# Koza Avukatlık ve Danışmanlık > Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal boşanma avukatı ve Kartal ceza avukatı arayanlar için; Kartal ve Anadolu Yakası başta olmak üzere aile, boşanma, ceza, iş, icra, gayrimenkul ve miras hukuku alanlarında dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti sunuyoruz. İlk görüşmede dosyanızın hukuki durumunu, izlenebilecek yolları, tahmini süreyi ve masrafları açıkça değerlendiriyoruz. ## Künye - Tür: Avukatlık ve hukuki danışmanlık bürosu - Adres: Cevizli, Kepez Sk. No:7 Kat:4 Daire:9 Kartal/İstanbul - Telefon: +90 535 924 18 52 +90 538 980 49 46 - E-posta: iletisim@kozaavukatlik.com.tr - Çalışma saatleri: Pazartesi-Cuma 09:00-18:00 · Cumartesi Kapalı · Pazar Kapalı - Hizmet bölgesi: Kartal, Maltepe, Pendik, Kadıköy, Ataşehir, Sultanbeyli, Anadolu yakası, İstanbul - Kuruluş: 2023 - Web: https://www.kozaavukatlik.com.tr/ ## Çalışma Alanları - [Aile Hukuku ve Boşanma Davaları](https://www.kozaavukatlik.com.tr/aile-hukuku/): Aile hukuku; evlilik, boşanma, nafaka, velayet, mal rejimi, soybağı ve aile içi şiddete karşı korunma gibi konularda eşler, ebeveynler ve çocuklar arasındaki ilişkileri düzenleyen hukuk dalıdır. Ana … - [Ceza Hukuku](https://www.kozaavukatlik.com.tr/ceza-hukuku/): Ceza avukatı, soruşturma ve kovuşturma aşamalarında şüpheli, sanık ya da mağduru temsil eder. Gözaltı süresi kural olarak 24 saattir ve ifade alınmadan önce müdafi ile görüşme hakkı vardır. Tutuklama… - [Gayrimenkul Hukuku](https://www.kozaavukatlik.com.tr/gayrimenkul-hukuku/): Gayrimenkul hukuku, taşınmazlar üzerindeki mülkiyet ve kullanım ilişkilerini düzenler: kira ve tahliye, tapu iptali ve tescil, ortaklığın giderilmesi, kat mülkiyeti. Kira, ortaklığın giderilmesi ve k… - [Miras Hukuku](https://www.kozaavukatlik.com.tr/miras-hukuku/): Miras hukuku, ölüm hâlinde malvarlığının kimlere hangi oranda geçeceğini düzenler. Sağ kalan eş altsoyla birlikte mirasın dörtte birini alır. Borca batık miras üç ay içinde reddedilebilir. Saklı payı… - [İş Hukuku](https://www.kozaavukatlik.com.tr/is-hukuku/): İş hukuku, işçi ile işveren arasındaki ilişkiyi düzenler. Kıdem ve ihbar tazminatı, işe iade, ücret ve fazla mesai alacakları ile iş kazası tazminatları bu alana girer. Alacak davalarında arabuluculu… - [İcra Hukuku](https://www.kozaavukatlik.com.tr/icra-hukuku/): İcra hukuku, ödenmeyen alacağın devlet gücüyle tahsilini düzenler. İlamsız takipte ödeme emrine itiraz süresi yedi gün, kambiyo senetlerine mahsus takipte beş gündür. İlamsız takipte itiraz takibi ke… - [Tüketici Hukuku](https://www.kozaavukatlik.com.tr/tuketici-hukuku/): Tüketici hukuku, ticari veya mesleki olmayan amaçla mal ya da hizmet alan kişiyi korur. Ayıplı malda tüketici; iade, değişim, onarım ve bedel indiriminden dilediğini seçebilir. Mesafeli ve kapıdan sa… - [Yabancılar Hukuku](https://www.kozaavukatlik.com.tr/yabancilar-hukuku/): Yabancılar hukuku, Türkiye'deki yabancıların ikamet ve çalışma izinlerini, vatandaşlık başvurularını, uluslararası koruma taleplerini ve sınır dışı işlemlerini kapsar. Uyuşmazlıklar idarenin işlemiyl… - [Şirketler Hukuku](https://www.kozaavukatlik.com.tr/sirketler-hukuku/): Şirketler hukuku, ticari işletmelerin kuruluşundan tasfiyesine kadar hukuki işleyişini düzenler. Limited şirket ortakları kamu borçlarından sermaye payları oranında kişisel olarak sorumludur; anonim … ## Kadro - [Av. Fatma Umay Bayrak](https://www.kozaavukatlik.com.tr/avukat/av-fatma-umay-bayrak/): Kurucu Avukat — İstanbul Barosu - [Av. Büşra Onay Oğurcu](https://www.kozaavukatlik.com.tr/avukat/av-busra-onay-ogurcu/): Kurucu Avukat — İstanbul Barosu - [Stajyer Av. Başak Onay](https://www.kozaavukatlik.com.tr/avukat/stajyer-av-basak-onay/): Stajyer Avukat — İstanbul Barosu ## Sayfalar - [İstanbul Boşanma Avukatı](https://www.kozaavukatlik.com.tr/istanbul-bosanma-avukati/): İstanbul boşanma avukatı, İstanbul’da görülen anlaşmalı ve çekişmeli boşanma davalarında; boşanma, velayet, nafaka, tazminat ve mal paylaşımı konularında hukuk… - [Kadıköy Boşanma Avukatı](https://www.kozaavukatlik.com.tr/kadikoy-bosanma-avukati/): Kadıköy'de oturanların boşanma davaları, Kartal'daki İstanbul Anadolu Adalet Sarayı'nda bulunan aile mahkemelerinde görülür. Kadıköy Adliyesi Şubat 2012'de bu … - [Kadıköy Ceza Avukatı](https://www.kozaavukatlik.com.tr/kadikoy-ceza-avukati/): Kadıköy'de bir yakınınız gözaltına alındıysa ya da ifadeye çağrıldıysanız, soruşturma Kartal'daki İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nda yürür; dava açıl… - [Hakkımızda](https://www.kozaavukatlik.com.tr/hakkimizda/): Koza Avukatlık ve Danışmanlık, İstanbul’un Kartal ilçesinde faaliyet gösteren bir hukuk bürosudur. Büro; aile ve boşanma, ceza, gayrimenkul, miras, iş, icra, t… - [Çalıştığımız Alanlar](https://www.kozaavukatlik.com.tr/calistigimiz-alanlar/): - [Avukatlarımız](https://www.kozaavukatlik.com.tr/avukatlarimiz/): Koza Avukatlık ve Danışmanlık bünyesinde Av. Büşra Onay Oğurcu ve Av. Fatma Umay Bayrak görev yapmaktadır. Her iki avukat da İstanbul Barosu'na kayıtlıdır ve b… - [Yazılarımız](https://www.kozaavukatlik.com.tr/yazilarimiz/): - [İletişim](https://www.kozaavukatlik.com.tr/iletisim/): Koza Avukatlık ve Danışmanlık'a Cevizli, Kepez Sk. No:7 Kat:4 Daire:9, 34865 Kartal/İstanbul adresinden ulaşılabilir. Telefon +90 535 924 18 52, WhatsApp +90 5… - [İnfaz ve Yatar Hesaplama 2026](https://www.kozaavukatlik.com.tr/infaz-ve-yatar-hesaplama/): Yatar süresi, hükmedilen cezaya suç türüne göre belirlenen infaz oranı uygulanarak bulunur. Genel kural 1/2'dir; kasten öldürme ve Kanunda sayılan bazı suçlard… - [Gizlilik Politikası ve KVKK Aydınlatma Metni](https://www.kozaavukatlik.com.tr/gizlilik-politikasi/): Bu sayfa, kozaavukatlik.com.tr'yi ziyaret ettiğinizde ve iletişim formu ya da WhatsApp üzerinden bizimle iletişime geçtiğinizde hangi kişisel verilerinizin han… - [Ana Sayfa](https://www.kozaavukatlik.com.tr/): Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal Cevizli'de kurulu, bireysel ve kurumsal müvekkiller adına dava takibi ve hukuki danışmanlık yürüten bir hukuk bürosudur. … - [İstanbul Avukat ve Hukuk Bürosu](https://www.kozaavukatlik.com.tr/istanbul-avukat/): İstanbul Avukat arayan kişiler için Koza Avukatlık ve Danışmanlık, İstanbul’un Kartal ilçesindeki ofisi üzerinden aile ve boşanma hukuku, ceza, iş, ticaret ve … ## Bölgelerimiz - [Maltepe Avukat ve Hukuk Bürosu](https://www.kozaavukatlik.com.tr/bolge/maltepe-avukat/): Maltepe ilçesinde ayrı adliye bulunmaz; tüm davalar Kartal'daki İstanbul Anadolu Adliyesi'nde görülür. Koza Avukatlık ve Danışmanlık bu adliyenin hemen yakınında, Cevizli'de konum… - [Pendik Avukat ve Hukuk Bürosu](https://www.kozaavukatlik.com.tr/bolge/pendik-avukat/): Pendik ilçesinde ayrı adliye yoktur; tüm davalar ve icra takipleri Kartal'daki İstanbul Anadolu Adliyesi'nde yürütülür. Adliyeye komşu büromuz; aile, ceza, kira, iş, icra, gayrime… - [Kadıköy Avukat](https://www.kozaavukatlik.com.tr/bolge/kadikoy-avukat/): Kadıköy'de ayrı bir adliye yoktur. Kadıköy Adliyesi, Şubat 2012'de Üsküdar, Kartal, Ümraniye, Pendik ve Sultanbeyli adliyeleriyle birleştirilerek Kartal'daki İstanbul Anadolu Adal… - [Ataşehir Avukat](https://www.kozaavukatlik.com.tr/bolge/atasehir-avukat/): Ataşehir'de açılacak bir dava ilçe sınırları içinde değil, Kartal'daki İstanbul Anadolu Adalet Sarayı'nda görülür; ilçenin ayrı bir adliyesi ya da icra dairesi yok. Ataşehir'de ik… - [Sultanbeyli Avukat](https://www.kozaavukatlik.com.tr/bolge/sultanbeyli-avukat/): Sultanbeyli'nin kendi adliyesi yok; ilçedeki dava, savcılık ve icra dosyaları Kartal'daki İstanbul Anadolu Adalet Sarayı'nda yürüyor. Eski Sultanbeyli 1. ve 2. İcra Daireleri de b… ## Rehber Yazılar - [Hakaret Suçu ve Cezası – TCK 125](https://www.kozaavukatlik.com.tr/hakaret-sucu-ve-cezasi-tck-125/) — 2026-10-18: Hakaret suçu TCK 125'te düzenlenir; kişinin onur, şeref ve saygınlığını rencide edecek somut bir fiil isnadı veya sövmeyle oluşur. Temel ceza 3 aydan 2 yıla kadar hapis veya adli … - [Boşanmak İçin Gerekli Evraklar Nelerdir?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/bosanmak-icin-gerekli-evraklar-nelerdir/) — 2026-10-18: Boşanma davası için gerekli evraklar, anlaşmalı ya da çekişmeli boşanma yoluna ve çocuk bulunup bulunmamasına göre değişir. Her iki türde de dava dilekçesi, güncel nüfus kayıt örn… - [İstanbul Ceza Avukatı](https://www.kozaavukatlik.com.tr/istanbul-ceza-avukati/) — 2026-10-18: Ceza yargılaması soruşturma ve kovuşturma olmak üzere iki aşamadan geçer. Gözaltı süresi bireysel suçlarda 24 saat, toplu suçlarda uzatmalarla en çok dört gündür. Gözaltının ilk a… - [1 Yıl Ceza Alan Ne Kadar Yatar?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/1-yil-ceza-alan-ne-kadar-yatar/) — 2026-10-13: 1 yıl hapis cezasında koşullu salıverilme oranı genel kural olarak 1/2'dir; yani 6 ay iyi halli geçirilince koşullu salıverilme gündeme gelir (5275 sayılı Kanun m.107/2). Kanunda … - [Maaşın Ne Kadarı Haczedilebilir? Maaş Haczi Oranı ve Süreci](https://www.kozaavukatlik.com.tr/maasin-ne-kadari-haczedilebilir/) — 2026-03-21: İşçi ücretlerinde genel kural olarak maaşın dörtte biri haczedilebilir. Ancak nafaka alacakları ve kanunda düzenlenen diğer özel durumlar farklı değerlendirme gerektirebilir. Bird… - [Denetimli Serbestlik İmza İhlali Kaç Defa Yapılabilir?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/denetimli-serbestlik-imza-ihlali-kac-defa-yapilabilir/) — 2026-10-13: Denetimli serbestlikte tek bir imza ihlali, kural olarak sürecin doğrudan sonlanmasına yol açmaz. Belirleyici olan ihlalin sürekliliği, yani yükümlülüğe uymamakta ısrar edilmesidi… - [5 Yıl Ceza Alan Ne Kadar Yatar? İnfaz Hesabı](https://www.kozaavukatlik.com.tr/5-yil-ceza-alan-ne-kadar-yatar/) — 2026-10-13: 5 yıl ceza alan kişinin ne kadar süre ceza infaz kurumunda kalacağı; suçun türüne, suç tarihine, uygulanacak koşullu salıverilme oranına, denetimli serbestlik şartlarına, tekerrür… - [Hakkımda Açılmış Dava Var Mı? Nereden Öğrenebilirim?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/hakkimda-acilmis-bir-dava-var-mi-nereden-ogrenebilirim/) — 2026-10-18: Hakkınızda açılmış dava olup olmadığını öğrenmenin en hızlı yolu e-Devlet üzerinden UYAP Vatandaş Portalı'na girmektir. Buradan ceza, hukuk ve icra dosyalarınızı görebilirsiniz. S… - [Eşim Benden Habersiz Evimizi Satabilir Mi?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/esim-benden-habersiz-evimizi-satabilir-mi/) — 2026-04-13: Eşlerden biri, diğerinin açık rızası olmadan aile konutunu satamaz. Türk Medeni Kanunu'nun 194. maddesi aile konutunu özel bir güvence altına alır. Ancak koruma kendiliğinden işle… - [13. Yargı Paketi Neleri Kapsıyor? Son Durum, Nafaka ve İnfaz](https://www.kozaavukatlik.com.tr/13-yargi-paketi/) — 2026-10-13: 13. Yargı Paketi, 28 Eylül 2026 itibarıyla henüz TBMM'ye sunulmadı ve yürürlükte bir hükmü yok. Resmî açıklamalar süresiz nafakanın yerine yeni bir model getirilmesine, ağır suçla… - [Tera ve Pusula Fon Mağdurları Paralarını Nasıl Alacak?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/tera-ve-pusula-fon-magdurlari/) — 2026-10-13: Tera ve Pusula fon mağdurlarının parası tasfiye kararıyla silinmiş değildir. Ancak tamamının geri döneceği de garanti değildir. SPK'nın 17 Eylül 2026 kararıyla 131 fon tasfiyeye a… - [Sigorta Tahkim Komisyonuna Başvuru Nasıl Yapılır?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/sigorta-tahkim-komisyonuna-basvuru-nasil-yapilir/) — 2026-10-13: Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuru için önce sigorta kuruluşuna yazılı başvuru yapılır; talep reddedilir veya süresinde cevap verilmezse Komisyona online ya da fiziki olarak mürac… - [HAGB Kararına Uyulmaması Nedeniyle Açılış Ne Demek?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/hagb-kararina-uyulmamasi-nedeniyle-acilis-ne-demek/) — 2026-10-13: HAGB kararına uyulmaması nedeniyle açılış, denetim süresinde kasıtlı suç işlendiği veya yükümlülük ihlal edildiği iddiasıyla dosyanın yeni esas numarası üzerinden yeniden ele alın… - [Saklı Pay Nedir? Tenkis Davası Nasıl Açılır?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/sakli-pay-tenkis-davasi/) — 2026-09-05: Saklı pay; altsoyun, anne-babanın ve sağ kalan eşin miras payının kanunla korunan bölümüdür (TMK m. 506). Bu payı ihlal edilen mirasçı, ihlali öğrenmesinden itibaren 1 yıl, her ha… - [Yasadışı Bahis Cezasına İtiraz Süresi ve Yolu](https://www.kozaavukatlik.com.tr/yasadisi-bahis-cezasina-itiraz/) — 2026-09-03: Yasadışı bahis oynama nedeniyle verilen idari para cezasına, kararın tebliği veya tefhiminden itibaren 15 gün içinde sulh ceza hâkimliğine başvurularak itiraz edilebilir. İtiraz d… - [Kira Tespit Davası: 5 Yılı Dolan Kiracının Kirası Nasıl Artırılır?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/kira-tespit-davasi-5-yillik-kiraci/) — 2026-10-13: Beş yılı dolan kira ilişkisinde bedel, TÜFE sınırına bağlı kalmadan rayiç üzerinden belirlenir (TBK m. 344/3). Kira tespit davası her zaman açılabilir; ancak kararın yeni dönemde … - [Mirastan Feragat Sözleşmesi Nedir, Nasıl Yapılır?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/mirastan-feragat-sozlesmesi-nedir-nasil-yapilir/) — 2026-09-02: Mirastan feragat sözleşmesi, miras bırakan ile mirasçısı arasında miras açılmadan önce yapılan, mirasçının miras hakkından (saklı pay dahil) vazgeçmesini sağlayan iki taraflı bir … - [Anadolu Yakası Ağır Ceza Avukatı](https://www.kozaavukatlik.com.tr/anadolu-yakasi-agir-ceza-avukati/) — 2026-10-13: Anadolu Yakası'ndaki (Kadıköy, Üsküdar, Ataşehir, Ümraniye, Maltepe, Kartal, Pendik, Tuzla, Sancaktepe, Sultanbeyli, Çekmeköy) ağır ceza dosyalarının tamamı Kartal'daki İstanbul A… - [Karşılıksız Çek ve Senet İcra Takibi Nasıl Yapılır? Alacaklının Hakları](https://www.kozaavukatlik.com.tr/karsiliksiz-cek-senet-icra-takibi/) — 2026-08-22: Karşılıksız çek ve ödenmeyen senet, İcra ve İflas Kanunu'nun kambiyo senetlerine özgü haciz yolu hükümlerine (İİK m. 167 vd.) göre icraya konur. Borçluya ödeme emri gönderilir; bo… - [Kirasını Ödemeyen Kiracı Nasıl Tahliye Edilir? İki Haklı İhtar ve İcra Yoluyla Tahliye](https://www.kozaavukatlik.com.tr/kirasini-odemeyen-kiraci-nasil-tahliye-edilir/) — 2026-08-20: Kirasını ödemeyen kiracı iki yoldan tahliye edilebilir: yazılı ihtarla en az otuz gün süre verilip ödeme yapılmazsa dava açılması (TBK 315), ya da bir kira döneminde iki haklı iht… - [İşyerinde Mobbing (Psikolojik Taciz): İspat ve Tazminat Hakları](https://www.kozaavukatlik.com.tr/isyerinde-mobbing-nedir-ispat-ve-tazminat/) — 2026-10-03: İşyerinde mobbing, bir çalışanı yıldırmak, etkisizleştirmek veya işten uzaklaştırmak amacıyla sistemli, sürekli ve kasıtlı biçimde uygulanan psikolojik taciz davranışlarıdır. Mobb… - [Anadolu Yakası Avukat](https://www.kozaavukatlik.com.tr/anadolu-yakasi-avukat/) — 2026-10-13: Anadolu yakasının adli yargı işleri büyük ölçüde tek merkezde toplanmıştır: İstanbul Anadolu Adalet Sarayı. Ağır ceza, asliye ceza, aile, asliye hukuk, iş ve icra mahkemeleri bu a… - [Uzaklaştırma Kararı Varken Mesaj Atmak](https://www.kozaavukatlik.com.tr/uzaklastirma-karari-varken-mesaj-atmak/) — 2026-10-13: Uzaklaştırma kararı her zaman yalnızca fiziksel uzaklaşmayı ifade etmez. Karar iletişim kurmama yükümlülüğü de içeriyorsa mesaj göndermek kararın ihlali sayılır. 6284 sayılı Kanun… - [2 Yıl 6 Ay Ceza Alan Ne Kadar Yatar?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/2-yil-6-ay-ceza-alan-ne-kadar-yatar/) — 2026-10-13: 2 yıl 6 ay hapis cezası toplam 30 aydır. Genel suçlarda koşullu salıverilme oranı 1/2 olduğundan koşullu salıverilmeye esas süre 15 ay, denetimli serbestlik süresi 1 yıldır. Ancak… - [İstihkak Davası Nedir? Haczedilen Malın Geri Alınması](https://www.kozaavukatlik.com.tr/istihkak-davasi-nedir-haczedilen-malin-geri-alinmasi/) — 2026-09-12: İstihkak davası, borçluya ait olmayan bir mal haczedildiğinde malın gerçek sahibinin haczi kaldırtmasını sağlar (İİK m. 96-99). Üçüncü kişi, haczi öğrenmesinden itibaren 7 gün içi… - [Israrlı Takip (Stalking) Suçu Nedir? Nasıl Şikâyet Edilir? — TCK 123/A](https://www.kozaavukatlik.com.tr/israrli-takip-stalking-sucu-nedir-nasil-sikayet-edilir-tck-123-a/) — 2026-10-13: Israrlı takip suçu TCK 123/A'da düzenlenir; kişiyi fiziken takip etmek ya da iletişim araçları veya üçüncü kişiler aracılığıyla ısrarla temas kurmaya çalışmakla oluşur. Temel ceza… - [Yoksulluk Nafakası Nedir? Şartları ve Süresi](https://www.kozaavukatlik.com.tr/yoksulluk-nafakasi-nedir-sartlari-nelerdir-kimler-talep-edebilir/) — 2026-06-24: Yoksulluk nafakası, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek eşe, kusuru diğerinden daha ağır olmamak şartıyla bağlanan nafakadır. Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı 30 Haziran 2027'de… - [İtirazın İptali Davası Nedir? Şartları ve Süresi (İİK 67)](https://www.kozaavukatlik.com.tr/itirazin-iptali-davasi-nedir-sartlari-ve-suresi-iik-67/) — 2026-06-23: İtirazın iptali davası, borçlunun ödeme emrine itirazı üzerine duran ilamsız icra takibini sürdürebilmek için alacaklının açtığı davadır. Dava, itirazın alacaklıya tebliğinden iti… - [Uyuşturucuda Denetimli Serbestlik: Süreç, İhlal ve Dosyanın Kapanması](https://www.kozaavukatlik.com.tr/uyusturucuda-denetimli-serbestlik-surec-ihlal-ve-dosyanin-kapanmasi/) — 2026-06-20: Uyuşturucu kullanma suçunda ilk kez işlem gören kişilere denetimli serbestlik imkânı tanınır. Süreç imza, tedavi ve seminer yükümlülüklerinden oluşur. Yükümlülükler eksiksiz yerin… - [Uyuşturucu Suçunda Ehliyete El Konulur mu? Geri Alma](https://www.kozaavukatlik.com.tr/uyusturucu-sucunda-ehliyete-el-konulur-mu-geri-alma/) — 2026-06-19: Uyuşturucu veya uyarıcı madde etkisi altında araç kullanıldığının tespiti hâlinde Karayolları Trafik Kanunu uyarınca sürücü belgesine el konulur; el koyma süresi ihlalin tekrarına… - [Zina Nedeniyle Boşanma Davası Nasıl Açılır?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/zina-nedeniyle-bosanma-davasi-nasil-acilir/) — 2026-10-13: Zina, TMK 161'de düzenlenen bir boşanma sebebidir. Aldatılan eş, zinayı öğrenmesinden itibaren 6 ay ve her hâlde fiilin üzerinden 5 yıl içinde boşanma davası açabilir; eşini affed… - [Nitelikli Dolandırıcılık Suçu ve Cezası TCK 158](https://www.kozaavukatlik.com.tr/nitelikli-dolandiricilik-sucu-ve-cezasi-tck-158/) — 2026-10-13: Nitelikli dolandırıcılık TCK 158'de düzenlenir; dolandırıcılığın dinî duyguların istismarı, bilişim sistemlerinin ya da banka ve kredi kurumlarının araç olarak kullanılması gibi s… - [Borçlunun Üzerinde Mal Yoksa Ne Yapılır?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/borclunun-uzerinde-mal-yoksa-ne-yapilir/) — 2026-06-17: Borçlunun üzerine kayıtlı mal bulunmaması, alacağın tahsil edilemeyeceği anlamına gelmez. İcra dairesi aracılığıyla tapu, trafik, banka ve SGK kayıtlarında malvarlığı araştırması … - [İlk Kez Uyuşturucudan Yakalanmanın Cezası Nedir?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/ilk-kez-uyusturucudan-yakalanmanin-cezasi-nedir/) — 2026-06-17: İlk kez ve kişisel kullanım amacıyla yakalanan kişi hakkında doğrudan mahkûmiyet verilmez. Savcılık kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verir ve kişi en az bir yıl süre… - [Mesajla Tehditin Cezası Nedir?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/mesajla-tehditin-cezasi-nedir/) — 2026-10-13: Mesaj yoluyla yapılan tehdit, Türk Ceza Kanunu'nun 106. maddesi kapsamında suç oluşturur. Ceza tehdidin ağırlığına göre değişir; yaşama ya da vücut bütünlüğüne yönelik tehditlerde… - [Çekişmeli Boşanma Davası Ne Kadar Sürer?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/cekismeli-bosanma-davasi-ne-kadar-surer/) — 2026-10-13: Çekişmeli boşanma davası Türkiye'de ortalama 18 ay ile 3 yıl arasında sonuçlanır; süre davanın içeriğine göre değişir. Sadece boşanma talep edilen basit davalar 12-18 ay, nafaka v… - [Anlaşmalı Boşanma Davası Ne Kadar Sürer?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/anlasmali-bosanma-davasi-ne-kadar-surer/) — 2026-10-13: Anlaşmalı boşanma davası, eksiksiz hazırlanan protokol ve tam belgelerle açıldığında tek celsede sonuçlanabilir; taraflar duruşmada istinaftan feragat ederse karar aynı gün kesinl… - [Nafaka Neye Göre Belirlenir?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/nafaka-neye-gore-belirlenir/) — 2026-06-11: Nafaka miktarı; nafaka yükümlüsünün gerçek geliri, nafaka alacaklısının belgelenmiş ihtiyaçları, evlilik boyunca sürdürülen yaşam standardı, tarafların kusur dengesi ve varsa çocu… - [Trafik Kazasında Kusursuz Taraf Nasıl Tazminat Alır?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/trafik-kazasinda-kusursuz-taraf-nasil-tazminat-alir/) — 2026-10-13: Kusursuz taraf, zararını önce kusurlu aracın zorunlu trafik sigortasından ister; sigortacı yazılı başvuruya 15 gün içinde cevap vermek zorundadır (KTK m. 97). Anlaşma olmazsa Sigo… - [Hacizli Mülkü Satmak Mümkün Mü?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/hacizli-mulku-satmak-mumkun-mu/) — 2026-06-01: Hacizli mülkü satmak hukuken mümkündür; tapu müdürlüğü haciz şerhine rağmen satışı tescil eder. Ancak satış haczi ortadan kaldırmaz, şerh tapuda kalmaya devam eder ve alıcı mülkü … - [Araç Değer Kaybı Davası Nasıl Açılır?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/arac-deger-kaybi-davasi-nasil-acilir/) — 2026-05-31: Araç değer kaybı davası açmadan önce kusurlu aracın trafik sigortacısına yazılı başvuru yapılır. Sigortacı 15 gün içinde cevap vermez veya teklif yetersiz kalırsa Sigorta Tahkim K… - [İstirdat Davası Nedir? Nasıl Açılır?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/istirdat-davasi-nedir-nasil-acilir/) — 2026-05-31: İstirdat davası, borçlu olunmadığı hâlde icra takibi baskısı altında ödenmek zorunda kalınan paranın geri alınması için açılır. Dava, ödeme tarihinden itibaren 1 yıllık hak düşürü… - [Boşanmada Tazminat Hakkı: Maddi ve Manevi Tazminat](https://www.kozaavukatlik.com.tr/bosanmada-tazminat-hakki-maddi-ve-manevi-tazminat/) — 2026-10-13: Boşanmada kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu eşten maddi tazminat; kişilik hakları saldırıya uğrayan taraf manevi tazminat isteyebilir (TMK m. 174). Eşit kusurda tazmina… - [Menfi Tespit Davası Nedir? Nasıl ve Nerede Açılır?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/menfi-tespit-davasi-nedir-nasil-ve-nerede-acilir/) — 2026-09-12: Menfi tespit davası, borçlu olmadığınızın mahkeme kararıyla tespitini sağlar (İİK m. 72). Takipten önce açılırsa alacağın en az 'i teminatla icra takibi durdurulabilir; takipten s… - [6 Yıl Ceza Alan Ne Kadar Yatar?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/6-yil-ceza-alan-ne-kadar-yatar/) — 2026-09-28: 6 yıl (72 ay) hapis cezasında koşullu salıverilme oranı genel kural olarak 1/2'dir; koşullu salıverilme 36. ayda gündeme gelir (5275 sayılı Kanun m.107/2). Denetimli serbestlik ko… - [Velayet Davası Ne Kadar Sürer?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/velayet-davasi-ne-kadar-surer/) — 2026-05-18: Velayet davası kural olarak boşanma davasıyla birlikte görülür. Velayetin protokolle çözüldüğü anlaşmalı boşanma çoğunlukla tek celsede, 6-12 haftada sonuçlanır; velayetin tartışm… - [Kasten Yaralama Suçu ve Cezası (TCK 86 – 87)](https://www.kozaavukatlik.com.tr/kasten-yaralama-sucu-ve-cezasi-tck-86-87/) — 2026-10-13: Kasten yaralama suçu TCK 86 ve 87 maddelerinde düzenlenir. Basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek hafif yaralamada 6 aydan 1 yıl 6 aya kadar hapis veya adli para cezası, diğer hâ… - [Anlaşmalı Boşanmada Mal Paylaşımı Nasıl Yapılır?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/anlasmali-bosanmada-mal-paylasimi-nasil-yapilir/) — 2026-10-13: Anlaşmalı boşanmada mal paylaşımı, eşlerin serbestçe kararlaştırıp anlaşmalı boşanma protokolünde yazılı hâle getirdikleri şekilde yapılır. Protokolde paylaşım düzenlenmezse boşan… - [Tehdit Suçu ve Cezası (TCK 106)](https://www.kozaavukatlik.com.tr/tehdit-sucu-ve-cezasi-tck-106/) — 2026-10-13: Tehdit suçu TCK 106'da düzenlenir. Kişinin kendisinin veya yakınının hayatına, vücut ya da cinsel dokunulmazlığına saldırı gerçekleştirileceğinin bildirilmesi hâlinde ceza 6 aydan… - [Sigorta Değer Kaybı Nasıl Hesaplanır?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/sigorta-deger-kaybi-nasil-hesaplanir/) — 2026-10-13: Sigorta değer kaybı, kazadan sonra onarılan aracın ikinci el değerinde oluşan kalıcı düşüştür ve kusurlu tarafın zorunlu trafik sigortasından talep edilir. Hesaplamada sabit formü… - [Nafaka Ödenmezse Ne Olur?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/nafaka-odenmezse-ne-olur/) — 2026-10-13: Nafaka ödenmezse alacaklı, kararın kesinleşmesini beklemeden icra takibi başlatabilir; nafaka alacağı öncelikli alacaktır ve maaş haczi ile tahsil edilebilir. Ödeme emrine rağmen … - [E-Devlet Üzerinden Boşanma Davası Açılabilir Mi?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/e-devlet-uzerinden-bosanma-davasi-acilabilir-mi/) — 2026-10-13: e-Devlet üzerinden boşanma davası açılamaz. e-Devlet yalnızca mevcut dosyaların görüntülenmesine imkân verir; dava açma işlemi buradan yapılamaz. Boşanma davası, hazırlanan dilekç… - [Boşanmada Çocuğun Velayeti Kime Verilir?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/bosanmada-cocugun-velayeti-kime-verilir/) — 2026-10-13: Boşanmada çocuğun velayeti, çocuğun üstün yararı gözetilerek hâkim tarafından eşlerden birine verilir; anneye ya da babaya otomatik öncelik tanıyan bir kanun hükmü yoktur. Hâkim ç… - [En Kolay Boşanma Sebepleri Nelerdir?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/en-kolay-bosanma-sebepleri-nelerdir/) — 2026-10-13: Türk hukukunda en kolay boşanma yolu anlaşmalı boşanmadır; evliliğin en az 1 yıl sürmüş olması ve tarafların tüm sonuçlarda anlaşması koşuluyla genellikle tek duruşmada, 6-12 haft… - [Kartal İfade Avukatı](https://www.kozaavukatlik.com.tr/kartal-ifade-avukati/) — 2026-10-13: Kartal’da ifade veya sorgu sürecinde şüpheli, gözaltının ilk anından itibaren susma ve müdafiden yararlanma hakkına sahiptir (CMK m.147). Kartal’da ayrı adliye yoktur: ifadeler İs… - [Kartal Dolandırıcılık Suçu Davası Avukatı](https://www.kozaavukatlik.com.tr/kartal-dolandiricilik-sucu-davasi-avukati/) — 2026-04-29: Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal'da dolandırıcılık ve nitelikli dolandırıcılık dosyalarında sanık savunması ve mağdur vekilliği yürütür. Temel dolandırıcılıkta 1 ila 5 yıl, n… - [Kartal Cinsel Suçlara Bakan Avukatlar](https://www.kozaavukatlik.com.tr/kartal-cinsel-suclara-bakan-avukatlar/) — 2026-04-29: Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal'da cinsel saldırı (TCK 102), cinsel istismar (TCK 103), reşit olmayanla cinsel ilişki (TCK 104) ve cinsel taciz (TCK 105) davalarında sanık s… - [Kartal Cinayet Avukatı](https://www.kozaavukatlik.com.tr/kartal-cinayet-avukati/) — 2026-10-13: Kasten öldürmenin cezası müebbet hapistir (TCK m. 81). Tasarlama, canavarca his, kadına ya da eşe karşı işleme gibi TCK m. 82'de sayılan nitelikli hâllerde ceza ağırlaştırılmış mü… - [Kartal Anlaşmalı Boşanma Avukatı](https://www.kozaavukatlik.com.tr/kartal-anlasmali-bosanma-avukati/) — 2026-04-29: Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal'da anlaşmalı boşanma protokolünün hazırlanması, velayet ve nafaka düzenlemeleri, mal paylaşımı ve duruşma temsili hizmetleri verir. TMK 166/3… - [Kartal Bilişim Suçları Avukatı](https://www.kozaavukatlik.com.tr/kartal-bilisim-suclari-avukati/) — 2026-04-29: Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal'da bilişim sistemine izinsiz giriş, kişisel verilerin ele geçirilmesi ve ifşası, internet dolandırıcılığı, sosyal medyada hakaret, tehdit ve … - [Kartal Uluslararası Hukuk Avukatı](https://www.kozaavukatlik.com.tr/kartal-uluslararasi-hukuk-avukati/) — 2026-04-29: Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal'da yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizi, uluslararası boşanma ve velayet uyuşmazlıkları, yabancıların Türkiye'de taşınmaz edinim… - [Kartal Yağma (Gasp) Suçu Avukatı](https://www.kozaavukatlik.com.tr/kartal-yagma-gasp-sucu-avukati/) — 2026-04-29: Yağma suçu, bir kişiyi cebir veya tehditle malını teslime zorlamak ya da alınmasına ses çıkarmamaya zorlamaktır ve TCK m.148 kapsamında 6 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası öngörül… - [Kartal Uyuşturucu Suçu Avukatı](https://www.kozaavukatlik.com.tr/kartal-uyusturucu-sucu-avukati/) — 2026-04-29: Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal'da uyuşturucu madde ticareti (TCK 188) ve kullanmak için bulundurma (TCK 191) suçlamalarında savunma yürütür. İki suç çok farklı ceza rejimle… - [Kartal Tüketici Avukatı](https://www.kozaavukatlik.com.tr/kartal-tuketici-avukati/) — 2026-10-13: Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal'da ayıplı mal ve hizmet, mesafeli satışlarda cayma hakkı, abonelik sözleşmeleri, tüketici kredisi masrafları ve devre tatil uyuşmazlıklarında… - [Kartal Trafik Kazası Avukatı](https://www.kozaavukatlik.com.tr/kartal-trafik-kazasi-avukati/) — 2026-04-29: Trafik kazası tazminatı; araçtaki maddi hasar ve değer kaybı, tedavi masrafları, geçici veya kalıcı iş göremezlik (maluliyet), ölüm hâlinde destekten yoksun kalma, manevi tazminat… - [Kartal Ticaret Avukatı](https://www.kozaavukatlik.com.tr/kartal-ticaret-avukati/) — 2026-04-29: Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal'da ticari alacak, sözleşme ihlali, haksız rekabet, çek ve senet uyuşmazlıkları ile bayilik ve distribütörlük anlaşmazlıklarında şirketleri te… - [Kartal Tazminat Avukatı](https://www.kozaavukatlik.com.tr/kartal-tazminat-avukati/) — 2026-04-29: Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal'da trafik kazası, iş kazası ve meslek hastalığı, tıbbi malpraktis, sözleşme ihlali ve kişilik hakkı ihlallerinden doğan maddi ve manevi tazmi… - [Kartal Sigorta Avukatı](https://www.kozaavukatlik.com.tr/kartal-sigorta-avukati/) — 2026-04-24: Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal'da trafik, kasko, konut, işyeri, sağlık ve hayat sigortası uyuşmazlıklarında sigortalıyı temsil eder. Reddedilen veya eksik ödenen hasar tale… - [Kartal İdare Hukuku Avukatı](https://www.kozaavukatlik.com.tr/kartal-idare-hukuku-avukati/) — 2026-04-24: İdare hukuku, devletin ve kamu kurumlarının işlemlerine karşı bireylerin haklarını koruyan hukuk dalıdır ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK) ile düzenlenir. Hukuka … - [Kartal İstinaf Avukatı](https://www.kozaavukatlik.com.tr/kartal-istinaf-avukati/) — 2026-04-24: İstinaf, ilk derece mahkemesi kararının hem hukuki hem maddi vakıa yönünden Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yeniden incelenmesini sağlayan kanun yoludur ve 2016'da Türk yargı si… - [Kartal İcra Avukatı](https://www.kozaavukatlik.com.tr/kartal-icra-avukati/) — 2026-10-13: İcra hukuku, mahkeme kararına veya belgeye dayalı alacağın devlet gücüyle zorla tahsilini sağlayan kurallar bütünüdür ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nda düzenlenir. İlamsız i… - [Kartal Gayrimenkul Avukatı](https://www.kozaavukatlik.com.tr/kartal-gayrimenkul-avukati/) — 2026-10-13: Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal'da kentsel dönüşüm, kat karşılığı inşaat sözleşmeleri, tapu iptali ve tescil, ortaklığın giderilmesi (izale-i şüyu) ile kamulaştırma bedeline… - [Kartal Arabulucu Avukat](https://www.kozaavukatlik.com.tr/kartal-arabulucu-avukat/) — 2026-04-24: Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal'da iş, ticaret, tüketici ve kira uyuşmazlıklarının arabuluculuk süreçlerinde taraf vekilliği yapar. İşçi alacakları ve işe iade ile ticari al… - [Boşanmak İçin Nereye Başvurulur?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/bosanmak-icin-nereye-basvurulur/) — 2026-10-13: Boşanma Türk hukukunda yalnızca mahkeme kararıyla gerçekleşir; noter, belediye veya nüfus müdürlüğü boşanma işlemi yapamaz. Başvuru, dava dilekçesinin yetkili Aile Mahkemesine ver… - [Anlaşmalı Boşanma Protokolü Örneği](https://www.kozaavukatlik.com.tr/anlasmali-bosanma-protokolu-ornegi/) — 2026-10-13: Anlaşmalı boşanma protokolü, boşanmaya karar veren eşlerin velayet, kişisel ilişki, nafaka, maddi ve manevi tazminat ile mal paylaşımı konularındaki anlaşmalarını yazılı hâle geti… - [Anlaşmalı Boşanma Dilekçesi Örneği](https://www.kozaavukatlik.com.tr/anlasmali-bosanma-dilekcesi-ornegi/) — 2026-10-13: Anlaşmalı boşanma dilekçesi, eşlerin boşanma ve boşanmanın tüm sonuçları üzerinde anlaştıklarını belirten, anlaşmalı boşanma protokolüyle birlikte Aile Mahkemesine sunulan dava di… - [Çekişmeli Boşanma Davası Nasıl Açılır?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/cekismeli-bosanma-davasi-nasil-acilir/) — 2026-10-13: Çekişmeli boşanma davası, yetkili aile mahkemesine boşanma sebebini ve taleplerinizi içeren bir dava dilekçesi verilip harç ile gider avansı yatırılarak açılır. Yetkili mahkeme, e… - [Boşanma Davası Nasıl Açılır? Şartları, Süreci ve Gerekli Belgeler](https://www.kozaavukatlik.com.tr/bosanma-davasi-nasil-acilir/) — 2026-10-13: Boşanma davası, dava dilekçesinin görevli Aile Mahkemesine sunulması ve harç ile yargılama giderlerinin ödenmesiyle açılır. Önce dava türü belirlenir: eşler boşanmanın tüm sonuçla… - [Anlaşmalı Boşanma Davası Nasıl Açılır?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/anlasmali-bosanma-davasi-nasil-acilir/) — 2026-04-16: Anlaşmalı boşanma davası açabilmek için evliliğin en az bir yıl sürmüş olması, her iki eşin birlikte dava açması ya da birinin açtığı davayı diğerinin kabul etmesi ve boşanmanın t… - [Maltepe Ceza Avukatı](https://www.kozaavukatlik.com.tr/maltepe-ceza-avukati/) — 2026-04-14: Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Maltepe'deki ceza soruşturma ve kovuşturmalarında sanık müdafiliği ve mağdur vekilliği hizmeti verir. Av. Fatma Umay Bayrak ve Av. Büşra Onay Oğurcu… - [Kartal Miras Avukatı](https://www.kozaavukatlik.com.tr/kartal-miras-avukati/) — 2026-04-14: Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal'da veraset ilamı alınması, tereke tespiti, muris muvazaası nedeniyle tapu iptali ve tescil, tenkis, vasiyetname düzenlenmesi ve iptali ile or… - [İcra Dosya Borcunu Ödedim Ancak Hacizleri Nasıl Kaldırabilirim?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/icra-dosya-borcunu-kapattim-ancak-hacizleri-nasil-kaldirabilirim/) — 2026-10-13: Borcu ödemek hacizleri kendiliğinden kaldırmaz. Ödeme ile haczin kaldırılması iki ayrı hukuki işlemdir. Ödemenin ardından icra dairesine başvurup haciz kaldırma talebinde bulunman… - [Yağma (Gasp) Suçu ve Cezası (TCK 148-149)](https://www.kozaavukatlik.com.tr/yagma-gasp-sucu-ve-cezasi/) — 2026-10-13: Yağma (gasp) suçu TCK 148 ve 149 maddelerinde düzenlenir; cebir veya tehdit kullanarak bir malın teslimine zorlamakla oluşur. Basit yağmada 6 yıldan 10 yıla kadar, silahla, birden… - [Hırsızlık Suçu ve Cezası (TCK 141-142)](https://www.kozaavukatlik.com.tr/hirsizlik-sucu-ve-cezasi/) — 2026-04-10: Hırsızlık suçu Türk Ceza Kanunu'nun 141 ve 142. maddelerinde basit ve nitelikli olmak üzere iki biçimde düzenlenmiştir. Basit hırsızlıkta ceza 1 yıldan 3 yıla kadar hapistir. Nite… - [Avukata Vekaletname Nasıl Verilir? Gerekli Belgeler ve Ücret](https://www.kozaavukatlik.com.tr/avukata-vekaletname-nasil-verilir/) — 2026-08-29: Avukata vekaletname Türkiye'de herhangi bir noterden verilebilir. Kimlik belgesi ile vekalet verilecek avukatın bilgileri yeterli olmakla birlikte, yapılacak hukuki işleme göre öz… - [Miras Davası Ne Kadar Sürer? Dava Türlerine Göre Süreç](https://www.kozaavukatlik.com.tr/miras-davasi-ne-kadar-surer/) — 2026-10-13: Miras davasının ne kadar süreceği dava türüne, mirasçı ve taraf sayısına, delillere, bilirkişi incelemelerine, mahkemenin iş yüküne ve varsa istinaf veya temyiz aşamalarına göre d… - [Hisseli Tapuda Satış Nasıl Yapılır?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/hisseli-tapuda-satis-nasil-yapilir/) — 2026-03-27: Paylı mülkiyette her paydaş kendi payını diğer paydaşların onayını almadan üçüncü kişiye satabilir. Ancak üçüncü kişiye yapılan satış, diğer paydaşların yasal önalım hakkını günde… - [Maltepe Boşanma Avukatı ve Danışmanlık](https://www.kozaavukatlik.com.tr/maltepe-bosanma-avukati/) — 2026-10-13: Anlaşmalı boşanma davaları genellikle tek celsede, ortalama bir ila iki ayda kesinleşir. Çekişmeli davalarda yerel mahkeme aşaması bir ila üç yıl sürebilir. 1 Ocak 2002'den bu yan… - [Devre Mülk İptali ve Para İadesi Nasıl Yapılır?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/devre-mulk-iptali-ve-para-iadesi/) — 2026-03-25: Otel lobisinde imzalanan devre mülk sözleşmeleri, taşınmaz satışının tapu veya noterde yapılması zorunluluğuna aykırı olduğundan hukuken geçersizdir ve ödenen bedel sebepsiz zengi… - [İşten Çıkarılan İşçi Hangi Haklara Sahiptir?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/isten-cikarilan-isci-hangi-haklara-sahiptir/) — 2026-10-03: İşten çıkarılan işçi, feshin nedenine ve çalışma koşullarına göre kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, kullanılmayan yıllık izin ücreti, ödenmemiş ücret, fazla mesai alacağı ve işsiz… - [Banka Hesabına Gelen Haciz Nasıl Kaldırılır?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/banka-hesabina-gelen-haciz-nasil-kaldirilir/) — 2026-08-29: Banka hesabına gelen haczin kaldırılması için önce haczin hangi icra veya kamu takip dosyasından kaynaklandığı belirlenmelidir. Borcun ödenmesi, alacaklıyla anlaşma veya haczin hu… - [Adli Sicil Kaydı Nasıl Silinir?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/adli-sicil-kaydi-nasil-silinir/) — 2026-10-04: Adli sicil kaydı; cezanın infazının tamamlanması, ceza zamanaşımı, genel af ya da mahkûmiyeti tümüyle ortadan kaldıran şikâyetten vazgeçme veya etkin pişmanlık hâlinde Adli Sicil … - [Adli Kontrol Kararı Nasıl Kaldırılır? İtiraz ve Başvuru Süreci](https://www.kozaavukatlik.com.tr/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir/) — 2026-08-29: Adli kontrol kararı, tedbirin artık gerekli veya ölçülü olmadığını gösteren somut gerekçelerle ilgili hâkim veya mahkemeden kaldırılması ya da değiştirilmesi istenerek kaldırılabi… - [Uzaklaştırma Kararı Nedir?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/uzaklastirma-karari-nedir/) — 2026-10-13: Uzaklaştırma kararı, şiddet uygulayan ya da şiddet tehlikesi oluşturan kişinin korunan kişiden, evinden, okulundan ve işyerinden uzak tutulmasını sağlayan bir tedbir kararıdır. 62… - [Boşanmalarda Çocuğun Velayeti Hangi Durumlarda Babaya Verilir?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/bosanmalarda-cocugun-velayeti-hangi-durumlarda-babaya-verilir/) — 2026-01-02: Velayet kararında tek ölçüt çocuğun üstün yararıdır; anne ya da baba olmak tek başına avantaj sağlamaz. Annenin çocuğu ihmal etmesi, şiddet ya da bağımlılık, idrak çağındaki çocuğ… - [İsim Değişikliği Nasıl Yapılır? Şartlar ve İsim Ekletme](https://www.kozaavukatlik.com.tr/isim-degisikligi-davasi-nedir-sartlari-sureci-ve-hukuki-dayanaklari/) — 2025-12-29: Nüfustaki isim, haklı bir sebep varsa asliye hukuk mahkemesinde açılan isim değişikliği davasıyla değiştirilir (TMK m.27). Dava, kişinin yerleşim yerindeki mahkemede nüfus müdürlü… - [Boşanmada Mal Paylaşımında Kişisel Mallar Nelerdir?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/bosanmada-mal-paylasiminda-kisisel-mallar-nelerdir/) — 2026-10-13: Boşanmada kişisel mallar paylaşıma girmez: evlilikten önce edinilen mallar, miras ve bağışlar, yalnız kişisel kullanıma yarayan eşyalar, manevi tazminat alacakları ve bunların yer… - [Nafaka Kaldırılabilir mi? Nafakanın Kesildiği Durumlar](https://www.kozaavukatlik.com.tr/nafaka-kaldirilabilir-mi/) — 2025-10-02: Evet. Yoksulluk nafakası, nafaka alan eşin yeniden evlenmesiyle ya da taraflardan birinin ölümüyle kendiliğinden sona erer. Nafaka alanın evlenmeden biriyle evli gibi yaşaması, yo… - [Kartım İzinsiz Kullanıldıysa Ne Yapmalıyım?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/kartim-izinsiz-kullanildi-ne-yapmaliyim/) — 2026-10-13: Kartınızla izniniz dışında işlem yapıldığını fark ettiğinizde önce kartı kullanıma kapatın ve bankayı derhal arayın. Ardından işlemlere yazılı olarak itiraz edin, ekran görüntüler… - [Yurt Dışında Boşanma Nasıl Olur? Konsolosluk ve Tanıma Davası](https://www.kozaavukatlik.com.tr/yurt-disinda-bosanma-davasi/) — 2026-10-13: Yurt dışında yaşayan bir Türk vatandaşı Türkiye'de boşanma davası açabilir; Türkiye'de yetkili mahkeme yoksa dava kanundaki sırayla, en son ihtimalle Ankara, İstanbul veya İzmir'd… - [1 Yıldan Kısa Sürede Boşanma Davası: Mümkün mü?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/1-yildan-kisa-surede-bosanma/) — 2025-09-06: Anlaşmalı boşanma için evliliğin en az bir yıl sürmüş olması gerekir. Bir yıldan kısa evliliklerde dava çekişmeli olarak açılır; taraflar kendi aralarında anlaşmış olsa bile bu bö… - [Hakkımda İcra Takibi Başlatıldı, Ne Yapmalıyım?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/hakkimda-icra-takibi-baslatildi-ne-yapmaliyim/) — 2026-08-29: Hakkınızda icra takibi başlatıldığında önce ödeme emrinin tebliğ tarihini ve takip türünü kontrol etmelisiniz. Genel haciz yoluyla ilamsız takipte itiraz süresi kural olarak 7 gün… - [Yakınım Tutuklandı Ne Yapmam Gerekiyor?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/yakinim-tutuklandi-ne-yapmam-gerekiyor/) — 2026-10-13: Yakınınız hakkında tutuklama kararı verildiğinde, kararın kendisi, avukatı, eşi veya yasal temsilcisi tarafından kararın öğrenilmesinden itibaren 2 hafta içinde nöbetçi Asliye Cez… - [Tahdit Kodunun Kaldırılması](https://www.kozaavukatlik.com.tr/tahdit-kodunun-kaldirilmasi/) — 2026-10-13: Tahdit kodu, yabancının Türkiye'ye giriş ve kalışını kısıtlayan idari bir tedbirdir. Kaldırılması için önce ilgili Göç İdaresi Müdürlüğü'ne başvurulur; başvuru reddedilirse İdare … - [Otellerin Çalınan Eşyalarda Sorumluluğu Var Mıdır?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/otellerin-calinan-esyalarda-sorumlulugu-var-midir/) — 2026-10-13: Konaklama işletmeleri, müşterinin getirdiği eşyanın kaybolması, çalınması veya zarar görmesinden kural olarak sorumludur ve bu sorumluluk kusur şartına bağlı değildir. Değerli eşy… - [Pendik Boşanma Avukatı](https://www.kozaavukatlik.com.tr/pendik-bosanma-avukati/) — 2026-10-13: Boşanma davaları anlaşmalı ya da çekişmeli olarak yürür. Anlaşmalı boşanma için evliliğin en az bir yıl sürmüş olması ve tarafların boşanmanın tüm sonuçlarında anlaşması gerekir. … - [Memuriyete Engel Suçlar Nelerdir?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/memuriyete-engel-suclar-nelerdir/) — 2026-10-13: Memuriyete engel suçlar 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 48. maddesinde düzenlenmiştir ve iki grupta toplanır. Birincisi, kasten işlenen bir suçtan 1 yıl veya daha fazla hap… - [Ayıplı Malın İadesi Nasıl Yapılır?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/ayipli-malin-iadesi-nasil-yapilir/) — 2026-10-13: Ayıplı mal teslim alan tüketici dört haktan dilediğini seçebilir: sözleşmeden dönerek bedeli geri isteme, bedelde indirim isteme, ücretsiz onarım veya ayıpsız misliyle değişim. Se… - [İcra Takibi Nasıl Başlatılır?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/icra-takibi-nasil-baslatilir/) — 2026-10-13: İcra takibi, alacaklının icra dairesine takip talebi vermesiyle başlar; önce dava açmak gerekmez. İcra dairesi borçluya ödeme emri gönderir. Borçlu 7 gün içinde itiraz etmezse tak… - [Aidat Ödemeyen Kiracı Tahliye Edilebilir Mi?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/aidat-odemeyen-kiraci-tahliye-edilebilir-mi/) — 2025-02-13: Aidatını ödemeyen kiracı, kiraya veren tarafından yazılı bildirimle en az 30 gün süre verildiği ve bu sürede de ödeme yapılmadığı takdirde, taşınmazın bulunduğu yer Sulh Hukuk Mah… - [Boşanmada Mal Paylaşımı Nasıl Yapılır? Şartlar ve Hesaplama](https://www.kozaavukatlik.com.tr/bosanmada-mal-paylasimi/) — 2026-10-03: Boşanmada mal paylaşımı, boşanma kararıyla kendiliğinden yapılmaz; mal rejiminin tasfiyesi davasıyla istenir. Bu dava, boşanmanın kesinleşmesinden itibaren 10 yıl içinde açılabili… - [İşe İade Davası Nedir?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/ise-iade-davasi-nedir/) — 2026-10-13: İşe iade davası, 30 veya daha fazla işçi çalıştıran işyerinde en az altı aylık kıdemi bulunan ve belirsiz süreli iş sözleşmesiyle çalışan işçinin, işveren tarafından geçerli bir s… - [Ortaklığın Giderilmesi (İzale-i Şuyu) Davası Nedir?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/ortakligin-giderilmesi-izale-i-suyu-davasi-nedir/) — 2026-09-30: Ortaklığın giderilmesi (izale-i şuyu) davası, paylı veya elbirliği mülkiyetini sona erdirir (TMK m. 698-699). Her paydaş, payı ne olursa olsun taşınmazın bulunduğu yerdeki sulh hu… - [Apartman ve Sitelerde Yönetici Seçimi Nasıl Yapılır?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/apartman-ve-sitelerde-yonetici-secimi/) — 2026-08-29: Apartman ve sitelerde yönetici, kat malikleri tarafından seçilir. Sekiz veya daha fazla bağımsız bölüm bulunan anagayrimenkullerde yönetici atanması zorunludur ve yönetici kat mal… - [Sınır Dışı (Deport) Kararına Nasıl İtiraz Edilir?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/sinir-disi-deport-kararina-nasil-itiraz-edilir/) — 2026-10-13: Sınır dışı (deport) kararına karşı, tebliğden itibaren 7 gün içinde idare mahkemesinde iptal davası açılır. Dava açılması, istisnalar dışında sınır dışı işlemini kendiliğinden dur… - [İstanbul Miras Avukatı](https://www.kozaavukatlik.com.tr/istanbul-miras-avukati/) — 2026-10-13: İstanbul Miras Avukatı hizmeti kapsamında vasiyetname ve miras sözleşmesi düzenlenmesi, veraset ve intikal işlemleri, mirasın reddi, mirasçılıktan çıkarma, tereke tespiti, ortaklı… - [Baba Ölmeden Mirasını İstediği Evladına Verebilir mi?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/baba-olmeden-once-mirasini-istedigi-cocuguna-verebilir-mi/) — 2026-08-29: Baba veya anne, hayattayken kendisine ait malvarlığını çocuklarından birine satabilir veya bağışlayabilir. Ancak gerçekte bağış olduğu hâlde satış gibi gösterilen ve mirasçılardan… - [Tahliye Taahhütnamesi Nedir?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/tahliye-taahhutnamesi-nedir/) — 2024-10-07: Tahliye taahhütnamesi, kiracının taşınmazı belirli bir tarihte boşaltmayı kabul ettiği yazılı belgedir. Geçerli olması için kira sözleşmesinden sonraki bir tarihte düzenlenmesi ve… - [Dolandırıcılık Suçu Cezası Nedir?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/dolandiricilik-sucu-cezasi-nedir/) — 2026-10-05: Dolandırıcılık suçu cezası, temel hâlde TCK 157 uyarınca 1 yıldan 5 yıla kadar hapis ve 5.000 güne kadar adli para cezasıdır. Nitelikli dolandırıcılıkta TCK 158 kapsamında 3 yılda… - [Tadilat Ya Da Yeniden İnşa Nedeni İle Kiracının Tahliyesi](https://www.kozaavukatlik.com.tr/tadilat-ya-da-yeniden-insa-nedeni-ile-kiracinin-tahliyesi/) — 2024-10-01: Esaslı onarım ya da yeniden inşa nedeniyle tahliye davası açılabilir; tadilatın kiracı taşınmazda otururken yapılamayacak nitelikte olması gerekir. Dava, sözleşme süresinin sonund… - [Haksız Yere Evden Tahliye Edildim Tazminat Davası Açabilir Miyim?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/haksiz-yere-evden-tahliye-edildim-tazminat-davasi-acabilir-miyim/) — 2024-09-30: İhtiyaç nedeniyle tahliye ettirilen taşınmaz, üç yıl geçmedikçe eski kiracıdan başkasına kiralanamaz. Bu yasağa aykırı davranan kiraya veren, son kira yılında ödenen bir yıllık ki… - [Kira Artışı Eksik Ödenirse Ne Olur? Fark ve Tahliye](https://www.kozaavukatlik.com.tr/kiracinizi-olmasi-gerekenden-az-kira-zammi-yaptigi-icin-tahliye-edebilirsiniz/) — 2026-10-13: Kiracı yasal kira artışını eksik ödüyorsa aradaki fark ödenmemiş kira bedelidir ve geriye dönük 5 yıla kadar istenebilir. Ev sahibi önce farkı yazılı olarak ister; fark verilen sü… - [İş Kazası Nedir?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/is-kazasi-nedir/) — 2026-10-03: İş kazası, 5510 sayılı Kanun'un 13. maddesinde sayılan hâllerden birinde meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olaydır. İşyerin… - [Meslek Hastalığı Nedir?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/meslek-hastaligi-nedir/) — 2026-10-13: Meslek hastalığı, sigortalının yaptığı işin niteliği veya işin yürütüm şartları nedeniyle tekrarlanan bir sebeple ortaya çıkan geçici ya da sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal … - [Vasi Nasıl Atanır? Vasilik Şartları ve Vasinin Yetkileri](https://www.kozaavukatlik.com.tr/vasi-nasil-atanir/) — 2026-10-13: Vasi, kendi işlerini göremeyen bir küçüğe ya da yetişkine sulh hukuk mahkemesinin kararıyla atanır. Başvuru, vesayet altına alınacak kişinin yerleşim yerindeki sulh hukuk mahkemes… - [Miras Nasıl Reddedilir?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/miras-nasil-reddedilir/) — 2026-10-05: Miras, mirasbırakanın son yerleşim yerindeki sulh hukuk mahkemesine yapılan kayıtsız ve şartsız sözlü veya yazılı beyanla reddedilir. Yasal mirasçılar için üç aylık süre, mirasbır… - [Kentsel Dönüşüm Avukatı Gerekli mi? Riskli Yapı ve Kentsel Dönüşüm Süreci](https://www.kozaavukatlik.com.tr/kentsel-donusum-avukati-gerekli-mi/) — 2026-08-29: Kentsel dönüşüm avukatı tutmak zorunlu değildir. Ancak riskli yapı tespiti, malik kararları, yüklenici sözleşmeleri, tahliye, pay satışı ve uyuşmazlıkların çözümü gibi aşamalarda … - [Yeni Ev Aldım Kiracıyı Nasıl Çıkarabilirim?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/yeni-ev-aldim-kiraciyi-nasil-cikarabilirim/) — 2026-10-13: Yeni malik, taşınmazı kendisi, eşi, alt soyu, üst soyu veya bakmakla yükümlü olduğu kişiler için konut olarak kullanmak amacıyla satın almışsa, Türk Borçlar Kanunu'nun 351. maddes… - [Kıdem Tazminatımı Nasıl Alabilirim?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/kidem-tazminatimi-nasil-alabilirim/) — 2026-10-13: Kıdem tazminatı için aynı işverene bağlı en az bir yıl çalışmış olmanız ve iş sözleşmenizin kanunda öngörülen bir nedenle sona ermesi gerekir. İşveren feshi (ahlak ve iyi niyet ku… - [Vasiyetname Nasıl Yapılır? Türleri ve Geçerlilik Şartları](https://www.kozaavukatlik.com.tr/vasiyetname-nasil-yapilir/) — 2026-10-05: Vasiyetname üç şekilde yapılır: noterde veya sulh hâkimi önünde iki tanıkla düzenlenen resmi vasiyetname, baştan sona kendi el yazınızla yazıp tarih atarak imzaladığınız el yazılı… - [Miras İntikal İşlemi Nasıl Yapılır?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/miras-intikal-islemi-nasil-yapilir/) — 2026-10-13: Miras intikali, mirasçılık belgesinin noterden ya da Sulh Hukuk Mahkemesi'nden alınmasıyla başlar. Ardından emlak vergisi ile veraset ve intikal vergisi ödenir, vergi dairesinden … - [Velayet Değiştirilebilir mi? Sebepler ve Anlaşmalı Değişiklik](https://www.kozaavukatlik.com.tr/velayet-degistirilebilir-mi/) — 2026-10-13: Evet. Boşanmadan sonra şartlar değişir ve çocuğun yararı bunu gerektirirse velayet diğer ebeveyne verilebilir. Bunun için aile mahkemesinde velayetin değiştirilmesi davası açılır;… - [Veraset İlamı Nereden Alınır? Noter, Mahkeme ve e-Devlet](https://www.kozaavukatlik.com.tr/veraset-ilami-nereden-alinir/) — 2026-10-13: Veraset ilamı (mirasçılık belgesi) noterden ya da sulh hukuk mahkemesinden alınır. Olağan durumlarda noter nüfus kayıtlarını sorgular ve belgeyi çoğu zaman aynı gün verir. Yabancı… - [Kiracım Evimi Başkasına Kiralamış Ne Yapabilirim?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/kiracim-evimi-baskasina-kiralamis-ne-yapabilirim/) — 2026-10-13: Kiracının, ev sahibinin yazılı rızası olmadan taşınmazı bir başkasına kiraya vermesi alt kira ilişkisi olarak adlandırılır ve Türk Borçlar Kanunu'na göre ev sahibine tahliye hakkı… - [Tutukluluk Nedenleri Nelerdir?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/tutukluluk-nedenleri-nelerdir/) — 2024-07-22: Tutukluluk, bir kişinin suç işlediğine dair kuvvetli şüphe ve somut delil bulunması hâlinde mahkemece verilen bir koruma tedbiridir. Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 100. maddesine göre… - [Ortak Velayet Nedir?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/ortak-velayet-nedir/) — 2026-10-13: Ortak velayet, boşanmadan sonra çocuğa ilişkin önemli kararların anne ve baba tarafından birlikte alınmasıdır. Türk Medeni Kanunu bunu açıkça düzenlemez; AİHS Ek 7 No'lu Protokol … - [Nafaka Arttırılabilir mi? Nafaka Artırım Davası Şartları ve Süreci](https://www.kozaavukatlik.com.tr/nafaka-arttirilabilir-mi/) — 2026-10-13: Evet, nafaka arttırılabilir. Tarafların mali durumu değiştiğinde ya da hakkaniyet gerektirdiğinde nafaka alacaklısı, aile mahkemesinde artırım davası açabilir; kararda yıllık artı… - [Yardım Nafakası Nedir? 18 Yaşından Büyük Çocuk Nafaka Alabilir mi?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/yardim-nafakasi-nedir/) — 2026-10-13: Yardım nafakası, yardım edilmediğinde yoksulluğa düşecek üstsoy, altsoy ve kardeşler için bağlanan nafakadır (TMK m. 364). Eğitimi devam eden 18 yaş üstü çocuk, iştirak nafakası s… - [Tedbir Nafakası Nedir? Kimler Alır, Ne Zaman Biter?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/tedbir-nafakasi-nedir/) — 2026-10-03: Tedbir nafakası, boşanma veya ayrılık davası devam ederken hâkimin eşin ve çocukların geçimi için bağladığı geçici nafakadır. Kusur aranmaz, kural olarak dava tarihinden itibaren … - [Nafaka Nasıl Alınır? Boşanmada ve Boşanma Sonrasında Nafaka Talebi](https://www.kozaavukatlik.com.tr/nasil-nafaka-alinir/) — 2026-10-13: Nafaka, istediğiniz türe göre farklı yoldan alınır: dava sürerken tedbir, çocuk için iştirak ve boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek eş için yoksulluk nafakası boşanma dilekçesinde… - [Kiracımı Nasıl Çıkarabilirim? Tahliye Yolları](https://www.kozaavukatlik.com.tr/kiracimi-nasil-cikarabilirim/) — 2026-10-13: Kiracımı nasıl çıkarabilirim? Kiracının tahliyesi, yalnızca ev sahibinin taşınmazı boşaltmak istemesine bağlı değildir. Türk Borçlar Kanunu'nda düzenlenen ihtiyaç, yeni malikin ge… - [Sahip olduğum evin kirasını nasıl arttırabilirim? Kiracım düşük bedellerde kira ödüyor kira artışı nasıl yapabilirim?](https://www.kozaavukatlik.com.tr/kira-artisi-nasil-yapabilirim/) — 2026-10-13: Kira bedeli, sözleşme başlangıcından itibaren 5 yıl geçtiğinde Türk Borçlar Kanunu'nun 345. maddesine dayanılarak açılacak kira tespit davası ile artırılabilir. Ev sahibinin en ön… --- # Aile Hukuku ve Boşanma Davaları URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/aile-hukuku/ Güncelleme: 2026-10-13 Kısa cevap: Aile hukuku; evlilik, boşanma, nafaka, velayet, mal rejimi, soybağı ve aile içi şiddete karşı korunma gibi konularda eşler, ebeveynler ve çocuklar arasındaki ilişkileri düzenleyen hukuk dalıdır. Ana kaynağı Türk Medeni Kanunu'nun ikinci kitabıdır. Bu kitaptan doğan uyuşmazlıklara, vesayet işleri hariç, kural olarak aile mahkemeleri bakar. Aile hukuku; boşanma, nafaka, velayet, mal paylaşımı, tazminat, aile konutu, aile içi şiddet ve vesayet gibi hukuki uyuşmazlıkları kapsar. Aile hukuku; nişanlılıktan evliliğe, boşanmadan çocuğun velayetine kadar eşler, ebeveynler ve çocuklar arasındaki kişisel ve mali ilişkileri düzenleyen hukuk alanıdır. Ana kaynağı 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun ikinci kitabıdır; bu kitap evlilik hukuku, hısımlık (soybağı, evlat edinme, velayet) ve vesayet olmak üzere üç kısımdan oluşur.[1] Alanın en görünür yüzü boşanma davasıdır, ancak dava tek bir talepten ibaret kalmaz. Velayet, nafaka ve tazminat çoğu zaman boşanma kararıyla birlikte karara bağlanır; mal paylaşımı ise genellikle ayrı bir dava olarak yürür. Hepsi aynı olaylardan doğduğu için birinde verilen taviz diğerinin sonucunu etkileyebilir. Aşağıda hangi uyuşmazlığın hangi başlığa girdiğini, hangi mahkemeye gidileceğini ve ilgili rehberleri bulabilirsiniz. Aile hukuku hangi uyuşmazlıkları kapsar? Boşanma, nafaka, velayet, mal paylaşımı, tazminat, aile konutu, aile içi şiddet, yabancı unsur ve vesayet başlıca konulardır. ## Aile Hukuku Hangi Uyuşmazlıkları Kapsar? Aşağıdaki tablo, sık karşılaşılan uyuşmazlıkları ve her birinin ayrıntılı rehberini bir arada gösterir. UyuşmazlıkÇözüm aranan soruAyrıntılı rehberBoşanmaEvlilik hangi yolla ve hangi sebeple sona erecek?boşanma davası nasıl açılırNafakaKim, kime, ne kadar ve ne zamana kadar ödeyecek?nafakanın neye göre belirlendiğiVelayet ve kişisel ilişkiÇocuk kimin yanında kalacak, diğer ebeveyn onunla nasıl görüşecek?boşanmada çocuğun velayeti kime verilirMal rejimiEvlilikte edinilen mallar nasıl paylaşılacak?boşanmada mal paylaşımıTazminatBoşanma yüzünden uğranılan maddi ve manevi zarar istenebilir mi?boşanmada maddi ve manevi tazminatAile konutuKonutun eşin rızası olmadan satılması nasıl önlenir?eşin habersiz ev satması ve aile konutu şerhiŞiddet ve tehditHızlı koruma nasıl alınır?uzaklaştırma kararı nedirYabancı unsurYurt dışında verilen boşanma kararı Türkiye'de nasıl hüküm doğurur?yurt dışı boşanma kararının tanınmasıYurt dışında yaşayan eşlerYurt dışında yaşarken Türkiye'de boşanma davası açılabilir mi?yurt dışında boşanma davasıVesayetKendi işlerini göremeyecek kişi için vasiyi kim belirleyecek?vasi nasıl atanır ## Anlaşmalı ve Çekişmeli Boşanma Anlaşmalı boşanma için evliliğin en az bir yıl sürmüş olması gerekir. Eşler birlikte başvurabilir ya da biri diğerinin açtığı davayı kabul edebilir. Ancak yalnızca bu yeterli değildir. Hâkim tarafları bizzat dinleyip iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmeli ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumuna ilişkin düzenlemeyi uygun bulmalıdır. Gerekli gördüğü değişiklikleri de yapabilir.[1] Bir yılı doldurmamış evliliklerde hangi yolların açık olduğunu 1 yıldan kısa sürede boşanma yazısı anlatıyor. Başvurudan önce hangi yolun açık olduğunu belirlemek gerekir. Dilekçe sürecini anlaşmalı boşanma davası nasıl açılır rehberimizde, protokolün içeriğini anlaşmalı boşanma protokolü örneği yazımızda anlattık. Hazırlanacak belgeler için boşanmak için gerekli evraklar listesine bakabilirsiniz. Dilekçeyi kendiniz yazacaksanız anlaşmalı boşanma dilekçesi örneği işinizi kolaylaştırır. Sürenin neye bağlı olduğunu anlaşmalı boşanma davası ne kadar sürer yazısında açıkladık. Taraflar boşanmanın kendisinde ya da sonuçlarından birinde anlaşamıyorsa dava çekişmeli yürür. Kanun zina, hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış, suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme, terk ve akıl hastalığı gibi özel sebepler sayar; bunların dışında kalan hâllerde dayanak, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasıdır.[1] Özel sebeplerin bir kısmında hak düşürücü süreler vardır. Örneğin zina nedeniyle dava hakkı, boşanma sebebinin öğrenilmesinden itibaren altı ay ve her hâlde eylemin üzerinden beş yıl geçmekle düşer; affeden eşin de dava hakkı yoktur.[1] Süreç ayrıntıları için çekişmeli boşanma davası nasıl açılır ve zina nedeniyle boşanma davası rehberlerine geçebilirsiniz. Çekişmeli dava, tanıkların dinlenmesi ve delillerin toplanması yüzünden uzayabilir. Ayrıntısı çekişmeli boşanma davası ne kadar sürer yazısında. Hangi sebebe dayanacağınıza karar vermeden önce en kolay boşanma sebepleri yazısına da göz atın. Anlaşmalı yol daha hızlıdır, ama her dosyada en iyi sonucu vermeyebilir. Kusur, yoksulluk nafakası ve tazminat taleplerinin sonucunu etkiler. Protokoldeki bir feragat ya da muğlak ifade yıllar sonra yeni bir uyuşmazlığa dönüşebilir. Bu yüzden seçim, kusur durumuna, çocukların durumuna ve mal varlığına göre dosya özelinde yapılmalıdır. ## Boşanma Davası Sırasında Hangi Geçici Önlemler Alınabilir? Boşanma veya ayrılık davası açılınca hâkim, davanın devamı süresince gerekli olan geçici önlemleri kendiliğinden alır. Bu önlemler özellikle eşlerin barınmasını, geçimini, mallarının yönetimini ve çocukların bakım ve korunmasını kapsar.[1] Tedbir nafakası bu önlemlerden biridir. Geçici önlemler nihai kararı bağlamaz. Yine de çocuğun kimin yanında kalacağı gibi konularda dava boyunca oluşan fiilî düzen sonraki değerlendirmeleri etkileyebileceği için, tedbir taleplerinin dilekçede gerekçeli ve eksiksiz yazılması gerekir. ## Aile Hukukunda Nafaka Türleri Nelerdir? Kanunda dört ayrı nafaka türü vardır ve her birinin dayanağı ile şartları farklıdır. Nafaka türlerinin tamamını ve nafakanın nasıl talep edileceğini ayrı bir yazıda anlattık. TürDayanakKimin için, ne zaman?Tedbir nafakasıTMK m.169Boşanma veya ayrılık davası süresince eşin ve çocukların geçimi ve bakımı içinYoksulluk nafakasıTMK m.175Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek, kusuru daha ağır olmayan eş için; nafaka yükümlüsünün kusuru aranmazİştirak nafakasıTMK m.182Çocuk için; velayeti almayan ebeveynin bakım ve eğitim giderlerine katkısıYardım nafakasıTMK m.364Altsoy, üstsoy ve kardeşler arasında; boşanma davasından bağımsız Anayasa Mahkemesi, 4 Haziran 2026 tarihli kararıyla (E.2025/156, K.2026/131) TMK m.175/1'deki "süresiz olarak" ibaresini iptal etti. İptal 30 Haziran 2027'de yürürlüğe girecek. O tarihe kadar m.175 mevcut hâliyle uygulanır.[2] Yoksulluk nafakası yürürlükte kalıyor. İptal yalnızca nafakanın süresiz bağlanabilmesini sağlayan ibareyi kapsıyor. Karar tedbir, iştirak ve yardım nafakasını kapsamaz.[2] Kararın gerekçesi ve bağlanmış nafakalara olası etkisi nafaka nasıl alınır yazısında ayrıntılı olarak yer alıyor. Bağlanmış bir nafaka bugün de kanunda sayılan hâllerde sona erebilir. İrat biçimindeki nafaka, alacaklının yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin ölümüyle kendiliğinden kalkar; fiilen evliymiş gibi yaşama, yoksulluğun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürme hâllerinde ise mahkeme kararıyla kaldırılır.[1] Ayrıntılar için nafakanın kaldırılması ve nafaka ödenmezse ne olur yazılarımıza bakabilirsiniz. Tarafların mali durumu değişirse irat biçimindeki nafakanın artırılması ya da azaltılması istenebilir.[1] Artırım davasının şartları için nafaka artırılabilir mi yazısına bakın. ## Velayet ve Çocukla Kişisel İlişki Nasıl Düzenlenir? Velayet kararında ölçüt çocuğun üstün yararıdır. Anne ya da baba olmak başlı başına bir üstünlük sağlamaz. Mahkeme çocuğun yaşını, bakım düzenini, eğitim ve sağlık ihtiyaçlarını ve idrak çağındaysa görüşünü birlikte değerlendirir. Aile mahkemeleri bu değerlendirmede psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacı gibi uzmanlardan yararlanır; uzmanlar mahkemenin istediği konularda araştırma ve inceleme yapıp sonucu bildirir.[3] Uzman raporunun hazırlanması davanın süresini de etkiler. Ayrıntısı velayet davası ne kadar sürer yazısında. Velayeti almayan ebeveynin çocukla kişisel ilişki kurma hakkı ayrıca düzenlenir; gün, saat ve teslim yeri gibi ayrıntıların somut yazılması sonradan çıkacak tartışmaları azaltır. Velayet kararı da kesin değildir: koşullar esaslı biçimde değişirse velayet değiştirilebilir mi sorusu gündeme gelir. Babaya velayetin verildiği hâller için velayetin babaya verildiği durumlar rehberimize, velayetin birlikte kullanılması ihtimali için ortak velayet yazımıza bakabilirsiniz. ## Mal Paylaşımı, Boşanmada Tazminat ve Aile Konutu Hakları Eşler mal rejimi sözleşmesiyle başka bir rejim seçmemişse yasal mal rejimi edinilmiş mallara katılma rejimidir.[1] Evlilik içinde emekle edinilen değerler tasfiyede paylaşıma konu olur; evlenmeden önce sahip olunan, miras veya bağış yoluyla gelen mallar ise kişisel mal sayılır. Bu sınırın çizilmesi çoğu dosyanın en teknik tartışmasıdır. Konuyu boşanmada kişisel mallar ve anlaşmalı boşanmada mal paylaşımı rehberlerimizde ayrıca işledik. Boşanma yüzünden mevcut veya beklenen menfaatleri zedelenen kusursuz ya da daha az kusurlu eş maddi tazminat isteyebilir. Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan eş ise kusurlu eşten manevi tazminat talep edebilir.[1] Aile konutu için ayrıca bir koruma vardır. Eşlerden biri, diğerinin açık rızası olmadan aile konutunu devredemez ve üzerindeki hakları sınırlayamaz. Konutun maliki olmayan eş, tapu kütüğüne aile konutu şerhi verilmesini tapu müdürlüğünden isteyebilir.[1] ## Aile İçi Şiddet ve Tehditte Hangi Koruma Tedbirleri Alınabilir? 6284 sayılı Kanun, şiddete uğrayan veya uğrama tehlikesi bulunan kişiler için koruyucu, şiddet uygulayan için önleyici tedbirler öngörür. Tedbir kararı, en çabuk ulaşılabilecek yer hâkiminden, mülkî amirden ya da kolluk biriminden talep edilebilir.[4] Koruyucu tedbir kararı verilebilmesi için şiddetin uygulandığı hususunda delil veya belge aranmaz. Ortak konuttan uzaklaştırma ve mağdura yaklaşmama gibi şiddet uygulayan hakkındaki önleyici tedbirler ise geciktirilmeksizin karara bağlanır. Karara aykırılık hâlinde şiddet uygulayan hakkında zorlama hapsi uygulanacağı ihtar edilir.[4] Başvurunun adımlarını uzaklaştırma kararı rehberinde anlattık. Karar verildikten sonra da sınırlar devam eder. Bunun bir örneği uzaklaştırma kararı varken mesaj atmak sorusudur. Aile hukuku davaları hangi mahkemede görülür? Boşanma, nafaka, velayet ve mal rejimi gibi uyuşmazlıklarda görevli mahkeme kural olarak aile mahkemesidir; yetki dava türüne göre belirlenir. ## Aile Hukuku Davaları Hangi Mahkemede Görülür? Dava veya işGörevli ya da yetkili mahkemeDayanakTMK ikinci kitabından doğan dava ve işler (boşanma, nafaka, velayet, mal rejimi gibi)Aile mahkemesi4787 sayılı Kanun m.4Boşanma ve ayrılık davasında yetkiEşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesiTMK m.168Aile mahkemesi bulunmayan yerlerAile mahkemesi sıfatıyla bakmakla yetkilendirilen asliye hukuk mahkemesi4787 sayılı Kanun m.2Aile hukukuna ilişkin yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfiziAile mahkemesi4787 sayılı Kanun m.4Vesayet işleriAile mahkemesinin görev alanı dışında4787 sayılı Kanun m.4 Birden fazla yetkili mahkeme varsa seçim hakkı davayı açana aittir.[1] Dilekçenin nereye verileceği için boşanmak için nereye başvurulur, sürece nasıl başlanacağı için boşanma davası nasıl açılır yazılarımız yol gösterir. e-Devlet üzerinden dava açılıp açılamayacağı da sık sorulur. Bunu e-Devlet üzerinden boşanma davası rehberimizde ele aldık. Aile mahkemeleri, esasa girmeden önce gerektiğinde uzmanlardan da yararlanarak sorunların sulh yoluyla çözümünü teşvik eder; sulh sağlanamazsa yargılama devam eder.[3] Büromuz, İstanbul Anadolu Adliyesi'nin bulunduğu Kartal'dadır. Anadolu Yakası'nda yerleşik taraflar için yetkili aile mahkemesi çoğu zaman bu adliyedeki mahkemelerdir, ancak hangisinin yetkili olduğu somut adrese ve TMK m.168'deki ölçütlere göre belirlenir. Yerel ayrıntılar için Kartal boşanma avukatı sayfamıza, İstanbul genelindeki dosyalar için İstanbul boşanma avukatı sayfamıza bakabilirsiniz. ## Aile Hukukunda Avukat Tutmak Zorunlu mudur? Hukuken zorunlu değildir. Boşanma davasını kişi kendisi de açıp takip edebilir. Fark, dosyanın niteliğinde ortaya çıkar. Çekişmeli davalarda boşanma sebebinin seçimi, delillerin toplanması, tedbir ve nafaka taleplerinin eksiksiz kurulması hak kaybı riskini belirler. Çocuklu dosyalarda uzman incelemesine hazırlık da bu değerlendirmenin parçasıdır. Dosyanızın hangi başlıktan ilerlemesi gerektiğini netleştirmek için randevu talebi oluşturabilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Aile hukuku nedir? C: Aile hukuku; evlilik, boşanma, nafaka, velayet, soybağı, mal rejimi, aile konutu ve vesayet gibi aile ilişkilerinden doğan kişisel ve mali uyuşmazlıkları düzenleyen hukuk alanıdır. S: Aile hukuku hangi konuları kapsar? C: Aile hukuku kapsamında boşanma, nafaka, velayet, çocukla kişisel ilişki, mal paylaşımı, tazminat, aile konutu, aile içi şiddet, yabancı boşanma kararlarının tanınması ve vesayet gibi konular yer alır. S: Anlaşmalı ve çekişmeli boşanma arasındaki fark nedir? C: Anlaşmalı boşanmada eşlerin boşanma ve sonuçları konusunda anlaşması gerekir. Çekişmeli boşanmada ise boşanma veya sonuçlarından biri üzerinde anlaşmazlık bulunur ve iddialar mahkeme önünde değerlendirilir. S: Boşanma davasında hangi nafaka türleri talep edilebilir? C: Tedbir nafakası, yoksulluk nafakası ve iştirak nafakası boşanma sürecinde gündeme gelebilir. Yardım nafakası ise boşanma davasından bağımsız olarak talep edilebilir. S: Velayet belirlenirken hangi ölçüt dikkate alınır? C: Temel ölçüt çocuğun üstün yararıdır. Çocuğun yaşı, bakım düzeni, eğitim ve sağlık ihtiyaçları ve gerekli hâllerde çocuğun görüşü birlikte değerlendirilir. S: Boşanmada mal paylaşımı nasıl yapılır? C: Başka bir mal rejimi seçilmemişse yasal mal rejimi edinilmiş mallara katılma rejimidir. Evlilik sırasında edinilen mallar ile kişisel malların ayrımı yapılarak tasfiye gerçekleştirilir. S: Aile konutu eşin rızası olmadan satılabilir mi? C: Aile konutu bakımından kanunda özel koruma vardır. Eşlerden biri diğer eşin açık rızası olmadan aile konutunu devredemez veya üzerindeki hakları sınırlayamaz. S: Aile içi şiddette uzaklaştırma kararı nasıl alınır? C: 6284 sayılı Kanun kapsamında koruyucu ve önleyici tedbirler istenebilir. Başvuru en çabuk ulaşılabilecek yer hâkimine, mülkî amire veya kolluk birimlerine yapılabilir. S: Aile hukuku davaları hangi mahkemede açılır? C: TMK'nın ikinci kitabından doğan boşanma, nafaka, velayet ve mal rejimi gibi dava ve işlere kural olarak aile mahkemeleri bakar. Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde yetkilendirilen asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla görev yapar. S: Boşanma davasında hangi mahkeme yetkilidir? C: Eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesi yetkili olabilir. S: Aile hukukunda avukat tutmak zorunlu mudur? C: Hayır. Kişi davasını kendisi açıp takip edebilir. Ancak özellikle çekişmeli boşanma, velayet, nafaka ve mal rejimi uyuşmazlıklarında dosyanın niteliğine göre hukuki destek önemli olabilir. --- # Ceza Hukuku URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/ceza-hukuku/ Güncelleme: 2026-10-13 Kısa cevap: Ceza avukatı, soruşturma ve kovuşturma aşamalarında şüpheli, sanık ya da mağduru temsil eder. Gözaltı süresi kural olarak 24 saattir ve ifade alınmadan önce müdafi ile görüşme hakkı vardır. Tutuklama kararına iki hafta içinde itiraz edilebilir. Anadolu yakasındaki dosyalar Kartal'daki İstanbul Anadolu Adalet Sarayı'nda görülür. Ceza hukuku, hangi fiillerin suç sayıldığını, bu fiillere uygulanacak yaptırımları ve yargılamanın nasıl yürüyeceğini düzenler. Bir soruşturmanın tarafı olduğunuzda sizi en çok saati saatine işleyen usul takvimi ilgilendirir: gözaltı süresi, ifade, tutukluluk incelemesi, iddianame, duruşma, kanun yolu. Bu takvimde kaçırılan bir süre çoğu zaman geri alınamaz. Kartal'daki büromuz, İstanbul Anadolu Adalet Sarayı'na yürüme mesafesinde. Anadolu yakasının asliye ceza, ağır ceza ve sulh ceza hâkimlikleri bu adliyede görev yapıyor; Kartal, Maltepe, Pendik, Kadıköy, Ataşehir ve Sultanbeyli'de başlayan soruşturmaların büyük kısmı buraya bağlanıyor. ## Ceza Yargılaması Hangi Aşamalardan Geçer? Süreç iki ana evreye ayrılır. Soruşturma, bir suç şüphesinin öğrenilmesiyle başlar ve savcının iddianame düzenlemesi ya da kovuşturmaya yer olmadığına karar vermesiyle biter. Kovuşturma, iddianamenin mahkemece kabulüyle başlar ve hükümle sonuçlanır. İki evrenin usul kuralları farklıdır; soruşturmada yapılan bir hata kovuşturmada telafi edilemeyebilir. ## Yakalama, Gözaltı ve Süreler Gözaltı süresi, yakalama anından itibaren kural olarak yirmi dört saati aşamaz (CMK m.91). Toplu olarak işlenen suçlarda, delillerin toplanmasındaki güçlük veya şüpheli sayısının çokluğu nedeniyle savcı bu süreyi her defasında bir günü geçmemek üzere üç gün uzatabilir. Yakalama yerinden hâkim veya mahkemenin bulunduğu yere götürülmesi için gereken süre, on iki saati geçmemek şartıyla bu sürenin dışındadır. ## İfade ve Müdafi Hakkı Şüphelinin, ifade alınmadan önce müdafi ile görüşme hakkı vardır ve bu görüşme gizlidir. Kanun, soruşturmanın ve kovuşturmanın her aşamasında avukatın şüpheli veya sanıkla görüşme, ifade alma sırasında yanında bulunma ve hukuki yardımda bulunma hakkının engellenemeyeceğini açıkça düzenler. Bazı hâllerde müdafi bulundurmak zorunludur: şüpheli veya sanık on sekiz yaşını doldurmamışsa, sağır veya dilsizse, kendisini savunamayacak derecede malulse, ya da isnat edilen suçun alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiriyorsa. Bu durumlarda talep aranmaksızın barodan müdafi görevlendirilir (CMK m.150). Hakkınızda bir soruşturma olup olmadığını öğrenmenin yollarını hakkımda açılmış dava var mı yazısında anlattık. ## Tutuklama ve Adli Kontrol Tutuklama, kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin birlikte bulunması hâlinde sulh ceza hâkimliğince verilen bir koruma tedbiridir. Kaçma şüphesi ya da delilleri karartma tehlikesi başlıca tutuklama nedenleridir. Tutuklamaya itiraz süresi, kararın öğrenildiği günden itibaren iki haftadır (CMK m.268). Adli kontrol, tutuklamanın alternatifidir: yurt dışına çıkış yasağı, imza yükümlülüğü, konutu terk etmeme, elektronik kelepçe gibi tedbirler tutukluluğun yerine uygulanabilir. Dosyaya göre değişmekle birlikte, tutuklama talebine karşı adli kontrol istemek çoğu savunmanın ilk hamlesidir. Hangi durumlarda tutuklama kararı verilebildiğini tutukluluk nedenleri yazısı anlatıyor. Adli kontrolün kaldırılması için yapılacak başvuruyu adli kontrol kararı nasıl kaldırılır yazısında, bir yakınınız tutuklandığında ilk günlerde yapılacakları yakınım tutuklandı, ne yapmalıyım yazısında bulabilirsiniz. ## İddianame, Duruşma ve Hüküm Savcı, soruşturma sonunda yeterli şüpheye ulaşırsa iddianame düzenler. Mahkeme iddianameyi on beş gün içinde inceler ve kabul ederse kovuşturma başlar (CMK m.174). Duruşmalarda deliller tartışılır, tanıklar dinlenir, bilirkişi raporları değerlendirilir. Savunmanın en önemli anı çoğu zaman esas hakkındaki mütalaadan sonra sunulan savunmadır. Hüküm kurulduktan sonra en çok sorulan konular şunlar: - Cezanın ne kadarının fiilen yatılacağı: infaz ve yatar hesaplama aracı ile 1 yıl ceza alan ne kadar yatar, 2 yıl 6 ay ceza alan ne kadar yatar, 5 yıl ceza alan ne kadar yatar ve 6 yıl ceza alan ne kadar yatar yazıları - Denetim süresine uyulmazsa ne olacağı: HAGB kararına uyulmaması ve denetimli serbestlikte imza ihlali - Sicil ve kamu görevi: adli sicil kaydının silinmesi ve memuriyete engel suçlar - İnfaz kurallarındaki son değişiklikler: 13. Yargı Paketi ## İstinaf ve Temyiz İlk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf süresi, hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğinden itibaren iki haftadır (CMK m.273). Dosya bölge adliye mahkemesine gider. İstinaf kararına karşı temyiz yolu açıksa süre yine iki haftadır ve gerekçeli kararın tebliğinden işler (CMK m.291). Eski düzenlemedeki yedi ve on beş günlük süreler 2024 yılında 7499 sayılı Kanunla değişti. Bu süreler hak düşürücüdür; kaçırıldığında karar kesinleşir. ## Ağır Ceza mı, Asliye Ceza mı? Hangi mahkemenin görevli olduğu, isnat edilen suçun cezasına göre belirlenir. Ağır ceza mahkemesi, ağırlaştırılmış müebbet, müebbet ve on yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlara bakar (5235 s. K. m.12). Bunun yanında yağma, nitelikli dolandırıcılık, irtikâp, resmî belgede sahtecilik ve hileli iflas gibi bazı suçlar, cezasına bakılmaksızın kanun gereği ağır cezanın görev alanındadır. Geri kalan suçlar asliye ceza mahkemesinde görülür. Sulh ceza hâkimliği ise dava görmez; soruşturma aşamasındaki koruma tedbirlerini karara bağlar: tutuklama, arama, el koyma, adli kontrol ve bunlara yapılan itirazlar. Pratikte tutukluluk mücadelesinin geçtiği yer burasıdır. Bu ayrım dosyanın seyrini de etkiler: ağır ceza dosyasında duruşma sayısı, delil tartışmasının kapsamı ve tutukluluk riski asliye cezadakinden farklıdır. Savunma stratejisi de buna göre kurulur. Anadolu yakasındaki ağır ceza yargılaması için Anadolu yakası ağır ceza sayfamıza, İstanbul'un diğer adliyelerindeki dosyalar için İstanbul ceza avukatı sayfamıza bakın. ## Şikâyetçi ve Mağdur Tarafında Temsil Ceza dosyalarının yalnızca bir tarafı sanıktır. Suçtan zarar gören kişinin de dosyada hakları vardır ve bu haklar çoğu zaman bilinmediği için kullanılmaz. Şikâyete bağlı suçlarda şikâyet hakkı, fiilin ve failin öğrenilmesinden itibaren altı ay içinde kullanılmalıdır (TCK m.73). Bu süre geçtiğinde soruşturma yapılamaz. Şikâyete bağlı olmayan suçlarda ise savcılık kendiliğinden harekete geçer, ancak suç duyurusunda bulunmak süreci başlatmanın en hızlı yoludur. Mağdurun kendine vekil tayin etme, dosyayı inceleme, delil sunma ve kovuşturma aşamasında katılan sıfatını alma hakkı vardır. Katılan sıfatı önemlidir: dosyayı takip etme, karara karşı kanun yoluna başvurma imkânı bunun üzerine kuruludur. Katılma talebi hüküm verilinceye kadar yapılabilir. Sonradan telafisi yoktur. Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (takipsizlik) verilirse, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde sulh ceza hâkimliğine itiraz edilebilir (CMK m.173). ## Suç Türlerine Göre Rehberler Her suç tipinin cezası, uzlaştırmaya tabi olup olmadığı ve etkin pişmanlık imkânı farklıdır. Aşağıda her başlık için önce genel rehberlerimizi, ardından o suç tipindeki dosyalar için hazırladığımız sayfayı bulabilirsiniz. - Uyuşturucu: ilk kez yakalanmanın cezası, uyuşturucuda denetimli serbestlik, ehliyete el konulması; dosya takibi için uyuşturucu suçlarında savunma - Dolandırıcılık: dolandırıcılık suçunun cezası, nitelikli dolandırıcılık hâlleri; dolandırıcılık dosyalarında savunma ve şikâyet - Hırsızlık ve yağma: hırsızlık suçu ve cezası, yağma (gasp) suçu ve cezası; yağma dosyalarında savunma - Hakaret, tehdit ve yaralama: hakaret suçu, tehdit suçu, mesajla tehdit, kasten yaralama, ısrarlı takip; koruma tedbiri için uzaklaştırma kararı - Bilişim suçları: kartın izinsiz kullanılması; hesap ele geçirme ve banka kartı dosyaları için bilişim suçlarında savunma ve şikâyet - Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar - Kasten öldürme ve diğer ağır ceza dosyaları - Yasadışı bahis cezası: itiraz süresi ve yolu - Trafik kazasından doğan ceza ve tazminat dosyaları - Usul: karakol ve savcılıkta ifade, istinaf ve temyiz başvuruları ## Önce En Yakın Süre İlk görüşmede dosyanın bulunduğu aşamayı ve önünüzdeki en yakın süreyi belirliyoruz. Gözaltındaysanız saatlerle, tutukluluk itirazındaysanız günlerle hesap yapılır. Ardından dosyayı inceleyip hangi delillerin aleyhinize, hangilerinin lehinize olduğunu ayırıyoruz. Savunma stratejisini bu ayrımın üzerine kuruyoruz: suçun unsurlarının oluşup oluşmadığı, hukuka aykırı delil bulunup bulunmadığı, uzlaştırma kapsamına girip girmediği, etkin pişmanlık ya da haksız tahrik hükümlerinin uygulanabilirliği. Her duruşma öncesi ne bekleyeceğinizi, her karar sonrası ne değiştiğini yazılı olarak paylaşıyoruz. ## Ceza Dosyalarında Avukatlık Ücreti Her yıl yayımlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi ücretin tabanını gösterir. Dosyanın niteliği, görevli mahkeme, duruşma sayısı ve soruşturmanın kapsamı ücreti bu tabanın üzerine çıkarabilir. Ağır ceza mahkemesinde görülecek bir dosya ile asliye cezadaki bir dosya aynı emeği gerektirmez. Görüşmede size tahmini bir aralık ve neyin dâhil olduğunu (soruşturma, duruşmalar, istinaf) açıkça söylüyoruz. Yazılı sözleşme olmadan iş başlamıyor. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Ceza davasında avukat tutmak zorunlu mu? C: Kural olarak zorunlu değil. Ancak isnat edilen suçun alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezası gerektiriyorsa, şüpheli on sekiz yaşından küçükse veya kendisini savunamayacak durumdaysa müdafi bulundurmak zorunludur; talep aranmaksızın barodan görevlendirme yapılır. S: İfade vermeden önce avukatımla görüşebilir miyim? C: Evet. İfade alınmadan önce müdafi ile görüşme hakkınız vardır ve bu görüşme gizlidir. Bu hak soruşturmanın her aşamasında geçerlidir. S: Gözaltı süresi en fazla ne kadar? C: Kural olarak yirmi dört saat. Toplu olarak işlenen suçlarda savcı, her defasında bir günü geçmemek üzere üç gün uzatabilir. Yakalama yerinden adliyeye nakil için gereken süre, on iki saati aşmamak kaydıyla bu sürenin dışında tutulur. S: Tutuklama kararına kaç gün içinde itiraz edilir? C: Kararın öğrenildiği günden itibaren iki hafta içinde. Sulh ceza hâkimliğinin tutuklama kararına yapılan itirazı, yargı çevresindeki asliye ceza mahkemesi inceler. S: Susma hakkımı kullanırsam aleyhime olur mu? C: Hayır. Susma, kanunla tanınmış bir savunma hakkıdır ve kullanılması aleyhe delil sayılamaz. Dosyanın içeriği görülmeden verilen ifadelerin sonradan düzeltilmesi ise çoğu zaman güçtür. S: Dosyam Kartal'daki adliyede mi görülür? C: Anadolu yakasında işlenen suçların büyük kısmı Kartal'daki İstanbul Anadolu Adalet Sarayı'nda görülür. Yetki, kural olarak suçun işlendiği yer mahkemesine aittir. S: Uzlaştırma nedir, her suçta uygulanır mı? C: Uzlaştırma, kanunda sayılan suçlarda şüpheli ile mağdurun bir uzlaştırmacı aracılığıyla anlaşmasıdır. Her suç kapsamda değildir; uzlaşma sağlanırsa kovuşturmaya yer olmadığına karar verilir veya dava düşer. S: Şikâyetimden vazgeçersem dava düşer mi? C: Yalnızca şikâyete bağlı suçlarda. Bu suçlarda şikâyetten vazgeçme davayı düşürür. Kasten öldürme, uyuşturucu ticareti gibi resen soruşturulan suçlarda vazgeçme davayı sona erdirmez; yargılama devam eder. S: Takipsizlik kararı verildi, ne yapabilirim? C: Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara, tebliğinden itibaren iki hafta içinde sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilirsiniz. İtiraz kabul edilirse savcılık iddianame düzenlemek zorunda kalır. S: Yakınım gözaltına alındı, ilk ne yapmalıyım? C: Hangi karakolda ve hangi suçlamayla tutulduğunu öğrenip vakit kaybetmeden bir avukatla iletişime geçin. Gözaltı süresi saatle işliyor ve ifade çoğu dosyanın seyrini belirleyen ilk işlem. İfade alınmadan önce müdafi ile görüşme hakkı vardır --- # Gayrimenkul Hukuku URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/gayrimenkul-hukuku/ Güncelleme: 2026-10-13 Kısa cevap: Gayrimenkul hukuku, taşınmazlar üzerindeki mülkiyet ve kullanım ilişkilerini düzenler: kira ve tahliye, tapu iptali ve tescil, ortaklığın giderilmesi, kat mülkiyeti. Kira, ortaklığın giderilmesi ve kat mülkiyetinden doğan uyuşmazlıklarda arabulucuya başvurmak dava şartıdır. Gayrimenkul hukuku, taşınmazlar üzerindeki mülkiyet ve kullanım ilişkilerini düzenler: alım satım, kira, tapu kayıtları, ortak mülkiyet, kat mülkiyeti ve imar uygulamaları. Uyuşmazlıkların büyük kısmı iki soruda toplanır: taşınmazın maliki kim ve onu kim kullanacak? 2023'ten bu yana önemli bir usul değişikliği var: kira ilişkisinden, ortaklığın giderilmesinden, kat mülkiyetinden ve komşuluk hukukundan doğan uyuşmazlıklarda dava açmadan önce arabulucuya gitmek zorunludur (6325 s. K. m.18/B). Arabulucuya uğramadan açılan dava, konusuna bakılmadan geri çevrilir. Kiralanan taşınmazın ilamsız icra yoluyla tahliyesi bu kuralın dışındadır. ## Kira, Tapu ve Ortak Mülkiyet Dosyaları - Kira sözleşmesinin kurulması, uyarlanması ve tahliye davaları - Kira bedelinin artırılması ve tespit davaları - Tahliye taahhütnamesi düzenlenmesi ve geçerliliği - Tapu iptali ve tescil davaları; muvazaalı devirler - Ortaklığın giderilmesi (izale-i şuyu) - Hisseli tapuda satış ve önalım (şufa) hakkı - Kat mülkiyeti ve site yönetimi uyuşmazlıkları - Ayıplı yapı, gecikmeli teslim ve müteahhit uyuşmazlıkları - Kentsel dönüşüm ve riskli yapı süreçleri ## Kira Uyuşmazlıkları ve Tahliye Kiracının tahliyesi ancak kanunda sayılan sebeplerden birine dayanabilir (TBK m.350-352). "İstediğim için" diye bir sebep yoktur. Başlıca yollar şunlardır: kiraya verenin veya yakınlarının konut ya da işyeri gereksinimi; taşınmazın yeniden inşa veya esaslı onarım gerektirmesi; kiracının yazılı tahliye taahhüdü; bir kira yılı içinde iki haklı ihtar; kiracının veya eşinin aynı ilçede oturmaya elverişli konutu bulunması. Taşınmazı sonradan satın alan yeni malikin durumu ayrıdır: gereksinim iddiasıyla tahliye isteyecekse edinme tarihinden itibaren bir ay içinde kiracıya yazılı bildirimde bulunmalı ve altı ay sonra dava açmalıdır (TBK m.351). Bu bildirim yapılmazsa hak, sözleşme süresinin sonuna kadar kullanılamaz. Bildirimin nasıl yapılacağını yeni ev aldım, kiracıyı nasıl çıkarabilirim yazısında anlattık. Tahliye sonradan haksız çıkarsa kiracının açabileceği dava için haksız tahliyede tazminat konusuna bakın. Belirli süreli sözleşmelerde on yıllık uzama süresi dolduktan sonra kiraya veren, her uzama yılının bitiminden en az üç ay önce bildirimde bulunmak koşuluyla sebep göstermeden sözleşmeye son verebilir (TBK m.347). Kira bedelinin artırılmasında sözleşmeyle kararlaştırılan oran, bir önceki kira yılına ait tüketici fiyat endeksindeki on iki aylık ortalamalara göre değişim oranını aşamaz (TBK m.344). Artışın nasıl hesaplanacağını kira artışı nasıl yapılır yazısında anlattık. Beş yılı dolduran kira ilişkilerinde bedel, emsallere bakılarak kira tespit davası ile yeniden belirlenebilir. Aidatını ödemeyen ya da evi başkasına kiralayan kiracıya karşı izlenecek yollar için aidat ödemeyen kiracı ve kiracının evi başkasına kiralaması yazılarına bakın. ## Tapu İptali ve Tescil Tapu kaydı gerçek hukuki durumu yansıtmıyorsa kaydın düzeltilmesi için tapu iptali ve tescil davası açılır. En sık görülen sebepler: mirasbırakanın saklı payı zedelemek amacıyla yaptığı muvazaalı satışlar, hile veya ehliyetsizlik hâlinde yapılan devirler, vekâlet yetkisinin kötüye kullanılması ve kadastro hataları. Bu davalarda dava açılmadan önce tapuya şerh konulması çoğu zaman sonucu belirler; şerh olmadan taşınmaz iyiniyetli üçüncü kişiye devredilirse geri alınması güçleşir. ## Paylı Mülkiyette Paylaşma ve Önalım Paylı mülkiyette maliklerden biri paylaşmayı isterse ve anlaşma sağlanamazsa ortaklığın giderilmesi davası açılır. Mahkeme önce aynen taksim imkânını araştırır; mümkün değilse taşınmaz satılarak bedel paylaştırılır. Bu dava sulh hukuk mahkemesinde görülür ve öncesinde arabuluculuk şartı vardır. Paydaşlardan biri payını üçüncü kişiye satarsa diğer paydaşların önalım (şufa) hakkı doğar. Bu hak, satışın noter aracılığıyla bildirildiği tarihten itibaren üç ay ve her hâlde satıştan itibaren iki yıl içinde dava yoluyla kullanılır (TMK m.733). Davanın aşamaları için ortaklığın giderilmesi davası, paylı taşınmazın satış usulü için hisseli tapuda satış rehberimize göz atabilirsiniz. ## Kat Mülkiyeti ve Site Yönetimi Apartman ve sitelerdeki ilişkiler Kat Mülkiyeti Kanunu'na tabidir. Sekiz veya daha fazla bağımsız bölümü olan yapılarda yönetici atanması zorunludur (KMK m.34). Kat malikleri kurulu bu görevi yerine getirmezse mahkemeden yönetici atanması istenebilir. Yönetici seçiminin usulüne uygun yapılmaması, alınan kararların iptali için başlı başına bir sebeptir. Seçimin usulü apartman ve sitelerde yönetici seçimi yazısında anlatılıyor. Ortak giderlere katılmayan kat maliki, gecikme süresi için aylık yüzde beş oranında gecikme tazminatı öder (KMK m.20). Yönetici bu alacak için icra takibi başlatabilir; alacak, borçlu kat malikinin bağımsız bölümü üzerinde kanuni ipotek hakkı da doğurur. Kat malikleri kurulu kararlarına karşı iptal davası ise sulh hukuk mahkemesinde açılır. ## Kartal'da Gayrimenkul Dosyanız İçin Alım satım, tapu ve müteahhit uyuşmazlıklarının ayrıntılı anlatımı: Kartal gayrimenkul avukatı. ## Tapu Kaydı, Sözleşme ve Ödemeler İlk görüşmede tapu kaydını, varsa kira sözleşmesini ve ödeme kayıtlarını istiyoruz. Kira dosyalarında sözleşmenin başlangıç tarihi ve türü, hangi tahliye sebebinin kullanılabileceğini doğrudan belirliyor; taşınmaz uyuşmazlıklarında ise tapu kaydındaki şerhler ve devir geçmişi belirleyici oluyor. Arabuluculuk aşamasını ciddiye alıyoruz. Kira ve ortaklık dosyalarının önemli bir kısmı bu aşamada, mahkemeye göre çok daha kısa sürede sonuçlanabiliyor. Anlaşma sağlanamazsa aynı hazırlıkla dava aşamasına geçiyoruz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Kiracımı istediğim zaman çıkarabilir miyim? C: Hayır. Tahliye ancak kanunda sayılan sebeplere dayanabilir: gereksinim, yeniden inşa, tahliye taahhüdü, bir kira yılı içinde iki haklı ihtar veya kiracının aynı ilçede konutu bulunması. S: Yeni ev aldım, kiracıyı ne zaman çıkarabilirim? C: Gereksinim iddiasıyla tahliye isteyecekseniz edinme tarihinden itibaren bir ay içinde kiracıya yazılı bildirimde bulunmalı ve altı ay sonra dava açmalısınız. Bildirim yapılmazsa bu hak sözleşme süresinin sonuna kadar kullanılamaz. S: Kira davası açmadan önce arabulucuya gitmek zorunlu mu? C: Evet. Kira ilişkisinden doğan uyuşmazlıklarda dava açmadan önce arabulucuya başvurmak zorunludur. Kiralanan taşınmazın ilamsız icra yoluyla tahliyesi bu kuralın dışındadır. S: Kira artışı en fazla ne kadar olabilir? C: Sözleşmeyle kararlaştırılan oran, bir önceki kira yılına ait tüketici fiyat endeksindeki on iki aylık ortalamalara göre değişim oranını aşamaz. S: Paydaşlardan biri hissesini satarsa ne yapabilirim? C: Önalım hakkınızı kullanabilirsiniz. Satışın noter aracılığıyla bildirildiği tarihten itibaren üç ay, her hâlde satıştan itibaren iki yıl içinde dava açmanız gerekir. S: Aidat ödemeyen kat maliki hakkında ne yapılabilir? C: Gecikme süresi için aylık yüzde beş oranında gecikme tazminatı işler. Yönetici alacak için icra takibi başlatabilir; alacak, borçlunun bağımsız bölümü üzerinde kanuni ipotek hakkı doğurur. --- # Miras Hukuku URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/miras-hukuku/ Güncelleme: 2026-10-13 Kısa cevap: Miras hukuku, ölüm hâlinde malvarlığının kimlere hangi oranda geçeceğini düzenler. Sağ kalan eş altsoyla birlikte mirasın dörtte birini alır. Borca batık miras üç ay içinde reddedilebilir. Saklı payı zedelenen mirasçı, ihlali öğrendiği tarihten itibaren bir yıl içinde tenkis davası açabilir. Miras hukuku, bir kişinin ölümüyle malvarlığının kimlere hangi oranda geçeceğini düzenler. Uygulamada dosyalar iki nedenden doğar: paylaşımın kendisinde anlaşmazlık çıkması ya da mirasbırakanın sağlığında yaptığı bir işlemin (satış, bağış, vasiyetname) mirasçıların payını zedelemesi. Bu alanda en pahalıya mal olan hata, çoğu zaman süreyi kaçırmaktır. Borca batık bir mirası reddetmek için üç ayınız, saklı payınızın ihlal edildiğini öğrendikten sonra tenkis davası açmak için bir yılınız vardır. Süreler geçtiğinde hakkın kendisi sona erer. ## Bir Yakının Vefatından Sonra Gündeme Gelen İşler - Mirasçılık belgesi (veraset ilamı) alınması, noterden ya da sulh hukuk mahkemesinden - Tapu ve banka hesaplarında intikal işlemleri - Mirasın reddi (borca batık terekelerde) - Vasiyetname düzenlenmesi ve iptali - Mirastan feragat sözleşmesi hazırlanması - Ortaklığın giderilmesi (izale-i şuyu), paylaşılamayan taşınmazlarda - Sağlararası kazandırmalar ve muvazaa iddiaları - Tenkis, miras sebebiyle istihkak ve tereke tespiti davaları ## Yasal Miras Payları Nasıl Belirlenir? Türk hukuku zümre sistemini benimser. Birinci zümre mirasbırakanın altsoyudur ve altsoy varsa üst zümreler mirasçı olamaz (TMK m.495-497). Altsoy yoksa ana-baba ve onların altsoyu, o da yoksa büyükana-büyükbaba zümresi devreye girer. Sağ kalan eş her zaman mirasçıdır; payı hangi zümreyle birlikte mirasçı olduğuna göre değişir. Altsoyla birlikte mirasın dörtte biri, ana-baba zümresiyle birlikte yarısı, büyükana-büyükbaba zümresiyle birlikte dörtte üçü eşe düşer. Bu zümrelerden hiçbiri yoksa mirasın tamamı eşe kalır (TMK m.499). ## Mirasın Reddi: Üç Aylık Süre Miras, ölümle birlikte borçlarıyla beraber geçer. Terekenin borcu alacağından fazlaysa mirasçılar mirası reddedebilir. Ret süresi üç aydır ve yasal mirasçılar bakımından mirasbırakanın ölümünün öğrenildiği tarihten, vasiyetname ile atanmış mirasçılar bakımından tasarrufun kendilerine resmen bildirildiği tarihten işlemeye başlar (TMK m.606). Ret beyanı sulh hukuk mahkemesine yapılır. Ayrı bir durum daha vardır: mirasbırakanın ölümü tarihinde ödemeden aciz olduğu açıkça belli ya da resmen tespit edilmişse miras kendiliğinden reddedilmiş sayılır (TMK m.605). Yine de buna güvenip beklemek risklidir, çünkü terekeye ilişkin bir tasarrufta bulunmak ret hakkını düşürebilir. ## Payı Azaltılan Mirasçının Hakları Mirasbırakan malvarlığının tamamı üzerinde serbestçe tasarruf edemez. Altsoy, ana-baba ve sağ kalan eş için kanunun güvence altına aldığı bir saklı pay vardır; bu payı zedeleyen kazandırmalar tenkis davasıyla yasal sınıra indirilebilir (TMK m.506, 560). Dava süresi iki yönlüdür: saklı payın ihlal edildiğinin öğrenilmesinden itibaren bir yıl ve her hâlde vasiyetnamelerde açılma tarihinden, diğer tasarruflarda mirasın açılmasından itibaren on yıl. İki süreden biri dolduğunda dava hakkı düşer (TMK m.571). Uygulamada saklı pay ihlali çoğunlukla mirasbırakanın sağlığında yaptığı düşük bedelli satışlarla ortaya çıkar. Bu tür işlemlerde tenkis yerine muris muvazaası iddiası gündeme gelir; hangi yolun uygun olduğu tapu kaydı ve bedel incelemesiyle belirlenir. Tenkis davasının adımları saklı pay ve tenkis davası yazısında. Sağlığında yapılan devirler için mirasın sağlıkta çocuklardan birine verilmesi yazısına da bakın. ## Vasiyetnamenin İptali Vasiyetname resmî, el yazılı ya da sözlü olarak yapılabilir. El yazılı vasiyetnamenin tamamı mirasbırakanın kendi eliyle yazılmalı, düzenlendiği yıl, ay ve günü göstermeli ve imzalanmalıdır (TMK m.538). Bilgisayarda yazılıp imzalanan metin geçerli değildir. Her biçimin şartları vasiyetname nasıl yapılır yazısında. Biçim şartlarına uyulmaması, mirasbırakanın ehliyetsizliği ya da iradesinin sakatlanmış olması vasiyetnamenin iptali sebebidir. İptal davası, iptal sebebinin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde vasiyetnamenin açılmasından itibaren on yıl içinde açılmalıdır (TMK m.559). Vasiyetnamenin geçersiz sayılması hâlinde miras yasal paylara göre paylaşılır. ## Hangi Mahkeme, Nerede? Yetkili mahkeme kural olarak mirasbırakanın son yerleşim yeri mahkemesidir ve mirasçıların nerede yaşadığı bunu değiştirmez (HMK m.11). Tapu iptali ya da taşınmazda ortaklığın giderilmesi gibi taşınmazın kendisine ilişkin davalarda ise taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir (HMK m.12). Görev ise işin türüne göre ayrılır: mirasçılık belgesi, terekenin tespiti ve ortaklığın giderilmesi sulh hukuk mahkemesinde; tenkis, tapu iptali ve tescil ile miras sebebiyle istihkak davaları asliye hukuk mahkemesinde görülür. Mirasbırakanın son yerleşim yeri Anadolu yakasındaysa dosya Kartal'daki İstanbul Anadolu Adalet Sarayı'nda görülür. ## Kartal'da Miras Dosyanız İçin Süreç, dava türlerinin ve sürelerin ayrıntılı anlatımı için hazırladığımız sayfaya bakabilirsiniz: Kartal miras avukatı. Dosyanızın ne kadar süreceğine dair bir fikir edinmek isterseniz: miras davası ne kadar sürer? ## İlk Görüşmede Ölüm Tarihi ve Tereke İlk görüşmede iki şeye bakıyoruz: ölüm tarihi ve terekenin kabaca içeriği. Ölüm tarihi hangi sürelerin işlediğini, tereke içeriği ise dosyanın ret mi, paylaşım mı yoksa tenkis mi olduğunu belirliyor. Tapu kayıtları ve banka bilgileri temin edildikten sonra mirasçılar arasında anlaşma ihtimalini gerçekçi biçimde değerlendiriyoruz. Miras dosyalarının çoğu aile içi uyuşmazlıklar. Mahkeme yolunun her zaman en hızlı yol olmadığını, paylaşımın anlaşmayla çözülebildiği durumlarda bunu açıkça söylüyoruz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Mirası reddetmek için ne kadar sürem var? C: Üç ay. Süre, yasal mirasçılar için mirasbırakanın ölümünün öğrenildiği tarihten, vasiyetname ile atanmış mirasçılar için tasarrufun resmen bildirildiği tarihten işlemeye başlar. Ret beyanı sulh hukuk mahkemesine yapılır. S: Sağ kalan eş mirastan ne kadar pay alır? C: Payı, hangi zümreyle birlikte mirasçı olduğuna göre değişir. Altsoyla birlikte dörtte bir, ana-baba zümresiyle birlikte yarısı, büyükana-büyükbaba zümresiyle birlikte dörtte üçü. Bu zümrelerden hiçbiri yoksa mirasın tamamı eşe kalır. S: Bilgisayarda yazılmış vasiyetname geçerli mi? C: Hayır. El yazılı vasiyetnamenin baştan sona mirasbırakanın kendi el yazısıyla yazılması, yıl ay ve günü göstermesi ve imzalanması gerekir. Bilgisayarda yazılıp imzalanan metin bu şartı taşımaz. S: Babam evini kardeşime düşük bedelle sattı, ne yapabilirim? C: Bu tür işlemlerde saklı payın zedelenmesi hâlinde tenkis, işlemin gerçekte bağış olduğu iddiasında ise muris muvazaası yolu gündeme gelir. Hangisinin uygun olduğu tapu kaydı ve bedel incelemesiyle belirlenir. S: Miras davası nerede açılır? C: Kural olarak mirasbırakanın son yerleşim yeri mahkemesinde. Tapu iptali gibi taşınmazın kendisine ilişkin davalarda ise taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir. S: Mirasçılık belgesini nereden alabilirim? C: Noterden ya da sulh hukuk mahkemesinden alınabilir. Yabancılık unsuru taşıyan bazı hâllerde yalnızca mahkeme yolu açıktır. --- # İş Hukuku URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/is-hukuku/ Güncelleme: 2026-10-13 Kısa cevap: İş hukuku, işçi ile işveren arasındaki ilişkiyi düzenler. Kıdem ve ihbar tazminatı, işe iade, ücret ve fazla mesai alacakları ile iş kazası tazminatları bu alana girer. Alacak davalarında arabuluculuk dava şartıdır. İşe iade için fesih bildiriminin tebliğinden itibaren bir ay içinde arabulucuya başvurulmalıdır. İş hukuku, işçi ile işveren arasındaki ilişkiyi kuruluşundan sona ermesine kadar düzenler. Uyuşmazlıkların büyük kısmı işin bittiği anda ortaya çıkar: fesih bildiriminin nasıl yapıldığı, hangi tazminatların doğduğu, ödenmemiş alacakların ne kadarının hâlâ istenebileceği. Bu soruların cevabı çoğu zaman tek bir belgede, fesih bildiriminde ve onun tarihinde saklıdır. İş davalarında süreler diğer alanlara göre daha kısadır ve çoğu hak düşürücüdür. İşe iade talebinde bulunacak bir işçinin elinde bir aylık bir pencere vardır; kaçırıldığında dava hakkı tümüyle sona erer. Anadolu yakasındaki iş uyuşmazlıkları, Kartal'daki İstanbul Anadolu Adalet Sarayı'nda bulunan iş mahkemelerinde görülür. ## İşçi ile İşveren Arasında En Sık Çıkan Uyuşmazlıklar Uygulamada dosyaların çoğu şu başlıklarda toplanır: iş sözleşmesinin feshi ve buna bağlı kıdem, ihbar ve kötüniyet tazminatları; işe iade talepleri; ödenmemiş ücret, fazla mesai, hafta tatili ve genel tatil alacakları; kullandırılmayan yıllık izin ücreti; iş kazası ve meslek hastalığından doğan maddi ve manevi tazminat; işyerinde mobbing iddiaları; rekabet yasağı ve gizlilik yükümlülüğü uyuşmazlıkları. Bu taleplerin bir kısmı işçiden, bir kısmı işverenden gelir. Büromuz her iki tarafta da dosya yürütüyor; işveren tarafında ağırlık genellikle fesih sürecinin baştan doğru kurgulanması ve sözleşme altyapısının hazırlanması oluyor. ## Fesih ve Tazminat Hakları ## Kıdem Tazminatı Kıdem tazminatı, çalışılan her tam yıl için otuz günlük giydirilmiş brüt ücret tutarındadır ve artan süreler oranlanarak eklenir (1475 s. K. m.14). En az bir yıl çalışmış olmak ve iş sözleşmesinin kanunda sayılan hâllerden biriyle sona ermiş olması gerekir. İstifa eden işçi kural olarak kıdem tazminatı alamaz. Ücretin ödenmemesi, sigorta priminin eksik yatırılması ya da çalışma koşullarının esaslı biçimde değişmesi gibi hâllerde ise işçi sözleşmeyi haklı nedenle feshedebilir. Bu durumda kıdem tazminatı hakkı korunur. Talebin adım adım nasıl yapılacağı kıdem tazminatı nasıl alınır yazısında. ## İhbar Tazminatı Belirsiz süreli iş sözleşmesini feshetmek isteyen taraf, karşı tarafa önceden bildirimde bulunmak zorundadır. Bildirim süresi kıdeme göre değişir (İş K. m.17): altı aya kadar iki hafta, altı ay ile bir buçuk yıl arası dört hafta, bir buçuk ile üç yıl arası altı hafta, üç yıldan fazla kıdemde sekiz hafta. Bu süreye uymadan yapılan fesihte, süreye karşılık gelen ücret tutarında ihbar tazminatı doğar. Yükümlülük çift yönlüdür; bildirimsiz ayrılan işçi de ihbar tazminatı ödemekle karşılaşabilir. ## İşe İade Davası İşe iade, feshin geçersizliğinin tespitini ve işçinin işine dönmesini sağlayan özel bir davadır. Dava için iş yerinde otuz veya daha fazla işçi çalışması, işçinin en az altı aylık kıdemi olması ve sözleşmenin belirsiz süreli olması gerekir (İş K. m.18). İşletmenin bütününü yöneten işveren vekilleri bu davayı açamaz. Şartlar varsa mahkeme feshin geçerli bir sebebe dayanıp dayanmadığını inceler. İşe iade için süre kısadır: fesih bildiriminin tebliğinden itibaren bir ay içinde arabulucuya başvurulmalıdır (İş K. m.20). Anlaşma sağlanamazsa son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde dava açılır. Davanın şartları işe iade davası yazısında, fesihle doğan diğer haklar ise işten çıkarılan işçinin hakları yazısında. ## İş Kazası ve Meslek Hastalığında Tazminat İş kazası ve meslek hastalığı dosyaları teknik açıdan zordur. İş hukukunda en yüksek tutarlı talepler de genellikle bu dosyalarda çıkar. Talep genellikle iki başlıkta ilerler: sürekli iş göremezlik nedeniyle oluşan gelir kaybına dayalı maddi tazminat ve yaşanan acıya karşılık manevi tazminat. Kusur oranı, iş güvenliği önlemlerinin alınıp alınmadığı ve maluliyet derecesi sonucu doğrudan belirler. Önemli bir usul ayrıntısı: iş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davaları ile bunlara bağlı rücu davaları zorunlu arabuluculuk kapsamı dışındadır. Doğrudan dava açılır. Bu istisna bilinmediği için zaman kaybedilen dosyalarla sık karşılaşıyoruz. İş kazasının ve meslek hastalığının kanundaki tanımı için iş kazası nedir ve meslek hastalığı nedir yazılarına göz atın. Dava aşaması için tazminat davaları, sigorta şirketiyle çıkan anlaşmazlıklar için sigorta uyuşmazlıkları sayfamıza bakabilirsiniz. ## Ücret, Fazla Mesai ve Diğer Alacaklar Haftalık çalışma süresi kural olarak kırk beş saattir. Bunu aşan çalışma fazla mesaidir ve normal saat ücretinin yüzde elli fazlasıyla ödenir (İş K. m.41). Yıllık ücretli izin süreleri kıdeme bağlıdır: bir ile beş yıl arası on dört gün, beş ile on beş yıl arası yirmi gün, on beş yıl ve üzeri yirmi altı gün (İş K. m.53). Kullandırılmayan izinler, iş sözleşmesi sona erdiğinde ücrete dönüşür. Bu alacaklarda davanın sonucunu çoğu zaman ispat belirler. Bordro, puantaj kaydı, giriş-çıkış kayıtları, banka hesap hareketleri ve tanık beyanı birlikte değerlendirilir. İmzalı bordroda fazla mesai tahakkuku görünüyorsa, aksinin ancak yazılı delille kanıtlanabileceğini baştan bilmek gerekir. ## Arabuluculuk: Davadan Önceki Zorunlu Adım İşçilik alacağı, tazminat ya da işe iade talebiyle doğrudan mahkemeye gidilemez. Önce arabulucuya başvurulması zorunludur (7036 s. K. m.3). Bu adım atlanarak açılan dava, konusu incelenmeden reddedilir. Arabuluculuk çoğu zaman bir formalite gibi görülür; oysa burada imzalanan anlaşma tutanağı ilam niteliğindedir ve kural olarak sonradan dava konusu yapılamaz. Tutanağa atılan imza, hesaplanmamış alacaklardan feragat anlamına gelebilir. Bu yüzden görüşmeye, davaya hazırlanır gibi hazırlanmak gerekir. Görüşmeye avukatla katılmanın nasıl işlediğini arabuluculukta avukat desteği sayfamızda bulabilirsiniz. ## İlk Görüşmeden Dava Dilekçesine İlk görüşmede fesih bildirimini, bordroları ve SGK hizmet dökümünü istiyoruz. Bu üç belge, hangi taleplerin hâlâ ileri sürülebileceğini ve önümüzdeki sürelerin ne olduğunu büyük ölçüde gösteriyor. Ardından alacak kalemlerini tek tek hesaplayıp gerçekçi bir aralık paylaşıyoruz. Bu hesap yapılmadan girilen arabuluculuk görüşmesinde düşük bir teklifi kabul etme riski artar. Arabuluculuk aşamasında teklifin kabul edilebilir olup olmadığını hesap üzerinden değerlendiriyoruz. Anlaşma sağlanmazsa dava dilekçesini aynı hesap tablosuyla kuruyoruz; bilirkişi raporuna itiraz aşamasında bu hazırlık belirleyici oluyor. ## İş Davalarında Avukatlık Ücreti Ücretin alt sınırını Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi belirler. İş davalarında ücret çoğunlukla iki bileşenden oluşur: sabit bir başlangıç ücreti ve dava sonunda tahsil edilen tutar üzerinden kararlaştırılan oran. Arabuluculuk aşamasında anlaşmayla biten dosya ile bilirkişi incelemesi ve istinafla üç yıla yayılan dosya aynı emeği gerektirmez. Ücrete arabuluculuk, dava ve istinaf aşamalarından hangilerinin dâhil olduğunu görüşmede yazılı olarak bildiriyoruz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: İstifa eden işçi kıdem tazminatı alabilir mi? C: Kural olarak alamaz. Ücretin ödenmemesi, sigorta priminin eksik yatırılması ya da çalışma koşullarının esaslı biçimde değişmesi gibi hâllerde ise işçi sözleşmeyi haklı nedenle feshedebilir ve kıdem tazminatı hakkı korunur. S: İşe iade davası için kaç işçi şartı var? C: İş yerinde otuz veya daha fazla işçi çalışmalı, işçinin en az altı aylık kıdemi bulunmalı ve sözleşme belirsiz süreli olmalıdır. İşletmenin bütününü yöneten işveren vekilleri bu davayı açamaz (İş K. m.18). S: İşe iade için ne kadar sürem var? C: Fesih bildiriminin tebliğinden itibaren bir ay içinde arabulucuya başvurmanız gerekir. Anlaşma sağlanamazsa son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde dava açılır. Bu süreler hak düşürücüdür. S: Fazla mesai nasıl ispatlanır? C: Bordro, puantaj kaydı, iş yeri giriş-çıkış kayıtları, banka hesap hareketleri ve tanık beyanı birlikte değerlendirilir. İmzalı bordroda fazla mesai tahakkuku görünüyorsa aksi ancak yazılı delille kanıtlanabilir. S: İş kazası davasında arabulucuya gitmek zorunlu mu? C: Hayır. İş kazası ve meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davaları ile bunlara bağlı rücu davaları zorunlu arabuluculuk kapsamı dışındadır; doğrudan dava açılır. S: Kullanılmayan yıllık izin ücrete dönüşür mü? C: Evet. Kullandırılmayan yıllık ücretli izin süreleri, iş sözleşmesi sona erdiğinde son ücret üzerinden hesaplanarak ödenir. --- # İcra Hukuku URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/icra-hukuku/ Güncelleme: 2026-10-13 Kısa cevap: İcra hukuku, ödenmeyen alacağın devlet gücüyle tahsilini düzenler. İlamsız takipte ödeme emrine itiraz süresi yedi gün, kambiyo senetlerine mahsus takipte beş gündür. İlamsız takipte itiraz takibi kendiliğinden durdurur; kambiyo takibinde durdurmaz, ayrıca icra mahkemesinden tedbir alınması gerekir. İcra hukuku, ödenmeyen bir alacağın devlet gücüyle tahsil edilmesini düzenler. Alanın kendine has yanı, iki tarafın da aynı kuralları farklı yönde kullanmasıdır: alacaklı için takibi hızlandıran her adım, borçlu için itiraz ve durdurma imkânı doğurur. Bu yüzden sayfayı iki başlık altında topladık. Ortak nokta ise sürelerdir ve bu alanda süreler günle ölçülür. İlamsız takipte ödeme emrine itiraz için yedi gün, kambiyo senetlerine mahsus takipte beş gün vardır (İİK m.62, m.168). Kaçırılan itiraz süresi takibi kesinleştirir ve haciz aşamasını açar. ## Alacaklı ve Borçlu İçin İcra İşleri - İlamsız, ilamlı ve kambiyo senetlerine mahsus takip başlatılması - Ödeme emrine itiraz ve itirazın iptali davası - Menfi tespit ve istirdat davaları - Haciz, muhafaza ve satış işlemlerinin yürütülmesi - İstihkak davası (üçüncü kişinin malı haczedildiğinde) - Banka hesabı ve maaş haczi uyuşmazlıkları - Borç ödendikten sonra hacizlerin kaldırılması ## Alacaklı Tarafında: Takipten Tahsile Takip türü, alacağın dayandığı belgeye göre seçilir ve bu seçim sürecin hızını belirler. Elinizde mahkeme kararı varsa ilamlı takip, çek, bono veya poliçe varsa kambiyo senetlerine mahsus takip, elinizde bir belge yoksa ilamsız takip yolu kullanılır. Fark itiraz anında ortaya çıkar: ilamsız takipte borçlunun yedi gün içinde yapacağı basit bir itiraz takibi durdurur ve alacaklıyı dava açmaya zorlar. Kambiyo takibinde ise itiraz takibi kendiliğinden durdurmaz; borçlunun ayrıca icra mahkemesinden tedbir alması gerekir. Bu nedenle elinizde bir çek ya da senet varsa hangi yolun kullanılacağı baştan doğru belirlenmelidir. İtirazla karşılaşıldığında iki yol vardır. İtirazın iptali davası genel mahkemede açılır ve bir yıllık süreye tabidir (İİK m.67); kabul hâlinde borçlu aleyhine icra inkâr tazminatına da hükmedilebilir. İtirazın kaldırılması ise icra mahkemesinde görülen daha hızlı bir yoldur ama yalnızca kanunda sayılan belgelere dayanan alacaklarda kullanılabilir. Borçlunun malvarlığı bulunamadığında dosyanın nasıl yürütüleceği ayrı bir konudur: borçlunun üzerinde mal yoksa ne yapılır? ## Borçlu Tarafında: İtiraz ve Haczin Kaldırılması Hakkınızda takip başlatıldığında ilk yapılacak şey ödeme emrinin tebliğ tarihini tespit etmektir; bütün süreler o tarihten işler. Borcun tamamına ya da bir kısmına, faize veya yetkiye itiraz edilebilir. İtirazın gerekçe içermesi şart değildir; ancak imzaya itiraz ediliyorsa bunun açıkça belirtilmesi gerekir. Borcu hiç doğmamışsa ya da ödenmişse menfi tespit davası açılabilir. Para tahsil edildikten sonra ödendiği anlaşılırsa geri alınması için istirdat davası yolu vardır; bu dava ödeme tarihinden itibaren bir yıl içinde açılmalıdır (İİK m.72). Borcu ödemenizin ardından hacizler kendiliğinden kalkmaz; kaldırma talebinin ayrıca yapılması gerekir. Ödeme emri geldiğinde atılacak adımlar hakkımda icra takibi başlatıldı yazısında anlatılıyor. ## Haczedilemeyen Mal ve Haklar Kanun, borçlunun ve ailesinin yaşamını sürdürebilmesi için bazı mal ve hakları haciz dışında tutar: zaruri ev eşyası, borçlunun mesleğini sürdürebilmesi için gerekli araç ve gereçler, aile bireylerinin kişisel eşyaları. Maaş haczinde kısmi bir sınır vardır: borçlu ve ailesinin geçimi için gerekli miktar düşülür, ancak haczedilecek tutar maaşın dörtte birinden az olamaz (İİK m.83). Nafaka alacakları bakımından bu sınır uygulanmaz. Oranın nasıl hesaplandığı maaşın ne kadarı haczedilebilir yazısında. ## Başkasının Malı Haczedilirse: İstihkak Haciz sırasında borçlunun elinde bulunan ancak gerçekte üçüncü bir kişiye ait olan mallar da haczedilebilir. Bu durumda malın gerçek sahibi istihkak davası açarak malı haciz dışına çıkartabilir. Haczedilmiş bir taşınmazın satılıp satılamayacağını hacizli mülkü satmak yazısında ele aldık. ## İcra Dairesi mi, İcra Mahkemesi mi? İkisi sık karıştırılır ve yanlış mercie yapılan başvuru süre kaybettirir. İcra dairesi işlemi yapan birimdir: takibi açar, ödeme emrini gönderir, haczi uygular, satışı yürütür. İcra mahkemesi ise bu işlemleri denetler; icra dairesinin kanuna aykırı ya da olaya uygun olmayan işlemlerine karşı şikâyet buraya yapılır. Şikâyet süresi, işlemin öğrenildiği tarihten itibaren yedi gündür (İİK m.16). Bir hakkın yerine getirilmemesi veya işlemin sebepsiz sürüncemede bırakılması hâlinde ise şikâyet süreye bağlı değildir, her zaman yapılabilir. ## Kartal'da İcra Dosyanız İçin Takip türleri, itiraz yolları ve haciz aşamasının ayrıntılı anlatımı: Kartal icra avukatı. Alacaklı olarak takibe nereden başlayacağınız için: icra takibi nasıl başlatılır. ## Belge ve Tebliğ Tarihiyle Başlıyoruz Alacaklı tarafında ilk baktığımız şey elinizdeki belgenin niteliği: bu belge hangi takip yolunu açıyor ve borçlunun itirazı hâlinde elimizde ne kalıyor. Takibi buna göre kuruyoruz; yanlış yolla başlanan takip, itirazla birlikte aylarca gecikme demek. Borçlu tarafında ilk baktığımız şey tebliğ tarihi. Süre işlemeye devam ediyorsa itiraz, kaçmışsa gecikmiş itiraz ya da menfi tespit yollarını değerlendiriyoruz. Her iki tarafta da bir sonraki işlemin tarihini ve kimin yapacağını yazılı olarak bildiriyoruz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Ödeme emrine kaç gün içinde itiraz edilir? C: İlamsız takipte yedi gün, kambiyo senetlerine mahsus takipte beş gündür. Süre ödeme emrinin tebliğ tarihinden işlemeye başlar. S: İtiraz edersem takip durur mu? C: İlamsız takipte evet, itiraz takibi kendiliğinden durdurur. Kambiyo senetlerine mahsus takipte durdurmaz; borçlunun ayrıca icra mahkemesinden tedbir kararı alması gerekir. S: Maaşımın ne kadarı haczedilebilir? C: Borçlu ve ailesinin geçimi için gerekli miktar düşülür, ancak haczedilecek tutar maaşın dörtte birinden az olamaz. Nafaka alacakları bakımından bu sınır uygulanmaz. S: Borcu ödedim, hacizler kendiliğinden kalkar mı? C: Hayır. Ödeme sonrası hacizlerin kaldırılması için ayrıca talepte bulunulması gerekir. S: Evimde başkasına ait eşya haczedildi, ne yapabilirim? C: Malın gerçek sahibi istihkak davası açarak malı haciz dışına çıkartabilir. Haciz sırasında istihkak iddiasının tutanağa geçirilmesi süreci kolaylaştırır. S: İcra dairesinin işlemine nereye şikâyet edilir? C: İcra mahkemesine. Şikâyet süresi işlemin öğrenildiği tarihten itibaren yedi gündür; bir hakkın yerine getirilmemesi veya işlemin sürüncemede bırakılması hâlinde şikâyet süreye bağlı değildir. --- # Tüketici Hukuku URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/tuketici-hukuku/ Güncelleme: 2026-10-13 Kısa cevap: Tüketici hukuku, ticari veya mesleki olmayan amaçla mal ya da hizmet alan kişiyi korur. Ayıplı malda tüketici; iade, değişim, onarım ve bedel indiriminden dilediğini seçebilir. Mesafeli ve kapıdan satışlarda on dört gün içinde gerekçesiz cayma hakkı vardır. Belirli tutarın altındaki uyuşmazlıklarda hakem heyetine başvuru zorunludur. Tüketici hukuku, ticari veya mesleki olmayan amaçla mal ya da hizmet satın alan kişiyi korur. Alanın ayırt edici yanı, tüketiciye kanunla tanınan hakların sözleşmeyle ortadan kaldırılamamasıdır: satıcının "iade ve değişim yapılmaz" yazması, kanundan doğan hakları sona erdirmez. Uyuşmazlıkların önemli bir kısmı da mahkemeye gitmeden çözülebilir. Belirli tutarın altındaki uyuşmazlıklarda tüketici hakem heyetine başvuru zorunludur ve bu yol ücretsizdir. ## Satıcı, Banka ve Hizmet Sağlayıcıyla Yaşanan Sorunlar - Ayıplı mal ve ayıplı hizmet: iade, değişim, onarım ya da bedel indirimi - Mesafeli ve kapıdan satışlarda cayma hakkı - Devre mülk ve devre tatil sözleşmelerinin iptali - Tüketici kredileri, erken ödeme ve haksız şartlar - Yatırım fonu kayıpları ve fon mağdurlarının hakları - Abonelik sözleşmelerinin feshi - Hizmet sağlayıcıların sorumluluğu - Araç değer kaybı ve sigorta uyuşmazlıkları ## Ayıplı Mal: Dört Seçimlik Hak Satın alınan mal ambalajında, etiketinde veya tanıtımında belirtilen niteliklere aykırıysa ya da beklenen faydayı sağlamıyorsa ayıplıdır. Tüketici bu durumda dört haktan dilediğini seçebilir: sözleşmeden dönerek bedeli geri isteme, bedelde indirim isteme, ücretsiz onarım isteme ya da ayıpsız misliyle değişim isteme (TKHK m.11). Seçim tüketiciye aittir; satıcı "önce tamir edelim" diyerek bu tercihi belirleyemez. Ayıp daha sonra ortaya çıksa bile hak kaybolmaz. Kanuni zamanaşımı süresi teslim tarihinden itibaren iki yıl, konut ve tatil amaçlı taşınmazlarda beş yıldır (TKHK m.12). Ayıp satıcının ağır kusuru ya da hilesiyle gizlenmişse zamanaşımı süresinden yararlanılamaz. ## Cayma Hakkı: On Dört Gün İnternetten, telefonla ya da kapıda kurulan sözleşmelerde tüketici, on dört gün içinde hiçbir gerekçe göstermeden ve cezai şart ödemeden sözleşmeden cayabilir. Süre malın teslim alındığı, hizmet sözleşmelerinde ise sözleşmenin kurulduğu tarihten işlemeye başlar (TKHK m.48). Satıcı cayma hakkı konusunda tüketiciyi usulüne uygun bilgilendirmemişse tüketici on dört günlük süreyle bağlı olmaz. Bu durumda hak, cayma süresinin bitiminden itibaren bir yıl içinde kullanılabilir (Mesafeli Sözleşmeler Yönetmeliği m.10). Bu nedenle "süre geçti" cevabı her zaman geçerli değildir; önce bilgilendirmenin yapılıp yapılmadığına bakılır. ## Hakem Heyeti mi, Tüketici Mahkemesi mi? Uyuşmazlığın tutarı, hangi mercie gidileceğini belirler. Kanunda belirlenen parasal sınırın altındaki uyuşmazlıklarda tüketici hakem heyetine başvurmak zorunludur (TKHK m.68); bu sınırın üzerindeki uyuşmazlıklar tüketici mahkemesinde görülür. Parasal sınırlar her yıl yeniden değerleme oranında güncellenir, bu nedenle başvuru öncesinde güncel tutarın kontrol edilmesi gerekir. Hakem heyeti başvurusu ücretsizdir; tüketicilerin tüketici mahkemelerinde açacağı davalar da harçtan muaftır. Tüketici mahkemesinde görülecek uyuşmazlıklarda ise dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. ## Abonelik Sözleşmeleri ve Haksız Şartlar Abonelik sözleşmelerinde tüketici, sözleşmeyi istediği zaman feshedebilir; sağlayıcı bunu zorlaştıramaz. Fesih bildirimi yapıldıktan sonra sözleşme kısa bir süre içinde sona erdirilmek ve varsa peşin tahsil edilen bedelin kullanılmayan kısmı iade edilmek zorundadır. "Taahhüt süresi dolmadan fesih yapılamaz" cevabı, cayma bedeli dışında tek başına fesih hakkını ortadan kaldırmaz. Bunun yanında, tüketiciyle müzakere edilmeden sözleşmeye konulan ve dürüstlük kuralına aykırı biçimde tüketici aleyhine dengesizlik yaratan şartlar haksız şart sayılır ve kesin olarak hükümsüzdür (TKHK m.5). Sözleşmenin geri kalanı geçerliliğini korur. Standart sözleşmelerdeki küçük puntolu maddelerin çoğu bu değerlendirmeye tabidir. ## Devre Mülk ve Devre Tatil Devre tatil ve uzun süreli tatil hizmeti sözleşmeleri, tüketici hukukunun en çok şikâyet üretilen başlıklarından biri. Bu sözleşmelerde de on dört günlük cayma hakkı vardır ve satıcı, cayma süresi dolmadan tüketiciden hiçbir ödeme talep edemez. Tanıtım toplantısında imzalatılan sözleşmeler ve alınan peşinatlar bu kural nedeniyle çoğu zaman iptal edilebilir. İptal ve paranın geri alınması için izlenecek yol devre mülk iptali ve para iadesi yazısında. ## Trafik Kazası Sonrası Sigortadan Talepler Trafik kazası sonrası aracın onarılsa bile piyasa değerinde oluşan azalma, kusurlu tarafın sigortacısından talep edilebilir. Bu talep sigorta şirketine başvuru ile başlar; sonuç alınamazsa Sigorta Tahkim Komisyonu ya da mahkeme yolu açıktır. Davanın nasıl açılacağını araç değer kaybı davası, tutarın nasıl bulunduğunu değer kaybının hesaplanması yazısında anlattık. Kazada hiç kusuru olmayan sürücünün talepleri kusursuz tarafın tazminatı yazısında anlatılıyor. Sigorta şirketiyle anlaşmazlık uzarsa sigorta uyuşmazlıkları sayfamıza göz atın. ## Kartal'da Tüketici Dosyanız İçin Başvuru yolları, hakem heyeti süreci ve dava aşamasının ayrıntılı anlatımı: Kartal tüketici avukatı ## Önce Belgeler, Sonra Başvuru Yolu İlk bakılan şey belgelerdir: fatura ya da satış fişi, sözleşme metni, satıcıyla yapılan yazışmalar. Tüketici uyuşmazlıklarında sonucu çoğu zaman elde tutulan yazılı kayıt belirler. Sözlü verilen sözler ispat edilemediği için baştan yazılı iletişimi öneriyoruz. Tutar hakem heyeti sınırının altındaysa dosyayı o yoldan yürütüyoruz; bu yol ücretsizdir ve genellikle mahkemeden daha hızlı sonuçlanır. Bu yolun kapalı olduğu ya da sonuç vermediği durumlarda arabuluculuk ve dava aşamasına geçiyoruz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Satıcı iade yapmıyor, ne yapabilirim? C: Ayıplı malda sözleşmeden dönme, bedel indirimi, ücretsiz onarım ve ayıpsız misliyle değişim haklarından dilediğinizi seçebilirsiniz. Seçim tüketiciye aittir; satıcının iade yapılmaz ibaresi kanundan doğan hakkı ortadan kaldırmaz. S: İnternetten aldığım ürünü kaç gün içinde iade edebilirim? C: On dört gün içinde, hiçbir gerekçe göstermeden ve cezai şart ödemeden cayabilirsiniz. Süre malın teslim alındığı tarihten başlar. S: Satıcı cayma süresi geçti diyor, gerçekten geçmiş midir? C: Satıcı cayma hakkı konusunda usulüne uygun bilgilendirme yapmamışsa on dört günlük süreyle bağlı değilsiniz. Bu durumda hak, cayma süresinin bitiminden itibaren bir yıl içinde kullanılabilir. S: Ayıp iki yıl sonra ortaya çıktı, hakkım var mı? C: Kanuni zamanaşımı teslimden itibaren iki yıl, konut ve tatil amaçlı taşınmazlarda beş yıldır. Ancak ayıp satıcının ağır kusuru veya hilesiyle gizlenmişse satıcı zamanaşımından yararlanamaz. S: Hakem heyetine mi mahkemeye mi başvurmalıyım? C: Uyuşmazlığın tutarı belirler. Kanunda belirlenen parasal sınırın altındaki uyuşmazlıklarda hakem heyetine başvuru zorunludur; üzerindekiler tüketici mahkemesinde görülür. Sınırlar her yıl güncellenir. S: Devre tatil sözleşmesinden cayabilir miyim? C: On dört günlük cayma hakkınız vardır ve satıcı cayma süresi dolmadan sizden hiçbir ödeme talep edemez. Tanıtım toplantısında alınan peşinatlar bu kural nedeniyle iade edilebilir. --- # Yabancılar Hukuku URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/yabancilar-hukuku/ Güncelleme: 2026-10-13 Kısa cevap: Yabancılar hukuku, Türkiye'deki yabancıların ikamet ve çalışma izinlerini, vatandaşlık başvurularını, uluslararası koruma taleplerini ve sınır dışı işlemlerini kapsar. Uyuşmazlıklar idarenin işlemiyle başlar ve itiraz süreleri kısadır: sınır dışı kararına tebliğden itibaren yedi gün içinde idare mahkemesinde itiraz edilir. Yabancılar hukuku, Türkiye'de bulunan yabancı uyruklu kişilerin hukuki statüsünü düzenler: ikamet ve çalışma izinleri, uluslararası koruma başvuruları, vatandaşlık süreçleri, sınır dışı ve giriş yasağı kararları. Alanın diğer hukuk dallarından ayrılan yanı, uyuşmazlıkların çoğunun idarenin bir işlemiyle başlamasıdır: kararı bir kurum verir, kişi ona itiraz eder. Bu yapı süreleri de belirler. İdari kararlara itiraz süreleri kısadır ve kaçırıldığında karar kesinleşir; sınır dışı kararında bu süre yalnızca yedi gündür. Anadolu yakasındaki idari uyuşmazlıklar İstanbul İdare Mahkemelerinde görülür; büromuz Kartal'daki İstanbul Anadolu Adalet Sarayı'na yakınlığıyla İl Göç İdaresi işlemlerini de aynı hat üzerinden takip ediyor. ## İkamet, Sınır Dışı ve Vatandaşlık Dosyaları Dosyaların büyük kısmı şu başlıklarda toplanıyor: kısa dönem, aile ve öğrenci ikamet izni başvuruları ile bunların reddine karşı itirazlar; çalışma izni başvuruları ve işveren yükümlülükleri; sınır dışı (deport) kararlarına itiraz; idari gözetim kararlarının kaldırılması; tahdit kodlarının kaldırılması; uluslararası koruma başvuruları; istisnai ve olağan yoldan Türk vatandaşlığına başvuru; yabancı mahkeme kararlarının Türkiye'de tanınması ve tenfizi. ## Sınır Dışı Kararında Yedi Günlük Süre Sınır dışı etme kararı, valilik tarafından verilen bir idari işlemdir. Karar tebliğ edildiğinde yanında gerekçesi ve hangi hükme dayandığı da bildirilir. İtiraz süresi tebliğden itibaren yedi gündür ve itiraz idare mahkemesine yapılır (YUKK m.53). Mahkeme itirazı on beş gün içinde sonuçlandırır ve bu karar kesindir. İtiraz süresi içinde ve itiraz sonuçlanana kadar kişi kural olarak sınır dışı edilemez. Buna karşılık, itiraz yoluna hiç başvurulmazsa karar kesinleşir ve uygulanır. Uygulamada en sık karşılaştığımız kayıp, yedi günlük sürenin tebligatın anlaşılamaması yüzünden geçirilmesi. İtirazın adımları sınır dışı (deport) kararına itiraz yazısında. ## İdari Gözetim Kararı Hakkında sınır dışı kararı verilen kişi, kaçma ve kaybolma riski bulunması, ülkeye giriş kurallarını ihlal etmiş olması ya da kamu düzeni bakımından tehdit oluşturması gibi hâllerde geri gönderme merkezinde idari gözetim altına alınabilir. Bu bir ceza tutukluluğu sayılmaz, valiliğin verdiği idari bir tedbirdir. İdari gözetim süresi altı ayı aşamaz (YUKK m.57). Sınır dışı işlemleri kişinin iş birliği yapmaması ya da ülkesine ilişkin bilgi ve belgelerin sağlanamaması nedeniyle tamamlanamıyorsa süre en fazla altı ay daha uzatılabilir. Gözetim kararına karşı sulh ceza hâkimliğine başvurulabilir; hâkim başvuruyu beş gün içinde sonuçlandırır ve bu yol her zaman yeniden kullanılabilir. Uygulamada iki başvuruyu birlikte yürütmek gerekir: sınır dışı kararına karşı idare mahkemesine, idari gözetime karşı sulh ceza hâkimliğine. İkisi ayrı mercilerdir ve biri diğerinin yerine geçmez. ## Uluslararası Koruma Başvuruları Ülkesine dönmesi hâlinde zulüm ya da ciddi zarar görme riski bulunan yabancılar uluslararası koruma talebinde bulunabilir. Statü, başvurunun dayandığı sebebe göre mülteci, şartlı mülteci veya ikincil koruma biçiminde şekillenir. Başvuru valiliğe yapılır; kayıt, mülakat ve değerlendirme aşamalarından geçer. Başvuru sırasında verilen beyanların tutarlılığı belirleyicidir; mülakatta eksik ya da çelişkili anlatım, sonraki aşamalarda düzeltilmesi güç bir zemin bırakır. Ret kararına karşı itiraz ve dava yolu açıktır, ancak burada da süreler kısadır. ## Tahdit Kodları ve Giriş Yasağı Tahdit kodu, yabancının Türkiye'ye girişine ya da ülkede kalışına ilişkin kayıtlara işlenen kısıtlama şerhidir. Kodun türü, kısıtlamanın sebebini ve ağırlığını gösterir; kimi kodlar yalnızca izin başvurusunu zorlaştırırken kimileri doğrudan giriş yasağı doğurur. Kodun kaldırılması için önce hangi kurum tarafından, hangi gerekçeyle konulduğunun tespiti gerekir. Sebep ortadan kalkmışsa idareye başvuru, başvuru reddedilirse idare mahkemesinde iptal davası yolu açıktır. Başvurunun nasıl yapılacağı tahdit kodunun kaldırılması yazısında anlatılıyor. ## İkamet ve Çalışma İzinleri İkamet izni başvuruları türüne göre farklı belge ve şartlara tabidir. Reddedilen başvuruların önemli bir kısmında sorun, dosyanın eksik ya da yanlış belgeyle sunulmuş olmasıdır. Ret kararına karşı idari itiraz ve ardından iptal davası yolu vardır; burada da süreler kısadır. Çalışma izni başvurusu kural olarak işveren tarafından yapılır ve izin, başvurulan işveren nezdinde geçerlidir. İşyeri değiştiğinde iznin de yenilenmesi gerekir. Bu yükümlülük atlanırsa hem yabancıya hem işverene idari para cezası uygulanabilir. ## Türk Vatandaşlığı Vatandaşlık, olağan yoldan (kanunda öngörülen süre boyunca kesintisiz ikamet ve diğer şartlarla) ya da istisnai yoldan kazanılabilir. Evlilik yoluyla vatandaşlık ise ayrı bir usule tabidir ve belirli bir süre fiilen birlikte yaşama şartı aranır. Başvurular İl Göç İdaresi üzerinden yürür; karar mercii İçişleri Bakanlığı'dır. Vatandaşlık başvurularında en sık görülen sorun, ikamet sürelerinin hesabında yurt dışında geçirilen günlerin göz ardı edilmesidir. Başvurudan önce ikamet geçmişinin doğru hesaplanması, reddedilmiş bir başvuruyu düzeltmekten daha kolaydır. ## Yabancı Mahkeme Kararlarının Tanınması ve Tenfizi Yurt dışında verilmiş bir mahkeme kararı Türkiye'de kendiliğinden hüküm doğurmaz. Kararın burada sonuç doğurması için tanıma (kararın varlığının kabulü) ya da tenfiz (icra edilebilirlik) davası açılması gerekir (MÖHUK m.50-59). En sık karşılaşılan örnek yurt dışında verilen boşanma kararlarıdır. Yalnızca boşanma hükmü içeren kararlar, şartları varsa dava açılmadan nüfus müdürlüğü ya da konsolosluk aracılığıyla tescil edilebilir (Nüfus Hizmetleri Kanunu m.27/A). Nafaka ve velayet gibi hükümlerin uygulanması için ise tenfiz davası gerekir. Yurt dışında alınan boşanma kararının nüfusa işlenmesi, tanıma davası ve yurt dışında yaşarken Türkiye'de boşanma davası açma imkânı yurt dışında boşanma rehberinde anlatılıyor. Ticari ve sınır ötesi diğer uyuşmazlıklar için uluslararası hukuk uyuşmazlıkları sayfamıza bakın. ## Tebligat Tarihinden Başlayan Hesap İlk görüşmede önce tebligat tarihine bakıyoruz, çünkü itiraz süresinin hâlâ işleyip işlemediğini o belirler. Ardından kararın dayandığı hükmü ve dosyadaki eksikleri çıkarıyoruz. İdari işlemlerde sonucu çoğu zaman, idarenin dayandığı gerekçenin maddi olarak yanlış olduğunu belgeyle göstermek belirler. Yabancı müvekkillere her adımdan sonra dosyanın son durumunu ve bir sonraki tarihi yazılı olarak bildiriyoruz. ## Başvuru ve Dava İşlerinde Ücret Ücret, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ndeki tutarın altında olamaz. Bu alanda iş iki gruba ayrılır: başvuru ve takip işleri (ikamet, çalışma izni, vatandaşlık dosyası) ile dava işleri (iptal davası, tanıma-tenfiz). İkincisi duruşmalı süreç olduğu için ayrı hesaplanır. Görüşmede hangi aşamaların dâhil olduğunu ve resmî harç ile masrafların ücretten ayrı olduğunu yazılı olarak paylaşıyoruz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Sınır dışı kararına kaç gün içinde itiraz edilir? C: Kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde idare mahkemesine başvurulur. Mahkeme itirazı on beş gün içinde sonuçlandırır ve bu karar kesindir. S: İtiraz ettiğimde sınır dışı edilir miyim? C: Kural olarak hayır. İtiraz süresi içinde ve itiraz sonuçlanana kadar kişi sınır dışı edilemez. İtiraz yoluna hiç başvurulmazsa karar kesinleşir ve uygulanır. S: İdari gözetim ne kadar sürebilir? C: Altı ayı aşamaz. Sınır dışı işlemleri tamamlanamıyorsa en fazla altı ay daha uzatılabilir. Gözetim kararına karşı sulh ceza hâkimliğine başvurulabilir ve hâkim beş gün içinde karar verir. S: Tahdit kodu nasıl kaldırılır? C: Önce kodun hangi kurum tarafından ve hangi gerekçeyle konulduğu tespit edilir. Sebep ortadan kalkmışsa idareye başvurulur; başvuru reddedilirse idare mahkemesinde iptal davası açılır. S: Çalışma iznim işyeri değişince geçerli kalır mı? C: Hayır. Çalışma izni başvurulan işveren nezdinde geçerlidir. İşyeri değiştiğinde iznin yenilenmesi gerekir. Yenilenmezse hem yabancıya hem işverene idari para cezası uygulanabilir. S: Yurt dışında aldığım boşanma kararı Türkiye'de geçerli mi? C: Kendiliğinden geçerli olmaz. Yalnızca boşanma hükmü içeren kararlar, şartları varsa nüfus müdürlüğü ya da konsolosluk aracılığıyla dava açılmadan tescil edilebilir. Bu yol kapalıysa tanıma davası, nafaka ve velayet gibi hükümlerin uygulanması için tenfiz davası açılır. --- # Şirketler Hukuku URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/sirketler-hukuku/ Güncelleme: 2026-10-13 Kısa cevap: Şirketler hukuku, ticari işletmelerin kuruluşundan tasfiyesine kadar hukuki işleyişini düzenler. Limited şirket ortakları kamu borçlarından sermaye payları oranında kişisel olarak sorumludur; anonim şirkette bu sorumluluk yönetim kuruluna aittir. Genel kurul kararının iptali için üç aylık hak düşürücü süre işler. Şirketler hukuku, ticari işletmelerin kuruluşundan tasfiyesine kadar tüm hukuki işleyişini düzenler: şirket türünün seçimi, ana sözleşme, pay devirleri, genel kurul ve yönetim kararları, ortaklar arası uyuşmazlıklar, birleşme ve devralmalar. Bu alanda hukuki destek en çok kuruluş aşamasında işe yarar. Şirket türü, ana sözleşmedeki pay devri ve karar yeter sayısı hükümleri, ortaklar arasında sonradan çıkacak uyuşmazlıkların çoğunu baştan çözer ya da baştan içinden çıkılmaz hâle getirir. ## Kuruluştan Tasfiyeye Şirket İşleri - Şirket kuruluşu, ana sözleşme ve ortaklık sözleşmesi hazırlanması - Pay devri, sermaye artırımı ve azaltımı işlemleri - Genel kurul ve yönetim kurulu kararlarının hazırlanması; kararların iptali davaları - Ortaklar arası uyuşmazlıklar, ortaklıktan çıkma ve çıkarılma - Müdür ve yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu davaları - Ticari sözleşmelerin hazırlanması ve incelenmesi - Haklı sebeple fesih, tasfiye ve şirketin sona ermesi - Ticari alacakların tahsili ve icra takipleri ## Limited mi, Anonim mi? Şirket türü seçilirken genellikle sermaye tutarına ve kuruluş kolaylığına bakılır. Uygulamada en ağır sonucu doğuran fark ise kamu borçlarından sorumluluktur. Limited şirkette ortaklar, şirketten tahsil edilemeyen vergi ve prim borçlarından sermaye payları oranında doğrudan doğruya, kişisel malvarlıklarıyla sorumludur (6183 s. K. m.35). Anonim şirkette ise pay sahibinin böyle bir sorumluluğu yoktur; kamu borçlarından sorumluluk yönetim kurulu üyelerine yönelir. Ortağın yönetimde yer almadığı yapılarda bu ayrım belirleyici olur. İkinci önemli fark pay devrindedir. Limited şirkette pay devri kural olarak yazılı ve noter onaylı olmalı, ayrıca genel kurulun onayından geçmelidir (TTK m.595). Anonim şirkette nama yazılı payların devri daha esnektir, hamiline yazılı paylarda ise devir teslimle gerçekleşir. Ortaklık yapısının değişmesi bekleniyorsa bu esneklik önemlidir. Asgari sermaye tutarları Cumhurbaşkanı kararıyla belirlenir ve dönem dönem güncellenir; kuruluş öncesinde güncel tutarın teyit edilmesi gerekir. ## Ortaklar Arası Uyuşmazlıklar Ortaklık uyuşmazlıkları çoğunlukla üç noktada düğümlenir: kâr dağıtılmaması, azınlıktaki ortağın bilgi alma hakkının engellenmesi ve yönetimin şirketi kendi lehine kullanması. Kullanılabilecek yollar uyuşmazlığın ağırlığına göre değişir. Genel kurul kararına karşı iptal davası karar tarihinden itibaren üç ay içinde açılmalıdır (TTK m.445). Bu süre hak düşürücüdür ve uygulamada en sık kaçırılan sürelerden biridir. Yönetim kurulu üyelerinin veya müdürlerin kusurlu davranışıyla şirketi zarara uğratması hâlinde sorumluluk davası gündeme gelir. Ortaklık ilişkisinin sürdürülemez hâle geldiği durumlarda ise limited şirkette ortaklıktan çıkma ve çıkarılma, her iki şirket türünde haklı sebeple fesih yolu açıktır. Haklı sebeple fesih davasında mahkeme şirketi feshetmek yerine, davacı ortağın paylarının gerçek değeri ödenerek ortaklıktan çıkarılmasına da karar verebilir (TTK m.531, 636). Uygulamada tercih edilen çözüm çoğu zaman budur. ## Ticari Sözleşmelerde Sık Atlanan Maddeler Ticari sözleşmelerde uyuşmazlık çıktığında tarafların pazarlık gücünü çoğu zaman sözleşmenin sonlarına doğru yazılmış maddeler belirler: yetkili mahkeme ya da tahkim kaydı, cezai şart, temerrüt hâlinde uygulanacak faiz, fesih bildiriminin şekli ve süresi. Mal alım satımında alıcının dikkat etmesi gereken bir yükümlülük daha vardır. Teslim sırasında açıkça görülebilen ayıpların iki gün içinde satıcıya bildirilmesi gerekir (TTK m.23). Görülemeyen ayıplarda alıcı malı sekiz gün içinde incelemek ve ayıp tespit ederse yine bu süre içinde bildirmekle yükümlüdür. Süresinde yapılmayan ihbar, malın kabul edilmiş sayılması sonucunu doğurur; sonradan açılan davaların önündeki en yaygın engel de budur. ## Ticari Alacakların Tahsili Ticari davaların önemli bir kısmı alacak uyuşmazlığıdır. Konusu bir miktar paranın ödenmesi olan ticari davalarda dava açmadan önce arabulucuya gidilmesi şarttır (TTK m.5/A). Bu aşama atlanırsa dava, esasına bakılmadan reddedilir. Alacak bir çek, bono veya poliçeye dayanıyorsa kambiyo senetlerine özgü takip yolu daha hızlı sonuç verir. Takip, itiraz ve haciz aşamaları icra hukuku sayfamızda, takibin ilk adımı icra takibi nasıl başlatılır yazısında anlatılıyor. ## Kartal'da Şirket Dosyanız İçin Ticari sözleşmeler ve ticari dava süreçleri için: Kartal ticaret avukatı. Ticari davalar asliye ticaret mahkemesinde görülür; Anadolu yakasındaki dosyalar Kartal'daki İstanbul Anadolu Adalet Sarayı'na bağlıdır. ## Ortaklarla İlk Konuştuklarımız Kuruluş ve sözleşme işlerinde önce ortakların birbirinden ne beklediğini konuşuyoruz: kim sermaye koyacak, kim yönetecek, ortaklardan biri ayrılmak isterse ne olacak. Ana sözleşmeyi bu cevaplar üzerine kuruyoruz, çünkü sonradan değiştirmek her zaman daha zahmetli ve masraflıdır. Uyuşmazlık dosyalarında ilk iş ticaret sicili kayıtlarını, genel kurul tutanaklarını ve pay defterini incelemek oluyor. Hangi kararın ne zaman alındığı, üç aylık iptal süresinin işleyip işlemediğini doğrudan belirliyor. