdurun basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde yaralanmasıdır.  Mağdurda meydana gelen yaralanma basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif olmasına karşın özellikle TCK 86/3 maddesinde yer alan durumların söz konusu olması halinde ise suç şikayete tabi değildir.  Örneğin silah ile kasten yaralama suçunda mağdur “basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde” yaralanmış olmasına rağmen fail şikayet aranmaksızın cezalandırılır. Yine benzer şekilde eşe karşı kasten yaralama söz konusu olması halinde de eş basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralanmış olmasına rağmen eşin şikayeti aranmaksızın suçun öğrenilmesi ile birlikte gerekli soruşturma yapılır.  ## Kasten Yaralama Suçunun Para Cezasına Çevrilmesi Türk Ceza Kanunumuzda suç olarak tanımlanmış bütün fiillerin yapılan yargılama sonunda para cezasına çevrilmesi mümkün değildir. Kasten Yaralama suçu ve cezası içinde gerekli koşulların oluşması halinde doğrudan para cezası şeklinde hüküm kurmak veya hapis cezasının para cezasına çevrilmesi mümkündür.  Suçun şikayete tabi olduğu durumlar diğer bir ifade ile mağdurun basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde yaralanması halinde genellikle doğrudan adli para cezası şeklinde hüküm kurulabileceği gibi sanık hakkında takdir edilen ceza miktarı 1 yıl ve daha az süreli olması halinde yine mahkemenin takdiri doğrultusunda süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi mümkün hale gelebilmektedir.  Kasten yaralama suçu ve cezasının para cezasına çevrilmesi özellikle neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçunda pek mümkün değildir. Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçlarında ceza alt sınırı genellikle 4 yıldan başlamakta ve fiilin ağırlığına göre 18 yıla kadar hüküm kurulabilmektedir. Diğer durumlarda olduğu gibi sanık hakkında 1 yıl ve daha az süreli hapis cezası şeklinde hüküm kurulması doğrudan hükmün para cezasına çevrilebileceği sonucunu doğurmaz. Ayrıca mahkemece sanığın sosyal ve ekonomik durum dikkate alınır ve ileride bir daha suç işlemeyeceği yönünde kanaate varmış olması gerekir.  ## Kasten Yaralama Suçu ve Cezası İçin İndirim Nedenleri İndirim Nedenleri Yasal Dayanak İndirim Miktarı Suçun İhmali Davranışla İşlenmesi TCK 88 1/3 Suça Teşebbüs TCK 35 1/4 - 3/4 Yardım Etme TCK 39 1/2 Haksız Tahrik TCK 29 1/4 - 3/4  İyi Hal İndirimi TCK 62 1/6 Oranına Kadar   ## Sıkça Sorulan Sorular S: Kasten Yaralama Cezası Kaç Yıl? C: Kasten yaralama suçu cezasının belirlenmesinde en önemli etken mağdurda meydana gelen yaralanmanın derecesidir. Basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde yaralanma söz konusu olması halinde 6 aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası öngörülmüşken kasten yaralama sonucu ölüm olayının meydana gelmesi halinde 18 yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür. Yargılama sonucu ağırlaştırıcı nedenler, sanık ile suçun mağduru arasındaki akrabalık ilişkisi, mağdurdaki yaralanmanın nitelik ve derecesi gibi farklı birçok unsur dikkate alınarak bir karara varılır. S: Kasten Yaralama Para Cezası Ne Kadar? C: Kasten yaralama suçlarında para cezası genellikle TCK 86/2 maddesinde belirtilen şekilde bir yaralanma söz konusu olması halinde mümkündür. Diğer durumlarda ceza alt sınırı 1 yıldan fazla olması halinde hapis cezasının para cezasına çevrilmesi pek mümkün değildir. Herhangi bir suçtan para cezası şeklinde hüküm kurulması sırasında sanığın sosyal ve ekonomik durumu, suçun işleniş biçimi, sanığın tutumu gibi farklı birçok kriter göz önüne alınır. Bu nedenle kasten yaralama para cezası şeklinde genel bir miktar belirlemek oldukça zordur. S: Kasten Yaralama Şikayetten Vazgeçme Mümkün Müdür? C: Herhangi bir suçun mağdurunun şikayetin vazgeçmiş olmasının sanık / şüpheli hakkında hüküm doğurabilmesi için suçun takibi şikayete tabi suçlar arasında yer alması gerekir. Yukarıda da belirttiğimiz gibi kasten yaralama suçunun sadece TCK 86/2 maddesinde belirtilen hali şikayete tabidir. Failin fiili hareketi TCK 86/2 maddesi ile örtüşmesi halinde mağdurun şikayetinden vazgeçmesi halinde sanık hakkında düşme kararı verilir. Diğer durumlarda ise mağdur şikayetinden vazgeçmiş olsa dahi soruşturmaya veya kovuşturmaya devam edilir. S: Kasten Yaralama Teşebbüs Cezası C: Sanığın yaralama elverişli fiili hareketlere başlamış olmasına rağmen herhangi bir sebeple iradesi dışında suçu gerçekleştirememiş olması halinde teşebbüs hükümleri uygulanır. Herhangi bir suçun teşebbüs aşamasında kalması ise sanık hakkındaki cezanın fiilin ağırlığına göre 1/4 ile 3/4 arasında ceza indirimi uygulanır. Bu nedenle kasten yaralama teşebbüs cezasının belirlenebilmesi için öncelikle mağdurda meydana gelen yaralanmanın nitelik ve ölçüsü hakkında bilgi sahibi olmak gerekir. S: Kasten Yaralamada Etkin Pişmanlık Var Mı? C: Teşebbüs halleri dışında suç neticenin gerçekleşmesi ile birlikte tamamlanmış olarak kabul edilir. Kasten yaralama suçlarında ise suçun konusu mağdurda meydana gelen yaralanmadır. Yaralanmanın gerçekleşmesi ile suç tamamlanmış olarak kabul edildiğinden etkin pişmanlık hükümleri sıklıkla uygulanamamaktadır. Ancak sanığın yargılama aşamasında pişmanlık gösterdiği kanaatine varılması halinde “iyi hal indirimi” uygulanabilmektedir. S: Silahla Kasten Yaralama Cezası Kaç Yıl? C: Silahla kasten yaralama cezası suçun temel şekline göre yarı oranında ceza artırımı yapılarak tespit edilir. Örneğin suçun mağdurunun TCK 86/1 maddesinde belirtilen şekilde yaralanması halinde 1 yıl 6 aydan 3 yıla kadar kurulan hapis cezasında yarı oranında ceza artırımı yapılır. Silahla kasten yaralama cezası olarak genel geçerli bir süre ceza kanunumuzda ayrıca düzenlenmemiştir. S: Kasten Yaralama Uzlaşma Olur Mu? C: Suçun şikayete tabi olduğu TCK 86/2 maddesi ile şikayete tabi olmasa da TCK 86/1 maddesinde belirtilen şekilde meydana gelen yaralanmalar şikayete tabidir. Ancak her iki durumda da TCK 86/3 maddesinde yer alan unsurların mevcut olayda bulunmaması gerekir. Örneğin kamu görevlisine karşı görevinden dolayı yaralama söz konusu olması ve mağdurun basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde yaralanması şikayete tabi olmadığı gibi uzlaşma kapsamında da değildir. S: Kasten Yaralamada Tutuklama Olur Mu? C: Basit kasten yaralama suçu için tutuklama tedbiri sıklıkla uygulanmamaktadır.Ancak TCK 87 maddesinde yer alan neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçlarında mağdurda meydana gelen yaralanmanın derecesine göre tutuklama tedbiri zaman zaman uygulanabilmektedir. Herhangi bir suçtan şüpheli / sanık hakkında tutuklama kararı verilirken genellikle failin üzerine atılı suçun ceza alt ve üst sınırları ile beraber kuvvetli suç şüphesi dikkate alınır. Mahkemece bu hususların değerlendirilmesinden sonra kasten yaralama suçu için tutuklama tedbiri uygulanmasının önünde yasal bir engel yoktur. --- # Anlaşmalı Boşanmada Mal Paylaşımı Nasıl Yapılır? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/anlasmali-bosanmada-mal-paylasimi-nasil-yapilir/ Güncelleme: 2026-05-13 Kısa cevap: Anlaşmalı boşanmada mal paylaşımı, eşlerin serbestçe kararlaştırıp anlaşmalı boşanma protokolünde yazılı hâle getirdikleri şekilde yapılır. Protokolde paylaşım düzenlenmezse boşanmadan sonra yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimine göre tasfiye yapılır; bunun için mal rejiminin tasfiyesi davası açılabilir. Boşanma sonrası mal paylaşımı davası açma süresi 10 yıldır. Anlaşmalı boşanmada mal paylaşımı, yasal mal rejiminden farklı olarak eşlerin kendi iradeleri doğrultusunda belirleyecekleri şekilde yapılır. Boşanma davasının anlaşmalı olarak açılabilmesi için eşler boşanmanın tüm sonuçları üzerinde anlaşmaya varmış olmaları, en azından eşler arasında herhangi bir uyuşmazlık olmaması gerekir.  Anlaşmalı boşanmada mal paylaşımı yapılmaması halinde ise boşanmadan sonra yasal mal rejimimiz olan edinilmiş mallara katılma rejimine göre paylaşım yapılır. Bu nedenle eşler farklı bir mal paylaşımı yapmak istemeleri halinde bu paylaşma şeklini anlaşmalı boşanma protokolünde detaylı bir şekilde belirtmeleri gerekir. ## Anlaşmalı Boşanmada Mal Paylaşımı Ne Zaman Olur? Anlaşmalı olarak boşanmak isteyen eşlerin mal paylaşımı konusunda iki farklı alternatifleri vardır. Bunlar; - Anlaşmalı boşanma protokolü ile mal paylaşımı - Mal rejiminin tasfiyesi davası Şeklindedir. Anlaşmalı boşanmada mal paylaşımı için en pratik yol mal paylaşımının anlaşmalı boşanma protokolü ile yapılmasıdır. Eşler boşanma davası açarken aralarında herhangi bir protokol düzenlememiş veya protokolde mal paylaşımına yer vermemişlerse boşanmanın gerçekleşmesinden sonra mal rejiminin tasfiyesi davası açarak da mal paylaşımı yapabilirler.  Mal rejiminin tasfiyesi davası anlaşmalı boşanmadan bağımsız ve farklı bir dava olması nedeniylesürecin sürüncemede kalmaması açısından boşanma avukatı olarak mal paylaşımında anlaşmalı boşanma protokolü ile birlikte yapılmasını tavsiye ederiz. Bunun için aşağıda hazırlamış olduğumuz anlaşmalı boşanmada mal paylaşımı örneğini inceleyebilirsiniz.  ## Anlaşmalı Boşanmada Mal Paylaşımı Protokolü Usulünce hazırlanmış ve mahkeme tarafından hüküm altına alınmış bir boşanma protokolünün sonradan değiştirilmesi veya reddedilmesi oldukça zordur. Boşanmanın en maddi sonuçları arasında yer alan mal paylaşımında bu nedenle azami özen gösterilerek hazırlanması gerekir. Gerektiğinde bu konuda aile hukuku avukatından hukuki destek alınmasının ileride olası bir hak kaybının önüne geçilmesine imkan tanır. ## Anlaşmalı Boşanma Mal Paylaşımı Örneği MAL PAYLAŞIMI PROTOKOLÜ - TARAFLAR EŞ (1) Adı ve Soyadı : ... T.C. Kimlik No : … Adres : … EŞ (2) Adı ve Soyadı : ... T.C. Kimlik No : … Adres : … - SÖZLEŞMENİN KONUSU … tarihinde evlenmiş olan yukarıda açık kimlik ve adres bilgileri yazılı taraflar anlaşmayı olarak boşanmaya karar vermişlerdir. Eşler evlilik süresi boyunca edinmiş oldukları taşınır ve taşınmaz malların, alacak ve borçların paylaşımı konusunda aşağıda yazılı olan şekillerde anlaşmaya varmışlardır.  - TAŞINMAZLARIN MAL PAYLAŞIMI - … ili, … ilçesi, … Mahalle, … Cadde, … Sokak ve … nolu adreste bulunan ve hala ortak konut olarak kullanılan … m2 büyüklüğündeki kat mülkiyetine tabi olan daire vasfındaki taşımaz EŞ (1)’e bırakılacaktır.  - … ili, … ilçesi, … Mahalle, … Cadde, … Sokak ve … nolu adreste bulunan … m2 büyüklüğündeki kat mülkiyetine tabi ve ofis olarak kullanılan taşınmaz EŞ (2)’ye bırakılacaktır.  - … ili, … ilçesi, … Mahalle, … Cadde, … Sokak … ada ve … parselde bulanan … m2 olan arsa vasfındaki taşınmaz EŞ (2)’ye bırakılacaktır.  Taşınmazların tapu devir işlemleri anlaşmalı boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren 2 ay içerisinde tüm tescil masrafları ortak olarak karşılanarak yapılacaktır.  - TAŞINIR MALLARIN PAYLAŞIMI - EŞ (1) adına kayıtlı … model … plaka sayılı araç boşanma sonrasında da EŞ (1)’e ait olmaya devam edecektir.  - EŞ (2) adına kayıtlı … model … plaka sayılı araç boşanma sonrasında yine EŞ (2)’ye ait olmaya devam edecektir.  - BANKA HESAPLARI VE NAKİT VARLIKLAR Eşlere ait … bankası … şubesi … nolu ortak hesapta bulunan eşlerin ortak birikimleri olan toplam … TL eşit olarak paylaştırılacaktır. Eşlerin şahsi hesaplarında bulunan varlık yine hesap sahibi olan eşe ait olacaktır.  - BORÇLAR VE ALACAKLAR Eşlerin banka veya 3. Bir şahısa herhangi bir borçları olmadığı gibi alacakları da bulunmamaktadır. (NOT: ihtiyaç kredisi, konut kredisi veya 3. Bir şahısa borç veya alacak bulunması halinde bu borç ve alacakların nasıl paylaştırılacağı detaylı bir şeklide belirtilmelidir.  - ZİYNET EŞYALARI Evlilik süresi boyunca eşlerin edinmiş oldukları ziynet eşyaları kişisel mal olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle ziynet eşyaları anlaşmalı boşanmada mal paylaşımına konu yapılmamıştır.  - ORTAK KONUTA AİT EŞYALARIN PAYLAŞIMI Ortak konuta ait ev eşyaları anlaşmalı boşanma protokolü mal paylaşımında belirtilen EŞ (1)’e bırakılacaktır. (farklı bir paylaşım düşünülmesi halinde detaylı bir şekilde belirtilmelidir.) - İRADE BEYANI Eşler anlaşmalı boşanmada mal paylaşımının yukarıdaki şekilde yapılmasına kendi özgür ve hür iradeleri ile herhangi bir baskı ve tehdit altında kalmaksızın yapılmasına karar vermişlerdir. Eşler anlaşmalı boşanma sonrasında yukarıda belirtilen mal paylaşımı haricinde birbirlerinden herhangi bir hak ve alacak talebinde bulunmayacaklardır.  ……. / ……. / ……..                       EŞ (1) EŞ (2) ## Anlaşmalı Boşanmadan Sonra Mal Paylaşımı Davası Açılabilir Mi? Anlaşmalı boşanmadan sonra mal paylaşımı davası, mal rejiminin tasfiyesi şeklinde açılır. Mal rejiminin tasfiyesi davası açmadan önce bilmemiz gereken en önemli husus anlaşmalı boşanmada mal paylaşımının protokol ile birlikte yapılmamış olması gerektiğidir. Daha önce mal paylaşımı yukarıda hazırlamış olduğumuz örnekteki şekilde yapılıp onaylanması halinde mal rejiminin tasfiyesi davasında farklı talepler ileri sürülemez. Bunun için öncelikle daha önce düzenlenmiş mal paylaşımı protokolünün iptali yönünde dava açılması gerekir.  ## Anlaşmalı Boşanmada Mal Paylaşımına İtiraz Anlaşmalı boşanmada mal paylaşımı protokol şeklinde yapılmış olmasına rağmen boşanma sonrasında bu protokolün hile, baskı, tehdit gibi unsurlar altında düzenlendiği ileri sürülebilir. Bu nedenle sık sık anlaşmalı boşanma davasının ve özellikle anlaşmalı boşanma protokolünün konusunda uzman hukukçu / boşanma avukatından destek alınarak hazırlanması gerektiğini hatırlatıyoruz.  ## Boşandıktan Sonra Mal Paylaşımı Davası Açma Süresi Yukarıda belirttiğimiz gibi anlaşmalı boşanmadan sonra mal paylaşımı davası açılabilmesi ve açılan davanın lehimize sonuçlanabilmesi için daha önce düzenlenmiş ve hüküm altına alınmamış bir boşanma protokolünün bulunmaması gerekir. Bu durumda anlaşmalı boşandıktan sonra mal paylaşımı davası açma süresi 10 yıldır.  Anlaşmalı boşanmadan sonra açılacak olan protokolün iptaline yönelik davalar ise hile, aldatma veya sahteciliğin öğrenilmesinden itibaren 1 yıldır.  ## Anlaşmalı Boşanmada Mal Paylaşımının Yapılmaması Yukarıda yapmış olduğumuz açıklamalardan da anlaşılacağı gibi anlaşmalı boşanmada mal paylaşımı yapılmaması boşanma sonrasında farklı davalarla karşılaşmamıza zemin hazırlayacaktır. Kural olarak anlaşmalı boşanma davasında mal rejimi konusunda bir anlaşmaya varılmamış olması halinde sonrasında mal paylaşımı yasal mal rejimimize göre yapılır.  Yasal mal rejimimiz olan edinilmiş mallara katılma rejiminde, evlilik birliği süresince edinilmiş mallar evliliğin sona ermesinden sonra eşit bir şekilde paylaştırılır. Kişisel mallar haricinde evlilik birliği süresince edinilmiş olan taşınır ve taşınmaz mallar ve birikimler paylaştırılırken tescil kaydının hangi eşe ait olduğunun bir önemi yoktur. Bu nedenle eşinizin habersizce ortak mülkü satıp satamayacağını da önceden öğrenmenizi tavsiye ederiz.Örneğin evlilik birliği süresince edinilmiş olan kotunun Eş (1) adına tescilli olması, Eş (2)’nin bu konuttaki hak sahipliğini olumsuz bir şekilde etkilemez. ## Anlaşmalı Boşanmada Mal Paylaşımından Feragat Anlaşmalı boşanmada mal paylaşımından feragat kısmen veya tamamen feragat şeklinde mümkündür. Yukarıda hazırlamış olduğumuz anlaşmalı boşanma mal paylaşımı örneğinde de görüldüğü üzere eşler edinilmiş mallara katılma rejimi dışında bir mal paylaşımını kabul etmişlerdir. Bu durum anlaşmalı boşanmada mal paylaşımından kısmen feragat olarak kabul edilebilir.  Bunun dışında ise eşlerden herhangi birisi edinilmiş mallara katılma rejimi gereği hakkı olan tüm taşınır ve taşınmaz mallardan da feragat edebilir. Feragat bu şekilde yapılmak istenmesi halinde bu hususun detaylı ve herhangi bir çelişkiye yer vermeyecek şekilde protokolde belirtilmesi gerekir. Herhangi bir eksikliğin, hatanın, hilelin veya sahteciliğin söz konusu olduğu protokoller anlaşmalı boşanmadan sonra mal paylaşımı davalarına konu olabilecektir.  ## Anlaşmalı Boşanmada Mal Paylaşımı Yaparken Nelere Dikkat Etmeliyiz? - Boşanma protokolünde mal paylaşımı hazırlanmadan önce resmi kayıtlar mutlaka kontrol edilmelidir.  - Anlaşmalı boşanmada mal paylaşımı herhangi bir çelişkiye yer verilmeksizin hazırlanmalıdır.  - Taşınır ve taşınmaz mallar ile birlikte borç ve alacak ile banka hesaplarındaki değerler de detaylı bir şeklide protokolde belirtilmelidir.  - Gerek görülmesi halinde taşınır ve taşınmaz malların değer tespiti konusunda destek alınmalıdır.  - Anlaşmalı boşanma sonrasında kabul edilen mal paylaşımının en geç ne zaman yapılacağı belirtilmelidir.  - Tarafların irade beyanları mutlaka anlaşmalı boşanma protokolünde yer almalıdır.  ## Sıkça Sorulan Sorular S: Anlaşmalı Boşanmada Kadın Neler İsteyebilir? C: Anlaşmalı Boşanmada mal paylaşımı eşlerin kendi iradeleri doğrultusunda yapılır. Her ne kadar en hakkaniyetli mal paylaşımı yasal mal rejimimiz olan “edinilmiş mallara katılma” rejimi olsa da; Eşler evlilik birliği süresindeki kazanımları, evlilik birliğinin sona ermesine neden olan durumları ve hatta çocukların menfaatlerini gözeterek bir mal paylaşımını yapabilirler. Kadının veya erkeğin anlaşmalı boşanma mal paylaşımı yapılırken birbirinden talep edecekleri taşınır ve taşınmaz mallar konusunda bir kısıtlama yapılmamıştır. Önemli olan her iki eşinde bu paylaşımı özgür ve hür iradeleri ile kabul edip onaylamalarıdır. S: Anlaşmalı Boşanmada Ev Eşyaları Nasıl Paylaştırılır? C: Diğer durumlarda olduğu gibi anlaşmalı boşanmada ev eşyalarının nasıl paylaştırılacağı da tamamen eşlerin takdiri doğrultusunda gerçekleşir. Ortak konutta kullanılan ev eşyalarının tamamını herhangi bir eş alabileceği gibi belirli bir kısmının paylaşımı da mümkündür. Bu hususunda yine protokolde belirtilmesi gerekir. S: Evliyken Alınan Araba Boşanınca Kimin Olur? C: Evlilik birlikteliği devam ederken eşler edinmiş oldukları tüm malları boşanma sonrasında eşit bir şekilde paylaşacaklardır. (edinilmiş mallara katılma rejimi) evlilik birliği içerisinde alınan ev, araba ve arsa gibi taşınır ve taşınmaz mallarda evlilik birliğinin sona ermesinden sonra eşit bir şekilde paylaştırılır. Ancak eşler anlaşmalı boşanmada mal paylaşımı yapmak istemeleri halinde farklı bir paylaşım yapabilme imkanına sahiptirler. S: Anlaşmalı Boşanmada Ev Nasıl Paylaşılır? C: Anlaşmalı boşanmada mal paylaşımı tamamen eşlerin karşılıklı onayları ile birlikte varacakları karar doğrultusunda yapılır. Örneğin eşlerin evlilik birliği içerisinde edinmiş oldukları 1 ev ve 1 araba bulunması halinde eşlerden herhangi birisi evin tamamını diğer eşin de arabanın tamamını alabilecekleri şekilde bir mal paylaşımı yapabilirler. Ancak bu paylaşım şeklinin mutlaka anlaşmalı boşanma protokolünde mal paylaşımı şeklinde hüküm altına alınması gerekir. S: Anlaşmalı Boşanmada Mal Paylaşımına İtiraz Edilir Mi? C: Anlaşmalı boşanma davası açılmadan önce eşlerden herhangi birisinin mal paylaşımına itiraz etmesi diğer bir ifade ile protokolü kabul etmemesi çekişmeli boşanma davalarına konu olabilecektir. Anlaşmalı boşanmadan sonra mal paylaşımına itiraz ise genel olarak mal rejiminin tasfiyesi veya düzenlenmiş bir protokol bulunması halinde protokolünün iptali yönünde açılacak dava ile mümkün hale gelebilmektedir. S: Anlaşmalı Boşanmada Mal Paylaşımı Zorunlu Mu? C: Anlaşmalı boşanmada mal paylaşımı yapılması gerektiği yönünde yasal bir zorunluluk yoktur. Ancak yukarıda detaylarını belirtmiş olduğumuz nedenlerden dolayı anlaşmalı boşanma davalarında yapılacak olan mal paylaşımının protokol ile belirlenmemesi halinde boşanma kararının kesinleşmesinden sonra farklı davaların açılması zorunlu hale gelebilecektir. --- # Tehdit Suçu ve Cezası (TCK 106) URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/tehdit-sucu-ve-cezasi-tck-106/ Güncelleme: 2026-05-13 Kısa cevap: Tehdit suçu TCK 106'da düzenlenir. Kişinin kendisinin veya yakınının hayatına, vücut ya da cinsel dokunulmazlığına saldırı gerçekleştirileceğinin bildirilmesi hâlinde ceza 6 aydan 2 yıla kadar hapistir; suçun kadına karşı işlenmesinde alt sınır 9 aydan az olamaz. Silahla, birden fazla kişiyle veya kimlik gizlenerek işlenen nitelikli tehditte 2 yıldan 7 yıla kadar hapis uygulanır. Tehdit suçu ve cezası 5237 sayılı Türk Ceza Kanunumuzun “Hürriyete Karşı Suçlar” başlığı altında 106. Maddesinde düzenlenmiştir. Tehdit suçu TCK 106/1 maddesinde yapılan tanıma göre “mağdurun kendisine veya bir yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına karşı bir saldırı veya mal varlığı itibariyle büyük bir zarara uğratacağı” bahisle oluşan bir suçtur.  Tehdit suçu kadına karşı işlenmesi, silahla işlemesi veya birden fazla kişi ile işlenmesi gibi farklı seçimlik hareketlerden oluşan bir suçtur. Suçun TCK 106/1 maddesinde belirtilen şekilde gerçekleşmesi basit tehdit suçu olarak tabir edilirken TCK 106/2 maddesi ve alt bentlerindeki seçimlik hareketli ile suçun işlenmesi nitelikli tehdit suçu olarak tabir edilir.  Özellikle suçun şikayete tabi ve dolayısıyla uzlaşmaya tabi olduğu halleri ile şikayete tabi olmadığı (nitelikli halleri) durumlar farklı cezai yaptırımlara tabidir. Bu nedenle tehdit suçu ve cezası incelenirken bu ayrımın göz önüne alınmasının daha yararlı olacağını düşünüyoruz.  ## Tehdit Suçu ve Şantaj Suçu Ayrımı Tehdit suçu ve cezası hakkında detaylı bilgiler vermeden önce benzer suçlar olması nedeniyle her iki suç arasındaki farklara kısaca değinmeyi uygun görüyoruz. Böylelikle yazımızın ilerleyen bölümlerinde detaylarını paylaşacağımız tehdit suçu unsurları daha anlaşılabilir olacaktır.  - Tehdit suçunda sadece mağdura veya bir yakınına vücut veya cinsel dokunulmazlığı veya mal varlığı itibariyle bir zarara uğratma bahsi vardır. - Şantaj suçunda ise fail haksız bir çıkar elde etme çabası içerisindedir. - Korkutma amacı hareket edilmesi tehdit suçunu oluştururken, haksız bir çıkar amacı ile hareket edilmesi şantaj suçunu oluşturur. Tehdit unsuru içeren diğer suçlar hakkında yağma ve gasp suçu başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz. ## Basit Tehdit Suçu ve Cezası TCK 106/2 maddesi ile alt bentlerinde sıralanmış seçimlik hareketlerin söz konusu olmaması halinde basit tehdit suçu oluşur. Genel olarak tehdit suçu iki farklı şekilde oluşmaktadır.  Bunlardan ilki TCK 106/1 maddesi, 1. Cümlesinde belirtilen mağdurun veya bir yakınının can ve cinsel dokunulmazlığına bir saldırıda bulunacağı bahsidir. Diğer bir tehdit suçunu oluşturan durum ise mağdurun mal varlığı itibariyle büyük bir zarara uğratılacağı bahsidir.  Örneğin;  - Ölümle tehdit, cinsel dokunulmazlığı karşı bir saldırı iddiası veya yaralama bahsinde bulunmak (TCK 106/1, 1. Cümle) - Evini yakmak, ağacını kesmek veya arabasını çizmek ile tehdit halinde fail TCK 106/1, 3. cümle ile sorumlu tutulur.  Tehdit suçunun cinsel veya vücut dokunulmazlığına karşı işlenmesi halinde fail hakkında 6 ay ile 2 yıl arasında hapis cezası öngörülmüştür. Suçun TCK 106/1, 3. Cümlede belirtilen şeklide mal varlığı itibariyle büyük bir zarara uğratılacağı bahsi ile suçun işlenmesi halinde ise 2 ay ile 6 ay arasında hapis cezası veya adli para cezası öngörülmüştür.  ## Nitelikli Tehdit Suçu ve Cezası Yazımızın başında da belirttiğimiz gibi tehdit suçu niteliği itibariyle hürriyete karşı suçlar kapsamındadır. Nitelikli tehdit suçunun tespitinde ise daha çok tehdit fiilin mağdurda bırakmış olduğu olumsuz etkinin derecesi dikkate alınarak bir ayrım yapılmıştır.  ## Silahla Tehdit Suçu ve Cezası Tehdit suçunun silahla işlenmesi halinde mağdurda daha fazla korku ve endişe meydana geleceği kuşkusuzdur. Bu nedenle silahla tehdit, suçun nitelikli hali olarak kabul edilmiştir.  Ancak burada bilinmesi gereken en önemli husus silahın sadece ateşli silahlardan ibaret olmadığıdır. TCK 6/1-f maddesinde sıralanmış kesici / delici, aşındırıcı / bereleyici hatta zehirleyici veya boğucu kimyasallar dahi tehdit suçunun işlenmesinde silah olarak kabul edilmiştir.  Daha önce de belirttiğimiz gibi nitelikli tehdit suçu unsurları belirlenirken suçun işlenmesinde kullanılan araç veya gereçlerin mağdur üzerinde bırakmış olduğu etki dikkate alınır. Örneğin failin oyunca tabanca ile mağduru tehdit etmiş olması halinde mağdurun bunu fark etmemiş olması failin nitelikli tehdit suçundan yargılanmasına engel değildir.  ## Failin Kimliğini Gizlemesi Suretiyle Tehdit Suçu ve Cezası Herhangi bir tehdit unsurunun kim tarafından yöneltildiğinin bilinmemesi mağdurdaki etkiyi kat kat artıracaktır. Bu nedenle TCK 106/2-b maddesi ile “kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması veya imzasız ya da özel işaretlerle” suçun işlenmesi halinde nitelikli tehdit suçu oluşur.  Bu durumda failin hangi amaçla hareket ettiğinin bir önemi yoktur. Fail suçtan kurtulmak amacıyla hareket edebileceği gibi gerçekten mağdurdaki etkiyi arttırmak amacıyla da hareket edebilmektedir. Her iki durumda da mağdurda bırakılan etkinin artmış olması sebebiyle nitelikli tehdit suçu oluşmuş olarak kabul edilir.  ## Birden Fazla Kişi İle Tehdit Suçu ve Cezası Mağdurdaki etkiyi arttıracak ve dolayısıyla hürriyetini daha fazla kısıtlayacak bir başka durum suçun birden fazla kişi ile işlenmesidir. Bu durumda bütün failler suçtan birlikte sorumlu tutularak ayrı ayrı cezalandırılır. Nitelikli tehdit suçunun unsurlarının oluşması için bütün faillerin aynı anda veya aynı şekilde mağduru tehdit etmeleri zorunlu değildir.  Örneğin faillerden birisi mağduru telefonla tehdit edebileceği gibi diğer faillerin sosyal medya aracılığı ile tehdit etmesi mümkün olabilecektir. Suçun TCK 106/2-c maddesinde belirtilen nitelikli halin oluşması için faillerin fikir birliği içerisinde olmaları yeterlidir.  ## Suç Örgütlerinin Korkucu Gücünden Yararlanarak Tehdit Suçu ve Cezası Nitelikli tehdit suçunu oluşturan son seçimlik hareket TCK 106/2-d maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre failin var olan veya varsayılan bir suç örgütünü ileri sürerek suçu işlemesi nitelikli tehdit suçunu oluşturur. TCK 106/2-d maddesinden de anlaşılacağı üzere söz konusu suç örgütünün gerçekten var olup olmadığının nitelikli halin oluşması içi herhangi bir önemi yoktur. Hayali bir suç örgütü de mağdurdaki korku ve paniği arttırması koşulu ile suçun nitelikli halinin oluşumunda yeterli görülmektedir.  ## Nitelikli Tehdit Suçu Cezası Failin tehdit suçunu işlemesi sırasında yukarıda özelliklerini belirtmiş olduğumuz seçimlik harekeleri kullanması halinde nitelikli tehdit suçu oluşur. Nitelikli tehdit suçunun cezası ile 2 yıl ile 7 yıl arasında hapis cezasıdır.  ## Tehdit Suçunun Kadına Karşı İşlenmesi Basit tehdit suçu ceza alt sınırı 2 ay ve 6 ay olarak belirlenmiştir. Ancak TCK 106/1 maddesinin 2. Cümlesi ile tehdit suçunun kadına karşı işlenmesi halinde ceza alt sınırı 9 aydan az olamamaktadır.  ## Sağlık Çalışanlarına Karşı Tehdit Suçu ve Cezası 3359 sayılı yasaya ek 12. Madde ile Türk Ceza Kanunumuzda yer alan kasten yaralama suçu, tehdit suçu, hakaret suçu ve görevi yaptırmamak için direnme suçunun sağlık çalışanlarına karşı yine görevlerinden dolayı işlenmesi fail hakkında verilecek olan cezada yarı oranında artırıma sebebiyet verir. Örneğin silahla tehdit suçundan dolayı mahkemece sanık hakkında 3 yıl hapis cezası şeklinde hüküm kurulması halinde 3359 sayılı yasanın ek 12 maddesi uyarınca ayrıca yarı oranında ceza artırımı yapılarak sonuç olarak 4,5 yıl hapis cezası şeklinde hüküm kurulabilecektir.  ## Sözlü Tehdit Cezası Türk Ceza Kanunumuzun 106 ve devamı maddelerinde tehdit suçunun sözlü olarak gerçekleştirilmesi ayrıca bir cezai yaptırıma bağlanmamıştır. Uygulamada genellikle sözlü tehdit söz konusu olsa da, suçun oluşumunda yazılı veya görsel iletişim araçlarının da kullanılması mümkündür.  ## Tehdit Suçu ve Cezası İçin İndirim Nedenleri - Haksız tahrik indirimi; 1/4 ile 3/4 oranları arasında - Takdiri indirim; 1/6 oranına kadar - Yaş küçüklüğü; 1/2 ile 1/3 oranları arasında ## Tehdit Suçu ve Cezası Özet Tablo Tehdit Suçunda Seçimlik Hareketler Kanun Maddesi Ceza Basit Tehdit Suçu TCK 106/1 6 ay ile 2 yıl arasında hapis Basit Tehdit Suçu (Malvarlığına Yönelik) TCK 106/1, 3. cümle 2 ay ile 6 ay arasında hapis veya adli para cezası Silahla Tehdit Suçu TCK 106/2-a 2 yıldan 7 yıla kadar hapis cezası Kimliğini Gizlemek Suretiyle Tehdit Suçu TCK 106/2-b 2 yıldan 7 yıla kadar hapis cezası Birden Fazla Kişi İle Tehdit Suçu TCK 106/2-c 2 yıldan 7 yıla kadar hapis cezası Suç Örgütlerinin İsimlerinin Kullanılması Suretiyle Tehdit TCK 106/2-d 2 yıldan 7 yıla kadar hapis cezası Kadına Karşı Tehdit Suçu TCK 106/1, 2. cümle Ceza alt sınırı 9 aydan az olamamaktadır. Sağlık Çalışanlarına Karşı Tehdit Suçu 3359 S.Y. Ek 12 md.  1/2 oranında ceza artırımı   ## Tehdit Suçu Cezası Nasıl Belirlenir? - Tehdidin niteliği  - Nitelikli hallerin söz konusu olup almadığı - Tehdidin mağdur üzerinde bırakmış olduğu etki - Sanığın yargılama aşamasındaki tutumu - Haksız tahrik söz konusu olup olmadığı ## Tehdit Suçu Unsurları ## Suçun Maddi Unsurları ## Suçun Faili Gerek basit tehdit suçu gerekse nitelikli tehdit suçu fail açısından özgü nitelik taşımaz. Suçun failinin herkes olması mümkündür.  ## Suçun Mağduru Suçun mağduru gerçek kişilerdir. Suçun işleniş biçimi ve suç ile korunan hukuki değer itibariyle suçun mağdurunun tüzel kişilik olması mümkün değildir. TCK 106/1 maddesinde yapılan tanımdan da anlaşılacağı üzere tehdit suçunun doğrudan mağdura yönelik olması gerektiği yönünde bir zorunluluk yoktur. Mağdurun kendisine veya bir yakınına yönelik bir sair tehdit halinde suçun unsurları oluşmuş kabul edilir.  Yukarıda detaylarını paylaşmış olduğumuz ve suçun daha ağır cezayı gerektiren halleri olarak kabul edilen kadına karşı ve sağlık çalışanlarına karşı tehdit suçu haricinde mağdur açısından da özgü bir nitelik taşımadığını söyleyebiliriz.  ## Fiil Türk Ceza Kanunumuzda tanımlanmış diğer suçlarda olduğu gibi tehdit suçu unsurlarının belirlenmesinde fiilin tespiti önemlidir. Daha önce de belirttiğimiz gibi tehdit suçu;  - Vücut dokunulmazlığına - Cinsel dokunulmazlığa - Mal varlığı itibariyle bir zarara uğratılacağı Bahsi ile oluşması mümkün olan bir suçtur. Failin tüm bu hukuka aykırı fiilleri gerçekleştireceğini mağdura yazılı, sözlü, veya işaret ile bildirmesi ile fiil yani suç oluşmuş olarak kabul edilecektir.  ## Suçun Maddi Unsurları ## Kast Niteliği itibariyle tehdit suçu kasten işlenebilen bir suçtur. Suçun taksirle işlenmesi mümkün değildir. Tehdit suçu ve cezası ile korunan asıl hukuki değir kişi hürriyeti olmasına karşın tehdit oluşturan fiilin mağdurda olumsuz bir etki yaratıp yaratmadığı diğer bir ifade ile mağdurun hürriyetinin kısıtlanıp kısıtlanmadığının suçun oluşumu için bir önemi yoktur.  ## Hangi Söz ve Davranışlar Tehdit Suçunu Oluşturur? - ## Vücut Dokunulmazlığına Karşı - Seni öldürürüm - Bir daha karşıma çıkarsan seni vururum - Seni bıçaklarım - Kafanı kırarım - Seni yaşatmam - Kemiklerini kırarım - ## Cinsel Dokunulmazlığa Karşı - Sana tecavüz ederim - Sana zorla sahip olurum - Seni kaçırırım (Not: Cinsel dokunulmazlığa karşı bir tehdit söz konusu olması halinde daha çok failin kastı dikkate alınarak bir kanaate varılır.) - ## Mal Varlığına Karşı Tehdit - Evini yakarım - Arabanı çizerim - İş yerinin camlarını kırarım ## Tehdit Suçunda Soruşturma Usulü Ceza hukuku kapsamında görülen davaların en önemli aşamasını soruşturma aşaması oluşturur. Zira delillerin toplanması, suçun unsurlarının oluşup oluşmadığının tespiti, şikayet ve savunma alınması gibi birçok önemli hukuki işlem soruşturma aşamasında gerçekleşir. Tehdit suçundan dolayı başlatılan bir soruşturma sırasında aşağıdaki konularda bilgi sahibi olmamız sürecin daha hukuki çerçevede ilerlemesine imkan tanıyacaktır.  ## Tehdit Suçu Şikayete Tabi Mi? Tehdit suçunun TCK 106/1 maddesi 1. Cümlesi ile vücut ve cinsel dokunulmazlığa karşı ve TCK 106/1 maddesi 3 cümlesi ile mal varlığına bir zarar iddiası ile işlenebilen bir suç olduğunu belirtmiştik.  Suçun mal varlığına yönelik bir saldırı veya zarara uğratılacağı bahsi ile işlenmesi şikayete tabi suçlar arasında yer alır. Vücut veya cinsel dokunulmazlığa karşı bir saldırı iddiası ile TCK 106/2 maddesi alt bentlerinde yer alan nitelikli tehdit suçunu oluşturan haller şikayete tabi değildir. Bununla beraber TCK 106/1 maddesi 2 cümle ile belirtilen suçun kadına karşı işlenmesi Halide şikayete tabi değildir.  Suçun şikayete tabi olmadığı hallerinin söz konusu olması halinde mağdur şikayetinden vazgeçmiş veya şikayetçi olmamış olsa dahi şüpheli hakkında re’sen soruşturmaya devam olunur.  ## Tehdit Suçu Uzlaşmaya Tabi Mi? Tehdit suçunun sadece nitelikli hallerinin düzenlenmiş olduğu TCK 106/2 maddesi haricindeki şekilde suçun işlenmesi uzlaşmaya tabi değildir. TCK 106/1 maddesi 1 cümle ve TCK 106/1 madde 2. Cümlede yer alan ve suçun şikayete tabi olmadığı halleri uzlaşma kapsamındadır.  Örneğin ölümle tehdit vücut dokunulmazlığına karşı bir tehdit olup şikayete tabi değildir. Ancak yapılan son değişiklikler ile uzlaşma kapsamına alınmıştır. Buna karşın fail silahla tehdit suçunu veya birden fazla kişi ile tehdit suçunu işlemesi halinde suç şikayete tabi olmadığı gibi uzlaşma kapsamında da değildir.  ## Tehdit Suçundan Tutuklama Olur Mu? Soruşturma aşamasında herhangi bir suçtan tutuklama tedbiri uygulanırken genellikle ceza üst sınırları dikkate alır.Özellikle basit tehdit suçunda ceza üst sınırının 2 yıl olması tutuklama tedbirinin uygulanmasına sık neden olan bir durum değildir. Ancak soruşturma aşamasında tutuklama tedbiri uygulanabilmesi için sadece suçun ceza üst sınırı dikkate alınmaz. Kuvvetli suç şüpheli bulunması halinde de tehdit suçundan tutuklama kararı verilmesinin önünde yasal bir engel yoktur. Tehdit suçunun kadına karşı işlenmesi, eş, nişanlı hatta kız arkadaş karşı işlenmesinde 6284 sayılı "Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi Kanunu" gereğince tazyik hapsi olarak bilinen zorlama hapsinin uygulanması kuvvetle muhtemel bir durumdur. Bu süreçte mağdurun uzaklaştırma kararı alması da mümkündür. ## Tehdit Suçunda Yargılama Aşaması ## Görevli ve Yetkili Mahkeme Şüpheli hakkında soruşturmanın tamamlanması ve suçun uzlaşmaya tabi olduğu hallerde uzlaşmanın sağlanamaması halinde kamu davası açılır. Yargılama görevi Asliye Ceza Mahkemelerine ait olup, yetkili mahkeme ise suçun işlenmiş olduğu yer Asliye Ceza Mahkemesidir.  ## Tehdit Suçu Para Cezasına Çevrilir Mi? Türk Ceza Kanunumuzun 50. Maddesine göre 1 yıl ve daha az süreli hapis cezaları para cezasına çevrilebilir. Bu nedenle nitelikli tehdit suçunun para cezasına çevrilmesi ceza alt sınırları itibariyle pek mümkün değildir.  Buna karşın hafifletici nedenlerin varlığı halinde ve mal varlığına yönelik bir tehdit suçunun söz konusu olması halinde yargılama sonunda sanık hakkında verilen hapis cezasının para cezasına çevrilmesi mümkün hale gelebilmektedir. Bu durumda sadece hapis cezasının 1 yıl ve daha az süreli olması belirleyici değildir. 1 yıl ve daha az süreli hapis cezalarının para cezasına çevrilebilmesi için ayrıca sağın sosyal ve ekonomik durumu buna elverişli olmalıdır. Ayrıca yargılama aşamasında sanığın bir daha suç işlemeyeceği yönünde pişmanlık gösterdiğine mahkemece kanaat getirilmelidir.  ## Tehdit Suçu Para Cezası Ne Kadar? Tehdit suçunda genel bir adli para cezası belirlenmemiştir. Yaptırımı para cezası şeklinde olan suçlarda ve 1 yılın altındaki hapis cezalarının para cezasına çevrilmesi sırasında sağın sosyal ve ekonomik durumu yargılama aşamasında göstermiş olduğu pişmanlık dikkate alınarak mahkeme tarafından bir miktar belirlenir.  ## Tehdit Suçunda Hapis Cezasının Ertelenmesi Hapis cezasının ertelenmesi Türk Ceza Kanunumuzun 51. Maddesinde düzenlenmiştir. Hapis cezasının ertelenmesi için temel koşul hürriyeti bağlayıcı cezanın 2 yıl ve daha az süreli olmasıdır.  Bununla beraber tehdit suçundan sanık hakkında 2 yıl ve daha az süreli bir hapis cezası şeklinde hüküm kurulması durumunda bu hapis cezasının ertelenebilmesi için sanığın daha önce 3 ay ve daha fazla süreli kasten işlenebilen bir suçtan hüküm giymemiş olması gerekir. Bununla beraber yine mahkemece sanığın ileride tekrar suç işlemeyeceği yönünde kanaat oluşması halinde erteleme kararı verilmesi mümkündür.  ## Sıkça Sorulan Sorular S: Nitelikli Tehdit Suçu Nedir? C: Nitelikli tehdit suçu olarak ayrıca bir düzenleme yapılmamış olmasına karşın TCK 106/2 maddesinde yer alan; Suçun silahla işlenmesi, birden fazla kişi ile beraber işlenmesi, suç örgütlerinin isimlerinin kullanılarak işlenmesi veya failin suçun işlemesi sırasında kimliğini gizlemesi basit tehdit suçuna nazaran daha ağır cezai yaptırımlara bağlanmıştır. Bu nedenle TCK 106/2 maddesi uygulamada daha çok nitelikli tehdit suçu olarak adlandırılmaktadır. S: Tehdit Suçundan Tutuklama Olur Mu? C: Tehdit suçu nedeniyle yapılan soruşturma sırasında tutuklama tedbirinin uygulanmasına sık rastlanılmaz. Ancak özellikle nitelikli tehdit söz konusu olması halinde ceza üst sınırları da dikkate alınarak ayrıca kuvvetli suç şüpheli bulunması halinde tutuklama tedbiri uygulanması yasal olarak mümkün olabilmektedir. Eşe veya kadına karşı bir tehdit söz konusu olması halinde ise sıklıkla tazyik hapsi uygulanmaktadır. S: Tehdit Ediliyorum Ne Yapmam Gerekir? C: Vücut veya cinsel dokunulmazlığınıza karşı veya mal varlığınıza karşı bir tehdit altında bulunmanız halinde geciktirmeksizin şikayet hakkınızı kullanmanızda fayda vardır. Şikayetini en yakın Cumhuriyet Savcılığı ile kolluk kuvvetine başvurarak yapabilirsiniz. Aktif bir şekilde tehdit söz konusu olması halinde ise 112 ihbar / şikayet hattını aramanız gerekir. S: Telefonla Tehdit Suç Oluşturur Mu? C: Evet, tehdit suçu işlenirken mağdurun faili görmesi gerektiği gibi bir zorunluluk yoktur. Suçun oluşması için mağdurun kendisine veya bir yakınına yönelik saldırı tehdidini öğrenmesi yeterlidir. S: Sözlü Tehdidin İspati Nasıl Yapılır? C: Hukuka uygun şekilde elde edilmiş her türlü deliller ceza hukuku alanında kabul edilebilir delillerdir. Sözlü tehditte ise daha çok tanık beyanları, ses kayıtları, HTS kayıtları, kamera görüntüleri delil olarak kullanılmaktadır. S: Tehdit Suçunda Avukat Desteği Almalı Mıyım? C: Türk Ceza Kanunumuzda suç olarak tanımlanmış bir fiilden dolayı zarar görmeniz veya üzerine bu yönde bir atılı suçlama bulunması halinde öncelikle suçun unsurlarının oluşup oluşmadığının hukuki olarak değerlendirilmesi gerekir. Her bir suçun farklı unsurları bulunması nedeniyle tehdit suçunda da soruşturma aşamasından itibaren ceza avukatından hukuki destek almanız sürecin daha sağlıklı ilerlemesine imkan tanıyacaktır. S: Tehdit Suçu Şikayetten Vazgeçme İle Düşer Mi? C: Sadece mal varlığına yönelik bir zarara uğratılacağı bahsi ile gerçekleşen tehdit şikayete tabidir. (TCK 106/1 madde 3. Cümle) diğer durumlarda tehdit suçu şikayete tabi değildir. Tehdit suçunun mal varlığına yönelik olması ve TCK 106/2 maddesinde sıralanmış nitelikle hallerin söz konusu olmaması halinde şikayetten vazgeçme ile devam eden dava hakkında düşme kararı verilir. Suçun şikayete tabi olmadığı durumlarda ise mağdur şikayetten vazgeçmiş olsa dahi yargılamaya devam olunur. S: Tehdit Suçu Beraat Kararları C: Tehdit suçundan beraat kararı alınabilmesi için öncelikle suçun sanık tarafından işlenmediğinin anlaşılması veya yukarıda detaylarını paylaşmış olduğumuz tehdit suçunun unsurlarının oluşmaması gerekir. Suçun uzlaşmaya tabi olduğu durumlarda uzlaşmanın sağlanması veya şikayete tabi olduğu durumlarda mağdurun şikayetinden yargılama aşamasında vazgeçmesi halinde sanık hakkında düşme kararı verilir. S: Tehdit Suçu ve Cezası İçin Zamanaşımı Süreleri Nelerdir? C: Suçun takibi şikayete tabi olduğu durumlarda şikayet için zaman aşımı süresi diğer şikayete tabi suçlarda olduğu gibi 6 aydır. Tehdit suçu ve cezası üst sınırları itibariyle ceza zamanaşımı süresi ise 8 yıldır. --- # Sigorta Değer Kaybı Nasıl Hesaplanır? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/sigorta-deger-kaybi-nasil-hesaplanir/ Güncelleme: 2026-05-08 Kısa cevap: Sigorta değer kaybı, kazadan sonra onarılan aracın ikinci el değerinde oluşan kalıcı düşüştür ve kusurlu tarafın zorunlu trafik sigortasından talep edilir. Hesaplamada sabit formül yoktur; aracın kaza öncesi piyasa değeri, hasarın yeri ve ağırlığı, yaş, kilometre ve kaza geçmişi birlikte değerlendirilir. Sigortacının teklifi yetersizse Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurulur; zamanaşımı kural olarak 2 yıldır. Trafik kazası geçirdiniz, aracınız onarıldı ama bir şeylerin değiştiğini hissediyorsunuz. Galericiye gittiğinizde söyledikleri sizi şaşırtmıyor artık: "Kaza geçirmiş araç, değeri düşmüş." İşte tam bu noktada pek çok araç sahibi ya hakkını bilmediği için hiçbir şey yapmaz ya da nasıl talep edeceğini bilemez. Sigorta değer kaybı tazminatı yasal bir haktır; ancak bu hakkın kullanılması doğru hesaplama, doğru başvuru yolu ve doğru zamanlama gerektirir. Süreci bilmeden beklemek ise hak kaybıyla doğrudan sonuçlanır. ## Araç Değer Kaybı Nedir? Hukuki Dayanağı Nedir? Araç değer kaybı; trafik kazası sonrasında araçta onarım yapılmış olsa dahi aracın piyasa değerinin kalıcı biçimde düşmesini ifade eder. Teknik olarak onarılan araç, kazasız eşdeğerine kıyasla ikinci el piyasasında daha düşük fiyata alıcı bulur. Bu fark, hukuken tazminat konusu yapılabilir. Hukuki dayanak Karayolları Trafik Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiil hükümlerine dayanır. Kusurlu sürücünün zorunlu trafik sigortası (ZMSS) bu zararı karşılamakla yükümlüdür. Yargıtay da değer kaybının tazminat kapsamında olduğunu istikrarlı biçimde kabul etmektedir. Pratikte iki ayrı değer kaybı türü söz konusudur: - Ticari değer kaybı: Aracın ikinci el piyasa değerindeki düşüş. En yaygın talep edilen türdür. - Teknik değer kaybı: Onarım sırasında orijinal parçalar yerine yedek parça kullanılmasından kaynaklanan değer kaybı. Kasko uyuşmazlıklarında öne çıkar. ## Sigorta Değer Kaybı Nasıl Hesaplanır? Belirleyici Kriterler Değer kaybı hesaplaması sabit bir formüle dayanmaz. Eksper ve mahkeme bilirkişileri bu hesaplamada birden fazla kriteri bir arada değerlendirir. ## Aracın Kaza Öncesi Piyasa Değeri Hesaplamanın başlangıç noktasıdır. Aracın marka, model, yıl, km ve genel durumuna göre belirlenen kaza öncesi piyasa değeri esas alınır. Bu değer için araç ekspertiz raporları, ikinci el fiyat endeksleri (OTOdata, Eurotax gibi) ve sigorta şirketlerinin kendi veritabanları kullanılır. ## Hasarın Ağırlığı ve Onarım Maliyeti Hasarın aracın hangi bölgesinde oluştuğu belirleyicidir. Şasi hasarı, airbag açılması ve ana taşıyıcı elemanlardaki deformasyon değer kaybını çarpıcı biçimde artırır. Öte yandan kaput ya da kapı gibi kolay değişen parçalardaki hasar, aynı onarım maliyetine rağmen daha düşük değer kaybı yaratır. ## Aracın Yaşı ve Kilometre Durumu Genel kanı yanlıştır: "Araç zaten eskiydi, değer kaybı az olur." Oysa mahkemeler ve eksperler aracın yaşını hem aleyhte hem lehte kullanabilir. Yeni ve az kilometreli araçlarda mutlak değer kaybı miktarı yüksek çıkarken, eski araçlarda oransal kayıp bazen daha dikkat çekici olmaktadır. ## Aracın Kaza Geçmişi Daha önce kaza geçirmiş araçlarda ikinci kaza sonrası değer kaybı tazminatı hesabı tartışmalı hale gelir. Sigorta şirketleri bu durumu sıklıkla tazminatı düşürme gerekçesi olarak kullanır. Kaza geçmişinin ekspertiz raporunda doğru değerlendirilmesi kritiktir. ## Değer Kaybı Hesaplama Yöntemleri: Eksper mi, Bilirkişi mi? Uygulamada iki farklı yol işlemektedir. Hangisinin seçileceği hem tazminat miktarını hem de süreyi doğrudan etkiler. ## Sigorta Eksperi Yoluyla Hesaplama Sigorta şirketinin atadığı eksper, hasarı yerinde tespit ederek değer kaybı raporu hazırlar. Bu raporlarda sigorta şirketinin çıkarları doğrultusunda düşük değer kaybı belirlenmesi uygulamada sık görülen bir sorundur. Eksperin tespiti kesin değildir; itiraz hakkı mevcuttur. ## Bağımsız Ekspertiz Araç sahibi, sigorta şirketinin eksperine güvenmek zorunda değildir. Bağımsız ekspertiz şirketinden alınan rapor, sigorta şirketiyle müzakerede ve olası davada güçlü dayanak oluşturur. Bu raporun TÜRKAK akreditasyonlu ya da mahkemelerce tanınan bir kuruluştan alınması, delil değerini artırır. ## Mahkeme Bilirkişisi Uyuşmazlık yargıya taşındığında mahkeme bağımsız bir bilirkişi atar. Bilirkişi raporu genellikle sigorta şirketinin eksper raporundan yüksek çıkar. Yargıtay uygulamalarında bilirkişi raporuna dayalı kararlar istikrarlı biçimde onaylanmaktadır. Uygulamada avukatlar özellikle şu stratejiyi tercih eder: sigorta şirketine önce bağımsız ekspertiz raporu sunulur, teklif yetersiz kalırsa dava açılır. Bu yaklaşım hem müzakere gücü sağlar hem de dava sürecini kısaltır. ## Değer Kaybı Tazminatı Kimden, Nasıl Talep Edilir? Bu noktada pek çok araç sahibi yanılmaktadır. Tazminat talep yolu, kazada kimin kusurlu olduğuna göre değişir. ## Karşı Taraf Kusurluysa Kazada karşı taraf kusurlu ya da daha fazla kusurlu ise değer kaybı tazminatı karşı tarafın zorunlu trafik sigortacısına (ZMSS) karşı talep edilir. Başvuru doğrudan sigorta şirketine yapılır; ret ya da yetersiz teklif halinde sigorta tahkim komisyonu veya asliye hukuk mahkemesi yoluna gidilir. ## Kendi Kusurlu Olduğunuzda Kendi kusurlu olduğunuz kazada zorunlu trafik sigortanız değer kaybını karşılamaz. Ancak kasko poliçeniz varsa, poliçe şartlarına göre değer kaybı teminatı içerip içermediği incelenmelidir. Birçok kasko poliçesi bu teminatı ek rider olarak sunmaktadır. ## Başvuru Süreci - Kaza tespit tutanağı veya trafik kazası raporu temin edilir - Bağımsız ekspertiz raporu hazırlatılır - Sigorta şirketine yazılı başvuru yapılır (15 günlük yanıt süresi beklenir) - Ret veya yetersiz teklif halinde sigorta tahkim komisyonuna başvurulur (zorunlu) - Tahkim sonucu yetersizse asliye hukuk mahkemesinde dava açılır; bu süreçte icra takibi de devreye alınarak alacağın tahsili güçlendirilebilir. ## Mahkemeler Değer Kaybını Nasıl Değerlendirir? Aile mahkemelerindeki velayet ya da nafaka davalarından farklı olarak değer kaybı davaları asliye hukuk mahkemelerinde görülür. Mahkemenin temel dayanağı bilirkişi raporudur. Mahkemeler özellikle şu noktaya dikkat eder: sigorta şirketinin sunduğu eksper raporu ile bağımsız ekspertiz raporu arasında ciddi fark varsa mahkeme kendi bilirkişisini atar. Bilirkişi raporu çoğunlukla bu iki uç değerin arasında çıkar; ancak uygulamada sigorta şirketinin raporuna yakın değil, piyasa gerçekliğine yakın sonuçlar elde edilmektedir. Yargıtay uygulamalarında istikrar kazanmış bir ilke şudur: değer kaybı tazminatı haksız zenginleşme yasağı kapsamında değerlendirilmez. Araç sahibi hem onarım bedeli hem de değer kaybı tazminatı talep edebilir; bu iki talep birbirini dışlamaz. ## Değer Kaybında Zamanaşımı: Ne Kadar Süreniz Var? Bu konu uygulamada en çok hak kaybına yol açan alandır. Trafik kazasından kaynaklanan tazminat davalarında zamanaşımı süresi: - Genel kural: Kazanın öğrenilmesinden itibaren 2 yıl, her halükarda kazadan itibaren 10 yıl - Ceza davası açılmışsa: Ceza davasının zamanaşımı süresi uygulanır; bu süre genellikle daha uzundur - Sigorta şirketine başvuruda: Kaza tarihinden itibaren 2 yıl içinde başvuru zorunludur Uygulamada sık görülen hata şudur: araç sahipleri onarım sürecini, sigorta yazışmalarını ve ardından gelen gündelik hayatı beklerken zamanaşımı süresini fark etmeden geçirirler. "Zaten onarıldı, iş bitti" düşüncesi en yaygın hak kaybı nedenidir; hakkınızda dava açılıp açılmadığını da düzenli olarak takip etmeniz önerilir. ## Riskler ve Kritik Hatalar Sigorta şirketinin eksper raporunu doğrudan kabul etmek: Bu rapor genellikle gerçek değer kaybının altında kalır. İtiraz hakkı mevcuttur ve kullanılmalıdır. Bağımsız ekspertiz almadan müzakereye girmek: Elinizde karşı rapor olmadan sigorta şirketiyle pazarlık yapmak, sunulan teklifin makul olup olmadığını değerlendirmenizi engeller. Tahkim aşamasını atlamak: Zorunlu trafik sigortası kapsamındaki uyuşmazlıklarda sigorta tahkim komisyonuna başvuru zorunludur. Bu aşama atlanarak doğrudan dava açılamaz; dava usul yönünden reddedilir. Şasi hasarını raporlatmamak: Ağır hasarlı araçlarda şasi kontrolü yaptırılmadan alınan ekspertiz raporu eksik kalır. Şasi hasarı hem değer kaybı miktarını hem de araç güvenliğini doğrudan etkiler. Zamanaşımını gözden kaçırmak: 2 yıllık süre kısa görünse de onarım, yazışma ve gündelik işlerin arasında hızla geçmektedir. Kaza tarihini takviminize not edin. ## Gerçek Hayat Senaryoları ## Senaryo 1: Sigorta Şirketinin Düşük Teklifi Uygulamada sık görülen bir tablo şudur: 2 yaşında, 35.000 km'de bir araç kırmızı ışıkta arkadan çarpma sonucu ağır hasar görür. Sigorta şirketi eksperi 8.000 TL değer kaybı belirler. Araç sahibi bağımsız ekspertiz yaptırdığında rapor 22.000 TL'ye işaret eder. Sigorta tahkim komisyonuna başvurulur; komisyon 18.500 TL'ye hükmeder. Bağımsız ekspertiz olmadan kabul edilen teklif, araç sahibine 10.500 TL hak kaybı yaşatacaktı. ## Senaryo 2: Fark Edilmeyen Şasi Hasarı Bir diğer sık karşılaşılan durum: araç onarımdan çıkmış, görünürde her şey düzelmiş. Ancak ikinci el satışa çıkarıldığında ekspertiz raporunda şasi hasarı geçmişi görünür. Alıcılar ya vazgeçer ya da çok düşük fiyat teklif eder. Oysa kazadan sonra şasi hasarının raporlanması ve buna göre değer kaybı tazminatı talep edilmesi bu kaybı büyük ölçüde telafi ederdi. Şasi kontrolünün kaza sonrasında mutlaka yaptırılması bu nedenle kritiktir. ## Yargıtay Uygulamalarında Öne Çıkan Eğilimler Yargıtay uygulamalarında araç değer kaybı tazminatına ilişkin birkaç tutarlı çizgi gözlemlenmektedir. Birincisi: değer kaybı ayrı ve bağımsız bir tazminat kalemidir. Onarım bedelinin ödenmiş olması değer kaybı talebini ortadan kaldırmaz. Bu iki talep aynı anda ileri sürülebilir. İkincisi: bilirkişi raporuna dayanılarak verilen kararlar Yargıtay tarafından büyük ölçüde onanmaktadır. Sigorta şirketinin itirazı yalnızca bilirkişi metodolojisinin açıkça hatalı olduğu durumlarda kabul görmektedir. Üçüncüsü: değer kaybı hesaplamasında aracın kaza öncesi durumu belirleyicidir. Yargıtay, piyasa değeri tespitinde birden fazla kaynaktan yararlanılmasını ve araç özelliklerinin tek tek değerlendirilmesini talep etmektedir. ## Hakkınızı Zamanında Kullanın Araç değer kaybı yasal bir haktır; ancak bu hakkın kullanılması doğru adımların doğru sırayla atılmasını gerektirir. Sigorta şirketinin ilk teklifini kabul etmek, bağımsız ekspertiz almadan müzakereye girmek ya da zamanaşımı süresini gözden kaçırmak — bunların her biri somut kayba dönüşür. Değer kaybı talebinizi güçlü bir raporla desteklemek ve süreci doğru yönetmek, tazminat miktarını belirleyen en kritik faktördür. Trafik kazasından doğan cezai sorumluluklar için de Kartal ceza avukatı desteği almanızı tavsiye ederiz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Sigorta değer kaybı tazminatı almak için dava açmak şart mı? C: Hayır. Önce sigorta şirketine yazılı başvuru yapılır. Ret ya da yetersiz teklif halinde sigorta tahkim komisyonuna başvurulur. Tahkim sonucu tatmin edici değilse dava yoluna gidilir. Tahkim aşaması zorunludur; atlanamaz. S: Değer kaybı hesaplamasında hangi oran uygulanır? C: Sabit bir oran yoktur. Aracın kaza öncesi değeri, hasarın ağırlığı, yaş ve km durumu, onarım kalitesi ve piyasa koşulları bir arada değerlendirilir. Uygulamada değer kaybı oranı genellikle aracın kaza öncesi değerinin yüzde 5 ile yüzde 30'u arasında belirlenmektedir. S: Kasko sigortası değer kaybını karşılar mı? C: Standart kasko poliçeleri değer kaybını otomatik olarak kapsamaz. Bazı poliçeler ek teminat olarak değer kaybı güvencesi sunar. Poliçenizin özel şartlarının incelenmesi gerekir. Kendi kusurunuzda zorunlu trafik sigortası değer kaybını karşılamaz. S: Araç hasarlı satılmışsa değer kaybı hakkı devam eder mi? C: Araç hasarlı ya da onarılmış halde satılmışsa satış bedeli ile kazasız eşdeğerinin değeri arasındaki fark talep edilebilir. Bu hak, araçla birlikte alıcıya devredilmez; kaza anındaki araç sahibine aittir. S: Değer kaybı talebi için bağımsız ekspertiz şart mı? C: Hukuken zorunlu değildir; ancak pratikte belirleyicidir. Elinizde yalnızca sigorta şirketinin eksperi varsa pazarlık gücünüz son derece düşük olur. Bağımsız ekspertiz raporu hem sigorta şirketiyle müzakerede hem de tahkim ve dava sürecinde güçlü dayanak oluşturur. S: Kaza benim kusurumla oldu, değer kaybı alabilir miyim? C: Tamamen kendi kusurunuzda zorunlu trafik sigortanız değer kaybını karşılamaz. Kısmi kusurlu olduğunuz durumlarda karşı tarafın kusur oranı kadar değer kaybı tazminatı talep edilebilir. Kasko poliçenizde değer kaybı teminatı varsa kendi kusurlu kazalarınız için de bu teminattan yararlanabilirsiniz. --- # Nafaka Ödenmezse Ne Olur? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/nafaka-odenmezse-ne-olur/ Güncelleme: 2026-05-08 Kısa cevap: Nafaka ödenmezse alacaklı, kararın kesinleşmesini beklemeden icra takibi başlatabilir; nafaka alacağı öncelikli alacaktır ve maaş haczi ile tahsil edilebilir. Ödeme emrine rağmen borcunu ödemeyen yükümlü hakkında İİK 344 uyarınca 3 aya kadar tazyik hapsine karar verilebilir; şikâyet, ödeme tarihinden itibaren 3 ay içinde yapılmalıdır. Birikmiş nafakaya yasal faiz işler; her vade için zamanaşımı 10 yıldır. Mahkeme hükmetmiş, nafaka miktarı belli, taraflar boşanmış. Ama ödeme gelmiyor. İlk ay "belki gecikmedir" dersiniz, ikinci ay "bir sorun çıkmıştır" dersiniz, üçüncü ay gerçek netleşir: karşı taraf ödeme niyetinde değildir. Bu noktada pek çok kişi ne yapacağını bilmez. Hukuki sürecin nasıl işlediğini bilmeden sessiz kalmak ise hem ekonomik hem hukuki anlamda hak kaybına zemin hazırlar. Nafaka ödenmemesi durumunda başvurulabilecek yollar nettir; ancak zamanında ve doğru adımlarla ilerlemek sonucu doğrudan belirler. ## Nafaka Ödenmezse Hukuki Olarak Ne Yapılabilir? Nafaka alacağı Türk hukukunda öncelikli alacak statüsündedir; nafakanın nasıl alınacağı ve hukuki sürecin hangi adımlardan oluştuğu hakkında detaylı bilgiye ulaşabilirsiniz. Bu statü hem icra takibi sürecini hem de maaş haczi oranını doğrudan etkiler. Ödeme yapılmayan her ay için alacaklı tarafa birden fazla hukuki yol açıktır; bu yollar birbirini dışlamaz, birlikte kullanılabilir. Temel başvuru yolları şunlardır: - İcra takibi başlatmak - Tazyik hapsi için şikâyette bulunmak - Varsa maaş haczi ve banka hesabı haczi talep etmek - Nafaka artırım davası açmak (ödenmeme kronikleştiyse) Ödeme sorunu kronikleşmişse nafaka artırım davası açmak da değerlendirilebilecek hukuki yollardan biridir. Hangi yolun ne zaman devreye sokulacağı stratejik bir karardır. Tüm yolları aynı anda açmak bazen avantaj sağlarken bazen süreci karmaşıklaştırır. Bu değerlendirme avukatla birlikte yapılmalıdır. ## İcra Takibi Nasıl Başlatılır? Kararın Kesinleşmesi Beklenmeli Mi? Hayır. Nafaka ilamı, kesinleşmeden icraya konulabilen belgeler arasındadır. İcra ve İflas Kanunu açısından nafaka kararları ilam niteliği taşır; istinaf ya da temyiz aşaması beklenmeksizin icra müdürlüğüne başvurulabilir. Başvuru süreci şu adımları içerir: - Yetkili icra dairesine başvuru (nafaka alacaklısının ya da borçlunun yerleşim yeri) - Nafaka kararının aslı ya da onaylı örneğinin sunulması - Ödenmemiş dönemlerin ve birikmiş tutarın belirtilmesi - Talep edilen haciz türünün (maaş, banka, taşınmaz) açıkça ifade edilmesi Uygulamada en sık yapılan hata şudur: alacaklı taraf aylarca bekler, birikmiş tutarı toplu olarak takibe koymak için hazırlanır. Oysa her geçen ay gecikme faizi işler ve tahsilat güçleşir. Ödemenin kesildiği ilk ayda harekete geçmek hem psikolojik hem pratik açıdan avantaj sağlar. ## Maaş Haczi: Nafaka Alacağında Oran Neden Daha Yüksektir? Maaş haczi, nafaka alacaklarında diğer borç türlerine kıyasla daha yüksek oranda uygulanır. Genel borçlarda maaşın dörtte biri haczedilebilirken, nafaka alacakları için bu sınır farklı işler: nafaka ile birlikte başka alacaklar da varsa öncelik nafakaya tanınır. Yükümlünün işvereni, mahkeme ya da icra müdürlüğü kanalıyla nafakayı maaştan doğrudan keserek alacaklıya iletmek zorunda kalır. Bu mekanizma özellikle kaçınma eğilimindeki borçlular açısından son derece etkilidir. Dikkat edilmesi gereken nokta şudur: yükümlü işsizse ya da kayıt dışı çalışıyorsa maaş haczi işletilemez. Bu durumda banka hesabı haczi ve taşınmaz haczi devreye girer. Yükümlünün herhangi bir varlığı bulunmuyorsa tahsilat güçleşir ama hak ortadan kalkmaz; borç birikmeye devam eder. ## Tazyik Hapsi Nedir? Nafaka Ödemeyene Hapis Cezası Verilebilir Mi? Evet. İcra ve İflas Kanunu md. 344 uyarınca nafaka borcunu ödemeyen kişi, alacaklının şikâyeti üzerine tazyik hapsiyle yaptırımla karşılaşabilir. Bu düzenleme nafaka alacağına özel bir koruma mekanizmasıdır; ceza hukuku değil icra hukuku kapsamındadır. Uygulama koşulları şöyle işler: - Ödeme yapılmayan nafaka için icra takibi başlatılmış olmalıdır - Borçluya ödeme emri tebliğ edilmiş olmalıdır - Tebliğden sonra belirlenen sürede ödeme yapılmamış olmalıdır - Alacaklı icra mahkemesine şikâyette bulunur Mahkeme tazyik hapsi kararı verirse süre şu şekilde işler: ilk seferde 3 ayı geçmemek üzere tazyik hapsi uygulanabilir. Borç ödenmezse yeniden şikâyet yoluyla süreç tekrarlanabilir. Tazyik hapsi ceza niteliği taşımaz; amacı borçluyu ödemeye zorlamaktır. Borç ödenirse serbest bırakılır. Bu mekanizma uygulamada güçlü bir caydırıcı işlev görmektedir; nafaka ödemekten kaçınan pek çok yükümlü tazyik hapsi kararının ardından ödeme yapar hale gelir. ## Tazyik Hapsi İçin Şikâyet Süresi Şikâyet hakkı, ödeme yapılmayan her ay için ayrı ayrı kullanılabilir. Ancak şikâyet süresi kritik öneme sahiptir: ödeme yapılması gereken tarihten itibaren 3 ay içinde şikâyet hakkı kullanılmalıdır. Bu süre geçirilirse o dönem için tazyik hapsi yolu kapanır; ancak icra takibi devam eder. Uygulamada çoğu alacaklı bu 3 aylık süreyi bilmez. Sessiz kalan, bekleyen alacaklılar önemli bir hak kaybıyla karşılaşır. Her ödeme yapılmayan ay için takvimi takip etmek zorunludur. ## Nafaka Borçlusu Mal Varlığını Gizlerse Ne Olur? Yükümlünün mal kaçırma girişimleri hukuki sonuçsuz kalmaz. İptal davası ve muvazaa iddiası bu durumda kullanılan araçlardandır. Nafaka borcu doğduktan sonra mal devredenler — taşınmaz ya da araç — bu devirlerin iptali için dava açılmasıyla karşılaşabilir. Özellikle borçtan kaçmak amacıyla yakın akrabaya ya da eşe yapılan devirler mahkemeler tarafından şüpheyle karşılanır. Pratikte avukatlar şu araçları birlikte kullanır: ihtiyati haciz kararı almak, mal devrine rağmen tapu kaydını bloke ettirmek ve iptal davası açmak. Bu sürecin zamanında başlatılması belirleyicidir; mal iyice dağıtılmadan önce hareket etmek zorunludur. ## Birikmiş Nafaka Alacağına Faiz İşler Mi? Evet. Ödenmemiş nafaka alacağına yasal faiz işler. Faiz, ödemenin yapılması gereken tarihten itibaren başlar. Bu durum yükümlü açısından beklenmedik bir yük oluşturabilir: birkaç yıl ödeme yapmayan borçlu, asıl borcun üzerine işleyen faiziyle birlikte çok daha büyük bir yükümlülükle karşılaşır. Alacaklı taraf için ise bu mekanizma önemli bir güvencedir. Ödeme yapılmayan dönemler kaybolmaz; faizle birlikte talep hakkı devam eder. Zamanaşımı konusunda dikkatli olunmalıdır: nafaka alacaklarında her vade tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı işler. Bu süre geçirilmeden hak kullanılmalıdır. ## Gerçek Hayat Senaryoları ## Senaryo 1: Maaşını Gizleyen Yükümlü Uygulamada görülen bir örnekte: yükümlü resmi işten çıkışını bildirerek serbest meslek faaliyetine geçer ve gelirini beyan etmez. Alacaklı taraf icra takibi başlatır; maaş haczi işletilemez çünkü resmi işyeri yoktur. Bu noktada avukat, vergi dairesi ve SGK müzekkere yazışmasıyla gelir tespiti talep eder. Banka hesap hareketleri incelenir; düzenli girişler tespit edilirse banka haczi uygulanır. Kayıt dışı çalışma ise ayrıca şikâyet konusu yapılabilir. ## Senaryo 2: Tazyik Hapsi Sonrası Ödeme Yıllarca düzensiz ödeme yapan yükümlüye karşı alacaklı taraf icra mahkemesine şikâyet başvurusunda bulunur. Tazyik hapsi kararı verilir. Yükümlü, karara itiraz etmek yerine birikmiş borcu öder ve serbest kalır. Ardından düzenli ödemeye başlar. Bu tablo uygulamada sık görülmektedir: tazyik hapsi ödeme alışkanlığını doğrudan değiştiren bir mekanizmadır. ## Yargıtay Uygulamalarında Öne Çıkan Eğilimler Yargıtay uygulamalarında nafaka alacağının korunmasına ilişkin birkaç tutarlı çizgi gözlemlenmektedir. Mahkemeler, nafaka borçlusunun "ödeme gücü bulunmadığı" savunmasını titizlikle inceler. Soyut mali güçlük iddiası yeterli kabul edilmez; gelir durumunun somut belgelerle ortaya konulması aranır. Uygulamada borçlunun mal varlığını "eş ya da yakın akrabaya devretme" girişimleri mahkemelerce şüpheyle karşılanmaktadır. Tazyik hapsi kararlarında aile mahkemeleri ve icra mahkemeleri, talebin usule uygun yapılıp yapılmadığını ve 3 aylık şikâyet süresine uyulup uyulmadığını öncelikli olarak değerlendirmektedir. Usul hatası talepte başarısızlıkla doğrudan sonuçlanır. ## Nafaka Ödenmezse Velayet Kararı Etkilenir Mi? İştirak nafakası ödenmemesi velayet kararını doğrudan değiştirmez. Ancak velayet değişikliği davası açılmışsa yükümlünün ödeme alışkanlığı mahkemenin değerlendirmesine girer. Nafakasını düzenli ödemeyen ebeveynin "çocuğun yararına duyarlılığı" sorgulanabilir. Bu dolaylı etki küçümsenmemelidir. Nafakasını düzenli ödemeyen ebeveynin bu tutumu velayet değişikliği davası açılması halinde mahkemenin değerlendirmesine doğrudan girebilir. ## Süreç Yönetimi: Ne Zaman, Hangi Adım? Ödeme kesildiğinde ilk ay: durumu belgeleyin. Ödeme yapılmadığına dair banka ekstresini, taraflar arasındaki yazışmaları kayıt altına alın. İkinci ay: avukata danışın. İcra takibinin mi yoksa önce yazılı ihtarın mı daha uygun olduğu bu aşamada değerlendirilir. Üçüncü ay: şikâyet süresi dolmadan icra mahkemesine başvurun. 3 aylık süreyi kaçırmak o dönem için tazyik hapsi hakkını kaybettirir. Kronik ödeme sorununda: mal varlığı araştırması başlatın, gerekirse ihtiyati haciz talep edin. Yükümlünün mal devretme girişimine karşı bu önlem gecikmeden alınmalıdır. ## Hakkınızı Zamanında Kullanın Nafaka alacağı hukuki dayanağı güçlü, koruması kapsamlı bir haktır. Ama bu haktan yararlanmak için zamanında hareket etmek şarttır. Şikâyet süreleri, zamanaşımı ve mal devri riskleri beklemeyi her zaman maliyetli kılar. Süreci doğru yönetmek; hem birikmiş alacağın tahsilini hem de ileriye dönük düzenli ödemenin sağlanmasını mümkün kılar. Aile hukuku alanında uzmanlaşmış bir aile hukuku avukatı desteği almak, hak kaybı yaşamamak için en güvenilir başlangıç noktasıdır. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Nafaka ödenmezse hemen hapis cezası verilebilir mi? C: Tazyik hapsi doğrudan ve otomatik değildir. Önce icra takibi başlatılmalı, ödeme emri tebliğ edilmeli ve süre geçirilmelidir. Ardından alacaklının icra mahkemesine şikâyeti üzerine karar verilir. Süreç usule tabidir; adımlar atlanırsa talep reddedilir. S: Nafaka ödemeyen kişinin mal varlığı yoksa ne yapılır? C: Tespit edilebilir mal varlığı bulunmayan yükümlü için icra takibi "aciz" kararıyla sonuçlanabilir. Ancak borç ortadan kalkmaz; ileride mal varlığı edinildiğinde tekrar takip başlatılabilir. Tazyik hapsi yolu mal varlığından bağımsız olarak işletilebilir. S: Eski eşim yurt dışında yaşıyor, nafaka alabilir miyim? C: Türkiye'de verilmiş nafaka kararı yurt dışındaki yükümlüye karşı çeşitli uluslararası anlaşmalar çerçevesinde uygulanabilir. Türkiye'nin taraf olduğu New York Sözleşmesi nafaka alacaklarının uluslararası tahsilini düzenlemektedir. Bu süreç teknik ve zaman alıcıdır; uzman hukuki destek şarttır. S: Nafaka alacağı zamanaşımına uğrar mı? C: Her vade tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresi işler. Bu süre geçirilmeden önce icra takibi başlatılması hak kaybını önler. Uzun süre sessiz kalmak hem faiz avantajını hem de tahsilat kolaylığını azaltır. S: Nafakayı kendi kendime takip edebilir miyim, avukata ihtiyacım var mı? C: Hukuki olarak avukatsız icra takibi başlatmak mümkündür. Ancak tazyik hapsi şikâyeti, mal varlığı araştırması, ihtiyati haciz ve iptal davası gibi ileri aşamalar teknik süreçlerdir. Usul hataları taleplerin reddedilmesiyle sonuçlanır. Alacağın büyüklüğü ve yükümlünün direnci arttıkça avukat desteği zorunlu hale gelir. --- # E-Devlet Üzerinden Boşanma Davası Açılabilir Mi? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/e-devlet-uzerinden-bosanma-davasi-acilabilir-mi/ Güncelleme: 2026-04-29 Kısa cevap: e-Devlet üzerinden boşanma davası açılamaz. e-Devlet yalnızca mevcut dosyaların görüntülenmesine imkân verir; dava açma işlemi buradan yapılamaz. Boşanma davası, hazırlanan dilekçenin yetkili aile mahkemesine ya da adliyedeki tevzi bürosuna sunulmasıyla açılır. Avukatla takip ediliyorsa dilekçe UYAP Avukat Portalı üzerinden elektronik olarak gönderilebilir. Dijital devlet hizmetlerinin yaygınlaşmasıyla birlikte pek çok kişi e-Devlet üzerinden boşanma davası açılıp açılamayacağını merak etmektedir. Vergi borcu sorgulamak, nüfus belgesi almak, araç kaydına bakmak gibi işlemleri e-Devlet üzerinden kolayca yapabilen vatandaşlar, boşanma işlemini de aynı yoldan halledebileceklerini düşünmektedir. Ancak bu konu hakkında kamuoyunda ciddi bir yanılgı mevcuttur. Bu rehber; e-Devlet üzerinden boşanma davası açılıp açılamayacağını, doğru yolların neler olduğunu, hangi boşanma işlemlerinin dijital ortamda yapılabileceğini ve süreçte karşılaşılan yaygın hataları net biçimde açıklamaktadır. ## E-Devlet Üzerinden Boşanma Davası Açılabilir Mi? Net Yanıt Hayır. 2026 yılı itibarıyla e-Devlet üzerinden boşanma davası açılması mümkün değildir. e-Devlet platformu; nüfus hizmetleri, vergi işlemleri, SGK sorgulamaları ve benzeri idari hizmetler için tasarlanmıştır. Boşanma davası açma yetkisi bu platformun kapsamı dışında kalmaktadır. Türk hukukunda boşanma yalnızca yetkili aile mahkemesinin vereceği kararla gerçekleşir. Boşanma dilekçesi fiziksel olarak aile mahkemesinin kalemine teslim edilmeli ya da baroya kayıtlı avukat aracılığıyla UYAP (Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi) üzerinden elektronik olarak sunulmalıdır. Risk uyarısı: "e-Devlet'ten boşanma başvurusu yapıldı" düşüncesiyle bekleyen kişiler dava açılmamış olduğunun farkına çoğunlukla hak düşürücü süreler dolduktan sonra varmaktadır. Bu yanılgı özellikle zina veya şiddet gibi özel boşanma sebeplerinde 6 aylık sürenin kaçırılmasına yol açabilir ve geri dönülemez hak kaybı doğurabilir. Boşanma davasının doğru adımlarla nasıl açılacağını öğrenmek için boşanma davası nasıl açılır başlıklı yazımızı incelemenizi tavsiye ederiz. ## E-Devlet ile UYAP Arasındaki Fark Nedir? Hangisi Boşanma İçin Kullanılır? Bu iki sistem birbiriyle sık karıştırılmaktadır; ancak farklı amaçlara hizmet eden tamamen ayrı platformlardır. e-Devlet (turkiye.gov.tr): Vatandaşlara yönelik idari hizmetlerin sunulduğu devlet platformudur. Nüfus belgesi, ikametgah belgesi, vergi borcu sorgulama, SGK hizmet dökümü gibi işlemler bu platform üzerinden yapılabilir. Boşanma davası açma yetkisi bulunmamaktadır. UYAP (Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi): Adalet Bakanlığı'na bağlı yargı sistemidir. Avukatlar, hâkimler ve savcılar bu sistem üzerinden dava açabilir, dosya takibi yapabilir ve belge sunabilir. Vatandaşlar UYAP üzerinden doğrudan dava açamaz; ancak UYAP Vatandaş Portalı üzerinden mevcut dava dosyalarını takip edebilirler. Özetle: Boşanma davası açmak için UYAP kullanılır; ancak bu yetki yalnızca avukatlara tanınmıştır. Vatandaşlar avukat aracılığıyla UYAP üzerinden dava açtırabilir ya da dilekçeyi fiziksel olarak mahkeme kalemine bizzat teslim edebilir. ## UYAP Üzerinden Avukat Aracılığıyla Boşanma Davası Açılabilir Mi? Evet. Baroya kayıtlı avukatlar, müvekkilleri adına UYAP sistemi üzerinden elektronik olarak dava açabilir. Bu yöntem özellikle şu durumlarda avantaj sağlar: ✔ Yurt dışında yaşayan Türk vatandaşları: Türkiye'ye gelmeksizin konsolosluk onaylı vekâletname ile avukatlarına yetki vererek UYAP üzerinden dava açtırabilirler. ✔ Fiziksel olarak mahkemeye gidemeyenler: Engelli, hasta ya da uzak bir şehirde bulunan kişiler avukatları aracılığıyla süreci başlatabilir. ✔ Hız avantajı: UYAP üzerinden yapılan başvurular fiziksel teslimle eş değer geçerliliğe sahiptir; mesafe engeli ortadan kalkar. Önemli not: UYAP üzerinden dava açılabilmesi için avukata noter onaylı vekâletname verilmesi zorunludur. Vekâletname olmaksızın avukat başkası adına işlem yapamaz. ## E-Devlet Üzerinden Hangi Boşanma İşlemleri Yapılabilir? e-Devlet boşanma davası açmaya izin vermese de boşanma sürecinde işe yarayan pek çok belgeyi dijital ortamda temin etmek mümkündür. Bunlar dava hazırlığının önemli bir parçasıdır: e-Devlet üzerinden temin edilebilecek belgeler: ✔ Nüfus kayıt örneği: Boşanma davasında zorunlu olan bu belge e-Devlet'ten ücretsiz PDF formatında indirilebilir. Bazı mahkemeler ıslak imzalı örnek isteyebileceğinden teslim öncesinde mahkeme kalemiyle teyit edilmesi önerilir. ✔ İkametgah belgesi: Yetkili mahkemenin belirlenmesinde kullanılır. ✔ SGK hizmet dökümü:Kariyer kesintisini ya da karşı tarafın çalışma durumunu gösteren SGK hizmet dökümü nafaka ve maddi tazminat taleplerinde belirleyici delil işlevi görür. ✔ Vergi borcu ve gelir bilgileri: Karşı tarafın ekonomik durumunun tespitinde kullanılabilecek vergi kaydı sorgulamaları yapılabilir. ✔ Araç sorgulama: Ortak dönemde edinilen araçların tespiti için araç kayıt sorgulaması yapılabilir. ✔ Mevcut dava takibi (UYAP Vatandaş Portalı): Dava açıldıktan sonra dosyanın hangi aşamada olduğu, duruşma tarihleri ve kararlar UYAP Vatandaş Portalı üzerinden takip edilebilir. ## Boşanma Davası Açmak İçin Doğru Yollar Nelerdir? E-Devlet'in yetersiz kaldığı bu noktada doğru yollar şunlardır: 1. Fiziksel olarak mahkeme kalemine başvurmak: Yetkili aile mahkemesinin dava kalemine boşanma dilekçesi ve ekleriyle birlikte bizzat gidilerek başvuru yapılır. Harçlar ödenir ve dava kaydı açılır. Bu yöntem avukatsız ilerlemek isteyenler için geçerlidir. 2. Avukat aracılığıyla UYAP üzerinden dava açmak: Baroya kayıtlı avukate noter onaylı vekâletname verilerek anlaşmalı boşanma davası UYAP sistemi üzerinden açılır; fiziksel başvuruyla aynı hukuki geçerliliğe sahiptir.Fiziksel başvuruyla aynı hukuki geçerliliğe sahiptir; uzak mesafe sorununu ortadan kaldırır. 3. Posta yoluyla dilekçe göndermek (sınırlı durumlarda): İadeli taahhütlü posta ile boşanma dilekçesi mahkeme kalemine gönderilebilir. Ancak bu yöntem teslim tarihinde belirsizlik yaratabilir; eksik belge durumunda ek gecikmelere neden olur. Fiziksel teslim ya da UYAP üzerinden açılış çok daha güvenlidir. Risk uyarısı: Posta yoluyla gönderilen dilekçede eksik belge ya da hatalı harç ödemesi tespit edilirse mahkeme kalemi iade edebilir. Bu durum özellikle hak düşürücü süreler yaklaşan davalarda kritik zaman kayıplarına yol açabilir. ## UYAP Vatandaş Portalı ile Dava Takibi Nasıl Yapılır? Boşanma davası açıldıktan sonra taraflar UYAP Vatandaş Portalı (vatandas.uyap.gov.tr) üzerinden davalarını takip edebilir. Bu portalda yapılabilecek işlemler: ✔ Dosyanın hangi aşamada olduğunu görüntüleme ✔ Duruşma tarihini öğrenme ✔ Mahkemenin verdiği ara kararları görüntüleme ✔ Kesinleşen kararlara erişim ✔ Tebligat bilgilerini takip etme Portala erişim için e-Devlet kullanıcı adı ve şifresi ya da e-imza kullanılabilir. Avukatsız ilerleyenler için bu portal süreç takibini kolaylaştıran önemli bir araçtır. ## Online Boşanma Konusunda Kamuoyunda Yaygın 5 Yanlış Bilgi ✔ "e-Devlet'ten boşanma başvurusu yapılabilir": Yanlış. e-Devlet boşanma davası açma yetkisine sahip değildir. Bu platforma boşanma başvurusu yapıldığında dava kaydı açılmaz. ✔ "Notere gidilirse boşanma gerçekleşir": Yanlış. Türk hukukunda noter boşanma işlemi yapamaz. Boşanma yalnızca mahkeme kararıyla gerçekleşir. ✔ "Belediyeye ya da nüfus müdürlüğüne başvurmak yeterlidir": Yanlış. Nüfus müdürlüğü yalnızca kesinleşmiş mahkeme kararını kayıt altına alır; boşanma işlemini başlatamaz. ✔ "WhatsApp üzerinden anlaşma yapıldıysa boşanma tamamdır": Yanlış. Dijital ortamda yapılan her türlü anlaşma hukuki olarak boşanmayı gerçekleştirmez; mahkeme kararı zorunludur. ✔ "UYAP vatandaşlara da açık, dava oradan açılabilir": Kısmen yanlış. Vatandaşlar UYAP Vatandaş Portalı üzerinden yalnızca mevcut davalarını takip edebilir; yeni dava açamaz. ## Boşanma Sürecinde E-Devlet'i Etkili Kullanmak İçin 5 İpucu e-Devlet boşanma davası açamasa da süreç boyunca zaman kazandıran bir araç olarak etkin biçimde kullanılabilir: ✔ Nüfus kayıt örneğini e-Devlet'ten indirin: Nüfus müdürlüğüne gitme zorunluluğunu ortadan kaldırır; dakikalar içinde temin edilir. ✔ SGK hizmet dökümünü e-Devlet'ten alın: Hem kendinizin hem de karşı tarafın çalışma geçmişini sorgulayabilirsiniz; nafaka ve tazminat taleplerinde belirleyici delildir. ✔ Araç sorgulama yapın: Ortak dönemde edinilen araçları tespit etmek mal paylaşımı taleplerini güçlendirir. ✔ Dava açıldıktan sonra UYAP Vatandaş Portalı'ndan takip edin: Duruşma tarihleri ve ara kararlar için avukatınızı beklemek zorunda kalmazsınız. ✔ Adres değişikliğinizi güncel tutun: Nüfus kaydındaki adres, mahkeme tebligatlarının gönderileceği adrestir. Güncel olmayan adres tebligat sorununa yol açar ve süreci geciktirir. ## Boşanma Davanızı Doğru Başlatın — Avukat Desteği Alın Boşanma davası e-Devlet üzerinden değil, yetkili aile mahkemesinin kalemine fiziksel başvuru ya da avukat aracılığıyla UYAP üzerinden açılır. Sürecin doğru başlatılması hem zaman kaybını önler hem de hak düşürücü sürelerin korunması açısından hayati önem taşır.Aile hukuku alanında uzman bir boşanma avukatı ile çalışmak; dilekçenin eksiksiz hazırlanmasından mahkeme takibine kadar tüm süreci güvence altına alır. ## Sıkça Sorulan Sorular S: E-Devlet üzerinden boşanma davası açılabilir mi, 2026'da bu mümkün mü? C: Hayır. 2026 yılı itibarıyla e-Devlet üzerinden boşanma davası açılması mümkün değildir. Boşanma davası yalnızca yetkili aile mahkemesinin kalemine fiziksel başvuru ya da baroya kayıtlı avukat aracılığıyla UYAP sistemi üzerinden açılabilir. S: E-Devlet ile UYAP aynı sistem midir, boşanma için hangisi kullanılır? C: Hayır, farklı sistemlerdir. e-Devlet idari hizmetler için vatandaşlara açık bir platformdur. UYAP ise Adalet Bakanlığı'nın yargı sistemidir; avukatlar müvekkilleri adına bu sistem üzerinden dava açabilir. Vatandaşlar UYAP üzerinden doğrudan dava açamaz; yalnızca avukatları aracılığıyla açtırabilirler. S: Boşanma davası e-Devlet yerine nasıl açılır? C: İki yol mevcuttur: birincisi yetkili aile mahkemesinin kalemine dilekçe ve ekler fiziksel olarak teslim edilir; ikincisi baroya kayıtlı avukate noter onaylı vekâletname verilerek dava UYAP sistemi üzerinden açtırılır. Her iki yol da hukuki geçerliliği eşit yöntemlerdir. S: E-Devlet'ten boşanma için hangi belgeler temin edilebilir? C: e-Devlet üzerinden nüfus kayıt örneği, ikametgah belgesi, SGK hizmet dökümü ve araç sorgulama yapılabilir. Bu belgeler dava hazırlığında kritik öneme sahiptir. Dava açıldıktan sonra UYAP Vatandaş Portalı üzerinden de dosya ve duruşma takibi yapılabilir. S: Yurt dışında yaşıyorum, Türkiye'ye gelmeden boşanma davası açabilir miyim? C: Evet. Bulunduğunuz ülkedeki Türk konsolosluğunda düzenlenen konsolosluk onaylı vekâletname ile Türkiye'deki avukatınıza yetki verirseniz, avukatınız UYAP üzerinden dava açabilir. Anlaşmalı boşanmada duruşmada bizzat hazır bulunma zorunluluğu nedeniyle en az bir kez Türkiye'ye gelmeniz gerekebilir; bu konu avukatınızla önceden planlanmalıdır. S: UYAP Vatandaş Portalı'ndan dava takibi nasıl yapılır? C: vatandas.uyap.gov.tr adresine e-Devlet kullanıcı adı ve şifresiyle ya da e-imza ile giriş yapılır. Dosyanın aşaması, duruşma tarihleri, ara kararlar ve tebligat bilgileri bu portal üzerinden görüntülenebilir. Yeni dava açılamaz; yalnızca mevcut dosyalar takip edilebilir. S: Boşanma belgesi e-Devlet'ten nasıl alınır? C: Boşanma davası e-Devlet'ten açılamaz, ancak kesinleşmiş boşanmaya ilişkin nüfus kaydı e-Devlet üzerinden görüntülenebilir. Kararın onaylı örneği için kararı veren mahkemeye başvurulur. S: Boşanma davası açılırsa e-Devlet'te görünür mü? C: Taraf olduğunuz dava dosyaları UYAP Vatandaş Portalı üzerinden görüntülenebilir. Dosyanın görünmesi için davanın açılmış ve tarafı olarak kaydınızın yapılmış olması gerekir. S: UYAP üzerinden boşanma davası açılabilir mi? C: UYAP Avukat Portalı üzerinden elektronik dava açılabilir; bu imkân avukatlara tanınmıştır. Vatandaş Portalı üzerinden dava açma özelliği bulunmamaktadır. --- # Boşanmada Çocuğun Velayeti Kime Verilir? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/bosanmada-cocugun-velayeti-kime-verilir/ Güncelleme: 2026-04-29 Kısa cevap: Boşanmada velayet, çocuğun üstün yararı ilkesine göre her davada ayrı değerlendirilir; annenin veya babanın otomatik üstünlüğü yoktur. Mahkeme; duygusal bağ, çocuğun yaşı, ebeveynin yaşam koşulları, mevcut düzenin korunması ve yeterli olgunluktaki çocuğun görüşünü birlikte tartar. Sosyal inceleme raporu kararın en önemli dayanaklarındandır; koşullar önemli ölçüde değişirse velayet TMK 183 uyarınca yeniden düzenlenebilir. Boşanma sürecinde eşlerin en çok kaygılandığı ve en fazla duygusal yük taşıdığı mesele boşanmada çocuğun velayeti kime verilir sorusudur. Türk hukukunda bu sorunun sabit, herkese uyan tek bir yanıtı yoktur. Mahkeme her davayı çocuğun üstün yararı ilkesi çerçevesinde bireysel olarak değerlendirir; ne annenin ne de babanın velayet üzerinde otomatik bir üstünlüğü vardır. Ancak mahkemenin bu değerlendirmede kullandığı kriterler, süreçte etkili olan faktörler ve sık yapılan hatalar velayet kararını köklü biçimde etkileyebilmektedir. Bu rehber; velayet kararında nelere bakıldığını, yaş faktörünün nasıl değerlendirildiğini, sosyal inceleme raporunun belirleyici rolünü ve velayet hakkını güvence altına almak için yapılması gerekenleri kapsamlı biçimde açıklamaktadır. ## Velayet Nedir? Boşanmada Velayetin Önemi Neden Bu Kadar Büyüktür? Velayet; çocuğun kişiliğine, eğitimine, sağlığına ve malvarlığına ilişkin kararları alma yetkisini ifade eder. TMK md. 335 ve devamı kapsamında velayete sahip ebeveyn şu kararları tek başına alabilir: ✔ Çocuğun hangi okulda okuyacağı ✔ Tıbbi müdahale ve tedavi kararları ✔ Dini eğitim tercihleri ✔ Yurt dışı çıkış izni ve pasaport işlemleri ✔ Konut ve yaşam yeri değişikliği ✔ Malvarlığının yönetimi Velayeti olmayan ebeveyn ise çocukla kişisel ilişki (görüş) hakkı kapsamında belirli gün ve saatlerde çocuğuyla zaman geçirebilir; ancak yukarıdaki temel kararlardan dışlanır. Risk uyarısı: Velayet hakkına sahip olmayan ebeveyn, çocuğun okul değişikliği, yurt dışına çıkışı ya da ameliyat gibi kritik kararlardan haber bile alamayabilir. Bu nedenle velayet stratejisi boşanma sürecinin en öncelikli ve en dikkatli planlanması gereken boyutunu oluşturur. Velayet türleri hakkında daha fazla bilgi almak ve ortak velayetin sizin durumunuzda uygulanıp uygulanamayacağını öğrenmek için ilgili yazımızı inceleyebilirsiniz. ## Mahkeme Velayet Kararını Verirken Hangi Kriterlere Bakar? Türk mahkemeleri velayet kararı verirken tek bir kritere değil, birbirini tamamlayan bir değerlendirme bütünü oluşturan faktörlere bakar. Bu faktörlerin tamamının merkezinde çocuğun üstün yararı ilkesi yer alır. Ebeveynle kurulan duygusal bağ: Günlük bakım, okul takibi, sağlık kontrolü ve duygusal ihtiyaçların karşılanmasında hangi ebeveynin daha aktif rol oynadığı değerlendirilir. Çocukla birincil bağı olan ebeveyn sosyal inceleme raporuna yansır. Çocuğun yaşı ve gelişim dönemi: Küçük yaş grubunda anneyle kurulan bağın öncelikli tutulması Türk yargı pratiğinde sık görülen bir eğilimdir. Ancak bu bir kural değil, bireysel değerlendirme kriteridir. Ebeveynin yaşam koşulları: Konut düzeni, ekonomik istikrar, çalışma saatleri ve çocuğa ayırabilecek zaman miktarı mahkemece gözetilir. Çocuğun mevcut rutininin korunması: Okul, arkadaş çevresi ve sosyal bağların sürekliliği çocuğun psikolojik istikrarı açısından önem taşır; mahkeme mümkün olduğunca bu rutini korumayı hedefler. Kardeşlerin birlikteliği ilkesi: Birden fazla çocuk varsa mahkeme kardeşlerin birbirinden ayrılmamasını mümkün olduğunca gözetir. Çocuğun tercihi: Yeterli olgunluk ve idrak düzeyine ulaşmış çocuğun görüşü alınır. Uygulamada bu eşik genellikle 8–10 yaş ve üzeri olarak değerlendirilmekle birlikte mahkemenin takdir yetkisi belirleyicidir. Çocuğun tercihi bağlayıcı değil, değerlendirmeye katılan bir unsurdur. Diğer ebeveynle ilişkiyi destekleme: Mahkemeler, çocuğun diğer ebeveynle sağlıklı ilişki kurmasını destekleyen ebeveyne olumlu bakma eğilimindedir. Diğer ebeveyni çocuğa karşı küçük düşüren ya da görüşleri engelleyen davranışlar velayet kararını olumsuz etkileyebilir. ## Küçük Çocuklarda Velayet Anneye Mi Verilir? Bu Bir Kural Mıdır? Türk hukuku anne ya da babayı önceleyen herhangi bir hüküm içermez. Bununla birlikte özellikle 0–7 yaş grubunda Türk yargı pratiğinde velayetin anneye verilmesi daha sık karşılaşılan bir sonuçtur. Bunun temelinde hukuki bir kural değil, bu yaş grubunda annenin birincil bakım veren konumunda olduğunun karine olarak kabul görmesi yatar. Ancak bu eğilim şu koşullarda tersine dönebilir: ✔ Annenin günlük bakıma katılımının yetersiz kaldığı belgelenirse ✔ Annenin ciddi psikolojik, bağımlılık veya sağlık sorunu tespit edilirse ✔ Babanın birincil bakım veren olduğu sosyal inceleme raporuna yansırsa ✔ Annenin çocuğu babayla görüştürmekten sistematik biçimde kaçındığı kanıtlanırsa ✔ Çocuğun anneyle birlikteliğinin gelişimini olumsuz etkilediği uzman raporuyla belgelenirse Gerçek hayat örneği: Yoğun iş seyahatleri nedeniyle çocuğunun günlük bakımını büyük ölçüde babaya bırakan bir anne, sosyal inceleme raporunda da babanın birincil bakıcı olduğu tespit edilince velayeti kaybetmiştir. Fiili bakıcı olan ebeveyn, hukuki üstünlük kazanmada belirleyici avantaj elde eder. ## Baba Boşanmada Çocuğun Velayetini Alabilir Mi? Hangi Koşullarda? Baba lehine velayet kararları son yıllarda Türk mahkemelerinde belirgin biçimde artış göstermektedir. Yargı pratiği giderek daha dengeli bir değerlendirme benimsemekte; birincil bakıcı olan babalar velayet davalarında anneye karşı güçlü hukuki konuma geçebilmektedir. Babanın velayet kazanmasını güçlendiren başlıca etkenler: ✔ Çocukla güçlü ve belgelenmiş duygusal bağın varlığı ✔ Sosyal inceleme raporunun baba lehine sonuçlanması ✔ Annenin çocuğun gelişimini riske atan bir yaşam biçiminin belgelenmesi ✔ Daha büyük yaştaki çocuğun tercihini baba yönünde açıklaması ✔ Babanın annenin çocuğu yabancılaştırma girişimlerini kanıtlaması ✔ Ekonomik istikrar, uygun konut koşulları ve çocuğa zaman ayırabilme kapasitesi Risk uyarısı: Boşanma sürecinde çocuğu diğer ebeveyne karşı olumsuz koşullandırmak, görüşmeleri engellemek ya da ebeveyn yabancılaştırma olarak nitelendirilen davranışlar sergilemek mahkeme tarafından velayetin karşı tarafa verilmesi için güçlü bir gerekçe oluşturabilir. ## Sosyal İnceleme Raporu Velayet Kararını Nasıl Etkiler? Sürece Nasıl Hazırlanılır? Sosyal inceleme raporu, velayet davalarında mahkemenin en çok dayandığı belgelerden biridir. Sosyal hizmet uzmanı veya pedagog tarafından hazırlanan bu rapor; her iki ebeveynin ev koşullarını, çocukla ilişkisini, ekonomik durumunu ve çocuğun psikolojik gelişimini değerlendirir. Rapor hazırlanırken uzmanlar şu yöntemleri kullanır: ✔ Ebeveynlerin evini —önceden haber vermeksizin— ziyaret edebilir ✔ Komşular, öğretmenler veya okul idaresiyle görüşebilir ✔ Çocukla bireysel olarak konuşabilir ✔ Ebeveynlerin çocukla etkileşimini gözlemleyebilir Rapora hazırlık için pratik adımlar: ✔ Evin düzenli ve çocuğa uygun olduğundan emin olun ✔ Çocuğun okul, sağlık ve günlük bakımına aktif katılımı belgeleyen kayıtları hazır bulundurun ✔ Uzmanın sorularına tutarlı ve samimi yanıtlar verin; abartılı ya da hazırlanmış yanıtlar raporla çelişebilir ✔ Çocuğu diğer ebeveyn hakkında olumsuz biçimde yönlendirmeyin; uzmanlar bu tür koşullandırmayı tespit edebilir Kritik not: Sosyal inceleme raporunu çürütmek son derece güçtür. Raporda olumsuz bir tespit yer aldığında ek uzman görüşü ya da psikolog raporu talep edilebilir; bu süreç avukat eşliğinde yürütülmelidir. ## Velayet Kararı Sonradan Değiştirilebilir Mi? Hangi Koşullarda? Evet.TMK md. 183 uyarınca velayet kararı verildikten sonra koşulların önemli ölçüde değişmesi halinde velayetin yeniden düzenlenmesi talep edilebilir. Dava açılabilecek başlıca gerekçeler: ✔ Velayeti elinde bulunduran ebeveynin yurt dışına taşınmak istemesi ✔ Ciddi sağlık sorunu, bağımlılık ya da psikolojik sorun gelişmesi ✔ Çocuğun ihmal ya da istismara maruz kaldığının belgelenmesi ✔ Velayeti elinde bulunduran ebeveynin diğer ebeveynin çocukla ilişkisini sistematik biçimde engellemesi ✔ Çocuğun rızasıyla ebeveyn değiştirme talebinin olgunluk düzeyinde ifade edilmesi Risk uyarısı: Velayet değişikliği davası, ilk velayet davasında olduğu gibi güçlü delil ve uzman desteği gerektirir. Yeterli koşul değişikliği olmadan açılan davalar reddedilir; bu durum taraflar arasındaki gerginliği artırır ve çocuğu olumsuz etkiler. ## Kişisel İlişki (Görüş) Hakkı Nasıl Belirlenir? Velayetsiz Ebeveynin Hakları Nelerdir? Velayeti almayan ebeveynin çocukla kişisel ilişki kurma hakkı TMK md. 182 kapsamında güvence altındadır. Mahkeme bu hakkın kapsamını belirlerken çocuğun yaşını, okul programını ve ebeveynlerin koşullarını gözetir. Tipik kişisel ilişki düzenlemesi şu unsurları içerebilir: ✔ Haftada belirli gün ve saatler (örneğin her hafta sonu cumartesi saat 10.00 – pazar 18.00) ✔ Dini ve okul tatilleri (bayramların yarısı, sömestr tatili) ✔ Yaz tatilinin bir bölümü (genellikle 1–1,5 ay) ✔ Doğum günleri ve özel günler Risk uyarısı: Protokolde ya da mahkeme kararında "her hafta sonu" gibi muğlak ifadeler kullanılması ilerleyen dönemde ciddi anlaşmazlıklara yol açar. Gün, saat, teslim yeri ve tatil dönemlerinin somut biçimde belirlenmesi için anlaşmalı boşanma protokolünün avukat eşliğinde eksiksiz hazırlanması büyük önem taşır. ## Velayet Davasında Yapılan 7 Kritik Hata ✔ Çocuğu diğer ebeveyni aleyhine koşullandırmak: Sosyal inceleme uzmanları bu durumu tespit eder; velayet kararını doğrudan olumsuz etkiler. ✔ Görüş hakkını engellemek: Mahkeme kararına uymamak velayetin karşı tarafa geçmesi için güçlü gerekçe oluşturur. ✔ Günlük bakım katılımını belgelememek: Okul izinleri, doktor randevuları ve etkinlik kayıtları birincil bakıcı olduğunuzu kanıtlayan belgelerdir; önceden toplanmalıdır. ✔ Sosyal inceleme ziyaretine hazırlıksız yakalanmak: Ev düzensizliği, tutarsız yanıtlar ve çocukla zayıf etkileşim raporu olumsuz yönde etkiler. ✔ Kişisel ilişki düzenlemesini muğlak bırakmak: Belirsiz düzenlemeler ilerleyen dönemde icraya konulamaz hale gelen kararlara dönüşür. ✔ Velayet stratejisini geç kurmak: Sosyal inceleme başlamadan önce günlük bakım belgelerinin toplanması ve ev koşullarının hazırlanması şarttır. ✔ Çocuğun tercihini tek başına belirleyici saymak: Çocuğun tercihi değerlendirmeye alınır ancak bağlayıcı değildir; mahkeme her durumda bağımsız bir değerlendirme yapar. ## Velayet Hakkınızı Güvence Altına Alın — Ücretsiz İlk Danışma Boşanmada çocuğun velayeti; duygusal, hukuki ve stratejik açıdan en karmaşık konulardan biridir.Sosyal inceleme sürecinden mahkeme savunmasına kadar her adımda aile hukuku avukatı desteği almak velayet kararını doğrudan belirler.Sürecin başından itibaren doğru stratejiyle ilerlemek velayet kararını doğrudan belirler. İlk danışma için bize ulaşın; çocuğunuzun yararına ve haklarınıza en uygun stratejiyi birlikte planlayalım. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Boşanmada çocuğun velayeti otomatik olarak anneye mi verilir? C: Hayır. Türk hukukunda velayetin otomatik olarak anneye verileceğine dair bir kural yoktur. Mahkeme her davayı çocuğun üstün yararı ilkesi çerçevesinde bireysel olarak değerlendirir. Küçük yaştaki çocuklarda anne lehine sonuç daha sık görülse de birincil bakıcı olan, ekonomik istikrar sunan ve çocukla güçlü duygusal bağı belgeleyen baba da velayeti kazanabilir. S: Boşanmada çocuğun velayeti için en belirleyici kriter nedir? C: Tek bir belirleyici kriter yoktur; mahkeme bütüncül bir değerlendirme yapar. Ancak uygulamada sosyal inceleme raporu en ağırlıklı belge konumundadır. Raporda hangi ebeveynin birincil bakım veren olduğu, ev koşulları ve çocukla kurulan duygusal bağ tespit edilir. Mahkemeler bu raporu büyük ölçüde esas alır. S: Çocuk velayeti için yaş sınırı var mı, çocuğun tercihi geçerli mi? C: Belirli bir yaş sınırı yoktur. 0–7 yaş grubunda anne lehine eğilim daha belirgindir. 8–10 yaş ve üzerinde çocuğun tercihi değerlendirmeye alınır; ancak bu tercih bağlayıcı değil, mahkemenin gözettiği unsurlardan biridir. Ergenlik döneminde çocuğun görüşü daha belirleyici hale gelir. S: Velayet kararı verildikten sonra değiştirilebilir mi? C: Evet. TMK md. 183 kapsamında koşulların önemli ölçüde değişmesi halinde velayet değişikliği davası açılabilir. Yurt dışına taşınma, ihmal, istismar, ebeveyn yabancılaştırma ya da ciddi sağlık sorunları bu değişikliğe zemin hazırlayan başlıca gerekçelerdir. İlk velayet davasında olduğu gibi güçlü delil ve uzman desteği gerektirir. S: Velayeti almayan ebeveynin çocukla görüşme hakkı engellenebilir mi? C: Hayır. Velayeti olmayan ebeveynin çocukla kişisel ilişki kurma hakkı TMK md. 182 kapsamında güvence altındadır. Mahkeme kararıyla belirlenen görüş hakkının engellenmesi hem icra takibine hem de velayetin karşı tarafa geçmesi için gerekçe oluşturmaya zemin hazırlar. S: Sosyal inceleme raporu olumsuz çıkarsa ne yapılabilir? C: Olumsuz raporu doğrudan çürütmek güçtür; ancak rapora itiraz edilebilir ve ek uzman incelemesi ya da bağımsız psikolog raporu talep edilebilir. Bu sürecin avukat eşliğinde yürütülmesi şarttır. Rapora itiraz duruşma öncesinde yapılmalı; gerekirse bilirkişi atanması mahkemeden talep edilmelidir. --- # Boşanmak İçin Gerekli Evraklar Nelerdir? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/bosanmak-icin-gerekli-evraklar-nelerdir/ Güncelleme: 2026-04-29 Boşanma sürecini başlatmaya karar veren kişilerin önce merak ettiği pratik sorulardan biri şudur: boşanmak için gerekli evraklar nelerdir? Hazırlanması gereken belgeler; anlaşmalı ya da çekişmeli boşanma yolunun tercih edilmesine, ortak çocuk bulunup bulunmamasına ve öne sürülen boşanma sebebine göre farklılık gösterir. Eksik ya da hatalı belgeyle mahkeme kalemine başvurmak dava kaydını başlatmaz, ilk duruşmada erteleme kararına yol açar ya da süreci haftalar geciktirir. Bu rehber; anlaşmalı ve çekişmeli boşanma için gerekli tüm evrakları, nerede ve nasıl temin edileceğini, hangi belgenin hangi aşamada işe yaradığını ve yapılan yaygın evrak hatalarını eksiksiz biçimde açıklamaktadır. ## Boşanma Davası İçin Her İki Tarafın Sunması Gereken Temel Evraklar Nelerdir? Anlaşmalı ya da çekişmeli boşanma fark etmeksizin her boşanma davasında mahkeme kalemine sunulması zorunlu olan temel belgeler şunlardır: 1. Boşanma dava dilekçesi: Davanın açılmasını sağlayan, boşanma sebebini, talepleri ve delilleri içeren resmi belgedir. Dilekçenin davacı ya da vekil avukat tarafından imzalanması zorunludur. İnternetten indirilen hazır şablonlar bireysel talepleri yansıtmaz; eksik kaleme alınan dilekçe kalıcı hak kayıplarına zemin hazırlar. 2. Güncel nüfus kayıt örneği: Tarafların medeni halini, aile bağlarını ve varsa çocukları gösteren resmi belgedir. e-Devlet üzerinden veya nüfus müdürlüğünden ücretsiz olarak temin edilebilir. Son 6 ay içinde düzenlenmiş olması tavsiye edilir; bazı mahkemeler eski tarihli belgeyi kabul etmeyebilir. 3. Evlilik cüzdanı fotokopisi: Evliliğin gerçekleştiğini belgeleyen resmi belgedir. Aslının yanı sıra fotokopisi mahkeme dosyasına eklenir. Evlilik cüzdanı kaybolmuşsa nüfus müdürlüğünden evlenme kayıt örneği talep edilebilir. 4. T.C. kimlik kartı fotokopisi: Davacıya ait kimlik belgesidir. Bazı mahkemeler davalının kimlik bilgilerini de talep edebilir; bu bilgiler dilekçeye de yazılır. 5. Harç ve gider dekontu: Başvuru harcı ve tebligat giderleri mahkeme veznesine ya da yetkili bankaya yatırılır; dekont dosyaya eklenir. 2026 yılı itibarıyla başvuru harcı yaklaşık 500–800 TL bandındadır. 6. Avukat vekâletnamesi (avukatla çalışılıyorsa): Avukata verilecek vekâletname, noterde düzenlenir ve mahkeme dosyasına eklenir. Avukatsız ilerleniyorsa bu belgeye gerek yoktur. Risk uyarısı: Güncel nüfus kayıt örneği yerine yıllarca önce alınmış eski belgenin kullanılması bazı mahkemelerce kabul görmez; dava kaydı açılmadan iade edilebilir. Her başvuru öncesinde belgenin güncelliği kontrol edilmelidir. Gerekli tüm evrakları hazırladıktan sonra anlaşmalı boşanma davasının nasıl açılacağını adım adım öğrenebilirsiniz. ## Anlaşmalı Boşanma İçin Gerekli Ek Evraklar Nelerdir? Anlaşmalı boşanmada temel belgelere ek olarak sunulması zorunlu olan tek ama kritik belge boşanma protokolüdür. Boşanma protokolü: Nafaka, tazminat, mal paylaşımı, velayet ve kişisel ilişki düzenlemesi gibi tüm hukuki sonuçların taraflarca karşılıklı olarak belirlendiği ve her iki tarafça imzalanmış belgedir. Protokolsüz teslim edilen anlaşmalı boşanma dilekçesi mahkeme kalemine alınmaz ya da ilk duruşmada eksiklik nedeniyle reddedilerek yeni duruşma tarihi verilir. Protokolde bulunması zorunlu başlıklar: ✔ Yoksulluk nafakası (miktarı, ödeme biçimi, artış klozu) ✔ İştirak nafakası (çocuk varsa; miktarı, süresi ve artış düzenlemesi) ✔ Maddi ve manevi tazminat (talep varsa miktarı; yoksa feragat beyanı) ✔ Velayet (hangi eşte kalacağı, kişisel ilişki gün ve saatleri) ✔ Mal paylaşımı (taşınmazlar, araçlar, banka hesapları tapu ve plaka bilgileriyle birlikte) ✔ Ortak konut düzenlemesi (kim kalacak ya da ne zaman boşaltılacak) Risk uyarısı: İnternetten indirilen şablon protokoller bireysel koşulları yansıtmaz. Hâkim, çocuğun yararını zedelediğini ya da taraflardan birini orantısız biçimde mağdur ettiğini değerlendirdiği protokol maddelerini reddeder ve değiştirilmesini talep eder. Bu durum ikinci duruşmaya yol açar; süreç 6–10 hafta uzar. Hem hızı hem de hak güvencesini sağlamak için anlaşmalı boşanma protokolü mutlaka avukat eşliğinde hazırlanmalıdır. ## Çekişmeli Boşanma İçin Gerekli Ek Evraklar ve Delil Belgeleri Nelerdir? Çekişmeli boşanmada temel belgelere ek olarak boşanma sebebini destekleyen delil belgeleri ve taleplere ilişkin belgeler dilekçeyle birlikte ya da tahkikat aşamasında mahkemeye sunulur. Boşanma sebebine göre sunulabilecek delil belgeleri: ✔ Fiziksel şiddet için: Devlet hastanesinden alınan adli tıp raporu, acil servis kayıtları ✔ Psikolojik şiddet için: Psikiyatrist veya psikolog raporu, tehdit ve hakaret içeren mesaj kayıtları ✔ Zina için: WhatsApp yazışmaları, otel kayıtları (noter tespiti ile güvenceye alınmış), tanık ifadeleri ✔ Terk için: Terkin başlangıç tarihini gösteren belgeler, noter ihtarı tebligat tutanağı ✔ Genel geçimsizlik için: Tanık listesi, yazışma kayıtları, kolluk şikâyet tutanakları Nafaka ve tazminat taleplerine ilişkin belgeler: ✔ Karşı tarafın gelir durumunu gösteren SGK hizmet dökümü ✔ Maaş bordrosu veya vergi beyannamesi (keşif yoluyla mahkemeden de istenebilir) ✔ Kira sözleşmesi ve yaşam giderlerini belgeleyen faturalar (nafaka miktarının belirlenmesinde kullanılır) ✔ SGK hizmet dökümü (kariyer kesintisini gösteren çalışılmayan dönemler — maddi tazminat için) Mal paylaşımı taleplerinde sunulabilecek belgeler: ✔ Ortak taşınmazlara ait tapu kayıt örnekleri ✔ Ortak araçlara ait trafik tescil belgesi ✔ Banka hesap dökümleri (ortak dönem hareketleri) ✔ Şirket ortaklığı varsa ticaret sicil kayıtları Risk uyarısı: Hukuka aykırı yollarla elde edilen deliller — izinsiz ses kaydı, başkasının e-postasına yetkisiz erişim, gizli kamera kaydı — mahkemece reddedilir ve delili toplayan aleyhine hukuki sonuç doğurabilir.Delil toplama yönteminin hukuki sınırları çekişmeli boşanma davası sürecinde kritik önem taşıdığından mutlaka avukatla netleştirilmelidir. ## Çocuklu Boşanmada Ek Hangi Evraklar Gereklidir? Ortak çocuğu bulunan çiftlerin boşanma davasında ek belge ihtiyacı doğar. Bu belgeler özellikle velayet ve iştirak nafakası taleplerinin güçlendirilmesinde belirleyici rol oynar: ✔ Çocuğa ait güncel nüfus kayıt örneği: Çocuğun yaşını, anne-baba ile ilişkisini gösterir ✔ Okul kayıt belgesi: Çocuğun hangi okulda, hangi sınıfta okuduğunu gösterir; eğitim giderleri iştirak nafakasının belirlenmesinde esas alınır ✔ Sağlık gideri belgeleri: Kronik hastalık, ilaç ve tedavi giderleri varsa bunları belgeleyen reçete ve faturalar ✔ Günlük bakım katılımını gösteren belgeler: Okul izin formları, doktor randevu kayıtları, ödeme makbuzları — velayeti talep eden ebeveynin birincil bakıcı olduğunu ispatlayan belgeler sosyal inceleme sürecinde belirleyici işlev görür ## Yurt Dışında Yaşayan Türk Vatandaşları İçin Gerekli Ek Evraklar Yurt dışında ikamet eden Türk vatandaşlarının Türkiye'deki boşanma davası için hazırlaması gereken ek belgeler şunlardır: ✔ Konsolosluk onaylı vekâletname: Bulunulan ülkedeki Türk konsolosluğunda düzenlenir; avukata dava için yetki verir. Bu belge olmadan avukat Türkiye'deki dava işlemlerini yürütemez. ✔ Yurt dışında alınan belgelerin apostil onayı: Yabancı ülkede düzenlenmiş belgelerin (nikâh belgesi, doğum belgesi vb.) Türk mahkemelerinde geçerli sayılması için apostil şerhi gerekmektedir. ✔ Türkçe tercüme: Yabancı dilde düzenlenen tüm belgelerin yemin li tercüman tarafından Türkçeye çevrilmesi ve noter onayı alınması zorunludur. ## Nüfus Kayıt Örneği Nasıl ve Nereden Alınır? Nüfus kayıt örneği boşanma davasının en temel belgelerinden biri olup üç farklı kanaldan kolayca temin edilebilir: ✔ e-Devlet (en hızlı yol): e-Devlet uygulamasına giriş yapılarak "nüfus kayıt örneği" aranır; ücretsiz olarak PDF formatında indirilebilir. Bazı mahkemeler e-Devlet çıktısını yeterli bulurken bir kısmı ıslak imzalı örnek talep edebilir. ✔ Nüfus müdürlüğü: Herhangi bir nüfus müdürlüğüne bizzat başvurularak alınabilir; ücret alınmaz. ✔ PTT MERNİS sistemi: Seçili PTT şubelerinden de nüfus kayıt örneği temin edilebilir. Pratik not: Nüfus kayıt örneğinin "aile" türünde alınması önerilir; bu belge hem davacıyı hem de varsa çocukları kapsar ve tek belgede tüm aile bilgilerini içerir. ## Boşanma Evrakları Hazırlanırken Yapılan 6 Kritik Hata ✔ Eski tarihli nüfus kaydı kullanmak: Yıllarca önce alınmış belge bazı mahkemelerce kabul edilmez; güncel belge alınmalıdır. ✔ Protokolsüz anlaşmalı boşanma dilekçesi vermek: Protokol olmadan dava açılamaz; bu hata ilk duruşmada zaman kaybına yol açar. ✔ Talepleri dilekçeye yazmamak: Nafaka, tazminat veya velayet talepleri dilekçeye eklenmezse hak kalıcı olarak yitirilir. ✔ Davalının adresini yanlış yazmak: Hatalı adres tebligat sorununa yol açar; süreç aylarca uzar. ✔ Hukuka aykırı delil toplamak: Reddedilen delil davayı zayıflatır; delil yöntemi avukatla kararlaştırılmalıdır. ✔ Yurt dışı belgelerde apostil almamak: Apostilsiz yabancı belge Türk mahkemelerinde geçerli sayılmaz; dava ertelenir. ## Boşanma Evraklarınızı Eksiksiz Hazırlayın — Ücretsiz İlk Danışma Boşanma davası için gerekli evrakların eksiksiz ve doğru hazırlanması, sürecin hızını ve sonucunu doğrudan belirler. Eksik belge dava kaydını geciktirir; hatalı dilekçe ise kalıcı hak kayıplarına zemin hazırlar. Avukatınız tüm bu belgeleri sizin adınıza takip eder, eksikleri tamamlar ve mahkemeye eksiksiz sunar. Boşanma avukatınız tüm bu belgeleri sizin adınıza takip eder, eksikleri tamamlar ve mahkemeye eksiksiz sunar. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Boşanmak için hangi belgeler zorunludur, tam liste nedir? C: Her boşanma davasında zorunlu olan belgeler şunlardır: boşanma dava dilekçesi, güncel nüfus kayıt örneği, evlilik cüzdanı fotokopisi, T.C. kimlik kartı fotokopisi ve harç dekontu. Anlaşmalı boşanmada ek olarak her iki tarafça imzalı boşanma protokolü, avukatla çalışılıyorsa noter onaylı vekâletname de gerekmektedir. S: Nüfus kayıt örneği neden gereklidir, e-Devlet'ten alınabilir mi? C: Nüfus kayıt örneği; tarafların medeni halini, aile bağlarını ve varsa çocukları gösteren resmi belgedir. e-Devlet uygulamasından ücretsiz olarak PDF formatında indirilebilir. Bazı mahkemeler e-Devlet çıktısını yeterli bulurken bir kısmı ıslak imzalı örnek talep edebilir. Son 6 ay içinde alınmış olması tavsiye edilir. S: Anlaşmalı boşanma protokolü olmadan dava açılabilir mi? C: Hayır. Anlaşmalı boşanma davası açılabilmesi için her iki tarafça imzalanmış boşanma protokolünün dilekçeyle birlikte mahkeme kalemine teslim edilmesi zorunludur. Protokolsüz teslim edilen dilekçe kaleme alınmaz ya da ilk duruşmada eksiklik nedeniyle reddedilir; süreç 6–10 hafta uzar. S: Çekişmeli boşanmada hangi ek belgeler sunulmalıdır? C: Boşanma sebebine göre değişmekle birlikte şiddet davalarında adli tıp raporu, zina davalarında noter onaylı dijital delil tespiti ve yazışma kayıtları, terk davalarında noter ihtarı tutanağı sunulur. Nafaka için SGK hizmet dökümü ve gelir belgeleri, mal paylaşımı için tapu ve araç kayıtları da tahkikat aşamasında mahkemeye iletilir. S: Yurt dışında yaşayan biri Türkiye'de boşanma davası için hangi ek evrakları hazırlamalıdır? C: Yurt dışında ikamet edenler için üç ek belge zorunludur: bulunulan ülkedeki Türk konsolosluğunda düzenlenen konsolosluk onaylı vekâletname, yabancı dilde düzenlenmiş belgelerin apostil şerhi ve yeminli tercüman onaylı Türkçe çevirisi. Bu belgeler olmadan dava işlemleri yürütülemez. S: Evlilik cüzdanı kaybolursa boşanma davası açılamaz mı? C: Evlilik cüzdanı kaybolsa dahi boşanma davası açılabilir. Cüzdan yerine nüfus müdürlüğünden "evlenme kayıt örneği" talep edilerek bu belge evlilik cüzdanı fotokopisi yerine dosyaya eklenebilir. Süreç bu durumda kesintisiz ilerleyebilir. --- # En Kolay Boşanma Sebepleri Nelerdir? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/en-kolay-bosanma-sebepleri-nelerdir/ Güncelleme: 2026-04-29 Boşanmaya karar veren kişilerin sıkça sorduğu sorulardan biri şudur: en kolay boşanma sebepleri nelerdir? Türk hukukunda "kolay boşanma" kavramı; sürecin hızlı tamamlanması, ispat yükünün hafif olması ve tarafların en az yıpranmasıyla sonuçlanması anlamında değerlendirilmelidir. Bu açıdan bakıldığında en hızlı ve en az çatışmalı boşanma yolu anlaşmalı boşanmadır. Bununla birlikte anlaşma sağlanamayan durumlarda evlilik birliğinin temelden sarsılması genel boşanma sebebi, geniş kapsamı ve esnek ispat standardıyla öne çıkar. Bu rehber; en kolay boşanma sebeplerini, hangi koşullarda hangi yolun tercih edilmesi gerektiğini ve hak kaybı yaşamamak için dikkat edilmesi gereken kritik noktaları kapsamlı biçimde açıklamaktadır. ## "Kolay Boşanma" Türk Hukukunda Ne Anlama Gelir? Türk hukukunda boşanma sebepleri iki ana kategoriye ayrılır: özel boşanma sebepleri (TMK md. 161–165) ve genel boşanma sebebi (TMK md. 166). Özel sebepler; zina, terk, şiddet, suç işleme ve akıl hastalığı gibi belirli olayların varlığını ve çoğunlukla sıkı ispat koşullarını gerektirir. Genel sebep ise evlilik birliğinin temelden sarsıldığını esas alır ve çok daha esnek bir uygulama zeminine sahiptir. "Kolay boşanma" denildiğinde hukuken üç temel kriter öne çıkar: ✔ Hız: Davanın mümkün olan en kısa sürede sonuçlanması ✔ Düşük ispat yükü: Karmaşık delil süreçleri gerektirmemesi ✔ Az çatışma: Tarafların duygusal ve mali açıdan en az yıpranması Kritik uyarı: "Kolay boşanma" ifadesi, hak kayıpsız boşanma anlamına gelmez. Hızlı seçilen yol, nafaka, tazminat veya velayet gibi kritik haklardan vazgeçmek zorunda kalınmasına zemin hazırlayabilir. Sürecin hızı kadar hakların eksiksiz korunması da öncelikli hedef olmalıdır. ## En Kolay Boşanma Yolu Hangisidir? Anlaşmalı Boşanma Neden Öne Çıkar? Türk hukukunda en hızlı, en az masraflı ve en az çatışmalı boşanma yolu tartışmasız biçimde anlaşmalı boşanmadır; tek celsede sonuçlanabilmesi ve delil sürecinin bulunmaması bu yolu öne çıkaran başlıca özelliklerdir. Anlaşmalı boşanmanın avantajları: ✔ Tek duruşmayla tamamlanabilir; ortalama 6–12 haftada sonuçlanır ✔ Kusur tartışması yapılmaz; taraflar mahkemede birbirini suçlamak zorunda kalmaz ✔ Çekişmeli boşanmaya kıyasla 5–10 kat daha düşük maliyetlidir ✔ Karar tefhim anında kesinleşir; istinaf beklenmez ✔ Nafaka, velayet ve mal paylaşımı tarafların kontrolünde şekillenir Anlaşmalı boşanmanın koşulları: ✔ Evliliğin en az 1 yıl sürmüş olması ✔ Her iki tarafın boşanmaya ve tüm sonuçlarına özgürce rıza göstermesi ✔ Eksiksiz ve hukuka uygun bir boşanma protokolünün hazırlanmış olması ✔ Her iki tarafın duruşmada bizzat hazır bulunması Risk uyarısı: Anlaşmalı boşanma "kolay" görünse de protokolde yapılan hatalar bu avantajı tersine çevirebilir. Nafaka hakkından bilinçsizce vazgeçilmesi veya mal paylaşımının eksik kaleme alınması gibi hataları önlemek için anlaşmalı boşanma protokolü mutlaka avukat eşliğinde hazırlanmalıdır. ## Evlilik Birliğinin Temelden Sarsılması Neden En Esnek Boşanma Sebebidir? Anlaşmanın sağlanamadığı durumlarda en geniş kapsamlı ve en esnek boşanma sebebi TMK md. 166/1 kapsamındaki evlilik birliğinin temelden sarsılmasıdır. Bu sebep; zina, şiddet veya terk gibi somut olayların varlığını aramaz. Evlilik birliğini çekilmez hâle getiren herhangi bir durumun varlığı yeterlidir. Bu sebeple boşanmayı kolaylaştıran başlıca özellikler: ✔ Geniş kapsam: Geçimsizlik, iletişimsizlik, güven bunalımı, farklı yaşam anlayışı, süregelen tartışmalar hepsi bu kapsamda değerlendirilebilir ✔ Esnek ispat: Somut bir suç eyleminin ispatlanması gerekmez; evlilik birliğinin sürdürülemez hâle geldiğinin ortaya konulması yeterlidir ✔ Hak düşürücü süre yoktur: Zina veya şiddette olduğu gibi 6 aylık süre kaygısı taşınmaz ✔ Her koşulda kullanılabilir: Özel boşanma sebeplerinin koşullarını sağlayamayan ya da süresi kaçan taraflar bu yola başvurabilir Gerçek hayat örneği: Eşinin zina yaptığını öğrenen ancak 6 aylık hak düşürücü süreyi kaçıran bir kadın, artık zina sebebiyle dava açamaz. Ancak aynı olay; güven bunalımı, iletişimsizlik ve ortak yaşamın sürdürülemezliği gerekçesiyle TMK md. 166/1 kapsamında değerlendirilerek boşanma davası başarıyla açılabilir. Üstelik zina eylemi bu davada ağır kusur kanıtı olarak kullanılabilir; tazminat stratejisini güçlendirir. ## Hangi Durumlarda Hangi Boşanma Sebebi Seçilmelidir? Eşler boşanmak istiyor ancak nafaka, velayet veya mal paylaşımında anlaşamıyorsa çekişmeli boşanma davası açılmalı; evlilik birliğinin sarsılması genel boşanma sebebi güvenlik ağı işlevi görür. Her iki taraf da boşanmak istiyor ve temel konularda uzlaşabiliyorsa: → Anlaşmalı boşanma (TMK md. 166/3) — En hızlı, en az masraflı yol. Avukat eşliğinde eksiksiz protokol hazırlanmalıdır. Eşler boşanmak istiyor ancak nafaka, velayet veya mal paylaşımında anlaşamıyorsa: → Evlilik birliğinin sarsılması (TMK md. 166/1) — Geniş kapsamlı genel sebep; geçimsizlik, güven bunalımı veya iletişimsizlik yeterli gerekçe oluşturur. Zina, şiddet veya terk gibi somut bir olay yaşandıysa: → Özel boşanma sebebi + genel sebep birlikte — Özel sebep tazminat avantajı sağlar; genel sebep güvenlik ağı işlevi görür. Her ikisinin dilekçeye eklenmesi stratejik açıdan önerilir. Hak düşürücü süre kaçırıldıysa (zina veya şiddet için 6 ay geçtiyse): → Evlilik birliğinin sarsılması (TMK md. 166/1) — Aynı olaylar bu kapsamda ağır kusur kanıtı olarak kullanılabilir. Eş boşanmaya yanaşmıyor ve 3 yıl fiili ayrılık varsa: → TMK md. 166/4 — Fiili ayrılık sebebiyle boşanma — Her iki tarafın da dava açmış olması ve ayrılığın 3 yıl sürmesi koşuluyla hâkim boşanmaya hükmedebilir. Bu yol, eşin rızası olmadan da boşanmayı mümkün kılar. ## Eş Boşanmak İstemiyorsa Boşanmak Mümkün Mü? En Kolay Yol Hangisidir? Türk hukukunda eşin rızasına ihtiyaç duymaksızın boşanmak mümkündür; ancak bu durumda çekişmeli dava açılması kaçınılmazdır. En sık başvurulan yollar şunlardır: Evlilik birliğinin temelden sarsılması (TMK md. 166/1): Mahkeme, evlilik birliğinin ortak hayatı sürdürmeyi beklenemez hâle getirip getirmediğini değerlendirir. Davacının ağır kusurlu olmadığını ispat etmesi yeterlidir; eşin karşı çıkması boşanmayı engelleyemez. 3 yıllık fiili ayrılık (TMK md. 166/4): Her iki tarafın dava açmış olması, davaların reddedilmesi ve bu kararların kesinleşmesinden itibaren 3 yıl geçmesi koşuluyla taraflardan birinin talebiyle hâkim boşanmaya hükmeder. Bu yol uzun olmakla birlikte eşin mutlak rızasına ihtiyaç duymaz. Risk uyarısı: "Eş boşanmak istemiyor" durumunda sabır ve güçlü delil stratejisi belirleyicidir. Davacı tarafın ağır kusurlu bulunması, davanın reddedilmesine yol açabilir. Dava başında avukatla birlikte kurulacak güçlü strateji, eşin direncini aşmanın en etkili yoludur. ## Hızlı Boşanmak İçin Yapılması Gereken 6 Hazırlık ✔ Anlaşmalı yol mümkünse önce bunu deneyin: Eşle temel konularda uzlaşmak, süreci yıllarca kısaltır ve her iki taraf için de mali yükü azaltır. ✔ Protokolü avukat eşliğinde hazırlayın: Anlaşmalı boşanmada protokol hataları tek celse avantajını ortadan kaldırır; hâkimin protokolü reddetmesi süreci uzatır. ✔ Delilleri baştan toplayın: Çekişmeli yolda ilerlenecekse WhatsApp yazışmaları, tanık listesi ve varsa adli tıp raporu dava başında hazır olmalıdır. ✔ Tüm talepleri dilekçeye ekleyin: Nafaka, tazminat ve velayet talepleri ilk dilekçeye eklenmezse sonradan talep edilemez; bu hata süreci uzatır ve hak kaybı doğurur. ✔ Adli takvimi gözetin: Adli tatil dönemine (20 Temmuz–31 Ağustos) denk gelmemek için dava tarihini avukatla planlayın; yanlış zamanlama ilk duruşmayı 6–10 hafta erteleyebilir. ✔ Yetkili mahkemeyi doğru seçin: Birden fazla yetkili mahkeme seçeneği varsa iş yükü daha düşük olanı tercih etmek ilk duruşma tarihini önemli ölçüde yakınlaştırabilir. ## En Kolay Boşanma Yolu ile En Avantajlı Boşanma Yolu Aynı Mıdır? Bu soru, boşanma sürecinde en sık gözden kaçan ama en kritik nüansı barındırır. En hızlı yol her zaman en avantajlı yol değildir. Bazı durumlarda anlaşmalı boşanma, protokolde bilinçsizce yapılan bir feragat nedeniyle yıllarca sürecek nafakasız ya da tazminatsız bir hayata zemin hazırlayabilir. Öte yandan zina veya şiddet gibi ağır kusur içeren davalarda çekişmeli yol seçmek; daha uzun ve meşakkatli görünse de çok daha yüksek tazminat ve daha güçlü nafaka güvencesi sağlayabilir. Doğru soru şudur: "Bu davada benim için en hızlı yol hangisidir?" değil, "Haklarımı eksiksiz koruyarak en verimli biçimde sonuçlanacak yol hangisidir?" Bu sorunun yanıtı her dava için farklıdır ve yalnızca aile hukuku alanında uzmanlaşmış bir avukatla yapılacak bireysel değerlendirmeyle ortaya çıkar. Bu sorunun yanıtı her dava için farklıdır ve yalnızca aile hukuku avukatı ile yapılacak bireysel değerlendirmeyle ortaya çıkar. ## Hızlı ve Hak Kayıpsız Boşanın — Ücretsiz İlk Danışma En kolay boşanma yolu, haklarınızı koruyan en verimli yoldur. Anlaşmalı boşanmada protokolün doğru hazırlanması, çekişmeli davada güçlü delil stratejisi ve doğru mahkeme seçimi; süreyi kısaltırken hakları da güvence altına alır. Koza Avukatlık Bürosu olarak boşanma sürecinizin hem hızlı hem de hak kayıpsız ilerlemesi için ücretsiz ilk danışmanlık sunuyoruz. Hangi yolun sizin için en doğru olduğunu birlikte belirleyelim. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Türk hukukunda en kolay ve en hızlı boşanma yolu hangisidir? C: En hızlı ve en az çatışmalı boşanma yolu anlaşmalı boşanmadır. Eksiksiz protokol hazırlanmışsa tek celsede sonuçlanabilir; ortalama 6–12 haftada tamamlanır. Çekişmeli boşanmaya kıyasla 5–10 kat daha az maliyetlidir ve karar tefhim anında kesinleşir. S: Eşimle anlaşamıyorum; en kolay çekişmeli boşanma sebebi hangisidir? C: Evlilik birliğinin temelden sarsılması (TMK md. 166/1) en esnek ve en geniş kapsamlı çekişmeli boşanma sebebidir. Somut bir suç eyleminin ispatlanması gerekmez; geçimsizlik, güven bunalımı, iletişimsizlik ve ortak yaşamın sürdürülemez hâle gelmesi yeterli gerekçe oluşturur. Hak düşürücü süreye tabi değildir. S: Eşim boşanmak istemiyor; yine de boşanabilir miyim? C: Evet. Türk hukukunda eşin rızasına gerek kalmaksızın boşanmak mümkündür. Evlilik birliğinin sarsılması sebebiyle açılan çekişmeli davada mahkeme, davacının ağır kusurlu olmadığını tespit ederse eşin itirazına rağmen boşanmaya hükmedebilir. 3 yıllık fiili ayrılık koşulu gerçekleşmişse TMK md. 166/4 kapsamında da boşanma talep edilebilir. S: Anlaşmalı boşanma ile çekişmeli boşanma arasındaki maliyet farkı ne kadardır? C: Anlaşmalı boşanmanın toplam maliyeti 2026 yılında ortalama 21.000–52.000 TL arasında değişmektedir. Orta karmaşıklıktaki çekişmeli bir dava ise 75.000–270.000 TL ve üzerine çıkabilmektedir. Maliyet farkı 5–10 kat arasında olup çekişmeli davada karşı vekâlet ücreti riski de eklenmektedir. S: Zina için 6 aylık süreyi kaçırdım; boşanma hakkım düştü mü? C: Hayır. Zina sebebiyle özel boşanma davası açma hakkı düşmüş olsa da aynı olaylar evlilik birliğinin sarsılması (TMK md. 166/1) kapsamında ağır kusur kanıtı olarak kullanılabilir. Bu yolda hak düşürücü süre uygulanmaz; üstelik zina eylemi tazminat miktarını artıran güçlü bir gerekçe olmaya devam eder. S: Anlaşmalı boşanmada protokolü hazırlamadan avukatsız dava açılabilir mi? C: Yasal olarak mümkündür; ancak protokolde yapılan hatalar hâkimin reddiyle sonuçlanır ve süreç 6–10 hafta uzar. Nafaka hakkından bilinçsizce vazgeçilmesi, velayet düzenlemesinin muğlak bırakılması ya da mal paylaşımının eksik kaleme alınması ilerleyen yıllarda telafi edilemez kayıplara dönüşebilir. Protokolün avukat eşliğinde hazırlanması hem hızı hem de hak güvencesini sağlar. --- # Kartal İfade Avukatı URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/kartal-ifade-avukati/ Güncelleme: 2026-04-29 Kısa cevap: Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal'da şüpheli, sanık ve tanık sıfatıyla ifade verecek kişilere gözaltı anından itibaren müdafilik hizmeti sunar. CMK 147 uyarınca şüpheli, avukatı hazır bulunmadan ifade vermeme hakkına sahiptir; ifadeler Kartal Cumhuriyet Savcılığında, tutukluluk sorguları Kartal Sulh Ceza Hâkimliğinde yapılır. Büro acil gözaltılarda mesai saatleri dışında da ulaşılabilir; adres Cevizli, Kepez Sk. No:7 Kat:4 Kartal. Kartal ifade avukatı arayışındaki bireyler için gözaltı, sorgu ve ifade alma süreçleri; ceza hukukunun en kritik ve en hassas aşamalarını oluşturmaktadır. Şüpheli ya da sanık sıfatıyla çağrıldığınız ifade ya da sorgu sürecinde verilen her beyan, kullanılan her kelime ilerleyen yargılama aşamalarında belirleyici rol oynayabilmektedir. İfade aşamasında yapılan bir hata; mahkeme sürecinde aleyhte delil olarak kullanılabilmekte, tutukluluğun uzamasına ya da daha ağır suçlamalarla karşılaşılmasına zemin hazırlayabilmektedir. Bu nedenle savcılığa ya da emniyete çağrıldığınız anda deneyimli bir ceza avukatından destek almanız; haklarınızın korunması ve sürecin doğru yönetilmesi açısından vazgeçilmez öneme sahiptir. Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal Ceza Avukatı olarak ifade ve sorgu süreçlerinin tüm boyutlarında müvekkillerine güçlü, koruyucu ve deneyimli hukuki temsil sunmaktadır. Av. Fatma Umay Bayrak ve Av. Büşra Onay Oğurcu önderliğindeki büromuz; Kartal Cumhuriyet Savcılığı ve Ağır Ceza Mahkemesi nezdindeki aktif deneyimiyle her müvekkile sürece özel strateji oluşturmaktadır. ## Kartal İfade Avukatı Nedir, Hangi Davalara Bakar? İfade avukatı; şüpheli, sanık ya da tanık sıfatıyla savcılık, emniyet ya da hâkim önünde ifade verecek bireyleri temsil eden; CMK'nın güvence altına aldığı susma hakkı, avukat talep etme hakkı ve adil yargılanma hakkını en etkin biçimde kullanan uzman bir ceza avukatıdır. İfade avukatlığı; yalnızca o an için değil, ilerleyen tüm yargılama süreci için temel stratejiyi belirleme anlamını da taşımaktadır. Kartal'da ifade avukatları başlıca şu konularda hizmet vermektedir: gözaltında acil avukat desteği ve ilk ifade öncesi hazırlık, savcılık sorgusunda müdafi sıfatıyla aktif katılım, tanık ifadesi öncesi hukuki danışmanlık, ifade sırasında hukuka aykırı sorulara itiraz, tutukluluğa itiraz ve adli kontrol talebi, tutukluluk sorgusu öncesi strateji belirleme, gözaltının hukuka uygunluğunun denetlenmesi ve dijital delillerin ifadeye etkisi konusunda rehberlik. Koza Avukatlık bu alanların tamamında güncel CMK bilgisi ve yerel savcılık pratiğiyle etkin temsil sunmaktadır. ## İfade Hukuku Kapsamında Verilen Hizmetler Nelerdir? Koza Avukatlık; ifade ve sorgu süreçlerinde gözaltı anından serbest bırakılmaya ya da iddianame düzenlenmesine uzanan her aşamayı kapsayan bir hizmet yelpazesi sunmaktadır. Gözaltında acil avukat desteği ve ilk ifade stratejisinin oluşturulması, savcılık sorgusunda müdafi sıfatıyla fiziksel olarak hazır bulunma, hukuka aykırı sorulara anında itiraz etme, tutanağın doğru tutulmasının denetlenmesi ve gözaltı süresinin dolması yaklaştığında tahliye ya da tutukluluk stratejisinin belirlenmesi başlıca hizmetler arasındadır. Tutukluluk sorgusunda ise mahkeme önünde güçlü tahliye argümanlarının sunulması, adli kontrol tedbirinin tutukluluk yerine kabul edilmesi için gerekçelerin ortaya konulması ve tutukluluk kararına karşı itiraz dilekçesinin hazırlanması da büromuzun aktif olduğu alanlardandır. Koza Avukatlık, sürecin en erken aşamasından itibaren müvekkilinin yanında yer almayı en temel görev olarak benimsemektedir. ## Kartal'da En İyi İfade Avukatı Nasıl Seçilir? İfade avukatı seçimi; ceza yargılamasının ilk ve belirleyici aşamasını oluşturmaktadır. Bu aşamadaki doğru avukat tercih; ilerleyen tüm yargılama sürecini olumlu yönde etkileyebilmektedir. ## Kartal'da En İyi İfade Avukatı Seçerken Dikkat Edilmesi Gerekenler Doğru ifade avukatını seçerken şu ölçütler belirleyici olmaktadır: ceza hukukunda gerçek saha deneyimi, gözaltı anında hızlı müdahale kapasitesi, Kartal Cumhuriyet Savcılığı ile ağır ceza mahkemelerindeki aktif pratik, CMK haklarını müvekkile açık biçimde aktarma becerisi ve ifade öncesi stratejik hazırlık yapabilme yetkinliği. İlk görüşmede suçlamanın kapsamını ve ifade stratejisini somut biçimde paylaşan avukat; doğru tercih işaretidir. ## İfade Davalarında Deneyimin Önemi İfade sürecinde deneyim; yalnızca kanun bilgisini değil, hangi soruların yönlendirici nitelik taşıdığını, müvekkilin ne zaman susması ne zaman konuşması gerektiğini ve tutanağın nasıl denetlenmesi gerektiğini bilmeyi de kapsamaktadır. Gözaltının ilk saatlerindeki avukat varlığı; uzun soluklu yargılama boyunca savunmanın tüm eksenini belirleyebilmektedir. Koza Avukatlık bu pratiği her müvekkil için farklılaştırıcı bir hizmet kalitesi olarak sunmaktadır. ## Kartal İfade Avukatı Tavsiye ve Danışmanlık Süreci İfade çağrısı ya da gözaltı durumunda hangi adımların atılacağını bilmek; sürecin seyrini başından olumlu etkilemektedir. Koza Avukatlık, danışmanlık arayan müvekkillerine acil müdahale ve yapılandırılmış bir süreç sunmaktadır. ## Kartal İfade Avukatı Tavsiye Arayanlar İçin Doğru Yöntemler İfade avukatı arayanların izlemesi gereken en sağlıklı yol şudur: gözaltı ya da ifade çağrısı alındığında avukat talep etmeden kesinlikle hiçbir beyanda bulunmamak, ardından hızla büroyla iletişime geçmek ve suçlamanın içeriği ile mevcut durumu avukatla birlikte değerlendirmektir. Koza Avukatlık ilk görüşmede suçlamanın kapsamını, ifade stratejisini ve tutukluluk riskini gerçekçi biçimde paylaşmaktadır. ## İfade Davalarında Strateji Belirleme Süreci Koza Avukatlık, ifade davalarında strateji belirleme sürecini şu aşamalarda yürütmektedir: önce suçlamanın niteliğinin ve mevcut delil durumunun analizi, ardından susma hakkının kullanılıp kullanılmayacağının belirlenmesi, akabinde hangi konularda beyan verilmesi ya da verilmemesi gerektiğinin müvekkile açıkça aktarılması ve son olarak tutukluluk riskine karşı tahliye argümanlarının hazırlanması. Bu sistematik hazırlık; ifade sürecinin müvekkil lehine en iyi biçimde yönetilmesini sağlamaktadır. ## Kartal İfade Avukatı Ücretleri 2026 İfade ve sorgu sürecindeki avukatlık ücretleri; suçlamanın niteliğine, sürecin kapsamına ve tutukluluğun söz konusu olup olmamasına göre belirlenmektedir. Türkiye Barolar Birliği asgari ücret tarifesi yasal alt sınırı oluşturmaktadır. ## Kartal'da İfade Avukatı Ücretleri Neye Göre Belirlenir? Ücretlendirmeyi belirleyen başlıca faktörler: suçlamanın ağırlığı, gözaltı ya da ifade aşaması temsili mi ek olarak tutukluluk sorgusu da dahil mi, davanın ilerleyen aşamalarının kapsama alınıp alınmadığı ve acil müdahale gerektirip gerektirmediğidir. Hizmet Türü Ücret Yapısı Notlar İfade / sorgu aşaması temsili Sabit ücret Baro tarifesi geçerli Gözaltı sürecinde avukatlık Sabit ücret Acil müdahale dahil Tutukluluk sorgusu ve itirazı Sabit ücret Ayrıca belirlenir Ceza davası bütünü (iddianameden karara) Dava kapsamına göre İlk görüşmede netleşir ## Kartal'da Görülen İfade ve Sorgu Süreçleri Nelerdir? İfade ve sorgu süreçleri; suçlamanın türüne ve aşamasına göre farklı biçimlerde karşımıza çıkmaktadır. Her birinin kendine özgü hukuki statüsü ve güvenceleri mevcuttur. ## Şüpheli Sıfatıyla Savcılık İfadesi Şüpheli sıfatıyla savcılığa ya da emniyete çağrılan kişi; ifade öncesinde avukat talep etme ve avukatı hazır bulunmaksızın ifade vermeme hakkına sahiptir. CMK'nın 147. maddesi bu güvenceyi açıkça düzenlemektedir. Koza Avukatlık, savcılık ifadesi öncesinde müvekkiliyle kapsamlı bir hazırlık görüşmesi yaparak süreci en başından doğru yönetmektedir. ## Tutukluluk Sorgusu ve Adli Kontrol Talebi Gözaltına alınan şüphelinin Cumhuriyet Savcısı'na sevk edilmesinin ardından tutukluluk talebi halinde hâkim önünde tutukluluk sorgusu gerçekleştirilmektedir. Bu sorguda suçun niteliği, kaçma şüphesi ve delil karartma riski değerlendirilerek tutukluluk ya da adli kontrol kararı verilmektedir. Koza Avukatlık tutukluluk sorgusunda tahliye ve adli kontrol için güçlü argümanlar sunarak müvekkili adına kararlı bir temsil yürütmektedir. ## Dijital Delillerin İfade Sürecine Etkisi Günümüzde telefon kayıtları, mesajlaşma uygulaması yazışmaları ve sosyal medya paylaşımları; savcılık soruşturmalarında giderek artan bir ağırlık kazanmaktadır. İfade aşamasında bu dijital delillerle yüzleştirilmek; hazırlıksız bireyler için son derece zorlaştırıcıdır. Koza Avukatlık dijital delillerin hukuki değerini ve bunlara karşı geliştirilebilecek savunma argümanlarını müvekkiliyle önceden tartışarak ifadeye hazırlamaktadır. ## Örgüt ve Toplu Suç İddialarında İfade Süreci Terör, suç örgütü ve toplu suç iddialarında ifade ve sorgu süreci; bireysel suçlamalara kıyasla çok daha kapsamlı ve uzun soluklu bir nitelik kazanmaktadır. Gözaltı süresi uzayabilmekte, tutukluluk ihtimali artmakta ve ifade birden fazla savcı ya da kolluk birimi tarafından alınabilmektedir. Koza Avukatlık bu davalarda her sorgu öncesinde ayrı hazırlık yaparak müvekkilini sürecin tamamında bütünlüklü biçimde temsil etmektedir. ## İfade Davası Süreci Nasıl İşler? İfade ve sorgu süreci; gözaltı ya da davet ile başlamakta, savcılık ya da kolluk ifadesinden tutukluluk sorgusu ya da serbest bırakılmaya uzanmaktadır. Her aşamanın kendine özgü yasal süreleri ve usul kuralları mevcuttur. Bu süreçte atılan her adım; ilerleyen yargılama aşamalarını doğrudan etkilemektedir. ## Kartal Cumhuriyet Savcılığı'nda İfade Süreci Kartal'da işlenen suçlara ilişkin ifadeler Kartal Cumhuriyet Savcılığı nezdinde alınmakta, tutukluluk sorgular ise Kartal Sulh Ceza Hâkimliği'nde gerçekleştirilmektedir. Koza Avukatlık, Kartal Cumhuriyet Savcılığı'ndaki aktif deneyimiyle yerel savcılık uygulamalarına ve kolluk pratiklerine hâkim olmanın avantajını her dosyada müvekkil lehine kullanmaktadır. ## Kartal'da İfade Avukatı ile Çalışmanın Avantajları İfade sürecinde avukatsız hareket etmek; özellikle ağır suçlamalarda telafi edilemez hak kayıplarına yol açabilmektedir. Koza Avukatlık ile çalışmanın somut avantajları: gözaltı anında susma ve avukat hakkının bilinçli kullanımı, ifade öncesi kapsamlı strateji hazırlığı, hukuka aykırı sorulara anında itiraz, tutanağın doğru tutulmasının denetlenmesi ve tutukluluk sorgusunda güçlü tahliye argümanları sunulması. ## Kartal İfade Avukatı ile Hemen İletişime Geçin İfade ve sorgu süreçlerinde her saat kritiktir. Gözaltı anından ifade öncesine kadar avukata en kısa sürede ulaşmak; hem o anki durumun doğru yönetilmesi hem de uzun vadeli savunma stratejisinin sağlam kurulması açısından belirleyici öneme sahiptir. Koza Avukatlık, acil gözaltı durumlarında mesai saatleri dışında da ulaşılabilir konumdadır. ## Hızlı Hukuki Destek ve Danışmanlık Koza Avukatlık; telefon, WhatsApp ve e-posta kanalıyla her an ulaşılabilir konumdadır ve ilk görüşmeyi ücretsiz gerçekleştirmektedir. Gözaltı gibi acil durumlarda büromuz anında devreye girerek müvekkilin haklarının korunmasını sağlamaktadır. Bu görüşmede müvekkil; suçlamanın kapsamını, susma hakkının nasıl kullanılacağını ve tutukluluk riskine karşı hazırlıklı olunması gereken konuları net biçimde öğrenmektedir. ## Kartal Bölgesinde Yerinde Hizmet Avantajı Büromuz Cevizli Mah. Kepez Sk. No:7 Kat:4 Kartal/İstanbul adresinde, Kartal Cumhuriyet Savcılığı ve Adliyesi'ne yakın konumda hizmet vermektedir. Bu yakınlık; gözaltı anında hızlı ulaşım ve savcılık süreçlerinin anlık takibi açısından somut avantaj sağlamaktadır. Koza Avukatlık ve Danışmanlık Cevizli Mah. Kepez Sk. No:7 Kat:4 Kartal/İstanbul Av. Fatma Umay Bayrak – Av. Büşra Onay Oğurcu 📞 +90 538 980 49 46 / +90 535 924 18 52 ✉️ kozaavukatlik@gmail.com | İlk görüşme ücretsizdir.   ## Sıkça Sorulan Sorular S: İfadeye çağrıldım, ne yapmalıyım? C: İlk adım olarak bir ceza avukatına danışmadan hiçbir yere gitmemeli ve hiçbir beyan vermemelisiniz. Çağrının içeriğini ve statünüzü (tanık mı, şüpheli mi?) avukatınızla değerlendirmeniz şarttır. Koza Avukatlık bu görüşmeyi acilen gerçekleştirmektedir. S: Susma hakkımı kullanırsam aleyhime olur mu? C: Hayır. Susma hakkı anayasal bir güvencedir ve kullanılması suçluluk göstergesi sayılamaz. Koza Avukatlık müvekkile bu hakkın ne zaman ve nasıl kullanılması gerektiğini açıkça aktarmaktadır. S: Avukatsız ifade versem ne olur? C: Avukatsız verilen ifadeler; özellikle baskı altında yapılan beyanlar içerdiğinde ilerleyen aşamalarda aleyhte delil olarak kullanılabilmektedir. Koza Avukatlık bu riski başından önlemek için ifade öncesinden itibaren yanınızda yer almaktadır. S: Tutukluluk kararına itiraz edebilir miyim? C: Evet, 7 gün içinde sulh ceza hâkimliğine itiraz yapılabilmektedir. Koza Avukatlık itiraz dilekçesini derhal hazırlayarak müvekkil adına en kısa sürede tahliye için çalışmaktadır. S: Kartal ifade avukatı tavsiye nasıl alınır? C: Telefon (+90 538 980 49 46 / +90 535 924 18 52), WhatsApp veya kozaavukatlik@gmail.com adresi üzerinden iletişime geçerek ücretsiz ilk görüşme talep edebilirsiniz. Acil gözaltı durumlarında 7/24 ulaşılabilir konumdayız. --- # Kartal Emlak Avukat URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/kartal-emlak-avukat/ Güncelleme: 2026-04-29 Kısa cevap: Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal'da tapu araştırması ve alım danışmanlığı, tapu iptali ve tescil, kira ve tahliye, kat mülkiyeti ile kentsel dönüşüm uyuşmazlıklarında hizmet verir. Kira ve tahliye davaları Kartal Sulh Hukuk, tapu iptali ve tescil davaları Kartal Asliye Hukuk Mahkemesinde görülür. Büro Cevizli, Kepez Sk. No:7 Kat:4 Kartal adresinde, Kartal Adliyesine ve Tapu Müdürlüğüne yakın konumdadır. Kartal emlak avukati arayisindaki bireyler ve yatirimcilar icin mulk alim-satimi, tapu devri, kira anlasmazliklari ve imar sorunlari; hukuki risklerin titizlikle yonetilmesini gerektiren kritik islemlerdir. Kartal; Istanbul Anadolu yakasinin en hizli gelisen ilcelerinden biri olarak yogun gayrimenkul hareketliligine, buyuk capli kentsel donusum projelerine ve artan tapu uyusmazliklarini ev sahipligi yapmaktadir. Bu ortamda avukatsiz gerceklestirilen mulk islemleri; sahte tapu, borca batik mulk edinimi, ipotekli tasinmaz satin alma ve hukuki gecerliligi olmayan sozlesmeler gibi telafi edilemez zararlara kapi acabilmektedir. Koza Avukatlik ve Danismanlik, Kartal Avukat olarak her turlu emlak islemi ve gayrimenkul uyusmazliginda kapsamli, guvenilir ve sonuc odakli hukuki destek sunmaktadir. ## Kartal Emlak Avukati Nedir, Hangi Davalara Bakar? Emlak avukati; tasinmaz alim-satim sozlesmelerinin hazirlanmasi ve hukuki incelenmesi, tapu devir islemlerinin denetlenmesi, tapu iptali ve tescil davalari, kat irtifaki ve kat mulkiyeti kurulumu, kira sozlesmeleri, tahliye davalari, imar itirazilar ve kentsel donusum sureclerinde mulk sahibi temsili gibi genis bir alanda faaliyet gostermektedir. Kartalda en sik acilan emlak davalari sunlardir: tapu iptali ve tescil, tahliye, kat mulkiyeti anlasmazliklari, kentsel donusume itiraz ve izale-i suyu davalari. ## Emlak Hukuku Kapsaminda Verilen Hizmetler Nelerdir? Koza Avukatlik; tapu arastirmasindan mahkeme temsiline, sozlesme hazirlamadan kentsel donusum sureclerine kadar eksiksiz bir hizmet yelpazesi sunmaktadir. Alim oncesi tapu sicili arastirmasi (ipotek, haciz, sert, beyan kontrolu), imar durumu ve yapi ruhsati bilgilerinin denetlenmesi, alim-satim sozlesmesinin muvekkil lehine hazirlanmasi ya da incelenmesi, tapu devri surecinin yonetilmesi ve tapu iptali davasinda guclu delil stratejisi olusturulmasi baslica hizmetler arasindadir. Kira iliskisinde ise sozlesme hazirlanmasi, tahliye surecinin usulune uygun yurututulmesi ve kira bedeli icra takibi de buromuzun etkin bicimde hizmet verdigi alanlardandir. ## Kartal'da En Iyi Emlak Avukati Nasil Secilir? Emlak islemlerinde avukat secimi; hem islemi guvence altina almak hem de olasi uyusmazliklarda haklarinizi en guclu bicimde korumak acisindan kritik onem tasimaktadir. Dogru avukati secerken tasinmaz hukukuna ozgu dava deneyimi, tapu sicil arastirmasi kapasitesi, Kartal yerel imar planlarına hakimiyet ve kira hukukundaki guncel bilgi birikimi belirleyici olmaktadir. ## Kartal'da En Iyi Emlak Avukati Secerken Dikkat Edilmesi Gerekenler Tasinmaz hukukuna ozgu fiili dava deneyimi, Kartal Tapu Sicil Mudurlugu ve yerel imar uygulamalarina hakimiyet, kira hukukundaki guncel bilgi ve kentsel donusum mevzuatina asinalilik dogrulugun temel gostergesidir. Ilk gorusmede mulkle ilgili riskleri somut bicimde ortaya koyan avukat; dogru tercih isaretidir. Koza Avukatlik, ilk gorusmede muvekkile mulku hakkinda kapsamli bir hukuki risk analizi sunmaktadir. ## Emlak Davalarinda Deneyimin Onemi Emlak hukuku; yerel imar pratiklerine ve tapu sicil uygulamalarina hakimiyetin kritik fark yarattigi bir alandir. Tapu iptal davalarinda delil stratejisi, kira tahliye surecinde usul hatalari ve imar itirazlarinda dava suresine uyum; deneyimli bir avukatin somut katkilarini yansitmaktadir. Koza Avukatlik bu birikimi her muvekkile bolgeye ozgu bir hukuki cozum olarak sunmaktadir. ## Kartal Emlak Avukati Tavsiye ve Danismanlik Sureci Emlak islemi ya da mulk uyusmazliginda dogru avukata ulasmak; hem riski onlemek hem de hizli cozum saglamak acisindan belirleyici olmaktadir. Koza Avukatlik, danismanlik arayan muvekkillere yapilandirilmis ve seffaf bir surec sunmaktadir. ## Kartal Emlak Avukati Tavsiye Arayanlar Icin Dogru Yontemler Mulkun tapu belgesini ve varsa kira sozlesmesini hazirlamak, ardindan buroyla iletisime gececek ucretsiz ilk gorusme talep etmek ve bu gorusmede tapu arastirmasi, risk degerlendirmesi ve olasi uyusmazlik senaryolarini ayrintili bicimde sorgulamak en saglikli yoldur. Koza Avukatlik ilk gorusmede muvekkile mulku hakkinda kapsamli bir hukuki risk analizi sunmaktadir. ## Emlak Davalarinda Strateji Belirleme Sureci Koza Avukatlik, emlak davalarinda once tapu sicili, imar ve kira bilgilerinin kapsamli arastirmasini yapmakta; ardindan hangi hukuki yolun izlenecegini belirlemekte (tapu iptali mi, tahliye mi, itiraz mi?); akabinde delil toplama ve bilirkissi surecini planlamakta ve son olarak dava takvimini optimum bicimde yonetmektedir. ## Kartal Emlak Avukati Ucretleri 2026 Emlak hukuku avukat ucretleri; islemin turune, tasinmazin degerine ve davanin kapsamina gore belirlenmektedir. Turkiye Barolar Birligi asgari ucret tarifesi yasal alt siniri olusturmaktadir. ## Kartal'da Emlak Avukati Ucretleri Neye Gore Belirlenir? Ucretlendirmeyi belirleyen baslica faktorler: davanin turu (tapu iptali mi, tahliye mi, imar itirazi mi?), tasinmazin degeri, davanin tahmini suresi ve bilirkisi surecleri gibi ek maliyetler. Koza Avukatlik ucretlendirme konusunda tam seffaflik politikasi benimsemekte ve muvekkile ilk gorusmede net bir maliyet cercevesi sunmaktadir. Hizmet Turu Ucret Yapisi Notlar Tapu arastirmasi ve alim danismanligi Sabit ucret Ilk gorusmede netlesir Alim-satim sozlesmesi hazirlama/inceleme Sabit ucret Baro tarifesi gecerli Tapu iptali ve tescil davasi Dava degerine gore Baro tarifesi gecerli Tahliye davasi Sabit ucret Ayrica belirlenir Kira sozlesmesi hazirlama Sabit ucret Ilk gorusmede netlesir ## Kartal'da Gorulen Emlak Davalari Nelerdir? Kartalda emlak hukuku kapsaminda en sik karsilasilan davalar; tapu anlasmazliklari, kira uyusmazliklari ve kentsel donusum kaynakli ihtilaflar biciminide tezahur etmektedir. ## Tapu Iptali ve Tescil Davalari Sahte tapu duzenlemesi, muvazaali islem, vekaletnamenin kotuye kullanimi ve muris muvazaasi gibi durumlarda tapu iptali ve tescil davasi acilabilmektedir. Bu davalar guclu delil stratejisi gerektirmekte olup uzun yargilama sureclerini kapsayabilmektedir. Koza Avukatlik tapu iptali davalarinda muvekkil haklarini en guclu bicimde savunmaktadir. ## Kira Uyusmazliklari ve Tahliye Davalari Kira bedelinin odenmemesi, kira artisi anlasmazliklari, kiracinin tasinmazi hasara ugratmasi ve tahliye davalari Kartalda sikca gorulen emlak uyusmazliklaridir. Koza Avukatlik hem kiraya veren hem kiracisI icin Kartal Sulh Hukuk Mahkemesinde etkin temsil sunmaktadir. Tahliye surecinin usulune uygun yurututulmesi; hem sureyi kisaltmakta hem de ileride doguabilecek yeni uyusmazliklari onlemektedir. ## Kat Mulkiyeti ve Site Yonetimi Uyusmazliklari Aidat boruclari, ortak alan kullanimi, tadilat izinleri ve yonetim plani degisiklikleri; kat mulkiyeti hukukunun en sik karsilasilan uyusmazlik konularidir. Koza Avukatlik site yonetimleri ve kat malikleri icin bu uyusmazliklarin hizli ve etkin cozumunu saglamaktadir. Aidatin icra yoluyla tahsili de buromuzun aktif hizmet verdigi konular arasindadir. ## Kentsel Donusum Surecinde Mulk Sahibi Haklari 6306 sayili Kanun kapsamindaki kentsel donusum projelerinde riskli yapi tespitine itiraz, kira yardimi talebi ve yikim kararina karsi dava; Kartalda mulk sahiplerinin en sik basvurdugu hukuki yollar arasindadir. Koza Avukatlik kentsel donusum sureclerinin her asamasinda mulk sahiplerinin haklarini eksiksiz korumaktadir. Cok paydaşli tasinmazlarda azinlik paydaşlarin haklarinin korunmasi da buromuzun oncelikli hedefleri arasindadir. ## Emlak Davasi Sureci Nasil Isler? Emlak davalari; uyusmazligin turune gore Kartal Sulh Hukuk Mahkemesi ya da Kartal Asliye Hukuk Mahkemesinde gorulmektedir. Her dava turunun kendine ozgu baslangic kosullari, delil gereksinimleri ve yargilama sureci mevcuttur. Dava surecinde bilirkisi incelemeleri, keşif islemleri ve tanık dinlenmesi gibi asamalar da yer alabilmektedir. ## Kartal Adliyesinde Emlak Davasi Sureci Kira ve tahliye davalari sulh hukuk mahkemelerinde gorulurken tapu iptali ve tescil davalari asliye hukuk mahkemelerinin gorev alanindadir. Koza Avukatlik, Kartal Adliyesindeki uzun yillara dayanan aktif deneyimiyle mahkeme takvimini ve yerel yargi pratiklerini en iyi bilen buro olma konumunu korumaktadir. Bu yerel avanaj; dava stratejisinin gerceklikle ortusmesi ve durusma hazirliginin dogru bicimde yapilmasi acisindan somut fark yaratmaktadir. ## Kartaldaki Emlak Avukati ile Calismanin Avantajlari Emlak islemlerinde avukatsiz hareket etmek; ozellikle yuksek degerli tasinmaz alimlarinda ya da karmasik kira uyusmazliklarinda telafi edilemez mali kayiplara yol acabilemktedir. Koza Avukatlik ile calismanin somut avantajlari: alim oncesi kapsamli tapu arastirmasiyla risklerin onceden tespiti, sozlesmenin muvekkil lehine en guclu bicimde hazirlanmasi, tahliye ve tapu iptali davalarinda yerel mahkeme pratigine hakimiyet ve kentsel donusum sureclerinde mulk sahibinin haklarinin eksiksiz korunmasidir. ## Kartal Emlak Avukati ile Hemen Iletisime Gecin Emlak islemlerinde ve mulk uyusmazliklarinda zaman kritik onem tasimaktadir. Ozellikle tapu iptali ve imar itirazi davalarinda dava acma suresinin kacirilmasi; hakkin kalici olarak yitirilmesi sonucunu dogurabilmektedir. Koza Avukatlik, ilk basvurudan itibaren dosyayi ivedilikle degerlendirerek muvekkili olasi hak kayiplarina karsi guvence altina almaktadir. ## Hizli Hukuki Destek ve Danismanlik Koza Avukatlik; telefon, WhatsApp ve e-posta kanalylia ulasabilir olmakta ve ilk gorusmey ucretsiz gerceklestirmektedir. Bu gorusmede muvekkil; mulkunun hukuki durumunu, risk faktorlerini ve en uygun hukuki yolu net bicimde ogrenmektedir. Hukuki belirsizligin en kisa surede giderilmesi; hem duygusal hem pratik acisindan muvekkil icin buyuk bir rahatlama saglamaktadir. ## Kartal Bolgesinde Yerinde Hizmet Avantaji Burumuz Cevizli Mah. Kepez Sk. No:7 Kat:4 Kartal/Istanbul adresinde, Kartal Tapu Sicil Mudurlugu ve Kartal Adliyesine yakin konumda hizmet vermektedir. Bu cografi avantaj; hem tapu arastirmasi hem mahkeme surecleri acisindan hiz ve etkinlik saglamaktadir. Koza Avukatlik, Kartalin yerel dinamiklerine hakim olmanin sagladigi avantaji her muvekkil icin somut bir hukuki kazanima donusturmektedir. Koza Avukatlık ve Danışmanlık Cevizli Mah. Kepez Sk. No:7 Kat:4 Kartal/Istanbul Av. Fatma Umay Bayrak - Av. Busra Onay Ogurcu +90 538 980 49 46 / +90 535 924 18 52 kozaavukatlik@gmail.com | Ilk gorusme ucretsizdir.   ## Ortakligin Giderilmesi (Izale-i Suyu) Davalari Birden fazla kisinin ortak mulkiyetinde bulunan tasinmazlarda anlasmazlik dogmasi halinde ortakligin giderilmesi davasi acilabilmektedir. Mahkeme; tasinmazin aynen bolunup bolunmedigini arastirmakta, mumkun degilse satis yoluyla elde edilen bedelin paylar oraninda dagitilmasina hukmetmektedir. Koza Avukatlik bu davalarda mulkun gercek deger uzerinden satilmasi icin bilirkisi itirazini etkin bicimde kullanmakta; muvekkil payinin tam olarak karsilanmasini saglamaktadir. Ozellikle miras yoluyla birden fazla kiside kalan tasinmazlarda bu dava turu sik karsilasilan bir yol olup surecin dogru yonetilmesi muvekkil icin onemli mali avantaj saglamaktadir. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Ev alırken avukat tutmak zorunlu mu? C: Zorunlu değildir; ancak tapu araştırması ve sözleşme incelemesi yapılmadan alınan mülkler ciddi riskler taşımaktadır. Koza Avukatlık ile yapılan ön inceleme bu riskleri baştan ortadan kaldırmaktadır. Özellikle yüksek değerli gayrimenkul işlemlerinde avukat desteği âdeta bir sigorta işlevi görmektedir. S: Kiracı çıkmıyorsa ne yapabilirim? C: Usulüne uygun ihtarname ve ardından tahliye davası başlatılabilmektedir. Koza Avukatlık, Kartal Sulh Hukuk Mahkemesi'nde bu süreci etkin biçimde yürütmektedir. Tahliye sürecinin doğru başlatılması; hem süreyi kısaltmakta hem de ilerideki ihtilaf riskini azaltmaktadır. S: Tapu iptali davası kazanılabilir mi? C: Delillerin gücüne ve dava stratejisinin sağlamlığına bağlıdır. Koza Avukatlık her davayı baştan gerçekçi biçimde değerlendirerek müvekkile doğrudan bilgi vermektedir. S: Kentsel dönüşümde mülk sahibinin hakları nelerdir? C: Riskli yapı tespitine itiraz, kira yardımı talebi, yıkım kararına karşı idare mahkemesinde iptal davası ve dönüşüm sonrası tapu alımı başlıca haklardandır. Koza Avukatlık bu hakların eksiksiz kullanılmasını sağlamaktadır. S: Kartal emlak avukatı tavsiye nasıl alınır? C: Telefon (+90 538 980 49 46 / +90 535 924 18 52), WhatsApp veya kozaavukatlik@gmail.com adresi üzerinden iletişime geçerek ücretsiz ilk görüşme talep edebilirsiniz. Dosyanız en kısa sürede değerlendirilecek ve size özel hukuki yol haritası sunulacaktır. --- # Kartal Dolandırıcılık Suçu Davası Avukatı URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/kartal-dolandiricilik-sucu-davasi-avukati/ Güncelleme: 2026-04-29 Kısa cevap: Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal'da dolandırıcılık ve nitelikli dolandırıcılık dosyalarında sanık savunması ve mağdur vekilliği yürütür. Temel dolandırıcılıkta 1 ila 5 yıl, nitelikli hâllerde 3 ila 10 yıl hapis öngörülür; nitelikli dolandırıcılık davaları Kartal Ağır Ceza Mahkemesinde görülür. Büro Cevizli, Kepez Sk. No:7 Kat:4 Kartal adresindedir; ilk görüşme ücretsizdir. Kartal'da yaşayan bireyler ve şirketler için dolandırıcılık suçlamaları; hem sanık hem mağdur açısından ağır cezai ve hukuki sonuçlar doğuran, delil yönetiminin davanın seyrini doğrudan belirlediği karmaşık ceza hukuku davalarıdır. TCK'nın 157. maddesi kapsamındaki temel dolandırıcılık suçu 1 ila 5 yıl hapis cezası öngörürken 158. madde kapsamındaki nitelikli haller bu cezayı 3 ila 10 yıla çıkarmaktadır. Özellikle dijitalleşen ekonomiyle birlikte internet dolandırıcılığı, kripto para sahtekârlığı ve sosyal mühendislik saldırıları giderek yaygınlaşmakta; bu durum suçlamaları hem mağdur hem sanık açısından daha karmaşık bir zemine taşımaktadır. Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal Ceza Davası Avukatı olarak dolandırıcılık suçu davalarının her boyutunda müvekkillerine güçlü savunma ve mağdur hakları kapsamında eksiksiz hukuki temsil sunmaktadır. Av. Fatma Umay Bayrak ve Av. Büşra Onay Oğurcu önderliğindeki büromuz; Kartal Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki aktif deneyimiyle her müvekkile sürece özgü bir savunma stratejisi oluşturmaktadır. ## Kartal Dolandırıcılık Suçu Davası Avukatı Nedir, Hangi Davalara Bakar? Dolandırıcılık davası avukatı; TCK'nın 157-158. maddeleri kapsamındaki hileli davranışlarla mağdura zarar verme suçlamalarında hem sanığı hem mağduru temsil eden; ceza hukuku ile delil hukukuna hâkimiyetin yanı sıra ticaret ve finans konularında teknik bilgi gerektiren uzman bir ceza avukatıdır. Dolandırıcılık suçu; hileli davranış, yanılma ve zarar olmak üzere üç temel unsuru bünyesinde barındırmakta; bu unsurlardan birinin yokluğu suçun oluşmadığı savunmasına dayanak oluşturmaktadır. Kartal'da dolandırıcılık avukatları başlıca şu konularda hizmet vermektedir: temel dolandırıcılık suçu (TCK m.157) sanık savunması, nitelikli dolandırıcılık halleri (TCK m.158) savunması ve nitelikli hal itirazı, internet ve siber dolandırıcılık davalarında temsil, gayrimenkul ve inşaat sektöründe dolandırıcılık suçu savunması, yatırım ve kripto para dolandırıcılığı, sahte çek ve senet suçlamalarına bağlı dolandırıcılık davaları, mağdur temsili ve tazminat davası. Koza Avukatlık bu alanların tamamında güncel TCK ve Yargıtay içtihadı bilgisiyle hizmet vermektedir. ## Dolandırıcılık Hukuku Kapsamında Verilen Hizmetler Nelerdir? Koza Avukatlık; dolandırıcılık davalarında soruşturma aşamasından kanun yollarına uzanan sürecin tamamını kapsayan bir hizmet yelpazesi sunmaktadır. Sanık tarafında; gözaltında acil hukuki destek, hileli davranış unsurunun yokluğunu ispat eden delil stratejisi, ticari anlaşmazlığın haksız biçimde cezai yola taşındığının ortaya konulması, kastın varlığının sorgulanması ve nitelikli hal kapsamından çıkarılma argümanlarının mahkemede güçlü biçimde sunulması başlıca hizmetler arasındadır. Mağdur tarafında ise suç duyurusu dilekçesinin hazırlanması, dijital ve finansal delillerin muhafaza edilmesi, soruşturma sürecinin müdahil sıfatıyla takibi ve tazminat davası da büromuzun etkin biçimde hizmet verdiği alanlardandır. ## Kartal'da En İyi Dolandırıcılık Suçu Avukatı Nasıl Seçilir? Dolandırıcılık davaları; hem ticari hem cezai hukuku bir arada gerektiren, delil analizinin ve kastın ispatının davanın kaderini belirlediği teknik davalardır. Bu nedenle doğru avukat seçimi; suçlamanın niteliğini anlamaya ve güçlü bir savunma stratejisi kurmaya doğrudan katkı sağlamaktadır. ## Kartal'da En İyi Dolandırıcılık Avukatı Seçerken Dikkat Edilmesi Gerekenler Doğru avukatı seçerken şu ölçütler belirleyici olmaktadır: TCK'nın dolandırıcılık hükümlerine özgü fiilî dava deneyimi, banka kayıtları ve dijital delil analizindeki teknik yetkinlik, ticari anlaşmazlıkların cezai suçlamaya dönüştürüldüğü vakalarda kastın yokluğunu ispat etme kapasitesi ve Kartal Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki aktif pratik. İlk görüşmede suçlamanın hukuki niteliğini somut biçimde analiz eden avukat; doğru tercih işaretidir. ## Dolandırıcılık Davalarında Deneyimin Önemi Dolandırıcılık davalarında deneyim; temel ile nitelikli hal arasındaki ince çizgiyi görmek, kastın varlığını delil setiyle çürütmek ve ticari uyuşmazlıkların haksız biçimde suç şikâyetine dönüştürüldüğü vakaları tespit etmek anlamına gelmektedir. Bu ayrımların savunmada doğru yapılması; cezayı dramatik biçimde düşürme ya da beraatla sonuçlanma ihtimalini artırmaktadır. Koza Avukatlık bu birikimi her müvekkile farklılaştırıcı bir savunma olarak sunmaktadır. ## Kartal Dolandırıcılık Suçu Avukatı Tavsiye ve Danışmanlık Süreci Dolandırıcılık suçlamasıyla karşılaşıldığında ya da dolandırıcılık mağduru olunduğunda hangi adımların atılacağını bilmek; sürecin seyrini başından olumlu etkilemektedir. Koza Avukatlık, danışmanlık arayan müvekkillerine yapılandırılmış ve şeffaf bir süreç sunmaktadır. ## Kartal Dolandırıcılık Avukatı Tavsiye Arayanlar İçin Doğru Yöntemler Sanık için: suçlamayla karşılaşıldığında avukat talep etmeden hiçbir beyan vermemek, banka kayıtlarını ve ticari yazışmaları güvende tutmak ve hızla büroyla iletişime geçmek. Mağdur için: dolandırıcılığa ilişkin tüm belge, yazışma ve finansal kayıtları muhafaza etmek ve en kısa sürede suç duyurusunu avukat eşliğinde yapmak. Koza Avukatlık ilk görüşmede her iki taraf için de hukuki seçenekleri gerçekçi biçimde ortaya koymaktadır. ## Dolandırıcılık Davalarında Strateji Belirleme Süreci Koza Avukatlık dolandırıcılık davalarında strateji belirleme sürecini şu aşamalarda yürütmektedir: önce suçlamanın TCK kapsamındaki niteliğinin (temel mi nitelikli hal mi?) analizi, ardından hileli davranış unsurunun varlığını destekleyen ya da çürüten delillerin değerlendirilmesi, akabinde kastın niteliğinin ve ticari ilişki iddiasının irdelenmesi ve son olarak nitelikli hal kapsamından çıkarılma argümanlarının belirlenmesi. Bu analitik yaklaşım; savunmanın en güçlü noktadan başlamasını sağlamaktadır. ## Kartal Dolandırıcılık Suçu Avukatı Ücretleri 2026 Dolandırıcılık davası avukat ücretleri; suçlamanın niteliğine (sanık mı mağdur mu), dava konusu miktara ve davanın kapsamına göre belirlenmektedir. Türkiye Barolar Birliği asgari ücret tarifesi yasal alt sınırı oluşturmaktadır. ## Kartal'da Dolandırıcılık Avukatı Ücretleri Neye Göre Belirlenir? Ücretlendirmeyi belirleyen başlıca faktörler: temel mi nitelikli hal mi suçlaması, dolandırıcılığın konusu olan miktar, davanın tahmini süresi, tutukluluğun varlığı ve istinaf-temyiz aşamalarının kapsama dahil edilmesi. Hizmet Türü Ücret Yapısı Notlar Sanık savunması (temel hal) Sabit ücret Baro tarifesi geçerli Sanık savunması (nitelikli hal) Dava kapsamına göre Ayrıca belirlenir Mağdur temsili ve tazminat davası Dava değerine göre Baro tarifesi geçerli Siber dolandırıcılık davaları Sabit veya oransal İlk görüşmede netleşir ## Kartal'da Görülen Dolandırıcılık Suçu Davaları Nelerdir? Kartal'da dolandırıcılık kapsamında en sık karşılaşılan davalar; internet ortamı, ticari ilişkiler ve gayrimenkul sektörü kaynaklı uyuşmazlıklar biçiminde tezahür etmektedir. ## Nitelikli Dolandırıcılık Halleri (TCK m.158) Bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması, dini inanç istismarı, kamu kurumları zararına işlenmesi ve ticari faaliyet kapsamında gerçekleşmesi gibi haller; cezayı 3 ila 10 yıla çıkarmaktadır. Koza Avukatlık nitelikli hal iddiasına karşı her koşulun hukuki karşılığını titizlikle sorgulayarak savunmayı en güçlü zeminde yürütmektedir. ## İnternet ve Siber Dolandırıcılık Sahte e-ticaret siteleri, kripto para dolandırıcılığı, oltalama saldırıları ve sosyal medya üzerinden gerçekleştirilen sahte yatırım teklifleri; dijital dolandırıcılığın en yaygın biçimleridir. Dijital delillerin toplanması, IP tespiti ve finansal iz takibi bu davalarda kritik rol oynamaktadır. Koza Avukatlık siber dolandırıcılık davalarında dijital delil stratejisini hukuki savunmayla bütünleştirmektedir. ## Gayrimenkul ve İnşaat Sektöründe Dolandırıcılık Var olmayan ya da satılamayacak durumda olan mülklerin satışı, hileli kat karşılığı inşaat sözleşmeleri ve sahte tapu devri; Kartal'ın aktif gayrimenkul piyasasında sıkça karşılaşılan dolandırıcılık kategorileridir. Koza Avukatlık bu davalarda tapu sicili araştırması ve ticari yazışmaların analizini güçlü bir hukuki sunum olarak mahkemeye taşımaktadır. ## Ticari Anlaşmazlıkların Cezai Yola Taşınması Ticari borç uyuşmazlıklarının haksız biçimde dolandırıcılık suçu olarak şikâyet konusu yapılması; Kartal'da sıkça karşılaşılan bir durumdur. Bu vakalarda kastın yokluğunun ispatı ve eylemin ticari niteliğinin ön plana çıkarılması; savunmanın belkemiğini oluşturmaktadır. Koza Avukatlık bu ayrımı kararlılıkla mahkeme önünde savunmaktadır. ## Dolandırıcılık Suçu Davası Süreci Nasıl İşler? Dolandırıcılık davası süreci; şikâyet ya da ihbarla başlayan soruşturma, gözaltı, savcılık ifadesi, tutukluluk ya da adli kontrol, iddianame ve ardından uzun soluklu yargılama aşamalarını kapsamaktadır. Delillerin erken aşamada doğru toplanması ve değerlendirilmesi; davanın seyrini başından belirlemektedir. ## Kartal Ağır Ceza Mahkemesi'nde Dolandırıcılık Davası Süreci Nitelikli dolandırıcılık davaları; Kartal Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülmektedir. Temel dolandırıcılık suçu ise Kartal Asliye Ceza Mahkemesi'nin görev alanındadır. Koza Avukatlık her iki mahkemede de aktif deneyimiyle müvekkillerini en etkin biçimde temsil etmektedir. ## Kartal'da Dolandırıcılık Suçu Avukatı ile Çalışmanın Avantajları Dolandırıcılık davalarında deneyimli avukatla çalışmanın somut avantajları: temel-nitelikli hal ayrımının doğru yapılarak cezanın minimize edilmesi, kastın yokluğunun delil setiyle güçlü biçimde ortaya konulması, mağdur için finansal kayıpların tazminat davası yoluyla geri kazanılması ve siber dolandırıcılık vakalarında dijital delil stratejisinin etkin kullanımı. ## Dolandırıcılık Suçunda Zamanaşımı ve Şikâyet Süresi Dolandırıcılık suçunda kamu davası niteliği taşıyan hallerde zamanaşımı; suçun işlendiği tarihten itibaren işlemeye başlamaktadır. Temel dolandırıcılıkta dava zamanaşımı 8 yıl, nitelikli dolandırıcılıkta ise 15 yıldır. Mağdurun şikâyete bağlı dolandırıcılık vakalarında ise şikâyet süresinin geçirilmesi davayı düşürmektedir. Koza Avukatlık hem mağdur hem sanık için zamanaşımı hesabını başından eksiksiz yaparak hak kayıplarının önüne geçmektedir. ## Sahte Senet ve Çekle Dolandırıcılık Sahte ya da arkası karşılıksız senet ve çeklerin araç olarak kullanılması; hem dolandırıcılık hem de kıymetli evrak sahteciliği suçlarının birlikte uygulanmasına yol açabilmektedir. Bu davalarda imza incelemesi ve kâğıt analizi; adli bilişim ve belge sahteciliği bilirkişi raporlarıyla desteklenmektedir. Koza Avukatlık sahte kıymetli evrak davalarında teknik bilirkişi raporlarını hukuki savunmayla bütünleştirerek güçlü bir strateji oluşturmaktadır. ## Kartal Dolandırıcılık Suçu Avukatı ile Hemen İletişime Geçin Dolandırıcılık suçlamasında ya da dolandırıcılık mağduriyetinde gecikmeksizin avukata başvurmak; hem sanık hem mağdur için sürecin seyrini doğrudan etkilemektedir. Koza Avukatlık, ilk başvurudan itibaren dosyayı ivedilikle değerlendirerek müvekkile özgü bir strateji oluşturmaktadır. ## Hızlı Hukuki Destek ve Danışmanlık Koza Avukatlık; telefon, WhatsApp ve e-posta kanalıyla ulaşılabilir olmakta ve ilk görüşmeyi ücretsiz gerçekleştirmektedir. Gözaltı durumunda acil müdahale kapasitesi her zaman hazırdır. ## Kartal Bölgesinde Yerinde Hizmet Avantajı Büromuz Cevizli Mah. Kepez Sk. No:7 Kat:4 Kartal/İstanbul adresinde, Kartal Adliyesi'ne yakın konumda hizmet vermektedir. Yerel varlığımız; mahkeme süreçlerinin hızlı ve etkin takibini sağlamaktadır. Koza Avukatlık ve Danışmanlık Cevizli Mah. Kepez Sk. No:7 Kat:4 Kartal/İstanbul Av. Fatma Umay Bayrak – Av. Büşra Onay Oğurcu 📞 +90 538 980 49 46 / +90 535 924 18 52 ✉️ kozaavukatlik@gmail.com | İlk görüşme ücretsizdir.   ## Sıkça Sorulan Sorular S: Dolandırıcılık suçlamasıyla gözaltına alındım, ne yapmalıyım? C: Avukat talep etmeden hiçbir beyan vermeyin. Koza Avukatlık gözaltı ihbarını aldığında anında devreye girerek haklarınızı koruma altına almaktadır. S: Ticari borcum nedeniyle dolandırıcılık suçlamasıyla karşılaştım, suçlu sayılır mıyım? C: Ticari anlaşmazlıklar her zaman dolandırıcılık suçunu oluşturmaz; kastın varlığı ispat edilmelidir. Koza Avukatlık eylemin ticari niteliğini mahkemede kararlılıkla ortaya koymaktadır. S: Dolandırıcılıktan zarara uğradım, paramı geri alabilir miyim? C: Ceza davasına ek olarak tazminat davası açılabilmektedir. Koza Avukatlık mağdur tarafında hem cezai hem hukuki sürecin tamamında yanınızdadır. S: İnternet dolandırıcılığı için şikâyet nereye yapılır? C: Cumhuriyet Savcılığı'na suç duyurusunda bulunabileceğiniz gibi Emniyet Siber Suçlar Birimi'ne de başvurabilirsiniz. Koza Avukatlık dilekçe hazırlanmasında destek sağlamaktadır. S: Kartal dolandırıcılık avukatı tavsiye nasıl alınır? C: Telefon (+90 538 980 49 46 / +90 535 924 18 52), WhatsApp veya kozaavukatlik@gmail.com adresi üzerinden iletişime geçerek ücretsiz ilk görüşme talep edebilirsiniz. --- # Kartal Cinsel Suçlara Bakan Avukatlar URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/kartal-cinsel-suclara-bakan-avukatlar/ Güncelleme: 2026-04-29 Kısa cevap: Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal'da cinsel saldırı (TCK 102), cinsel istismar (TCK 103), reşit olmayanla cinsel ilişki (TCK 104) ve cinsel taciz (TCK 105) davalarında sanık savunması ve mağdur vekilliğini tam gizlilik içinde yürütür. Cinsel saldırı ve istismar davaları Kartal Ağır Ceza, taciz davaları Asliye Ceza Mahkemesinde görülür; mağdurlar CMK kapsamında ücretsiz avukatlık hizmetinden yararlanabilir. Kartal'da yaşayan bireyler için cinsel suç suçlamaları; hem sanık hem mağdur açısından yaşamın en kritik hukuki krizlerini oluşturmaktadır. TCK'nın 102-105. maddeleri kapsamındaki cinsel saldırı, cinsel istismar, reşit olmayanla cinsel ilişki ve cinsel taciz suçları; hem ağır cezai yaptırımlar hem de toplumsal damgalama riskiyle birlikte son derece hassas bir hukuki alan oluşturmaktadır. Bu davalarda savunmanın en erken aşamadan başlaması, delil stratejisinin titizlikle kurulması ve sanığın ya da mağdurun haklarının en üst standartta korunması; yargılama sonucunu doğrudan belirlemektedir. Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal Ağır Ceza Avukatı kadrosuyla cinsel suç davalarının her boyutunda müvekkillerine güçlü, gizlilik içinde ve son derece hassas bir yaklaşımla hukuki temsil sunmaktadır. Av. Fatma Umay Bayrak ve Av. Büşra Onay Oğurcu önderliğindeki büromuz; bu alandaki narin dengeleri gözeterek hem sanık hem mağdur tarafında en yüksek hukuki standartla hizmet vermektedir. ## Kartal Cinsel Suçlara Bakan Avukatlar: Hangi Davalara Bakarlar? Cinsel suç avukatları; TCK'nın cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar başlığı altında düzenlenen tüm suçlamalarda hem sanık hem mağdur tarafını temsil etmektedir. Bu davalar; hukuki hassasiyetleri, kamuoyundaki yansımaları ve özel delil gereksinimleriyle diğer ceza davalarından ayrışmaktadır. Başlıca hizmet alanları şunlardır: cinsel saldırı (TCK m.102) sanık savunması ve mağdur temsili, cinsel istismar (TCK m.103, çocuğa yönelik) davalarında temsil, reşit olmayanla cinsel ilişki (TCK m.104) suçlamalarında savunma, cinsel taciz (TCK m.105) davalarında hem sanık hem mağdur temsili, işyeri ve internet ortamında cinsel taciz şikâyetleri, intikam pornosu ve görüntü paylaşımı suçlamaları (TCK m.226), mağdurlar için psikolojik destek süreciyle koordineli hukuki danışmanlık ve tazminat davaları. Koza Avukatlık bu alanların tamamında en yüksek gizlilik ve hassasiyetle hizmet vermektedir. ## Cinsel Suçlar Hukuku Kapsamında Verilen Hizmetler Nelerdir? Koza Avukatlık; cinsel suç davalarında gözaltı anından kararın kesinleşmesine uzanan sürecin tamamını kapsayan bir hizmet yelpazesi sunmaktadır. Sanık tarafında; gözaltında acil avukat desteği, adli muayene süreçlerinde hukuki rehberlik, iddianın gerçeklikten yoksun olduğunun delillerle ortaya konulması, DNA ve adli tıp raporlarının bağımsız uzman perspektifiyle irdelenmesi, tanık ifadelerindeki çelişkilerin tespiti ve kastın niteliğinin sorgulanması başlıca hizmetler arasındadır. Mağdur tarafında ise suç duyurusu dilekçesinin hazırlanması, soruşturma sürecinin titizlikle takibi, mağdurun Barolar Bürosu ya da CMK kapsamında avukatlık hizmetinden yararlandırılması, psikolojik destek süreciyle koordineli hukuki danışmanlık ve maddi-manevi tazminat davası açılması da büromuzun aktif olduğu alandandır. Koza Avukatlık, hem sanık hem mağdur için gizliliği ön planda tutan bir hizmet anlayışını benimsemektedir. ## Kartal'da En İyi Cinsel Suçlar Avukatı Nasıl Seçilir? Cinsel suç davaları; teknik hukuki bilginin ötesinde, davayı yöneten avukatın empatik yaklaşımını, gizlilik anlayışını ve hassasiyetini de zorunlu kılan özel bir dava kategorisidir. Bu nedenle avukat seçimi; diğer davalara kıyasla daha titiz bir değerlendirme gerektirmektedir. ## Kartal'da En İyi Cinsel Suçlar Avukatı Seçerken Dikkat Edilmesi Gerekenler Cinsel suçlar avukatı seçiminde şu ölçütler belirleyici olmaktadır: bu alanda fiilî mahkeme deneyimi ve dava pratiği, adli tıp ve psikoloji raporlarını hukuki argümanlarla birleştirme kapasitesi, mutlak gizlilik ilkesine bağlılık, mağdur ya da sanık psikolojisini anlayan empatik bir yaklaşım ve yerel mahkeme pratiklerine hâkimiyet. Hem sanık hem mağdur için seçilecek avukatın bu nitelikleri bir arada taşıması; sürecin hem hukuken hem insani açıdan en doğru biçimde yönetilmesi için kritik öneme sahiptir. ## Cinsel Suç Davalarında Deneyimin Önemi Cinsel suç davalarında deneyim; adli tıp raporlarını sorgulamak, tanık ifadelerinin güvenilirliğini değerlendirmek ve DNA delillerinin mahkemede nasıl yorumlanacağını bilmek anlamına gelmektedir. Aynı zamanda mağdur psikolojisinin davayı nasıl şekillendirdiğini ve sanık lehine hangi usul güvencelerinin kullanılması gerektiğini de kapsamaktadır. Koza Avukatlık bu çok boyutlu deneyimi hem sanık hem mağdur için en yüksek hizmet kalitesine dönüştürmektedir. ## Kartal Cinsel Suçlar Avukatı Tavsiye ve Danışmanlık Süreci Cinsel suç suçlamasıyla karşılaşıldığında ya da mağdur sıfatıyla hukuki destek arandığında doğru adımları bilmek; sürecin seyrini başından olumlu etkilemektedir. Koza Avukatlık, bu alanda danışmanlık arayan müvekkillerine güvenli, gizli ve yapılandırılmış bir süreç sunmaktadır. ## Kartal Cinsel Suçlar Avukatı Tavsiye Arayanlar İçin Doğru Yöntemler Sanık için: gözaltı ya da sorgu çağrısı alındığında avukat talep etmeden hiçbir beyan vermemek ve hızla büroyla iletişime geçmek. Mağdur için: mümkün olan en kısa sürede adli muayene yaptırmak, olayla ilgili mesaj ve içerikleri koruma altına almak ve ardından suç duyurusu sürecini avukat eşliğinde yürütmek. Her iki durumda da Koza Avukatlık, sürecin ilk aşamasından itibaren tam gizlilik içinde yanınızda yer almaktadır. ## Cinsel Suç Davalarında Strateji Belirleme Süreci Koza Avukatlık, cinsel suç davalarında strateji belirleme sürecini şu aşamalarda yürütmektedir: önce suçlamanın TCK kapsamındaki hukuki niteliğinin belirlenmesi, ardından adli tıp ve psikoloji raporlarının kapsamlı analizi, akabinde tanık ifadelerindeki çelişkilerin tespiti ve son olarak kastın niteliğini etkileyen olgu ve koşulların değerlendirilmesi. Bu sistematik yaklaşım; savunmanın her aşamasında tutarlı ve güçlü kalmasını sağlamaktadır. ## Kartal Cinsel Suçlar Avukatı Ücretleri 2026 Cinsel suç davası avukat ücretleri; suçlamanın ağırlığına, davanın süresine ve kapsamına göre belirlenmektedir. Türkiye Barolar Birliği asgari ücret tarifesi yasal alt sınırı oluşturmaktadır. Mağdurlar CMK kapsamında ücretsiz avukatlık hizmetinden yararlanabilmektedir. ## Kartal'da Cinsel Suçlar Avukatı Ücretleri Neye Göre Belirlenir? Ücretlendirmeyi belirleyen başlıca faktörler: suçlamanın türü (cinsel saldırı mı, taciz mi, istismar mı), sanık mı mağdur mu temsil edileceği, tutukluluğun varlığı, davanın tahmini süresi ve istinaf-temyiz aşamalarının kapsama dahil edilmesi. Hizmet Türü Ücret Yapısı Notlar Sanık savunması (cinsel saldırı) Dava kapsamına göre Baro tarifesi geçerli Sanık savunması (cinsel taciz) Sabit ücret Baro tarifesi geçerli Mağdur temsili ve suç duyurusu Sabit ücret veya ücretsiz (CMK) CMK kapsamı değerlendirmesi yapılır Tazminat davası (mağdur) Dava değerine göre Ayrıca belirlenir ## Kartal'da Görülen Cinsel Suç Davaları Nelerdir? Kartal'da cinsel suç kapsamında en sık karşılaşılan davalar; TCK'nın cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar başlığı altındaki hükümler çerçevesinde değerlendirilmektedir. ## Cinsel Saldırı Davaları (TCK m.102) Cinsel saldırı; vücuda temas biçiminde gerçekleşen cinsel dokunulmazlığı ihlal niteliğindeki eylemler için uygulanmakta olup 2 ila 10 yıl hapis cezası öngörmektedir. Nitelikli haller (silah kullanılması, birden fazla kişi, saldırı sırasında kaçma olanağının ortadan kaldırılması) daha ağır yaptırımları zorunlu kılmaktadır. Koza Avukatlık bu davalarda adli tıp raporunu, tanık ifadelerini ve kastın niteliğini kapsamlı biçimde irdeleyerek güçlü bir savunma kurgulamaktadır. ## Cinsel İstismar Davaları (TCK m.103) Çocuğa yönelik cinsel istismar suçları; Türk hukukunun en ağır yaptırımlarından birine tabidir. Bu davalarda çocuğun ifadesinin alınma biçimi, psikolojik değerlendirme raporunun güvenilirliği ve delillerin bütünlüklü analizi savunmanın kritik eksenini oluşturmaktadır. Koza Avukatlık bu hassas davalarda hem hukuki hem insani sorumluluğun bilinciyle hareket etmektedir. ## Cinsel Taciz ve İşyeri Tacizi (TCK m.105) Cinsel taciz; 3 aydan 2 yıla kadar hapis cezasıyla yaptırıma bağlanmıştır. İşyerinde gerçekleşmesi halinde ceza artırılabilmektedir. Tacizin yazılı ya da sözlü biçimde gerçekleştirilmesi, sosyal medya ve mesajlaşma uygulamaları üzerinden iletilen taciz içerikleri bu suç kapsamında değerlendirilebilmektedir. Koza Avukatlık hem işyeri tacizi şikâyetlerinde hem sosyal medya kaynaklı davalarda etkin temsil sunmaktadır. ## İntikam Pornosu ve Görüntü Paylaşımı Suçları Özel görüntülerin rıza dışında paylaşılması; TCK'nın müstehcenlik hükümleri kapsamında ağır yaptırımlara konu olmaktadır. Bu davalarda hem cezai sürecin yürütülmesi hem görüntülerin kaldırılması için acil tedbir başvurusu hem de tazminat davası eş zamanlı olarak yönetilmelidir. Koza Avukatlık bu üç boyutu bütünlüklü biçimde ele almaktadır. ## Cinsel Suç Davası Süreci Nasıl İşler? Cinsel suç davaları; şikâyet ya da ihbarla başlayan soruşturma, adli muayene ve psikolojik değerlendirme, savcılık kararı, iddianame ve uzun soluklu yargılama aşamalarını kapsamaktadır. Mağdur ifadesinin alınma biçimi ve psikolojik raporun güvenilirliği; bu davalarda yargılamanın seyrini belirleyen kritik unsurlardır. ## Kartal Ağır Ceza Mahkemesi'nde Cinsel Suç Davası Süreci Cinsel saldırı ve cinsel istismar davaları; Kartal Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülmektedir. Cinsel taciz davaları ise Kartal Asliye Ceza Mahkemesi'nin görev alanındadır. Koza Avukatlık, her iki mahkemede de aktif deneyimiyle müvekkillerini en etkin biçimde temsil etmektedir. ## Kartal'da Cinsel Suçlar Avukatı ile Çalışmanın Avantajları Cinsel suç davalarında deneyimli avukatla çalışmanın somut avantajları: adli tıp raporunun bağımsız uzman perspektifiyle sorgulanması, tanık ifadelerindeki güvenilirlik sorunlarının mahkemede net biçimde ortaya konulması, mağdur için CMK kapsamında ücretsiz temsil imkânının araştırılması ve tazminat davası ile cezai sürecin eş zamanlı yürütülmesi. ## Kartal Cinsel Suçlar Avukatı ile Hemen İletişime Geçin Cinsel suç davalarında zaman kritiktir; hem delillerin muhafazası hem gözaltında haklarının korunması açısından en erken aşamada avukata ulaşmak belirleyici fark yaratmaktadır. Koza Avukatlık, bu hassas alanda tam gizlilik ve empatik bir yaklaşımla hizmet vermektedir. ## Hızlı Hukuki Destek ve Danışmanlık Koza Avukatlık; telefon, WhatsApp ve e-posta kanalıyla ulaşılabilir olmakta ve ilk görüşmeyi ücretsiz ve tam gizlilik içinde gerçekleştirmektedir. Mağdurlar için ise acil adli muayene yönlendirmesi de dahil olmak üzere sürecin ilk adımlarında kapsamlı rehberlik sağlanmaktadır. ## Kartal Bölgesinde Yerinde Hizmet Avantajı Büromuz Cevizli Mah. Kepez Sk. No:7 Kat:4 Kartal/İstanbul adresinde, Kartal Ağır Ceza Mahkemesi'ne yakın konumda hizmet vermektedir. Yerel varlığımız; duruşma hazırlığında hız ve mahkeme pratiklerine hâkimiyet açısından kritik avantaj sağlamaktadır. Koza Avukatlık ve Danışmanlık Cevizli Mah. Kepez Sk. No:7 Kat:4 Kartal/İstanbul Av. Fatma Umay Bayrak – Av. Büşra Onay Oğurcu 📞 +90 538 980 49 46 / +90 535 924 18 52 ✉️ kozaavukatlik@gmail.com | İlk görüşme ücretsizdir.   ## Sıkça Sorulan Sorular S: Cinsel saldırı suçlamasıyla karşılaştım, ne yapmalıyım? C: Avukat talep etmeden kesinlikle hiçbir beyan vermeyin. Koza Avukatlık gözaltı ihbarını aldığında anında devreye girerek haklarınızı koruma altına almaktadır. İlk aşamadaki hatalar davanın tamamını etkileyebilir. S: Cinsel suç mağduru olarak ne yapmalıyım? C: Mümkün olan en kısa sürede adli muayene yaptırın, delilleri (mesajlar, görüntüler) koruyun ve ardından Koza Avukatlık aracılığıyla suç duyurusunda bulunun. CMK kapsamında ücretsiz avukatlık hizmetinden yararlanabilirsiniz. S: Cinsel taciz şikâyetim ne kadar sürede sonuçlanır? C: Soruşturma ve kovuşturma aşamalarına bağlı olarak değişmektedir. Koza Avukatlık süreci aktif biçimde takip ederek gereksiz gecikmelerin önüne geçmektedir. S: Özel görüntülerim iznim olmadan yayıldı, ne yapabilirim? C: Suç duyurusu, içerik kaldırma başvurusu ve tazminat davası eş zamanlı başlatılabilmektedir. Koza Avukatlık bu üç boyutu bütünlüklü biçimde yönetmektedir. S: Kartal cinsel suçlar avukatı tavsiye nasıl alınır? C: Telefon (+90 538 980 49 46 / +90 535 924 18 52), WhatsApp veya kozaavukatlik@gmail.com adresi üzerinden iletişime geçerek ücretsiz ve gizli ilk görüşme talep edebilirsiniz. --- # Kartal Cinayet Avukatı URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/kartal-cinayet-avukati/ Güncelleme: 2026-04-29 Kısa cevap: Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal'da kasten öldürme (TCK 81), nitelikli öldürme (TCK 82) ve taksirle öldürme (TCK 85) suçlamalarında sanık savunması ile mağdur yakınlarının vekilliğini yürütür. Bu davalar Kartal Ağır Ceza Mahkemesinde görülür; savunma adli tıp raporları, kastın niteliği ve meşru müdafaa koşulları üzerine kurulur. Büro acil dosyalarda 7/24 ulaşılabilir; adres Cevizli, Kepez Sk. No:7 Kat:4 Kartal. Kartal'da yaşayan bireyler için kasten öldürme suçlamaları; Türk hukukunun en ağır cezai yaptırımları öngördüğü dava kategorisini oluşturmaktadır. TCK'nın 81. maddesi kapsamındaki kasten öldürme suçu ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla yaptırıma bağlanmış olup 82. madde kapsamındaki nitelikli haller de aynı ceza çerçevesinde yer almaktadır. Bu ağırlık; dava sürecinin en başından itibaren güçlü, deneyimli ve stratejik bir savunmayı zorunlu kılmaktadır. Gözaltının ilk anından itibaren yapılan her hata; kimi zaman telafi edilemez sonuçlara kapı açmaktadır. Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal Ağır Ceza Avukatı olarak kasten öldürme ve cinayet suçlamalarının her boyutunda müvekkillerine güçlü, deneyimli ve stratejik hukuki temsil sunmaktadır. Av. Fatma Umay Bayrak ve Av. Büşra Onay Oğurcu önderliğindeki büromuz; Kartal Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki aktif deneyimiyle her davada müvekkile özgü bir savunma stratejisi geliştirmektedir. ## Kartal Cinayet Avukatı Nedir, Hangi Davalara Bakar? Cinayet avukatı; kasten öldürme (TCK m.81), nitelikli öldürme (TCK m.82), taksirle öldürme (TCK m.85) ve intihara yönlendirme (TCK m.84) gibi ölümle sonuçlanan suçlamalarda sanığı ya da mağdur yakınlarını temsil eden; ceza hukukunun en zorlu ve teknik alanında faaliyet gösteren uzman avukattır. Bu davalarda delil analizinden adli tıp raporlarına, tanık sorgusundan kastın varlığının tartışılmasına kadar son derece kapsamlı ve çok boyutlu bir savunma süreci yürütülmektedir. Kartal'da cinayet avukatları başlıca şu konularda hizmet vermektedir: kasten öldürme suçu sanık savunması, nitelikli öldürme hallerine itiraz (tasarlama, kan davası, canavarca his gibi ağırlaştırıcı hallerin reddi), taksirle öldürme savunması, meşru müdafaa ve zorunluluk halinin savunmaya eklemlenmesi, adli tıp ve bilirkişi raporlarına itiraz, mağdur yakınlarının tazminat talepleri ve müdahil sıfatıyla davaya katılımı. Koza Avukatlık bu alanların tamamında ceza hukukunun en üst düzey pratiğiyle müvekkillerine hizmet vermektedir. ## Kasten Öldürme Hukuku Kapsamında Verilen Hizmetler Nelerdir? Koza Avukatlık; kasten öldürme davalarında gözaltı anından kararın kesinleşmesine uzanan sürecin tamamını kapsayan hizmet yelpazesi sunmaktadır. Sanık tarafında; gözaltında acil hukuki destek ve ilk ifade stratejisi, adli tıp raporlarının ve ölüm nedeninin uzman gözüyle incelenmesi, olayın meşru müdafaa ya da zorunluluk hali kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceğinin analizi, kastın biçiminin (olası kast, doğrudan kast) tartışılması ve tanık ifadelerinin çelişkili noktalarının tespiti başlıca hizmetler arasındadır. Mağdur yakınları tarafında ise suçlamanın doğru nitelendirilmesi için müdahillik, manevi tazminat davası, destekten yoksun kalma tazminatı ve ceza indirimi gerekçelerinin denetlenmesi de büromuzun aktif olduğu alanlardandır. Koza Avukatlık, davanın tarafı kim olursa olsun en yüksek hukuki standartta temsil sunmaktadır. ## Kartal'da En İyi Cinayet Avukatı Nasıl Seçilir? Kasten öldürme davaları; ceza yargılamasının en ağır sonuçlarını barındıran dava türüdür. Bu nedenle avukat seçimi; müzmin bir önem taşımakta ve bireyin tüm geleceğini etkileyebilmektedir. ## Kartal'da En İyi Cinayet Avukatı Seçerken Dikkat Edilmesi Gerekenler Cinayet avukatı seçiminde şu ölçütler belirleyici olmaktadır: ağır ceza mahkemelerinde fiilî kasten öldürme davası deneyimi, adli tıp raporlarını hukuki argümanlarla birlikte değerlendirebilme kapasitesi, meşru müdafaa ve zorunluluk hali gibi hukuka uygunluk nedenlerini savunmada etkin kullanma becerisi, Kartal Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki aktif pratik ve gözaltı anında hızlı müdahale kapasitesi. İlk görüşmede suçlamanın hukuki niteliğini ve savunma seçeneklerini gerçekçi biçimde paylaşan avukat tercih edilmelidir. ## Cinayet Davalarında Deneyimin Önemi Kasten öldürme davalarında deneyim; delil analizinden adli tıp raporlarının sorgulanmasına, olayın yeniden kurgulanmasından tanık çapraz sorgusuna kadar çok boyutlu bir birikimi ifade etmektedir. Kastın olası mı doğrudan mı olduğunun tespiti, suçun nitelikli hal kapsamına girip girmediği ve meşru müdafaa sınırlarının doğru belirlenmesi; deneyimli bir avukatın yarattığı kritik farkı somutlaştırmaktadır. Koza Avukatlık ağır ceza davalarında kazanılmış bu birikimi her müvekkile farklılaştırıcı bir savunma kalitesi olarak yansıtmaktadır. ## Kartal Cinayet Avukatı Tavsiye ve Danışmanlık Süreci Kasten öldürme suçlamasıyla karşılaşıldığında ya da gözaltı ihbarı alındığında her saniyenin değeri olduğunu bilmek; sürecin seyrini olumlu etkileyebilmektedir. Koza Avukatlık, danışmanlık arayan müvekkillerine acil müdahale ve yapılandırılmış bir süreç sunmaktadır. ## Kartal Cinayet Avukatı Tavsiye Arayanlar İçin Doğru Yöntemler Kasten öldürme suçlamasında avukat arayanların izlemesi gereken en doğru yol şudur: gözaltı ya da sorgu çağrısı alındığında avukat talep etmeden kesinlikle hiçbir beyanda bulunmamak, ardından hızla deneyimli bir ağır ceza avukatıyla iletişime geçmek ve olayla ilgili hiçbir bilgiyi telefonla ya da üçüncü kişiler aracılığıyla paylaşmamaktır. Koza Avukatlık acil cinayet davalarında 7/24 ulaşılabilir konumdadır. ## Cinayet Davalarında Strateji Belirleme Süreci Koza Avukatlık, kasten öldürme davalarında strateji belirleme sürecini şu aşamalarda yürütmektedir: önce olayın tüm boyutlarının ve mevcut delillerin kapsamlı analizi, ardından kastın niteliğinin (doğrudan kast, olası kast veya taksir) sorgulanması, akabinde meşru müdafaa ya da zorunluluk halinin uygulanabilirliğinin değerlendirilmesi, adli tıp raporunun bağımsız uzman gözüyle incelenmesi ve tanık ifadelerindeki çelişkilerin tespit edilerek savunmaya dahil edilmesi. ## Kartal Cinayet Avukatı Ücretleri 2026 Kasten öldürme davası avukat ücretleri; davanın karmaşıklığına, süresine ve sanığın tutuklu olup olmamasına göre belirlenmektedir. Türkiye Barolar Birliği asgari ücret tarifesi yasal alt sınırı oluşturmaktadır. ## Kartal'da Cinayet Avukatı Ücretleri Neye Göre Belirlenir? Ücretlendirmeyi belirleyen başlıca faktörler: suçlamanın niteliği (kasten mi taksirle mi), nitelikli hal iddiaları, davanın tahmini süresi ve duruşma sayısı, tutukluluğun varlığı ve istinaf-temyiz aşamalarının kapsama dahil edilip edilmediği. Hizmet Türü Ücret Yapısı Notlar Kasten öldürme sanık savunması Dava kapsamına göre Baro tarifesi geçerli Taksirle öldürme savunması Sabit veya kapsama göre Ayrıca belirlenir Mağdur yakını müdahillik temsili Sabit ücret Baro tarifesi geçerli Gözaltı / tutukluluk müdahalesi Sabit ücret Acil müdahale dahil Tazminat davası (mağdur yakını) Dava değerine göre Baro tarifesi geçerli ## Kartal'da Görülen Cinayet Davaları Nelerdir? Kartal'da ölümle sonuçlanan suçlamalar; suçun koşulları ve kastın niteliğine göre farklı TCK maddeleri kapsamında değerlendirilmektedir. ## Kasten Öldürme (TCK m.81) Davaları Bir kişiyi kasten öldürmek; ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirmektedir. Bu davalarda kastın varlığının ispatı, kastın biçiminin (doğrudan ya da olası kast) belirlenmesi ve olay öncesi, sırası ve sonrasına ilişkin tüm delillerin kapsamlı biçimde değerlendirilmesi savunmanın temel eksenini oluşturmaktadır. Koza Avukatlık kasten öldürme davalarında adli tıp, kriminalistik ve tanık ifadelerini bütünlüklü analiz ederek güçlü bir savunma inşa etmektedir. ## Nitelikli Öldürme (TCK m.82) Hallerine İtiraz Tasarlama, eşe ya da üst/alt soya karşı işleme, canavarca his, yangın-sel gibi tehlikeli yöntemlerle işleme ve birden fazla kişiyle gerçekleştirme gibi nitelikli haller; ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını zorunlu kılmaktadır. Bu hallerin varlığına itiraz; ceza açısından belirleyici fark yaratmaktadır. Koza Avukatlık nitelikli hallerin hukuki koşullarını ve delil gereksinimleri titizlikle analiz ederek itirazını güçlü biçimde yürütmektedir. ## Meşru Müdafaa ve Zorunluluk Hali Savunması Kasten öldürme davalarında en güçlü savunma gerekçelerinden biri; eylemin meşru müdafaa sınırları içinde gerçekleştiğinin ispatıdır. Hukuka uygunluk nedeni olarak meşru müdafaanın kabul edilmesi; ceza verilmemesi sonucunu doğurmaktadır. Saldırının varlığı, saldırıyla orantılılık ve saldırının o anda gerçekleşmesi koşullarının birlikte sağlanması gerekmektedir. Koza Avukatlık meşru müdafaa savunmasını tüm delil ve argümanlarıyla mahkeme önünde kararlılıkla yürütmektedir. ## Taksirle Öldürme ve İş Kazasından Ölüm Davaları Taksirle öldürme (TCK m.85); kişinin öngörülebilir bir riski gerekli özeni göstermeden üstlenmesi sonucu başkasının hayatını kaybetmesi halinde uygulanmaktadır. Trafik kazası, iş kazası ya da tıbbi ihmalden kaynaklanan ölümler bu kapsamda değerlendirilebilmektedir. Koza Avukatlık taksirle öldürme davalarında kusur oranının en aza indirilmesi ve olası kastın reddedilmesi için stratejik bir savunma yürütmektedir. ## Cinayet Davası Süreci Nasıl İşler? Kasten öldürme davası süreci; olay yerinde müdahale, gözaltı ve savcılık ifadesiyle başlayan soruşturma aşamasından tutukluluğa, ardından iddianame düzenlenmesine ve uzun soluklu yargılama aşamalarına uzanmaktadır. Her adımda hukuki destek; davanın seyrini doğrudan etkilemektedir. ## Kartal Ağır Ceza Mahkemesi'nde Cinayet Davası Süreci Kasten öldürme davaları; Kartal Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülmektedir. İstinaf aşamasında İstanbul Anadolu Bölge Adliye Mahkemesi, temyiz aşamasında ise Yargıtay Ceza Genel Kurulu devreye girmektedir. Koza Avukatlık, Kartal Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki aktif deneyimiyle yerel yargı dinamiklerine ve hâkim eğilimlerine hâkimiyetin sağladığı stratejik avantajı her davada etkin biçimde kullanmaktadır. ## Kartal'da Cinayet Avukatı ile Çalışmanın Avantajları Kasten öldürme davalarında avukatsız ya da deneyimsiz bir avukatla hareket etmek; özgürlüğün kalıcı olarak yitirilmesi sonucunu doğurabilecek ağırlıkta bir risktir. Koza Avukatlık ile çalışmanın somut avantajları: gözaltının ilk anında susma hakkının bilinçli kullanılması, adli tıp raporunun bağımsız uzman perspektifiyle irdelenmesi, meşru müdafaa ve zorunluluk hali argümanlarının en güçlü biçimde ortaya konulması ve nitelikli hal iddialarına karşı etkin itiraz yürütülmesi. ## Kartal Cinayet Avukatı ile Hemen İletişime Geçin Kasten öldürme suçlamasında her dakika kritiktir. Gözaltının ilk saatlerinde yapılan hatalar; yargılama boyunca telafi edilemez sonuçlar doğurabilmektedir. Koza Avukatlık, acil cinayet davalarında 7/24 ulaşılabilir konumdadır ve gözaltı ihbarını aldığı anda müvekkile ulaşarak savunmayı başlatmaktadır. ## Hızlı Hukuki Destek ve Danışmanlık Koza Avukatlık; telefon ve WhatsApp kanalıyla 7/24 ulaşılabilir olmakta ve acil ceza davalarında ilk görüşmeyi ücretsiz gerçekleştirmektedir. Gözaltı anındaki ilk müdahale; savunmanın en kritik adımı olduğundan büromuz bu süreçte müvekkilinin yanında yer almayı öncelikli görev olarak benimsemektedir. ## Kartal Bölgesinde Yerinde Hizmet Avantajı Büromuz Cevizli Mah. Kepez Sk. No:7 Kat:4 Kartal/İstanbul adresinde, Kartal Ağır Ceza Mahkemesi'ne yakın konumda hizmet vermektedir. Yerel varlığımız; duruşma hazırlığında hız ve mahkeme süreçlerinde etkin takip açısından kritik avantaj sağlamaktadır. Koza Avukatlık ve Danışmanlık Cevizli Mah. Kepez Sk. No:7 Kat:4 Kartal/İstanbul Av. Fatma Umay Bayrak – Av. Büşra Onay Oğurcu 📞 +90 538 980 49 46 / +90 535 924 18 52 ✉️ kozaavukatlik@gmail.com | İlk görüşme ücretsizdir.   ## Sıkça Sorulan Sorular S: Cinayet suçlamasıyla gözaltına alındım, ne yapmalıyım? C: Avukat talep etmeden kesinlikle hiçbir beyan vermeyin. Bu anayasal hakkınızdır ve ilk beyanlar savunmayı kalıcı olarak etkileyebilir. Koza Avukatlık gözaltı ihbarını aldığında anında devreye girmektedir. S: Meşru müdafaa iddiası kasten öldürme davalarında işe yarar mı? C: Evet. Koşulların sağlanması halinde mahkeme beraat kararı verebilmektedir. Koza Avukatlık meşru müdafaa savunmasını tüm delil ve argümanlarıyla kararlılıkla yürütmektedir. S: Taksirle öldürme ile kasten öldürme arasındaki fark nedir? C: Taksirle öldürmede kast yoktur, ihmal ya da dikkatsizlik söz konusudur ve çok daha düşük ceza öngörülmektedir. Bu ayrımın savunmada doğru kullanılması kritik önem taşımaktadır. S: Mağdurun yakını olarak davaya nasıl katılabilirim? C: Müdahil sıfatıyla davaya katılarak hem cezai sürecin takibini sağlayabilir hem de maddi-manevi tazminat talep edebilirsiniz. Koza Avukatlık mağdur yakınları için de etkin temsil sunmaktadır. S: Kartal cinayet avukatı tavsiye nasıl alınır? C: Telefon (+90 538 980 49 46 / +90 535 924 18 52), WhatsApp veya kozaavukatlik@gmail.com adresi üzerinden 7/24 iletişime geçebilirsiniz. İlk görüşme ücretsizdir. --- # Kartal Anlaşmalı Boşanma Avukatı URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/kartal-anlasmali-bosanma-avukati/ Güncelleme: 2026-04-29 Kısa cevap: Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal'da anlaşmalı boşanma protokolünün hazırlanması, velayet ve nafaka düzenlemeleri, mal paylaşımı ve duruşma temsili hizmetleri verir. TMK 166/3 uyarınca açılan anlaşmalı boşanma davası, evliliğin en az bir yıl sürmüş olması koşuluyla Kartal Aile Mahkemesinde tek duruşmada sonuçlanabilir. Büro Cevizli, Kepez Sk. No:7 Kat:4 Kartal adresindedir. Kartal'da yaşayan çiftler için anlaşmalı boşanma; tarafların evliliği sona erdirme, mal paylaşımı, nafaka ve velayet konularında mutabık kaldığı, çekişmeli boşanmaya kıyasla çok daha hızlı ve düşük maliyetli bir süreçtir. Ancak anlaşmalı boşanmanın kolay görünen yüzeyinin ardında; hatalı hazırlanan protokollerin ilerleyen yıllarda ciddi hukuki uyuşmazlıklara zemin hazırladığı ve taraflardan birinin uzun vadeli çıkarlarını zedeleyen koşulları fark etmeden kabul ettiği vakalar sıkça karşılaşılmaktadır. Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal Boşanma Hukuku Avukatı olarak anlaşmalı boşanma süreçlerinin tüm boyutlarında müvekkillerine güçlü, koruyucu ve sonuç odaklı hukuki destek sunmaktadır. Av. Fatma Umay Bayrak ve Av. Büşra Onay Oğurcu önderliğindeki büromuz; Kartal Aile Mahkemesi'ndeki aktif deneyimiyle her müvekkile ailesine özel ve uzun vadeli çıkarlarını gözeten bir boşanma protokolü hazırlamaktadır. ## Kartal Anlaşmalı Boşanma Avukatı Nedir, Hangi Davalara Bakar? Anlaşmalı boşanma avukatı; Türk Medeni Kanunu'nun 166/3. maddesi kapsamında, evlilik birliğinin temel sarsılması gerekçesiyle açılan ve tarafların boşanma ile boşanmanın tüm sonuçları üzerinde anlaştığı davalarda her iki ya da yalnızca bir tarafı temsil eden aile hukuku uzmanı avukattır. Anlaşmalı boşanmada mahkeme; tarafların imzaladığı protokolü onaylayarak boşanma kararı vermektedir. Bu sürecin hızlı ve sorunsuz tamamlanması; protokolün hukuki geçerlilik koşullarını eksiksiz karşılamasına bağlıdır. Anlaşmalı boşanma avukatları başlıca şu hizmetleri sunmaktadır: boşanma protokolünün hazırlanması ve içeriğinin belirlenmesi, velayet ve kişisel ilişki düzenlemesinin oluşturulması, iştirak nafakası ile yoksulluk nafakasının belirlenmesi ve süresi, mal paylaşımı ve edinilmiş mallara katılma hesabı, ortak konuta ve aile eşyalarına ilişkin hükümlerin düzenlenmesi, tapu devri ve banka hesabı gibi pratik anlaşmazlıkların protokole yansıtılması ve gerektiğinde dava sonrası icrası gereken hükümlerin net biçimde kaleme alınması. Koza Avukatlık bu hizmetlerin tamamını müvekkilin uzun vadeli çıkarlarını gözeterek sunmaktadır. ## Anlaşmalı Boşanma Kapsamında Verilen Hizmetler Nelerdir? Koza Avukatlık; anlaşmalı boşanma sürecinde protokol hazırlamaktan mahkeme temsiline, boşanma sonrası ihtilaf yönetiminden nafaka artırım davalarına kadar eksiksiz bir hizmet yelpazesi sunmaktadır. Protokol hazırlanması aşamasında; velayet düzenlemesi, nafaka miktarı ve süresi, mal paylaşımı, konut ve araç gibi ortak varlıkların paylaşımı ve boşanma sonrası tarafların birbirinden bağımsız mali durumlarının netleştirilmesi titizlikle ele alınmaktadır. Mahkeme aşamasında ise duruşmada tarafların beyanlarının hazırlanması, hâkimin protokol üzerindeki sorularına yönelik hazırlık ve kararın bir an önce kesinleşmesi için gerekli usul adımlarının eksiksiz atılması büromuz tarafından yürütülmektedir. Boşanma sonrasında ise protokolün icrası, nafaka artırım ya da azaltım davaları ve velayet değişikliği talepleri de müvekkillerimize sunduğumuz hizmetler arasındadır. ## Kartal'da En İyi Anlaşmalı Boşanma Avukatı Nasıl Seçilir? Anlaşmalı boşanma; yüzeysel olarak basit görünse de protokolün yanlış hazırlanması; uzun yıllar boyunca sürecek nafaka, velayet ve mal uyuşmazlıklarına zemin hazırlayabilmektedir. Bu nedenle doğru avukatı seçmek; boşanma sonrasının huzuru açısından kritik önem taşımaktadır. ## Kartal'da En İyi Anlaşmalı Boşanma Avukatı Seçerken Dikkat Edilmesi Gerekenler Doğru anlaşmalı boşanma avukatını seçerken şu ölçütler belirleyici olmaktadır: aile hukukuna özgü deneyim, Kartal Aile Mahkemesi'ndeki aktif pratik, protokol hazırlama kalitesi, nafaka ve mal paylaşımı hesaplamalarındaki teknik yetkinlik, uzun vadeli sonuçları öngörme ve müvekkile gerçekçi beklenti yönetimi yapma becerisi. Özellikle çocuk varsa velayet ve kişisel ilişki düzenlemesinin çocuğun üstün yararını esas alarak oluşturulması kritik öneme sahiptir. ## Anlaşmalı Boşanma Davalarında Deneyimin Önemi Anlaşmalı boşanmada deneyimin en somut yansıması; protokolün "şimdi" değil "sonrası" için doğru hazırlanmasıdır. Nafaka miktarının enflasyona karşı korunaklı biçimde belirlenmesi, velayet düzenlemesinin olası ihtilafları önleyecek netlikte kaleme alınması ve mal paylaşımının hakkaniyetli ve eksiksiz gerçekleştirilmesi; yıllar içinde avukat değiştirecek yeni hukuki süreçlerin önüne geçmektedir. Koza Avukatlık bu öngörüyü her protokol çalışmasına yansıtmaktadır. ## Kartal Anlaşmalı Boşanma Avukatı Tavsiye ve Danışmanlık Süreci Anlaşmalı boşanma kararı alındığında hangi adımların izleneceğini bilmek; sürecin hızlı ve sorunsuz ilerlemesine doğrudan katkı sağlamaktadır. Koza Avukatlık, danışmanlık arayan müvekkillerine yapılandırılmış ve şeffaf bir süreç sunmaktadır. ## Kartal Anlaşmalı Boşanma Avukatı Tavsiye Arayanlar İçin Doğru Yöntemler Anlaşmalı boşanma avukatı arayanların izlemesi gereken en sağlıklı yol şu adımları kapsamaktadır: önce eşle hangi konularda anlaşıldığını ve hangi konuların belirsiz kaldığını netleştirmek, ardından büroyla iletişime geçerek ücretsiz ilk görüşme talep etmek ve bu görüşmede nafaka, velayet ve mal paylaşımı konularındaki seçenekleri ayrıntılı biçimde değerlendirmektir. Koza Avukatlık ilk görüşmede protokolün nasıl oluşturulması gerektiğini, süreç uzunluğunu ve maliyet yapısını şeffaf biçimde paylaşmaktadır. ## Anlaşmalı Boşanma Davalarında Strateji Belirleme Süreci Koza Avukatlık, anlaşmalı boşanma davalarında strateji belirleme sürecini şu aşamalarda yürütmektedir: önce tarafların anlaştığı ve anlaşamadığı konuların tespiti, ardından nafaka miktarının somut ekonomik verilerle belirlenmesi, akabinde velayet ve kişisel ilişki düzenlemesinin çocuğun üstün yararı esas alınarak oluşturulması ve son olarak protokolün mahkemece onaylanmasını engelleyecek hatalı ifadelerden arındırılması. Bu kapsamlı hazırlık; mahkemede tek duruşmada karar alınmasını sağlamaktadır. ## Kartal Anlaşmalı Boşanma Avukatı Ücretleri 2026 Anlaşmalı boşanma avukat ücretleri; davanın karmaşıklığına, mal varlığının boyutuna ve protokol hazırlama sürecinin yoğunluğuna göre belirlenmektedir. Türkiye Barolar Birliği asgari ücret tarifesi yasal alt sınırı oluşturmaktadır. ## Kartal'da Anlaşmalı Boşanma Avukatı Ücretleri Neye Göre Belirlenir? Ücretlendirmeyi belirleyen başlıca faktörler: protokolün karmaşıklığı (çocuk var mı, ortak taşınmaz var mı, şirket payı var mı), mal paylaşımının kapsamı, müzakere sürecinin uzunluğu ve boşanma sonrası olası ihtilaf yönetimi ihtiyacı. Hizmet Türü Ücret Yapısı Notlar Protokol hazırlama ve dava temsili Sabit ücret Baro tarifesi geçerli Protokol incelemesi (karşı taraf hazırladıysa) Sabit ücret Ayrıca belirlenir Mal paylaşımı hesabı danışmanlığı Sabit ücret İlk görüşmede netleşir Boşanma sonrası nafaka artırım davası Sabit ücret Baro tarifesi geçerli ## Kartal'da Görülen Anlaşmalı Boşanma Davaları Nelerdir? Anlaşmalı boşanma; tek bir dava türü olmakla birlikte içerdiği konular açısından son derece çeşitli ve kişiye özel durumları kapsamaktadır. ## Velayet ve Kişisel İlişki Düzenlemesi Müşterek çocuğun velayetinin hangi ebeveyne verileceği ve diğer ebeveynin çocukla ne zaman, nasıl kişisel ilişki kuracağı; protokolün en hassas ve ileride en fazla ihtilafa konu olan bölümüdür. Koza Avukatlık, velayet düzenlemesini çocuğun yaşını, okulunu ve alışkanlıklarını göz önünde bulundurarak; hafta sonu, yaz tatili ve dini bayramları kapsayan ayrıntılı bir takvimle oluşturmaktadır. ## Nafaka Belirlenmesi ve Süresi İştirak nafakasının çocuğun gerçek ihtiyaçlarını karşılayacak düzeyde belirlenmesi; hem müvekkilin hem çocuğun uzun vadeli refahı açısından kritik öneme sahiptir. Yoksulluk nafakasında ise miktarın ve süresinin somut ekonomik verilerle belirlenmesi; ileride açılacak artırım ya da kaldırma davalarına karşı güçlü bir zemin oluşturmaktadır. Koza Avukatlık güncel Yargıtay içtihadı ve Türkiye istatistik verilerini esas alarak nafaka hesaplaması yapmaktadır. ## Mal Paylaşımı ve Ortak Taşınmaz Edinilmiş mallara katılma rejimi kapsamında evlilik süresince edinilen malların eşit paylaşımı; protokolde net biçimde yer alması gereken kritik bir konudur. Ortak konutun kime bırakılacağı, tapu devrinin nasıl gerçekleştirileceği ve ipotek ya da banka kredisinin nasıl yönetileceği de protokolün ayrıntılı ele alınması gereken başlıkları arasındadır. ## Anlaşmalı Boşanma Sonrası İhtilaf Yönetimi En iyi hazırlanmış protokollerde dahi boşanma sonrasında koşulların değişmesiyle birlikte nafaka artırım, velayet değişikliği ya da kişisel ilişki düzenlenmesinin yeniden belirlenmesi ihtiyacı doğabilmektedir. Koza Avukatlık, boşanma sonrasında oluşan yeni ihtilafları da müvekkillerine sunduğu hizmet kapsamında etkin biçimde yönetmektedir. ## Anlaşmalı Boşanma Davası Süreci Nasıl İşler? Anlaşmalı boşanma davası; Türk Medeni Kanunu'nun 166/3. maddesi kapsamında açılmakta ve tek duruşmada tamamlanabilmektedir. Evliliğin en az bir yıl sürmüş olması ve her iki tarafın ya birlikte başvurması ya da bir tarafın davasını diğerinin kabul etmesi zorunlu koşullardandır. Protokolün hâkim tarafından uygun bulunması halinde karar aynı günde açıklanabilmektedir. ## Kartal Aile Mahkemesi'nde Anlaşmalı Boşanma Süreci Kartal'daki anlaşmalı boşanma davaları; Kartal Aile Mahkemesi'nde görülmektedir. Dava dilekçesi, protokol ve kimlik belgeleriyle başvurunun ardından duruşma günü belirlenmektedir. Hâkim; tarafları bizzat dinleyerek protokolün serbestçe hazırlandığını ve çocuğun üstün yararını gözetip gözetmediğini değerlendirmektedir. Koza Avukatlık, Kartal Aile Mahkemesi'ndeki aktif deneyimiyle protokolü mahkeme beklentilerine uygun hazırlamakta ve duruşmada tarafları en iyi biçimde temsil etmektedir. ## Kartal'da Anlaşmalı Boşanma Avukatı ile Çalışmanın Avantajları Anlaşmalı boşanmada avukatsız protokol hazırlamak; kısa vadede maliyet tasarrufu gibi görünse de uzun vadede çok daha maliyetli ihtilafların kapısını açmaktadır. Koza Avukatlık ile çalışmanın somut avantajları: protokolün boşluk bırakmayan, yoruma açık olmayan ve ileride icraya konulabilir biçimde hazırlanması; nafaka ve mal paylaşımı hesabının eksiksiz yapılması; mahkemede tek duruşmada karar alınmasını sağlayacak hazırlığın yapılması ve boşanma sonrasında doğabilecek yeni uyuşmazlıklara karşı güvence oluşturulmasıdır. ## Kartal Anlaşmalı Boşanma Avukatı ile Hemen İletişime Geçin Anlaşmalı boşanma kararı alındıktan sonra protokolün hazırlanması ve dava açılması sürecinde gereksiz bekleme; hem duygusal hem pratik açıdan olumsuz sonuçlar doğurabilmektedir. Koza Avukatlık, ilk başvurudan itibaren dosyayı hızla değerlendirerek müvekkile özgü bir protokol taslağı oluşturmaktadır. ## Hızlı Hukuki Destek ve Danışmanlık Koza Avukatlık; telefon, WhatsApp ve e-posta kanalıyla ulaşılabilir olmakta ve ilk görüşmeyi ücretsiz gerçekleştirmektedir. Bu görüşmede müvekkil; nafaka ve velayet konusundaki haklarını, protokolün nasıl oluşturulacağını ve tahmini süreç uzunluğunu net biçimde öğrenmektedir. ## Kartal Bölgesinde Yerinde Hizmet Avantajı Büromuz Cevizli Mah. Kepez Sk. No:7 Kat:4 Kartal/İstanbul adresinde, Kartal Aile Mahkemesi'ne yakın konumda hizmet vermektedir. Bu coğrafi avantaj; hem müvekkille yüz yüze görüşme kolaylığı hem de mahkeme süreçlerinin hızla takip edilmesi açısından belirleyici bir fark yaratmaktadır. Koza Avukatlık ve Danışmanlık Cevizli Mah. Kepez Sk. No:7 Kat:4 Kartal/İstanbul Av. Fatma Umay Bayrak – Av. Büşra Onay Oğurcu 📞 +90 538 980 49 46 / +90 535 924 18 52 ✉️ kozaavukatlik@gmail.com | İlk görüşme ücretsizdir.   ## Sıkça Sorulan Sorular S: Anlaşmalı boşanma ne kadar sürer? C: Protokolün eksiksiz hazırlanması ve duruşma günü alınmasına bağlı olarak genellikle 1-3 ay içinde tamamlanmaktadır. Koza Avukatlık süreci hızlandırmak için gerekli tüm adımları titizlikle atmaktadır. S: Anlaşmalı boşanma avukatı şart mı? C: Zorunlu değil; ancak hatalı protokoller uzun yıllar sürecek nafaka ve velayet ihtilaflarına zemin hazırlayabilmektedir. Koza Avukatlık protokolü müvekkilin uzun vadeli çıkarlarını koruyacak biçimde hazırlamaktadır. S: Eşim protokol şartlarını ihlal ederse ne olur? C: Boşanma protokolü mahkeme kararıyla onaylandığından ilamlı icra yoluyla icraya konulabilmektedir. Koza Avukatlık protokol ihlallerinde icra sürecini hızla başlatmaktadır. S: Çocuğumun velayetini sonradan değiştirebilir miyim? C: Evet. Koşulların esaslı biçimde değişmesi halinde velayet değişikliği davası açılabilmektedir. Koza Avukatlık bu süreçte de müvekkilin yanındadır. S: Kartal anlaşmalı boşanma avukatı tavsiye nasıl alınır? C: Telefon (+90 538 980 49 46 / +90 535 924 18 52), WhatsApp veya kozaavukatlik@gmail.com adresi üzerinden iletişime geçerek ücretsiz ilk görüşme talep edebilirsiniz. --- # Kartal Bilişim Suçları Avukatı URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/kartal-bilisim-suclari-avukati/ Güncelleme: 2026-04-29 Kısa cevap: Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal'da bilişim sistemine izinsiz giriş, kişisel verilerin ele geçirilmesi ve ifşası, internet dolandırıcılığı, sosyal medyada hakaret, tehdit ve şantaj ile kripto para dolandırıcılığı davalarında sanık müdafiliği ve mağdur vekilliği yapar. İçerik kaldırma başvuruları ve dijital delil tespiti de yürütülür. Büro Cevizli, Kepez Sk. No:7 Kat:4 Kartal adresindedir. Kartal'da yaşayan bireyler ve şirketler için bilişim suçları; internetin ve dijital teknolojilerin günlük hayatın her alanına sızmasıyla birlikte giderek artan ve son derece ağır sonuçlar doğurabilen ceza hukuku uyuşmazlıklarıdır. Kimlik hırsızlığından siber dolandırıcılığa, sosyal medya üzerinden hakaret ve tehditten kişisel verilerin hukuka aykırı işlenmesine kadar uzanan geniş bir yelpazede seyreden bilişim suçlamaları; hem sanık hem mağdur için uzman hukuki destek gerektirmektedir. Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal Ceza Davası Avukatı kadrosuyla bilişim suçları davalarının her boyutunda müvekkillerine güçlü, teknik bilgiye dayalı ve sonuç odaklı hukuki temsil sunmaktadır. Av. Fatma Umay Bayrak ve Av. Büşra Onay Oğurcu önderliğindeki büromuz; TCK'nın bilişim suçlarına ilişkin hükümlerine ve dijital delil hukukuna hâkimiyetiyle her davada müvekkile özgü bir savunma stratejisi oluşturmaktadır. ## Kartal Bilişim Suçları Avukatı Nedir, Hangi Davalara Bakar? Bilişim suçları avukatı; bilgisayar, internet ve dijital platformlar aracılığıyla işlenen suçlarda sanığı ya da mağduru temsil eden, dijital delil hukukuna ve TCK'nın bilişim suçlarına ilişkin hükümlerine hâkimiyet gerektiren özel bir uzmanlık alanında faaliyet gösteren ceza avukatıdır. Bu alan; hem ceza hukuku bilgisini hem teknolojik altyapıyı hem de dijital delil toplama ve değerlendirme süreçlerini bir arada yönetmeyi zorunlu kılmaktadır. Kartal'da bilişim suçları avukatları başlıca şu konularda hizmet vermektedir: bilişim sistemine izinsiz giriş (hacking) davaları, kişisel verilerin ele geçirilmesi ve ifşası suçlamaları, internet üzerinden dolandırıcılık ve sahtecilik, sosyal medyada hakaret, tehdit ve şantaj suçları, kimlik hırsızlığı ve sahte profil oluşturma, KVKK ihlallerine bağlı cezai sorumluluk, dijital ortamda cinsel içerik yayılması ve intikam pornosu, siber zorbalık ve siber taciz, e-ticaret platformlarında dolandırıcılık ve kripto para suçları. Koza Avukatlık bu alanların tamamında güncel TCK ve KVKK bilgisiyle müvekkillerine etkin temsil sunmaktadır. ## Bilişim Suçları Kapsamında Verilen Hizmetler Nelerdir? Koza Avukatlık; bilişim suçları alanında gözaltı anından kararın kesinleşmesine uzanan sürecin tamamını kapsayan hizmetler sunmaktadır. Sanık tarafında; gözaltıda acil hukuki destek, dijital delillerin hukuka aykırılığının tespiti ve dışlanması talebi, savcılık soruşturmasında müdafi sıfatıyla aktif katılım, iddia edilen eylemin suç oluşturup oluşturmadığının hukuki analizi ve ceza miktarının azaltılması için strateji belirlenmesi başlıca hizmetler arasındadır. Mağdur tarafında ise dijital delillerin muhafaza altına alınması için acil tedbir başvurusu, içeriklerin kaldırılması için internet servis sağlayıcılarına ve BTK'ya başvuru, suç duyurusu dilekçesinin hazırlanması, soruşturma sürecinin takibi ve maddi-manevi tazminat davası da büromuzun aktif hizmet verdiği alanlardandır. Koza Avukatlık, dijital dünyanın kendine özgü hız gereksinimine uyum sağlayarak her müvekkile en erken aşamada destek vermektedir. ## Kartal'da En İyi Bilişim Suçları Avukatı Nasıl Seçilir? Bilişim suçları davaları; geleneksel ceza davalarından farklı olarak dijital delil hukukuna, siber güvenlik kavramlarına ve internet platformlarının işleyişine dair ek bir bilgi birikimini zorunlu kılmaktadır. Bu nedenle Kartal'da en iyi bilişim suçları avukatını bulmak; teknik yetkinliği de göz önünde bulundurarak yapılacak bilinçli bir tercih gerektirmektedir. ## Kartal'da En İyi Bilişim Suçları Avukatı Seçerken Dikkat Edilmesi Gerekenler Doğru bilişim suçları avukatını seçerken şu ölçütler belirleyici olmaktadır: TCK'nın 243-246. maddeleri kapsamındaki bilişim suçlarına özgü dava deneyimi, dijital delil hukukuna hâkimiyet (IP adresi tespiti, log kayıtları, meta veri analizi), KVKK kapsamındaki cezai sorumluluk konusunda güncel bilgi, savcılık soruşturmasının başlangıcında hızlı müdahale kapasitesi ve sosyal medya ya da e-ticaret platformlarındaki içerik kaldırma süreçlerine aşinalık. İlk görüşmede suçlamanın dijital delil boyutunu somut biçimde analiz eden avukat; doğru tercih işaretidir. ## Bilişim Suçları Davalarında Deneyimin Önemi Bilişim suçları davalarında deneyim; yalnızca kanun bilgisini değil, dijital delillerin nasıl toplandığını, nasıl korunduğunu ve mahkemede nasıl sunulduğunu da kapsamaktadır. IP adreslerinin yanıltıcı olabileceği, VPN kullanımının kimlik tespitini güçleştirdiği ve meta verilerin hem suçu ispat etmek hem de çürütmek için kullanılabileceği; bu alandaki dava pratiğinde kritik fark yaratan bilgilerdir. Koza Avukatlık bilişim davalarında teknik farkındalığı hukuki argümanlarla birleştirerek müvekkile güçlü bir savunma sunmaktadır. ## Kartal Bilişim Suçları Avukatı Tavsiye ve Danışmanlık Süreci Bilişim suçu suçlamasıyla karşılaşıldığında ya da siber saldırıya maruz kalındığında hangi adımların atılacağını bilmek; sürecin seyrini başından olumlu etkilemektedir. Koza Avukatlık, bu alanda danışmanlık arayan müvekkillerine yapılandırılmış ve şeffaf bir süreç sunmaktadır. ## Kartal Bilişim Suçları Avukatı Tavsiye Arayanlar İçin Doğru Yöntemler Bilişim suçu avukatı arayanların izlemesi gereken yol şu adımları kapsamaktadır: suçlamayla karşılaşılması ya da gözaltı durumunda avukat talep etmeden hiçbir dijital cihazı teslim etmemek ve hiçbir beyan vermemek, ardından hızla büroyla iletişime geçmek ve mevcut dijital kanıtları (ekran görüntüleri, yazışmalar) güvende tutmaktır. Mağdur için ise suça ilişkin tüm dijital delillerin ekran görüntüsü ve tarih damgasıyla muhafaza edilmesi kritik bir ilk adımdır. ## Bilişim Suçları Davalarında Strateji Belirleme Süreci Koza Avukatlık, bilişim suçları davalarında strateji belirleme sürecini şu aşamalarda yürütmektedir: önce suçlamanın TCK kapsamındaki hukuki niteliğinin belirlenmesi, ardından dijital delillerin hukuka uygunluğunun sorgulanması, akabinde kimlik tespitinin güvenilirliğinin teknik açıdan analiz edilmesi ve son olarak kastın varlığı ya da yokluğunun delil setiyle birlikte değerlendirilmesi. Bu analitik yaklaşım; savunmanın en güçlü noktadan başlamasını sağlamaktadır. ## Kartal Bilişim Suçları Avukatı Ücretleri 2026 Bilişim suçları davası avukat ücretleri; suçlamanın ağırlığına, davanın süresine ve dijital delil analizinin kapsamına göre belirlenmektedir. Türkiye Barolar Birliği asgari ücret tarifesi yasal alt sınırı oluşturmaktadır. ## Kartal'da Bilişim Suçları Avukatı Ücretleri Neye Göre Belirlenir? Ücretlendirmeyi belirleyen başlıca faktörler: suçlamanın niteliği (bilişim sistemine izinsiz giriş mi, kişisel veri ihlali mi, dolandırıcılık mı), dijital delil analizinin kapsamı, soruşturma aşamasından mı kovuşturma aşamasından mı itibaren temsil alındığı ve davanın süre uzunluğu. Hizmet Türü Ücret Yapısı Notlar Bilişim suçu sanık savunması Dava kapsamına göre Baro tarifesi geçerli Mağdur temsili ve suç duyurusu Sabit ücret Ayrıca belirlenir İçerik kaldırma ve tedbir başvurusu Sabit ücret İlk görüşmede netleşir KVKK ihlali cezai danışmanlık Sabit ücret Baro tarifesi geçerli Siber dolandırıcılık tazminat davası Dava değerine göre Baro tarifesi geçerli ## Kartal'da Görülen Bilişim Suçları Davaları Nelerdir? Kartal'da bilişim suçları kapsamında en sık karşılaşılan davalar; sosyal medya kaynaklı uyuşmazlıklar, siber dolandırıcılık vakaları ve kişisel veri ihlalleri biçiminde tezahür etmektedir. Her kategorinin kendine özgü delil yapısı ve savunma stratejisi mevcuttur. ## Bilişim Sistemine Girme ve Engelleme Suçları TCK'nın 243. maddesi; bir bilişim sistemine hukuka aykırı olarak girmeyi 1 yıla kadar, 244. maddesi ise sistemi engellemeyi, bozma ya da verileri yok etmeyi 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezasıyla yaptırıma bağlamaktadır. Bu davalarda yetkisiz erişimin kasıtlı olup olmadığının ve sisteme verilen zararın kapsamının tespiti savunmanın kritik eksenini oluşturmaktadır. Koza Avukatlık bu davalarda teknik bilirkişi raporlarını hukuki argümanlarla birleştirerek güçlü bir savunma sunmaktadır. ## Kişisel Veri İhlali ve İfşası Suçları TCK'nın 136. maddesi kapsamındaki kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme veya yayma suçu; 2 ila 4 yıl hapis cezası öngörmektedir. KVKK ihlallerinin cezai sonuçları da giderek daha ağır yaptırımlarla düzenlenmektedir. Koza Avukatlık hem sanık hem mağdur tarafında bu suçlamalar için kapsamlı hukuki destek sağlamaktadır. ## Sosyal Medyada Hakaret, Tehdit ve Şantaj İnternet ve sosyal medya üzerinden gerçekleştirilen hakaret, tehdit ve şantaj; hem TCK'nın genel hükümleri hem de bilişim suçlarına ilişkin özel hükümleri kapsamında değerlendirilmektedir. Dijital kimliğin tespiti, içeriğin ekran görüntüsüyle belgelenmesi ve zaman damgasının korunması; mağdur için kritik delil güvencesi oluşturmaktadır. Koza Avukatlık bu davalarda hem içerik kaldırma hem cezai süreç hem de tazminat davası boyutlarını bütünlüklü biçimde yönetmektedir. ## Siber Dolandırıcılık ve Kripto Para Suçları Sahte e-ticaret siteleri, oltalama saldırıları, sahte yatırım platformları ve kripto para dolandırıcılığı; bilişim suçları kategorisinin en hızlı büyüyen alt alanlarını oluşturmaktadır. Bu davalarda dijital para izinin takibi, banka ve kripto cüzdan kayıtlarının analizi ve IP tespiti belirleyici delil niteliği taşımaktadır. Koza Avukatlık siber dolandırıcılık vakalarında hem savcılık aşamasında hem tazminat davasında etkin temsil sunmaktadır. ## Bilişim Suçları Davası Süreci Nasıl İşler? Bilişim suçları davası; ihbar ya da tespit ile başlayan soruşturma, dijital delillerin toplanması ve incelenmesi, savcılık kararı ve iddianame düzenlenmesi, mahkeme yargılaması ve kanun yolları aşamalarını kapsamaktadır. Dijital delillerin hukuka uygun biçimde toplanması; hem savcılık hem savunma açısından sürecin belkemiğini oluşturmaktadır. ## Kartal Adliyesi'nde Bilişim Suçları Davası Süreci Bilişim suçları; ceza mahkemelerinin genel görev alanında yer almaktadır. Kartal Cumhuriyet Savcılığı bünyesinde dijital delil incelemesi ve IP sorgulaması süreçleri yürütülmekte; Kartal Asliye Ceza veya Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılama gerçekleştirilmektedir. Koza Avukatlık, Kartal Adliyesi'ndeki deneyimiyle bilişim suçu davalarının yerel yargı süreçlerini etkin biçimde takip etmektedir. ## Kartal'da Bilişim Suçları Avukatı ile Çalışmanın Avantajları Bilişim suçları davalarında avukatsız hareket etmek; özellikle dijital delil muhafazası ve hukuka aykırı delil itirazı konularında telafi edilemez hak kayıplarına yol açabilmektedir. Koza Avukatlık'ın somut avantajları şunlardır: gözaltı anında dijital cihazların teslimi konusunda doğru tutumun belirlenmesi, hukuka aykırı elde edilen dijital delillerin dışlanması talebi, IP yanıltmacılığı ve anonim kimlik kullanımına ilişkin teknik savunma argümanları ve mağdur için içerik kaldırma ile tazminat süreçlerinin eş zamanlı yürütülmesi. ## Kartal Bilişim Suçları Avukatı ile Hemen İletişime Geçin Bilişim suçlarında dijital deliller çok hızlı biçimde silinebilmekte ya da değiştirilebilmektedir. Bu nedenle hem mağdur hem sanık için en erken aşamada avukata ulaşmak; sürecin seyrini doğrudan etkilemektedir. Koza Avukatlık, acil bilişim suçları vakalarında hızla devreye girerek dijital delillerin korunmasından hukuki sürecin başlatılmasına kadar her adımı yönetmektedir. ## Hızlı Hukuki Destek ve Danışmanlık Koza Avukatlık; telefon, WhatsApp ve e-posta kanalıyla ulaşılabilir olmakta ve ilk görüşmeyi ücretsiz gerçekleştirmektedir. Bilişim suçu şüphesiyle gözaltına alınan müvekkiller için acil müdahale kapasitesi her zaman hazırdır. Mağdur müvekkiller için ise içerik kaldırma talebinin aynı gün içinde hazırlanması mümkündür. ## Kartal Bölgesinde Yerinde Hizmet Avantajı Büromuz Cevizli Mah. Kepez Sk. No:7 Kat:4 Kartal/İstanbul adresinde, Kartal Adliyesi'ne yakın konumda hizmet vermektedir. Kartal'ın yerel savcılık ve mahkeme uygulamalarına hâkimiyetimiz; bilişim suçları davalarında hem soruşturma hem yargılama aşamasında avantaj sağlamaktadır. Koza Avukatlık ve Danışmanlık Cevizli Mah. Kepez Sk. No:7 Kat:4 Kartal/İstanbul Av. Fatma Umay Bayrak – Av. Büşra Onay Oğurcu 📞 +90 538 980 49 46 / +90 535 924 18 52 ✉️ kozaavukatlik@gmail.com | İlk görüşme ücretsizdir.   ## Sıkça Sorulan Sorular S: Sosyal medyada bana hakaret edildi, ne yapabilirim? C: Ekran görüntüsü ve zaman damgasıyla delilleri muhafaza ettikten sonra Koza Avukatlık aracılığıyla suç duyurusunda bulunabilir, içerik kaldırma başvurusu yapabilir ve manevi tazminat davası açabilirsiniz. Delillerin korunması için en erken adımı atmak kritik önem taşımaktadır. S: Bilişim suçundan gözaltına alındım, ne yapmalıyım? C: Avukat talep etmeden dijital cihazlarınızı teslim etmeyin ve hiçbir beyan vermeyin. Koza Avukatlık gözaltı ihbarını aldığında anında devreye girmektedir. S: IP adresim tespit edildi, suçlu sayılır mıyım? C: IP adresi tek başına suçluluğu kanıtlamaz; VPN, paylaşılan ağ ve router bilgileri başka kişileri de işaret edebilir. Koza Avukatlık bu teknik savunma argümanlarını etkin biçimde kullanmaktadır. S: Kripto para dolandırıcılığına uğradım, param geri alınabilir mi? C: Dijital para izinin takibi ve olası hesap dondurma talepleri için en erken aşamada avukata başvurmak kritiktir. Koza Avukatlık suç duyurusu ve tazminat sürecinde yanınızdadır. S: Kartal bilişim suçları avukatı tavsiye nasıl alınır? C: Telefon (+90 538 980 49 46 / +90 535 924 18 52), WhatsApp veya kozaavukatlik@gmail.com adresi üzerinden iletişime geçerek ücretsiz ilk görüşme talep edebilirsiniz. --- # Kartal Uluslararası Hukuk Avukatı URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/kartal-uluslararasi-hukuk-avukati/ Güncelleme: 2026-04-29 Kısa cevap: Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal'da yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizi, uluslararası boşanma ve velayet uyuşmazlıkları, yabancıların Türkiye'de taşınmaz edinimi ve sınır ötesi ticari sözleşme ihtilaflarında hizmet verir. Uygulanacak hukuk 5718 sayılı MÖHUK'a göre belirlenir. Büro Cevizli, Kepez Sk. No:7 Kat:4 Kartal adresindedir; yabancı müvekkiller için uzaktan görüşme mümkündür. Kartal'da yaşayan bireyler, yabancı uyruklu kişiler ve uluslararası ticaret yapan şirketler için uluslararası hukuk uyuşmazlıkları; hem yabancı hukuk sistemlerine hem Türk hukukuna hem de uluslararası sözleşmeler hukukuna hâkimiyeti zorunlu kılan karmaşık ve çok katmanlı bir alandır. Yurt dışındaki mülkiyet hakları, çifte vatandaşlık sorunları, yabancı mahkeme kararlarının Türkiye'de tanınması ve tenfizi, uluslararası boşanma ve velayet anlaşmazlıkları ile sınır ötesi ticari sözleşme ihtilafları; Kartal'da giderek daha fazla karşılaşılan hukuki uyuşmazlık türleri arasına girmektedir. Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal Avukat kadrosuyla uluslararası hukuk uyuşmazlıklarının her boyutunda müvekkillerine kapsamlı, güvenilir ve sonuç odaklı hukuki destek sunmaktadır. Av. Fatma Umay Bayrak ve Av. Büşra Onay Oğurcu önderliğindeki büromuz; Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK) ve uluslararası sözleşmeler çerçevesinde her müvekkile özgü bir hukuki strateji geliştirmektedir. ## Kartal Uluslararası Hukuk Avukatı Nedir, Hangi Davalara Bakar? Uluslararası hukuk avukatı; birden fazla ülkeyi ilgilendiren hukuki uyuşmazlıklarda bireyleri, şirketleri ve kurumları temsil eden, yabancı hukuk sistemlerine ve uluslararası sözleşmelere hâkimiyet gerektiren özel bir uzmanlık alanında faaliyet gösteren avukattır. Türk hukukunda bu alanı düzenleyen temel mevzuat; 5718 sayılı MÖHUK ve ikili ile çok taraflı uluslararası sözleşmelerdir. Kartal'da uluslararası hukuk avukatları başlıca şu konularda hizmet vermektedir: yabancı mahkeme ve tahkim kararlarının Türkiye'de tanınması ve tenfizi (exequatur davası), uluslararası boşanma ve velayet uyuşmazlıklarında uygulanacak hukukun belirlenmesi, yurt dışındaki mülkiyet ve miras haklarının korunması, yabancı uyruklu kişiler için Türkiye'de taşınmaz edinimi, çifte vatandaşlık ve oturma izni sorunları, sınır ötesi ticari sözleşmelerden doğan anlaşmazlıklar, uluslararası tahkim (ISTAC, ICC, ICSID) ve iade (iade-i muhakeme) talepleri. Koza Avukatlık bu alanların tamamında güncel uluslararası içtihat ve mevzuat bilgisiyle hizmet vermektedir. ## Uluslararası Hukuk Kapsamında Verilen Hizmetler Nelerdir? Koza Avukatlık; uluslararası hukuk alanında tek seferlik danışmanlıktan uzun soluklu dava temsiline kadar geniş bir hizmet yelpazesi sunmaktadır. Yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizi için exequatur davası açılması, MÖHUK kapsamında uygulanacak hukukun tespiti, yabancı uyruklu müvekkillerin Türk mahkemelerinde temsili, uluslararası boşanma protokollerinin hazırlanması ve yurt dışındaki kararların Türkiye'de geçerlilik kazanması bu hizmetlerin başında gelmektedir. Bunun yanı sıra uluslararası ticari sözleşmelerde yargı yeri ve uygulanacak hukuk seçimi, çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmaları kapsamında danışmanlık, yabancı yatırımcılar için Türkiye'de şirket kurulumu ve uluslararası tahkim süreçlerinde temsil de büromuzun aktif olduğu alanlardandır. Koza Avukatlık, müvekkilin uluslararası hukuki ihtiyacına özgü bir hizmet planı oluşturarak gereksiz masraf ve zaman kaybını başından önlemektedir. ## Kartal'da En İyi Uluslararası Hukuk Avukatı Nasıl Seçilir? Uluslararası hukuk uyuşmazlıkları; yalnızca Türk hukukuna değil, aynı zamanda yabancı hukuk sistemlerine ve uluslararası sözleşme hukukuna hâkimiyeti zorunlu kılan özel bir dava türüdür. Bu nedenle Kartal'da en iyi uluslararası hukuk avukatını bulmak; belirli ölçütleri göz önünde bulundurarak yapılacak bilinçli bir tercih gerektirmektedir. ## Kartal'da En İyi Uluslararası Hukuk Avukatı Seçerken Dikkat Edilmesi Gerekenler Doğru uluslararası hukuk avukatını seçerken şu ölçütler belirleyici olmaktadır: MÖHUK ve uluslararası sözleşmeler hukukuna teknik hâkimiyet, yabancı mahkeme kararlarının tenfizindeki pratik deneyim, uluslararası boşanma ve miras davalarındaki birikim, yabancı dilde iletişim kurabilme kapasitesi ve birden fazla hukuk sistemine aşinalık. İlk görüşmede uyuşmazlığın hangi ülke hukukuna tabi olduğunu ve Türk mahkemelerinde nasıl bir yol izleneceğini somut biçimde açıklayan avukat; doğru tercih işaretidir. Koza Avukatlık, ilk görüşmede müvekkilin uluslararası hukuki durumunu kapsamlı biçimde değerlendirerek hangi hukuki yolların açık olduğunu net biçimde ortaya koymaktadır. ## Uluslararası Hukuk Davalarında Deneyimin Önemi Uluslararası hukuk davaları; yalnızca Türk hukukuna hâkimiyetin ötesinde, uyuşmazlığın taraf olduğu ülkenin hukuk sistemine ve uluslararası özel hukuk kurallarına da aşinalık gerektirmektedir. Yabancı mahkeme kararının tanınması için aranan koşulların bilinmesi, kamu düzeni çekincesinin doğru uygulanması ve çifte uyrukluluk hallerindeki hukuki karmaşanın çözüme kavuşturulması; deneyimsiz bir avukat için ciddi tuzaklar oluşturabilmektedir. Koza Avukatlık, uluslararası hukuk alanındaki birikimini her müvekkile farklılaştırıcı bir hizmet kalitesi olarak sunmaktadır. ## Kartal Uluslararası Hukuk Avukatı Tavsiye ve Danışmanlık Süreci Uluslararası hukuk uyuşmazlıklarında doğru avukata ulaşmak; sürecin başarısını büyük ölçüde belirlemektedir. Koza Avukatlık, bu alanda danışmanlık arayan müvekkillerine yapılandırılmış ve şeffaf bir süreç sunmaktadır. ## Kartal Uluslararası Hukuk Avukatı Tavsiye Arayanlar İçin Doğru Yöntemler Uluslararası hukuk avukatı arayanların izlemesi gereken en sağlıklı yol şu adımları kapsamaktadır: öncelikle ilgili yabancı mahkeme kararı, sözleşme ya da hukuki belgeyi Türkçe çevirisiyle birlikte hazırlamak, ardından büroyla iletişime geçerek ücretsiz ilk görüşme talep etmek ve bu görüşmede Türkiye'de hangi hukuki yolların açık olduğunu ayrıntılı biçimde sorgulamaktır. Koza Avukatlık ilk görüşmede uyuşmazlığın çözüm olasılığını, süreç uzunluğunu ve maliyet yapısını gerçekçi biçimde paylaşmaktadır. ## Uluslararası Hukuk Davalarında Strateji Belirleme Süreci Koza Avukatlık, uluslararası hukuk davalarında strateji belirleme sürecini şu aşamalarda yürütmektedir: önce uyuşmazlığın hangi ülke hukukuna tabi olduğunun MÖHUK kapsamında tespiti, ardından Türk mahkemelerinde hangi dava yolunun izleneceğinin belirlenmesi, akabinde yabancı belgelerin apostil ve çeviri koşullarının karşılanması ve son olarak kamu düzeni çekincesinin uygulanıp uygulanamayacağının değerlendirilmesi. Bu yapılandırılmış yaklaşım; uluslararası boyuttaki karmaşıklığı yönetilebilir adımlara dönüştürmektedir. ## Kartal Uluslararası Hukuk Avukatı Ücretleri 2026 Uluslararası hukuk davası avukat ücretleri; uyuşmazlığın niteliğine, ilgili ülke sayısına ve sürecin karmaşıklığına göre belirlenmektedir. Türkiye Barolar Birliği asgari ücret tarifesi yasal alt sınırı oluştururken büromuz her dosya için özelleştirilmiş değerlendirme yapmaktadır. ## Kartal'da Uluslararası Hukuk Avukatı Ücretleri Neye Göre Belirlenir? Ücretlendirmeyi belirleyen başlıca faktörler şunlardır: davanın türü (tanıma-tenfiz, uluslararası boşanma, ticari tahkim), ilgili ülke sayısı ve hukuk sisteminin karmaşıklığı, belge çevirisi ve apostil gibi ek masraflar, tahkim mı yoksa devlet mahkemesi mi tercih edileceği. Hizmet Türü Ücret Yapısı Notlar Tanıma ve tenfiz (exequatur) davası Sabit ücret Baro tarifesi geçerli Uluslararası boşanma / velayet Dava kapsamına göre Ayrıca belirlenir Uluslararası ticari sözleşme danışmanlığı Sabit ücret İlk görüşmede netleşir Uluslararası tahkim temsili Dava değerine göre Baro tarifesi geçerli Yabancı uyruklu miras danışmanlığı Sabit veya dava değerine göre İlk görüşmede netleşir ## Kartal'da Görülen Uluslararası Hukuk Davaları Nelerdir? Kartal'da uluslararası hukuk kapsamında en sık karşılaşılan uyuşmazlıklar; yurt dışındaki Türk vatandaşlarının Türkiye'ye dönüşte karşılaştığı hukuki sorunlar, yabancı uyruklu bireylerin Türkiye'deki hak iddiaları ve sınır ötesi aile-miras uyuşmazlıkları biçiminde tezahür etmektedir. ## Yabancı Mahkeme Kararlarının Tanınması ve Tenfizi Yurt dışında verilen boşanma, velayet, nafaka veya tazminat kararlarının Türkiye'de geçerlilik kazanması için tanıma ve tenfiz (exequatur) davası açılması zorunludur. Bu dava; MÖHUK'un belirlediği koşullar (karşılıklılık, kamu düzeni, kesinlik) çerçevesinde incelenmektedir. Koza Avukatlık exequatur davalarında gerekli koşulların eksiksiz karşılanması ve mahkemede güçlü bir sunum yapılması için müvekkilini titizlikle hazırlamaktadır. ## Uluslararası Boşanma ve Velayet Uyuşmazlıkları Farklı ülkelerde yaşayan eşler arasındaki boşanma davalarında hangi ülke hukukunun uygulanacağı ve hangi mahkemenin yetkili olduğu; MÖHUK hükümleri çerçevesinde belirlenmektedir. Çocukların mutat meskeninin tespiti ve uluslararası çocuk kaçırma vakaları (Lahey Sözleşmesi kapsamı) da bu alanın kritik konuları arasındadır. Koza Avukatlık uluslararası aile hukuku uyuşmazlıklarında hem Türk hem yabancı hukuku gözetecek biçimde kapsamlı bir temsil sunmaktadır. ## Sınır Ötesi Ticari Sözleşme Uyuşmazlıkları Farklı ülkelerde yerleşik taraflar arasındaki ticari sözleşmelerden doğan anlaşmazlıklarda yargı yeri, uygulanacak hukuk ve tahkim seçeneği; sözleşmenin en kritik hükümlerini oluşturmaktadır. Koza Avukatlık uluslararası ticari sözleşmeleri müvekkil lehine en güçlü biçimde hazırlamakta ve uyuşmazlık doğması halinde hem tahkim hem devlet mahkemesi yolunda etkin temsil sağlamaktadır. ## Yabancı Uyruklu Kişiler İçin Taşınmaz ve Miras İşlemleri Türkiye'de taşınmaz satın almak isteyen yabancı uyruklu kişiler; karşılıklılık ilkesi ve yasal sınırlamalar çerçevesinde işlem yapabilmektedir. Ayrıca Türkiye'de mal bırakan yabancı uyruklu kişilerin mirası ya da yurt dışındaki Türk vatandaşlarının miras talepleri; uluslararası özel hukuk kurallarının titizlikle uygulanmasını gerektirmektedir. Koza Avukatlık bu süreçlerde hem hukuki hem bürokratik adımları birlikte yönetmektedir. ## Uluslararası Hukuk Davası Süreci Nasıl İşler? Uluslararası hukuk davaları; önce uygulanacak hukukun ve yetkili mahkemenin tespiti, ardından yabancı belgelerin apostil onayı ve Türkçe tercümesi, akabinde yetkili Türk mahkemesinde dava açılması ve son olarak yargılama ve karar aşamalarını kapsamaktadır. Yabancı belgelerin apostil ve noter onayı gerekliliklerinin eksiksiz karşılanması; davanın kabul edilebilirliği için ön koşuldur. ## Kartal Adliyesi'nde Uluslararası Hukuk Davası Süreci Tanıma ve tenfiz davaları ile uluslararası aile hukuku uyuşmazlıkları; genel kural olarak davalının Türkiye'deki ikametgâhının bulunduğu yer mahkemesinde görülmektedir. Kartal ilçesindeki yabancı uyruklu bireyler için Kartal Aile Mahkemesi ve Kartal Asliye Hukuk Mahkemesi bu davaların görüldüğü yerler arasındadır. Koza Avukatlık, yerel mahkeme süreçlerine hâkimiyetiyle uluslararası boyutlu davaları Kartal Adliyesi'nde etkin biçimde yürütmektedir. ## Kartal'da Uluslararası Hukuk Avukatı ile Çalışmanın Avantajları Uluslararası hukuk uyuşmazlıklarında deneyimsiz bir avukatla ya da avukatsız hareket etmek; apostil eksikliği, yanlış mahkemede dava açılması ya da kamu düzeni çekincesine takılarak davanın reddedilmesi gibi telafi edilemez sonuçlara yol açabilmektedir. Koza Avukatlık'ın somut avantajları şunlardır: MÖHUK'a tam hâkimiyet sayesinde doğru mahkemede dava açılması, yabancı belgelerin usulüne uygun hazırlanması, uluslararası aile ve miras uyuşmazlıklarında çok hukuklu değerlendirme ve yabancı müvekkillere Türk yargı sistemi hakkında kapsamlı rehberlik. ## Kartal Uluslararası Hukuk Avukatı ile Hemen İletişime Geçin Uluslararası hukuk uyuşmazlıklarında zamanlama kritik önem taşımaktadır. Yabancı mahkeme kararının kesinleşmesinden itibaren tenfiz talebinde bulunma süresi, uluslararası velayet davalarında çocuğun mutat meskeni değişikliği riski ve ticari sözleşmelerde zamanaşımı; gecikmeksizin harekete geçilmesini zorunlu kılmaktadır. Koza Avukatlık, uluslararası hukuki uyuşmazlıklarda ilk başvurudan itibaren dosyayı ivedilikle değerlendirerek müvekkili olası hak kayıplarına karşı güvence altına almaktadır. ## Hızlı Hukuki Destek ve Danışmanlık Koza Avukatlık; telefon, WhatsApp ve e-posta kanalıyla ulaşılabilir olmakta ve ilk görüşmeyi herhangi bir ücret talep etmeksizin gerçekleştirmektedir. Yabancı müvekkiller ve yurt dışında yaşayan Türk vatandaşları için uzaktan görüşme ve dijital belge paylaşımı da mümkündür. Bu esneklik; uluslararası hukuk uyuşmazlıklarında coğrafi engeli ortadan kaldırmaktadır. ## Kartal Bölgesinde Yerinde Hizmet Avantajı Büromuz Cevizli Mah. Kepez Sk. No:7 Kat:4 Kartal/İstanbul adresinde hizmet vermekte olup Kartal Adliyesi ve İstanbul Anadolu yakasının tüm mahkemelerine yakın konumuyla müvekkillerine hem erişim kolaylığı hem de yerel yargı pratiklerine hâkimiyet avantajı sunmaktadır. Koza Avukatlık ve Danışmanlık Cevizli Mah. Kepez Sk. No:7 Kat:4 Kartal/İstanbul Av. Fatma Umay Bayrak – Av. Büşra Onay Oğurcu 📞 +90 538 980 49 46 / +90 535 924 18 52 ✉️ kozaavukatlik@gmail.com | İlk görüşme ücretsizdir.   ## Sıkça Sorulan Sorular S: Yurt dışında aldığım boşanma kararı Türkiye'de geçerli mi? C: Doğrudan geçerli değildir; Türkiye'de tanıma ve tenfiz davası açılması gerekmektedir. Koza Avukatlık bu davayı hızla başlatarak yabancı kararın Türkiye'de hukuki sonuç doğurmasını sağlamaktadır. Koşulların karşılanması halinde süreç birkaç ay içinde tamamlanabilmektedir. S: Yabancı uyruklu biri Türkiye'de taşınmaz alabilir mi? C: Karşılıklılık ilkesi ve yasal sınırlamalar çerçevesinde evet. Koza Avukatlık yabancı uyruklu müvekkillere taşınmaz edinimi sürecinin her aşamasında rehberlik etmektedir. S: Uluslararası boşanma davasında hangi ülke hukuku uygulanır? C: MÖHUK uyarınca genellikle tarafların müşterek millî hukuku, bu yoksa müşterek mutad mesken hukuku, bu da yoksa Türk hukuku uygulanmaktadır. Koza Avukatlık uygulanacak hukuku dosyanıza özel analiz etmektedir. S: Uluslararası tahkim ile devlet mahkemesi arasında ne fark vardır? C: Tahkim; gizlilik, uzmanlık ve uluslararası icra kolaylığı açısından avantajlıdır. Devlet mahkemeleri ise daha düşük maliyetlidir. Koza Avukatlık dosyanıza en uygun yolu ilk görüşmede önermektedir. S: Kartal uluslararası hukuk avukatı tavsiye nasıl alınır? C: Telefon (+90 538 980 49 46 / +90 535 924 18 52), WhatsApp veya kozaavukatlik@gmail.com adresi üzerinden iletişime geçerek ücretsiz ilk görüşme talep edebilirsiniz. Dosyanız en kısa sürede değerlendirilerek size özel hukuki yol haritası sunulmaktadır. --- # Kartal Yağma (Gasp) Suçu Avukatı URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/kartal-yagma-gasp-sucu-avukati/ Güncelleme: 2026-04-29 Kartal yağma suçu avukatı arayışındaki bireyler için yağma; Türk Ceza Kanunu'nun 148. maddesi kapsamında düzenlenen, hem cebir ve tehdit hem de hırsızlık unsurlarını bünyesinde barındıran ağır bir suç kategorisidir. TCK m.148 uyarınca temel yağma suçunda 6 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası öngörülmekte; 149. madde kapsamındaki nitelikli hallerde bu ceza 10 yıldan 15 yıla ve bazı durumlarda daha da artırılmış biçimiyle karşımıza çıkmaktadır. Suçlamanın ağırlığı nedeniyle savunmanın en erken aşamadan başlaması, delil stratejisinin doğru kurulması ve hukuka aykırı delillere itiraz edilmesi; davanın seyrini belirleyen kritik unsurlardır. Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal Ceza Hukuku Avukatı olarak yağma ve gasp suçlamalarının her boyutunda müvekkillerine güçlü, koruyucu ve deneyimli hukuki temsil sunmaktadır. ## Yağma Suçu Nedir? Hangi Eylemler Kapsamına Girer? Yağma suçu; bir kişiyi cebir ya da tehdit kullanarak bir şeyi teslim etmeye ya da alınmasına ses çıkarmamaya zorlamak biçiminde tanımlanmaktadır. Suçun oluşabilmesi için üç unsurun birlikte bulunması gerekmektedir: cebir ya da tehdit, bu cebir ya da tehdidin başkasının malına ulaşmak amacıyla kullanılması ve bunun sonucunda malın alınması ya da teslim ettirilmesi. Yağma suçunu hırsızlıktan ayıran temel özellik; cebir ve tehdit unsurudur. Hırsızlıkta fail, mağdurun haberi olmadan malı alırken; yağmada mağdura karşı doğrudan güç ya da korkutma uygulanmaktadır. Gündelik hayatta yağma suçu olarak nitelendirilen vakalar arasında sokakta cüzdan ya da telefon gasp edilmesi, araç durdurup sürücüyü tehdit etme, işyerine girilip para zorla alınması ve silahlı ya da silahsız soygun girişimleri sayılabilir. Her olayın kendine özgü koşulları; suçun temel mi yoksa nitelikli hal kapsamında mı değerlendirileceğini belirlemektedir. ## Nitelikli Yağma Halleri (TCK m.149) TCK'nın 149. maddesi; suçun çok daha ağır biçimlerini düzenlemekte ve 10 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası öngörmektedir. Nitelikli haller arasında şunlar sayılabilir: silah kullanılması, kişinin kendisini tanınmayacak hale getirmesi, birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi, gece vakti işlenmesi, kamu görevlisinin görevi sırasında ya da görevi nedeniyle hedef alınması ve mağdurun ağır bir bedensel ya da psikolojik zarar görmesi. Her ek ağırlaştırıcı hal; cezayı önemli ölçüde artırmaktadır. Koza Avukatlık, müvekkilin hangi suç kategorisinde yargılandığını titizlikle analiz etmekte; eylemin temel hal mi yoksa nitelikli hal kapsamında mı değerlendirilmesi gerektiği sorusunu savunmanın merkezine taşımaktadır. Bu ayrımın doğru yapılması; cezayı dramatik biçimde düşürebilmektedir. ## Yağma Suçunda Savunma Stratejileri Yağma suçlamasına karşı kullanılabilecek savunma argümanları şu başlıklar altında toplanabilir: suçun unsurlarının (cebir, tehdit, mal alma) birlikte gerçekleşmediğini ispat etmek, suçun yağma değil farklı bir suç olduğunu ortaya koymak (örneğin sıradan hırsızlık ya da müessir fiil), tanık beyanlarının çelişkili ya da güvenilmez olduğunu göstermek ve delillerin hukuka aykırı biçimde elde edildiğini ileri sürmek. Güçlü bir savunma için her delil titizlikle incelenmeli ve boşluklar tespit edilmelidir. Koza Avukatlık, yağma davalarında kamera görüntülerini, mağdur ve tanık ifadelerini, bilirkişi raporlarını ve diğer tüm delilleri bütünlüklü biçimde analiz ederek savunma stratejisini en güçlü zemin üzerine inşa etmektedir. Özellikle kimlik tespitine ilişkin boşluklar ve cebirin gerçek niteliğine dair tartışmalar; bu davalarda belirleyici savunma noktaları arasında yer almaktadır. ## Yağma Mağdurlarının Hakları Yağma suçunun mağdurları; cezai kovuşturma başlatılmasını sağlama, yargılamada müdahil sıfatıyla yer alma ve uğradıkları maddi-manevi zararın tazminini talep etme haklarına sahiptir. Özellikle fiziksel saldırı ya da yaralanma içeren vakalarda tıbbi belgeler; hem cezai hem hukuki süreçte kritik delil niteliği taşımaktadır. Koza Avukatlık, yağma mağdurları için cezai sürecin tamamında ve tazminat davasında etkin temsil sunmaktadır. ## Tutukluluk ve Acil Hukuki Destek Yağma suçlamalarında gözaltı ve tutukluluk; kaçma şüphesi ve suçun ağırlığı nedeniyle sıklıkla başvurulan tedbirler arasındadır. Tutukluluk sorgusunda güçlü argümanlarla tahliye ya da adli kontrol talep edilmesi; müvekkilin özgürlüğünü korumak açısından kritik öneme sahiptir. Koza Avukatlık, gözaltı ihbarını aldığı anda devreye girerek tutukluluk sorgusu dahil her aşamada müvekkilinin yanında yer almaktadır. ## Yağma ile Gasp, Tehdit ve Hırsızlık Arasındaki Fark Yağma suçunun hukuken doğru nitelendirilmesi; hem savunma stratejisi hem de uygulanacak ceza açısından belirleyici olmaktadır. Yağmayı tehditten ayıran; malın zorla alınması unsuru, hırsızlıktan ayıran ise mağdura yönelik cebir ve tehdit uygulanmasıdır. Bu ayrımların titizlikle yapılması; suçun daha hafif bir kategori olarak nitelendirilmesi ve cezanın düşürülmesi için kilit argümanı oluşturmaktadır. Koza Avukatlık bu hukuki ayrımları kararlı biçimde mahkeme önünde savunmaktadır. ## Kartal En İyi Yağma Suçu Avukatı Nasıl Seçilir? Kartal en iyi yağma suçu avukatı arayanların dikkat etmesi gereken başlıca ölçütler şunlardır: ceza hukukunda derinlemesine deneyim, yağma suçuna özgü delil analizi kapasitesi ve Kartal Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki aktif pratik. Gözaltı anından itibaren avukata ulaşılabilmesi ve savunmanın en erken aşamada başlatılması; davanın seyrini belirleyen en kritik faktörlerden biridir. ## Kartal Yağma Suçu Avukatı Tavsiye: Koza Avukatlık Neden Tercih Edilmeli? - Temel-nitelikli hal ayrımında güçlü savunma: Cezayı belirleyen kritik ayrım için etkin argüman. - Delil analizinde yetkinlik: Kamera görüntüsü, tanık ifadesi ve bilirkişi raporunun bütünlüklü değerlendirmesi. - Tutukluluk sorgusunda anında müdahale: Gözaltı anından itibaren tahliye ve adli kontrol için kararlı temsil. - Mağdur temsili ve tazminat davası: Hem cezai hem hukuki süreçte eksiksiz savunuculuk. - Kartal Ağır Ceza Mahkemesi deneyimi: Yerel yargı pratiklerine ve hâkim eğilimlerine hâkimiyet. - Ücretsiz ilk görüşme: Durumunuzu değerlendirmek için herhangi bir ücret alınmaz. ## Kartal Yağma Suçu Avukatı Ücretleri 2026 Hizmet Türü Ücret Yapısı Notlar Sanık savunması (temel yağma) Sabit ücret Baro asgari tarifesi geçerli Sanık savunması (nitelikli yağma) Dava kapsamına göre Ayrıca belirlenir Mağdur temsili ve tazminat davası Dava değerine göre Baro tarifesi geçerli Gözaltı/tutukluluk süreç yönetimi Sabit ücret Acil müdahale dahil ## Kartal'da Yağma Suçu Avukatları Arasındaki Farklar Kartal'da yağma davalarında hizmet sunan avukatlar arasındaki fark; delil analizi kapasitesi, nitelikli hal itirazındaki argüman gücü ve Kartal Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki aktif pratikle belirginleşmektedir. Koza Avukatlık bu deneyimi her müvekkile özelleştirilmiş savunma stratejisi olarak sunmakta; gözaltıdan mahkeme kararının kesinleşmesine uzanan süreçte savunmayı bütünlüklü biçimde yönetmektedir. Her yağma davası; kendine özgü delil setini ve savunma stratejisini gerektirdiğinden kişiselleştirilmiş yaklaşım büromuzun temel farkını oluşturmaktadır. ## Etkin Pişmanlık ve Gönüllü Vazgeçme Yağma suçunda teşebbüs aşamasında kalmış eylemler ile gönüllü vazgeçme; cezayı önemli ölçüde etkileyen hukuki kavramlardır. Ayrıca etkin pişmanlık hükümleri; suçun tamamlanmış olmasına rağmen mağdurun zararının giderilmesi ve suçun aydınlatılmasına katkı sağlanması halinde ceza indirimi sağlayabilmektedir. Koza Avukatlık bu seçenekleri her müvekkil için başından değerlendirerek en lehe sonucu hedeflemektedir. ## Yağma Suçunda Teşebbüs Yağma suçunun tamamlanamaması; teşebbüs nedeniyle daha düşük bir ceza öngörmektedir. Eylemin tamamlandığı mı yoksa teşebbüs aşamasında kaldığı mı; delillerin titizlikle incelenmesiyle belirlenmelidir. Bu ayrımın doğru yapılması; cezanın önemli ölçüde düşürülmesini sağlamaktadır. Koza Avukatlık teşebbüs savunmasını her uygun vakada güçlü biçimde öne sürmektedir. ## Kamera Görüntüsü ve Dijital Delillerin Önemi Yağma davalarında güvenlik kamerası görüntüleri; failin kimliğinin tespitinde en belirleyici delil niteliğini taşımaktadır. Bu görüntülerin kalitesizliği, açının yetersizliği ya da sanığın görüntüde net olarak tanınamaması; kimlik tespitine ilişkin güçlü savunma argümanları oluşturmaktadır. Koza Avukatlık kamera görüntüsü dahil tüm dijital delilleri teknik ve hukuki açıdan titizlikle değerlendirmektedir. ## Tanık Güvenilirliği ve Çelişkili Beyanlar Yağma davalarında mağdur ve tanık beyanları; mahkeme kararını doğrudan etkileyen delil kaynaklarıdır. Beyanlar arasındaki çelişkiler, mağdurun olay anındaki psikolojik durumu ve kimlik tespitinin güvenilirliği; etkili bir sorgulama stratejisiyle mahkeme önünde ayrıntılı biçimde sorgulanmaktadır. Koza Avukatlık çapraz sorgu ve tanık beyanı analizini savunmanın güçlü bir aracı olarak kullanmaktadır. ## Sosyal Medya ve Dijital İz Günümüzde yağma şüphelilerinin sosyal medya paylaşımları, telefon konum verileri ve iletişim kayıtları; savcılıkça delil olarak toplanabilmektedir. Bu dijital izlerin hukuka uygun yollarla elde edilip edilmediği ve sanığın kimliğini kesin biçimde ortaya koyup koymadığı; savunmanın öncelikli inceleme konuları arasındadır. Koza Avukatlık dijital delilleri hukuki açıdan titizlikle denetleyerek müvekkilin haklarını korumaktadır. ## Örgüt Kapsamında Yağma Yağma suçunun örgüt kurma ya da örgüt üyeliği kapsamında işlenmesi; TCK'nın 220. maddesi uyarınca ayrı bir suç oluşturmakta ve yağma cezasına ek olarak örgüt suçu nedeniyle de ceza uygulanmasına yol açmaktadır. Koza Avukatlık örgüt iddiasının koşullarını titizlikle analiz ederek bu nitelendirmeye karşı güçlü savunma yürütmektedir. ## Yağma Suçunda Gözaltı Sürecinin Yönetimi Yağma şüphelisi olarak gözaltına alınan kişi; avukat talep etme, susma hakkını kullanma ve kimliği dışında hiçbir bilgi vermeme gibi anayasal haklara sahiptir. Gözaltının ilk saatlerinde verilen beyanlar; ilerleyen süreçte en belirleyici delil haline gelebilmektedir. Koza Avukatlık gözaltı ihbarını aldığı anda müvekkile ulaşarak bu kritik süreçte haklarının korunmasını sağlamakta; ilk ifade öncesinde kapsamlı bir bilgilendirme yaparak müvekkili her türlü riske karşı hazırlamaktadır. ## Neden Bizi Tercih Etmelisiniz? Koza Avukatlık ve Danışmanlık Cevizli Mah. Kepez Sk. No:7 Kat:4 Kartal/İstanbul Av. Fatma Umay Bayrak – Av. Büşra Onay Oğurcu 📞 +90 538 980 49 46 / +90 535 924 18 52 | ✉️ kozaavukatlik@gmail.com | İlk görüşme ücretsizdir. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Yağma suçlamasıyla gözaltına alındım, ne yapmalıyım? C: Avukat talep etmeden hiçbir ifade vermeyin. Koza Avukatlık gözaltı anından itibaren savunmanızı üstlenerek haklarınızı korumaktadır. S: Yağma ile hırsızlık arasındaki fark nedir? C: Yağmada cebir ve tehdit unsuru bulunmakta; hırsızlıkta ise mağdurun haberi olmadan mal alınmaktadır. Bu ayrım; uygulanacak cezayı doğrudan etkiler. Koza Avukatlık bu ayrımı savunmanın odak noktasına taşımaktadır. S: Silahlı yağma ile silahsız yağma cezası arasında fark var mı? C: Evet. Silahlı yağma; TCK m.149 kapsamında nitelikli hal sayılmakta ve çok daha ağır ceza öngörmektedir. Koza Avukatlık silah kullanımına ilişkin delilleri titizlikle analiz etmektedir. S: Yağma mağduru olarak tazminat alabilir miyim? C: Evet. Hem maddi hem manevi tazminat talep edilebilmektedir. Ceza davasına ek olarak tazminat davası açılarak zararın giderilmesi sağlanabilir. S: Yağma suçunda ceza ertelenebilir mi? C: Temel yağmada belirli koşulların sağlanması halinde erteleme ya da HAGB mümkün olabilmektedir; ancak nitelikli hallerde bu imkânlar çok daha kısıtlıdır. Koza Avukatlık her dava için ayrıca değerlendirme yapmaktadır. S: Teşebbüs aşamasında kalan eylemden dolayı ceza alır mıyım? C: Evet, teşebbüs nedeniyle ceza verilmektedir; ancak tamamlanmış suça göre belirli oranda indirimli uygulanmaktadır. Koza Avukatlık eylemin teşebbüs aşamasında kaldığını mahkemede etkin biçimde savunmaktadır. S: Koza Avukatlık ile nasıl iletişime geçebilirim? C: Telefon (+90 538 980 49 46 / +90 535 924 18 52), WhatsApp veya kozaavukatlik@gmail.com adresi üzerinden 7/24 ulaşabilirsiniz. İlk görüşme ücretsizdir. --- # Kartal Uyuşturucu Suçu Avukatı URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/kartal-uyusturucu-sucu-avukati/ Güncelleme: 2026-04-29 Kısa cevap: Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal'da uyuşturucu madde ticareti (TCK 188) ve kullanmak için bulundurma (TCK 191) suçlamalarında savunma yürütür. İki suç çok farklı ceza rejimlerine tabidir: imal ve ticarette 10 yıldan 20 yıla kadar hapis öngörülürken kullanım suçunda erteleme ve denetimli serbestlik mümkündür; bu ayrımın doğru kurulması savunmanın en kritik görevidir. Büro Cevizli, Kepez Sk. No:7 Kat:4 Kartal adresindedir. Kartal uyuşturucu suçu avukatı arayışındaki bireyler için uyuşturucu ve uyarıcı madde suçlamaları; Türk hukukunun en ağır cezai yaptırımlar öngördüğü suç kategorileri arasında yer almaktadır. TCK'nın 188. maddesi kapsamındaki uyuşturucu imal ve ticareti suçunun yanı sıra 191. madde kapsamındaki kullanım amacıyla satın alma ve bulundurma suçu; birbirinden çok farklı ceza rejimlerine tabidir. Hangi suç kategorisine girdiğinin doğru belirlenmesi, delil stratejisinin güçlü kurulması ve savunmanın en erken aşamadan başlaması; davanın seyrini belirleyen kritik unsurlardır. Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal Ağır Ceza Avukatı olarak uyuşturucu suçlamalarının her boyutunda müvekkillerine güçlü, koruyucu ve deneyimli hukuki temsil sunmaktadır. Gözaltı anından kararın kesinleşmesine uzanan süreçte büromuz müvekkilinin yanında yer almaktadır. Uyuşturucu suçlamalarında her saatin kritik olduğu bilinciyle Koza Avukatlık, ihbar alır almaz müvekkile ulaşmakta ve savunmayı anında başlatmaktadır. ## Uyuşturucu Suçlarının Hukuki Çerçevesi TCK'nın 188. maddesi; uyuşturucu veya uyarıcı madde imal etmeyi, ithal etmeyi, ihraç etmeyi ya da ticaretini yapmayı düzenlemekte ve 10 yıldan 20 yıla kadar hapis cezası öngörmektedir. Aynı maddenin üçüncü fıkrası; uyuşturucu satmayı, devretmeyi ya da nakletmeyi kapsamakta olup ağır ceza yaptırımları içermektedir. TCK'nın 191. maddesi ise kişisel kullanım amacıyla uyuşturucu satın almayı, kabul etmeyi ya da bulundurmayı düzenlemekte; bu madde kapsamındaki sanıklara ceza verilmesi ertelenebilmekte ve denetimli serbestlik uygulanabilmektedir. İki madde arasındaki sınırın; bulunan madde miktarı, mekân ve koşullar ile sanığın geçmişi ve beyanları ışığında belirlenmesi; savunmanın en kritik görevidir. Ticaret suçlaması yerine kullanım suçlamasının kabul edilmesi; cezayı dramatik biçimde düşürmektedir. Koza Avukatlık, bu ayrımı tüm argümanlarıyla mahkeme önünde güçlü biçimde savunmaktadır. ## Uyuşturucu Ticareti ve Kullanım Arasındaki Fark Uyuşturucu ticareti suçlamasıyla kullanım suçlaması arasındaki fark; ceza açısından çok büyük sonuçlar doğurmaktadır. Ticarette onlarca yıl hapis öngörülürken kullanımda denetimli serbestlik ve tedavi yükümlülüğü devreye girmekte, ertelenmiş ceza mümkün olabilmektedir. Bu ayrım; bulunan maddenin miktarı ve özelliği, paketleme biçimi, dijital yazışmalar ve tanık ifadeleri gibi delillerin değerlendirmesiyle yapılmaktadır. Koza Avukatlık, müvekkilin lehe olan tüm delil ve argümanları sergileyerek ticaret suçlamasının kullanım suçlamasına indirilmesi için kararlı bir savunma yürütmektedir. ## Denetimli Serbestlik ve Tedavi Yükümlülüğü TCK'nın 191. maddesi kapsamındaki kişisel kullanım suçunda mahkeme; ceza vermek yerine denetimli serbestlik altında tedavi ve denetim yükümlülüğüne hükmedebilmektedir. Bu süreçte sanık; düzenli ilaç testi, denetim görevlisiyle görüşme ve gerektiğinde bağımlılık tedavisi gibi yükümlülüklere tabidir. Yükümlülüklerin eksiksiz yerine getirilmesi halinde ceza verilmemektedir. Koza Avukatlık, 191. madde kapsamındaki müvekkillerine denetimli serbestlik sürecini başarıyla tamamlamaları için hem hukuki hem pratik destek sağlamaktadır. ## Delil Hukuku ve Usule Aykırılık Uyuşturucu davalarında delillerin hukuka uygun yollarla elde edilip edilmediği; savunmanın temel odak noktalarından birini oluşturmaktadır. Arama kararı olmaksızın gerçekleştirilen ev ya da araç araması, yasal sınırları aşan gözetleme faaliyetleri ve baskı altında alınan ifadeler; hukuka aykırı delil niteliği taşıyabilmektedir. Hukuka aykırı yollarla elde edilen delillerin mahkemede kullanılmaması; suçun ispat edilemez hale gelmesine yol açabilmektedir. Koza Avukatlık delil hukukuna hâkimiyetiyle her delili titizlikle incelemekte ve usule aykırılıkları mahkeme önünde güçlü biçimde ileri sürmektedir. ## Etkin Pişmanlık ve Ceza İndirimi Uyuşturucu suçlarında etkin pişmanlık; suçun aydınlatılmasına katkı sağlanması ya da diğer faillerin yetkililere bildirilmesi karşılığında cezada önemli indirimler sağlayabilmektedir. Bu kurumun doğru ve zamanında uygulanması; ceza miktarı üzerinde belirleyici etki yaratabilmektedir. Koza Avukatlık, etkin pişmanlık seçeneğini her müvekkil için ayrı ayrı değerlendirerek en avantajlı stratejiyi belirlemektedir. ## Yargılama Sürecinde Tutukluluk Uyuşturucu suçlamalarında tutukluluk; uzun süreli devam edebilmektedir. Tutukluluk itirazı, adli kontrol talebi ve tutukluluk incelemelerinde tahliye argümanlarının güçlü sunulması; müvekkilin özgürlüğünün korunması açısından kritiktir. Koza Avukatlık, her tutukluluk aşamasında tahliye talebini güncel ve güçlü argümanlarla yenileyerek müvekkili adına kararlı biçimde çalışmaktadır. ## Kartal En İyi Uyuşturucu Avukatı Nasıl Seçilir? Kartal en iyi uyuşturucu suçu avukatı arayanların dikkat etmesi gereken başlıca ölçütler şunlardır: ceza hukukunda derin deneyim, uyuşturucu davalarına özgü delil analizi kapasitesi ve Kartal Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki aktif pratik. Gözaltı anından itibaren avukata ulaşılabilmesi de kritik bir seçim kriteridir. ## Kartal Uyuşturucu Avukatı Tavsiye: Koza Avukatlık Neden Tercih Edilmeli? - Ticaret-kullanım ayrımında uzman savunma: Ceza farkını belirleyen kritik ayrım için güçlü argüman. - Delil hukukuna hâkimiyet: Usule aykırı delillerin dışlanması için etkin itiraz. - Denetimli serbestlik süreç yönetimi: 191. madde kapsamındaki müvekkillere pratik destek. - Etkin pişmanlık değerlendirmesi: Ceza indirimi seçeneklerinin titizlikle analizi. - Tutukluluk itirazında güçlü savunma: Her aşamada tahliye ve adli kontrol için kararlı temsil. - Ücretsiz ilk görüşme: Durumunuzu değerlendirmek için herhangi bir ücret alınmaz. ## Kartal Uyuşturucu Avukatı Ücretleri 2026 Hizmet Türü Ücret Yapısı Notlar Kullanım suçu savunması (TCK 191) Sabit ücret Baro tarifesi geçerli Ticaret suçu savunması (TCK 188) Dava kapsamına göre Ayrıca belirlenir Gözaltı/tutukluluk süreç yönetimi Sabit ücret Acil müdahale dahil İstinaf/temyiz aşaması temsili Kapsama göre İlk görüşmede netleştirilir ## Kartal'da Uyuşturucu Avukatları Arasındaki Farklar Kartal'da uyuşturucu suçu davalarında hizmet sunan avukatlar arasındaki fark; delil analizi kapasitesi, ticaret-kullanım ayrımındaki argüman gücü ve Kartal Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki aktif pratikle belirginleşmektedir. Koza Avukatlık bu deneyimi her müvekkile özelleştirilmiş savunma stratejisi olarak sunmakta; delil analizinden tutukluluk itirazına, etkin pişmanlıktan denetimli serbestlik sürecine kadar savunmanın tüm boyutlarını bütünlüklü biçimde yönetmektedir. ## Uyuşturucu Suçlarında Örgüt İddiası Uyuşturucu suçlarının örgüt kapsamında işlendiği iddiası; TCK'nın 220. maddesi uyarınca cezayı yarı oranında artırmakta ve davayı çok daha karmaşık bir boyuta taşımaktadır. Örgüt üyeliği ya da yöneticiliği iddiasıyla suçlanan sanıklar; hem örgüt hem uyuşturucu suçu kapsamında ayrı ayrı yargılanmaktadır. Koza Avukatlık, örgüt iddiasının hukuki koşullarını titizlikle analiz ederek bu nitelendirmeye karşı güçlü savunma argümanları oluşturmaktadır. ## Dijital Deliller ve İletişim Denetimi Telefon dinleme kararları, sosyal medya yazışmaları ve mesajlaşma uygulamalarından elde edilen dijital deliller; uyuşturucu davalarında savcılığın en sık başvurduğu delil kaynaklarından birini oluşturmaktadır. Bu delillerin yasal izinle mi yoksa hukuka aykırı biçimde mi elde edildiği; savunmanın öncelikli inceleme konusu olmalıdır. Koza Avukatlık dijital delilleri usul ve hukuk açısından titizlikle denetleyerek hukuka aykırılık halinde dışlanması için etkin başvuruda bulunmaktadır. ## Suç Aletlerinin Müsaderesi Uyuşturucu suçlarında mahkeme; suçta kullanılan araçların, nakit paranın ve diğer varlıkların müsaderesine karar verebilmektedir. Müsadere kararlarına itiraz; özellikle müsadere edilen varlığın suçla bağlantısının şüpheli olduğu durumlarda önem kazanmaktadır. Koza Avukatlık müsadere kararlarına karşı da etkin itiraz mekanizmalarını kullanmaktadır. ## Bağımlılık Savunması ve Adli Tıp Raporu Kişisel kullanım savunmasını destekleyen en önemli delil; adli tıp ve bağımlılık uzmanı raporudur. Sanığın bağımlılık durumunun tıbbi olarak belgelenmesi; hem kullanım-ticaret ayrımını güçlendirmekte hem de denetimli serbestlik ve tedavi seçeneğinin uygulanmasını kolaylaştırmaktadır. Koza Avukatlık bu raporların doğru kişilerden ve zamanında alınması için müvekkiline rehberlik etmektedir. ## Uyuşturucu Suçlarında İkrar ve Önceki Suç Kaydı Sanığın önceki uyuşturucu suçu kaydının bulunması; hem cezanın belirlenmesinde ağırlaştırıcı etki yaratmakta hem de denetimli serbestlik imkânını kısıtlayabilmektedir. Koza Avukatlık önceki suç kaydının mevcut dava üzerindeki etkisini baştan değerlendirerek stratejiyi buna göre şekillendirmektedir. İkrar aşamasında ise müvekkilin aleyhine sonuç doğuracak beyanlardan kaçınılmasını sağlamaktadır. ## Uyuşturucu Davalarında Uzlaşma Mümkün mü? TCK'nın 188. maddesi kapsamındaki ticaret suçları; uzlaşma kapsamı dışındadır. 191. madde kapsamındaki kullanım suçlarında ise uzlaşma değil, erteleme ve denetimli serbestlik yolu işletilmektedir. Koza Avukatlık bu hukuki çerçeveyi müvekkile en başından açıklayarak gerçekçi bir beklenti yönetimi yapmaktadır. ## Yabancı Uyruklu Sanıklar ve Sınır Dışı Etme Yabancı uyruklu kişilerin uyuşturucu suçuyla yargılanması; sınır dışı etme ve oturma izni iptali gibi ek idari sonuçları da beraberinde getirmektedir. Koza Avukatlık yabancı uyruklu müvekkillerin ceza davası savunmasını yürütürken idari hukuk boyutunu da gözetmektedir. ## Soruşturma Aşamasında Hukuki Destek Uyuşturucu davalarında soruşturma aşaması; arama, el koyma ve ifade alma gibi kritik işlemleri kapsamaktadır. Bu aşamada avukattan destek almak; davanın seyrini belirleyecek delillerin nasıl oluşturulduğunu denetlemek ve müvekkilin haklarını ilk andan koruma altına almak açısından büyük önem taşımaktadır. Koza Avukatlık soruşturma aşamasına en erken müdahaleyi gerçekleştirerek savunmayı güçlü temeller üzerine inşa etmektedir. ## Ceza Miktarını Etkileyen Faktörler Uyuşturucu suçlarında cezayı artıran faktörler arasında şunlar sayılabilir: maddenin türü ve miktarı, suçun örgüt kapsamında işlenmesi, failin kamu görevlisi ya da öğrenci olması ve suçun okul çevresinde gerçekleştirilmesi. Cezayı azaltan faktörler arasında ise etkin pişmanlık, sanığın geçmişte suç kaydının bulunmaması ve madde miktarının kullanım sınırları içinde kalması sayılmaktadır. Koza Avukatlık cezayı azaltan tüm faktörleri mahkemede etkin biçimde öne sürmektedir. ## Uyuşturucu Suçlarında Sulh Anlaşması ve Kabul Ceza yargılamasında bazı durumlarda müdafi ile savcılık arasında delil durumu, suçun niteliği ve ceza miktarı üzerine müzakere yürütülebilmektedir. Koza Avukatlık bu müzakerelerde müvekkilin lehine olan her argümanı masaya taşımakta; kabul ya da reddetme kararını müvekkille birlikte en doğru değerlendirmeyi yaparak belirlemekte ve uzun vadeli sonuçları da göz önünde bulundurarak en isabetli yolu seçmektedir. ## Neden Bizi Tercih Etmelisiniz? Koza Avukatlık ve Danışmanlık Cevizli Mah. Kepez Sk. No:7 Kat:4 Kartal/İstanbul Av. Fatma Umay Bayrak – Av. Büşra Onay Oğurcu 📞 +90 538 980 49 46 / +90 535 924 18 52 | ✉️ kozaavukatlik@gmail.com | İlk görüşme ücretsizdir. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Üzerimde az miktarda uyuşturucu bulundu, hapis yatar mıyım? C: Kullanım amacıyla bulundurma kapsamında değerlendirilirse denetimli serbestlik ve tedavi yükümlülüğü uygulanabilmektedir. Koza Avukatlık bu değerlendirmeyi en baştan yaparak en lehe sonucu hedeflemektedir. S: Uyuşturucu satıcısı olarak suçlanıyorum, savunmam var mı? C: Evet. Delillerin hukuka aykırılığı, miktarın kullanım sınırları içinde olması ve kastın yokluğu gibi savunma argümanları değerlendirilebilir. Koza Avukatlık her dosyayı titizlikle incelemektedir. S: Arama kararı olmadan evim arandı, bu delil geçerli mi? C: Hukuka aykırı arama yoluyla elde edilen deliller mahkemede itiraz konusu yapılabilmektedir. Koza Avukatlık delil hukukuna dayanan bu savunmayı güçlü biçimde yürütmektedir. S: Denetimli serbestlik yükümlülüğünü yerine getiremezsem ne olur? C: Yükümlülüklerin ihlali durumunda ertelenmiş cezanın infazına geçilebilmektedir. Koza Avukatlık müvekkiline süreci doğru yönetmesi için pratik destek sağlamaktadır. S: Önceki uyuşturucu suçum var, bu dava için ne anlama gelir? C: Önceki suç kaydı cezayı ağırlaştırabilmekte ve denetimli serbestlik imkânını kısıtlayabilmektedir. Koza Avukatlık önceki kaydın etkisini en aza indirmek için stratejik savunma planlamaktadır. S: Koza Avukatlık ile nasıl iletişime geçebilirim? C: Telefon (+90 538 980 49 46 / +90 535 924 18 52), WhatsApp veya kozaavukatlik@gmail.com adresi üzerinden 7/24 ulaşabilirsiniz. İlk görüşme ücretsizdir. --- # Kartal Tüketici Avukatı URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/kartal-tuketici-avukati/ Güncelleme: 2026-04-29 Kısa cevap: Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal'da ayıplı mal ve hizmet, mesafeli satışlarda cayma hakkı, abonelik sözleşmeleri, tüketici kredisi masrafları ve devre tatil uyuşmazlıklarında hizmet verir. Parasal sınıra göre önce Tüketici Hakem Heyetine, üzerindeki uyuşmazlıklarda Tüketici Mahkemesine başvurulur. Mesafeli satışlarda 14 günlük cayma hakkı vardır; ayıplı malda zamanaşımı kural olarak 2 yıldır. Kartal tüketici avukatı arayışındaki bireyler için tüketici hukuku; 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında bireylerin satıcı ve üreticilere karşı haklarını güvence altına alan önemli bir hukuk dalıdır. Ayıplı ürün, hatalı hizmet, haksız sözleşme şartları, ticari reklamlarda yanıltıcı uygulama ve abonelik sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar; tüketici şikâyetlerinin en yaygın kaynaklarını oluşturmaktadır. Tüketici mahkemeleri ve Tüketici Hakem Heyetleri; bu uyuşmazlıkların çözümü için özel yargısal mekanizmalar sunmaktadır. Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal Avukat kadrosuyla tüketici uyuşmazlıklarının her boyutunda müvekkillerine güçlü ve etkin hukuki destek sunmaktadır. Haklarınızı en kısa sürede ve en etkili biçimde kullanmak için büromuz her aşamada yanınızdadır. Tüketici uyuşmazlıklarında zamanaşımı sürelerinin kaçırılmaması, doğru başvuru merciinin seçilmesi ve taleplerinin eksiksiz ifade edilmesi; sonucu belirleyen kritik unsurlardır. Koza Avukatlık bu unsurlara en başından dikkat ederek müvekkiline güçlü bir başlangıç sağlamaktadır. ## Tüketici Hukuku Nedir? Hangi Hakları Kapsar? Tüketici hukuku; ticari veya mesleki amaçlarla değil; kişisel, ailevi ya da hanehalkı ihtiyaçları için mal ya da hizmet satın alan bireylerin haklarını düzenlemektedir. 6502 sayılı TKHK; ayıplı mal ve hizmet, mesafeli sözleşmeler, devre mülk ve tatil sözleşmeleri, paket turlar, abonelik sözleşmeleri ve tüketici kredileri gibi geniş bir yelpazede koruyucu hükümler öngörmektedir. Temel tüketici hakları şunlardır: ayıplı ürün ya da hizmette onarım, değişim, bedel iadesi ve bedel indirimi seçeneklerinden birini talep etme hakkı, sözleşmeden cayma hakkı (mesafeli satışlarda 14 gün), haksız sözleşme şartlarının iptali ve zararın tazmini. Koza Avukatlık bu hakların eksiksiz kullanılması için müvekkillerine kapsamlı destek sağlamaktadır. ## Ayıplı Mal ve Hizmet Davaları Satın alınan ürünün ayıplı çıkması ya da hizmetin sözleşmeye uygun verilmemesi; TKHK kapsamında çeşitli seçimlik haklar doğurmaktadır. Tüketici; onarım, değişim, bedel iadesi ya da orantılı indirim seçeneklerinden en uygun olanını talep edebilmektedir. Satıcı bu talepleri yerine getirmezse Tüketici Hakem Heyeti ya da Tüketici Mahkemesi'ne başvurulabilmektedir. Koza Avukatlık ayıplı ürün davalarında müvekkilin seçimlik hakkını en avantajlı biçimde kullanmasını sağlamaktadır. Gizli ayıp halleri özellikle önem taşımaktadır. Ürünün tesliminde gözle görülemeyen ancak kullanım sırasında ortaya çıkan ayıplar; belirli süreler içinde satıcıya bildirildiğinde tüketicinin seçimlik hakları korunmaktadır. Koza Avukatlık gizli ayıp bildirimlerinin hukuki açıdan doğru yapılmasını ve sürelerin eksiksiz takip edilmesini sağlamaktadır. ## Mesafeli Satış Sözleşmeleri ve Cayma Hakkı İnternet, telefon ya da katalog üzerinden yapılan alışverişlerde tüketici; ürünü teslim aldıktan itibaren 14 gün içinde herhangi bir gerekçe göstermeksizin ve ek maliyet üstlenmeksizin cayma hakkını kullanabilmektedir. Satıcının cayma hakkını kısıtlayan ya da tamamen ortadan kaldıran sözleşme şartları hukuka aykırı olup geçersizdir. Koza Avukatlık mesafeli satış uyuşmazlıklarında tüketicinin cayma ve iade haklarını güçlü biçimde savunmaktadır. ## Abonelik Sözleşmeleri ve Haksız Koşullar Telefon, internet, elektrik ve su aboneliklerinden doğan uyuşmazlıklar; gündelik hayatta en sık karşılaşılan tüketici sorunları arasında yer almaktadır. Sözleşme süresinden önce çıkış için talep edilen yüksek cezai şartlar, fatura itirazları ve hizmet kesintisi tazminatları bu alandaki başlıca uyuşmazlık konularıdır. Koza Avukatlık abonelik uyuşmazlıklarında hem Tüketici Hakem Heyeti başvurusunu hem de tüketici mahkemesi sürecini etkin biçimde yönetmektedir. ## Tüketici Hakem Heyeti ve Tüketici Mahkemesi Tüketici uyuşmazlıklarında başvurulacak ilk yol; parasal sınıra göre İlçe ya da İl Tüketici Hakem Heyeti'dir. Belirli parasal sınırın üzerindeki uyuşmazlıklar doğrudan Tüketici Mahkemesi'nde görülmektedir. Hakem Heyeti kararları; itiraz edilmediği sürece taraflar için bağlayıcıdır. Koza Avukatlık her iki aşamada da müvekkillerine kapsamlı temsil ve dilekçe desteği sağlamaktadır. ## Konut ve Araç Alımında Tüketici Hakları Konut ya da araç satın alımında sözleşmeye aykırılık, ayıplı yapı ya da gizli arıza gibi durumlar; özellikle yüksek tutarlı tazminat taleplerine konu olabilmektedir. Müteahhit ya da yetkili bayiden yapılan alımlarda TKHK koruma mekanizmaları devreye girmektedir. Koza Avukatlık bu davalarda hem tüketici hukuku hem de gayrimenkul hukukunu birlikte değerlendirerek müvekkil için en güçlü pozisyonu oluşturmaktadır. ## Kartal En İyi Tüketici Avukatı Nasıl Seçilir? Kartal en iyi tüketici avukatı arayanların dikkat etmesi gereken başlıca ölçütler: TKHK mevzuatına hâkimiyet, Tüketici Hakem Heyeti ve mahkeme pratiği, ayıplı mal-hizmet ve mesafeli satış konularındaki deneyim. İlk görüşmede talebinizi somut biçimde değerlendiren ve hukuki seçeneklerinizi net ortaya koyan avukatla çalışmak en doğru tercih olmaktadır. ## Kartal Tüketici Avukatı Tavsiye: Koza Avukatlık Neden Tercih Edilmeli? - Tüm tüketici haklarında kapsamlı bilgi: Ayıplı ürün, cayma hakkı, abonelik ve konut alımı davalarında deneyim. - Hakem Heyeti ve mahkeme temsili: Her iki aşamada da etkin dilekçe ve savunma desteği. - Haksız sözleşme şartlarına itiraz: Tüketici aleyhine koşulların iptali için güçlü hukuki mücadele. - Süre takibinde titizlik: Cayma ve bildirim sürelerinin eksiksiz yönetimi. - Hem bireysel hem toplu tüketici davalarında temsil: Her ölçekteki uyuşmazlıkta güvenilir destek. - Ücretsiz ilk görüşme: Tüketici hakkınızı değerlendirmek için herhangi bir ücret alınmaz. ## Kartal Tüketici Avukatı Ücretleri 2026 Hizmet Türü Ücret Yapısı Notlar Tüketici Hakem Heyeti başvurusu Sabit ücret Düşük maliyet aralığı Tüketici mahkemesi davası Dava değerine göre Baro tarifesi geçerli Ayıplı mal/hizmet davası Dava değerine göre Ayrıca belirlenir Abonelik/sözleşme itirazı Sabit ücret İlk görüşmede netleştirilir ## Kartal'da Tüketici Avukatları Arasındaki Farklar Kartal'da tüketici hukuku alanında hizmet sunan avukatlar arasındaki fark; TKHK mevzuatına güncel hâkimiyet, Tüketici Hakem Heyeti pratikleri ve ayıplı mal davalarındaki deneyimle belirginleşmektedir. Koza Avukatlık bu deneyimi her müvekkile özelleştirilmiş tüketici hukuku stratejisi olarak sunmakta; Tüketici Hakem Heyeti başvurusundan mahkeme temsiline kadar tüm süreçleri etkin biçimde yönetmektedir. ## Devre Mülk ve Tatil Sözleşmeleri Devre mülk, devre tatil ve tatil kulübü sözleşmeleri; tüketici hukukunun özel koruma öngördüğü sözleşme türleri arasındadır. Bu sözleşmelerde 14 günlük cayma hakkı ve tek taraflı fesih imkânı gibi güçlü tüketici güvenceleri mevcuttur. Sözleşmenin baskı ya da yanıltma sonucunda imzalatıldığı durumlarda ise iptal davası açılabilmektedir. Koza Avukatlık devre mülk uyuşmazlıklarında da müvekkillerine kapsamlı tüketici hukuku desteği sağlamaktadır. ## Tüketici Kredisi ve Banka Uyuşmazlıkları Konut kredisi, taşıt kredisi ve ihtiyaç kredilerinde faiz oranı, masraf ve komisyon anlaşmazlıkları; TKHK ve Bankacılık Kanunu kapsamında tüketici lehine çözüme kavuşturulabilmektedir. Haksız olarak tahsil edilen banka masrafları; TKHK kapsamında iade davası konusu yapılabilmektedir. Koza Avukatlık tüketici kredisi uyuşmazlıklarında müvekkilin fazladan ödediği tutarı mahkeme ya da Hakem Heyeti yoluyla geri almasını sağlamaktadır. ## E-Ticaret ve Online Alışveriş Hakları Çevrimiçi alışverişlerde ürünün hiç gönderilmemesi, yanlış ya da hasarlı ürün teslimi, sahte yorum ile aldatma ve iade süreçlerinde yaşanan engeller; dijital tüketici haklarının kapsamında değerlendirilmektedir. Bu uyuşmazlıklarda Elektronik Ticaret Kanunu ve TKHK hükümleri birlikte uygulanmaktadır. Koza Avukatlık online alışveriş uyuşmazlıklarında dijital hukuk bilgisiyle etkin temsil sağlamaktadır. ## KVKK ve Tüketici Veri Hakları Şirketlerin tüketici verilerini hukuka aykırı biçimde işlemesi ya da izinsiz pazarlama amacıyla kullanması; hem KVKK hem de TKHK kapsamında hukuki yaptırımlara konu olmaktadır. Kişisel verilerin silinmesi talebi, izinsiz e-posta ve SMS pazarlamasına itiraz ve veri ihlali nedeniyle tazminat talebi; Koza Avukatlık tarafından müvekkil adına takip edilmektedir. ## Paket Tur ve Seyahat Sözleşmeleri Paket tur sözleşmelerinde vaat edilen hizmetin sağlanmaması, otel değişikliği, iptal ve erken dönüş gibi durumlarda tüketici; hem sözleşme bedelinin iadesini hem de uğradığı zararın tazminini talep edebilmektedir. Koza Avukatlık seyahat ve paket tur uyuşmazlıklarında hem Hakem Heyeti hem mahkeme aşamasında etkin temsil sunmaktadır. ## Tüketici Uyuşmazlıklarında Zamanaşımı Ayıplı mal davalarında kural olarak 2 yıllık zamanaşımı süresi uygulanmaktadır. Gizli ayıplarda bu süre ayıbın öğrenilmesinden itibaren başlamaktadır. Tüketici kredisi uyuşmazlıklarında farklı süreler söz konusu olabilmektedir. Koza Avukatlık, her tüketici uyuşmazlığında zamanaşımı sürelerini başından takip ederek hak kaybı yaşanmasını önlemektedir. ## Reklamlarda Yanıltıcı Uygulama ve Karşılaştırmalı Reklam Reklamlarda gerçeğe aykırı ya da yanıltıcı içerik; hem TKHK hem de Reklam Kurulu mevzuatı kapsamında yaptırıma tabidir. Tüketici yanıltıcı reklam nedeniyle aldığı üründen zarara uğrarsa hem iade hem de tazminat hakkına sahiptir. Karşılaştırmalı reklamlarda rakip ürünün haksız biçimde küçümsenmesi ise haksız rekabet kapsamında ayrı bir hukuki yaptırımı gerektirmektedir. Koza Avukatlık bu uyuşmazlıklarda tüketiciyi güçlü biçimde savunmaktadır. ## İkinci El Araç Satışında Tüketici Hakları Yetkili bayi ya da tüketici statüsündeki satıcıdan ikinci el araç satın alımında ayıp hükümleri uygulanmaktadır. Araçta gizli mekanik ya da kaporta hasarının sonradan tespit edilmesi; hem iade hem de tazminat davası hakkı doğurmaktadır. Koza Avukatlık ikinci el araç uyuşmazlıklarında teknik bilirkişi desteğiyle müvekkilin haklarını etkin biçimde savunmaktadır. ## Sağlık Hizmetleri ve Hasta Hakları Hastanelerde yaşanan hatalı tedavi, gereksiz ya da pahalı prosedür önerileri ve hastane sözleşmelerindeki haksız koşullar; TKHK kapsamında değerlendirilebilmektedir. Hasta; hizmet bedelinin şeffaf ve anlaşılır biçimde bildirilmesini, ayıplı tıbbi hizmet için tazminat talep edilmesini ve şikâyetin Sağlık Bakanlığı'na iletilmesini isteme hakkına sahiptir. Koza Avukatlık hasta hakları uyuşmazlıklarında da tüketici hukuku perspektifiyle etkin destek sunmakta; her hastanın yasal güvencelerini en yüksek standartta korumayı öncelikli hedef olarak belirlemektedir. ## Neden Bizi Tercih Etmelisiniz? Koza Avukatlık ve Danışmanlık Cevizli Mah. Kepez Sk. No:7 Kat:4 Kartal/İstanbul Av. Fatma Umay Bayrak – Av. Büşra Onay Oğurcu 📞 +90 538 980 49 46 / +90 535 924 18 52 | ✉️ kozaavukatlik@gmail.com | İlk görüşme ücretsizdir. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Aldığım ürün bozuk çıktı, ne yapabilirim? C: Onarım, değişim, bedel iadesi ya da indirim seçeneklerinden birini talep edebilirsiniz. Talep reddedilirse Tüketici Hakem Heyeti ya da mahkeme yoluna başvurulabilmektedir. Koza Avukatlık bu süreçte yanınızdadır. S: Cayma hakkım var mı, nasıl kullanırım? C: Mesafeli satışlarda ürünü teslim aldıktan itibaren 14 gün içinde cayma hakkı mevcuttur. Koza Avukatlık cayma bildiriminin usulüne uygun yapılmasını sağlamaktadır. S: Aboneliğimden çıkmak için yüksek ceza ödettiriyorlar, hukuki yol var mı? C: Orantısız cezai şartlar TKHK kapsamında haksız sözleşme şartı sayılabilmekte ve iptali talep edilebilmektedir. Koza Avukatlık bu şartlara karşı etkin itiraz yürütmektedir. S: Tüketici Hakem Heyeti kararı bağlayıcı mı? C: Evet. İtiraz edilmediği takdirde bağlayıcı nitelik taşımakta ve icraya konulabilmektedir. Karara itiraz süresi 15 gündür. Koza Avukatlık itiraz süreçlerini de yönetmektedir. S: İnternet alışverişinde ürün hiç gönderilmedi, ne yapabilirim? C: Öncelikle yazılı ihtar göndererek iade talep edilmeli; ardından Tüketici Hakem Heyeti'ne başvurulabilmektedir. Koza Avukatlık bu süreci müvekkil adına hızla başlatmaktadır. S: Koza Avukatlık ile nasıl iletişime geçebilirim? C: Telefon (+90 538 980 49 46 / +90 535 924 18 52), WhatsApp veya kozaavukatlik@gmail.com adresi üzerinden ulaşabilirsiniz. İlk görüşme ücretsizdir. --- # Kartal Trafik Kazası Avukatı URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/kartal-trafik-kazasi-avukati/ Güncelleme: 2026-04-29 Kartal trafik kazası avukatı arayışındaki bireyler için trafik kazası; hem bedensel hem maddi hem de psikolojik açıdan ağır sonuçlar doğuran ve hukuki sürecin titizlikle yönetilmesini gerektiren bir olaydır. Türkiye'de trafik kazalarında tazminat; zorunlu trafik sigortası (ZMSS), kasko sigortası ve gerektiğinde karşı taraf ya da araç sahibi aleyhine açılacak dava yoluyla talep edilmektedir. Kusur oranının doğru tespiti, tazminat kalemlerinin eksiksiz hesaplanması ve zamanaşımı sürelerinin dikkatle takip edilmesi; trafik kazası tazminat davalarının başarısını doğrudan belirlemektedir. Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal Avukat kadrosuyla trafik kazası davalarının tüm boyutlarında müvekkillerine güçlü, kapsamlı ve sonuç odaklı hukuki destek sunmaktadır. Kaza gününden tazminatın tahsiline uzanan sürecin her aşamasında büromuz aktif biçimde müvekkilinin yanındadır; hem sigorta müzakerelerinde hem mahkeme aşamasında müvekkil için en yüksek tazminatın elde edilmesi amacıyla kararlı biçimde çalışmaktadır. ## Trafik Kazasında Tazminat Kalemleri Nelerdir? Trafik kazası tazminatı; tek bir kalemden değil, birden fazla ve birbirinden bağımsız hukuki talepten oluşmaktadır. Bu kalemlerin tamamının eksiksiz olarak talep edilmesi; alınabilecek toplam tazminat miktarını önemli ölçüde artırmaktadır. Başlıca tazminat kalemleri şunlardır: araçta oluşan maddi hasar, araçtaki değer kaybı (kaza sonrası piyasa değerinin kalıcı düşüşü), yaralanmadan kaynaklanan tedavi masrafları, geçici ve kalıcı iş göremezlik tazminatı (maluliyet), destekten yoksun kalma tazminatı (vefat halinde yakınlar için), manevi tazminat ve cenaze giderleri. Koza Avukatlık, her tazminat kalemini ayrı ayrı hesaplayarak ve belgeleyerek; hiçbir kalemin gözden kaçırılmadan eksiksiz biçimde talep edilmesini sağlamaktadır. Özellikle değer kaybı ve maluliyet tazminatı; sigorta şirketleri tarafından sıklıkla göz ardı edilen ya da küçümsenen kalemler olduğundan bu konularda deneyimli bir avukat desteği belirleyici olmaktadır. ## Kusur Tespiti ve Kaza Tutanağı Trafik kazasında tazminat miktarının hesaplanmasında temel belirleyici; tarafların kusur oranıdır. Kaza tutanağı, trafik kamerası görüntüleri, tanık beyanları ve kaza ekspertiz raporları kusur tespitinin temel delillerini oluşturmaktadır. Sigorta şirketi ya da mahkemece atanan bilirkişi tarafından yapılan kusur tespitine itiraz; tazminat miktarını önemli ölçüde değiştirebilmektedir. Koza Avukatlık, kusur oranı itirazlarını teknik ve hukuki argümanlarla güçlü biçimde desteklemektedir. Özellikle birden fazla tarafın karıştığı ya da kavşak ve bölünmüş yollarda gerçekleşen kazalarda kusur dağılımı tartışmalı olabilmektedir. Kaza mahalli kroki analizi, araç hasar yeri tespiti ve tanık ifadelerinin birlikte değerlendirilmesi; doğru kusur oranının belirlenmesi için kritik öneme sahiptir. ## Sigorta Şirketiyle Uyuşmazlık ve Dava Zorunlu trafik sigortası kapsamında sigorta şirketine yapılan tazminat başvurusu; çoğu zaman yetersiz ödeme ya da ret kararıyla sonuçlanmaktadır. Sigorta şirketinin kusur oranını tartışmalı bulması, araç hasarını eksik değerlemesi ya da tazminat kalemlerinden bir kısmını reddedmesi halinde hukuki itiraz ve ardından dava yoluna gidilmesi gerekmektedir. Koza Avukatlık, sigorta şirketiyle müzakere aşamasından dava sürecine kadar müvekkilin yanındadır. Sigorta Tahkim Komisyonu; trafik sigortası uyuşmazlıklarında mahkemeye alternatif, hızlı ve düşük maliyetli bir çözüm yolu sunmaktadır. Koza Avukatlık, uyuşmazlığın niteliğine göre en avantajlı yolu belirleyerek müvekkilini bu doğrultuda yönlendirmektedir. ## Değer Kaybı Tazminatı Kaza geçiren araçların, onarılmış olsalar dahi piyasa değerleri kalıcı olarak düşmektedir. Bu değer kaybı; sigorta şirketinden ya da karşı tarafın sigortasından tazminat olarak talep edilebilmektedir. Sigorta şirketleri genellikle değer kaybı ödemelerini kabul etmek istemese de Yargıtay içtihadı bu hakkı güvence altına almaktadır. Koza Avukatlık, araç değer kaybı taleplerini her davada eksiksiz biçimde gündeme taşımaktadır. ## Maluliyet Tazminatı ve Hesaplama Trafik kazasında kalıcı yaralanma sonucu iş gücü kaybı yaşayan mağdurlar; maluliyet tazminatı talep edebilmektedir. Bu tazminat; mağdurun yaşı, mesleği, aktif çalışma yılları, maluliyet oranı ve gelir düzeyi gibi değişkenlere dayalı aktüer hesabıyla belirlenmektedir. Bilirkişi raporunda düşük belirlenen maluliyet oranına ya da hatalı hesaplamaya itiraz; tazminat miktarını ciddi ölçüde artırabilmektedir. Koza Avukatlık, maluliyet tazminatı hesaplamalarında ve bilirkişi itirazlarında uzman bir yaklaşım sergilemektedir. ## Ölümlü Trafik Kazalarında Destekten Yoksun Kalma Trafik kazasında hayatını kaybeden kişinin eşi, çocukları ve anne-babası; ölenin sağ olsaydı sağlayacağı ekonomik desteği tazminat olarak talep edebilmektedir. Destekten yoksun kalma tazminatı hesabı; ölenin yaşı, mesleği, geliri ve hak sahiplerinin sayısına göre yapılmakta olup doğru hesap kritik öneme sahiptir. Koza Avukatlık bu hesabı eksiksiz biçimde yaparak en yüksek tazminatın elde edilmesi için kararlı biçimde çalışmaktadır. ## Kartal En İyi Trafik Kazası Avukatı Nasıl Seçilir? Kartal en iyi trafik kazası avukatı arayanların dikkat etmesi gereken başlıca ölçütler şunlardır: trafik ve sigorta hukukuna özgü deneyim, tazminat hesaplama kapasitesi ve bilirkişi raporlarına itiraz yetkinliği. İlk görüşmede tazminat taleplerini somut biçimde değerlendiren ve gerçekçi beklenti sunan avukatla çalışmak en doğru tercih olmaktadır. ## Kartal Trafik Kazası Avukatı Tavsiye: Koza Avukatlık Neden Tercih Edilmeli? - Tüm tazminat kalemlerinin eksiksiz talebi: Maddi hasar, değer kaybı, maluliyet, destekten yoksun kalma ve manevi tazminat. - Kusur oranı itirazında teknik yetkinlik: Sigorta şirketinin haksız kusur tespitine karşı güçlü itiraz. - Sigorta Tahkim Komisyonu ve mahkeme temsili: Her iki yolda da etkin ve deneyimli savunuculuk. - Bilirkişi raporuna itiraz kapasitesi: Eksik ya da hatalı hesaplamalara karşı etkili müdahale. - Zamanaşımı takibinde titizlik: Trafik kazası tazminat davalarında süre yönetimi. - Ücretsiz ilk görüşme: Kazadan kaynaklanan haklarınızı değerlendirmek için herhangi bir ücret alınmaz. ## Kartal Trafik Kazası Avukatı Ücretleri 2026 Hizmet Türü Ücret Yapısı Notlar Maddi hasar ve değer kaybı davası Dava değerine göre Baro tarifesi geçerli Maluliyet tazminatı davası Dava değerine göre Ayrıca belirlenir Destekten yoksun kalma davası Dava değerine göre Baro tarifesi geçerli Sigorta Tahkim Komisyonu başvurusu Sabit ücret İlk görüşmede netleştirilir ## Kartal'da Trafik Kazası Avukatları Arasındaki Farklar Kartal'da trafik kazası davalarında hizmet sunan avukatlar arasındaki fark; tüm tazminat kalemlerini eksiksiz talep etme kapasitesi, sigorta şirketiyle müzakere deneyimi ve maluliyet hesabındaki teknik yetkinlikle belirginleşmektedir. Koza Avukatlık bu deneyimi her müvekkile özelleştirilmiş tazminat stratejisi olarak sunmakta; kaza günden tazminatın eksiksiz tahsiline uzanan süreçte müvekkilinin yanında kararlı biçimde yer almaktadır. ## Trafik Kazasında Cezai Süreç Trafik kazaları; ölüm ya da ağır yaralanmayla sonuçlandığında cezai soruşturma da başlayabilmektedir. Taksirle öldürme ya da taksirle yaralama suçlamalarıyla karşı karşıya kalan sürücüler; hem ceza davası hem de hukuki tazminat sürecini eş zamanlı yönetmek zorunda kalmaktadır. Ceza davasındaki kusur tespiti; hukuki tazminat davasını da doğrudan etkilemektedir. Koza Avukatlık, trafik kazalarında ceza ve tazminat süreçlerini birlikte planlayarak müvekkil için en bütünlüklü stratejiyi oluşturmaktadır. ## Alkollü ve Ehliyetsiz Araç Kullanımında Tazminat Alkollü ya da ehliyetsiz araç kullanan sürücünün neden olduğu kazalarda mağdurların tazminat hakları zedelenmemektedir. Ancak bu durumda sigorta şirketinin sürücüye rücu hakkı doğmaktadır. Koza Avukatlık, alkollü ya da ehliyetsiz sürücünün karıştığı kazalarda mağdurun tüm tazminat haklarını sigorta şirketi ve sürücü aleyhine eksiksiz biçimde takip etmektedir. ## Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) ZMSS; Türkiye'de her motorlu araç için zorunlu olan ve üçüncü kişilere verilen zararları karşılayan sigortadır. ZMSS limitleri; bedensel zarar için ayrı, maddi hasar için ayrı belirlenmiş olup her yıl güncellenmektedir. Limiti aşan zararlar için araç sahibi ya da sürücüye doğrudan başvurulabilmektedir. Koza Avukatlık, ZMSS kapsamını ve limitlerini eksiksiz analiz ederek tazminatın tamamının tahsil edilmesi için gerekli her yolu değerlendirmektedir. ## Trafik Kamerası ve Delil Tespiti Kaza anına ilişkin trafik kamera görüntüleri; kusur tespitinde en güçlü delil niteliğini taşımaktadır. Bu görüntülerin zamanında ve doğru makamlardan talep edilmesi kritik öneme sahiptir; zira görüntüler belirli bir süre sonra silinmektedir. Koza Avukatlık, kaza sonrasında delil tespiti başvurusunu acilen yaparak görüntülerin ve diğer kritik delillerin kaybolmasını önlemektedir. ## Bisiklet ve Motosiklet Kazaları Bisiklet ve motosiklet sürücüleri; trafik kazalarında ağır yaralanma riskiyle en fazla karşılaşan gruplar arasında yer almaktadır. Bu gruba yönelik davalarda maluliyet oranı ve iş gücü kaybı hesabı; otomobil kazalarına kıyasla çok daha büyük rakamlar üretebilmektedir. Koza Avukatlık bisiklet ve motosiklet kaynaklı kazalarda mağdurun tüm haklarını eksiksiz biçimde savunmaktadır. ## Yayaya Çarpma Davaları Yayaya çarpma davalarında araç sürücüsü; aksi ispat edilmedikçe kural olarak daha yüksek kusur oranıyla değerlendirilmektedir. Yaya mağdurun tedavi masrafları, maluliyet tazminatı ve manevi tazminat hakları; hem zorunlu trafik sigortasından hem de araç sahibinden talep edilebilmektedir. Koza Avukatlık yayaya çarpma davalarında mağdurun tüm haklarını güçlü biçimde savunmaktadır. ## Toplu Taşıma Araçlarında Kaza Otobüs, minibüs, dolmuş ya da taksi gibi toplu taşıma araçlarında meydana gelen kazalarda yolcular; araç işletmecisi ve sigorta şirketine karşı tazminat davası açabilmektedir. Bu davalarda yolcu taşıma sözleşmesinden doğan güvenliği sağlama yükümlülüğü ön plana çıkmaktadır. Koza Avukatlık toplu taşıma kaynaklı kaza davalarında da mağdurların haklarını etkin biçimde savunmaktadır. ## Neden Bizi Tercih Etmelisiniz? Koza Avukatlık ve Danışmanlık Cevizli Mah. Kepez Sk. No:7 Kat:4 Kartal/İstanbul Av. Fatma Umay Bayrak – Av. Büşra Onay Oğurcu 📞 +90 538 980 49 46 / +90 535 924 18 52 | ✉️ kozaavukatlik@gmail.com | İlk görüşme ücretsizdir. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Kaza sonrası ne kadar sürede tazminat davası açabilirim? C: Trafik kazası tazminatında sigorta şirketine karşı zamanaşımı 2 yıl, karşı tarafa karşı ise kural olarak 2 yıldır. Ölümlü kazalarda farklı süreler uygulanabilmektedir. Koza Avukatlık süreyi başından takip etmektedir. S: Kaza benim kusurumla oldu, tazminat alabilir miyim? C: Kısmi kusur halinde bile oransal tazminat hakkı mevcuttur. Kusur payınız düşüldükten sonra kalan kısım için tazminat talebinde bulunulabilmektedir. Koza Avukatlık kusur oranını tartışarak müvekkilin haklarını korumaktadır. S: Sigorta şirketi hasarımı eksik ödedi, ne yapabilirim? C: Eksik ödemeye itiraz ederek Sigorta Tahkim Komisyonu'na ya da mahkemeye başvurulabilmektedir. Koza Avukatlık tüm tazminat kalemlerini hesaplayarak eksik kısmı talep etmektedir. S: Araç değer kaybımı sigorta karşılar mı? C: Yargıtay içtihadına göre değer kaybı tazminat hakkı mevcuttur. Sigorta şirketleri zaman zaman bu ödemeyi reddetse de dava yoluyla talep edilebilmektedir. Koza Avukatlık bu kalemi her davada gündemde tutmaktadır. S: Trafik kazasında manevi tazminat talep edebilir miyim? C: Evet. Ağır yaralanma, uzun süreli tedavi ya da kalıcı sakatlık durumlarında manevi tazminat talep edilebilmektedir. Koza Avukatlık manevi tazminat taleplerini somut olgularla destekleyerek güçlü bir dava yürütmektedir. S: Kaza tutanağı imzaladım ama yanlış, ne yapabilirim? C: Tutanağın iptali ve yeniden düzenlenmesi ya da kusur itirazının hukuki yollarla yapılması mümkündür. Koza Avukatlık tutanaktaki hataları ve kusur dağılımını en başından değerlendirmektedir. S: Koza Avukatlık ile nasıl iletişime geçebilirim? C: Telefon (+90 538 980 49 46 / +90 535 924 18 52), WhatsApp veya kozaavukatlik@gmail.com adresi üzerinden ulaşabilirsiniz. İlk görüşme ücretsizdir. --- # Kartal Ticaret Avukatı URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/kartal-ticaret-avukati/ Güncelleme: 2026-04-29 Kısa cevap: Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal'da ticari alacak, sözleşme ihlali, haksız rekabet, çek ve senet uyuşmazlıkları ile bayilik ve distribütörlük anlaşmazlıklarında şirketleri temsil eder. Ticari davalarda dava öncesi arabuluculuk zorunludur; ticari alacaklarda genel zamanaşımı 5 yıldır. Çalışmalar 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu çerçevesinde yürütülür. Büro Cevizli, Kepez Sk. No:7 Kat:4 Kartal adresindedir. Kartal ticaret avukatı arayışındaki girişimciler ve şirketler için ticaret hukuku; ticari ilişkilerin hukuki güvenceye kavuşturulmasını, ticari uyuşmazlıkların etkin biçimde çözüme kavuşturulmasını ve işletmenin her aşamasında hukuki risklerin minimize edilmesini sağlayan kritik bir alan oluşturmaktadır. Ticari alacakların tahsil edilememesi, sözleşme ihlalleri, haksız rekabet uygulamaları ve kıymetli evrak uyuşmazlıkları; şirketlerin karşılaştığı en sık ve en maliyetli hukuki sorunlar arasında yer almaktadır. Kartal Koza Avukatlık ve Danışmanlık olarak her türlü ticari uyuşmazlıkta ve sözleşme sürecinde müvekkillerine kapsamlı, proaktif ve sonuç odaklı hukuki destek sunmaktadır. Büromuz, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ve güncel Yargıtay içtihadına hâkimiyetiyle her ticari davada müvekkil için en güçlü hukuki pozisyonu oluşturmaktadır. Ticari uyuşmazlıklar; çoğu zaman şirketlerin maddi kayıplarının yanı sıra itibar ve müşteri ilişkileri açısından da ağır sonuçlar doğurduğundan hukuki desteğin en erken aşamada alınması büyük önem taşımaktadır. ## Ticaret Hukuku Nedir? Hangi Konuları Kapsar? Ticaret hukuku; ticari işletmelerin faaliyetlerini, ticaret unvanını, ticari defterleri, cari hesap ilişkilerini, ticari sözleşmeleri ve ticari şirketleri kapsayan özel hukuk dalıdır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu bu alanın temel yasal çerçevesini oluşturmakta; ticari satış, taşıma, sigorta, kıymetli evrak ve deniz ticareti hukuku gibi alt dalları bünyesinde barındırmaktadır. Ticari uyuşmazlıklar; asliye ticaret mahkemelerinin görev alanına girmekte ve 2019'dan itibaren zorunlu arabuluculuk ön koşuluna tabi bulunmaktadır. Kartal'da en sık karşılaşılan ticaret hukuku uyuşmazlıkları şunlardır: şirketler arası alacak ve sözleşme ihtilafları, kıymetli evrak (çek, senet) uyuşmazlıkları, haksız rekabet davaları, ticaret unvanı ihlalleri, bayilik ve distribütörlük sözleşmelerinden doğan anlaşmazlıklar ve ticari iflasla ilgili uyuşmazlıklar. Koza Avukatlık bu alanların tamamında güncel TTK bilgisi ve içtihat birikimiyle müvekkillerine etkin temsil sunmaktadır. ## Ticari Alacak Davaları ve Zorunlu Arabuluculuk Ticari alacak davalarında mahkemeye başvurmadan önce arabuluculuk ön koşulunun yerine getirilmesi zorunludur. Arabuluculukta uzlaşı sağlanamaması halinde düzenlenen son tutanak; dava dilekçesine eklenerek ticaret mahkemesinde dava açılabilmektedir. Koza Avukatlık hem arabuluculuk hem dava aşamasında müvekkil şirketin alacak haklarını eksiksiz koruyarak süreçlerin her aşamasını yönetmektedir. Ticari alacaklarda zamanaşımı genel kural olarak 5 yıldır; ancak bazı sözleşme türlerinde daha kısa süreler geçerlidir. Alacağın zamanaşımına uğramaması için zamanında ihtarname gönderilmesi ya da icra takibi başlatılması şarttır. Koza Avukatlık bu kritik süreleri başından takip ederek müvekkili olası hak kayıplarından korumaktadır. ## Haksız Rekabet Davaları TTK'nın 54 ve devam eden maddeleri; haksız rekabet olarak nitelendirilen yanıltıcı ve aldatıcı ticari uygulamaları, rakibin itibarına zarar veren davranışları ve ticari sırların kötüye kullanımını düzenlemektedir. Haksız rekabet davasında hem zararın tazmini hem de haksız rekabetin men edilmesi talep edilebilmektedir. Koza Avukatlık haksız rekabet davalarında müvekkilin ticari çıkarlarını güçlü biçimde savunmaktadır. ## Kıymetli Evrak Uyuşmazlıkları Ticari hayatın ayrılmaz bir parçası olan çek, bono ve poliçe gibi kıymetli evraklar; ödenmeme ya da sahtecilik durumunda hem hukuki hem cezai sonuçlar doğurmaktadır. Kıymetli evrak alacaklarında kambiyo takibi en hızlı ve güçlü tahsilat yolunu sunmaktadır. Koza Avukatlık, çek ve senet uyuşmazlıklarında hem alacaklı hem borçlu tarafı etkin biçimde temsil etmektedir. ## Bayilik, Distribütörlük ve Franchise Uyuşmazlıkları Bayilik ve distribütörlük sözleşmelerinin tek taraflı feshi, exclusivity ihlalleri ve hak ediş anlaşmazlıkları; ticaret mahkemelerinde sıkça görülen dava türleri arasındadır. Koza Avukatlık bu uyuşmazlıklarda sözleşme hükümlerini ve TTK'yı birlikte değerlendirerek müvekkil için en güçlü hukuki pozisyonu oluşturmaktadır. ## Ticari İflas ve Yeniden Yapılanma Borçlarını ödeyemeyen ticari işletmeler için iflas, konkordato ve iflasın ertelenmesi gibi yollar değerlendirilebilmektedir. Bu süreçlerde alacaklıların haklarının korunması, iflas masasına zamanında kayıt yaptırılması ve sıra cetvelinin doğru belirlenmesi kritik öneme sahiptir. Koza Avukatlık ticari iflas süreçlerinde hem alacaklı hem borçlu tarafını temsil etmektedir. ## Kartal En İyi Ticaret Avukatı Nasıl Seçilir? Kartal en iyi ticaret avukatı arayanların dikkat etmesi gereken başlıca ölçütler: TTK mevzuatına derinlemesine hâkimiyet, ticari sözleşme hazırlama ve inceleme deneyimi, zorunlu arabuluculuk pratiği ve Kartal Asliye Ticaret Mahkemesi'ndeki aktif pratik. İlk görüşmede ticari uyuşmazlığınızı somut biçimde değerlendiren ve hukuki seçeneklerinizi net ortaya koyan avukat tercih edilmelidir. ## Kartal Ticaret Avukatı Tavsiye: Koza Avukatlık Neden Tercih Edilmeli? - Ticari alacak davalarında zorunlu arabuluculuk ve mahkeme temsili: Uçtan uca hizmet. - Haksız rekabet ve kıymetli evrak uyuşmazlıklarında deneyim: TTK'ya dayalı güçlü savunuculuk. - Sözleşme hazırlama ve inceleme: Ticari anlaşmazlıkları başından önleme kapasitesi. - Ticari iflas ve yeniden yapılanma desteği: Her aşamada kapsamlı temsil. - Zamanaşımı takibinde titizlik: Ticari haklarınızın korunması için sistematik yönetim. - Ücretsiz ilk görüşme: Ticari uyuşmazlığınızı değerlendirmek için herhangi bir ücret alınmaz. ## Kartal Ticaret Avukatı Ücretleri 2026 Hizmet Türü Ücret Yapısı Notlar Ticari alacak arabuluculuk temsili Dava değerine göre Baro tarifesi geçerli Ticari alacak davası (mahkeme) Dava değerine göre Ayrıca belirlenir Haksız rekabet davası Dava değerine göre Baro tarifesi geçerli Ticari sözleşme incelemesi Sabit ücret İlk görüşmede netleştirilir ## Kartal'da Ticaret Avukatları Arasındaki Farklar Kartal'da ticaret hukuku alanında hizmet sunan avukatlar arasındaki fark; TTK mevzuatına hâkimiyet, zorunlu arabuluculuk pratiği ve ticari sözleşme hazırlama kalitesiyle belirginleşmektedir. Koza Avukatlık bu deneyimi her müvekkile özelleştirilmiş ticaret hukuku stratejisi olarak sunmakta; hem anlık ticari uyuşmazlıkların hızla çözümü hem de uzun vadeli hukuki güvencenin oluşturulması için proaktif bir yaklaşım benimsemektedir. ## Ticaret Unvanı ve Marka Uyuşmazlıkları Ticaret unvanının tescili, unvan ihlali halinde men ve tazminat davası ile marka hakkının korunması; ticaret hukukunun önemli bir boyutunu oluşturmaktadır. Rakip firmaların benzer ya da karıştırılabilecek unvan ya da marka kullanması; hem müşteri kaybına hem de itibar zararına neden olmaktadır. Koza Avukatlık, ticaret unvanı ve marka ihlali davalarında müvekkilin ticari kimliğini hukuki yollarla korumaktadır. ## Ticari Dava Süreçlerinde Delil Yönetimi Ticari davalarda en önemli delil kaynakları; fatura, sözleşme, irsaliye, banka kayıtları ve elektronik yazışmalardır. Bu delillerin zamanında ve doğru biçimde muhafaza edilmesi; davanın başarısını doğrudan belirlemektedir. Elektronik ortamdaki delillerin (e-posta, WhatsApp yazışmaları) hukuki geçerliliği ve ispat değeri her geçen gün artmaktadır. Koza Avukatlık, ticari davalarda delil setinin eksiksiz oluşturulmasına ve sunulmasına büyük özen göstermektedir. ## Cari Hesap Uyuşmazlıkları Uzun süreli ticari ilişkilerde ortaya çıkan cari hesap bakiyesi anlaşmazlıkları; borçlu tutarın belirsizliği ve karşılıklı alacakların netleştirilmesi sürecini gerektirmektedir. Cari hesabın kesilmesi, bakiye tespiti ve alacak takibi; ticaret hukukunun teknik bir boyutunu oluşturmaktadır. Koza Avukatlık, cari hesap uyuşmazlıklarında tüm kayıtları analiz ederek müvekkil için net alacak tutarını belirlemekte ve tahsil sürecini başlatmaktadır. ## E-Ticaret Uyuşmazlıkları Online alışveriş platformları üzerinden gerçekleştirilen satışlarda iade, değişim, cayma hakkı ve ödeme anlaşmazlıkları; e-ticaret hukukunun en sık karşılaşılan uyuşmazlık türlerini oluşturmaktadır. Elektronik ticaret mevzuatı ve mesafeli satış sözleşmeleri çerçevesinde hem satıcı hem alıcı açısından hukuki haklar ve yükümlülükler titizlikle düzenlenmiştir. Koza Avukatlık, e-ticaret uyuşmazlıklarında güncel mevzuat bilgisiyle müvekkillerine etkin destek sunmaktadır. ## Ticari Sözleşmelerde Yargı Yeri ve Uygulanacak Hukuk Özellikle yabancı unsur içeren ticari sözleşmelerde yargı yeri ve uygulanacak hukuku belirleyen maddeler; uyuşmazlık çıktığında sonucu belirleyen en kritik hükümler arasındadır. Türk mahkemelerinin ya da tahkim kurumlarının seçilmesi, Türk hukuku ya da yabancı hukukun uygulanması; her iki taraf için farklı stratejik sonuçlar doğurmaktadır. Koza Avukatlık ticari sözleşmelerdeki yargı yeri ve hukuk seçimi maddelerini titizlikle inceleyerek müvekkil için en avantajlı koşulların belirlenmesini sağlamaktadır. ## Ticari Tahkim Özellikle büyük ölçekli ticari uyuşmazlıklarda devlet mahkemelerine alternatif olarak tahkim yoluna başvurulabilmektedir. İstanbul Tahkim Merkezi (ISTAC) ve uluslararası tahkim kurumları; hızlı ve uzman çözüm sunan alternatif platformlardır. Koza Avukatlık, sözleşmelerdeki tahkim maddelerinin değerlendirilmesinden tahkim sürecinin yönetimine kadar müvekkillerine kapsamlı destek sağlamaktadır. ## Ticari Temsilci ve Vekilin Sorumluluğu Şirket adına hareket eden ticari temsilcilerin ya da yetkili vekillerin yetkisiz işlemleri; hem şirkete hem de karşı tarafa zarar verebilmektedir. Temsil yetkisinin sınırlarının net belirlenmesi ve yetkisiz işlemlerden doğan sorumluluğun hukuki çerçevede değerlendirilmesi; ticaret hukukunun önemli bir boyutunu oluşturmaktadır. Koza Avukatlık bu uyuşmazlıklarda müvekkilin haklarını eksiksiz savunmaktadır. ## Ticari İtibarın Korunması Rakip firmaların ya da üçüncü kişilerin asılsız iddialarla şirketin ticari itibarına zarar vermesi; hem men davası hem de tazminat davası yoluna başvurulmasını zorunlu kılmaktadır. Sosyal medya ve çevrimiçi platformlardaki haksız paylaşımlar; günümüzde ticari itibar zararının en hızlı yayılan biçimini oluşturmaktadır. Koza Avukatlık ticari itibar koruma davalarında hızlı ihtiyati tedbir başvurusu da dahil olmak üzere etkin bir hukuki mücadele yürütmektedir. ## Depo ve Nakliye Sözleşmelerinden Doğan Uyuşmazlıklar Ticari malların depolanması ya da taşınması sürecinde oluşan hasarlar, kayıplar ve gecikmeler; taşıma ve depolama sözleşmelerinden doğan sorumluluk davalarına yol açmaktadır. Bu davalarda sorumluluk sınırlarının ve sigorta kapsamının doğru belirlenmesi kritik öneme sahiptir. Koza Avukatlık nakliye ve depolama uyuşmazlıklarında TTK ve ilgili mevzuat çerçevesinde etkin temsil sağlamakta; sigorta kapsamının yetersiz kaldığı durumlarda taşıyıcı ya da depo işleticisinin şahsi sorumluluğunu mahkemede güçlü biçimde ortaya koymaktadır. ## Neden Bizi Tercih Etmelisiniz? Koza Avukatlık ve Danışmanlık Cevizli Mah. Kepez Sk. No:7 Kat:4 Kartal/İstanbul Av. Fatma Umay Bayrak – Av. Büşra Onay Oğurcu 📞 +90 538 980 49 46 / +90 535 924 18 52 | ✉️ kozaavukatlik@gmail.com | İlk görüşme ücretsizdir. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Ticari davada arabuluculuk zorunlu mu? C: Evet. 2019'dan itibaren ticaret mahkemesinin görev alanındaki davalarda arabuluculuk ön koşul olmuştur. Koza Avukatlık bu süreci de eksiksiz yönetmektedir. S: Ticari alacağımın zamanaşımı ne zaman dolar? C: Genel ticari alacaklarda 5 yıl, bazı sözleşme türlerinde daha kısa süreler geçerlidir. Koza Avukatlık süreyi başından takip etmektedir. S: Haksız rekabet iddiasıyla ne yapabilirim? C: TTK kapsamında men ve tazminat davası açılabilmektedir. Koza Avukatlık haksız rekabet davalarında hızlı ve güçlü bir temsil sağlamaktadır. S: Ticari sözleşmemi karşı taraf hazırladı, risk var mı? C: Karşı tarafça hazırlanan sözleşmelerde genellikle hazırlayan taraf lehine hükümler bulunmaktadır. Koza Avukatlık inceleme yaparak riskleri tespit etmektedir. S: E-ticaret uyuşmazlığında tüketicinin cayma hakkı var mı? C: Evet. Mesafeli satış sözleşmelerinde tüketici 14 gün içinde herhangi bir gerekçe göstermeksizin cayma hakkını kullanabilmektedir. Koza Avukatlık hem satıcı hem alıcı açısından bu süreci yönetmektedir. S: Ticari temsilcimin yetkisiz işlemi beni bağlar mı? C: Yetkili temsilcinin işlemleri şirketi bağlamakta; yetkisiz işlemler ise şirket tarafından onaylanmadıkça sonuç doğurmamaktadır. Koza Avukatlık yetkisiz işlem uyuşmazlıklarında müvekkilin haklarını etkin biçimde savunmaktadır. S: Koza Avukatlık ile nasıl iletişime geçebilirim? C: Telefon (+90 538 980 49 46 / +90 535 924 18 52), WhatsApp veya kozaavukatlik@gmail.com adresi üzerinden ulaşabilirsiniz. İlk görüşme ücretsizdir. --- # Kartal Temyiz Avukatı URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/kartal-temyiz-avukati/ Güncelleme: 2026-04-29 Kısa cevap: Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal'da Bölge Adliye Mahkemesi kararlarına karşı Yargıtay nezdinde temyiz başvurularını yürütür. Temyiz süresi hukuk davalarında kararın tebliğinden itibaren iki hafta, ceza davalarında tefhimden itibaren yedi gündür ve hak düşürücüdür. Yargıtay yalnızca hukuki denetim yapar; büro karar düzeltme, Anayasa Mahkemesi bireysel başvurusu ve AİHM sürecinde de temsil sağlar. Kartal temyiz avukatı arayışındaki bireyler ve şirketler için temyiz; Bölge Adliye Mahkemesi'nin (BAM) istinaf kararına ya da istinaf aşaması geçilmeksizin kesinleşen ilk derece kararlarına karşı Yargıtay nezdinde başvurulan olağan bir kanun yoludur. Temyiz incelemesinde Yargıtay; maddi vakıayı yeniden değerlendirmez, yalnızca hukukun doğru uygulanıp uygulanmadığını ve usul kurallarına riayet edilip edilmediğini denetlemektedir. Bir davanın en üst yargı mercii önünde değerlendirilmesi anlamına gelen temyiz; hukuki açıdan en karmaşık ve en teknik kanun yolunu oluşturmaktadır. Bu teknik özelliği nedeniyle temyiz dilekçesinin hukuki açıdan sağlam, içtihat destekli ve odaklı biçimde hazırlanması; Yargıtay'ın kararı bozma ya da onama yönünde değerlendirmesini doğrudan belirlemektedir. Hukuken doğru kararın verilmesi kadar, verilen kararın doğru hukuki araçlarla denetlenmesi de adaletin sağlanmasının ayrılmaz bir parçasıdır. Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal Avukat bürosu kadrosuyla Yargıtay nezdindeki temyiz süreçlerinde müvekkillerine teknik, stratejik ve sonuç odaklı hukuki temsil sunmaktadır. ## Temyiz Nedir? İstinaftan Farkı Nedir? Temyiz; BAM kararı kesin nitelik taşımıyorsa ya da bazı özel hallerde ilk derece mahkemesi kararına karşı doğrudan Yargıtay'a yapılan başvurudur. İstinaftan temel farkı; temyizde Yargıtay'ın maddi vakıayı yeniden incelememesi ve yalnızca hukuki denetim yapmasıdır. İstinafta ise BAM hem delil değerlendirmesini hem de hukuki yorumu denetleyebilmektedir. Bu fark; temyiz dilekçesinin içeriğinin istinaf dilekçesinden çok farklı kurgulanması gerektiği anlamına gelmektedir. Temyiz sonucunda Yargıtay; kararı onayabilmekte, bozabilmekte ya da kısmen bozabilmektedir. Bozma kararı sonrasında dava; alt mahkemeye iade edilerek bozmaya uygun yeni bir karar verilmesi için yeniden yargılanmaktadır. Koza Avukatlık, temyiz aşamasında hem bozma talebinde hem de bozmaya karşı direniş hakkının kullanımında müvekkilini etkin biçimde temsil etmektedir. ## Temyiz Başvurusu İçin Yasal Süreler Hukuk davalarında BAM kararının tebliğinden itibaren iki hafta, ceza davalarında ise tefhimden itibaren yedi gün içinde temyiz başvurusunun yapılması zorunludur. Bu süreler hak düşürücü nitelik taşımakta; kaçırılması halinde temyiz yolu kapanmaktadır. Koza Avukatlık, kararın ulaşmasının ardından süre takibini anında başlatmakta ve müvekkili bilgilendirmektedir. Temyiz dilekçesinin içeriği de en az başvuru süresi kadar kritiktir. Yargıtay; dilekçede açıkça belirtilmeyen bozma nedenlerini kural olarak kendiliğinden incelememektedir. Bu nedenle tüm hukuki itirazların dilekçede eksiksiz ve açık biçimde yer alması şarttır. Koza Avukatlık temyiz dilekçesini; ilgili Yargıtay kararlarını, kanun maddelerini ve içtihat örneklerini kapsayan teknik bir belge olarak hazırlamaktadır. ## Temyiz Dilekçesinin Anatomisi Etkili bir temyiz dilekçesi; BAM ya da ilk derece mahkemesi kararındaki hukuka aykırılıkları maddeler halinde ortaya koymakta, her itiraz noktasını ilgili Yargıtay içtihadı ve kanun maddesiyle desteklemekte ve Yargıtay'dan talep edilen sonucu (bozma ya da düzelterek onama) açıkça belirtmektedir. "Karar hatalıdır" gibi genel ifadeler; Yargıtay'ın inceleme alanını daraltmaktadır. Somut ve içtihat destekli itirazlar ise bozma ihtimalini artırmaktadır. Koza Avukatlık, temyiz dilekçesini hazırlarken önce kararı ayrıntılı biçimde incelemekte; ardından her itiraz konusunu ayrı başlıklar altında, ilgili Yargıtay içtihatlarıyla destekleyerek kaleme almaktadır. Bu titiz hazırlık süreci; dilekçenin Yargıtay üzerindeki ikna gücünü ve bozma ihtimalini doğrudan artırmaktadır. ## Hukuk Davalarında Temyiz Kriterleri Hukuk davalarında Yargıtay; kararın usul hukukuna aykırılığını, maddi hukukun yanlış uygulanmasını, delillerin takdirinde açık bir hatanın varlığını ve gerekçenin yetersizliğini denetlemektedir. Özellikle Yargıtay'ın yerleşik içtihadına aykırı kararlar; bozma gerekçesi olarak en sık kullanılan dayanak noktaları arasındadır. Koza Avukatlık, güncel Yargıtay içtihat takibini titizlikle yürüterek temyiz dilekçesini bu içtihatlara dayalı olarak oluşturmaktadır. ## Ceza Davalarında Temyiz Süreci Ceza mahkemelerinde verilen mahkûmiyet ya da beraat kararlarına karşı hem sanık hem savcılık temyiz yoluna başvurabilmektedir. Ceza davalarında temyiz; cezanın hatalı belirlendiği, suçun nitelendirmesinde hata yapıldığı ya da usul kurallarına aykırı hareket edildiği durumlarda özellikle önem kazanmaktadır. Koza Avukatlık ceza davalarında temyiz dilekçesini; mahkûmiyet gerekçesinin hukuki zaafiyetlerini, usul ihlallerini ve Yargıtay içtihadıyla çelişen yorumları açık biçimde ortaya koyacak şekilde hazırlamaktadır. ## Yargıtay'da Duruşma Yapılır mı? Temyiz incelemesi kural olarak dosya üzerinden yapılmaktadır. Ancak bazı davalarda Yargıtay duruşma açabilmekte ya da taraflar duruşma talep edebilmektedir. Duruşma yapılması halinde sözlü savunma ve açıklama fırsatı doğmaktadır. Koza Avukatlık duruşmalı temyiz aşamalarında da güçlü sözlü savunma hazırlığıyla müvekkilini temsil etmektedir. ## Bozmaya Uyma ve Direnme Yargıtay bozma kararı verdiğinde alt mahkeme; bozmaya uyarak yeni bir karar verebilmekte ya da bozmaya direnerek önceki kararında ısrar edebilmektedir. Direnme kararları; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nda ya da Ceza Genel Kurulu'nda incelenmektedir. Koza Avukatlık, bozma kararı sonrasında alt mahkemede yeniden yargılamayı da etkin biçimde takip etmektedir. ## Kartal En İyi Temyiz Avukatı Nasıl Seçilir? Kartal en iyi temyiz avukatı arayanların dikkat etmesi gereken başlıca ölçütler şunlardır: Yargıtay içtihadına hâkimiyet, temyiz dilekçesi yazımındaki teknik kalite ve kanun yolları hukukuna özgü deneyim. Temyiz; ilk derece mahkemesindeki savunmadan farklı bir uzmanlık gerektirmekte olup dilekçenin teknik derinliği bozma ihtimalini doğrudan belirlemektedir. ## Kartal Temyiz Avukatı Tavsiye: Koza Avukatlık Neden Tercih Edilmeli? - Güncel Yargıtay içtihadına hâkimiyet: İlgili daire kararları ve HGK/CGK içtihatlarına dayalı dilekçe hazırlama. - Teknik ve odaklı temyiz dilekçesi: Hukuka aykırılıkların maddeler halinde, içtihatla destekli ortaya konulması. - Hem hukuk hem ceza davalarında temyiz temsili: Geniş kanun yolları deneyimi. - Süre takibinde titizlik: Hak düşürücü sürelerin eksiksiz yönetimi. - Bozma sonrası yeniden yargılama takibi: Sürecin sonuna kadar bütünlüklü temsil. - Ücretsiz ilk görüşme: Kararı değerlendirmek için herhangi bir ücret alınmaz. ## Kartal Temyiz Avukatı Ücretleri 2026 Hizmet Türü Ücret Yapısı Notlar Hukuk davası temyiz temsili Dava değerine göre Baro tarifesi geçerli Ceza davası temyiz temsili Sabit veya kapsama göre Ayrıca belirlenir Temyiz dilekçesi hazırlanması Sabit ücret İlk görüşmede netleştirilir Karşı temyiz dilekçesi cevabı Sabit ücret Baro tarifesi geçerli ## Kartal'da Temyiz Avukatları Arasındaki Farklar Kartal'da temyiz hizmetleri sunan avukatlar arasındaki fark; Yargıtay içtihadına hâkimiyet ve temyiz dilekçesinin teknik kalitesiyle belirginleşmektedir. Koza Avukatlık bu deneyimi her müvekkile özelleştirilmiş temyiz stratejisi olarak sunmakta; Yargıtay içtihadına dayanan güçlü dilekçesiyle bozma ihtimalini en üst düzeye taşımak için çalışmaktadır. Temyiz; cezai ya da hukuki bir davanın son savunma hattı olduğundan bu aşamada yapılacak her hatanın telafisi son derece güçtür. ## Karar Düzeltme Yolu Yargıtay'ın temyiz kararına karşı sınırlı hallerde karar düzeltme yoluna başvurulabilmektedir. Karar düzeltme; Yargıtay'ın kendi kararında maddi hata yapması, dilekçede yer alan bir talebin incelenmemesi ya da kararın usule aykırı olması gibi dar kapsamlı gerekçelere dayanmaktadır. Koza Avukatlık, Yargıtay kararının ardından karar düzeltme yolunun açık olup olmadığını titizlikle değerlendirmekte ve uygun hallerde müvekkil adına derhal başvuru yapmaktadır. ## Anayasa Mahkemesi Bireysel Başvuru Yargıtay kararının kesinleşmesinin ardından temel hak ihlali iddiasıyla Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru yoluna gidilebilmektedir. Adil yargılanma hakkı, mülkiyet hakkı ve özgürlük-güvenlik hakkı ihlalleri bu başvurunun en yaygın dayanaklarını oluşturmaktadır. Koza Avukatlık, Anayasa Mahkemesi bireysel başvurularında da müvekkillerine hukuki danışmanlık ve temsil desteği sağlamaktadır. ## Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Başvurusu Anayasa Mahkemesi'nin ihlal kararı vermemesi ya da başvurunun reddedilmesi halinde iç hukuk yollarının tüketilmesi koşuluyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) başvurulabilmektedir. AİHM; Sözleşme'de güvence altına alınan hakların Türkiye tarafından ihlal edilip edilmediğini incelemektedir. Koza Avukatlık, AİHM başvurularında da müvekkillerine rehberlik etmektedir. ## Yargılamanın Yenilenmesi Ceza davalarında kesinleşmiş mahkûmiyet kararına karşı belirli koşulların varlığında yargılamanın yenilenmesi (iade-i muhakeme) talep edilebilmektedir. Yeni delillerin ortaya çıkması, sahte belgeye dayanan mahkûmiyet ya da AİHM'in ihlal tespiti bu koşulların başında gelmektedir. Koza Avukatlık yargılamanın yenilenmesi taleplerinde de müvekkillerine etkin hukuki destek sunmaktadır. ## Temyiz Dilekçesinde Sık Yapılan Hatalar Temyiz dilekçelerinde en sık yapılan hatalar şunlardır: bozma nedeninin genel ve soyut ifadelerle belirtilmesi, Yargıtay içtihadından yararlanılmaması, dilekçenin konudan uzaklaşması ve talep sonucunun net biçimde ortaya konulmaması. Koza Avukatlık bu hataları önlemek için her temyiz dilekçesini titizlikle kaleme almakta; sonuç bölümünü açık, kısa ve güçlü biçimde ifade etmektedir. ## Temyizde Karşı Taraf Cevap Dilekçesi Karşı tarafın temyiz başvurusu üzerine cevap dilekçesi hazırlanması; BAM kararının doğruluğunu destekleyen argümanların Yargıtay'a ulaştırılması açısından önem taşımaktadır. Koza Avukatlık, karşı temyiz dilekçesine de gerekçeli ve hukuki dayanağa sahip bir cevap hazırlayarak müvekkilin onanma ihtimalini artırmaktadır. ## Temyiz Aşamasında Delil Niteliğindeki Belgeler Temyiz aşamasında yeni delil sunulamamakla birlikte alt mahkeme aşamasında dosyaya giren belgelerin Yargıtay tarafından nasıl değerlendirileceği; dilekçede bu belgelere yapılan atıfların doğruluğuyla doğrudan ilgilidir. Koza Avukatlık, temyiz dilekçesini hazırlarken alt mahkeme dosyasını bütünüyle incelemekte; her belgenin temyiz itirazlarıyla bağlantısını açık biçimde kurmaktadır. ## Hukuk Genel Kurulu ve Ceza Genel Kurulu Kararları Yargıtay daireleri arasında ya da bir dairenin önceki kararıyla çelişen içtihat oluştuğunda; Hukuk Genel Kurulu ya da Ceza Genel Kurulu devreye girmektedir. Bu kurulların kararları; Yargıtay içtihadını şekillendiren ve bağlayıcı nitelik taşıyan emsal kararlar niteliğindedir. Koza Avukatlık, temyiz dilekçelerinde HGK ve CGK kararlarını etkin biçimde kullanarak müvekkil lehine bozma gerekçesi oluşturmaktadır. ## Neden Bizi Tercih Etmelisiniz? Koza Avukatlık ve Danışmanlık Cevizli Mah. Kepez Sk. No:7 Kat:4 Kartal/İstanbul Av. Fatma Umay Bayrak – Av. Büşra Onay Oğurcu 📞 +90 538 980 49 46 / +90 535 924 18 52 | ✉️ kozaavukatlik@gmail.com | İlk görüşme ücretsizdir. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Temyiz başvurusu için süre ne kadardır? C: Hukuk davalarında tebliğden itibaren 2 hafta, ceza davalarında tefhimden itibaren 7 gündür. Koza Avukatlık süreyi anında takibe almaktadır. S: Her BAM kararı temyize taşınabilir mi? C: Dava değeri ve suçun niteliğine göre bazı kararlar temyize kapalıdır. Koza Avukatlık ilk görüşmede temyiz yolunun açık olup olmadığını değerlendirmektedir. S: Yargıtay kararı ne zaman çıkar? C: Yargıtay'ın iş yüküne ve dairesine göre birkaç aydan 2 yıla kadar değişebilmektedir. Koza Avukatlık dosya durumunu takip etmektedir. S: Temyizde yeni delil sunulabilir mi? C: Hayır. Yargıtay yalnızca hukuki denetim yapmakta; yeni delil kabul edilmemektedir. Bu nedenle alt mahkeme aşamasında tüm delillerin sunulması kritik öneme sahiptir. S: Yargıtay bozarsa ne olur? C: Dava alt mahkemeye iade edilerek bozmaya uygun yeni bir karar verilmesi beklenmektedir. Koza Avukatlık yeniden yargılama aşamasını da takip etmektedir. S: Temyiz dilekçemi kendim yazabilir miyim? C: Hukuken mümkündür; ancak temyiz dilekçesinin Yargıtay içtihadına dayalı, teknik ve odaklı biçimde hazırlanması bozma ihtimalini doğrudan belirlemektedir. Koza Avukatlık bu teknik hazırlığı her müvekkil için titizlikle gerçekleştirmektedir. S: Koza Avukatlık ile nasıl iletişime geçebilirim? C: Telefon (+90 538 980 49 46 / +90 535 924 18 52), WhatsApp veya kozaavukatlik@gmail.com adresi üzerinden ulaşabilirsiniz. İlk görüşme ücretsizdir. --- # Kartal Tazminat Avukatı URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/kartal-tazminat-avukati/ Güncelleme: 2026-04-29 Kısa cevap: Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal'da trafik kazası, iş kazası ve meslek hastalığı, tıbbi malpraktis, sözleşme ihlali ve kişilik hakkı ihlallerinden doğan maddi ve manevi tazminat davalarını yürütür. Maluliyet ve destekten yoksun kalma tazminatları bilirkişi ve aktüer hesaplarıyla belirlenir; haksız gözaltı tazminatı CMK 141 kapsamında devletten istenebilir. Büro Cevizli, Kepez Sk. No:7 Kat:4 Kartal adresindedir. Kartal tazminat avukatı arayışındaki bireyler ve şirketler için tazminat hukuku; haksız fiil, sözleşme ihlali ya da idari işlemden kaynaklanan zararların hukuken giderilmesini sağlayan kapsamlı bir alandır. Trafik kazası, iş kazası, tıbbi malpraktis, ürün kusuru ya da devletin haksız işleminden doğan zararlar; maddi ve manevi tazminat taleplerinin en yaygın kaynaklarını oluşturmaktadır. Tazminat davalarında hak edilen tutarın tam olarak hesaplanması, doğru hukuki yolun seçilmesi ve zamanaşımı sürelerinin eksiksiz takip edilmesi; davadan elde edilecek sonucu doğrudan belirlemektedir. Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal Avukatlık bürosu kadrosuyla tazminat davalarının her boyutunda müvekkillerine güçlü, kapsamlı ve sonuç odaklı hukuki destek sunmaktadır. Her türlü tazminat davasında büromuz, müvekkilin uğradığı zararın tamamının hukuken karşılanması için kararlı biçimde çalışmakta; bilirkişi süreçlerinden faiz hesabına, sigorta müzakerelerinden mahkeme temsiline kadar davayı bütünlüklü biçimde yönetmektedir. ## Tazminat Hukuku Nedir? Hangi Zararlara Uygulanır? Tazminat hukuku; bir kişinin hukuka aykırı eylem veya ihmali nedeniyle başkasına verdiği zararın giderilmesini konu alan özel hukuk dalıdır. Türk hukukunda tazminat talebi; Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiil hükümleri, sözleşme hükümleri ve özel kanunlar (Karayolları Trafik Kanunu, İş Kanunu vb.) kapsamında değerlendirilmektedir. Maddi tazminat; fiili zarar ve yoksun kalınan kazanç olmak üzere iki temel unsurdan oluşmaktadır. Manevi tazminat ise kişinin yaşadığı acı, ızdırap, elem ve kişilik hakkı ihlalleri için talep edilen ayrı bir tazminat kalemidir. Kartal'da en sık açılan tazminat davaları şu kategorilerde yoğunlaşmaktadır: trafik kazası tazminatı, iş kazası ve meslek hastalığı tazminatı, tıbbi malpraktis tazminatı, haksız işten çıkarma tazminatı, sözleşme ihlali nedeniyle tazminat ve idari işlemden doğan zarar tazminatı. Her kategorinin hesaplama yöntemi, ispat koşulları ve zamanaşımı süresi birbirinden farklılaşmaktadır. ## Trafik Kazası Tazminatı Trafik kazalarında tazminat; maddi hasar, bedensel zarar, maluliyet tazminatı, destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat olmak üzere birden fazla kalemden oluşmaktadır. Kusur oranının doğru tespiti; tazminat miktarını doğrudan belirleyen en kritik unsurdur. Sigorta şirketi, karşı taraf ya da her ikisi birden dava konusu yapılabilmektedir. Koza Avukatlık, trafik kazası davalarında kusur oranı itirazından sigorta tazminatının artırılmasına dek sürecin tamamında etkin temsil sunmaktadır. Maluliyet tazminatı; yaralanma nedeniyle kalıcı veya geçici iş gücü kaybının hesaplanmasıyla belirlenmektedir. Bu hesaplama; mağdurun yaşı, mesleği, geliri ve maluliyet oranı gibi değişkenlere dayandığından bilirkişi incelemesi kritik rol oynamaktadır. Koza Avukatlık bilirkişi raporuna itiraz mekanizmasını da etkin biçimde kullanarak müvekkilin maksimum tazminatı almasını sağlamaktadır. ## İş Kazası ve Meslek Hastalığı Tazminatı İş kazası geçiren çalışanlar; SGK'dan maluliyet aylığı almanın yanı sıra işverenden maddi ve manevi tazminat talep edebilmektedir. İşverenin iş güvenliği önlemlerini almamış olması ya da ihmalinin kaza üzerindeki payı; tazminat miktarını belirleyen temel faktörlerdir. Koza Avukatlık, iş kazası tazminat davalarında SGK rücu hakkı, işveren sorumluluğu ve sigorta kapsamı gibi birbirleriyle bağlantılı tüm unsurları bütünlüklü biçimde ele almaktadır. ## Tıbbi Malpraktis Tazminatı Hatalı ya da özensiz tıbbi müdahale (malpraktis) nedeniyle oluşan zararlar; hem hastane hem de doktor aleyhine tazminat davası açılmasına zemin oluşturmaktadır. Bu davalarda tıbbi bilirkişi raporu; nedensellik bağının kurulması açısından belirleyici rol oynamaktadır. Koza Avukatlık, malpraktis davalarında tıbbi raporları hukuki argümanlarla destekleyerek müvekkile en yüksek tazminatı sağlamak için kararlı biçimde çalışmaktadır. ## Manevi Tazminat Talepleri Manevi tazminat; kişinin ağır bir yaralanma, yakının kaybı, kişilik hakkı ihlali ya da haksız suçlama gibi durumlar nedeniyle yaşadığı psikolojik acının giderilmesine yönelik parasal bir karşılıktır. Mahkeme, manevi tazminat miktarını hâkimin takdir yetkisi çerçevesinde belirlemektedir. Bu nedenle manevi tazminat taleplerinde ikna edici ve somut bir sunum yapmak büyük önem taşımaktadır. Koza Avukatlık, manevi tazminat taleplerini somut olgularla ve içtihatlarla destekleyerek mahkemede güçlü bir sunum yapmaktadır. ## Sözleşme İhlalinden Doğan Tazminat Taraflar arasındaki bir sözleşmenin karşı tarafça ihlal edilmesi; hem fiili zarar hem de yoksun kalınan kâr için tazminat talep edilmesine imkân tanımaktadır. Tazminatın yanı sıra cezai şart talebi, sözleşmeden dönme ve iade hakları da bu süreçte birlikte değerlendirilmelidir. Koza Avukatlık, sözleşme ihlali tazminat davalarında zararın kapsamını eksiksiz hesaplayarak mahkemede ikna edici biçimde ortaya koymaktadır. ## Kartal En İyi Tazminat Avukatı Nasıl Seçilir? Kartal en iyi tazminat avukatı arayanların dikkat etmesi gereken başlıca ölçütler şunlardır: tazminat hukukuna özgü deneyim, zararın eksiksiz hesaplanmasındaki teknik yetkinlik ve bilirkişi raporlarına itiraz kapasitesi. İlk görüşmede tazminat talebini somut biçimde değerlendiren ve gerçekçi beklenti sunan avukatla çalışmak en doğru tercih olmaktadır. ## Kartal Tazminat Avukatı Tavsiye: Koza Avukatlık Neden Tercih Edilmeli? - Tüm tazminat türlerinde uzman temsil: Trafik, iş kazası, malpraktis ve sözleşme ihlali davalarında deneyim. - Zararın eksiksiz hesaplanması: Tüm tazminat kalemlerinin (maddi, manevi, maluliyet) tespit ve talebi. - Bilirkişi raporuna itiraz kapasitesi: Eksik ya da hatalı raporlara karşı etkin hukuki itiraz. - Zamanaşımı takibinde titizlik: Hak düşürücü sürelerin kaçırılmaması için sistematik yönetim. - Sigorta şirketiyle müzakere ve dava temsili: Her iki yolda da güçlü savunuculuk. - Ücretsiz ilk görüşme: Tazminat talebinizi değerlendirmek için herhangi bir ücret alınmaz. ## Kartal Tazminat Avukatı Ücretleri 2026 Hizmet Türü Ücret Yapısı Notlar Trafik kazası tazminat davası Dava değerine göre Baro tarifesi geçerli İş kazası tazminat davası Dava değerine göre Ayrıca belirlenir Tıbbi malpraktis davası Dava değerine göre Baro tarifesi geçerli Sözleşme ihlali tazminatı Dava değerine göre İlk görüşmede netleştirilir Manevi tazminat davası Sabit veya dava değerine göre Baro tarifesi geçerli ## Kartal'da Tazminat Avukatları Arasındaki Farklar Kartal'da tazminat hukuku alanında hizmet sunan avukatlar arasındaki fark; zararın eksiksiz hesaplanması, bilirkişi raporlarına itiraz kapasitesi ve sigorta şirketiyle müzakerelerdeki deneyimle belirginleşmektedir. Koza Avukatlık bu deneyimi her müvekkile özelleştirilmiş tazminat stratejisi olarak sunmaktadır. ## Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Trafik kazası ya da iş kazasında hayatını kaybeden kişinin yakınları; ölenin sağ olsaydı sağlayacağı ekonomik desteği talep edebilmektedir. Destekten yoksun kalma tazminatı hesabı; ölenin yaşı, mesleği, geliri ve yaşam beklentisi gibi değişkenlere dayanmakta olup aktüer hesaplamaları gerektirmektedir. Koza Avukatlık bu hesabı eksiksiz biçimde yaparak destek tazminatının maksimum düzeyde belirlenmesini sağlamaktadır. ## Ürün Sorumluluğu Tazminatı Kusurlu bir ürünün kullanımı sonucunda oluşan bedensel zarar ya da maddi hasar; üreticinin, dağıtıcının ya da satıcının ürün sorumluluğu kapsamında tazminat ödemesini zorunlu kılmaktadır. Bu davalarda ürün kusuru ile zarar arasındaki nedensellik bağının kurulması kritik öneme sahiptir. Koza Avukatlık ürün sorumluluğu davalarında teknik bilirkişi raporlarını hukuki argümanlarla birleştirerek güçlü bir dava yürütmektedir. ## Çevresel Zarar Tazminatı Fabrika emisyonları, atık su deşarjları ya da tarım ilaçlarından kaynaklanan çevresel zararlar; hem bireyler hem de topluluklar için tazminat talep hakkı doğurmaktadır. Bu davalarda bilimsel delillerin hukuki çerçeveye oturtulması ve nedensellik bağının kurulması özel bir uzmanlık gerektirmektedir. Koza Avukatlık çevresel zarar tazminat davalarında da müvekkillerine destek sunmaktadır. ## Tazminatta Faiz Hesabı Tazminat davasında hükmedilecek tutara uygulanacak faiz; zararın doğum tarihinden ya da temerrüt tarihinden itibaren işlemeye başlamaktadır. Yüksek enflasyon dönemlerinde faiz hesabı; tazminat miktarını önemli ölçüde artırabilmektedir. Koza Avukatlık faiz başlangıç tarihini ve uygulanacak faiz türünü müvekkil lehine en avantajlı biçimde belirleyerek davayı bu doğrultuda yürütmektedir. ## Tazminat Davalarında Arabuluculuk Bazı tazminat uyuşmazlıklarında mahkemeye başvurmadan önce arabuluculuk yoluna gidilmesi; hem zaman hem maliyet açısından avantaj sağlayabilmektedir. İş kazası ve ticari ilişkilerden doğan tazminat davalarında arabuluculuk özellikle işlevsel olmaktadır. Koza Avukatlık arabuluculuk sürecini müvekkilin yararına yönetmekte ve gerektiğinde dava aşamasına sorunsuz geçişi sağlamaktadır. ## Tazminat Miktarını Artıran Etkenler Tazminat miktarını artıran başlıca etkenler şunlardır: failin ağır kusuru ya da kası, zararın kalıcı ve ağır niteliği, mağdurun genç yaşta olması ve uzun yıllar boyunca gelir kaybına uğraması ile toplumdaki caydırıcılık işlevi. Koza Avukatlık bu etkenleri davada güçlü biçimde vurgulayarak mahkemenin mümkün olan en yüksek tazminata hükmetmesini amaçlamaktadır. ## Haksız Gözaltı ve Yargısal Hata Tazminatı Haksız yere gözaltına alınan ya da tutukluluğu devam eden kişiler; beraat ya da takipsizlik kararı sonrasında devletten tazminat talep edebilmektedir. CMK'nın 141 ve devam eden maddeleri kapsamında açılacak tazminat davası; haksız gözaltı nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararı kapsamaktadır. Koza Avukatlık bu davalarda müvekkilin ceza yargılaması sürecindeki haklarını kayıt altına alarak tazminat davasını güçlü biçimde yürütmektedir. ## Kişilik Hakkı İhlallerine Bağlı Tazminat Basın-yayın organlarında ya da sosyal medyada gerçeğe aykırı içerik yayılması, onur ve itibarı zedeleyen paylaşımlar ya da özel hayata müdahale; kişilik hakkı ihlallerine dayalı tazminat talebine zemin oluşturmaktadır. Bu davalarda hem maddi hem manevi tazminat talep edilebileceği gibi yayının durdurulması ve düzeltme yayımlanması da talep konusu yapılabilmektedir. Koza Avukatlık kişilik hakkı ihlali davalarında hızlı ve kararlı bir temsil sunmakta; yayının durdurulması için ihtiyati tedbir kararı alınması da dahil olmak üzere tüm hukuki araçları devreye sokmaktadır. ## Neden Bizi Tercih Etmelisiniz? Koza Avukatlık ve Danışmanlık Cevizli Mah. Kepez Sk. No:7 Kat:4 Kartal/İstanbul Av. Fatma Umay Bayrak – Av. Büşra Onay Oğurcu 📞 +90 538 980 49 46 / +90 535 924 18 52 | ✉️ kozaavukatlik@gmail.com | İlk görüşme ücretsizdir. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Tazminat davası ne kadar sürer? C: Davanın türüne ve karmaşıklığına göre 1-3 yıl arasında değişmektedir. Bilirkişi süreçleri ve itirazlar davayı uzatabilmektedir. Koza Avukatlık süreci hızlandırmak için gerekli adımları aktif biçimde atmaktadır. S: Tazminat için zamanaşımı ne kadardır? C: Haksız fiil tazminatında kural olarak zararın öğrenilmesinden itibaren 2 yıl, her halükarda 10 yıldır. Sözleşme ihlalinde genel zamanaşımı 10 yıldır. Koza Avukatlık süreyi başından takip etmektedir. S: Sigorta şirketi yeterli tazminat ödemezse ne yapabilirim? C: Eksik ödemeye itiraz ederek dava açılabilmektedir. Koza Avukatlık tüm tazminat kalemlerini hesaplayarak eksik kısmı mahkemede talep etmektedir. S: Manevi tazminat ne kadar olabilir? C: Manevi tazminat miktarı hâkimin takdir yetkisine bağlıdır; zararın ağırlığı, failin kusuru ve toplumsal etki belirleyici kriterlerdir. Koza Avukatlık manevi tazminat taleplerini güçlü olgularla desteklemektedir. S: Tazminat davası açmak için avukat şart mı? C: Zorunlu değildir ancak tazminat hesabının doğru yapılması ve bilirkişi süreçlerinin etkin yönetilmesi için uzman avukat desteği; alınabilecek tazminat miktarını önemli ölçüde artırmaktadır. S: İş kazasında hem SGK hem işverenden tazminat alabilir miyim? C: Evet. SGK maluliyet aylığı alırken işverenden de maddi ve manevi tazminat talep edebilirsiniz. SGK'nın ödediği tutarlar mahsup edilerek net tazminat miktarı belirlenmektedir. Koza Avukatlık bu hesabı eksiksiz yapmaktadır. S: Koza Avukatlık ile nasıl iletişime geçebilirim? C: Telefon (+90 538 980 49 46 / +90 535 924 18 52), WhatsApp veya kozaavukatlik@gmail.com adresi üzerinden ulaşabilirsiniz. İlk görüşme ücretsizdir. --- # Kartal Şirket Avukatı URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/kartal-sirket-avukati/ Güncelleme: 2026-04-29 Kısa cevap: Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal'da şirket kuruluşu ve esas sözleşme hazırlığı, hissedar sözleşmeleri, ortaklar arası uyuşmazlıklar, genel kurul kararlarının iptali, ticari sözleşmeler ile birleşme, bölünme ve tasfiye süreçlerinde hizmet verir. Çalışmalar 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu çerçevesinde yürütülür. Büro Cevizli, Kepez Sk. No:7 Kat:4 Kartal adresindedir; ilk görüşme ücretsizdir. Kartal şirket avukatı arayışındaki girişimciler, KOBİ sahipleri ve kurumsal yöneticiler için şirket hukuku; kuruluştan tasfiyeye, ortaklık anlaşmazlıklarından ticari sözleşmelere kadar işletmenin her aşamasında hukuki güvence sağlayan kritik bir alan oluşturmaktadır. Bir şirketin kuruluşunda yapılan usul hataları, ortaklar arasındaki belirsiz sözleşmeler ya da ticari ilişkilerde yazılı güvenceden yoksun kalmak; ilerleyen dönemlerde telafi edilemez hukuki ve mali sonuçlara yol açabilmektedir. Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal Avukat kadrosuyla şirket hukukunun her boyutunda müvekkillerine kapsamlı, proaktif ve sonuç odaklı hukuki destek sunmaktadır. Limited şirket, anonim şirket ve şahıs şirketi başta olmak üzere her türlü ticari yapıda büromuz aktif biçimde hizmet vermektedir. Şirketin kuruluşundan günlük operasyonel hukuki ihtiyaçlara, ortaklık krizlerinden tasfiyeye uzanan geniş yelpazede Koza Avukatlık güvenilir hukuki ortağınız olmaya hazırdır. ## Şirket Hukuku Nedir? Hangi Konuları Kapsar? Şirket hukuku; ticari şirketlerin kuruluşunu, işleyişini, ortaklar arasındaki ilişkileri, şirket organlarının yetkilerini ve şirketin sona ermesini düzenleyen hukuk dalıdır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu bu alanın temel yasal çerçevesini oluşturmaktadır. Limited şirket, anonim şirket, kolektif şirket ve komandit şirket gibi farklı şirket türlerinin her biri; ayrı hukuki düzenlemelere ve yükümlülüklere tabidir. Kartal'da en sık karşılaşılan şirket hukuku uyuşmazlıkları şu başlıklar altında toplanmaktadır: ortaklar arası pay devri anlaşmazlıkları, genel kurul kararlarının iptali, şirketi temsil ve imza yetkisi uyuşmazlıkları, müdür ve yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu, şirket birleşme ve bölünme işlemleri ile şirket tasfiyesi ve iflası. Koza Avukatlık bu alanların tamamında güncel TTK bilgisi ve içtihat birikimiyle etkin temsil sunmaktadır. ## Şirket Kuruluşu ve Sözleşme Hazırlığı Şirket kuruluşunda şirket türünün doğru belirlenmesi, esas sözleşmenin eksiksiz hazırlanması, sermaye yapısının optimum biçimde oluşturulması ve ortaklar arasındaki hak-yükümlülük dengesinin net biçimde kurulması kritik önem taşımaktadır. Eksik ya da hatalı hazırlanan esas sözleşmeler; ilerleyen dönemde ortaklar arasındaki anlaşmazlıkların temel kaynaklarından birini oluşturmaktadır. Koza Avukatlık, şirket kuruluşunda esas sözleşmeyi müvekkil ihtiyaçlarına özel olarak hazırlamakta ve ticaret sicili işlemlerini titizlikle yönetmektedir. Şirket kurulduktan sonra ortaklar arasında imzalanacak hissedar sözleşmesi (pay sahipleri sözleşmesi); esas sözleşmenin ötesinde gizlilik, rekabet yasağı, çıkış koşulları ve kâr dağıtımı gibi önemli konuları düzenlemektedir. Bu sözleşme; özellikle girişim ve yatırım süreçlerinde büyük önem taşımaktadır. Koza Avukatlık hissedar sözleşmelerini de müvekkile özel olarak hazırlamaktadır. ## Ortaklar Arası Anlaşmazlıklar Şirket ortakları arasındaki anlaşmazlıklar; kâr paylaşımı, yönetim kararları, imza yetkisi kullanımı ve şirkete yapılan katkıların değerlendirilmesi gibi konularda ortaya çıkabilmektedir. Bu anlaşmazlıkların zamanında ve doğru biçimde çözüme kavuşturulması; şirketin faaliyetlerinin sekteye uğramaması açısından kritik öneme sahiptir. Koza Avukatlık, ortaklar arası anlaşmazlıklarda hem arabuluculuk hem de dava yoluyla etkin çözüm sağlamaktadır. Pay devri ve ortaktan çıkarılma süreçleri de önemli uyuşmazlık alanları arasında yer almaktadır. Özellikle limited şirketlerde ortağın haklı nedenle şirketten çıkarılması ya da ortağın çıkma hakkını kullanması; karmaşık hukuki prosedürleri gerektirmektedir. Koza Avukatlık bu süreçleri TTK çerçevesinde titizlikle yönetmektedir. ## Ticari Sözleşmeler ve Hukuki Güvence İşletmeler için ticari sözleşmeler; tedarik, bayilik, franchise, distribütörlük, hizmet ve lisans sözleşmeleri gibi geniş bir yelpazeyi kapsamaktadır. Her sözleşmenin tarafların haklarını dengeli biçimde koruması, olası anlaşmazlıklarda uygulanacak hukuku ve yargı merciini açıkça belirlemesi şarttır. Koza Avukatlık ticari sözleşmeleri hazırlamakta, karşı tarafça sunulan sözleşmeleri hukuki risk açısından incelemekte ve gerektiğinde müzakere sürecini yürütmektedir. ## Genel Kurul ve Yönetim Kurulu Uyuşmazlıkları Anonim şirketlerde genel kurul kararlarının iptali davası; usulsüz toplantı çağrısı, gündem dışı karar alınması, azınlık haklarının çiğnenmesi ya da kararın emredici hükümlere aykırılığı gibi gerekçelere dayandırılabilmektedir. Yönetim kurulu üyelerinin şirkete zarar veren kararları nedeniyle sorumluluk davası da şirket hukukunun önemli bir alanını oluşturmaktadır. Koza Avukatlık bu davalarda hem davacı hem davalı tarafı etkin biçimde temsil etmektedir. ## Şirket Birleşme, Bölünme ve Tasfiyesi Şirket birleşme ve bölünme işlemleri; TTK'nın ayrıntılı prosedürel gerekliliklerine uyulmasını zorunlu kılmaktadır. Alacaklıların korunması, çalışanların haklarının devamı ve vergisel yükümlülüklerin doğru hesaplanması bu süreçlerin kritik hukuki boyutlarıdır. Tasfiye aşamasında ise tasfiye memuru atanması, alacakların tahsili, borçların ödenmesi ve kalan varlığın ortaklara dağıtılması Koza Avukatlık tarafından eksiksiz yönetilmektedir. ## Kartal En İyi Şirket Avukatı Nasıl Seçilir? Kartal en iyi şirket avukatı arayanların dikkat etmesi gereken başlıca ölçütler şunlardır: TTK mevzuatına derinlemesine hâkimiyet, ticari sözleşme hazırlama ve müzakere deneyimi, ortaklar arası uyuşmazlıklarda arabuluculuk ve dava pratiği. İlk görüşmede şirketinizin hukuki risklerini somut biçimde ortaya koyan ve proaktif çözümler öneren avukatla çalışmak en doğru tercih olmaktadır. ## Kartal Şirket Avukatı Tavsiye: Koza Avukatlık Neden Tercih Edilmeli? - Şirket kuruluşundan tasfiyeye tam hizmet: Her aşamada kapsamlı ticaret hukuku desteği. - Ortaklar arası anlaşmazlıklarda etkin çözüm: Arabuluculuk ve dava yolunda güçlü temsil. - Ticari sözleşme hazırlama ve inceleme: Risk noktalarının önceden tespiti ve güvence altına alınması. - Genel kurul ve yönetim kurulu uyuşmazlıkları: TTK çerçevesinde etkin savunma ve dava yönetimi. - Birleşme, bölünme ve tasfiye süreçleri: Prosedürel gerekliliklerin eksiksiz karşılanması. - Ücretsiz ilk görüşme: Şirketinizin hukuki risklerini değerlendirmek için herhangi bir ücret alınmaz. ## Kartal Şirket Avukatı Ücretleri 2026 Hizmet Türü Ücret Yapısı Notlar Şirket kuruluşu danışmanlığı Sabit ücret Baro tarifesi geçerli Ticari sözleşme hazırlama/inceleme Sabit ücret Sözleşme kapsamına göre Ortaklar arası uyuşmazlık davası Dava değerine göre Ayrıca belirlenir Genel kurul kararı iptali davası Sabit ücret İlk görüşmede netleştirilir Şirket tasfiyesi Kapsama göre Baro tarifesi geçerli ## Kartal'da Şirket Avukatları Arasındaki Farklar Kartal'da şirket hukuku alanında hizmet sunan avukatlar arasındaki fark; TTK mevzuatına teknik hâkimiyet, ticari sözleşme hazırlama kalitesi ve ortaklar arası uyuşmazlıklardaki arabuluculuk ile dava deneyimiyle belirginleşmektedir. Koza Avukatlık bu deneyimi her müvekkile özelleştirilmiş şirket hukuku stratejisi olarak sunmaktadır. ## Şirket Borçlarından Ortakların Sorumluluğu Limited şirkette ortaklar; taahhüt ettikleri sermaye payıyla sınırlı olarak şirket borçlarından sorumludur. Ancak kamu borçları (vergi, SGK primleri) söz konusu olduğunda bu sınırlı sorumluluk önemli ölçüde genişleyebilmektedir. Anonim şirkette ise ortakların şirket borçlarından şahsi sorumluluğu kural olarak bulunmamakla birlikte yönetim kurulu üyeleri belirli hallerde sorumlu tutulabilmektedir. Koza Avukatlık, müvekkilleri bu sorumluluk risklerine karşı önceden bilgilendirerek gerekli koruyucu önlemlerin alınmasına yardımcı olmaktadır. Özellikle vergi ve SGK borçlarında şirket yöneticilerinin şahsen sorumlu tutulması; uygulamada sıkça karşılaşılan bir durumdur. Koza Avukatlık, vergi dairesi ve SGK tarafından yöneticilere yöneltilen şahsi sorumluluk taleplerini idare hukuku ve vergi hukuku çerçevesinde güçlü biçimde savunmaktadır. ## Rekabet Hukuku ve Ticari Sırların Korunması Çalışanların işten ayrılırken ticari sırları rakip firmalara taşıması ya da eski yöneticilerin rekabet yasağı sözleşmesine rağmen rakip faaliyet başlatması; şirketler için ciddi rekabetçi kayıplara yol açabilmektedir. Rekabet yasağı sözleşmelerinin hazırlanması, ticari sırların korunması ve ihlal halinde tazminat davası açılması Koza Avukatlık tarafından kapsamlı biçimde yürütülmektedir. ## Franchise ve Bayilik Sözleşmeleri Franchise ve bayilik sözleşmeleri; iş geliştirme, marka kullanım hakkı, exclusivity ve rekabet yasağı gibi kritik hükümler içermektedir. Bu sözleşmelerdeki dengesiz ya da hatalı maddeler; alıcı ya da franchisee için uzun vadede ağır yükümlülükler yaratabilmektedir. Koza Avukatlık franchise ve bayilik sözleşmelerini hem hazırlamakta hem de karşı tarafça sunulanları detaylı biçimde incelemektedir. ## Şirket Hukukunda Dijital Dönüşüm Elektronik imza, elektronik tebligat ve MERSİS üzerinden yürütülen dijital işlemler; şirket hukukunda giderek daha fazla yer bulmaktadır. Genel kurul toplantılarının elektronik ortamda yapılması ve ticaret sicili işlemlerinin dijital kanallardan yürütülmesi bu dönüşümün önemli örnekleridir. Koza Avukatlık dijital şirket işlemlerinde de müvekkillerine güncel ve pratik destek sunmaktadır. ## Yabancı Ortaklı Şirketler ve Uluslararası Yatırım Yabancı sermayeli şirketlerin Türkiye'de kurulması ya da mevcut bir şirkete yabancı ortak alınması; doğrudan yabancı yatırım mevzuatı, döviz düzenlemeleri ve çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmaları çerçevesinde değerlendirilmektedir. Koza Avukatlık bu süreçlerde hem yerli hem yabancı ortak için güvenilir hukuki rehberlik sağlamaktadır. ## İş Hukuku ve Şirket İlişkisi Şirketler; çalışanlarıyla olan ilişkilerinde iş hukukunun getirdiği yükümlülükleri de yerine getirmek zorundadır. İşe alım sözleşmeleri, ücret politikaları, performans değerlendirme süreçleri, disiplin prosedürleri ve işten çıkarma; hem şirket menfaatini koruyacak hem de hukuki uyumluluğu sağlayacak biçimde yönetilmelidir. Koza Avukatlık, şirketlere insan kaynakları süreçlerinin hukuki çerçevesini oluşturmada danışmanlık desteği sağlamaktadır. ## Şirket İçi Denetim ve Uyum (Compliance) Büyüyen şirketler için iç denetim mekanizmalarının oluşturulması ve hukuki uyum programlarının hayata geçirilmesi; hem düzenleyici kurumlarla ilişkilerde hem de yatırımcı güveninin sağlanmasında kritik rol oynamaktadır. Koza Avukatlık, şirketlere TTK, KVKK ve sektöre özgü mevzuat çerçevesinde uyum danışmanlığı sunmaktadır. ## Hissedar Uyuşmazlıklarında Acil Tedbir Talepleri Ortaklar arasında ciddi bir güven bunalımı yaşanması ya da bir ortağın şirkete zarar verecek kararlar almaya başlaması durumunda mahkemeden ihtiyati tedbir kararı talep edilebilmektedir. Bu tedbir; şirket hesaplarının dondurulması, belirli kararların uygulanmasının durdurulması ya da kayyum atanması biçiminde tezahür edebilmektedir. Koza Avukatlık acil hissedar uyuşmazlıklarında hızla tedbir başvurusu yaparak şirketin korunmasını sağlamakta; şirketin ticari faaliyetlerinin sekteye uğramaması için en hızlı ve etkin hukuki müdahaleyi gerçekleştirmektedir. ## Neden Bizi Tercih Etmelisiniz? Koza Avukatlık ve Danışmanlık Cevizli Mah. Kepez Sk. No:7 Kat:4 Kartal/İstanbul Av. Fatma Umay Bayrak – Av. Büşra Onay Oğurcu 📞 +90 538 980 49 46 / +90 535 924 18 52 | ✉️ kozaavukatlik@gmail.com | İlk görüşme ücretsizdir. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Limited mi anonim şirket mi kurmalıyım? C: Her iki şirket türünün avantaj ve dezavantajları; ortak sayısı, sermaye yapısı, vergisel durum ve yönetim esnekliği açısından farklılaşmaktadır. Koza Avukatlık ilk görüşmede işletmenize en uygun yapıyı belirlemektedir. S: Ortağım şirketten ayrılmak istiyor, ne yapmalıyım? C: Pay devri ya da ortaktan çıkarma prosedürleri TTK çerçevesinde yürütülmektedir. Koza Avukatlık bu süreci hem hukuki hem de şirket çıkarları açısından en doğru biçimde yönetmektedir. S: Ticari sözleşmemi karşı taraf hazırladı, imzalamalı mıyım? C: Karşı tarafça hazırlanan sözleşmelerde hukuki riskler çoğunlukla gizli kalmaktadır. Koza Avukatlık sözleşmeyi inceleyerek risk noktalarını tespit etmekte ve müzakere için öneriler sunmaktadır. S: Genel kurul kararı hukuka aykırıysa ne yapabilirim? C: Kararın öğrenilmesinden itibaren 3 ay içinde iptal davası açılabilmektedir. Koza Avukatlık bu süreci zaman kaybetmeksizin başlatmaktadır. S: Şirket tasfiyesi ne kadar sürer? C: Tasfiye süreci alacaklılara duyuru, borçların ödenmesi ve varlıkların dağıtılması aşamalarından oluşmakta olup ortalama 6-18 ay sürmektedir. Koza Avukatlık süreci hızlandırmak için gerekli adımları atmaktadır. S: Koza Avukatlık ile nasıl iletişime geçebilirim? C: Telefon (+90 538 980 49 46 / +90 535 924 18 52), WhatsApp veya kozaavukatlik@gmail.com adresi üzerinden ulaşabilirsiniz. İlk görüşme ücretsizdir. --- # Kartal Sorgu Avukatı URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/kartal-sorgu-avukati/ Güncelleme: 2026-04-29 Kısa cevap: Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal'da şüpheli ve sanıkların savcılık ve hâkim önündeki sorgu süreçlerinde müdafilik yapar. CMK 147 uyarınca şüpheli, sorgu öncesinde avukat isteme ve avukatı hazır bulunmadan sorguya çekilmeme hakkına sahiptir; susma hakkı Anayasa 38 ile güvence altındadır. Tutukluluk kararına 7 gün içinde itiraz edilebilir. Büro Cevizli, Kepez Sk. No:7 Kat:4 Kartal adresindedir. Kartal sorgu avukatı arayışındaki bireyler için savcılık sorgusu; şüpheli ya da sanık sıfatıyla hâkim ya da savcı önünde verilen beyanın, ilerleyen yargılama sürecinde belirleyici rol oynadığı kritik bir ceza muhakemesi işlemidir. Sorgu aşamasında hatalı ya da eksik beyan vermek; aleyhte delil oluşturabilmekte, tutukluluğa karar verilmesine zemin hazırlayabilmekte ve savunma stratejisini başından zayıflatabilmektedir. CMK'nın 147. maddesi uyarınca şüpheli ve sanık; sorgu öncesinde bir avukattan hukuki yardım alma ve avukatı hazır bulunmaksızın sorguya çekilmeme hakkına sahiptir. Bu hakkın bilinçli ve zamanında kullanılması; yargılama sonucunu doğrudan etkilemektedir. Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal Ceza Avukatı olarak sorgu süreçlerinin tüm aşamalarında müvekkillerine güçlü, koruyucu ve deneyimli hukuki temsil sunmaktadır. Büromuz, Kartal Cumhuriyet Savcılığı ve Ağır Ceza Mahkemesi nezdindeki aktif deneyimiyle her müvekkile sürece özel savunma stratejisi geliştirmekte; sorgu aşamasından mahkeme kararına uzanan savunmayı bütünlüklü biçimde yönetmektedir. Gözaltı anından sorgu sonrasına dek sürecin her boyutunda deneyimli bir avukat desteği; yargılama sonucunu belirleyici ölçüde etkilemektedir. ## Sorgu Nedir? İfadeden Farkı Nedir? Sorgu; şüpheli ya da sanık sıfatıyla Cumhuriyet savcısı ya da hâkim önünde gerçekleştirilen ve suçlamalara karşı beyan verilmesini kapsayan ceza muhakemesi işlemidir. Tanık ifadesinden temel farkı; sorgulanan kişinin susma hakkına sahip olması ve avukat talep edebilmesidir. Tanık ise gerçeği söylemekle yükümlüdür ve susma hakkından ancak kendi suçuna ilişkin konularda yararlanabilmektedir. Sorgu; tutukluluk sorgusu, iddianame öncesi şüpheli sorgusu ve yargılama aşamasındaki sanık sorgusu olmak üzere farklı biçimlerde karşımıza çıkmaktadır. Her birinin hukuki sonuçları ve hazırlık gereksinimleri farklıdır. Koza Avukatlık, müvekkilin hangi sorgu türüyle karşı karşıya olduğunu belirleyerek sorguya özgü strateji oluşturmaktadır. ## Sorguda Susma Hakkı ve Anayasal Güvenceler Anayasa'nın 38. maddesi ve CMK'nın 147. maddesi; şüpheli ve sanığa soruda kendisini suçlamaya zorlanamayacağını ve susma hakkını serbestçe kullanabileceğini güvence altına almaktadır. Susma hakkının kullanılması; suçluluk göstergesi olarak değerlendirilemez. Hâkimler, savcılar ve kolluk; bu hakkın kullanılmasını olumsuz biçimde yorumlayamaz. Koza Avukatlık, müvekkile sorgu öncesinde susma hakkını ne zaman ve nasıl kullanması gerektiğini açıkça aktarmaktadır. Sorguda ayrıca; isnat edilen suç ve deliller hakkında bilgilendirilme hakkı, avukat yardımından yararlanma hakkı, lehte delillerin toplanması için talepte bulunma hakkı ve ifadenin tutanaklara eksiksiz geçirilmesini isteme hakkı da mevcuttur. Bu hakların tamamı titizlikle kullanılmalı; ihlali durumunda hukuki itiraz yollarına başvurulmalıdır. ## Sorgu Öncesi Hazırlık: Strateji Belirleme Sorgu öncesinde avukatla gerçekleştirilen kapsamlı hazırlık görüşmesi; sürecin en belirleyici adımlarından birini oluşturmaktadır. Bu görüşmede müvekkil; suçlamanın içeriği, mevcut delil durumu, sorgu stratejisi (susma hakkının kullanılıp kullanılmaması, hangi konularda beyan verilmesi ya da verilmemesi), soruların muhtemel yönü ve avukatın sorgu sırasındaki rolü hakkında kapsamlı biçimde bilgilendirilmektedir. Koza Avukatlık, her sorgu öncesinde bu hazırlığı titizlikle gerçekleştirmektedir. Sorgu stratejisi; suçlamanın niteliğine ve mevcut delillere göre farklılaşmaktadır. Bazı durumlarda kapsamlı bir savunma beyanı vermek; bazı durumlarda ise susma hakkını kullanmak daha avantajlı olabilmektedir. Bu kararın doğru verilmesi; deneyimli bir ceza avukatının dosyayı bütünlüklü değerlendirmesiyle mümkün olmaktadır. ## Tutukluluk Sorgusu ve Tahliye Talebi Gözaltına alınan şüpheli; kural olarak 24 saat içinde Cumhuriyet Savcısı'na sevk edilmekte ve savcının tutukluluğa sevk kararı vermesi halinde sulh ceza hâkimi önünde tutukluluk sorgusu gerçekleştirilmektedir. Bu sorguda hâkim; kaçma şüphesi, delil karartma riski ve suçun niteliği gibi kriterleri değerlendirerek tutukluluk ya da adli kontrol kararı vermektedir. Koza Avukatlık, tutukluluk sorgusunda müvekkilin tahliyesi ya da en hafif adli kontrol tedbiri için güçlü argümanlar ortaya koymaktadır. Tutukluluk kararına itiraz; kararın verilmesinden itibaren yedi gün içinde sulh ceza hâkimliğine yapılabilmektedir. İtiraz dilekçesinin güçlü ve gerekçeli olması; kararın değiştirilmesi ihtimalini artırmaktadır. Koza Avukatlık tutukluluk itirazlarını derhal hazırlayarak müvekkilin özgürlüğünü en kısa sürede geri kazanması için çalışmaktadır. ## Sorgu Aşamasında Yapılan Hataların Etkileri Sorgu aşamasında verilen hatalı beyanlar; ilerleyen yargılama sürecinde aleyhte delil olarak kullanılabilmekte ve savunmayı temelinden zayıflatabilmektedir. Avukatsız gerçekleştirilen sorgularda; yönlendirici sorulara verilen yanıtlar, baskı altında yapılan ikrarlar ve gereksiz bilgi paylaşımı ciddi riskler oluşturmaktadır. Koza Avukatlık, sorgu aşamasındaki hataların önüne geçmek için müvekkilini en başından koruma altına almaktadır. ## Kartal En İyi Sorgu Avukatı Nasıl Seçilir? Kartal en iyi sorgu avukatı arayanların dikkat etmesi gereken başlıca ölçütler şunlardır: ceza hukukunda derinlemesine saha deneyimi, sorgu stratejisi hazırlamadaki yetkinlik ve Kartal Cumhuriyet Savcılığı ile Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki aktif pratik. Gözaltı ya da sorgu çağrısı alındığında en kısa sürede avukata ulaşılabilmesi de kritik bir seçim kriteridir. ## Kartal Sorgu Avukatı Tavsiye: Koza Avukatlık Neden Tercih Edilmeli? - Sorgu öncesi kapsamlı strateji hazırlığı: Her müvekkil için sürece özel, ayrıntılı bilgilendirme ve hazırlık. - Susma ve avukat hakkının etkin kullanımı: Anayasal güvencelerin tam anlamıyla hayata geçirilmesi. - Tutukluluk sorgusunda güçlü savunma: Tahliye ve adli kontrol için kararlı ve argümanlı temsil. - Kartal Savcılığı ve Ağır Ceza Mahkemesi deneyimi: Yerel yargı pratiklerine ve hâkim eğilimlerine hâkimiyet. - Acil müdahale kapasitesi: Gözaltı ve sorgu çağrısında hızla devreye girme. - Ücretsiz ilk görüşme: Durumunuzu değerlendirmek için herhangi bir ücret alınmaz. ## Kartal Sorgu Avukatı Ücretleri 2026 Hizmet Türü Ücret Yapısı Notlar Sorgu aşaması avukatlık temsili Sabit ücret Baro tarifesi geçerli Tutukluluk sorgusu ve itiraz Sabit ücret Ayrıca belirlenir Gözaltı sürecinde avukatlık Sabit ücret Acil müdahale dahil Ceza davası bütünü (iddianameden karara) Dava kapsamına göre İlk görüşmede netleştirilir ## Kartal'da Sorgu Avukatları Arasındaki Farklar Kartal'da sorgu ve ceza davalarında hizmet sunan avukatlar arasındaki en belirleyici fark; sorgu stratejisi hazırlamadaki yetkinlik, gözaltında hızlı müdahale kapasitesi ve Kartal Cumhuriyet Savcılığı'ndaki aktif pratiktir. Koza Avukatlık bu deneyimi her müvekkile özelleştirilmiş savunma stratejisi olarak sunmakta; sorgudan başlayarak yargılamanın tüm aşamalarında bütünlüklü bir savunma yürütmektedir. Bu yaklaşım; hem sorgu hem mahkeme aşamasında tutarlı ve güçlü bir savunma çizgisi oluşturmaktadır. ## Sorguda Avukatın Müdahale Yetkileri Avukat; sorgu sırasında müvekkilin yanında fiziksel olarak hazır bulunma, hukuka aykırı ya da yönlendirici soruları itiraz konusu yapma, müvekkile yönelik baskı ve tehditleri kayıt altına alma ve tutanağın doğru tutulmasını denetleme gibi etkin görevler üstlenmektedir. Avukatın sorgudaki varlığı; hem koruyucu hem de stratejik açıdan son derece değerlidir. Koza Avukatlık, sorgu oturumunda müvekkilin tam anlamıyla korunmasını sağlamak için aktif bir tutum sergilemektedir. Sorgu sonrasında tutanağın içeriğinin dikkatle incelenmesi de kritik bir adımdır. Müvekkilin beyanlarının doğru yansıtılıp yansıtılmadığının kontrol edilmesi, tutanakta hata ya da eksiklik varsa düzeltme talep edilmesi ve avukatın kendi görüşlerini tutanağa ekletmesi; bu aşamanın önemli unsurlarıdır. ## Örgüt Suçlamalarında Sorgu Süreci Terör ya da suç örgütü suçlamalarında sorgu; bireysel suçlamalara kıyasla çok daha kapsamlı ve teknik bir nitelik kazanmaktadır. Bu davalarda sorguda yöneltilen sorular; örgüt hiyerarşisi, iletişim ve toplantılar, mali akışlar ve üyelik iddiasına ilişkin ayrıntıları kapsamaktadır. Koza Avukatlık bu davalarda müvekkiline her sorgu öncesinde ayrıntılı strateji hazırlığı yaparak süreci bütünlüklü biçimde yönetmektedir. ## Sorgudan İddianameye: Sürecin Tamamı Sorgu; ceza yargılamasının yalnızca başlangıç aşamasını oluşturmaktadır. Savcılık soruşturması tamamlandığında iddianame düzenlenmekte ya da kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmektedir. Koza Avukatlık, sorgu aşamasından başlayarak iddianame düzenlenmesi ve yargılama sürecine kadar savunmayı tek bir çizgide ve bütünlüklü biçimde yönetmekte; sorgu aşamasında kurulan sağlam savunma zemini mahkeme aşamasına da taşınmaktadır. ## Dijital Deliller ve Sorgu Telefon kayıtları, mesajlaşma uygulaması yazışmaları ve sosyal medya paylaşımları; günümüz ceza soruşturmalarında giderek artan bir ağırlık kazanmaktadır. Sorgu sırasında bu dijital delillerle yüzleştirilmek; hazırlıksız müvekkiller için ciddi tehlike oluşturabilmektedir. Koza Avukatlık, dijital delillerin hukuki değerini ve bunlara karşı geliştirilebilecek savunma argümanlarını sorgu öncesinde müvekkiliyle birlikte değerlendirerek hazırlığı tamamlamaktadır. ## Çoklu Şüpheli Durumlarında Sorgu Stratejisi Birden fazla şüphelinin aynı olaydan dolayı sorgulandığı durumlarda; beyanlar arasındaki çelişkiler savcılık tarafından delil olarak kullanılabilmektedir. Koza Avukatlık, yalnızca müvekkilinin hukuki pozisyonunu gözetecek biçimde sorgu stratejisi oluşturmakta; diğer şüphelilerin beyanlarının olası etkisini de önceden değerlendirerek müvekkili hazırlamaktadır. ## Sorgu Sonrası Serbest Bırakılma Koşulları Sorgu tamamlandıktan sonra Cumhuriyet Savcısı; tutukluluğa sevk, adli kontrol ya da serbest bırakma kararı verebilmektedir. Serbest bırakma kararı; adli kontrol yükümlülükleri (yurt dışı çıkış yasağı, imza yükümlülüğü, elektronik kelepçe gibi) eşliğinde de verilebilmektedir. Koza Avukatlık, adli kontrol koşullarının mümkün olduğunca hafif belirlenmesi ve tutukluluk yerine adli kontrolün tercih edilmesi için etkili bir savunma yürütmektedir. ## Sorgu Tutanağına İtiraz Sorgu tutanağı; beyanların resmi olarak kaydedildiği ve ilerleyen aşamalarda mahkemede delil olarak sunulabilecek kritik bir belgedir. Tutanakta müvekkilin beyanlarının eksik ya da yanlış yansıtıldığı durumlarda itiraz hakkı kullanılabilmektedir. Koza Avukatlık, tutanağın imzalanmadan önce titizlikle incelenmesini sağlamakta; gerektiğinde düzeltme talebinde bulunmaktadır. ## Uzaktan Sorgu ve Video Konferans Uygulamaları Son dönemde bazı soruşturma süreçlerinde SEGBİS (Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi) aracılığıyla uzaktan sorgu uygulaması da devreye girmektedir. Bu sistemde sorgu; fiziksel ortamda değil video konferans bağlantısıyla gerçekleştirilmektedir. Uzaktan sorgu durumunda avukatın müvekkiliyle aynı mekânda bulunması ve iletişimin güvenli biçimde sağlanması kritik önem taşımaktadır. Koza Avukatlık uzaktan sorgu süreçlerinde de müvekkilinin yanında yer alarak tam koruma sağlamaktadır. ## Neden Bizi Tercih Etmelisiniz? Koza Avukatlık ve Danışmanlık Cevizli Mah. Kepez Sk. No:7 Kat:4 Kartal/İstanbul Av. Fatma Umay Bayrak – Av. Büşra Onay Oğurcu 📞 +90 538 980 49 46 / +90 535 924 18 52 | ✉️ kozaavukatlik@gmail.com | İlk görüşme ücretsizdir. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Sorguya çağrıldım ne yapmalıyım? C: Hemen bir ceza avukatına danışın; avukattan bağımsız hiçbir beyan vermeyin. Koza Avukatlık acil durumda hızla devreye girmektedir. S: Sorguda susma hakkımı kullanabilir miyim? C: Evet, bu anayasal hakkınızdır. Susmanız; aleyhte delil sayılamaz. Koza Avukatlık hangi konularda susulması gerektiğini net biçimde aktarmaktadır. S: Avukatsız sorguda olumsuz beyanda bulunursam ne olur? C: Bu beyanlar ilerleyen aşamalarda aleyhte delil olarak kullanılabilmektedir. Koza Avukatlık bu riski önlemek için sorgu öncesinden itibaren yanınızda yer almaktadır. S: Tutukluluk kararına itiraz edebilir miyim? C: Evet, 7 gün içinde sulh ceza hâkimliğine itiraz yapılabilmektedir. Koza Avukatlık itiraz dilekçesini derhal hazırlamaktadır. S: Sorgu ne kadar sürer? C: Savcılık sorgusu saatler sürebileceği gibi dosyanın kapsamına göre birden fazla oturuma yayılabilmektedir. Koza Avukatlık sürecin tamamında müvekkilin yanında yer almaktadır. S: Koza Avukatlık ile nasıl iletişime geçebilirim? C: Telefon (+90 538 980 49 46 / +90 535 924 18 52), WhatsApp veya kozaavukatlik@gmail.com adresi üzerinden 7/24 ulaşabilirsiniz. İlk görüşme ücretsizdir. --- # Kartal Sigorta Avukatı URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/kartal-sigorta-avukati/ Güncelleme: 2026-04-24 Kısa cevap: Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal'da trafik, kasko, konut, işyeri, sağlık ve hayat sigortası uyuşmazlıklarında sigortalıyı temsil eder. Reddedilen veya eksik ödenen hasar taleplerinde önce sigorta şirketine yazılı itiraz yapılır; ardından Sigorta Tahkim Komisyonuna ya da asliye ticaret mahkemesine gidilebilir. Sigorta tazminatında zamanaşımı kural olarak 2 yıldır. Büro Cevizli, Kepez Sk. No:7 Kat:4 Kartal adresindedir. Kartal sigorta avukatı arayışındaki bireyler ve işletmeler için sigorta uyuşmazlıkları; poliçe şartlarının yorumlanması, hasar taleplerinin reddi ve tazminat miktarının yetersiz belirlenmesi gibi teknik ve hukuki bilgi gerektiren konuları kapsamaktadır. Sigorta şirketlerinin haksız biçimde hasar taleplerini reddetmesi, eksik ödeme yapması ya da poliçe şartlarını dar yorumlayarak tazminatı sınırlandırması; sigortalı için ciddi maddi kayıplara yol açabilmektedir. Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal Avukatlık bürosu kadrosuyla sigorta tazminat uyuşmazlıklarının her boyutunda müvekkillerine güçlü ve sonuç odaklı hukuki destek sunmaktadır. Kasko, trafik, konut, sağlık, hayat ve işyeri sigortası başta olmak üzere her türlü sigorta uyuşmazlığında büromuz etkin biçimde hizmet vermektedir. Sigorta şirketlerinin ret gerekçelerini hukuki zeminde çürütmek, doğru tazminat miktarını tespit etmek ve zamanaşımı sürelerini titizlikle takip etmek; sigorta davalarında başarının üç temel direğini oluşturmaktadır. Koza Avukatlık bu üç alanda da müvekkillerine eksiksiz destek sunmaktadır. ## Sigorta Hukuku Nedir? Hangi Uyuşmazlıkları Kapsar? Sigorta hukuku; sigorta sözleşmesinden doğan hak ve yükümlülükleri, hasar sürecini ve uyuşmazlıkların çözüm yollarını düzenleyen özel hukuk dalıdır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun sigorta hukukuna ilişkin hükümleri ve ilgili yönetmelikler bu alanın temel yasal çerçevesini oluşturmaktadır. Sigorta uyuşmazlıkları; hasarın reddedilmesi, poliçe kapsamının tartışmalı olması, tazminat miktarının yetersiz bulunması, sigortalının bildirim yükümlülüğünü yerine getirip getirmediğinin sorgulanması ve rücu davaları gibi başlıklar altında toplanmaktadır. Kartal'da en sık karşılaşılan sigorta uyuşmazlık türleri şunlardır: trafik ve kasko hasarlarında eksik ya da reddedilen tazminat talepleri, konut sigortasında deprem-yangın-su baskını hasarı anlaşmazlıkları, sağlık sigortasında tedavi bedelinin ödenmemesi, hayat sigortası ve ferdi kaza tazminatlarının reddedilmesi ile işyeri sigortasında iş durması tazminatı uyuşmazlıkları. Koza Avukatlık bu alanların tamamında güncel içtihat ve sigorta mevzuatı bilgisiyle etkin temsil sunmaktadır. ## Trafik ve Kasko Sigortası Uyuşmazlıkları Trafik kazalarında zorunlu trafik sigortası (ZMSS) ve kasko kapsamındaki tazminat talepleri; en yaygın sigorta uyuşmazlık kategorisini oluşturmaktadır. Sigorta şirketleri; kusur oranı tespiti, araç değer kaybı, kaza koşullarına ilişkin eksik evrak ve süre aşımı gerekçesiyle talepleri reddedebilmektedir. Maddi hasar tazminatının yanı sıra bedensel zarar ve destekten yoksun kalma tazminatı da sigorta şirketiyle uyuşmazlığa konu olabilmektedir. Koza Avukatlık, trafik sigortası uyuşmazlıklarında hem sigorta şirketiyle müzakere hem de dava yolunda etkin temsil sunmaktadır. Araç değer kaybı tazminatı; kazadan sonra aracın piyasa değerinin kalıcı olarak düşmesi halinde talep edilebilen bir hasar kalemidir. Sigorta şirketleri bu kalemi çoğunlukla ödemek istemese de mahkeme kararlarıyla talep edilebilmektedir. Koza Avukatlık, değer kaybı dahil tüm hasar kalemlerinin eksiksiz talep edilmesi için müvekkilini bilgilendirmekte ve davayı bu kapsamda yürütmektedir. ## Konut ve İşyeri Sigortası Uyuşmazlıkları Deprem, yangın, su baskını ve hırsızlık gibi risklere karşı düzenlenen konut ve işyeri sigortalarında hasar tespiti ve tazminat hesabı sıklıkla uyuşmazlığa konu olmaktadır. Sigorta şirketi; hasarın poliçe kapsamı dışında kaldığını, sigortalının bildirimi zamanında yapmadığını ya da hasarın kasıtlı neden olduğunu ileri sürerek ödemeyi reddedebilmektedir. Koza Avukatlık bu iddialara karşı hukuki itiraz yollarını etkin biçimde kullanarak müvekkilin hak ettiği tazminatı almasını sağlamaktadır. ## Sağlık ve Hayat Sigortası Uyuşmazlıkları Sağlık sigortasında; tedavi bedelinin önceden onay şartına bağlanması, bazı tedavilerin poliçe kapsamı dışında tutulması ve kronik hastalıklar için ödeme yapılmaması gibi sorunlar yaygın biçimde karşılaşılmaktadır. Hayat sigortasında ise ölüm nedeninin poliçe kapsamına girip girmediği tartışmaları, vefat belgelerinin yetersiz bulunması ve hak sahipliği uyuşmazlıkları ön plana çıkmaktadır. Koza Avukatlık bu davalarda poliçe şartlarını titizlikle analiz ederek sigorta şirketinin haksız ret gerekçelerini çürütmektedir. ## Sigorta Şirketine Karşı Dava Açma Süreci Sigorta şirketinin tazminat talebini reddetmesi ya da yetersiz ödeme yapması halinde; öncelikle sigorta şirketine yazılı itiraz yöneltilmeli, ardından Sigorta Tahkim Komisyonu'na ya da doğrudan asliye ticaret mahkemesine başvurulabilmektedir. Sigorta Tahkim Komisyonu; hızlı ve düşük maliyetli bir çözüm yolu sunmakla birlikte belirli uyuşmazlık türlerinde zorunlu veya ihtiyari olarak kullanılabilmektedir. Koza Avukatlık her iki yol için de müvekkilin en avantajlı tercih etmesine yardımcı olmaktadır. Sigorta uyuşmazlıklarında zamanaşımı süresi; sigorta tazminat hakkı için kural olarak 2 yıldır. Bu sürenin kaçırılması halinde dava hakkı sona ermektedir. Koza Avukatlık müvekkilini süre konusunda önceden uyararak hak kaybı yaşanmasını önlemektedir. ## Kartal En İyi Sigorta Avukatı Nasıl Seçilir? Kartal en iyi sigorta avukatı arayanların dikkat etmesi gereken başlıca ölçütler şunlardır: sigorta hukukuna özgü teknik bilgi, poliçe analizi kapasitesi ve Sigorta Tahkim Komisyonu ile ticaret mahkemelerindeki pratik deneyim. İlk görüşmede tazminat talebini hukuki açıdan değerlendiren ve gerçekçi bir beklenti sunan avukat tercih edilmelidir. ## Kartal Sigorta Avukatı Tavsiye: Koza Avukatlık Neden Tercih Edilmeli? - Tüm sigorta türlerinde uzman temsil: Trafik, kasko, konut, sağlık ve hayat sigortası davalarında deneyim. - Poliçe analizi ve ret gerekçesi itirazı: Sigorta şirketinin haksız ret kararlarına karşı güçlü hukuki mücadele. - Sigorta Tahkim Komisyonu ve mahkeme temsili: Her iki yolda da aktif ve etkin destek. - Hasar kalemlerinin eksiksiz tespiti: Değer kaybı dahil tüm tazminat unsurlarının talep edilmesi. - Zamanaşımı takibinde titizlik: Hak kayıplarının önlenmesi için sistematik süre yönetimi. - Ücretsiz ilk görüşme: Talebinizi değerlendirmek için herhangi bir ücret alınmaz. ## Kartal Sigorta Avukatı Ücretleri 2026 Hizmet Türü Ücret Yapısı Notlar Sigorta Tahkim Komisyonu başvurusu Sabit ücret Baro tarifesi geçerli Sigorta tazminat davası (mahkeme) Dava değerine göre Ayrıca belirlenir Poliçe incelemesi ve itiraz dilekçesi Sabit ücret İlk görüşmede netleştirilir Trafik / kasko hasar davası Dava değerine göre Baro tarifesi geçerli ## Kartal'da Sigorta Avukatları Arasındaki Farklar Kartal'da sigorta hukuku alanında hizmet sunan avukatlar arasındaki fark; poliçe analizi kapasitesi, Sigorta Tahkim Komisyonu süreçlerine hâkimiyet ve sigorta şirketinin ret gerekçelerini çürütme becerisinde belirginleşmektedir. Koza Avukatlık bu deneyimi her müvekkile özelleştirilmiş sigorta davası stratejisi olarak sunmaktadır. ## Rücu Davaları: Sigorta Şirketi Tarafından Açılan Davalar Sigorta şirketleri; haksız fiilin faili olan üçüncü kişilere ya da kusurlu taraflara karşı ödedikleri tazminatı geri almak amacıyla rücu davası açabilmektedir. Bu davalarda sigortalı zaman zaman davalı konumuna düşebilmektedir. Koza Avukatlık, sigorta şirketi tarafından rücu davası açılması halinde müvekkilin savunmasını güçlü biçimde yürütmektedir. Kusur oranının doğru tespiti ve sorumluluğun sınırlandırılması; bu davalarda belirleyici olmaktadır. ## İş Kazası ve İşyeri Sigorta Uyuşmazlıkları İş kazası geçiren çalışanların sigorta tazminatı alacakları; hem SGK hem de işveren sigorta poliçesi kapsamında değerlendirilmektedir. Sigorta şirketinin iş kazası tazminatını reddetmesi ya da yetersiz ödemesi; hem sigorta hukuku hem de iş hukukunun birlikte ele alınmasını gerektiren karmaşık davalara yol açmaktadır. Koza Avukatlık, iş kazası kaynaklı sigorta uyuşmazlıklarında her iki hukuk dalını bütünleşik biçimde değerlendirerek müvekkili adına maksimum tazminat için çalışmaktadır. ## Sigorta Sözleşmesinin Yorumlanması Sigorta poliçelerindeki genel şartlar, özel şartlar ve istisnalar; sigortalı için çoğu zaman anlaşılması güç hükümler içermektedir. Sigorta şirketi; poliçenin dar yorumlanmasını tercih ederek hasar talebini reddetme ya da sınırlandırma yoluna gidebilmektedir. Koza Avukatlık, poliçe şartlarını Türk Ticaret Kanunu ve Yargıtay içtihadı ışığında yorumlayarak sigortalı lehine en geniş koruma alanının tanınmasını talep etmektedir. Poliçedeki muğlak hükümlerin sigortalı aleyhine yorumlanamayacağına ilişkin TTK hükmü bu davalarda önemli bir dayanak noktası oluşturmaktadır. ## Sigortacının Ödeme Yükümlülüğünden Kaçınma Yolları Sigorta şirketlerinin hasar ödemesinden kaçınmak için sıkça başvurduğu yöntemler şunlardır: sigortalının beyan yükümlülüğünü ihlal ettiğini ileri sürmek, kaza koşullarının poliçe kapsamında olmadığını iddia etmek, gecikmiş ihbar gerekçesini öne sürmek ve bilirkişi raporunu şirket lehine yorumlamak. Koza Avukatlık bu savunma mekanizmalarının her birine karşı hukuki argümanlarını güçlü biçimde ortaya koymakta; sigortalının haklı tazminat hakkını mahkemede savunmaktadır. ## Medikal Malpraktis ve Sağlık Sigortası Hatalı tıbbi müdahale (malpraktis) sonucunda oluşan zararların tazminatı; hem sağlık sigortası hem de doktor ve hastane sorumluluğu çerçevesinde değerlendirilmektedir. Sağlık sigortasının tedavi masraflarını karşılamaması ya da tazminatı sınırlandırması durumunda hukuki yola başvurulabilmektedir. Koza Avukatlık, malpraktis kaynaklı sigorta uyuşmazlıklarında tıbbi bilirkişi raporlarını hukuki argümanlarla destekleyerek müvekkili adına etkin temsil sunmaktadır. ## Doğal Afet Hasarları ve Sigorta Tazminatı Deprem, sel, fırtına gibi doğal afet hasarlarında DASK (Zorunlu Deprem Sigortası) ve konut sigortası kapsamındaki tazminat talepleri; hasar tespitinin doğru yapılması ve sigorta şirketiyle müzakere sürecinin etkin yönetilmesini gerektirmektedir. Koza Avukatlık, doğal afet hasarlarında sigorta şirketinin eksik hasar tespitine itiraz etmekte ve müvekkilin tam tazminat almasını sağlamaktadır. ## Sigorta Uyuşmazlıklarında Uzlaşma ve Arabuluculuk Sigorta şirketiyle doğrudan müzakere yoluyla uzlaşı sağlanması; hem zaman hem maliyet açısından avantajlıdır. Koza Avukatlık, sigorta şirketiyle yürütülen müzakere sürecinde müvekkilin lehine en yüksek tazminatı elde etmek için kararlı bir tutum sergilemekte; uzlaşı sağlanamaması halinde Sigorta Tahkim Komisyonu ya da mahkeme yoluna hızla geçmektedir. ## Neden Bizi Tercih Etmelisiniz? Koza Avukatlık ve Danışmanlık Cevizli Mah. Kepez Sk. No:7 Kat:4 Kartal/İstanbul Av. Fatma Umay Bayrak – Av. Büşra Onay Oğurcu 📞 +90 538 980 49 46 / +90 535 924 18 52 | ✉️ kozaavukatlik@gmail.com | İlk görüşme ücretsizdir. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Sigorta şirketi hasarımı reddetti, ne yapabilirim? C: Yazılı itiraz yapılabilir; ardından Sigorta Tahkim Komisyonu ya da mahkeme yoluna başvurulabilir. Koza Avukatlık ret kararını inceleyerek en uygun hukuki yolu belirlemektedir. S: Tazminat miktarı eksik ödendiyse ne yapabilirim? C: Eksik ödemeye itiraz edilerek fark tutarı için dava açılabilir. Koza Avukatlık tüm hasar kalemlerini hesaplayarak eksik ödenen miktarı mahkemede talep etmektedir. S: Sigorta tazminatında zamanaşımı ne kadardır? C: Kural olarak 2 yıldır; ancak bazı sigorta türlerinde farklı süreler öngörülmüştür. Koza Avukatlık zamanaşımını başından takip etmektedir. S: Sigorta Tahkim Komisyonu avantajlı mı? C: Mahkemeye kıyasla çok daha hızlı ve düşük maliyetlidir. Koza Avukatlık müvekkile en avantajlı yolu önermektedir. S: Araç değer kaybımı talep edebilir miyim? C: Evet. Kazadan kaynaklanan değer kaybı; sigorta şirketinden ya da karşı tarafın sigortasından talep edilebilmektedir. Koza Avukatlık bu kalemi de davaya dahil etmektedir. S: Sigorta şirketi poliçem kapsamında olmadığını söylüyor, ne yapabilirim? C: Poliçe şartlarının sigortalı aleyhine dar yorumlanamayacağına ilişkin TTK hükmü çerçevesinde hukuki itiraz yoluna gidilebilmektedir. Koza Avukatlık poliçenizi inceleyerek haklarınızı belirlemektedir. S: Sigorta şirketine itiraz süresi var mı? C: Evet, sigorta tazminat davasında genel kural 2 yıl zamanaşımıdır. Bu süre içinde itiraz ya da dava yoluna başvurulması şarttır. Koza Avukatlık bu süreyi başından takip etmektedir. S: Koza Avukatlık ile nasıl iletişime geçebilirim? C: Telefon (+90 538 980 49 46 / +90 535 924 18 52), WhatsApp veya kozaavukatlik@gmail.com adresi üzerinden ulaşabilirsiniz. İlk görüşme ücretsizdir. --- # Kartal Nafaka Avukatı URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/kartal-nafaka-avukati/ Güncelleme: 2026-04-24 Kartal nafaka avukatı arayışındaki bireyler için nafaka; boşanma sürecinin ve sonrasının en kritik ve en çekişmeli konularından birini oluşturmaktadır. Tedbir nafakası, iştirak nafakası, yoksulluk nafakası ve yardım nafakası olarak dört temel başlıkta ele alınan nafaka hakkı; Türk Medeni Kanunu'nun ayrıntılı düzenlemeleriyle güvence altına alınmış olmakla birlikte uygulamada pek çok tartışmayı da beraberinde getirmektedir. Nafaka miktarının belirlenmesi, artırılması ya da kaldırılması için açılacak davalar; hem hukuki bilgi hem de yerel mahkeme pratiğine hâkimiyeti zorunlu kılmaktadır. Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal Boşanma Avukatı olarak nafaka davalarının tüm boyutlarında müvekkillerine güçlü, koruyucu ve sonuç odaklı hukuki destek sunmaktadır. Büromuz, Kartal Aile Mahkemesi nezdindeki uzun yıllara dayanan aktif deneyimiyle her müvekkile ailesine özel bir nafaka stratejisi oluşturmakta; nafakanın talep edilmesinden artırılmasına, ödenmemesi halinde icra yoluna başvurulmasına dek sürecin tamamında etkin temsil sunmaktadır. Nafaka davaları; aile hukukunun duygusal ve hukuki açıdan en hassas konuları arasında yer almakta olup deneyimli bir avukat desteği hem sonucu hem de süreci doğrudan etkilemektedir. ## Nafaka Türleri: Tedbir, İştirak, Yoksulluk, Yardım Türk Medeni Kanunu nafakayı dört ayrı kategoride düzenlemektedir. Tedbir nafakası; boşanma davası açılmasıyla birlikte mahkemece resen ya da talep üzerine hükmedilen, dava süresince geçim güçlüğü yaşayan eşi ve çocukları koruyan geçici bir nafakadır. İştirak nafakası; boşanma kararının kesinleşmesinin ardından velayeti almayan ebeveynin, müşterek çocukların bakım ve eğitim giderlerine katkı amacıyla ödediği aylık nafakadır. Yoksulluk nafakası; boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek olan eş lehine diğer eşe yüklenen nafakadır. Yardım nafakası ise boşanmayla ilgisi olmaksızın, yardıma muhtaç olan alt ya da üst soy yakınları ile kardeşler arasında söz konusu olan nafakadır. Her nafaka türünün koşulları, hesaplama kriterleri ve itiraz yolları birbirinden farklıdır. Koza Avukatlık, müvekkilin durumuna göre hangi nafaka türlerinin talep edilebileceğini ya da itiraz konusu yapılabileceğini ilk görüşmede net biçimde ortaya koymaktadır. ## Nafaka Miktarının Belirlenmesi Mahkeme nafaka miktarını belirlerken tarafların ekonomik ve sosyal durumlarını, çocukların yaşını ve ihtiyaçlarını, enflasyon verilerini ve yaşam standartlarını göz önünde bulundurmaktadır. Nafaka talep eden taraf; ihtiyaçlarını ve karşı tarafın ödeme gücünü somut belgelerle ortaya koymalıdır. Gelir belgeleri, kira sözleşmeleri, banka kayıtları ve çocuğun okul-sağlık gider belgeleri bu aşamada kritik rol oynamaktadır. Koza Avukatlık, nafaka miktarının belirlenmesi aşamasında müvekkil lehine en güçlü delil setini oluşturarak mahkemede ikna edici bir sunum yapmaktadır. Nafaka alacaklısı için maksimum tutarın, nafaka borçlusu için ise ödeme gücüyle orantılı makul bir miktarın belirlenmesi; büromuzun her iki taraf için de öncelikli hedefidir. ## Nafaka Artırma ve Azaltma Davaları Hükmedilen nafaka miktarı; zaman içinde tarafların ekonomik koşullarının değişmesi, enflasyonun artması ya da çocuğun ihtiyaçlarının farklılaşması gibi nedenlerle yeniden belirlenebilmektedir. Nafaka artırma davası; özellikle yıllar içinde nafakanın reel değerinin erimesi ve çocuğun artan eğitim-sağlık giderleri gerekçesiyle sıkça açılmaktadır. Nafaka azaltma ya da kaldırma davası ise nafaka borçlusunun gelirinin önemli ölçüde azalması ya da nafaka alacaklısının yeniden evlenmesi gibi durumlarda gündeme gelmektedir. Koza Avukatlık, nafaka artırma davalarında güncel enflasyon verileri, tarafların değişen ekonomik durumları ve Yargıtay içtihatlarını bir arada değerlendirerek güçlü bir dava stratejisi oluşturmaktadır. Nafaka azaltma talebinde ise borçlunun gelir düşüşünü belgeleyecek somut kanıtları mahkemeye etkin biçimde sunmaktadır. ## Nafaka İcrası: Ödenmeme Halinde Ne Yapılır? Mahkeme kararıyla hükmedilen nafakanın ödenmemesi halinde icra takibi başlatılabilmektedir. Nafaka alacakları; diğer alacaklara göre öncelikli icra yolundan yararlanmakta ve borçlunun maaşına haciz uygulanabilmektedir. Nafaka borcunu ödemeyen kişi ayrıca 3 aya kadar tazyik hapsiyle karşılaşabilmektedir. Koza Avukatlık, nafakanın tahsili için icra sürecini hızla başlatarak müvekkilin alacağını güvence altına almaktadır. ## Yurt Dışında Yaşayan Taraflar İçin Nafaka Yurt dışında yaşayan eş ya da çocuklar adına nafaka talep edilmesi ya da yurt dışındaki nafaka borçlusundan tahsilat yapılması; uluslararası hukuk kuralları ve ikili sözleşmeler çerçevesinde değerlendirilmektedir. Koza Avukatlık bu konuda da müvekkillerine rehberlik etmektedir. ## Kartal En İyi Nafaka Avukatı Nasıl Seçilir? Kartal en iyi nafaka avukatı arayanların dikkat etmesi gereken başlıca ölçütler şunlardır: aile hukukuna özgü deneyim, Kartal Aile Mahkemesi'ndeki aktif pratik ve nafaka hesaplama kriterlerine hâkimiyet. İlk görüşmede beklenti yönetimini gerçekçi biçimde yapan, nafaka miktarını belgeleyerek mahkemede etkin sunan bir avukat tercih edilmelidir. ## Kartal Nafaka Avukatı Tavsiye: Koza Avukatlık Neden Tercih Edilmeli? - Tüm nafaka türlerinde uzman temsil: Tedbir, iştirak, yoksulluk ve yardım nafakalarında kapsamlı bilgi. - Kartal Aile Mahkemesi'nde aktif deneyim: Yerel yargı pratiklerine ve hâkim eğilimlerine hâkimiyet. - Nafaka artırma ve azaltma davalarında güçlü strateji: Güncel içtihat ve ekonomik verilerle destekli dava. - Nafaka icrası ve tahsilat takibi: Ödenmeme halinde hızlı icra müdahalesi. - Hem nafaka alacaklısı hem borçlusu temsili: Davanın her tarafında dengeli ve etkin destek. - Ücretsiz ilk görüşme: Nafaka durumunuzu değerlendirmek için herhangi bir ücret alınmaz. ## Kartal Nafaka Avukatı Ücretleri 2026 Hizmet Türü Ücret Yapısı Notlar Nafaka talebi (dava içinde) Boşanma davası ücreti kapsamında Ayrıca belirlenir Nafaka artırma/azaltma davası Sabit ücret Baro tarifesi geçerli Nafaka icra takibi Alacak değerine göre Baro tarifesi geçerli Nafaka kaldırma davası Sabit ücret İlk görüşmede netleştirilir ## Kartal'da Nafaka Avukatları Arasındaki Farklar Kartal'da nafaka davalarında hizmet sunan avukatlar arasındaki fark; aile hukukuna özgü deneyim, nafaka hesaplama kriterlerine hâkimiyet ve Kartal Aile Mahkemesi'ndeki aktif pratikle belirginleşmektedir. Koza Avukatlık bu deneyimi her müvekkile özelleştirilmiş nafaka stratejisi olarak sunmaktadır. ## Boşanma Protokolünde Nafaka Şartları Anlaşmalı boşanmada taraflar; nafaka miktarını, ödeme gününü, artış oranını ve nafakanın kaç yıl süreceğini serbestçe kararlaştırabilmektedir. Bu protokolün hem müvekkil açısından adil hem de hukuki geçerlilik koşullarını karşılar nitelikte hazırlanması büyük önem taşımaktadır. Yetersiz hazırlanan protokollerde nafaka miktarı ya hak edilenin çok altında kalmakta ya da borçlu için sonraki yıllarda sürdürülemez bir yük haline gelmektedir. Koza Avukatlık, anlaşmalı boşanma protokollerinde nafaka şartlarını tarafların ekonomik dengesi gözetilerek ve ileride doğabilecek uyuşmazlıklar öngörülerek titizlikle hazırlamaktadır. Boşanma protokolünde belirlenen nafaka miktarı daha sonra değiştirilebilir mi? Evet; tarafların ekonomik koşullarının esaslı biçimde değişmesi halinde nafaka artırma ya da azaltma davası açılabilmektedir. Ancak protokol hazırlanırken uzun vadeli enflasyon ve yaşam giderleri projeksiyonlarının dikkate alınması; sonraki dava riskini minimize etmektedir. Koza Avukatlık bu öngörüyü her protokol çalışmasına yansıtmaktadır. ## Çocuğun Artan İhtiyaçları ve İştirak Nafakası Artışı Çocukların okul çağına girmesi, özel okul ya da dershane masrafları, sağlık harcamaları ve spor-kültür etkinlik giderleri gibi değişen ihtiyaçlar; iştirak nafakasının artırılması için meşru gerekçeler oluşturmaktadır. Yargıtay içtihadına göre çocuğun yaşının ve eğitim düzeyinin yükselmesiyle birlikte iştirak nafakasının artırılması hem mümkün hem de sıklıkla talep edilen bir yoldur. Koza Avukatlık, çocuğun güncel gider belgelerini ve ihtiyaç analizini mahkemeye ikna edici biçimde sunarak nafaka artırma taleplerinde yüksek başarı oranı sağlamaktadır. ## Yoksulluk Nafakasında Hak Kazanma Koşulları Yoksulluk nafakasına hak kazanabilmek için; boşanma nedeniyle yoksulluğa düşme şartının gerçekleşmesi, kusur durumunun karşı taraf lehine ya da eşit olması ve mahkemeye bunu ispat eden somut deliller sunulması gerekmektedir. Koza Avukatlık, yoksulluk nafakası taleplerinde müvekkilin ekonomik durumunu, çalışma kapasitesini ve boşanma öncesi yaşam standardını belgeleyerek güçlü bir hukuki sunum yapmaktadır. ## Nafaka Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Nafaka miktarı ve süresi konusundaki anlaşmazlıklarda taraflar mahkemeye başvurmadan önce arabuluculuk yolunu deneyebilmektedir. Arabuluculukta uzlaşı sağlanması; hem zaman hem de maliyet açısından önemli avantaj sunmaktadır. Koza Avukatlık nafaka uyuşmazlıklarında arabuluculuk sürecini müvekkilin lehine yönetmekte, anlaşma metnini hukuki güvence sağlayacak şekilde hazırlamakta ve gerektiğinde dava aşamasına sorunsuz geçilmesini sağlamaktadır. ## Nafaka ile Mal Paylaşımı Arasındaki İlişki Boşanma sürecinde nafaka talebi çoğu zaman mal paylaşımı (edinilmiş mallara katılma) talepleriyle eş zamanlı yürütülmektedir. Bu iki süreç birbirini doğrudan etkileyebilmektedir. Örneğin taraflardan birinin önemli miktarda mala sahip olması; yoksulluk nafakası talebini hukuki açıdan zayıflatabilmektedir. Koza Avukatlık, nafaka ve mal paylaşımı süreçlerini birlikte planlayarak müvekkil için en bütünlüklü ve avantajlı stratejiyi oluşturmaktadır. Özellikle uzun yıllara dayanan evliliklerde edinilmiş mallara katılma rejimi kapsamında elde edilecek değer; bazen yoksulluk nafakasının yerini alabilecek nitelikte olabilmektedir. Koza Avukatlık bu dengelemeyi müvekkille birlikte değerlendirerek en doğru hukuki yolu belirlemekte; müvekkilin hem nafaka hem mal paylaşımı açısından en güçlü konuma ulaşmasını sağlamaktadır. ## Neden Bizi Tercih Etmelisiniz? Koza Avukatlık ve Danışmanlık Cevizli Mah. Kepez Sk. No:7 Kat:4 Kartal/İstanbul Av. Fatma Umay Bayrak – Av. Büşra Onay Oğurcu 📞 +90 538 980 49 46 / +90 535 924 18 52 | ✉️ kozaavukatlik@gmail.com | İlk görüşme ücretsizdir. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Nafaka ne zaman başlar ve ne zaman sona erer? C: Tedbir nafakası dava açılmasıyla, iştirak ve yoksulluk nafakası ise boşanma kararının kesinleşmesiyle başlar. Nafaka; çocukların reşit olmasıyla, nafaka alacaklısının yeniden evlenmesiyle ya da koşulların esaslı biçimde değişmesiyle sona erebilmektedir. Koza Avukatlık nafaka süresi ve sona erme koşullarını müvekkille ayrıntılı değerlendirmektedir. S: Nafaka miktarı artırılabilir mi? C: Evet. Tarafların ekonomik koşullarının değişmesi ve enflasyon gerekçesiyle nafaka artırma davası açılabilmektedir. Koza Avukatlık güncel verilerle desteklenen bir dava stratejisiyle bu süreci yürütmektedir. S: Nafakayı ödemez isem ne olur? C: Ödenmemiş nafaka için icra takibi başlatılabilir, maaşınıza haciz uygulanabilir ve tazyik hapsi gündeme gelebilir. Koza Avukatlık ödeme güçlüğü çeken müvekkillere nafaka azaltma talebini değerlendirmektedir. S: Anlaşmalı boşanmada nafaka belirlenebilir mi? C: Evet. Anlaşmalı boşanma protokolünde taraflar nafaka miktarını ve süresini serbestçe kararlaştırabilmektedir. Koza Avukatlık protokolün müvekkil lehine hazırlanmasını sağlamaktadır. S: Nafaka davası ne kadar sürer? C: Kartal Aile Mahkemesi'nin iş yoğunluğuna ve davanın niteliğine göre nafaka davaları genellikle birkaç aydan bir yıla kadar sürebilmektedir. Koza Avukatlık süreci hızlandırmak için gerekli tüm adımları atabilmektedir. S: Eşimin yurt dışında çalışmasına rağmen nafaka alabilir miyim? C: Evet. Yurt dışında yaşayan ya da çalışan eşten nafaka talep edilebilmekte; uluslararası sözleşmeler ve karşılıklılık ilkesi çerçevesinde kararın tanınması ve icrası sağlanabilmektedir. Koza Avukatlık bu süreçte de müvekkillerine rehberlik etmektedir. S: Nafaka için ayrıca dava açmak zorunda mıyım? C: Boşanma davası açıldığında tedbir nafakası talep edilebilmektedir. Boşanma kararıyla birlikte iştirak ve yoksulluk nafakası da hükmedilebilmektedir. Ayrı bir nafaka davası ise boşanma kararı kesinleştikten sonra nafaka talep edilmek istendiğinde açılmaktadır. S: Koza Avukatlık ile nasıl iletişime geçebilirim? C: Telefon (+90 538 980 49 46 / +90 535 924 18 52), WhatsApp veya kozaavukatlik@gmail.com adresi üzerinden ulaşabilirsiniz. İlk görüşme ücretsizdir. --- # Kartal İdare Hukuku Avukatı URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/kartal-idare-hukuku-avukati/ Güncelleme: 2026-04-24 Kartal idare hukuku avukatı arayışındaki bireyler, şirketler ve kamu çalışanları için idare hukuku; devletin ve kamu kurumlarının eylem ve işlemlerine karşı bireylerin haklarını koruyan, anayasal bir dengeye dayanan özel bir hukuk dalıdır. Belediyenin imar kararı, vergi dairesinin ceza yazısı, kamu ihalesinden elenme, kamu görevlisinin disiplin cezası ya da kamulaştırma işlemi gibi durumların hepsinde idare hukuku devreye girmektedir. İdari işlemlere karşı hukuki yola başvurulmaması ya da yasal sürelerin kaçırılması; telafi edilemez hak kayıplarına neden olmaktadır. Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal Avukat kadrosuyla idari işlemlere itirazdan idare mahkemelerinde tam yargı davasına kadar her aşamada müvekkillerine güçlü ve kapsamlı hukuki destek sunmaktadır. Büromuz, İstanbul idare ve vergi mahkemelerindeki aktif deneyimiyle müvekkillerinin idareye karşı haklarını en yüksek standartta savunmakta; yürütmeyi durdurma taleplerinden kesinleşmiş kararların icrasına dek süreci eksiksiz yönetmektedir. İdari yargıda hızlı müdahale; özellikle yıkım, ihale ve disiplin davalarında sonucu doğrudan belirlemekte, bu nedenle idari işleme maruz kalındığı anda hukuki destek alınması büyük önem taşımaktadır. ## İdare Hukuku Nedir? Hangi Konuları Kapsar? İdare hukuku; devletin ve kamu tüzel kişilerinin (belediyeler, üniversiteler, kamu kurumları) eylem ve işlemlerini, bu işlemlere karşı başvuru yollarını ve devletin bireylere verdiği zararlardan doğan tazminat sorumluluğunu düzenleyen hukuk dalıdır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK) bu alandaki temel usul yasasını oluşturmakta; iptal davaları ve tam yargı davaları idari yargının iki temel dava türünü oluşturmaktadır. Kartal'da en sık karşılaşılan idare hukuku uyuşmazlıkları şu başlıklar altında toplanmaktadır: imar planı ve ruhsat iptali talepleri, yıkım kararlarına itiraz, belediye para cezalarının iptali, vergi cezası ve vergi tarhiyatına itiraz, ihaleye katılım yasağı kararlarına itiraz, kamulaştırma işlemlerine karşı dava, kamu görevlilerinin disiplin cezalarına itiraz ve idari sözleşmelerden doğan uyuşmazlıklar. Koza Avukatlık, bu alanların tamamında güncel mevzuat ve içtihat bilgisiyle müvekkillerine hizmet vermektedir. ## İptal Davası: Hukuka Aykırı İdari İşlemlere Karşı İptal davası; hukuka aykırı bir idari işlemin yok sayılması için idare mahkemesine başvurulan dava türüdür. İdari işlem; yetki, şekil, sebep, konu ya da maksat unsurlarından birinde hukuka aykırılık taşıması halinde iptal edilebilir. Örneğin yetkisiz bir makamın verdiği ruhsat iptali kararı ya da gerekli prosedür izlenmeden oluşturulan bir idari yaptırım; iptal davasına konu edilebilmektedir. İptal davasında dava açma süresi; işlemin tebliğinden ya da öğrenilmesinden itibaren 60 gündür. Bu süre hak düşürücü nitelik taşımakta olup geçirilmesi durumunda dava reddedilmektedir. Koza Avukatlık, müvekkiline idari işlem ulaşır ulaşmaz dava süresini bildirmekte ve dilekçeyi titizlikle hazırlamaktadır. İptal davasının yanı sıra yürütmeyi durdurma talebinin de dilekçeye eklenmesi; hukuka aykırı işlemin dava sonuçlanana dek uygulanmasını engelleyebilmektedir. ## Tam Yargı Davası: İdare Kaynaklı Zararların Tazmini İdare; bireylere zarar veren eylem ya da işlemleri nedeniyle tazminat ödemekle yükümlüdür. Tam yargı davası; bu zararın idare mahkemesinde tazminat olarak talep edilmesine olanak tanıyan dava türüdür. Yol yapımı sırasında komşu işyerinin zarar görmesi, haksız kamulaştırma ya da yanlış idari karar nedeniyle doğan ekonomik kayıplar bu davalara örnek gösterilebilmektedir. Tam yargı davasında dava açmadan önce kural olarak idareye başvurulması (idari başvuru) zorunludur. İdare; başvuruyu reddetmesi ya da 60 gün içinde yanıt vermemesi (zımni ret) halinde dava açma yolu açılmaktadır. Koza Avukatlık, tam yargı sürecini idari başvurunun hazırlanmasından yargılama aşamasına kadar eksiksiz biçimde yönetmektedir. ## İmar ve Yapı Denetimi Uyuşmazlıkları Kartal'da kentsel dönüşümle birlikte imar mevzuatına aykırı yapılaşma, ruhsatsız kat ilavesi ve belediye yıkım kararları sıkça karşılaşılan konular arasına girmiştir. Belediyenin yıkım kararına ya da imar para cezasına itiraz; idare mahkemesinde iptal davası açılarak gerçekleştirilmektedir. Bunun yanı sıra imar planı değişikliğine itiraz, yapı ruhsatının iptali kararına itiraz ve istimlak işlemlerine karşı dava da bu kategoride yer almaktadır. Koza Avukatlık, imar uyuşmazlıklarında hem belediye kararlarına karşı iptal davası hem de idari para cezası iptali için idari itiraz ve yargı yollarını bütünleşik biçimde yönetmektedir. Yürütmeyi durdurma talebinin kabul edilmesi halinde yıkım kararı dava süresince askıya alınabilmekte; bu da müvekkil için son derece değerli bir güvence sağlamaktadır. ## Vergi Uyuşmazlıkları ve Vergi Mahkemeleri Vergi tarhiyatları, vergi cezaları ve vergi idaresinin işlemlerine itiraz; hem idari hem de yargısal yollar aracılığıyla çözüme kavuşturulabilmektedir. Vergi mahkemesinde açılacak iptal ya da tam yargı davası öncesinde uzlaşma ve idari itiraz yollarının değerlendirilmesi; zaman ve maliyet açısından avantaj sağlayabilmektedir. Koza Avukatlık, vergi uyuşmazlıklarında uzlaşma müzakerelerinden vergi mahkemesi yargılamasına kadar kapsamlı destek sunmaktadır. ## Kamu İhaleleri ve İhaleye Katılım Yasakları Kamu ihale süreçlerinde teklifin reddedilmesi, ihalenin iptal edilmesi ya da şirkete ihaleye katılım yasağı verilmesi; ciddi ekonomik sonuçlar doğuran idari işlemlerdir. Bu işlemlere karşı Kamu İhale Kurulu'na şikâyet ve akabinde idare mahkemesinde iptal davası açılması mümkündür. Koza Avukatlık, ihale uyuşmazlıklarında hem KİK şikâyeti hem de yargı aşamasında etkin temsil sağlamaktadır. ## Kartal En İyi İdare Hukuku Avukatı Nasıl Seçilir? Kartal en iyi idare hukuku avukatı arayanların dikkat etmesi gereken başlıca ölçütler şunlardır: idare hukukuna özgü derinlemesine deneyim, İstanbul idare ve vergi mahkemelerindeki aktif pratik, güncel içtihat takibi ve dava açma sürelerine titizlikle riayet. İdari işleme maruz kalındığı andan itibaren avukatla iletişime geçmek; 60 günlük sürenin kaçırılmaması ve yürütme durdurma talebinin zamanında yapılması açısından kritik önem taşımaktadır. ## Kartal İdare Hukuku Avukatı Tavsiye: Koza Avukatlık Neden Tercih Edilmeli? - İptal ve tam yargı davalarında kapsamlı temsil: İmar, vergi, ihale ve disiplin uyuşmazlıklarında deneyimli kadro. - Yürütmeyi durdurma talebinde etkin başvuru: Hukuka aykırı idari işlemin dava süresince durdurulması. - 60 günlük dava süresinin titizlikle takibi: Hak düşürücü sürelerin kaçırılmaması için sistematik yönetim. - Vergi uyuşmazlıklarında uzlaşma ve yargı desteği: Hem idari hem yargısal yolların birlikte değerlendirilmesi. - İstanbul idare mahkemelerinde aktif deneyim: Yerel yargı pratiklerine hâkimiyet. - Ücretsiz ilk görüşme: İdari işleminizi değerlendirmek için herhangi bir ücret alınmaz. ## Kartal İdare Hukuku Avukatı Ücretleri 2026 İdare hukuku davası avukat ücretleri; davanın türüne, talep edilen tazminat miktarına ve sürecin kapsamına göre belirlenmektedir. Türkiye Barolar Birliği asgari ücret tarifesi yasal alt sınırı oluşturmaktadır. Hizmet Türü Ücret Yapısı Notlar İptal davası (imar, belediye) Sabit ücret Baro tarifesi geçerli Tam yargı davası (tazminat) Dava değerine göre Ayrıca belirlenir Vergi uyuşmazlığı (mahkeme) Dava değerine göre Baro tarifesi geçerli İhale şikâyeti ve iptal davası Sabit veya kapsama göre İlk görüşmede netleştirilir ## Kartal'da İdare Hukuku Avukatları Arasındaki Farklar Kartal'da idare hukuku alanında hizmet sunan avukatlar arasındaki fark; İYUK mevzuatına teknik hâkimiyet, dava süreleri konusundaki titizlik ve İstanbul idare mahkemelerindeki aktif pratikle belirginleşmektedir. Yürütmeyi durdurma talebinin kabulünü sağlayacak güçlü bir dilekçe; müvekkil için davanın seyrini baştan değiştirebilmektedir. Koza Avukatlık bu deneyimi her müvekkile özelleştirilmiş idare hukuku stratejisi olarak sunmaktadır. ## Kamu Görevlilerinin Disiplin Cezalarına İtiraz Kamu görevlileri; uyarı, kınama, kademe ilerlemesinin durdurulması ve meslekten çıkarma gibi disiplin cezalarına muhatap olabilmektedir. Bu cezaların hukuki dayanaktan yoksun olduğu, usul ihlalleri içerdiği ya da orantısız biçimde uygulandığı durumlarda idare mahkemesinde iptal davası açılabilmektedir. Disiplin cezasının iptali; hem kariyer hem ekonomik haklar açısından son derece önemli sonuçlar doğurmaktadır. Koza Avukatlık, kamu görevlileri için disiplin süreçlerinin savunma aşamasından iptal davasına kadar tamamında etkin destek sunmaktadır. Disiplin soruşturması aşamasında savunma dilekçesinin güçlü biçimde hazırlanması; cezanın hiç verilmemesi ya da daha hafif bir cezayla sonuçlanması açısından belirleyici olmaktadır. Soruşturma aşamasından itibaren avukat desteği almak; sürecin seyrini en başından olumlu yönde etkilemektedir. Koza Avukatlık, kamu çalışanları için bu sürecin her aşamasında kapsamlı hukuki danışmanlık ve temsil hizmeti sağlamaktadır. ## İdari Sözleşmelerden Doğan Uyuşmazlıklar Kamu kurumlarıyla imzalanan hizmet, yapım ve tedarik sözleşmelerinden doğan anlaşmazlıklar; idare hukuku kapsamında değerlendirilmektedir. Sözleşmenin idarece tek taraflı feshi, hak ediş ödenmemesi, geçici kabul sorunları ve kesin kabul anlaşmazlıkları bu alandaki başlıca uyuşmazlık konularıdır. İdari sözleşme uyuşmazlıklarında yetkili yargı mercii idare mahkemeleridir. Koza Avukatlık, kamu sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklarda müvekkillerine hem idari başvuru hem de yargı aşamasında kapsamlı destek vermektedir. ## Yürütmeyi Durdurma Talebi: Acil Hukuki Güvence İdare mahkemesinde iptal davası açılırken eş zamanlı olarak yürütmeyi durdurma (YD) talebinde bulunulabilmektedir. YD kararı kabul edilirse; dava sonuçlanana dek hukuka aykırı idari işlem uygulanamaz hale gelmektedir. Yıkım kararı, ihaleye katılım yasağı ya da ağır bir disiplin cezası söz konusu olduğunda YD kararının alınması; müvekkil için hem pratik hem ekonomik açıdan büyük önem taşımaktadır. Koza Avukatlık, YD taleplerini güçlü hukuki gerekçeyle hazırlayarak kabulünü sağlamak için azami çaba göstermektedir. ## Neden Bizi Tercih Etmelisiniz? Koza Avukatlık ve Danışmanlık Cevizli Mah. Kepez Sk. No:7 Kat:4 Kartal/İstanbul Av. Fatma Umay Bayrak – Av. Büşra Onay Oğurcu 📞 +90 538 980 49 46 / +90 535 924 18 52 | İlk görüşme ücretsizdir. İdari yargıda dava açma süreleri hak düşürücü nitelik taşıdığından idari işleme maruz kalındığı anda hukuki destek alınması büyük önem taşımaktadır. ## Sıkça Sorulan Sorular S: İdari işleme itiraz için süre ne kadardır? C: İdare mahkemesinde iptal davası için kural olarak işlemin tebliğinden ya da öğrenilmesinden itibaren 60 gündür. Bu süre hak düşürücüdür; kaçırılması durumunda dava reddedilmektedir. Koza Avukatlık, idari işlem ulaşır ulaşmaz sürenin takibini başlatmaktadır. S: Belediye yıkım kararına itiraz edebilir miyim? C: Evet. İdare mahkemesinde iptal davası açılabilmekte ve yürütmenin durdurulması talep edilebilmektedir. Yürütme durdurma kabul edilirse yıkım kararı dava süresince uygulanamaz. Koza Avukatlık bu başvuruyu acilen yürütmektedir. S: Vergi cezasına nasıl itiraz edebilirim? C: Önce uzlaşma yoluna başvurulabilmekte; uzlaşma sağlanamazsa vergi mahkemesinde dava açılabilmektedir. Koza Avukatlık her iki aşamada da müvekkilin yanındadır. S: Kamu ihalesinden elendiysem ne yapabilirim? C: Kamu İhale Kurulu'na şikâyet ve ardından idare mahkemesinde iptal davası açılabilmektedir. Koza Avukatlık bu süreçte hızlı ve teknik temsil sağlamaktadır. S: Devlet bana zarar verdiyse tazminat alabilir miyim? C: Evet. İdareye önce tazminat başvurusunda bulunulmalı; ret ya da zımni ret halinde idare mahkemesinde tam yargı davası açılabilmektedir. Koza Avukatlık bu süreci başından itibaren yönetmektedir. S: İdari işlem öğrendikten ne kadar sonra dava açabilirim? C: Tebligatla öğrendiğiniz tarihten itibaren 60 gün içinde idare mahkemesine başvurmanız gerekir. Tebligat yapılmadan öğrenilen işlemlerde de bu süre işlemeye başlamaktadır. Koza Avukatlık, süreyi en başından titizlikle takip ederek hak kaybı yaşanmasını önlemektedir. S: Koza Avukatlık ile nasıl iletişime geçebilirim? C: Telefon (+90 538 980 49 46 --- # Kartal İstinaf Avukatı URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/kartal-istinaf-avukati/ Güncelleme: 2026-04-24 Kartal istinaf avukatı arayışındaki bireyler ve şirketler için istinaf; ilk derece mahkemesinin verdiği karara karşı Bölge Adliye Mahkemesi'ne (BAM) başvurularak kararın hem hukuki hem de maddi vakıa yönünden yeniden incelenmesini sağlayan olağan bir kanun yolu olarak tanımlanmaktadır. 2016 yılında Türk yargı sistemine giren istinaf; temyizin önünde yer alan ve çoğu hukuki uyuşmazlıkta son karar mercii konumundaki Bölge Adliye Mahkemesi'ne yapılan itirazı kapsamaktadır. İlk derece mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğu, delillerin yanlış değerlendirildiği ya da usul hatalarının bulunduğu durumlarda istinaf yolunun etkin biçimde kullanılması; yargılama sonucunu tamamen değiştirebilmektedir. Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal Avukat bürosu kadrosuyla İstanbul Anadolu Bölge Adliye Mahkemesi (İstanbul Anadolu BAM) nezdindeki istinaf davalarında müvekkillerine güçlü, teknik ve sonuç odaklı hukuki temsil sunmaktadır. ## İstinaf Nedir? Temyizden Farkı Nedir? İstinaf; ilk derece mahkemesi kararının hem hukuki hem de maddi vakıa (olaylar ve deliller) yönünden Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yeniden incelenmesine olanak tanıyan bir kanun yoludur. Bu özelliğiyle istinaf; yalnızca hukuki denetim yapan temyizden ayrışmaktadır. Temyizde Yargıtay; maddi vakıayı değil, hukukun doğru uygulanıp uygulanmadığını ve usul kurallarına riayet edilip edilmediğini incelemektedir. İstinaf ise daha geniş kapsamlı bir denetim sunmakta ve mahkemenin delil değerlendirmesini de sorgulamaktadır. İstinaf sonucunda BAM; ilk derece mahkemesi kararını onaması, bozması ya da kaldırarak yeniden karar vermesi yollarından birini tercih edebilmektedir. Kararın niteliğine ve dava değerine bağlı olarak BAM kararı kesin nitelik taşıyabileceği gibi temyize de taşınabilmektedir. Bu nedenle istinaf sürecinde doğru argümanların ve delillerin sunulması; hem BAM hem de olası Yargıtay aşaması açısından belirleyici olmaktadır. ## İstinaf Başvurusu İçin Yasal Süreler İstinaf başvurusu; hukuk davalarında kararın tebliğinden itibaren iki hafta, ceza davalarında ise kararın tefhiminden (açıklanmasından) itibaren yedi gün içinde yapılmalıdır. Bu süreler hak düşürücü nitelik taşımakta olup kaçırılması durumunda istinaf yolu kapanmakta ve karar kesinleşmektedir. Koza Avukatlık, müvekkilini karara ilişkin tebligat ya da tefhim anından itibaren bilgilendirerek başvuru süresinin eksiksiz takip edilmesini sağlamaktadır. İstinaf dilekçesinin içeriği de en az başvuru süresi kadar kritiktir. Dilekçede; kararın hangi hukuki ya da maddi yönden hatalı olduğu, hangi delillerin göz ardı edildiği ve nasıl bir karar verilmesi gerektiği açık ve gerekçeli biçimde ortaya konulmalıdır. Yetersiz gerekçeli ya da kapsamı dar bir istinaf dilekçesi; BAM'ın inceleme alanını kısıtlamakta ve sonucu olumsuz etkileyebilmektedir. ## Hukuk Davalarında İstinaf Süreci Hukuk mahkemelerinde verilen kararlara karşı istinaf; hem davacı hem de davalı tarafından kullanılabilmektedir. Dava değerine göre istinaf incelemesi dosya üzerinden ya da duruşmalı olarak gerçekleştirilmektedir. BAM; dilekçeleri, dosya içeriğini ve talep edilmesi halinde ek delilleri inceleyerek kararını vermektedir. İstinaf aşamasında yeni delil sunulması kural olarak sınırlı tutulmuş olmakla birlikte belirli koşulların varlığında mümkün olabilmektedir. Koza Avukatlık, hukuk davalarında istinaf dilekçesini; ilk derece mahkemesinin hatalı hukuki yorumunu, göz ardı edilen ya da yanlış değerlendirilen delilleri ve usul hatalarını açık ve ikna edici biçimde ortaya koyacak şekilde hazırlamaktadır. Ayrıca karşı tarafın istinaf başvurusuna karşı cevap dilekçesi de büromuz tarafından titizlikle kaleme alınmaktadır. ## Ceza Davalarında İstinaf Süreci Ceza mahkemelerinde verilen mahkûmiyet ya da beraat kararlarına karşı hem sanık hem de savcılık istinaf yoluna başvurabilmektedir. İstinaf aşamasında ceza dosyası BAM tarafından hem maddi vakıa hem hukuk yönünden incelenmekte; gerekli görülmesi halinde duruşma da yapılabilmektedir. Sanık aleyhine sonuçlanan ceza davalarında istinaf; hem ceza miktarının azaltılması hem de beraat kararı elde edilmesi açısından son derece önemli bir fırsat sunmaktadır. Koza Avukatlık, ceza davalarında istinaf dilekçesini; mahkûmiyet gerekçesinin hukuki zafiyetlerini, delil değerlendirmesindeki hataları ve usul ihlallerini net biçimde ortaya koyacak şekilde hazırlamaktadır. Ceza hukukunun teknik boyutlarına hâkimiyet; istinaf dilekçesinin ikna ediciliğini ve BAM'ın kararını doğrudan etkilemektedir. ## İstanbul Anadolu BAM'da Temsil Kartal ve çevre ilçelerdeki ilk derece mahkemelerinin verdiği kararlar; istinaf aşamasında İstanbul Anadolu Bölge Adliye Mahkemesi'nde incelenmektedir. Koza Avukatlık, İstanbul Anadolu BAM nezdindeki aktif deneyimiyle bu mahkemenin işleyişine, duruşma takvimine ve inceleme eğilimlerine hâkimiyet avantajını her davada etkin biçimde kullanmaktadır. Mahkeme pratiklerine yakınlık; dilekçenin içerik ve formatının BAM beklentilerine uygun hazırlanması açısından kritik fark yaratmaktadır. ## Kartal En İyi İstinaf Avukatı Nasıl Seçilir? Kartal en iyi istinaf avukatı arayanların dikkat etmesi gereken başlıca ölçütler şunlardır: kanun yolları hukukuna özgü teknik bilgi, İstanbul Anadolu BAM nezdindeki aktif pratik ve istinaf dilekçesi yazımındaki kalite. İstinaf; ilk derece mahkemesindeki savunmadan farklı bir teknik beceri gerektirmekte ve dilekçenin hukuki derinliği doğrudan sonucu etkilemektedir. Koza Avukatlık, her istinaf dosyasını ilk derece kararının ayrıntılı analizinden başlayarak hazırlamaktadır. ## Kartal İstinaf Avukatı Tavsiye: Koza Avukatlık Neden Tercih Edilmeli? - İstanbul Anadolu BAM'da aktif deneyim: Mahkemenin işleyişine ve eğilimlerine hâkimiyet. - Teknik ve ikna edici istinaf dilekçesi: Hukuki hatalar ve delil sorunlarının net biçimde ortaya konulması. - Hem hukuk hem ceza davalarında istinaf temsili: Geniş yelpazede kanun yolları deneyimi. - Süre takibinde titizlik: Hak düşürücü sürelerin kaçırılmaması için sistematik takip. - Karşı dilekçe hazırlama kapasitesi: Karşı tarafın istinafına etkili yanıt verilmesi. - Ücretsiz ilk görüşme: Kararı değerlendirmek ve istinaf şansını tartışmak için herhangi bir ücret alınmaz. ## Kartal İstinaf Avukatı Ücretleri 2026 İstinaf davası avukat ücretleri; davanın türüne (hukuk ya da ceza), dava değerine ve sürecin kapsamına göre belirlenmektedir. Türkiye Barolar Birliği asgari ücret tarifesi yasal alt sınırı oluşturmaktadır. Hizmet Türü Ücret Yapısı Notlar Hukuk davası istinaf temsili Dava değerine göre Baro tarifesi geçerli Ceza davası istinaf temsili Sabit veya kapsama göre Ayrıca belirlenir İstinaf dilekçesi hazırlanması Sabit ücret İlk görüşmede netleştirilir Karşı istinaf dilekçesi cevabı Sabit ücret Baro tarifesi geçerli ## Kartal'da İstinaf Avukatları Arasındaki Farklar Kartal'da istinaf hizmetleri sunan avukatlar arasındaki fark; kanun yolları hukukuna teknik hâkimiyet, İstanbul Anadolu BAM'daki aktif pratik ve istinaf dilekçesinin kalitesiyle belirginleşmektedir. İlk derece mahkemesindeki avukat ile istinaf avukatının aynı kişi olması; davanın bütününe hâkimiyet açısından avantaj sağlamakta ve dilekçenin daha güçlü hazırlanmasını mümkün kılmaktadır. Koza Avukatlık bu bütünleşik yaklaşımı her dava için benimsemektedir. ## İstinaf Dilekçesinin Anatomisi: Güçlü Bir Başvuru Nasıl Hazırlanır? İstinaf başvurusunun başarısı büyük ölçüde dilekçenin kalitesine bağlıdır. Etkili bir istinaf dilekçesi; ilk derece mahkemesinin kararındaki hukuki hataları ve delil değerlendirme kusurlarını madde madde ortaya koymakta, her itiraz noktasını ilgili Yargıtay içtihadı ya da kanun maddesiyle desteklemekte ve BAM'dan talep edilen kararı açıkça belirtmektedir. "Karar hatalıdır" gibi genel ifadeler; BAM'ın denetim alanını daralttığından somut gerekçeler ve hukuki dayanak zorunludur. Koza Avukatlık, istinaf dilekçesini hazırlarken önce ilk derece kararının ayrıntılı analizini yapmakta; ardından her itiraz konusunu ayrı başlıklar altında, içtihada dayalı güçlü argümanlarla kaleme almaktadır. Dilekçenin hem hukuki hem de anlatım açısından güçlü olması; BAM hâkimlerinin dosyayı kavramasını kolaylaştırmakta ve lehte karar ihtimalini artırmaktadır. ## İstinafta Duruşma Yapılır mı? Hukuk davalarında istinaf incelemesi kural olarak dosya üzerinden yapılmaktadır; ancak taraflardan biri duruşma isteyebilmekte ya da BAM gerekli gördüğünde duruşma açabilmektedir. Ceza davalarında ise BAM'ın sanığı ya da tanıkları dinlemesi, ek delil toplaması ve duruşma açması mümkündür. Duruşma açıldığında sözlü savunma ve soru-cevap aşaması; yazılı dilekçenin ötesinde ek bir ikna fırsatı sunmaktadır. Koza Avukatlık, duruşmalı istinaf aşamalarında da güçlü sözlü savunma hazırlığıyla müvekkilini temsil etmektedir. ## İstinaf Sonrası Temyiz: Yargıtay Yolu BAM kararının kesin olmadığı davalarda bir üst kanun yolu olan temyiz; Yargıtay nezdinde kullanılabilmektedir. Temyizde yalnızca hukukun doğru uygulanıp uygulanmadığı incelenmekte; maddi vakıa yeniden değerlendirilmemektedir. Bu nedenle istinaf aşamasında hukuki argümanların sağlam biçimde kurulması; olası Yargıtay incelemesi için de kritik bir zemin oluşturmaktadır. Koza Avukatlık, istinaf ve temyiz aşamalarını birlikte planlayarak her iki kanun yolunda da tutarlı ve güçlü savunma sunmaktadır. ## Karşı Tarafın İstinafına Cevap İstinaf; yalnızca karardan şikâyetçi olan tarafın değil, karşı tarafın da başvurabileceği bir kanun yoludur. Karşı tarafın istinaf başvurusu üzerine cevap dilekçesi hazırlanması; BAM'ın dosyayı tek taraflı değerlendirmesini önlemek ve kendi lehine olan hususların vurgulanması açısından büyük önem taşımaktadır. Cevap dilekçesinin gerekçeli, hukuki dayanağa sahip ve zamanında sunulmuş olması; sürecin seyrini olumlu etkilemektedir. Koza Avukatlık, müvekkili aleyhine yapılan istinaf başvurularına karşı kapsamlı ve kararlı bir cevap dilekçesi hazırlamaktadır. İlk derece kararının doğru olduğunu destekleyen hukuki argümanlar ve ilgili içtihatlar bu dilekçede açıkça ortaya konulmakta; BAM'ın karşı taraf lehine karar verme ihtimali en aza indirilmektedir. ## İdari ve Vergi Mahkemesi Kararlarında İstinaf İstinaf yolu; yalnızca hukuk ve ceza davalarıyla sınırlı değildir. İdare mahkemelerinin verdiği kararlara karşı da Bölge İdare Mahkemesi nezdinde istinaf başvurusunda bulunulabilmektedir. Vergi, kamulaştırma, ihaleye katılım yasağı ve idari para cezası kararları bu kapsamda değerlendirilebilmektedir. Koza Avukatlık, idari yargı kararlarına yönelik istinaf süreçlerinde de müvekkillerine kapsamlı destek sunmaktadır. ## Neden Bizi Tercih Etmelisiniz? Koza Avukatlık ve Danışmanlık Cevizli Mah. Kepez Sk. No:7 Kat:4 Kartal/İstanbul Av. Fatma Umay Bayrak – Av. Büşra Onay Oğurcu 📞 +90 538 980 49 46 / +90 535 924 18 52 | ✉️ kozaavukatlik@gmail.com | İlk görüşme ücretsizdir. ## Sıkça Sorulan Sorular S: İstinaf başvurusu için süre ne kadardır? C: Hukuk davalarında kararın tebliğinden itibaren iki hafta, ceza davalarında tefhimden itibaren yedi gündür. Bu süreler hak düşürücüdür. Koza Avukatlık, kararın ulaşmasının ardından süre takibini derhal başlatmaktadır. S: Her karar istinafa taşınabilir mi? C: Dava değerinin yasal sınırın üzerinde olduğu hukuk davalarında ve ceza davalarının büyük çoğunluğunda istinaf yolu açıktır. Bazı küçük ölçekli uyuşmazlıklarda ise kesin nitelikte karar verilmektedir. Koza Avukatlık, dosyanızın istinafa elverişli olup olmadığını ilk görüşmede değerlendirmektedir. S: İstinafta yeni delil sunulabilir mi? C: Kural olarak yeni delil sunulması sınırlıdır; ancak ilk derece yargılamasında sunulması mümkün olmayan belgelerin belirli koşullarda kabul edilmesi mümkün olabilmektedir. Koza Avukatlık, bu imkânı her dosya için ayrıca değerlendirmektedir. S: BAM kararı kesin mi, temyize taşınabilir mi? C: Dava değerine ve suçun niteliğine bağlı olarak BAM kararları kesin ya da temyize açık olabilmektedir. Koza Avukatlık, BAM kararı sonrasında temyiz yolunun açık olup olmadığını ve stratejiyi birlikte değerlendirmektedir. S: İstinaf dilekçesini kim hazırlamalıdır? C: İstinaf dilekçesi; davanın tümüne hâkim, kanun yolları hukukuna teknik bilgiye sahip ve BAM beklentilerini bilen bir avukat tarafından hazırlanmalıdır. Koza Avukatlık bu nitelikleri bir arada sunmaktadır. S: Koza Avukatlık ile nasıl iletişime geçebilirim? C: Telefon (+90 538 980 49 46 / +90 535 924 18 52), WhatsApp veya kozaavukatlik@gmail.com adresi üzerinden ulaşabilirsiniz. İlk görüşme ücretsizdir. --- # Kartal İcra Avukatı URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/kartal-icra-avukati/ Güncelleme: 2026-04-24 Kartal icra avukatı arayışındaki alacaklılar ve borçlular için icra hukuku; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) teknik kuralları çerçevesinde yürütülen, her aşamasında usul hatası yapılmaya açık ve bu hataların ciddi hak kayıplarına yol açabildiği karmaşık bir hukuki süreçtir. Alacaklı taraf için icra takibinin hızla ve eksiksiz başlatılması, haciz kararının zamanında uygulanması, borçlunun itirazının önlenmesi ve mal satışının hukuka uygun gerçekleştirilmesi; tahsilatın başarısını doğrudan belirlemektedir. Borçlu taraf için ise haksız ya da usule aykırı icra işlemlerine karşı yasal süreler içinde doğru hukuki araçlarla itiraz edilmesi; hem mal varlığının hem de ticari itibarın korunması açısından hayati önem taşımaktadır. Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal Avukat kadrosuyla icra süreçlerinin her boyutunda hem alacaklı hem borçlu müvekkillere güçlü ve sonuç odaklı hukuki destek sunmaktadır. Büromuz Kartal İcra Müdürlüğü nezdindeki uzun yıllara dayanan aktif deneyimiyle yerel işleyişe ve sürece tam hâkimiyet avantajına sahiptir. ## İcra Hukuku Nedir? Hangi Konuları Kapsar? İcra hukuku; mahkeme kararının ya da belgeye dayalı alacağın devlet kuvvetiyle zorla yerine getirilmesini sağlayan kurallar bütünüdür. İİK kapsamında ilamsız icra takibi, ilamlı icra takibi, kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip, rehnin paraya çevrilmesi ve iflas hukuku bu alanın temel alt dallarını oluşturmaktadır. Her yolun başlangıç koşulları, süresi, itiraz mekanizmaları ve yaptırımları birbirinden farklılaşmaktadır. Kartal'da en sık karşılaşılan icra uyuşmazlıkları şu başlıklar altında toplanmaktadır: ödenmemiş alacaklar için takip başlatılması ve ödeme emrinin borçluya tebliği, borçlunun itirazına karşı itirazın iptali ya da itirazın kaldırılması davası, haksız hacze karşı şikâyet ve itiraz, mal satışında aşırı değerlemeye itiraz, nafaka ve işçi alacaklarında öncelikli tahsilat ve borçlunun haczedilemez mal varlığının belirlenmesi. Koza Avukatlık bu konuların tamamında deneyimli ve aktif temsil sunmaktadır. ## İlamsız İcra Takibi: Mahkeme Kararı Olmadan Alacak Tahsili İlamsız icra takibinde alacaklı; herhangi bir mahkeme kararı olmaksızın Kartal İcra Müdürlüğü'ne başvurarak borçluya ödeme emri gönderilmesini sağlayabilmektedir. Ödeme emrinin usulüne uygun tebliğinin ardından borçlu 7 gün içinde borca itiraz edebilmektedir. Borçlunun süresinde itiraz etmemesi durumunda takip kesinleşmekte ve alacaklı haciz aşamasına geçebilmektedir. İtiraz halinde alacaklının itirazın iptali davası ya da itirazın kaldırılması yoluna başvurması gerekmektedir. İtirazın iptali davasında; borcun varlığı mahkemede ispat edilerek borçlunun itirazı hükümsüz kılınmakta, ayrıca hâkimin takdirine göre alacağın yüzde yirmisinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilebilmektedir. Bu tazminat; alacaklı için önemli bir güvence sağlarken borçluyu da haksız itirazdan caydırmaktadır. Koza Avukatlık, ilamsız icra süreçlerinde dilekçelerin eksiksiz hazırlanmasından itirazın iptali davasına kadar her adımda deneyimli temsil sunmaktadır. ## Kambiyo Senetlerine Özgü Haciz Yoluyla Takip Çek, bono ve poliçe gibi kambiyo senetlerine dayalı alacaklarda özel ve çok daha hızlı bir icra yolu kullanılmaktadır. Bu yolda borçluya ödeme emri yerine doğrudan icra emri tebliğ edilmekte ve itiraz imkânları standart ilamsız takibe kıyasla son derece dar tutulmaktadır. Kambiyo takibi bu özelliğiyle alacaklı açısından son derece güçlü ve etkili bir araçtır. Borçlu; kambiyo senedinin sahteliğini ya da borcun sona erdiğini ispat etmek gibi son derece sınırlı sebeplere dayanarak itiraz edebilmektedir. Bu itirazların belirli süre ve usul koşullarına uygun olması zorunludur; aksi hâlde itiraz reddedilmektedir. Koza Avukatlık, kambiyo takiplerinde hem alacaklının hızlı tahsilat hakkını korumakta hem de usule aykırı uygulamalara maruz kalan borçluların haklarını savunmaktadır. ## Haciz İşlemleri ve Mal Satışı Haciz aşamasında borçlunun taşınır malları, taşınmaz varlıkları, araçları, banka hesapları, maaş alacakları ve üçüncü kişilerdeki alacakları tespit edilerek haciz kararı uygulanmaktadır. Haciz kararının zamanında ve doğru mal varlığına uygulanması; tahsilatın başarısını belirleyen en kritik aşamadır. Borçlunun mal kaçırma girişimlerine karşı ihtiyati haciz talep edilmesi bu riski önemli ölçüde azaltmaktadır. Mal satışı aşamasında kıymet takdiri yapılmakta, ihale duyurusu yapılmakta ve ihaleye katılım koşulları belirlenmektedir. Aşırı düşük bedelle sonuçlanan ihalelere ya da usulsüz satış işlemlerine itiraz edilmesi; alacaklının haklarını korumak açısından büyük önem taşımaktadır. Koza Avukatlık, haciz ve satış aşamalarının her birinde alacaklının haklarını titizlikle korumakta; ihalenin feshi gibi olağanüstü yollara da gerektiğinde başvurmaktadır. ## Borçlu Hakları ve Haksız Hacze İtiraz İcra takibinde borçlunun da önemli yasal güvenceleri bulunmaktadır. Haczedilemez mal ve haklar kapsamındaki varlıkların korunması, usule aykırı ya da haksız icra işlemlerine karşı şikâyet yoluna başvurulması, kısmi ödeme yapılarak haczin kaldırılması talebi ve borçlunun maddi durumuna göre taksitlendirme talep edilmesi bunların başında gelmektedir. Koza Avukatlık, haksız ya da aşırı baskı içeren icra işlemlerine karşı borçlu müvekkillerini etkin biçimde korumaktadır. Özellikle temel yaşam giderleri için zorunlu ev eşyaları, çalışma aletleri, üç aylık erzak ve maaşın belirli bir kısmı haczedilemez mal kategorisinde yer almaktadır. Koza Avukatlık, borçlu müvekkillerin bu haklarının çiğnenmemesi için yasal çerçeveyi kararlılıkla uygulamaktadır. ## İhtiyati Haciz ile Mal Kaçırmayı Önleme Alacak takibi başlatılmadan ya da dava açılmadan önce borçlunun mal varlığını devretme ya da gizleme girişimleri; alacaklının tahsilat şansını ciddi biçimde tehlikeye atmaktadır. Bu durumda mahkemeden ihtiyati haciz kararı alınarak borçlunun mal varlığı üzerine geçici tedbir uygulanabilmektedir. Koza Avukatlık, mal kaçırma riskinin varlığında ihtiyati haciz başvurusunu acil biçimde hazırlayıp sunmakta ve kararın ardından esas takibi geciktirmeksizin başlatmaktadır. ## Kartal En İyi İcra Avukatı Nasıl Seçilir? Kartal en iyi icra avukatı arayanların dikkat etmesi gereken başlıca ölçütler şunlardır: İİK mevzuatına teknik hâkimiyet, Kartal İcra Müdürlüğü nezdindeki aktif pratik, mal varlığı araştırmasındaki sistematik yaklaşım ve yasal sürelere titizlikle riayet. İlk görüşmede alacağın tahsil stratejisini net biçimde ortaya koyan ve gerçekçi beklenti yönetimi yapan avukatla çalışmak en güvenilir seçimdir. Özellikle yasal süreler; icra hukukunda hak düşürücü nitelik taşıyabileceğinden bu konudaki hassasiyeti yüksek bir büro tercih edilmelidir. ## Kartal İcra Avukatı Tavsiye: Koza Avukatlık Neden Tercih Edilmeli? - Kartal İcra Müdürlüğü'nde aktif pratik: Yerel süreçlere ve takvimlere tam hâkimiyet. - Hem alacaklı hem borçlu temsili: Davanın her tarafında dengeli ve etkin destek. - Kambiyo takibinde uzmanlık: Hızlı ve güçlü çek-senet icra yönetimi. - İhtiyati haciz kapasitesi: Mal kaçırmaya karşı acil ve etkin önlem. - Haciz ve satış aşamasında yetkinlik: Değer koruyucu ve hukuka uygun satış yönetimi. - Ücretsiz ilk görüşme: İcra stratejinizi değerlendirmek için herhangi bir ücret alınmaz. ## Kartal İcra Avukatı Ücretleri 2026 İcra avukatı ücretleri; alacağın tutarına, takip türüne ve sürecin kapsamına göre belirlenmektedir. Türkiye Barolar Birliği asgari ücret tarifesi yasal alt sınırı oluşturmaktadır. Hizmet Türü Ücret Yapısı Notlar İlamsız icra takibi Alacak değerine oransal Baro tarifesi geçerli Kambiyo senetlerine özgü takip Alacak değerine oransal Hızlı süreç avantajı İtirazın iptali davası Dava değerine göre Ayrıca belirlenir Haciz şikâyeti ve itirazı Sabit ücret İlk görüşmede netleştirilir İhtiyati haciz başvurusu Sabit ücret Acil müdahale imkânı ## Kartal'da İcra Avukatları Arasındaki Farklar Kartal'da icra hukuku alanında hizmet sunan avukatlar arasındaki fark; İİK mevzuatına teknik hâkimiyet, Kartal İcra Müdürlüğü'ndeki aktif pratik ve haciz işlemlerindeki sistematik yaklaşımla belirginleşmektedir. Yasal sürelerin titizlikle takip edilmesi ve mal varlığı araştırmasının kapsamlı yürütülmesi; alacaklı için tahsilat başarısının temel güvencesidir. Koza Avukatlık bu deneyimi her müvekkile özelleştirilmiş strateji olarak sunmakta; alacağın en kısa sürede ve en yüksek oranda tahsil edilmesi için kararlı biçimde çalışmaktadır. ## İflas ve Konkordato Süreçleri Borcunu ödeyemeyen borçlular için iflas ve konkordato; icra hukukunun özel ve kapsamlı iki alt alanını oluşturmaktadır. İflas davası; borçlunun tüm mal varlığının tasfiyesiyle alacaklılara orantılı ödeme yapılmasını sağlarken konkordato, borçlunun faaliyetini sürdürerek alacaklılarla anlaşma yapmasına olanak tanımaktadır. Her iki süreçte de alacaklıların haklarının korunması ve sıra cetvelindeki pozisyonun doğru belirlenmesi kritik öneme sahiptir. Koza Avukatlık, iflas ve konkordato süreçlerinde hem alacaklı hem de borçlu tarafı temsil etmektedir. Alacaklı için iflas masasına zamanında alacak kaydı yaptırmak, sıra cetveline itiraz ve iflasın açılmasından sonraki tahsilat sürecini takip etmek büromuzun aktif olduğu alanlar arasındadır. Borçlu için ise konkordato başvurusunun hazırlanması, mühlet talep edilmesi ve alacaklılarla müzakere yürütülmesi hizmetlerini sunmaktadır. ## İcra Sürecinde Zamanaşımı ve Hak Düşürücü Süreler İcra hukukunda en sık karşılaşılan ve en telafi edilemez hak kayıplarına yol açan konu; yasal sürelerin kaçırılmasıdır. İtiraz süresi, itirazın iptali davası açma süresi, şikâyet süresi ve ihalenin feshi davası açma süresi gibi kritik eşikler; hak düşürücü nitelik taşımakta olup kaçırılması durumunda bir daha kullanılamamaktadır. Koza Avukatlık, her dosyada bu süreleri özenle takip ederek müvekkilini olası hak kayıplarından korumaktadır. Özellikle borçlu tarafında itiraz ya da şikâyet sürelerini kaçırmak; haksız bir hacze ya da usulsüz bir icra işlemine karşı başvurabilecek hukuki yolların kapanması anlamına gelmektedir. Koza Avukatlık, müvekkilini olaydan haberdar olduğu anda bilgilendirerek acil başvuruları geciktirmeksizin yapmaktadır. ## Neden Bizi Tercih Etmelisiniz? Koza Avukatlık ve Danışmanlık Cevizli Mah. Kepez Sk. No:7 Kat:4 Kartal/İstanbul Av. Fatma Umay Bayrak – Av. Büşra Onay Oğurcu 📞 +90 538 980 49 46 / +90 535 924 18 52 | İlk görüşme ücretsizdir. İcra sürecinde her hukuki adımın doğru ve zamanında atılması; tahsilatın başarısını ve hızını doğrudan belirlemektedir. ## Sıkça Sorulan Sorular S: İcra takibi ne kadar sürede sonuçlanır? C: Borçlunun itiraz etmemesi ve ödeme yapmaması halinde haciz aşamasına birkaç hafta içinde geçilebilmektedir. İtiraz, mal satışı ve ihalenin kesinleşmesi dahil tam süreç ise birkaç aya uzayabilmektedir. Koza Avukatlık her aşamanın hızlandırılması için azami çaba göstermektedir. S: Borçlu itiraz ederse ne olur? C: Borçlunun yasal süre içinde itiraz etmesi icrayı durdurmaktadır. Bu durumda itirazın iptali davası ya da itirazın kaldırılması yoluna başvurulması gerekmektedir. Koza Avukatlık bu adımı geciktirmeksizin atmakta; ayrıca icra inkâr tazminatı talep etmektedir. S: Borçlunun hangi malları haczedilemez? C: Temel yaşam giderleri için zorunlu ev eşyaları, çalışma aletleri, maaşın belirli bir kısmı ve kişisel kullanıma özgü bazı varlıklar haczedilemez kategorisindedir. Koza Avukatlık, borçlu müvekkillerinin bu haklarının çiğnenmemesi için yasal çerçeveyi kararlılıkla uygulamaktadır. S: İcra takibi başlatmak ne kadar sürer? C: Gerekli belgeler hazır olduğunda Kartal İcra Müdürlüğü'ne başvuru birkaç gün içinde tamamlanabilmektedir. Koza Avukatlık dosyayı ivedilikle hazırlayarak süreci başlatmaktadır. S: Haksız hacze maruz kalırsam ne yapabilirim? C: Haczin kaldırılması için icra hâkimliğine şikâyet ya da itiraz yoluna başvurulabilmektedir. Bu başvurunun yasal süre içinde yapılması büyük önem taşımaktadır. Koza Avukatlık haksız haciz durumlarında hızla devreye girmektedir. S: Koza Avukatlık ile nasıl iletişime geçebilirim? C: Telefon (+90 538 980 49 46 / + --- # Kartal Gayrimenkul Avukatı URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/kartal-gayrimenkul-avukati/ Güncelleme: 2026-04-24 Kısa cevap: Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal'da kentsel dönüşüm, kat karşılığı inşaat sözleşmeleri, tapu iptali ve tescil, ortaklığın giderilmesi (izale-i şüyu) ile kamulaştırma bedeline itiraz davalarında hizmet verir. 6306 sayılı Kanun kapsamındaki riskli yapı tespitine itirazdan dönüşüm sonrası tapu tesciline kadar sürecin tamamı yönetilir. Büro Cevizli, Kepez Sk. No:7 Kat:4 Kartal adresindedir. Kartal gayrimenkul avukatı arayışındaki bireyler, müteahhitler ve kurumsal yatırımcılar için gayrimenkul hukuku; taşınmaz edinimi, inşaat sözleşmeleri, kentsel dönüşüm, kat karşılığı anlaşmazlıklar, kamulaştırma ve ortaklığın giderilmesi gibi hem teknik hem kapsamlı bir alanı kapsamaktadır. Kartal, İstanbul'un en hızlı dönüşen ilçelerinden biri olarak bireysel ve kurumsal gayrimenkul işlemlerine, riskli yapı tespitinden yeniden yapılaşmaya kadar geniş bir hukuki aktiviteye sahne olmaktadır. Bu dinamik ortamda mülk sahiplerinin, müteahhitlerin ve yatırımcıların haklarını eksiksiz korumak; alanında uzman bir gayrimenkul avukatıyla çalışmayı zorunlu kılmaktadır. Özellikle Kartal'daki hızlı değer artışı nedeniyle çekişmeli tapu davaları, kat karşılığı uyuşmazlıkları ve kentsel dönüşüm anlaşmazlıkları son yıllarda belirgin biçimde artmaktadır. Uzman bir gayrimenkul avukatıyla çalışmak; yalnızca uyuşmazlık doğduğunda değil, işlem aşamasında yapılacak doğru hukuki denetimle olası sorunları baştan önlemek açısından da büyük değer taşımaktadır. Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal Avukat bürosu kadrosuyla her türlü gayrimenkul uyuşmazlığında ve işleminde müvekkillerine kapsamlı, güvenilir ve etkin hukuki destek sunmaktadır. ## Gayrimenkul Hukuku Nedir? Hangi Konuları Kapsar? Gayrimenkul hukuku; taşınmazların edinimi, kullanımı, devri ve tasfiyesine ilişkin hukuki kuralların bütününü içermektedir. Medeni Kanun, Kat Mülkiyeti Kanunu, Kamulaştırma Kanunu, İmar Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu bu alanın temel yasal dayanakları arasında yer almaktadır. Her bir alt dal farklı kanun, yönetmelik ve Yargıtay içtihatlarından oluşan teknik bir yapıya sahiptir; güncel mevzuat takibini ve yerel uygulamalara hâkimiyeti zorunlu kılmaktadır. Kartal'da en sık karşılaşılan gayrimenkul hukuku uyuşmazlıkları şu başlıklar altında toplanmaktadır: kat karşılığı inşaat sözleşmesinden doğan anlaşmazlıklar, kentsel dönüşüm sürecinde yaşanan hak kayıpları, tapu iptali ve tescil davaları, ortaklığın giderilmesi davaları, kamulaştırma bedeline itiraz ve arsa payı anlaşmazlıkları. Koza Avukatlık, bu alanların tamamında derinlemesine deneyim ve güncel içtihat bilgisiyle müvekkillerine hizmet vermektedir. ## Kentsel Dönüşüm Sürecinde Mülk Sahiplerinin Hakları 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında yürütülen kentsel dönüşüm projeleri Kartal'da büyük çaplı mülkiyet değişikliklerine neden olmaktadır. Riskli yapı tespitine itiraz, tahliye süreci ve kira yardımı alımı, yıkım kararına karşı idare mahkemesinde iptal davası, dönüşüm sonrası tapu payı belirlenmesi ve müteahhidin teslim yükümlülüklerine uymaması halinde başvurulacak hukuki yollar bu sürecin en kritik hukuki boyutlarını oluşturmaktadır. Koza Avukatlık, kentsel dönüşüm süreçlerinde riskli yapı tespitine itirazdan dönüşüm sonrası tapu tesciline kadar her aşamada müvekkillerini temsil etmektedir. Çok paydaşlı taşınmazlarda azınlığın rızası aranmadan dönüşüm kararı verilebilmesi; paydaşlar arasındaki anlaşmazlıkları da beraberinde getirmektedir. Koza Avukatlık, çoğunluk kararına maruz kalan azınlık paydaşların haklarını da hukuki yollarla korumaktadır. ## Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmeleri Kat karşılığı (arsa payı karşılığı) inşaat sözleşmeleri; arsa sahibi ile müteahhit arasında kurulan ve teslim tarihi, bağımsız bölüm sayısı ile kalitesi, arsa payı paylaşım oranı ve cezai şart gibi kritik hükümleri içeren karmaşık hukuki belgelerdir. Bu sözleşmelerdeki eksiklikler; arsa sahibi için teslim gecikmesi, düşük kaliteli yapı ve paylaşım uyuşmazlıkları gibi ağır sonuçlara yol açabilmektedir. Müteahhit açısından ise arsa sahibinin ruhsat sürecini geciktirmesi, imar değişikliği nedeniyle bağımsız bölüm sayısının azalması ya da arsa sahiplerinden birinin sözleşmeden dönmesi gibi riskler gündeme gelebilmektedir. Koza Avukatlık, kat karşılığı inşaat sözleşmelerini müvekkil lehine en güçlü biçimde hazırlamakta ya da mevcut sözleşmedeki risk noktalarını titizlikle tespit etmektedir. Teslim tarihinin aşılması halinde tazminat ve sözleşmeden cayma hakkı, gizli ayıpların sonradan ortaya çıkması halinde sorumluluk talepleri ile bağımsız bölüm kalitesine ilişkin itirazlar Koza Avukatlık tarafından derhal değerlendirilerek gerekli hukuki adımlar atılmaktadır. ## Ortaklığın Giderilmesi (İzale-i Şüyu) Davaları Birden fazla kişinin ortak mülkiyetinde bulunan taşınmazlarda ortaklar arasında anlaşmazlık doğması ya da ortaklığın sona erdirilmek istenmesi halinde izale-i şüyu davası açılabilmektedir. Mahkeme; taşınmazın aynen bölünebilir olup olmadığını araştırmakta, aynen bölünme mümkünse bölüşüm kararı vermekte, değilse satış yoluyla elde edilen bedeli paylar oranında dağıtmaktadır. Bu davada belirleyici unsur; müvekkil açısından en avantajlı sonucun ne olduğunu baştan tespit etmektir. Koza Avukatlık, Kartal'daki izale-i şüyu davalarında müvekkilin pay haklarını maksimum biçimde güvence altına alarak en avantajlı çözüme ulaşmaktadır. Satış yapılacaksa değer tespitinin doğru bilirkişice yapılması, aynen taksimde ise müvekkile düşen parselin en değerli kısım olması için gerekli itirazlar ve talepler zamanında yapılmaktadır. ## Kamulaştırma ve Kamulaştırmasız El Koyma Devlet ya da kamu kurumlarınca gerçekleştirilen kamulaştırmalarda belirlenen bedelin piyasa değerinin altında kalması son derece yaygın bir sorundur. Kamulaştırma bedeline itiraz davası; bilirkişi incelemesiyle gerçek piyasa değerinin belirlenmesini ve adil tazminatın ödenmesini sağlamaktadır. Kartal'da metro, yol ve çevre düzenlemesi projeleri kapsamında gerçekleştirilen kamulaştırmalarda mülk sahiplerinin haklarını korumak büromuzun öncelikli hedefleri arasındadır. Kamulaştırma yapılmaksızın devlet kurumlarının taşınmaza fiilen el koyması halinde ise kamulaştırmasız el koyma tazminatı davası açılabilmektedir. Bu dava; hem geriye dönük tazminat hem de taşınmazın iadesi ya da bedelinin ödenmesi talep edilebilmesi bakımından önemli bir hak güvencesi sunmaktadır. Koza Avukatlık, her iki süreçte de müvekkilin en yüksek tazminatı alması için stratejik ve kararlı bir temsil sağlamaktadır. ## Taşınmaz Değerleme ve Bilirkişi İtirazları Gayrimenkul davalarında mahkemece atanan bilirkişinin belirlediği taşınmaz değeri; hükmedilecek tazminat ya da bedel açısından doğrudan belirleyicidir. Düşük belirlenen bilirkişi değerine itiraz edilmesi, ek bilirkişi talep edilmesi ve karşı bilirkişi raporu sunulması bu sürecin kritik adımlarıdır. Koza Avukatlık, taşınmaz değerleme itirazlarında deneyimli yaklaşımıyla müvekkilin lehine olan değerin kabul görmesi için gerekli hukuki argümanları güçlü biçimde ortaya koymaktadır. ## Kartal En İyi Gayrimenkul Avukatı Nasıl Seçilir? Kartal en iyi gayrimenkul avukatı arayanların dikkat etmesi gereken başlıca ölçütler şunlardır: taşınmaz hukukuna özgü derinlemesine deneyim, kentsel dönüşüm mevzuatına hâkimiyet, Kartal'ın tapu sicil ve kadastro uygulamalarına yakınlık ve inşaat sözleşmeleri alanındaki teknik bilgi birikimi. İlk görüşmede mülkle ilgili hukuki riskleri somut biçimde ortaya koyan, olası uyuşmazlıkları öngören ve müvekkile özelleştirilmiş bir strateji sunan avukat doğru tercih işaretidir. ## Kartal Gayrimenkul Avukatı Tavsiye: Koza Avukatlık Neden Tercih Edilmeli? - Kentsel dönüşümde uzman temsil: Kartal'ın dönüşüm dinamiklerine hâkim, deneyimli kadro. - Kat karşılığı sözleşme hazırlama ve inceleme: Risk noktalarının önceden tespiti ve güvence altına alınması. - İzale-i şüyu davalarında etkin temsil: Ortaklık çözümünde maksimum hak koruması. - Kamulaştırma itirazında güçlü savunma: Mülk değerinin hukuki yollarla korunması. - Bilirkişi itirazında stratejik yaklaşım: Değer tespitinde müvekkil lehine sonuç için etkin müdahale. - Ücretsiz ilk görüşme: Gayrimenkulünüze ilişkin riskleri değerlendirmek için herhangi bir ücret alınmaz. ## Kartal Gayrimenkul Avukatı Ücretleri 2026 Gayrimenkul davası avukat ücretleri; davanın türüne, taşınmazın değerine ve sürecin kapsamına göre belirlenmektedir. Türkiye Barolar Birliği asgari ücret tarifesi yasal alt sınırı oluşturmaktadır. Hizmet Türü Ücret Yapısı Notlar Kat karşılığı sözleşme hazırlama Sabit ücret Baro tarifesi geçerli İzale-i şüyu davası Dava değerine göre Ayrıca belirlenir Tapu iptali ve tescil davası Dava değerine göre Baro tarifesi geçerli Kamulaştırma bedeline itiraz Dava değerine göre İlk görüşmede belirlenir Büromuzda ilk görüşme ücretsiz olup dosyanızın değerlendirilmesi için herhangi bir ön ücret talep edilmemektedir. Dava değerine göre belirlenen avukatlık ücretleri, sürecin tüm aşamalarındaki temsili kapsamaktadır. Müvekkillerimize ücretlendirme konusunda ilk görüşmede tam şeffaflıkla bilgi verilmektedir. ## Kartal'da Gayrimenkul Avukatları Arasındaki Farklar Kartal'da gayrimenkul hukuku alanında hizmet sunan avukatlar arasındaki belirleyici fark; kentsel dönüşüm mevzuatına hâkimiyet, kat karşılığı sözleşmelerdeki teknik bilgi ve Kartal'ın yerel tapu sicil uygulamalarına yakınlıkla ortaya çıkmaktadır. Bunun yanı sıra bilirkişi değerlemelerine itiraz kapasitesi; özellikle kamulaştırma ve izale-i şüyu davalarında müvekkilin lehine önemli finansal farklar yaratmaktadır. Koza Avukatlık bu birikimi her müvekkile özelleştirilmiş hukuki koruma olarak sunmaktadır. ## Arsa Payı Anlaşmazlıkları ve Kat İrtifakı Kat karşılığı inşaat sözleşmelerinde bağımsız bölümlere düşen arsa payının belirlenmesi; hem vergisel hem de mülkiyet hukuku açısından kritik bir konudur. Arsa payının yanlış hesaplanması ya da sözleşmede muğlak bırakılması; inşaat tamamlandıktan sonra ciddi anlaşmazlıklara zemin hazırlamaktadır. Kat irtifakı kurulumu aşamasında mimari projenin onaylı planlarla örtüşmesi ve her bağımsız bölüme isabet eden arsa payının adil biçimde belirlenmesi zorunludur. Koza Avukatlık, arsa payı anlaşmazlıklarında ve kat irtifakı kurulumunda mülk sahiplerine teknik ve hukuki destek sunmaktadır. Kat irtifakı kurulduktan sonra yapı tamamlanmadan da kat mülkiyetine geçiş mümkün olabilmektedir. Bu geçiş sürecinde iskan belgesinin alınması, bağımsız bölüm tesciline ilişkin prosedürlerin eksiksiz tamamlanması ve tüm paydaşların onayının sağlanması gerekmektedir. Koza Avukatlık, kat irtifakından kat mülkiyetine geçiş sürecini de müvekkilleri adına yönetmektedir. ## Arsa payı anlaşmazlığında ne yapabilirim? Arsa payının sözleşmedeki belirlemeyle örtüşmediğinin anlaşılması halinde tapu sicilindeki tescil düzeltme davası açılabilmektedir. Koza Avukatlık bu konuda hem sözleşme incelemesi hem de dava sürecinde müvekkilin yanında yer almaktadır. ## Kat irtifakı ile kat mülkiyeti arasındaki fark nedir? Kat irtifakı; yapı henüz tamamlanmadan kurulan geçici bir ayni hak iken kat mülkiyeti; yapının tamamlanmasından sonra iskan belgesiyle birlikte kurulan kalıcı mülkiyet hakkıdır. Her ikisinde de arsa payı esas alınmaktadır. Koza Avukatlık bu geçiş sürecinin sorunsuz tamamlanması için teknik ve hukuki destek sağlamaktadır. ## Neden Bizi Tercih Etmelisiniz? Koza Avukatlık ve Danışmanlık Cevizli Mah. Kepez Sk. No:7 Kat:4 Kartal/İstanbul Av. Fatma Umay Bayrak – Av. Büşra Onay Oğurcu 📞 +90 538 980 49 46 / +90 535 924 18 52 | ✉️ kozaavukatlik@gmail.com | İlk görüşme ücretsizdir. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Kentsel dönüşümde ev sahibinin temel hakları nelerdir? C: Riskli yapı tespitine itiraz hakkı, kira yardımı talebi, yıkım kararına karşı idare mahkemesinde dava açma ve dönüşüm sonrası tapu alımı başlıca haklardandır. Ayrıca dönüşüm sürecinde müteahhit seçiminde paydaş çoğunluğuyla karar hakkı da önemli bir güvencedir. Koza Avukatlık bu hakların eksiksiz kullanılmasını sağlamaktadır. S: Müteahhit taşınmazı teslim etmezse ne yapabilirim? C: Kat karşılığı sözleşmedeki teslim şartlarına dayanarak tazminat davası ve sözleşmeden cayma hakkı kullanılabilmektedir. Koza Avukatlık bu süreçte hızlı temsil sağlamakta; gerekirse ihtiyati tedbir talep etmektedir. S: Ortak mülkte diğer ortaklar satmak istemiyorsa ne olur? C: İzale-i şüyu davası açılarak mahkeme kanalıyla satış ya da aynen taksim yoluna gidilebilmektedir. Koza Avukatlık bu davada müvekkilin payını ve haklarını maksimum biçimde korumaktadır. S: Kamulaştırma bedelim düşük belirlendiyse ne yapabilirim? C: Kamulaştırma bedeline itiraz davası açılarak bilirkişi incelemesiyle gerçek piyasa değeri belirlettirilebilmektedir. Bu davalarda zamanında itirazın yapılması kritik öneme sahiptir. Koza Avukatlık en yüksek tazminat için etkin bir temsil sunmaktadır. S: Koza Avukatlık ile nasıl iletişime geçebilirim? C: Telefon (+90 538 980 49 46 / +90 535 924 18 52), WhatsApp veya kozaavukatlik@gmail.com adresi üzerinden ulaşabilirsiniz. İlk görüşme ücretsizdir. --- # Kartal Borç Alacak Avukatı URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/kartal-borc-alacak-avukati/ Güncelleme: 2026-04-24 Kartal borç alacak avukatı arayışındaki bireyler ve şirketler için alacak tahsili süreci; doğru hukuki yolun seçilmesi, zamanında harekete geçilmesi ve her aşamada teknik gerekliliklerin eksiksiz yerine getirilmesiyle çok daha hızlı ve etkili biçimde sonuçlanan bir süreçtir. İster bireysel ister ticari nitelikte olsun, borç-alacak uyuşmazlıkları; ihtarname göndermekten icra takibine, arabuluculuktan alacak davasına kadar uzanan ve her adımında usule aykırı davranışın sonucu tehlikeye atabileceği teknik bir yol haritasını kapsamaktadır. Alacağın zamanında tahsil edilememesi; temerrüt faizi kaybına, zamanaşımı riskine ve borçlunun mal varlığını üçüncü kişilere devretmesine zemin hazırlamaktadır. Bu nedenle alacaklıların en erken aşamada deneyimli bir avukattan destek alması hayati önem taşımaktadır. Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal Avukat kadrosuyla borç ve alacak uyuşmazlıklarını ihtarname düzenlenmesinden tahsilatın tamamlanmasına dek sonuç odaklı bir yaklaşımla yönetmekte; müvekkillerinin haklarını en üst düzeyde korumaktadır. ## Borç ve Alacak Uyuşmazlıkları Nelerdir? Borç ve alacak uyuşmazlıkları; bir tarafın ödeme yükümlülüğünü yerine getirmemesinden doğan ve hukuki ihtilafa dönüşen durumların tümünü kapsamaktadır. Bu uyuşmazlıklar son derece geniş bir yelpazeyi içermektedir: bireysel borçlanmalar ve tüketici kredileri, şirketler arası ticari alacaklar, kira ve ortak gider alacakları, karşılıksız çek ve ödenmemiş senet alacakları, fatura ve hizmet bedeli alacakları, eser ve taşıma sözleşmelerinden doğan alacaklar ile iş hukuku kapsamındaki işçi alacakları bunların başında gelmektedir. Alacağın türüne ve belgeleme durumuna göre izlenecek hukuki yol da değişmektedir. Mahkeme kararı ya da noter onaylı senet gibi belgeli alacaklarda ilamlı icra; belgesiz alacaklarda ilamsız icra ya da alacak davası; kambiyo senetlerine dayalı alacaklarda ise özel ve hızlı kambiyo takibi tercih edilmektedir. Her yolun itiraz mekanizmaları, süre koşulları ve etkileri birbirinden farklı olduğundan, doğru yolun uzman bir avukat rehberliğiyle belirlenmesi kritik önem taşımaktadır. ## İhtarname: Alacak Takibinin Hukuki Temeli Borç-alacak sürecinin ilk ve en temel adımı, noter kanalıyla gönderilen ihtarnamedir. İhtarname; borçluya ödeme talebinin resmi ve hukuki biçimde bildirilmesi, temerrüt tarihinin kesin olarak belirlenmesi ve temerrüt faizinin işletilmeye başlanması açısından kritik bir işlev üstlenmektedir. İçeriği ise son derece önem taşımaktadır: talep edilen alacak tutarı, ödeme süresi, faiz talebi, ödeme bilgileri ve ödeme yapılmaması halinde başvurulacak yollar eksiksiz yer almalıdır. Hatalı ya da eksik hazırlanan bir ihtarname; temerrüt tarihinin ileriye sarkmasına, faiz alacağının kısmen kaybedilmesine ve ileriki aşamalarda delil değerinin düşmesine yol açabilmektedir. Koza Avukatlık, ihtarname içeriğini ve hukuki etkilerini titizlikle değerlendirerek alacak takibini ilk adımdan sağlam bir zemine oturtmaktadır. İlk aşamadan atılan doğru adımlar, sürecin tüm aşamalarını olumlu yönde etkilemektedir. ## İcra Takibi ile Alacak Tahsili İhtarnameye rağmen ödeme yapılmaması halinde Kartal İcra Müdürlüğü nezdinde icra takibi başlatılmaktadır. İlamsız icra takibinde borçluya ödeme emri tebliğ edilmekte; borçlu 7 gün içinde itiraz edebilmektedir. İtiraz halinde icra durmakta ve itirazın iptali davası açılması ya da itirazın kaldırılması yoluna gidilmesi gerekmektedir. İtirazın iptali davasında borç ispat edilir, borçlunun itirazı hükümsüz kılınır ve ek olarak icra inkâr tazminatına hükmedilebilir. İlamlı icra takibinde ise mahkeme kararına, noter senedine ya da tahkim kararına dayandığından borçlunun itiraz imkânları çok daha sınırlıdır. Haciz aşamasında borçlunun taşınır ve taşınmaz mal varlığı, banka hesapları, araçları ve üçüncü kişilerdeki alacakları tespit edilerek haciz uygulanmaktadır. Koza Avukatlık, Kartal İcra Müdürlüğü nezdinde tüm bu aşamaları aktif ve deneyimli biçimde yönetmektedir. ## Ticari Alacak Davaları Şirketler arası ticari ilişkilerden doğan alacaklar; fatura, sözleşme, irsaliye ve yazışmalar aracılığıyla belgelenmekte ve ticaret mahkemelerinde dava konusu yapılmaktadır. 2019 yılından itibaren ticaret mahkemesinin görev alanındaki uyuşmazlıklarda dava açılabilmesi için zorunlu arabuluculuk ön koşulu getirilmiştir. Arabuluculuk tamamlanmadan açılan dava usulden reddedilmektedir. Koza Avukatlık, ticari alacak tahsilinde arabuluculuktan dava aşamasına kadar eksiksiz temsil sunmaktadır. Ticari alacak davalarında zamanaşımı sürelerine son derece dikkat edilmesi gerekmektedir. Ticari davalarda genel zamanaşımı süresi 5 yıldır; ancak bazı sözleşme türlerinde daha kısa süreler öngörülmüştür. Zamanaşımını kesmek için yazılı ihtarname, dava açılması ya da icra takibi başlatılması yeterli olmaktadır. Koza Avukatlık, zamanaşımı riskini önceden tespit ederek müvekkillerini zamanında uyarmaktadır. ## Çek ve Senet Alacakları Karşılıksız çek ve ödenmemiş senet alacakları; hem hukuki hem de cezai boyutu olan özel bir kategoridir. Kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip; standart icra takibine kıyasla çok daha hızlı ilerlemekte ve borçlunun itiraz imkânlarını ciddi ölçüde kısıtlamaktadır. Çekin zamanında bankaya ibraz edilmesi, karşılıksız şerhinin alınması ve akabinde icra takibinin başlatılması; sürecin en kritik ilk adımlarıdır. Senet alacaklarında protestonun yasal süresi içinde çekilmesi ve kambiyo takibinin usulüne uygun başlatılması, alacağın güvence altına alınması açısından hayati öneme sahiptir. Usul hatalarından doğan gecikmeler; borçlunun itirazına ya da senedin geçersizliğini ileri sürmesine zemin hazırlayabilmektedir. Koza Avukatlık, çek ve senet alacaklarında teknik bilgisini ve Kartal İcra Müdürlüğü'ndeki uzun yıllara dayanan deneyimini müvekkillerinin yararına kullanmaktadır. ## İhtiyati Haciz: Mal Kaçırmayı Önleme Borçlunun alacak takibi başlatılmadan ya da dava açılmadan önce mal varlığını üçüncü kişilere devretmesi veya gizlemesi; alacaklının tahsilat şansını ciddi biçimde tehlikeye atmaktadır. Bu durumda mahkemeden ihtiyati haciz kararı alınarak borçlunun mal varlığına geçici tedbir uygulanabilmektedir. İhtiyati haciz; alacaklının nihai tahsilat şansını korumak açısından son derece değerli bir hukuki araçtır. İhtiyati haciz kararının alınabilmesi için alacağın varlığına ilişkin belirli bir ispat standardının karşılanması ve mahkemeye teminat yatırılması gerekmektedir. Koza Avukatlık, mal kaçırma riskinin belirlendiği durumlarda ihtiyati haciz başvurusunu acil biçimde hazırlayıp sunmakta; kararın ardından esas takip ya da davayı da zaman kaybetmeksizin başlatmaktadır. ## Kartal En İyi Borç Alacak Avukatı Nasıl Seçilir? Kartal en iyi borç alacak avukatı arayanların dikkat etmesi gereken başlıca ölçütler şunlardır: icra hukuku ve alacak takibindeki fiilî deneyim, Kartal İcra Müdürlüğü nezdindeki aktif pratik, ticari hukuk bilgisi ve ihtiyati haciz uygulamasındaki hız. İlk görüşmede alacağın tahsil yollarını net biçimde ortaya koyan, süreci şeffaf anlatan ve gerçekçi bir beklenti yönetimi yapan avukatla çalışmak en güvenilir seçimdir. İcra itiraz süreçlerinde hızlı ve kararlı hareket edebilen, mal varlığı araştırmasını sistematik biçimde yürüten bürolar tahsilat başarısında belirleyici fark yaratmaktadır. ## Kartal Borç Alacak Avukatı Tavsiye: Koza Avukatlık Neden Tercih Edilmeli? - Uçtan uca icra takibi: İhtarnameden hacze, satıştan tahsilata kadar her aşamada eksiksiz yönetim. - Kartal İcra Müdürlüğü'nde aktif deneyim: Yerel icra pratiklerine ve işleyişe tam hâkimiyet. - Ticari alacak uzmanlığı: Zorunlu arabuluculuktan dava aşamasına kadar eksiksiz temsil. - Çek-senet takibinde teknik yetkinlik: Kambiyo senetlerine özgü hızlı ve güçlü icra yolu. - İhtiyati haciz kapasitesi: Mal kaçırmayı önlemek için acil ve etkin müdahale. - Ücretsiz ilk görüşme: Alacak stratejinizi değerlendirmek için herhangi bir ücret alınmaz. ## Kartal Borç Alacak Avukatı Ücretleri 2026 Alacak takibi avukat ücretleri; alacağın tutarına, dava türüne ve sürecin kapsamına göre belirlenmektedir. Türkiye Barolar Birliği asgari ücret tarifesi yasal alt sınırı oluşturmaktadır. Hizmet Türü Ücret Yapısı Notlar İhtarname hazırlanması Sabit ücret Baro tarifesi geçerli İcra takibi başlatma ve yürütme Alacak değerine oransal Baro tarifesi geçerli Ticari alacak davası Dava değerine göre Ayrıca belirlenir Kambiyo (çek/senet) takibi Sabit veya oransal İlk görüşmede netleştirilir İhtiyati haciz başvurusu Sabit ücret Acil müdahale mümkün ## Kartal'da Borç Alacak Avukatları Arasındaki Farklar Kartal'da bu alanda hizmet sunan avukatlar arasındaki fark; icra usulüne hâkimiyet, yerel İcra Müdürlüğü pratikleri ve ticari alacak davalarındaki deneyimle belirginleşmektedir. İhtiyati haciz başvurusundaki hız ise zaman zaman alacağın tamamının kurtarılıp kurtarılamamasını belirleyen kritik unsur olmaktadır. Koza Avukatlık, bu deneyimi her müvekkil için sonuç odaklı bir alacak stratejisine dönüştürmektedir. ## Neden Bizi Tercih Etmelisiniz? Koza Avukatlık ve Danışmanlık Cevizli Mah. Kepez Sk. No:7 Kat:4 Kartal/İstanbul Av. Fatma Umay Bayrak – Av. Büşra Onay Oğurcu 📞 +90 538 980 49 46 / +90 535 924 18 52 | ✉️ kozaavukatlik@gmail.com | İlk görüşme ücretsizdir. ## Alacak Takibinde Zamanaşımı ve Faiz Hesabı Borç-alacak davalarında sıkça gözden kaçan iki kritik konu; zamanaşımı sürelerinin doğru takibi ve temerrüt faizinin eksiksiz hesaplanmasıdır. Ticari alacaklarda genel zamanaşımı süresi 5 yıl olmakla birlikte; kira, hizmet, inşaat ve taşıma sözleşmeleri gibi özel sözleşme türlerinde bu süre 2 yıla kadar inebilmektedir. Zamanaşımını kesen sebepler arasında yazılı ihtarname, icra takibi başlatılması ve dava açılması sayılmaktadır. Koza Avukatlık, her dosyada zamanaşımı riskini ilk aşamada tespit ederek müvekkilini zamanında uyarmakta ve gerekli adımları atmaktadır. Temerrüt faizi hesabı da alacak miktarını doğrudan etkileyen önemli bir unsurdur. Ticari işlemlerde uygulanan avans faiz oranı ile genel hükümlerdeki yasal faiz oranı birbirinden farklıdır. Uzun süre tahsil edilemeyen alacaklarda birikim yapan temerrüt faizi; bazen asıl alacak tutarını aşabilmektedir. Bu nedenle alacağın en kısa sürede takibe alınması; hem anaparanın hem de işlemiş faizin eksiksiz tahsil edilmesi açısından belirleyici olmaktadır. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Alacağımı tahsil etmek için ilk ne yapmalıyım? C: İlk adım olarak avukatınızla görüşerek alacağınızın belgelerini değerlendirmeniz ve ihtarname gönderilmesi ile akabinde icra takibi veya dava yolunun belirlenmesi gerekmektedir. Koza Avukatlık ilk görüşmede en uygun stratejiyi sizinle paylaşmakta; süreç başladıktan sonra da her adımda bilgilendirme yapmaktadır. S: Alacak davalarında zamanaşımı ne kadardır? C: Ticari alacaklarda genel kural 5 yıl, genel borç ilişkilerinde 10 yıldır; ancak kimi sözleşme türlerinde ve kambiyo senetlerinde daha kısa süreler geçerlidir. Zamanaşımını kesmek için ihtarname ya da icra takibi başlatmak yeterlidir. Gecikmeden hukuki destek almak bu riski ortadan kaldırmaktadır. S: Borçlunun mal varlığı yoksa ne yapabilirim? C: Mal varlığı tespit edilemeyen borçlulardan tahsilat güç olsa da tapu araştırması, banka haczi ve üçüncü kişilerdeki alacak tespiti gibi ek yollar değerlendirilebilmektedir. Koza Avukatlık bu araştırmaları sistematik biçimde yürüterek alacaklının şansını maksimize etmektedir. S: Ticari alacak davasında arabuluculuk zorunlu mu? C: Evet. 2019'dan itibaren ticaret mahkemesinin görev alanındaki uyuşmazlıklarda zorunlu arabuluculuk ön koşul hâline gelmiştir. Bu adım atılmadan açılan davalar reddedilmektedir. Koza Avukatlık hem arabuluculuk hem de dava aşamasını birlikte yönetmektedir. S: Karşılıksız çek için hızlı tahsilat mümkün mü? C: Kambiyo senetlerine özgü icra yolu standart takibe kıyasla çok daha hızlıdır ve borçlunun itiraz alanı son derece dardır. Çekin bankaya ibrazının ardından karşılıksız şerhi alınarak takip başlatılabilmektedir. Koza Avukatlık bu süreçte acil müdahale kapasitesine sahiptir. S: İhtiyati haciz ne zaman gerekli olur? C: Borçlunun mal varlığını devredeceğine ya da gizleyeceğine dair somut belirti bulunduğunda ihtiyati haciz hayat kurtarıcı bir araçtır. Koza Avukatlık bu talebi acilen hazırlayarak mahkemeden kararın alınmasını sağlamaktadır. S: Koza Avukatlık ile nasıl iletişime geçebilirim? C: Telefon (+90 538 980 49 46 / +90 535 924 18 52), WhatsApp veya kozaavukatlik@gmail.com adresi üzerinden ulaşabilirsiniz. İlk görüşme ücretsizdir. --- # Kartal Arabulucu Avukat URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/kartal-arabulucu-avukat/ Güncelleme: 2026-04-24 Kısa cevap: Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal'da iş, ticaret, tüketici ve kira uyuşmazlıklarının arabuluculuk süreçlerinde taraf vekilliği yapar. İşçi alacakları ve işe iade ile ticari alacak davalarında arabuluculuk dava şartıdır; anlaşma hâlinde imzalanan son tutanak ilam niteliği taşır ve icraya konulabilir. İş uyuşmazlıklarında süreç kural olarak üç haftada tamamlanır. Büro Cevizli, Kepez Sk. No:7 Kat:4 Kartal adresindedir. Kartal arabulucu avukat arayışındaki bireyler ve şirketler için arabuluculuk; taraflar arasındaki uyuşmazlığın uzun ve maliyetli mahkeme süreçlerine başvurulmaksızın, tarafsız üçüncü bir kişinin kolaylaştırıcılığında gizli, hızlı ve her iki tarafça kabul edilebilir sonuçlarla çözüme kavuşturulmasını sağlayan alternatif bir yöntemdir. 6325 sayılı Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Kanunu ve 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu ile zorunlu ya da ihtiyari olarak başvurulabilen bu süreç; iş hukuku, ticaret hukuku, tüketici davaları ve kira uyuşmazlıkları başta olmak üzere pek çok alanda giderek daha fazla tercih edilmektedir. 2018 yılında iş davalarına, 2019 yılında ise ticari uyuşmazlıklara zorunlu arabuluculuk koşulunun getirilmesi; bu alanda deneyimli bir avukatla çalışmanın önemini ve etkisini çarpıcı biçimde artırmıştır. Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal Avukat kadrosuyla arabuluculuk süreçlerinin ihtarname aşamasından anlaşma tutanağının imzalanmasına dek her boyutunda müvekkillerine güçlü, stratejik ve sonuç odaklı hukuki destek sunmaktadır. Büromuz, Kartal Arabuluculuk Merkezi nezdindeki uzun yıllara dayanan aktif deneyimiyle yerel süreçleri ve takvimi en iyi bilen ekip olma konumunu korumaktadır. ## Arabuluculuk Nedir? Hangi Uyuşmazlıklarda Uygulanır? Arabuluculuk; uyuşmazlık yaşayan tarafların, tarafsız ve bağımsız üçüncü bir kişi olan arabulucunun kolaylaştırıcılığında bir araya gelerek müzakere ettiği, gönüllülük esasına dayanan uyuşmazlık çözüm sürecidir. Arabulucu; bir hâkim ya da hakem gibi bağlayıcı karar vermez. Tarafları dinler, iletişimi yönetir ve ortak bir çözüm zemini oluşturmalarına yardımcı olur. Bu yöntemin en büyük avantajları arasında yargı süreçlerine kıyasla çok daha hızlı sonuç alınması, tarafların gizliliğinin korunması, maliyetlerin düşük tutulması ve ticari ya da kişisel ilişkilerin sürdürülebilmesi sayılabilir. Türkiye'de arabuluculuğun en yaygın uygulandığı alanlar şunlardır: kıdem ve ihbar tazminatı, işe iade, fazla mesai ve yıllık izin alacakları gibi iş uyuşmazlıkları; şirketler arası alacak ve sözleşme ihtilafları; tüketici davaları; kira uyuşmazlıkları; inşaat ve müteahhitlik anlaşmazlıkları. Her alanda zorunluluk ve ihtiyariyet koşulları farklılaştığından, hangi uyuşmazlıkta hangi yolun izleneceğini deneyimli bir avukat eşliğinde belirlemek en doğru yaklaşımdır. Arabuluculuk sürecinde tarafların bir avukatla temsil edilmesi zorunlu değildir; ancak avukat desteği müzakere gücünü, anlaşmanın hukuki sağlamlığını ve süreçten beklentilerin gerçekçi biçimde yönetilmesini doğrudan etkilemektedir. Özellikle yüksek tutarlı iş ve ticaret hukuku davalarında avukatsız katılım ciddi hak kayıplarına yol açabilmektedir. ## İş Hukukunda Zorunlu Arabuluculuk: Dikkat Edilmesi Gerekenler 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu uyarınca; işçi alacakları, işe iade, kıdem ve ihbar tazminatı ile iş kazasından doğan tazminat davalarında arabulucuya başvurmadan mahkemede dava açılamaz. Zorunlu arabuluculuk süreci; tarafların arabulucu aracılığıyla bir ya da birkaç oturumda bir araya gelmesiyle yürütülmektedir. Anlaşma sağlanması halinde imzalanan son tutanak ilam niteliği taşımakta ve icraya konulabilmektedir. İşçi açısından değerlendirildiğinde; tazminat hesaplamalarının doğruluğu, fazla mesai ve hafta tatili alacaklarının tam olarak belirlenmesi ve anlaşma miktarının yasal hakların altında kalmaması için avukat desteği zorunluluk derecesinde önem taşımaktadır. İşveren açısından ise tazminat miktarının makul tutulması, işe iade riskinin yönetimi ve gelecekte açılabilecek yeni davaların önüne geçilmesi kritik hedeflerdir. Koza Avukatlık, iş hukuku arabuluculuğunda hem işçi hem işveren tarafını güçlü, dengeli ve etkin biçimde temsil etmektedir. Yasal süreler açısından dikkat edilmesi gereken önemli bir husus da şudur: arabuluculuk süreci; başvuru tarihinden itibaren kural olarak üç hafta içinde tamamlanmalıdır. Bu süre zorunlu hallerde bir hafta daha uzatılabilmektedir. Süreç içinde arabulucunun tarafsızlığına ilişkin ciddi bir itiraz doğması halinde arabulucu değişikliği talep edilebilmektedir. ## Ticari Uyuşmazlıklarda Zorunlu Arabuluculuk 7155 sayılı Kanun ile 2019 yılından itibaren ticaret mahkemelerinin görev alanına giren uyuşmazlıklarda dava açılabilmesi için zorunlu arabuluculuk koşulu getirilmiştir. Şirketler arası alacak uyuşmazlıkları, sözleşme ihlalleri, ticari tazminat talepleri ve ortaklık anlaşmazlıkları bu kapsama girmektedir. Dava açılmadan önce arabuluculuk sürecinin usulüne uygun tamamlanmış ve son tutanağın alınmış olması zorunlu koşuldur; aksi hâlde dava dava şartı yokluğundan reddedilmektedir. Ticari arabuluculukta tarafların hukuki pozisyonlarının sağlam tutulması, müzakere stratejisinin titizlikle belirlenmesi ve karşı tarafın tekliflerinin anlık hukuki değerlendirmesinin yapılabilmesi son derece kritiktir. Koza Avukatlık, ticari arabuluculuk süreçlerinde müvekkil şirketin alacak haklarını ve ticari çıkarlarını eksiksiz koruyarak en hızlı ve kabul edilebilir çözüme ulaşılması için etkin müzakere yürütmektedir. ## Tüketici ve Kira Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Tüketici mahkemelerinin görev alanına giren uyuşmazlıklarda da arabuluculuk yoluna başvurulabilmektedir. Ürün kusurları, ayıplı hizmet, abonelik sözleşmelerinden doğan anlaşmazlıklar, garanti kapsamındaki ihtilaflar ve e-ticaret kaynaklı uyuşmazlıklar bu kategoridedir. Tüketici arabuluculuğunda deneyimli avukat desteği; hem hukuki pozisyonu güçlendirmekte hem de anlaşmanın hakkaniyetli ve yasal sınırların içinde kalmasını güvence altına almaktadır. Kira uyuşmazlıklarında ise taraflar ihtiyari olarak arabuluculuk yoluna başvurabilmektedir. Kira artışı anlaşmazlıkları, depozito ihtilafları, tahliye öncesi müzakereler ve kira sözleşmesinin yenilenmesi konuları bu kapsama girmektedir. Mahkeme süreçlerine kıyasla çok daha hızlı ve düşük maliyetli olan arabuluculuk; kiraya veren ve kiracı arasındaki uzun soluklu davaların önüne geçmektedir. Koza Avukatlık, kira uyuşmazlıklarında her iki taraf için de adil ve pratik çözümler üretmektedir. ## Arabuluculuk Sürecinde Avukatın Kritik Rolü Arabuluculuk sürecinde avukat; müvekkilin hukuki pozisyonunu somut argümanlarla en güçlü hale getirmekte, müzakere stratejisini süreç başlamadan önce oluşturmakta ve karşı tarafın tekliflerini anlık olarak hukuki açıdan değerlendirmektedir. Ayrıca hazırlanan anlaşma belgesinin içeriğinin eksiksiz, yasal güvence sağlayan ve ileride icraya konulabilecek biçimde kaleme alınmasını sağlamaktadır. Bu görev son derece kritiktir; zira anlaşma tutanağındaki bir muğlaklık veya eksiklik, ileride yeni bir uyuşmazlığa zemin hazırlayabilmektedir. Koza Avukatlık, arabuluculuk sürecinde müvekkile salt hukuki değil, aynı zamanda stratejik destek de sunmaktadır. Müzakereye hangi pozisyonla girilmesi gerektiği, karşı tarafın hangi teklifinin kabul edilebileceği ve anlaşmanın hangi şartları içermesi gerektiği; her uyuşmazlığın kendine özgü dinamikleri gözetilerek belirlenmektedir. Bu özelleştirilmiş yaklaşım; arabuluculuk sürecinde en tatminkâr sonuçların elde edilmesini sağlamaktadır. ## Arabuluculukta Anlaşma Sağlanamazsa Ne Olur? Arabuluculuk sürecinde uzlaşı sağlanaması durumunda arabulucu; anlaşmazlık son tutanağını düzenleyerek süreci kapatmaktadır. Bu tutanağın alınmasının ardından taraflar mahkemede dava açma hakkını kullanabilmektedir. Zorunlu arabuluculuk kapsamındaki davalarda tutanağın dava dilekçesine eklenmesi zorunlu koşuldur. Koza Avukatlık, arabuluculukta uzlaşı sağlanamayan durumlarda dava stratejisini de süreç boyunca müvekkiliyle birlikte hazırlamaktadır. Bazı durumlarda arabuluculuktaki müzakereler; tarafların karşılıklı tutumlarını ve delillerini netleştirmesi bakımından ilerleyen dava aşamasına da katkı sağlamaktadır. Koza Avukatlık, bu perspektifi göz önünde bulundurarak arabuluculuk sürecini hem uzlaşı ihtimalini hem de olası dava sürecini optimize edecek biçimde yönetmektedir. ## Kartal En İyi Arabulucu Avukat Nasıl Seçilir? Kartal en iyi arabulucu avukat arayanların dikkat etmesi gereken başlıca ölçütler şunlardır: arabuluculuk müzakerelerindeki fiilî deneyim, uyuşmazlığın konusuna özgü teknik bilgi (iş, ticaret ya da tüketici hukuku) ve Kartal Arabuluculuk Merkezi süreçlerine hâkimiyet. İlk görüşmede arabuluculuk sürecinin olası sonuçlarını gerçekçi biçimde değerlendiren, haklarınızı net ortaya koyan ve müzakere stratejisini açıkça paylaşan bir avukat; doğru tercih işaretidir. Ayrıca anlaşma tutanağının içeriğini titizlikle hazırlayan bir büroyla çalışmak, sözlü mutabakatın kâğıda eksiksiz yansıması ve hukuki geçerliliğin sağlanması açısından kritik önem taşımaktadır. ## Kartal Arabulucu Avukat Tavsiye: Koza Avukatlık Neden Tercih Edilmeli? - Zorunlu arabuluculukta uzman temsil: İş ve ticaret hukuku arabuluculuğunda güçlü müzakere desteği ve sonuç odaklı yaklaşım. - Kartal Arabuluculuk Merkezi'nde aktif deneyim: Yerel süreçlere, atanan arabuluculara ve takvimlere tam hâkimiyet. - Anlaşma tutanağında hukuki güvence: Tutanağın eksiksiz, açık ve ileride icraya konulabilir biçimde hazırlanması. - Her taraf için dengeli temsil: İşçi-işveren, kiracı-kiraya veren, tüketici-satıcı her perspektiften güçlü savunma. - Stratejik müzakere yaklaşımı: Süreçten en iyi sonucu almak için özelleştirilmiş strateji. - Ücretsiz ilk görüşme: Uyuşmazlığınızı ve hukuki seçeneklerinizi değerlendirmek için herhangi bir ücret talep edilmemektedir. ## Kartal Arabulucu Avukat Ücretleri 2026 Arabuluculuk sürecindeki avukatlık ücretleri; uyuşmazlığın türüne, konunun teknik karmaşıklığına, alacak tutarına ve müzakere oturumlarının sayısına göre belirlenmektedir. Türkiye Barolar Birliği asgari ücret tarifesi yasal alt sınırı oluşturmakta; büromuz her dosya için ayrıca değerlendirme yapmaktadır. Hizmet Türü Ücret Yapısı Notlar İş hukuku arabuluculuk temsili Sabit veya alacak değerine göre Baro tarifesi geçerli Ticari uyuşmazlık arabuluculuğu Dava değerine göre Ayrıca belirlenir Tüketici ve kira arabuluculuğu Sabit ücret Düşük maliyet aralığı Anlaşma tutanağı hazırlama / inceleme Sabit ücret İlk görüşmede belirlenir ## Kartal'da Arabulucu Avukatlar Arasındaki Farklar Kartal'da arabuluculuk hizmeti sunan avukatlar arasındaki en belirleyici fark; uyuşmazlığın alanındaki teknik derinlik, müzakere deneyimi ve Kartal Arabuluculuk Merkezi'ndeki fiilî pratiktir. Bunun yanı sıra anlaşma tutanağının içeriğini hukuki açıdan doğru ve sağlam biçimde hazırlama kapasitesi; arabuluculuktan elde edilen gerçek değeri belirleyen unsurdur. Zira iyi bir tutanak; olası yeni anlaşmazlıkları önlemekte ve icra kolaylığı sağlamaktadır. Koza Avukatlık, bu deneyimi her müvekkile özelleştirilmiş stratejiyle sunarak Kartal'da arabuluculuk alanında öne çıkan büro olmaya devam etmektedir. ## Neden Bizi Tercih Etmelisiniz? Koza Avukatlık ve Danışmanlık Cevizli Mah. Kepez Sk. No:7 Kat:4 Kartal/İstanbul Av. Fatma Umay Bayrak – Av. Büşra Onay Oğurcu 📞 +90 538 980 49 46 / +90 535 924 18 52 | ✉️ kozaavukatlik@gmail.com | İlk görüşme ücretsizdir. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Arabuluculukta avukat olmadan katılabilir miyim? C: Hukuken mümkündür; ancak avukatsız katılan taraflar çoğunlukla haklarını tam kavrayamadan anlaşmaya varmakta ve telafi edilemez hak kayıpları yaşamaktadır. Özellikle yüksek tutarlı iş ve ticari uyuşmazlıklarda avukat desteği kritik bir güvencedir. Koza Avukatlık bu süreçte yanınızda olmaktan memnuniyet duyar. S: Zorunlu arabuluculuğa başvurmazsam ne olur? C: Zorunlu arabuluculuk koşulu sağlanmadan açılan davalar, mahkemece dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedilmektedir. Bu durumda süreç baştan başlamak zorunda kalmakta; hem zaman hem maliyet kayıpları oluşmaktadır. Dava açmadan önce arabuluculuk sürecini doğru tamamlamak şarttır. S: Arabuluculukta anlaşma sağlanamazsa ne olur? C: Son tutanakta anlaşmazlık kaydedilerek süreç kapatılmakta ve taraflar dava yoluna başvurabilmektedir. Koza Avukatlık, anlaşma sağlanamayan durumlarda dava stratejisini de birlikte hazırlamaktadır. Üstelik arabuluculukta ortaya çıkan bilgiler genellikle dava sürecine de katkı sağlamaktadır. S: Arabuluculuk anlaşması bağlayıcı mıdır? C: Evet. Taraflarca imzalanan arabuluculuk son tutanağı ilam niteliği taşımakta ve mahkeme kararı gibi icraya konulabilmektedir. Bu nedenle tutanağın içeriğinin doğru ve eksiksiz hazırlanması son derece kritiktir. S: Tazminat hesabımın doğru yapıldığından nasıl emin olurum? C: İş hukukunda kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai ve yıllık izin gibi alacakların hesabı; çalışma süresi, ücret, prim ve diğer değişkenlere göre yapılmaktadır. Koza Avukatlık, arabuluculuk öncesinde tüm alacaklarınızı ayrıntılı hesaplayarak müzakereye doğru rakamlarla girilmesini sağlamaktadır. S: Kartal dışındaki arabuluculuk merkezlerinde de temsil sağlıyor musunuz? C: Evet. Koza Avukatlık, İstanbul Anadolu yakasının tüm arabuluculuk merkezlerinde müvekkillerine hizmet vermektedir. Mesafe bir engel değildir; gerektiğinde uzaktan ön hazırlık görüşmesi de yapılabilmektedir. S: Koza Avukatlık ile nasıl iletişime geçebilirim? C: Telefon (+90 538 980 49 46 / +90 535 924 18 52), WhatsApp veya kozaavukatlik@gmail.com adresi üzerinden ulaşabilirsiniz. İlk görüşme ücretsizdir ve randevu gerekmeksizin bilgi alabilirsiniz. --- # Boşanma Dilekçesi Nereye Verilir? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/bosanma-dilekcesi-nereye-verilir/ Güncelleme: 2026-04-24 Kısa cevap: Boşanma dilekçesi yalnızca yetkili Aile Mahkemesinin dava kalemine verilir; aile mahkemesi olmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi kalemine teslim edilir. Başvuru harcı ve tebligat giderleri ödenince dosyaya esas numarası verilir. e-Devlet üzerinden dilekçe verilemez; UYAP üzerinden elektronik dava açma yetkisi yalnızca avukatlara aittir. Dilekçede yer almayan nafaka, tazminat ve velayet talepleri sonradan eklenemez. Boşanmaya karar veren kişilerin en çok sorduğu pratik sorulardan biri şudur: boşanma dilekçesi nereye verilir? Notere mi, belediyeye mi, yoksa mahkemeye mi? Pek çok kişi bu konuda yanlış bilgiye sahip olarak zaman ve enerji kaybetmektedir. Türk hukukunda boşanma dilekçesi yalnızca yetkili aile mahkemesinin kalemine teslim edilir. Ancak hangi mahkemenin yetkili olduğu, dilekçenin nasıl hazırlanacağı ve teslim sırasında dikkat edilmesi gerekenler; doğru bilinmediğinde dava reddine ya da ciddi hak kayıplarına yol açabilir. Bu rehber; boşanma dilekçesinin nereye ve nasıl verileceğini, içeriğinin ne olması gerektiğini ve süreçte yapılan kritik hataları açıklamaktadır. ## Boşanma Dilekçesi Nereye Teslim Edilir? Doğru Adres Neresidir? Boşanma dilekçesi, yetkili aile mahkemesinin dava kalemina teslim edilir. Dava kalemi; dilekçeyi alarak kayıt işlemini yapan, harçları tahsil eden ve dosyayı ilgili hâkime tevdi eden birimdir. Teslim süreci şu adımlardan oluşur: ✔ Dilekçe ve ekler hazırlanır: Dava dilekçesi, nüfus kayıt örneği, evlilik cüzdanı fotokopisi ve varsa diğer ekler bir araya getirilir. ✔ Mahkeme kalemine gidilir: Yetkili aile mahkemesinin bulunduğu adalet sarayı ya da adliye binasına gidilerek dava kalemi bulunur. ✔ Harç ve giderler ödenir: Başvuru harcı ve tebligat giderleri mahkeme veznesine ya da banka aracılığıyla yatırılır. Ödeme yapılmadan dava kaydı açılmaz. ✔ Dilekçe teslim edilir ve kayıt alınır: Kalem görevlisi dilekçeyi kayıt altına alır, esas numarası verir. Bu numara davanın takibi için kullanılır. Önemli not: Avukatla çalışıyorsanız dilekçeyi mahkeme kalemine bizzat götürmenize gerek yoktur; avukatınız bu işlemi sizin adınıza yürütür. Avukatsız ilerleyenler ise dilekçeyi bizzat teslim etmek zorundadır. Risk uyarısı: Dilekçenin yanlış birime — örneğin icra dairesine, noter kalemine ya da nüfus müdürlüğüne — verilmesi dava kaydını başlatmaz. Bu hata kıymetli zamanı ve özellikle hak düşürücü sürelere yakın davalarda ciddi hak kayıplarını beraberinde getirebilir. ## Boşanma Dilekçesi Hangi Aile Mahkemesine Verilir? Yetkili Mahkeme Nasıl Belirlenir? Boşanma dilekçesini vermeden önce hangi mahkemenin yetkili olduğunun doğru belirlenmesi şarttır. HMK md. 168 uyarınca boşanma davalarında yetkili mahkeme şu iki seçenekten biridir: 1. Eşlerden birinin yerleşim yeri aile mahkemesi: Davacı kendi adresinin bağlı olduğu aile mahkemesinde dava açabileceği gibi davalı eşin yerleşim yerindeki aile mahkemesini de tercih edebilir. 2. Eşlerin son altı ayda birlikte oturdukları yer mahkemesi: Ayrılık öncesinde son ortak adresin bağlı olduğu mahkeme de yetkilidir. Stratejik değerlendirme: Birden fazla yetkili mahkeme seçeneği varsa hangisinin tercih edileceği önemli bir strateji kararıdır. İstanbul'da birden fazla adliye mevcuttur; Anadolu veya Avrupa yakasındaki aile mahkemelerinin iş yükleri farklıdır ve bu durum ilk duruşma tarihini doğrudan etkiler. Doğru mahkemenin seçimi avukatla birlikte yapılmalıdır. Risk uyarısı: Yetkisiz mahkemeye verilen dilekçe usul ret kararıyla geri çevrilir ya da yetkili mahkemeye gönderilir; bu süreç 4–8 haftayı bulabilir. Adli tatile denk gelirse bu kayıp ikiye katlanır. ## Aile Mahkemesi Olmayan İlçelerde Boşanma Dilekçesi Nereye Verilir? Her ilçede bağımsız aile mahkemesi bulunmamaktadır. Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde 4787 sayılı Kanun uyarınca aile mahkemesi sıfatıyla asliye hukuk mahkemesi bu davalara bakar. Dilekçe bu durumda asliye hukuk mahkemesinin kalemine teslim edilir. Hangi mahkemenin yetkili olduğunu öğrenmek için şu yollar kullanılabilir: ✔ Adalet Bakanlığı'nın UYAP Vatandaş Portalı üzerinden mahkeme sorgulama yapılabilir ✔ Bulunduğunuz ilin adalet komisyonu başkanlığına telefon veya e-posta ile sorulabilir ✔ Avukatınız yetkili mahkemeyi doğrudan tespit eder ve sizi yönlendirir ## Boşanma Dilekçesi Nasıl Hazırlanır? İçeriğinde Neler Olmalıdır? Boşanma dilekçesi sadece "eşimden boşanmak istiyorum" ifadesinden ibaret değildir. Hukuki geçerliliği ve taleplerin korunması için dilekçenin şu unsurları eksiksiz içermesi zorunludur: Zorunlu unsurlar: ✔ Mahkemenin adı: Dilekçenin hitap ettiği yetkili aile mahkemesi açıkça yazılır. ✔ Tarafların kimlik bilgileri: Davacı ve davalının adı, soyadı, T.C. kimlik numarası ve tebligat adresleri eksiksiz yazılır. ✔ Boşanma sebebi: Anlaşmalı boşanmada TMK md. 166/3, çekişmeli boşanmada ise ilgili özel madde (zina, terk, şiddet vb.) ya da genel sebep (TMK md. 166/1) dayanak gösterilir. ✔ Talepler: Nafaka (tedbir, yoksulluk, iştirak), maddi ve manevi tazminat, velayet, kişisel ilişki düzenlemesi ve mal paylaşımı talepleri dilekçede açıkça belirtilir. Dilekçede yer almayan talep dava süresince eklenemez; bu hak kalıcı olarak yitirilir. ✔ Delil listesi: Tanık isimleri, belge listesi ve varsa dijital delillere atıflar dilekçeye eklenir. ✔ İmza: Davacı ya da vekil avukat tarafından imzalanır. Anlaşmalı boşanmada ek zorunluluk: Dilekçeye her iki tarafça imzalanmış boşanma protokolü eklenir; anlaşmalı boşanma dilekçesinin nasıl hazırlanacağına dair detaylı bilgiye ulaşabilirsiniz. Risk uyarısı: Dilekçeden atılan her talep kalıcı hak kaybı anlamına gelir. Nafaka talebini eklemeyi unutan taraf, dava sonrasında nafaka hakkını bir daha talep edemez. Hâkim yalnızca talep edilen konularda karar verir; talep edilmeyene re'sen hükmetmez. Bu nedenle dilekçenin avukat tarafından hazırlanması kritik önem taşır. ## Boşanma Dilekçesiyle Birlikte Hangi Belgeler Teslim Edilmelidir? Dilekçeyle birlikte mahkeme kalemine teslim edilmesi gereken belgeler dava türüne göre değişmektedir: Her iki dava türü için zorunlu ekler: ✔ Güncel nüfus kayıt örneği — e-Devlet veya nüfus müdürlüğünden alınabilir; son 6 ay içinde düzenlenmiş olması önerilir ✔ Evlilik cüzdanı fotokopisi ✔ Varsa ortak çocuklara ait nüfus kayıt belgesi ✔ T.C. kimlik kartı fotokopisi (davacıya ait) ✔ Avukat varsa vekâletname aslı Anlaşmalı boşanmada ek olarak: ✔ Her iki tarafça imzalı boşanma protokolü nafaka, tazminat, velayet, mal paylaşımı ve kişisel ilişki düzenlemesini kapsamalıdır. Çekişmeli boşanmada sunulabilecek ek belgeler: ✔ Boşanma sebebini destekleyen adli tıp raporu, kolluk tutanağı veya dijital delil tespiti ✔ Önceki şikâyet kayıtları veya tedbir kararları ✔ Mal varlığına ilişkin belgeler — tapu, araç kaydı, banka ekstresi Pratik not: Belgelerin iki nüsha olarak hazırlanması önerilir: biri mahkeme dosyasına, diğeri kişisel arşive. Bazı mahkemeler ek nüsha talep edebilir; önceden hazırlıklı olmak zaman kaybını önler. ## Boşanma Dilekçesi e-Devlet veya Online Olarak Verilebilir Mi? Bu konu hakkında kamuoyunda ciddi yanılgılar mevcuttur. Güncel durumu netleştirmek gerekirse: e-Devlet üzerinden boşanma dilekçesi verilemez. e-Devlet sistemi nüfus belgesi temini, vergi borcu sorgulama ve benzeri işlemler için kullanılır; boşanma davası açma yetkisi bulunmamaktadır. UYAP Avukat Portalı üzerinden avukatlar elektronik dava açabilir. Ancak bu yetki yalnızca baroya kayıtlı avukatlara tanınmıştır; sıradan vatandaşlar bu sisteme erişemez. Dilekçe posta ile gönderilebilir mi? Teknik olarak iadeli taahhütlü posta ile dilekçe gönderilebilir; ancak bu yöntem teslim tarihinde belirsizlik yaratabilir ve eksik belge durumunda ek gecikmeye yol açar. Fiziksel teslim veya avukat aracılığıyla UYAP üzerinden açılış en güvenli yöntemdir. ## Boşanma Dilekçesi Verildikten Sonra Ne Olur? Süreç Nasıl İlerler? 1. Dava kaydı ve esas numarası: Dilekçe kabul edildikten ve harçlar ödendikten sonra dosyaya esas numarası verilir. Bu numara davanın UYAP sistemi üzerinden takibinde kullanılır. 2. Davalıya tebligat: Mahkeme, dava dilekçesini davalı eşe tebligat yoluyla gönderir. Tebligat adresi bulunamazsa ilanen tebligat yoluna gidilir; bu durum süreci 3–6 hafta uzatabilir. 3. İlk duruşma tarihi: Tebligat tamamlandıktan sonra mahkeme ilk duruşma tarihini belirler. Büyükşehirlerde bu süre 6–10 hafta, küçük şehirlerde 2–4 hafta arasında değişmektedir. 4. Anlaşmalı boşanmada: Her iki taraf ilk duruşmada bizzat hazır bulunur. Hâkim protokolü onaylarsa aynı gün karar çıkar; karar tefhim anında kesinleşir. 5. Çekişmeli boşanmada: Ön inceleme, tahkikat, tanık dinleme, sosyal inceleme ve sözlü yargılama aşamalarından geçilir. Karar sonrası 2 haftalık istinaf süresi beklenerek kesinleşir. Risk uyarısı: Davalının adres değişikliği bildirmemiş olması tebligat sorununa yol açar. Davalının güncel adresini baştan araştırmak ve gerekirse adres tespit yollarını devreye sokmak süreci gereksiz yere uzatmaktan korur. ## Boşanma Dilekçesinde Yapılan 7 Kritik Hata ✔ Talebi eksik yazmak: Nafaka, tazminat veya velayet talepleri dilekçeye eklenmezse hak kalıcı olarak yitirilir; sonradan ekleme mümkün değildir. ✔ Yetkisiz mahkemeye vermek: Yetkisiz mahkemede açılan dava usul ret kararıyla sonuçlanır; süreç haftalar gecikir. ✔ Protokolsüz anlaşmalı dava açmak: Protokol olmadan teslim edilen anlaşmalı boşanma dilekçesi kaleme alınmaz ya da ilk duruşmada reddedilir. ✔ Davalının adresini yanlış yazmak: Hatalı ya da eski adres tebligat sorununa yol açar; süreç aylarca uzayabilir. ✔ Harcı eksik yatırmak: Eksik ya da hatalı ödenen harç dava kaydını durdurur; tamamlanana kadar dosya işleme konulmaz. ✔ İnternet veya e-Devlet üzerinden dilekçe göndermeye çalışmak: Bu yollarla boşanma davası açılamaz; yanlış bilgi zaman kaybına yol açar. ✔ Şablon dilekçe kullanmak: İnternetten indirilen hazır dilekçeler bireye özgü talepleri yansıtmaz; eksik kalır ve çoğunlukla hak kaybına zemin hazırlar. Bu hataların tamamını önlemenin en etkili yolu süreci başından itibaren bir Kartal boşanma avukatı ile yürütmektir; dilekçenizin doğru hazırlanması davanızın seyrini doğrudan belirler. ## Dilekçenizi Doğru Hazırlayın, Hakkınızı Koruyun — Ücretsiz İlk Danışma Boşanma dilekçesi bir formattan ibaret değildir; içerdiği talepler dava sonucunu doğrudan belirler. Eksik bir dilekçe, en haklı davayı bile zayıflatabilir. Gürlek Hukuk Bürosu olarak boşanma dilekçenizi tüm talepleri eksiksiz biçimde kapsayacak şekilde hazırlıyor; yetkili mahkeme seçiminden dava kaydına kadar her adımı sizin adınıza yönetiyoruz. Ücretsiz ilk danışma için bize ulaşın; dilekçenizin doğru hazırlanması davanızın seyrini belirler. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Boşanma dilekçesi hangi mahkemenin kalemine teslim edilir? C: Boşanma dilekçesi yetkili aile mahkemesinin dava kalemine teslim edilir. Aile mahkemesi bulunmayan ilçelerde aile mahkemesi sıfatıyla görev yapan asliye hukuk mahkemesinin kalemine verilir. Yetkili mahkeme; eşlerden birinin yerleşim yeri ya da son altı ayda birlikte oturulan yer mahkemesidir. S: Boşanma dilekçesi e-Devlet üzerinden gönderilebilir mi? C: Hayır. e-Devlet sistemi boşanma davası açma yetkisine sahip değildir. Dilekçe fiziksel olarak mahkeme kalemine teslim edilmeli ya da baroya kayıtlı avukat aracılığıyla UYAP sistemi üzerinden elektronik olarak sunulmalıdır. e-Devlet üzerinden gönderim girişimi dava kaydını başlatmaz. S: Boşanma dilekçesinde mutlaka hangi talepler yer almalıdır? C: Nafaka (tedbir, yoksulluk, iştirak), maddi ve manevi tazminat, velayet, kişisel ilişki düzenlemesi ve mal paylaşımı talepleri dilekçede açıkça belirtilmelidir. Dilekçeye eklenmeyen hiçbir talep dava süresince sonradan eklenemez; bu nedenle her talebin baştan eksiksiz yazılması şarttır. S: Boşanma dilekçesi verildikten sonra kaç günde duruşma tarihi alınır? C: Tebligat süresi ve mahkeme iş yüküne bağlı olarak ilk duruşma tarihi büyükşehirlerde genellikle 6–10 hafta, küçük ve orta ölçekli şehirlerde 2–4 hafta sonrasına verilmektedir. Adli tatil dönemine denk gelen davalar ise Eylül sonrasına ertelenebilir. S: Anlaşmalı boşanma dilekçesiyle birlikte protokol vermek zorunlu mu? C: Evet. Anlaşmalı boşanma dilekçesine her iki tarafça imzalanmış boşanma protokolü eklenmek zorundadır. Protokolsüz teslim edilen dilekçe mahkeme kalemine alınmaz ya da ilk duruşmada eksiklik nedeniyle reddedilerek yeni duruşma tarihi verilir; bu durum süreci 6–10 hafta uzatır. S: Boşanma dilekçesi posta yoluyla mahkemeye gönderilebilir mi? C: Teknik olarak iadeli taahhütlü posta ile gönderilebilir; ancak bu yöntem teslim tarihinde belirsizlik yaratır ve eksik belge durumunda ek gecikmelere neden olabilir. Dilekçenin bizzat mahkeme kalemine teslim edilmesi ya da avukat aracılığıyla UYAP üzerinden sunulması çok daha güvenlidir. --- # Boşanmak İçin Nereye Başvurulur? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/bosanmak-icin-nereye-basvurulur/ Güncelleme: 2026-04-24 Kısa cevap: Boşanma Türk hukukunda yalnızca mahkeme kararıyla gerçekleşir; noter, belediye veya nüfus müdürlüğü boşanma işlemi yapamaz. Başvuru, dava dilekçesinin yetkili Aile Mahkemesine verilmesiyle yapılır; aile mahkemesi olmayan yerlerde bu görevi Asliye Hukuk Mahkemesi üstlenir. Yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya son altı ay birlikte oturulan yer mahkemesidir. e-Devlet üzerinden boşanma davası açılamaz. Boşanma kararını aldıktan sonra pek çok kişinin aklındaki ilk pratik soru şudur: boşanmak için nereye başvurulur? Notere mi gidilir, belediyeye mi başvurulur, yoksa doğrudan mahkemeye mi gidilir? Türk hukukunda boşanma yalnızca mahkeme kararıyla gerçekleşir; noter, belediye veya nüfus müdürlüğü bu konuda yetkili değildir. Ancak hangi mahkemenin yetkili olduğu, hangi belgelerin hazırlanması gerektiği ve sürecin nasıl başlatılacağı konusunda doğru bilgiye sahip olmak hem zaman hem de hak kaybını önler. Bu rehber; boşanma başvurusunun nereye ve nasıl yapılacağını, yetkili mahkemeyi, gerekli belgeleri ve sürecin adımlarını eksiksiz biçimde açıklamaktadır. ## Boşanma Davası Nereye Açılır? Yetkili Mahkeme Hangisidir? Türk hukukunda boşanma davaları Aile Mahkemelerinde görülür. Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun uyarınca boşanma davaları aile mahkemelerinin münhasır görev alanına girmektedir. Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde ise aile mahkemesi sıfatıyla Asliye Hukuk Mahkemesi bu davalara bakar. Yetkili mahkeme hangisidir? Boşanma davalarında yetkili mahkeme HMK md. 168 uyarınca şu iki seçenekten biridir: ✔ Eşlerden birinin yerleşim yeri mahkemesi: Davacı, kendi yerleşim yerindeki ya da davalı eşin yerleşim yerindeki aile mahkemesinde dava açabilir. ✔ Eşlerin son altı ayda birlikte oturdukları yer mahkemesi: Tarafların birlikte yaşadıkları son yerin mahkemesi de yetkilidir. Stratejik not: Yetkili mahkeme seçimi yalnızca usul meselesi değildir; aynı zamanda stratejik bir karardır. Büyükşehirlerdeki aile mahkemelerinin iş yükü farklıdır; bir mahkemede ilk duruşma 10 haftaya uzarken başka bir yetkili mahkemede 3 haftada randevu alınabilir. Hangi yetkili mahkemenin seçileceği avukatla birlikte planlanmalıdır. Risk uyarısı: Yetkisiz mahkemede dava açılması usul ret kararıyla sonuçlanır ve dosya yetkili mahkemeye gönderilir. Bu durum süreci 4–8 hafta uzatır; adli tatile denk gelirse kayıp daha da büyüyebilir. ## Boşanmak İçin Notere veya Belediyeye Gitmek Gerekir Mi? Bu konu hakkında kamuoyunda yaygın yanlış anlamalar mevcuttur. Şu noktalar kesinlikle bilinmelidir: Noter boşanma işlemi yapamaz. Bazı ülkelerde noter huzurunda boşanma mümkün olsa da Türk hukukunda noter bu konuda yetkisizdir. Noterden alınan belge ya da beyan boşanma sonucu doğurmaz. Belediye veya nüfus müdürlüğüne başvurmak boşanmayı sağlamaz. Nüfus müdürlüğü yalnızca kesinleşmiş mahkeme kararını nüfus kaydına işler; boşanma işlemini başlatmaz. İnternetten ya da e-Devlet üzerinden boşanma başvurusu yapılamaz. Boşanma davası fiziksel olarak mahkeme kalemine dilekçe verilmesiyle başlar. Anlaşmalı boşanma protokolü ve vekâletname gibi belgeler noter huzurunda düzenlenebilir; ancak bu belgeler dava için hazırlık niteliğindedir, boşanmayı doğrudan gerçekleştirmez. ## Boşanma Davası Açmak İçin Hangi Belgeler Gereklidir? Gerekli belgeler anlaşmalı ve çekişmeli boşanma için kısmen farklılık gösterir. Aşağıda her iki dava türü için gerekli belgeler ayrı ayrı listelenmiştir: Her iki dava türü için ortak belgeler: ✔ Boşanma dava dilekçesi (avukat tarafından hazırlanması önerilir) ✔ Davacıya ait T.C. kimlik kartı fotokopisi ✔ Taraflara ait güncel nüfus kayıt örneği (e-Devlet veya nüfus müdürlüğünden alınabilir) ✔ Evlilik cüzdanı fotokopisi ✔ Varsa ortak çocuklara ait nüfus kayıt belgesi ✔ Mahkeme harcı ve tebligat gideri (dava açılırken ödenir) Anlaşmalı boşanmada ek olarak gerekenler: ✔ Her iki tarafça imzalanmış boşanma protokolü (nafaka, tazminat, mal paylaşımı, velayet ve kişisel ilişki düzenlemesini kapsamalıdır) ✔ Protokolün avukat onaylı nüshası (bazı mahkemeler talep eder) Çekişmeli boşanmada ek olarak sunulabilecek belgeler: ✔ Boşanma sebebini destekleyen deliller (adli tıp raporu, dijital yazışmalar, tanık listesi) ✔ Varsa daha önceki şikâyet tutanakları veya koruyucu tedbir kararları ✔ Mal varlığına ilişkin belgeler (tapu, araç kaydı, banka ekstreleri — tazminat ve mal paylaşımı talepleri için) Risk uyarısı: Eksik belgeyle sunulan dava dilekçesi mahkeme kalemince iade edilebilir ya da ilk duruşmada eksiklik nedeniyle erteleme kararı verilebilir. Her belgenin dava açılışından önce eksiksiz hazır olması, süreci gereksiz biçimde uzatmaktan korur. ## Boşanma Davası Açma Süreci Adım Adım Nasıl İşler? 1. Avukata danışma ve strateji belirleme: Boşanma kararı alındıktan sonra atılacak ilk adım, aile hukuku alanında uzmanlaşmış bir avukatla görüşmektir. Hangi boşanma türünün (anlaşmalı/çekişmeli) seçileceği, hangi mahkemenin yetkili olduğu ve dava stratejisi bu aşamada belirlenir. 2. Belge hazırlığı: Yukarıda listelenen belgeler toplanır. Anlaşmalı boşanmada protokol avukat eşliğinde hazırlanır ve her iki tarafça imzalanır. Çekişmeli boşanmada deliller derlenir. 3. Dava dilekçesinin hazırlanması: Boşanma sebebi, talepler (nafaka, tazminat, velayet, mal paylaşımı) ve delil listesi dilekçede eksiksiz yer alır. Eksik ya da hatalı dilekçe ilk duruşmada zaman kaybına yol açar. 4. Mahkeme kalemine başvuru ve harç ödenmesi: Dava dilekçesi ve ekleri yetkili aile mahkemesinin kalemine teslim edilir. Başvuru harcı ve tebligat gideri peşin ödenir. Bu aşamada dava kayda alınır ve davalı tarafa tebligat çıkarılır. 5. Duruşma tarihinin beklenmesi: Mahkeme iş yüküne göre ilk duruşma tarihi belirlenir. Anlaşmalı boşanmada bu süre büyükşehirlerde 6–10 hafta, küçük şehirlerde 2–4 hafta arasında değişmektedir. Çekişmeli davalarda ilk duruşma genellikle 2–3 ay sonrasına verilir. 6. Duruşma ve karar: Anlaşmalı boşanmada her iki taraf bizzat hazır bulunur; Hâkim protokolü onaylarsa aynı gün karar çıkabilir; anlaşmalı boşanma sürecinin tüm aşamaları hakkında daha detaylı bilgi alabilirsiniz.. Çekişmeli davalarda tahkikat süreci işler; tanıklar dinlenir, deliller değerlendirilir, sosyal inceleme raporu alınır ve hâkim kararını açıklar. 7. Kararın kesinleşmesi ve nüfus kaydının güncellenmesi: Anlaşmalı boşanmada karar tefhim anında kesinleşir. Çekişmeli boşanmada 2 haftalık istinaf süresi beklenir. Karar kesinleştikten sonra nüfus müdürlüğüne bildirim yapılarak medeni hal güncellenir. Çekişmeli boşanma davalarında tahkikat süreci işler; tanıklar dinlenir, deliller değerlendirilir, sosyal inceleme raporu alınır ve hâkim kararını açıklar. ## Avukatsız Boşanma Davası Açılabilir Mi? Riskleri Nelerdir? Türk hukukunda boşanma davalarında avukat tutmak yasal olarak zorunlu değildir; taraflar kendilerini bizzat temsil edebilir. Ancak uygulamada avukatsız yürütülen boşanma davaları ciddi riskler barındırmaktadır: ✔ Eksik dilekçe: Nafaka, tazminat veya velayet taleplerinin dilekçeye eklenmemesi kalıcı hak kaybına yol açar; hâkim talep edilmeyene hükmedemez. ✔ Yanlış boşanma sebebi seçimi: Özel boşanma sebebinin hak düşürücü süresi kaçırılabilir ya da tazminat avantajını azaltan bir sebebin seçilmesi mümkündür. ✔ Protokol hataları: Anlaşmalı boşanmada şablon protokol kullanan çiftler, hâkimin protokolü reddetmesiyle karşılaşmakta ve süreç ikiye katlanmaktadır. ✔ Delil yetersizliği: Çekişmeli davalarda hukuka uygun delil toplamanın sınırlarını bilmemek, hem delil reddine hem de karşı tarafın dava açmasına zemin hazırlayabilir. ✔ Duruşma sürecinin yönetilememesi: Karşı tarafın avukatı varken kendisini bizzat temsil eden taraf ciddi dezavantajlı konumda yer alır. Risk uyarısı: Avukatlık ücreti bir maliyet değil, haklarınıza yapılan yatırımdır. Avukatsız boşanmada kısa vadede tasarruf edilse de kaybedilen nafaka, tazminat veya velayet hakkının uzun vadeli bedeli bu tasarrufun çok ötesine geçebilir. ## Yurt Dışında Yaşayan Türk Vatandaşları Türkiye'de Boşanma Davası Açabilir Mi? Evet. Yurt dışında ikamet eden Türk vatandaşları Türkiye'deki aile mahkemelerinde boşanma davası açabilir. Bu durumda yetkili mahkeme şu seçeneklerden biri olabilir: ✔ Türkiye'deki son yerleşim yeri mahkemesi ✔ Nüfusa kayıtlı olunan yer mahkemesi ✔ Davalı eşin Türkiye'deki yerleşim yeri mahkemesi Yurt dışında ikamet eden davacı, Türkiye'deki avukatına konsolosluk onaylı vekâletname düzenleyerek davayı bizzat Türkiye'ye gelmeksizin yürütebilir. Anlaşmalı boşanmada ise her iki tarafın duruşmada bizzat hazır bulunması zorunluluğu nedeniyle en az bir kez Türkiye'ye gelmesi gerekebilir; bu konu avukatla önceden planlanmalıdır. Önemli not: Yurt dışında gerçekleştirilmiş yabancı mahkeme boşanma kararlarının Türkiye'de geçerli sayılabilmesi için tanıma ve tenfiz davası açılması gerekebilir. Bu dava, yabancı kararın Türk hukukunda hüküm doğurması için zorunludur. ## Boşanma Başvurusundan Önce Yapılması Gereken 7 Hazırlık Adımı ✔ Aile hukuku avukatıyla görüşün: Hangi boşanma türünün, hangi mahkemenin ve hangi taleplerin seçileceği dava başında belirlenmeli; strateji ilk adımda kurulmalıdır. ✔ Güncel nüfus kayıt örneğini alın: e-Devlet veya nüfus müdürlüğünden güncel belge temin edin; eski tarihli belgeler bazı mahkemelerce kabul edilmeyebilir. ✔ Mal varlığı envanteri çıkarın: Ortak taşınmazlar, araçlar, banka hesapları ve yatırım araçları listelenmeli; dava başında talep edilmeyenler sonradan eklenemez. ✔ Delilleri güvenceye alın: WhatsApp yazışmaları, fotoğraflar ve dijital içerikler dava açılmadan önce yedeklenmeli; gerekirse noter tespiti yaptırılmalıdır. ✔ Tedbir nafakası talebini planlayın: Ekonomik bağımlılık varsa dava dilekçesine tedbir nafakası eklenmeli; sonradan talep geriye dönük işlemez. ✔ Adli takvimi gözetin: Adli tatil (20 Temmuz–31 Ağustos) dönemine denk gelecek şekilde dava açmak ilk duruşma tarihini uzatabilir; takvim avukatla planlanmalıdır. ✔ Çocuk varsa velayet stratejisini belirleyin: Sosyal inceleme sürecine hazırlık, günlük bakım belgelerinin toplanması ve çocuğu olumsuz koşullandırmaktan kaçınmak dava başından itibaren planlanmalıdır. ## Doğru Adımlarla Başlayın — Ücretsiz İlk Danışma Boşanma sürecinde nereye başvuracağını bilmek yalnızca başlangıçtır; hangi mahkemeyi seçeceğiniz, hangi belgeleri hazırlayacağınız ve hangi talepleri dava dilekçesine ekleyeceğiniz ise sonucunuzu doğrudan belirler. Gürlek Hukuk Bürosu olarak boşanma başvurusunun ilk adımından kararın kesinleşmesine kadar her aşamada yanınızdayız. Ücretsiz ilk danışma için bize ulaşın; süreci en doğru şekilde planlayalım. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Boşanmak için hangi mahkemeye başvurulur, aile mahkemesi mi? C: Evet. Boşanma davaları aile mahkemelerinin görev alanına girer. Aile mahkemesi bulunmayan ilçelerde aile mahkemesi sıfatıyla asliye hukuk mahkemesi bu davalara bakar. Yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri ya da son altı ayda birlikte oturulan yer mahkemesidir. S: Boşanmak için notere gitmek yeterli midir? C: Hayır. Türk hukukunda noter boşanma işlemi yapma yetkisine sahip değildir. Boşanma yalnızca aile mahkemesinin vereceği kararla gerçekleşir. Noter; boşanma protokolü veya vekâletname gibi dava hazırlık belgelerini düzenleyebilir ancak boşanmayı doğrudan gerçekleştiremez. S: Boşanma davası açmak için hangi belgeler gerekir? C: Her iki dava türünde de şu belgeler gereklidir: boşanma dava dilekçesi, T.C. kimlik kartı fotokopisi, güncel nüfus kayıt örneği, evlilik cüzdanı fotokopisi ve varsa çocuklara ait nüfus belgesi. Anlaşmalı boşanmada ek olarak her iki tarafça imzalı boşanma protokolü zorunludur. Çekişmeli boşanmada ise boşanma sebebini destekleyen delil belgeleri dava başında sunulur. S: Yurt dışında yaşayan Türk vatandaşı Türkiye'de boşanma davası açabilir mi? C: Evet. Yurt dışında ikamet eden Türk vatandaşları konsolosluk onaylı vekâletname düzenleyerek Türkiye'deki avukatları aracılığıyla dava açabilir. Anlaşmalı boşanmada duruşmada bizzat hazır bulunma zorunluluğu nedeniyle en az bir kez Türkiye'ye gelinmesi gerekebilir; bu konu avukatla önceden planlanmalıdır. S: Boşanma kararı kesinleştikten sonra nereye bildirim yapılır? C: Boşanma kararı kesinleştikten sonra mahkemeden kesinleşme şerhli karar örneği alınarak nüfus müdürlüğüne bildirim yapılır. Nüfus müdürlüğü medeni hal kaydını günceller. Bu işlem yapılmadan yeni bir evlilik gerçekleştirilemez; ayrıca pasaport ve kimlik belgelerindeki medeni hal bilgisi güncellenmez. S: Avukatsız boşanma davası açılabilir mi, önerilir mi? C: Yasal olarak mümkündür; ancak ciddi riskler barındırır. Eksik dilekçe nedeniyle nafaka, tazminat veya velayet taleplerinin hak kaybına yol açması, yanlış boşanma sebebinin seçilmesi ve protokol hatalarından kaynaklanan süreç uzaması en sık karşılaşılan sorunlardır. Özellikle çocuk, taşınmaz veya yüksek tazminat içeren davalarda uzman avukat desteği almak hem süreyi kısaltır hem de hak kayıplarını önler. Avukatlık ücreti bir maliyet değil, haklarınıza yapılan yatırımdır; bu nedenle sürecin başından itibaren boşanma avukatı desteği almanız hem süreyi kısaltır hem de hak kayıplarını önler. --- # 5 Yıl Ceza Alan Ne Kadar Yatar? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/5-yil-ceza-alan-ne-kadar-yatar/ Güncelleme: 2026-04-22 Kısa cevap: 5 yıl hapis cezasında koşullu salıverilme oranı genel kural olarak 2/3'tür; bu 40 ay, yani 3 yıl 4 ay eder. Bazı taksirli suçlarda oran 1/2'ye inerek 30 aya, cinsel suçlar ve nitelikli kasten öldürmede 3/4'e çıkarak 45 aya karşılık gelir. Denetimli serbestlik ve açık cezaevine ayrılma kapalı cezaevinde geçen süreyi kısaltır. 5 yıl hapis cezası alan bir kişi, Türk infaz hukukunun güncel düzenlemeleri çerçevesinde bu cezanın tamamını cezaevinde geçirmez. Koşullu salıverilme, denetimli serbestlik ve açık cezaevine geçiş gibi kurumlar sayesinde fiilen yatılan süre önemli ölçüde kısalabilir. Ancak kesin süreyi; suçun türü, tekerrür durumu, cezaevindeki iyi hâl koşulları ve uygulanan özel infaz rejimi belirler. Bu nedenle her dava için ayrı bir değerlendirme yapılması gerekir. ## Koşullu Salıverilme Nedir ve 5 Yıl Cezada Nasıl Hesaplanır? Koşullu salıverilme (şartlı tahliye), 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 107. maddesiyle düzenlenmiştir. Buna göre hükümlü; iyi hâl koşullarını sağlamak kaydıyla cezasının belirli bir oranını çektikten sonra tahliye edilebilmektedir. Genel kural olarak süreli hapis cezalarında koşullu salıverilme oranı 2/3'tür. Bununla birlikte suçun niteliğine ve varsa özel düzenlemelere göre bu oran 1/2 ile 3/4 arasında değişebilmektedir. 5 yıllık (60 ay) ceza için temel hesaplama şu şekildedir: Koşullu Salıverilme Oranı Cezaevinde Kalınacak Süre Uygulama Alanı (Örnekler) 1/2 30 ay (2,5 yıl) Bazı taksirli suçlar, ilk kez suç işleyenler (özel kanun düzenlemesi varsa) 2/3 40 ay (3 yıl 4 ay) Genel kural; kastî suçların büyük çoğunluğu 3/4 45 ay (3 yıl 9 ay) Cinsel suçlar, kasten öldürme nitelikli hâller, uyuşturucu ticareti vb. Bu oranlar yalnızca başlangıç noktasıdır. Denetimli serbestlik uygulaması devreye girdiğinde fiilen cezaevinde geçirilen süre daha da kısalabilmektedir. ## Denetimli Serbestlik Nedir? 5 Yıl Cezada Nasıl Etkiler? Denetimli serbestlik; hükümlünün koşullu salıverilme tarihinden belirli bir süre önce cezaevinden çıkarak toplumsal hayata denetim altında entegre olmasını sağlayan bir infaz kurumudur. 5275 sayılı Kanun'un 105/A maddesi uyarınca koşullu salıverilme tarihinden 1 yıl önce denetimli serbestlikten yararlanılabilir. Bazı özel durumlarda (örneğin engelli, ağır hasta veya 65 yaş üstü hükümlüler, belirli suçlarda) bu süre 2 yıla kadar çıkabilmektedir. Denetimli serbestlik kapsamında hükümlü; elektronik kelepçe takılması, belirli aralıklarla denetim birimlerine başvurma, çalışma veya eğitim yükümlülüğü gibi koşullara tabi tutulur. Kurallara uyulmaması hâlinde hükümlü cezaevine geri gönderilir. 2/3 oranında koşullu salıverilme uygulanacak 5 yıllık bir ceza için örnek hesaplama: - Toplam ceza: 60 ay - Koşullu salıverilme süresi (2/3): 40 ay - Denetimli serbestlik indirimi (1 yıl önceden): 12 ay - Fiilen cezaevinde geçirilen süre: 28 ay (yaklaşık 2 yıl 4 ay) - Denetimli serbestlikte geçirilen süre: 12 ay Bu hesaplama genel bir çerçeve sunmaktadır. Suç türü, tekerrür hâli ve mahkeme kararındaki özel infaz hükümleri sonucu değiştirebilir. ## Açık Cezaevi ve Kapalı Cezaevi Ayrımı Türk infaz sisteminde hükümlüler, ceza miktarı ve suç türüne göre kapalı veya açık cezaevinde barındırılır. Açık cezaevleri; hükümlülerin koşullu salıverilmeye daha yakın bir dönemde geçiş yapabildiği, daha az kısıtlayıcı koşulların uygulandığı kurumlardır. 5 yıl ve altındaki hapis cezalarında ilk andan itibaren açık cezaevine yerleştirme mümkün olabilmektedir. Bununla birlikte hükümlünün suç sicili, cezaevi içindeki davranışları ve infaz kurumunun değerlendirmesi belirleyici rol oynar. Kapalı cezaevinden açığa geçiş ise genellikle cezanın belirli bir oranının iyi hâlle tamamlanması koşuluna bağlıdır. ## Tekerrür Hâlinde 5 Yıl Ceza Ne Kadar Yatar? Tekerrür; bir kişinin daha önce işlediği bir suçtan mahkûm olduktan sonra yeni bir suç işlemesi durumudur. Türk Ceza Kanunu'nun 58. maddesi uyarınca tekerrür hâlinde infaz rejimi ağırlaşmaktadır. Bu durumda: - Koşullu salıverilme oranı yükselebilir (genel kural olan 2/3 yerine daha yüksek bir oran uygulanabilir). - Denetimli serbestlik süresi kısaltılabilir veya tamamen kaldırılabilir. - Açık cezaevine geçiş koşulları zorlaşabilir. Memuriyete engel suçlar başta olmak üzere pek çok alanda tekerrürün sonuçları salt infaz süresinin ötesine geçmekte; kişinin sosyal ve mesleki yaşamını da derinden etkilemektedir. Bu nedenle tekerrür durumunda bir ceza avukatına danışmak özellikle önem taşımaktadır. ## Suç Türüne Göre İnfaz Farkları Türk infaz hukukunda tüm suçlara tek tip bir uygulama yapılmaz. Bazı suçlar için kanun koyucu özel ve daha ağır infaz rejimleri öngörmüştür. 5 yıl hapis cezasına konu olabilecek suçlar arasındaki infaz farklarına ilişkin genel bir tablo aşağıda sunulmuştur: Suç Türü Koşullu Salıverilme Oranı Denetimli Serbestlik Hırsızlık (TCK m.141 vd.) 2/3 (genel kural) 1 yıl Yağma/Gasp (TCK m.148-149) 2/3 veya 3/4 (nitelikli hâl) Kısıtlı uygulanabilir Dolandırıcılık (TCK m.157-158) 2/3 (genel kural) 1 yıl Cinsel Suçlar 3/4 (özel infaz rejimi) Uygulanmaz veya kısıtlı Uyuşturucu Kullanımı (TCK m.191) Tedavi/denetim ağırlıklı Farklı rejim uygulanır Terör Suçları (TMK) 3/4 veya daha fazlası Uygulanmaz Hırsızlık suçu ve cezası gibi mülke karşı suçlarda genel infaz kuralları uygulanırken; cinsel suçlar veya terörle bağlantılı eylemler için çok daha kısıtlayıcı özel hükümler devreye girer. Her suç tipi için ayrı bir hukuki değerlendirme yapılması bu nedenle zorunludur. ## 2026 Güncel İnfaz Uygulaması 2026 yılı itibarıyla infaz hukuku, 5275 sayılı Kanun'un çeşitli dönemlerde yapılan değişiklikleriyle şekillenmiş durumda olup bu alanda yargı kararları ve idari uygulamalar da belirleyici rol oynamaktadır. Güncel tablonun temel unsurları şunlardır: - Koşullu salıverilme oranları suç türüne göre 1/2 ile 3/4 arasında değişmektedir. - Denetimli serbestlik genel kural olarak koşullu salıverilme tarihinden 1 yıl önce başlamaktadır; bazı özel hâllerde bu süre uzatılabilmektedir. - Açık cezaevine geçiş koşulları, cezaevi idaresinin iyi hâl değerlendirmesine tabidir. - Özel infaz kurumları (çocuk eğitim evi, kadın kapalı cezaevi, yüksek güvenlikli kurumlar vb.) farklı koşullar içermektedir. - Mahkûmiyet kararının kesinleşme tarihi ve cezanın infazına başlanma tarihi, toplam hesaplama üzerinde doğrudan etkilidir. İnfaz mevzuatı sıklıkla değişmekte; yeni torba yasa düzenlemeleri, Anayasa Mahkemesi kararları ve Yargıtay içtihatları uygulamayı etkilemektedir. Bu nedenle güncel ve doğru bilgiye ulaşmak için bir ceza avukatına danışmak büyük önem taşır. ## Örnek Hesaplama: 5 Yıl Ceza Alan Ne Kadar Yatar? Aşağıdaki tablo, farklı infaz senaryolarında 5 yıllık (60 aylık) ceza için fiilen cezaevinde geçirilmesi beklenen süreleri özetlemektedir: Senaryo Koşullu Salıverilme Denetimli Serbestlik Fiilen Cezaevinde Kalma Genel kural (2/3), ilk suç 40 ay 12 ay önceden Yaklaşık 28 ay Genel kural (2/3), tekerrür 40 ay veya daha fazla Kısıtlı veya yok 40 ay ve üzeri Özel infaz rejimi (3/4) 45 ay Uygulanmaz veya kısıtlı 45 ay ve üzeri İyi hâl + açık cezaevi geçişi 40 ay (2/3) 12 ay önceden 28 ay (bir kısmı açık cezaevinde) Bu rakamlar genel bir çerçeve sunmaktadır. Suç türü, tekerrür durumu, denetimli serbestlik uygulaması ve infaz rejimine göre fiilen yatılan süre önemli ölçüde farklılaşabilir. ## Adli Sicil Kaydı ve İnfaz Sonrası Hukuki Durum 5 yıl hapis cezasının infazının tamamlanmasının ardından hükümlünün adli sicil kaydı silinmez; yalnızca belirli koşullar ve süreler dolduktan sonra arşiv kaydına alınır. Bu durum; kamu görevine atanma, silah ruhsatı edinme ve çeşitli mesleki lisanslar gibi alanlarda ciddi kısıtlamalara yol açabilmektedir. İnfaz tamamlandıktan sonra yapılabilecek hukuki adımlar için de bir avukata danışılması önerilir. ## Yakınınız Tutuklu veya Mahkûm mu? Süreç Hakkında Bilgi Edinmek İçin Yakınınızın tutuklanması veya mahkûm olması hâlinde infaz sürecini, koşullu salıverilme tarihlerini ve denetimli serbestlik olanaklarını doğru takip etmek kritik önem taşır. Yakınınız tutuklandıysa ne yapmanız gerektiğini ve haklarınızı öğrenmek için hukuki destek almanızı tavsiye ederiz. ## Ceza Avukatı Desteğinin Önemi İnfaz hukuku; karmaşık hesaplamalar, sık değişen mevzuat ve suç türüne özgü farklı uygulamalar içermektedir. Koşullu salıverilme tarihinin doğru hesaplanması, denetimli serbestlik başvurusunun zamanında yapılması ve cezaevi idaresiyle hukuki süreçlerin doğru yürütülmesi; deneyimli bir ceza avukatının rehberliğiyle çok daha etkin biçimde gerçekleştirilir. Bir avukat; infaz kararının hukuka uygunluğunu denetleyebilir, iyi hâl değerlendirmelerinde itiraz yollarını takip edebilir ve denetimli serbestlik ihlali iddialarına karşı savunma hazırlayabilir. 5 yıl veya farklı süreli bir hapis cezasının infazına ilişkin sorularınız için aşağıdaki bölümden bizimle iletişime geçebilirsiniz. İstanbul ve çevre ilçelerde ceza davalarında destek almak için İstanbul Ceza Avukatı sayfamızı ziyaret edebilir, hukuki durumunuzu uzman ekibimizle değerlendirebilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: 5 yıl hapis cezası alanın fiilen ne kadar yatması gerekir? C: Genel kural olan 2/3 koşullu salıverilme oranı uygulandığında ve 1 yıllık denetimli serbestlik hakkından yararlanıldığında, 5 yıllık ceza için fiilen cezaevinde geçirilen süre yaklaşık 28 ay (2 yıl 4 ay) olabilmektedir. Ancak bu süre; suçun türü, tekerrür durumu ve özel infaz rejimine göre değişir. S: Denetimli serbestlik her suç için geçerli midir? C: Hayır. Cinsel suçlar, terör suçları ve bazı örgütlü suçlar gibi özel infaz rejimine tabi suçlarda denetimli serbestlik uygulaması ya hiç yoktur ya da çok kısıtlı biçimde uygulanmaktadır. Her suç tipi için ayrı değerlendirme yapılması gerekir. S: Tekerrür hâlinde 5 yıl ceza nasıl değişir? C: Tekerrür hâlinde koşullu salıverilme oranı yükselebilir, denetimli serbestlik süresi kısalabilir veya tamamen ortadan kalkabilir. Bu durum fiilen cezaevinde kalınan sürenin uzamasına neden olur. S: 5 yıl hapis cezasında açık cezaevine geçiş mümkün müdür? C: Evet. Belirli koşulları sağlayan hükümlüler; suç türü ve iyi hâl değerlendirmesi çerçevesinde cezalarının bir bölümünü açık cezaevinde geçirebilir. Bu durum yaşam koşullarını iyileştirmekte ve dışarıyla bağlantıyı kolaylaştırmaktadır. S: Koşullu salıverilme otomatik olarak gerçekleşir mi? C: Hayır, otomatik değildir. Hükümlünün cezasını iyi hâlle çekmesi, infaz kurumu tarafından olumlu değerlendirilmesi ve koşullu salıverilmeye itiraz bulunmaması gerekir. Olumsuz bir değerlendirme hâlinde süre uzayabilir. S: 5 yıl cezanın tamamını cezaevinde geçirmek zorunda kalınabilir mi? C: Evet. Ağır disiplin cezaları, koşullu salıverilme koşullarının sağlanamaması veya suçun özel infaz rejimine tabi olması durumunda hükümlü cezanın tamamını ya da büyük çoğunluğunu cezaevinde geçirmek zorunda kalabilir. S: Denetimli serbestlik ihlalinin sonuçları nelerdir? C: Denetimli serbestlik koşullarına uyulmaması hâlinde hükümlü cezaevine geri gönderilir ve kalan cezasını kapalı cezaevinde tamamlamak zorunda kalır. Bu nedenle denetimli serbestlik sürecinin hukuki danışmanlık eşliğinde yürütülmesi önerilir. S: İnfaz hesaplaması için avukata danışmak gerekli midir? C: Zorunlu değildir; ancak kesinlikle tavsiye edilir. İnfaz tarihleri hatalı hesaplandığında kişi hak kaybına uğrayabilir ya da daha uzun süre cezaevinde kalabilir. Bir ceza avukatı; koşullu salıverilme ve denetimli serbestlik tarihlerini doğru belirleyerek olası hak kayıplarını önleyebilir. S: Uyuşturucu suçundan 5 yıl ceza alan ne kadar yatar? C: Uyuşturucu ticareti suçları genel kurala tabidir; koşullu salıverilme oranı 2/3 uygulandığında 40 ay eder. Kullanma suçunda ise denetimli serbestlik gibi ayrı kurumlar devreye girer. S: 5 yıl ceza alan şartlı tahliyeden ne zaman yararlanır? C: Koşullu salıverilme (şartlı tahliye) genel kural olarak cezanın 2/3'ü infaz edildiğinde gündeme gelir; 5 yıllık cezada bu 40 aya karşılık gelir. İyi hâl şartı ayrıca aranır. S: Taksirli suçtan 5 yıl ceza alan ne kadar yatar? C: Bazı taksirli suçlarda koşullu salıverilme oranı 1/2 olarak uygulanır; bu durumda 5 yıllık cezada cezaevinde kalınacak süre 30 aya iner. --- # Anlaşmalı Boşanma Protokolü Örneği URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/anlasmali-bosanma-protokolu-ornegi/ Güncelleme: 2026-04-16 Kısa cevap: Anlaşmalı boşanma protokolü, boşanmaya karar veren eşlerin velayet, kişisel ilişki, nafaka, maddi ve manevi tazminat ile mal paylaşımı konularındaki anlaşmalarını yazılı hâle getiren ve dava dilekçesiyle birlikte Aile Mahkemesine sunulan belgedir. Anlaşmalı boşanma için evliliğin en az 1 yıl sürmüş olması ve eşlerin protokoldeki beyanlarını hâkim huzurunda tekrarlaması gerekir. Anlaşmalı boşanma protokolü, Karşılıklı olarak boşanmak isteyen eşlerin bu boşanma istekleri ile boşanmanın tüm mali sonuçları üzerinde anlaşmaya varmış olduklarını belirten belgelerdir.  Anlaşmalı boşanma protokolleri sadece eşlerin boşanma iradelerini içermeyip, boşanmanın tüm ferilerini içermektedir. Bu nedenle bu protokoller ile her iki eş belirli bir yasal hakkından vazgeçebileceği gibi diğer eş lehine bir yükümlülük altına da girebilecektir. Anlaşmalı boşanma sürecine doğrudan etki eden bu belgelerin düzenlenmesi hukuki bilgi ve deneyim gerektirir.  Aşağıda farklı konularda anlaşmalı boşanma protokolü örnekleri hazırlanmıştır. Ancak hukuki sözleşme, dava dilekçesi veya benzeri protokollerin tarafların mevcut hukuki durumları dikkate alınarak kişiye özel bir şekilde hazırlanması gerekir. Bu konuda hukuki destek alınması olası hak kayıplarının önüne geçecektir. Daha çok şekil açısından bilgi sahibi olmamız mümkün olan bu örnek belgeler üzerinde gerektiğinde hukuki destek alarak mevcut durumunuza göre gerekli uyarlamaların yapılması gerekir.  ## Anlaşmalı Boşanma Protokolü Nedir? Anlaşmalı boşanma protokolü, evlilik birlikteliğini karşılıklı olarak sona erdirme konusunda anlaşmış olan eşlerin, bu iradeleri ile birlikte nafaka, velayet, mal paylaşımı ve maddi / manevi tazminat konularında da anlaşmaya varmış olduklarını belirten ve anlaşmalı boşanma dava dilekçesi ile birlikte mahkemeye sunulan yazılı hukuki belgelerdir. ## Anlaşmalı Boşanma Protokolü Örnekleri ANLAŞMALI BOŞANMA PROTOKOLÜ TARAFLAR 1- Adı ve Soyadı : T.C. Kimlik No :  Adres : 2- Adı ve Soyadı : T.C. Kimlik No :  Adres :  KONU : Evlilik birlikteliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanmanın anlaşmalı bir şekilde sona erdirilmesi ve boşanmanın tüm mali ve hukuki sonuçları üzerinde anlaşma BOŞANMA İRADELERİ Yukarıda açık kimlik ve adres bilgileri yazılı her iki eş evlilik birlikteliğinin temelinden sarsıldığını ve birlikte yaşamalarının bu aşamadan sonra mümkün olmadığını kabul etmişlerdir. Eşler Türk Medeni Kanununun ilgili hükümleri uyarınca karşılıklı olarak boşanmayı kabul etmişlerdir.  ÇOCUĞUN VELAYETİ Eşlerin evlilik birlikteliğinden olan;  - …….. isminde …….. doğumlu - …….. isminde …….. doğumlu İki çocukları bulunmaktadır. Boşanma konusunda anlaşmaya varmış olan eşler ayrıca çocukların velayetinin eş ……..’de kalması konusunda da anlaşmışlardır.  ÇOCUK İLE KİŞİSEL İLİŞKİ HAKKI Velayet sahibi olmayan eş çocuklar ile aşağıda belirlenen şekilde kişisel ilişki kurabilecektir.  - Hafta sonu tatillerinde Cumartesi günü saat ….. ile …. Arasında, - Dini bayram günlerinin …… günü, - Yaz tatili süresince …….. gün, Her iki eş çocuk ile kişisel ilişki kurarken öncelikle çocukların üstün menfaatini gözeteceklerini bu nedenle gerek görülmesi halinde çocuk ile kişisel ilişki gün ve saatlerinin değişiklik yapılabileceğini kabul etmişlerdir.  NAFAKA - Boşanma nedeniyle eşler birbirinden karşılıklı olarak yoksulluk nafakası talep etmemektedirler. (Yoksulluk nafakası talep edilmesi halinde bu husus miktarları ile birlikte belirtilmelidir.) - Velayet sahibi olmayan eş tarafından velayet sahibi olan eşe her ay her iki çocuğun bakım ve giderleri için toplam ….. TL tutarında iştirak nafakası ödenecektir.  MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT Eşler birbirinden karşılıklı olarak maddi veya manevi tazminat talebinde bulunmamışlardır. (Talep olunması halinde tazminatın türü ve miktarı açıkça belirtilmelidir.) MAL PAYLAŞIMI Eşler evlilik birlikteliği süresince ortak şekilde edinmiş oldukları malların paylaşımı konusunda aşağıdaki gibi anlaşmaya varmışlardır.  - …… adresinde bulunan daire niteliğindeki taşınmaz eş ……..’e bırakılacaktır. Tapu devir işlemleri boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren 30 günlük süre içerisinde gerçekleştirilecektir.  - …… plaka sayılı araç eş ………’e ait olacaktır.  - Eşlerin banka hesaplarında bulunan birikimleri eşit bir şekilde paylaştırılacaktır. (farklı bir paylaşma halinde belirtilmelidir.) Taraflar bu mal paylaşımı dışında boşanma sonrasında birbirinden herhangi bir hak talep etmeyeceklerdir.  YARGILAMA GİDERLERİ Bu anlaşmalı boşanma protokolü gereğince açılacak olan boşanma davaları nedeniyle doğacak olan yargılama giderleri ile mahkeme harçlarını eş ……. Karşılamayı kabul etmiştir.  KARŞILIKLI FERAGAT Eşler iş bu protokolde yer alan hususlar dışında birbirinden her ne ad altında olursa olsun başkaca bir hak talep etmeyecekleri ve boşanma protokolünü kendi özgür ve hür iradeleri ile herhangi bir baskı ve tehdit altında olmaksızın imzaladıklarını beyan etmişlerdir.  İş bu anlaşmalı boşanma protokolü ……… tarihinde ……… nüsha olarak düzenlenerek imza altına alınmıştır.  İmza                                  İmza  ## Anlaşmalı Boşanma Protokolü PDF (1) ## Anlaşmalı Boşanma Protokolü Word (1) ## Avukatsız Anlaşmalı Boşanma Protokolü  ANLAŞMALI BOŞANMA PROTOKOLÜ TARAF BİLGİLERİ DAVACI (EŞ1) Adı ve Soyadı :  T.C.Kimlik No :  Adres :  DAVACI (EŞ2) Adı ve Soyadı :  T.C.Kimlik No :  Adres :  KONU : … Tarihinde evlenmiş olan çiftlerin evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanma kararı ve boşanmanın mali sonuçları ile anlaşmaları BOŞANMA KONUSUNDAKİ ANLAŞMA Her iki eş evlilik birlikteliğinin temelinden sarsıldığını ve ortak hayatın tekrar kurulmasının kendileri açısından mümkün olmadığını kabul etmişlerdir. Bu nedenle Türk Medeni Kanunumuzun 166/3 maddesi uyarınca anlaşmalı şekilde boşanmayı kabul ettiklerini beyan etmişlerdir.  ÇOCUĞUN VELAYETİ Eşlerin evlilik birlikteliklerinden olan çocukları bulunmamaktadır. (ortak çocuk bulunması halinde yukarıdaki örnekte yer alan şekilde bu durum belirtilmelidir.) YOKSULLUK NAFAKASI Davacı eş … diğer eş … lehine her ay, ayın 15’i ile 20’si arasında … TL tutarında yoksulluk nafakasını ödemeye kabul etmiştir.  MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT Eşler birbirlerinden karşılıklı olarak maddi ve manevi tazminat talep etmediklerini bu haklarından feragat ettiklerini beyan etmişlerdir.  MAL PAYLAŞIMI Eşlerin evlilik birliğinin kurulması sırasında kabul etmiş oldukları ve yasal mal rejimimiz olan “edinilmiş mallara katılma” mal rejimine göre paylaşım yapılmasını kabul etmişlerdir.  ORTAK BORÇLAR Eşlerin ortak borçları bulunmamaktadır.  SOYADI KULLANIMI Boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren 30 günlük süre içerisinde kadın eş eski soy odanı kullanmak için gerekli yasal müracaatları yapacaktır.  YARGILAMA GİDERLER Bu protokole dayanılarak açılacak olan anlaşmalı boşanma davaları nedeniyle doğacak yargılama giderleri, mahkeme harç ve masrafları davacı eş … tarafından karşılanacağı kabul edilmiştir.  KARŞILIKLI FERAGAT Taraflar bu protokolde yer alan hususlar haricinde birbirinden herhangi bir hak, alacak, nafaka, mal paylaşımı ve tazminat talebinde bulunmayacaklarını tüm haklarından yukarıdaki şekilde yararlanacaklarını beyan etmişlerdir.  SON HÜKÜMLER Her iki eş bu protokolde yer alan hükümleri kendi özgür ve hür iradeleri ile herhangi bir baskı altında olmadan imzaladıklarını beyan etmişlerdir. İş bu protokol …. Tarihinde iki nüsha olarak düzenlenerek taraflarca imza altına alınmıştır.   Davacı (eş1) Davacı (eş2) Anlaşmalı Boşanma Protokolü Word (2) Formatında indirerek gerekli düzenlemeleri yapabilirsiniz.  ## Anlaşmalı Boşanma Protokolü Nasıl Hazırlanır? Usulüne uygun ve herhangi bir çelişkiye yer vermeyen bir anlaşmalı boşanma protokolü ile boşanma davası çok daha kısa sürede sonuçlanabilecektir. Usulünce hazırlan bir anlaşmalı boşanma protokolünde aşağıdaki hususlar herhangi bir çelişkiye yer vermeksizin açıklığa kavuşturulması gerekir.  - Eşlerin boşanma iradeleri - Çocuğun velayeti - Çocuk ile kişisel ilişki düzenlemeleri - Nafaka talepleri miktarları ve ödeme şekli ile zamanı - Mal paylaşımının ne şekilde yapılacağı - Maddi ve manevi tazminat talepleri ve miktarları - Ortak borçların ödenmesi - Açılacak olan anlaşmalı boşanma davasındaki yargılama giderleri ## Anlaşmalı Boşanma Protokolü Kim Tarafından Hazırlanır? Boşanma davası anlaşmalı olarak açılacak olsa da niteliği itibariyle aile hukukunu ilgilendiren bir konudur. Yukarıda hazırlamış olduğumuz anlaşmalı boşanma protokolü örneklerinden de görüleceği üzeri farklı birçok hukuki talep içerin belgelerdir.  Herhangi bir yasal zorunluluk bulunmasa da diğer protokol ve sözleşmelerde olduğu gibi bu protokollerinde hukuki destek alınarak hazırlanmasının daha yararlı olacağını düşünüyoruz. Boşanma avukatı aracılığı ile hazırlayacağınız protokoller hukuki haklarımızı korumada daha etkili olacaktır.  ## Anlaşmalı Boşanma Protokolünde Mal Paylaşımı Nasıl Yapılır? Anlaşmalı boşanma protokolünde mutlaka yer alması gereken hususlardan birisi mal paylaşımının nasıl yapılacağıdır. Eşler doğrudan mal rejimimize göre (edinilmiş mallara katılması rejimi) bir mal paylaşımı yapabilecekleri gibi mevcut taşınır ve taşınmazları farklı bir şekilde de paylaşabileceklerdir.  ## Örnek Mal Paylaşımı - … adresinde bulunan ve eş … adına kayıtlı daire vasfındaki konut eş …’e ait olacaktır.  - … adresinde bulunan ve eş … adına kayıtlı yine daire vasfındaki ve halen ortak konut olarak kullanılan taşınmaz diğer eş …’e ait olacaktır.  - Ortak konutta kullanılan beyaz eşya, televizyon ve her türlü mobilya gibi tüm eşyalar eş … tarafından ortak konut ile birlikte kullanılmaya devam edilecektir.  - Eşlerin kendi adına kayıtlı … ve … plakalı araçlar aracın tescil kaydında olduğu gibi paylaşılacaktır.  - Eşlerin ortak hesaplarında bulunan ve toplam 2.000.000 TL olan mevduat her iki eş arasında eşit bir şekilde paylaşılacaktır.  - Her iki eş yukarıdaki mal paylaşımı haricinde ileride herhangi bir hak iddia edemeyeceklerdir.  ## Anlaşmalı Boşanma Protokolü İle Velayet ve Kişisel İlişki Düzenlemesi Anlaşmalı boşanma protokolünde yer alması zorunlu olan diğer bir önemli husus çocuğun velayeti ve çocuk ile kişisel ilişki düzenlemesidir. Her ne kadar velayet konusunda son karar mahkeme hakimi tarafından çocuğun üstün menfaati gözetilerek verilse de; Eşler kendi aralarında serbestçe velayet konusunda da anlaşabileceklerdir.  Bu protokollerde sadece velayet konusunda eşlerin bir anlaşmaya varmış olmaları yeterli değildir. Ayrıca velayet sahibi olmayan eşin çocuklarla kişisel ilişkilerine yönelik düzenlemeler de mutlaka yer almalıdır.  ## Örnek Velayet ve Kişisel İlişki Düzenlemesi Eşlerin evlilik birlikteliklerinden olan 3 ve 6 yaşlarında 2 çocukları vardır. Eşler çocukların üstün yararlarını düşünerek her iki çocuğun velayetinin annede kalması yönünde anlaşmışlardır. Velayet sahibi olmayan diğer eş ise aşağıda belirtilen gün, saat ve koşullarda çocuklarla kişisel ilişki kurabilecektir.  - Her hafta sonu cumartesi ve Pazar günleri saat 13:00 ile 17:00 saatleri arasında  - Yaz tatillerinde haftada 2 gün çocuklar velayet sahibi olmayan eş yanında kalacak şekilde - Dini bayramların 2. Ve 3 günlerinde her gün 4 saat olmak üzere kişisel ilişki kurulabilecektir.  - Velayet sahibi eş çocuklarla kişisel ilişki kurulabilmesi için gerekli ortam ve şartları sağlayacaktır.  ## Anlaşmalı Boşanma Protokolü İle Nafaka Nasıl Belirlenir? Boşanmanın anlaşmalı olarak gerçekleşmesi eşlerin birbirinden nafaka talep etmelerine engel değildir. Ancak bir eşin talep etmiş olduğu nafaka ve koşullarının diğer eş tarafından kabul edilmesi gerekir. Anlaşmalı boşanma protokollerinde nafakanın türü, miktarı ne kadar süreyle ödeneceği ve son olarak ödeme şeklide ile ödeme zamanları detaylı bir şekilde yer almalıdır.  Örnek;  - Eş … tarafından evlilik birliğinin sona ermesine bağlı olarak yoksulluğa düşecek olan eş lehine her ayın 10’u ile 15’i arasında … TL tutarında yoksulluk nafakası ödemeyi kabul etmiştir.  - Yoksulluk nafakası eşin evlenmesi veya çalışmaya başlaması halinde ödemesi son bulacaktır.  - Velayet sahibi olmayan eş tarafından yine her ayın 10’u ile 15’i arasında toplam … TL tutarında iştirak nafakası ödenmesi konusunda anlaşmaya varılmıştır.  ## Anlaşmalı Boşanma Protokolünde Yer Alması Gereken Bilgiler Protokol Başlığı Açıklama Taraf Bilgileri Eşlerin kimlik ve adres bilgileri yer alır Boşanma Beyanı Tarafların anlaşmalı boşanmayı kabul ettikleri belirtilir Velayet Çocuğun hangi ebeveynde kalacağı belirtilmelidir Kişisel İlişki Diğer ebeveyn ile görüş günleri belirlenir Nafaka İştirak ve/veya yoksulluk nafakası miktarı yazılır Tazminat Maddi ve manevi tazminat durumu belirtilir Mal Paylaşımı Ev, araç, eşya gibi malların paylaşımı yapılır Borçlar Ortak borçların kim tarafından ödeneceği düzenlenir Soyadı Kadının soyadı kullanım durumu belirlenir   ## Anlaşmalı Boşanma Şartları Eşlerin sadece anlaşmalı boşanma protokolü hazırlamış olmaları ve bu protokole dayanarak boşanma davası açmaları yeterli değildir. Bununla birlikte anlaşmalı boşanma şartlarının da gerçekleşmiş olması gerekir.  - Evlilik birlikteliği en az 1 yıl sürmüş olmalıdır. (Bu süreler altındaki boşanma davaları çekişmeli boşanma davası olarak açılır.) - Eşler boşanma davası açmadan önce usulüne uygun bir şekilde protokol hazırlamaları gerekir. - Her iki eş anlaşmalı boşanmayı kabul etmekle beraber boşanmanın ferileri üzerinde de anlaşmaya varmış olmaları gerekir.  - Her iki eş davayı birlikte açabileceği gibi herhangi bir eşin açmış olduğu davanın diğer eş tarafından kabul edilmiş olması gerekir.  - Eşler boşanma protokolünde yer alan hususlar ile boşanma dava dilekçesinde yer alan hususları mahkemede hakim huzurunda tekrar etmeleri gerekir. Her iki eşin ilk duruşmada hazır bulunmaları halinde tek celsede boşanma da mümkün olabilmektedir.  Anlaşmalı boşanma şartlarını taşıdığınızı düşünüyorsanız anlaşmalı boşanma davasının nasıl açıldığını adım adım öğrenebilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Anlaşmalı Boşanma Protokolü Hazırlamak Zorunlu Mu? C: Boşanma davasının anlaşmalı şekilde açılmak istenmesi halinde dava dilekçesi ile birlikte görevli ve yetkili mahkemeye bu anlaşmalı boşanma protokollerinin de sunulması zorunludur. S: Anlaşmalı Boşanma Protokolü Hazırlarken Hukuki Destek Almalı Mıyım? C: Hukuki her türlü belge ve dava dilekçelerinin hazırlanmasında bu konuda bilgi ve deneyim sahibi hukukçulardan destek alınması, telafisi güç hatta imkansız yükümlülükler altına girilmesinin önüne geçebilecektir. Avukatsız şekilde boşanma davası açılmak istenmesine rağmen, boşanma davası sürecine doğrudan etki edebilecek bu protokollerin boşanma avukatından destek alınarak hazırlanması her iki eş için daha avantajlı olacaktır. S: Anlaşmalı Boşanma Protokolü Ne Zaman Hüküm Doğurur? C: Öncelikle belirtmekte fayda görüyoruz ki bu protokollerin her iki aş arasında hazırlanarak imzalanmış olması hukuki açıdan herhangi bir hüküm doğurmaz. Protokolde yer alan hususlar doğrultusunda açılacak olan anlaşmalı boşanma davası sonunda da mahkeme tarafından onaylanması gerekir. Boşanma davasının kesinleşmesi ile birlikte protokolde yer alan hususlar da geçerli hale gelmektedir. S: Anlaşmalı Boşanma Protokolü Reddedilebilir Mi? C: Anlaşmalı boşanma protokollerinin mahkemece reddedilmesi uygulamada sık karşılaşılan bir durum değildir. Protokolün reddedilmemesi için öncelikle tüm unsurların yer alması gerekir. Buna karşın hukuki olmayan taleplerin protokolde yer alması mahkemece kabul edilmemesine sebep olabilecektir. S: Anlaşmalı Boşanma Protokolü Değiştirilebilir Mi? C: Protokolün mahkeme tarafından hüküm altına alınmasına kadar değişiklik yapılması mümkündür. Ancak bu protokoller her iki eşin karşılıklı beyanlarını içermeleri nedeniyle yapılan değişikliklere her iki eşin onay vermesi gerekir. Ayrıca yapılan bu değişikliklerin yine mahkeme tarafından onaylanması zorunludur. S: Eşim Anlaşmalı Boşanma Protokolünü Kabul Etmiyor Ne Yapabilirim? C: Anlaşmalı boşanma protokollerinin her iki eş tarafından hazırlanması ve herhangi bir tehdit ve baskı altında imzalanması zorunludur. Herhangi bir eşin protokolü hazırlamaktan veya imzalamaktan kaçınması halinde dava çekişmeli boşanma davası şekilde açılmalıdır. S: Anlaşmalı Boşanma Protokolüne Uyulmaması C: Usulünce hazırlanmış ve mahkeme tarafından hüküm altına alınmış bir anlaşmalı boşanma protokolüne uyulmaması halinde taraflar bu protokolde yer alan hükümlerin cebri icra (icra takibi) yolu ile yerine getirilmesini talep edebilirler. İhlalin boyut ve niteliğine göre maddi ve manevi tazminat yükümlülüğünün doğabileceğinin unutulmaması gerekir. --- # Anlaşmalı Boşanma Dilekçesi Örneği URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/anlasmali-bosanma-dilekcesi-ornegi/ Güncelleme: 2026-04-16 Kısa cevap: Anlaşmalı boşanma dilekçesi, eşlerin boşanma ve boşanmanın tüm sonuçları üzerinde anlaştıklarını belirten, anlaşmalı boşanma protokolüyle birlikte Aile Mahkemesine sunulan dava dilekçesidir. Dilekçede taraf bilgileri, görevli ve yetkili mahkeme, boşanma nedeni, deliller ve TMK 166/3'e dayanan talep yer alır; dilekçe ile protokol hükümleri birbiriyle çelişmemelidir. Anlaşmalı boşanma dilekçesi, evlilik birlikteliğini karşılıklı olarak sona erdirmek isteyin eşlerin bu boşanma iradeleri ile birlikte boşanmanın diğer tüm sonuçları üzerinde anlaştıklarını belirten yazılı ve hukuki belgelerdir.  Bunun için öncelikle herhangi bir hukuki çelişkiye yer vermeyen anlaşmalı boşanma protokolü ve devamında bu protokol doğrultusunda anlaşmalı boşanma dilekçesi hazırlanması gerekir. Anlaşmalı olarak boşanmak isteyen eşler genellikle bu sürecin en kısa ve çoğunlukla tek celsede tamamlanmasını isterler. Bunun için öncelikle herhangi bir hukuki çelişkiye yer vermeyen anlaşmalı boşanma protokolü ve devamında bu protokol doğrultusunda anlaşmalı boşanma dilekçesi hazırlanması gerekir.  Aşağıda örnek olarak hazırlamış olduğumuz anlaşmalı boşanma dava dilekçesi örnekleri kısmen bu süreçte sizlere yol gösterici olabilecektir. Devamında ise anlaşmalı boşanma dava dilekçesi hazırlarken gereksinim duyabileceğiniz tüm bilgilere ulaşabilirsiniz.  ## Anlaşmalı Boşanma Dilekçesi Örneği T.C. … AİLE MAHKEMESİ’NE DAVACI :  Adı ve Soyadı :  T.C. Kimlik No :  Adres :  DAVALI :  Adı ve Soyadı :  T.C. Kimlik No :  Adres :  DAVA KONU SU : Anlaşmalı boşanma talebi AÇIKLAMALAR :  - Davacı ile davalı …/…/…… tarihinde evlenmişlerdir. Bu evlilik birliktelikleri resmi olarak 1 yılı aşkın bir süredir devam etmiştir.  - Eşlerin evlilik birlikteliklerinden … müşterek çocukları dünyaya gelmiştir.  - Her iki eş evlilik birliğinin kurulmasından bu güne farklı konularda tartışma yaşamışlardır. Bu nedenle evlilik birlikteliği temelinden sarsıldığı gibi ortak hayatın sürdürülebilmesi her iki eş için çekilemez hale gelmiştir.  - Taraflar karşılıklı olarak evlilik birlikteliğini sonlandırmak hususunda anlaşmaya varmış oldukları gibi boşanmanın tüm sonuçları üzerinde de mutabakata varmışlardır.  - Bu konuda …. Tarihli anlaşmalı boşanma protokolü hazırlanmış her iki eş herhangi bir tehdit, baskı ve zorlama olmaksızın kendi hür iradeleri ile bu protokolü imzalamışlardır.  HUKUKİ NEDENLER : Türk Medeni Kanunumuzun 166/3 maddesi ile sair mevzuat hükümleri DELİLLER : Nüfus kayıt örneği, tanık beyanı, anlaşmalı boşanma protokolü SONUÇ VE TALEP : Yukarıda detayları belirtilmiş olan nedenlerden dolayı;  - Eşlerin anlaşmalı şekilde boşanmalarına,  - … tarihli anlaşmalı boşanma protokolünde yer alan hususların hüküm altına alınmasına, Karar verilmesi arz ve talep olunur. (Tarih ve İmza) ## Avukatsız Anlaşmalı Boşanma Dilekçesi Örneği T.C. … AİLE MAHKEMESİ’NE DAVACI Adı ve Soyadı :  T.C. Kimlik No :  Adres :  DAVALI Adı ve Soyadı :  T.C. Kimlik No :  Adres :  DAVA KONU SU : Anlaşmalı boşanma talebi AÇIKLAMALAR :  - … tarihinde yukarıda açık kimlik ve adres bilgileri yazılı olan davalı … ile evlenmiş bulunmaktayız.  - Bu evlilik birlikteliğinden … doğumlu … isimli çocuğumuz bulunmaktadır.  - Davalı eş ile evlilik birlikteliğini sürdürmek adına uzun süredir çaba göstermemize rağmen farklı nedenlerden dolayı evlilik birlikteliğimiz sarsılmış olmakla beraber ortak hayat her ikimiz de çekilemez hale gelmiştir.  - Davalı eş ile karşılıklı anlayış çerçevesinde … tarihli anlaşmalı boşanma protokolü düzenlenerek imza altına alınmıştır.  - Bu protokolde;  - Boşanma - Çocuğun velayeti ve kişisel ilişki - Maddi ve manevi tazminat - Mal paylaşımı - Yoksulluk ve iştirak nafakası Gibi boşanmanın tüm sonuçları üzerinde anlaşmaya varılmıştır.  - Davacı eş olarak davalı eş ile birlikte anlaşmalı boşanma protokolünde yer alan tüm kararları özgür irademiz ile almış olduğumuzu mahkemeniz huzurunda tekrar etmeye hazır olduğumuz beyan ederiz.  SONUÇ VE TALEP :  - Davalı eş ile anlaşmalı olarak boşanmamıza karar verilmesi - … tarihli düzenlemiş olduğumuz anlaşmalı boşanma protokolünde yer alan hususların hüküm altına alınmasına,  - Yargılama giderlerinin protokolde belirtilen şekilde davalı eş üzerinde bırakılmasına, Karar verilmesi arz ve talep olunur. (Tarih ve İmza) HUKUKİ DAYANAKLAR : TMK 166/3 ve devamı maddeleri DELİLLER : Tanık beyanları, anlaşmalı boşanma protokolü, nüfus kayıt örneği ve her türlü diğer yasal deliller ## Avukatsız Anlaşmalı Boşanma Dilekçesi Word T.C. NÖBETÇİ AİLE MAHKEMESİ HAKİMLİĞİNE DAVACI EŞ Adı ve Soyadı :  T.C. Kimlik No :  Adres :  DAVALI EŞ Adı ve Soyadı :  T.C. Kimlik No :  Adres :  DAVA KONU SU : TMK 166/3 maddesi uyarınca anlaşmalı boşanma talebi AÇIKLAMALAR :  Davacı eş ile davalı eş … tarihinde evlenmiş olup bu evlilik birlikteliği yaklaşık … süredir devam etmektedir.  Evlilik birlikteliğinin kurulmasından bu güne eşler arasında son günlerde artış gösteren fikir ayrılıkları ve şiddetli geçimsizlik bulunmaktadır.  Eşler arasındaki bu fikir ayrılıkları ve geçimsizlikler evlilik birlikteliğini temelinden sarstığı gibi, ortak hayatın sürdürülmesi her iki eş için beklenemeyecek kadar zor hale gelmiştir.  Bu nedenle eşler Türk Medeni Kanunumuzun 166/3 maddesi uyarınca boşanma konusunda anlaşmaya varmışlardır. Eşler boşanma iradeleri ile birlikte, boşanmanın tüm sonuçları üzerinde anlaşmaya varmış olduklarını … tarihli anlaşmalı boşanma protokolü ile imza altına almışlardır. Protokolün bir örneği dava dilekçesinde bulunmaktadır.  Her iki eş bu boşanma iradeleri ile birlikte boşanmanın sonuçları üzerinde anlaşmaya varmış olduklarını mahkemeniz huzurunda da tekrar etmeye hazırdırlar.  HUKUKİ DAYANAKLAR : 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunumuzun 166/3 maddesi DELİLLER : Nüfus kayıt örnekleri, evlilik cüzdanı, … tarihli anlaşmalı boşanma protokolü ve her türlü diğer yasal deliller SONUÇ VE TALEP : Yukarıda izah edilmiş olan nedenlerden dolayı,  - Tarafların anlaşmalı olarak boşanmalarına, - … tarihli anlaşmalı boşanma protokolünde yer alan hususların hüküm altına alınmasına, - Yargılama giderlerinin anlaşmalı boşanma protokolünde de belirtildiği üzere davalı eş üzerinde bırakılmasına, Karar verilmesini saygılarımla arz ve talep ederim. (Tarih ve Davacı Eş İmza) Anlaşmalı Boşanma Dilekçesi Word Formatında İndir Anlaşmalı Boşanma Dilekçesi PDF Formatında İndir ## Dava Dilekçesi Hazırlarken Nelere Dikkat Etmeliyiz? Dava dilekçeleri ve diğer hukuki sözleşme veya protokoller davanın ve uyuşmazlığın konusuna göre kişiye özel olarak üretilmesi gereken belgelerdir. Her bir hukuki uyuşmazlığın çözümünde kullanabileceğimiz maktu bir dilekçe örneği bulunmamaktadır. Bu nedenle örnek olarak hazırlamış olduğumuz bu dava dilekçelerinde mevcut durumunuzu dikkate alarak gerekli düzenlemeleri ve eklemeleri yapmanız gerekmektedir.  ## Evlilik Birlikteliğinin Temelinden Sarsılması Nedir? Anlaşmalı boşanmaların temel dayanağını “evlilik birlikteliğinin temelinden sarsılması” oluşturur. Bu nedenle anlaşmalı boşanma dava dilekçesi hazırlamadan önce bu kavram üzerinde bilgi sahibi olmamız gerekir.  Evlilik birlikteliğinin temelinden sarsılması özetle; eşler arasında sevgi başta olmak üzere devamında saygı ve güven bağının ortak hayatı sürdürülmesini imkansız kılacak ölçüde zedelenmesidir.  Örnekler - Sürekli tartışma - Şiddetli geçimsizlik - Eşe ile duygusal kopukluk - Güven sarsıcı davranışlar - Eşlerin birbirine olan sevgi ve saygısının ortadan kalkması - Fiili ayrılık ## Anlaşmalı Boşanma Dilekçesi ile Protokolü Arasındaki Fark Nedir? Anlaşmalı boşanma dilekçesi ile anlaşmalı boşanma protokolleri birbirlerini tamamlayan belgelerdir. Şöyle ki boşanma dava dilekçesi olmaksızın sadece anlaşmalı boşanma protokolü ile bu hukuki sürecin başlatılması veya tamamlanması mümkün değildir. Buna karşın anlaşmalı boşanma protokollerinin çok daha fazla detay içerdiğini söyleyebiliriz. Bu özelliği itibariyle boşanma dilekçeleri bir, bu protokollerin bir çeşit özeti mahiyetindedir.  Dilekçede Bulunması Gereken Unsurlar Dilekçe Aşaması Açıklama Taraf Bilgileri Ad, soyad, T.C. kimlik no ve tebligata elverişli adres bilgileri Mahkeme Bilgisi Görevli ve yetkili aile mahkemesi (Örnek İstanbul Anadolu Adliyesi Nöbetçi Aile Mahkemesi) Açıklamalar Boşanma isteğine neden olan nedenler ve gerekçeleri Talep Boşanma isteği, nafaka, velayet veya maddi ve manevi tazminat gibi talepler Deliller Açıklama kısmında yer alan bilgilere ait deliller Yasal Dayanak Boşanma isteğinin yasal dayanağı (Örnek TMK 166/3) İmza Tarafların imzası   ## Anlaşmalı Boşanma Dilekçesi Hazırlanırken Sık Yapılan Hatalar - Tarafların kimlik ve adres bilgilerin eksik / yanlış yazılması - Anlaşmalı boşanma iradelerinin açıkça belirtilmemiş olması (Aksi halde çekişmeli boşanma davasına dönüşebilecektir.) - Anlaşmalı boşanma protokolü ile dava dilekçesi arasında çelişkilerin bulunması - Görevli ve yetkili mahkemelerin yanlış belirtilmesi - Yasal dayanakların ve delillerin tam olarak belirtilmemiş olması - Dilekçede anlaşılması güç ve alakasız taleplerin yer alması - Öncesinde anlaşmalı boşanma protokolünün hazırlanmamış olması ## Anlaşmalı Boşanma Dilekçesi Örneği Nasıl Hazırlanır? Anlaşmalı boşanma dilekçesi, hukuki bir belge olması nedeniyle ve davanın sorunsuz ve kısa sürede tamamlanması için uymamız gereken bir takım kurallar vardır. Öncelikle dilekçemiz herhangi bir tereddüde yer vermeyecek şekilde hukuki ve anlaşılabilir bir şekilde hazırlanmalıdır. Bunlar haricinde anlaşmalı boşanma dilekçesi hazırlanırken aşağıdaki hususlara dikkat etmemiz gerekir.  ## Taraf Bilgeleri Eksiksi Bir Şekilde Yazılmalıdır Diğer dava dilekçelerinde olduğu gibi anlaşmalı boşanma dilekçelerinde de taraf bilgileri eksiksiz bir şekilde yazılmalıdır. Davacı ve davalı eşin açık kimlik bilgileri ile bilinen son adresleri ve tebligata elverişli adresleri belirtilmelidir. Unutmamak gerekir ki yapılacak olan tebligatlar bildirmiş olduğumuz adrese yapılacağından hatalı veya eksik adres belirtilmesi halinde tebligat yapılamaması nedeniyle boşanma dava süresi adres araştırması nedeniyle uzayabilecektir. ## Görevli ve Yetkili Mahkemelerin Belirtilmesi Anlaşmalı veya çekişmeli boşanma davalarında her zaman görevli mahkemeler Aile Mahkemeleridir. Ayrıca aile mahkemesi bulunmayan yargı birimlerinde ise bu görev aile mahkemesi sıfatı ile Asliye Hukuk Mahkemelerine aittir. Dava dilekçemizde görevli mahkeme ile ayrıca yetkili mahkemenin belirtilmesi gerekir. Yetkili mahkemelerin bulunduğu yarı birimlerinden davanın açılmak istenmesi halinde ise anlaşmalı boşanma dava dilekçesinin gönderileceği yetkili mahkeme mutlaka belirtilmesi gerekir.  ## Boşanma Nedeni Delilleri İle Belirtilmelidir Anlaşmalı boşanmaların temel dayanağını evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı ve ortak hayatın yeniden her iki eş için kurulmasının mümkün olmadığı oluşturur. Evlilik birlikteliğinin temelinden sarsılmış olduğu anlaşmalı boşanma dava dilekçesinde detaylı ve delilleri ile birlikte gösterilmelidir. Evlilik birlikteliğinin temelinden sarsılmasına Türk Medeni Kanunumuzun 161 – 166 maddeleri arasında yer alan boşanma sebepleri neden olabilecektir. Ancak bu nedenlerin ortak hayatın tekrar kurulmasının mümkün olmadığı ölçüde evlilik birlikteliğini sarmış olması gerektiği unutulmamalıdır.  ## Boşanma Dilekçesi Anlaşmalı Boşanma Protokolü İle Çelişmemelidir Anlaşmalı boşanma davaları daha çok öncesinde hazırlayacağınız protokol üzerine yoğunlaşmaktadır. Bu nedenle dava dilekçesindeki talepleriniz ile protokolde taraflarca imza altına alınan talepler arasında herhangi bir çelişme bulunmamalıdır. Örneğin Anlaşmalı boşanma protokolünde çocuğun velayeti annede kalması yönünde bir anlaşma bulunmasına rağmen, anlaşmalı boşanma dilekçesinde de aynı şekilde talep bulunmalıdır.  ## Boşanmanın Mali Sonuçları Açık ve Net Şekilde Belirtilmelidir Her ne kadar anlaşmalı boşanma protokolünde nafaka, tazminat veya mal paylaşımı gibi boşanmanın mali sonuçları olarak kabul edilen durumlar düzenlenmiş olsa da; Bu hususlar anlaşmalı boşanma dilekçesinde de özetlenmesi gerekir. Ancak yukarıda da belirttiğimiz gibi dava dilekçesi ile protokoldeki hükümlerin çelişmemesine dikkat etmemiz gerekir.  ## Anlaşmalı Boşanma Dilekçesine Eklenmesi Gereken Belgeler - Nüfus kayıt örneği - Anlaşmalı boşanma protokolü - Evlilik cüzdanı örneği - Mal paylaşımına ilişkin belgeler - Mahkeme harç ve giderlerinin yatırıldığına dair dekont - Boşanma davası vekil aracılığı ile açılması halinde vekaletname örneği ## Sıkça Sorulan Sorular S: Anlaşmalı Boşanma Dilekçesini Kim Hazırlar? C: Anlaşmalı boşanma dilekçesi herhangi bir eş tarafından veya her iki eşin davacı sıfatı ile hazırlanması mümkündür. Ancak hukuki belgeler olması ve bir takım hukuki talep ve yükümlülükler içermesi nedeniyle dava dilekçesi ile birlikte anlaşmalı boşana protokolünün bu konuda deneyimli hukukçu boşanma avukatı tarafından hazırlanmasını tavsiye ederiz. S: 1 Yıl Dolmadan Anlaşmalı Boşanma Mümkün Müdür? C: Hayır, anlaşmalı boşanmanın en temel koşulu evlilik birlikteliğinin en az 1 yıl sürmüş olması gerektiğidir. Ancak bu sürelerin altında devam eden evliliklerin zorunlu bir şekilde sürdürülmesi zorunluluğu doğmaz. Evlilik birlikteliği bir yıl altında olması halinde çekişmeli şekilde boşanma davası açılması gerekir. S: Anlaşmalı Boşanma Dilekçesi Tek Taraflı Hazırlanabilir Mi? C: Anlaşmalı boşanmanın gerçekleşebilmesinin en önemli koşulu davanın her iki tarafından açılması veya herhangi bir eşin açmış olduğu davayı diğer eşin kabul etmiş olmasıdır. Her ne kadar anlaşmalı boşanma dava dilekçesinin sadece bir eş tarafından hazırlanarak davanın açılmasının önünde bir engel bulunmasa da; Anlaşmalı boşanma protokolünün her iki eş tarafından hazırlanarak imzalanması gerekir. S: Anlaşmalı Boşanma Dilekçesi Nereye Verilir? C: Boşanma davalarının tümünde görevli mahkemeler Aile Mahkemeleridir. Anlaşmalı boşanma dilekçesi de görevli ve yetkili mahkemelinin bulunduğu hukuk tevzi bürolarına teslim edilir. Örneğin dava açmak isteyen eşin İstanbul / Kartal ilçesinde ikamet etmesi halinde boşanma davası İstanbul Anadolu Adliyesinde açılabilecektir. Bu durumda davacının anlaşmalı boşanma dilekçesi ile ve anlaşmalı boşanma protokolü ile birlikte İstanbul Anadolu Adliyesi hukuk tevzi bürolarına müracaat etmesi gerekir. Dilekçenizi hazırladıktan sonra anlaşmalı boşanma davasını nasıl açacağınızı adım adım öğrenebilirsiniz. S: Anlaşmalı Boşanma Dilekçesi ve Protokolü Birlikte Mi Verilir? C: Yasal bir zorunluluk bulunmasa da; Anlaşmalı boşanma dava dilekçesi ile anlaşmalı boşanma protokolünün birlikte hazırlanması ve birlikte mahkemeye verilmesi daha yararlı olacaktır. Buna karşın herhangi bir eş tarafından anlaşmalı şekilde açılan boşanma davası sonrasında bu protokolün hazırlanarak sonradan mahkemeye ibrazı mümkündür. Ancak her iki belgenin birlikte hazırlanarak mahkemeye sunulması dava sürecini önemli ölçüde kısaltabilecektir. S: Anlaşmalı Boşanma Dilekçesi Nasıl Yazılır? C: Dava dilekçelerinin bilgisayar çıktısı, daktilo veya el yazılması yönünde herhangi bir yasal zorunluluk yoktur. Ancak bilgisayar ortamında hazırlanacak olan dava dilekçelerinin daha okunaklı olması nedeniyle yorumlanması da daha kolaydır. Bu nedenle dilekçemize daha fazla resmiyet kazandırılması açısından her türlü dava dilekçesinin bilgisayar ortamında hazırlanmasının daha uygun olduğunu belirtmek isteriz. S: Anlaşmalı Boşanma Dilekçesinden Sonra İlk Duruşma Ne Zaman Olur? C: Anlaşmalı boşanma dava dilekçesinin mahkemeye ibrazından sonra yaklaşık 15 gün ile 30 gün içerisinde taraflara ilk duruşma günü tebliğ edilmektedir. Bu süreler dava açılan mahkemelerin iş yoğunluklarına göre kısmen uzayabildiği gibi kısalması da mümkündür. --- # Çekişmeli Boşanma Davası Nasıl Açılır? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/cekismeli-bosanma-davasi-nasil-acilir/ Güncelleme: 2026-04-16 Kısa cevap: Çekişmeli boşanma davası, eşlerin boşanma veya velayet, nafaka, tazminat, mal paylaşımı gibi konularda anlaşamaması hâlinde açılır. Dava, boşanma sebebinin belirlenmesi ve buna uygun dilekçenin Aile Mahkemesine sunulmasıyla başlar; dilekçeler, ön inceleme, tahkikat ve karar aşamalarını izler. Taraflar karara karşı istinaf kanun yoluna başvurabilir. Çekişmeli boşanma davası eşler arasındaki boşanma kararı veya boşanmanın feriler konusunda bir anlaşmaya varılamaması halinde açılan bir boşanma davası türüdür.  Bu nedenle çekişmeli boşanma davası açmadan önce boşanma nedenleri, velayet, nafaka yükümlülüğü, boşanmada maddi ve manevi tazminat ile mal paylaşımı gibi farklı konularda bilgi sahibi olmamız gerekir. Anlaşmalı şekilde açılan boşanma davalarına göre çekişmeli boşanma davasında kısmen daha farklı ve yoğun bir hukuki süreç bizleri beklemektedir. Bu nedenle dava öncesinde çekişmeli boşanma davasının nasıl açılacağı, yasal hak ve yükümlülüklerimiz hakkında bilgi sahibi olmamız bu süreci daha sorunsuz bir hale getirecektir.  ## Çekişmeli Boşanma Davasının İlk Aşaması Çekişmeli boşanma davası açmadan önce ilk olarak boşanmanın hangi nedenlere dayandırılacağının belirlenmesi gerekir. Zira hazırlayacağım boşana dava dilekçesinde bu nedenler ve gerekçeleri etraflı bir şekilde yasal dayanakları ile birlikte belirtilmesi gerekir.  Çekişmeli boşanma davalarına konu olabilecek boşanma sebepleri Türk Medeni Kanunumuzun 2. Bölümünde sıralanmıştır.  ## Zina Nedeniyle Boşanma Davası Nasıl Açılır? Zinanın, Türk Medeni Kanunumuzda tam olarak bir tanımı yapılamış olsa da bu konudaki yargı kararları eşlerden herhangi birisinin eşi haricinde bir başkası ile cinsel birliktelik yaşaması veya bu boyuttaki bir yakınlığı zina olarak kabul etmiştir.  Zina nedeniyle çekişmeli boşanma davası açmadan önce bilmemiz gereken bir takım koşullar vardır.  ## Zina Nedeniyle Çekişmeli Boşanma Davası Şartları - Çekişmeli boşanma davası, zinanın gerçekleştiğinin öğrenilmesinden itibaren 6 aylık süre içerisinde açılması gerekir - Zina fiilin gerçekleşmiş olduğu 5 yıllık süre içinde her halde çekişmeli boşanma davası açma hakkı düşer - Zina eden eşin diğer eş tarafından affedilmemiş olması gerekir. Affeden eşin dava açma hakkı kaybolur ## Hayata Kast veya Onur Kırıcı Davranışlar Nedeniyle Çekişmeli Boşanma Davası Kadın eş veya erkek eş fark etmeksizin herhangi bir eşin hayatına kast etmesi, küçük düşürücü veya kötü davranışlarda bulunması çekişmeli boşanma davalarına konu yapılabilecek bir uyuşmazlıktır. Bu durumda da diğer eşin 6 aylık ve 5 yıllık zamanaşımı süresinde çekişmeli boşanma davasını açması gerekir.  ## Suç İşleme ve Haysiyetsiz Hayat Sürme Nedeniyle Çekişmeli Boşanma Davası Eşin kasten işlenebilen ve özellikle yüz kızartıcı suçları işlemeyi alışkanlık haline getirmiş olması veya genel ahlak kurallarına aykırı bir şekilde yaşam sürmesi ayrıca bir boşanma sebebi olarak karşımıza çıkar.  ## Terk Nedeniyle Çekişmeli Boşanma Davası Nasıl Açılır? Çekişmeli boşanma davası açmadan önce bilgi sahibi olmamız gereken bir başka boşanma sebebi terktir. Bu durumda terk eden eş evlilik birlikteliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek amacıyla ortak konutu terk etmiş olması gerekir.  Boşanmanın terke dayandırılarak açılabilmesi için öncelikle yerine getirmemiz gereken bir takım hukuki işlemler vardır. Dava öncesinde ilk olarak ortak konutu terk eden eşe, 2 ay içerisinde ortak konuta dönmesi için noter veya aile mahkemesi aracılığı ile ihtarda bulunulması, ihtara rağmen eşin ortak konuta dönmemiş olması gerekir.  ## Akıl Hastalığı Nedeniyle Çekişmeli Boşanma Davası Nasıl Açılır? Herhangi bir eşte bulunan akıl hastalığı Türk Medeni Kanunumuzun 165. Maddesi uyarınca boşanma davasının konusu yapılabilir. Ancak boşanmanın akıl hastalığına dayandırılabilmesi için eşte bulunan bu hastalığın ortak hayatı çekilemez hale getirecek boyutta olması gerekir. Ayrıca boşanma davası açmadan önce eşteki bu hastalığın sağlık kurulu raporu ile belgelendirilmesi zorunludur.  ## Çekişmeli Boşanma Davası Aşamaları - ## Dava Dilekçesinin Hazırlanması Çekişmeli boşanma davasının en önemli aşamalarından birisi dava dilekçesinin hazırlanmasıdır. Çünkü ileride belirteceğimiz tüm aşamalar hazırlayacağımız dava dilekçesi doğrultusunda ilerleyecektir. Bu nedenle dava dilekçesinde taleplerimiz yasal dayanakları ve gerekçeleri ile birlikte gösterilmeli, son olarak gerekçelerimiz doğrultusunda taleplerimiz sıralanmalıdır.  - ## Dava Dilekçesinin Tebliği ve Cevap Dilekçelerinin Sunulması Çekişmeli boşanma davası açıldıktan sonra davacının hazırlamış olduğu dava dilekçesi davalı tarafa veya vekiline tebliğ edilir. Davalı eşin 2 hafta içerinde dava dilekçesine cevap hakkı vardır. Davalı cevap dilekçesinde yer alan iddiaları reddedebileceği gibi yeni iddialar ileri sürebilecektir. Bu durumda davalı taraf gerek görmesi halinde cevaba cevap dilekçesi sunma hakkı vardır. Böylelikle dilekçeler aşaması tamamlanarak diğer aşamaya geçilir.  - ## Ön İnceleme Duruşması Ön inceleme duruşmasında davacı ve davalının ileri sürmüş olduğu uyuşmazlıklar incelenir. Eşlerin boşanmada kararlı olduklarının anlaşılmasından sonra ön inceleme duruşmasında deliller değerlendirilir. Başka kurum ve kuruluşlardan talep edilmesi gereken belgeler bulunması halinde gerekli yazışmalar yapılır. Tanıklarında belirlenmesinden sonra en önemli aşama olan tahkikat aşamasına geçilir.  - ## Tahkikat Aşaması Çekişmeli boşanma davasının en kritik ve önemli aşaması tahkikat aşamasıdır. Tarafların sunmuş olduğu dava dilekçesi ve cevap dilekçesinde yer alan tüm hususlar toplanan deliller ile birlikte değerlendirilir. Bu aşamada çoğunlukla mahkemece bir takdir oluşmakta ve davanın sonuna yaklaşılmaktadır.  - ## Tarafların Dinlenmesi Yukarıdaki tüm aşamalarda taraflara, talepleri için yeterli söz hakkı verilmektedir. Ancak bu aşamada tarafların esas hakkındaki son beyanları alınır. Diğer aşamalarda tarafların duruşmaya katılımları önemli olsa da karar aşamasından önceki bu aşamada tarafların duruşmaya katılımları çok daha fazla önem arz eder.  - ## Karar Aşaması Mahkemece araştırılacak bir husus kalmadığına kanaat getirilmesi halinde karar aşamasına geçilir. Diğer tüm aşamalardaki deliller ve beyanlar bir bütün halinde değerlendirilerek davanın kabulüne veya reddine, ayrıca nafaka, tazminat veya velayet gibi taleplerin bulunması halinde bu konularda da karar verilerek Aile Mahkemesi tarafından görülen davaya son verilir.  - ## İstinaf Aşaması Taraflardan herhangi birisi yerel mahkemenin kararına katılmamaları halinde istinaf kanun yoluna başvurabilirler. Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesi tarafından kararın usul ve esasa uygun olduğu sonucuna varılması halinde karar kesinleşir. İstinaf mahkemesi tarafından herhangi bir hukuka aykırılık görülmesi halinde yeniden bir değerlendirme yapılır.  ## Çekişmeli Boşanma Davasında Çocuğun Velayeti Nasıl Belirlenir? Anlaşmalı veya çekişmeli boşanma davalarında en önemli husus çocuğun velayetidir. Velayet belirlenirken çocuğun sosyal ve psikolojik gelişimi için en ideal ortamın belirlenmesi esastır. Boşanma davlarında velayet belirlenirken genel kriter çocuğun üstün yararının tespit edilmesidir. Çocuğun üstün yararı belirlenirken ise mahkeme tarafından genellikle aşağıdaki kriterler göz önüne alınır. Boşanma kararı sonrasında koşulların değişmesi durumunda velayetin değiştirilip değiştirilemeyeceğini de önceden öğrenmenizi tavsiye ederiz. ## Ebeveynlerin Yaşam Koşulları Çocuğun üstün yararının belirlenmesinde önemli kriterlerden birisi eşlerin yaşam koşullarıdır. Çocuğun eğitim, öğretim düzenli beslenme ve sağlıklı bir ortamda yaşama imkanı sağlayabilecek eş diğer eşe göre velayet açından daha avantajlıdır. Bu durumda sadece eşlerin ekonomik durumları dikkate alınmayıp iş ve meslekleri, çalışma tempoları ile sosyal yaşantıları da dikkate alınır.  ## Çocuğun Yaşı Çekişmeli boşanma davasında çocuğun yaşı velayetin belirlenmesinde önemli bir kriterdir. Bazı yaş gruplarında bulunan çocukların daha fazla bakım ve şefkate ihtiyaç duymuş olmaları nedeniyle velayetin anneye verilmesi uygun görülebilmektedir. Örneğin velayet konusunda bir değerlendirme yapılırken çoğunlukla 0 – 6 yaş aralığındaki çocukların anne şefkatine daha çok ihtiyacı olduğu kabul edilir. Çocuğun bu yaş aralığında olması doğrudan velayetin anneye verilmesini zorlayacak bir kural değildir. Diğer tüm hususlar da birlikte değerlendirilerek velayet konusunda bir karara varılır.  ## Çocuğun Görüşü Bütün yaş gruplarında olmasa da özellikle 10 – 15 yaş aralıklarında bulunan çocuklarda velayet konusunda çocuğun görüşü alınabilmektedir. Çocuğun görüşü alınırken ise daha çok uzman kişilerden deste alınarak ebeveynlerin bu konuda bir yönlendirmelerinin bulunup bulunmadığı tespit edilmeye çalışılır. Her ne kadar çocuğun görüşü velayetin belirlenmesinde etkili olsa da yine tek başına yeterli değildir.  ## Uzman Görüşü Boşanma davalarında çocuğun velayetinin belirlenmesi en önemli konulardan birisi olmakla beraber ayrı bir uzmanlık alanı gerektiren konudur. Çocuun üstün yararı belirlenirken dikkate alınan tüm kriterler ile birlikte çocuğun görüşü de alınarak uzman psikolog veya pedagog tarafından velayet konusunda bir rapor düzenlenir.  ## Çekişmeli Boşanma Davasında Mal Paylaşımı Nasıl Yapılır? Çekişmeli boşanma davasını önemli kılan ve çekişmeli hale getiren hususlardan birisi de mal paylaşımının nasıl yapılacağıdır. Herhangi bir boşanma davası açmadan önce mal paylaşımı ve yasal mal rejimimiz hakkında mutlaka bilgi sahibi olmamız gerekir. Mal paylaşımı yapılırken aşağıdaki konularda bilgi sahibi olmamız sürecin hukuki açıdan daha sağlıklı ilerlemesine imkan tanır.  - Yasal Mal Rejimi; eşler arasında evlilik birlikteliği kurulurken veya devamı sırasında ayrıca bir evlilik sözleşmesi bulunmaması halinde yasal mal rejimi edinilmiş mallara katılma rejimidir. Bu mal rejimine göre eşler evlilik birlikteliği sürecinde ortak edinmiş oldukları mallarda eşit haklara sahiptir. Edinilmiş malların belirlenmesinde taşınır veya taşınmaz malların tescil kayıtları dikkate alınmaksızın edinilmiş olduğu zaman dilimi (evlilik birlikteliği içerisinde) dikkate alınır.  - Kişisel Mallar; eşlere ait olan kişisel mallar edinilmiş mallara katılma rejiminde mal paylaşımı dışında tutulmuştur. Eşlerin evlilik birlikteliğinden önce edinmiş olduğu mallar, miras yoluyla veya bağışlama yoluyla edinmiş oldukları mallar ve özellikle ziynet aşları kişisel mal olarak kabul edilerek mal paylaşımına konu yapılmazlar.  - Katkı Payı Alacağı; Katkı payı alacağı herhangi bir eşin kişisel malı niteliğinde olan bir malın edinilmesine korunmasına veya değerinin artmasına katkıda bulunan eşin bu emeğinin diğer eşten talep edilebileceği bir hukuki hakkımızdır.  ## Çekişmeli Boşanma Davasında Maddi ve Manevi Tazminat Nasıl Belirlenir? - Eşlerin kusur durumu  - Eşlerin ekonomik durumları - Evlilik süresi - Uğranılan zararın boyutu ve niteliği Gibi kriterler göz önüne alınarak mahkeme hakimi tarafından hakkaniyetli bir miktar belirlenir. Çekişmeli boşanma davalarında maddi ve manevi tazminat yükümlülüğü ile miktarlarının belirlenmesinde en önemli husus eşlerin kusur durumudur. Bu nedenle özellikle maddi ve manevi tazminat talebi bulunması, mal paylaşımı konusunda uyuşmazlıklar bulunması veya çocuğun velayeti gibi talepler bulunması halinde davanın boşanma avukatından destek alınarak açılması hak kayıplarının önüne geçecektir.  Özellikle maddi ve manevi tazminat talebi bulunması, mal paylaşımı konusunda uyuşmazlıklar bulunması veya nafaka yükümlülüğü gibi talepler bulunması halinde davanın boşanma avukatından destek alınarak açılması hak kayıplarının önüne geçecektir. ## Çekişmeli Boşanmada Deliller Neler Olabilir? Boşanma davasının türüne, hatta boşanma nedenlerinin varlığına göre ileri sürebileceğimiz deliller de değişiklik gösterir. Yasal ve hukuki olmak koşulu ile çekişmeli boşanma davalarında sık kullanılan deliller aşağıdaki gibidir.  - Tanık beyanları - Doktor raporları - Ses ve kamere kayıtları - Mesajlaşma tutanakları - Bilirkişi raporları - Sosyal medya paylaşımları - Sosyal ve ekonomik durum araştırmaları ## Çekişmeli Boşanma Davasında Yasal Haklarımız Nelerdir? YASAL HAKLARIMIZ AÇIKLAMA HANGİ EŞ TALEP EDEBİLİR? Boşanma Talep Hakkı Evlilik birliğinin temelinden sarsılması gibi nedenlerle dava açma hakkı Eşlerden biri veya her ikisi Velayet Hakkı Çocuğun bakım ve gözetiminin kendisine verilmesini isteme hakkı Anne veya baba Nafaka Talep Hakkı Yoksulluk veya tedbir nafakası talep etme hakkı Ekonomik olarak zayıf eş Maddi Tazminat Hakkı Boşanma nedeniyle uğranılan ekonomik kayıpların giderilmesi Daha az kusurlu eş Manevi Tazminat Hakkı Kişilik haklarının zedelenmesi halinde talep edilir Daha az kusurlu eş Mal Paylaşımı Hakkı Evlilik süresince edinilen mallardan pay alma hakkı Her iki eş Katılma Alacağı Eşin edinilmiş mallarının yarısı üzerinde hak Her iki eş Katkı Payı Alacağı Diğer eşin malına yapılan katkının geri alınması Katkı sağlayan eş Kişisel Eşya Talebi Kişisel kullanım eşyalarının geri alınması Her iki eş Aile Konutu Şerhi Talebi Ortak konutun korunması için taşınmazın tapu kaydına şerh Eşlerden biri Delil Sunma Hakkı İddiaları desteklemek için belge ve tanık sunma Her iki eş İtiraz ve Temyiz Hakkı Mahkeme kararına karşı üst mahkemeye başvurma Her iki eş   ## Çekişmeli Boşanma Davası Nasıl Düşer? Herhangi bir boşanma davasının düşmesine neden olabilecek durumlar aşağıdaki gibidir.  - Davadan feragat - Dosyanın işlemden kaldırılması - Harç ve giderlerinin zamanında yatırılmaması - Kesin sürelere uyulmaması - Davacının ölümü - Hukuki yararın ortadan kalkmış olması ## Çekişmeli Boşanma Davasında Hakim Neler Sorar? Çekişmeli boşanma davasında hakimin neler soracağı daha çok eşler arasındaki uyuşmazlığın niteliğine göre değişiklik gösterir. Örneğin eşlerden herhangi birisinin boşanmak istememesi halinde yöneltilecek sorular daha çok boşanma nedenlerinin varlığına yönelik olabileceği gibi, velayet konusunda bir uyuşmazlık bulunması halinde daha çok çocuğun üstün menfaatine yönelik sorularla karşılaşmamız muhtemeldir.  Genel bir standardı bulunmasa da uyuşmazlığın türüne göre karşılaşmamız muhtemel soruları aşağıdaki gibi sıralayabiliriz.  ## Evlilik Birliğine İlişkin Sorular - Ne zaman evlendiniz? - Eşiniz ile tartışma ve sorunlar ne zaman başladı? - Fiili bir ayrılık söz konusu mudur? ## Boşanma Sebeplerine Yönelik Sorular - Eşinizin size kötü davranmasındaki sebepler nelerdir? - Eşiniz daha öncede size şiddet uygulayıp tehdit etti mi? - Ortak konutu terk etmenizde eşinizin bir kusuru var mı? ## Çocuğun Velayetine İlişkin Sorular - Kaç çocuğunuz var, yaşları kaç? - Çocuğun bakımı ve eğitimine yeteri kadar zaman ayırıyor musunuz? - Çocuğunuz şu anda kiminle kalıyor? ## Ekonomik ve Sosyal Yaşantıya Yönelik Sorular - Aylık geliriniz ne kadar? - Mesleğiniz nedir? - Öğrenim durumunuz nedir? - Nafaka talebiniz var mı gerekçeleri nelerdir? ## Çekişmeli Boşanma Davası Kaç Celsede Biter? Çekişmeli boşanma davasının kaç celsede biteceğini önceden kestirmek oldukça zordur. Genellikle eşler arasındaki uyuşmazlığın niteliğine ve sayısına göre değişebilir. 1 veya 2 celse gibi kısa sürebileceği gibi 5 – 6 celse gibi çok daha uzun sürelerde de boşanma davası sonuçlanabilecektir.  ## Çekişmeli Boşanma Davası Ücretleri (Vekalet ve Yargılama Giderleri) Gider Türü Ortalama Tutar (2026) Açıklama Başvuru Harcı 1.000 – 2.000 TL Dava açılışında ödenir Gider Avansı 2.000 – 5.000 TL Tebligat ve yazışmalar için ödenir Bilirkişi Ücreti 2.000 – 6.000 TL Gerekirse alınır (Bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmesi halinde ödenir.) Avukat Ücreti (Vekalet Ücreti) 80.000 – 120.000 TL Davanın niteliğine göre değişiklik gösterilebilir.   ## Çekişmeli Boşanma Dilekçesi T.C. … AİLE MAHKEMESİ HAKİMLİĞİ’NE Davacı :  Adı ve Soyadı :  T.C. Kimlik No :  Adres :  Davalı :  Adı ve Soyadı :  T.C. Kimlik No :  Adres :  Dava Konusu : Evlilik birlikteliğinin temelinden sarsılmış olması nedeniyle boşanma, tazminat, nafaka ve velayet talebi AÇIKLAMALAR :  Davacı ve davalı …/…/….. tarihinde evlenmişlerdir. Eşlerin bu evlilik birlikteliklerinden olan .../…/….. doğumlu …… isminde bir çocukları vardır. (Çocukların birden fazla olması halinde tümünün doğum tarihleri ve isimleri yazılmalıdır.) Evlilik birlikteliğinin kurulmasından itibaren davalı eş sık sık davalı eşe yönelik hakaret içeren sözler sarf etmekle beraber toplum içinde küçük düşürücü davranışlarda bulunmaktadır.  Dava tarihinden yaklaşık 2 ay önce davalı eş, davacı eşe yönelik fiziksel şiddette bulunmuş, bu nedenle hakkında …. Mahkemesinin …. Tarih ve …. Sayılı kararı ile hakkında uzaklaştırma tedbirleri uygulanmıştır. Davalı eşin bu fiziksel şiddetinden dolayı …. Cumhuriyet Başsavcılığının … Sayılı soruşturma dosyası üzerinden “eşe karşı kasten yaralama” suçundan soruşturma devam etmektedir.  Davalı eşin tüm bu kusurlu hareketleri nedeniyle evlilik birlikteliği temelinden sarsılmış olduğu gibi ortak hayat davacı eş için çekilemez hale gelmiştir.  Davalı eşin evlilik birlikteliğinin sona ermesine sebep olan bu kusurlu hareketleri nedeniyle davacı eş maddi ve manevi zarara uğramıştır. Ayrıca her iki eşin ekonomik koşulları dikkate alındığında boşanma ile yoksulluğa düşecek olan eş lehine nafaka yükümlülüğü doğmuştur.  Ayrıca davalı eşin bu kusurlu hareketleri nedeniyle ortak çocuğumuz olan …’in velayetinin davalı eşe bırakılması hiçbir zaman çocuğun üstün yararı ile örtüşmemektedir.  SONUÇ VE TALEP : Yukarıda detayları belirtilmiş olan nedenlerden dolayı;  - Eşlerin boşanmalarına - Çocuğun velayetinin davacı eşe verilmesine, - Kusurlu olan davalı aleyhine, davacı eşe ödenmek üzere … TL maddi ve … TL manevi tazminata hükmedilmesine,  - Ortak çocuğun bakım ve eğitim giderleri için … TL iştirak nafakasına hükmedilmesine,  - Boşanma ile yoksulluğa düşecek olan davacı eş lehine … TL yoksulluk nafakasına hükmedilmesine, - Bütün yargılama giderlerinin davacı eşe yükletilmesine, Karar verilmesi arz ve talep olunur. (Tarih ve İmza) HUKUKİ NEDENLER : 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunumuzun ilgili hükümleri DELİLLER : Nüfus kayıt örneği, tanık beyanı, doktor raporları, … Cumhuriyet Başsavcılığının … sayılı soruşturma dosyası ve her türlü diğer yasal deliller.  ## Sıkça Sorulan Sorular S: Çekişmeli Boşanma Davası Nerede Açılır? C: Aile hukukundan kaynaklanan tüm uyuşmazlıklarda görev mahkemeler Aile Mahkemeleridir. Ayrıca Aile Mahkemesi bulunmayan yerlerde ise bu görev; Aile Mahkemesi sıfatı ile Asliye Hukuk Mahkemelerine aittir. Çekişmeli boşanma davası açmak isteyen eş davayı kendi yerleşim yeri adresinde bulunan görevli mahkemelerde açabileceği gibi diğer eş yani davalı eşin ikamet etmiş olduğu yer mahkemelerinde de açabilmesi mümkündür. S: Param Yoksa Çekişmeli Boşanma Davası Nasıl Açılır? C: Çekişmeli boşama davası açmak isteyen eşin mahkeme harç ve giderleri ile vekalet ücretini karşılayamayacak durumda olması halinde; Davanın açılacağı mahkemeye adli yardım talepli dava dilekçesini sunabileceği gibi, yine davanın açılmak istendiği il / ilçe merkezinde bulunan Baro temsilciliklerine de bu konuda adli yardım talebinde bulunabilir. Her iki durumda da ilgiliden ekonomik durumunun tespiti için maaş bordrosu, SGK kaydı veya mal varlığına ilişken belgeler talep edilebilecektir. S: Çekişmeli Boşanma Davası Ne Kadar Sürer? C: Çekişmeli boşanma davalarının ne kadar süreceği daha çok eşler arasındaki uyuşmazlıkların niteliğine göre değişebilir. Örneğin eşler arasında evlilik birlikteliğinin sona erdirilmesine yönelik bir uyuşmazlık ile beraber çocuğun velayeti, nafaka veya maddi ve manevi tazminat gibi uyuşmazlıklarında bulunması halinde dava sürecinde bu konularda da araştırma yapılacağından süreç uzayabilecektir. Kesin bir süre belirtmek mümkün olmasa da ortalama 3 ay ile 1 yıl arasında sürebilmektedir. S: Avukatsız Çekişmeli Boşanma Davası Açılır Mı? C: Boşanma davalarının tümünün çekişmeli boşanma avukatsız olarak açılması mümkündür. Ancak boşanma davaları, dava süreci hatta istinaf ve temyiz aşamaları da dahil yoğun bir hukuki sürece tabi olan davalardır. Yasal bir zorunluluk bulunmasa da boşanma davalarının hukuki destek alınarak açılmasının daha yararlı olduğunu düşünüyoruz. --- # Boşanma Davası Nasıl Açılır? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/bosanma-davasi-nasil-acilir/ Güncelleme: 2026-04-16 Kısa cevap: Boşanma davası, dava dilekçesinin görevli Aile Mahkemesine sunulması ve harç ile yargılama giderlerinin ödenmesiyle açılır. Önce dava türü belirlenir: eşler boşanmanın tüm sonuçlarında anlaşmışsa anlaşmalı, anlaşamıyorsa çekişmeli boşanma davası açılır. Yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya son altı ay birlikte oturulan yer mahkemesidir. Anlaşmalı boşanma çoğunlukla tek celsede sonuçlanır. Boşanma davası eşlerden herhangi birisinin veya her iki eşin görevli ve yetkili mahkemeye bu konuda hazırlayacakları dava dilekçesi ile başvurmaları sonucu başlatılan bir hukuki süreçtir.  Bu hukuki süreç sadece eşlerin boşanmaları ile sonuçlanan bir süreç olmayıp, velayet, tazminat, mal paylaşımı veya nafaka gibi farklı birçok uyuşmazlığında çözüme kavuşturulduğu bir süreçtir. İleride herhangi bir kay kaybına uğramamamız için boşanma davası açmadan önce bilgi sahibi olmamız gereken temel hukuki konular vardır.  Tek tarafları, anlaşmayı veya çekişmeli fark etmeksizin boşanma davasının nasıl açılacağı konusunda gerekli temel bilgilere yazımızın ilerleyen bölümlerinde ulaşabilirsiniz. ## Boşanma Davasının İlk Aşaması Boşanma davasının açılmasından önce ilk olarak açılmak istenen dava türünün belirlenmesi gerekir. Çünkü zaman zaman boşanma davası türlerine göre takip edilmesi gereken hukuki süreçte faklı olabilmektedir.  Genel olarak ülkemizde boşanma davaları çekişmeli ve anlaşmalı olmak üzere iki farklı şekilde açılmaktadır.  Çekişmeli boşanma davası; eşlerin boşanma veya velayet, nafaka, mal paylaşımı gibi konulardan bir veya bir kaçı üzerinde anlaşmaya varamamış olmaları halinde açılan bir davadır. Anlaşmalı Boşanma Davası; eşlerin boşanma veya boşanmanın tüm sonuçları üzerinde karşılıklı olarak anlaşmaya varmış olmaları halinde açılan boşanma davası türüdür.  Örneğin, eşler boşanmak istemeleri ile beraber nafaka, velayet, tazminat veya mal paylaşımı konularında anlaşmış olmaları halinde anlaşmalı boşanma davası açılır. Buna karşın eşlerden herhangi birisinin boşanmak istememesi veya her iki eşin de boşanmak istemelerine rağmen velayet konunda anlaşmaya varılamamış olması halinde çekişmeli boşanma davası açılır.  ## Boşanma Davası Nasıl Açılır? Genel olarak boşanma davasının ilk ve en önemli aşaması dava türünün belirlenmesidir. Anlaşmayı veya çekişmeli boşanma davası türü hakkında bir sonuca varıldıktan sonra kısmen farklı süreçleri takip etmemiz gerekir. Bu nedenle bu ayrımı dikkate alarak boşanma davasının nasıl açılacağına değinmek konuyu daha anlaşılabilir hale getirecektir.  ## Çekişmeli Boşanma Davası Nasıl Açılır? Çekişmeli boşanma davasının ilk aşaması ise boşanma nedenlerinin belirlenmesidir. Türk Medeni Kanunumuzda düzenlenmiş ve çekişmeli boşanma davalarına konu olabilecek durumlar ile özellikleri aşağıdaki gibidir.  ## Çekişmeli Boşanma Nedenleri - Zina (Aldatma); Eşlerden herhangi birisinin başka birisi ile cinsel birliktelik yaşamasıdır.  - Hayata kast, pek kötü ve onur kırıcı davranışlar; eşi öldürmeye teşebbüs etmek, kasten yaralamak veya benzeri şekilde onur kırıcı davranışlarda bulunmak (Hakaret, tehdit, küçümseme vs.) - Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme; Eşin sık sık ve daha çok yüz kızartıcı suçlar olarak bilinen suçları işlemeyi alışkanlık haline getirmesi veya genel ahlaka aykırı bir yaşam sürmesidir.  - Terk; eşlerden herhangi birisinin, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla ortak konutu en az 6 ay süre ile terk etmesidir.  - Akıl hastalığı; eşlerden birisinde mevcut olan akıl hastalığının diğer eş için ortak hayatın çekilemez boyuta varması halidir. - Evlilik Birliğinin Sarsılması; evlilik birliğinin ortak hayatı sürdürülmesinin beklenmeyecek ölçüde sarsılmasıdır.  ## Anlaşmalı Boşanma Davası Nasıl Açılır? Anlaşmalı şekilde açılacak boşanma davalarında da takip etmemiz gereken hukuki işlemler vardır. Bu aşamada ise dikkat etmemiz gereken en önemli husus dava öncesinde hazırlayacağımız anlaşmalı boşanma protokolüdür.  ## Anlaşmalı Boşanma Protokolünün Hazırlanması Nasıl ki çekişmeli boşanma davasının ilk aşaması boşanma nedenlerinin tespit edilmesi ise, anlaşmalı boşanma davasının ilk aşaması da, boşanma protokolünün hazırlanmasıdır.  Hazırlanacak protokolde eşler boşanma ve boşanmanın tüm sonuçları üzerinde anlaşmaya varmış olmaları gerekir. Bu protokollerde eşlerin aşağıdaki konularda anlaşmış olmaları zorunludur.  - Boşanma - Çocuğun velayeti - Çocuk ile kişisel ilişki kurulması - Yoksulluk nafakası - İştirak nafakası - Mal paylaşımı - Maddi ve manevi tazminat Bu protokollerin nasıl hazırlanacağı konusunda daha detaylı bilgi sahibi olmak için anlaşmalı boşanma protokolü başlıklı yazımızı incelemenizi tavsiye ederiz. ## Boşanma Davası Aşamaları Nelerdir? Sanılanın aksine boşanma davaları sadece eşlerin boşanma iradelerini belirtmiş oldukları bir süreç değildir. Bununla beraber nafaka, mal paylaşımı, velayet gibi farklı birçok uyuşmazlık bu hukuki süreçte çözüme kavuşturulur.  Anlaşmalı boşanma davalarında eşlerin tüm hususlarda mutabakata varmış olmaları, çekişmeli boşanma davalarında ise bu durumun aksine eşler arasında farklı anlaşmazlıklar olması boşanma davası aşamalarına doğrudan etki etmektedir.  Boşanma davasının nasıl açılacağı ve takip etmemiz gereken hukuki işlemler hakkında bilgi sahibi olmak istiyorsak bu aşamalarda hakkında da bilgi sahibi olmamız gerekir. Genel hatları ile açılacak olan boşanma davalarında aşağıdaki aşamaları takip etmemiz gerekir.  ## Boşanma Davasına Hazırlık Yazımızın başında da belirttiğimiz gibi boşanma davası açmadan önce bir takım davaya hazırlık aşamamasını tamamlamamız gerekir. İlk olarak davanın ne şekilde açılacağı (anlaşmalı / çekişmeli) belirlendikten sonra çekişmeli boşanmalarda yukarıda sıralamış olduğumuz boşanma nedenlerinin hangisi veya hangilerinin mevcut durumuzda bulunduğu tespit edilir.  Anlaşmalı boşanmalarda ise davaya hazırlık sürece daha çok anlaşmalı boşanma protokolünün hazırlanması üzerine yoğunlaşmıştır. Unutmamak gerekir ki, anlaşmalı boşanma davası açılmadan önce anlaşmalı boşanma protokolü hazırlanmalıdır.  Bu protokollerin nasıl hazırlanacağı konusunda daha detaylı bilgi sahibi olmak için “Anlaşmalı Boşanma Protokolü” başlıklı yazımızı incelemenizi tavsiye ederiz.  ## Dava Dilekçesinin Hazırlanması Anlaşmalı veya çekişmeli her iki dava sürecini başlatan hukuki belgeler dava dilekçeleridir. Dava türü hakkında bir karara vardıktan sonra buna uygun şekilde dava dilekçesi hazırlanmalıdır. Çekişmeli boşanma dava dilekçesi daha çok Türk Medeni Kanunumuzun 161 – 166 maddelerinde yer alan boşanma sebepleri ile eşlerin evlilik birlikteliğinin sona ermesindeki kusur durumu üzerine yoğunlaşmaktadır.  Anlaşmalı boşanma dava dilekçesi ise dava açmadan önce hazırlayacağımız protokolde yer alan ve her iki eşin anlaşmaya varmış olduğu hususlar üzerine hazırlanmaktadır. ## Boşanma Davasının Açılması Yukarıda sıralamış olduğumuz aşamalar daha çok boşanma davasının açılmasına hazırlık mahiyetindedir. Bu aşamalar tamamlandıktan sonra görevli olan Aile Mahkemelerinin bulunduğu yargı birimindeki tevzi bürolarına dava dilekçemiz ve eklerinin sunulması gerekir.  Bu aşamada ise yetkili mahkemelerin belirlenmesi önemlidir. Boşanma davalarında;  - Davacının ikamet adresi - Davalının ikamet adresi - Veya her iki tarafın son olarak 6 ay süre ile ikamet etmiş oldukları yer Aile Mahkemeleri yetkilidir.  Dava dilekçesi ve ekleri ilgili yargı birimine ulaştırıldıktan sonra hesaplanan mahkeme harç ve yargılama giderlerinin vezneye ödenmesi ile yasal olarak boşanma davası açılmış olarak kabul edilir.  ## Dava ve Duruşma Süreci Davanın ilk aşaması mahkeme tarafından dava dilekçesinin tarafları tebliğidir. Tebligat işlemlerinden sonra tarafların cevap dilekçeleri mahkemeye ulaştıktan sonra ön inceleme duruşması yapılır. Ön inceleme duruşmasında dava dilekçesi ve cevap dilekçesinde belirtilen iddialar değerlendirilir. Çekişmeli boşanma davalarında davacı eşin dilekçesinde belirttiği boşanma nedenlerinin varlığı ile birlikte ayrıca bu nedenlerin ortaya çıkmasında hangi eşir kusurlu olduğu belirlenir.  Ayrıca bu aşamada eşlerin nafaka, tazminat veya velayet gibi talepleri bulunması halinde bu uyuşmazlıklar çözüme kavuşturulur. Anlaşmalı boşanma davalarında ise dava sürecinin ilk aşaması genellikle eşlerin anlaşmalı boşanma protokolünde belirtmiş oldukları hususlar değerlendirilerek tarafların bu konudaki iradeleri tespit edilir. Anlaşmalı boşanma davalarında bu gibi uyuşmazlıkların tamamı protokol ile çözüme kavuşturulduğundan genellikle ilk duruşmada yani tek celsede boşanma kararının alınması mümkün olabilmektedir.  ## Karar Aşaması Yukarıdaki tüm aşamalar tamamlandıktan sonra mahkeme re’sen toplanan deliller, tarafların sunmuş olduğu deliller ve dava dilekçelerindeki iddiaları bir bütün olarak değerlendirir. Bunun sonucunda boşanma nedenlerinin varlığı tespit edilmesi halinde tarafların boşanmalarına ve nafaka, tazminat veya velayet gibi hususlarda karar verilir. Eşler bu karara itiraz etmemeleri halinde karar kesinleşir.  ## Boşanmak İsteyen Birisi İlk Ne Yapmalı? Boşanmak isteyen birisi ilk olarak davanın vekil aracılığı ile açılmasını ve davanın bu şekilde takip edilmesini istemesi halinde uygulamada daha çok boşanma avukatı olarak bilinen ve bu konuda deneyimli ve tecrübeli hukuk bürolarına müracaat etmesi gerekir. Avukatın vekil olarak atanmasından sonra yasal tüm işlemler vekil aracılığı ile başlatılarak sonuçlandırılır.  Boşanma davasının avukat olmaksızın açılmak istenmesi halinde ise;  - Boşanma türünün belirlenmesi - Boşanma nedenlerinin tespiti - Anlaşmalı boşanmalarda, anlaşmalı boşanma protokolünün düzenlenmesi - Boşanma dava dilekçesinin hazırlanması - Delillerin toplanması ve dava dilekçesine eklenmesi - Görevli ve yetkili mahkemelerde davanın açılması Aşamalarını tamamlayarak boşanma davasını açması gerekir. Boşanma davasının açılmasından sonra ise taraflar yukarıdaki işlemleri sırasıyla takip etmelidirler. ## Boşanma Davası Açarken Avukat Desteği Almalı Mıyım? Boşanma davası açarken avukat desteği almak veya davanın vekil aracılığı ile yürütülmesi gibi yasal bir zorunluluk yoktur. Ancak bu hukuki süreçte boşanma avukatının rolü göz ardı edilemeyecek kadar fazladır. Çekişmeli boşanma davalarında öncelikle boşanma nedeninin tespiti ve delillerin belirlenmesi, nafaka yükümlüğü ile maddi ve manevi tazminat yükümlülüğünün doğup doğmadığı, velayet taleplerinde ise çocuğun üstün yararının belirlenmesi dava sonucuna etki eden en önemli unsurlardır.  Tüm bunların hukuki gerekçeleri ile boşanma davası dilekçesinde veya duruşmalarda dile getirilmesi belirli bir hukuki bilgi ve deneyim gerektiren konulardır.  Anlaşmalı boşanma davalarında ise özellikle anlaşmalı boşanma protokolünün düzenlenmesi sırasında eşler bir takım hakların vazgeçip bununla beraber bir takım yükümlülükler altına girebileceklerdir. Anlaşmalı boşanma protokolünün mahkemece onaylanması ve hüküm altına alınmasından sonra değiştirilmesi veya reddedilmesi oldukça zor bir işlemdir.  Görüldüğü gibi her iki boşanma davası da önemli süreçlere tabidir. Bu nedenle boşanma davasının açılmasından kararın kesinleşmesine kadar avukat desteği almanız yararınıza olacaktır.  ## Adliyeye Gitmeden Boşanma Davası Nasıl Açılır? Adliyeye gitmeden boşanma davası açabilmek için elektronik imza sahibi olmamız gerekir. Bunun haricinde bu konuda boşanma avukatına vereceğimiz vekalet sonrası tüm hukuki işlemler vekil aracılığı ile yerine getirilir.  ## E Devletten Boşanma Davası Nasıl Açılır? E-Devlet aracılığı ile boşanma davası açabilmemiz için elektronik imzaya sahip olmamız ve boşanma dava dilekçesinin uyap editör programı ile imzalanması gerekir. Dava dilekçesinin hazırlanmasından sonra Uyap Vatandaş Portal’a giriş yapılarak dava açılış işlemleri sekmesindeki yönlendirmeler takip edilir.  ## Avukat Aracılığı İle Boşanma Davası Nasıl Açılır? Adliyeye gitmeden boşanma davası açabileceğimiz diğer bir seçenek ise avukatın vekil olarak atanmasıdır. Boşanma avukatına vereceğimiz vekalet sonrası dava açılış ve sonrasındaki gerekli tüm işlemler vekil tarafından yerine getirilir.  ## Ücretsiz Boşanma Davası Nasıl Açılır? Ekonomik durumu mahkeme harç ve giderleri ile vekalet ücretini karşılayamayacak olan kişiler için gerekli desteğin sağlanması için yasal düzenlemeler yapılmıştır. Bunun içinde takip etmemiz gereken iki farklı yol vardır.  - ## Adli Yardım Talepli Boşanma Davası Açma “Adli yardım” açılacak olan davalarda mahkeme harç ve giderlerini karşılayamayacak durumda olan kişiler için bu giderlerden muaf tutulma olanağı sağlayan bir hukuki hakkımızdır. Bunun için öncelikle hazırlanacak dava dilekçesinde adli pardım talebinde bulunmamız gerekir. Mahkeme davacının sunmuş olduğu belgeler ve ilgilinin gelir durumunu inceleyerek talebin kabul edilmesi halinde davacı tüm harç ve yargılama giderlerinden muaf tutulur.  - ## Baro’dan Adli Yardım Talebi Davacının yine mahkeme harç ve yargılama giderlerini ve vekalet ücretini karşılayamayacak durumda olması koşulu ile davanın açılacağı yargı biriminde bulunan Baro’lardan hukuki destek alabilecektir. Talebin kabul görmesi ve gerekli şartların karşılanması ile davası boşanma avukatı ücreti de dahil olmak üzere tüm ücretlerden muaf olarak boşanma davası açabilecektir.  ## Boşanma Davasın Açmadan Önce Bilmemiz Gereken Yasal Haklarımız - Avukat ile temsil edilme hakkı - Adli yardım talep etme hakkı - Nafaka talep etme hakkı (Yoksulluk, iştirak ve tedbir nafakası) - Maddi ve manevi tazminat - Çocuğun velayetini talep etme hakkı - Çocuk ile kişisel ilişki talebi - Koruma tedbirlerinin uygulanmasını talep etme hakkı - Delil sunma hakkı - Davanın gizliliğini talep etme hakkı - İtiraz, istinaf ve temyiz hakkı ## Boşanma Davası Açmak İçin Talep Edilebilecek Yaklaşık Ücretler Gider Türü Ortalama Miktar (TL) Harç 750 TL - 1.000 TL Yargılama Giderleri 2.000 TL - 3.000 TL Yaklaşık Vekalet Ücreti (Anlaşmalı Boşanma)  80.000 TL Yaklaşık Vekalet Ücreti (Çekişmeli Boşanma) 100.000 TL Noter Vekalet Ücreti 1.300 TL - 1.500 TL   ## Boşanma Davası Ne Kadar Sürer? Boşanma davalarının kadar sürede sonuçlanacağı öncelikle boşanma davasının türüne ve sonrasında eşler arasındaki uyuşmazlığın nitelik ve kapsamına göre değişir.  Herhangi bir hukuki eksikliğin bulunmadığı, eşlerin boşanma ve boşanmanın tüm sonuçları üzerinde anlaşmış olduğu ve bu doğrultuda anlaşmalı boşanma protokolünün hazırlanmasında sonra çoğunlukla tek celsede boşanmak mümkün olabilmektedir. Bu süreç ise genellikle mahkemenin iş yoğunluğu da dikkate alınarak 2 hafta ile 1 ay arasında değişebilmektedir.  Çekişmeli boşanma davalarında ise süreç daha farklıdır. Boşanma davasını uzatabilecek farklı birçok etken bulunmaktadır. Örneğin herhangi bir eşin boşanmak istememesi halinde eşin kusur durumu ile birlikte boşanma nedenlerinin varlığı mahkemece etraflı bir şekilde araştırılır. Ya da eşler velayet konusunda anlaşamamış olmaları halinde çocuğun üstün yararının tespit edilmesi gibi hususlar boşanma dava süresini uzatabilecek durumlardır.  Bu nedenle çekişmeli şekilde açılan boşanma davaları daha uzun sürebilmektedir. İstanbul ilinde açılacak boşanma davaları iş ve nüfus yoğunluğuna göre diğer illere göre zaman zaman daha fazla sürebilmektedir. Ortalama bir süre belirtmek gerekirse çekişmeli de olsa ülkemizde boşanma davaları 3 ay ile 1 yıl arasında karara bağlanmaktadır.  ## Boşanma Dava Dilekçesi Nasıl Hazırlanır? Boşanma dava dilekçesi bu hukuki sürecin başlatılması için zorunlu bir belge olup ayrıca hazırlanmasında dikkat etmemiz gereken farklı birçok husus vardır. Boşanma davasının nasıl açılacağı ve takip etmemiz gereken hukuki yollar hakkında bilgi sahibi olmamız sadece yeterli olmayıp ayrıca boşanma dava dilekçesinin de nasıl hazırlanacağı konusunda bilgi sahibi olmamız gerekir.  - Görevli ve yetkili mahkemeler dilekçede belirtilmelidir. (Örnek İstanbul Anadolu Adliyesi Nöbetçi Aile Mahkemesi) - Davacı ve davalı tarafın açık kimlik ve adres bilgileri tam ve eksiksiz olarak yazılmalıdır.  - Boşanma sebepleri açık ve somut şekilde dilekçede belirtilmelidir.  - Boşanmaya sebep olan olaylar kronolojik bir sıralama ile açıklamalar kısmında detaylandırılmalıdır. - Hukuki dayanaklar kanun maddeleri ve benzer yargı içtihatları ile desteklenmelidir.  - Tanık ve diğer delil listesi detaylı bir şekilde dava dilekçesinde yer almalıdır.  - Taleplerimiz eksiksiz ve anlaşılabilir şekilde belirtilmelidir. ## Boşanma Dilekçesi Örneği (Çekişmeli Boşanma) T.C. … AİLE MAHKEMESİ HAKİMLİĞİ’NE DAVACI : Adı ve Soyadı : … T.C. Kimlik No : … Adres : … DAVALI : Adı ve Soyadı : … T.C. Kimlik No : … Adres : … DAVA KONUSU : Evlilik birlikteliğinin temelinden sarsılmış olması nedeniyle, boşanma, velayet, nafaka ve tazminat talebi AÇIKLAMALAR :  … tarihinde evlenmiş olan yukarıda açık kimlik ve adres bilgileri yazılı davacı ile davalının bu evlilik birlikteliklerinden … isimli … doğumlu … müşterek çocukları bulunmaktadır.  Evlilik birlikteliğinin kurulmasından itibaren farklı konularda başlayan anlaşmazlıklar zamanla şiddetli tartışmalara dönüşmekle beraber davacı eş açısından evlilik birlikteliğinin sürdürülmesi olanaksız hale gelmiştir.  Evlilik birlikteliği davalı eşin;  - Eş ve çocuklarına karşı ilgisiz davranması - Eşin ekonomik yükümlülüklerini yerine getirmemesi - Sık sık ortak konutu gerekçesiz olarak terk etmesi - Davacı eşe yönelik fiziksel şiddet boyutuna varacak şekilde kötü davranışları - Psikolojik ve ekonomik şiddet uygulaması Nedenleri ile çekilemez hale gelmiştir. Tüm bu davranışlar davalı eşin kusurlu hareketlerine dayanmakla beraber Türk Medeni Kanunumuzun 174. Maddesi gereğince nafaka ve maddi / manevi tazminat yükümlülüğü doğmuştur.  Davalı eşin şiddete meyilli olması nedeniyle davacı eş ortak konutu can güvenliği açısından terk etmek zorunda kalmıştır. Böyle bir ortamın çocuğun üstün yararı ile de bağdaşmayacağı açıktır.  SONUÇ VE TALEP : Yukarıda açıklamış olduğum nedenlerden dolayı,  - Eşlerin çekişmeli şekilde boşanmalarına,  - Çocuğun velayetinin davacı eşe bırakılmasına, - Davalı eşin kusurlu hareketleri nedeniyle uğramış olduğum zararın dikkate alınarak maddi ve manevi tazminata hükmedilmesine, - Kusurlu eş aleyhine … TL yoksulluk nafakası, ortak çocuğun bakım ve diğer giderler için … TL iştirak nafakasına hükmedilmesine, - Bütün yargılama giderlerinin davalı eş üzerinde bırakılmasına, Karar verilmesi arz ve talep olunur. (İmza) YASAL DAYANAKLAR : Türk Medeni Kanunumuzun ilgili hükümleri ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve ilgili mevzuat hükümleri DELİLLER : Nüfus kayıt örnekleri, mesaj kayıtları, tanık beyanları, sosyal ve ekonomik durum araştırması ile her türlü diğer yasal deliller.  Önemli Not: Boşanma dava dilekçesi örnek olarak hazırlanmış olup, dilekçe üzerinde mevcut durumunuzu dikkate alarak gerekli uyarlamaları yapmanız gerekir.  ## Sıkça Sorulan Sorular S: Adliyeye Gitmeden Boşanma Davası Açılır Mı? C: Adliyeye gitmeden boşanma davası açılması mümkündür. Bunun için iki farklı seçeneğimiz bulunur. İlki Kartal boşanma avukatına vereceğimiz vekalet sonrasında tüm işlemlerin avukat aracılığı ile yerine getirilmesi şeklindedir. Diğer bir seçeneğimiz ise uyap vatandaş portal aracılığı ile boşanma davasının açılmasıdır. Ancak bu seçeneğin kullanılabilmesi için elektronik imza sahibi olmamız gerekir. S: Boşanma Davasını Kim Açarsa Avantajlı Olur? C: Boşanma davasının ilk olarak hangi eş tarafından açılacağı taraflara herhangi bir hukuki avantaj sağlamaz. Her iki durumda da tarafların dava dilekçesi ile cevap dilekçesinde belirtmiş olduğu hususlar mahkemece etraflı bir şekilde değerlendirilerek bir karara varılır. S: Boşanma Davasını Hangi Eş Açar? C: Bunun için herhangi bir yasal zorunluluk yoktur. Boşama davasını açan eş kadın olabileceği gibi, erkek eşin de boşanma davası açması mümkündür. Ayrıca yukarıda da belirttiğimiz gibi hangi eşin ilk olarak boşanma davası açmış olması taraflara bir avantaj sağlamaz. S: Boşanma Davasında Duruşmalara Katılmak Zorunda Mıyım? C: Boşanma davası öncesinde ve boşanma davası devam ederken tarafların sunmuş olduğu dilekçelerde belirtilen hususların hakim huzurunda tekrar edilmesi esastır. Bu nedenle eşler en az bir kez olsun boşanma davasına katılmaları gerekir. S: Boşanmak İsteyen Birisi İlk Olarak Ne Yapmalı? C: Hukuki destek alarak boşanma davasının açılmak istenmesi halinde öncelikle boşanmak isteyen boşanma avukatına vekalet vermelidir. Boşanma davasının avukat olmaksızın açılmak istenmesi halinde ise yukarıda sıralamış olduğumuz hukuki işlemleri sırasıyla takip etmelidirler. --- # Anlaşmalı Boşanma Davası Nasıl Açılır? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/anlasmali-bosanma-davasi-nasil-acilir/ Güncelleme: 2026-04-16 Kısa cevap: Anlaşmalı boşanma davası açabilmek için evliliğin en az bir yıl sürmüş olması, her iki eşin birlikte dava açması ya da birinin açtığı davayı diğerinin kabul etmesi ve boşanmanın tüm mali sonuçları ile velayet konusunda anlaşmaya varılmış olması gerekir. Protokoldeki hususlar hâkim huzurunda doğrulanır. Koşullar tamamsa dava çoğu zaman tek celsede biter ve 15 gün ile 1 ay içinde sonuçlanır. Şartlardan biri eksikse dava çekişmeli olarak açılmalıdır. Anlaşmalı boşanma davası eşlerin boşanma ve boşanmanın tüm sonuçları üzerinde bir uzlaşıya varmış olmaları halinde açılan bir dava türüdür. Çekişmeli olarak açılan boşanma davalarına göre daha basit bir hukuki sürece tabi olsa da özellikle boşanmanın ferileri nedeniyle bir takım hak kaybına uğramamız mümkün olduğu kadar anlaşmalı boşanma davası sonunda geriye dönüşü oldukça zor yükümlülükler altına da girmemiz söz konusu olabilecektir.  Bu nedenle anlaşmalı boşanma davalarının da diğer boşanma davaları kadar önemli bir süreç olduğunu hatırlatmak isteriz. Öncelikle anlaşmalı boşanma davasının nasıl açılacağı, yasal hak ve olası yükümlülerimiz hakkında bilgi sahibi olmamız gerektiğini düşünüyoruz.  ## Anlaşmalı Boşanma Davasının İlk Aşaması Boşanma davası anlaşmalı bir şekilde açılacak olsa da dava açmadan önce bilmemiz gereken en önemli husus mevcut durumumuzda anlaşmalı boşanma şartlarının oluşup oluşmadığının belirlenmesidir.  ## Anlaşmalı Boşanma Davası Şartları - Evlilik en az 1 yıl süre ile devam etmelidir.  - Her iki eş birlikte dava açmalı veya bir eşin açmış olduğu davayı diğer eşin kabul etmesi gerekir. - Eşler boşanmanın tüm malı sonuçları ile çocuğun velayeti konusunda da anlaşmaya varmış olmaları gerekir.  - Anlaşmalı boşana dava dilekçesi ve anlaşmalı boşanma protokolünde yer alan hususlar eşler tarafından hakim huzurunda doğruluğu beyan edilmelidir.  Bu şartlardan herhangi birisinin oluşmaması halinde boşanma davası çekişmeli olarak açılmalıdır.  ## Anlaşmalı Boşanma Davası Aşamaları Genel olarak anlaşmalı şekilde boşanmak isteyen eşler aşağıdaki aşamalardan geçerek dava sürecini tamamlarlar.  - ## Anlaşmalı Boşanma Protokolünün Hazırlanması Anlaşmalı boşanma protokolünün hazırlanması bir çeşit davaya hazırlık aşaması olduğu gibi bu sürecin en önemli aşamasıdır. Bu protokollerde sadece eşlerin boşanmak istediklerini beyan etmiş olmaları yeterli değildir. Ayrıca her iki eş boşanmanın tüm sonuçları üzerinde de anlaşmaya varmış olmaları gerekir.  Unutmamak gerekir ki herhangi bir çelişki ve hukuki eksikliğin bulunmadığı bir protokol ile çoğu zaman tek celsede boşanmak dahi mümkün hale gelebilir. Eşler bu protokolü çekişmeli boşanma avukatından destek alarak hazırlayabilecekleri gibi kendileri de hazırlayabilirler. Ancak hukuki bir belge olması nedeniyle boşanma avukatı huzurunda hazırlanması daha uygun olacaktır.  Bu protokollerin nasıl hazırlanacağı ve içermesi gereken hukuki bilgiler hakkında daha detaylı bilgilere anlaşmalı boşanma protokolü başlıklı yazımızdan ulaşabilirsiniz. - ## Anlaşmalı Boşanma Dava Dilekçesinin Hazırlanması Sadece protokolün hazırlanmış olması yeterli değildir. Anlaşmalı boşanma dava sürecini başlatabilmemiz için bu doğrultuda ayrıca dava dilekçesi hazırlanmalıdır. Bu aşamada ise dikkat etmemiz gereken en önemli husus dava dilekçesinin, anlaşmalı boşama protokolü doğrultusunda hazırlanması gerektiğidir.  Her iki belge arasında herhangi bir çelişkinin bulunması bu süreci uzatabileceği gibi anlaşmalı şekilde açılan bu davanın çekişmeli boşanma davasına dönüşmesine de zemin hazırlayabilecektir.  - ## Anlaşmalı Boşanma Davasının Açılması Boşanma protokolü ve dava dilekçesinin hazırlanmasında sonra davanın açılış aşamasına geçilir. Görevli mahkeme her zaman aile mahkemeleri olup, yetkili mahkeme eşlerden herhangi birisinin ikamet adresi yada her iki eşin 6 ay süre ile ikamet etmiş oldukları yer mahkemesidir. Her iki eş birlikte veya herhangi bir eş bu yetkili mahkemeye başvurarak belirlenen harç ve yargılama giderleri mahkeme veznesine yatırılarak anlaşmalı boşanma davası açılır.  - ## Dava süreci ve Duruşmalar Aile mahkemesi kendisine tevzi edilen dava dosyası ve eklerinin incelenmesinden sonra herhangi bir usuli eksikliğin bulunmadığını tespit edilmesi ile dava dilekçesini taraflara tebliğ ederek ilk duruşma gününü belirler.  Eşlerin duruşma gün ve saatinde hazır bulunarak boşanma protokolünde yer alan hususların doğrulunu beyan etmeleri halinde genellikle tek celsede yani ilk duruşmada anlaşmalı şekilde boşanma mümkün hale gelebilir.  - ## Kararın Kesinleşmesi Boşanma davası anlaşmalı bir şekilde açıldığından tarafların istinaf kanun yoluna başvurmaları sık karşılaşılan bir durum değildir. Bu nedenle kararın tarafları tebliğinden kısa bir süre sonra (ortalama 15 – 20 gün) anlaşmalı boşanma kesinleşerek eşlerin daha önce hazırlayıp imza altına almış oldukları anlaşmalı boşanma protokolünde yer alan hususlar hüküm doğurmaya başlar.  ## Avukatsız Anlaşmalı Boşanma İçin Evraklar Nelerdir? Boşanma davası anlaşmalı bir şekilde açılacak olsa da yine tarafların hazırlamaları gereken bir takım evraklar ve takip etmeleri gereken hukuki işlemler vardır.  - ## Anlaşmalı Boşanma Protokolü Anlaşmalı şekilde açılacak olan boşanma davalarında hazırlamamız gereken en önemli belgelerdir. Eşlerin boşanma iradeleri ile birlikte boşanmanın tüm sonuçları üzerinde anlaşmaya varmış olduğu ve her iki eşin özgür ve hür iradeleri ile imza altına aldıkları bu hukuki belgeler anlaşmalı boşanma protokolleridir.  - ## Anlaşmalı Boşanma Dava Dilekçesi Anlaşmalı boşanma dava dilekçesi yukarıda belirtmiş olduğumuz boşanma protokolünün bir çeşit özetidir. Her iki eş tarafından hazırlanabileceği gibi bir eşin hazırlamış olduğu dava dilekçesini diğer eşin kabul etmesi şeklinde de bu hukuki süreç başlatılabilecektir.  - ## Delillere İlişkin Belgeler Anlaşmalı boşanma davası evlilik birliğinin temelinden sarsılması ile beraber ortak hayatın her iki eş için çekilemez hale gelmesi durumunda açılır. Delilerimizde genellikle bu doğrultuda olmaktadır. Bunun dışında ise;  - Nüfus kayıt örneği - Evlilik cüzdanı fotokopisi - Anlaşmalı boşanma protokolü - İkametgah Gibi belgeler anlaşmalı boşanma dava dilekçesine eklenmesi gereken diğer belgeler arasında yer alır.  ## Anlaşmalı Boşanma Ne Kadar Sürer? Eşler arasında boşanma ve boşanmanın sonuçları üzerinde anlaşmaya varmış olmaları bu hukuki süreci kısaltan en önemli etkendir. Tüm hukuki prosedürlerin eksiksiz bir şekilde yerine getirildiği ve usulüne uygun şekilde hazırlanmış anlaşmalı boşanma protokolü sonrasında eşlerinde duruşma gün ve saatinde hazır bulunmaları koşulu ile anlaşmalı boşanma davaları yaklaşık 15 gün ile 1 ay içerisinde neticelenebilmektedir.  ## Anlaşmalı Boşanma İçin İlk Nereye Başvurulur? Anlaşmalı boşama davasının avukat / vekil aracılığı ile açılmak istenmesi halinde ilk olarak boşanma avukatından destek alınması gerekir. Vekil aracılığı ile açılacak davalarda boşanma protokolü ve devamında boşanma dilekçesi hazırlanarak yetkili ve görevli mahkemelerde anlaşmalı boşanma davası açılır.  Eşler vekil olmaksızın boşanma davası açmak istemeleri halinde ise öncelikle boşanma protokolünü hazırlayıp devamında hazırlayacakları dava dilekçesi ile yetkili Aile Mahkemelerinin bulunduğu yargı biriminde bulunan hukuk tevzi bürolarına bu belgeler ile başvurmaları gerekir.  ## Anlaşmalı Boşanma Davası Çekişmeli Boşanma Davasına Dönüşebilir Mi? Evet, anlaşmalı şekilde açılan boşanma davasının görülmesi sırasında davanın çekişmeli boşanma davasına dönüşmesi mümkündür. Anlaşmalı boşana dava şartlarının sağlanmamış olması, taraflardan herhangi birisinin duruşmalara katılmaması ve dava sırasında eşler arasında uyuşmazlık yaşanması gibi durumlar davanın çekişmeli hale dönüşmesine neden olabilecek başlıca sebepler arasında yer alır.  ## Anlaşmalı Boşanma Davasında Tanık Dinlenir Mi? Gerek görülmesi halinde mahkemece tanık dinlenmesine karar verilebilir. Anlaşmalı boşanma davalarında mahkeme tarafından evlilik birlikteliğinin temelinden sarsıldığı ve ortak hayatın her iki eş için çekilemez hale geldiğinin tespit edilmesi gerekir. Mahkeme bu gerekçeler ile tanık dinleyebilecektir.  Ayrıca eşler velayet konusunda anlaşmış olsalar dahi mahkeme çocuğun üstün yararının tespit edilmesi için tanık dinleme veya sosyal inceleme raporunun alınmasına karar verebilir.  ## Anlaşmalı Boşanmada Tazminat Talep Edilebilir Mi? Dava anlaşmalı olarak açılmış olsa da eşlerin birbirinden nafaka veya tazminat talep etme hakları vardır. Ancak öncelikle bu hususun her iki eş tarafından da kabul edilmesi ve anlaşmalı boşanma protokolü ile resmileştirilmesi ve imza altına alınması gerekir.  ## Anlaşmalı Boşanma Davasından Sonra Mal Paylaşımı Davası Açılabilir Mi? Anlaşmalı boşanma davasının kesinleşmesinden sonra mal paylamışı davası açılabilmesi için eşlerin daha önce düzenlemiş oldukları anlaşmalı boşanma protokolünde mal paylaşımına dair bir anlaşma bulunmaması gerekir. Eşler boşanma protokolünde mal paylaşımı yapmış olmaları ve bu protokolün mahkeme tarafından hüküm altına alınmasından sonra tekrar mal paylamışı yapılması mümkün değildir. Açılan mal paylaşımı davasının daha önce düzenlenmiş olan bu protokol gerekçesi ile reddedilmesi kuvvetle muhtemel bir durumdur.  ## E-Devlet Üzerinden Anlaşmalı Boşanma Davası Nasıl Açılır? UYAP’da (Ulusal Yargı Ağı Projesi) yapılan son güncellemeler ile vatandaş portal aracılığı ile boşanma davasının açılması, icra takibinin başlatılması, cevap dilekçelerinin sunulması gibi birçok işlemi online olarak gerçekleştirme şansına sahip olduk.  Öncelikle e-imza olmaksızın bu işlemlerin tamamlanması mümkün değildir. Dava dilekçesinin UYAP editör programı ile hazırlanması ve imzalanması zorunludur. Elektronik imzaya sahip olmamız halinde UYAP Vatandaş Portal içerisinde dava açılış işlemlerini takip ederek ve yine bu sistem üzerinden mahkeme harç ve yargılama giderlerini online yatırılması ile anlaşmalı boşanma davası açılabilecektir.  ## Eşler Farklı Şehirlerden Anlaşmalı Boşanma Davası Açabilirler Mi? Genel olarak boşanma davalarında yetkili mahkemeler davacı veya davalının yerleşim yerinde bulunan Aile Mahkemeleridir. Şayet eşler anlaşmalı olarak boşanma davası açmak istiyorlarsa bu konuda da anlaşmaya varmış olmaları dava sürecine etki edecektir. Anlaşmalı boşanma davası açmak isteyen eş geçici olarak yetkili mahkemelerin bulunduğu başka bir şehirde bulunması halinde en yakın Adli Yargı biriminden yetkili mahkemeye gönderilmek üzere boşanma davası açabilecektir. Ancak bu hususun mutlaka anlaşmalı boşanma dilekçesinde belirtilmesi gerekir.  ## Anlaşmalı Boşanmada Parayı Kim Öder? Kural olarak herhangi bir dava açılışında hesaplanacak olan mahkeme harç ve yargılama giderleri davacı taraftan peşin olarak tahsil edilir.  Anlaşmalı boşanma protokolünde eşler yargılama giderleri konusunda da bir mutabakata varmış olmaları halinde dava sonunda protokolde yer alan şekilde tüm bu giderler ilgili taraftan davacıya ödenmek üzerin tahsil edilir.  Protokolde bu konuda bir madde bulunmaması halinde ise yine davanın kabul edilmesi durumunda anlaşmalı boşanma için ödenen tüm bu ücretler davacıya ödenmek üzere davalıdan tahsil edilir.  ## Tek Celsede  Anlaşmalı Boşanma Olur Mu? Tüm hukuki işlemlerin eksiksi ve usulüne uygun tamamlanması halinde tek celsede anlaşmalı boşanma mümkündür. Daha öncede belirttiğimiz gibi anlaşmalı boşanma sadece eşlerin boşanma iradelerinden ibaret değildir. Çocuğun velayeti gibi önemli hususlarda bu süreçte mahkeme hakimi tarafından re’sen dikkate alınır.  Eşlerin ortak çocukları bulunması halinde çocuğun üstün yararının belirlenmesi zorunludur. Eşler velayet konusunda da anlaşmaya varmış olsalar dahi mahkeme tarafından bu husus tekrar araştırılır. Bu durumda ise sosyal inceleme raporu, bilirkişi raporu veya sosyal ve ekonomik durum araştırmaları kısmen anlaşmalı boşanma davasını uzatabilecek işlemlerdir.  ## Anlaşmalı Boşanmada Yasal Haklarımız Nelerdir? Çekişmeli boşanma davalarında olduğu gibi anlaşmalı boşanma davalarında da tüm yasal haklarımız Türk Medeni Kanunumuz ile güvence altına alınmıştır. Anlaşmalı da olsa her iki eşin birbirinden aşağıdaki hususlarda talepte bulunma hakları vardır.  - Nafaka talep etme hakkı - Çocuk ile kişisel ilişki kurma hakkı - Mal paylaşımı hakkı - Maddi veya manevi tazminat hakkı ## Anlaşmalı Boşanmada Hakim Nelere Dikkat Eder? - Tarafların serbest iradelerinin bulunup bulunmadığı - Evlilik süresi (anlaşmalı boşanmalarda evlilik en az 1 yıl sürmüş olmalıdır.) - Anlaşmalı boşanma protokolünde yer alan hususlar - Tarafların duruşmada hazır bulunmaları (boşanma iradeleri ve boşanmanın sonuçları hakkında kararın tarafların özgür iradeleri ile verilip verilmediğinin tespiti amacıyla) - Çocuğun üstün yararı  ## Anlaşmalı Boşanma Davalarında Yaklaşık Giderler Gider Türü Ortalama Miktar (TL) Harç 750 TL - 1.000 TL Yargılama Giderleri 1.000 TL - 1.500 TL Yaklaşık Vekalet Ücreti (Anlaşmalı Boşanma)  80.000 TL Noter Vekalet Ücreti 1.300 TL - 1.500 TL   ## Anlaşmalı Boşanma Davasında Velayet Nasıl Belirlenir? Boşanma avukatı olarak, boşanmanın en önemli sonuçlarından birisinin çocuğun velayeti olduğunu söyleyebiliriz. Eşlerin bu önemli konuda uzlaşmaya varmış olmaları, anlaşmalı boşanmada velayetin belirlenmesinde etkilidir. Ancak mahkeme eşlerin boşanma protokolündeki velayet konusundaki anlaşmaya varmış olmaları ile bağlı değildir. Her durumda çocuğun üstün yararı konusunda etraflı bir araştırma yapılır. Mahkeme hakimi protokolde yer alan hususun aksi yönünde velayet konusunda da bir karar verebilir. Protokolde yer alan anlaşmanın çocuğun üstün yararı ile bağdaştığı kanaatine varılması halinde gerek görmesi halinde genellikle protokol doğrultusunda bir karar verilir.  ## Anlaşmalı Boşanma Davasında Ziynet Eşyaları Nasıl Paylaştırılır? Türk Medeni Kanunumuz ile boşanma davaları konusunda verilmiş yargı kararları ziynet eşyalarının kişisel mal olduğunu kabul etmiştir. Bu ziynet eşyalarının sahibi kadın veya erkek bu takıların mal paylaşımına konu yapılmamasını talep edebilir.  Anlaşmalı boşanma protokolünde aksine bir uzlaşma bulunmaması halinde boşanma sonrası bu takılar hangi eşe ait ise o eşte kalabilecektir. Ancak çoğunlukla düğün takıları olarak gerçekleşen ziynet eşyaları her iki eşin karşılıklı anlaşmaları ile mal paylaşımına konu yapılabilir. Boşanma protokolünde bu hususta bir anlaşma bulunmaması halinde ziynet eşyalarının sahibi olmayan diğer eş bu takılar üzerinde bir hak iddiasında bulunamaz.  ## Anlaşmalı Boşanma Davasında Mal Paylaşımı Nasıl Yapılır? Türk Medeni Kanunumuzda kabul görmüş yasal mal rejimimiz edinilmiş mallara katılma rejimidir. Eşler boşanma protokolü ile farklı bir mal rejimine göre mal paylaşımı yapabilirler. Ayrıca her iki eş bu protokol ile kendi belirleyecekleri şekilde bir mal paylaşımı yapmaları da mümkündür. Anlaşmalı boşanma davalarında yasal mal rejimi dışında bir paylaşım yapılmak istenmesi halinde tüm mallar detaylı bir şekilde protokolde belirtilerek paylaşımın nasıl yapılacağı düzenlenmelidir.  ## Anlaşmalı Boşanma Davası Nerede Açılır? Bütün boşanma davalarında ve diğer aile hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklarda görevli mahkemeler Aile Mahkemeleridir. Davanın uzamaması için ve daha hızlı sonuçlanabilmesi için yetkili mahkemenin belirlenmesi önemlidir. Davacı eş kendi ikamet adresinde bulunan yargı birimlerinde davayı açabileceği gibi, davalının ikametinin bulunduğu yer Aile Mahkemelerinde de davayı açabilme hakkına sahiptir. Son olarak ise davacı boşanmak istenilen eş ile son olarak ve en az 6 ay süre ile birlikte ikamet etmiş oldukları yer aile mahkemesinde boşanma davasını açabilir. Yetki ve görev bakımından anlaşmalı veya çekişmeli boşanma davası konusunda bir ayrım yapılmamıştır.  ## Anlaşmalı Boşanma Davası Reddedilir Mi? Özellikle yazımızın başında belirtmiş olduğumuz anlaşmalı boşanma davası şartları oluşmaması halinde davanın reddi mümkündür. Örneğin en temel şart olan en az bir yıllık evlilik süresinin bulunmamasına rağmen eşler anlaşmalı boşanma talep etmiş olmaları halinde bu koşul karşılanmamış olması nedeniyle davanın reddine karar verilir.  Bir yılın altında süren evliliklerin sona erdirilmesi için dava çekişmeli olarak açılır. Bu konuda daha detaylı bilgilere “Çekişmeli Boşanma Davası Nasıl Açılır?” başlıklı yazımız ile ulaşabilirsiniz.  ## Anlaşmalı Boşanma Davası Açarken Sık Yapılan Hatalar SIK YAPILAN HATALAR SONUÇ Protokolü eksik veya belirsiz hazırlamak Dava uzar veya hakim kabul etmez Protokol ile dava dilekçesi arasında çelişki bulunması Anlaşmalı boşanma davası çekişmeli boşanma davasına dönüşebilir Velayet ve nafaka konularını açık yazmamak Hakimin müdahalesine yol açar Çocuk ile kişisel ilişkilerin düzenlenmemesi Velayet talebinin redderilmesine sebebiyet verebilecektir Mal paylaşımını net belirlememek Sonradan yeni dava açılabilir Taraflardan birinin duruşmaya katılmaması Dava reddedilebilir veya uzayabilir Yanlış veya eksik dilekçe hazırlamak Usulden gecikme yaşanır   ## Sıkça Sorulan Sorular S: Anlaşmalı Boşanma Davasına İki Tarafta Gitmezse Ne Olur? C: Anlaşmalı boşanma davasında tarafların beyanlarının alınması zorunludur. Eşlerden birisinin duruşmaya katılmaması halinde anlaşmalı şekilde açılan boşanma davası çekişmeli boşanma davasına dönüşebilir. Her iki eşin de duruşmalara katılmaması halinde ise boşanma davasından feragat edilmiş olduğu sonucu doğarak dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir. S: Anlaşmalı Boşanma Davasında Avukat Zorunlu Mu? C: Herhangi bir davanın açılması veya dava aşamalarının takibinin vekil (avukat) aracılığı gerçekleştirilmesi zorunlu değildir. Eşler dilerlerse kendileri bu davaları açabileceklerdir. Buna karşın boşanma davaları anlaşmalı olarak da açılmış olsa da; Özellikle anlaşmalı boşanma protokolünün hazırlanması ve boşanma dava dilekçesinin hazırlanması belirli bir hukuki bilgi ve deneyim gerektirmesi nedeniyle tüm bu sürecin boşanma avukatı aracılığı ile yürütülmesi sürecin daha hukuki ilerlemesine imkan tanıyacaktır. S: Anlaşmalı Boşanma Davası Tek Celsede Biter Mi? C: Eşlerin evlilik birlikteliğinden kaynaklanan tüm konularda anlaşmayı varmış olmaları ve bu hususları protokol ile imza altına almaları halinde sıklıkla anlaşmalı boşanma davaları tek celsede sonuçlanabilmektedir. Ancak unutmamak gerekir ki; Boşanmanın anlaşmalı şekilde sonuçlanabilmesi için eşlerin tüm bu iradelerini aynı şekilde hakim huzurunda tekrar etmeleri yani yapılacak olan duruşmalara katılmaları gerekir. S: Anlaşmalı Boşanma Dilekçesi Nasıl Hazırlanır? C: Anlaşmalı boşanma dilekçesi hazırlamadan önce mutlaka eşlerin boşanma ve boşanmanın tüm sonuçları üzerinde mutabakata varmış oldukları hususunda anlaşmalı boşanma protokolü hazırlanması gerekir. Anlaşmalı boşanma dilekçesi de hazırlanırken genel olarak bu protokolde yer alan hususlar dikkate alınır. Önemli bir hukuki belge olması nedeniyle anlaşmalı boşanma dava dilekçesi ve protokollerin nasıl hazırlanacağı konusuna ayrıca değinmekte yarar görüyoruz. Dilerseniz bu konuda daha detaylı bilgilere anlaşmalı boşanma dilekçesi başlıklı yazımızdan ulaşabilirsiniz. S: Anlaşmalı Boşanma Davasından Vazgeçme C: Kararın kesinleşmesi aşamasına kadar taraflar anlaşmalı boşanma davasından vazgeçebilirler. Bu vazgeçme eşlerin davanın görüldüğü mahkemeye yazılı şekilde yapılabileceği gibi, eşler duruşma esnasında da bu iradelerini hakim huzurunda beyan edebilirler. S: Anlaşmalı Boşanmada Nafaka Nasıl Belirlenir? C: Anlaşmalı boşanma davasında nafakanın belirlenmesinde eşlerin bu konudaki kararları etkilidir. Herhangi bir eşin diğer eş lehine ödeyeceği nafaka miktarı protokolün mahkeme tarafından onaylanması halinde aynen geçerli olur. S: Tek Taraflı Anlaşmalı Boşanma Davası Nasıl Açılır? C: Çekişmeli boşanmaların aksine anlaşmalı boşanma davalarının tek taraflı açılması mümkün değildir. Bu durumun tek istisnası ise herhangi bir eş tarafından açılan boşanma davasının diğer eş tarafından kabul edilmesidir. Anlaşmalı bir şekilde bir eşin açmış olduğu boşanma davasını diğer eşin kabul etmemesi halinde dava çekişmeli olarak görülür. --- # Maltepe Ceza Avukatı URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/maltepe-ceza-avukati/ Güncelleme: 2026-04-14 Kısa cevap: Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Maltepe'deki ceza soruşturma ve kovuşturmalarında sanık müdafiliği ve mağdur vekilliği hizmeti verir. Av. Fatma Umay Bayrak ve Av. Büşra Onay Oğurcu, gözaltı ve ifade aşamasından istinaf ve temyize kadar süreci yürütür. Büro Cevizli, Kepez Sk. No:7 Kat:4 Kartal adresindedir; Maltepe dosyaları Maltepe Adliyesi ve İstanbul Anadolu yakası mahkemelerinde takip edilir. Maltepe'de yaşayan bireyler için cezai suçlamalar; özgürlük, kariyer ve itibar üzerinde son derece ağır ve kalıcı sonuçlar doğurabilen hukuki krizlerdir. Gözaltı, sorgu, tutukluluk ve mahkeme aşamalarının her birinde yapılan bir hata; davanın seyrini telafi edilemez biçimde etkileyebilmektedir. İster sanık ister mağdur konumunda olsun, ceza yargılamasının karmaşık yapısında haklarınızı en yüksek standartta savunmak için deneyimli ve güvenilir bir ceza avukatına ihtiyaç duyulmaktadır. Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal Ceza Avukatı kadrosuyla Maltepe'deki ceza davalarının her boyutunda müvekkillerine güçlü, koruyucu ve sonuç odaklı hukuki temsil sunmaktadır. Av. Fatma Umay Bayrak ve Av. Büşra Onay Oğurcu önderliğindeki büromuz; İstanbul Anadolu yakasının tüm adliyelerindeki aktif deneyimiyle gözaltı anından kararın kesinleşmesine uzanan süreçte müvekkilinin yanında yer almaktadır. ## Maltepe Ceza Avukatı Nedir, Hangi Davalara Bakar? Ceza avukatı; Türk Ceza Kanunu (TCK) ve Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) kapsamındaki suçlamalarda sanığı ya da mağduru temsil eden, gözaltı ve sorgu süreçlerinden başlayarak iddianame, duruşma ve kanun yolları aşamalarında hukuki savunma yürüten uzman avukattır. Ceza hukuku; bireyin özgürlüğü doğrudan tehdit eden davalar içerdiğinden bu alandaki avukatlık hizmeti; diğer hukuk dallarına kıyasla çok daha kritik bir önem taşımaktadır. Maltepe'de ceza avukatları başlıca şu konularda hizmet vermektedir: gözaltı ve tutukluluk süreçlerinde acil hukuki destek, sorgu ve ifade aşamasında temsil, savcılık soruşturmasında müdafi sıfatıyla savunma, iddianame düzenlenmesine itiraz ve iddianame içeriğinin denetlenmesi, kasten yaralama, adam öldürme ve trafik suçlarında savunma, hırsızlık ve yağma davalarında temsil, uyuşturucu suçu savunması, dolandırıcılık ve sahtecilik davalarında müvekkil temsili, cinsel suçlar ve bilişim suçlarında savunma ile ceza davalarında istinaf ve temyiz aşamaları. Koza Avukatlık tüm bu alanlarda güncel TCK ve CMK bilgisiyle müvekkillerine etkin temsil sunmaktadır. ## Ceza Hukuku Kapsamında Verilen Hizmetler Nelerdir? Koza Avukatlık; ceza hukuku alanında gözaltı anından kararın kesinleşmesine uzanan sürecin tamamını kapsayan bir hizmet yelpazesi sunmaktadır. Gözaltında acil avukat desteği ve ilk ifade hazırlığından tutukluluğa itiraz ve adli kontrol talebine; savcılık soruşturmasında müdafi sıfatıyla aktif katılımdan iddianame karşı görüşüne; duruşma savunmasından delil sunumuna ve tanık sorgusuna; bilirkişi raporlarına itirazdan ceza miktarının belirlenmesi aşamasına kadar her adım büromuz tarafından titizlikle yönetilmektedir. Mağdur tarafında ise suç duyurusu dilekçesinin hazırlanması, soruşturma sürecinin takibi, müdahil sıfatıyla davaya katılım ve maddi-manevi tazminat talepleri de büromuzun aktif hizmet verdiği alanlar arasındadır. Koza Avukatlık, müvekkilin sanık mı yoksa mağdur mu olduğundan bağımsız olarak sürece en erken aşamada dahil olarak sonuca en hızlı ve etkin biçimde ulaşmaktadır. ## Maltepe'de En İyi Ceza Avukatı Nasıl Seçilir? Ceza davalarında avukat seçimi; hukuki sürecin belki de en kritik kararlarından birini oluşturmaktadır. Doğru avukat; özgürlüğün korunması, suçlamanın hafifletilmesi ya da beraatin sağlanması açısından belirleyici farkı yaratmaktadır. Bu nedenle Maltepe'de en iyi ceza avukatını bulmak; belirli ölçütlere dayalı, bilinçli bir tercih gerektirmektedir. ## Maltepe'de En İyi Ceza Avukatı Seçerken Dikkat Edilmesi Gerekenler İstanbul Ceza avukatı seçiminde şu ölçütlere dikkat edilmesi önerilmektedir: ceza hukukuna özgü fiilî mahkeme deneyimi, TCK ve CMK mevzuatına güncel hâkimiyet, Maltepe ve İstanbul Anadolu yakasındaki ceza mahkemelerindeki aktif pratik, gözaltı anında hızlı müdahale kapasitesi ve müvekkiliyle açık, anlaşılır iletişim kurma becerisi. Ayrıca delil analizi kapasitesi, tutukluluk itirazındaki başarı oranı ve suçlamanın azaltılması ya da beraatle sonuçlanan davalar; seçim sürecinde göz önünde bulundurulması gereken somut göstergelerdir. İlk görüşmede suçlamanın hukuki niteliğini, savunma seçeneklerini ve davanın olası sonuçlarını gerçekçi biçimde paylaşan avukat; güvenilir tercih işaretidir. Koza Avukatlık, ilk görüşmede dosyanın bütününü değerlendirerek müvekkile sürece özgü kapsamlı bir savunma analizi sunmaktadır. ## Ceza Davalarında Deneyimin Önemi Ceza davalarında deneyim; yalnızca kanun metinlerini bilmekten çok daha fazlasını ifade etmektedir. Mahkeme salonundaki savunma pratiği, hâkim ve savcı eğilimlerini okuma becerisi, delil hukuku uygulamalarına hâkimiyet ve tutukluluk itirazlarında güçlü argüman geliştirme kapasitesi; deneyimin somut yansımaları olarak öne çıkmaktadır. Koza Avukatlık, ceza hukukunda kazanılmış bu deneyimi her müvekkil için farklılaştırıcı bir savunma kalitesine dönüştürmektedir. Maltepe ve İstanbul Anadolu yakasındaki ağır ceza mahkemelerinde sergilenen aktif pratik; yerel yargı dinamiklerine hâkimiyetin sağladığı stratejik avantajı her davada etkin biçimde kullanmamıza olanak tanımaktadır. ## Maltepe Ceza Avukatı Tavsiye ve Danışmanlık Süreci Ceza suçlamasıyla karşılaşıldığında ya da gözaltı ihbarı alındığında hangi adımların atılacağını bilmek; sürecin seyrini başından olumlu etkilemektedir. Koza Avukatlık, danışmanlık arayan müvekkillerine yapılandırılmış ve şeffaf bir süreç sunmaktadır. ## Maltepe Ceza Avukatı Tavsiye Arayanlar İçin Doğru Yöntemler Ceza avukatı arayanların izlemesi gereken en sağlıklı yol şu adımları kapsamaktadır: gözaltı ya da ifade çağrısı alındığında avukat talep etmeden hiçbir beyan vermemek, ardından hızla bir ceza avukatıyla iletişime geçmek ve suçlamanın içeriğini, mevcut delil durumunu ve sürecin olası sonuçlarını avukatla birlikte değerlendirmektir. Koza Avukatlık ilk görüşmede savunma seçeneklerini, süreç uzunluğunu ve maliyet çerçevesini gerçekçi biçimde paylaşarak müvekkilin bilinçli bir karar almasına zemin hazırlamaktadır. Müvekkile yakın kişiler aracılığıyla alınan tavsiyeler değerli olmakla birlikte; her ceza davası kendine özgü delil seti ve strateji gerektirmektedir. Bu nedenle deneyimli ceza avukatıyla doğrudan ve kişisel bir değerlendirme yapılması; en doğru ve güvenilir yöntemdir. ## Ceza Davalarında Strateji Belirleme Süreci Koza Avukatlık, ceza davalarında strateji belirleme sürecini şu aşamalarda yürütmektedir: önce dosyadaki tüm delillerin ve savcılık iddialarının kapsamlı analizi, ardından suçlamanın hukuki nitelendirilmesinin sorgulanması (daha hafif bir suç kategorisine indirilip indirilemeyeceğinin değerlendirilmesi), akabinde delil hukukuna aykırılıkların tespiti (hukuka aykırı delillerin dışlanması talebi), tutukluluk ya da adli kontrol stratejisinin belirlenmesi ve son olarak duruşma savunmasının kapsamlı biçimde hazırlanması. Bu yapılandırılmış yaklaşım; her aşamada savunma pozisyonunu güçlendirerek en avantajlı sonuca ulaşmayı hedeflemektedir. ## Maltepe Ceza Avukatı Ücretleri 2026 Ceza avukatı ücretleri; suçlamanın ağırlığına, davanın süresine ve büronun deneyim düzeyine göre değişmektedir. Türkiye Barolar Birliği asgari ücret tarifesi tüm ceza davaları için yasal alt sınırı oluşturmaktadır. Koza Avukatlık, ücretlendirme konusunda tam şeffaflık politikası benimsemekte ve müvekkile ilk görüşmede net bir maliyet çerçevesi sunmaktadır. ## Maltepe'de Ceza Avukatı Ücretleri Neye Göre Belirlenir? Ceza avukatı ücretini belirleyen başlıca faktörler şunlardır: suçlamanın niteliği (basit suç mu ağır ceza mahkemesi davası mı), davanın süresi ve duruşma sayısı, soruşturma aşamasından mı yoksa kovuşturma aşamasından mı itibaren temsil alındığı, tutukluluğun söz konusu olup olmadığı ve istinaf ya da temyiz aşamalarının kapsama dahil edilip edilmediği. Ağır ceza mahkemelerinde görülen ve uzun yargılama süreci gerektiren davalar; daha kapsamlı bir emek ve uzmanlık gerektirdiğinden buna göre ücretlendirilmektedir. Hizmet Türü Ücret Yapısı Notlar Gözaltı / sorgu aşaması temsili Sabit ücret Baro tarifesi geçerli Tutukluluk sorgusu ve itirazı Sabit ücret Ayrıca belirlenir Ceza davası (soruşturmadan karara) Dava kapsamına göre İlk görüşmede netleşir İstinaf aşaması temsili Sabit veya kapsama göre Baro tarifesi geçerli Mağdur temsili ve tazminat davası Dava değerine göre Baro tarifesi geçerli ## Maltepe'de Görülen Ceza Davaları Nelerdir? Maltepe; İstanbul'un yoğun nüfuslu ilçelerinden biri olarak çeşitli suç kategorilerinde ceza davalarına ev sahipliği yapmaktadır. Her dava türünün kendine özgü delil yapısı, savunma stratejisi ve yaptırım rejimi mevcuttur. Koza Avukatlık aşağıdaki kategorilerin tamamında deneyimli ve aktif temsil sunmaktadır. ## Kasten Yaralama, Adam Öldürme ve Şiddet Suçları Kasten yaralama (TCK m.86-87) ve kasten adam öldürme (TCK m.81-82) suçlamaları; ceza hukukunun en ağır yaptırımlar öngördüğü kategoriler arasındadır. Kasten yaralamanın basit ya da ağır nitelikte olup olmadığı, neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama halleri ve adam öldürmede nitelikli haller; savunmanın belirleyici eksenlerini oluşturmaktadır. Koza Avukatlık bu davalarda olay yeri incelemesi, adli tıp raporları ve tanık beyanlarını bütünlüklü analiz ederek güçlü bir savunma yürütmektedir. ## Hırsızlık ve Yağma Suçları Hırsızlık (TCK m.141-142) ve yağma (TCK m.148-149) suçlamaları; Maltepe'de sıkça görülen ceza davaları arasında yer almaktadır. Suçun nitelikli hal kapsamına girip girmediğinin tespiti, kimlik teşhisinin güvenilirliği ve kamera görüntülerinin delil değeri; bu davalardaki savunmanın kritik eksenlerini oluşturmaktadır. Koza Avukatlık hırsızlık ve yağma davalarında nitelikli hal itirazını ve delil hukuku argümanlarını etkin biçimde kullanmaktadır. ## Uyuşturucu Suçları Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (TCK m.188) ile kullanım amacıyla bulundurma (TCK m.191) suçlamaları; birbirinden çok farklı ceza rejimlerine tabidir. Ticaret suçlaması yerine kullanım suçlamasının esas alınması; cezayı dramatik biçimde düşürmektedir. Koza Avukatlık bu kritik ayrımı tüm argümanlarıyla mahkemede güçlü biçimde savunmakta; ayrıca denetimli serbestlik ve etkin pişmanlık kurumlarını da müvekkil lehine değerlendirmektedir. ## Dolandırıcılık ve Sahtecilik Suçları Dolandırıcılık (TCK m.157-158) ve belgede sahtecilik suçları; hem hukuki hem teknik delil gerektiren karmaşık ceza davaları olarak öne çıkmaktadır. Kastın yokluğunun ispatı, ticari anlaşmazlığın cezai yola taşınmış olduğunun ortaya konulması ve dijital delillerin doğru değerlendirilmesi; bu davalardaki savunmanın temel direklerini oluşturmaktadır. Koza Avukatlık dolandırıcılık davalarında delil setinin tamamını analiz ederek en güçlü savunma stratejisini oluşturmaktadır. ## Ceza Davası Süreci Nasıl İşler? Ceza davası süreci; ihbar ya da suçüstü ile başlayan soruşturma aşamasından kovuşturma, yargılama ve kanun yolları aşamalarına uzanan çok basamaklı bir yapıya sahiptir. Her aşamanın kendine özgü yasal süreleri, usul kuralları ve hakları mevcuttur. Sürecin herhangi bir aşamasında yapılan hata; sonucu kalıcı olarak olumsuz etkileyebilmektedir. ## Maltepe Adliyesi'nde Ceza Davası Süreci Maltepe sınırları içinde işlenen suçlar; Maltepe Cumhuriyet Savcılığı tarafından soruşturulmakta ve Maltepe Asliye Ceza Mahkemesi ile Maltepe Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanmaktadır. İstinaf aşamasında ise İstanbul Anadolu Bölge Adliye Mahkemesi devreye girmektedir. Koza Avukatlık, Maltepe Adliyesi'ndeki aktif deneyimiyle mahkeme takvimini, savcılık uygulamalarını ve yerel yargı pratiklerini yakından takip etmektedir. Bu bilgi; savunma stratejisinin yerel gerçeklikle örtüşmesi ve duruşma hazırlığının doğru biçimde yapılması açısından somut avantaj sağlamaktadır. ## Maltepe'de Ceza Avukatı ile Çalışmanın Avantajları Ceza davalarında avukatsız ya da deneyimsiz bir temsille hareket etmek; özellikle ağır suçlamalarda telafi edilemez sonuçlara yol açabilmektedir. Koza Avukatlık ile çalışmanın somut avantajları şunlardır: gözaltı anından itibaren susma ve avukat hakkının bilinçli kullanımıyla erken aşamada hak kaybının önlenmesi, delil hukuku ihlallerinin tespit edilerek hukuka aykırı delillerin dışlanması talebi, tutukluluk yerine adli kontrol kararı için güçlü argümanların sunulması, suçlamanın daha hafif bir kategori olarak nitelendirilmesi çabaları ve yargılama sürecinin başından sonuna kadar tek elden yönetilmesi. Bu bütünleşik yaklaşım; savunmanın her aşamada tutarlı ve güçlü kalmasını sağlamaktadır. ## Maltepe Ceza Avukatı ile Hemen İletişime Geçin Ceza suçlamalarında her saat kritiktir. Gözaltı, sorgu çağrısı ya da suçlama haberinin alınmasının ardından avukata en kısa sürede ulaşmak; hem o anki durumun yönetilmesi hem de uzun vadeli savunma stratejisinin doğru kurulması açısından belirleyici önem taşımaktadır. Koza Avukatlık, acil ceza davalarında mesai saatleri dışında da ulaşılabilir olmakta ve ilk görüşmeyi ücretsiz gerçekleştirmektedir. ## Hızlı Hukuki Destek ve Danışmanlık Koza Avukatlık; telefon, WhatsApp ve e-posta kanallarıyla her an erişilebilir konumdadır. İlk görüşmede müvekkil; suçlamanın hukuki niteliğini, olası savunma argümanlarını, süreç uzunluğunu ve maliyet yapısını ayrıntılı biçimde öğrenmektedir. Hukuki belirsizliğin en kısa sürede giderilmesi; hem müvekkilin psikolojik rahatlığına hem de savunmanın güçlü temeller üzerine kurulmasına katkı sağlamaktadır. Gözaltı gibi acil durumlarda büromuz anında devreye girerek müvekkilin haklarının korunmasını sağlamaktadır. ## Maltepe Bölgesinde Yerinde Hizmet Avantajı Büromuz Cevizli Mah. Kepez Sk. No:7 Kat:4 Kartal/İstanbul adresinde, Maltepe Adliyesi'ne yakın konumda hizmet vermektedir. Maltepe, Kartal ve İstanbul Anadolu yakasındaki tüm ceza mahkemelerinde aktif temsil kapasitemiz; müvekkillerimize hem coğrafi erişim kolaylığı hem de yerel yargı dinamiklerine hâkimiyet avantajı sunmaktadır. Her duruşma öncesi yüz yüze hazırlık görüşmesi gerçekleştirerek müvekkili sürece tam anlamıyla hazır hâle getirmekteyiz. Koza Avukatlık ve Danışmanlık Cevizli Mah. Kepez Sk. No:7 Kat:4 Kartal/İstanbul Av. Fatma Umay Bayrak – Av. Büşra Onay Oğurcu 📞 +90 538 980 49 46 / +90 535 924 18 52 ✉️ kozaavukatlik@gmail.com | İlk görüşme ücretsizdir. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Maltepe ceza avukatı ücretleri ne kadar? C: Ceza avukatı ücretleri; suçlamanın niteliğine, davanın süresine ve sürecin kapsamına göre değişmektedir. Türkiye Barolar Birliği asgari ücret tarifesi yasal alt sınırı oluşturmaktadır. Koza Avukatlık ilk görüşmede dosyaya özgü ücret çerçevesini şeffaf biçimde paylaşmaktadır. İlk görüşme ücretsizdir. S: Maltepe en iyi ceza avukatı nasıl bulunur? C: Ceza hukukuna özgü gerçek mahkeme deneyimi, Maltepe ve İstanbul Anadolu yakası adliyelerindeki aktif pratik ve müvekkiliyle açık iletişim kuran avukat; doğru tercih işaretidir. Koza Avukatlık bu ölçütlerin tamamını karşılayan, bölgede köklü deneyime sahip bir bürodur. S: Ceza davası ne kadar sürer? C: Suçlamanın niteliğine ve mahkemenin iş yoğunluğuna göre birkaç aydan birkaç yıla kadar uzayabilmektedir. Ağır ceza mahkemelerinde görülen davalar genellikle daha uzun sürmektedir. Koza Avukatlık süreci hızlandırmak için gerekli tüm usul adımlarını etkin biçimde atmaktadır. S: Gözaltına alındım, ilk ne yapmalıyım? C: Avukat talep etmeden hiçbir ifade vermeyin; bu anayasal hakkınızdır. Ardından hemen Koza Avukatlık'la iletişime geçin. Büromuz gözaltı ihbarını aldığında anında devreye girerek haklarınızı koruma altına almaktadır. S: Maltepe ceza avukatı tavsiye nasıl alınır? C: Büromuzla telefon (+90 538 980 49 46 / +90 535 924 18 52), WhatsApp veya kozaavukatlik@gmail.com adresi üzerinden iletişime geçerek ücretsiz ilk görüşme talep edebilirsiniz. Dosyanız en kısa sürede değerlendirilerek size özel savunma yol haritası sunulmaktadır. --- # Kartal Miras Avukatı URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/kartal-miras-avukati/ Güncelleme: 2026-04-14 Kısa cevap: Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal'da veraset ilamı alınması, tereke tespiti, muris muvazaası nedeniyle tapu iptali ve tescil, tenkis, vasiyetname düzenlenmesi ve iptali ile ortaklığın giderilmesi davalarında hizmet verir. Miras davaları türüne göre Kartal Sulh Hukuk veya Asliye Hukuk Mahkemesinde görülür. Büro Cevizli, Kepez Sk. No:7 Kat:4 Kartal adresinde, Kartal Adliyesine yakın konumdadır. Kartal'da yaşayan bireyler için miras uyuşmazlıkları; yakın kaybının getirdiği ağır duygusal yükün yanı sıra hukuki süreçlerin karmaşıklığıyla da mücadele etmeyi gerektiren zorlu bir deneyimdir. Miras bırakanın ardında bıraktığı taşınmazlar, banka hesapları, şirket payları ve diğer varlıkların mirasçılara eksiksiz ve adil biçimde intikal etmesi; titiz bir hukuki yönetimi zorunlu kılmaktadır. Mirasçılar arasındaki tapu anlaşmazlıkları, saklı payın çiğnenmesi, vasiyetnamenin iptali ve haksız mal devirleri gibi uyuşmazlıklar; Kartal mahkemelerinde en sık görülen dava türleri arasında yer almaktadır. Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal Avukat kadrosuyla miras davalarının her boyutunda müvekkillerine kapsamlı, güvenilir ve sonuç odaklı hukuki destek sunmaktadır. Av. Fatma Umay Bayrak ve Av. Büşra Onay Oğurcu önderliğindeki büromuz; Kartal Sulh Hukuk ve Asliye Hukuk Mahkemelerindeki aktif deneyimiyle her miras uyuşmazlığına özgü strateji geliştirmektedir. ## Kartal Miras Avukatı Nedir, Hangi Davalara Bakar? Miras avukatı; bir kişinin vefatının ardından geride bıraktığı mal varlığının (tereke) mirasçılara hukuken doğru biçimde intikali için gereken tüm hukuki işlemleri yürüten, mirasçılar arasındaki uyuşmazlıklarda tarafları temsil eden ve miras bırakanın sağlığında yaptığı hileli devirlere karşı hukuki yollara başvuran uzman avukattır. Miras hukuku; Türk Medeni Kanunu'nun ayrıntılı hükümlerini, Yargıtay içtihatlarını ve usul hukukunu bir arada gerektiren teknik bir alandır. Kartal'daki miras avukatları başlıca şu konularda hizmet vermektedir: veraset ilamı alınması ve tereke tespiti, muris muvazaası (miras hilesi) nedeniyle tapu iptali ve tescil davası, tenkis davası (saklı payın korunması), vasiyetname düzenlenmesi ve iptali, miras ortaklığının tasfiyesi, izale-i şüyu (ortaklığın giderilmesi) davası, mirası reddetme işlemleri ve miras sözleşmesi hazırlanması. Koza Avukatlık bu alanların tamamında güncel mevzuat ve içtihat bilgisiyle müvekkillerine hizmet vermektedir. ## Miras Hukuku Kapsamında Verilen Hizmetler Nelerdir? Koza Avukatlık; miras hukuku alanında tek seferlik danışmanlıktan uzun soluklu dava temsiline kadar geniş bir hizmet yelpazesi sunmaktadır. Veraset ilamı başvurusundan başlayarak tereke mal varlığının tespiti, tapu ve banka kayıtlarının araştırılması, muris muvazaası iddiaları için delil toplama, tenkis hesabının yapılması, vasiyetname geçerlilik denetimi, miras taksim sözleşmesi hazırlanması ve ortaklığın giderilmesi davası bu hizmetlerin başında gelmektedir. Ayrıca miras bırakanın borçlarından mirasçıların sorumluluğunun belirlenmesi, mirası reddetme prosedürünün yönetilmesi ve yabancı unsurlu miras uyuşmazlıklarında uluslararası özel hukuk kurallarının uygulanması da büromuzun aktif olduğu alanlar arasındadır. Koza Avukatlık, müvekkilin ihtiyacına göre özelleştirilmiş bir hizmet planı oluşturmakta; gereksiz masraf ve zaman kaybını önlemek için doğru hukuki yolu en başından belirlemektedir. ## Kartal'da En İyi Miras Avukatı Nasıl Seçilir? Miras davası; yalnızca hukuki bilgi değil, aynı zamanda yerel mahkeme pratiğine hâkimiyet ve güçlü delil yönetimi kapasitesi gerektiren özel bir dava türüdür. Bu nedenle Kartal'da en iyi miras avukatını bulmak; rastgele bir arama yerine belirli ölçütleri göz önünde bulundurarak yapılacak bilinçli bir tercih gerektirmektedir. ## Kartal'da En İyi Miras Avukatı Seçerken Dikkat Edilmesi Gerekenler Doğru miras avukatını seçerken şu ölçütler belirleyici olmaktadır: miras hukukuna özgü fiilî dava deneyimi, Kartal Sulh Hukuk ve Asliye Hukuk Mahkemelerindeki aktif pratik, muris muvazaası ve tenkis davalarındaki delil yönetimi kapasitesi, müvekkiliyle açık ve anlaşılır iletişim kurma becerisi ve sürecin başında gerçekçi bir beklenti yönetimi yapabilme yetkinliği. Bunun yanı sıra vergi ve icra hukukunu da göz önünde bulundurarak miras sürecini bütünlüklü yöneten bir büro tercih edilmelidir. İlk görüşmede mirasçılık durumunuzu, saklı payınızı ve hukuki seçeneklerinizi somut biçimde ortaya koyan avukat; doğru tercih işaretidir. Koza Avukatlık, ilk görüşmede dosyanın bütününü değerlendirerek müvekkile kapsamlı bir miras hukuku risk analizi sunmaktadır. ## Miras Davalarında Deneyimin Önemi Miras davaları; özellikle muris muvazaası ve tenkis gibi konularda yıllar içinde şekillenmiş Yargıtay içtihadına hâkimiyeti zorunlu kılmaktadır. Deneyimsiz bir avukat; saklı pay hesabında hata yapabilmekte, tenkis davasında yanlış talep kalemi ortaya koyabilmekte ya da zamanaşımı sürelerini kaçırabilmektedir. Koza Avukatlık, miras davalarında kazanılmış deneyimi her müvekkile farklılaştırıcı bir hizmet kalitesi olarak yansıtmaktadır. Kartal Adliyesi'ndeki mahkeme pratiği ve yerel yargı süreçlerine hâkimiyet; dava takvimini öngörme ve duruşma stratejisini doğru belirleme açısından önemli bir avantaj sağlamaktadır. ## Kartal Miras Avukatı Tavsiye ve Danışmanlık Süreci Miras uyuşmazlıklarında doğru avukata ulaşmak; sürecin başarısını büyük ölçüde belirlemektedir. Koza Avukatlık, miras konusunda danışmanlık arayan müvekkillerine yapılandırılmış ve şeffaf bir süreç sunmaktadır. ## Kartal Miras Avukatı Tavsiye Arayanlar İçin Doğru Yöntemler İstanbul miras avukatı arayanların izlemesi gereken en sağlıklı yol şu adımları kapsamaktadır: öncelikle miras bırakanın mal varlığını ve olası devirleri gösteren belgeleri bir araya getirmek, akabinde büroyla iletişime geçerek görüşme talep etmek ve bu görüşmede hangi hukuki yolların açık olduğunu ayrıntılı biçimde sorgulamaktır. Koza Avukatlık, ilk görüşmede davayı kazanma ihtimalini, süreç uzunluğunu ve maliyet yapısını gerçekçi biçimde paylaşarak müvekkilin bilinçli bir karar vermesine zemin hazırlamaktadır. Referans ve tavsiyeye dayalı yönlendirmeler de avukat seçiminde önemli bir ölçüt olmakla birlikte; miras hukukunun her davada farklı dinamikler sergilediği unutulmamalıdır. Bu nedenle seçilen avukatın özellikle Kartal'daki miras davalarına özgü deneyime sahip olması kritik bir fark yaratmaktadır. ## Miras Davalarında Strateji Belirleme Süreci Her miras davası; kendine özgü bir delil seti ve hukuki strateji gerektirmektedir. Koza Avukatlık, strateji belirleme sürecinde şu adımları izlemektedir: önce miras bırakanın tüm mal varlığı ve yaptığı devirlerin tespiti, ardından hangi dava türünün (muris muvazaası, tenkis, vasiyetname iptali, izale-i şüyu) açılması gerektiğinin belirlenmesi, akabinde hangi delillerin toplanması gerektiğinin planlanması ve son olarak dava takviminin optimum biçimde yönetilmesi. Bu yapılandırılmış yaklaşım; hem zaman hem maliyet hem de başarı ihtimali açısından müvekkile önemli avantajlar sağlamaktadır. ## Kartal Miras Avukatı Ücretleri 2026 Miras davası avukat ücretleri; her büronun ve davanın kendine özgü koşullarına göre değişmektedir. Türkiye Barolar Birliği asgari ücret tarifesi tüm avukatlık hizmetleri için yasal alt sınırı oluşturmaktadır. Koza Avukatlık, ücretlendirme konusunda tam şeffaflık politikası benimsemekte ve müvekkile ilk görüşmede net bir maliyet çerçevesi sunmaktadır. ## Kartal'da Miras Avukatı Ücretleri Neye Göre Belirlenir? Miras davası avukat ücretini belirleyen başlıca faktörler şunlardır: davanın türü (muris muvazaası, tenkis, vasiyetname iptali veya izale-i şüyu), tereke mal varlığının değeri ve kapsamı, dava sürecinin karmaşıklığı ve taraf sayısı, davada birden fazla taşınmaz ya da şirket payı bulunup bulunmadığı. Muris muvazaası ve tenkis davaları gibi teknik ve uzun soluklu davalar; daha kapsamlı bir emek ve uzmanlık gerektirdiğinden ücretlendirme de buna göre şekillenmektedir. Hizmet Türü Ücret Yapısı Notlar Veraset ilamı başvurusu Sabit ücret Baro tarifesi geçerli Muris muvazaası / tapu iptali davası Dava değerine göre Ayrıca belirlenir Tenkis davası Dava değerine göre Baro tarifesi geçerli Vasiyetname düzenleme Sabit ücret İlk görüşmede netleşir İzale-i şüyu (ortaklığın giderilmesi) Dava değerine göre Baro tarifesi geçerli ## Kartal'da Görülen Miras Davaları Nelerdir? Kartal'da miras hukuku kapsamında en sık görülen davalar; taşınmaz devrine dayalı anlaşmazlıklar, saklı payın çiğnenmesi ve mirasçılar arasında uzlaşı sağlanamaması şeklinde tezahür etmektedir. Her dava türünün koşulları, ispat yükü ve zamanaşımı süresi birbirinden farklılaşmaktadır. ## Ortaklığın Giderilmesi (İzale-i Şuyu) Davaları Birden fazla mirasçının ortak mülkiyetinde bulunan taşınmazlarda, ortakların kendi aralarında anlaşamaması halinde izale-i şüyu davası açılabilmektedir. Mahkeme; taşınmazın aynen taksiminin mümkün olup olmadığını araştırmakta, mümkün değilse satış yoluyla elde edilen bedelin paylar oranında dağıtılmasına hükmetmektedir. Satış bedeli tespitinde bilirkişi değerlemesi belirleyici rol oynadığından; değerin gerçek piyasa koşullarını yansıtması için itiraz mekanizmalarının etkin kullanılması gerekmektedir. Koza Avukatlık bu davada müvekkilin payını koruyarak en avantajlı sonuca ulaşmaktadır. ## Miras Paylaşımı ve Tereke Tespiti Davaları Tereke tespiti; miras bırakanın ölümü anındaki tüm aktif ve pasiflerinin belirlenmesini kapsamaktadır. Taşınmazlar, banka hesapları, araçlar, şirket payları ve alacaklar bu kapsamda değerlendirilmektedir. Tereke tespitinin eksiksiz yapılması; tenkis hesabının doğru yapılması ve saklı payın tam olarak belirlenmesi için zorunlu bir ön adımdır. Koza Avukatlık, tereke araştırmasını tapu sicili sorgulamasından banka kayıt tespitine uzanan kapsamlı bir süreçle yürütmektedir. ## Vasiyetname İptali ve Tenfizi Davaları Vasiyetnamenin iptali; miras bırakanın ehliyetsizliği, irade sakatlığı (hata, hile, tehdit), şekil eksikliği ya da içeriğin ahlaka aykırılığı gibi gerekçelere dayandırılmaktadır. Yabancı ülkede düzenlenen vasiyetnameler ise tenfiz davası yoluyla Türkiye'de geçerlilik kazanmaktadır. Koza Avukatlık, vasiyetname davalarında geçersizlik koşullarını titizlikle belgeleyerek güçlü bir hukuki sunum yapmaktadır. ## Saklı Pay ve Tenkis Davaları Miras bırakan; sağlığında yaptığı bağışlar ya da vasiyetnamesiyle saklı pay mirasçılarının payını zedelemişse tenkis davası açılabilmektedir. Alt soy için yasal miras payının yarısı, eş için ise Medeni Kanun'da belirlenen oran kadar saklı pay güvencesi mevcuttur. Tenkis hesabında tereke değeri, yapılan bağışların tutarı ve saklı pay oranları birlikte değerlendirilmektedir. Koza Avukatlık, tenkis hesabını eksiksiz yaparak mahkemede müvekkilin saklı payını tam olarak geri kazanmasını sağlamaktadır. ## Miras Davası Süreci Nasıl İşler? Miras davası süreci; veraset ilamının alınmasından başlayarak tereke tespiti, dava açılması, delil toplama, bilirkişi incelemesi ve karar aşamalarını kapsamaktadır. Her aşamanın kendine özgü yasal süreleri ve prosedürel gereklilikleri mevcuttur. Bu adımların birinin atlanması ya da sürelerin kaçırılması; hak kayıplarına ve davanın uzamasına neden olabilmektedir. ## Kartal Adliyesi'nde Miras Davası Süreci Kartal'daki miras davaları; uyuşmazlığın türüne göre Kartal Sulh Hukuk Mahkemesi ya da Kartal Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülmektedir. Mirasçılığın tespiti, tereke tespiti ve veraset ilamı işlemleri sulh hukuk mahkemelerinin görev alanında iken; tapu iptali, tenkis ve vasiyetname iptali davaları asliye hukuk mahkemelerinde görülmektedir. Koza Avukatlık, Kartal Adliyesi'ndeki uzun yıllara dayanan aktif deneyimiyle mahkeme takvimini, hâkim eğilimlerini ve yerel yargı pratiklerini en iyi bilen büro olma konumunu korumaktadır. Bu avantaj; dava stratejisinden duruşma hazırlığına kadar her adımı doğrudan etkilemektedir. ## Kartal'da Miras Avukatı ile Çalışmanın Avantajları Miras uyuşmazlıklarında avukatsız hareket etmek; özellikle muris muvazaası ve tenkis gibi teknik davalarda ciddi hak kayıplarına zemin hazırlayabilmektedir. Deneyimli bir miras avukatıyla çalışmanın somut avantajları şunlardır: saklı payın doğru hesaplanarak eksiksiz talep edilmesi, muris muvazaasına dayalı tapu iptali için güçlü delil setinin oluşturulması, izale-i şüyu davalarında bilirkişi değerlemesine itiraz yoluyla daha yüksek satış bedeli elde edilmesi ve zamanaşımı sürelerinin kaçırılmaması. Koza Avukatlık bu avantajları her müvekkile somut hukuki kazanıma dönüştürmek için çalışmaktadır. ## Kartal Miras Avukatı ile Hemen İletişime Geçin Miras uyuşmazlıklarında zaman; hak kayıplarını önlemek açısından kritik bir faktördür. Muris muvazaası davalarında zamanaşımı süresi, tenkis taleplerinde bildirim yükümlülüğü ve vasiyetnamenin öğrenilmesinden itibaren işlemeye başlayan süreler; gecikmeksizin harekete geçilmesini zorunlu kılmaktadır. Koza Avukatlık, ilk başvurudan itibaren dosyayı ivedilikle değerlendirerek müvekkili olası hak kayıplarına karşı güvence altına almaktadır. ## Hızlı Hukuki Destek ve Danışmanlık Koza Avukatlık; telefon, WhatsApp ve e-posta kanalıyla ulaşılabilir olmakta ve ilk görüşmeyi herhangi bir ücret talep etmeksizin gerçekleştirmektedir. Bu görüşmede müvekkil; mirasçılık durumunu, açılabilecek dava türlerini, süreç uzunluğunu ve maliyet yapısını net biçimde öğrenmektedir. Hukuki belirsizliğin en kısa sürede giderilmesi; hem duygusal hem pratik açıdan müvekkil için büyük bir rahatlama sağlamaktadır. ## Kartal Bölgesinde Yerinde Hizmet Avantajı Büromuz Cevizli Mah. Kepez Sk. No:7 Kat:4 Kartal/İstanbul adresinde, Kartal Adliyesi'ne yakın konumda hizmet vermektedir. Yerel varlığımız; hem müvekkille yüz yüze görüşme kolaylığını hem de Kartal'ın yerel tapu sicili, kadastro ve adliye süreçlerine günlük hâkimiyetimizi sağlamaktadır. Bu coğrafi avantaj; dava takibinde gereken hızı ve etkinliği doğrudan desteklemektedir. Koza Avukatlık ve Danışmanlık Cevizli Mah. Kepez Sk. No:7 Kat:4 Kartal/İstanbul Av. Fatma Umay Bayrak – Av. Büşra Onay Oğurcu 📞 +90 538 980 49 46 / +90 535 924 18 52 ✉️ kozaavukatlik@gmail.com | ## Sıkça Sorulan Sorular S: Miras avukatı ücretleri ne kadar? C: Miras davası avukat ücretleri; davanın türüne, tereke değerine ve sürecin kapsamına göre değişmektedir. Türkiye Barolar Birliği asgari ücret tarifesi yasal alt sınırı oluşturmakta; Koza Avukatlık ilk görüşmede dosyaya özgü ücret çerçevesini şeffaf biçimde paylaşmaktadır. S: Kartal en iyi miras avukatı nasıl bulunur? C: Miras hukukuna özgü deneyim, Kartal Adliyesi'ndeki aktif pratik ve müvekkiliyle açık iletişim kuran avukat; doğru tercih işaretidir. Koza Avukatlık bu ölçütlerin tamamını karşılayan, Kartal'da köklü deneyime sahip bir bürodur. S: Miras davası ne kadar sürer? C: Davanın türü ve mahkemenin iş yoğunluğuna göre 1 ila 4 yıl arasında değişmektedir. Muris muvazaası ve tenkis davaları; delil ve bilirkişi süreçleri nedeniyle daha uzun sürebilmektedir. Koza Avukatlık süreci hızlandırmak için gerekli tüm adımları etkin biçimde atmaktadır. S: Miras davasında hangi belgeler gerekir? C: Ölüm belgesi, nüfus kayıt örneği, tapu ve tapu sicil bilgileri, miras bırakanın banka hesap dökümleri ve varsa vasiyetname veya miras sözleşmesi temel belgeler arasındadır. Koza Avukatlık hangi belgelerin toplanması gerektiğini dosyaya özgü biçimde belirleyerek müvekkile yol göstermektedir. S: Kartal miras avukatı tavsiye nasıl alınır? C: Büromuzla telefon (+90 538 980 49 46 / +90 535 924 18 52), WhatsApp veya kozaavukatlik@gmail.com adresi üzerinden iletişime geçerek görüşme talep edebilirsiniz. Dosyanız en kısa sürede değerlendirilerek size özel hukuki yol haritası sunulmaktadır. --- # Hakkımda Açılmış Dava Var Mı? Nereden Öğrenebilirim? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/hakkimda-acilmis-bir-dava-var-mi-nereden-ogrenebilirim/ Güncelleme: 2026-04-13 Kısa cevap: Hakkınızda açılmış dava olup olmadığını öğrenmenin en hızlı yolu e-Devlet üzerinden UYAP Vatandaş Portalı'na girmektir. Buradan ceza, hukuk ve icra dosyalarınızı görebilirsiniz. Soruşturma aşamasındaki dosyalar, gizlilik kararı bulunduğunda listede görünmeyebilir; bu durumda ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan bilgi alınması gerekir. Bir anlaşmazlık yaşadığınızda, dava tehdidi aldığınızda ya da herhangi bir hukuki riske girdiğinizi düşündüğünüzde aklınıza gelen ilk soru şu olur: Hakkımda açılmış dava var mı? Hakkımdaki davaları nereden öğrenebilirim, adıma açılan dava var mı veya hakkımda soruşturma var mı nasıl öğrenebilirim diyorsanız doğru yerdesiniz. Bu yazıda, hakkınızda açılmış ceza, hukuk ve icra dosyalarını e-Devlet ve UYAP üzerinden nasıl sorgulayabileceğinizi, savcılık soruşturmalarına nasıl ulaşabileceğinizi adım adım açıklıyoruz. ## Hakkımda Açılmış Davaları Nereden Öğrenebilirim? Hakkınızda açılmış dava olup olmadığını öğrenmenin en pratik ve hızlı yolu e-Devlet üzerinden UYAP Vatandaş Portalı'na giriş yapmaktır. E-Devlet şifreniz olan her vatandaş, bu sistem üzerinden hakkında açılmış hukuk, ceza ve icra dosyalarını kolayca sorgulayabilir. Adım adım süreç şu şekilde işlemektedir: 1. E-Devlet'e Giriş Yapın turkiye.gov.tr adresine giderek T.C. kimlik numaranız ve e-Devlet şifrenizle sisteme giriş yapın. Şifreniz yoksa en yakın PTT şubesinden temin edebilirsiniz. 2. Arama Çubuğuna "UYAP Vatandaş" Yazın E-Devlet ana sayfasındaki arama kutusuna UYAP VATANDAŞ yazın ve çıkan "UYAP Vatandaş Portal Girişi" bağlantısına tıklayın. 3. UYAP Vatandaş Portalı'na Geçin Açılan sayfada "Uygulamaya Git" butonuna tıklayarak Adalet Bakanlığı'nın UYAP sistemine yönlendirileceksiniz. Giriş işlemi e-Devlet kimlik doğrulaması ile otomatik tamamlanır. 4. Dosya Sorgulama Sekmesini Açın UYAP Vatandaş ekranı açıldıktan sonra sol menüde yer alan DOSYA SORGULAMA sekmesine tıklayın. Buradan ceza, hukuk, icra ve idare gibi farklı yargı türlerine göre hakkınızda açılmış dosya olup olmadığını sorgulayabilirsiniz. ## Hakkımda Açılan Tüm Davaları E-Devlet'ten Görebilir Miyim? E-Devlet üzerinden UYAP sistemi; hukuk, ceza mahkemesi ve icra dosyalarını sorgulamak için oldukça kapsamlı bir hizmet sunmaktadır. Ancak önemli bir istisna vardır: Savcılık soruşturma dosyaları e-Devlet sisteminde görünmez. Bunun nedeni, savcılık soruşturmasının gizlilik ilkesi çerçevesinde yürütülmesidir. Hakkınızda bir soruşturma başlatılmış olsa bile bu bilgiye UYAP üzerinden ulaşamazsınız. Özetle e-Devlet'ten görebilecekleriniz: - Hukuk mahkemelerinde açılmış davalar (alacak, boşanma, tazminat vb.) - Ceza mahkemelerinde görülen dosyalar (iddianame düzenlenmiş olanlar) - İcra takip dosyaları - İdare mahkemesi dosyaları E-Devlet'ten göremeyecekleriniz: - Savcılık soruşturma dosyaları (kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmemiş, henüz gizli yürütülen dosyalar) - Başka ilde açılmış olup henüz sisteme tam yansımamış bazı eski dosyalar ## Hakkımda Soruşturma Var Mı — Nasıl Öğrenebilirim? Hakkınızda bir savcılık soruşturması olup olmadığını öğrenmenin tek yolu, dosyanın açıldığı ildeki adliyeye bizzat gitmektir. E-Devlet bu bilgiyi vermez; yalnızca iddianame düzenlenip dava açıldıktan sonra dosya UYAP sistemi üzerinden görünür hâle gelir. Adliyede soruşturma dosyası sorgusu için: - Kimliğinizle birlikte dosyanın bulunduğu il adliyesine gidin. - Adliyenin Ön Büro ya da Cumhuriyet Savcılığı kalemine başvurun. - Şüpheli sıfatıyla yer aldığınız soruşturma dosyalarını sorabilirsiniz. - Avukatınız aracılığıyla da bu sorguyu yaptırmanız mümkündür; avukatlar baro kimlik kartıyla savcılık dosyalarına erişim talebinde bulunabilir. Hakkınızda ceza soruşturması yürütüldüğünden şüpheleniyorsanız bir ceza hukuku avukatı ile en kısa sürede iletişime geçmenizi öneririz. Soruşturmanın erken aşamasında alınan hukuki destek, savunma hakkının etkin kullanımı açısından kritik önem taşır. ## Adliyede Dosya Sorgusu Nasıl Yapılır? Hakkınızda açılmış davaların dökümünü almak, dosyaları incelemek ya da belge talep etmek için aşağıdaki adımları izleyin: 1. Dosyanın bulunduğu il adliyesine gidin. Hangi ilde dava açıldığını bilmiyorsanız UYAP sorgusuyla önce e-Devlet üzerinden kontrol edin. 2. Adliye girişindeki Ön Büro'ya ya da ilgili mahkeme kalemine başvurun. Kimliğinizi ibraz edin. 3. Dosya numarası veya T.C. kimlik numaranızla sorgulama yapılmasını isteyin. Görevli personel dosya bilgilerine ulaşmanıza yardımcı olacaktır. 4. Dosya içeriğini incelemek ya da örnek almak istiyorsanız avukat vekaletnamesiyle bu işlemleri daha hızlı ve eksiksiz yürütebilirsiniz. ## Bulunduğum İldeki Adliyeden Başka İldeki Dosyaları Sorgulayabilir Miyim? Hayır. Bir vatandaş hakkında tüm Türkiye genelinde açılmış dosyaların tek bir adliyeden sorgulanması mümkün değildir. Her dosya yalnızca açıldığı ildeki adliyeden sorgulanabilir. Ancak e-Devlet üzerinden UYAP'a giriş yaptığınızda Türkiye genelindeki hukuk, ceza ve icra dosyalarınızı tek ekrandan görebilirsiniz; bu nedenle e-Devlet yolu çok daha pratiktir. E-Devlet şifreniz yoksa ya da savcılık dosyasını öğrenmek istiyorsanız dosyanın açıldığını düşündüğünüz ildeki adliyeye bizzat gitmeniz ya da bir avukat aracılığıyla sorgu yaptırmanız gerekmektedir. ## Hakkımda Ceza Dosyası Var Mı — Adli Sicil Kaydıma Yansır Mı? Hakkınızda açılmış bir ceza davası sonucunda mahkûmiyet kararı verilmesi ve bu kararın kesinleşmesi hâlinde söz konusu bilgi adli sicil kaydınıza (sabıka kaydına) işlenir. Hakkınızda ceza dosyası olup olmadığını öğrendikten sonra adli sicil kaydınızın durumunu da kontrol etmenizi öneririz. Bu konuyu ayrıntılı ele aldığımız Adli Sicil Kaydı Nasıl Silinir? yazımızı inceleyebilirsiniz. Bunun yanı sıra yargılama sürecinde hakkınızda adli kontrol kararı verilmişse bu kararın kaldırılma sürecine ilişkin Adli Kontrol Kararı Nasıl Kaldırılır? yazımız da işinize yarayacaktır. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Hakkımda açılmış dava var mı nereden öğrenebilirim? C: E-Devlet'e giriş yaparak arama çubuğuna "UYAP Vatandaş" yazdıktan sonra UYAP Vatandaş Portalı üzerinden Dosya Sorgulama sekmesinden hukuk, ceza ve icra dosyalarınızı sorgulayabilirsiniz. Savcılık soruşturmaları bu sistemde görünmez; bunlar için ilgili adliyeye gitmeniz gerekir. S: Adıma açılan dava var mı, e-Devlet'ten ücretsiz öğrenebilir miyim? C: Evet. UYAP Vatandaş Portal üzerinden yapılan dosya sorgulaması tamamen ücretsizdir. Yalnızca geçerli bir e-Devlet şifresine ihtiyacınız vardır. S: Hakkımda soruşturma olup olmadığını nasıl öğrenebilirim? C: Savcılık soruşturmaları gizlilik ilkesi kapsamında yürütüldüğünden e-Devlet'te görünmez. Soruşturmanın açıldığı ildeki adliyenin Cumhuriyet Savcılığı kalemine bizzat başvurarak ya da vekaletname verdiğiniz bir avukat aracılığıyla öğrenebilirsiniz. S: Davam var mı, avukat olmadan sorgulayabilir miyim? C: Hukuk, ceza ve icra dosyaları için e-Devlet üzerinden kendiniz sorgulama yapabilirsiniz. Savcılık dosyalarında ise adliyeye bizzat gitmeniz gerekmektedir. Ancak dosya içeriğini incelemek, belge almak veya hukuki bir strateji geliştirmek için bir avukattan destek almanız önerilir. S: Hakkımdaki davaları başka bir ilde de sorgulayabilir miyim? C: E-Devlet üzerinden UYAP sorgusunda Türkiye genelindeki dosyalara ulaşabilirsiniz. Adliyeye gidilerek yapılan sorgularda ise yalnızca o ildeki dosyalara erişilebilir. Hakkınızda açılan ceza, hukuk, savcılık ya da icra dosyalarının sorgulanması, dosyaların incelenmesi ve hukuki destek için Kartal Avukatlık Bürosu olarak hizmet veren Koza Avukatlık ekibimizle iletişime geçebilirsiniz. Bu içerik yalnızca bilgilendirme amaçlı olup bireysel hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Durumunuza özel değerlendirme için Koza Avukatlık ve Danışmanlık ile doğrudan iletişime geçebilirsiniz. S: Savcılık soruşturma dosyası nasıl sorgulanır? C: Sorgulama e-Devlet üzerinden UYAP Vatandaş Portalı'ndan yapılır. Elinizde soruşturma numarası varsa doğrudan numarayla arama yapabilirsiniz; taraf olduğunuz dosyalar görüntülenir. S: Soruşturma dosyası e-Devlet'te görünür mü? C: Gizlilik kararı verilmemiş dosyalar görünür. Soruşturmanın gizliliğine karar verilmişse dosya listede çıkmaz; bu durumda bilgi almak için ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurmak gerekir. --- # Eşim Benden Habersiz Evimizi Satabilir Mi? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/esim-benden-habersiz-evimizi-satabilir-mi/ Güncelleme: 2026-04-13 Kısa cevap: Eşlerden biri, diğerinin açık rızası olmadan aile konutunu satamaz. Türk Medeni Kanunu'nun 194. maddesi aile konutunu özel bir güvence altına alır. Ancak koruma kendiliğinden işlemez: tapuya aile konutu şerhi konulmamışsa, iyiniyetli üçüncü kişiye yapılan devir geçerli sayılabilir. Şerh, tapu müdürlüğüne başvurularak konulur. Eşim benden habersiz evi satabilir mi, eşim evi satmaması için ne yapmalıyım ya da kocam benden habersiz evi satabilir mi diye soruyorsanız öncelikle şunu bilmeniz gerekir: Türk Medeni Kanunu, aile konutunu eşlerden birinin tek başına tasarruf edemeyeceği özel bir güvence altına almıştır. Bu yazıda eşlerin birbirinden habersiz ev veya mal satıp satamayacağını, eşim benden habersiz evi satmış ise ne yapabileceğinizi ve en önemli koruma aracı olan aile konutu şerhini tüm boyutlarıyla açıklıyoruz. ## Eşim Benden Habersiz Evi Satabilir Mi? Kural olarak hayır, satamaz. Türk Medeni Kanunu'nun 194. maddesi gereğince eşlerden biri, diğerinin açık rızası olmadan aile konutunu devredemez, üzerindeki hakları kısıtlayamaz ve kira sözleşmesini feshedemez. Bu kural, tapu kimin üzerine kayıtlı olursa olsun geçerlidir. Yani ev yalnızca eşinizin üzerine kayıtlı olsa bile, aile konutu niteliği taşıdığı sürece eşiniz sizin rızanız olmadan o evi satamaz. Ancak bu güvencenin fiilen işleyebilmesi için tapuya aile konutu şerhi konulması büyük önem taşımaktadır. Şerh konulmamış bir taşınmazda tapu müdürlüğü satışı tek başına engelleyemez; dolayısıyla eşiniz şerh olmaksızın evi satmış ise durum farklı bir hukuki boyut kazanır. ## Eşler Birbirinden Habersiz Mal Satabilir Mi? Bu sorunun yanıtı, söz konusu malın türüne ve eşlerin mal rejimine göre değişir. Türkiye'de yasal mal rejimi edinilmiş mallara katılmadır. Bu rejim altında: - Eşler kişisel mallarını (evlilik öncesi veya miras yoluyla edinilen) diğerinin rızası olmadan satabilir. - Edinilmiş mallar —yani evlilik içinde emek karşılığı elde edilen varlıklar— üzerinde ise diğer eşin tasfiye hakkı doğar; ancak bu satışı doğrudan engellemez. - Aile konutu söz konusu olduğunda kural kesindir: Hangi mal rejimi benimsenmiş olursa olsun, aile konutu diğer eşin rızası olmadan devredilemez. Kısacası eşler birbirinden habersiz her malı satamaz; özellikle aile konutu bu kuralın en güçlü biçimde korunduğu varlıktır. Hisseli mülklerde satış sürecinin nasıl işlediğini anlamak için Hisseli Tapuda Satış Nasıl Yapılır? yazımızı inceleyebilirsiniz. ## Eşim Benden Habersiz Evi Satmış — Ne Yapabilirim? Eşiniz tapuda aile konutu şerhi bulunmaksızın evi satmış ise öncelikle yapılması gereken, bu satışın hukuki sonuçlarını değerlendirmektir. Yargıtay içtihatları çerçevesinde şu yollar açıktır: 1. Satışın İptali Davası Aile konutunu diğer eşin rızası alınmadan devreden eş aleyhine aile hukuku kapsamında iptal davası açılabilir. Mahkeme, tapu siciline güvenerek hareket eden iyi niyetli üçüncü kişinin durumunu ve eşin kötü niyetini değerlendirerek karar verir. 2. Tazminat Davası Satışın iptali mümkün değilse, yetkisiz tasarrufta bulunan eş aleyhine maddi tazminat davası açılabilir. Konutun değeri ve uğranılan zararın ispat edilmesi gerekir. 3. Boşanma Davası ile Birleştirme Habersiz satış, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına yol açtığı gerekçesiyle çekişmeli boşanma davasında kusur delili olarak da kullanılabilir. Bu konuda Kartal Çekişmeli Boşanma Avukatı sayfamızdan daha fazla bilgi alabilirsiniz. ## Eşim Evi Satmaması İçin Ne Yapmalıyım? Eşinizin evi sizden habersiz satmasını engellemek için alınabilecek en etkili tedbir, tapuya aile konutu şerhi koydurulmasıdır. Şerh konulduktan sonra tapu müdürlüğü, diğer eşin yazılı rızası olmadan hiçbir devir işlemini gerçekleştiremez. Bunun yanı sıra dava sürecindeyseniz, ihtiyati tedbir kararı ile taşınmazın satışı geçici olarak durdurulabilir. Mahkemeden talep edilecek tedbir kararı, dava sonuçlanana kadar tapuya işlenerek olası bir devrin önüne geçer. ## Aile Konutu Şerhi Nedir? Aile konutu şerhi, evlilik birliği süresince eşlerin birlikte yaşadığı konutu korumak amacıyla tapuya işlenen ve eşlerden birinin diğerinin rızası olmadan o konut üzerinde tasarruf etmesini önleyen hukuki bir kayıttır. Şerh; - Satışı engeller, - Kiralama sözleşmesinin feshini engeller, - Üçüncü kişi lehine ipotek kurulmasını engeller, - Konut üzerindeki kullanım haklarının kısıtlanmasını önler. Şerhin en kritik özelliği, tapu kimin adına kayıtlı olursa olsun uygulanmasıdır. Ev yalnızca eşinizin üzerine kayıtlı olsa dahi şerh, onun tek başına tasarruf etmesini hukuken engeller. ## Aile Konutu Şerhi Nasıl Konulur? Aile konutu şerhi iki yolla konulabilir: Tapu Müdürlüğüne Başvuru Yolu Taşınmazın maliki olmayan eş, aşağıdaki belgelerle doğrudan tapu müdürlüğüne başvurarak şerh talebinde bulunabilir: - Nüfus cüzdanı - Evlilik cüzdanı veya evlenme belgesi - Taşınmazın tapu bilgileri - Yerleşim yeri belgesi (muhtarlık ya da e-Devlet üzerinden alınabilir) Mahkeme Yolu Eşler arasında taşınmazın aile konutu niteliğini taşıyıp taşımadığı konusunda çekişme varsa, mahkemeye başvurularak önce aile konutunun tespiti davası açılır. Mahkemenin vereceği karar doğrultusunda tapuya şerh işlenir. Bu davalarda görevli mahkeme Aile Mahkemeleri, yetkili mahkeme ise eşlerden herhangi birinin yerleşim yeri mahkemesidir. ## Aile Konutu Şerhi Şartları Nelerdir? Şerhin konulabilmesi için aşağıdaki üç koşulun aynı anda sağlanması gerekmektedir: - Söz konusu konut eşlerden birinin mülkiyetinde olmalıdır. - Konut, evlilik birliği içinde fiilen aile konutu olarak kullanılıyor olmalıdır. - Evlilik birliği hukuken sona ermemiş olmalıdır. Boşanma davası açılmış olması durumunda şerh talebi hâlâ mümkündür; ancak dava sürecinde ihtiyati tedbir yolu daha hızlı sonuç verir. ## Eş Muvafakat Vermezse Ne Olur? Aile konutu üzerinde yapılmak istenen işlem —örneğin satış ya da kiralama— için eşin rızası gerekli olduğu hâlde eş bu rızayı haklı bir neden olmaksızın vermiyorsa, rıza isteyen eş hakimin müdahalesini talep edebilir. Aile Mahkemesi, durumu değerlendirerek eşin rızasının yerini tutacak bir karar verebilir. Böylece gerçek bir hak ve menfaat varsa mülkiyet hakkının kullanımı engellenemez. ## Kiralık Konutta Aile Konutu Şerhi Mümkün Mü? Aile konutu şerhi yalnızca tapuya kayıtlı taşınmazlar için söz konusudur; kiralık konutlarda tapu şerhi uygulanamaz. Ancak aile konutu kira ile sağlanmışsa, sözleşmenin tarafı olmayan eş kiralayana yapacağı yazılı bildirimle kira sözleşmesinin tarafı hâline gelir. Bu durumda ev sahibi, sözleşmeyi yalnızca kiracı eşin talebiyle feshedemez; her iki eşin bilgisi ve onayı aranır. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Eşim benden habersiz evi satmış, iptal ettirebilir miyim? C: Tapuya aile konutu şerhi konulmuşsa satış zaten gerçekleşemez. Şerh yokken satış gerçekleşmişse, üçüncü kişinin iyi niyetli olup olmadığına ve eşinizin kusuruna bağlı olarak iptal davası açılabilir; sonuç almak için bir aile hukuku avukatından destek almanız önerilir. S: Kocam benden habersiz evi satabilir mi, tapuda adım yoksa? C: Tapuda adınız olmasa bile ev aile konutu niteliği taşıyorsa eşiniz tek başına satış yapamaz. Öncelikle tapuya aile konutu şerhi koydurmanız bu güvenceyi somut hâle getirir. S: Aile konutu şerhi koydurmazsam ne olur? C: Şerh olmaksızın tapu müdürlüğü satışı engelleyemez. Hukuki hakkınız teorik olarak var olsa da pratikte koruma zayıflar. Bu nedenle şerhi bir an önce koydurmanız kritik önem taşır. S: Aile konutu şerhi için avukat şart mı? C: Çekişme yoksa tapu müdürlüğüne bizzat başvurabilirsiniz. Ancak çekişme varsa, eşiniz satışı zorla gerçekleştirmeye çalışıyorsa ya da taşınmazın aile konutu olduğu itiraz konusu ise bir aile hukuku avukatı ile çalışmanız hem süreci hızlandırır hem de hak kaybı riskini ortadan kaldırır. Aile konutu şerhi ve eşinizin habersiz satış girişimine karşı alabileceğiniz hukuki tedbirler konusunda Kartal Avukat olarak hizmet veren Koza Avukatlık ekibimizle iletişime geçebilirsiniz. Bu içerik yalnızca bilgilendirme amaçlı olup bireysel hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Durumunuza özel değerlendirme için Koza Avukatlık ve Danışmanlık ile doğrudan iletişime geçebilirsiniz. S: Aile konutu şerhi nasıl konulur? C: Şerh, taşınmazın bulunduğu yerdeki tapu müdürlüğüne başvurularak konulur. Evlilik cüzdanı, nüfus kayıt örneği ve konutun aile konutu olarak kullanıldığını gösteren belgeler istenir. S: Aile konutu şerhi satışa engel midir? C: Şerh konulduktan sonra taşınmaz, diğer eşin açık rızası olmadan devredilemez. Şerh üçüncü kişileri de bağladığı için satışın önündeki en etkili korumadır. S: Ev satarken eşin onayı gerekir mi? C: Satılan taşınmaz aile konutu ise diğer eşin açık rızası gerekir. Aile konutu niteliğinde olmayan taşınmazlarda ise malik eş tek başına tasarruf edebilir. --- # İcra Dosya Borcunu Ödedim Ancak Hacizleri Nasıl Kaldırabilirim? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/icra-dosya-borcunu-kapattim-ancak-hacizleri-nasil-kaldirabilirim/ Güncelleme: 2026-04-13 Kısa cevap: Borcu ödemek hacizleri kendiliğinden kaldırmaz. Ödeme ile haczin kaldırılması iki ayrı hukuki işlemdir. Ödemenin ardından icra dairesine başvurup haciz kaldırma talebinde bulunmanız ve ilgili kurumlara haciz silme müzekkeresi yazılmasını istemeniz gerekir. Müzekkere ulaşana kadar banka, tapu ve trafik kaydındaki haciz görünmeye devam eder. İcra dosyasını ödedim ama borç hâlâ gözüküyor mu? Bankada icra gözüküyor ve ne yapacağınızı bilmiyor musunuz? Türkiye'de pek çok borçlunun düştüğü bu tuzağın aslında gayet net bir nedeni var: borcu ödemek, haczi otomatik olarak kaldırmaz. Bu yazıda icra borcunu ödedim ama haciz kalkmadı sorununu, haciz silme evrakının ne olduğunu ve adım adım başvuru sürecini açıklıyoruz. ## Neden İcra Dosyasını Ödedim Ama Borç Gözüküyor? Türk icra hukukunda ödeme ve haciz kaldırma iki ayrı hukuki işlemdir. Borcu icra kasasına ya da doğrudan alacaklıya yatırmanız, dosyayı otomatik olarak kapatmaz ve mevcut hacizleri kendiliğinden sona erdirmez. Hacizler, ancak icra müdürlüğünün ilgili kuruma —banka, tapu müdürlüğü, işveren veya emniyet tescil— yazılı tebligat, yani haciz fekki müzekkeresi göndermesiyle kalkar. Ödemenizi tamamladıktan sonra banka hesabınızda "icra engeli" ya da "haciz kaydı" görmeye devam ediyorsanız bunun birkaç olası nedeni vardır: - Alacaklı tarafa ödeme yapılmış ancak alacaklı icra müdürlüğüne bildirimde bulunmamış olabilir. - İcra müdürlüğüne ödeme iletilmiş fakat haciz fekki için ayrı bir başvuru yapılmamış olabilir. - Masraflar yatırılmadığı için müzekkere henüz yazılmamış olabilir. Sonuç olarak: borcu ödemek haczi kaldırmak için yeterli değildir, ayrıca bir başvuru yapılması zorunludur. ## Bankada İcra Gözüküyor — Bu Ne Anlama Gelir? "Bankada icra gözüküyor" ifadesi, ilgili bankaya daha önce haciz müzekkeresi yazılmış olduğunu ve bu müzekkerenin henüz "haciz fekki" yazısıyla iptal edilmediğini gösterir. Borcunuzu ödemiş olmanız bu kaydı tek başına silmez. Bankalar, icra müdürlüğünden resmi bir haciz fekki müzekkeresi almadan kendi inisiyatifleriyle haczi kaldıramazlar. Bu nedenle ödeme sonrasında hesabınızda aşağıdaki sorunlar yaşanmaya devam edebilir: - Para çekme, havale ve EFT işlemleriniz engellenebilir. - Hesabınıza yatan maaş veya diğer ödemeler bloke altında kalabilir. - İnternet bankacılığı üzerinden işlem yapmanız kısıtlanabilir. Banka hacizlerinin kaldırılması süreci ve dikkat edilmesi gereken noktalara ilişkin ayrıntılı bilgi için Banka Hesabına Gelen Haciz Nasıl Kaldırılır? yazımızı inceleyebilirsiniz. ## İcra Borcumu Ödedim Ama Haciz Kalkmadı: Adım Adım Çözüm Hacizlerin kaldırılması için aşağıdaki adımları sırasıyla uygulamanız gerekmektedir. Bu süreci kendiniz yürütebilir ya da bir icra hukuku avukatı aracılığıyla takip ettirebilirsiniz. 1. İcra Müdürlüğüne Başvurun Dosyanın bağlı olduğu adliyedeki ilgili icra müdürlüğüne bizzat gidin ya da vekaletname vereceğiniz avukatınızın başvurmasını sağlayın. 2. Gerekli Belgeleri Hazırlayın Yanınıza nüfus cüzdanı, dosya numarası ve ödeme makbuzunu alın. Doğrudan alacaklıya ödeme yaptıysanız alacaklıdan alınmış borca dair makbuz veya feragat belgesi de gerekebilir. 3. Haciz Fekki Talebinde Bulunun Müdürlüğe yazılı dilekçeyle "hacizlerin kaldırılması" talebini iletin. Dilekçede hangi kurumlardaki hacizlerin kaldırılmasını istediğinizi açıkça belirtin. 4. Masrafları Yatırın Aşağıda belirtilen tutarları icra müdürlüğü veznesine veya banka hesabına yatırın. Masraf yatırılmadan müzekkere yazılmaz. 5. Müzekkerenin Yazılmasını Bekleyin Masraflar yatırıldıktan sonra icra dairesi ortalama 3 iş günü içinde ilgili kurumlara haciz fekki müzekkeresi gönderir. 6. Hesaplarınız Serbest Kalır Müzekkere bankaya ulaştıktan sonra banka haczi sistemden siler; hesabınız yeniden normal işlevine kavuşur. ## Haciz Silme Evrakı (Müzekkere) Nedir? "Dosya alacağına haciz silme evrakı nedir?" sorusu, bu süreçte en sık karşılaştığımız sorulardan biridir. Müzekkere, icra müdürlüğünün kamu kurumlarına, bankalara, tapu müdürlüklerine veya işyerlerine gönderdiği resmi yazıdır. İki türü vardır: - Haciz Müzekkeresi: Varlığa haciz konulması amacıyla ilgili kuruma yazılan yazıdır. - Haciz Fekki Müzekkeresi: Konulan haczin kaldırılması için yazılan ve borçlunun talep etmesi gereken belgedir. Haciz silme işlemi için ihtiyacınız olan belge haciz fekki müzekkeresidir. Bu belge olmadan ne banka ne tapu müdürlüğü ne de herhangi bir kurum haczi kaldırma yetkisine sahiptir. Taşınır (araç) ve taşınmaz (gayrimenkul) hacizleri için müzekkere masrafı alınmamakta; masraf yalnızca banka ve maaş hacizlerinde uygulanmaktadır. ## Haciz Türüne Göre Müzekkere Masrafları Aşağıdaki tablo, 2025–2026 dönemi için geçerli olan masraf tutarlarını göstermektedir. Tutarlar her yıl güncellenebildiğinden bağlı olduğunuz icra müdürlüğünden teyit almanızı öneririz. Haciz Türü Müzekkere Masrafı Açıklama Banka Hesabı Haczi 16 TL / banka Her banka için ayrı ayrı ödenir Maaş Haczi 176 TL İşverene yazılan müzekkere için Taşınmaz (Gayrimenkul) Haczi Masrafsız Tapu müdürlüğüne yazılan müzekkere Taşınır (Araç) Haczi Masrafsız Emniyet tescil şubesine yazılan müzekkere Maaş hacizleri ve bu süreçte yasal sınırlar hakkında ayrıntılı bilgi için Maaşın Ne Kadarı Haczedilebilir? yazımızı okuyabilirsiniz. ## Hacizlerin Kaldırılması Ne Kadar Sürer? Masraflar yatırıldıktan ve talep yapıldıktan sonra icra müdürlüğü ortalama 3 iş günü içinde ilgili kuruma müzekkere gönderir. Kurumun işleme süresi buna eklenir: - Banka hacizleri: Müzekkere sonrasında 1–3 iş günü içinde hesap serbest kalır. - Maaş hacizleri: Müzekkere işverene ulaştıktan sonraki ilk bordro döneminde sona erer. - Taşınmaz hacizleri: Tapu müdürlüğü kütük kaydını birkaç gün içinde siler. - Araç hacizleri: Emniyet tescil şubesi işlemi 1–5 iş günü içinde tamamlar. ## Alacaklı Haczin Kaldırılmasını Engeller mi? Hayır. Borç tamamen ödendiğinde alacaklının haczi devam ettirme hakkı kalmaz. Borcun tamamını ödemenize karşın alacaklı taraf icra müdürlüğüne "ödeme alındı" beyanını iletmiyorsa, ödeme belgelerinizle bizzat başvurarak müdürlükten dosyanın kapatılmasını talep edebilirsiniz. İcra müdürlüğü sunulan belgeler karşısında dosyayı re'sen kapatma yetkisine sahiptir. İcra süreçlerinde haklarınızı korumak ve haciz kaldırma işlemlerini doğru yürütmek için Kartal Avukatlık Bürosu olarak hizmet veren Koza Avukatlık ekibimizle iletişime geçebilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: İcra dosyasını ödedim ama borç gözüküyor, ne yapmalıyım? C: Ödeme makbuzunuz ve kimliğinizle dosyanın bağlı olduğu icra müdürlüğüne giderek haciz fekki için yazılı talepte bulunun. Süreç kendiniz veya bir avukat aracılığıyla yürütülebilir. S: Bankada icra gözüküyor, borcu ödememiş mi görünüyorum? C: Hayır. Bankada icra gözükmesi borcun devam ettiği anlamına gelmez; yalnızca haciz fekki müzekkeresinin henüz yazılmadığı anlamına gelir. S: Haciz silme evrakını kim düzenler? C: Haciz silme evrakı (müzekkere) icra müdürlüğü tarafından düzenlenir ve doğrudan ilgili kuruma gönderilir. Borçlunun yapması gereken tek şey müdürlüğe yazılı talepte bulunmak ve masrafı yatırmaktır. S: Avukat olmadan haciz kaldırabilir miyim? C: Evet, tek dosya ve basit bir süreç söz konusuysa bizzat başvurabilirsiniz. Ancak birden fazla dosya, farklı haciz türleri veya alacaklıyla ihtilaf varsa uzman bir icra avukatıyla çalışmanız hem süreci hızlandırır hem de hata riskini azaltır. Bu içerik yalnızca bilgilendirme amaçlı olup bireysel hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Durumunuza özel değerlendirme için Koza Avukatlık ve Danışmanlık ile doğrudan iletişime geçebilirsiniz. S: Haciz silme evrakı (fek müzekkeresi) nedir? C: Borcun ödendiğini ve haczin kaldırılması gerektiğini ilgili kuruma bildiren resmî yazıdır. İcra dairesi tarafından düzenlenir ve bankaya, tapu müdürlüğüne ya da trafik tescil birimine gönderilir. S: Borç ödendikten sonra haciz ne zaman kalkar? C: Kendiliğinden kalkmaz. Haciz, icra dairesinin düzenlediği müzekkerenin ilgili kuruma ulaşıp işlenmesiyle kalkar. Bu nedenle ödemeden sonra kaldırma talebinin ayrıca yapılması gerekir. --- # Yağma (Gasp) Suçu ve Cezası (TCK 148-149) URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/yagma-gasp-sucu-ve-cezasi/ Güncelleme: 2026-04-10 Kısa cevap: Yağma (gasp) suçu TCK 148 ve 149 maddelerinde düzenlenir; cebir veya tehdit kullanarak bir malın teslimine zorlamakla oluşur. Basit yağmada 6 yıldan 10 yıla kadar, silahla, birden fazla kişiyle ya da geceleyin işlenen nitelikli yağmada 10 yıldan 15 yıla kadar hapis öngörülür. Suç malın teslim alınmasıyla tamamlanır; aksi hâlde teşebbüs hükümleri uygulanır. Gasp suçu olarak da bilinen yağma suçu ve cezası 5237 sayılı Türk Ceza Kanunumuzun 148 ve 149. Maddelerinde düzenlenmiştir. TCK 148 maddesinde düzenlenen basit yağma suçu cezası için 6 yıl ile 10 yıl arasında, TCK 149. Maddesinde düzenlenmiş nitelikli yağma suçu ve cezası için, 10 yıl ile 15 yıl arasında hapis cezası öngörülmüştür.  Yağma suçu ve cezası diğer mal varlığına karşı suçlar arasında ceza alt ve üst sınarları dikkate alındığında önemli bir yere sahiptir. Mal varlığına yönelik bir suç olması nedeniyle özellikle yağma suçu unsurlarının oluşup oluşmadığının tespiti fail hakkında takdir edilecek ceza miktarının belirlenmesinde dikkate alınan en belirleyici unsurdur.  ## Yağma Suçu Nedir? Bir başkasını, kendisinin veya yakının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden ya da mal varlığı itibariyle büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak bir malı teslime zorlama yağma suçunu oluşturur. (TCK 148/1) Ayrıca cebir veya tehdit kullanmak suretiyle mağduru veya bir başkasını borç altına sokabilecek bir senedi imzalamaya veya bir senedin hükümsüz kaldığını zorlamaya yönelik vesika vermeye zorlamak fiili de yağma suçunu oluşturmaktadır.  ## Basit Yağma Suçu ve Cezası  TCK 149/1 ve TCK 149/2 maddesinde sıralanmış seçimlik hareketlerin herhangi birisinin mevcut olayda söz konusu olmaması halinde basit yağma suçu oluşur. Örneğin failin suçu işleme sırasında silah veya silahtan sayılır bir araç kullanması ya da suçun birden fazla kişi ile birlikte işlenmesi nitelikli yağma suçunu oluşturur. TCK 149 maddesinde yer alan seçimlik hareketlerin söz konusu olmaması halinde basit yağma suçu cezası; 6 yıl ile 10 yıl arasında hapis cezasıdır.  ## Nitelikli Yağma Suçu ve Cezası Nitelikli yağma suçu, büyük ölçüde seçimlik hareketli bir suçtur. Bu seçimlik hareketlerin herhangi birisinin söz konusu olması halinde sanık TCK 149 maddesinden sorumlu tutulur. Suçu nitelikli hale getiren haller ile özellikleri aşağıdaki gibidir. Bu konuda bilgi sahibi olmamız ayrıca nitelikli yağma suçunun unsurlarının da tam olarak anlaşılabilmesi için önemlidir.  ## Silahla Yağma Suçu ve Cezası Suçun en sık gerçekleşen seçimlik hali silahla yağma şeklindedir. TCK 149/1-a maddesinde belirtilen seçimlik hareketin gerçekleşebilmesi için söz konusu silahın sadece ateşli silah olması gerekmez. TCK 6/1-f maddesinde tanımı yapılmış tüm araç ve gereç silah olarak kabul edilir.  Söz konusu araç ve gerecin silah olarak kabul edilebilmesi için bu alet veya gerecin saldırı veya savunmada kullanılması mümkün kesici / delici hatta yaralamaya elverişli bir araç olması yeterlidir. Buradaki kabul görmüş genel kriter suçun işlenmesinde kullanılan aracın yaralamaya elverişli olması ve mağdur üzerinde bu yönde bir korkutucu etki bırakmış olması gerektiğidir. Bu araç bir ateşli silah (tabanca) olması mümkün olduğu kadar bıçak, sopa hatta yakıcı, aşındırıcı, boğucu veya zehirleyici kimyasallarda olabilir.  Örneğin failin TCK 148/1 maddesinde tanımı yapılan fiili bıçak veya tabanca kullanarak gerçekleştirmesi veya mağdura kezzap atmakla tehdit edilerek suça konu malı teslime zorlaması arasında failin hukuki statüsünün belirlenmesinde bir fark yoktur. Her iki durumda da fail nitelikli yağma suçundan hüküm giyebilecektir.  ## Kişinin Kendisini Tanımayacak Bir Hale Koyması Suretiyle Yağma Suçu Yağma suçunun, tehdit suçu veya hakaret suçunda olduğu gibi mağdur tarafından kimliği bilinmeyen bir kişiden gerçekleşmesi, mağdurdaki etkiyi kat ve kat arttıracaktır. Suçun mağdurdaki artan bu korku ve panik, malı teslimini kolaylaştırabilecektir. Bu nedenle failin kendisini tanımayacak amacıyla hareket etmesi suçun nitelikli hali olarak kabul edilmiştir.  Nitelikli yağma suçunun unsurlarının oluşması için failin kendisini tanınmayacak bir hale koyması failin hangi amaçla hareket ettiğinin önemi yoktur. Fail mağdurdaki korkuyu arttırmak amacıyla hareket edebileceği gibi yakalanmamak için de kimliğini gizlemesi suçun nitelikli hali için yeterlidir.  ## Birden Fazla Kişi İle Yağma Suçu ve Cezası Yağma suçunun birden fazla kişi ile birlikte işlenmesi, mağdurdaki etkiyi arttırmaktadır. Suçun 2 veya daha fazla kişi işlenmesi nitelikli halin oluşumun için yeterlidir. TCK 149/1-c maddesi kapsamında değerlendirilebilmesi için öncelikle TCK 38 maddesinde düzenlenmiş “azmettirme” ve TCK 39 maddesinde düzenlenmiş “yardım etme” hallerinin söz konusu olmaması gerekir. TCK 149/1-c maddesinde düzenlenmiş “birden fazla kişi ile yağma suçu” TCK 37 maddesinde düzenlenmiş “birlikte faillik” halinde söz konusu olur. Suçun birden fazla kişi ile işlenmesi, mağdur üzerindeki etkiyi arttırabileceği gibi faillerin ortak irade içerisindeki bu hareketleri suçun tamamlanmasını kolaylaştırmaktadır. Bu nedenle birden fazla kişi ile yağma suçu nitelikli hal olarak kabul edilmiştir.  ## Yol Kesmek Suretiyle Konutta veya İş Yerinde Yağma Suçu Kartal ceza avukatı olarak sık karşılaştığımız bir başka seçimlik hareket TCK 149/1-d maddesinde “yol kesmek suretiyle yağma suçu” olarak düzenlenmiştir. TCK 149/1-d maddesinde konutta veya iş yerinde ya da bunların eklentilerinde suçun işlenmesi ayrıca nitelikli hale olarak kabul edilmiştir.  ## Beden veya Ruh Bakımından Kendisini Savunamayacak Kişilere Karşı Yağma Suçu Suçun mağdurunun kendisini savunamayacak olması, suçun işlenmesini kolaylaştıracak bir başka etkendir. Diğer mal varlığına yönelik suçlarda olduğu gibi mağdurdaki bu halin geçici veya kalıcı suretle olması gerektiği gibi bir zorunluluk yoktur. Ayrıca mağdurdaki bu hal fiziki bir şekilde olabileceği gibi zihinsel bir engel de olabilmektedir. Örneğin suçun mağdurunun görme engelli olması suçun nitelikli hali için yeterli iken, mağdurun zihinsel engelli olması da nitelikli yağma suçunun oluşumu için yeterlidir.  ## Suç Örgütlerinin İsimlerinin Kullanılması Suretiyle Yağma Suçu Mağdurdaki etkiyi arttırabilecek bir başka durum suç örgütlerinin isimlerinin kullanılmasıdır. Failin sarf etmiş olduğu suç örgütünün gerçekten var olup olmadığının nitelikli halin söz konusu olması için önemli değildir. Nitelikli yağma suçunun oluşumu için failin dile getirmiş olduğu suç örgütü nedeniyle mağdurun daha fazla korku ve panik içerisine girmesi yeterlidir.  ## Gece Vakti Yağma Suçu ve Cezası Malvarlığına yönelik suçların gece vakti işlenmesi, mağdurun malını koruma kabiliyetini önemli ölçüde azaltan, ayrıca failin suçu işlemesini kolaylaştıran bir etkendir. Bu nedenle hırsızlık suçunda olduğu gibi yağma suçunun da gece vakti işlenmesi suçun nitelikli halini oluşturur. Hırsızlık suçunda olduğu gibi, güneşin batmasından 1 saat ile güneşin doğmasına 1 saat kalan vakit aralıkları ceza hukuku açısından “gece vakti” olarak kabul edilir.  ## Yağma Suçu ve Cezası Tablosu Suçun İşleniş Biçimi Kanun Maddesi Ceza Miktarı Basit Yağma Suçu TCK 148/1 6 yıl ile 10 yıl arası hapis Nitelikli Yağma Suçu ve Cezası Silahla yağma suçu TCK 149/1-a 10 yıl ile 15 yıl arası hapis Kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle yağma suçu TCK 149/1-b 10 yıl ile 15 yıl arası hapis Birden Fazla Kişi İle Yağma Suçu TCK 149/1-c 10 yıl ile 15 yıl arası hapis Yol Kesmek veya konutta / iş yerinde yağma suçu  TCK 149/1-d 10 yıl ile 15 yıl arası hapis Kendisini savunamayacak kişilere karşı yağma suçu TCK 149/1-e 10 yıl ile 15 yıl arası hapis Suç örgütlerinin korkutucu isimlerinden yararlanarak yağma suçu TCK 149/1-f 10 yıl ile 15 yıl arası hapis Suç örgütüne yarar sağlamak amacıyla yağma suçu TCK 149/1-g 10 yıl ile 15 yıl arası hapis Geceleyin yağma suçu  TCK 149/1-h 10 yıl ile 15 yıl arası hapis   ## Yağma Suçu ve Kasten Yaralama Suçunun Birlikte İşlenmesi Yazımızın ilerleyen bölümlerinde detaylandıracağımız yağma suçunun unsurları arasında, suçun işlenmesi sırasında cebir veya tehdit kullanılmış olması yer alır. Failin cebir kullanması sonucu ayrıca yaralanması kuvvetle muhtemel bir durumdur. Mağdurdaki meydana gelen yaralanmanın TCK 87 maddesinde yer alan neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama şeklinde olması halinde fail ayrıca TCK 87 maddesinden de sorumlu tutulabilmektedir.  Mağdurdaki bu yaralanma TCK 87 maddesinde sıralanmış boyutlarda olması halinde neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundaki seçimlik hareketlere göre ceza miktarı da artış gösterebilecektir.  ## Yağma Suçunun Unsurları Türk Ceza Kanunumuzda suç olarak tanımlanmış bir fiilden dolayı mağdurun cezalandırılabilmesi için öncelikle failin fiili hareketinin suçun tanımına uyması diğer bir ifade ile suçun unsurlarının oluşması gerekir. Yağma suçun unsurlarının oluşması için aşağıda sıralamış olduğumuz kriterlerin mevcut olayda söz konusu olması gerekir.  ## Yağma Suçunda Cebir ve Tehdit Unsuru Yağma suçunun genel tanımının yapıldığı TCK 148/1 maddesinden de anlaşılacağı üzere fail mağduru suça konu malı teslime zorlarken;  - Mağdurun kendisini veya bir yakınının hayatına yönelik bir saldırı gerçekleştireceği - Yine mağdura yönelik veya bir yakınına yönelik vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırıca gerçekleştireceği - Ya da cebir (zorlama) kullanması Gerekir. Cebir veya tehdit fark etmeksizin her iki durumda da fail, mağdurun direncini kırmak amacıyla hareket etmektedir. Bu nedenle yağma suçu sırasında kullanılan tehdit veya cebir mağdurun direncini kırabilecek nitelik ve boyutta olması gerekir.  ## Yağma Suçunda Malın Teslim Alınmış Olması Gerekir Yağma suçunun unsurlarının oluşması için failin sadece cebir veya tehdit kullanmış olması yeterli değildir. Ayrıca suç mal varlığına yönelik bir suç olması nedeniyle suça konu malın failin egemenliğine girmiş olması zorunludur. Aksi halde failin yağma suçuna teşebbüsten sorumlu tutulması mümkün olabilecektir. Suçun işlenmesi sırasında kullanılan cebir veya tehdit unsuru ayrıca hırsızlık suçu ile yağma suçunu birbirinden ayıran en önemli özelliktir.  ## Fail Haksız Menfaat Sağlama Amacı İle Hareket Etmelidir Malvarlığına yönelik tüm suçlarda fail, elde etmiş olduğu maldan kendisine veya bir başkasına haksız menfaat temin etme amacı ile hareket etmektedir. Yağma suçunun unsurları arasında da failin hareket amacı suçun manevi unsuru olarak karşımıza çıkar. Örneğin fail mağdura ait maldan yarar sağlamak amacı ile hareket etmeyip, mağdura ait bu mala zarar verme amacı ile hareket etmesi halinde bu durumda TCK 151 maddesinde düzenlenmiş mala zarar verme suçu oluşabilecektir.  ## Yağma Suçunun Özel Görünüş Biçimleri ## Yağma Suçuna Teşebbüs Yağma suçu, suçun işleniş biçimi ve özelliği bakımından teşebbüs hükümlerinin uygulanması mümkün olan bir suçtur. Diğer durumlarda olduğu gibi fail suçu işlemeye elverişli fiili hareketlere başlamış olmasına rağmen elinde olmayan sebeplerle suçu tamamlayamaması durumunda suça teşebbüs söz konusu olur.  Yağma suçu failin cebir veya tehdit kullanarak mağdurdan haksız menfaat temin etmek amacıyla malın teslimi ile tamamlanan bir suçtur. Failin mağduru suça konu malı teslim etmeye zorlayacak boyuttaki cebir veya tehdide rağmen malı teslim alamaması halinde yağma suçu teşebbüs aşamasında kalır.  Örneğin fail suçu işlemeye elverişli hareketlere başlamış ancak üçüncü bir şahısın veya kolluk kuvvetinin olaya müdahalesi sonucu malı teslim alamadan yakalanmış olması veya kaçması durumunda suça teşebbüs söz konusu olur. Suçun teşebbüs aşamasında kalması halinde ise sanık hakkında 1/3 ile 3/4 ceza indirimi yapılır.  ## Yağma Suçuna İştirak Suça iştirak Türk Ceza Kanunumuzun 4. Bölümünde; Birlikte faillik, azmettirme ve yardım etme şeklinde düzenlenmiştir. Her üç suça iştirak türünün de yağma suçunda uygulanması mümkündür.  - Faillik (TCK 37); yağma suçunun birlikte işlenmesidir. Bu durumda faillerden her birisi suçtan ayrı ayrı sorumlu tutulur. (Birden fazla kişi ile yağma suçu) - Azmettirme (TCK 38); yağma suçunda azmettirme sık karşılaşılan bir durum olmasa da uygulanması mümkün olan bir suçun özel görünüş biçimidir.  - Suça yardım etme (TCK 39); doğrudan yağma suçunun işlenmesine iştirak edilmemiş olsa da TCK 39/2 maddesinde sıralanmış hallerden birisinin mevcut olayda söz konusu olması halinde fail yardım etmende sorumlu tutulur, bu durumda hakkında verilecek olan cezada ½ oranında indirim yapılır.  ## Yağma Suçunda İçtima Yağma suçu için daha çok TCK 42 maddesinde yer alan bileşik suç ve TCK 44 maddesinde yer alan fikri içtima uygulanmaktadır. Örneğin yağma suçunun unsurları başlığımızda da belirttiğimiz gibi suç cebir ve tehdit kullanılarak işlenilebilen bir suçtur. Olayda Türk Ceza Kanunumuzda ayrıca suç olarak düzenlenmiş olan tehdit ve cebir suçları da bulunmasına rağmen sanık sadece yağma suçundan yargılanır. (TCK md. 42) ## Yağma Suçunda Daha Az Cezayı Gerektiren Haller - Hukuki bir alacağın tahsili amacıyla yağma suçunun işlenmesi halinde fail sadece cebir veya tehdit suçundan yada unsurları oluşması halinde kasten yaralama suçundan sorumlu tutulur.  - Yağma suçunda malın değerinin az olması halinde fail hakkındaki cezada 1/3 ile 1/2 oranları arasında ceza indirimi yapılır. ## Yağma Suçunda Etkin Pişmanlık Yağma suçlarında etkin pişmanlık sadece basit yağma suçu için uygulanması mümkündür. Basit yağma suçunda mağdurun uğramış olduğu zararın aynen veya kısmen tazmini halinde; Etkin pişmanlığın soruşturma aşamasında gösterilmesi durumunda 1/2, sanık hakkında kovuşturma aşamasında karar verilmeden etkin pişmanlığın gösterilmesi halinde 1/3 oranında ceza indirimi yapılır.  ## Yağma Suçu ve Cezası İçin Uygulanması Mümkün Ceza İndirimleri Türk Ceza Kanunumuzda yer alan diğer koşulların oluşması halinde yağma suçu ve cezası için uygulanması mümkün olan cezada indirim nedenleri aşağıdaki gibidir.  - İyi hal indirimi; 1/6 oranına kadar - Etkin pişmanlık (Sadece basit yağma); 1/3 ile 1/2 oranları arasında - Malın değerinin az olması; 1/3 ile 1/2 oranları arasında - Yağma suçuna yardım etme halinde; 1/2  ## Sıkça Sorulan Sorular S: Yağma Suçu Şikayete Tabi Mi? C: Hayır yağma suçu şikayete tabi suçlar arasında yer almaz. Suçun öğrenilmesi ile birlikte Cumhuriyet Savcılığında re’sen soruşturma yapılarak devamında kamu davası açılır. Suçun mağdurunun şikayetinden vazgeçmiş olması sanık hakkında ceza verilmesine engel değildir. S: Yağma Suçundan Tutuklama Olur Mu? C: Herhangi bir suçtan şüpheli hakkında tutuklama kararı verilirken göz önüne alınan en önemli unsurlardan birisi ceza alt ve üst sınırlarıdır. Yağma suçu ve cezası için yukarıda yapmış olduğumuz bilgilendirmelerden de anlaşılacağı üzere özellikle nitelikli yağma suçu için ciddi hürriyeti bağlayıcı cezalar öngörülmüştür. Bu nedenle yağma suçları için sık sık tutuklama tedbiri uygulanmaktadır. S: Yağma Suçu Ne Zaman Tanımlanır? C: Yağma suçları mal varlığına yönelik suçlardan olması nedeniyle malın, mağdurdan tehdit veya cebir kullanılarak teslim alınması, malın hakimiyetinin failin eline geçmesi ile suç tamamlanmış olarak kabul edilir. S: Yağma Suçu Uzlaşma Kapsamında Mıdır? C: Hayır yağma suçları şikayete tabi suçlar arasında yer almadığı gibi ayrıca uzlaşma kapsamında olan suçlar arasında da yer almaz. Uzlaşmanın mağdurun zararının giderilmesi şeklinde gerçekleşmesi basit yağma suçu için etkin pişmanlık kapsamında indirim nedeni yapılması mümkün hale gelebilir. S: Yağma Suçuna Teşebbüsün Cezası Nedir? C: Yağma suçuna teşebbüs şeklinde ayrıca bir suç tanımlaması yoktur. Ancak yukarıda detaylarını belirtmiş olduğumuz şekilde suçun teşebbüs aşamasında kalması cezada indirim sebebi yapılmaktadır. S: Yağma Suçundan Nasıl Beraat Edilir? C: Suç olarak tanımlanmış bir fiilden dolayı beraat edebilmek için öncelikli suçun unsurlarının oluşmaması gerekir. Yağma suçunun unsurları arasında ise cebir ve tehdit unsuru ön plana çıkar. Cebir veya tehdit kullanılmamış olması halinde yağma suçu oluşmamakla beraber, suça konu malı mağdur kendi rızası ile vermiş olması halinde (nedensellik bağı) yağma suçu unsurları oluşmamış olacaktır. Bu durumda sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerekecektir. S: Yağma Suçu Para Cezasına Çevrilir Mi? C: Ceza alt ve üst sınırları dikkate alındığında yağma suçunun para cezasına çevrilmesi mümkün değildir. Yukarıda sıralamış olduğumuz indirim nedenlerinin varlığı dahi yağma suçunun para cezasına çevrilmesine yeterli değildir. S: Yağma Suçunda Etkin Pişmanlık Var Mı? C: Evet yağma suçunda etkin pişmanlık hükümleri uygulanabilir. Sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için öncelikle mağdurun uğramış olduğu zararın aynen veya kısmen tazmini gerekir. Kısmen tazmin halinde sanık hakkında cezada indirim yapılabilmesi mağdurun onayına bağlıdır. S: Yağma Suçu Ağır Ceza Mı? C: Evet yağma suçları için ceza alt ve üst sınırları dikkate alındığında yargılamalar Ağır Ceza Mahkemesinde yapılmaktadır. S: Yağma Suçunda Malın Alınması Şart Mı? C: Yağma suçunun oluşabilmesi için büyük ölçüde malın mağdurdan tehdit veya cebir kullanılarak yarar sağlamak amacıyla alınması şarttır. Ancak failin kendi elinde olmayan nedenlerle suçu gerçekleştirmeye elverişli fiili hareketlere başlamış olmasına rağmen suça konu malı alamamış olması halinde yağma suçuna teşebbüs söz konusu olabilecektir. --- # Hırsızlık Suçu ve Cezası (TCK 141-142) URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/hirsizlik-sucu-ve-cezasi/ Güncelleme: 2026-04-10 Kısa cevap: Hırsızlık suçu Türk Ceza Kanunu'nun 141 ve 142. maddelerinde basit ve nitelikli olmak üzere iki biçimde düzenlenmiştir. Basit hırsızlıkta ceza 1 yıldan 3 yıla kadar hapistir. Nitelikli hâllerde ceza, failin seçimlik hareketine göre 3 yıldan 7 yıla ya da 5 yıldan 10 yıla kadar çıkar; bazı durumlarda 12 yılı aşabilir. Suçun gece vakti işlenmesi cezayı yarı oranında artırır. Etkin pişmanlık, malın değerinin az olması ve kullanma hırsızlığı ceza indirimi sağlayabilir. Hırsızlık suçu ve cezası Türk Ceza Kanunumuzun 141 ve 142. Maddelerinde basit hırsızlık ve nitelikli hırsızlık olmak üzere iki farklı şekilde düzenlenmiştir. Basit harsızlık suçunun cezası ağırlaştırıcı nedenler hariç 3 yıldır. Nitelikli hırsızlık suçunun cezası ile failin seçimlik hareketlerine gör 12 yılı aşabilmektedir. Ceza kanunumuzda suç olarak diğer fiillerde olduğu gibi fail hakkında cezai hüküm kurulabilmesi için öncelikle hırsızlık suçunun unsurlarının oluşması gerekir. Failin hukuki statüsünün belirlenmesinde bu unsurların oluşması önemlidir. Çoğunlukla hırsızlık suçunun unsurları basit hırsızlık suçu ve nitelikli hırsızlık suçu ayrımının yapılmasında da belirleyici olmaktadır.  ## Basit Hırsızlık Suçu ve Cezası Hırsızlık suçunun genel tanımı TCK 141/1 maddesinde yapılmıştır. Buna göre; Zilyedinin rızası olmadan, başkasına ait taşınır bir malı kendisine veya bir başkasına yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden almak hırsızlık suçunu oluşturur.  Yapılan tanımdan da anlaşılacağı üzere hırsızlık suçunun oluşabilmesi için suçun mağdurunun malik olması zorunlu değildir. Mağdurun zilyed olması da suçun oluşumu için yeterlidir. Ayrıca failin kendisine veya bir başkasına yarar sağlamak amacıyla hareket etmiş olması hırsızlık suçunun temel unsurları arasında yer alır.  Failin eyleminin TCK 141/1 maddesinde tanımı yapılan fiile uyması halinde ve ayrıca mevcut olayda TCK 142 maddesinde yer alan seçimlik hareketlerin söz konusu olmaması durumunda basit hırsızlık suçu oluşur. Basit hırsızlık suçunun cezası da gece vakti hırsızlık veya zorunluluk halleri dışında 1 yıl ile 3 yıl arasında hapis cezasıdır.  ## Basit Hırsızlık Suçu ve Nitelikli Hırsızlık Suçu Ayrımı Yazımızın başında da belirttiğimiz gibi basit hırsızlık suçu ve nitelikli hırsızlık suçunun ayrımının yapılması fail açısından önemlidir. Çünkü basit hırsızlık suçu ceza üst sınırı 3 yıl iken nitelikli hırsızlık suçu cezası seçimlik hareketlere ve ağırlaştırıcı nedenlerin varlığına göre 12 hatta bazı durumlarda 15 yıla kadar çıkabilmektedir.  Basit hırsızlık ve nitelikli hırsızlık suçu ayrımı yapılırken failin seçimlik hareketleri dikkate alınır. TCK 142 maddesi ve alt bentlerinde yer alan seçimlik hareketlerin söz konusu olmaması halinde basit hırsızlık suçu oluşur. Örneğin suçun mağdurunun TCK 142/2-a maddesinde belirtilen “kişinin malını koruyamayacak durumda olması veya ölmüş olması” halinde fail nitelikli hırsızlık suçundan sorumlu tutulur.   ## Nitelikli Hırsızlık Suçu ve Cezası Nitelikli hırsızlık suçu cezası ise TCK 142 maddesi ve alt bentlerinde düzenlenmiştir. Failin seçimlik hareketlerine göre ve ağırlaştırıcı nedenler hariç olmak üzere nitelikli hırsızlık suçu cezası 3 yıl ile 12 yıl arasında değişmektedir. Bu seçimlik hareketlerin belirlenmesi nitelikli hırsızlık suçunun unsurlarının da belirlenmesinde etkilidir. Bu nedenle konumuzun daha anlaşılabilir olması açısından bu seçimlik hareketlere ayrıca değinmeyi daha uygun görüyoruz.  ## Nitelikli Hırsızlık Suçu Unsurları Hırsızlık suçunu nitelikli hale getiren seçimlik hareketler ve özellikleri aşağıdaki gibidir.  ## Kime Ait Olursa Olsun Kamu Kurum ve Kuruluşlarında veya İbadete Ayrılmış Yerlerde Bulunan Yada Kamu Yararına veya Hizmetine Tahsis Edilen Eşya Hakkında Hırsızlık - Suça konu eşyanın kamu kurumları içerisinde bulunması gerekir. - Mülkiyetinin veya zilyedinin kamu kurumu olması zorunlu değildir. - Suça konu eşyanın kamu yararına tahsis edilmiş olması da yine suçun nitelikli halini oluşturur - İbadete ayrılmış olan yerin sadece cami olması zorunlu olmayıp kilise veya benzeri ibadethanelerde gerçekleştirilen hırsızlık suçu da nitelikli hal olarak kabul edilir.  - Kamu hizmetinin yürütülmesi için kullanılan araç ve gereçler hakkında hırsızlık suçu da TCK 142/1-a maddesi kapsamındadır.  ## Halkın Yararlanmasına Sunulmuş Ulaşım Araçları veya Bunların Duraklarında Bulunan Eşya Hakkında Hırsızlık - Otobüs, tren, metro veya vapur gibi toplu taşıma araçları içerisinde gerçekleşen hırsızlık  - Toplu taşıma araçlarının durak veya terminallerinde gerçekleştirilen hırsızlık - Failin seçimlik hareketinin TCK 142/1-c maddesi kapsamında değerlendirilebilmesi için suça konu eşyanın malikinin bu araç sahiplerinin olması zorunlu değildir.  - Suça konu malın maliki veya zilyedi yolcular da olabilir. ## Bir Afet veya Genel Bir Felaketin Getirebileceği Zararları Önlemek veya Hafifletmek Maksadıyla Hazırlanan Eşya Hakkında Hırsızlık - Afetin niteliği önemli değildir. Deprem, yangın, sel ve heyelan şeklinde olabilir.  - Afetin gerçekleşip gerçekleşmediği suçun oluşumu için aranmaz. - Eşyanın mülkiyet sahibi özel veya tüzel kişilik olabileceği gibi kamu kurumu da olabilir. - Hizmetin aksamasına neden olma ihtimali suçun nitelikli halinin oluşumu için yeterlidir.  - Doğal afet veya felaketin zararlarını tamamen ortadan kaldıracak nitelikte eşya olması zorunlu değildir. Bu zararların azaltabilecek eşya hakkında hırsızlık da TCK 142/1-d maddesi kapsamında değerlendirilir.  ## Adet veya Tahsis veya Kullanım Gereği Açıkta Bırakılmış Eşya Hakkında Hırsızlık Suçu - Suça konu eşya niteliği itibariyle kapalı alanda muhafaza edilmemelidir.  - Eşyanın açıkta bırakılması hayatın olağan akışına uygun olmalıdır. - Kullanımı gereği açıkta bırakılmış bir eşya olmalıdır. (Örneğin inşaattan tuğla veya demir gibi malzemelerin çalınması Failin seçimlik hareketleri yukarıda sıralamış olduğumuz fiillere uyması halinde nitelikli hırsızlık suçu cezası; 3 yıl ile 7 yıl arasında hapis cezasıdır.  ## Kişinin Malını Koruyamayacak Durumda veya Ölmesinden Yararlanmak Suretiyle Hırsızlık Suçu - Mağdurun kendisini koruyamama hali sürekli suretle olabileceği gibi geçici suretle de olabilir. - Failin, mağdurdaki bu durumu bilerek hareket etmiş olması gerekir. - Kişinin kendisini bu koruyamama hali fiziksel bir engel şeklinde olabileceği gibi zihinsel bir engel de olabilir. (Örnek, şok halinde veya baygın şekilde hatta uyku halinde olan kişinin cebinden cep telefonunun çalınması ## Elde veya Üstte Taşınan Eşyayı Çekip Almak Suretiyle yada Özel Beceri ile Hırsızlık Suçu - Kapkaç veya yankesicilik en sık rastlanan seçimlik hareketlerdendir.  - Suça konu eşyanın mağdurun cebinde veya çantasında bulunması suçun nitelikli halinin uygulanması için yeterlidir.  - Mağdur ile fiziksel bir temas zorunlu değildir.  ## Doğal Afetlerin veya Sosyal Olayların Meydana Getirdiği Korku Yada Kargaşadan Yararlanmak Suretiyle Hırsızlık Suçu ve Cezası - Fail daha çok korku ve panik ortamından yararlanarak hareket etmektedir.  - Bu korku ve panik ortamı mağdurun denetim ve güvenlik kabiliyetini düşürecek boyutta olması gerekir.  - Mağdur doğal bir afet getirmiş olduğu olumsuz bir etki altında olabileceği gibi herhangi bir kargaşanın olumsuz etkisi altında da olabilir.  ## Haksız Yere Elde Bulundurulan veya Taklit Anahtarla Yada Diğer Bir Aletle Kilit Açmak Suretiyle Hırsızlık Suçu - Uygulamada sık karşılaşılan seçimlik hareketler arasında yer alır.  - Anahtarın haksiz bir şekilde ele geçirilmesi neticesinde suçun işlenmesi de nitelikli hal olarak kabul edilir.  - Orijinal anahtar bir kopyasının yapılması da yine TCK 142/2-d maddesi kapsamında değerlendirilir. - Kilidin tornavida, pense veya çekiç gibi bir araç ile kırılarak açılması suretiyle işlenin hırsızlık suçu da yine TCK 142/2-d maddesi kapsamında suçun nitelikli hali olarak kabul edilir. - Eşyanın korunmasına yönelik konulmuş araçların taklidi suretiyle açılması veya kırılması nitelikli hırsızlık suçunu oluşturur.  ## Bilişim Sistemlerinin Kullanılması Suretiyle Hırsızlık Suçu - Suçun konusunu genellikle mobil cihazlar, bilgisayarlar veya otomatik ödeme sistemleri oluşturur.  - Bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık suçunda fail yine mağdurun mal varlığı üzerinden haksız kazanç sağlama amacıyla hareket etmektedir. - Kötü amaçlı yazılım üretme, şifre kırma veya yazılım açıklarından faydalanılarak gerçekleştirilen hırsızlık suçları TCK 142/2-e maddesi kapsamında değerlendirilir.  ## Tanınmamak İçin Tedbir Alarak Veya Yetkisi Olmadığı Halde Resmi Sıfat Takınarak Hırsızlık Suçu - Failin hırsızlık suçunu işlemesi sırasında tanınmamak için gerçekleştirmiş olduğu her türlü gizlenme faaliyeti bu madde kapsamındadır.  - Daha çok suçun işlenmesinden önce gizlenmek amacıyla bir hazırlık safhası bulunur. - Failin gizlenmeye çalışması fiziksel şekilde olabileceği gibi kimliğinin gizlenmesi şeklinde teknik olarak da mümkündür. - Kamu görevlisinin sağlamış olduğu güven duygusu kullanılarak, kamu görevlisi sıfatı takınarak hırsızlık suçun işlenmesi TCK 142/2-f maddesi ile nitelikli hırsızlık suçunu oluşturur.  ## Hırsızlık Suçunun Maddi Unsurları Yukarıda sıralamış olduğumuz seçimlik hareketler genel olarak nitelikli hırsızlık suçunun unsurlarının oluşması için aranan koşullardır. Bunlar haricinde ise hırsızlık suçunun maddi ve manevi unsurları aşağıdaki gibi özetlenebilir.  ## Fail Hırsızlık suçları fail açısından özgü nitelik taşımaz. Suçun faili herkes olabilmektedir. TCK 141/1 maddesinde tanımı yapılan yarar sağlamak amacıyla bir başkasına ait malı rızası olmaksızın bulunduğu yerden alan kişi suçun faili olarak kabul edilir.  ## Mağdur Suçun mağduru suça konu malı zilyed sıfatı ile elinde bulunduran kişidir. Bu nedenle suçun mağdur açısından da tamamen özgü nitelik taşıdığını söyleyemeyiz. ## Fiil Hırsızlık suçunun fiili unsurları;  - Suça konu malın taşınır nitelikte olması - Zilyedinin rızası dışında elde edilmiş olması - Suça konu malın failin egemenliğine geçmiş olması - Son olarak failin bir başkasına veya kendisine yarar sağlamak amacıyla hareket etmesi halinde gerçekleşmiş olarak kabul edilir.  ## Hırsızlık Suçunun Manevi Unsurları Yapılan tanımdan da anlaşılacağı üzere failin taşınır bir malı yarar sağlamak amacıyla zilyedinin rızası dışında bulunduğu yerden alması suretiyle suç tamamlanmaktadır. Bu durumda da suçun manevi unsurları arasında kast unsuru yer alır. Suçun taksirle işlenmesi mümkün değildir.  ## Nitelikli Hırsızlık Suçu Cezası Suçun yukarıda belirtmiş olduğumuz seçimlik hareketler doğrultusunda işlenmesi ve ayrıca; Büyük veya küçükbaş hayvan hırsızlığı, herkesin girebileceği bir yerde bırakılmakla birlikte kilitlenmek ya da bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış eşya hakkında hırsızlık suçunun işlenmesi nitelikli hırsızlık suçu olarak kabul edilir.  Failin eyleminin TCK 142/2 maddesi ve alt bentlerinde yer alan seçimlik hareketlere uyması halinde sanık 5 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.  ## Hırsızlık Suçu ve Cezası İçin Daha Ağır Cezayı Gerektiren Haller - Hırsızlık suçunun elde veya üstte taşınan eşyayı çekip almak suretiyle (TCK142/-b) işlenmesi sırasında suçun mağdurunun beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda olması halinde fail hakkında verilecek olan ceza 1/3 oranında artırılır.  - Hırsızlık sunun sıvı veya gaz halindeki enerji hakkında ve bunların nakline, işlenmesine veya depolanmasına ait tesislerde işlenmesi halinde fail hakkında 5 yıl ile 12 yıl arasında hapis cezası öngörülmüştür. (TCK 142/3) ayrıca bu nitelikli halin gerçekleşmesi bir örgüt faaliyeti kapsamında olması durumunda hapis cezasında yarı oranında artırım yapılarak ilave olarak 10.000 güne kadar adli para cezası öngörülmüştür.  - Hırsızlık suçunun işlenmesi sonucunda haberleşmesi, enerji ya da demiryolu ile karayolu ulaşımı alanında geçici de olsa aksama yaşanması halinde fail hakkındaki cezada yarı oranında ceza artırıma gidilir.  ## Gece Vakti Hırsızlık Suçu ve Cezası Yukarıda sıralamış olduğumuz haller dışında suçun gece vakti işlenmesi de TCK 143 maddesi ile daha ağır cezayı gerektiren hal olarak düzenlenmiştir. TCK 141 maddesinde düzenlenen basit hırsızlık suçu ve TCK 142 maddesinde düzenlenmiş nitelikli hırsızlık suçu fark etmeksizin suçun gece vakti işlenmesi halinde sanık hakkında verilecek olan cezada yarı oranında (1/2) ceza artırımı yapılır. Gece vaktinin belirlenmesinde güneşin batmasından 1 saat sonraki zaman ile güneşin doğmasına 1 saat öncesine kadar olan zaman dilimleri dikkate alınır.  ## Hırsızlık Suçu ve Cezası (Özet Tablo) Kanun Maddesi Açıklama Ceza Miktarı TCK 141 (Basit Hırsızlık) Başkasına ait taşınır malın, rızası olmadan alınması 1 yıldan 3 yıla kadar hapis TCK 142/1-a Kamu kurum ve kuruluşlarında veya ibadete ayrılmış yerlerde işlenmesi 3 yıldan 7 yıla kadar hapis TCK 142/1-b Herkesin girebileceği yerlerde bırakılmış eşya hakkında 3 yıldan 7 yıla kadar hapis TCK 142/2-a Kişinin malını koruyamayacak durumda olmasından yararlanma 5 yıldan 10 yıla kadar hapis TCK 142/2-b Elde veya üstte taşınan eşyayı çekip almak (kapkaç - yankesicilik) 5 yıldan 10 yıla kadar hapis TCK 142/2-c Doğal afet veya sosyal olaylardan yararlanarak hırsızlık 5 yıldan 10 yıla kadar hapis TCK 142/2-d Haksız yere elde bulundurulan anahtar veya kilit açma yöntemiyle 5 yıldan 10 yıla kadar hapis TCK 142/2-e Bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle 5 yıldan 10 yıla kadar hapis TCK 142/2-f Tanınmamak için tedbir alarak veya sahte sıfatla 5 yıldan 10 yıla kadar hapis TCK 142/2-g Büyük veya küçükbaş hayvan hakkında 5 yıldan 10 yıla kadar hapis   ## Hırsızlık Suçu ve Cezası İçin Özel Görünüş Biçimleri ## Hırsızlık Suçuna Teşebbüs Failin hırsızlık suçunu işlemeye elverişli fiili hareketlere başlamasına rağmen elinde olmayan sebeplerle tamamlayamaması halinde TCK 35 maddesi gereğince hırsızlık suçuna iştirakten sorumlu tutulur. Suçun işleniş biçimi, failin kastı ve suç için öngörülmüş seçimlik hareketler dikkate alındığın teşebbüs hükümleri uygulanması mümkün olan bir suç tipidir. Fail hakkında TCK 35 maddesi uyarınca teşebbüs hükümleri uygulanması halinde hakkında verilecek olan cezada 1/4 ile 3/4 oranları arasında ceza indirimi yapılır.  ## Hırsızlık Suçuna İştirak Hırsızlık suçunun iştirak halinde işlenmesi mümkündür. İştirak TCK 37 maddesinde düzenlenmiş birlikte faillik şeklinde olabileceği gibi TCK 39. Maddesinde düzenlenmiş yardım etme şeklinde de gerçekleşebilir. Birlikte faillik (TCK 37) söz konusu olması halinde her bir fail ayrı ayrı hırsızlık suçundan sorumlu tutulur.  Hırsızlık suçuna diğer bir iştirak yöntemi ise yardım etme şeklinde kendisini gösterir. Örneğin hırsızlık suçunun işlenmesinden sonra asıl failin kaçmasını kolaylaştırmak şeklinde bir iştirak söz konusu olması halinde yardım etme olarak değerlendirilir. Bu durumda ise fail hakkında verilecek olan cezada yarı oranında ceza indirimi yapılır.  ## Hırsızlık Suçunda İçtima Türk Ceza Kanunumuzda içtima; Bileşik suç, zincirleme suç ve fikri içtima olarak üç farklı şekilde düzenlenmiştir. Bileşik suç yanı gerçek içtima söz konusu olması halinde birbirinden bağımsız fiiller ile birden fazla suçun işlenmesi halidir. Örneğin failin aynı apartman içerisinde farklı dairelerden aynı zaman içerisinde suçu işlemesi halinde gerçek içtima söz konusu olur ki; bu durumda fail her bir hırsızlık suçundan ayrı ayrı cezalandırılır.  Zincirleme şekilde hırsızlık suçunun işlenmesi halinde ise suçun işlenmesi farklı zamanlarda olmuş olsa da aynı mağdura yönelik olması halinde TCK 43 maddesi uyarıca fail zincirleme suçtan sorumlu tutulur. Bu durumda ise fail tek bir suçtan sorumlu olarak yargılanır. Bu durumda fail hakkında 1/4 ile 3/4 oranlarında ceza artırımı yapılır. Ancak her iki suç arasında hukuki bir kesintinin bulunmaması gerekir.  Ceza kanunumuzda düzenlenmiş olan bir başka içtima türü ise fikri içtimadır. Failin tek bir fiil nedeniyle birden fazla suçu işlemiş olması halinde söz konusu olur. Bu durumda fail en ağır cezayı gerektiren fiilden dolayı cezalandırılır. Örneğin hırsızlık amacı ile kapı kilidinin kırılması halinde, fail suçun işlenmesi için kapı kilidinin kırılmasının zorunluluğu altında hırsızlık suçunu işlediğinden sadece bu suçtan yargılanması yapılır.  ## Hırsızlık Suç İçin Daha Az Cezayı Gerektiren Haller Hırsızlık suçu ve cezası için daha az cezayı gerektiren haller TCK 144. Maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre;  - Paydaş veya elbirliği ile malik olunan mal üzerinde (TCK 144/1-a) - Hukuki bir alacağın tahsili amacıyla (TCK 144/1-b) Hırsızlık suçunun işlenmesi halinde sanık hakkında 2 ay ile 1 yıl arasında hapis cezası veya adli para cezası öngörülmüştür. Aynı suçun TCK 144 maddesinde yer alan kişiler arasında işlenmesi hırsızlık suçunun takibi şikayete tabi olduğu haller arasında yer alır.  ## Hırsızlık Suçunda Malın Değerinin Az Olması Hırsızlık suçunda malın değerinin az olması fail hakkında ceza indirimi nedeni olabileceği gibi tamamen ceza verilmesinden vazgeçilmesine de olanak tanır. Suça konu malın değerinin belirlenmesinde tarafların sosyal ve ekonomik durumu ile güncel ekonomik koşullar karşısında malın değeri dikkate alınır.  ## Kullanma Hırsızlığı Hırsızlık suçu ve cezası için indirim nedeni yapılacak bir başka durum ise TCK 146. Maddesinde kullanma hırsızlığı şeklinde düzenlenmiştir. Buna göre; Malın geçici bir süre kullanılıp zilyedine iade edilmek üzere suçun işlenmesi kullanma hırsızlığı olarak kabul edilir.  Bu durumda fail hakkında verilecek olan cezada yarı oranında ceza indirimi yapılır. Ayrıca kullanma hırsızlığı suçun takibi şikayete tabi olduğu bir başka durumdur. Mağdurun şikayetçi olmaması halinde fail hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmaz.  ## Hırsızlık Suçunda Zorunluluk Hali Hırsızlık suçlarının ağır ve acil bir ihtiyacı karşılamak amacıyla işlenmesi halinde sanık hakkında ceza indirimi yapılır. Zorunluluk halinin niteliğine, kapsamına ve ağırlığına göre sanık hakkında ceza vermekten de vazgeçilmesi mümkündür.  ## Suça Sürüklenen Çocuklarda Hırsızlık Suçu ve Cezası Türk Ceza Kanunumuzda tanımlanmış diğer suçlarda olduğu gibi hırsızlık suçunun 18 yaş altı suça sürüklenen çocuk tarafından işlenmesi yaş gruplarına göre cezada indirim nedeni olabileceği gibi ceza sorumluluğunu tamamen de ortadan kaldırabilecektir.  ## 12 Yaşından Küçük Çocuklar 12 yaşından küçük çocukların ceza sorumluluğu yoktur. Hırsızlık suçunu işleyen bireyin 12 yaşından küçük olması halinde ceza verme yoluna gidilmez. Ancak ileride yeniden bir suç işlememesi amacıyla hakkında sosyal hizmet tedbirleri veya eğitim programları uygulanmasına karar verilebilir.  ## 12 – 15 Yaş Arası Çocuklar 12 – 15 yaş aralığında bulunan suça sürüklenen çocuk hakkında cezai hüküm kurulabilmesi için öncelikle çocuğun işlemiş olduğu fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin gelişip gelişmediği araştırılır. Suça sürüklenen çocuklarda bu yeteneklerin gelişmemiş olması halinde ceza verme yoluna gidilmez. Diğer durumlarda ise 12 – 15 yaş aralığında suça sürüklenen çocuklar için ceza yarı oranında indirilir.  ## 15 – 18 Yaş Arası Çocuklar Aksine bir rapor bulunmaması halinde 15 – 18 yaş aralığındaki çocukların işlemiş olduğu fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını kavrayabildiği kabul edilir. Bu yaş aralığında hırsızlık suçunu işleyen suça sürüklenen çocuklar için 1/3 oranında ceza indirimi yapılarak hüküm kurulur.  ## Hırsızlık Suçunda Etkin Pişmanlık Hırsızlık suçunda etkin pişmanlık gösterilmesi sanık hakkında ciddi oranlarda ceza indirimi olanağı tanımış olduğundan bu konuya ayrıca değinmekte fayda görüyoruz.  Hırsızlık suçunda etkin pişmanlığın gösterilmesi ancak ve ancak mağdurun uğramış olduğu zararın aynen karşılanması veya tanzimi suretiyle mümkündür. Unutmamak gerekir ki kısmen geri verme veya tanzim halinde fail hakkında TCK 168 maddesi uyarınca ceza indirimi yapılabilmesi mağdurun rızasına bağlıdır. Bu nedenle mağdurun zararının tamamen karşılanması etkin pişmanlıkta önemlidir.  Etkin pişmanlığın soruşturma veya kovuşturma aşamasında gösterilmesine göre farklı ceza indirimleri düzenlenmiştir.  - Kovuşturma başlamadan önce etkin pişmanlık halinde; 2/3’e kadar, Hırsızlık suçunda etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanabilmek için sürecin doğru yönetilmesi gerektiğinden, bu noktada uzman bir Kartal Avukat ile hareket edilmesi önemli avantaj sağlayabilir. ## Hırsızlık Suçunda Şahsi Cezasızlık ve İndirim Sebepleri Hırsızlık suçu ve cezası için TCK 167 maddesinde şahsi cezasızlık ve indirim nedenleri sıralanmıştır. Suçun haklarında ayrılık kararı verilmemiş eşler arasında işlenmesi cezasızlık nedenidir. Bununla birlikte; Üstsoy ve alt soy ve bu derecedeki kayın hısımlıkları veya evlat / evlatlığın işlenmesi hali de bir şahsi cezasızlık nedenidir. TCK 167 maddesinde son olarak aynı konutta birlikte yaşayan kardeşler arasında hırsızlık suçunun işlenmesi halinde de fail hakkında ceza verilmez.  ## Hırsızlık Suçunda Şahsi İndirim Nedenleri  Hırsızlık suçunun haklarında ayrılık kararı verilmiş olan eşler arasında veya aynı evde birlikte yaşamayan kardeşler arasında işlenmesi ile aynı konutta beraber yaşayan dayı, amca, teyze, hala veya yeğen gibi akrabalar arasında işlenmesi halinde fail hakkında 1/2 (yarı oranında) oranında ceza indirimi yapılır. Ayrıca suçun sıralamış olduğumuz bu kişiler arasında işlenmiş olması suçun takibi şikayete tabi olduğu bir başka işleniş biçimidir.  ## Hırsızlık Suçu Şikayete Tabi Midir? Genel olarak hırsızlık suçu şikayete tabi suçlar arasında yer almaz. Ancak aşağıda sıralamış olduğumuz durumların söz konusu olması halinde mağdurun şikayeti aranır.  - Paydaş ve elbirliği ile malik olunan eşya hakkında hırsızlık - Aynı konutta yaşayan altsoy, üstsoy eş ve kardeşler arasında hırsızlık - Hukuki bir ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla hırsızlık - Haklarında ayrılık kararı verilmiş olan eşler arasında hırsızlık - Kullanma hırsızlığı ## Sıkça Sorulan Sorular S: İlk Hırsızlık Suçunun Cezası Nedir? C: Herhangi bir suçun ilk defa işlenmiş olması Türk Ceza Kanunumuzda zorunlu olmamakla birlikte takdiri indirim nedeni, koşulların oluşması halinde para cezasına çevirme veya hapis cezasının ertelenmesine imkan tanıyabilecektir. Bu nedenle hırsızlık suçunun ilk defa işlenmesi konusunda uygulanacak ceza miktarı yönünde ayrıca bir kanun maddesi düzenlenmemiştir. S: Hırsızlık Suçu Para Cezası Ne Kadar? C: Hırsızlık suçlarında sadece TCK 141 maddesinde düzenlenmiş olan basit hırsızlık suçunun ceza alt ve üst sınırları itibariyle kısmen paraya çevrilmesi mümkündür. Yukarıda sıralamış olduğumuz indirim nedenlerinin varlığı halinde sanık hakkında 1 yıl ve daha az süreli hapis cezasına hükmedilmesi halinde diğer koşulların da oluşması halinde hapis cezası para cezasına çevrilebilir. Hırsızlık suçu para cezası şeklinde genel bir miktar Türk Ceza Kanunumuzda düzenlenmemiştir. Ceza miktarına ve sanığın hukuki statüsüne göre bu miktarlar değişiklik gösterebilir. S: Hırsızlık Suçundan Ceza Alan Ne Kadar Yatar? C: Failin seçimlik hareketlerine göre ve suçun basit hırsızlık suçu veya nitelikli hırsızlık suçunu oluşturup oluşturmadığına göre takdir edilecek olan ceza miktarları değişiklik gösterir. Basit hırsızlık suçunda ceza üst sınırı 3 yıl iken, nitelikli hırsızlık suçunda bu süre 12 yıla kadar çıkabilmektedir. Bu sürelere daha ağır cezayı gerektiren haller ile cezada indirim nedenleri dahil değildir. S: Hırsızlık Suçundan Tutuklama Olur mu? C: Herhangi bir suçtan şüpheli hakkında tutuklama tedbiri uygulanabilmesi için genellikle ceza üst sınırı, failin delilleri yok etme veya kaçma şüphesi gibi durumlar dikkate alınır. Şüpheli bu ve benzer durumların söz konusu olması halinde tutuklama tedbiri uygulanması mümkündür. Basit hırsızlık suçunun ceza üst sınırı dikkate alındığında tutuklama tedbiri sık uygulanmasa da nitelikli hırsızlık suçunda tutuklama tedbirleri ceza üst sınırları da dikkate alınarak sıkça uygulandığına rastlamaktayız. S: Hırsızlıkta Delil Yoksa Ne Olur? C: Türk Ceza Kanunumuzda suç olarak tanımlanmış herhangi bir suçtan sanık hakkında cezai hüküm kurulabilmesi için öncelikle bu suça ilişkin unsurların eksiksiz bir şekilde mevcut olayda bulunması gerekir. Aynı kural hırsızlık suçu ve cezası içinde geçerlidir. Hırsızlık suçunun işlendiğine dair yeterli bir delil bulunmaması halinde sanık hakkında CMK 223 ve devamı maddeleri uyarınca beraat kararı verilmelidir. Bu konuda ceza avukatından destek almanız sürecin daha sağlıklı ilerlemesine imkan tanır. --- # Kartal Aile Hukuku Avukatı URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/kartal-aile-hukuku-avukati/ Güncelleme: 2026-04-10 Kısa cevap: Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal'da boşanma, velayet, nafaka, mal paylaşımı ve 6284 sayılı Kanun kapsamındaki koruma tedbirlerinde hizmet verir. Anlaşmalı boşanma Kartal Aile Mahkemesinde genellikle tek duruşmada, kararın kesinleşmesiyle birlikte yaklaşık iki ayda tamamlanır; çekişmeli boşanma İstanbul'da ortalama 1,5-2 yıl sürer. Büro Cevizli, Kepez Sk. No:7 Kat:4 Kartal adresindedir; ilk görüşme ücretsizdir. Kartal aile hukuku avukatı arayışındaki bireyler için doğru hukuki temsilin önemi, davanın her aşamasında kendini açıkça ortaya koyar. Boşanma, velayet, nafaka, mal paylaşımı ya da aile içi şiddet gibi kritik süreçlerde yanınızda deneyimli ve güvenilir bir avukat olmak; hem hak kayıplarını önler hem de sürecin en hızlı ve doğru biçimde ilerlemesini sağlar. Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal merkezli ofisiyle İstanbul Anadolu yakasındaki müvekkillerine kapsamlı, şeffaf ve çözüm odaklı aile hukuku hizmeti sunmaktadır. Kartal'ın en iyi avukat kadrosu olarak müvekkillerimizin haklarını kararlılıkla savunuyoruz. ## Aile Hukuku Nedir? Hangi Konuları Kapsar? Aile hukuku; evlilik birliğinin kurulmasından sona ermesine, eşler arasındaki kişisel ve mali ilişkilerin düzenlenmesinden çocuğa yönelik hukuki güvencelere kadar geniş bir alanı kapsamaktadır. Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) ikinci kitabında düzenlenen bu alan; boşanma, velayet, nafaka, mal paylaşımı, soybağı, evlat edinme, aile içi şiddet ve uzaklaştırma kararları ile aile mahkemelerinde görülen diğer tüm uyuşmazlıkları içermektedir. Aile hukukuna konu olan davaların her biri, kendine özgü prosedürleri, yasal süreleri ve ispat yükleri nedeniyle hukuki temsil olmaksızın yürütülmesi son derece güç süreçlerdir. Bu nedenle aile hukukunda uzmanlaşmış bir avukatla çalışmak; zaman kaybını, hak kayıplarını ve telafisi zor sonuçları önlemenin en etkili yoludur. ## Kartal'da Aile Hukuku Avukatı Neden Önemlidir? İstanbul Anadolu yakasının merkezi ilçelerinden biri olan Kartal, yoğun nüfusu ve hareketli kentsel yapısıyla aile hukuku uyuşmazlıklarının sıkça yaşandığı bir bölgedir. Kartal Aile Mahkemesi'nde görülen davaların hacmi ve çeşitliliği göz önünde bulundurulduğunda, yerel mahkeme pratiklerine, bölgedeki uygulamalara ve Kartal'ın yargı çevresine hâkim bir avukatla çalışmanın değeri net biçimde ortaya çıkmaktadır. Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal'da konuşlanan ofisiyle Kartal Aile Mahkemesi, İstanbul Anadolu Bölge Adliye Mahkemesi ve Maltepe ile Pendik ilçelerindeki yargı süreçlerinde etkin biçimde müvekkillerini temsil etmektedir. Yerel yargı süreçlerine yakın olmanın pratik avantajı, dava yönetiminde hız ve verimlilik açısından belirleyici bir etkendir. ## Kartal Aile Hukuku Avukatı Olarak Sunduğumuz Hizmetler ## Anlaşmalı Boşanma Davası Anlaşmalı boşanma, evliliğin en az bir yıl sürmüş olması ve tarafların velayet, nafaka, mal paylaşımı ile tazminat konularında tam mutabakat sağlamış olması koşuluyla açılabilen bir dava türüdür. Kartal Aile Mahkemesi'nde genellikle tek duruşmayla sonuçlanan bu süreç, İstanbul'da kararın kesinleşmesiyle birlikte ortalama iki ay içinde tamamlanmaktadır. Koza Avukatlık olarak anlaşmalı boşanma protokolünün hukuki geçerlilik koşullarını eksiksiz karşılamasını, müvekkillerimizin duruşmada haklarını en iyi şekilde temsil etmesini ve sürecin en kısa sürede sonuçlanmasını sağlıyoruz. ## Çekişmeli Boşanma Davası Tarafların boşanma gerekçeleri, velayet, nafaka veya mal paylaşımı konularında anlaşamadığı durumlarda çekişmeli boşanma davası açılmaktadır. Bu dava türü; tanık beyanları, delil sunumu, bilirkişi incelemeleri ve sıklıkla istinaf ya da temyiz aşamalarını kapsadığından İstanbul'da ortalama 1,5 ile 2 yıl arasında sürebilmektedir. Çekişmeli boşanmada etkili bir dava stratejisi belirlemek, dava dilekçesini hukuki açıdan sağlam biçimde hazırlamak ve duruşmalarda güçlü bir savunma oluşturmak kritik önem taşımaktadır. Koza Avukatlık, bu süreçte müvekkillerinin hem hukuki hem de kişisel çıkarlarını kararlılıkla korumaktadır. ## Velayet Davası ve Velayet Değişikliği Boşanma sonrasında ya da boşanmadan bağımsız olarak açılabilen velayet davaları, çocuğun üstün yararı ilkesi temel alınarak sonuçlandırılmaktadır. Türk Medeni Kanunu, velayetin belirlenmesinde çocuğun eğitim, sağlık ve duygusal ihtiyaçlarını karşılayabilecek ebeveynin hangisi olduğunu esas almaktadır. Velayet hakkının değiştirilmesi taleplerinde ise koşulların önemli ölçüde değiştiğinin ispat edilmesi gerekmektedir. Koza Avukatlık, velayet davalarında müvekkillerini Kartal Aile Mahkemesi nezdinde etkin biçimde temsil etmekte; sosyal inceleme raporları ve uzman görüşleri sürecinde hukuki desteğini kesintisiz sürdürmektedir. ## Nafaka Davaları: Tedbir, Yoksulluk ve İştirak Nafakası Nafaka, boşanma sürecinde ve sonrasında en sık gündeme gelen konular arasındadır. Tedbir nafakası dava sürecinde talep edilirken, yoksulluk nafakası boşanmadan sonra yoksulluğa düşecek tarafın başvurabileceği bir haktır. İştirak nafakası ise çocuğun bakımı için velayeti almayan ebeveynin maddi katkı sağlamasına yönelik düzenlenmektedir. Nafaka miktarının belirlenmesinde ödeme yükümlüsünün gelir durumu, nafaka alacaklısının ihtiyaçları ve hakkaniyet ilkesi belirleyici olmaktadır. Koza Avukatlık; nafaka artırım, azaltım ve ihtiyati tedbir kararlarını da aktif olarak takip etmektedir. ## Mal Paylaşımı ve Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi Türkiye'de geçerli yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimine göre evlilik birliği içinde elde edilen mallar üzerinde eşlerin eşit hakkı bulunmaktadır. Kişisel mallar, miras yoluyla edinilen varlıklar ve evlilik öncesine ait mülkler bu paylaşımın dışında tutulmaktadır. Taşınmazlar, araçlar, şirket hisseleri ve banka hesaplarını kapsayan bu süreç, karmaşık hukuki değerlendirmeler gerektirmektedir. Koza Avukatlık, mal paylaşımı uyuşmazlıklarında müvekkillerinin haklarını tam olarak koruyacak kapsamlı strateji geliştirmektedir. ## Aile İçi Şiddet, Uzaklaştırma Kararı ve Koruma Tedbirleri 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında alınan koruma ve uzaklaştırma kararları, aile içi şiddet mağdurları için en hızlı ve etkili hukuki çaredir. Mahkemenin acil durumlarda aynı gün verebileceği bu geçici tedbirler için Koza Avukatlık, müvekkillerini ivedilikle yönlendirmekte ve gerekli başvuruları en kısa sürede gerçekleştirmektedir. ## Kartal En İyi Aile Hukuku Avukatı Nasıl Seçilir? Kartal en iyi aile hukuku avukatı arayanların göz önünde bulundurması gereken temel kriterler şunlardır: - Aile hukukuna odaklanmış deneyim: Aile hukuku, genel hukuki bilginin ötesinde özelleşmiş bir alandır. Her davanın kendine özgü dinamikleri ve riski mevcuttur. - Müvekkil iletişimine verilen önem: Dava sürecinin her aşamasında şeffaf biçimde bilgilendirilmek, kaliteli avukatlık hizmetinin temel göstergesidir. - Yerel mahkeme deneyimi: Kartal Aile Mahkemesi'ndeki uygulamalara ve bölgesel hukuki pratiklere hâkim olmak, davada somut avantaj sağlamaktadır. - Referanslar ve müvekkil yorumları: Google yorumları ve çevreden gelen samimi tavsiyeler, güvenilir değerlendirme araçları arasında yer almaktadır. - Ücretsiz ilk görüşme imkânı: Avukatı tanımadan ve davanızı değerlendirmeden karar vermek, hak kayıplarına zemin hazırlayabilmektedir. Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Av. Fatma Umay Bayrak ve Av. Büşra Onay Oğurcu liderliğindeki deneyimli kadrosuyla bu kriterlerin tamamını karşılamakta; müvekkillerine yalnızca hukuki değil, insan odaklı bir hizmet anlayışı sunmaktadır. ## Kartal Aile Hukuku Avukatı Tavsiye: Koza Avukatlık Neden Tercih Edilmeli? Kartal aile hukuku avukatı tavsiye arayanlar için Koza Avukatlık'ı diğerlerinden ayıran başlıca unsurlar şunlardır: - Güven ve şeffaflık ilkesi: Her müvekkile davanın güçlü ve zayıf yönleri dahil gerçekçi bir değerlendirme sunulmakta; abartılı vaat yerine dürüst bilgilendirme esas alınmaktadır. - Çözüm odaklı yaklaşım: Her dava müvekkilin bireysel ihtiyaçları ve hedefleri doğrultusunda özel olarak ele alınmakta, alternatif çözüm yolları sürekli değerlendirilmektedir. - Ücretsiz ön görüşme: İlk danışmanlık görüşmesi ücretsiz sunulmakta; müvekkilin avukatla tanışarak davasını değerlendirme fırsatı elde etmesi sağlanmaktadır. - Hız ve erişilebilirlik: Telefon, WhatsApp ve iletişim formu aracılığıyla hızla ulaşılabilen büro, sorulara anında yanıt vermektedir. - Bölgesel uzmanlık: Kartal, Maltepe ve çevre ilçelerdeki yargı süreçlerine odaklanarak İstanbul Anadolu yakasının hukuki pratiklerini derinlemesine bilen bir ekip sunan Koza Avukatlık, yerel uzmanlığını müvekkil lehine avantaja dönüştürmektedir. Gerçek müvekkil geri bildirimlerinde "davanın her aşamasında bilgilendirdi", "samimi ve özverili ilgi" ve "profesyonel tavır" gibi ifadeler öne çıkmakta; bu da büronun hizmet kalitesini belgeler niteliktedir. ## Kartal Aile Hukuku Avukatı Ücretleri 2026 Kartal aile hukuku avukatı ücretleri; davanın türüne, karmaşıklığına ve sürecin uzunluğuna göre farklılık göstermektedir. Türkiye Barolar Birliği her yıl güncellediği asgari ücret tarifesiyle avukatlık ücretlerine yasal alt sınır belirlemekte olup hiçbir avukat bu tarifenin altında ücret talep edememektedir. Dava Türü Ücret Yapısı Ortalama Süre Anlaşmalı Boşanma Sabit ücret (tek duruşma) ~2 ay Çekişmeli Boşanma Dava karmaşıklığına göre belirlenir 1,5 – 2 yıl Velayet Davası Ayrı dava olarak ya da boşanmayla birleşik Değişken Nafaka Davası Dava türüne ve talebin büyüklüğüne göre Değişken Mal Paylaşımı Varlık büyüklüğüne ve karmaşıklığına göre Değişken Koza Avukatlık olarak ücretlendirme politikamız tamamen şeffaftır. İlk görüşmede davanızın niteliğine göre ücret bilgisi açıkça paylaşılmakta; müvekkillerimizin ne kadar ödeyeceğini ve karşılığında hangi hizmetleri alacağını baştan net biçimde bilmesi sağlanmaktadır. Avukatlık ücretini yalnızca bir maliyet kalemi olarak değil, haklarınızın korunmasına yapılan bir yatırım olarak değerlendirmeniz önerilmektedir. ## Kartal Aile Hukuku Avukatları Arasındaki Farklar Kartal'da aile hukuku avukatı seçerken yalnızca ücret veya ofis konumunu değil; avukatın uzmanlık alanını, müvekkil iletişimindeki kalitesini ve yerel mahkeme deneyimini bir bütün olarak değerlendirmek gerekmektedir. Genel hukuk büroları her alanda hizmet verebilirken, aile hukukuna odaklanmış bürolar bu alanda çok daha derinlemesine bilgi ve pratik deneyim sunmaktadır. Koza Avukatlık, aile hukuku başta olmak üzere boşanma, velayet ve nafaka davalarında edindiği yoğun deneyimle Kartal'da bu ayrımı net biçimde ortaya koymaktadır. ## Neden Bizi Tercih Etmelisiniz? Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Cevizli Mah. Kepez Sk. No:7 Kat:4 Kartal/İstanbul adresinde faaliyet göstermekte; Kartal ve çevre ilçelerdeki müvekkillerine hızlı, erişilebilir ve güvenilir hukuki destek sunmaktadır. Av. Fatma Umay Bayrak ve Av. Büşra Onay Oğurcu'nun liderliğindeki ekip, yıllarca süren mesleki deneyimi ve müvekkil odaklı çalışma anlayışıyla aile hukukunun en zorlu süreçlerinde dahi yanınızda olmaktadır. İlk danışmanlık görüşmesini ücretsiz olarak sunmamız, sizi doğru kararı vermeden önce yeterince bilgilendirme taahhüdümüzün somut bir yansımasıdır. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Kartal'da boşanma davası nereye açılır? C: Boşanma davası, taraflardan birinin yerleşim yeri veya son altı aydır birlikte ikamet ettikleri yer aile mahkemesinde açılmaktadır. Kartal'da ikamet eden eşler, Kartal Aile Mahkemesi'nde dava açabilmektedir. S: Anlaşmalı boşanmada avukata gerek var mı? C: Hukuki olarak zorunlu olmamakla birlikte, protokolün mahkeme tarafından onaylanmaması durumunda dava uzayabilmektedir. Avukatlık desteği, bu riskleri en baştan ortadan kaldırmaktadır. S: Velayet kararı sonradan değiştirilebilir mi? C: Evet. Koşulların önemli ölçüde değiştiğinin ispat edilmesi durumunda velayet hakkının yeniden düzenlenmesi talep edilebilmektedir. Koza Avukatlık, velayet değişikliği davalarında da etkin hukuki destek sunmaktadır. S: Nafaka miktarı nasıl belirlenir? C: Nafaka miktarı; ödeme yükümlüsünün gelir durumu, nafaka alacaklısının gerçek ihtiyaçları ve hakkaniyet ilkesi çerçevesinde hâkim tarafından belirlenmektedir. Somut rakamlar için büromuzla görüşmeniz önerilmektedir. S: Mal paylaşımında evlilik öncesi mallar dahil midir? C: Hayır. Türkiye'deki yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimine göre yalnızca evlilik birliği içinde elde edilen mallar paylaşıma tabidir. Kişisel mallar ve miras yoluyla edinilen varlıklar bu kapsamın dışındadır. S: Koza Avukatlık ile nasıl iletişime geçebilirim? C: Telefon (+90 538 980 49 46 / +90 535 924 18 52), WhatsApp veya kozaavukatlik@gmail.com e-posta adresi üzerinden ulaşabilirsiniz. Çalışma saatlerimiz Pazartesi – Cuma 09:00 – 18:00'dir. İlk görüşme ücretsizdir. --- # Kartal Çekişmeli Boşanma Avukatı URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/kartal-cekismeli-bosanma-avukati/ Güncelleme: 2026-04-09 Kartal çekişmeli boşanma avukatı arayışındaki bireyler için doğru hukuki temsilin önemi, davanın ilk gününden itibaren belirleyici biçimde hissedilmektedir. Çekişmeli boşanma; velayet, nafaka, mal paylaşımı ve tazminat gibi pek çok tartışmalı konuyu aynı anda kapsayan, delil yönetiminin ve dava stratejisinin sonucu doğrudan etkilediği karmaşık bir yargılama sürecidir. Bu süreçte deneyimli, kararlı ve yerel mahkeme pratiklerine hâkim bir avukatla çalışmak; hem hak kayıplarının önüne geçer hem de davanın en etkin biçimde yönetilmesini sağlar. Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal merkezli ofisiyle İstanbul Anadolu yakasındaki müvekkillerine kapsamlı ve şeffaf çekişmeli boşanma hizmeti sunmaktadır. Kartal boşanma avukatı olarak her müvekkilimizin davası için özel strateji geliştiriyor, süreci başından sonuna kadar yönetiyoruz. ## Çekişmeli Boşanma Davası Nedir? Çekişmeli boşanma davası; tarafların boşanma konusunda ya da boşanmanın sonuçları olan velayet, nafaka, mal paylaşımı ve tazminat gibi meselelerde uzlaşamadığı durumlarda açılan dava türüdür. Türk Medeni Kanunu'nun 166. maddesi kapsamında evlilik birliğinin temelinden sarsıldığının ispat edilmesi gereken bu davalar, anlaşmalı boşanmaya kıyasla çok daha uzun ve teknik bir yargılama sürecini kapsamaktadır. Taraflar bu süreçte boşanma gerekçelerini, çocuğun velayetine ilişkin taleplerini ve mali haklarını tanıklar, belgeler ve bilirkişi raporlarıyla ispat etmek zorundadır. Sürecin her aşamasında güçlü bir hukuki temsil, davanın seyrini kökten değiştirebilmektedir. ## Çekişmeli Boşanma ile Anlaşmalı Boşanma Arasındaki Fark Anlaşmalı boşanmada taraflar velayet, nafaka ve mal paylaşımı konularında önceden mutabık kalmış olduğundan dava genellikle tek duruşmayla sonuçlanır. Çekişmeli boşanmada ise tarafların hiçbir konuda anlaşamaması ya da yalnızca bazı meselelerde uyuşamaması söz konusudur; bu da yargılama sürecini önemli ölçüde uzatmaktadır. İstanbul'da çekişmeli boşanma davaları ortalama 1,5 ile 2 yıl arasında sürmekte, istinaf ve temyiz aşamalarının devreye girmesi durumunda bu süre daha da uzayabilmektedir. Kartal Aile Mahkemesi'nin iş yüküne bağlı olarak duruşma araları da süreci etkileyen önemli bir faktördür. Tüm bu değişkenleri göz önünde bulundurarak etkin bir dava takvimi oluşturmak, deneyimli bir çekişmeli boşanma avukatının temel görevleri arasındadır. ## Çekişmeli Boşanma Davası Nasıl Açılır? Çekişmeli boşanma davası, taraflardan birinin yerleşim yeri ya da son altı aydan beri birlikte ikamet ettikleri yer aile mahkemesine dava dilekçesi sunulmasıyla başlar. Kartal'da ikamet eden eşler, Kartal Aile Mahkemesi'nde dava açabilmektedir. Dava dilekçesinde boşanma gerekçesinin açık ve hukuki dayanakları olan biçimde ortaya konulması, ilk aşamadan itibaren davanın seyrini etkiler. Yanlış ya da eksik hazırlanmış bir dava dilekçesi, daha başlangıçta ciddi dezavantajlara yol açabilmektedir. Koza Avukatlık olarak dava dilekçesini, delil listesini ve tanık beyanlarını özenle hazırlayarak müvekkillerimizi en güçlü konumda yargılama sürecine dahil ediyoruz. ## Çekişmeli Boşanma Davası Süreci Aşama Aşama Dava dilekçesinin hazırlanması ve mahkemeye sunulması → Davalı tarafa tebligat ve cevap dilekçesi → İlk duruşma ve ön inceleme → Tarafların delillerini sunması ve tanıkların dinlenmesi → Gerektiğinde bilirkişi incelemesi ve sosyal inceleme raporu → Müzakere, sözlü yargılama ve karar aşaması → Karara itiraz için istinaf ve temyiz yolu. Her aşama, hukuki sürelere uyum ve doğru hamle açısından kritik önem taşımaktadır. ## Kartal'da Çekişmeli Boşanma Davalarında En Kritik Konular ## Kusur Tespiti ve Boşanma Gerekçesi Çekişmeli boşanma davalarında kusur dağılımı; nafaka, tazminat ve bazı durumlarda velayet kararı üzerinde doğrudan belirleyicidir. Sadakat yükümlülüğünün ihlali, şiddet, hakaret, terk ve ekonomik şiddet gibi gerekçelerin mahkemede ispat edilmesi, güçlü bir delil stratejisini zorunlu kılmaktadır. Koza Avukatlık, müvekkillerinin kusur durumunu en doğru biçimde belgeleyecek delil toplama ve tanık yönetimi süreçlerini titizlikle yürütmektedir. ## Çocuğun Velayeti Çekişmeli boşanmalarda velayet meselesi çoğunlukla en tartışmalı başlık olmaktadır. Türk Medeni Kanunu, velayetin belirlenmesinde çocuğun üstün yararı ilkesini esas almakta; çocuğun eğitim, sağlık ve duygusal ihtiyaçlarını en iyi karşılayabilecek ebeveyn belirleyici olmaktadır. Sosyal inceleme raporları ve uzman görüşleri bu süreçte hâkimin kararını şekillendiren temel unsurlardır. Koza Avukatlık, velayet süreçlerinde sosyal inceleme hazırlığından duruşma temsiline kadar bütünsel bir destek sunmaktadır. ## Nafaka Talebi ve Miktarının Belirlenmesi Çekişmeli boşanmada dava süresince tedbir nafakası talep edilebilmekte, boşanma kararıyla birlikte yoksulluk nafakası ve iştirak nafakası da hüküm altına alınmaktadır. Nafaka miktarının mahkemece belirlenmesinde tarafların gelir durumu, yaşam standardı ve hakkaniyet ilkesi esas alınmaktadır. Nafaka taleplerinin güçlü biçimde desteklenmesi ya da haksız talepler karşısında etkin savunma oluşturulması, dava stratejisinin ayrılmaz bir parçasıdır. ## Mal Paylaşımı Uyuşmazlıkları Edinilmiş mallara katılma rejimine göre evlilik içinde elde edilen mallar üzerinde eşlerin eşit hakkı bulunmaktadır. Taşınmazlar, araçlar, şirket hisseleri, yatırım hesapları ve diğer varlıkların doğru biçimde tespit edilip paylaşıma dahil edilmesi ya da kişisel mal niteliği taşıdığının ispat edilmesi, mali haklar açısından büyük önem taşımaktadır. Koza Avukatlık, mal paylaşımı uyuşmazlıklarında ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararlarının alınması dahil kapsamlı bir strateji izlemektedir. ## Maddi ve Manevi Tazminat Talepleri Boşanmada kusurlu olan taraftan diğerinin maddi ve manevi tazminat talep etme hakkı bulunmaktadır. Maddi tazminatta mevcut veya beklenen menfaatlerin yitirilmesi, manevi tazminatta ise kişilik haklarına verilen zarar esas alınmaktadır. Bu taleplerin mahkemede etkin biçimde ileri sürülmesi, hukuki dayanağının sağlam tutulmasını gerektirmektedir. ## Kartal En İyi Çekişmeli Boşanma Avukatı Nasıl Seçilir? Kartal en iyi çekişmeli boşanma avukatı arayanların göz önünde bulundurması gereken kriterler şunlardır: - Çekişmeli boşanma davalarına özgü deneyim: Genel aile hukuku bilgisinin ötesinde, çekişmeli davaların delil yönetimi, tanık stratejisi ve çapraz sorgu gibi teknik boyutlarına hâkim olmak gerekmektedir. - Yerel mahkeme deneyimi: Kartal Aile Mahkemesi'ndeki pratiklere ve hâkim eğilimlerine yakın olmak, dava yönetiminde somut avantaj sağlamaktadır. - Net dava stratejisi: İlk görüşmede davanın güçlü ve zayıf yönlerini açıkça ortaya koyan, gerçekçi beklenti yöneten avukat doğru seçimin işaretidir. - Kesintisiz iletişim: Uzun süren çekişmeli boşanma davalarında her duruşma öncesinde ve sonrasında müvekkili bilgilendiren bir avukat, süreci yönetilebilir kılmaktadır. - Müvekkil referansları: Google yorumları ve gerçek deneyimler, avukat seçiminde güvenilir göstergeler arasındadır. Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Av. Fatma Umay Bayrak ve Av. Büşra Onay Oğurcu liderliğindeki deneyimli kadrosuyla çekişmeli boşanma davalarının tüm aşamalarında müvekkillerini kararlılıkla temsil etmektedir. ## Kartal Çekişmeli Boşanma Avukatı Tavsiye: Koza Avukatlık Neden Tercih Edilmeli? Kartal çekişmeli boşanma avukatı tavsiye arayanlar için Koza Avukatlık'ı öne çıkaran başlıca unsurlar şunlardır: - Dürüst ve gerçekçi değerlendirme: İlk görüşmede davanın olası sonuçları, riskleri ve süresi hakkında abartısız ve net bilgi paylaşılmaktadır. - Bireyselleştirilmiş dava stratejisi: Her çekişmeli boşanma davası kendi koşulları içinde değerlendirilerek müvekkile özgü bir hukuki strateji geliştirilmektedir. - Kartal Aile Mahkemesi'nde aktif deneyim: Yerel mahkemede edinilen birikim, duruşmaların etkin yönetimini doğrudan desteklemektedir. - Şeffaf ücretlendirme: Başlangıçta net biçimde belirlenen ücret politikasıyla süreçte sürpriz maliyetlerle karşılaşılmamaktadır. - Ücretsiz ilk görüşme: Davanızı değerlendirmek ve avukatımızla tanışmak için herhangi bir ücret talep edilmemektedir. ## Kartal Çekişmeli Boşanma Avukatı Ücretleri 2026 Kartal çekişmeli boşanma avukatı ücretleri; davanın karmaşıklığına, kapsamına ve yargılama süresine göre değişmektedir. Türkiye Barolar Birliği'nin yıllık olarak yayımladığı asgari ücret tarifesi, avukatlık ücretleri için yasal alt sınırı belirlemektedir. Kapsam Ücret Yapısı Notlar Yalnızca boşanma (velayet/nafaka talebi yok) Temel dava ücreti Baro asgari tarifesi geçerli Boşanma + velayet + nafaka Kapsamlı dava ücreti Dava adedi ve karmaşıklığa göre Boşanma + mal paylaşımı + tazminat Genişletilmiş dava paketi Varlık büyüklüğüne göre değişir İstinaf / Temyiz aşaması Ek dava ücreti Ayrıca belirlenir Koza Avukatlık olarak ücret politikamız tam anlamıyla şeffaftır. İlk görüşmede davanızın niteliğine göre ücret bilgisi net biçimde aktarılmaktadır. Çekişmeli boşanma sürecinde avukatlık desteğini yalnızca bir maliyet olarak değil, haklarınızı ve geleceğinizi güvence altına alan bir yatırım olarak değerlendirmeniz önerilmektedir. ## Kartal'da Çekişmeli Boşanma Avukatları Arasındaki Farklar Kartal'da çekişmeli boşanma avukatı seçiminde dikkat edilmesi gereken en önemli ayrım, avukatın yalnızca genel aile hukukuyla mı yoksa ağırlıklı olarak çekişmeli davalarla mı ilgilendiğidir. Çekişmeli boşanma davaları; delil toplama, tanık yönetimi, çapraz sorgu ve ihtiyati tedbir talepleri gibi teknik beceriler gerektiren özel bir alandır. Bu alana odaklanmış bir büro, genel hukuk bürolarının sunabileceğinden çok daha derin bir uzmanlık ve pratik birikim sunmaktadır. Koza Avukatlık, Kartal'da çekişmeli boşanma davalarında edindiği yoğun deneyimle bu ayrımı net biçimde ortaya koymaktadır. ## Neden Bizi Tercih Etmelisiniz? Koza Avukatlık ve Danışmanlık; Cevizli Mah. Kepez Sk. No:7 Kat:4 Kartal/İstanbul adresinde faaliyet göstermekte, Kartal ve çevre ilçelerdeki müvekkillerine hızlı, erişilebilir ve güvenilir hukuki destek sunmaktadır. Av. Fatma Umay Bayrak ve Av. Büşra Onay Oğurcu'nun liderliğindeki ekip; çekişmeli boşanmanın en zorlu aşamalarında dahi müvekkillerin yanında, haklarını kararlı ve etkin biçimde savunmaktadır. İlk danışmanlık görüşmesini ücretsiz sunmamız, sizi karar vermeden önce yeterince bilgilendirme taahhüdümüzün somut göstergesidir. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Çekişmeli boşanma davası ne kadar sürer? C: İstanbul'da çekişmeli boşanma davaları ortalama 1,5 ile 2 yıl sürmektedir. İstinaf ve temyiz aşamalarının devreye girmesi durumunda bu süre uzayabilmektedir. Davanın kapsamı ve mahkemenin iş yükü de belirleyici faktörler arasındadır. S: Çekişmeli boşanmada delil olarak ne sunulabilir? C: Tanık beyanları, mesajlaşma kayıtları, fotoğraflar, banka hesap ekstreleri, hastane raporları, güvenlik kamera görüntüleri ve benzeri belgeler delil olarak mahkemeye sunulabilmektedir. Delillerin hukuka uygun biçimde elde edilmesi ve sunulması kritik önem taşımaktadır. S: Çekişmeli boşanmada velayet kime verilir? C: Hâkim, çocuğun üstün yararı ilkesi çerçevesinde sosyal inceleme raporu ve taraf beyanlarını değerlendirerek velayet kararını vermektedir. Çocuğun yaşı, sağlığı, eğitim durumu ve her iki ebeveynin koşulları bu kararı belirleyen başlıca etkenlerdir. S: Karşı taraf boşanmak istemiyorsa ne olur? C: Türk hukukunda evlilik birliğinin temelinden sarsıldığının mahkemece tespiti halinde boşanma kararı verilebilmektedir. Karşı tarafın reddi, dava açılmasına engel değildir. Koza Avukatlık, bu tür davalarda gerekçelerin en güçlü biçimde ispatlanmasını sağlamaktadır. S: Çekişmeli boşanmada avukat tutmak zorunlu mudur? C: Hukuken zorunlu olmamakla birlikte, delil yönetimi, tanık stratejisi ve duruşma süreci göz önüne alındığında uzman avukat desteği olmadan bu tür davaları başarıyla yürütmek son derece güçtür. Hak kayıplarını önlemek açısından profesyonel hukuki temsil kuvvetle önerilmektedir. S: Koza Avukatlık ile nasıl iletişime geçebilirim? C: Telefon (+90 538 980 49 46 / +90 535 924 18 52), WhatsApp veya kozaavukatlik@gmail.com adresi üzerinden ulaşabilirsiniz. Çalışma saatlerimiz Pazartesi – Cuma 09:00 – 18:00'dir. İlk görüşme ücretsizdir. --- # Avukata Vekaletname Nasıl Verilir? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/avukata-vekaletname-nasil-verilir/ Güncelleme: 2026-03-31 Kısa cevap: Avukatın bir kişi adına işlem yapabilmesi için vekaletname verilmesi gerekir. Vekaletname ülke içinde en yakın noterden, yurt dışında Türk konsolosluklarından çıkarılır. Yanınızda kimliğiniz ve vekâlet vereceğiniz avukatın bilgileri bulunmalıdır. Çoğu dava için genel dava vekaletnamesi yeterlidir; boşanma ve nafaka gibi dava türlerinde özel dava vekaletnamesi ve iki adet vesikalık fotoğraf gerekir. İşlem noterde genellikle 10-15 dakikada tamamlanır ve avukatla aynı şehirde bulunma zorunluluğu yoktur. Avukatın bir kimse adına işlem yapabilmesi için ilgili avukata vekaletname verilmesi gerekmektedir. Ülke içerisinde size en yakın noterden, yurtdışında ise Türk Konsolosluklarından vekaletname çıkarılabilmektedir. Vekaletname vermek istediğiniz zaman mutlaka yanınızda kimliğiniz ve vekalet vereceğiniz avukatın bilgileri bulunmalıdır. (Avukatın bilgilerini kendisinden ya da Türkiye Barolar Birliği Baro Levhası'ndan öğrenebilirsiniz.) ## Vekaletname Türleri Nelerdir? Avukatınızın, sizin adınıza işlem yapabilmesi için dava türüne göre genel dava vekaletnamesi ya da özel dava vekaletnamesi vermeniz gerekir. Genellikle çoğu dava için avukata genel dava vekaletnamesi verilmesi yeterli olmaktadır. Ancak boşanma, nafaka gibi dava türlerinde özel dava vekaletnamesi verilmesi gerekmektedir. Bunun için yanınızda 2 adet vesikalık fotoğraf bulunmalıdır. Özel dava vekaletnamesinde fotoğrafınız yer alacaktır. Tüzel kişiliği olan şirketlerin vekaletname çıkarmak istemesi durumunda ise şirket yetkilisi tarafından vekaletname çıkarılacaktır. Şirket yetkilisi notere giderken yanında şirket yetki belgesi ile imza sirkülerini bulundurmalıdır. ## 18 Yaşından Küçük Çocuklar Avukata Nasıl Vekalet Verir? Henüz ergin olmamış çocuklar için anne ve baba birlikte vekaletname çıkarabileceklerdir. Anne-babanın ayrı olması durumunda ise velayet hakkına sahip olan ebeveyn tarafından velayeten vekaletname çıkarılacaktır. ## Birden Fazla Kişi Birlikte Vekalet Çıkartabilir Mi? Evet, birden fazla kişi birlikte vekaletname verebilmektedir. Bu yöntem ile vekaletname işlemleri daha ekonomik hale gelecektir. ## 2026 Vekaletname Ücreti Ne Kadar? Türkiye Barolar Birliği'nde yer alan güncel 2026 tarifesine göre vekaletname çıkarma ücreti 2.000,00 TL-3.000,00 TL arasındadır. (Ancak vekaletin türüne göre fiyat değişebilecektir.) ## Vekaletname Verme İşlemi Ne Kadar Sürer? Noterde avukata vekalet verme işlemi genellikle 10-15 dakika içerisinde tamamlanır. ## Kimlik Olmadan Vekaletname Çıkarılabilir Mi? Hayır, kimlik belgesi olmadan noterde vekaletname çıkarılamayacaktır. Ancak kimlik kartının olmaması durumunda pasaport ya da sürücü belgesi bazı durumlarda kabul edilebilir. ## Vekaletnamenin Süresi Var Mıdır? Vekaletname süreli ya da süresiz olarak düzenlenebilir. ## Vekalet Kendiliğinden Düşer Mi? Süresiz vekaletnameler kendiliğinden geçersiz hale gelmez. Vekalet veren kimsenin, noterde, vekalet verdiği avukatı azletmesi gerekir. ## Başka Şehirden Vekalet Verilebilir Mi? Bulunduğunuz yerdeki herhangi bir noterden avukata vekalet verebilirsiniz. Avukatla aynı şehirde bulunma zorunluluğu yoktur. KOZA AVUKATLIK VE DANIŞMANLIK AVUKATLARIMIZIN VEKALET BİLGİLERİ Av. Büşra ONAY OĞURCU Baro Sicil No: İstanbul 1 No'lu Barosu-82008 Adres: Cevizli, Kepez Sk. No:7 Kat:4 Daire:9 Kartal/İSTANBUL Av. Fatma Umay BAYRAK Baro Sicil No: İstanbul 1 No'lu Barosu-81036 Adres: Cevizli, Kepez Sk. No:7 Kat:4 Daire:9 Kartal/İSTANBUL Avukatlarımıza vekaletname çıkarmadan önce mutlaka bilgilendirme yapmalısınız. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Vekaletname nereden çıkarılır? C: Ülke içinde size en yakın noterden, yurt dışındaysanız Türk konsolosluklarından çıkarılabilir. Yanınızda kimliğiniz ve vekâlet vereceğiniz avukatın bilgileri bulunmalıdır. S: Hangi davalarda özel vekaletname gerekir? C: Boşanma ve nafaka gibi dava türlerinde özel dava vekaletnamesi verilmesi gerekir. Bunun için iki adet vesikalık fotoğraf gerekir; fotoğrafınız vekaletnamede yer alır. Diğer davaların çoğunda genel dava vekaletnamesi yeterlidir. S: Vekaletname çıkarmak ne kadar sürer? C: Noterde avukata vekâlet verme işlemi genellikle 10-15 dakika içinde tamamlanır. S: 18 yaşından küçük çocuklar için vekâlet nasıl verilir? C: Ergin olmamış çocuklar için anne ve baba birlikte vekaletname çıkarabilir. Anne babanın ayrı olması hâlinde velayet hakkına sahip ebeveyn velayeten vekaletname çıkarır. S: Vekâlet kendiliğinden düşer mi? C: Süresiz vekaletnameler kendiliğinden geçersiz hâle gelmez. Vekâlet verenin noterde, vekâlet verdiği avukatı azletmesi gerekir. S: Avukatla farklı şehirdeysem vekâlet verebilir miyim? C: Evet. Bulunduğunuz yerdeki herhangi bir noterden avukata vekâlet verebilirsiniz; avukatla aynı şehirde bulunma zorunluluğu yoktur. --- # Miras Davası Ne Kadar Sürer? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/miras-davasi-ne-kadar-surer/ Güncelleme: 2026-03-28 Kısa cevap: Türkiye'de bir miras davası ortalama 1 ile 3 yıl arasında sonuçlanır; karmaşık uyuşmazlıklarda süre 5 yıla kadar uzayabilir. Süreyi belirleyen başlıca etkenler davanın türü, mirasçı sayısı, bilirkişi incelemeleri ve mahkemenin iş yüküdür. Miras paylaşım davası ortalama 1-2 yıl, ortaklığın giderilmesi 1-3 yıl, tenkis davası 1-3 yıl, muris muvazaası ise 2-5 yıl sürer. Davalar sulh hukuk ya da asliye hukuk mahkemesinde görülür. Miras davaları, Türkiye’de en sık karşılaşılan hukuk davaları arasında yer alır. Bir kişinin vefatı sonrasında mirasçıların haklarını korumak veya paylaşım sürecindeki anlaşmazlıkları çözmek amacıyla açılan bu davalar çoğu zaman belirli bir süre içerisinde sonuçlanmaz. Çünkü her miras davasının süresi, davanın türüne, taraf sayısına, mahkemenin iş yüküne ve delil durumuna göre değişir. Genel olarak değerlendirildiğinde Türkiye’de bir miras davası ortalama 1 yıl ile 3 yıl arasında sonuçlanabilir. Ancak bazı karmaşık miras uyuşmazlıklarında bu süre 5 yıla kadar uzayabilmektedir.  ## Miras Davası Nedir? Miras davası, miras bırakan kişinin ölümünden sonra ortaya çıkan mal paylaşımı, miras payı veya miras hakkı uyuşmazlıklarının çözülmesi için açılan hukuk davalarıdır. Bu davalar genellikle Sulh Hukuk Mahkemesi veya Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından görülür. Miras davaları birçok farklı türde olabilir. Örneğin miras paylaşımının yapılması, miras payının ihlal edilmesi veya mirastan mal kaçırılması gibi durumlar farklı dava türlerini ortaya çıkarır. Bu nedenle miras davalarının süresi de davanın içeriğine göre farklılık gösterir. ## Miras Davasının Süresini Etkileyen Faktörler Miras davasının ne kadar süreceği tek bir faktöre bağlı değildir. Birçok hukuki ve teknik unsur süreci doğrudan etkileyebilir. ## 1. Davanın Türü Her miras davası farklı hukuki incelemeler gerektirir. Örneğin basit bir miras paylaşım davası daha kısa sürebilirken, muris muvazaası davaları çok daha uzun sürebilir. Bazı davalarda bilirkişi incelemeleri, tapu kayıtları ve tanık ifadeleri süreci uzatabilir. ## 2. Mirasçı Sayısı Mirasçı sayısı arttıkça dava süreci de uzayabilir. Çünkü mahkeme tüm mirasçıların beyanlarını almak ve haklarını değerlendirmek zorundadır. Özellikle çok sayıda mirasçının bulunduğu davalarda tebligat işlemleri bile aylar sürebilir. ## 3. Delil ve Bilirkişi İncelemeleri Tapu kayıtları, banka hesapları, şirket hisseleri gibi mal varlıklarının incelenmesi gerektiğinde bilirkişi raporları hazırlanır. Bu raporların hazırlanması çoğu zaman 3-6 ay sürebilir ve bu durum davanın toplam süresini artırır. ## 4. Mahkemenin Yoğunluğu Türkiye’de bazı şehirlerde mahkemelerin iş yükü oldukça fazladır. Bu nedenle duruşmalar arasında uzun süreler olabilir. Örneğin büyük şehirlerde duruşma tarihleri bazen 3-5 ay arayla verilebilir. ## Dava Türüne Göre Miras Davası Süreleri Miras davalarının süresi açılan dava türüne göre önemli ölçüde değişir. ## Miras Paylaşım Davası Miras paylaşım davaları genellikle mirasçıların anlaşamaması durumunda açılır. Ortalama süre: 1 - 2 yıl Bu davalarda mahkeme, mirasın nasıl paylaşılacağına karar verir. ## Ortaklığın Giderilmesi (İzale-i Şuyu) Davası Miras kalan taşınmazların paylaşımı için açılan davalardır. Ortalama süre: 1 - 3 yıl Mahkeme genellikle taşınmazın satışına ve gelirinin paylaştırılmasına karar verebilir. ## Muris Muvazaası Davası Miras bırakan kişinin mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla yaptığı işlemlerin iptal edilmesi için açılan davadır. Ortalama süre: 2 - 5 yıl Bu davalar en uzun süren miras davaları arasında yer alır. ## Tenkis Davası Miras bırakan kişinin saklı paylı mirasçıların haklarını ihlal etmesi durumunda açılır. Ortalama süre: 1 - 3 yıl Mahkeme, miras paylarının yeniden düzenlenmesine karar verebilir. ## Miras Davası Nasıl Açılır? Miras davası açabilmek için öncelikle mirasçılık belgesi alınması gerekir. Bu belge noterden veya Sulh Hukuk Mahkemesinden alınabilir. Daha sonra mirasın bulunduğu yer mahkemesinde dava açılır. Genel süreç şu şekildedir: - Mirasçılık belgesi alınması - Davanın açılması - Tebligat işlemleri - Duruşmalar - Bilirkişi incelemeleri - Mahkeme kararı Bu süreç dava türüne göre farklı aşamalar içerebilir. ## Miras Davası Daha Hızlı Nasıl Sonuçlanır? Miras davalarının hızlı sonuçlanması için bazı önemli noktalar vardır. - Belgelerin eksiksiz hazırlanması - Mirasçıların iletişim halinde olması - Uzlaşma yollarının değerlendirilmesi - Alanında uzman bir avukatla çalışılması Taraflar anlaşma sağlayabilirse dava süreci ciddi şekilde kısalabilir. ## Miras Davalarında Zamanaşımı Var mı? Bazı miras davalarında zamanaşımı süreleri bulunur. Örneğin: - Tenkis davası: 1 yıl ve en fazla 10 yıl - Muris muvazaası: zamanaşımı genellikle uygulanmaz - Ortaklığın giderilmesi: zamanaşımı yoktur Bu süreler Türk Medeni Kanunu kapsamında düzenlenmiştir. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Miras davası ortalama ne kadar sürer? C: Ortalama 1 ile 3 yıl arasındadır. Muris muvazaası gibi tapu kayıtları ve tanık incelemesi gerektiren dosyalarda süre 5 yıla kadar uzayabilir. S: Hangi miras davası en uzun sürer? C: Muris muvazaası davaları en uzun sürenlerdir; ortalama 2-5 yıl. Miras bırakanın mal kaçırma amacıyla yaptığı işlemlerin iptali istendiğinden tapu kayıtları, banka hesapları ve tanık beyanları ayrıntılı incelenir. S: Mirasçı sayısı süreyi etkiler mi? C: Evet. Mahkeme tüm mirasçıların beyanını almak zorundadır; çok sayıda mirasçının bulunduğu dosyalarda yalnızca tebligat işlemleri aylar sürebilir. S: Miras davası açmak için ne gerekir? C: Önce mirasçılık belgesi alınması gerekir; bu belge noterden ya da sulh hukuk mahkemesinden alınabilir. Ardından mirasın bulunduğu yer mahkemesinde dava açılır. S: Miras davalarında zamanaşımı var mı? C: Dava türüne göre değişir. Tenkis davasında süre bir yıl ve en fazla on yıldır. Ortaklığın giderilmesi davasında zamanaşımı yoktur; muris muvazaasında da kural olarak uygulanmaz. --- # Hisseli Tapuda Satış Nasıl Yapılır? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/hisseli-tapuda-satis-nasil-yapilir/ Güncelleme: 2026-03-27 Kısa cevap: Paylı mülkiyette her paydaş kendi payını diğer paydaşların onayını almadan üçüncü kişiye satabilir. Satış tapu müdürlüğünde resmî senetle yapılır. Bu satış diğer paydaşlara önalım hakkı verir: satışın noter aracılığıyla bildirilmesinden itibaren üç ay ve her hâlde satıştan itibaren iki yıl içinde dava açabilirler. Gayrimenkul yatırımlarında sıkça karşılaşılan konulardan biri hisseli tapu satışıdır. Bir taşınmazın birden fazla kişi tarafından ortak şekilde sahip olunması durumunda ortaya çıkan bu mülkiyet türü, satış işlemleri sırasında bazı özel kuralları beraberinde getirir. Hisseli tapu satışının nasıl gerçekleştiğini anlamak, hem hukuki riskleri azaltır hem de işlemlerin sorunsuz ilerlemesini sağlar. ## Hisseli Tapu Nedir? Hisseli tapu, bir gayrimenkulün birden fazla kişi tarafından ortak mülkiyetle sahip olunması durumudur. Tapu kayıtlarında her bir hissedarın belirli bir pay oranı bulunur. Örneğin bir arsa dört kişi tarafından eşit şekilde paylaşılmışsa her bir kişinin payı 1/4 hisse olarak kayıt altına alınır. Bu tür mülkiyetlerde önemli olan nokta, hissedarların taşınmazın belirli bir bölümüne değil tamamına ortak olmasıdır. Yani tapuda yazan hisse oranı, fiziksel bir alanı değil mülkiyet payını ifade eder. Türk Medeni Kanunu’na göre paylı mülkiyet sistemiyle düzenlenen hisseli tapular, özellikle miras yoluyla kalan taşınmazlarda oldukça yaygındır. ## Hisseli Tapuda Ön Alım (Şufa) Hakkı Nedir? Ön alım hakkı, hisseli tapularda en önemli hukuki konulardan biridir. Bu hak sayesinde diğer hissedarlar, satılan hisseyi aynı şartlarla satın alma önceliğine sahiptir. Örneğin bir hissedar payını üçüncü bir kişiye satarsa, diğer hissedarlar satışın gerçekleştiğini öğrendikten sonra mahkemeye başvurarak bu hisseyi satın alma talebinde bulunabilir. Türk Medeni Kanunu’nun 732. maddesine göre bu hak, paylı mülkiyet ilişkisini korumak amacıyla düzenlenmiştir. Ön alım hakkı şu durumlarda kullanılabilir: - Hisse üçüncü bir kişiye satıldığında - Satış resmi şekilde tapuda gerçekleştiğinde - Diğer hissedarlar satıştan haberdar olduğunda Bu hak nedeniyle hisseli tapu satışlarında noter bildirimleri ve resmi süreçler büyük önem taşır. ## Hisseli Tapu Satış Süreci Nasıl İşler? Hisseli tapuda satış işlemi, genel olarak standart tapu satış prosedürleriyle benzer şekilde ilerler. Ancak bazı ek kontroller yapılır. Satış süreci genellikle şu adımlardan oluşur: - Alıcı ve Satıcı Anlaşması: Öncelikle hissedar ile alıcı arasında satış fiyatı ve şartlar konusunda anlaşma sağlanır. - Tapu Müdürlüğünden Randevu Alınması: Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü sisteminden randevu alınarak işlem başlatılır. Resmi site: https://www.tkgm.gov.tr - Gerekli Belgelerin Hazırlanması: Satış için gerekli belgeler hazırlanır ve tapu müdürlüğüne teslim edilir. - Tapu Harcı Ödenmesi: Tapu harcı genellikle satış bedelinin %4’ü olup alıcı ve satıcı arasında paylaşılır. - Tapu Devri: İmzaların atılmasıyla birlikte hisse devri resmi olarak tamamlanır. ## Hisseli Tapu Satışında Gerekli Belgeler Tapu satış işlemleri için bazı belgelerin hazırlanması gerekir. Genellikle istenen belgeler şunlardır: - Kimlik belgesi - Tapu senedi veya ada-parsel bilgisi - DASK poliçesi - Tapu harcı ödeme dekontu - Belediyeden alınan rayiç bedel belgesi - Vekaletname (vekil varsa) Belgeler eksiksiz olduğunda satış işlemi çoğu zaman aynı gün içinde tamamlanabilir. ## Hisseli Tapu Satışında Dikkat Edilmesi Gerekenler Hisseli tapu satışlarında bazı riskler bulunur. Bu nedenle satış öncesinde bazı konular mutlaka kontrol edilmelidir. Özellikle şu noktalar önemlidir: - Diğer hissedarların ön alım hakkı - Taşınmaz üzerinde ipotek veya haciz olup olmadığı - Hisse oranının doğru belirlenmesi - Satış bedelinin gerçek değer üzerinden gösterilmesi Ayrıca satış öncesinde tapu kayıtlarının incelenmesi ve gerekiyorsa hukuki danışmanlık alınması ciddi problemlerin önüne geçebilir. ## Hisseli Tapu Satışında Vergi ve Masraflar Hisseli tapu satışlarında bazı mali yükümlülükler bulunur. Başlıca masraflar şunlardır: - Tapu harcı (%4) - Döner sermaye ücreti - Emlak vergisi borcu kontrolü - Olası değer artış kazancı vergisi Eğer gayrimenkul 5 yıl içinde satılırsa, değer artış kazancı vergisi gündeme gelebilir.   ## Sıkça Sorulan Sorular S: Hisseli tapuda payımı satmak için diğer paydaşların onayı gerekir mi? C: Gerekmez. Her paydaş kendi payı üzerinde serbestçe tasarruf edebilir ve payını üçüncü kişiye satabilir. S: Önalım (şufa) hakkı nedir? C: Paydaşlardan biri payını üçüncü kişiye sattığında, diğer paydaşların aynı koşullarla o payı satın alma hakkıdır. Dava yoluyla kullanılır. S: Önalım hakkı ne kadar sürede kullanılmalıdır? C: Satışın noter aracılığıyla bildirilmesinden itibaren üç ay, her hâlde satış tarihinden itibaren iki yıl içinde dava açılmalıdır. Süre hak düşürücüdür. S: Bir paydaş karşı çıkıyorsa taşınmazın tamamı satılabilir mi? C: Tamamının satışı için tüm paydaşların birlikte hareket etmesi gerekir. Anlaşma sağlanamazsa ortaklığın giderilmesi davası açılarak taşınmazın satışı istenebilir. S: Hisseli tapuda satış nerede yapılır? C: Taşınmazın bulunduğu yerdeki tapu müdürlüğünde, resmî senet düzenlenerek yapılır. S: Hisseli tapu satışı için hangi belgeler gerekir? C: Kimlik belgesi, tapu senedi, zorunlu deprem sigortası poliçesi, belediyeden alınan rayiç bedel belgesi ve güncel fotoğraf istenir. Vekaletle yapılacak işlemlerde ayrıca düzenleme şeklinde vekaletname gerekir. S: Hissedarlar arası satışta tapu harcı nasıl hesaplanır? C: Harç, satışa konu payın beyan edilen değeri üzerinden hesaplanır ve kural olarak alıcı ile satıcı tarafından paylaşılır. Beyan edilen değer, belediyenin rayiç bedelinin altında olamaz. --- # Kadıköy Boşanma Avukatı | Aile Hukuku ve Boşanma Davaları URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/kadikoy-bosanma-avukati/ Güncelleme: 2026-03-25 Evlilik birliğinin temelden sarsılması ve ortak hayatın çekilmez hale gelmesi, eşler için hem psikolojik hem de hukuki açıdan oldukça yıpratıcı bir dönemin başlangıcıdır. Boşanma kararı alındığında, kulaktan dolma hukuki bilgilerle hareket etmek; ileride nafaka, çocukların velayeti veya mal paylaşımı gibi konularda telafisi imkansız maddi ve manevi kayıplara yol açabilir. Koza Avukatlık ve Danışmanlık olarak, aile hukukunun getirdiği hassasiyetin bilinciyle hareket ediyoruz. Kadıköy boşanma avukatı arayışınızda, sürecin başından sonuna kadar şeffaf, hızlı ve haklarınızı maksimum düzeyde koruyan profesyonel bir hukuki destek sağlıyoruz. ## İstanbul Anadolu Yakası Boşanma Davaları Nerede Açılır? Yetkili mahkeme kuralı gereği, boşanma davaları eşlerden birinin yerleşim yeri veya eşlerin davadan önce son altı aydan beri birlikte oturdukları yerdeki Aile Mahkemelerinde açılır. Eğer Kadıköy'de ikamet ediyorsanız, boşanma davanızın görüleceği ve tüm duruşmaların yapılacağı yer Kartal'da bulunan İstanbul Anadolu Adliyesi'dir. Koza Avukatlık olarak, Anadolu Adliyesi'ndeki Aile Mahkemelerinin işleyişine, duruşma periyotlarına ve süreç yönetimine tam anlamıyla hakimiz. Davanızın en hızlı ve sorunsuz şekilde ilerlemesi için tüm adli işlemleri titizlikle takip ediyoruz. ## Kadıköy Anlaşmalı Boşanma Avukatı Evliliğin en az 1 yıl sürmüş olması şartıyla, eşlerin boşanmanın tüm hukuki ve mali sonuçları (nafaka, velayet, eşya paylaşımı, maddi/manevi tazminat) üzerinde mutabakata vardığı dava türüdür. Anlaşmalı boşanma, çekişmeli boşanmaya kıyasla çok daha kısa sürer ve tarafları daha az yıpratır. Ancak internetten indirilen taslak anlaşmalı boşanma protokolleri ile açılan davalar büyük risk taşır. Protokolde yer alan eksik veya muğlak bir ifade, yıllar sonra eski eşinizin size yeniden dava açmasına neden olabilir. Uzman bir boşanma avukatı, sizin için gelecekteki tüm hukuki açıkları kapatan, kusursuz ve size özel bir protokol hazırlar. Hazırlanan bu protokolle mahkemeye başvurulduğunda, dava genellikle ilk celsede (ortalama 1-2 ay içinde) kesinleşir. ## Kadıköy Çekişmeli Boşanma Avukatı Eşlerden birinin boşanmayı reddetmesi veya boşanmak istenmesine rağmen nafaka miktarı, çocuğun velayeti ya da kusur oranları gibi konularda uzlaşma sağlanamaması durumunda çekişmeli boşanma davası gündeme gelir. Zina (aldatma), hayata kast, pek kötü muamele, terk, suç işleme veya haysiyetsiz hayat sürme gibi özel sebeplerle dava açılabileceği gibi; şiddetli geçimsizlik (evlilik birliğinin temelden sarsılması) genel sebebiyle de dava açılabilir. Çekişmeli davalarda "Ben haklıyım" demek hukuken yeterli değildir; önemli olan bu haklılığı usulüne uygun delillerle ispat etmektir. * Tanıkların doğru yönlendirilmesi ve dinletilmesi, - Varsa darp veya hastane raporlarının sunulması, - Mesaj, fotoğraf veya resmi kurum kayıtlarının dosyaya kazandırılması gerekir. Ortalama 1,5 ila 3 yıl sürebilen bu zorlu yargılama sürecinde Koza Avukatlık ekibi, Yargıtay içtihatları ışığında haklılığınızı kanıtlamak için etkin bir strateji yürütür. ## Boşanma Sürecinde Haklarınız Nelerdir? 1. Çocuğun Velayeti ve İştirak Nafakası Boşanmada hakimin en çok önem verdiği konu çocukların maddi ve manevi menfaatidir. Çocuğun yaşı, ebeveynlerin yaşam standartları ve çocuğun psikolojik gelişimi göz önüne alınarak velayet kararı verilir. Velayet kendisine verilmeyen eş, çocuğun bakım ve eğitim masraflarına gücü oranında katılmakla yükümlüdür (İştirak Nafakası). 2. Tedbir ve Yoksulluk Nafakası Boşanma davası açıldığı andan itibaren, dava süresince maddi zorluğa düşecek olan eş için mahkeme "Tedbir Nafakası" bağlayabilir. Dava kesinleştikten sonra ise, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olan ve kusuru daha ağır olmayan eşe, diğer eş tarafından "Yoksulluk Nafakası" ödenmesine hükmedilebilir. 3. Mal Rejiminin Tasfiyesi (Mal Paylaşımı) Boşanma kararı kesinleştikten sonra, evlilik birliği içinde edinilen malların (ev, araba, banka hesapları vb.) yarı yarıya paylaşılması esastır. Eşinizin evlilik içi edinilmiş malları sizden kaçırmasını veya satmasını engellemek için davanın en başında ihtiyati tedbir kararlarının alınması hayati önem taşır. ## Koza Avukatlık Olarak Neden Bizi Tercih Etmelisiniz? Boşanma, sadece hukuki bir prosedür değil, aynı zamanda yeni bir hayatın inşasıdır. Koza Avukatlık ve Danışmanlık olarak, Kadıköy ve çevresindeki müvekkillerimize: - Sürecin her aşamasında şeffaf ve dürüst bilgilendirme yapıyor, - Ulaşılabilir bir avukatlık hizmeti sunuyor, - Gizlilik prensibine (avukat-müvekkil ilişkisine) sıkı sıkıya bağlı kalıyor, - Dava dosyalarınızı birer kağıt yığını olarak değil, insan hayatı olarak görüp empatiyle yaklaşıyoruz. Kadıköy boşanma avukatı ihtiyaçlarınız, nafaka artırım, velayet değiştirme veya uzaklaştırma kararı (6284 Sayılı Kanun) talepleriniz için ofisimizle iletişime geçebilirsiniz. Yeni hayatınıza güçlü ve güvende adımlar atmak için hukuki danışmanlık randevunuzu hemen oluşturun. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Kadıköy'de ikamet eden biri boşanma davasını nerede açmalıdır? C: Yetkili mahkeme kuralı gereği boşanma davaları eşlerden birinin yerleşim yerinde veya eşlerin davadan önce son altı aydan beri birlikte oturdukları yerdeki Aile Mahkemelerinde açılır. Kadıköy'de ikamet edenler için bu görev Kartal'da bulunan İstanbul Anadolu Adliyesi'ne aittir. S: Anlaşmalı boşanma davası açabilmek için hangi şartlar aranır? C: Anlaşmalı boşanma için evliliğin en az 1 yıl sürmüş olması ve eşlerin nafaka, velayet, eşya paylaşımı, maddi/manevi tazminat gibi boşanmanın tüm hukuki ve mali sonuçları üzerinde mutabakata varmış olması gerekir. Usulüne uygun hazırlanan bir protokolle mahkemeye başvurulduğunda dava genellikle ilk celsede, ortalama 1-2 ay içinde kesinleşir. S: Çekişmeli boşanma davası hangi durumlarda gündeme gelir? C: Eşlerden birinin boşanmayı reddetmesi veya nafaka miktarı, çocuğun velayeti ya da kusur oranları gibi konularda uzlaşma sağlanamaması hâlinde çekişmeli boşanma davası gündeme gelir. Zina, hayata kast, pek kötü muamele, terk, suç işleme veya haysiyetsiz hayat sürme gibi özel sebeplerle ya da şiddetli geçimsizlik gibi genel bir sebeple dava açılabilir. S: Çekişmeli boşanma davasında iddialar nasıl ispatlanmalıdır? C: Çekişmeli davalarda sadece haklı olduğunu ileri sürmek yeterli değildir; bu haklılığın usulüne uygun delillerle ispatlanması gerekir. Tanıkların doğru yönlendirilip dinletilmesi, varsa darp veya hastane raporlarının sunulması, mesaj, fotoğraf ya da resmi kurum kayıtlarının dosyaya kazandırılması bu süreçte önem taşır. S: Boşanma sürecinde çocuğun velayeti nasıl belirlenir? C: Velayet kararı verilirken çocuğun yaşı, ebeveynlerin yaşam standartları ve çocuğun psikolojik gelişimi göz önünde bulundurulur; hâkim için en önemli konu çocuğun maddi ve manevi menfaatidir. Velayet kendisine verilmeyen eş, çocuğun bakım ve eğitim masraflarına gücü oranında katılmakla yükümlüdür. S: Boşanma davasında nafaka türleri nelerdir? C: Dava süresince maddi zorluğa düşecek olan eş için mahkeme tedbir nafakası bağlayabilir. Dava kesinleştikten sonra ise boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olan ve kusuru daha ağır olmayan eşe, diğer eş tarafından yoksulluk nafakası ödenmesine hükmedilebilir. S: Boşanmada mal paylaşımı nasıl yapılır? C: Boşanma kararı kesinleştikten sonra evlilik birliği içinde edinilen malların (ev, araba, banka hesapları vb.) yarı yarıya paylaşılması esastır. Eşin bu malları kaçırmasını veya satmasını önlemek amacıyla davanın en başında ihtiyati tedbir kararlarının alınması önem taşır. --- # Maltepe Boşanma Avukatı ve Danışmanlık URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/maltepe-bosanma-avukati/ Güncelleme: 2026-03-25 Kısa cevap: Anlaşmalı boşanma davaları genellikle tek celsede, ortalama bir ila iki ayda kesinleşir. Çekişmeli davalarda yerel mahkeme aşaması bir ila üç yıl sürebilir. 2002 yılından sonra evlenen çiftler için yasal mal rejimi edinilmiş mallara katılmadır. Evlilik birliğini sonlandırma kararı almak, insan hayatındaki en zorlu ve duygusal kırılma noktalarından biridir. Bu kararın ardından başlayan hukuki süreç ise; nafaka, çocukların velayeti, mal paylaşımı ve tazminat gibi hayatınızın geri kalanını doğrudan etkileyecek son derece kritik aşamalar içerir. Bu belirsizliklerle dolu dönemi tek başınıza, kulaktan dolma bilgilerle veya internetten bulduğunuz standart dilekçelerle yönetmeye çalışmak, geri dönüşü olmayan ciddi hak kayıplarına yol açabilir. İstanbul Maltepe boşanma avukatı arayışınızda, Koza Avukatlık ve Danışmanlık olarak yanınızdayız. Amacımız sadece adliyede bir dosya açmak değil; sizin ve çocuklarınızın yeni hayatını en güvenli, en şeffaf ve hukuki açıdan en sağlam temeller üzerine inşa etmektir. Sürecin her aşamasında size neyle karşılaşacağınızı dürüstçe anlatıyor, davanızı empati ve hukuki profesyonellikle yürütüyoruz. ## Neden Süreci Uzman Bir Aile Hukuku Avukatıyla Yönetmelisiniz? Hukuk sistemimizde herkesin kendi davasını açma ve takip etme hakkı vardır. Ancak Aile Hukuku, son derece teknik detaylar, sıkı ispat kuralları ve kesin süreler barındırır. - "Dilekçemde şu olayı da yazarsam hakim bana hak verir" düşüncesiyle usule aykırı sunulan deliller davanızı riske atabilir. - Anlaşmalı boşanmalarda dikkatsizce hazırlanan bir protokol, yıllar sonra karşınıza beklenmedik bir nafaka haczi veya mal rejimi davası olarak çıkabilir. - Çekişmeli davalarda "haklı olmak" yetmez, bu haklılığı Yargıtay içtihatlarına uygun şekilde ispatlamak gerekir. İşte tam bu noktada, deneyimli bir avukat sizin hukuki kalkanınız olur. ## Anlaşmalı Boşanma Davası: En Hızlı ve Pratik Çözüm Eşlerin, evliliğin sona ermesi ve bunun tüm hukuki sonuçları (velayet, iştirak nafakası/yoksulluk nafakası, maddi/manevi tazminat ve eşya paylaşımı) üzerinde eksiksiz olarak mutabık kaldığı dava türüdür. Türk hukuk sistemindeki en hızlı boşanma yöntemidir. Anlaşmalı Boşanmanın Şartları Nelerdir? - Süre Şartı: Evliliğin resmi olarak en az 1 yıl sürmüş olması kanuni bir zorunluluktur. - Kusursuz Protokol: Tarafların anlaştığı tüm detaylar, uzman bir avukat tarafından gelecekte yoruma mahal bırakmayacak netlikte yazılarak "Anlaşmalı Boşanma Protokolü" haline getirilmelidir. - Bizzat Katılım: Eşlerin her ikisi de duruşma günü mahkeme salonunda hazır bulunmalı ve hakime boşanma iradelerini bizzat beyan etmelidir. Avukatınız yanınızda olsa dahi sizin katılımınız zorunludur. Süreç Ne Kadar Sürer? Anlaşmalı boşanma davaları, gerekli şartlar sağlandığında ve adliyenin yoğunluğuna bağlı olarak genellikle tek celsede, ortalama 1 ila 2 ay içerisinde kesinleşerek sonuçlanır. ## Çekişmeli Boşanma Davaları ve Hukuki Mücadele Eşlerden birinin boşanmak istememesi veya boşanma kararı alınmasına rağmen nafaka, velayet, kusur oranı gibi hayati konularda uzlaşma sağlanamaması halinde süreç çekişmeli boşanma davasına dönüşür. Çekişmeli boşanma davaları, Türk Medeni Kanunu'nda belirtilen genel boşanma sebepleri (evlilik birliğinin temelden sarsılması, şiddetli geçimsizlik) veya özel boşanma sebepleri (zina, hayata kast, pek kötü muamele, suç işleme, haysiyetsiz hayat sürme, terk veya akıl hastalığı) dayanak gösterilerek açılabilir. Bu süreçte haklılığınızı kanıtlamak için; - Tanık beyanları, - Darp raporları veya polis tutanakları (varsa), - Banka kayıtları, otel kayıtları veya mesajlaşma dökümleri, - Uzman pedagog raporları gibi birçok delil mahkemeye sunulur. Süreç Ne Kadar Sürer? Çekişmeli davalar derin bir inceleme ve delil toplama evresi gerektirdiği için yerel mahkeme aşaması ortalama 1 ila 3 yıl arasında sürebilmektedir. İstinaf (Bölge Adliye Mahkemesi) süreci de eklendiğinde bu süre uzayabilir. Koza Avukatlık olarak bu uzun ve yıpratıcı yolda sizi asılsız iddialara karşı koruyor, sürecin en hızlı şekilde lehinize sonuçlanması için etkin bir hukuki mücadele veriyoruz. ## Boşanmada Çocukların Durumu: Velayet ve İştirak Nafakası Boşanma sürecinin en hassas noktası şüphesiz çocuklardır. Mahkemeler velayet kararı verirken tarafların kusur oranından ziyade tamamen "çocuğun üstün yararı" ilkesini gözetir. Çocuğun psikolojik gelişimi, eğitim hayatı ve yaşam standartları hangi ebeveynin yanında daha iyi olacaksa velayet ona bırakılır. Özellikle anne bakımına muhtaç küçük yaştaki çocukların velayeti, istisnai durumlar (annenin çocuğa zarar verme ihtimali vb.) haricinde genellikle anneye verilir. Velayeti almayan ebeveyn ise, çocuğun eğitim, sağlık ve bakım giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır. Buna hukuki dilde iştirak nafakası denir ve çocuğun 18 yaşını doldurmasına kadar devam eder. ## Mal Rejiminin Tasfiyesi (Edinilmiş Malların Paylaşımı) Boşanma kararı kesinleştikten sonra taraflar arasında en büyük uyuşmazlıklardan biri mal paylaşımıdır. 2002 yılından sonra evlenen çiftler için yasal mal rejimi "Edinilmiş Mallara Katılma" rejimidir. Kabaca özetlemek gerekirse; evlilik birliği içerisinde çalışılarak alınan ev, araba, bankadaki birikimler gibi tüm değerler kural olarak eşler arasında yarı yarıya (yüzde elli) paylaştırılır. Miras kalan mallar veya evlenmeden önce sahip olunan mallar (kişisel mallar) ise bu paylaşıma dahil edilmez. Mal kaçırma girişimlerini önlemek için dava açılırken mutlaka ihtiyati tedbir kararları alınmalıdır. ## Maltepe Boşanma Avukatı Ücretleri 2026 Müvekkillerimizin haklı olarak en çok merak ettiği konulardan biri de avukatlık ücretleridir. Boşanma davasının ücreti sabit bir paket değildir; davanın anlaşmalı veya çekişmeli olmasına, mal rejiminin tasfiyesi içerip içermemesine ve dosyanın karmaşıklığına göre belirlenir. Türkiye Barolar Birliği'nin belirlediği yıllık Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi, uygulanacak en alt sınırı belirler. Koza Avukatlık ve Danışmanlık olarak, sizinle yapacağımız ilk yüz yüze veya online ön görüşmede dosyanızın detaylarını inceliyor ve hiçbir sürpriz maliyet çıkarmadan sürecin şeffaf bir fiyatlandırmasını yapıyoruz. ## Koza Avukatlık Olarak Yanınızdayız Boşanma süreci hayatınızın sonu değil, yeni bir başlangıcın ilk adımıdır. Bu adımı atarken haklarınızı güvence altına almak ve telafisi zor hatalar yapmamak için uzman bir yol arkadaşına ihtiyacınız var. İstanbul Maltepe ve çevresindeki tüm aile hukuku uyuşmazlıklarınızda; - Anlaşmalı boşanma davası ve çekişmeli boşanma davası, - Nafaka (tedbir nafakası, yoksulluk nafakası, iştirak nafakası) ve nafaka artırım davaları, - Velayet davaları, - Mal paylaşımı uyuşmazlıkları, - 6284 Sayılı Kanun kapsamındaki uzaklaştırma ve koruma tedbirleri için, Koza Avukatlık ve Danışmanlık ofisimizle iletişime geçebilirsiniz. Haklarınızı korumak ve davanızı hemen başlatmak için web sitemizdeki iletişim numaralarımızdan veya WhatsApp hattımızdan bize ulaşarak randevu oluşturabilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Anlaşmalı boşanmanın şartları nelerdir? C: Evliliğin resmî olarak en az 1 yıl sürmüş olması; tarafların anlaştığı tüm detayların yoruma yer bırakmayacak netlikte yazılarak protokol hâline getirilmesi; ve eşlerin her ikisinin de duruşma günü mahkeme salonunda hazır bulunarak boşanma iradelerini hâkime bizzat beyan etmesi. S: Anlaşmalı boşanmada avukat varsa duruşmaya katılmak gerekir mi? C: Evet. Avukatınız yanınızda olsa dahi sizin katılımınız zorunludur. S: Anlaşmalı boşanma ne kadar sürer? C: Gerekli şartlar sağlandığında ve adliyenin yoğunluğuna bağlı olarak genellikle tek celsede, ortalama 1 ila 2 ay içerisinde kesinleşerek sonuçlanır. S: Çekişmeli boşanma ne kadar sürer? C: Delil toplama evresi gerektirdiği için yerel mahkeme aşaması ortalama 1 ila 3 yıl arasında sürebilmektedir. İstinaf süreci de eklendiğinde bu süre uzayabilir. S: Boşanmada mal paylaşımı nasıl yapılır? C: 2002 yılından sonra evlenen çiftler için yasal mal rejimi Edinilmiş Mallara Katılma rejimidir. Evlilik birliği içerisinde edinilen ev, araba, bankadaki birikimler kural olarak eşler arasında yarı yarıya paylaştırılır. Miras kalan mallar ve evlenmeden önce sahip olunan kişisel mallar paylaşıma dahil edilmez. S: İştirak nafakası ne zamana kadar ödenir? C: Velayeti almayan ebeveyn çocuğun eğitim, sağlık ve bakım giderlerine gücü oranında katılır; iştirak nafakası çocuğun 18 yaşını doldurmasına kadar devam eder. S: Avukatlık ücreti nasıl belirlenir? C: Sabit bir paket değildir; davanın anlaşmalı veya çekişmeli olmasına, mal rejiminin tasfiyesi içerip içermemesine ve dosyanın kapsamına göre belirlenir. Türkiye Barolar Birliği'nin yayımladığı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uygulanacak alt sınırı gösterir. --- # Devre Mülk İptali ve Para İadesi Nasıl Yapılır? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/devre-mulk-iptali-ve-para-iadesi/ Güncelleme: 2026-03-25 Ailenizle huzurlu bir tatil yapma hayalinizin, bir anda içinden çıkılmaz bir hukuki kabusa dönüşmesi ne yazık ki günümüzde çok sık karşılaştığımız bir durum. "Ücretsiz tatil kazandınız", "Gelin tesisimizi gezin, yemeğimizi yiyin" gibi masum görünen davetlerle başlayan bu süreç; genellikle yüksek psikolojik baskı altında, ne olduğu tam anlaşılamayan sözleşmelere ve yüzlerce liralık senetlere imza atılmasıyla son buluyor. Koza Avukatlık ve Danışmanlık olarak, devre mülk ve devre tatil mağduriyetleri konusunda her gün sayısız vatandaşımıza hukuki destek sağlıyoruz. Eğer size vaat edilen tesis ortada yoksa, inşaat yıllardır bitmediyse veya hiç kullanmadığınız bir yer için fahiş aidat bedelleriyle karşı karşıyaysanız, yalnız değilsiniz. Hukuk sistemimiz bu tür aldatmacalara karşı tüketicinin yanındadır. Peki, imzaladığınız sözleşmeden nasıl kurtulursunuz? Paranızı ve senetlerinizi geri almak için hangi hukuki adımları atmalısınız? İşte devre mülk mağdurları için adım adım çözüm rehberimiz. ## Devre Mülk Dolandırıcıları Hangi Taktikleri Kullanır? Sürecin hukuki boyutuna geçmeden önce, bu organizasyonların nasıl işlediğini bilmek önemlidir. Yaşadığınız durum basit bir "ticari anlaşmazlık" değil, genellikle planlı bir sistemdir: - Psikolojik Baskı ve Zaman Kısıtı: Görüşmeler özellikle kalabalık, yüksek sesli müzik çalan ve yorucu ortamlarda yapılır. "Bu fiyattan yararlanmak için hemen şimdi, masadan kalkmadan imza atmalısınız" denilerek size düşünme payı bırakılmaz. - Göstermelik Tesisler ve Maket Üzerinden Satış: Sadece şık bir örnek daire veya maket gösterilerek satış yapılır. Gerçekte o projenin yapı ruhsatı bile olmayabilir. - Gerçek Dışı Yüksek Getiri Vaadi: "Siz kullanmazsanız biz yüksek fiyatlarla yabancı turistlere kiralarız, kendi taksitini kendi öder" gibi içi boş yatırım vaatleriyle karar vermeniz hızlandırılır. ## Otel Lobisinde İmzalanan Devre Mülk Sözleşmesi Geçerli midir? Bu konudaki en net hukuki gerçeği baştan söyleyelim: Hayır, geçerli değildir. Devre mülk hakkı, hukuki niteliği gereği tapuya tescil edilmesi gereken bir gayrimenkul mülkiyetidir. Türk Medeni Kanunu ve Tapu Kanunu çok açıktır; taşınmaz satışına ilişkin sözleşmelerin mutlaka resmi şekilde, yani Tapu Müdürlüklerinde veya Noter huzurunda yapılması zorunludur. Bir otel lobisinde, tanıtım ofisinde veya yemek masasında önünüze konulan adi yazılı (standart A4 kağıdına basılı) bir "Devre Mülk Satış Vaadi Sözleşmesi" hukuken geçersizdir. Sözleşme baştan geçersiz olduğu için, verdiğiniz parayı "sebepsiz zenginleşme" hükümlerine dayanarak her zaman geri talep etme hakkınız bulunmaktadır. ## Devre Mülk Sözleşmesi Nasıl İptal Edilir? (14 Günlük Cayma Hakkı) Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun (TKHK), bu tür agresif kapıdan satış taktiklerine karşı tüketiciye çok güçlü bir kalkan sunar. Devre mülk veya devre tatil sözleşmesi imzalayan bir tüketici, 14 gün içerisinde hiçbir gerekçe göstermek zorunda kalmadan ve hiçbir cezai şart ödemeden sözleşmeden cayabilir. - Nasıl Yapılmalı? Cayma hakkının kullanıldığına dair bildirimin satıcı firmaya mutlaka Noter aracılığıyla (ihtarname ile) gönderilmesi şarttır. Satıcıyı telefonla arayıp "ben vazgeçtim" demek, WhatsApp'tan mesaj atmak veya ofislerine dilekçe bırakmak, ileride mahkemede ispat açısından büyük riskler barındırır. ## "14 Günlük Süreyi Kaçırdım, Devre Mülk İptali Yapabilir miyim?" Büromuza en çok sorulan sorulardan biri budur. Eğer 14 günlük süreyi geçirdiyseniz kesinlikle panik yapmayın, haklarınızı kaybetmiş değilsiniz. Eğer satıcı firma, sözleşmeyi imzalatmadan en az 1 gün önce size "Ön Bilgilendirme Formu" vermemişse veya imzaladığınız sözleşmede cayma hakkınızın olduğuna dair zorunlu yasal uyarılar (16 punto ve koyu harflerle) eksikse, cayma hakkınız 14 günle sınırlı kalmaz. Bu süre kanunen 1 yıl 14 güne kadar uzar. ## Devre Mülk İçin İmzaladığım Senetler Ne Olacak? Maaşıma Haciz Gelir mi? Dolandırıcı firmaların en tehlikeli hamlesi, tüketiciye "Emre Yazılı" kambiyo senedi (bono) imzalatmalarıdır. Kanuna göre tüketici işlemlerinde, tüketicinin imzaladığı senetlerin mutlaka "Nama Yazılı" olması şarttır. Nama yazılı olmayan senetler tüketici yönünden geçersizdir. Ancak kötü niyetli firmalar, imzaladığınız bu geçersiz senetleri üçüncü kişilere (faktoring şirketlerine veya paravan firmalara) devrederek (ciro ederek) sizden icra yoluyla tahsil etmeye çalışabilirler. Bu aşamada yapılması gerekenler şunlardır: - Derhal Tüketici Mahkemesinde "Menfi Tespit (Borçlu Olunmadığının Tespiti)" ve sözleşmenin iptali davası açılmalıdır. - Dava açılırken mahkemeden vakit kaybetmeksizin "İhtiyati Tedbir" kararı talep edilmeli, böylece senetlerin icraya konulması ve maaşınıza/evinize haciz gelmesi durdurulmalıdır. ## Devre Mülk İptali İçin Neden Bir Avukatla Çalışmalısınız? Devre mülk dolandırıcılığı, maalesef internetten bulacağınız matbu bir dilekçe veya tek bir ihtarname ile çözülemeyecek kadar organize bir yapıdır. Bu şirketler sürekli unvan değiştirir, adreslerini taşır veya içleri boşaltılarak tahsil edilen paralar paravan hesaplara aktarılır. Koza Avukatlık ve Danışmanlık olarak biz bu süreçte ne yapıyoruz? - Sözleşmenizin ve ödeme belgelerinizin hukuki analizini yapıyor, yasal açıkları tespit ediyoruz. - Noter kanalıyla cayma ve fesih ihtarnamelerinizi usulüne ve süresine uygun şekilde hazırlıyoruz. - Tüketici Mahkemelerinde dava süreçlerinizi başlatıyor, imzaladığınız senetler için icra takiplerini durduracak tedbir kararlarını aldırıyoruz. - Olayda organize bir dolandırıcılık kastı varsa, Cumhuriyet Başsavcılığına "Nitelikli Dolandırıcılık" (TCK md. 158) suçlamasıyla detaylı suç duyurusunda bulunarak savcılık dosyasını bizzat takip ediyoruz.   ## Devre Mülk Mağdurlarının En Çok Sorduğu Sorular ## Devre Mülk Cayma Hakkı Süresi Kaç Gündür? Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun uyarınca devre mülk ve devre tatil sözleşmelerinde cayma hakkı süresi 14 gündür. Ancak, satıcı firma sözleşme öncesi ön bilgilendirme formunu usulüne uygun vermemişse veya sözleşmede zorunlu yasal ibareler eksikse bu süre 1 yıl 14 güne kadar uzamaktadır. ## Teslim Edilmeyen Devre Mülkün İptali Mümkün mü? Evet, kesinlikle mümkündür. Satıcı firma sözleşmede taahhüt ettiği tarihte tesisi bitirmemiş veya size fiilen teslim etmemişse, tüketici olarak sözleşmeyi haklı nedenle feshetme hakkınız doğar. Ortada kullanabileceğiniz bir tesis olmadığı için "ayıplı hizmet" kapsamında ödediğiniz bedellerin tamamının iadesini ve varsa imzaladığınız senetlerin iptalini talep edebilirsiniz. ## Kullanmadığım Devre Mülk İçin Aidat (Yıldat) Ödemek Zorunda mıyım? Bu durum tesisin size teslim edilip edilmediğine göre değişir. Yerleşik Yargıtay kararlarına göre; inşaatı bitmemiş, faaliyete geçmemiş veya fiilen teslim almadığınız bir devre mülk için şirket sizden aidat (yıldat) veya ortak gider bedeli talep edemez. Ancak tesis hazırsa ve size teslim edildiyse, tatile gitmeseniz dahi hukuken sözleşme iptal edilene kadar aidat borcu doğabilir. Bu nedenle, kullanmadığınız yerler için iptal sürecinin hızlıca başlatılması maddi kayıpları önler. ## Devre Mülk Para İadesi Ne Kadar Sürer? Para iadesinin süresi, karşı firmanın iyi niyetine ve hukuki sürecin niteliğine göre değişiklik gösterir. Noter aracılığıyla çekilen ihtarnameye olumlu yanıt verilmesi durumunda süreç birkaç hafta içinde çözülebilir. Ancak paravan firmaların ödemeden kaçınması durumunda Tüketici Mahkemelerinde açılacak menfi tespit ve alacak davaları, mahkemenin yoğunluğuna göre ortalama 1 ila 1,5 yıl sürebilmektedir. Dava açılırken alınan "ihtiyati tedbir" kararları, bu uzun süreçte maaşınıza haciz gelmesini engeller. Özetle; tatil hayaliniz suya düşmüş olabilir ancak paranızı, emeğinizi ve huzurunuzu kaybetmek zorunda değilsiniz. Unutmayın, bu tür durumlarda zaman sizin aleyhinize işler. Erken atılacak profesyonel bir hukuki adım, ileride yaşanacak büyük maddi kayıpların ve kapınıza dayanacak icra takiplerinin önüne geçer. Sözleşmenizin iptali ve paranızın iadesi için vakit kaybetmeden hukuki destek almak üzere bizimle iletişime geçebilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Otel lobisinde veya tanıtım ofisinde imzalanan devre mülk sözleşmesi geçerli midir? C: Hayır, geçerli değildir. Devre mülk hakkı tapuya tescil edilmesi gereken bir gayrimenkul mülkiyeti olduğundan, taşınmaz satışına ilişkin sözleşmelerin Tapu Müdürlüklerinde veya Noter huzurunda resmi şekilde yapılması zorunludur. Otel lobisi, tanıtım ofisi ya da yemek masasında imzalanan adi yazılı sözleşmeler hukuken geçersizdir ve sözleşme baştan geçersiz olduğundan ödenen para sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanılarak her zaman geri talep edilebilir. S: Devre mülk sözleşmesinden cayma hakkı süresi kaç gündür? C: Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun uyarınca devre mülk ve devre tatil sözleşmelerinde cayma hakkı süresi 14 gündür ve tüketici bu süre içinde herhangi bir gerekçe göstermeden, cezai şart ödemeden sözleşmeden cayabilir. Satıcı firma sözleşme öncesinde ön bilgilendirme formunu usulüne uygun vermemişse veya sözleşmede zorunlu yasal ibareler eksikse, bu süre 1 yıl 14 güne kadar uzayabilir. S: 14 günlük cayma süresini kaçırdıysam devre mülk iptali yapabilir miyim? C: Süreyi kaçırmış olmak hakların kaybedildiği anlamına gelmez. Satıcı firma sözleşme imzalatılmadan en az 1 gün önce verilmesi gereken ön bilgilendirme formunu vermemişse veya sözleşmede cayma hakkına ilişkin zorunlu yasal uyarılar eksikse, cayma süresi 14 günle sınırlı kalmayıp 1 yıl 14 güne kadar uzayabilir. S: Devre mülk için imzaladığım senetler nedeniyle maaşıma haciz gelir mi? C: Tüketici işlemlerinde imzalatılan senetlerin kanunen nama yazılı olması gerekir; nama yazılı olmayan senetler tüketici yönünden geçersizdir. Ancak bu geçersiz senetler üçüncü kişilere devredilerek icra yoluyla tahsile çalışılabilir; bu durumda derhal Tüketici Mahkemesinde menfi tespit ve sözleşmenin iptali davası açılması ve mahkemeden ihtiyati tedbir talep edilmesi gerekir, böylece senetlerin icraya konulması ve maaşa/eve haciz gelmesi durdurulabilir. S: Teslim edilmeyen devre mülkün iptali mümkün müdür? C: Evet, mümkündür. Satıcı firma sözleşmede taahhüt ettiği tarihte tesisi bitirmemiş veya fiilen teslim etmemişse, tüketici sözleşmeyi haklı nedenle feshedebilir ve ayıplı hizmet kapsamında ödediği bedellerin tamamının iadesini, varsa imzaladığı senetlerin iptalini talep edebilir. S: Kullanmadığım devre mülk için aidat (yıldat) ödemek zorunda mıyım? C: Bu durum tesisin size teslim edilip edilmediğine bağlıdır. Yerleşik Yargıtay kararlarına göre inşaatı bitmemiş, faaliyete geçmemiş veya fiilen teslim alınmamış bir devre mülk için şirket aidat veya ortak gider talep edemez; ancak tesis hazır ve teslim edilmişse, tatile gidilmese dahi sözleşme iptal edilene kadar aidat borcu doğabilir. S: Devre mülk için ödediğim paranın iadesi ne kadar sürer? C: Süre, karşı firmanın iyi niyetine ve sürecin niteliğine göre değişir. Noter ihtarnamesine olumlu yanıt verilmesi halinde süreç birkaç hafta içinde çözülebilirken, firmanın ödemeden kaçınması durumunda Tüketici Mahkemelerinde açılacak menfi tespit ve alacak davaları ortalama 1 ila 1,5 yıl sürebilir. Dava sırasında alınan ihtiyati tedbir kararları bu süreçte maaşa haciz gelmesini engeller. --- # İşten Çıkarılan İşçi Hangi Haklara Sahiptir? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/isten-cikarilan-isci-hangi-haklara-sahiptir/ Güncelleme: 2026-03-23 Bir gün iş yerinde beklenmedik bir şekilde işten çıkarılmak çalışanlar için oldukça stresli bir durumdur. Ancak birçok çalışan bu süreçte sahip olduğu yasal hakların büyük kısmını bilmez. Oysa Türkiye’de yürürlükte olan 4857 sayılı İş Kanunu, işten çıkarılan işçiyi koruyan birçok düzenleme içerir. ## İşten Çıkarılma Nedir? İşten çıkarılma, işverenin çalışan ile yaptığı iş sözleşmesini tek taraflı olarak sona erdirmesi anlamına gelir. Bu durum iş hukukunda fesih olarak adlandırılır. Fesih iki farklı şekilde gerçekleşebilir: - Haklı nedenle fesih - Geçerli nedenle fesih Haklı nedenle fesih durumunda işveren bazı tazminatları ödemek zorunda olmayabilir. Ancak geçerli neden olmadan yapılan fesihlerde işçinin birçok tazminat ve dava hakkı doğar. Türk İş Kanunu bu konuda oldukça açık hükümler içerir. Bu nedenle işten çıkarılan bir çalışan mutlaka haklarını araştırmalı ve gerekirse hukuki destek almalıdır. ## Kıdem Tazminatı Hakkı Kıdem tazminatı, işçinin aynı işyerinde belirli bir süre çalıştıktan sonra işten çıkarılması halinde aldığı bir tazminattır. Bir çalışanın kıdem tazminatı alabilmesi için: - Aynı işyerinde en az 1 yıl çalışmış olması - İşten çıkarılmanın haklı nedenle yapılmamış olması - İşçinin kendi isteğiyle ayrılmamış olması gerekir. Kıdem tazminatı hesaplanırken her çalışma yılı için 30 günlük brüt ücret üzerinden ödeme yapılır. Örneğin 5 yıl çalışan bir işçi yaklaşık 5 maaş tutarında kıdem tazminatı alabilir. Bu hak, çalışanların iş güvencesi açısından oldukça önemlidir ve işveren tarafından ödenmesi zorunludur. ## İhbar Tazminatı Hakkı İş sözleşmesi sona erdirilirken tarafların birbirine önceden bildirim yapması gerekir. Bu bildirim süresi kanunda açık şekilde belirtilmiştir. İhbar süreleri şu şekildedir: - 6 aydan az çalışma → 2 hafta - 6 ay - 1.5 yıl → 4 hafta - 1.5 yıl - 3 yıl → 6 hafta - 3 yıldan fazla → 8 hafta Eğer işveren bu süreleri beklemeden işçiyi işten çıkarırsa ihbar tazminatı ödemek zorundadır. İhbar tazminatı, işçinin mağduriyet yaşamaması için kanunda düzenlenen önemli bir güvencedir. ## İşsizlik Maaşı Alma Hakkı İşten çıkarılan bir çalışanın sahip olduğu en önemli haklardan biri de işsizlik maaşıdır. İşsizlik maaşı alabilmek için şu şartların sağlanması gerekir: - Son 120 gün kesintisiz çalışmış olmak - Son 3 yılda en az 600 gün sigorta primi ödemiş olmak - İşten çıkarılmanın işçinin kendi isteğiyle olmaması İşsizlik maaşı İŞKUR tarafından ödenir ve belirli bir süre devam eder. Ödeme süreleri: - 600 gün prim → 6 ay - 900 gün prim → 8 ay - 1080 gün prim → 10 ay ## İşe İade Davası Açma Hakkı Bazı durumlarda işten çıkarılan çalışanlar işe iade davası açabilir. Bu dava şu şartlarda açılabilir: - İşyerinde en az 30 çalışan bulunması - İşçinin en az 6 ay çalışmış olması - Feshin geçerli bir sebebe dayanmaması Mahkeme işçiyi haklı bulursa: - İşçi işe geri dönebilir - İşveren 4-8 aylık ücret tutarında tazminat ödeyebilir. Bu dava iş güvencesinin en önemli mekanizmalarından biridir. ## Kullanılmayan İzin Ücretleri Bir çalışan işten çıkarıldığında kullanmadığı yıllık izin hakları varsa bunların ücretini alma hakkına sahiptir. İşveren, kullanılmayan izin günlerini maaş üzerinden hesaplayarak ödemek zorundadır. Bu ödeme işçinin son maaşı üzerinden yapılır. Bu hak genellikle çalışanlar tarafından unutulur ancak iş kanunu kapsamında zorunlu bir ödemedir ## Fazla Mesai ve Diğer Alacaklar İşten çıkarılan işçinin talep edebileceği diğer alacaklar şunlardır: - Fazla mesai ücretleri - Hafta tatili ücretleri - Ulusal bayram ve resmi tatil ücretleri - Prim ve ikramiyeler Eğer işveren bu ödemeleri yapmamışsa çalışan iş mahkemesinde dava açarak alacağını talep edebilir. ## İşten Çıkarılan İşçi Hangi Durumlarda Dava Açabilir? İşçi aşağıdaki durumlarda hukuki yollara başvurabilir: - Haksız yere işten çıkarılma - Tazminatların ödenmemesi - Maaş alacaklarının verilmemesi - Sigortanın eksik yatırılması Bu tür durumlarda çalışan iş mahkemesine başvurabilir veya arabuluculuk süreci başlatabilir. Türkiye’de iş davalarında ilk adım zorunlu arabuluculuktur. ## Sıkça Sorulan Sorular S: İşten çıkarılan bir işçinin kıdem tazminatı alabilmesi için hangi şartları taşıması gerekir? C: Kıdem tazminatı alabilmek için işçinin aynı işyerinde en az 1 yıl çalışmış olması, işten çıkarılmanın haklı nedenle yapılmamış olması ve işçinin kendi isteğiyle işten ayrılmamış olması gerekir. Bu şartları taşıyan işçiye, her çalışma yılı için 30 günlük brüt ücret üzerinden kıdem tazminatı ödenir. S: İhbar tazminatı nedir ve ihbar süreleri nasıl belirlenir? C: İş sözleşmesi sona erdirilirken taraflardan birinin diğerine önceden bildirim yapması gerekir; bu süre çalışma süresine göre değişir: 6 aydan az çalışmada 2 hafta, 6 ay ile 1,5 yıl arasında 4 hafta, 1,5 ile 3 yıl arasında 6 hafta, 3 yıldan fazla çalışmada ise 8 haftadır. İşveren bu süreleri beklemeden işçiyi işten çıkarırsa ihbar tazminatı ödemek zorundadır. S: İşsizlik maaşından yararlanabilmek için hangi şartlar aranır? C: İşsizlik maaşı için son 120 gün kesintisiz çalışmış olmak, son 3 yılda en az 600 gün sigorta primi ödemiş olmak ve işten çıkarılmanın işçinin kendi isteğiyle gerçekleşmemiş olması gerekir. Ödeme süresi prim gün sayısına göre değişir: 600 gün prim 6 ay, 900 gün prim 8 ay, 1080 gün prim ise 10 ay işsizlik maaşı ödenmesini sağlar. S: İşe iade davası hangi şartlarda açılabilir? C: İşe iade davası açabilmek için işyerinde en az 30 çalışan bulunması, işçinin en az 6 ay çalışmış olması ve feshin geçerli bir sebebe dayanmaması gerekir. Mahkeme işçiyi haklı bularak feshi geçersiz bulursa işçi işe geri dönebilir veya işveren 4-8 aylık ücret tutarında tazminat ödeyebilir. S: İşten çıkarılan işçi kullanmadığı izin ücretlerini alabilir mi? C: Evet, işten çıkarıldığında kullanılmamış yıllık izin hakları bulunan işçi bu izinlerin ücretini talep edebilir. İşveren, kullanılmayan izin günlerini işçinin son maaşı üzerinden hesaplayarak ödemekle yükümlüdür. S: İşten çıkarılan işçi hangi durumlarda hukuki yollara başvurabilir? C: Haksız yere işten çıkarılma, tazminatların ödenmemesi, maaş alacaklarının verilmemesi veya sigortanın eksik yatırılması gibi durumlarda çalışan iş mahkemesine başvurabilir veya arabuluculuk süreci başlatabilir. Türkiye'de iş davalarında ilk adım zorunlu arabuluculuktur. --- # Maaşın Ne Kadarı Haczedilebilir? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/maasin-ne-kadari-haczedilebilir/ Güncelleme: 2026-03-21 Kısa cevap: Türk hukukunda maaşın en fazla dörtte biri haczedilebilir; kalan yüzde yetmiş beşi borçlunun ve ailesinin geçimi için korunur. Birden fazla icra dosyası bulunması bu oranı artırmaz, hacizler sıraya konur. Nafaka alacakları istisnadır; bu alacaklarda dörtte birlik sınır uygulanmaz. Borç nedeniyle başlatılan icra takiplerinde en sık uygulanan yöntemlerden biri maaş haczidir. Özellikle düzenli gelire sahip çalışanlar için bu yöntem, alacaklıların borcu tahsil etmesini kolaylaştırır. Türkiye’de maaş haczi konusu İcra ve İflas Kanunu’nun 83. maddesi ile düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre çalışanların temel yaşam ihtiyaçlarını korumak amacıyla maaşın tamamına haciz uygulanması mümkün değildir. Kanun, belirli bir oran belirleyerek çalışanların geçimini sürdürebilmesini garanti altına alır. ## Maaş Haczi Nedir? Maaş haczi, borçlunun çalıştığı kurumdan aldığı ücretin belirli bir kısmının icra dosyasına kesilmesi işlemidir. İcra müdürlüğü tarafından işverene gönderilen haciz yazısı ile maaş kesintisi başlatılır. Bu süreçte işveren önemli bir rol oynar. İşveren; - Çalışanın maaşından belirtilen oranı keser - Bu tutarı icra dosyasına gönderir - Borç bitene kadar kesinti işlemine devam eder Bu sistem sayesinde borç, düzenli şekilde tahsil edilir ve alacaklı da uzun süre beklemek zorunda kalmaz. ## Maaşın En Fazla Ne Kadarı Haczedilebilir? Türk hukukuna göre maaşın en fazla dörtte biri (%25’i) haczedilebilir. Yani çalışan bir kişinin maaşının: - %75’i korunur - %25’i icra kesintisi olarak alınabilir Örnek vermek gerekirse aylık 40.000 TL geliri olan bir kişinin maaşının en fazla 10.000 TL’si haczedilebilir. Bu oran kanunen belirlenmiş üst sınırdır. İşveren veya alacaklı bu oranı tek başına artıramaz. Ancak bazı durumlarda borçlu kişi daha yüksek kesintiye gönüllü olarak izin verebilir. ## Birden Fazla İcra Dosyası Varsa Ne Olur? Bir kişinin maaşına birden fazla haciz gelebilir. Ancak bu durumda önemli bir kural uygulanır. Maaş hacizleri sıraya girer. Yani: - İlk gelen icra dosyası maaşın %25’ini alır - İlk dosya bitmeden ikinci dosya kesinti yapamaz - İlk dosya kapandıktan sonra sıradaki dosya başlar Bu uygulamaya haciz sırası sistemi denir. Bu sistem borçlunun maaşının tamamının kesilmesini engeller ve kişinin yaşamını sürdürebilmesini sağlar. ## Nafaka Borcunda Maaşın Daha Fazlası Haczedilebilir mi? Evet. Nafaka borçları maaş haczinde istisnai bir durumdur. Mahkemeler nafaka alacaklarını öncelikli alacak olarak kabul eder. Bu nedenle nafaka için maaşın %25’inden daha fazlası kesilebilir. Bazı durumlarda: - Maaşın yarısına kadar - Hatta nafaka miktarına göre daha yüksek oranlarda kesinti yapılması mümkündür. Bu durum özellikle çocuk nafakası ve yoksulluk nafakası davalarında görülür. ## Asgari Ücretin Tamamı Haczedilebilir mi? Bu soru çalışanlar arasında oldukça yaygındır. Kanuna göre: Asgari ücret de haczedilebilir. Ancak yine aynı kural geçerlidir: - En fazla %25’i kesilebilir Yani bir çalışan asgari ücret alıyorsa bile maaşının tamamına haciz konulamaz. Bu düzenleme çalışanların temel yaşam giderlerini karşılayabilmesi için getirilmiştir. ## Maaş Haczi Nasıl Başlatılır? Bir alacaklının maaş haczi başlatabilmesi için şu adımlar izlenir: - İcra takibi başlatılır - Borç kesinleşir - İcra müdürlüğü işverene maaş haczi yazısı gönderir - İşveren kesinti yapmaya başlar İşverenin bu yazıya 7 gün içinde cevap vermesi gerekir. Eğer işveren cevap vermez veya kesinti yapmazsa sorumlu tutulabilir. ## Maaş Haczi Ne Zaman Sona Erer? Maaş haczi şu durumlarda sona erer: - Borcun tamamen ödenmesi - Dosyanın kapatılması - Alacaklının haczi kaldırması - Mahkeme kararı ile haczin iptali Borç tamamen ödendiğinde icra müdürlüğü işverene haczin kaldırıldığına dair yazı gönderir. Bu yazı geldikten sonra işveren kesintiyi durdurur. ## Maaş Haczi Olan Kişinin Hakları Nelerdir? Borçlu çalışanların da önemli yasal hakları vardır. Bunlar: - Maaşın tamamı haczedilemez - %25 sınırı aşılmamalıdır - Haciz işlemleri yasal süreçle yapılmalıdır - İşveren keyfi kesinti yapamaz Eğer bu kurallar ihlal edilirse çalışan icra mahkemesine şikayet başvurusu yapabilir.   ## Sıkça Sorulan Sorular S: Maaşımın tamamına haciz konulabilir mi? C: Hayır. Maaşın en fazla dörtte biri haczedilebilir; kalan kısım borçlunun ve ailesinin geçimi için korunur. S: Birden fazla icra dosyam varsa kesinti artar mı? C: Artmaz. Dosya sayısı ne olursa olsun kesinti oranı değişmez; hacizler sıraya konur ve önceki dosya bitmeden sonraki başlamaz. S: Nafaka borcunda da aynı sınır geçerli mi? C: Hayır. Nafaka alacakları bakımından dörtte birlik sınır uygulanmaz; nafaka için ayrı bir rejim geçerlidir. S: Asgari ücret alıyorum, yine de haciz uygulanır mı? C: Asgari ücret düzeyindeki gelirlerde de kural olarak dörtte birlik kesinti mümkündür. Kesintinin geçimi imkânsız kıldığı hâllerde icra mahkemesine başvurulabilir. S: Emekli maaşına haciz konulabilir mi? C: Emekli aylıkları kural olarak haczedilemez. Nafaka alacakları ile borçlunun yazılı muvafakati bu kuralın istisnasıdır. S: İcra maaşın ne kadarını keser? C: Kesinti maaşın dörtte birini geçemez. Borçlunun ve ailesinin geçimi için gerekli miktar düşülür, ancak kesilen tutar hiçbir hâlde maaşın dörtte birinden az olamaz. S: Maaşa aynı anda kaç haciz konulabilir? C: Birden fazla icra dosyası maaşa haciz koydurabilir, ancak bunlar aynı anda kesinti yapmaz. Hacizler sıraya girer; sıradaki dosya, önceki dosyanın alacağı tamamlanmadan kesintiye başlamaz. --- # Banka Hesabına Gelen Haciz Nasıl Kaldırılır? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/banka-hesabina-gelen-haciz-nasil-kaldirilir/ Güncelleme: 2026-03-19 Kısa cevap: Banka hesabı haczi, alacaklının başlattığı icra takibi kesinleştikten sonra icra müdürlüğünün bankalara gönderdiği elektronik haciz talimatıyla uygulanır. Haczin kaldırılmasının dört yolu vardır: borcun tamamının ödenmesi, alacaklıyla taksitlendirme ya da sulh anlaşması yapılması, haciz haksız veya hatalıysa icra mahkemesine başvurulması ve hesabın maaş hesabı olduğunun ispatlanması. Borç ödendiğinde işlem çoğu zaman 1 ila 7 gün içinde tamamlanır. Banka hesabına gelen haciz, borçlu kişinin banka hesaplarına icra müdürlüğü tarafından konulan bloke işlemi anlamına gelir. Bu durumda hesapta bulunan para alacaklıya ödenmek üzere dondurulur ve kişi parasını kullanamaz. Türkiye’de banka hesap haczi işlemleri İcra ve İflas Kanunu kapsamında uygulanır. ## Banka Hesabı Haczi Nedir? Banka hesabı haczi, alacaklının başlattığı icra takibi sonucunda borçlunun banka hesaplarına el konulması işlemidir. Bu işlem icra müdürlüğü tarafından bankalara gönderilen elektronik haciz (e-haciz) talimatı ile gerçekleştirilir. Türkiye’de bankalar Gelir İdaresi Başkanlığı ve UYAP sistemi üzerinden gelen haciz taleplerini uygulamakla yükümlüdür. Bu nedenle hesaplara konulan hacizler çoğu zaman otomatik olarak uygulanır ve kişi çoğu zaman bunu ilk olarak hesabını kullanamadığında fark eder. Bu durumda hesapta bulunan para alacaklıya aktarılabilir veya hesap tamamen bloke edilebilir. Bu noktada borçlu kişinin haczi kaldırmak için hukuki süreci başlatması gerekir. ## Banka Hesabına Neden Haciz Konur? Banka hesabına haciz konulmasının temel nedeni ödenmemiş borçlardır. Alacaklı kişi veya kurum icra takibi başlattığında, borç tahsil edilemezse haciz işlemi uygulanabilir. En yaygın haciz nedenleri şunlardır: - Kredi kartı borçları - Banka kredileri - Vergi borçları - SGK borçları - Senet veya çek borçları - Mahkeme kararları Borçlu kişi ödeme yapmadığında alacaklı taraf icra müdürlüğüne başvurur. İcra takibi kesinleştiğinde ise banka hesaplarına haciz konulması talep edilebilir. ## Banka Hesabına Gelen Haciz Nasıl Kaldırılır? Banka hesabına gelen haczin kaldırılması için birkaç farklı yöntem bulunur. En yaygın yöntem borcun tamamen ödenmesidir. Haczi kaldırmanın temel yolları şunlardır: ## 1. Borcun Tamamını Ödemek Borç tamamen ödendiğinde alacaklı icra dosyasına haczin kaldırılması talebinde bulunur. İcra müdürlüğü bankaya yazı göndererek haczi kaldırır. ## 2. Alacaklıyla Anlaşma Yapmak Borçlu kişi alacaklıyla anlaşarak taksitlendirme veya sulh anlaşması yapabilir. Bu durumda alacaklı haczin kaldırılması için icra müdürlüğüne başvurabilir. ## 3. Hacze İtiraz Etmek Eğer haciz haksız veya hatalı ise borçlu kişi icra mahkemesine başvurarak haczin kaldırılmasını talep edebilir. ## 4. Maaş Hesabı Olduğunu İspatlamak Bazı durumlarda hesap maaş hesabı olabilir. Maaşın tamamına haciz konulamaz. Bu durumda bankaya ve icra müdürlüğüne başvurularak haczin kaldırılması talep edilebilir. ## Haciz Kaldırma İçin İzlenmesi Gereken Adımlar Banka hesabı haczini kaldırmak isteyen kişinin izlemesi gereken süreç genellikle şu şekilde ilerler: - İcra dosyasını öğrenmek - Borç miktarını tespit etmek - Alacaklıyla iletişime geçmek - Borcu ödemek veya anlaşma yapmak - İcra müdürlüğünden haciz kaldırma talebi oluşturmak Bu işlemler tamamlandıktan sonra icra müdürlüğü bankaya resmi yazı gönderir ve banka hesabındaki bloke kaldırılır. Genellikle bu süreç 1 ila 7 gün arasında tamamlanabilir. ## Hacze İtiraz Süreci Borçlu kişi haczin haksız olduğunu düşünüyorsa itiraz hakkına sahiptir. İtiraz edilebilecek bazı durumlar: - Borcun ödenmiş olması - Yanlış kişiye haciz uygulanması - Zamanaşımı - Maaş hesabına usulsüz haciz İtiraz süreci icra mahkemesine yapılır ve mahkeme inceleme sonucunda haczi kaldırabilir. ## Haczin Kaldırılma Süresi Haczin kaldırılması işlemi genellikle birkaç faktöre bağlıdır: - Borcun ödenme süresi - Alacaklının talebi - İcra müdürlüğünün işlem yoğunluğu Borcun ödenmesi durumunda haciz çoğu zaman aynı gün veya birkaç gün içinde kaldırılır. Ancak hukuki itiraz sürecinde bu süre daha uzun olabilir.   ## Sıkça Sorulan Sorular S: Banka hesabıma neden haciz kondu? C: Ödenmemiş bir borç nedeniyle alacaklının başlattığı icra takibi kesinleştiğinde banka hesaplarına haciz talep edilebilir. En sık nedenler kredi kartı ve banka kredisi borçları, vergi ve SGK borçları, senet ve çek borçları ile mahkeme kararlarıdır. S: Haciz ne kadar sürede kalkar? C: Borç doğrudan icra müdürlüğüne ödendiğinde haciz çoğu zaman aynı gün ya da birkaç gün içinde kalkar; genel olarak 1 ila 7 gün arasında tamamlanır. Hukuki itiraz yoluna gidilmişse bu süre uzar. S: Maaş hesabıma haciz konulabilir mi? C: Maaşın tamamına haciz konulamaz. Hesabın maaş hesabı olduğu bankaya ve icra müdürlüğüne başvurularak ispatlanırsa haczin kaldırılması ya da yasal sınıra çekilmesi talep edilebilir. S: Hacze hangi durumlarda itiraz edilebilir? C: Borcun ödenmiş olması, haczin yanlış kişiye uygulanması, zamanaşımı ve maaş hesabına usulsüz haciz başlıca itiraz sebepleridir. İtiraz icra mahkemesine yapılır; mahkeme inceleme sonucunda haczi kaldırabilir. S: Borcu taksitle ödeyerek haczi kaldırabilir miyim? C: Alacaklıyla taksitlendirme ya da sulh anlaşması yapılırsa alacaklı haczin kaldırılması için icra müdürlüğüne başvurabilir. Bu, alacaklının kabulüne bağlıdır. --- # Adli Sicil Kaydı Nasıl Silinir? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/adli-sicil-kaydi-nasil-silinir/ Güncelleme: 2026-03-17 Sabıka kaydı, resmi adıyla adli sicil kaydı, bir kişinin işlediği suçlara ve aldığı mahkeme kararlarına ilişkin bilgilerin devlet kayıtlarında tutulmasıdır. Türkiye’de bu kayıtlar Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü tarafından saklanır. Pek çok kişi iş başvurusu, kamu görevi, güvenlik soruşturması veya vize işlemleri sırasında sabıka kaydıyla karşılaşır.  Bu makalede sabıka kaydının ne olduğunu, hangi durumlarda silinebileceğini ve başvuru sürecinin nasıl işlediğini ayrıntılı şekilde ele aldık. Ayrıca adli sicil kaydı ile arşiv kaydı arasındaki farkları da açıkladık. ## Sabıka Kaydı (Adli Sicil Kaydı) Nedir? Adli sicil kaydı, bir kişinin mahkeme tarafından verilmiş kesinleşmiş ceza kararlarının resmi kaydıdır. Bu kayıtlar devlet tarafından tutulur ve belirli durumlarda sorgulanabilir. Adli sicil kaydında yer alabilecek bazı bilgiler şunlardır: - Mahkeme tarafından verilen hapis cezaları - Adli para cezaları - Güvenlik tedbirleri - Mahkumiyet kararları - Denetimli serbestlik kararları Bu kayıtlar Adli Sicil Kanunu (5352 sayılı Kanun) kapsamında tutulur ve belirli koşullar oluştuğunda sistemden kaldırılabilir. ## Adli Sicil Kaydı ile Arşiv Kaydı Arasındaki Fark Sabıka kaydı konusunda en çok karıştırılan konulardan biri adli sicil kaydı ile arşiv kaydı arasındaki farktır. ## Adli Sicil Kaydı Adli sicil kaydı, aktif olarak görülebilen kayıttır. E-devlet üzerinden alınan sabıka kaydında görünür. ## Arşiv Kaydı Adli sicilden silinen kayıtlar tamamen yok olmaz. Bunlar arşiv kaydına aktarılır. Arşiv kayıtları genellikle: - Güvenlik soruşturmalarında - Hakimlik ve savcılık gibi mesleklerde - Bazı devlet kurumlarında görülebilir. Bu nedenle sabıka kaydının silinmesi ile arşiv kaydının silinmesi farklı süreçlerdir. ## Sabıka Kaydı Hangi Durumlarda Silinir? Adli sicil kaydının silinebilmesi için bazı hukuki şartların gerçekleşmesi gerekir. Kanuna göre aşağıdaki durumlar oluştuğunda kayıt adli sicilden çıkarılır. ## 1. Cezanın İnfaz Edilmesi Mahkeme tarafından verilen ceza tamamen yerine getirildiğinde kayıt adli sicilden silinerek arşive alınır. Örneğin: - Hapis cezasının tamamlanması - Para cezasının ödenmesi - Denetimli serbestlik süresinin bitmesi ## 2. Ceza Zamanaşımı Belirli süre geçtikten sonra ceza zamanaşımı gerçekleşebilir. Bu durumda da kayıt sistemden kaldırılır. ## 3. Genel Af Devlet tarafından çıkarılan genel af durumunda da adli sicil kaydı silinebilir. ## 4. Şikayetten Vazgeçme Bazı suçlarda şikayetin geri çekilmesi ve davanın düşmesi halinde kayıt oluşmaz veya silinebilir. ## Sabıka Kaydı Silme Başvurusu Nasıl Yapılır? Sabıka kaydının silinmesi çoğu zaman otomatik olarak gerçekleşir. Ancak bazı durumlarda başvuru yapılması gerekebilir. Benim önerim şu başvuru yöntemlerinden birini kullanmanızdır. ## 1. E-Devlet Üzerinden Kontrol Öncelikle e-devlet üzerinden kayıt durumunuzu kontrol edebilirsiniz. E-devlet hizmeti: https://www.turkiye.gov.tr/adli-sicil-kaydi Buradan: - Adli sicil kaydı - Arşiv kaydı görüntülenebilir. ## 2. Adli Sicil Müdürlüğüne Başvuru Eğer kayıt silinmemişse şu kurumlara başvurabilirsiniz: - Cumhuriyet Başsavcılığı - Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü Başvuru sırasında şu belgeler istenebilir: - Kimlik fotokopisi - Dilekçe - Mahkeme kararının örneği ## 3. Dilekçe ile Başvuru Sabıka kaydı silme işlemi için resmi dilekçe gönderilebilir. Dilekçede şu bilgiler yer almalıdır: - Ad soyad - TC kimlik numarası - Mahkeme bilgileri - Silinmesi talep edilen kayıt ## Arşiv Kaydı Nasıl Silinir? Adli sicilden silinen kayıtlar arşivde tutulur. Ancak bazı durumlarda arşiv kaydı da tamamen silinebilir. Arşiv kaydının silinmesi için genellikle şu şartlar aranır: - Ceza infazının tamamlanması - Belirli bir sürenin geçmesi - Memnu hakların iadesi kararı alınması Memnu hakların iadesi kararı genellikle mahkeme tarafından verilen bir hak iadesi kararıdır. Bu karar sayesinde bazı haklar yeniden kazanılır. ## Sabıka Kaydı Silme Süresi Ne Kadardır? Sabıka kaydının silinme süresi suçun türüne göre değişebilir. Ancak genel olarak süreç şu şekilde işler: - Ceza infaz edilince adli sicilden silinir - Kayıt arşive aktarılır - Arşiv kaydı ise belirli süre sonunda silinebilir Bazı durumlarda bu süre 5 yıl ile 15 yıl arasında değişebilir. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Adli sicil kaydı (sabıka kaydı) nedir? C: Adli sicil kaydı, bir kişi hakkında mahkeme tarafından verilmiş kesinleşmiş ceza kararlarının resmi kaydıdır ve Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü tarafından tutulur; hapis cezaları, adli para cezaları, güvenlik tedbirleri, mahkumiyet kararları ve denetimli serbestlik kararları gibi bilgileri içerebilir. S: Adli sicil kaydı ile arşiv kaydı arasındaki fark nedir? C: Adli sicil kaydı, e-devlet üzerinden alınan sabıka kaydında görünen aktif kayıttır; adli sicilden silinen kayıtlar ise tamamen yok olmaz, arşiv kaydına aktarılır ve genellikle güvenlik soruşturmalarında, hakimlik-savcılık gibi mesleklerde ve bazı devlet kurumlarında görülebilir. S: Adli sicil kaydı hangi durumlarda silinir? C: Adli sicil kaydı; cezanın infaz edilmesi (hapis cezasının tamamlanması, para cezasının ödenmesi veya denetimli serbestlik süresinin bitmesi), ceza zamanaşımının gerçekleşmesi, genel af çıkarılması veya bazı suçlarda şikayetten vazgeçilmesi hallerinde adli sicilden silinerek arşive aktarılır. S: Sabıka kaydı silme başvurusu nasıl yapılır? C: Sabıka kaydının silinmesi çoğu zaman otomatik olarak gerçekleşir; kayıt hâlâ görünüyorsa öncelikle e-devlet üzerinden durum kontrol edilebilir, ardından Cumhuriyet Başsavcılığı veya Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü'ne kimlik fotokopisi, dilekçe ve varsa mahkeme kararı örneği ile başvuru yapılabilir. S: Arşiv kaydı tamamen silinebilir mi? C: Bazı durumlarda arşiv kaydı da tamamen silinebilir; bunun için genellikle ceza infazının tamamlanmış olması, belirli bir sürenin geçmesi ve mahkemece memnu hakların iadesine karar verilmiş olması aranır. S: Sabıka kaydının silinme süresi ne kadardır? C: Sabıka kaydının silinme süresi suçun türüne göre değişebilir; ceza infaz edildikten sonra kayıt adli sicilden silinip arşive aktarılır, arşiv kaydı ise belirli bir süre sonunda silinebilir ve bu süre bazı durumlarda 5 ile 15 yıl arasında değişebilmektedir. --- # Adli Kontrol Kararı Nasıl Kaldırılır? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir/ Güncelleme: 2026-03-14 Kısa cevap: Adli kontrol, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 109. maddesinde düzenlenen ve tutuklama yerine uygulanan bir koruma tedbiridir. Kararın kaldırılması için tedbiri gerektiren şartların ortadan kalkmış olması gerekir: delillerin toplanmış olması, kaçma şüphesinin bulunmaması, tedbirin uzun süre devam etmesi ya da suçun niteliğiyle orantısız hâle gelmesi. Karara itiraz süresi iki haftadır; dilekçe kararı veren mahkemeye, üst mahkemeye gönderilmek üzere verilir. İtiraz süresi kaçırılmış olsa bile yeni bir kaldırma talebi her zaman yapılabilir. Ceza yargılaması sürecinde uygulanan adli kontrol tedbiri, tutuklama yerine kullanılan önemli bir hukuki mekanizmadır. Ancak birçok kişi hakkında verilen bu karar, zaman içinde gereksiz veya ölçüsüz hale gelebilir. Bu makalede, adli kontrol kararının kaldırılması, itiraz yolları, mahkemeye başvuru yöntemleri ve uygulamadaki hukuki süreçleri detaylı şekilde açıklıyoruz. Eğer hakkınızda yurt dışına çıkış yasağı, imza yükümlülüğü veya belirli bir bölgeyi terk etmeme gibi adli kontrol tedbirleri uygulanıyorsa, bu bilgiler süreci doğru yönetmenize yardımcı olacaktır. ## Adli Kontrol Kararı Nedir? Adli kontrol, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 109. maddesinde düzenlenen bir koruma tedbiridir. Tutuklama yerine uygulanır ve kişinin özgürlüğünü tamamen ortadan kaldırmadan bazı yükümlülükler getirir. Mahkeme veya savcılık tarafından uygulanabilecek başlıca adli kontrol tedbirleri şunlardır: - Yurt dışına çıkış yasağı - Belirli günlerde karakola imza verme - Belirli bir yerleşim yerini terk etmeme - Belirli kişilerle görüşmeme - Elektronik kelepçe uygulaması - Belirli bir meslek faaliyetini yapmama Bu tedbirler, şüphelinin kaçmasını önlemek, delilleri korumak ve yargılamanın sağlıklı yürütülmesini sağlamak amacıyla uygulanır. ## Adli Kontrol Kararı Hangi Durumlarda Kaldırılır? Adli kontrol kararının kaldırılması için tedbirin uygulanmasını gerektiren şartların ortadan kalkması gerekir. Genellikle şu durumlarda kaldırılması mümkündür: ## 1. Delillerin Toplanmış Olması Eğer soruşturma veya kovuşturma aşamasında deliller toplanmışsa, artık şüphelinin delilleri karartma ihtimali ortadan kalkar. Bu durumda mahkeme adli kontrol tedbirini kaldırabilir veya hafifletebilir. ## 2. Kaçma Şüphesinin Ortadan Kalkması Adli kontrol çoğu zaman kaçma ihtimali nedeniyle uygulanır. Ancak kişinin: - sabit ikametgahı bulunması - düzenli bir işi olması - uzun süredir tedbire uyması kaçma riskinin düşük olduğunu gösterir. ## 3. Uzun Süre Geçmiş Olması Adli kontrol tedbirleri süresiz değildir. Çok uzun süre devam eden tedbirler ölçülülük ilkesine aykırı hale gelebilir. Bu durumda mahkeme tedbiri kaldırabilir. ## 4. Orantısızlık Durumu Bazı durumlarda suçun niteliği ile uygulanan tedbir orantısız olabilir. Örneğin: - basit bir suç - düşük ceza ihtimali gibi durumlarda ağır bir adli kontrol uygulanması kaldırılabilir. ## Adli Kontrol Kararına Nasıl İtiraz Edilir? Adli kontrol kararına karşı itiraz yolu açıktır. CMK’ya göre: İtiraz süresi: 2 haftadır. İtiraz şu şekilde yapılır: Kararı veren mahkemeye, üst mahkemeye gönderilmek üzere dilekçe verilir. Üst mahkeme inceleme yapar, tedbir kaldırılabilir veya devam edebilir. İtiraz süresi kaçırılmış olsa bile yeni bir kaldırma talebi her zaman yapılabilir. ## Adli Kontrol Kaldırma Talebi Nasıl Yapılır? Adli kontrol kararının kaldırılması için mahkemeye dilekçe verilmesi gerekir. Dilekçede genellikle şu bilgiler bulunur: - Dosya numarası - Şüpheli veya sanığın kimlik bilgileri - Adli kontrol tedbirinin türü - Kaldırılma gerekçeleri En sık kullanılan gerekçeler şunlardır: - Deliller toplanmıştır - Kaçma şüphesi yoktur - Tedbire uzun süredir uyulmuştur - Ölçülülük ilkesi ihlal edilmektedir Mahkeme bu talebi değerlendirerek: - tedbiri kaldırabilir - değiştirebilir - reddedebilir ## Adli Kontrol Kararı Ne Kadar Süre Devam Eder? Kanunda kesin bir süre belirtilmemiş olsa da adli kontrol tedbirleri makul süre içinde değerlendirilmek zorundadır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına göre: uzun süre devam eden adli kontrol tedbirleri kişinin özgürlüğünü ihlal edebilir. Bu nedenle belirli aralıklarla tedbirin kaldırılması talep edilebilir. ## Adli Kontrol Kararı Kaldırma Dilekçesi Örneği Adli kontrol kaldırma talebi için genellikle şu yapı kullanılır: - Mahkeme bilgileri - Dosya numarası - Talepte bulunan kişi - Gerekçeler - Sonuç ve talep Kısa bir örnek yapı: - Tedbirin gerekliliğinin ortadan kalktığı - Müvekkilin tüm yükümlülüklere uyduğu - Kaçma şüphesinin bulunmadığı belirtilerek adli kontrolün kaldırılması talep edilir. ## Adli Kontrol İhlal Edilirse Ne Olur? Adli kontrol tedbirine uyulmaması ciddi sonuçlar doğurabilir. Örneğin: - İmza yükümlülüğüne gitmemek - Yurt dışına çıkış yasağını ihlal etmek - Belirlenen bölgeyi terk etmek Bu durumlarda mahkeme: - daha ağır tedbir uygulayabilir - tutuklama kararı verebilir Bu nedenle tedbir yürürlükte olduğu sürece yükümlülüklere mutlaka uyulmalıdır. ## Adli Kontrol Kararının Kaldırılması İçin Avukat Gerekli mi? Yasal olarak zorunlu değildir. Ancak uygulamada ceza avukatı ile hareket etmek önemli avantaj sağlar. Bir avukat: - doğru hukuki gerekçeleri sunar - dilekçeyi güçlü şekilde hazırlar - dosyadaki delilleri analiz eder - mahkemeye stratejik başvurular yapar Bu nedenle özellikle uzun süren adli kontrol tedbirlerinde profesyonel hukuki destek önemli olabilir. Koza Avukatlık bürosundan bu konuda profesyonel destek alabilirsiniz.   ## Sıkça Sorulan Sorular S: Adli kontrol kararına kaç gün içinde itiraz edilir? C: İtiraz süresi iki haftadır. İtiraz dilekçesi, kararı veren mahkemeye üst mahkemeye gönderilmek üzere verilir. Üst mahkeme inceleme sonucunda tedbiri kaldırabilir ya da devamına karar verebilir. S: İtiraz süresini kaçırdım, ne yapabilirim? C: İtiraz süresi kaçırılmış olsa bile yeni bir kaldırma talebi her zaman yapılabilir. Talep mahkemeye dilekçeyle iletilir. S: Adli kontrol hangi durumlarda kaldırılır? C: Deliller toplanmışsa, kaçma şüphesi ortadan kalkmışsa, tedbir çok uzun süredir devam ediyorsa ya da suçun niteliğiyle orantısız hâle gelmişse kaldırılabilir. Sabit ikametgâh, düzenli iş ve tedbire uzun süredir uyulmuş olması kaçma riskinin düşük olduğunu gösterir. S: Adli kontrol ne kadar sürer? C: Kanunda kesin bir süre yoktur; ancak tedbirin makul süre içinde değerlendirilmesi gerekir. Uzun süre devam eden adli kontrol tedbirleri ölçülülük ilkesine aykırı hâle gelebilir, bu nedenle belirli aralıklarla kaldırılması talep edilebilir. S: Adli kontrolü ihlal edersem ne olur? C: İmza yükümlülüğüne gitmemek, yurt dışı çıkış yasağını ihlal etmek ya da belirlenen bölgeyi terk etmek gibi durumlarda mahkeme daha ağır bir tedbir uygulayabilir veya tutuklama kararı verebilir. --- # UZAKLAŞTIRMA KARARI NEDİR? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/uzaklastirma-karari-nedir/ Güncelleme: 2026-01-19 Kısa cevap: Uzaklaştırma kararı, 6284 sayılı Kanun kapsamında şiddete uğrayan ya da uğrama tehlikesi bulunan kişiyi korumak için verilen tedbirdir. Aile Mahkemesi'nden istenir; gecikmesinde sakınca bulunan hallerde kolluktan da talep edilebilir. Delil aranmaz, mağdur beyanı esas alınır. Uzaklaştırma kararı, 6284 sayılı Kanun kapsamında şiddete uğrayan ya da şiddete uğrama tehlikesi bulunan kişiyi korumak için verilen koruyucu/önleyici tedbirlerdir. 6284 sayılı kanun, sadece aile içi şiddeti değil tek taraflı ısrarlı takip mağdurlarını da koruma kapsamına almaktadır. Bu tedbirler; failin konuttan uzaklaştırılması, mağdura yaklaşmaması, iletişim kurmaması, hakaret/tehdit içeren söz ve davranışlarda bulunmaması gibi çok farklı şekillerde verilebilir. TEHDİT, HAKARET VE ISRARLI TAKİP HANGİ DURUMLARDA “UZAKLAŞTIRMA” GEREKÇESİ OLUR? 1) TEHDİT (TCK 106) Tehdit; bir kişiyi kendisine veya yakınına yönelik saldırı yapılacağı yönünde korkutma ya da bir şeye zorlamaktır. Mesaj yolu ile yapılan tehditler de bu suçun kapsamına girer. 2) HAKARET (TCK 125) Hakaret suçu; kişinin onur, şeref ve saygınlığını hedef alan söz veya yazı gibi fiillerle gerçekleştirilir. Uygulamada sıkça karşımıza çıkan sosyal medyada işlenen hakaret söylemleri de bu suçun kapsamına girer.  Basit hakaret suçunda ön ödeme yapılması durumu mümkündür. 3) ISRARLI TAKİP (TCK 123/A) Israrlı takip; ısrarla fiziken takip, sürekli arama/mesaj atma, sosyal medya üzerinden temas kurma, üçüncü kişilerle taciz etme gibi yöntemlerle mağdurda ciddi huzursuzluk veya güvenlik endişesi yaratılmasıdır. Suçun basit şeklinde verilecek ceza 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezasıdır. Fakat uzaklaştırma kararının ihlali yolu ile ısrarlı takip suçunun işlenmesi gibi suçun nitelikli hallerinde verilecek ceza artacaktır. UZAKLAŞTIRMA (KORUMA) KARARI NASIL ALINIR? NEREYE BAŞVURULUR? Uzaklaştırma kararı farklı şekillerde talep edilebilmektedir: - Aile Mahkemesi’nden talep edilebilir. - Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde kolluk yolu ile de istenebilir. Koruyucu tedbir kararı için delil veya belge aranmaz, mağdur beyanı esas alınarak uzaklaştırma kararı verilir. UZAKLAŞTIRMA KARARI NE KADAR SÜRE İLE VERİLİR? Tedbir kararı ilk defasında en çok 6 aya kadar verilebilir; risk/tehlike devam ediyorsa uzatılması talep edilebilir. UZAKLAŞTIRMA KARARINA UYULMAZSA NE OLUR? (TAZYİK HAPSİ) Tedbir kararının ihlali halinde, fiil ayrıca suç oluştursa bile, 6284 kapsamında zorlama (tazyik) hapsi uygulanabilir: - İlk ihlal: 3 günden 10 güne kadar - Tekrarlayan ihlaller: 15 günden 30 güne kadar - Toplam: 6 ayı geçmeyecek şekilde hapis kararı verilir. DELİL OLARAK NELER SUNULABİLİR? (TEHDİT–HAKARET–ISRARLI TAKİP) - WhatsApp/SMS ekran görüntüleri, arama kayıtları, e-posta kayıtları - Sosyal medya linkleri, kullanıcı adı–URL tespiti - Tanık beyanları - Site/işyeri/konut çevresi kamera görüntüleri - Gerekirse içeriklerin kaybolmaması için delil tespiti yoluna da başvurulabilir. ACİL DURUMDA NE YAPILIR? Tehlike anında 112 hattından yardım istenebilir. Ayrıca şiddetle mücadele ve yönlendirme için Alo 183 hattı 7/24 hizmet vermektedir. Kadınlar için acil destek amacıyla KADES (Kadın Destek Uygulaması) uygulaması da tercih edilebilir.   ## Sıkça Sorulan Sorular S: Uzaklaştırma kararı nedir? C: 6284 sayılı Kanun kapsamında, şiddete uğrayan ya da şiddete uğrama tehlikesi bulunan kişiyi korumak için verilen koruyucu ve önleyici tedbirlerdir. Kanun sadece aile içi şiddeti değil, tek taraflı ısrarlı takip mağdurlarını da koruma kapsamına almaktadır. S: Uzaklaştırma kararı için nereye başvurulur? C: Aile Mahkemesi'nden talep edilebilir. Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde kolluk yolu ile de istenebilir. S: Uzaklaştırma kararı için delil gerekir mi? C: Koruyucu tedbir kararı için delil veya belge aranmaz; mağdur beyanı esas alınarak karar verilir. S: Uzaklaştırma kararı ne kadar süreyle verilir? C: Tedbir kararı ilk defasında en çok 6 aya kadar verilebilir. Risk veya tehlike devam ediyorsa uzatılması talep edilebilir. S: Uzaklaştırma kararına uyulmazsa ne olur? C: Tedbir kararının ihlali halinde, fiil ayrıca suç oluştursa bile 6284 kapsamında zorlama (tazyik) hapsi uygulanabilir: ilk ihlalde 3 günden 10 güne kadar, tekrarlayan ihlallerde 15 günden 30 güne kadar; toplamda 6 ayı geçmeyecek şekilde hapis kararı verilir. S: Israrlı takibin cezası nedir? C: Israrlı takip suçunun (TCK 123/A) basit şeklinde verilecek ceza 6 aydan 2 yıla kadar hapistir. Uzaklaştırma kararının ihlali yoluyla işlenmesi gibi nitelikli hallerde ceza artar. S: Hangi deliller sunulabilir? C: WhatsApp ve SMS ekran görüntüleri, arama kayıtları, e-posta kayıtları; sosyal medya linkleri ve kullanıcı adı–URL tespiti; tanık beyanları; site, işyeri veya konut çevresi kamera görüntüleri. İçeriklerin kaybolmaması için delil tespiti yoluna da başvurulabilir. S: Acil durumda ne yapılmalı? C: Tehlike anında 112 hattından yardım istenebilir. Şiddetle mücadele ve yönlendirme için Alo 183 hattı 7/24 hizmet vermektedir. Kadınlar için KADES (Kadın Destek Uygulaması) da kullanılabilir. --- # BOŞANMALARDA ÇOCUĞUN VELAYETİ HANGİ DURUMLARDA BABAYA VERİLİR? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/bosanmalarda-cocugun-velayeti-hangi-durumlarda-babaya-verilir/ Güncelleme: 2026-01-02 Kısa cevap: Velayet kararında ölçüt çocuğun üstün yararıdır. Çocuğun ihmali, şiddet ortamı, kişisel ilişkinin sürekli engellenmesi ve istikrarsız yaşam düzeni velayetin babaya verilmesine yol açabilir. Yalnızca annenin yetersizliği yetmez; babanın da uygun koşulları sunduğu kanaatinin oluşması aranır. Boşanma sürecinin en hassas konularında biri çocuğun velayetinin hangi tarafta olacağıdır. Mahkeme, velayet hususunu belirlerken anne–baba çekişmesinden çok, çocuğun üstün yararını göz önünde bulundurarak, müşterek çocuğun gelişimini, düzenini ve ihtiyaçlarını merkeze alır. Türk Medeni Kanunu’na göre evlilik devam ederken velayet birlikte kullanılır; boşanmada ise mahkeme tarafından çocuğun velayeti kime verilirse velayet o tarafta olur. Bu yazımızda, uygulamada velayetin babaya verildiği (veya sonradan babaya geçirildiği) durumları, mahkemenin değerlendirme kriterlerini ve sık yapılan hataları net bir şekilde ele alacağız. İstanbul Aile Avukatı-Velayet Davası VELAYET KARARININ HUKUKİ TEMELİ: MAHKEME NEYE BAKAR? Mahkeme velayet değerlendirmesi yaparken çocuğun üstün yararını dikkate alarak çocuğun hangi tarafta daha güvenli olduğuna ve daha iyi geliştiğine bakar. Kanun çerçevesinde hâkimin değerlendirdiği ana kriterler şunlar: - Çocuğun menfaati ve gelişimi (fiziksel/psikolojik güvenlik, eğitim, sağlık, sosyal çevre) - Bakım ve eğitim giderlerinin karşılanması (günlük düzeni kurabilme, istikrar, sorumluluk) - Çocuğun görüşü (olgunluğu ölçüsünde önemli konularda düşüncesinin dikkate alınması) VELAYET HANGİ DURUMLARDA BABAYA VERİLİR? Aşağıdaki yer alan hususlar, uygulamada velayetin babaya verilmesine veya velayetin anneden alınıp babaya geçirilmesine yol açabilen durumlardır. Her dosya kendi içerisinde değişiklik gösterir. [caption id="attachment_1890" align="alignleft" width="300"] İstanbul Aile Avukatı-Koza Avukatlık ve Danışmanlık[/caption] 1) Çocuğun ihmal edilmesi veya bakıma dair ciddi yetersizlik Çocuğun temel ihtiyaçlarının (beslenme, hijyen, sağlık takibi, okul düzeni) sürekli aksaması; çocuğun yalnız bırakılması, düzensiz yaşam koşulları gibi haller, “çocuğun menfaati” bakımından olumsuz olarak değerlendirilir. Delil olarak; okul devamsızlığı, rehberlik raporları, doktor kayıtları, sosyal inceleme raporu, tanık anlatımları gösterilebilir. 2) Şiddet, istismar veya çocuğu tehlikeye atan ortam bulunması Çocuğa karşı fiziksel/psikolojik şiddet, ev içi şiddet ortamı, istismar şüphesi gibi hallerde mahkeme “koruma tedbirleri”ne gider; bu durum devam ediyorsa velayet düzeni değişebilir. 3) Bağımlılık veya kontrolsüz “kötü alışkanlıklar” Tek başına bu iddia yeterli değildir. Bu durumun süreklilik göstermesi ve çocuğu kötü etkilemesi gerekir. 4) Çocuğu diğer ebeveynden koparma: Kişisel ilişkiyi engelleme diğer ebeveyne “gösterilmeme” durumu Kanunda, velayet kendisinde olmayan ebeveynle kişisel ilişkiyi zedelemekten kaçınma yükümlülüğü açıkça düzenlenir. Kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerini yerine getirmeme halinde (çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla) velayetin değiştirilebileceği de hükme bağlanmıştır. Uygulamada “çocuğu babaya göstermeme / icra ile görüştürme” gibi süreklilik gösteren durumlarda, Yargıtay içtihatlarında velayetin kötüye kullanıldığı değerlendirmesiyle velayetin babaya verilmesi yönünde kararlar mevcuttur.. Delil olarak; icra dosyaları, teslim tutanakları, mesaj kayıtları, mahkeme ihtarları, sosyal inceleme raporu sunulabilir. 5) Süreklilik gösteren istikrarsız yaşam düzeni (taşınma, okul düzeninin bozulması vb.) Çocuğun okul/sağlık düzeninin sık bozulması, sık adres değişikliği, çocuğun rutinini sürekli sarsan koşullar; babanın daha istikrarlı bir düzen sunması halinde velayet değişikliği yönünde oldukça önemlidir. 6) Ciddi sağlık/psikiyatrik sorunlar (çocuğun bakımını fiilen aksatıyorsa) Hastalık tek başına velayeti değiştiren bir husus değildir. Önemli olan ebeveynin, velayet görevini gereği gibi yerine getirip getiremediğidir. Hakim çocuğun bu durumdan etkilenip etkilenmediğini dikkate alır. 7) Çocuğun görüşü ve yaşı (olgunluğu ölçüsünde) Kanun, önemli konularda çocuğun düşüncesinin olabildiğince dikkate alınmasını öngörür. Çocuk belirli bir olgunluğa ulaştıysa, mahkeme pedagog/sosyal hizmet uzmanı eşliğinde görüş alarak değerlendirme yapabilir. MAHKEME “BABAYA VELAYET” VERİRKEN BABADAN NE BEKLER? Mahkeme tarafından babanın yaşam koşulları ve çocuğa sunacağı hayat standartları titizlikle incelenir. Sadece “anne yetersiz” olması yetmez; baba tarafının da çocuğa iyi bakılacağı yönünde mahkemede kanaat oluşturulması gerekir. - Çocuğun kalacağı ev, oda/düzen, güvenlik - Okul planı, servis/ulaşım, ders takibi - Sağlık takibi ve özel ihtiyaçlar - Çalışma saatleri nedeniyle bakımın nasıl sağlanacağı (destek ağı) - Çocukla duygusal bağın güçlendirilmesi, çatışmadan uzak ebeveynlik Gibi konularda babanın yeterli olup olmayacağı değerlendirilir. Bu noktada sosyal inceleme raporu ve uzman değerlendirmeleri belirleyicidir. BOŞANMADAN SONRA VELAYET BABAYA GEÇİRİLEBİLİR Mİ? Evet. Boşanma kararından sonra şartlar değişirse velayetin değiştirilmesi mümkündür. Özellikle kişisel ilişki düzenlemesine uyulmaması halinde velayetin değiştirilebileceği kanunda açıkça yer alır. Ayrıca uygulamada, velayet kamu düzeniyle bağlantılı görüldüğü için mahkeme çocuğun menfaatini re’sen gözetir. Velayet Değişikliği Davası-Koza Avukatlık ve Danışmanlık VELAYET DEĞİŞİKLİĞİ DAVASI İÇİN HUKUKİ DESTEK Haklı sebebe dayanan velayet değişikliği davalarının açılması ve yürütülmesi için alanında uzman bir avukattan destek alınması önemlidir.  Koza Avukatlık ve Danışmanlık olarak yıllardır müvekkillerimize hukuki sorunlarına ilişkin profesyonel destek sağlamaktayız.   ## Sıkça Sorulan Sorular S: Mahkeme velayet kararı verirken neye bakar? C: Çocuğun üstün yararını dikkate alarak çocuğun hangi tarafta daha güvende olduğuna ve daha iyi geliştiğine bakar. Değerlendirdiği ana kriterler: çocuğun menfaati ve gelişimi (fiziksel ve psikolojik güvenlik, eğitim, sağlık, sosyal çevre); bakım ve eğitim giderlerinin karşılanması; ve olgunluğu ölçüsünde çocuğun görüşü. S: Velayet hangi durumlarda babaya verilebilir? C: Uygulamada şu haller velayetin babaya verilmesine ya da anneden alınıp babaya geçirilmesine yol açabilir: çocuğun ihmal edilmesi veya bakımda ciddi yetersizlik; şiddet, istismar ya da çocuğu tehlikeye atan ortam; sürekli ve çocuğu etkileyen bağımlılık; çocuğu diğer ebeveynden koparma ve kişisel ilişkiyi engelleme; süreklilik gösteren istikrarsız yaşam düzeni; velayet görevini fiilen aksatan ciddi sağlık sorunları; ve olgunluğu ölçüsünde çocuğun görüşü. Her dosya kendi içinde değişiklik gösterir. S: Çocuğu diğer ebeveyne göstermemek velayeti etkiler mi? C: Kanunda, velayet kendisinde olmayan ebeveynle kişisel ilişkiyi zedelemekten kaçınma yükümlülüğü açıkça düzenlenmiştir. Kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerini yerine getirmeme halinde, çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla velayetin değiştirilebileceği hükme bağlanmıştır. S: Hangi deliller sunulabilir? C: İhmal iddiasında okul devamsızlığı, rehberlik raporları, doktor kayıtları, sosyal inceleme raporu ve tanık anlatımları; kişisel ilişkinin engellenmesi iddiasında icra dosyaları, teslim tutanakları, mesaj kayıtları ve mahkeme ihtarları gösterilebilir. S: Mahkeme velayeti babaya verirken babadan ne bekler? C: Yalnızca annenin yetersiz olması yetmez; babanın da çocuğa iyi bakacağı yönünde kanaat oluşması gerekir. Çocuğun kalacağı ev ve düzen, okul planı ve ulaşım, sağlık takibi, çalışma saatleri nedeniyle bakımın nasıl sağlanacağı ve çocukla duygusal bağ değerlendirilir. Bu noktada sosyal inceleme raporu ile pedagog ve sosyal hizmet görevlisi değerlendirmeleri belirleyicidir. S: Boşanmadan sonra velayet değiştirilebilir mi? C: Evet. Boşanma kararından sonra şartlar değişirse velayetin değiştirilmesi mümkündür. Velayet kamu düzeniyle bağlantılı görüldüğü için mahkeme çocuğun menfaatini resen gözetir. --- # İsim Değişikliği Davası 2026: Şartları, Süreci, Gerekli Belgeler ve Dilekçe Detayları URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/isim-degisikligi-davasi-nedir-sartlari-sureci-ve-hukuki-dayanaklari/ Güncelleme: 2025-12-29 Kısa cevap: İsim değişikliği davası Türk Medeni Kanunu'nun 27. maddesine dayanır ve haklı sebep aranır. Dava, davacının yerleşim yerindeki Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açılır. Çoğu dosya tek celsede sonuçlanır; uygulamada 3-6 ay sürer. İsim; kişinin toplum içindeki kimliğini, sosyal çevredeki tanınırlığını ve hukuki kişiliğini yansıtan en temel unsurlardan biridir. Ancak bazı durumlarda nüfus kayıtlarında yer alan isim, kişi için alay konusu, psikolojik baskı, sosyal uyumsuzluk veya kimlik çatışması doğurabilir. Bazen de kişi yıllardır farklı bir isimle tanınır ve resmi kayıttaki isim artık kişiyi temsil etmez hâle gelir. Bu gibi hallerde isim değişikliği davası açılarak nüfustaki ismin değiştirilmesi mümkündür. Bu yazıda “isim değişikliği davası nasıl açılır?”, “isim değişikliği davası şartları nelerdir?”, “isim değişikliği davası ne kadar sürer?”, “isim değişikliği için gerekli belgeler nelerdir?” gibi en çok aranan soruları cevaplandıracağız. İsim Değişikliği Davasının Hukuki Dayanağı İsim değişikliği talepleri, Türk Medeni Kanunu’nun 27. maddesi kapsamında değerlendirilir. Kanun, ismin değiştirilmesini “keyfi” bir işlem olarak görmez; mutlaka haklı sebep arar. Yani mahkeme, ismin değiştirilmesini ancak talebin gerekçeli ve makul olması halinde kabul eder. İsim değişikliği davalarında amaç, kişinin sırf “beğenmediği” için isim değiştirmesi değil; mevcut ismin kişiye somut zarar, mağduriyet veya ciddi rahatsızlık doğurmasıdır. İsim Değişikliği İçin Haklı Sebep Nedir? Mahkemeler “haklı sebep” kavramını somut olaya göre değerlendirir. Uygulamada en sık kabul edilen haklı sebepler şunlardır: 1) İsmin gülünç, alay konusu veya küçük düşürücü olması İsim sosyal hayatta sürekli şaka, alay veya zorbalık sebebine dönüşüyorsa bu durum haklı sebep sayılabilir. 2) İsmin yanlış anlaşılması veya sürekli karışıklık yaratması Yazım/telaffuz nedeniyle sürekli başka bir isimle karıştırılmak, resmi işlemlerde hata çıkması, eğitim/iş hayatında sorun yaşanması haklı sebebe dönüşebilir. 3) Kişinin psikolojik ve sosyal yaşamını olumsuz etkilemesi İsim nedeniyle kişinin kendini dışlanmış hissetmesi, sosyal çevrede stres yaşaması veya psikolojik etkilenme haklı sebep olarak ileri sürülebilir. 4) Kişisel kimlikle, kültürel/dinî tercihle uyumsuzluk Kişinin yaşam tarzı, kültürel çevresi veya kimlik algısıyla adı arasında belirgin uyumsuzluk varsa mahkeme bunu değerlendirebilir. 5) Uzun süredir başka bir isimle tanınıyor olmak Kişi yıllardır farklı bir isimle biliniyorsa ve çevresi tarafından bu isimle tanınıyorsa (iş, okul, sosyal çevre) bu durum güçlü bir gerekçe olabilir. Bu noktada tanık anlatımları çok önemlidir. 6) Yazım hatası veya nüfus kaydında yanlışlık Bazı isimlerde harf hatası, birleşik/ayrı yazım, nüfus kaydına yanlış geçme gibi problemler olur. Bu tip durumlar da dava konusu edilebilir. Ancak bu gerekçeler sınırlı değildir. Mahkeme her dosyayı ayrı değerlendirir; önemli olan gerekçenin hayatın olağan akışına uygun ve ispatlanabilir olmasıdır. İsim Değişikliği Davası Hangi Mahkemede Açılır? İsim değişikliği davaları genellikle Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açılır. Yetkili mahkeme ise davacının yerleşim yeri mahkemesidir. İsim Değişikliği Davası Nasıl Açılır? İsim değiştirme süreci temelde şu adımlarla ilerler: - Dava dilekçesi hazırlanır: İsim değişikliği talebi açıkça yazılır, “haklı sebep” detaylı anlatılır. - Deliller eklenir: Tanık listesi, varsa belgeler, yazışmalar, karışıklık yaşandığını gösteren kayıtlar vb. - Dava açılır ve duruşma günü alınır. - Duruşmada beyanlar alınır: Genelde davacı dinlenir, gerekiyorsa tanıklar dinlenir. - Karar verilir: Haklı sebep kabul edilirse isim değişikliğine karar çıkar. İsim Değişikliği İçin Gerekli Belgeler Uygulamada çoğu dosyada şu belgeler yeterli olur: - Kimlik fotokopisi - Yerleşim yeri belgesi (ikametgâh) - Dava dilekçesi - Tanık listesi (varsa) - İddiayı destekleyen ek belgeler (varsa) Mahkeme, dosyanın niteliğine göre ek belge isteyebilir. İsim Değişikliği Davası Ne Kadar Sürer? Bu davalar çoğu zaman tek celsede sonuçlanabilir. Mahkeme yoğunluğu, tanık dinlenip dinlenmemesi ve dosyanın kapsamına göre değişmekle birlikte uygulamada genellikle 3–6 ay aralığında tamamlandığı görülür. Mahkeme Kararından Sonra Süreç Nasıl İlerler? Mahkeme isim değişikliğine karar verdiğinde, kararın kesinleşmesi gerekir. Kesinleşme sonrası karar nüfus müdürlüğüne bildirilir ve isim değişikliği nüfus kayıtlarına işlenir. Bundan sonra kişi, yeni ismini: - Kimlik kartı yenileme - Pasaport/ehliyet - Banka, SGK, okul ve iş kayıtları - Tapu, abonelikler ve diğer resmi işlemler gibi her yerde kullanabilir. Genelde kimlik yenileme ile birlikte işlemler hızlı ilerler. İsim Değişikliği Davası Avukatla Açılmak Zorunda mı? Hayır, avukat tutmak zorunlu değil. Ancak dilekçenin doğru kurgulanması, haklı sebebin net anlatılması, delillerin doğru sunulması ve sürecin hızlı yürütülmesi için avukat desteği pratikte ciddi avantaj sağlar. Eksik/dağınık gerekçe veya yanlış usul, davanın uzamasına ya da reddine neden olabilir. İsim Değişikliği Davasında Dikkat Edilmesi Gerekenler - Gerekçe net olmalı: “Beğenmiyorum” tek başına zayıf kalabilir. - Tanık çok etkili: “Yıllardır bu isimle tanınıyor” iddiasında tanıklar kritik rol oynar. - Tutarlılık şart: Dilekçe, beyan ve tanık anlatımları birbiriyle uyumlu olmalı. - Seçilecek yeni isim makul olmalı: Toplumsal düzeni bozacak, hakaret içerecek veya karışıklık doğuracak isimler sorun yaratabilir. Sık Sorulan Sorular İsim değişikliği davası reddedilir mi? Evet. Haklı sebep yeterince ortaya konamazsa veya iddia ispatlanamazsa mahkeme reddedebilir. Kaç tane tanık gerekir? Kesin bir sayı yok; çoğu dosyada 1–2 tanık yeterli olabiliyor. Ama dosyanın içeriğine göre değişir. İsim değişince soyisim de değişir mi? Hayır. Bu dava isim değişikliğine yöneliktir. Soyisim için ayrı değerlendirme gerekebilir. İsim Değişikliği Davası İçin Hukuki Destek İsim değişikliği davalarında doğru gerekçe, doğru delil ve usule uygun başvuru; davanın hızlı sonuçlanması açısından kritik öneme sahiptir. Çünkü mahkeme, isim değişikliği talebini değerlendirirken “haklı sebep” iddiasının somut şekilde ortaya konulmasını ve talebin tutarlı biçimde açıklanmasını bekler. Bu nedenle dilekçenin hazırlanma şekli, anlatımın netliği, tanıkların belirlenmesi ve delillerin doğru sunulması sürecin sonucunu doğrudan etkileyebilir. Koza Avukatlık ve Danışmanlık olarak; isim değiştirme davası, ad değişikliği davası ve nüfus kayıtlarına ilişkin taleplerde, başvurunun en başından itibaren dosyanın ihtiyaçlarına göre strateji oluşturuyoruz. Dava dilekçesinde haklı sebebi güçlü biçimde ortaya koyuyor, varsa karışıklık ve mağduriyet yaratan durumları somutlaştırıyor, tanık ve delil planlamasını yapıyor; duruşma aşamasında ise sürecin doğru ilerlemesini sağlıyoruz. Böylece hem gereksiz zaman kaybının hem de usul hatalarından kaynaklanabilecek olumsuzlukların önüne geçmeyi hedefliyoruz. Amacımız; süreci gereksiz şekilde uzatmadan, hukuki güvenliği sağlayarak ve müvekkillerimizin haklarını en üst düzeyde koruyarak, isim değişikliği sürecini mümkün olan en sağlıklı şekilde sonuçlandırmaktır. İstanbul’da veya Türkiye’nin herhangi bir ilinde isim değişikliği davası açmayı düşünüyorsan, durumunu kısaca paylaşman yeterli: dosyanın şartlarını değerlendirip hangi mahkemede, hangi gerekçeyle, hangi delillerle ilerlemenin daha doğru olacağını net şekilde anlatırız. İletişime geçtiğinde süreci adım adım planlar, her aşamada bilgilendirir ve başvurunun sonuçlanmasına kadar yanında oluruz. KOZA AVUKATLIK VE DANIŞMANLIK Koza Avukatlık ve Danışmanlık olarak, her dosyayı müvekkillerimizin ihtiyaçlarına ve somut olayın özelliklerine göre ayrı ayrı ele alıyor; sürecin en başından kararın kesinleşmesine kadar şeffaf bilgilendirme, stratejik planlama ve etkin temsil anlayışıyla hareket ediyoruz. Boşanma davalarında yalnızca “dava açmak” değil; dilekçelerin doğru kurgulanması, delillerin usule uygun sunulması, tanıkların hazırlanması, geçici tedbirlerin alınması, nafaka ve velayet taleplerinin doğru şekilde ileri sürülmesi gibi birçok kritik adım bulunur. Bu adımların her biri, dosyanın sonucunu ve müvekkillerimizin geleceğini doğrudan etkileyebilmektedir. İstanbul’da boşanma avukatı desteğine ihtiyaç duyuyorsanız; anlaşmalı boşanma sürecinizi hızlı ve sorunsuz şekilde ilerletebilir, çekişmeli boşanma davalarında ise hak kaybı yaşanmadan güçlü bir yol haritası oluşturabiliriz. Nafaka, velayet, tazminat, ziynet alacağı ve mal paylaşımı gibi boşanmaya bağlı tüm taleplerde, dosyanızın risklerini ve avantajlarını net biçimde değerlendirerek size en doğru seçenekleri sunarız. Amacımız; süreci gereksiz şekilde uzatmadan, hukuki güvenliği sağlayarak ve müvekkillerimizin haklarını en üst düzeyde koruyarak, boşanma sürecini mümkün olan en sağlıklı şekilde sonuçlandırmaktır. İletişime geçtiğinizde, dosyanızın durumuna göre izlenecek adımları açıkça anlatır, süreci birlikte planlar ve her aşamada yanınızda oluruz.   ## Sıkça Sorulan Sorular S: İsim değişikliği davasının hukuki dayanağı nedir? C: Türk Medeni Kanunu'nun 27. maddesidir. Kanun ismin değiştirilmesini keyfî bir işlem saymaz; haklı sebep arar. S: İsim değişikliğinde haklı sebep sayılan haller nelerdir? C: Uygulamada en sık kabul edilenler: ismin gülünç ya da küçük düşürücü olması, sürekli karışıklık yaratması, kişinin psikolojik ve sosyal yaşamını olumsuz etkilemesi, kimlik veya kültürel tercihle uyumsuzluk, uzun süredir başka bir isimle tanınıyor olmak ve nüfus kaydındaki yazım hatası. Bu sebepler sınırlı değildir; mahkeme her dosyayı ayrı değerlendirir. S: İsim değişikliği davası hangi mahkemede açılır? C: Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açılır. Yetkili mahkeme davacının yerleşim yeri mahkemesidir. S: İsim değişikliği için gerekli belgeler nelerdir? C: Kimlik fotokopisi, yerleşim yeri belgesi, dava dilekçesi, varsa tanık listesi ve iddiayı destekleyen ek belgeler. Mahkeme dosyanın niteliğine göre ek belge isteyebilir. S: İsim değişikliği davası ne kadar sürer? C: Çoğu zaman tek celsede sonuçlanabilir. Mahkeme yoğunluğu ve tanık dinlenip dinlenmemesine göre değişmekle birlikte uygulamada genellikle 3–6 ay aralığında tamamlanmaktadır. S: İsim değişikliği davası reddedilir mi? C: Evet. Haklı sebep yeterince ortaya konamazsa veya iddia ispatlanamazsa mahkeme talebi reddedebilir. S: Kaç tanık gerekir? C: Kesin bir sayı yoktur. Çoğu dosyada bir-iki tanık yeterli olabilmekte, ancak dosyanın içeriğine göre değişmektedir. S: İsim değişince soyisim de değişir mi? C: Hayır. Bu dava isim değişikliğine yöneliktir; soyisim için ayrı değerlendirme gerekebilir. S: Karardan sonra süreç nasıl ilerler? C: Kararın kesinleşmesi gerekir. Kesinleşmenin ardından karar nüfus müdürlüğüne bildirilir ve değişiklik nüfus kayıtlarına işlenir; sonrasında kimlik, pasaport, banka, SGK, tapu gibi kayıtlarda yeni isim kullanılabilir. --- # Boşanmada Mal Paylaşımında Kişisel Mallar Nelerdir? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/bosanmada-mal-paylasiminda-kisisel-mallar-nelerdir/ Güncelleme: 2025-12-16 Boşanma sürecinde en çok uyuşmazlık yaşanan ve tarafların soru işaretleri ile dolu olduğu konulardan biri mal paylaşımıdır. Özellikle hangi malların paylaşım dışı kalacağı, yani kişisel mal niteliğinde olduğu, taraflar açısından büyük önem taşır. Türk Medeni Kanunu’na göre kişisel mallar, boşanmada mal paylaşımına dahil edilmeyecektir.  Hem anlaşmalı hem de çekişmeli boşanma davası öncesinde tarafların paylaşıma konu edilmeden önce mal varlıkları üzerindeki hakları bilmeleri oldukça önemlidir. Bu yazımızda size hangi mallar kişisel mal niteliğindedir ve mal paylaşımına konu edilemeyecektir bunu anlatacağız. ## Kişisel Mal Nedir? Kişisel mal; eşlerden birine kişisel olarak ait olan ve edinilmiş mal rejimi kapsamında paylaşılmayan malvarlığı değerleridir. Evlilik süresince edinilmiş olsa dahi kanunda sayılan bazı mallar kişisel mal kabul edilir. Kişisel mal olarak nitelendirilecek olan bu mallar mal paylaşımı yapılırken bu paylaşıma dahil edilemeyecektir. ## Boşanmada Kişisel Mal Sayılan Değerler: Türk Medeni Kanunu’nun 220. maddesi uyarınca kişisel mallar şunlardır: ## 1. Evlilikten Önce Sahip Olunan Mallar Eşlerin evlenmeden önce sahip olduğu taşınır ve taşınmazlar kişisel maldır. Örneğin: - Evlilikten önce alınan ev - Evlilikten önce edinilen araç - Kişisel birikimler (para, altın, döviz, ...) Bu mallar boşanma halinde paylaşıma konu edilemeyecektir. ## 2. Miras Yoluyla Edinilen Mallar Eşlerden birine miras kalan her türlü mal, evlilik içinde edinilmiş olsa bile kişisel mal sayılır. Buna; - Taşınmazlar - Para - Menkul kıymetlerdahildir. ## 3. Karşılıksız Kazanımlar (Bağış ve Hibeler) Bağış, hibe veya karşılıksız kazandırmalar yoluyla elde edilen mallar kişisel maldır. Örneğin: - Anne veya babadan bağışlanan ev - Aile büyükleri tarafından verilen para ## 4. Manevi Tazminat Alacakları Kişilik haklarının ihlali nedeniyle taraflardan birine ödenen manevi tazminat bedelleri, kişisel mal kabul edilir ve paylaşılmaz. ## 5. Kişisel Kullanıma Özgü Eşyalar Sadece eşlerden birinin kullanımına özgü eşyalar da kişisel maldır. Örneğin: - Kıyafetler - Takılar - Kişisel bakım eşyaları ## Kişisel Malın Geliri Paylaşılır mı? Kişisel malların kendisi paylaşılmaz; ancak bu mallardan elde edilen gelirler (örneğin kira geliri) kural olarak edinilmiş mal sayılır ve paylaşım kapsamına girebilir. Bu durum, boşanma davalarında sıkça uyuşmazlığa konu olmaktadır. ## Kişisel Mal Olduğu Nasıl İspatlanır? Bir malın kişisel mal olduğunu iddia eden eş, bu durumu ispatlamakla yükümlüdür. Bu durum tapu kayıtları, banka dekontları, miras belgeleri, bağış sözleşmeleri, tanık gibi deliller ile ispatlanabilir. İspat edilemeyen mallar, aksi kanıtlanmadıkça edinilmiş mal kabul edilir. ## Boşanmada Mal Paylaşımı İçin Hukuki Destek Kişisel malların tespiti ve mal paylaşımının adil şekilde yapılabilmesi için aile hukuku alanında uzman bir avukattan hukuki destek alınması önemlidir. Her olayın kendine özgü şartları bulunmakta olup, yanlış değerlendirmeler ciddi hak kayıplarına yol açabilir. Bu nedenle boşanma davası öncesinde hakların belirlenmesi açısından avukat yardımı almanızı tavsiye ederiz. Koza Avukatlık ve Danışmanlık olarak yıllardır müvekkillerimize boşanma davalarında profesyonel destek sağlamaktayız. Süreci titizlikle takip eder, sürekli iletişim halinde oluruz. Boşanma davanızda yanınızda olmaktan mutluluk duyarız. Bize dilediğiniz zaman ulaşabilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Boşanmada kişisel mal sayılan değerler hangi kanun maddesinde düzenlenmiştir? C: Boşanmada kişisel mal sayılan değerler Türk Medeni Kanunu'nun 220. maddesinde düzenlenmiştir; bu madde kapsamındaki mallar mal paylaşımına dahil edilmez. S: Evlilikten önce sahip olunan mallar boşanmada paylaşılır mı? C: Hayır, eşlerin evlenmeden önce sahip olduğu taşınır ve taşınmazlar (örneğin evlilik öncesi alınan ev, araç veya kişisel birikimler) kişisel mal sayılır ve boşanma halinde paylaşıma konu edilmez. S: Evlilik içinde miras kalan mallar kişisel mal mıdır? C: Evet, eşlerden birine miras kalan taşınmaz, para veya menkul kıymetler gibi her türlü mal, evlilik içinde edinilmiş olsa bile kişisel mal sayılır ve mal paylaşımına dahil edilmez. S: Bağış veya hibe yoluyla elde edilen mallar mal paylaşımına dahil midir? C: Hayır, bağış, hibe veya karşılıksız kazandırmalar yoluyla elde edilen mallar (örneğin anne babadan bağışlanan bir ev veya aile büyüklerinin verdiği para) kişisel mal kabul edilir ve paylaşıma dahil edilmez. S: Kişisel malın geliri (örneğin kira geliri) mal paylaşımına dahil olur mu? C: Kişisel malın kendisi paylaşılmaz; ancak bu maldan elde edilen gelirler, örneğin kira geliri, kural olarak edinilmiş mal sayılır ve mal paylaşımı kapsamına girebilir. S: Bir malın kişisel mal olduğu nasıl ispatlanır? C: Bir malın kişisel mal olduğunu iddia eden eş bu durumu ispatlamakla yükümlüdür; ispat tapu kayıtları, banka dekontları, miras belgeleri, bağış sözleşmeleri veya tanık gibi delillerle yapılabilir. İspat edilemeyen mallar ise edinilmiş mal kabul edilir. --- # İstanbul Avukat URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/istanbul-avukat/ Güncelleme: 2026-08-16 İSTANBUL AVUKAT İstanbul, Türkiye’nin ticari faaliyetlerin yüksek olması nedeni ile hem ekonomik hem de bu faaliyetlerin sonucu olarak hukuki anlamda en yoğun şehirlerinden biridir. Ticari ilişkiler, aile yapıları, iş hayatı ve günlük yaşamda ortaya çıkan uyuşmazlıklar, çoğu zaman profesyonel bir avukat desteği gerektirir. Koza Avukatlık ve Danışmanlık olarak, İstanbul merkezli çalışmakla birlikte Türkiye’nin her yerinde farklı hukuk alanlarında avukatlık ve danışmanlık hizmeti sunmaktayız. Başta aile hukuku ve ceza hukuku olmak üzere iş hukuku, ticaret hukuku, miras hukuku, gayrimenkul hukuku ve daha birçok alanda müvekkillerimizin haklarını korumayı amaçlıyoruz. Boşanma, ceza davaları, işçilik alacakları, ticari sözleşmeler, kira uyuşmazlıkları, idari işlemler, gayrimenkul alanında özellikle kentsel dönüşüm süreçleri başta olmak üzere hukukun birçok farklı alanında süreçlerin uzman bir İstanbul avukatı tarafından yürütülmesi; hak kayıplarının önlenmesi, sürecin kontrol altında tutulması ve daha öngörülebilir bir yol haritası çizilmesi açısından büyük önem taşır. İstanbul Avukat – Koza Avukatlık ve Danışmanlık Koza Avukatlık ve Danışmanlık olarak temel hedefimiz; - Müvekkillerimizin hukuki haklarını en üst düzeyde korumak, - Süreçleri mümkün olan en hızlı ve en az yıpratıcı şekilde sonuçlandırmak, - Her müvekkil için dosya bazlı, somut olaya uygun stratejiler geliştirmektir. Her dosyayı kendine özgü dinamikleri olan bir hukuki süreç olarak ele alıyor; müvekkillerimizi düzenli bilgilendirme ve şeffaf iletişim ilkeleriyle sürece dahil ediyoruz. İstanbul Avukatlık Hizmetlerimiz İstanbul’da yürüttüğümüz avukatlık ve danışmanlık hizmetlerimizin başlıca alanları: 1. Aile Hukuku ve Boşanma Davaları - Anlaşmalı boşanma davası - Çekişmeli boşanma davası - Nafaka (yoksulluk, iştirak, tedbir) davası - Velayet davaları (velayetin değiştirilmesi) - Ziynet eşyası (ziynet alacağı) davaları - Mal rejimi ve mal paylaşımı davaları - Anlaşmalı boşanma protokolü hazırlanması Boşanma süreci, hem duygusal hem de ekonomik açıdan oldukça yıpratıcı olabilir. Nafaka, velayet, mal paylaşımı, tazminat gibi konularda yapılacak küçük hatalar bile ciddi maddi kayıplara yol açabilir. Bu nedenle boşanma sürecinin, deneyimli bir İstanbul aile ve boşanma avukatı ile yürütülmesi büyük önem taşır. Anlaşmalı boşanma davalarında; - Evliliğin en az 1 yıl sürmüş olması, - Tarafların boşanmanın sonuçları konusunda (nafaka, velayet, mal paylaşımı, tazminat vb.) uzlaşmış olması, - Bu hususların anlaşmalı boşanma protokolü ile açık ve net şekilde yazılı hale getirilmesi gerekir. Çekişmeli boşanma davalarında ise; - Şiddetli geçimsizlik (evlilik birliğinin temelinden sarsılması), - Zina (aldatma), - Hayata kast, pek kötü muamele veya onur kırıcı davranış, - Suç işleme veya haysiyetsiz yaşam, - Terk, - Akıl hastalığı gibi sebepler öne sürülebilir. Bu tür davalarda tanık beyanları, mesaj kayıtları, raporlar, kamera görüntüleri ve diğer deliller hayati öneme sahiptir. Anlaşmalı boşanma davası ile çekişmeli boşanma davası arasındaki en önemli farklardan biri de sürecin uzunluğudur. Anlaşmalı boşanma davaları genellikle tek celsede ve 1-2 aylık süreç içerisinde tamamlanır fakat çekişmeli boşanma davalarında hakim delillerin tamamını değerlendirip tanıkları dinledikten sonra karar vereceğinden süreç 2-3 yıla kadar uzayabilecektir. 2. Ceza Hukuku Ceza yargılaması, kişinin özgürlüğünü doğrudan etkileyen en ağır hukuki süreçlerden biridir. İstanbul ceza avukatı olarak: - Soruşturma ve kovuşturma aşamalarında müdafiilik - Gözaltı ve ifade işlemlerine katılım - Suç isnadına konu delillerin değerlendirilmesi - Şikâyet, suç duyurusu ve itiraz süreçlerinin yürütülmesi - İstinaf ve temyiz başvurularının yapılması gibi birçok farklı şekilde hukuki destek sağlamaktayız. Ceza yargılamasında zamanında ve doğru müdahale, çoğu zaman dosyanın gidişatını belirleyebileceğinden mümkün olan en kısa sürede uzman bir ceza avukatından destek almak oldukça önemlidir. 3. İş Hukuku İşçi ve işveren ilişkilerinde ortaya çıkan uyuşmazlıklarda, hem işçi hem işveren açısından hakların doğru tespiti ve korunması önemlidir. İstanbul iş hukuku kapsamında: - Haksız fesih ve işe iade davaları - Kıdem ve ihbar tazminatı talepleri - Fazla mesai, yıllık izin, ulusal bayram ve genel tatil alacakları - Mobbing (psikolojik taciz) iddiaları - İş kazası ve meslek hastalığına bağlı tazminat davaları - İş sözleşmeleri ve şirket içi insan kaynakları süreçleri için hukuki danışmanlık hizmetleri sunmaktayız. 4. Ticaret ve Şirketler Hukuku İstanbul, ticari hayatın kalbi konumundadır. Bu nedenle, şirketlerin hukuki süreçlerini doğru yönetmek, ileride ortaya çıkabilecek uyuşmazlıkların önlenmesinde kritik rol oynar. Ticaret ve şirketler hukuku kapsamında: - Şirket kuruluşu, tür değişikliği, birleşme ve devralma işlemleri - Yönetim kurulu kararları ve genel kurul süreçleri - Ticari sözleşmelerin hazırlanması ve revizyonu - Ticari alacak tahsili davaları - Haksız rekabet ve marka/itibar koruma davaları konularında İstanbul’da avukatlık ve danışmanlık hizmeti sunuyoruz. 5. Gayrimenkul ve Kira Hukuku İstanbul’daki yoğun gayrimenkul piyasası, beraberinde çok sayıda hukuki problem de getirmektedir. Gayrimenkul ve kira hukuku alanında: - Kira tespit ve kira uyarlama davaları - Tahliye davaları - Tapu iptal ve tescil davaları - Kat karşılığı inşaat sözleşmeleri ve bu sözleşmelerden doğan uyuşmazlıklar - Kentsel dönüşüm süreçlerinin yürütülmesi - Aile konutu şerhi, ipotek, haciz işlemleri gibi konularda müvekkillerimize hukuki destek veriyoruz. 6. İcra ve İflas Hukuku Alacağın zamanında tahsil edilememesi, hem şahıslar hem şirketler için ciddi sorunlara yol açar. İcra ve iflas hukuku kapsamında: - İcra takibi başlatılması ve yürütülmesi - Haciz, rehin ve tahsil işlemleri - İcra dosyalarının kapatılması - Haciz kaldırma işlemleri - İlamsız ve ilamlı icra takipleri - İflas ve konkordato süreçlerinde danışmanlık - Borca itiraz, takibin iptali ve menfi tespit davaları ile alacakların etkin şekilde tahsil edilmesini hedefliyoruz. 7. Tazminat Davaları Haksız fiiller, trafik kazaları, iş kazaları, doktor hataları (malpraktis) ve benzeri durumlar sonucunda doğan maddi ve manevi zararların tazmini için: - Maddi tazminat davaları - Manevi tazminat davaları - Destekten yoksun kalma tazminatı - Bedensel zarar ve malvarlığı zararlarına ilişkin davalar alanlarında İstanbul’da avukatlık hizmeti sunmaktayız. 8. Hukuki Danışmanlık ve Sözleşme Yönetimi Dava açılmadan önce veya dava açılmasına gerek olup olmadığını belirlemek amacı ile önce alınacak hukuki danışmanlık, çoğu zaman en büyük zararı engeller. - Sözleşme taslaklarının hazırlanması ve revizyonu - Şirketlere veya bireylere düzenli hukuki danışmanlık - Risk analizi ve önleyici hukuk hizmetleri - Uyuşmazlık çıkmadan önce müzakere ve sulh süreçlerinin yönetimi ile müvekkillerimizin hukuki risklerini en aza indirmeyi amaçlıyoruz. İstanbul’da Avukat Seçerken Nelere Dikkat Edilmeli? İstanbul’da avukat seçerken aşağıdaki hususlar kritik öneme sahiptir: - Uzmanlık alanı: Dosyanızın niteliğine uygun alanda çalışan bir avukatla ilerlemek, sürecin başarısını doğrudan etkiler. Koza Avukatlık ve Danışmanlık olarak alanında uzman avukat ekibimiz ile uzmanlık alanına göre müvekkillerimize profesyonel destek sağlamaktayız. - Tecrübe ve güncel mevzuat bilgisi: Uygulama tecrübesi ve güncel içtihatları takip etmek, özellikle dava stratejisinde belirleyicidir. - İletişim ve şeffaflık: Süreç hakkında düzenli bilgilendirme yapılması ve ücretlendirme konusunda açık olunması önemlidir. - Stratejik yaklaşım: Her dosyaya aynı kalıp çözümlerle değil, somut olaya özel stratejiyle yaklaşılması gerekir. Koza Avukatlık ve Danışmanlık olarak müvekkillerimize hukuki süreçle ilgili ayrıntılı ve açık bilgilendirme yaparak, alanında uzman avukatlarımızın nitelikli iş takibi ile birlikte en kısa sürede çözüme kavuşmayı hedeflemekteyiz. İstanbul Avukat İhtiyacınız İçin Koza Avukatlık ve Danışmanlık olarak; - İstanbul’da ve Türkiye genelinde, - Aile hukuku ve boşanma davalarından ticari uyuşmazlıklara, - Ceza yargılamasından, gayrimenkul ve tazminat davalarına kadar geniş bir yelpazede avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmeti vermekteyiz. 👩‍⚖️Hukuki sürecinizle ilgili danışmanlık almak ve profesyonel destekten faydalanmak için bizimle iletişime geçebilirsiniz. --- # BOŞANMA DAVASINDA EN ÇOK MERAK EDİLEN 10 SORU (2026 REHBERİ) URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/bosanma-davasinda-en-cok-merak-edilen-10-soru-2026-rehberi/ Güncelleme: 2025-11-28 Kısa cevap: Boşanma davası, eşlerden birinin Aile Mahkemesi'ne vereceği dilekçeyle başlar. Anlaşmalı davalar genellikle tek celsede, bir ila iki ayda biter; çekişmeli davalarda süreç ortalama bir buçuk ila iki yıl sürer. Kusur, mahkemeye sunulan delillerle belirlenir. Boşanma süreci, duygusal açıdan tarafların oldukça yıprandığı ve soru işaretleri ile dolu bir süreçtir. Tarafımıza bu dönemle ilgili en çok sorulan soruları basit bir dille açıklamak ve kafalarda oluşan sorulara bir nebze de olsa cevap bulmaya çalıştık. Elbette ki boşanma davaları uzun süren ve hukuki teknik bilgi gerektiren davalardır. Bu nedenle hak kaybına uğranmaması açısından avukat desteği alınmasını tavsiye ederiz. Boşanma davasıyla ilgili en çok merak edilen 10 soruyu net, anlaşılır ve tamamen güncel hukuk bilgisiyle yanıtlıyoruz. 1. Boşanma Davası Nasıl Açılır? Boşanma davası, eşlerden birinin Aile Mahkemesi’ne vereceği dava dilekçesi ile başlar. Bu dilekçede boşanma sebebi, yaşanan olayların özeti ve talepler (nafaka, velayet, tazminat, ziynet alacağı, kişisel eşyaların iadesi vb.) bulunmalıdır. Taraflar uzlaşmışsa açılacak dava anlaşmalı boşanma davasıdır. Anlaşmalı boşanma davası açılırken dava dilekçesine ek tarafların kendi arasında hazırladıkları anlaşmalı boşanma protokolü de sunulmalıdır. Süreç her iki tarafın da boşanma iradesi bulunduğundan daha hızlı neticelenecektir. Anlaşmalı boşanma davası ile ilgili ayrıntılı bilgi için “anlaşmalı boşanma davası rehberimiz ile anlaşmalı boşanma davasında zorunlu unsurlar” yazılarımızı okuyabilirsiniz. 2. Anlaşmalı Boşanma İle Çekişmeli Boşanma Arasındaki Fark Nedir? Anlaşmalı boşanma davası için; - Evliliğin en az 1 yıl sürmüş olması, - Tarafların tüm konularda anlaşma sağlamış olması gerekmektedir. - Genellikle tek celsede sonuçlanır. Çekişmeli boşanma davası ise taraflar arasında birtakım konularda anlaşma sağlanamaması halinde açılır. Hakim tarafından her iki tarafın iddia ettiği boşanma sebepleri değerlendirilir, tanıklar dinlenir ve tüm deliller toplanır. Bu sebeple çekişmeli boşanma davası anlaşmalı boşanmaya göre daha uzun sürmektedir. 3. Boşanma Davası Ne Kadar Sürer? Anlaşmalı boşanma davaları genellikle tek celsede sonuçlanır ve yaklaşık 1-2 ay içinde dosya kapanır. Çekişmeli boşanma davalarında ise süreç ortalama 1,5-2 yıl sürmektedir. 4. Boşanmada Kusur Nasıl Belirlenir? Boşanma davalarında kusur, mahkemeye sunulan kamera görüntüleri, mesajlaşma kayıtları, telefon kayıtları, sosyal medya paylaşımları, tanık beyanları vb. delillerin değerlendirilmesiyle belirlenir. Daha ağır kusurlu taraf nafaka ve tazminatta dezavantajlı konumda kalır. 5. Nafaka Türleri Nelerdir? Boşanma davalarında üç çeşit nafaka vardır: - Tedbir Nafakası: Dava süresince geçici olarak ödenen nafaka. - İştirak Nafakası: Velayet sahibi tarafa çocuğun giderleri için ödenen nafaka. - Yoksulluk Nafakası: Boşanma sonrası yoksulluğa düşecek eşe ödenen nafaka. Detaylı bilgi için nafaka yazılarımız: Tedbir ve iştirak nafakası nedir? | Yoksulluk nafakası nedir? | Yardım nafakası nedir? | Nafaka arttırılabilir mi? | Nafaka kaldırılabilir mi? 6. Velayet Hangi Kriterlere Göre Belirlenir? Velayet kararında temel ilke çocuğun üstün yararıdır. Çocuğun yaşı, bakım ihtiyacı, ebeveynlerin ekonomik durumu, yaşam koşulları gibi pek çok kriter değerlendirilir. Çok küçük çocuklar genellikle anneye verilir ancak somut olaya göre babaya da verilebilir. 7. Mal Paylaşımı Nasıl Yapılır? Boşanma davası ile mal paylaşımı davası ayrı davalardır. 1 Ocak 2002 sonrası evliliklerde edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir. Evlilikte edinilen mallar eşit paylaşılır; kişisel mallar ve miraslar paylaşılmaz. 8. Boşanma Davasında Delil Olarak Neler Kullanılabilir? - Mesajlaşma kayıtları - Tanık beyanları - Kamera kayıtları - Fotoğraf ve videolar - Hastane, otel, banka kayıtları - HTS dökümleri 9. Boşanmak İçin Avukat Tutmak Zorunlu Mu? Hayır, zorunlu değildir. Ancak boşanma davaları teknik ve karmaşık olduğundan avukatla çalışmak ciddi hak kayıplarını önler. 10. Boşanmada Tazminat Nasıl Hesaplanır? Mağdur ve daha az kusurlu taraf, kusurlu eşten maddi ve manevi tazminat talep edebilir. Tutar; kusur oranı, evlilik süresi, ekonomik durum ve olayların ağırlığına göre hakim tarafından belirlenir. SONUÇ Boşanma sürecinin en az zararla tamamlanması için uzman bir boşanma avukatıyla çalışmak büyük önem taşır. Koza Avukatlık ve Danışmanlık olarak yıllardır müvekkillerimize boşanma davalarında profesyonel destek sağlamaktayız. Süreci titizlikle takip eder, sürekli iletişim halinde oluruz. Boşanma davanızda yanınızda olmaktan mutluluk duyarız. Bize dilediğiniz zaman ulaşabilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Boşanma davası nasıl açılır? C: Eşlerden birinin Aile Mahkemesi'ne vereceği dava dilekçesi ile başlar. Dilekçede boşanma sebebi, yaşanan olayların özeti ve talepler (nafaka, velayet, tazminat, ziynet alacağı, kişisel eşyaların iadesi) bulunmalıdır. Taraflar uzlaşmışsa dava anlaşmalı boşanma davasıdır ve dilekçeye protokol eklenir. S: Anlaşmalı ile çekişmeli boşanma arasındaki fark nedir? C: Anlaşmalı boşanma için evliliğin en az 1 yıl sürmüş olması ve tarafların tüm konularda anlaşmış olması gerekir; genellikle tek celsede sonuçlanır. Çekişmeli boşanma ise anlaşma sağlanamaması halinde açılır; tanıklar dinlenir, deliller toplanır ve süreç daha uzun sürer. S: Boşanma davası ne kadar sürer? C: Anlaşmalı boşanma davaları genellikle tek celsede sonuçlanır ve yaklaşık 1–2 ay içinde dosya kapanır. Çekişmeli boşanma davalarında süreç ortalama 1,5–2 yıl sürmektedir. S: Boşanmada kusur nasıl belirlenir? C: Mahkemeye sunulan kamera görüntüleri, mesajlaşma kayıtları, telefon kayıtları, sosyal medya paylaşımları ve tanık beyanları gibi delillerin değerlendirilmesiyle belirlenir. Daha ağır kusurlu taraf nafaka ve tazminatta dezavantajlı konumda kalır. S: Nafaka türleri nelerdir? C: Tedbir nafakası dava süresince geçici olarak ödenir. İştirak nafakası velayet sahibi tarafa çocuğun giderleri için ödenir. Yoksulluk nafakası boşanma sonrası yoksulluğa düşecek eşe ödenir. S: Velayet hangi kriterlere göre belirlenir? C: Temel ilke çocuğun üstün yararıdır. Çocuğun yaşı, bakım ihtiyacı, ebeveynlerin ekonomik durumu ve yaşam koşulları gibi kriterler değerlendirilir. Çok küçük çocuklar genellikle anneye verilir; ancak somut olaya göre babaya da verilebilir. S: Mal paylaşımı nasıl yapılır? C: Boşanma davası ile mal paylaşımı davası ayrı davalardır. 1 Ocak 2002 sonrası evliliklerde edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir; evlilikte edinilen mallar eşit paylaşılır, kişisel mallar ve miraslar paylaşılmaz. S: Boşanma davasında delil olarak neler kullanılabilir? C: Mesajlaşma kayıtları, tanık beyanları, kamera kayıtları, fotoğraf ve videolar, hastane, otel ve banka kayıtları ile HTS dökümleri. S: Boşanmak için avukat tutmak zorunlu mu? C: Hayır, zorunlu değildir. Ancak boşanma davaları teknik ve karmaşık olduğundan avukatla çalışmak hak kayıplarını önler. S: Boşanmada tazminat nasıl hesaplanır? C: Mağdur ve daha az kusurlu taraf, kusurlu eşten maddi ve manevi tazminat talep edebilir. Tutar; kusur oranı, evlilik süresi, ekonomik durum ve olayların ağırlığına göre hâkim tarafından belirlenir. --- # MAĞDUR YÖNÜNDEN DOLANDIRICILIK SUÇUNUN DEĞERLENDİRİLMESİ (2025) URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/magdur-yonunden-dolandiricilik-sucunun-degerlendirilmesi-2025/ Güncelleme: 2025-10-16 🧑‍⚖️ MAĞDUR YÖNÜNDEN DOLANDIRICILIK SUÇUNUN DEĞERLENDİRİLMESİ (2025) 🔹 Dolandırıcılık Suçunun Tanımı Dolandırıcılık suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 157. maddesinde: “Hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak kendisine veya başkasına haksız menfaat sağlamak” fiili dolandırıcılık olarak tanımlanır. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere, dolandırıcılık suçu hem bir aldatma (hile) hem de haksız menfaat sağlama unsurlarını içerir. ________________________________________ 🔹 Suçun Unsurları Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için şu üç unsurun bir arada bulunması gerekir: 1. Hileli davranış: Failin, mağdurun iradesini etkileyecek hileli hareketlerde bulunması. 2. Aldatma fiili: Mağdurun bu davranış sonucu iradesinin yanıltılması. 3. Zarar ve menfaat: Mağdurun zarara uğraması, failin veya bir başkasının haksız kazanç elde etmesi. ________________________________________ 🔹 Dolandırıcılık Suçunun Cezası (TCK 157) TCK 157 uyarınca dolandırıcılık suçunun cezası: ➡️ 1 yıldan 5 yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezasıdır. Dolandırıcılık suçunun nitelikli halleri 158.maddede düzenlenmiştir. Bu nitelikli hallerin varlığı durumunda alınacak ceza artacaktır. ________________________________________ 🔹 Nitelikli Dolandırıcılık (TCK 158) TCK 158’de, dolandırıcılığın bazı şekilleri “nitelikli” olarak sayılmıştır. Bu durumlarda ceza 3 yıldan 10 yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası verilebilir. Nitelikli dolandırıcılığa örnekler: • Dini duyguların istismar edilmesiyle işlenen dolandırıcılık, • Kamu kurumlarını veya banka sistemlerini araç olarak kullanmak, • Bilişim sistemleri, internet veya telefonla dolandırıcılık yapmak, • Kamu görevlisi gibi davranarak menfaat sağlamak. ________________________________________ 🔹 Şikayet ve Zamanaşımı Dolandırıcılık suçu şikayete tabi değildir. Savcılık makamı suçtan haberdar olduğunda re’sen soruşturma başlatılacaktır. Zamanaşımı süresi ise 8 yıldır. Bu süre içinde dava açılmazsa suç düşer. ________________________________________ 🔹 Dolandırıcılık Suçuna İlişkin Uygulama Örnekleri Yargıtay, dolandırıcılık suçunu değerlendirirken “aldatma kastı” kriterine dikkat çekmektedir. Yani yargılama boyunca suçu işleyen kişilerin dolandırma kastı ile hareket edip etmediği araştırılır. Basit yalanlar (örneğin: “paramı sonra öderim”) dolandırıcılık suçu kapsamında değerlendirilmez. Ancak sahte belge düzenlemek, resmi unvan taklit etmek veya internet üzerinden sahte ilan vermek gibi eylemler suçun oluşmasına neden olabilir. ________________________________________ 🔹 Mağdurlar Ne Yapmalı? Dolandırıcılık suçu, maddi menfaat sağlamak amacıyla başkasını hileyle kandırma eylemlerinin gerçekleştirilmesi sonucu ortaya çıkmaktadır. Dolandırıcılık suçuyla karşılaşan kişilerin, dolandırıldıklarını ispat etmeleri açısından para gönderimine ilişkin banka dekontları, dolandıran şahıslar ile kurulan iletişimi ispatlar yazışmalar gibi eylemi ispatlar belgeleri mutlaka saklaması ve şikayetini delillendirmesi büyük önem taşımaktadır. ________________________________________ 🔹 Mağdurun Zararı Giderilmeli Midir? Dolandırıcılık eylemine karışan şahısların yargılamanın sona ermesine kadar mağdurun mevcut maddi zararını gidermesi oldukça önemlidir. Dolandırıcılık suçunu işleyen kişiler, mağdurun zararını giderdikleri durumda etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanabileceklerdir. ________________________________________ 🔹 Mağdur Olan Kişinin Avukat Yardımı Alması Gerekli Midir? Dolandırıcılık suçu nedeni ile maddi zarara uğrayan kimselerin avukat yardımı ile şikayetçi olmaları durumunda maddi zararlarını giderimi daha kısa sürede gerçekleştirilebilecektir. Zira mağdur avukatları gerekli durumlarda dosyadaki sanıklar ile iletişime geçerek zarar giderimi talep edebileceklerdir. Bu nedenle dolandırıcılık eylemi neticesinde maddi zarara uğrayan kişilerin uzman bir ceza avukatı yardımına başvurarak süreci profesyonel bir şekilde yürütmeleri daha doğru olacaktır. 👩‍⚖️ Koza Avukatlık ile Profesyonel Destek Koza Avukatlık ve Danışmanlık olarak, ceza davalarında profesyonel hukuki destek sağlıyoruz. 📩 Siz de ceza davalarınız hakkında danışmanlık için bizimle iletişime geçebilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Dolandırıcılık suçunun cezası nedir? C: Türk Ceza Kanunu'nun 157. maddesi uyarınca dolandırıcılık suçunun cezası 1 yıldan 5 yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıdır. Suçun 158. maddede sayılan nitelikli hallerinden birinin bulunması durumunda ise ceza 3 yıldan 10 yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasına çıkar. S: Hangi durumlar nitelikli dolandırıcılık kapsamına girer? C: Dini duyguların istismar edilmesi, kamu kurumlarının veya banka sistemlerinin araç olarak kullanılması, bilişim sistemleri, internet ya da telefon aracılığıyla dolandırıcılık yapılması ve kamu görevlisi gibi davranarak menfaat sağlanması, Türk Ceza Kanunu'nun 158. maddesinde düzenlenen nitelikli dolandırıcılık hallerine örnek olarak sayılabilir. S: Dolandırıcılık suçunda şikayet ve zamanaşımı süresi nasıldır? C: Dolandırıcılık suçu şikayete tabi değildir; savcılık makamı suçtan haberdar olduğunda kendiliğinden (re'sen) soruşturma başlatır. Bu suçta zamanaşımı süresi 8 yıl olup bu süre içinde dava açılmazsa suç düşer. S: Her yalan söylemek dolandırıcılık suçu sayılır mı? C: Hayır, Yargıtay dolandırıcılık suçunu değerlendirirken aldatma kastı kriterine dikkat çekmektedir. Örneğin "paramı sonra öderim" gibi basit yalanlar dolandırıcılık suçu kapsamında değerlendirilmez; ancak sahte belge düzenlemek, resmi unvan taklit etmek veya internet üzerinden sahte ilan vermek gibi eylemler suçun oluşmasına neden olabilir. S: Dolandırıcılık mağduru delil olarak neleri saklamalıdır? C: Dolandırıldığını ispat etmek isteyen mağdurun, para gönderimine ilişkin banka dekontlarını ve dolandıran kişilerle kurulan iletişimi gösteren yazışmalar gibi eylemi ispatlayan belgeleri mutlaka saklaması ve şikayetini bu belgelerle delillendirmesi büyük önem taşır. S: Dolandırıcılık suçunda mağdurun zararının giderilmesi failin lehine bir sonuç doğurur mu? C: Evet, dolandırıcılık eylemine karışan kişilerin yargılama sona ermeden mağdurun maddi zararını gidermesi hâlinde etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanabilme imkânı doğar. --- # NAFAKA KALDIRILABİLİR Mİ? (2025) URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/nafaka-kaldirilabilir-mi-2025/ Güncelleme: 2025-10-02 NAFAKA KALDIRILABİLİR Mİ? (2025) Nafaka Nedir? Boşanma sonrası, taraflardan birinin diğerine ya da çocuklara ekonomik destek sağlaması için mahkeme tarafından hükmedilen ödemeye nafaka denir. Nafaka Türleri Nelerdir? Türk Medeni Kanunu’na göre nafaka çeşitleri şunlardır: - Tedbir Nafakası: Dava sürecinde tarafların mağdur olmaması için mahkemenin geçici süre ile hükmettiği nafaka türüdür. - İştirak Nafakası: Çocuğun bakım ve eğitim masraflarının karşılanması için hükmedilen nafakadır. - Yoksulluk Nafakası: Boşanma sonrası yoksulluğa düşecek eş için hükmedilen nafakadır.   Hangi Sebeplerle Nafaka Kaldırılabilir? Mahkeme tarafından hükmedilen nafaka bazı durumlarda tamamen kaldırılabilir. Bu sebepler şunlardır: - Nafaka alacaklısının evlenmesi - Nafaka alacaklısının fiilen evli gibi başka biriyle yaşaması - Nafaka alacaklısının yoksulluk halinin ortadan kalkması (düzenli gelir, miras, mal edinme vb.) - Nafaka yükümlüsünün ödeme gücünü kaybetmesi (işsiz kalma, ağır hastalık, iflas vb.) - Çocuğun ergin olması (18 yaşını doldurması veya eğitim hayatının bitmesiyle iştirak nafakası sona erecektir.)   Davayı Kim Açabilir? Nafakanın kaldırılmasını ya da azaltılmasını talep etme hakkı, nafaka ödemekle yükümlü olan tarafa aittir. Hangi Mahkemede Açılır? Nafakanın kaldırılması davası, Aile Mahkemeleri’nde açılır. Mahkemenin İnceleme Kriterleri Nelerdir? Mahkeme, nafakanın kaldırılması konusunu değerlendirirken aşağıdaki hususları göz önünde bulundurur: - Tarafların ekonomik durumunu, - Nafaka alacaklısının gelir ve mal varlığını, - Nafaka yükümlüsünün ödeyebilme gücünü, - Çocuğun eğitimi ve ihtiyaçlarını.   Davanın Sonuçları Nelerdir? Eğer nafaka alacaklısının yoksulluk hali ortadan kalkmışsa veya nafaka yükümlüsünün ödeme gücü yoksa nafaka kaldırılabilir. Şartlar tamamen ortadan kalkmamış ama kısmen hafiflemişse nafaka miktarı azaltılabilir. Çocuğun ergin olmasıyla iştirak nafakası otomatik olarak sona erer; ancak eğitim devam ediyorsa nafakanın sürmesine karar verilebilir. 👉 Sonuç olarak, nafakanın kaldırılması davası güçlü delillerle desteklenmesi gereken bir süreçtir. Bu nedenle uzman bir aile avukatı ile takip edilmesi önemlidir. 👩‍⚖️ Koza Avukatlık ile Profesyonel Destek Koza Avukatlık ve Danışmanlık olarak, nafaka davalarında profesyonel hukuki destek sağlıyoruz. 📩 Siz de nafaka davalarınız hakkında danışmanlık için bizimle iletişime geçebilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Nafaka nedir ve hangi nafaka türleri vardır? C: Nafaka, boşanma sonrasında taraflardan birinin diğerine ya da çocuklara ekonomik destek sağlaması için mahkeme tarafından hükmedilen ödemedir. Türk Medeni Kanunu'na göre üç tür nafaka bulunur: dava sürerken tarafların mağdur olmaması için geçici süreyle hükmedilen tedbir nafakası, çocuğun bakım ve eğitim masraflarının karşılanması için hükmedilen iştirak nafakası ve boşanma sonrası yoksulluğa düşecek eş için hükmedilen yoksulluk nafakasıdır. S: Hangi sebeplerle nafaka tamamen kaldırılabilir? C: Mahkeme tarafından hükmedilen nafaka; nafaka alacaklısının evlenmesi, fiilen evli gibi başka biriyle yaşaması, yoksulluk halinin ortadan kalkması (düzenli gelir, miras, mal edinme gibi sebeplerle), nafaka yükümlüsünün ödeme gücünü kaybetmesi (işsiz kalma, ağır hastalık, iflas gibi durumlarda) veya çocuğun ergin olması hâllerinde kaldırılabilir. S: Nafakanın kaldırılması davasını kim açabilir? C: Nafakanın kaldırılmasını ya da azaltılmasını talep etme hakkı, nafaka ödemekle yükümlü olan tarafa aittir. S: Nafakanın kaldırılması davası hangi mahkemede açılır? C: Nafakanın kaldırılması davası Aile Mahkemelerinde açılır. S: Mahkeme nafakanın kaldırılması talebini değerlendirirken nelere bakar? C: Mahkeme, tarafların ekonomik durumunu, nafaka alacaklısının gelir ve mal varlığını, nafaka yükümlüsünün ödeyebilme gücünü ve çocuğun eğitimi ile ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak değerlendirme yapar. S: Çocuğun ergin olması iştirak nafakasını otomatik olarak sona erdirir mi? C: Çocuğun ergin olmasıyla (18 yaşını doldurmasıyla) iştirak nafakası kural olarak kendiliğinden sona erer; ancak çocuğun eğitim hayatı devam ediyorsa nafakanın sürdürülmesine karar verilebilir. Şartlar tamamen değil de kısmen hafiflemişse nafakanın kaldırılması yerine miktarının azaltılması da mümkündür. --- # ÇOCUĞUMUN VELAYETİNİ ALABİLİR MİYİM? (2025) URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/cocugumun-velayetini-alabilir-miyim-2025/ Güncelleme: 2025-10-02 ÇOCUĞUMUN VELAYETİNİ ALABİLİR MİYİM? (2025) Velayet Değişikliği Davası Nedir? Velayet, tarafların boşanma sonrası çocuğun bakım, eğitim, sağlık ve genel ihtiyaçlarının hangi ebeveyn tarafından karşılanacağına ilişkin ortaya çıkmış hukuki bir kurumdur. Türk Medeni Kanunu’na göre velayet, çocuğun üstün yararı gözetilerek hakim kararıyla anneye veya babaya verilir. Ancak koşulların değişmesi durumunda, mevcut velayet kararının yeniden değerlendirilmesi ve değiştirilmesi mümkündür. Buna velayet değişikliği davası denir. Hangi Durumlarda Velayet Değişikliği İstenilebilir? Velayetin değiştirilmesi için yalnızca anne veya babanın talebi yeterli değildir. Mahkeme, her durumda çocuğun üstün yararını esas alır. Velayet değişikliği için öne çıkan şartlar şunlardır: - Çocuğun üstün yararının zedelenmesi: Mevcut velayet sahibi ebeveynin çocuğun gelişimini olumsuz etkilemesi, ilgisiz davranması veya ihmal etmesi. - Ebeveynin yaşam koşullarındaki değişiklik: Taşınma, iş koşulları, sağlık sorunları gibi sebeplerle çocuğun ihtiyaçlarının yeterince karşılanamaması. - Çocuğun görüşü: Belirli bir yaşa gelmiş ve kendini ifade edebilen, ayırt etme gücü olan çocukların görüşü mahkeme tarafından dikkate alınabilir. - Yeni evlilik veya aile ortamı: Velayet sahibi ebeveynin yeniden evlenmesiyle oluşan aile ortamının çocuğun üstün yararına aykırılık teşkil etmesi. - Çocuğun güvenliği: Şiddet, istismar veya ciddi ihmal gibi durumlar velayetin acilen değiştirilmesine sebep olabilir.   Velayet Değişikliği Davasını Kim Açabilir? Velayet değişikliği davasını, velayeti olmayan ebeveyn açabilir. Ancak dava sırasında mahkeme, yalnızca ebeveynin talebine değil, çocuğun menfaatine bakar. Çocuğun sağlıklı gelişimi için velayetin kimde kalması gerektiği uzman raporları, sosyal inceleme raporları ve tanık beyanlarıyla değerlendirilir. Görevli ve Yetkili Mahkeme Neresidir? Velayet değişikliği davaları, Aile Mahkemeleri tarafından görülür. Velayetin değiştirilmesi davalarında kesin bir yetki kuralı yoktur. Davalının ya da velayetin kaldırılmasını/değiştirilmesini isteyen kişinin yerleşim yerinde açılabilir. Mahkemenin Dikkate Aldığı Kriterler Nelerdir? Mahkeme, velayet değişikliği davasında şu hususları değerlendirir: - Çocuğun fiziksel ve ruhsal gelişimi - Eğitim ve sosyal çevre koşulları - Anne ve babanın çocuğa yaklaşımı - Ekonomik durum ve yaşam standardı - Çocuğun bireysel görüşü (yaşı uygunsa)   Sonuç Olarak; Velayet değişikliği davası, yalnızca anne veya babanın talebiyle değil, çocuğun üstün yararının korunması amacıyla açılır. Mahkemeler her durumda çocuğun sağlıklı gelişimini, güvenliğini ve mutluluğunu esas alır. Bu nedenle dava sürecinde uzman bir boşanma avukatından hukuki destek almak son derece önemlidir. 👩‍⚖️ Koza Avukatlık ile Profesyonel Destek Koza Avukatlık ve Danışmanlık olarak, velayet davalarında profesyonel hukuki destek sağlıyoruz. 📩 Siz de velayet davalarınız hakkında danışmanlık için bizimle iletişime geçebilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Velayet değişikliği davası nedir? C: Velayet, boşanma sonrasında çocuğun bakım, eğitim, sağlık ve genel ihtiyaçlarının hangi ebeveyn tarafından karşılanacağını belirleyen ve hakim kararıyla anneye veya babaya verilen hukuki bir kurumdur. Koşulların sonradan değişmesi durumunda mevcut velayet kararının yeniden değerlendirilerek değiştirilmesi mümkündür; bu davaya velayet değişikliği davası denir. S: Hangi durumlarda velayet değişikliği talep edilebilir? C: Mevcut velayet sahibi ebeveynin çocuğun gelişimini olumsuz etkilemesi veya ihmal etmesi, ebeveynin yaşam koşullarındaki (taşınma, iş, sağlık gibi) değişikliklerin çocuğun ihtiyaçlarının karşılanmasını güçleştirmesi, ayırt etme gücüne sahip çocuğun kendi görüşünü belirtmesi, velayet sahibi ebeveynin yeni evlilik veya aile ortamının çocuğun üstün yararına aykırı olması ya da çocuğun güvenliğini tehdit eden şiddet, istismar veya ciddi ihmal durumları velayet değişikliği talebine konu olabilir. S: Velayet değişikliği davasını kim açabilir? C: Velayet değişikliği davasını velayeti bulunmayan ebeveyn açabilir. Ancak mahkeme yalnızca bu ebeveynin talebini değil, öncelikle çocuğun menfaatini dikkate alır; bu değerlendirme uzman raporları, sosyal inceleme raporları ve tanık beyanları üzerinden yapılır. S: Velayet değişikliği davasında görevli ve yetkili mahkeme neresidir? C: Velayet değişikliği davaları Aile Mahkemelerinde görülür. Bu davalarda kesin bir yetki kuralı bulunmamakla birlikte, dava davalının ya da velayetin değiştirilmesini isteyen kişinin yerleşim yerindeki mahkemede açılabilir. S: Mahkeme velayet değişikliğine karar verirken hangi kriterleri dikkate alır? C: Mahkeme; çocuğun fiziksel ve ruhsal gelişimini, eğitim ve sosyal çevre koşullarını, anne ve babanın çocuğa yaklaşımını, ailenin ekonomik durumu ile yaşam standardını ve yaşı uygunsa çocuğun kendi görüşünü değerlendirerek karar verir. Bu değerlendirmede esas alınan ölçüt her zaman çocuğun üstün yararıdır. --- # KARTIM BENDEN HABERSİZ KULLANIRAK SUÇ İŞLENDİ NE YAPMALIYIM? -Bilişim Sistemleri Kullanılarak Dolandırıcılık Suçu (2025 Rehberi) URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/kartim-benden-habersiz-kullanirak-suc-islendi-ne-yapmaliyim-bilisim-sistemleri-kullanilarak-dolandiricilik-sucu-2025-rehberi/ Güncelleme: 2025-09-22 KARTIM BENDEN HABERSİZ KULLANIRAK SUÇ İŞLENDİ NE YAPMALIYIM? -Bilişim Sistemleri Kullanılarak Dolandırıcılık Suçu (2025 Rehberi) Gün geçtikçe teknolojinin hayatın her alanında yaygınlaşması sonucunda dolandırıcılık suçu da bilişim sistemleri (elektronik posta, sahte internet siteleri, çevrim içi bankacılık işlemleri, sosyal medya hesapları gibi araçlar) kullanılarak işlenmeye başlanmıştır. Bilişim sistemleri kullanılarak işlenen dolandırıcılık suçu Türk Ceza Kanunu 158/1-f’de, dolandırıcılığın daha fazla cezayı gerektirir nitelikli hali olarak düzenlenmiştir. Dolandırıcılık Suçu Unsurları Nelerdir? Türk Ceza Kanunu m.157 uyarınca dolandırıcılık suçu; hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp onun veya başkasının zararına, fail veya başkasına haksız bir yarar sağlamak şeklinde tanımlanmıştır. 👉Suçun gerçekleşmiş olması için hile ve maddi menfaat elde etme unsurları birlikte bulunmalıdır. Bilişim Sistemleri Vasıtasıyla İşlenen Dolandırıcılık Suçu ve Cezası Nedir? Suçun bilişim sistemleri vasıtasıyla işlenmesi TCK m.158/1-f’te düzenlenen nitelikli haldir. Bu durumda alınacak ceza, üç yıldan on yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezasıdır. Burada korunan hukuki değer hem bireylerin malvarlığı hem de bilişim sistemlerine duyulan güvenin korunmasıdır. Fail, elektronik posta, sahte internet siteleri, çevrim içi bankacılık işlemleri, sosyal medya hesapları gibi araçlarla mağduru yanıltabilir. Önemli olan unsur, mağdurun iradesinin hileli bilişim araçlarıyla sakatlanması ve bunun sonucunda bir malvarlığı kaybının ortaya çıkmasıdır. Failin hile unsurunu teknolojik yöntemlerle ortaya koyması, klasik dolandırıcılık suçundan ayırıcı özellik olarak karşımıza çıkmaktadır. Kartım/Banka Hesabım Kullanılarak Dolandırıcılık Suçu İşlenmiş Ne Yapmalıyım? Son zamanlarda en sık karşımıza çıkan mağduriyetlerden biri kişinin banka hesaplarının ya da kartının kullanılarak ondan habersiz şekilde dolandırıcılık suçu işlenmesi şeklindedir. Bu durumda banka hesabının ya da kartının sahibi olan şahıs ceza dosyasında sanık olarak yargılanmaktadır. 👉Banka hesabınız ya da kartınız sizden habersiz şekilde ele geçirilerek suçun işlenmesinde kullanıldı ve hakkınızda bir ceza davası açıldıysa öncelikle vakit kaybetmeden bir avukat yardımı almakta fayda vardır. Çünkü bu tür durumlarda kişinin banka hesabının kullanımının kendi kontrolünde olmadığının ispatlanması büyük önem taşır. Dolandırıcılık Suçunda Mağdurun Zararı Giderilmeli Midir? Dolandırma eyleminin sonucunda mağdurun maddi bir kaybı olmaktadır. Dolandırıcılık suçu ile yargılanan kişilerin eylemi gerçekleştirip gerçekleştirmediğine bakmadan mutlaka mağdurun mevcut zararını karşılaması oldukça önemlidir. Mağdurun Zararını Karşılamak Suçu Kabul Etmek Anlamına Mı Gelir? 👉Dolandırıcılık suçu ile yargılanan sanıkların, mağdurun zararını gidermesi kesinlikle suçu kabul ettikleri anlamına gelmemektedir. Dolandırıcılık Suçunda Etkin Pişmanlık Var Mıdır? Dolandırıcılık suçlarında sanık, mağdurun zararını gidererek etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanabilir. Burada mağdurun zararının yargılamanın hangi aşamasında giderildiği önem kazanır. Mümkün olduğunda henüz yargılama soruşturma evresinde iken zarar gidermekte fayda vardır. 👉Soruşturma aşamasında zarar giderimi yapıldığında alınacak cezanın 2/3’si indirilirken, kovuşturma aşamasında zarar giderimi yapılması halinde cezanın ½’si indirilmektedir.   👩‍⚖️ Koza Avukatlık ile Profesyonel Destek Koza Avukatlık ve Danışmanlık olarak, ceza davalarında profesyonel hukuki destek sağlıyoruz. 📩 Siz de ceza davalarınız hakkında danışmanlık için bizimle iletişime geçebilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Dolandırıcılık suçunun oluşması için hangi unsurlar gereklidir? C: Türk Ceza Kanunu'nun 157. maddesi uyarınca dolandırıcılık suçu, hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp onun veya başkasının zararına, fail veya başkasına haksız bir yarar sağlanması olarak tanımlanır. Suçun gerçekleşmiş sayılması için hile ve maddi menfaat elde etme unsurlarının birlikte bulunması gerekir. S: Bilişim sistemleri kullanılarak işlenen dolandırıcılık suçunun cezası nedir? C: Dolandırıcılık suçunun elektronik posta, sahte internet siteleri, çevrimiçi bankacılık işlemleri veya sosyal medya hesapları gibi bilişim sistemleri aracılığıyla işlenmesi, Türk Ceza Kanunu'nun 158/1-f maddesinde düzenlenen nitelikli bir haldir ve bu durumda üç yıldan on yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası verilir. S: Kartım veya banka hesabım benden habersiz kullanılarak dolandırıcılık suçu işlenirse ne yapmalıyım? C: Bu durumda banka hesabının veya kartın sahibi olan kişi ceza dosyasında sanık olarak yargılanabildiğinden, vakit kaybetmeden bir avukattan yardım almak önemlidir. Çünkü hesabın veya kartın kullanımının kendi kontrolünde olmadığının ispatlanması sürecin en kritik noktasıdır. S: Dolandırıcılık suçunda mağdurun zararının karşılanması suçu kabul etmek anlamına mı gelir? C: Hayır, dolandırıcılık suçuyla yargılanan sanığın mağdurun zararını karşılaması, suçu kabul ettiği anlamına kesinlikle gelmemektedir. S: Dolandırıcılık suçunda etkin pişmanlık hükümlerinden nasıl yararlanılır? C: Sanık, mağdurun zararını gidererek etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanabilir; burada zararın yargılamanın hangi aşamasında giderildiği önem taşır. Soruşturma aşamasında zarar giderimi yapılırsa cezanın 2/3'ü, kovuşturma aşamasında yapılırsa cezanın 1/2'si indirilmektedir. --- # Yurt Dışı Boşanma Kararının Türkiye’de Tanınması ve Tenfizi (2025 Rehberi) URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/yurt-disi-bosanma-kararinin-taninmasi/ Güncelleme: 2025-09-15 Yurt dışında alınan boşanma kararının Türkiye’de geçerli olması için ne yapmak gerekir?Yurt dışı boşanma kararının tanınması, Türkiye’de en çok merak edilen konulardan biridir. Yurt dışında verilen boşanma kararları Türkiye’de doğrudan geçerli olmaz. Bu kararların hüküm doğurabilmesi için mutlaka tanıma ve tenfiz davası açılması gerekir Bu rehberde, yurt dışı boşanma kararının tanınması ve tenfizi için gerekli belgeler, görevli mahkemeler, süreç, vekalet ve avukat desteği konularını 2025 güncel bilgilerle ele alıyoruz. ## Yurt Dışında Alınan Boşanma Kararları Türkiye’de Geçerli mi? Hayır. Yurt dışında alınan boşanma kararları, Türkiye’de kendiliğinden geçerli değildir. - Tanıma davası → Boşanmanın nüfus kayıtlarına işlenmesini sağlar. - Tenfiz davası → Nafaka, velayet, tazminat gibi kararların Türkiye’de uygulanmasını sağlar. 👉 Bu davalar, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK) kapsamında düzenlenmiştir.📌 Kaynak: mevzuat.gov.tr – MÖHUK [caption id="attachment_1661" align="alignnone" width="408"] Yurt dışında alınan boşanma kararlarının Türkiye’de tanınması ve tenfizi hakkında bilgi[/caption] ## Tanıma ve Tenfiz Davası Nerede Açılır? - Görevli Mahkeme: Aile Mahkemeleri - Yetkili Mahkeme: Tarafların Türkiye’deki son yerleşim yerinin bağlı olduğu Aile Mahkemesi’dir. - Eğer tarafların Türkiye’de adresi yoksa, Ankara, İstanbul veya İzmir Aile Mahkemeleri yetkilidir. ## Tanıma ve Tenfiz Davası İçin Gerekli Belgeler Yurt dışı boşanma kararının tanınması için mahkemeye sunulması gereken belgeler şunlardır: - Yurt dışında verilen boşanma kararının aslı veya onaylı örneği - Kararın apostil şerhi (uluslararası geçerlilik için) - Kararın Türkçe tercümesi ve noter onaylı sureti Bu belgeler olmadan davanın ilerlemesi mümkün değildir. ## Duruşmaya Katılmak Zorunda mıyım? Tarafların Türkiye’ye gelmesine gerek yoktur. - Konsoloslukta verilen vekaletname ile avukat süreci takip edebilir. - Özellikle yurtdışında yaşayan Türk vatandaşları için bu durum büyük kolaylık sağlar. 📌 Detaylı bilgi: konsolosluk.gov.tr – Vekalet İşlemleri ## Tanıma ve Tenfiz Kararı Nüfusa Nasıl İşlenir? - Tanıma davası sonucunda boşanma, tarafların Türkiye nüfus kayıtlarına işlenir. - Tenfiz davası sonucunda ise nafaka, velayet, mal paylaşımı ve tazminat gibi hükümler Türkiye’de de uygulanır. Bu nedenle her iki dava da önemlidir ve çoğu zaman birlikte açılır. ## Tanıma ve Tenfiz Davasında Avukatla Çalışmak Her hukuk davasında olduğu gibi, avukat tutmak zorunlu değildir. Ancak yurt dışı boşanma kararının tanınması süreci özel uzmanlık gerektirir. - Belgelerin eksiksiz hazırlanması gerekir. - Usul hataları davanın reddine yol açabilir.👉 Bu nedenle sürecin bir boşanma avukatı aracılığıyla yürütülmesi önerilir. ## Avukata Nasıl Vekalet Verebilirim? Yurt dışında yaşayan Türk vatandaşları, Türkiye’deki bir avukata vekalet vermek için: - Bulundukları ülkedeki Türk Konsolosluğu’na başvurur. - Konsoloslukta verilen vekaletname Türkiye’de geçerli olur. - Avukat bu vekaletname ile davayı açar ve takip eder. ## Sonuç: Yurt Dışı Boşanma Kararının Türkiye’de Tanınması - Yurt dışında alınan boşanma kararları Türkiye’de geçerli değildir. - Geçerli olabilmesi için tanıma ve tenfiz davası açılması zorunludur. - Tarafların Türkiye’ye gelmesine gerek yoktur, vekalet ile süreç yürütülebilir. - Hak kaybı yaşamamak için deneyimli bir boşanma avukatıyla çalışmak süreci hızlandırır. 👩‍⚖️ Koza Avukatlık ile Profesyonel DestekKoza Avukatlık ve Danışmanlık olarak, yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarına tanıma ve tenfiz davalarında profesyonel hukuki destek sağlıyoruz. 📩 Siz de boşanma sürecinizde danışmanlık için bizimle iletişime geçebilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Yurt dışında alınan boşanma kararı Türkiye'de kendiliğinden geçerli midir? C: Hayır, yurt dışında alınan boşanma kararları Türkiye'de kendiliğinden geçerli değildir; bu kararların Türkiye'de hüküm doğurabilmesi için tanıma ve tenfiz davası açılması gerekir. S: Tanıma davası ile tenfiz davası arasındaki fark nedir? C: Tanıma davası, yurt dışında verilen boşanmanın Türkiye'deki nüfus kayıtlarına işlenmesini sağlarken; tenfiz davası nafaka, velayet, tazminat gibi kararların Türkiye'de uygulanmasını sağlar ve genellikle bu iki dava birlikte açılır. S: Tanıma ve tenfiz davası hangi kanuna göre yürütülür ve hangi mahkemede açılır? C: Bu davalar 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK) kapsamında düzenlenmiştir; görevli mahkeme Aile Mahkemeleri olup yetkili mahkeme tarafların Türkiye'deki son yerleşim yerinin bağlı olduğu Aile Mahkemesi'dir, Türkiye'de adres bulunmuyorsa Ankara, İstanbul veya İzmir Aile Mahkemeleri yetkilidir. S: Tanıma ve tenfiz davası için hangi belgeler gereklidir? C: Mahkemeye yurt dışında verilen boşanma kararının aslı veya onaylı örneği, kararın apostil şerhi ve kararın Türkçe tercümesi ile noter onaylı sureti sunulmalıdır; bu belgeler olmadan davanın ilerlemesi mümkün değildir. S: Duruşmaya katılmak için Türkiye'ye gelmem gerekir mi? C: Hayır, tarafların Türkiye'ye gelmesine gerek yoktur; konsoloslukta verilen vekâletname ile avukat süreci takip edebilir, bu da özellikle yurt dışında yaşayan Türk vatandaşları için kolaylık sağlar. S: Yurt dışında yaşarken Türkiye'deki bir avukata nasıl vekâlet verebilirim? C: Yurt dışında yaşayan Türk vatandaşları, bulundukları ülkedeki Türk Konsolosluğu'na başvurarak vekâletname verebilir; avukat bu vekâletname ile davayı açıp takip edebilir. --- # Yurt Dışında Boşanma Davası: Türkiye’de Açmak Mümkün mü? (2025 Rehberi) URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/yurt-disinda-bosanma-davasi/ Güncelleme: 2025-09-15 Kısa cevap: Yurt dışında yaşayan Türk vatandaşları Türkiye'de boşanma davası açabilir. Dava, Türkiye'deki son yerleşim yerinin bağlı olduğu Aile Mahkemesi'nde görülür; adres yoksa Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemeleri yetkilidir. Vekaletname Türk Konsolosluğu'ndan verilir. Yurt dışında boşanma davası açmak isteyen Türk vatandaşlarının en çok merak ettiği konuların başında, bu davaların Türkiye’de nasıl açılacağı ve sürecin nasıl ilerlediği gelir. Türkiye’de yaşayanlar için olduğu gibi, yurtdışında yaşayanlar da avukata vekaletname vererek Türkiye’de boşanma davası açabilir. Bu rehberde, yurt dışında boşanma davası açma şartları, görevli mahkemeler, avukatla süreç takibi, masraflar ve konsolosluk üzerinden vekalet verme işlemleri detaylı şekilde açıklanmaktadır. ## Yurt Dışında Boşanma Davası Nerede Açılır? Yurt dışında yaşayan Türk vatandaşları için boşanma davası, Türkiye’deki son yerleşim yerinin bağlı olduğu Aile Mahkemesi’nde açılır. - Eğer tarafların Türkiye’de adresi bulunmuyorsa, Ankara, İstanbul veya İzmir Aile Mahkemeleri yetkilidir. - Bu düzenleme, Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesi çerçevesinde geçerlidir.