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Limited mi anonim şirket mi kurmalıyım? C: Pratikte en belirleyici fark kamu borçlarından sorumluluktur. Limited şirkette ortaklar şirketten tahsil edilemeyen vergi ve prim borçlarından sermaye payları oranında kişisel malvarlıklarıyla sorumludur; anonim şirkette pay sahibinin böyle bir sorumluluğu yoktur. S: Genel kurul kararına nasıl itiraz edilir? C: Karar tarihinden itibaren üç ay içinde iptal davası açılmalıdır. Bu süre hak düşürücüdür ve uygulamada en sık kaçırılan sürelerden biridir. S: Ortaklıktan çıkmak istiyorum ama diğer ortaklar kabul etmiyor, ne yapabilirim? C: Limited şirkette ortaklıktan çıkma ve çıkarılma yolları vardır; her iki şirket türünde de haklı sebeple fesih davası açılabilir. Mahkeme şirketi feshetmek yerine payların gerçek değeri ödenerek ortağın çıkarılmasına karar verebilir. S: Ticari alacak davası açmadan önce arabulucuya gitmek zorunlu mu? C: Konusu bir miktar paranın ödenmesi olan ticari davalarda önce arabulucuya gidilmesi şarttır. Bu aşama atlanırsa dava, esasına bakılmadan reddedilir. S: Aldığım mal ayıplı çıktı, ne kadar sürem var? C: Ayıp teslim sırasında açıkça belliyse iki gün içinde satıcıya bildirilmelidir. Görülemeyen ayıplarda malı sekiz gün içinde incelemek ve ayıp tespit edilirse yine bu süre içinde bildirmek gerekir. --- # Hakaret Suçu ve Cezası – TCK 125 URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/hakaret-sucu-ve-cezasi-tck-125/ Güncelleme: 2026-10-18 Kısa cevap: Hakaret suçu TCK 125'te düzenlenir; kişinin onur, şeref ve saygınlığını rencide edecek somut bir fiil isnadı veya sövmeyle oluşur. Temel ceza 3 aydan 2 yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır. Kamu görevlisine görevinden dolayı hakarette alt sınır 1 yıldır ve şikâyet aranmaz; suçun alenen işlenmesi cezayı altıda bir oranında artırır. Hakaret suçu ve cezası TCK 125 ile 130 maddeleri arasında düzenlenmiştir. TCK 125/2,3 maddelerinde sıralanmış daha ağır cezayı gerektiren haller dışında hakaret suçu cezası; 3 aydan 2 yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır.  Hakaret suçu, kişinin şeref ve saygınlığını rencide edecek ölçüde isnatta bulunmak şeklinde gerçekleşebileceği gibi küfür / sövme şeklinde kişinin şeref ve saygınlığına bir saldırı şeklinde de gerçekleşmesi mümkündür.  ## Hakaret Suçu Cezası Hakaret suçunun TCK 125/1 maddesinde belirtilen şeklide işlenmesi halinde fail hakkında 3 ay ile 2 yıl arasında hapis veya adli para cezası öngörülmüştür.  Hakaret suçu cezasının belirlenmesi için öncelikle failin hukuki statüsünün tam olarak belirlenmesi gerekir. Görevli memura görevinden dolayı hakaret, karşılıklı hakaret, alenen hakaret gibi seçimlik hareketler fail hakkında tayin edilecek ceza miktarına etki eden unsurlardır.  ## Hakaret Suçunda Daha Ağır Cezayı Gerektiren Haller Hakaret suçu için daha ağır cezayı gerektiren haller TCK 125/3, 4, 5 maddelerinde düzenlenmiştir.  - ## Görevli Memura Görevinden Dolayı Hakaret Hakaret suçunun kamu görevlisine görevinden dolayı işlenmesi TCK 125/3-a bendi ile daha ağır cezayı gerektiren hali olarak düzenlenmiştir. Bu durumda fail hakkında verilecek olan ceza alt sınırı 1 yıldan az olamamaktadır.  Hakaret suçu ve cezası belirlenirken kamu görevlisi olan mağdurun tespit edilmesinde TCK 6/1-c maddesinde tanımı yapılan kamu görevlisi tanımı dikkate alınır. Buna göre seçme veya seçilme yoluyla, geçici veya sürekli olarak kamu görevini üstlenen kişilere karşı görevinden dolayı hakaret suçunun işlenmesi TCK 125/3-a maddesi kapsamında değerlendirilecektir.  TCK 6/1-c maddesinde yapılan “kamu görevlisi” tanımından da anlaşılacağı gibi söz konusu kamu görevlisinin, bu görevi sürekli veya geçici suretle üstlenmiş olduğunun bir önemi yoktur. Diğer bir ifade ile suçun mağdurunun 657 sayılı devlet memurları kanunun veya diğer özel yasalara tabi olarak aktif bir şekilde kamu görevini üstlenmiş olması gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamaktadır.  - ## Kişinin Dini ve Siyasi Düşüncelerini Açıklamasından Dolayı Hakaret Suçu TCK 125/3-b maddesi ile kişinin dini, siyasi, sosyal, felsefi inanç ve düşünce ve kanaatlerini açıklamasından, değiştirmesinden veya yaymaya çalışmasından dolayı hakaret suçunun işlenmesi halinde de ceza alt sınırı belirlenmiştir. Failin eyleminin TCK 125/3-b maddesi kapsamında değerlendirilmesi halinde tayin edilecek ceza miktarı alt sınırı 1 yıl olarak belirlenmiştir.  - ## Kutsal Değerlerden Bahisle Hakaret Suçu TCK 125/3-c maddesi kişinin şeref ve saygınlığı dışında ayrıca mensubu olduğu dini değerler de korunma altına alınmaya çalışılmıştır. Failin kişinin mensubu bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle hakaret suçunu işlemesi halinde de ceza alt sınırı 1 yıl olarak belirlenmiştir. Kişinin mensubu olduğu bu dini değerlerin toplamca kabul görmüş olması gerektiği gibi bir zorunluluk yoktur.  - ## Alenen Hakaret Suçu ve Cezası Alenen hakaret suçu sık karşılaşılan bir seçimlik hareket olarak karşımıza çıkar. Özellikle hakaret suçunun unsurlarının belirlenmesinde öncelikle “aleniyet” kavramının açıklığa kavuşturulması gerekir.  TCK 125 maddesi kapsamında aleniyet hakaret suçunun birden fazla kişinin bulunduğu, daha anlaşılabilir şekilde toplum içinde işlenmesidir. Ancak alenen hakaret suçunun oluşması için söz, fiil veya işaretleri birden fazla kişinin işitmiş / görmüş olması gerektiği yönünde bir zorunluluk yoktur.  Örneğin suçun sosyal medya platformlarında paylaşım şekilde işlenmesi halinde suç oluşturabilecek söz, fiil veya paylaşımların birden çok ve daha fazla kişi tarafından görülmesi muhtemeldir. Alenen hakaret suçu cezası belirlenirken TCK 125/4 maddesi uyarınca fail hakkında verilecek olan cezada 1/6 oranında ceza artırımı yapılır.  - ## Sağlık Çalışanlarına Karşı Hakaret Suçu ve Cezası 3359 sayılı “Sağlık Hizmetleri Temel Kanununun” Ek 12. Maddesi ile bir takım suçların sağlık çalışanlarına ve görevlerinden dolayı işlenmesi halinde ağırlaştırıcı neden olarak kabul edilmiştir. Hakaret suçu da bu kapsamda yer almaktadır. Buna göre TCK 125 ve devamı maddelerinde tanımı yapılan suçun sağlık çalışanlarına karşı işlenmesi halinde fail hakkında verilen cezada 1/2 (yarı) oranında ceza artırımı yapılmaktadır.  ## Memura Hakaret Suçu ve Cezası Kamu görevlisine, görevi nedeniyle hakaret edilmesi TCK 125/3-a uyarınca nitelikli hâl sayılır ve temel cezaya göre daha ağır karşılık bulur. Uygulamada "memura hakaret" başlığı altında en sık karşılaştığımız durumlar: kolluk görevlisine kimlik sorgusu veya gözaltı sırasında hakaret, sağlık personeline müdahale sırasında hakaret ve belediye görevlisine denetim sırasında hakaret. Bu dosyalarda suçun kamu görevlisine karşı işlenmiş sayılması, sözün içeriğinden bağımsız olarak cezanın belirlenmesini etkiler. Hakaret suçunda cezayı ağırlaştıran hâllerin tamamını ve hangi durumun kamu görevlisi sayıldığını yukarıdaki bölümde ele aldık. Dosyanızda soruşturma başlatıldıysa sürecin nasıl işlediğini hakkımda açılmış bir dava var mı yazımızda bulabilirsiniz. ## Memura Hakaretin Cezası Nedir? TCK 125/3-a kapsamında kamu görevlisine hakaret hâlinde, temel hakaret cezası belirli oranda artırılır. Somut ceza; sözün içeriği, aleniyet, görevlinin görevi ve olayın koşulları değerlendirilerek mahkemece takdir edilir. Bu nedenle aynı suç tipinde dosyadan dosyaya farklı sonuçlar çıkabilir. Uygulamada cezayı etkileyen unsurlar: sözün yüz yüze mi alenen mi söylendiği, kamu görevlisinin görevinin niteliği ve sanığın geçmişteki hâli. Suçun şikâyete tabi olup olmadığı ve uzlaştırma kapsamı ise ayrı bölümlerde anlatılmıştır. ## Hakaret Suçunda Para Cezası Kime Ödenir? Hakaret suçunda hükmedilen adli para cezası Devlet Hazinesine ödenir; bu tutar mağdura yapılan bir ödeme değildir. Adli para cezası ile manevi tazminat sıkça karıştırılır: - Adli para cezası: Mahkûmiyet hâlinde sanığın Devlet'e ödediği cezadır (TCK 52). Hapis cezasının paraya çevrilmesi hâlinde de Hazine'ye ödenir. - Manevi tazminat: Mağdurun, ceza davasından ayrı olarak hukuk mahkemesinde açtığı davayla talep ettiği tutardır. Bu nedenle "para cezasını ödedim, konu kapandı" düşüncesi doğru değildir; mağdur ayrıca tazminat davası açabilir. Ceza dosyası kapandıktan sonra kaydın ne olacağını adli sicil kaydının silinmesi yazımızda, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin durumları ise HAGB kararının açıklanması yazımızda ele aldık. ## Hakaret Suçunda Daha Az Cezayı Gerektiren Haller ## Karşılıklı Hakaret Suçu ve Cezası TCK 125 maddesinden hariç olmak üzere TCK 129/3 maddesinde karşılıklı hakaret suçu düzenlenmiştir. Şeref ve saygınlığa yönelik benzer suçlar için tehdit suçu ve cezası başlıklı yazımızı da inceleyebilirsiniz. Buna göre suçun failleri aynı zamanda hakaret suçunun mağduru olması halinde karşılıklı hakaret suçu söz konusu olur.  Suçun karşılıklı hakaret şeklinde işlenmesi halinde her iki müşteki sanık hakkında verilecek olan cezada 1/3 oranında indirim yapılabileceği gibi suçun işleniş biçimi dikkate alınarak taraflar hakkında ceza verme yolundan vazgeçme de mümkündür.  ## Haksız Bir Fiile Karşı İşlenen Hakaret Suçu ve Cezası Hakaret suçunun haksız bir fiile tepki olarak işlenmesi halinde TCK 129/1 maddesi uyarınca sanık hakkında verilecek olan cezada 1/3 oranında ceza indirimi yapılabilir. Ayrıca haksız fiilin niteliğine göre sanık hakkında tamamen ceza vermekten vazgeçilmesi de mümkündür. Ancak failin hakaret suçunu kendisine yönelik gerçekleşen bu haksız fiilin yaratmış olduğu öfke ve üzüntü ile işlemiş olması diğer bir ifade ile haksız fiil ile hakaret suçu arasında bir bağ kurulmuş olması gerekir.  ## Kasten Yaralama Suçuna Tepki Olarak İşlenen Hakaret Suçu ve Cezası Hakaret suçunun kasten yaralama suçuna tepki olarak işlenmesi halinde TCK 129/2 maddesi uyarınca sanık hakkında ceza verme yoluna gidilmez. ## Hakaret Suçu ve Cezası İçin Takdiri İndirim Takdirimi indirim Türk Ceza Kanunumuzun 62. Maddesinde düzenlenmiştir. Hakimin suçun işleniş biçimi ve tarafların yargılama aşamasındaki tutukları dikkate alınarak takdiri indirim belirlenir. Genellikle sanığın yargılama aşamasında göstermiş olduğu pişmanlık daha önceden sabıkasız oluşu veya sosyal durumu dikkate alınarak belirlenir. Türk Ceza Kanunumuzda yer alan diğer suçlarda olduğu gibi mahkeme hakiminin takdiri doğrultusunda hakaret suçunda sanık hakkında verilecek olan cezada 1/6 oranına kadar ceza indirimi yapılabilmektedir. ## Sosyal Medya Hakaret Suçu ve Cezası Türk Ceza Kanunumuzun 125 ve devamı maddelerinde sosyal medya hakaret suçu şeklinde ayrıca bir düzenleme yapılmamıştır. Ancak TCK 125/2 maddesinde yer alan suçun sesli, yazılı veya görüntülü bir ileti aracı ile işlenmesi de yine hakaret suçu olarak tanımlanmıştır. Sosyal medya aracılığı ile hakaret özel mesaj göndermek suretiyle işlenmesi halinde TCK 125/1 maddesi uyarınca fail 3 ay ile 2 yıl arasında hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır.  Sosyal medya uygulamaları aleniyet unsurunun en fazla gerçekleşmiş olduğu ortamlar arasında yer alır. Suçun herkesçe görülebilecek şekilde paylaşım veya yorum olarak işlenmesi halinde ayrıca alenen hakaret suçunun unsurları oluşacaktır. Bu durumda ise fail hakkında verilecek olan cezada 1/6 oranında ceza artırımı yapılabilir.  ## Gıyabında Hakaret Suçu ve Cezası Hakaret suçu ve cezası kapsamında en sık karşılaşılan bir başka seçimlik hareket suçun mağdurun gıyabında işlenmesidir. Öncelikle gıyapta hakaret suçunun oluşabilmesi için hakaret içeren söz veya fiilin en az 3 kişinin ihtilaf edilerek gerçekleşmesi gerekir. Gıyapta hakaret suçunun cezası için ayrı bir cezai yaptırım düzenlenmemiştir. Yukarıda belirttiğimiz ağırlaştırıcı nedenlerinin var olmaması halinde yine öngörülen ceza miktarı 3 ay ile 2 yıl arasında hapis veya adli para cezasıdır.  ## Kişinin Hatırasına Hakaret Suçu ve Cezası Son olarak TCK 130 maddesinde kişinin hatırasına hakaret suçu düzenlenmiştir. Kişinin hatırasına hakaret suçu ise ölmüş olan bir kimsenin yine şeref, haysiyet ve itibarını zedeleyecek söz veya davranışlarda bulunma şeklinde gerçekleşir. Failin TCK 130 maddesi uyarınca cezalandırılabilmesi için öncelikle yukarıda detaylarını paylaşmış olduğumuz gıyapta hakaret suçunun unsurlarının gerçekleşmesi diğer bir ifadeyle suçun en az 3 kişiye ihtilat edilerek işlenmesi gerekir.  TCK 130 maddesinde kişinin hatırasına hakaret suçu cezası da yine 3 aydan 2 yıla kadar hapis veya adli para cezası şeklindedir. Suçun alenen işlenmesi halinde ise fail hakkında diğer durumlarda olduğu gibi 1/6 oranında ceza artırımı yapılır.  ## Hakaret Suçu ve Cezası İçin Özet Tablo Hakaret Suçunda Seçimlik Hareketler Kanun Maddesi Ceza Uzlaşma Hakaret Suçu  TCK 125/1 TCK 125/2 3 aydan 2 yıla kadar hapis veya adli para cezası EVET Gıyapta Hakaret Suçu TCK 125/1  3 aydan 2 yıla kadar hapis veya adli para cezası EVET Kamu Görevlisine Görevinden Dolayı Hakaret TCK 125/3-a 1 yıl ile 2 yıl arasında hapis veya adli para cezası HAYIR Karşılıklı Hakaret Suçu TCK 129/3 1/3 oranında ceza indirimi veya tamamen ceza vermekten vazgeçme EVET Sosyal Medya Aracılığı İle Hakaret TCK 125/2 1 yıl ile 2 yıl arasında hapis veya adli para cezası EVET Alenen Hakaret Suçu ve Cezası TCK 125/4 Cezada 1/6 oranında artırım EVET Kişinin Hatırasına Hakaret TCK 130 3 aydan 2 yıla kadar hapis veya adli para cezası EVET   ## Hakaret Suçu Unsurları ## Hakaret suçu ve Cezası İle Korunan Hukuki Değer Türk Ceza Kanunumuzda suç olarak tanımlanmış tüm fiillerde olduğu gibi hakaret suçu ile korunan ilk hukuki değer kamu düzenidir. Ancak TCK 125 maddesi ile daha çok kişilerin “şeref, onur ve saygınlığı” korunma altına alınmaya çalışılmıştır.  ## Hakaret Suçunun Faili Hakaret suçunun işlenmesinde faile dair herhangi bir özgü özellik aranmamaktadır. Bu nedenle fail açısından özgü nitelik taşıyan bir suç değildir. Suçun failinin herkes olması mümkündür.  ## Hakaret Suçunun Mağduru Diğer kişilere karşı işlenen suçlarda olduğu gibi hakaret suçunun mağduru da kendisine hakaret edilen kişidir. Suçun failinin aksine hakaret suçunun tamamen mağdur açısından özgü nitelik taşıyan bir suç olduğunu söyleyemeyiz. Şöyle ki TCK 125/3-a maddesinde suçun mağdurunun kamu görevlisi olabileceği şeklinde bir düzenlemeye yer verilmiştir. TCK 125/3-a, TCK 125/5 maddeleri haricinde hakaret suçu mağdur açısından da özgü nitelik taşımaz.  ## Suçun Konusu Ceza avukatı olarak hakaret suçunun unsurlarının tespit edilmesinde fiil yani suçun konusunun belirlenmesinin önemli olduğunu düşünmekteyiz. Zira hakaret suçu ile korunan hukuki değer kişinin şeref ve haysiyeti olması nedeniyle ceza kanunumuzda suç olarak tanımlanmamış eletiri ile ayrımının tam olarak yapılması failin hukuki statüsünün belirlenmesinde oldukça önemli bir yere sahiptir. Bu ayrıma suçun maddi unsurlarında daha detaylı bir şekilde değinilecektir.  ## Hakaret Suçunun Maddi Unsurları TCK 125/1 ve devamı maddelerinde de yer alan hükümleri dikkate aldığımızda hakaret suçunun seçimlik hareketli bir suç olduğunu söyleyebiliriz. TCK 125/1 maddesinde yapılan tanımdan da anlaşılacağı üzere kişinin şeref ve saygınlığını rencide edebilecek her türlü;  - Somut fiil  - İsnat  - Küfür / sövme Hakaret suçunu oluşturabilecek davranışlardır. TCK 125 ve devamı maddelerinde ayrıca bu fiillerin sözlü, yazılı, görsel veya işaret aracı ile işlenmesi konusunda da bir ayrım yapılmamıştır.  ## Hakaret Suçunda Soruşturma Usulü Türk Ceza Kanunumuzda yer alan ve suç olarak tanımlanmış diğer fiillerde olduğu gibi hakaret suçunun soruşturulması suçun takibi şikayete tabi olduğu durumlarda mağdurun şikayet hakkını kullanması ile, suçun şikayete tabi olmadığı durumlarda ise suçun Cumhuriyet Savcısı tarafından öğrenilmesi ile başlatılır.  ## Hakaret Suçu Şikayete Tabi Mi? Hakaret suçu genel olarak şikayete tabidir. Sadece TCK 125/3-a maddesinde yer alan “kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret suçu” şikayete tabi değildir. Suçun kamu görevlisine karşı ve görevinden dolayı işlenmesi halinde suçun öğrenilmesi ile re’sen soruşturma başlatılır. Soruşturma aşamasında kamu görevlisi şikayetçi olmasa dahi şüpheli hakkında hareket suçundan kamu davası açılır.  ## Hakaret Suçu Uzlaşmaya Tabi Mi? Şikayete tabi suçlar ayrıca uzlaşma kapsamında olan suçlardır. Bu nedenle yine TCK 125/3-a maddesinde yer alan kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret suçu haricindeki durumlarda uzlaşma hükümleri uygulanır. Hakaret suçunda uzlaşma soruşturma aşamasında gerçekleşmesi halinde şüpheli hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilir. Uzlaşma sağlanamaması halinde ise şüpheli hakkında kamu davası açılır.  ## Hakaret Suçunda Ön Ödeme Ön ödeme Türk Ceza Kanunumuzun 75. Maddesinde düzenlenmiştir. Yalnızca adli para cezasını gerektiren veya hapis cezasının üst sınırı 6 ayı aşmaması halinde uygulanması mümkündür. Ayrıca bütün uzlaşma kapsamındaki suçlarda ön öneme müessesi uygulanmamaktadır. Bu nedenle hakaret suçunda ön öneme (TCK md 75) uygulanması mümkün değildir.  ## Hakaret Suçunda Yargılama  ## Görevli ve Yetkili Mahkeme Ceza üst sınırları itibariyle bütün hakaret suçlarında görevli mahkemeler Asliye Ceza Mahkemeleridir. Yetkili mahkeme ise suçun işlenmiş olduğu yer mahkemeleridir.  ## Hakaret Suçunun Para Cezasına Çevrilmesi Ceza üst sınırları itibariyle hakaret suçunun para cezasına çevrilmesi mümkündür. TCK 125 ve devamı maddelerinden de anlaşılacağı üzere hüküm doğrudan para cezası şeklinde kurulabileceği gibi hapis cezasının para cezasına çevrilmesi şeklinde de hüküm kurulması mümkündür.  Kural olarak 1 yıl ve daha az süreli hapis cezalarının para cezasına çevrilmesi mümkündür. Yapılan yargılama sonunda hakaret suçundan 1 yıldan daha az hüküm kurulması halinde diğer koşulların oluşması ile hapis cezası para cezasına çevrilebilir.  ## Hakaret Suçu Para Cezası Ne Kadar?  Hakaret suçundan doğrudan para cezası şeklinde hüküm kurulması halinde genellikle failin sosyal ve ekonomik durumu dikkate alınarak bir miktar belirlenir. Hapis cezasının para cezasına çevrilmesi şeklide bir kurulması halinde ise takdir edilen hapis cezası süresi gün üzerinden 2026 yılı itibariyle 100 TL ile 500 TL arasında bir miktar üzerinden hesaplama yapılır.  - Örnek Hesaplama; Hakaret suçundan 6 ay hapis cezası = 180 gün - 180 X 300 (100 TL ile 500 TL arasında) = 54.000 TL  ## Hakaret Suçu ve Cezası İçin Hapis Cezasının Ertelenmesi Şartları - Sanık hakkında verilen hapis süreli hapis cezası 2 yıl ve daha az süreli olmalıdır. - Sanık hakkında daha önce kasıtlı bir suçtan kesinleşmiş bir mahkeme hükmü bulunmamalıdır. (Taksirli suçlar hapis cezasının ertelenmesine engel değildir.) - Mahkemece sanığın ileride yeniden suç işlemeyeceği yönünde kanaat oluşması gerekir.  ## Sıkça Sorulan Sorular S: Hakaret Para Cezası Kime Ödenir? C: Hakaret suçundan dolayı para cezası şeklinde hüküm kurulması halinde bu para cezası kararın kesinleşmesine müteakip ilgili yargı merciinin bulunduğu vergi dairesine ödenir. Bunun dışında hakaret suçundan maddi veya manevi zarara uğradığını iddia eden mağdurun bu konuda tazminat davası açması halinde ise Hukuk Mahkemelerinde görülen dava sonrasında takdir edilen maddi ve manevi tazminat miktarı suçun mağduruna ödenir. S: Hakaret Suçu Nereye Şikayet Edilir? C: Şikayete tabi suçlarda suçun mağdurunun şikayet hakkını kullanmaması halinde şüpheli hakkında re’sen soruşturma başlatılmaz. Bu nedenle yukarıda detaylarını belirtmiş olduğumuz hakaret suçunun şikayete tabi olduğu durumlarda mağdurun şikayet hakkını en yakın Cumhuriyet Başsavcılığına veya kolluk kuvvetine müracaat ederek kullanması gerekir. Suçun şikayete tabi olduğu durumlarda şikayet süresi 6 aydır. S: Hakaret Davasında Avukat Tutmak Zorunlu Mu? C: Ceza davaları veya hukuk davaları fark etmeksizin açılacak olan bütün davalarda davacı / şikayetçi tarafından kendisini avukat ile temsil ettirme zorunluluğu bulunmamaktadır. Ancak ceza davalarında ve hakaret suçu nedeniyle yürütülecek soruşturma ve kovuşturmalarda suçun unsurlarının oluşup oluşmadığının hukuki bir şekilde ortaya konulması önemlidir. Bu nedenle herhangi bir zorunluluk bulunmasa dahi soruşturma aşamasından itibaren ceza avukatından destek alınması tavsiye edilir. S: Mesajla Hakaret Suçu ve Cezası Nedir? C: Mesajla hakaret suçu TCK 125/2 maddesinde yer alan “sesli, yazılı veya görüntülü ileti araçları” ile hakaret olarak değerlendirilmektedir. TCK 125/3 maddesinde yer alan ve daha ağır cezayı gerektiren hallerin mevcut olayda bulunmaması halinde mesajla hakaret suçunun cezası da yine 3 ay ile 2 yıl arasında hapis veya adli para cezasıdır. S: Hakaret Suçunda Etkin Pişmanlık Uygulanır Mı? C: TCK 125 ve devamı maddelerinde yer alan hakaret suçlarında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulaması mümkün değildir. Bu nedenle failin mağdurdan özür dilemesi veya zararının giderilmesi hakkında etkin pişmanlıktan dolayı ceza indirimine imkan tanımaz. Ancak bu ve benzer durumların söz konusu olması halinde mağdurun göstermiş olduğu pişmanlık mahkemece iyi hal indirimi olarak görülebilecektir. S: Hakaret Suçu Adli Para Cezasına Çevrilir Mi? C: Ceza üst sınırı 2 yıl olması nedeniyle hakaret suçunun adli para cezasına çevrilmesi mümkündür. Ancak diğer suçlarda olduğu gibi sadece ceza miktarının 2 yıl veya daha az olmuş olması suçun adli para cezasına çevrilmesi için yeterli değildir. Bunlar haricinde yukarıda sıralamış olduğumuz şartların da oluşması gerekir. S: Hakaret Suçundan Ne Ceza Alırım? C: Suçun genel yaptırımı 3 ay ile 2 yıl arasında hapis cezası veya adli para cezasıdır. Ancak özellikle TCK 125/3 ve TCK 125/4 maddesinde belirtilen ağırlaştırıcı nedenlerin varlığı halinde sanık hakkında verilecek olan cezada artırım yoluna gidilebilecektir. Ayrıca haksız bir fiil nedeniyle veya karşılıklı hakaret söz konusu olması halinde mahkeme tarafından ceza indirimi yapılabileceği gibi sanık hakkında ceza vermekten vazgeçme yoluna da gidilmesi mümkündür. Bu nedenle hakaret suçundan alınacak olan ceza miktarının önceden kestirilmesi oldukça zordur. S: Hakarette Tutuklama Olur Mu? C: Hakaret suçunda tutuklama tedbiri sık uygulanan bir güvenlik tedbiri değildir. Ancak tutuklama tedbirlerinin uygulanacağı suçlar bakımından bir kısıtlama bulunmaması nedeniyle mahkeme takdiri doğrultusunda tutuklama tedbirinin uygulanmasının önünde yasal bir engel yoktur. S: Hakaret Davaları Kaç Ayda Sonuçlanır? C: Herhangi bir ceza davasının ne kadar sürede sonuçlanacağına etki eden farklı birçok unsur vardır. Sanığın savunmasının alınıp alınmadığı, müştekinin beyanının alınıp alınmadığı veya delillerin tam olarak toplanıp toplanmadığı hakaret suçunda en sık yapılan araştırmalardır. Tüm bu hususların eksiksiz bir şekilde yerine getirilmesi halinde ortalama 3 – 4 ay içerisinde hakaret davaları sonuçlanabilmektedir. S: Hakaret Davasında Uzlaşma Olmazsa Ne Olur? C: Soruşturma aşamasında suçun mağduru ile faili arasında uzlaşma hükümlerinin uygulamasına rağmen uzlaşma sağlanamaması halinde şüpheli hakkında kamu davası açılır. S: Hakaret Suçu ve Cezası Sabıka Kaydına İşler Mi? C: Türk Ceza Kanunumuzda ve diğer özel yasalarda suç olarak tanımlanmış bir fiilden dolayı yapılan yargılama sonunda hapis cezası veya adli para cezası şeklinde bir hüküm kurulması ve bu hükmün kesinleşmesi ile birlikte sanığın adli sicil kaydında buna dair bilgiler yer alır. Hakaret suçu nedeniyle yapılan yargılama sonunda da bu şekilde hüküm kurulması halinde adli sicil kaydında buna dair bilgiler yer alır. Bu kaydın ileride adli sicil kaydının nasıl silineceği hakkında bilgi alabilirsiniz. --- # Boşanmak İçin Gerekli Evraklar Nelerdir? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/bosanmak-icin-gerekli-evraklar-nelerdir/ Güncelleme: 2026-10-18 Kısa cevap: Boşanma davası için gerekli evraklar, anlaşmalı ya da çekişmeli boşanma yoluna ve çocuk bulunup bulunmamasına göre değişir. Her iki türde de dava dilekçesi, güncel nüfus kayıt örneği, evlilik cüzdanı fotokopisi, kimlik fotokopisi, harç dekontu ve varsa vekâletname gerekir. Anlaşmalı boşanmada ayrıca imzalı boşanma protokolü şarttır; çekişmeli boşanmada ise boşanma sebebini ve talepleri destekleyen delil belgeleri (tanık listesi, yazışma kayıtları, gelir belgeleri vb.) sunulmalıdır. Boşanma sürecini başlatmaya karar veren kişilerin önce merak ettiği pratik sorulardan biri şudur: boşanmak için gerekli evraklar nelerdir? Hazırlanması gereken belgeler; anlaşmalı ya da çekişmeli boşanma yolunun tercih edilmesine, ortak çocuk bulunup bulunmamasına ve öne sürülen boşanma sebebine göre farklılık gösterir. Eksik ya da hatalı belgeyle mahkeme kalemine başvurmak dava kaydını başlatmaz, ilk duruşmada erteleme kararına yol açar ya da süreci haftalar geciktirir. Bu rehber; anlaşmalı ve çekişmeli boşanma için gerekli tüm evrakları, nerede ve nasıl temin edileceğini, hangi belgenin hangi aşamada işe yaradığını ve yapılan yaygın evrak hatalarını eksiksiz biçimde açıklamaktadır. ## Boşanma Davası İçin Her İki Tarafın Sunması Gereken Temel Evraklar Nelerdir? Anlaşmalı ya da çekişmeli boşanma fark etmeksizin her boşanma davasında mahkeme kalemine sunulması zorunlu olan temel belgeler şunlardır: 1. Boşanma dava dilekçesi: Davanın açılmasını sağlayan, boşanma sebebini, talepleri ve delilleri içeren resmi belgedir. Dilekçenin davacı ya da vekil avukat tarafından imzalanması zorunludur. İnternetten indirilen hazır şablonlar bireysel talepleri yansıtmaz; eksik kaleme alınan dilekçe kalıcı hak kayıplarına zemin hazırlar. 2. Güncel nüfus kayıt örneği: Tarafların medeni halini, aile bağlarını ve varsa çocukları gösteren resmi belgedir. e-Devlet üzerinden veya nüfus müdürlüğünden ücretsiz olarak temin edilebilir. Son 6 ay içinde düzenlenmiş olması tavsiye edilir; bazı mahkemeler eski tarihli belgeyi kabul etmeyebilir. 3. Evlilik cüzdanı fotokopisi: Evliliğin gerçekleştiğini belgeleyen resmi belgedir. Aslının yanı sıra fotokopisi mahkeme dosyasına eklenir. Evlilik cüzdanı kaybolmuşsa nüfus müdürlüğünden evlenme kayıt örneği talep edilebilir. 4. T.C. kimlik kartı fotokopisi: Davacıya ait kimlik belgesidir. Bazı mahkemeler davalının kimlik bilgilerini de talep edebilir; bu bilgiler dilekçeye de yazılır. 5. Harç ve gider dekontu: Başvuru harcı ve tebligat giderleri mahkeme veznesine ya da yetkili bankaya yatırılır; dekont dosyaya eklenir. 2026 yılı itibarıyla başvuru harcı yaklaşık 500–800 TL bandındadır. 6. Avukat vekâletnamesi (avukatla çalışılıyorsa): Avukata verilecek vekâletname, noterde düzenlenir ve mahkeme dosyasına eklenir. Avukatsız ilerleniyorsa bu belgeye gerek yoktur. Risk uyarısı: Güncel nüfus kayıt örneği yerine yıllarca önce alınmış eski belgenin kullanılması bazı mahkemelerce kabul görmez; dava kaydı açılmadan iade edilebilir. Her başvuru öncesinde belgenin güncelliği kontrol edilmelidir. Gerekli tüm evrakları hazırladıktan sonra anlaşmalı boşanma davasının nasıl açılacağını adım adım öğrenebilirsiniz. ## Anlaşmalı Boşanma İçin Gerekli Ek Evraklar Nelerdir? Anlaşmalı boşanmada temel belgelere ek olarak sunulması zorunlu olan tek ama kritik belge boşanma protokolüdür. Boşanma protokolü: Nafaka, tazminat, mal paylaşımı, velayet ve kişisel ilişki düzenlemesi gibi tüm hukuki sonuçların taraflarca karşılıklı olarak belirlendiği ve her iki tarafça imzalanmış belgedir. Protokolsüz teslim edilen anlaşmalı boşanma dilekçesi mahkeme kalemine alınmaz ya da ilk duruşmada eksiklik nedeniyle reddedilerek yeni duruşma tarihi verilir. Protokolde bulunması zorunlu başlıklar: ✔ Yoksulluk nafakası (miktarı, ödeme biçimi, artış klozu) ✔ İştirak nafakası (çocuk varsa; miktarı, süresi ve artış düzenlemesi) ✔ Maddi ve manevi tazminat (talep varsa miktarı; yoksa feragat beyanı) ✔ Velayet (hangi eşte kalacağı, kişisel ilişki gün ve saatleri) ✔ Mal paylaşımı (taşınmazlar, araçlar, banka hesapları tapu ve plaka bilgileriyle birlikte) ✔ Ortak konut düzenlemesi (kim kalacak ya da ne zaman boşaltılacak) Risk uyarısı: İnternetten indirilen şablon protokoller bireysel koşulları yansıtmaz. Hâkim, çocuğun yararını zedelediğini ya da taraflardan birini orantısız biçimde mağdur ettiğini değerlendirdiği protokol maddelerini reddeder ve değiştirilmesini talep eder. Bu durum ikinci duruşmaya yol açar; süreç 6–10 hafta uzar. Hem hızı hem de hak güvencesini sağlamak için anlaşmalı boşanma protokolü mutlaka avukat eşliğinde hazırlanmalıdır. ## Çekişmeli Boşanma İçin Gerekli Ek Evraklar ve Delil Belgeleri Nelerdir? Çekişmeli boşanmada temel belgelere ek olarak boşanma sebebini destekleyen delil belgeleri ve taleplere ilişkin belgeler dilekçeyle birlikte ya da tahkikat aşamasında mahkemeye sunulur. Boşanma sebebine göre sunulabilecek delil belgeleri: ✔ Fiziksel şiddet için: Devlet hastanesinden alınan adli tıp raporu, acil servis kayıtları ✔ Psikolojik şiddet için: Psikiyatrist veya psikolog raporu, tehdit ve hakaret içeren mesaj kayıtları ✔ Zina için: WhatsApp yazışmaları, otel kayıtları (noter tespiti ile güvenceye alınmış), tanık ifadeleri ✔ Terk için: Terkin başlangıç tarihini gösteren belgeler, noter ihtarı tebligat tutanağı ✔ Genel geçimsizlik için: Tanık listesi, yazışma kayıtları, kolluk şikâyet tutanakları Nafaka ve tazminat taleplerine ilişkin belgeler: ✔ Karşı tarafın gelir durumunu gösteren SGK hizmet dökümü ✔ Maaş bordrosu veya vergi beyannamesi (keşif yoluyla mahkemeden de istenebilir) ✔ Kira sözleşmesi ve yaşam giderlerini belgeleyen faturalar (nafaka miktarının belirlenmesinde kullanılır) ✔ SGK hizmet dökümü (kariyer kesintisini gösteren çalışılmayan dönemler — maddi tazminat için) Mal paylaşımı taleplerinde sunulabilecek belgeler: ✔ Ortak taşınmazlara ait tapu kayıt örnekleri ✔ Ortak araçlara ait trafik tescil belgesi ✔ Banka hesap dökümleri (ortak dönem hareketleri) ✔ Şirket ortaklığı varsa ticaret sicil kayıtları Risk uyarısı: Hukuka aykırı yollarla elde edilen deliller — izinsiz ses kaydı, başkasının e-postasına yetkisiz erişim, gizli kamera kaydı — mahkemece reddedilir ve delili toplayan aleyhine hukuki sonuç doğurabilir.Delil toplama yönteminin hukuki sınırları çekişmeli boşanma davası sürecinde kritik önem taşıdığından mutlaka avukatla netleştirilmelidir. ## Çocuklu Boşanmada Ek Hangi Evraklar Gereklidir? Ortak çocuğu bulunan çiftlerin boşanma davasında ek belge ihtiyacı doğar. Bu belgeler özellikle velayet ve iştirak nafakası taleplerinin güçlendirilmesinde belirleyici rol oynar: ✔ Çocuğa ait güncel nüfus kayıt örneği: Çocuğun yaşını, anne-baba ile ilişkisini gösterir ✔ Okul kayıt belgesi: Çocuğun hangi okulda, hangi sınıfta okuduğunu gösterir; eğitim giderleri iştirak nafakasının belirlenmesinde esas alınır ✔ Sağlık gideri belgeleri: Kronik hastalık, ilaç ve tedavi giderleri varsa bunları belgeleyen reçete ve faturalar ✔ Günlük bakım katılımını gösteren belgeler: Okul izin formları, doktor randevu kayıtları, ödeme makbuzları — velayeti talep eden ebeveynin birincil bakıcı olduğunu ispatlayan belgeler sosyal inceleme sürecinde belirleyici işlev görür ## Yurt Dışında Yaşayan Türk Vatandaşları İçin Gerekli Ek Evraklar Yurt dışında ikamet eden Türk vatandaşlarının Türkiye'deki boşanma davası için hazırlaması gereken ek belgeler şunlardır: ✔ Konsolosluk onaylı vekâletname: Bulunulan ülkedeki Türk konsolosluğunda düzenlenir; avukata dava için yetki verir. Bu belge olmadan avukat Türkiye'deki dava işlemlerini yürütemez. ✔ Yurt dışında alınan belgelerin apostil onayı: Yabancı ülkede düzenlenmiş belgelerin (nikâh belgesi, doğum belgesi vb.) Türk mahkemelerinde geçerli sayılması için apostil şerhi gerekmektedir. ✔ Türkçe tercüme: Yabancı dilde düzenlenen tüm belgelerin yemin li tercüman tarafından Türkçeye çevrilmesi ve noter onayı alınması zorunludur. ## Boşanma Belgesi Nereden Alınır? Boşanma belgesi, kesinleşmiş boşanma kararının örneği ya da medeni hâli "boşanmış" gösteren nüfus kayıt örneğidir; ikisi farklı belgelerdir ve farklı yerlerden alınır. Uygulamada "boşanma belgesi" denildiğinde iki ayrı belge kastedilir: - Nüfus kayıt örneği: e-Devlet üzerinden veya nüfus müdürlüğünden alınır. Belgede medeni hâl "boşanmış" olarak görünür, boşanma tarihi ve kararı veren mahkeme yazar. Resmî işlemlerde en sık istenen belge budur. - Kesinleşmiş boşanma kararı örneği: Kararı veren aile mahkemesinden alınır; karar kesinleştikten sonra kalemden talep edilir ve üzerinde kesinleşme şerhi bulunur. Yurt dışında kullanılacaksa apostil şerhi gerekir. Boşanma kararı kesinleşmeden nüfus kaydı güncellenmez. Bu nedenle karar verilmiş ama istinaf süresi hâlâ işliyorsa nüfus kayıt örneğinde medeni hâl "evli" görünebilir. Bu süreçte e-Devlet'te neyin görünüp neyin görünmediğini e-Devlet'te boşanma dosyası görünürlüğü yazımızda açıkladık. ## Boşanmada Evlilik Cüzdanı Gerekli mi? Evlilik cüzdanının aslı dava açılışında değil, boşanma kararı kesinleştiğinde iptal edilmek üzere istenir; cüzdanın kaybolmuş olması dava açılmasına engel değildir. Mahkemeler dava açılışında dosyaya nüfus kayıt örneğini eklemekle yetinir. Evlilik cüzdanının aslı ise boşanma kararı verilip kesinleştikten sonra nüfus müdürlüğüne teslim edilir ve iptal edilir. Uygulamada dikkat edilen noktalar: - Evlilik cüzdanınız yoksa veya kaybolduysa, nüfus müdürlüğünden alacağınız kayıt ile durumu belgeleyebilirsiniz. - Anlaşmalı boşanmada cüzdanın duruşmaya getirilmesi istenebilir; getirilemiyorsa durum hâkime açıklanır. - Cüzdan iptali sonrası ayrıca belge düzenlenmesi gerekmez; nüfus kaydı sistem üzerinden güncellenir. ## Boşanma Davası Evrak Listesi (Özet Tablo) BelgeNereden AlınırAnlaşmalıÇekişmeli Nüfus kayıt örneğie-Devlet / nüfus müdürlüğüGerekliGerekli Evlilik cüzdanı (aslı)Kesinleşmede teslim edilirDuruşmada istenebilirKesinleşmede Boşanma protokolüAvukat / taraflarGerekli— VekaletnameNoterGerekliGerekli Delil belgeleriTaraf—Gerekli Gelir / ekonomik durum belgelerie-Devlet, kurumNafaka varsaNafaka veya tazminat varsa Dosyada nafaka veya tazminat talebi varsa istenen belgeler artar. Talebin şartlarını tedbir nafakası ve boşanmada tazminat hakkı yazılarımızda ele aldık. ## Nüfus Kayıt Örneği Nasıl ve Nereden Alınır? Nüfus kayıt örneği boşanma davasının en temel belgelerinden biri olup üç farklı kanaldan kolayca temin edilebilir: ✔ e-Devlet (en hızlı yol): e-Devlet uygulamasına giriş yapılarak "nüfus kayıt örneği" aranır; ücretsiz olarak PDF formatında indirilebilir. Bazı mahkemeler e-Devlet çıktısını yeterli bulurken bir kısmı ıslak imzalı örnek talep edebilir. ✔ Nüfus müdürlüğü: Herhangi bir nüfus müdürlüğüne bizzat başvurularak alınabilir; ücret alınmaz. ✔ PTT MERNİS sistemi: Seçili PTT şubelerinden de nüfus kayıt örneği temin edilebilir. Pratik not: Nüfus kayıt örneğinin "aile" türünde alınması önerilir; bu belge hem davacıyı hem de varsa çocukları kapsar ve tek belgede tüm aile bilgilerini içerir. ## Boşanma Evrakları Hazırlanırken Yapılan 6 Kritik Hata ✔ Eski tarihli nüfus kaydı kullanmak: Yıllarca önce alınmış belge bazı mahkemelerce kabul edilmez; güncel belge alınmalıdır. ✔ Protokolsüz anlaşmalı boşanma dilekçesi vermek: Protokol olmadan dava açılamaz; bu hata ilk duruşmada zaman kaybına yol açar. ✔ Talepleri dilekçeye yazmamak: Nafaka, tazminat veya velayet talepleri dilekçeye eklenmezse hak kalıcı olarak yitirilir. ✔ Davalının adresini yanlış yazmak: Hatalı adres tebligat sorununa yol açar; süreç aylarca uzar. ✔ Hukuka aykırı delil toplamak: Reddedilen delil davayı zayıflatır; delil yöntemi avukatla kararlaştırılmalıdır. ✔ Yurt dışı belgelerde apostil almamak: Apostilsiz yabancı belge Türk mahkemelerinde geçerli sayılmaz; dava ertelenir. ## Boşanma Evraklarınızı Eksiksiz Hazırlayın — Ücretsiz İlk Danışma Boşanma davası için gerekli evrakların eksiksiz ve doğru hazırlanması, sürecin hızını ve sonucunu doğrudan belirler. Eksik belge dava kaydını geciktirir; hatalı dilekçe ise kalıcı hak kayıplarına zemin hazırlar. Avukatınız tüm bu belgeleri sizin adınıza takip eder, eksikleri tamamlar ve mahkemeye eksiksiz sunar. Boşanma avukatınız tüm bu belgeleri sizin adınıza takip eder, eksikleri tamamlar ve mahkemeye eksiksiz sunar. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Boşanmak için hangi belgeler zorunludur, tam liste nedir? C: Her boşanma davasında zorunlu olan belgeler şunlardır: boşanma dava dilekçesi, güncel nüfus kayıt örneği, evlilik cüzdanı fotokopisi, T.C. kimlik kartı fotokopisi ve harç dekontu. Anlaşmalı boşanmada ek olarak her iki tarafça imzalı boşanma protokolü, avukatla çalışılıyorsa noter onaylı vekâletname de gerekmektedir. S: Nüfus kayıt örneği neden gereklidir, e-Devlet'ten alınabilir mi? C: Nüfus kayıt örneği; tarafların medeni halini, aile bağlarını ve varsa çocukları gösteren resmi belgedir. e-Devlet uygulamasından ücretsiz olarak PDF formatında indirilebilir. Bazı mahkemeler e-Devlet çıktısını yeterli bulurken bir kısmı ıslak imzalı örnek talep edebilir. Son 6 ay içinde alınmış olması tavsiye edilir. S: Anlaşmalı boşanma protokolü olmadan dava açılabilir mi? C: Hayır. Anlaşmalı boşanma davası açılabilmesi için her iki tarafça imzalanmış boşanma protokolünün dilekçeyle birlikte mahkeme kalemine teslim edilmesi zorunludur. Protokolsüz teslim edilen dilekçe kaleme alınmaz ya da ilk duruşmada eksiklik nedeniyle reddedilir; süreç 6–10 hafta uzar. S: Çekişmeli boşanmada hangi ek belgeler sunulmalıdır? C: Boşanma sebebine göre değişmekle birlikte şiddet davalarında adli tıp raporu, zina davalarında noter onaylı dijital delil tespiti ve yazışma kayıtları, terk davalarında noter ihtarı tutanağı sunulur. Nafaka için SGK hizmet dökümü ve gelir belgeleri, mal paylaşımı için tapu ve araç kayıtları da tahkikat aşamasında mahkemeye iletilir. S: Yurt dışında yaşayan biri Türkiye'de boşanma davası için hangi ek evrakları hazırlamalıdır? C: Yurt dışında ikamet edenler için üç ek belge zorunludur: bulunulan ülkedeki Türk konsolosluğunda düzenlenen konsolosluk onaylı vekâletname, yabancı dilde düzenlenmiş belgelerin apostil şerhi ve yeminli tercüman onaylı Türkçe çevirisi. Bu belgeler olmadan dava işlemleri yürütülemez. S: Evlilik cüzdanı kaybolursa boşanma davası açılamaz mı? C: Evlilik cüzdanı kaybolsa dahi boşanma davası açılabilir. Cüzdan yerine nüfus müdürlüğünden "evlenme kayıt örneği" talep edilerek bu belge evlilik cüzdanı fotokopisi yerine dosyaya eklenebilir. Süreç bu durumda kesintisiz ilerleyebilir. --- # İstanbul Ceza Avukatı URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/istanbul-ceza-avukati/ Güncelleme: 2026-10-18 Kısa cevap: Ceza yargılaması soruşturma ve kovuşturma olmak üzere iki aşamadan geçer. Gözaltı süresi bireysel suçlarda 24 saat, toplu suçlarda uzatmalarla en çok dört gündür. Gözaltının ilk anından itibaren müdafi ile gizli görüşme hakkı vardır; alt sınırı beş yıldan fazla hapis gerektiren suçlarda müdafi zorunludur. Tutuklama kararına iki hafta içinde itiraz edilebilir. Ağırlaştırılmış müebbet, müebbet ve on yıldan fazla hapis gerektiren suçlar ağır ceza mahkemesinde, kalanlar asliye ceza mahkemesinde görülür. Bir ceza soruşturması veya kovuşturmasıyla karşı karşıya kalmak, hayatın en sarsıcı deneyimlerinden biridir. Gözaltı, ifade, tutuklama, iddianame ve mahkumiyet gibi aşamaların her biri, hak kaybına zemin hazırlayan kritik anlar barındırır. Bu aşamalarda yapılan bir hata, ilerleyen dönemde telafisi güç sonuçlar doğurabilir. Türkiye'nin en yoğun adliye ağına sahip kenti İstanbul'da doğru İstanbul ceza avukatı seçimi, sürecin seyrini doğrudan etkiler. Soruşturmanın ilk anından duruşma salonuna, istinaf aşamasından Yargıtay'a kadar uzanan bu yolda yetersiz temsil; haksız tutukluluk, ağırlaşan ceza veya kaçırılan beraat fırsatı anlamına gelebilir. Koza Avukatlık ve Danışmanlık olarak Kartal'daki merkez ofisimizden İstanbul'un tüm adliyelerinde ceza davası yürütüyoruz. Bu sayfada ceza davası sürecini, avukat seçiminde dikkat edilmesi gereken kriterleri ve İstanbul ceza avukatı ücreti yapısını şeffaf biçimde ele alıyoruz. Gözaltı gibi acil durumlarda 0535 924 18 52 numaralı hattımızdan bize 7/24 ulaşabilirsiniz. ## Ceza Avukatı Nedir? Ceza avukatı; Türk Ceza Kanunu ve Ceza Muhakemesi Kanunu kapsamındaki suçlarla ilgili soruşturma ve kovuşturma süreçlerinde şüpheli, sanık, mağdur veya müşteki konumundaki kişileri temsil eden avukattır. Şüpheli veya sanığı savunduğunda müdafi, mağdur veya müştekiyi temsil ettiğinde vekil sıfatıyla hareket eder. Ceza avukatının görevi yalnızca duruşmaya girmekten ibaret değildir. İfade ve sorgu öncesi hukuki bilgilendirme, gözaltı sürecinin takibi, tutukluluğa itiraz, delil denetimi, savunma dilekçelerinin hazırlanması ve infaz aşamasının izlenmesi bu görevin parçalarıdır. Türk hukukunda "ceza avukatı" resmi bir uzmanlık unvanı değildir; her avukat ceza davası alabilir. Ancak ceza yargılaması, kendine özgü usul kuralları ve mahkeme pratiği gerektirdiğinden, çalışmasını ceza hukukuna odaklamış bir büro ile ilerlemek önemli bir avantaj sağlar. ## İstanbul Ağır Ceza Avukatı Hangi Davalara Bakar? Anadolu Yakası'ndaki (Kadıköy, Kartal, Maltepe avukat, Pendik ve çevresi) ağır ceza dosyalarına özgü görev alanı, tutukluluk süreleri ve savunma stratejisi Anadolu Yakası Ağır Ceza Avukatı sayfasında ayrıntılı ele alınıyor. ## İstanbul'da En İyi Ceza Avukatı Nasıl Seçilir? "En iyi İstanbul ceza avukatı hangisi?" sorusunun tek bir doğru cevabı yoktur; çünkü her dosyanın ihtiyacı farklıdır. Doğru soru, sizin dosyanız için en uygun avukatın nasıl bulunacağıdır. Seçim yaparken internet aramaları yerine somut kriterlere dayanmanızı öneririz. - Ceza hukukuna odaklanmış çalışma: Ceza davaları, hukuki bilginin ötesinde adliye pratiği ve taktiksel savunma deneyimi gerektirir. Ağırlıklı olarak ceza dosyalarıyla çalışan bir avukat tercih edin. - Ağır ceza mahkemesi deneyimi: Ağır ceza davaları, asliye ceza davalarından daha uzun, daha karmaşık ve daha yüksek risklidir. Bu mahkemelerdeki fiili duruşma deneyimi belirleyicidir. - Acil erişilebilirlik: Gözaltı ve tutuklama durumlarında avukata 7/24 ulaşabilmek kritiktir. İlk 24 saatte ulaşılamayan avukat, sürecin en büyük dezavantajıdır. - Şeffaf ücret politikası: İlk görüşmede gizli maliyet olmaksızın ücret yapısını net biçimde öğrenebilmelisiniz. Belirsiz ücret politikası bir güvenilirlik sorununa işaret eder. - Düzenli bilgilendirme: Her duruşma ve önemli gelişme sonrasında sizi ve ailenizi bilgilendiren bir büro, belirsizlik kaynaklı kaygıyı ortadan kaldırır. Ceza soruşturmasında ilk ifade, davanın seyrini belirleyen en kritik adımlardan biridir. Henüz ifade aşamasındaysanız, karar vermeden önce dosyanızı bir ceza avukatına değerlendirtmeniz her zaman yararınızadır. ## İstanbul Ağır Ceza Avukatı Tavsiye Edilirken Nelere Dikkat Edilmelidir? İstanbul ağır ceza avukatı tavsiye ararken çevreden gelen isimler önemli bir başlangıç noktasıdır; ancak her tavsiye her dosyaya uymaz. Bir yakınınızın boşanma davasında memnun kaldığı avukat, uyuşturucu ticareti veya bilişim suçu dosyası için doğru tercih olmayabilir. Tavsiye edilen avukatı değerlendirirken şu sorulara yanıt arayın: Avukatın ağır ceza mahkemelerinde güncel ve düzenli dosyası var mı? Sizin suç tipinizle daha önce çalışmış mı? İstanbul adliyelerindeki işleyişe hakim mi? İlk görüşmede dosyanız hakkında somut bir değerlendirme sunabiliyor mu? Gerçekçi olmayan vaatler en önemli uyarı işaretidir. Hiçbir avukat beraat garantisi veremez; sonuç, delil durumuna ve yargılama sürecine bağlıdır. Güvenilir bir avukat size olasılıkları, riskleri ve izlenecek stratejiyi açık biçimde anlatır; kesin sonuç sözü vermez. ## Ceza Avukatı ile Ağır Ceza Avukatı Arasındaki Farklar Türk yargısında ceza davaları, suçun ağırlığına göre asliye ceza mahkemesi veya ağır ceza mahkemesinde görülür. Hangi mahkemede yargılandığınız; avukat seçimini, savunma stratejisini ve sürecin nasıl ilerleyeceğini doğrudan belirler. Kriter Asliye Ceza Mahkemesi Ağır Ceza Mahkemesi Görev alanı On yıl ve altında hapis cezası gerektiren suçlar Ağırlaştırılmış müebbet, müebbet ve on yıldan fazla hapis gerektiren suçlar Örnek suçlar Basit yaralama, hakaret, tehdit, basit hırsızlık, taksirle yaralama Kasten öldürme, yağma, uyuşturucu ticareti, cinsel saldırı, zimmet, organize suç Tutukluluk riski Görece düşük; adli kontrol daha sık uygulanır Yüksek; tutukluluk süreleri uzayabilir Ortalama dava süresi 6 ay – 2 yıl 1 – 5 yıl ve üzeri Kanun yolu İstinaf (Bölge Adliye Mahkemesi) İstinaf ve koşulları varsa temyiz (Yargıtay) Müdafi zorunluluğu Hak olarak mevcut, önerilir Alt sınırı beş yılı aşan suçlarda zorunlu müdafi atanır Her iki mahkeme türünde de savunma ciddiyet gerektirir; ancak ağır ceza dosyalarında hata payı çok daha dardır. Dosyanızın hangi mahkemede görüleceği, iddianamedeki suç nitelendirmesine göre belirlenir ve bu nitelendirmenin kendisi de savunmanın itiraz edebileceği bir konudur. ## Ceza Davası Süreci Nasıl İşler? Ceza mahkemelerinin yoğunluğu göz önüne alındığında, sürecin her adımına baştan hazırlıklı olmak zaman, özgürlük ve maliyet açısından belirleyici rol oynar. Ceza yargılaması aşağıdaki aşamalardan geçer. ## Soruşturma Süreç, suç şüphesinin Cumhuriyet Savcılığı tarafından öğrenilmesiyle başlar. Cumhuriyet Savcısı; delil toplama, ifade alma, yakalama ve gözaltı gibi işlemleri yürütür. Bu aşamada kişi şüpheli sıfatını taşır. İfade öncesi müdafi ile gizli görüşme yapmak, susma hakkını bilmek ve delil sürecini takip etmek soruşturma aşamasının en kritik unsurlarıdır. ## İddianame Cumhuriyet Başsavcılığı, toplanan deliller suçun işlendiği yönünde yeterli şüphe oluşturuyorsa iddianame düzenler. İddianamede suçun vasfı, dayanılan TCK maddeleri ve deliller yer alır. Mahkeme iddianameyi kabul ederse kovuşturma başlar; eksik soruşturma varsa iade edilebilir. Suç nitelendirmesindeki hatalar bu aşamadan itibaren sorgulanmalıdır. ## Kovuşturma İddianamenin kabulüyle şüpheli, sanık sıfatını alır ve dosya mahkeme önüne gelir. Kovuşturma aşamasında deliller tartışılır, tanıklar dinlenir ve savunma sunulur. Bu aşama, suçun türüne göre asliye ceza veya ağır ceza mahkemesinde yürütülür. ## Duruşma Duruşmalarda sanık ve müdafi aktif olarak yer alır. Tanıklara çapraz sorgu yapılması, bilirkişi raporlarına itiraz edilmesi, ek delil taleplerinin zamanında sunulması ve sözlü savunmanın güçlü biçimde yapılması duruşma yönetiminin parçalarıdır. Her duruşma, dosyanın seyrini değiştirebilecek gelişmelere açıktır. ## Karar Yargılama sonunda mahkeme; beraat, mahkumiyet, ceza verilmesine yer olmadığı veya davanın düşmesi kararlarından birini verir. Mahkumiyet halinde etkin pişmanlık, haksız tahrik, iyi hal indirimi gibi ceza azaltıcı unsurlar ile HAGB, erteleme ve adli para cezasına çevirme seçenekleri değerlendirilir. ## İstinaf Karara karşı ilk kanun yolu istinaftır. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, dosyayı hem maddi olay hem hukuki yönden inceler. İstinaf başvurusu, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren süresi içinde yapılmalıdır. Gerekçesi güçlü hazırlanmış bir istinaf dilekçesi, kararın kaldırılmasını veya yeniden yargılamayı sağlayabilir. ## Temyiz İstinaf sonrası koşulları oluşan kararlar için temyiz yolu açıktır. Temyiz incelemesini Yargıtay ilgili ceza dairesi yapar ve inceleme hukuka uygunluk denetimiyle sınırlıdır. Usul hatalarının ve hukuka aykırı delillerin doğru tespit edilmesi, temyiz başarısının anahtarıdır. ## İnfaz Karar kesinleştikten sonra infaz aşaması başlar. Cezanın infaz biçimi, koşullu salıverilme hesabı ve denetimli serbestlik uygulamaları bu aşamada gündeme gelir. İnfaz hukuku, mahkumiyet sonrasında dahi kişinin özgürlüğünü doğrudan etkileyen teknik bir alandır ve avukat takibi gerektirir. ## Ceza Avukatının Baktığı Davalar Koza Avukatlık olarak ceza hukuku pratiğimiz; soruşturma aşamasından infaz sürecine, müdafi görevinden mağdur vekilliğine kadar ceza yargısının her boyutunu kapsar. Aşağıda en sık çalıştığımız dava türlerini bulabilirsiniz. ## Uyuşturucu Suçları TCK m.188-191 kapsamında kullanım, bulundurma ve ticaret arasındaki hukuki sınır hayati önem taşır. Kullanım sınırındaki dosyalarda tedavi ve denetimli serbestlik; uygun koşullarda erteleme ve HAGB seçenekleri uyuşturucu suçu avukatı savunmasında öncelikli araçlardır. ## Dolandırıcılık TCK m.157-158 kapsamındaki basit ve nitelikli dolandırıcılık dosyalarında suç kastının ispatı ve nitelikli hallerin ayrımı, ceza miktarını doğrudan etkiler. Banka kayıtları ve dijital izlerin hukuki denetimi dolandırıcılık suçu avukatı savunmasının temelidir. ## Hırsızlık TCK m.141-142 kapsamında basit ve nitelikli hırsızlık ayrımının doğru yapılması, cezayı yıllarca değiştirebilir. Etkin pişmanlık hükümleri ve iade imkanları bu dosyalarda özellikle değerlendirilir. ## Yağma TCK m.148-149 kapsamındaki yağma, ağır ceza mahkemesinde görülen ve yüksek ceza gerektiren bir suçtur. Hırsızlık ile yağma arasındaki nitelendirme farkı ve daha az cezayı gerektiren hallerin tespiti yağma gasp suçu avukatı savunmasının merkezindedir. ## Kasten Yaralama TCK m.86-88 kapsamında yaralamanın niteliği, adli tıp raporlarıyla belirlenir. Meşru müdafaa ve haksız tahrik savunmaları ile rapor içeriğine itiraz, sonucu doğrudan etkileyen unsurlardır. ## Adam Öldürme TCK m.81-83 kapsamındaki kasten öldürme dosyalarında kastın tespiti, olası kast ile bilinçli taksir ayrımı, meşru müdafaa ve haksız tahrik indirimi savunmanın merkezindedir. Olay yeri incelemesi ve Adli Tıp raporlarına yönelik itirazlar kritik önem taşır. ## Hakaret TCK m.125 kapsamındaki hakaret dosyalarında isnadın somut bir fiil veya olgu mu, yoksa sövme mi olduğu ve sözün kime yöneltildiği belirleyicidir. Hakaret kural olarak şikâyete bağlıdır ve uzlaştırma kapsamındadır; kamu görevlisine görevinden dolayı işlenen hakaret ise şikâyet aranmaksızın soruşturulur (TCK m.131). Sosyal medya üzerinden işlenen hakaret suçlarında dijital delil tespiti ayrı bir uzmanlık gerektirir. Hakaretin alenen, örneğin herkese açık bir paylaşımla işlenmesi hâlinde ceza altıda bir oranında artırılır (TCK m.125/4). ## Tehdit TCK m.106 kapsamındaki tehdit dosyalarında sözün söylenme bağlamı, ciddiyeti ve ispatı belirleyicidir. Mesaj ve ses kayıtlarının hukuka uygun elde edilip edilmediği savunmada denetlenir. ## Cinsel Suçlar TCK m.102-105 kapsamındaki dosyalarda delil standardı son derece yüksektir. Mağdur beyanının tutarlılığı, bilirkişi raporları ve dijital delillerin denetimi savunmanın temel eksenini oluşturur. Bu dosyalar hem sanık hem mağdur tarafında büyük hassasiyet gerektirir. ## Bilişim Suçları TCK m.243-246 kapsamındaki bilişim suçları dosyalarında dijital delillerin elde ediliş biçimi savunmanın güçlü aracıdır. Log kayıtları, IP analizleri, HTS kayıtları ve telefon incelemesi raporlarına itiraz süreci teknik uzmanlık gerektirir. ## Resmi Belgede Sahtecilik TCK m.204 kapsamında belgenin aldatma yeteneği ve iğfal kabiliyeti tartışmanın merkezindedir. Kriminal inceleme raporlarına itiraz ve kast unsurunun sorgulanması savunmanın temel araçlarıdır. ## Rüşvet TCK m.252 kapsamındaki rüşvet dosyaları ağır ceza mahkemesinde görülür ve kamu görevlileri için mesleki sonuçları da ağırdır. Delil zincirinin denetimi ve anlaşma unsurunun çürütülmesi önceliklidir. ## Zimmet TCK m.247 kapsamındaki zimmet dosyalarında bilirkişi incelemeleri ve hesap denetimleri belirleyicidir. Kullanma zimmeti ayrımı ve etkin pişmanlık kapsamında iade imkanları cezayı önemli ölçüde etkiler. ## Görevi Kötüye Kullanma TCK m.257 kapsamında görevin gereklerine aykırılık ile zarar, mağduriyet veya haksız menfaat unsurlarının birlikte ispatı gerekir. Bu unsurlardan birinin eksikliği beraat sebebidir. ## Organize Suçlar TCK m.220 kapsamındaki suç örgütü dosyalarında örgüt üyeliği, yöneticiliği ve örgüt adına suç işleme ayrımları uzun süreli tutuklulukla birlikte yürür. HTS kayıtları ve iletişim tespitlerinin hukuka uygunluğu bu dosyalarda merkezi tartışmadır. ## Terör Suçları Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki dosyalar, özel yargılama usulleri ve ağırlaştırılmış yaptırımlar içerir. Delillerin niteliği, tanık beyanlarının denetimi ve tutukluluğun ölçülülüğü bu davalarda titizlikle takip edilmesi gereken başlıklardır. ## Gözaltına Alındığınızda Haklarınız Nelerdir? Gözaltı, yakalama sonrasında kişinin özgürlüğünün geçici olarak kısıtlandığı aşamadır ve CMK'da sıkı kurallara bağlanmıştır. Bu aşamada haklarınızı bilmemek, geri dönüşü zor hak kayıplarına yol açabilir. - Susma hakkı: Hiç kimse kendi aleyhine beyanda bulunmaya zorlanamaz. Gözaltında verilen her beyan, ilerleyen aşamalarda delil olarak kullanılabilir. İfade vermeden önce mutlaka avukatınızla görüşün. - Müdafiden yararlanma hakkı: Gözaltının ilk anından itibaren müdafi talep etme hakkınız vardır. Kollukta müdafi olmadan alınan ifade, hâkim veya mahkeme önünde doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz (CMK m.148/4). - Yakınlara haber verme hakkı: Gözaltına alındığınızda bir yakınınıza haber verilmesini talep edebilirsiniz. - Tercüman hakkı: Türkçe bilmiyorsanız, ücret ödemeksizin tercümandan yararlanma hakkınız vardır. - Gözaltı süresi sınırı: Gözaltı süresi kural olarak 24 saattir; toplu suçlarda uzatmalarla en fazla dört güne çıkabilir. Süre aşımı hukuka aykırıdır ve derhal serbest bırakılma talep edilebilir. - Gözaltına itiraz: Gözaltı kararına ve süre uzatımına karşı Sulh Ceza Hakimliğine itiraz edilebilir. Bir yakınınız gözaltına alındıysa zaman kaybetmeden hukuki destek almanız, ilk ifade öncesi görüşmenin sağlanması açısından belirleyicidir. Acil durumlarda telefon hattımız önceliklidir. ## Tutuklama Kararına Nasıl İtiraz Edilir? Tutuklama, Sulh Ceza Hakimliği veya mahkeme tarafından verilen ve en ağır koruma tedbiri olan karardır. Kuvvetli suç şüphesi ile kaçma veya delil karartma tehlikesinin birlikte bulunması gerekir. Bu koşullar yoksa tutuklama hukuka aykırıdır. Tutuklama kararına karşı, kararın öğrenildiği günden itibaren iki hafta içinde itiraz edilebilir. İtiraz dilekçesinde tutuklama koşullarının oluşmadığı somut gerekçelerle ortaya konur ve adli kontrol gibi daha hafif tedbirlerin yeterli olacağı savunulur. Soruşturma aşamasında sulh ceza hâkimliğinin verdiği tutuklama kararına yapılan itirazı, numara olarak kendisini izleyen sulh ceza hâkimliği inceler (CMK m.268/3-a). İtiraz reddedilse dahi süreç kapanmaz. Tutukluluk, soruşturmada en geç otuzar günlük, kovuşturmada her duruşmada yapılan incelemelerle denetlenir ve her aşamada tahliye talep edilebilir. Güçlü gerekçelerle hazırlanan itiraz dilekçesi, tutukluluk yerine adli kontrol uygulanmasını veya doğrudan tahliyeyi sağlayabilir. Koza Avukatlık olarak tutukluluk itirazlarını acil öncelikle ele alıyor, müvekkil ailesini sürecin her aşamasında bilgilendiriyoruz. Tutuklu bir yakınınız için dosya değerlendirmesi talep edebilirsiniz. ## İstanbul Ceza Avukatı Ücretleri Nasıl Belirlenir? "İstanbul ceza avukatı ücreti ne kadar?" sorusu, süreçle yüzleşen herkesin aklındaki ilk sorulardan biridir. Dürüst yanıt şudur: dava dosyası incelenmeden kesin rakam vermek mümkün değildir. Ücret, her dosyanın kendine özgü koşullarına göre şekillenir. Ücreti etkileyen temel faktörler şunlardır: - Suçun ağırlığı ve mahkeme türü: Ağır ceza mahkemesi dosyaları, asliye ceza dosyalarına kıyasla daha uzun ve yoğun emek gerektirir. - Sürecin kapsamı: Yalnızca soruşturma aşamasında temsil ile tüm yargılama sürecini kapsayan temsil farklı ücret yapıları içerir. - Tutukluluk durumu: Tutukluluk itirazı ve tahliye talepleri, acil müdahale gerektiren ek işlemlerdir. - Dosyanın karmaşıklığı: Birden fazla sanık, teknik bilirkişi incelemesi veya uluslararası unsur içeren davalar ek çalışma gerektirir. - İstinaf ve temyiz aşamaları: Kanun yolu başvurularının kapsama dahil olup olmadığı ücrete yansır. Ücretin yasal alt sınırı, Türkiye Barolar Birliği’nin her yıl kesinleştirerek yayımladığı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’dir (1136 sayılı Avukatlık Kanunu m.168); hiçbir avukat bu tarifenin altında ücret kararlaştıramaz. Koza Avukatlık olarak ilk görüşmede tahmini ücreti ve süreci şeffaf biçimde paylaşıyoruz. Tavsiyemiz; "en ucuz İstanbul ceza avukatı" arayışı yerine dosyanıza en güçlü savunmayı sunacak avukatı tercih etmenizdir. Ağır ceza davalarında yetersiz savunma; haksız tutukluluk günleri, gereksiz yere ağırlaşan cezalar ve kaçırılan beraat fırsatları anlamına gelir. Özgürlüğünüz söz konusu olduğunda avukatlık ücreti bir gider değil, yatırımdır. ## Neden Koza Avukatlık? Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal'daki merkez ofisinden İstanbul'un tüm adliyelerinde ceza dosyası yürüten bir hukuk bürosudur. Çalışma prensiplerimizi altı başlıkta özetleyebiliriz. ## Dosya Analizi Her dosya, kalıp savunmalarla değil kendi delil yapısıyla ele alınır. İfade tutanakları, bilirkişi raporları, HTS kayıtları ve dijital deliller tek tek incelenir; hukuka aykırı elde edilen delillerin dışlanması için gerekli başvurular yapılır. ## Savunma Stratejisi Suç nitelendirmesi en başından sorgulanır. Etkin pişmanlık, meşru müdafaa, haksız tahrik gibi lehe hükümler ile HAGB ve erteleme seçenekleri dosyanın her aşamasında değerlendirilerek savunma doğru zemine oturtulur. ## Şeffaf Süreç Yönetimi İlk görüşmede dosyanın güçlü ve zayıf yönleri, olası senaryolar ve tahmini süreç açıkça anlatılır. Gerçekçi olmayan vaatlerde bulunmayız; müvekkilin karar alması için ihtiyaç duyduğu doğru bilgiyi veririz. ## Düzenli Bilgilendirme Her duruşma ve önemli gelişme sonrasında müvekkil ve ailesi bilgilendirilir. Özellikle tutuklu dosyalarda ailenin süreçten haberdar olması, belirsizlik kaynaklı kaygıyı azaltan en önemli unsurdur. ## Mahkeme Pratiği İstanbul'un Anadolu ve Avrupa Yakası adliyelerinde fiilen duruşma yürütüyoruz. Soyut hukuk bilgisi ile mahkeme salonundaki pratik deneyim arasındaki fark, çoğu zaman beraat ile mahkumiyet arasındaki çizgiyi belirler. ## İletişim Gözaltı ve tutuklama gibi acil durumlarda telefon hattımız 7/24 açıktır. Ceza dosyalarında zamanında müdahalenin önemini bildiğimiz için erişilebilirliği büro düzenimizin merkezine koyduk. Ceza davanıza ilişkin sorularınızı yanıtlamak, dava dosyanızı değerlendirmek ve size özel bir savunma stratejisi oluşturmak için aşağıdaki kanallardan randevu talep edebilirsiniz. Gözaltı ve tutukluluk gibi acil durumlarda telefon hattımız öncelikli yanıt kanalınızdır. 📍Adres Cevizli, Kepez Sk. No:7 Kat:4 Daire:9 Kartal / İstanbul 34865 Çalışma Saatleri Pazartesi – Cuma: 09:00 – 18:00 Acil ceza davaları için 7/24 arayabilirsiniz. ## Kartal Hırsızlık Avukatı Kartal ve çevresinde hırsızlık suçundan yürüyen soruşturmalar Anadolu Adalet Sarayı'nda görülür; ceza, suçun işleniş biçimine göre belirgin şekilde değişir. Hırsızlık suçunda ceza; suçun gece vakti işlenmesi, birden fazla kişiyle birlikte yapılması veya bina içinde gerçekleşmesi gibi nitelikli hâllerde artırılır. Soruşturma aşamasında ifade ve tutukluluk değerlendirmesi dosyanın seyrini belirlediği için müdafaanın soruşturmanın ilk günlerinde dosyaya girmesi gerekir. ## Kartal Yaralama Avukatı Kasten yaralama suçunda ceza, yaralamanın ağırlığına ve ortaya çıkan neticeye göre belirlenir; suçun niteliğini adli rapor tayin eder. Basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek yaralama ile kemik kırığı veya yaşamsal tehlike doğuran yaralama farklı ceza aralıklarına tabidir. Bu nedenle dosyada alınan adli raporun içeriği, savunmanın üzerine kurulacağı en kritik delildir. Yaralama suçunun ceza aralıkları ve nitelikli hâlleri ilgili rehber yazımızda ayrıntılı olarak anlatılmıştır. ## Kartal Kasten Adam Öldürme Avukatı Kasten öldürme suçunda soruşturma doğrudan ağır ceza kapsamında yürür; tutukluluk değerlendirmesi ve savunma stratejisi ilk günden belirleyicidir. Kasten öldürme dosyalarında nitelikli hâller (tasarlama, canavarca his, töre saiki gibi) cezayı ağırlaştırır. Buna karşılık meşru müdafaa, haksız tahrik ve olası kast gibi sebepler savunmanın temelini oluşturur. Ağır ceza mahkemelerinin görevi, yargılama usulü ve istinaf aşamasına ilişkin genel çerçeveyi Anadolu yakası ağır ceza avukatı sayfamızda ayrıca açıkladık. Hakkınızda yürüyen bir soruşturma olup olmadığını nasıl kontrol edeceğinizi hakkımda açılmış bir dava var mı yazımızda bulabilirsiniz. ## İstanbul'un Hangi Adliyelerinde Hizmet Veriyoruz? Kartal'daki merkez ofisimiz, Marmaray ve metro bağlantısıyla İstanbul'un tüm ilçelerinden kolayca ulaşılabilir konumdadır. Hem Anadolu Yakası hem Avrupa Yakası ceza mahkemelerinde aktif dava takibi yapıyoruz. ## İstanbul Anadolu Adliyesi (Kartal) Türkiye'nin en büyük adliyelerinden biri olan İstanbul Anadolu Adliyesi, ofisimizin hemen yakınındadır. Kartal, Kadıköy, Maltepe, Pendik, Ataşehir, Ümraniye ve Üsküdar dahil Anadolu Yakası'nın ceza ve ağır ceza dosyaları burada görülür. Anadolu Yakası ceza avukatı desteği için en yoğun çalıştığımız adliyedir. ## Çağlayan Adliyesi Resmi adıyla İstanbul Adalet Sarayı; Şişli, Beşiktaş, Beyoğlu ve Fatih gibi merkez ilçelerin ceza dosyalarının görüldüğü, Avrupa Yakası'nın en büyük adliyesidir. Ağır ceza mahkemelerinin yoğunluğu nedeniyle duruşma takibi ayrı bir pratik gerektirir. ## Bakırköy Adliyesi Bakırköy ve çevre ilçelerin ceza yargılamalarının merkezi konumundadır. Bakırköy ceza avukatı arayışındaki müvekkillerimizin asliye ceza ve ağır ceza dosyalarını bu adliyede takip ediyoruz. ## Küçükçekmece Adliyesi Küçükçekmece ve çevresindeki yoğun nüfuslu bölgelerin ceza dosyaları bu adliyede görülür. Avrupa Yakası'ndaki dosya takibimizin önemli bir bölümünü oluşturur. ## Gaziosmanpaşa Adliyesi Gaziosmanpaşa ve çevre ilçelerin ceza mahkemelerini kapsar. Bölgedeki soruşturma ve kovuşturma dosyalarında müdafilik ve vekillik hizmeti sunuyoruz. ## Büyükçekmece Adliyesi Beylikdüzü, Esenyurt ve Büyükçekmece bölgesinin ceza dosyaları bu adliyede görülür. Hızla büyüyen bu bölgede artan dosya yoğunluğunu yakından takip ediyoruz. ## Silivri Adliyesi Silivri Adliyesi ve bölgedeki ceza infaz kurumları nedeniyle özellikle tutuklu dosyalarda sık çalıştığımız bir merkezdir. Cezaevi ziyaretleri ve infaz süreçlerinin takibi bu bölgedeki çalışmamızın parçasıdır. ## Ceza Davanızda Her Dakika Önemlidir Gözaltı, tutukluluk veya iddianame aşamasında gecikmeden hukuki destek almak, dosyanızın seyrini değiştirebilir. İlk ifadeden istinaf ve temyize kadar her adımda yanınızda olacak bir savunma ekibiyle çalışmak, en doğal hakkınızdır. Koza Avukatlık ve Danışmanlık olarak dosyanızı değerlendirmek, sorularınızı yanıtlamak ve size özel bir savunma stratejisi oluşturmak için hazırız. Kartal'daki ofisimizde randevu ile görüşebilir, acil durumlarda 0535 924 18 52 numaralı hattımızı 7/24 arayabilirsiniz. Dosya değerlendirmesi için bugün iletişime geçin; savunmanızı birlikte oluşturalım. İlgili konularda ayrıntılı bilgi: nitelikli dolandırıcılık hâlleri. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Ceza davasında avukat tutmak zorunlu mu? C: Kural olarak zorunlu değildir; ancak alt sınırı beş yıldan fazla hapis gerektiren suçlarda, çocuklarda ve kendini savunamayacak durumda olanlarda müdafi zorunludur. Zorunlu olmayan hallerde dahi ceza davasının teknik yapısı nedeniyle avukatsız ilerlemek ciddi risk taşır. S: Gözaltı süresi en fazla ne kadardır? C: Bireysel suçlarda 24 saattir; buna yol süresi eklenir. Toplu suçlarda hakim kararıyla uzatmalarla birlikte en fazla dört güne kadar çıkabilir. Süre aşımı hukuka aykırıdır. S: İfade vermeden önce avukatımla görüşebilir miyim? C: Evet. Gözaltının ilk anından itibaren müdafi ile gizli görüşme hakkınız vardır. Bu görüşme yapılmadan ifade vermemenizi öneririz; çünkü ilk ifade dosyanın seyrini belirler. S: Devlet bana avukat atar mı? C: Müdafi seçecek durumda değilseniz talebiniz üzerine, zorunlu müdafilik hallerinde ise talep aranmaksızın baro tarafından müdafi görevlendirilir. Ancak dosyayı baştan sona tek elden yürüten seçilmiş avukatla çalışmak pratikte önemli avantaj sağlar. S: Tutuklama kararına kaç gün içinde itiraz edilir? C: Tutuklama kararına karşı iki hafta içinde itiraz edilebilir. İtiraz reddedilse bile tutukluluk periyodik olarak incelenir ve her aşamada tahliye talep edilebilir. S: Adli kontrol nedir? C: Tutuklama yerine uygulanan daha hafif koruma tedbiridir. İmza yükümlülüğü, yurt dışı çıkış yasağı ve konutu terk etmeme gibi biçimleri vardır. Tutukluluk itirazlarında adli kontrolün yeterli olacağı savunması sık kullanılan bir stratejidir. S: HAGB nedir, kimlere uygulanır? C: Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB), iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezasında, koşulları varsa hükmün sanık hakkında hukuki sonuç doğurmamasını sağlayan kurumdur (CMK m.231). Sanık beş yıllık denetim süresine tabi tutulur; bu sürede kasten yeni suç işlemez ve yükümlülüklere uyarsa dava düşer. 1 Haziran 2024’ten sonra verilen kararlarda sanığın kabulü aranmaz ve karara karşı istinaf yolu açıktır. CMK m.231, 31 Temmuz 2026’da yürürlüğe giren 7589 sayılı Kanunla yeniden düzenlenmiştir. S: Etkin pişmanlık nedir? C: Failin, suç sonrası zararı gidermesi veya soruşturmaya katkı sunması halinde cezada indirim ya da ceza verilmemesini sağlayan kurumdur. Hangi suçlarda ve hangi aşamada uygulanacağı kanunla sınırlı olarak belirlenmiştir. S: Haksız tahrik indirimi nasıl uygulanır? C: Haksız bir fiilin doğurduğu öfke veya elemin etkisiyle suç işlenmesi halinde ceza indirilir. İndirim oranı, tahrikin ağırlığına göre mahkemece takdir edilir ve özellikle kasten öldürme ile yaralama dosyalarında savunmanın merkezindedir. S: Meşru müdafaa cezayı tamamen kaldırır mı? C: Koşulları oluşmuşsa evet; meşru müdafaa bir hukuka uygunluk nedenidir ve beraat sonucunu doğurur. Saldırı ile savunma arasındaki orantının ispatı bu savunmanın en kritik noktasıdır. S: İstinaf ile temyiz arasındaki fark nedir? C: İstinaf, Bölge Adliye Mahkemesinin dosyayı hem olay hem hukuk yönünden incelediği ilk kanun yoludur. Temyiz ise Yargıtay'ın yalnızca hukuka uygunluk denetimi yaptığı ikinci aşamadır ve her karar temyiz edilemez. S: Ceza davası ortalama ne kadar sürer? C: Asliye ceza dosyaları genellikle 6 ay ile 2 yıl, ağır ceza dosyaları 1 ile 5 yıl arasında sürebilir. Süre; delil durumuna, tanık sayısına, bilirkişi incelemelerine ve mahkemenin iş yüküne göre değişir. S: İstanbul ceza avukatı ücreti neye göre belirlenir? C: Suçun ağırlığı, mahkeme türü, tutukluluk durumu, dosyanın karmaşıklığı ve temsilin kapsamı ücreti belirler. Yasal alt sınır, Türkiye Barolar Birliği’nin her yıl yayımladığı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’dir (Avukatlık Kanunu m.168); kesin rakam dosya incelenmeden verilemez. S: Şikayetten vazgeçilirse dava düşer mi? C: Takibi şikayete bağlı suçlarda vazgeçme davayı düşürür. Ancak resen soruşturulan suçlarda şikayetten vazgeçilse dahi yargılama devam eder. Dosyanızdaki suçun hangi kapsamda olduğu avukatınızca değerlendirilmelidir. S: Uzlaştırma nedir? C: Belirli suçlarda taraflar arasında uzlaştırmacı aracılığıyla yürütülen çözüm sürecidir. Uzlaşma sağlanırsa soruşturma aşamasında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir, kovuşturmada dava düşer. S: HTS kayıtları tek başına mahkumiyete yeter mi? C: HTS kayıtları iletişimin kiminle ve ne zaman kurulduğunu gösterir; içeriği göstermez. Yerleşik uygulamada tek başına mahkumiyete yeterli görülmez, yan delillerle desteklenmesi aranır. Bu kayıtların yorumuna itiraz savunmanın önemli araçlarından biridir. S: Hukuka aykırı elde edilen delil kullanılabilir mi? C: Hayır. Anayasa ve CMK gereği hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen deliller hükme esas alınamaz. Dijital delillerin elde ediliş biçiminin denetimi, özellikle bilişim ve organize suç dosyalarında savunmanın merkezindedir. S: Denetimli serbestlik nedir? C: Cezanın toplum içinde, yükümlülükler altında infaz edilmesini sağlayan sistemdir. Koşulları oluşan hükümlüler, cezalarının son bölümünü denetimli serbestlik altında geçirebilir. Hesaplama, suç tarihi ve suç türüne göre değişir. S: Koşullu salıverilme nasıl hesaplanır? C: Hükümlünün cezasının kanunda öngörülen bölümünü iyi halli olarak infaz kurumunda geçirmesi halinde kalan sürenin dışarıda denetim altında geçirilmesidir. Oranlar suç türüne ve suç tarihine göre farklılık gösterdiğinden dosya bazında hesaplanmalıdır. S: Yakınım tutuklandı, ilk olarak ne yapmalıyım? C: Zaman kaybetmeden bir ceza avukatıyla iletişime geçin. Tutuklama kararına itiraz süresi iki haftadır ve dosyanın erken aşamada incelenmesi, tahliye olasılığını artırır. Acil durumlarda 0535 924 18 52 numaralı hattımız 7/24 açıktır. S: Anadolu Yakası'ndaki dosyalara da bakıyor musunuz? C: Evet. Merkez ofisimiz Kartal'da, İstanbul Anadolu Adliyesi'nin yakınındadır. Anadolu Yakası'ndaki dosyalar en yoğun çalıştığımız alandır; Avrupa Yakası adliyelerinde de aktif dava takibi yapıyoruz. --- # 1 Yıl Ceza Alan Ne Kadar Yatar? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/1-yil-ceza-alan-ne-kadar-yatar/ Güncelleme: 2026-10-13 Kısa cevap: 1 yıl hapis cezasında koşullu salıverilme oranı genel kural olarak 1/2'dir; yani 6 ay iyi halli geçirilince koşullu salıverilme gündeme gelir (5275 sayılı Kanun m.107/2). Kanunda sayılan bazı suçlarda oran 2/3 (8 ay); cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı ve uyuşturucu ticaretinde 3/4'tür (9 ay). Tekerrür hâlinde oran 2/3'e çıkar. Erteleme, adli para cezasına çevirme veya denetimli serbestlik uygulanırsa cezaevinde geçen süre daha da kısalabilir; kesin süre suç tarihine ve dosyaya göre belirlenir. 1 yıl (12 ay) hapis cezası alan bir kişi, Türk infaz hukukunun güncel düzenlemeleri çerçevesinde bu cezanın tamamını cezaevinde geçirmek zorunda değildir. Kısa süreli hapis cezaları; erteleme, adli para cezasına çevirme, denetimli serbestlik ve koşullu salıverilme gibi kurumlar sayesinde çoğu zaman hiç cezaevine girilmeden ya da çok kısa bir süre içinde infaz edilebilmektedir. Ancak kesin süre; suçun türü, sanığın sabıka kaydı, tekerrür durumu ve mahkemenin takdir yetkisi gibi unsurlara göre değişir. ## 1 Yıl Hapis Cezasında Koşullu Salıverilme Hesabı 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 107. maddesi uyarınca süreli hapis cezalarında koşullu salıverilme (şartlı tahliye) hakkından yararlanılabilmektedir. Genel kural olarak koşullu salıverilme oranı 1/2'dir; suç türüne göre bu oran değişebilmektedir. Koşullu Salıverilme Oranı 1 Yıl (12 Ay) Cezada Kalınacak Süre Uygulama Alanı (Örnekler) 1/2 6 ay Genel kural; suçların büyük çoğunluğu 2/3 8 ay Kanunda sayılan bazı suçlar (kasten öldürme, işkence, bazı cinsel suçlar), tekerrür 3/4 9 ay Cinsel saldırı (TCK 102/2), çocukların cinsel istismarı, uyuşturucu ticareti Bu oranlar yalnızca teorik bir çerçeve sunar. Özellikle 1 yıllık kısa süreli cezalarda denetimli serbestlik uygulaması devreye girdiğinde fiilen cezaevinde geçirilen süre sıfıra yaklaşabilmektedir. ## Denetimli Serbestlik 1 Yıl Cezada Nasıl İşler? 5275 sayılı Kanun'un 105/A maddesi uyarınca hükümlüler, koşullu salıverilme tarihinden 1 yıl önce denetimli serbestlik hakkından yararlanabilmektedir. 1 yıllık ceza için bu durum şu anlama gelir: - Toplam ceza: 12 ay - Koşullu salıverilme süresi (1/2 oranında): 6 ay - Denetimli serbestlik indirimi (1 yıl = 12 ay önceden): 6 ay, zaten koşullu salıverilme süresinin altında kalıyor; ancak koşullu salıverilmeye kadarki sürenin en az 1/10'u (yaklaşık 18 gün) cezaevinde geçirilmelidir. Pratikte bu hesaplama, 1 yıllık cezada hükümlünün cezaevine hiç girmeden doğrudan denetimli serbestlikten yararlanabileceği anlamına gelebilmektedir. Ancak bu imkândan yararlanabilmek için infaz savcılığının onayı, hükümlünün koşulları sağlaması ve suç türünün denetimli serbestliğe engel teşkil etmemesi gerekmektedir. Suç türü, tekerrür ve mahkemenin infaz kararı bu sonucu doğrudan etkiler. ## Kısa Süreli Hapis Cezasına Seçenek Yaptırımlar Türk Ceza Kanunu, 1 yıl gibi kısa süreli hapis cezalarında doğrudan cezaevine gönderilmek yerine uygulanabilecek çeşitli alternatif yaptırımlar öngörmüştür. Bu seçenekler mahkeme tarafından resen ya da sanığın talebiyle değerlendirilebilmektedir: - Adli para cezasına çevirme: Hapis cezasının adli para cezasına dönüştürülmesi. Kural olarak 1 güne karşılık belirli bir miktar para cezası ödenir. - Erteleme (TCK m.51): 2 yıl ve altındaki hapis cezaları belirli koşulların varlığı hâlinde ertelenebilir. Erteleme sonucunda denetimli serbestlik altında geçirilen süre başarıyla tamamlanırsa ceza infaz edilmiş sayılır. - Kamuya yararlı işte çalıştırma: Kısa süreli hapis cezalarına seçenek olarak uygulanabilecek yaptırımlardan biridir. - Belli yerlere gitmekten ve belli etkinlikleri yapmaktan yasaklama: Suçun niteliğine göre mahkemece uygulanabilir. Bu seçeneklerin uygulanıp uygulanamayacağı; sanığın sabıkasına, suçun niteliğine ve hâkimin takdir yetkisine bağlıdır. Tekerrür hâlinde bu seçeneklerin büyük bölümünden yararlanmak güçleşmektedir. ## Hapis Cezasının Ertelenmesi: 1 Yıl Cezada Uygulanır mı? TCK'nın 51. maddesi uyarınca 2 yıl ve altındaki hapis cezaları ertelenebilir. Erteleme kararı verilebilmesi için; - Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı 3 aydan fazla hapis cezasına mahkûm edilmemiş olması, - Mahkemenin, sanığın yeniden suç işlemeyeceği kanaatine ulaşması, - Sanığın zararı karşılamış olması (mümkün olan durumlarda) gereklidir. 1 yıllık hapis cezası bu koşulların tamamı sağlandığında tamamen ertelenebilir ve kişi hiç cezaevine girmeyebilir. Erteleme süresi boyunca (genellikle 1-3 yıl) herhangi bir suç işlenmemesi hâlinde ceza infaz edilmiş kabul edilir. ## Tekerrür Hâlinde 1 Yıl Ceza Ne Kadar Yatar? Daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmuş kişilerin yeni bir suç işlemesi durumunda tekerrür hükümleri devreye girer. Tekerrür, 1 yıllık kısa süreli cezalar üzerinde önemli sonuçlar doğurur: - Erteleme ve adli para cezasına çevirme seçenekleri büyük ölçüde ortadan kalkar. - Koşullu salıverilme oranı yükselir; daha uzun süre cezaevinde kalınabilir. - Denetimli serbestlik süresi kısalabilir veya uygulanamaz hâle gelebilir. Tekerrürün hukuki sonuçları yalnızca cezaevinde kalma süresiyle sınırlı değildir. Memuriyete engel suçlar kapsamında değerlendirilen bir mahkûmiyet, kamu görevine girişi de kalıcı biçimde etkileyebilir. ## Suç Türüne Göre İnfaz Farkları 1 yıllık hapis cezasına konu olabilecek suçlarda infaz uygulaması birbirinden önemli ölçüde ayrışmaktadır. Aşağıdaki tablo, sık karşılaşılan suç tipleri için genel bir karşılaştırma sunmaktadır: Suç Türü Erteleme İmkânı Denetimli Serbestlik Genel Sonuç Hırsızlık (TCK m.141) Mümkün (ilk suç) Uygulanabilir Cezaevine girmeden infaz olasılığı yüksek Dolandırıcılık (TCK m.157) Mümkün (ilk suç, alt sınır) Uygulanabilir Suçun niteliğine göre değişir Hakaret (TCK m.125) Mümkün Uygulanabilir Genellikle para cezasına çevrilir Cinsel Suçlar Uygulanmaz (özel infaz) Kısıtlı veya yok Daha uzun fiilî infaz süresi Taksirli Yaralama Mümkün Uygulanabilir Sıklıkla erteleme ya da para cezası ## Adli Kontrol Kararı ve Kısa Süreli Cezalar Yargılama aşamasında uygulanan adli kontrol kararı; tutuklama yerine sanığın belirli yükümlülüklere tabi tutularak serbest bırakılmasını sağlar. Kısa süreli hapis cezalarına ilişkin davalarda adli kontrol altında geçirilen sürenin infaza sayılıp sayılmayacağı ve nasıl hesaplanacağı da ayrıca önem taşımaktadır. Bu konuda hukuki destek almak hak kayıplarını önleyebilir. İnfaz ve denetimli serbestlik sürecinde hak kaybı yaşamamak için Kartal ceza avukatı ile görüşmeniz önerilir. ## 2026 Güncel İnfaz Uygulaması 2026 yılı itibarıyla 1 yıllık hapis cezalarına ilişkin infaz uygulamasının temel çerçevesi şu şekilde özetlenebilir: - Erteleme ve adli para cezasına çevirme imkânları, ilk kez suç işleyen kişiler için genel olarak değerlendirilebilir durumdadır. - Denetimli serbestlik uygulaması, koşullu salıverilme süresinin 1 yılın altında kaldığı durumlarda fiilen cezaevine hiç girilmeden infazı mümkün kılabilmektedir. - İnfaz savcılığının takdir yetkisi ve cezaevi kapasitesi gibi pratik etkenler de sonucu etkileyebilmektedir. - Mevzuatta sık değişiklikler yaşandığından güncel durumu bir ceza avukatıyla teyit etmek büyük önem taşımaktadır. ## Adli Sicil Kaydına Etkisi 1 yıllık hapis cezasıyla sonuçlanan bir mahkûmiyet kararı, kesinleştiği andan itibaren adli sicil kaydına işlenir. Bu kayıt; kamu görevine girme, belirli mesleki lisanslar edinme ve yurt dışı seyahat gibi pek çok alanda olumsuz sonuçlar doğurabilir. Cezanın infazı tamamlandıktan ve yasal süreler geçtikten sonra kaydın arşive alınması için gerekli adımları da bir avukat aracılığıyla takip etmek mümkündür. ## Örnek Hesaplama: 1 Yıl Ceza Alan Ne Kadar Yatar? Senaryo Koşullu Salıverilme Denetimli Serbestlik Fiilen Cezaevinde Kalma Erteleme kararı verilmesi — — 0 ay (cezaevine girilmez) Genel kural (1/2), ilk suç, denetimli serbestlik 6 ay 1 yıl önceden → doğrudan DS En az 18 gün (1/10 kuralı) Tekerrür (2/3), DS yok 8 ay Uygulanmaz 8 ay Cinsel saldırı, çocuk istismarı, uyuşturucu ticareti (3/4) 9 ay Uygulanmaz 9 ay Suç türü, tekerrür durumu, denetimli serbestlik uygulaması ve infaz rejimine göre fiilen yatılan süre önemli ölçüde farklılaşabilir. Yukarıdaki tablo yalnızca genel çerçeve sunmaktadır; bireysel durumunuz için mutlaka hukuki değerlendirme yaptırılması önerilir. ## 1 Yıl Ceza Kesinleşince Ne Olur? (İnfaz Çağrısı ve Teslim Olma Süreci) Hakkınızda verilen 1 yıllık hapis cezası kesinleştikten sonra dosya infaz bürosuna gönderilir. Bu aşamadan sonra cezaevine giriş ve denetimli serbestlik işlemlerinin başlaması için şu prosedür işler: - İnfaz Çağrısının (Çağrı Kağıdı) Tebliği: İnfaz savcılığı, cezasının infazı için hükümlüye "Davetiye (Çağrı Kağıdı)" tebliğ eder. 1 yıl gibi kısa süreli cezalarda bu çağrı kağıdı doğrudan açık cezaevine teslim olunması için çıkarılır. - Teslim Olma Süresi (10 Gün): Çağrı kağıdının tebliğ edildiği tarihten itibaren hükümlünün 10 gün içinde infaz savcılığına veya belirlenen açık ceza infaz kurumuna teslim olması gerekir. - Zamanında Teslim Olunmazsa (Yakalama Kararı): 10 günlük legal süre içinde teslim olunmazsa hakkınızda derhal yakalama kararı çıkarılır. Yakalanarak cezaevine götürülmeniz durumunda, süreci kendi rızanızla başlatmadığınız için denetimli serbestlik gibi haklardan yararlanmanız zorlaşabilir veya gecikebilir. - Cezaevine Giriş ve Denetimli Serbestliğe Geçiş: 10 gün içinde teslim olunduğunda; cezaevinde gerekli idari işlemler yapılır, koşullu salıverilme ve denetimli serbestlik hesaplaması onaylanır. 1 yıllık cezalarda genellikle "girdi-çıktı" tabir edilen çok kısa bir prosedürün ardından kişi denetimli serbestlikle tahliye edilir. ## Ceza Avukatı Desteğinin Önemi 1 yıllık hapis cezası, ilk bakışta kısa görünse de erteleme, para cezasına çevirme, denetimli serbestlik ve koşullu salıverilme gibi kurumların doğru kullanılmaması hâlinde gereksiz yere cezaevinde zaman geçirilmesine neden olabilmektedir. Bir ceza avukatı; cezanın ertelenmesi için gerekli koşulların sağlanıp sağlanmadığını değerlendirebilir, denetimli serbestlik başvurusunu zamanında yapabilir ve olası hak kayıplarını önleyebilir. İstanbul'da ceza davalarında uzman hukuki destek için İstanbul Ceza Avukatı sayfamızı ziyaret edebilir, durumunuzu ekibimizle ücretsiz olarak değerlendirebilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: 1 yıl hapis cezası alan kişi hiç cezaevine girmez mi? C: Her durumda değil, ancak mümkündür. Erteleme kararı verilmesi ya da denetimli serbestlik hakkından yararlanılması hâlinde 1 yıllık hapis cezası cezaevine girilmeden infaz edilebilir. Bu imkânın kullanılabilmesi suça, sabıkaya ve mahkeme kararına bağlıdır. S: 1 yıl hapis cezasında denetimli serbestlik ne zaman başlar? C: Koşullu salıverilme süresi genel kuralda 6 aydır. Denetimli serbestlik koşullu salıverilmeye 1 yıl kala uygulanabildiğinden hükümlü kısa sürede denetimli serbestliğe ayrılabilir. Ancak koşullu salıverilmeye kadarki sürenin en az 1/10'unun (yaklaşık 18 gün, en az 5 gün) cezaevinde geçirilmesi gerekir. Suç türü ve suç tarihi sonucu değiştirebilir. S: 1 yıl ceza ertelenebilir mi? C: Evet. TCK'nın 51. maddesi uyarınca 2 yıl ve altındaki hapis cezaları, belirli koşulların sağlanması hâlinde ertelenebilir. İlk kez suç işlenmesi ve mahkemenin olumlu kanaati bu koşulların en önemlileridir. S: 1 yıl hapis cezası para cezasına çevrilebilir mi? C: Evet, kısa süreli hapis cezaları belirli koşullarda adli para cezasına çevrilebilir. Ancak bu dönüşüm otomatik değildir; mahkemenin takdir yetkisi kapsamındadır ve suçun niteliğine göre değişir. S: Tekerrür varsa 1 yıl ceza nasıl değişir? C: Tekerrür hâlinde erteleme ve adli para cezasına çevirme imkânları büyük ölçüde ortadan kalkar. Koşullu salıverilme oranı yükselebilir, denetimli serbestlik uygulanamaz hâle gelebilir; bu durumda kişi cezanın tamamına yakın bir süreyi cezaevinde geçirmek zorunda kalabilir. S: 1 yıllık ceza adli sicil kaydına yansır mı? C: Evet. Kesinleşen her mahkûmiyet kararı, ceza miktarından bağımsız olarak adli sicile işlenir. Kayıt, yasal süre ve koşullar dolduktan sonra arşive alınabilir; ancak bu işlemin de ayrıca takip edilmesi gerekir. S: 1 yıl cezada açık cezaevine geçiş mümkün müdür? C: Kısa süreli hapis cezalarında fiilen cezaevinde geçirilen süre çok az olduğundan açık cezaevine geçiş süreci çoğu zaman pratik olarak işlemez. Denetimli serbestlik bu cezalarda çok daha önce devreye girdiğinden açık cezaevine geçiş genellikle gündeme gelmez. S: 1 yıl cezada avukata danışmak gerekli mi? C: Kesinlikle tavsiye edilir. Erteleme, para cezasına çevirme ve denetimli serbestlik gibi kurumların doğru ve zamanında kullanılması için hukuki değerlendirme şarttır. Küçük görünen bir hata, kişinin gereksiz yere cezaevinde zaman geçirmesine neden olabilir. S: Tekerrür hâlinde 1 yıl ceza alan ne kadar yatar? C: Tekerrür hâlinde mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanır ve koşullu salıverilme oranı yükselir. Bu durumda 1 yıllık cezada cezaevinde kalınacak süre genel kurala göre daha uzundur. S: 1 yıl hapis cezası paraya çevrilebilir mi? C: Kısa süreli hapis cezaları, suçun niteliğine ve failin durumuna göre adli para cezasına çevrilebilir ya da ertelenebilir. Bu, mahkemenin takdirindedir ve her dosyada uygulanmaz. S: 1 yıl 8 ay ceza alan ne kadar yatar? C: 1 yıl 8 ay yirmi ay eder. Genel kural olan 1/2 oranı uygulandığında koşullu salıverilme 10. ayda gündeme gelir. Denetimli serbestlik uygulanırsa cezaevinde fiilen geçirilen süre daha da kısalır; kesin süre suç türüne ve suç tarihine göre değişir. --- # Maaşın Ne Kadarı Haczedilebilir? Maaş Haczi Oranı ve Süreci URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/maasin-ne-kadari-haczedilebilir/ Güncelleme: 2026-03-21 Kısa cevap: İşçi ücretlerinde genel kural olarak maaşın dörtte biri haczedilebilir. Ancak nafaka alacakları ve kanunda düzenlenen diğer özel durumlar farklı değerlendirme gerektirebilir. Birden fazla maaş haczi bulunması halinde haciz sırası da dikkate alınır. Maaşın ne kadarı haczedilebilir? İşçilerin aylık ücretlerinin genel olarak dörtte birinden fazlası haczedilemez. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 35. maddesi ile İcra ve İflas Kanunu'nun maaş ve ücret haczine ilişkin hükümleri birlikte değerlendirilmelidir. Nafaka alacakları bakımından ise özel düzenlemeler bulunduğundan, her maaş haczinin yalnızca %25 oranı üzerinden değerlendirilmesi doğru değildir. Maaş haczi, borç nedeniyle yürütülen icra takibinde borçlunun çalıştığı işyerinden aldığı ücretin kanunen haczedilebilir kısmının icra dosyasına aktarılmasıdır. Haczin miktarı; ücretin niteliğine, alacağın türüne, varsa önceki hacizlere ve somut icra dosyasının özelliklerine göre belirlenir. Hukuki Uyarı / Saha Notu: Maaş haczinde genel olarak dörtte birlik sınır esas alınsa da nafaka alacakları gibi özel durumlar farklı sonuç doğurabilir. Bu nedenle yalnızca maaş miktarına bakılarak kesin bir kesinti hesabı yapılmamalıdır. ## Maaş Haczi Nedir? Maaş haczi, borçlunun ücretinden kanunen haczedilebilen kısmın kesilerek icra dosyasına ödenmesi işlemidir. Maaş haczi, doğrudan işverenin kendi kararıyla uygulanmaz. İcra dosyasında haciz işlemi yapıldıktan sonra icra müdürlüğü tarafından borçlunun işverenine gerekli bildirim gönderilir ve işveren bu bildirim doğrultusunda işlem yapar. İşverenin süreçteki temel yükümlülükleri şunlardır: - İcra müdürlüğünden gelen maaş haczi bildirimini işleme almak, - Haciz yazısına göre gerekli kesintiyi yapmak, - Kesilen tutarı icra dosyasına göndermek, - Çalışanın iş ve ücret durumundaki değişiklikleri ilgili icra dairesine bildirmek. [caption id="attachment_3160" align="aligncenter" width="760"] Maaş haczi ne kadar haczedilebilir?[/caption] ## Maaşın En Fazla Ne Kadarı Haczedilebilir? İşçilerin aylık ücretlerinin genel olarak en fazla dörtte biri, yani %25'i haczedilebilir. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 35. maddesi, işçilerin aylık ücretlerinin dörtte birinden fazlasının haczedilemeyeceğini düzenlemektedir. Aynı düzenlemede nafaka alacaklılarının haklarının saklı olduğu da belirtilmektedir. Hacze Esas Ücret %25 Kesinti Kesinti Sonrası Tutar 20.000 TL 5.000 TL 15.000 TL 30.000 TL 7.500 TL 22.500 TL 40.000 TL 10.000 TL 30.000 TL 50.000 TL 12.500 TL 37.500 TL Örneğin genel ücret haczi kuralının uygulandığı bir durumda hacze esas ücret 40.000 TL ise dörtte birlik sınır üzerinden 10.000 TL kesinti gündeme gelebilir. Bu tablo yalnızca genel ücret haczi bakımından basit hesaplama örneğidir. Nafaka gibi özel alacaklarda veya ücretin hukuki niteliğinin farklı olduğu durumlarda ayrıca değerlendirme yapılması gerekir. ## Maaş Haczi Hangi Kanunda Düzenlenmiştir? Maaş haczi başta İcra ve İflas Kanunu'nun 83. maddesi olmak üzere İş Kanunu'nun 35. maddesi ve ilgili diğer mevzuat hükümleriyle düzenlenmiştir. İcra ve İflas Kanunu'nun 83. maddesi maaş, ücret ve benzeri gelirlerin kısmen haczedilebilmesine ilişkin hükümler içerirken, İş Kanunu'nun 35. maddesi işçilerin aylık ücretlerinin dörtte birinden fazlasının haczedilemeyeceğini düzenler. Güncel mevzuat metinleri için Mevzuat Bilgi Sistemi üzerinden ilgili kanunlara ulaşabilirsiniz. ## Birden Fazla İcra Dosyası Varsa Maaş Haczi Nasıl Uygulanır? Birden fazla maaş haczi bulunması halinde hacizler sıraya konulur ve öndeki haczin kesintisi devam ederken sonraki haciz bakımından sıra kuralı dikkate alınır. Bir kişinin birden fazla icra dosyasının bulunması, maaşından her dosya için aynı anda ayrı ayrı %25 oranında kesinti yapılacağı anlamına gelmez. Maaş haczinde icra dosyalarının geliş sırası ve mevcut hacizlerin durumu önem taşır. Öndeki haczin sona ermesinden sonra sıradaki haczin uygulanması gündeme gelebilir. ## Nafaka Borcunda Maaşın Ne Kadarı Haczedilebilir? Nafaka alacaklarında genel ücret haczi kurallarından farklı bir değerlendirme yapılabilir ve nafaka alacaklılarının hakları ayrıca korunur. İş Kanunu'nun 35. maddesinde ücretin dörtte birinden fazlasının haczedilemeyeceği düzenlendikten sonra nafaka alacaklılarının haklarının saklı olduğu ayrıca belirtilmiştir. Bu nedenle nafaka borcu bulunan bir kişinin maaşından yapılacak kesinti yalnızca genel %25 oranı üzerinden değerlendirilmemelidir. Hükmedilen nafakanın türü ve miktarı ile icra dosyasındaki diğer işlemler somut olarak incelenmelidir. ## Asgari Ücretin Ne Kadarı Haczedilebilir? Asgari ücret alan bir çalışanın ücretinin tamamının olağan ücret haczi kapsamında haczedilmesi mümkün değildir; ücret haczinde kanuni sınırlar ve varsa özel alacaklara ilişkin hükümler dikkate alınır. 2026 yılında net asgari ücret 28.075,50 TL'dir. Dörtte bir kuralına göre bir icra dosyası için bu ücretten aylık en fazla 7.018,88 TL kesilebilir ve çalışana 21.056,62 TL kalır. Nafaka borcunda bu sınır uygulanmaz. Asgari ücret her yıl yeniden belirlendiği için bu hesap 2026 yılı içindir. ## Maaş Haczi Nasıl Başlatılır? Maaş haczi, icra dosyasında haciz aşamasına geçilmesinin ardından icra müdürlüğünün borçlunun işverenine gerekli bildirimi göndermesiyle uygulanır. Genel süreç şu şekildedir: - Alacaklı tarafından icra takibi başlatılır. - İcra dosyasındaki süreç haciz aşamasına gelir. - İcra müdürlüğü işverene maaş haczi bildirimini gönderir. - İşveren, bildirimin gereğini yerine getirerek kanuni kesintiyi uygular. - Kesilen tutar icra dosyasına gönderilir. İşverenin maaş haczi bildirimine ilişkin yükümlülükleri İcra ve İflas Kanunu'nun ilgili hükümlerinde düzenlenmektedir. ## İşveren Maaş Haczini Uygulamazsa Ne Olur? İcra müdürlüğünün maaş haczi bildirimine rağmen işverenin kanuni yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde İcra ve İflas Kanunu kapsamında işveren açısından hukuki sorumluluk gündeme gelebilir. Bu nedenle işverenin kendisine gönderilen haciz yazısını dikkate almaması veya kesilen tutarı icra dosyasına aktarmaması halinde dosyanın durumunun ayrıca incelenmesi gerekir. ## Maaş Haczi Ne Zaman Sona Erer? Maaş haczinin sona ermesi, ilgili icra dosyasındaki borcun veya haczi sona erdiren hukuki durumun gerçekleşmesine bağlıdır. Uygulamada borcun tamamen ödenmesi veya haczin kaldırılmasına ilişkin gerekli icra işlemlerinin tamamlanması sonrasında işverene bildirim yapılır ve kesinti sona erer. Yalnızca borcun ödenmiş olması, işverenin aynı gün kesintiyi kendiliğinden durdurduğu anlamına gelmez. İcra dosyasındaki haczin kaldırılması ve işverene gerekli bildirimin yapılması da kontrol edilmelidir. Borcun ödenmesine rağmen haczin devam ettiğini düşünüyorsanız İcra Dosyası Borcunu Ödedim, Haciz Nasıl Kaldırılır? başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz. ## Maaş Haczi Olan Çalışanın Hakları Nelerdir? Maaş haczi uygulanan çalışanın ücretinden kanuni sınırları aşan veya icra dosyasındaki haciz yazısına aykırı kesinti yapılmamasını isteme hakkı vardır. - Ücretin kanuni sınırlar dışında kesilmemesi, - Birden fazla haciz bulunuyorsa haciz sırasının dikkate alınması, - Nafaka gibi özel alacakların ayrıca değerlendirilmesi, - İşverenin icra müdürlüğü bildirimine uygun hareket etmesi, - Borç sona erdiğinde haczin kaldırılmasına ilişkin işlemlerin takip edilmesi. ## Maaş Haczi İtiraz Edilebilir mi? Maaş haczinin kanuna veya icra dosyasındaki işlemlere aykırı uygulandığının düşünülmesi halinde somut olayın özelliklerine göre icra hukuk yollarına başvurulabilir. Kesinti miktarının hatalı olduğu, haczin sona ermesine rağmen devam ettiği veya birden fazla hacizde sıra kurallarının yanlış uygulandığı düşünülüyorsa icra dosyasındaki işlemler incelenmelidir. Hangi hukuki yolun kullanılacağı; yapılan işlemin türüne, öğrenme tarihine ve somut dosyanın özelliklerine göre değişebilir. ## Maaş Haczi Varken İş Değiştirirsem Ne Olur? İş değişikliği maaş haczinin kendiliğinden ortadan kalktığı anlamına gelmez; haczin yeni işyerinde nasıl uygulanacağı icra dosyasındaki işlemlere göre değerlendirilir. Çalışanın iş değiştirmesi halinde ilgili bildirimlerin yapılması ve maaş haczinin yeni işyerinde nasıl sürdürüleceğinin belirlenmesi gerekebilir. Bu nedenle iş değişikliği yapan borçlunun mevcut icra dosyasını kontrol etmesi önemlidir. ## Örnek Olay: 40.000 TL Maaşta Haciz Ne Kadar Olur? Genel ücret haczi kuralının uygulandığı bir durumda 40.000 TL hacze esas ücret üzerinden dörtte birlik sınır 10.000 TL'dir. Örneğin çalışanın hacze esas ücreti 40.000 TL ise genel %25 sınırı üzerinden aylık 10.000 TL kesinti gündeme gelebilir. Ancak nafaka borcu, farklı gelir türleri veya başka özel hukuki durumlar varsa gerçek kesinti tutarı ayrıca değerlendirilmelidir. ## Maaş Haczi ile Banka Hesabı Haczi Aynı mı? Maaş haczi ile banka hesabına uygulanan haciz aynı hukuki işlem değildir; maaş haczi doğrudan ücret gelirine ilişkin kurallar çerçevesinde uygulanır. Maaşın banka hesabına yatırılması halinde, hesabın kaynağı ve haczin hangi mal veya alacağa yöneldiği ayrıca değerlendirilmelidir. Banka hesabına uygulanan haciz hakkında ayrıntılı bilgi için Banka Hesabına Gelen Haciz Nasıl Kaldırılır? başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz. ## Hakkımda Maaş Haczi Başlatıldı, Ne Yapmalıyım? Maaş haczi başlatıldığında öncelikle icra dosyasının numarası, alacaklı, borç miktarı, haciz sırası ve işverene gönderilen haciz yazısındaki bilgilerin kontrol edilmesi gerekir. Özellikle borcun daha önce ödendiğini, yanlış miktarda kesinti yapıldığını veya haczin sona ermesine rağmen devam ettiğini düşünüyorsanız icra dosyasındaki işlemlerin incelenmesi önemlidir. İcra takibinin nasıl başlatıldığı hakkında genel bilgi için İcra Takibi Nasıl Başlatılır? başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz. ## İkramiye, Prim ve Kıdem Tazminatının Ne Kadarı Haczedilebilir? Maaş haczinde genel kural %25 olsa da işveren tarafından yapılan ikramiye, prim, fazla mesai ve kıdem-ihbar tazminatı gibi ek ödemelerin haczedilme oranları İcra ve İflas Kanunı (İİK md. 83) uyarınca farklılık gösterir. - İkramiye ve Prim Ödemeleri: İşçinin aldığı performans primi, satış primi veya dönemsel ikramiyeler de ücretin bir parçası sayıldığından, tıpkı aylık maaşta olduğu gibi en fazla %25 (dörtte bir) oranında haczedilebilir. Tamamına el konulamaz. - Kıdem ve İhbar Tazminatı: İşten ayrılma durumunda ödenen kıdem ve ihbar tazminatları "ücret" statüsünde değil, bir "tazminat" niteliğindedir. Bu nedenle Yargıtay içtihatlarına göre kıdem ve ihbar tazminatının tamamı (%100'ü) borç için haczedilebilir. - Fazla Mesai ve Hafta Tatili Ücretleri: Çalışanın yaptığı fazla çalışma (mesai) ve tatil ücretleri de aylık ücrete dahil kabul edildiğinden, bu ödemelerden de en fazla %25 oranında kesinti yapılabilir. - Muvafakatname Riski: İcra dairesi işverene yazı gönderdiğinde borçlu işçinin "tazminatımın tamamının haczedilmesine muvafakat ediyorum" şeklinde yazılı bir onay (muvafakat) vermemiş olması, yasal haklarının korunması açısından son derece kritik bir detaydır. ## Avukata Danışın Maaş haczinde uygulanacak kesinti oranı; ücretin niteliği, borcun türü, nafaka alacağı, önceki hacizler ve icra dosyasındaki işlemler birlikte değerlendirilerek belirlenmelidir. Maaşınızdan yapılan kesintinin kanuna uygun olup olmadığını veya birden fazla haciz nedeniyle hangi dosyanın öncelikli olduğunu değerlendirmek için Kartal İcra Avukatı sayfamızdan icra ve haciz işlemlerine ilişkin hizmetlerimiz hakkında bilgi alabilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Maaşımın tamamına haciz konulabilir mi? C: Hayır. İşçi ücretlerinde genel kural olarak aylık ücretin dörtte birinden fazlası haczedilemez. Ancak nafaka alacakları gibi özel durumlarda farklı hükümler uygulanabilir. S: Birden fazla icra dosyam varsa kesinti artar mı? C: Birden fazla icra dosyasının bulunması, her dosya için aynı anda ayrı bir maaş kesintisi yapılacağı anlamına gelmez. İcra ve İflas Kanunu'ndaki sıra kuralları dikkate alınır ve önceki haczin durumu sonraki hacizleri etkiler. S: Nafaka borcunda maaşın yüzde kaçı haczedilebilir? C: Nafaka alacakları bakımından işçi ücretlerine ilişkin genel haciz sınırlarından farklı kurallar uygulanabilir. Bu nedenle nafaka nedeniyle yapılacak kesinti yalnızca yüzde 25 genel kuralına göre belirlenemez; somut icra dosyasındaki nafaka alacağı ve kararın içeriği ayrıca değerlendirilmelidir. S: Asgari ücret alıyorum, yine de haciz uygulanır mı? C: Evet, asgari ücret alan çalışan hakkında da ücret haczi uygulanabilir. Ancak işçi ücretleri bakımından kanuni haciz sınırları ve varsa nafaka gibi özel alacaklara ilişkin hükümler dikkate alınmalıdır. S: Emekli maaşına haciz konulabilir mi? C: Emekli aylıklarının haczi bakımından 5510 sayılı Kanun'da özel düzenlemeler bulunmaktadır. Nafaka alacakları ve kanunda düzenlenen diğer istisnalar ayrıca değerlendirilmelidir. S: Maaş haczi ne kadar kesilir? C: İşçi ücretlerinde genel haciz sınırı aylık ücretin dörtte biri olarak uygulanır. Ancak nafaka gibi özel alacaklarda farklı kurallar gündeme gelebileceğinden kesin kesinti tutarı somut icra dosyasına göre belirlenmelidir. S: Maaşa aynı anda kaç haciz konulabilir? C: Birden fazla icra dosyası nedeniyle maaş haczi bulunabilir; ancak hacizlerin uygulanmasında kanundaki sıra kuralları dikkate alınır. Birden fazla dosyanın bulunması, maaşın her dosya tarafından ayrı ayrı aynı anda haczedileceği anlamına gelmez. S: Maaş haczi nasıl kaldırılır? C: Maaş haczinin kaldırılması, borcun sona ermesi veya haczi kaldıran hukuki işlemin gerçekleşmesine bağlıdır. Borç ödendiğinde icra dosyasındaki haczin kaldırılması ve gerekli bildirimin işverene yapılması da takip edilmelidir. --- # Denetimli Serbestlik İmza İhlali Kaç Defa Yapılabilir? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/denetimli-serbestlik-imza-ihlali-kac-defa-yapilabilir/ Güncelleme: 2026-10-13 Kısa cevap: Denetimli serbestlikte tek bir imza ihlali, kural olarak sürecin doğrudan sonlanmasına yol açmaz. Belirleyici olan ihlalin sürekliliği, yani yükümlülüğe uymamakta ısrar edilmesidir. Geçerli bir mazeretiniz varsa bunu gecikmeden ve belgeleyerek denetimli serbestlik müdürlüğüne bildirmeniz, sürecin korunması bakımından önemlidir. Denetimli serbestlik kapsamındasınız ve bir imza gününü kaçırdınız. Ya da kaçıracağınızı düşünüyorsunuz. Aklınıza hemen korkutucu bir soru geliyor: "Bir imza kaçırırsam cezaevine mi dönerim? Kaç kez imza ihlali yapılabilir?" Bu soru, denetimli serbestlik sürecindeki kişiler için en çok kaygı yaratan konuların başında gelir. İyi haber şu: denetimli serbestlikte tek bir imza ihlali, kural olarak doğrudan sürecin sonlanmasına yol açmaz. Hukuk, ihlalin sürekliliğini — yani "ısrar"ı — arar. Ancak bu güvencenin sınırları, koşulları ve istisnaları vardır; bunları bilmemek ciddi sonuçlar doğurabilir. Bu içerik, denetimli serbestlikte imza ihlalinin kaç kez yapılabileceğini, hangi durumda sürecin sona erdiğini ve haklarınızı nasıl koruyacağınızı, güncel mevzuat ve Yargıtay uygulaması çerçevesinde açıklamaktadır. ## Önce Kritik Ayrım: İki Farklı Denetimli Serbestlik Vardır Bu konuda en sık yapılan hata, iki farklı denetimli serbestlik türünün kurallarını birbirine karıştırmaktır. İmza ihlalinin sonuçları, hangi denetimli serbestlik kapsamında olduğunuza göre değişir. 1. Hapis cezasının infazı kapsamındaki denetimli serbestlik (5275 sayılı Kanun md. 105/A): Bir hapis cezası kesinleşmiş ve kişi, koşullu salıverilme tarihine yaklaştığında cezasının kalan kısmını toplum içinde, denetimli serbestlik altında geçirmektedir. Burada imza yükümlülüğü, cezanın infazının bir parçasıdır. 2. Uyuşturucu kullanımında denetimli serbestlik (TCK md. 191): İlk kez kişisel kullanım amacıyla uyuşturucu nedeniyle işlem gören kişi hakkında kamu davasının açılması ertelenir ve kişi en az 1 yıl denetimli serbestlik altına alınır. Burada amaç, ceza infazı değil, kişinin ıslahı ve tedavisidir. Her iki türde de imza/görüşme yükümlülüğü vardır; ancak ihlalin sonuçları ve "kaç ihlale kadar tolere edildiği" farklı kurallara tabidir. Aşağıda her ikisi ayrı ayrı açıklanmaktadır. ## Hapis İnfazı Denetimli Serbestliğinde İmza İhlali: 3 İhlal Kuralı 5275 sayılı Kanun ve Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği kapsamında, hapis cezasının infazı için uygulanan denetimli serbestlikte temel ilke şudur: tek bir imza ihlali, denetimli serbestliğin kaldırılması için yeterli değildir. Kaldırma için "ısrar" şartının gerçekleşmesi gerekir. Israr şartı şu şekilde tanımlanır: bir yıl içinde, mazeretsiz ve kasıtlı olarak yükümlülüklerin 3 kez ihlal edilmesi. Bu üç ihlal gerçekleşmeden denetimli serbestlik kural olarak kaldırılmaz. Sürecin işleyişi genel olarak şöyledir: - İlk ihlal: Usulüne uygun yazılı uyarı yapılır. Süreç devam eder. - İkinci ihlal: İkinci yazılı uyarı tebliğ edilir. Süreç hâlâ devam eder. - Üçüncü ihlal: Israr şartı gerçekleşmiş sayılır; dosya kapatılarak infaz hâkimliğine gönderilir ve açık ceza infaz kurumuna iade süreci başlar. Burada kritik bir nokta vardır: bu uyarıların yazılı olarak usulüne uygun biçimde tebliğ edilmesi şarttır. Yazılı olarak tebliğ edilmemiş uyarılar, ihlale dayanak yapılamaz. Yani süreç, yalnızca ihlalin gerçekleşmesiyle değil, ihlalin usulüne uygun biçimde belgelenmesi ve tebliğ edilmesiyle ilerler. ## Uyuşturucu (TCK 191) Denetimli Serbestliğinde İmza İhlali: Israr ve İkinci İhtarat İlk kez uyuşturucudan yakalanma halinde uygulanan denetimli serbestlikte kural, TCK md. 191/4'te düzenlenmiştir. Buna göre, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kaldırılarak dava açılabilmesi için kişinin "yükümlülüklere uygun davranmamakta ısrar etmesi" gerekir. Bu noktada Yargıtay'ın yerleşik uygulaması belirleyicidir: denetimli serbestlik müdürlüğünün ilk çağrısına uymamak, tek başına ısrar anlamına gelmez. Yargıtay uygulamasında, ısrarın gerçekleşmesi için müdürlüğün kişiye sonuçlarını ihtar ederek ikinci bir çağrı yapması ve kişinin bu ikinci çağrıya da mazeretsiz biçimde uymaması aranır. Yani süreç şu şekilde işler: - İlk çağrıya uymama: Tek başına ısrar sayılmaz; doğrudan dava açılması için yeterli değildir. - İhtaratlı ikinci çağrı: Müdürlük, sonuçları hatırlatan ihtarlı bir ikinci çağrı yapar. - İkinci çağrıya da uymama: Bu durumda ısrar gerçekleşmiş sayılır ve kamu davası açılabilir. Yargıtay uygulamasında, ilk aykırılıkta doğrudan dava açılması bozma sebebi olarak değerlendirilmektedir. Bu içtihat, denetim ihlali nedeniyle hakkında dava açılan kişiler için savunmada son derece önemli bir araçtır. İkinci ihtaratlı çağrı yapılmadan açılan dava, usul yönünden hukuka aykırı olabilir. ## Tek İmza İhlali Sürecin Sonu Anlamına Gelmez — Ama Dikkatli Olun Her iki denetimli serbestlik türünde de ortak ilke şudur: tek bir imza ihlali, sürecin doğrudan sona ermesine yol açmaz. Hapis infazında 3 ihlal (ısrar), uyuşturucu denetiminde ise ikinci ihtaratlı çağrıya da uymama aranır. Ancak bu güvence, dikkatsizliğe davetiye çıkarmaz. Çünkü: - Her ihlal kayda geçer ve sayıya eklenir; ihlaller biriktiğinde eşiğe yaklaşılır - Yargıtay uygulamasında, bir kez imza atmama ile bir kez görüşmeye gitmeme birlikte iki ayrı ihlal olarak değerlendirilebilmektedir - İhlallerin "mazeretsiz" ve "kasıtlı" olması ısrar için arandığından, mazeretin belgelenmesi kritiktir Yani "nasıl olsa bir hakkım daha var" yaklaşımıyla hareket etmek tehlikelidir. İhlaller hızla birikebilir ve süreç beklenenden çabuk eşiğe ulaşabilir. ## Mazeret: İhlali Ortadan Kaldıran En Önemli Unsur Israr için ihlalin "mazeretsiz" olması arandığından, geçerli bir mazeretin varlığı ve belgelenmesi, ihlali ortadan kaldırabilir. Bu, sürecin en kritik noktalarından biridir. Mazeret konusunda dikkat edilmesi gerekenler şunlardır: Sağlık mazereti belgelenmelidir: Hastalık nedeniyle imzaya gidilememesi kural olarak ihlal sayılmaz; ancak bunun hastane raporu, acil servis başvuru kaydı ya da doktor raporu ile belgelenmesi şarttır. Sözlü beyan tek başına yeterli olmayabilir. Mazeret yazılı ve zamanında bildirilmelidir: Mazeretin, mümkün olan en kısa sürede yazılı dilekçeyle denetimli serbestlik müdürlüğüne iletilmesi ve tutanağa alınması gerekir. Teslim tarihi ve içeriği, ileride bir itiraz aşamasında belirleyici kanıt olur. Tutanağın bir suretini almak önemlidir: Mazeret dilekçesinin teslim edildiğine dair belge saklanmalıdır. Bu, mazeretin zamanında bildirildiğini ispatlayan en güçlü araçtır. Mazeret reddedilirse, ihlal tescil edilir ve ihlal sayısına eklenir. Ancak ret kararına karşı itiraz yolu açıktır. Bu nedenle mazeretin baştan güçlü biçimde belgelenmesi, hem ihlalin önlenmesi hem de olası itiraz için kritiktir. ## Tahliye Sonrası 5 Günlük Başvuru Kuralı Hapis infazı denetimli serbestliğinde özel ve sık karşılaşılan bir durum vardır: cezaevinden tahliye olan kişi, tahliyeyi takip eden 5 takvim günü içinde ilgili denetimli serbestlik müdürlüğüne başvurmak zorundadır. Bu süreyle ilgili önemli ayrıntılar şunlardır: - Bu süre iş günü değil, takvim günüdür; hafta sonları da süreye dahildir - Son günün resmi tatile denk gelmesi halinde süre, tatilin ertesi günü mesai bitiminde sona erer - 5 günlük süre içinde mazeretsiz başvurulmaması, denetimli serbestlik kararının kaldırılması ve açık cezaevine iade sonucunu doğurabilir Bu 5 günlük başvuru kuralı, imza ihlalinden farklı ve daha sıkı bir kuraldır. Burada "3 ihlal" toleransı işlemez; sürecin en başındaki bu başvurunun kaçırılması, doğrudan ciddi sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle tahliye sonrası ilk yapılacak iş, süresi içinde müdürlüğe başvurmaktır. ## Denetim Süresinde Yeni Suç İşlenmesi: Ayrı ve Ağır Sonuç İmza ihlali ile denetim süresinde yeni suç işlenmesi birbirinden farklı sonuçlar doğurur. Hapis infazı denetimli serbestliğinde, kişi denetim altındayken alt sınırı 1 yıl veya daha fazla hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suçtan kamu davası açılırsa, infaz hâkimi denetimli serbestlik müdürlüğünün talebi üzerine kişinin açık cezaevine gönderilmesine karar verebilir. Bu, imza ihlalindeki "3 ihlal" toleransından bağımsız, ayrı bir sona erdirme sebebidir. Uyuşturucu (TCK 191) denetiminde ise, denetim süresi içinde yeniden uyuşturucu kullanımıyla yakalanmak ya da testin pozitif çıkması, denetim yükümlülüğünün ihlali sayılır ve kamu davasının açılmasına yol açabilir. Bu nedenle imza ihlali konusundaki tolerans, yeni suç işleme durumunda geçerli değildir. Yeni suç, sürecin doğrudan ve ağır biçimde olumsuz sonuçlanmasına yol açabilir. Mahkûmiyet halinde oluşan adli sicil kaydının nasıl silineceği de ileride önem taşır. ## İmza İhlali İddiasına Karşı İtiraz ve Savunma Denetimli serbestliğin kaldırılması ya da kamu davası açılması yönünde bir işlem yapıldığında, buna karşı itiraz ve savunma yolları mevcuttur. Usul denetimi: İhlal sürecinde usulüne uygun yazılı uyarıların yapılıp yapılmadığı, tebligatların doğru gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği denetlenmelidir. Usulsüz tebligat ya da eksik ihtarat, işlemi sakatlayabilir. İkinci ihtarat şartının denetimi (TCK 191): Uyuşturucu denetiminde, ilk aykırılıkta doğrudan dava açılmışsa, Yargıtay'ın aradığı ikinci ihtaratlı çağrı şartının yerine getirilip getirilmediği savunmada öne sürülebilir. Bu şart yerine getirilmeden açılan dava hukuka aykırı olabilir. Mazeretin değerlendirilmesi: İhlal sayılan günlerde geçerli bir mazeretin bulunup bulunmadığı, mazeretin belgelenip belgelenmediği savunmanın temel dayanağıdır. İhlalin kasıt unsuru: Israr için ihlalin kasıtlı olması arandığından, ihlalin kişinin elinde olmayan nedenlerden kaynaklandığı ortaya konulabilirse, ısrar şartı gerçekleşmemiş olabilir. Bu savunma argümanlarının doğru ve zamanında ileri sürülmesi, sürecin lehe sonuçlanması açısından belirleyicidir. Bu nedenle bir ihlal işlemiyle karşılaşıldığında, derhal hukuki destek almak önemlidir. Benzer şekilde adli kontrol kararının nasıl kaldırılacağı da bu süreçte bilinmesi gereken bir konudur. ## Gerçek Hayat Senaryoları ## Senaryo 1: Belgelenmiş Mazeretle Önlenen İhlal Uygulamada sık görülen bir tablo şudur: denetimli serbestlik kapsamındaki kişi, imza günü ciddi bir sağlık sorunu nedeniyle hastaneye başvurur ve imzaya gidemez. Aynı gün acil servis başvuru kaydını ve doktor raporunu alır; ertesi gün yazılı dilekçeyle bu belgeleri denetimli serbestlik müdürlüğüne sunar ve tutanağın bir suretini alır. Müdürlük, mazereti geçerli bularak o günü ihlal olarak değerlendirmez. Belge sunulmamış olsaydı, bu gün mazeretsiz ihlal sayılacak ve ihlal sayısına eklenecekti. Mazeretin zamanında ve belgeyle bildirilmesi, ihlali baştan ortadan kaldırmıştır. ## Senaryo 2: İkinci İhtarat Yapılmadan Açılan Dava Bir diğer durum: uyuşturucu kullanımı nedeniyle denetimli serbestliğe tabi tutulan kişi, ilk çağrıya mazeretsiz uymaz. Müdürlük, ikinci bir ihtaratlı çağrı yapmadan dosyayı savcılığa gönderir ve doğrudan kamu davası açılır. Kişinin avukatı, Yargıtay uygulamasında ısrarın gerçekleşmesi için ikinci ihtaratlı çağrı şartının arandığını, ilk aykırılıkta doğrudan dava açılmasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürer. Bu savunma, sürecin yeniden değerlendirilmesine zemin hazırlar. İkinci ihtarat şartının yerine getirilmemesi, savunmada belirleyici bir araç olmuştur. ## İmza İhlalinde Yapılan Kritik Hatalar "3 hakkım var" diye rahat davranmak: İhlaller hızla birikebilir ve imza atmama ile görüşmeye gitmeme ayrı ihlaller sayılabilir. Tolerans, dikkatsizliğe izin vermez. Mazereti belgelememek: Sözlü mazeret yeterli olmayabilir. Sağlık ve zorunlu nedenlerin hastane raporu, başvuru kaydı gibi belgelerle ve yazılı dilekçeyle bildirilmesi şarttır. Tutanak suretini almamak: Mazeret dilekçesinin teslim edildiğine dair belge alınmazsa, ileride mazeretin zamanında bildirildiği ispatlanamayabilir. Tahliye sonrası 5 günlük süreyi kaçırmak: Bu kuralda "3 ihlal" toleransı işlemez; sürenin kaçırılması doğrudan açık cezaevine iade sonucunu doğurabilir. İlk aykırılıkta açılan davaya itiraz etmemek: Uyuşturucu denetiminde, ikinci ihtaratlı çağrı yapılmadan açılan davaya karşı savunma yapılmaması, önemli bir hakkın kullanılmaması anlamına gelir. ## Denetimli Serbestlik İhlal ve Uyarı Kararlarına Karşı Nasıl İtiraz Edilir? Denetimli serbestlik müdürlüğü tarafından verilen haksız bir uyarı, mazeretin reddi veya dosyanın kapatılması kararına karşı hukuki yollara başvurmak hakkınız vardır. İtiraz sürecinde dikkat edilmesi gereken kritik noktalar şunlardır: - İtiraz Mercii: Yapılan uyarı veya ihlal işlemine karşı ilgili İnfaz Hâkimliğine itiraz dilekçesi verilmelidir. - İtiraz Süresi: İhlal uyarısının veya kararının size tebliğ edildiği tarihten itibaren 15 gün içinde İnfaz Hâkimliğine başvurmanız gerekir. Sürenin kaçırılması hak kaybına yol açar. - Kararın Durdurulması: İtiraz etmek, yürütülen infaz işlemini otomatik olarak durdurmaz. Bu nedenle dilekçede kararın infazının durdurulması yönünde açıkça talepte bulunulmalıdır. - Hukuki Dayanaklar: Dilekçede usulsüz tebligat yapıldığı, geçerli mazeretin (hastalık, kaza vb.) dikkate alınmadığı veya uyuşturucu denetiminde (TCK 191) ikinci ihtarat yapılmadan karar verildiği gibi hususlar belgeleriyle sunulmalıdır. ## İmza Yükümlülüğünüzü Ciddiye Alın, Haklarınızı Koruyun Denetimli serbestlikte imza ihlali, tek bir kez gerçekleştiğinde kural olarak sürecin doğrudan sonlanmasına yol açmaz; hapis infazında "ısrar" (1 yılda mazeretsiz-kasıtlı 3 ihlal), uyuşturucu denetiminde ise ikinci ihtaratlı çağrıya da uymama aranır. Ancak bu güvence, dikkatsizliğe izin vermez: ihlaller birikir, ayrı yükümlülükler ayrı ihlal sayılabilir ve tahliye sonrası 5 günlük başvuru kuralı gibi sıkı istisnalar vardır. Sürecin başarıyla tamamlanması için imza günlerini takip etmek, mazeretleri zamanında ve belgeyle bildirmek, tutanak suretlerini saklamak ve bir ihlal işlemiyle karşılaşıldığında derhal hukuki destek almak gerekir. Uyuşturucu suçu avukatı olarak denetimli serbestlik sürecinde, imza ihlali iddialarına karşı usul denetimi ve savunma dahil, haklarınızı korumak için yanınızdayız. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Denetimli serbestlikte kaç kez imza ihlali yapılabilir? C: Hapis cezasının infazı kapsamındaki denetimli serbestlikte, denetimli serbestliğin kaldırılması için bir yıl içinde mazeretsiz ve kasıtlı olarak 3 kez ihlal ("ısrar") aranır. İlk iki ihlalde yazılı uyarı yapılır; üçüncü ihlalde dosya kapatılarak açık cezaevine iade süreci başlar. Uyuşturucu (TCK 191) denetiminde ise ilk çağrıya uymamak tek başına yeterli değildir; Yargıtay uygulamasında ikinci ihtaratlı çağrıya da uymama aranır. S: Bir imza gününü kaçırırsam hemen cezaevine döner miyim? C: Kural olarak hayır. Tek bir imza ihlali, denetimli serbestliğin doğrudan kaldırılması için yeterli değildir. Hapis infazında 3 ihlal (ısrar), uyuşturucu denetiminde ise ikinci ihtaratlı çağrıya da uymama aranır. Ancak her ihlal kayda geçer; bu nedenle tek ihlali dahi mazeretle açıklamak ve belgelemek önemlidir. S: Sağlık nedeniyle imzaya gidemedim; ne yapmalıyım? C: Sağlık mazereti kural olarak ihlal sayılmaz; ancak belgelenmesi şarttır. Hastane raporu, acil servis başvuru kaydı ya da doktor raporu alarak, mümkün olan en kısa sürede yazılı dilekçeyle denetimli serbestlik müdürlüğüne iletmeniz ve tutanağın bir suretini almanız gerekir. Sözlü beyan tek başına yeterli olmayabilir. S: İhlal nedeniyle hakkımda işlem yapıldı; itiraz edebilir miyim? C: Evet. Usulüne uygun yazılı uyarıların yapılıp yapılmadığı, tebligatların doğru gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği ve mazeretinizin değerlendirilip değerlendirilmediği denetlenebilir. Uyuşturucu denetiminde, ikinci ihtaratlı çağrı yapılmadan dava açılmışsa bu durum savunmada öne sürülebilir. İtiraz ve savunma yolları için derhal hukuki destek almanız önerilir. S: İmza atmama ile görüşmeye gitmeme aynı ihlal mi sayılır? C: Yargıtay uygulamasında, bir kez imza atmama ile bir kez görüşmeye gitmeme birlikte iki ayrı ihlal olarak değerlendirilebilmektedir. Bu nedenle "tek bir gün kaçırdım" düşüncesi yanıltıcı olabilir; aynı dönemde birden fazla yükümlülüğün ihlali, ihlal sayısını hızla artırabilir. S: Tahliyeden sonra denetimli serbestliğe ne zaman başvurmalıyım? C: Cezaevinden tahliye olan kişi, tahliyeyi takip eden 5 takvim günü içinde ilgili denetimli serbestlik müdürlüğüne başvurmak zorundadır. Bu süre takvim günüdür; hafta sonları da dahildir. Son günün resmi tatile denk gelmesi halinde süre, tatilin ertesi günü mesai bitiminde sona erer. Bu süreyi kaçırmak, "3 ihlal" toleransı işlemeksizin doğrudan açık cezaevine iade sonucunu doğurabilir. S: Denetimli serbestlikte üç kez imza ihlali yapılırsa ne olur? C: Kanun sabit bir sayı belirlemez; belirleyici olan yükümlülüğe uymamakta ısrar edilmesidir. Tekrarlanan ve mazeretsiz ihlaller, denetimli serbestliğin sonlandırılması sonucunu doğurabilir. S: İmza saati geçerse ihlal sayılır mı? C: Aynı gün içinde imzanın atılmış olması hâlinde durum genellikle ihlal olarak değerlendirilmez. Ancak uygulama müdürlükten müdürlüğe değişebildiğinden gecikmenin gerekçesinin bildirilmesi yerinde olur. S: Seminer yükümlülüğü ihlal edilirse ne olur? C: Seminer ve tedavi yükümlülükleri de imza gibi denetimli serbestliğin parçasıdır. Bu yükümlülüklerin mazeretsiz biçimde tekrar tekrar yerine getirilmemesi, sürecin sonlandırılmasına yol açabilir. --- # 5 Yıl Ceza Alan Ne Kadar Yatar? İnfaz Hesabı URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/5-yil-ceza-alan-ne-kadar-yatar/ Güncelleme: 2026-10-13 Kısa cevap: 5 yıl ceza alan kişinin ne kadar süre ceza infaz kurumunda kalacağı; suçun türüne, suç tarihine, uygulanacak koşullu salıverilme oranına, denetimli serbestlik şartlarına, tekerrür durumuna ve tutukluluk mahsubuna göre değişir. Genel 1/2 oranının uygulandığı bir dosyada 5 yıllık cezanın koşullu salıverilme hesabı 30 aydır; bu süre doğrudan fiilen cezaevinde geçirilecek süre anlamına gelmez. 5 yıl ceza alan ne kadar yatar? Bunun tek bir cevabı yoktur. 5 yıllık hapis cezasında kişinin fiilen ceza infaz kurumunda geçireceği süre; suçun türüne, suç tarihine, uygulanacak koşullu salıverilme oranına, denetimli serbestlik şartlarına, tekerrür durumuna, tutuklulukta geçirilen sürenin mahsubuna ve varsa özel infaz hükümlerine göre değişir. Bu nedenle “5 yıl ceza alan herkes 2 yıl 4 ay yatar” veya “5 yıllık cezanın her durumda 2/3'ü infaz edilir” şeklindeki genel hesaplamalar doğru değildir. Öncelikle mahkûmiyetin hangi infaz rejimine tabi olduğunun belirlenmesi gerekir. Hukuki Uyarı / Saha Notu: İnfaz hesabında yalnızca ceza miktarına bakılmaz. Suçun işlendiği tarih, suçun türü, tekerrür durumu, tutuklulukta geçen süre, içtima ve denetimli serbestlik hükümleri birlikte değerlendirilmelidir. Kesin tarih hesabı hüküm ve infaz dosyası üzerinden yapılır. ## 5 Yıl Hapis Cezasında Koşullu Salıverilme Nasıl Hesaplanır? Genel infaz rejimine tabi süreli hapis cezasında koşullu salıverilme bakımından temel oran cezanın yarısıdır. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 107. maddesine göre koşullu salıverilmeden yararlanabilmek için hükümlünün infaz süresini iyi hâlli olarak geçirmesi gerekir. Diğer süreli hapis cezalarında genel oran yarı olarak düzenlenmiş, bazı suçlar için ise kanunda farklı oranlar öngörülmüştür. Genel 1/2 oranının uygulandığı bir dosyada 5 yıllık ceza için hesap şu şekildedir: Ceza Koşullu Salıverilme Oranı Koşullu Salıverilme Hesabı 5 yıl 1/2 30 ay 5 yıl toplam 60 ay olduğundan, 1/2 oranının uygulandığı bir dosyada koşullu salıverilme hesabı 30 ay üzerinden yapılır. Ancak 30 ay, kişinin mutlaka 30 ay boyunca cezaevinde kalacağı anlamına gelmez. Denetimli serbestlik, açık ceza infaz kurumuna ayrılma ve tutukluluk mahsubu gibi hususlar ayrıca değerlendirilir. ## 5 Yıl Cezanın 1/2'si Kaç Ay? 5 yıllık hapis cezasının 1/2'si 30 aydır ve bu süre 2 yıl 6 aya karşılık gelir. Hesaplama Sonuç 5 yıl 60 ay 60 ay × 1/2 30 ay 30 ay 2 yıl 6 ay Bu hesaplama yalnızca 1/2 oranının uygulandığı genel rejim bakımından yapılmıştır. Suçun kanunda özel olarak düzenlenen bir infaz rejimine tabi olması halinde sonuç değişebilir. ## 5 Yıl Cezanın 2/3'ü Kaç Ay? 5 yıllık hapis cezasının 2/3'ü 40 aydır; ancak 2/3 oranı her 5 yıllık hapis cezasında uygulanmaz. 5275 sayılı Kanun'un 107. maddesinde bazı suçlar için genel 1/2 oranından farklı koşullu salıverilme oranları öngörülmüştür. Bu nedenle 2/3 oranının uygulanıp uygulanmayacağı, mahkûmiyete konu suçun ve ilgili kanun hükmünün incelenmesiyle belirlenir. Ceza Oran Hesap 5 yıl 2/3 40 ay 40 aylık süre, yalnızca 2/3 oranının uygulanması halinde koşullu salıverilmeye esas hesabı gösterir. Fiilen ceza infaz kurumunda kalınacak süre bundan farklı olabilir. ## 5 Yıl Cezanın 3/4'ü Kaç Ay? 5 yıllık hapis cezasının 3/4'ü 45 aydır; 3/4 oranı ise kanunda daha ağır infaz rejimine tabi tutulan belirli suç ve durumlarda uygulanabilir. Ceza Oran Hesap 5 yıl 3/4 45 ay Bu nedenle “5 yıl ceza alan herkes 45 ay yatar” şeklinde bir sonuç çıkarılamaz. Öncelikle suçun hangi koşullu salıverilme rejimine tabi olduğu belirlenmelidir. ## Denetimli Serbestlik 5 Yıl Cezayı Nasıl Etkiler? Şartları oluştuğunda denetimli serbestlik, hükümlünün koşullu salıverilme tarihinden önce cezasının belirli bölümünü ceza infaz kurumu dışında denetim altında geçirmesine imkân sağlayabilir. 5275 sayılı Kanun'un 105/A maddesinde denetimli serbestlikten yararlanmanın şartları düzenlenmiştir. Genel düzenlemede iyi hâlli olup açık ceza infaz kurumunda bulunan veya açık ceza infaz kurumuna ayrılma şartlarını taşıyan ve koşullu salıverilmesine belirli bir süre kalan hükümlüler bakımından denetimli serbestlik imkânı öngörülmektedir. 4 Haziran 2025 tarihinde 105/A maddesine, hükümlünün bu infaz usulünden yararlanabilmesi için koşullu salıverilme tarihine kadar ceza infaz kurumunda geçirmesi gereken sürenin en az onda birini ve en az beş günü ceza infaz kurumunda geçirmesi şartı eklenmiştir. Aynı düzenlemeyle getirilen Geçici Madde 11 nedeniyle bu yeni şart, düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten önce işlenen suçlarda uygulanmamaktadır. Bu nedenle denetimli serbestlik hesabında suç tarihinin ayrıca kontrol edilmesi gerekir. ## 5 Yıl Ceza Alan Denetimli Serbestlikten Yararlanabilir mi? 5 yıl ceza alan bir kişinin denetimli serbestlikten yararlanıp yararlanamayacağı; suç türü, suç tarihi, iyi hâl, açık ceza infaz kurumuna ayrılma şartları ve ilgili infaz hükümlerine göre belirlenir. Bu nedenle 5 yıllık her hapis cezasında otomatik olarak aynı miktarda denetimli serbestlik uygulanacağı söylenemez. ## 5 Yıl Ceza Alan Ne Kadar Yatar? Örnek İnfaz Hesabı Genel 1/2 koşullu salıverilme oranının uygulandığı bir dosyada 5 yıllık cezanın koşullu salıverilme hesabı 30 aydır; denetimli serbestlik uygulanabiliyorsa fiilen ceza infaz kurumunda geçirilen süre daha kısa olabilir. Varsayımsal bir hesapta: - Toplam ceza: 60 ay - Koşullu salıverilme oranı: 1/2 - Koşullu salıverilme hesabı: 30 ay - Denetimli serbestlik: Dosyanın şartlarına göre ayrıca belirlenir Bu nedenle 30 aylık koşullu salıverilme hesabından otomatik olarak belirli bir süre çıkarılarak herkes için aynı “yatar” sonucu elde edilmez. ## Suç Türü 5 Yıl Ceza Hesabını Değiştirir mi? Evet. Aynı miktarda hapis cezası verilmiş olsa bile uygulanacak koşullu salıverilme oranı suçun niteliğine göre değişebilir. 5275 sayılı Kanun'un 107. maddesinde bazı suçlar için genel oran olan 1/2'den farklı koşullu salıverilme oranları bulunmaktadır. Bu nedenle 5 yıllık ceza bakımından önce şu soruların cevaplanması gerekir: - Mahkûmiyet hangi suçtan verildi? - Suç tarihi nedir? - Suç özel bir infaz rejimine tabi mi? - Tekerrür uygulanmış mı? - Tutuklulukta geçirilen süre var mı? - Birden fazla cezanın içtima edilip edilmediği nedir? - Denetimli serbestlik bakımından hangi hükümler uygulanıyor? ## Tekerrür Halinde 5 Yıl Ceza Ne Kadar Yatar? Tekerrür halinde 5 yıllık hapis cezasının infazı, tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmadığına ve hükümlünün tabi olduğu tekerrür rejimine göre değişebilir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 58. maddesi tekerrür hükümlerini düzenlemektedir. Tekerrür bakımından yalnızca kişinin daha önce sabıkasının bulunması yeterli değildir; önceki mahkûmiyetin niteliği, kesinleşme tarihi, yeni suçun tarihi ve hükümde tekerrür uygulanıp uygulanmadığı birlikte incelenmelidir. Bu nedenle tekerrür bulunan bir dosyada sabit bir “5 yıl cezanın şu kadarı yatar” hesabı yapmak doğru değildir. ## Tutukluluk Süresi 5 Yıllık Cezadan Düşer mi? Kanundaki şartların bulunması halinde gözaltı ve tutuklulukta geçirilen süreler verilen hapis cezasından mahsup edilebilir. Bu nedenle mahkûmiyet öncesinde tutuklu kalınan süre varsa, bu sürenin infaz hesabına nasıl yansıtıldığı ayrıca kontrol edilmelidir. ## 5 Yıl Ceza Alan Açık Cezaevine Ne Zaman Geçer? Açık ceza infaz kurumuna ayrılma tarihi yalnızca beş yıllık ceza miktarına göre belirlenmez; suçun türü, infaz rejimi, iyi hâl ve ilgili mevzuatta yer alan şartlar birlikte değerlendirilir. Bu nedenle “5 yıl veya daha az ceza alan herkes doğrudan açık cezaevine girer” şeklindeki genel ifade doğru değildir. Açık ceza infaz kurumuna ayrılma şartlarının somut dosya bakımından ayrıca incelenmesi gerekir. ## Suç Tarihi Neden Önemlidir? Suç tarihi, hangi infaz hükümlerinin uygulanacağının belirlenmesinde temel unsurlardan biridir. İnfaz hukukunda farklı tarihlerde yürürlüğe giren kanun değişiklikleri ve geçici maddeler bulunduğu için aynı miktardaki hapis cezası farklı suç tarihlerinde farklı sonuçlar doğurabilir. Özellikle 2020, 2023 ve 2025 yıllarında yapılan düzenlemelerin hangi suçlar bakımından uygulanacağı ayrıca değerlendirilmelidir. Örneğin 4 Haziran 2025 tarihinde 105/A maddesine eklenen ceza infaz kurumunda en az onda bir ve en az beş gün geçirilmesi şartı, Geçici Madde 11 nedeniyle bu tarihten önce işlenen suçlarda uygulanmamaktadır. ## 5 Yıl Ceza Hesabı İçin Hangi Bilgiler Gerekir? 5 yıllık hapis cezası için sağlıklı infaz hesabı yapılabilmesi adına ceza miktarı yanında suç türü, suç tarihi, tekerrür, tutukluluk süresi ve uygulanacak infaz rejiminin bilinmesi gerekir. - Mahkûmiyet hükmündeki suç ve kanun maddesi, - Suçun işlendiği tarih, - Kesinleşen ceza miktarı, - Tekerrür uygulanıp uygulanmadığı, - Tutukluluk ve gözaltında geçirilen süre, - Birden fazla cezanın içtima edilip edilmediği, - Denetimli serbestlik bakımından uygulanacak hükümler, - Açık ceza infaz kurumuna ayrılma şartları. Bu bilgiler olmadan yalnızca “5 yıl cezam var” bilgisi üzerinden kesin tahliye veya yatar tarihi vermek mümkün değildir. ## 5 Yıl Ceza Alanın Şartlı Tahliye Tarihi Nasıl Belirlenir? Koşullu salıverilme tarihi, hükümlünün tabi olduğu infaz oranı ve diğer yasal şartlar dikkate alınarak belirlenir. Genel 1/2 oranının uygulandığı bir 5 yıllık cezada koşullu salıverilmeye esas süre 30 ay olarak hesaplanırken, kanunda özel olarak düzenlenen daha ağır infaz rejimlerinde süre daha uzun olabilir. Koşullu salıverilme hesabı yapılırken iyi hâl ve diğer yasal şartların da bulunması gerekir. ## 5 Yıl Ceza Alan Cezanın Tamamını Cezaevinde Geçirir mi? Hayır. 5 yıllık hapis cezasının tamamının kesintisiz şekilde ceza infaz kurumunda geçirilmesi her dosyada zorunlu değildir. Koşullu salıverilme, denetimli serbestlik, açık ceza infaz kurumuna ayrılma ve kanunda öngörülen mahsuplar, fiilen kurumda geçirilecek süreyi etkileyebilir. Bununla birlikte özel infaz rejimleri, tekerrür veya denetimli serbestlik şartlarının oluşmaması gibi durumlar kurumda geçirilecek süreyi değiştirebilir. ## Örnek Senaryo Genel 1/2 koşullu salıverilme oranının uygulandığı, tekerrür bulunmayan ve diğer şartları taşıyan varsayımsal bir 5 yıllık cezada koşullu salıverilme hesabı 30 ay üzerinden yapılır. Kişinin daha önce tutuklu kaldığı süre varsa bu süre ayrıca mahsup edilir. Denetimli serbestlik bakımından şartlar oluşmuşsa cezanın belirli bölümünün ceza infaz kurumu dışında geçirilmesi mümkün olabilir. Ancak aynı 5 yıllık ceza özel bir infaz rejimine tabi ise veya tekerrür hükümleri uygulanıyorsa hesap değişebilir. Bu nedenle örnek hesaplama kişisel infaz hesabının yerine geçmez. ## Adli Sicil Kaydı İnfazdan Sonra Ne Olur? Hapis cezasının infaz edilmesi, adli sicil ve arşiv kaydına ilişkin bütün sonuçların aynı anda ortadan kalktığı anlamına gelmez. Adli sicil ve arşiv kaydının hangi şartlarda silineceği ilgili mevzuata göre ayrıca değerlendirilir. Bu konuda ayrıntılı bilgi için Adli Sicil Kaydı Nasıl Silinir? başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz. ## Yakınınız Tutuklu veya Hükümlü ise Yakınınızın tutuklu veya hükümlü olması halinde infaz hesabının hüküm, suç tarihi, suç türü ve infaz dosyasındaki belgeler üzerinden yapılması gerekir. Yakınınızın tutuklanmasıyla ilgili süreç hakkında bilgi almak için Yakınım Tutuklandı Ne Yapmam Gerekiyor? başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz. ## Ceza Avukatı İnfaz Hesabında Ne Yapar? Ceza avukatı, hüküm ve infaz belgelerini inceleyerek koşullu salıverilme, denetimli serbestlik, tutukluluk mahsubu ve varsa tekerrür hükümlerinin dosyada nasıl uygulanacağını değerlendirir. Özellikle birden fazla mahkûmiyet, içtima, tekerrür, özel infaz rejimi veya farklı tarihlerde işlenen suçlar bulunuyorsa basit internet hesaplamaları yanıltıcı olabilir. İnfaz dosyanızın hukuki açıdan değerlendirilmesi için İstanbul Ceza Avukatı sayfamızı inceleyebilirsiniz. ## 3+2 Yıl Gibi Birden Fazla Cezası (İçtima) Olanların İnfaz Hesabı Nasıl Yapılır? 5 yıllık toplam hapis cezası tek bir mahkûmiyetten kaynaklanabileceği gibi, farklı dosyalardan veya aynı dosyada birden fazla suçtan verilen cezaların birleştirilmesi (içtima edilmesi) sonucu da oluşabilir. Cezaların içtima ettirilmiş olması infaz hesabını doğrudan etkiler. - Farklı Koşullu Salıverilme Oranlarının Varlığı: Örneğin, 3 yıllık cezanın genel infaz rejimi olan 1/2 oranına, 2 yıllık cezanın ise özel infaz rejimine (örneğin 2/3 oranına) tabi olması halinde tek bir oran üzerinden hesaplama yapılamaz. Her ceza kendi infaz oranına göre ayrı ayrı hesaplanır ve koşullu salıverilme süreleri toplanır. - Denetimli Serbestlik ve Açık Cezaevi Süreleri: Cezaların birleştirilmesi durumunda denetimli serbestlik süresi tek bir ceza gibi düşülmez; infazı gereken toplam süre (müddetname) dikkate alınarak denetimli serbestlikten yararlanma koşulları yeniden oluşturulur. - Açık Cezaevine Geçiş Şartları: Birden fazla cezası olan hükümlülerde, kapalı kurumda geçirilmesi gereken minimum süreler her suçun niteliğine ve toplam ceza miktarına göre ayrı değerlendirilir. Bu nedenle, toplamda 5 yıl cezası olup bu cezası birden fazla suçun içtiması ile oluşan kişilerin infaz hesabı tek bir 5 yıllık ceza gibi değil, suçların türü ve infaz rejimleri ayrı ayrı analiz edilerek yapılmalıdır. ## Avukata Danışın 5 yıl ceza alan kişinin ne kadar süre ceza infaz kurumunda kalacağı; yalnızca ceza miktarına bakılarak belirlenemez. Suç türü, suç tarihi, infaz oranı, tekerrür, tutukluluk mahsubu ve denetimli serbestlik şartları birlikte değerlendirilmelidir. Somut infaz hesabınızın hüküm ve infaz dosyası üzerinden incelenmesi için Koza Avukatlık ile iletişime geçebilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: 5 yıl hapis cezası alanın ne kadar yatması gerekir? C: 5 yıllık cezada fiilen ceza infaz kurumunda geçirilecek süre suçun türüne, suç tarihine ve uygulanacak infaz rejimine göre değişir. Genel 1/2 oranının uygulandığı bir dosyada koşullu salıverilme hesabı 30 aydır; denetimli serbestlik ve diğer hükümler ayrıca değerlendirilir. S: 5 yıl cezanın 1/2'si kaç ay? C: 5 yıl 60 aydır. 60 ayın 1/2'si 30 ay, yani 2 yıl 6 aydır. S: 5 yıl cezanın 2/3'ü kaç ay? C: 5 yıl 60 aydır. 60 ayın 2/3'ü 40 aydır. 2/3 oranının uygulanıp uygulanmayacağı suçun niteliğine göre belirlenir. S: 5 yıl cezanın 3/4'ü kaç ay? C: 5 yıl 60 aydır. 60 ayın 3/4'ü 45 aydır. Bu oran yalnızca kanunda özel olarak öngörülen infaz rejimlerine tabi dosyalarda uygulanır. S: 5 yıl ceza alan denetimli serbestlikten yararlanabilir mi? C: Şartları taşıyan hükümlüler denetimli serbestlikten yararlanabilir. Ancak suç türü, suç tarihi, iyi hâl, açık ceza infaz kurumuna ayrılma şartları ve geçici düzenlemeler sonucu değiştirebilir. S: Tekerrür halinde 5 yıl ceza ne kadar yatar? C: Tekerrür halinde uygulanacak infaz rejimi değişebilir. Önceki mahkûmiyet, yeni suç, hükümde tekerrür uygulaması ve ilgili infaz hükümleri birlikte incelenmelidir. S: Tutukluluk süresi 5 yıllık cezadan düşer mi? C: Kanundaki şartların bulunması halinde gözaltı ve tutuklulukta geçirilen süreler verilen hapis cezasından mahsup edilebilir. Bu nedenle tutukluluk süresi infaz hesabında ayrıca dikkate alınmalıdır. S: Uyuşturucu suçundan 5 yıl ceza alan ne kadar yatar? C: Bu sorunun cevabı suçun hangi uyuşturucu suçuna ilişkin olduğuna ve uygulanacak infaz rejimine göre değişir. Kullanma ve ticaret suçları aynı şekilde değerlendirilmemelidir. S: 5 yıl ceza alan şartlı tahliyeden ne zaman yararlanır? C: Koşullu salıverilme tarihi, uygulanacak infaz oranına ve diğer yasal şartlara göre belirlenir. Genel 1/2 oranının uygulandığı bir dosyada 5 yıllık ceza için koşullu salıverilmeye esas süre 30 aydır. --- # Hakkımda Açılmış Dava Var Mı? Nereden Öğrenebilirim? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/hakkimda-acilmis-bir-dava-var-mi-nereden-ogrenebilirim/ Güncelleme: 2026-10-18 Kısa cevap: Hakkınızda açılmış dava olup olmadığını öğrenmenin en hızlı yolu e-Devlet üzerinden UYAP Vatandaş Portalı'na girmektir. Buradan ceza, hukuk ve icra dosyalarınızı görebilirsiniz. Soruşturma aşamasındaki dosyalar, gizlilik kararı bulunduğunda listede görünmeyebilir; bu durumda ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan bilgi alınması gerekir. Hakkımda açılmış dava var mı? Adınıza açılmış dava, icra takibi veya tarafı olduğunuz yargı dosyalarını öğrenmenin en pratik yolu UYAP Vatandaş Portalı üzerinden sorgulama yapmaktır. UYAP Vatandaş Portalı'na e-Devlet üzerinden giriş yaparak Türkiye genelinde tarafı olduğunuz adli ve idari yargı dosyaları ile icra takipleri hakkında bilgi edinebilirsiniz. Aşağıda e-Devlet'ten dosya sorgulamanın adımlarını, soruşturma dosyalarının neden her zaman görünmediğini ve "dosyanız var" diye gelen SMS'lerin nasıl kontrol edileceğini bulabilirsiniz. Hukuki Uyarı / Saha Notu: UYAP'ta bir dosyanın görünmemesi, hakkınızda hiçbir hukuki işlem bulunmadığı anlamına her durumda gelmez. Özellikle soruşturma aşamasındaki dosyalarda erişim yetkisi, dosyanın niteliği ve soruşturmanın gizliliğine ilişkin kurallar ayrıca değerlendirilmelidir. [caption id="attachment_3165" align="aligncenter" width="760"] Hakkımda açılmış bir dava var mı, nereden öğrenebilirim?