📌 Kaynak: mevzuat.gov.tr – TMK 166 ## Mahkemeye Gelmek Zorunda mıyım? - Avukat olmadan: Yurtdışında boşanma davası açıp süreci kendi başınıza takip ederseniz, duruşmalara bizzat katılmanız gerekir. Katılmadığınızda dava “takipsizlik” nedeniyle düşebilir. - Avukat aracılığıyla: Bir avukata vekalet verdiğinizde, davayı sizin adınıza takip eder ve özellikle çekişmeli boşanma davalarında Türkiye’ye gelmenize gerek kalmaz. ## Yurt Dışında Boşanma Davası İçin Avukat Zorunlu mu? Hiçbir hukuk davasında avukat tutma zorunluluğu yoktur. Ancak yurt dışında boşanma davası, usul ve süreler bakımından oldukça karmaşıktır. - Çekişmeli davalarda delil toplama, tanık dinletme gibi süreçler olabilir. - Anlaşmalı davalarda ise protokol hazırlanması gerekir. 👉 Bu nedenle, boşanma avukatı ile süreci takip etmek hak kaybını önler ve davanın daha hızlı sonuçlanmasını sağlar. ## Konsolosluktan Vekalet Vererek Yurt Dışında Boşanma Davası Yurt dışında yaşayan vatandaşların Türkiye’de avukat aracılığıyla boşanma davası açabilmesi için vekaletname vermesi gerekir. Bunun için: - Bulunduğunuz ülkedeki Türk Konsolosluğu’na başvurmanız gerekir. - Konsoloslukta verilen vekaletname Türkiye’de geçerli olur. - Avukatınız bu belgeyle davayı sizin adınıza açar ve takip eder. 📌 Detaylı bilgi: konsolosluk.gov.tr ## Yurt Dışında Verilen Boşanma Kararı Türkiye’de Geçerli mi? Eğer boşanma kararı yurtdışında verilmişse, bu kararın Türkiye’de geçerli olması için tanıma ve tenfiz davası açılması gerekir. ## Yurt Dışında Boşanma Davası Masrafları - Anlaşmalı boşanma davaları: Daha kısa sürer, masrafları daha düşüktür. - Çekişmeli boşanma davaları: Daha uzun sürebilir, masraflar artar. - Avukatlık ücreti: Her yıl Türkiye Barolar Birliği tarafından yayımlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi esas alınır. ## Sonuç: Yurt Dışında Yaşayanlar İçin Türkiye’de Boşanma - Yurt dışında boşanma davası açmak isteyen Türk vatandaşları, Türkiye’de avukat aracılığıyla dava açabilir. - Konsolosluk üzerinden vekalet vererek Türkiye’ye gelmeden süreci yönetmek mümkündür. - Sürecin sağlıklı ve hızlı ilerlemesi için deneyimli bir boşanma avukatıyla çalışmak tavsiye edilir. 👩‍⚖️ Koza Avukatlık ile Profesyonel DestekKoza Avukatlık ve Danışmanlık olarak, yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarının boşanma davalarında profesyonel hukuki destek sağlıyoruz. 📩 Siz de boşanma sürecinizde avukat desteği almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Yurt dışında yaşayan Türk vatandaşı Türkiye'de boşanma davası açabilir mi? C: Evet. Türkiye'de yaşayanlar için olduğu gibi, yurt dışında yaşayanlar da avukata vekaletname vererek Türkiye'de boşanma davası açabilir. S: Dava nerede açılır? C: Türkiye'deki son yerleşim yerinin bağlı olduğu Aile Mahkemesi'nde açılır. Tarafların Türkiye'de adresi bulunmuyorsa Ankara, İstanbul veya İzmir Aile Mahkemeleri yetkilidir. S: Duruşmalara bizzat katılmak zorunda mıyım? C: Süreci kendiniz takip ederseniz duruşmalara bizzat katılmanız gerekir; katılmadığınızda dava takipsizlik nedeniyle düşebilir. Avukata vekalet verdiğinizde, özellikle çekişmeli boşanma davalarında Türkiye'ye gelmenize gerek kalmaz. S: Vekaletname nasıl verilir? C: Bulunduğunuz ülkedeki Türk Konsolosluğu'na başvurmanız gerekir. Konsoloslukta verilen vekaletname Türkiye'de geçerli olur ve avukatınız bu belgeyle davayı sizin adınıza açar. S: Yurt dışında verilen boşanma kararı Türkiye'de geçerli mi? C: Boşanma kararı yurt dışında verilmişse, kararın Türkiye'de geçerli olması için tanıma ve tenfiz davası açılması gerekir. S: Avukat tutmak zorunlu mu? C: Hiçbir hukuk davasında avukat tutma zorunluluğu yoktur. Ancak çekişmeli davalarda delil toplama ve tanık dinletme, anlaşmalı davalarda ise protokol hazırlanması gerekir. --- # 1 Yıldan Kısa Sürede Boşanma Davası: Mümkün mü? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/1-yildan-kisa-surede-bosanma/ Güncelleme: 2025-09-06 Kısa cevap: Anlaşmalı boşanma için evliliğin en az bir yıl sürmüş olması gerekir. Bir yıldan kısa evliliklerde dava çekişmeli olarak açılır; taraflar kendi aralarında anlaşmış olsa bile bu böyledir. Dava ortalama dört ila altı ayda sonuçlanır. 1 yıldan kısa sürede boşanma davası özellikle evliliğin başında ciddi anlaşmazlık yaşayan çiftlerin en çok merak ettiği konudur Bazı durumlarda taraflar, evliliğin çok başında ciddi anlaşmazlıklar yaşayabilir. Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesi uyarınca, anlaşmalı boşanma davası açabilmek için evliliğin en az 1 yıl sürmüş olması gerekir. Bu nedenle 1 yıldan kısa süreli evliliklerde anlaşmalı boşanma davası açılması mümkün değildir. Ancak bu evliliğin sona erdirilemeyeceği anlamına gelmez. İşbu yazımızda kısa süreli evliliklerin nasıl anlaşmalı şekilde sona erdirilebileceğini açıklayacağız. [caption id="attachment_1652" align="alignnone" width="447"] 1 yıldan kısa sürede boşanma davası - Koza Avukatlık[/caption] ## 1 Yıldan Kısa Süreli Evliliklerde Boşanma Mümkün Olur Mu? Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesi uyarınca, anlaşmalı boşanma davası açabilmek için evliliğin en az 1 yıl sürmüş olması gerekir. 1 yıldan kısa süren evliliklerde anlaşmalı boşanma davası açılamamaktadır. 1 yıldan kısa sürede boşanma davası açmak isteyen çiftlerin en büyük sorusu sürecin nasıl işleyeceğidir. Fakat tarafların kendi arasında boşanmaya ilişkin hususlarda (nafaka, tazminat, ziynet eşyası, mal varlıklarının paylaşılması gibi) anlaşılmış olması halinde boşanma davası çekişmeli boşanma davası olarak açılmaktadır. Çekişmeli boşanma davası olarak açılan davada dilekçeye eklenecek olan anlaşma protokolü ve tarafların karşılıklı anlaştığına ilişkin açıklamalar ile üstü kapalı bir anlaşmalı boşanma davası sürecine girilir. 1 yıldan kısa sürede boşanma davası, anlaşmalı değil çekişmeli olarak açılabilir. Kanun gereği 1 yıldan kısa sürede boşanma anlaşmalı olamaz, çekişmeli şekilde yürütülür Sık Sorulan Sorular ## 1 Yıl Dolmadan Anlaşmalı Boşanma Olur mu? Hayır. Anlaşmalı boşanma için evlilik süresinin en az 1 yıl olması gerekir. ## 1 Yıldan Kısa Süreli Boşanma Davası Ne Kadar Sürer? Davaları ortalama 4 ay ila 6 ay arasında sonuçlanır. ## 1 Yıldan Kısa Evliliklerde Çekişmeli Boşanma Süreci Kanun gereği 1 yıl dolmadan anlaşmalı boşanma davası açılamaz. Taraflar anlaşıyor olsa bile dava çekişmeli şekilde açılır. Daha sonradan anlaşmalı boşanma protokolü sunularak mahkemede anlaşmalı şekilde boşanma gerçekleştirilir. ## Avukat tutmak zorunlu mu? Zorunlu değil ancak hak kaybı yaşamamak ve süreci hızlandırmak için Koza Avukatlık ve Danışmanlık olarak avukatlarımızdan hukuki destek almanız önerilir. ## 2025 Güncel Avukatlık Ücretleri Avukatlık ücretleri her yıl Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne göre belirlenir. Anlaşmalı boşanma davaları ve çekişmeli boşanma davaları süreç açısından farklılık içerdiğinden farklı şekilde ücretlendirilir. Güncel avukatlık ücretimizi öğrenmek için tarafımızla iletişime geçebilirsiniz. 📌 Sonuç: 1 yıldan kısa süreli evliliklerde boşanma davası açmak mümkündür, ancak süreç çekişmeli boşanma şekilde yürütülür. Haklarınızı korumak için deneyimli bir boşanma avukatı ile çalışmanız sürecin hem daha hızlı hem de daha doğru ilerlemesini sağlar. Daha kısa sürede ve hak kaybına uğramadan sürecin tamamlanması için Koza Avukatlık ve Danışmanlık olarak avukatlarımızdan hukuki destek almanız önerilir. Hukuki Destek: Boşanma, tarafların hayatında hem duygusal hem de hukuki sonuçları olan önemli bir süreçtir. Hak kayıplarını önlemek için ister anlaşmalı ister çekişmeli olsun, sürecin mutlaka bir boşanma avukatı aracılığıyla yürütülmesi tavsiye edilir. 👩‍⚖️ Koza Avukatlık ile Profesyonel Destek Koza Avukatlık ve Danışmanlık Bürosu olarak, müvekkillerimizin haklarını koruyarak boşanma sürecini güvenli ve en az yıpratıcı şekilde tamamlamalarına yardımcı oluyoruz. 📩 Siz de boşanma sürecinizde hukuki destek almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: 1 yıl dolmadan anlaşmalı boşanma olur mu? C: Hayır. Türk Medeni Kanunu'nun 166. maddesi uyarınca anlaşmalı boşanma davası açabilmek için evliliğin en az 1 yıl sürmüş olması gerekir. S: 1 yıldan kısa süreli evlilikte boşanmak mümkün mü? C: Evet, ancak dava çekişmeli boşanma davası olarak açılır. Kanun gereği 1 yıl dolmadan anlaşmalı boşanma davası açılamaz. S: Taraflar anlaşmışsa süreç nasıl işler? C: Dava çekişmeli olarak açılır; dilekçeye eklenecek anlaşma protokolü ve tarafların karşılıklı anlaştığına ilişkin açıklamalarla süreç yürütülür. Daha sonra anlaşmalı boşanma protokolü sunularak mahkemede anlaşmalı şekilde boşanma gerçekleştirilebilir. S: 1 yıldan kısa süreli boşanma davası ne kadar sürer? C: Davalar ortalama 4 ay ila 6 ay arasında sonuçlanır. S: Avukat tutmak zorunlu mu? C: Zorunlu değildir. Ancak hak kaybı yaşamamak ve süreci hızlandırmak açısından hukuki destek alınması önerilir. S: Avukatlık ücreti nasıl belirlenir? C: Avukatlık ücretleri her yıl Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre belirlenir. Anlaşmalı ve çekişmeli boşanma davaları süreç açısından farklılık içerdiğinden farklı şekilde ücretlendirilir. --- # Boşanma Davası 2025 Rehberi | Anlaşmalı ve Çekişmeli Süreçler, Mahkemeler, Masraflar URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/bosanma-davasi-rehberi/ Güncelleme: 2025-09-02 Kısa cevap: Boşanma davaları Aile Mahkemesinde, aile mahkemesi bulunmayan yerlerde Asliye Hukuk Mahkemesinde görülür. Eşler tüm sonuçlarda anlaşıp protokol hazırlarsa anlaşmalı boşanma genellikle 1-2 ayda sonuçlanır; anlaşma yoksa dava çekişmeli yürür ve ortalama 1 ila 3 yıl sürer. Avukat zorunlu değildir; ancak özellikle çekişmeli davalarda hak kaybını önlemek için avukatla yürütülmesi önerilir. Boşanma davası, eşler açısından yalnızca duygusal değil, aynı zamanda hukuki açıdan da oldukça hassas ve yorucu bir süreçtir. Bu nedenle tarafların haklarının korunabilmesi ve ileride yaşanabilecek mağduriyetlerin önlenebilmesi için deneyimli bir boşanma avukatından profesyonel destek alınması büyük önem taşır. Zira doğru avukat seçimi, boşanma davasının seyrini doğrudan etkileyen en kritik unsurlardan biridir. Türkiye’de boşanma davaları, Türk Medeni Kanunu çerçevesinde düzenlenir ve tarafların haklarını korumak amacıyla belirli prosedürlere tabidir. Bu rehberde, boşanma davası açmak isteyenlerin en sık merak ettiği soruları; anlaşmalı boşanma, çekişmeli boşanma, görevli mahkemeler, masraflar ve avukat desteğinin avantajlarını detaylıca ele alıyoruz. [caption id="attachment_1635" align="alignnone" width="618"] Boşanma davası için avukatlık desteği[/caption] ## Boşanma Davası Hangi Mahkemede Açılır? Türkiye’de boşanma davaları Aile Mahkemeleri tarafından görülür. Eğer bulunduğunuz yerde aile mahkemesi yoksa, görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir. 👉 Yetkili mahkeme: - Eşlerin son altı ay birlikte yaşadığı yer mahkemesi - Davalının ikamet ettiği yer mahkemesi 📌 Daha fazla bilgi için Türk Medeni Kanunu’nu inceleyebilirsiniz. ## Boşanma Davasını Kimler Açabilir? Boşanma davası, eşlerden biri tarafından tek başına açılabilir. Davalı taraf sürece itiraz edebilir veya karşı dava açabilir. Tarafların tüm konularda anlaşması halinde süreç, anlaşmalı boşanma davası olarak çok daha hızlı sonuçlanır. ## Boşanma Davasında Avukat Zorunlu mu? Türk hukukunda boşanma davası açabilmek için avukat tutmak zorunlu değildir. Taraflar, kendi hazırladıkları dilekçe ile doğrudan Aile Mahkemesine başvurarak dava sürecini başlatabilirler. Ancak özellikle çekişmeli boşanma davalarında, sürecin usul ve delil kurallarına uygun yürütülmesi gerektiğinden, boşanma avukatı aracılığıyla dava takip edilmesi hak kayıplarını önlemek açısından önemlidir. Aynı şekilde, anlaşmalı boşanma davalarında da tarafların hazırlayacağı protokolün eksiksiz ve hukuka uygun düzenlenmesi gerekir. 📌 Protokolün doğru hazırlanması, hem hak kayıplarını önler hem de davanın kısa sürede sonuçlanmasını sağlar. ## ⚠️ Avukatsız Dava Açmanın Riskleri - Dava dilekçelerinin usule uygun olmaması, davanın reddine veya sürecin gereksiz şekilde uzamasına yol açabilir. - Delillerin zamanında ve doğru şekilde sunulmaması, davanın taraf aleyhine sonuçlanmasına sebep olabilir. ## ✅ Avukatla Temsil Edilmenin Avantajları - Usul ve süre kurallarına uyum sağlanır. - Mal paylaşımı, nafaka ve velayet gibi konularda profesyonel destek alınır. - Dava süreci daha hızlı ve güvenilir ilerler. - Özellikle çocukların velayeti, yüksek nafaka talepleri veya mal paylaşımı ihtilaflarının bulunduğu davalarda avukat desteği en güvenli yöntemdir. ## Boşanma Davası Ne Kadar Sürer? (2025 Güncel Bilgiler) ## Anlaşmalı Boşanma Şartları ve Süreç Türkiye’de anlaşmalı boşanma davası açılabilmesi için tarafların bazı yasal şartları yerine getirmesi gerekir: - Evlilik süresinin en az 1 yıl olması zorunludur. - Tarafların boşanma, mal paylaşımı, nafaka ve velayet gibi tüm konularda uzlaşıp protokol hazırlaması gerekir. - Hazırlanan bu protokol, mahkemede hakim huzurunda onaylanır. 📌 Şartlar sağlandığında dava genellikle 1–2 ay gibi kısa sürede sonuçlanır. ## Çekişmeli Boşanma Süreci Tarafların anlaşmaya varamaması halinde dava çekişmeli boşanmaya dönüşür. - Tanıklar dinlenir, deliller toplanır, bilirkişi raporları hazırlanır. - Ortalama dava süresi: 1–3 yıl 📌 Çekişmeli boşanmalarda avukat desteği hak kaybını önler. ## Boşanma Avukatı Ücretleri ve Masraflar - Ücretler her yıl Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne göre belirlenir. - Dava masrafları; harç, bilirkişi, keşif ve gider avansı gibi kalemlerden oluşur. - Anlaşmalı ve çekişmeli boşanmalarda maliyet farklıdır. ## Boşanma Sebepleri - Genel sebep: Evlilik birliğinin temelden sarsılması (halk arasında şiddetli geçimsizlik). - Özel sebepler: Zina, hayata kast, kötü muamele, terk, suç işleme, akıl hastalığı. Hakim, delil ve tanık beyanlarını değerlendirerek karar verir. ## Mal Paylaşımı, Nafaka ve Velayet - Mal paylaşımı: Edinilmiş mallara katılma rejimine göre, evlilikte edinilen mallar eşit paylaşılır. - Nafaka türleri: Tedbir nafakası (dava süresince) - İştirak nafakası (çocuğun bakımı için) - Yoksulluk nafakası (boşanma sonrası ihtiyaç halinde) - Velayet: Hakim, çocuğun üstün yararını esas alır. ## Çekişmeli Davada Anlaşmaya Varılırsa Çekişmeli dava sırasında taraflar anlaşmaya varırsa süreç, anlaşmalı boşanma davasına çevrilebilir. Hazırlanan protokol hakime sunulur ve dava kısa sürede sonuçlanır. ## Yurtdışında Yaşayanlar İçin Türkiye’de Boşanma - Yurtdışında yaşayan Türk vatandaşları Türkiye’de boşanma davası açabilir. - Avukat aracılığıyla dava takip edilebilir. - Konsolosluktan vekaletname düzenlenip Türkiye’ye gönderilebilir. ## Hukuki Destek Boşanma, tarafların hayatında hem duygusal hem de hukuki sonuçları olan önemli bir süreçtir. Hak kayıplarını önlemek için ister anlaşmalı ister çekişmeli olsun, sürecin mutlaka bir boşanma avukatı aracılığıyla yürütülmesi tavsiye edilir. ## 👩‍⚖️ Koza Avukatlık ile Profesyonel Destek Koza Avukatlık ve Danışmanlık Bürosu olarak, müvekkillerimizin haklarını koruyarak boşanma sürecini güvenli ve en az yıpratıcı şekilde tamamlamalarına yardımcı oluyoruz. 📩 Siz de boşanma sürecinizde hukuki destek almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.   ## Sıkça Sorulan Sorular S: Boşanma davası hangi mahkemede açılır? C: Boşanma davaları Türkiye'de Aile Mahkemeleri tarafından görülür; bulunulan yerde aile mahkemesi yoksa görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi'dir. Yetkili mahkeme ise eşlerin son altı ay birlikte yaşadığı yer veya davalının ikamet ettiği yer mahkemesidir. S: Boşanma davasında avukat tutmak zorunlu mudur? C: Türk hukukunda boşanma davası açmak için avukat tutmak zorunlu değildir, taraflar kendi hazırladıkları dilekçe ile doğrudan Aile Mahkemesine başvurabilir; ancak özellikle çekişmeli davalarda usul ve delil kurallarına uygun hareket edilmesi gerektiğinden avukat desteği hak kayıplarını önlemek açısından önemlidir. S: Anlaşmalı boşanma davası açabilmek için hangi şartlar aranır? C: Anlaşmalı boşanma için evlilik süresinin en az 1 yıl olması, tarafların boşanma, mal paylaşımı, nafaka ve velayet gibi tüm konularda anlaşarak bir protokol hazırlamış olması ve bu protokolün mahkemede hakim huzurunda onaylanması gerekir; şartlar sağlandığında dava genellikle 1-2 ay gibi kısa sürede sonuçlanır. S: Çekişmeli boşanma davası ne kadar sürer? C: Tarafların anlaşamadığı çekişmeli boşanma davalarında tanıklar dinlenir, deliller toplanır ve bilirkişi raporları hazırlanır; bu süreç ortalama 1 ile 3 yıl arasında sürebilir ve avukat desteği hak kaybının önlenmesine yardımcı olur. S: Boşanma sebepleri nelerdir? C: Boşanmanın genel sebebi evlilik birliğinin temelden sarsılmasıdır (halk arasında şiddetli geçimsizlik); özel sebepler arasında ise zina, hayata kast, kötü muamele, terk, suç işleme ve akıl hastalığı yer alır. Hakim, delil ve tanık beyanlarını değerlendirerek kararını verir. S: Boşanmada nafaka türleri nelerdir? C: Boşanma sürecinde tedbir nafakası (dava süresince ödenen), iştirak nafakası (çocuğun bakımı için) ve yoksulluk nafakası (boşanma sonrası ihtiyaç halinde) olmak üzere farklı nafaka türleri talep edilebilir. S: Yurtdışında yaşayan Türk vatandaşları Türkiye'de boşanma davası açabilir mi? C: Evet, yurtdışında yaşayan Türk vatandaşları Türkiye'de boşanma davası açabilir; dava avukat aracılığıyla takip edilebilir ve bunun için konsolosluktan vekaletname düzenlenip Türkiye'ye gönderilebilir. --- # Hakkımda İcra Takibi Başlatıldı Ne Yapmalıyım? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/hakkimda-icra-takibi-baslatildi-ne-yapmaliyim/ Güncelleme: 2025-08-04 Kısa cevap: Hakkınızda icra takibi başlatıldığında ilk yapılacak şey ödeme emrindeki icra dairesi adını, dosya numarasını, takip türünü ve borç miktarını incelemektir. Bu bilgiler e-Devlet ya da UYAP Vatandaş Portalı üzerinden de görülebilir. İlamsız icra takiplerinde itiraz süresi, ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gündür. Süresinde yapılan itiraz takibi durdurur ve alacaklıyı mahkemeye başvurmak zorunda bırakır. Süre kaçırılırsa borç kesinleşir; ancak borçlu olmadığını düşünen kişi menfi tespit davası açabilir. ## Hakkımda İcra Takibi Başlatıldı, Ne Yapmalıyım? Hakkınızda icra takibi başlatılması, çoğu kişi için stresli ve karmaşık bir süreçtir. Ancak doğru adımları atarak hem hak kaybınızı önleyebilir hem de süreci kontrol altına alabilirsiniz. Evime icra tebligatı geldi ne yapmam gerekiyor? diyorsanız bu yazımızda icra takibinde bilmeniz gerekenleri ve ilk yapmanız gereken adımları detaylı olarak anlatıyoruz ## İcra Takibi Nedir? İcra takibi, alacaklının yasal yollarla alacağını tahsil etmek amacıyla icra dairesi aracılığıyla başlattığı resmi işlemdir. Bu takip ilamlı icra, ilamsız icra, kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra veya kiralanan taşınmazların tahliyesi yolu ile icra şeklinde olabilir. Takip türü, itiraz süresi ve izlenecek yolu belirler. ## Dosyanızı İnceleyin Size ulaşan ödeme emri veya icra tebligatında; - İcra dairesi adı ve dosya numarası, - Takip türü (ilamsız, ilamlı, kambiyo) - Borç miktarı ve faiz oranı yazar. Bu bilgileri e-Devlet veya UYAP Vatandaş Portalı üzerinden de görüntüleyebilirsiniz. ## İtiraz Sürelerini Kaçırmayın İcra takibine itiraz süresi çok kısadır ve sürenin geçmesi halinde borç kesinleşir. Ödeme emri size tebliğ edildikten sonra, takip türüne göre kanunda belirlenen süre içerisinde (örneğin ilamsız icra takiplerinde 7 gün içinde) icra dairesine borca itiraz etme hakkınız vardır. Bu itiraz, ilgili sürede icra dairesine bizzat gidilerek ya da UYAP Vatandaş Portalı üzerinden elektronik olarak yapılabilir. Bu itiraz, borcun tamamına, bir kısmına veya faize/masraflara yönelik olabilir. İtiraz edildiğinde icra takibi durur ve alacaklı, takibi devam ettirebilmek için mahkemeye başvurmak zorunda kalır. ## Borcun Durumuna Göre Hareket Edin - Borcu kabul etmiyorsanız: Borca, faize ve fer’ilerine (masraf, vekalet ücreti) itiraz edebilirsiniz. - Borcu kısmen kabul ediyorsanız: Kısmi itiraz yapabilirsiniz. - Borcu kabul ediyorsanız: Borcu erken ödeyerek faiz ve masrafların artmasını önleyebilirsiniz. ## 7 Günlük Süre Geçtiyse Ne Olur? Eğer 7 günlük itiraz süresi geçtiyse borç kesinleşir. Bu durumda: - İcra dairesi haciz işlemlerine başlayabilir (maaş, banka hesabı, taşınır-taşınmaz mallar). - Ancak borcun size ait olmadığını düşünüyorsanız süresi geçmiş olsa dahi, icra dosyasına karşı Menfi Tespit Davası açarak borçlu olmadığınızı mahkeme yoluyla ileri sürebilirsiniz. Menfi tespit davası, borçlu olmadığınızı mahkeme kararıyla tespit ettirme yoludur. Bu davada teminat yatırarak icra işlemlerinin durdurulması talep edilebilir. ## Sonuç ve Öneri - Evine ödeme emri gelen kişi, mutlaka tebligat tarihini dikkate alarak hareket etmelidir. - 7 günlük süre içinde itiraz, ödeme veya hukuki başvuru yapılmazsa, borç kesinleşir ve haciz süreci başlar. - Borçlu olmadığını düşünen kişiler, süresi geçmiş olsa bile menfi tespit davası açarak haklarını arayabilir. Adınıza icra takibi başlatıldıysa; ödeme emrinin içeriğinin incelenmesi, dosyanızın ilgili icra müdürlüğünden sorgulanması, sürelere göre itiraz veya ödeme seçeneklerinin değerlendirilmesi için avukatlık ofisimizle iletişime geçebilirsiniz. Eğer icra dosya borcunuzu ödediyseniz ancak hacizlerin nasıl kaldırılacağını bilmiyorsanız "İcra Dosya Borcunu Ödedim Ancak Hacizleri Nasıl Kaldırabilirim?" Başlıklı yazımıza göz atabilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: İcra takibine kaç gün içinde itiraz edilir? C: İlamsız icra takiplerinde ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde itiraz edilebilir. İtiraz icra dairesine bizzat gidilerek ya da UYAP Vatandaş Portalı üzerinden elektronik olarak yapılabilir. S: İtiraz edersem ne olur? C: Süresinde yapılan itiraz icra takibini durdurur. Alacaklı takibi sürdürebilmek için itirazın kaldırılması ya da iptali için mahkemeye başvurmak zorunda kalır. S: Borcun sadece bir kısmına itiraz edebilir miyim? C: Evet. İtiraz borcun tamamına, bir kısmına ya da yalnızca faize ve masraf, vekâlet ücreti gibi ferilerine yönelik olabilir. S: Yedi günlük süre geçtiyse ne yapabilirim? C: Süre geçtiğinde borç kesinleşir ve icra dairesi haciz işlemlerine başlayabilir. Ancak borcun size ait olmadığını düşünüyorsanız menfi tespit davası açarak borçlu olmadığınızı mahkeme kararıyla tespit ettirebilirsiniz. Bu davada teminat yatırarak icra işlemlerinin durdurulması talep edilebilir. S: İcra dosyamı nereden öğrenebilirim? C: Ödeme emrinde icra dairesi adı, dosya numarası, takip türü ve borç miktarı yazar. Aynı bilgileri e-Devlet ya da UYAP Vatandaş Portalı üzerinden de görüntüleyebilirsiniz. --- # Yakınım Tutuklandı Ne Yapmam Gerekiyor? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/yakinim-tutuklandi-ne-yapmam-gerekiyor/ Güncelleme: 2025-07-30 ## Yakınım Tutuklandı Ne Yapmam Gerekiyor? Yakınınız hakkında tutuklama kararı verildiyse, bu durum hem hukuki hem de duygusal açıdan zorlayıcı olabilir. Böyle bir durumda ne yapılması gerektiğini bilmek, hem hak kaybını önlemek hem de süreci en doğru şekilde yönetmek adına oldukça önemlidir. İşte bu sürecin en önemli aşamaları ve bilmeniz gerekenler: ## Tutuklama Kararı Ne Anlama Gelir? Tutuklama, bir kişinin işlediği iddia edilen suça dair kuvvetli şüphe ve somut deliller bulunması halinde, mahkeme kararıyla özgürlüğünün geçici olarak kısıtlanmasıdır. Ancak unutulmamalıdır ki tutuklama bir ceza değildir. Kişi henüz suçlu sayılmaz; yalnızca yargılamanın sağlıklı yürütülmesi amacıyla geçici bir koruma tedbiri uygulanmaktadır. ## Tutuklama Kararını Kim Verir? Soruşturma aşamasında yani henüz dava açılmadan önce savcılığın talebiyle Sulh Ceza Hakimliği tarafından şartları oluşmuşsa tutuklama karar verilecektir. Kovuşturma aşamasında yani şüpheli hakkında dava açılmış ve yargılama başlamışsa, bu durumda yargılamanın yapıldığı mahkeme tarafından şüphelinin tutuklu yargılanmasına karar verilecektir. ## Hangi Durumlarda Tutuklama Kararı Verilir? Tutuklama kararı, şu durumlarda verilebilir: - Kişinin kaçma veya saklanma ihtimali - Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme riski - Tanık, mağdur ya da başkaları üzerinde baskı kurma ihtimali - Bazı ciddi suçlarda (örneğin cinsel suçlar, adam öldürme, uyuşturucu ticareti gibi) bu nedenlerin varlığı doğrudan kabul edilir. [caption id="attachment_1597" align="alignnone" width="495"] Yakınım tutuklandı ne yapmalıyım,Tutuklama kararı nedir,Tutuklama sonrası süreç,Tutuklama itiraz dilekçesi,Tutuklama avukat desteği,Tutuklamaya itiraz nasıl yapılır[/caption] ## Tutuklama Kararından Sonra Ne Olur? - Tutuklu kişiler, bulundukları ildeki kapalı ceza infaz kurumuna (cezaevine) gönderilir. - Savunma hakkı çerçevesinde avukatıyla görüşme hakkı vardır. - Gerekirse tutuklama kararına karşı itiraz edilir. ## Yakınım Adına Tutuklamaya İtiraz Edebilir Miyim? Tutuklama kararına; tutuklanan kişi, avukatı, eşi, yasal temsilcisi (anne, baba, vasi) itiraz edebilir. Tutuklama kararına karşı kararın öğrenilmesinde itibaren 2 hafta içerisinde nöbetçi Asliye Ceza Mahkemesi’ne itiraz edilmelidir. ## Tutuklama Yerine Adli Kontrol Mümkün mü? Evet. Mahkemeden, tutukluluk yerine adli kontrol tedbirlerinin uygulanması talep edilebilir. Örneğin: - Yurt dışına çıkış yasağı - Belirli günlerde imza yükümlülüğü - Elektronik kelepçe Bu tedbirler, tutuklamaya göre daha hafiftir ve ölçülülük ilkesi gereği tercih edilmelidir. ## Tutuklu Kişi Avukata Nasıl Vekalet Verebilir? Tutuklu kişi, cezaevinin bulunduğu şehirdeki bir noter aracılığıyla bir avukata vekalet verebilir. Noter, cezaevine gelerek bu işlemi gerçekleştirir. Bu süreç genellikle avukatın yönlendirmesiyle yürütülür. ## Tutukluluk Kararlarına Karşı Hukuki Destek Ceza yargılamasında istisnai bir tedbir olarak düzenlenen tutuklama, ne yazık ki hem soruşturma hem de kovuşturma aşamasında mahkemelerce sıklıkla başvurulan bir uygulama haline gelmiştir. Oysa tutukluluk, kişinin isnat edilen suçtan alabileceği ceza ile orantılı olmalı; ölçülülük ilkesine uygun biçimde değerlendirilmelidir. Bu ilkenin ihlal edildiği durumlarda, tutuklama yerine adli kontrol gibi daha hafif koruma tedbirlerinin uygulanması gerekmektedir. Avukatlık ofisimiz tarafından hukuka aykırı ve haksız şekilde verilmiş tutukluluk kararlarına itiraz edilerek ceza yargılaması süreçleriniz titizlikle takip edilecektir. Hukuki yardım almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.     ## Sıkça Sorulan Sorular S: Tutuklama nedir, tutuklanan kişi suçlu mudur? C: Tutuklama, bir kişinin işlediği iddia edilen suça dair kuvvetli şüphe ve somut deliller bulunması hâlinde mahkeme kararıyla özgürlüğünün geçici olarak kısıtlanmasıdır; tutuklama bir ceza olmayıp yargılamanın sağlıklı yürütülmesi amacıyla uygulanan geçici bir koruma tedbiridir ve kişi bu aşamada henüz suçlu sayılmaz. S: Tutuklama kararını hangi makam verir? C: Soruşturma aşamasında, yani henüz dava açılmadan önce, savcılığın talebiyle Sulh Ceza Hâkimliği tutuklama kararı verir; kovuşturma aşamasında, yani dava açılıp yargılama başladıktan sonra ise bu karar yargılamayı yürüten mahkeme tarafından verilir. S: Hangi durumlarda tutuklama kararı verilir? C: Tutuklama kararı, kişinin kaçma veya saklanma ihtimali, delilleri yok etme, gizleme ya da değiştirme riski, tanık, mağdur ya da başkaları üzerinde baskı kurma ihtimali bulunduğunda verilebilir; cinsel suçlar, adam öldürme veya uyuşturucu ticareti gibi bazı ciddi suçlarda ise bu nedenlerin varlığı doğrudan kabul edilir. S: Yakınım adına tutuklama kararına itiraz edebilir miyim? C: Tutuklama kararına tutuklanan kişinin kendisi, avukatı, eşi ya da yasal temsilcisi (anne, baba, vasi) itiraz edebilir; itiraz, kararın öğrenilmesinden itibaren iki hafta içinde nöbetçi Asliye Ceza Mahkemesi'ne yapılmalıdır. S: Tutuklama yerine adli kontrol uygulanması mümkün müdür? C: Evet, mahkemeden tutukluluk yerine yurt dışına çıkış yasağı, belirli günlerde imza yükümlülüğü veya elektronik kelepçe gibi adli kontrol tedbirlerinin uygulanması talep edilebilir; bu tedbirler tutuklamaya göre daha hafiftir ve ölçülülük ilkesi gereği tercih edilmelidir. S: Tutuklu bir kişi avukata nasıl vekâlet verebilir? C: Tutuklu kişi, cezaevinin bulunduğu şehirdeki bir noter aracılığıyla avukata vekâlet verebilir; noter cezaevine gelerek bu işlemi gerçekleştirir ve süreç genellikle avukatın yönlendirmesiyle yürütülür. --- # TAHDİT KODUNUN KALDIRILMASI URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/tahdit-kodunun-kaldirilmasi/ Güncelleme: 2025-07-20 Kısa cevap: Tahdit kodu, yabancının Türkiye'ye giriş ve kalışını kısıtlayan idari bir tedbirdir. Kaldırılması için önce ilgili Göç İdaresi Müdürlüğü'ne başvurulur; başvuru reddedilirse İdare Mahkemesi'nde iptal davası açılır. Dava genellikle 6-12 ay sürer. - Tahdit Kodu Nedir? Tahdit kodu, Türkiye'de özellikle yabancılarla ilgili olarak Göç İdaresi Başkanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından uygulanan bir güvenlik ve kamu düzeni tedbiridir. Bu kodlar, bir yabancının Türkiye’ye girişini, kalışını ya da tekrar girişini kısıtlamak, yasaklamak veya belirli şartlara bağlamak amacıyla uygulanır. Tahdit kodları genellikle vize ihlalleri, kamu düzenini tehdit etme, çalışma izni olmadan çalışma, sahte evlilik, yasa dışı örgüt bağlantısı gibi nedenlerle konulur. Her tahdit kodu farklı bir gerekçeye dayanır ve farklı sonuçlar doğurur. - Tahdit Kodu Türleri Kod Açıklama V-69 İkamet izni iptal edilen kişilere konulan kod. V-70 Sahte evlilik yapan kişilere konulan kod. V-71 Adres değişikliğini bildirmeyen veya gerçeğe aykırı beyan eden yabancılara konulan kod. V-77 Ahıska Türkü olduğunu iddia ederek başvuru yapan fakat olmayan kişilere uygulanan kod. V-84 10 gün içinde ikamet izni alma koşuluna bağlı olarak giriş yapan fakat süresi içinde ikamet izni almayan kişilere uygulanan kod. V-146 Adli işlem sonucu pasaportlarına şerh konulan Türk vatandaşlarına uygulanan kod. V-147 V-146 kodu uygulanan kişinin eşine konulan kod. V-148 Geçici barınma merkezinde bulunan kişilere konulan kod. Barınma süresi sona erdiğinde kod kendiliğinden ortadan kalkar. V-154 Sınır dışı kararına karşı dava açan kişilere konulan koddur. Bu koda karşı açılan dava devam ederken kişinin ülkeye girmesi mümkündür. V- 157 İkamet izin talepleri reddedilen kişilere konulan kod. V-159 Üçüncü ülkeye geçiş için ülkemize gelen yabancılara konulan kod.   Kod Açıklama Ç-101 3 ay giriş yasağı Ç-102 6 ay giriş yasağı Ç-103 1 yıl giriş yasağı Ç-104 2 yıl giriş yasağı Ç-105 5 yıl giriş yasağı Ç-113 Yasa dışı giriş/çıkış – 2 yıl + ceza ödenmezse 5 yıl Ç-114 Adli işlem geçiren yabancıya 2 yıl Ç-115 Hapis cezası sonrası 1 yıl daha yasak Ç-116 Kamu düzeni/sağlığına aykırı davranış – 1 yıl Ç-117 Kaçak çalışana 1 yıl Ç-118 İkamet izni iptali sonrası 5 yıl Ç-119 Kaçak çalışma cezası ödenmezse 5 yıl Ç-120 Vize/ikamet cezası ödenmezse 5 yıl Ç-135 Koruma kanununu ihlal – para cezası ödenmezse 5 yıl Ç-136 Geri gönderme masrafı ödenmediği sürece ülkeye giriş yapılamaz Ç-137 Terke davet edilip ayrılmayanlar - 5 yıl Ç-138 Ülkeye giriş yasağı olan yabancılar - 5 yıl Ç-141 Ülkeye girişi bakanlık iznine tabi olanlar Ç-150 Sahte belge ile ülkeye giriş yapmaya çalışanlar Ç-151 İnsan kaçakçılığı suçunu işleyen ya da işlediğine dair şüphe bulunan kişiler Ç-152 İhtiyaten ülkeye girişi yasaklanan kişiler Ç-166 Ülkeye girişini haklı neden dayandırmayan ve mali güvencesi olmayan kişiler   Kod Açıklama G-67 Dolandırıcılık şüphesi G-78 Bulaşıcı hastalık taşıyan kişi G-82 Milli güvenlik tehdidi G-87 Kamu güvenliği tehdidi G-89 Terör bağlantısı G-26 Yasadışı örgüt faaliyetlerinde bulunma G-34 Sahtecilik suçu G-43 Kaçakçılık suçu G-42 Uyuşturucu madde suçu G-48 Fuhuş suçu G-58 Adam öldürme   - Tahdit Kodunun Kaldırılması Tahdit koduna itiraz etmek mümkündür. İtiraz, idari başvuru veya yargı yoluyla dava açmak suretiyle yapılabilir. İdari Başvuru: Yabancı kişi ya da avukatı, tahdit kodunun kaldırılması için ilgili Göç İdaresi Müdürlüğü’ne dilekçe ile başvurabilir. Kodun neden konduğuna dair bilgi talep edilir ve gerekçe sunularak kaldırılması istenir. Tahdit Kodunun Kaldırılması Davası: Eğer idari başvuru reddedilirse, İdare Mahkemesi'nde dava açılır. Bu dava Tahdit kodunun kaldırılması ve iptali için açılır. Genellikle avukat aracılığıyla takip edilmesi önerilir, çünkü dava süreci karmaşık olabilmektedir. - Dava Süreci Dava süresi genellikle 6 ila 12 ay arasında değişebilir. Mahkeme, tahdit kodunun gerekçesiz veya orantısız olduğuna kanaat getirirse, kodun iptaline karar verir. Bu durumda yabancı, Türkiye’ye giriş yapabilir veya mevcut yasağın kaldırılması için yeni başvuru yapabilir. - Önemli Notlar - Her tahdit kodunun hukuki sonucu farklıdır. Dolayısıyla kodun ne anlama geldiği tam olarak öğrenilmelidir. - Kodun kaldırılması için atılacak ilk adım, kodun türünü ve gerekçesini öğrenmektir. Bu bilgi genellikle Göç İdaresi'nden alınır. - Avukat desteğiyle işlem yapılması, sürecin daha sağlıklı yürütülmesini sağlar.   Sınır dışı işlemlerine karşı itiraz edilmesi, hakkınızda konulan tahdit kodunun neden konulduğu ya da iptali için idareye dava açılması gibi tüm süreçlerin takibi için avukatlık ofisimizle iletişime geçebilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Tahdit kodu nedir? C: Göç İdaresi Başkanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından uygulanan bir güvenlik ve kamu düzeni tedbiridir. Bir yabancının Türkiye'ye girişini, kalışını ya da tekrar girişini kısıtlamak, yasaklamak veya belirli şartlara bağlamak amacıyla konulur. S: Tahdit kodu hangi nedenlerle konulur? C: Genellikle vize ihlalleri, kamu düzenini tehdit etme, çalışma izni olmadan çalışma, sahte evlilik ve yasa dışı örgüt bağlantısı gibi nedenlerle konulur. Her kod farklı bir gerekçeye dayanır ve farklı sonuçlar doğurur. S: Ç-101 ile Ç-105 arasındaki kodlar ne anlama gelir? C: Bunlar giriş yasağı sürelerini gösterir: Ç-101 üç ay, Ç-102 altı ay, Ç-103 bir yıl, Ç-104 iki yıl, Ç-105 beş yıl giriş yasağı anlamına gelir. S: Tahdit kodu nasıl kaldırılır? C: İtiraz iki yoldan yapılabilir: idari başvuru veya yargı yoluyla dava açmak. İdari başvuruda yabancı ya da avukatı, ilgili Göç İdaresi Müdürlüğü'ne dilekçe ile başvurur; kodun neden konduğuna dair bilgi talep edilir ve gerekçe sunularak kaldırılması istenir. S: İdari başvuru reddedilirse ne yapılır? C: İdare Mahkemesi'nde tahdit kodunun kaldırılması ve iptali için dava açılır. S: Tahdit kodunun kaldırılması davası ne kadar sürer? C: Dava süresi genellikle 6 ila 12 ay arasında değişebilmektedir. Mahkeme kodun gerekçesiz veya orantısız olduğuna kanaat getirirse iptaline karar verir. S: Kod kaldırılırsa ne olur? C: Yabancı Türkiye'ye giriş yapabilir veya mevcut yasağın kaldırılması için yeni başvuruda bulunabilir. --- # OTELLERİN ÇALINAN EŞYALARDA SORUMLULUĞU VAR MIDIR? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/otellerin-calinan-esyalarda-sorumlulugu-var-midir/ Güncelleme: 2025-07-13 Kısa cevap: Konaklama işletmeleri, müşterinin getirdiği eşyanın kaybolması, çalınması veya zarar görmesinden kural olarak sorumludur ve bu sorumluluk kusur şartına bağlı değildir. Değerli eşya işletmeye ya da kasaya teslim edilmişse sorumluluk daha geniştir. Zararın işletmeye gecikmeksizin bildirilmesi, talebin ileri sürülebilmesi bakımından önemlidir. OTELLERİN, ÇALINAN EŞYALARDA SORUMLULUĞU VAR MIDIR? Yaz mevsiminin gelmesi ile birlikte tatil sezonu açıldı ve tatil yerlerine, otellere akın eden insanların; gerek işletmenin kendine düşen özen yükümlülüğünü yerine getirmemesi gerekse yaşanan kalabalık nedeni ile kaybolan, çalınan eşyalarının maddi zararlarını otelden istenip istenemeyeceği soru işareti sıklıkla akıllara gelmeye başladı. Bu yazımızda otelde konaklayan müşterinin, çalınan veya zarara uğrayan eşyasından otel işletmelerinin sorumlu olup olmadığını açıklayacağız. Otel İşletmesi, Çalınan veya Kaybolan Eşyalardan Sorumlu Mudur? Bu sorunun cevabı Türk Borçlar Kanunu 576. ve 577.maddelerinde açıkça düzenlenmiştir. İlgili kanun maddesi ile otel işletmecilerine ağır bir sorumluluk yüklenmiş durumdadır. İşletmelerin kanun uyarınca, konaklayan kişilerin beraberinde getirdikleri eşyaların zarara uğraması veya çalınmasında sorumlulukları bulunmaktadır.   MADDE-576: “Otel, motel, pansiyon, tatil köyü gibi yerleri işletenler, konaklayanların getirdikleri eşyanın yok olması, zarara uğraması veya çalınmasından sorumludurlar.” Otel İşletmesinin, Sorumluluktan Kurtulması Mümkün Müdür? Müşterilerin çalınan veya zarara uğrayan eşyalarından doğan sorumluluktan işletenlerin kurtulması mümkündür. İşletenler kendilerine yüklenen bu sorumluluktan ancak; - Müşterinin ağır kusuru olması, - Mücbir sebeplerin varlığı , - Eşyanın niteliğinden dolayı zararın meydana geldiğini ispat ederek kurtulabilecektir.   Otel İşletmesinin Sorumluluğu Ne Kadardır? Otelde çalınan veya zarara uğrayan eşyalarımızdan kaynaklanan maddi zararlarımızın tamamını otelden isteyebilir miyiz? Otel bu zararların ne kadarını karşılamakla yükümlüdür? dendiğinde ise otel işletmesinin kusuru bulunup bulunmadığı göz önünde bulundurulmalıdır. Kusur halinde işleten; zarar gören, çalınan eşyanın bedeli oranında sorumlu olacaktır. İşletenler kusursuz olduklarını ispatladıklarında, zarara uğrayan müşterilere karşı günlük konaklama ücretinin üç katına kadar bedelden sorumlu olacaklardır. Zarara Uğradığımda Ne Yapmalıyım? Konakladığınız işletmede eşyanızın çalınması veya zarara uğraması durumunda mutlaka hemen işletme sahibine bu konu ile ilgili bilgilendirme yapmalısınız. Bu bilgilendirmenin, daha sonrasında ispat edilebilir olması açısından yazılı şekilde olmasına dikkat etmelisiniz. (Mail, ihtar vb.) Zira Türk Borçlar Kanunu m.578’de düzenlendiği üzere: “Konaklayan zararını öğrenir öğrenmez işletene bildirmezse, istem hakkını kaybeder.” Kıymetli Eşyanın Çalınması Halinde Otel İşletmesi Sorumlu Mudur? Kıymetli eşya söz konusu olduğunda durum biraz daha farklılık göstermektedir. Öncelikle mutlaka işletene böyle bir kıymetli eşyanın (büyük miktarda para, kıymetli evrak yahut ziynet eşyası gibi) yanınızda bulunduğunu ve özel saklama koşulları gerektirdiğini, saklanmasını talep ettiğinizi yazılı olarak bildirmelisiniz. Konaklayanlar tarafından işletenlerden böyle bir talepte bulunduğunun ispatı halinde işletenlerin değerli eşyaları muhafaza altına alıp almamasının önemi yoktur. İşletenler kıymetli eşyaları muhafaza altına almaktan kaçınsalar dahi eşyaların tam değerinden sorumlu olacaklardır. Konaklayanlar tarafından kıymetli eşyalarla ilgili bilgi verilmediği ve işleten kusursuzluğunu ispat ettiği takdirde ancak konaklama bedelinin üç katına kadar sorumlu olacaktır. MADDE 577: ”Kıymetli eşya veya oldukça önemli miktarda para veya kıymetli evrak, işletene saklanması için bırakılmamışsa, işleten ancak kendisinin veya çalışanlarının kusuru hâlinde sorumlu olur. İşleten, bunları saklamak üzere almış veya almaktan kaçınmışsa, eşyanın tam değerinden sorumludur.” Ayrıca son olarak önemle belirtmek gerekir ki sıkça otellerin girişlerinde, panolarında ya da kayıt oluşturulan danışma kısımlarında müşterilerin özel eşyalarının uğradığı zararlardan sorumlu olmayacaklarına dair yazılar astıkları görülmektedir. İŞLETEN HER NE KADAR SORUMLULUK ÜSTLENMEDİĞİNİ VEYA SORUMLULUĞU BU KANUNDA GÖSTERİLMEMİŞ OLAN BİR KOŞULA BAĞLADIĞINI, HERHANGİ BİR YOLLA İLAN ETSE BİLE, SORUMLULUKTAN KURTULAMAYACAKTIR.   Tazminat davalarınızın takibi için avukatlık ofisimizle iletişime geçebilir, yaşadığınız olay hakkında yasal hakkınızı öğrenmek adına danışmanlık hizmetimizden faydalanabilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Otelde eşyam çalındı, otel sorumlu mu? C: Konaklama işletmeleri müşterinin getirdiği eşyanın kaybolması, çalınması veya zarar görmesinden kural olarak sorumludur. Bu sorumluluk için işletmenin kusurlu olması gerekmez. S: Odada "kayıp eşyadan sorumlu değiliz" yazıyordu, bu geçerli mi? C: Bu tür tek taraflı duyurular sorumluluğu kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Kanundan doğan sorumluluk, işletmenin astığı bir levhayla bertaraf edilemez. S: Değerli eşyamı kasaya koymadım, hakkımı kaybeder miyim? C: Değerli eşyanın işletmeye veya kasaya teslim edilmemiş olması, tazminat miktarının belirlenmesinde dikkate alınabilir. Ancak talebi tümüyle ortadan kaldırmaz. S: Zararı ne zaman bildirmeliyim? C: Kaybı veya zararı öğrenir öğrenmez gecikmeksizin işletmeye bildirmelisiniz. Gecikme, talep hakkının ileri sürülmesini zorlaştırır. S: Hangi mahkemeye başvurmalıyım? C: Uyuşmazlık tüketici işlemi niteliğindeyse tutara göre tüketici hakem heyetine ya da tüketici mahkemesine başvurulur. --- # Pendik Boşanma Avukatı URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/pendik-bosanma-avukati/ Güncelleme: 2025-03-24 Kısa cevap: Boşanma davaları anlaşmalı ya da çekişmeli olarak yürür. Anlaşmalı boşanma için evliliğin en az bir yıl sürmüş olması ve tarafların boşanmanın tüm sonuçlarında anlaşması gerekir. Çekişmeli davada iddiaların mahkemede ispatlanması aranır. ## PENDİK BOŞANMA AVUKATI Koza Avukatlık ve Danışmanlık Bürosu olarak, İstanbul başta olmak üzere Türkiye'nin her yerinde boşanma hukuku alanında profesyonel avukatlık ve danışmanlık hizmeti sunmaktayız. Anlaşmalı ve çekişmeli boşanma davalarının yanı sıra nafaka, velayet, mal paylaşımı ile maddi ve manevi tazminat gibi konularda müvekkilerimize hukuki destek sağlamaktayız. Boşanma süreci, taraflar açısından oldukça zor ve yıpratıcı bir dönem olabilir. Hukuki ve mali konular başta olmak üzere karşılaşılabilecek tüm zorlukların üstesinden gelmek için deneyimli bir boşanma avukatı ile süreci yürütmek önemlidir. Bu noktada, doğru avukat seçimi boşanma sürecinin en kritik aşamalarından biridir. Koza Avukatlık ve Danışmanlık Bürosu olarak, müvekkillerimizin haklarını en üst düzeyde koruyarak, boşanma taleplerini en hızlı ve etkili şekilde sonuçlandırmalarına yardımcı oluyoruz. Boşanma davalarında hak kaybına uğramamanız için, Kartal'da faaliyet gösteren uzman avukatlarımızla hukuki destek sağlamaktayız. ## BOŞANMA AVUKATI HİZMETLERİMİZ •Anlaşmalı Boşanma Davası •Anlaşmalı Boşanma Protokolü •Çekişmeli Boşanma Davası •Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması Nedeniyle Boşanma •Zina Sebebiyle Boşanma •Terk Nedeniyle Boşanma •Hayata Kast, Pek Kötü veya Onur Kırıcı Davranış Nedeniyle Boşanma •Suç İşleme ve Haysiyetsiz Yaşam Nedeniyle Boşanma •Akıl Hastalığı Nedeniyle Boşanma •Mal Paylaşımı Davası •Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi •Mal Ayrılığı Rejimi •Evlilik ve Mal Rejimi Sözleşmeleri •Tapuda Aile Konutu Şerhi İşlemleri •Boşanma Davasında Tazminat •Maddi ve Manevi Tazminat Talepleri •Boşanma Davasında Nafaka Talebi •Yoksulluk Nafakası •Tedbir Nafakası •İştirak Nafakası •Nafaka Artırım ve Kaldırma Davaları •Boşanma Davasında Velayet Talebi •Anlaşmalı Boşanmada Ortak Velayet •Velayetin Değiştirilmesi Davaları ## BOŞANMA DAVASI NEDİR? Boşanma davası, evlilik birliğini sona erdirmek amacıyla açılan bir dava türüdür. Türk Medeni Kanunu’nun 145 ila 184. maddeleri arasında düzenlenen boşanma süreci, anlaşmalı veya çekişmeli olarak iki farklı şekilde yürütülebilir. Evlilik süresi bir yıldan uzun olan ve her iki tarafın boşanma şartlarında anlaştığı durumlarda anlaşmalı boşanma davası açılabilir. Ancak, taraflardan biri boşanmak istemiyor veya nafaka, velayet, mal paylaşımı gibi konularda uzlaşma sağlanamıyorsa çekişmeli boşanma davası söz konusu olacaktır. ## ANLAŞMALI BOŞANMA DAVASI Anlaşmalı boşanma, çekişmeli boşanmaya göre daha hızlı ve düşük maliyetli bir süreçtir. Ancak, sürecin doğru ve hukuka uygun yürütülmesi adına anlaşmalı boşanma avukatı ile çalışmak hak kayıplarını önleyecektir. Anlaşmalı Boşanma Davası Açma Şartları: •Evliliğin en az 1 yıl sürmüş olması •Tarafların boşanma konusunda ve boşanmanın sonuçlarıyla ilgili (nafaka, velayet, mal paylaşımı vb.) anlaşmaya varmış olması •Anlaşmalı boşanma protokolünün usulüne uygun şekilde hazırlanması •Hakimin, tarafları bizzat dinleyerek anlaşma koşullarını onaylaması ## ÇEKİŞMELİ BOŞANMA DAVASI Tarafların boşanma ve boşanmaya bağlı konular (velayet, nafaka, tazminat, mal paylaşımı) üzerinde anlaşmazlığa düştüğü durumlarda çekişmeli boşanma davası açılır. Çekişmeli boşanma süreci, anlaşmalı boşanmaya göre daha uzun ve karmaşık olup, iddiaların mahkemede ispatlanması gerekir. Çekişmeli Boşanma Davasının Sebepleri: •Şiddetli geçimsizlik (evlilik birliğinin temelinden sarsılması) •Zina (aldatma) •Hayata kast ve onur kırıcı davranış •Suç işleme ve haysiyetsiz yaşam sürme •Terk •Akıl hastalığı ## BOŞANMA DAVASINDA NAFAKA TALEBİ Boşanma sonrasında ekonomik olarak zorluk yaşayacak olan taraf, diğer eşten nafaka talep edebilir. Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesi gereğince yoksulluk nafakası talebi, boşanma davası sırasında veya sonrasında yapılabilir. Nafaka Türleri: •Yoksulluk Nafakası: Boşanma nedeniyle ekonomik zorluk yaşayacak tarafa ödenir. •İştirak Nafakası: Çocukların bakım ve eğitim giderleri için velayeti almayan taraf tarafından ödenir. •Tedbir Nafakası: Boşanma davası süresince geçici olarak ödenir. •Nafaka Artırım/Kaldırma Davası: Mali durum değişikliklerine göre nafaka miktarının artırılması veya kaldırılması talep edilebilir. [caption id="attachment_1539" align="aligncenter" width="300"] pendik anlaşmalı boşanma avukatı, pendik boşanma avukatı, pendik çekişmeli boşanma avukatı[/caption] ## BOŞANMA DAVASINDA VELAYET TALEBİ Çocukların velayeti, boşanma davası sürecinde en önemli konular arasındadır. Mahkeme, çocuğun üstün yararını göz önünde bulundurarak velayetin hangi ebeveyne verileceğine karar verir. Velayet Davası Açma Sebepleri: •Çocuğun bakım ve eğitim ihtiyaçlarının daha iyi karşılanması •Velayeti elinde bulunduran ebeveynin çocuğa zarar vermesi veya ilgisiz davranması •Çocuğun menfaatine aykırı yaşam koşullarının oluşması Ortak Velayet Mümkün mü? Türk Medeni Kanunu’nda ortak velayet konusunda açık bir düzenleme bulunmamakla birlikte, anlaşmalı boşanma davalarında ortak velayet yönünde mahkeme kararı alınması mümkündür. ## PENDİK BOŞANMA AVUKATI HİZMETLERİ Boşanma davalarında doğru hukuki destek almak, sürecin hızlı ve hak kaybı yaşanmadan sonuçlanmasını sağlar. Koza Avukatlık ve Danışmanlık Bürosu olarak, Pendik’te boşanma avukatı hizmeti sunarak, müvekkillerimizin haklarını koruyor ve en iyi sonucu almalarına yardımcı oluyoruz. Boşanma sürecinizle ilgili danışmanlık almak ve profesyonel hukuki destek için bizimle iletişime geçebilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Anlaşmalı boşanma davası açmanın şartları nelerdir? C: Evliliğin en az 1 yıl sürmüş olması, tarafların boşanma ve sonuçları (nafaka, velayet, mal paylaşımı) konusunda anlaşmış olması, protokolün usulüne uygun hazırlanması ve hâkimin tarafları bizzat dinleyerek anlaşma koşullarını onaylaması gerekir. S: Çekişmeli boşanma davası hangi sebeplere dayanır? C: Şiddetli geçimsizlik (evlilik birliğinin temelinden sarsılması), zina, hayata kast ve onur kırıcı davranış, suç işleme ve haysiyetsiz yaşam sürme, terk ve akıl hastalığı. S: Boşanmada kaç çeşit nafaka vardır? C: Yoksulluk nafakası boşanma nedeniyle ekonomik zorluk yaşayacak tarafa ödenir. İştirak nafakası çocukların bakım ve eğitim giderleri için velayeti almayan tarafça ödenir. Tedbir nafakası dava süresince geçici olarak ödenir. Ayrıca mali durum değişirse nafaka artırım veya kaldırma davası açılabilir. S: Velayet neye göre belirlenir? C: Mahkeme, çocuğun üstün yararını göz önünde bulundurarak velayetin hangi ebeveyne verileceğine karar verir. S: Ortak velayet mümkün mü? C: Türk Medeni Kanunu'nda ortak velayet konusunda açık bir düzenleme bulunmamakla birlikte, anlaşmalı boşanma davalarında ortak velayet yönünde mahkeme kararı alınması mümkündür. S: Yoksulluk nafakası ne zaman talep edilebilir? C: Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesi gereğince yoksulluk nafakası talebi boşanma davası sırasında veya sonrasında yapılabilir. --- # Memuriyete Engel Suçlar Nelerdir? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/memuriyete-engel-suclar-nelerdir/ Güncelleme: 2025-03-23 Kısa cevap: Memuriyete engel suçlar 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 48. maddesinde düzenlenmiştir ve iki grupta toplanır. Birincisi, kasten işlenen bir suçtan 1 yıl veya daha fazla hapis cezası almış olmaktır. İkincisi, madde metninde tek tek sayılan suçlardır: zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama ve kaçakçılık. Bu suçlarda alınan ceza miktarı önemli değildir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı memuriyete engel oluşturmaz. ## Memuriyete Engel Suçlar Nelerdir? Sabıkam Var Yine de Memur Olabilir Miyim? diyorsanız eğer bu sorunun cevabı 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 48.maddesinde açıklanmıştır. İlgili maddeye göre memur olmaya engel cezalar temelde ikiye ayrılmıştır: 1.Kasten işlenen bir suçtan 1 yıl veya daha fazla hapis cezası alınması. 2.Madde metninde sayılı suçların işlenmiş olması. ## Devlet Memurları Kanunu’na Göre Memurluğa Engel Suçlar Nelerdir? - İlgili kanun maddesinde öncelikle kasten işlenen bir suçtan ötürü 1 yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına hükmedilmiş kişilerin memuriyete kabul edilmeyeceği ve eğer bu suç görev sırasında işlenmişse memuriyetten çıkarılacağı; aynı zamanda bu kişi henüz memur olmamışsa memuriyete alınmayacağı düzenlenmiştir. - Daha sonra ise madde metninde açıkça bazı suçlar sayılarak bu suçlardan alınan ceza miktarı ne olursa olsun kişinin sayılı suçlardan ceza almış olması hali de memuriyete engel ve memuriyetten çıkarılma sebebi olarak sayılmıştır:   Devletin güvenliğine karşı suçlar; - Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak. - Düşmanla işbirliği yapmak. - Devlete karşı savaşa tahrik, - Temel milli yararlara karşı faaliyette bulunmak için yarar sağlama, - Yabancı devlet aleyhine asker toplama, - Askeri tesisleri tahrip ve düşman askeri hareketleri yararına anlaşma, - Düşman devlete maddi ve mali yardım,   Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar; - Anayasayı ihlal, - Cumhurbaşkanına suikast ve fiili saldırı, - Yasama organına karşı suç, - Hükümete karşı suç, - Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine karşı silahlı isyan, - Silahlı örgüt, - Silah sağlama, - Suç için anlaşma suçu.   Süresi ne olursa olsun alınan mahkumiyet nedeniyle memuriyete atanmaya engel suçlar 657 sayılı Kanunun 48/A-5 inci maddesinde tek tek sayılmıştır. Söz konusu bu suçlar; - Zimmet, - İrtikap, - Rüşvet, - Hırsızlık, - Dolandırıcılık, - Sahtecilik, - Güveni kötüye kullanma, - Hileli iflas, - İhaleye fesat karıştırma, - Edimin ifasına fesat karıştırma, - Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, - Kaçakçılıktır.   ## Adli Para Cezası Almak Memuriyete Engel Midir? Kişiye verilen hapis cezası adli para cezasına çevrilmiş, memnu hakların iadesi kararı alınmış ve adli sicil kaydı silinmiş olsa dahi, işlenen suç kanunda sayılan suçlar arasında yer alıyorsa eğer kişi memur olarak atanamayacaktır. Fakat işlenen suçun kanunda sayılan suçlardan olmaması, adli para cezasına çevrilen hapis cezasının 1 yıl veya altında olması ve memnu hakların iadesi kararı alınması halinde kişi memur olarak atanabilecektir. ## Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) Kararı Memuriyete Engel Midir? Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verildiği durumlar memuriyete engel teşkil etmemektedir. HAGB kararına konu suçun türü de önemli değildir, kanunda sayılı suçlardan dolayı HAGB alınması halinde dahi kişi memuriyete alınabilecektir. Ayrıca HAGB kararı olan kimseler açısından memuriyete alım için denetim süresinin bitmesi de beklenmemektedir.   Memnu hakların iadesi, adli sicil kaydının silinmesi ve ceza dosyalarınızın takibi hakkında danışmanlık almak için avukatlık ofisimizle iletişime geçebilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Hangi cezalar memuriyete engeldir? C: Kasten işlenen bir suçtan 1 yıl veya daha fazla hapis cezası almak memuriyete engeldir. Ayrıca 657 sayılı Kanun'un 48. maddesinde sayılan suçlarda ceza miktarı ne olursa olsun kişi memur olamaz. S: Memuriyete engel olan suçlar hangileridir? C: Zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama ve kaçakçılık. Ayrıca devletin güvenliğine ve anayasal düzene karşı suçlar da bu kapsamdadır. S: HAGB kararı memuriyete engel mi? C: Hayır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı memuriyete engel teşkil etmez ve suçun türü de önemli değildir. Kanunda sayılı suçlardan HAGB alınmış olsa dahi kişi memuriyete alınabilir. Ayrıca denetim süresinin bitmesi de beklenmez. S: Adli para cezası almak memuriyete engel mi? C: İşlenen suç kanunda sayılan suçlar arasındaysa, hapis cezası adli para cezasına çevrilmiş ve adli sicil kaydı silinmiş olsa dahi kişi memur olarak atanamaz. Suç sayılanlardan değilse, ceza 1 yıl veya altındaysa ve memnu hakların iadesi kararı alınmışsa atanma mümkündür. S: Sabıka kaydım var, memur olabilir miyim? C: Kaydın hangi suça ve hangi cezaya ait olduğuna bağlıdır. Kasten işlenen suçtan 1 yıl ve üzeri hapis ile maddede sayılan suçlar engeldir. Bunların dışındaki kayıtlar tek başına engel oluşturmayabilir; dosyanın ayrıca değerlendirilmesi gerekir. --- # Ayıplı Malın İadesi Nasıl Yapılır? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/ayipli-malin-iadesi-nasil-yapilir/ Güncelleme: 2025-03-17 Kısa cevap: Ayıplı mal teslim alan tüketici dört haktan dilediğini seçebilir: sözleşmeden dönerek bedeli geri isteme, bedelde indirim isteme, ücretsiz onarım veya ayıpsız misliyle değişim. Seçim tüketiciye aittir, satıcı belirleyemez. Zamanaşımı süresi teslimden itibaren iki yıl, konut ve tatil amaçlı taşınmazlarda beş yıldır. ## Ayıplı Mal Nedir? Ayıplı malın iadesi, tüketiciye teslimi anında, taraflarca kararlaştırılmış olan örnek ya da modele uygun olmaması ya da objektif olarak sahip olması gereken özellikleri taşımaması nedeniyle sözleşmeye aykırı olan maldır. ## Satıcı, Ayıplı Maldan Sorumlu Mudur? Satıcı, malı satış sözleşmesine uygun olarak tüketiciye teslim etmekle yükümlüdür. ## Satıcı Sorumluluktan Nasıl Kurtulabilir? Satıcı, kendisinden kaynaklanmayan reklam yoluyla yapılan açıklamalardan haberdar olmadığını ve haberdar olmasının da kendisinden beklenemeyeceğini veya yapılan açıklamanın içeriğinin satış sözleşmesinin akdi anında düzeltilmiş olduğunu veya satış sözleşmesi kurulma kararının bu açıklama ile nedensellik bağı içinde olmadığını ispatladığı takdirde açıklamanın içeriği ile bağlı olmaz. ## Ayıplı Malın İadesi İçin Süre Var Mıdır? Teslim tarihinden itibaren altı ay içinde ortaya çıkan ayıpların, teslim tarihinde var olduğu kabul edilir. Bu durumda malın ayıplı olmadığının ispatı satıcıya aittir. ## Malın Ayıplı Olması Halinde Tüketicinin Hakları Nelerdir? Malın ayıplı olduğunun anlaşılması durumunda tüketici; - Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, - Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden indirim isteme, - Aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme, - İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir misli ile değiştirilmesini isteme, seçimlik haklarından birini kullanabilir. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür. Aksi halde tüketicilerin Tüketici Hakem Heyeti'ne ya da parasal sınırı aşması halinde Tüketici Mahkemesi'ne başvurma hakları bulunmaktadır. ## Zaman aşımı Süresi Ne Kadardır? Kanunlarda veya taraflar arasındaki sözleşmede daha uzun bir süre belirlenmediği takdirde, ayıplı maldan sorumluluk, ayıp daha sonra ortaya çıkmış olsa bile, malın tüketiciye teslim tarihinden itibaren iki yıllık zamanaşımına tabidir. Satın almış olduğunuz malın, ayıp daha sonradan ortaya çıkmış olsa dahi kusurlu olması halinde satıcının sorumluluğuna gidilerek malın bedel iadesini, malın aynı ile değiştirilmesini ya da onarılmasını isteme hakkınız vardır. Tüketici olarak haklarınızı öğrenmek ve sürecin takibinin yapılması için avukatlık ofisimizle iletişime geçebilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Satıcı iade yapmıyor, ne yapabilirim? C: Ayıplı malda dört seçimlik haktan dilediğinizi kullanabilirsiniz. Satıcı kabul etmezse tutara göre tüketici hakem heyetine veya tüketici mahkemesine başvurabilirsiniz. S: Hangi hakkı seçeceğime satıcı mı karar verir? C: Hayır. Seçim tüketiciye aittir. Satıcı "önce tamir edelim" diyerek tercihinizi belirleyemez. S: Ayıplı malı ne kadar süre içinde iade edebilirim? C: Kanuni zamanaşımı süresi teslimden itibaren iki yıl, konut ve tatil amaçlı taşınmazlarda beş yıldır. S: Ayıp sonradan ortaya çıktı, hakkım var mı? C: Evet. Gizli ayıplarda da zamanaşımı süresi içinde başvurabilirsiniz. Ayıp satıcının ağır kusuru veya hilesiyle gizlenmişse zamanaşımından yararlanamaz. S: Kargo ücretini kim öder? C: Ayıplı malın iadesinde taşıma masrafları satıcıya aittir; tüketiciden bu masraf istenemez. --- # İcra Takibi Nasıl Başlatılır? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/icra-takibi-nasil-baslatilir/ Güncelleme: 2025-03-06 İcra takibi, borçlunun borcunu herhangi bir sebeple ödememesi haline alacaklının bu borcu devlet gücü ile tahsil etmek üzere başlattığı takiptir. İcra takibinin başlatılabilmesi için usulüne uygun olarak yetkili İcra Dairesine takip talebi verilmesi gerekmektedir. İcra takip işlemi; ilamlı ve ilamsız olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. İlamlı icra, mahkeme kararına dayanılarak başlatılan icra türüdür. İlamsız icra takibi ise; mahkeme kararı olmaksızın alacaklının borçludan alacağını tahsil etmek için başvurduğu bir takip yoludur. İlamsız icra takibi; genel haciz yolu, kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ve kiralanan taşınmazların tahliyesi olmak üzere üçe ayrılır. İcra Takibi Süreci Nasıl İşler?  Takip türlerinden en yaygını olan genel haciz yolu ile icra takibi; fatura vb. benzeri belgelere dayanarak başlatılabilen bir icra takibi yoludur. Bankaların müşterilerine verdiği krediyi geri ödememesi, bir kişinin telefon, elektrik, doğalgaz borcunu ödememesi halleri ile bir arkadaşa verilen borç paranın geri ödenmemesi hallerinde alacaklılar genel haciz yolu ile icra takibi ile alacaklarını tahsil edebilmektedir. Genel Haciz Yolu İle İcra Takibi Süreci İcra takibinin başlatılabilmesi için öncelikle alacaklı tarafından usulüne uygun olarak takip talebi düzenlenmeli ve İcra Dairesine sunulması gerekmektedir. Alacaklı tarafından hazırlanan icra takibi, İcra Müdürlüğü tarafından haklı ve kanuna uygun bulunursa ödeme emri düzenlenir ve ödeme emri borçluya tebliğe çıkartılır. Borçlu kendisine tebliğ edilen ödeme emri ile icra takibini öğrenir ve itiraz etmesi için 7 günlük süre verilir. Borçlu bu süre içerisinde ya dosya borcunu öder ya da icra takibine itiraz eder. Bu süre içerisinde borçlu takibe itiraz etmez ve dosya borcunu ödemez ise dosya kesinleşir ve alacaklı tarafın haciz hakkı doğar. Borçlu icra takibine itiraz eder ise icra takibi durur ve itirazın kaldırılması için alacaklı tarafın mahkemeye başvurması gerekir. İcra Takip Süreci Kısaca; - Ödeme Emri - Ödeme Emrine İtiraz - İtirazın İptali - Takibin Kesinleşmesi - Haciz - Satış - Paraların Paylaştırılması şeklinde ilerler.   İcra Takibi Kaç Günde Sonuçlanır? İcra takibi normal şartlarda, herhangi bir itiraz yok ise, haciz işlemleri uygulanmasına gerek kalmamış ise en fazla 2 hafta içerisinde sonuçlanmış olur. Ancak haciz yoluyla takibe devam edilecek ise bu süreç, haciz işlemleri ile sonraki süreçte satış işlemleri sebebiyle 3-4 ay arasında sürmektedir. Borçlu tarafından takibe itiraz edilmesi halinde ise, itirazın iptali davasının açılması ile mahkeme süreci ile sürecin sonuçlanması 6-12 ayı bulmaktadır. Görüleceği üzere icra takibinin sonuçlanması süresi, borçlunun ekonomik durumuna, itiraz edip etmeyeceğine ve haciz işlemlerine bağlı olarak değişecektir. Takibe geçilmesi gereken bir alacağınız varsa veya adınıza açılmış borçlu olarak yer aldığınız icra dosyanız varsa hukuki sürecin hak kaybına uğramayacağınız şekilde yürütülmesi için avukatlık ofisimizle iletişime geçebilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: İcra takibi nedir ve nasıl başlatılır? C: İcra takibi, borçlunun borcunu ödememesi halinde alacaklının bu borcu devlet gücüyle tahsil etmek üzere başlattığı takiptir. Takibin başlatılabilmesi için alacaklının usulüne uygun bir takip talebini yetkili İcra Dairesine sunması gerekir. S: İlamlı ve ilamsız icra takibi arasındaki fark nedir? C: İlamlı icra, bir mahkeme kararına dayanılarak başlatılan icra türüdür. İlamsız icra takibi ise mahkeme kararı olmaksızın, alacaklının borçludan alacağını tahsil etmek için başvurduğu bir yoldur; kendi içinde genel haciz yolu, kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ve kiralanan taşınmazların tahliyesi olmak üzere üçe ayrılır. S: Genel haciz yolu ile icra takibi süreci nasıl işler? C: Alacaklı tarafından hazırlanan takip talebi İcra Müdürlüğünce kanuna uygun bulunursa borçluya ödeme emri tebliğ edilir ve borçluya itiraz etmesi için 7 günlük süre tanınır. Borçlu bu süre içinde borcu ödemez ve itiraz da etmezse dosya kesinleşir ve alacaklının haciz hakkı doğar; borçlu itiraz ederse takip durur ve alacaklının itirazın kaldırılması için mahkemeye başvurması gerekir. Süreç kısaca ödeme emri, ödeme emrine itiraz, itirazın iptali, takibin kesinleşmesi, haciz, satış ve paraların paylaştırılması aşamalarından oluşur. S: Genel haciz yolu hangi alacaklar için kullanılır? C: Genel haciz yolu ile icra takibi, fatura gibi belgelere dayanılarak başlatılabilen bir takip yoludur; banka kredisinin geri ödenmemesi, telefon, elektrik, doğalgaz gibi abonelik borçlarının ödenmemesi veya bir arkadaşa verilen borç paranın geri alınamaması gibi durumlarda bu yol kullanılabilmektedir. S: İcra takibi kaç günde sonuçlanır? C: İtiraz edilmemiş ve haciz işlemine gerek kalmamışsa icra takibi normal şartlarda en fazla 2 hafta içinde sonuçlanır. Haciz yoluyla devam edilmesi gereken durumlarda haciz ve satış işlemleri nedeniyle süreç 3-4 ay sürebilir. Borçlunun takibe itiraz etmesi halinde ise itirazın iptali davasının açılması gerekeceğinden, sonuçlanma süresi 6-12 ayı bulabilir. --- # Aidat Ödemeyen Kiracı Tahliye Edilebilir Mi? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/aidat-odemeyen-kiraci-tahliye-edilebilir-mi/ Güncelleme: 2025-02-13 Aidat Ödemeyen Kiracı Tahliye Edilebilir Mi? Kiracıların her ay düzenli olarak kirayı ödeme yükümlülüklerine ek olarak yan gider olan aidatı da ödemeleri gerekmektedir. Ev sahipleri, aidatı ödemeyen kiracılarını tahliye etme hakkına sahiptirler. Tahliye Davası Yolu İle Kiracının Tahliyesi Türk Borçlar Kanunu 315.maddesinde bu konu “Kiracı, kiralananın tesliminden sonra muaccel olan kira bedelini veya yan gideri ödeme borcunu ifa etmezse, kiraya veren kiracıya yazılı olarak bir süre verip, bu sürede de ifa etmeme durumunda, sözleşmeyi feshedeceğini bildirebilir.” şeklinde düzenlenmiş olup ev sahiplerinin öncelikle ödeme yapılması hususunda kiracıya yazılı bir bildirimde bulunarak süre vermeleri gerektiği belirtilmiştir. Kanunda yer alan kiracıya verilecek süre ise konut ve çatılı iş yerleri için 30 günden az olmamalıdır. Yapılan bildirim ve verilene süreye rağmen aidat ödemesini yapmayan kiracı aleyhine taşınmazın bulunduğu yer Sulh Hukuk Mahkemesi’nde tahliye davası açılabilecektir. Kira hukukuna ilişkin davalar zorunlu arabuluculuk kapsamında yer aldığından dava açılmadan önce arabuluculuk süreci yürütülmelidir. İcra Takibi Yolu İle Kiracının Tahliyesi Aidat borcunu ödemeyen kiracı aleyhine ev sahipleri yazılı bildirimin yanı sıra icra takibi başlatma hakkına da sahiptirler. - İcra takibinin başlatılması sonrası icra dairesi tarafından kiracıya ödeme emri tebliğ edilecektir. Ödeme emrinin tebliği ile birlikte kiracının 7 günlük itiraz hakkı vardır.   Kiracının, ödeme emrine itiraz etmiş olması halinde ev sahibinin, 6 ay içinde İcra Hukuk Mahkemesi’nde itirazın kaldırılması davasını veya 1 yıl içinde Sulh Hukuk Mahkemesinde itirazın iptali davasını açması gerekecektir. - Kiracının, ödeme emrine itiraz etmemiş olması halinde icra takibi kesinleşmektedir. İcra dosyasının kesinleşmesi ile birlikte kiracının üzerine kayıtlı araç, taşınmaz ve banka hesapları varsa maaşı üzerine haciz konulabilecektir.   Aidat Ödemeyen Kiracıya Karşı Apartman veya Site Yönetimi Tarafından İcra Takibi Başlatılabilir Mi? Aidat borcunu ödemeyen kiracılara karşı apartman veya site yönetimi tarafından icra takibi hatta dava açılabilmektedir. Kiracıların, apartman veya sitenin ortak giderleri için toplanan aidat giderine katılması gerektiği hususu Kat Mülkiyeti Kanunu 20 ve 22.maddelerinde düzenlenmiştir. İlgili kanunun 22.maddesinde kiracı ve ev sahibinin aidat borcu için müteselsil sorumlu oldukları belirtilmiştir. Uygulamada apartman veya site yöneticileri mevcut aidat borçları için kiracı ile birlikte ev sahiplerine karşı birlikte icra takibini yöneltmektedir. Bu durumlarda aidat borcunu karşılayan ev sahipleri, kiracılarından bu ödedikleri tutarı icra takibi yolu ile talep edebilecekleri gibi aidat borcunun ödenmemesi hususunu ileri sürerek tahliye yoluna da başvurabilmektedirler.   Ev sahipleri ve kiracılar arasında yaşanan her türlü uyuşmazlığa ilişkin danışmanlık almak ve sürecin yürütülmesi için avukatlık ofisimizle iletişime geçebilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Aidatını ödemeyen kiracı tahliye edilebilir mi? C: Evet, Türk Borçlar Kanunu'nun 315. maddesi uyarınca kiraya veren, yan gider niteliğindeki aidat borcunu ödemeyen kiracıya yazılı olarak bildirimde bulunup ödeme için süre vererek, bu süre içinde de ödeme yapılmazsa sözleşmeyi feshedip tahliye davası açabilir. S: Kiracıya aidat ödemesi için verilecek süre ne kadar olmalıdır? C: Konut ve çatılı iş yerleri için kiracıya yazılı bildirimle verilecek ödeme süresi 30 günden az olamaz; bu süre içinde de ödeme yapılmazsa tahliye davası açılabilir. S: Aidat borcu nedeniyle tahliye davası nerede açılır ve dava öncesi bir zorunluluk var mıdır? C: Aidat borcu nedeniyle açılacak tahliye davası, taşınmazın bulunduğu yer Sulh Hukuk Mahkemesi'nde açılır; kira hukukuna ilişkin davalar zorunlu arabuluculuk kapsamında olduğundan dava açılmadan önce arabuluculuk sürecinin yürütülmesi gerekir. S: Aidat borcu için icra takibi başlatılabilir mi ve kiracının itiraz hakkı var mıdır? C: Ev sahibi, yazılı bildirime ek olarak icra takibi başlatma hakkına da sahiptir; icra dairesi tarafından kiracıya ödeme emri tebliğ edilir ve kiracının bu tebligata karşı 7 günlük itiraz hakkı bulunur. S: Kiracı ödeme emrine itiraz ederse ev sahibi ne yapmalıdır? C: Kiracının itiraz etmesi halinde ev sahibinin 6 ay içinde İcra Hukuk Mahkemesi'nde itirazın kaldırılması davasını veya 1 yıl içinde Sulh Hukuk Mahkemesinde itirazın iptali davasını açması gerekir; itiraz edilmezse icra takibi kesinleşerek kiracının araç, taşınmaz veya banka hesapları üzerine haciz konulabilir. S: Apartman veya site yönetimi aidat borcu için kiracıya karşı icra takibi başlatabilir mi? C: Evet, Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 20 ve 22. maddeleri uyarınca kiracı ve ev sahibi ortak gider aidatından müteselsilen sorumlu olduğundan, apartman veya site yönetimi bu borç için kiracı ve ev sahibine birlikte icra takibi başlatabilir, hatta dava açabilir. --- # Boşanmada Mal Paylaşımı URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/bosanmada-mal-paylasimi/ Güncelleme: 2025-02-06 ## Boşanmada Mal Paylaşımı Boşanma aşamasına gelen taraflar arasında çözüme kavuşturulması gereken en önemli konulardan biri de çiftlerin, evlilik birliği içerisinde edinmiş oldukları malların akıbetinin ne olacağı, nasıl paylaşılacağıdır. Anlaşmalı ya da çekişmeli boşanma sonrasında ve boşanma kararının kesinleşmesi ile birlikte her iki taraf da mal paylaşımı davası açma ve malların mahkeme kararı ile paylaştırılmasını isteme hakkına sahiptir. Mal paylaşımı davası, boşanma kararının kesinleşmesinden sonraki 10 yıl içerisinde açılabilmektedir. Boşanma kararı henüz kesinleşmeden, mal paylaşımı yapılması mümkün olmamasına karşın uygulamada sıklıkla boşanma davası ile eş zamanlı olarak mal paylaşımı davası açıldığı görülmektedir. Bu hallerde mal paylaşımı davası ilerlememekte, boşanma davası bekletici mesele yapılmaktadır. Mal Paylaşımı Davası Hangi Mahkemede Açılır? Mal paylaşımı davalarında görevli mahkeme Aile Mahkemeleridir. Yetkili mahkeme ise: - Eşlerden birinin ölümü nedeniyle mal rejimi sona ermiş ise, ölenin son ikametgahı mahkemesi boşanmada mal paylaşımı davasına bakmakla yetkilidir. - Evlilik mahkemenin boşanma kararı ile sona ermişse veya devam eden bir boşanma davası varsa, boşanma davasına bakmaya yetkili olan mahkeme mal rejiminin tasfiyesini, yani boşanma halinde mal paylaşımını yapmakla da yetkilidir. - Yukarıdaki iki durum haricindeki diğer tüm hallerde davalı eşin ikametgahı aile mahkemesi boşanmada mal paylaşımı davasına bakmaya yetkilidir.   Hangi Mallar Paylaşılır? Hukuken mal paylaşımı konusunda edinilen malların 1.01.2022 öncesinde mi sonrasında mı edinilmiş olduğu dikkate alınarak bu husus incelenmektedir. 1.01.2002 öncesi edinilen mallar kimin üzerine kayıtlı ise onun malı kabul edilmektedir. 1.01.2022 sonrasında yürürlüğe giren Medeni Kanun’da ise malların, taraflar arasında yarı yarıya paylaşılması kuralı esas alınmaktadır. Fakat her iki dönem için de ortak olan kural, evlilik öncesinde edinilen malların, malı edinen kişinin kendisine ait olduğudur. Mal Paylaşımı Davasında Ne Talep Edilir? Evlilik birliği içerisinde edinilmiş mallar, edinilmiş mal olarak kabul edilmekte ve her iki tarafa eşit şekilde paylaştırılmaktadır. Fakat tarafların evlenmeden önce edinmiş oldukları mallar, mal paylaşımına dahil edilmemekte, kişisel mal olarak kabul edilmektedir. Kişisel Mallar Nelerdir? Aşağıda sayılanlar, kanun gereğince kişisel maldır: - Eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşya, - Mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan veya bir eşin sonradan miras yoluyla ya da herhangi bir şekilde karşılıksız kazanma yoluyla elde ettiği malvarlığı değerleri, - Manevî tazminat alacakları, - Kişisel mallar yerine geçen değerler. Edinilmiş Mallar Nelerdir? Edinilmiş mal, her eşin bu mal rejiminin devamı süresince karşılığını vererek elde ettiği malvarlığı değerleridir. Bir eşin edinilmiş malları özellikle şunlardır: - Çalışmasının karşılığı olan edinimler, - Sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurum ve kuruluşlarının veya personele yardım amacı ile kurulan sandık ve benzerlerinin yaptığı ödemeler, - Çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar, - Kişisel mallarının gelirleri, 5 - Edinilmiş malların yerine geçen değerler.   Mal paylaşımı davası sırasında tarafların, paylaşıma konu edilen bir malın kişisel malı olduğunu iddia etmesi durumunda bu iddiasını ispat etmesi gerekmektedir. Aksi halde bu mal edinilmiş mal olarak kabul edilerek paylaşıma tabi tutulacaktır. Esas olan evlilik birliği süresince edinilen bir malın edinilmiş mal statüsünde olmasıdır. Mal Rejiminin Sona Ermesi Ve Tasfiye İle İlgili Kavramlar Değer Artış Payı Nedir? Eşlerden biri diğerine ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunmuşsa, tasfiye sırasında bu malda ortaya çıkan değer artışı için katkısı oranında alacak hakkına sahip olur. Bu alacak hakkına “Değer Artış Payı” denilmektedir. Değer artış payı alacağı, o malın tasfiye sırasındaki değerine göre hesaplanır. Böyle bir malın daha önce elden çıkarılmış olması hâlinde hâkim, diğer eşe ödenecek alacağı hakkaniyete uygun olarak belirleyecektir. Eşler, yazılı bir anlaşmayla değer artışından pay almaktan vazgeçebilecekleri gibi, pay oranını da değiştirebilirler. Eşlerin Payları Nasıl Hesaplanır? Öncelikle evlilik birliği süresince taraflara ait olan tüm mallar, kişisel mal ve edinilmiş mal olarak ayrılır. Bazı değerler, mal paylaşımı davası sırasında edinilmiş mallara eklenebilecektir. Eklenecek olan değerler şunlardır: - Eşlerden birinin mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmadan, olağan hediyeler dışında yaptığı karşılıksız kazandırmalar, - Bir eşin mal rejiminin devamı süresince diğer eşin katılma alacağını azaltmak kastıyla yaptığı devirler.   Bu tür kazandırma veya devirlere konu mal varlığı değerleri edinilmiş mal olarak kabul edilip mal paylaşımı davasına dahil edilebilecektir. Hatta ve hatta bu statüdeki malların devredildiği 3.kişilere karşı da dava ihbar edilmek şartı ile hak talebinde bulunmak mümkün hale gelmektedir. Denkleştirme Nedir? Kişisel mallar ile edinilmiş mallar arasında evlilik sonrasında değer geçişleri yaşanabilmektedir. Bu değer geçişlerinin mal paylaşımına konu edilmesine “Denkleştirme” denilmektedir. Yani eşlerden birinin kişisel mallara ilişkin borçları edinilmiş mallardan veya edinilmiş mallara ilişkin borçları kişisel mallarından ödenmiş ise, tasfiye sırasında denkleştirme istenebilmektedir. Her borç, ilişkin bulunduğu mal kesimini yükümlülük altına sokacaktır. Hangi kesime ait olduğu anlaşılamayan borç, edinilmiş mallara ilişkin sayılır. Bir mal kesiminden diğer kesimdeki malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına katkıda bulunulmuşsa, değer artması veya azalması durumunda denkleştirme, katkı oranına ve malın tasfiye zamanındaki değerine veya mal daha önce elden çıkarılmışsa hakkaniyete göre yapılmaktadır. Artık Değer Nedir? Artık değer, eklenmeden ve denkleştirmeden elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere her eşin edinilmiş mallarının toplam değerinden bu mallara ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan miktardır. Mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan edinilmiş mallar, tasfiye anındaki değerleriyle hesaba katılırlar. Edinilmiş mallara hesapta eklenecek olanların değeri, malın devredildiği tarih esas alınarak hesaplanır. Eşlerden Birinin Mal Paylaşımı Talep Edemeyeceği Haller Var Mıdır? Özel boşanma nedenlerinden olan zina veya hayata kast nedeniyle boşanma hâlinde hâkim, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebilecektir. Mal Paylaşımı Konusunda Sıkça Sorulan Sorular Evlenmeden Önce Kredi İle Alınan Mallar Paylaşılır Mı? Evlenmeden önce edinilen fakat kredi borçları evlilik içerisinde ödenmeye devam edilen (araba, ev,…) malların, evlilik içerisinde kredi ile ödenen kısmı edinilmiş mal kabul edilmektedir. Krediyi hangi eşin ödediğinin hiçbir önemi bulunmamaktadır. Anlaşmalı Boşanma Sonrasında Mal Paylaşımı Davası Açılabilir Mi? Anlaşmalı boşanma durumunda taraflar sıklıkla anlaşmalı boşanma protokolü ile mal paylaşımı yapmaktadırlar. Eğer anlaşmalı boşanma protokolü ile mal paylaşımı yapılmamışsa veya protokolde mal paylaşımına ilişkin bir feragat beyanı bulunmuyor ise mal paylaşımı davası açılabilecektir. Boşanma Davasından Önce Satılan Mallar Paylaşılır Mı? Eşler, boşanma davası öncesinde evlilik içerisinde edinilmiş ev, araba, arsa gibi mal varlıklarını devrederek mal paylaşımı davasının dışında tutmaya çalışsalar da boşanma davası açılmadan önce satılan mallar, mal paylaşımı hesaplamalarına dahil edilmektedir. Boşanma davasının açıldığı tarihe kadar edinilen tüm malvarlığı değerleri (nakit para, ev, araba, arsa vs.) mal paylaşımına dahildir. Miras Kalan Mallar Paylaşılır Mı? Medeni Kanun’a göre bir kişiye miras kalan mal, o kişinin kişisel malı olarak kabul edilmektedir. Kişisel mallar, mal paylaşımına dahil edilmemektedir. Miras Kalan Maldan Elde Edilen Gelirler Paylaşılır Mı? Miras kalan maldan elde edilen gelirler edinilmiş mal olarak kabul edilir ve maldan elde edilen gelirlerde diğer eşin yarı oranda hakkı bulunmaktadır. Örneğin, miras kalan bir gayrimenkulün kirası paylaşıma konu olacaktır. Evlenmeden Önce Alınan Mallar Satılarak Evlilik İçerisinde Yeni Bir Mal Alınması Durumunda Paylaşım Nasıl Olur? Evlilikten önce alınan mallar, kişisel mal olarak kabul edildiğinden bu malın satılarak yeni bir mal alınması halinde diğer eşin hak iddia etmesi mümkün olmayacaktır. Fakat evlenmeden önce alınan malın satılmasından sonra üzerine bir miktar para ya da başka bir mal eklenerek yeni bir mal alınırsa artık bu eklenen değerin malda meydana getirdiği artık değerin yarısı için diğer eş hak iddia edebilecektir. Boşanma davası açılması, sürecin yürütülmesi ve akabinde mal paylaşımı davasının takibi işlemleri için avukatlık ofisimizle iletişime geçebilir; hak kaybı yaşanmaması adına avukatlarımızdan hukuki danışmanlık alabilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Mal paylaşımı davası ne zamana kadar açılabilir? C: Mal paylaşımı davası, boşanma kararının kesinleşmesinden sonraki 10 yıl içinde açılabilir. Boşanma kararı kesinleşmeden mal paylaşımı yapılması mümkün olmadığından, boşanma davasıyla eş zamanlı açılan mal paylaşımı davaları genellikle boşanma davası sonuçlanana kadar bekletilir. S: Mal paylaşımı davası hangi mahkemede açılır? C: Mal paylaşımı davalarında görevli mahkeme Aile Mahkemeleridir. Yetkili mahkeme ise duruma göre değişir: mal rejimi bir eşin ölümü nedeniyle sona ermişse ölenin son ikametgahı mahkemesi, devam eden veya sonuçlanmış bir boşanma davası varsa o davaya bakan mahkeme, diğer hallerde ise davalı eşin ikametgahındaki aile mahkemesi yetkilidir. S: Evlilik öncesi ve evlilik içinde edinilen mallar arasında ne fark vardır? C: Evlenmeden önce edinilen mallar kişisel mal kabul edilir ve mal paylaşımına dahil edilmez; buna karşılık evlilik birliği içinde edinilen mallar edinilmiş mal sayılır ve kural olarak taraflar arasında eşit şekilde paylaştırılır. S: Kanuna göre hangi mallar kişisel mal sayılır? C: Eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşyalar, mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait olan veya sonradan miras yoluyla ya da karşılıksız kazanma yoluyla elde edilen malvarlığı değerleri, manevi tazminat alacakları ve kişisel malların yerine geçen değerler kişisel mal olarak kabul edilir ve paylaşıma dahil edilmez. S: Bir malın kişisel mal olduğu nasıl ispatlanır? C: Mal paylaşımı davasında bir malın kişisel malı olduğunu iddia eden taraf bu iddiasını ispatla yükümlüdür; aksi ispatlanamadığı takdirde söz konusu mal edinilmiş mal kabul edilerek paylaşıma tabi tutulur. S: Değer artış payı nedir? C: Eşlerden biri diğerine ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına karşılıksız ya da uygun olmayan bir karşılıkla katkıda bulunmuşsa, tasfiye sırasında bu malda oluşan değer artışı için katkısı oranında alacak hakkına sahip olur; buna değer artış payı denir ve malın tasfiye anındaki değerine göre hesaplanır. S: Zina veya hayata kast nedeniyle boşanmada mal paylaşımı hakkı etkilenir mi? C: Evet, zina veya hayata kast gibi özel boşanma nedenleriyle gerçekleşen boşanmalarda hakim, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranını hakkaniyete uygun şekilde azaltabilir veya tamamen kaldırabilir. --- # İşe İade Davası Nedir? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/ise-iade-davasi-nedir/ Güncelleme: 2025-01-29 İşe İade Davası Nedir? İşveren tarafından haksız yere işten çıkarılan işçi, işe iade davası açma ve boşta geçen süre tazminatını talep etme hakkına sahiptir. İşe İade Davasının Şartları Nelerdir? - İşe iade davası açmak isteyen işçi öncelikle haksız nedenle işten çıkarılmış olmalı veya fesih sebebinin geçersiz olduğunu ileri sürmelidir. - İş Kanunu’na tabi olarak çalışıyor olmalıdır. - Belirsiz süreli iş sözleşmesi ile en az 6 ay boyunca işverenin bünyesinde çalışmış olmalıdır. - İşverene ait iş yerinde en az 30 işçi çalışıyor olmalıdır.   İşe İade Davası Açma Süresi Nedir? Fesih bildirimi yapılan işçi, fesih bildirimi kendisine tebliğ edildikten sonra 1 ay içerisinde arabulucuya başvurmalıdır. Arabulucu toplantılarında anlaşma sağlanamaması halinde ise son tutanağın düzenlenmesinden sonra 2 hafta içerisinde dava açması gerekmektedir. İşe İade Davası ile Hangi Haklar Talep Edilebilir? İşçi, işe iade davası ile birlikte hem 4 aya kadar olmak üzere boşta geçen süre tazminatı hem de davayı kazanması halinde ve fakat işverenin kendisini işe başlatmaması ihtimali için 4 aydan-8 aya kadar olmak üzere işe başlatmama tazminatını talep edebilecektir. İşçi, İşe İade Davasını Kazandıktan Sonra Ne Yapmalıdır? İşe iade davasını kazanan ve haksız fesih ile işine son verildiği anlaşılan işçinin, mahkeme kararının kesinleşmesi sonrasında 10 gün içerisinde işe başlama isteğini işverene bildirmesi gerekmektedir. Bu işe başlama bildirimini yapmayan işçi, işe iade hakkını kaybedecektir. Bu bildirimin nasıl yapılması gerektiği hakkında kanunda açık bir düzenleme bulunmamakla birlikte uygulamada noter kanalı ile ihtarname gönderilmesi tercih edilmektedir. İşverenin Seçimlik Hakları Nelerdir? İşe iade davası sonucunda davayı kaybeden işveren, işçinin, işe başlamak amacı ile kendisine yapmış olduğu başvuruya 1 ay içerisinde yanıt vermek ve işçiyi işe başlatmak durumundadır. İşveren dilerse dava sonucunda hükmedilen işe başlatmama tazminatını ödeyerek işçiyi, işe başlatmamayı da seçebilecektir. İşçinin, işe başlatılması boşta geçen süre tazminatı alma hakkını ortadan kaldırmayacaktır. İşçiye her halükârda 4 aya kadar olan boşta geçen süre tazminatı ödenmelidir.   İşe iade prosedürü hakkında danışmanlık ve avukatlık hizmeti almak için avukatlık ofisimizle iletişime geçebilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: İşe iade davası nedir? C: İşveren tarafından haksız yere işten çıkarılan işçinin, işe iade davası açarak yeniden işe başlatılmasını ve boşta geçen süre için tazminat talep etmesini sağlayan hukuki bir yoldur. S: İşe iade davası açmanın şartları nelerdir? C: İşçinin haksız nedenle işten çıkarılmış olması veya fesih sebebinin geçersizliğini ileri sürmesi, İş Kanunu'na tabi olarak çalışıyor olması, belirsiz süreli iş sözleşmesiyle en az 6 ay çalışmış olması ve işverene ait iş yerinde en az 30 işçi çalışıyor olması gerekir. S: İşe iade davası açma süresi nedir? C: Fesih bildirimi kendisine tebliğ edilen işçi 1 ay içinde arabulucuya başvurmalıdır. Arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamazsa, son tutanağın düzenlenmesinden itibaren 2 hafta içinde dava açılması gerekir. S: İşe iade davası ile hangi haklar talep edilebilir? C: İşçi, işe iade davasıyla birlikte 4 aya kadar boşta geçen süre tazminatını talep edebilir. Davayı kazanmasına rağmen işveren kendisini işe başlatmazsa, 4 aydan 8 aya kadar olmak üzere işe başlatmama tazminatı da talep edilebilir. S: İşe iade davasını kazanan işçi ne yapmalıdır? C: Mahkeme kararının kesinleşmesinden sonra işçinin 10 gün içinde işe başlama isteğini işverene bildirmesi gerekir; bu bildirimi yapmayan işçi işe iade hakkını kaybeder. Uygulamada bu bildirim genellikle noter kanalıyla ihtarname gönderilerek yapılır. S: İşveren, işe iade kararına karşı ne yapabilir? C: Davayı kaybeden işveren, işçinin başvurusuna 1 ay içinde yanıt vererek onu işe başlatmakla yükümlüdür. Dilerse işe başlatmama tazminatını ödeyerek işçiyi işe başlatmamayı da seçebilir; ancak bu durumda dahi işçiye 4 aya kadar olan boşta geçen süre tazminatının ödenmesi gerekir. --- # Ortaklığın Giderilmesi (İzale-İ Şuyu) Davası Nedir? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/ortakligin-giderilmesi-izale-i-suyu-davasi-nedir/ Güncelleme: 2025-01-27 Kısa cevap: Ortaklığın giderilmesi davası, paylı veya elbirliği mülkiyeti altındaki bir malın paylaşımını sağlar ve maliklerden her biri açabilir. Mahkeme önce aynen taksim imkânını araştırır; mümkün değilse mal satılarak bedeli paylar oranında dağıtılır. Dava sulh hukuk mahkemesinde görülür, öncesinde arabulucuya başvurulması dava şartıdır. ORTAKLIĞIN GİDERİLMESİ (İZALE-İ ŞUYU) DAVASI NEDİR? Paylı mülkiyet ya da elbirliği mülkiyeti altında bulunan taşınmazın maliklerinden her birinin açabileceği, mülkiyetin bölünmesini ya da taşınmazın satış sureti ile bedelinin malikler arasında paylaştırılmasını sağlayan davaya “ortaklığın giderilmesi” davası denilmektedir. Özellikle miras kalan mallarda ortaya çıkan ve tarafların kendi aralarında taşınmazı paylaşma konusunda anlaşamamaları ya da yalnızca paydaş sayısının çokluğu nedeni ile birlikte hareket etmenin mümkün olmadığı durumlarda ortaklığın giderilmesi davası ile taşınmaz mümkünse aynen değil ise satış yolu ile paylaştırılmaktadır. Aynen paylaşım, taşınmazın, paydaşlar arasında aynen paylaşılmasının mümkün olduğu hallerde uygulanabilmektedir. Örneğin bir arsa ikiye bölünerek her bir paydaşa ½ oranında tapu tescili sağlanabilecektir. Satış yolu ile taksim ise taşınmazın aynen bölünme imkanı bulunmaya hallerde uygulanmaktadır. Bu yol seçildiğinde ise mahkeme tarafından taşınmaz satılarak bedeli paydaşlar arasında bölünmektedir. Paydaşlardan her biri malın paylaştırılması için ortaklığın giderilmesi davası açabilme hakkına sahiptir. Ortaklığın Giderilmesi Davasının Şartları Nelerdir? - Elbirliği veya paylı mülkiyete konu bir mal bulunmalıdır. - Davacı yan, davanın yöneltileceği tüm davalıları taraf göstermelidir. Taraf teşkili sağlanmalıdır. - Ortaklığın giderilmesi davasına konu edilen malın taşınmaz ise ada, parsel bilgileri ayrıntılı olarak verilecek şekilde belirli olmalıdır. - Dava konusu mal üzerinde hak iddia eden kişinin mutlaka paydaş ya da hak sahibi olduğunu gösterir belgeyi sunması gerekmektedir.   Miras İntikal İşlemi Yapılmadan Ortaklığın Giderilmesi Davası Açılabilir Mi? Miras yolu ile edinilen bir mal için miras intikal işlemleri yapılmamış olsa dahi paydaşlar ortaklığın giderilmesi davası açabileceklerdir. Miras intikal işlemlerinin nasıl yapılacağı ile ilgili yazmış olduğumuz yazıyı okuyarak bu konuda bilgi sahibi olabilirsiniz: https://www.kozaavukatlik.com.tr/miras-intikal-islemi-nasil-yapilir/ Davayı Açmadan Önce Arabuluculuğa Başvurmak Zorunlu Mudur? Ortaklığın giderilmesi davaları zorunlu arabulucuk kapsamına alındığından dava açmadan önce mutlaka arabuluculuk sürecinin yürütülmesi gerekmektedir. Aksi halde dava, dava şartı yokluğundan reddedilecektir. Görevli ve Yetkili Mahkeme Neresidir? Görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesi’dir. Yetkili mahkeme ise taşınmazın bulunduğu yerdir. Dava Masraflarını Kim Öder? Her ne kadar davayı açan kişinin dava harç ve mahkeme giderlerini davanın başında ödemesi gerekse de davanın sonunda mahkeme giderleri ve avukatlık ücretleri payları oranında taraflara yükletilir. Ortaklığın giderilmesi davalarında davanın kazananı veya kaybedeni olmaz. Davanın tarafı olan herkes davadan aynı şekilde etkilenecektir. Ortaklığın Giderilmesi İstenilen Taşınmazda Bulunan Yapılar Kime Ait Olur? Taşınmazda bulunan bina, ağaç, tesis gibi yapılar ya da doğal bitki örtüsü üzerindeki mülkiyetin kime ait olduğu hususu ortaklar arasında tartışma konusu olabilecektir. Mahkeme tarafından bu uyuşmazlıkların giderilmesi için taraflara “Muhdesatın Aidiyeti Davası” açılması için süre verilmektedir. Bu açılacak dava ise ortaklığın giderilmesi davasında bekletici mesele yapılmaktadır. Yani taşınmaz üzerindeki bütünleyici parçaların aidiyet durumu belirlenene kadar ortaklığın giderilmesi davası devam etmeyecektir. Eğer süresi içerisinde dava açılmazsa bu konuda bir itiraz ya da uyuşmazlık yokmuş gibi ortaklığın giderilmesi davasına devam edilecektir. Ortaklığın giderilmesi sureti ile ferdi mülkiyete geçilmesi istenilen taşınmazlarınız hakkında dava açılması ve sürecin takibi için avukatlık ofisimizle iletişime geçebilirsiniz.   ## Sıkça Sorulan Sorular S: Ortaklığın giderilmesi davasını kim açabilir? C: Paydaşlardan veya elbirliği maliklerinden her biri tek başına açabilir. Diğerlerinin rızası aranmaz. S: Mahkeme taşınmazı mutlaka satar mı? C: Hayır. Mahkeme önce aynen taksim imkânını araştırır. Taşınmaz paylar oranında bölünebiliyorsa taksim edilir; bölünemiyorsa satış yoluna gidilir. S: Satış nasıl yapılır? C: Satış, mahkeme kararı üzerine satış memurluğu tarafından açık artırma ile yapılır ve elde edilen bedel paylar oranında dağıtılır. S: Dava açmadan önce arabulucuya gitmek zorunlu mu? C: Evet. Ortaklığın giderilmesine ilişkin uyuşmazlıklarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır; bu adım atlanırsa dava usulden reddedilir. S: Miras kalan taşınmazda intikal yapılmadan dava açılabilir mi? C: Ortaklığın giderilmesi istenebilmesi için mirasçıların tapuda tescilli olması beklenir. İntikal yapılmamışsa mahkeme bunun tamamlanması için süre verebilir. S: İntikal yapılmadan ortaklığın giderilmesi davası açılabilir mi? C: Davanın görülebilmesi için mirasçıların tapuda tescilli olması beklenir. İntikal işlemi tamamlanmamışsa mahkeme, eksikliğin giderilmesi için süre verir; bu süre içinde intikal yapılmazsa dava usulden reddedilebilir. S: Ortaklığın giderilmesi davası ne kadar sürer? C: Süre; taşınmazın niteliğine, paydaş sayısına, bilirkişi incelemesine ve satış aşamasının işleyişine göre değişir. Aynen taksimin mümkün olduğu dosyalar, satışla sonuçlananlara göre daha kısa sürer. --- # Apartman ve Sitelerde Yönetici Seçimi URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/apartman-ve-sitelerde-yonetici-secimi/ Güncelleme: 2025-01-27 Kısa cevap: Apartman ve sitelerde yönetici, Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 34. maddesine göre her yıl kat malikleri kurulunun yıllık toplantısında atanır. Gayrimenkulün sekiz veya daha fazla bağımsız bölümü varsa yönetici atanması zorunludur. Yönetici, kat maliklerinin hem sayı hem arsa payı bakımından çoğunluğu tarafından seçilir ve kat maliklerinden biri olmak zorunda değildir. Kat malikleri yönetici atayamazsa, kat maliklerinden birinin başvurusu üzerine sulh hukuk mahkemesi yönetici atar. APARTMAN VE SİTELERDE YÖNETİCİ SEÇİMİ Şehir hayatı ile birlikte apartman ve site gibi toplu yaşam alanları oldukça fazla tercih edilir hale gelmiştir. Apartmanların ve sitelerin ise olağan giderlerinin karşılanabilmesi amacı ile belli bir bütçe ayrılması, bu bütçe hesabının tutulması, ortaya çıkan problemlerin sorumluluğunun üstlenilmesi ve apartman ya da sitenin işlerinin takibinin yapılabilmesi için yönetici bulundurulması ihtiyacı da doğmuştur. Bu ihtiyaç neticesinde Kat Mülkiyeti Kanunu 34.maddesinde yönetici atanması hakkında ayrıntılı bir düzenlemeye yer verilmiştir. Her Apartmanda Yönetici Bulunması Zorunlu Mudur? Özellikle az katlı ve site içerisinde bulunmayan apartmanlar açısından sıklıkla aldığımız sorulardan biri de yönetici bulunmasının zorunlu olup olmadığıdır. Gayrimenkulün 8 veya daha fazla bağımsız bölümü varsa, yönetici atanması mecburidir. Gayrimenkulün bütün bölümleri bir kişinin mülkiyetinde ise, malik kanunen yönetici durumundadır. Yönetici Kim Olmalıdır? Diğer bir akılları karıştıran konu ise yöneticinin kim olması gerektiğidir. Kanuna göre yöneticinin kat maliklerinden biri olması zorunluluğu bulunmamaktadır. Kat malikleri, gayrimenkulün yönetimini kendi aralarından veya dışardan seçecekleri bir kimseye veya üç kişilik bir kurula verebilirler; bu kimseye yönetici, kurula da yönetim kurulu denilecektir. Yönetici Nasıl Seçilir? Yönetici her yıl kat malikleri kurulunun yıllık toplantısında yeniden atanır. Yönetici, kat maliklerinin, hem sayı hem arsa payı bakımından çoğunluğu tarafından atanır. Eski yöneticinin yeniden seçilmesine kanuni bir engel bulunmamaktadır. Kat Malikleri Tarafından Yönetici Seçilemezse Ne Olur? Kimi zaman apartman ya da site içerisinde üstlenilen işlerin fazlalığı yahut diğer kat malikleri veya kiracılar ile yaşanan birtakım sıkıntılar nedeni ile yönetici olmak istenilmemesi durumu ortaya çıkabilmektedir. Bu tarz durumlarda toplantıda aday çıkmaması nedeni ile yönetici seçilemeyebilecektir. Kat malikleri toplanıp bir yönetici atayamazlarsa, o gayrimenkulün bulunduğu yerin sulh hukuk mahkemesince, kat maliklerinden birinin müracaatı üzerine yönetici atanır. Bu yönetici, aynen kat maliklerince atanan yöneticinin yetkilerine sahip ve kat maliklerine karşı sorumlu olur. Sulh mahkemesince atanan yönetici, bu atanma üzerinden 6 ay geçmedikçe, kat malikleri kurulunca değiştirilemez. Ancak haklı bir sebep çıkarsa, onu atamış olan sulh hukuk mahkemesi, değiştirmeye müsaade edebilecektir. Yöneticinin ad ve soyadı ile iş ve ev adresinin gayrimenkulün kapısı yanına veya girişte görülecek bir yere çerçeve içinde asılması mecburidir. Bu yapılmazsa, yöneticiye veya yönetim kurulu üyelerinin her birine, ilgilinin başvurması üzerine aynı mahkemece idari para cezası verilecektir. Apartman ya da site yönetimi hususlarında ortaya çıkan tüm hukuki problemlerinizde danışmanlık almak için avukatlık ofisimizle iletişime geçebilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Her apartmanda yönetici bulunması zorunlu mu? C: Gayrimenkulün sekiz veya daha fazla bağımsız bölümü varsa yönetici atanması zorunludur. Bütün bölümler tek kişinin mülkiyetindeyse malik kanunen yönetici sayılır. S: Yönetici kat maliklerinden biri olmak zorunda mı? C: Hayır. Kat malikleri yönetimi kendi aralarından ya da dışarıdan seçecekleri bir kişiye veya üç kişilik bir kurula verebilir; kurula yönetim kurulu denir. S: Yönetici hangi çoğunlukla seçilir? C: Kat maliklerinin hem sayı hem arsa payı bakımından çoğunluğuyla seçilir. Eski yöneticinin yeniden seçilmesinde yasal engel yoktur. S: Yönetici seçilemezse ne olur? C: Kat malikleri toplanıp yönetici atayamazsa, kat maliklerinden birinin başvurusu üzerine gayrimenkulün bulunduğu yerin sulh hukuk mahkemesi yönetici atar. Bu yönetici, kat maliklerince atanan yöneticinin yetkilerine sahiptir. S: Mahkemenin atadığı yönetici değiştirilebilir mi? C: Atanmadan itibaren altı ay geçmedikçe kat malikleri kurulunca değiştirilemez. Haklı bir sebep çıkarsa onu atamış olan sulh hukuk mahkemesi değiştirmeye izin verebilir. S: Yöneticinin adının asılması zorunlu mu? C: Evet. Yöneticinin ad ve soyadı ile iş ve ev adresinin girişte görülecek bir yere çerçeve içinde asılması zorunludur. Asılmazsa ilgilinin başvurusu üzerine idari para cezası verilir. --- # Sınır Dışı (Deport) Kararına Nasıl İtiraz Edilir? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/sinir-disi-deport-kararina-nasil-itiraz-edilir/ Güncelleme: 2025-01-04 Sınır Dışı (Deport) Kararına Nasıl İtiraz Edilir? 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu ile birlikte ülkemizde bulunan yabancıların hangi durumlarda sınır dışı edilecekleri ve bu sınır dışı kararlarına karşı itiraz yoluna gidilmek istenilirse hangi merciye başvurulması gerektiği ayrıntılı şekilde düzenlenmiştir. Sınır Dışı Kararı Nedir? denildiğinde Türkiye’de bulunan yabancıların belirli sebepler ile artık ülkede tutulmamaları yönünde verilmiş Valilik kararları akla gelmektedir. Hangi Durumlarda Yabancılar Sınır Dışı Edilirler? sorusunun cevabı ise 6458 sayılı kanunun 54.maddesinde sayılmış durumdadır. Aşağıda sayılan yabancılar hakkında sınır dışı etme kararı alınır: - 5237 sayılı Kanunun 59 uncu maddesi kapsamında sınır dışı edilmesi gerektiği değerlendirilenler - Terör örgütü yöneticisi, üyesi, destekleyicisi veya çıkar amaçlı suç örgütü yöneticisi, üyesi veya destekleyicisi olanlar - Türkiye’ye giriş, vize ve ikamet izinleri için yapılan işlemlerde gerçek dışı bilgi ve sahte belge kullananlar - Türkiye’de bulunduğu süre zarfında geçimini meşru olmayan yollardan sağlayanlar - Kamu düzeni veya kamu güvenliği ya da kamu sağlığı açısından tehdit oluşturanlar - Vize veya vize muafiyeti süresini on günden fazla aşanlar veya vizesi iptal edilenler - İkamet izinleri iptal edilenler - İkamet izni bulunup da süresinin sona ermesinden itibaren kabul edilebilir gerekçesi olmadan ikamet izni süresini on günden fazla ihlal edenler - Çalışma izni olmadan çalıştığı tespit edilenler - Türkiye’ye yasal giriş veya Türkiye’den yasal çıkış hükümlerini ihlal edenler - Hakkında Türkiye’ye giriş yasağı bulunmasına rağmen Türkiye’ye geldiği tespit edilenler - Uluslararası koruma başvurusu reddedilen, uluslararası korumadan hariçte tutulan, başvurusu kabul edilemez olarak değerlendirilen, başvurusunu geri çeken, başvurusu geri çekilmiş sayılan, uluslararası koruma statüleri sona eren veya iptal edilenlerden haklarında verilen son karardan sonra bu Kanunun diğer hükümlerine göre Türkiye’de kalma hakkı bulunmayanlar - İkamet izni uzatma başvuruları reddedilenlerden, on gün içinde Türkiye’den çıkış yapmayanlar   Sınır Dışı Kararı Alınan Yabancılar Hangi Ülkeye Gönderilirler? denildiğinde ise bu kişilerin menşe ülkesine, transit gideceği ülkeye ya da üçüncü bir ülkeye sınır dışı edilebilmeleri mümkündür. Sınır Dışı Kararını Kim Alır? Sınır Dışı Kararına Karşı İtiraz Edilebilir Mi? 6458 sayılı kanunun 53.maddesinde sınır dışı kararlarını kimin aldığı ve ne şekilde itiraz edilebileceği düzenlenmiştir. Bu kanun maddesine göre sınır dışı kararları Valilikler tarafından alınmaktadır. Valilik tarafından alınan sınır dışı kararı hakkında sınır dışı etme kararı alınan yabancıya, yasal temsilcisine ya da varsa avukatına tebliğ edilecektir. Bu tebliğ ile birlikte ilgili karara karşı 7 gün içerisinde itiraz etme hakkı bulunmaktadır. Sınır Dışı Kararlarına Karşı Nereye İtiraz Edilir? Sınır dışı etme kararlarına karşı, kararın tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içerisinde idare mahkemesinde itiraz ve iptal davası açılabilecektir. Burada önemli bir husus idare mahkemesine başvuru yapıldığına ilişkin mutlaka sınır dışı kararını veren makama bildirimde bulunulması gerektiğidir. Her ne kadar kanunda sınır dışı kararlarına karşı yapılan başvurular 15 gün içerisinde değerlendirilmektedir denilse de uygulamada bu süreç 6 aya kadar uzayabilmektedir. Sınır dışı kararına karşı yapılan itirazlar idare mahkemesi tarafından değerlendirilmektedir. Mahkemenin verdiği karara karşı başvurulabilecek başkaca bir makam bulunmaktadır. İdare mahkemesi tarafından yapılan değerlendirme kesin hüküm niteliğindedir. Sınır Dışı Kararına İtiraz Etmek Süreci Durdurur Mu? Sınır dışı etme kararına karşı idare mahkemesine itiraz yapıldığında yargılama sonuçlanıncaya kadar yabancı kişi sınır dışı edilemeyecektir. Geri Gönderme Merkezi Nedir? Kimler Geri Gönderme Merkezlerinde Tutulur? Hakkında sınır dışı etme kararı alınan yabancılardan kaçma riski bulunan, yasal yollarla ülkeye giriş-çıkış kurallarını ihlal etmiş olan, sahte belge kullanan, ülkeden çıkış yapması gereken süreye uymamış olan ya da kamu güvenliği/sağlığı açısından tehdit oluşturan kişiler hakkında valilik tarafından gözetim kararı alınmaktadır. Hakkında gözetim kararı alınan kişiler ise kolluk birimleri tarafından Geri Gönderme Merkezi’ne götürülmektedir. Kısacası idari gözetim altına alınan yabancıların tutuldukları Bakanlık tarafından işletilen kurumlara Geri Gönderme Merkezi adı verilmektedir. Geri gönderme merkezlerindeki idari gözetim süresi 6 ayı geçemez. Ancak bu süre, sınır dışı etme işlemlerinin yabancının iş birliği yapmaması veya ülkesiyle ilgili doğru bilgi ya da belgeleri vermemesi nedeniyle tamamlanamaması hâlinde, en fazla altı 6 daha uzatılabilmektedir.   Uluslararası hukuk kapsamında kalan problemlerinizin çözümü ya da danışmanlık almak için tarafımızla iletişime geçebilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Sınır dışı (deport) kararı nedir ve kim tarafından verilir? C: Sınır dışı kararı, Türkiye'de bulunan yabancıların belirli sebeplerle artık ülkede tutulmaması yönünde Valilikler tarafından verilen karardır. 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun 53. maddesi bu kararın kim tarafından alınacağını ve itiraz usulünü düzenlemektedir. S: Hangi durumlarda yabancılar hakkında sınır dışı kararı alınabilir? C: 6458 sayılı Kanun'un 54. maddesinde sayılan başlıca hâller arasında; sahte belge veya gerçek dışı bilgi kullanma, kamu düzeni, güvenliği veya sağlığı açısından tehdit oluşturma, vize veya ikamet izni sürelerinin ihlal edilmesi, çalışma izni olmadan çalışma, yasal giriş-çıkış hükümlerinin ihlali ve uluslararası koruma başvurusu reddedilip Türkiye'de kalma hakkı bulunmama gibi durumlar yer almaktadır. S: Sınır dışı kararına karşı hangi süre içinde ve nereye itiraz edilir? C: Sınır dışı etme kararı, ilgili yabancıya, yasal temsilcisine ya da varsa avukatına tebliğ edilir ve bu tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde idare mahkemesinde itiraz ve iptal davası açılabilir. S: İdare mahkemesine itiraz edilmesi sınır dışı işlemini durdurur mu? C: Evet, sınır dışı etme kararına karşı idare mahkemesine itiraz yapıldığında, yargılama sonuçlanıncaya kadar yabancı kişi sınır dışı edilemez. S: Sınır dışı kararı alınan yabancılar hangi ülkeye gönderilir? C: Sınır dışı kararı alınan kişiler menşe ülkesine, transit gideceği ülkeye ya da üçüncü bir ülkeye gönderilebilmektedir. S: Geri Gönderme Merkezi'nde idari gözetim süresi ne kadardır? C: Geri Gönderme Merkezlerindeki idari gözetim süresi 6 ayı geçemez; ancak sınır dışı işlemlerinin yabancının iş birliği yapmaması veya ülkesiyle ilgili doğru bilgi ya da belge vermemesi nedeniyle tamamlanamaması hâlinde bu süre en fazla 6 ay daha uzatılabilir. --- # Araç Değer Kaybı Davası Nedir? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/arac-deger-kaybi-davasi-nedir/ Güncelleme: 2025-01-02 ARAÇ DEĞER KAYBI DAVASI NEDİR? Araç Değer Kaybı Nasıl Oluşur? Araç değer kaybı, bir trafik kazası sonrasında araçta yaşanan ikinci el piyasa fiyatında oluşan değer kaybıdır. Araçlar, karışmış oldukları trafik kazalarından sonra gördükleri tamir işlemleri ile artık hasar kayıtlı olarak sınıflandırılmakta ve bu da ikinci el piyasa satışındaki satış değerlerinin düşmesine sebebiyet vermektedir. Trafik kazasına karışılan karşı taraf sürücüsünün kusuru, hatası veya ihmali ile kazanın yaşanması hallerinde aracının piyasa değeri düşen tarafın, değer kaybı davası açarak bu maddi zararların tazminini isteme hakkı ortaya çıkmaktadır. Değer kaybı nedir? İki taraflı gerçekleşen bir trafik kazası sonrasında araçta meydana gelen piyasadaki rayiç bedele göre yaşanan değer düşüklüğüne “değer kaybı” denilmektedir. Değer kaybı kimden talep edilebilir? Trafik kazasındaki kusuru oranında karşı tarafın kendisinden, araç işletenden, aracın sürücüsünden veya sigorta şirketinden talep edilebilmektedir. Değer kaybı neye göre hesaplanır? Aracın kaza öncesi hasarsız ikinci el piyasa rayiç değeri ile kaza meydana geldikten ve tamir edildikten sonraki ikinci el piyasa rayiç değeri arasındaki farka göre değer kaybı hesaplanacaktır. Sigorta şirketine başvuru zorunlu mudur? Karayolları Trafik Kanunu’nun 97. maddesine göre zarar verenin sigortacısına dava açmadan önce başvuru zorunluluğu bulunmaktadır. Sigorta şirketine başvuru bir dava şartıdır. Araç değer kaybı davası açılmadan önce kazaya karışılan karşı tarafın sigorta şirketine başvurulmak sureti ile zararın giderilmesinin talep edilmesi zorunludur. Sigorta şirketine yapılan başvuruya karşı 15 gün içerisinde ödeme gerçekleştirmezse yahut verilen cevap ya da yapılan ödeme zararı karşılamaktan uzak/eksikse dava açılabilecektir. Sigorta şirketine başvuru yapılmadan açılan davalar mahkeme tarafından dava şartı yokluğundan reddedilmektedir. Değer kaybı davası hangi mahkemede açılır? Değer kaybı nedeni ile açılacak davalarda görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkeme’sidir. Aynı zamanda Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvuru yapmak da daha kısa sürede çözüme kavuşturulan bir yöntem olarak sıklıkla tercih edilmeye başlanmıştır. Araç değer kaybı davası, haksız fiilin yani trafik kazasının gerçekleştiği yerdeki görevli mahkemede açılabileceği gibi davalı sigorta şirketinin merkezinin ya da bölge müdürlüğünün bulunduğu yerde de açılabilecektir. Araç Değer Kaybı Avukatı Ne Yapar? Araç değer kaybı avukatı öncelikle trafik kazası nedeni ile aracında değer kaybı yaşayan kişi adına, Karayolları Trafik Kanunu tarafından her taşıt için zorunlu tutulan ZMMS yani Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası’na ve isteğe bağlı yaptırılan İhtiyari Mali Mesuliyet Sözleşmeleri’ne dayanarak Sigorta Şirketleri’ne başvuru yapmakta ve uzlaşma sürecini yürütmektedir. Araç değer kaybı avukatı, sigorta şirketleri yahut davanın yöneltileceği şahıslar ile yaşanabilecek uyuşmazlıkların en kısa sürede sonuçlanması ve maddi kayıp yaşanmaması için hukuki destek sunmakta, yapılacak başvuruların ve davanın takibini süreçlerini titizlikle yönetmektedir. Sigorta hukuku alanı içerisinde yer alan araç değer kaybı davaları, oldukça kapsamlı aşamalar içermekte ve uzman değer kaybı avukatları tarafından takibi yapılması gerekmektedir. Yaşanabilecek maddi kayıpların önüne geçilebilmesi adına araç değer kaybı davası hususunda uzman araç değer kaybı avukatı desteği almak oldukça önem arz etmektedir. Trafik kazası nedeni ile aracınızda meydana gelen değer kaybının tazmini noktasında hukuki destek almak için tarafımızla iletişime geçebilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Araç değer kaybı nedir ve nasıl oluşur? C: Araç değer kaybı, bir trafik kazası sonrasında aracın gördüğü tamir işlemleri nedeniyle hasar kayıtlı hale gelmesi sonucu ikinci el piyasa satış değerinde meydana gelen düşüştür; kazada kusurlu olmayan tarafın bu maddi zararın tazminini isteme hakkı doğar. S: Değer kaybı kimden talep edilebilir? C: Değer kaybı, trafik kazasındaki kusuru oranında karşı tarafın kendisinden, araç işletenden, aracın sürücüsünden veya sigorta şirketinden talep edilebilir. S: Değer kaybı nasıl hesaplanır? C: Değer kaybı, aracın kaza öncesindeki hasarsız ikinci el piyasa rayiç değeri ile kaza olup tamir edildikten sonraki ikinci el piyasa rayiç değeri arasındaki farka göre hesaplanır. S: Dava açmadan önce sigorta şirketine başvuru zorunlu mudur? C: Evet, Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesi uyarınca dava açmadan önce zarar verenin sigortacısına başvurulması bir dava şartıdır; başvurudan sonra 15 gün içinde ödeme yapılmaz veya yapılan ödeme ya da verilen cevap zararı karşılamazsa dava açılabilir. Bu başvuru yapılmadan açılan davalar dava şartı yokluğundan reddedilir. S: Araç değer kaybı davası hangi mahkemede açılır? C: Değer kaybı davalarında görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi'dir; dava, trafik kazasının gerçekleştiği yerde veya davalı sigorta şirketinin merkezinin ya da bölge müdürlüğünün bulunduğu yerde açılabilir. Ayrıca Sigorta Tahkim Komisyonu'na başvuru da daha kısa sürede sonuçlanabilen bir yöntem olarak tercih edilmektedir. S: Araç değer kaybı avukatı süreçte ne yapar? C: Araç değer kaybı avukatı, Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası ve varsa İhtiyari Mali Mesuliyet sözleşmelerine dayanarak sigorta şirketlerine başvuru yapar, uzlaşma sürecini yönetir ve gerekli olması halinde davanın takibini titizlikle yürütür. --- # İstanbul Miras Avukatı URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/istanbul-miras-avukati/ Güncelleme: 2024-10-24 ## Miras Hukuku: Kapsamı ve Hukuki Süreçler İstanbul Miras Avukatı ve Kartal Miras Avukatı olarak, Miras hukukunda özellikle vasiyetname veya miras sözleşmesi düzenlemek isteyen bireylerin, ihtiyaçlarına uygun bir şekilde bu belgeleri hazırlayabilmek için deneyimli bir miras avukatından yardım almaları sürecin daha hızlı ve daha doğru tamamlanması açısından oldukça önemlidir. İstanbul dahil tüm Türkiye de hizmet veren Koza Avukatlık Ve Danışmanlık ofisinin miras avukatları, müvekkillerinin çıkarlarını koruyarak, hukuki sorunları doğru bir şekilde analiz eder ve olası riskleri belirleyerek destek sağlarlar. Miras hukuku konusunda uzmanlaşmış avukatları ile, sadece dava sürecinde değil, aynı zamanda hukuki danışmanlık hizmetleriyle de müvekkillerine yardımcı olurlar. Koza Avukatlık Ve Danışmanlık olarak Miras Hukuku alanında sunduğumuz hizmetler: -Vasiyetname ve miras sözleşmesi düzenlenmesi -Veraset ve intikal işlemlerinin yürütülmesi: Miras bırakanın taşınmazlarının mirasçılar adına tescil edilmesi için gerekli işlemlerdir. Miras avukatı, mirasçılık belgesinin alınması veya hatalı belgelerin iptali için dava açar ve süreci yönetir. -Mirasın reddi davasının açılması ve takibi -Mirasçılıktan çıkarma işlemleri: Kendisine zarar veren veya kötü muamelede bulunan mirasçıları mirastan çıkarmak isteyen kişiler, bu konuda uzman bir avukata ihtiyaç duyarlar. Yanlış veya eksik işlemler istenmeyen sonuçlara yol açabilir. -Tereke tespit davasının açılması ve yürütülmesi: Miras bırakanın mal varlığının tam olarak bilinmediği durumlarda açılır. Bu davaların takibi için miras avukatının yardımına ihtiyaç duyulur. -Ortaklığın giderilmesi (izale-i şuyu) davasının açılması ve takibi: Miras bırakanın taşınmazlarının mirasçılar adına tescil edilmesi için gerekli işlemlerdir. Miras avukatı, mirasçılık belgesinin alınması veya hatalı belgelerin iptali için dava açar ve süreci yönetir. -Ölünceye kadar bakma sözleşmesi düzenlenmesi -Mirastan feragat sözleşmesinin hazırlanması -Vasiyetnamenin iptali ve tenfizi davalarının açılması ve takibi -Tapu İptal ve Tenkis davasının açılması ve yürütülmesi: Miras bırakanın, mirasçılardan mal kaçırması durumunda açılan davalardır. Bu davalar teknik detaylar içerir ve ispat malzemelerinin dikkatlice seçilmesini gerektirir. Bu nedenle, tecrübeli bir miras avukatının desteği önemlidir. -Miras paylaşım sözleşmesinin hazırlanması: Mirasçıların anlaşmaya vardıkları durumlarda, paylaşım sözleşmesinin hazırlanması için bir miras avukatına ihtiyaç duyulur. Anlaşmazlık halinde ise ortaklığın giderilmesi davası açılması gerekebilir. Detaylı bilgi ve danışmanlık için bize 0538 980 49 46 - 0535 924 18 52 telefon numaralarından ulaşabilirsiniz. ## Miras Davalarında Avukat Ücretleri Miras davalarında avukatlık ücretleri ve dava masrafları sıkça merak edilen konular arasındadır. Avukatlık ücretleri, Türkiye Barolar Birliği tarafından her yıl belirlenen asgari ücret tarifesine göre düzenlenir. Bu tarifede belirtilen ücretlerin altında hizmet sunulması yasaktır ve ücretler bu tarifeye göre belirlenir. Özellikle miras avukatı seçerken sadece avukatlık ücretine odaklanmak yerine, avukatın deneyimi ve uzmanlığı da göz önünde bulundurulmalıdır. Davayı kaybetmeniz durumunda, karşı tarafın avukatlık ücretini ve dava masraflarını da ödemeniz gerekecektir. Bu nedenle, deneyimli bir avukatla çalışmak uzun vadede faydanıza olacaktır. ## Miras Davalarının Süresi Miras hukuku, hassas ve karmaşık süreçleri içeren bir alandır. İstanbul’da miras davaları genellikle ortalama 730 gün sürmektedir. Ancak bu süre, davanın türüne ve içeriğine göre değişiklik gösterebilir. Örneğin, vasiyetnamenin iptali, terekenin tespiti veya mirasın reddi davaları farklı sürelerde sonuçlanabilir. Deneyimli bir miras avukatıyla çalışmak, sürecin daha düzenli ve hızlı ilerlemesine katkı sağlar. Avukat, yasal haklarınızın korunması, mirasın adil bir şekilde paylaşılması ve olası itirazlarla mücadele etme konusunda destek sunar. ## Miras Davalarında Mahkeme Masrafları Dava açan taraf, yargılama masraflarını başlangıçta ödemekle yükümlüdür. Ancak davayı kazanan taraf, yaptığı masrafların haksız bulunan taraftan tahsilini talep edebilir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 332. maddesi uyarınca, mahkeme masrafların hangi tarafça ödeneceğini kararında belirtir. Vekalet ücreti ise avukat ve müvekkil arasında yapılan sözleşmeye göre belirlenir. Davayı kaybeden taraf, karşı tarafın avukatına da vekalet ücreti ödemekle yükümlüdür. Bu ücret doğrudan avukata ait olup, davacıya ödenmez. ## Miras Avukatıyla Çalışmanın Önemi Miras hukuku, miras bırakanın iradesinin doğru bir şekilde yorumlanmasını gerektirir. Mahkemeler, miras bırakanın isteklerini re’sen dikkate alır. Hukuki destek olmadan yürütülen işlemler, istenmeyen sonuçlara yol açabilir ve hak kayıplarına neden olabilir. Miras bırakanın borçları da mirasçılar için risk oluşturabilir. Bu nedenle, mirasın getirdiği hak ve yükümlülüklerin doğru bir şekilde yönetilmesi için uzman bir istanbul miras hukuku avukatından destek almak önemlidir. Koza Avukatlık Ve Danışmanlık ofisi deneyimli istanbul miras avukatı ile , miras sürecindeki riskleri önceden tespit ederek, müvekkillerinin menfaatlerini korumak için gerekli adımları atar. ## Vekalet Ücreti Düzenlemesi Avukatlık hizmetlerinin ücretleri, Avukatlık Kanunu’nun 164. maddesine göre avukat ve müvekkil arasında yapılan sözleşme ile belirlenir. Bu ücretlendirme, her yıl Türkiye Barolar Birliği tarafından hazırlanan ve Adalet Bakanlığı tarafından onaylanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne uygun olmalıdır. Tarifede belirtilen ücretlerin altında hizmet sunulamaz ve bu tarife ülke genelindeki tüm avukatlar için geçerlidir. Bu metin, miras hukuku hakkında genel bilgi vermek amacıyla hazırlanmış ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Miras hukuku ile ilgili konularda profesyonel destek almak için avukatlık ofisimizle iletişime geçebilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Miras avukatı hangi konularda hizmet verir? C: Miras avukatı; vasiyetname ve miras sözleşmesi düzenlenmesi, veraset ve intikal işlemlerinin yürütülmesi, mirasın reddi davası, mirasçılıktan çıkarma işlemleri, tereke tespit davası, ortaklığın giderilmesi (izale-i şuyu) davası, ölünceye kadar bakma sözleşmesi, mirastan feragat sözleşmesi, vasiyetnamenin iptali ve tenfizi davaları ile tapu iptal ve tenkis davası gibi konularda hukuki destek sağlar. S: Miras davalarında avukatlık ücreti nasıl belirlenir? C: Avukatlık ücretleri, Türkiye Barolar Birliği tarafından her yıl belirlenen Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre düzenlenir ve bu tarifede belirtilen ücretlerin altında hizmet sunulması yasaktır. Miras avukatı seçerken yalnızca ücrete değil avukatın deneyim ve uzmanlığına da bakılması önerilir; ayrıca dava kaybedilirse karşı tarafın avukatlık ücreti ve dava masraflarının da ödenmesi gerektiği unutulmamalıdır. S: İstanbul'da miras davaları ne kadar sürer? C: İstanbul'da miras davaları genellikle ortalama 730 gün sürmektedir; ancak bu süre davanın türüne ve içeriğine göre değişebilir. Örneğin vasiyetnamenin iptali, terekenin tespiti veya mirasın reddi davaları farklı sürelerde sonuçlanabilmektedir. S: Miras davasında mahkeme masraflarını kim öder? C: Dava açan taraf yargılama masraflarını başlangıçta öder, ancak davayı kazanan taraf yaptığı masrafların haksız çıkan taraftan tahsilini talep edebilir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 332. maddesi uyarınca mahkeme, masrafların hangi tarafça ödeneceğini kararında belirtir; davayı kaybeden taraf ayrıca karşı tarafın avukatına da vekalet ücreti ödemekle yükümlüdür. S: Vekalet ücreti nasıl belirlenir? C: Vekalet ücreti, Avukatlık Kanunu'nun 164. maddesine göre avukat ile müvekkil arasında yapılan sözleşmeyle belirlenir. Bu ücretlendirme, Türkiye Barolar Birliği tarafından hazırlanıp Adalet Bakanlığınca onaylanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne uygun olmalıdır ve bu tarifede belirtilen ücretlerin altında hizmet sunulamaz. S: Miras sürecinde avukatla çalışmak neden önemlidir? C: Miras hukuku, miras bırakanın iradesinin doğru yorumlanmasını gerektiren hassas bir alandır ve hukuki destek olmadan yürütülen işlemler hak kayıplarına yol açabilir. Ayrıca miras bırakanın borçları da mirasçılar için risk oluşturabileceğinden, deneyimli bir miras avukatının süreçteki riskleri önceden tespit ederek müvekkilin menfaatlerini koruması önemlidir. --- # Baba Ölmeden Önce Mirasını İstediği Çocuğuna Verebilir Mi? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/baba-olmeden-once-mirasini-istedigi-cocuguna-verebilir-mi/ Güncelleme: 2024-10-14 Kısa cevap: Anne veya baba sağlığında dilediği çocuğuna mal devredebilir; bu kural olarak mümkündür. Ancak devir gerçekte bağış olduğu hâlde satış gibi gösterilmiş ve diğer mirasçılardan mal kaçırma amacı taşıyorsa muris muvazaası söz konusu olur. Bu durumda mirasçılar tapu iptali ve tescil davası açabilir. ## Baba Ölmeden Önce Mirasını İstediği Çocuğuna Verebilir Mi? Anne baba sağ iken çocuklarına mal bırakması, Türk Borçlar Kanunu kapsamında, hukuki şartların sağlanması ile  mümkündür. Ancak yapılan devir işlemi diğer çocuklardan mal kaçırma niteliği taşıyorsa muris muvazaası söz konusu olacak ve muris muvazaası nedeniyle tapu iptal ve tescil davasına konu olacaktır. ## Peki Muris Muvazaası Nedeniyle Tapu iptal ve Tescil Davası Nedir? Halk arasında mirastan mal kaçırma davası olarak bilinen muris muvazaası nedeniyle tapu iptal ve tescil davası; murisin, mirasçılarından mal kaçırmak maksadıyla göstermelik olarak yaptığı tapuda tescil işleminin, miras hakkı sahibi olan mirasçılar adına tapuda tescil işlemi gerçekleştirilerek söz konusu taşınmazların mülkiyet hakkının gerçek hak sahipleri adına kaydedilmesi sağlanmasıdır. Daha basit bir tabirle muris muvazaası, bir aile büyüğünün vefat etmeden önce mevcut taşınmazını diğer çocuklarından mal kaçırma kastı ile çocuklarından sadece birinin veya birkaçının üzerinde devretmesi ve diğer çocuklarını miras hakkından mahrum bırakması şeklinde görülmektedir. ## Muris Muvazaası Kabul Edilmeyen Durumlar Nelerdir? -Murisin taşınmazı mirasçılarından birine bağışlaması veya satması muvazaalı işlem iken, bu satışın piyasa şartlarına göre gerçek bedeli alınarak yapılmış olması muvazaalı işlem kabul edilmemektedir. -Ölünceye kadar bakma sözleşmesi düzenlemişse, bu sözleşme uyarınca yapılan devir geçerli kabul edilmektir. -Murisin tapulu taşınmazını, bağışlama yoluyla devretmesi halinde muris muvazaası söz konusu değildir. -Uygulamada sıklıkla karşılaşılan, babanın tüm mirasını erkek çocukları arasında paylaştırması hali de açıkça muvazaa olarak kabul edilen haller arasında sayılmaktadır. ## Muris Muvazaası Nedeniyle Tapu İptal Ve Tescil Davasını Kimler Açabilir? Muris muvazaası davasını saklı paya sahip olsun veya olmasın miras hakkı ihlal olan herkes açabilir. Ancak bu davayı mirastan feragat etmiş, mirası reddetmiş veya mirasçılıktan çıkarılmış kişiler açamaz. ## Muris Muvazaası Nedeniyle Tapu İptal Ve Tescil Davası Kime Karşı Açılır? Bu davada davanın doğru tarafa karşı açılması oldukça önemlidir. Davanın yanlış tarafa karşı açılması halinde dava reddedilecektir. Davada davalı; taşınmazı mirasbırakandan devralan kişi olacaktır. Eğer bu kişi dava açıldığı tarihte sağ değilse bu kişinin mirasçılarına karşı açılacaktır. Miras bırakanın ölümünün akabinde miras bırakanın miras kalan mallar üzerinde muvazaalı işlem yaptığını düşünüyorsanız MURİS MUVAZAASI NEDENİYLE TAPU İPTAL VE TESCİL DAVASI süreciyle ilgili tarafımızla iletişime geçebilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Babam sağken evi kardeşime devretti, dava açabilir miyim? C: Devir gerçekte bağış olduğu hâlde satış gibi gösterilmiş ve diğer mirasçılardan mal kaçırma amacı taşıyorsa muris muvazaası nedeniyle tapu iptali ve tescil davası açabilirsiniz. S: Muris muvazaası davası ne zaman açılabilir? C: Bu dava mirasbırakanın ölümünden sonra açılır. Sağlığında açılamaz; çünkü mirasçılık sıfatı ölümle doğar. S: Muvazaayı nasıl ispatlarım? C: Satış bedelinin gerçek değerin çok altında olması, bedelin hiç ödenmemiş olması, devralan çocuğun ödeme gücünün bulunmaması ve mirasbırakanın diğer mirasçılarla ilişkisi birlikte değerlendirilir. Tanık dahil her tür delille ispat mümkündür. S: Tenkis davası ile muris muvazaası arasındaki fark nedir? C: Tenkis, geçerli bir kazandırmanın saklı payı aşan kısmının indirilmesini sağlar. Muris muvazaası ise işlemin baştan geçersiz sayılmasını ve tapunun iptalini hedefler. S: Bu dava hangi mahkemede görülür? C: Tapu iptali ve tescil davaları asliye hukuk mahkemesinde, taşınmazın bulunduğu yerde görülür. --- # Tahliye Taahhütnamesi Nedir? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/tahliye-taahhutnamesi-nedir/ Güncelleme: 2024-10-07 Kısa cevap: Tahliye taahhütnamesi, kiracının taşınmazı belirli bir tarihte boşaltmayı kabul ettiği yazılı belgedir. Geçerli olması için kira sözleşmesinden sonraki bir tarihte düzenlenmesi ve tahliye tarihinin belirli olması gerekir. Taahhüt edilen tarihten itibaren bir ay içinde icraya konulmalı ya da dava açılmalıdır. Tahliye Taahhütnamesi Nedir ve Geçerlilik Şartları Nelerdir? Tahliye Taahhütnamesi Örneği Son yıllarda ev sahipleri ile kiracılar arasındaki uyuşmazlıklarda yaşanan artış nedeni ile ev sahipleri, kendilerini ekonomik sarsıntılardan korumak amacıyla güvence altına almak için evlerini kiraya verirken kiracılardan tahliye taahhütnamesi imzalamalarını istemeye başlamışlardır. Kiracılar ise ev kiralayabilmek için hukuken sonuçlarını bilmeseler dahi tahliye taahhütnamesi imzalamak zorunda kalmaktadırlar. Bu yazımızda ev sahipleri için geçerli tahliye taahhütnamesi nasıl olmalıdır ve ne şekilde işleme konulur; kiracılar için ise tahliye taahhütnamesi nasıl geçersiz hale getirilir ve tahliye sürecinde tahliye taahhütnamesine nasıl itiraz edilebilir konularını açıklayacağız. ## Tahliye Taahhütnamesi Nedir? Kiracıların, kiraladıkları taşınmazı, taahhütnamede yazan tarihte boşaltmayı kabul ettikleri belgeye ‘tahliye taahhütnamesi’ denir. Tahliye taahhütnamesi ile ilgili düzenleme Türk Borçlar Kanunu 352.maddesinde yer almaktadır. ## Tahliye Taahhütnamesinin Geçerlilik Şartları Nelerdir? Uygulamada ev sahipleri tarafından sıklıkla kullanılmaya başlanılan tahliye taahhütnamesinin belirli şartları taşıması gerekmektedir. Bu şartlar sağlanmamışsa eğer ilgili tahliye taahhütnamesi geçersiz olacaktır. Tahliye Taahhütnamesinin Geçerlilik Şartları Şunlardır: - Tahliye taahhütnamesi yazılı olmalıdır. - Tahliye taahhütnamesi ile kira sözleşmesi aynı tarihli olmamalıdır. Tahliye taahhütnamesinin mutlaka kira sözleşmesinden sonraki bir tarihte yapılmış olması gerekir. - Tahliye taahhütnamesinde tahliye tarihi belirli olmalıdır. - Tahliye taahhütnamesi kiracı tarafından imzalanmış olmalıdır. Yukarıda sayılı şartların hepsi bir arada bulunmalıdır. Aksi halde geçerli bir tahliye taahhütnamesinden bahsetmek ve ilgili taahhütnameye dayanılarak kiracının tahliye edilmesi mümkün olmayacaktır. ## Tahliye Taahhütnamesi ile Kiracı Nasıl Çıkarılır? Ev sahibi ile kiracı arasında imzalanmış geçerlilik şartlarını taşıyan bir tahliye taahhütnamesi varsa kiracının, taahhüt ettiği tarihte taşınmazı tahliye etmesi gerekmektedir. Geçerli tahliye taahhüdüne rağmen kiracı eğer taşınmazı tahliye etmiyorsa bu halde ev sahibi, tahliye taahhütnamesine dayanarak taşınmazı tahliye etme hakkını kullanabilecektir. ## Ev Sahibi Tahliye Taahhütnamesine Dayanarak Kiracıyı Nasıl Çıkarır? Ev sahipleri, tahliye taahhütnamesini iki şekilde kullanarak taşınmazlarını tahliye edebileceklerdir. - Tahliye taahhütnamesinin icraya koyulması yolu ile tahliye. - Tahliye taahhütnamesine dayanarak mahkemede tahliye davası açılması yolu ile tahliye. ## İcra Yolu İle Tahliye: Geçerli bir tahliye taahhütnamesine rağmen taahhüt edilen tarihte taşınmazı tahliye etmeyen kiracı aleyhine ev sahibi, tahliye taahhüdünü icraya koyabilecektir. Ev sahibinin, tahliye taahhütnamesinde belirtilen tahliye tarihinden itibaren 1 ay içerisinde tahliye taahhütnamesini icraya koyması gerekmektedir. Tahliye taahhüdünün icraya koyulması akabinde kiracıya tahliye emri gönderilecek ve 15 gün süre içerisinde evi tahliye etmesi gerektiği ihtarı yapılacaktır. Tahliye emrini tebliğ alan kiracının 7 günlük itiraz süresi bulunmaktadır. Kiracının 7 gün içerisinde itiraz etmesi halinde ev sahibinin 6 ay içerisinde icra mahkemesinde itirazın kaldırılmasını istemesi ya da 1 yıl içerisinde itirazın iptali ile tahliye davası açması gerekmektedir. ## Mahkemede Tahliye Davası Açılması Yolu İle Tahliye: Ev sahibi, geçerli tahliye taahhütnamesine rağmen çıkmayan kiracısı aleyhine tahliye davası açma hakkına sahiptir. Mahkemede tahliye taahhütnamesine dayanarak tahliye davası açılmak istemesi halinde ise ev sahibinin, tahliye taahhütnamesinde yer alan tahliye tarihinden itibaren 1 ay içerisinde tahliye davasını açması gerekecektir. Burada dikkat edilmesi gereken husus dava öncesinde zorunlu arabuluculuk yoluna da gidilmesi gerektiğidir. Arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanamaması halinde anlaşamama tutanağı tutulacaktır. Davayı açan kişinin bu anlaşamama tutanağını da mutlaka dava dilekçesi ile birlikte mahkemeye vermesi ve zorunlu arabuluculuk şartını yerine getirdiğini ispat etmesi gerekmektedir. ## Tahliye Taahhütnamesi İle Tahliye Ne Kadar Sürer? İcra yolu ile tahliye süreci 6-8 ay kadar sürmekteyken dava yolu ile tahliye talep edildiğinde 1,5-2 yıl kadar süreç devam edebilmektedir. Belirtmiş olduğumuz süreler ortalama olup her dosya kendi içerisinde farklılıklar gösterdiğinden sürecin uzayabileceğini de belirtmek isteriz. ## Tahliye Taahhütnamesine Nasıl İtiraz Edilir? Kiracılar açısından taliye taahhüdü nedeni ile tahliye riski ile karşılaşılması artık çokça karşımıza çıkan bir durum haline gelmiştir. Peki kiracılar kendilerine gelen tahliye emrine ya da tahliye davasına nasıl itiraz edecekler? Tahliye taahhüdünün dönüşü yok mudur? - Tahliye Emrine İtiraz: Kiracı, kendisi aleyhine tahliye taahhütnamesine dayanılarak başlatılan icra takibine itiraz etme hakkına sahiptir. Kiracı, kendisine icra dairesi tarafından tahliye emri tebliğ edildikten sonra buna karşı 7 gün içerisinde itiraz edebilecektir. Kiracının yapacağı bu itiraz takibi durduracaktır. Kiracı bu itirazında imzanın kendisine ait olmadığı şeklinde imza itirazı ileri sürebileceği gibi tahliye taahhütnamesinin geçersizliğine ilişkin de itirazlarda bulunabilecektir. - Tahliye Davasına İtiraz: Ev sahibi tarafından tahliye taahhütnamesine dayanılarak açılan tahliye davasında, kiracı kendisine dava dilekçesinin tebliğinden sonra cevap dilekçesi yazarak tahliye taahhütnamesinin geçerli olmadığı, yazılı olmadığı, kira sözleşmesi ile aynı tarihte yapıldığına ilişkin itirazlar ileri sürebilecektir. ## Tahliye Taahhüdü İptal Edilebilir Mi? Tahliye taahhütnamesinin tarafların karşılıklı rızaları ile iptal edilmesi her zaman mümkündür. Ayrıca kiracı tarafından bu tahliye taahhüdünün zorla, tehdit altında ya da aldatma sonucu imzalandığı iddia ediliyorsa bu halde kiracının bu durum sona erdikten sonraki 1 yıl içerisinde karşı tarafa bildirimde bulunma yükümlülüğü bulunmaktadır. Yani kiracı eğer bu tahliye taahhütnamesini zorla kandırılarak, korkutularak ya da tehdit edilerek imzaladığını iddia ediyorsa bu iddiasını karşı taraf olan ev sahibine 1 yıl içerisinde yazılı şekilde bildirmeli ve tahliye taahhütnamesi ile bağlı olmadığını açıklamalıdır. Aksi halde tahliye taahhütnamesi geçerli hale gelecek ve tahliye mümkün olacaktır.   Tahliye Taahhütnamesi Örneği’ni Aşağıda Sizlerle Paylaşıyoruz:   TAHLİYE TAAHHÜTNAMESİ   TAAHHÜT EDEN KİRACI: T.C.:   KİRAYA VEREN MAL SAHİBİ: T.C.:   TAHLİYE EDİLECEK MECURUN ADRESİ:   KİRA SÖZLEŞMESİ BAŞLANGIÇ TARİHİ:   TAAHHÜT TARİHİ:   TAHLİYE TARİHİ:   Halen kiracı olarak kullanmakta olduğum yukarıda adresi yazılı taşınmazı hiçbir ihtar ve ihbara gerek kalmadan kayıtsız ve şartsız olarak, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 350,351 ve 352. maddeleri gereğince, yukarıda belirtilen tarihte boş ve sağlam olarak tahliye edeceğimi, yukarıda adı geçen mal sahibinin icrai takibata geçerek yapacağı tüm masrafları ve tahliyeyi geciktirmemden dolayı uğrayacağı zararı ihtar ve gerek kalmadan nakden ve peşin ödeyeceğimi beyan, kabul ve taahhüt ederim. … / … / …..   KİRACI (TAAHHÜT EDEN) İmza   Kira Hukukundan kaynaklı tüm uyuşmazlıklarınıza ilişkin hukuki bilgi ve destek almak için avukatlık ofisimizle iletişime geçebilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Tahliye taahhütnamesi nedir? C: Kiracıların, kiraladıkları taşınmazı taahhütnamede yazan tarihte boşaltmayı kabul ettikleri belgedir. Düzenleme Türk Borçlar Kanunu'nun 352. maddesinde yer almaktadır. S: Tahliye taahhütnamesinin geçerlilik şartları nelerdir? C: Yazılı olmalıdır; kira sözleşmesiyle aynı tarihli olmamalı, mutlaka sözleşmeden sonraki bir tarihte yapılmalıdır; tahliye tarihi belirli olmalıdır; ve kiracı tarafından imzalanmış olmalıdır. Bu şartların hepsi bir arada bulunmalıdır, aksi halde taahhütname geçersizdir. S: Taahhütname icraya ne zamana kadar konulmalıdır? C: Ev sahibinin, taahhütnamede belirtilen tahliye tarihinden itibaren 1 ay içinde icraya koyması gerekir. İcraya konulduktan sonra kiracıya tahliye emri gönderilir ve 15 gün içinde evi tahliye etmesi gerektiği ihtar edilir. S: Kiracının itiraz süresi ne kadar? C: Tahliye emrini tebliğ alan kiracının 7 günlük itiraz süresi bulunmaktadır ve bu itiraz takibi durdurur. İtiraz halinde ev sahibinin 6 ay içinde icra mahkemesinde itirazın kaldırılmasını istemesi ya da 1 yıl içinde itirazın iptali ile tahliye davası açması gerekir. S: Dava yoluyla tahliyede hangi şart aranır? C: Ev sahibinin, taahhütnamedeki tahliye tarihinden itibaren 1 ay içinde davayı açması gerekir. Ayrıca dava öncesinde zorunlu arabuluculuk yoluna gidilmelidir; anlaşma sağlanamazsa düzenlenen anlaşamama tutanağı dava dilekçesiyle birlikte mahkemeye sunulmalıdır. S: Tahliye taahhütnamesi ile tahliye ne kadar sürer? C: İcra yolu ile tahliye süreci 6–8 ay kadar sürmekteyken, dava yolu ile tahliye talep edildiğinde süreç 1,5–2 yıl devam edebilmektedir. Bu süreler ortalamadır; her dosya farklılık gösterir. S: Kiracı hangi itirazları ileri sürebilir? C: İmzanın kendisine ait olmadığı yönünde imza itirazı ileri sürebileceği gibi, taahhütnamenin geçersizliğine ilişkin (yazılı olmadığı, kira sözleşmesiyle aynı tarihte yapıldığı gibi) itirazlarda da bulunabilir. S: Tahliye taahhüdü iptal edilebilir mi? C: Tarafların karşılıklı rızasıyla iptali her zaman mümkündür. Taahhüdün zorla, tehdit altında ya da aldatma sonucu imzalandığı iddia ediliyorsa, kiracının bu durum sona erdikten sonraki 1 yıl içinde karşı tarafa yazılı bildirimde bulunması gerekir. Aksi halde taahhütname geçerli hale gelir. --- # Dolandırıcılık Suçu Cezası Nedir? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/dolandiricilik-sucu-cezasi-nedir/ Güncelleme: 2024-10-04 ## Dolandırıcılık Suçu Cezası Nedir? Dolandırıldım Ne Yapacağım? Günümüzde en sık karşılaşılan suç tiplerinden olan dolandırıcılık, teknolojinin günlük hayatımıza daha da çok karışmasıyla birlikte kolay işlenir bir hal almış durumdadır. İnternetten ürün almak isterken parası karşılığında ürünün gönderilmemesi, tanıdık diyerek bir kişiye banka kartının ve hesaplarının kullandırılması gibi pek çok şekilde karşımıza çıkan dolandırıcılık suçu mağdurları ne yapmalıdır? Dolandırıcılık suçunun cezası nedir? Dolandırıcılık suçunun şartları nelerdir? sorularının cevaplarını bu yazımızda sizlere anlatacağız. Dolandırıcılık suçu Türk Ceza Kanunu’nun 157.maddesinde düzenlenmiştir: “Hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlayan kişiye bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası verilir.” Suçun basit halinde bir kimsenin hile ile kandırılarak maddi zarara uğratılması gerektiğine yer verilmiştir. ## Dolandırıcılık Suçunun Şartları Nelerdir? 1.Hileli eylem 2.Maddi menfaat Öncelikle dolandırıcılık suçunu işleyen kişinin, mağdura karşı hileli eylemler sergilemesi ve mağduru bu hileli eylemler ile birlikte kandırması gerekmektedir. Sonrasında ise bu hileli eylemler nedeni ile aldatılan mağdur bir maddi zarara uğratılmalı ve mağdurun uğramış olduğu maddi zarara karşılık suçu işleyen kişinin yarar sağlaması gerekmektedir. Bu iki unsur birlikte gerçekleştiğinde dolandırıcılık suçunun şartlarının oluştuğu kabul edilecek ve suçu işleyen kişi, dolandırıcılık suçunun basit hali ise 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası ve beşbin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılacaktır. ## Dolandırıcılık Suçunun Nitelikli Halleri Nelerdir? Dolandırıcılık suçunun; a) Dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle, b) Kişinin içinde bulunduğu tehlikeli durum veya zor şartlardan yararlanmak suretiyle, c) Kişinin algılama yeteneğinin zayıflığından yararlanmak suretiyle, d) Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle, e) Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak, f) Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle, g) Basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle, h) Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında; kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında, i) Serbest meslek sahibi kişiler tarafından, mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle, j) Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla, k) Sigorta bedelini almak maksadıyla, l) Kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle, İşlenmesi halinde, suçu işleyen kişiye 3 yıldan 10 yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası verilecektir. Dolandırıcılık suçu son dönemlerde en çok bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi şeklinde karşımıza çıkmaktadır. Bu suç tipindeki şüpheliler, dolandırıcılık suçunu işlerken başka kişilere ait kimlik bilgileri veya banka hesapları kullanarak gelir elde etmekte; mağdurların şikayeti sonrasında ise asıl suçludan önce kimlik bilgilerine ulaşılan kişiler dosyalarda sanık olarak yargılanmakta çoğu zaman da suçun asıl faili cezasız kalabilmektedir.  Bu nedenle telefon, kimlik bilgileri, banka hesap kartları ve şifrelerinin güvenilir dahi olsa kimse ile paylaşılmaması gerektiğini bir kez daha belirtmek isteriz. ## Dolandırıldım Ne Yapacağım? diyorsanız eğer dolandırıcılık suçunu ortaya çıkarabilecek tüm belgeler ile birlikte mutlaka Cumhuriyet Başsavcılığı’na şikayette bulunmalısınız. Şikayet dilekçenizde uğramış olduğunuz zararın karşılanmasını belirterek mağduriyetinizin giderilmesini de istemenizde yarar vardır. ## Dolandırıcılık Suçu Şikayete Tabi Midir? Dolandırıcılık suçu, şikayete tabi olmayan suçlardandır. Mağdurların, dolandırıcılık suçunun basit hali için 8 yıllık şikayet hakkı bulunmakla birlikte diğer halleri için kanunda herhangi bir şikayet zamanaşımı düzenlenmemiştir. ## Dolandırıcılık Suçundan Yargılanıyorum Ne Yapmalıyım? Dolandırıcılık suçu nedeni ile sanık olarak yargılanan kişilerin aklına takılan ve en sık tarafımıza sorulan sorular şunlardır: ## Mağdurun zararını giderdim şikayetini geri çekse dosyam kapanır mı? Dolandırıcılık suçu şikayete tabi olmadığından mağdurun şikayetini geri çekmesi ile dava dosyası kapanmayacaktır. ## Mağdurun zararını gidermek ne işe yarar? Madem şikayetini geri aldığında dosya kapanmıyor o zaman neden mağdurun zararını gidermeliyim? şeklinde düşünenler için zarar giderimi yapmanızın, dosyada alacağınız cezada indirim uygulanmasına neden olacağını söylemek isteriz. Bu nedenle mutlaka mağdurun zararını gidererek, mahkeme dosyasına zararı giderdiğinize ilişkin banka dekontlarını sunmalısınız. ## Mağdurun zararını giderirsem cezamda ne kadar indirim yapılır? Suçu işleyen kişinin dava açılmadan önce, yani soruşturma aşamasında mağdurun zararını gidermesi halinde cezasının 2/3’ü kadarı indirilebilecektir. Zararın dava açıldıktan sonra, yani kovuşturma aşamasında karardan önce karşılanması halinde verilecek cezanın 1/2’si indirilebilecektir.   Dolandırıcılık suçu nedeni ile mağdur olduysanız ve sürecin takip edilerek mağduriyetinizin giderilmesini istiyorsanız ya da dolandırıcılık suçu nedeni ile dosyada sanık olarak yargılanıyorsanız ve suçsuzluğunuzun ispatı, daha az ceza almak için avukat yardımı talep ediyorsanız tarafımızla iletişime geçebilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Dolandırıcılık suçunun cezası nedir? C: Türk Ceza Kanunu'nun 157. maddesine göre, hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp kendisine veya başkasına yarar sağlayan kişiye bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası verilir. S: Dolandırıcılık suçunun oluşması için hangi şartlar gerekir? C: Suçun oluşması için öncelikle failin mağdura karşı hileli eylemler sergileyerek onu kandırması, ardından bu hileli eylemler nedeniyle mağdurun maddi bir zarara uğraması ve failin bu zarar karşılığında bir yarar sağlaması gerekir. Hileli eylem ve maddi menfaat unsurlarının birlikte gerçekleşmesi halinde dolandırıcılık suçunun şartları oluşmuş kabul edilir. S: Dolandırıcılık suçunun nitelikli halleri nelerdir ve cezası ne kadardır? C: Dini inanç ve duyguların istismarı, kişinin zor durumundan veya algılama zayıflığından yararlanma, kamu kurum ve kuruluşlarının ya da bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması gibi kanunda sayılan hallerde işlenen dolandırıcılık, suçun nitelikli hali sayılır ve bu durumda fail üç yıldan on yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır. S: Dolandırıcılık suçu şikayete tabi midir? C: Hayır, dolandırıcılık suçu şikayete tabi suçlardan değildir; mağdurun şikayetini geri çekmesi dava dosyasının kapanmasını sağlamaz. Mağdurların suçun basit hali için 8 yıllık şikayet hakkı bulunmakla birlikte, nitelikli haller için kanunda ayrı bir şikayet zamanaşımı öngörülmemiştir. S: Mağdurun zararının giderilmesi cezayı etkiler mi? C: Evet. Zararın soruşturma aşamasında, yani dava açılmadan önce giderilmesi halinde failin cezasının 2/3'ü oranında indirilmesi mümkündür. Zararın kovuşturma aşamasında, yani dava açıldıktan sonra ama karar verilmeden önce karşılanması halinde ise cezada 1/2 oranında indirim uygulanabilir. S: Dolandırıcılığa uğrayan kişi ne yapmalıdır? C: Dolandırıcılık suçunu ortaya koyabilecek tüm belge ve deliller ile birlikte Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunulmalı, şikayet dilekçesinde uğranılan zararın karşılanması talebine de yer verilmelidir. --- # Tadilat Ya Da Yeniden İnşa Nedeni İle Kiracının Tahliyesi URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/tadilat-ya-da-yeniden-insa-nedeni-ile-kiracinin-tahliyesi/ Güncelleme: 2024-10-01 Kısa cevap: Esaslı onarım ya da yeniden inşa nedeniyle tahliye davası açılabilir; tadilatın kiracı taşınmazda otururken yapılamayacak nitelikte olması gerekir. Dava, sözleşme süresinin sonundan itibaren bir ay içinde açılmalıdır. İhtarname şartı yoktur. TADİLAT YA DA YENİDEN İNŞA NEDENİ İLE KİRACININ TAHLİYESİ Evimde Tadilat Yapacağım/Evim Yıkılıp Yeniden Yapılacak; Kiracımı Bu Nedenle Tahliye Edebilir Miyim? diyorsanız eğer şartların varlığı halinde tahliye davası açma hakkınızın bulunduğunu belirtmek isteriz. Türk Borçlar Kanunu 350.maddesinde ihtiyaç nedeni ile tahliye davası düzenlemesinin yanı sıra yeniden inşa veya esaslı onarım, genişletilme ya da değiştirilme hallerinde de ev sahibinin tahliye davası açabileceği düzenlemesine yer verilmiştir. İhtiyaç nedeni ile tahliye davasına ilişkin yazımızı okumak için tıklayınız. Taşınmazda yaşanan eskimeler ve yıpranmalar nedeni ile zaman zaman tadilata ihtiyaç duyulabilmektedir. Bu yapılacak tadilatların mahiyeti değişebilmekte, kimi tadilatlar için ciddi bir emek ve zamana harcanması gerekebilmektedir. - Tadilatın niteliği, kanunda geçtiği şekli ile esaslı bir onarım teşkil etmekteyse ve kiracı, taşınmazı kullanmaya devam ettiği sürece bu tadilat yapılamayacaksa esaslı onarım nedenine dayanılarak kiracının tahliye edilmesi mümkündür. - Benzer şekilde taşınmaz yıkılıp yeniden yapılacaksa kiracı, taşınmazda ikamet etmeye devam edemeyeceği için yine hakkında tahliye davası açılabilecektir.   Dikkat Edilmesi Gerekenler Nelerdir? Esaslı onarım ya da yeniden inşa nedeni ile tahliye davası açılmak istendiğinde dikkat edilmesi gereken birtakım hususlar vardır. - Bunlardan ilki tadilatın niteliğinin mutlaka esaslı onarım yani kiracının evde yaşamasına engel olacak nitelikte ve büyüklükte bir tadilat olması gerektiğidir. Aksi halde kiracıya karşı açılmış tahliye davası reddedilecektir. - Yeniden inşa ve imar nedeni ile taşınmaz tahliye edilmek istendiğinde ise mahkeme, yıkılacak olan bina hakkında belediye onaylı bir projenin varlığını aramakta aksi halde davayı reddedebilmektedir.   Yeniden İnşa Veya Esaslı Tadilata Esaslı Onarımı, Genişletilmesi Ya Da Değiştirilmesi Nedeni İle Tahliye Davası Ne Zaman Açılabilir? Tadilat ya da yeniden inşa nedeni ile açılacak olan tahliye davalarının belirli süreli sözleşmelerde sözleşme süresinin sonundan başlayarak 1 ay içinde açılması gerekmektedir. Belirsiz süreli sözleşmelerde ise genel hükümlere göre fesih dönemine ve fesih bildirimi için öngörülen sürelere uyularak belirlenecek tarihten başlayarak 1 ay içinde açılması gerekmektedir. (TBK m.328 ve m.329) İhtarname Şartı Var Mıdır? Herhangi bir ihtarname şartı bulunmamaktadır. Görevli ve Yetkili Mahkeme Nedir? Tahliye davalarında görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesi olup yetkili mahkeme ise taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir. HAKSIZ TAHLİYE EDİLEN KİRACI TAZMİNAT DAVASI AÇABİLİR Mİ? Yeniden inşa ya da esaslı tadilat nedenine dayanılarak tahliye edilen kiracılar lehine 3.kişiye yeniden kiralama yasağı mevcuttur. Bu konuda hem ev sahiplerinin hem de kiracılarının mevcut haklarını bilmesi ve ileri sürmesi gerektiğini belirtmek isteriz. TADİLAT YA DA YENİDEN İNŞA NEDENİ İLE KİRACININ TAHLİYESİ HALİNDE YENİDEN KİRALAMA YASAĞI VAR MIDIR? Yeniden inşa ve imar amacıyla boşaltılması sağlanan taşınmazlar, eski hâli ile yani hiçbir tadilat ya da yeniden inşa yapılmadan 3 yıl geçmedikçe başkasına kiralanamayacaklardır. Tahliye nedeni olarak yeniden inşa ve imarı gösteren ev sahiplerinin mutlaka dayandıkları sebebi gerçekleştirmeleri yani ileri sürdükleri tadilatı yapmaları gerekmektedir. Aksi halde 3 yıl süre ile evi başka bir 3.kişiye kiralamaları mümkün değildir. Yeniden İnşa Edilen Taşınmazlar İçin Eski Kiracının Kiralama Hakkı Var Mıdır? Eski kiracının, yeniden inşa ve imarı gerçekleştirilen taşınmazları, yeni durumu ve yeni kira bedeli ile kiralama konusunda öncelik hakkı bulunmaktadır. Eski kiracı tarafından bu hakkın, kiraya verenin yapacağı yazılı bildirimi izleyen bir ay içinde kullanılması gerekir. Bu öncelik hakkı sona erdirilmedikçe, taşınmaz 3 yıl geçmeden başkasına kiralanamaz. Yani ev sahibinin mutlaka ev inşası sonrasında eski kiracısına tekrar kira ilişkisi kurup kurmak istemediğini yazılı bir şekilde bildirmesi ve eski kiracısına öncelik hakkını kullanmasını hatırlatması gerekmektedir. Yukarıda saymış olduğumuz yükümlülüklere aykırı davranan ev sahibi, eski kiracısına son kira yılında ödenmiş olan 1 yıllık kira bedelinden az olmamak üzere tazminat ödemekle yükümlü olacaktır. Burada kanunun, kiracılar lehine tazminat hakkı düzenlemiş olduğunu ve tadilat ya da esaslı onarım nedeni ile tahliye edilen kiracıların tadilat ya da inşa sonrasında mevcut haklarını kullanmalarının ne kadar önemli olduğunu hatırlatmak isteriz.   Yeniden inşa ve esaslı onarım nedeni ile kiracınızı tahliye etmek istiyorsanız ya da kiracı olarak bu nedenlere dayanılarak taşınmazdan tahliye edildiyseniz süreç boyunca haklarınızın korunması ve ileri sürülmesi için avukatlık ofisimizle iletişime geçebilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Tadilat nedeniyle kiracı tahliye edilebilir mi? C: Tadilatın niteliği kanunda geçtiği şekliyle esaslı bir onarım teşkil ediyorsa ve kiracı taşınmazı kullanmaya devam ettiği sürece bu tadilat yapılamayacaksa, esaslı onarım nedenine dayanılarak tahliye mümkündür. Taşınmaz yıkılıp yeniden yapılacaksa da tahliye davası açılabilir. S: Hukuki dayanağı nedir? C: Türk Borçlar Kanunu'nun 350. maddesi, ihtiyaç nedeniyle tahliyenin yanı sıra yeniden inşa veya esaslı onarım, genişletilme ya da değiştirilme hallerinde de tahliye davası açılabileceğini düzenlemektedir. S: Tahliye davası ne zaman açılmalıdır? C: Belirli süreli sözleşmelerde sözleşme süresinin sonundan başlayarak 1 ay içinde açılmalıdır. Belirsiz süreli sözleşmelerde ise fesih dönemine ve fesih bildirimi için öngörülen sürelere uyularak belirlenecek tarihten başlayarak 1 ay içinde açılır. S: İhtarname şartı var mı? C: Herhangi bir ihtarname şartı bulunmamaktadır. S: Görevli ve yetkili mahkeme neresidir? C: Görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesi, yetkili mahkeme ise taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir. S: Tahliyeden sonra yeniden kiralama yasağı var mı? C: Evet. Yeniden inşa ve imar amacıyla boşaltılan taşınmazlar, eski hâliyle yani hiçbir tadilat ya da yeniden inşa yapılmadan 3 yıl geçmedikçe başkasına kiralanamaz. S: Eski kiracının öncelik hakkı nedir? C: Eski kiracının, yeniden inşa ve imarı gerçekleştirilen taşınmazı yeni durumu ve yeni kira bedeliyle kiralama konusunda öncelik hakkı vardır. Bu hakkın, kiraya verenin yapacağı yazılı bildirimi izleyen bir ay içinde kullanılması gerekir. S: Yükümlülüklere aykırı davranan ev sahibi ne öder? C: Eski kiracısına, son kira yılında ödenmiş olan 1 yıllık kira bedelinden az olmamak üzere tazminat ödemekle yükümlü olur. --- # Haksız Yere Evden Tahliye Edildim Tazminat Davası Açabilir Miyim? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/haksiz-yere-evden-tahliye-edildim-tazminat-davasi-acabilir-miyim/ Güncelleme: 2024-09-30 Kısa cevap: İhtiyaç nedeniyle tahliye ettirilen taşınmaz, üç yıl geçmedikçe eski kiracıdan başkasına kiralanamaz. Bu yasağa aykırı davranan kiraya veren, son kira yılında ödenen bir yıllık kira bedelinden az olmamak üzere tazminat öder. Tazminat için tahliyenin mahkeme kararıyla yapılmış olması gerekir. HAKSIZ TAHLİYE NEDENİ İLE TAZMİNAT Haksız Yere Evden Tahliye Edildim Tazminat Davası Açabilir Miyim? Ülkemizde yaşanan ağır enflasyon ortamı taşınmaz kiralarını doğrudan etkilemiş durumdadır. Kira bedelleri arttıkça eski kiracılarının ödemekte olduğu düşük kira oranları ev sahiplerini mağdur etmiş, ev sahipleri ise ya kiracı değişikliği yapmak ya da kendisi oturmak niyeti ile tahliye davası açmak durumunda kalmıştır. Tahliye davası nasıl açılır? Kendi ihtiyacım için kiracımı nasıl çıkarabilirim? diyorsanız eğer ihtiyaç nedeni ile tahliye davasına ilişkin yazmış olduğumuz yazımızı okumak için tıklayınız. Bu yazımızda ise ihtiyacım var diyerek kiracısını tahliye eden fakat taşınmazı kendisi kullanmadan bir başkasına kiraya veren ev sahiplerini uyarmak ve haksız tahliye edilmiş kiracılara tazminat haklarının olduğunu açıklamak istiyoruz. Barınma hakkı en temel insani haklardan olduğu için Türk Borçlar Kanunu kaleme alınırken hem kiracılar hem de ev sahipleri düşünülmüştür. Son dönemlerde ev sahiplerinin sıklıkla kendi malımı kullanamıyorum, bana ait taşınmazla ilgili istediğim tasarrufta bulunamıyorum şeklinde sitemkâr sözler sarf ettiğini duymaktayız. Bu sözlerin gerçeği yansıtmadığını söylemek isteriz. Şartları oluşmuşsa ev sahiplerinin, kendi ya da yakının ihtiyacına özgülemek için taşınmazı tahliye etme hakkı bulunmaktadır. Ev sahipleri neden mağdur durumdalar? Bunun sebebi yetersiz ya da yanlış kanunlar değil ne yazık ki mahkemelerde yaşanan yoğunluktur. Ülke genelinde benzer problemler benzer zamanlarda ortaya çıkınca mahkemelerin iş yükü oldukça artmış, dosya sayısına yetişemez olmuştur. Bu nedenle açılan tahliye davalarının neticelenmesi uzun sürmeye başlamıştır. İnsanların uzun bir süre boyunca mahkemenin sonuçlanmasını beklemeleri ise taşınmazları üzerindeki hakimiyetlerinin kısıtlandığı düşüncesini yaratmıştır. Yargılama uzun sürse de neticelenmeyen hiçbir dava ya da dosya olmadığını bilmenizi isteriz. Hak ancak ileri sürülünce ya da talep edilince kişiye verilecektir. Türk Borçlar Kanunu 355.maddesinde Yeniden Kiralama Yasağı başlığı altında haksız tahliye durumlarında kiracıların ne gibi hakları olduğundan bahsedilmiştir. Ev sahibim, kendim oturacağım diyerek beni evden çıkardı fakat evi başkasına kiralamış ne yapacağım? diyen kiracıların, eski ev sahiplerine karşı tazminat davası açma hakları bulunmaktadır. Kiraya veren kişi, gereksinim amacıyla kiralanan taşınmazı boşalttığında, kiralananı 3 yıl geçmedikçe eski kiracısından başkasına kiralayamaz. Buna aykırı davranan kiraya veren, eski kiracısına son kira yılında ödenmiş olan 1 yıllık kira bedelinden az olmayacak şekilde tazminat ödemekle yükümlüdür. Ev sahipleri, ihtiyaç nedeni ile tahliye davası açarken ortada gerçek bir ihtiyaç hali var olmalıdır. Aksi halde tahliye edilen kiracılar, eski ev sahiplerinin, yeniden kiralama yasağına aykırı davranmaları nedeni ile tazminat davası açma hakkına sahip olacaklardır. Bu tazminat davasında dikkat edilmesi gereken en önemli husus kiracının mutlaka bir mahkeme kararı ile birlikte tahliye edilmiş olmasıdır. Aksi halde kiracının tazminat davası açma hakkı bulunmamaktadır. Ev sahibi ve kiracı olarak, kira hukukundan kaynaklanan problemleriniz çözümü, süreç konusunda danışmanlık almak ve haklarını bilmek için avukatlık ofisimizle iletişime geçebilirsiniz.  ## Sıkça Sorulan Sorular S: İhtiyaç nedeniyle boşaltılan ev başkasına kiralanabilir mi? C: Kiraya veren, gereksinim amacıyla kiralanan taşınmazı boşalttığında, kiralananı 3 yıl geçmedikçe eski kiracısından başkasına kiralayamaz. S: Hukuki dayanağı nedir? C: Türk Borçlar Kanunu'nun 355. maddesi, Yeniden Kiralama Yasağı başlığı altında haksız tahliye durumlarında kiracıların haklarını düzenlemektedir. S: Yasağa aykırı davranan ev sahibi ne öder? C: Eski kiracısına, son kira yılında ödenmiş olan 1 yıllık kira bedelinden az olmayacak şekilde tazminat ödemekle yükümlüdür. S: Tazminat davası açmak için hangi şart aranır? C: En önemli husus, kiracının mutlaka bir mahkeme kararı ile tahliye edilmiş olmasıdır. Aksi halde kiracının tazminat davası açma hakkı bulunmamaktadır. S: Ev sahibinin ihtiyaç nedeniyle tahliye hakkı var mı? C: Şartları oluşmuşsa ev sahiplerinin, kendisinin ya da yakınının ihtiyacına özgülemek için taşınmazı tahliye ettirme hakkı bulunmaktadır. Ancak ortada gerçek bir ihtiyaç hâli var olmalıdır. --- # Kiracınızı Olması Gerekenden Az Kira Zammı Yaptığı İçin Tahliye Edebilirsiniz URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/kiracinizi-olmasi-gerekenden-az-kira-zammi-yaptigi-icin-tahliye-edebilirsiniz/ Güncelleme: 2024-09-26 Kısa cevap: Kira sözleşmesindeki artış oranı hem kiracıyı hem ev sahibini bağlar; sözleşmede TEFE/TÜFE ya da yüzdelik bir oran belirtilmiş olabilir. Eksik ödenen kira farkları geçmişe dönük beş yıl için hesaplanıp icra yoluyla talep edilebilir. Ödenmemesi tahliye davasına dayanak oluşturur. Kiracınızı, Olması Gerekenden Az Kira Zammı Yaptığı İçin Tahliye Edebileceğinizi Biliyor Muydunuz? Kiracıyı tahliye etmenin pek çok yolu olmakla birlikte uygulamada en sık başvurulan yöntemlerden biri de eksik kiraların icra yolu ile talep edilmesi ve ödenmemesi halinde tahliye davasına dayanak teşkil etmesidir. Kira sözleşmesi her iki tarafa birtakım yükümlülükler yüklemektedir. Kira sözleşmesine taraf olan kiracının, kira bedelini, kira sözleşmesinde belirtilen tarihlerde ödemesi gerekmektedir. Aynı zamanda kira sözleşmesinde yer alan kira artış bedeli oranı da kiracıyı ve ev sahibini bağlamaktadır. Birçok maktu (hazır) kira sözleşmesinde, kira artış oranı olarak TEFE/TÜFE oranı belirtilmişse de kimi zaman kiracı ile ev sahibi bu oranı %’lik olarak değiştirebilmektedir. Kira sözleşmesinde yer alan kira artış oranına göre her yıl kira bedeli güncellenmek durumundadır. Özellikle ülkemizde yaşanan COVİD-19 pandemi süreci ve sonrasında gelişen ekonomik kriz ve enflasyonda yaşanan belirsiz artış ortamı içerisinde kiracıların geçmişe dönük yapmış oldukları kira sözleşmesinde yer alan artış oranı dışında ve TEFE/TÜFE’ye uygun olmayan miktarlar en başından itibaren ev sahipleri lehine eksik ödeme oluşturmaktadır. Geçmişe dönük 5 yıl öncesinden itibaren yapılmış eksik kira ödemeleri hesaplanarak ev sahipleri tarafından icra yolu ile talep edilebilecektir. İcra yolu ile talep edilen eksik kira ödemeleri için kiracıya 30 günlük ödeme süresi ya da icra takibine itiraz hakkı tanınıyor olsa dahi çoğu zaman kiracılar, yapmış oldukları eksik kira artışının farkında olmadıklarından davalar ev sahipleri lehine sonuçlanmaktadır.   Eğer kiracınız tarafından sizin rızanız dışında ve karşılıklı anlaşma olmadığı halde ısrarla kira sözleşmesinde belirtilen kira artış oranının altında kira belleri ödeniyorsa ve ev sahibi olarak mağdur ediliyorsanız; hem kira bedelinin rayice uygun olarak yeniden belirlenmesi hem de geçmişe dönük eksik kira bedellerinin tespitinin yapılarak işbu bedellerin kiracınızdan tahsil edilmesi süreçlerinin yürütülmesi için avukatlık ofisimizle iletişime geçebilirsiniz.   ## Sıkça Sorulan Sorular S: Kira sözleşmesindeki artış oranı tarafları bağlar mı? C: Evet. Sözleşmede yer alan kira artış oranı hem kiracıyı hem ev sahibini bağlar ve kira bedelinin her yıl bu orana göre güncellenmesi gerekir. S: Eksik ödenen kira artışları geriye dönük ne kadar süre için istenebilir? C: Geçmişe dönük 5 yıl öncesinden itibaren yapılmış eksik kira ödemeleri hesaplanarak talep edilebilir. S: Eksik kira bedelleri nasıl talep edilir? C: Hesaplanan eksik ödemeler ev sahibi tarafından icra yolu ile talep edilebilir. S: İcra takibinde kiracının ne kadar süresi olur? C: İcra yolu ile talep edilen eksik kira ödemeleri için kiracıya 30 günlük ödeme süresi ya da icra takibine itiraz hakkı tanınır. S: Eksik kira ödemesi tahliye sebebi olur mu? C: Eksik kiraların icra yoluyla talep edilmesi ve ödenmemesi, tahliye davasına dayanak teşkil eder. Uygulamada en sık başvurulan tahliye yöntemlerinden biridir. S: Kira bedeli yeniden belirlenebilir mi? C: Ev sahibi, kira bedelinin rayice uygun olarak yeniden belirlenmesini ve geçmişe dönük eksik bedellerin tespit edilerek tahsilini birlikte talep edebilir. --- # İş Kazası Nedir? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/is-kazasi-nedir/ Güncelleme: 2024-09-24 İş Kazası Nedir? İş kazası; işçinin iş yerinde veya işverenin görevlendirmesi ile iş yeri dışında işin yürütümü nedeniyle meydana gelen, ölüme sebebiyet veren veya vücut bütünlüğünü ruhen ya da bedenen “engelli hâle getiren” olaydır. Bir Olayın İş Kazası Sayılması İçin Gerekli Unsurlar Nelerdir? Herhangi bir kazanın iş kazası sayılabilmesi hususu 5510 Sayılı Kanununda şu şekilde belirtilmiştir; -Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada, -İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle, -Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda, -Hizmet akdi ile çalışan emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda, -Sigortalının, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında, -Kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle meydana gelen kazalar iş kazası olarak kapsamında yer almaktadır. İş Kazası Sigortası Kapsamında Bulunan Sigortalılar Kimlerdir? 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununa göre iş kazası sigortası kapsamında bulunan sigortalılar; -Hizmet akdi ile çalışanlar (4/a) -Kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlar ile köy ve mahalle muhtarları (4/b) -Ceza İnfaz Kurumları ile Tutukevlerinde çalışanlar -Aday çırak, çırak ve stajyerler -Harp Malulleri ile Vazife Malullüğü aylığı bağlanmış malullerden Kanunun 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamında çalışanlar -Türkiye İş Kurumu kursiyerleri -Sosyal güvenlik sözleşmesi olmayan ülkelerde iş üstlenen işverenlerce yurt dışındaki iş yerlerinde çalıştırılmak üzere götürülen Türk işçiler -İntörn öğrenciler -Tarım ve orman işlerinde hizmet akdiyle süreksiz olarak çalışan sigortalılar -Ek 9’uncu maddede belirtilen şartlarda ev hizmetlerinde çalışan sigortalılar Bir Olayın İş Kazası Sayılabilmesi için Hangi Unsurları Taşıması Gerekmektedir? Kişinin 5510 sayılı Kanun'a göre sigortalı sayılması meydana gelen olay nedeniyle bedenen veya ruhen engelle hale gelmesi ile kaza ve sigortalının uğradığı zarar arasında illiyet bağı bulunması gerekmektedir. İş Kazası Sonrasında Neler Yapılmalıdır? İş kazasına sebebiyet veren olayın gerçekleşmesinden hemen sonra sağlık kuruluna başvurulmalıdır. Hastanedeki tedavi sürecinde evraklar ve raporlar mutlaka iş kazası olarak düzenlenmelidir. Kaza sonrasında işçi, en kısa süre içerisinde kazanın gerçekleştiğini işverene bildirmelidir. İşverenin iş kazası bildirim süresi ise ilgili kanun kapsamında 3 (üç) iş günü olarak belirtilmiştir. Bu süre zarfında işveren tarafından sosyal güvenlik kurumuna bildirim yapılmaması durumunda 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununa göre iş kazası bildirmeme cezası uygulanacaktır. İş Kazası Sigortasından Sağlanan Haklar Nelerdir? İş kazası sigortası sigortası kapsamında sağlanan haklar; -Geçici İş Göremezlik Ödeneği -Sürekli İş Göremezlik Geliri -Ölüm Geliri -Evlenme Ödeneği -Cenaze Ödeneği İş Kazası Sebebiyle Açılacak Davalar Nelerdir? İşçinin iş kazası sebebi ile yaralanması halinde maddi ve manevi tazminat davası, İşçinin iş kazası sebebi ile ölümü halinde maddi ve manevi tazminat davası ile destekten yoksun kalma tazminat davası açılabilecektir. İş Kazası Sonrasında Dava Açma Süresi Ne Kadar? İş kazası sebebiyle açılacak maddi ve manevi tazminat davası kazanın gerçekleştiği tarihten itibaren 10 yıl içinde açılabilir. İş Kazası Sebebi İle İşten Çıkarılan İşçinin Hakları Nelerdir? İşçinin iş kazası geçirmiş olması işveren lehine haklı fesih sebebi oluşturmaz. İş kazasına uğrayan işçi, iş görmeye devam edecek durumda olmasına rağmen işten çıkarılırsa kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanacaktır. Sizin ya da yakınınızın uğramış olduğu iş kazası nedeni ile tazminat davası açılması ve sürecin yürütülmesi için avukatlık ofisimizle iletişime geçebilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: İş kazası nedir? C: İş kazası, işçinin iş yerinde veya işverenin görevlendirmesiyle iş yeri dışında işin yürütümü nedeniyle meydana gelen, ölüme sebebiyet veren ya da vücut bütünlüğünü ruhen veya bedenen engelli hale getiren olaydır. S: İş kazası geçiren işçi kaza sonrasında ne yapmalıdır? C: Kaza sonrasında hemen sağlık kuruluna başvurulmalı, hastanedeki tedavi sürecinde düzenlenen evrak ve raporların iş kazası olarak kaydedilmesine dikkat edilmelidir. İşçi kazanın gerçekleştiğini en kısa sürede işverene bildirmelidir; işverenin de olayı ilgili kanun kapsamında 3 iş günü içinde Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirmesi gerekir, aksi halde 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu uyarınca iş kazası bildirmeme cezası uygulanır. S: İş kazası sigortası kapsamında hangi haklar sağlanır? C: İş kazası sigortası kapsamında geçici iş göremezlik ödeneği, sürekli iş göremezlik geliri, ölüm geliri, evlenme ödeneği ve cenaze ödeneği sağlanmaktadır. S: İş kazası nedeniyle hangi davalar açılabilir ve dava açma süresi nedir? C: İşçinin iş kazası sebebiyle yaralanması halinde maddi ve manevi tazminat davası; ölümü halinde ise maddi ve manevi tazminat davası ile destekten yoksun kalma tazminat davası açılabilir. Bu davalar, kazanın gerçekleştiği tarihten itibaren 10 yıl içinde açılabilir. S: İş kazası geçiren işçi işten çıkarılırsa hakları nelerdir? C: İşçinin iş kazası geçirmiş olması, işveren açısından haklı fesih sebebi oluşturmaz. İş görmeye devam edebilecek durumda olmasına rağmen işten çıkarılan işçi, kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanır. --- # Meslek Hastalığı Nedir? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/meslek-hastaligi-nedir/ Güncelleme: 2024-09-23 MESLEK HASTALIĞINDAN KAYNAKLANAN TAZMİNAT DAVASI Meslek Hastalığı Nedir? Meslek hastalığı, sigortalı işçinin çalıştığı işin niteliğinden dolayı, sürekli tekrarlanan sebeplerle veya işin şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal engellilik halleridir. İşçiler, uzun süreler boyu ağır işlerde çalışmaları, sürekli şekilde sabit fiziksel hareketler yapmaları ya da yalnızca işin niteliği gereği bir süre sonra iş şartlarından kötü etkilenerek meslek hastalığına yakalanabilmektedirler. İşçi, meslek hastalığına yakalandıktan sonra maaş ve işgücü kaybı nedeni ile uğramış olduğu zararların giderilmesi için tazminat isteme hakkına sahiptir. Meslek Hastalığının Şartları Nelerdir? - İşçi, sigortalı olarak çalışıyor olmalıdır. - Hastalık, mesleki faaliyet sonucu ortaya çıkmış olmalıdır. - Hastalık, sürekli çalışma sonucu ortaya çıkmış olmalıdır. - İşçinin yakalanmış olduğu hastalık, meslek hastalıkları listesinde yer alıyor olmalıdır. (İşçinin yakalandığı hastalık, meslek hastalığı listesinde yer almıyor olabilir. Bu durumda hastalığın meslek hastalığı olduğu Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu tarafından tespit edilmelidir.) - Hastalık, resmi olarak belirtilen sürelere göre maruz kalma sonucunda ortaya çıkmış olmalıdır. - Hastalık, işçi işten ayrıldıktan sonra ortaya çıkmışsa bile aradan uzun bir süre geçmemiş olmalıdır.   Meslek Hastalıkları Nelerdir? Meslek hastalıkları temel olarak beş ana gruba ayrılmaktadır. A GRUBU B GRUBU C GRUBU D GRUBU E GRUBU Kimyasal maddelerle olan meslek hastalıkları Mesleki cilt hastalıkları Pnömokonyozlar ve diğer mesleki solunum sistemi hastalıkları Mesleki Bulaşıcı Hastalıkları Fiziksel etkenlerle olan meslek hastalıkları   Ayrıntılı olarak meslek hastalıkları listesi Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. Listeye ulaşmak için tıklayınız. Meslek Hastalığı Nasıl Tespit Edilir? Meslek hastalığına maruz kalan işçinin bu hastalık nedeni ile uğramış olduğu güç kaybı ve maluliyet oranının belirlenmesi için meslek hastalığı hastanelerinden doktor raporu alınması gerekmektedir. Öncelikle işveren, meslek hastalığına yakalanan işçinin bu durumunu öğrendiği tarihten itibaren 3 iş günü içinde SGK’ya meslek hastalığı bildiriminde bulunmalıdır. İşveren, kendisine yüklenen yükümlülüğü yerine getirmez, kasten ya da eksik/yanlış bildirimde bulunursa; sigortalıya, kurum tarafından yapılan tüm masraflar ile ödenmişse geçici iş göremezlik ödenekleri işverene rücu edilecektir. Başvuruda bulunulduktan sonra SGK tarafından işçi Meslek Hastalıkları Hastaneleri veya devlet üniversite hastanelerine sevk edilecektir. Burada usulüne uygun olarak düzenlenen sağlık kurumu raporu ve dayanağı tıbbi belgeler incelenerek SGK Sağlık Kurulu tarafından meslek hastalığı ve maluliyet oranı (mesleki güç kayıp oranı) tespit edilmektedir. Hastalığın, meslek hastalığı olup olmadığı ve maluliyet oranına ilişkin SGK Sağlık Kurulu tarafından yapılan tespitlere karşı SGK Yüksek Sağlık Kurulu’na itiraz edilebilmektedir. Özellikle belirtmek isteriz ki düzenlenen raporlar her ne kadar SGK’yı bağlayıcı nitelikte ise de mahkemeler bu rapora bağlı kalmak zorunda değillerdir. Bu nedenle tazminat davası açıldıktan sonra gerekli görülürse işçinin ATK’ya gönderilerek rapor alınması ilgililer tarafından talep edilebilecektir. Hastalık, Meslek Hastalığı Olarak Kabul Edilmiyorsa Ne Yapılabilir? İşçinin başına gelen hastalığın meslek hastalığı olarak kabul edilmediği hallerde İş Mahkemesi’nde meslek hastalığının tespiti davası açılarak, hastalığın meslek hastalığı olduğunun mahkeme tarafından tespit edilmesi istenilmelidir. Bu davada işveren ve SGK’nın mutlaka davalı olarak gösterilmesi gerekmektedir. Meslek Hastalığına Yakalanan İşçinin Hakları Nelerdir? Meslek hastalığına yakalanan işçi somut olayın özelliklerine göre birden fazla hak talep etme imkanına sahiptir. Bunlar: - İşçinin geçici olarak çalışamadığı süreler için geçici iş göremezlik ödeneği alma hakkı vardır. Geçici iş göremezlik ödeneği işçiye, tedavi ve dinlenme süreleri boyunca ödenmeye devam edilecektir. - İşçinin geçirmiş olduğu meslek hastalığı nedeni ile çalışma gücü %10 oranında kaybedilmişse eğer işçi, sürekli iş göremezlik ödeneği alma hakkına sahiptir. Burada işçilerin dikkat etmesi gereken husus, sürekli iş göremezlik ödeneği alınması için işçinin işten ayrılmış olması gerekmemektedir. İşçi çalışırken de kurumdan sürekli iş göremezlik ödeneği alabilmektedir. - Meslek hastalığı neticesinde işçinin vefat etmesi halinde geride bıraktığı eşi, çocukları, anne ve babasına ölüm aylığı bağlanabilmektedir. (Ölen kişinin mirasçılarının kendilerine ölüm aylığı bağlanmasını SGK’dan talep etme hakları bulunmaktadır.) - Meslek hastalığı nedeni ile ölen ve bu sebeple kendisine ölüm aylığı bağlanan kız çocuğunun evlenmesi sonrası ölüm aylığı yardımı kesilmektedir. Bu halde kız çocuğunun, sonlanan ölüm aylığın 2 yıllık toplamı kadar bir defa için evlenme ödeneği alabilme hakkı vardır. - Meslek hastalığı nedeni ile ödenen kişinin eşi, çocukları, anne ve babasına cenaze masrafları için de cenaze ödeneği parası ödenmektedir. - Meslek hastalığına yakalanan işçinin maddi ve manevi tazminat isteme hakkı bulunmaktadır.   Meslek Hastalığı Tazminatları Nelerdir? Meslek hastalığına yakalanan işçinin, işverene karşı maddi ve manevi zararlarının karşılanması için tazminat davası açma hakkı bulunmaktadır. Kişinin yaşamı, sağlığı, ruh ve vücut bütünlüğü bozulması sebebi ile kişinin manevi tazminat isteme hakkı vardır. İşçi, meslek hastalığı nedeni ile sağlığında yaşanan bozulmalar nedeni ile manevi tazminat isteminde bulunabilecektir. Maddi tazminat ise işçinin, çalışma gücünde yaşanan kayıp nedeni ile uğramış olduğu zararların karşılanması amacı ile isteyebileceği tazminat türüdür. Maddi tazminat belirlenirken hastalığın ortaya çıkmasında işçi ve işverenin kusur oranları, işçide meydana gelen maluliyet oranı ve işçinin almakta olduğu son maaş dikkate alınacaktır. Meslek Hastalığı Nedeni İle Ölen İşçinin Yakınları Tazminat Alabilir Mi? Meslek hastalığı nedeni ile ölen işçinin eşi, çocukları, anne ve babası ayrıca ölenin kendisine destekte bulunduğunu ispatlayan herkes destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilecektir. Ölenin kendisine herhangi bir maddi desteği olmamasına rağmen ölümünden üzüntü duyan birinci derece yakınları manevi tazminat davası açabilecektir. Burada dikkat edilmesi gereken husus yaralanma halinde, yaralananın yakınları maddi tazminat talep etme hakkına sahip değillerdir. Yaralanmanın ağır bedensel zarar meydana getirmiş olması durumunda (özellikle uzuv kaybı) yaralananın yakınlarının manevi tazminat isteme hakları olacaktır.   Sizin ya da yakınınızın uğramış olduğu meslek hastalığı nedeni ile tazminat davası açılması ve sürecin yürütülmesi için avukatlık ofisimizle iletişime geçebilirsiniz.  ## Sıkça Sorulan Sorular S: Bir hastalığın meslek hastalığı sayılabilmesi için hangi şartlar aranır? C: İşçinin sigortalı olarak çalışıyor olması, hastalığın mesleki faaliyet ve sürekli çalışma sonucu ortaya çıkmış olması ve işçinin yakalandığı hastalığın meslek hastalıkları listesinde yer alması gerekir. Hastalık listede yer almıyorsa, meslek hastalığı olduğunun Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu tarafından tespit edilmesi gerekir. S: Meslek hastalığı nasıl tespit edilir? C: İşveren, işçinin meslek hastalığına yakalandığını öğrendiği tarihten itibaren 3 iş günü içinde SGK'ya bildirimde bulunmalıdır. Başvuru sonrası işçi Meslek Hastalıkları Hastaneleri veya devlet üniversite hastanelerine sevk edilir; buradaki rapor ve tıbbi belgeler incelenerek SGK Sağlık Kurulu tarafından meslek hastalığı ve maluliyet oranı tespit edilir, bu tespite karşı SGK Yüksek Sağlık Kurulu'na itiraz edilebilir. S: Hastalık meslek hastalığı olarak kabul edilmezse ne yapılabilir? C: Bu durumda iş mahkemesinde meslek hastalığının tespiti davası açılarak, hastalığın meslek hastalığı olduğunun mahkeme tarafından tespit edilmesi istenebilir. Bu davada işveren ve SGK'nın mutlaka davalı olarak gösterilmesi gerekir. S: Meslek hastalığına yakalanan işçinin hangi hakları vardır? C: İşçi, geçici olarak çalışamadığı süreler için geçici iş göremezlik ödeneği alma hakkına sahiptir. Çalışma gücü %10 oranında kaybedilmişse sürekli iş göremezlik ödeneği alınabilir; bu ödeneğin alınması için işçinin işten ayrılmış olması şart değildir, işçi çalışırken de bu ödeneği alabilir. Ayrıca işçinin maddi ve manevi tazminat isteme hakkı da bulunmaktadır. S: Meslek hastalığı nedeniyle işçi vefat ederse yakınları hangi haklara sahip olur? C: Meslek hastalığı sonucu işçinin vefatı hâlinde geride bıraktığı eşi, çocukları, anne ve babasına ölüm aylığı bağlanabilir; ayrıca cenaze masrafları için yakınlarına cenaze ödeneği ödenir. Ölüm aylığı alan kız çocuğunun evlenmesi durumunda aylık kesilir ve kız çocuğu, kesilen ölüm aylığının 2 yıllık toplamı kadar bir defaya mahsus evlenme ödeneği alabilir. S: Meslek hastalığı tazminatı hesaplanırken hangi kriterler dikkate alınır? C: Maddi tazminat belirlenirken hastalığın ortaya çıkmasında işçi ve işverenin kusur oranları, işçide oluşan maluliyet oranı ve işçinin son aldığı maaş dikkate alınır. Ayrıca işçinin sağlığında, ruh ve vücut bütünlüğünde yaşanan bozulmalar nedeniyle manevi tazminat isteme hakkı da bulunmaktadır. S: Meslek hastalığı nedeniyle ölen işçinin yakınları tazminat alabilir mi? C: Ölen işçinin eşi, çocukları, anne ve babası ile ölenin kendilerine destekte bulunduğunu ispatlayan kişiler destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilir. Yaralanma hâlinde ise yaralananın yakınlarının maddi tazminat talep etme hakkı bulunmamakla birlikte, yaralanmanın ağır bedensel zarar (özellikle uzuv kaybı) meydana getirmesi durumunda yakınların manevi tazminat isteme hakkı doğar. --- # Vasi Nasıl Atanır? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/vasi-nasil-atanir/ Güncelleme: 2024-09-21 Vasi Nasıl Atanır? Vesayet Nedir? Vesayet, bazı ergin kişilerin ya da küçüklerin kişisel ve maddi menfaatlerinin korunması amacı ile kanunda düzenlenmiş bir kurumdur. Vasi, vesayet altındaki küçüğün veya kısıtlının kişiliği ve malvarlığı ile ilgili bütün menfaatlerini korumak ve hukukî işlemlerde onu temsil etmekle yükümlüdür. Kanunda vasiyeti gerektirir haller sıralanmıştır. Bunlar: - Yaş küçüklüğü - Kısıtlama (Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı, Savurganlık, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı, kötü yönetim) - Özgürlüğü bağlayıcı ceza - İstek üzerine kişiye vasi atanması halleridir. Hangi Hallerde Vasi Atanır? - Yaş Küçüklüğü: Velâyet altında bulunmayan her küçük vesayet altına alınacaktır. Hukuken 18 yaşından küçük herkesin velayetin altında olması gerekmektedir. - Kısıtlama: - Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı: Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle işlerini göremeyen veya korunması ve bakımı için kendisine sürekli yardım gereken ya da başkalarının güvenliğini tehlikeye sokan her ergin kısıtlanacaktır. - Savurganlık, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı, kötü yönetim: Savurganlığı, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı veya malvarlığını kötü yönetmesi sebebiyle kendisini veya ailesini darlık veya yoksulluğa düşürme tehlikesine yol açan ve bu yüzden devamlı korunmaya ve bakıma muhtaç olan ya da başkalarının güvenliğini tehdit eden her ergin kısıtlanacaktır. - Özgürlüğü Bağlayıcı Ceza: Kesinleşmiş hapis cezasının infazı amacıyla ceza infaz kurumunda bulunan ergin bir kişi, isteği üzerine kısıtlanır veya kendisine kayyım atanır. Toplam beş yıl veya daha fazla kesinleşmiş hapis cezasının infazı amacıyla ceza infaz kurumunda bulunan ergin bir kişi, isteği bulunmasa dahi kişiliğinin veya malvarlığının korunması bakımından gerekli görülmesi hâlinde kısıtlanabilir. Cezayı yerine getirmekle görevli makam hapis cezasının infazına başlandığını derhâl vesayet makamına bildirir. Vesayet makamı karar vermeden önce hükümlüyü dinler. - İstek Üzerine Vasi Atanması: Yaşlılığı, engelliliği, deneyimsizliği veya ağır hastalığı sebebiyle işlerini gerektiği gibi yönetemediğini ispat eden her ergin kısıtlanmasını isteyebilir.   Bir Kişi Nasıl Kısıtlanır? Bir kimse dinlenilmeden savurganlığı, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı, kötü yönetimi veya isteği sebebiyle kısıtlanamaz. Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle kısıtlamaya ancak resmî sağlık kurulu raporu üzerine karar verilebilecektir. Hâkim, karar vermeden önce, kurul raporunu göz önünde tutarak kısıtlanması istenen kişiyi dinleyebilir. Vasi Atanmasında Hangi Mahkeme Görevli ve Yetkilidir? Vesayet davalarında görevli ve yetkili mahkeme küçüğün veya kısıtlının yerleşim yeri Sulh Hukuk Mahkemesi’dir. Vesayet Altındaki Kişinin Yerleşim Yeri Değiştirilebilir Mi? Vesayet makamının izni olmadıkça vesayet altındaki kişi yerleşim yerini değiştiremez. Yerleşim yerinin değişmesi hâlinde yetki, yeni vesayet dairelerine geçer. Burada sıklıkla karşımıza çıkan sorunlardan biri mahkumların ikametgah adresinin neresi olduğu sorusudur. Mahkumların ikametgah adresi bulundukları cezaevidir. Mahkumlar için vesayet davası nerede açılır? dediğimizde yetkiyi belirlerken mahkumun son yerleşim yeri esas alınacaktır. Cezaevindeki hükümlülerin, cezaevine girmeden önceki son adresleri mahkeme kararı ile bile değiştirilememektedir. Kimler Vasi Olarak Atanabilir? Vesayet makamı, bu görevi yapabilecek yetenekte olan bir ergini vasi olarak atar. Haklı sebepler engel olmadıkça, vesayet makamı, vesayet altına alınacak kişinin öncelikle eşini veya yakın hısımlarından birini, vasilik koşullarına sahip olmaları kaydıyla bu göreve atar. Bu atamada yerleşim yerlerinin yakınlığı ve kişisel ilişkiler göz önünde tutulur. Haklı sebepler engel olmadıkça, vasiliğe, vesayet altına alınacak kişinin ya da ana veya babasının gösterdiği kimse atanır. Kimler Vasi Olamaz? -Kısıtlılar, -Kamu hizmetinden yasaklılar veya haysiyetsiz hayat sürenler, -Menfaati kendisine vasi atanacak kişinin menfaati ile önemli ölçüde çatışanlar veya onunla aralarında düşmanlık bulunanlar, -İlgili vesayet daireleri hâkimleri vasi olarak atanamazlar. Vasi Olmak İstemiyorum İtiraz Edebilir Miyim? Aşağıdaki kişiler vasiliği kabul etmeyebilirler: -Altmış yaşını doldurmuş olanlar, -Bedensel engelleri veya sürekli hastalıkları sebebiyle bu görevi güçlükle yapabilecek olanlar, - Dörtten çok çocuğun velisi olanlar, -Üzerinde vasilik görevi olanlar, -Cumhurbaşkanı, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, Cumhurbaşkanı yardımcıları, bakanlar, hâkimlik ve savcılık mesleği mensupları vasilik görevini kabul etmeyebilirler. Vasiliğe atanan kişi, bu durumun kendisine tebliğinden başlayarak on gün içinde vasilikten kaçınma hakkını kullanabilir. İlgili olan herkes, vasinin atandığını öğrendiği günden başlayarak on gün içinde atamanın kanuna aykırı olduğunu ileri sürebilir. Vasi, Vesayeti Altında Bulunan Kişi Adına Her İşlemi Yapabilir Mi? Vasinin yetkilerinin çoğu vesayet makamı yani mahkemeden izin alınmasına bağlı tutulmuştur. Aşağıdaki hâllerde vesayet makamının izni gereklidir: - Taşınmazların alımı, satımı, rehnedilmesi ve bunlar üzerinde başka bir aynî hak kurulması, - Olağan yönetim ve işletme ihtiyaçları dışında kalan taşınır veya diğer hak ve değerlerin alımı, satımı, devri ve rehnedilmesi, - Olağan yönetim sınırlarını aşan yapı işleri, - Ödünç verme ve alma, - Kambiyo taahhüdü altına girme, - Bir yıl veya daha uzun süreli ürün ve üç yıl veya daha uzun süreli taşınmaz kirası sözleşmeleri yapılması, - Vesayet altındaki kişinin bir sanat veya meslekle uğraşması, - Acele hâllerde vasinin geçici önlemler alma yetkisi saklı kalmak üzere, dava açma, sulh olma, tahkim ve konkordato yapılması, - Mal rejimi sözleşmeleri, mirasın paylaştırılması ve miras payının devri sözleşmeleri yapılması, - Borç ödemeden aciz beyanı, - Vesayet altındaki kişi hakkında hayat sigortası yapılması, - Çıraklık sözleşmesi yapılması, - Vesayet altındaki kişinin bir eğitim, bakım veya sağlık kurumuna yerleştirilmesi, - Vesayet altındaki kişinin yerleşim yerinin değiştirilmesi.   Aşağıdaki hallerde vesayet makamının izninden sonra denetim makamının da izni gereklidir: - Vesayet altındaki kişinin evlât edinmesi veya evlât edinilmesi, - Vesayet altındaki kişinin vatandaşlığa girmesi veya çıkması, - Bir işletmenin devralınması veya tasfiyesi, kişisel sorumluluğu gerektiren bir ortaklığa girilmesi veya önemli bir sermaye ile bir şirkete ortak olunması, - Ömür boyu aylık veya gelir bağlama veya ölünceye kadar bakma sözleşmeleri yapılması, - Mirasın kabulü, reddi veya miras sözleşmesi yapılması, - Küçüğün ergin kılınması, - Vesayet altındaki kişi ile vasi arasında sözleşme yapılması.   Vasinin Yaptığı İşlemlere İtiraz Edilebilir Mi? Ayırt etme gücüne sahip olan vesayet altındaki kişi ve her ilgili, vasinin eylem ve işlemlerine karşı vesayet makamına şikâyette bulunabilir. Vesayet makamının kararlarına karşı tebliğ gününden başlayarak on gün içinde denetim makamına itiraz edilebilir. Vesayet Nasıl Sona Erer? - Küçük üzerindeki vesayet, onun ergin olmasıyla kendiliğinden sona erer. - Özgürlüğü bağlayıcı cezaya mahkûmiyet sebebiyle kısıtlı bulunan kişi üzerindeki vesayet, hapis hâlinin hukuka uygun bir şekilde sona ermesiyle kendiliğinden ortadan kalkar. Hapis hâlinin devamı süresince aşağıdaki şartların varlığı hâlinde vesayet sona erdirilebilir:   -Toplam beş yıldan az olan hapis cezasının infazına bağlı olarak verilen kısıtlama kararları bakımından kişinin isteminin bulunması, -Toplam beş yıl veya daha fazla kesinleşmiş hapis cezasının infazına bağlı olarak verilen kısıtlama kararları bakımından kişinin talebi üzerine kişiliğinin veya malvarlığının korunması sebebinin ortadan kalkması. - Diğer kısıtlılar üzerindeki vesayet, yetkili vesayet makamının kararıyla sona erer. Vesayeti gerektiren sebebin ortadan kalkması üzerine vesayet makamı vesayetin sona ermesine karar verir. Kısıtlı ve ilgililerden her biri, vesayetin kaldırılması isteminde bulunabilir. - Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı yüzünden kısıtlanmış olan kişi üzerindeki vesayetin kaldırılmasına, ancak kısıtlama sebebinin ortadan kalkmış olduğunun resmî sağlık kurulu raporu ile belirlenmesi hâlinde karar verilebilir. - Savurganlığı, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı veya malvarlığını kötü yönetmesi sebebiyle kısıtlanmış olan kişinin vesayetin kaldırılmasını isteyebilmesi, en az bir yıldan beri vesayet altına alınmasını gerektiren sebeple ilgili olarak bir şikâyete meydan vermemiş olmasına bağlıdır. - Kendi isteğiyle kısıtlanmış olan kişi üzerindeki vesayetin kaldırılması, kısıtlamayı gerektiren sebebin ortadan kalkmasına bağlıdır.   Vasilik Görevi Nasıl Sona Erer? Vasilik görevi, vasinin fiil ehliyetini yitirmesi veya ölümüyle sona erer. Vasilik görevi, uzatılmadığı takdirde de sürenin dolmasıyla sona erer. Her vasi 2 yıl süre ile görevlendirilir. En fazla 2 yıl daha süre uzatılabilir ve 4 yıla kadar vasilik yapabilecektir. Vasi, görevini ağır surette savsaklar, yetkilerini kötüye kullanır veya güveni sarsıcı davranışlarda bulunur ya da borç ödemede acze düşerse, vesayet makamı tarafından görevden alınır. Ayırt etme gücüne sahip olan vesayet altındaki kişi veya her ilgili, vasinin görevden alınmasını isteyebilir. Görevden alınmayı gerektiren sebebin varlığını başka bir yoldan öğrenen vesayet makamı, vasiyi re'sen görevden almakla yükümlüdür.   Yaş küçüklüğü, hastalık, yaşlılık, cezaevinde hükümlü olma gibi nedenler ile kısıtlanması gereken yakınınız için vasi atanması başvurusunda bulunulması ve sürecin takibi için avukatlık ofisimizle iletişime geçebilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Vesayet nedir ve vasinin görevi nedir? C: Vesayet, bazı ergin kişilerin ya da küçüklerin kişisel ve maddi menfaatlerinin korunması amacıyla kanunda düzenlenmiş bir kurumdur; vasi ise vesayet altındaki küçüğün veya kısıtlının kişiliği ve malvarlığıyla ilgili tüm menfaatlerini korumak ve onu hukuki işlemlerde temsil etmekle yükümlüdür. S: Hangi hallerde bir kişiye vasi atanır? C: Yaş küçüklüğü nedeniyle (velayet altında bulunmayan her küçük vesayet altına alınır), akıl hastalığı veya akıl zayıflığı ya da savurganlık, alkol veya uyuşturucu bağımlılığı, kötü yaşama tarzı veya kötü yönetim nedeniyle kısıtlama, özgürlüğü bağlayıcı ceza infazı nedeniyle kısıtlama ve kişinin yaşlılık, engellilik, deneyimsizlik veya ağır hastalık nedeniyle kendi isteğiyle kısıtlanmayı talep etmesi hallerinde vasi atanabilir. S: Vasi atanması davasında görevli ve yetkili mahkeme neresidir? C: Vesayet davalarında görevli ve yetkili mahkeme, küçüğün veya kısıtlının yerleşim yerindeki Sulh Hukuk Mahkemesi'dir. S: Kimler vasi olarak atanamaz? C: Kısıtlılar, kamu hizmetinden yasaklı olanlar veya haysiyetsiz hayat sürenler, menfaati vesayet altındaki kişiyle önemli ölçüde çatışanlar veya onunla aralarında düşmanlık bulunanlar ile ilgili vesayet daireleri hâkimleri vasi olarak atanamaz. S: Vasi olarak atanan kişi bu görevi reddedebilir mi? C: Altmış yaşını doldurmuş olanlar, bedensel engelleri veya sürekli hastalıkları nedeniyle görevi güçlükle yapabilecek olanlar, dörtten çok çocuğun velisi olanlar, üzerinde zaten vasilik görevi bulunanlar ve bazı üst düzey görevliler vasiliği kabul etmeyebilir; vasiliğe atanan kişi bu durumun kendisine tebliğinden itibaren on gün içinde vasilikten kaçınma hakkını kullanabilir. S: Vasilik görevi ne zaman sona erer? C: Vasilik görevi, vasinin fiil ehliyetini yitirmesi veya ölümüyle; süresi uzatılmadığı takdirde görev süresinin dolmasıyla ya da vasinin görevini ağır surette savsaklaması, yetkilerini kötüye kullanması veya güveni sarsıcı davranışlarda bulunması hâlinde vesayet makamınca görevden alınmasıyla sona erer; her vasi iki yıl süreyle görevlendirilir ve bu süre en fazla iki yıl daha uzatılarak toplamda dört yıla kadar çıkabilir. --- # Miras Nasıl Reddedilir? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/miras-nasil-reddedilir/ Güncelleme: 2024-09-20 Miras Nasıl Reddedilir? Mirasın Reddi Nedir ve Sonuçları Nelerdir? Bir kimse vefat ettiğinde geride kalan mirasçıları kimi zaman çeşitli nedenlerle mirası reddetmek isteyebilmektedirler. Mirası reddetmek isteyen mirasçılar ne yapmalıdır? Miras nasıl reddedilir? sorularının cevaplarını en kısa ve açıklayıcı şekilde bu yazımızda sizlere anlatıyoruz. Miras Nasıl Reddedilir? Mirasbırakan kişinin ölümü ile birlikte tüm miras kendiliğinden mirasçılara geçmektedir. Yasal (eş, çocuklar, vb.) veya atanmış mirasçıların (vasiyetname vb. suretle mirasçı olarak belirlenen kimseler) mirası reddetme hakları bulunmaktadır. Miras Ne Kadar Sürede Reddedilebilir? Miras, 3 ay içinde reddedilebilecektir. 3 aylık ret süresi ne zaman başlar? diyorsanız eğer bu süre: - Yasal mirasçılar için (mirasçı olduklarını daha sonra öğrendikleri ispat edilmedikçe) mirasbırakanın ölümünü öğrendikleri, - Vasiyetname ile atanmış mirasçılar için mirasbırakanın tasarrufunun kendilerine resmen bildirildiği tarihten işlemeye başlayacaktır. Mirasın Reddi Nasıl Yapılır? Mirası reddetmek isteyen mirasçı, sözlü veya yazılı şekilde miras ret beyanını mahkemeye sunmalıdır. Mirasçı, mirasın tümünü açık, kayıtsız ve şartsız şekilde reddetmelidir. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli unsur kısmi ya da şart koşmak suretiyle mirasın reddi beyanının yapılması halinde mirasın tamamen kabul etmiş sayılacağıdır. Mirasın Reddi Hangi Mahkemeye Yapılır? Mirasın reddi, mirasbırakanın son yerleşim yeri Sulh Hukuk Mahkemesi’ne yapılmalıdır. Mirasın Reddi Geri Alınabilir Mi? Mirası reddettim ama geri almak istiyorum diyorsanız eğer miras reddi beyanınız usulüne uygun şekilde yerine getirildiyse bundan dönmeniz mümkün olmayacaktır. Yalnızca yanılma, aldatma veya hile sonucu mirası reddettiğinizi iddia ediyorsanız bunun için iptal davası açma hakkınız bulunduğunu belirtmek isteriz. Kimler Mirası Reddedemez? - Yasal süre içinde mirası reddetmeyen mirasçılar, - Ret süresi sona ermeden mirasçı olarak tereke işlemlerine karışan, terekenin olağan yönetimi niteliğinde olmayan veya mirasbırakanın işlerinin yürütülmesi için gerekli olanın dışında işler yapan ya da tereke mallarını gizleyen veya kendisine maleden mirasçılar, mirası reddedemeyeceklerdir. Mirası Reddettim, Miras Artık Çocuklarıma Mı Geçti? Yasal mirasçılardan biri mirası reddederse onun payı, kendisi sağ değilmiş gibi hak sahiplerine geçecektir. Mirası reddeden kişinin eğer altsoyu yani çocukları varsa artık miras payı çocuklarına kalacaktır. Mirasçıların Tamamı Mirası Reddederse Ne Olur? En yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddolunan miras, sulh mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edilir. Tasfiye sonunda arta kalan değerler, mirası reddetmemişler gibi hak sahiplerine verilir. Tüm mirasçıların değil yalnızca altsoyun tamamının mirası reddetmesi hâlinde, bunların payı sağ kalan eşe geçecektir. Mirasbırakan Borca Batıksa Miras Nasıl Reddedilir? Hükmen Ret Nedir? Ölümü tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılacaktır. Bu durumda herhangi bir miras reddi süresi öngörülmemiş, mirasçıların kendiliğinden mirası reddettikleri kabul edilmiştir. Mirasın Reddinin Sonuçları Nelerdir? Mirasın reddi ile mirasçı, mirasbırakanın hem borçlarını hem de alacaklarını istemediğini beyan eder. Mirasçılık sıfatı geçmişe etkili olarak ortadan kalkar. Miras, mirası reddetmiş mirasçı sanki mirasbırakandan önce ölmüş gibi paylaştırılır. Mirası reddeden kişinin eğer altsoyu varsa miras payı altsoyuna geçecektir. Eğer mirası reddeden kişinin altsoyu yoksa reddeden kişi ile aynı konumdaki mirasçıların miras payları artmış olacaktır.   Miras hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıkların çözümü, vasiyetname yapılması, mirasçılık belgesi alınması, mirasın reddi beyanında bulunulması aşamalarının tümünde danışmanlık almak için avukatlık ofisimizle iletişime geçebilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Miras ne kadar süre içinde reddedilebilir? C: Miras, 3 ay içinde reddedilebilir. Bu süre yasal mirasçılar için mirasbırakanın ölümünü öğrendikleri tarihten, vasiyetname ile atanmış mirasçılar için ise mirasbırakanın tasarrufunun kendilerine resmen bildirildiği tarihten itibaren işlemeye başlar. S: Mirasın reddi nasıl yapılır? C: Mirası reddetmek isteyen mirasçı, sözlü veya yazılı şekilde miras ret beyanını mirasbırakanın son yerleşim yeri Sulh Hukuk Mahkemesi'ne sunmalıdır. Mirasçı, mirasın tamamını açık, kayıtsız ve şartsız şekilde reddetmelidir; kısmi ya da şart koşularak yapılan ret beyanı, mirasın tamamen kabul edilmiş sayılmasına yol açar. S: Mirası reddettikten sonra bu karardan vazgeçilebilir mi? C: Usulüne uygun şekilde yapılmış bir miras reddi beyanından dönmek mümkün değildir. Ancak mirası yanılma, aldatma veya hile sonucu reddettiğini iddia eden kişinin bunun için iptal davası açma hakkı bulunmaktadır. S: Mirasçı mirası reddederse payı kime geçer? C: Yasal mirasçılardan biri mirası reddederse, onun payı sanki kendisi mirasbırakandan önce ölmüş gibi diğer hak sahiplerine geçer. Reddeden kişinin altsoyu yani çocukları varsa, miras payı bu çocuklara kalır. S: Mirasçıların tamamı mirası reddederse ne olur? C: En yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddedilen miras, sulh mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edilir; tasfiye sonunda arta kalan değerler, sanki miras reddedilmemiş gibi hak sahiplerine verilir. Yalnızca altsoyun tamamının mirası reddetmesi hâlinde ise bunların payı sağ kalan eşe geçer. S: Mirasbırakan borca batıksa miras nasıl reddedilmiş sayılır? C: Mirasbırakanın ölümü tarihinde ödemeden aczinin açıkça belli veya resmen tespit edilmiş olması hâlinde, herhangi bir başvuru yapılmasına gerek kalmadan miras reddedilmiş sayılır. Bu duruma hükmen ret denir ve bu durumda ayrıca bir ret süresi öngörülmemiştir. S: Mirasın reddinin sonuçları nelerdir? C: Mirasın reddi ile mirasçı, mirasbırakanın hem borçlarını hem alacaklarını istemediğini beyan etmiş olur ve mirasçılık sıfatı geçmişe etkili olarak ortadan kalkar. Miras, reddeden mirasçı sanki mirasbırakandan önce ölmüş gibi paylaştırılır; reddeden kişinin altsoyu varsa pay altsoya, altsoyu yoksa aynı konumdaki diğer mirasçılara geçer. --- # Kentsel Dönüşüm Avukatı Gerekli Mi? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/kentsel-donusum-avukati-gerekli-mi/ Güncelleme: 2024-09-18 Kısa cevap: Kentsel dönüşüm süreci 6306 sayılı Kanun'a göre yürür. Riskli yapı raporu için maliklerden birinin tek başına başvurusu yeterlidir; rapora itiraz süresi 15 gündür. Tespit kesinleştiğinde taşınmazın 60 gün içinde boşaltılması gerekir. ## Kentsel Dönüşüm Nedir? Kentsel Dönüşüm Avukatı Gerekli Mi?  İstanbul başta olmak üzere ne yazık ki ülkemiz deprem kuşağında yer aldığından belli bir yaşı geçen tüm binaların yenilenmesi, değişen deprem yönetmeliğine uygun şekilde yeniden inşa edilerek güvenli bir yaşam alanı olması amacı ile kentsel dönüşüm adı altında büyük çaplı bir yapı anlamında yenilenme sürecine girilmiştir. Deprem konusunda dayanaksız ve hukuken riskli yapı olarak nitelendirilen binaların bir an evvel dönüştürülmesi amacı ile 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun yayımlanmış; tüm kentsel dönüşüm süreci ilgili kanunda düzenlenmiştir. ## Kentsel Dönüşüm Avukatı Gerekli Mi? Kentsel Dönüşüm Avukatı Ne Yapar? Sıklıkla karşılaştığımız sorulardan biri “Sahip olduğumuz ev kentsel dönüşüm nedeni ile yıkılacak bu konu ile ilgili avukata başvurmalı mıyız?” şeklindedir. İnsanlar, kentsel dönüşüm sürecinde yürütülecek olan prosedürler hakkında bilgi sahibi olmadıklarından hukuki yardım alıp almama noktasında da tereddüt edebileceklerdir. Kentsel dönüşüm, İstanbul ve diğer büyük şehirlerimizde hız kazanarak ilerleyen bir şehircilik açısından yenilenme projesidir. Bir binanın kentsel dönüşüm sürecine girmesi için gerekli başvuruların yapılması, riskli yapı raporunun alınması, arsa sahipleri ve müteahhit arasındaki görüşmelerin gerçekleştirilmesi, Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi ve Teknik Şartname’nin incelenerek müteahhit ve arsa sahipleri arasındaki tüm müzakere süreçlerinin yönetilmesi, arsa sahipleri adına toplantılara katılım ve toplantının yürütülmesi, karar ve toplantı tutanaklarının tutulması başta olmak üzere süreç boyunca yaşanacak ve meydana gelebilecek tüm hukuki konularla ilgili arsa sahiplerine hukuki destek sağlamak kentsel dönüşüm avukatının görevleridir. Avukatlık ofisimizde başta Anadolu Yakası olmak üzere birçok konumda gerçekleştirilen kentsel dönüşüm projelerine danışmanlık verilmiştir. Alanında tecrübeli gayrimenkul avukatlarımız tarafından süreç başından sonuna kadar takip edilmiş, gerek arsa sahipleri gerek müteahhit tarafında yer alınarak her iki tarafında da haklarını korur takipler ve denetlemeler yapılmıştır. ## Kentsel Dönüşüm Aşamaları Nelerdir? Kentsel dönüşüme başlanılabilmesi için öncelikle Riskli Yapı Tespit Raporu’nun alınması gerekmektedir. ## Maliklerden Yalnızca Biri Riskli Yapı Raporu Alabilir Mi? Riskli yapı raporunun alınabilmesi için maliklerden yalnızca birinin tek başına başvuruda bulunması yeterlidir. ## Riskli Yapı Raporu Nereden Alınır? Çevre ve Şehircilik Bakanlığı riskli yapı tespit kuruluşlarını yayınlamıştır. Bu ilgili kuruluşlardan herhangi birine başvuruda bulunarak riskli yapı raporu alınabilmektedir. Riskli yapı raporu için ilgili kuruma yapılan başvuru sonrasında binadan bir örnek alınarak binanın riskli yapı olup olmadığına ilişkin değerlendirme yapılır. Değerlendirme sonucunda binanın riskli yapı olduğu tespit edilirse bu durum Bakanlığa bildirilir ve Bakanlık akabinde ilgili tapu müdürlüğüne bildirimde bulunur, ilgili taşınmaz tapuda riskli olarak şerh ettirilir. Riskli Yapı Tespitine İlişkin Rapora İtiraz Edilebilir Mi? Tapu Müdürlüğü, taşınmazın riskli olduğuna ilişkin tüm maliklere durumu tebliğ edecektir. İlgili tebligat eline ulaşan her malikin riskli yapı tespitine itiraz etme hakkı olacaktır. İtiraz süresi ise 15 gündür. ## Kentsel Dönüşüme Giden Evi Ne Zaman Boşaltmamız Gerekir? Rapora itiraz edilmezse eğer taşınmazın riskli yapı olduğu kesinleşecektir. Kesinleşme ile beraber tapular, arsa tapusuna dönüşecek ve maliklerin 60 gün içerisinde taşınmazı boşaltmaları gerekecektir. Eğer bu sürede yıkım gerçekleşmezse otuz günden az olmamak üzere ek süre de verilebilecektir. Riskli olduğu tespit edilen yapıda yıkım süreci İdare tarafından yapı üzerindeki maliklere yapılacak tebligat ile başlayacaktır. Taşınmazda kiracı olarak bulunan kişilere ise maliklerin bildirim yapması gerekmektedir. ## Kentsel Dönüşüm Sürecinde Avukatın Denetlediği ve İncelediği Sözleşmeler Nelerdir? Kentsel dönüşüm kapsamına giren binanın malikleri 2/3 çoğunluk ile kendi aralarında Ortak Karar Sözleşmesi yaparak binalarını nasıl ve hangi şartlar ile hangi müteahhite yaptıracaklarına ilişkin karar almaktadırlar. Bu Ortak Karar Sözleşmesi maliklerin kendi aralarında 2/3 çoğunluğu sağlamak sureti ile yaptıkları, kentsel dönüşüm sürecini ana hatları ile tanımlayan sözleşmedir. Bu sözleşmenin yanı sıra bir de Ortak Karar Sözleşmesi ile seçilen müteahhit ve malikler arasında imzalanacak olan Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi ve binada kullanılacak olan iç ve dış inşaat malzemeleri gibi ayrıntıların yer aldığı Teknik Şartname yapılacaktır. Ortak Karar Sözleşmesi’nin hazırlanması, sözleşmenin yapım aşamasında malikler arasında gerçekleştirilecek tüm toplantıların yönetimi ve tutanak altına alınması; vekalet ilişkisi kurulan gayrimenkul avukatının görevini oluşturmaktadır. Ortak Karar Sözleşmesi, gayrimenkul avukatı tarafından hazırlanıp malikler tarafından imzalandıktan sonra ise seçilmiş ve anlaşılmış olan müteahhit ile müzakereler başlayacaktır. Mal sahiplerini vekaleten hizmet almakta oldukları avukat ile müteahhit ve avukatı arasında toplantılar yapılacak, mal sahiplerinin istek ve arzuları doğrultusunda her iki tarafın da haklarını koruyacak şekilde Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi ve Teknik Şartname hazırlanacaktır. Kentsel dönüşüm sürecinde gerçekleştirilen tüm toplantılara katılım ve sözleşmelerin hazırlanması aşamaları avukatlık ofisimizin uzman gayrimenkul avukatları tarafından gerçekleştirilmektedir. ## Kentsel Dönüşüm Kararına Katılmayan Malikler İle İlgili Ne Yapılabilir? Kentsel dönüşüm sürecinin tamamlanabilmesi için kentsel dönüşüm kararına katılmayan maliklerin arsa paylarının satılması gerekecektir. Kentsel dönüşüm kararına katılmayan maliklerin arsa paylarının satılması için gerekli şartlar şunlardır: - Riskli yapı tespiti yapılmış olmalıdır. - Maliklerin 2/3 çoğunluk ile anlaşma sağlamış olması gerekmektedir. - Pay satışına esas olacak olan rayiç bedel tespiti yapılmış olmalıdır. - Pay satış kararı, kentsel dönüşüm kararına katılmayan maliklere tebliğ edilmelidir. - Pay satışında yetkili olan Müdürlük ya da Belediye’ye başvuruda bulunulmalıdır. Yapılan başvuru sonrasında ilgili idare satış işlemlerini gerçekleştirecektir. ## Payları Satılan Malikler Satışa İtiraz Edebilirler Mi? Kentsel dönüşüm sürecinde alınan tüm kararlar idari dava niteliğinde olduğundan, payları satılan maliklere ilgili idari işlemin kendilerine tebliğinden başlayarak 30 gün içerisinde idari dava açma hakkına sahiptir. Payları satışa çıkarılan malikler kendilerine usulüne uygun tebligat yapılmadığı, paylarına ilişkin rayiç bedellerin düşük belirlendiği vb. nedenlere dayanarak itiraz edebileceklerdir.   Koza Avukatlık ve Danışmanlık olarak uzman gayrimenkul avukatı ve kentsel dönüşüm avukatı kadrosu ile gerek maliklere gerekse müteahhitlere kentsel dönüşüm sürecinde riskli yapı raporu alınması, ilgili sözleşmelerin hazırlanması, taraflar arasındaki müzakerelerin yapılması gibi gerekli tüm hukuki hizmet ve danışmanlık verilmektedir. İstanbul kentsel dönüşüm avukatı, İstanbul gayrimenkul avukatı olarak Kartal’da hizmet verdiğimiz ofisimizden danışmanlık almak için ve tüm gayrimenkul sorunlarınızla ilgili iletişime geçebilirsiniz.     ## Sıkça Sorulan Sorular S: Riskli yapı raporunu maliklerden yalnızca biri alabilir mi? C: Evet. Riskli yapı raporunun alınabilmesi için maliklerden yalnızca birinin tek başına başvuruda bulunması yeterlidir. S: Riskli yapı raporu nereden alınır? C: Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın yayımladığı riskli yapı tespit kuruluşlarından herhangi birine başvurularak alınır. Bina riskli bulunursa durum Bakanlığa, oradan da tapu müdürlüğüne bildirilir ve taşınmaz tapuda riskli olarak şerh edilir. S: Riskli yapı tespitine itiraz süresi ne kadar? C: Tebligatı alan her malikin itiraz hakkı vardır. İtiraz süresi 15 gündür. S: Kentsel dönüşüme giren evi ne zaman boşaltmak gerekir? C: Riskli yapı tespiti kesinleştiğinde tapular arsa tapusuna dönüşür ve maliklerin 60 gün içinde taşınmazı boşaltması gerekir. Bu sürede yıkım gerçekleşmezse otuz günden az olmamak üzere ek süre verilebilir. S: Kentsel dönüşümde hangi sözleşmeler imzalanır? C: Malikler 2/3 çoğunlukla kendi aralarında Ortak Karar Sözleşmesi yapar. Ardından seçilen müteahhit ile malikler arasında Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi ve kullanılacak malzemelerin yer aldığı Teknik Şartname düzenlenir. S: Kentsel dönüşüm kararına katılmayan malikler için ne yapılır? C: Katılmayan maliklerin arsa payları satılır. Bunun için riskli yapı tespitinin yapılmış, 2/3 çoğunlukla anlaşma sağlanmış, rayiç bedel tespitinin yapılmış ve pay satış kararının ilgililere tebliğ edilmiş olması gerekir; ardından yetkili müdürlüğe ya da belediyeye başvurulur. S: Payı satılan malik satışa itiraz edebilir mi? C: Evet. Kentsel dönüşüm sürecindeki kararlar idari işlem niteliğinde olduğundan, payı satılan malikler işlemin tebliğinden itibaren 30 gün içinde idari dava açabilir. --- # Yeni Ev Aldım Kiracıyı Nasıl Çıkarabilirim? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/yeni-ev-aldim-kiraciyi-nasil-cikarabilirim/ Güncelleme: 2024-09-17 Yeni Ev Aldım Kiracıyı Nasıl Çıkarabilirim? Yeni ev aldım ama içinde kiracı var, kiracıyı nasıl çıkarabilirim? diyorsanız eğer yeni malikin ihtiyacı nedeni ile tahliye davası açma hakkınız bulunduğunu söylemek isteriz. Türk Borçlar Kanunu 351.maddesi ile yeni malikin gereksinimi nedeni ile tahliye davası açabileceği hüküm altına alınmıştır. Kiralananı sonradan satın alan kişi, taşınmaz içerisinde kiracı bulunduğunda mevcut eski ev sahibi ile kiracı arasında imzalanmış kira sözleşmesinin yeni tarafı haline gelir ve mevcut kira sözleşmesi ile bağlı olur. Yalnızca evin satın alınması ile kiracının, kira sözleşmesi feshedilemeyecektir. Kiralananı sonradan satın alan kişi eğer taşınmazı kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu veya bakmakla yükümlü olduğu diğer kişiler için konut olarak kullanmak amacı ile edinmişse taşınmazı satın aldıktan sonraki 1 ay içerisinde ihtar çekerek kiracıya ilgili durumu bildirmek ve en az 6 ay olmak üzere süre vermek zorundadır. Kiracıya çekilmesi gereken ihtarnamede dikkat edilmesi gereken en önemli nokta ihtarnamenin 1 ay içerisinde çekilmesi ve kiracının eline ulaşması gerektiğidir. Burada ihtarnamenin çekildiği tarih değil kiracıya ulaştığı tarih mahkeme tarafından dikkate alınacaktır. Yeni malik, İhtarname ile kiracıya verilen 6 aylık sürenin sonunda gereksinim nedeni ile tahliye davası açarak kira sözleşmesini sona erdirebilecektir. Yeni ev sahibi dilerse sözleşmeyi sona erdirme hakkını, sözleşme süresinin bitiminden başlayarak 1 ay içerisinde açacağı dava yolu ile de kullanabilecektir. Burada dikkat edilmesi gereken mevcut kira sözleşmesinin yenilenme tarihinden itibaren 1 aylık süre içerisinde davanın açılmasıdır. Hak kaybına uğramadan kiracıyı evinizden çıkarmak, mevcut kira ilişkisini sona erdirmek ve kira hukukuna ilişkin her türlü soru ve sorununuzla ilgili avukatlık ofisimizle iletişime geçebilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Yeni ev aldım, içinde kiracı var; hemen çıkarabilir miyim? C: Hayır, sadece evi satın almış olmak kiracının kira sözleşmesini sona erdirmek için yeterli değildir; kiralananı sonradan satın alan kişi mevcut kira sözleşmesinin yeni tarafı hâline gelir ve bu sözleşmeyle bağlı kalır, ancak yeni malikin gereksinimi nedeniyle tahliye davası açma hakkı bulunur. S: Yeni malikin gereksinimi nedeniyle tahliye davası hangi kanuna dayanır? C: Türk Borçlar Kanunu'nun 351. maddesi, kiralananı sonradan satın alan yeni malikin, kendi gereksinimi nedeniyle tahliye davası açabileceğini hükme bağlamaktadır. S: Yeni malik hangi kişiler için ihtiyaç iddiasında bulunabilir? C: Yeni malik, taşınmazı kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu veya bakmakla yükümlü olduğu diğer kişiler için konut olarak kullanmak amacıyla edinmişse ihtiyaç nedeniyle tahliye davası açabilir. S: İhtarname ne zaman ve nasıl çekilmelidir? C: Yeni malik, taşınmazı satın aldıktan sonraki 1 ay içinde kiracıya ihtar çekerek ihtiyaç durumunu bildirmeli ve en az 6 ay olacak şekilde süre vermelidir; burada önemli olan ihtarnamenin çekildiği tarih değil, kiracının eline ulaştığı tarihtir. S: Tahliye davası ne zaman açılabilir? C: Yeni malik, ihtarname ile kiracıya verilen 6 aylık sürenin sonunda ihtiyaç nedeniyle tahliye davası açabilir; dilerse bu hakkını, mevcut kira sözleşmesinin yenilenme tarihinden başlayarak 1 ay içinde açacağı dava yoluyla da kullanabilir. --- # Kıdem Tazminatımı Nasıl Alabilirim? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/kidem-tazminatimi-nasil-alabilirim/ Güncelleme: 2024-09-16 Kıdem tazminatı; iş sözleşmesi belirli sebeplerle sona eren işçinin, iş yerinde çalıştığı süre boyunca kazandığı kıdemin karşılığı olarak işveren tarafından yapılan toplu ödemedir. İşçinin kıdem tazminatına hak kazanabilmesi için öncelikle 4857 sayılı İş Kanunu’nun tanımladığı işçi vasfına uygun olması ve işçinin iş sözleşmesini kanunda belirtilen haklı nedenlerle feshetmesi veya işverenin işçiyi haksız nedenle işten çıkarması gerekmektedir. Kıdem Tazminatı Almanın Şartları Nelerdir? İşçinin kıdem tazminatına hak kazanabilmesi için; - 4857 Sayılı İş Kanunu’na göre işçi olması - İş sözleşmesinin belirsiz süreli olması - Kesintisiz en az 1 yıl çalışmış olması - İşçinin iş sözleşmesini haklı nedenle feshetmesi veya işverenin iş sözleşmesini haksız nedenle feshetmesi durumunda işçi kıdem tazminatı alabilecektir. Kıdem Tazminatı Nasıl Hesaplanır? Kıdem tazminatı, çalışanın iş yerinde çalıştığı her bir yıl süresi ile son aldığı giydirilmiş brüt maaşın çarpılması ile belirlenmektedir. Kıdem tazminatı hesaplamasında işçinin brüt ücreti üzerinden hesaplama yapılmakta, net ücret ücret dikkate alınmamaktadır. Hesaplamada sigorta primi, sendika aidatı, vergi gibi kesintiler öncesindeki brüt ücret esas alınır. Bunun yanı sıra, çalışanın son aldığı brüt ücret ile birlikte; yemek parası, yol parası, ikramiye, prim gibi yan hak ödemeleri de tazminat hesabına dahil edilir. Özetle ifade etmek gerekirse, kıdem tazminatı, 30 günlük giydirilmiş brüt ücretin işçinin çalıştığı yıl sayısının çarpılması ile belirlenmektedir. Kıdem Tazminatı Tavan Ücreti Nedir? Kıdem tazminatının tavanı, her yıl belirlenen bir üst sınırla kısıtlanmıştır. Bu tavan miktar, çalışanların yüksek ücret alması durumunda dahi kıdem tazminatının belirli bir sınırı aşmasını önler. 2024 yılı 2. dönemi (01.07.2024 – 31.12.2024) için kıdem tazminatı tavanı 41.828,39-TL olarak belirlenmiştir. Örneğin; 10 yıl çalışan bir işçinin 30 günlük brüt ücretinin 20.002,50-TL olması durumunda 198.561,00-TL, brüt ücretinin 45.000,00-TL olması durumunda brüt ücret kıdem tazminatı tavanının üstünde olduğundan hesaplamada kıdem tazminatı tavanı dikkate alınarak 418.400,39-TL olacaktır. Kıdem tazminatı dahil olmak üzere işçilik alacaklarınızın hak kaybına uğramadan alınması için avukatlık ofisimizle iletişime geçebilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Kıdem tazminatı almanın şartları nelerdir? C: İşçinin kıdem tazminatına hak kazanabilmesi için 4857 sayılı İş Kanunu'na göre işçi sayılması, iş sözleşmesinin belirsiz süreli olması ve aynı işyerinde kesintisiz en az 1 yıl çalışmış olması gerekir. Bunun yanında işçinin iş sözleşmesini haklı nedenle feshetmesi ya da işverenin sözleşmeyi haksız nedenle feshetmesi hâlinde kıdem tazminatı hakkı doğar. S: Kıdem tazminatı nasıl hesaplanır? C: Kıdem tazminatı, çalışanın işyerinde çalıştığı her bir yıl ile son aldığı giydirilmiş brüt maaşın çarpılması suretiyle hesaplanır. Hesaplamada net ücret değil, sigorta primi, sendika aidatı ve vergi gibi kesintiler öncesindeki brüt ücret esas alınır. S: Kıdem tazminatı hesaplamasına hangi ödemeler dahil edilir? C: Çalışanın son aldığı brüt ücretin yanı sıra yemek parası, yol parası, ikramiye ve prim gibi yan hak ödemeleri de kıdem tazminatı hesabına dahil edilir; bu şekilde oluşan tutara giydirilmiş brüt ücret denir. S: Kıdem tazminatı tavanı nedir? C: Kıdem tazminatı tavanı, her yıl belirlenen bir üst sınırdır ve çalışanların yüksek ücret alması durumunda dahi kıdem tazminatının bu sınırı aşmasını engeller. Örneğin 2024 yılının ikinci dönemi (01.07.2024-31.12.2024) için kıdem tazminatı tavanı 41.828,39 TL olarak belirlenmiştir. --- # İcra Dosyası Nasıl Kapatılır? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/icra-dosyasi-nasil-kapatilir/ Güncelleme: 2024-09-09 Kısa cevap: İcra dosyasının kapatılması için asıl borcun tüm ferileriyle birlikte ve harçları eksiksiz olarak ödenmesi gerekir. İcra müdürlüklerinde kısmi ödeme mümkün olmadığından hacizlerin kaldırılabilmesi de dosya borcunun tamamının ödenmesine bağlıdır. Ödeme doğrudan icra müdürlüğünün banka hesabına ya da alacaklı vekilinin hesabına yapılabilir. Doğrudan icra müdürlüğüne ödendiğinde dosya birkaç gün içinde kapanır; alacaklı vekiline ödendiğinde vekilin haricen tahsil bildirimi beklenir. ## İCRA DOSYASI NASIL KAPATILIR? İcra dosyası nasıl kapatılır ile alakalı öncelikle İcra takibinden bahsedelim. İcra takibi, alacaklı tarafın borçludan alacağını tahsil etmek için başvurduğu hukuki bir yoldur. İcra takip işlemi ilamlı ve ilamsız olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. İlamlı icra takibi, mahkeme kararının gereğinin yerine getirilmesi için başvurulan bir icra yoludur. İlamsız icra takibi ise, mahkeme kararı olmaksızın alacaklının borçludan alacağını tahsil etmek için başvurduğu bir takip yoludur. İlamsız icra takibi; genel haciz yolu, kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ve kiralanan taşınmazların tahliyesi olmak üzere üçe ayrılır. ## ADIMA İLAMSIZ İCRA TAKİBİ BAŞLATILMIŞ, NE YAPACAĞIM? İcra takibi başlatıldıktan sonra borçlu tarafa ödeme emri gönderilir ve borçluya takibe itiraz etmesi için ödeme emrinin tebliğinden itibaren geçerli olmak koşuluyla 7 günlük süre verilir. Borçlu bu süre içerisinde ya dosya borcunu ya da icra takibine itiraz eder. Borçlu bu süre içerisinde takibe itiraz etmez ve dosya borcunu ödemez ise dosya kesinleşir ve alacaklı tarafın haciz hakkı doğar. Borçlu icra takibine itiraz eder ise icra takibi durur ve itirazın kaldırılması için alacaklı tarafın mahkemeye başvurması gerekir. ## İCRA DOSYA BORCUM SEBEBİYLE EVİME, ARACIMA, MAAŞIMA HACİZ KONULMUŞ, HACİZLERİ NASIL KALDIRABİLİRİM? Borçlu olarak yer aldığınız icra dosyasında dosya borcu sebebiyle evinize, aracınıza veya maaşınıza haciz konulmuşsa söz konusu hacizlerin kaldırılabilmesi için dosya borcunun ödenmesi gerekmektedir. İcra müdürlüklerinde kısmı ödeme mümkün olmadığından hacizlerin kaldırılabilmesi için dosya borcunun tamamının ödenmesi gerekmektedir. ## DOSYA BORCUNU KAPATMAK İÇİN ÖDEMEYİ NEREYE YAPACAĞIM? İcra dosyası nasıl kapatılır, alacaklı vekilinin iban hesabına veya ilgili icra müdürlüğünün banka hesabına yatırılabilir. Banka aracılığıyla yapılacak ödemelerde açıklama kısmına borçlunun isim ve soy ismi ile ilgili icra müdürlüğü ve dosya numarası yazılmalı, dosya borcu ödemesi şeklinde de belirtilmelidir. ## ÖDEME YAPTIKTAN SONRA DOSYA NE ZAMAN KAPANIR? Borçlu, dosya borcunu doğrudan icra müdürlüğüne öderse icra dosyası birkaç gün içerisinde kapanacaktır. Ancak burada dikkat edilmesi gereken husus icra dosyasının asıl borcu tüm ferileri ile birlikte ödenmeli ve bütün harçların yatırılması gerekmektedir. Aksi halde eksik harç bulunması durumunda dosya borcu kapanmayacaktır. Dosya borcu alacaklı vekiline ödendiği taktirde ise, vekil ilgili icra müdürlüğüne dosya borcunun ödendiğine ilişkin haricen tahsil bildiriminde bulunacak ve dosya birkaç gün içerisinde kapanacaktır. ## KAPANAN DOSYA TEKRAR AÇILIR MI? İcra dosya borcu ilgili icra müdürlüğüne asıl borcun tüm ferileriyle birlikte, harçları da eksiksiz şekilde ödenerek kapatılmışsa tekrar açılmaz. Yine alacaklı vekiline dosya borcun tamamının ödenmiş ve vekil tarafından haricen tahsil bildiriminde bulunarak dosya kapatılmışsa tekrar açılmaz. Tekrar açılabilen dosyalar yalnızca takipsizlik sebebiyle düşen icra takipleridir. İcra dosyasına konu olan borcun zamanaşımına uğraması nedeni ile kapanmışsa zamanaşımı incelemesinin sonucuna göre tekrar açılma ihtimali vardır. Yine alacaklı tarafından haciz talebi yasal süre içerisinde yapılmamış veya bu süre içerisinde geri alındıktan sonra yenilenmemesi nedeni ile kapanmışsa alacaklının dosyanın yenilenmesi talebi ve ilgili harcı ödemesi ile tekrar açılabilecektir. Adınıza açılmış borçlu olarak yer aldığınız icra dosyanız varsa ya da takibe geçilmesi gereken bir alacağınız söz konusuysa hukuki sürecin hak kaybına uğramayacağınız şekilde yürütülmesi için avukatlık ofisimizle iletişime geçebilirsiniz.  ## Sıkça Sorulan Sorular S: İcra dosyası kaç günde kapanır? C: Borç doğrudan icra müdürlüğüne ödendiğinde dosya birkaç gün içinde kapanır. Ödeme alacaklı vekiline yapıldıysa vekilin icra müdürlüğüne haricen tahsil bildirimi yapması gerekir; dosya yine birkaç gün içinde kapanır. S: Borcun bir kısmını ödeyip hacizleri kaldırabilir miyim? C: Hayır. İcra müdürlüklerinde kısmi ödeme mümkün değildir; hacizlerin kaldırılabilmesi için dosya borcunun tamamının ödenmesi gerekir. S: Ödemeyi nereye yapmalıyım? C: Alacaklı vekilinin IBAN hesabına ya da ilgili icra müdürlüğünün banka hesabına yatırılabilir. Açıklamaya borçlunun adı soyadı, icra müdürlüğü ve dosya numarası ile dosya borcu ödemesi olduğu yazılmalıdır. S: Harçları ödemezsem dosya kapanır mı? C: Kapanmaz. Asıl borç ödense bile eksik harç bulunması hâlinde dosya borcu kapanmaz; bütün harçların yatırılması gerekir. S: Kapanan icra dosyası tekrar açılır mı? C: Asıl borç tüm ferileri ve harçlarıyla ödenerek kapatılmışsa tekrar açılmaz. Yalnızca takipsizlik nedeniyle düşen ya da zamanaşımı sebebiyle kapanan dosyalar, alacaklının yenileme talebi ve harcı ödemesiyle yeniden açılabilir. --- # Vasiyetname Nasıl Yapılır? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/vasiyetname-nasil-yapilir/ Güncelleme: 2024-09-09 ## VASİYETNAME NEDİR? VASİYETNAME NASIL YAPILIR? VASİYETNAMEDEN DÖNÜLÜR MÜ? VASİYETNAME NASIL AÇILIR? Vasiyetname Nasıl Yapılır?Herkes sahip olduğu malvarlığı üzerinde serbestçe tasarruf etme hakkına sahiptir. Kişinin son isteklerini ve mirasının nasıl paylaşılmasını istediğine yönelik açıklamalarını içeren yazılı belgeye veya sözlü beyana “vasiyetname” denilmektedir. Vasiyet yapabilmek için ayırt etme gücüne sahip ve 15 yaşını doldurmuş olmak gerekmektedir. Vasiyetname üç şekilde düzenlenebilir: - RESMİ VASİYETNAME: Resmi memur tarafından (noter, sulh hakimi) iki tanığın katılımı ile düzenlenir. Mirasbırakan, arzularını resmî memura bildirir. Bunun üzerine memur, vasiyetnameyi yazar veya yazdırır ve okuması için mirasbırakana verir. Vasiyetname, mirasbırakan tarafından okunup imzalanır. Memur, vasiyetnameyi tarih koyarak imzalar. Vasiyetnameye tarih ve imza konulduktan hemen sonra mirasbırakan, vasiyetnameyi okuduğunu, bunun son arzularını içerdiğini memurun huzurunda iki tanığa beyan eder. Tanıklar, bu beyanın kendi önlerinde yapıldığını ve mirasbırakanı tasarrufa ehil gördüklerini vasiyetnameye yazarak veya yazdırarak altını imzalarlar. Vasiyetname içeriğinin tanıklara bildirilmesi zorunlu değildir. Vasiyetname Nedir? Vasiyetname Nasıl Yapılır? Vasiyetnameden Dönülür Mü? Vasiyetname Nasıl Açılır? Mirasbırakan vasiyetnameyi bizzat okuyamaz veya imzalayamazsa, memur vasiyetnameyi iki tanığın önünde ona okur ve bunun üzerine mirasbırakan vasiyetnamenin son arzularını içerdiğini beyan eder. Bu durumda tanıklar, hem mirasbırakanın beyanının kendi önlerinde yapıldığını ve onu tasarrufa ehil gördüklerini; hem vasiyetnamenin kendi önlerinde memur tarafından mirasbırakana okunduğunu ve onun vasiyetnamenin son arzularını içerdiğini beyan ettiğini vasiyetnameye yazarak veya yazdırarak altını imzalarlar. - EL YAZILI VASİYETNAME: Mirasbırakanın, vasiyetnamenin tamamını kendi el yazısı ile düzenlemesidir. Vasiyetnamenin yapıldığı yıl, ay ve gün gösterilerek başından sonuna kadar mirasbırakanın el yazısıyla yazılmış ve imzalanmış olması zorunludur. El yazılı vasiyetname, saklanmak üzere açık veya kapalı olarak notere, sulh hâkimine veya yetkili memura bırakılabilir. - SÖZLÜ VASİYETNAME: Sözlü vasiyetname, el yazılı ya da resmi vasiyetname yapma imkanı yoksa yapılabilecek istinai türde bir vasiyetnamedir. Mirasbırakan ancak yakın ölüm tehlikesi, ulaşımın kesilmesi, hastalık, savaş gibi olağanüstü durumlar nedeniyle sözlü vasiyet yoluna başvurabilir. Bunun için mirasbırakan, son arzularını iki tanığa anlatır ve onlara bu beyanına uygun bir vasiyetname yazmaları veya yazdırmaları görevini yükler. Mirasbırakan tarafından görevlendirilen tanıklardan biri, kendilerine beyan edilen son arzuları, yer, yıl, ay ve günü de belirterek hemen yazar, bu belgeyi imzalar ve diğer tanığa imzalatır. Yazılan belgeyi ikisi birlikte vakit geçirmeksizin bir sulh veya asliye mahkemesine verirler ve mirasbırakanı vasiyetname yapmaya ehil gördüklerini, onun son arzularını olağanüstü durum içinde kendilerine anlattığını hâkime beyan ederler. Tanıklar, daha önce bir belge düzenlemek yerine, vakit geçirmeksizin mahkemeye başvurup yukarıdaki hususları beyan ederek mirasbırakanın son arzularını bir tutanağa geçirtebilirler. ## VASİYETNAMEDEN DÖNÜLÜR MÜ? Vasiyetname yaptım fakat sonradan vasiyet ettiğim hususlardan vazgeçtim ne yapacağım? Vasiyetnamemden dönebilir miyim? diyorsanız eğer mirasbırakanın, yeni bir vasiyetname yaparak önceki vasiyetnameden her zaman dönebileceğini söylemek isteriz. Vasiyetnamenin tamamından veya bir kısmından dönmek de mümkündür. - Mirasbırakan, vasiyetnameyi içerir belgeyi yok etmek suretiyle de vasiyetnameden dönebilir. Kişi, elinde bulunan vasiyetnameyi yırtarak ya da ortadan kaldırarak vasiyetnameden dönebilecektir. - Mirasbırakan, önceki vasiyetnamesini ortadan kaldırmadan yeni bir vasiyetname yaparsa, önceki vasiyetnameyi tamamlar nitelikte değilse, sonraki vasiyetname onun yerini alacaktır. - Belirli mal bırakma vasiyetinde de, vasiyetnamede aksi belirtilmedikçe, mirasbırakanın sonradan o mal üzerinde vasiyetle bağdaşmayan başka bir tasarrufta bulunmasıyla ortadan kalkacaktır. Örneğin kişinin vasiyetname ile düzenlediği mal paylaşımının aksine malı satması mümkündür. Bu halde vasiyetname ortan kalkmış olacaktır. ## VASİYETNAME İPTAL EDİLİR Mİ? Vasiyetname kanunda gösterilen şekil şartlarına uygun yapılmamışsa, vasiyeti yapan kişi 15 yaşını doldurmamış veya ayırt etme gücüne sahip değilse, vasiyetname hata, hile ya da korkutma nedenleri varken yapılmışsa ilgili vasiyetname sakat olacaktır. Sayılan işbu nedenlerin varlığı halinde vasiyetname kendiliğinden hükümsüz olmayacaktır. Vasiyetnamenin sakat olduğunun ortaya konulabilmesi için “vasiyetnamenin iptali davası” açılmalıdır. ## VASİYETNAME NASIL AÇILIR? Vasiyetnamenin açılması için öncelikle vasiyetnameyi elinde bulunduran kişisinin vasiyetnameyi hakime teslim etmesi gerekmektedir. Vasiyetnamenin açılması davasında görevli ve yetkili mahkeme mirasbırakanın son yerleşim yeri Sulh Hukuk Mahkemesi’dir. Vasiyetname mahkemeye teslim edilip vasiyetnamenin açılması davası açıldıktan sonra mahkeme, vasiyetnamenin açılacağı gün ve saati adresi belirlenebilen mirasçılara tebliğ eder. Adresi belirlenemeyen mirasçılara ise ilanen tebligat yapılır. Vasiyetnamenin açılması için belirlenen gün ve saatte bulunmayan mirasçılar, vasiyetin açılmasına engel teşkil etmez. Vasiyetin açılması ile birlikte ileri sürülen tüm itirazlar tutanağa geçirilir. Vasiyetname açıldıktan sonra artık itiraz ya da miras ret gibi ileri sürülebilecek tüm haklar için işleyecek olan yasal süreler başlamış olacaktır. Vasiyetname düzenlenmesi, mirasbırakan tarafından düzenlenmiş bir vasiyete mirasçı olunması ya da düzenlenmiş bir vasiyetname nedeni ile hak kaybı yaşamanız nedeni ile itirazlarınızın ileri sürülmesi gibi vasiyetnameden kaynaklanan tüm soru ve sorunlarınız için avukatlık ofisimizle iletişime geçebilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Vasiyetname nedir ve kimler vasiyetname düzenleyebilir? C: Vasiyetname, kişinin son isteklerini ve mirasının nasıl paylaştırılmasını istediğine ilişkin açıklamalarını içeren yazılı belge veya sözlü beyandır; vasiyet yapabilmek için ayırt etme gücüne sahip olmak ve 15 yaşını doldurmuş olmak gerekir. S: Vasiyetname kaç şekilde düzenlenebilir? C: Vasiyetname resmi vasiyetname, el yazılı vasiyetname ve sözlü vasiyetname olmak üzere üç şekilde düzenlenebilir. S: El yazılı vasiyetname nasıl geçerli olur? C: El yazılı vasiyetnamenin, yapıldığı yıl, ay ve gün gösterilerek başından sonuna kadar mirasbırakanın kendi el yazısıyla yazılmış ve imzalanmış olması zorunludur; bu vasiyetname saklanmak üzere açık veya kapalı olarak notere, sulh hâkimine veya yetkili memura bırakılabilir. S: Sözlü vasiyetname hangi durumlarda yapılabilir? C: Sözlü vasiyetname ancak yakın ölüm tehlikesi, ulaşımın kesilmesi, hastalık veya savaş gibi olağanüstü durumlar nedeniyle el yazılı ya da resmi vasiyetname yapma imkânı bulunmadığında başvurulabilecek istisnai bir yoldur ve mirasbırakanın son arzularını iki tanığa anlatmasıyla gerçekleşir. S: Vasiyetnameden dönülebilir mi? C: Evet, mirasbırakan yeni bir vasiyetname yaparak önceki vasiyetnameden her zaman dönebilir; ayrıca vasiyetnameyi içeren belgeyi yok ederek de vasiyetnameden dönmek mümkündür. S: Vasiyetname hangi hallerde iptal edilebilir? C: Vasiyetname kanunda gösterilen şekil şartlarına uygun yapılmamışsa, vasiyeti yapan kişi 15 yaşını doldurmamış veya ayırt etme gücüne sahip değilse ya da vasiyetname hata, hile veya korkutma nedenleriyle yapılmışsa sakat olur; ancak bu durumda vasiyetname kendiliğinden hükümsüz olmaz, sakatlığın ortaya konulabilmesi için vasiyetnamenin iptali davası açılması gerekir. --- # Miras İntikal İşlemi Nasıl Yapılır? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/miras-intikal-islemi-nasil-yapilir/ Güncelleme: 2024-08-26 Kısa cevap: Miras intikali, mirasçılık belgesinin noterden ya da Sulh Hukuk Mahkemesi'nden alınmasıyla başlar. Ardından emlak vergisi ile veraset ve intikal vergisi ödenir, vergi dairesinden alınan belgeyle webtapu üzerinden tapu başvurusu yapılır. ## Miras İntikali Nedir? Miras Malı Nasıl İntikal Ettirilir? Miras İntikali İçin Hangi İşlemler Yapılmalıdır? Miras İntikal İşlemi Nasıl Yapılır? Mirasçısı olunan kimsenin ölümü akabinde tarafların aklına miras mallarının intikalinin nasıl yapılacağı sorusu gelmektedir. İntikal işlemlerinin ilk aşaması olan Veraset ilamı nedir? Veraset ilamı nasıl alınır? sorularının cevabına https://www.kozaavukatlik.com.tr/yazilarimiz 'dan ulaşabilirsiniz. İntikal işlemlerinin hepsi veraset ilamının alınması akabinde gerekli evraklar toplanarak ve ilgili kurumlara resmi başvurularda bulunularak yürütülmektedir. Birden fazla kuruma başvuruda bulunmak gerektiğinden vatandaşlar açısından bu süreç karmaşık olabilecektir. İşlemlerin tam olarak sırası ve nasıl yapılacağı bilinmediğinden çoğu zaman miras intikal işleri uzun yıllar boyu yapılmamakta, ihmal edilmektedir. Halbuki intikal işlemlerinin geç yapılması vergi cezalarının ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Aşağıda sırası ile intikal işlemlerinin hangi aşamalarla yapılması gerektiği ve gereken evrakların listesine yer verilmiştir. Miras intikal işlemlerinizle ilgili tüm soru ve sorunlarınızda avukatlık ofisimizle iletişime geçerek danışabilirsiniz. ## Miras İntikal İşlemi Nasıl Yapılır? Miras İntikal İşlemi Aşamaları: - İlk olarak miras bırakanın mirasçısı olduğunu gösterir belge olan mirasçılık belgesi noterden yahut Sulh Hukuk Mahkemesi’nden alınır. - Daha sonra gayrimenkulün bulunduğu il veya ilçedeki ilgili belediyeye gidilerek Emlak Vergisi ödenir. Emlak vergileri belediyelerin banka hesap numaralarına EFT veya havale yoluyla da ödenebilmektedir. - Emlak vergisi ilgili belediyeye ödendikten sonra Vergi dairesine gidilerek, miras mallarına ilişkin Veraset ve İntikal Vergilerini ödemeniz gerekmektedir. - Hem emlak vergisi hem de veraset ve intikal vergisi ödendikten sonra Vergi Dairesi tarafından Tapu Müdürlüğüne hitaben menkul ve gayrimenkul mallardan dolayı Veraset ve İntikal Vergilerinin ödendiğine dair belge düzenlenir. İşbu belgeyle artık miras malı olan gayrimenkulün mirasçının üzerine geçmesi için yani intikal işlemi için Tapu Dairesinde yasal işlemler başlatılabilecektir. - Tapu Dairesiyle ilgili yapılacak işlemlerin ilki https://webtapu.tkgm.gov.tr adresi üzerinden online başvuru yapmaktır. Webtapu başvurusunda mirasçılık belgesi, veraset ve intikal vergisinin ödendiğini gösterir belgenin fotoğrafı sisteme anlatıldığı şekilde yüklenir. Yapılan başvuruyla birlikte başvuru sıra numarası verilir. - Başvuru sıra numarası ile birlikte sisteme fotoğrafı yüklenen belgelerin fiziken tapuya teslim edilmesi gerekmektedir. Başvurucunun sistemde kayıtlı telefonuna gelecek mesajlarda tapu harçlarının ödeneceği hesap bilgileri paylaşılmaktadır. - Harçlar ödendikten sonra Tapu Müdürlüğü yeni malik olan mirasçılara yeni bir Tapu Belgesi düzenleyerek aynı gün teslim edecektir.   ## Miras İntikali İçin Gerekli Belgeler Nelerdir? - İntikali yapılacak olan taşınmazın varsa tapu senedi yoksa taşınmaza ait ada, pafta, parsel ve bağımsız bölüm bilgileri. - İntikal talebinde bulunan mirasçının kimlik belgesi, avukatla takip ediliyorsa özel yetkili vekaletname. - Mirasçılık belgesinin aslı ya da onaylı örneği - Taşınmaz bir mesken ya da dükkân ise güncel deprem sigortası poliçesi - Veraset ve intikal belgesi ilişiğinin kesildiğine dair belge. (Vergi dairesi tarafından tapu dairesine hitaben düzenlenen belge.)   Mirasçısı olduğunuz malların intikal işlemlerinin yapılması süreçleri avukatlık ofisimiz tarafından takip edilmektedir. Bu sürecin en doğru ve eksiksiz şekilde yürütülmesi için ile tarafımızla iletişime geçebilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Miras intikalinde ilk adım nedir? C: Miras bırakanın mirasçısı olunduğunu gösteren mirasçılık belgesinin noterden ya da Sulh Hukuk Mahkemesi'nden alınmasıdır. S: Miras intikal işlemi hangi aşamalardan oluşur? C: Mirasçılık belgesi alınır; gayrimenkulün bulunduğu belediyeye emlak vergisi ödenir; vergi dairesine veraset ve intikal vergisi ödenir; vergi dairesince tapu müdürlüğüne hitaben belge düzenlenir; webtapu üzerinden online başvuru yapılır; belgeler fiziken tapuya teslim edilip harçlar ödenir ve tapu müdürlüğü yeni tapu belgesini düzenler. S: Tapu başvurusu nasıl yapılır? C: webtapu.tkgm.gov.tr adresi üzerinden online başvuru yapılır. Mirasçılık belgesi ile verginin ödendiğini gösterir belgenin fotoğrafı sisteme yüklenir ve başvuru sıra numarası verilir. Harçların ödeneceği hesap bilgileri kayıtlı telefona mesajla iletilir. S: Miras intikali için gerekli belgeler nelerdir? C: Taşınmazın tapu senedi ya da ada, pafta, parsel ve bağımsız bölüm bilgileri; talepte bulunan mirasçının kimlik belgesi (avukatla takip ediliyorsa özel yetkili vekaletname); mirasçılık belgesinin aslı ya da onaylı örneği; mesken veya dükkân ise güncel deprem sigortası poliçesi; veraset ve intikal ilişiğinin kesildiğine dair belge. S: İntikal işlemi geç yapılırsa ne olur? C: İntikal işlemlerinin geç yapılması vergi cezalarının ortaya çıkmasına neden olmaktadır. --- # %25 Kira Artış Oranı Kalktı Mı? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/kira-artis-orani-kalkti-mi/ Güncelleme: 2024-07-31 ## Sahip Olduğum Evin Kirasını Ne Kadar Arttırabilirim? Ev Sahibim Kirayı Ne Kadar Arttırabilir? %25 Kira Artış Oranı Kalktı Mı? Konut Kiralarında %25 Kira Artış Oranı Kalktı, Bundan Sonra Kira Artış Oranı Neye Göre Belirlenecek? %25 Kira Artış Oranı Kalktı Mı? Ülkemizde özellikle son yıllarda yaşanan yaşanan ağır enflasyon ortamı nedeni ev sahibi ile kiracı arasında kira zammı, kira artışı, kira artış oranı konularında uyuşmazlıklar her geçen gün daha da artmaktadır. Ev sahibinin kiracının ödediği bedeli belirli aralıklarla arttırmak istemesi doğaldır. Ancak ev sahibinin yapacağı kira artışına ilişkin kanunumuzda bazı sınırlamalar mevcuttur. Kira ücretlerinde yaşanan fahiş artışlar sebebiyle, Haziran 2022’den 1 Temmuz 2024 tarihine kadar tavan kira artış oranı %25 olarak uygunlamıştır. 1 Temmuz 2024 itibarıyla ise, bu uygulama sona ermiştir. 2 Temmuz 2024 tarihi dahil olmak üzere bundan sonraki süreçte ev sahipleri, daha önce ki dönemlerde olduğu gibi TÜİK'in açıkladığı 12 aylık TüFE ortalamasına göre kira artışı yapacaktır. Yani yeni dönemle birlikte %25 kira zam oranı yerine her ay açıklanan TÜFE oranı uygulanacak, ev sahibi TÜFE sınırını aşamayacaktır. Bu uygulama birlikte kiracı olarak yer aldığınız konutta ev sahibiniz açıklanan TÜFE oranı üzerinde kira artışı talebinde bulunuyorsa ve aranızda yaşanan uyuşmazlıklara ilişkin hukuki süreç başladıysa uzlaşmaya yönelik zorunlu arabuluculuk sürecinin profesyonel bir şekilde yürütülmesi ve gerekli olması halinde dava yoluna başvurulması süreçlerinde avukatlık ofisimiz sizlere yardımcı olacaktır. Tarafımızla iletişime geçebilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: %25 kira artış oranı uygulaması ne zaman sona erdi? C: Kira artış oranındaki %25 sınırlama Haziran 2022'den 1 Temmuz 2024 tarihine kadar uygulanmış olup, 1 Temmuz 2024 itibarıyla bu uygulama sona ermiştir. S: %25 kira artış oranı kalktıktan sonra kira artışı neye göre belirlenecek? C: 2 Temmuz 2024'ten itibaren ev sahipleri, TÜİK'in açıkladığı 12 aylık TÜFE ortalamasına göre kira artışı yapabilecek olup, açıklanan TÜFE oranını aşan bir artış talep edemeyecektir. S: Ev sahibi TÜFE oranının üzerinde kira artışı talep ederse ne yapılmalıdır? C: Ev sahibinin açıklanan TÜFE oranının üzerinde kira artışı talep etmesi ve bu konuda uyuşmazlık yaşanması halinde, dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuk sürecinin işletilmesi gerekmektedir. S: Kira artışı uyuşmazlıklarında arabuluculukta anlaşma sağlanamazsa ne olur? C: Zorunlu arabuluculuk sürecinde uzlaşma sağlanamaması halinde, kira artış oranına ilişkin uyuşmazlık dava yoluyla çözülebilir; bu süreçlerin profesyonel şekilde yürütülmesi için hukuki destek almak faydalı olacaktır. --- # Uzaklaştırma Kararı Nasıl Alınır? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/uzaklastirma-karari-nasil-alinir/ Güncelleme: 2024-07-31 Uzaklaştırma Kararı Nasıl Alınır? Kocam/Erkek Arkadaşım İçin Uzaklaştırma Kararı Alabilir Miyim? Uzaklaştırma Kararı İhlal Edilirse Ne Olur? 6284 Sayılı Kanun Yalnızca Kadınları Mı Korur? Son dönemlerde ülkemizde artan şekilde yaşanan kadına şiddet olaylarının önüne geçilebilmesi ve şiddet faili olan kişilerin gerekli cezayı alarak ıslahının sağlanabilmesi amacıyla 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun yürürlüğe girmiştir. Bu kanun ile birlikte şiddet mağduru olduğunu iddia eden kimselere devlet tarafından koruma sağlanarak, şiddet failinin uzaklaştırılması ve devamında uzaklaştırma kararı olarak bilinen tedbir kararlarının ihlali durumunda failin hapis cezası ile cezalandırılarak ıslah edilmesi amaçlanmıştır. ## 6284 Sayılı Kanun Yalnızca Kadınları Mı Korur? Maalesef her ne kadar sosyal medya ve haberlerde şiddet mağdurları kadın olarak karşımıza çıkmaktaysa da kanun yalnızca kadınları değil şiddet mağduru olan herkesi koruma altına almaktadır.  Uzaklaştırma Kararı Yalnızca Aile Üyeleri İçin Mi Verilir? Kocam/Erkek Arkadaşım İçin Uzaklaştırma Kararı Alabilir Miyim? Kanunun ismi nedeni ile yalnızca aile içi şiddet olaylarında başvurulabileceği düşünülse de aslında uzaklaştırma gerektirir her durumda işbu kanuna atıfta bulunarak uzaklaştırma koruma tedbiri alınabilmektedir. Yalnızca aile üyeleriniz hakkında değil uygulamada sıklıkla karşımıza çıkan erkek arkadaşlar, komşular, eski eşler gibi sizi şiddet mağduru haline getiren kimseler için de uzaklaştırma tedbiri alabileceğinizi bilmenizi isteriz.   ## Koruma Kararının Kapsamı Nedir? 6284 Sayılı Kanunu’nun 5.maddesinde koruma kararı ile ne tür tedbirler koyulduğu açıklanmıştır. Fakat kanunda yer alan tedbirler sınırlı sayıda olmayıp hakim, olayın özelliğine göre dilediği şekilde mağduru koruyacak tedbirleri takdir edebilecektir. Kanunda yer verilen koruma tedbirleri: - Şiddet mağduruna yönelik olarak şiddet tehdidi, hakaret, aşağılama veya küçük düşürmeyi içeren söz ve davranışlarda bulunmaması. - Müşterek konuttan veya bulunduğu yerden derhâl uzaklaştırılması ve müşterek konutun korunan kişiye tahsis edilmesi. - Korunan kişilere, bu kişilerin bulundukları konuta, okula ve işyerine yaklaşmaması. - Çocuklarla ilgili daha önce verilmiş bir kişisel ilişki kurma kararı varsa, kişisel ilişkinin refakatçi eşliğinde yapılması, kişisel ilişkinin sınırlanması ya da tümüyle kaldırılması. - Gerekli görülmesi hâlinde korunan kişinin, şiddete uğramamış olsa bile yakınlarına, tanıklarına ve kişisel ilişki kurulmasına ilişkin hâller saklı kalmak üzere çocuklarına yaklaşmaması. - Korunan kişinin şahsi eşyalarına ve ev eşyalarına zarar vermemesi.   Koruma Tedbiri Nereden İstenir? Koruma tedbiri kararları acele iş olarak nitelendirilen işlerden sayıldığından en yakın kolluk veya mahkemeden istenebilmektedir. Mevcut bir dosyanızın tarafı hakkında uzaklaştırma talep etmek istiyorsanız dosyanızın yargılamasının yürütüldüğü mahkemeden koruma tedbiri talebinde bulanabilirsiniz. Bunun dışındaki durumlarda ise uzaklaştırma taleplerinizi bir dilekçe ile bulunduğunuz yer Nöbetçi Aile Mahkemesi’ne iletmeniz gerekmektedir. Şiddeti Nasıl İspatlayacağım? Kimi durumlarda şiddet mağduru uğramış olduğu fiziksel şiddet nedeni ile hastanelere başvurarak darp raporu alıp akabinde ceza davası açma yoluna gidebilmektedir. Eğer darp raporu almanıza yeterli olacak nitelikte bir fiziksel şiddet bulgusu mevcut değilse de uzaklaştırma kararı alabileceğinizi bilmenizi isteriz. İlgili kanuna göre uzaklaştırma talebinde bulunan kişinin talebine dayanak göstermiş olduğu şiddet durumunu ispatlamasına yani delillendirmesine gerek yoktur. Yalnızca talep üzerine ve acele şekilde uzaklaştırma kararı verilecektir. ## Uzaklaştırma Kararı Ne Kadar Süreliğine Verilir? Uzaklaştırma kararları en çok 6 ay süre ile verilmektedir. Fakat şiddet mağduru kendisini güvende hissetmiyor ve uzaklaştırmaya konu durumun varlığı hala devam ediyorsa henüz mevcut uzaklaştırma kararının süresi bitmeden uzatılmasını talep etmelidir. ## Uzaklaştırma Kararına İtiraz Edilebilir Mi? Uzaklaştırma kararı verilen kişiye, kararın kendisine tebliği ile birlikte 2 hafta içerisinde Aile Mahkemesi’ne uzaklaştırmaya konu bir durum olmadığını açıklamak sureti ile itiraz etme hakkı tanınmıştır. ## Uzaklaştırma Kararı İhlal Edilirse Ne Olur? Aleyhine uzaklaştırma kararı verilen kimse, kararının gereğini yerine getirmez ve koruma tedbirlerini ihlal ederse eğer ihlalin niteliği ve ağırlığı hakim tarafından dikkate alınmak sureti ile 3 ila 10 gün aralığında zorlama hapsine çarptırılacaktır. Tekrar eden her ihlal durumunda hapis cezasının süresi artmakta, toplamda 6 ayı geçmeyecek şekilde 15 ila 30 güne kadar çıkmaktadır. Böyle bir ihlal durumunda dikkat edilmesi gereken en önemli husus uzaklaştırma kararı ile korunan kişinin, ihlali bildirerek şikayette bulunması gerektiğidir. Uzaklaştırma kararlarınızın alınması ve sonrasında açılacak ceza dosyalarınızın takibi için avukatlık ofisimizle iletişime geçebilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Uzaklaştırma kararı alabilmek için şiddeti ispatlamak gerekir mi? C: Hayır. 6284 sayılı Kanun'a göre uzaklaştırma talebinde bulunan kişinin, dayanak gösterdiği şiddet durumunu ispatlaması yani delillendirmesi gerekmemektedir; yalnızca talep üzerine ve acele şekilde uzaklaştırma kararı verilmektedir. S: 6284 sayılı Kanun yalnızca kadınları mı korur? C: Hayır, kanun yalnızca kadınları değil, şiddet mağduru olan herkesi koruma altına almaktadır. S: Uzaklaştırma kararı yalnızca aile üyeleri hakkında mı alınabilir? C: Hayır. Kanunun ismi aile içi şiddeti çağrıştırsa da, uzaklaştırma gerektiren her durumda bu kanuna dayanılarak koruma tedbiri alınabilmektedir; erkek arkadaş, komşu veya eski eş gibi kişiler hakkında da uzaklaştırma tedbiri talep edilebilir. S: Uzaklaştırma (koruma) tedbiri nereden talep edilir? C: Koruma tedbiri, acele iş olarak nitelendirildiğinden en yakın kolluk biriminden veya mahkemeden istenebilir. Mevcut bir davanın tarafı hakkında talepte bulunuluyorsa yargılamanın yürütüldüğü mahkemeden, diğer durumlarda ise bulunulan yer Nöbetçi Aile Mahkemesi'ne dilekçe ile başvurulması gerekmektedir. S: Uzaklaştırma kararı ne kadar süreyle verilir? C: Uzaklaştırma kararları en çok 6 ay süreyle verilmektedir. Şiddet mağduru kendisini güvende hissetmiyor ve durum hâlâ devam ediyorsa, mevcut kararın süresi bitmeden uzatılması talep edilmelidir. S: Uzaklaştırma kararı ihlal edilirse ne olur? C: Uzaklaştırma kararının gereğini yerine getirmeyen ve koruma tedbirlerini ihlal eden kişi, ihlalin niteliği ve ağırlığı hâkim tarafından dikkate alınarak 3 ila 10 gün arasında zorlama hapsine çarptırılır. Tekrar eden her ihlalde hapis süresi artmakta olup toplamda 6 ayı geçmeyecek şekilde 15 ila 30 güne kadar çıkabilmektedir. S: Uzaklaştırma kararına itiraz edilebilir mi? C: Evet, aleyhine uzaklaştırma kararı verilen kişi, kararın kendisine tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Aile Mahkemesi'ne, uzaklaştırmayı gerektiren bir durum olmadığını açıklayarak itiraz edebilir. --- # Velayet Değiştirilebilir mi? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/velayet-degistirilebilir-mi/ Güncelleme: 2024-07-29 Velayet Değiştirilebilir mi? Velayet Değişikliği Hangi Durumlarda İstenilebilir? Velayet Değişikli Nereden İstenir? Yeniden Evlenen Eski Eşimden Velayeti Alabilir Miyim? Eşler arasındaki evlilik birliği anlaşmalı ya da çekişmeli şekilde sona ermiş, tarafların müşterek çocuklarının velayeti eşlerden birine bırakılmış ya da anlaşmalı boşanma protokolü ile birlikte velayet hususunda anlaşılmış olabilmektedir. Bu tür mahkeme tarafından verilmiş ya da taraflarca belirlenmiş bir velayet kararı olmasına rağmen çocuğumun velayetini talep edebilir miyim? Velayet değiştirilebilir mi? diyorsanız eğer bu sorunuzun cevabı evettir. ## Velayet Değişikliği Hangi Durumlarda İstenilebilir? Türk Medeni Kanunu 183.maddesinde velayet değişikliğinin hangi durumlarda istenebileceği düzenlenmiştir. - Boşanmış anne veya babanın yeniden evlenmesi, - Velayet bırakılan eşin başka bir yere gitmesi, - Velayet bırakılan eşin ölmesi, - Yeni olguların zorunlu kılması(örneğin çocuğun velayeti kendisine bırakılmamış olan tarafla görüştürülmemesi, velayet bırakılan eşin cezaevine girmesi yahut ağır bir hastalığa yakalanmış olması, velayet bırakılan eşin çocuğun bakım ve ihtiyaçları ile ilgilenmemesi vb.) hallerinde velayet hakkı ile ilgili talep üzerine yeniden düzenleme yapılabilecektir. ## Velayet Değişikli Nereden İstenir? Velayet hakkının değiştirilmesi istemi Aile Mahkemesi’ne yapılmalıdır. Yetkili mahkeme ise davalının yerleşim yerinde bulunan Aile Mahkemesi ‘dir. ## Yeniden Evlenen Eski Eşimden Velayeti Alabilir Miyim? Velayet değişikliği hallerinde en çok karşımıza çıkan durum eski eşin yeniden evlenmesidir. Bu durum tek başına müşterek çocuğun velayetinin değiştirilmesi için yeterli olmayacaktır. Eski eşinizin yapmış olduğu yeni evlilik nedeni ile çocuğunuzun bakım ve ihtiyaçlarının aksaması, çocuğun menfaatinin kötü etkileniyor olması gerekmektedir. Bu noktada ispat yükü, velayeti isteyen taraftadır. Çocuğunuz velayetini istiyorsanız hukuki sürecin yürütülmesi için avukatlık ofisimizle iletişime geçebilirsiniz.     ## Sıkça Sorulan Sorular S: Mahkeme kararıyla belirlenmiş velayet sonradan değiştirilebilir mi? C: Evet, daha önce mahkeme kararıyla ya da taraflarca anlaşmalı boşanma protokolüyle belirlenmiş bir velayet düzenlemesi bulunsa bile, kanunda sayılan durumların ortaya çıkması hâlinde velayetin değiştirilmesi talep edilebilir. S: Velayet değişikliği hangi durumlarda istenebilir? C: Türk Medeni Kanunu'nun 183. maddesi uyarınca boşanmış anne veya babanın yeniden evlenmesi, velayet kendisine bırakılan eşin başka bir yere gitmesi, bu eşin ölmesi ya da çocuğun diğer tarafla görüştürülmemesi, velayet bırakılan eşin cezaevine girmesi, ağır bir hastalığa yakalanması veya çocuğun bakım ve ihtiyaçlarıyla ilgilenmemesi gibi yeni olguların ortaya çıkması hâllerinde velayet değişikliği istenebilir. S: Velayet değişikliği talebi hangi mahkemeye yapılır? C: Velayet hakkının değiştirilmesi istemi Aile Mahkemesi'ne yapılmalıdır; yetkili mahkeme ise davalının yerleşim yerinde bulunan Aile Mahkemesi'dir. S: Eski eşin yeniden evlenmesi tek başına velayetin alınması için yeterli midir? C: Hayır, eski eşin yeniden evlenmesi tek başına müşterek çocuğun velayetinin değiştirilmesi için yeterli değildir; bu evlilik nedeniyle çocuğun bakım ve ihtiyaçlarının aksadığının ve çocuğun menfaatinin kötü etkilendiğinin ispatlanması gerekir, ispat yükü de velayeti isteyen taraftadır. --- # Veraset İlamı Nereden Alınır? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/veraset-ilami-nereden-alinir/ Güncelleme: 2024-07-24 Kısa cevap: Veraset ilamı, mirasçıları ve miras paylarını gösteren belgedir; mirasçılık belgesi olarak da adlandırılır. Sulh Hukuk Mahkemeleri ya da noterler tarafından verilir. Mirasçılardan biri tek başına alabilir, hep birlikte başvurma zorunluluğu yoktur. Soybağı tespit edilemiyorsa noterden alınamaz. Veraset İlamı (Mirasçılık Belgesi) Nedir? Veraset İlamı Nereden Alınır? Veraset İlamını Kimler Alabilir? Veraset İlamı Almak İçin Gerekli Belgeler Nelerdir? Veraset İlamını Bir Kişi Alabilir Mi? Ailemizden bir kimse vefat ettiğinde muris sıfatını almakta ve geride bıraktığı malvarlığı üzerinde yasal mirasçıları hak sahibi olmaktadır. Mirasçıların, miras kalan malları miras payları oranında bölüşebilmek ve intikal işlemlerini gerçekleştirebilmek için önce veraset ilamı (mirasçılık belgesi) almaları gerekmektedir. Veraset ilamının nereden ve nasıl alınacağı soruları ise sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. Veraset ilamına ilişkin tüm sorularınızı bu yazımızda cevaplayarak miras intikal sürecinize yardımcı olmak isteriz. ## Veraset İlamı Nedir? Mirasbırakan, vefat ettikten sonra geriye bıraktığı malvarlığı üzerinde kimlerin mirasçı sıfatına sahip olduğunu gösteren belgeye 'veraset ilamı' diğer adı ile 'mirasçılık belgesi' denilmektedir. ## Veraset İlamı Nereden Alınır? Murisin (mirasbırakanın) yasal mirasçılarını ve bu mirasçıların malvarlığı üzerinde ne kadar hak sahibi olduklarını gösteren veraset ilamı belgesi Sulh Hukuk Mahkemeleri ya da noterler tarafından verilmektedir. ## Veraset İlamını Kimler Alabilir? - Yasal mirasçılar - Atanmış mirasçılar (Vasiyet, miras sözleşmesi vb. ölüme bağlı tasarruf ile mirasçı kılınan kimselerdir. Bu ölüme bağlı tasarruflara 1 ay içerisinde itiraz edilmemiş olmalıdır.) - Murisin alacaklıları (İİK m.94 uyarınca mevcut bir icra takibi bulunması ve icra müdürlüğü tarafından yetki verilmiş olması şartı ile.) veraset ilamı alabileceklerdir. ## Veraset İlamını Kimler Alamaz? Veraset ilamını boşanma gerçekleşmiş eski eşler, mirastan feragat edenler ya da mirası reddedenler ile miras ile bağlantısı olmayan 3.kişiler alamayacaklardır. ## Noterden Veraset İlamı Alınabilir Mi? Bazı hallerde Noter'den veraset ilamı almak mümkün değildir. Örneğin muris ile mirasçı arasındaki soybağı tespit edilememişse, başvuranın ya da mirasçıların en az birinin yabancı olduğu hallerde noterler tarafından veraset ilamı düzenlenememektedir. Bu durumlarda Sulh Hukuk Mahkemesi'ne başvurularak veraset ilamı talep edilmelidir. ## Yetkili Mahkeme Neresidir? Veraset ilamı talebi murisin son yerleşim yerinde bulunan Sulh Hukuk Mahkemesi'nden istenebileceği gibi mirasçıların her biri kendi yerleşim yerinde bulunan Sulh Hukuk Mahkemesi'nden de veraset ilamı alabileceklerdir. ## Veraset İlamı Başvurusu İçin Gerekli Belgeler Nelerdir ? Veraset ilamı talep edecek kişinin nüfus kayıt örneği, kimlik belgesinin fotokopisi, ölüm belgesi ve veraset ilamı talebini içerir bir dilekçe ile başvuruda bulunulmalıdır. ## Veraset İlamı Ne Zaman Alınabilir? Veraset ilamı, murisin ölümünden sonra herhangi bir zamanda alınabilecektir. Fakat miras intikali nedeni ile ortaya çıkan veraset ve intikal vergisi murisin ölümünün sonrasındaki 1 ay içerisinde ödenmelidir. 1 ay içerisinde ilgili vergi ödenmediğinde vergi cezaları ortaya çıkmaktadır. ## Veraset İlamını Bir Kişi Alabilir Mi? Veraset ilamını mirasçılardan herhangi biri tek başına alabilecektir. Mirasçıların hep birlikte talep etme zorunluluğu bulunmamaktadır. ## Veraset İlamına İtiraz Edilebilir mi? Veraset ilamı aksi ispat edilinceye kadar doğruluğu kabul edilen bir belgedir. Veraset ilamının yanlış olduğunu düşünen mirasçılardan her biri kendi yerleşim yerinde bulunan Asliye Hukuk Mahkemesi'ne dava açabilecektir. ## Veraset İlamı alınması ve sonrasında yapılacak tüm miras intikal işlemlerinizin takibi için avukatlık ofisimizle iletişime geçebilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Veraset ilamı nedir? C: Miras bırakanın vefatından sonra geriye bıraktığı malvarlığı üzerinde kimlerin mirasçı sıfatına sahip olduğunu gösteren belgedir. Mirasçılık belgesi olarak da adlandırılır. S: Veraset ilamı nereden alınır? C: Sulh Hukuk Mahkemeleri ya da noterler tarafından verilmektedir. S: Veraset ilamını kimler alabilir? C: Yasal mirasçılar; atanmış mirasçılar (ölüme bağlı tasarrufa 1 ay içinde itiraz edilmemiş olmak kaydıyla); ve murisin alacaklıları (İİK m.94 uyarınca mevcut bir icra takibi bulunması ve icra müdürlüğünce yetki verilmiş olması şartıyla). S: Veraset ilamını kimler alamaz? C: Boşanma gerçekleşmiş eski eşler, mirastan feragat edenler, mirası reddedenler ve mirasla bağlantısı olmayan üçüncü kişiler alamaz. S: Noterden veraset ilamı her durumda alınabilir mi? C: Hayır. Muris ile mirasçı arasındaki soybağı tespit edilememişse ya da başvuranın veya mirasçılardan en az birinin yabancı olduğu hallerde noterler veraset ilamı düzenleyememektedir. Bu durumlarda Sulh Hukuk Mahkemesi'ne başvurulmalıdır. S: Yetkili mahkeme neresidir? C: Murisin son yerleşim yerindeki Sulh Hukuk Mahkemesi'nden istenebileceği gibi, mirasçıların her biri kendi yerleşim yerindeki Sulh Hukuk Mahkemesi'nden de alabilir. S: Veraset ilamını mirasçılardan biri tek başına alabilir mi? C: Evet. Mirasçılardan herhangi biri tek başına alabilir; hep birlikte talep etme zorunluluğu bulunmamaktadır. S: Veraset ilamı ne zaman alınmalıdır? C: Murisin ölümünden sonra herhangi bir zamanda alınabilir. Ancak veraset ve intikal vergisi ölümden sonraki 1 ay içinde ödenmelidir; ödenmezse vergi cezaları ortaya çıkar. S: Veraset ilamına itiraz edilebilir mi? C: Veraset ilamı aksi ispat edilinceye kadar doğruluğu kabul edilen bir belgedir. Yanlış olduğunu düşünen mirasçılardan her biri kendi yerleşim yerindeki Asliye Hukuk Mahkemesi'ne dava açabilir. --- # Kiracım Evimi Başkasına Kiralamış Ne Yapabilirim? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/kiracim-evimi-baskasina-kiralamis-ne-yapabilirim/ Güncelleme: 2024-07-23 Kiracım Evimi Başkasına Kiralamış Ne Yapabilirim? Alt Kira İlişkisi Nedir? Alt Kira İlişkisi Nedeni İle Kiracıyı Tahliye Edebilir Miyim? ## Kiracım Evimi Başkasına Kiralamış Ne Yapabilirim? diyorsanız eğer Türk Borçlar Kanunu ev sahiplerine, alt kira ilişkisinin varlığı durumunda kiracıyı tahliye etme hakkı vermiştir. Kiracıların, kiralanan taşınmazı bir başkasına kiraya vermesi durumuna 'alt kira' denilmektedir. Alt kira ilişkisinin kurulması konut ve çatılı iş yerleri için Türk Borçlar Kanunu 322.maddesinin 2.fıkrası ile kiraya verenin yazılı rıza vermiş olması şartına bağlanmıştır. Türk Borçlar Kanunu 316.maddesinde ise kiracının, kiralananı, sözleşmeye uygun olarak kullanması gerektiği düzenlenmiştir. Buna göre ev sahibinin yazılı ve açık rızası olmadan kiracı, taşınmazı bir başkasına kiralamışsa eğer ev sahipleri Türk Borçlar Kanunu 316.maddesine dayanarak kira sözleşmesini feshederek, kiracılarını tahliye etme hakkına sahiptirler. ## Alt Kira İlişkisi Nedeni İle Kiracımı Nasıl Tahliye Edebilirim? Öncelikle asıl kiracıya ihtarname çekilerek 30 gün süre verilmeli, alt kira ilişkisini sonlandırması talep edilmelidir. İhtarname ile verilen 30 günlük süreye rağmen kiracı, alt kira ilişkisini sonlandırmazsa artık dava sürecine girilerek kiracının taşınmazdan tahliye edilmesi istenebilecektir. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli husus kira ilişkisine dayalı bir uyuşmazlık olduğundan dava öncesi zorunlu arabuluculuk sürecinin yürütülmesi gerektiğidir. Arabuluculukta anlaşma sağlanamaması halinde tahliye davası açılabilecektir. ## Davayı Hangi Mahkemede Açacağım? Dava taşınmazın bulunduğu yerdeki Sulh Hukuk Mahkemesi'nde açılmalıdır. ## Alt Kiracıya Karşı Dava Açabilir Miyim? diyorsanız eğer bu sorunun cevabı evettir. Alt kiracı ile kiraya veren arasında herhangi bir kira sözleşmesi bulunmadığı için alt kiracı işgalci konumundadır. Ev sahipleri alt kiracıya karşı el atmanın önlenmesi davası açarak, alt kiracının haksız işgalinin sona erdirilmesini isteyebileceklerdir. Bu dava ile birlikte ecrimisil alacağı yani asıl kiracının, alt kiracıdan almış olduğu kira bedellerinin verilmesi de talep edilebilecektir. El atmanın önlenmesi ve ecrimisil davaları taşınmazın bulunduğu yerdeki Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açılacak olup tahliye davasının aksine ihtar şartı ve zorunlu arabuluculuk süreci gerektirmemektedir. Gayrimenkullerinizden kaynaklanan uyuşmazlıklara ilişkin tüm soru ve sorunlarınızla ilgili avukatlık ofisimizle iletişime geçebilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Alt kira ilişkisi nedir ve ev sahibinin rızası olmadan kurulabilir mi? C: Kiracının, kiraladığı taşınmazı bir başkasına kiraya vermesine alt kira ilişkisi denir. Türk Borçlar Kanunu'nun 322. maddesinin 2. fıkrası uyarınca konut ve çatılı iş yerlerinde alt kira ilişkisinin kurulabilmesi, kiraya verenin yazılı rızasının bulunması şartına bağlıdır. S: Kiracım evimi bana haber vermeden başkasına kiralamış, kira sözleşmesini feshedebilir miyim? C: Türk Borçlar Kanunu'nun 316. maddesi, kiracının taşınmazı sözleşmeye uygun kullanmasını zorunlu kılar. Ev sahibinin yazılı ve açık rızası olmadan kiracı taşınmazı başkasına kiralamışsa, ev sahibi bu maddeye dayanarak kira sözleşmesini feshedip kiracıyı tahliye ettirebilir. S: Alt kira nedeniyle kiracımı tahliye etmek için hangi adımları izlemeliyim? C: Öncelikle asıl kiracıya ihtarname çekilerek alt kira ilişkisini sonlandırması için 30 gün süre verilmelidir. Bu süreye rağmen kiracı ilişkiyi sonlandırmazsa, kira ilişkisinden doğan uyuşmazlıklarda zorunlu olan arabuluculuk süreci işletilmeli, anlaşma sağlanamazsa taşınmazın bulunduğu yerdeki Sulh Hukuk Mahkemesi'nde tahliye davası açılmalıdır. S: Alt kiracıya karşı doğrudan dava açabilir miyim? C: Evet, alt kiracı ile ev sahibi arasında herhangi bir kira sözleşmesi bulunmadığından alt kiracı işgalci konumundadır. Ev sahibi, alt kiracıya karşı el atmanın önlenmesi davası açarak haksız işgalin sona erdirilmesini ve asıl kiracının alt kiracıdan aldığı kira bedellerinin (ecrimisil) ödenmesini talep edebilir. S: El atmanın önlenmesi davası tahliye davasından hangi yönlerden farklıdır? C: El atmanın önlenmesi ve ecrimisil davaları taşınmazın bulunduğu yerdeki Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açılır ve tahliye davasının aksine ihtar şartı ile zorunlu arabuluculuk süreci gerektirmez. --- # Tutukluluk Nedenleri Nelerdir? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/tutukluluk-nedenleri-nelerdir/ Güncelleme: 2024-07-22 Tutukluluk Nedir? Tutukluk Nedenleri Nelerdir ve Yasakları Nelerdir? Eşim Adına Tutuklamaya İtiraz Edebilir Miyim? Tutukluluğa Nereye ve Ne Kadar Süre İçinde İtiraz Edebilirim? Tutuklu Nasıl Avukata Vekalet Verebilir? Bir kişinin suç işlediği yönünde kuvvetli şüphe bulunması durumunda hakkında mahkeme tarafından tutukluluk kararı verilebilmektedir. Tutukluluk Nedenleri Nelerdir? Tutukluluğun ön şartı kuvvetli şüphe ve somut delillerin var olmasıdır. Bu iki şartın yanında Ceza Muhakemesi Kanunu 100.maddesinde yer alan şartların varlığı aranır. Bunlar: - Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olguların bulunması, - Şüpheli veya sanığın yargılama sürecindeki davranışları, - Şüpheli veya sanığın delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme ihtimalinin bulunması, - Şüpheli veya sanığın tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma ihtimalinin bulunmasıdır. Cinsel suçlar (cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı), kasten adam öldürme suçu, kasten yaralama suçu, hırsızlık (madde 141, 142), yağma (madde 148, 149), uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188), örgütlü suçlar ile devlete karşı işlenmiş suçlarda ise kuvvetli şüphe ve somut delillerin varlığı halinde CMK m.100'deki tüm şartların gerçekleştiği kabul edilir. Tutukluk Kararını Kim Verir? Soruşturma aşamasında yani henüz şüpheli hakkında ceza davası açılmadan önceki evrede Savcılık makamının talebi ile birlikte Sulh Ceza Hakimliği tarafından şartları oluşmuşsa tutuklama kararı verilecektir. Kovuşturma aşamasında yani şüpheli hakkında ceza davası açılmışsa eğer yargılamanın yapıldığı mahkeme tarafından şüphelinin tutuklu yargılanmasına karar verilecektir. Bu aşamada karıştırılan iki kavrama değinmek gerekir: Tutuklu Yargılama: Sanığın yargılama boyunca tutuklu bulunması anlamına gelir. Hükümlü: Ceza yargılaması sonunda kişinin ceza alması ve kapalı ceza evine girerek cezasını infaz etmesidir. Tutukluluk Yasakları Nelerdir? Sadece adli para cezasını gerektiren veya hapis cezasının üst sınırı 1 yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilmez. Bunun yanında 15 yaşını doldurmamış çocuklar hakkında üst sınırı 5 yılı aşmayan hapis cezasını gerektiren fiillerden dolayı da tutuklama kararı verilemeyecektir. Burada dikkat edilmesi gereken husus birden fazla suçtan yargılanan kişiler bakımından her suç için ayrı ayrı tutukluluk sürelerinin değerlendirilmesi gerektiğidir. Kimler Tutukluluğa İtiraz Edebilir? Eşim adına tutukluluğa itiraz edebilir miyim? Tutukluluk kararına karşı 2 hafta içerisinde nöbetçi Asliye Ceza Mahkemesi'ne itiraz edilmelidir. - İtiraz hakkı şüpheli veya sanığa ait olmakla birlikte şüpheli veya sanığın avukatı da tutukluluğa itiraz edebilecektir. - Tutuklanan kişinin mevcut yasal temsilcisi bulunuyorsa (babası, annesi, başka bir yasal temsilci?) tutuklama kararına bunlar da itiraz edebilecektir. - Son olarak tutuklunun eşinin de itiraz hakkı bulunmaktadır. Tutuklular Nerede Tutulur? Nasıl Avukata Vekalet Verirler? Tutuklu olan kişiler Kapalı Ceza İnfaz Kurum'unda tutulmaktadır. Tutuklunun bulunduğu ildeki noterler aracılığı ile tutuklu birlikte çalışmak istediği avukata vekalet verebilecektir. Tutukluluk kararı hem soruşturma hem kovuşturma aşamasında mahkemeler tarafından sıklıkla uygulanan bir koruma tedbiri halini almış durumdadır. Tutukluluk, Ceza Yargılamasında istisnai olarak başvurulması gereken bir koruma tedbiri olmakla birlikte kişiye isnat edilen suçtan alacağı ceza ile orantılı ve ölçülü olması gerekmektedir. Ölçülülük ilkesini ihlal eder tutukluluk koruma tedbirinin yerine mahkemeler tarafından adli kontrol tedbirlerinin uygulanılmasının talep edilmesi gerekmektedir. Avukatlık ofisimiz tarafından hukuka aykırı ve haksız şekilde verilmiş tutukluluk kararlarına itiraz edilerek ceza yargılaması süreçleriniz titizlikle takip edilecektir. Hukuki yardım almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Tutukluluk kararı verilebilmesi için hangi şartlar aranır? C: Tutukluluğun ön şartı, kişinin suç işlediği yönünde kuvvetli şüphe ve somut delillerin bulunmasıdır. Bunun yanında Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 100. maddesinde yer alan; şüpheli veya sanığın kaçma şüphesi uyandıran hâllerin bulunması, delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme ihtimalinin olması ya da tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapma girişiminde bulunma ihtimalinin bulunması gibi şartlardan birinin varlığı aranır. S: Tutukluluk kararını hangi merci verir? C: Soruşturma aşamasında, yani şüpheli hakkında henüz ceza davası açılmadan önce, Savcılığın talebiyle Sulh Ceza Hâkimliği tutuklama kararı verir. Kovuşturma aşamasında ise, yani dava açıldıktan sonra, yargılamayı yürüten mahkeme şüphelinin tutuklu yargılanmasına karar verir. S: Hangi durumlarda tutuklama kararı verilemez? C: Sadece adli para cezasını gerektiren veya hapis cezasının üst sınırı 1 yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilmez. Ayrıca 15 yaşını doldurmamış çocuklar hakkında, üst sınırı 5 yılı aşmayan hapis cezasını gerektiren fiillerden dolayı da tutuklama kararı verilemez. S: Tutukluluk kararına kimler itiraz edebilir? C: Tutukluluk kararına itiraz hakkı şüpheli veya sanığa aittir; bunun yanında şüphelinin veya sanığın avukatı, mevcut yasal temsilcisi ve tutuklunun eşi de tutuklama kararına itiraz edebilmektedir. S: Tutukluluğa itiraz hangi sürede ve nereye yapılır? C: Tutukluluk kararına karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde nöbetçi Asliye Ceza Mahkemesi'ne itiraz edilmelidir. S: Tutuklu kişi avukata nasıl vekalet verebilir? C: Tutuklu kişi, bulunduğu Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun bulunduğu ildeki noterler aracılığıyla, birlikte çalışmak istediği avukata vekalet verebilir. --- # Ortak Velayet Nedir? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/ortak-velayet-nedir/ Güncelleme: 2024-07-22 ## Velayet Ortak Olabilir mi? Ortak Velayet Nedir? Ortak Velayette Nafaka Ödeyecek Miyim? Ortak Velayet nedir? Velayet ortak olabilir mi? Hem ben hem eski eşim çocuğumuzun velayetini ortak şekilde kullanabilir miyiz? sorularına verilecek cevap evettir. Fakat anlaşmalı boşanma protokolünde ortak velayet düzenlenirken dikkat edilmesi gereken bazı önemli noktalar vardır. Bu yazımızda anlaşmalı boşanma protokolünde ortak velayet düzenlenirken nelere dikkat etmeniz gerektiğinden bahsedeceğiz. Türk Medeni Kanunu'nda ortak velayet ile ilgili hiçbir düzenleme olmamakla birlikte son yıllarda özellikle anlaşmalı boşanma ile sona eren evliliklerde taraflar müşterek çocuklarının velayetini ortak şekilde kullanmak istediklerinden hakimler ortak velayete talep halinde hükmetmeye başlamışlardır. - TMK m.335: "Ergin olmayan çocuk, ana ve babasının velâyeti altındadır." - TMK m.336: "Evlilik devam ettiği sürece ana ve baba velâyeti birlikte kullanırlar." şeklindeki kanun maddeleri ile evlilik içinde çocuğun velayetinin hem anne hem de babaya ait olduğu, velayet hakkının birlikte kullanılacağı açıklanmıştır. Velayetin kapsamı çocuğun eğitimi ve bakımı ile ilgilenilmesi, yaşı ile orantılı değişen ihtiyaçlarının karşılanması ve çocuğun üçüncü kişilere karşı temsil edilmesidir. ## Ortak velayet nedir? Genellikle taraflar anlaşmalı boşanma kararı aldıklarında müşterek çocuklarının velayetinin de ortak olmasına karar verebilmektedirler. Bu şekilde tarafların anlaşarak çocuklarının velayetinde eşit hak sahibi olmalarına 'ortak velayet' denilmektedir. ## Ortak velayetin kapsamı nedir? denildiğinde ise ortak velayet kurulmuş olsa bile çocuğun fiilen taraflardan birinin yanında yaşamaya devam edeceği unutulmamalıdır. Mahkeme kararında çocuğun kimin yanında kalacağı belirtildikten sonra çocuğun birlikte yaşamadığı ebeveyn açısından yine kişisel ilişki sınırları belirlenecektir. ## Ortak velayet nerede karşımıza çıkar? sorusu aklınıza geldiyse ortak velayet en çok çocuk hakkında verilecek kararlarda her iki tarafın da onayının olması gerektiği durumlarda karşımıza çıkmaktadır. Uygulamada en sık karşılaşılan durumlar ise çocuğun yurt dışına götürülmesi, hastane ya da okul gibi aciliyeti olan önemli konularda ortak karar alınmasının zorunlu olması vb. hallerdir. [caption id="attachment_1101" align="aligncenter" width="200"] Ortak Velayet Nedir?, Velayet Ortak Olabilir mi, Ortak Velayette Nafaka Ödeyecek Miyim[/caption] ## Çocuğumu yurt dışına götürürken karşı taraftan izin almalı mıyım? diyorsanız eğer müşterek çocuklarınızın velayeti eski eşiniz ile ortak velayet şeklinde kararlaştırılmışsa ondan muvafakatname yani çocuklarınızın yurt dışına götürülmesine izin verdiğine ilişkin bir onay almanız gerekecektir. ## Ortak velayet olan çocuk için nafaka ödenmez mi? Ortak velayette nafaka ödeyecek miyim? Taraflar, çocuk üzerindeki velayet haklarını ortak şekilde devam ettireceklerini kararlaştırmış olsalar ve mahkeme kararında ortak velayet düzenlemesi bulunsa dahi hakim, çocuğun üstün yararı ilkesi gereğince çocuk lehine talep halinde iştirak nafakası düzenlemesi yapacaktır. Fiilen çocuk ile birlikte yaşamayan taraf geliri ile orantılı olacak şekilde çocuğun eğitim ve bakım giderlerine katılacak, iştirak nafakası ödemek durumunda kalacaktır. Taraflar anlaşmalı boşanma sürecine girdiklerinde müşterek çocuklarının velayeti hususunda anlaşma protokolüne ortak velayet maddesini eklemeli, olabildiğince ayrıntılı şekilde çocuğun kimin yanında kalacağı, çocuğun yanında yaşamadığı ebeveyni ile görüşme günleri ile çocuk için ödenecek iştirak nafakası konuları açıklanmalıdır. ## Anlaşmalı boşanma sürecinizin hem siz hem de çocuklarınız açısından en sağlıklı şekilde yürütülmesi, olası hak kayıplarınızın önüne geçilebilmesi için tarafımızla iletişime geçebilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Ortak velayet nedir, taraflar velayeti ortak şekilde kullanabilir mi? C: Taraflar, anlaşmalı boşanma kararı aldıklarında müşterek çocuklarının velayetinin de ortak olmasına karar verebilmektedir; bu şekilde tarafların anlaşarak çocuklarının velayetinde eşit hak sahibi olmalarına ortak velayet denilmektedir. Türk Medeni Kanunu'nda ortak velayete ilişkin doğrudan bir düzenleme bulunmamakla birlikte, hâkimler son yıllarda talep hâlinde ortak velayete hükmetmeye başlamıştır. S: Ortak velayet kurulduğunda çocuk kiminle yaşamaya devam eder? C: Ortak velayet kurulmuş olsa bile çocuk fiilen taraflardan birinin yanında yaşamaya devam eder. Mahkeme kararında çocuğun kimin yanında kalacağı belirtildikten sonra, çocuğun birlikte yaşamadığı ebeveyn açısından kişisel ilişki sınırları ayrıca belirlenir. S: Ortak velayet en çok hangi durumlarda önem kazanır? C: Ortak velayet, çocuk hakkında verilecek kararlarda her iki tarafın da onayının gerekli olduğu durumlarda öne çıkar. Uygulamada en sık karşılaşılan hâller, çocuğun yurt dışına götürülmesi ile hastane veya okul gibi aciliyet taşıyan konularda ortak karar alınmasının zorunlu olduğu durumlardır. S: Çocuğu yurt dışına götürürken diğer taraftan izin almak gerekir mi? C: Müşterek çocuğun velayeti ortak velayet şeklinde kararlaştırılmışsa, çocuğun yurt dışına götürülebilmesi için diğer taraftan bu duruma izin verdiğine ilişkin bir muvafakatname (onay) alınması gerekmektedir. S: Ortak velayet olan çocuk için nafaka ödenir mi? C: Evet. Taraflar velayeti ortak şekilde kullanmayı kararlaştırmış olsa dahi hâkim, çocuğun üstün yararı ilkesi gereğince talep hâlinde çocuk lehine iştirak nafakası düzenlemesi yapar; fiilen çocukla birlikte yaşamayan taraf, geliriyle orantılı şekilde çocuğun eğitim ve bakım giderlerine katılmak durumundadır. --- # Nafaka miktarı çok düşük kaldı ne yapabilirim? Nafaka arttırılabilir mi? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/nafaka-arttirilabilir-mi/ Güncelleme: 2024-07-17 ## Nafaka miktarı çok düşük kaldı ne yapabilirim? Nafaka arttırılabilir mi? Nafaka miktarı çok düşük kaldı ne yapabilirim? Nafaka arttırılabilir mi? Ülkemizde yaşanan ağır enflasyon ortamı ve alım gücünün düşmesi nedeni ile yoksulluk/iştirak nafakasından faydalanan taraflar açısından aldıkları nafaka miktarları işlevini yitirmiş durumdadır. ## Nafaka miktarı çok düşük kaldı ne yapabilirim? sorusu aklınıza geliyorsa eğer mevcut nafakanızın arttırılmasını isteme hakkınızın olduğunu belirtmek isteriz. Türk Medeni Kanunu 176.maddesinde:  "Tarafların malî durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde iradın artırılması veya azaltılmasına karar verilebilir. Hâkim, istem hâlinde, irat biçiminde ödenmesine karar verilen maddî tazminat veya nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir." düzenlemesine yer verilmekle istem durumunda nafakanın miktarının tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre yeniden belirlenebileceği açıklanmıştır. ## Nafaka arttırılabilir mi? Boşanma süreci boyunca bile belirlenen tedbir nafaka miktarı boşanma davası bitene kadar düşük kalabilmektedir. Boşanma yargılaması devam ettiği sırada bu talep mahkemeye yöneltilerek artış yapılması istenebilecektir. Fakat boşanma davasının kesinleşmesinden sonraki dönemlerde nafaka miktarı artık mevcut ihtiyaçları karşılamaya yetmeyecek kadar düşük kaldı ise bunun açılacak yeni bir dava ile arttırılmasının istenilmesi gerekecektir. Nafaka arttırılması davasında mutlaka mevcut giderlerin belgelenmesi, mahkemeye karşı giderlerin yanında mevcut nafaka miktarlarının oldukça az rakamlar olarak kaldığının açıklanması gerekmektedir. Avukatlık ofisimiz tarafından nafaka artışına ilişkin tüm süreçleriniz yönetilecektir. Bu konuda yardım almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Nafaka miktarı düşük kaldığında artırılması mümkün müdür, hangi yasal dayanağa göredir? C: Türk Medeni Kanunu 176. maddesi, tarafların malî durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde nafaka miktarının artırılmasına veya azaltılmasına karar verilebileceğini düzenlemektedir. Buna göre nafakanın miktarı, istem hâlinde tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre yeniden belirlenebilir. S: Boşanma davası devam ederken nafakanın artırılması talep edilebilir mi? C: Evet, boşanma yargılaması sürerken belirlenen tedbir nafakası miktarının yetersiz kalması hâlinde, bu artış talebi devam eden davaya yöneltilerek mahkemeden istenebilir. S: Boşanma davası kesinleştikten sonra nafaka artışı nasıl talep edilir? C: Boşanma kararının kesinleşmesinden sonraki dönemde nafaka miktarı mevcut ihtiyaçları karşılamaya yetmeyecek kadar düşük kaldıysa, artışın istenebilmesi için ayrı ve yeni bir dava açılması gerekir. S: Nafaka artışı davasında nelerin ortaya konması gerekir? C: Nafaka artışı davasında mevcut giderlerin belgelenmesi ve mahkemeye, giderlerin yanı sıra mevcut nafaka miktarının artık yetersiz ve düşük bir rakam olarak kaldığının açıkça izah edilmesi gerekmektedir. --- # Yardım nafakası nedir? 18 Yaşından büyük çocuk nafaka alabilir mi? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/yardim-nafakasi-nedir/ Güncelleme: 2024-07-17 18 Yaşından büyük çocuk nafaka alabilir mi? Yardım nafakası nedir? Kimler yardım nafakası isteyebilir?Anne ve babası boşanmış olan 18 yaşından küçük çocuklar lehine tarafların talebi ya da talep olmasa dahi hakimin takdiri ile nafaka bağlanabilmektedir. Müşterek  çocuk ergin yani 18 yaşını doldurmuş olduğunda ise artık öncesinde kendisi adına hükmedilmiş iştirak nafakası hükümsüz kalmaktadır. Bu halde 18 yaşından büyük müşterek çocuk nafaka alabilir mi? sorusu akıllara gelmektedir. Bu sorunun cevabı evettir. Türk Medeni Kanunu 327.maddesi; “Çocuğun bakımı, eğitimi ve korunması için gerekli giderler ana ve baba tarafından karşılanır.” şeklindedir. Bu temel kanun maddesine göre müşterek çocuk eğitim hayatına devam ettiği sürece bakım ve giderlerinin karşılanması, velayet kendisinde olmayan tarafça bu giderlere katılım gösterilmesi gerekmektedir. Yardım nafakası nedir? 18 yaşını doldurmuş müşterek çocuk, eğitim hayatına devam etmesi şartı ile fiilen kendisine yardımda bulunmayan taraftan eğitim ve bakım giderlerine katılmasını isteyebilecektir. Buna hukuki anlamda ‘yardım nafakası’ denilmektedir. Kimler yardım nafakası isteyebilir? Yalnızca yardım nafakası alma hakkına sahip olan 18 yaşını doldurmuş müşterek çocuk tarafından, kendisine karşı yardım yükümlülüğünü yerine getirmeyen tarafa karşı nafaka davası açılabilecektir. 18 yaşını doldurmuş olan ergin çocuk bu davayı açarken eğitim hayatına devam ettiğini belgelendirmeli, aynı zamanda eğitim hayatının devamı nedeni ile meydana gelen giderleri de açıkça mahkemeye anlatmalıdır. Hakim, yardım nafakası ödemesi gerektiğine kanaat getirilirse eğer yardım nafakası talep edilen kişinin geliri ve mali durumu ile orantılı; talep eden çocuğun giderlerine uygun bir yardım nafakasına hükmedecektir. 18 yaşını geçen ve fakat hala eğitim hayatına devam eden çocuğunuza yardımcı olarak eğitim hayatı süresince yardım nafakasından yararlanması konularında gerekli işlemlerin yapılması için avukatlık ofisimizle iletişime geçebilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: 18 yaşından büyük çocuk nafaka alabilir mi? C: Evet, 18 yaşını doldurmuş olsa dahi eğitim hayatına devam eden çocuk, hukuken "yardım nafakası" adı verilen bir nafaka talep edebilir; müşterek çocuk 18 yaşını doldurduğunda önceden kendisi için hükmedilmiş iştirak nafakası hükümsüz kalır ve yerini bu yeni talep hakkına bırakır. S: Yardım nafakası nedir? C: Yardım nafakası, 18 yaşını doldurmuş müşterek çocuğun eğitim hayatına devam etmesi şartıyla, fiilen kendisine yardımda bulunmayan taraftan eğitim ve bakım giderlerine katılmasını isteyebildiği nafaka türüdür. S: Yardım nafakası talebinin dayanağı nedir? C: Türk Medeni Kanunu'nun 327. maddesi, çocuğun bakımı, eğitimi ve korunması için gerekli giderlerin ana ve baba tarafından karşılanacağını düzenlemektedir; bu madde uyarınca çocuk eğitim hayatına devam ettiği sürece velayet kendisinde olmayan tarafın da bu giderlere katılması gerekir. S: Yardım nafakası davasını kimler açabilir ve nelerin ispatlanması gerekir? C: Yardım nafakası davasını yalnızca 18 yaşını doldurmuş müşterek çocuğun kendisi, yardım yükümlülüğünü yerine getirmeyen tarafa karşı açabilir; davacının eğitim hayatına devam ettiğini belgelendirmesi ve eğitim hayatının devamı nedeniyle ortaya çıkan giderlerini mahkemeye açıkça anlatması gerekir; hâkim de talep edilen kişinin geliri ve mali durumuyla orantılı bir nafakaya hükmeder. --- # Tedbir nafakası nedir? İştirak nafakası nedir? Çocuklarım için her zaman nafaka isteyebilir miyim? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/tedbir-nafakasi-nedir/ Güncelleme: 2024-07-17 Çocuklarım için nafaka alabilir miyim? Tedbir nafakası nedir? İştirak nafakası nedir? Çocuklarım için her zaman nafaka isteyebilir miyim? Çocuklarım için nafaka alabilir miyim? diyorsanız eğer öncelikle nafaka talep ettiğiniz çocuğun ya da çocukların velayetinin sizde olması, ya da fiilen çocukların bakımınız ve gözetiminiz altında bulunuyor olması gerekmektedir. Türk Medeni Kanunu 327.maddesi “Çocuğun bakımı, eğitimi ve korunması için gerekli giderler ana ve baba tarafından karşılanır.” düzenlenmesi yer almakla birlikte 318.maddede; "Velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin çocuk ile kişisel ilişkisinin düzenlenmesinde, çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlak bakımından yararları esas tutulur. Bu eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır.” denilerek velayet kendisine verilmeyen tarafın çocukların giderlerine katkıda bulunmak zorunda olduğu açıklanmıştır. ## İştirak nafakası nedir? Çocuklar yararına, velayet kendisinde olmayan eş tarafından ödenen nafakaya ‘iştirak nafakası’ denilmektedir. ## Tedbir nafakası nedir? Çocuklar için nafaka genellikle boşanma davası ile birlikte istenilmektedir. Boşanma davası ile eş zamanlı olarak istenilen iştirak nafakası, ivedilikle ödenmeye başlanılması ve çocuğun giderlerine velayet kendisinde olmayan eş tarafından katkıda bulunulması amacıyla ilk aşamada tedbir nafakası olarak talep edilmektedir. Çocuklar için dava sırasında tedbir nafakası olarak istenilen nafakanın, boşanma davasının bitmesi akabinde iştirak nafakası olarak devam etmesinin istenildiği de mutlaka dava dilekçesinde belirtilmelidir. Çocuklarım için her zaman nafaka isteyebilir miyim? sorusunun cevabı ise evettir. İştirak nafakası yani müşterek çocuklar lehine verilecek olan nafakanın özelliği çocuğun üstün yararı ilkesini korumasıdır. Taraflar talep etmese bile hakim tarafından kendiliğinden çocuklar yararına nafaka verilmesine hükmedilebileceği gibi, boşanma sırasında ya da sonrasında da ergin olmayan çocuklar adına velayet hakkı olan tarafça istenilmesi mümkündür. Nafaka miktarı ne kadar olur? sorusu ise nafaka istenilen tarafın maddi gücü ile çocukların ihtiyaçlarının tutarı arasında hakkaniyet ilkesi göz önünde bulundurularak hakim tarafından yapılacak değerlendirme sonucu belirlenecektir. Burada önemli olan nafaka talep edilen çocuğun giderlerinin neler olduğunun (okul masrafları, giyim ve sağlık giderleri vb.) mahkemeye açıklanmasıdır. Boşanma davası süreciniz avukatlık ofisimizce titizlikle yürütüldüğü gibi velayet sorumluluğunu üstlendiğiniz çocuklarınız için de gerekli olan nafakanın talep edilmesi prosedürü tarafımızca aynı özenle takip edilecektir. Bu konuyla ilgili bizlerle iletişime geçebilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Çocuklar için nafaka alabilmek için hangi şart aranır? C: Çocuklar için nafaka talep edebilmek için öncelikle nafaka istenilen çocuğun velayetinin talep edende olması ya da fiilen çocukların bakım ve gözetimi altında bulunuyor olması gerekmektedir. S: Tedbir nafakası nedir? C: Tedbir nafakası, çocuklar için boşanma davasıyla eş zamanlı olarak istenilen ve ivedilikle ödenmeye başlanarak çocuğun giderlerine velayet kendisinde olmayan eş tarafından katkı sağlanması amacıyla dava sürecinde ilk aşamada talep edilen nafaka türüdür. Bu nafakanın, boşanma davasının bitmesinin ardından iştirak nafakası olarak devam etmesinin istenildiği de dava dilekçesinde belirtilmelidir. S: İştirak nafakası nedir? C: İştirak nafakası, çocuklar yararına, velayet kendisinde olmayan eş tarafından ödenen nafakadır. S: Çocuklar için her zaman nafaka istenebilir mi? C: Evet. İştirak nafakası çocuğun üstün yararı ilkesini korumayı amaçladığından, taraflar talep etmese bile hâkim tarafından kendiliğinden çocuklar yararına nafakaya hükmedilebilir; ayrıca boşanma sırasında ya da sonrasında ergin olmayan çocuklar adına velayet hakkı olan tarafça da talep edilmesi mümkündür. S: Nafaka miktarı nasıl belirlenir? C: Nafaka miktarı, nafaka istenilen tarafın maddi gücü ile çocukların ihtiyaçlarının (okul masrafları, giyim ve sağlık giderleri gibi) tutarı arasında hakkaniyet ilkesi göz önünde bulundurularak hâkim tarafından yapılacak değerlendirme sonucunda belirlenir. --- # Boşanmak istiyorum nasıl nafaka alınır? Eski kocamdan nafaka alabilir miyim? Ne kadar nafaka alabilirim? Yoksulluk nafakası şartları? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/nasil-nafaka-alinir/ Güncelleme: 2024-07-17 Boşanmak istiyorum nasıl nafaka alınır? Eski kocamdan nafaka alabilir miyim? Ne kadar nafaka alabilirim? Yoksulluk nafakası şartları? Taraflar boşanma aşamasına girdikten ya da boşanma gerçekleştikten sonra, evlilik birliğinin sona ermesi nedeni ile maddi anlamda yoksulluğa düşecek olan taraf, diğer eşten nafaka talep etme hakkına sahiptir. Bu nafaka türü Türk Medeni Kanunu 175.maddesinde düzenlenen yoksulluk nafakasıdır. ## Boşanmak istiyorum nasıl nafaka alacağım? Eski kocamdan nafaka alabilir miyim? Ne kadar nafaka alabilirim? Yoksulluk nafakası şartları nedir? Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 07.10.1998 gün ve 1998/2-656-688, 28.02.2007 gün ve 2007/3-84-95, 16.05.2007 gün ve 2007/2-275-275, 11.03.2009 gün ve 2009/2-73-118 sayılı kararlarına göre: "yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür, eğitim” gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanların "yoksul" kabul edilmesi gerekmektedir." Boşanmak istiyorum nasıl nafaka alabilirim? diyorsanız eğer boşanma davası ile birlikte yoksulluk nafakası talep edebilirsiniz. Boşanma davası ile birlikte yoksulluk nafakası talep etmek isterseniz bunun ‘tedbir nafakası’ olarak talep edilmesi, boşanma davası sonrasında ise yoksulluk nafakası olarak devam etmesinin istenilmesi gerekmektedir. Dikkat edilmesi gereken diğer önemli husus ise nafaka miktarının yıllar içerisinde uygun oranlarda arttırılmasının da dilekçede yer almasıdır.  Aksi halde talep ettiğiniz nafaka miktarı yıllar içinde çok düşecek, yoksulluk nafakası işlevsiz hale gelecektir. Eski kocamdan nafaka alabilir miyim? Yoksulluk nafakası uygulamada her ne kadar boşanma davası ile birlikte isteniyor olsa da eski eşinizden de yoksulluğa düşme ve boşanmada daha ağır kusurlu olmama şartlarını taşıyorsanız yoksulluk nafakası isteme hakkınız vardır. Bunun için ayrı bir dava açmanız gerekmektedir. Boşanma davası sonrasında yoksulluk nafakası istemeniz halinde dikkat edilmesi gereken en önemli husus 1 yıllık zamanaşımıdır. Boşanma kararının kesinleşmesinden 1 yıl geçtikten sonra dava açmanız halinde davanız reddedilecektir. Nafaka miktarı ne kadar olacak? Ne kadar nafaka alacağım? sorularının cevapları ise tamamen karşı tarafın mali gücü ve geliri ile hakim tarafından takdir edilecektir. Nafaka miktarı belirlenirken karşı tarafın maaşı, ek bir kazancı varsa bu kazancın mahiyeti gibi talep edilecek tüm konularda araştırma yapılacak, elde edilen verilere göre hakkaniyete uygun bir nafaka miktarı takdir edilecektir. Avukatlık ofisimizde boşanma davanızın tüm süreçleri titizlikle yürütüleceği gibi nafaka hakkınızı kullanabilmeniz için de yardımcı olmaktayız. Yoksulluk nafakası talebinde bulunmak isterseniz bizimle iletişime geçebilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Yoksulluk nafakası nedir ve hangi kanunda düzenlenmiştir? C: Yoksulluk nafakası, evliliğin sona ermesi nedeniyle maddi anlamda yoksulluğa düşecek olan tarafın diğer eşten talep edebildiği bir nafaka türüdür ve Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesinde düzenlenmiştir. S: Yoksul kabul edilmek için hangi kriterler aranır? C: Yargıtay kararlarına göre yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür ve eğitim gibi bireyin maddi varlığını sürdürmesi için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayan kişi yoksul kabul edilmektedir. S: Yoksulluk nafakası boşanma davasıyla birlikte nasıl talep edilir? C: Yoksulluk nafakası boşanma davası ile birlikte talep edilecekse, dava süresince tedbir nafakası olarak istenmesi, boşanma kararından sonra ise bu nafakanın yoksulluk nafakası olarak devam etmesinin talep edilmesi gerekir. Ayrıca nafaka miktarının yıllar içinde uygun oranlarda artırılmasının da dilekçede belirtilmesi önemlidir, aksi halde nafaka miktarı zamanla yetersiz kalabilir. S: Boşanmadan sonra eski eşten nafaka istenebilir mi? C: Evet, yoksulluğa düşme ve boşanmada daha ağır kusurlu olmama şartlarını taşıyan taraf, boşanmadan sonra da eski eşinden yoksulluk nafakası isteyebilir; ancak bunun için ayrı bir dava açılması gerekir. S: Boşanma sonrası nafaka davası açmak için bir süre sınırı var mıdır? C: Evet, boşanma kararının kesinleşmesinden sonra yoksulluk nafakası istenmesi halinde 1 yıllık zamanaşımı süresi bulunmaktadır; bu süre geçtikten sonra açılan dava reddedilir. S: Nafaka miktarı neye göre belirlenir? C: Nafaka miktarı, karşı tarafın mali gücü ve geliri dikkate alınarak hakim tarafından takdir edilir; karşı tarafın maaşı ve varsa ek kazançları araştırılarak elde edilen verilere göre hakkaniyete uygun bir miktar belirlenir. --- # İhtiyacım nedeni ile kiracımı nasıl çıkarabilirim? Kendi evime geçmek istiyorum kiracımı nasıl çıkarabilirim? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/kiracimi-nasil-cikarabilirim/ Güncelleme: 2024-07-03 ## Tek bir evim var, kiracımı nasıl çıkarabilirim? İhtiyacım nedeni ile kiracımı nasıl evden çıkarabilirim? Kendi evime geçmek istiyorum kiracımı nasıl çıkarabilirim? Ülkede yaşanan ani ve orantısız kira artışı ev sahiplerini, sahip oldukları evlerde ikamet etmeye yöneltmiş durumdadır. Ev sahipleri ise malik bulundukları evlerdeki kiracılarının kira sözleşmelerini 10 yıllık süre geçmediği için feshedemediklerinden zor durumda kalmaktadır. Türk Borçlar Kanunu 350.maddesinin 1.fıkrasında yer alan: “1. Kiralananı kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu veya kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu diğer kişiler için konut ya da işyeri gereksinimi sebebiyle kullanma zorunluluğu varsa,” İfadesine dayanarak ihtiyaç nedeni ile tahliye davası açabilir, mahkeme huzurunda sahip olduğunuz taşınmaza ihtiyaç duyduğunuzu ispat ederek kiracınız ile olan kira sözleşmenizi feshedebilirsiniz. Oğlumun/kızımın ya da torunumun eve ihtiyacı var, kiracımı nasıl çıkartabilirim? İhtiyaç nedeni ile tahliye davasını açabilmeniz için dikkat etmeniz gerekli ihtar ve dava süreleri bulunmaktadır. Bu süreler Türk Borçlar Kanunu m.350’nin devamında açıklanmış, belirli ve belirsiz süreli kira sözleşmeleri için ikili bir ayrıma gidilmiştir. Bu nedenle dava açmadan önce çekeceğiniz ihtarname ve dava açma süreniz, kira sözleşmenizin belirli ya da belirsiz süreli olmasına göre değişecektir. Kiracımı nasıl çıkarabilirim diyorsanız, Kanunun öngördüğü süreler noktasında avukat yardımı almak çok önemlidir. Zira yanlış bir zamanda açtığınız davanız usulden reddedilecektir. Bu nedenle ihtiyaç nedeni ile tahliye davası öncesi avukatlık ofisimizle iletişime geçerek tarafımıza danışmanızı öneririz. Dava açıldıktan sonra ise mahkeme aşamasında aynı il ve hatta ilçede tek bir taşınmazınızın olduğunu, bu taşınmaza ne için ihtiyaç duyduğunuzu delillendirerek mahkemeyi ihtiyaç halinin varlığı konusunda ikna etmeniz gerekecektir. İhtiyacın zorunlu ve samimi olması halinde kira ilişkisi sona erecek ve kiracının taşınmazdan tahliyesine karar verilecektir. Tahliye davası açmadan önce yapılması zorunlu ihtarname ve arabuluculuk süreci ile devamında davanın takibi noktalarında destek almak için avukatlık ofisimizle iletişime geçebilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Kendi ihtiyacım nedeniyle kiracımı evden nasıl çıkarabilirim? C: Türk Borçlar Kanunu'nun 350. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, kiralananı kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu veya kanunen bakmakla yükümlü olduğu diğer kişiler için konut ya da işyeri ihtiyacı bulunan ev sahibi, ihtiyaç nedeniyle tahliye davası açabilir. Mahkeme huzurunda taşınmaza gerçekten ihtiyaç duyduğunuzu ispatlayarak kiracı ile olan kira sözleşmesini feshettirebilirsiniz. S: Çocuğumun veya torunumun ihtiyacı nedeniyle kiracımı çıkarabilir miyim? C: Evet, Türk Borçlar Kanunu m.350 hükmü yalnızca ev sahibinin kendisi için değil, eşi, altsoyu (çocuk/torun), üstsoyu veya kanunen bakmakla yükümlü olduğu kişiler için konut ya da işyeri ihtiyacı bulunması halinde de ihtiyaç nedeniyle tahliye davası açılmasına imkân tanır. S: İhtiyaç nedeniyle tahliye davası açmadan önce dikkat edilmesi gereken süreler var mıdır? C: Evet. Türk Borçlar Kanunu m.350'nin devamında, ihtar ve dava açma sürelerinin kira sözleşmesinin belirli veya belirsiz süreli olmasına göre farklılık gösterdiği düzenlenmiştir. Bu süreler doğru hesaplanmazsa dava usulden reddedilebileceğinden, dava açmadan önce sözleşme türüne göre avukattan destek alınması önemlidir. S: Mahkeme, ihtiyaç nedeniyle tahliye davasında neyi değerlendirir? C: Mahkeme, aynı il ve hatta ilçede tek bir taşınmazınızın bulunduğunu ve bu taşınmaza gerçekten ihtiyaç duyduğunuzu delillendirmenizi bekler. İhtiyacın zorunlu ve samimi olduğuna kanaat getirilirse kira ilişkisi sona erdirilir ve kiracının tahliyesine karar verilir. --- # Sahip olduğum evin kirasını nasıl arttırabilirim? Kiracım düşük bedellerde kira ödüyor kira artışı nasıl yapabilirim? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/kira-artisi-nasil-yapabilirim/ Güncelleme: 2024-07-03 ## Sahip olduğum evin kirasını nasıl arttırabilirim? Kiracım düşük bedellerde kira ödüyor kira artışı nasıl yapabilirim? Ülkemizde yaşanan ağır enflasyon ortamı nedeni ile pek çok ev sahibi mevcut ödenen kira bedellerinin yetersizliği nedeni ile mağduriyet yaşamaktadır. Bu mağduriyetin giderilebilmesi amacıyla Türk Borçlar Kanunu 345.maddesi ile birlikte kira sözleşmesinin 5 yılı doldurmuş olması şartı sağlandığında, kira tespit davası açılabileceği öngörülmüştür. Kira tespit davalarında dikkat edilmesi gereken en önemli unsur kira sözleşmesi başlangıç tarihinden itibaren 5 yıllık sürenin geçmiş olmasıdır. Kira tespit davası açacak olan ev sahiplerinin en büyük dayanağı, sahip olduğu taşınmaza emsal teşkil edebilecek benzer niteliklerde ve konumda bulunan diğer taşınmazların kira bedelleri olacaktır. Bu nedenle dava açılmadan önce ön araştırma yapılmalı, emsal olabilecek kira sözleşmeleri elde edilmelidir. Diğer bir dikkat edilmesi gereken husus ise kira tespit davası açmadan önce ihtarname çekmeli miyim? sorusunun cevabıdır. Türk Borçlar Kanunu’nda kira tespit davası açılmadan önce ihtarname çekilmesi zorunluluğuna yer verilmemişse de istenilen yeni kira bedelinin hangi tarihten itibaren işletileceği noktasında ihtar şartının yerine getirilmiş olması tüm davaya etki edebilecek değişiklikler yaratmaktadır. Dava öncesi delil toplanması, uzlaşmaya yönelik zorunlu arabuluculuk sürecinin profesyonel bir şekilde yürütülmesi ve gerekli olması halinde dava yoluna başvurulması süreçlerinde avukatlık ofisimiz sizlere yardımcı olacaktır. Tarafımızla iletişime geçebilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Kira artışı için kira tespit davası hangi şartla açılabilir? C: Türk Borçlar Kanunu'nun 345. maddesi uyarınca, kira sözleşmesinin başlangıç tarihinden itibaren 5 yıllık sürenin dolmuş olması şartıyla kira tespit davası açılabilmektedir. S: Kira tespit davasında ev sahibinin en önemli dayanağı nedir? C: Kira tespit davası açacak ev sahibinin en büyük dayanağı, sahip olunan taşınmaza emsal teşkil edebilecek benzer nitelik ve konumdaki diğer taşınmazların kira bedelleridir. Bu nedenle dava açılmadan önce ön araştırma yapılmalı ve emsal olabilecek kira sözleşmeleri elde edilmelidir. S: Kira tespit davası açmadan önce ihtarname çekmek zorunlu mudur? C: Türk Borçlar Kanunu'nda kira tespit davası açılmadan önce ihtarname çekilmesi zorunluluğu yer almamaktadır; ancak istenilen yeni kira bedelinin hangi tarihten itibaren işletileceği noktasında ihtar şartının yerine getirilmiş olması davaya etki edebilecek önemli bir husustur. S: Kira tespit davası öncesinde arabuluculuğa başvurmak gerekir mi? C: Evet, dava öncesinde delil toplanmasının yanı sıra uzlaşmaya yönelik zorunlu arabuluculuk sürecinin yürütülmesi ve gerekli olması hâlinde ardından dava yoluna başvurulması gerekmektedir. --- ## Yasal Uyarı Bu sitedeki içerikler yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Bu site, Türkiye Barolar Birliği Reklam Yasağı Yönetmeliği'ne uygun olarak hazırlanmıştır. # Bu dosya tema tarafından otomatik üretilir. Son güncelleme: 2026-08-19