[/caption] ## Hakkımda Açılmış Dava Var mı? Nasıl Öğrenebilirim? Hakkınızda açılmış dava olup olmadığını öğrenmenin en pratik yolu UYAP Vatandaş Portalı'na e-Devlet üzerinden giriş yaparak tarafı olduğunuz dosyaları sorgulamaktır. Adalet Bakanlığı'nın UYAP Vatandaş Portalı açıklamasına göre vatandaşlar Türkiye genelindeki adli ve idari yargı birimleri ile icra dairelerinde tarafı oldukları dosyaları elektronik ortamda takip edebilmektedir. Resmî UYAP Vatandaş Portalı'na buradan ulaşabilirsiniz. ## 1. e-Devlet'e Giriş Yapın e-Devlet Kapısı üzerinden kimlik doğrulaması yaparak hesabınıza giriş yapın. e-Devlet şifreniz bulunmuyorsa kimlik doğrulama seçeneklerinden sistemin sunduğu diğer giriş yöntemlerini kullanabilirsiniz. ## 2. UYAP Vatandaş Portalı'nı Açın e-Devlet ana sayfasındaki arama bölümüne UYAP Vatandaş Portalı yazarak ilgili hizmete geçebilirsiniz. Doğrudan UYAP Vatandaş Portalı üzerinden de giriş yapabilirsiniz. ## 3. Dosya Sorgulama Bölümünü Açın Dosya Sorgulama bölümünden tarafı olduğunuz dosyaları kontrol edebilirsiniz. UYAP'ın resmî açıklamasına göre e-Devlet şifresiyle giriş yapan vatandaşlar dava dosyalarının belirli safahat ve kapak bilgilerine ulaşabilmektedir. Dosyaya ilişkin mahkeme, dosya konusu, taraflar, aşama ve duruşma bilgileri gibi bilgiler sistemde görüntülenebilir. ## Hakkımda Açılmış Hangi Dosyaları UYAP'tan Görebilirim? UYAP Vatandaş Portalı üzerinden tarafı olduğunuz adli ve idari yargı dosyaları ile icra takiplerini takip edebilirsiniz. Dosya Türü UYAP Üzerinden Takip Hukuk davaları Evet, tarafı olduğunuz dosyalar kapsamında Ceza dosyaları Sistemde tarafı olduğunuz dosyalar kapsamında İcra takipleri Evet İdari yargı dosyaları Evet, tarafı olduğunuz dosyalar kapsamında UYAP, vatandaşların Türkiye genelindeki tarafı oldukları adli ve idari yargı dosyaları ile icra dosyalarını elektronik ortamda takip edebilmelerini sağlayan Adalet Bakanlığı hizmetidir. ## Hakkımda Açılmış İcra Dosyası Var mı? Hakkınızda icra takibi bulunup bulunmadığını UYAP Vatandaş Portalı üzerinden tarafı olduğunuz icra dosyalarını sorgulayarak öğrenebilirsiniz. İcra dosyanız bulunuyorsa dosyanın icra dairesi, dosya numarası, tarafları ve dosyanın safahatı gibi temel bilgileri görüntüleyebilirsiniz. Yeni bir ödeme emri geldiyse itiraz süresi kısadır; genel haciz yolunda tebliğden itibaren yedi gün (İİK m.62). Ne yapılacağını hakkımda icra takibi başlatıldı yazısında adım adım bulabilirsiniz. İcra dosyasındaki borcu ödediğiniz halde hacizlerin devam ettiğini düşünüyorsanız İcra Dosyası Borcunu Ödedim, Haciz Nasıl Kaldırılır? başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz. ## Hakkımda Ceza Dosyası Var mı? (Ceza Davası Sorgulama) Hakkınızda açılmış ve sistemde tarafı olduğunuz bir ceza dosyası bulunuyorsa UYAP Vatandaş Portalı üzerinden dosyanın temel bilgilerini ve safahatını takip edebilirsiniz. Ceza soruşturması ile ceza davası aynı hukuki aşama değildir. Soruşturma, Cumhuriyet savcılığı tarafından yürütülen ve kamu davası açılıp açılmayacağının değerlendirildiği aşamadır. İddianamenin kabul edilmesiyle birlikte kovuşturma yani ceza davası aşaması başlar. Hakkınızda bir ceza dosyası bulunduğunu öğrendiğinizde dosyanın hangi aşamada olduğu ve size yöneltilen isnadın ne olduğu ayrıca değerlendirilmelidir. Ceza soruşturması veya ceza davası konusunda hukuki destek almak için İstanbul Ceza Avukatı sayfamızı inceleyebilirsiniz. Soruşturma Kadıköy'de işlendiği iddia edilen bir suçla ilgiliyse Kadıköy ceza avukatı sayfamız ifade ve gözaltı sürecini ilçe özelinde anlatıyor. Suçun niteliğine göre süreç değişir; tehdit suçundan soruşturma ve hakaret suçundan soruşturma yazılarımızda bu ayrımı ayrıca ele aldık. ## Ceza Dosyası Sorgulama Nasıl Yapılır? Ceza dosyası sorgulaması e-Devlet üzerinden UYAP Vatandaş Portalı'na giriş yapılarak yapılır; tarafı olduğunuz ceza dosyaları bu listede görünür. Uygulamada ceza dosyası sorgulaması iki şekilde yapılır: - Tarafı olduğunuz dosyalar üzerinden: UYAP Vatandaş Portalı'nda tarafı olduğunuz dosyalar listelenir; dosya numarası, mahkeme adı, açılış tarihi ve son işlem bilgisi görünür. - Dosya numarasıyla sorgulama: Dosya numarasını biliyorsanız dosyanın görüldüğü mahkeme kaleminden veya UYAP üzerinden safahatı takip edebilirsiniz. UYAP Vatandaş Portalı'nda dosya içeriği (iddianame, delil, beyan) sınırlı görüntülenir; dosyanın tamamını incelemek için dosyada avukat bulunması gerekir. Ceza dosyası sorgulamasında görünen bilgiler çoğu zaman dosyanın gidişatını anlamaya yetmez. İsnadın niteliği, süreler ve bir sonraki duruşmaya ilişkin değerlendirme için dosyanın bir avukat tarafından incelenmesi gerekir. Ceza dosyası dışında hakkınızda bir icra takibi de bulunabilir; bu durumda izlenecek adımlar farklıdır: hakkımda icra takibi başlatıldı ne yapmalıyım rehberimizde itiraz süresi ve mal beyanı yükümlülüğünü açıkladık. Dosyanız arşive kaldırılmış olabilir; HAGB kararının açıklanması hâlinde dosya yeniden açılır. Uyuşturucu suçundan yürüyen bir dosyada sürecin tamamlanması ve dosyanın kapanma koşullarını denetimli serbestlik ve dosya kapanması yazımızda ele aldık. ## Soruşturma Dosyası Sorgulama: Hakkımda Soruşturma Var mı? Hakkınızda şüpheli olarak kayıtlı bir savcılık soruşturması varsa, dosya kural olarak UYAP Vatandaş Portalı'nın Dosya Sorgulama bölümünde Cumhuriyet Başsavcılığı dosyası olarak listelenir. Dosyaya kısıtlama kararı verilmişse listede görünmez; bu durumu aşağıdaki bölümde anlattık. UYAP'ta bir şey göremiyor ama hakkınızda işlem yapıldığını düşünüyorsanız, kimliğinizle ilgili adliyenin Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma bürosuna başvurarak şüpheli sıfatıyla kayıtlı bir soruşturma dosyanız olup olmadığını sorabilirsiniz. Bu sorguyu vekaletname verdiğiniz bir avukat da yapabilir. Polis ya da savcılık sizi ifadeye çağırdıysa, ifade vermeden önce bir avukatla görüşme hakkınız var (CMK m.147, 149). İfadeden önce dosyanızı birlikte değerlendirmek için 0535 924 18 52 numarasından bizi arayabilirsiniz. ## E-Devlet veya UYAP'ta Görünmeyen Dava ve Soruşturmalar Hangileridir? (Gizlilik ve Kısıtlama Kararı) UYAP veya e-Devlet üzerinde hiçbir dosyanızın görünmemesi, hakkınızda yürütülen bir adli sürecin veya soruşturmanın olmadığı anlamına her zaman gelmez. Bazı dosyalar hukuki nitelikleri gereği sistemde vatandaş erişimine kapatılır: - Gizlilik / Kısıtlama Kararı (CMK md. 153): Soruşturmanın amacını tehlikeye düşürmemek adına Cumhuriyet Savcısı talebiyle sulh ceza hâkimliği tarafından kısıtlama (gizlilik) kararı verilen soruşturma dosyaları UYAP Vatandaş Portalı'nda ve e-Devlet'te görünmez. - Katalog Suçlar ve Özel Soruşturmalar: Terör, örgüt faaliyeti, uyuşturucu ticareti veya kasten öldürme gibi ağır suç iddialarıyla yürütülen soruşturmalar genellikle kısıtlama kararıyla yürütüldüğünden sistemde çıkmaz. - Henüz İddianamesi Kabul Edilmeyen Dosyalar: Savcılık soruşturmayı tamamlayıp iddianameyi hazırlasa bile, mahkeme bu iddianameyi kabul edip tensip zaptı düzenleyene kadar dosya bir dava olarak sistemde sorgulanamayabilir. - Yayımlanmayan İdari İtirazlar ve Değişik İş Dosyaları: Bazı mahkeme kararlarına karşı yapılan itirazlar veya "Değişik İş" (D.İş) esasıyla açılan geçici hukuki koruma dosyaları genel sorgulama listesinde hemen yer almayabilir. ## "Dosyanız Var" Diye SMS Aldıysanız Son dönemde "ceza dosyanızın son işlem günüdür, mağdur olmamak için arayınız" gibi mesajlarla insanlar korkutulup para isteniyor. Bu mesajların çoğu gerçek bir hukuk bürosunun adı kullanılarak gönderiliyor. Böyle bir mesaj aldığınızda mesajdaki numarayı aramayın ve linke tıklamayın. Önce yukarıdaki adımlarla UYAP'tan dosyalarınıza bakın. Gerçek bir icra ya da ceza dosyası varsa orada görünür; görünmeyen bir dosya için kimseye ödeme yapmayın. Ceza dosyaları, SMS ile bildirilen bir hesaba para yatırılarak kapatılmaz. Mesajın gerçek olup olmadığından emin olamıyorsanız ekran görüntüsünü WhatsApp'tan bize gönderin; dosyanızı birlikte kontrol edelim. Dolandırıcılık girişimini 112'ye ya da Cumhuriyet Başsavcılığına da bildirebilirsiniz. ## Adliyeye Giderek Dosya Sorgulaması Yapabilir miyim? UYAP üzerinden görüntülenemeyen veya ayrıca incelenmesi gereken bir dosya hakkında ilgili adli birimlerden bilgi alınması ve dosyaya erişim imkanları değerlendirilebilir. Adliyeye başvuru gerektiğinde kimliğinizle ilgili adli birime müracaat edebilirsiniz. Ancak dosyanın içeriğine erişim, dosyadaki sıfatınıza ve ilgili mevzuata göre değişebilir. Avukatlar ise vekalet ilişkisi bulunan dosyaları, yetkileri ve sistemin izin verdiği ölçüde UYAP Avukat Portal üzerinden takip edebilir. Avukatların dava dosyalarını elektronik ortamda inceleyebilmesi ve yeni dava dosyası açabilmesi UYAP'ın resmî açıklamalarında da yer almaktadır. ## Başka İldeki Adliyede Bulunan Dosyamı Görebilir miyim? Tarafı olduğunuz farklı illerdeki adli ve idari yargı dosyaları ile icra takiplerini UYAP üzerinden takip edebilirsiniz. Bu nedenle farklı bir ilde açılan bir davayı öğrenmek için mutlaka o ilin adliyesine gitmeniz gerektiği söylenemez. UYAP Vatandaş Portalı, tarafı olduğunuz dosyaların elektronik ortamda takip edilmesini sağlar. Ancak bir dosyanın içeriğine erişim ve görüntülenebilecek bilgiler, kullandığınız giriş yöntemi ile dosyadaki sıfatınıza ve ilgili erişim kurallarına göre farklılık gösterebilir. ## Hakkımda Dava Olması Adli Sicil Kaydıma İşlenir mi? Hakkınızda bir ceza davası bulunması tek başına adli sicil kaydınızın oluştuğu anlamına gelmez. Devam eden bir ceza davası ile kesinleşmiş mahkumiyet kararı birbirinden farklı hukuki durumlardır. Adli sicil kaydı bakımından kesinleşmiş mahkumiyet ve ilgili mevzuattaki şartlar dikkate alınır. Adli sicil kaydının silinmesi hakkında Adli Sicil Kaydı Nasıl Silinir? başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz. ## Adli Kontrol Kararı Varsa Ne Yapmalıyım? Hakkınızda adli kontrol kararı verilmişse öncelikle karar kapsamında hangi yükümlülüklere tabi olduğunuzu ve bu yükümlülüklerin ne zamana kadar devam ettiğini kontrol etmelisiniz. Adli kontrol tedbirinin kaldırılması veya değiştirilmesi koşulları dosyanın özelliklerine göre ayrıca değerlendirilmelidir. Daha ayrıntılı bilgi için Adli Kontrol Kararı Nasıl Kaldırılır? başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz. ## Örnek Olay Bir kişi kendisi hakkında dava açıldığını düşünüyorsa öncelikle UYAP Vatandaş Portalı üzerinden tarafı olduğu dosyaları kontrol edebilir. Örneğin bir kişi hakkında alacak davası açıldığından şüpheleniyorsa UYAP üzerinden hukuk dosyalarını kontrol edebilir. Dosya sistemde mevcutsa mahkeme, dosya numarası, taraflar ve dosyanın safahatına ilişkin temel bilgiler görüntülenebilir. Bir kişi hakkında savcılık soruşturması bulunduğundan şüpheleniyorsa ise yalnızca UYAP ekranında dosya bulunmamasına dayanarak kesin bir sonuca varılmamalıdır. Soruşturmanın niteliği ve dosyaya erişim imkanları ayrıca değerlendirilmelidir. ## Resmî Kaynaklar UYAP Vatandaş Portalı'nın kullanım şekli ve vatandaşların erişebildiği hizmetler hakkında güncel bilgi için UYAP Vatandaş Portalı sayfasını inceleyebilirsiniz. e-Devlet hizmetlerine ulaşmak için e-Devlet Kapısı'nı kullanabilirsiniz. ## Hukuki Destek Alın Dosyanızı UYAP'ta gördünüz ama ne anlama geldiğini bilmiyorsanız, ifadeye çağrıldıysanız ya da bir ödeme emri aldıysanız süreler işlemeye başlamış olabilir. 0535 924 18 52 numarasından bizi arayın; elinizde dosya numarası varsa durumu telefonda daha hızlı değerlendirebiliriz. Ceza soruşturmaları ve davalarında nasıl çalıştığımızı İstanbul ceza avukatı sayfamızda bulabilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Hakkımda açılmış dava var mı nereden öğrenebilirim? C: E-Devlet'e giriş yaparak arama çubuğuna "UYAP Vatandaş" yazdıktan sonra UYAP Vatandaş Portalı üzerinden Dosya Sorgulama sekmesinden hukuk, ceza ve icra dosyalarınızı sorgulayabilirsiniz. Savcılık soruşturmaları bu sistemde görünmez; bunlar için ilgili adliyeye gitmeniz gerekir. S: Adıma açılan dava var mı, e-Devlet'ten ücretsiz öğrenebilir miyim? C: Evet. UYAP Vatandaş Portal üzerinden yapılan dosya sorgulaması tamamen ücretsizdir. Yalnızca geçerli bir e-Devlet şifresine ihtiyacınız vardır. S: Hakkımda soruşturma olup olmadığını nasıl öğrenebilirim? C: Savcılık soruşturmaları gizlilik ilkesi kapsamında yürütüldüğünden e-Devlet'te görünmez. Soruşturmanın açıldığı ildeki adliyenin Cumhuriyet Savcılığı kalemine bizzat başvurarak ya da vekaletname verdiğiniz bir avukat aracılığıyla öğrenebilirsiniz. S: Davam var mı, avukat olmadan sorgulayabilir miyim? C: Hukuk, ceza ve icra dosyaları için e-Devlet üzerinden kendiniz sorgulama yapabilirsiniz. Savcılık dosyalarında ise adliyeye bizzat gitmeniz gerekmektedir. Ancak dosya içeriğini incelemek, belge almak veya hukuki bir strateji geliştirmek için bir avukattan destek almanız önerilir. S: Hakkımdaki davaları başka bir ilde de sorgulayabilir miyim? C: E-Devlet üzerinden UYAP sorgusunda Türkiye genelindeki dosyalara ulaşabilirsiniz. Adliyeye gidilerek yapılan sorgularda ise yalnızca o ildeki dosyalara erişilebilir. Hakkınızda açılan ceza, hukuk, savcılık ya da icra dosyalarının sorgulanması, dosyaların incelenmesi ve hukuki destek için Kartal Avukatlık Bürosu olarak hizmet veren Koza Avukatlık ekibimizle iletişime geçebilirsiniz. Bu içerik yalnızca bilgilendirme amaçlı olup bireysel hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Durumunuza özel değerlendirme için Koza Avukatlık ve Danışmanlık ile doğrudan iletişime geçebilirsiniz. S: Savcılık soruşturma dosyası nasıl sorgulanır? C: Sorgulama e-Devlet üzerinden UYAP Vatandaş Portalı'ndan yapılır. Elinizde soruşturma numarası varsa doğrudan numarayla arama yapabilirsiniz; taraf olduğunuz dosyalar görüntülenir. S: Soruşturma dosyası e-Devlet'te görünür mü? C: Gizlilik kararı verilmemiş dosyalar görünür. Soruşturmanın gizliliğine karar verilmişse dosya listede çıkmaz; bu durumda bilgi almak için ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurmak gerekir. --- # Eşim Benden Habersiz Evimizi Satabilir Mi? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/esim-benden-habersiz-evimizi-satabilir-mi/ Güncelleme: 2026-04-13 Kısa cevap: Eşlerden biri, diğerinin açık rızası olmadan aile konutunu satamaz. Türk Medeni Kanunu'nun 194. maddesi aile konutunu özel bir güvence altına alır. Ancak koruma kendiliğinden işlemez: tapuya aile konutu şerhi konulmamışsa, iyiniyetli üçüncü kişiye yapılan devir geçerli sayılabilir. Şerh, tapu müdürlüğüne başvurularak konulur. Eşim benden habersiz evi satabilir mi, eşim evi satmaması için ne yapmalıyım ya da kocam benden habersiz evi satabilir mi diye soruyorsanız öncelikle şunu bilmeniz gerekir: Türk Medeni Kanunu, aile konutunu eşlerden birinin tek başına tasarruf edemeyeceği özel bir güvence altına almıştır. Bu yazıda eşlerin birbirinden habersiz ev veya mal satıp satamayacağını, eşim benden habersiz evi satmış ise ne yapabileceğinizi ve en önemli koruma aracı olan aile konutu şerhini tüm boyutlarıyla açıklıyoruz. ## Eşim Benden Habersiz Evi Satabilir Mi? Kural olarak hayır, satamaz. Türk Medeni Kanunu'nun 194. maddesi gereğince eşlerden biri, diğerinin açık rızası olmadan aile konutunu devredemez, üzerindeki hakları kısıtlayamaz ve kira sözleşmesini feshedemez. Bu kural, tapu kimin üzerine kayıtlı olursa olsun geçerlidir. Yani ev yalnızca eşinizin üzerine kayıtlı olsa bile, aile konutu niteliği taşıdığı sürece eşiniz sizin rızanız olmadan o evi satamaz. Ancak bu güvencenin fiilen işleyebilmesi için tapuya aile konutu şerhi konulması büyük önem taşımaktadır. Şerh konulmamış bir taşınmazda tapu müdürlüğü satışı tek başına engelleyemez; dolayısıyla eşiniz şerh olmaksızın evi satmış ise durum farklı bir hukuki boyut kazanır. ## Eşler Birbirinden Habersiz Mal Satabilir Mi? Bu sorunun yanıtı, söz konusu malın türüne ve eşlerin mal rejimine göre değişir. Türkiye'de yasal mal rejimi edinilmiş mallara katılmadır. Bu rejim altında: - Eşler kişisel mallarını (evlilik öncesi veya miras yoluyla edinilen) diğerinin rızası olmadan satabilir. - Edinilmiş mallar —yani evlilik içinde emek karşılığı elde edilen varlıklar— üzerinde ise diğer eşin tasfiye hakkı doğar; ancak bu satışı doğrudan engellemez. - Aile konutu söz konusu olduğunda kural kesindir: Hangi mal rejimi benimsenmiş olursa olsun, aile konutu diğer eşin rızası olmadan devredilemez. Kısacası eşler birbirinden habersiz her malı satamaz; özellikle aile konutu bu kuralın en güçlü biçimde korunduğu varlıktır. Hisseli mülklerde satış sürecinin nasıl işlediğini anlamak için Hisseli Tapuda Satış Nasıl Yapılır? yazımızı inceleyebilirsiniz. ## Eşim Benden Habersiz Evi Satmış — Ne Yapabilirim? Eşiniz tapuda aile konutu şerhi bulunmaksızın evi satmış ise öncelikle yapılması gereken, bu satışın hukuki sonuçlarını değerlendirmektir. Yargıtay içtihatları çerçevesinde şu yollar açıktır: 1. Satışın İptali Davası Aile konutunu diğer eşin rızası alınmadan devreden eş aleyhine aile hukuku kapsamında iptal davası açılabilir. Mahkeme, tapu siciline güvenerek hareket eden iyi niyetli üçüncü kişinin durumunu ve eşin kötü niyetini değerlendirerek karar verir. 2. Tazminat Davası Satışın iptali mümkün değilse, yetkisiz tasarrufta bulunan eş aleyhine maddi tazminat davası açılabilir. Konutun değeri ve uğranılan zararın ispat edilmesi gerekir. 3. Boşanma Davası ile Birleştirme Habersiz satış, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına yol açtığı gerekçesiyle çekişmeli boşanma davasında kusur delili olarak da kullanılabilir. Bu konuda Kartal Çekişmeli Boşanma Avukatı sayfamızdan daha fazla bilgi alabilirsiniz. ## Eşim Evi Satmaması İçin Ne Yapmalıyım? Eşinizin evi sizden habersiz satmasını engellemek için alınabilecek en etkili tedbir, tapuya aile konutu şerhi koydurulmasıdır. Şerh konulduktan sonra tapu müdürlüğü, diğer eşin yazılı rızası olmadan hiçbir devir işlemini gerçekleştiremez. Bunun yanı sıra dava sürecindeyseniz, ihtiyati tedbir kararı ile taşınmazın satışı geçici olarak durdurulabilir. Mahkemeden talep edilecek tedbir kararı, dava sonuçlanana kadar tapuya işlenerek olası bir devrin önüne geçer. ## Aile Konutu Şerhi Nedir? Aile konutu şerhi, evlilik birliği süresince eşlerin birlikte yaşadığı konutu korumak amacıyla tapuya işlenen ve eşlerden birinin diğerinin rızası olmadan o konut üzerinde tasarruf etmesini önleyen hukuki bir kayıttır. Şerh; - Satışı engeller, - Kiralama sözleşmesinin feshini engeller, - Üçüncü kişi lehine ipotek kurulmasını engeller, - Konut üzerindeki kullanım haklarının kısıtlanmasını önler. Şerhin en kritik özelliği, tapu kimin adına kayıtlı olursa olsun uygulanmasıdır. Ev yalnızca eşinizin üzerine kayıtlı olsa dahi şerh, onun tek başına tasarruf etmesini hukuken engeller. ## Aile Konutu Şerhi Nasıl Konulur? Aile konutu şerhi iki yolla konulabilir: Tapu Müdürlüğüne Başvuru Yolu Taşınmazın maliki olmayan eş, aşağıdaki belgelerle doğrudan tapu müdürlüğüne başvurarak şerh talebinde bulunabilir: - Nüfus cüzdanı - Evlilik cüzdanı veya evlenme belgesi - Taşınmazın tapu bilgileri - Yerleşim yeri belgesi (muhtarlık ya da e-Devlet üzerinden alınabilir) Mahkeme Yolu Eşler arasında taşınmazın aile konutu niteliğini taşıyıp taşımadığı konusunda çekişme varsa, mahkemeye başvurularak önce aile konutunun tespiti davası açılır. Mahkemenin vereceği karar doğrultusunda tapuya şerh işlenir. Bu davalarda görevli mahkeme Aile Mahkemeleri, yetkili mahkeme ise eşlerden herhangi birinin yerleşim yeri mahkemesidir. ## Aile Konutu Şerhi Şartları Nelerdir? Şerhin konulabilmesi için aşağıdaki üç koşulun aynı anda sağlanması gerekmektedir: - Söz konusu konut eşlerden birinin mülkiyetinde olmalıdır. - Konut, evlilik birliği içinde fiilen aile konutu olarak kullanılıyor olmalıdır. - Evlilik birliği hukuken sona ermemiş olmalıdır. Boşanma davası açılmış olması durumunda şerh talebi hâlâ mümkündür; ancak dava sürecinde ihtiyati tedbir yolu daha hızlı sonuç verir. ## Eş Muvafakat Vermezse Ne Olur? Aile konutu üzerinde yapılmak istenen işlem —örneğin satış ya da kiralama— için eşin rızası gerekli olduğu hâlde eş bu rızayı haklı bir neden olmaksızın vermiyorsa, rıza isteyen eş hakimin müdahalesini talep edebilir. Aile Mahkemesi, durumu değerlendirerek eşin rızasının yerini tutacak bir karar verebilir. Böylece gerçek bir hak ve menfaat varsa mülkiyet hakkının kullanımı engellenemez. ## Tapuda Aile Konutu Şerhi Yoksa ve Ev 3. Kişiye Satılmışsa Ne Olur? Tapu kütüğünde aile konutu şerhi bulunmadığı durumlarda, evi satın alan üçüncü kişinin veya konut üzerine ipotek koyan bankanın "iyi niyetli" olup olmadığı hayati önem taşır. Türk Medeni Kanunu uyarınca tapu siciline güvenerek hareket eden iyi niyetli üçüncü kişilerin kazanımları korunur. - İyi Niyetli 3. Kişi Durumu: Eğer evi satın alan kişi, oranın aile konutu olduğunu bilmiyorsa ve bilmesi de gerekmiyorsa satış kural olarak geçerli sayılır. Bu durumda tapu iptali zorlaşır ve hak kaybına uğrayan eş, evi satan eşine karşı yalnızca maddi tazminat davası açabilir. - Kötü Niyetin İspatlanması: Alıcının veya ipotek koyan alacaklının (örneğin bankanın), evin aile konutu olduğunu bildiği ya da bilebilecek durumda olduğu (akrabalık, komşuluk, aynı mahallede yaşama veya banka ekspertiz raporunda evde ailenin yaşadığının belgelenmesi gibi) ispatlanırsa, alıcı kötü niyetli kabul edilir. Bu durumda satış işlemi iptal edilerek tapu tekrar eski haline döndürülebilir. - Habersiz İpotek Ettirme: Eşlerden biri diğerinin rızası olmadan aile konutunu bankaya ipotek ettirmişse; bankanın gerekli araştırmayı yapmadığı durumlarda açılacak dava ile ipoteğin kaldırılması (fekki) sağlanabilir. ## Kiralık Konutta Aile Konutu Şerhi Mümkün Mü? Aile konutu şerhi yalnızca tapuya kayıtlı taşınmazlar için söz konusudur; kiralık konutlarda tapu şerhi uygulanamaz. Ancak aile konutu kira ile sağlanmışsa, sözleşmenin tarafı olmayan eş kiralayana yapacağı yazılı bildirimle kira sözleşmesinin tarafı hâline gelir. Bu durumda ev sahibi, sözleşmeyi yalnızca kiracı eşin talebiyle feshedemez; her iki eşin bilgisi ve onayı aranır. İlgili konularda ayrıntılı bilgi: kişisel mal sayılan değerler. Aile konutu, boşanma ve mal paylaşımı gibi konularda hukuki durumunuzu değerlendirmek için Kartal’da avukat desteği alabilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Eşim benden habersiz evi satmış, iptal ettirebilir miyim? C: Tapuya aile konutu şerhi konulmuşsa satış zaten gerçekleşemez. Şerh yokken satış gerçekleşmişse, üçüncü kişinin iyi niyetli olup olmadığına ve eşinizin kusuruna bağlı olarak iptal davası açılabilir; sonuç almak için bir aile hukuku avukatından destek almanız önerilir. S: Kocam benden habersiz evi satabilir mi, tapuda adım yoksa? C: Tapuda adınız olmasa bile ev aile konutu niteliği taşıyorsa eşiniz tek başına satış yapamaz. Öncelikle tapuya aile konutu şerhi koydurmanız bu güvenceyi somut hâle getirir. S: Aile konutu şerhi koydurmazsam ne olur? C: Şerh olmaksızın tapu müdürlüğü satışı engelleyemez. Hukuki hakkınız teorik olarak var olsa da pratikte koruma zayıflar. Bu nedenle şerhi bir an önce koydurmanız kritik önem taşır. S: Aile konutu şerhi için avukat şart mı? C: Çekişme yoksa tapu müdürlüğüne bizzat başvurabilirsiniz. Ancak çekişme varsa, eşiniz satışı zorla gerçekleştirmeye çalışıyorsa ya da taşınmazın aile konutu olduğu itiraz konusu ise bir aile hukuku avukatı ile çalışmanız hem süreci hızlandırır hem de hak kaybı riskini ortadan kaldırır. Aile konutu şerhi ve eşinizin habersiz satış girişimine karşı alabileceğiniz hukuki tedbirler konusunda Kartal Avukat olarak hizmet veren Koza Avukatlık ekibimizle iletişime geçebilirsiniz. Bu içerik yalnızca bilgilendirme amaçlı olup bireysel hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Durumunuza özel değerlendirme için Koza Avukatlık ve Danışmanlık ile doğrudan iletişime geçebilirsiniz. S: Aile konutu şerhi nasıl konulur? C: Şerh, taşınmazın bulunduğu yerdeki tapu müdürlüğüne başvurularak konulur. Evlilik cüzdanı, nüfus kayıt örneği ve konutun aile konutu olarak kullanıldığını gösteren belgeler istenir. S: Aile konutu şerhi satışa engel midir? C: Şerh konulduktan sonra taşınmaz, diğer eşin açık rızası olmadan devredilemez. Şerh üçüncü kişileri de bağladığı için satışın önündeki en etkili korumadır. S: Ev satarken eşin onayı gerekir mi? C: Satılan taşınmaz aile konutu ise diğer eşin açık rızası gerekir. Aile konutu niteliğinde olmayan taşınmazlarda ise malik eş tek başına tasarruf edebilir. --- # 13. Yargı Paketi Neleri Kapsıyor? Son Durum, Nafaka ve İnfaz URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/13-yargi-paketi/ Güncelleme: 2026-10-13 Kısa cevap: 13. Yargı Paketi, 28 Eylül 2026 itibarıyla henüz TBMM'ye sunulmadı ve yürürlükte bir hükmü yok. Resmî açıklamalar süresiz nafakanın yerine yeni bir model getirilmesine, ağır suçlarda koşullu salıverilme oranlarının artırılmasına ve yargılamaları hızlandıran usul değişikliklerine işaret ediyor. Genel af ya da herkese uygulanacak bir infaz indirimi açıklanmadı; teklifin ekim ayında Meclis'e gelmesi bekleniyor. 13. Yargı Paketi, 28 Eylül 2026 itibarıyla TBMM'ye sunulmuş bir kanun teklifi değildir; bu nedenle bugün yürürlükte olan tek bir maddesi yoktur. Adalet Bakanlığı'nın açıklamaları ve basına yansıyan hazırlık çalışmaları üç konuda yoğunlaşıyor: süresiz nafakanın yerine yeni bir model, ağır suçlarda infazın sıkılaştırılması ve yargılamaları hızlandıran usul değişiklikleri. Genel af ya da herkese uygulanacak bir infaz indirimi ise resmî açıklamaların hiçbirinde yer almıyor. Aşağıda paketle ilgili dolaşan bilgileri üç gruba ayırıyoruz: yürürlükte olan kurallar, resmî ağızdan açıklanan hedefler ve yalnızca haber ya da sosyal medya düzeyinde kalan iddialar. Kendi dosyanızı değerlendirirken bu ayrımı korumanız, yanlış bir beklentiyle hak kaybına uğramamanın en kısa yoludur. 13. Yargı Paketi hakkında güncel gelişmeler ve beklenen hukuki düzenlemeler. ## 13. Yargı Paketi şu an hangi aşamada, ne zaman Meclis'e gelecek? Basına yansıyan başlıklar arasında sosyal medyada kimlik doğrulamasına ilişkin bir düzenleme de bulunuyor; bu konuda da henüz resmî bir teklif metni yoktur. Paket hâlâ hazırlık aşamasında. Adalet Bakanı'nın ağustos ayındaki açıklamasına göre çalışma yaklaşık 24 maddelik bir düzenleme olarak hazırlanıyor. Eylül sonunda basına yansıyan haberler, teklifin TBMM'nin 1 Ekim 2026'da başlayan yeni yasama yılında, ekim ayı içinde Meclis'e sunulmasının beklendiğini aktarıyor. Resmî bir takvim ise henüz ilan edilmedi. Bir düzenlemenin kanunlaşması için sırasıyla şu aşamaların tamamlanması gerekir: - teklifin TBMM Başkanlığı'na sunulması, - Adalet Komisyonu'nda görüşülmesi, - Genel Kurul'da kabul edilmesi, - Resmî Gazete'de yayımlanması. ## Sosyal medyadaki madde listeleri resmî mi? Hayır. "13. Yargı Paketi maddeleri" başlığıyla dolaşan listelerin hiçbiri TBMM ya da Adalet Bakanlığı kaynaklı bir metin değildir. Gerçek içerik, teklif numarasıyla birlikte TBMM'nin internet sitesinde yayımlandığı gün ortaya çıkacak. O günden sonra da maddeler komisyon ve Genel Kurul görüşmelerinde değişebilir, çıkarılabilir veya yenileri eklenebilir. 13. Yargı Paketi kapsamında süresiz nafaka için gündeme gelen yeni düzenleme modelleri. ## Süresiz nafaka kalkıyor mu? AYM kararı ve beklenen yeni model Süresiz nafakanın dayanağı olan ibare iptal edildi, ancak bu iptal henüz hüküm doğurmuyor. Yoksulluk nafakası Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesinde düzenlenir. Maddeye göre boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek ve kusuru daha ağır olmayan eş, diğer eşten "süresiz olarak" nafaka isteyebilir.[1] Anayasa Mahkemesi, 4 Haziran 2026 tarihli Genel Kurul toplantısında bu ibarenin iptaline oy çokluğuyla karar verdiğini açıkladı ve iptalin yürürlüğe girmesini dokuz ay erteledi. ## AYM'nin iptal kararı ne zaman hüküm doğuracak? İptal, gerekçeli kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasından dokuz ay sonra hüküm doğuracak. Anayasa'ya göre iptal kararları Resmî Gazete'de yayımlanır ve geriye yürümez; yürürlüğü erteleyen süre de yayım tarihinden itibaren işler.[2] Gerekçeli karar yayımlanmadıkça dokuz aylık süre başlamış sayılmaz ve mahkemeler TMK m.175'i mevcut hâliyle uygulamaya devam eder. Yayım tarihi, hem yasama için tanınan sürenin hem de iptalin fiilen hüküm doğuracağı günün başlangıcını belirleyecektir. ## Yeni nafaka modeli: sabit süre mi, hâkim takdiri mi? Bu henüz belli değil. 13. Yargı Paketi'nin nafaka hükümleri için şu ana kadar iki farklı çerçeve dile getirildi ve bunların tek bir metinde birleştiği görülmüyor. Ağustos ortasında basına yansıyan hazırlık çalışmasında yoksulluk nafakasının süresi evlilik süresine bağlanıyordu. Bu çalışmaya göre nafaka evlilik süresinin yarısı kadar bağlanacak, ancak hiçbir durumda 5 yıldan kısa olmayacaktı. Belirli durumlarda hâkime süreyi uzatma yetkisi tanınması ve mevcut nafakalar için bir geçiş dönemi öngörülmesi de gündemdeydi. Adalet Bakanı'nın sonraki açıklaması ise daha esnek bir yaklaşıma işaret ediyor. Bu yaklaşımda hâkim, tarafların durumuna göre nafakayı süreyle sınırlayabilecek; gerekli gördüğü istisnai hâllerde yine süresiz nafakaya hükmedebilecek. Son haberler de bir alt sınırdan ve evlilik süresine göre kademelendirmeden söz ediyor. Hangi model benimsenirse benimsensin, hâkimin bugün de dikkate aldığı ekonomik ve sosyal ölçütler önemini koruyacak. Bu ölçütleri nafaka neye göre belirlenir yazımızda ayrıntılı olarak açıkladık. ## Mevcut nafakalar kesilecek mi? Kendiliğinden kesilmez. Kesinleşmiş bir mahkeme kararıyla bağlanan nafaka, ne AYM kararıyla ne de paketle ilgili haberlerle sona erer. Ödemeyi haberlere dayanarak tek taraflı olarak durdurmak icra takibi ve tazyik hapsi riskini doğurur; bu sonuçları nafaka ödenmezse ne olur yazımızda ele aldık. Mevcut bir nafakanın kaldırılması veya azaltılması bugün de mümkündür; bunun yolu, tarafların koşullarında meydana gelen değişikliğe dayanan bir davadır. Nafakanın bugün hangi şartlarla ve ne süreyle bağlandığını yoksulluk nafakası nedir ve şartları nelerdir rehberimizde bulabilirsiniz. ## Boşanma davaları hızlanacak mı? 13. Yargı Paketi için yürütülen hazırlık çalışmaları bu amaçla yeni bir usul öngörüyor. Buna göre çekişmeli davalarda mahkeme önce yalnızca boşanma veya ayrılık talebi hakkında karar verecek. Nafaka, velayet, tazminat ve mal paylaşımı uyuşmazlıkları ise ayrı yargılamalarda görülecek. Amaç, evlilik birliğinin sona ermesine ilişkin kararın mali çekişmeler yüzünden yıllarca beklemesini önlemek. Model yasalaşırsa dava açma zamanı ve taleplerin kurgulanması daha önemli hâle gelir; özellikle nafaka süresinin evlilik ya da dava tarihine bağlanması ihtimali düşünüldüğünde. Bugünkü usulde davanın hangi aşamalardan geçtiğini ve ortalama süreleri çekişmeli boşanma davası ne kadar sürer sorusuyla birlikte rehberimizde anlattık. 13. Yargı Paketi kapsamında infaz sistemine ilişkin beklenen düzenlemeler ve güncel durum. ## 13. Yargı Paketi infaz düzenlemesi: indirim değil sıkılaştırma Kamuoyunda en çok sorulan soru "infaz indirimi gelecek mi?" sorusu. Resmî açıklamalar ise ters yönü gösteriyor. Adalet Bakanı, kasten öldürme, uyuşturucu ticareti ve cinsel suçlar gibi ağır suçlarda infaz sisteminin değiştirileceğini açıkladı. Amaç, verilen ceza ile cezaevinde fiilen geçirilen süre arasındaki farkı daraltmak olarak ifade edildi. Somut oranlar henüz paylaşılmadı. Adi suçlarda denetimli serbestliğin uzatılması veya belirli bir tarihten önceki suçlar için oran indirimi gibi başlıklar ise resmî bir açıklamaya dayanmıyor. ## Bugün geçerli koşullu salıverilme oranları Paketin neyi değiştireceğini anlamak için bugünkü sistemi bilmek gerekir. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 107. maddesi 7242 sayılı Kanun'la değiştirilmiştir. Buna göre süreli hapis cezalarında genel koşullu salıverilme oranı cezanın yarısıdır; bazı suç grupları için oran daha yüksektir.[3][4] DurumKoşullu salıverilme için infaz kurumunda geçirilecek oranSüreli hapis cezalarında genel kural1/2Kasten öldürme, işkence, bazı cinsel suçlar gibi kanunda sayılan suçlar; örgütlü suçlar; tekerrür2/3Cinsel saldırı (TCK 102/2), çocukların cinsel istismarı, uyuşturucu ticareti, terör suçları, ikinci defa tekerrür3/4 Denetimli serbestlik süresi de suç tarihine göre değişir. 30 Mart 2020'den önce işlenen suçlarda geçici 6. madde uyarınca bu süre 3 yıla kadar uygulanabilir; sonrasında işlenen suçlarda genel süre 1 yıldır.[3] Genel oranın somut bir cezaya nasıl uygulandığını 5 yıl ceza alan ne kadar yatar örneğinde adım adım gösterdik. Kesin tahliye tarihi ise infaz savcılığının düzenlediği müddetnamede yer alır. ## Yeni infaz oranları cezaevindekilere uygulanır mı? Kural olarak hayır. Koşullu salıverilme oranlarını ağırlaştıran bir değişiklik, yürürlükten önce işlenmiş suçlara uygulanmaz. Bu sonuç Türk Ceza Kanunu'nun 7. maddesinden çıkar. Ceza miktarını veya suç tanımını değiştiren hükümlerde failin lehine olan kanun uygulanır. İnfaz rejimine ilişkin hükümler ise kural olarak derhâl uygulanır; ancak koşullu salıverilme, cezanın ertelenmesi ve tekerrür bu kuralın dışında tutulmuştur.[5] Paketin geçiş hükümleri yine de ayrıca okunmalıdır. Her dosyada belirleyici bilgi hüküm veya tutuklama tarihi değil, suç tarihidir. ## Yargı paketiyle genel af çıkar mı? Hayır; genel af, sıradan bir torba kanun maddesiyle çıkarılabilecek bir düzenleme değildir. Anayasa, genel ve özel af ilanına karar verme yetkisini TBMM'ye tanır ve bu karar için üye tamsayısının beşte üç çoğunluğunu arar.[2] Yargı paketleri ise olağan yasama çoğunluğuyla kabul edilir. Bakanlığın açıklamalarında af veya toplu tahliye yönünde bir ifade de bulunmuyor. Bu nedenle "13. Yargı Paketi ile af geliyor" başlıklı paylaşımların ne resmî kaynağı ne de anayasal bir dayanağı vardır. ## Yargılamaları hızlandırması beklenen düzenlemeler 13. Yargı Paketi'nin açıklanan üçüncü ekseni, uzayan yargılamaların hızlandırılması ve yargı hizmetlerinin güçlendirilmesidir. Bakanlığın 2027–2029 dönemi için paylaştığı başlıklar arasında şunlar var: - alternatif uyuşmazlık çözümünün yaygınlaştırılması, - elektronik duruşma ve e-tebligatın genişletilmesi, - yeni ihtisas mahkemeleri, - icra ve iflas mevzuatının güncellenmesi. Bunlar bir kanun metni değil, bir yol haritasıdır; hangilerinin 13. pakete gireceği teklifle belli olacak. Son haberlerde sosyal medya kullanımına ilişkin bazı düzenlemelerin de pakette yer alabileceği aktarılıyor, ancak ayrıntı paylaşılmadı. Karıştırılan bir başka nokta, hâkim ve savcı atamalarındaki yeni puan sistemidir. Bu değişiklik bir kanun hükmü değil, Hâkimler ve Savcılar Kurulu kararıyla uygulanacak idari bir düzenlemedir. Suça sürüklenen çocuklara ilişkin ağırlaştırmanın ise ayrı bir kanunla ele alındığı bildiriliyor; bu başlığın güncel hâli Resmî Gazete üzerinden ayrıca kontrol edilmelidir. ## Dosyası olanlar bu dönemde neyi kontrol etmeli? 13. Yargı Paketi yasalaşmadan hiçbir dosyada yeni bir hak ya da yükümlülük doğmaz. Yine de bekleme dönemi boş geçirilmemeli; şimdiden yapılan hazırlık, metin yayımlandığında hızlı karar vermeyi sağlar. Ceza dosyası olanların önce üç tarihi netleştirmesi gerekir: suç tarihi, kesinleşme tarihi ve tutuklulukta geçen süre. Yeni bir oran yürürlüğe girdiğinde karşılaştırma bu tarihler üzerinden yapılır. Derdest dosyalarda ise TCK'da ceza miktarını etkileyebilecek bir değişikliğin lehe kanun değerlendirmesine konu olup olmayacağı izlenmelidir. Nafaka tarafında dört bilgiyi bir arada tutmak gerekir: evlilik tarihi, boşanma davasının açıldığı tarih, nafaka kararının kesinleşme tarihi ve nafakanın türü. Geçiş hükümleri yayımlandığında ilk bakılacak bilgiler bunlardır. Müddetname kontrolü, infaz hesabına itiraz ve yeni kanun yürürlüğe girdiğinde uyarlama talepleri için ceza avukatı hizmetimiz kapsamında destek veriyoruz. Mevcut nafaka kararlarının yeni düzenleme karşısındaki durumu ise boşanma ve nafaka davaları alanındaki çalışmalarımızın bir parçası. Teklif TBMM'ye sunulduğunda bu sayfa madde madde güncellenecektir. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Yargı Paketi ne zaman çıkacak? C: Resmî bir tarih açıklanmadı. Basına yansıyan bilgilere göre teklifin, 1 Ekim 2026'da başlayan yasama yılında, ekim ayı içinde TBMM'ye sunulması bekleniyor. Yasalaşma tarihi komisyon ve Genel Kurul görüşmelerinin süresine bağlı olacak. S: Yargı Paketi ile genel af çıkacak mı? C: Bu yönde resmî bir açıklama yok. Genel af, Anayasa gereği TBMM üye tamsayısının beşte üç çoğunluğunu gerektirir ve olağan çoğunlukla kabul edilen bir yargı paketi maddesiyle çıkarılamaz. S: Süresiz nafaka şu an kalktı mı? C: Hayır. AYM, TMK m.175'teki "süresiz olarak" ibaresini iptal ettiğini açıkladı ve yürürlüğü dokuz ay erteledi. Bu süre gerekçeli kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasıyla başlar; o güne kadar mevcut hüküm uygulanır. S: Haberlere güvenip nafaka ödemesini durdurabilir miyim? C: Hayır. Kesinleşmiş bir nafaka kararı ancak mahkeme kararıyla veya yürürlüğe girmiş bir kanun hükmüyle değişir. Ödemeyi kendiliğinden kesmek icra takibine ve tazyik hapsi riskine yol açabilir. S: Boşanma davam devam ediyor; yeni nafaka kuralı bana uygulanacak mı? C: Bu, kanunun geçiş hükümlerine bağlı olacak ve henüz belli değil. Teklif metni yayımlanana kadar davanız yürürlükteki TMK m.175'e göre görülür; talep stratejiniz metin netleştiğinde yeniden değerlendirilmelidir. S: Cezaevindeki yakınımın tahliye tarihi yeni paketle uzar mı? C: Koşullu salıverilme oranlarını ağırlaştıran değişiklikler, TCK m.7/3 uyarınca kural olarak yürürlükten önce işlenen suçlara uygulanmaz. Belirleyici olan suç tarihidir; kanunun geçiş hükümleri ise yayımlandığında ayrıca incelenmelidir. --- # Tera ve Pusula Fon Mağdurları Paralarını Nasıl Alacak? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/tera-ve-pusula-fon-magdurlari/ Güncelleme: 2026-10-13 Kısa cevap: Tera ve Pusula fon mağdurlarının parası tasfiye kararıyla silinmiş değildir. Ancak tamamının geri döneceği de garanti değildir. SPK'nın 17 Eylül 2026 kararıyla 131 fon tasfiyeye alındı. Tera fonlarını İş Bankası, Pusula fonlarını Ziraat Bankası en fazla altı ay içinde nakde çevirip pay oranında dağıtacak. TEFAS'ta verilip gerçekleşmeyen iade talimatları öncelikli ödenir. Tera ve Pusula fon mağdurları için ilk bilinmesi gereken şey şudur: tasfiye, paranın silindiği anlamına gelmez. Ancak yatırılan tutarın tamamen geri döneceği de garanti değildir. Sermaye Piyasası Kurulu 17 Eylül 2026'da yedi portföy şirketinin TEFAS'taki fonlarını işleme kapattı ve bunlardan 131'inin tasfiye usulünü belirledi. Tera fonlarında süreci Türkiye İş Bankası, Pusula fonlarında T.C. Ziraat Bankası yürütüyor.[1] Yatırımcının bugün ne yapması gerektiği ise elindeki fonun hangi listede olduğuna ve satış talimatı verip vermediğine göre değişir. Tera ve Pusula fon mağdurları için bu yazıdaki bilgiler 25 Eylül 2026 itibarıyla SPK bültenlerine ve duyurularına dayanır. Süreç hızla değiştiği için yeni SPK kararlarını ve KAP açıklamalarını ayrıca takip etmeniz gerekir. Tera ve Pusula fonlarında yatırımcı hakları ve tasfiye sürecinin incelenmesi. ## İşleme kapatılan fon ile tasfiye edilen fon aynı şey değil Kurul 17 Eylül'de iki ayrı tedbir aldı. Birincisi, Tera, Pusula, Hedef, Atlas, A1 Capital, Pardus ve Bulls portföy şirketlerinin TEFAS'ta işlem gören bütün fonlarının alım ve satıma kapatılmasıydı. İkincisi, bu fonların bir kısmının Kurulca belirlenen yöntemle tasfiye edilmesi kararıydı. Tera ve Pusula fon mağdurları açısından iki grup arasındaki fark pratikte büyüktür. Tasfiye listesindeki fonların varlıkları nakde çevrilip yatırımcılara dağıtılacak. Yalnızca işleme kapatılan fonlarda ise şimdilik ne tasfiye takvimi ne de işlem imkânı var. SPK bu fonlar için TEFAS dışındaki dağıtım kanallarından da iade yapılmayacağını açıkça belirtti.[1] Bu gruptaki fonların akıbeti Kurulun sonraki kararına bağlı. Güncel tasfiye listesinde Pusula Portföy'e ait 12 fon bulunuyor: dokuz hisse senedi yoğun serbest fon ve üç para piyasası fonu. Tera Portföy'ün listede altı fonu yer alıyor. Bunlar serbest fonlar, hisse senedi fonu ve iki para piyasası fonudur.[1] İlk 17 Eylül bülteninde 130 fon vardı. Aynı gün yayımlanan SPK'nın 2026/61 sayılı bülteni ile liste 131 fona güncellendi. Kontrolü eski listeyle değil, bu güncel listeyle yapmak gerekir. ## Tera ve Pusula fon mağdurları arasında üç farklı konum Aynı fonda payı bulunan iki kişinin hukuki durumu bile farklı olabilir. Belirleyici olan fonun statüsü ve varsa satış talimatının zamanlamasıdır. Tera ve Pusula fon yatırımcılarının satış talimatı, tasfiye ve işleme kapalılık durumlarına göre süreci. Yatırımcının durumuŞu anki konumuÖncelikli adım17 Eylül'deki eşikten önce TEFAS üzerinden satış talimatı verdi, parası ödenmediAlacağı fon borcu olarak kaydedilir ve tasfiyede öncelikli ödenirTalimatın saatini ve TEFAS'a iletildiğini gösteren kaydı yazılı olarak istemekPayı tasfiye listesindeki bir fonda duruyorTasfiye bakiyesinden payı oranında pay alırPay adedini MKK kaydıyla sabitlemek, ödemeleri izlemekPayı yalnızca işleme kapatılan bir fondaTasfiye takvimi yok, iade de yapılmıyorSPK bültenlerini ve fonun KAP sayfasını takip etmek ## Tasfiye nasıl işleyecek, ödeme kimden gelecek? Tasfiye usulü 2026/61 sayılı bültende adım adım düzenlendi. Görevli banka önce iki iş günü içinde Merkezi Kayıt Kuruluşu ile pay adetlerinin, takyidatların ve gerçekleşmemiş emirlerin mutabakatını yapar. Fonun repo, mevduat, kredi gibi işlemlerinden doğan borç ve alacakların mutabakatı ise en geç on iş günü içinde tamamlanır.[1] Tera ve Pusula fonlarında tasfiye sürecinde mutabakat, varlık satışı ve pay oranında ödeme aşamaları. Mutabakatın ardından portföydeki varlıklar satılır. Satışta yatırımcı menfaati, piyasa derinliği ve likidite koşulları gözetilir. Elde edilen nakit, bankanın belirleyeceği dönemlerde yatırımcıların saklama hesaplarına katılma payı oranında aktarılır. Kararda yatırımcıdan ayrıca başvuru yapması istenmiyor. Tera ve Pusula fon mağdurları açısından ödemeyi yapacak olan portföy şirketi değil, tasfiyeyi yürüten bankadır. Tera fon mağdurları ödemeyi İş Bankası üzerinden, Pusula fon mağdurları ise Ziraat Bankası üzerinden alacak. ## 17 Eylül saat 13.30 ve valör saati: satış talimatı verenlerin durumu Satış talimatı verdiği hâlde parasını alamayan yatırımcılar için kritik ölçüt bir saattir. İhbarlı fonlarda 17 Eylül 2026 saat 13.30'dan sonra verilen iade talimatları tasfiye kapsamına girer. Para piyasası fonlarında ise sınır, izahnamedeki gün sonu valör atlama saatidir.[1] Bu eşikten önce Takasbank TEFAS Platformu üzerinden verilip gerçekleştirilmeyen iade talimatlarının tutarı fona borç olarak yazılır. Banka, satışlardan elde ettiği nakitle önce bu borçları öder. Buradaki ince nokta kanal farkıdır. Talimatınızı bankanızın veya aracı kurumunuzun kendi ekranından verdiyseniz, talimatın TEFAS'a hangi saatte iletildiğini kurumdan yazılı olarak sorun. Öncelikli ödeme hükmü, TEFAS üzerinden verilen emirleri esas alıyor. ## Altı aylık süre ne anlama geliyor? İlk kararda tasfiye için en fazla üç aylık süre öngörülmüştü. Kurul 20 Eylül 2026 tarihli kararıyla bu süreyi altı aya çıkardı. Usul ve esasların diğer hükümleri aynen korundu. Kararın metnine SPK'nın süre düzenlemesine ilişkin duyurusundan ulaşabilirsiniz.[2] Altı ay bir üst sınırdır. Ödemelerin altıncı ayın sonunda tek seferde yapılacağı anlamına gelmez. Likit varlıklar daha erken, işlem hacmi düşük hisseler daha geç nakde döner. ## Fon malvarlığı neden korunuyor, bu koruma neyi kapsamıyor? Yatırım fonunun malvarlığı, kurucu portföy yönetim şirketinin malvarlığından ayrıdır. 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu uyarınca fon malvarlığı şirketin borçları için kullanılamaz, haczedilemez ve iflas masasına girmez.[3] Pusula veya Tera şirketlerinin mali durumu bozulsa bile fon varlıkları yatırımcılar için ayrı bir havuz olarak kalır. Ancak bu koruma, fonun içindeki varlıkların değer kaybını gidermez. Örneğin portföyde yüksek fiyattan alınmış ama bugün çok daha düşük fiyattan satılabilen bir hisse varsa, tasfiye bakiyesi satış fiyatı üzerinden oluşur. Hisse yoğun serbest fonlarda ekranda son görülen fiyat ile eldeki paranın arasında fark çıkması bu nedenle olasıdır. Para piyasası fonlarında portföyün gerçekten kısa vadeli ve likit olup olmadığı ise ayrıca incelenecek bir sorudur. ## Zarar oluşursa sorumluluk kime yönelir? Tera ve Pusula fon mağdurları bakımından fonun değer kaybetmesi tek başına tazminat hakkı doğurmaz. Tazminat için hukuka aykırı bir davranış, kusur, gerçek bir zarar ve bunlar arasında nedensellik bağı birlikte aranır.[4] Tasfiye sonunda eline geçen tutarın bir kısmının neden eridiğini açıklayan belge, bu yüzden davanın merkezindedir. ## Portföy yönetim şirketi ve yöneticiler Fonların kurucusu ve yöneticisi olan portföy şirketi, katılma payı sahiplerinin çıkarlarını gözetmekle yükümlüdür. Yatırımcıyla arasındaki ilişkiye vekâlet hükümleri kıyasen uygulanır.[3] İzahnamedeki stratejiye aykırı yatırımlar, ilişkili taraf işlemleri veya belirli hisselerde aşırı yoğunlaşma bu yükümlülüğün ihlali olarak ileri sürülebilir. Kişisel ve kusurlu davranışı ispatlanan yöneticiler için ayrıca haksız fiil sorumluluğu gündeme gelir. Pusula grubunun devrine ilişkin görüşmeler nedeniyle Tera grubunun sorumlu olup olmadığı sıkça soruluyor. Unvan veya devir görüşmesi tek başına sorumluluk doğurmaz. Bir kişinin veya grubun fon yönetimine fiilen müdahale edip etmediği, bu müdahalenin hukuka aykırılığı ve zararla bağlantısı dosya bazında ispatlanmalıdır. ## Saklayıcı ve fonu satan kurum Portföy saklayıcısı yalnızca varlıkları tutan bir kasa değildir. Kanun, saklayıcıya portföy işlemlerinin mevzuata, iç tüzüğe ve izahnameye uygunluğunu gözetme görevi yükler. Saklayıcı, bu görevi yerine getirmemesinden doğan zararlardan katılma payı sahiplerine karşı da sorumludur.[3] Sorumluluk, zarara yol açan işlemlerin yapıldığı dönemdeki saklayıcıya aittir. Bugün tasfiyeyi yürüten bankanın o dönemde saklayıcı olması şart değildir. Fonu satan banka veya aracı kurum açısından ise satış süreci incelenir. Uygunluk testinin yapılıp yapılmadığına, risklerin açıklanıp açıklanmadığına ve serbest fonlarda nitelikli yatırımcı şartının gerçekten sağlanıp sağlanmadığına bakılır. Ürünü "mevduat gibi güvenli" diye pazarlayan kurumun bilgilendirme yükümlülüğü, imzalatılan formlarla birlikte değerlendirilir. ## Ceza soruşturması mağdurun parasını doğrudan geri getirmez İstanbul'da yürütülen soruşturmaya ilişkin gözaltı ve malvarlığı tedbirleri kamuoyuna yansıdı. Soruşturma sürdüğü için şüpheliler hakkında masumiyet karinesi geçerlidir. Piyasa dolandırıcılığı gibi Sermaye Piyasası Kanunu'nda düzenlenen suçlar, somut delillere göre değerlendirilecek ihtimallerdir. Bu suçlarda soruşturma yapılması, SPK'nın Cumhuriyet başsavcılığına yazılı başvurusuna bağlıdır.[3] Yatırımcının dilekçesi ise zararın kayda geçmesini sağlar ve ileride davaya katılma yolunu açar. Ceza dosyası ile tasfiye ödemesi ayrı süreçlerdir. Bir tutuklama haberi ödeme takvimini hızlandırmaz. Buna karşılık soruşturmada toplanan inceleme raporları ve bilirkişi tespitleri, tazminat davasında önemli delil değeri taşıyabilir. Hile unsurunun hangi durumlarda arandığını nitelikli dolandırıcılık suçu ve cezası rehberimizde, mağdurun soruşturmada neler yapabileceğini ise dolandırıcılık suçu rehberimizin dolandırıcılık mağduru ne yapmalı bölümünde ayrıca ele aldık. ## Yatırımcı Tazmin Merkezi bu dosyada neden devreye girmiyor? Sosyal medyada "YTM güvencesi var, paranız korunuyor" iddiası dolaşıyor. Bu iddia Tera ve Pusula fon mağdurları için yanıltıcıdır. Yatırımcı Tazmin Merkezi, SPK'nın bir yatırım kuruluşu hakkında tazmin kararı alması hâlinde işler. Piyasadaki fiyat hareketlerinden doğan zararlar ise kapsam dışındadır.[3] Pusula ve Tera fonları hakkında verilen karar bir tazmin kararı değil, tasfiye kararıdır. ## Süreler ve dava zamanlaması: beklemek her zaman güvenli değil Tasfiye bitmeden zararın tutarı kesinleşmez. Bu nedenle birçok yatırımcı dava için sonucu bekleyeceğini düşünüyor. Oysa bazı sürelerin başlangıcı zararın öğrenilmesine bağlıdır. Haksız fiile dayanan tazminat taleplerinde zararın ve failin öğrenilmesinden itibaren iki yıl, her hâlde fiilden itibaren on yıllık zamanaşımı işler. Fiil aynı zamanda suç oluşturuyorsa ve ceza zamanaşımı daha uzunsa o uygulanır.[4] Kamuyu aydınlatma belgelerindeki yanlış veya eksik bilgiye dayanan taleplerde ise Sermaye Piyasası Kanunu çok daha kısa bir süre öngörür. Bu tür bir talebiniz varsa süre hesabını hiç ertelemeden yaptırın. Dava türünün seçimi de 2026 itibarıyla dikkat gerektiriyor. Temmuz 2026'daki Hukuk Muhakemeleri Kanunu değişikliğiyle belirsiz alacak davasının kaldırıldığı ve kısmi davada talep artırımının yeniden düzenlendiği bildirildi. Bu nedenle tutarı tasfiye sonunda netleşecek bir zarar için hangi dava yolunun izleneceği, dilekçe hazırlanırken güncel kanun metnine göre belirlenmelidir. Uyuşmazlık kural olarak asliye ticaret mahkemesinde görülür. Konusu para alacağı olan ticari davalarda dava açmadan önce arabuluculuk sürecinin tamamlanması gerekir. ## Tera ve Pusula fon mağdurları bugünden hangi kayıtları saklamalı? Hangi yolu izlerseniz izleyin, dosyanın gücü bugün toplayacağınız belgelere dayanır. Ekran görüntüsü tek başına yeterli değildir. Resmî döküm ve yazılı cevap isteyin. - MKK e-Yatırımcı ekranından 16–18 Eylül 2026 tarihli pay adedi ve blokaj kayıtları - Satış talimatının numarası, verildiği saat, TEFAS'a iletildiği saat ve gerçekleşmeme nedeni - Fon alımına ait dekontlar, hesap ekstreleri ve fonun o günkü birim fiyatı - Uygunluk testi, risk bildirim formu, varsa nitelikli yatırımcı beyanı - Satış sırasında size gönderilen tanıtım mesajları, e-postalar ve görüşme tarihleri - Tasfiyeden gelen her ödemenin dekontu Tasfiye ödemesi yalnızca görevli banka aracılığıyla hesabınıza aktarılır. "Ödemenizi öne alırız" veya "paranızı devlet ödeyecek" diyerek ücret ya da belge isteyen kişi ve hesaplara itibar etmeyin. Fonunuzun statüsünü netleştirmek, talimat kaydınızı delillendirmek ve olası tazminat talebini doğru muhataba yöneltmek için belgelerinizi bir avukata inceletebilirsiniz. Şirket ve sermaye piyasası kaynaklı uyuşmazlıklardaki hizmetlerimiz için Kartal ticaret avukatı sayfamıza, ceza soruşturması boyutu için Kartal dolandırıcılık avukatı sayfamıza göz atabilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Fonum tasfiye listesinde yok ama işlem de yapamıyorum, param ne olacak? C: Bu fonlar TEFAS'ta işleme kapatılmış, ancak tasfiye listesine alınmamıştır. SPK kararına göre bu fonlarda TEFAS dışı kanallardan da iade yapılmıyor. Şimdilik bir ödeme takvimi yok. Fonun akıbeti Kurulun sonraki kararına bağlı olduğu için SPK bültenlerini ve fonun KAP sayfasını düzenli takip edin. S: Tasfiyeden paramı almak için bankaya başvurmam gerekiyor mu? C: SPK'nın belirlediği usulde yatırımcıdan ayrıca başvuru istenmiyor. Görevli banka, mutabakatı yapılmış saklama hesaplarına katılma payı oranında aktarım yapıyor. Yine de pay adedinizin doğru kaydedildiğini MKK ekranından kontrol edin ve uyumsuzluk varsa yazılı olarak bildirin. S: 17 Eylül'den önce satış emri verdim, diğer yatırımcılardan önce mi ödeneceğim? C: Emriniz TEFAS üzerinden verildiyse ve ihbarlı fonlarda 13.30'dan, para piyasası fonlarında valör atlama saatinden önce iletildiyse, alacağınız fon borcu olarak kaydedilir. Tasfiyede bu borçlar öncelikli ödenir. Emri kendi bankanızın kanalından verdiyseniz, TEFAS'a iletilme saatini yazılı olarak isteyin. S: Tasfiye bitince yatırdığım paranın tamamını alabilecek miyim? C: Bu önceden bilinemez. Ödenecek tutar, portföydeki varlıkların satılabildiği fiyata bağlıdır. Para piyasası fonlarında kayıp daha sınırlı kalabilir. Hisse yoğun serbest fonlarda ise ekranda görülen son değerin altında bir ödeme çıkabilir. S: Pusula'yı Tera devralıyordu, zararım için Tera'dan talepte bulunabilir miyim? C: Pusula fonlarının kurucusu ve yöneticisi Pusula Portföy Yönetimi A.Ş.'dir. Başka bir grubun sorumluluğu devir görüşmesinden değil, fon yönetimine fiilen müdahale ettiğinin ve bunun zarara yol açtığının ispatından doğar. Bu değerlendirme belgeler üzerinden, dosya bazında yapılmalıdır. S: Savcılığa şikâyet dilekçesi verirsem param daha hızlı gelir mi? C: Hayır. Ceza soruşturması ile tasfiye ödemesi birbirinden bağımsız ilerler. Şikâyet, zararınızın dosyaya kaydedilmesini ve ileride davaya katılmanızı sağlar. Ancak ödeme takvimini değiştirmez. --- # Sigorta Tahkim Komisyonuna Başvuru Nasıl Yapılır? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/sigorta-tahkim-komisyonuna-basvuru-nasil-yapilir/ Güncelleme: 2026-10-13 Kısa cevap: Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuru için önce sigorta kuruluşuna yazılı başvuru yapılır; talep reddedilir veya süresinde cevap verilmezse Komisyona online ya da fiziki olarak müracaat edilir. Raportör incelemesi 15 gün, hakem kararı en geç 4 ay sürer. Kesinleşen kararlar mahkeme ilamı gibi icra edilebilir. Sigorta şirketi hasarı eksik ödediğinde ya da talebi tamamen reddettiğinde tek yol yıllarca sürecek bir dava değildir. Sigorta Tahkim Komisyonu, sigorta uyuşmazlıklarını hakemler eliyle ve dosya üzerinden en geç 4 ay içinde karara bağlayan, mahkemeye kıyasla hızlı ve düşük maliyetli bir çözüm merciidir. Trafik kazası tazminatları, araç değer kaybı, kasko, konut ve hayat sigortası anlaşmazlıklarının önemli bölümü bugün bu yolla sonuçlandırılmaktadır. Sistemin dayanağı 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30. maddesidir. Aşağıda sigorta tahkim komisyonuna başvuru şartları, adım adım süreç, gerekli belgeler, ücretler, karar süreleri ve itiraz yolu ele alınmaktadır. Sigorta tahkim başvurusu ve Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuru süreci ## Sigorta Tahkim Komisyonu Nedir ve Hangi Uyuşmazlıklara Bakar? Sigorta Tahkim Komisyonu, sigorta ettiren veya sigortadan menfaat sağlayan kişiler ile tahkim sistemine üye sigorta kuruluşları arasındaki sözleşmeden doğan uyuşmazlıkları çözen bağımsız bir mercidir. Başvurular önce raportörler tarafından incelenir; raportör aşamasında çözülemeyen dosyalar bağımsız sigorta hakemlerine devredilir. Hakem kararları, koşulları oluştuğunda mahkeme ilamı gibi icra edilebilir. Kural olarak yalnızca sisteme üye kuruluşlar aleyhine başvuru yapılabilir. Bunun önemli bir istisnası vardır: trafik sigortası gibi zorunlu sigortalarda, kuruluş üye olmasa dahi belirli tarihten sonra doğan uyuşmazlıklar için tahkim yolu açıktır. Buna karşılık aynı uyuşmazlık için mahkemede, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre tahkimde veya tüketici hakem heyetinde süreç başlatılmışsa Komisyona başvurulamaz; sigorta sözleşmesinden doğmayan talepler de kapsam dışıdır. ## Sigorta Tahkim Komisyonuna Kimler Başvurabilir? Sigorta tahkim komisyonuna başvuru hakkı yalnızca poliçeyi imzalayan kişiye ait değildir. Komisyona başvurabilecek olanlar şunlardır: - Sigorta ettiren ve poliçede gösterilen sigortalı - Hayat sigortalarında poliçeden yararlanan lehtar - Sorumluluk sigortalarında zarara uğrayan üçüncü kişiler; örneğin trafik kazasında karşı tarafın trafik sigortasından tazminat talep eden araç sahibi veya yaralanan kişi - Hak sahibinin vefatı halinde mirasçılar; özellikle destekten yoksun kalma tazminatı taleplerinde Tüzel kişiler de aynı koşullarla başvuru yapabilir. Başvuranın uyuşmazlığa konu poliçeyle hukuki bağını gösteren belgeleri dosyaya eklemesi yeterlidir. ## Sigorta Tahkim Komisyonuna Başvuru Şartları Nelerdir? Sigorta tahkim komisyonuna başvuru yapılabilmesinin ön şartı, uyuşmazlığın önce sigorta kuruluşunun kendisine yazılı olarak iletilmesidir. Kuruluş talebi kısmen veya tamamen reddederse ya da genel uyuşmazlıklarda 15 iş günü, trafik sigortasında 15 gün içinde yazılı cevap vermezse tahkim yolu açılır. Trafik kazalarında bu ön başvuru aynı zamanda Karayolları Trafik Kanunu'nun aradığı bir dava şartıdır; sigortacıya başvuru yapılmadan doğrudan tahkime veya mahkemeye gidilmesi, başvurunun usulden reddine yol açar. Bu aşamada gönderilen başvuru yazısının ve tebliğ kayıtlarının saklanması kritik önemdedir; çünkü aynı belgeler Komisyon dosyasına da eklenecektir. ## Başvuru Adımları: Süreç Nasıl İşler? Sigorta tahkim komisyonuna başvuru iki kanaldan yapılabilir. Elektronik başvuruda Komisyonun internet sitesi üzerinden e-Devlet kimlik doğrulamasıyla form doldurulur, belgeler yüklenir ve ücret çevrimiçi ödenir; dosya, verilen takip numarasıyla izlenir. Fiziki başvuruda ise ıslak imzalı başvuru formu ve ekleri elden veya posta yoluyla Komisyona iletilir. Süreç özetle şu şekilde ilerler: sigortacıya yazılı başvuru ve cevap süresinin beklenmesi, başvuru formunun doldurulup ücretin yatırılması, raportör ön incelemesi, dosyanın hakeme veya hakem heyetine devri, dosya üzerinden inceleme ve kararın taraflara tebliği. Yargılama kural olarak dosya üzerinden yürütülür; duruşma yapılması hakemin takdirindedir. Bu nedenle tüm delillerin başvuru anında eksiksiz sunulması, sürecin kaderini belirler. Sigorta tahkim başvurusu için gerekli belgeler, başvuru formu, sigorta poliçesi ve hasar dosyası ## Başvuru İçin Gerekli Belgeler Nelerdir? Sigorta tahkim komisyonuna başvuru dosyasında bulunması gereken temel belgeler şunlardır: - Eksiksiz doldurulmuş ve imzalanmış başvuru formu - Geçerli kimlik belgesi fotokopisi - Başvuru ücretinin ödendiğini gösteren dekont - Sigorta kuruluşuna yapılan yazılı başvurunun örneği - Kuruluşun nihai ret veya kısmi ödeme yazısı ya da süresinde cevap verilmediğini gösteren belgeler - Poliçe örneği ve talebi destekleyen tüm deliller - Avukatla başvuruda vekaletnamenin aslı veya onaylı örneği Trafik kazası ve değer kaybı taleplerinde ayrıca kaza tespit tutanağı, ekspertiz raporu, hasar fotoğrafları ve onarım belgeleri dosyaya eklenmelidir. Vekaletnamede tahkim başvurusu için özel yetki bulunması gerektiği ise sıkça gözden kaçırılan bir ayrıntıdır. ## Sigorta Tahkim Komisyonu Başvuru Ücreti Ne Kadardır? Sigorta tahkim komisyonuna başvuru ücreti, uyuşmazlık tutarına göre kademeli olarak belirlenir. Komisyonun güncel tarifesi şu şekildedir: Uyuşmazlık TutarıBaşvuru Ücreti0 - 8.500 TL600 TL8.501 - 17.000 TL1.200 TL17.001 - 85.000 TL1.750 TL85.001 TL ve üzeriUyuşmazlık tutarının %1,8'i (en az 1.750 TL) Başvuru ücretine ek olarak tebligat gideri alınır; geçerli bir KEP adresi bildirilmesi halinde bu gider önemli ölçüde düşer. Tarife dönemsel olarak güncellendiğinden, ödeme öncesinde Komisyonun resmi internet sitesindeki güncel tutarların kontrol edilmesi yerinde olur. Bilinmesi gereken bir başka husus ücret iadesidir: ön inceleme sonunda başvurunun kapsam dışı kaldığı anlaşılırsa ücretin önemli bölümü iade edilir. Ayrıca haklı çıkan başvuru sahibi lehine, yargılama giderleri ve tarifeye göre vekalet ücreti de sigorta kuruluşuna yükletilir. ## Başvuru Ne Kadar Sürede Sonuçlanır? Süreler kanunla belirlenmiştir. Raportör, dosyayı en geç 15 gün içinde inceleyip rapora bağlar. Hakemler, kendilerine devredilen uyuşmazlığı en geç 4 ay içinde karara bağlamak zorundadır; bu süre ancak tarafların açık ve yazılı muvafakatiyle uzatılabilir. İtiraz aşamasına taşınan dosyalarda itiraz hakem heyeti 2 ay içinde karar verir. Uygulamada bir tahkim dosyası, itiraz aşaması dahil ortalama altı ila sekiz ayda kesinleşmektedir. Yıllarca sürebilen sigorta davalarıyla kıyaslandığında bu hız, tahkim yolunun en güçlü yanıdır. ## Hakem Kararına İtiraz ve Temyiz Mümkün mü? Kanun üç kademeli bir sistem kurmuştur. Güncel sınırlara göre uyuşmazlık tutarı 35.000 TL'nin altındaysa hakem kararı kesindir. Bu tutar ve üzerindeki uyuşmazlıklarda, kararın tebliğinden itibaren 10 gün içinde Komisyon nezdindeki itiraz hakem heyetine itiraz edilebilir ve süresinde yapılan itiraz kararın icrasını durdurur. İtiraz üzerine verilen kararlardan yalnızca 383.000 TL'yi aşan uyuşmazlıklara ilişkin olanlar Yargıtay'a taşınabilir. Bu parasal sınırlar her yıl yeniden değerleme oranında artırıldığından, başvuru tarihindeki güncel tutarların Komisyonun duyurularından teyit edilmesi gerekir. Kesinleşen hakem kararları ilam niteliğindedir: sigorta kuruluşu ödeme yapmazsa karar, mahkeme ilamı gibi ilamlı icra takibine konulur ve kuruluşun banka hesaplarına haciz uygulanabilir. Kesinliğin bir başka sonucu daha vardır: hakem kararı kesin hüküm etkisi doğurduğundan, aynı uyuşmazlık daha sonra mahkemeye taşınamaz. Bu nedenle tahkim yolu seçilirken talebin ve delillerin eksiksiz hazırlanması, telafisi olmayan bir tercihtir. Ayrıca dosyaya atanan hakemin tarafsızlığından şüphe duyulması halinde, ret sebebinin öğrenilmesinden itibaren taraflar hakemin reddini isteyebilir; önceden aynı uyuşmazlıkta görev alma veya taraflarla yakınlık gibi haller ret sebebidir. ## Başvuruda Sık Yapılan Hatalar Nelerdir? Uygulamada başvuruların önemli bölümü, hak edilen tazminattan değil usul hatalarından kaybedilmektedir. En sık karşılaşılan hatalar şunlardır: sigortacıya yazılı başvuru yapılmadan doğrudan Komisyona gidilmesi, cevap süresi dolmadan başvuru yapılması, talep tutarının ekspertiz raporuna dayanmadan düşük gösterilmesi, delillerin başvuru anında eksik sunulup sonradan tamamlanmaya çalışılması ve 10 günlük itiraz süresinin kaçırılması. Talep tutarı özellikle önemlidir; çünkü hem başvuru ücreti hem de kararın kesinlik sınırı bu tutara göre belirlenir. Düşük gösterilen talep, itiraz yolunu kapatabilir; fahiş gösterilen talep ise reddedilen kısım üzerinden karşı vekalet ücreti riskini doğurur. ## Trafik Kazası ve Değer Kaybı Taleplerinde Tahkim Yolu Komisyonun iş yükünün büyük bölümünü trafik sigortası uyuşmazlıkları oluşturur. Kazada kusuru bulunmayan aracın uğradığı değer kaybı, eksik ödenen hasar bedeli ve bedensel zarar tazminatları tahkim yoluyla talep edilebilmektedir. Değer kaybının hangi ölçütlerle hesaplandığını sigorta değer kaybı nasıl hesaplanır yazımızda, sürecin dava boyutunu ise araç değer kaybı davası nasıl açılır yazımızda ayrıntılarıyla inceledik. Kusursuz tarafın tazminat haklarının tamamı için trafik kazasında kusursuz taraf nasıl tazminat alır rehberimize bakabilirsiniz. Zamanaşımına da dikkat edilmelidir: trafik kazalarından doğan talepler kural olarak zarar görenin zararı ve sorumluyu öğrenmesinden itibaren iki yıllık, her halde kaza tarihinden itibaren on yıllık sürelere tabidir; kaza aynı zamanda suç oluşturuyorsa uzamış ceza zamanaşımı uygulanır. Sigorta sözleşmesinden doğan diğer talepler ise kural olarak alacağın muaccel olmasından itibaren iki yıllık zamanaşımına tabidir. ## Sonuç Sigorta tahkim komisyonuna başvuru; önce sigortacıya yazılı başvuru, ardından eksiksiz belgelerle Komisyona müracaat ve dosya üzerinden hızlı bir yargılama şeklinde ilerleyen, çoğu uyuşmazlıkta mahkemeden daha kısa sürede sonuç veren bir yoldur. Sürecin dosya üzerinden yürümesi, tüm delillerin ve doğru hesaplanmış talep tutarının en başında sunulmasını zorunlu kılar; itiraz ve temyiz için öngörülen 10 günlük süreler ise kaçırıldığında telafisi bulunmayan hak kayıpları doğurur. Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal trafik kazası avukatı ekibiyle sigorta tahkim başvuruları, araç değer kaybı ve trafik kazası tazminat süreçlerinde hizmet vermektedir. Sigorta şirketiyle yaşadığınız uyuşmazlıkta hak kaybına uğramamak için iletişim sayfamızdan büromuza ulaşabilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Sigorta Tahkim Komisyonuna doğrudan başvuru yapılabilir mi? C: Hayır. Önce sigorta kuruluşuna yazılı başvuru yapılması zorunludur. Kuruluş talebi kısmen veya tamamen reddederse ya da genel uyuşmazlıklarda 15 iş günü, trafik sigortasında 15 gün içinde cevap vermezse Komisyona başvurulabilir. S: Sigorta tahkim başvurusu ne kadar sürede sonuçlanır? C: Raportör ön incelemesi en geç 15 gün sürer. Hakemler, kendilerine verilen dosyayı en geç 4 ay içinde karara bağlar. İtiraz edilirse itiraz hakem heyeti 2 ay içinde karar verir. Uygulamada süreç, mahkemelere kıyasla belirgin biçimde hızlıdır. S: Hakem kararına itiraz edilebilir mi? C: Uyuşmazlık tutarı güncel kesinlik sınırının altındaysa karar kesindir. Bu sınırın üzerindeki uyuşmazlıklarda, kararın tebliğinden itibaren 10 gün içinde Komisyon nezdindeki itiraz hakem heyetine itiraz edilebilir. Süresinde yapılan itiraz, kararın icrasını durdurur. S: Sigorta tahkim kararı nasıl icra edilir? C: Kesinleşen hakem kararları ilam niteliğindedir; mahkeme kararı gibi ilamlı icra yoluyla takibe konulabilir. Sigorta kuruluşu ödeme yapmazsa banka hesaplarına ve malvarlığına haciz uygulanması mümkündür. S: Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuru ücreti ne kadardır? C: Başvuru ücreti uyuşmazlık tutarına göre kademelidir: güncel tarifede en düşük kademe 600 TL olup 85.000 TL üzerindeki taleplerde uyuşmazlık tutarının %1,8'i (en az 1.750 TL) alınır. Tarife dönemsel olarak güncellendiğinden güncel tutarlar Komisyonun resmi sitesinden kontrol edilmelidir. S: Sigorta şirketi tahkim sistemine üye değilse başvuru yapılabilir mi? C: Kural olarak Komisyon yalnızca sisteme üye kuruluşlarla yaşanan uyuşmazlıklara bakar. Ancak trafik sigortası gibi zorunlu sigortalarda, kuruluş üye olmasa dahi belirli tarihten sonra doğan uyuşmazlıklar için başvuru yapılabilir. S: Tahkim başvurusu reddedilirse mahkemeye gidilebilir mi? C: Kesinleşen hakem kararı kesin hüküm etkisi doğurur; aynı uyuşmazlık yeniden mahkemeye taşınamaz. Bu nedenle karara karşı, tutar sınırları elveriyorsa 10 günlük sürede itiraz hakem heyetine, itiraz kararına karşı da koşulları varsa Yargıtay'a başvurulması tek yoldur. S: Tahkim başvurusu için avukat zorunlu mudur? C: Zorunlu değildir; başvuru bizzat yapılabilir. Ancak talep tutarının doğru hesaplanması, belgelerin eksiksiz sunulması ve itiraz aşamalarının kaçırılmaması bakımından sürecin sigorta hukukunda deneyimli bir avukatla yürütülmesi hak kaybını önler. Avukatla başvuruda vekaletnamede tahkim için özel yetki bulunmalıdır. --- # HAGB Kararına Uyulmaması Nedeniyle Açılış Ne Demek? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/hagb-kararina-uyulmamasi-nedeniyle-acilis-ne-demek/ Güncelleme: 2026-10-13 Kısa cevap: HAGB kararına uyulmaması nedeniyle açılış, denetim süresinde kasıtlı suç işlendiği veya yükümlülük ihlal edildiği iddiasıyla dosyanın yeni esas numarası üzerinden yeniden ele alındığını gösterir. Kesinleşmiş ceza değildir; mahkeme koşulları inceler ve hükmü açıklarken kısmi infazsızlık, erteleme veya seçenek yaptırıma karar verebilir. Açıklanan hükme iki hafta içinde itiraz edilebilir. e-Devlet veya UYAP üzerinden dava dosyasını sorgulayan pek çok kişi, kapandığını düşündüğü ceza dosyasında "HAGB kararına uyulmaması nedeniyle açılış" ibaresiyle karşılaşır. Bu kayıt, hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararıyla askıya alınan hükmün, denetim süresindeki bir ihlal iddiası nedeniyle yeniden ele alınmaya başlandığını gösterir. Tek başına kesinleşmiş bir mahkumiyet anlamına gelmez; ancak doğru yönetilmezse hapis cezasının infazına kadar uzanabilen kritik bir sürecin başlangıcıdır. Kurumun dayanağı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesidir. Aşağıda açılış kaydının anlamı, açılışa yol açan haller, mahkemenin verebileceği kararlar, kanun yolları ve güncel düzenlemeyle değişen kurallar ele alınmaktadır. HAGB kararına uyulmazsa ne olur? HAGB bozulması ve hükmün açıklanması ## HAGB Kararına Uyulmaması Nedeniyle Açılış Ne Anlama Gelir? HAGB kararı verildiğinde dosya, denetim süresi boyunca askıda bekler. Denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlendiği veya yükümlülüklere aykırı davranıldığı bilgisi mahkemeye ulaştığında, geri bırakılan hükmün açıklanıp açıklanmayacağının değerlendirilmesi için dosya yeni bir esas numarası üzerinden yeniden açılır. Sistemde görülen "açılış" kaydı işte bu işlemdir. Bu aşamada henüz bir sonuç yoktur: mahkeme öncelikle açılış koşullarının gerçekten oluşup oluşmadığını inceler, gerektiğinde duruşma açarak sanığı dinler. Bu nedenle kaydı gören kişinin yapması gereken ilk iş, tebligatları takip etmek ve duruşma gününü kaçırmamaktır. ## HAGB Dosyası Hangi Hallerde Açılışa Alınır? HAGB kararına uyulmaması nedeniyle açılış, iki sebeple gündeme gelir: - Denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlenmesi: Suçun denetim süresi içinde işlenmiş olması gerekir; uygulamada ayrıca bu suçtan verilen mahkumiyetin kesinleşmesi aranır. Henüz derdest bir dosya tek başına açıklama sebebi değildir. - Denetimli serbestlik yükümlülüklerine aykırı davranılması: İmza, eğitim programı, belirli yerlere gitmeme gibi yükümlülüklerin kasıtlı ve ısrarlı biçimde ihlal edilmesi açılışa yol açar. Zararın taksitle giderilmesi kabul edilmişse taksitlerin ödenmemesi de uygulamada aynı kapsamda değerlendirilmektedir. İmza yükümlülüğünün sonuçlarını denetimli serbestlikte imza ihlali yazımızda ayrıntılı inceledik. Buna karşılık taksirle işlenen suçlar (örneğin trafik kazası) açılışa yol açmaz. Nafaka borcu gibi nedenlerle verilen tazyik veya disiplin hapisleri de teknik anlamda kasıtlı suç mahkumiyeti olmadığından HAGB'yi bozmaz. Yetişkinlerde denetim süresi 5 yıl, çocuklarda 3 yıldır ve süre, HAGB kararının kesinleşmesiyle işlemeye başlar; kanun yoluna başvurulmuşsa kesinleşme, bu sürecin tamamlanmasına kadar ertelenir. Denetim süresi içinde işlenen yeni kasıtlı suç bakımından bir sınırlama daha vardır: bu suçtan verilecek mahkumiyet hakkında ikinci kez HAGB kararı verilemez. Yani denetimdeki kişi, yeni dosyasında HAGB korumasından yararlanamayacağı gibi, mevcut dosyasının da açılışa alınması riskiyle karşılaşır. HAGB hangi hallerde bozulur? Yeni kasıtlı suç ve yükümlülük ihlali ## Açılış Sonrasında Mahkeme Hangi Kararları Verebilir? Açılış koşullarının gerçekleştiği tespit edilirse mahkeme, geri bırakılan hükmü açıklar. Ancak güncel düzenlemenin en önemli yeniliği şudur: mahkeme hükmü açıklarken sanığın durumunu değerlendirerek cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine, koşulları varsa hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar verebilir. Önceki uygulamada bu esneklik yalnızca yükümlülük ihlali halinde tanınıyor, kasıtlı suç işlenmesi durumunda hükmün aynen açıklanması gerekiyordu. Bu ayrımın kalkması, açılış duruşmasındaki savunmanın önemini artırmıştır: sanığın kişisel ve ekonomik durumu, ihlalin niteliği ve pişmanlık, açıklanacak cezanın infaz biçimini doğrudan etkileyebilmektedir. Konuyu somutlaştıralım: hakaret suçundan 10 ay hapis cezası alan ve hakkında HAGB kararı verilen bir kişinin, denetim süresinin üçüncü yılında kasten yaralama suçu işlediğini ve bu mahkumiyetin kesinleştiğini varsayalım. İlk mahkeme dosyayı açılışa alır ve duruşma günü belirler. Duruşmada sanığın ekonomik ve sosyal durumu ile ihlalin niteliği değerlendirilir; mahkeme 10 aylık cezayı açıklarken yarısına kadar olan kısmının infaz edilmemesine veya cezanın adli para cezasına çevrilmesine karar verebilir. Aynı kişi suç işlemek yerine yalnızca bir imza yükümlülüğünü mazeretsiz ihlal etmiş olsaydı, mahkemenin ihtar ve değerlendirme yapmadan doğrudan hüküm açıklaması hukuka aykırı olurdu. ## HAGB Açılış Kaydı Görüldüğünde Ne Yapılmalı? Sürecin seyrini çoğu zaman ilk günlerde atılan adımlar belirler. Dosyasında HAGB kararına uyulmaması nedeniyle açılış kaydıyla karşılaşan kişinin sırasıyla şunları yapması yerinde olur: - UYAP veya e-Devlet üzerinden dosyanın yeni esas numarasını ve duruşma gününü kontrol etmek - Tebligat adresinin güncel olduğundan emin olmak; adres değişmişse mahkemeye bildirmek - Açılışa gerekçe gösterilen ikinci dosyanın akıbetini (derdest mi, kesinleşmiş mi) netleştirmek - Yükümlülük ihlali iddiasında mazereti gösteren belgeleri (sağlık raporu, görevlendirme yazısı gibi) toplamak - Duruşmaya mutlaka katılmak ve savunmayı güncel CMK 231 hükümlerine göre hazırlamak Bu aşamada verilen dilekçelerin ve sunulan belgelerin, mahkemenin kısmi infazsızlık, erteleme veya seçenek yaptırım takdirini kullanmasında doğrudan etkisi vardır. ## CMK 231'de Güncel Düzenlemeyle Neler Değişti? HAGB kurumu, Anayasa Mahkemesinin iptal kararının ardından önce 7499 sayılı Kanun, son olarak da 7589 sayılı Kanunla yeniden düzenlenmiştir. Başlıca farklar şu şekildedir: KonuÖnceki düzenlemeGüncel düzenlemeHAGB kararına karşı kanun yoluİtirazİstinafKasıtlı suçta mahkemenin takdiriYok; hüküm aynen açıklanırVar; kısmi infazsızlık, erteleme veya seçenek yaptırım mümkünZararın giderilmesiDerhal giderilmesi gerekirDenetim süresinde aylık taksitlerle giderme imkanıKapsam dışı suçlarGenel sınırlarİşkence ve eziyet suçları ile kamu görevlilerinin kötü muamele suçları HAGB dışına çıkarıldı Bu değişiklikler nedeniyle internette yer alan pek çok eski tarihli bilgi güncelliğini yitirmiştir; dosyanızdaki durumun mutlaka güncel mevzuata göre değerlendirilmesi gerekir. ## Yargıtay Uygulamasında Açılış Koşulları Nasıl Denetlenir? Yerleşik Yargıtay uygulaması, HAGB kararına uyulmaması nedeniyle açılış sürecinde mahkemelerin uyması gereken güvenceleri netleştirmiştir. Buna göre: - Hükmün açıklanabilmesi için ikinci suçun suç tarihinin denetim süresi içinde kalması gerekir; karar veya kesinleşme tarihinin süre dışında olması sonucu değiştirmez. - İhbara konu mahkumiyetin kesinleşmesi beklenmeden hüküm açıklanması bozma sebebidir. - Mahkeme, hangi ihlale dayandığını ve takdir yetkisini neden kullanıp kullanmadığını gerekçeli biçimde göstermek zorundadır; gerekçesiz açıklama kararları hukuka aykırı bulunmaktadır. - Sanığa savunma hakkı tanınmadan, yalnızca dosya üzerinden hüküm açıklanması adil yargılanma hakkını ihlal eder. Bu ilkeler, açılış duruşmasında yapılacak itirazların ve savunmanın çerçevesini çizer; dosyadaki tarih ve kesinleşme kayıtlarının tek tek denetlenmesi çoğu zaman sonucu belirler. ## Açıklanan Hükme Karşı Hangi Kanun Yolu İzlenir? Kanun yolu, kararın türüne göre ikiye ayrılır. HAGB kararının kendisine karşı hükümle birlikte istinaf yoluna başvurulur; bölge adliye mahkemesi dosyayı esastan inceleyebilir ve koşulları varsa beraat kararı dahi verebilir. Açılış üzerine açıklanan hükme karşı ise kararın öğrenilmesinden itibaren iki hafta içinde itiraz yoluna gidilir. İtiraz merciinin incelemesi sınırlıdır: suçun denetim süresi içinde işlenip işlenmediği, mahkumiyetin kesinleşip kesinleşmediği ve yükümlülük ihlalinin gerçekleşip gerçekleşmediği gibi açılış koşulları denetlenir. Bu sınırlı inceleme, itiraz dilekçesinin doğru noktalara odaklanmasını zorunlu kılar; süre hesabında yapılacak bir tespit bile hükmün kaldırılmasını sağlayabilir. İstinaf aşamasındaki dosyalar için Kartal istinaf avukatı sayfamızdan ayrıntılı bilgi alabilirsiniz. ## HAGB Açılışının Sonuçları: İnfaz, Adli Sicil ve Memuriyete Etkisi HAGB devam ettiği sürece karar, adli sicilin kendine özgü bölümünde tutulur; standart sabıka kaydında ve GBT sorgusunda görünmez, yalnızca yargı mercileri tarafından görülebilir. Bu nedenle denetim süresi boyunca kişi, memuriyet başvurularında hükümlü statüsünde sayılmaz. Hüküm açıklanıp mahkumiyet kesinleştiğinde ise tablo değişir: - Ceza, adli sicil kaydına işler ve savcılık aracılığıyla infaz süreci başlar; hapis cezası açık veya kapalı kurumda, adli para cezası ödeme emriyle infaz edilir. - Mahkumiyet; memuriyet, polislik ve askerlik gibi güvenlik soruşturmasına tabi meslekler ile silah ruhsatı süreçlerini doğrudan etkileyebilir. Kasten işlenen bir suçtan bir yıl ve üzeri hapis cezası, Devlet memurluğuna alınmaya kalıcı engel oluşturur. - Mahkeme kısmi infazsızlık, erteleme veya seçenek yaptırım takdirini kullanmışsa infaz, açıklanan bu yeni hükme göre yürütülür. - Kaydın hangi koşullarda silinebileceğini adli sicil kaydı nasıl silinir yazımızda açıkladık. Denetim süresi ihlalsiz tamamlanırsa sonuç bunun tam tersidir: açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılır ve davanın düşmesine karar verilir; kişi hiç mahkum olmamış gibi hukuki durumuna kavuşur. ## Sonuç HAGB kararına uyulmaması nedeniyle açılış, kesinleşmiş bir ceza değil, hükmün açıklanıp açıklanmayacağının inceleneceği yeni bir yargılama aşamasıdır. Güncel CMK 231 düzenlemesi mahkemeye, kasıtlı suç halinde dahi kısmi infazsızlık, erteleme veya seçenek yaptırım gibi seçenekler tanımaktadır; iki haftalık itiraz süresi ise kaçırıldığında telafisi güç sonuçlar doğurur. Açılış kaydını gören kişinin süreci tebligat ve duruşma takibiyle, güncel mevzuata hakim bir savunmayla yürütmesi belirleyicidir. Koza Avukatlık ve Danışmanlık, ceza hukuku alanında HAGB, açılış duruşmaları, itiraz ve istinaf süreçlerinde hizmet vermektedir. Dosyanızda açılış kaydı görüyorsanız süre kaçırılmadan iletişim sayfamızdan büromuza ulaşabilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: HAGB kararına uyulmaması nedeniyle açılış ne anlama gelir? C: Denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlendiği veya yükümlülüklere aykırı davranıldığı bilgisinin mahkemeye ulaşması üzerine, geri bırakılan hükmün açıklanması için dosyanın yeni bir esas numarasıyla yeniden ele alındığını gösterir. Tek başına kesinleşmiş bir mahkumiyet anlamına gelmez; mahkeme önce açılış koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğini inceler. S: Açılış halinde hüküm aynen mi açıklanır? C: Hayır, artık zorunlu değildir. Güncel CMK 231 düzenlemesine göre mahkeme, sanığın durumunu değerlendirerek cezanın yarısına kadar belirleyeceği kısmının infaz edilmemesine, koşulları varsa hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar verebilir. S: Taksirli suç işlemek HAGB'yi bozar mı? C: Hayır. Açılış yalnızca denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlenmesi veya denetimli serbestlik yükümlülüklerine aykırı davranılması halinde gündeme gelir. Trafik kazası gibi taksirle işlenen suçlar HAGB'nin bozulmasına yol açmaz. S: Açılış için yeni suçun kesinleşmesi gerekir mi? C: Uygulamada hükmün açıklanabilmesi için, denetim süresi içinde işlenen kasıtlı suçtan verilen mahkumiyetin kesinleşmesi aranır. Henüz derdest veya istinaf aşamasındaki bir dosya, tek başına hükmün açıklanması için yeterli kabul edilmez. S: Açıklanan hükme karşı hangi kanun yoluna başvurulur? C: Açıklanan hükme karşı, kararın öğrenilmesinden itibaren iki hafta içinde itiraz yoluna başvurulabilir. İtiraz mercii, incelemesini açılış koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğiyle sınırlı olarak yapar. HAGB kararının kendisine karşı ise istinaf yolu açıktır. S: Açılış sonrası ceza adli sicile işler mi? C: HAGB devam ederken karar adli sicilin kendine özgü bölümünde tutulur ve standart sabıka kaydında görünmez. Hüküm açıklanıp mahkumiyet kesinleşirse ceza adli sicile işler; memuriyet ve güvenlik soruşturması süreçlerini etkileyebilir. S: İmza yükümlülüğünü ihlal etmek açılışa yol açar mı? C: Denetimli serbestlik kapsamındaki imza, eğitim programı veya benzeri yükümlülüklere kasıtlı ve ısrarlı biçimde aykırı davranılması açılış sebebidir. Ancak mahkeme bu halde dahi cezanın bir kısmının infaz edilmemesine, ertelemeye veya seçenek yaptırımlara hükmedebilir. S: HAGB kaydı GBT sorgusunda görünür mü? C: Görünmez. HAGB kararı adli sicilin kendine özgü bölümünde tutulduğundan GBT ve standart sabıka sorgularına yansımaz. Ancak açılış sonrasında hüküm açıklanır ve mahkumiyet kesinleşirse ceza adli sicile işler; memuriyet, polislik gibi güvenlik soruşturmasına tabi süreçlerde görünür hale gelir. --- # Saklı Pay Nedir? Tenkis Davası Nasıl Açılır? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/sakli-pay-tenkis-davasi/ Güncelleme: 2026-09-05 Kısa cevap: Saklı pay; altsoyun, anne-babanın ve sağ kalan eşin miras payının kanunla korunan bölümüdür (TMK m. 506). Bu payı ihlal edilen mirasçı, ihlali öğrenmesinden itibaren 1 yıl, her halde 10 yıl içinde, mirasbırakanın son yerleşim yerindeki asliye hukuk mahkemesinde tenkis davası açarak payını geri isteyebilir. Miras bırakan, malvarlığını dilediği gibi dağıtamaz. Türk Medeni Kanunu, altsoyun, anne-babanın ve sağ kalan eşin miras payının bir bölümünü saklı pay olarak güvenceye alır. Vasiyetname veya sağlararası kazandırmalar bu güvenceyi aşarsa, mirasçı tenkis davası ile payını geri isteyebilir. Uygulamada bu konu en çok şu cümleyle gündeme gelir: "Babam her şeyini tek kardeşime bıraktı, benim hakkım yok mu?" Cevap çoğu zaman "var" olur; ancak hakkın korunması doğru davayı, doğru sürede açmaya bağlıdır. Bu rehberde saklı pay oranlarını, hesaplama yöntemini, dava sürecini ve kritik süreleri örneklerle bulacaksınız. Saklı pay ve tenkis davasına bir bakış: oranlar, süreç ve dayanaklar ## Saklı Pay Nedir? Saklı pay (mahfuz hisse), bazı yasal mirasçıların miras payının, mirasbırakanın tasarruflarına karşı kanunla korunan çekirdeğidir. Düzenleme, Türk Medeni Kanunu'nun 505 ve 506. maddelerinde yer alır. Burada üç kavramı ayırmak gerekir: - Yasal miras payı: Kanunun, tasarruf yapılmasaydı mirasçıya vereceği tam paydır. - Saklı pay: Yasal payın, mirasbırakanın iradesiyle dahi elinden alınamayan bölümüdür. - Tasarruf edilebilir kısım (tasarruf nisabı): Terekenin saklı paylar düşüldükten sonra kalan, mirasbırakanın dilediği gibi kullanabileceği bölümüdür. Mirasbırakan bir vakfa bağış yapabilir, bir çocuğunu kayırabilir veya üçüncü bir kişiye mal bırakabilir. Bütün bunlar ancak tasarruf edilebilir kısım içinde kaldığı sürece sonuç doğurur. Sınır aşıldığında kazandırma kendiliğinden geçersiz olmaz; saklı paylı mirasçının talebiyle indirilir. ## Saklı Paylı Mirasçılar ve Güncel Oranlar TMK m. 506, saklı payı mirasçının yasal miras payı üzerinden oranla belirler: MirasçıSaklı Pay OranıAltsoy (çocuk, torun)Yasal miras payının 1/2'siAnne ve baba (her biri)Yasal miras payının 1/4'üSağ kalan eşAltsoy veya anne-baba ile birlikteyse yasal payının tamamı; diğer hallerde 3/4'ü Bu oranlar 2007'den bu yana değişmemiştir. Aynı yıl çıkan 5650 sayılı Kanun önemli bir yenilik getirmiştir: kardeşlerin saklı payı kaldırılmıştır. Kardeşler bugün yasal mirasçı olabilir; ancak saklı payları bulunmadığından tenkis talep edemezler. Büyükanne-büyükbaba, atanmış mirasçılar ve vasiyet alacaklıları da saklı pay korumasının dışındadır. Sağ kalan eşin durumu kiminle mirasçı olduğuna göre değişir. Eş çocuklarla birlikteyse yasal payı 1/4'tür ve bu payın tamamı saklıdır. Eş, mirasbırakanın anne-babasıyla birlikteyse yasal payı 1/2'dir ve yine tamamı saklıdır. Eş tek başına veya üçüncü zümreyle mirasçıysa saklı payı, yasal payının 3/4'üdür. ## Saklı Pay Nasıl Hesaplanır? İki Örnek Hesap iki adımda ilerler: önce yasal miras payını bulursunuz, sonra bu payı TMK 506'daki oranla çarparsınız. Yargıtay'a göre hesap net tereke üzerinden yapılır. Net terekeye ulaşmak için terekenin aktifinden borçlar, cenaze giderleri ve terekenin korunması masrafları düşülür; mirasbırakanın sağlığında yaptığı tenkise tabi kazandırmalar ise hesaba geri eklenir. Örnek 1; Eş ve iki çocuk: Net tereke 2.000.000 TL olsun. - Yasal paylar: Eş 1/4 (500.000 TL), her çocuk 3/8 (750.000 TL). - Saklı paylar: Eşin saklı payı yasal payının tamamı, yani 500.000 TL. Her çocuğunki yasal payının yarısı, yani 375.000 TL. - Toplam saklı pay: 1.250.000 TL. Tasarruf edilebilir kısım: 750.000 TL. Mirasbırakan bu örnekte en fazla 750.000 TL'lik kazandırmayı dilediği kişiye yapabilir. Diyelim ki tüm terekeyi vasiyetle tek çocuğuna bıraktı. Eş 500.000 TL, diğer çocuk 375.000 TL için tenkis talep edebilir; kayırılan çocuğa kalan kısım yasal sınıra indirilir. Örnek 2; Yalnızca eş ve anne-baba: Net tereke 1.200.000 TL, mirasbırakanın çocuğu yok. - Yasal paylar: Eş 1/2 (600.000 TL), anne ve baba 1/4'er (300.000'er TL). - Saklı paylar: Eşinki yasal payının tamamı, 600.000 TL. Anne ve babanın her biri için yasal payın 1/4'ü, yani 75.000'er TL. - Toplam saklı pay: 750.000 TL. Tasarruf edilebilir kısım: 450.000 TL. Hesabın doğruluğu terekenin eksiksiz tespitine bağlıdır. Gizlenen banka hesapları, sağlıkta devredilen taşınmazlar ve üçüncü kişilerdeki alacaklar sonucu doğrudan değiştirir. Bu yüzden uygulamada işin en çekişmeli aşaması tereke tespitidir. ## Tenkis Davası Nedir? Tenkis davası, saklı payları ihlal eden kazandırmaların yasal sınıra indirilmesi için açılan davadır; dayanağı TMK m. 560 ve devamıdır. "Tenkis" sözcüğü indirme, azaltma anlamına gelir. Dava yenilik doğuran niteliktedir: kazandırma, hüküm kesinleşince saklı payı zedelediği oranda etkisini yitirir. Önemli bir nokta: mirasbırakan hayattayken bu dava açılamaz. Dava hakkı mirasın açılmasıyla, yani ölümle doğar. Sağlıkta yapılan devirlerden endişe eden mirasçı, o aşamada ancak delil toplayabilir. ## Hangi Kazandırmalar Tenkise Tabidir? Vasiyetname ve miras sözleşmesiyle yapılan tüm ölüme bağlı kazandırmalar tenkise tabidir. Sağlararası kazandırmalarda ise TMK m. 565 dört grup sayar: - Yasal mirasçıya, miras payına mahsuben yapılan kazandırmalar (evlenme çeyizi, borç ödeme, işyeri sermayesi gibi) - Miras haklarının ölümden önce tasfiyesi amacıyla yapılan kazandırmalar - Mirasbırakanın serbestçe dönme hakkını saklı tutarak yaptığı bağışlamalar ile ölümünden önceki bir yıl içinde yaptığı bağışlamalar (adet üzere verilen hediyeler hariç) - Saklı pay kurallarını etkisiz kılmak amacıyla yapıldığı açık olan kazandırmalar Son grup uygulamada en sık tartışılandır. Örneğin ölümünden üç yıl önce tüm taşınmazlarını tek çocuğuna bağışlayan mirasbırakanın amacı, somut olayın koşullarına göre değerlendirilir. Hayat sigortası alacakları da satın alma değeri üzerinden tenkise tabidir (TMK m. 567). Bu noktada mirastan feragat sözleşmesinin özel bir yeri vardır: feragat karşılığında mirasbırakandan edinilen değerler de belirli koşullarda tenkise konu olabilir. ## Tenkiste Sıra: Önce Hangi Kazandırma İndirilir? Saklı pay birden fazla kazandırmayla ihlal edilmişse indirim rastgele yapılmaz. TMK m. 570 sırayı belirler: - Adım: Önce ölüme bağlı tasarruflar (vasiyetname, miras sözleşmesi) orantılı olarak indirilir. - Adım: Yetmezse sağlararası kazandırmalara geçilir; en yeni tarihli kazandırmadan başlanarak en eskiye doğru gidilir. - Adım: Kamu tüzel kişilerine ve kamuya yararlı dernek-vakıflara yapılan kazandırmalar en son indirilir. Bu sıralama dava stratejisini doğrudan etkiler. Davalı tarafın hangi kazandırmayı ne zaman aldığı, tenkisin kimin üzerinde yoğunlaşacağını belirler. ## Davayı Kimler Açabilir, Kime Karşı Açılır? Davacı olabilecekler kural olarak saklı paylı mirasçılardır: altsoy, anne-baba ve sağ kalan eş. Her mirasçı yalnızca kendi saklı payı için talepte bulunur; verilen hüküm dava açmayan mirasçıya yarar sağlamaz. Bu nedenle ihlale uğrayan her mirasçının ayrıca davacı olması gerekir. TMK m. 562 iki istisna tanır: elinde ödemeden aciz belgesi bulunan alacaklılar ve iflas idaresi, mirasçı dava açmıyorsa onun yerine tenkis isteyebilir. Davalı, saklı payı ihlal eden kazandırmadan yararlanan kişidir; bir mirasçı, vasiyet alacaklısı üçüncü kişi, dernek veya vakıf olabilir. Kazandırma konusu mal davalının elinden çıkmışsa, iyiniyetli kişi yalnızca geri verme zamanında elinde kalanı iade eder; kötüniyetli kişi ise tamamından sorumlu tutulur. Mirasçılık sıfatını yitirenler bu davayı açamaz: mirası reddeden, mirastan feragat eden veya mirasçılıktan çıkarılan kişi tenkis talep edemez. ## Tenkis Davası Nasıl Açılır? Adım Adım Süreç Süreç uygulamada şu adımlarla ilerler: - Adım - Tereke ve kazandırma tespiti: Tapu kayıtları, banka hareketleri ve varsa vasiyetname incelenir; sağlıkta yapılan devirler çıkarılır. - Adım - Saklı pay hesabı: İhlalin bulunup bulunmadığı ve tutarı belirlenir; bilirkişiye esas deliller toplanır. - Adım - Dilekçenin hazırlanması: Yargıtay uygulamasında tenkis talebi belirsiz alacak davası niteliğindedir; talep sonucu buna göre kurgulanır ve gerekiyorsa muris muvazaası talebiyle kademeli birleştirilir. - Adım - Davanın açılması: Görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesi, yetkili mahkeme mirasbırakanın son yerleşim yeri mahkemesidir (TMK m. 576). - Adım - Yargılama: Tereke bilirkişi marifetiyle hesaplanır, tenkis oranı ve sırası belirlenir, hüküm kurulur. Davanın kabulünde kural, tapu iptali değil bedel iadesidir: kazandırma saklı payı tamamlayacak tutara indirilir. Konusu bölünemeyen bir malsa (örneğin tek daire), TMK m. 564 davalıya seçim hakkı verir: dilerse saklı pay tutarını ödeyip malı elinde tutar, dilerse malı verip tasarruf edilebilir kısmın değerini para olarak ister. Tereke içinde paylaşılamayan taşınmazlar varsa süreç ortaklığın giderilmesi davasıyla; hisseli devir senaryolarında hisseli tapuda satış sorunlarıyla iç içe yürüyebilir. ## Süreler: 1 Yıl ve 10 Yıl Kuralı Tenkis davasında zamanaşımı değil, hak düşürücü süre işler (TMK m. 571): - 1 yıl: Mirasçının, saklı payının ihlal edildiğini öğrendiği tarihten itibaren. - 10 yıl: Vasiyetnamelerde vasiyetnamenin açıldığı tarihten, diğer kazandırmalarda mirasın açılmasından itibaren. Hak düşürücü süreyi hâkim resen gözetir: süre geçmişse, karşı taraf ileri sürmese bile dava reddedilir. Uygulamada en çok hak kaybı, 1 yıllık sürenin "nasıl olsa 10 yılım var" düşüncesiyle kaçırılmasından doğar. Vasiyetnamenin sulh hukuk mahkemesince okunması, çoğu olayda öğrenme anı sayılır ve süreyi başlatır. Önemli istisna tenkis def'idir: süre geçse bile, kendisine karşı tereke alacağı ileri sürülen saklı paylı mirasçı, tenkisi savunma olarak her zaman öne sürebilir. Yargıtay bu savunmanın en geç ikinci cevap dilekçesiyle yapılmasını arar. ## Tenkis mi, Muris Muvazaası mı? Mirastan mal kaçırma şüphesinde tenkis davası ile muris muvazaası davası sık karıştırılır. Şartları ve sonuçları farklıdır: ÖzellikTenkis DavasıMuris Muvazaası DavasıDayanakTMK m. 560 vd.TBK m. 19 ve Yargıtay içtihatlarıKimler açabilirYalnızca saklı paylı mirasçılarSaklı paylı olsun olmasın tüm mirasçılarKonuGeçerli ama saklı payı aşan kazandırmalarGörünürde satış, gerçekte bağış olan danışıklı işlemlerSüre1 yıl / 10 yıl hak düşürücü süreSüreye tabi değildirSonuçKazandırmanın indirilmesi, bedel iadesiTapunun iptali ve mirasçı adına tescili Ölçüt işlemin niteliğidir. Baba evini bedel almadan "satış" göstererek devretmişse işlem danışıklıdır ve muvazaa davası öne çıkar; bu senaryoyu baba ölmeden mirasını istediği evladına verebilir mi yazımızda ayrıntılı işledik. Devir gerçek bir bağışsa işlem geçerlidir; bu kez saklı pay ihlali ölçülür ve tenkis gündeme gelir. İki talep aynı dilekçede kademeli olarak ileri sürülebilir: öncelikle tapu iptal ve tescil, kabul edilmezse tenkis istenir. Yargıtay'a göre muvazaa ispatlanamazsa mahkeme, kademeli talep varsa tenkis yönünden incelemeyi sürdürmelidir. Doğru kurgu, somut olayın delil durumuna göre belirlenir. ## Dava Ne Kadar Sürer, Masrafları Nelerdir? Tereke hesabı ve bilirkişi incelemeleri nedeniyle bu yargılamalar uzundur: ilk derecede ortalama 1,5 – 3 yıl sürer; istinaf ve temyizle toplam süre uzayabilir. Dava türlerine göre süre karşılaştırması için miras davası ne kadar sürer rehberimize bakabilirsiniz. Başlıca masraf kalemleri şunlardır: - Nispi harç: Dava değeri üzerinden binde 68,31 oranında karar ve ilam harcı; dörtte biri dava açılırken peşin ödenir. - Gider avansı ve bilirkişi ücretleri: Tereke hesabı çoğu dosyada birden fazla rapor gerektirir. - Vekâlet ücreti: Avukatlık asgari ücret tarifesine göre belirlenir; davayı kazanan taraf, yargılama giderlerini kural olarak karşı taraftan alır. Dava değerleri genellikle yüksek olduğundan, talebin belirsiz alacak olarak doğru kurgulanması harç yükünü de doğrudan etkiler. ## Sonuç Saklı pay; altsoyun, anne-babanın ve sağ kalan eşin mirastaki güvencesidir ve mirasbırakanın iradesiyle dahi ortadan kaldırılamaz. Bu güvence ihlal edildiğinde devreye tenkis davası girer. Unutulmaması gerekenler: - Oranlar yasal miras payı üzerinden hesaplanır; kardeşlerin saklı payı yoktur. - Dava, ihlalin öğrenilmesinden itibaren 1 yıl içinde açılmalıdır; mutlak sınır 10 yıldır ve hâkim süreyi kendiliğinden gözetir. - Görevli mahkeme asliye hukuk, yetkili mahkeme mirasbırakanın son yerleşim yeridir. - Mal kaçırma şüphesinde muvazaa ve tenkis talepleri kademeli olarak birlikte kurgulanmalıdır. Tereke tespiti, hesap ve dava stratejisi teknik konulardır; küçük bir hata büyük hak kayıplarına yol açar. Saklı payınızın ihlal edildiğini düşünüyorsanız Koza Avukatlık miras hukuku ekibiyle iletişime geçerek dosyanızı değerlendirebilirsiniz; miras hukuku alanındaki tüm hizmetlerimize de göz atabilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Saklı pay hangi mirasçılarda vardır? C: Saklı pay yalnızca altsoyda (çocuklar, torunlar), anne-babada ve sağ kalan eşte vardır. Kardeşler ve diğer mirasçılar saklı paylı mirasçı değildir. S: Kardeşin saklı payı var mı? C: Hayır. Kardeşlerin saklı payını 2007 yılında 5650 sayılı Kanun kaldırmıştır. Kardeşler yasal mirasçı olabilir ancak tenkis talebinde bulunamaz. S: Mirasbırakan hayattayken tenkis davası açılabilir mi? C: Hayır. Dava hakkı ancak mirasbırakanın ölümüyle doğar. Sağlararası kazandırmalar da ancak ölümden sonra tenkise konu olur. S: Tenkis davası zamanaşımı ne kadardır? C: Bu davada zamanaşımı değil hak düşürücü süre işler. Süre, ihlalin öğrenilmesinden itibaren 1 yıldır; her halde vasiyetnamelerde açılma tarihinden, diğer kazandırmalarda mirasın açılmasından itibaren 10 yıldır. S: Tenkis davası kazanılırsa mal geri mi alınır, bedel mi ödenir? C: Kural olarak kazandırma yasal sınıra indirilir ve saklı payı tamamlayan bedelin ödenmesine karar verilir. Bölünemeyen mallarda davalı, bedeli ödeyip malı elinde tutma veya malı verip tasarruf edilebilir kısmın değerini isteme seçeneğine sahiptir. S: Saklı pay ihlal edilirse tapu iptal olur mu? C: Kural olarak tapu iptali değil, saklı payı tamamlayacak bedelin iadesi gündeme gelir. Mirastan mal kaçırma (muris muvazaası) varsa tapu iptal ve tescil davası açılabilir. --- # Yasadışı Bahis Cezasına İtiraz Süresi ve Yolu URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/yasadisi-bahis-cezasina-itiraz/ Güncelleme: 2026-09-03 Kısa cevap: Yasadışı bahis oynama nedeniyle verilen idari para cezasına, kararın tebliği veya tefhiminden itibaren 15 gün içinde sulh ceza hâkimliğine başvurularak itiraz edilebilir. İtiraz dilekçesinde cezanın hangi nedenlerle hukuka aykırı olduğu ve bu iddiaları destekleyen deliller açıklanmalıdır. Buna karşılık bahis oynatma, bahis oynanmasına imkân sağlama, para nakline aracılık etme veya kişileri bahis oynamaya teşvik etme gibi bazı fiiller 7258 sayılı Kanun kapsamında ayrıca suç oluşturabilir. Yasadışı bahis cezasına itiraz, 7258 sayılı Kanun kapsamında bahis oynama nedeniyle verilen idari para cezasına karşı, kararın tebliği veya tefhiminden itibaren 15 gün içinde sulh ceza hâkimliğine başvurulması suretiyle yapılabilir. Ancak yasadışı bahis oynayan kişi ile bahis oynatan, bahis oynanmasına imkân sağlayan, para nakline aracılık eden veya kişileri bahis oynamaya teşvik eden kişinin hukuki durumu aynı değildir. 7258 sayılı Kanun'un 5. maddesinde bu fiiller farklı yaptırımlara bağlanmıştır. Bu nedenle eline bir yasadışı bahis cezası ulaştığında öncelikle belgenin idari yaptırım kararı mı, yoksa bir ceza soruşturmasına ilişkin işlem mi olduğunu belirlemek gerekir. İtiraz süresinin başlangıcı ve izlenecek hukuki yol buna göre değerlendirilmelidir. Ceza soruşturması, ifade, tutuklama ve diğer ceza yargılaması süreçleri hakkında daha geniş bilgi için Ceza Hukuku sayfamızı inceleyebilirsin. ## Yasadışı Bahis Cezasına İtiraz Nasıl Yapılır? Yasadışı bahis oynama nedeniyle verilen idari para cezasına karşı, kararın tebliğ veya tefhim edildiği tarihten itibaren 15 gün içinde sulh ceza hâkimliğine başvurulabilir. Başvuru yazılı bir dilekçe ile yapılır. Dilekçede öncelikle idari yaptırım kararının bilgileri belirtilmeli, ardından cezanın hangi nedenlerle hukuka aykırı olduğu açıklanmalıdır. İtirazın yalnızca “ben bahis oynamadım” şeklinde genel bir ifadeden ibaret olması yerine, somut dosyada yer alan tespitler ve deliller üzerinden gerekçelendirilmesi önemlidir. [caption id="attachment_3215" align="aligncenter" width="760"] Yasadışı bahis cezasına itiraz süresi ve başvuru süreci[/caption] ## Yasadışı Bahis Cezasına İtiraz Nereye Yapılır? 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 27. maddesi kapsamında idari yaptırım kararına karşı başvuru sulh ceza hâkimliğine yapılır. Hangi sulh ceza hâkimliğine başvurulacağı bakımından yetki kuralları ve somut olayın özellikleri ayrıca değerlendirilmelidir. İtiraz mercii kadar önemli olan bir diğer konu ise 15 günlük sürenin kaçırılmamasıdır. ## Yasadışı Bahis Cezasına İtiraz Süresi Kaç Gün? Yasadışı bahis oynama nedeniyle verilen idari para cezasına karşı başvuru süresi 15 gündür. Süre, kararın tebliği veya tefhim edilmesiyle başlar. Bu nedenle yalnızca kişinin cezayı öğrendiği tarih değil, hukuken geçerli tebliğ veya tefhim tarihi esas alınmalıdır. 15 günlük sürenin geçirilmesi halinde idari yaptırım kararı kural olarak kesinleşir. Ancak kanunda mücbir sebep nedeniyle sürenin kaçırılması bakımından ayrıca düzenleme bulunmaktadır. ## Yasadışı Bahis Cezasında 15 Gün Nasıl Hesaplanır? Örneğin idari yaptırım kararı 3 Mart tarihinde usulüne uygun şekilde tebliğ edilmişse, itiraz süresinin hesabı bu tarihe göre yapılır. Ancak elektronik tebligat, posta yoluyla tebligat veya farklı bildirim yöntemlerinde sürenin başlangıcı bakımından özel kurallar bulunabileceğinden, yalnızca kararın üzerinde yazan tarihe bakmak yeterli olmayabilir. İtiraz süresinin son günü beklenmeden başvuru işlemlerinin tamamlanması, hak kaybı riskini azaltır. ## Yasadışı Bahis Cezasına İtiraz Dilekçesinde Neler Yazılır? İtiraz dilekçesinde idari yaptırım kararının tarih ve bilgileri belirtilmeli ve kararın hangi nedenlerle hukuka aykırı olduğu somutlaştırılmalıdır. Dosyanın içeriğine göre tebligatın usulü, idari yaptırım kararının yetkili makam tarafından verilip verilmediği, tespit tutanağının içeriği, fiilin kişiye ait olup olmadığı ve delillerin hukuki durumu gibi hususlar incelenebilir. İtirazı destekleyen belgeler ve diğer deliller de dilekçeye eklenmelidir. ## Yasadışı Bahis Cezası Geldiğinde Ne Yapmalıyım? Öncelikle elindeki belgenin idari yaptırım kararı olup olmadığını ve sana hangi tarihte tebliğ edildiğini kontrol etmelisin. Daha sonra cezanın hangi fiile dayandırıldığı, kararın hangi makam tarafından verildiği ve tespitin hangi delillere dayandığı incelenmelidir. İtiraz düşünülüyorsa 15 günlük süre dolmadan başvuru hazırlığı yapılmalıdır. Aynı olay kapsamında Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ayrıca bir soruşturma yürütülüyorsa, konu yalnızca idari para cezası yönünden değerlendirilmemelidir. Hakkında ayrıca bir dava veya soruşturma bulunup bulunmadığını öğrenmek isteyenler için Hakkımda Açılmış Dava Var mı? Nasıl Öğrenebilirim? başlıklı yazımızda UYAP üzerinden yapılabilecek sorgulamaları da anlattık. ## Yasadışı Bahis Oynamak Suç mu? 7258 sayılı Kanun kapsamında bahis oynama fiili idari para cezasıyla yaptırıma bağlanmıştır. Buna karşılık bahis oynatma, bahis oynanmasına imkân sağlama, belirli yurt dışı bahislerinin Türkiye'den oynanmasına imkân sağlama, para nakline aracılık etme veya kişileri reklam ve diğer yollarla bahis oynamaya teşvik etme bakımından ceza hukuku yaptırımları gündeme gelebilir. Bu nedenle “yasadışı bahis” ifadesi tek başına kişinin hangi hukuki yaptırımla karşı karşıya olduğunu göstermeye yetmez. Öncelikle kişinin gerçekleştirdiği fiilin belirlenmesi gerekir. ## Yasadışı Bahis Oynama Cezası Ne Kadar? 7258 sayılı Kanun'un 5. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde bahis oynayan kişiler bakımından 5.000 TL ile 20.000 TL arasında idari para cezası öngörülmüştür. İdari para cezalarının güncel uygulanacak tutarının belirlenmesinde Kabahatler Kanunu'nun yeniden değerleme hükümleri de dikkate alınmalıdır. Bu nedenle eski tarihli internet içeriklerindeki rakamların doğrudan güncel ceza miktarı olarak kabul edilmemesi gerekir. ## Yasadışı Bahis Cezası Adli Sicile İşler mi? Yasadışı bahis oynama nedeniyle verilen idari para cezası, bir ceza mahkûmiyeti değildir. Bu nedenle idari para cezasının kendisi, mahkûmiyet hükmü gibi adli sicil kaydı oluşturan bir sonuç doğurmaz. Ancak aynı olay kapsamında ayrıca bir suç soruşturması veya mahkûmiyet bulunup bulunmadığı ayrı değerlendirilmelidir. ## Yasadışı Bahis Oynatmanın Cezası Nedir? Bahis oynatmak veya bahis oynanmasına yer ya da imkân sağlamak, 7258 sayılı Kanun kapsamında suç olarak düzenlenmiştir. Bu fiil bakımından kanunda üç yıldan beş yıla kadar hapis ve on bin güne kadar adli para cezası öngörülmektedir. Bu nedenle bahis oynayan kişinin karşılaştığı idari para cezası ile bahis oynatan kişi hakkında yürütülen ceza soruşturması birbirinden farklı hukuki süreçlerdir. ## Yurt Dışı Bahis Sitesinden Bahis Oynamak Farklı mıdır? Bahis sitesinin yurt dışında bulunması, Türkiye'den gerçekleştirilen işlemlerin Türk hukuku bakımından otomatik olarak hukuki sonuç doğurmayacağı anlamına gelmez. Ancak kişinin yalnızca bahis oynadığı iddiası ile başkalarının Türkiye'den bahis oynamasına imkân sağladığı veya bahis organizasyonuna başka şekilde katıldığı iddiası aynı hukuki nitelikte değildir. Bu nedenle dosyanın değerlendirilmesinde kişinin gerçekleştirdiği somut fiil, kullanılan deliller ve 7258 sayılı Kanun'un ilgili hükmü birlikte incelenmelidir. ## Yasadışı Bahis Reklamı Yapmanın Cezası Var mı? Evet. 7258 sayılı Kanun, kişileri spor müsabakalarına dayalı bahis veya şans oyunlarını oynamaya reklam vermek veya diğer yollarla teşvik eden kişiler bakımından ayrıca yaptırım öngörmektedir. Bu nedenle sosyal medya üzerinden bahis sitesi tanıtımı yapmak, reklam yayımlamak veya kişileri bahis oynamaya yönlendiren faaliyetlerde bulunmak, somut olayın özelliklerine göre ceza hukuku bakımından ayrıca değerlendirilebilir. ## Yasadışı Bahiste Para Nakline Aracılık Etmenin Cezası Nedir? Bahis faaliyetleriyle bağlantılı olarak para nakline aracılık etmek de 7258 sayılı Kanun'da ayrıca suç olarak düzenlenmiştir. Kanunda para nakline aracılık eden kişiler bakımından üç yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası öngörülmektedir. Bu nedenle banka hesabının veya başka bir ödeme aracının bahis faaliyetinde kullanıldığı iddiası bulunan dosyalarda, kişinin yalnızca bahis oynayan kişi olup olmadığı ayrıca değerlendirilmelidir. ## Yasadışı Bahis Dosyalarında Banka Hesapları İncelenir mi? Yasadışı bahis soruşturmalarında banka hesap hareketleri ve para transferleri dosyadaki deliller arasında yer alabilir. Özellikle bahis oynatma, para nakline aracılık veya organizasyon iddialarında finansal hareketlerin niteliği önem kazanabilir. Ancak bir banka hesabındaki para hareketi tek başına kişinin belirli bir suçu işlediğini kesin olarak göstermez. ## Yasadışı Bahis Cezasına İtirazda Hangi Deliller Kullanılır? İtiraz dosyasında kullanılabilecek deliller somut olayın özelliklerine göre değişir. Tebligat belgeleri, idari yaptırım kararı, tespit tutanağı, banka kayıtları, hesap hareketleri, iletişim kayıtları ve kişinin fiille bağlantısını değerlendirmeye yarayan diğer belgeler dosyanın niteliğine göre önem taşıyabilir. Burada amaç mümkün olduğunca çok belge sunmak değil, cezanın dayandığı tespitle doğrudan ilgili delilleri ortaya koymaktır. ## Sulh Ceza Hâkimliği Yasadışı Bahis İtirazında Ne Karar Verebilir? Sulh ceza hâkimliği, idari yaptırım kararına yapılan başvuruyu inceleyerek kararın hukuka uygun olup olmadığını değerlendirir. Kabahatler Kanunu'ndaki şartlara göre başvurunun reddine veya idari yaptırım kararının kaldırılmasına karar verilebilir. Kanunda öngörülen şartların oluştuğu bazı durumlarda idari para cezasının miktarı yönünden de değerlendirme yapılabilir. ## Sulh Ceza Hâkimliğinin Kararına İtiraz Edilebilir mi? Bu konuda idari para cezasının tutarı ve karar tarihi önem taşır. Kabahatler Kanunu'nun kanun yolu hükümleri kapsamında mahkeme kararlarına karşı belirli şartlarda ve sürelerde yeniden başvuru imkânı bulunabilir. Ancak bazı parasal sınırlar bakımından verilen kararlar kesin olduğundan, her dosyada “karara mutlaka tekrar itiraz edilebilir” şeklinde genel bir sonuç çıkarılmamalıdır. ## Yasadışı Bahis Cezasını Ödemek İtiraz Hakkını Ortadan Kaldırır mı? İdari para cezasının ödeme süresi içinde ödenmesi, kanunda öngörülen ödeme indirimi bakımından sonuç doğurabilir. Bununla birlikte ödeme yapılmış olması tek başına kanun yoluna başvurma hakkını ortadan kaldırmaz. İtiraz süresinin ve somut dosyada uygulanacak usul hükümlerinin ayrıca kontrol edilmesi gerekir. ## Yasadışı Bahis Cezasına İtirazda En Sık Yapılan Hatalar İlk ve en önemli hata, 15 günlük itiraz süresinin kaçırılmasıdır. İkinci hata, yalnızca genel bir inkâr içeren dilekçe hazırlanıp dosyadaki tespit ve delillere hiç değinilmemesidir. Bir başka hata, bahis oynama ile bahis oynatma, aracılık etme veya reklam yoluyla teşvik etme fiillerinin aynı hukuki sonuçlara sahip olduğunun düşünülmesidir. Ayrıca idari para cezası ile ceza soruşturmasının birbirine karıştırılması da sürecin yanlış değerlendirilmesine neden olabilir. ## Yasadışı Bahis Dosyasında Adli Kontrol Kararı Verilebilir mi? Yasadışı bahisle ilgili bir olayda ayrıca ceza soruşturması yürütülüyorsa, somut olayın özelliklerine göre bazı koruma tedbirleri gündeme gelebilir. Bunlardan biri de adli kontroldür. Hakkında yurt dışına çıkış yasağı, imza yükümlülüğü veya başka bir adli kontrol tedbiri uygulanmışsa, bu kararın kaldırılması veya değiştirilmesi için başvuru yolları ayrıca değerlendirilmelidir. Adli kontrol tedbirleri hakkında ayrıntılı bilgi için Adli Kontrol Kararı Nasıl Kaldırılır? başlıklı yazımızı inceleyebilirsin. ## Örnek: Yasadışı Bahis Cezasına Nasıl İtiraz Edilir? Örneğin bir kişiye yasadışı bahis oynadığı iddiasıyla idari para cezası tebliğ edildiğini düşünelim. Bu kişinin öncelikle kararın kendisine hangi tarihte tebliğ edildiğini belirlemesi gerekir. Daha sonra kararın hangi fiile dayandığı ve bu fiilin hangi delillerle kişiye bağlandığı incelenmelidir. Eğer idari yaptırım kararında hukuka aykırılık bulunduğu düşünülüyorsa, 15 günlük süre içerisinde sulh ceza hâkimliğine başvuru yapılabilir. Dilekçede itiraz nedenleri somutlaştırılmalı ve mevcut deliller ortaya konulmalıdır. ## Yasadışı Bahis Cezasına İtiraz İçin Avukat Gerekli mi? İdari para cezasına karşı başvurunun avukat aracılığıyla yapılması zorunlu değildir. Ancak özellikle tebligat, deliller, usul işlemleri ve aynı olay kapsamında ayrıca bir ceza soruşturması bulunması gibi durumlarda hukuki değerlendirme önem kazanabilir. Yasadışı bahis dosyası aynı zamanda bir ceza soruşturmasına dönüşmüşse, ifade ve soruşturma aşamasındaki işlemlerin ayrıca değerlendirilmesi gerekir. İstanbul'da ceza soruşturması ve kovuşturması süreçleri hakkında daha geniş bilgi için İstanbul Ceza Avukatı sayfamıza da göz atabilirsin. ## Yasadışı Bahis Cezasına İtiraz İçin Hukuki Destek Yasadışı bahis nedeniyle idari para cezası aldıysan, öncelikle kararın tebliğ tarihinin, isnat edilen fiilin ve cezanın dayandığı belgelerin incelenmesi gerekir. Özellikle 15 günlük itiraz süresinin geçirilmemesi önemlidir. İtiraz sürecinde idari yaptırım kararının hukuka uygunluğu, tespit tutanağı, deliller, tebligat işlemleri ve somut olayın özellikleri birlikte değerlendirilmelidir. Yasadışı bahis cezasına itiraz, idari para cezası ve 7258 sayılı Kanun kapsamındaki ceza soruşturmaları hakkında hukuki destek almak için Koza Avukatlık ve Danışmanlık ile iletişime geçebilirsin. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Yasadışı bahis cezasına kaç gün içinde itiraz edilir? C: Yasadışı bahis oynama nedeniyle verilen idari para cezasına karşı kararın tebliği veya tefhiminden itibaren 15 gün içinde sulh ceza hâkimliğine başvurulabilir. S: Yasadışı bahis cezasına itiraz nereye yapılır? C: İdari yaptırım kararına karşı başvuru kural olarak sulh ceza hâkimliğine yapılır. S: Yasadışı bahis cezasına itiraz dilekçesinde ne yazılır? C: İtiraz dilekçesinde idari yaptırım kararının bilgileri, cezanın hangi nedenlerle hukuka aykırı olduğu ve itirazı destekleyen deliller açıkça belirtilmelidir. S: Yasadışı bahis cezası geldiğinde ne yapmalıyım? C: Öncelikle idari yaptırım kararının tebliğ tarihini ve hangi fiile dayandırıldığını kontrol etmek gerekir. İtiraz düşünülüyorsa 15 günlük süre geçirilmeden başvuru yapılması önemlidir. S: Yasadışı bahis oynamak suç mudur? C: 7258 sayılı Kanun kapsamında bahis oynama fiili idari para cezasıyla yaptırıma bağlanmıştır. Bahis oynatma, bahis oynanmasına imkân sağlama, para nakline aracılık etme ve bazı teşvik fiilleri ise ayrıca suç olarak düzenlenmiştir. S: Yasadışı bahis cezası adli sicile işler mi? C: Bahis oynama nedeniyle verilen idari para cezası bir mahkûmiyet hükmü değildir. Bu nedenle tek başına adli sicile işleyen bir ceza mahkûmiyeti niteliğinde değildir. S: Yasadışı bahis cezası ne kadar? C: 7258 sayılı Kanun'un 5. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde bahis oynayan kişiler bakımından 5.000 TL ile 20.000 TL arasında idari para cezası öngörülmüştür. Güncel uygulanacak tutarın belirlenmesinde yeniden değerleme hükümleri de dikkate alınmalıdır. S: Yasadışı bahis cezası ödenirse itiraz edilebilir mi? C: İdari para cezasının ödenmiş olması tek başına kanun yoluna başvurma hakkını ortadan kaldırmaz. Ancak itiraz süresi ve diğer usul şartlarının ayrıca kontrol edilmesi gerekir. S: Sulh ceza hâkimliğinin kararına itiraz edilebilir mi? C: Kabahatler Kanunu'nda mahkemenin son kararına karşı kural olarak iki hafta içinde itiraz yolu düzenlenmiştir. Ancak 15.000 TL dahil idari para cezalarına ilişkin bazı kararlar kesin olduğundan, somut dosyadaki ceza tutarı ve karar ayrıca değerlendirilmelidir. S: Yurt dışı bahis sitesinden bahis oynamak farklı mıdır? C: Bahis sitesinin yurt dışında bulunması tek başına Türk hukuku bakımından değerlendirmeyi ortadan kaldırmaz. Ancak bahis oynama ile başkasının Türkiye'den bahis oynamasına imkân sağlama gibi fiillerin hukuki niteliği birbirinden farklıdır. --- # Kira Tespit Davası: 5 Yılı Dolan Kiracının Kirası Nasıl Artırılır? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/kira-tespit-davasi-5-yillik-kiraci/ Güncelleme: 2026-10-13 Kısa cevap: Beş yılı dolan kira ilişkisinde bedel, TÜFE sınırına bağlı kalmadan rayiç üzerinden belirlenir (TBK m. 344/3). Kira tespit davası her zaman açılabilir; ancak kararın yeni dönemde geçerli olması için dava yeni dönemden en az 30 gün önce açılmalı veya kiracıya bu süre içinde yazılı ihtar gönderilmelidir. Dava öncesinde arabuluculuk zorunludur. 5 yılı dolan kiracının kirasını rayiç bedele yükseltmek isteyen ev sahibi, kira tespit davası açarak yeni kira bedelinin mahkeme tarafından belirlenmesini talep edebilir. Beş yıldan uzun süren veya beş yıldan sonra yenilenen kira sözleşmelerinde mahkeme; TÜFE'nin on iki aylık ortalama değişim oranı, taşınmazın durumu, emsal kira bedelleri ve hakkaniyeti birlikte değerlendirerek yeni kira bedelini belirler. Bu nedenle kira bedelinin rayiç seviyeye yaklaştırılması mümkün olmakla birlikte, rayiç bedelin tamamının otomatik olarak uygulanacağı söylenemez. Kira ilişkisinin beş yılı aşması, kira artışının normal yıllık artıştan farklı şekilde değerlendirilmesini gündeme getirir. Özellikle uzun yıllardır aynı kiracının oturduğu ve mevcut kira bedelinin bölgedeki benzer taşınmazların kira seviyesinin oldukça altında kaldığı durumlarda kira tespit davası önemli bir hukuki yol olabilir. Ancak burada önemli bir ayrım vardır: Beş yılın dolması, ev sahibinin kirayı tek taraflı olarak istediği rayiç bedele çıkarabileceği anlamına gelmez. Yeni kira bedelinin nasıl belirleneceği ve hangi tarihten itibaren uygulanacağı ayrıca değerlendirilmelidir. 5 yılı dolan kiracının kira bedelinin belirlenmesinde emsal kira, TÜFE, taşınmazın özellikleri ve dava süreci ## Kira Tespit Davası Nedir? Kira tespit davası, taraflar arasında devam eden kira ilişkisinde uygulanacak kira bedelinin mahkeme tarafından belirlenmesi amacıyla açılan davadır. Kira artışı ile kira tespit davası aynı şey değildir. Olağan kira dönemlerinde uygulanacak artış bakımından Türk Borçlar Kanunu'nda belirli sınırlar bulunurken, kira ilişkisinin beş yılı aşmasıyla birlikte kira bedelinin yeniden değerlendirilmesine ilişkin özel hükümler gündeme gelir. Bu nedenle mevcut kira bedelinin emsal taşınmazların oldukça altında kaldığı düşünülüyorsa, somut olayın şartlarına göre kira tespit davası açılması gündeme gelebilir. Normal kira artışının hangi kurallara göre yapılacağını kira artışı nasıl yapılır yazımızda ayrıca anlattık. kira tespit davası 5 yılı dolan kiracının kira bedelinin rayiç ve emsal kira bedeline göre yeniden belirlenmesi ## 5 Yılı Dolan Kiracının Kirası Rayiç Bedele Çıkarılabilir mi? Kira sözleşmesinin beş yılı aşması, ev sahibine kirayı tek taraflı olarak doğrudan rayiç bedele çıkarma hakkı vermez. Ancak beş yıllık sürenin dolması, kira bedelinin yeniden değerlendirilmesi bakımından önemli bir aşamadır. Türk Borçlar Kanunu'nun 344. maddesine göre, beş yıldan uzun süren veya beş yıldan sonra yenilenen kira sözleşmelerinde yeni kira bedeli belirlenirken yalnızca yıllık kira artış oranı değil; TÜFE'nin on iki aylık ortalama değişim oranı, kiralananın durumu, emsal kira bedelleri ve hakkaniyet birlikte değerlendirilir. Bu nedenle beş yılı dolan kiracının kira bedelinin piyasa koşullarındaki seviyeye yaklaştırılması mümkün olabilir. Ancak mahkemenin belirleyeceği kira bedelinin mutlaka internette görülen en yüksek rayiç kira ile aynı olması gerekmez. ## 5 Yıl Dolunca Kira Otomatik Olarak Rayiç Bedele Çıkar mı? Hayır. Beş yılın dolmasıyla birlikte mevcut kira bedeli kendiliğinden değişmez. Ev sahibinin kirayı yeni bir seviyeye çıkarmak istemesi halinde tarafların anlaşması mümkündür. Anlaşma sağlanamazsa, şartları oluştuğunda kira tespit davası yoluna başvurulabilir. Bu nedenle “5 yıl doldu, artık kiracım rayiç kira ödemek zorunda” şeklinde tek taraflı bir uygulama yapmak doğru değildir. Mahkeme kararı veya tarafların geçerli anlaşması olmadan kira bedelinin doğrudan değiştirilmesi ayrı hukuki sorunlar doğurabilir. ## 5 Yıl Sonra Kira Bedeli Nasıl Belirlenir? Beş yıllık sürenin dolmasından sonra kira bedelinin belirlenmesinde tek bir oran veya tek bir rakam esas alınmaz. Somut olayın özelliklerine göre özellikle şu unsurlar değerlendirilir: - Taşınmazın bulunduğu konum ve bölge, - Taşınmazın büyüklüğü ve niteliği, - Konutu veya işyerinin kullanım özellikleri, - Taşınmazın fiziki ve genel durumu, - Benzer taşınmazların kira bedelleri, - TÜFE'nin on iki aylık ortalama değişim oranı, - Somut olay bakımından hakkaniyet. Dolayısıyla beş yıl sonunda yapılacak kira tespiti, basit bir yüzde hesabından ibaret değildir. Özellikle emsal taşınmazların doğru belirlenmesi önem taşır. ## Kira Tespit Davasında Rayiç Kira Bedeli ile Emsal Kira Bedeli Aynı mı? Günlük kullanımda “rayiç kira bedeli” ve “emsal kira bedeli” ifadeleri çoğu zaman aynı anlamda kullanılmaktadır. Ancak hukuki değerlendirmede emsal kira bedeli kavramı daha sağlıklı bir ifadedir. Örneğin aynı mahallede bulunan iki konutun kira bedelinin aynı olması beklenmeyebilir. Konutların metrekaresi, bulunduğu kat, bina yaşı, cephe özellikleri, ulaşım imkanları, iç durumu ve diğer özellikleri farklı olabilir. Bu nedenle internette bulunan en yüksek kira ilanının “rayiç bedel” kabul edilerek doğrudan dava konusu yapılması tek başına yeterli değildir. Önemli olan, dava konusu taşınmaza gerçekten benzer ve karşılaştırılabilir emsallerin ortaya konulabilmesidir. ## Kira Tespit Davasında Emsal Kira Bedeli Nasıl Belirlenir? Emsal kira bedelinin belirlenmesinde mümkün olduğunca dava konusu taşınmaza benzer özellikteki taşınmazların dikkate alınması gerekir. Örneğin aynı bölgede bulunan ancak çok daha yeni, çok daha büyük veya farklı özelliklere sahip bir taşınmazın kira bedeli tek başına sağlıklı bir emsal olmayabilir. Bu nedenle emsal araştırmasında taşınmazın bulunduğu bölgenin yanı sıra; kullanım amacı, büyüklüğü, bina yaşı, katı, fiziki özellikleri ve diğer ayırt edici unsurların değerlendirilmesi önemlidir. ## İnternetteki Kira İlanları Emsal Olarak Kullanılabilir mi? İnternette yayınlanan kira ilanları, bölgedeki piyasa seviyesini anlamaya yardımcı olabilir. Ancak ilan fiyatı ile taşınmazın gerçek kira bedeli her zaman aynı değildir. Bu nedenle yalnızca birkaç internet ilanına dayanarak kesin bir kira bedeli tespit edildiği söylenemez. Mahkemenin değerlendirmesinde taşınmazın gerçek özellikleri ve uygun emsaller önem taşır. ## Kira Tespit Davasında Bilirkişi Ne Yapar? Mahkeme gerekli gördüğü takdirde bilirkişi incelemesi yaptırabilir. Bilirkişi, taşınmazın özelliklerini ve uygun emsal taşınmazları inceleyerek kira bedeline ilişkin teknik bir değerlendirme hazırlayabilir. Bilirkişi raporu özellikle taşınmazın emsal kira seviyesinin belirlenmesi bakımından önemli olabilir. Bununla birlikte bilirkişinin belirlediği rakam mahkemenin otomatik olarak kabul etmek zorunda olduğu nihai kira bedeli değildir. Mahkeme, bilirkişi raporunu dosyadaki diğer delillerle birlikte değerlendirerek karar verir. ## Kira Tespit Davası Ne Zaman Açılır? Kira bedelinin belirlenmesine ilişkin dava kanundaki şartlar çerçevesinde her zaman açılabilir. Ancak dava tarihinin belirlenmesi, mahkeme tarafından tespit edilecek yeni kira bedelinin hangi kira döneminden itibaren uygulanacağı bakımından önem taşır. Bu nedenle yalnızca “beş yıl doldu” demek yeterli değildir. Kira sözleşmesinin başlangıç tarihi, yeni kira döneminin başlangıcı, varsa yazılı bildirim ve dava tarihi birlikte değerlendirilmelidir. ## Kira Tespit Davası 30 Gün İçinde mi Açılmalıdır? “Kira tespit davası 30 gün içinde açılmalıdır” şeklindeki ifade eksiktir. Türk Borçlar Kanunu'nun 345. maddesine göre kira bedelinin belirlenmesine ilişkin dava her zaman açılabilir. Ancak 30 günlük süre, özellikle mahkeme tarafından belirlenecek kira bedelinin yeni kira döneminin başlangıcından itibaren uygulanabilmesi bakımından önem taşır. Bu nedenle 30 günlük süreyi “dava açmak için son gün” olarak değerlendirmemek gerekir. Önemli olan, davanın ve varsa yazılı bildirimin yeni kira dönemi bakımından hukuki etkisidir. ## Kira Tespit Davasında Yazılı Bildirim Neden Önemlidir? Kiraya verenin yeni kira döneminde daha yüksek bir kira bedeli talep etmesi bakımından kiracıya yapılacak yazılı bildirim, dava tarihiyle birlikte önem taşıyabilir. Özellikle TBK m. 345 kapsamında belirlenen yeni kira bedelinin yeni kira döneminin başından itibaren uygulanmasının istenmesi halinde sürelerin doğru hesaplanması gerekir. Bu nedenle kira tespit davası açılmadan önce yalnızca emsal kira bedelinin araştırılması değil, kira dönemlerinin ve bildirim tarihlerinin de kontrol edilmesi gerekir. ## Kira Tespit Davası Geriye Dönük Etki Eder mi? Kira tespit davasında mahkeme tarafından belirlenen kira bedelinin hangi tarihten itibaren uygulanacağı somut olayın özelliklerine göre değerlendirilir. Dava tarihi, yazılı bildirim, kira sözleşmesindeki hükümler ve yeni kira döneminin başlangıç tarihi bu konuda önem taşıyabilir. Bu nedenle her kira tespit davasında belirlenen yeni kira bedelinin bütün geçmiş dönemler için otomatik olarak uygulanacağı söylenemez. ## Kira Tespit Davasından Önce Arabuluculuk Zorunlu mu? Evet, kural olarak dava şartı arabuluculuk gerekir. Kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması, kanunda öngörülen dava şartları kapsamında değerlendirilir. Arabuluculuk aşamasında tarafların yeni kira bedeli konusunda anlaşması halinde uyuşmazlık dava açılmadan çözülebilir. Anlaşma sağlanamazsa son tutanak düzenlenmesinin ardından dava yoluna başvurulabilir. Bu nedenle kira tespit davası hazırlığında yalnızca dava dilekçesinin değil, dava öncesi arabuluculuk sürecinin de doğru yürütülmesi gerekir. ## Kira Tespit Davası Hangi Mahkemede Açılır? Kira bedelinin belirlenmesine ilişkin davalarda görevli mahkeme kural olarak Sulh Hukuk Mahkemesi'dir. Görevli mahkemenin yanı sıra yetkili mahkemenin de somut olay bakımından değerlendirilmesi gerekir. Bu nedenle dava açılmadan önce taşınmazın bulunduğu yer ve kira ilişkisinin özellikleri dikkate alınmalıdır. Kira ve diğer taşınmaz uyuşmazlıklarının hangi hukuki başlıklar altında değerlendirildiğini Gayrimenkul Hukuku sayfamızda da inceleyebilirsin. ## Kira Tespit Davasında Hangi Deliller Kullanılır? Kira tespit davasında kullanılabilecek deliller, somut olayın özelliklerine göre değişebilir. Kira sözleşmesi, kira ödemelerini gösteren banka kayıtları, mevcut kira bedeline ilişkin belgeler, emsal taşınmaz araştırmaları, taşınmazın özelliklerini gösteren belgeler ve bilirkişi incelemesi önemli deliller arasında yer alabilir. Özellikle emsal kira bedelinin belirlenmesi bakımından karşılaştırılabilir taşınmazların gösterilmesi önem taşır. ## Kira Tespit Davası Ne Kadar Sürer? Kira tespit davasının ne kadar süreceği her dosyada aynı değildir. Mahkemenin iş yükü, bilirkişi incelemesi, taşınmazın yerinde incelenmesi, emsal araştırması ve tarafların sunduğu deliller yargılama süresini etkileyebilir. Bu nedenle “kira tespit davası kesin olarak şu kadar ayda biter” şeklinde sabit bir süre vermek doğru değildir. ## Kira Tespit Davası Açılınca Kiracı Ne Kadar Kira Öder? Kira tespit davasının açılması, mahkeme tarafından henüz belirlenmemiş yeni kira bedelinin kiracı tarafından kendiliğinden uygulanacağı anlamına gelmez. Dava devam ederken kira ödemeleri bakımından somut olayın şartlarının değerlendirilmesi gerekir. Mahkemenin belirleyeceği yeni kira bedelinin hangi tarihten itibaren uygulanacağı da TBK m. 345 kapsamında ayrıca değerlendirilmelidir. ## Ev Sahibi Kira Tespit Davasında İstediği Kira Bedelini Alabilir mi? Ev sahibi dava dilekçesinde belirli bir kira bedelinin tespitini isteyebilir. Ancak mahkemenin mutlaka talep edilen rakama karar vereceği anlamına gelmez. Mahkeme; taşınmazın özelliklerini, emsal kira bedellerini, TÜFE'yi ve hakkaniyeti birlikte değerlendirerek karar verir. Bu nedenle davada talep edilen kira bedeli ile mahkemenin belirlediği kira bedeli farklı olabilir. ## 5 Yılı Dolan Kiracının Kirasını Artırmak İçin Ne Yapmalıyım? Beş yılı dolan bir kiracının mevcut kira bedelinin piyasa koşullarının çok altında kaldığı düşünülüyorsa öncelikle kira sözleşmesinin başlangıç tarihi ve kira dönemleri incelenmelidir. Ardından taşınmazın bulunduğu bölgedeki uygun emsal taşınmazlar araştırılabilir. Mevcut kira bedeli ile emsal kira seviyeleri arasındaki fark ortaya konulmalıdır. Yeni kira döneminin başlangıç tarihi ve TBK m. 345 kapsamında önem taşıyan süreler de ayrıca değerlendirilmelidir. Taraflar anlaşamıyorsa, dava şartı arabuluculuk sürecinin ardından şartları oluştuğunda kira tespit davası açılabilir. ## Yeni Kira Bedeli Ödenmezse Kiracı Tahliye Edilebilir mi? Kira tespit davası ile yeni kira bedelinin belirlenmesi ile kiracının tahliyesi birbirinden farklı hukuki konulardır. Kiracının sözleşmedeki yıllık artışı eksik ödediği durumlarda ise kira tespit davasına gerek kalmadan aradaki fark istenebilir; bu konu kira artışı eksik ödenirse ne olur yazısında anlatılıyor. Kiracının kira borcunu ödememesi halinde, somut olayın şartlarına göre kira alacağının tahsili ve tahliye bakımından farklı hukuki yollar gündeme gelebilir. Özellikle kira borcunun ödenmemesi nedeniyle tahliye sürecini merak ediyorsan, Kirasını Ödemeyen Kiracı Nasıl Tahliye Edilir? başlıklı yazımızda TBK m. 315, TBK m. 352 ve icra yoluyla tahliye seçeneklerini ayrıntılı şekilde anlattık. ## Kira Tespit Davasında En Sık Yapılan Hatalar Kira tespit davalarında en sık yapılan hatalardan biri, beş yılın dolmasıyla birlikte kira bedelinin otomatik olarak rayiç bedele çıkacağını düşünmektir. Bir diğer hata, 30 günlük sürenin kira tespit davasını açmak için kesin son süre olduğunun sanılmasıdır. Oysa 30 günlük süre, belirlenen kira bedelinin yeni kira döneminden itibaren uygulanabilmesi bakımından önemlidir. Yalnızca internetteki kira ilanlarına bakarak kesin bir emsal kira bedeli belirlendiğinin düşünülmesi de hatalı olabilir. Ayrıca kira tespit davasından önce gerekli arabuluculuk sürecinin tamamlanmaması da usul açısından sorun yaratabilir. ## Örnek: 5 Yılı Dolan Kiracının Kirası Nasıl Belirlenir? Örneğin bir konutta kiracının altı yıldır oturduğunu ve mevcut kira bedelinin aynı bölgede bulunan benzer konutların kira seviyesine göre oldukça düşük kaldığını düşünelim. Beş yıllık sürenin aşılmış olması halinde kiraya veren, şartları oluştuğunda kira bedelinin yeniden belirlenmesini isteyebilir. Mahkeme taşınmazın özelliklerini ve uygun emsal kira bedellerini değerlendirerek yeni kira bedelini belirler. Ancak bölgedeki en yüksek kira ilanının doğrudan mahkemece kabul edilmesi zorunlu değildir. Burada amaç, taşınmaz için hukuken ve fiilen uygun olan kira bedelinin belirlenmesidir. ## Kira Tespit Davasında Avukat Desteği Kira tespit davalarında kira sözleşmesinin başlangıç tarihi, beş yıllık sürenin hesabı, emsal taşınmazların belirlenmesi, dava ve bildirim tarihleri ile arabuluculuk sürecinin doğru yürütülmesi önemlidir. Özellikle mevcut kira bedeli ile bölgedeki emsal kira bedelleri arasında ciddi fark bulunan dosyalarda, dava açılmadan önce bütün bu unsurların birlikte değerlendirilmesi gerekir. Doğru talebin belirlenmesi ve kira bedelinin hangi dönemden itibaren uygulanacağının doğru şekilde ortaya konulması, kira tespit davasının en önemli noktaları arasındadır. ## Sık Sorulan Sorular ## 5 yılı dolan kiracının kirası rayiç bedel üzerinden belirlenir mi? Beş yılın sonunda kira bedelinin emsal kira seviyesine yaklaştırılması mümkün olabilir. Ancak mahkeme rayiç bedeli otomatik olarak uygulamaz; taşınmazın özellikleri, emsal kira bedelleri, TÜFE ve hakkaniyet gibi unsurları birlikte değerlendirir. ## 5 yıl dolunca kira otomatik olarak artırılır mı? Hayır. Beş yılın dolması kira bedelinin kendiliğinden rayiç bedele çıkması anlamına gelmez. Tarafların anlaşması veya şartları oluştuğunda kira tespit davası yoluyla yeni kira bedelinin belirlenmesi gerekir. ## Kira tespit davası 30 gün içinde mi açılmalıdır? Hayır. Kira bedelinin belirlenmesine ilişkin dava her zaman açılabilir. Ancak 30 günlük süre, belirlenen kira bedelinin yeni kira döneminden itibaren uygulanması bakımından önem taşır. ## 5 yıl dolmadan kira rayiç bedele çıkarılabilir mi? Beş yıllık sürenin dolması, emsal kira bedellerinin de dikkate alındığı kira bedeli belirleme rejimi bakımından önemlidir. Bu nedenle beş yıl dolmadan ve beş yıl dolduktan sonraki kira artışı aynı şekilde değerlendirilmez. ## Kira tespit davasından önce arabuluculuk zorunlu mu? Kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda, kanunda öngörülen istisnalar dışında, dava açılmadan önce dava şartı arabuluculuk sürecinin tamamlanması gerekir. ## Kira tespit davasında bilirkişi ne yapar? Bilirkişi, taşınmazın özelliklerini ve uygun emsalleri inceleyerek kira bedeline ilişkin teknik değerlendirme yapabilir. Nihai kararı mahkeme verir. ## Kira tespit davasında emsal kira bedeli nasıl bulunur? Emsal kira bedeli belirlenirken taşınmazın konumu, büyüklüğü, niteliği, kullanım amacı, fiziksel özellikleri ve benzer taşınmazların kira seviyeleri gibi unsurlar dikkate alınabilir. ## Kira tespit davası hangi mahkemede açılır? Kira bedelinin belirlenmesine ilişkin davalarda görevli mahkeme kural olarak Sulh Hukuk Mahkemesi'dir. ## Kira tespit davası geriye dönük uygulanır mı? Belirlenen yeni kira bedelinin hangi tarihten itibaren uygulanacağı; dava tarihi, varsa yazılı bildirim, kira sözleşmesindeki hükümler ve yeni kira döneminin başlangıcı gibi unsurlara göre değerlendirilir. ## Kira Tespit Davası İçin Hukuki Destek 5 yılı dolan kiracının kira bedelinin emsal seviyeye çıkarılması, kira tespit davasının hangi tarihte açılacağı, 30 günlük sürenin etkisi ve yeni kira bedelinin hangi dönemden itibaren uygulanacağı somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmelidir. Kira tespit davası açmayı düşünüyorsan, kira sözleşmeni ve mevcut kira durumunu inceleterek hukuki sürecin nasıl yürütülebileceği hakkında bilgi alabilirsin. Koza Avukatlık ve Danışmanlık ile iletişime geçerek kira tespit davası, kira artışı ve kira uyuşmazlıkları hakkında hukuki destek alabilirsin. Kira tespit davası hakkında bizimle iletişime geç ## Sıkça Sorulan Sorular S: Kira tespit davası ne zaman açılabilir? C: Her zaman açılabilir. Ancak kararın yeni kira döneminde geçerli olması için davanın yeni dönemden en az 30 gün önce açılması veya bu süre içinde kiracıya yazılı ihtar gönderilmiş olması gerekir. S: Kira tespit davasında 5 yıl nasıl hesaplanır? C: Süre, kira sözleşmesinin başlangıç tarihinden itibaren hesaplanır. Taşınmaz el değiştirse bile önceki malik döneminde geçen süre hesaba dahildir. S: 5 yıl dolmadan rayiç bedel istenebilir mi? C: Hayır. Beş yıl dolmadan açılan tespit davasında hâkim, TÜFE oranıyla sınırlı belirleme yapar. Rayiç bedele göre tespit, ancak beşinci yılın sonunda ve sonraki her beş yılda bir istenebilir. S: Kira tespit davasında arabuluculuk zorunlu mu? C: Evet. Kira uyuşmazlıklarında arabuluculuk dava şartıdır; arabulucuya başvurulmadan açılan tespit davası usulden reddedilir. S: Mahkeme rayiç bedelin tamamına hükmeder mi? C: Kural olarak hayır. Bilirkişinin belirlediği boş rayiç bedelden, davalının eski kiracı olması nedeniyle hakkaniyet indirimi yapılır; uygulamada bu indirim çoğunlukla yüzde 5 ile 20 arasındadır. S: Yeni ev sahibi kira tespit davası açabilir mi? C: Evet. Beş yıllık sürenin hesabında önceki malik döneminde geçen süre de sayılır; taşınmazı devralan yeni malik, koşullar oluşmuşsa rayiç bedel tespiti isteyebilir. S: Tespit edilen kira hemen icraya konulabilir mi? C: Hayır. Kira tespit ilamları kesinleşmeden icraya konulamaz. Karar kesinleştiğinde fark alacağı, kararın geçerli olduğu dönem başından itibaren kiracıdan istenir. --- # Mirastan Feragat Sözleşmesi Nedir, Nasıl Yapılır? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/mirastan-feragat-sozlesmesi-nedir-nasil-yapilir/ Güncelleme: 2026-09-02 Kısa cevap: Mirastan feragat sözleşmesi, miras bırakan ile mirasçısı arasında miras açılmadan önce yapılan, mirasçının miras hakkından (saklı pay dahil) vazgeçmesini sağlayan iki taraflı bir sözleşmedir. Karşılıksız veya bir bedel karşılığında yapılabilir, resmî vasiyetname şeklinde (noterde) düzenlenmesi gerekir; geçersizlik iddiaları Asliye Hukuk Mahkemesi'nde ileri sürülür. Mirastan feragat sözleşmesi, miras bırakan ile mirasçısı arasında miras açılmadan önce yapılan, mirasçının miras hakkından (saklı pay dahil) vazgeçmesini sağlayan iki taraflı bir sözleşmedir. Karşılıksız veya bir bedel karşılığında yapılabilir, resmî vasiyetname şeklinde noterde düzenlenmesi zorunludur ve tek taraflı olarak geri alınamaz. ## Mirastan Feragat Sözleşmesi Nedir? Mirastan feragat sözleşmesi, miras bırakan ile yasal mirasçılarından biri arasında, miras bırakan henüz hayattayken yapılan ve mirasçının ileride doğacak miras hakkından kısmen veya tamamen vazgeçmesini sağlayan bir sözleşmedir. Türk Medeni Kanunu'nun miras sözleşmelerine ilişkin hükümleri arasında düzenlenen bu sözleşme, iki taraflı bir hukuki işlemdir; yani hem miras bırakanın hem de feragat eden mirasçının karşılıklı iradesini gerektirir, tek taraflı bir beyanla yapılamaz. Feragat sözleşmesinin en belirleyici özelliği, saklı paydan (mahfuz hisseden) da feragat sonucu doğurmasıdır. Normal şartlarda saklı paylı bir mirasçı (altsoy, ana-baba, sağ kalan eş), miras bırakanın kendisini bu paydan mahrum bırakan bir vasiyetnamesine karşı tenkis davası açabilir; ancak feragat sözleşmesi imzalamış bir mirasçı, feragat kapsamındaki payı bakımından böyle bir dava açma hakkını da kural olarak kaybeder. Mirastan feragat sözleşmesi nedir? ## Feragat Sözleşmesi ile Mirasın Reddi Aynı Şey midir? Bu iki kurum sık karıştırılsa da zamanlama ve taraflar bakımından tamamen farklıdır. Feragat sözleşmesi, miras bırakan hayattayken, yani miras henüz açılmadan önce, miras bırakan ile mirasçı arasında yapılan iki taraflı bir sözleşmedir. Buna karşılık mirasın reddi, miras bırakanın ölümünden, yani miras açıldıktan sonra, mirasçının tek taraflı beyanıyla gerçekleştirdiği bir işlemdir ve miras bırakanın rızasına ihtiyaç duymaz. Bir başka deyişle feragat "gelecekte doğacak bir haktan önceden vazgeçme", ret ise "zaten doğmuş bir mirası sonradan geri çevirme" işlemidir. ## Karşılıksız mı, Bir Bedel Karşılığında mı Yapılır? Mirastan feragat, karşılıksız (ivazsız) yapılabileceği gibi, mirasçıya belirli bir mal veya para verilmesi karşılığında (ivazlı) da yapılabilir. ## Örnek Senaryo: İşyeri Devri Karşılığında Feragat İki çocuğu olan bir baba, sağlığında büyük çocuğuna 2.000.000 TL değerindeki işyerini devreder; bu devrin karşılığında noterde düzenlenen bir mirastan feragat sözleşmesiyle büyük çocuk, babasının mirası üzerindeki (saklı pay dahil) tüm haklarından ivazlı olarak feragat eder. Baba vefat ettiğinde tereke, yalnızca küçük çocuk arasında paylaştırılır; büyük çocuk, sözleşmede aksi kararlaştırılmadıysa kendisi için de altsoyu için de artık miras talebinde bulunamaz. İvazlı feragatte verilen karşılığın somut olarak neyi kapsadığının (yalnızca feragat edenin kendi payı mı, yoksa altsoyunun payı da dahil mi) sözleşmede açıkça belirtilmesi, ileride çıkabilecek yorum farklılıklarının önüne geçer. ## Feragat Eden Kişinin Çocukları da Mirasçılıktan Çıkar mı? Feragat sözleşmesinin sonuçları, sadece sözleşmeyi imzalayan kişiyle sınırlı kalmayabilir. Sözleşmede aksi açıkça kararlaştırılmadığı sürece, feragat eden mirasçının altsoyu da (yani feragat eden kişi miras bırakandan önce vefat etse dahi onun yerine geçecek çocukları da) bu feragatin kapsamına girer. Bu nedenle feragat sözleşmesi hazırlanırken, feragatin yalnızca sözleşmeyi imzalayan kişiyi mi yoksa onun altsoyunu da mı kapsayacağının sözleşme metninde açıkça düzenlenmesi büyük önem taşır; aksi hâlde miras bırakanın vefatından yıllar sonra, feragat edenin çocukları arasında beklenmedik bir uyuşmazlık doğabilir. ## Sözleşme Hangi Şekilde Yapılmalıdır? Mirastan feragat sözleşmesi, kanunda miras sözleşmeleri için öngörülen resmî şekil şartına tabidir; yani noterde, resmî vasiyetname düzenleme usulüne uygun olarak, gerekli hâllerde tanık huzurunda yapılması gerekir. Bu şekil şartına uyulmadan, örneğin adi yazılı bir belgeyle veya sözlü olarak yapılan bir feragat beyanı geçerli bir mirastan feragat sözleşmesi sayılmaz ve mirasçı, miras açıldığında yine yasal mirasçı sıfatıyla hak iddia edebilir. Bu nedenle ailenin bu yönde bir düzenleme yapma niyeti varsa, sürecin en başından itibaren bir noterle ve tercihen bir avukatla birlikte yürütülmesi, sözleşmenin ileride geçersizlik iddiasıyla karşılaşmasının önüne geçer. ## Feragat Sözleşmesi Sonradan Bozulabilir mi? Taraflar, aynı usule (resmî şekilde ve karşılıklı irade ile) uyarak feragat sözleşmesini sonradan ortadan kaldırabilir; yani miras bırakan ile feragat eden mirasçı anlaşırsa, feragatin hiç yapılmamış hâle getirilmesi mümkündür. Ayrıca ivazlı bir feragat sözleşmesinde, kararlaştırılan karşılığın miras bırakan tarafından hiç ya da usulüne uygun ödenmemesi gibi durumlarda, feragat eden mirasçının sözleşmenin geçerliliğine itiraz edip edemeyeceği somut olayın koşullarına göre ayrıca değerlendirilmesi gereken bir konudur; bu tür uyuşmazlıklarda mirasçının hakkını kaybetmemesi için durumu vakit kaybetmeden bir avukatla değerlendirmesi önemlidir. ## Bu Sözleşme Neden Tercih Edilir? Mirastan feragat sözleşmesi, özellikle birden fazla çocuğu olan ve mal varlığını kendi sağlığında adil biçimde paylaştırmak isteyen miras bırakanlar için, ileride mirasçılar arasında çıkabilecek miras uyuşmazlıklarının önüne geçmek amacıyla kullanılan bir araçtır. Örneğin bir çocuğuna hayattayken bir işyeri veya konut devreden bir miras bırakan, bu devrin karşılığında o çocuğun mirastan feragat etmesini isteyebilir; böylece diğer mirasçıların payı, bu devirden etkilenmeksizin netleşmiş olur. Bununla birlikte feragat sözleşmesi kesin ve geri alınması güç sonuçlar doğurduğundan, imzalanmadan önce feragat edilen payın gerçek değerinin ve karşılığın buna oranla adil olup olmadığının dikkatlice değerlendirilmesi gerekir; sözleşmenin, mirasçının bilgisi ve gerçek iradesiyle yapıldığının da (özellikle miras bırakanın sağlık durumu tartışmalıysa) ileride tartışma konusu olabileceği unutulmamalıdır. ## Feragat Sözleşmesi Yapılmadan Önce Nelere Dikkat Edilmeli? Mirastan feragat sözleşmesi, imzalandığı anda geleceğe dönük kalıcı bir hukuki durum yarattığından, taraflar sözleşmeyi imzalamadan önce birkaç noktayı dikkatle değerlendirmelidir. Öncelikle feragat edilen payın miras bırakanın o anki mal varlığına göre yaklaşık olarak neye karşılık geldiği, en azından genel hatlarıyla anlaşılmalıdır; zira ilerleyen yıllarda miras bırakanın mal varlığı önemli ölçüde artabilir veya azalabilir, bu da feragat eden mirasçının sonradan pişmanlık duymasına yol açabilir. İkinci olarak, feragatin karşılıksız mı yoksa bir ivaz karşılığında mı yapılacağı net biçimde kararlaştırılmalı, ivazlı feragatte verilecek karşılığın teslim şekli ve zamanı da sözleşmede açıkça yazılmalıdır. Son olarak, ailede birden fazla mirasçı varsa, yalnızca bir mirasçıyla yapılan feragat sözleşmesinin diğer mirasçıların paylarını nasıl etkileyeceği de önceden değerlendirilmelidir; çünkü bir mirasçının feragati, kalan mirasçıların payının artmasına yol açabilir. ## Vasiyetnameden Farkı Nedir? Mirastan feragat sözleşmesi ile vasiyetname arasındaki temel fark, tarafların sayısı ve bağlayıcılığındadır. Vasiyetname, miras bırakanın tek başına yaptığı ve dilediği zaman tek taraflı olarak değiştirebileceği veya iptal edebileceği bir işlemdir; feragat sözleşmesi ise miras bırakan ile mirasçı arasında karşılıklı irade ile kurulur ve tek taraflı olarak geri alınamaz. Bu nedenle bir ailenin miras planlaması yaparken hangi aracın kullanılacağı, istenilen sonucun kalıcı ve bağlayıcı mı yoksa miras bırakanın elinde esnek mi kalmasının istendiğine göre belirlenmelidir. ## Feragat Sözleşmesi Sonradan İptal Edilmek İstenirse Ne Olur? Görevli Mahkeme Taraflardan biri, imzalandıktan yıllar sonra feragat sözleşmesinin baskı altında veya yanıltılarak kurulduğunu ileri sürebilir; böyle bir iddia genel borçlar hukuku ilkeleri çerçevesinde (irade sakatlığı, ehliyetsizlik) Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açılacak bir dava ile ileri sürülebilir. Bu davalarda ispat yükü iddiayı ileri süren tarafa aittir; sözleşmenin noter huzurunda yapılmış olması karşı tarafın elini güçlendiren önemli bir delildir. Hukuki Uyarı / Saha Notu: Feragat sözleşmesi imzalanmadan önce feragat edilen payın miras bırakanın o anki mal varlığına göre yaklaşık karşılığı anlaşılmalı ve karşılığın (varsa) teslim şekli sözleşmede açıkça yazılmalıdır; sözleşme imzalandıktan sonra tek taraflı olarak geri alınamaz. Miras sözleşmelerinin düzenlendiği 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'na mevzuat.gov.tr üzerinden ulaşabilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular Mirastan feragat sözleşmesi ile mirasın reddi aynı şey mi?Hayır. Feragat sözleşmesi miras bırakan hayattayken, mirasçı ile aralarında yapılan iki taraflı bir sözleşmedir; mirasın reddi ise miras açıldıktan sonra mirasçının tek taraflı beyanıyla yapılır. Feragat sözleşmesi saklı payı da kapsar mı?Evet, feragat sözleşmesi saklı paydan da feragat sonucu doğurur; feragat eden mirasçı bu pay için tenkis davası açamaz. Feragat sözleşmesi sonradan iptal edilebilir mi?Taraflar aynı resmî usule uyarak anlaşırlarsa feragat sözleşmesini ortadan kaldırabilir; tek taraflı olarak geri alınamaz, ancak irade sakatlığı iddiasıyla Asliye Hukuk Mahkemesi'nde dava konusu edilebilir. Mirastan feragat sözleşmesi hazırlamayı düşünüyor ya da böyle bir sözleşmenin geçerliliğiyle ilgili bir uyuşmazlık yaşıyorsanız, durumunuzu doğru şekilde değerlendirmemiz için bize danışabilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Mirastan feragat sözleşmesi nedir? C: Mirastan feragat sözleşmesi, mirasbırakan ile mirasçı arasında miras açılmadan önce yapılan ve mirasçının miras hakkından tamamen veya kısmen vazgeçmesini sağlayan sözleşmedir. S: Mirastan feragat sözleşmesi nasıl yapılır? C: Mirastan feragat sözleşmesinin kanunda öngörülen resmî şekil şartlarına uygun olarak yapılması gerekir. Sözleşmenin içeriği ve feragatin kapsamı açıkça belirlenmelidir. S: Mirastan feragat sözleşmesi ile mirasın reddi aynı şey midir? C: Hayır. Mirastan feragat mirasbırakan hayattayken yapılan bir sözleşmedir. Mirasın reddi ise mirasbırakanın ölümünden sonra mirasçının tek taraflı beyanıyla yapılır. S: Mirastan feragat sözleşmesi saklı payı da kapsar mı? C: Feragat sözleşmesi, kapsamına göre saklı pay bakımından da sonuç doğurabilir. Bu nedenle feragatin hangi hakları kapsadığı sözleşmede açıkça belirlenmelidir. S: Mirastan feragat karşılığında para veya taşınmaz alınabilir mi? C: Evet. Mirastan feragat karşılıksız yapılabileceği gibi bir para, taşınmaz veya başka bir menfaat karşılığında da yapılabilir. Buna ivazlı feragat denir. S: Mirastan feragat eden kişinin çocukları da mirastan çıkar mı? C: Feragatin altsoya etkisi, sözleşmenin içeriğine ve kanuni düzenlemelere göre değerlendirilir. Bu nedenle feragatin yalnızca mirasçıya mı yoksa altsoyuna da mı etkili olduğu ayrıca incelenmelidir. S: Mirastan feragat sözleşmesi sonradan bozulabilir mi? C: Tek taraflı olarak geri alınması kural olarak mümkün değildir. Ancak tarafların anlaşmasıyla sözleşmenin kaldırılması veya somut olaya göre geçersizlik ya da iptal sebeplerinin ileri sürülmesi mümkün olabilir. S: Mirastan feragat sözleşmesi noter olmadan yapılabilir mi? C: Mirastan feragat sözleşmesinde kanunun öngördüğü resmî şekil şartlarına uyulması gerekir. Bu nedenle adi yazılı veya sözlü bir feragat beyanının geçerliliği ayrıca değerlendirilmelidir. S: Mirastan feragat sözleşmesi ile vasiyetname arasındaki fark nedir? C: Vasiyetname tek taraflı bir ölüme bağlı tasarruftur. Mirastan feragat sözleşmesi ise mirasbırakan ile mirasçı arasında karşılıklı iradeyle kurulan bir sözleşmedir. S: Mirastan feragat sözleşmesi iptal edilebilir mi? C: Sözleşmenin baskı, yanıltma, ehliyetsizlik veya başka bir geçersizlik sebebiyle sakat olduğu ileri sürülebilir. Hangi hukuki yolun kullanılacağı somut olayın özelliklerine göre belirlenir. --- # Anadolu Yakası Ağır Ceza Avukatı URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/anadolu-yakasi-agir-ceza-avukati/ Güncelleme: 2026-10-13 Kısa cevap: Anadolu Yakası'ndaki (Kadıköy, Üsküdar, Ataşehir, Ümraniye, Maltepe, Kartal, Pendik, Tuzla, Sancaktepe, Sultanbeyli, Çekmeköy) ağır ceza dosyalarının tamamı Kartal'daki İstanbul Anadolu Adalet Sarayı'nda görülür. Kapsam; kasten öldürme, nitelikli yağma, uyuşturucu ticareti gibi ağırlaştırılmış müebbet, müebbet ya da on yıldan fazla hapis gerektiren suçlardır. Alt sınırı 5 yıldan fazla hapis gerektiren suçlarda müdafi zorunludur. Anadolu Yakası'nda ikamet edenler için ağır ceza avukatı arayışı çoğu zaman aynı soruyla başlar: dosya hangi mahkemede görülecek? Kadıköy, Üsküdar, Ataşehir, Ümraniye, Maltepe, Kartal, Pendik avukat, Tuzla, Sancaktepe, Sultanbeyli ve Çekmeköy'de işlenen ağır ceza kapsamındaki suçların tamamı, yakanın tek ağır ceza mahkemeleri kümesi olan Kartal'daki İstanbul Anadolu Adalet Sarayı'nda görülür. Ağır ceza mahkemesinin görev alanı 5235 sayılı Kanun'la çizilmiştir. Ölçüt, davanın sonunda verilecek ceza değil, kanunun o suç için öngördüğü cezanın üst sınırıdır: ağırlaştırılmış müebbet, müebbet ya da on yıldan fazla hapis gerektiren suçlar bu mahkemelerin görevindedir. Bu kapsama giren suçlardan bazıları: kasten öldürme (TCK 81) ve nitelikli hâlleri (TCK 82), nitelikli yağma (TCK 149), uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (TCK 188), nitelikli dolandırıcılık (TCK 158) ve işkence (TCK 94-95). Suçun hangi maddeye girdiği ve buna bağlı cezanın üst sınırı, görevli mahkemeyi belirleyen ilk adımdır. Sitemizde bu suç tiplerinin bir kısmına ayrılmış, sürece özgü ayrıntılı sayfalar da bulunuyor: kasten öldürme davalarında savunmanın kastın türüne göre nasıl şekillendiği, nitelikli yağma ve uyuşturucu ticareti dosyalarında sık karşılaşılan deliller, nitelikli dolandırıcılık davalarında mağdur sayısının cezaya etkisi gibi konular bu sayfalarda ayrıca ele alınıyor. Ağır ceza kapsamındaki bir suç şüphesiyle gözaltına alınan kişi önce kolluk, ardından savcılık tarafından ifadeye çağrılır; bu aşamada avukat bulunması ifadenin nasıl alındığını ve hangi soruların sorulduğunu doğrudan etkiler. İfade sonrasında, tutuklanması talep ediliyorsa şüpheli sorgu hakimi önüne çıkarılır; hakim tutuklama, adli kontrol veya serbest bırakma kararlarından birini verir. Bu ilk sorgu dosyanın sonraki aşamalarında sık başvurulan bir referans noktası olduğu için hazırlıksız girilmemesi gerekir. Susma hakkı, avukat talep etme hakkı ve tutanağın nasıl tutulduğuna ilişkin ayrıntılar ifade ve sorgu hakimliği süreci sayfalarında ele alınıyor. Alt sınırı beş yıldan fazla hapis gerektiren suçlarda sanığın müdafisiz yargılanması mümkün değildir; bu, savunmanın tercihi değil kanunun zorunlu kıldığı bir usul kuralıdır. Şüpheli veya sanık kendi avukatını görevlendirmemişse, talebi hâlinde ya da resen, baro tarafından ücretsiz müdafi atanır; kendi avukatını tutan kişi için bu atama söz konusu olmaz ve müdafi dosyanın en başından, ilk ifadeden itibaren yanında yer alabilir. Ağır ceza dosyalarında tutuklama diğer dosyalara kıyasla daha sık uygulanır ve tutukluluğun devamına dair kararlar belirli aralıklarla yeniden verilir; her karara ayrı ayrı, iki hafta içinde itiraz edilebilir. Tutukluluk süresi kural olarak en çok iki yıldır; gerekçe gösterilerek yapılan uzatmalarla toplamda üç yılı aşamaz, yani üst sınır beş yıldır (terör suçlarında bu süreler ayrıca düzenlenmiştir). Süre dolmasa bile tahliye talebi her aşamada yapılabilir; mahkeme, kuvvetli suç şüphesinin ve tutuklama nedeninin hâlâ sürüp sürmediğini her kararında yeniden değerlendirmek zorundadır, matbu gerekçe bu değerlendirmenin yerine geçmez. Hangi hâllerin tutuklama nedeni sayıldığı dosyanın somut olgularına göre değişir; bu konu tutukluluk nedenleri sayfasında ayrıntılı işleniyor. Tutuklamanın alternatifi adli kontroldür: yurt dışına çıkış yasağı, imza yükümlülüğü, konutu terk etmeme ya da elektronik kelepçe. Ağır ceza dosyalarında savunmanın işi çoğu zaman tutuklamayı tümden reddettirmek değil, adli kontrolün yeterli olduğunu somut olgularla göstermektir. Adli kontrolün ne zaman yeterli görüldüğü ve sonradan nasıl kaldırılabileceği adli kontrolün kaldırılması sayfasında ele alınıyor. Soruşturma, savcılığın hazırladığı iddianameyle sona erer; mahkeme iddianameyi kabul ederse kovuşturma, yani duruşmalar aşaması başlar. Duruşmada sanık ve müdafii, iddia makamı ve varsa mağdur/katılan vekili hazır bulunur; tanık dinlenir, gerektiğinde adli tıp veya kriminalistik inceleme gibi bilirkişi raporları alınır. Ağır ceza dosyalarında bilirkişi raporlarına ve delillerin toplanma usulüne yapılan itirazlar, kararın seyrini doğrudan etkileyebilir. Bu dosyalarda sık başvurulan delil türleri arasında kamera/MOBESE kayıtları, baz istasyonu (HTS) kayıtları, tanık ifadeleri, olay yeri incelemesi ve adli tıp/kriminalistik raporları yer alır. Delilin hangi usulle toplandığı, mahkemenin ona ne ölçüde itibar edeceğini belirler; usule aykırı elde edilen bir delilin hükme esas alınamaması, savunmanın sık kullandığı bir itiraz gerekçesidir. Bu dosyalarda savunmanın ağırlığı genellikle üç noktada toplanır: kastın türünün (doğrudan ya da olası kast) belirlenmesi, delillerin toplanma usulünün hukuka uygunluğu ve bilirkişi/adli tıp raporlarının içerik ve yöntem yönünden denetlenmesi. Koza Avukatlık, ağır ceza dosyalarında olay öncesi, sırası ve sonrasına ilişkin delilleri bütünlüklü değerlendirerek savunmayı bu üç eksen üzerine kurmaktadır. Ağır ceza kapsamındaki suçların büyük bölümü, tarafların iradesiyle çözülebilecek uzlaştırma kapsamının dışındadır; bu suçlarda mağdurun şikâyetinden vazgeçmesi de kamu davasını kendiliğinden sona erdirmez, çünkü soruşturma ve kovuşturma şikâyete bağlı değil resen yürütülür. Ayrıca bu suçlarda dava zamanaşımı, kanunda diğer suçlara göre daha uzun sürelerle düzenlenmiştir. Ağır ceza davalarında temsil yalnızca sanık savunmasıyla sınırlı değildir; suçtan zarar gören sıfatıyla davaya katılan tarafın (mağdur/katılan) temsili de ayrı bir uzmanlık alanıdır ve tazminat talepleri bu süreçte ayrıca gündeme gelebilir. Kartal'daki adliyede verilen ilk derece kararlarına karşı istinaf yolu İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nde, yani Bakırköy'de görülür; süre gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftadır. Ağırlaştırılmış müebbet veya müebbet hapis cezalarında kanun yolu incelemesi istinafla sınırlı kalmaz; kanunda sayılan hâllerde ayrıca Yargıtay'a temyiz başvurusu da yapılabilir. Dosyanın ilk derecede Kartal'da görülmesi, üst mahkeme incelemesinin de aynı yerde olacağı anlamına gelmez. İstinaf ve temyiz aşamalarında hangi hususların yeniden inceleneceği, ilk derece mahkemesindeki savunmanın nasıl kurulduğuna bağlıdır; süreç istinaf ve temyiz sayfalarında ayrıca anlatılıyor. Hakkınızda ağır ceza kapsamında bir dosya bulunup bulunmadığını e-Devlet üzerinden UYAP Vatandaş Portalı'ndan görebilirsiniz; gizlilik kararı bulunan soruşturmalar bu ekranda görünmez. Koza Avukatlık'ın büro adresi Kartal Cevizli'de, adliyeyle aynı ilçededir. Dosya inceleme, duruşma, tutukluyla görüşme ve süreye bağlı itiraz başvurularında bu yakınlık aynı gün hareket edebilmeyi sağlar; ağır ceza dosyalarında süreler çoğu zaman gün değil saat üzerinden işler. İlk görüşmede üç şey netleştirilir: dosyanın hangi aşamada olduğu, işleyen en yakın sürenin ne zaman dolduğu ve elde hangi belgelerin bulunduğu. Elde bulunması faydalı belgeler arasında gözaltı/tutuklama kararı, ifade veya sorgu tutanağı, kovuşturma başladıysa iddianame ve önceki duruşma tutanakları sayılabilir; bu belgeler dosyanın hangi aşamada olduğunu ve süre hesaplarını netleştirmeyi hızlandırır. Bunlar netleşmeden savunma stratejisi konuşmak erken olur. Anadolu Yakası'ndaki boşanma, iş hukuku veya icra dosyalarınız için genel yetki ve süreç bilgisi Anadolu Yakası Avukat sayfasında yer alıyor. İlgili konularda ayrıntılı bilgi: nitelikli dolandırıcılık hâlleri. Yazıdaki bilgiler geneldir, dosyaya özel değerlendirme yerine geçmez. Kendi dosyanız için ön görüşme talep edin. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Ağır ceza mahkemesi hangi suçlara bakar? C: Kanunun öngördüğü cezanın üst sınırı ağırlaştırılmış müebbet, müebbet ya da on yıldan fazla hapis olan suçlara. Kasten öldürme, nitelikli yağma, uyuşturucu ticareti, nitelikli dolandırıcılık ve işkence bu kapsamdadır. Görev sınırı 5235 sayılı Kanun'da düzenlenmiştir. S: Anadolu Yakası'nda ağır ceza davaları nerede görülür? C: Kadıköy, Üsküdar, Ataşehir, Ümraniye, Maltepe, Kartal, Pendik, Tuzla, Sancaktepe, Sultanbeyli ve Çekmeköy'deki ağır ceza dosyalarının tamamı Kartal'daki İstanbul Anadolu Adalet Sarayı'nda görülür; yakanın ağır ceza mahkemeleri tek merkezde toplanmıştır. S: Ağır ceza davasında avukat bulundurmak zorunlu mu? C: Alt sınırı beş yıldan fazla hapis gerektiren suçlarda evet; sanığın müdafisi olmadan yargılama yapılamaz. Sanık kendi avukatını tutmazsa, talep hâlinde baro tarafından ücretsiz müdafi görevlendirilir. S: Ağır ceza dosyasında tutukluluk ne kadar sürebilir? C: Kural olarak en çok iki yıl; gerekçeli uzatmalarla toplamda üç yılı aşmamak üzere, üst sınır beş yıldır. Süre dolmadan da her aşamada tahliye talep edilebilir; devam kararlarına iki hafta içinde itiraz edilebilir. S: Ağır ceza soruşturmasında ilk ifade öncesi avukat bulundurmak gerekir mi? C: Zorunlu müdafi kuralı soruşturmanın en başından, ilk kolluk/savcılık ifadesinden itibaren geçerlidir. Avukat bulunmadan alınan bir ifade sonradan hukuka aykırılık iddiasına konu olabilir; bu yüzden ilk ifadeden önce avukatla görüşülmesi önemlidir. S: İstinaf kararına karşı başka bir yol var mı? C: Bazı durumlarda evet. Ağırlaştırılmış müebbet veya müebbet hapis cezalarında kanun yolu istinafla sınırlı kalmaz; kanunda sayılan hâllerde Yargıtay'a temyiz başvurusu da yapılabilir. --- # Karşılıksız Çek ve Senet İcra Takibi Nasıl Yapılır? Alacaklının Hakları URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/karsiliksiz-cek-senet-icra-takibi/ Güncelleme: 2026-08-22 Kısa cevap: Karşılıksız çek ve ödenmeyen senet, İcra ve İflas Kanunu'nun kambiyo senetlerine özgü haciz yolu hükümlerine (İİK m. 167 vd.) göre icraya konur. Borçluya ödeme emri gönderilir; borçlu beş gün içinde icra mahkemesine itiraz edebilir, ancak bu itiraz takibi kendiliğinden durdurmaz — takibin durması için ayrıca mahkemeden karar alınması gerekir. Ticari hayatta ödeme aracı olarak sıkça kullanılan çek ve senetlerin karşılıksız çıkması ya da vadesinde ödenmemesi, alacaklıyı doğrudan icra yoluna başvurmak zorunda bırakır. Çek ve senet gibi kambiyo senetleri, genel icra takibinden farklı, kendine özgü kurallara tabi bir haciz yolu ile tahsil edilir; bu yolun süreleri ve işleyişi normal ilamsız icradan belirgin şekilde farklıdır. ## Karşılıksız çek ve senet nasıl icraya konur? Karşılıksız çıkan çek veya vadesinde ödenmeyen senet, İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 167. ve devamı maddelerinde düzenlenen "kambiyo senetlerine özgü haciz yolu" ile icra dairesine başvurularak tahsil edilir. Alacaklı, çek veya senedin aslını icra dairesine ibraz ederek takip talebinde bulunur; icra dairesi borçluya bir ödeme emri gönderir. Bu takip türü, genel ilamsız icraya kıyasla daha kısa sürelerle işler ve borçlunun itiraz hakkını kullanma biçimi de farklıdır. ## Kambiyo senedine dayalı icra takibi, normal icra takibinden nasıl ayrılır? Kambiyo senedine dayalı takipte borçlunun itiraz süresi, genel ilamsız icradaki yedi günlük süreden farklı olarak beş gündür. Daha da önemlisi, genel ilamsız icrada itiraz takibi kendiliğinden durdururken, kambiyo senedine dayalı takipte borçlunun itirazı takibi otomatik olarak durdurmaz — takibin durdurulabilmesi için borçlunun ayrıca icra mahkemesinden tedbir niteliğinde bir karar alması gerekir. Bu fark, alacaklı lehine önemli bir hız avantajı sağlar. Borçlu itiraz etmezse veya itirazı süresinde icra mahkemesince reddedilirse, ödeme emrinin tebliğinden itibaren tanınan on günlük süre sonunda haciz işlemlerine geçilebilir. ## Karşılıksız çek düzenlemenin cezası var mı? 2016 yılında yapılan değişiklikle karşılıksız çek keşide etmek artık hapis cezası gerektiren bir suç değildir; bunun yerine idari bir yaptırım rejimi uygulanır. Karşılıksız çıkan çekin keşidecisi hakkında Cumhuriyet savcılığına bildirimde bulunulur ve idari para cezası uygulanabilir; ayrıca kişi hakkında belirli bir süre çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı getirilebilir. Bu yaptırımlar, alacaklının icra yoluyla alacağını tahsil etme hakkını ortadan kaldırmaz; idari süreç ve icra takibi birbirinden bağımsız yürür. ## Çek zamanaşımı ne kadardır, süresi geçen çek nasıl tahsil edilir? Çekin kambiyo senedi vasfıyla takip edilebilmesi belirli bir zamanaşımı süresine tabidir; bu süre ibraz süresinin bitiminden itibaren üç yıl olarak kabul edilir. Bu süre geçtikten sonra çek kambiyo senedi olma niteliğini kaybetmez ancak kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip hakkı sona erer; bu durumda alacaklı, genel hükümlere göre adi alacak davası veya genel haciz yoluyla takip yoluna başvurabilir. ## Bono (senet) ile çek arasındaki fark nedir? Bono, düzenleyenin belirli bir tarihte belirli bir tutarı ödemeyi taahhüt ettiği bir kambiyo senedidir; çek ise bir ödeme aracı olarak düzenlenir ve görüldüğünde ödenmesi esastır. İkisi de kambiyo senedi sayıldığından İİK'nın aynı haciz yolu hükümlerine tabidir, ancak vade ve ibraz kurallarındaki farklılıklar zamanaşımı hesaplamalarını etkiler. Özellik Çek Bono (Senet) Niteliği Ödeme aracı Borç ödeme taahhüdü Vade Görüldüğünde ödenir Belirli bir vade tarihi taşır İbraz süresi Kanunda belirtilen süre içinde bankaya ibraz edilmelidir Vade tarihinde muhataba ibraz edilir Karşılıksız/ödenmeme yaptırımı İdari para cezası ve çek yasağı (5941 s. Kanun) Ayrı bir idari yaptırım rejimi yoktur, genel icra hükümleri uygulanır İcra yolu Kambiyo senedine özgü haciz yolu (İİK 167 vd.) Kambiyo senedine özgü haciz yolu (İİK 167 vd.) Ticari ilişkilerde her iki belge türü de sıkça bir arada kullanılır; hangisinin düzenlendiği, alacağın hangi sürede ve hangi yolla takip edilebileceğini doğrudan belirler. ## İcra takibine başvururken hangi belgeler gerekli? Kambiyo senedine dayalı icra takibi başlatmak için alacaklının icra dairesine sunması gereken temel belgeler şunlardır: - Çekin veya senedin aslı (icra dairesine ibraz edilir, dosyada saklanır) - Kimlik belgesi ve varsa vekâletname - Takip talebi formu (icra dairesinde doldurulur) - Çekte, bankanın karşılıksız işlemine ait tutanak/şerh Senedin veya çekin aslının kaybolmuş ya da zarar görmüş olması, takibi başlatmayı zorlaştırabilir; bu gibi durumlarda önce senedin iptali için mahkemeye başvurulması gerekebilir. ## Borçlu itiraz ederse ne olur, takip nasıl devam eder? Borçlu, imzaya veya borca itiraz ederek icra mahkemesine başvurabilir. İmzaya itiraz edilmişse mahkeme öncelikle imza incelemesi yaptırır; borca itirazda ise borcun bulunmadığına, ödendiğine veya zamanaşımına uğradığına dair deliller sunulur. Alacaklı tarafında ise, itiraz üzerine takibin durmaması sayesinde haciz işlemlerine devam edilebilir; ancak itirazın haklı bulunması hâlinde takip iptal edilir ve borçlu, kötü niyetli itiraz söz konusuysa tazminata hükmedilmesini isteyebilir. Bu itiraz süreci, genel ilamsız icradaki itirazın iptali davası mantığından farklı işler; kambiyo senedinde itiraz doğrudan icra mahkemesi tarafından incelenir. ## Çek/senet alacağı için hangi mahkeme yetkilidir, süreç ne kadar sürer? Kambiyo senedine dayalı icra takibi doğrudan icra dairesi nezdinde başlar; itiraz ve şikâyetler icra mahkemesinde görülür. Borçlu itiraz etmezse süreç haftalar içinde haciz aşamasına geçebilir; itiraz edilmesi hâlinde icra mahkemesindeki inceleme sürece birkaç ay ekleyebilir. Kartal ve Anadolu Yakası'ndaki ticari alacak uyuşmazlıklarında icra dosyaları İstanbul Anadolu Adliyesi bünyesindeki icra daireleri ve icra mahkemelerinde yürütülür. Kambiyo senedine dayalı takibin genel işleyişi, diğer icra takibi başlatma süreçleriyle temel mantık olarak benzerdir, ancak süreler ve itirazın takibe etkisi bakımından belirgin farklılıklar taşır. Takip sonunda borçlunun üzerine kayıtlı mal bulunmaması durumunda dahi icra dairesi araştırma yetkisini kullanabilir; borçlu tarafında ise haksız biçimde banka hesabına haciz konulduğunu düşünenler bu işleme karşı hukuki yollara başvurabilir. Borç tamamen ödendiğinde icra dosyasının kapatılması için gerekli işlemler diğer icra takiplerinden farklı değildir. Kartal'da faaliyet gösteren Koza Avukatlık ve Danışmanlık, esnaf ve şirketlere karşılıksız çek ve ödenmeyen senetlerin tahsilinde Kartal icra avukatı olarak takip sürecinin başından sonuna kadar destek verir. Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır, hukuki danışmanlık yerine geçmez. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Ciro edilmiş bir çekte alacak kimden istenir? C: Ciro edilmiş çekte alacaklı, keşideciye veya cirantalardan herhangi birine karşı takip başlatabilir; kambiyo hukukunda müteselsil sorumluluk esastır. S: Keşideci vefat ederse çek nasıl tahsil edilir? C: Takip, keşidecinin mirasçılarına karşı yürütülebilir; mirası reddetmeyen mirasçılar borçtan sorumlu tutulur. S: Çek düzenleme yasağı olan biri yeniden çek keşide edebilir mi? C: Hayır, yasaklı olduğu süre boyunca çek hesabı açamaz ve çek düzenleyemez; aksi hâlde ayrıca yaptırımla karşılaşır. S: Elektronik (kayıtlı) çek ile kağıt çek arasında icra bakımından fark var mı? C: Her iki türde de kambiyo senedi niteliği korunur; icra takibi bakımından temel süreç aynıdır, ancak ibraz ve kayıt usulündeki farklılıklar delil sunumunu etkileyebilir. S: Senet kaybolursa alacak nasıl takip edilir? C: Senet kaybolduğunda kambiyo senedi olarak takip yapılabilmesi güçleşir; alacaklının mahkemeden iptal ve yeniden düzenleme kararı alması ya da alacağı adi alacak olarak dava yoluyla takip etmesi gerekebilir. S: Karşılıksız çek icra takibi avukatsız açılabilir mi? C: Evet, icra takibi bizzat açılabilir; ancak itiraz süreçlerinin kısa olması ve usul hatalarının hak kaybına yol açabilmesi nedeniyle avukatla yürütülmesi önerilir. --- # Kirasını Ödemeyen Kiracı Nasıl Tahliye Edilir? İki Haklı İhtar ve İcra Yoluyla Tahliye URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/kirasini-odemeyen-kiraci-nasil-tahliye-edilir/ Güncelleme: 2026-08-20 Kısa cevap: Kirasını ödemeyen kiracı iki yoldan tahliye edilebilir: yazılı ihtarla en az otuz gün süre verilip ödeme yapılmazsa dava açılması (TBK 315), ya da bir kira döneminde iki haklı ihtar çekilmişse kira süresi bitiminden itibaren bir ay içinde dava açılması (TBK 352). Alternatif olarak icra dairesi üzerinden ilamsız icra yoluyla hem alacak hem tahliye istenebilir. Kira bedelini zamanında alamayan ev sahipleri için en sık sorulan soru, kiracıyı ne kadar sürede ve hangi yolla tahliye edebilecekleridir. Türk hukukunda bu konuda birbirinden farklı işleyen üç yol vardır: yazılı ihtarla dava açma, "iki haklı ihtar" birikimiyle dava açma ve icra dairesi üzerinden doğrudan tahliye isteme. Hangi yolun seçileceği, kiracının ödeme geçmişine ve ev sahibinin ne kadar hızlı sonuç almak istediğine göre değişir. ## Kirasını ödemeyen kiracı nasıl tahliye edilir? Kira bedelini ödemeyen kiracıya karşı ev sahibi, Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 315. maddesine göre yazılı bir ihtar göndererek ödeme için süre tanır; bu süre içinde ödeme yapılmazsa Sulh Hukuk Mahkemesinde tahliye davası açabilir. Alternatif olarak, bir kira döneminde kiracıya iki kez haklı ihtar çekilmişse, TBK 352 uyarınca kira süresinin bitiminden itibaren bir ay içinde ayrı bir tahliye davası açılabilir. Üçüncü ve en hızlı işleyen yol ise icra dairesi aracılığıyla "ilamsız icra yoluyla tahliye" talebinde bulunmaktır; bu yolda hem kira alacağı hem tahliye aynı takiple istenir. ## Yazılı ihtar (TBK 315) ile tahliye süreci nasıl işler? TBK 315'e göre kiracı kira bedelini ödemediğinde, ev sahibi noter kanalıyla veya yazılı olarak kiracıya ihtar göndermelidir; ihtarda ödenmeyen tutar açıkça belirtilmeli ve konut/çatılı işyeri kiralarında en az otuz günlük bir ödeme süresi tanınmalıdır. Bu süre sonunda ödeme yine yapılmazsa, ev sahibi sözleşmeyi feshedip tahliye davası açma hakkı kazanır. Bu yolun en kritik noktası ihtarın usulüne uygun tebliğ edilmesidir — kiracıya ulaştığı ispatlanamayan bir ihtar, sonraki davada geçersiz sayılabilir. Bu nedenle ihtarın noter aracılığıyla veya iadeli taahhütlü mektupla gönderilmesi, tebliğ tarihinin net şekilde belgelenmesi önemlidir. Geçerli bir ihtarnamede genellikle şu unsurlar bulunmalıdır: - Kira sözleşmesinin tarihi ve tarafların kimlik bilgileri - Ödenmeyen kira dönemi ve tutarı, varsa gecikme faizi - Ödeme için tanınan süre ve son ödeme tarihi - Sürenin sonunda ödeme yapılmazsa sözleşmenin feshedileceği ve tahliye davası açılacağı bildirimi - Gönderim tarihi ve tebliğ şekli (noter/iadeli taahhütlü mektup) Eksik veya belirsiz bir ihtar, kiracı tarafından mahkemede itiraz konusu edilip sürecin baştan işletilmesine yol açabilir; bu nedenle ihtarın bir avukat tarafından hazırlanması, ilerleyen aşamalarda zaman kaybını önler. ## "İki haklı ihtar" nedir, tahliye davasına nasıl dayanak olur? İki haklı ihtar, bir kira yılı içinde kiracıya kira bedelini ödemediği için ayrı ayrı iki kez yazılı ihtar gönderilmiş olması demektir. TBK 352/2'ye göre bu durumda ev sahibi, kira süresinin bitiminden itibaren bir ay içinde dava açarak kiracının tahliyesini isteyebilir — bu, TBK 315'teki yoldan bağımsız, ayrı bir tahliye sebebidir. Bu yolun avantajı, kiracının aradaki ihtarlardan sonra borcunu ödemiş olsa bile tahliye hakkının doğmuş olmasıdır; iki haklı ihtarın varlığı tek başına yeterli bir dava sebebidir. Ancak süre kaçırılırsa (kira döneminin bitiminden itibaren bir ay), bu hak o dönem için kullanılamaz hale gelir. ## İcra yoluyla tahliye (ilamsız icra) nedir, dava açmaktan farkı ne? İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 269 ve devamı maddelerine göre, kira bedelini ödemeyen kiracıya karşı doğrudan icra dairesine başvurularak "kira alacağının tahsili ve tahliye" istemli ilamsız icra takibi başlatılabilir. Bu yolda mahkemeye dava açmaya gerek kalmadan icra dairesi üzerinden ödeme emri gönderilir; kiracı ödeme emrine yedi gün içinde itiraz etmez ve otuz günlük süre içinde de ödeme yapmazsa, ev sahibi icra mahkemesinden tahliye kararı isteyebilir. Dava yoluna kıyasla bu yöntem genellikle daha hızlı sonuç verir çünkü mahkeme sürecinin duruşma aşamalarını içermez; ancak kiracının itiraz etmesi hâlinde süreç yine icra mahkemesi önünde bir yargılamaya dönüşebilir. ## Üç yöntem birbirinden nasıl ayrılır? Her üç yöntemin de hukuki dayanağı, işleyiş şekli ve süresi farklıdır; hangisinin seçileceği somut duruma göre değişir. Yöntem Hukuki dayanak Nasıl başlar Ne zaman tercih edilir Yazılı ihtarla dava TBK m. 315 Noter/iadeli taahhütlü ihtar + süre sonunda dava Tek seferlik veya yeni oluşan borçlarda İki haklı ihtar ile dava TBK m. 352 Kira yılı içinde iki ayrı yazılı ihtar Kiracının tekrarlayan ödeme aksaklığı olduğunda İlamsız icra yoluyla tahliye İİK m. 269 vd. İcra dairesine doğrudan başvuru Hızlı sonuç istenen, itirazın beklenmediği durumlarda İlamsız icra yolu, kiracının itiraz etmeyeceği öngörülen dosyalarda genellikle en hızlı sonucu verir; itiraz riski yüksekse doğrudan dava yolu daha öngörülebilir bir süreç sunabilir. ## Kiracı ihtara veya ödeme emrine itiraz ederse ne olur? Kiracı, kendisine gönderilen yazılı ihtara karşı doğrudan bir itiraz mekanizmasına sahip değildir — ihtarın geçerliliği ancak açılan tahliye davasında tartışılır. Buna karşılık icra yoluyla tahliyede kiracı, ödeme emrine yedi gün içinde itiraz ederse takip durur; bu durumda ev sahibinin itirazın iptali veya kaldırılması için icra mahkemesine başvurması gerekir. İtirazın gerçek dışı olduğunun tespiti hâlinde kiracı, İİK'da öngörülen kötü niyet tazminatına da mahkûm edilebilir. ## Tahliye davası ne kadar sürer, hangi mahkemede açılır? Kira bedelinin ödenmemesine dayalı tahliye davaları Sulh Hukuk Mahkemesinde görülür ve genellikle birkaç duruşmada sonuçlanır; ancak kiracının itirazları ve delil değerlendirmesine bağlı olarak süre birkaç aya kadar uzayabilir. İcra yoluyla tahliyede kiracı itiraz etmezse süreç haftalar içinde sonuçlanabilirken, itiraz edilmesi hâlinde icra mahkemesindeki yargılama süreci devreye girer. Kartal ve çevresindeki kiracı-ev sahibi uyuşmazlıklarında dosyalar İstanbul Anadolu Adalet Sarayı bünyesindeki Sulh Hukuk Mahkemelerinde görülür. ## Tahliye davasında hangi deliller sunulmalı? Kira bedelinin ödenmediğini ispat yükü ev sahibindedir; bu nedenle sürecin başından itibaren delillerin düzenli tutulması önemlidir. Mahkemeye sunulabilecek başlıca deliller şunlardır: - Yazılı kira sözleşmesi (varsa) veya sözlü sözleşmeyi destekleyen banka dekontları - Önceki dönemlere ait kira ödemelerinin banka kayıtları - Gönderilen ihtarname ve tebliğ belgesi (noter şerhi veya PTT alındısı) - Varsa tanık beyanları (komşu, site yöneticisi gibi) Kira ödemelerinin elden, belgesiz şekilde alınması, ödenmeyen dönemin ispatını zorlaştırabileceğinden, ev sahiplerinin kira bedelini banka üzerinden tahsil etmesi ileride açılacak bir davada işini kolaylaştırır. ## Kısmi ödeme yapan kiracı tahliye edilebilir mi? Kiracının borcunun bir kısmını ödemiş olması, kalan tutar için ihtarın veya icra takibinin geçerliliğini ortadan kaldırmaz; eksik ödeme hâlinde ev sahibi kalan tutar üzerinden sürece devam edebilir. Ancak kısmi ödemenin ihtarda belirtilen sürede yapılmış olması, mahkemenin somut olayı değerlendirirken dikkate alabileceği bir husustur. Kira ilişkisinde tahliye sebebi yalnızca ödeme borcuyla sınırlı değildir — ev sahibinin ihtiyacı nedeniyle kiracıyı çıkarması, kiracının imzaladığı bir tahliye taahhütnamesinin bulunması, aidat ödememesi veya kira zammını eksik ödemesi gibi farklı hukuki sebepleri de vardır; bu sebeplerin her biri için ayrı usul ve süreler uygulanır. Kiracı tarafından bakıldığında ise haksız bir tahliyeye maruz kaldığını düşünenler için tazminat davası açma hakkı da gündeme gelebilir. İcra yoluyla tahliye tercih edildiğinde, sürecin genel işleyişi diğer icra takibi başlatma süreçleriyle aynı temel kurallara tabidir; farkı, takibin özel olarak kira alacağı ve tahliye istemiyle açılmasıdır. Kartal'da faaliyet gösteren Koza Avukatlık ve Danışmanlık, ev sahiplerine kira borcu nedeniyle tahliye sürecinin en uygun yolunu belirlemede ve Kartal gayrimenkul avukatı olarak dava veya icra takibi sürecinin yürütülmesinde destek verir. Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır, hukuki danışmanlık yerine geçmez. İlgili konularda ayrıntılı bilgi: tahliye taahhütnamesi. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Kiracı bir günlük gecikmeyle tahliye edilebilir mi? C: Tek bir günlük gecikme başlı başına tahliye sebebi sayılmaz; belirleyici olan ihtarda tanınan sürenin geçmesine rağmen ödemenin yapılmamış olmasıdır. Mahkemeler somut olayın koşullarını değerlendirir. S: Kısmi ödeme yapan kiracı için ihtar geçerli mi? C: Evet, ihtar kalan borç tutarı için geçerliliğini korur. Kısmi ödeme, sürecin tamamen durmasını sağlamaz. S: Kira sözleşmesi sözlü yapılmışsa tahliye istenebilir mi? C: Evet, yazılı sözleşme şartı aranmaz; ödemelerin ve kira ilişkisinin varlığı banka dekontu, tanık gibi delillerle ispatlanabilir. S: Tahliye davası açmadan önce arabuluculuk şart mı? C: Kira bedeli alacağına dayalı tahliye davalarında dava şartı arabuluculuk aranmaz. S: Kiracı mahkeme kararına rağmen çıkmazsa ne olur? C: Kesinleşen tahliye kararı icra dairesine götürülerek zorla tahliye (icra marifetiyle tahliye) talep edilebilir; bu aşamada kiracı fiilen taşınmazdan çıkarılır. S: Depozito, birikmiş kira borcuna sayılır mı? C: Depozito öncelikle sözleşme sonunda oluşabilecek hasar ve borçlara karşılık tutulur; ev sahibi bunu birikmiş kira borcuna mahsup edebilir, ancak bu tek başına tahliye sürecini durdurmaz. --- # İşyerinde Mobbing (Psikolojik Taciz): İspat ve Tazminat Hakları URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/isyerinde-mobbing-nedir-ispat-ve-tazminat/ Güncelleme: 2026-10-03 Kısa cevap: İşyerinde mobbing, bir çalışanı yıldırmak, etkisizleştirmek veya işten uzaklaştırmak amacıyla sistemli, sürekli ve kasıtlı biçimde uygulanan psikolojik taciz davranışlarıdır. Mobbing iddiası yazışma, tanık ve sağlık kayıtları gibi delillerle desteklenebilir. Haklı nedenle fesih şartları oluşmuşsa işçi kıdem tazminatı talep edebilir. Fesih bakımından altı iş günlük süre, tazminat talepleri bakımından ise dava öncesi arabuluculuk süreci dikkate alınmalıdır. İşyerinde mobbing iddiasında sonucu çoğu kez davranışın ağırlığı kadar, ardından atılan adımlar belirler: ayrılışın hangi hukuki yolla yapıldığı, delillerin ne zaman toplandığı ve sürelerin nasıl işletildiği. Bu nedenle işe sorunun hukuki adını doğru koymakla başlamak gerekir. Kanunlarımız mobbingi ayrıntılı biçimde tanımlamaz. Türk Borçlar Kanunu m.417 psikolojik tacizi anar ve işverene bu tür tacizleri önleme borcu yükler[1]; ölçütler ise büyük ölçüde Yargıtay kararları ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın rehberiyle şekillenmiştir. Bu yazı, 4857 sayılı İş Kanunu'na tabi bir işçinin mobbing iddiasını nasıl kuracağını, nasıl ispatlayacağını, işten ayrılırken hangi yolu seçmesi gerektiğini ve hangi tazminatı hangi süre içinde isteyebileceğini anlatır. Memurlar ve diğer özel statüdeki çalışanlar için usul farklıdır; bu rehber onları kapsamaz. İşyerinde mobbing nedir? Sistemli, sürekli ve kişiyi hedef alan psikolojik taciz davranışları mobbing kapsamında değerlendirilebilir. ## İşyerinde Mobbing Nedir? Hukuki Ölçütleri Nelerdir? Bakanlığın rehberine göre mobbing; işyerinde bir ya da birkaç kişinin başka bir çalışanı hedef alarak uzun süre, sistemli ve kasıtlı biçimde sürdürdüğü, amacı o çalışanı yıldırmak, etkisizleştirmek veya işten uzaklaştırmak olan davranışlardır.[2] Bir davranışın bu çerçeveye girebilmesi için şu unsurların birlikte aranması gerekir: - Davranış işyerinde gerçekleşmelidir; üstten asta olabileceği gibi eşit düzeydeki çalışanlar arasında veya astlardan üste doğru da görülebilir. - Davranış sistemli olmalı ve süreklilik kazanacak sıklıkta tekrarlanmalıdır. - Davranış kasıtlıdır; yıldırma, etkisizleştirme ya da işten uzaklaştırma amacı taşır. - Mağdurun kişiliğinde, mesleki durumunda veya sağlığında bir zarar doğmalıdır. İş arkadaşlarının grup baskısı da mobbing olabilir. Davranışı işveren bizzat yapmamış olsa bile, işyerinde tacizi önleyecek düzeni kurmaması ve tacize uğrayanın daha fazla zarar görmemesi için gerekli önlemleri almaması, TBK m.417 kapsamında işverenin sorumluluğunu gündeme getirebilir.[1] ## Hangi Davranışlar Mobbing Sayılmaz veya Farklı Değerlendirilir? DurumMobbing mi?GerekçeTek seferlik tartışma veya iş yoğunluğundan doğan geçici gerginlikHayırSüreklilik ve kişiyi hedef alma unsuru yoktur.[2]İşin yapılış biçimine ilişkin görüş ayrılığı (işyerinde çatışma)HayırÇatışma işe odaklanır, kişiliği hedef almaz; ancak sürekli ve kişiye yönelik hâle gelirse mobbinge dönüşebilir.[2]Kabalık, nezaketsiz üslupTek başına değilKabalık, mobbingden daha genel bir kavramdır; yıldırma amacı ve süreklilik ayrıca aranır.[2]Fiziksel şiddet, hakaret, cinsel tacizAyrı nitelikteBunlar farklı hukuki sonuçlar doğurur ve mobbingle birlikte yaşanabilir. Cinsel taciz için İş Kanunu m.24/II'de ayrıca haklı fesih nedeni düzenlenmiştir.[3]İşyeri dışında gerçekleşen davranışlarHayırRehber, işyeri dışındaki tutum ve davranışları psikolojik taciz saymaz.[2] Yöneticinin otoriter olması da tek başına mobbing anlamına gelmez. Yargıtay'ın bir dosyasında yazışmaların nezaketli bir dille yürütülmesi, görevlendirmelerin geçici ve işin gereği olarak sunulması ve davacının yalnızca tek bir tanığının bulunması, mobbingin kabulü için yeterli görülmemiştir.[2] ## Yargıtay Mobbingi Hangi Durumlarda Kabul Ediyor? Örnek Kararlar Aşağıdaki örnekler, Bakanlık rehberinde yayımlanan 2008-2013 tarihli Yargıtay kararlarının özetlerinden alınmıştır. Her dosya kendi delilleriyle sonuçlandığı için örnekleri birebir karşılaştırmak yanıltıcı olur; amaç, mahkemelerin hangi olgulara baktığını göstermektir.[2] OlayMahkemenin yaklaşımıİşveren, kişisel nedenlerle işçiyle çalışmak istemeyerek bir yıl içinde beş kez yazılı savunma istemiş, işçiyi iş arkadaşlarının önünde küçük düşürmüş; işçi psikolojik tedavi görmüştür.Psikolojik taciz kabul edilmiş, manevi tazminat hükmü Yargıtay'ca onanmıştır.Bir avukat, uzun yıllar çalıştığı şehirde 9 ay içinde 30 kez farklı illere kısa süreli görevlendirilmiş; işveren bunun diğer çalışanlara da uygulandığını göstermemiştir.Uygulamanın yıldırma amacı taşıdığı kabul edilmiş; manevi tazminat gerektiği, yer değiştirmeden doğan giderlerin ise belgelere göre incelenmesi gerektiği belirtilmiştir.İşe iade kararı kesinleşen işçi, eski yerine değil; kapısı olmayan, içinde yalnızca bir masa bulunan ve hijyenik olmayan bir yerde çalıştırılmıştır.Açıkça mobbing uygulaması sayılmış; kıdem ve manevi tazminat taleplerinin tümüyle reddi hatalı bulunmuştur.İşçi, yaptığı bir tanıklık nedeniyle farklı muameleye maruz kalmış, yazılı onayı alınmadan görev yeri değiştirilmiş ve doğruluğu ispatlanamayan isnatlara hedef olmuştur.Yıldırma olarak kabul edilmiş; feshin haklı olduğu ve kıdem tazminatı verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.İşçi farklı bir birimde görevlendirilmiş ve kendisine fatura ayıklama işi verilmiştir; tanıklar iddiayı genel ifadelerle doğrulamış, somut eylemlerden söz etmemiştir. İşçi, ayrıldıktan kısa süre sonra memur olarak başka bir kurumda göreve başlamıştır.Mobbing ispatlanmış sayılmamış; kıdem tazminatına hükmedilmesi bozma sebebi yapılmıştır. Bu örneklerde ortak nokta, eylemlerin tek tek değil, süre ve tekrar içinde bir bütün olarak değerlendirilmesidir. İşverenin uygulamalar için işin gereği dışında somut bir gerekçe gösterip gösterememesi de sonucu etkilemiştir. Mobbing nasıl ispatlanır? Yazışmalar, tanık beyanları, sağlık kayıtları, işverene yazılı şikâyet ve diğer somut deliller mobbing iddiasının ispatında kullanılabilir. ## İşyerinde Mobbing Nasıl İspatlanır? Hangi Deliller Kullanılır? Genel kural gereği iddia eden taraf iddiasını ispatlar; mobbing iddiasında bu taraf işçidir. Yargıtay'ın bir kararında, işçinin anlattığı olayların tutarlı olması ve kuvvetli bir emarenin bulunması gerektiği vurgulanmıştır.[2] Mobbing çoğu zaman tanıksız ve yazısız bir ortamda yaşandığından Yargıtay, tek bir kesin delil aramak yerine olayların tipik akışını ve tecrübe kurallarını esas alan bir ispat anlayışı benimsemiştir; bir Yargıtay dairesi, yeterli emare bulunduğunda mobbingin ispatlandığını kabul etmiştir.[2] Bu yaklaşım her dosyada kendiliğinden işlemez; mahkeme olguların somut, tutarlı ve birbirini destekleyen nitelikte olup olmadığına bakar. Bu yüzden delilleri tek tek değil, bir bütün olarak sunmak gerekir. DelilNeyi gösterir?Dikkat edilecek noktaYazışmalarTalimatların dili, sıklığı ve zamanlaması; kişinin hedef alınıp alınmadığıGönderen, alıcı ve tarih görünecek biçimde, kişisel bir yedekte saklayın. Nezaketli dille yazılmış talimatlar işin gereği olarak yorumlanabilir.TanıklarOlayların tekrarlandığı ve işyerinde görüldüğüGenel ifadeler yerine somut olayı tarihiyle anlatabilen tanık daha değerlidir. Tanığın adını, görevini ve neyi gördüğünü baştan not edin.Sağlık kayıtlarıZararın varlığı ve olaylarla zaman ilişkisiDoktora yakınmanın işyeri kaynaklı olduğunu anlatın. Bakanlık rehberindeki bir dosyada ağlama krizleri, psikolojik tedavi ve rapor, mahkemenin kanaatini güçlendiren olgular olarak değerlendirilmiştir; rapor tek başına mobbingi kanıtlamaz.İşverene yazılı şikâyet ve cevabıİşverenin olaydan haberdar olduğu ve ne yaptığıŞikâyet, hem delil hem de işverenin önleme borcunun işletilmesi bakımından önemlidir.Olay günlüğüOlayların tarihi, yeri ve tanıklarıBakanlık rehberi günlük tutmayı önerir.[2] Günlük yardımcı bir delildir; diğer delillerle desteklenmelidir.Ses veya görüntü kaydıOlayın kendisiHukuka aykırı elde edilmiş deliller mahkemece dikkate alınamaz.[4] İzinsiz kaydın kullanılıp kullanılamayacağı somut olayda tartışılabilir; kayıt almadan önce avukata danışın.İşten ayrılış formu ve istifa belgesiAyrılışın nedeniYargıtay'ın bir dosyasında, formdaki sağlık sorunu ve huzursuz ortam ibaresi, doktor raporu ve tanık beyanıyla birlikte istifanın gerçek iradeyle verilmediği sonucuna götürmüştür.[2] ## Mobbing Nedeniyle İstifa mı, Haklı Fesih mi? Mobbing mağdurunun vereceği en sonuç doğurucu karar, işten nasıl ayrılacağıdır. Kendi isteğiyle istifa eden işçi kural olarak kıdem tazminatına hak kazanmaz.[5] İş Kanunu m.24/II ise ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan hâllerde işçiye sözleşmeyi bildirim süresini beklemeden feshetme imkânı verir.[3] Yargıtay, mobbing nedeniyle yapılan feshi bu çerçevede haklı bulmuş ve kıdem tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirtmiştir.[2] Haklı fesihte, en az bir yıllık hizmet şartıyla çalışılan her tam yıl için otuz günlük ücret tutarında kıdem tazminatı doğar.[5] Kıdem tazminatının şartları ve hesabı ayrı bir rehberde anlatılıyor. Bildirim süresi beklenmediği için haklı fesihte ihbar tazminatı da doğmaz.[3] ## Mobbing Nedeniyle Haklı Fesihte 6 İş Günü ve 1 Yıllık Süre İş Kanunu m.26 uyarınca bu yoldaki fesih yetkisi, olayın öğrenildiği günden başlayarak altı iş günü geçtikten ve her hâlde fiilin gerçekleşmesinden itibaren bir yıl sonra kullanılamaz.[3] Yargıtay iki süreyi ayrı ayrı hak düşürücü sayar; fesih iradesinin altı iş günü içinde açıklanması yeterlidir, bildirimin bu sürede karşı tarafa ulaşması şart değildir.[6] Mobbing tek bir anda biten bir olay olmadığından sürenin ne zaman başlayacağı tartışmalıdır. Yargıtay kararlarında haklı fesih nedeninin sürmesi hâlinde hak düşürücü sürenin işlemediği kabul edilmiştir.[6] Yine de somut dosyada fesih nedeni olarak hangi eylemin gösterildiği ve o eylemin sona erip ermediği sonucu değiştirebilir. Bu nedenle "fesih hakkım zaten devam ediyor" varsayımıyla beklemek risklidir; fesih kararı, gecikmeden ve yazılı olarak bildirilmelidir. ## Mobbing Nedeniyle Fesih Bildirimi Nasıl Yapılmalı? Kanun metni haklı fesih için özel bir şekil öngörmez.[3] Yine de bildirimin yazılı yapılması ve haklı sebebin açıkça gösterilmesi, sonraki yargılamada fesih iradesinin ve nedeninin ispatını kolaylaştırır. Bildirimde mobbing eylemlerini tarihleriyle sayın, işverene daha önce yaptığınız şikâyetlere atıf yapın ve teslimi ispatlanabilen bir yolla, örneğin noter ihtarnamesiyle gönderin. ## Mobbing Nedeniyle İstifa Dilekçesi İmzalanır mı? Yargıtay bir dosyada, işçinin istifa dilekçesinin gerçek istifa iradesiyle imzalanmadığına, psikolojik baskı yoluyla istifaya zorlandığına karar vermiş ve kıdem tazminatının reddini hatalı bulmuştur. Bu sonucun arkasında işten ayrılış formundaki ibare, doktor raporu ve tanık beyanı gibi somut deliller vardı.[2] Yazılı bir istifa belgesiyle çelişen iddiayı ispatlamak güçtür; ayrılma kararı verilmeden önce hukuki destek almak bu yüzden önemlidir. Fesih işverenden geliyorsa yol değişir. İşe iade talebi için fesih bildiriminin tebliğinden itibaren bir ay içinde arabulucuya başvurmak gerekir; arabuluculukta anlaşma olmazsa son tutanaktan itibaren iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılabilir.[7] İşe iade davasının şartları ile işten çıkarılan işçinin hakları ayrı rehberlerde ele alınıyor. ## Mobbing Davasında Hangi Tazminatlar İstenebilir? "Mobbing tazminatı" tek bir kalem değildir; her talep ayrı dayanağa, ayrı koşula ve ayrı süreye bağlıdır. Aynı dilekçede birden fazla talep ileri sürüldüğünde, her talebe ilişkin olguların ispat yükü ve delilleri ayrı ayrı değerlendirilir.[7] TalepDayanakKoşul ve notKıdem tazminatı1475 sayılı Kanun m.14; İş Kanunu m.24En az bir yıl hizmet ve haklı fesih gerekir. Zamanaşımı beş yıldır.[5][7]Manevi tazminatTBK m.58 ve m.417/3Mobbingin ve kişilik hakkı ihlalinin ispatı gerekir. Miktarı hâkim takdir eder; Yargıtay uygulamaların oluş şeklini ve süresini dikkate alır.[1][2]Maddi tazminatTBK m.417/3Mobbingden doğan somut zarar belgelenmelidir. Yargıtay bir dosyada, yer değiştirmelere bağlı ulaşım ve konaklama giderlerini varsayıma dayanmayan gerçek zarar olarak değerlendirmiştir.[1][2]Ayrımcılık tazminatıİş Kanunu m.5Mobbing cinsiyet, din, engellilik gibi ayrımcılık yasağı kapsamındaki bir nedene dayanıyorsa gündeme gelebilir; her dosyada söz konusu olmaz.[3]Mobbingden bağımsız işçilik alacaklarıİş Kanunu ve iş sözleşmesiÜcret, fazla mesai, yıllık izin gibi alacaklar mobbingin ispatına bağlı değildir; kendi delilleriyle istenir. Mobbing davası açma süresi tek bir süre değildir; haklı fesih, işe iade, kıdem tazminatı ve mobbing tazminatı için farklı süreler uygulanabilir. ## Mobbing Davası Açma Süresi Nedir? Hangi Hak İçin Ne Kadar Süre Var? İş hukuku uyuşmazlıklarında süreler bir hak türünden ötekine değişir. Hepsini tek bir "dava açma süresi" gibi okumak hak kaybına yol açabilir; aşağıdaki tablo mobbing dosyalarında karşılaşılan başlıca süreleri yola göre ayırır. Süreleri kaçırmamak için bir iş hukuku avukatından destek alabilirsiniz. Hak veya işlemSüreDayanak ve notHaklı nedenle fesih hakkının kullanılmasıOlayı öğrenmeden itibaren 6 iş günü; her hâlde fiilden itibaren 1 yılİş Kanunu m.26. Mobbing sürdüğü için başlangıç tarihi tartışmalıdır; yazılı bildirimi geciktirmeyin.[3][6]İşveren feshetmişse işe iade için arabulucuya başvuruFesih bildiriminin tebliğinden itibaren 1 ayAnlaşma olmazsa son tutanaktan itibaren 2 hafta içinde dava açılır.[7]Kıdem tazminatı5 yılİş Kanunu ek m.3; iş sözleşmesinin sona ermesinden itibaren işler.[7]Manevi ve maddi mobbing tazminatıHaksız fiil hükümlerine göre öğrenmeden itibaren 2 yıl, her hâlde fiilden itibaren 10 yıl; sözleşmeye aykırılık hükümlerine göre genel 10 yılTBK m.417/3 zararın tazminini sözleşmeye aykırılık hükümlerine bağlar; hangi sürenin uygulanacağı dosyada tartışılabilir. Olası en kısa süreye göre hareket etmek güvenli yoldur.[1]Arabuluculuk süreciBaşvurudan son tutanağa kadarBu sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez.[7] ## Mobbing Şikâyeti Nasıl Yapılır? Dava Açmadan Önce İzlenecek Yol Yol, fesih kararından önce başlar. Aşağıdaki sıra, yukarıda anlatılanları uygulama sırasına dizer. - Olayları kayda geçirin. Tarih, yer, olayı gören kişiler ve yazışmaları ayrı bir dosyada tutun; sağlığınızı etkileyen belirtiler için doktora başvurun. - İşverene yazılı şikâyette bulunun. TBK m.417 işverene önlem alma borcu yükler; yazılı şikâyet, işverenin olaydan haberdar olduğunu gösterir.[1] - İdari başvuru yollarını değerlendirin. 2025/3 sayılı Genelge'ye göre psikolojik tacize uğrayan çalışanlar çalıştıkları kuruma, CİMER'e, TBMM Dilekçe Komisyonu'na, ALO 170 aracılığıyla veya doğrudan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'na, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu'na ve Kamu Denetçiliği Kurumu'na başvurabilir; ALO 170'te görevli psikologlar bilgilendirme ve destek sağlar.[8] Bu başvurular tazminat talebinin yerini tutmaz. - Ayrılacaksanız haklı fesih bildirimini yazılı yapın. Altı iş günü kuralını gözetin. - Arabulucuya başvurun. Kanundaki arabuluculuk şartı, iş sözleşmesine dayanan işçi alacağı ve tazminatını kapsar; maddede açıkça kapsam dışı bırakılan tazminat davaları ise iş kazası ve meslek hastalığı kaynaklı olanlardır. Mobbing bu istisnada yer almadığından, mobbing tazminatı için de dava öncesinde arabulucuya başvurmak güvenli yoldur. Arabulucuya başvurulmadan açılan dava usulden reddedilir.[7] Başvuru karşı tarafın yerleşim yerindeki veya işin yapıldığı yerdeki arabuluculuk bürosuna yapılır; arabulucu görevlendirildiği tarihten itibaren üç hafta içinde sonuçlandırır, zorunlu hâllerde bu süre bir hafta uzatılabilir. Anlaşma çıkmazsa düzenlenen son tutanak dava dilekçesine eklenir. - İş mahkemesinde dava açın. İş mahkemeleri, iş ilişkisinden doğan sözleşme veya kanun kaynaklı hukuk uyuşmazlıklarında görevlidir; yetkili mahkeme davalının yerleşim yeri mahkemesi ile işin yapıldığı yer mahkemesidir.[7] Anadolu Yakası'ndaki iş uyuşmazlıkları, Kartal'daki İstanbul Anadolu Adalet Sarayı'nda bulunan iş mahkemelerinde görülür. Davanın ne kadar süreceği kanunda belirlenmemiştir; tanık dinlenmesi, bilirkişi incelemesi ve itirazlar süreyi etkiler. ## İşveren Mobbing Şikâyeti Aldığında Ne Yapmalı? TBK m.417/1, işvereni işyerinde dürüstlük ilkelerine uygun bir düzen kurmakla, özellikle çalışanların psikolojik ve cinsel tacize uğramamaları ve tacize uğramış olanların daha fazla zarar görmemeleri için gerekli önlemleri almakla yükümlü kılar. Bu yükümlülüğe aykırılıktan doğan kişilik hakkı zararları, sözleşmeye aykırılık hükümlerine tabidir.[1] İşveren mobbingi bizzat uygulamamış olsa da, bildiği hâlde önlem almaması bu borcun ihlali olarak ileri sürülebilir. 2025/3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi, psikolojik tacizle mücadelenin öncelikle işveren ve yöneticilerin sorumluluğunda olduğunu belirtir. Genelge, iddiaların araştırılmasında gizliliğe ve özel hayata saygıya, ayrıca gerçeğe aykırı iddialarla kurum itibarının zedelenmemesine özen gösterilerek sürecin ivedilikle yürütülmesini ister; 2011/2 sayılı Genelge'yi de yürürlükten kaldırmıştır.[8] Genelge bir kanun değildir ve tazminat hakkını doğrudan yaratmaz; ancak işverenden beklenen önleyici politikaların çerçevesini gösterir. Bakanlık rehberi de işyerlerinin şikâyetleri inceleyecek yöntemler geliştirmesini ve gizliliği korumasını önerir.[2] Her şikâyet mobbing değildir; olağan yönetim yetkisi ile mobbing arasındaki ayrım yukarıdaki unsurlara göre yapılır. İşveren şikâyeti incelemeden geçiştirirse, hem iddianın esası hem de önleme borcunun yerine getirilip getirilmediği tartışılır. ## Sıkça Sorulan Sorular S: İşyerinde mobbing nedir? C: Mobbing, işyerinde bir veya birkaç kişinin başka bir çalışanı hedef alarak uzun süreli, sistemli ve kasıtlı biçimde yıldırmaya, etkisizleştirmeye veya işten uzaklaştırmaya yönelik davranışlarda bulunmasıdır. S: Her kötü muamele mobbing sayılır mı? C: Hayır. Tek seferlik tartışma, geçici iş yoğunluğu, sıradan bir görüş ayrılığı veya tek başına kaba bir üslup mobbing kabul edilmeyebilir. Davranışın sürekliliği, sistematikliği ve kişiyi hedef alması ayrıca değerlendirilir. S: Mobbing nasıl ispatlanır? C: Mobbing iddiasında yazışmalar, tanıklar, sağlık kayıtları, işverene yapılan yazılı şikâyetler, olay günlüğü ve hukuka uygun şekilde elde edilmiş diğer deliller kullanılabilir. S: Mobbing için kaç tanık gerekir? C: Kanunda belirli bir tanık sayısı öngörülmemektedir. Tanığın sayısından çok, somut olayları tarihi ve içeriğiyle doğrulayabilmesi önem taşır. S: Mobbing nedeniyle istifa eden işçi kıdem tazminatı alabilir mi? C: Gerekçesiz istifa ile haklı nedenle fesih aynı değildir. İşçi mobbingin haklı fesih nedeni oluşturduğunu ortaya koyabilir ve gerekli şartları taşıyorsa kıdem tazminatı hakkı gündeme gelebilir. S: Mobbing nedeniyle işten ayrılırken istifa dilekçesi yazılmalı mı? C: Sadece “istifa ediyorum” şeklindeki bir dilekçe, haklı fesih iddiasını zorlaştırabilir. Ayrılışın hukuki nedeni ve fesih iradesinin açık şekilde ortaya konulması önemlidir. S: Mobbing nedeniyle haklı fesihte 6 iş günü süresi nedir? C: İş Kanunu m.26 kapsamında haklı fesih yetkisinin, olayın öğrenilmesinden itibaren altı iş günü içinde ve her hâlde fiilden itibaren bir yıl içinde kullanılması gerekir. Mobbingin devam eden bir davranışlar bütünü olması nedeniyle başlangıç tarihi somut olaya göre tartışılabilir. S: Mobbing nedeniyle hangi tazminatlar istenebilir? C: Somut olayın şartlarına göre kıdem tazminatı, maddi tazminat, manevi tazminat, ayrımcılık tazminatı ve mobbingden bağımsız işçilik alacakları gündeme gelebilir. S: Mobbing tazminatı için arabulucuya başvurmak zorunlu mu? C: Mobbingden kaynaklanan iş sözleşmesine dayalı tazminat taleplerinde dava açmadan önce arabuluculuğa başvurulması gerekir. S: Mobbing davası ne kadar sürede açılmalıdır? C: Tek bir süre yoktur. Haklı fesih, işe iade, kıdem tazminatı ve maddi-manevi tazminat bakımından farklı süreler uygulanabilir. Bu nedenle olayın ve fesih tarihinin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekir. S: Mobbing nedeniyle işveren şikâyeti dikkate almazsa ne yapılabilir? C: Çalışan, işverene yazılı şikâyetin yanında somut olayın şartlarına göre idari başvuru yollarını ve arabuluculuk ile dava süreçlerini değerlendirebilir. --- # Anadolu Yakası Avukat URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/anadolu-yakasi-avukat/ Güncelleme: 2026-10-13 Kısa cevap: Anadolu yakasının adli yargı işleri büyük ölçüde tek merkezde toplanmıştır: İstanbul Anadolu Adalet Sarayı. Ağır ceza, asliye ceza, aile, asliye hukuk, iş ve icra mahkemeleri bu adliyede görev yapar ve adliye Kartal sınırları içindedir. Kadıköy, Üsküdar, Ataşehir, Ümraniye, Maltepe, Pendik, Tuzla, Sancaktepe, Sultanbeyli ve Çekmeköy'de oturanların dosyaları da kural olarak buraya düşer. Hangi mahkemenin yetkili olduğu ise dava türüne göre ayrıca belirlenir. Anadolu yakası avukat arayışındaysanız işe şuradan başlamak gerekir: yakadaki davaların büyük bölümü tek bir adreste görülür — İstanbul Anadolu Adalet Sarayı. Adliye Kartal'da ve yakanın ağır ceza mahkemelerinden aile mahkemelerine kadar çoğu birim burada. Aşağıda hangi dosyanın nereye düştüğünü ve her dava türünde ilk hangi sürenin işlediğini yazdık. ## Anadolu yakasında davanız nerede görülür Kadıköy, Üsküdar, Ataşehir, Ümraniye, Maltepe, Kartal, Pendik, Tuzla, Sancaktepe, Sultanbeyli ve Çekmeköy'de oturuyorsanız dosyanız kural olarak İstanbul Anadolu Adliyesi'ne düşer. Bu, ilçenizde ayrı bir adliye olmamasından kaynaklanır; adli yargı birimleri yakanın tamamı için tek merkezde toplanmıştır. Adliyenin ortak olması, hangi mahkemenin yetkili olduğu sorusunu ortadan kaldırmaz. Ceza davasında yetki suçun işlendiği yere, boşanmada eşlerden birinin yerleşim yerine ya da son altı aydır birlikte oturulan yere, iş davasında işverenin adresine veya işin görüldüğü yere bakılarak belirlenir. Bu yüzden Anadolu yakasında oturan birinin dosyası bazen başka bir adliyede açılır. ## Ağır ceza mahkemesi: hangi dosyalar buraya gelir Ağır ceza mahkemesinin görev alanı, zorunlu müdafilik ve tutukluluk süreleri hakkında ayrıntılı bilgi Anadolu Yakası Ağır Ceza Avukatı sayfasında. İstinaf süresi hem ceza hem hukuk dosyalarında iki haftadır; ceza dosyalarında bu süre, 1 Haziran 2024'ten bu yana gerekçeli kararın tebliğinden itibaren işler. İstinaf aşamasının nasıl işlediğini ayrı bir sayfada anlattık. ## Aile ve boşanma davaları Boşanma davasında yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri ya da davadan önce son altı aydır birlikte oturdukları yer mahkemesidir. Anadolu yakasında oturan çiftlerin dosyaları Kartal'daki aile mahkemelerinde görülür. Anlaşmalı boşanmada evliliğin en az bir yıl sürmüş olması ve tarafların protokolde tam mutabık olması gerekir; hâkim protokolü uygun bulmazsa dosya çekişmeliye döner. Çekişmelide ise velayet, nafaka, mal paylaşımı ve tazminat aynı dosyada karara bağlanır ve birinde verilen taviz diğerini etkiler. İlçe bazında ayrıntı için Maltepe boşanma avukatı, Pendik boşanma avukatı ve Kadıköy boşanma avukatı sayfalarımıza bakabilirsiniz. ## İş davaları: önce arabuluculuk Kıdem ve ihbar tazminatı, fazla mesai, yıllık izin alacağı ve işe iade taleplerinde doğrudan dava açılamaz; arabulucuya başvurmak dava şartıdır. Anlaşma sağlanamazsa düzenlenen son tutanakla iş mahkemesine gidilir. İşe iade davasında süre çok kısadır: fesih bildiriminin tebliğinden itibaren bir ay içinde arabulucuya başvurulması gerekir. Bu süre hak düşürücüdür ve kaçırıldığında işe iade talebi tümüyle düşer, geriye yalnızca tazminat talepleri kalır. ## İcra takibi ve itiraz süresi Ödeme emri elinize ulaştığında itiraz süresi yedi gündür. İlamsız takipte süresinde yapılan itiraz takibi kendiliğinden durdurur; alacaklı bunu aşmak için itirazın kaldırılması veya iptali yoluna gitmek zorunda kalır. Süre kaçırılırsa takip kesinleşir ve haciz aşamasına geçilir. Maaş haczinde kural, net ücretin dörtte birinden az olmamak üzere en fazla dörtte birinin kesilmesidir; nafaka alacakları bu sınırın dışındadır. Emekli maaşı ise kural olarak haczedilemez, borçlunun kendi muvafakati olan hâller ayrıktır. ## Adliyeye gitmeden yapabilecekleriniz Hakkınızda dosya olup olmadığını e-Devlet üzerinden UYAP Vatandaş Portalı'ndan görebilirsiniz. Ceza, hukuk ve icra dosyaları burada listelenir; gizlilik kararı bulunan soruşturmalar görünmez. Duruşma günleri, ara kararlar ve tebligatlar da aynı ekrandan takip edilebilir. Başka bir şehirde ya da yurt dışındaysanız duruşmaya SEGBİS ile katılmak mümkün olabilir. Bu mahkemenin takdirindedir ve önceden talep edilmesi gerekir. Vekâlet verdiğinizde duruşmaların çoğuna bizzat katılmanız gerekmez; kanunun bizzat dinlenmeyi zorunlu kıldığı hâller bunun dışındadır. ## Anadolu yakası avukat olarak nasıl çalışıyoruz Anadolu yakası avukat arayışının pratik tarafı da var: büromuz Kartal Cevizli'de, adliyeyle aynı ilçede. Dosya inceleme, duruşma, tutukluyla görüşme ve süreye bağlı itiraz başvurularında aynı gün hareket edebiliyoruz. Ağır ceza ve icra dosyalarında bunun pratik bir karşılığı var, çünkü süreler gün değil bazen saat üzerinden işliyor. İlk görüşmede üç şeyi netleştiriyoruz: dosyanın hangi aşamada olduğu, işleyen en yakın sürenin ne zaman dolduğu ve elde hangi belgelerin bulunduğu. Bunlar netleşmeden strateji konuşmak erken olur. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Anadolu yakasında davalar hangi adliyede görülür? C: Büyük bölümü Kartal'daki İstanbul Anadolu Adalet Sarayı'nda görülür. Ağır ceza, asliye ceza, aile, asliye hukuk, iş ve icra mahkemeleri bu adliyededir. Kadıköy, Üsküdar, Ataşehir, Ümraniye, Maltepe, Pendik, Tuzla, Sancaktepe, Sultanbeyli ve Çekmeköy bu adliyeye bağlıdır. S: Ağır ceza mahkemesi hangi suçlara bakar? C: Ağırlaştırılmış müebbet, müebbet ve on yıldan fazla hapis cezası gerektiren suçlara bakar. Kasten öldürme, nitelikli yağma, uyuşturucu ticareti, nitelikli dolandırıcılık ve işkence bu kapsamdadır. Belirleyici olan alınacak ceza değil, kanunun o suç için öngördüğü üst sınırdır. S: Kadıköy'de oturuyorum, davam nerede açılır? C: Kadıköy İstanbul Anadolu Adliyesi'ne bağlıdır, yani dosyanız Kartal'daki adliyede görülür. Ancak yetki kuralları dava türüne göre değişir: ceza davasında suçun işlendiği yer, boşanmada eşlerden birinin yerleşim yeri belirleyicidir. Bu nedenle bazı dosyalar başka bir adliyede açılabilir. S: Boşanma davasını hangi mahkemede açmalıyım? C: Eşlerden birinin yerleşim yeri ya da davadan önce son altı aydır birlikte oturulan yer mahkemesinde. Anadolu yakasında oturan çiftler için bu, Kartal'daki aile mahkemeleridir. S: İş davası açmadan önce arabulucuya gitmek zorunlu mu? C: Evet, arabuluculuk dava şartıdır. Anlaşma sağlanamazsa düzenlenen son tutanakla iş mahkemesine başvurulur. İşe iade talebinde ayrıca kısa bir süre işler: fesih bildiriminin tebliğinden itibaren bir ay içinde arabulucuya başvurulması gerekir. S: Duruşmaya bizzat katılmak zorunda mıyım? C: Vekâlet verdiğinizde duruşmaların çoğuna katılmanız gerekmez; kanunun bizzat dinlenmeyi zorunlu kıldığı hâller bunun dışındadır. Başka şehirde veya yurt dışındaysanız SEGBİS ile uzaktan katılım mümkün olabilir, bu mahkemenin takdirindedir ve önceden talep edilmelidir. S: Ödeme emri geldi, ne kadar sürem var? C: İtiraz süresi tebliğden itibaren yedi gündür. İlamsız takipte süresinde yapılan itiraz takibi kendiliğinden durdurur. Süre kaçırılırsa takip kesinleşir ve haciz aşamasına geçilir. --- # Uzaklaştırma Kararı Varken Mesaj Atmak URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/uzaklastirma-karari-varken-mesaj-atmak/ Güncelleme: 2026-10-13 Kısa cevap: Uzaklaştırma kararı her zaman yalnızca fiziksel uzaklaşmayı ifade etmez. Karar iletişim kurmama yükümlülüğü de içeriyorsa mesaj göndermek kararın ihlali sayılır. 6284 sayılı Kanun kapsamındaki tedbir kararına aykırı davranan kişi hakkında zorlama hapsine karar verilebilir. Karşı tarafın mesaja cevap vermesi ihlali ortadan kaldırmaz. Uzaklaştırma kararı varken mesaj atmak bu kararın ihlalini doğurabilecek bir davranıştır. Unutmamak gerekir ki; 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun, gerekse 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu gereğince verilecek olan uzaklaştırma kararları her zaman fiziki şekilde uzaklaştırmaları ifade etmez. Ayrıca hakkında ilgili kanunlar gereği uzaklaştırma kararı bulunan kişilerin her türlü iletişim kurma çabası uzaklaştırma kararının ihlali şeklinde yorumlanabilecektir.  Uzaklaştırma kararı varken mesaj atmak sadece bu kararın ihlali sonucunu doğurmaz. Bununla birlikte Türk Ceza Kanunumuzda yine suç olarak tanımlanmış ısrarlı takip suçunu oluşturabilecek bir davranıştır. Uzaklaştırma kararı varken mesaj atmak uygulamada sık karşılaştığımız bir durum olması nedeniyle ayrıca üzerinde durmayı uygun görüyoruz. Bu tür durumlarda İstanbul ceza avukatından destek almanız önerilir.  Öncelikle uzaklaştırma kararının kapsamı 6284 sayılı kanun gereğince uygulanabilecek diğer tedbir kararları hakkında bilgi vermemiz konumuzu daha anlaşılabilir hale getirecektir.  ## 6284 Sayılı Kanun Gereği Uzaklaştırma Kararı Varken Mesaj Atmak Uzaklaştırma kararları daha çok 6284 sayılı "Ailenin Koruması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun" kapsamında verilen bir karardır.  Kanunun 1. Maddesinde de belirtildiği gibi;  - Şiddete uğrayan - Şiddete uğrama tehlikesi altında bulunan kadın ve çocukların - Aile bireylerinin - Israrlı takip suçu mağdurlarının  Korunması amaçlanmıştır. Her durumda uzaklaştırma kararının amacı şiddete uğrayan ve şiddete uğrama tehlikesi altında bulunan kişilerin korunmasıdır. Unutmamak gerekir ki şiddet ceza hukuku alanında sadece fiziksel olarak gerçekleşen bir davranış değildir. Hakaret, tehdit, küçük düşürme ve hatta ısrarlı takip suçu da bir çeşit şiddet olarak kabul edilebilecek davranışlardır.  ## İletişim Araçları İle Rahatsız Etmek Uzaklaştırma Kararının İhlali Olabilir! 6284 sayılı kanunun 5. Maddesi ve alt bentlerinde hakim tarafından verilebilecek koruma tedbirleri kararları detaylı bir şekilde sıralanmıştır. Buna göre;  “6284 S.Y. Md. 5/1-c; Korunan kişilere, bu kişilerin bulundukları konuta, okula ve iş yerine yaklaşmaması,”  Uzaklaştırma kararının yasal dayanağını oluşturur.  “6284 S.Y. md. 5/1-f; Korunan kişiyi iletişim araçlarıyla veya sair surette rahatsız etmemesi,”  Ayrıca uzaklaştırma kararı ile birlikte uygulanabilecek diğer tedbirler arasında yer alır. 6284 sayılı kanunun hükmü gereğince uzaklaştırma kararı varken mesaj atmak bu tür tedbir kararlarının ihlali anlamına gelebilecektir. Mesajın içeriği bir kötülük yapılacağını bildiriyorsa, kararın ihlalinden ayrı olarak mesajla tehdit suçu da gündeme gelir.  Uzaklaştırma kararı bulunan kişi hakkında ayrıca 6284 sayılı kanunun 5/1-f maddesinde belirtilen tedbirler de uygulanması ve buna rağmen ilgilinin mesaj göndermesi, araması hatta e-posta göndermesi dahi bu tedbir kararının ihlali anlamına gelir.  Şiddet gören, şiddet görmesi muhtemel olan veya ısrarlı takip suçu mağdurunun korunması adına verilen bu kararlarda 6284 sayılı kanunun 5/1-c ve f bentleri uyarınca tedbir uygulanması halinde uzaklaştırma kararı varken mesaj atmak ihlal sonucunu doğurabileceğinden öncelikle bu tedbir kararının içeriği ve kapsamı hakkında ayrıca hangi tür tedbirlerin uygulandığının bilinmesi gerekir.  Mesleki tecrübelerimize dayanarak koruma tedbirlerinin sadece konuta, iş yerine veya okula yaklaşmaması şeklinde bir uzaklaştırma kararı olmadığını, uzaklaştırma kararı ile birlikte kanunun 5/1 maddesinin alt bentlerinde yer alan bütün tedbirlerin uygulanabildiğini, dolayısıyla hakkında uzaklaştırma kararı bulunan kişinin mesaj göndermemesi veya aramamasının daha yerinde bir davranış olduğunu hatırlatmak isteriz.  ## 5271 Sayılı Kanun Gereği Uzaklaştırma Kararı Varken Mesaj Atmak 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanununda ayrıca uzaklaştırma kararı düzenlenmemiştir. Ancak 5271 sayılı kanunun 109/3-l maddesinde "belirlenen yer veya bölgelere gitmemek" şeklinde adli kontrol kararı olarak bir tedbir uygulanması mümkündür. Ancak bu durum doğrudan sadece herhangi bir suçun mağdurunu korumaya yönelik bir uygulama olmadığı gibi adli kontrol kararı olarak iletişim kurmanın engellenmesi şeklinde de bir uygulama söz konusu değildir.  ## Uzaklaştırma Kararı Varken Mesaj Atmak Israrlı Takip Suçunu Oluşturur Yazımızın başında da belirttiğimiz gibi şantaj suçu, tehdit suçu veya hakaret suçu oluşturmayacak şekilde mağdura istikrarlı şeklide mesaj göndermek veya aramak gibi ısrarlı şekilde iletişim kurma istediği TCK 123/A maddesi gereğince ısrarlı takip suçunu oluşturabilecek bir davranıştır. Bunun hakkında uzaklaştırma kararı varken mesaj atmak şeklinde gerçekleşmesi yine yukarıda belirtmiş olduğumuz tedbir kararlarının ihlali ile sonuçlanabilecektir. 6284 sayılı kanun gereğince ayrıca “korunan kişiyi iletişim araçlarıyla veya sair surette rahatsız etmemesi” şeklinde bir tedbir uygulanmamış olması halinde ise ısrarlı takip suçu oluşabilecektir.  Israrlı takip suçu unsurları ile uzaklaştırma kararları farklı olması nedeniyle ayrıca “Israrlı Takip Suçu (Stalkingi) Nedir Nasıl Şikayet Edilir?” başlıklı yazımızı incelemenizi tavsiye ederiz.  ## Uzaklaştırma Kararının İhlali Halinde Ne Yapılabilir? Yapmış olduğumuz bu açıklamalardan da anlaşılacağı gibi uzaklaştırma kararı varken mesaj atmak, bu koruma tedbirlerinin ihlali olarak kabul edilebilmesi için öncelikle 6284 sayılı kanun gereğince alınmış olan kararda; “korunan kişiyi iletişim araçlarıyla veya sair surette rahatsız etmemesi” şeklinde bir hüküm bulunması gerekir.  İlgilinin uzaklaştırma kararına rağmen mesaj göndermesi veya araması halinde ise mesaj kayıtları ve içerikleri ile birlikte en yakın kolluk kuvvetine durumun bildirilmesi ve uzaklaştırma kararının ihlal edildiğinin belirtilmesi gerekir. Bu durumda ise hakkında tedbir kararı uygulanan kişinin tazyik (zorlama) hapsi ile cezalandırılması kuvvetle muhtemel bir durumdur.  Uzaklaştırma kararı, aile hukuku veya ceza soruşturmasıyla ilgili hukuki durumunuzun değerlendirilmesi için Kartal’da hukuki destek alabilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Uzaklaştırma kararı varken mesaj atmak suç mudur? C: Karar iletişim kurmama yükümlülüğü içeriyorsa mesaj göndermek tedbir kararının ihlalidir. İhlal hâlinde 6284 sayılı Kanun uyarınca zorlama hapsine karar verilebilir. S: Karşı taraf bana yazdı, cevap verirsem ihlal olur mu? C: Evet. Yükümlülük hakkında karar verilen kişiye aittir; karşı tarafın önce yazmış olması ya da cevaba rıza göstermesi ihlali ortadan kaldırmaz. S: Zorlama hapsi ne kadardır? C: Tedbir kararına aykırılıkta üç günden on güne kadar zorlama hapsi verilebilir. İhlalin tekrarı hâlinde süre artar. S: Çocukla görüşmek için mesaj atmam gerekiyor, ne yapmalıyım? C: İletişim ihtiyacı varsa tedbir kararının değiştirilmesi veya kapsamının daraltılması için aile mahkemesine başvurulmalıdır. Karara rağmen doğrudan iletişim kurmak ihlal sayılır. --- # 2 Yıl 6 Ay Ceza Alan Ne Kadar Yatar? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/2-yil-6-ay-ceza-alan-ne-kadar-yatar/ Güncelleme: 2026-10-13 Kısa cevap: 2 yıl 6 ay hapis cezası toplam 30 aydır. Genel suçlarda koşullu salıverilme oranı 1/2 olduğundan koşullu salıverilmeye esas süre 15 ay, denetimli serbestlik süresi 1 yıldır. Ancak 2025'te yürürlüğe giren düzenlemeyle denetimli serbestlikten yararlanabilmek için koşullu salıverilme tarihine kadarki sürenin en az onda birinin fiilen cezaevinde geçirilmesi gerekir; bu süre 5 günden az olamaz. Bu ceza ertelenemez ve adli para cezasına çevrilemez; denetimli serbestlikle infaz edilse dahi memuriyete engel oluşturur. Mahkeme kararı çıktı: 2 yıl 6 ay hapis. İlk akla gelen soru tek bir noktada toplanıyor: "Bu cezanın ne kadarını gerçekten cezaevinde geçireceğim?" Çünkü herkesin bildiği bir gerçek var — mahkemenin verdiği ceza süresi ile fiilen cezaevinde kalınan süre çoğu zaman aynı değildir. Ancak burada kritik bir uyarı gerekiyor: 2 yıl 6 ay ceza alan kişinin ne kadar yatacağı, 2025 yılında yürürlüğe giren infaz değişiklikleriyle köklü biçimde değişmiştir. Eskiden geçerli olan "hiç cezaevine girmeden tamamlama" (girdi-çıktı) imkânı, yeni düzenlemeyle büyük ölçüde sona ermiştir. Bu içerik, 2 yıl 6 ay hapis cezasının güncel infaz rejimine göre yatarını, suç tarihinin neden belirleyici olduğunu, erteleme ve memuriyet boyutunu açıklamaktadır. Ancak baştan belirtmek gerekir: kesin süre, yalnızca infaz savcılığının düzenlediği müddetname ile belirlenir. ## 2 Yıl 6 Ay Cezada Temel Hesap: Koşullu Salıverilme ve Denetimli Serbestlik 2 yıl 6 ay hapis cezası, toplam 30 aydır. Bu cezanın yatarını anlamak için iki temel kavramı bilmek gerekir. Koşullu salıverilme (şartlı tahliye): 5275 sayılı Kanun md. 107 uyarınca, hükümlünün cezasının belirli bir oranını iyi halli olarak cezaevinde geçirmesi durumunda, kalan süreyi toplum içinde geçirmesine izin verilir. Genel (adi) suçlarda bu oran 1/2dir. Denetimli serbestlik: Koşullu salıverilme tarihine kadar olan sürenin son bölümünün, belirli yükümlülükler altında cezaevi dışında geçirilmesidir. Genel suç kapsamında 2 yıl 6 ay (30 ay) ceza için temel hesap şöyledir: - Koşullu salıverilme oranı 1/2 → 30 ay × 1/2 = 15 ay (1 yıl 3 ay) koşullu salıverilmeye esas süre - Denetimli serbestlik süresi: 1 yıl Buraya kadar olan hesap, eskiden "girdi-çıktı" sonucunu doğururdu. Ancak 2025 sonrası düzenleme bu tabloyu değiştirmiştir. Aşağıda bu kritik değişiklik açıklanmaktadır. ## En Kritik Değişiklik: 1/10 Kuralı ve "Girdi-Çıktının" Sonu Bu, 2 yıl 6 ay cezası olan kişiler için bilinmesi gereken en önemli güncel gelişmedir. 2025 yılında yürürlüğe giren infaz düzenlemesiyle birlikte, denetimli serbestlikten yararlanmanın yeni bir koşulu getirilmiştir. Yeni kurala göre: hükümlünün denetimli serbestlikten yararlanabilmesi için, koşullu salıverilme tarihine kadar cezaevinde geçirmesi gereken sürenin en az onda birini (1/10) fiilen ceza infaz kurumunda geçirmiş olması gerekir. Bu süre her hâlükârda 5 günden az olamaz. Bu düzenlemenin pratik sonucu son derece önemlidir: kısa süreli hapis cezalarında "hiç cezaevine girmeden denetimli serbestlikle tamamlama" (girdi-çıktı) uygulaması büyük ölçüde sona ermiştir. Eskiden 2 yıl ve altındaki birçok adi suç cezasında kişi cezaevine hiç girmeden infazını tamamlayabiliyordu; yeni düzenlemeyle artık en azından kısa bir süre fiilen cezaevinde kalınması gündeme gelmektedir. Yani "2 yıl 6 ay aldım ama hiç yatmam" beklentisi, güncel düzenleme karşısında geçerliliğini büyük ölçüde yitirmiştir. Bu nedenle eski tarihli bilgilere değil, güncel rejime göre hareket etmek gerekir. ## Suç Tarihi Neden Bu Kadar Belirleyici? İnfaz hesabında en sık gözden kaçan ama en kritik unsur suç tarihidir. Hangi infaz rejiminin uygulanacağı, suçun işlendiği tarihe göre belirlenir. Bunun nedeni, infaz hukukunda ardı ardına yapılan yasa değişiklikleridir. 2020'deki düzenleme, 2023'teki değişiklikler ve 2025'teki yeni paket, farklı dönemlerde işlenen suçlar için farklı kurallar öngörmektedir. Lehe olan kanunun uygulanması ilkesi de devreye girdiğinden, suç tarihi ve kanunların yürürlük tarihleri birlikte değerlendirilir. Pratikte bu şu anlama gelir: aynı "2 yıl 6 ay" cezası, suçun işlendiği tarihe göre farklı yatar sürelerine yol açabilir. 2025 öncesi işlenen bir suç ile 2025 sonrası işlenen bir suç, infaz açısından farklı sonuçlar doğurabilir. Özellikle 1/10 kuralının uygulanıp uygulanmayacağı, suç tarihine bağlı olarak değişebilir. Bu nedenle "2 yıl 6 ay alan herkes şu kadar yatar" şeklinde tek bir kesin rakam vermek mümkün değildir. Her dosyada suç tarihi, kesinleşme tarihi ve uygulanacak rejim ayrıca değerlendirilmelidir. ## İyi Hal Şartı ve Açık Cezaevine Geçiş İnfaz hesabını etkileyen bir diğer önemli unsur, hükümlünün iyi halli olmasıdır. Koşullu salıverilme ve denetimli serbestlik haklarının temel şartı, hükümlünün infaz süresince iyi halli olarak değerlendirilmesidir. İyi hal değerlendirmesinde hükümlünün cezaevindeki davranışları, tutumu ve uyumu gözetilir. Disiplin cezası alan hükümlüler için bu haklar ertelenebilir; bu da yatar süresinin uzaması anlamına gelir. Açık cezaevine geçiş de bu süreçte rol oynar. Belirli koşulları sağlayan ve koşullu salıverilme tarihine yaklaşan iyi halli hükümlüler açık ceza infaz kurumuna ayrılabilir. Açık cezaevi, kapalı cezaevine göre daha esnek bir infaz ortamı sunar. Ancak bu geçiş de iyi hal ve diğer şartlara bağlıdır. ## Tutuklulukta Geçen Süreler Düşülür (Mahsup) Yatar hesabında dikkate alınması gereken önemli bir kalem, daha önce tutuklu ya da gözaltında geçirilen sürelerdir.. Bu süreler, yatar süresinden düşülür; buna mahsup denir. Yani hükümlü, yargılama sürecinde tutuklu kaldıysa, bu süre fiilen cezaevinde geçirilmiş sayılır ve toplam infaz süresinden indirilir. Mahsup, yatar süresini doğrudan kısaltan bir unsurdur. Mahsup hesabında dikkat edilmesi gereken nokta, tutuklu geçen sürelerin gün gün doğru hesaplanmasıdır. Bir günlük hata dahi tahliye tarihini etkileyebilir. Bu nedenle müddetname düzenlenirken mahsup edilen sürelerin doğruluğu kontrol edilmelidir. ## 2 Yıl 6 Ay Ceza Ertelenebilir mi? Paraya Çevrilebilir mi? Bu, sık sorulan ve net bir yanıtı olan bir sorudur. 2 yıl 6 ay hapis cezası, kural olarak ertelenemez ve adli para cezasına çevrilemez. Erteleme: Hapis cezasının ertelenmesi, kural olarak 2 yıl ve altındaki cezalar için mümkündür. 2 yıl 6 ay bu sınırın üzerinde olduğundan ertelenemez. Adli para cezasına çevirme: Kısa süreli hapis cezalarının (genellikle 1 yıl ve altı) adli para cezasına çevrilmesi mümkündür. 2 yıl 6 ay bu sınırın çok üzerinde olduğundan paraya çevrilemez. Dolayısıyla 2 yıl 6 ay cezada tek hukuki imkân, infaz aşamasındaki koşullu salıverilme ve denetimli serbestlik hükümleridir. Cezanın kendisi ertelenemez ya da paraya çevrilemez; ancak infaz rejimiyle fiilen cezaevinde geçirilen süre azaltılabilir. ## Memuriyete Etkisi: Denetimli Serbestlikle İnfaz Edilse Bile Bu, 2 yıl 6 ay ceza alan kişiler için kritik bir konudur ve sık yanlış anlaşılır. 2 yıl 6 ay hapis cezası, denetimli serbestlikle infaz edilse dahi memuriyete engel oluşturur. Bunun nedeni şudur: 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu uyarınca, kasten işlenen bir suçtan dolayı 1 yıl veya daha fazla hapis cezası alan kişiler memur olamaz. Burada esas alınan, fiilen cezaevinde geçirilen süre değil, mahkemenin hükmettiği ceza süresidir. Yani kişi cezasını denetimli serbestlikle, çok az cezaevi süresiyle ya da tamamen toplum içinde geçirse bile, hükmedilen ceza 2 yıl 6 ay olduğundan memuriyete engel durum doğar. "Nasıl olsa yatmadım, memuriyetime engel olmaz" düşüncesi yanlıştır; belirleyici olan hükmedilen cezadır. Belirli suç türlerinde (yüz kızartıcı suçlar gibi) bu engel daha da kapsamlı olabilir. Memuriyet durumunun her dosyada ayrıca değerlendirilmesi ve ileride adli sicil kaydının nasıl silineceğinin araştırılması gerekir. ## Tekerrür: Daha Önce Mahkûmiyet Varsa Yatar Artar Hükümlünün daha önce kesinleşmiş bir mahkûmiyeti varsa, tekerrür hükümleri devreye girebilir ve bu, yatar süresini artırır. Tekerrür, kişinin daha önce işlediği bir suçtan ceza alıp infazından sonra belirli bir süre içinde yeniden suç işlemesidir. Mükerrir sayılan hükümlüler için infaz rejimi ağırlaşır; koşullu salıverilme oranı yükselir ve denetimli serbestlik şartları zorlaşır. Önemli bir nokta: tekerrür hükümlerinin uygulanması için mahkeme kararında "mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına" dair açık bir hüküm bulunması gerekir. Kararda bu yönde bir hüküm yoksa, infaz savcılığı kendiliğinden tekerrür hükümlerini uygulayamaz. Bu nedenle mahkeme kararının bu açıdan incelenmesi önemlidir. ## Kesin Süreyi Yalnızca Müddetname Belirler Buraya kadar açıklanan tüm hesaplar genel çerçeveyi gösterir; ancak kesin yatar süresi yalnızca infaz savcılığının düzenlediği müddetname ile belirlenir. Müddetname, infaz savcılığı tarafından hazırlanan ve hükümlünün cezaevine giriş-çıkış tarihlerini, denetimli serbestlik ve koşullu salıverilme günlerini gösteren resmi belgedir. İnternet üzerindeki hesaplama araçları ve genel açıklamalar yalnızca tahmini sonuç verir; bağlayıcı olan müddetnamedir. Müddetname düzenlenirken parametre hataları olabilir: mahsup sürelerinin eksik hesaplanması, yanlış infaz oranı uygulanması, suç tarihinin yanlış değerlendirilmesi gibi. Bu hatalar tahliye tarihini doğrudan etkiler. Müddetnamede hata olduğu düşünülüyorsa, buna itiraz edilerek düzeltme talep edilebilir. Bu nedenle müddetnamenin deneyimli bir ceza avukatı tarafından kontrol edilmesi, olası hak kayıplarını önler. ## Gerçek Hayat Senaryoları ## Senaryo 1: Güncel Rejimde 2 Yıl 6 Ay Genel Suç Uygulamada karşılaşılan bir tablo şudur: bir kişi genel (adi) suç kapsamında 2 yıl 6 ay hapis cezası alır ve suç tarihi yeni infaz rejimi dönemindedir. Eskiden bu ceza için "girdi-çıktı" beklentisi olurdu; ancak 1/10 kuralı nedeniyle kişinin denetimli serbestlikten yararlanabilmesi için belirli bir süreyi fiilen cezaevinde geçirmesi gerekir. Avukatı, suç tarihini ve uygulanacak rejimi değerlendirerek gerçekçi bir tahmin yapar ve müddetname düzenlendiğinde bunu kontrol eder. Kişi, eski bilgilere dayanarak "hiç yatmam" beklentisiyle hareket etseydi, gerçekle uyuşmayan bir tabloyla karşılaşacaktı. ## Senaryo 2: Mahsup Sayesinde Kısalan Süre Bir diğer durum: 2 yıl 6 ay ceza alan kişi, yargılama sürecinde uzun süre tutuklu kalmıştır. Bu tutukluluk süresi yatar hesabından düşülür (mahsup). Avukatı, müddetname düzenlendiğinde tutuklu geçen günlerin gün gün doğru hesaplanıp hesaplanmadığını kontrol eder; birkaç günlük bir mahsup eksikliği tespit ederek itiraz eder. Düzeltme sonucunda tahliye tarihi öne çekilir. Mahsup sürelerinin doğru hesaplanması, bu davada somut bir hak kazanımı sağlamıştır. ## Doğru ve Güncel Bilgiyle Hareket Edin 2 yıl 6 ay ceza alan kişinin ne kadar yatacağı, basit bir çarpma işleminden ibaret değildir; suç tarihi, iyi hal, mahsup, tekerrür ve özellikle 2025 sonrası getirilen 1/10 kuralı bu hesabı doğrudan etkiler. Genel suçta temel oran 1/2 olsa da, eskiden geçerli "girdi-çıktı" imkânı güncel rejimde büyük ölçüde sona ermiştir. Bu nedenle eski bilgilere dayanarak "hiç yatmam" beklentisiyle hareket etmek yanıltıcıdır. Ayrıca 2 yıl 6 ay ceza ertelenemez, paraya çevrilemez ve memuriyete engel oluşturur.Kesin süre yalnızca müddetname ile belirlendiğinden ve müddetnamede hata olabileceğinden, İstanbul ceza avukatından destek almak hak kaybını önler. Koza Avukatlık ve Danışmanlık olarak infaz hesabı, müddetname denetimi ve infaza ilişkin tüm süreçlerde, güncel mevzuat çerçevesinde yanınızdayız. ## Sıkça Sorulan Sorular S: 2 yıl 6 ay ceza alan ne kadar yatar? C: Genel suç kapsamında 2 yıl 6 ay (30 ay) cezada koşullu salıverilme oranı 1/2'dir; bu da 1 yıl 3 aylık koşullu salıverilmeye esas süre ve 1 yıllık denetimli serbestlik anlamına gelir. Ancak 2025 sonrası getirilen 1/10 kuralı nedeniyle, denetimli serbestlikten yararlanmak için belirli bir sürenin fiilen cezaevinde geçirilmesi gerekir. Kesin süre suç tarihine, iyi hale, mahsuba ve müddetnameye göre belirlenir. S: 2 yıl 6 ay ceza alan hiç yatmadan kurtulur mu? C: Güncel rejimde kural olarak hayır. Eskiden geçerli olan "girdi-çıktı" (hiç cezaevine girmeden tamamlama) imkânı, 2025'te getirilen 1/10 kuralıyla büyük ölçüde sona ermiştir. Bu kural, koşullu salıverilmeye kadarki sürenin en az onda birinin (her hâlükârda 5 günden az olmamak üzere) fiilen cezaevinde geçirilmesini öngörür. Suç tarihi bu açıdan belirleyicidir. S: 2 yıl 6 ay ceza ertelenir mi, paraya çevrilir mi? C: Hayır. Erteleme kural olarak 2 yıl ve altındaki cezalar için mümkündür; 2 yıl 6 ay bu sınırın üzerindedir. Adli para cezasına çevirme ise kısa süreli hapis cezaları (genellikle 1 yıl ve altı) için söz konusudur; 2 yıl 6 ay bu sınırın çok üzerindedir. Tek imkân, infaz aşamasındaki koşullu salıverilme ve denetimli serbestliktir. S: 2 yıl 6 ay ceza memuriyete engel mi? C: Evet. 657 sayılı Kanun uyarınca kasten işlenen suçtan 1 yıl veya daha fazla hapis cezası alan kişi memur olamaz. Burada esas alınan, fiilen yatılan süre değil, mahkemenin hükmettiği ceza süresidir. Bu nedenle 2 yıl 6 ay ceza, denetimli serbestlikle infaz edilse dahi memuriyete engel oluşturur. S: Tutuklu kaldığım süre yatarımdan düşülür mü? C: Evet. Yargılama sürecinde tutuklu ya da gözaltında geçirilen süreler yatar süresinden düşülür; buna mahsup denir. Bu süreler fiilen cezaevinde geçirilmiş sayılır. Mahsubun gün gün doğru hesaplanması önemlidir; bir günlük hata dahi tahliye tarihini etkileyebilir. S: Kesin yatar süremi nasıl öğrenebilirim? C: Kesin yatar süresi yalnızca infaz savcılığının düzenlediği müddetname ile belirlenir. İnternet üzerindeki hesaplama araçları ve genel açıklamalar yalnızca tahmini sonuç verir. Müddetnamede mahsup, infaz oranı ya da suç tarihi açısından hata olabileceğinden, bir avukat tarafından kontrol edilmesi olası hak kayıplarını önler. --- # İstihkak Davası Nedir? Haczedilen Malın Geri Alınması URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/istihkak-davasi-nedir-haczedilen-malin-geri-alinmasi/ Güncelleme: 2026-09-12 Kısa cevap: İstihkak davası, borçluya ait olmayan bir mal haczedildiğinde malın gerçek sahibinin haczi kaldırtmasını sağlar (İİK m. 96-99). Üçüncü kişi, haczi öğrenmesinden itibaren 7 gün içinde iddiasını icra dairesine bildirmeli; mahkeme kararı sonrası 7 gün içinde icra mahkemesinde dava açmalıdır. Dava reddedilirse alacağın 'sinden az olmamak üzere tazminat riski vardır. Kapıya gelen haciz ekibi, borçlu kardeşinizin sizde duran eşyalarını değil, sizin televizyonunuzu ve çeyiz eşyalarınızı da yazdı. Ya da işyerinizdeki makineler, eski ortağınızın borcu için haczedildi. Türk hukukunda bunun adı bellidir: borçluya ait olmayan malın haczi. Çözümü de bellidir: istihkak davası. İstihkak, kelime anlamıyla "hak sahipliği" demektir. İcra hukukundaki istihkak prosedürü, haczedilen malın gerçekte üçüncü bir kişiye ait olduğunun tespit edilmesini ve haczin o mal üzerinden kaldırılmasını sağlar. Dayanağı İcra ve İflas Kanunu'nun 96 ila 99. maddeleridir. Bu yazı, süreci tarafların gözünden anlatır: malı haczedilen üçüncü kişi ne yapmalı, borçlu ne yapabilir, alacaklı mal kaçırma şüphesinde nasıl korunur. Süreler gün bazında sayıldığı ve kaçan süre telafi edilemediği için, yazıyı haciz tutanağı elinize ulaştığı gün okumanızda yarar var. İstihkak davasında haczedilen malın geri alınması, mülkiyetin ispatı ve dava süreci ## Her Şeyi Belirleyen Soru: Mal Kimin Elindeydi? İstihkak prosedürünün tamamı tek bir sorunun cevabına göre şekillenir: mal, haciz anında kimin elinde (kimin evinde, işyerinde, kullanımında) bulunuyordu? Mal borçlunun elinde (İİK 96-97)Mal üçüncü kişinin elinde (İİK 99)KarineMal borçlunun sayılırMal elinde bulunduranın sayılırDavayı kim açarÜçüncü kişiAlacaklıİspat yüküÜçüncü kişideAlacaklıdaTipik örnekBorçlunun evindeki eşyalarÜçüncü kişinin deposundaki mal Bu ayrım teoride basit, uygulamada çetrefillidir. Borçlu ile üçüncü kişi aynı evi veya işyerini paylaşıyorsa, mal borçlunun elinde sayılır ve ispat yükü üçüncü kişiye düşer. Eşler, aynı evde yaşayan aile bireyleri ve aynı adresi paylaşan şirketler bu kuralın en sık muhatabıdır. Karineyi kimin çürüteceği hesaplanmadan açılan bir istihkak davası, daha ilk celsede yön kaybeder. ## Üçüncü Kişinin Yol Haritası: İddiadan Davaya Malı haczedilen üçüncü kişi için süreç dört duraktan geçer: - İstihkak iddiası (7 gün): Haciz sırasında hazırsanız iddianızı tutanağa geçirtin. Hazır değilseniz, haczi öğrendiğiniz tarihten itibaren 7 gün içinde icra dairesine yazılı olarak bildirin (İİK m. 96/3). Bu süre kaçırılırsa aynı takipte istihkak iddiası bir daha ileri sürülemez. - İcra dairesinin bildirimi: İddia, alacaklı ve borçluya bildirilir. Üç gün içinde itiraz eden olmazsa iddia kabul edilmiş sayılır ve haciz o maldan kalkar. - İcra mahkemesinin ara kararı: İtiraz gelirse dosya icra mahkemesine gider. Mahkeme, dava sonuna kadar takibin devamına veya ertelenmesine karar verir (İİK m. 97/1); erteleme genellikle teminat karşılığı verilir. - İstihkak davası (7 gün): Bu karar üzerine üçüncü kişinin, icra mahkemesinde istihkak davasını açması için 7 günlük hak düşürücü süresi vardır (İİK m. 97/6). Dava açılmazsa iddia reddedilmiş sayılır ve mal, borçlunun borcu için satılabilir. Uygulamada istihkak davası en çok iki noktada kaybedilir: sürenin kaçırılması ve yanlış mercide dava açılması. Dava icra mahkemesinde görülür; genel mahkemede açılan istihkak davası, görevsizlik kararıyla değerli zaman kaybettirir. Tebligatları da yakından izlemek gerekir; 7 günlük dava süresi, mahkemenin erteleme veya devam kararının tebliğiyle işlemeye başlar. Mal üçüncü kişinin elinde haczedilmişse akış tersine döner: icra müdürü alacaklıya 7 gün süre verir; davayı alacaklı açar, açmazsa üçüncü kişinin iddiası kabul edilmiş sayılır (İİK m. 99). ## İspat: "Bu Mal Benim" Demek Yetmez Davanın kalbi ispattır. Mülkiyet karinesini aleyhine olan taraf, kağıt üzerinde ve fiilen tutarlı bir tablo ortaya koymalıdır. Mahkemelerin değer verdiği başlıca deliller şunlardır: - Kendi adına düzenlenmiş fatura, fiş ve garanti belgeleri ile bunların ödeme kayıtları (kredi kartı ekstresi, havale dekontu) - Araçta ve taşınmazda resmi sicil kayıtları - Malın fiilen kimin kullanımında olduğunu gösteren tanık beyanları, sözleşmeler, sigorta poliçeleri - Malın edinildiği tarihte üçüncü kişinin ödeme gücünü gösteren gelir belgeleri Tek bir fatura çoğu zaman yetmez; hâkim, hayatın olağan akışına bakar. Asgari ücretle çalışan birinin adına kesilmiş yüksek bedelli fatura, ödeme kaydıyla desteklenmiyorsa inandırıcı bulunmayabilir. Muvazaa şüphesi burada devreye girer: borçlunun malı yakınlarının üzerine göstermesi, alacaklı tarafından her zaman ileri sürülebilir ve mahkeme işlemin gerçekliğini araştırır. ## Ret Kararının Bedeli: %20 Tazminat İstihkak yolu, "denemekten zarar gelmez" bir yol değildir. Takibin ertelenmesine karar verilmiş ve dava sonunda reddedilmişse, üçüncü kişi aleyhine alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata hükmedilir (İİK m. 97/13). Erteleme süresince alacaklının uğradığı gecikmenin bedeli budur. Denge diğer yönde de kurulmuştur: dava kabul edilir ve haczin kötü niyetle konulduğu anlaşılırsa, benzer tazminat bu kez alacaklıya yükletilebilir. Her iki taraf için de dosyanın delil durumunu baştan doğru değerlendirmek, tazminat riskini yönetmenin tek yoludur. ## Borçlu ve Alacaklı Açısından İstihkak Süreç yalnızca üçüncü kişiyi ilgilendirmez. Borçlu, haczedilen malın başkasına ait olduğunu haciz sırasında beyan edebilir; bu beyan tutanağa geçirilir ve süreci başlatabilir. Takibin kendisine haksız olduğunu düşünen borçlunun elindeki asıl araçlar ise farklıdır: borcun hiç bulunmadığının tespiti için menfi tespit davası, ödenmiş paranın geri alınması için istirdat davası gündeme gelir. Takiple yeni tanışan borçlular için ilk adımları hakkımda icra takibi başlatıldı, ne yapmalıyım yazısında topladık. Alacaklı açısından istihkak, çoğu zaman mal kaçırmayla mücadele aracıdır. Haczedilecek mal bulunamıyorsa izlenecek yolları borçlunun üzerinde mal yoksa ne yapılır sorusu üzerinden ayrıca anlattık. Davayı kazanan üçüncü kişi yönünden son adım, haczin fiilen kaldırılmasıdır; şerhlerin temizlenmesi için izlenecek prosedür hacizlerin kaldırılması yazısında adım adım mevcuttur. Banka hesabına konulan hacizlerde ise süreç kendine özgü kurallarla işler; o senaryo için banka hesabına gelen haciz nasıl kaldırılır rehberi yol gösterir. ## İstihkak Davası Ne Kadar Sürer, Masrafları Nelerdir? İstihkak davası, icra mahkemesinde görüldüğü için genel mahkemelerdeki mülkiyet davalarına göre daha hızlı ilerler; uygulamada dosyaların çoğu 6 ay ile 1,5 yıl arasında sonuçlanır. Tanık sayısı, bilirkişi incelemesi ve mahkemenin iş yükü süreyi belirleyen ana etkenlerdir. Masraf tarafında dava, haczedilen malın değeri üzerinden nispi harca tabidir. Buna gider avansı, varsa bilirkişi ücreti ve vekâlet ücreti eklenir. Takibin ertelenmesi istenmişse mahkemenin belirleyeceği teminat da hesaba katılmalıdır; teminat çoğu zaman malın değeriyle orantılı belirlenir ve dava sonunda iade edilir. İstihkak davası açmadan önce yapılacak en doğru hesap şudur: malın değeri, harç ve teminat yükü ile %20 tazminat riskini aynı tabloya koymak. Düşük değerli bir eşya için yüksek teminatlı bir süreç ekonomik olmayabilir; yüksek değerli makine, araç veya çeyiz eşyası içinse dava çoğu zaman tek gerçek çıkış yoludur. ## Miras İstihkakıyla Karıştırmayın Arama sonuçlarında sık karışan bir konuya açıklık getirelim: Türk Medeni Kanunu'ndaki miras sebebiyle istihkak davası (TMK m. 637), mirasçının tereke mallarını elinde tutan kişiden geri almasını sağlayan bambaşka bir davadır. Bu yazının konusu olan, hacze karşı açılan istihkak davası ise İcra ve İflas Kanunu'na tabidir ve icra mahkemesinde görülür. Miras uyuşmazlıklarınız için doğru başlangıç noktası miras hukuku yazılarımızdır. ## Özetle: Üç Kural, Bir Uyarı İstihkak sürecinde üç kural her şeyi belirler: 7 günlük süreler hak düşürücüdür ve kaçırılan süre telafi edilemez; malın kimin elinde haczedildiği dava yükünü baştan dağıtır; ispat, faturadan ibaret değildir, tutarlı bir bütün gerektirir. Uyarı da şudur: dayanaksız iddia, %20 tazminatla geri döner. Bu kurallar doğru yönetildiğinde ise istihkak davası, haksız hacze karşı en etkili korumadır. Haciz tutanağı elinize ulaştığı an süreler işlemeye başlar. Malınız başkasının borcu için haczedildiyse vakit kaybetmeden icra hukukunda deneyimli ekibimizle dosyanızı paylaşın; 7 günlük sürenin neresinde olduğunuzu birlikte netleştirelim. ## Sıkça Sorulan Sorular S: İstihkak iddiası için süre kaç gündür? C: Üçüncü kişi, haczi öğrendiği tarihten itibaren 7 gün içinde icra dairesine istihkak iddiasında bulunmalıdır. Mahkeme kararı sonrası dava açma süresi de 7 gündür ve bu süreler hak düşürücüdür. S: İstihkak davası hangi mahkemede açılır? C: Dava, icra takibinin yürütüldüğü yerdeki icra mahkemesinde açılır. Genel mahkemelerde değil, icra mahkemesinde görülür. S: Başkasının borcu yüzünden evimdeki eşyalar haczedilebilir mi? C: Borçluyla aynı evde oturuyorsanız evdeki mallar borçlunun elinde sayılır ve haczedilebilir. Malların size ait olduğunu istihkak yoluyla, fatura ve benzeri delillerle ispatlamanız gerekir. S: Fatura tek başına mülkiyeti ispatlar mı? C: Güçlü bir delildir ama tek başına her zaman yetmez. Mahkeme; faturayı, ödeme kayıtlarını, malın kimin kullanımında olduğunu ve hayatın olağan akışını birlikte değerlendirir. S: İstihkak davası devam ederken mal satılabilir mi? C: İcra mahkemesi, dava sonuna kadar takibin devamına veya ertelenmesine karar verir. Erteleme kararı çoğu zaman teminat karşılığı verilir; erteleme yoksa satış işlemleri sürebilir. S: Dava reddedilirse ne olur? C: Takip ertelenmişse, davası reddedilen üçüncü kişi aleyhine alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata hükmedilir. Bu yüzden dayanaksız istihkak iddiası ciddi mali risk taşır. --- # Israrlı Takip (Stalking) Suçu Nedir? Nasıl Şikâyet Edilir? — TCK 123/A URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/israrli-takip-stalking-sucu-nedir-nasil-sikayet-edilir-tck-123-a/ Güncelleme: 2026-10-13 Kısa cevap: Israrlı takip suçu TCK 123/A'da düzenlenir; kişiyi fiziken takip etmek ya da iletişim araçları veya üçüncü kişiler aracılığıyla ısrarla temas kurmaya çalışmakla oluşur. Temel ceza 6 aydan 2 yıla kadar hapistir; suçun çocuğa ya da boşanılan eşe karşı işlenmesi gibi nitelikli hâllerde 1 yıldan 3 yıla kadar hapis uygulanır. Suç şikâyete tabidir. ## Israrlı Takip Suçu (Stalking) Nedir Nasıl Şikayet Edilir? TCK 123/A Israrlı takip suçu, ısrarlı bir şekilde mağdurun fiziki olarak takip edilmesi, iletişim araçları veya bilişim sistemleri kullanılarak ya da üçüncü bir kişi aracılığı ile temas kurmaya çalışmak ile kişide ciddi bir tedirginlik ve huzursuzluk meydana gelmesi ile gerçekleşen bir suçtur. Uygulama İngilizce karşılığı olarak “Stalking Suçu” olarak da bilinmektedir.  Failin bu ısrarlı irtibat / temas kurma çabası suçun mağdurunun tedirgin ederek hürriyetinin kısıtlanması nedeniyle ısrarlı takip suçu TCK 123/A maddesinde ceza kanunumuzun “hürriyete karşı suçlar” başlığı altında düzenlenmiştir.  Israrlı takip suçu yine Türk Ceza Kanunumuzda yer alan tehdit suçu ve kişilerin huzur ve sükununu bozmak suçu ile benzerlik gösterse de; Özellikle ısrarlı takip suçu unsurları itibariyle bu suçlardan çok daha farklıdır. Israrlı takip suçunun cezası 6 ay ile 2 yıl arasında hapis cezasıdır. Suçun TCK 123/A-2 maddesinde yer alan seçimlik hareketlerle birlikte işlenmesi halinde fail hakkında 1 yıl ile 3 yıl arasında hapis cezası şeklinde hüküm kurulabilir.  ## Israrı Takip Suçu Nedir?  Israrlı takip suçunun tanımı TCK 123/A-1 maddesinde yapılmıştır. “Israrlı bir şekilde, fiziken takip etmek ya da haberleşme ve iletişim araçlarını, bilişim sistemlerini veya üçüncü kişileri kullanarak temas kurmaya çalışmak suretiyle bir kimse üzerinde ciddi bir huzursuzluk oluşmasına ya da kendisinin veya yakınlarından birisinin güvenliğinden endişe duyulmasına neden olmak” Israrlı takip suçu olarak tanımlanmıştır. Görüldüğü gibi ısrarlı takip suçu ile TCK 123/1 maddesinde düzenlenmiş olan kişilerin huzur ve sükununu bozmak suçu oldukça benzerlik göstermektedir. Her iki suçu birbirinden ayıran en önemli özellik ise kişilerin huzur ve sükununu bozmak suçu daha çok suçun mağdurunun huzur ve sükununu bozmaya yönelik bir suç olduğu gibi; Israrlı takip suçunda mağdurda ciddi bir korku ve güvenlik endişesi oluşmasıdır.  Bu nedenle ısrarlı takip suçu cezası, kişilerin huzur ve sükununu bozma suçuna göre kısmen de olsa daha fazladır.  ## Israrlı Takip Suçu Cezası Failin eyleminin TCK 123/A-1 maddesi kapsamında kalması ve TCK 123/A-2 maddesinde yer alan durumların söz konusu olmaması halinde fail hakkında 6 ay ile 2 yıl arasında hapis cezasına hüküm olunur.  ## Çocuğa Karşı Israrlı Takip Suçu ve Cezası Türk Ceza Kanunumuzda suç olarak tanımlanmış birçok fiilde olduğu gibi ısrarlı takip (stalking) suçunun çocuğa karşı işlenmesi ayrıca cezai yaptırıma bağlanmıştır. Suçun çocuğa karşı işlenmesi temel cezaya göre daha fazladır. Buna göre ısrarlı takip suçunun 18 yaşından küçük çocuklara karşı işlenmesi halinde fail hakkında 1 yıl ile 3 yıl arasında hapis cezası öngörülmüştür.  ## Boşanmış Eşe Karşı Israrlı Takip Suçu ve Cezası TCK 123/A-2,a maddesi ile suçun haklarında ayrılık kararı verilmiş olan eşe ya da resmi olarak boşanmış olunan eşe karşı işlenmesi de ayrıca cezai yaptırıma bağlanmıştır. Suçun mağduru ile faili arasında TCK 123/A-2,a maddesinde belirtilen şekilde bir ilişki bulunması halinde de sanık hakkında ısrarlı takip suçunun unsurları oluşması halinde 1 yıl ile 3 yıl arasında hapis cezası şeklinde hüküm kurulabilmektedir. Suçun mağduru ile faili arasında bu şekilde bir ilişki bulunması durumunda şüphelinin arıca zorlama hapsi (tazyik hapsi) ile kısa süreli de olsa cezalandırılabileceğini hatırlatmak isteriz.  ## Israrlı Takip Suçu Sonucu Mağdurun Konut/İş veya Okul Değişikliği Yapmış Olması Israrlı takip suçunun işlenmesine bağlı olarak suçun mağdurunun;  - İş yerini değiştirmek zorunda kalması - İkamet etmiş olduğu konutu değiştirmek zorunda kalması - Okulunu değiştirmek zorunda kalması - Çalışmış olduğu işini bırakmak zorunda kalması Gibi durumların gerçekleşmesi halinde de sanık hakkında 1 yıl ile 3 yıl arasında hapis cezası şeklinde hüküm kurulabilecektir.  ## Uzaklaştırma Kararına Rağmen Israrlı Takip Suçu ve Cezası Daha önce herhangi bir sebeple veya yine ısrarlı takip suçuna bağlı olarak şüpheli hakkında uzaklaştırma kararı bulunması, konuta, okula ya da iş yerine yaklaşmama tedbiri bulunmasına rağmen bunu ihlal ederek suçun işlenmesi halinde anık hakkında 1 yıl ile 3 yıl arasında hapis cezası şeklinde hüküm kurulabilmektedir.  ## Israrlı Takip Suçu TCK MADDE 123/A (1) Israrlı bir şekilde; fıziken takip etmek ya da haberleşme ve iletişim araçlarını, bilişim sistemlerini veya üçüncü kişileri kullanarak temas kurmaya çalışmak suretiyle bir kimse üzerinde ciddi bir huzursuzluk oluşmasına ya da kendisinin veya yakınlarından birinin güvenliğinden endişe duymasına neden olan faile altı aydan iki yıla kadar hapis cezası verilir. (2) Suçun; - a) Çocuğa ya da ayrılık kararı verilen veya boşandığı eşe karşı işlenmesi, - b) Mağdurun okulunu, iş yerini, konutunu değiştirmesine ya da okulunu veya işini bırakmasına neden olması, - c) Hakkında uzaklaştırma ya da konuta, okula veya iş yerine yaklaşmama tedbirine karar verilen fail tarafından işlenmesi, hâlinde faile bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir. (3) Bu maddede düzenlenen suçun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır. ## Israrlı Takıp Suçu Unsurları ## Korunan Hukuki Değer Herhangi bir kişinin fiziki olarak veya diğer iletişim araçları ile takip edilmesi veya mağdur ile istediği dışında irtibat veya temas kurulmaya çalışılması kişiyi rahatsız edebileceği gibi bu fiilden dolayı korku ve endişe yaşaması hatta bu endişe ve korkuya bağlı olarak özgürlüğünün elinden alınması veya kısıtlanması söz konusu olabilmektedir. Bu nedenle TCK 123/A maddesi ile kişi özgürlüğü ve ya yaşam güvenliğinin koruma altına alındığını söyleyebiliriz.  ## Suçun Faili Israrlı takip suçu fail açısından özgü nitelik taşımaz. Suçun failinin herkes olabilmesi mümkündür. Ancak uygulama sıklıkla suçun eski eş, sevgili, nişanlı ve daha önemlisi çocuklara karşı işlendiğine rastlamaktayız. Bu durum da ayrıca TCK 123/A-2,a maddesi ile yaptırıma bağlanmıştır.  ## Suçun Mağduru Suçun mağduru TCK 123/A maddesinde tanımı yapılan ısrarlı takip ve iletişim kurma amacıyla özgürlüğü kısıtlanan ve bundan dolayı korku ve panik yaşayan kişilerdir. Mağdur açısından özgü nitelik taşımasa da; TCK 123/A-2,a maddesinde belirtilen şekilde suçun çocuğa karşı işlenmesi ayrıca yaptırıma bağlanmıştır.  ## Israrlı Takip Suçunda Fiil Unsuru Israrlı takip suçu farklı şekillerde kendisini göstermektedir. Aşağıda detaylarını belirtmiş olduğumuz fiili hareketler onucu mağdurun korku, panik ve huzursuzluk yaşaması gerekir. Diğer bir ifade ile failin ısrarlı takip boyutundaki davranışları failde bu şekilde bir psikoloji yaratması gerekir. bu nedenle ısrarlı takip suçunu oluşturacak bu davranışların tek seferlik olmaması birden fazla kez gerçekleşmesi gerektiğini söyleyebiliriz.  Örneğin failin bir kez arayarak iletişim kurmak istemesi ısrarlı takip suçunun unsurları için yeterli değildir. Israrlı takip suçu beraat kararları da büyük ölçüde bu gerekçeye dayanmaktadır.  ## Fiziki Olarak Takip etme Fiziki olarak takip etme suçun en sık rastlanan halidir. Fiziksel takip mağdurun fail tarafından izlenmesi, takip edilmesi ev, iş yeri veya okuluna gidilmesi şeklinde gerçekleşebilir. Ancak suçun faili ile mağdurunun tesadüf şeklinde karşılaşmış olmaları suçun oluşumuna yeterli olarak görülmemektedir.  ## Haberleşme ve Diğer İletişim Araçları İle Israrlı Takip Suçu TCK 123/A maddesinde yapılan tanımdan da anlaşılacağı gibi suç sadece fiziksel olarak takip şeklinde işlenmemektedir. Failin mağdura telefon etmesi, SMS göndermesi hatta e-posta göndermesi dahi suçun oluşmasına zemin hazırlayabilecek davranışlardır. Teknoloji ve iletişim araçlarının gelişmesi ile suçun en sık gerçekleşme şeklinin haberleşme ve iletişim araçları olduğunu söyleyebiliriz. Bu mesajların aynı zamanda hakaret suçu oluşturması halinde ayrıca cezai sorumluluk doğabilir. ## Bir başkası Aracılığı İle Temas Kurmaya Çalışma Failin yukarıda belirtmiş olduğumuz şekiller haricinde üçüncü bir kişi aracı kılınarak mağdur ile temas kurmaya çalışması da ısrarlı takip suçunu oluşturur. Gerek fiziksel temas ve haberleşme ile iletişim araçları ile temas kurma istediği ile üçüncü kişi aracılığı ile gerçekleşen tüm durumlarda failin asıl amacı mağdurun rızası bulunmaksızın onunla iletişim kurmaktır.  ## Takip Israrlı Bir Şekilde Devam Etmelidir Daha önce de belirttiğimiz gibi tek seferlik takip niteliğindeki davranışlar başkaca suçu oluşturabilecek olsa da ısrarlı takip suçunun unsurlarını oluşturmaz. Bu tür davranışların sürekli bir şekilde veya en azından birden fazla gerçekleşmesi suçun oluşması için aranan bir başka kriterdir.  ## Israrlı Takip Mağdurda Ciddi Bir Huzursuzluk Oluşturmalıdır? Sık sık belirttiğimiz gibi ısrarlı takip suçu unsurları oluşabilmesi için failin takipleri, aramaları ve benzeri temas kurma girişimleri mağdurda ciddi bir huzursuzluk yaratması gerekir. Mağdurda meydana gelecek olan bu huzursuzluk hali ayrıca güvenlik endişesine neden olmalıdır. Bu güvenlik endişesinin sadece mağdurun kendisine yönelik olması gerektiği yönünde bir zorunluluk yoktur. Mağdurun bir yakınına yönelik bir güvenlik endişesi oluşması ısrarlı takip suçunun oluşmasına yeterli olarak görülmektedir.  ## Suçun Manevi Unsuru ## Kast Israrlı takip suçları kasten işlenebilen bir suçtur. Suçun taksirle veya hata sonucu işlenebilmesi mümkün değildir. Suçun failinin mağdur ile temas kurma isteği ve onu takip etmesi failin iradesi doğrultusunda kasıtlı olarak ve en önemli tekrarlı bir şekilde gerçekleşmesi gerekir.  ## Israrlı Takip Suçu Nasıl Oluşur? Israrlı takip suçu unsurları başlığımızda belirtmiş olduğumuz detayları kısaca özetlemek gerekirse; Aşağıdaki unsurların bir arada bulunması TCK 123/A maddesinde belirtilen ısrarlı takip suçunu oluşturur.  - Failin fiziksel, telefon, mesaj, e-posta veya sosyal medya aracılığı ile mağdur ile iletişim kurma istedi ısrarlı bir şekilde devam etmiş olmalıdır.  - Bu takip ve temas kurma talebinde mağdurun rızasının bulunmaması gerekir.  - Takip, fiziksel şekilde olabileceği gibi telefon, mesaj, sosyal medya platformları gibi dijital araçlar aracılığı ile gerçekleşmelidir. Israrlı takip sırasında gönderilen mesajlar tehdit içeriyorsa, ayrıca mesajla tehdit suçundan da yargılama yapılabilir.  - Failin sergilemiş olduğu bu ısrarlı davranışları nedeniyle mağdurda veya bir yakınında huzursuzluk, güvenlik endişesi veya korku oluşması gerekir.  - Mağdurda meydana gelecek olan bur huzursuzluk, korku ve endişe ile failin takipleri arasında nedensellik bağı kurulabilmelidir.  - Israrlı takipte hukuka uygunluk nedenlerinin bulunmaması gerekir.  ## Israrlı Takip Suçunda Özel Görünüş Biçimleri ## Etkin Pişmanlık Israrlı takip suçu unsurları başlığı altında da değindiğimiz gibi suç mağdurun bu takiplerden dolayı huzursuzluk ve endişe duyması ile tamamlanan bir suçtur. Bu nedenle suçun failinin pişmanlık göstermesi, mağdurda meydana gelen huzursuzluk ve endişe duygusunu telefi etmemektedir. Bu bilgi kapsamında ısrarlı takip suçları için etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasının mümkün olmadığını söyleyebiliriz.  ## Suça Teşebbüs Israrlı takip suçuna teşebbüs uygulamada sık karşılaşılan bir durum olmasa da suçun işleniş biçimleri itibariyle teşebbüs aşamasında kalması mümkün olan bir suçtur. Diğer durumlarda olduğu gibi failin suçu gerçekleştirmeye el verişli fiili hareketlere başlamasına rağmen suçu elinde olmayan nedenlerde tamamlayamaması durumunda suça teşebbüs söz konusu olur. Suçun teşebbüs aşamasında kalması sık karşılaşılan bir durum olmasa da bu durum faili cezadan tamamen kurtarmaz. Suçun teşebbüs aşamasında kalması halinde TCK 35/2 maddesi uyarınca sadece ceza indirimi nedenidir. Bu durumda sanık hakkında verilecek olan cezada 3/4 ile 1/4 oranları arasında ceza indirimi yapılır.  ## Israrlı Takip Suçuna İştirak Israrlı takip suçunun iştirak halinde işlenmesi mümkündür. Suçun işlenmesine doğrudan veya dolaylı şekilde katkısı bulunan failler suça iştirak ile sorumlu tutulabilecektir. Türk Ceza Kanunumuzda suça iştirak farklı şekillerde gerçekleşmektedir.  - ## Müşterek Faillik TCK 123/A maddesi ve alt bentlerinde suçun birden fazla kişi ile işlenmesi ayrıca ağırlaştırıcı neden olarak kabul edilmemiştir. Israrlı takip suçunun fikir ve eylem birliği içerisinde aynı mağdura karşı işlenmesi halinde birlikte faillik söz konusu olur ve bu durumda bütün failler atılı suçlamadan dolayı ayrı ayrı cezalandırılarak hüküm kurulur.  - ## Suça Azmettirme TCK 123/A maddesi için suça azmettirme sık karşılaşılan bir durum olmasa da; Azmettirenin mümkün olduğu bir suç türüdür. Suça azmettirme söz konusu olması halinde ise fail asıl fail gibi TCK 123/A maddesi gereğince cezalandırılacaktır.  - ## Suça Yardım Etme Suça yardım etme ısrarlı takip suçu için bir başka iştirak halidir. Suçun işlenmesini kolaylaştıracak her türlü hareket yardım etme olarak kabul edilir. Örneğin suçun mağdurunun adresinin, telefon numarasının veya e-posta adresinin asıl faile bildirilmesi halinde yardım etme söz konusu olabilecektir. Bu durumda ise yardım eden fail hakkında TCK 123/A maddesi uyarınca verilecek olan cezada yarı oranında indirim yapılarak hüküm kurulur.  ## İçtima İçtima, failin gerçekleştirmiş olduğu fiilin birden fazla suç oluşturması veya aynı suçun birden fazla kez işlenmesi halinde uygulanan bir hukuk kuralıdır. Israrlı takip suçları için itçime hükümlerinin uygulanması mümkündür. Ancak daha önce de belirttiğimiz gibi ısrarlı takip suçu mağdur ile temas ve iletişim isteğinin birden fazla gerçekleşmesi ile oluşan bir suçtur. Bu nedenle TCK 123/A maddesi için zincirleme suç hükümleri uygulanmaz. Bu karşın TCK 123/A maddesi için, TCK 44/1 maddesi uyarınca fikri içtima hükümlerinin uygulanması mümkündür. Bu durumda failin gerçekleştirmiş olduğu fiillerden daha ağır cezayı gerektiren suç ile cezalandırılması gerekir.  ## Israrlı Takip Suçunda Şikayet Israrlı takip suçu şikayete tabi suçlar arasında yer alır. Bu nedenle şüpheli hakkında gerekli soruşturmaya başlanabilmesi için suçun mağdurunun yasal süre (6 ay) içerisinde şikayet hakkını kullanması gerekir.  ## Israrlı Takip Suçu Nasıl Şikayet Edilir? Yukarıda da belirttiğimiz gibi ısrarlı takip suçu dolayısıyla ilgili hakkında soruşturma başlatılabilmesi için öncelikle suçun mağdurunun şikayet hakkını kullanması gerekir. Bunun için;  - En yakın Cumhuriyet Savcılığı - Polis veya jandarma gibi kolluk kuvvetleri - İl / İlçe emniyet müdürlükleri - 112 acil yardım hattı Suçun Aktif bir şekilde devam ediyor olması halinde daha ciddi sonuçlar ile karşılaşılmasının önüne geçilmesi adına geciktirmeksizin 112 acil yardım hattını aramakta fayda vardır.  Bununla birlikte suçun mağdurunun kadın olması, eski eş olması sevgili veya nişanlı olması halinde gerek görülmesi halinde 6284 sayılı “Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun” gereğince koruma tedbirlerinin uygulanması talebinde bulunulması mümkündür. Gerek görülmesi halinde ısrarlı takip suçu faili hakkında zorlama hapsi uygulanabilecektir. Şikayet ve sonraki süreçte hak kaybı yaşamamak için deneyimli bir ceza avukatından destek almanız önerilir. ## Israrlı Takip Suçu Kamu Davası Israrlı takip suçundan dolayı mağdurun şikayetçi olması ve ısrarlı takip suçunun unsurlarının oluştuğunun anlaşılması ise fail hakkında kamu davası açılır. Görülecek olan kamu davası sonrasında ise karşılaşılması muhtemel hukuki işlemleri aşağıdaki gibi özetleyebiliriz.  ## Görevli ve Yetkili Mahkeme Israrlı takip suçlarında görevli mahkemeler Asliye Ceza Mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise suçun işlenmiş olduğu yer mahkemesidir. Suçun telefon, SMS, sosyal medya platformları ve e-posta göndermek şeklinde işlenmesi halinde ise yetkili mahkemeler suçun mağdurunun bulunduğu yer mahkemeleridir.  ## Israrlı Takip Suçu Beraat Kararları Israrlı takip suçu nedeniyle yapılacak yargılama sonucunda beraat kararları genellikle aşağıdaki gerekçelere dayandırılabilmektedir. Suçun Türk Ceza Kanunumuzda henüz yeni bir suç olarak tanımlanmış olması nedeniyle özellikle yüksek yargı organlarına sıklıkla konu olmamaktadır.  - Israr unsurunun oluşmaması (tek seferlik takip ve irtibat kurma isteği) - Delil yetersizliği - Kast unsurunun bulunmaması - Mağdurda güvenlik veya ciddi bir huzursuzluk oluşmaması - Hukuka uygunluk nedenlerinin bulunması - Suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması ## Israrlı Takip Suçu Paraya Çevrilir Mi? Suçun para cezasına çevrilip çevrilemeyeceği ısrarlı takip suçu kamu davası sonucunda sanık hakkında kurulan hapis cezasının süresine bağlıdır. Yapılacak yargılama sonunda hapis cezası şeklinde kurulun hükmün para cezasına çevrilebilmesi için öncelikle bu hapis cezasının 1 yıl ve daha az süreli olması gerekir.  Bununla beraber suçun failinin yargılama süresinde pişmanlık gösterdiğinin mahkemece kanaat getirilmesi ve adli para cezasının ödenmesine sanığın sosyal ve ekonomik durumunun imkan vermesi gerekir. Mahkemece tüm bu hususlar birlikte değerlendirilerek uygun görülmesi halinde ısrarlı takip suçu para cezasına çevrilebilir. Bunun için öncelikle sanık hakkında kurulan hapis cezasının 1 yıl ve daha az süreli olması gerekir.  ## Israrlı Takip Suçunda Hapis Cezası Ertelenir Mi? Ceza alt ve üst sınırları itibariyle ısrarlı takip suçu sonucu hüküm olunan hapis cezasının ertelenmesi mümkündür. Mahkûmiyet halinde oluşan adli sicil kaydının nasıl silineceği de bu noktada önem taşır. . Bunun için öncelikle aşağıdaki koşulların birlikte bulunması gerekir.  - Sanık hakkında kurulan hapis cezası hükmü 2 yıl ve daha az süreli olmalıdır.  - Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan 3 ay ve daha fazla şekilde ceza almış olmaması gerekir. (Taksirli suçlar hariç) - Sanık yargılama süresince pişmanlık göstermelidir.  - Mahkeme tarafından sanığın ileride tekrar suç işlemeyeceği yönünde kanaat oluşması gerekir.  ## Israrlı Takip Suçu ve Cezası Özet Bilgiler Suça İlişkin Bilgiler Hukuki Açıklamalar Suçun Adı Israrlı Takip Suçu Yasal Dayanak TCK md. 123/A Suç İle Korunan Hukuki Değer Kişinin huzuru, güvenliği ve yaşam özgürlüğü Suçun Faili Herkes olabilir Suçun Mağduru Her gerçek kişi olabilir Suçu Oluşturabilecek Davranışlar Fiziken takip etme, iletişim araçlarıyla temas kurma, üçüncü kişiler aracılığıyla ulaşmaya çalışma Suçun Şartı Davranışların ısrarlı şekilde tekrarlanması Aranan Sonuç Ciddi huzursuzluk veya güvenlik endişesi oluşması Manevi Unsur Kast Temel Ceza Miktarı 6 aydan 2 yıla kadar hapis Nitelikli Hallerde Ceza Miktarı 1 yıldan 3 yıla kadar hapis Şikayet Usulü / Hakkı Şikayete tabi suçlar arasında yer alır Şikâyet Süresi 6 ay Uzlaştırma Uzlaştırma kapsamında değildir Görevli Mahkeme Asliye Ceza Mahkemesi Zamanaşımı Süresi  8 yıl   ## Sıkça Sorulan Sorular S: Israrlı Takip Suçu ve Cezası İçin Zamanaşımı Süreleri C: Israrlı takip suçu cezası 6 ay ile 3 yıl arasında hapis cezası şeklinde olmasına bağlı olarak ceza zamanaşımı süresi 8 yıldır. Ancak suç şikayete tabi suçlar arasında olması nedeniyle suçun mağdurunun 6 aylık süre içerisinde şikayet hakkını kullanması gerekir. S: Israrlı Takip Nedir? C: Israrlı takip, bir kişinin isteği dışında başka bir kişi tarafından sürekli sayılabilecek şekilde tapi edilmesi, aranması, SMS (mesaj) gönderilmesi gibi iletişim yolları ile irtibat kurulması şeklinde gerçekleşen bir suçtur. Failin bu ve benzeri hareketlerin TCK 123/A maddesi kapsamında değerlendirilebilmesi için bu hareketlerin tek seferlik değil, tekrarlı bir şekilde olması gerekir. Bununla beraber bu davranışlardan dolayı suçun mağdurunda ciddi bir huzursuzluk veya güvenlik endişesinin uyanması ısrarlı takip suçunun unsurları arasında yer alır. S: TCK 123/A Şikayete Tabi Mi? C: Evet TCK 123/A maddesinde tanımlanmış olan ısrarlı takip suçu şikayete tabi suçlar arasında yer alır. S: Israrlı Takip Suçu Yargıtay Kararları C: Israrlı takip suçunun 2022 yılında Türk Ceza Kanunumuzda yer almış olması nedeniyle ısrarlı takip suçu Yargıtay kararlarına sık konu olmamaktadır. Ayrıca suç için öngörülen ceza istinaf sınırları içerisinde kalması nedeniyle ilerleyen yıllarda ısrarlı takip suçu daha çok Bölge Adliye Mahkemesi Kararlarına konu olabilecektir. S: Israrlı Takip Suçu Uzlaşmaya Tabi Mi? C: Israrlı takip suçu uzlaşmaya tabi suçlar arasında yer almaz. Bu nedenle soruşturma aşamasında veya kovuşturma aşamasında suçun faili ile mağduru arasında uzlaşma hükümleri uygulanmamaktadır. S: Israrlı Takip Şikayete Tabi Mi? C: Evet ısrarlı takip suçu şikayete tabi suçlar arasında yer alır. Bu nedenle suçun mağdurunun 6 aylık süre zarfında şikayet hakkını kullanması gerekir. S: Israrlı Takip Suçu ve Cezası Ne Zaman Yürürlülüğe Girdi? C: Israrlı takip suçunun Türk Ceza Kanunumuzda yeni bir suç olduğunu söylememiz mümkündür. TCK 123 maddesinde yer alan “kişilerin huzur ve sükununu bozmak suçuna” ilave olarak 7406 sayılı kanunun 8. Maddesi ile 12.05.2022 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. --- # Yoksulluk Nafakası Nedir? Şartları ve Süresi URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/yoksulluk-nafakasi-nedir-sartlari-nelerdir-kimler-talep-edebilir/ Güncelleme: 2026-06-24 Kısa cevap: Yoksulluk nafakası, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek eşe, kusuru diğerinden daha ağır olmamak şartıyla bağlanan nafakadır. Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı 30 Haziran 2027'de yürürlüğe girene kadar kanunda süre sınırı yoktur. Dayanağı Türk Medeni Kanunu 175. maddedir. Boşanma davasıyla birlikte ya da kararın kesinleşmesinden itibaren bir yıl içinde talep edilir; alacaklı yeniden evlenirse kendiliğinden sona erer, yoksulluğu sona ererse mahkeme kararıyla kaldırılabilir. Yoksulluk nafakası, boşanmaya bağlı olarak ekonomik açıdan zor duruma düşecek eşin zorunlu ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için ödenen bir nafaka türüdür. Yoksulluk nafakası şartları arasında yer alan en önemli husus nafaka talebinde bulunan eşin daha ağır kusurlu olmaması gerektiğidir. Yoksulluk nafakası süresi bakımından ise önemli bir değişiklik var: Anayasa Mahkemesi, 4 Haziran 2026 tarihli kararıyla (E.2025/156, K.2026/131) Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesindeki “süresiz olarak” ibaresini oy çokluğuyla iptal etti. Karar 30 Eylül 2026 tarihli ve 33386 sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı; iptal 30 Haziran 2027'de yürürlüğe girecek. Yoksulluk nafakası kaldırılmadı; yalnızca süresiz bağlanabilmesi sona eriyor. 30 Haziran 2027'ye kadar mevcut kural uygulanır. Yasama organının bu tarihe kadar yoksulluk nafakasının süresine ilişkin yeni bir düzenleme yapması bekleniyor. ## Yoksulluk Nafakası Nedir? Evlilik birliğinin sona ermesi ile eşler arasında bir ekonomik dengesizliğin oluşması mümkün hale gelebilmektedir. Bu ekonomik dengesizlik nedeniyle eşlerden birisi yoksulluğa düşecek durumda olması halinde bu olumsuz ekonomik değişikliğin önüne geçilmesi için zorunlu ihtiyaçlarını daha karşılamayacak durumda olacak daha az kusurlu eşe ödenen nafaka türüne yoksulluk nafakası adı verilir. Sadece eşin yoksulluğa düşecek olması bunun için yeterli olmayıp aşağıda detaylarını paylaşacağımız yoksulluk nafakası şartları oluşması gerekir.  ## Yoksulluk Nafakası TMK 175 Yoksulluk nafakasının yasal dayanağını Türk Medeni Kanunumuzun 175. Maddesi oluşturur.  TMK 175; Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir.  Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz. ## Yoksulluk Nafakası Şartları Eşlerin boşanmış olmaları doğrudan yoksulluk nafakası yükümlülüğünü doğurmaz. Bununla beraber yoksulluk nafakası şartlarının oluşması gerekir. Sürecin doğru yönetilmesi için deneyimli bir aile hukuku avukatından destek alabilirsiniz. Gerek TMK 175 maddesi gerekse bu konuda yargı kararlarını dikkate alarak yoksulluk nafakası şartlarını aşağıdaki gibi özetleyebiliriz.  ## Yoksulluğa Düşecek Olmak  Yoksulluk nafakasının en temel şartı nafaka talebinde bulunan eşin yoksulluğa düşecek olmasıdır. TMK 175 maddesinde yer alan yoksulluk, eşin temel yaşam ihtiyaçlarını ile zorunlu ihtiyaçlarını karşılayamayacak durumda olması gerektiği halidir. Bununla beraber söz konusu yoksulluk halinin boşanmaya bağlı olarak ortaya çıkmış olması gerekir.  ## Daha Ağır Kusurlu Olmamak Yoksulluk nafakası şartları arasında yer alan diğer bir önemli şart ise kusur durumudur. Kural olarak nafaka talebinde bulunan eşin diğer eşten daha az kusurlu olması gerekir. Eşin tamamen kusurlu olması veya diğer eşten daha fazla kusurlu olması halinde yoksulluk nafakası şartları oluşmaz. Buna karşın eşin kısmen de olsa kusurlu olmasına rağmen kusur oranının daha az olması nafaka alacaklısı olmaya engel değildir. Boşanmada eşlerin kusur durumları ayrıca yoksulluk nafakası hesaplaması yapılırken dikkate alınan bir unsurdur.  ## Nafaka Yükümlüsünün Ödeme Gücü Bulunmalıdır Yoksulluk nafakası şartlarının oluşması için sadece eşin yoksulluğa düşecek olması yeterli değildir. Bununla beraber boşanma sonrası nafaka yükümlüsü olacak eşin bu nafakayı ödeme bulunması gerekir. Unutmamak gerekir ki nafaka uygulamasındaki genel amaç boşanma gelir durumu bakımından eşler arasında adil bir dengenin oluşturulmasıdır.  Bu nedenle nafaka yükümlülüğü belirlenirken ve yoksulluk nafakası hesaplaması yapılırken bu denge göz önüne alınır. Boşanma sonrası belirlenecek nafaka nedeniyle nafaka alacaklısı eşin olağandan fazla zenginleşmesi ve buna bağlı olarak nafaka yükümlüsü eşin yoksullaşması beklenemez.  ## Yoksulluk Nafakası Talep Edilmiş Olmalıdır Yoksulluk nafakasının belirlenmesi hakim tarafından re’sen gözetilen bir durum değildir. Boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek olan eşin boşanma davası sırasında veya boşamanın gerçekleşmesinden sonra 1 yıl içerisinde bu yönde bir talepte bulunması gerekir.  ## Yoksulluk Nafakası Süresi Mevcut kurala göre yoksulluk nafakası, nafaka yükümlüsünün mali gücü oranında ve süre sınırı olmadan ödenir. Bu kural, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı yürürlüğe girene, yani 30 Haziran 2027'ye kadar uygulanır.  İptal kararları geriye yürümez. Bu yüzden bugün ödenen nafaka, karar nedeniyle kendiliğinden sona ermez; ödemeyi tek taraflı durdurmak icra takibine yol açabilir. Mevcut nafakaların 2027'den sonra nasıl etkileneceği yapılacak yasal düzenlemeye bağlı. Mevcut kurala göre de yoksulluk nafakası ömür boyu sürmek zorunda değildir; yazının ilerleyen bölümlerinde anlatılan yoksulluk nafakası şartları ortadan kalkarsa nafaka kaldırma davası açılabilir. ## Yoksulluk Nafakası Hesaplama Nasıl Yapılır? Yoksulluk nafakası hesaplama işlemi yapılırken kullanabileceğimiz genel bir formül yoktur. Yoksulluk nafakası miktarının belirlenmesinde mahkeme tarafından farklı kriterler göz önüne alınır.  Yoksulluk nafakası ne kadar olduğu sorusuna tam olarak bir cevap veremesek de; Bir hesaplama yapılırken dikkate alının kriterler hakkında bilgi sahibi olmamız nafaka hesaplaması konusunda da yaklaşık olarak fikir sahibi olmamız için yeterli olabilecektir. Nafaka hesaplaması yapılırken dikkate alınan unsurları aşağıdaki gibi özetlememiz mümkündür.  ## Tarafların Ekonomik Durumları Yoksulluk nafakası hesaplama işlemi yapılırken ilk olarak tarafların ekonomik durumları dikkate alınır. Yoksulluk nafakası şartları başlığımızda da belirttiğimiz gibi öncelikle boşanma nedeniyle bir eş yoksulluğa düşecek olması gerektiği gibi diğer eşinde nafaka ödemeye ekonomik anlamda imkanını bulunması gerekir.  Eşlerin boşanma sonrasında düşeceği yoksulluğun boyutu ile nafaka yükümlüsü eşin ekonomik durumu dikkate alınarak hakkaniyetli bir miktar belirlenir.  ## Eşlerin Kusur Durumu Eşlerin kusur durumu yoksulluk nafakası hesaplaması yapılırken doğrudan etkili olan bir durum değildir. Kusur durumu daha çok yoksulluk nafakası şartları arasında yer alır. Ancak bazı durumlarda nafaka miktarı konusunda bir takdir kullanırken nafaka talebinde bulunan eşin evlilik birliğinin sona ermesinde olan kusuru dikkate alınabilmektedir.  ## Tarafların Yaşam Standartları Yoksulluk nafakası hesaplama işlemi yapılırken dikkate alınan diğer bir unsur evlilik birlikteliği devam ederken ve evlilik birliğinin sona ermesinden sonraki özellikle nafaka talebinde bulunan eşin yaşam standartlarında bir değişikliğin olup olmadığıdır. Evlilik süresince yüksek gelire bağlı olarak kişinin boşanma sonrasındaki yaşam standartlarındaki olumsuz değişikliğin en aza indirilmesi dikkate alınarak bir hesaplama yapılır.  ## Tarafların Mesleki Durumları Nafaka talebinde bulunan eşin yaş durumu, sağlık durumu veya eğitim durumunun evlilik birliğinin sona ermesinden sonra çalışmaya imkan verecek şekilde olması doğrudan nafaka yükümlülüğünün belirlenmesine etkili değildir. Ancak nafaka talebinde bulunan eşin düzenli gelir elde etmesinin önünde bir engel bulunmaması zaman zaman nafaka hesaplaması yapılırken dikkate alınan bir unsurdur.  ## Anlaşmalı Boşanmada Yoksulluk Nafakası Anlaşmalı boşanmada, yoksulluk nafakası şartları ve özellikle yoksulluk nafakası hesaplaması yapılırken eşler arasında kabul edilen kurallar dikkate alınır. Anlaşmalı boşanma bu durum tamamen tarafların özgür iradelerine bırakılmıştır. Her iki eş anlaşmalı boşanma protokolü ile yoksulluğa düşecek olan eş için nafaka ödemeyi kabul edebileceği gibi, yoksulluk nafakası miktarı konusunda da anlamaya varmış olmaları gerekir.  ## Yoksulluk Nafakası Ne Zaman Kesilir? Yoksulluk nafakası genel olarak yukarıda özetlemiş olduğumuz yoksulluk nafakası şartlarının ortadan kalkması ile kesilir. Bununla birlikte yoksulluk nafakasının kesilmesine neden olabilecek durumları aşağıdaki sıralayabiliriz. - Nafaka alacaklısı tarafın yeniden evlenmesi - Tarafların herhangi birisinin ölümü - Nafaka alacaklısı eşin resmi nikah olmaksızın evli gibi hayat sürmesi - Nafaka alacaklısı eşin haysiyetsiz hayat sürmesi (Örnek; alkol bağımlılığı, uyuşturucu madde bağımlılığı veya gece hayatına düşkünlük gibi) - Yoksulluğun ortadan kalkması - Nafaka yükümlüsü tarafın ödeme gücünün ortadan kalkması - Tarafların karşılıklı olarak anlaşmaya varmış olmaları Durum Nafakanın Sona Erme Şekli Nafaka alan kişinin yeniden evlenmesi Kendiliğinden sona erer Taraflardan birinin ölümü Kendiliğinden sona erer Evli gibi birlikte yaşama Nafaka İptali Davası Yoksulluğun ortadan kalkması Nafaka İptali Davası Haysiyetsiz hayat sürme Nafaka İptali Davası   ## Eşit Kusur Halinde Yoksulluk Nafakası Yukarıda da belirttiğimiz gibi yoksulluk nafakasının en temel şartı talepte bulunan eşin diğer eşten daha ağır kusurlu olmaması gerektiğidir. Türk Medeni Kanunumuzun 175. Maddesine göre eşit kusur söz konusu olması nafaka talebinde bulunmaya engel bir durum değildir.  ## Yoksulluk Nafakasında Zamanaşımı Süreleri Yoksulluk nafakası zamanaşımı sürelerinde genellikle iki farklı zamanaşımı süresi ön plana çıkar.  - ## Yoksulluk Nafakası Talep Etme Süresi Boşanma davası ile birlikte nafaka ve maddi / manevi tazminat talep etme hakkı vardır. Herhangi bir sebeple nafaka talebinde bulunulmamış olması halinde boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren 1 (bir) yıl içerisinde nafaka davası şeklinde ayrıca talepte bulunulması gerekir.  - ## Birikmiş Nafaka Alacaklarında Zamanaşımı Süresi Birikmiş nafaka alacaklarının tahsili konusunda Türk Borçlar Kanunu ile İcra ve İflas Kanununa göre hukuki işlemler yapılır. Buna göre nafaka alacaklarında zamanaşımı süresinin 10 (on) yıl olduğunu söyleyebiliriz. Nafaka genellikle her ay ödenmesi nedeniyle son ödenmeyen nafakadan itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresi işlemeye başlar. ## Nafaka Davası Nasıl Açılır? Nafaka davaları nafakanın kaldırılması davası, nafaka talebi veya nafakanın arttırılması şeklinde açılabilecektir.  - Nafaka Davası; Boşanma davası ile birlikte nafaka talebinde bulunulmaması halinde boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren 1 yıl içerisinde açılır. - Nafakanın İptali Davası; Yoksulluk nafakası şartlarının ortadan kalkması halinde nafakanın iptali amacıyla açılır.  - Nafakanın Arttırılması / Azaltılması Davası; Tarafların ekonomik koşullarında meydana gelen değişiklik veya mevcut ekonomik koşullar dikkate alınarak daha önce belirlemiş olan nafaka miktarının arttırılması veya azaltılması talebi ile açılır.  ## Yoksulluk Nafakasında Görevli ve Yetkili Mahkemeler Bütün aile hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklarda olduğu gibi yoksulluk nafakasının iptali, nafaka bağlanması talebi veya nafakanın azaltılması veya arttırılması talepleri; Aile Mahkemelerinde görülür. Yetkili mahkemeler ise genellikle davacının ikamet etmiş olduğu yer mahkemesi olmakla beraber; Davalının ikamet etmiş olduğu yer mahkemelerinde de bu davaların açılması mümkündür.  Yoksulluk Nafakası Nedir (Özet Bilgiler) Konu Açıklama Yoksulluk Nafakası Nedir? Boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek eş lehine hükmedilen nafaka türüdür Hukuki Dayanak Türk Medeni Kanunu madde 175 Kimler Talep Edebilir? Boşanma sonucunda yoksulluğa düşecek ve daha ağır kusurlu olmayan eş talep edebilir Ne Zaman Talep Edilir? Boşanma davası sırasında veya belirli şartlarda sonrasında (boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren 1 yıl içinde) Nasıl Belirlenir? Tarafların gelir durumu, ihtiyaçları ve ekonomik koşulları dikkate alınır Nasıl Sona Erer? Yeniden evlenme, ölüm veya yoksulluğun ortadan kalkması gibi durumlarda (nafaka iptali davası)   ## Gerçek Hayat Senaryoları ## Senaryo 1: Anlaşmalı Boşanmada Farkında Olmadan Vazgeçilen Nafaka Uygulamada sık görülen bir tablo şudur: 14 yıllık evlilik, iki çocuk, kadın hiç çalışmamış. Anlaşmalı boşanmada eşin avukatının hazırladığı protokolde "tarafların birbirinden nafaka talebi yoktur" ifadesi yer almaktadır. Kadın protokolü okumadan imzalar. Boşanma kararı kesinleştikten sonra ekonomik güçlük başlar. Avukate başvurduğunda öğrendiği şey şudur: bu hak kalıcı olarak yitirilmiştir, artık talep edilemez. Protokol imzalanmadan önce yapılan bir hukuki değerlendirme bu sonucu tamamen değiştirebilirdi. ## Senaryo 2: Gelir Gizleyen Yükümlüde Müzekkere Stratejisi Bir diğer sık karşılaşılan durum: eski eş "işsizim, ödeyemem" savunmasında bulunmaktadır. Nafaka alacaklısının avukatı mahkeme aracılığıyla SGK hizmet dökümü, vergi kaydı ve banka hesap hareketlerine ilişkin müzekkere yazışması talep eder. SGK dökümünde yüksek primli kayıtlar tespit edilir; banka hareketlerinde düzenli gelir girişleri görünmektedir. Mahkeme bu belgeleri esas alarak beyan edilen gelirin gerçeği yansıtmadığını değerlendirir ve yüksek nafakaya hükmeder. Delil araçlarının doğru kullanılması bu davada sonucu tamamen değiştirmiştir. ## Yargıtay Uygulamalarında Yoksulluk Nafakasına Bakış Yargıtay uygulamalarında bu alanda birkaç tutarlı çizgi gözlemlenmektedir. Birincisi: yoksulluk kavramı dar yorumlanmamaktadır. Asgari geçim düzeyinin altına düşme koşulu aranmaz; boşanmanın yarattığı ekonomik kötüleşme yeterlidir. Alt derece mahkemelerinin dar yorumla reddettiği talepler Yargıtay tarafından zaman zaman bozulmuştur. İkincisi: nafaka miktarının belirlenmesinde her iki tarafın ekonomik durumu birlikte değerlendirilmektedir. Sembolik düzeyde kalan nafaka miktarları Yargıtay tarafından yetersiz bulunarak bozulabilmektedir. Üçüncüsü: fiili birliktelik iddiasına dayanan nafaka kaldırma davalarında Yargıtay, geçici ilişkiyle sürekli ev birlikteliğini titizlikle ayırt etmektedir. Salt sosyal medya paylaşımı yeterli kabul edilmemekte; ortak adres, fatura ve tanık ifadesinin bir arada bulunması aranmaktadır. ## Sık Sorulan Sorular ## Yoksulluk nafakası ne kadar süre devam eder? Yoksulluk nafakası mevcut kurala göre süre sınırı olmadan bağlanır; Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı 30 Haziran 2027'de yürürlüğe girdiğinde bu değişecek. Nafaka alacaklısının yeniden evlenmesi, yoksulluktan kurtulması ya da fiili birliktelik kurması nafakanın sona ermesine yol açar. Yükümlü bu değişiklikleri tespit ettiğinde nafaka kaldırma davası açabilir; değişiklik kendiliğinden etkili olmaz. ## Yoksulluk nafakası almak için hiç çalışmamış olmak gerekiyor mu? Hayır. Düşük gelirli çalışan bir eş de boşanmanın yoksulluğa yol açtığını ispat ederse nafaka talep edebilir. Belirleyici olan çalışıp çalışmamak değil, boşanmanın yarattığı ekonomik kötüleşmedir. ## Eşit kusurlu boşanmada nafaka alınabilir mi? Hayır. Eşit kusurlu eşler yoksulluk nafakası talep edemez. Ancak kusur tespiti kesin değildir; tarafların davranışları karşılıklı olarak değerlendirilir. Kusur oranını savunmak aktif bir strateji gerektirir. ## Anlaşmalı boşanmada nafaka talep etmezsem bu hakkı kaybeder miyim? Evet, kalıcı olarak. Protokolde nafaka düzenlenmemesi ya da "nafaka talebimiz yoktur" yazılması bu hakkı geri dönülemez biçimde sona erdirir. Boşanma kararı kesinleştikten sonra canlandırılamaz. Protokol imzalanmadan önce nafaka hakkının avukatla birlikte değerlendirilmesi zorunludur. ## Nafaka yükümlüsü öldüğünde nafaka mirasçılara geçer mi? Hayır. Nafaka yükümlüsünün ölümüyle nafaka kendiliğinden sona erer; mirasçılara geçmez. Bu durum özellikle uzun vadeli planlama açısından göz önünde bulundurulmalıdır. ## Nafaka miktarı enflasyon nedeniyle artırılabilir mi? Evet. Protokolde yıllık artış klozu yoksa ve nafakanın reel değeri önemli ölçüde erimişse artırım davası açılabilir. TÜİK TÜFE verileri bu davada destekleyici delil işlevi görür. Artırım kararı dava tarihinden itibaren geçerlidir; geriye dönük artırım talep edilemez. İlgili konularda ayrıntılı bilgi: nafakanın pratikte nasıl ve ne zaman talep edildiği. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Erkek yoksulluk nafakası alabilir mi? C: Evet. Yoksulluk nafakası cinsiyete bağlı değildir; şartları taşıyan eş, kadın ya da erkek, talep edebilir. S: Çalışan kadın yoksulluk nafakası alabilir mi? C: Çalışıyor olmak tek başına engel değildir. Belirleyici olan gelirin kişiyi yoksulluktan kurtarmaya yetip yetmediğidir. S: Eşit kusurlu boşanmada nafaka alınabilir mi? C: Alınabilir. Kanun "kusuru daha ağır olmamak" şartını arar; eşit kusur nafakaya engel değildir. S: Anlaşmalı boşanmada nafakadan feragat edersem sonradan isteyebilir miyim? C: Hayır. Protokolde yoksulluk nafakasından açıkça feragat edilmişse bu hak sonradan talep edilemez. S: Nafaka yükümlüsü ölürse nafaka mirasçılara geçer mi? C: Geçmez. Taraflardan birinin ölümüyle nafaka kendiliğinden sona erer. Ölümden önce doğmuş birikmiş alacaklar terekeden istenebilir. S: Yoksulluk nafakası ödenmezse ne olur? C: Alacaklı icra takibi başlatabilir. Ödenmemesi hâlinde İcra ve İflas Kanunu m. 344 uyarınca üç aya kadar tazyik hapsi gündeme gelebilir. --- # İtirazın İptali Davası Nedir? Şartları ve Süresi (İİK 67) URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/itirazin-iptali-davasi-nedir-sartlari-ve-suresi-iik-67/ Güncelleme: 2026-06-23 Kısa cevap: İtirazın iptali davası, borçlunun ödeme emrine itirazı üzerine duran ilamsız icra takibini sürdürebilmek için alacaklının açtığı davadır. Dava, itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren 1 yıllık hak düşürücü süre içinde açılmalıdır. Davanın kabulüyle takip kaldığı yerden devam eder; itirazın haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa borçlu aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilebilir. İtirazın iptali davası devam eden icra takibi sırasında borçlunun yapmış olduğu itirazı bağlı olarak takibin durması sonucu alacaklının bu itirazın kaldırılması amacıyla açmış olduğu davadır. Genellikle borçlunun borca itirazı sonucu takibin durmuş olması nedeniyle uygulamada sıklıkla borca itirazın iptali davası olarak da bilinmektedir.  İtirazın iptali davasının yasal dayanağını ise İcra ve İflas Kanunumuzun 67 maddesi oluşturur. Alacaklının alacağını tahsili için oldukça önemli bir dava türüdür. Dava öncesinde özellikle itirazın iptali davası şartları, süresi ve zamanaşımı süreleri hakkında bilgi sahibi olmamız bu hukuki sürecin başlatılması ve dava süreci bakamından önemlidir. Bu konularda gerekli bilgilere sahip olduktan sonra yazımızın sonunda itirazın iptali dava dilekçesi örneğini inceleyebilirsiniz. Ayrıca 1 yıl içinde itirazın iptali davası açılmaması halinde takip etmeniz gereken hukuki yollar hakkında bilgi sahibi olabilirsiniz.  ## İtirazın İptali Davası Nedir? Ödeme emrinin borçluya tebliğinden itibaren yasal süre içerisinde (7 gün) gerekçeleri ile birlikte borçlunun bu ödeme emrine itiraz etme hakkı vardır. Borçlunun yapmış olduğu bu itiraz sonucu başlatılan icra takibi durur. Alacaklının ise borçlunun yapmış olduğu bu itiraza karşı açmış olduğu karşı davaya itirazın iptali davası adı verilir.  İtirazın iptali davası süresi içerisinde açılma halinde mahkeme tarafından ve özellikle davacının (alacaklının) sunmuş olduğu delilleri ve dava konusu icra takip dosyasını bir bütün halinde değerlendirerek borcun muaccel olup olmadığını inceler.  Görülen dava sonrasında davacı yani alacaklı lehine karar verilmesi halinde borçlunun (davalının) daha önce yapmış olduğu itiraz iptal edilerek daha önce itiraz sonucu durmuş olan icra takibi kaldığı yerden devam eder. Ayrıca mahkemece daha önce yapılmış olan bu itirazın kötü niyetli ve haksız olduğu sonucuna varılması halinde borçlunun inkar tazminatı ile karşılaşması muhtemeldir. İtirazın iptali davası zamanaşımı süresi bir yıl olduğundan bu davaların geciktirilmeksizin açılması gerekir.  ## İtirazın İptali Davası Şartları İtirazın iptali davasının açılması ve dava sonucunda davacı yani alacaklı lehine bir karar verilmesi için bir takım koşulların oluşması gerekir. Uygulamada sık karşılaştığımız ve uyuşmazlık konusu yapılan itirazın iptali davası şartları ve özelliklerini aşağıdaki gibi özetlememiz mümkündür.  ## Devam Eden Bir İcra Takibi Bulunmalıdır İtirazın iptali davasında uyuşmazlığın dayanağını daha önce başlatılmış icra takip dosyası oluşturur. İlamlı icra takiplerinde bu yöndeki yasal prosedür farklı olması nedeniyle daha önce itiraz edilen ödeme emri ilamsız icra takip dosyası olmalıdır.  ## Ödeme Emrine İtiraz Edilmiş Olmalıdır İtirazın iptali davası, borçla hakkında başlatılan icra takibine dayanılarak gönderilen ödeme emrine itiraz sonucu açılan bir davadır. Bu nedenle bu hukuki sürecin başlatılabilmesi için öncelikle bu konuda bir itiraz söz konusu olmalıdır. Bununla beraber borçlu bu ödeme emrine yasal sürede itiraz etmiş olması gerekir. Çünkü yasal süre içerisinde ödeme emrine itiraz edilmemesi halinde takip talebi kesinleşeceğinden bu şekilde dava açma yoluna bir gereksinim bulunmayacaktır.  ## İtirazın İptali Davası Zamanaşımı Süresi İçerisinde Açılmalıdır İtirazın iptali davası zamanaşımı süresi, borçlunun yapmış olduğu itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren 1 yıldır. Bu süre icra ve iflas kanunumuz ile hak düşürücü süre olarak belirlenmiştir. Bu nedenle bu sürenin kaçırılması dava açma hakkını ortadan kaldıracak ya da açılmış olan davanın reddine sebebiyet verebilecektir. İtirazın iptali davası şartları arasında bu süre önemli bir yere sahiptir. Bu sebeple dikkat edilmesi oldukça önemlidir.  ## Arabuluculuğa Başvuru İtirazın iptali davasının konusunu, ticari alacaklar, işçi alacakları veya kira alacakları oluşturması halinde dava öncesinde bu tür uyuşmazlıklarda arabuluculuğa başvuru zorunluluğu vardır. Bu nedenle borcun / alacağın niteliği öncesinde tespit edilerek arabuluculuğun zorunlu olduğu durumlar söz konusu olması halinde davacının arabuluculuğa başvuru zorunluluğu vardır. Bu bir dava şartı olması nedeniyle arabuluculuğa başvuru yapılmaksızın davanın açılması halinde davanın reddine karar verilmesi muhtemel bir durumdur. Bu hukuki prosedürün göz ardı edilmesi itirazın iptali dava süresini uzatabilecek bir etkendir.  ## Borcu Muaccel Olması Gerekir İtirazın iptali davasında ispat yükü davacıya aittir. Alacaklı icra takip dosyası ile birlikte borcun gerçekten bulunduğunu kanıtlayabilecek her türlü delili gerekçeleri ile birlikte itirazın iptali dava dilekçesinde belirteli ve buna ilişkin tüm delilleri dava dilekçesine eklenmelidir. Mahkeme tarafından icara takip dosyası ile davacının sunmuş olduğu deliller mahkeme tarafından celp edilen diğer deliller ile birlikte değerlendirilerek borcun muaccel olduğu kanaatine varılması halinde davacı lehine karar verilebilecektir.  ## İtirazın İptali Davası Nasıl Açılır? ## Görevli ve Yetkili Mahkemeler İtirazın iptali davalarında görevli mahkemeler genel olarak Asliye Hukuk mahkemeleridir. Ancak özel mahkemelerin bulunduğu yargı mercilerinde borcun niteliğine göre görevli mahkemeler değişebilecektir. Görevli mahkemelerin belirlenmesinde alacağın / borcun türüne göre bir belirleme yapılmaktadır.  ## Asliye Hukuk Mahkemesinin Görevli Olduğu Durumlar - Eser sözleşmesinden kaynaklanan alacaklar - Sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacaklar - Mülkiyet hakkından doğan para alacakları - Haksiz fiil nedeniyle doğan maddi ve manevi tazminat alacakları - İş mahkemesinin görev alanına girmeyen hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacaklar - Kira sözleşmesi haricinde genel sözleşmelere dayanan alacaklar - Vekalet sözleşmesine dayalı alacaklar ## Sulh Hukuk Mahkemesinin Görevli Olduğu Durumlar - Kira sözleşmesinden kaynaklanan kira alacakları - Kat mülkiyetine tabi olarak aidat ve ortak gider alacakları ## Asliye Ticaret Mahkemesinin Görevli Olduğu Durumlar - Fatura alacakları - Ticari dava olarak görülen davalardan doğan alacaklar - Sigorta sözleşmesine dayalı alacaklar - Cari hesap alacakları - Satış sözleşmesinden kaynaklanan ticari alacaklar - Finansal kiralama sözleşmesine dayalı alacaklar - Taşıma ya da lojistik faaliyetlerinden doğan alacaklar - Mal satış sözleşmesine dayalı alacaklar ## İş Mahkemesinin Görevli Olduğu Durumlar - İhbar tazminatı alacakları - Kadım tazminatı alacakları - Her türlü ücret alacakları (yıllık izin, fazla mesai vs.) - İşçi alacakları ## Tüketici Mahkemesinin Görevli Olduğu Durumlar - Abonelik sözleşmelerine dayalı alacaklar - Mesafeli satış sözleşmelerine dayalı alacaklar - Ayıplı mal veya hizmet nedeniyle kaynaklanan alacaklar - Tur sözleşmelerine dayalı alacaklar ## İtirazın İptali Davasında Yetkili Mahkemeler İtirazın iptali davasında yetkili mahkemeler belirlenirken genellikle icra takibinin yapılmış olduğu yer mahkemeleri dikkate alınır. Ancak yetkili mahkemelerin belirlenmesinde genel kurallar geçerli olması nedeniyle;  - Davalının yerleşim yeri mahkemeleri - Sözleşmenin ifa yeri mahkemeleri - Haksız fiilin gerçekleşmiş olduğu yer mahkemeleri  Ayrıca itirazın iptali davasında yetkili mahkemeler arasında yer alır.  ## İtirazın İptali Davasında İspat Yükü Herhangi bir hakkında varlığını iddia eden taraf bu iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür. İtirazın iptali davsında ispat yükü de davacıya aittir. Borçlunun yapmış olduğu bu itiraz borcu tamamen ortadan kaldırmaz. Alacaklının yani davacının açacağı bu dava ile borcun muaccel olduğunun ispat edilmesi ile borçlunun daha önce yapmış olduğu itiraz sonuçsuz kalacak ve icra takibi kaldığı yerden devam edebilecektir.  Davacı borcun muaccel olduğunu kanıtlamak adına, senet, fatura, banka dekontu, teslim belgesi veya ticari defter kayıtları gibi her türlü delili mahkemeye sunabilecektir. Buna karşın borçlunun yani davalının borcun ödendiği, zamanaşımına uğradığı ya da hiç doğmadığını iddia etmesi halinde bu iddiaların ispat yükü davacıya aittir. Ancak genel olarak borcun muaccel olduğunu ispat yükü davacıya aittir. Bunun yazımızın sonunda paylaşacağımız itirazın iptali davası dilekçe örneğini inceleyebilirsiniz.  ## İtirazın İptali Davası Sonuçları ## İtirazın İptali Davasının Kabulü (İtirazın Kaldırılması) Mahkeme tarafından itirazın iptali davası şartları oluştuğunun anlaşılması ve davacı tarafından borcun muaccel olduğunun anlaşılması halinde davacı lehine karar verilir.  Davanın kabulü sonucunu doğuran bu karar sonrası icra takip dosyası yeniden gündeme gelir. Bu karar sonrası icra takibine kaldığı yerden devam etme imkanı doğar. Böylelikle alacaklı, haciz talep etme, mal varlığı araştırması ve devamında satış yoluna başvurma gibi cebri icra yoluna başvurma hakkına sahip olur. ## İtirazın İptali Davasının Reddi Görülecek olan dava sonrasında mahkeme tarafından itirazın iptali davası şartlarının oluşmadığı ya da davacının (alacaklının) borcun muaccel olduğunu ispatlayamaması halinde davanın reddine karar verilir. Bu durumda davalının (borçlunun) daha önce yapmış olduğu itiraz aynen geçerliliğini koruyarak icra takibi devam etmez. Diğer bir ifade ile alacaklı her türlü cebri icra hakkını kaybeder. Borçlu tarafında ise borcun gerçekte bulunmadığının tespiti için menfi tespit davası gündeme gelebilir. ## İtirazın İptali Davasında İnkar Tazminatı İtirazın iptali davası sonucu davacı lehine karar verilerek dava konusun borcun muaccel olduğunun mahkeme kararı ile anlaşılması halinde kötü niyet tazminatı ve inkar tazminatı alacaklının (davacının) talebi doğrultusunda gerçekleştirileceğinden davanın itirazın iptali davası dilekçesi veya yapılacak olan duruşmalarda bu hususu mutlaka belirtmesi gerekir.  ## İtirazın İptali Davasında Arabuluculuk Dava Şartı Mı? İtirazın iptali davasında arabuluculuk genel olarak zorunludur. Ancak kısmen de olsa alacağın türü ve niteliğine göre değişiklik gösterebilir. Dava öncesinde arabuluculuğun zorunlu olduğu hallerde, arabuluculuğa başvurmadan dava açılması dava şartı olması nedeniyle davanın reddine şeklinde hüküm kurulması mümkündür. Bunun için dava öncesinde arabuluculuğa başvurunun zorunlu olduğu dava türlerini incelemenizde fayda vardır.  ## İtirazın İptali Davasında Arabuluculuğa Başvuru Zorunluluğu Olan Alacaklar İtirazın İptali Davasında Arabuluculuğa Başvuru Zorunluluğu Bulunan Alacaklar / Borçlar Ticari mal satışından kaynaklanan alacak Fatura alacağı Cari hesap alacağı Şirketler arasındaki ticari alacaklar Ticari hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacaklar Ticari tazminat alacakları Bankacılık işlemlerinden kaynaklanan alacaklar Kıdem tazminatı alacağı İhbar tazminatı alacağı Fazla mesai ücreti alacağı Yıllık izin ücreti alacağı Ücret alacağı Prim ve ikramiye alacağı Tüketici kredisi alacağı Abonelik sözleşmesinden kaynaklanan alacak   ## 1 Yıl İçinde İtirazın iptali Davası Açılmaması 1 yıl içinde itirazın iptali davası açılmaması hak düşürücü bir süre olması nedeniyle alacaklının bu yönde dava açma hakkı kaybolur. Bu husus mahkemece talep olmaksızın re’sen dikkate alınarak açılmış olan davanın itirazın iptali davası şartları oluşmaması nedeniyle reddedilmesi sonucunu doğurabilecektir.  1 yıl içinde itirazın iptali davası açılmaması doğrudan alacaklının alacağını tahsilini imkanını ortadan kaldırmaz. Alacaklının alacağın niteliğine göre genel zamanaşımı sürelerinde “alacak davası” açarak borcunu yeni bir hukuki işlem ile tahsil etme imkanına sahiptir. Bu bir yıllık sürenin kaçırılması yeni bir davaya sebebiyet vereceğinde önemle üzerinde durulması gereken bir hak düşürücü süredir. Buna karşın bu süresinin kaçırılması borcu tamamen ortadan kaldırmaz.  Açılacak olan alacak davası ile tıpkı iptal davasında olduğu gibi borcun muaccel olup olmadığı konusu araştırılır. Mahkemece borcun muaccel olduğu sonucuna varılması halinde alacaklının bu mahkeme kararına istinaden diğer icra takibinden farklı olarak bu kez yeniden ilamlı icra takibi başlatması gerekir.  ## İtirazın İptali Davası Ne Kadar Sürer? Yerel mahkemelerde ve yüksek yargı organlarında görülecek olan davaların ne kadar süreceğinin önceden kestirilmesi oldukça zordur. Davanın nitelik ve kapsamına göre, taraf sayısına göre, bilirkişi incelemesi veya keşif yapılıp yapılmayacağına göre bu süreler değişir. Ayrıca kararın kesinleşmesine kadar olan süreç yine dava süresi dahilinde olması nedeniyle istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurulmuş olması da dava süresini etkileyen önemli bir unsurdur. Genel bir süre belirtmek zor olsa da mesleki tecrübelerimize dayanarak benzer davaların 6 ay ile 1,5 yıl içerisinde sonuçlanabildiğini söyleyebiliriz.  ## İtirazın İptali Davası Vekalet Ücreti Diğer hukuk davalarında olduğu gibi itirazın iptali davası vekalet ücreti ve diğer dava harç ve yargılama giderleri davacıdan peşin olarak tahsil edilir. Açılacak olan dava sonucunda davacı lehine bir karar verilmesi halinde tüm bu gider ve masraflar ile vekalet ücreti davalı taraftan tahsil edilerek tekrar davacı tarafa ödenir.  İtirazın iptali davası vekalet ücreti dava değerine göre nispi olarak hesaplanır. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre nispi olarak alınacak vekalet ücretleri genellikle dava konusu değerin %15’i olarak belirlenir. Bu nedenle dava konusu değerin artması ile birlikte vekalet ücretinde de artış meydana gelebilecektir.  ## İtirazın İptali Davası Dilekçe Örneği … ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ’NE (Alacağın Niteliğine Göre Görevli Mahkeme Değişebilecektir.) DAVACI Adı ve Soyadı : … (Varsa şirket unvanı) T.C. Kimlik No (Vergi No : … Adres : … VEKİLİ Avukat : … Adres : … DAVALI Adı ve Soyadı : … (Varsa Şirket Unvanı) T.C. Kimlik No : … Adres : … DAVA KONUSU : Borçlu …’in yapmış olduğu icra takibine itirazın iptali ve icra takibinin devamına karar verilmesi ile inkar tazminatına hükmedilmesi talebi DAVA DEĞERİ : … TL AÇIKLAMALAR :    - Yukarıda açık kimlik ve adres bilgileri yazılı davalı aleyhine … İcra Müdürlüğünün …../….. esas sayılı takip dosyası ile …. TL tutarında alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatılmıştır.  - Başlatılan icra takibi sonucunda; İcra Müdürlüğü tarafından … tarihinde borçluya ödeme emri tebliğ edilmiş olup, borçlu yasal sürede gerekçeleri ile birlikte ödeme emrine itiraz etmiştir. Yapılan bu itiraz nedeniyle icra takibi durmuştur.  - Borçlunun yapmış olduğu bu itiraz dilekçesi … tarihinde davacıya tebliğ edilmiştir.  - … İcra Müdürlüğünün ……/….. Esas sayılı takip dosyasında talep edilen alacak …. tarihli sözleşmeye dayanmaktadır. Bu nedenle yasal olarak borçlu ile borç ilişkisi doğmuş ve borç muaccel hale gelmiştir.  - Borcun muaccel olduğu itirazın iptali dava dilekçesine ekli her türlü belgeden anlaşılmaktadır. Borçlunun yapmış olduğu bu itiraz tamamen hukuki dayanaktan yoksun olduğu gibi icra takibinin sürüncemede kalmasına yönelik bir itirazdır.  - Borcun muaccel olduğu dava dilekçesine ekli belgelerden de anlaşılacağı üzeri itirazın iptali ve durmuş olan icra takibinin devamına karar verilmesi gerekmektedir.  - Ayrıca davalının yapmış olduğu bu itiraz haksız ve kötü niyetli olması nedeniyle inkar tazminatı koşulları oluşmuştur.  YASAL DAYANAKLAR : İcra ve İflas Kanununun 67 ve devamı maddeleri, Hukuk Muhakemeleri Kanunun, Borçlar Kanunu ile ilgili mevzuat hükümleri DELİLLER : … İcra Müdürlüğünün …../….. Esas sayılı takip dosyası, Faturalar, Cari hesap dökümleri, bilirkişi incelemesi, ticari defter kayıtları, tanık beyanları ve her türlü yasal deliller SONUÇ VE TALEP : Yukarıda arz ve izah edilmiş olan nedenlerden dolayı;  - Davanın kabulüne - Davalının … İcra Müdürlüğünün …../….. esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline - İcra takibinin kalmış olduğu yerden devamına - Davacı aleyhine İcra ve İflas Kanununun 67. Maddesi uyarınca inkar tazminatına hükmedilmesine, - Bütün yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına, Karar verilmesi arz ve talep olunur. (Tarih ve İmza) ## İtirazın İptali Dava Dilekçesi Nasıl Hazırlanır? Yukarıda hazırlamış olduğumuz itirazın iptali dava dilekçesi sadece şekil açısından örnek teşkil edebilecek niteliktedir. Her türlü dava dilekçesinin mevcut hukuki uyuşmazlığa göre kişiye özel olarak hazırlanması gerekir. Bu nedenle dava dilekçesinin deneyimli bir Kartal icra avukatı desteğiyle mevcut hukuki durumunuza göre hazırlanması gerekir. ## Sıkça Sorulan Sorular S: İtirazın İptali Davası Kaç Celse Sürer? C: Herhangi bir davanın ne kadar sürede sonuçlanacağı ve karara bağlanacağının önceden kestirilmesi zor olduğu gibi davaların kaç celsede sonuçlanacağını da önceden kestirmek oldukça zordur. Davaların kaç celsede süreceği genellikle mahkemelerin iş yoğunluklarına ve görülen davanın niteliğine göre değişiklik gösterebilir. Genel geçerli olmasa da itirazın iptali davaları genellikle 4 – 6 celse sürebilmektedir. S: Süresinde İtirazın İptali Davası Açılmazsa Ne Olur? C: Süresinde itirazın iptali davalarının açılmaması hak düşürücü süre olması nedeniyle borçlunun alacağını bu şekilde kanıtlaması imkansız hale gelir. Ancak bu sürelerin kaçırılması tamamen alacaklının borcunu tahsil edemeyeceği anlamına gelmez. Genel hükümlere göre açacağı alacak davası ile borcun muaccel olduğunu kanıtlama imkanına sahiptir. S: İtirazın İptali İçin Hak Düşürücü Süre Ne Kadardır? C: İtizarın iptali davası için hak düşürücü süre 1 yıldır. Bu süre içerisinde davanın açılması gerekir. 1 yıllık sürenin başlangıcı ise borçlunun ödeme emrine yapmış olduğu itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren işlemeye başlamaktadır. S: İtirazın İptali Davası Kazanıldıktan Sonra Ne Olur? C: İtirazın iptali davasının, davacı lehine sonuçlanması halinde daha önce borçlunun yapmış olduğu icra takibine itiraz nedeniyle durmuş olan icra takibi kaldığı yerden devam eder. Bununla birlikte davacının talebi üzerine %20’den az olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesi mümkündür. S: İtirazın İptali Davalarında Tanık Dinlenir Mi? C: Hukuk davalarında tanık beyanları önemli bir delil niteliği taşır. Mahkemece esasa ilişkin bir etki edeceği kanaatine varılması halinde itirazın iptali davalarında da tanık dinlenmesi mümkündür. S: İtirazın İptali Davası Alacak Davasına Dönüşür Mü? C: İtirazın iptali davası açılmasından sonra davacının süresi içerisinde ve yasal gerekçeleri ile mahkemeye sunacağı ıslah dilekçesi ile birlikte davanın alacak davasına dönüşmesi mümkündür. S: İtirazın İptali Davasını Kim Açar? C: İtirazın iptali davası başlatılan icra takibi sonrasında borca itiraz edilmesi halinde ve itirazın iptali dava şartlarının oluşması ile birlikte alacaklı tarafından açılır. Alacaklının itirazın iptali dava süresi içerisinde bu davayı açması gerekir. Aksi halde alacağın muaccel olduğunu kanıtlanmak adına alacak davası açması zorunlu hale gelebilecektir. --- # Uyuşturucuda Denetimli Serbestlik: Süreç, İhlal ve Dosyanın Kapanması URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/uyusturucuda-denetimli-serbestlik-surec-ihlal-ve-dosyanin-kapanmasi/ Güncelleme: 2026-06-20 Kısa cevap: Uyuşturucu kullanma suçunda ilk kez işlem gören kişilere denetimli serbestlik imkânı tanınır. Süreç imza, tedavi ve seminer yükümlülüklerinden oluşur. Yükümlülükler eksiksiz yerine getirilirse dosya kapanır ve kamu davası açılmaz. Israrlı ihlal hâlinde denetimli serbestlik sonlandırılır ve dosya savcılığa döner. Hakkınızda ya da bir yakınınız hakkında denetimli serbestlik kararı verildi. İlk rahatlamanın ardından sorular geliyor: "Şimdi ne yapmam gerekiyor? Nereye, ne sıklıkla gideceğim? Bir gün kaçırırsam ne olur? Bu süreç ne zaman ve nasıl bitecek?" Denetimli serbestlik, ilk kez ve kişisel kullanım amacıyla uyuşturucu madde nedeniyle işlem gören kişilere tanınan önemli bir imkândır; ancak bu imkânın sonuca ulaşması, sürecin kurallarına eksiksiz uyulmasına bağlıdır. Uyuşturucuda denetimli serbestlik, doğru yönetildiğinde dosyanın hiç açılmadan kapanmasıyla sonuçlanır; ihmal edildiğinde ise dava açılması ve mahkûmiyetle karşılaşılmasına yol açar. Bu içerik, denetimli serbestlik sürecinin nasıl işlediğini, yükümlülüklerin neler olduğunu, ihlal halinde ne olacağını ve dosyanın nasıl kapandığını adım adım açıklamaktadır. ## Denetimli Serbestlik Nedir? Hangi Durumda Uygulanır? Denetimli serbestlik; kişinin cezaevinde tutulmak yerine, toplum içinde belirli yükümlülüklere tabi tutularak denetlenmesi sistemidir. Uyuşturucu suçları bağlamında bu sistem, özel bir öneme sahiptir. İlk kez ve kişisel kullanım amacıyla uyuşturucu ya da uyarıcı madde nedeniyle işlem gören kişi için TCK md. 191 özel bir mekanizma öngörür. Savcılık, kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verir. ve kişiyi en az 1 yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri altına alır. Bu süre içinde kişiye tedavi ve/veya denetimli serbestlik yükümlülüğü getirilebilir. Bu mekanizmanın amacı, ilk kez yakalanan kişiyi doğrudan cezalandırmak yerine, ıslah ve gerektiğinde tedavi yoluyla bağımlılıktan uzaklaştırmaktır. Denetimli serbestlik, bu amacın hayata geçirildiği süreçtir. ## Denetimli Serbestlik Süreci Nasıl Başlar? Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının ardından kişi, denetimli serbestlik müdürlüğüne yönlendirilir. Süreç şu şekilde başlar: 1. Müdürlüğe başvuru: Kişi, kendisine bildirilen süre içinde denetimli serbestlik müdürlüğüne başvurmak zorundadır. Bu başvuru, sürecin resmi başlangıcıdır. 2. Değerlendirme görüşmesi: Müdürlükte kişinin durumu değerlendirilir. Bağımlılık düzeyi, sosyal durumu ve ihtiyaçları gözetilerek bir denetim planı oluşturulur. 3. Yükümlülüklerin belirlenmesi: Kişiye uygulanacak yükümlülükler — imza, görüşme, tedavi, test gibi — belirlenir ve kendisine bildirilir. Bu başlangıç aşamasında müdürlüğe zamanında başvurmak kritiktir. Başvurunun yapılmaması ya da geciktirilmesi, sürecin ihlali olarak değerlendirilebilir ve ciddi sonuçlar doğurur. ## Denetimli Serbestlik Yükümlülükleri Nelerdir? Denetimli serbestlik sürecinde kişiye çeşitli yükümlülükler getirilir. Bu yükümlülükler, kişinin durumuna ve bağımlılık düzeyine göre belirlenir. Süreçte uygulanan adli kontrol kararının nasıl kaldırılacağı da bilinmesi gereken bir konudur. Başlıca yükümlülükler şunlardır: Düzenli görüşme ve imza yükümlülüğü: Kişi, belirlenen aralıklarla denetimli serbestlik müdürlüğüne başvurarak görüşme yapmak ve imza atmak zorundadır. Bu görüşmelerin sıklığı, sürecin başında daha yoğun olabilir ve zamanla seyrekleşebilir. Madde kullanım kontrolü (test): Denetim süresince, kişinin madde kullanmaya devam edip etmediğini kontrol etmek amacıyla periyodik testler yapılabilir. Bu testlerde madde kullanımının tespit edilmesi, sürecin ihlali anlamına gelir. Tedavi yükümlülüğü: Bağımlılık tespit edilen kişilere tedavi yükümlülüğü getirilebilir. Bu durumda kişi, belirlenen tedavi programına katılmak ve sürdürmek zorundadır. AMATEM gibi bağımlılık tedavi merkezleri bu süreçte rol oynar. Eğitim ve danışmanlık programları: Bazı durumlarda kişiye rehabilitasyon, eğitim ya da danışmanlık programlarına katılım yükümlülüğü getirilebilir. Bu yükümlülüklerin tamamına eksiksiz uyulması, denetimli serbestliğin başarıyla tamamlanmasının ön koşuludur. ## Denetimli Serbestlik Ne Kadar Sürer? Uyuşturucu suçlarında denetimli serbestlik süresi en az 1 yıldır. Bu süre, mahkemenin ya da savcılığın takdiriyle uzatılabilir. Süreyi etkileyen başlıca unsurlar şunlardır: - Kişinin bağımlılık düzeyi ve tedavi ihtiyacı - Denetim sürecindeki uyum ve ilerleme - Tedavi yükümlülüğünün tamamlanma durumu Denetim süresi, yükümlülüklere uyum gösterildiğinde sorunsuz biçimde tamamlanır. Ancak süre içinde ihlal yaşanması ya da tedavinin gereği gibi sürdürülmemesi, sürecin uzamasına ya da olumsuz sonuçlanmasına yol açabilir. ## Denetimli Serbestlik İhlali: Hangi Durumlar İhlal Sayılır? Denetimli serbestlik sürecinin başarısı, yükümlülüklere uyuma bağlıdır. Bu yükümlülüklerin ihlali ciddi sonuçlar doğurur. İhlal sayılan başlıca durumlar şunlardır: Görüşme ve imza yükümlülüğüne uymamak: Belirlenen tarihlerde müdürlüğe başvurmamak, görüşmelere katılmamak ihlal oluşturur. Tekrarlanan devamsızlıklar sürecin olumsuz sonuçlanmasına yol açar. Tekrar madde kullanmak: Denetim süresi içinde yeniden uyuşturucu madde kullanmak ve bunun testle tespit edilmesi en ciddi ihlallerden biridir. Tedavi yükümlülüğünü yerine getirmemek: Bağımlılık tedavisi yükümlülüğü getirilmişse, bu tedaviye katılmamak ya da yarıda bırakmak ihlal sayılır. Denetim süresinde yeniden suç işlemek: Denetim süresi içinde yeniden uyuşturucu madde kullanımıyla yakalanmak, sürecin en ağır ihlalidir ve doğrudan dava açılmasına yol açar. ## İhlal Halinde Ne Olur? Denetimli serbestlik yükümlülüklerinin ihlali, sürecin tanıdığı imkânın ortadan kalkmasına yol açar. İhlalin niteliğine göre sonuçlar farklılaşır. Denetimli serbestlik, soruşturma veya ceza dosyanızla ilgili hukuki durumun değerlendirilmesi için Kartal’da avukat desteği alabilirsiniz. Yükümlülüklere uymama (devamsızlık, tedaviyi sürdürmeme): Bu tür ihlallerde öncelikle uyarı yapılabilir; ancak ihlalin sürmesi halinde denetimli serbestlik kararının kaldırılması ve dosyanın yeniden ele alınması gündeme gelir. Denetim süresinde tekrar madde kullanımı/yakalanma: TCK md. 191/6 uyarınca denetim süresi içinde yeniden suç işleyen kişi hakkında kamu davası açılır.Bu durumda kişisel kullanım için öngörülen 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası gündeme gelir. Eğer madde farklı zamanlarda birden fazla kez kullanılmışsa, zincirleme suç hükümleri devreye girerek ceza artırılabilir. Bu nedenle denetim süresi, kişiye tanınan değerli bir "ikinci şans" niteliği taşır. Bu şansın değerlendirilmesi, yükümlülüklere eksiksiz uyulmasına bağlıdır. İhlal, hem hapis cezası riskini doğurur hem de adli sicile mahkûmiyet kaydının işlenmesine yol açabilir. ## Denetim Süresini Başarıyla Tamamlama: Dosyanın Kapanması Denetimli serbestlik sürecinin en önemli sonucu budur. Denetim süresini yükümlülüklere uyarak ve yeniden suç işlemeden geçiren kişi hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir. TCK md. 191/4 bu sonucu düzenler. Sürecin başarıyla tamamlanmasının pratik sonuçları şunlardır: - Dava hiç açılmaz: Kamu davasının açılması ertelendiğinden ve denetim başarıyla tamamlandığından, dava açılmaz - Hapis cezası verilmez: Mahkûmiyet söz konusu olmaz - Adli sicile kayıt işlenmez: Mahkûmiyet kaydı adli sicile yansımaz - Dosya kapanır: Süreç sona erer ve dosya kapatılır Yani denetimli serbestlik sürecini düzgün tamamlayan kişi, sonuçta herhangi bir cezayla karşılaşmaz ve adli sicili temiz kalır. Bu, sistemin ilk kez yakalanan kullanıcıya tanıdığı en önemli korumadır. Bu sonuca ulaşmanın tek yolu, denetim süresince yükümlülüklere eksiksiz uymaktır. ## Denetimli Serbestlik Sürecini Başarıyla Geçirmenin Yolları Sürecin başarıyla tamamlanması için dikkat edilmesi gereken pratik noktalar şunlardır: Görüşme ve imza tarihlerini asla kaçırmamak: Belirlenen tarihleri takvime not etmek ve hiçbirini atlamamak kritiktir. Devamsızlık, ihlalin en yaygın biçimidir. Madde kullanımından tamamen uzak durmak: Denetim süresince yeniden madde kullanmak, sürecin tüm kazanımlarını ortadan kaldırır. Testlerde tespit, doğrudan dava açılmasına yol açar. Tedavi sürecini ciddiye almak: Tedavi yükümlülüğü getirilmişse, bunu yarıda bırakmamak ve gereklerini yerine getirmek gerekir. Tedavi, hem yasal yükümlülük hem de sağlık açısından önemlidir. Müdürlükle iletişimi sürdürmek: Bir mazeret nedeniyle görüşmeye gidilemeyecekse, önceden müdürlüğe bildirmek ve belgelemek gerekir. İletişimsizlik, ihlal olarak değerlendirilebilir. Hukuki destek almak: Sürecin doğru yönetilmesi, özellikle ihlal riski ya da belirsizlik durumunda, avukat desteğiyle daha güvenli hale gelir. ## Gerçek Hayat Senaryoları ## Senaryo 1: Sürecin Başarıyla Tamamlanması Uygulamada sık görülen bir tablo şudur: ilk kez kişisel kullanım amacıyla yakalanan kişi hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilir ve 1 yıllık denetimli serbestlik başlar. Kişi, müdürlüğe zamanında başvurur, tüm görüşme ve imza tarihlerine eksiksiz uyar, periyodik testlerden geçer ve denetim süresince yeniden madde kullanmaz. Süre sonunda hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir; dosya kapanır ve adli siciline herhangi bir kayıt işlenmez. Kişi, süreci ciddiye aldığı için herhangi bir cezayla karşılaşmamıştır. ## Senaryo 2: Devamsızlık Nedeniyle Bozulan Süreç Bir diğer durum: denetimli serbestlik kararı verilen kişi, sürecin başında görüşmelere düzenli katılır; ancak zamanla bunu ihmal etmeye başlar. Birkaç görüşmeyi mazeretsiz kaçırır, müdürlükle iletişimi keser. Bu devamsızlıklar ihlal olarak değerlendirilir; uyarılara rağmen durum düzelmez. Sonuçta denetimli serbestlik kararı kaldırılır ve dosya yeniden ele alınır. Kişi, sürecin tanıdığı imkânı görüşmelere düzenli katılmadığı için yitirir. Görüşme tarihlerinin takvime not edilmesi ve mazeret durumunda önceden bildirim yapılması bu durumu önleyebilirdi. ## Süreci Ciddiye Alın, Dosyanızı Temiz Kapatın Uyuşturucuda denetimli serbestlik, ilk kez yakalanan kişiye tanınan değerli bir imkândır; doğru yönetildiğinde dosyanın hiç açılmadan kapanmasıyla ve adli sicilin temiz kalmasıyla sonuçlanır. Bu sonuca ulaşmanın yolu, görüşme ve imza yükümlülüklerine eksiksiz uymak, madde kullanımından tamamen uzak durmak, tedavi sürecini ciddiye almak ve müdürlükle iletişimi sürdürmektir. İhlal ise sürecin tanıdığı imkânı ortadan kaldırır ve hapis cezası riskini doğurur.Bu teknik ve takip gerektiren süreçte, uyuşturucu suçu avukatından destek almak, sürecin doğru yönetilmesini ve hak kaybının önlenmesini sağlar. İlgili konularda ayrıntılı bilgi: uyuşturucu kullanma suçunun kapsamı, ilk kez yakalanmanın sonuçları. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Uyuşturucuda denetimli serbestlik ne kadar sürer? C: Denetimli serbestlik süresi en az 1 yıldır. Bu süre, kişinin bağımlılık düzeyine ve denetim sürecindeki uyumuna göre uzatılabilir. Tedavi yükümlülüğü varsa, tedavi sürecinin tamamlanması da süreyi etkiler. Yükümlülüklere uyum gösterildiğinde süreç sorunsuz tamamlanır. S: Denetimli serbestlikte hangi yükümlülükler var? C: Başlıca yükümlülükler; düzenli görüşme ve imza, periyodik madde kullanım testi, bağımlılık varsa tedavi yükümlülüğü ve gerektiğinde eğitim-danışmanlık programlarına katılımdır. Yükümlülükler, kişinin durumuna göre belirlenir ve kendisine bildirilir. Tamamına eksiksiz uyulması başarının ön koşuludur. S: Bir görüşmeyi kaçırırsam ne olur? C: Görüşmeleri mazeretsiz kaçırmak ihlal olarak değerlendirilir. Tek bir devamsızlık uyarıyla sonuçlanabilirken, tekrarlanan devamsızlıklar denetimli serbestlik kararının kaldırılmasına ve dosyanın yeniden ele alınmasına yol açar. Bir mazeret varsa, önceden müdürlüğe bildirmek ve belgelemek gerekir. S: Denetim süresinde tekrar yakalanırsam ne olur? C: Denetim süresi içinde yeniden uyuşturucu madde kullanımıyla yakalanmak en ağır ihlaldir. TCK md. 191/6 uyarınca hakkınızda kamu davası açılır ve 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası gündeme gelir. Madde farklı zamanlarda birden fazla kez kullanılmışsa zincirleme suç hükümleriyle ceza artırılabilir. S: Denetimli serbestliği başarıyla tamamlarsam ne olur? C: Denetim süresini yükümlülüklere uyarak ve yeniden suç işlemeden tamamlarsanız, hakkınızda kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir. Dava açılmaz, hapis cezası verilmez ve adli sicilinize mahkûmiyet kaydı işlenmez. Dosya kapanır. Bu, sürecin tanıdığı en önemli korumadır. S: Denetimli serbestlik adli sicilime işler mi? C: Süreci başarıyla tamamlamanız halinde mahkûmiyet kaydı adli sicile işlenmez; kovuşturmaya yer olmadığı kararıyla dosya kapanır.Ancak denetim süresinde ihlal yaşar ve dava açılarak mahkûmiyet alırsanız, bu durum adli sicile yansır. Bu nedenle sürecin başarıyla tamamlanması adli sicilin temiz kalması açısından kritiktir. --- # Uyuşturucu Suçunda Ehliyete El Konulur mu? Geri Alma URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/uyusturucu-sucunda-ehliyete-el-konulur-mu-geri-alma/ Güncelleme: 2026-06-19 Kısa cevap: Uyuşturucu veya uyarıcı madde etkisi altında araç kullanıldığının tespiti hâlinde Karayolları Trafik Kanunu uyarınca sürücü belgesine el konulur; el koyma süresi ihlalin tekrarına göre uzar. Süre dolunca belge kendiliğinden iade edilmez; başvuru ve gerektiğinde sağlık raporuyla geri alınır. El koyma idari bir işlemdir; süresi içinde itiraz edilebilir ve bu süreç ceza soruşturmasından bağımsız yürür. Uyuşturucu madde nedeniyle bir işlem yaşadınız ya da bir yakınınız bu durumla karşılaştı. Ceza sürecinin yanında beklenmedik bir sonuçla da yüzleşiyorsunuz: sürücü belgenize el konuldu. "Uyuşturucu suçunda ehliyet neden alınır? Geri alabilir miyim? Ne zaman geri verilir?" soruları, günlük hayatı doğrudan etkileyen bu durumda hızla gündeme gelir. Çoğu kişi için ehliyet yalnızca bir belge değil; işe gitmenin, geçimi sağlamanın ve günlük hayatı sürdürmenin aracıdır. Uyuşturucu suçunda ehliyete el konulması, idari ve adli boyutları olan, doğru yönetildiğinde geri alınabilen bir süreçtir. Bu içerik, ehliyete neden ve nasıl el konulduğunu, geri alma sürecinin nasıl işlediğini ve bu aşamada atılması gereken adımları açıklamaktadır. ## Uyuşturucu Suçunda Ehliyete Neden El Konulur? Uyuşturucu ya da uyarıcı madde kullanımıyla bağlantılı durumlarda sürücü belgesine el konulması, trafik güvenliğini koruma amacına dayanır. Mantık şudur: madde etkisi altında araç kullanmak hem sürücü hem de diğer yol kullanıcıları için ciddi tehlike oluşturur. El koyma iki farklı bağlamda gündeme gelebilir: Trafikte madde etkisi altında yakalanma: Sürücünün uyuşturucu ya da uyarıcı madde etkisi altında araç kullandığının tespit edilmesi, Karayolları Trafik Kanunu kapsamında doğrudan sürücü belgesine el konulmasını gerektirir. Bu, en doğrudan el koyma sebebidir. Uyuşturucu suçuyla bağlantılı idari işlem: Uyuşturucu kullanımı ya da bağımlılığı tespit edilen kişilerin sürücü belgesi, sürüş güvenliği açısından idari değerlendirmeye tabi tutulabilir. Bu değerlendirme, kişinin güvenli araç kullanma ehliyetini koruyup korumadığına odaklanır. Önemli bir ayrım: madde etkisi altında araç kullanma ile uyuşturucu bulundurma/kullanma suçları farklı hukuki sonuçlar doğurur. Ehliyete el koyma açısından en doğrudan sonuç, madde etkisi altında araç kullanmada ortaya çıkar. ## Madde Etkisi Altında Araç Kullanma: Sonuçlar Uyuşturucu ya da uyarıcı madde etkisi altında araç kullanmak, Karayolları Trafik Kanunu'nun en ağır yaptırım öngördüğü ihlallerden biridir. Bu durumda karşılaşılan sonuçlar şunlardır: - Sürücü belgesine el konulması: Belge belirli bir süre için geri alınır - İdari para cezası: Yüksek tutarlı idari para cezası uygulanır - Aracın trafikten men edilmesi: Araç belirli süreyle trafikten alınabilir - Sürücü belgesinin geri alma süresi: İhlalin tekrarına göre süre uzar Madde etkisi altında araç kullanma tekrarlandığında, sürücü belgesinin geri alma süresi belirgin biçimde uzar. İlk ihlalde belirli bir süre uygulanırken, tekrarlanan ihlallerde bu süre katlanarak artar ve belge süresiz olarak da geri alınabilir. ## Ehliyete El Koyma Süresi Ne Kadar? El koyma süresi, ihlalin niteliğine ve tekrarına göre değişir. Madde etkisi altında araç kullanmada sürücü belgesi belirli bir süre için geri alınır; bu süre ilk ihlalde daha kısa, tekrarlanan ihlallerde ise belirgin biçimde uzundur. Sürenin belirlenmesinde dikkate alınan unsurlar şunlardır: - İhlalin ilk kez mi yoksa tekrar mı olduğu - Madde etkisinin derecesi ve tespit yöntemi - Kaza ya da başka bir zararın meydana gelip gelmediği - Sürücünün geçmiş trafik sicili El koyma süresi dolduğunda belge kendiliğinden iade edilmez; geri alma için belirli işlemlerin tamamlanması gerekir. Bu nedenle sürenin takibi ve geri alma sürecinin doğru yönetilmesi önemlidir. ## Ehliyet Geri Alma Süreci Nasıl İşler? El koyma süresinin dolmasının ardından sürücü belgesinin geri alınması için belirli adımların izlenmesi gerekir. Süreç, el koymanın gerekçesine göre değişebilmekle birlikte genel hatlarıyla şu aşamaları içerir: 1. El koyma süresinin dolması: Öncelikle belirlenen geri alma süresinin tamamlanması gerekir. Süre dolmadan belge iade edilmez. 2. Gerekli belgelerin hazırlanması: Geri alma başvurusu için kimlik, el koyma kararı ve gerekli diğer belgeler hazırlanır. 3. Sağlık raporu ve değerlendirme: Bazı durumlarda, özellikle madde kullanımı ya da bağımlılığıyla bağlantılı el koymalarda, kişinin güvenli araç kullanmaya elverişli olduğunu gösteren sağlık raporu istenebilir. Bağımlılık tespiti varsa tedavi sürecinin tamamlandığının belgelenmesi gerekebilir. 4. İlgili kuruma başvuru: Belgeler tamamlandıktan sonra trafik tescil birimine başvurularak belgenin iadesi talep edilir. Geri alma sürecinin gerekçeye göre farklılık gösterdiği unutulmamalıdır. Madde etkisi altında araç kullanma nedeniyle el koymada süreç, idari değerlendirmeye dayalı el koymadan farklı işleyebilir. Bu nedenle somut durumun bir avukatla değerlendirilmesi, doğru adımların atılmasını sağlar. ## İdari İşleme İtiraz: Sürücü Belgesi El Koymaya Karşı Hukuki Yol Sürücü belgesine el konulması bir idari işlemdir ve bu işleme karşı hukuki itiraz yolu açıktır. El koyma işleminin hukuka aykırı olduğu düşünülüyorsa — örneğin tespit yönteminde usul hatası, ölçüm hatası ya da dayanağın yetersizliği söz konusuysa — idari işleme itiraz edilebilir. İtiraz, idari yargı yolunda sulh ceza hâkimliği ya da idari mahkeme aracılığıyla yapılabilir; başvurulacak merci, işlemin niteliğine göre belirlenir. İtiraz sürecinde dikkat edilmesi gereken en önemli husus süredir. İdari işleme itiraz için kanunda öngörülen süreler kısadır ve kaçırıldığında itiraz hakkı yitirilir. Bu nedenle el koyma işlemiyle karşılaşıldığında, itiraz olanağını değerlendirmek için derhal hukuki destek alınması gerekir. İtirazda öne sürülebilecek başlıca argümanlar şunlardır: tespit yönteminin usulüne uygun yapılmaması, ölçüm cihazının kalibrasyonu ya da güvenilirliği, sürücünün gerçekte madde etkisi altında olmadığı ve işlemin dayanağındaki eksiklikler. Ayrıca süreç sonunda oluşabilecek adli sicil kaydının nasıl silineceği hakkında da bilgi alabilirsiniz. ## Ceza Süreci ile İdari Sürecin Ayrımı Burada kritik bir ayrım vardır: uyuşturucu suçunda ceza süreci ile sürücü belgesine ilişkin idari süreç birbirinden farklı işler. Ceza süreci: Uyuşturucu kullanımı ya da bulundurma fiiline ilişkin olarak savcılık ve ceza mahkemesi nezdinde yürütülen süreçtir. İlk kez kişisel kullanımda kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve denetimli serbestlik gibi mekanizmalar bu süreçte devreye girer. İdari süreç: Sürücü belgesine el konulması, idari para cezası gibi yaptırımları içeren süreçtir. Bu süreç, ceza sürecinden bağımsız olarak işleyebilir. Bu ayrımın pratik sonucu şudur: ceza sürecinde lehe bir karar çıkması — örneğin kamu davasının ertelenmesi — sürücü belgesinin otomatik olarak iade edilmesi anlamına gelmeyebilir. İdari sürecin kendi kuralları ve süreçleri işler. Her iki sürecin de ayrı ayrı takip edilmesi ve yönetilmesi gerekir. ## Bağımlılık Tedavisi ve Ehliyet Geri Alma İlişkisi Madde bağımlılığı tespit edilen kişilerde, sürücü belgesinin geri alınması tedavi süreciyle bağlantılı olabilir. Bu durumda, kişinin güvenli araç kullanmaya elverişli hale geldiğinin belgelenmesi geri alma için önem taşır. Tedavi sürecine gönüllü katılım ve bu sürecin tamamlandığının belgelenmesi, hem geri alma sürecini kolaylaştırır hem de kişinin sağlığı açısından olumlu sonuç doğurur. AMATEM gibi bağımlılık tedavi merkezleri bu süreçte başvurulabilecek sağlık kaynaklarıdır. Tedavi yükümlülüğü, ehliyetin geri alınmasının önünde bir engel değil; aksine güvenli sürüş ehliyetinin yeniden kazanıldığını gösteren bir adımdır. Bu süreci ciddiye almak, hem hukuki hem sağlık açısından doğru yaklaşımdır. Denetimli serbestlik kapsamında uygulanan adli kontrol kararının nasıl kaldırılacağı da bu aşamada önem taşır. ## Ehliyete El Koyma Durumunda Yapılması Gerekenler Sürücü belgesine el konulduğunda atılacak adımlar, hem itiraz olanağını korumak hem de geri alma sürecini doğru yönetmek açısından kritiktir. El koyma kararını ve gerekçesini incelemek: Hangi dayanakla, hangi süreyle el konulduğunu net biçimde anlamak ilk adımdır. Bu bilgi, itiraz ve geri alma stratejisini belirler. İtiraz süresini kaçırmamak: İdari işleme itiraz süreleri kısadır. El koymanın hukuka aykırı olduğu düşünülüyorsa derhal hukuki destek alınarak itiraz değerlendirilmelidir. Tespit sürecini sorgulamak: Madde tespitinin nasıl yapıldığı, ölçüm yönteminin güvenilirliği ve usule uygunluğu itiraz açısından önemlidir. Ceza ve idari süreçleri ayrı ayrı takip etmek: İki sürecin farklı işlediğini bilerek her ikisini de yönetmek gerekir. Geri alma için süreyi ve koşulları takip etmek: El koyma süresi dolduğunda belge kendiliğinden iade edilmez; geri alma işlemlerinin tamamlanması gerekir. ## Gerçek Hayat Senaryoları ## Senaryo 1: Tespit Yöntemine İtiraz Uygulamada karşılaşılan bir tablo şudur: bir sürücü, madde etkisi altında araç kullandığı gerekçesiyle durdurulur ve sürücü belgesine el konulur. Ancak sürücü, gerçekte madde kullanmadığını ileri sürer. Avukatı tespit sürecini inceler; ölçüm yönteminde ya da kayıt sürecinde usul eksiklikleri tespit eder. İdari işleme süresi içinde itiraz edilir; tespit sürecindeki usul hatası ortaya konur. İtiraz değerlendirilir ve el koyma işlemi gözden geçirilir. Bu senaryo, itiraz süresinin kaçırılmamasının ve tespit sürecinin titizlikle incelenmesinin önemini gösterir. ## Senaryo 2: Tedavi Süreci ve Geri Alma Bir diğer durum: madde kullanımıyla bağlantılı olarak sürücü belgesine el konulan kişi, aynı zamanda denetimli serbestlik kapsamında tedavi yükümlülüğü altındadır. Kişi tedavi sürecini ciddiye alır, AMATEM'de tedavisini tamamlar ve bunu belgeler. El koyma süresi dolduğunda, tedavi sürecinin tamamlandığını gösteren belgelerle geri alma başvurusu yapar. Güvenli araç kullanmaya elverişli olduğunu ortaya koyan belgeler, geri alma sürecini kolaylaştırır. Tedavinin ciddiye alınması hem sağlık hem hukuki açıdan olumlu sonuç doğurmuştur. ## Sürecinizi Doğru Yönetin, Hakkınızı Koruyun Uyuşturucu suçunda ehliyete el konulması, günlük hayatı doğrudan etkileyen ama doğru yönetildiğinde geri alınabilen bir süreçtir. El koyma kararının gerekçesini anlamak, itiraz süresini kaçırmamak, ceza ve idari süreçleri ayrı ayrı takip etmek ve geri alma için gerekli koşulları yerine getirmek — bu adımların her biri sürecin doğru yönetilmesini sağlar. Tespit sürecindeki usul hataları itiraz açısından önem taşırken, bağımlılık durumunda tedavi sürecinin tamamlanması geri almayı kolaylaştırır. Bu teknik ve süreye bağlı süreçte, uyuşturucu suçu avukatından destek almak hak kaybını önler. Koza Kartal Avukatlık Bürosu olarak hem uyuşturucu suçunun ceza boyutunda hem de sürücü belgesine ilişkin idari süreçte, hakkınızı korumak için yanınızdayız. İlgili konularda ayrıntılı bilgi: uyuşturucu kullanma suçunun kapsamı. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Uyuşturucu suçunda ehliyete el konulur mu? C: Madde etkisi altında araç kullanma tespit edilirse sürücü belgesine doğrudan el konulur. Uyuşturucu kullanımı ya da bağımlılığıyla bağlantılı durumlarda da sürücü belgesi idari değerlendirmeye tabi tutulabilir. El koyma, trafik güvenliğini koruma amacına dayanır. S: El konulan ehliyetimi nasıl geri alabilirim? C: Öncelikle el koyma süresinin dolması gerekir. Ardından gerekli belgeler hazırlanır; bazı durumlarda güvenli araç kullanmaya elverişli olunduğunu gösteren sağlık raporu istenebilir. Belgeler tamamlandıktan sonra trafik tescil birimine başvurularak belgenin iadesi talep edilir. Süreç el koymanın gerekçesine göre değişebilir. S: Ehliyete el koymaya itiraz edebilir miyim? C: Evet. Sürücü belgesine el konulması bir idari işlemdir ve bu işleme karşı itiraz yolu açıktır. Tespit yönteminde usul hatası, ölçüm hatası ya da dayanağın yetersizliği söz konusuysa itiraz edilebilir. Ancak itiraz süreleri kısadır; kaçırılması halinde itiraz hakkı yitirilir. Bu nedenle derhal hukuki destek alınmalıdır. S: Ceza davası iyi sonuçlanırsa ehliyetim otomatik geri verilir mi? C: Hayır, mutlaka değil. Ceza süreci ile sürücü belgesine ilişkin idari süreç birbirinden farklı işler. Ceza sürecinde lehe bir karar çıkması — örneğin kamu davasının ertelenmesi — sürücü belgesinin otomatik iadesi anlamına gelmeyebilir. İdari süreç kendi kuralları çerçevesinde ayrıca yönetilmelidir. S: Madde etkisi altında araç kullanma tekrarlanırsa ne olur? C: Sürücü belgesinin geri alma süresi tekrarlanan ihlallerde belirgin biçimde uzar. İlk ihlalde belirli bir süre uygulanırken, tekrarlanan ihlallerde bu süre katlanarak artar ve belge süresiz olarak da geri alınabilir. Tekrar, hem idari hem cezai açıdan durumu ağırlaştırır. S: Ehliyet geri alma için tedavi şart mı? C: Bağımlılık tespit edilen durumlarda, güvenli araç kullanmaya elverişli olunduğunun belgelenmesi geri alma için önem taşır; bu da tedavi sürecinin tamamlanmasını gerektirebilir. Tedavi, ehliyetin geri alınmasının önünde engel değil; güvenli sürüş ehliyetinin yeniden kazanıldığını gösteren bir adımdır. Tedaviyi ciddiye almak hem hukuki hem sağlık açısından doğru yaklaşımdır. --- # Zina Nedeniyle Boşanma Davası Nasıl Açılır? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/zina-nedeniyle-bosanma-davasi-nasil-acilir/ Güncelleme: 2026-10-13 Kısa cevap: Zina, TMK 161'de düzenlenen bir boşanma sebebidir. Aldatılan eş, zinayı öğrenmesinden itibaren 6 ay ve her hâlde fiilin üzerinden 5 yıl içinde boşanma davası açabilir; eşini affeden eşin dava hakkı düşer. Zinayı ispat yükü davacıdadır; mesajlaşmalar, otel kayıtları ve tanık beyanları delil olarak kullanılabilir. Dava Aile Mahkemesinde görülür. Zina nedeniyle boşanma davası evlilik birlikteliği devam ederken eşlerden herhangi birisinin başka birisi ile zina etmiş olması nedeniyle açılan bir davadır. Boşanma sebebi olarak TMK 161 maddesinde düzenlenmiş olan zina, genellikle ağır kusurlar arasında yer alır.  Zina nedeniyle boşamada mal paylaşımı, zina sebebiyle boşanma süresi, aldatan eşin ne kadar tazminat ödeyeceği gibi hukuki uyuşmazlıkları düşündüğümüzde zina nedeniyle boşanma davasının diğer boşanma sebeplerine bağlı olarak açılan boşanma davalarından farklı yönleri vardır.  Zina nedeniyle açılacak olan boşanma davalarında takip etmemiz gereken hukuki süreçler hakkında detaylı bilgiler vermeden önce benzer davalarda verilmiş yargı kararlarını da göz önüne alarak TMK 161 maddesi uyarınca zina nedeniyle boşanma davasının tanımını yapalım. Devamında ise zina nedeniyle boşanmada mal paylaşımı, zina nedeniyle boşanma davası şartları hakkında bilgi sahibi olduktan sonra yazımızın sonunda paylaşacağımız zina nedeniyle boşanma dava dilekçesi örneğini inceleyebilirsiniz.  ## Zina Nedeniyle Boşanma Davası Nedir? Evlilik birliğinin kurulması ile birlikte her iki eşe bir takım yükümlülükler yüklenmektedir. Evlilik birlikteliğinin eşler arasında saygı ve sevgi çerçevesinde yürütülmesi için eşlere yüklenen bu yükümlülükler arasında “sadakat yükümlülüğü” de yer alır.  Zina, yani eşlerden herhangi birisinin bu yükümlülüğe aykırı davranarak eşi haricinde bir başkası ile cinsel birliktelik yaşaması Türk Medeni Kanunumuzun 161. Maddesi ile boşanma sebepleri arasında sayılmıştır. Boşanmanın zinaya dayandırılarak açılan davalara ise zina nedeniyle boşanma davası adı verilir.  ## Zina Nedeniyle Boşanma Davasının Yasal Dayanağı “TMK md. 161; Eşlerden biri zina ederse, diğer eş boşanma davası açabilir.  Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ve her halde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle dava açma hakkı düşer.  Affeden tarafın dava hakkı yoktur.”  ## Mahkemede Zina Nasıl İspatlanır? Zina nedeniyle boşanma davasının en önemli noktasını mahkemede zinanın nasıl ispatlanacağıdır. İki kişi arasında geçen bu ilişkinin mahkemede delillere bağlanması gerekir. Zinanın gerçekleşmiş olduğunun ispatlanması yükümlülüğü davacı eşe aittir. Davacı, dava öncesinde toplamış olduğu delilleri, zina nedeniyle boşanma dava dilekçesinde mutlaka göstermesi gerekir.  Daha önce de belirttiğimiz gibi zinanın gerçekleştiğine dair, video veya suçüstü halleri hariç olmak üzere kanıtlanması oldukça zordur. Ancak bu konuda verilmiş yargı kararları ile yüksek yargı organlarının kararları zinanın gerçekleştiğine dair kuvvetli emarelerin bulunmasını genellikle boşanma için yeterli olarak kabul etmektedir.  ## Zinanın İspatlanmasında Kullanılan Deliller Boşanmanın zinaya dayandırıldığı davalarda bu deliller değişiklik gösterebilmektedir. Doğrudan zinayı kanıtlayacak deliller olmasa da; Zinanın gerçekleştiğine dair emareler yeterli görülebilmektir. Zina nedeniyle açılacak olan boşanma davalarında sık kullanılan delilleri ise aşağıdaki gibi sıralayabiliriz.  - Cinsel içerili mesajlaşmalar - Telefon görüşmeleri - Otel kayıtları - Mesajlaşmalar - Fotoğraf / videolar - Ses kayıtları - Tanık beyanları Görüldüğü gibi fotoğraf ve video kayıtları haricinde cinsel birlikteliğin gerçekleştiğinin somut bir şekilde mahkemeye delil olarak sunulması oldukça zordur. Ancak taraflar arasındaki cinsel içerikli veya duygusal mesajlar ile tarafların aynı otel veya evde birlikte yaşamış oldukları bir bütün halinde değerlendirilerek mahkeme tarafından zinanın gerçekleştiği kabul edilebilecektir.  ## Zina Nedeniyle Boşanma Davası Şartları Zina nedeniyle açılan boşanma davasının kabul edilebilmesi ve eşlerin zina nedeniyle boşanmalarına karar verilebilmesi için önemli birkaç şartın bir arada bulunması gerekir.  ## Zina Nedeniyle Boşanma Davası Süresi İçinde Açılmalıdır Türk Medeni Kanunumuzun 161. Maddesinde yer alan düzenlemeye göre davacı eş zinayı öğrenmesinden itibaren 6 aylık süre içerisinde boşanma davasını açması gerekir.  ## Zina Eden Eş Affedilmemiş Olmalıdır Zina nedeniyle boşanma davası şartları arasında “af” önemli bir yere sahiptir. Zina eden eşin diğer eş tarafından affedilmemiş olması gerekir. Af / bağışlama söz konusu olması halinde ve bunun dava aşamasında davalı eş tarafından kanıtlanması zina nedeniyle boşanma davalarının reddine sebebiyet verebilecektir.  ## Zina Nedeniyle Boşanma Davası Nasıl Açılır? Zina nedeniyle boşanma davası genel hatları ile aşağıdaki süreçlere tabidir.  ## Delillerin Toplanması Zina nedeniyle boşanma davasının dayanağını evlilik birlikteliği devam ederken eşlerden herhangi birisinin yapmış olduğu zina (evlilik dışı ilişki) oluşturur. Mahkemede zinanın ispatlanması en önemli hukuki işlemdir. Zina nedeniyle boşanma dava dilekçesi hazırlanmadan önce mutlaka bu delilerin toplanması gerekir.  Toplanacak deliller sadece zinanın gerçekleştiğine yönelik olmamalıdır. Bununla beraber evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı ve ortak hayatın bu zina nedeniyle çekilemez hale gelmiş olduğuna yönelik delillerin de toplanması ve hazırlanması gerekir.  ## Zina Nedeniyle Boşanma Dava Dilekçesinin Hazırlanması Boşanmaya karar verip yukarıda belirttiğimiz şekilde delillerin toplanmasından sonra bir sonraki aşama zina nedeniyle boşanma dava dilekçesinin hazırlanmasıdır. Toplamış olduğumuz deliller ve tanıklar ile zinanın ne zaman gerçekleştiği kronolojik bir şekilde dava dilekçesinde belirtilmelidir. Bununla birlikte zina nedeniyle boşanma davası şartlarının oluştuğu ve en önemlisi aldatan eşin davacı eş tarafından affedilmemiş olduğu gibi önemli hususlar dava dilekçesinde hukuki bir şekilde belirtilmelidir.  ## Boşanma Davasının Açılması Yukarıda sıralamış olduğumuz aşamalar daha çok boşanma davasına hazırlık aşamasıdır. Bu aşamalar tamamlandıktan sonra görevli ve yetkili mahkemelerde davanın açılması aşamasına geçilir.  ## Görevli Mahkemeler Bütün aile hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklarda olduğu gibi zina nedeniyle boşanma davası da Aile Mahkemelerinde görülür. Yetkili mahkemelerin bulunduğu yargı biriminde ayrıca Aile Mahkemesi bulunmaması halinde bu görev aile mahkemesi sıfatı ile Asliye Hukuk Mahkemesine aittir.  ## Zina Nedeniyle Boşanma Davasında Yetkili Mahkemeler - Davacı eşin ikamet yeri mahkemeleri - Davalı eşin ikamet yeri mahkemeleri - Her iki eşin daha önce en az 6 ay süre ile son olarak ikamet etmiş oldukları yer mahkemeleri Örneğin davacının İstanbul / Kartal ilçesinde ikamet etmesi halinde boşanma davası İstanbul Anadolu Adalet Sarayında Açılabilecektir. Ya da davalı eşin İstanbul / Beşiktaş ilçesinde ikamet etmiş olması halinde ise boşanma davası davacı eşin tercihine göre İstanbul (Çağlayan) Adliyesinde açılabilecektir.  ## Dava Harç ve Masrafların Yatırılması  Yukarıda belirtmiş olduğumuz yetkili mahkemelerin bulunduğu yargı biriminde yer alan hukuk tevzi bürolarına zina nedeniyle boşanma dava dilekçesi ve ekleri ile birlikte başvurduktan sonra hesaplanan harç ve yargılama giderleri ödendikten sonra boşanma davası resmi olarak açılmış olarak kabul edilir.  ## Online Zina Nedeniyle Boşanma Davası Nasıl Açılır? Elektronik imza sahibi olmamız koşulu ile her türlü davanın açılması, icra takibinin başlatılması, dava dilekçesine dilekçe sunulması gibi hukuki işlemlerin uyap vatandaş portal aracılığı ile online şekilde yapılması mümkündür.  Bunun için öncelikle zina nedeniyle boşanma dava dilekçesinin uyap editör programı ile hazırlanması ve kendimize ait elektronik imza ile imzalanması gerekir. Tüm bu aşamalar tamamlandıktan sonra uyap vatandaş portal’a giriş yaparak dava açılış işlemleri aşamasında yer alan tüm aşamalar eksiksiz bir şekilde tamamlandıktan sonra online bir şekilde boşanma davası açılabilecektir. Uyap vatandaş portal aracılığı ile açacağımız davalarda ayrıca hesaplanan harç ve yargılama giderlerini de kredi kartı veya banka kartı aracılığı ile ödememiz mümkündür.  ## Başka Şehirden Zina Nedeniyle Boşanma Davası Nasıl Açılır? Yukarıda belirtmiş olduğumuz yetkili mahkemelerin bulunduğu yer haricinde bulunulması halinde en yakın adli yargı biriminde bulunan nöbetçi Aile Mahkemesine zina nedeniyle boşanma dava dilekçemizi ve eklerini yetkili mahkemeye gönderilmek üzere sunarak yetkili mahkemelerin bulunduğu farklı bir şehirden boşanma davasını açmamız mümkündür.  ## Zina Nedeniyle Boşanmada Maddi ve Manevi Tazminat Daha önce de belirttiğimiz gibi zina boşanmada genellikle ağır kusur olarak kabul edilir. Bu nedenli zina eden eş genellikle ağır kusurlu ve hatta çoğu zaman tamamen kusurlu olarak kabul edilir. Bu da boşanmada maddi ve manevi tazminat yükümlülüğünü doğuran en önemli etkendir. ## Zina Davası Tazminat Miktarı Zina nedeniyle boşanma davasında tazminat miktarı belirlenirken farklı kriterler göz önüne alınır. Kısmen de olsa maddi ve manevi tazminatın belirlenmesinde farklı unsurlar dikkate alınır.  ## Boşanmada Maddi Tazminat Miktarı Maddi tazminat boşanmaya bağlı olarak eşin mevcut ya da beklenen menfaatleri zarar görmesi halinde ödenen bir tazminat türüdür. Örneğin eşin boşanma sonrası eşin destekten mahrum kalınması ve buna bağlı olarak yaşam standartlarında bir düşüşün meydana gelmiş olması halinde maddi tazminat yükümlülüğü doğar.  Eşin beklenen ve mevcut menfaatlerinin niteliği, yaşam standartlarında meydana gelen düşüş ve tarafların sosyal ve ekonomik durumları dikkate alınarak sadakat yükümlülüğünü ihlal eden eş aleyhine mahkemece belirlenecek miktarda bir maddi tazminat belirlenir.  ## Boşanmada Manevi Tazminat Miktarı Manevi tazminat ise yine boşanmaya bağlı olarak kişilik hakları saldırıya uğrayan eşin yaşamış olduğu üzüntü, keder veya psikolojik çöküntünün meydana getirmiş olduğu zararların bir ölçü olsa dahi giderilmesi amacıyla yine kişilik haklarında meydana gelen saldırının boyutu ve tarafların sosyal ve ekonomik durumları dikkate alınarak bir miktar belirlenir.  Diğer boşanma davalarında olduğu gibi zina nedeniyle boşanma davasında da maddi ve manevi tazminatın miktarı konusunda genel bir belirleme yapılmamıştır. Yukarıda belirtmiş olduğumuz kriterler dikkate alınarak her boşanma davası için farklı tazminat miktarı belirlenebilecektir.  ## Zina Davasında 3. Kişiye Manevi Tazminat Davası Açılır Mı? Zina nedeniyle boşanma davasında maddi ve manevi tazminat talepleri ancak aldatan eş olan davalıdan talep edilebilir. Bu nedenle zina nedeniyle 3. Kişiden tazminat talebinde bulunmak mümkün değildir.  ## Zina Nedeniyle Boşanma Davası Ne Kadar Sürer? Zina nedeniyle boşanma davası niteliği itibariyle bir çeşit çekişmeli boşanma davasıdır. Çekişmeli boşanma davaları ile eşler arasındaki uyuşmazlığın etraflı bir şekilde araştırılmasını gerektirir. Zina nedeniyle boşanma davası şartları oluşmuş olsa dahi mahkemece yerine getirilmesi gereken ve araştırılması gereken farklı konular bulunur.  Zinanın kanıtlanması bu sebeple açılacak olan boşanma davalarını uzatabilecek en önemli etkendir. Bununla birlikte boşanmaya bağlı olarak maddi ve manevi tazminat talebinde bulunulması, çocuğun velayeti talebi bulunması ve nafaka talepleri gibi talepler boşanma davasını uzatabilecektir. Bu nedenle zina nedeniyle açılacak olan boşanma davalarının ne kadar süreceğinin önceden belirlenebilmesi oldukça zordur. Buna karşın mesleki tecrübelerimize dayanarak benzer şekilde açılmış davaların 6 ay ile 1 yıl içerisinde sonuçlanabildiğini söyleyebiliriz.  ## Zina Nedeniyle Boşanma Davası Nasıl Açılır? (Özet) Dava Konusu Açıklamalar Boşanma Sebebi Eşlerden birinin evlilik birliği devam ederken başka biriyle cinsel ilişkiye girmesi (aldatma) Dava Açma Hakkı Zina nedeniyle boşanma davasını aldatılan eş tarafından açılabilir. Hak Düşürücü Süre Zinanın öğrenilmesinden itibaren 6 ay, her halde fiilden itibaren 5 yıl içerisinde davanın açılması gerekir Affetme Durumu Aldatılan eş, eşini açık veya örtülü şekilde affederse dava hakkını kaybeder (zina nedeniyle boşanma davası şartları arasında yer alır.) İspat Yükü Zina iddiasını ileri süren eş bu iddiasını ispatlamakla yükümlüdür. Maddi Tazminat Kusurlu eşten maddi tazminat talep edilebilir Manevi Tazminat Kişilik hakları saldırıya uğrayan eş manevi tazminat isteyebilir Nafaka Talebi Şartları varsa yoksulluk nafakasına hükmedilebilir Velayet Çocuğun üstün yararı dikkate alınarak karar verilir   ## Zina Nedeniyle Boşanma Dava Dilekçesi Örneği … AİLE MAHKEMESİ HAKİMLİĞİ’NE DAVACI Adı ve Soyadı : … T.C. Kimlik No : … Adres : … DAVALI Adı ve Soyadı : … T.C. Kimlik No : … Adres : … DAVA KONUSU : Türk Medeni Kanunumuzun 161. Maddesi gereğince zina nedeniyle boşanma, maddi ve manevi tazminat ile boşanmanın diğer ferileri hakkında  AÇIKLAMALAR :  - Yukarıda açık kimlik ile adres bilgileri yazılı davacı ile davalı … tarihinde evlenmişlerdir. Tarafların bu evlilik birlikteliklerinden … isminde … doğumlu çocukları dünyaya gelmiştir.  - Davalı eş uzun zamandır sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışlarda bulunmakla beraber … isminde kişi ile duygusal birliktelik yaşamaya başlamıştır.  - Davalı eş ile …’in sık sık …’e ait konutta bir araya geldikleri ve davalı eşin aynı kişi ile sık sık … isimli otelde geceyi birlikte geçirdikleri tanık beyanları ile otel kayıtlarından sabittir. - Davalı eşin … ile cinsel birliktelik yaşamış olduğu, davalı eş tarafından … tarihinde öğrenilmiş olup, Türk Medeni Kanununun 161 maddesinde yer alan zamanaşımı süresi içerisinde dava açılmıştır.  - Davalı eşin sadakat yükümlülüğüne aykırı davranarak zina etmiş olması nedeniyle evlilik birliği temelinden sarsılmış ve davacı eş için ortak hayat çekilemez hale gelmiştir.  - Davalı eşin üçüncü bir kişi ile zina yapmış olduğu dava dilekçesine ekli deliller ile sabit olması nedeniyle evlilik birliğinin sona ermesinde tamamen kusurlu olduğu ve bu nedenle davalı eş lehine maddi ve manevi tazminat yükümlülüğünün doğmuş olduğu açıktır.  - Bununla beraber davalı eşin sadakatsiz davranışlarının bulunması çocuğun üstün menfaati ile bağdaşmayacağından ortak çocuğunun velayetinin davacı eşe bırakılması gerektiği düşünülmektedir.  SONUÇ VE TALEP : Yukarıda detayları az ve izah edilmiş olduğu üzere;  - Tarafların zina nedeniyle boşanmalarına, - Ortak çocuğun velayetinin davacı eşe verilmesine, - Davacı eş lehine … TL manevi ve … TL maddi tazminata hükmedilmesine, - Davacı eş lehine … TL yoksulluk nafakası ve … TL iştirak nafakasına hükmedilmesine,  - Bütün yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı eşe yükletilmesine Karar verilmesi arz ve talep olunur.  YASAL DAYANAKLAR : Türk Medeni Kanununun 161 ve devamı maddeleri ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun ilgili maddeleri DELİLLER : Tanık beyanları, nüfus kayıt örneği, mesajlaşma tutanakları, HTS kayıtları, otel kayıtları ile her türlü diğer yasal deliller ## Zina Nedeniyle Çekişmeli Boşanma Dava Dilekçesi Nasıl Hazırlanır? Yukarıda hazırlamış olduğumuz zina nedeniyle çekişmeli boşanma dilekçesi örnek teşkil edebilecek nitelikte olup, mevcut hukuki durumunuza tamamen cevap verebilecek nitelikte olamayabilmektedir. Bu nedenle bu ve benzeri dava dilekçelerinin deneyimli bir Kartal çekişmeli boşanma avukatı tarafından her uyuşmazlığa özel olarak detaylı bir şekilde hazırlanması gerekmektedir. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Zina Nedeniyle Boşanmada Mal Paylaşımı Nasıl Yapılır? C: Zina boşanmada ağır kusur olarak kabul edilmiş olsa da; Zina nedeniyle boşanmada mal paylaşımına herhangi bir etkisi bulunmamaktadır. Her durumda mal paylaşımı eşlerin evlilik birlikteliğinin kurulması sırasında kabul etmiş oldukları mal rejimi veya yasal mal rejimimize göre yapılır. S: Delil Olmadan Zina Davası Açılır Mı? C: Delil olmadan zina nedeniyle boşanma davasının açılmasının önünde bir engel yoktur. Ancak mahkeme tarafından zinanın gerçekleştiğine yönelik yeterli delil elde edilememiş olması halinde davanın reddine karar verilebilecektir. S: Geçmişe Dönük Zina Davası Açılır Mı? C: Zina nedeniyle boşanma davası, zinanın öğrenilmesinden itibaren 6 ay içerisinde açılması gerekir. Bununla beraber her durumda zina deneniyle boşanma davaları 5 yıl içerisinde açılmaması halinde boşanmanın zinaya dayandırılması mümkün değildir. Geçmişe dönük olarak zina davası ise en fazla 5 yıl geriye dönük şekilde gerçekleşen zina nedeniyle açılabilir. S: Aldatan Eş Ne Kadar Tazminat Öder? C: Aldatan eş, boşanma davalarında genellikle ağır, hatta tamamen kusurlu olarak kabul edilse de; Bu durum tek başına aldatan eşin ne kadar tazminat ödeyeceğini belirlemez. Tazminat miktarının belirlenmesinde daha çok tarafların sosyal ve ekonomik durumları dikkate alınır. Bu nedenle her boşanma davası için farklı tazminat miktarları belirlenebilmektedir. Aldatan eşin ödeyeceği genel geçerli bir tazminat miktarı yoktur. --- # Nitelikli Dolandırıcılık Suçu ve Cezası TCK 158 URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/nitelikli-dolandiricilik-sucu-ve-cezasi-tck-158/ Güncelleme: 2026-10-13 Kısa cevap: Nitelikli dolandırıcılık TCK 158'de düzenlenir; dolandırıcılığın dinî duyguların istismarı, bilişim sistemlerinin ya da banka ve kredi kurumlarının araç olarak kullanılması gibi seçimlik hareketlerle işlenmesidir. Ceza 3 yıldan 10 yıla kadar hapis ve 5.000 güne kadar adli para cezasıdır; bazı bentlerde hapis alt sınırı 4 yıl olup para cezası elde edilen menfaatin iki katından az olamaz. Nitelikli dolandırıcılık suçu ve cezası 5237 sayılı Türk Ceza Kanunumuzda düzenlenmiş olan mal varlığına yönelik suçlar arasında yer alır. Diğer mal varlığına yönelik suçlar ile bir kıyaslama yapıldığında nitelikli dolandırıcılık suçu cezası, nitelikli dolandırıcılık suçu unsurları ve failin hukuki statüsünün belirlenmesinde önemli olan uzlaşma ve şikayet usulleri bakımından oldukça farklıdır.  TCK 158 maddesinde göre nitelikli dolandırıcılık suçunda hapis cezası fiilin nitelik ve ağırlığına göre 3 yıl ile 10 yıl arasında değişebilmektedir. Bununla birlikte TCK 158/3 maddesinde yer alan ağırlaştırıcı nedenlerin söz konusu olması durumunda sanık hakkında verilecek olan hapis cezasının yarı oranında hatta örgütlü suçlarda bir kat oranında arttırılması mümkün olabilmektedir.  Nitelikli dolandırıcılık suçunun unsurları oluşması ile birlikte görüldüğü gibi oldukça ciddi hürriyeti bağlayıcı (hapis) cezası ile karşılaşmak mümkün olduğu gibi oldukça yüksek adli para cezaları ile de karşılaşmak mümkündür. Bununla beraber suçun yüz kızartıcı suçlardan arasında yer alması; Seçilme hakkı ile devlet memuriyetinin son bulması / elinden alınması muhtemel olan bir suçtur. Mahkûmiyet halinde oluşan adli sicil kaydının nasıl silineceği de bu noktada önem taşır. Nitelikli dolandırıcılık suçunun ceza hukuku alanında oldukça önemli olması nedeniyle bu yazımızda suçun unsurları, nitelikli dolandırıcılığın cezası ve soruşturma ile yargılama süreçleri hakkında detaylı bilgiler vereceğiz.  Dolandırıcılık suçunun mağduruysanız veya nitelikli dolandırıcılıkla suçlanıyorum diyorsanız hazırlamış olduğumuz makalemizin incelemenizi tavsiye ederiz. Yatırım fonlarında yaşanan kayıplarda hangi yolların açık olduğunu ise Tera ve Pusula fon mağdurları yazısında ele aldık.  ## Nitelikli Dolandırıcılık Ne Demek? TCK 157 maddesinde tanımı yapılmış olan dolandırıcılık suçunun TCK 158 maddesinde yer alan seçimlik hareketlerle birlikte işlenmesi nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturur.  Dolandırıcılık Suçu; “Hileli davranışlarla bir kimseyi kandırıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına yarar sağlamak” Şeklinde oluşan bir suçtur. Nitelikli dolandırıcılık suçu ise failin suçu işlemesi sırasında çok daha ağır hileli ve aldatıcı davranışlar sergilemesidir. Suçun işlenmesinde failin seçmiş olduğu bu davranışlar ise basit dolandırıcılık suçu cezası ve nitelikli dolandırıcılık suçunun farkını ortaya koymaktadır. ## Nitelikli dolandırıcılık Suçu Cezası TCK 158 maddesi alt bentlerinde yer alan seçimlik hareketlere göre farklı cezai yaptırımlar öngörülmüştür. Aşağıda hazırlamış olduğumu tabloda bu seçimlik hareketlere göre öngörülen ceza alt ve üst sınarlarını inceleyebilirsiniz.  ## Nitelikli Dolandırıcılık Suçu Ceza Tablosu DOLANDIRICILIK SUÇUNDA SEÇİMLİK HAREKETLER KANUN MADDESİ CEZA MİKTARLARI Dini İnanç ve Duyguların İstismar Edilmesi Suretiyle Dolandırıcılık Suçu TCK 158/1-a 3 Yıldan 10 Yıla Kadar Hapis + 5.000 Güne Kadar Adli Para Cezası Kişinin İçinde Bulunduğu Tehlikeli Durum veya Zor Şartlardan Yararlanmak Suretiyle Dolandırıcılık Suçu TCK 158/1-b 3 Yıldan 10 Yıla Kadar Hapis + 5.000 Güne Kadar Adli Para Cezası Kişinin Algılama Yeteneğinin Zayıflığından Yararlanmak Suretiyle Dolandırıcılık Suçu TCK 158/1-c 3 Yıldan 10 Yıla Kadar Hapis + 5.000 Güne Kadar Adli Para Cezası Kamu Kurum ve Kuruluşlarının, Kamu Meslek Kuruluşlarının Vakıf veya Dernek Tüzel Kişiliklerinin Aracı Kılınması Suretiyle Dolandırıcılık Suçu TCK 158/1-d 3 Yıldan 10 Yıla Kadar Hapis + 5.000 Güne Kadar Adli Para Cezası Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Zararına Olacak Şekilde Dolandırıcılık Suçu TCK 158/1-e 4 Yıldan 10 Yıla Kadar Hapis Mağdurun Zararının En Az 2 Katı Tutarında Para Cezası Bilişim Sistemlerinin, Banka veya Kredi Kurumlarının Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık Suçu TCK 158/1-f 4 Yıldan 10 Yıla Kadar Hapis Mağdurun Zararının En Az 2 Katı Tutarında Para Cezası Basın ve Yayın Araçlarının Sağladığı Kolaylıktan Yararlanmak Suretiyle Dolandırıcılık Suçu TCK 158/1-g 3 Yıldan 10 Yıla Kadar Hapis + 5.000 Güne Kadar Adli Para Cezası Tacir/Şirket Yöneticisi Olan, Şirket Adına Hareket Eden Kişilerin Ticari Faaliyetleri İle Kooperatif Yöneticilerin Kooperatif Faaliyeti Kapsamında İşlenen Dolandırıcılık Suçu TCK 158/1-h 3 Yıldan 10 Yıla Kadar Hapis + 5.000 Güne Kadar Adli Para Cezası Serbest Meslek Sahibi Kişiler Tarafından, Mesleklerinden Dolayı Kendilerine Duyulan Güvenin Kötüye Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık Suçu TCK 158/1-i 3 Yıldan 10 Yıla Kadar Hapis + 5.000 Güne Kadar Adli Para Cezası Banka veya Diğer Kredi Kurumlarınca Tahsil Edilmesi Gereken Bir Kredinin Açılmasını Sağlamak Maksadıyla Dolandırıcılık Suçu  TCK 158/1-j 4 Yıldan 10 Yıla Kadar Hapis Mağdurun Zararının En Az 2 Katı Tutarında Para Cezası Sigorta Bedelini Almak Maksadıyla Dolandırıcılık Suçu TCK 158/1-k 4 Yıldan 10 Yıla Kadar Hapis +Mağdurun Zararının En Az 2 Katı Tutarında Para Cezası Kişinin Kendisini Kamu Görevlisi veya Banka/Sigorta veya Kredi Kurumlarının Çalışanı Olarak Tanıtması Suretiyle Dolandırıcılık Suçu TCK 158/1-l 4 Yıldan 10 Yıla Kadar Hapis + Mağdurun Zararının En Az 2 Katı Tutarında Para Cezası   Nitelikli dolandırıcılık suçunun yasal dayanağını Türk Ceza Kanunumuzun 158. Maddesi ve alt bentleri oluşturur.  ## Nitelikli Dolandırıcılık Suçu ve Cezası İçin Ağırlaştırıcı Nedenler Nitelikli dolandırıcılık suçu ve cezası için ağırlaştırıcı nedenler TCK 158/3 maddesinde düzenlenmiştir.  ## Suçun Üç Veya Daha Fazla Kişi İle Birlikte İşlenmesi Basit dolandırıcılık suçu ve TCK 158 maddesinde yer alan nitelikli dolandırıcılık suçlarının 3 veya daha fazla kişi ile birlikte işlenmesi halinde sanıklar hakkında hüküm olunacak olan cezada yarı (1/2) oranında ceza artırımı yapılır.  ## Örgütlü Dolandırıcılık Suçu ve Cezası Dolandırıcılık suçlarının örgüt faaliyet kapsamında işlenmesi ciddi ceza artırımına neden olur. Suçun teşkil etmiş örgüt faaliyeti kapsamında işlenmesi halinde sanıklar hakkında verilecek olan cezada 1 kat ceza artırımı yapılır.  Örneğin kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olacak şekilde nitelikli dolandırıcılık suçundan sanıklar hakkında 8 yıl hapis cezası şeklinde hüküm kurulması halinde ve suçun örgüt faaliyeti kapsamında işlendiğinin anlaşılması durumunda cezada bir kat artırım yapılarak 8 + 8 = 16 yıl hapis cezası şeklide hüküm kurulabilecektir.  ## Nitelikli Dolandırıcılık Suçunda Hafifletici Nedenler ## Suçun Hukuki Bir Alacağın Tahsili Amacıyla İşlenmesi TCK 159/1 maddesi ile failin suçun işlemesindeki amacı hukuki bir alacağını tahsil etmek amacı olması halinde fail hakkında farklı bir cezai yaptırım düzenlenmiştir. Bu durumda sanık hakkında 6 ay ile 1 yıl arasında hapis ve adli para cezası öngörülmüştür. Ayrıca suçun hukuki bir alacağın tahsili amacıyla işlenmesi nitelikli dolandırıcılık suçunun şikayete tabi olduğu nadir durumlar arasında yer alır.  ## Nitelikli Dolandırıcılık Suçunda Cezada Şahsi İndirim Nedenleri Türk Ceza Kanunumuzun 167/2 maddesinde TCK 157 ve TCK 158 maddeleri için ayrıca şahsi indirim nedenleri düzenlenmiştir.  - Haklarında ayrılık kararı verilmiş olan eşlerden herhangi birisi - Aynı konutta yaşamayan kardeşlerden birisinin - Aynı konutta yaşayan amca, dayı, teyze, hala ya da ikinci derecede olan kayın hısımlarından Birisi tarafından dolandırıcılık suçlarının işlenmesi halinde sanık hakkında verilecek olan cezada yarı oranında indirim yapılır. Ayrıca suçun faili ile mağduru arasında bu şekilde bir akrabalık ilişkisi olması dolandırıcılık suçunun şikayete tabi olduğu durumlar arasında yer alır. Bu durumda fail hakkında yapılacak soruşturmada suçun mağdurunun şikayeti aranır.  ## Nitelikli Dolandırıcılık Suçunda Etkin Pişmanlık Yukarıda belirtmiş olduğumuz daha ağır cezayı gerektiren haller ile cezada indirim nedenleri haricinde nitelikli dolandırıcılık suçunun cezasının belirlenmesinde etkili olan bir başka hukuki durum etkin pişmanlıktır.  Dolandırıcılık suçlarında etkin pişmanlık ancak suçun mağdurunun zararının tamamen veya kısmen giderilmesi halinde söz konusu olur. Kısmen giderilecek olan zararlardan dolayı sanık hakkında ceza indirimi yapılabilmesinin koşulu ise mağdurun bu konuda rıza göstermesidir. Ancak zararın tamamen giderilmesi halinde cezada indirim yapılması için mağdurun rızası aranmaz.  Etkin pişmanlığın şüpheli hakkında soruşturma başlamadan veya soruşturma başlamasına rağmen kamu davası açılmadan gösterilmesi halinde cezada 2/3 oranına kadar ceza indirimi yapılır.  Nitelikli dolandırıcılık suçunda etkin pişmanlığın şüpheli hakkında kamu davası açılmasına rağmen hakkında cezai hüküm kurulmasına kadar gösterilmesi halinde ise sanık / sanıklar hakkındaki cezada yarı oranında indirim yapılır.  ## Nitelikli Dolandırıcılık Suçunda Şahsi Cezasızlık Nedenleri TCK 157 ve TCK 158 maddesinde düzenlenmiş olan suçların evlilik birlikteliği devam eden eşler arasında işlenmesi, aynı konutta yaşayan kardeşler arasında işlenmesi ve ayrıca alt soy, üst soy, evlat edinen ile evlatlık arasında işlenmesi halinde sanık hakkında cezai hüküm kurulmaz.  ## Nitelikli Dolandırıcılık Suçu Unsurları ## Nitelikli Dolandırıcılık Suçun Yasal Dayanağı TCK Md. 158 Nitelikli dolandırıcılık Madde 158- (1) Dolandırıcılık suçunun; - a) Dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle, - b) Kişinin içinde bulunduğu tehlikeli durum veya zor şartlardan yararlanmak suretiyle, - c) Kişinin algılama yeteneğinin zayıflığından yararlanmak suretiyle, - d) Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle, - e) Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak, - f) Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle, - g) Basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle, - h) Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında; kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında, - i) Serbest meslek sahibi kişiler tarafından, mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle, - j) Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla, - k) Sigorta bedelini almak maksadıyla, - l) Kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle, İşlenmesi halinde, üç yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur. Ancak, (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hâllerde hapis cezasının alt sınırı dört yıldan, adli para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz. (2) Kamu görevlileriyle ilişkisinin olduğundan, onlar nezdinde hatırı sayıldığından bahisle ve belli bir işin gördürüleceği vaadiyle aldatarak, başkasından menfaat temin eden kişi, yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır. (3) Bu madde ile 157 nci maddede yer alan suçların, üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında; suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde verilecek ceza bir kat artırılır.   ## Nitelikli Dolandırıcılık Suçunda Hileli Davranışlar Basit dolandırıcılık ve nitelikli dolandırıcılık suçlarının en temel unsurları arasında failin suçu işlemesi sırasında sergilemiş olduğu hileli bir davranışın bulunması gerektiği yer alır.  Suçun failinin sergilemiş olduğu bu hileli davranışlar basit bir yalandan ibaret olmayıp mağduru yanıltmaya elverişli ve boyutta olması gerekir. Bu hileli davranışlar sözlü olabileceği gibi sahte belge düzenlemek, sahte kimlik üretmek, amacı dışında web siteleri oluşturmak gibi gerçekleşebilmektedir.  Nitelikli dolandırıcılık suçu Yargıtay kararları ile yerel mahkemelerinin TCK 158 ve TCK 157 maddeleri gereğince vermiş olduğu kararlarında suçun işlenmesi sırasında kullanılan bu hileli davranışların mağdurun iradesini etkileyecek ve onu hataya düşürecek nitelikte olması gerektiğini vurgulamaktadır.  ## Mağdurun veya Bir Başkasının Zararına Tasarruf Nitelikli dolandırıcılık suçunun oluşumu için failin sadece hileli davranışlar sergilemiş olması yeterli değildir. Suçun genel tanımının yapılmış olduğu TCK 157 maddesinden de anlaşılacağı üzere; Mağdurun bu hileli davranışlar nedeniyle hataya düşerek kendisinin veya bir başkasının aleyhine bir zararın doğması gerekir.  ## Failin Menfaat Sağlaması Nitelikli Dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluşması için hileli / aldatıcı davranışlar ile mağdurun ya da bir başkasının zararı görmüş olması yeterli değildir. Bununla birlikte failin bu hileli davranışlar sonucu kendisine veya bir başkasına ekonomik anlamda bir kazanç / menfaat sağlamış olması da gerekir.  ## Nitelikli Dolandırıcılık Suçu Yargıtay Kararları “Sanıkların kurumun denetim imkanını ortadan kaldıracak mahiyette hileli bir hareketinin bulunmaması, kurumun kendisine bildirilen işyerlerini ve işe giriş bildirgelerini denetleme yetkisinin her zaman bulunması, sanıkların sigorta primlerini katılan kuruma yatırmış olması halinde, 5510 sayılı Kanunun 89. maddesince primlerin irat kaydedileceği, aynı kanunun 96. maddesince de yapılan sağlık harcamalarının da geri alınacağının düzenlenmiş olması, primlerin yatırılmamış olması halinde de katılan kurumun alacaklarını her zaman tahsil etme imkanının bulunması, bu çerçevede diğer sanıkların gerçek bir çalışmaya istinaden yapılan sigortalılık kayıtları nedenleriyle katılan kurumun zararından da bahsedilemeyeceği, bu sebeplerle sanıklara atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gibi diğer sanıkların menfaat temin etmesine yönelik eylemleri gerçekleştirdiği iddiasıyla hakkında kamu davası açılan sanık K7' nin üzerine atılı suçun da unsurları itibariyle oluşmayacağı anlaşılmakla; atılı suçtan sanık K7 hakkında ilk derece mahkemesince beraat kararı verilmesi gerekirken mahkumiyetine hükmedilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.” ## Nitelikli Dolandırıcılık Suçunda Yargılama ## Görevli ve Yetkili Mahkemeler Nitelikli dolandırıcılık suçunda görevli mahkemeler yapılan son düzenleme ile Asliye Ceza Mahkemeleri olarak belirlenmiştir. Diğer suçlarda olduğu gibi yetkili mahkemeler ile suçun işlenmiş olduğu yer mahkemeleridir.  ## Nitelikli Dolandırıcılık Suçunda Hapis Cezasının Ertelenmesi Nitelikli dolandırıcılık suçunda sanık hakkında hüküm olunan hapis cezasının ertelenebilmesi için öncelikle TCK 51 maddesinde yer alan koşulların oluşması gerekir. Öncelikle sanık hakkında hüküm olunan cezanın 2 yıl ve daha az süreli olması halinde erteleme kararı verilmesi mümkün hale gelir. Ancak nitelikli dolandırıcılık suçu cezası yukarıda da belirttiğimiz gibi ceza alt sınırı en az 3 yıl olarak belirlenmiştir.  Buna karşın suçun hukuki bir alacağın tahsile amacıyla işlenmesi, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması veya cezada şahsi indirim nedenlerinin varlığı gibi durumlar olması halinde nadiren de olsa sanık hakkındaki cezanın 2 yıl ve daha az süreli olabilmesi mümkün hale gelir.  Yapılan bu ceza indirimleri sonucu sanık hakkında 2 yıl ve daha süreli hapis cezası şeklinde hüküm kurulması ve en önemlisi mahkeme tarafından sanığın ileride tekrar suç işlemeyeceği yönünde bir olumlu kanaatin oluşması halinde nadiren de olsa hapis cezasının ertelenmesine karar verilebilmektedir.  ## Nitelikli Dolandırıcılıktan Beraat Edilir Mi? Özellikle suçun unsurlarının oluşmaması halinde veya suçun sanık tarafından işlenmediğinin anlaşılması halinde nitelikli dolandırıcılık suçundan beraat edilebilir. Kişinin herhangi bir suçlama nedeniyle hakkında soruşturmaya başlanılmış olması ve devamında şüpheli hakkında kamu davası açılmış olması doğrudan ilgilinin cezai hüküm giyeceği sonucu doğmaz. Mahkeme tarafından tüm deliler ve suçun unsurları incelenerek bir hüküm kurulur.  ## Nitelikli Dolandırıcılıkta Uzlaşma Var Mı? Mevcut yasal düzenlemelerimizde nitelikli dolandırıcılıkta uzlaşma yoktur. Ancak geçmiş olduğumuz yıllar içerisinde basit dolandırıcılık suçunun uzlaşma kapsamına alınmış olması ile birlikte özellikle hukukçular ile doktrinde TCK 158 maddesinin uzlaşma kapsamına alınmamış olması tartışma konusu olmaya başlamıştır. Ceza avukatı olarak herhangi bir kesinlik söz konusu olmasa da bir takım seçimlik hareketler haricinde TCK 158 maddesinin de kısmen de olsa uzlaşma kapsamına alınabileceğini düşünmekteyiz.  ## Nitelikli Dolandırıcılıkla Suçlanıyorum Ne Yapmalıyım? Nitelikli dolandırıcılık ile suçlanmanız halinde geciktirmeksizin dolandırıcılık suçu avukatından hukuki destek almanız her zaman menfaatinize olacaktır. Yukarıda da belirttiğimiz gibi nitelikli dolandırıcılık suçu unsurları açısından oldukça karmaşıktır. Bu konuda yeterli hukuki bilgi ve deneyime sahip olmamız atılı suçlamadan savunmanızın yeterli olamayacağı sonucunu doğurabilecektir. Bu nedenle nitelikli dolandırıcılık ile suçlanmanız halinde ifade ve savunma işlemlerinde ve soruşturma aşamasından itibaren hukuki destek almanızı tavsiye ederiz.  ## Nitelikli Dolandırıcılıkta Zarar Giderilirse Ne Olur? Nitelikli dolandırıcılıkta zararın giderilmesi etkin pişmanlık olarak kabul edilir. Zararın giderilmiş olduğu aşamaya göre 2/3 ile 1/2 oranları arasında ceza indirimi uygulanır. Sanık hakkında ceza indirimi uygulanabilmesi için zararın tamamının giderilmesi zorunludur. Mağdurun zararının kısmen giderilmesi halinde TCK 168. Maddesi uyarınca yapılacak olan indirimde suçun mağdurunun rızası aranır. Bu nedenle mağdurun zararının tamamen giderilmesi sanık açısından oldukça önemlidir.  ## Nitelikli Dolandırıcılıkta Denetimli Serbestlik Süresi Ne Kadardır? Nitelikli dolandırıcılıkta denetim süresi diğer suçlarda olduğu gibi bir yıldır. Ancak herhangi bir suçtan denetimli serbestlik süresinin tam olarak belirlenebilmesi için sanığın iyi halli olup olmadığı ve hakkında ceza hükmü kurulurken tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmadığının tam olarak bilinmesi gerekir.  ## Nitelikli Dolandırıcılıkta Dava Nasıl Düşer? Herhangi bir suçtan yapılan yargılama sonunda verilmesi muhtemel beraat kararı ile düşme kararı birbirinden oldukça farklıdır. Nitelikli dolandırıcılık suçu ve cezası için uygulanması mümkün olan düşme nedenleri ise aşağıdaki gibidir.  - Sanığın Ölümü; Sanığın ölümü halinde devam eden kamu davası düşer. (TCK md. 64) - Zamanaşımı Süresinin Dolması; Yargılama devam ederken suça ilişkin öngörülen zamanaşımı süresinin dolması halinde düşme kararı verilir. (TCK md. 66) – Nitelikli dolandırıcılık suçu zamanaşımı süresi 15 yıldır.  ## Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Beraat Nedenleri - Nitelikli dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluşmaması (CMK 223/2-a) - Suçun sanık tarafından işlendiği yönünde yeterli delil bulunmaması (CMK 223/2-b) - Suçun işlenmesinde hukuka uygunluk nedenlerinin var olması (CMK 223/2-d) ## Sıkça Sorulan Sorular S: Nitelikli Dolandırıcılıkta Para Geri Alınır Mı? C: Nitelikli dolandırıcılıkta paranın tekrar sanıktan / şüpheliden alınması mümkündür. TCK 158 maddesi uzlaşmaya tabi suçlar arasında yer almaması nedeniyle suçun failinin etkin pişmanlık göstererek mağdurun zararını karşılaması mümkündür. Sanığın etkin pişmanlık göstererek mağdurun zararını karşılamaması halinde ise sanık hakkında başlatılacak olan icra takibi ile doğan zararının sanıktan tahsil edilmesi mümkündür. S: Nitelikli Dolandırıcılık Suçu Hangi Mahkemede Yargılanır? C: TCK 158 maddesi için yapılacak olan yargılamalarda Asliye Ceza Mahkemeleri yetkilidir. Geçmiş olduğumuz yasama yılı içerisinde yapılan son düzenlemeler ile Nitelikli dolandırıcılık suçu nedeniyle yapılacak olan yargılamalarda Ağır Ceza Mahkemeleri yetkili iken bu görev Asliye Ceza Mahkemelerine bırakılmıştır. S: Nitelikli Dolandırıcılıkta Tutuklama Olur Mu? C: Nitelikli dolandırıcılıkta tutuklama tedbiri uygulanması mümkündür. Ancak failin üzerine atılı suçun sadece TCK 158 maddesi olması tutuklamaya yeterli değildir.Soruşturma aşamasında veya yargılama aşamasında fail hakkında tutuklama tedbiri konusunda bir karar verilirken kuvvetli suç şüphesinin varlığı, sanığın kaçma ve delilleri karartma / yok etme ihtimalinin bulunup bulunmadığı ve sanık hakkında öngörülen cezanın alt ve üst sınırları dikkate alınır. Tüm bu unsurlar birlikte değerlendirilerek gerek görülmesi halinde TCK 158 maddesi içinde tutuklama tedbirinin uygulanmasının önünde bir engel yoktur. S: Nitelikli Dolandırıcılıktan Ne Kadar Ceza Alınır? C: Nitelikli dolandırıcılık suçunun cezası 3 yıl ile 10 yıl arasında hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıdır. TCK 158 maddesinde yer alan bir takım seçimlik hareketlerde ise ceza alt sınırı 4 yıldır. Bununla birlikte TCK 158/3 maddesinde yer alan ağırlaştırıcı nedenlerin varlığına göre sanık hakkındaki ceza miktarı artabileceği gibi etkin pişmanlık, daha az cezayı gerektiren haller veya cezada şahsi indirim nedenlerinin varlığı halinde sanık hakkında ceza indirimi yapılarak da hüküm kurulması mümkündür. S: Nitelikli Dolandırıcılıkta Şikayet Geri Çekilirse Ne Olur? C: Nitelikli dolandırıcılık suçu şikayete tabi suçlar arasında yer almaması nedeniyle şikayetin geri çekilmesi sanık / şüpheli için bir hukuki sonuç doğurmaz. Suçun sadece yukarıda belirtmiş olduğumuz halleri şikayete tabidir. Suç şikayete tabi olmaması nedeniyle şikayet geri çekilmiş olsa dahi devam eden yargılaya aynen devam edilir. Ancak mağdurun şikayetini geri çekmesi mağdurun zararının karşılanmasına bağlı olarak gerçekleşmiş ise bu durumda sanık hakkında etkin pişmanlık hükümleri uygulanarak ceza indirimi veya iyi hal indirimi yapılabilir. S: Nitelikli Dolandırıldım Ne Yapmalıyım? C: Nitelikli dolandırıcılık suçu mağduru olmanız halinde geciktirmeksizin şikayet hakkınızı kullanmanız gerekir. Dolandırıcılık suçu mağduru olmanız halinde yapacağınız şikayet başvurusu ile suçun failinin yakalanması ve devamında suçtan doğan zararınızın tazmini daha kolay hale gelmektedir. S: Nitelikli Dolandırıcılık Suçu Para Cezasına Çevrilir Mi? C: Nitelikli dolandırıcılık suçunun cezası alt sınır itibariyle 3 yıldır. Genellikle sanık hakkında verilecek olan hapis cezası 1 yıl ve üzerinde olması nedeniyle yargılama sonucu hüküm olunan hapis cezasının para cezasına çevrilmesi mümkün değildir. Ancak suçun hukuki bir alacağın tahsili amacıyla işlenmesi ayrıca bir farklı cezai yaptırıma bağlanmış olması halinde fail hakkında TCK 159 maddesi uygulanması durumunda yargılama sonucu hüküm olunan hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi mümkün hale gelebilmektedir. --- # Borçlunun Üzerinde Mal Yoksa Ne Yapılır? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/borclunun-uzerinde-mal-yoksa-ne-yapilir/ Güncelleme: 2026-06-17 Kısa cevap: Borçlunun üzerine kayıtlı mal bulunmaması, alacağın tahsil edilemeyeceği anlamına gelmez. İcra dairesi aracılığıyla tapu, trafik, banka ve SGK kayıtlarında malvarlığı araştırması yapılabilir; borçludan mal beyanında bulunması istenebilir. Borçlu malını yakınlarına devretmişse tasarrufun iptali davası açılabilir. Tahsil hiç mümkün olmazsa alınan aciz vesikası alacağı canlı tutar. Mahkemeyi kazandınız, icra takibi başlattınız. Ama bir sorunla karşılaştınız: borçlunun üzerine kayıtlı hiçbir mal yok. Ne taşınmaz, ne araç, ne de haczedilebilir bir varlık görünüyor. Bu noktada akla gelen soru çaresizlik kokuyor: "Alacağımı hiç alamayacak mıyım?" Bu sorunun yanıtı sandığınızdan daha umut verici olabilir. Borçlunun üzerinde mal olmaması alacağın tahsil edilemeyeceği anlamına gelmez; yalnızca farklı ve daha sabırlı bir strateji gerektirir. Mal beyanından mal kaçırma araştırmasına, gelecekteki gelir kaynaklarından tasarrufun iptaline kadar hukuk, alacaklıya birden fazla araç sunmaktadır. Bu araçları doğru kullanmak alacağı tahsil etmenin anahtarıdır. ## Borçlunun Üzerinde Mal Görünmemesi Ne Anlama Gelir? Usulüne uygun icra takibinin başlatılmasının ardından tapu, trafik tescil ve banka sorgulamalarında borçlunun üzerine kayıtlı varlık çıkmaması iki farklı duruma işaret edebilir. Gerçek mal yokluğu: Borçlu gerçekten varlık sahibi değildir. Geliri yoktur ya da düşüktür, mülkü yoktur. Bu durumda alacağın tahsili gelecekteki gelir ve varlık kaynaklarına odaklanan uzun vadeli bir sürece dönüşür. Gizlenmiş mal varlığı: Borçlu mal varlığını yakın akrabaya devretmiş, üçüncü kişiler üzerine kaydettirmiş ya da başka yollarla gizlemiştir. Bu durumda mal kaçırma araştırması ve tasarrufun iptali davası devreye girer. İlk adım bu iki durumu birbirinden ayırt etmektir. Borçlunun gerçekten yoksul mu olduğu yoksa mal mı kaçırdığı, izlenecek stratejiyi belirler. ## Mal Beyanı: Borçlunun Yasal Yükümlülüğü İcra takibinde borçlunun en önemli yükümlülüklerinden biri mal beyanında bulunmaktır. İcra ve İflas Kanunu md. 74 uyarınca borçlu, ödeme emrinin tebliğinden itibaren 7 gün içinde mal beyanında bulunmak zorundadır. Mal beyanı; borçlunun mevcut mal varlığını, gelir kaynaklarını ve borcunu karşılayacak değerleri icra dairesine bildirmesidir. Bu beyan şunları kapsamalıdır: - Taşınmaz ve taşınır malları - Banka hesapları ve nakit varlıkları - Üçüncü kişilerdeki alacakları - Maaş ve düzenli gelir kaynakları Borçlu mal beyanında bulunmaz ya da gerçeğe aykırı beyan verirse hukuki sonuçlar doğar. İİK md. 337 uyarınca mal beyanında bulunmayan borçlu hakkında alacaklının talebiyle disiplin hapsi uygulanabilir. Gerçeğe aykırı beyan ise ayrı bir suç oluşturur. Mal beyanı yükümlülüğü, alacaklının elindeki ilk güçlü araçtır. Borçlu üzerinde mal görünmese dahi mal beyanı talep edilmesi hem yasal baskı oluşturur hem de gizlenmiş varlıkların ortaya çıkmasına zemin hazırlar. ## Mal Araştırması: Borçlunun Gerçek Durumunu Ortaya Çıkarmak Borçlunun beyanıyla yetinmek zorunda değilsiniz. İcra dairesi aracılığıyla kapsamlı bir mal araştırması yapılabilir. Bu araştırma çeşitli kurumlara müzekkere yazılarak yürütülür: - Tapu ve Kadastro Müdürlüğü: Borçlunun adına kayıtlı taşınmazların tespiti - Trafik Tescil Şube Müdürlüğü: Araç kayıtlarının sorgulanması - Bankalar: Hesap, mevduat ve yatırım hesaplarının araştırılması - SGK: Borçlunun çalışıp çalışmadığı, çalışıyorsa hangi iş yerinde olduğu - Vergi Dairesi: Ticari faaliyet, gelir beyanı ve vergi kayıtları - Ticaret Sicil Müdürlüğü: Şirket ortaklığı ve hisse bilgileri - PTT ve diğer kurumlar: Düzenli ödeme alınan kaynaklar Bu araştırma UYAP (Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi) üzerinden elektronik olarak da yürütülebilmekte; borçlunun mal varlığı çok daha hızlı sorgulanabilmektedir. Borçlunun "üzerinde mal yok" görünmesi çoğunlukla yüzeysel bir sorgulamanın sonucudur; kapsamlı araştırma farklı bir tablo ortaya çıkarabilir. ## Maaş Haczi: En Etkili Tahsil Yollarından Biri Borçlunun taşınmazı ya da aracı olmasa da düzenli bir geliri varsa maaş haczi son derece etkili bir tahsil yoludur. SGK araştırması borçlunun çalıştığı iş yerini ortaya çıkardığında, maaşına haciz konulabilir. İİK md. 83 uyarınca maaşın belirli bir bölümü haczedilebilir. Kural olarak maaşın dörtte birinden az olmamak üzere haciz uygulanır; ancak borçlunun ailevi durumu ve geçim koşulları gözetilerek bu oran ayarlanabilir. Maaş haczi düzenli ve sürekli bir tahsil sağlar. Borçlu işten ayrılsa dahi yeni iş yeri tespit edildiğinde haciz devam ettirilebilir. Bu yöntem özellikle düzenli geliri olan ama mülkü bulunmayan borçlularda en güvenilir tahsil aracıdır. ## Üçüncü Kişilerdeki Alacakların Haczi Borçlunun başkalarından alacağı varsa bu alacaklar da haczedilebilir. İİK md. 89 uyarınca borçlunun üçüncü kişilerdeki alacaklarına haciz ihbarnamesi gönderilir. Bu yöntem özellikle şu durumlarda işlevseldir: - Borçlunun kira geliri varsa kiracıya haciz ihbarnamesi gönderilebilir - Borçlunun bir işletmeden alacağı varsa o işletmeye haciz uygulanabilir - Borçlunun başka birinden senet ya da çek alacağı varsa bu alacak haczedilebilir Haciz ihbarnamesi alan üçüncü kişi, borçluya ödeme yapmak yerine icra dairesine ödeme yapmak zorundadır. İhbarnameye rağmen borçluya ödeme yapan üçüncü kişi, bu tutardan kendisi sorumlu hale gelir. ## Mal Kaçırma Şüphesi: Tasarrufun İptali Davası Borçlunun gerçekte varlıklı olduğu ancak mal varlığını alacaklıdan kaçırmak için devrettiği düşünülüyorsa tasarrufun iptali davası devreye girer. İİK md. 277 ve devamı bu davayı düzenlemektedir. Tasarrufun iptali davası, borçlunun alacaklıyı zarara uğratmak amacıyla yaptığı mal devirlerinin iptalini sağlar. Bu davayla devredilen mal yeniden borçlunun mal varlığına dahil edilir ve haczedilebilir hale gelir. Davanın koşulları şunlardır: - Borçlunun borcunun varlığı - Tasarrufun borcun doğmasından sonra gerçekleşmiş olması - Tasarrufun alacaklıyı zarara uğratma kastıyla yapılmış olması - Devralan kişinin bu kastı bilmesi ya da bilebilecek durumda olması Mahkemeler bu davada özellikle şu unsurları değerlendirir: devrin yakın akrabaya yapılması, piyasa değerinin çok altında satış ve borcun doğmasından kısa süre sonra gerçekleştirilen devirler. Bu tür işlemler mal kaçırma şüphesini güçlendirir. Tasarrufun iptali davasının zamanaşımı, tasarrufun öğrenilmesinden itibaren 5 yıldır. ## Aciz Belgesi: Alacağı Canlı Tutmak Yapılan tüm araştırmalara rağmen borçlunun haczedilebilir malı bulunamazsa icra dairesi aciz belgesi düzenler. İİK md. 143 bu belgeyi düzenlemektedir. Aciz belgesi, alacağın tahsil edilemediğini resmen belgeleyen bir araçtır; ancak alacağın sona erdiği anlamına gelmez. Aksine, alacaklıya önemli avantajlar sağlar: - Zamanaşımını durdurur ve uzatır: Aciz belgesine bağlanan alacak, normal zamanaşımı süresinden bağımsız olarak 20 yıl boyunca takip edilebilir hale gelir - Faiz işlemeye devam eder: Alacağa faiz işlemesi sürdürülür - Yeni mal edinildiğinde takip imkânı: Borçlu ileride mal ya da gelir edindiğinde aciz belgesine dayanarak yeniden takip başlatılabilir - Borçtan kurtulma imkânı yoktur: Borçlu bu belge nedeniyle borcundan kurtulamaz Aciz belgesi, "borçlunun şu an malı yok ama gelecekte olabilir" durumunda alacaklının en güçlü güvencesidir. Borçlu yıllar sonra ev alsa, araba edinse ya da iyi bir işe girse, aciz belgesi alacağın canlı kalmasını sağlar. ## Borçlunun Gelecekte Edineceği Mallar İçin Strateji Borçlu şu an yoksul olsa dahi durumu kalıcı olmayabilir. Etkili bir strateji, borçlunun mal varlığını periyodik olarak yeniden sorgulamayı içerir. Pratik yaklaşım şudur: - Aciz belgesi alındıktan sonra dosya kapatılmaz, açık tutulur - Belirli aralıklarla (örneğin 6 ay ya da yılda bir) borçlunun mal varlığı yeniden sorgulanır - Yeni bir taşınmaz, araç, banka hesabı ya da iş kaydı tespit edildiğinde derhal haciz işlemi başlatılır Bu sabırlı takip, ilk anda umutsuz görünen alacakların yıllar sonra tahsil edilmesini sağlayabilmektedir. Borçlunun ekonomik durumu zamanla değişebilir; alacaklının hazır ve takipte olması bu değişimden yararlanmanın koşuludur. ## Borçlu Şirketse: Ortaklara ve Yöneticilere Başvuru Borçlu bir şirketse ve şirketin üzerinde mal yoksa, belirli koşullarda şirket ortaklarına ya da yöneticilerine başvurmak mümkün olabilir. Limited şirketlerde: Şirketin kamu borçlarından ortaklar payları oranında sorumlu tutulabilir. Ayrıca şirketi temsile yetkili müdürlerin sorumluluğu gündeme gelebilir. Anonim şirketlerde: Yönetim kurulu üyelerinin belirli koşullarda kişisel sorumluluğu söz konusu olabilir. Şirketin mal kaçırma amacıyla içinin boşaltıldığı durumlarda — şirketin varlıklarının ortaklara ya da ilişkili kişilere aktarıldığı hallerde — perde aralama (tüzel kişilik perdesinin kaldırılması) teorisi gündeme gelebilir. Bu alan teknik ve tartışmalıdır; uzman hukuki değerlendirme gerektirir. ## Gerçek Hayat Senaryoları ## Senaryo 1: Mal Yok Görünen Ama Çalışan Borçlu Uygulamada sık görülen bir tablo şudur: alacaklı icra takibi başlatır; tapu ve trafik sorgusunda borçlunun üzerine kayıtlı hiçbir mal çıkmaz. Alacaklı umutsuzluğa kapılmadan SGK araştırması talep eder. Araştırma borçlunun düzenli bir iş yerinde çalıştığını ortaya çıkarır. Maaşına haciz konulur; alacak aylık taksitler halinde düzenli olarak tahsil edilmeye başlanır. Yüzeysel sorgulamayla "mal yok" denilip bırakılsaydı bu alacak tahsil edilemeyecekti. SGK araştırmasının yapılması sonucu tamamen değiştirmiştir. ## Senaryo 2: Mal Kaçıran Borçlu ve Tasarrufun İptali Bir diğer sık karşılaşılan durum: borç doğduktan kısa süre sonra borçlu, üzerindeki iki taşınmazı kardeşine piyasa değerinin çok altında devreder. İcra takibinde "mal yok" görünmektedir. Alacaklı tasarrufun iptali davası açar; devrin borcun doğmasından sonra, yakın akrabaya ve düşük bedelle yapıldığını belgeler. Mahkeme devrin mal kaçırma amacıyla yapıldığını tespit ederek tasarrufu iptal eder. Taşınmazlar yeniden borçlunun mal varlığına dahil edilir ve haczedilerek satışa çıkarılır. Alacak bu yolla tahsil edilir. Mal kaçırma tespit edilip dava açılmasaydı alacak kalıcı olarak tahsil edilemeyecekti. ## Borçlu Üzerinde Mal Yokken Yapılan Kritik Hatalar Yüzeysel sorgulamayla yetinmek: Yalnızca tapu ve araç sorgulayıp "mal yok" demek çoğunlukla eksik bir araştırmadır. SGK, banka, vergi dairesi ve üçüncü kişi alacakları da sorgulanmalıdır. Aciz belgesi almamak: Mal bulunamadığında dosyayı kapatmak yerine aciz belgesi almak alacağı 20 yıl boyunca canlı tutar. Bu belgeyi almamak gelecekteki tahsil imkânını yitirmek demektir. Mal kaçırmayı araştırmamak: Borçlunun yakın zamanda yaptığı mal devirlerini incelememek, tasarrufun iptali davası fırsatını kaçırmak anlamına gelir. Takibi bırakmak: Borçlunun ekonomik durumu değişebilir. Periyodik mal sorgulaması yapılmazsa, borçlunun sonradan edindiği varlıklar fark edilemez. Mal beyanı yükümlülüğünü işletmemek: Borçluyu mal beyanına zorlamak hem yasal baskı oluşturur hem de gizlenmiş varlıkların ortaya çıkmasına katkı sağlar. ## Umutsuzluğa Kapılmadan Doğru Stratejiyi Kurun Borçlunun üzerinde mal olmaması alacağın tahsil edilemeyeceği anlamına gelmez; yalnızca farklı ve daha sabırlı bir strateji gerektirir. Kapsamlı mal araştırması, maaş ve üçüncü kişi alacaklarının haczi, mal kaçırma şüphesinde tasarrufun iptali davası ve aciz belgesiyle alacağı 20 yıl canlı tutmak — bu araçların her biri tahsil sürecinin parçasıdır. Yüzeysel bir sorgulamayla "mal yok" deyip vazgeçmek, çoğu zaman gereksiz bir hak kaybıdır. İcra ve iflas hukuku alanında uzmanlaşmış bir avukatla doğru stratejiyi kurmak, ilk anda umutsuz görünen alacakların dahi tahsil edilmesini sağlayabilir. Koza Avukatlık ve Danışmanlık olarak icra takibi süreçlerinde alacağınızın tahsili için her aracı etkin biçimde kullanıyoruz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Borçlunun üzerinde hiç mal yoksa alacağımı alamaz mıyım? C: Mal yokluğu alacağın sona ermesi anlamına gelmez. Maaş haczi, üçüncü kişilerdeki alacakların haczi, tasarrufun iptali davası ve aciz belgesi gibi araçlar mevcuttur. Aciz belgesi alacağı 20 yıl boyunca canlı tutar; borçlu ileride mal edindiğinde yeniden takip başlatılabilir. Kapsamlı araştırma ve sabırlı takip çoğu zaman tahsil sonucu doğurur. S: Maaş haczi nasıl yapılır? C: SGK araştırmasıyla borçlunun çalıştığı iş yeri tespit edilir; ardından icra dairesi aracılığıyla maaşına haciz konulur. Maaşın kural olarak dörtte birinden az olmamak üzere bir bölümü haczedilir. Borçlu işten ayrılsa dahi yeni iş yeri tespit edildiğinde haciz devam ettirilebilir. S: Aciz belgesi ne işe yarar? C: Aciz belgesi, alacağın tahsil edilemediğini belgeler ama alacağı sona erdirmez. Alacağı 20 yıl boyunca takip edilebilir kılar, faiz işlemeye devam eder ve borçlu ileride mal edindiğinde yeniden takip imkânı sağlar. Mal bulunamadığında alacaklının en güçlü güvencesidir. S: Borçlu malını kardeşine devretti; geri alabilir miyim? C: Tasarrufun iptali davasıyla mümkün olabilir. Devir borcun doğmasından sonra, alacaklıyı zarara uğratma kastıyla yapılmışsa ve devralan bu kastı biliyorsa devir iptal edilebilir. Yakın akrabaya ve düşük bedelle yapılan devirler bu davanın en güçlü gerekçelerini oluşturur. Davanın zamanaşımı, tasarrufun öğrenilmesinden itibaren 5 yıldır. S: Borçlu şirketse ne yapabilirim? C: Şirketin üzerinde mal yoksa belirli koşullarda ortaklara ya da yöneticilere başvurmak mümkün olabilir. Özellikle şirketin içinin boşaltıldığı, varlıkların ilişkili kişilere aktarıldığı hallerde ek hukuki yollar gündeme gelir. Bu alan teknik bir değerlendirme gerektirdiğinden avukat desteği zorunludur. S: Borçlunun durumu sonradan düzelirse takip edebilir miyim? C: Evet. Aciz belgesi aldıysanız dosyayı açık tutarak borçlunun mal varlığını periyodik olarak yeniden sorgulayabilirsiniz. Borçlu sonradan taşınmaz, araç edinir ya da bir işe girerse derhal haciz işlemi başlatılabilir. Aciz belgesi bu takibi 20 yıl boyunca mümkün kılar. --- # İlk Kez Uyuşturucudan Yakalanmanın Cezası Nedir? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/ilk-kez-uyusturucudan-yakalanmanin-cezasi-nedir/ Güncelleme: 2026-06-17 Kısa cevap: İlk kez ve kişisel kullanım amacıyla yakalanan kişi hakkında doğrudan mahkûmiyet verilmez. Savcılık kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verir ve kişi en az bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri altına alınır; bağımlılık tespit edilmişse tedavi yükümlülüğü de eklenebilir. Denetim süresini yükümlülüklere uyarak ve yeniden suç işlemeden geçiren kişi hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilir, adli sicile mahkûmiyet kaydı işlenmez. Denetim süresinde tekrar yakalanılırsa dava açılır ve 2 yıldan 5 yıla kadar hapis gündeme gelir. Bir telefon geldi ya da kapı çalındı. Bir yakınınız uyuşturucu madde nedeniyle gözaltına alındı; ya da kendiniz bu durumla karşı karşıyasınız. İlk kez yaşanan bu deneyimde akla üşüşen soru tek bir noktada toplanır: "Şimdi ne olacak? Hapis cezası var mı?" Belirsizlik, korkudan daha ağır bir yük oluşturur. İlk kez uyuşturucudan yakalanmanın cezası sanıldığı kadar tek boyutlu değildir; Türk hukuku ilk kez ve kişisel kullanım amacıyla yakalanan kişiyle satış amacı taşıyan kişiyi tamamen farklı biçimde değerlendirir. Bu ayrımı, sürecin nasıl işlediğini ve hangi adımların belirleyici olduğunu bilmek, hem panik anında doğru hareket etmenizi hem de hak kaybı yaşamamanızı sağlar. ## İlk Kez Yakalanmada Belirleyici Soru: Kullanım mı, Ticaret mi? Türk hukukunda uyuşturucu suçları tek bir kategori değildir. İki temel ayrım sürecin tamamını belirler: Kullanmak için bulundurma (TCK md. 191): Kişisel kullanım amacıyla uyuşturucu ya da uyarıcı madde satın almak, kabul etmek ya da bulundurmak. Bu suç için öngörülen yaptırım, satış suçlarından temel biçimde farklıdır ve ilk kez yakalananlar için özel bir mekanizma devreye girer. Uyuşturucu ticareti (TCK md. 188): Uyuşturucu maddeyi satmak, satışa arz etmek, başkalarına vermek, sevk etmek, nakletmek ya da depolamak. Bu suç çok daha ağır cezalar öngörür ve aşağıda ayrıca ele alınacaktır. İşte en kritik nokta: ilk kez yakalanan kişinin durumu, fiilin bu iki kategoriden hangisine girdiğine göre tamamen değişir. "İlk kez yakalandım, cezam ne olur?" sorusunun yanıtı, önce "kullanım amaçlı mı, ticaret amaçlı mı?" sorusunun yanıtına bağlıdır. ## İlk Kez Kişisel Kullanımda: Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesi İlk kez ve kişisel kullanım amacıyla yakalanan kişi için Türk hukuku doğrudan mahkûmiyet öngörmez. TCK md. 191/2 uyarınca savcılık, kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verir. Bu mekanizma şu şekilde işler: - Daha önce bu kapsamda işlem görmemiş kişi hakkında savcılık kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verir - Kişi en az 1 yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri altına alınır - Bu süre içinde kişiye tedavi ve/veya denetimli serbestlik yükümlülüğü getirilebilir - Denetim süresi mahkemenin takdiriyle uzatılabilir ya da koşullar değiştirilebilir Bu, hukuk sisteminin ilk kez kişisel kullanımda yakalanan kişiye doğrudan ceza yerine bir nevi ıslah ve tedavi imkânı tanıdığı anlamına gelir. Amaç cezalandırmaktan çok, kişiyi bağımlılıktan uzaklaştırmaktır. ## Denetimli Serbestlik Süreci Nasıl İşler? Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilen kişi, denetimli serbestlik müdürlüğüne yönlendirilir. Bu süreç belirli yükümlülükler içerir: - Düzenli imza ya da görüşme yükümlülüğü: Kişi belirli aralıklarla denetimli serbestlik müdürlüğüne başvurmak zorundadır - Tedavi yükümlülüğü: Bağımlılık tespit edilmişse tedavi programına katılım istenebilir - Madde kullanım kontrolü: Denetim süresince periyodik test yapılabilir - Eğitim ve danışmanlık programları: Bazı durumlarda rehabilitasyon programlarına katılım öngörülebilir Bu yükümlülüklere uyulması davanın hiç açılmamasının ön koşuludur. Süreç boyunca verilen yükümlülüklerin ciddiye alınması son derece kritiktir. ## Denetim Süresini Temiz Geçirirse Ne Olur? İşte ilk kez yakalanan kişi için en önemli bilgi budur: denetim süresini yükümlülüklere uyarak ve yeniden suç işlemeden geçiren kişi hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir. TCK md. 191/4 bu sonucu düzenler. Bunun pratik anlamı şudur: - Dava hiç açılmaz - Hapis cezası verilmez - Adli sicile mahkûmiyet kaydı işlenmez - Dosya kapanır Yani ilk kez kişisel kullanım amacıyla yakalanan ve denetim sürecini düzgün tamamlayan kişi, sonuçta herhangi bir mahkûmiyetle karşılaşmaz. Bu mekanizma hukukun ilk kez yakalanan kullanıcıya tanıdığı en önemli korumadır. ## Denetim Süresinde Tekrar Yakalanırsa: Tablo Değişir Bu noktada durum köklü biçimde değişir. Denetim süresi içinde yeniden uyuşturucu madde kullanımıyla yakalanan ya da yükümlülüklerini ihlal eden kişi için erteleme imkânı ortadan kalkar. TCK md. 191/6 uyarınca denetim süresinde tekrar suç işleyen kişi hakkında kamu davası açılır. Bu durumda kişisel kullanım için öngörülen ceza — 2 yıldan 5 yıla kadar hapis — gündeme gelir. Uygulamada bu durum şöyle somutlaşmaktadır: ilk yakalanmada erteleme kararı verilen kişi, denetim süresi dolmadan yeniden yakalandığında dava açılmakta ve mahkûmiyetle karşılaşmaktadır. Eğer madde birden fazla kez ya da farklı zamanlarda kullanılmışsa zincirleme suç hükümleri devreye girerek ceza artırılabilmektedir. Yargıtay'ın ceza dairesi uygulamalarında, denetim süresinde tekrar yakalanan kişiler hakkında verilen mahkûmiyet kararlarının ve zincirleme suç nedeniyle yapılan ceza artırımlarının istikrar kazandığı görülmektedir. Bu nedenle ilk yakalanmada verilen erteleme kararı bir "ikinci şans" niteliği taşır; bu şansın değerlendirilmesi denetim sürecinin düzgün tamamlanmasına bağlıdır. ## Kişisel Kullanım ile Ticaret Arasındaki Sınır Nasıl Belirlenir? Burada yaygın bir yanılgı vardır: "Madde miktarı azsa kullanım, çoksa ticaret sayılır." Bu tamamen doğru değildir. Sınır yalnızca miktara göre değil, kişinin kastına ve olayın koşullarına göre belirlenir. Mahkemeler ve savcılıklar bu ayrımı yaparken şu unsurları birlikte değerlendirir: - Maddenin miktarı: Tek başına belirleyici değildir; ancak kişisel kullanım sınırını aşan büyük miktarlar ticaret şüphesini güçlendirir - Maddenin ambalajlanma biçimi: Tek tek paketlenmiş, satışa hazır biçimde bulunan madde ticaret göstergesi olarak değerlendirilebilir - Hassas terazi, paketleme malzemesi bulunması: Bu tür araçlar satış kastına işaret eder - Çok sayıda farklı kişiyle iletişim: Telefon kayıtları ve mesajlar ticaret kastının değerlendirilmesinde rol oynar - Yüksek miktarda nakit para: Madde miktarıyla orantısız nakit, satış şüphesi doğurabilir - Kişinin kendisinin kullanıcı olup olmadığı: Bağımlılık tespiti kişisel kullanım iddiasını destekler Yargıtay uygulamalarında dikkat çeken bir gerçek şudur: aynı miktar madde bir davada kişisel kullanım (TCK md. 191), başka bir davada ticaret (TCK md. 188) kapsamında değerlendirilebilmektedir. Belirleyici olan tek başına gram sayısı değil, olayın bütünüdür. Bu nedenle gerçek davalarda doğru hukuki niteleme son derece kritiktir ve avukat desteği gerektirir. ## Uyuşturucu Ticareti (TCK md. 188): Çok Daha Ağır Cezalar Fiil ticaret kapsamında değerlendirilirse tablo bütünüyle değişir. TCK md. 188 uyuşturucu madde imal ve ticareti suçunu düzenler ve son derece ağır cezalar öngörür. Uyuşturucu ticareti suçunda öngörülen ceza, fiilin niteliğine göre 10 yıldan başlayan hapis cezalarına ulaşmaktadır. Maddenin türü — eroin, kokain, morfin, baz morfin gibi maddeler — cezayı ağırlaştıran bir unsur olarak değerlendirilir. Suçun örgüt faaliyeti kapsamında işlenmesi, okul ve benzeri yerlerin yakınında gerçekleştirilmesi ya da çocuklara yönelik olması cezayı daha da artıran ağırlaştırıcı hallerdir. Ticaret suçunda erteleme ya da denetimli serbestlik mekanizması — kullanım suçundaki gibi — uygulanmaz. Bu nedenle fiilin kişisel kullanım mı yoksa ticaret mi olarak nitelendirileceği, yargılamanın en kritik konusudur.   ## Uyuşturucu Madde Kullanma Suçunda Kişisel Kullanım Miktarı Uyuşturucu kullanma suçu ile imal ve ticareti suçu arasındaki ayrımın yapılmasında kişisel kullanım miktarı önemli bir belirleyiciliğe sahip olsa da; her bir uyuşturucu madde için genel geçerli bir miktar belirlenmemiştir. Olayın oluş şekli, uyuşturucu maddenin paketlenmesi, adetleri, şüphelinin HTS kayıtları veya ekonomik yaşamı gibi farklı birçok kriter göz önüne alınarak yakalanan uyuşturucu maddenin kişisel kullanım miktarları arasında olup olmadığına karar verilir.  Örneğin uyuşturucu madde kullanma suçu Yargıtay kararları satışa hazır şekilde ayrı ayrı benzer ölçülerde paketlenmiş toplamda 200 gr esrar maddesinin yakalanmasını ve bunun için uyuşturucu madde ile bunların ölçümü için ayrıca hassas terazinin ele geçirilmiş olmasını uyuşturucu madde imal ve ticareti olarak kabul edebilmektedir. Buna karşın aynı miktarda veya kısmen daha fazla miktarda yakalanan uyuşturucu maddenin bu özellikleri barındırmaması halinde kişisel kullanım olarak kabul ederek sanık hakkında TCK 191 maddesi uyarınca hüküm kurabilmektedir.  ## İlk Kez Uyuşturucudan Yakalanmak Cezası TCK 191 maddesinde yer alan seçimlik hareketlerin söz konusu olarak ilk kez uyuşturucudan yakalanma halinde genellikle TCK 191/2 maddesi uyarınca şüpheli hakkında Cumhuriyet Savcılığı tarafından kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilir. Şüpheli hakkında uyuşturucu madde bulundurma, satın alma veya uyuşturucu kullanma suçundan Cumhuriyet Savcılığı tarafından kamu davasının açılması ertelenmesi kararı verilirken ayrıca Ceza Muhakemeleri Kanununun 171. Maddesinde yer alan süreler dikkate alınmaz. Bunun için sadece uyuşturucu kullanma suçu tekerrür şeklinde gerçekleşip gerçekleşmediği dikkate alınır.  Cumhuriyet Savcılığı tarafından koşullar oluşması halinde kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi durumunda şüpheli beş yıl süre ile denetime tabi tutulur.    ## Uyuşturucu Kullanma Suçunda Etkin Pişmanlık Uyuşturucu kullanma suçunda etkin pişmanlık söz konusu olması halinde sanık hakkında ceza indirimi yapılabileceği gibi bazı durumlarda ise tamamen sanık hakkında ceza verilmesine yer olmadığı şeklinde karar verilebilecektir.  - Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıca madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi resmi makamlar tarafından haber alınmadan önce bu maddeyi kimden, nerede ve ne zaman temin ettiğini haber vererek suçluların yakalanmasına veya uyuşturucu maddenin yakalanmasını kolaylaştırması halinde sanık hakkında cezai hüküm kurulmaz.  - Uyuşturucu kullanmak suçu haber alındıktan sonra gönüllü olarak suçun ortaya çıkmasına ve faillerin yakalanmasına yardım ve hizmet eden sanık hakkında ise 1/4 ile 1/2 oranlarında ceza indirimi yapılır.  - Uyuşturucu madde kullanmak suçunu işleyen kişinin hakkında soruşturma başlatılmadan önce sağlık kuruluşlarına tedavi için başvurması halinde ise yine cezai yönden hüküm kurulmaz.  ## Uyuşturucu Madde Kullanma Suçunun Unsurları ## Suçun Konusu Öncelikle ilgilinin uyuşturucu madde kullanma suçu, bulundurma, satın alma veya kabul etme suçlarından sorumlu tutulabilmesi için suçun konusunu oluşturan maddenin uyuşturucu ve uyarıcı madde niteliğinde olması gerekir. Uyuşturucu maddenin genel bir tanımı yapılmamış olsa da; Kişinin merkezi sinir sistemine etki gösterecek ve bağımlılık özelliği taşıyan her türlü madde, uyuşturucu ve uyarıcı madde olarak kabul edilir.  ## Suçun Faili Uyuşturucu kullanma suçunun faili açısından herhangi bir şart belirlenmemiştir. Suçun failinin herkes olması mümkündür. TCK 191 maddesinde belirtilmiş olan ve uyuşturucu maddeyi kullanan başta olmak üzere yine kullanmak için; Uyuşturucu maddeyi satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi suçun faili olarak kabul edilir.  ## Fiil Yazımızın başında da belirttiğimiz gibi TCK 191 maddesinde uyuşturucu kullanmak suçu ön planda olsa da seçimlik hareketli bir suçtur. Bu seçimlik hareketler uyuşturucu maddeyi kullanmak için;  - Satın almak - Kabul etmek - Bulundurmak - Ve son olarak kullanmak  Şeklinde TCK 191 maddesinde ayrı ayrı suç olarak kabul edilmiştir.  ## Uyuşturucu Madde Satın Alma Suçu Uyuşturucu ve uyarıcı maddenin kullanmak amacıyla belirli bir bedel karşılığında satın alınmasıdır. Bu durumda ilgilinin uyuşturucu maddeyi kullanmış olup olmaması TCK 191 maddesinde sıralanan suçların oluşup oluşmadığına etki etmez.  ## Uyuşturucu Maddeyi Kabul Etme Suçu Yukarıda belirtmiş olduğumuz durumun aksine yine kullanmak için uyuşturucu maddeyi bedel ödemeksizin kabul etme TCK 191 maddesinde sıralınmış seçimlik hareketlerin oluşturur.  ## Uyuşturucu Madde Bulundurma Suçu Bu seçimlik hareket ise yine ilgilinin uyuşturucu ve uyarıca maddeyi daha sonra kullanmak amacıyla üzerinde, evinde veya iş yerinde bulundurmasıdır. Bu durumda ise failin “bulundurma” ile sorumlu tutulabilmesi için yapılan soruşturma ve yargılama sonunda yakalanan bu uyuşturucu maddenin kişisel kullanım sınırları içerisinde bulunduğunun kanaatine diğer bir ifade ile sanığın uyuşturucu madde imal ve ticareti ile sorumlu tutulmaması gerekir. Aksi halde failin çok daha ağır cezai yaptırımları bulunan TCK 188 maddesinde düzenlenmiş “uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçu” ile sorumlu tutulabilmesi mümkündür.  ## Uyuşturucu Maddeyi Kullanma Suçu Uyuşturucu kullanma suçunun unsurlarının oluşması için failin söz konusu maddeyi bilerek ve kendi isteği ile kullanması gerekir.  Yukarıda belirtmiş olduğumuz seçimlik hareketlerin mevcut olayda tümünün veya bir kaçının birlikte bulunması failin tüm fiillerden ayrı ayrı sorumlu tutulacağı sonucunu doğurmaz. Örneğin failin uyuşturucu maddeyi satın aldıktan sonra kullanması ile gerçekleşen olayda fail uyuşturucu madde satın alma suçu ve uyuşturucu madde kullanma suçu ile ayrı ayrı sorumlu tutulmaz. Bu ve benzeri durumlarda sanık hakkında sadece uyuşturucu kullanma suçu cezası şeklinde hüküm kurulur.  ## Uyuşturucu Kullanma Suçunda Yargılama Süreci ## Soruşturma Süreci Uyuşturucu madde bulundurma, kabul etme, satın alma ve uyuşturucu madde kullanma suçu şikayete tabi olmaması nedeniyle suçun öğrenilmesi ile beraber şüpheli hakkında re’sen soruşturma başlatılır.  TCK 191 maddesinde yer alan suçların ilk defa işlenmesi veya şüpheli hakkında daha önce aynı suçlardan uygulanan bir denetimli serbestlik kararının bulunmaması halinde ilk defa uyuşturucu madde kullanmak, bulundurmak veya satın almak fiillerinden dolayı kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilir.  Şüphelinin kendisine yükletilen tüm yükümlülüklere uygun davranmaması ve 5 yıl içerisinde aynı suçları işlemesi halinde bu kez şüpheli hakkında doğrudan uyuşturucu kullanma suçu nedeniyle kamu davası açılır.  ## Uyuşturucu Kullanma Suçunda Kovuşturma Süreci ## Görevli ve Yetkili Mahkemeler Uyuşturucu kullanma suçu ile beraber uyuşturucu maddeyi yine kullanmak için satın alma, bulundurma ve kabul etme suçlarında yargılamada görevli mahkemeler Asliye Ceza Mahkemeleridir. Yetkili mahkemelerin ise suçun işlenmiş olduğu yer mahkemeleridir.  ## Uyuşturucu Madde Kullanma Suçunun Ertelenmesi TCK 51 maddesine göre sanık hakkında verilecek olan hapis cezasının ertelenebilmesi için bu hürriyeti bağlayıcı cezanın 2 yıl ve daha az süreli olması gerekir. Uyuşturucu kullanma suçu cezası ise TCK 191 maddesi uyarınca 2 yıl ile 5 yıl arasında hapis cezasıdır. Buna göre zaman zaman aşağıda belirtmiş olduğumuz cezada indirim nedenlerinin uygulanması halinde hapis cezasının ertelenmesinin ön şartı oluşabilmektedir. Mahkemece sanığın tekrar suç işlemeyeceği konusunda takdir oluşması ve hapis cezasının 2 yıl ve daha az süreli olması halinde erteleme kararı verilmesi mümkün hali gelebilmektedir. Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan 3 ay veya daha fazla uzun süreli hapis cezasına mahkum olması hakkında erteleme kararı verilmesine önemli bir engeldir.  ## Uyuşturucu Kullanma Suçunun Para Cezasına Çevrilmesi Herhangi bir suçtan yapılan yargılama sonunda sanık hakkında hapis cezası şeklinde kurulan hükmün para cezasına çevrilebilmesi için öncelikle bu hürriyeti bağlayıcı cezanın 1 yıl ve daha az süreli olması gerekir. Bu bilgi ışığında ve uyuşturucu kullanma suçu cezası alt sınırı dikkate alındığında TCK 191 maddesi için hüküm olunan hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesinin pek mümkün olmadığını söyleyebiliriz.  ## Uyuşturucu Madde Kullanma Suçu İçin Uygulanması Mümkün İndirim Nedenleri İndirim Nedenleri Kanun Maddesi Açıklama Etkin Pişmanlık (Cezasızlık Hali) TCK md 192/3 Resmi kurumlar tarafından suçun öğrenilmesinden önce etkin pişmanlık gösterilmesi halinde sanık hakkında cezai hüküm kurulmaz. (uyuşturucu maddeyi ne zaman, nerede ve kimden alındığının açıklanması koşulu ile)  Etkin Pişmanlık Nedeniyle Ceza İndirimi TCK md 192/1-3 Suçun öğrenilmesinden sonra uyuşturucu maddeyi satan kişilerin yakalanmasına yardımcı olunması halinde 1/4 ile 1/2 oranları arasında ceza indirimi yapılır.  Takdiri İndirim (İyi Hal İndirimi) TCK md 62 Sanığın yargılama aşamasında göstermiş olduğu pişmanlık ve ileride tekrar suç işlemeyeceği yönünde kanaat oluşması halinde 1/6 oranına kadar ceza indirimi yapılır.  Yaş Küçüklüğü TCK md 31 TCK 31 maddesi uyarınca failin yaş aralığına göre ceza indirimi yapılabileceği gibi küçüğün suçun anlam ve hukuki sonuçlarını kavramayacak boyutta olmasına göre tamamen ceza verilmemesi de mümkündür.  Akıl Hastalığı veya Azalmış Kusur Yeteneği TCK md 32 Faildeki akıl hastalığının suçun hukuki anlam ve sonuçlarını kavrayabilme yeteneğinin azalmış olması halinde en fazla 1/6 oranında ceza indirimi yapılır.  ## Uyuşturucu Kullanma Suçu Savunma Nasıl Yapılır? Uyuşturucu kullanma suçunda yapılacak olan savunma sanığın gerek soruşturma aşamasında gerekse kovuşturma aşamasında hukuki statüsünün belirlenmesi ve hakkında tayin olunacak cezanın belirlenmesinde önemlidir. Uyuşturucu kullanma suçu savunma yapmadan önce bilmemiz gereken ve daha çok suçun unsurlarına yönelik olan durumları aşağıdaki gibi özetleyebiliriz.  ## Uyuşturucu Maddenin Niteliği Yukarıda da belirttiğimiz gibi suçun konusunu uyuşturucu ve uyarıcı maddeler oluşturur kişinin kullanmış olduğu maddenin uyuşturucu madde olmaması da suçun oluşmasına engeldir. Örneğin doktor raporuna bağlı olarak reçete ile benzeri maddenin kullanımı veya bulundurulması suçun oluşumunu etkileyen en önemli etkendir.  ## Uyuşturucu Maddenin Sanığa Ait Olmaması Uygulamada sık karşılaşılan bir durumdur. Kişinin sadece uyuşturucu madde kullanılan bir ortamda bulunmasına rağmen TCK 191 maddesinde sıralanmış seçimlik hareketlerin gerçekleşmemiş olması suçun oluşumu için yeterli değildir.  ## Etkin Pişmanlığa Yönelik Savunma Daha önce de belirttiğimiz gibi uyuşturucu kullanma suçunda etkin pişmanlık ciddi ceza indirimine imkan tanığı gibi bazı durumlarda sanık hakkında tamamen ceza verilmemesi şeklinde sonuç doğurabilecektir.  ## Yakalandıktan Sonra Atılması Gereken İlk Adımlar İlk kez yakalanma anında atılan adımlar sürecin tamamını etkileyebilir. Özellikle ticaret kapsamındaki şüphelerde tutuklama tedbirinin hangi nedenlerle uygulanabileceğini de bilmeniz önemlidir. İfade vermeden önce avukat talep edin: Gözaltı sürecinde ifade vermek zorunlu değildir; avukat hazır bulunmadan ifade vermemek hakkınızdır. Hazırlıksız ve avukatsız verilen ifade savunmayı kalıcı biçimde zayıflatabilir. İlk ifadenin içeriği, fiilin kişisel kullanım mı ticaret mi olarak nitelendirileceğini doğrudan etkiler. Avukat görevlendirilmesini talep edin: Ekonomik durumunuz uygun değilse baro tarafından ücretsiz avukat görevlendirilmesini isteyebilirsiniz. Bu hak gözaltı sürecinde size bildirilmelidir. Sakin kalın, çelişkili beyan vermekten kaçının: Panik anında verilen çelişkili ifadeler hem güvenilirliği zedeler hem de soruşturmayı olumsuz yönlendirebilir. En doğru tutum, avukat gelene kadar susma hakkını kullanmaktır. ## Bağımlılık ve Tedavi: Hukuki Sürece Etkisi Kişinin madde bağımlısı olması, kişisel kullanım iddiasını destekleyen bir unsurdur. Bağımlılığın tespiti hem fiilin doğru nitelendirilmesinde hem de denetimli serbestlik sürecinde tedavi yükümlülüğünün belirlenmesinde rol oynar. Tedavi yükümlülüğü ceza değildir; ıslah ve sağlık amacı taşır. Bağımlılık tedavisine gönüllü katılım, hem hukuki sürecte olumlu değerlendirilir hem de kişinin denetim sürecini başarıyla tamamlamasına katkı sağlar. AMATEM (Alkol ve Madde Bağımlılığı Tedavi ve Eğitim Merkezi) gibi kuruluşlar bu süreçte başvurulabilecek sağlık kaynakları arasındadır. ## Gerçek Hayat Senaryoları ## Senaryo 1: İlk Kez Kişisel Kullanım ve Temiz Geçen Denetim Uygulamada sık görülen bir tablo şudur: daha önce hiç kaydı bulunmayan bir kişi, kişisel kullanım miktarındaki madde ile yakalanır. Savcılık kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verir; kişi 1 yıllık denetimli serbestlik tedbiri altına alınır. Düzenli görüşmelerine katılır, kendisine getirilen yükümlülükleri yerine getirir ve denetim süresi boyunca yeniden madde kullanmaz. Süre sonunda hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir; dosya kapanır. Adli siciline herhangi bir mahkûmiyet kaydı işlenmez. Bu kişi denetim sürecini ciddiye aldığı için herhangi bir cezayla karşılaşmamıştır. ## Senaryo 2: Denetim Süresinde Tekrar Yakalanma Bir diğer sık karşılaşılan durum: ilk yakalanmada erteleme kararı verilen kişi, henüz denetim süresi dolmadan yeniden madde kullanımıyla yakalanır. Bu durumda erteleme imkânı ortadan kalkar; hakkında kamu davası açılır. Maddenin farklı zamanlarda birden fazla kez kullanıldığının tespit edilmesi halinde zincirleme suç hükümleri uygulanarak ceza artırılır. Sonuçta kişi hapis cezasıyla karşılaşır. İlk yakalanmada tanınan "ikinci şans" değerlendirilemediği için tablo tamamen değişmiştir. Bu senaryo, denetim sürecinin neden bu kadar kritik olduğunu açıkça göstermektedir. ## Özet: İlk Kez Yakalanmada Ne Olur? Sürecin tamamını özetlemek gerekirse: - İlk kez, kişisel kullanım miktarında yakalanma: Dava açılmaz, en az 1 yıl denetimli serbestlik uygulanır (TCK md. 191/2) - Denetim süresini temiz geçirme: Kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir, ceza yoktur, dosya kapanır (TCK md. 191/4) - Denetim süresinde tekrar yakalanma: Dava açılır, 2–5 yıl arası hapis cezası gündeme gelir (TCK md. 191/6) - Ticaret/satış kapsamında değerlendirilme: Doğrudan ağır ceza, 10 yıldan başlayan hapis (TCK md. 188) Bu tablo genel çerçeveyi gösterir; ancak her olay kendi koşullarında değerlendirilir. Özellikle kişisel kullanım ile ticaret arasındaki sınır, doğru hukuki niteleme gerektiren en hassas konudur. ## Doğru Adımı Baştan Atın İlk kez uyuşturucudan yakalanmanın cezası; fiilin kişisel kullanım mı yoksa ticaret mi olarak nitelendirileceğine göre tamamen farklı sonuçlar doğurur. Kişisel kullanımda hukuk ilk kez yakalananlar için doğrudan ceza yerine denetimli serbestlik ve tedavi imkânı tanır; bu süreç düzgün tamamlandığında herhangi bir mahkûmiyet doğmaz. Ancak fiilin doğru nitelendirilmesi, ifade sürecinin doğru yönetilmesi ve denetim sürecinin ciddiye alınması belirleyicidir. Bu adımların her biri sonucu doğrudan etkilediğinden, uyuşturucu suçu avukatından destek almak süreç boyunca vazgeçilmezdir. Koza Avukatlık ve Danışmanlık olarak uyuşturucu suçlarında doğru hukuki niteleme ve etkili savunma için sürecin başından itibaren yanınızdayız. İlgili konularda ayrıntılı bilgi: uyuşturucu kullanma suçunun kapsamı, denetimli serbestlik ihlali. ## Sıkça Sorulan Sorular S: İlk kez uyuşturucudan yakalandım, hapis cezası alır mıyım? C: Kişisel kullanım amacıyla ve ilk kez yakalanmışsanız doğrudan hapis cezası verilmez. Savcılık kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verir; en az 1 yıl denetimli serbestlik uygulanır. Bu süreyi temiz geçirirseniz hakkınızda kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir ve herhangi bir ceza almazsınız. Ancak fiil ticaret kapsamında değerlendirilirse durum tamamen değişir. S: Denetimli serbestlik ne kadar sürer? C: Denetimli serbestlik süresi en az 1 yıldır. Mahkemenin takdiriyle bu süre uzatılabilir ya da koşullar değiştirilebilir. Bağımlılık tespit edilmişse tedavi yükümlülüğü de bu sürece eklenebilir. Süre boyunca yükümlülüklere uyulması davanın hiç açılmamasının ön koşuludur. S: Denetim sürecinde tekrar yakalanırsam ne olur? C: Erteleme imkânı ortadan kalkar; hakkınızda kamu davası açılır. Kişisel kullanım için öngörülen 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası gündeme gelir. Madde farklı zamanlarda birden fazla kez kullanılmışsa zincirleme suç hükümleriyle ceza artırılabilir. Bu nedenle ilk yakalanmada tanınan denetim süresi son derece kritiktir. S: Kişisel kullanım ile ticaret nasıl ayrılıyor; miktara mı bakılıyor? C: Sadece miktara bakılmaz. Kişinin kastı ve olayın koşulları belirleyicidir. Ambalajlama biçimi, hassas terazi gibi araçların bulunması, çok sayıda kişiyle iletişim, madde miktarıyla orantısız nakit para ve kişinin kendisinin kullanıcı olup olmadığı birlikte değerlendirilir. Aynı miktar madde bir davada kullanım, başka davada ticaret kapsamında değerlendirilebilmektedir. S: Yakalandığımda ifade vermek zorunda mıyım? C: Hayır. Susma hakkınız vardır ve avukat hazır bulunmadan ifade vermek zorunda değilsiniz. Hazırlıksız ve avukatsız verilen ifade, fiilin kişisel kullanım mı ticaret mi olarak nitelendirileceğini olumsuz etkileyebilir. İfade vermeden önce mutlaka bir ceza avukatından destek alın; ekonomik durumunuz uygun değilse baro avukatı talep edebilirsiniz. S: İlk kez yakalanma adli sicilime işler mi? C: Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ve denetim sürecinin temiz tamamlanması halinde mahkûmiyet kaydı adli sicile işlenmez. Kovuşturmaya yer olmadığı kararıyla dosya kapanır. Ancak denetim sürecinde tekrar yakalanır ve mahkûmiyet alırsanız bu durum adli sicile yansır. --- # Mesajla Tehditin Cezası Nedir? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/mesajla-tehditin-cezasi-nedir/ Güncelleme: 2026-10-13 Kısa cevap: Mesaj yoluyla yapılan tehdit, Türk Ceza Kanunu'nun 106. maddesi kapsamında suç oluşturur. Ceza tehdidin ağırlığına göre değişir; yaşama ya da vücut bütünlüğüne yönelik tehditlerde daha ağırdır. İspatta mesaj ekran görüntüsü tek başına yeterli olmayabilir; iletişim kayıtları ve bilirkişi incelemesi birlikte değerlendirilir. Telefonunuza bir mesaj düştü. İçeriği net: size ya da bir yakınınıza zarar verileceğini ima ediyor. Ya da tam tersi: karşı taraf sizin gönderdiğiniz mesajın tehdit içerdiğini öne sürüyor. Her iki durumda da yanıtlanması gereken soru aynıdır: mesajla tehditin cezası nedir, hangi mesajlar suç kapsamına girer, nasıl ispat edilir ve süreç nasıl işler? Tehdit suçu Türk Ceza Kanunu'nda açıkça düzenlenmiştir; ancak her rahatsız edici ya da kaba mesaj otomatik olarak bu kapsamda değerlendirilemez. Neyin suç olduğunu, neyin olmadığını ve haklarınızı nasıl kullanacağınızı baştan bilmek sizi hem mağdur olarak hem de şüpheli olarak doğru adım atmaya hazırlar. ## Tehdit Suçunun Hukuki Çerçevesi: TCK Madde 106 Türk Ceza Kanunu md. 106/1 tehdit suçunu şöyle tanımlar.: "Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden ya da malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit eden kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır." Bu hükmün mesaj yoluyla işlenmesi suçun niteliğini değiştirmez. WhatsApp, SMS, e-posta, sosyal medya DM ya da başka bir dijital kanal üzerinden gönderilen tehdit, yüz yüze yapılan tehditle aynı hukuki sonuçları doğurur. Tehdit suçunun oluşması için iki temel unsur bir arada aranır: Ciddiyet: Tehdidin muhatabı üzerinde gerçek bir korku ve endişe yaratmaya elverişli olması gerekir. "Seni bir gün görürüm" gibi muğlak ifadeler her zaman bu standardı karşılamaz; "yarın eve geleceğim, pişman olacaksın" ise bağlama göre bu kapsamda değerlendirilebilir. Kötülüğün belirginliği: Tehdidin konusu — hayat, vücut bütünlüğü, cinsel dokunulmazlık ya da mal varlığı — yeterince belirgin olmalıdır. Soyut ve genel kızgınlık ifadeleriyle somut tehdit arasındaki sınır mahkemece her davada ayrıca değerlendirilir. ## Mesajla Tehdide Verilen Ceza Ne Kadar? Tehdit suçunun temel hali için öngörülen ceza 6 aydan 2 yıla kadar hapistir. Bu aralık geniştir; somut ceza miktarı şu faktörlere göre belirlenir: - Tehdidin içeriğinin ağırlığı ve belirginliği - Süreklilik — tek seferlik mi, sistematik mi? - Sanığın önceki sicili - Mağdurun kişiliği ve etkilenme boyutu - Pişmanlık ve uzlaşma girişimi Ceza erteleme ya da adli para cezasına dönüştürme seçenekleri de söz konusu olabilir. Bu değerlendirme mahkemenin takdir yetkisi kapsamındadır. Mahkûmiyet halinde oluşan kaydın ileride adli sicil kaydının nasıl silineceği hakkında da bilgi alabilirsiniz. ## Ağırlaştırıcı Haller: Ceza Ne Zaman Artar? TCK md. 106/2 tehdidin ağırlaştırıcı hallerini düzenler. Bu haller varlığında alt sınır yükselmekte ve cezanın daha ağır biçimde belirlenmesi gündeme gelmektedir. Ağırlaştırıcı haller şunlardır: - Silahla tehdit: Ateşli silah ya da bıçak gösterilerek yapılan tehdit. Mesaj üzerinden silah fotoğrafı ya da videosu gönderilmesi de bu kapsamda değerlendirilebilir. - Birden fazla kişiyle birlikte: Grup olarak ya da koordineli biçimde yapılan tehdit eylemi. - İmzasız mektup ya da özel işaret kullanma: Kimliği gizleyerek yapılan tehdit. Sahte hesap ya da anonim mesaj bu kapsamda ele alınabilir. Bu hallerde öngörülen ceza 2 yıldan 5 yıla kadar hapise yükselmektedir. ## Hangi Mesajlar Tehdit Suçu Oluşturur? Hangileri Oluşturmaz? Bu ayrım hem mağdur hem de şüpheli açısından kritiktir. Her kaba ya da rahatsız edici mesaj tehdit suçu kapsamına girmez. Tehdit suçu kapsamında değerlendirilebilecek mesajlar: - "Seni öldüreceğim", "kanını dökeceğim" — açık fiziksel tehdit - "Çocuklarına bir şey yaparım" — yakınlara yönelik tehdit - "Evini yakacağım", "arabanı parçalayacağım" — mal varlığına ciddi tehdit - "Fotoğraflarını herkese yayacağım, para ver" — şantaj niteliği taşıyan tehdit - Silah, bıçak fotoğrafıyla birlikte gönderilen tehdit mesajı Tehdit suçu kapsamına her zaman girmeyebilecek ifadeler: - "Bunun hesabını soracağım" — belirsiz, bağlama göre değerlendirilir - "Pişman olacaksın" — tek başına her zaman yeterli değil - "Seninle bitmedi" — soyut, ciddiyet unsuru tartışmalı - Hakaret içeren ama tehdit unsuru taşımayan mesajlar — ayrı suç kapsamında değerlendirilebilir Yargıtay uygulamalarında mesajın içeriği kadar bağlamı da belirleyicidir. Uzun süreli taciz ya da şiddet geçmişinin ardından gelen "seni göreceğim" ifadesi, hiçbir geçmiş olmadan gelen aynı ifadeden farklı değerlendirilebilir. ## Tehdit ile Hakaret, Şantaj ve Kaygılandırma Arasındaki Fark Doğru suç tipini belirlemek hem şikâyet sürecini hem de savunmayı doğrudan etkiler. Tehdit (TCK md. 106): Gelecekte gerçekleştirileceği bildirilen bir kötülük. "Yarın seni bulacağım." — tehdit. Hakaret (TCK md. 125): Kişinin onur ve saygınlığını zedeleyen ifade.. "Senin gibi ahlaksız görmedim." — hakaret. Şantaj (TCK md. 107): Yarar sağlamak amacıyla tehdit. "Fotoğrafları yayarım, para ver." — şantaj. Kaygılandırma ve rahatsız etme (TCK md. 123): Ciddi tehdit içermeksizin ısrarlı mesaj gönderme. "Bu gece de mesaj atacağım." — koşullara göre kaygılandırma. Aynı mesaj bu suç tiplerinden birkaçını aynı anda içerebilir. Doğru suç tipini belirlemek hem şikâyet dilekçesinin hem de soruşturmanın seyrini şekillendirir. Yanlış suç tipini öne çıkarmak soruşturmayı yavaşlatabilir ya da yanlış yönlendirebilir. ## Mesajla Tehdidin İspat Edilmesi: Delil Stratejisi Tehdit suçunun mesaj yoluyla işlenmesinin teorik bir avantajı vardır: yazılı iz bırakır. Ama bu avantajdan yararlanmak için delili doğru güvenceye almak zorunludur. ## Not Onaylı Dijital Tespit Mesajların içeriğinin ve tarihinin noter tarafından tutanağa geçirilmesidir. Bu yöntem delil değerini en üst düzeye çıkarır; karşı tarafın "böyle bir mesaj atmadım" ya da "tarihi farklıydı" itirazını büyük ölçüde engeller. Önemli tehdit mesajları için noter tespiti standart önlem olarak alınmalıdır. ## Ekran Görüntüsü En kolay ama en zayıf yöntemdir. Karşı taraf mesajın montajlandığını ya da bağlamın farklı olduğunu ileri sürebilir. Tek başına çoğunlukla yeterli sayılmaz; diğer delillerle desteklenmesi gerekir. ## Bilişim Bilirkişisi Mahkeme tarafından atanan bilişim bilirkişisi mesajların orijinalliğini ve meta verilerini teknik olarak doğrulayabilir. Karşı tarafın inkâr ettiği davalarda belirleyici rol oynar. ## Hukuka Aykırı Delil Tuzağı Eşin ya da başkasının telefonuna izinsiz erişerek elde edilen mesajlar hukuka aykırıdır. TCK md. 132 haberleşmenin gizliliğini ihlali suç olarak düzenlemektedir. Bu yolla elde edilen delil hem reddedilir hem de delili sunan kişi karşı şikâyetle muhatap olabilir. Kendi telefonunuza gelen mesajları kayıt altına almak ise kural olarak hukuka uygundur. ## Şikâyet Süreci: Nereye, Nasıl Başvurulur? Tehdit suçu şikâyete bağlı suçlar arasında değildir; savcılık bu suç için re'sen soruşturma başlatabilir. Ancak mağdurun şikâyeti süreci hızlandırır. Başvuru yerleri: - Cumhuriyet Savcılığı: En doğrudan yol. Yazılı dilekçe ya da sözlü beyanlal şikâyette bulunulabilir. - Emniyet müdürlüğü ya da jandarma: Kolluğa yapılan başvuru savcılığa iletilir. Fiziksel tehlike varsa öncelikli yoldur. Şikâyet dilekçesinde yer alması gerekenler: - Tehdit içeren mesajların içeriği ve tarihi - Mesajı gönderen kişinin kimlik bilgileri (biliniyorsa) ve telefon numarası - Mesajların ekran görüntüsü ya da noter tespiti belgesi - Varsa önceki tehdit ya da taciz geçmişine ilişkin belgeler - Tanık varsa isim ve iletişim bilgileri ## Tehdit Suçunda Zamanaşımı ve Şikâyet Süresi Tehdit suçu şikâyete bağlı olmadığından 6 aylık hak düşürücü süre uygulanmaz. Savcılık re'sen harekete geçebilir. Dava zamanaşımı ise tehdit suçunun öngördüğü ceza miktarına göre 8 yıldır. Bu süre içinde şikâyet yapılabilir ya da savcılık re'sen soruşturma başlatabilir. Pratikte şikâyetin gecikmesi hem delil tazeliğini zayıflatır hem de soruşturmanın ciddiyetini azaltabilir. Tehdit mesajı alındığında en kısa sürede harekete geçmek delilin taze olduğu dönemde koruma altına alınmasını sağlar. ## Acil Tehlike Durumunda Ne Yapılmalıdır? Mesaj anlık fiziksel tehlike içeriyorsa — "şu an yoldayım" ya da "bu gece geleceğim" gibi — önce güvenlik, sonra hukuki süreç. - 155'i arayın — polis acil hattı - Güvenli bir yere geçin - Mesajı silinmeden önce ekran görüntüsü alın - Mümkün olan en kısa sürede kolluğa başvurun Fiziksel tehlike geçtikten sonra noter tespiti ve şikâyet dilekçesi hazırlanabilir. Acil durumlarda güvenlik her zaman önce gelir. ## Şüpheli Konumundaysanız: Savunma Stratejisi Gönderdiğiniz mesajın tehdit olarak şikâyet konusu yapıldığını öğrendiyseniz bu aşamada doğru adımlar kritiktir. İfade vermeye çağrılmadan önce mutlaka bir avukattan destek alın. Savcılık ifadesi sanığın en kritik açıklamasıdır; hazırlıksız verilen ifade savunmayı zayıflatır. Savunmada öne çıkan başlıca argümanlar şunlardır: - Ciddiyet unsurunun yokluğu: Mesajın gerçek bir korku yaratmaya elverişli olmadığı; kızgınlık anında söylenmiş, şaka niteliği taşıdığı - Bağlam: Mesajın tamamı ve yazışmanın genel seyri değerlendirildiğinde tehdit kastının bulunmadığı - Uzlaşma: Tehdit suçunda uzlaşma yoluna gidilebilir; uzlaşmanın sağlanması davanın düşmesine yol açabilir Uygulamada avukatlar şu stratejiyi sık kullanır: mesajın tamamını — bağlamını, önceki yazışmaları — dosyaya eklemek. Tek bir cümlenin bağlamından koparılması ciddiyet unsurunun farklı değerlendirilmesine yol açabilir. ## Tehdit Suçunda Uzlaşma Tehdit suçu uzlaşmaya tabi suçlar arasında yer almaktadır. Kovuşturma aşamasında savcılık uzlaşma bürosuna yönlendirme yapabilir. Uzlaşma sağlanırsa dava düşer; hem sanık hem de mağdur bu yoldan yararlanabilir. Uzlaşma mağdur açısından bir hak vazgeçişi değildir. Tazminat, özür ya da başka bir edim karşılığında uzlaşma sağlanabilir. Uzlaşma görüşmeleri avukat aracılığıyla yürütülmesi gereken teknik bir süreçtir. ## Gerçek Hayat Senaryoları ## Senaryo 1: Bağlamdan Koparılmış Mesaj Uygulamada sık görülen bir tablo şudur: ticari bir anlaşmazlıkta karşı taraf "bu işin bedelini ödersin" mesajını tehdit olarak şikâyet eder. Sanık avukatı yazışmanın tamamını dosyaya ekler; mesajın önünde ve arkasında ticari içerikli konuşmalar yer aldığı, ifadenin ticari bedeli kastettiği açıkça görülmektedir. Mahkeme ciddiyet unsurunun oluşmadığına hükmeder, beraat kararı verir. Bu davada yazışmanın bütününü sunmak tek belirleyici unsur olmuştur. ## Senaryo 2: Anonim Hesaptan Gelen Tehdit Bir diğer sık karşılaşılan durum: sahte isimle açılan sosyal medya hesabından ölüm tehdidi içeren mesajlar gönderilmektedir. Mağdur mesajları noter tespitinden geçirir, savcılığa başvurur. Savcılık sosyal medya platformuna ve internet servis sağlayıcısına müzekkere yazarak IP adresi ve hesap bilgilerini talep eder. Fail tespit edilir; anonim hesap ağırlaştırıcı hal olan "kimliği gizleyerek tehdit" kapsamında değerlendirilir. Bu davada noter tespitinin zamanında yapılmış olması delillerin kaybolmadan önce güvenceye alınmasını sağlamıştır. ## Hakkınızı Doğru Kullanın Mesajla tehditin cezası hem mağdur hem de şüpheli için ciddi hukuki sonuçlar doğurmaktadır. Mağdur açısından; delilin doğru güvenceye alınması, şikâyetin zamanında yapılması ve suç tipinin doğru belirlenmesi soruşturmanın seyrini belirler. Şüpheli açısından ise; avukat desteği olmadan ifade vermemek, mesajın bağlamını eksiksiz sunmak ve uzlaşma seçeneğini değerlendirmek kritik adımlardır. Her iki durumda da ceza avukatından destek almak hak kaybını önler. Koza Avukatlık ve Danışmanlık olarak tehdit suçlarında hem mağdur hem şüpheli tarafında deneyimle hizmet vermekteyiz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Mesajla tehdit etmek suç mudur? C: Evet. WhatsApp, SMS, e-posta ya da sosyal medya üzerinden gönderilen tehdit, TCK md. 106 kapsamında tehdit suçunu oluşturabilir. Dijital kanal kullanılması suçun varlığını etkilemez. Mesajın ciddiyet unsuru taşıması ve kötülüğün belirgin olması zorunludur. S: Tehdit mesajı için ne kadar ceza verilir? C: Temel halde 6 aydan 2 yıla kadar hapis. Silahla tehdit, anonim tehdit ya da grup tehdidi gibi ağırlaştırıcı hallerde 2 yıldan 5 yıla kadar hapis öngörülmektedir. Somut ceza; tehdidin içeriği, sürekliliği ve sanığın geçmişine göre mahkeme tarafından belirlenir. S: Tehdit mesajı şikâyeti için 6 ay sürem var mı? C: Hayır. Tehdit suçu şikâyete bağlı olmadığından 6 aylık hak düşürücü süre uygulanmaz. Dava zamanaşımı 8 yıldır. Ancak delil tazeliği açısından olay üzerinden zaman geçmeden harekete geçmek önerilir. S: "Pişman olacaksın" mesajı tehdit suçu oluşturur mu? C: Her zaman değil. Bu ifadenin tehdit suçu oluşturması için bağlamın değerlendirilmesi gerekir. Önceki şiddet geçmişinin ardından ya da diğer ağır tehdit mesajlarıyla birlikte gelen bu ifade farklı değerlendirilebilir. Tek başına ve bağlamdan yoksun olarak sunulduğunda ciddiyet unsuru tartışmalı kalır. S: Karşı taraf benim mesajımı tehdit olarak şikâyet etti; ne yapmalıyım? C: İfade vermeden önce mutlaka bir ceza avukatından destek alın. Mesajın tüm bağlamını — önceki yazışmaları, konuşmanın genel seyrini — avukatınıza iletin. Hazırlıksız verilen ifade savunmayı ciddi biçimde zayıflatabilir. S: Anonim tehdit mesajı gönderen tespit edilebilir mi? C: Evet. Savcılık sosyal medya platformlarına ve internet servis sağlayıcılarına müzekkere yazarak IP adresi ve hesap bilgilerini talep edebilir. Teknik takip yoluyla anonim gönderici büyük çoğunlukla tespit edilmektedir. Anonim hesap kullanmak ayrıca ağırlaştırıcı hal oluşturabilir. --- # Çekişmeli Boşanma Davası Ne Kadar Sürer? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/cekismeli-bosanma-davasi-ne-kadar-surer/ Güncelleme: 2026-10-13 Kısa cevap: Çekişmeli boşanma davası Türkiye'de ortalama 18 ay ile 3 yıl arasında sonuçlanır; süre davanın içeriğine göre değişir. Sadece boşanma talep edilen basit davalar 12-18 ay, nafaka ve tazminat içeren orta karmaşıklıktaki davalar 18-24 ay, velayet ve mal paylaşımı içeren karmaşık davalar 2-4 yıl sürebilir. İstinaf ve temyiz aşamalarına taşınan davalarda bu süre 4-6 yılı bulabilir. Mahkeme iş yükü, sosyal inceleme raporu, bilirkişi süreci ve tanık sayısı süreyi doğrudan etkiler. Çekişmeli boşanmaya karar verdiniz ya da karşı taraf dava açtı. Süreci kafanızda canlandırmaya çalışıyorsunuz ama net bir tablo çıkmıyor. "Bu ne zaman biter?" sorusu her duruşma arasındaki bekleyişte yeniden sorulmaktadır. Çekişmeli boşanma davası süresi sabit bir rakama indirgenemez; davanın içeriğine, mahkemenin iş yüküne, tanık sayısına ve sosyal inceleme sürecine göre ciddi biçimde farklılaşır. Ama bu farklılığın kaynağını bilmek hem gerçekçi beklenti oluşturmayı hem de gereksiz gecikmeleri önlemeyi mümkün kılar. ## Çekişmeli Boşanma Ortalama Ne Kadar Sürer? Türkiye genelinde çekişmeli boşanma davaları ortalama 18 ay ile 3 yıl arasında sonuçlanmaktadır. Bu ortalama geniş bir bant içerdiğinden tek başına yeterince bilgi vermez; belirleyici olan davanın içeriğidir. Yalnızca boşanma talep edilen, nafaka ya da velayet içermeyen basit çekişmeli dava: 12–18 ay Nafaka ve tazminat içeren orta karmaşıklıktaki dava: 18–24 ay Velayet, tazminat, mal paylaşımı ve bilirkişi gerektiren karmaşık dava: 2–4 yıl İstinaf ve temyiz aşamalarına taşınan dava: 4–6 yıl ve üzeri Bu rakamlar büyükşehirler için geçerlidir. Orta ve küçük ölçekli şehirlerde aynı içerikteki dava çok daha hızlı sonuçlanabilmektedir. ## Davayı Uzatan Faktörler: Neden Bu Kadar Sürer? Çekişmeli boşanma davalarındaki gecikmelerin büyük bölümü öngörülebilir nedenlerden kaynaklanmaktadır. Bu nedenleri baştan bilmek hem strateji hem de beklenti yönetimi açısından kritiktir. ## Mahkeme İş Yükü ve Duruşmalar Arası Bekleme Büyükşehirlerde — özellikle İstanbul aile mahkemelerinde — duruşmalar arası bekleme süresi 2 ila 4 ay arasında değişmektedir. Her yeni aşama — tanık dinleme, bilirkişi raporu, sosyal inceleme — ayrı duruşma gerektirdiğinden bekleme süreleri katlanmaktadır. Hesap basittir: tanık dinleme için 3 duruşma, sosyal inceleme için 2 duruşma, bilirkişi için 2 duruşma demek büyükşehirde 7 x 3 ay = 21 ay yalnızca duruşmalar arası bekleme anlamına gelebilir. ## Sosyal İnceleme Raporu Velayet içeren davalarda sosyal inceleme raporu zorunludur. Sosyal hizmet uzmanı ya da pedagog ev ziyareti yapar, okul araştırması yürütür, çocukla görüşür. Bu raporun tamamlanması mahkemenin uzman atamasından itibaren 2 ila 6 ay arasında değişmektedir. Rapor tamamlanmadan karar verilemez. Uzmanın iş yükü, adreste bulunamama ve bilgi gecikmesi bu süreci uzatır. Uzmanla işbirliği yapılması — ziyareti kolaylaştırmak, bilgileri zamanında vermek — raporun daha hızlı tamamlanmasına katkı sağlar. ## Bilirkişi İncelemesi Mal paylaşımında taşınmaz değer tespiti, kariyer kaybı hesabı, şirket hissesi değerlemesi ya da psikolojik değerlendirme gerektiren davalarda mahkeme bilirkişi atar. Bilirkişi atanmasından raporun sunulmasına kadar ortalama 3 ila 6 ay geçmektedir. Birden fazla bilirkişi atanması halinde bu süre katlanır. ## Tanık Sayısı Her tanık için ayrı duruşma gerekir. Büyükşehirlerde duruşmalar arası 2–3 aylık bekleme göz önüne alındığında 4 tanık = yaklaşık 8–12 aylık ek süre anlamına gelir. Tanık sayısını gerçekten gerekli olanla sınırlamak hem süreci kısaltır hem de stratejik etkinliği artırır. Her tanık aynı güçte delil sağlamaz; nitelik nicelikten önemlidir. ## Adli Tatil Her yıl 20 Temmuz – 31 Ağustos arasındaki adli tatil süresince duruşma yapılmaz. Bu tarihe denk gelen duruşmalar Eylül başına ertelenir. Birden fazla yıl süren çekişmeli davalarda adli tatil birden fazla kez süreye eklenir. ## Tebligat Sorunları Davalının adresine ulaşılamaması tebligat sürecini uzatır. Adres tespit edilemezse ilanen tebligat yoluna gidilir; bu yol 3–6 aylık ek gecikme yaratabilir. Davalının güncel adresinin baştan araştırılması bu riski azaltır. ## Tarafların Tutumu Duruşmalara gelmemek, eksik belge sunmak, her ara karara itiraz etmek, uzmanın ziyaretini geciktirmek — bunların her biri süreci uzatır. Uygulamada mahkemeler bu geciktirici tutumları zaman içinde fark eder ve bu tutum zaman zaman aleyhte bir etken olarak değerlendirilebilir. ## Karar Kesinleşmesi Ne Kadar Sürer? Çekişmeli boşanmada karar, tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık istinaf süresinin dolmasıyla kesinleşir. Taraflardan biri itiraz ederse süreç uzar. İstinaf aşaması: Bölge adliye mahkemesinin istinaf incelemesi ortalama 6 ila 12 ay ekler. Temyiz aşaması: Yargıtay incelemesi ek olarak 6 ay ile 1,5 yıl daha gerektirebilir. İtiraz yoluna gidilip gidilmeyeceği stratejik bir karardır. Zayıf gerekçeyle yapılan itiraz süreyi uzatır ama sonucu değiştirmeyebilir. Kazanılabilecek gerekçelerle sınırlı, hedefli itiraz çok daha etkilidir. ## Süreyi Etkileyen Kritik Strateji Kararları Çekişmeli boşanmada avukatın aldığı bazı strateji kararları süreyi hem kısaltabilir hem uzatabilir. Delillerin ilk dilekçeyle eksiksiz sunulması: Sonradan eklenen her delil yeni duruşma talebi gerektirir. Tüm delillerin baştan sunulması ek duruşma sayısını azaltır. Tanık sayısını sınırlamak: 6 tanık yerine gerçekten belirleyici 2–3 tanık tercih edilmesi hem süreci kısaltır hem de tanıkların ağırlığını artırır. Kısmi uzlaşı olanakları aramak: Taraflar her konuda anlaşamasa da bazı alt konularda — mal paylaşımının bir bölümü, kişisel ilişki takvimi gibi — uzlaşı sağlamak tahkikat kapsamını daraltır ve süreyi önemli ölçüde kısaltabilir. İstinafa taşıyıp taşımama kararı: Her karar itiraz edilmeye değer değildir. Kazanma ihtimali düşük bir istinaf başvurusu 6–12 aylık ek yük getirirken sonucu değiştirmeyebilir. ## Dava Süresince Geçici Tedbirler Dava uzun süreceği biliniyorsa dava başında alınması gereken geçici tedbirler süreci daha yönetilebilir kılar. Tedbir nafakası: Dava süresince ekonomik güvenceyi sağlar. Karar re'sen verilebilir; ancak dilekçeye eklenmesi çok daha güvenlidir. Dava başında talep edilmezse geriye dönük işlemez. Geçici velayet tedbiri: Velayet tartışmalıysa dava süresince çocuğun hangi ebeveynle kalacağı tedbir kararıyla belirlenir. Bu karar hem çocuğun günlük yaşamını düzenler hem de kalıcı velayet kararını dolaylı biçimde etkiler. İhtiyati tedbir: Mal kaçırma şüphesi varsa taşınmaz ya da araç üzerinde satış yasağı konulması için ihtiyati tedbir kararı talep edilebilir. Dava başında talep edilmesi şarttır; mal devredildikten sonra bu yol büyük ölçüde işlevsiz kalır. ## İstinafta Yeni Delil Sunulamaz: Kritik Uyarı Çekişmeli boşanmada en sık yapılan ve en maliyetli hatalardan biri şudur: ilk derece mahkemesinde sunulmayan deliller istinafta eklenmek istenir. HMK md. 357 uyarınca istinaf aşamasında kural olarak yeni delil kabul edilmez. Bu kural son derece önemli bir strateji sonucu doğurur: tüm delillerin ilk derece aşamasında eksiksiz ve zamanında sunulması zorunludur. "İstinafta ekleriz" yaklaşımı hak kaybına dönüşür. Dava başında delil stratejisini tam kurmak bu riski ortadan kaldırır. ## Gerçek Hayat Senaryoları ## Senaryo 1: Tanık Sayısının Süreye Etkisi Uygulamada sık görülen bir tablo şudur: İstanbul'da açılan çekişmeli boşanma davasında davacı taraf 6 tanık bildirir. Her tanık için ayrı duruşma gerektiğinden ve duruşmalar arası bekleme 3 aylık olduğundan yalnızca tanık dinleme aşaması 18 ay sürer. Oysa aynı olguları daha iyi bilen 2–3 seçilmiş tanıkla aynı ispat daha kısa sürede sağlanabilirdi. Tanık sayısını sınırlayan avukat bu davada 10–12 aylık süre tasarrufu elde edebilirdi. ## Senaryo 2: Geçici Tedbir Talebi Yapılmayan Dava Bir diğer sık karşılaşılan durum: dava başında tedbir nafakası talep edilmez. Dava 22 ay sürer; bu süre boyunca nafakasız geçinilir. Karar kesinleştikten sonra nafaka başlar; geçen 22 ay telafi edilemez. Dava dilekçesiyle birlikte yapılan tedbir nafakası talebi bu süre boyunca ekonomik güvenceyi sağlardı ve aylık önemli bir tutar anlamına gelirdi. ## Yargıtay Uygulamalarında Çekişmeli Boşanma Sürecine Bakış Yargıtay uygulamalarında çekişmeli boşanma süreciyle ilgili birkaç tutarlı çizgi gözlemlenmektedir. Birincisi: sosyal inceleme raporu olmaksızın verilen velayet kararları Yargıtay tarafından sıklıkla bozulmaktadır. Bu zorunluluk davanın süresini doğrudan uzatır; ancak raporsuz kararın bozulması çok daha uzun bir süreç doğurur. İkincisi: istinaf aşamasında yeni delil kabul edilmemesi kuralı katı biçimde uygulanmaktadır. İlk derece mahkemesinde eksik kalan delil stratejisi telafi edilemez. Üçüncüsü: dava süresince sergilenen geciktirici tutum — usul itirazları, mazeretsiz duruşma yokluğu, eksik belge sunumu — Yargıtay kararlarında zaman zaman olumsuz değerlendirilen bir unsur olarak karşımıza çıkmaktadır. ## Süreci Doğru Yönetin Çekişmeli boşanma davasının ne kadar süreceği üzerinde tam kontrol mümkün değildir; ancak gereksiz gecikmelerin büyük bölümü önlenebilir niteliktedir. Delillerin baştan eksiksiz sunulması, tanık sayısının sınırlandırılması, geçici tedbir taleplerinin ertelenmemesi ve itiraz kararlarının stratejik biçimde alınması — bu adımların her biri hem süreyi kısaltır hem de kararın seyrini olumlu etkiler. Kartal çekişmeli boşanma avukatı olarak çekişmeli boşanma davalarında süreci başından doğru planlıyor; gereksiz gecikmeleri önleyen stratejiyi müvekkille birlikte kuruyoruz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Çekişmeli boşanma davası kaç yılda biter? C: İçeriğe göre değişir. Basit davalarda 12–18 ay, nafaka ve velayet içeren orta karmaşıklıktaki davalarda 18–24 ay, bilirkişi ve mal paylaşımı içeren karmaşık davalarda 2–4 yıl sürebilmektedir. İstinaf ve temyize taşınırsa 4–6 yıl ve üzerine çıkabilir. S: Çekişmeli boşanmada ilk duruşma ne zaman verilir? C: Tebligat tamamlandıktan sonra mahkemenin iş yüküne göre belirlenir. Büyükşehirlerde tebligat süreci dahil ilk duruşma genellikle dava açılışından 3–5 ay sonrasına verilmektedir. Küçük şehirlerde bu süre 1–2 aya kadar kısalabilmektedir. S: Dava süresince nafaka alabilir miyim? C: Evet. Dava dilekçesine tedbir nafakası talebi eklenmesi halinde hâkim bu nafakayı erken aşamada belirleyebilir. Tedbir nafakası dava tarihinden itibaren geçerlidir; geriye dönük işlemez. Bu nedenle dava başında talep edilmesi zorunludur. S: Karşı taraf davayı uzatmak için ne yapabilir? C: Duruşmalara gelmemek, eksik belge sunmak, her ara karara itiraz etmek ve tanık sayısını artırmak gibi yollarla süreç uzatılabilir. Bu durumda mahkemeye dilekçe vererek geciktirici tutumun kayıt altına alınmasını talep etmek hem belge oluşturur hem de mahkemenin dikkatini çeker. S: Çekişmeli boşanmada karar kesinleştikten sonra ne olur? C: Kesinleşme şerhli karar örneği alınarak nüfus müdürlüğüne bildirim yapılır; medeni hal güncellenir. Nafaka ve tazminat kararları icra yoluyla uygulanabilir hale gelir. Velayet kararı da kesinleşmeyle birlikte uygulanmaya başlar. --- # Anlaşmalı Boşanma Davası Ne Kadar Sürer? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/anlasmali-bosanma-davasi-ne-kadar-surer/ Güncelleme: 2026-10-13 Kısa cevap: Anlaşmalı boşanma davası, eksiksiz hazırlanan protokol ve tam belgelerle açıldığında tek celsede sonuçlanabilir; taraflar duruşmada istinaftan feragat ederse karar aynı gün kesinleşir. Büyükşehirlerde ilk duruşma dava açılışından 6-12 hafta sonra verilir; protokolün reddi, taraflardan birinin duruşmaya gelmemesi veya adli tatile denk gelme gibi durumlarda süreç 4-6 aya kadar uzayabilir. En hızlı senaryoda süreç 3-5 hafta içinde tamamlanabilir. Anlaşmalı boşanmaya karar verdiniz. Eşinizle de anlaştınız. Aklınızdaki en pratik soru şudur: "Ne kadar sürer?" Cevap basit görünüyor; ama aynı şehirde iki farklı çift aynı hafta dava açsa biri 6 haftada bitirirken diğeri 6 ay bekleyebilir. Anlaşmalı boşanma davası süresi sabit değildir; mahkemenin iş yüküne, protokolün eksiksizliğine, adli takvime ve tarafların hazırlığına göre ciddi biçimde değişir. Bu değişkenleri baştan bilmek hem gerçekçi beklenti oluşturmanızı hem de süreci kontrol altında tutmanızı sağlar. ## Anlaşmalı Boşanma Tek Celsede Bitebilir Mi? Evet. Anlaşmalı boşanmanın en önemli avantajı budur: eksiksiz ve hukuka uygun protokol hazırlandığında, belgeler tam olduğunda ve iki taraf duruşmada bizzat hazır bulunduğunda anlaşmalı boşanma davası tek celsede sonuçlanabilir. Hâkim protokolü onaylar. Taraflar duruşmada istinaf hakkından feragat ederse karar aynı gün kesinleşir. Tek celse bitmesi için şu koşulların tamamının sağlanmış olması gerekir: - Protokolün eksiksiz ve hukuka uygun biçimde hazırlanmış olması - Tüm belgelerin dava açılışında mahkeme kalemine eksiksiz sunulması - Her iki tarafın ilk duruşmada bizzat hazır bulunması - Hâkimin protokolü uygun bulması Bu koşullardan herhangi birinin sağlanmaması ikinci duruşmaya yol açar. İkinci duruşma ise büyükşehirlerde ortalama 6–10 haftalık ek bekleme demektir. ## İlk Duruşma Tarihi Ne Zaman Verilir? Dava açılışından ilk duruşma tarihine kadar geçen süre mahkemenin iş yüküne bağlıdır. Bu süre şehirden şehre, hatta aynı şehrin farklı adliyelerinden adliyeye önemli ölçüde değişmektedir. Büyükşehirler (İstanbul, Ankara, İzmir): İlk duruşma tarihi genellikle dava açılışından 6 ile 12 hafta sonrasına verilmektedir. İstanbul'da Anadolu ve Avrupa yakasındaki adliyelerin iş yükleri farklıdır; tercih edilen mahkeme bu süreyi doğrudan etkiler. Orta ölçekli şehirler (Bursa, Antalya, Gaziantep gibi): İlk duruşma tarihi genellikle 3 ile 6 hafta arasında verilmektedir. Küçük ilçe mahkemeleri: İş yükü daha düşük olduğundan 2 ile 4 hafta arasında ilk duruşma tarihi alınabilmektedir. Bu rakamlar yol gösterici niteliktedir; davanın açıldığı dönemin yoğunluğuna göre değişebilir. ## Adli Tatil Süreci Nasıl Etkiler? Her yıl 20 Temmuz – 31 Ağustos tarihleri arasındaki adli tatil anlaşmalı boşanma davalarını da etkiler. Bu dönemde duruşma yapılmaz; bu tarihe denk gelen duruşmalar Eylül başına ertelenir. Pratik sonuç şudur: Haziran ortasında ya da Temmuz başında açılan dava adli tatil nedeniyle Eylül'ün ilk iki haftasına sarkabilir. Bu durum süreci 6–10 hafta uzatabilir. Adli takvim planlaması bu nedenle önemlidir. Dava açış tarihini avukatınızla koordineli biçimde belirlemek, adli tatile denk gelme riskini minimize eder. ## Anlaşmalı Boşanma Davasını Uzatan Faktörler Tek celse bitmesi gereken bir davanın uzamasının arkasında çoğunlukla öngörülebilir nedenler yatmaktadır. ## Hâkimin Protokolü Reddetmesi Bu en yaygın gecikme nedenidir. Hâkim protokolde şu sorunları tespit ederse düzeltilmesini ister: - Çocuğun nafakası gerçek giderlerin çok altında belirlenmiş - Kişisel ilişki düzenlemesi muğlak bırakılmış — "anlaşarak görüşürler" gibi ifadeler - Mal paylaşımında önemli varlıklar atlanmış - Taraflardan birinin haklarından orantısız biçimde vazgeçtiği görünümü Protokolün reddi ikinci duruşma anlamına gelir. İkinci duruşma için büyükşehirlerde 6–10 haftalık ek bekleme söz konusudur. Avukat eşliğinde hazırlanan eksiksiz anlaşmalı boşanma protokolü bu riski sıfıra yakın indirir. ## Taraflardan Birinin Duruşmaya Gelmemesi Anlaşmalı boşanmada her iki tarafın ilk duruşmada bizzat hazır bulunması zorunludur. Taraflardan biri mazeretsiz gelmezse duruşma ertelenir; yeni tarih verilir. Bu durum süreci 6–10 hafta uzatır. Hastalık, seyahat ya da başka zorunluluk nedeniyle gelinememesi halinde en geç duruşma günü sabahı mahkemeye mazeret bildirilmeli ve belgelenmelidir. Aksi halde mazeretli kabul edilmeyebilir ve erteleme hakkı doğmayabilir. ## Belge Eksikliği Nüfus kayıt örneğinin güncel olmaması, evlilik cüzdanı fotokopisinin eksik kalması ya da çocukla ilgili belgelerin sunulmaması mahkeme kaleminde dava kaydının gecikmesine ya da ilk duruşmada ertelemeye yol açabilir. ## Tebligat Sorunu Tarafların nüfus kaydında farklı bir adres bulunuyorsa ve tebligat bu adrese yapılamazsa süreç uzar. Güncel adresin mahkemeye bildirilmesi bu riski ortadan kaldırır. ## Anlaşmalı Boşanma Kaç Günde Kesinleşir? Taraflar duruşmada istinaf hakkından feragat ettiklerini beyan ederse karar, hâkim açıkladığı anda kesinleşir ve iki haftalık istinaf süresi beklenmez. Feragat edilmezse karar, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta dolunca kesinleşir (HMK m.345). Bu özellik çekişmeli boşanmadan temel ayrımdır. Çekişmeli boşanmada karar, tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık istinaf süresinin dolmasıyla kesinleşir; taraflardan biri itiraz ederse süreç daha da uzar. Taraflar istinaftan feragat ettiyse duruşma günü kararın kesinleşme tarihi olur. Nüfus kaydı güncellenmesi ve kesinleşme şerhli karar örneğinin alınması için mahkemeye başvurulabilir; bu işlem genellikle birkaç gün içinde tamamlanır. ## Toplam Süre: Gerçekçi Beklenti Tüm faktörler bir arada değerlendirildiğinde gerçekçi beklenti şöyledir: En hızlı senaryo: Küçük ya da orta ölçekli şehirde, adli tatil dışında, eksiksiz protokol ve belgelerle açılan dava — 3 ila 5 hafta içinde sonuçlanabilir. Ortalama senaryo: Büyükşehirde, normal dönemde, eksiksiz protokol — 6 ila 10 hafta arasında sonuçlanır. Uzayan senaryo: Protokol reddi, duruşmaya gelinmemesi ya da adli tatile denk gelme durumunda — 4 ila 6 ay uzayabilir. Yurt dışında yaşayan Türk vatandaşları için: Konsolosluk onaylı vekâletname hazırlığı, anlaşmalı boşanmada bizzat hazır bulunma zorunluluğu ve uçuş planlaması göz önünde bulundurulduğunda süreç genellikle 2 ila 4 ay arasında tamamlanmaktadır. ## Süreci Kısaltmanın Pratik Yolları Protokolü avukat eşliğinde hazırlayın: Hâkimin reddetmeyeceği eksiksiz bir protokol tek celse garantisinin en güçlü güvencesidir. Şablon protokol riski yaratır; bireysel koşulları yansıtmaz. Belgeleri dava açılışında hazır getirin: Güncel nüfus kayıt örneği, evlilik cüzdanı fotokopisi, varsa çocuğa ait belgeler — bunların hepsi dava açılış gününde mahkeme kalemine eksiksiz sunulmalıdır. Adli takvimi gözetin: Temmuz ortasından Ağustos sonuna kadar dava açmak süreci gereksiz biçimde uzatır. Haziran başı ya da Eylül ayı tercih edilebilir. Doğru mahkemeyi seçin: Birden fazla yetkili mahkeme seçeneği varsa iş yükü daha düşük olanı tercih etmek ilk duruşma tarihini önemli ölçüde yakınlaştırabilir. Bu seçimi avukatınızla planlayın. Duruşma gününü takvime not edin: Taraflardan birinin gelemeyeceği anlaşılır anlaşılmaz mahkemeye bildirimde bulunun ve yeni tarih talep edin. Beklenmedik duruşma yokluğu süreci gereksiz yere uzatır. ## Anlaşmalı Boşanma Çekişmeli Boşanmaya Kıyasla Neden Daha Hızlı? Bu karşılaştırma bazı durumlarda hangi yolun tercih edileceğini belirlemekte yardımcı olur. Anlaşmalı boşanmada tanık dinlenmez, bilirkişi atanmaz, sosyal inceleme yapılmaz. Tek kaynak protokoldür ve hâkimin görevi bunu denetlemektir. Tüm süreç bir duruşmada tamamlanabilir. Çekişmeli boşanmada tanıklar ayrı duruşmalarda dinlenir, sosyal inceleme raporu hazırlanır, bilirkişi atanabilir, taraflar ayrı ayrı sorgulanır. Bu süreç Türkiye ortalamasında 1,5 ila 3 yıl alabilmektedir. Temel konularda uzlaşı sağlanabiliyorsa anlaşmalı yol yalnızca zaman açısından değil, maliyet ve duygusal yıpranma açısından da çok daha avantajlıdır. ## Gerçek Hayat Senaryosu Uygulamada sık görülen bir tablo şudur: Bursa'da anlaşmalı boşanmaya karar veren çift, internetten indirdikleri şablon protokolü imzalayarak dava açar. İlk duruşmada hâkim protokoldeki kişisel ilişki düzenlemesinin muğlak olduğunu ve iştirak nafakasının çocuğun gerçek giderlerini karşılamadığını tespit ederek ikinci duruşma verir. İkinci duruşma 8 hafta sonraya alınır. Protokol revize edilip yeniden sunulur; ikinci duruşmada karar çıkar. Toplam süre 14 haftaya uzamıştır. Avukat eşliğinde hazırlanan protokol bu 8 haftalık ek beklemeyi baştan önleyecekti. ## Süreci En Kısa Tutan Hazırlık Üç Adımda Anlaşmalı boşanma davasının süresi büyük ölçüde hazırlığın kalitesiyle belirlenir. Eksiksiz protokol, tam belgeler ve adli takvim planlaması — bu üç unsurun doğru kurgulanması tek celse bitişi mümkün kılar ve gereksiz aylarca bekleyişi ortadan kaldırır. Kartal anlaşmalı boşanma avukatı olarak anlaşmalı boşanma sürecinizi başından itibaren planlar; protokolünüzü hâkimin onaylayacağı biçimde hazırlar ve davanızın en kısa sürede tamamlanması için her adımda yanınızda oluruz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Anlaşmalı boşanma kaç günde biter? C: Tek celsede biten davada taraflar istinaftan feragat ederse karar duruşma günü kesinleşir. İlk duruşma tarihine kadar geçen süre büyükşehirlerde 6–12 hafta, orta ölçekli şehirlerde 3–6 haftadır. Protokol eksiksizse ve belgeler tamamsa dava toplam olarak 3 ila 10 hafta arasında tamamlanabilir. S: Anlaşmalı boşanmada duruşmaya gitmek zorunda mıyız? C: Evet. Her iki tarafın ilk duruşmada bizzat hazır bulunması zorunludur. Avukat aracılığıyla temsil bu zorunluluğu ortadan kaldırmaz. Gidilememesi halinde mahkemeye önceden mazeret bildirilmeli ve yeni duruşma tarihi talep edilmelidir. S: Protokol hâkim tarafından reddedilirse ne olur? C: İkinci duruşma tarihi verilir; taraflar hâkimin itiraz ettiği maddeleri revize ederek yeni protokol sunar. Bu durum süreci büyükşehirlerde 6–10 hafta uzatır. Bazı davalarda revizyonlar kabul görmezse anlaşmalı yol çekişmeli davaya dönüşebilir. S: Adli tatilde anlaşmalı boşanma davası açılabilir mi? C: Dava açılabilir; ancak adli tatil döneminde duruşma yapılmaz. Dava kaydı gerçekleşir ama ilk duruşma tarihi Eylül sonrasına verilir. Adli tatil dönemi gözetilerek dava tarihini planlamak bu beklemeyi önler. S: Yurt dışından anlaşmalı boşanma davası açılabilir mi? C: Evet. Konsolosluk onaylı vekâletname ile avukata yetki verilerek dava başlatılabilir. Ancak anlaşmalı boşanmada duruşmaya bizzat katılma zorunluluğu nedeniyle en az bir kez Türkiye'ye gelinmesi gerekebilir. Bu durum seyahat planlamasını gerektirdiğinden süreç genellikle 2–4 ay arasında tamamlanmaktadır. --- # Nafaka Neye Göre Belirlenir? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/nafaka-neye-gore-belirlenir/ Güncelleme: 2026-06-11 Kısa cevap: Nafaka miktarı; nafaka yükümlüsünün gerçek geliri, nafaka alacaklısının belgelenmiş ihtiyaçları, evlilik boyunca sürdürülen yaşam standardı, tarafların kusur dengesi ve varsa çocuğun yaşına göre değişen bireysel ihtiyaçları birlikte değerlendirilerek hâkimin takdiriyle belirlenir. Mahkeme yükümlünün gelirini SGK, vergi dairesi ve banka kayıtlarından araştırabilir; belgesiz ve sözlü talepler genellikle düşük miktarla sonuçlanır. Boşanma sürecinde ya da boşanmanın hemen ardından her iki tarafın da aklına aynı soru gelir: "Nafaka ne kadar olur?" Soranın ödeyenmi yoksa alan mı olduğuna göre beklenti farklılaşır; ama yanıt her iki taraf için de aynı kaynaktan gelir: hâkimin takdiri. Bu takdir rastgele değildir; belirli kriterlere dayanır. Nafaka miktarını yönlendiren bu kriterleri bilmek, hem doğru talep stratejisini kurmayı hem de karşı tarafın sunacağı savunmaya hazırlıklı olmayı sağlar. Yanlış hesaplanan ya da eksik belgelenen nafaka talebi ya çok düşük bir miktarla ya da hiç kabul görmeden sonuçlanır. ## Nafaka Türleri ve Her Birinde Belirleyici Olan Kriterler Türk hukukunda boşanmayla bağlantılı üç nafaka türü mevcuttur. Her birinin miktarını belirleyen kriterler farklıdır. Tedbir nafakası (TMK md. 169): Dava süresince geçici güvenceyi sağlar. Hâkim tarafların acil ekonomik durumuna ve ihtiyaçlarına göre hızla belirler; uzun süreli hesaplama gerektirmez. Yoksulluk nafakası (TMK md. 175): Boşanmayla birlikte yoksulluğa düşecek olan ve daha az kusurlu eş için belirlenir. Kanunda şu an süre sınırı yoktur; koşullar değişmedikçe devam eder. Anayasa Mahkemesi bu süresizlik kuralını iptal etti; iptal 30 Haziran 2027'de yürürlüğe girecek. İştirak nafakası (TMK md. 182): Velayeti olmayan ebeveynin çocuğun bakım giderlerine katılımını düzenler. Çocuğun ihtiyaçları ve her iki ebeveynin ekonomik gücü belirleyicidir. Bu üç türün ortak özelliği şudur: hâkimin takdiri geniştir; ancak bu takdiri yönlendiren kriterler bellidir. Bu kriterleri bilerek hazırlanmak sonucu doğrudan etkiler. ## Birinci Kriter: Yükümlünün Gerçek Geliri Nafaka yükümlüsünün ekonomik gücü miktarın belirlenmesindeki en ağırlıklı unsurdur. Kanun "mali gücü oranında" der; bu ifade hem üst sınırı hem de alt sınırı belirler. Mahkeme yükümlünün gelirini tespit ederken salt beyana dayanmaz: - SGK hizmet dökümü: Çalışma geçmişi, unvan ve prim miktarı - Maaş bordrosu: Net gelir; ikramiye ve ek ödemeler dahil - Vergi beyannamesi: Serbest meslek, kira ya da ticari gelir - Banka hesap hareketleri: Düzenli girişler gerçek geliri yansıtır - Tapu ve araç kayıtları: Mal varlığının genel tablosu Uygulamada sık karşılaşılan sorun şudur: yükümlü gelirini eksik beyan eder. Lüks araç kullanan, yurt dışı tatile giden ya da yüksek kira ödeyen birinin "asgari ücretle geçiniyorum" savunması mahkemede tutunmaz. Mahkeme alacaklı tarafın talebi üzerine SGK, vergi dairesi ve banka hesaplarına müzekkere yazarak gerçek geliri araştırır. Yargıtay uygulamalarında yerleşik bir ilke vardır: yaşam biçimi beyan edilen gelirle uyuşmuyorsa mahkeme yaşam standardını esas alarak gelir tespiti yapabilir. ## İkinci Kriter: Nafaka Alacaklısının Belgelenmiş İhtiyaçları "Geçinemiyorum" ifadesi tek başına mahkemede karşılık bulmaz. İhtiyaçların somut biçimde ortaya konulması nafaka miktarını doğrudan etkiler. Belgelenmesi gereken gider kalemleri şunlardır: - Kira sözleşmesi: Güncel kira bedeli ve artış belgesi — en ağırlıklı gider kalemi - Faturalar: Elektrik, su, doğalgaz, internet — aylık sabit giderler - Sağlık giderleri: Kronik hastalık, düzenli ilaç ya da tedavi belgeleri - Çocuk giderleri: Okul ücreti, kurs, kırtasiye — iştirak nafakasında belirleyici - Ulaşım giderleri: Toplu taşıma ya da araç giderleri Bu belgeler sunulmadan yapılan talep mahkemenin takdirine tamamen bırakılmış olur; çoğunlukla düşük bir miktarla sonuçlanır. Belgelenmiş talep ile belgesiz talep arasındaki fark yıllarca devam edecek nafaka miktarına yansır. ## Üçüncü Kriter: Evlilik Boyunca Yaşanan Yaşam Standardı Mahkeme nafakayı belirlerken yalnızca bugünkü tabloyu değil, evlilik süresince alışılan yaşam standardını da gözetir. Bu ilke özellikle yoksulluk nafakasında belirleyicidir. Uzun süreli evliliklerde — özellikle 10 yıl ve üzerinde — bu standart güçlü bir referans noktası oluşturur. Yıllarca belirli bir yaşam kalitesinde sürdürülen evlilikten sonra boşanmayla birlikte bu kalitenin ani ve dramatik biçimde düşürülmemesi nafaka miktarının belirlenmesinde hâkimin gözettiği temel ilkedir. Bu ilkeyi desteklemek için banka dökümleri, ortak harcama kayıtları, konut değeri ve evlilik dönemindeki faturalar kullanılabilir. ## Dördüncü Kriter: Kusur Dengesi Kusur yalnızca yoksulluk nafakasında belirleyicidir; iştirak nafakasında aranmaz. Kural nettir: daha az kusurlu ya da kusursuz eş nafaka talep edebilir. Eşit kusurlu eşler yoksulluk nafakası isteyemez. Bu nedenle nafaka davası aynı zamanda bir kusur testi davasıdır; kusur tespiti nafakanın önünü açar ya da tamamen kapatır. Pratikte çoğu kişi nafaka talep ederken kusur savunmasını göz ardı eder. Karşı tarafın "eşit kusur" iddiasına hazırlıksız yakalanmak nafaka hakkını bütünüyle ortadan kaldırabilir. Reaktif değil proaktif kusur stratejisi kurulması zorunludur. ## Beşinci Kriter: Çocuğun Yaşı ve Bireysel İhtiyaçları İştirak nafakasında her çocuk bireysel olarak değerlendirilir. Yaş belirleyicidir: küçük yaşlarda temel bakım ve sağlık giderleri, okul çağında eğitim giderleri, lise ve üniversitede masraflar belirgin biçimde artmaktadır. İştirak nafakası başlangıçta düşük belirlense de çocuğun büyümesiyle birlikte artırım davası açılabilir. Artırım kararı dava tarihinden itibaren geçerlidir; gecikme her ay hak kaybına dönüşür. ## Nafaka Miktarına Etki Eden Diğer Faktörler Alacaklının çalışma kapasitesi: Çalışabilecek durumda olmasına rağmen çalışmayan alacaklı için mahkemeler "gönüllü yoksulluk" tespiti yapabilir. Bu tespit nafaka talebini zayıflatır ya da miktarı düşürür. Alacaklı tarafın çalışmamasının gerekçesi — bakım yükümlülüğü, sağlık sorunu, iş bulamama — somutlaştırılmalıdır. Yükümlünün yeni aile yükümlülükleri: Yeniden evlenme ya da yeni çocuk sahibi olmak nafakayı otomatik olarak değiştirmez. Mahkemeye bildirilmesi ve değerlendirilmesi gerekir. Evlilik süresi: Uzun süreli evliliklerde nafaka miktarları genel eğilim olarak daha yüksek belirlenir. Kısa süreli evliliklerde ise süre ve miktar daha sınırlı kalabilir. Tarafların sağlık durumu: Ciddi hastalık ya da engellilik ihtiyacı artırır, ödeme kapasitesini düşürür. Sağlık durumunu belgeleyen raporlar bu değerlendirmede belirleyici rol oynar. ## Nafaka Talep Ederken Yapılan Kritik Hatalar Talep miktarını düşük belirlemek: Hâkim talep edilenin üstüne çıkamaz. "Mahkeme zaten artırır" beklentisi yanıltıcıdır; düşük talep kalıcı hak kaybına dönüşür. İhtiyaçları belgesiz bırakmak: Sözlü ihtiyaç beyanı mahkemede yeterli değildir. Kira, fatura, sağlık giderleri belgelenmeden yapılan talep hâkimin takdirine tamamen terk edilmiştir. Protokolde artış klozu koymamak: Anlaşmalı boşanmada sabit nafaka enflasyon karşısında hızla değer kaybeder. TÜİK TÜFE oranında yıllık artış klozu baştan eklenmezse her yıl artırım davası açmak zorunlu hale gelir. Yükümlünün gerçek gelirini araştırmamak: Beyan edilen düşük geliri sorgulamadan kabullenmek nafakayı gerçek potansiyelinin çok altında bırakır. Müzekkere talebi zamanında yapılmalıdır. Kusur tespitini hafife almak: Nafaka için önce kapının açık olduğunu garantilemek gerekir; kusur bu kapıdır. Savunmasız kalan kusur stratejisi nafaka hakkını kapatır. ## Gerçek Hayat Senaryosu Uygulamada sık görülen bir tablo şudur: 13 yıllık evliliğin ardından açılan boşanma davasında nafaka talep eden eş aylık 5.000 TL talep eder. Güncel kirası 11.000 TL, aylık sabit giderleri 6.500 TL'yi aşmaktadır. Avukat ihtiyaçları belgeleyen kira sözleşmesini, faturaları ve evlilik dönemindeki yaşam standardını gösteren banka dökümleri eşliğinde talebi 18.000 TL olarak revize eder. Karşı tarafın beyan ettiği 15.000 TL maaşın gerçeği yansıtıp yansıtmadığı için SGK ve banka müzekkere yazışması talep edilir; sonuçta aylık 42.000 TL geliri olduğu tespit edilir. Mahkeme 16.500 TL nafakaya hükmeder. Başlangıçtaki 5.000 TL talep korunmuş olsaydı bu fark kalıcı hak kaybına dönüşecekti. ## Yargıtay Uygulamalarında Nafaka Miktarına Bakış Yargıtay uygulamalarında birkaç tutarlı çizgi gözlemlenmektedir. Birincisi: sembolik düzeyde kalan nafaka miktarları yetersiz bulunarak bozulmaktadır. Nafakanın gerçek bir ekonomik güvence işlevi görmesi gerekmektedir. İkincisi: yükümlünün beyan ettiği gelirle yaşam standardı arasındaki çelişki mahkemelerce aktif biçimde araştırılmaktadır. Müzekkere yoluyla elde edilen banka ve SGK verileri bu araştırmanın temel araçlarıdır. Üçüncüsü: çalışabilecek durumda olmasına rağmen çalışmayan alacaklının nafaka talebi Yargıtay içtihadında temkinli değerlendirilerek miktarın azaltılması mümkün görülmektedir. ## Nafaka Hakkınızı Doğru Belirleyin Nafaka neye göre belirlenir sorusunun yanıtı; yükümlünün gerçek geliri, alacaklının belgelenmiş ihtiyaçları, yaşam standardı, kusur dengesi ve çocuğun bireysel koşullarından oluşan bir bütündür. Bu bütünü doğru anlamak ve mahkemeye doğru biçimde yansıtmak hem talep miktarını hem de kabulünü belirler. Koza Avukatlık ve Danışmanlık olarak nafaka davalarında koşullarınızı başından değerlendiriyor, stratejinizi güçlü temele oturtuyoruz. Nafaka ve boşanma süreçlerinizde deneyimli bir İstanbul boşanma avukatı ile çalışmak, talebinizi güçlü bir temele oturtur İlgili konularda ayrıntılı bilgi: nafakanın pratikte nasıl ve ne zaman talep edildiği. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Nafaka maaşın ne kadarı üzerinden hesaplanır? C: Yasal bir oran yoktur. "Maaşın üçte biri" gibi kalıplar hukuki dayanaktan yoksundur. Hâkim her davayı bireysel olarak değerlendirir; yükümlünün geliri, alacaklının belgelenmiş ihtiyaçları ve evlilik standardı bir arada esas alınır. S: Eşim gelirini gizliyor; nafaka az çıkar mı? C: Müzekkere yoluyla gerçek gelir ortaya çıkarılabilir. SGK, vergi dairesi ve banka hesapları mahkeme kanalıyla araştırılır. Yaşam standardıyla beyan edilen gelir arasındaki çelişki yükümlü aleyhine değerlendirilir. S: Nafaka ne zaman kesilir? C: Yoksulluk nafakası; alacaklının yeniden evlenmesi, yoksulluktan kurtulması ya da fiili birliktelik kurmasıyla sona erer. İştirak nafakası çocuğun 18 yaşında kural olarak kesilir. Her iki nafaka da mahkeme kararı olmaksızın kendiliğinden sona ermez; aktif adım gerekir. Koşulların değişmesi halinde nafakanın kaldırılması için ayrı bir dava açılması gerekir S: Protokolde artış klozu olmayan nafaka artırılabilir mi? C: Evet. Koşulların önemli ölçüde değişmesi — özellikle enflasyonun nafakanın reel değerini ciddi ölçüde eritmiş olması — halinde artırım davası açılabilir. TÜİK TÜFE verileri bu davada güçlü destekleyici delil işlevi görür. Artırım kararı dava tarihinden itibaren geçerlidir; geriye dönük artırım talep edilemez. S: İştirak nafakası ve yoksulluk nafakası aynı anda talep edilebilir mi? C: Evet. Bu iki nafaka birbirini dışlamaz; farklı hukuki temellere dayanır. Her ikisi aynı boşanma dava dilekçesine ayrı kalemler olarak eklenmeli ve gerekçeleri birbirinden bağımsız biçimde sunulmalıdır. --- # Trafik Kazasında Kusursuz Taraf Nasıl Tazminat Alır? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/trafik-kazasinda-kusursuz-taraf-nasil-tazminat-alir/ Güncelleme: 2026-10-13 Kısa cevap: Kusursuz taraf, zararını önce kusurlu aracın zorunlu trafik sigortasından ister; sigortacı yazılı başvuruya 15 gün içinde cevap vermek zorundadır (KTK m. 97). Anlaşma olmazsa Sigorta Tahkim Komisyonu veya dava yolu açıktır. Araç hasarı, değer kaybı, iş göremezlik ve destekten yoksun kalma istenebilir; manevi tazminat ise yalnızca sürücü ve işletenden talep edilir. Kırmızıda beklerken arkadan çarpıldınız. Kusur tamamen karşı tarafta; ama aracınız hasarlı, belki siz de yaralısınız ve karşınızda sizden hızlı çalışan bir sigorta şirketi var. Kusursuz olmak tazminatı kendiliğinden getirmez; doğru muhataba, doğru sırayla ve süresi içinde başvurmak gerekir. Bu yazı, kusursuz tarafın kaza anından tahsile kadar izleyeceği yolu anlatır: trafik kazası tazminat sürecinde kime, ne zaman, hangi belgelerle başvurulur ve hangi kalemler istenir. Trafik kazasında kusursuz tarafın tazminat talebi, sigorta başvurusu, kusur tespiti ve tazminat kalemleri ## Tazminatın Hukuki Temeli: İşletenin Kusursuz Sorumluluğu Karayolları Trafik Kanunu m. 85, motorlu aracın işletilmesinden doğan zararlardan araç işletenini sorumlu tutar. Bu bir tehlike sorumluluğudur: işletenin kusurlu olması aranmaz, aracın verdiği zarar yeterlidir. Sürücünün sorumluluğu ise Türk Borçlar Kanunu'ndaki haksız fiil hükümlerine dayanır. Kusursuz taraf için bunun pratik anlamı şudur: karşınızda tek bir borçlu değil, birlikte sorumlu bir grup vardır. Sürücü, araç sahibi/işleten ve zorunlu trafik sigortacısı (ZMSS) zarardan müteselsilen sorumludur; tamamını herhangi birinden isteyebilirsiniz. ## Kimden, Hangi Sırayla İstenir? - Zorunlu trafik sigortası: Maddi zararlar için ilk ve en hızlı muhatap, kusurlu aracın ZMSS poliçesini düzenleyen şirkettir. Poliçe limitine kadar ödeme yapar. - Kasko: Kendi kaskonuz varsa hasarınızı önce kaskodan alıp süreci kısaltabilirsiniz; kasko şirketi ödediğini kusurlu tarafa rücu eder. Değer kaybı ve bedensel zararlar için yine karşı sigortaya gidersiniz. - Sürücü ve işleten: Sigorta limitini aşan zararlar ile manevi tazminat için muhatap onlardır. - Güvence Hesabı: Çarpan araç sigortasızsa veya kaçtıysa, bedensel zararlar Güvence Hesabından istenir. Başvuru, sigorta şirketine başvuruyla aynı belgelerle yapılır ve aynı usule tabidir. Müteselsil sorumluluğun sağladığı esneklik stratejik kullanılmalıdır: hızlı tahsilat için sigorta, limit üstü zarar ve manevi tazminat için sürücü ile işleten hedeflenir; gerektiğinde hepsi aynı dosyada davalı gösterilir. Burada tek istisnayı akılda tutun: manevi tazminat zorunlu trafik sigortasının kapsamı dışındadır. Yaşadığınız elem ve ıstırabın karşılığını sigortadan veya Güvence Hesabından değil, kusurlu sürücü ve işletenden talep edersiniz. ## Zorunlu İlk Adım: Sigortaya Yazılı Başvuru ve 15 Gün Dava veya tahkim yoluna gitmeden önce, kusurlu aracın sigortacısına yazılı başvuru yapmak zorunludur (KTK m. 97). Başvuruya kaza tespit tutanağı, hasar fotoğrafları, ekspertiz ve varsa hastane raporları eklenir. Sigortacı, başvuruyu aldıktan itibaren 15 gün içinde ya ödeme teklifi sunar ya da talebi reddeder. Süre cevapsız geçerse veya teklif yetersizse iki yol açılır: - Sigorta Tahkim Komisyonu: Sigortacı komisyona üye ise başvurabilirsiniz; tahkim, mahkemeye göre belirgin biçimde hızlı sonuçlanır ve uygulamada değer kaybı ile hasar uyuşmazlıklarının büyük bölümü burada çözülür. - Dava: Sürücü ve işletene karşı asliye hukuk mahkemesinde açılır. Davalılar arasında sigorta şirketi de varsa görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesidir. Yetki seçenekleri geniştir: kaza yeri, davalının yerleşim yeri veya sigortacının merkezi. Sigorta şirketlerinin ilk teklifleri çoğu zaman gerçek zararın altındadır. Teklifi kabul etmeden önce kalemlerin tamamının hesaplandığından emin olun; ibraname imzalandıktan sonra aynı kalem için yeniden talep çok zorlaşır. ## Neler İstenebilir? Tazminat Kalemleri Zarar türüİstenebilecek kalemlerAraç hasarıOnarım bedeli, aracın kullanılamadığı günler için ulaşım/ikame gideri, değer kaybıYaralanmaTedavi ve hastane giderleri, geçici iş göremezlik (çalışılamayan dönem), sürekli iş göremezlik (maluliyet), bakıcı gideriÖlümDestekten yoksun kalma tazminatı, cenaze ve defin giderleriHer durumdaManevi tazminat (yalnızca sürücü ve işletenden) İki kalem uygulamada en çok atlananıdır. Birincisi değer kaybı: onarılan araç ikinci el piyasasında "hasar kayıtlı" hale gelir ve bu düşüş sigortadan ayrıca istenir; sürecin ayrıntıları araç değer kaybı davası nasıl açılır yazısında, tutarın nasıl belirlendiği ise sigorta değer kaybı hesabı yazısında mevcut. İkincisi geçici iş göremezlik: hafif yaralanmalarda bile çalışılamayan haftaların kaybı talep edilebilirken çoğu kişi yalnızca tedavi masrafını ister. Sürekli iş göremezlik ve destekten yoksun kalma hesapları; yaş, gelir ve maluliyet oranına dayalı aktüeryal hesaplardır. Bu dosyalarda tutar, sunulan gelir belgeleriyle doğru orantılı büyür; asgari ücret üzerinden yapılan hesap ile gerçek gelir üzerinden yapılan hesap arasında katbekat fark oluşur. ## Kusur Tespiti: Tutanak Son Söz Değildir Tazminatın tamamı kusur oranına bağlıdır; %100 kusursuz görünen dosyalarda bile karşı taraf kusur itirazında bulunabilir. Bilinmesi gereken üç nokta: - Maddi hasarlı kazalarda tarafların doldurduğu anlaşmalı kaza tespit tutanağı kusur tespitinde esas alınır; olay yerinde aceleyle imzalanan hatalı tutanak, sonradan en büyük engele dönüşür. Krokiyi ve beyanları imzalamadan önce dikkatle okuyun, mümkünse fotoğraf ve kamera kaydı toplayın. - Polis tutanağındaki kusur dağılımı da kesin değildir; yargılamada bilirkişi incelemesiyle değişebilir. - Alkol, ehliyetsizlik gibi durumlarda sigortacı zararı ödese bile kendi sigortalısına rücu eder; bu, kusursuz tarafın alacağını etkilemez. ## Zamanaşımı: 2 Yıl Kuralı ve Uzayan Süreler Talepler, zararın ve sorumlunun öğrenilmesinden itibaren 2 yıl ve her halde kaza tarihinden itibaren 10 yıl içinde ileri sürülmelidir (KTK m. 109). Kaza aynı zamanda suç oluşturuyorsa (yaralama, ölüm) daha uzun olan ceza zamanaşımı uygulanır; uygulamada yaralamalı kazalarda 8, ölümlü kazalarda 15 yıla uzayan süreler gündeme gelir. Süre uzun görünse de beklemek aleyhinizedir: kamera kayıtları silinir, tanıklar bulunmaz olur, tedavi belgeleri dağılır. Delil en taze halindeyken toplanır. Ayrıca yaralanmalarda bazı zararlar zamanla ortaya çıkar; maluliyet oranı kesinleşmeden kapatılan dosyalarda gelişen zararlar için yeni talep hakkı saklı tutulmalıdır. ## Tahsil: Karar Alındı, Para Nasıl Alınır? Tahkim kararı veya mahkeme ilamı kendiliğinden ödeme getirmezse alacak, ilamlı icra yoluyla tahsil edilir. Sigorta şirketleri kesinleşen kararları genellikle icra aşamasına gerek kalmadan öder; sürücü ve işleten aleyhindeki kalemlerde ise haciz süreci gerekebilir. Benzer tazminat süreçlerinin iş kazalarında nasıl işlediğini merak ediyorsanız iş kazası yazımıza göz atabilirsiniz. ## Süreç Ne Kadar Sürer, Masraf Var mı? Sürenin cevabı izlenen yola göre değişir. Sigorta başvurusu sorunsuz ilerlerse ödeme birkaç hafta içinde alınabilir. Sigorta Tahkim Komisyonu dosyaları çoğunlukla birkaç ay içinde sonuçlanır; bu hız, tahkimi trafik kazası tazminat uyuşmazlıklarının ana adresi yapmıştır. Mahkeme yolu ise bilirkişi incelemeleri nedeniyle daha uzundur; maluliyetli ve ölümlü dosyalarda ilk derece yargılaması 1-2 yılı bulabilir. Masraf tarafında sigorta başvurusu ücretsizdir. Tahkim başvurusu, uyuşmazlık tutarına göre kademeli ve görece düşük bir ücrete tabidir. Trafik kazası tazminat davası açılacaksa dava değeri üzerinden nispi harç ödenir; talep belirsiz alacak olarak kurulursa başlangıç harcı düşük tutulabilir. Kazanılan dosyada yargılama giderleri ve vekâlet ücreti karşı tarafa yükletilir. ## Kusursuz Tarafın En Sık Yaptığı Hatalar - Olay yerinde tutanağı okumadan imzalamak ve fotoğraf, kamera kaydı, tanık bilgisi toplamamak. - Sigortanın ilk teklifini, değer kaybı ve iş göremezlik hesaplanmadan kabul edip ibraname imzalamak. - Hafif yaralanmayı raporlatmamak; sonradan ortaya çıkan rahatsızlıklarda illiyet bağını ispatlayamamak. - Yalnızca araç hasarını isteyip trafik kazası tazminat kalemlerinin geri kalanını (ulaşım gideri, iş kaybı, bakıcı) atlamak. - İki yıllık süreyi "nasılsa uzun" diye erteleyip delillerin dağılmasına izin vermek. ## Özetle Kusursuz tarafın yol haritası nettir: delilleri kaza anında topla, kusurlu aracın sigortasına yazılı başvur, 15 günü bekle, anlaşma olmazsa tahkim veya davaya geç. Yaralanma ve ölüm dosyalarında hesapların aktüer düzeyinde yapılması, aradaki farkı çoğu zaman aracın kendisinden daha değerli kılar. Değer kaybını ve iş göremezlik kalemlerini atlama; manevi tazminatı sigortadan değil sürücü ve işletenden iste; ibranameyi hesap doğrulanmadan imzalama. Tazminat dosyaları, kalem atlandığında sessizce küçülen dosyalardır. Kazanızın gerçek bedelini birlikte hesaplamak için trafik kazalarında deneyimli ekibimize ulaşabilir, tüm tazminat türlerindeki hizmetlerimizi tazminat hukuku sayfamızda inceleyebilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Trafik kazası tazminatı için dava açmak zorunlu mu? C: Hayır. Önce kusurlu aracın zorunlu trafik sigortasına yazılı başvuru yapılır; sigortacı 15 gün içinde cevap vermek zorundadır. Anlaşma olmazsa Sigorta Tahkim Komisyonu veya dava yoluna gidilir. S: Çarpan aracın sigortası yoksa ne yapılır? C: Zarar, Güvence Hesabından talep edilir. Sigortasız araçların ve kaçarak tespit edilemeyen araçların verdiği bedensel zararlar bu hesaptan karşılanır. S: Manevi tazminat sigorta şirketinden istenebilir mi? C: Hayır. Manevi tazminat zorunlu trafik sigortasının kapsamı dışındadır; yalnızca kusurlu sürücüye ve araç işletenine karşı ileri sürülebilir. S: Trafik kazası tazminatında zamanaşımı ne kadardır? C: Kural, zararın ve sorumlunun öğrenilmesinden itibaren 2 yıl, her halde kaza tarihinden itibaren 10 yıldır. Kaza aynı zamanda suç oluşturuyorsa daha uzun olan ceza zamanaşımı uygulanır. S: Aracım onarıldı; yine de değer kaybı isteyebilir miyim? C: Evet. Onarım, aracın ikinci el değerindeki düşüşü ortadan kaldırmaz. Değer kaybı, kusurlu aracın sigortasından ayrıca talep edilir. S: Kusur oranına itiraz edilebilir mi? C: Edilebilir. Kaza tespit tutanağındaki kusur dağılımı kesin değildir; itiraz ve yargılama aşamasında bilirkişi incelemesiyle kusur oranı yeniden belirlenebilir. --- # Hacizli Mülkü Satmak Mümkün Mü? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/hacizli-mulku-satmak-mumkun-mu/ Güncelleme: 2026-06-01 Kısa cevap: Hacizli mülkü satmak hukuken mümkündür; tapu müdürlüğü haciz şerhine rağmen satışı tescil eder. Ancak satış haczi ortadan kaldırmaz, şerh tapuda kalmaya devam eder ve alıcı mülkü icra riskiyle birlikte devralır. Borç ödenmezse mülk icra yoluyla satışa çıkarılabilir; mal kaçırma amacıyla yapılan düşük bedelli satışlar ise tasarrufun iptali davasına konu olabilir. Tapu sorgulattınız ya da bir uyarı geldi: üzerinize kayıtlı mülke haciz konulmuş. Ya da satın almayı düşündüğünüz taşınmazda haciz şerhi olduğunu fark ettiniz. İlk soru kaçınılmaz olarak şudur: "Hacizli mülk satılabilir mi?" Bu sorunun yanıtı hem "evet" hem "hayır" hem de "koşullara bağlı"dır. Hacizli mülkün satışı hukuken mümkün olmakla birlikte bu satış önemli riskler ve hukuki sonuçlar barındırır. Satıcı açısından icra sürecinde ne olacağı, alıcı açısından hacizle birlikte mülkü devralmak zorunda kalıp kalmayacağı ve her iki taraf için de yapılmaması gereken hatalar — bunların tümü baştan bilinmesi gereken kritik bilgilerdir. ## Hacizli Mülk Nedir? Haczin Tapu Kaydına Etkisi Haciz; bir borcun ödenmemesi halinde alacaklının talebi üzerine icra dairesinin borçluya ait mal varlığını güvence altına alması işlemidir. İcra ve İflas Kanunu md. 85 ve devamı bu süreci düzenlemektedir. Taşınmazlara uygulanan haciz tapu kütüğüne şerh olarak işlenir. Bu şerh üçüncü kişilere karşı aleniyet sağlar; yani tapu sorgulayan herkes haczi görebilir. Haciz şerhi mülkün sahibini değiştirmez; mülk hâlâ borçluya aittir. Ancak mülk üzerindeki tasarruf yetkisini önemli ölçüde kısıtlar. Haciz ile ipotek sıkça karıştırılmaktadır. Aralarındaki temel fark şudur: ipotek tarafların anlaşmasıyla kurulan bir teminattır; haciz ise alacaklının talebi üzerine icra organlarınca zorla uygulanan bir güvence tedbiridir. Her ikisi de tapu kaydında görünür; ancak hukuki sonuçları ve çözüm yolları birbirinden farklıdır. ## Hacizli Mülk Satılabilir Mi? Net Yanıt Evet, hacizli mülkü satmak hukuken mümkündür. Türk Medeni Kanunu hacizli taşınmazın devrini yasaklamamaktadır. Tapu müdürlüğü haciz şerhine rağmen satışı tescil eder. Ancak burada kritik bir ayrım vardır: satış gerçekleşse de haciz şerhi tapuda kalmaya devam eder. Alıcı mülkü hacizle birlikte devralmış olur. Satış haczi ortadan kaldırmaz; borç ödenmediği sürece icra işlemleri devam eder ve mülk icra yoluyla satışa çıkarılabilir. Bu gerçek iki taraf için de son derece önemlidir: Satıcı açısından: Mülkü satmak borcu sona erdirmez. İcra takibi devam eder; hacizli mülkün satış bedeli alacaklıya ödenmek zorunda kalınabilir. Alıcı açısından: Hacizli mülkü satın almak, o mülk üzerindeki icra riskini de devralmak anlamına gelir. Borç ödenmezse alıcının adına tescilli mülk icra yoluyla satışa çıkarılabilir. ## Alıcı Hacizli Mülkü Bilmeden Satın Aldıysa Ne Olur? Tapu sorgulama yapılmadan satın alınan mülkte haciz şerhi bulunuyorsa alıcı "iyi niyetli üçüncü kişi" savunmasına sığınamaz. Zira haciz tapuya şerh edildiğinden alenidir; herkes tapu kaydını sorgulayabilir. "Bilmiyordum" savunması bu durumda geçer olmaz. Mahkemeler özellikle şu noktaya dikkat eder: tapu sicilinin aleniyeti ilkesi uyarınca tapu kaydındaki şerhler herkese karşı geçerlidir. Alıcının tapu kaydını sorgulamadan satın alması kendi aleyhine değerlendirilir. Bu gerçek alıcılar için temel bir uyarıdır: her taşınmaz alımından önce tapu kaydının eksiksiz sorgulanması zorunludur. Haciz, ipotek, tedbir şerhi, irtifak hakkı — bunların tamamı tapu kaydında görünür ve alım kararını doğrudan etkiler. ## Hacizli Mülkü Satan Kişinin Hukuki Durumu Hacizli mülkü satan borçlunun hukuki durumu; satışın amacına, alıcıya ve satış bedelinin kullanımına göre şekillenmektedir. Serbest satış: Borçlu hacizli mülkü piyasa değerinden satabilir. Ancak bu satıştan elde edilen bedel haciz kapsamındadır. İcra dairesi satış bedelinin alacaklıya ödenmesini talep edebilir. Mal kaçırma amacıyla satış: Haciz sonrasında alacaklıdan mal kaçırmak amacıyla yapılan satışlar iptal davasına konu olabilir. Alacaklı bu satışın iptali için mahkemeye başvurabilir. Özellikle yakın akrabaya ya da düşük bedelle yapılan satışlar mahkemelerce şüpheyle karşılanır. İcra suçu riski: İİK md. 331 uyarınca alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla hileli tasarruflarda bulunan borçlu hapis cezasıyla karşılaşabilir. Bu suç şikâyete bağlıdır; alacaklının şikâyeti zorunludur. Uygulamada avukatlar özellikle şu hatayı sık görür: borçlu haciz konulduğunu öğrenince panikleyerek mülkü hızla yakınına devreder. Bu eylem hem iptal davasına hem de cezai yaptırıma zemin hazırlar; borçlunun durumunu daha da kötüleştirir. ## İptal Davası: Alacaklı Satışı Nasıl İptal Ettirebilir? İİK md. 277 ve devamı kapsamında alacaklı, borçlunun alacaklıdan mal kaçırmak amacıyla yaptığı tasarrufların iptali için dava açabilir. Bu dava tasarrufun iptali davası olarak bilinir. İptal davasının koşulları şunlardır: - Borçlunun borcunun varlığı - Tasarrufun borcun doğmasından sonra gerçekleşmiş olması - Tasarrufun alacaklıları zarara uğratma kastıyla yapılmış olması - Alıcının bu kastı bilmesi ya da bilebilecek durumda olması Mahkemeler bu davada satış bedeli, alıcıyla ilişkinin yakınlığı ve satışın zamanlamasını birlikte değerlendirir. Gerçek piyasa değerinin çok altında yapılan satışlar ya da hacizden hemen sonra gerçekleştirilen devirler bu davanın en güçlü gerekçelerini oluşturur. İptal davasının zamanaşımı: tasarrufun öğrenilmesinden itibaren 5 yıldır. ## Haciz Kaldırılmadan Satış: Alıcının Riskleri Haciz kaldırılmadan satın alınan mülkte alıcının maruz kalabileceği riskler şunlardır: İcra yoluyla satış: Borç ödenmezse icra dairesi mülkü alıcının adına tescilli olsa dahi ihaleye çıkarabilir. Bu durumda alıcı mülkü kaybeder; satıcıya rücu hakkı doğar ancak tahsilat her zaman mümkün olmayabilir. İpotek ve diğer şerhler: Hacizle birlikte başka şerhler de mevcutsa bunların tümü alıcıya geçer. Tek tek incelenmesi zorunludur. Satıcının iflas etmesi: Satıcı iflas etmişse hacizli satış iflas masasının işlemlerine konu olabilir. Bu durumda alıcının tapu tescili bile risk altına girebilir. ## Hacizli Mülkü Güvenle Almak Mümkün Mü? Pratik Çözümler Hacizli mülk alımı tamamen dışlanmamalıdır; doğru stratejiyle risksiz hale getirilebilir. Haciz bedelini satış bedelinden düşmek: Satış bedelinin bir bölümü doğrudan icra dairesine ödenerek haciz kaldırılabilir. Bu yöntemde alıcı satıcıya değil, icra dairesine ödeme yapar; tapu temiz bir şekilde devredilir. Haciz kaldırma şartlı satış: Satış sözleşmesine "tapu devri haciz kaldırıldıktan sonra gerçekleşecektir" koşulu eklenir. Satıcı bu süre içinde borcu öder, haciz kaldırılır, ardından tapu devri yapılır. Tüm haciz ve şerhlerin kapatılması: Tapu devri gerçekleşmeden önce mevcut tüm şerhlerin tapu müdürlüğünce teyit edilmesi ve kapatılması güvenceli yoldur. Uygulamada en güvenilir yol şudur: tapu devri gerçekleşmeden önce avukat aracılığıyla hem tapu kaydının hem de icra dosyasının detaylı biçimde incelenmesi. İcra dosyasındaki alacak miktarı, birden fazla haciz varsa sıralaması ve olası ek alacaklar bu incelemenin kapsamına girer. ## Birden Fazla Haciz Varsa Öncelik Sıralaması Nasıl İşler? Mülk üzerinde birden fazla alacaklının haczi mevcutsa öncelik sıralaması belirleyici hale gelir. İİK md. 140 uyarınca satış bedelinin paylaştırılmasında haciz tarihi öncelik kriteri olarak esas alınır. İlk haczi koyan alacaklı satış bedelinden öncelikli olarak pay alır. Sonraki alacaklılar kalan bedel üzerinden hak iddia edebilir. Satış bedeli tüm alacakları karşılamıyorsa sonraki sıradaki alacaklılar hiçbir şey alamayabilir. Bu sıralama borçlu açısından da kritiktir: birden fazla haciz varsa hangi alacaklıyla anlaşmanın toplam borç yükünü en aza indireceği ve hangi hacizin kaldırılmasının mülkü kurtarabileceği hesaplanmalıdır. Bu hesap avukatla birlikte yapılmadan önce adım atılmamalıdır. ## Gerçek Hayat Senaryoları ## Senaryo 1: Düşük Bedelle Aileye Satış Uygulamada sık görülen bir tablo şudur: ticari borçları nedeniyle iki taşınmazına haciz konan borçlu, mülkleri piyasa değerinin çok altında kardeşine devreder. Alacaklı tasarrufun iptali davası açar; satışın hacizden iki ay sonra ve değerin yüzde otuzuna gerçekleştiğini belgeler. Mahkeme satışın mal kaçırma amacıyla yapıldığını tespit ederek tasarrufu iptal eder. Taşınmazlar yeniden borçlunun mal varlığına dahil edilir ve icra yoluyla satışa çıkarılır. Bu davada satışın zamanlaması ve değer farkı belirleyici unsur olmuştur. ## Senaryo 2: Haciz Bedelini Kapatarak Temiz Alım Bir diğer sık karşılaşılan durum: cazip fiyatlı bir taşınmazda 180.000 TL haciz şerhi tespit eden alıcı, satıcıyla şu anlaşmayı yapar: toplam satış bedelinin 180.000 TL'si doğrudan icra dairesine ödenir; kalan tutar satıcıya aktarılır. İcra dairesi bu ödemeyle haczi kaldırır; taşınmaz temiz tapuyla alıcıya devredilir. Alıcı hem piyasa değerinin altında mülk edinir hem de herhangi bir icra riskiyle karşılaşmaz. Bu yöntemin işe yaraması için icra dosyasındaki toplam alacak miktarının baştan doğru tespit edilmesi zorunludur. ## Yargıtay Uygulamalarında Hacizli Mülk Satışına Bakış Yargıtay uygulamalarında bu alanda birkaç tutarlı çizgi gözlemlenmektedir. Birincisi: tasarrufun iptali davalarında alıcının iyiniyetli olduğunu ispat yükü alıcıya aittir. Piyasa değerinin çok altında gerçekleşen satışlarda iyiniyet karinesinin çürütüldüğü kabul edilmektedir. İkincisi: haciz şerhinin tapu kaydında bulunması, alıcının haberdar olmadığı savunmasını hukuken geçersiz kılmaktadır. Tapu aleniyeti ilkesi bu konuda kesin bir çizgi oluşturmaktadır. Üçüncüsü: icra yoluyla satışın ardından tapu tescili gerçekleştirilen alıcının mülkiyet hakkı, önceki hacizlerden etkilenmez. İcra satışı yoluyla edinilen mülk, diğer alacaklıların taleplerine karşı korunmaktadır. ## Hukuki Sürecinizi Doğru Yönetin Hacizli mülkün satışı; satıcı için icra riski, alıcı için tapu yükü ve her iki taraf için de beklenmedik hukuki sonuçlar barındıran karmaşık bir süreçtir. Doğru stratejiyle — haciz bedelinin kapatılması, şartlı satış ya da tasarruf iptali savunması — bu riskler büyük ölçüde bertaraf edilebilir. Ancak yanlış adım atıldığında mülk kaybından cezai sorumluluğa uzanan ağır sonuçlarla karşılaşılabilir. İcra ve iflas hukuku alanında uzmanlaşmış bir avukattan destek almak bu süreçte vazgeçilmezdir. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Hacizli mülkü satın almak yasal mı? C: Evet, yasal. Tapu müdürlüğü haciz şerhine rağmen satışı tescil eder. Ancak haciz şerhi tapuda kalmaya devam eder; alıcı mülkü tüm hukuki yükleriyle birlikte devralmış olur. Güvenli alım için hacizin satıştan önce kapatılması ya da satış bedelinden düşülerek icra dairesine ödenmesi önerilir. S: Hacizli mülkü satan borçlunun cezai sorumluluğu var mı? C: Mal kaçırma amacıyla yapılan satışlar İİK md. 331 kapsamında suç oluşturabilir. Ancak her satış bu kapsamda değildir; satışın amacı ve alıcıyla ilişki belirleyicidir. Piyasa değerinden gerçekleştirilen satışlar kural olarak suç kapsamında değerlendirilmez. S: Haciz kaldırılmadan tapu devri yapılabilir mi? C: Evet, tapu müdürlüğü tescili gerçekleştirir. Ancak haciz şerhi tapuda kalmaya devam eder. Tapu devri haczi ortadan kaldırmaz; icra takibi devam eder. S: Birden fazla hacizli mülkü nasıl kurtarabilirim? C: Öncelik sıralamasını belirlemek, toplam alacak miktarını hesaplamak ve hangi alacaklıyla anlaşmanın borç yükünü en aza indireceğini tespit etmek gerekir. Bu hesaplama teknik bir süreçtir; icra ve iflas hukuku alanında uzman bir avukatla birlikte yürütülmesi zorunludur. S: Tasarrufun iptali davası açılırsa ne kadar sürer? C: Dava karmaşıklığına ve mahkemenin iş yüküne göre değişmekle birlikte ortalama 1 ila 3 yıl arasında sonuçlanmaktadır. Bu süre boyunca taşınmaz üzerindeki tasarruf kısıtlanabilir; ihtiyati tedbir kararı alınarak satışın önüne geçilebilir. S: Hacizli mülkü satın almadan önce ne yapmalıyım? C: Öncelikle tapu kaydını eksiksiz sorgulayın; tüm şerhler, hacizler ve ipotek kayıtları tespit edilmelidir. Ardından ilgili icra dairesinden dosya bilgilerini edinin; toplam alacak miktarı ve birden fazla alacaklı varsa sıralama netleştirilmelidir. Bu araştırmayı avukat aracılığıyla yapmak hem eksikliği önler hem de olası risklerin baştan değerlendirilmesini sağlar. Tapu işlemleri konusunda ayrıca hisseli tapuda satışın nasıl yapıldığını da inceleyebilirsiniz. --- # Araç Değer Kaybı Davası Nasıl Açılır? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/arac-deger-kaybi-davasi-nasil-acilir/ Güncelleme: 2026-05-31 Kısa cevap: Araç değer kaybı davası açmadan önce kusurlu aracın trafik sigortacısına yazılı başvuru yapılır. Sigortacı 15 gün içinde cevap vermez veya teklif yetersiz kalırsa Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurulabilir ya da sigortacıya karşı asliye ticaret mahkemesinde dava açılabilir. Talep, zarar ve sorumlunun öğrenilmesinden itibaren 2 yıl, en geç kazadan itibaren 10 yıl içinde ileri sürülmelidir. Aracınız kazada hasar gördü, onarıldı ama artık "hasar kayıtlı" bir araç. İkinci el piyasasında oluşan bu değer düşüşü, kazada kusuru bulunan tarafın trafik sigortasından istenebilir. Değer kaybı davası açmadan önce atılması gereken bir adım vardır: kusurlu aracın trafik sigortası şirketine yazılı başvuru.[1] Sigorta şirketi 15 gün içinde yazılı cevap vermezse ya da verdiği cevap talebi karşılamazsa iki yol açılır: Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurmak veya dava açmak.[1] Bu iki yol birbirinin devamı değil, alternatifidir. Aşağıda başvurudan dilekçeye kadar süreci, hangi yolun hangi dosyaya uygun olduğunu ve en sık yapılan usul hatalarını anlatıyoruz. ## Değer kaybı kimden istenir? Değer kaybı, aracın kaza öncesindeki ikinci el piyasa değeri ile onarıldıktan sonraki değeri arasındaki farktır. Onarım ne kadar iyi yapılmış olursa olsun, kaza kaydı ve değişen ya da boyanan parçalar aracın alıcı gözündeki değerini düşürür. Bu fark, onarım bedelinden ayrı bir zarar kalemidir. Motorlu aracın işletilmesi bir başkasının malına zarar verdiğinde, aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi bu zarardan sorumludur.[1] İşletenlerin bu sorumluluğu karşılamak için zorunlu mali sorumluluk (trafik) sigortası yaptırması gerekir.[1] Bu nedenle değer kaybı talebi pratikte önce kusurlu aracın trafik sigortasına yöneltilir. Zarar poliçe limitini aşarsa aşan kısım için varsa ihtiyari mali mesuliyet (İMM) sigortasına, yoksa işletene ve sürücüye gidilir. Sorumluluk kusur oranına göre paylaştırılır. Kazada karşı taraf %100 kusurluysa değer kaybının tamamı, taraflar %50–%50 kusurluysa yarısı istenebilir. Kazada tam kusurlu olan taraf ise değer kaybı talep edemez. Bu yüzden tutanaktaki kusur dağılımı hatalıysa buna itiraz etmek, dosyanın en başta çözülmesi gereken meselesidir. Değer kaybı, trafik kazasında istenebilecek tek kalem değildir. Araçtan yoksun kalınan süre, ikame araç ve ekspertiz gideri gibi diğer kalemleri kusursuz tarafın isteyebileceği tazminat kalemleri rehberimizde ayrıca ele aldık. ## İlk adım: kusurlu aracın sigortasına yazılı başvuru Karayolları Trafik Kanunu m.97, zarar görenin trafik sigortası limitleri içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta şirketine yazılı başvuru yapmasını şart koşar.[1] Bu başvuru bir formalite değil, dava şartıdır. Başvurusu olmayan dosya, hem mahkemede hem tahkimde usulden takılır. Başvuruda en az şu bilgiler yer almalıdır: - Kazanın tarihi, yeri ve her iki aracın plakası - Kusurlu araca ait trafik poliçesinin numarası - Talep edilen değer kaybı tutarı ve dayanağı olan ekspertiz raporu - Ödemenin yapılacağı banka hesabı Başvurunun şirkete ulaştığını gösteren kaydı mutlaka saklayın. Bu kayıt; iadeli taahhütlü posta, KEP, noter ihtarnamesi ya da şirketin evrak kayıt numarası olabilir. On beş günlük süre bu tarihten başlar. Sonraki aşamada tahkime de gitseniz mahkemeye de gitseniz, ilk istenecek belge budur. Burada sık karşılaşılan bir karışıklığı da not edelim: 15 gün, sigorta şirketinin cevap süresidir. Değer kaybı talebinin zamanaşımı süresiyle ilgisi yoktur. Zamanaşımını aşağıda ayrıca anlatıyoruz. ## Tahkim mi, dava mı? İki yol arasındaki fark On beş gün dolduktan sonra ya da şirket eksik ödeme yaptıktan sonra hangi yola gidileceği zarar görenin tercihidir.[1] Tahkim, dava açmanın ön şartı değildir. Dava da tahkimin itiraz mercii değildir. Seçim baştan yapılmalıdır. Ölçüt Sigorta Tahkim Komisyonu Dava yolu Başvurulan merci Komisyon bünyesindeki sigorta hakemi veya hakem heyeti Sigorta şirketi davalıysa uygulamada asliye ticaret mahkemesi İnceleme şekli Kural olarak dosya üzerinden Duruşmalı yargılama; bilirkişi incelemesi Kararlara karşı yol Komisyon içinde itiraz hakem heyeti; belirli tutarı aşan dosyalarda Yargıtay İstinaf ve temyiz (parasal sınırlara bağlı olarak) Kime karşı Yalnızca sigorta şirketi Sigorta şirketi ile birlikte işleten ve sürücü de davalı gösterilebilir Uygun olduğu dosya Kusurun net olduğu, talebin poliçe limiti içinde kaldığı dosyalar Kusurun tartışmalı olduğu, limitin aşıldığı veya birden fazla sorumlunun bulunduğu dosyalar Komisyonun 22.01.2026 tarihli duyurusuna göre uyuşmazlık miktarı 35.000 TL ve üzerindeyse hakem kararına karşı Komisyon nezdinde itiraz edilebilir. 383.000 TL'yi aşan uyuşmazlıklarda itiraz hakem heyeti kararına karşı Yargıtay'da temyiz yolu açıktır. Bu sınırların altındaki kararlar kesindir.[2] Aynı duyuruya göre 122.000 TL ve üzerindeki uyuşmazlıklar en az üç kişilik hakem heyetiyle çözülür. İtiraz ve temyizde kararın verildiği tarihteki sınırlar esas alınır.[2] Sınırlar dönemsel olarak güncellendiğinden başvuru anında Komisyonun güncel duyurusuna bakılmalıdır. Tahkimin kendi kanun yolları olduğu için, tahkimi bir "deneme" gibi görüp sonuç beğenilmezse mahkemeye gitmeyi planlamak doğru bir strateji değildir. Talep tutarının da en baştan ekspertiz raporuna dayalı ve gerçekçi belirlenmesi gerekir. Düşük gösterilen tutar itiraz yolunu kapatabilir. Tahkim başvurusunun adımlarını, ücretlerini ve belgelerini sigorta tahkim komisyonuna başvuru rehberimizde ayrıntılı anlattık. ## Dava açılacaksa: görevli ve yetkili mahkeme Davalılar arasında sigorta şirketi varsa değer kaybı davası uygulamada asliye ticaret mahkemesinde görülür. Asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yerlerde bu davalara asliye hukuk mahkemesi ticaret mahkemesi sıfatıyla bakar. Dava yalnızca sürücüye ya da işletene karşı açılıyorsa görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Yetki bakımından seçenek geniştir. Kanuna göre motorlu araç kazalarından doğan davalar sigortacının merkezinin veya şubesinin, sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yerde ya da kazanın meydana geldiği yerde açılabilir.[1] Bunlara ek olarak genel yetki kuralları da uygulanır. Davalının yerleşim yeri ve haksız fiil davalarında zarar görenin yerleşim yeri de seçenekler arasındadır. Bu yetki kuralları kesin değildir; davacıya seçim hakkı tanır. ## Arabulucuya gitmek gerekir mi? Sigortaya yazılı başvuru, trafik sigortasına özgü ve kendine ait bir dava şartıdır. Sigorta şirketine karşı açılacak değer kaybı davalarında ayrıca ticari davalara özgü zorunlu arabuluculuğun aranıp aranmayacağı konusunda ise uygulama tek yönlü değildir. Bu ayrım, davanın ilk incelemede usulden reddedilmesiyle sonuçlanabilecek kadar önemlidir. Bu nedenle dava açmadan önce dosyanın niteliği ve güncel Yargıtay uygulaması birlikte değerlendirilmelidir. Tereddüt varsa arabuluculuk sürecinin tamamlanması, usul riskini ortadan kaldırmanın en güvenli yoludur. ## Dilekçedeki talep: tutar, bilirkişi ve faiz Değer kaybının kesin tutarı çoğu zaman ancak mahkemenin atadığı bilirkişinin raporuyla ortaya çıkar. Bu yüzden değer kaybı davaları sıklıkla belirsiz alacak davası olarak açılır. Dava açılırken asgari bir tutar gösterilir, bilirkişi raporundan sonra talep artırılır. Bu yöntem, eksik tutarla açılan davada kalan kısmın ayrıca takibine gerek bırakmaz. Ancak sigortaya yapılan başvuruda talep edilen tutarla dava arasındaki bağlantının kurulması gerekir. Dilekçede değer kaybının yanında ekspertiz ücreti, varsa araç mahrumiyeti bedeli ve faiz talebi de yer almalıdır. Faiz, sigorta şirketinin temerrüde düştüğü tarihten itibaren istenir. Temerrüt tarihinin doğru belirlenmesi, özellikle uzun süren dosyalarda sonucu belirgin biçimde etkiler. ## Değer kaybı bugün nasıl belirleniyor? Değer kaybının hesabı son yıllarda birkaç kez değişti. Uyuşmazlıkların önemli kısmı da bu değişikliklerden doğdu. Anayasa Mahkemesi 17.07.2020 tarihli kararıyla, trafik sigortası tazminatlarının genel şartlara göre belirlenmesini öngören KTK m.90 ibarelerini iptal etti.[3] Kanun koyucu 2021'de değer kaybının hangi ölçütlerle hesaplanacağını kanuna ekledi. Anayasa Mahkemesi bu düzenlemeyi de 29.12.2022 tarihli kararıyla iptal etti. Karar 14.02.2023'te Resmî Gazete'de yayımlandı.[3] Bugün yürürlükteki KTK m.90'a göre, kanunda düzenlenmeyen konularda Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.[3] Danıştay 8. Dairesi de 14.05.2025 tarihli kararıyla Genel Şartlar'daki "Değer Kaybı Tazminatı Hesaplaması" başlıklı Ek-1'i iptal etti. Bu karara karşı temyiz yolu açık bırakıldı.[3] Pratik sonuç şudur: sigorta şirketinin formüle dayalı teklifi, gerçek piyasa farkını yansıtmıyorsa bağlayıcı değildir. Tartışmanın merkezinde, aracın kaza öncesi ve onarım sonrası ikinci el değerini somut olarak karşılaştıran bir rapor bulunur. Aracın yaşı, kilometresi, hasar gören parçaların niteliği ve piyasa verileri hesabı nasıl etkiliyor? Bunu değer kaybı nasıl hesaplanır yazımızda örneklerle anlattık. ## Değer kaybının istenemediği veya tartışmalı olduğu durumlar - Tam kusur: Kazada %100 kusurlu bulunan taraf değer kaybı isteyemez. - Pert ve hurda araçlar: Onarımı ekonomik olmayan araçta zarar, aracın kaza öncesi değeri üzerinden karşılanır. Ayrıca değer kaybı doğmaz. Kanun, hasar nedeniyle trafikten çekme veya hurdaya çıkarma işlemi görmüş araçların değer kaybı taleplerini trafik sigortası teminatı dışında sayar.[1] - Daha önce hasar görmüş parçalar: Sigorta şirketleri, aynı parçanın önceki bir kazada da hasar gördüğü dosyalarda değer kaybına sıklıkla itiraz eder. Bu itirazın somut dosyada ne ölçüde kabul edileceği, önceki hasarın niteliğine ve bilirkişi incelemesine bağlıdır. Tek başına talebi ortadan kaldıran kesin bir kural gibi değerlendirilmemelidir. ## Zamanaşımı: 15 gün ile karıştırılmaması gereken süre Trafik kazasından doğan tazminat talepleri, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yılda ve her hâlde kaza tarihinden itibaren on yılda zamanaşımına uğrar.[1] Kaza aynı zamanda ceza kanununun daha uzun zamanaşımı öngördüğü bir suç oluşturuyorsa, bu uzun süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir.[1] Maddi hasarlı kazalarda çoğu zaman iki yıllık süre belirleyicidir. Pratikte zarar ve sorumlu kaza gününde belli olduğundan, iki yılı kaza tarihinden hesaplamak en güvenli yaklaşımdır. Onarım, eksper ve sigorta yazışması bu süreyi kolayca tüketir. Başvuruyu onarım biter bitmez yapmak hem delil hem süre açısından avantaj sağlar. ## Dosyaya girecek belgeler Aynı belge seti sigorta başvurusunda, tahkimde ve davada kullanılır. Bu yüzden dosyayı ilk günden eksiksiz kurmak işi hızlandırır: - Kaza tespit tutanağı veya polis raporu ve kusur dağılımını gösteren kayıt - Kusurlu araca ait trafik poliçesi (varsa İMM poliçesi) - Hasarlı aracın ruhsatı ve sürücü belgesi - Onarım faturası ve servis kayıtları - Kaza anı ve onarım öncesi-sonrası fotoğraflar - Değer kaybını gösteren ekspertiz raporu ve ücret faturası - Sigortaya yapılan yazılı başvurunun örneği ve ulaştığını gösteren kayıt - Sigorta şirketinin ret, eksik ödeme veya teklif yazısı - Avukatla ilerleniyorsa vekaletname (tahkim için özel yetki içermesi gerekir) ## Dava dilekçesi örneği Aşağıdaki örnek, sigorta şirketinin davalı olduğu bir değer kaybı davasının iskeletini gösterir. Görev ve yetki, davalılar, talep tutarı ve faiz başlangıcı her dosyada ayrıca değerlendirilmelidir. … ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NE DAVACI: Ad Soyad, T.C. Kimlik No, Adres VEKİLİ: Av. … DAVALI: … Sigorta A.Ş. (Adres) (varsa işleten ve sürücü ayrıca) DAVA: Trafik kazası nedeniyle araç değer kaybı tazminatı (belirsiz alacak) DEĞERİ: Şimdilik … TL AÇIKLAMALAR: 1. Müvekkile ait … plakalı araç ile davalı şirket nezdinde … numaralı trafik poliçesiyle sigortalı … plakalı araç arasında … tarihinde … adresinde maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiştir. Ekli tutanağa göre kaza, davalıya sigortalı aracın sürücüsünün kusuruyla gerçekleşmiştir. 2. Müvekkilin aracı onarılmış, ancak kaza nedeniyle ikinci el piyasa değerinde kalıcı bir düşüş meydana gelmiştir. Ekli ekspertiz raporunda değer kaybı … TL olarak tespit edilmiştir. 3. Davalı şirkete … tarihinde yazılı başvuru yapılmış; yasal süre içinde ödeme yapılmamış / eksik ödeme yapılmıştır. HUKUKİ SEBEPLER: 2918 sayılı KTK, 6098 sayılı TBK, 6100 sayılı HMK ve ilgili mevzuat. DELİLLER: Kaza tespit tutanağı, poliçe, ruhsat, onarım faturası, fotoğraflar, ekspertiz raporu, sigorta başvurusu ve tebliğ kaydı, sigorta şirketinin cevap yazısı, bilirkişi incelemesi ve her türlü yasal delil. SONUÇ VE İSTEM: Fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla, şimdilik … TL değer kaybı ile … TL ekspertiz giderinin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline; yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini saygıyla arz ve talep ederiz. Davacı Vekili Av. … (imza) ## Karar alındıktan sonra Tahkim kararı veya mahkeme kararı lehinize çıktığı hâlde ödeme yapılmazsa alacak icra yoluyla tahsil edilir. Sigorta şirketleri kesinleşen kararları çoğu zaman icraya gerek kalmadan öder. Ödeme gecikirse icra takibi nasıl başlatılır rehberimizde anlattığımız adımlar izlenir. Değer kaybı dosyalarında sonucu çoğu zaman üç şey belirler: kusur dağılımının doğru tespiti, ispatlı bir sigorta başvurusu ve tahkim ile dava arasında dosyaya uygun yolun seçilmesi. Anadolu Yakası'ndaki sigorta uyuşmazlıklarında süreci Kartal sigorta avukatı ekibimizle birlikte yürütebilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Sigortaya başvurmadan doğrudan değer kaybı davası açabilir miyim? C: Hayır. Kusurlu aracın trafik sigortasına yazılı başvuru dava şartıdır. Başvurudan sonra 15 gün beklenir; cevap gelmez veya cevap talebi karşılamazsa tahkime ya da mahkemeye gidilebilir. S: Önce tahkime başvurmam zorunlu mu? C: Hayır. Sigortaya yazılı başvurudan sonra Sigorta Tahkim Komisyonuna gitmek veya dava açmak sizin tercihinizdir. Tahkim, dava açmanın ön şartı değildir. S: Değer kaybı davası hangi mahkemede açılır? C: Sigorta şirketi davalıysa dava uygulamada asliye ticaret mahkemesinde görülür. Yalnızca sürücü veya araç işleteni davalıysa görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Dava sigortacının merkezinin veya şubesinin bulunduğu yerde ya da kaza yerinde açılabilir. S: Değer kaybını istemek için ne kadar sürem var? C: Talep, zararı ve sorumluyu öğrendiğiniz tarihten itibaren iki yıl ve her hâlde kaza tarihinden itibaren on yıl içinde ileri sürülmelidir. Maddi hasarlı kazalarda iki yılı kaza tarihinden hesaplamak en güvenli yoldur. S: Kazada %50 kusurluysam değer kaybı alabilir miyim? C: Evet. Karşı tarafın kusuru oranında, yani hesaplanan değer kaybının yarısını isteyebilirsiniz. Kazada tamamen kusurlu bulunan taraf ise değer kaybı talep edemez. S: Aracım pert olduysa değer kaybı isteyebilir miyim? C: Onarımı ekonomik olmayan araçta zarar, aracın kaza öncesi değeri üzerinden karşılanır ve ayrıca değer kaybı doğmaz. Hasar nedeniyle trafikten çekilen veya hurdaya ayrılan araçların değer kaybı talebi trafik sigortası teminatı dışındadır. S: Sigorta şirketinin hesapladığı değer kaybına itiraz edebilir miyim? C: Evet. Anayasa Mahkemesi kararları ve Danıştay'ın Genel Şartlar'daki hesaplama ekini iptal etmesi sonrasında esas olan gerçek zarardır. Teklif piyasa farkını yansıtmıyorsa tahkimde veya mahkemede bilirkişi incelemesiyle tutar yeniden belirlenebilir. --- # İstirdat Davası Nedir? Nasıl Açılır? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/istirdat-davasi-nedir-nasil-acilir/ Güncelleme: 2026-05-31 Kısa cevap: İstirdat davası, borçlu olunmadığı hâlde icra takibi baskısı altında ödenmek zorunda kalınan paranın geri alınması için açılır. Dava, ödeme tarihinden itibaren 1 yıllık hak düşürücü süre içinde açılmalıdır. Devam eden menfi tespit davası, borcun cebri icra yoluyla ödenmesi hâlinde istirdat davasına dönüşür; ticari alacaklarda dava öncesi arabuluculuk zorunludur. İstirdat davası, borçlu olunmadığı halde başlatılan icra takibi sonucunda ödenmek zorunda kalınan paranın davalıdan geri alınmasına imkan tanıyan bir davadır. Bu nedenle uygulamada sıklıkla “geri isteme davası” olarak da tabir edilmektedir.  Menfi tespit ve istirdat davası amaç ve sonuçları itibariyle benzerlik gösterse de; Farklı davalardır. Ayrıca sıklıkla devam eden menfi tespit davasının istirdat davasına dönüşmesine de rastlamaktayız. Davacıya cebri icra yolu ile ödemek zorunda kaldığı haksız paraların tekrar davalıdan alınmasına imkan tanıması nedeniyle Hukuk Muhakemeleri Kanununa göre görülen davalar arasında istirdat davası önemli bir yere sahiptir.  Bizde bu yazımızda istirdat davası şartları, istirdat davası zamanaşımı süresi, sebepsiz zenginleşmeye dayalı istirdat davası ile görevli ve yetkili mahkemeler gibi bu konuda gereksinim duyabileceğiniz konuları sizlerle paylaştık.  ## İstirdat Davası Nedir? Yukarıda da belirttiğimiz gibi istirdat davası gerçekte olmayan borç iddiasının cebri icra yolu ile ödenmesi sonrasında ödenen bu değerlerin davalıdan geri istenmesine imkan tanıyan bir davadır. Yasal dayanağını ise Türk Borçlar Kanunumuzun 72. Maddesi oluşturur.  “İ.İ.K. md. 72/7; Takibe itiraz etmemiş veya itirazın kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını isteyebilir.” ## Menfi Tespit Davası ve İstirdat Davası Farkı Menfi tespit davası ve istirdat davalarının yasal dayanaklarını Türk Borçlar Kanunumuzun 72. maddesi oluşturur. Her iki dava da davacı için benzer sonuçları doğurur. Ancak en önemli farklı; İstirdat davaları borcun ödenmesinden sonra açılmaktadır. Menfi tespit davaları ise icra takibi öncesinde veya icra takibi devam ederken açılabilmektedir.  - Borçlu, icra takibi sırasında veya öncesinde borçlu olmadığını menfi tespit davası ile ileri sürebilir.  - Borcun, cebri icra yolu ile ödenmesinden sonra, ödenen paranın haksız olduğu ve geri iadesi talebi ise istirdat davası ile ileri sürülür.  - Menfi tespit davaları devam ederken borcun yine cebri icra yolu ile ödenmesi halinde ise, menfi tespit davası olarak dava istirdat davasına dönüşür.  ## İstirdat Davası Şartları - İlamsız icra takibi kapsamında bir icra takibi söz konusu olmalıdır. - Haksız ödeme cebri icra tehdidi altında yapılmış olmalıdır.  - Menfi tespit davasında olduğu gibi borç gerçekte hiç olmamalıdır. - Paranın icra takibinde alacaklıya (istirdat davasında davalıya) ödenmiş olması gerekir. - Dava hak düşürücü süre içerisinde (1 yıl) açılmalıdır.  - Gerçekte borcun bulunmadığı somut deliller ile ortaya konulmalıdır.  ## İstirdat Davası Neden Açılır? Yapmış olduğumuz tanımdan da anlaşılacağı gibi davanın konusunu gerçekte olmayan bir borcun cebri icra yolu ile tahsil edilmesinden sonra ödenen bu paranın tekrar alacaklıdan tahsili amacı oluşturur.  İstirdat davalarında borcun hiç doğmadığı, daha önce ödendiği, hatta borcun yanlış kişiden tahsil edilmiş olduğu gerekçeleri ile ödenen para geri istenebilir.  ## Kimler İstirdat Davası Açabilir? Borçlu olmadığı halde herhangi bir borcu cebri icra tehdidi ile ödemek zorunda kalan kişiler istirdat davasını açabilirler. Davanın asıl dayanağını oluşturan icra takibinde asıl borçlu olmayan ancak herhangi bir sebeple borçlu adına ödeme yapmak zorunda kalan asıl borçlu haricinde 3. Kişiler de dava açma hakkına sahiptir.  Örneğin asıl borçlu adına yapılan icra takibinde, borcun kefilden tahsil edilmesi halinde kefil de borçlu gibi dava açma hakkına sahiptir. Ancak bu durumda kefilin resmi olarak kefil olmadığını davada kanıtlaması gerekir.  ## İstirdat Davasında Görevli Mahkeme İstirdat davalarında görevli mahkeme, menfi tespit davalarında olduğu gibi uyuşmazlığın türüne göre değişiklik gösterir. Davanın asıl konusu haksız yere ödenen paranın geri tahsili olması nedeniyle görevli mahkeme de buna göre tayin edilir. Örneğin haksız yere tahsil edilen borcun kaynağını ticari bir ilişki olması halinde görevli mahkeme; Asliye Ticaret Mahkemesidir. Bununla birlikte tüketici uyuşmazlıklarından kaynaklanan bir borç iddiası olması halinde görevli mahkeme; Tüketici mahkemesidir. Ancak genel olarak istirdat davalarında görevli mahkeme; Asliye Hukuk Mahkemeleridir. Bu süreçte deneyimli bir Kartal icra avukatından destek almanız hak kayıplarının önüne geçer. ## İstirdat Davalarında Yetkili Mahkeme İstirdat davalarında yetkili mahkeme belirlenirken genel yetki ve özel yetki kuralları dikkate alınır. Dava haksız olarak tahsil edilen bir paranın tahsili dolayısıyla açılması nedeniyle yetkili mahkemeler; Davalının yerleşim yeri mahkemelidir. Ancak özel yetki kuralı gereği davanın daha önce icra takibinin yapılmış olduğu yer mahkemeleri de olabilir.  ## İstirdat Davasında Arabuluculuk İstirdat davalarında arabuluculuğa başvurma zorunluluğunun belirlenebilmesi için öncelikle görevli mahkemelerin belirlenmesinde olduğu gibi uyuşmazlığın türü belirlenmesi gerekir. Genel olarak uzlaşma hükümleri uygulanmasa da; Ticari uyuşmazlıklardan kaynaklanan her türlü para ile ölçülebilen uyuşmazlıklarda arabuluculuğa başvuru zorunluluğu vardır. Şayet uyuşmazlık ticari bir ilişkiye dayanıyorsa istirdat davası açmadan önce arabuluculuğa başvurmak zorunludur.  Ticari uyuşmazlıklarda arabuluculuğa başvuru yapılmaksızın davanın açılması halinde, arabuluculuk bir çeşit dava şartı olması nedeniyle davanın reddi ile karşılaşmamız kuvvetle muhtemeldir.  ## Menfi Tespit Davası Mı İstirdat Davası Mı Açmalıyım? Menfi tespit davası ve istirdat davası farkı başlığımızda da belirttiğimiz gibi her iki dava benzer sonuçlar doğursa da farklı davalardır. Her iki durumda da ortada gerçekten olmayan bir borç iddiası vardır.  Menfi tespit davası; İcra takibi başlatılmadan ya da icra takibi devam ederken açılır. Borcun ödenip ödenmediği dava konusu değildir. Mahkemece sadece borcun gerçekte var olup olmadığı incelenir. Buna karşın istirdat davası icra takibi nedeniyle tamamen ödenen haksız paraların geri iadesi için açılır. Hakkınızda haksız bir borç iddiası ile icra takibi başlatılmış ancak bu yönde bir emare bulunması veya icra takibi başlatılmış ise; Menfi tespit davası açılır. Borç ödenmiş ise; İstirdat davası açılır.  ## Sebepsiz Zenginleşmeye Bağlı İstirdat Davası İstirdat davalarının bir çeşit sebepsiz zenginleşme davası olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Her iki durumda da davası haksız bir şekilde gerçekleşen zenginleşmenin tahsilini talep etmektedir. Ancak genel olarak açılan sebepsiz zenginleşme davalarından kısmen de olsa farklıdır.  Sebepsiz zenginleşme Türk Borçlar Kanunumuzda düzenlenmiş olup; Herhangi bir şekilde haklı sebep olmaksızın, bir başkasının malvarlığından yararlanmak suretiyle haksız elde edilen kazancı iade etme yükümlülüğüdür.  İstirdat davaları da aynı şekilde haksı bir nedene bağlı olarak meydana gelen zenginleşme ileri sürülerek açılır. Her iki dava arasındaki farkları aşağıdaki tablodan inceleyebilirsiniz.  ## Sebepsiz Zenginleşme ve İstirdat Davası Farkı Özellikler İstirdat Davası Sebepsiz Zenginleşme Davası Hukuki Dayanak İcra ve İflas Kanunu madde 72 Türk Borçlar Kanunu 77 ve devamı maddeleri Açılma Sebebi İcra tehdidi altında yapılan ödeme Hukuki sebep olmadan gerçekleşen zenginleşme İcra Takibi Şart mı? Evet Hayır Ödeme Şekli Cebrî icra baskısıyla ödeme yapılır Yanlışlıkla veya geçersiz işlem nedeniyle ödeme yapılabilir Amaç Haksız tahsil edilen paranın geri alınması Haklı sebep olmadan elde edilen kazancın iadesi Süre Ödeme tarihinden itibaren 1 yıl Öğrenmeden itibaren 2 yıl, her durumda ise 10 yıl İspat Konusu Borcun mevcut olmadığı Zenginleşmenin haklı nedene dayanmadığı   ## İstirdat Davası Dilekçe Örneği T.C. … ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ’NE DAVACI :  Adı ve Soyadı :  T.C. Kimlik No :  Adres :  Vekili : Avukat … DAVALI :  Adı ve Soyadı :  T.C. Kimlik No :  Adres :  DAVA KONUSU : Haksız ve borçlu olunmayan icra takibi nedeniyle cebri icra tehdidi altında ödenmiş olunan bedelin geri alınması talebimizden ibarettir.  DAVA DEĞERİ : … TL AÇIKLAMALAR :  - Yukarıda açık kimlik ve adres bilgileri yazılı davalı … tarafından aleyhime … İcra Müdürlüğünün …. / …. Esas sayılı takip dosyası ile ilamsız icra takibi başlatılmıştır. Başlatılan bu icra takibi nedeniyle, davalıya herhangi bir borcumun bulunmamasına rağmen borç cebri icra yolu ile tahsil edilmiştir. Davalının … İcra Müdürlüğünde ileri sürmüş olduğu borç ilişkisi hukuki olarak geçerli değildir.  - Davacı olarak … İcra Müdürlüğü tarafından … tarihinde gönderilmiş olunan ödeme emrine yasal sürede itiraz edememiş olmam sebebiyle icra takibi durdurulamamış ve haciz işlemlerine geçilmiştir. Devam eden haciz işlemlerinden dolayı icra baskısı altında gerçekte borcum olmamasına rağmen söz konusu borç ifa edilmiştir. - Davalı … ile aramızda hiçbir zaman borç ilişkisi doğmamıştır. Bununla beraber davalının İcra Müdürlüğüne sunmuş olduğu takibe konu belgeler hukuki dayanaktan yoksun olmakla beraber takip konusu alacak da gerçeği yansıtmamaktadır.  - … İcra Müdürlüğü tarafından devam olunan icra tehdidi alında yapılan ödeme nedeniyle mal varlığımda önemli bir eksilme meydana gelmiştir. Türk Borçlar Kanunumuzun 72. Maddesi gereğince borçlu olmadığı bir parayı ödemek zorunda kalan kişi, bu ödediği bedeli geri alınması amacıyla istirdat davası açma hakkına sahiptir.  - … İcra Müdürlüğünün …./…. Esas sayılı takip dosyasından da anlaşılacağı üzere dava konusu gerçekte hiç olmayan borcun ödeme tarihi …/…/…..’dir. Bu nedenle dava istirdat davası zamanaşımı süresi olan 1 yıllık hak düşürücü süre dahilinde açılmıştır. - Davalı …’in hukuka aykırı şekilde başlatmış olduğu icra takibi sonunda maddi zarara uğramış olmam, ekonomik olarak mağdur edilmiş konumdayım. Ayrıca davalının daha önce bu haksız şekilde başlatmış olduğu icra takibi dolayısıyla sebepsiz zenginleşmesi söz konusudur. Davalının bu şekildeki bir sebepsiz zenginleşmesi hiçbir hukuk kuralı ile bağdaşmamaktadır.  YASAL DAYANAKLAR : İcra ve İflas Kanunumuzun 72 maddesi, Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun ilgili hükümleri DELİLLER : … İcra Müdürlüğünün …../…. Esas sayılı takip dosyası, ödeme dekontları, banka kayıtları, tebligat, ticari defter kayıtları, tanık beyanları ve her türlü diğer yasal deliller NETİCE VE TALEP : Yukarıda arz etmiş olduğum nedenlerden dolayı;  - Davanın Kabulüne,  - Borçlu olmadığım halde cebri icra tehdidi altında ödemiş olduğum … TL tutarındaki ödemenin, ödeme tarihinden itibaren başlayacak olan yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, - Bütün yargılama giderleri, mahkeme harç ve masrafları ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine,  Karar verilmesi arz ve talep olunur. (Tarih / Davacı İsim, Soy İsim ve İmza) ## Sıkça Sorulan Sorular S: İstirdat Davası Zamanaşımı Süresi C: İstirdat davasında zamanaşımı süresi 1 yıldır. 1 yıllık bu süre borcun ödenmesinden sonra işlemeye başlamaktadır. Sebepsiz zenginleşmeye dayalı istirdat davası açılmak istenmesi halinde ise zamanaşımı bakımından Türk Borçlar Kanununda yer alan hükümler dikkate alınır. Sebepsiz zenginleşmelere dayalı açılacak olan davalarda ise zamanaşımı süresi, sebepsiz zenginleşmenin öğrenilmesinden itibaren 2 yıl, her durumda ise 10 yıldır. S: İstirdat Davası İçin Arabuluculuk Şart Mı? C: İstirdat davasında arabuluculuk sadece ticari bir uyuşmazlığın söz konusu olması hallerinde zorunludur. Ticari uyuşmazlıklar haricinde dava öncesinde arabuluculuğa başvuru zorunluluğu yoktur. S: İstirdat Davası Kaç Yıl Sürer? C: İstirdat davalarının süresi genellikle mahkeme iş yoğunlukları, uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması için toplanacak olan delilerin sayısı ve niteliği ile dava dosyasında bilirkişi incelemesinin gerekli olup olmadığına göre değişir. Ülkemizde benzer davalar ortalama olarak 6 ay ile 2 yıl arasında sonuçlanabilmektedir. S: İstirdat Davasında İspat Yükü Kime Aittir? C: Menfi tespit davalarında olduğu gibi istirdat davalarında da ispat yükü davacıya aittir. Davacı menfi tespit davalarında olduğu gibi öncelikle borcun gerçekte olmadığını ve devamında olmayan bur borcun davalıya ödendiğini ispatlamakla yükümlüdür. S: İstirdat Davası İçin İcra Takibi Şart Mı? C: İstirdat davası şartları arasında gerçekte olmayan bir borcun cebri icra yolu (icra takibi) ile alınmış olması şartı yer alır. Davanın asıl konusunu cebri icra tehdidi ile tahsil edilen haksız borç oluşturması nedeniyle istirdat davası öncesinde dava konusuna ait bir icra takibinin bulunması şarttır. Diğer durumlarda ise açılacak olan davanın dayanağını sebepsiz zenginleşme oluşturabilecektir. --- # Boşanmada Tazminat Hakkı: Maddi ve Manevi Tazminat URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/bosanmada-tazminat-hakki-maddi-ve-manevi-tazminat/ Güncelleme: 2026-10-13 Kısa cevap: Boşanmada kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu eşten maddi tazminat; kişilik hakları saldırıya uğrayan taraf manevi tazminat isteyebilir (TMK m. 174). Eşit kusurda tazminata hükmedilmez. Talep, boşanma davasıyla birlikte harçsız ileri sürülür; boşanma kesinleştikten sonra ise 1 yıl içinde ayrı dava açılmalıdır ve tazminata kesinleşmeden itibaren yasal faiz işler. Boşanma yalnızca bir evliliği değil, kurulmuş bir hayat düzenini de sona erdirir. Kanun, bu düzenin bozulmasında kusuru olmayan tarafı korur: evliliğin sona ermesiyle uğranan zararlar için maddi tazminat, yaşanan acı ve saygınlık kaybı için manevi tazminat istenebilir (TMK m. 174). İki talebin de kaderi tek kavrama bağlıdır: kusur. Bu yazıda kimin, kimden, hangi şartlarla tazminat isteyebileceğini; miktarın neye göre belirlendiğini ve en çok hak kaybettiren 1 yıllık süreyi ele alıyoruz. Boşanmada maddi ve manevi tazminat hakkı, tazminat şartları ve talep süreci ## Maddi ve Manevi Tazminat Ayrımı Maddi Tazminat (TMK 174/1)Manevi Tazminat (TMK 174/2)Neyi karşılarBoşanma yüzünden zedelenen mevcut veya beklenen menfaatleriKişilik hakkına saldırının yarattığı elem ve ıstırabıKimden istenirKusurlu veya daha ağır kusurlu eştenBoşanmaya sebep olan olaylarda kusurlu eştenKim isteyebilirKusursuz veya daha az kusurlu eşKişilik hakkı saldırıya uğrayan eşTipik örnekEşin geliriyle sağlanan yaşam düzeninin, sosyal güvencenin kaybıAldatma, şiddet, hakaret, evden kovulma, aşağılanma İki talep birbirinin alternatifi değildir; şartları oluşuyorsa ikisi birlikte istenir. Tazminatın yoksulluk nafakasıyla karıştırılmaması gerekir: nafaka ihtiyaç esasına, tazminat kusur ve zarar esasına dayanır; biri diğerinin yerine geçmez. Mal paylaşımı ise tamamen ayrı bir rejimdir ve kusurla ilgisi yoktur; o süreç boşanmada mal paylaşımı yazısında ayrıca ele alınmıştır. ## Tazminatın Anahtarı: Kusur Dengesi Mahkeme tazminata karar verirken önce boşanmaya yol açan olaylardaki kusuru tartar. Üç ihtimal vardır: - Karşı taraf ağır kusurlu, siz kusursuz veya daha az kusurlusunuz: Maddi tazminatın kapısı açıktır; olaylar kişilik hakkınıza da saldırı oluşturuyorsa manevi tazminat eklenir. - Kusur eşit: Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre eşit kusurlu taraflar birbirinden tazminat isteyemez. Karşılıklı hakaretleşmeyle yürüyen evliliklerde iki tarafın da eli boş dönmesi bu kuralın sonucudur. - Siz ağır kusurlusunuz: Tazminat borçlusu konumundasınız; savunma stratejisi kusur dengesini değiştirmeye odaklanır. Kusuru belirleyen, dilekçelerdeki iddialar değil ispatlanan olaylardır. Aldatma, şiddet, ekonomik ve duygusal ihmal, ailelere karşı onur kırıcı davranışlar kusur tablosunu oluşturur. Özel boşanma sebeplerinde tablo daha da nettir; örneğin zina nedeniyle boşanmada ispatlanan sadakatsizlik, manevi tazminatın en güçlü dayanağıdır. Kusur değerlendirmesinde, boşanmada tazminat taleplerini sessizce düşüren bir kural daha vardır: af. Yargıtay'a göre affedilen veya hoşgörüyle karşılanan olaylar, kusur belirlemesine ve tazminata esas alınamaz. Aldatmayı öğrendikten sonra evliliği uzun süre olağan biçimde sürdürmek, uygulamada hoşgörü olarak yorumlanabilir ve o olaya dayalı tazminat talebini düşürebilir. Olayın öğrenilmesinden sonraki tutum, dava kadar önemlidir. Aynı ilkenin bir uzantısı daha vardır: önceden açılmış bir boşanma davasından feragat eden eş, o davaya konu olayları affetmiş sayılır ve yeni davada aynı olaylara dayanarak tazminat isteyemez. ## Kusur Nasıl İspatlanır? Tazminat talebinin gücü, kusur iddialarının delillendirilmesine bağlıdır. Uygulamada mahkemelerin itibar ettiği başlıca deliller şunlardır: - Tanık beyanları: Boşanma davalarının temel delilidir; olayları doğrudan bilen aile üyeleri ve yakın çevre dinlenebilir. - Yazışma ve görüntüler: Mesajlar, e-postalar ve sosyal medya içerikleri, hukuka uygun elde edilmişse hükme esas alınır. Eşin telefonuna casus yazılım yüklemek gibi yollarla toplanan kayıtlar hem delil olarak kullanılamaz hem de ayrı bir ceza soruşturmasına yol açabilir. - Resmi kayıtlar: Şiddet iddialarında darp raporları, kolluk tutanakları ve varsa ceza dosyaları; ekonomik kusur iddialarında banka ve harcama kayıtları. - Fotoğraf, rezervasyon ve konaklama kayıtları: Özellikle sadakatsizlik iddialarında dolaylı ama güçlü delillerdir. Delillerin dava dilekçesiyle birlikte, en geç yasal süresi içinde bildirilmesi gerekir. Kusur ispatlanamazsa yalnızca tazminat değil, boşanmanın kendisi de tehlikeye girer. ## Uygulamadan İki Senaryo Senaryo 1: Elif, eşinin uzun süredir devam eden ilişkisini mesaj kayıtları ve tanıklarla ispatlar. Mahkeme eşi ağır kusurlu bulur; Elif'in evlilikle kurduğu yaşam düzeninin bozulması nedeniyle maddi, sadakatsizliğin kişilik haklarına saldırı oluşturması nedeniyle manevi tazminata hükmedilir. Senaryo 2: Yıllarca karşılıklı hakaret ve şiddetle yürüyen bir evlilikte iki taraf da boşanma ve tazminat ister. Mahkeme olayları tarttığında kusuru eşit bulur: boşanmaya karar verilir ancak iki tarafın da tazminat talepleri reddedilir. Karşı tarafın kusurunu ispatlamak kadar, kendi kusursuzluğunu koruyabilmek de sonucu belirlemiştir. İki senaryonun ortak dersi şudur: tazminat, boşanma dilekçesi yazılırken kurgulanan bir taleptir. Dava sürecinde verilecek tepkiler, sosyal medya paylaşımları ve karşı tarafı haksız çıkarma çabasıyla yapılan taşkınlıklar, kusur dengesini davacı aleyhine çevirebilir ve kazanılacak tazminatı eritebilir. ## Tazminat Nasıl İstenir? İki Yol, Bir Tuzak Birinci yol, boşanma davasıyla birlikte istemektir. Uygulamada boşanmada tazminat talepleri dava veya cevap dilekçesinde ileri sürülür; boşanmanın eki niteliğinde sayıldığından ayrıca harca tabi değildir. Usul ekonomisi ve harç avantajı nedeniyle doğru olan budur. İkinci yol, boşanma kesinleştikten sonra ayrı dava açmaktır. Bu yolda iki fark vardır: dava, talep edilen tutar üzerinden nispi harca tabidir ve TMK m. 178'deki süre işler: boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren 1 yıl içinde açılmayan tazminat davası zamanaşımına uğrar. Uygulamada en acı hak kayıpları bu sürenin bilinmemesinden doğar; "önce boşanayım, tazminatı sonra düşünürüm" diyen taraf, bir yılı geçirdiğinde talep hakkını tamamen yitirir. Görevli mahkeme her iki yolda da aile mahkemesidir; yetki, boşanma davasındaki kurallara tabidir. Görevin sınırını da bilmek gerekir: TMK 174 kapsamındaki tazminat, yalnızca boşanmaya sebep olan olaylara dayanabilir. Boşanma sebebiyle ilgisi olmayan zararlar (örneğin eşin, diğerine ait aracı veya işyerini kasten zarara uğratması) aile mahkemesinde değil, genel hükümlere göre asliye hukuk mahkemesinde ayrı bir tazminat davasıyla istenir. İki pratik notu da ekleyelim: tazminat boşanmaya bağlı bir taleptir; boşanma davası reddedilirse tazminat talepleri de reddedilir. Hükmedilen boşanma tazminatı ise ücret veya kazanç niteliğinde olmadığından gelir vergisine tabi değildir; alacaklı, tutarın tamamını alır. Boşanma sürecinin bütünü ve taleplerin dilekçede nasıl kurgulanacağı için boşanma davası nasıl açılır rehberimize bakabilirsiniz. ## Anlaşmalı Boşanmada Tazminat ve Feragat Uyarısı Anlaşmalı boşanmada taraflar tazminatı da protokolde serbestçe kararlaştırır: bir tarafın diğerine belirli bir tutar ödemesi kararlaştırılabileceği gibi, taraflar karşılıklı olarak tazminat haklarından feragat de edebilir. Kritik nokta şudur: protokoldeki feragat kalıcıdır. Boşanma kesinleştikten sonra "aslında hakkım vardı" diyerek maddi veya manevi tazminat istemek mümkün olmaz. Bu yüzden protokol, sırf süreç hızlansın diye aceleyle imzalanmamalı; tazminat kaleminin gerçek değeri hesaplanmadan feragat verilmemelidir. Protokolün nasıl kurulacağını anlaşmalı boşanma yazısında anlattık. ## Tazminat Miktarı Neye Göre Belirlenir? Kanun sabit bir tarife koymaz; hâkim, hakkaniyete göre takdir eder. Uygulamada miktarı şekillendiren ölçütler şunlardır: - Tarafların ekonomik ve sosyal durumları (gelir araştırmasıyla belirlenir) - Kusurun ağırlığı ve olayların niteliği - Evliliğin süresi ve evlilik içindeki yaşam düzeyi - Boşanma sonrası tarafların karşılaşacağı yaşam koşulları - Paranın alım gücü ve günün ekonomik koşulları Manevi tazminatta usuli bir kural, talep edilecek tutarı baştan kritik hale getirir: Yargıtay'a göre manevi tazminat bölünemez; kısmi dava veya belirsiz alacak davasına konu edilemez ve dava açıldıktan sonra ıslahla artırılamaz. Düşük yazılan manevi tazminat, davanın sonunda düşük kalır. Bu yüzden tutar, dilekçe yazılmadan önce tüm ağırlığıyla hesaplanmalıdır. Maddi tazminatta hesap, kaybedilen menfaatin somutlaştırılmasıyla başlar: eşin sosyal güvencesinden yararlanma imkânının kaybı, evlilikle kurulan yaşam düzeyinin sona ermesi ve boşanmayla üstlenilecek yeni giderler bu hesabın kalemleridir. Manevi tazminatta ek bir ilke daha geçerlidir: tutar, zenginleşme aracı olamaz; ancak sembolik de kalamaz. Talep edilen rakamın gerçekçi kurulması önemlidir: fahiş talep kısmen reddedilir ve reddedilen kısım için karşı tarafa vekâlet ücreti ödenir; düşük talep ise gerçek zararı karşılamaz. Ödeme biçimi kural olarak toptandır; maddi tazminatın irat (aylık ödeme) biçiminde ödenmesine de karar verilebilir. İrat biçiminde ödemede alacaklının yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin ölümü gibi haller ödemeyi sona erdirir. ## Tazminata Faiz Ne Zaman İşler, Dava Ne Kadar Sürer? Yargıtay uygulamasına göre boşanmayla birlikte hükmedilen maddi ve manevi tazminata, boşanma hükmünün kesinleştiği tarihten itibaren yasal faiz işletilir; dava tarihinden faiz istenemez. Dilekçede faiz talebinin açıkça yer alması gerekir; istenmeyen faize hâkim kendiliğinden hükmetmez. Süre yönünden tazminat, boşanmayla birlikte istendiğinde ayrı bir yargılama gerektirmez; boşanma davasının süresine tabidir. Boşanmadan sonra açılan bağımsız tazminat davası ise kusur zaten kesinleşmiş boşanma dosyasıyla belirlendiğinden görece hızlı ilerler; uygulamada çoğu dosya bir yıl civarında sonuçlanır. Alacağın güvenceye alınması da düşünülmelidir: karşı tarafın malvarlığını kaçırma ihtimali varsa dava sırasında ihtiyati tedbir, ilamdan sonra hızlı haciz stratejisi devreye sokulur. Tazminat kazanmak kadar, tahsil edilebilir bir borçlu bırakmak da davanın parçasıdır. ## Aldatan Eşin Sevgilisine Tazminat Davası Açılabilir mi? Uygulamada en çok sorulan sorulardan biri budur ve cevabı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile netleşmiştir: aldatılan eş, evlilik birliğine müdahale eden üçüncü kişiden kural olarak manevi tazminat isteyemez. Sadakat yükümlülüğü eşler arasındadır; üçüncü kişi bu yükümlülüğün tarafı değildir. Tazminatın muhatabı, sadakatsiz eşin kendisidir. Kuralın dar bir istisnası vardır: üçüncü kişi, salt ilişkinin ötesine geçip aldatılan eşe yönelik bağımsız bir haksız fiil işlemişse (alenen aşağılama, taciz, özel hayatı ifşa gibi) genel hükümlere göre sorumluluğu doğabilir. Bu ayrım ince olduğundan, dava açmadan önce olayların bu eşiği aşıp aşmadığı mutlaka değerlendirilmelidir. Bir hatırlatma daha: düğünde takılan ziynet eşyasının iadesi, tazminattan bağımsız ve ayrı kurallara tabi bir taleptir; tazminat dilekçesine sıkıştırılmamalı, ayrıca kurgulanmalıdır. ## Tazminat Ödenmezse Ne Olur? Kesinleşen tazminat kendiliğinden tahsil edilmez; borçlu ödemezse ilamlı icra takibi başlatılır. Maaş haczi, banka hesaplarına ve taşınmazlara haciz bu aşamanın araçlarıdır. Boşanmada tazminat alacağı için ayrıca kesinleşme şartına dikkat edilmelidir: aile hukukuna ilişkin bu ilamlar, kural olarak kesinleşmeden icraya konulamaz. Nafaka ile arasındaki önemli bir fark da yaptırımdadır: nafaka borcunu ödemeyen kişi hapisle tazyik edilebilirken, tazminat borcunda böyle bir yaptırım yoktur; tahsil tamamen malvarlığı üzerinden yürür. Bu yüzden ödeme gücü şüpheli bir borçluya karşı, dava aşamasında ihtiyati tedbir ve sonrasında hızlı haciz stratejisi önem kazanır. ## Sonuç Bir noktayı da netleştirelim: boşanmada tazminat yalnızca kadınlara tanınmış bir hak değildir. Şartları taşıyan erkek eş de maddi ve manevi tazminat talep edebilir; ölçüt cinsiyet değil, kusur dengesi ve uğranan zarardır. Boşanmada tazminatın dört kuralı vardır: talep kusura dayanır ve eşit kusurda iki taraf da tazminat alamaz; boşanmayla birlikte istenen tazminat harçsızdır; sonraya bırakılan talep 1 yıllık zamanaşımına tabidir; protokoldeki feragat geri alınamaz. Bu kuralların her biri, dilekçe yazılmadan önce verilecek stratejik kararlardır. Kusur tablonuzu, delil listenizi ve talep edilecek gerçekçi tutarı dava öncesinde netleştirmek, sürecin sonucunu baştan şekillendirir. Dosyanızı bu gözle değerlendirmek için boşanma davalarında deneyimli ekibimizle görüşebilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Boşanmada tazminatı kimler isteyebilir? C: Maddi tazminatı, kusursuz veya daha az kusurlu olan taraf kusurlu taraftan isteyebilir. Manevi tazminat için ise boşanmaya yol açan olayların talep edenin kişilik haklarına saldırı oluşturması gerekir. S: Eşit kusurlu eş tazminat alabilir mi? C: Hayır. Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre tarafların boşanmada eşit kusurlu bulunması halinde iki taraf da maddi ve manevi tazminat alamaz. S: Boşanmadan sonra tazminat davası açılabilir mi? C: Evet, ancak süre sınırlıdır: boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren 1 yıl içinde açılmayan tazminat talepleri zamanaşımına uğrar (TMK m. 178). S: Boşanma davasında istenen tazminat için ayrıca harç ödenir mi? C: Hayır. Boşanmayla birlikte istenen maddi ve manevi tazminat, boşanmanın eki niteliğinde sayılır ve ayrıca harca tabi değildir. Boşanmadan sonra açılan ayrı dava ise nispi harca tabidir. S: Anlaşmalı boşanmada tazminattan vazgeçilirse sonradan istenebilir mi? C: Hayır. Protokolde tazminat haklarından feragat eden taraf, boşanma kesinleştikten sonra bu talepleri yeniden ileri süremez. Protokol imzalanmadan önce bu kalemler dikkatle değerlendirilmelidir. S: Aldatan eşin sevgilisine tazminat davası açılabilir mi? C: Kural olarak hayır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararına göre üçüncü kişiden manevi tazminat istenemez; tazminatın muhatabı sadakatsiz eştir. Üçüncü kişinin aldatılan eşe yönelik bağımsız bir saldırısı varsa genel hükümlere göre sorumluluğu gündeme gelebilir. S: Boşanma tazminatı ödenmezse ne olur? C: Kesinleşen tazminat, ilamlı icra yoluyla tahsil edilir; maaş ve malvarlığı haczi gündeme gelir. Nafakadan farklı olarak tazminat borcunun ödenmemesi hapisle tazyik yaptırımına tabi değildir. --- # Menfi Tespit Davası Nedir? Nasıl ve Nerede Açılır? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/menfi-tespit-davasi-nedir-nasil-ve-nerede-acilir/ Güncelleme: 2026-09-12 Kısa cevap: Menfi tespit davası, borçlu olmadığınızın mahkeme kararıyla tespitini sağlar (İİK m. 72). Takipten önce açılırsa alacağın en az 'i teminatla icra takibi durdurulabilir; takipten sonra yalnızca icra veznesindeki paranın ödenmemesi sağlanır. Haksız çıkan taraf, alacağın 'sinden az olmamak üzere tazminat öder. Arabuluculuk şartı yoktur. Bir sabah e-Devlet bildirimiyle, hiç tanımadığınız birine borçlu göründüğünüzü öğrenebilirsiniz. Ya da yıllar önce ödediğiniz bir senet, elden ele geçip karşınıza icra takibi olarak çıkabilir. Türk hukukunda bu tabloyu tersine çeviren araç menfi tespit davasıdır: borçlu olmadığınızın mahkeme kararıyla tespiti. Dayanağı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesidir ve iki kritik oranla anılır: takibi durdurmak için yüzde 15 teminat, davayı haksız açmanın bedeli olarak yüzde 20 tazminat. Bu yazıda davanın hangi hallerde açılacağını, takipten önce ve sonra açılmasının farklarını, ispat kurallarını ve tazminat rejimini ele alıyoruz. Menfi tespit davasında borçlu olunmadığının tespiti, icra takibi ve dava sürecinin temel aşamaları ## Menfi Tespit Davası Hangi Hallerde Açılır? Menfi tespit, "olumsuz tespit" demektir: davacı, bir borcun var olmadığının hükme bağlanmasını ister. Uygulamada en sık görülen sebepler şunlardır: - Borç hiç doğmamıştır: Sahte imza, hatır senedi, teminat amaçlı verilip alacak gibi kullanılan senet. - Borç sona ermiştir: Ödeme, takas veya ibraya rağmen takip başlatılmıştır. - Senet veya sözleşme geçersizdir: Zorla imzalatılan, unsurları eksik veya hukuka aykırı belgeler. - Muhatap yanlıştır: İsim benzerliği veya kimlik kullanımıyla yanlış kişiye yönelen takipler. - Alacak zamanaşımına uğramıştır. Dava, borçlu görünen kişi tarafından, alacaklı görünen kişiye karşı açılır. Kambiyo senetlerinde senedi devralan üçüncü kişiler de davalı olabilir; senede dayalı takiplerin işleyişini çek ve senet takibi yazısında ayrıca inceledik. ## İcra Takibinden Önce Açılan Dava: Takip Durdurulabilir mi? Henüz takip yokken, ciddi bir takip tehdidi altındaysanız (elinizde olmayan bir senedin varlığını biliyorsanız, ihtarname aldıysanız) davayı önden açabilirsiniz; bunun için hukuki yarar aranır. Bu yolun en güçlü silahı ihtiyati tedbirdir: mahkeme, alacağın yüzde 15'inden az olmamak üzere teminat karşılığında, açılacak icra takibinin durdurulmasına karar verebilir. Bölge adliye mahkemesi uygulamasına göre teminat gösterildiğinde tedbirin verilmesi esastır; mahkemenin takdiri tutarı belirlemekle sınırlıdır. Böylece maaş ve hesap haczi riski, dava sonuna kadar devre dışı kalır. ## İcra Takibinden Sonra Açılan Dava Takip başladıktan sonra da bu dava açılabilir; ancak denge değişir. Bu aşamada takip durdurulamaz: haciz işlemleri sürer. Mahkemenin verebileceği tedbir, aynı teminat karşılığında icra veznesine giren paranın alacaklıya ödenmemesiyle sınırlıdır. Yani mallarınız haczedilip satılabilir; koruma, paranın alacaklının cebine girmesini engellemekten ibarettir. Bu dava özellikle bir grubun tek çıkış yoludur: ödeme emrine 7 günlük itiraz süresini kaçıran borçlular. İtiraz edilmeyen takip kesinleşir; ancak kesinleşme, borcun varlığını hükme bağlamaz. Kesinleşmiş takibin borçlusu, borçsuzluğunu bu dava yoluyla her zaman ispatlayabilir. Takiple yeni karşılaşanlar için ilk adımları hakkımda icra takibi başlatıldı yazısında topladık. Zamanlama konusundaki son kural da önemlidir: borç bir kez ödendikten sonra menfi tespit açılamaz; artık istirdat davası gündeme gelir. Dava sürerken ödeme yapılırsa mahkeme, Yargıtay uygulaması gereği davayı kendiliğinden istirdat davasına dönüştürür; yeni dava açmak gerekmez. ## İspat Yükü Kimdedir? Kural çoğu kişiyi şaşırtır: davacı konumundaki borçlu olsa da, alacağını ispat yükü alacaklıdadır. Borçlu yalnızca borcun doğmadığını ileri sürüyorsa, alacaklı hukuki ilişkiyi ve alacağı kanıtlamak zorundadır. Yük, borçlunun savunmasına göre yer değiştirir. Borçlu, senetteki imzayı kabul edip senedin bedelsiz kaldığını veya anlaşmadan farklı doldurulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı kendisi ispatlar; üstelik senede karşı iddialar kural olarak yazılı delille kanıtlanır, tanık dinletilemez. Hatır senedi ve teminat senedi savunmalarının çoğu bu kuralda takılır. Bu yüzden dava açılmadan önce elde hangi yazılı delilin bulunduğu, stratejinin ilk sorusudur. Bir üçüncü kişinin malı, sizin borcunuz için haczedildiyse mesele menfi tespitin değil, istihkak davasının konusudur; iki kurum karıştırılmamalıdır. ## Görevli ve Yetkili Mahkeme, Harç ve Arabuluculuk Görevli mahkeme, alacağın kaynağına göre belirlenir: genel alacaklarda asliye hukuk, ticari ilişkilerde asliye ticaret, işçilik alacaklarında iş, tüketici işlemlerinde tüketici mahkemesi. Yetki yönünden İİK m. 72/8 borçluya seçim hakkı tanır: dava, davalının yerleşim yeri veya icra takibinin yapıldığı yer mahkemesinde açılabilir. İki usul kolaylığı daha vardır. Dava, takip konusu tutar üzerinden nispi harca tabidir. Ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca bu davalar dava şartı arabuluculuğa tabi değildir; arabulucuya gitmeden doğrudan dava açılır. ## Davanın Sonuçları: Çift Yönlü Yüzde 20 Menfi tespit, iki taraf için de bedeli olan bir davadır: - Dava kabul edilirse: Borçlu olunmadığı kesin hükümle tespit edilir; takip durur ve kararın kesinleşmesiyle iptal edilir, hacizler kalkar. Takibin haksız ve kötü niyetle yapıldığı anlaşılırsa, borçlunun talebi üzerine alacaklı aleyhine alacağın yüzde 20'sinden az olmamak üzere tazminata hükmedilir. Haciz şerhlerinin fiilen temizlenmesi için izlenecek adımlar hacizlerin kaldırılması yazısında mevcuttur. - Dava reddedilirse: Takip tedbirle durdurulmuşsa mahkeme, borçluyu alacağın yüzde 20'sinden az olmamak üzere tazminata resen mahkum eder; alacaklı, alacağını ve tazminatını yatırılan teminattan karşılayabilir. Bu simetri, davanın "nasılsa denerim" mantığıyla açılamayacağını gösterir: tedbirle kazanılan zaman, kaybedilen davada yüzde 20 zamla geri ödenir. Tazminat riskinin yönetimi de bu yüzden delil dosyasının gücüyle başlar; teminat tutarı, dava değeriyle birlikte bütçelenmelidir. ## İtirazın İptali ve İstirdat Davalarından Farkı Menfi Tespitİtirazın İptaliİstirdatKim açarBorçluAlacaklıÖdeme yapan borçluAmaçBorcun yokluğunun tespitiİtirazla duran takibin devamıÖdenen paranın iadesiZamanlamaTakipten önce veya sonraİtirazdan itibaren 1 yılÖdemeden itibaren 1 yılNiteliğiTespit davasıEda davasıEda davası Pratik bir çakışma kuralı da bilinmelidir: borçlunun itirazı üzerine alacaklı itirazın iptali davası açmışsa, aynı alacak o davada zaten tartışılacağından borçlunun ayrıca tespit davası açmasında kural olarak hukuki yarar kalmaz; borçsuzluk savunması o dosyada ileri sürülür. Ters yönde, önce menfi tespit açılmışsa sonradan açılan davalar bakımından bekletici sorun gündeme gelir. Hangi davanın önce ve nerede açıldığı, sürecin kaderini belirler. ## Uygulamadan Bir Örnek Emre, tadilat işi için verdiği 400.000 TL'lik senedi işin bitiminde elden ödedi; ancak senedi geri almayı ihmal etti. İki yıl sonra senet, ciro yoluyla tanımadığı bir kişinin elinde icra takibine dönüştü. Emre'nin şansı, ödemeyi banka havalesiyle yapmış olmasıydı: dekont, açıklamasında senet tarihini ve tutarını içeriyordu. Takip başlamış olduğundan Emre, teminatı yatırıp icra veznesindeki paranın ödenmemesi için tedbir aldı ve yazılı delil olarak dekontu sundu. Yargılama sonunda borçlu olmadığı tespit edildi, takip iptal edildi ve hacizler kaldırıldı. Aynı olayda ödeme elden yapılmış olsaydı tablo tersine dönebilirdi: senede karşı tanıkla ispat mümkün olmadığından, gerçek bir ödeme dahi kanıtlanamayabilirdi. Bu örneğin dersi nettir: senedi öderken geri almak, alınamıyorsa ödemeyi mutlaka banka üzerinden ve açıklamalı yapmak, ileride açılacak her davadan daha ucuz bir güvencedir. ## Sonuç Menfi tespit davasının dört direği vardır: takipten önce açılırsa yüzde 15 teminatla takip durdurulabilir, sonra açılırsa yalnızca vezne parası korunur; ispat yükü savunmanın türüne göre el değiştirir ve senede karşı yazılı delil gerekir; haksız çıkan taraf yüzde 20 tazminat öder; ödeme yapıldıysa yol menfi tespit değil istirdattır. Doğru zamanda, doğru delille ve doğru teminat planıyla açılmayan dava, borçtan büyük bir faturayla sonuçlanabilir. Hakkınızdaki takibin gerçekten borcunuz olup olmadığını, delil dosyanızı ve tedbir stratejinizi birlikte değerlendirmek için icra hukuku ekibimize dosyanızı iletebilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Menfi tespit davası icra takibini durdurur mu? C: Kendiliğinden durdurmaz. Takipten önce açılan davada mahkeme, alacağın en az yüzde 15'i oranında teminat karşılığında takibin durdurulmasına karar verebilir. Takipten sonra açılan davada takip durdurulamaz; yalnızca icra veznesine giren paranın alacaklıya ödenmemesi sağlanabilir. S: Menfi tespit davasında teminat ne kadardır? C: İhtiyati tedbir için teminat, alacağın yüzde 15'inden az olamaz. Mahkemenin takdiri, tedbir verip vermemekte değil, teminatın tutarını belirlemektedir. S: Menfi tespit davası reddedilirse ne olur? C: Takip tedbirle durdurulmuşsa mahkeme, borçluyu alacağın yüzde 20'sinden az olmamak üzere tazminata mahkum eder ve alacaklı teminattan alacağını karşılayabilir. Bu yüzden dayanaksız dava ciddi mali risk taşır. S: Menfi tespit davası kazanılırsa ne olur? C: Borçlu olunmadığı kesin hükümle tespit edilir; icra takibi durur ve kesinleşmeyle birlikte iptal edilir. Takip haksız ve kötü niyetliyse, borçlunun talebi üzerine alacaklı aleyhine yüzde 20'den az olmamak üzere tazminata hükmedilebilir. S: Menfi tespit davasında arabuluculuk zorunlu mu? C: Hayır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca menfi tespit davaları, dava şartı arabuluculuğa tabi değildir; doğrudan dava açılabilir. S: Menfi tespit davası ne kadar sürer? C: Delil durumuna ve mahkemenin iş yüküne göre değişmekle birlikte ilk derece yargılaması uygulamada ortalama 1 ile 2 yıl sürer; istinaf aşaması bu süreyi uzatabilir. S: Borç ödendikten sonra menfi tespit davası açılabilir mi? C: Hayır; ödeme yapılmışsa artık istirdat davası gündeme gelir. Menfi tespit davası sürerken ödeme yapılırsa dava, kendiliğinden istirdat davasına dönüşür. --- # 6 Yıl Ceza Alan Ne Kadar Yatar? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/6-yil-ceza-alan-ne-kadar-yatar/ Güncelleme: 2026-09-28 Kısa cevap: 6 yıl (72 ay) hapis cezasında koşullu salıverilme oranı genel kural olarak 1/2'dir; koşullu salıverilme 36. ayda gündeme gelir (5275 sayılı Kanun m.107/2). Denetimli serbestlik koşullu salıverilmeye 1 yıl kala uygulanabildiğinden, şartlar oluşursa cezaevinde fiilen geçirilen süre yaklaşık 24 aya iner. Kanunda sayılan bazı suçlarda oran 2/3 (48 ay); cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı ve uyuşturucu ticaretinde 3/4'tür (54 ay). Tekerrür hâlinde 2/3, ikinci defa tekerrürde 3/4 uygulanır. yıl hapis cezası alan bir kişi, Türk infaz hukukunun güncel düzenlemeleri çerçevesinde bu cezanın tamamını cezaevinde geçirmez. Koşullu salıverilme, denetimli serbestlik ve açık cezaevine geçiş gibi kurumlar sayesinde fiilen cezaevinde geçirilen süre önemli ölçüde kısalabilmektedir. Ancak kesin süre; suçun türü, tekerrür durumu, cezaevindeki iyi hâl koşulları ve uygulanan özel infaz rejimine göre değişir. Bu nedenle her dava için ayrı bir hukuki değerlendirme yapılması büyük önem taşır. ## 6 Yıl Hapis Cezasında Koşullu Salıverilme Hesabı 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 107. maddesi uyarınca hükümlü, iyi hâl koşullarını sağlamak kaydıyla cezasının belirli bir oranını çektikten sonra koşullu olarak tahliye edilebilmektedir. Süreli hapis cezalarında genel kural 1/2'dir; Kanunda sayılan bazı suçlarda 2/3, bazılarında 3/4 uygulanır. 6 yıllık (72 aylık) ceza için temel hesaplama şu şekildedir: Koşullu Salıverilme Oranı 6 Yıl (72 Ay) Cezada Kalınacak Süre Uygulama Alanı (Örnekler) 1/2 36 ay (3 yıl) Genel kural; suçların büyük çoğunluğu 2/3 48 ay (4 yıl) Kanunda sayılan bazı suçlar (kasten öldürme, işkence, bazı cinsel suçlar), tekerrür 3/4 54 ay (4 yıl 6 ay) Cinsel saldırı (TCK 102/2), çocukların cinsel istismarı, uyuşturucu ticareti Bu süreler yalnızca koşullu salıverilme hesabını yansıtmaktadır. Denetimli serbestlik uygulamasının devreye girmesiyle fiilen cezaevinde geçirilen süre daha da kısalabilir. ## Denetimli Serbestlik 6 Yıl Cezada Nasıl İşler? 5275 sayılı Kanun'un 105/A maddesi uyarınca hükümlüler, koşullu salıverilme tarihinden 1 yıl önce denetimli serbestlik hakkından yararlanabilmektedir. Bazı özel durumlarda (ağır hastalık, engellilik, 65 yaş üstü, belirli suç tipleri) bu süre 2 yıla kadar çıkabilmektedir. Denetimli serbestlik kapsamında hükümlü cezaevinden çıkar; ancak elektronik kelepçe takılması, denetim birimine düzenli başvurma ve çalışma ya da eğitim yükümlülüğü gibi koşullara tabi tutulur. Koşulların ihlali hâlinde cezaevine geri dönüş zorunlu hâle gelir. Genel kural olan 1/2 koşullu salıverilme oranı uygulanacak 6 yıllık bir ceza için örnek hesaplama: - Toplam ceza: 72 ay - Koşullu salıverilme süresi (1/2): 36 ay - Denetimli serbestlik (1 yıl önceden): 24. ayda başlayabilir - Fiilen cezaevinde geçirilen süre: Fiilen cezaevinde: yaklaşık 24 ay (2 yıl) - Denetimli serbestlikte geçirilen süre: 12 ay - Koşullu salıverilme sonrası denetim süresi: kalan 24 ay Bu hesaplama genel bir çerçeve sunmaktadır. Suç türü, tekerrür hâli ve mahkeme kararındaki özel infaz hükümleri sonucu değiştirebilir. ## Açık Cezaevi ve Kapalı Cezaevi Ayrımı 6 yıl hapis cezasında hükümlü, ceza miktarı ve suç türüne göre kapalı ya da açık cezaevine yerleştirilebilir. 5 yılı aşan hapis cezaları genellikle kapalı cezaevinde başlar; ancak belirli koşullar sağlandığında açık cezaevine geçiş mümkündür. Açık cezaevine geçiş için gereken başlıca koşullar şunlardır: - Cezanın belirli bir oranının iyi hâlle tamamlanmış olması, - Disiplin cezası alınmamış olması veya disiplin sicilinin olumlu seyretmesi, - İnfaz kurumu yönetiminin olumlu değerlendirmesi, - Suç türünün açık cezaevine geçişe engel teşkil etmemesi. Açık cezaevinde hükümlüler daha geniş hareket özgürlüğüne sahip olur; izinler ve dışarıda çalışma imkânları gibi ek haklardan yararlanabilirler. Bu durum hem sosyal uyum açısından hem de denetimli serbestliğe hazırlık bakımından önemli avantajlar sağlar. ## Tekerrür Hâlinde 6 Yıl Ceza Ne Kadar Yatar? Tekerrür; daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olan kişinin yeniden suç işlemesi durumudur. Türk Ceza Kanunu'nun 58. maddesi uyarınca tekerrür hâlinde infaz rejimi ağırlaşmaktadır. 6 yıllık ceza üzerindeki başlıca etkileri şunlardır: - Koşullu salıverilme oranı yükselebilir ve cezaevinde geçirilecek süre uzar. - Denetimli serbestlik süresi kısaltılabilir ya da tamamen uygulanamaz hâle gelebilir. - Açık cezaevine geçiş koşulları zorlaşabilir. - Mükerrir sıfatı, infaz sonrasında da çeşitli kısıtlamalara yol açabilir. Tekerrürün sonuçları yalnızca cezaevinde kalma süresiyle sınırlı değildir. Memuriyete engel suçlar başta olmak üzere pek çok alanda mahkûmiyet kaydı; mesleki ve sosyal yaşamı kalıcı biçimde etkileyebilmektedir. ## Suç Türüne Göre İnfaz Farkları 6 yıl hapis cezasına konu olabilecek suçlar arasında infaz uygulaması ciddi farklılıklar içermektedir. Aşağıdaki tablo, sık karşılaşılan suç tipleri için genel bir karşılaştırma sunmaktadır: Suç Türü Koşullu Salıverilme Oranı Denetimli Serbestlik Fiilen Kalma (Yaklaşık) Hırsızlık (TCK m.141 vd.) 1/2 1 yıl Yaklaşık 24 ay Yağma/Gasp (TCK m.148-149) 1/2 (örgüt kapsamında 2/3) Kısıtlı uygulanabilir Yaklaşık 24 ay Dolandırıcılık (TCK m.157-158) 1/2 1 yıl Yaklaşık 24 ay Cinsel Suçlar 3/4 (102/2, 103, 104/2-3); diğer bazılarında 2/3 Uygulanmaz veya kısıtlı 48–54 ay Uyuşturucu Ticareti (TCK m.188) 3/4 Kısıtlı 54 ay ve üzeri Terör Suçları (TMK) 3/4 veya daha fazlası Uygulanmaz 54 ay ve üzeri Hırsızlık suçu gibi mülke karşı suçlarda genel infaz kuralları uygulanırken; cinsel suçlar ve terörle bağlantılı eylemler için kanun koyucu çok daha kısıtlayıcı özel hükümler öngörmüştür. Her suç tipi için ayrı bir hukuki değerlendirme yapılması bu nedenle zorunludur. ## 2026 Güncel İnfaz Uygulaması 2026 yılı itibarıyla 6 yıllık hapis cezalarına ilişkin infaz uygulamasının temel çerçevesi şu şekilde özetlenebilir: - Koşullu salıverilme oranları suç türüne göre 1/2 ile 3/4 arasında değişmektedir. - Denetimli serbestlik genel kural olarak koşullu salıverilme tarihinden 1 yıl önce başlamaktadır; bazı özel hâllerde bu süre 2 yıla kadar uzayabilmektedir. - Açık cezaevine geçiş için iyi hâl koşulu ve suç türü belirleyici rol oynamaktadır. - İnfaz mevzuatı sıklıkla değişmekte; Anayasa Mahkemesi kararları ve Yargıtay içtihatları güncel uygulamayı doğrudan etkilemektedir. - Mahkûmiyet kararının kesinleşme tarihi ile infaza başlanma tarihi arasındaki fark, hesaplama üzerinde önemli etki doğurabilir. ## Örnek Hesaplama: 6 Yıl Ceza Alan Ne Kadar Yatar? Senaryo Koşullu Salıverilme Denetimli Serbestlik Fiilen Cezaevinde Kalma Genel kural (1/2), ilk suç 36 ay 12 ay önceden Yaklaşık 24 ay (2 yıl) Tekerrür (2/3) 48 ay Kısıtlı veya yok 48 aya kadar Cinsel saldırı, çocuk istismarı, uyuşturucu ticareti (3/4), DS yok 54 ay Uygulanmaz 54 ay (4 yıl 6 ay) İyi hâl + açık cezaevi geçişi (1/2) 36 ay 12 ay önceden Yaklaşık 24 ay (bir kısmı açık cezaevinde) Suç türü, tekerrür durumu, denetimli serbestlik uygulaması ve infaz rejimine göre fiilen yatılan süre önemli ölçüde farklılaşabilir. Yukarıdaki rakamlar genel çerçeve sunmaktadır; bireysel değerlendirme için bir ceza avukatına danışılması önerilir. ## Adli Sicil Kaydı ve İnfaz Sonrası Hukuki Durum 6 yıl hapis cezasının infazı tamamlandıktan sonra adli sicil kaydı silinmez; yasal süre ve koşullar dolduğunda arşiv kaydına alınır. Bu kayıt; kamu görevine atanma, silah ruhsatı edinme, yurt dışına çıkış ve çeşitli mesleki lisanslar gibi alanlarda uzun yıllar boyunca ciddi kısıtlamalara yol açabilir. Ceza infaz edildikten sonra yapılabilecek hukuki adımlar için de bir avukattan destek alınması önerilmektedir. ## Ceza Avukatı Desteğinin Önemi 6 yıl gibi uzun süreli hapis cezalarında koşullu salıverilme tarihinin doğru hesaplanması, denetimli serbestlik başvurusunun zamanında yapılması ve açık cezaevine geçiş süreçlerinin hukuki olarak takip edilmesi kritik önem taşır. Deneyimli bir ceza avukatı; - İnfaz kararının hukuka uygunluğunu denetleyebilir, - İyi hâl değerlendirmesine yönelik itiraz süreçlerini yürütebilir, - Denetimli serbestlik ihlali iddialarına karşı savunma hazırlayabilir, - Koşullu salıverilme ve denetimli serbestlik tarihlerini sizi bağlayan mevzuat çerçevesinde net biçimde hesaplayabilir. 6 yıl veya farklı süreli bir hapis cezasının infazına ilişkin sorularınız için İstanbul Ağır Ceza Avukatı sayfamızı ziyaret edebilir, hukuki durumunuzu uzman ekibimizle değerlendirebilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: 6 yıl hapis cezası alan kişi ne kadar yatar? C: Genel kural olan 1/2 koşullu salıverilme oranı uygulandığında koşullu salıverilme 36. ayda gündeme gelir. 1 yıllık denetimli serbestlikten yararlanılırsa fiilen cezaevinde geçirilen süre yaklaşık 24 ay (2 yıl) olabilir. Suç türü, tekerrür ve özel infaz rejimine göre bu süre önemli ölçüde farklılaşır. S: 6 yıl cezada denetimli serbestlik ne zaman başlar? C: Genel kural olarak koşullu salıverilme tarihinden 1 yıl önce denetimli serbestlik hakkı doğar. 1/2 oranı uygulandığında koşullu salıverilme 36. ayda gerçekleşeceğinden, denetimli serbestlik 24. ayda başlayabilir. Bu tarihler suç türüne, suç tarihine ve iyi hâl koşullarına göre değişebilir. S: 6 yıl cezada tekerrür varsa ne olur? C: Tekerrür hâlinde koşullu salıverilme oranı yükselebilir, denetimli serbestlik süresi kısalabilir ya da tamamen uygulanamaz hâle gelebilir. Bu durum fiilen cezaevinde geçirilen sürenin ciddi ölçüde uzamasına yol açar. S: 6 yıl cezada açık cezaevine geçiş mümkün mü? C: Evet. Suç türüne ve cezaevi idaresinin iyi hâl değerlendirmesine bağlı olarak belirli bir süre sonra açık cezaevine geçiş sağlanabilir. Açık cezaevinde daha geniş haklar ve izin imkânları söz konusudur. S: Cinsel suçta 6 yıl ceza ne kadar yatar? C: Cinsel suçlar özel infaz rejimine tabidir. Bu suçlarda koşullu salıverilme oranı 3/4 olarak uygulanır ve denetimli serbestlik ya uygulanmaz ya da çok kısıtlı biçimde uygulanır. Dolayısıyla cinsel suçta 6 yıl ceza için fiilen yatılan süre 54 ay (4 yıl 6 ay) ve üzeri olabilmektedir. S: 6 yıl cezanın tamamı cezaevinde geçirilebilir mi? C: Evet. Ağır disiplin ihlalleri, koşullu salıverilme koşullarının sağlanamaması veya özel infaz rejimine tabi bir suç söz konusu ise hükümlü cezanın tamamına yakın bir süreyi cezaevinde geçirebilir. S: Denetimli serbestliği ihlal edersem ne olur? C: Denetimli serbestlik koşullarına uyulmaması hâlinde hükümlü cezaevine geri gönderilir ve kalan süreyi kapalı cezaevinde tamamlamak zorunda kalır. Bu nedenle denetimli serbestlik sürecinin hukuki danışmanlık eşliğinde yürütülmesi önerilir. S: 6 yıl hapis cezasında avukattan destek almak gerekli midir? C: Kesinlikle tavsiye edilir. Uzun süreli hapis cezalarında infaz hesabındaki küçük bir hata ya da zamanında yapılmayan bir başvuru, kişinin haksız yere daha uzun süre cezaevinde kalmasına neden olabilir. Bir ceza avukatı; koşullu salıverilme ve denetimli serbestlik tarihlerini doğru belirleyerek tüm süreci etkin biçimde yönetebilir. --- # Velayet Davası Ne Kadar Sürer? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/velayet-davasi-ne-kadar-surer/ Güncelleme: 2026-05-18 Kısa cevap: Velayet davası kural olarak boşanma davasıyla birlikte görülür. Velayetin protokolle çözüldüğü anlaşmalı boşanma çoğunlukla tek celsede, 6-12 haftada sonuçlanır; velayetin tartışmalı olduğu çekişmeli davalar ortalama 18 ay ile 3 yıl sürer. Bağımsız velayet değişikliği davası genellikle 8-18 ayda biter. Sosyal inceleme raporu ve bilirkişi aşamaları süreyi en çok uzatan etkenlerdir. Velayet davası açmaya karar verdiniz ya da açılmış bir davayla karşı karşıya kaldınız. Aklınızdaki sorulardan biri kaçınılmaz olarak şudur: "Bu ne kadar sürecek?" Belirsizlik hem psikolojik hem pratik açıdan ağır bir yük oluşturmaktadır. Çocuğun nerede kalacağı belirsiz, günlük hayat askıya alınmış, her duruşma arasındaki bekleme yorucu. Velayet davası süresi sabit bir rakama indirgenemez; ancak bu süreyi belirleyen faktörler bilindiğinde hem gerçekçi bir beklenti oluşturulabilir hem de sürecin gereksiz yere uzaması engellenebilir. Çoğu gecikme önlenebilir niteliktedir — önlenemeyen gecikmeler ise baştan bilinirse planlamayı kolaylaştırır. ## Velayet Davası Ortalama Ne Kadar Sürer? Gerçekçi Tablolar Velayet davası tek başına açılmaz; kural olarak boşanma davasının bir parçası olarak görülür. Bu nedenle velayet süresini boşanma sürecinden bağımsız değerlendirmek mümkün değildir. Anlaşmalı boşanmada velayet protokolde taraflarca belirlenmiş ve hâkim tarafından onaylanmışsa süreç çoğunlukla tek celsede tamamlanır. Ortalama 6–12 hafta içinde sonuçlanır. Çekişmeli boşanmada velayet tartışmalıysa tablo çok daha karmaşıktır. Türkiye genelinde çekişmeli velayet içeren boşanma davaları ortalama 18 ay ile 3 yıl arasında sonuçlanmaktadır. Büyükşehirlerde — özellikle İstanbul, Ankara ve İzmir'de — mahkeme yoğunluğu bu süreyi daha da uzatabilir. Bağımsız velayet değişikliği davası açılmışsa — yani boşanma tamamlanmış, yalnızca velayet yeniden düzenleniyorsa — süre genellikle 8 ay ile 18 ay arasında değişmektedir. Koşulların değiştiğinin somut belgelerle ortaya konulması hem başarıyı hem de hızı doğrudan etkiler. Bu rakamlar yol gösterici niteliktedir. Davanın somut koşulları — sosyal inceleme raporunun hazırlanma süresi, bilirkişi atanıp atanmaması, tarafların tutumu — süreyi hem kısaltabilir hem uzatabilir. ## Velayet Davasını Uzatan Faktörler Nelerdir? Velayet davalarındaki gecikmelerin büyük bölümü öngörülebilir nedenlerden kaynaklanmaktadır. Bu nedenleri baştan bilmek hem stratejiyi hem de beklentiyi şekillendirmektedir. ## Sosyal İnceleme Raporu Süreci Sosyal inceleme raporu, velayet davalarının en önemli ve en uzun süren aşamalarından biridir. Sosyal hizmet uzmanı ya da pedagog ev ziyareti yapar, okul ve çevre araştırması yürütür, çocukla görüşür. Bu raporun tamamlanması mahkemenin iş yüküne göre 2 ila 6 ay arasında değişmektedir. Rapor tamamlanmadan karar verilmesi mümkün değildir. Uzmanın iş yükü, adres değişikliği, tarafların ulaşılabilirliği — bunların her biri bu süreyi uzatır. Rapor süreci üzerinde tarafların doğrudan etkisi sınırlıdır; ancak uzmanla işbirliği yapılması ve bilgilerin zamanında sağlanması gecikmeyi azaltır. ## Psikolojik Değerlendirme ve Bilirkişi Çocuğun psikolojik değerlendirmesinin gerekli görüldüğü davalarda mahkeme psikolog ya da psikiyatrist bilirkişi atar. Bu inceleme hem zaman alır hem de raporun içeriği dava seyrini doğrudan etkiler. Bilirkişi atanmasından raporun sunulmasına kadar ortalama 3 ila 6 ay geçmektedir. ## Tarafların Tutumu Uygulamada en çok süreyi uzatan etken — ama en az konuşulan — tarafların dava sürecindeki davranışlarıdır. Duruşmalara gelmemek, eksik belge sunmak, uzmanın ziyaretine engel olmak, karşı tarafın taleplerini anlamsız biçimde itirazlarla geciktirmek — bunların her biri süreci haftalar ya da aylarca uzatır. Mahkemeler bu tür geciktirici davranışları zamanla fark eder ve tutumu olumsuz değerlendirebilir. Süreci uzatan tarafın bu tutumu velayet kararında aleyhte bir etken olabilir. ## Büyükşehirlerde Mahkeme Yoğunluğu İstanbul aile mahkemelerinde duruşmalar arası bekleme süresi 2 ila 5 ay olabilmektedir. Tanık dinlenmesi, bilirkişi raporu ve sosyal inceleme aşamalarının her biri ayrı duruşmalar gerektirdiğinden toplam süre katlanır. Küçük ve orta ölçekli şehirlerde aynı içerikteki dava çok daha hızlı sonuçlanabilmektedir. ## Adli Tatil Her yıl 20 Temmuz – 31 Ağustos arasındaki adli tatil velayet davalarında da gecikmeye yol açar. Tatil dönemine denk gelen duruşmalar Eylül sonrasına ertelenir. Bu durum özellikle Haziran–Temmuz döneminde açılan ya da o dönemde kritik bir aşamaya giren davalarda 6–10 haftalık ek gecikme anlamına gelir. ## Velayet Davası Hangi Aşamalardan Geçer? 1. Dava açılması ve tebligat (1–3 ay): Dilekçe ve ekler mahkeme kalemine sunulur. Karşı tarafa tebligat çıkarılır. Adres tespit sorunları bu aşamayı uzatabilir. 2. Ön inceleme duruşması (1–2 ay sonra): Tarafların iddiaları ve savunmaları netleştirilir. Hâkim delil listelerini belirler. Uzlaşma girişiminde bulunulur. 3. Sosyal inceleme (2–6 ay): Uzman atanır, ev ziyareti yapılır, rapor hazırlanır. Bu aşama davanın en uzun bölümünü oluşturabilir. 4. Psikolojik değerlendirme ve bilirkişi (gerekirse, 3–6 ay): Çocuğun psikolojik durumu değerlendirilir. Ebeveyn yabancılaştırması şüphesi varsa bu aşama zorunlu hale gelir. 5. Tanık dinleme (1–3 duruşma): Her tanık için ayrı duruşma gerekir. İstanbul gibi büyükşehirlerde duruşmalar arası 2–4 aylık bekleme söz konusu olabilir. 6. Sözlü yargılama ve karar (1–2 duruşma): Tahkikat tamamlandıktan sonra karar aşamasına geçilir. 7. İstinaf (itiraz halinde, 6–12 ay): Taraflardan biri karara itiraz ederse bölge adliye mahkemesinde istinaf incelemesi başlar. Bu süreç karara 6 ila 12 ay ekleyebilir. ## Velayet Davası Hızlandırılabilir Mi? Pratik Adımlar Süreyi tamamen kontrol etmek mümkün değildir; ancak gereksiz gecikmeleri önlemek büyük ölçüde mümkündür. Delilleri dava başında eksiksiz sunmak: Sonradan eklenen her delil yeni duruşma talebi anlamına gelir. Okul kayıtları, sağlık belgeleri, günlük bakım katılımını gösteren belgeler dava dilekçesiyle birlikte sunulmalıdır. Sosyal inceleme sürecine hazırlıklı girmek: Uzmanın ziyaretini kolaylaştırmak, bilgileri zamanında vermek ve işbirliği yapmak raporun daha hızlı tamamlanmasını sağlar. Direniş ya da gecikmeli yanıt hem süreyi uzatır hem de raporun içeriğini olumsuz etkiler. Duruşmaları kaçırmamak: Taraflardan birinin mazeretsiz gelmemesi duruşmayı erteler. Tek bir erteleme büyükşehirlerde 2–4 aylık ek bekleme anlamına gelir. Gereksiz itirazlardan kaçınmak: Her ara karara itiraz etmek ya da her usul meselesini tartışmaya açmak süreyi uzatır ve hâkimin gözünde süreci baltalayan taraf izlenimi yaratır. Uzlaşma olasılığını değerlendirmek: Velayet konusunda tam uzlaşma olmasa dahi kişisel ilişki düzenlemesi, tatil paylaşımı ya da eğitim kararları gibi alt konularda anlaşmak tahkikat kapsamını daraltır ve süreci kısaltır. Bu süreçte ortak velayet seçeneğini de değerlendirmenizi tavsiye ederiz. ## Geçici Velayet Tedbiri: Dava Sonuçlanana Kadar Çocuk Nerede Kalır? Dava uzun sürebileceği için bu soru pratik açıdan son derece kritiktir. TMK md. 169 uyarınca hâkim, dava süresince çocuğun bakımına ilişkin geçici önlemleri re'sen alır. Geçici velayet tedbiri için dava dilekçesiyle birlikte ya da ilk duruşmada talep yapılabilir. Hâkim mevcut koşulları değerlendirerek çocuğun dava süresince hangi ebeveynle kalacağını belirler. Bu karar hem çocuğun günlük hayatını düzenler hem de kalıcı velayet kararını dolaylı biçimde etkiler: dava boyunca çocukla birlikte yaşayan ebeveyn fiili bir avantaj kazanır. Uygulamada pek çok ebeveyn bu tedbiri dava başında talep etmemektedir. Sonradan talep edildiğinde ise fiili durum zaten yerleşmiş olmaktadır. Geçici velayet tedbiri talebi hiçbir koşulda ertelenmemelidir. ## Velayet Kararına İtiraz Edilirse Süreç Nasıl Uzar? İlk derece mahkemesinin velayet kararına 2 hafta içinde istinaf başvurusu yapılabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruyu ortalama 6 ila 12 ay içinde sonuçlandırır. İstinaf kararına karşı temyiz yoluna gidilirse Yargıtay incelemesi ek olarak 6 ay ile 1,5 yıl daha ekleyebilir. Bu süreçlerde dikkat edilmesi gereken kritik bir nokta vardır: istinaf aşamasında yeni delil sunmak son derece kısıtlıdır. İlk derece mahkemesinde sunulamayan delil istinafta büyük ölçüde dikkate alınmaz. Bu nedenle delillerin ilk derece aşamasında eksiksiz ve zamanında sunulması zorunludur. ## Gerçek Hayat Senaryoları ## Senaryo 1: Sosyal İnceleme Gecikmesi Uygulamada sık görülen bir tablo şudur: İstanbul'da açılan çekişmeli boşanma davasında velayet tartışmalıdır. İlk duruşma 3 ay sonraya, sosyal inceleme uzmanı ataması 2 ay daha sonraya kalmaktadır. Uzman ev ziyaretini gerçekleştiriyor; ancak baba adres değişikliğini bildirmediğinden tebligat ulaşmıyor, ziyaret iki kez erteleniyor. Rapor ancak 7 ay sonra tamamlanıyor. Psikolojik değerlendirme talep edilince bu süreye 4 ay daha ekleniyor. Toplam dava süresi 3 yılı aşıyor. Adres bildirimi ve uzmanla işbirliği sağlansaydı bu sürecin en az 6 ay kısalması mümkündü. ## Senaryo 2: Geçici Tedbir Talebi Yapılmayan Dava Bir diğer sık karşılaşılan durum: baba dava başında geçici velayet tedbiri talep etmemiştir. Dava süresince çocuk annede kalmaktadır. 2 yıl sonra verilen kararda hâkim mevcut durumun sürekliliğini önemli bir etken olarak değerlendirmektedir. Baba velayeti kazanamamaktadır. Dava başında yapılan geçici tedbir talebi hem çocuğun nerede kalacağını hem de kalıcı karar üzerindeki etkiyi farklı bir yöne taşıyabilirdi. ## Yargıtay Uygulamalarında Velayet Davası Süreciyle İlgili Eğilimler Yargıtay uygulamalarında velayet davalarının süreciyle ilgili birkaç tutarlı çizgi gözlemlenmektedir. Birincisi: sosyal inceleme raporu olmaksızın verilen velayet kararları Yargıtay tarafından sıklıkla bozulmaktadır. Bu nedenle alt derece mahkemeleri sosyal incelemeyi zorunlu görmektedir; bu zorunluluk davanın süresini doğrudan uzatmaktadır. İkincisi: istinaf aşamasında yeni delil kabul edilmemesi kuralı katı biçimde uygulanmaktadır. İlk derece mahkemesinde eksik kalan delil stratejisi telafi edilemez. Üçüncüsü: dava süresince sergilenen ebeveyn tutumu — çocuğu koşullandırma, görüşü engelleme, iletişimi kesme — Yargıtay kararlarında kalıcı velayet kararını etkileyen unsur olarak değerlendirilmektedir. ## Velayet ve Nafakaya Etkisi Dava sürerken geçici velayet kararı aynı zamanda geçici iştirak nafakasını da belirler. Velayeti geçici olarak alan ebeveyn, karşı taraftan iştirak nafakası alır. Bu nafaka dava süresince geçerlidir; karar kesinleşince kalıcı düzenleme yerini alır. Geçici velayet talebinin gecikmesi bu nafakadan da yararlanamamak anlamına gelebilir. Her iki hak — geçici velayet ve geçici nafaka — aynı anda ve dava başında talep edilmelidir. ## Süreci Doğru Yönetin Velayet davası süresi üzerinde tam kontrol mümkün değildir; ancak gereksiz gecikmelerin büyük bölümü önlenebilir niteliktedir. Delillerin baştan eksiksiz sunulması, sosyal inceleme sürecine hazırlıklı girilmesi, geçici tedbir talebinin ertelenmemesi ve duruşmaların aksatılmaması — bu adımların her biri hem süreyi kısaltır hem de kararın seyrini olumlu etkiler. Hak kaybı çoğu zaman duruşma salonunda değil, başından yanlış planlanan ya da gecikmeli atılan adımlarla gerçekleşir. Aile hukuku alanında uzmanlaşmış bir avukatla süreci başından doğru planlamak bu riskleri en aza indirir. İlgili konularda ayrıntılı bilgi: velayetin genel olarak kime verildiği, babaya velayet verilen durumlar. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Velayet davası kaç yılda sonuçlanır, ortalama nedir? C: Çekişmeli velayet içeren boşanma davaları Türkiye genelinde ortalama 18 ay ile 3 yıl arasında sonuçlanmaktadır. Büyükşehirlerde bu süre daha uzundur. Bağımsız velayet değişikliği davaları ise genellikle 8 ila 18 ay sürmektedir. Sosyal inceleme raporu ve bilirkişi atanması bu süreyi belirleyen başlıca faktörlerdir. S: Velayet davası sürerken çocuk nerede kalır? C: Hâkim dava süresince geçici velayet tedbiri kararı verir. Bu karar re'sen alınabilir; ancak talepte bulunmak çok daha güvenlidir. Geçici tedbir hem çocuğun günlük hayatını hem de kalıcı kararı dolaylı biçimde etkiler. Talep dava başında yapılmalıdır. S: Sosyal inceleme raporu ne kadar sürer? C: Mahkemenin iş yüküne ve uzmanın takvim durumuna göre 2 ila 6 ay arasında değişmektedir. Tarafların adres değişikliklerini bildirmesi, uzmanla işbirliği yapması ve ziyaret için uygun olması bu süreyi kısaltır. S: Velayet kararına itiraz edersem süreç ne kadar uzar? C: İstinaf başvurusu ortalama 6 ila 12 ay ekler. Temyize gidilirse bu süreye 6 ay ile 1,5 yıl daha eklenmektedir. İstinafta yeni delil sunmak kısıtlı olduğundan ilk derece aşamasındaki delil stratejisi belirleyicidir. S: Velayet davasında tanık dinlettirmek süreci uzatır mı? C: Her tanık için ayrı duruşma gerekir. Büyükşehirlerde duruşmalar arası 2–4 aylık bekleme olduğundan 3 tanık ortalama 6–12 aylık ek süre anlamına gelebilir. Tanık sayısını gerçekten gerekli olanla sınırlamak hem süreci kısaltır hem de stratejik etkinliği artırır. S: Velayet davası bitmeden boşanma kararı alınabilir mi? C: Kural olarak hayır. Velayet kararı boşanma kararının ayrılmaz bir parçasıdır; hâkim ikisini birlikte karara bağlar. Ancak bazı davalarda tarafların protokolde velayeti kısmen düzenleyip diğer konuları çekişmeli bırakması mümkündür. Bu strateji avukatla birlikte değerlendirilmelidir. --- # Kasten Yaralama Suçu ve Cezası (TCK 86 – 87) URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/kasten-yaralama-sucu-ve-cezasi-tck-86-87/ Güncelleme: 2026-10-13 Kısa cevap: Kasten yaralama suçu TCK 86 ve 87 maddelerinde düzenlenir. Basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek hafif yaralamada 6 aydan 1 yıl 6 aya kadar hapis veya adli para cezası, diğer hâllerde 1 yıl 6 aydan 3 yıla kadar hapis öngörülür. Silahla ya da eşe karşı işlenmesi gibi hâllerde ceza yarı oranında artırılır; yaralama sonucu ölüm hâlinde ceza 18 yıla kadar çıkabilir. Kasten yaralama suçu bir başkasının vücuduna acı vermek veya sağlığının veya algılama yeteneğinin bozulmasına neden olma sonucu gerçekleşen vücut dokunulmazlığına karşı suçlar arasında yer alır. Yaralanmanın nitelik ve boyutu ile suçun işlenmesi sırasında kullanılan araç ve gereçler dikkate alınarak kasten yaralama suçu ve cezası Türk Ceza Kanunumuzda; Kasten yaralama suçu (TCK 86) ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama (TCK 87) olmak üzere iki farklı şekilde düzenlenmiştir.  Kasten yaralama suçu cezası kişinin vücuduna acı verecek ya da sağlığının bozulmasına neden olacak ölçüde olması halinde 1 yıl 6 ay ile 3 yıl arasında hapis şeklindedir. Mağdurdaki bu yaralanma basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif olması durumunda ise fail hakkında 6 ay ile 1 yıl 6 ay arasında hapis veya adli para cezası öngörülmüştür.  Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçu cezası ise mağdurdaki yaralanmanın boyutlarına göre 4 yıldan 6 yıla kadar hapis cezası olabileceği gibi kasten yaralama sonucu ölüm olayının gerçekleşmesi halinde 18 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılmak mümkündür.  Görüldüğü gibi her iki sevk maddesine göre fail hakkında öngörülen ceza miktarları açısından ciddi farklar vardır. Bu nedenle kasten yaralama suçu ve cezası hakkında bilgi verirken Türk Ceza Kanunumuzdaki bu ayrımın dikkate alınmamız konunun anlaşılması açısından daha etkili olacaktır. Şiddet unsuru taşıyan diğer suçlar için yağma ve gasp suçu başlıklı yazımızı da inceleyebilirsiniz. ## Kasten Yaralama Suçu ve Cezası (TCK 86) TCK 86 maddesinde düzenlenmiş yaralama suçu basit yaralama ve kasten yaralama olarak iki farklı şekilde incelenmektedir. TCK 86/3 maddesi alt bentlerinde ise suçun daha ağır cezayı gerektiren halleri düzenlenmiştir.  - Kasten Yaralama Suçu Cezası; Suçun mağdurunda meydana gelen yaralanma acı verecek, sağlığının veya algılama yeteneğinin bozulmasına neden olacak ölçüde olması halinde fail 1 yıl 6 ay ile 3 yıl arasında hapis cezası ile cezalandırılır. (TCK 86/1) - Basit Yaralama Suçu Cezası; Mağdurda meydana gelen yaralanma basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif olması durumunda fail 6 ay ile 1 yıl 6 ay arasında hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır.  ## Kasten Yaralama Suçunda Daha Ağır Cezayı Gerektiren Haller ## Altsoy Üstsoy Kardeş ve Eşe Karşı Kasten Yaralama Suçu ve Cezası Yaralama suçunun üstsoy, altsoy, eşe, boşanmış olunan eşe ve kardeşe karşı işlenmesi TCK 86/3-a maddesi ile suçun daha ağır cezayı gerektiren hali olarak düzenlenmiştir. TCK 86/3-a maddesinde belirtilen üstsoy;  - Anne - Baba - Anneanne - Babaanne - Dede Şeklindeki kan hısımlığıdır. Altsoy ise;  - Çocuk - Torun - Torun çocukları - Evlat edinilen Şeklinde olabilmektedir. TCK 86/3-a maddesi ile sadece evlilik birlikteliği devam eden eşe karşı kasten yaralama suçu ağırlaştırıcı neden olarak kabul edilmemiş ayrıca evlilik birlikteliği sona ermiş olsa dahi boşanmış olunan eşe karşı yaralama suçu da ağırlaştırıcı neden olarak kabul edilmiştir. Mağdurun kendisini korumak için uzaklaştırma kararı alması da mümkündür. ## Kendisini Savunamayacak Kişilere Karşı Kasten Yaralama Suçu ve Cezası Mağdurun kendisini savunamayacak durumda olması suçun işlenmesini kolaylaştırabileceği gibi mağdurdaki yaralanmayı yani etkiyi arttıracaktır. Bu nedenle beden veya ruh hali itibariyle kendisini savunamayacak kişilere durumda olanlara karşı suçun işlenmesi TCK 86/3-b maddesi ile suçun daha ağır cezayı gerektiren hali olarak kabul edilmiştir.  Madde metninden de anlaşılacağı üzere kişinin savunmasız olması fiziksel bir etkene bağlı olabileceği gibi psikolojik bir etkene de bağlı olabilmektedir. Hatta kasten yaralama suçu Yargıtay kararları bu savunmasızlık halinin geçici bir şekilde olmasını da daha ağır cezayı gerektiren şekilde cezalandırılmasına yeterli olarak görmektedir.  ## Kamu Görevlisine Karşı Kasten Yaralama Suçu ve Cezası Kamu görevlisine karşı kasten yaralama suçu TCK 86/3-c maddesinde “kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle yaralama” olarak düzenlenmiştir. Hakaret suçu ve tehdit suçunda olduğu gibi fail hakkında daha ağır cezayı gerektiren hallerin kabulü için suçun kamu görevlisinin görevi nedeniyle işlenmesi gerekir.  Diğer durumlarda olduğu gibi mağdurun suçun işlenmesi sırasında kamu görevi vazifesinde bulunması gerektiği yönünde bir zorunluluk yoktur. Fail bu amaç doğrultusunda hareket emiş olması suçun daha ağır cezayı gerektiren halinin oluşumu için yeterlidir. Örneğin trafik cezası uygulayan polis memuruna yönelik bu ceza nedeniyle yaralama fiilinin gerçekleştirilmesi fail hakkındaki cezayı arttıracaktır.  ## Kamu Görevlisi Tarafından İşlenen Kasten Yaralama Suçu ve Cezası Türk Ceza Kanunumuzun 86/3-d maddesinde ise kamu görevlisinin sahip olduğu nüfusu kötüye kullanması ile yaralama suçu düzenlenmiştir. Bu durumda ise kamu görevlisi kamu otoritesi tarafından kendisine tanınan hakkı bir bakıma kötüye kullanarak suçu işlemektedir.  ## Silah İle Kasten Yaralama Suçu ve Cezası Silah ile kasten yaralama suçu TCK 86 ve TCK 87 maddelerinde en sık rastlanılan seçimlik hareketlerden bir tanesidir. TCK 86/3-e maddesinde belirtilen silah sadece ateşli silahlar değildir. Yaralamaya, zehirlemeye, boğma veya aşındırma özelliğine sahip her türlü araç ve gereç Türk Ceza Kanunumuza göre silah olarak kabul edilmektedir.  Örneğin sopa kullanılarak gerçekleştirilen bir yaralama veya boğma yada aşındırıcı etkiye sahip bir kimyasal da ceza hukuku açısından silah olarak kabul edilip, failin hukuki statüsü buna göre belirlenmektedir.  ## Canavarca Hisle Kasten Yaralama Suçu ve Cezası Gerek kasten yaralama suçu ve cezası gerekse kasten öldürme suçlarında “canavarsa his” kavramı ile sık sık karşılaşmaktayız. Ceza kanunumuz veya diğer özel yasalarda “canavarca his” kavramı tam olarak yapılmamıştır. Bu gibi durumlarda fail genellikle mağdura eziyet çektirme saiki ile hareket edip yaralanmadan dolayı daha fazla acı çekmesini isteyerek hareket etmektedir. Bu özelliği itibariyle işkence suçu ile benzerlik gösterse de kısmen farklı kavramlardır. Ancak yaralama suçunun da canavarca hisle işlenmesi suçun daha ağır cezayı gerektiren halleri arasında sayılmıştır.  Failin kasten yaralama suçunu işlemesi sırasında yukarıda detaylarını belirtmiş olduğumuz seçimlik hareketleri tercih etmesi halinde hakkında verilecek olan cezada yarı oranında artırım yapılır.  Ayrıca TCK 86/3-f maddesinde belirtilen canavarca hisle kasten yaralama halinde fail hakkındaki cezada birkaç oranında ceza artırımı yapılır.  ## Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Yaralama Suçu ve Cezası Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçunda mağdurda meydana gelen yaralanma TCK 86 maddesine göre çok daha ağırdır. Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçunda mağdur hayati tehlike geçirecek boyutta yaralanmakta hatta yaralanmanın boyutuna göre çok daha ağır sonuçlardan birisi olan ölüm olayının gerçekleşmesi muhtemeldir.  ## Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Yaralama Cezası Mağdurda meydana gelen yaralanma;  - Duyu ve organların birinin işlevinin sürekli zayıflamasına - Konuşmada zorluğa neden olma - Yüzde sabit iz oluşmasına - Mağdurun yaşamsal tehlike geçirmesine - Gebe kadının çocuğunun vaktinden önce doğmasına Sebebiyet verecek ölçüde olması halinde fail hakkında verilecek olan cezada 1 kat artırım yapılarak hüküm kurulur.  ## Daha Ağır Cezayı Gerektiren Haller TCK 86 maddesinde olduğu gibi TCK 87 maddesinde yer alan neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçunda da daha ağır cezayı gerektiren haller düzenlenmiştir.  - Mağdurun iyileşme olanağı bulunmayan bir hastalığa ya da bitkisel hayata girmesi - Duyularından veya organlarından birisinin işlevinin tamamen kaybedilmesi - Konuşma veya çocuk yapma yeteneğinin kaybolması - Yüzde sürekli değişikliğin meydana gelmesi - Gebe kadının çocuğunun düşmesine neden olunması Halinde ise fail hakkında TCK 86/1 maddesi gereğince verilecek olan cezada 2 kat ceza artırımı yapılır.  ## Kasten Yaralama Kemik Kırığı Cezası Yaralama suçunun gerçekleşmesine bağlı olarak mağdurun vücudunda kemik kırığının söz konusu olması; Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçunun daha ağır cezayı gerektiren halleri arasında kabul edilir.  Kemik kırığı olacak şekilde yaralanma halinde mağdurdaki kemik kırığının hayati fonksiyonlarına etkisine göre bir ceza tayini yapılır. Kemik kırığının hayati fonksiyonlarına etkisi; Hafif, orta ve ağır olmak üzere derecelendirilir. Kasten yaralama suçu kemik kırığı şeklinde gerçekleşmesi halinde fail hakkında verilen cezada yarı oranına kadar ceza artırımı yapılır.  ## Kasten Yaralama Sonucu Ölümün Gerçekleşmesi Kasten yaralama suçu ve cezası kapsamında en ağır sonuçları ve dolayısıyla en ağır cezai yaptırımı olan durum yaralama sonucu ölüm olayının gerçekleşmesidir. Kasten yaralama sonucu mağdurun ölmesi halinde fail 10 yıl ile 14 yıl arasında hapis cezası ile cezalandırılır. Kasten yaralama fiilinde TCK 86/3 maddesinde belirtilen ve yukarıda detaylarını belirtmiş olduğumuz durumların söz konusu olması halinde ise fail 14 yıl ile 18 yıl arasında hapis cezasına hükmolunur.  ## Kasten Yaralama Suçunun İhmali Davranışla İşlenmesi TCK 88 maddesinde kasten yaralama suçunun ihmali davranışla işlemesi ayrıca düzenlenmiştir. Suçun ihmali davranışla işlenmesi hakkında bilgi sahibi olmamız kasten yaralama suçunun unsurlarını kavramamıza da yardımcı olacaktır.  Suçun ihmali davranışla işlenmesi failin yükümlü olduğu bir hareketi bilerek ve isteyerek yapmaması sonucu mağdurun yaralanmasına sebebiyet vermesi sonucu gerçekleşir. Örneğin doktorun hastasına gerekli tıbbi müdahaleyi yapmaması, bu ihmali davranış sonucu mağdurun yaralanmasına veya başka bir şekilde sağlığının bozulmasına sebebiyet verebilecek bir davranıştır.  Bu durumda fail konumunda bulunan doktor TCK 88 maddesinden sorumlu tutulur. Doktor olan failin yanlış müdahale sonucu bir yaralanma, sağlıkta bozulma veya ölüm olayının gerçekleşmesi halinde ise uygulamada daha çok “malpraktis” olarak bilinen doktor hatası söz konusu olabilecek ve bu durumda fail TCK 89 (Taksirle Yaralama Suçu) veya TCK 85 (Taksirle Ölüme Sebebiyet Verme Suçu) ile sorumlu tutulabilecektir. Failin hareketinin TCK 88 maddesinde yapılan tanıma uyması halinde ise hakkında verilecek olan cezada 1/3 oranına kadar ceza indirimi yapılır.  ## Kasten Yaralama Suçu ve Cezası (Özet Tablo) Kasten Yaralama Suçu Sevk Maddesi Ceza Miktarı Başkasının vücuduna acı verme, sağlığının veya algılama yeteneğinin bozulmasına neden olma  TCK 86/1 1 yıl 6 aydan 3 yıla kadar hapis Basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif yaralama TCK 86/2 6 aydan 1 yıl 6 aya kadar hapis veya adli para cezası Kasten yaralamanın üstsoya, altsoya, eşe, boşandığı eşe, kardeşe veya savunamayacak kişiye karşı işlenmesi TCK 86/3-a,b Şikayet aranmaksızın, verilecek ceza yarı oranında artırılır Kasten yaralamanın kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle kamu görevlisine karşı işlenmesi TCK 86/3-c Verilecek ceza yarı oranında artırılır Kasten yaralamanın kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle işlenmesi TCK 86/3-d Verilecek ceza yarı oranında artırılır Kasten yaralamanın silahla işlenmesi TCK 86/3-e Verilecek ceza yarı oranında artırılır Kasten yaralamanın canavarca hisle işlenmesi TCK 86/3-f Verilecek ceza yarı oranında artırılır Yaralama sonucu mağdurun duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflaması TCK 87/1-a Verilecek ceza 1 kat artırılır Konuşmada sürekli zorluk meydana gelmesi TCK 87/1-b Verilecek ceza 1 kat artırılır Yüzde sabit iz oluşması TCK 87/1-c Verilecek ceza 1 kat artırılır Yaşamı tehlikeye sokan durum meydana gelmesi TCK 87/1-d Verilecek ceza 1 kat artırılır Gebe kadına karşı işlenip çocuğun vaktinden önce doğmasına neden olunması TCK 87/1-e Verilecek ceza 1 kat artırılır İyileşmesi mümkün olmayan hastalık veya bitkisel hayat oluşması TCK 87/2-a 3 yıldan 8 yıla kadar hapis Duyulardan veya organlardan birinin işlevinin yitirilmesi TCK 87/2-b 3 yıldan 8 yıla kadar hapis Konuşma ya da çocuk yapma yeteneğinin kaybolması TCK 87/2-c,d 3 yıldan 8 yıla kadar hapis Yüzün sürekli değişikliğe uğraması TCK 87/2-e 3 yıldan 8 yıla kadar hapis Gebe kadına karşı işlenip çocuğun düşmesine neden olunması TCK 87/2-f 3 yıldan 8 yıla kadar hapis Kemik kırığı veya çıkığa neden olunması TCK 87/3 Kırığın hayat fonksiyonlarına etkisine göre ceza yarısına kadar artırılır Yaralama sonucu ölüm meydana gelmesi TCK 87/4 8 yıldan 12 yıla kadar hapis Nitelikli hallerle birlikte yaralama sonucu ölüm meydana gelmesi TCK 87/4 ikinci cümle 12 yıldan 18 yıla kadar hapis ## Kasten Yaralama Suçu ve Cezası İçin Özel Görünüş Biçimleri Ceza hukuku alanında suç olarak tanımlanmış bir fiilden dolayı failin hukuki statüsünün belirlenmesi ve özellikle fail hakkında takdir edilecek olan ceza miktarının tespit edilmesinde, teşebbüs, suça iştirak, haksız tahrik ve meşru savunma gibi unsurlar önemli bir yere sahiptir. Bu süreçte deneyimli bir İstanbul ceza avukatından estek almanız hak kayıplarının önüne geçer. Kasten yaralama suçları için uygulamada sık karşılaşılan durumlar ile unsurları aşağıdaki gibi özetlenebilir.  ## Suça Teşebbüs Kasten yaralama suçlarında suça teşebbüs failin mağduru yaralamaya el verişli hareketlere başlamasına rağmen elinde olmayan nedenlerden dolayı neticeyi gerçekleştirememesi halinde söz konusu olur. Mağdurun kaçması, meşru savunmaya bağlı olarak neticenin gerçekleşememesi veya 3. Bir şahısın müdahalesi sonucu failin amacına ulaşamaması halinde suça teşebbüs söz konusu olur.  Fail hakkında kasten yaralamaya teşebbüs şeklinde hüküm kurulabilmesi için öncelikle failin yaralamaya elverişli fiili hareketlere başlaması, ancak elinde olmayan sebeplerle fiili gerçekleştirememiş olması gerekir. Suçun teşebbüs aşamasında kalması halinde fail hakkında TCK 35 maddesi uyarınca fiilin ağırlığına ve niteliğine göre 1/4 ile 3/4 oranları arasında ceza indirimi yapılır.  ## Suça İştirak Kasten yaralama suçlarının birden fazla kişi ile yani iştirak halinde işlenmesi mümkündür. Türk Ceza Kanunumuzun 37,38 ve 39. Maddelerinde yer alan bütün suça iştirak hallerinin TCK 86 ve TCK 87 maddeleri için uygulanması mümkündür.  ## Birlikte Faillik Suçun birden fazla kişi ile birlikte işlenmesi halinde her bir fail ayrı ayrı cezalandırılır. Bu durumda her bir failin fikir ve eylem birliği içerisinde hareket etmiş olması gerekir.  ## Suça Azmettirme Kasten yaralama suçlarının azmettirme sonucu işlenmesi mümkündür. Azmettirme söz konusu olması halinde da fail birlikte faillik durumunda olduğu gibi atılı suçun kanunda öngörülen cezaları ile cezalandırılır.  ## Yardım Etme Yardım etme suçun işlenmesinin kolaylaştırmak şeklinde olabileceği gibi suçun işlenmesinden sonra failin kaçmasını kolaylaştırma şeklinde de gerçekleşebilir. Kasten yaralama suçuna yardım eden fail hakkındaki cezada 1/2 oranında ceza indirimi yapılarak hüküm kurulur.  ## Kasten Yaralama Suçunda Haksız Tahrik Uygulamada sık karşılaşılan suçun özel görünüş biçimlerinden birisidir. Türk Ceza Kanunumuzun 29. Maddesinde yer alan hükümlere göre failin haksız bir fiile bağlı olarak gerçekleşen öfke ve hiddet altında suçun işlenmesi halinde haksız tahrik söz konusu olur. Kasten yaralama suçlarında haksız tahrik unsurlarının bulunması halinde ise fail hakkındaki cezada 1/4 ile 3/4 oranları arasında ceza indirimi yapılır. Ceza indirimi takdir edilirken genellikle haksız tahrik boyutları dikkate alınır.  ## Kasten Yaralama Suçunda Meşru Müdafaa (Meşru Savunma) Kasten yaralama suçlarında meşru müdafaa sık karşılaşılan bir suçun özel görünüş biçimidir. Herhangi bir suçtan dolayı meşru savunma şartlarının oluşması halinde ayrıca yukarıda kasten yaralama suçu unsurları başlığı altında belirtmiş olduğumuz “hukuka aykırılık” unsuru gerçekleşmemiş olarak kabul edilir. Bu durumda ise faile ceza verme yoluna gidilmez.  ## Kasten Yaralama Suçlarında Meşru Savunma Şartları - Haksız bir saldırı söz konusu olmalıdır. - Saldırı suçun failine veya bir başkasına yönelik olmalıdır.  - Savunma zorunlu olmalıdır. - Savunla ile saldırı arasında bir orantı bulunmalıdır.  - Savunma, saldırıyı etkisiz hale getirme amacı ile yapılmalıdır.  - Savunmada sınırın aşılmaması gerekir.  - Korunan hakka yönelik ciddi bir tehlike söz konusu olmalıdır. (Vücut Dokunulmazlığı) ## Kasten Yaralama Suçu Unsurları ## Korunan Hukuki Değer Türk Ceza Kanunumuzun 86. Maddesinde yapılan tanımdan da anlaşılacağı gibi kasten yaralama suçu bir başkasının vücuduna acı vermek veya daha ağır şekilde yaralamak amacıyla oluşan bir suçtur. Bu nedenle gerek TCK 86 maddesi gerekse TCK 87 maddesi ile büyük ölçüde kişilerin vücut dokunulmazlıkları korunma altına alınmaya çalışılmıştır.  ## Kastan Yaralama Suçu Maddi Unsurları ## Fail Suçun failinin belirlenmesinde genel bir özellik tanımlanmamıştır. Buna karşın failin kamu görevlisi olması ve kasten yaralama suçunu kamu görevi nedeniyle kendisine tanınan nüfusu kötüye kullanması suretiyle işlemesi TCK 86/3-d maddesi ile suçun daha ağır cezayı gerektiren hali olarak kabul edilmiştir. Bu durum haricinde fail açısından özgü nitelik taşıyan bir suç değildir.  ## Mağdur Kasten yaralama suçunun mağduru gerçek kişilerdir. Tamamen olmasa da suçun mağdurunun kadın olması, fail ile aralarındaki alt-üst soy ilişkisinin bulunması ya da mağdurun kamu görevine yerine getiren kişi olması durumları dikkate alındığında kısmen mağdur açısından özgü nitelik taşıyabilmektedir. Ancak bu durumlar suçun daha ağır cezayı gerektiren halleri arasında sayılmıştır.  ## Fiil Suçun genel tanımımın yapıldığı TCK 86 maddesinden de anlaşılacağı üzere kasten yaralama suçlarında fiil, mağdurun vücuduna acı veren veya mağdurun sağlığının bozulmasına neden olan davranışlardır. Kasten yaralama suçu ve cezası için farklı seçimlik hareketler öngörülmüş olsa da mağdurun gerçekleştirmiş olduğu fiil mağduru yaralamaya yönelik olmalıdır. Bu nedenle fiziksel bir temasın bulunmadığı ancak mağdurun yaralanması ile neticelenen her türlü fiil yaralama suçunu oluşturabilecek davranışlardır.  ## Kasten Yaralama Suçunun Manevi Unsurları ## Kast Kasten işlenebilen diğer suçlarda olduğu gibi suçun manevi unsuru yine kasttır. Zira kasten yaralama suçunda fail mağdurun vücut dokunulmazlığına bir zarar vermek, mağdurun acı çekmesini sağlamak veya sağlığının bozulmasını amaçlayarak hareket etmektedir. Bu nedenle suç kasten işlenebilen bir suç olup, failin yaralama neticesi ile hareket etmemiş olmasına rağmen yaralanmanın meydana gelmiş olması Türk Ceza Kanunumuzun 89. Maddesinde “taksirle yaralama suçu” olarak düzenlenmiştir.  ## İlliyet Bağı (Nedensellik)  Türk Ceza Kanunumuzda suç olarak tanımlanmış tüm fiillerde olduğu gibi failin kusurlu / kasıtlı hareketlerinden dolayı meydana gelen netice arasında illiyet bağının kurulmuş olması zorunludur.  Kasten yaralama suçunda da failin yaralamaya yönelik kasıtlı hareketi ile mağdurun yaralanması arasında illiyet bağının kurulması gerekir. İlliyet bağının kurulamamış olan bir durumda kasten yaralama suçu unsurları oluşmamış olarak kabul edilir.  ## Hukuka Aykırılık Unsuru Failin mağduru yaralamaya yönelik kasıtlı hareketi veya bu hareket sonucu mağdurun yaralanması olması suçun oluşumu için tek başına yeterli değildir. Ayrıca failin bu suç teşkil eden fiili davranışının hukuka aykırı olması gerekir. Bu durumda ise kasten yaralama suçunda meşru müdafaa (meşru savunma) ön plana çıkar. Uygulamada sık karşılaşılan bir durum olması ve failin hukuki statüsünün belirlenmesinde önemli olması nedeniyle kasten yaralama suçunda meşru savunmaya ayrıca daha detaylı olarak değinilmesi gerektiğini düşünüyoruz.  ## Kasten Yaralama Suçu Şikayete Tabi Mi? Kasten yaralama suçu ve cezası konusunda yapmış olduğumuz yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı üzere suç büyük ölçüde seçimlik hareketli bir suçtur. Suçun şikayete tabi olduğu durumlar oldukça azdır. Suçun şikayete tabi olduğu tek durum mağdurun yaralanması dikkate alınarak belirlenmiştir. Türk Ceza Kanunun 86/2 maddesinde yer alan ve mağdurun basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde yaralanmasıdır.  Mağdurda meydana gelen yaralanma basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif olmasına karşın özellikle TCK 86/3 maddesinde yer alan durumların söz konusu olması halinde ise suç şikayete tabi değildir. Şikâyete bağlı hâllerde şikâyet süresi, fiili ve faili öğrenmeden itibaren altı aydır; Kadıköy'de yaşanan bir olayda şikâyetin nereye yapılacağını Kadıköy ceza avukatı sayfamızda bulabilirsiniz.  Örneğin silah ile kasten yaralama suçunda mağdur “basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde” yaralanmış olmasına rağmen fail şikayet aranmaksızın cezalandırılır. Yine benzer şekilde eşe karşı kasten yaralama söz konusu olması halinde de eş basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralanmış olmasına rağmen eşin şikayeti aranmaksızın suçun öğrenilmesi ile birlikte gerekli soruşturma yapılır.  ## Kasten Yaralama Suçunun Para Cezasına Çevrilmesi Türk Ceza Kanunumuzda suç olarak tanımlanmış bütün fiillerin yapılan yargılama sonunda para cezasına çevrilmesi mümkün değildir. Kasten Yaralama suçu ve cezası içinde gerekli koşulların oluşması halinde doğrudan para cezası şeklinde hüküm kurmak veya hapis cezasının para cezasına çevrilmesi mümkündür.  Suçun şikayete tabi olduğu durumlar diğer bir ifade ile mağdurun basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde yaralanması halinde genellikle doğrudan adli para cezası şeklinde hüküm kurulabileceği gibi sanık hakkında takdir edilen ceza miktarı 1 yıl ve daha az süreli olması halinde yine mahkemenin takdiri doğrultusunda süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi mümkün hale gelebilmektedir.  Kasten yaralama suçu ve cezasının para cezasına çevrilmesi özellikle neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçunda pek mümkün değildir. Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçlarında ceza alt sınırı genellikle 4 yıldan başlamakta ve fiilin ağırlığına göre 18 yıla kadar hüküm kurulabilmektedir. Diğer durumlarda olduğu gibi sanık hakkında 1 yıl ve daha az süreli hapis cezası şeklinde hüküm kurulması doğrudan hükmün para cezasına çevrilebileceği sonucunu doğurmaz. Ayrıca mahkemece sanığın sosyal ve ekonomik durum dikkate alınır ve ileride bir daha suç işlemeyeceği yönünde kanaate varmış olması gerekir.  ## Kasten Yaralama Suçu ve Cezası İçin İndirim Nedenleri İndirim Nedenleri Yasal Dayanak İndirim Miktarı Suçun İhmali Davranışla İşlenmesi TCK 88 1/3 Suça Teşebbüs TCK 35 1/4 - 3/4 Yardım Etme TCK 39 1/2 Haksız Tahrik TCK 29 1/4 - 3/4  İyi Hal İndirimi TCK 62 1/6 Oranına Kadar   ## Sıkça Sorulan Sorular S: Kasten Yaralama Cezası Kaç Yıl? C: Kasten yaralama suçu cezasının belirlenmesinde en önemli etken mağdurda meydana gelen yaralanmanın derecesidir. Basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde yaralanma söz konusu olması halinde 6 aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası öngörülmüşken kasten yaralama sonucu ölüm olayının meydana gelmesi halinde 18 yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür. Yargılama sonucu ağırlaştırıcı nedenler, sanık ile suçun mağduru arasındaki akrabalık ilişkisi, mağdurdaki yaralanmanın nitelik ve derecesi gibi farklı birçok unsur dikkate alınarak bir karara varılır. S: Kasten Yaralama Para Cezası Ne Kadar? C: Kasten yaralama suçlarında para cezası genellikle TCK 86/2 maddesinde belirtilen şekilde bir yaralanma söz konusu olması halinde mümkündür. Diğer durumlarda ceza alt sınırı 1 yıldan fazla olması halinde hapis cezasının para cezasına çevrilmesi pek mümkün değildir. Herhangi bir suçtan para cezası şeklinde hüküm kurulması sırasında sanığın sosyal ve ekonomik durumu, suçun işleniş biçimi, sanığın tutumu gibi farklı birçok kriter göz önüne alınır. Bu nedenle kasten yaralama para cezası şeklinde genel bir miktar belirlemek oldukça zordur. S: Kasten Yaralama Şikayetten Vazgeçme Mümkün Müdür? C: Herhangi bir suçun mağdurunun şikayetin vazgeçmiş olmasının sanık / şüpheli hakkında hüküm doğurabilmesi için suçun takibi şikayete tabi suçlar arasında yer alması gerekir. Yukarıda da belirttiğimiz gibi kasten yaralama suçunun sadece TCK 86/2 maddesinde belirtilen hali şikayete tabidir. Failin fiili hareketi TCK 86/2 maddesi ile örtüşmesi halinde mağdurun şikayetinden vazgeçmesi halinde sanık hakkında düşme kararı verilir. Diğer durumlarda ise mağdur şikayetinden vazgeçmiş olsa dahi soruşturmaya veya kovuşturmaya devam edilir. S: Kasten Yaralama Teşebbüs Cezası C: Sanığın yaralama elverişli fiili hareketlere başlamış olmasına rağmen herhangi bir sebeple iradesi dışında suçu gerçekleştirememiş olması halinde teşebbüs hükümleri uygulanır. Herhangi bir suçun teşebbüs aşamasında kalması ise sanık hakkındaki cezanın fiilin ağırlığına göre 1/4 ile 3/4 arasında ceza indirimi uygulanır. Bu nedenle kasten yaralama teşebbüs cezasının belirlenebilmesi için öncelikle mağdurda meydana gelen yaralanmanın nitelik ve ölçüsü hakkında bilgi sahibi olmak gerekir. S: Kasten Yaralamada Etkin Pişmanlık Var Mı? C: Teşebbüs halleri dışında suç neticenin gerçekleşmesi ile birlikte tamamlanmış olarak kabul edilir. Kasten yaralama suçlarında ise suçun konusu mağdurda meydana gelen yaralanmadır. Yaralanmanın gerçekleşmesi ile suç tamamlanmış olarak kabul edildiğinden etkin pişmanlık hükümleri sıklıkla uygulanamamaktadır. Ancak sanığın yargılama aşamasında pişmanlık gösterdiği kanaatine varılması halinde “iyi hal indirimi” uygulanabilmektedir. S: Silahla Kasten Yaralama Cezası Kaç Yıl? C: Silahla kasten yaralama cezası suçun temel şekline göre yarı oranında ceza artırımı yapılarak tespit edilir. Örneğin suçun mağdurunun TCK 86/1 maddesinde belirtilen şekilde yaralanması halinde 1 yıl 6 aydan 3 yıla kadar kurulan hapis cezasında yarı oranında ceza artırımı yapılır. Silahla kasten yaralama cezası olarak genel geçerli bir süre ceza kanunumuzda ayrıca düzenlenmemiştir. S: Kasten Yaralama Uzlaşma Olur Mu? C: Suçun şikayete tabi olduğu TCK 86/2 maddesi ile şikayete tabi olmasa da TCK 86/1 maddesinde belirtilen şekilde meydana gelen yaralanmalar şikayete tabidir. Ancak her iki durumda da TCK 86/3 maddesinde yer alan unsurların mevcut olayda bulunmaması gerekir. Örneğin kamu görevlisine karşı görevinden dolayı yaralama söz konusu olması ve mağdurun basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde yaralanması şikayete tabi olmadığı gibi uzlaşma kapsamında da değildir. S: Kasten Yaralamada Tutuklama Olur Mu? C: Basit kasten yaralama suçu için tutuklama tedbiri sıklıkla uygulanmamaktadır.Ancak TCK 87 maddesinde yer alan neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçlarında mağdurda meydana gelen yaralanmanın derecesine göre tutuklama tedbiri zaman zaman uygulanabilmektedir. Herhangi bir suçtan şüpheli / sanık hakkında tutuklama kararı verilirken genellikle failin üzerine atılı suçun ceza alt ve üst sınırları ile beraber kuvvetli suç şüphesi dikkate alınır. Mahkemece bu hususların değerlendirilmesinden sonra kasten yaralama suçu için tutuklama tedbiri uygulanmasının önünde yasal bir engel yoktur. --- # Anlaşmalı Boşanmada Mal Paylaşımı Nasıl Yapılır? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/anlasmali-bosanmada-mal-paylasimi-nasil-yapilir/ Güncelleme: 2026-10-13 Kısa cevap: Anlaşmalı boşanmada mal paylaşımı, eşlerin serbestçe kararlaştırıp anlaşmalı boşanma protokolünde yazılı hâle getirdikleri şekilde yapılır. Protokolde paylaşım düzenlenmezse boşanmadan sonra yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimine göre tasfiye yapılır; bunun için mal rejiminin tasfiyesi davası açılabilir. Boşanma sonrası mal paylaşımı davası açma süresi 10 yıldır. Anlaşmalı boşanmada mal paylaşımı, yasal mal rejiminden farklı olarak eşlerin kendi iradeleri doğrultusunda belirleyecekleri şekilde yapılır. Boşanma davasının anlaşmalı olarak açılabilmesi için eşler boşanmanın tüm sonuçları üzerinde anlaşmaya varmış olmaları, en azından eşler arasında herhangi bir uyuşmazlık olmaması gerekir.  Anlaşmalı boşanmada mal paylaşımı yapılmaması halinde ise boşanmadan sonra yasal mal rejimimiz olan edinilmiş mallara katılma rejimine göre paylaşım yapılır. Bu nedenle eşler farklı bir mal paylaşımı yapmak istemeleri halinde bu paylaşma şeklini anlaşmalı boşanma protokolünde detaylı bir şekilde belirtmeleri gerekir. ## Anlaşmalı Boşanmada Mal Paylaşımı Ne Zaman Olur? Anlaşmalı olarak boşanmak isteyen eşlerin mal paylaşımı konusunda iki farklı alternatifleri vardır. Bunlar; - Anlaşmalı boşanma protokolü ile mal paylaşımı - Mal rejiminin tasfiyesi davası Şeklindedir. Anlaşmalı boşanmada mal paylaşımı için en pratik yol mal paylaşımının anlaşmalı boşanma protokolü ile yapılmasıdır. Eşler boşanma davası açarken aralarında herhangi bir protokol düzenlememiş veya protokolde mal paylaşımına yer vermemişlerse boşanmanın gerçekleşmesinden sonra mal rejiminin tasfiyesi davası açarak da mal paylaşımı yapabilirler.  Mal rejiminin tasfiyesi davası anlaşmalı boşanmadan bağımsız ve farklı bir dava olması nedeniylesürecin sürüncemede kalmaması açısından boşanma avukatı olarak mal paylaşımında anlaşmalı boşanma protokolü ile birlikte yapılmasını tavsiye ederiz. Bunun için aşağıda hazırlamış olduğumuz anlaşmalı boşanmada mal paylaşımı örneğini inceleyebilirsiniz.  ## Anlaşmalı Boşanmada Mal Paylaşımı Protokolü Usulünce hazırlanmış ve mahkeme tarafından hüküm altına alınmış bir boşanma protokolünün sonradan değiştirilmesi veya reddedilmesi oldukça zordur. Boşanmanın en maddi sonuçları arasında yer alan mal paylaşımında bu nedenle azami özen gösterilerek hazırlanması gerekir. Gerektiğinde bu konuda aile hukuku avukatından hukuki destek alınmasının ileride olası bir hak kaybının önüne geçilmesine imkan tanır. ## Anlaşmalı Boşanma Mal Paylaşımı Örneği MAL PAYLAŞIMI PROTOKOLÜ - TARAFLAR EŞ (1) Adı ve Soyadı : ... T.C. Kimlik No : … Adres : … EŞ (2) Adı ve Soyadı : ... T.C. Kimlik No : … Adres : … - SÖZLEŞMENİN KONUSU … tarihinde evlenmiş olan yukarıda açık kimlik ve adres bilgileri yazılı taraflar anlaşmayı olarak boşanmaya karar vermişlerdir. Eşler evlilik süresi boyunca edinmiş oldukları taşınır ve taşınmaz malların, alacak ve borçların paylaşımı konusunda aşağıda yazılı olan şekillerde anlaşmaya varmışlardır.  - TAŞINMAZLARIN MAL PAYLAŞIMI - … ili, … ilçesi, … Mahalle, … Cadde, … Sokak ve … nolu adreste bulunan ve hala ortak konut olarak kullanılan … m2 büyüklüğündeki kat mülkiyetine tabi olan daire vasfındaki taşımaz EŞ (1)’e bırakılacaktır.  - … ili, … ilçesi, … Mahalle, … Cadde, … Sokak ve … nolu adreste bulunan … m2 büyüklüğündeki kat mülkiyetine tabi ve ofis olarak kullanılan taşınmaz EŞ (2)’ye bırakılacaktır.  - … ili, … ilçesi, … Mahalle, … Cadde, … Sokak … ada ve … parselde bulanan … m2 olan arsa vasfındaki taşınmaz EŞ (2)’ye bırakılacaktır.  Taşınmazların tapu devir işlemleri anlaşmalı boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren 2 ay içerisinde tüm tescil masrafları ortak olarak karşılanarak yapılacaktır.  - TAŞINIR MALLARIN PAYLAŞIMI - EŞ (1) adına kayıtlı … model … plaka sayılı araç boşanma sonrasında da EŞ (1)’e ait olmaya devam edecektir.  - EŞ (2) adına kayıtlı … model … plaka sayılı araç boşanma sonrasında yine EŞ (2)’ye ait olmaya devam edecektir.  - BANKA HESAPLARI VE NAKİT VARLIKLAR Eşlere ait … bankası … şubesi … nolu ortak hesapta bulunan eşlerin ortak birikimleri olan toplam … TL eşit olarak paylaştırılacaktır. Eşlerin şahsi hesaplarında bulunan varlık yine hesap sahibi olan eşe ait olacaktır.  - BORÇLAR VE ALACAKLAR Eşlerin banka veya 3. Bir şahısa herhangi bir borçları olmadığı gibi alacakları da bulunmamaktadır. (NOT: ihtiyaç kredisi, konut kredisi veya 3. Bir şahısa borç veya alacak bulunması halinde bu borç ve alacakların nasıl paylaştırılacağı detaylı bir şeklide belirtilmelidir.  - ZİYNET EŞYALARI Evlilik süresi boyunca eşlerin edinmiş oldukları ziynet eşyaları kişisel mal olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle ziynet eşyaları anlaşmalı boşanmada mal paylaşımına konu yapılmamıştır.  - ORTAK KONUTA AİT EŞYALARIN PAYLAŞIMI Ortak konuta ait ev eşyaları anlaşmalı boşanma protokolü mal paylaşımında belirtilen EŞ (1)’e bırakılacaktır. (farklı bir paylaşım düşünülmesi halinde detaylı bir şekilde belirtilmelidir.) - İRADE BEYANI Eşler anlaşmalı boşanmada mal paylaşımının yukarıdaki şekilde yapılmasına kendi özgür ve hür iradeleri ile herhangi bir baskı ve tehdit altında kalmaksızın yapılmasına karar vermişlerdir. Eşler anlaşmalı boşanma sonrasında yukarıda belirtilen mal paylaşımı haricinde birbirlerinden herhangi bir hak ve alacak talebinde bulunmayacaklardır.  ……. / ……. / ……..                       EŞ (1) EŞ (2) ## Anlaşmalı Boşanmadan Sonra Mal Paylaşımı Davası Açılabilir Mi? Anlaşmalı boşanmadan sonra mal paylaşımı davası, mal rejiminin tasfiyesi şeklinde açılır. Mal rejiminin tasfiyesi davası açmadan önce bilmemiz gereken en önemli husus anlaşmalı boşanmada mal paylaşımının protokol ile birlikte yapılmamış olması gerektiğidir. Daha önce mal paylaşımı yukarıda hazırlamış olduğumuz örnekteki şekilde yapılıp onaylanması halinde mal rejiminin tasfiyesi davasında farklı talepler ileri sürülemez. Bunun için öncelikle daha önce düzenlenmiş mal paylaşımı protokolünün iptali yönünde dava açılması gerekir.  ## Anlaşmalı Boşanmada Mal Paylaşımına İtiraz Anlaşmalı boşanmada mal paylaşımı protokol şeklinde yapılmış olmasına rağmen boşanma sonrasında bu protokolün hile, baskı, tehdit gibi unsurlar altında düzenlendiği ileri sürülebilir. Bu nedenle sık sık anlaşmalı boşanma davasının ve özellikle anlaşmalı boşanma protokolünün konusunda uzman hukukçu / boşanma avukatından destek alınarak hazırlanması gerektiğini hatırlatıyoruz.  ## Boşandıktan Sonra Mal Paylaşımı Davası Açma Süresi Yukarıda belirttiğimiz gibi anlaşmalı boşanmadan sonra mal paylaşımı davası açılabilmesi ve açılan davanın lehimize sonuçlanabilmesi için daha önce düzenlenmiş ve hüküm altına alınmamış bir boşanma protokolünün bulunmaması gerekir. Bu durumda anlaşmalı boşandıktan sonra mal paylaşımı davası açma süresi 10 yıldır.  Anlaşmalı boşanmadan sonra açılacak olan protokolün iptaline yönelik davalar ise hile, aldatma veya sahteciliğin öğrenilmesinden itibaren 1 yıldır.  ## Anlaşmalı Boşanmada Mal Paylaşımının Yapılmaması Yukarıda yapmış olduğumuz açıklamalardan da anlaşılacağı gibi anlaşmalı boşanmada mal paylaşımı yapılmaması boşanma sonrasında farklı davalarla karşılaşmamıza zemin hazırlayacaktır. Kural olarak anlaşmalı boşanma davasında mal rejimi konusunda bir anlaşmaya varılmamış olması halinde sonrasında mal paylaşımı yasal mal rejimimize göre yapılır.  Yasal mal rejimimiz olan edinilmiş mallara katılma rejiminde, evlilik birliği süresince edinilmiş mallar evliliğin sona ermesinden sonra eşit bir şekilde paylaştırılır. Kişisel mallar haricinde evlilik birliği süresince edinilmiş olan taşınır ve taşınmaz mallar ve birikimler paylaştırılırken tescil kaydının hangi eşe ait olduğunun bir önemi yoktur. Bu nedenle eşinizin habersizce ortak mülkü satıp satamayacağını da önceden öğrenmenizi tavsiye ederiz.Örneğin evlilik birliği süresince edinilmiş olan kotunun Eş (1) adına tescilli olması, Eş (2)’nin bu konuttaki hak sahipliğini olumsuz bir şekilde etkilemez. ## Anlaşmalı Boşanmada Mal Paylaşımından Feragat Anlaşmalı boşanmada mal paylaşımından feragat kısmen veya tamamen feragat şeklinde mümkündür. Yukarıda hazırlamış olduğumuz anlaşmalı boşanma mal paylaşımı örneğinde de görüldüğü üzere eşler edinilmiş mallara katılma rejimi dışında bir mal paylaşımını kabul etmişlerdir. Bu durum anlaşmalı boşanmada mal paylaşımından kısmen feragat olarak kabul edilebilir.  Bunun dışında ise eşlerden herhangi birisi edinilmiş mallara katılma rejimi gereği hakkı olan tüm taşınır ve taşınmaz mallardan da feragat edebilir. Feragat bu şekilde yapılmak istenmesi halinde bu hususun detaylı ve herhangi bir çelişkiye yer vermeyecek şekilde protokolde belirtilmesi gerekir. Herhangi bir eksikliğin, hatanın, hilelin veya sahteciliğin söz konusu olduğu protokoller anlaşmalı boşanmadan sonra mal paylaşımı davalarına konu olabilecektir.  ## Anlaşmalı Boşanmada Mal Paylaşımı Yaparken Nelere Dikkat Etmeliyiz? - Boşanma protokolünde mal paylaşımı hazırlanmadan önce resmi kayıtlar mutlaka kontrol edilmelidir.  - Anlaşmalı boşanmada mal paylaşımı herhangi bir çelişkiye yer verilmeksizin hazırlanmalıdır.  - Taşınır ve taşınmaz mallar ile birlikte borç ve alacak ile banka hesaplarındaki değerler de detaylı bir şeklide protokolde belirtilmelidir.  - Gerek görülmesi halinde taşınır ve taşınmaz malların değer tespiti konusunda destek alınmalıdır.  - Anlaşmalı boşanma sonrasında kabul edilen mal paylaşımının en geç ne zaman yapılacağı belirtilmelidir.  - Tarafların irade beyanları mutlaka anlaşmalı boşanma protokolünde yer almalıdır.  İlgili konularda ayrıntılı bilgi: mal paylaşımının genel kuralları, kişisel mal sayılan değerler. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Anlaşmalı Boşanmada Kadın Neler İsteyebilir? C: Anlaşmalı Boşanmada mal paylaşımı eşlerin kendi iradeleri doğrultusunda yapılır. Her ne kadar en hakkaniyetli mal paylaşımı yasal mal rejimimiz olan “edinilmiş mallara katılma” rejimi olsa da; Eşler evlilik birliği süresindeki kazanımları, evlilik birliğinin sona ermesine neden olan durumları ve hatta çocukların menfaatlerini gözeterek bir mal paylaşımını yapabilirler. Kadının veya erkeğin anlaşmalı boşanma mal paylaşımı yapılırken birbirinden talep edecekleri taşınır ve taşınmaz mallar konusunda bir kısıtlama yapılmamıştır. Önemli olan her iki eşinde bu paylaşımı özgür ve hür iradeleri ile kabul edip onaylamalarıdır. S: Anlaşmalı Boşanmada Ev Eşyaları Nasıl Paylaştırılır? C: Diğer durumlarda olduğu gibi anlaşmalı boşanmada ev eşyalarının nasıl paylaştırılacağı da tamamen eşlerin takdiri doğrultusunda gerçekleşir. Ortak konutta kullanılan ev eşyalarının tamamını herhangi bir eş alabileceği gibi belirli bir kısmının paylaşımı da mümkündür. Bu hususunda yine protokolde belirtilmesi gerekir. S: Evliyken Alınan Araba Boşanınca Kimin Olur? C: Evlilik birlikteliği devam ederken eşler edinmiş oldukları tüm malları boşanma sonrasında eşit bir şekilde paylaşacaklardır. (edinilmiş mallara katılma rejimi) evlilik birliği içerisinde alınan ev, araba ve arsa gibi taşınır ve taşınmaz mallarda evlilik birliğinin sona ermesinden sonra eşit bir şekilde paylaştırılır. Ancak eşler anlaşmalı boşanmada mal paylaşımı yapmak istemeleri halinde farklı bir paylaşım yapabilme imkanına sahiptirler. S: Anlaşmalı Boşanmada Ev Nasıl Paylaşılır? C: Anlaşmalı boşanmada mal paylaşımı tamamen eşlerin karşılıklı onayları ile birlikte varacakları karar doğrultusunda yapılır. Örneğin eşlerin evlilik birliği içerisinde edinmiş oldukları 1 ev ve 1 araba bulunması halinde eşlerden herhangi birisi evin tamamını diğer eşin de arabanın tamamını alabilecekleri şekilde bir mal paylaşımı yapabilirler. Ancak bu paylaşım şeklinin mutlaka anlaşmalı boşanma protokolünde mal paylaşımı şeklinde hüküm altına alınması gerekir. S: Anlaşmalı Boşanmada Mal Paylaşımına İtiraz Edilir Mi? C: Anlaşmalı boşanma davası açılmadan önce eşlerden herhangi birisinin mal paylaşımına itiraz etmesi diğer bir ifade ile protokolü kabul etmemesi çekişmeli boşanma davalarına konu olabilecektir. Anlaşmalı boşanmadan sonra mal paylaşımına itiraz ise genel olarak mal rejiminin tasfiyesi veya düzenlenmiş bir protokol bulunması halinde protokolünün iptali yönünde açılacak dava ile mümkün hale gelebilmektedir. S: Anlaşmalı Boşanmada Mal Paylaşımı Zorunlu Mu? C: Anlaşmalı boşanmada mal paylaşımı yapılması gerektiği yönünde yasal bir zorunluluk yoktur. Ancak yukarıda detaylarını belirtmiş olduğumuz nedenlerden dolayı anlaşmalı boşanma davalarında yapılacak olan mal paylaşımının protokol ile belirlenmemesi halinde boşanma kararının kesinleşmesinden sonra farklı davaların açılması zorunlu hale gelebilecektir. --- # Tehdit Suçu ve Cezası (TCK 106) URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/tehdit-sucu-ve-cezasi-tck-106/ Güncelleme: 2026-10-13 Kısa cevap: Tehdit suçu TCK 106'da düzenlenir. Kişinin kendisinin veya yakınının hayatına, vücut ya da cinsel dokunulmazlığına saldırı gerçekleştirileceğinin bildirilmesi hâlinde ceza 6 aydan 2 yıla kadar hapistir; suçun kadına karşı işlenmesinde alt sınır 9 aydan az olamaz. Silahla, birden fazla kişiyle veya kimlik gizlenerek işlenen nitelikli tehditte 2 yıldan 7 yıla kadar hapis uygulanır. Tehdit suçu ve cezası 5237 sayılı Türk Ceza Kanunumuzun “Hürriyete Karşı Suçlar” başlığı altında 106. Maddesinde düzenlenmiştir. Tehdit suçu TCK 106/1 maddesinde yapılan tanıma göre “mağdurun kendisine veya bir yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına karşı bir saldırı veya mal varlığı itibariyle büyük bir zarara uğratacağı” bahisle oluşan bir suçtur.  Tehdit suçu kadına karşı işlenmesi, silahla işlemesi veya birden fazla kişi ile işlenmesi gibi farklı seçimlik hareketlerden oluşan bir suçtur. Suçun TCK 106/1 maddesinde belirtilen şekilde gerçekleşmesi basit tehdit suçu olarak tabir edilirken TCK 106/2 maddesi ve alt bentlerindeki seçimlik hareketli ile suçun işlenmesi nitelikli tehdit suçu olarak tabir edilir.  Özellikle suçun şikayete tabi ve dolayısıyla uzlaşmaya tabi olduğu halleri ile şikayete tabi olmadığı (nitelikli halleri) durumlar farklı cezai yaptırımlara tabidir. Bu nedenle tehdit suçu ve cezası incelenirken bu ayrımın göz önüne alınmasının daha yararlı olacağını düşünüyoruz.  ## Tehdit Suçu ve Şantaj Suçu Ayrımı Tehdit suçu ve cezası hakkında detaylı bilgiler vermeden önce benzer suçlar olması nedeniyle her iki suç arasındaki farklara kısaca değinmeyi uygun görüyoruz. Böylelikle yazımızın ilerleyen bölümlerinde detaylarını paylaşacağımız tehdit suçu unsurları daha anlaşılabilir olacaktır.  - Tehdit suçunda sadece mağdura veya bir yakınına vücut veya cinsel dokunulmazlığı veya mal varlığı itibariyle bir zarara uğratma bahsi vardır. - Şantaj suçunda ise fail haksız bir çıkar elde etme çabası içerisindedir. - Korkutma amacı hareket edilmesi tehdit suçunu oluştururken, haksız bir çıkar amacı ile hareket edilmesi şantaj suçunu oluşturur. Tehdit unsuru içeren diğer suçlar hakkında yağma ve gasp suçu başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz. ## Basit Tehdit Suçu ve Cezası TCK 106/2 maddesi ile alt bentlerinde sıralanmış seçimlik hareketlerin söz konusu olmaması halinde basit tehdit suçu oluşur. Genel olarak tehdit suçu iki farklı şekilde oluşmaktadır.  Bunlardan ilki TCK 106/1 maddesi, 1. Cümlesinde belirtilen mağdurun veya bir yakınının can ve cinsel dokunulmazlığına bir saldırıda bulunacağı bahsidir. Diğer bir tehdit suçunu oluşturan durum ise mağdurun mal varlığı itibariyle büyük bir zarara uğratılacağı bahsidir.  Örneğin;  - Ölümle tehdit, cinsel dokunulmazlığı karşı bir saldırı iddiası veya yaralama bahsinde bulunmak (TCK 106/1, 1. Cümle) - Evini yakmak, ağacını kesmek veya arabasını çizmek ile tehdit halinde fail TCK 106/1, 3. cümle ile sorumlu tutulur.  Tehdit suçunun cinsel veya vücut dokunulmazlığına karşı işlenmesi halinde fail hakkında 6 ay ile 2 yıl arasında hapis cezası öngörülmüştür. Suçun TCK 106/1, 3. Cümlede belirtilen şeklide mal varlığı itibariyle büyük bir zarara uğratılacağı bahsi ile suçun işlenmesi halinde ise 2 ay ile 6 ay arasında hapis cezası veya adli para cezası öngörülmüştür.  ## Nitelikli Tehdit Suçu ve Cezası Yazımızın başında da belirttiğimiz gibi tehdit suçu niteliği itibariyle hürriyete karşı suçlar kapsamındadır. Nitelikli tehdit suçunun tespitinde ise daha çok tehdit fiilin mağdurda bırakmış olduğu olumsuz etkinin derecesi dikkate alınarak bir ayrım yapılmıştır.  ## Silahla Tehdit Suçu ve Cezası Tehdit suçunun silahla işlenmesi halinde mağdurda daha fazla korku ve endişe meydana geleceği kuşkusuzdur. Bu nedenle silahla tehdit, suçun nitelikli hali olarak kabul edilmiştir.  Ancak burada bilinmesi gereken en önemli husus silahın sadece ateşli silahlardan ibaret olmadığıdır. TCK 6/1-f maddesinde sıralanmış kesici / delici, aşındırıcı / bereleyici hatta zehirleyici veya boğucu kimyasallar dahi tehdit suçunun işlenmesinde silah olarak kabul edilmiştir.  Daha önce de belirttiğimiz gibi nitelikli tehdit suçu unsurları belirlenirken suçun işlenmesinde kullanılan araç veya gereçlerin mağdur üzerinde bırakmış olduğu etki dikkate alınır. Örneğin failin oyunca tabanca ile mağduru tehdit etmiş olması halinde mağdurun bunu fark etmemiş olması failin nitelikli tehdit suçundan yargılanmasına engel değildir.  ## Failin Kimliğini Gizlemesi Suretiyle Tehdit Suçu ve Cezası Herhangi bir tehdit unsurunun kim tarafından yöneltildiğinin bilinmemesi mağdurdaki etkiyi kat kat artıracaktır. Bu nedenle TCK 106/2-b maddesi ile “kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması veya imzasız ya da özel işaretlerle” suçun işlenmesi halinde nitelikli tehdit suçu oluşur.  Bu durumda failin hangi amaçla hareket ettiğinin bir önemi yoktur. Fail suçtan kurtulmak amacıyla hareket edebileceği gibi gerçekten mağdurdaki etkiyi arttırmak amacıyla da hareket edebilmektedir. Her iki durumda da mağdurda bırakılan etkinin artmış olması sebebiyle nitelikli tehdit suçu oluşmuş olarak kabul edilir.  ## Birden Fazla Kişi İle Tehdit Suçu ve Cezası Mağdurdaki etkiyi arttıracak ve dolayısıyla hürriyetini daha fazla kısıtlayacak bir başka durum suçun birden fazla kişi ile işlenmesidir. Bu durumda bütün failler suçtan birlikte sorumlu tutularak ayrı ayrı cezalandırılır. Nitelikli tehdit suçunun unsurlarının oluşması için bütün faillerin aynı anda veya aynı şekilde mağduru tehdit etmeleri zorunlu değildir.  Örneğin faillerden birisi mağduru telefonla tehdit edebileceği gibi diğer faillerin sosyal medya aracılığı ile tehdit etmesi mümkün olabilecektir. Suçun TCK 106/2-c maddesinde belirtilen nitelikli halin oluşması için faillerin fikir birliği içerisinde olmaları yeterlidir.  ## Suç Örgütlerinin Korkucu Gücünden Yararlanarak Tehdit Suçu ve Cezası Nitelikli tehdit suçunu oluşturan son seçimlik hareket TCK 106/2-d maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre failin var olan veya varsayılan bir suç örgütünü ileri sürerek suçu işlemesi nitelikli tehdit suçunu oluşturur. TCK 106/2-d maddesinden de anlaşılacağı üzere söz konusu suç örgütünün gerçekten var olup olmadığının nitelikli halin oluşması içi herhangi bir önemi yoktur. Hayali bir suç örgütü de mağdurdaki korku ve paniği arttırması koşulu ile suçun nitelikli halinin oluşumunda yeterli görülmektedir.  ## Nitelikli Tehdit Suçu Cezası Failin tehdit suçunu işlemesi sırasında yukarıda özelliklerini belirtmiş olduğumuz seçimlik harekeleri kullanması halinde nitelikli tehdit suçu oluşur. Nitelikli tehdit suçunun cezası ile 2 yıl ile 7 yıl arasında hapis cezasıdır.  ## Tehdit Suçunun Kadına Karşı İşlenmesi Basit tehdit suçu ceza alt sınırı 2 ay ve 6 ay olarak belirlenmiştir. Ancak TCK 106/1 maddesinin 2. Cümlesi ile tehdit suçunun kadına karşı işlenmesi halinde ceza alt sınırı 9 aydan az olamamaktadır.  ## Sağlık Çalışanlarına Karşı Tehdit Suçu ve Cezası 3359 sayılı yasaya ek 12. Madde ile Türk Ceza Kanunumuzda yer alan kasten yaralama suçu, tehdit suçu, hakaret suçu ve görevi yaptırmamak için direnme suçunun sağlık çalışanlarına karşı yine görevlerinden dolayı işlenmesi fail hakkında verilecek olan cezada yarı oranında artırıma sebebiyet verir. Örneğin silahla tehdit suçundan dolayı mahkemece sanık hakkında 3 yıl hapis cezası şeklinde hüküm kurulması halinde 3359 sayılı yasanın ek 12 maddesi uyarınca ayrıca yarı oranında ceza artırımı yapılarak sonuç olarak 4,5 yıl hapis cezası şeklinde hüküm kurulabilecektir.  ## Sözlü Tehdit Cezası Türk Ceza Kanunumuzun 106 ve devamı maddelerinde tehdit suçunun sözlü olarak gerçekleştirilmesi ayrıca bir cezai yaptırıma bağlanmamıştır. Uygulamada genellikle sözlü tehdit söz konusu olsa da, suçun oluşumunda yazılı veya görsel iletişim araçlarının da kullanılması mümkündür.  ## Tehdit Suçu ve Cezası İçin İndirim Nedenleri - Haksız tahrik indirimi; 1/4 ile 3/4 oranları arasında - Takdiri indirim; 1/6 oranına kadar - Yaş küçüklüğü; 1/2 ile 1/3 oranları arasında ## Tehdit Suçu ve Cezası Özet Tablo Tehdit Suçunda Seçimlik Hareketler Kanun Maddesi Ceza Basit Tehdit Suçu TCK 106/1 6 ay ile 2 yıl arasında hapis Basit Tehdit Suçu (Malvarlığına Yönelik) TCK 106/1, 3. cümle 2 ay ile 6 ay arasında hapis veya adli para cezası Silahla Tehdit Suçu TCK 106/2-a 2 yıldan 7 yıla kadar hapis cezası Kimliğini Gizlemek Suretiyle Tehdit Suçu TCK 106/2-b 2 yıldan 7 yıla kadar hapis cezası Birden Fazla Kişi İle Tehdit Suçu TCK 106/2-c 2 yıldan 7 yıla kadar hapis cezası Suç Örgütlerinin İsimlerinin Kullanılması Suretiyle Tehdit TCK 106/2-d 2 yıldan 7 yıla kadar hapis cezası Kadına Karşı Tehdit Suçu TCK 106/1, 2. cümle Ceza alt sınırı 9 aydan az olamamaktadır. Sağlık Çalışanlarına Karşı Tehdit Suçu 3359 S.Y. Ek 12 md.  1/2 oranında ceza artırımı   ## Tehdit Suçu Cezası Nasıl Belirlenir? - Tehdidin niteliği  - Nitelikli hallerin söz konusu olup almadığı - Tehdidin mağdur üzerinde bırakmış olduğu etki - Sanığın yargılama aşamasındaki tutumu - Haksız tahrik söz konusu olup olmadığı ## Tehdit Suçu Unsurları ## Suçun Maddi Unsurları ## Suçun Faili Gerek basit tehdit suçu gerekse nitelikli tehdit suçu fail açısından özgü nitelik taşımaz. Suçun failinin herkes olması mümkündür.  ## Suçun Mağduru Suçun mağduru gerçek kişilerdir. Suçun işleniş biçimi ve suç ile korunan hukuki değer itibariyle suçun mağdurunun tüzel kişilik olması mümkün değildir. TCK 106/1 maddesinde yapılan tanımdan da anlaşılacağı üzere tehdit suçunun doğrudan mağdura yönelik olması gerektiği yönünde bir zorunluluk yoktur. Mağdurun kendisine veya bir yakınına yönelik bir sair tehdit halinde suçun unsurları oluşmuş kabul edilir.  Yukarıda detaylarını paylaşmış olduğumuz ve suçun daha ağır cezayı gerektiren halleri olarak kabul edilen kadına karşı ve sağlık çalışanlarına karşı tehdit suçu haricinde mağdur açısından da özgü bir nitelik taşımadığını söyleyebiliriz.  ## Fiil Türk Ceza Kanunumuzda tanımlanmış diğer suçlarda olduğu gibi tehdit suçu unsurlarının belirlenmesinde fiilin tespiti önemlidir. Daha önce de belirttiğimiz gibi tehdit suçu;  - Vücut dokunulmazlığına - Cinsel dokunulmazlığa - Mal varlığı itibariyle bir zarara uğratılacağı Bahsi ile oluşması mümkün olan bir suçtur. Failin tüm bu hukuka aykırı fiilleri gerçekleştireceğini mağdura yazılı, sözlü, veya işaret ile bildirmesi ile fiil yani suç oluşmuş olarak kabul edilecektir.  ## Suçun Maddi Unsurları ## Kast Niteliği itibariyle tehdit suçu kasten işlenebilen bir suçtur. Suçun taksirle işlenmesi mümkün değildir. Tehdit suçu ve cezası ile korunan asıl hukuki değir kişi hürriyeti olmasına karşın tehdit oluşturan fiilin mağdurda olumsuz bir etki yaratıp yaratmadığı diğer bir ifade ile mağdurun hürriyetinin kısıtlanıp kısıtlanmadığının suçun oluşumu için bir önemi yoktur.  ## Hangi Söz ve Davranışlar Tehdit Suçunu Oluşturur? - ## Vücut Dokunulmazlığına Karşı - Seni öldürürüm - Bir daha karşıma çıkarsan seni vururum - Seni bıçaklarım - Kafanı kırarım - Seni yaşatmam - Kemiklerini kırarım - ## Cinsel Dokunulmazlığa Karşı - Sana tecavüz ederim - Sana zorla sahip olurum - Seni kaçırırım (Not: Cinsel dokunulmazlığa karşı bir tehdit söz konusu olması halinde daha çok failin kastı dikkate alınarak bir kanaate varılır.) - ## Mal Varlığına Karşı Tehdit - Evini yakarım - Arabanı çizerim - İş yerinin camlarını kırarım ## Tehdit Suçunda Soruşturma Usulü Ceza hukuku kapsamında görülen davaların en önemli aşamasını soruşturma aşaması oluşturur. Zira delillerin toplanması, suçun unsurlarının oluşup oluşmadığının tespiti, şikayet ve savunma alınması gibi birçok önemli hukuki işlem soruşturma aşamasında gerçekleşir. Tehdit suçundan dolayı başlatılan bir soruşturma sırasında aşağıdaki konularda bilgi sahibi olmamız sürecin daha hukuki çerçevede ilerlemesine imkan tanıyacaktır.  ## Tehdit Suçu Şikayete Tabi Mi? Tehdit suçunun TCK 106/1 maddesi 1. Cümlesi ile vücut ve cinsel dokunulmazlığa karşı ve TCK 106/1 maddesi 3 cümlesi ile mal varlığına bir zarar iddiası ile işlenebilen bir suç olduğunu belirtmiştik.  Suçun mal varlığına yönelik bir saldırı veya zarara uğratılacağı bahsi ile işlenmesi şikayete tabi suçlar arasında yer alır. Vücut veya cinsel dokunulmazlığa karşı bir saldırı iddiası ile TCK 106/2 maddesi alt bentlerinde yer alan nitelikli tehdit suçunu oluşturan haller şikayete tabi değildir. Bununla beraber TCK 106/1 maddesi 2 cümle ile belirtilen suçun kadına karşı işlenmesi Halide şikayete tabi değildir.  Suçun şikayete tabi olmadığı hallerinin söz konusu olması halinde mağdur şikayetinden vazgeçmiş veya şikayetçi olmamış olsa dahi şüpheli hakkında re’sen soruşturmaya devam olunur.  ## Tehdit Suçu Uzlaşmaya Tabi Mi? Tehdit suçunun sadece nitelikli hallerinin düzenlenmiş olduğu TCK 106/2 maddesi haricindeki şekilde suçun işlenmesi uzlaşmaya tabi değildir. TCK 106/1 maddesi 1 cümle ve TCK 106/1 madde 2. Cümlede yer alan ve suçun şikayete tabi olmadığı halleri uzlaşma kapsamındadır.  Örneğin ölümle tehdit vücut dokunulmazlığına karşı bir tehdit olup şikayete tabi değildir. Ancak yapılan son değişiklikler ile uzlaşma kapsamına alınmıştır. Buna karşın fail silahla tehdit suçunu veya birden fazla kişi ile tehdit suçunu işlemesi halinde suç şikayete tabi olmadığı gibi uzlaşma kapsamında da değildir.  ## Tehdit Suçundan Tutuklama Olur Mu? Soruşturma aşamasında herhangi bir suçtan tutuklama tedbiri uygulanırken genellikle ceza üst sınırları dikkate alır.Özellikle basit tehdit suçunda ceza üst sınırının 2 yıl olması tutuklama tedbirinin uygulanmasına sık neden olan bir durum değildir. Ancak soruşturma aşamasında tutuklama tedbiri uygulanabilmesi için sadece suçun ceza üst sınırı dikkate alınmaz. Kuvvetli suç şüpheli bulunması halinde de tehdit suçundan tutuklama kararı verilmesinin önünde yasal bir engel yoktur. Tehdit suçunun kadına karşı işlenmesi, eş, nişanlı hatta kız arkadaş karşı işlenmesinde 6284 sayılı "Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi Kanunu" gereğince tazyik hapsi olarak bilinen zorlama hapsinin uygulanması kuvvetle muhtemel bir durumdur. Bu süreçte mağdurun uzaklaştırma kararı alması da mümkündür. ## Tehdit Suçunda Yargılama Aşaması ## Görevli ve Yetkili Mahkeme Şüpheli hakkında soruşturmanın tamamlanması ve suçun uzlaşmaya tabi olduğu hallerde uzlaşmanın sağlanamaması halinde kamu davası açılır. Yargılama görevi Asliye Ceza Mahkemelerine ait olup, yetkili mahkeme ise suçun işlenmiş olduğu yer Asliye Ceza Mahkemesidir.  ## Tehdit Suçu Para Cezasına Çevrilir Mi? Türk Ceza Kanunumuzun 50. Maddesine göre 1 yıl ve daha az süreli hapis cezaları para cezasına çevrilebilir. Bu nedenle nitelikli tehdit suçunun para cezasına çevrilmesi ceza alt sınırları itibariyle pek mümkün değildir.  Buna karşın hafifletici nedenlerin varlığı halinde ve mal varlığına yönelik bir tehdit suçunun söz konusu olması halinde yargılama sonunda sanık hakkında verilen hapis cezasının para cezasına çevrilmesi mümkün hale gelebilmektedir. Bu durumda sadece hapis cezasının 1 yıl ve daha az süreli olması belirleyici değildir. 1 yıl ve daha az süreli hapis cezalarının para cezasına çevrilebilmesi için ayrıca sağın sosyal ve ekonomik durumu buna elverişli olmalıdır. Ayrıca yargılama aşamasında sanığın bir daha suç işlemeyeceği yönünde pişmanlık gösterdiğine mahkemece kanaat getirilmelidir.  ## Tehdit Suçu Para Cezası Ne Kadar? Tehdit suçunda genel bir adli para cezası belirlenmemiştir. Yaptırımı para cezası şeklinde olan suçlarda ve 1 yılın altındaki hapis cezalarının para cezasına çevrilmesi sırasında sağın sosyal ve ekonomik durumu yargılama aşamasında göstermiş olduğu pişmanlık dikkate alınarak mahkeme tarafından bir miktar belirlenir.  ## Tehdit Suçunda Hapis Cezasının Ertelenmesi Hapis cezasının ertelenmesi Türk Ceza Kanunumuzun 51. Maddesinde düzenlenmiştir. Hapis cezasının ertelenmesi için temel koşul hürriyeti bağlayıcı cezanın 2 yıl ve daha az süreli olmasıdır.  Bununla beraber tehdit suçundan sanık hakkında 2 yıl ve daha az süreli bir hapis cezası şeklinde hüküm kurulması durumunda bu hapis cezasının ertelenebilmesi için sanığın daha önce 3 ay ve daha fazla süreli kasten işlenebilen bir suçtan hüküm giymemiş olması gerekir. Bununla beraber yine mahkemece sanığın ileride tekrar suç işlemeyeceği yönünde kanaat oluşması halinde erteleme kararı verilmesi mümkündür.  ## Sıkça Sorulan Sorular S: Nitelikli Tehdit Suçu Nedir? C: Nitelikli tehdit suçu olarak ayrıca bir düzenleme yapılmamış olmasına karşın TCK 106/2 maddesinde yer alan; Suçun silahla işlenmesi, birden fazla kişi ile beraber işlenmesi, suç örgütlerinin isimlerinin kullanılarak işlenmesi veya failin suçun işlemesi sırasında kimliğini gizlemesi basit tehdit suçuna nazaran daha ağır cezai yaptırımlara bağlanmıştır. Bu nedenle TCK 106/2 maddesi uygulamada daha çok nitelikli tehdit suçu olarak adlandırılmaktadır. S: Tehdit Suçundan Tutuklama Olur Mu? C: Tehdit suçu nedeniyle yapılan soruşturma sırasında tutuklama tedbirinin uygulanmasına sık rastlanılmaz. Ancak özellikle nitelikli tehdit söz konusu olması halinde ceza üst sınırları da dikkate alınarak ayrıca kuvvetli suç şüpheli bulunması halinde tutuklama tedbiri uygulanması yasal olarak mümkün olabilmektedir. Eşe veya kadına karşı bir tehdit söz konusu olması halinde ise sıklıkla tazyik hapsi uygulanmaktadır. S: Tehdit Ediliyorum Ne Yapmam Gerekir? C: Vücut veya cinsel dokunulmazlığınıza karşı veya mal varlığınıza karşı bir tehdit altında bulunmanız halinde geciktirmeksizin şikayet hakkınızı kullanmanızda fayda vardır. Şikayetini en yakın Cumhuriyet Savcılığı ile kolluk kuvvetine başvurarak yapabilirsiniz. Aktif bir şekilde tehdit söz konusu olması halinde ise 112 ihbar / şikayet hattını aramanız gerekir. S: Telefonla Tehdit Suç Oluşturur Mu? C: Evet, tehdit suçu işlenirken mağdurun faili görmesi gerektiği gibi bir zorunluluk yoktur. Suçun oluşması için mağdurun kendisine veya bir yakınına yönelik saldırı tehdidini öğrenmesi yeterlidir. S: Sözlü Tehdidin İspati Nasıl Yapılır? C: Hukuka uygun şekilde elde edilmiş her türlü deliller ceza hukuku alanında kabul edilebilir delillerdir. Sözlü tehditte ise daha çok tanık beyanları, ses kayıtları, HTS kayıtları, kamera görüntüleri delil olarak kullanılmaktadır. S: Tehdit Suçunda Avukat Desteği Almalı Mıyım? C: Türk Ceza Kanunumuzda suç olarak tanımlanmış bir fiilden dolayı zarar görmeniz veya üzerine bu yönde bir atılı suçlama bulunması halinde öncelikle suçun unsurlarının oluşup oluşmadığının hukuki olarak değerlendirilmesi gerekir. Her bir suçun farklı unsurları bulunması nedeniyle tehdit suçunda da soruşturma aşamasından itibaren ceza avukatından hukuki destek almanız sürecin daha sağlıklı ilerlemesine imkan tanıyacaktır. S: Tehdit Suçu Şikayetten Vazgeçme İle Düşer Mi? C: Sadece mal varlığına yönelik bir zarara uğratılacağı bahsi ile gerçekleşen tehdit şikayete tabidir. (TCK 106/1 madde 3. Cümle) diğer durumlarda tehdit suçu şikayete tabi değildir. Tehdit suçunun mal varlığına yönelik olması ve TCK 106/2 maddesinde sıralanmış nitelikle hallerin söz konusu olmaması halinde şikayetten vazgeçme ile devam eden dava hakkında düşme kararı verilir. Suçun şikayete tabi olmadığı durumlarda ise mağdur şikayetten vazgeçmiş olsa dahi yargılamaya devam olunur. S: Tehdit Suçu Beraat Kararları C: Tehdit suçundan beraat kararı alınabilmesi için öncelikle suçun sanık tarafından işlenmediğinin anlaşılması veya yukarıda detaylarını paylaşmış olduğumuz tehdit suçunun unsurlarının oluşmaması gerekir. Suçun uzlaşmaya tabi olduğu durumlarda uzlaşmanın sağlanması veya şikayete tabi olduğu durumlarda mağdurun şikayetinden yargılama aşamasında vazgeçmesi halinde sanık hakkında düşme kararı verilir. S: Tehdit Suçu ve Cezası İçin Zamanaşımı Süreleri Nelerdir? C: Suçun takibi şikayete tabi olduğu durumlarda şikayet için zaman aşımı süresi diğer şikayete tabi suçlarda olduğu gibi 6 aydır. Tehdit suçu ve cezası üst sınırları itibariyle ceza zamanaşımı süresi ise 8 yıldır. --- # Sigorta Değer Kaybı Nasıl Hesaplanır? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/sigorta-deger-kaybi-nasil-hesaplanir/ Güncelleme: 2026-10-13 Kısa cevap: Sigorta değer kaybı, kazadan sonra onarılan aracın ikinci el değerinde oluşan kalıcı düşüştür ve kusurlu tarafın zorunlu trafik sigortasından talep edilir. Hesaplamada sabit formül yoktur; aracın kaza öncesi piyasa değeri, hasarın yeri ve ağırlığı, yaş, kilometre ve kaza geçmişi birlikte değerlendirilir. Sigortacının teklifi yetersizse Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurulur; zamanaşımı kural olarak 2 yıldır. Trafik kazası geçirdiniz, aracınız onarıldı ama bir şeylerin değiştiğini hissediyorsunuz. Galericiye gittiğinizde söyledikleri sizi şaşırtmıyor artık: "Kaza geçirmiş araç, değeri düşmüş." İşte tam bu noktada pek çok araç sahibi ya hakkını bilmediği için hiçbir şey yapmaz ya da nasıl talep edeceğini bilemez. Sigorta değer kaybı tazminatı yasal bir haktır; ancak bu hakkın kullanılması doğru hesaplama, doğru başvuru yolu ve doğru zamanlama gerektirir. Süreci bilmeden beklemek ise hak kaybıyla doğrudan sonuçlanır. ## Araç Değer Kaybı Nedir? Hukuki Dayanağı Nedir? Araç değer kaybı; trafik kazası sonrasında araçta onarım yapılmış olsa dahi aracın piyasa değerinin kalıcı biçimde düşmesini ifade eder. Teknik olarak onarılan araç, kazasız eşdeğerine kıyasla ikinci el piyasasında daha düşük fiyata alıcı bulur. Bu fark, hukuken tazminat konusu yapılabilir. Hukuki dayanak Karayolları Trafik Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiil hükümlerine dayanır. Kusurlu sürücünün zorunlu trafik sigortası (ZMSS) bu zararı karşılamakla yükümlüdür. Yargıtay da değer kaybının tazminat kapsamında olduğunu istikrarlı biçimde kabul etmektedir. Pratikte iki ayrı değer kaybı türü söz konusudur: - Ticari değer kaybı: Aracın ikinci el piyasa değerindeki düşüş. En yaygın talep edilen türdür. - Teknik değer kaybı: Onarım sırasında orijinal parçalar yerine yedek parça kullanılmasından kaynaklanan değer kaybı. Kasko uyuşmazlıklarında öne çıkar. ## Sigorta Değer Kaybı Nasıl Hesaplanır? Belirleyici Kriterler Değer kaybı hesaplaması sabit bir formüle dayanmaz. Eksper ve mahkeme bilirkişileri bu hesaplamada birden fazla kriteri bir arada değerlendirir. ## Aracın Kaza Öncesi Piyasa Değeri Hesaplamanın başlangıç noktasıdır. Aracın marka, model, yıl, km ve genel durumuna göre belirlenen kaza öncesi piyasa değeri esas alınır. Bu değer için araç ekspertiz raporları, ikinci el fiyat endeksleri (OTOdata, Eurotax gibi) ve sigorta şirketlerinin kendi veritabanları kullanılır. ## Hasarın Ağırlığı ve Onarım Maliyeti Hasarın aracın hangi bölgesinde oluştuğu belirleyicidir. Şasi hasarı, airbag açılması ve ana taşıyıcı elemanlardaki deformasyon değer kaybını çarpıcı biçimde artırır. Öte yandan kaput ya da kapı gibi kolay değişen parçalardaki hasar, aynı onarım maliyetine rağmen daha düşük değer kaybı yaratır. ## Aracın Yaşı ve Kilometre Durumu Genel kanı yanlıştır: "Araç zaten eskiydi, değer kaybı az olur." Oysa mahkemeler ve eksperler aracın yaşını hem aleyhte hem lehte kullanabilir. Yeni ve az kilometreli araçlarda mutlak değer kaybı miktarı yüksek çıkarken, eski araçlarda oransal kayıp bazen daha dikkat çekici olmaktadır. ## Aracın Kaza Geçmişi Daha önce kaza geçirmiş araçlarda ikinci kaza sonrası değer kaybı tazminatı hesabı tartışmalı hale gelir. Sigorta şirketleri bu durumu sıklıkla tazminatı düşürme gerekçesi olarak kullanır. Kaza geçmişinin ekspertiz raporunda doğru değerlendirilmesi kritiktir. ## Değer Kaybı Hesaplama Yöntemleri: Eksper mi, Bilirkişi mi? Uygulamada iki farklı yol işlemektedir. Hangisinin seçileceği hem tazminat miktarını hem de süreyi doğrudan etkiler. ## Sigorta Eksperi Yoluyla Hesaplama Sigorta şirketinin atadığı eksper, hasarı yerinde tespit ederek değer kaybı raporu hazırlar. Bu raporlarda sigorta şirketinin çıkarları doğrultusunda düşük değer kaybı belirlenmesi uygulamada sık görülen bir sorundur. Eksperin tespiti kesin değildir; itiraz hakkı mevcuttur. ## Bağımsız Ekspertiz Araç sahibi, sigorta şirketinin eksperine güvenmek zorunda değildir. Bağımsız ekspertiz şirketinden alınan rapor, sigorta şirketiyle müzakerede ve olası davada güçlü dayanak oluşturur. Bu raporun TÜRKAK akreditasyonlu ya da mahkemelerce tanınan bir kuruluştan alınması, delil değerini artırır. ## Mahkeme Bilirkişisi Uyuşmazlık yargıya taşındığında mahkeme bağımsız bir bilirkişi atar. Bilirkişi raporu genellikle sigorta şirketinin eksper raporundan yüksek çıkar. Yargıtay uygulamalarında bilirkişi raporuna dayalı kararlar istikrarlı biçimde onaylanmaktadır. Uygulamada avukatlar özellikle şu stratejiyi tercih eder: sigorta şirketine önce bağımsız ekspertiz raporu sunulur, teklif yetersiz kalırsa dava açılır. Bu yaklaşım hem müzakere gücü sağlar hem de dava sürecini kısaltır. ## Değer Kaybı Tazminatı Kimden, Nasıl Talep Edilir? Bu noktada pek çok araç sahibi yanılmaktadır. Tazminat talep yolu, kazada kimin kusurlu olduğuna göre değişir. ## Karşı Taraf Kusurluysa Kazada karşı taraf kusurlu ya da daha fazla kusurlu ise değer kaybı tazminatı karşı tarafın zorunlu trafik sigortacısına (ZMSS) karşı talep edilir. Başvuru doğrudan sigorta şirketine yapılır; ret ya da yetersiz teklif halinde sigorta tahkim komisyonu veya asliye hukuk mahkemesi yoluna gidilir. ## Kendi Kusurlu Olduğunuzda Kendi kusurlu olduğunuz kazada zorunlu trafik sigortanız değer kaybını karşılamaz. Ancak kasko poliçeniz varsa, poliçe şartlarına göre değer kaybı teminatı içerip içermediği incelenmelidir. Birçok kasko poliçesi bu teminatı ek rider olarak sunmaktadır. ## Başvuru Süreci - Kaza tespit tutanağı veya trafik kazası raporu temin edilir - Bağımsız ekspertiz raporu hazırlatılır - Sigorta şirketine yazılı başvuru yapılır (15 günlük yanıt süresi beklenir) - Ret veya yetersiz teklif halinde sigorta tahkim komisyonuna başvurulur (zorunlu) - Tahkim sonucu yetersizse asliye hukuk mahkemesinde dava açılır; bu süreçte icra takibi de devreye alınarak alacağın tahsili güçlendirilebilir. ## Mahkemeler Değer Kaybını Nasıl Değerlendirir? Aile mahkemelerindeki velayet ya da nafaka davalarından farklı olarak değer kaybı davaları asliye hukuk mahkemelerinde görülür. Mahkemenin temel dayanağı bilirkişi raporudur. Mahkemeler özellikle şu noktaya dikkat eder: sigorta şirketinin sunduğu eksper raporu ile bağımsız ekspertiz raporu arasında ciddi fark varsa mahkeme kendi bilirkişisini atar. Bilirkişi raporu çoğunlukla bu iki uç değerin arasında çıkar; ancak uygulamada sigorta şirketinin raporuna yakın değil, piyasa gerçekliğine yakın sonuçlar elde edilmektedir. Yargıtay uygulamalarında istikrar kazanmış bir ilke şudur: değer kaybı tazminatı haksız zenginleşme yasağı kapsamında değerlendirilmez. Araç sahibi hem onarım bedeli hem de değer kaybı tazminatı talep edebilir; bu iki talep birbirini dışlamaz. ## Değer Kaybında Zamanaşımı: Ne Kadar Süreniz Var? Bu konu uygulamada en çok hak kaybına yol açan alandır. Trafik kazasından kaynaklanan tazminat davalarında zamanaşımı süresi: - Genel kural: Kazanın öğrenilmesinden itibaren 2 yıl, her halükarda kazadan itibaren 10 yıl - Ceza davası açılmışsa: Ceza davasının zamanaşımı süresi uygulanır; bu süre genellikle daha uzundur - Sigorta şirketine başvuruda: Kaza tarihinden itibaren 2 yıl içinde başvuru zorunludur Uygulamada sık görülen hata şudur: araç sahipleri onarım sürecini, sigorta yazışmalarını ve ardından gelen gündelik hayatı beklerken zamanaşımı süresini fark etmeden geçirirler. "Zaten onarıldı, iş bitti" düşüncesi en yaygın hak kaybı nedenidir; hakkınızda dava açılıp açılmadığını da düzenli olarak takip etmeniz önerilir. ## Riskler ve Kritik Hatalar Sigorta şirketinin eksper raporunu doğrudan kabul etmek: Bu rapor genellikle gerçek değer kaybının altında kalır. İtiraz hakkı mevcuttur ve kullanılmalıdır. Bağımsız ekspertiz almadan müzakereye girmek: Elinizde karşı rapor olmadan sigorta şirketiyle pazarlık yapmak, sunulan teklifin makul olup olmadığını değerlendirmenizi engeller. Tahkim aşamasını atlamak: Zorunlu trafik sigortası kapsamındaki uyuşmazlıklarda sigorta tahkim komisyonuna başvuru zorunludur. Bu aşama atlanarak doğrudan dava açılamaz; dava usul yönünden reddedilir. Şasi hasarını raporlatmamak: Ağır hasarlı araçlarda şasi kontrolü yaptırılmadan alınan ekspertiz raporu eksik kalır. Şasi hasarı hem değer kaybı miktarını hem de araç güvenliğini doğrudan etkiler. Zamanaşımını gözden kaçırmak: 2 yıllık süre kısa görünse de onarım, yazışma ve gündelik işlerin arasında hızla geçmektedir. Kaza tarihini takviminize not edin. ## Gerçek Hayat Senaryoları ## Senaryo 1: Sigorta Şirketinin Düşük Teklifi Uygulamada sık görülen bir tablo şudur: 2 yaşında, 35.000 km'de bir araç kırmızı ışıkta arkadan çarpma sonucu ağır hasar görür. Sigorta şirketi eksperi 8.000 TL değer kaybı belirler. Araç sahibi bağımsız ekspertiz yaptırdığında rapor 22.000 TL'ye işaret eder. Sigorta tahkim komisyonuna başvurulur; komisyon 18.500 TL'ye hükmeder. Bağımsız ekspertiz olmadan kabul edilen teklif, araç sahibine 10.500 TL hak kaybı yaşatacaktı. ## Senaryo 2: Fark Edilmeyen Şasi Hasarı Bir diğer sık karşılaşılan durum: araç onarımdan çıkmış, görünürde her şey düzelmiş. Ancak ikinci el satışa çıkarıldığında ekspertiz raporunda şasi hasarı geçmişi görünür. Alıcılar ya vazgeçer ya da çok düşük fiyat teklif eder. Oysa kazadan sonra şasi hasarının raporlanması ve buna göre değer kaybı tazminatı talep edilmesi bu kaybı büyük ölçüde telafi ederdi. Şasi kontrolünün kaza sonrasında mutlaka yaptırılması bu nedenle kritiktir. ## Yargıtay Uygulamalarında Öne Çıkan Eğilimler Yargıtay uygulamalarında araç değer kaybı tazminatına ilişkin birkaç tutarlı çizgi gözlemlenmektedir. Birincisi: değer kaybı ayrı ve bağımsız bir tazminat kalemidir. Onarım bedelinin ödenmiş olması değer kaybı talebini ortadan kaldırmaz. Bu iki talep aynı anda ileri sürülebilir. İkincisi: bilirkişi raporuna dayanılarak verilen kararlar Yargıtay tarafından büyük ölçüde onanmaktadır. Sigorta şirketinin itirazı yalnızca bilirkişi metodolojisinin açıkça hatalı olduğu durumlarda kabul görmektedir. Üçüncüsü: değer kaybı hesaplamasında aracın kaza öncesi durumu belirleyicidir. Yargıtay, piyasa değeri tespitinde birden fazla kaynaktan yararlanılmasını ve araç özelliklerinin tek tek değerlendirilmesini talep etmektedir. ## Hakkınızı Zamanında Kullanın Araç değer kaybı yasal bir haktır; ancak bu hakkın kullanılması doğru adımların doğru sırayla atılmasını gerektirir. Sigorta şirketinin ilk teklifini kabul etmek, bağımsız ekspertiz almadan müzakereye girmek ya da zamanaşımı süresini gözden kaçırmak — bunların her biri somut kayba dönüşür. Değer kaybı talebinizi güçlü bir raporla desteklemek ve süreci doğru yönetmek, tazminat miktarını belirleyen en kritik faktördür. Trafik kazasından doğan cezai sorumluluklar için de Kartal ceza avukatı desteği almanızı tavsiye ederiz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Sigorta değer kaybı tazminatı almak için dava açmak şart mı? C: Hayır. Önce sigorta şirketine yazılı başvuru yapılır. Ret ya da yetersiz teklif halinde sigorta tahkim komisyonuna başvurulur. Tahkim sonucu tatmin edici değilse dava yoluna gidilir. Tahkim aşaması zorunludur; atlanamaz. S: Değer kaybı hesaplamasında hangi oran uygulanır? C: Sabit bir oran yoktur. Aracın kaza öncesi değeri, hasarın ağırlığı, yaş ve km durumu, onarım kalitesi ve piyasa koşulları bir arada değerlendirilir. Uygulamada değer kaybı oranı genellikle aracın kaza öncesi değerinin yüzde 5 ile yüzde 30'u arasında belirlenmektedir. S: Kasko sigortası değer kaybını karşılar mı? C: Standart kasko poliçeleri değer kaybını otomatik olarak kapsamaz. Bazı poliçeler ek teminat olarak değer kaybı güvencesi sunar. Poliçenizin özel şartlarının incelenmesi gerekir. Kendi kusurunuzda zorunlu trafik sigortası değer kaybını karşılamaz. S: Araç hasarlı satılmışsa değer kaybı hakkı devam eder mi? C: Araç hasarlı ya da onarılmış halde satılmışsa satış bedeli ile kazasız eşdeğerinin değeri arasındaki fark talep edilebilir. Bu hak, araçla birlikte alıcıya devredilmez; kaza anındaki araç sahibine aittir. S: Değer kaybı talebi için bağımsız ekspertiz şart mı? C: Hukuken zorunlu değildir; ancak pratikte belirleyicidir. Elinizde yalnızca sigorta şirketinin eksperi varsa pazarlık gücünüz son derece düşük olur. Bağımsız ekspertiz raporu hem sigorta şirketiyle müzakerede hem de tahkim ve dava sürecinde güçlü dayanak oluşturur. S: Kaza benim kusurumla oldu, değer kaybı alabilir miyim? C: Tamamen kendi kusurunuzda zorunlu trafik sigortanız değer kaybını karşılamaz. Kısmi kusurlu olduğunuz durumlarda karşı tarafın kusur oranı kadar değer kaybı tazminatı talep edilebilir. Kasko poliçenizde değer kaybı teminatı varsa kendi kusurlu kazalarınız için de bu teminattan yararlanabilirsiniz. --- # Nafaka Ödenmezse Ne Olur? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/nafaka-odenmezse-ne-olur/ Güncelleme: 2026-10-13 Kısa cevap: Nafaka ödenmezse alacaklı, kararın kesinleşmesini beklemeden icra takibi başlatabilir; nafaka alacağı öncelikli alacaktır ve maaş haczi ile tahsil edilebilir. Ödeme emrine rağmen borcunu ödemeyen yükümlü hakkında İİK 344 uyarınca 3 aya kadar tazyik hapsine karar verilebilir; şikâyet, ödeme tarihinden itibaren 3 ay içinde yapılmalıdır. Birikmiş nafakaya yasal faiz işler; her vade için zamanaşımı 10 yıldır. Mahkeme hükmetmiş, nafaka miktarı belli, taraflar boşanmış. Ama ödeme gelmiyor. İlk ay "belki gecikmedir" dersiniz, ikinci ay "bir sorun çıkmıştır" dersiniz, üçüncü ay gerçek netleşir: karşı taraf ödeme niyetinde değildir. Bu noktada pek çok kişi ne yapacağını bilmez. Hukuki sürecin nasıl işlediğini bilmeden sessiz kalmak ise hem ekonomik hem hukuki anlamda hak kaybına zemin hazırlar. Nafaka ödenmemesi durumunda başvurulabilecek yollar nettir; ancak zamanında ve doğru adımlarla ilerlemek sonucu doğrudan belirler. ## Nafaka Ödenmezse Hukuki Olarak Ne Yapılabilir? Nafaka alacağı Türk hukukunda öncelikli alacak statüsündedir; nafakanın nasıl alınacağı ve hukuki sürecin hangi adımlardan oluştuğu hakkında detaylı bilgiye ulaşabilirsiniz. Bu statü hem icra takibi sürecini hem de maaş haczi oranını doğrudan etkiler. Ödeme yapılmayan her ay için alacaklı tarafa birden fazla hukuki yol açıktır; bu yollar birbirini dışlamaz, birlikte kullanılabilir. Temel başvuru yolları şunlardır: - İcra takibi başlatmak - Tazyik hapsi için şikâyette bulunmak - Varsa maaş haczi ve banka hesabı haczi talep etmek - Nafaka artırım davası açmak (ödenmeme kronikleştiyse) Ödeme sorunu kronikleşmişse nafaka artırım davası açmak da değerlendirilebilecek hukuki yollardan biridir. Hangi yolun ne zaman devreye sokulacağı stratejik bir karardır. Tüm yolları aynı anda açmak bazen avantaj sağlarken bazen süreci karmaşıklaştırır. Bu değerlendirme avukatla birlikte yapılmalıdır. ## İcra Takibi Nasıl Başlatılır? Kararın Kesinleşmesi Beklenmeli Mi? Hayır. Nafaka ilamı, kesinleşmeden icraya konulabilen belgeler arasındadır. İcra ve İflas Kanunu açısından nafaka kararları ilam niteliği taşır; istinaf ya da temyiz aşaması beklenmeksizin icra müdürlüğüne başvurulabilir. Başvuru süreci şu adımları içerir: - Yetkili icra dairesine başvuru (nafaka alacaklısının ya da borçlunun yerleşim yeri) - Nafaka kararının aslı ya da onaylı örneğinin sunulması - Ödenmemiş dönemlerin ve birikmiş tutarın belirtilmesi - Talep edilen haciz türünün (maaş, banka, taşınmaz) açıkça ifade edilmesi Uygulamada en sık yapılan hata şudur: alacaklı taraf aylarca bekler, birikmiş tutarı toplu olarak takibe koymak için hazırlanır. Oysa her geçen ay gecikme faizi işler ve tahsilat güçleşir. Ödemenin kesildiği ilk ayda harekete geçmek hem psikolojik hem pratik açıdan avantaj sağlar. ## Maaş Haczi: Nafaka Alacağında Oran Neden Daha Yüksektir? Maaş haczi, nafaka alacaklarında diğer borç türlerine kıyasla daha yüksek oranda uygulanır. Genel borçlarda maaşın dörtte biri haczedilebilirken, nafaka alacakları için bu sınır farklı işler: nafaka ile birlikte başka alacaklar da varsa öncelik nafakaya tanınır. Yükümlünün işvereni, mahkeme ya da icra müdürlüğü kanalıyla nafakayı maaştan doğrudan keserek alacaklıya iletmek zorunda kalır. Bu mekanizma özellikle kaçınma eğilimindeki borçlular açısından son derece etkilidir. Dikkat edilmesi gereken nokta şudur: yükümlü işsizse ya da kayıt dışı çalışıyorsa maaş haczi işletilemez. Bu durumda banka hesabı haczi ve taşınmaz haczi devreye girer. Yükümlünün herhangi bir varlığı bulunmuyorsa tahsilat güçleşir ama hak ortadan kalkmaz; borç birikmeye devam eder. ## Tazyik Hapsi Nedir? Nafaka Ödemeyene Hapis Cezası Verilebilir Mi? Evet. İcra ve İflas Kanunu md. 344 uyarınca nafaka borcunu ödemeyen kişi, alacaklının şikâyeti üzerine tazyik hapsiyle yaptırımla karşılaşabilir. Bu düzenleme nafaka alacağına özel bir koruma mekanizmasıdır; ceza hukuku değil icra hukuku kapsamındadır. Uygulama koşulları şöyle işler: - Ödeme yapılmayan nafaka için icra takibi başlatılmış olmalıdır - Borçluya ödeme emri tebliğ edilmiş olmalıdır - Tebliğden sonra belirlenen sürede ödeme yapılmamış olmalıdır - Alacaklı icra mahkemesine şikâyette bulunur Mahkeme tazyik hapsi kararı verirse süre şu şekilde işler: ilk seferde 3 ayı geçmemek üzere tazyik hapsi uygulanabilir. Borç ödenmezse yeniden şikâyet yoluyla süreç tekrarlanabilir. Tazyik hapsi ceza niteliği taşımaz; amacı borçluyu ödemeye zorlamaktır. Borç ödenirse serbest bırakılır. Bu mekanizma uygulamada güçlü bir caydırıcı işlev görmektedir; nafaka ödemekten kaçınan pek çok yükümlü tazyik hapsi kararının ardından ödeme yapar hale gelir. ## Tazyik Hapsi İçin Şikâyet Süresi Şikâyet hakkı, ödeme yapılmayan her ay için ayrı ayrı kullanılabilir. Ancak şikâyet süresi kritik öneme sahiptir: ödeme yapılması gereken tarihten itibaren 3 ay içinde şikâyet hakkı kullanılmalıdır. Bu süre geçirilirse o dönem için tazyik hapsi yolu kapanır; ancak icra takibi devam eder. Uygulamada çoğu alacaklı bu 3 aylık süreyi bilmez. Sessiz kalan, bekleyen alacaklılar önemli bir hak kaybıyla karşılaşır. Her ödeme yapılmayan ay için takvimi takip etmek zorunludur. ## Nafaka Borçlusu Mal Varlığını Gizlerse Ne Olur? Yükümlünün mal kaçırma girişimleri hukuki sonuçsuz kalmaz. İptal davası ve muvazaa iddiası bu durumda kullanılan araçlardandır. Nafaka borcu doğduktan sonra mal devredenler — taşınmaz ya da araç — bu devirlerin iptali için dava açılmasıyla karşılaşabilir. Özellikle borçtan kaçmak amacıyla yakın akrabaya ya da eşe yapılan devirler mahkemeler tarafından şüpheyle karşılanır. Pratikte avukatlar şu araçları birlikte kullanır: ihtiyati haciz kararı almak, mal devrine rağmen tapu kaydını bloke ettirmek ve iptal davası açmak. Bu sürecin zamanında başlatılması belirleyicidir; mal iyice dağıtılmadan önce hareket etmek zorunludur. ## Birikmiş Nafaka Alacağına Faiz İşler Mi? Evet. Ödenmemiş nafaka alacağına yasal faiz işler. Faiz, ödemenin yapılması gereken tarihten itibaren başlar. Bu durum yükümlü açısından beklenmedik bir yük oluşturabilir: birkaç yıl ödeme yapmayan borçlu, asıl borcun üzerine işleyen faiziyle birlikte çok daha büyük bir yükümlülükle karşılaşır. Alacaklı taraf için ise bu mekanizma önemli bir güvencedir. Ödeme yapılmayan dönemler kaybolmaz; faizle birlikte talep hakkı devam eder. Zamanaşımı konusunda dikkatli olunmalıdır: nafaka alacaklarında her vade tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı işler. Bu süre geçirilmeden hak kullanılmalıdır. ## Gerçek Hayat Senaryoları ## Senaryo 1: Maaşını Gizleyen Yükümlü Uygulamada görülen bir örnekte: yükümlü resmi işten çıkışını bildirerek serbest meslek faaliyetine geçer ve gelirini beyan etmez. Alacaklı taraf icra takibi başlatır; maaş haczi işletilemez çünkü resmi işyeri yoktur. Bu noktada avukat, vergi dairesi ve SGK müzekkere yazışmasıyla gelir tespiti talep eder. Banka hesap hareketleri incelenir; düzenli girişler tespit edilirse banka haczi uygulanır. Kayıt dışı çalışma ise ayrıca şikâyet konusu yapılabilir. ## Senaryo 2: Tazyik Hapsi Sonrası Ödeme Yıllarca düzensiz ödeme yapan yükümlüye karşı alacaklı taraf icra mahkemesine şikâyet başvurusunda bulunur. Tazyik hapsi kararı verilir. Yükümlü, karara itiraz etmek yerine birikmiş borcu öder ve serbest kalır. Ardından düzenli ödemeye başlar. Bu tablo uygulamada sık görülmektedir: tazyik hapsi ödeme alışkanlığını doğrudan değiştiren bir mekanizmadır. ## Yargıtay Uygulamalarında Öne Çıkan Eğilimler Yargıtay uygulamalarında nafaka alacağının korunmasına ilişkin birkaç tutarlı çizgi gözlemlenmektedir. Mahkemeler, nafaka borçlusunun "ödeme gücü bulunmadığı" savunmasını titizlikle inceler. Soyut mali güçlük iddiası yeterli kabul edilmez; gelir durumunun somut belgelerle ortaya konulması aranır. Uygulamada borçlunun mal varlığını "eş ya da yakın akrabaya devretme" girişimleri mahkemelerce şüpheyle karşılanmaktadır. Tazyik hapsi kararlarında aile mahkemeleri ve icra mahkemeleri, talebin usule uygun yapılıp yapılmadığını ve 3 aylık şikâyet süresine uyulup uyulmadığını öncelikli olarak değerlendirmektedir. Usul hatası talepte başarısızlıkla doğrudan sonuçlanır. ## Nafaka Ödenmezse Velayet Kararı Etkilenir Mi? İştirak nafakası ödenmemesi velayet kararını doğrudan değiştirmez. Ancak velayet değişikliği davası açılmışsa yükümlünün ödeme alışkanlığı mahkemenin değerlendirmesine girer. Nafakasını düzenli ödemeyen ebeveynin "çocuğun yararına duyarlılığı" sorgulanabilir. Bu dolaylı etki küçümsenmemelidir. Nafakasını düzenli ödemeyen ebeveynin bu tutumu velayet değişikliği davası açılması halinde mahkemenin değerlendirmesine doğrudan girebilir. ## Süreç Yönetimi: Ne Zaman, Hangi Adım? Ödeme kesildiğinde ilk ay: durumu belgeleyin. Ödeme yapılmadığına dair banka ekstresini, taraflar arasındaki yazışmaları kayıt altına alın. İkinci ay: avukata danışın. İcra takibinin mi yoksa önce yazılı ihtarın mı daha uygun olduğu bu aşamada değerlendirilir. Üçüncü ay: şikâyet süresi dolmadan icra mahkemesine başvurun. 3 aylık süreyi kaçırmak o dönem için tazyik hapsi hakkını kaybettirir. Kronik ödeme sorununda: mal varlığı araştırması başlatın, gerekirse ihtiyati haciz talep edin. Yükümlünün mal devretme girişimine karşı bu önlem gecikmeden alınmalıdır. ## Hakkınızı Zamanında Kullanın Nafaka alacağı hukuki dayanağı güçlü, koruması kapsamlı bir haktır. Ama bu haktan yararlanmak için zamanında hareket etmek şarttır. Şikâyet süreleri, zamanaşımı ve mal devri riskleri beklemeyi her zaman maliyetli kılar. Süreci doğru yönetmek; hem birikmiş alacağın tahsilini hem de ileriye dönük düzenli ödemenin sağlanmasını mümkün kılar. Aile hukuku alanında uzmanlaşmış bir aile hukuku avukatı desteği almak, hak kaybı yaşamamak için en güvenilir başlangıç noktasıdır. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Nafaka ödenmezse hemen hapis cezası verilebilir mi? C: Tazyik hapsi doğrudan ve otomatik değildir. Önce icra takibi başlatılmalı, ödeme emri tebliğ edilmeli ve süre geçirilmelidir. Ardından alacaklının icra mahkemesine şikâyeti üzerine karar verilir. Süreç usule tabidir; adımlar atlanırsa talep reddedilir. S: Nafaka ödemeyen kişinin mal varlığı yoksa ne yapılır? C: Tespit edilebilir mal varlığı bulunmayan yükümlü için icra takibi "aciz" kararıyla sonuçlanabilir. Ancak borç ortadan kalkmaz; ileride mal varlığı edinildiğinde tekrar takip başlatılabilir. Tazyik hapsi yolu mal varlığından bağımsız olarak işletilebilir. S: Eski eşim yurt dışında yaşıyor, nafaka alabilir miyim? C: Türkiye'de verilmiş nafaka kararı yurt dışındaki yükümlüye karşı çeşitli uluslararası anlaşmalar çerçevesinde uygulanabilir. Türkiye'nin taraf olduğu New York Sözleşmesi nafaka alacaklarının uluslararası tahsilini düzenlemektedir. Bu süreç teknik ve zaman alıcıdır; uzman hukuki destek şarttır. S: Nafaka alacağı zamanaşımına uğrar mı? C: Her vade tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresi işler. Bu süre geçirilmeden önce icra takibi başlatılması hak kaybını önler. Uzun süre sessiz kalmak hem faiz avantajını hem de tahsilat kolaylığını azaltır. S: Nafakayı kendi kendime takip edebilir miyim, avukata ihtiyacım var mı? C: Hukuki olarak avukatsız icra takibi başlatmak mümkündür. Ancak tazyik hapsi şikâyeti, mal varlığı araştırması, ihtiyati haciz ve iptal davası gibi ileri aşamalar teknik süreçlerdir. Usul hataları taleplerin reddedilmesiyle sonuçlanır. Alacağın büyüklüğü ve yükümlünün direnci arttıkça avukat desteği zorunlu hale gelir. --- # E-Devlet Üzerinden Boşanma Davası Açılabilir Mi? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/e-devlet-uzerinden-bosanma-davasi-acilabilir-mi/ Güncelleme: 2026-10-13 Kısa cevap: e-Devlet üzerinden boşanma davası açılamaz. e-Devlet yalnızca mevcut dosyaların görüntülenmesine imkân verir; dava açma işlemi buradan yapılamaz. Boşanma davası, hazırlanan dilekçenin yetkili aile mahkemesine ya da adliyedeki tevzi bürosuna sunulmasıyla açılır. Avukatla takip ediliyorsa dilekçe UYAP Avukat Portalı üzerinden elektronik olarak gönderilebilir. Dijital devlet hizmetlerinin yaygınlaşmasıyla birlikte pek çok kişi e-Devlet üzerinden boşanma davası açılıp açılamayacağını merak etmektedir. Vergi borcu sorgulamak, nüfus belgesi almak, araç kaydına bakmak gibi işlemleri e-Devlet üzerinden kolayca yapabilen vatandaşlar, boşanma işlemini de aynı yoldan halledebileceklerini düşünmektedir. Ancak bu konu hakkında kamuoyunda ciddi bir yanılgı mevcuttur. Bu rehber; e-Devlet üzerinden boşanma davası açılıp açılamayacağını, doğru yolların neler olduğunu, hangi boşanma işlemlerinin dijital ortamda yapılabileceğini ve süreçte karşılaşılan yaygın hataları net biçimde açıklamaktadır. ## E-Devlet Üzerinden Boşanma Davası Açılabilir Mi? Net Yanıt Hayır. 2026 yılı itibarıyla e-Devlet üzerinden boşanma davası açılması mümkün değildir. e-Devlet platformu; nüfus hizmetleri, vergi işlemleri, SGK sorgulamaları ve benzeri idari hizmetler için tasarlanmıştır. Boşanma davası açma yetkisi bu platformun kapsamı dışında kalmaktadır. Türk hukukunda boşanma yalnızca yetkili aile mahkemesinin vereceği kararla gerçekleşir. Boşanma dilekçesi aile mahkemesinin tevzi bürosuna elden verilebilir ya da e-imza veya mobil imzayla UYAP Vatandaş Portalı'ndan elektronik olarak sunulabilir. Avukatınız da davayı UYAP (Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi) üzerinden açabilir. Yalnızca e-Devlet şifresiyle dava açılamaz. Risk uyarısı: "e-Devlet'ten boşanma başvurusu yapıldı" düşüncesiyle bekleyen kişiler dava açılmamış olduğunun farkına çoğunlukla hak düşürücü süreler dolduktan sonra varmaktadır. Bu yanılgı özellikle zina veya şiddet gibi özel boşanma sebeplerinde 6 aylık sürenin kaçırılmasına yol açabilir ve geri dönülemez hak kaybı doğurabilir. Boşanma davasının doğru adımlarla nasıl açılacağını öğrenmek için boşanma davası nasıl açılır başlıklı yazımızı incelemenizi tavsiye ederiz. ## Boşanma Davası E-Devlette Görünür mü? Evet. Boşanma davası açılıp UYAP'a kaydedildiğinde dosya hem davacının hem davalının ekranında görünür. e-Devlet'teki "Dava Dosyası Sorgulama" hizmetinden ya da e-Devlet şifresiyle girilen UYAP Vatandaş Portalı'ndan dosyanın mahkemesini, esas numarasını, duruşma gününü ve dosyaya eklenen evrakları görebilirsiniz. Dava dilekçesi ve varsa anlaşmalı boşanma protokolü de bu evrakların arasındadır. Yani eşiniz dava açtıysa bunu tebligat elinize ulaşmadan önce de UYAP'ta görebilirsiniz. Sorgulamanın adımları hakkımda dava var mı yazısında. Dava dilekçesi size tebliğ edildiğinde cevap dilekçesi için iki haftalık süre başlar (HMK m.127). Bu süre içinde nafaka, velayet ve tazminat taleplerinize cevap vermeniz gerekir; süreyi kaçırmamak için 0535 924 18 52 numarasından bizi arayabilirsiniz. ## Boşanma Kesinleşince E-Devlette Ne Görünür? Boşanma kararı kesinleştiğinde mahkeme bunu nüfus müdürlüğüne bildirir ve nüfus kaydınızdaki medeni hâl "boşanmış" olarak güncellenir. Değişikliği e-Devlet'ten alacağınız nüfus kayıt örneğinde görebilirsiniz. Boşanmayla kadın evlenmeden önceki soyadını yeniden alır; bunun dışındaki ad ve soyadı değişiklikleri için ise isim değişikliği davası açmak gerekir. Kararın kendisi ve kesinleşme şerhi UYAP'taki dosyada yer alır. Resmî işlemlerde genellikle kesinleşme şerhli karar istenir; onaylı örneğini kararı veren aile mahkemesinden alabilirsiniz. ## E-Devlet ile UYAP Arasındaki Fark Nedir? Hangisi Boşanma İçin Kullanılır? Bu iki sistem birbiriyle sık karıştırılmaktadır; ancak farklı amaçlara hizmet eden tamamen ayrı platformlardır. e-Devlet (turkiye.gov.tr): Vatandaşlara yönelik idari hizmetlerin sunulduğu devlet platformudur. Nüfus belgesi, ikametgah belgesi, vergi borcu sorgulama, SGK hizmet dökümü gibi işlemler bu platform üzerinden yapılabilir. Boşanma davası açma yetkisi bulunmamaktadır. UYAP (Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi): Adalet Bakanlığı'na bağlı yargı sistemidir. Avukatlar, hâkimler ve savcılar bu sistem üzerinden dava açabilir, dosya takibi yapabilir ve belge sunabilir. Vatandaşlar UYAP üzerinden doğrudan dava açamaz; ancak UYAP Vatandaş Portalı üzerinden mevcut dava dosyalarını takip edebilirler. Özetle: Boşanma davası açmak için UYAP kullanılır; ancak bu yetki yalnızca avukatlara tanınmıştır. Vatandaşlar avukat aracılığıyla UYAP üzerinden dava açtırabilir ya da dilekçeyi fiziksel olarak mahkeme kalemine bizzat teslim edebilir. ## UYAP Üzerinden Avukat Aracılığıyla Boşanma Davası Açılabilir Mi? Evet. Baroya kayıtlı avukatlar, müvekkilleri adına UYAP sistemi üzerinden elektronik olarak dava açabilir. Bu yöntem özellikle şu durumlarda avantaj sağlar: ✔ Yurt dışında yaşayan Türk vatandaşları: Türkiye'ye gelmeksizin konsolosluk onaylı vekâletname ile avukatlarına yetki vererek UYAP üzerinden dava açtırabilirler. ✔ Fiziksel olarak mahkemeye gidemeyenler: Engelli, hasta ya da uzak bir şehirde bulunan kişiler avukatları aracılığıyla süreci başlatabilir. ✔ Hız avantajı: UYAP üzerinden yapılan başvurular fiziksel teslimle eş değer geçerliliğe sahiptir; mesafe engeli ortadan kalkar. Önemli not: UYAP üzerinden dava açılabilmesi için avukata noter onaylı vekâletname verilmesi zorunludur. Vekâletname olmaksızın avukat başkası adına işlem yapamaz. ## E-Devlet Üzerinden Hangi Boşanma İşlemleri Yapılabilir? e-Devlet boşanma davası açmaya izin vermese de boşanma sürecinde işe yarayan pek çok belgeyi dijital ortamda temin etmek mümkündür. Bunlar dava hazırlığının önemli bir parçasıdır: e-Devlet üzerinden temin edilebilecek belgeler: ✔ Nüfus kayıt örneği: Boşanma davasında zorunlu olan bu belge e-Devlet'ten ücretsiz PDF formatında indirilebilir. Bazı mahkemeler ıslak imzalı örnek isteyebileceğinden teslim öncesinde mahkeme kalemiyle teyit edilmesi önerilir. ✔ İkametgah belgesi: Yetkili mahkemenin belirlenmesinde kullanılır. ✔ SGK hizmet dökümü:Kariyer kesintisini ya da karşı tarafın çalışma durumunu gösteren SGK hizmet dökümü nafaka ve maddi tazminat taleplerinde belirleyici delil işlevi görür. ✔ Vergi borcu ve gelir bilgileri: Karşı tarafın ekonomik durumunun tespitinde kullanılabilecek vergi kaydı sorgulamaları yapılabilir. ✔ Araç sorgulama: Ortak dönemde edinilen araçların tespiti için araç kayıt sorgulaması yapılabilir. ✔ Mevcut dava takibi (UYAP Vatandaş Portalı): Dava açıldıktan sonra dosyanın hangi aşamada olduğu, duruşma tarihleri ve kararlar UYAP Vatandaş Portalı üzerinden takip edilebilir. ## Boşanma Davası Açmak İçin Doğru Yollar Nelerdir? E-Devlet'in yetersiz kaldığı bu noktada doğru yollar şunlardır: 1. Fiziksel olarak mahkeme kalemine başvurmak: Yetkili aile mahkemesinin dava kalemine boşanma dilekçesi ve ekleriyle birlikte bizzat gidilerek başvuru yapılır. Harçlar ödenir ve dava kaydı açılır. Bu yöntem avukatsız ilerlemek isteyenler için geçerlidir. 2. Avukat aracılığıyla UYAP üzerinden dava açmak: Baroya kayıtlı avukate noter onaylı vekâletname verilerek anlaşmalı boşanma davası UYAP sistemi üzerinden açılır; fiziksel başvuruyla aynı hukuki geçerliliğe sahiptir.Fiziksel başvuruyla aynı hukuki geçerliliğe sahiptir; uzak mesafe sorununu ortadan kaldırır. 3. Posta yoluyla dilekçe göndermek (sınırlı durumlarda): İadeli taahhütlü posta ile boşanma dilekçesi mahkeme kalemine gönderilebilir. Ancak bu yöntem teslim tarihinde belirsizlik yaratabilir; eksik belge durumunda ek gecikmelere neden olur. Fiziksel teslim ya da UYAP üzerinden açılış çok daha güvenlidir. Risk uyarısı: Posta yoluyla gönderilen dilekçede eksik belge ya da hatalı harç ödemesi tespit edilirse mahkeme kalemi iade edebilir. Bu durum özellikle hak düşürücü süreler yaklaşan davalarda kritik zaman kayıplarına yol açabilir. ## UYAP Vatandaş Portalı ile Dava Takibi Nasıl Yapılır? Boşanma davası açıldıktan sonra taraflar UYAP Vatandaş Portalı (vatandas.uyap.gov.tr) üzerinden davalarını takip edebilir. Bu portalda yapılabilecek işlemler: ✔ Dosyanın hangi aşamada olduğunu görüntüleme ✔ Duruşma tarihini öğrenme ✔ Mahkemenin verdiği ara kararları görüntüleme ✔ Kesinleşen kararlara erişim ✔ Tebligat bilgilerini takip etme Portala erişim için e-Devlet kullanıcı adı ve şifresi ya da e-imza kullanılabilir. Avukatsız ilerleyenler için bu portal süreç takibini kolaylaştıran önemli bir araçtır. ## Online Boşanma Konusunda Kamuoyunda Yaygın 5 Yanlış Bilgi ✔ "e-Devlet'ten boşanma başvurusu yapılabilir": Yanlış. e-Devlet boşanma davası açma yetkisine sahip değildir. Bu platforma boşanma başvurusu yapıldığında dava kaydı açılmaz. ✔ "Notere gidilirse boşanma gerçekleşir": Yanlış. Türk hukukunda noter boşanma işlemi yapamaz. Boşanma yalnızca mahkeme kararıyla gerçekleşir. ✔ "Belediyeye ya da nüfus müdürlüğüne başvurmak yeterlidir": Yanlış. Nüfus müdürlüğü yalnızca kesinleşmiş mahkeme kararını kayıt altına alır; boşanma işlemini başlatamaz. ✔ "WhatsApp üzerinden anlaşma yapıldıysa boşanma tamamdır": Yanlış. Dijital ortamda yapılan her türlü anlaşma hukuki olarak boşanmayı gerçekleştirmez; mahkeme kararı zorunludur. ✔ "UYAP vatandaşlara da açık, dava oradan açılabilir": Kısmen yanlış. Vatandaşlar UYAP Vatandaş Portalı üzerinden yalnızca mevcut davalarını takip edebilir; yeni dava açamaz. ## Boşanma Sürecinde E-Devlet'i Etkili Kullanmak İçin 5 İpucu e-Devlet boşanma davası açamasa da süreç boyunca zaman kazandıran bir araç olarak etkin biçimde kullanılabilir: ✔ Nüfus kayıt örneğini e-Devlet'ten indirin: Nüfus müdürlüğüne gitme zorunluluğunu ortadan kaldırır; dakikalar içinde temin edilir. ✔ SGK hizmet dökümünü e-Devlet'ten alın: Hem kendinizin hem de karşı tarafın çalışma geçmişini sorgulayabilirsiniz; nafaka ve tazminat taleplerinde belirleyici delildir. ✔ Araç sorgulama yapın: Ortak dönemde edinilen araçları tespit etmek mal paylaşımı taleplerini güçlendirir. ✔ Dava açıldıktan sonra UYAP Vatandaş Portalı'ndan takip edin: Duruşma tarihleri ve ara kararlar için avukatınızı beklemek zorunda kalmazsınız. ✔ Adres değişikliğinizi güncel tutun: Nüfus kaydındaki adres, mahkeme tebligatlarının gönderileceği adrestir. Güncel olmayan adres tebligat sorununa yol açar ve süreci geciktirir. ## Boşanma Davanızı Doğru Başlatın — Avukat Desteği Alın Boşanma davası e-Devlet üzerinden değil, yetkili aile mahkemesinin kalemine fiziksel başvuru ya da avukat aracılığıyla UYAP üzerinden açılır. Sürecin doğru başlatılması hem zaman kaybını önler hem de hak düşürücü sürelerin korunması açısından hayati önem taşır.Aile hukuku alanında uzman bir boşanma avukatı ile çalışmak; dilekçenin eksiksiz hazırlanmasından mahkeme takibine kadar tüm süreci güvence altına alır. ## Sıkça Sorulan Sorular S: E-Devlet üzerinden boşanma davası açılabilir mi, 2026'da bu mümkün mü? C: Hayır. 2026 yılı itibarıyla e-Devlet üzerinden boşanma davası açılması mümkün değildir. Boşanma davası yalnızca yetkili aile mahkemesinin kalemine fiziksel başvuru ya da baroya kayıtlı avukat aracılığıyla UYAP sistemi üzerinden açılabilir. S: E-Devlet ile UYAP aynı sistem midir, boşanma için hangisi kullanılır? C: Hayır, farklı sistemlerdir. e-Devlet idari hizmetler için vatandaşlara açık bir platformdur. UYAP ise Adalet Bakanlığı'nın yargı sistemidir; avukatlar müvekkilleri adına bu sistem üzerinden dava açabilir. Vatandaşlar UYAP üzerinden doğrudan dava açamaz; yalnızca avukatları aracılığıyla açtırabilirler. S: Boşanma davası e-Devlet yerine nasıl açılır? C: İki yol mevcuttur: birincisi yetkili aile mahkemesinin kalemine dilekçe ve ekler fiziksel olarak teslim edilir; ikincisi baroya kayıtlı avukate noter onaylı vekâletname verilerek dava UYAP sistemi üzerinden açtırılır. Her iki yol da hukuki geçerliliği eşit yöntemlerdir. S: E-Devlet'ten boşanma için hangi belgeler temin edilebilir? C: e-Devlet üzerinden nüfus kayıt örneği, ikametgah belgesi, SGK hizmet dökümü ve araç sorgulama yapılabilir. Bu belgeler dava hazırlığında kritik öneme sahiptir. Dava açıldıktan sonra UYAP Vatandaş Portalı üzerinden de dosya ve duruşma takibi yapılabilir. S: Yurt dışında yaşıyorum, Türkiye'ye gelmeden boşanma davası açabilir miyim? C: Evet. Bulunduğunuz ülkedeki Türk konsolosluğunda düzenlenen konsolosluk onaylı vekâletname ile Türkiye'deki avukatınıza yetki verirseniz, avukatınız UYAP üzerinden dava açabilir. Anlaşmalı boşanmada duruşmada bizzat hazır bulunma zorunluluğu nedeniyle en az bir kez Türkiye'ye gelmeniz gerekebilir; bu konu avukatınızla önceden planlanmalıdır. S: UYAP Vatandaş Portalı'ndan dava takibi nasıl yapılır? C: vatandas.uyap.gov.tr adresine e-Devlet kullanıcı adı ve şifresiyle ya da e-imza ile giriş yapılır. Dosyanın aşaması, duruşma tarihleri, ara kararlar ve tebligat bilgileri bu portal üzerinden görüntülenebilir. Yeni dava açılamaz; yalnızca mevcut dosyalar takip edilebilir. S: Boşanma belgesi e-Devlet'ten nasıl alınır? C: Boşanma davası e-Devlet'ten açılamaz, ancak kesinleşmiş boşanmaya ilişkin nüfus kaydı e-Devlet üzerinden görüntülenebilir. Kararın onaylı örneği için kararı veren mahkemeye başvurulur. S: Boşanma davası açılırsa e-Devlet'te görünür mü? C: Taraf olduğunuz dava dosyaları UYAP Vatandaş Portalı üzerinden görüntülenebilir. Dosyanın görünmesi için davanın açılmış ve tarafı olarak kaydınızın yapılmış olması gerekir. S: UYAP üzerinden boşanma davası açılabilir mi? C: UYAP Avukat Portalı üzerinden elektronik dava açılabilir; bu imkân avukatlara tanınmıştır. Vatandaş Portalı üzerinden dava açma özelliği bulunmamaktadır. --- # Boşanmada Çocuğun Velayeti Kime Verilir? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/bosanmada-cocugun-velayeti-kime-verilir/ Güncelleme: 2026-10-13 Kısa cevap: Boşanmada çocuğun velayeti, çocuğun üstün yararı gözetilerek hâkim tarafından eşlerden birine verilir; anneye ya da babaya otomatik öncelik tanıyan bir kanun hükmü yoktur. Hâkim çocuğun ihtiyaçlarını, fiilî bakım düzenini, sosyal inceleme raporunu ve idrak çağındaki çocuğun görüşünü birlikte değerlendirir; taraflar anlaşsa bile düzenlemenin çocuğun yararına uygun olması gerekir. Boşanmada velayet kime verilir ve velayet kararı hangi kriterlere göre belirlenir? Boşanmada çocuğun velayeti kime verilir sorusunun kısa yanıtı kanun metninde değil, hâkimin değerlendirmesinde saklıdır. Türk Medeni Kanunu, evlilik sürerken velayetin ana ve baba tarafından birlikte kullanıldığını söyler; ortak hayata son verilmiş ya da ayrılık hâli gerçekleşmişse hâkim velayeti eşlerden birine verebilir. Boşanmada velayet, çocuk kendisine bırakılan tarafa aittir.[1] Anneye ya da babaya otomatik öncelik tanıyan bir hüküm yoktur. Bu yüzden “anne mi, baba mı?” sorusu çoğu zaman yanlış sorudur. Hâkim, çocuğun bugünkü bakım düzenine, ihtiyaçlarına ve gelişimine hangi ortamın daha iyi hizmet edeceğine bakar. Aynı yaştaki iki çocuk için farklı sonuçlar çıkabilmesinin nedeni de budur. ## Boşanmada Velayeti Anne ve Baba mı Belirler, Mahkeme mi? Mahkeme boşanma ya da ayrılığa karar verirken olanak bulundukça ana ve babayı dinler, ardından ana ve babanın haklarını ve çocukla kişisel ilişkilerini düzenler.[2] Boşanma sırasında velayet, ayrı bir dava konusu olarak değil, boşanma kararının içinde çözülen bir sonuç olarak ortaya çıkar. Davanın genel akışını görmek isteyenler için boşanma davası nasıl açılır iyi bir çerçeve sunar. Tarafların anlaşması bu düzenin yerini almaz. Velayet düzenlemesi kamu düzenine ilişkindir; bu yüzden hâkim çocuğun durumunu kendiliğinden araştırır, yargılama sırasında ortaya çıkan gelişmeleri bile dikkate alır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, tarafların davayı kabul etmesinin de velayet bakımından tek başına hukuki sonuç doğurmadığını belirtmiştir.[3] Velayet kararında hangi kriterlere bakılır? Çocuğun üstün yararı ve ebeveynlerin koşulları değerlendirilir. ## Hâkim Velayet Kararı Verirken Hangi Kriterlere Bakar? Ölçü, çocuğun üstün yararıdır. Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme, çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde, mahkemeler dâhil, çocuğun yararının temel düşünce olmasını ister.[4] Medeni Kanun da ana ve babanın çocuğun bakımı ve eğitimine ilişkin kararları onun menfaatini gözeterek almasını öngörür.[1] Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, üstün yarar belirlenirken çocuğun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve toplumsal gelişiminin sağlanması amacının gözetilmesi gerektiğini vurgular.[3] Uygulamada değerlendirme tek bir kıstasa değil, birbirini tamamlayan unsurlara dayanır: - Fiilî bakım düzeni: Günlük bakımı, okul ve doktor takibini şimdiye kadar kimin yürüttüğü. - Çocuğun yaşı ve ihtiyaçları: Bebeklik döneminin bakım ihtiyacı ile okul çağının eğitim ve sosyal çevre ihtiyacı aynı değildir. - Alıştığı ortamın sürekliliği: Ev, okul ve arkadaş çevresinin mümkün olduğunca korunması. - Ebeveynlerin koşulları: Sağlık durumu, çalışma düzeni, çocuğa ayırabildiği zaman ve destek ağı. - Diğer ebeveyne karşı tutum: Çocuğun diğer ebeveynle bağını destekleyip desteklemediği. - Kardeş bağı ve çocuğun görüşü: Birden fazla çocuk varsa birlikte büyümeleri; idrak çağındaki çocuğun beyanı. Bu liste kanun metninden değil, mahkemelerin ve Yargıtay'ın değerlendirme alışkanlığından derlenmiş bir özettir; her dosyada aynı ağırlığı taşımaz. Boşanmadaki kusur ise tek başına belirleyici değildir. Aynı kararda ana ve babanın yararlarının, yani boşanmadaki kusurlarının, ahlaki değer yargılarının ve sosyal konumlarının, ancak çocuğun üstün yararını etkilemediği ölçüde göz önünde tutulacağı belirtilir; çocuğun yararıyla çatıştıkları yerde geri planda kalırlar.[3] Bu nedenle bir eşin boşanmaya daha çok sebep olmuş olması velayeti kendiliğinden kaybetmesi anlamına gelmez. Aynı davranış çocuğun güvenliğini, bakımını ya da gelişimini de etkiliyorsa, o yönüyle değerlendirilir. Gelir farkı da tek başına belirleyici sayılmaz: velayeti almayan eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır.[2] ## Küçük Çocuğun Velayeti Anneye mi Verilir? Kanunda “şu yaşa kadar çocuk anneye verilir” diyen bir madde yoktur. Yine de çok küçük çocukların velayetinin çoğunlukla anneye bırakıldığı görülür; çünkü bu dönemde bakımı fiilen kimin yürüttüğü ve çocuğun anne bakımına duyduğu ihtiyaç dosyada ağır basar. Bu bir hukuk kuralı değil, fiilî duruma dayanan bir eğilimdir. Eğilimin tersine döndüğü somut durumları velayetin babaya verildiği durumlar rehberinde ayrıca ele aldık. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2013 tarihli bir kararı bu eğilimi gösterir. Dosyada 2006 doğumlu çocuk fiilen anne yanında kalıyor, sosyal inceleme raporu da velayetin anneye verilmesini işaret ediyordu. Yerel mahkeme çocuğu duruşmada dinlemiş ve velayeti babaya vermişti; Daire ise çocuğun idrak çağında olmadığını, görüşlerinin olası sonuçlarını anlayabilecek olgunlukta bulunmadığını belirtmiş, anne ilgi ve şefkatine muhtaç çağda olmasını ve uzman görüşünü esas alarak hükmü bozmuştur.[5] Aynı dairenin 2021 tarihli kararında tablo farklıdır. 2011 doğumlu çocuk hem uzmana hem duruşmada babasıyla kalmak istediğini söylemiş, sosyal inceleme raporu da annenin velayetten doğan sorumlulukları üstlenme isteğinin sınırlı kaldığını göstermişti. Yargıtay, çocuğun beyanının esas alınmamasını gerektirecek somut bir delil bulunmadığını belirterek annede bırakılan velayet hükmünü bozmuştur.[3] İki karar birlikte okunduğunda yaşın tek başına sonucu belirlemediği, çocuğun olgunluğunun, fiilî bakım düzeninin ve uzman değerlendirmesinin ağırlık kazandığı görülür. Hukuk yazılarında 0-3, 0-4 hatta 0-7 yaş gibi birbirini tutmayan aralıklara rastlanmasının nedeni de budur; bu aralıkların hiçbiri kanundan gelmez. Dava sürecinde velayet ve nafaka taleplerinin doğru iletilmesi için Kartal boşanma avukatı desteği almak kritiktir. Gelişim dönemiHâkimin öne çıkan sorusuDosyada ağırlık kazanan unsurlarBebeklik ve emzirme dönemiGünlük bakımı kim yürütüyor, çocuğun bakım ihtiyacı kime daha yakın?Fiilî bakım, sağlık kayıtları, uzman görüşüOkul öncesi dönemBakımın sürekliliği ve alışılan düzen nasıl korunur?İki ebeveynin bakım kapasitesi, sosyal inceleme raporuOkul çağıEğitim ve sosyal çevre en az hangi değişiklikle sürer?Okul ve sağlık takibi, çocuğun görüşüErgenlikÇocuğun gelişimi ve kendi tercihi neyi gerektiriyor?Çocuğun beyanı, uzman değerlendirmesi, mevcut yaşam yeri Tablo, mahkemelerde sık görülen değerlendirme sırasını özetler; bir kanun hükmü ya da kesin yaş sınırı değildir. Çocuk kimin yanında kalmak istediğini söyleyebilir mi? Çocuğun görüşü velayet değerlendirmesinde dikkate alınır. ## Çocuk Velayet Konusunda Kimin Yanında Kalmak İstediğini Söyleyebilir mi? İdrak çağındaki çocuk, velayet gibi kendisini yakından ilgilendiren bir konuda dinlenir. Çocuk Haklarına Dair Sözleşme, görüşlerini oluşturma yeteneğine sahip çocuğun kendini ilgilendiren her konuda görüşünü serbestçe ifade edebilmesini; yargısal işlemlerde de doğrudan ya da bir temsilci veya uygun bir makam aracılığıyla dinlenmesini ister. Görüşe, çocuğun yaşı ve olgunluk derecesine uygun önem verilir.[4] Velayet davalarında dinlenme için ne sözleşmede ne de kanunda sabit bir yaş sınırı yazar; ölçüt çocuğun idrak gücüdür. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, idrak çağındaki çocuğun dinlenmeden velayete dair hüküm kurulmasını eksik inceleme saymıştır. 2017 tarihli bir kararda 1999 ve 2006 doğumlu iki çocuğun görüşlerine başvurulması, tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi ve sosyal inceleme raporu alınması gerekirken eksik incelemeyle hüküm kurulduğu gerekçesiyle karar bozulmuştur.[6] Çocuğun beyanı hâkimi bağlamaz. Daire, çocuğun üstün yararı gerektirdiği takdirde görüşünün aksine karar verilebileceğini de kabul etmiştir.[3] Hâkim ve uzman, beyanın çocuğun gerçek iradesini yansıtıp yansıtmadığını, yani baskı ya da yönlendirme altında oluşup oluşmadığını da değerlendirir. Dinleme hâkim huzurunda yapılabildiği gibi psikolog, pedagog veya sosyal çalışmacı gibi bir uzman aracılığıyla da yapılabilir. ## Sosyal İnceleme Raporu Velayet Kararını Nasıl Etkiler? Aile mahkemelerinde görev yapan psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacılar; mahkemenin istediği konularda araştırma ve inceleme yapıp sonucu bildirmek, gerekli görülen hâllerde duruşmada hazır bulunup görüş bildirmekle yükümlüdür.[7] Velayet dosyalarında bu çalışma sosyal inceleme raporu olarak karşımıza çıkar; ebeveynlerin yaşam koşulları, çocukla ilişkileri ve çocuğun kendi anlatımı rapora yansır. Rapor, hâkim için hazır bir karar değil, diğer delillerle birlikte tartılan bir delildir. Yargıtay'ın yukarıda andığımız 2017 tarihli kararı da çocuğun tercihinin sorulmasını, tüm delillerin birlikte değerlendirilmesini ve sosyal inceleme raporu alınmasını bir arada arar.[6] 2013 tarihli kararda ise rapor, fiilî bakım düzeniyle birlikte velayetin anneye verilmesi sonucunu desteklemiştir.[5] Rapora hazırlanmanın sağlıklı yolu evi “sergilemek” değil, gerçek bakım düzenini gösteren kayıtları derli toplu tutmaktır: okul görüşmeleri, doktor randevuları, gündelik rutinler. Kanun ayrıca ana ve babaya, diğerinin çocukla kişisel ilişkisini zedelemekten ve çocuğun eğitilmesini engellemekten kaçınma ödevi yükler.[8] Çocuğu diğer ebeveyn hakkında yönlendirmek bu ödevle bağdaşmaz ve değerlendirmede aleyhe yorumlanabilir. ## Velayet Davası Sürerken Çocuk Kimde Kalır? Boşanma ya da ayrılık davası açılınca hâkim, davanın devamı süresince gerekli olan geçici önlemleri; özellikle eşlerin barınmasına, geçimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin önlemleri re'sen alır.[9] Çocuğun dava boyunca kimin yanında kalacağı da bu önlemlerden biridir; uygulamada buna tedbiren velayet denir. Kalıcı karar çocuğun alıştığı düzenin korunmasına önem verdiği için, dava sırasında kurulan fiilî düzen sonucu dolaylı olarak etkileyebilir. Bu yüzden tedbir talebini dava başında, çocuğa ilişkin diğer taleplerle birlikte planlamak gerekir. Çocuk için dava süresince bağlanan geçici nafaka ile karar kesinleştikten sonra devam eden iştirak nafakasının farkını tedbir nafakası ile iştirak nafakası arasındaki fark yazısında bulabilirsiniz. Çekişmeli dosyalarda bu aşamaların davanın hangi noktasında devreye girdiğini ise çekişmeli boşanma davasının aşamaları üzerinden izleyebilirsiniz. ## Anlaşmalı Boşanmada Velayet Protokolü Yeterli mi? Eşlerin velayet konusunda uzlaşması işin başlangıcıdır, sonu değil. Medeni Kanun, anlaşmalı boşanmada karar verilebilmesi için hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesini ve boşanmanın malî sonuçları ile çocukların durumu hakkında kabul edilen düzenlemeyi uygun bulmasını şart koşar.[10] Düzenleme çocuğun yararına aykırı görülürse hâkim değişiklik isteyebilir; taraflar bu değişikliği kabul etmedikçe anlaşmalı boşanma kararı verilemez. Bu nedenle protokolde yalnızca “velayet anneye aittir” demek yeterli olmaz: teslim gün ve saatleri, teslim yeri, tatillerin bölüşümü ve iştirak nafakası somut yazılmalıdır. Bu maddelerin protokolde nasıl kurulduğunu anlaşmalı boşanma protokolü örneğinde görebilirsiniz. ## Boşanmada Kardeşlerin Velayeti Ayrı Ayrı Verilebilir mi? Velayetin tüm çocuklar için aynı ebeveyne verilmesi kanunen zorunlu değildir. Buna karşılık Yargıtay uygulamasında, çocuğun üstün yararı başka türlü gerektirmedikçe kardeşlerin birbirinden ayrılmaması ilkesi gözetilir. Kardeşler farklı ebeveynlere bırakılırsa, kişisel ilişkinin kardeşlerin bir araya gelebileceği biçimde düzenlenmesi beklenir. ## Ortak Velayet Mümkün mü? Medeni Kanun, boşanma sonrası için ortak velayeti açıkça düzenlemez; boşanmada velayet çocuk kendisine bırakılan tarafa aittir.[1] Buna rağmen uygulamada ortak velayet talebi, özellikle anlaşmalı boşanmalarda ve eşlerin çocukla ilgili kararları birlikte alabilecek düzeyde iş birliği yaptığı dosyalarda gündeme gelir. Kanunda bir ölçü bulunmadığı için sonuç mahkemeden mahkemeye değişebilir; çekişmeli dosyalarda ise nadiren tercih edilir. Çocuğun yurt dışına çıkışı ve nafaka gibi pratik sonuçlar için ortak velayet uygulaması sayfasına bakabilirsiniz. ## Velayeti Almayan Ebeveyn Çocukla Görüşebilir mi ve Nafaka Öder mi? Velayet kendisine bırakılmayan ana ya da babanın çocukla uygun kişisel ilişki kurma hakkı sürer.[8] Mahkeme bu ilişkiyi boşanma kararında düzenler ve düzenlemede çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlak bakımından yararlarını esas alır.[2] Aynı ebeveyn, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmakla da yükümlüdür; buna iştirak nafakası denir ve boşanmadaki kusura bağlı değildir. Miktarın hangi ölçütlerle belirlendiği için nafakanın neye göre belirlendiği yazısına göz atabilirsiniz. 2021'de yapılan değişiklikle bu düzenin arkasına bir yaptırım eklendi. Mahkeme, kişisel ilişki kararında düzenlemenin gereklerinin yerine getirilmemesi hâlinde çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla velayetin değiştirilebileceğini taraflara ihtar eder. Velayet kendisine bırakılan ebeveyn kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerini yerine getirmezse, yine çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla velayet değiştirilebilir.[11] Yani kişisel ilişkiyi engellemek velayet sahibi için de risk taşır: velayetin kendisi tartışmaya açılabilir. ## Velayet Kararı Kesinleştikten Sonra Değiştirilebilir mi? Değişebilir, ancak bunun için olağan bir memnuniyetsizlik yetmez. Ana ya da babanın başkasıyla evlenmesi, başka bir yere gitmesi veya ölmesi gibi yeni olguların zorunlu kılması hâlinde hâkim, re'sen veya ana ve babadan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alır.[12] Maddedeki ölçü, yeni bir olgunun bulunması değil, o olgunun düzenlemenin değişmesini zorunlu kılmasıdır; bu nedenle yeniden evlenme tek başına yeterli sayılmaz, çocuğun bakımı ya da gelişimi bundan etkileniyorsa gündeme gelir. Kişisel ilişki düzenlemesine uyulmaması da yukarıda anlatılan ihtar mekanizması nedeniyle ayrı bir değişiklik sebebidir. Koşulları ve örnekleri velayetin sonradan değiştirilmesi sayfasında, sürecin ne kadar sürebileceğini ise velayet davasının süresi rehberinde bulabilirsiniz. ## 13. Yargı Paketi Velayet Davalarını Nasıl Etkileyebilir? Basına yansıyan hazırlık çalışmalarına göre çekişmeli davalarda mahkemenin önce yalnızca boşanma ya da ayrılık talebini karara bağlaması; nafaka, velayet, tazminat ve mal paylaşımı uyuşmazlıklarının ise ayrı yargılamalarda görülmesi planlanıyor. Ekim 2026 başı itibarıyla TBMM'ye sunulmuş bir kanun teklifi bulunmuyor; bu nedenle bu yazıda anlatılan kurallar yürürlükteki düzenlemedir. Gelişmeleri 13. Yargı Paketi'nde boşanma ve nafaka düzenlemeleri sayfamızdan izleyebilirsiniz. ## Velayet Davasında Hangi Belgeler ve Kayıtlar Önemlidir? Hâkimin önüne gelen en değerli malzeme, çocuğun gündelik hayatını gösteren sade ve tarihli kayıtlardır. Hangi durumun hangi belgeyle gösterilebileceğini aşağıdaki tablo özetler. Göstermek istediğiniz durumİşe yarayabilecek kayıtlarGünlük bakımı kimin yürüttüğüOkul veli görüşmeleri ve devam kayıtları, öğretmen veya rehberlik servisiyle yapılan yazışmalarSağlık takibiAile hekimi ve çocuk doktoru randevuları, aşı ve kontrol kayıtları, reçetelerEğitim düzeniKarne, devamsızlık durumu, ders ve etüt takibini gösteren kayıtlarKonut ve gündelik düzenÇocuğun yaşam alanını ve okul rutinini gösteren sade belgeler, kira sözleşmesi veya tapuDiğer ebeveynle ilişkinin desteklenmesiKişisel ilişki günlerine uyumu gösteren mesajlar ve teslim tutanaklarıGüvenlik endişesiAdli rapor, kolluk tutanağı, koruma veya uzaklaştırma kararı gibi resmî kayıtlar Bu kayıtları hukuka uygun yollarla toplamak ve çocuğu delil sürecinin tarafı hâline getirmemek, hem çocuğun korunması hem de dosyanın güvenilirliği açısından önemlidir. Çocuğun bakım düzeni, tedbir talebi ve sosyal inceleme sürecini dosyanıza göre birlikte planlamak istiyorsanız aile ve boşanma hukuku sayfamızda çalışma alanımızı ve başvuru yolunu görebilirsiniz. Velayet davanız için Kartal aile hukuku avukatı ekibimizle iletişime geçebilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Boşanmada çocuk kaç yaşında babaya verilir? C: Kanunda babaya velayet verilmesi için bir yaş sınırı yoktur. Hâkim yaştan çok fiilî bakım düzenine, çocuğun ihtiyaçlarına ve uzman raporuna bakar. Küçük çocuklarda velayetin çoğunlukla anneye bırakılması bir eğilimdir, kural değildir; babanın bakım kapasitesi ve çocuğun alıştığı düzen ağır basarsa baba da velayeti alabilir. S: Çocuk “babamla kalmak istiyorum” derse velayet babaya verilir mi? C: Her zaman verilmez. İdrak çağındaki çocuğun görüşü alınır ve önemsenir, ancak hâkimi bağlamaz. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, çocuğun üstün yararı gerektiriyorsa görüşünün aksine karar verilebileceğini kabul etmiştir. Beyanın baskı ya da yönlendirme altında oluşup oluşmadığı da uzman değerlendirmesiyle incelenir. S: Boşanmada kusurlu olmak velayeti kaybettirir mi? C: Kendiliğinden kaybettirmez. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'ne göre ebeveynlerin boşanmadaki kusurları ancak çocuğun üstün yararını etkilemediği ölçüde göz önünde tutulur; çocuğun yararıyla çatıştıklarında geri planda kalırlar. Aynı davranış çocuğun güvenliğini veya bakımını da etkiliyorsa, örneğin çocuğa yönelik şiddet söz konusuysa, o yönüyle değerlendirilir. S: Geliri düşük ya da çalışmayan ebeveyn velayeti alabilir mi? C: Evet, alabilir. Gelir düzeyi tek başına belirleyici değildir; hâkim çocuğun bakımını fiilen kimin yürüttüğüne ve ihtiyaçlarının nasıl karşılanacağına bakar. Velayeti almayan ebeveyn çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorunda olduğundan, gelir farkı iştirak nafakasıyla dengelenebilir. S: Anlaşmalı boşanmada velayet protokolü hâkimi bağlar mı? C: Bağlamaz. Hâkim tarafları bizzat dinler ve çocuklara ilişkin düzenlemeyi uygun bulması gerekir. Düzenlemeyi çocuğun yararına aykırı görürse değişiklik isteyebilir; taraflar bu değişikliği kabul etmedikçe anlaşmalı boşanma kararı verilemez. S: Dava sürerken çocuk kimde kalırsa velayet de onda mı kalır? C: Zorunlu değildir. Tedbiren velayet dava süresince alınan geçici bir önlemdir ve kalıcı kararı bağlamaz. Yine de çocuğun alıştığı düzenin korunması velayet değerlendirmesinde ağırlık taşıdığından, dava sırasında yerleşen fiilî düzen sonucu etkileyebilir. Sosyal inceleme raporu ve çocuğun dinlenmesi farklı bir tablo ortaya koyarsa hâkim kalıcı kararı buna göre verir. --- # En Kolay Boşanma Sebepleri Nelerdir? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/en-kolay-bosanma-sebepleri-nelerdir/ Güncelleme: 2026-10-13 Kısa cevap: Türk hukukunda en kolay boşanma yolu anlaşmalı boşanmadır; evliliğin en az 1 yıl sürmüş olması ve tarafların tüm sonuçlarda anlaşması koşuluyla genellikle tek duruşmada, 6-12 haftada sonuçlanır. Anlaşma sağlanamazsa evlilik birliğinin temelden sarsılması (TMK md. 166/1) en esnek genel sebep olarak öne çıkar; somut bir olay ispatı gerekmez ve hak düşürücü süre taşımaz. Eş rıza göstermezse 3 yıllık fiili ayrılık (TMK md. 166/4) da bir yoldur. Boşanmaya karar veren kişilerin sıkça sorduğu sorulardan biri şudur: en kolay boşanma sebepleri nelerdir? Türk hukukunda "kolay boşanma" kavramı; sürecin hızlı tamamlanması, ispat yükünün hafif olması ve tarafların en az yıpranmasıyla sonuçlanması anlamında değerlendirilmelidir. Bu açıdan bakıldığında en hızlı ve en az çatışmalı boşanma yolu anlaşmalı boşanmadır. Bununla birlikte anlaşma sağlanamayan durumlarda evlilik birliğinin temelden sarsılması genel boşanma sebebi, geniş kapsamı ve esnek ispat standardıyla öne çıkar. Bu rehber; en kolay boşanma sebeplerini, hangi koşullarda hangi yolun tercih edilmesi gerektiğini ve hak kaybı yaşamamak için dikkat edilmesi gereken kritik noktaları kapsamlı biçimde açıklamaktadır. ## "Kolay Boşanma" Türk Hukukunda Ne Anlama Gelir? Türk hukukunda boşanma sebepleri iki ana kategoriye ayrılır: özel boşanma sebepleri (TMK md. 161–165) ve genel boşanma sebebi (TMK md. 166). Özel sebepler; zina, terk, şiddet, suç işleme ve akıl hastalığı gibi belirli olayların varlığını ve çoğunlukla sıkı ispat koşullarını gerektirir. Genel sebep ise evlilik birliğinin temelden sarsıldığını esas alır ve çok daha esnek bir uygulama zeminine sahiptir. "Kolay boşanma" denildiğinde hukuken üç temel kriter öne çıkar: ✔ Hız: Davanın mümkün olan en kısa sürede sonuçlanması ✔ Düşük ispat yükü: Karmaşık delil süreçleri gerektirmemesi ✔ Az çatışma: Tarafların duygusal ve mali açıdan en az yıpranması Kritik uyarı: "Kolay boşanma" ifadesi, hak kayıpsız boşanma anlamına gelmez. Hızlı seçilen yol, nafaka, tazminat veya velayet gibi kritik haklardan vazgeçmek zorunda kalınmasına zemin hazırlayabilir. Sürecin hızı kadar hakların eksiksiz korunması da öncelikli hedef olmalıdır. ## En Kolay Boşanma Yolu Hangisidir? Anlaşmalı Boşanma Neden Öne Çıkar? Türk hukukunda en hızlı, en az masraflı ve en az çatışmalı boşanma yolu tartışmasız biçimde anlaşmalı boşanmadır; tek celsede sonuçlanabilmesi ve delil sürecinin bulunmaması bu yolu öne çıkaran başlıca özelliklerdir. Anlaşmalı boşanmanın avantajları: ✔ Tek duruşmayla tamamlanabilir; ortalama 6–12 haftada sonuçlanır ✔ Kusur tartışması yapılmaz; taraflar mahkemede birbirini suçlamak zorunda kalmaz ✔ Çekişmeli boşanmaya göre çok daha az masraflıdır ✔ Taraflar istinaftan feragat ederse karar duruşma günü kesinleşir ✔ Nafaka, velayet ve mal paylaşımı tarafların kontrolünde şekillenir Anlaşmalı boşanmanın koşulları: ✔ Evliliğin en az 1 yıl sürmüş olması ✔ Her iki tarafın boşanmaya ve tüm sonuçlarına özgürce rıza göstermesi ✔ Eksiksiz ve hukuka uygun bir boşanma protokolünün hazırlanmış olması ✔ Her iki tarafın duruşmada bizzat hazır bulunması Risk uyarısı: Anlaşmalı boşanma "kolay" görünse de protokolde yapılan hatalar bu avantajı tersine çevirebilir. Nafaka hakkından bilinçsizce vazgeçilmesi veya mal paylaşımının eksik kaleme alınması gibi hataları önlemek için anlaşmalı boşanma protokolü mutlaka avukat eşliğinde hazırlanmalıdır. ## Evlilik Birliğinin Temelden Sarsılması Neden En Esnek Boşanma Sebebidir? Anlaşmanın sağlanamadığı durumlarda en geniş kapsamlı ve en esnek boşanma sebebi TMK md. 166/1 kapsamındaki evlilik birliğinin temelden sarsılmasıdır. Bu sebep; zina, şiddet veya terk gibi somut olayların varlığını aramaz. Evlilik birliğini çekilmez hâle getiren herhangi bir durumun varlığı yeterlidir. Bu sebeple boşanmayı kolaylaştıran başlıca özellikler: ✔ Geniş kapsam: Geçimsizlik, iletişimsizlik, güven bunalımı, farklı yaşam anlayışı, süregelen tartışmalar hepsi bu kapsamda değerlendirilebilir ✔ Esnek ispat: Somut bir suç eyleminin ispatlanması gerekmez; evlilik birliğinin sürdürülemez hâle geldiğinin ortaya konulması yeterlidir ✔ Hak düşürücü süre yoktur: Zina veya şiddette olduğu gibi 6 aylık süre kaygısı taşınmaz ✔ Her koşulda kullanılabilir: Özel boşanma sebeplerinin koşullarını sağlayamayan ya da süresi kaçan taraflar bu yola başvurabilir Gerçek hayat örneği: Eşinin zina yaptığını öğrenen ancak 6 aylık hak düşürücü süreyi kaçıran bir kadın, artık zina sebebiyle dava açamaz. Ancak aynı olay; güven bunalımı, iletişimsizlik ve ortak yaşamın sürdürülemezliği gerekçesiyle TMK md. 166/1 kapsamında değerlendirilerek boşanma davası başarıyla açılabilir. Üstelik zina eylemi bu davada ağır kusur kanıtı olarak kullanılabilir; tazminat stratejisini güçlendirir. ## Hangi Durumlarda Hangi Boşanma Sebebi Seçilmelidir? Eşler boşanmak istiyor ancak nafaka, velayet veya mal paylaşımında anlaşamıyorsa çekişmeli boşanma davası açılmalı; evlilik birliğinin sarsılması genel boşanma sebebi güvenlik ağı işlevi görür. Her iki taraf da boşanmak istiyor ve temel konularda uzlaşabiliyorsa: → Anlaşmalı boşanma (TMK md. 166/3) — En hızlı, en az masraflı yol. Avukat eşliğinde eksiksiz protokol hazırlanmalıdır. Eşler boşanmak istiyor ancak nafaka, velayet veya mal paylaşımında anlaşamıyorsa: → Evlilik birliğinin sarsılması (TMK md. 166/1) — Geniş kapsamlı genel sebep; geçimsizlik, güven bunalımı veya iletişimsizlik yeterli gerekçe oluşturur. Zina, şiddet veya terk gibi somut bir olay yaşandıysa: → Özel boşanma sebebi + genel sebep birlikte — Özel sebep tazminat avantajı sağlar; genel sebep güvenlik ağı işlevi görür. Her ikisinin dilekçeye eklenmesi stratejik açıdan önerilir. Hak düşürücü süre kaçırıldıysa (zina veya şiddet için 6 ay geçtiyse): → Evlilik birliğinin sarsılması (TMK md. 166/1) — Aynı olaylar bu kapsamda ağır kusur kanıtı olarak kullanılabilir. Eş boşanmaya yanaşmıyor ve 3 yıl fiili ayrılık varsa: → TMK md. 166/4 — Fiili ayrılık sebebiyle boşanma — Her iki tarafın da dava açmış olması ve ayrılığın 3 yıl sürmesi koşuluyla hâkim boşanmaya hükmedebilir. Bu yol, eşin rızası olmadan da boşanmayı mümkün kılar. ## Eş Boşanmak İstemiyorsa Boşanmak Mümkün Mü? En Kolay Yol Hangisidir? Türk hukukunda eşin rızasına ihtiyaç duymaksızın boşanmak mümkündür; ancak bu durumda çekişmeli dava açılması kaçınılmazdır. En sık başvurulan yollar şunlardır: Evlilik birliğinin temelden sarsılması (TMK md. 166/1): Mahkeme, evlilik birliğinin ortak hayatı sürdürmeyi beklenemez hâle getirip getirmediğini değerlendirir. Davacının ağır kusurlu olmadığını ispat etmesi yeterlidir; eşin karşı çıkması boşanmayı engelleyemez. 3 yıllık fiili ayrılık (TMK md. 166/4): Her iki tarafın dava açmış olması, davaların reddedilmesi ve bu kararların kesinleşmesinden itibaren 3 yıl geçmesi koşuluyla taraflardan birinin talebiyle hâkim boşanmaya hükmeder. Bu yol uzun olmakla birlikte eşin mutlak rızasına ihtiyaç duymaz. Risk uyarısı: "Eş boşanmak istemiyor" durumunda sabır ve güçlü delil stratejisi belirleyicidir. Davacı tarafın ağır kusurlu bulunması, davanın reddedilmesine yol açabilir. Dava başında avukatla birlikte kurulacak güçlü strateji, eşin direncini aşmanın en etkili yoludur. ## Hızlı Boşanmak İçin Yapılması Gereken 6 Hazırlık ✔ Anlaşmalı yol mümkünse önce bunu deneyin: Eşle temel konularda uzlaşmak, süreci yıllarca kısaltır ve her iki taraf için de mali yükü azaltır. ✔ Protokolü avukat eşliğinde hazırlayın: Anlaşmalı boşanmada protokol hataları tek celse avantajını ortadan kaldırır; hâkimin protokolü reddetmesi süreci uzatır. ✔ Delilleri baştan toplayın: Çekişmeli yolda ilerlenecekse WhatsApp yazışmaları, tanık listesi ve varsa adli tıp raporu dava başında hazır olmalıdır. ✔ Tüm talepleri dilekçeye ekleyin: Nafaka, tazminat ve velayet talepleri ilk dilekçeye eklenmezse sonradan talep edilemez; bu hata süreci uzatır ve hak kaybı doğurur. ✔ Adli takvimi gözetin: Adli tatil dönemine (20 Temmuz–31 Ağustos) denk gelmemek için dava tarihini avukatla planlayın; yanlış zamanlama ilk duruşmayı 6–10 hafta erteleyebilir. ✔ Yetkili mahkemeyi doğru seçin: Birden fazla yetkili mahkeme seçeneği varsa iş yükü daha düşük olanı tercih etmek ilk duruşma tarihini önemli ölçüde yakınlaştırabilir. ## En Kolay Boşanma Yolu ile En Avantajlı Boşanma Yolu Aynı Mıdır? Bu soru, boşanma sürecinde en sık gözden kaçan ama en kritik nüansı barındırır. En hızlı yol her zaman en avantajlı yol değildir. Bazı durumlarda anlaşmalı boşanma, protokolde bilinçsizce yapılan bir feragat nedeniyle yıllarca sürecek nafakasız ya da tazminatsız bir hayata zemin hazırlayabilir. Öte yandan zina veya şiddet gibi ağır kusur içeren davalarda çekişmeli yol seçmek; daha uzun ve meşakkatli görünse de çok daha yüksek tazminat ve daha güçlü nafaka güvencesi sağlayabilir. Doğru soru şudur: "Bu davada benim için en hızlı yol hangisidir?" değil, "Haklarımı eksiksiz koruyarak en verimli biçimde sonuçlanacak yol hangisidir?" Bu sorunun yanıtı her dava için farklıdır ve yalnızca aile hukuku alanında uzmanlaşmış bir avukatla yapılacak bireysel değerlendirmeyle ortaya çıkar. Bu sorunun yanıtı her dava için farklıdır ve yalnızca aile hukuku avukatı ile yapılacak bireysel değerlendirmeyle ortaya çıkar. ## Hızlı ve Hak Kayıpsız Boşanın — Ücretsiz İlk Danışma En kolay boşanma yolu, haklarınızı koruyan en verimli yoldur. Anlaşmalı boşanmada protokolün doğru hazırlanması, çekişmeli davada güçlü delil stratejisi ve doğru mahkeme seçimi; süreyi kısaltırken hakları da güvence altına alır. Koza Avukatlık ve Danışmanlık olarak boşanma sürecinizin hem hızlı hem de hak kayıpsız ilerlemesi için ücretsiz ilk danışmanlık sunuyoruz. Hangi yolun sizin için en doğru olduğunu birlikte belirleyelim. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Türk hukukunda en kolay ve en hızlı boşanma yolu hangisidir? C: En hızlı ve en az çatışmalı boşanma yolu anlaşmalı boşanmadır. Eksiksiz protokol hazırlanmışsa tek celsede sonuçlanabilir; ortalama 6–12 haftada tamamlanır. Çekişmeli boşanmaya göre çok daha az masraflıdır; taraflar istinaftan feragat ederse karar duruşma günü kesinleşir. S: Eşimle anlaşamıyorum; en kolay çekişmeli boşanma sebebi hangisidir? C: Evlilik birliğinin temelden sarsılması (TMK md. 166/1) en esnek ve en geniş kapsamlı çekişmeli boşanma sebebidir. Somut bir suç eyleminin ispatlanması gerekmez; geçimsizlik, güven bunalımı, iletişimsizlik ve ortak yaşamın sürdürülemez hâle gelmesi yeterli gerekçe oluşturur. Hak düşürücü süreye tabi değildir. S: Eşim boşanmak istemiyor; yine de boşanabilir miyim? C: Evet. Türk hukukunda eşin rızasına gerek kalmaksızın boşanmak mümkündür. Evlilik birliğinin sarsılması sebebiyle açılan çekişmeli davada mahkeme, davacının ağır kusurlu olmadığını tespit ederse eşin itirazına rağmen boşanmaya hükmedebilir. 3 yıllık fiili ayrılık koşulu gerçekleşmişse TMK md. 166/4 kapsamında da boşanma talep edilebilir. S: Anlaşmalı boşanma çekişmeli boşanmadan daha mı az masraflıdır? C: Evet. Anlaşmalı boşanma çoğu zaman tek duruşmada bittiği için yargılama giderleri ve avukatlık ücreti çekişmeli davaya göre çok daha düşük kalır. Çekişmeli davada tanık, bilirkişi ve uzayan yargılama nedeniyle masraflar artar; davayı kaybeden taraf ayrıca karşı vekâlet ücretini ödeyebilir. S: Zina için 6 aylık süreyi kaçırdım; boşanma hakkım düştü mü? C: Hayır. Zina sebebiyle özel boşanma davası açma hakkı düşmüş olsa da aynı olaylar evlilik birliğinin sarsılması (TMK md. 166/1) kapsamında ağır kusur kanıtı olarak kullanılabilir. Bu yolda hak düşürücü süre uygulanmaz; üstelik zina eylemi tazminat miktarını artıran güçlü bir gerekçe olmaya devam eder. S: Anlaşmalı boşanmada protokolü hazırlamadan avukatsız dava açılabilir mi? C: Yasal olarak mümkündür; ancak protokolde yapılan hatalar hâkimin reddiyle sonuçlanır ve süreç 6–10 hafta uzar. Nafaka hakkından bilinçsizce vazgeçilmesi, velayet düzenlemesinin muğlak bırakılması ya da mal paylaşımının eksik kaleme alınması ilerleyen yıllarda telafi edilemez kayıplara dönüşebilir. Protokolün avukat eşliğinde hazırlanması hem hızı hem de hak güvencesini sağlar. --- # Kartal İfade Avukatı URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/kartal-ifade-avukati/ Güncelleme: 2026-10-13 Kısa cevap: Kartal’da ifade veya sorgu sürecinde şüpheli, gözaltının ilk anından itibaren susma ve müdafiden yararlanma hakkına sahiptir (CMK m.147). Kartal’da ayrı adliye yoktur: ifadeler İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’nda veya kolluk birimlerinde alınır, tutuklama sorgusu İstanbul Anadolu Sulh Ceza Hâkimliği’nde yapılır; ikisi de Kartal Cevizli’deki Anadolu Adalet Sarayı’ndadır. Koza Avukatlık bu süreçlerde müdafilik yapar. Kartal ifade avukatı arayışındaki bireyler için gözaltı, sorgu ve ifade alma süreçleri; ceza hukukunun en kritik ve en hassas aşamalarını oluşturmaktadır. Şüpheli ya da sanık sıfatıyla çağrıldığınız ifade ya da sorgu sürecinde verilen her beyan, kullanılan her kelime ilerleyen yargılama aşamalarında belirleyici rol oynayabilmektedir. İfade aşamasında yapılan bir hata; mahkeme sürecinde aleyhte delil olarak kullanılabilmekte, tutukluluğun uzamasına ya da daha ağır suçlamalarla karşılaşılmasına zemin hazırlayabilmektedir. Bu nedenle savcılığa ya da emniyete çağrıldığınız anda deneyimli bir ceza avukatından destek almanız; haklarınızın korunması ve sürecin doğru yönetilmesi açısından vazgeçilmez öneme sahiptir. Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal Ceza Avukatı olarak ifade ve sorgu süreçlerinin tüm boyutlarında müvekkillerine güçlü, koruyucu ve deneyimli hukuki temsil sunmaktadır. Av. Fatma Umay Bayrak ve Av. Büşra Onay Oğurcu önderliğindeki büromuz; Kartal’daki İstanbul Anadolu Adalet Sarayı’nda bulunan İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı ve ağır ceza mahkemelerindeki aktif deneyimiyle her müvekkile sürece özel strateji oluşturmaktadır. ## Kartal İfade Avukatı Nedir, Hangi Davalara Bakar? İfade avukatı; şüpheli, sanık ya da tanık sıfatıyla savcılık, emniyet ya da hâkim önünde ifade verecek bireyleri temsil eden; CMK'nın güvence altına aldığı susma hakkı, avukat talep etme hakkı ve adil yargılanma hakkını en etkin biçimde kullanan uzman bir ceza avukatıdır. İfade avukatlığı; yalnızca o an için değil, ilerleyen tüm yargılama süreci için temel stratejiyi belirleme anlamını da taşımaktadır. Kartal'da ifade avukatları başlıca şu konularda hizmet vermektedir: gözaltında acil avukat desteği ve ilk ifade öncesi hazırlık, savcılık sorgusunda müdafi sıfatıyla aktif katılım, tanık ifadesi öncesi hukuki danışmanlık, ifade sırasında hukuka aykırı sorulara itiraz, tutukluluğa itiraz ve adli kontrol talebi, tutukluluk sorgusu öncesi strateji belirleme, gözaltının hukuka uygunluğunun denetlenmesi ve dijital delillerin ifadeye etkisi konusunda rehberlik. Koza Avukatlık bu alanların tamamında güncel CMK bilgisi ve yerel savcılık pratiğiyle etkin temsil sunmaktadır. ## İfade Hukuku Kapsamında Verilen Hizmetler Nelerdir? Koza Avukatlık; ifade ve sorgu süreçlerinde gözaltı anından serbest bırakılmaya ya da iddianame düzenlenmesine uzanan her aşamayı kapsayan bir hizmet yelpazesi sunmaktadır. Gözaltında acil avukat desteği ve ilk ifade stratejisinin oluşturulması, savcılık sorgusunda müdafi sıfatıyla fiziksel olarak hazır bulunma, hukuka aykırı sorulara anında itiraz etme, tutanağın doğru tutulmasının denetlenmesi ve gözaltı süresinin dolması yaklaştığında tahliye ya da tutukluluk stratejisinin belirlenmesi başlıca hizmetler arasındadır. Tutukluluk sorgusunda ise mahkeme önünde güçlü tahliye argümanlarının sunulması, adli kontrol tedbirinin tutukluluk yerine kabul edilmesi için gerekçelerin ortaya konulması ve tutukluluk kararına karşı itiraz dilekçesinin hazırlanması da büromuzun aktif olduğu alanlardandır. Koza Avukatlık, sürecin en erken aşamasından itibaren müvekkilinin yanında yer almayı en temel görev olarak benimsemektedir. ## Kartal'da En İyi İfade Avukatı Nasıl Seçilir? İfade avukatı seçimi; ceza yargılamasının ilk ve belirleyici aşamasını oluşturmaktadır. Bu aşamadaki doğru avukat tercih; ilerleyen tüm yargılama sürecini olumlu yönde etkileyebilmektedir. ## Kartal'da En İyi İfade Avukatı Seçerken Dikkat Edilmesi Gerekenler Doğru ifade avukatını seçerken şu ölçütler belirleyici olmaktadır: ceza hukukunda gerçek saha deneyimi, gözaltı anında hızlı müdahale kapasitesi, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı ve Anadolu Adliyesi’ndeki ağır ceza mahkemelerinde aktif pratik, CMK haklarını müvekkile açık biçimde aktarma becerisi ve ifade öncesi stratejik hazırlık yapabilme yetkinliği. İlk görüşmede suçlamanın kapsamını ve ifade stratejisini somut biçimde paylaşan avukat; doğru tercih işaretidir. ## İfade Davalarında Deneyimin Önemi İfade sürecinde deneyim; yalnızca kanun bilgisini değil, hangi soruların yönlendirici nitelik taşıdığını, müvekkilin ne zaman susması ne zaman konuşması gerektiğini ve tutanağın nasıl denetlenmesi gerektiğini bilmeyi de kapsamaktadır. Gözaltının ilk saatlerindeki avukat varlığı; uzun soluklu yargılama boyunca savunmanın tüm eksenini belirleyebilmektedir. Koza Avukatlık bu pratiği her müvekkil için farklılaştırıcı bir hizmet kalitesi olarak sunmaktadır. ## Kartal İfade Avukatı Tavsiye ve Danışmanlık Süreci İfade çağrısı ya da gözaltı durumunda hangi adımların atılacağını bilmek; sürecin seyrini başından olumlu etkilemektedir. Koza Avukatlık, danışmanlık arayan müvekkillerine acil müdahale ve yapılandırılmış bir süreç sunmaktadır. ## Kartal İfade Avukatı Tavsiye Arayanlar İçin Doğru Yöntemler İfade avukatı arayanların izlemesi gereken en sağlıklı yol şudur: gözaltı ya da ifade çağrısı alındığında avukat talep etmeden kesinlikle hiçbir beyanda bulunmamak, ardından hızla büroyla iletişime geçmek ve suçlamanın içeriği ile mevcut durumu avukatla birlikte değerlendirmektir. Koza Avukatlık ilk görüşmede suçlamanın kapsamını, ifade stratejisini ve tutukluluk riskini gerçekçi biçimde paylaşmaktadır. ## İfade Davalarında Strateji Belirleme Süreci Koza Avukatlık, ifade davalarında strateji belirleme sürecini şu aşamalarda yürütmektedir: önce suçlamanın niteliğinin ve mevcut delil durumunun analizi, ardından susma hakkının kullanılıp kullanılmayacağının belirlenmesi, akabinde hangi konularda beyan verilmesi ya da verilmemesi gerektiğinin müvekkile açıkça aktarılması ve son olarak tutukluluk riskine karşı tahliye argümanlarının hazırlanması. Bu sistematik hazırlık; ifade sürecinin müvekkil lehine en iyi biçimde yönetilmesini sağlamaktadır. ## Kartal İfade Avukatı Ücretleri 2026 İfade ve sorgu sürecindeki avukatlık ücretleri; suçlamanın niteliğine, sürecin kapsamına ve tutukluluğun söz konusu olup olmamasına göre belirlenmektedir. Türkiye Barolar Birliği asgari ücret tarifesi yasal alt sınırı oluşturmaktadır. ## Kartal'da İfade Avukatı Ücretleri Neye Göre Belirlenir? Ücretlendirmeyi belirleyen başlıca faktörler: suçlamanın ağırlığı, gözaltı ya da ifade aşaması temsili mi ek olarak tutukluluk sorgusu da dahil mi, davanın ilerleyen aşamalarının kapsama alınıp alınmadığı ve acil müdahale gerektirip gerektirmediğidir. Hizmet Türü Ücret Yapısı Notlar İfade / sorgu aşaması temsili Sabit ücret TBB asgari ücret tarifesi alt sınırdır Gözaltı sürecinde avukatlık Sabit ücret Acil müdahale dahil Tutukluluk sorgusu ve itirazı Sabit ücret Ayrıca belirlenir Ceza davası bütünü (iddianameden karara) Dava kapsamına göre İlk görüşmede netleşir ## Kartal'da Görülen İfade ve Sorgu Süreçleri Nelerdir? İfade ve sorgu süreçleri; suçlamanın türüne ve aşamasına göre farklı biçimlerde karşımıza çıkmaktadır. Her birinin kendine özgü hukuki statüsü ve güvenceleri mevcuttur. ## Sorgu Nedir? İfadeden Farkı Nedir? İfade alma ile sorgu arasındaki fark, kişiyi kimin dinlediğine bağlıdır: ifade alma, şüphelinin kolluk görevlileri veya Cumhuriyet savcısı tarafından dinlenmesidir; sorgu ise şüpheli veya sanığın hâkim ya da mahkeme tarafından dinlenmesidir (CMK m.2). Her iki işlemde de susma hakkı ve müdafiden yararlanma hakkı aynı şekilde geçerlidir (CMK m.147). Tanık ise kural olarak gerçeği söylemekle yükümlüdür; ancak kendisini veya CMK m.45’te sayılan yakınlarını ceza kovuşturmasına uğratabilecek sorulara cevap vermekten çekinebilir (CMK m.48). Uygulamada sorgu en çok iki aşamada karşınıza çıkar: tutuklama talebiyle sulh ceza hâkimliği önünde yapılan sorgu ve kovuşturma aşamasında mahkeme önünde yapılan sanık sorgusu. Savcılıkta verilen beyan ise hukuken sorgu değil, ifadedir. Her birinin hukuki sonuçları ve hazırlık gereksinimleri farklıdır. Koza Avukatlık, müvekkilin hangi sorgu türüyle karşı karşıya olduğunu belirleyerek sorguya özgü strateji oluşturmaktadır. ## Sorguda Susma Hakkı ve Anayasal Güvenceler Anayasa’nın 38. maddesi ve CMK’nın 147. maddesi; şüpheli ve sanığa soruda kendisini suçlamaya zorlanamayacağını ve susma hakkını serbestçe kullanabileceğini güvence altına almaktadır. Susma hakkının kullanılması; suçluluk göstergesi olarak değerlendirilemez. Hâkimler, savcılar ve kolluk; bu hakkın kullanılmasını olumsuz biçimde yorumlayamaz. Koza Avukatlık, müvekkile sorgu öncesinde susma hakkını ne zaman ve nasıl kullanması gerektiğini açıkça aktarmaktadır. Sorguda ayrıca; isnat edilen suç ve deliller hakkında bilgilendirilme hakkı, avukat yardımından yararlanma hakkı, lehte delillerin toplanması için talepte bulunma hakkı ve ifadenin tutanaklara eksiksiz geçirilmesini isteme hakkı da mevcuttur. Bu hakların tamamı titizlikle kullanılmalı; ihlali durumunda hukuki itiraz yollarına başvurulmalıdır. ## Sorgu Öncesi Hazırlık: Strateji Belirleme Sorgu öncesinde avukatla gerçekleştirilen kapsamlı hazırlık görüşmesi; sürecin en belirleyici adımlarından birini oluşturmaktadır. Bu görüşmede müvekkil; suçlamanın içeriği, mevcut delil durumu, sorgu stratejisi (susma hakkının kullanılıp kullanılmaması, hangi konularda beyan verilmesi ya da verilmemesi), soruların muhtemel yönü ve avukatın sorgu sırasındaki rolü hakkında kapsamlı biçimde bilgilendirilmektedir. Koza Avukatlık, her sorgu öncesinde bu hazırlığı titizlikle gerçekleştirmektedir. Sorgu stratejisi; suçlamanın niteliğine ve mevcut delillere göre farklılaşmaktadır. Bazı durumlarda kapsamlı bir savunma beyanı vermek; bazı durumlarda ise susma hakkını kullanmak daha avantajlı olabilmektedir. Bu kararın doğru verilmesi; deneyimli bir ceza avukatının dosyayı bütünlüklü değerlendirmesiyle mümkün olmaktadır.   ## Şüpheli Sıfatıyla Savcılık İfadesi Şüpheli sıfatıyla savcılığa ya da emniyete çağrılan kişi; ifade öncesinde avukat talep etme ve müdafiden yararlanma ve susma hakkına sahiptir; müdafi istediğinde, müdafii gelene kadar beyanda bulunmak zorunda değildir. CMK'nın 147. maddesi bu güvenceyi açıkça düzenlemektedir. Koza Avukatlık, savcılık ifadesi öncesinde müvekkiliyle kapsamlı bir hazırlık görüşmesi yaparak süreci en başından doğru yönetmektedir. ## Tutukluluk Sorgusu ve Adli Kontrol Talebi Gözaltı süresi sonunda Cumhuriyet savcısı tutuklama talep ederse şüpheli, sulh ceza hâkimliği önünde sorguya çekilir. Tutuklama kararı verilebilmesi için kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin ve kaçma ya da delil karartma şüphesi gibi bir tutuklama nedeninin bulunması gerekir; tutuklama, işin önemi ve beklenen cezayla ölçülü olmalıdır (CMK m.100). Adli kontrolün yeterli olacağı durumlarda tutuklama yerine adli kontrol kararı verilir (CMK m.109). Koza Avukatlık tutukluluk sorgusunda tahliye ve adli kontrol için güçlü argümanlar sunarak müvekkili adına kararlı bir temsil yürütmektedir. ## Dijital Delillerin İfade Sürecine Etkisi Günümüzde telefon kayıtları, mesajlaşma uygulaması yazışmaları ve sosyal medya paylaşımları; savcılık soruşturmalarında giderek artan bir ağırlık kazanmaktadır. İfade aşamasında bu dijital delillerle yüzleştirilmek; hazırlıksız bireyler için son derece zorlaştırıcıdır. Koza Avukatlık dijital delillerin hukuki değerini ve bunlara karşı geliştirilebilecek savunma argümanlarını müvekkiliyle önceden tartışarak ifadeye hazırlamaktadır. ## Örgüt ve Toplu Suç İddialarında İfade Süreci Terör, suç örgütü ve toplu suç iddialarında ifade ve sorgu süreci; bireysel suçlamalara kıyasla çok daha kapsamlı ve uzun soluklu bir nitelik kazanmaktadır. Gözaltı süresi uzayabilmekte, tutukluluk ihtimali artmakta ve ifade birden fazla savcı ya da kolluk birimi tarafından alınabilmektedir. Koza Avukatlık bu davalarda her sorgu öncesinde ayrı hazırlık yaparak müvekkilini sürecin tamamında bütünlüklü biçimde temsil etmektedir. ## İfade Davası Süreci Nasıl İşler? İfade ve sorgu süreci; gözaltı ya da davet ile başlamakta, savcılık ya da kolluk ifadesinden tutukluluk sorgusu ya da serbest bırakılmaya uzanmaktadır. Her aşamanın kendine özgü yasal süreleri ve usul kuralları mevcuttur. Bu süreçte atılan her adım; ilerleyen yargılama aşamalarını doğrudan etkilemektedir. ## Kartal’da İfade Süreci: İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Kartal’da ayrı bir adliye yoktur. Kartal’da işlenen suçlara ilişkin soruşturmaları, Cevizli’deki İstanbul Anadolu Adalet Sarayı’nda bulunan İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı yürütür. Şüphelinin ifadesi kolluk birimlerinde veya Cumhuriyet savcısı tarafından alınır; tutuklama talep edilirse şüpheli, aynı adliyedeki İstanbul Anadolu Sulh Ceza Hâkimliği önünde sorguya çekilir. Aynı adliye Maltepe, Pendik, Kadıköy ve Ataşehir gibi Anadolu Yakası ilçelerindeki dosyalara da bakar. Koza Avukatlık, adliyeye yakın konumu ve bu başsavcılıktaki günlük pratiğiyle ifade ve sorgu süreçlerini yakından takip eder. ## Kartal'da İfade Avukatı ile Çalışmanın Avantajları İfade sürecinde avukatsız hareket etmek; özellikle ağır suçlamalarda telafi edilemez hak kayıplarına yol açabilmektedir. Koza Avukatlık ile çalışmanın somut avantajları: gözaltı anında susma ve avukat hakkının bilinçli kullanımı, ifade öncesi kapsamlı strateji hazırlığı, hukuka aykırı sorulara anında itiraz, tutanağın doğru tutulmasının denetlenmesi ve tutukluluk sorgusunda güçlü tahliye argümanları sunulması. ## Kartal İfade Avukatı ile Hemen İletişime Geçin İfade ve sorgu süreçlerinde her saat kritiktir. Gözaltı anından ifade öncesine kadar avukata en kısa sürede ulaşmak; hem o anki durumun doğru yönetilmesi hem de uzun vadeli savunma stratejisinin sağlam kurulması açısından belirleyici öneme sahiptir. Koza Avukatlık, acil gözaltı durumlarında mesai saatleri dışında da ulaşılabilir konumdadır. ## Hızlı Hukuki Destek ve Danışmanlık Koza Avukatlık; telefon, WhatsApp ve e-posta kanalıyla her an ulaşılabilir konumdadır ve ilk görüşmeyi ücretsiz gerçekleştirmektedir. Gözaltı gibi acil durumlarda büromuz anında devreye girerek müvekkilin haklarının korunmasını sağlamaktadır. Bu görüşmede müvekkil; suçlamanın kapsamını, susma hakkının nasıl kullanılacağını ve tutukluluk riskine karşı hazırlıklı olunması gereken konuları net biçimde öğrenmektedir. ## Kartal Bölgesinde Yerinde Hizmet Avantajı Büromuz Cevizli Mah. Kepez Sk. No:7 Kat:4 Kartal/İstanbul adresinde, İstanbul Anadolu Adalet Sarayı’na yakın konumda hizmet vermektedir. Bu yakınlık; gözaltı anında hızlı ulaşım ve savcılık süreçlerinin anlık takibi açısından somut avantaj sağlamaktadır.   ## Sıkça Sorulan Sorular S: İfadeye çağrıldım, ne yapmalıyım? C: İlk adım olarak bir ceza avukatına danışmadan hiçbir yere gitmemeli ve hiçbir beyan vermemelisiniz. Çağrının içeriğini ve statünüzü (tanık mı, şüpheli mi?) avukatınızla değerlendirmeniz şarttır. Koza Avukatlık bu görüşmeyi acilen gerçekleştirmektedir. S: Susma hakkımı kullanırsam aleyhime olur mu? C: Hayır. Susma hakkı anayasal bir güvencedir ve kullanılması suçluluk göstergesi sayılamaz. Koza Avukatlık müvekkile bu hakkın ne zaman ve nasıl kullanılması gerektiğini açıkça aktarmaktadır. S: Avukatsız ifade versem ne olur? C: Kollukta müdafi olmadan alınan ifade, hâkim veya mahkeme önünde doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz (CMK m.148/4). Savcılıkta veya hâkim önünde müdafisiz verilen beyanlar için bu güvence yoktur; bu beyanlar aleyhinize delil olarak değerlendirilebilir. Bu nedenle ifadeden önce avukatınızla görüşmeniz önemlidir. S: Tutukluluk kararına itiraz edebilir miyim? C: Evet. Sulh ceza hâkimliğinin tutuklama kararına, kararı öğrendiğiniz günden itibaren iki hafta içinde itiraz edilebilir (CMK m.268). İstanbul Anadolu’da birden fazla sulh ceza hâkimliği bulunduğundan itirazı, kararı veren hâkimliği numara olarak izleyen sulh ceza hâkimliği inceler (CMK m.268/3-a). İtiraz reddedilse de tutukluluk en geç otuzar günlük sürelerle yeniden incelenir ve her aşamada tahliye talep edilebilir. S: Kartal ifade avukatı tavsiye nasıl alınır? C: Telefon (+90 538 980 49 46 / +90 535 924 18 52), WhatsApp veya iletisim@kozaavukatlik.com.tr adresi üzerinden iletişime geçerek ücretsiz ilk görüşme talep edebilirsiniz. Acil gözaltı durumlarında 7/24 ulaşılabilir konumdayız. --- # Kartal Dolandırıcılık Suçu Davası Avukatı URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/kartal-dolandiricilik-sucu-davasi-avukati/ Güncelleme: 2026-04-29 Kısa cevap: Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal'da dolandırıcılık ve nitelikli dolandırıcılık dosyalarında sanık savunması ve mağdur vekilliği yürütür. Temel dolandırıcılıkta 1 ila 5 yıl, nitelikli hâllerde 3 ila 10 yıl hapis öngörülür; nitelikli dolandırıcılık davaları Kartal Ağır Ceza Mahkemesinde görülür. Büro Cevizli, Kepez Sk. No:7 Kat:4 Daire:9, 34865 Kartal/İstanbul adresindedir; ilk görüşme ücretsizdir. Kartal'da yaşayan bireyler ve şirketler için dolandırıcılık suçlamaları; hem sanık hem mağdur açısından ağır cezai ve hukuki sonuçlar doğuran, delil yönetiminin davanın seyrini doğrudan belirlediği karmaşık ceza hukuku davalarıdır. TCK'nın 157. maddesi kapsamındaki temel dolandırıcılık suçu 1 ila 5 yıl hapis cezası öngörürken 158. madde kapsamındaki nitelikli haller bu cezayı 3 ila 10 yıla çıkarmaktadır. Özellikle dijitalleşen ekonomiyle birlikte internet dolandırıcılığı, kripto para sahtekârlığı ve sosyal mühendislik saldırıları giderek yaygınlaşmakta; bu durum suçlamaları hem mağdur hem sanık açısından daha karmaşık bir zemine taşımaktadır. Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal Ceza Davası Avukatı olarak dolandırıcılık suçu davalarının her boyutunda müvekkillerine güçlü savunma ve mağdur hakları kapsamında eksiksiz hukuki temsil sunmaktadır. Av. Fatma Umay Bayrak ve Av. Büşra Onay Oğurcu önderliğindeki büromuz; Kartal Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki aktif deneyimiyle her müvekkile sürece özgü bir savunma stratejisi oluşturmaktadır. ## Kartal Dolandırıcılık Suçu Davası Avukatı Nedir, Hangi Davalara Bakar? Dolandırıcılık davası avukatı; TCK'nın 157-158. maddeleri kapsamındaki hileli davranışlarla mağdura zarar verme suçlamalarında hem sanığı hem mağduru temsil eden; ceza hukuku ile delil hukukuna hâkimiyetin yanı sıra ticaret ve finans konularında teknik bilgi gerektiren uzman bir ceza avukatıdır. Dolandırıcılık suçu; hileli davranış, yanılma ve zarar olmak üzere üç temel unsuru bünyesinde barındırmakta; bu unsurlardan birinin yokluğu suçun oluşmadığı savunmasına dayanak oluşturmaktadır. Kartal'da dolandırıcılık avukatları başlıca şu konularda hizmet vermektedir: temel dolandırıcılık suçu (TCK m.157) sanık savunması, nitelikli dolandırıcılık halleri (TCK m.158) savunması ve nitelikli hal itirazı, internet ve siber dolandırıcılık davalarında temsil, gayrimenkul ve inşaat sektöründe dolandırıcılık suçu savunması, yatırım ve kripto para dolandırıcılığı, sahte çek ve senet suçlamalarına bağlı dolandırıcılık davaları, mağdur temsili ve tazminat davası. Koza Avukatlık bu alanların tamamında güncel TCK ve Yargıtay içtihadı bilgisiyle hizmet vermektedir. ## Dolandırıcılık Hukuku Kapsamında Verilen Hizmetler Nelerdir? Koza Avukatlık; dolandırıcılık davalarında soruşturma aşamasından kanun yollarına uzanan sürecin tamamını kapsayan bir hizmet yelpazesi sunmaktadır. Sanık tarafında; gözaltında acil hukuki destek, hileli davranış unsurunun yokluğunu ispat eden delil stratejisi, ticari anlaşmazlığın haksız biçimde cezai yola taşındığının ortaya konulması, kastın varlığının sorgulanması ve nitelikli hal kapsamından çıkarılma argümanlarının mahkemede güçlü biçimde sunulması başlıca hizmetler arasındadır. Mağdur tarafında ise suç duyurusu dilekçesinin hazırlanması, dijital ve finansal delillerin muhafaza edilmesi, soruşturma sürecinin müdahil sıfatıyla takibi ve tazminat davası da büromuzun etkin biçimde hizmet verdiği alanlardandır. ## Kartal'da En İyi Dolandırıcılık Suçu Avukatı Nasıl Seçilir? Dolandırıcılık davaları; hem ticari hem cezai hukuku bir arada gerektiren, delil analizinin ve kastın ispatının davanın kaderini belirlediği teknik davalardır. Bu nedenle doğru avukat seçimi; suçlamanın niteliğini anlamaya ve güçlü bir savunma stratejisi kurmaya doğrudan katkı sağlamaktadır. ## Kartal'da En İyi Dolandırıcılık Avukatı Seçerken Dikkat Edilmesi Gerekenler Doğru avukatı seçerken şu ölçütler belirleyici olmaktadır: TCK'nın dolandırıcılık hükümlerine özgü fiilî dava deneyimi, banka kayıtları ve dijital delil analizindeki teknik yetkinlik, ticari anlaşmazlıkların cezai suçlamaya dönüştürüldüğü vakalarda kastın yokluğunu ispat etme kapasitesi ve Kartal Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki aktif pratik. İlk görüşmede suçlamanın hukuki niteliğini somut biçimde analiz eden avukat; doğru tercih işaretidir. ## Dolandırıcılık Davalarında Deneyimin Önemi Dolandırıcılık davalarında deneyim; temel ile nitelikli hal arasındaki ince çizgiyi görmek, kastın varlığını delil setiyle çürütmek ve ticari uyuşmazlıkların haksız biçimde suç şikâyetine dönüştürüldüğü vakaları tespit etmek anlamına gelmektedir. Bu ayrımların savunmada doğru yapılması; cezayı dramatik biçimde düşürme ya da beraatla sonuçlanma ihtimalini artırmaktadır. Koza Avukatlık bu birikimi her müvekkile farklılaştırıcı bir savunma olarak sunmaktadır. ## Kartal Dolandırıcılık Suçu Avukatı Tavsiye ve Danışmanlık Süreci Dolandırıcılık suçlamasıyla karşılaşıldığında ya da dolandırıcılık mağduru olunduğunda hangi adımların atılacağını bilmek; sürecin seyrini başından olumlu etkilemektedir. Koza Avukatlık, danışmanlık arayan müvekkillerine yapılandırılmış ve şeffaf bir süreç sunmaktadır. ## Kartal Dolandırıcılık Avukatı Tavsiye Arayanlar İçin Doğru Yöntemler Sanık için: suçlamayla karşılaşıldığında avukat talep etmeden hiçbir beyan vermemek, banka kayıtlarını ve ticari yazışmaları güvende tutmak ve hızla büroyla iletişime geçmek. Mağdur için: dolandırıcılığa ilişkin tüm belge, yazışma ve finansal kayıtları muhafaza etmek ve en kısa sürede suç duyurusunu avukat eşliğinde yapmak. Koza Avukatlık ilk görüşmede her iki taraf için de hukuki seçenekleri gerçekçi biçimde ortaya koymaktadır. ## Dolandırıcılık Davalarında Strateji Belirleme Süreci Koza Avukatlık dolandırıcılık davalarında strateji belirleme sürecini şu aşamalarda yürütmektedir: önce suçlamanın TCK kapsamındaki niteliğinin (temel mi nitelikli hal mi?) analizi, ardından hileli davranış unsurunun varlığını destekleyen ya da çürüten delillerin değerlendirilmesi, akabinde kastın niteliğinin ve ticari ilişki iddiasının irdelenmesi ve son olarak nitelikli hal kapsamından çıkarılma argümanlarının belirlenmesi. Bu analitik yaklaşım; savunmanın en güçlü noktadan başlamasını sağlamaktadır. ## Kartal Dolandırıcılık Suçu Avukatı Ücretleri 2026 Dolandırıcılık davası avukat ücretleri; suçlamanın niteliğine (sanık mı mağdur mu), dava konusu miktara ve davanın kapsamına göre belirlenmektedir. Türkiye Barolar Birliği asgari ücret tarifesi yasal alt sınırı oluşturmaktadır. ## Kartal'da Dolandırıcılık Avukatı Ücretleri Neye Göre Belirlenir? Ücretlendirmeyi belirleyen başlıca faktörler: temel mi nitelikli hal mi suçlaması, dolandırıcılığın konusu olan miktar, davanın tahmini süresi, tutukluluğun varlığı ve istinaf-temyiz aşamalarının kapsama dahil edilmesi. Hizmet Türü Ücret Yapısı Notlar Sanık savunması (temel hal) Sabit ücret Baro tarifesi geçerli Sanık savunması (nitelikli hal) Dava kapsamına göre Ayrıca belirlenir Mağdur temsili ve tazminat davası Dava değerine göre Baro tarifesi geçerli Siber dolandırıcılık davaları Sabit veya oransal İlk görüşmede netleşir ## Kartal'da Görülen Dolandırıcılık Suçu Davaları Nelerdir? Kartal'da dolandırıcılık kapsamında en sık karşılaşılan davalar; internet ortamı, ticari ilişkiler ve gayrimenkul sektörü kaynaklı uyuşmazlıklar biçiminde tezahür etmektedir. ## Nitelikli Dolandırıcılık Halleri (TCK m.158) Bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması, dini inanç istismarı, kamu kurumları zararına işlenmesi ve ticari faaliyet kapsamında gerçekleşmesi gibi haller; cezayı 3 ila 10 yıla çıkarmaktadır. Koza Avukatlık nitelikli hal iddiasına karşı her koşulun hukuki karşılığını titizlikle sorgulayarak savunmayı en güçlü zeminde yürütmektedir. ## İnternet ve Siber Dolandırıcılık Sahte e-ticaret siteleri, kripto para dolandırıcılığı, oltalama saldırıları ve sosyal medya üzerinden gerçekleştirilen sahte yatırım teklifleri; dijital dolandırıcılığın en yaygın biçimleridir. Dijital delillerin toplanması, IP tespiti ve finansal iz takibi bu davalarda kritik rol oynamaktadır. Koza Avukatlık siber dolandırıcılık davalarında dijital delil stratejisini hukuki savunmayla bütünleştirmektedir. ## Gayrimenkul ve İnşaat Sektöründe Dolandırıcılık Var olmayan ya da satılamayacak durumda olan mülklerin satışı, hileli kat karşılığı inşaat sözleşmeleri ve sahte tapu devri; Kartal'ın aktif gayrimenkul piyasasında sıkça karşılaşılan dolandırıcılık kategorileridir. Koza Avukatlık bu davalarda tapu sicili araştırması ve ticari yazışmaların analizini güçlü bir hukuki sunum olarak mahkemeye taşımaktadır. ## Ticari Anlaşmazlıkların Cezai Yola Taşınması Ticari borç uyuşmazlıklarının haksız biçimde dolandırıcılık suçu olarak şikâyet konusu yapılması; Kartal'da sıkça karşılaşılan bir durumdur. Bu vakalarda kastın yokluğunun ispatı ve eylemin ticari niteliğinin ön plana çıkarılması; savunmanın belkemiğini oluşturmaktadır. Koza Avukatlık bu ayrımı kararlılıkla mahkeme önünde savunmaktadır. ## Dolandırıcılık Suçu Davası Süreci Nasıl İşler? Dolandırıcılık davası süreci; şikâyet ya da ihbarla başlayan soruşturma, gözaltı, savcılık ifadesi, tutukluluk ya da adli kontrol, iddianame ve ardından uzun soluklu yargılama aşamalarını kapsamaktadır. Delillerin erken aşamada doğru toplanması ve değerlendirilmesi; davanın seyrini başından belirlemektedir. ## Kartal Ağır Ceza Mahkemesi'nde Dolandırıcılık Davası Süreci Nitelikli dolandırıcılık davaları; Kartal Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülmektedir. Temel dolandırıcılık suçu ise Kartal Asliye Ceza Mahkemesi'nin görev alanındadır. Koza Avukatlık her iki mahkemede de aktif deneyimiyle müvekkillerini en etkin biçimde temsil etmektedir. ## Kartal'da Dolandırıcılık Suçu Avukatı ile Çalışmanın Avantajları Dolandırıcılık davalarında deneyimli avukatla çalışmanın somut avantajları: temel-nitelikli hal ayrımının doğru yapılarak cezanın minimize edilmesi, kastın yokluğunun delil setiyle güçlü biçimde ortaya konulması, mağdur için finansal kayıpların tazminat davası yoluyla geri kazanılması ve siber dolandırıcılık vakalarında dijital delil stratejisinin etkin kullanımı. ## Dolandırıcılık Suçunda Zamanaşımı ve Şikâyet Süresi Dolandırıcılık suçunda kamu davası niteliği taşıyan hallerde zamanaşımı; suçun işlendiği tarihten itibaren işlemeye başlamaktadır. Temel dolandırıcılıkta dava zamanaşımı 8 yıl, nitelikli dolandırıcılıkta ise 15 yıldır. Mağdurun şikâyete bağlı dolandırıcılık vakalarında ise şikâyet süresinin geçirilmesi davayı düşürmektedir. Koza Avukatlık hem mağdur hem sanık için zamanaşımı hesabını başından eksiksiz yaparak hak kayıplarının önüne geçmektedir. ## Sahte Senet ve Çekle Dolandırıcılık Sahte ya da arkası karşılıksız senet ve çeklerin araç olarak kullanılması; hem dolandırıcılık hem de kıymetli evrak sahteciliği suçlarının birlikte uygulanmasına yol açabilmektedir. Bu davalarda imza incelemesi ve kâğıt analizi; adli bilişim ve belge sahteciliği bilirkişi raporlarıyla desteklenmektedir. Koza Avukatlık sahte kıymetli evrak davalarında teknik bilirkişi raporlarını hukuki savunmayla bütünleştirerek güçlü bir strateji oluşturmaktadır. ## Kartal Dolandırıcılık Suçu Avukatı ile Hemen İletişime Geçin Dolandırıcılık suçlamasında ya da dolandırıcılık mağduriyetinde gecikmeksizin avukata başvurmak; hem sanık hem mağdur için sürecin seyrini doğrudan etkilemektedir. Koza Avukatlık, ilk başvurudan itibaren dosyayı ivedilikle değerlendirerek müvekkile özgü bir strateji oluşturmaktadır. ## Hızlı Hukuki Destek ve Danışmanlık Koza Avukatlık; telefon, WhatsApp ve e-posta kanalıyla ulaşılabilir olmakta ve ilk görüşmeyi ücretsiz gerçekleştirmektedir. Gözaltı durumunda acil müdahale kapasitesi her zaman hazırdır. ## Kartal Bölgesinde Yerinde Hizmet Avantajı Büromuz Cevizli, Kepez Sk. No:7 Kat:4 Daire:9, 34865 Kartal/İstanbul adresinde, Kartal Adliyesi'ne yakın konumda hizmet vermektedir. Yerel varlığımız; mahkeme süreçlerinin hızlı ve etkin takibini sağlamaktadır.   İlgili konularda ayrıntılı bilgi: dolandırıcılık suçunun temel cezası, nitelikli dolandırıcılık hâlleri. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Dolandırıcılık suçlamasıyla gözaltına alındım, ne yapmalıyım? C: Avukat talep etmeden hiçbir beyan vermeyin. Koza Avukatlık gözaltı ihbarını aldığında anında devreye girerek haklarınızı koruma altına almaktadır. S: Ticari borcum nedeniyle dolandırıcılık suçlamasıyla karşılaştım, suçlu sayılır mıyım? C: Ticari anlaşmazlıklar her zaman dolandırıcılık suçunu oluşturmaz; kastın varlığı ispat edilmelidir. Koza Avukatlık eylemin ticari niteliğini mahkemede kararlılıkla ortaya koymaktadır. S: Dolandırıcılıktan zarara uğradım, paramı geri alabilir miyim? C: Ceza davasına ek olarak tazminat davası açılabilmektedir. Koza Avukatlık mağdur tarafında hem cezai hem hukuki sürecin tamamında yanınızdadır. S: İnternet dolandırıcılığı için şikâyet nereye yapılır? C: Cumhuriyet Savcılığı'na suç duyurusunda bulunabileceğiniz gibi Emniyet Siber Suçlar Birimi'ne de başvurabilirsiniz. Koza Avukatlık dilekçe hazırlanmasında destek sağlamaktadır. S: Kartal dolandırıcılık avukatı tavsiye nasıl alınır? C: Telefon (+90 538 980 49 46 / +90 535 924 18 52), WhatsApp veya iletisim@kozaavukatlik.com.tr adresi üzerinden iletişime geçerek ücretsiz ilk görüşme talep edebilirsiniz. --- # Kartal Cinsel Suçlara Bakan Avukatlar URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/kartal-cinsel-suclara-bakan-avukatlar/ Güncelleme: 2026-04-29 Kısa cevap: Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal'da cinsel saldırı (TCK 102), cinsel istismar (TCK 103), reşit olmayanla cinsel ilişki (TCK 104) ve cinsel taciz (TCK 105) davalarında sanık savunması ve mağdur vekilliğini tam gizlilik içinde yürütür. Cinsel saldırı ve istismar davaları Kartal Ağır Ceza, taciz davaları Asliye Ceza Mahkemesinde görülür; mağdurlar CMK kapsamında ücretsiz avukatlık hizmetinden yararlanabilir. Kartal'da yaşayan bireyler için cinsel suç suçlamaları; hem sanık hem mağdur açısından yaşamın en kritik hukuki krizlerini oluşturmaktadır. TCK'nın 102-105. maddeleri kapsamındaki cinsel saldırı, cinsel istismar, reşit olmayanla cinsel ilişki ve cinsel taciz suçları; hem ağır cezai yaptırımlar hem de toplumsal damgalama riskiyle birlikte son derece hassas bir hukuki alan oluşturmaktadır. Bu davalarda savunmanın en erken aşamadan başlaması, delil stratejisinin titizlikle kurulması ve sanığın ya da mağdurun haklarının en üst standartta korunması; yargılama sonucunu doğrudan belirlemektedir. Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal Ağır Ceza Avukatı kadrosuyla cinsel suç davalarının her boyutunda müvekkillerine güçlü, gizlilik içinde ve son derece hassas bir yaklaşımla hukuki temsil sunmaktadır. Av. Fatma Umay Bayrak ve Av. Büşra Onay Oğurcu önderliğindeki büromuz; bu alandaki narin dengeleri gözeterek hem sanık hem mağdur tarafında en yüksek hukuki standartla hizmet vermektedir. ## Kartal Cinsel Suçlara Bakan Avukatlar: Hangi Davalara Bakarlar? Cinsel suç avukatları; TCK'nın cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar başlığı altında düzenlenen tüm suçlamalarda hem sanık hem mağdur tarafını temsil etmektedir. Bu davalar; hukuki hassasiyetleri, kamuoyundaki yansımaları ve özel delil gereksinimleriyle diğer ceza davalarından ayrışmaktadır. Başlıca hizmet alanları şunlardır: cinsel saldırı (TCK m.102) sanık savunması ve mağdur temsili, cinsel istismar (TCK m.103, çocuğa yönelik) davalarında temsil, reşit olmayanla cinsel ilişki (TCK m.104) suçlamalarında savunma, cinsel taciz (TCK m.105) davalarında hem sanık hem mağdur temsili, işyeri ve internet ortamında cinsel taciz şikâyetleri, intikam pornosu ve görüntü paylaşımı suçlamaları (TCK m.226), mağdurlar için psikolojik destek süreciyle koordineli hukuki danışmanlık ve tazminat davaları. Koza Avukatlık bu alanların tamamında en yüksek gizlilik ve hassasiyetle hizmet vermektedir. ## Cinsel Suçlar Hukuku Kapsamında Verilen Hizmetler Nelerdir? Koza Avukatlık; cinsel suç davalarında gözaltı anından kararın kesinleşmesine uzanan sürecin tamamını kapsayan bir hizmet yelpazesi sunmaktadır. Sanık tarafında; gözaltında acil avukat desteği, adli muayene süreçlerinde hukuki rehberlik, iddianın gerçeklikten yoksun olduğunun delillerle ortaya konulması, DNA ve adli tıp raporlarının bağımsız uzman perspektifiyle irdelenmesi, tanık ifadelerindeki çelişkilerin tespiti ve kastın niteliğinin sorgulanması başlıca hizmetler arasındadır. Mağdur tarafında ise suç duyurusu dilekçesinin hazırlanması, soruşturma sürecinin titizlikle takibi, mağdurun Barolar Bürosu ya da CMK kapsamında avukatlık hizmetinden yararlandırılması, psikolojik destek süreciyle koordineli hukuki danışmanlık ve maddi-manevi tazminat davası açılması da büromuzun aktif olduğu alandandır. Koza Avukatlık, hem sanık hem mağdur için gizliliği ön planda tutan bir hizmet anlayışını benimsemektedir. ## Kartal'da En İyi Cinsel Suçlar Avukatı Nasıl Seçilir? Cinsel suç davaları; teknik hukuki bilginin ötesinde, davayı yöneten avukatın empatik yaklaşımını, gizlilik anlayışını ve hassasiyetini de zorunlu kılan özel bir dava kategorisidir. Bu nedenle avukat seçimi; diğer davalara kıyasla daha titiz bir değerlendirme gerektirmektedir. ## Kartal'da En İyi Cinsel Suçlar Avukatı Seçerken Dikkat Edilmesi Gerekenler Cinsel suçlar avukatı seçiminde şu ölçütler belirleyici olmaktadır: bu alanda fiilî mahkeme deneyimi ve dava pratiği, adli tıp ve psikoloji raporlarını hukuki argümanlarla birleştirme kapasitesi, mutlak gizlilik ilkesine bağlılık, mağdur ya da sanık psikolojisini anlayan empatik bir yaklaşım ve yerel mahkeme pratiklerine hâkimiyet. Hem sanık hem mağdur için seçilecek avukatın bu nitelikleri bir arada taşıması; sürecin hem hukuken hem insani açıdan en doğru biçimde yönetilmesi için kritik öneme sahiptir. ## Cinsel Suç Davalarında Deneyimin Önemi Cinsel suç davalarında deneyim; adli tıp raporlarını sorgulamak, tanık ifadelerinin güvenilirliğini değerlendirmek ve DNA delillerinin mahkemede nasıl yorumlanacağını bilmek anlamına gelmektedir. Aynı zamanda mağdur psikolojisinin davayı nasıl şekillendirdiğini ve sanık lehine hangi usul güvencelerinin kullanılması gerektiğini de kapsamaktadır. Koza Avukatlık bu çok boyutlu deneyimi hem sanık hem mağdur için en yüksek hizmet kalitesine dönüştürmektedir. ## Kartal Cinsel Suçlar Avukatı Tavsiye ve Danışmanlık Süreci Cinsel suç suçlamasıyla karşılaşıldığında ya da mağdur sıfatıyla hukuki destek arandığında doğru adımları bilmek; sürecin seyrini başından olumlu etkilemektedir. Koza Avukatlık, bu alanda danışmanlık arayan müvekkillerine güvenli, gizli ve yapılandırılmış bir süreç sunmaktadır. ## Kartal Cinsel Suçlar Avukatı Tavsiye Arayanlar İçin Doğru Yöntemler Sanık için: gözaltı ya da sorgu çağrısı alındığında avukat talep etmeden hiçbir beyan vermemek ve hızla büroyla iletişime geçmek. Mağdur için: mümkün olan en kısa sürede adli muayene yaptırmak, olayla ilgili mesaj ve içerikleri koruma altına almak ve ardından suç duyurusu sürecini avukat eşliğinde yürütmek. Her iki durumda da Koza Avukatlık, sürecin ilk aşamasından itibaren tam gizlilik içinde yanınızda yer almaktadır. ## Cinsel Suç Davalarında Strateji Belirleme Süreci Koza Avukatlık, cinsel suç davalarında strateji belirleme sürecini şu aşamalarda yürütmektedir: önce suçlamanın TCK kapsamındaki hukuki niteliğinin belirlenmesi, ardından adli tıp ve psikoloji raporlarının kapsamlı analizi, akabinde tanık ifadelerindeki çelişkilerin tespiti ve son olarak kastın niteliğini etkileyen olgu ve koşulların değerlendirilmesi. Bu sistematik yaklaşım; savunmanın her aşamasında tutarlı ve güçlü kalmasını sağlamaktadır. ## Kartal Cinsel Suçlar Avukatı Ücretleri 2026 Cinsel suç davası avukat ücretleri; suçlamanın ağırlığına, davanın süresine ve kapsamına göre belirlenmektedir. Türkiye Barolar Birliği asgari ücret tarifesi yasal alt sınırı oluşturmaktadır. Mağdurlar CMK kapsamında ücretsiz avukatlık hizmetinden yararlanabilmektedir. ## Kartal'da Cinsel Suçlar Avukatı Ücretleri Neye Göre Belirlenir? Ücretlendirmeyi belirleyen başlıca faktörler: suçlamanın türü (cinsel saldırı mı, taciz mi, istismar mı), sanık mı mağdur mu temsil edileceği, tutukluluğun varlığı, davanın tahmini süresi ve istinaf-temyiz aşamalarının kapsama dahil edilmesi. Hizmet Türü Ücret Yapısı Notlar Sanık savunması (cinsel saldırı) Dava kapsamına göre Baro tarifesi geçerli Sanık savunması (cinsel taciz) Sabit ücret Baro tarifesi geçerli Mağdur temsili ve suç duyurusu Sabit ücret veya ücretsiz (CMK) CMK kapsamı değerlendirmesi yapılır Tazminat davası (mağdur) Dava değerine göre Ayrıca belirlenir ## Kartal'da Görülen Cinsel Suç Davaları Nelerdir? Kartal'da cinsel suç kapsamında en sık karşılaşılan davalar; TCK'nın cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar başlığı altındaki hükümler çerçevesinde değerlendirilmektedir. ## Cinsel Saldırı Davaları (TCK m.102) Cinsel saldırı; vücuda temas biçiminde gerçekleşen cinsel dokunulmazlığı ihlal niteliğindeki eylemler için uygulanmakta olup 2 ila 10 yıl hapis cezası öngörmektedir. Nitelikli haller (silah kullanılması, birden fazla kişi, saldırı sırasında kaçma olanağının ortadan kaldırılması) daha ağır yaptırımları zorunlu kılmaktadır. Koza Avukatlık bu davalarda adli tıp raporunu, tanık ifadelerini ve kastın niteliğini kapsamlı biçimde irdeleyerek güçlü bir savunma kurgulamaktadır. ## Cinsel İstismar Davaları (TCK m.103) Çocuğa yönelik cinsel istismar suçları; Türk hukukunun en ağır yaptırımlarından birine tabidir. Bu davalarda çocuğun ifadesinin alınma biçimi, psikolojik değerlendirme raporunun güvenilirliği ve delillerin bütünlüklü analizi savunmanın kritik eksenini oluşturmaktadır. Koza Avukatlık bu hassas davalarda hem hukuki hem insani sorumluluğun bilinciyle hareket etmektedir. ## Cinsel Taciz ve İşyeri Tacizi (TCK m.105) Cinsel taciz; 3 aydan 2 yıla kadar hapis cezasıyla yaptırıma bağlanmıştır. İşyerinde gerçekleşmesi halinde ceza artırılabilmektedir. Tacizin yazılı ya da sözlü biçimde gerçekleştirilmesi, sosyal medya ve mesajlaşma uygulamaları üzerinden iletilen taciz içerikleri bu suç kapsamında değerlendirilebilmektedir. Koza Avukatlık hem işyeri tacizi şikâyetlerinde hem sosyal medya kaynaklı davalarda etkin temsil sunmaktadır. ## İntikam Pornosu ve Görüntü Paylaşımı Suçları Özel görüntülerin rıza dışında paylaşılması; TCK'nın müstehcenlik hükümleri kapsamında ağır yaptırımlara konu olmaktadır. Bu davalarda hem cezai sürecin yürütülmesi hem görüntülerin kaldırılması için acil tedbir başvurusu hem de tazminat davası eş zamanlı olarak yönetilmelidir. Koza Avukatlık bu üç boyutu bütünlüklü biçimde ele almaktadır. ## Cinsel Suç Davası Süreci Nasıl İşler? Cinsel suç davaları; şikâyet ya da ihbarla başlayan soruşturma, adli muayene ve psikolojik değerlendirme, savcılık kararı, iddianame ve uzun soluklu yargılama aşamalarını kapsamaktadır. Mağdur ifadesinin alınma biçimi ve psikolojik raporun güvenilirliği; bu davalarda yargılamanın seyrini belirleyen kritik unsurlardır. ## Kartal Ağır Ceza Mahkemesi'nde Cinsel Suç Davası Süreci Cinsel saldırı ve cinsel istismar davaları; Kartal Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülmektedir. Cinsel taciz davaları ise Kartal Asliye Ceza Mahkemesi'nin görev alanındadır. Koza Avukatlık, her iki mahkemede de aktif deneyimiyle müvekkillerini en etkin biçimde temsil etmektedir. ## Kartal'da Cinsel Suçlar Avukatı ile Çalışmanın Avantajları Cinsel suç davalarında deneyimli avukatla çalışmanın somut avantajları: adli tıp raporunun bağımsız uzman perspektifiyle sorgulanması, tanık ifadelerindeki güvenilirlik sorunlarının mahkemede net biçimde ortaya konulması, mağdur için CMK kapsamında ücretsiz temsil imkânının araştırılması ve tazminat davası ile cezai sürecin eş zamanlı yürütülmesi. ## Kartal Cinsel Suçlar Avukatı ile Hemen İletişime Geçin Cinsel suç davalarında zaman kritiktir; hem delillerin muhafazası hem gözaltında haklarının korunması açısından en erken aşamada avukata ulaşmak belirleyici fark yaratmaktadır. Koza Avukatlık, bu hassas alanda tam gizlilik ve empatik bir yaklaşımla hizmet vermektedir. ## Hızlı Hukuki Destek ve Danışmanlık Koza Avukatlık; telefon, WhatsApp ve e-posta kanalıyla ulaşılabilir olmakta ve ilk görüşmeyi ücretsiz ve tam gizlilik içinde gerçekleştirmektedir. Mağdurlar için ise acil adli muayene yönlendirmesi de dahil olmak üzere sürecin ilk adımlarında kapsamlı rehberlik sağlanmaktadır. ## Kartal Bölgesinde Yerinde Hizmet Avantajı Büromuz Cevizli, Kepez Sk. No:7 Kat:4 Daire:9, 34865 Kartal/İstanbul adresinde, Kartal Ağır Ceza Mahkemesi'ne yakın konumda hizmet vermektedir. Yerel varlığımız; duruşma hazırlığında hız ve mahkeme pratiklerine hâkimiyet açısından kritik avantaj sağlamaktadır.   ## Sıkça Sorulan Sorular S: Cinsel saldırı suçlamasıyla karşılaştım, ne yapmalıyım? C: Avukat talep etmeden kesinlikle hiçbir beyan vermeyin. Koza Avukatlık gözaltı ihbarını aldığında anında devreye girerek haklarınızı koruma altına almaktadır. İlk aşamadaki hatalar davanın tamamını etkileyebilir. S: Cinsel suç mağduru olarak ne yapmalıyım? C: Mümkün olan en kısa sürede adli muayene yaptırın, delilleri (mesajlar, görüntüler) koruyun ve ardından Koza Avukatlık aracılığıyla suç duyurusunda bulunun. CMK kapsamında ücretsiz avukatlık hizmetinden yararlanabilirsiniz. S: Cinsel taciz şikâyetim ne kadar sürede sonuçlanır? C: Soruşturma ve kovuşturma aşamalarına bağlı olarak değişmektedir. Koza Avukatlık süreci aktif biçimde takip ederek gereksiz gecikmelerin önüne geçmektedir. S: Özel görüntülerim iznim olmadan yayıldı, ne yapabilirim? C: Suç duyurusu, içerik kaldırma başvurusu ve tazminat davası eş zamanlı başlatılabilmektedir. Koza Avukatlık bu üç boyutu bütünlüklü biçimde yönetmektedir. S: Kartal cinsel suçlar avukatı tavsiye nasıl alınır? C: Telefon (+90 538 980 49 46 / +90 535 924 18 52), WhatsApp veya iletisim@kozaavukatlik.com.tr adresi üzerinden iletişime geçerek ücretsiz ve gizli ilk görüşme talep edebilirsiniz. --- # Kartal Cinayet Avukatı URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/kartal-cinayet-avukati/ Güncelleme: 2026-10-13 Kısa cevap: Kasten öldürmenin cezası müebbet hapistir (TCK m. 81). Tasarlama, canavarca his, kadına ya da eşe karşı işleme gibi TCK m. 82'de sayılan nitelikli hâllerde ceza ağırlaştırılmış müebbet hapse çıkar. Kartal ve çevresinde işlenen kasten ve nitelikli öldürme suçlarının davaları İstanbul Anadolu Adliyesi'ndeki ağır ceza mahkemelerinde görülür; tek kişinin ölümüne yol açan taksirle öldürme (TCK m. 85/1) ise kural olarak asliye ceza mahkemesinin görevindedir. Koza Avukatlık ve Danışmanlık bu dosyalarda sanık müdafiliği ve mağdur yakınlarının vekilliğini yürütür. Büro Cevizli, Kepez Sk. No:7 Kat:4 Daire:9, 34865 Kartal/İstanbul adresindedir. Kartal'da yaşayan bireyler için kasten öldürme suçlamaları; Türk hukukunun en ağır cezai yaptırımları öngördüğü dava kategorisini oluşturmaktadır. TCK'nın 81. maddesindeki kasten öldürme suçunun cezası müebbet hapis, 82. maddede sayılan nitelikli hâllerin cezası ise ağırlaştırılmış müebbet hapistir. Bu ağırlık; dava sürecinin en başından itibaren güçlü, deneyimli ve stratejik bir savunmayı zorunlu kılmaktadır. Gözaltının ilk anından itibaren yapılan her hata; kimi zaman telafi edilemez sonuçlara kapı açmaktadır. Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal Ağır Ceza Avukatı olarak kasten öldürme ve cinayet suçlamalarının her boyutunda müvekkillerine güçlü, deneyimli ve stratejik hukuki temsil sunmaktadır. Av. Fatma Umay Bayrak ve Av. Büşra Onay Oğurcu önderliğindeki büromuz; İstanbul Anadolu Adliyesi ağır ceza mahkemelerindeki aktif deneyimiyle her davada müvekkile özgü bir savunma stratejisi geliştirmektedir. ## Kartal Cinayet Avukatı Nedir, Hangi Davalara Bakar? Cinayet avukatı; kasten öldürme (TCK m.81), nitelikli öldürme (TCK m.82), taksirle öldürme (TCK m.85) ve intihara yönlendirme (TCK m.84) gibi ölümle sonuçlanan suçlamalarda sanığı ya da mağdur yakınlarını temsil eden; ceza hukukunun en zorlu ve teknik alanında faaliyet gösteren uzman avukattır. Bu davalarda delil analizinden adli tıp raporlarına, tanık sorgusundan kastın varlığının tartışılmasına kadar son derece kapsamlı ve çok boyutlu bir savunma süreci yürütülmektedir. Kartal'da cinayet avukatları başlıca şu konularda hizmet vermektedir: kasten öldürme suçu sanık savunması, nitelikli öldürme hallerine itiraz (tasarlama, kan gütme saiki, canavarca his gibi ağırlaştırıcı hallerin reddi), taksirle öldürme savunması, meşru müdafaa ve zorunluluk halinin savunmaya eklemlenmesi, adli tıp ve bilirkişi raporlarına itiraz, mağdur yakınlarının tazminat talepleri ve müdahil sıfatıyla davaya katılımı. Koza Avukatlık bu alanların tamamında ceza hukukunun en üst düzey pratiğiyle müvekkillerine hizmet vermektedir. ## Kasten Öldürme Hukuku Kapsamında Verilen Hizmetler Nelerdir? Koza Avukatlık; kasten öldürme davalarında gözaltı anından kararın kesinleşmesine uzanan sürecin tamamını kapsayan hizmet yelpazesi sunmaktadır. Sanık tarafında; gözaltında acil hukuki destek ve ilk ifade stratejisi, adli tıp raporlarının ve ölüm nedeninin uzman gözüyle incelenmesi, olayın meşru müdafaa ya da zorunluluk hali kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceğinin analizi, kastın biçiminin (olası kast, doğrudan kast) tartışılması ve tanık ifadelerinin çelişkili noktalarının tespiti başlıca hizmetler arasındadır. Mağdur yakınları tarafında ise suçlamanın doğru nitelendirilmesi için müdahillik, manevi tazminat davası, destekten yoksun kalma tazminatı ve ceza indirimi gerekçelerinin denetlenmesi de büromuzun aktif olduğu alanlardandır. Koza Avukatlık, davanın tarafı kim olursa olsun en yüksek hukuki standartta temsil sunmaktadır. ## Kartal'da En İyi Cinayet Avukatı Nasıl Seçilir? Kasten öldürme davaları; ceza yargılamasının en ağır sonuçlarını barındıran dava türüdür. Bu nedenle avukat seçimi; hayati bir önem taşımakta ve bireyin tüm geleceğini etkileyebilmektedir. ## Kartal'da En İyi Cinayet Avukatı Seçerken Dikkat Edilmesi Gerekenler Cinayet avukatı seçiminde şu ölçütler belirleyici olmaktadır: ağır ceza mahkemelerinde fiilî kasten öldürme davası deneyimi, adli tıp raporlarını hukuki argümanlarla birlikte değerlendirebilme kapasitesi, meşru müdafaa ve zorunluluk hali gibi hukuka uygunluk nedenlerini savunmada etkin kullanma becerisi, İstanbul Anadolu Adliyesi ağır ceza mahkemelerindeki aktif pratik ve gözaltı anında hızlı müdahale kapasitesi. İlk görüşmede suçlamanın hukuki niteliğini ve savunma seçeneklerini gerçekçi biçimde paylaşan avukat tercih edilmelidir. ## Cinayet Davalarında Deneyimin Önemi Kasten öldürme davalarında deneyim; delil analizinden adli tıp raporlarının sorgulanmasına, olayın yeniden kurgulanmasından tanık çapraz sorgusuna kadar çok boyutlu bir birikimi ifade etmektedir. Kastın olası mı doğrudan mı olduğunun tespiti, suçun nitelikli hal kapsamına girip girmediği ve meşru müdafaa sınırlarının doğru belirlenmesi; deneyimli bir avukatın yarattığı kritik farkı somutlaştırmaktadır. Koza Avukatlık ağır ceza davalarında kazanılmış bu birikimi her müvekkile farklılaştırıcı bir savunma kalitesi olarak yansıtmaktadır. ## Kartal Cinayet Avukatı Tavsiye ve Danışmanlık Süreci Kasten öldürme suçlamasıyla karşılaşıldığında ya da gözaltı ihbarı alındığında her saniyenin değeri olduğunu bilmek; sürecin seyrini olumlu etkileyebilmektedir. Koza Avukatlık, danışmanlık arayan müvekkillerine acil müdahale ve yapılandırılmış bir süreç sunmaktadır. ## Kartal Cinayet Avukatı Tavsiye Arayanlar İçin Doğru Yöntemler Kasten öldürme suçlamasında avukat arayanların izlemesi gereken en doğru yol şudur: gözaltı ya da sorgu çağrısı alındığında avukat talep etmeden kesinlikle hiçbir beyanda bulunmamak, ardından hızla deneyimli bir ağır ceza avukatıyla iletişime geçmek ve olayla ilgili hiçbir bilgiyi telefonla ya da üçüncü kişiler aracılığıyla paylaşmamaktır. Acil durumlarda büromuza telefon veya WhatsApp üzerinden ulaşabilirsiniz. ## Cinayet Davalarında Strateji Belirleme Süreci Koza Avukatlık, kasten öldürme davalarında strateji belirleme sürecini şu aşamalarda yürütmektedir: önce olayın tüm boyutlarının ve mevcut delillerin kapsamlı analizi, ardından kastın niteliğinin (doğrudan kast, olası kast veya taksir) sorgulanması, akabinde meşru müdafaa ya da zorunluluk halinin uygulanabilirliğinin değerlendirilmesi, adli tıp raporunun bağımsız uzman gözüyle incelenmesi ve tanık ifadelerindeki çelişkilerin tespit edilerek savunmaya dahil edilmesi. ## Kartal Cinayet Avukatı Ücretleri 2026 Kasten öldürme davası avukat ücretleri; davanın karmaşıklığına, süresine ve sanığın tutuklu olup olmamasına göre belirlenmektedir. Türkiye Barolar Birliği asgari ücret tarifesi yasal alt sınırı oluşturmaktadır. ## Kartal'da Cinayet Avukatı Ücretleri Neye Göre Belirlenir? Ücretlendirmeyi belirleyen başlıca faktörler: suçlamanın niteliği (kasten mi taksirle mi), nitelikli hal iddiaları, davanın tahmini süresi ve duruşma sayısı, tutukluluğun varlığı ve istinaf-temyiz aşamalarının kapsama dahil edilip edilmediği. Hizmet TürüÜcret YapısıNotlarKasten öldürme sanık savunmasıDava kapsamına göreBaro tarifesi geçerliTaksirle öldürme savunmasıSabit veya kapsama göreAyrıca belirlenirMağdur yakını müdahillik temsiliSabit ücretBaro tarifesi geçerliGözaltı / tutukluluk müdahalesiSabit ücretAcil müdahale dahilTazminat davası (mağdur yakını)Dava değerine göreBaro tarifesi geçerli ## Kartal'da Görülen Cinayet Davaları Nelerdir? Kartal'da ölümle sonuçlanan suçlamalar; suçun koşulları ve kastın niteliğine göre farklı TCK maddeleri kapsamında değerlendirilmektedir. ## Kasten Öldürme (TCK m.81) Davaları Bir kişiyi kasten öldürmek; müebbet hapis cezasını gerektirmektedir. Bu davalarda kastın varlığının ispatı, kastın biçiminin (doğrudan ya da olası kast) belirlenmesi ve olay öncesi, sırası ve sonrasına ilişkin tüm delillerin kapsamlı biçimde değerlendirilmesi savunmanın temel eksenini oluşturmaktadır. Koza Avukatlık kasten öldürme davalarında adli tıp, kriminalistik ve tanık ifadelerini bütünlüklü analiz ederek güçlü bir savunma inşa etmektedir. ## Nitelikli Öldürme (TCK m.82) Hallerine İtiraz TCK m. 82'deki nitelikli hâller şunlardır: tasarlama; canavarca his veya eziyet çektirme; yangın, su baskını, tahrip, batırma, bombalama ya da nükleer, biyolojik veya kimyasal silah kullanma; üstsoy, altsoy, eş, boşandığı eş veya kardeşe karşı işleme; çocuğa ya da kendini savunamayacak durumdaki kişiye karşı işleme; kadına karşı işleme; kamu görevi nedeniyle işleme; bir suçu gizleme ya da yakalanmama amacı; bir suçu işleyememekten duyulan infial; kan gütme ve töre saiki. Bu hâllerden birinin varlığında ceza ağırlaştırılmış müebbet hapistir. Bu hallerin varlığına itiraz; ceza açısından belirleyici fark yaratmaktadır. Koza Avukatlık nitelikli hallerin hukuki koşullarını ve delil gereksinimlerini titizlikle analiz ederek itirazını güçlü biçimde yürütmektedir. ## Meşru Müdafaa ve Zorunluluk Hali Savunması Kasten öldürme davalarında en güçlü savunma gerekçelerinden biri; eylemin meşru müdafaa sınırları içinde gerçekleştiğinin ispatıdır. Hukuka uygunluk nedeni olarak meşru müdafaanın kabul edilmesi; ceza verilmemesi sonucunu doğurmaktadır. Bunun için kişinin kendisine veya başkasına ait bir hakka yönelik, gerçekleşen, gerçekleşmesi ya da tekrarı muhakkak olan haksız bir saldırı bulunmalı ve bu saldırı o anda, hal ve koşullara göre saldırıyla orantılı biçimde defedilmiş olmalıdır (TCK m. 25/1). Koza Avukatlık meşru müdafaa savunmasını tüm delil ve argümanlarıyla mahkeme önünde kararlılıkla yürütmektedir. ## Taksirle Öldürme ve İş Kazasından Ölüm Davaları Taksirle öldürme (TCK m.85); dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı bir davranışla, öngörülmeyen bir ölüm sonucuna neden olunması hâlinde uygulanmaktadır (taksirin tanımı TCK m. 22/2). Ceza, bir kişinin ölümünde iki yıldan altı yıla kadar; birden fazla kişinin ölümünde ya da ölümle birlikte yaralanmada iki yıldan on beş yıla kadar hapistir. Trafik kazası, iş kazası ya da tıbbi ihmalden kaynaklanan ölümler bu kapsamda değerlendirilebilmektedir. Koza Avukatlık taksirle öldürme davalarında kusur oranının en aza indirilmesi ve olası kastın reddedilmesi için stratejik bir savunma yürütmektedir. ## Cinayet Davası Süreci Nasıl İşler? Kasten öldürme davası süreci; olay yerinde müdahale, gözaltı ve savcılık ifadesiyle başlayan soruşturma aşamasından tutukluluğa, ardından iddianame düzenlenmesine ve uzun soluklu yargılama aşamalarına uzanmaktadır. Her adımda hukuki destek; davanın seyrini doğrudan etkilemektedir. ## İstanbul Anadolu Adliyesi'nde Cinayet Davası Süreci Kartal ve çevresinde işlenen kasten öldürme suçlarının davaları İstanbul Anadolu Adliyesi'ndeki ağır ceza mahkemelerinde görülür. Karara karşı istinaf incelemesini İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nin ceza daireleri, temyiz incelemesini Yargıtay'ın ilgili ceza dairesi yapar. Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise direnme kararları ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazları gibi sınırlı hâllerde devreye girer. Koza Avukatlık, İstanbul Anadolu Adliyesi'ndeki aktif deneyimiyle yerel yargı dinamiklerine ve hâkim eğilimlerine hâkimiyetin sağladığı stratejik avantajı her davada etkin biçimde kullanmaktadır. ## Kartal'da Cinayet Avukatı ile Çalışmanın Avantajları Kasten öldürme davalarında avukatsız ya da deneyimsiz bir avukatla hareket etmek; özgürlüğün kalıcı olarak yitirilmesi sonucunu doğurabilecek ağırlıkta bir risktir. Koza Avukatlık ile çalışmanın somut avantajları: gözaltının ilk anında susma hakkının bilinçli kullanılması, adli tıp raporunun bağımsız uzman perspektifiyle irdelenmesi, meşru müdafaa ve zorunluluk hali argümanlarının en güçlü biçimde ortaya konulması ve nitelikli hal iddialarına karşı etkin itiraz yürütülmesi. ## Kartal Cinayet Avukatı ile Hemen İletişime Geçin Kasten öldürme suçlamasında her dakika kritiktir. Gözaltının ilk saatlerinde yapılan hatalar; yargılama boyunca telafi edilemez sonuçlar doğurabilmektedir. Koza Avukatlık, gözaltı ihbarını aldığında müvekkile en kısa sürede ulaşarak savunmayı başlatmaktadır. ## Hızlı Hukuki Destek ve Danışmanlık Koza Avukatlık'a telefon ve WhatsApp üzerinden ulaşılabilir; acil ceza dosyalarında ilk görüşme ücretsizdir. Gözaltı anındaki ilk müdahale; savunmanın en kritik adımı olduğundan büromuz bu süreçte müvekkilinin yanında yer almayı öncelikli görev olarak benimsemektedir. ## Kartal Bölgesinde Yerinde Hizmet Avantajı Büromuz Cevizli, Kepez Sk. No:7 Kat:4 Daire:9, 34865 Kartal/İstanbul adresinde, İstanbul Anadolu Adliyesi'ne yakın konumda hizmet vermektedir. Yerel varlığımız; duruşma hazırlığında hız ve mahkeme süreçlerinde etkin takip açısından kritik avantaj sağlamaktadır. ## Aynı alandaki diğer sayfalarımız - İstanbul Ceza Avukatı - Kartal Bilişim Suçları Avukatı - Kartal Cinsel Suçlara Bakan Avukatlar - Kartal Dolandırıcılık Suçu Davası Avukatı - Kartal İfade ve Sorgu Avukatı - Kartal İstinaf ve Temyiz Avukatı ## Sıkça Sorulan Sorular S: Cinayet suçlamasıyla gözaltına alındım, ne yapmalıyım? C: Avukat talep etmeden kesinlikle hiçbir beyan vermeyin. Bu anayasal hakkınızdır ve ilk beyanlar savunmayı kalıcı olarak etkileyebilir. Koza Avukatlık gözaltı ihbarını aldığında anında devreye girmektedir. S: Meşru müdafaa iddiası kasten öldürme davalarında işe yarar mı? C: Evet. Koşulların sağlanması halinde mahkeme beraat kararı verebilmektedir. Koza Avukatlık meşru müdafaa savunmasını tüm delil ve argümanlarıyla kararlılıkla yürütmektedir. S: Taksirle öldürme ile kasten öldürme arasındaki fark nedir? C: Taksirle öldürmede kast yoktur; dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık söz konusudur. Ceza, bir kişinin ölümünde iki yıldan altı yıla kadar hapistir ve kasten öldürmedeki müebbet hapisten çok daha düşüktür. Bu ayrımın savunmada doğru kullanılması kritik önem taşımaktadır. S: Mağdurun yakını olarak davaya nasıl katılabilirim? C: Katılan (müdahil) sıfatıyla ceza davasına katılarak sürecin takibini sağlayabilirsiniz. Maddi ve manevi tazminat ise ayrıca hukuk mahkemesinde açılacak davayla istenir. Koza Avukatlık mağdur yakınları için her iki süreçte de temsil sunmaktadır. S: Kartal cinayet avukatı tavsiye nasıl alınır? C: Telefon (+90 535 924 18 52), WhatsApp (+90 538 980 49 46) veya iletisim@kozaavukatlik.com.tr adresi üzerinden iletişime geçebilirsiniz. İlk görüşme ücretsizdir. --- # Kartal Anlaşmalı Boşanma Avukatı URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/kartal-anlasmali-bosanma-avukati/ Güncelleme: 2026-04-29 Kısa cevap: Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal'da anlaşmalı boşanma protokolünün hazırlanması, velayet ve nafaka düzenlemeleri, mal paylaşımı ve duruşma temsili hizmetleri verir. TMK 166/3 uyarınca açılan anlaşmalı boşanma davası, evliliğin en az bir yıl sürmüş olması koşuluyla Kartal'daki İstanbul Anadolu Adliyesi'nin aile mahkemelerinde tek duruşmada sonuçlanabilir. Büro Cevizli, Kepez Sk. No:7 Kat:4 Kartal adresindedir. Kartal'da yaşayan çiftler için anlaşmalı boşanma; tarafların evliliği sona erdirme, mal paylaşımı, nafaka ve velayet konularında mutabık kaldığı, çekişmeli boşanmaya kıyasla çok daha hızlı ve düşük maliyetli bir süreçtir. Ancak anlaşmalı boşanmanın kolay görünen yüzeyinin ardında; hatalı hazırlanan protokollerin ilerleyen yıllarda ciddi hukuki uyuşmazlıklara zemin hazırladığı ve taraflardan birinin uzun vadeli çıkarlarını zedeleyen koşulları fark etmeden kabul ettiği vakalar sıkça karşılaşılmaktadır. Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal Boşanma Hukuku Avukatı olarak anlaşmalı boşanma süreçlerinin tüm boyutlarında müvekkillerine güçlü, koruyucu ve sonuç odaklı hukuki destek sunmaktadır. Av. Fatma Umay Bayrak ve Av. Büşra Onay Oğurcu önderliğindeki büromuz; İstanbul Anadolu aile mahkemelerindeki deneyimiyle her müvekkile ailesine özel ve uzun vadeli çıkarlarını gözeten bir boşanma protokolü hazırlamaktadır. ## Kartal Anlaşmalı Boşanma Avukatı Nedir, Hangi Davalara Bakar? Anlaşmalı boşanma avukatı; Türk Medeni Kanunu'nun 166/3. maddesi kapsamında, evlilik birliğinin temel sarsılması gerekçesiyle açılan ve tarafların boşanma ile boşanmanın tüm sonuçları üzerinde anlaştığı davalarda her iki ya da yalnızca bir tarafı temsil eden aile hukuku uzmanı avukattır. Anlaşmalı boşanmada mahkeme; tarafların imzaladığı protokolü onaylayarak boşanma kararı vermektedir. Bu sürecin hızlı ve sorunsuz tamamlanması; protokolün hukuki geçerlilik koşullarını eksiksiz karşılamasına bağlıdır. Anlaşmalı boşanma avukatları başlıca şu hizmetleri sunmaktadır: boşanma protokolünün hazırlanması ve içeriğinin belirlenmesi, velayet ve kişisel ilişki düzenlemesinin oluşturulması, iştirak nafakası ile yoksulluk nafakasının belirlenmesi ve süresi, mal paylaşımı ve edinilmiş mallara katılma hesabı, ortak konuta ve aile eşyalarına ilişkin hükümlerin düzenlenmesi, tapu devri ve banka hesabı gibi pratik anlaşmazlıkların protokole yansıtılması ve gerektiğinde dava sonrası icrası gereken hükümlerin net biçimde kaleme alınması. Koza Avukatlık bu hizmetlerin tamamını müvekkilin uzun vadeli çıkarlarını gözeterek sunmaktadır. ## Anlaşmalı Boşanma Kapsamında Verilen Hizmetler Nelerdir? Koza Avukatlık; anlaşmalı boşanma sürecinde protokol hazırlamaktan mahkeme temsiline, boşanma sonrası ihtilaf yönetiminden nafaka artırım davalarına kadar eksiksiz bir hizmet yelpazesi sunmaktadır. Protokol hazırlanması aşamasında; velayet düzenlemesi, nafaka miktarı ve süresi, mal paylaşımı, konut ve araç gibi ortak varlıkların paylaşımı ve boşanma sonrası tarafların birbirinden bağımsız mali durumlarının netleştirilmesi titizlikle ele alınmaktadır. Mahkeme aşamasında ise duruşmada tarafların beyanlarının hazırlanması, hâkimin protokol üzerindeki sorularına yönelik hazırlık ve kararın bir an önce kesinleşmesi için gerekli usul adımlarının eksiksiz atılması büromuz tarafından yürütülmektedir. Boşanma sonrasında ise protokolün icrası, nafaka artırım ya da azaltım davaları ve velayet değişikliği talepleri de müvekkillerimize sunduğumuz hizmetler arasındadır. ## Kartal'da En İyi Anlaşmalı Boşanma Avukatı Nasıl Seçilir? Anlaşmalı boşanma; yüzeysel olarak basit görünse de protokolün yanlış hazırlanması; uzun yıllar boyunca sürecek nafaka, velayet ve mal uyuşmazlıklarına zemin hazırlayabilmektedir. Bu nedenle doğru avukatı seçmek; boşanma sonrasının huzuru açısından kritik önem taşımaktadır. ## Kartal'da En İyi Anlaşmalı Boşanma Avukatı Seçerken Dikkat Edilmesi Gerekenler Doğru anlaşmalı boşanma avukatını seçerken şu ölçütler belirleyici olmaktadır: aile hukukuna özgü deneyim, aile mahkemesinde düzenli dosya takibi, protokol hazırlama kalitesi, nafaka ve mal paylaşımı hesaplamalarındaki teknik yetkinlik, uzun vadeli sonuçları öngörme ve müvekkile gerçekçi beklenti yönetimi yapma becerisi. Özellikle çocuk varsa velayet ve kişisel ilişki düzenlemesinin çocuğun üstün yararını esas alarak oluşturulması kritik öneme sahiptir. ## Anlaşmalı Boşanma Davalarında Deneyimin Önemi Anlaşmalı boşanmada deneyimin en somut yansıması; protokolün "şimdi" değil "sonrası" için doğru hazırlanmasıdır. Nafaka miktarının enflasyona karşı korunaklı biçimde belirlenmesi, velayet düzenlemesinin olası ihtilafları önleyecek netlikte kaleme alınması ve mal paylaşımının hakkaniyetli ve eksiksiz gerçekleştirilmesi; yıllar içinde avukat değiştirecek yeni hukuki süreçlerin önüne geçmektedir. Koza Avukatlık bu öngörüyü her protokol çalışmasına yansıtmaktadır. ## Kartal Anlaşmalı Boşanma Avukatı Tavsiye ve Danışmanlık Süreci Anlaşmalı boşanma kararı alındığında hangi adımların izleneceğini bilmek; sürecin hızlı ve sorunsuz ilerlemesine doğrudan katkı sağlamaktadır. Koza Avukatlık, danışmanlık arayan müvekkillerine yapılandırılmış ve şeffaf bir süreç sunmaktadır. ## Kartal Anlaşmalı Boşanma Avukatı Tavsiye Arayanlar İçin Doğru Yöntemler Anlaşmalı boşanma avukatı arayanların izlemesi gereken en sağlıklı yol şu adımları kapsamaktadır: önce eşle hangi konularda anlaşıldığını ve hangi konuların belirsiz kaldığını netleştirmek, ardından büroyla iletişime geçerek ücretsiz ilk görüşme talep etmek ve bu görüşmede nafaka, velayet ve mal paylaşımı konularındaki seçenekleri ayrıntılı biçimde değerlendirmektir. Koza Avukatlık ilk görüşmede protokolün nasıl oluşturulması gerektiğini, süreç uzunluğunu ve maliyet yapısını şeffaf biçimde paylaşmaktadır. ## Anlaşmalı Boşanma Davalarında Strateji Belirleme Süreci Koza Avukatlık, anlaşmalı boşanma davalarında strateji belirleme sürecini şu aşamalarda yürütmektedir: önce tarafların anlaştığı ve anlaşamadığı konuların tespiti, ardından nafaka miktarının somut ekonomik verilerle belirlenmesi, akabinde velayet ve kişisel ilişki düzenlemesinin çocuğun üstün yararı esas alınarak oluşturulması ve son olarak protokolün mahkemece onaylanmasını engelleyecek hatalı ifadelerden arındırılması. Bu kapsamlı hazırlık; mahkemede tek duruşmada karar alınmasını sağlamaktadır. ## Kartal Anlaşmalı Boşanma Avukatı Ücretleri 2026 Anlaşmalı boşanma avukat ücretleri; davanın karmaşıklığına, mal varlığının boyutuna ve protokol hazırlama sürecinin yoğunluğuna göre belirlenmektedir. Türkiye Barolar Birliği asgari ücret tarifesi yasal alt sınırı oluşturmaktadır. ## Kartal'da Anlaşmalı Boşanma Avukatı Ücretleri Neye Göre Belirlenir? Ücretlendirmeyi belirleyen başlıca faktörler: protokolün karmaşıklığı (çocuk var mı, ortak taşınmaz var mı, şirket payı var mı), mal paylaşımının kapsamı, müzakere sürecinin uzunluğu ve boşanma sonrası olası ihtilaf yönetimi ihtiyacı. Hizmet Türü Ücret Yapısı Notlar Protokol hazırlama ve dava temsili Sabit ücret Baro tarifesi geçerli Protokol incelemesi (karşı taraf hazırladıysa) Sabit ücret Ayrıca belirlenir Mal paylaşımı hesabı danışmanlığı Sabit ücret İlk görüşmede netleşir Boşanma sonrası nafaka artırım davası Sabit ücret Baro tarifesi geçerli ## Kartal'da Görülen Anlaşmalı Boşanma Davaları Nelerdir? Anlaşmalı boşanma; tek bir dava türü olmakla birlikte içerdiği konular açısından son derece çeşitli ve kişiye özel durumları kapsamaktadır. ## Velayet ve Kişisel İlişki Düzenlemesi Müşterek çocuğun velayetinin hangi ebeveyne verileceği ve diğer ebeveynin çocukla ne zaman, nasıl kişisel ilişki kuracağı; protokolün en hassas ve ileride en fazla ihtilafa konu olan bölümüdür. Koza Avukatlık, velayet düzenlemesini çocuğun yaşını, okulunu ve alışkanlıklarını göz önünde bulundurarak; hafta sonu, yaz tatili ve dini bayramları kapsayan ayrıntılı bir takvimle oluşturmaktadır. ## Nafaka Belirlenmesi ve Süresi İştirak nafakasının çocuğun gerçek ihtiyaçlarını karşılayacak düzeyde belirlenmesi; hem müvekkilin hem çocuğun uzun vadeli refahı açısından kritik öneme sahiptir. Yoksulluk nafakasında ise miktarın ve süresinin somut ekonomik verilerle belirlenmesi; ileride açılacak artırım ya da kaldırma davalarına karşı güçlü bir zemin oluşturmaktadır. Koza Avukatlık güncel Yargıtay içtihadı ve Türkiye istatistik verilerini esas alarak nafaka hesaplaması yapmaktadır. ## Mal Paylaşımı ve Ortak Taşınmaz Edinilmiş mallara katılma rejimi kapsamında evlilik süresince edinilen malların eşit paylaşımı; protokolde net biçimde yer alması gereken kritik bir konudur. Ortak konutun kime bırakılacağı, tapu devrinin nasıl gerçekleştirileceği ve ipotek ya da banka kredisinin nasıl yönetileceği de protokolün ayrıntılı ele alınması gereken başlıkları arasındadır. ## Anlaşmalı Boşanma Sonrası İhtilaf Yönetimi En iyi hazırlanmış protokollerde dahi boşanma sonrasında koşulların değişmesiyle birlikte nafaka artırım, velayet değişikliği ya da kişisel ilişki düzenlenmesinin yeniden belirlenmesi ihtiyacı doğabilmektedir. Koza Avukatlık, boşanma sonrasında oluşan yeni ihtilafları da müvekkillerine sunduğu hizmet kapsamında etkin biçimde yönetmektedir. ## Anlaşmalı Boşanma Davası Süreci Nasıl İşler? Anlaşmalı boşanma davası; Türk Medeni Kanunu'nun 166/3. maddesi kapsamında açılmakta ve tek duruşmada tamamlanabilmektedir. Evliliğin en az bir yıl sürmüş olması ve her iki tarafın ya birlikte başvurması ya da bir tarafın davasını diğerinin kabul etmesi zorunlu koşullardandır. Protokolün hâkim tarafından uygun bulunması halinde karar aynı günde açıklanabilmektedir. ## Kartal'da Anlaşmalı Boşanma Süreci Kartal'daki anlaşmalı boşanma davaları, ilçede bulunan İstanbul Anadolu Adliyesi'nin aile mahkemelerinde görülür. Dava dilekçesi, protokol ve kimlik belgeleriyle başvurunun ardından duruşma günü belirlenmektedir. Hâkim; tarafları bizzat dinleyerek protokolün serbestçe hazırlandığını ve çocuğun üstün yararını gözetip gözetmediğini değerlendirmektedir. Koza Avukatlık protokolü, hâkimin duruşmada yapacağı kontrolleri göz önünde tutarak hazırlar ve duruşmada tarafların yanında bulunur. ## Kartal'da Anlaşmalı Boşanma Avukatı ile Çalışmanın Avantajları Anlaşmalı boşanmada avukatsız protokol hazırlamak; kısa vadede maliyet tasarrufu gibi görünse de uzun vadede çok daha maliyetli ihtilafların kapısını açmaktadır. Koza Avukatlık ile çalışmanın somut avantajları: protokolün boşluk bırakmayan, yoruma açık olmayan ve ileride icraya konulabilir biçimde hazırlanması; nafaka ve mal paylaşımı hesabının eksiksiz yapılması; mahkemede tek duruşmada karar alınmasını sağlayacak hazırlığın yapılması ve boşanma sonrasında doğabilecek yeni uyuşmazlıklara karşı güvence oluşturulmasıdır. ## Kartal Anlaşmalı Boşanma Avukatı ile Hemen İletişime Geçin Anlaşmalı boşanma kararı alındıktan sonra protokolün hazırlanması ve dava açılması sürecinde gereksiz bekleme; hem duygusal hem pratik açıdan olumsuz sonuçlar doğurabilmektedir. Koza Avukatlık, ilk başvurudan itibaren dosyayı hızla değerlendirerek müvekkile özgü bir protokol taslağı oluşturmaktadır. ## Hızlı Hukuki Destek ve Danışmanlık Koza Avukatlık; telefon, WhatsApp ve e-posta kanalıyla ulaşılabilir olmakta ve ilk görüşmeyi ücretsiz gerçekleştirmektedir. Bu görüşmede müvekkil; nafaka ve velayet konusundaki haklarını, protokolün nasıl oluşturulacağını ve tahmini süreç uzunluğunu net biçimde öğrenmektedir. ## Kartal Bölgesinde Yerinde Hizmet Avantajı Büromuz Cevizli, Kepez Sk. No:7 Kat:4 Daire:9, 34865 Kartal/İstanbul adresinde, İstanbul Anadolu Adliyesi'ne yakın konumda hizmet verir. Bu coğrafi avantaj; hem müvekkille yüz yüze görüşme kolaylığı hem de mahkeme süreçlerinin hızla takip edilmesi açısından belirleyici bir fark yaratmaktadır.   ## Sıkça Sorulan Sorular S: Anlaşmalı boşanma ne kadar sürer? C: Protokolün eksiksiz hazırlanması ve duruşma günü alınmasına bağlı olarak genellikle 1-3 ay içinde tamamlanmaktadır. Koza Avukatlık süreci hızlandırmak için gerekli tüm adımları titizlikle atmaktadır. S: Anlaşmalı boşanma avukatı şart mı? C: Zorunlu değil; ancak hatalı protokoller uzun yıllar sürecek nafaka ve velayet ihtilaflarına zemin hazırlayabilmektedir. Koza Avukatlık protokolü müvekkilin uzun vadeli çıkarlarını koruyacak biçimde hazırlamaktadır. S: Eşim protokol şartlarını ihlal ederse ne olur? C: Boşanma protokolü mahkeme kararıyla onaylandığından ilamlı icra yoluyla icraya konulabilmektedir. Koza Avukatlık protokol ihlallerinde icra sürecini hızla başlatmaktadır. S: Çocuğumun velayetini sonradan değiştirebilir miyim? C: Evet. Koşulların esaslı biçimde değişmesi halinde velayet değişikliği davası açılabilmektedir. Koza Avukatlık bu süreçte de müvekkilin yanındadır. S: Kartal anlaşmalı boşanma avukatı tavsiye nasıl alınır? C: Telefon (+90 538 980 49 46 / +90 535 924 18 52), WhatsApp veya iletisim@kozaavukatlik.com.tr adresi üzerinden iletişime geçerek ücretsiz ilk görüşme talep edebilirsiniz. --- # Kartal Bilişim Suçları Avukatı URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/kartal-bilisim-suclari-avukati/ Güncelleme: 2026-04-29 Kısa cevap: Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal'da bilişim sistemine izinsiz giriş, kişisel verilerin ele geçirilmesi ve ifşası, internet dolandırıcılığı, sosyal medyada hakaret, tehdit ve şantaj ile kripto para dolandırıcılığı davalarında sanık müdafiliği ve mağdur vekilliği yapar. İçerik kaldırma başvuruları ve dijital delil tespiti de yürütülür. Büro Cevizli, Kepez Sk. No:7 Kat:4 Daire:9, 34865 Kartal/İstanbul adresindedir. Kartal'da yaşayan bireyler ve şirketler için bilişim suçları; internetin ve dijital teknolojilerin günlük hayatın her alanına sızmasıyla birlikte giderek artan ve son derece ağır sonuçlar doğurabilen ceza hukuku uyuşmazlıklarıdır. Kimlik hırsızlığından siber dolandırıcılığa, sosyal medya üzerinden hakaret ve tehditten kişisel verilerin hukuka aykırı işlenmesine kadar uzanan geniş bir yelpazede seyreden bilişim suçlamaları; hem sanık hem mağdur için uzman hukuki destek gerektirmektedir. Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal Ceza Davası Avukatı kadrosuyla bilişim suçları davalarının her boyutunda müvekkillerine güçlü, teknik bilgiye dayalı ve sonuç odaklı hukuki temsil sunmaktadır. Av. Fatma Umay Bayrak ve Av. Büşra Onay Oğurcu önderliğindeki büromuz; TCK'nın bilişim suçlarına ilişkin hükümlerine ve dijital delil hukukuna hâkimiyetiyle her davada müvekkile özgü bir savunma stratejisi oluşturmaktadır. ## Kartal Bilişim Suçları Avukatı Nedir, Hangi Davalara Bakar? Bilişim suçları avukatı; bilgisayar, internet ve dijital platformlar aracılığıyla işlenen suçlarda sanığı ya da mağduru temsil eden, dijital delil hukukuna ve TCK'nın bilişim suçlarına ilişkin hükümlerine hâkimiyet gerektiren özel bir uzmanlık alanında faaliyet gösteren ceza avukatıdır. Bu alan; hem ceza hukuku bilgisini hem teknolojik altyapıyı hem de dijital delil toplama ve değerlendirme süreçlerini bir arada yönetmeyi zorunlu kılmaktadır. Kartal'da bilişim suçları avukatları başlıca şu konularda hizmet vermektedir: bilişim sistemine izinsiz giriş (hacking) davaları, kişisel verilerin ele geçirilmesi ve ifşası suçlamaları, internet üzerinden dolandırıcılık ve sahtecilik, sosyal medyada hakaret, tehdit ve şantaj suçları, kimlik hırsızlığı ve sahte profil oluşturma, KVKK ihlallerine bağlı cezai sorumluluk, dijital ortamda cinsel içerik yayılması ve intikam pornosu, siber zorbalık ve siber taciz, e-ticaret platformlarında dolandırıcılık ve kripto para suçları. Koza Avukatlık bu alanların tamamında güncel TCK ve KVKK bilgisiyle müvekkillerine etkin temsil sunmaktadır. ## Bilişim Suçları Kapsamında Verilen Hizmetler Nelerdir? Koza Avukatlık; bilişim suçları alanında gözaltı anından kararın kesinleşmesine uzanan sürecin tamamını kapsayan hizmetler sunmaktadır. Sanık tarafında; gözaltıda acil hukuki destek, dijital delillerin hukuka aykırılığının tespiti ve dışlanması talebi, savcılık soruşturmasında müdafi sıfatıyla aktif katılım, iddia edilen eylemin suç oluşturup oluşturmadığının hukuki analizi ve ceza miktarının azaltılması için strateji belirlenmesi başlıca hizmetler arasındadır. Mağdur tarafında ise dijital delillerin muhafaza altına alınması için acil tedbir başvurusu, içeriklerin kaldırılması için internet servis sağlayıcılarına ve BTK'ya başvuru, suç duyurusu dilekçesinin hazırlanması, soruşturma sürecinin takibi ve maddi-manevi tazminat davası da büromuzun aktif hizmet verdiği alanlardandır. Koza Avukatlık, dijital dünyanın kendine özgü hız gereksinimine uyum sağlayarak her müvekkile en erken aşamada destek vermektedir. ## Kartal'da En İyi Bilişim Suçları Avukatı Nasıl Seçilir? Bilişim suçları davaları; geleneksel ceza davalarından farklı olarak dijital delil hukukuna, siber güvenlik kavramlarına ve internet platformlarının işleyişine dair ek bir bilgi birikimini zorunlu kılmaktadır. Bu nedenle Kartal'da en iyi bilişim suçları avukatını bulmak; teknik yetkinliği de göz önünde bulundurarak yapılacak bilinçli bir tercih gerektirmektedir. ## Kartal'da En İyi Bilişim Suçları Avukatı Seçerken Dikkat Edilmesi Gerekenler Doğru bilişim suçları avukatını seçerken şu ölçütler belirleyici olmaktadır: TCK'nın 243-246. maddeleri kapsamındaki bilişim suçlarına özgü dava deneyimi, dijital delil hukukuna hâkimiyet (IP adresi tespiti, log kayıtları, meta veri analizi), KVKK kapsamındaki cezai sorumluluk konusunda güncel bilgi, savcılık soruşturmasının başlangıcında hızlı müdahale kapasitesi ve sosyal medya ya da e-ticaret platformlarındaki içerik kaldırma süreçlerine aşinalık. İlk görüşmede suçlamanın dijital delil boyutunu somut biçimde analiz eden avukat; doğru tercih işaretidir. ## Bilişim Suçları Davalarında Deneyimin Önemi Bilişim suçları davalarında deneyim; yalnızca kanun bilgisini değil, dijital delillerin nasıl toplandığını, nasıl korunduğunu ve mahkemede nasıl sunulduğunu da kapsamaktadır. IP adreslerinin yanıltıcı olabileceği, VPN kullanımının kimlik tespitini güçleştirdiği ve meta verilerin hem suçu ispat etmek hem de çürütmek için kullanılabileceği; bu alandaki dava pratiğinde kritik fark yaratan bilgilerdir. Koza Avukatlık bilişim davalarında teknik farkındalığı hukuki argümanlarla birleştirerek müvekkile güçlü bir savunma sunmaktadır. ## Kartal Bilişim Suçları Avukatı Tavsiye ve Danışmanlık Süreci Bilişim suçu suçlamasıyla karşılaşıldığında ya da siber saldırıya maruz kalındığında hangi adımların atılacağını bilmek; sürecin seyrini başından olumlu etkilemektedir. Koza Avukatlık, bu alanda danışmanlık arayan müvekkillerine yapılandırılmış ve şeffaf bir süreç sunmaktadır. ## Kartal Bilişim Suçları Avukatı Tavsiye Arayanlar İçin Doğru Yöntemler Bilişim suçu avukatı arayanların izlemesi gereken yol şu adımları kapsamaktadır: suçlamayla karşılaşılması ya da gözaltı durumunda avukat talep etmeden hiçbir dijital cihazı teslim etmemek ve hiçbir beyan vermemek, ardından hızla büroyla iletişime geçmek ve mevcut dijital kanıtları (ekran görüntüleri, yazışmalar) güvende tutmaktır. Mağdur için ise suça ilişkin tüm dijital delillerin ekran görüntüsü ve tarih damgasıyla muhafaza edilmesi kritik bir ilk adımdır. ## Bilişim Suçları Davalarında Strateji Belirleme Süreci Koza Avukatlık, bilişim suçları davalarında strateji belirleme sürecini şu aşamalarda yürütmektedir: önce suçlamanın TCK kapsamındaki hukuki niteliğinin belirlenmesi, ardından dijital delillerin hukuka uygunluğunun sorgulanması, akabinde kimlik tespitinin güvenilirliğinin teknik açıdan analiz edilmesi ve son olarak kastın varlığı ya da yokluğunun delil setiyle birlikte değerlendirilmesi. Bu analitik yaklaşım; savunmanın en güçlü noktadan başlamasını sağlamaktadır. ## Kartal Bilişim Suçları Avukatı Ücretleri 2026 Bilişim suçları davası avukat ücretleri; suçlamanın ağırlığına, davanın süresine ve dijital delil analizinin kapsamına göre belirlenmektedir. Türkiye Barolar Birliği asgari ücret tarifesi yasal alt sınırı oluşturmaktadır. ## Kartal'da Bilişim Suçları Avukatı Ücretleri Neye Göre Belirlenir? Ücretlendirmeyi belirleyen başlıca faktörler: suçlamanın niteliği (bilişim sistemine izinsiz giriş mi, kişisel veri ihlali mi, dolandırıcılık mı), dijital delil analizinin kapsamı, soruşturma aşamasından mı kovuşturma aşamasından mı itibaren temsil alındığı ve davanın süre uzunluğu. Hizmet Türü Ücret Yapısı Notlar Bilişim suçu sanık savunması Dava kapsamına göre Baro tarifesi geçerli Mağdur temsili ve suç duyurusu Sabit ücret Ayrıca belirlenir İçerik kaldırma ve tedbir başvurusu Sabit ücret İlk görüşmede netleşir KVKK ihlali cezai danışmanlık Sabit ücret Baro tarifesi geçerli Siber dolandırıcılık tazminat davası Dava değerine göre Baro tarifesi geçerli ## Kartal'da Görülen Bilişim Suçları Davaları Nelerdir? Kartal'da bilişim suçları kapsamında en sık karşılaşılan davalar; sosyal medya kaynaklı uyuşmazlıklar, siber dolandırıcılık vakaları ve kişisel veri ihlalleri biçiminde tezahür etmektedir. Her kategorinin kendine özgü delil yapısı ve savunma stratejisi mevcuttur. ## Bilişim Sistemine Girme ve Engelleme Suçları TCK'nın 243. maddesi; bir bilişim sistemine hukuka aykırı olarak girmeyi 1 yıla kadar, 244. maddesi ise sistemi engellemeyi, bozma ya da verileri yok etmeyi 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezasıyla yaptırıma bağlamaktadır. Bu davalarda yetkisiz erişimin kasıtlı olup olmadığının ve sisteme verilen zararın kapsamının tespiti savunmanın kritik eksenini oluşturmaktadır. Koza Avukatlık bu davalarda teknik bilirkişi raporlarını hukuki argümanlarla birleştirerek güçlü bir savunma sunmaktadır. ## Kişisel Veri İhlali ve İfşası Suçları TCK'nın 136. maddesi kapsamındaki kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme veya yayma suçu; 2 ila 4 yıl hapis cezası öngörmektedir. KVKK ihlallerinin cezai sonuçları da giderek daha ağır yaptırımlarla düzenlenmektedir. Koza Avukatlık hem sanık hem mağdur tarafında bu suçlamalar için kapsamlı hukuki destek sağlamaktadır. ## Sosyal Medyada Hakaret, Tehdit ve Şantaj İnternet ve sosyal medya üzerinden gerçekleştirilen hakaret, tehdit ve şantaj; hem TCK'nın genel hükümleri hem de bilişim suçlarına ilişkin özel hükümleri kapsamında değerlendirilmektedir. Dijital kimliğin tespiti, içeriğin ekran görüntüsüyle belgelenmesi ve zaman damgasının korunması; mağdur için kritik delil güvencesi oluşturmaktadır. Koza Avukatlık bu davalarda hem içerik kaldırma hem cezai süreç hem de tazminat davası boyutlarını bütünlüklü biçimde yönetmektedir. ## Siber Dolandırıcılık ve Kripto Para Suçları Sahte e-ticaret siteleri, oltalama saldırıları, sahte yatırım platformları ve kripto para dolandırıcılığı; bilişim suçları kategorisinin en hızlı büyüyen alt alanlarını oluşturmaktadır. Bu davalarda dijital para izinin takibi, banka ve kripto cüzdan kayıtlarının analizi ve IP tespiti belirleyici delil niteliği taşımaktadır. Koza Avukatlık siber dolandırıcılık vakalarında hem savcılık aşamasında hem tazminat davasında etkin temsil sunmaktadır. ## Bilişim Suçları Davası Süreci Nasıl İşler? Bilişim suçları davası; ihbar ya da tespit ile başlayan soruşturma, dijital delillerin toplanması ve incelenmesi, savcılık kararı ve iddianame düzenlenmesi, mahkeme yargılaması ve kanun yolları aşamalarını kapsamaktadır. Dijital delillerin hukuka uygun biçimde toplanması; hem savcılık hem savunma açısından sürecin belkemiğini oluşturmaktadır. ## Kartal Adliyesi'nde Bilişim Suçları Davası Süreci Bilişim suçları; ceza mahkemelerinin genel görev alanında yer almaktadır. Kartal Cumhuriyet Savcılığı bünyesinde dijital delil incelemesi ve IP sorgulaması süreçleri yürütülmekte; Kartal Asliye Ceza veya Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılama gerçekleştirilmektedir. Koza Avukatlık, Kartal Adliyesi'ndeki deneyimiyle bilişim suçu davalarının yerel yargı süreçlerini etkin biçimde takip etmektedir. ## Kartal'da Bilişim Suçları Avukatı ile Çalışmanın Avantajları Bilişim suçları davalarında avukatsız hareket etmek; özellikle dijital delil muhafazası ve hukuka aykırı delil itirazı konularında telafi edilemez hak kayıplarına yol açabilmektedir. Koza Avukatlık'ın somut avantajları şunlardır: gözaltı anında dijital cihazların teslimi konusunda doğru tutumun belirlenmesi, hukuka aykırı elde edilen dijital delillerin dışlanması talebi, IP yanıltmacılığı ve anonim kimlik kullanımına ilişkin teknik savunma argümanları ve mağdur için içerik kaldırma ile tazminat süreçlerinin eş zamanlı yürütülmesi. ## Kartal Bilişim Suçları Avukatı ile Hemen İletişime Geçin Bilişim suçlarında dijital deliller çok hızlı biçimde silinebilmekte ya da değiştirilebilmektedir. Bu nedenle hem mağdur hem sanık için en erken aşamada avukata ulaşmak; sürecin seyrini doğrudan etkilemektedir. Koza Avukatlık, acil bilişim suçları vakalarında hızla devreye girerek dijital delillerin korunmasından hukuki sürecin başlatılmasına kadar her adımı yönetmektedir. ## Hızlı Hukuki Destek ve Danışmanlık Koza Avukatlık; telefon, WhatsApp ve e-posta kanalıyla ulaşılabilir olmakta ve ilk görüşmeyi ücretsiz gerçekleştirmektedir. Bilişim suçu şüphesiyle gözaltına alınan müvekkiller için acil müdahale kapasitesi her zaman hazırdır. Mağdur müvekkiller için ise içerik kaldırma talebinin aynı gün içinde hazırlanması mümkündür. ## Kartal Bölgesinde Yerinde Hizmet Avantajı Büromuz Cevizli, Kepez Sk. No:7 Kat:4 Daire:9, 34865 Kartal/İstanbul adresinde, Kartal Adliyesi'ne yakın konumda hizmet vermektedir. Kartal'ın yerel savcılık ve mahkeme uygulamalarına hâkimiyetimiz; bilişim suçları davalarında hem soruşturma hem yargılama aşamasında avantaj sağlamaktadır.   ## Sıkça Sorulan Sorular S: Sosyal medyada bana hakaret edildi, ne yapabilirim? C: Ekran görüntüsü ve zaman damgasıyla delilleri muhafaza ettikten sonra Koza Avukatlık aracılığıyla suç duyurusunda bulunabilir, içerik kaldırma başvurusu yapabilir ve manevi tazminat davası açabilirsiniz. Delillerin korunması için en erken adımı atmak kritik önem taşımaktadır. S: Bilişim suçundan gözaltına alındım, ne yapmalıyım? C: Avukat talep etmeden dijital cihazlarınızı teslim etmeyin ve hiçbir beyan vermeyin. Koza Avukatlık gözaltı ihbarını aldığında anında devreye girmektedir. S: IP adresim tespit edildi, suçlu sayılır mıyım? C: IP adresi tek başına suçluluğu kanıtlamaz; VPN, paylaşılan ağ ve router bilgileri başka kişileri de işaret edebilir. Koza Avukatlık bu teknik savunma argümanlarını etkin biçimde kullanmaktadır. S: Kripto para dolandırıcılığına uğradım, param geri alınabilir mi? C: Dijital para izinin takibi ve olası hesap dondurma talepleri için en erken aşamada avukata başvurmak kritiktir. Koza Avukatlık suç duyurusu ve tazminat sürecinde yanınızdadır. S: Kartal bilişim suçları avukatı tavsiye nasıl alınır? C: Telefon (+90 538 980 49 46 / +90 535 924 18 52), WhatsApp veya iletisim@kozaavukatlik.com.tr adresi üzerinden iletişime geçerek ücretsiz ilk görüşme talep edebilirsiniz. --- # Kartal Uluslararası Hukuk Avukatı URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/kartal-uluslararasi-hukuk-avukati/ Güncelleme: 2026-04-29 Kısa cevap: Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal'da yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizi, uluslararası boşanma ve velayet uyuşmazlıkları, yabancıların Türkiye'de taşınmaz edinimi ve sınır ötesi ticari sözleşme ihtilaflarında hizmet verir. Uygulanacak hukuk 5718 sayılı MÖHUK'a göre belirlenir. Büro Cevizli, Kepez Sk. No:7 Kat:4 Kartal adresindedir; yabancı müvekkiller için uzaktan görüşme mümkündür. Kartal'da yaşayan bireyler, yabancı uyruklu kişiler ve uluslararası ticaret yapan şirketler için uluslararası hukuk uyuşmazlıkları; hem yabancı hukuk sistemlerine hem Türk hukukuna hem de uluslararası sözleşmeler hukukuna hâkimiyeti zorunlu kılan karmaşık ve çok katmanlı bir alandır. Yurt dışındaki mülkiyet hakları, çifte vatandaşlık sorunları, yabancı mahkeme kararlarının Türkiye'de tanınması ve tenfizi, uluslararası boşanma ve velayet anlaşmazlıkları ile sınır ötesi ticari sözleşme ihtilafları; Kartal'da giderek daha fazla karşılaşılan hukuki uyuşmazlık türleri arasına girmektedir. Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal Avukat kadrosuyla uluslararası hukuk uyuşmazlıklarının her boyutunda müvekkillerine kapsamlı, güvenilir ve sonuç odaklı hukuki destek sunmaktadır. Av. Fatma Umay Bayrak ve Av. Büşra Onay Oğurcu önderliğindeki büromuz; Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK) ve uluslararası sözleşmeler çerçevesinde her müvekkile özgü bir hukuki strateji geliştirmektedir. ## Kartal Uluslararası Hukuk Avukatı Nedir, Hangi Davalara Bakar? Uluslararası hukuk avukatı; birden fazla ülkeyi ilgilendiren hukuki uyuşmazlıklarda bireyleri, şirketleri ve kurumları temsil eden, yabancı hukuk sistemlerine ve uluslararası sözleşmelere hâkimiyet gerektiren özel bir uzmanlık alanında faaliyet gösteren avukattır. Türk hukukunda bu alanı düzenleyen temel mevzuat; 5718 sayılı MÖHUK ve ikili ile çok taraflı uluslararası sözleşmelerdir. Kartal'da uluslararası hukuk avukatları başlıca şu konularda hizmet vermektedir: yabancı mahkeme ve tahkim kararlarının Türkiye'de tanınması ve tenfizi (exequatur davası), uluslararası boşanma ve velayet uyuşmazlıklarında uygulanacak hukukun belirlenmesi, yurt dışındaki mülkiyet ve miras haklarının korunması, yabancı uyruklu kişiler için Türkiye'de taşınmaz edinimi, çifte vatandaşlık ve oturma izni sorunları, sınır ötesi ticari sözleşmelerden doğan anlaşmazlıklar, uluslararası tahkim (ISTAC, ICC, ICSID) ve iade (iade-i muhakeme) talepleri. Koza Avukatlık bu alanların tamamında güncel uluslararası içtihat ve mevzuat bilgisiyle hizmet vermektedir. ## Uluslararası Hukuk Kapsamında Verilen Hizmetler Nelerdir? Koza Avukatlık; uluslararası hukuk alanında tek seferlik danışmanlıktan uzun soluklu dava temsiline kadar geniş bir hizmet yelpazesi sunmaktadır. Yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizi için exequatur davası açılması, MÖHUK kapsamında uygulanacak hukukun tespiti, yabancı uyruklu müvekkillerin Türk mahkemelerinde temsili, uluslararası boşanma protokollerinin hazırlanması ve yurt dışındaki kararların Türkiye'de geçerlilik kazanması bu hizmetlerin başında gelmektedir. Bunun yanı sıra uluslararası ticari sözleşmelerde yargı yeri ve uygulanacak hukuk seçimi, çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmaları kapsamında danışmanlık, yabancı yatırımcılar için Türkiye'de şirket kurulumu ve uluslararası tahkim süreçlerinde temsil de büromuzun aktif olduğu alanlardandır. Koza Avukatlık, müvekkilin uluslararası hukuki ihtiyacına özgü bir hizmet planı oluşturarak gereksiz masraf ve zaman kaybını başından önlemektedir. ## Kartal'da En İyi Uluslararası Hukuk Avukatı Nasıl Seçilir? Uluslararası hukuk uyuşmazlıkları; yalnızca Türk hukukuna değil, aynı zamanda yabancı hukuk sistemlerine ve uluslararası sözleşme hukukuna hâkimiyeti zorunlu kılan özel bir dava türüdür. Bu nedenle Kartal'da en iyi uluslararası hukuk avukatını bulmak; belirli ölçütleri göz önünde bulundurarak yapılacak bilinçli bir tercih gerektirmektedir. ## Kartal'da En İyi Uluslararası Hukuk Avukatı Seçerken Dikkat Edilmesi Gerekenler Doğru uluslararası hukuk avukatını seçerken şu ölçütler belirleyici olmaktadır: MÖHUK ve uluslararası sözleşmeler hukukuna teknik hâkimiyet, yabancı mahkeme kararlarının tenfizindeki pratik deneyim, uluslararası boşanma ve miras davalarındaki birikim, yabancı dilde iletişim kurabilme kapasitesi ve birden fazla hukuk sistemine aşinalık. İlk görüşmede uyuşmazlığın hangi ülke hukukuna tabi olduğunu ve Türk mahkemelerinde nasıl bir yol izleneceğini somut biçimde açıklayan avukat; doğru tercih işaretidir. Koza Avukatlık, ilk görüşmede müvekkilin uluslararası hukuki durumunu kapsamlı biçimde değerlendirerek hangi hukuki yolların açık olduğunu net biçimde ortaya koymaktadır. ## Uluslararası Hukuk Davalarında Deneyimin Önemi Uluslararası hukuk davaları; yalnızca Türk hukukuna hâkimiyetin ötesinde, uyuşmazlığın taraf olduğu ülkenin hukuk sistemine ve uluslararası özel hukuk kurallarına da aşinalık gerektirmektedir. Yabancı mahkeme kararının tanınması için aranan koşulların bilinmesi, kamu düzeni çekincesinin doğru uygulanması ve çifte uyrukluluk hallerindeki hukuki karmaşanın çözüme kavuşturulması; deneyimsiz bir avukat için ciddi tuzaklar oluşturabilmektedir. Koza Avukatlık, uluslararası hukuk alanındaki birikimini her müvekkile farklılaştırıcı bir hizmet kalitesi olarak sunmaktadır. ## Kartal Uluslararası Hukuk Avukatı Tavsiye ve Danışmanlık Süreci Uluslararası hukuk uyuşmazlıklarında doğru avukata ulaşmak; sürecin başarısını büyük ölçüde belirlemektedir. Koza Avukatlık, bu alanda danışmanlık arayan müvekkillerine yapılandırılmış ve şeffaf bir süreç sunmaktadır. ## Kartal Uluslararası Hukuk Avukatı Tavsiye Arayanlar İçin Doğru Yöntemler Uluslararası hukuk avukatı arayanların izlemesi gereken en sağlıklı yol şu adımları kapsamaktadır: öncelikle ilgili yabancı mahkeme kararı, sözleşme ya da hukuki belgeyi Türkçe çevirisiyle birlikte hazırlamak, ardından büroyla iletişime geçerek ücretsiz ilk görüşme talep etmek ve bu görüşmede Türkiye'de hangi hukuki yolların açık olduğunu ayrıntılı biçimde sorgulamaktır. Koza Avukatlık ilk görüşmede uyuşmazlığın çözüm olasılığını, süreç uzunluğunu ve maliyet yapısını gerçekçi biçimde paylaşmaktadır. ## Uluslararası Hukuk Davalarında Strateji Belirleme Süreci Koza Avukatlık, uluslararası hukuk davalarında strateji belirleme sürecini şu aşamalarda yürütmektedir: önce uyuşmazlığın hangi ülke hukukuna tabi olduğunun MÖHUK kapsamında tespiti, ardından Türk mahkemelerinde hangi dava yolunun izleneceğinin belirlenmesi, akabinde yabancı belgelerin apostil ve çeviri koşullarının karşılanması ve son olarak kamu düzeni çekincesinin uygulanıp uygulanamayacağının değerlendirilmesi. Bu yapılandırılmış yaklaşım; uluslararası boyuttaki karmaşıklığı yönetilebilir adımlara dönüştürmektedir. ## Kartal Uluslararası Hukuk Avukatı Ücretleri 2026 Uluslararası hukuk davası avukat ücretleri; uyuşmazlığın niteliğine, ilgili ülke sayısına ve sürecin karmaşıklığına göre belirlenmektedir. Türkiye Barolar Birliği asgari ücret tarifesi yasal alt sınırı oluştururken büromuz her dosya için özelleştirilmiş değerlendirme yapmaktadır. ## Kartal'da Uluslararası Hukuk Avukatı Ücretleri Neye Göre Belirlenir? Ücretlendirmeyi belirleyen başlıca faktörler şunlardır: davanın türü (tanıma-tenfiz, uluslararası boşanma, ticari tahkim), ilgili ülke sayısı ve hukuk sisteminin karmaşıklığı, belge çevirisi ve apostil gibi ek masraflar, tahkim mı yoksa devlet mahkemesi mi tercih edileceği. Hizmet Türü Ücret Yapısı Notlar Tanıma ve tenfiz (exequatur) davası Sabit ücret Baro tarifesi geçerli Uluslararası boşanma / velayet Dava kapsamına göre Ayrıca belirlenir Uluslararası ticari sözleşme danışmanlığı Sabit ücret İlk görüşmede netleşir Uluslararası tahkim temsili Dava değerine göre Baro tarifesi geçerli Yabancı uyruklu miras danışmanlığı Sabit veya dava değerine göre İlk görüşmede netleşir ## Kartal'da Görülen Uluslararası Hukuk Davaları Nelerdir? Kartal'da uluslararası hukuk kapsamında en sık karşılaşılan uyuşmazlıklar; yurt dışındaki Türk vatandaşlarının Türkiye'ye dönüşte karşılaştığı hukuki sorunlar, yabancı uyruklu bireylerin Türkiye'deki hak iddiaları ve sınır ötesi aile-miras uyuşmazlıkları biçiminde tezahür etmektedir. ## Yabancı Mahkeme Kararlarının Tanınması ve Tenfizi Yurt dışında verilen boşanma, velayet, nafaka veya tazminat kararlarının Türkiye'de geçerlilik kazanması için tanıma ve tenfiz (exequatur) davası açılması zorunludur. Bu dava; MÖHUK'un belirlediği koşullar (karşılıklılık, kamu düzeni, kesinlik) çerçevesinde incelenmektedir. Koza Avukatlık exequatur davalarında gerekli koşulların eksiksiz karşılanması ve mahkemede güçlü bir sunum yapılması için müvekkilini titizlikle hazırlamaktadır. ## Uluslararası Boşanma ve Velayet Uyuşmazlıkları Farklı ülkelerde yaşayan eşler arasındaki boşanma davalarında hangi ülke hukukunun uygulanacağı ve hangi mahkemenin yetkili olduğu; MÖHUK hükümleri çerçevesinde belirlenmektedir. Çocukların mutat meskeninin tespiti ve uluslararası çocuk kaçırma vakaları (Lahey Sözleşmesi kapsamı) da bu alanın kritik konuları arasındadır. Koza Avukatlık uluslararası aile hukuku uyuşmazlıklarında hem Türk hem yabancı hukuku gözetecek biçimde kapsamlı bir temsil sunmaktadır. ## Sınır Ötesi Ticari Sözleşme Uyuşmazlıkları Farklı ülkelerde yerleşik taraflar arasındaki ticari sözleşmelerden doğan anlaşmazlıklarda yargı yeri, uygulanacak hukuk ve tahkim seçeneği; sözleşmenin en kritik hükümlerini oluşturmaktadır. Koza Avukatlık uluslararası ticari sözleşmeleri müvekkil lehine en güçlü biçimde hazırlamakta ve uyuşmazlık doğması halinde hem tahkim hem devlet mahkemesi yolunda etkin temsil sağlamaktadır. ## Yabancı Uyruklu Kişiler İçin Taşınmaz ve Miras İşlemleri Türkiye'de taşınmaz satın almak isteyen yabancı uyruklu kişiler; karşılıklılık ilkesi ve yasal sınırlamalar çerçevesinde işlem yapabilmektedir. Ayrıca Türkiye'de mal bırakan yabancı uyruklu kişilerin mirası ya da yurt dışındaki Türk vatandaşlarının miras talepleri; uluslararası özel hukuk kurallarının titizlikle uygulanmasını gerektirmektedir. Koza Avukatlık bu süreçlerde hem hukuki hem bürokratik adımları birlikte yönetmektedir. ## Uluslararası Hukuk Davası Süreci Nasıl İşler? Uluslararası hukuk davaları; önce uygulanacak hukukun ve yetkili mahkemenin tespiti, ardından yabancı belgelerin apostil onayı ve Türkçe tercümesi, akabinde yetkili Türk mahkemesinde dava açılması ve son olarak yargılama ve karar aşamalarını kapsamaktadır. Yabancı belgelerin apostil ve noter onayı gerekliliklerinin eksiksiz karşılanması; davanın kabul edilebilirliği için ön koşuldur. ## Kartal Adliyesi'nde Uluslararası Hukuk Davası Süreci Tanıma ve tenfiz davaları ile uluslararası aile hukuku uyuşmazlıkları; genel kural olarak davalının Türkiye'deki ikametgâhının bulunduğu yer mahkemesinde görülmektedir. Kartal ilçesindeki yabancı uyruklu bireyler için Kartal Aile Mahkemesi ve Kartal Asliye Hukuk Mahkemesi bu davaların görüldüğü yerler arasındadır. Koza Avukatlık, yerel mahkeme süreçlerine hâkimiyetiyle uluslararası boyutlu davaları Kartal Adliyesi'nde etkin biçimde yürütmektedir. ## Kartal'da Uluslararası Hukuk Avukatı ile Çalışmanın Avantajları Uluslararası hukuk uyuşmazlıklarında deneyimsiz bir avukatla ya da avukatsız hareket etmek; apostil eksikliği, yanlış mahkemede dava açılması ya da kamu düzeni çekincesine takılarak davanın reddedilmesi gibi telafi edilemez sonuçlara yol açabilmektedir. Koza Avukatlık'ın somut avantajları şunlardır: MÖHUK'a tam hâkimiyet sayesinde doğru mahkemede dava açılması, yabancı belgelerin usulüne uygun hazırlanması, uluslararası aile ve miras uyuşmazlıklarında çok hukuklu değerlendirme ve yabancı müvekkillere Türk yargı sistemi hakkında kapsamlı rehberlik. ## Kartal Uluslararası Hukuk Avukatı ile Hemen İletişime Geçin Uluslararası hukuk uyuşmazlıklarında zamanlama kritik önem taşımaktadır. Yabancı mahkeme kararının kesinleşmesinden itibaren tenfiz talebinde bulunma süresi, uluslararası velayet davalarında çocuğun mutat meskeni değişikliği riski ve ticari sözleşmelerde zamanaşımı; gecikmeksizin harekete geçilmesini zorunlu kılmaktadır. Koza Avukatlık, uluslararası hukuki uyuşmazlıklarda ilk başvurudan itibaren dosyayı ivedilikle değerlendirerek müvekkili olası hak kayıplarına karşı güvence altına almaktadır. ## Hızlı Hukuki Destek ve Danışmanlık Koza Avukatlık; telefon, WhatsApp ve e-posta kanalıyla ulaşılabilir olmakta ve ilk görüşmeyi herhangi bir ücret talep etmeksizin gerçekleştirmektedir. Yabancı müvekkiller ve yurt dışında yaşayan Türk vatandaşları için uzaktan görüşme ve dijital belge paylaşımı da mümkündür. Bu esneklik; uluslararası hukuk uyuşmazlıklarında coğrafi engeli ortadan kaldırmaktadır. ## Kartal Bölgesinde Yerinde Hizmet Avantajı Büromuz Cevizli Mah. Kepez Sk. No:7 Kat:4 Daire:9, 34865 Kartal/İstanbul adresinde hizmet vermekte olup Kartal Adliyesi ve İstanbul Anadolu yakasının tüm mahkemelerine yakın konumuyla müvekkillerine hem erişim kolaylığı hem de yerel yargı pratiklerine hâkimiyet avantajı sunmaktadır.   ## Sıkça Sorulan Sorular S: Yurt dışında aldığım boşanma kararı Türkiye'de geçerli mi? C: Doğrudan geçerli değildir; Türkiye'de tanıma ve tenfiz davası açılması gerekmektedir. Koza Avukatlık bu davayı hızla başlatarak yabancı kararın Türkiye'de hukuki sonuç doğurmasını sağlamaktadır. Koşulların karşılanması halinde süreç birkaç ay içinde tamamlanabilmektedir. S: Yabancı uyruklu biri Türkiye'de taşınmaz alabilir mi? C: Karşılıklılık ilkesi ve yasal sınırlamalar çerçevesinde evet. Koza Avukatlık yabancı uyruklu müvekkillere taşınmaz edinimi sürecinin her aşamasında rehberlik etmektedir. S: Uluslararası boşanma davasında hangi ülke hukuku uygulanır? C: MÖHUK uyarınca genellikle tarafların müşterek millî hukuku, bu yoksa müşterek mutad mesken hukuku, bu da yoksa Türk hukuku uygulanmaktadır. Koza Avukatlık uygulanacak hukuku dosyanıza özel analiz etmektedir. S: Uluslararası tahkim ile devlet mahkemesi arasında ne fark vardır? C: Tahkim; gizlilik, uzmanlık ve uluslararası icra kolaylığı açısından avantajlıdır. Devlet mahkemeleri ise daha düşük maliyetlidir. Koza Avukatlık dosyanıza en uygun yolu ilk görüşmede önermektedir. S: Kartal uluslararası hukuk avukatı tavsiye nasıl alınır? C: Telefon (+90 538 980 49 46 / +90 535 924 18 52), WhatsApp veya iletisim@kozaavukatlik.com.tr adresi üzerinden iletişime geçerek ücretsiz ilk görüşme talep edebilirsiniz. Dosyanız en kısa sürede değerlendirilerek size özel hukuki yol haritası sunulmaktadır. --- # Kartal Yağma (Gasp) Suçu Avukatı URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/kartal-yagma-gasp-sucu-avukati/ Güncelleme: 2026-04-29 Kısa cevap: Yağma suçu, bir kişiyi cebir veya tehditle malını teslime zorlamak ya da alınmasına ses çıkarmamaya zorlamaktır ve TCK m.148 kapsamında 6 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası öngörülür. Silah kullanılması, birden fazla kişi tarafından işlenmesi veya gece vakti gerçekleştirilmesi gibi nitelikli hâllerde (TCK m.149) ceza 10 yıldan 15 yıla kadar çıkar. Suçu hırsızlıktan ayıran temel unsur, mağdura karşı uygulanan cebir ve tehdittir. Kartal yağma suçu avukatı arayışındaki bireyler için yağma; Türk Ceza Kanunu'nun 148. maddesi kapsamında düzenlenen, hem cebir ve tehdit hem de hırsızlık unsurlarını bünyesinde barındıran ağır bir suç kategorisidir. TCK m.148 uyarınca temel yağma suçunda 6 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası öngörülmekte; 149. madde kapsamındaki nitelikli hallerde bu ceza 10 yıldan 15 yıla ve bazı durumlarda daha da artırılmış biçimiyle karşımıza çıkmaktadır. Suçlamanın ağırlığı nedeniyle savunmanın en erken aşamadan başlaması, delil stratejisinin doğru kurulması ve hukuka aykırı delillere itiraz edilmesi; davanın seyrini belirleyen kritik unsurlardır. Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal Ceza Hukuku Avukatı olarak yağma ve gasp suçlamalarının her boyutunda müvekkillerine güçlü, koruyucu ve deneyimli hukuki temsil sunmaktadır. ## Yağma Suçu Nedir? Hangi Eylemler Kapsamına Girer? Yağma suçu; bir kişiyi cebir ya da tehdit kullanarak bir şeyi teslim etmeye ya da alınmasına ses çıkarmamaya zorlamak biçiminde tanımlanmaktadır. Suçun oluşabilmesi için üç unsurun birlikte bulunması gerekmektedir: cebir ya da tehdit, bu cebir ya da tehdidin başkasının malına ulaşmak amacıyla kullanılması ve bunun sonucunda malın alınması ya da teslim ettirilmesi. Yağma suçunu hırsızlıktan ayıran temel özellik; cebir ve tehdit unsurudur. Hırsızlıkta fail, mağdurun haberi olmadan malı alırken; yağmada mağdura karşı doğrudan güç ya da korkutma uygulanmaktadır. Gündelik hayatta yağma suçu olarak nitelendirilen vakalar arasında sokakta cüzdan ya da telefon gasp edilmesi, araç durdurup sürücüyü tehdit etme, işyerine girilip para zorla alınması ve silahlı ya da silahsız soygun girişimleri sayılabilir. Her olayın kendine özgü koşulları; suçun temel mi yoksa nitelikli hal kapsamında mı değerlendirileceğini belirlemektedir. ## Nitelikli Yağma Halleri (TCK m.149) TCK'nın 149. maddesi; suçun çok daha ağır biçimlerini düzenlemekte ve 10 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası öngörmektedir. Nitelikli haller arasında şunlar sayılabilir: silah kullanılması, kişinin kendisini tanınmayacak hale getirmesi, birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi, gece vakti işlenmesi, kamu görevlisinin görevi sırasında ya da görevi nedeniyle hedef alınması ve mağdurun ağır bir bedensel ya da psikolojik zarar görmesi. Her ek ağırlaştırıcı hal; cezayı önemli ölçüde artırmaktadır. Koza Avukatlık, müvekkilin hangi suç kategorisinde yargılandığını titizlikle analiz etmekte; eylemin temel hal mi yoksa nitelikli hal kapsamında mı değerlendirilmesi gerektiği sorusunu savunmanın merkezine taşımaktadır. Bu ayrımın doğru yapılması; cezayı dramatik biçimde düşürebilmektedir. ## Yağma Suçunda Savunma Stratejileri Yağma suçlamasına karşı kullanılabilecek savunma argümanları şu başlıklar altında toplanabilir: suçun unsurlarının (cebir, tehdit, mal alma) birlikte gerçekleşmediğini ispat etmek, suçun yağma değil farklı bir suç olduğunu ortaya koymak (örneğin sıradan hırsızlık ya da müessir fiil), tanık beyanlarının çelişkili ya da güvenilmez olduğunu göstermek ve delillerin hukuka aykırı biçimde elde edildiğini ileri sürmek. Güçlü bir savunma için her delil titizlikle incelenmeli ve boşluklar tespit edilmelidir. Koza Avukatlık, yağma davalarında kamera görüntülerini, mağdur ve tanık ifadelerini, bilirkişi raporlarını ve diğer tüm delilleri bütünlüklü biçimde analiz ederek savunma stratejisini en güçlü zemin üzerine inşa etmektedir. Özellikle kimlik tespitine ilişkin boşluklar ve cebirin gerçek niteliğine dair tartışmalar; bu davalarda belirleyici savunma noktaları arasında yer almaktadır. ## Yağma Mağdurlarının Hakları Yağma suçunun mağdurları; cezai kovuşturma başlatılmasını sağlama, yargılamada müdahil sıfatıyla yer alma ve uğradıkları maddi-manevi zararın tazminini talep etme haklarına sahiptir. Özellikle fiziksel saldırı ya da yaralanma içeren vakalarda tıbbi belgeler; hem cezai hem hukuki süreçte kritik delil niteliği taşımaktadır. Koza Avukatlık, yağma mağdurları için cezai sürecin tamamında ve tazminat davasında etkin temsil sunmaktadır. ## Tutukluluk ve Acil Hukuki Destek Yağma suçlamalarında gözaltı ve tutukluluk; kaçma şüphesi ve suçun ağırlığı nedeniyle sıklıkla başvurulan tedbirler arasındadır. Tutukluluk sorgusunda güçlü argümanlarla tahliye ya da adli kontrol talep edilmesi; müvekkilin özgürlüğünü korumak açısından kritik öneme sahiptir. Koza Avukatlık, gözaltı ihbarını aldığı anda devreye girerek tutukluluk sorgusu dahil her aşamada müvekkilinin yanında yer almaktadır. ## Yağma ile Gasp, Tehdit ve Hırsızlık Arasındaki Fark Yağma suçunun hukuken doğru nitelendirilmesi; hem savunma stratejisi hem de uygulanacak ceza açısından belirleyici olmaktadır. Yağmayı tehditten ayıran; malın zorla alınması unsuru, hırsızlıktan ayıran ise mağdura yönelik cebir ve tehdit uygulanmasıdır. Bu ayrımların titizlikle yapılması; suçun daha hafif bir kategori olarak nitelendirilmesi ve cezanın düşürülmesi için kilit argümanı oluşturmaktadır. Koza Avukatlık bu hukuki ayrımları kararlı biçimde mahkeme önünde savunmaktadır. ## Kartal En İyi Yağma Suçu Avukatı Nasıl Seçilir? Kartal en iyi yağma suçu avukatı arayanların dikkat etmesi gereken başlıca ölçütler şunlardır: ceza hukukunda derinlemesine deneyim, yağma suçuna özgü delil analizi kapasitesi ve Kartal Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki aktif pratik. Gözaltı anından itibaren avukata ulaşılabilmesi ve savunmanın en erken aşamada başlatılması; davanın seyrini belirleyen en kritik faktörlerden biridir. ## Kartal Yağma Suçu Avukatı Tavsiye: Koza Avukatlık Neden Tercih Edilmeli? - Temel-nitelikli hal ayrımında güçlü savunma: Cezayı belirleyen kritik ayrım için etkin argüman. - Delil analizinde yetkinlik: Kamera görüntüsü, tanık ifadesi ve bilirkişi raporunun bütünlüklü değerlendirmesi. - Tutukluluk sorgusunda anında müdahale: Gözaltı anından itibaren tahliye ve adli kontrol için kararlı temsil. - Mağdur temsili ve tazminat davası: Hem cezai hem hukuki süreçte eksiksiz savunuculuk. - Kartal Ağır Ceza Mahkemesi deneyimi: Yerel yargı pratiklerine ve hâkim eğilimlerine hâkimiyet. - Ücretsiz ilk görüşme: Durumunuzu değerlendirmek için herhangi bir ücret alınmaz. ## Kartal Yağma Suçu Avukatı Ücretleri 2026 Hizmet Türü Ücret Yapısı Notlar Sanık savunması (temel yağma) Sabit ücret Baro asgari tarifesi geçerli Sanık savunması (nitelikli yağma) Dava kapsamına göre Ayrıca belirlenir Mağdur temsili ve tazminat davası Dava değerine göre Baro tarifesi geçerli Gözaltı/tutukluluk süreç yönetimi Sabit ücret Acil müdahale dahil ## Kartal'da Yağma Suçu Avukatları Arasındaki Farklar Kartal'da yağma davalarında hizmet sunan avukatlar arasındaki fark; delil analizi kapasitesi, nitelikli hal itirazındaki argüman gücü ve Kartal Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki aktif pratikle belirginleşmektedir. Koza Avukatlık bu deneyimi her müvekkile özelleştirilmiş savunma stratejisi olarak sunmakta; gözaltıdan mahkeme kararının kesinleşmesine uzanan süreçte savunmayı bütünlüklü biçimde yönetmektedir. Her yağma davası; kendine özgü delil setini ve savunma stratejisini gerektirdiğinden kişiselleştirilmiş yaklaşım büromuzun temel farkını oluşturmaktadır. ## Etkin Pişmanlık ve Gönüllü Vazgeçme Yağma suçunda teşebbüs aşamasında kalmış eylemler ile gönüllü vazgeçme; cezayı önemli ölçüde etkileyen hukuki kavramlardır. Ayrıca etkin pişmanlık hükümleri; suçun tamamlanmış olmasına rağmen mağdurun zararının giderilmesi ve suçun aydınlatılmasına katkı sağlanması halinde ceza indirimi sağlayabilmektedir. Koza Avukatlık bu seçenekleri her müvekkil için başından değerlendirerek en lehe sonucu hedeflemektedir. ## Yağma Suçunda Teşebbüs Yağma suçunun tamamlanamaması; teşebbüs nedeniyle daha düşük bir ceza öngörmektedir. Eylemin tamamlandığı mı yoksa teşebbüs aşamasında kaldığı mı; delillerin titizlikle incelenmesiyle belirlenmelidir. Bu ayrımın doğru yapılması; cezanın önemli ölçüde düşürülmesini sağlamaktadır. Koza Avukatlık teşebbüs savunmasını her uygun vakada güçlü biçimde öne sürmektedir. ## Kamera Görüntüsü ve Dijital Delillerin Önemi Yağma davalarında güvenlik kamerası görüntüleri; failin kimliğinin tespitinde en belirleyici delil niteliğini taşımaktadır. Bu görüntülerin kalitesizliği, açının yetersizliği ya da sanığın görüntüde net olarak tanınamaması; kimlik tespitine ilişkin güçlü savunma argümanları oluşturmaktadır. Koza Avukatlık kamera görüntüsü dahil tüm dijital delilleri teknik ve hukuki açıdan titizlikle değerlendirmektedir. ## Tanık Güvenilirliği ve Çelişkili Beyanlar Yağma davalarında mağdur ve tanık beyanları; mahkeme kararını doğrudan etkileyen delil kaynaklarıdır. Beyanlar arasındaki çelişkiler, mağdurun olay anındaki psikolojik durumu ve kimlik tespitinin güvenilirliği; etkili bir sorgulama stratejisiyle mahkeme önünde ayrıntılı biçimde sorgulanmaktadır. Koza Avukatlık çapraz sorgu ve tanık beyanı analizini savunmanın güçlü bir aracı olarak kullanmaktadır. ## Sosyal Medya ve Dijital İz Günümüzde yağma şüphelilerinin sosyal medya paylaşımları, telefon konum verileri ve iletişim kayıtları; savcılıkça delil olarak toplanabilmektedir. Bu dijital izlerin hukuka uygun yollarla elde edilip edilmediği ve sanığın kimliğini kesin biçimde ortaya koyup koymadığı; savunmanın öncelikli inceleme konuları arasındadır. Koza Avukatlık dijital delilleri hukuki açıdan titizlikle denetleyerek müvekkilin haklarını korumaktadır. ## Örgüt Kapsamında Yağma Yağma suçunun örgüt kurma ya da örgüt üyeliği kapsamında işlenmesi; TCK'nın 220. maddesi uyarınca ayrı bir suç oluşturmakta ve yağma cezasına ek olarak örgüt suçu nedeniyle de ceza uygulanmasına yol açmaktadır. Koza Avukatlık örgüt iddiasının koşullarını titizlikle analiz ederek bu nitelendirmeye karşı güçlü savunma yürütmektedir. ## Yağma Suçunda Gözaltı Sürecinin Yönetimi Yağma şüphelisi olarak gözaltına alınan kişi; avukat talep etme, susma hakkını kullanma ve kimliği dışında hiçbir bilgi vermeme gibi anayasal haklara sahiptir. Gözaltının ilk saatlerinde verilen beyanlar; ilerleyen süreçte en belirleyici delil haline gelebilmektedir. Koza Avukatlık gözaltı ihbarını aldığı anda müvekkile ulaşarak bu kritik süreçte haklarının korunmasını sağlamakta; ilk ifade öncesinde kapsamlı bir bilgilendirme yaparak müvekkili her türlü riske karşı hazırlamaktadır. İlgili konularda ayrıntılı bilgi: yağma suçunun unsurları ve nitelikli hâlleri. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Yağma suçlamasıyla gözaltına alındım, ne yapmalıyım? C: Avukat talep etmeden hiçbir ifade vermeyin. Koza Avukatlık gözaltı anından itibaren savunmanızı üstlenerek haklarınızı korumaktadır. S: Yağma ile hırsızlık arasındaki fark nedir? C: Yağmada cebir ve tehdit unsuru bulunmakta; hırsızlıkta ise mağdurun haberi olmadan mal alınmaktadır. Bu ayrım; uygulanacak cezayı doğrudan etkiler. Koza Avukatlık bu ayrımı savunmanın odak noktasına taşımaktadır. S: Silahlı yağma ile silahsız yağma cezası arasında fark var mı? C: Evet. Silahlı yağma; TCK m.149 kapsamında nitelikli hal sayılmakta ve çok daha ağır ceza öngörmektedir. Koza Avukatlık silah kullanımına ilişkin delilleri titizlikle analiz etmektedir. S: Yağma mağduru olarak tazminat alabilir miyim? C: Evet. Hem maddi hem manevi tazminat talep edilebilmektedir. Ceza davasına ek olarak tazminat davası açılarak zararın giderilmesi sağlanabilir. S: Yağma suçunda ceza ertelenebilir mi? C: Temel yağmada belirli koşulların sağlanması halinde erteleme ya da HAGB mümkün olabilmektedir; ancak nitelikli hallerde bu imkânlar çok daha kısıtlıdır. Koza Avukatlık her dava için ayrıca değerlendirme yapmaktadır. S: Teşebbüs aşamasında kalan eylemden dolayı ceza alır mıyım? C: Evet, teşebbüs nedeniyle ceza verilmektedir; ancak tamamlanmış suça göre belirli oranda indirimli uygulanmaktadır. Koza Avukatlık eylemin teşebbüs aşamasında kaldığını mahkemede etkin biçimde savunmaktadır. S: Koza Avukatlık ile nasıl iletişime geçebilirim? C: Telefon (+90 538 980 49 46 / +90 535 924 18 52), WhatsApp veya iletisim@kozaavukatlik.com.tr adresi üzerinden 7/24 ulaşabilirsiniz. İlk görüşme ücretsizdir. --- # Kartal Uyuşturucu Suçu Avukatı URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/kartal-uyusturucu-sucu-avukati/ Güncelleme: 2026-04-29 Kısa cevap: Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal'da uyuşturucu madde ticareti (TCK 188) ve kullanmak için bulundurma (TCK 191) suçlamalarında savunma yürütür. İki suç çok farklı ceza rejimlerine tabidir: imal ve ticarette 10 yıldan 20 yıla kadar hapis öngörülürken kullanım suçunda erteleme ve denetimli serbestlik mümkündür; bu ayrımın doğru kurulması savunmanın en kritik görevidir. Büro Cevizli, Kepez Sk. No:7 Kat:4 Daire:9, 34865 Kartal/İstanbul adresindedir. Kartal uyuşturucu suçu avukatı arayışındaki bireyler için uyuşturucu ve uyarıcı madde suçlamaları; Türk hukukunun en ağır cezai yaptırımlar öngördüğü suç kategorileri arasında yer almaktadır. TCK'nın 188. maddesi kapsamındaki uyuşturucu imal ve ticareti suçunun yanı sıra 191. madde kapsamındaki kullanım amacıyla satın alma ve bulundurma suçu; birbirinden çok farklı ceza rejimlerine tabidir. Hangi suç kategorisine girdiğinin doğru belirlenmesi, delil stratejisinin güçlü kurulması ve savunmanın en erken aşamadan başlaması; davanın seyrini belirleyen kritik unsurlardır. Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal Ağır Ceza Avukatı olarak uyuşturucu suçlamalarının her boyutunda müvekkillerine güçlü, koruyucu ve deneyimli hukuki temsil sunmaktadır. Gözaltı anından kararın kesinleşmesine uzanan süreçte büromuz müvekkilinin yanında yer almaktadır. Uyuşturucu suçlamalarında her saatin kritik olduğu bilinciyle Koza Avukatlık, ihbar alır almaz müvekkile ulaşmakta ve savunmayı anında başlatmaktadır. ## Uyuşturucu Suçlarının Hukuki Çerçevesi TCK'nın 188. maddesi; uyuşturucu veya uyarıcı madde imal etmeyi, ithal etmeyi, ihraç etmeyi ya da ticaretini yapmayı düzenlemekte ve 10 yıldan 20 yıla kadar hapis cezası öngörmektedir. Aynı maddenin üçüncü fıkrası; uyuşturucu satmayı, devretmeyi ya da nakletmeyi kapsamakta olup ağır ceza yaptırımları içermektedir. TCK'nın 191. maddesi ise kişisel kullanım amacıyla uyuşturucu satın almayı, kabul etmeyi ya da bulundurmayı düzenlemekte; bu madde kapsamındaki sanıklara ceza verilmesi ertelenebilmekte ve denetimli serbestlik uygulanabilmektedir. İki madde arasındaki sınırın; bulunan madde miktarı, mekân ve koşullar ile sanığın geçmişi ve beyanları ışığında belirlenmesi; savunmanın en kritik görevidir. Ticaret suçlaması yerine kullanım suçlamasının kabul edilmesi; cezayı dramatik biçimde düşürmektedir. Koza Avukatlık, bu ayrımı tüm argümanlarıyla mahkeme önünde güçlü biçimde savunmaktadır. ## Uyuşturucu Ticareti ve Kullanım Arasındaki Fark Uyuşturucu ticareti suçlamasıyla kullanım suçlaması arasındaki fark; ceza açısından çok büyük sonuçlar doğurmaktadır. Ticarette onlarca yıl hapis öngörülürken kullanımda denetimli serbestlik ve tedavi yükümlülüğü devreye girmekte, ertelenmiş ceza mümkün olabilmektedir. Bu ayrım; bulunan maddenin miktarı ve özelliği, paketleme biçimi, dijital yazışmalar ve tanık ifadeleri gibi delillerin değerlendirmesiyle yapılmaktadır. Koza Avukatlık, müvekkilin lehe olan tüm delil ve argümanları sergileyerek ticaret suçlamasının kullanım suçlamasına indirilmesi için kararlı bir savunma yürütmektedir. ## Denetimli Serbestlik ve Tedavi Yükümlülüğü TCK'nın 191. maddesi kapsamındaki kişisel kullanım suçunda mahkeme; ceza vermek yerine denetimli serbestlik altında tedavi ve denetim yükümlülüğüne hükmedebilmektedir. Bu süreçte sanık; düzenli ilaç testi, denetim görevlisiyle görüşme ve gerektiğinde bağımlılık tedavisi gibi yükümlülüklere tabidir. Yükümlülüklerin eksiksiz yerine getirilmesi halinde ceza verilmemektedir. Koza Avukatlık, 191. madde kapsamındaki müvekkillerine denetimli serbestlik sürecini başarıyla tamamlamaları için hem hukuki hem pratik destek sağlamaktadır. ## Delil Hukuku ve Usule Aykırılık Uyuşturucu davalarında delillerin hukuka uygun yollarla elde edilip edilmediği; savunmanın temel odak noktalarından birini oluşturmaktadır. Arama kararı olmaksızın gerçekleştirilen ev ya da araç araması, yasal sınırları aşan gözetleme faaliyetleri ve baskı altında alınan ifadeler; hukuka aykırı delil niteliği taşıyabilmektedir. Hukuka aykırı yollarla elde edilen delillerin mahkemede kullanılmaması; suçun ispat edilemez hale gelmesine yol açabilmektedir. Koza Avukatlık delil hukukuna hâkimiyetiyle her delili titizlikle incelemekte ve usule aykırılıkları mahkeme önünde güçlü biçimde ileri sürmektedir. ## Etkin Pişmanlık ve Ceza İndirimi Uyuşturucu suçlarında etkin pişmanlık; suçun aydınlatılmasına katkı sağlanması ya da diğer faillerin yetkililere bildirilmesi karşılığında cezada önemli indirimler sağlayabilmektedir. Bu kurumun doğru ve zamanında uygulanması; ceza miktarı üzerinde belirleyici etki yaratabilmektedir. Koza Avukatlık, etkin pişmanlık seçeneğini her müvekkil için ayrı ayrı değerlendirerek en avantajlı stratejiyi belirlemektedir. ## Yargılama Sürecinde Tutukluluk Uyuşturucu suçlamalarında tutukluluk; uzun süreli devam edebilmektedir. Tutukluluk itirazı, adli kontrol talebi ve tutukluluk incelemelerinde tahliye argümanlarının güçlü sunulması; müvekkilin özgürlüğünün korunması açısından kritiktir. Koza Avukatlık, her tutukluluk aşamasında tahliye talebini güncel ve güçlü argümanlarla yenileyerek müvekkili adına kararlı biçimde çalışmaktadır. ## Kartal En İyi Uyuşturucu Avukatı Nasıl Seçilir? Kartal en iyi uyuşturucu suçu avukatı arayanların dikkat etmesi gereken başlıca ölçütler şunlardır: ceza hukukunda derin deneyim, uyuşturucu davalarına özgü delil analizi kapasitesi ve Kartal Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki aktif pratik. Gözaltı anından itibaren avukata ulaşılabilmesi de kritik bir seçim kriteridir. ## Kartal Uyuşturucu Avukatı Tavsiye: Koza Avukatlık Neden Tercih Edilmeli? - Ticaret-kullanım ayrımında uzman savunma: Ceza farkını belirleyen kritik ayrım için güçlü argüman. - Delil hukukuna hâkimiyet: Usule aykırı delillerin dışlanması için etkin itiraz. - Denetimli serbestlik süreç yönetimi: 191. madde kapsamındaki müvekkillere pratik destek. - Etkin pişmanlık değerlendirmesi: Ceza indirimi seçeneklerinin titizlikle analizi. - Tutukluluk itirazında güçlü savunma: Her aşamada tahliye ve adli kontrol için kararlı temsil. - Ücretsiz ilk görüşme: Durumunuzu değerlendirmek için herhangi bir ücret alınmaz. ## Kartal Uyuşturucu Avukatı Ücretleri 2026 Hizmet Türü Ücret Yapısı Notlar Kullanım suçu savunması (TCK 191) Sabit ücret Baro tarifesi geçerli Ticaret suçu savunması (TCK 188) Dava kapsamına göre Ayrıca belirlenir Gözaltı/tutukluluk süreç yönetimi Sabit ücret Acil müdahale dahil İstinaf/temyiz aşaması temsili Kapsama göre İlk görüşmede netleştirilir ## Kartal'da Uyuşturucu Avukatları Arasındaki Farklar Kartal'da uyuşturucu suçu davalarında hizmet sunan avukatlar arasındaki fark; delil analizi kapasitesi, ticaret-kullanım ayrımındaki argüman gücü ve Kartal Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki aktif pratikle belirginleşmektedir. Koza Avukatlık bu deneyimi her müvekkile özelleştirilmiş savunma stratejisi olarak sunmakta; delil analizinden tutukluluk itirazına, etkin pişmanlıktan denetimli serbestlik sürecine kadar savunmanın tüm boyutlarını bütünlüklü biçimde yönetmektedir. ## Uyuşturucu Suçlarında Örgüt İddiası Uyuşturucu suçlarının örgüt kapsamında işlendiği iddiası; TCK'nın 220. maddesi uyarınca cezayı yarı oranında artırmakta ve davayı çok daha karmaşık bir boyuta taşımaktadır. Örgüt üyeliği ya da yöneticiliği iddiasıyla suçlanan sanıklar; hem örgüt hem uyuşturucu suçu kapsamında ayrı ayrı yargılanmaktadır. Koza Avukatlık, örgüt iddiasının hukuki koşullarını titizlikle analiz ederek bu nitelendirmeye karşı güçlü savunma argümanları oluşturmaktadır. ## Dijital Deliller ve İletişim Denetimi Telefon dinleme kararları, sosyal medya yazışmaları ve mesajlaşma uygulamalarından elde edilen dijital deliller; uyuşturucu davalarında savcılığın en sık başvurduğu delil kaynaklarından birini oluşturmaktadır. Bu delillerin yasal izinle mi yoksa hukuka aykırı biçimde mi elde edildiği; savunmanın öncelikli inceleme konusu olmalıdır. Koza Avukatlık dijital delilleri usul ve hukuk açısından titizlikle denetleyerek hukuka aykırılık halinde dışlanması için etkin başvuruda bulunmaktadır. ## Suç Aletlerinin Müsaderesi Uyuşturucu suçlarında mahkeme; suçta kullanılan araçların, nakit paranın ve diğer varlıkların müsaderesine karar verebilmektedir. Müsadere kararlarına itiraz; özellikle müsadere edilen varlığın suçla bağlantısının şüpheli olduğu durumlarda önem kazanmaktadır. Koza Avukatlık müsadere kararlarına karşı da etkin itiraz mekanizmalarını kullanmaktadır. ## Bağımlılık Savunması ve Adli Tıp Raporu Kişisel kullanım savunmasını destekleyen en önemli delil; adli tıp ve bağımlılık uzmanı raporudur. Sanığın bağımlılık durumunun tıbbi olarak belgelenmesi; hem kullanım-ticaret ayrımını güçlendirmekte hem de denetimli serbestlik ve tedavi seçeneğinin uygulanmasını kolaylaştırmaktadır. Koza Avukatlık bu raporların doğru kişilerden ve zamanında alınması için müvekkiline rehberlik etmektedir. ## Uyuşturucu Suçlarında İkrar ve Önceki Suç Kaydı Sanığın önceki uyuşturucu suçu kaydının bulunması; hem cezanın belirlenmesinde ağırlaştırıcı etki yaratmakta hem de denetimli serbestlik imkânını kısıtlayabilmektedir. Koza Avukatlık önceki suç kaydının mevcut dava üzerindeki etkisini baştan değerlendirerek stratejiyi buna göre şekillendirmektedir. İkrar aşamasında ise müvekkilin aleyhine sonuç doğuracak beyanlardan kaçınılmasını sağlamaktadır. ## Uyuşturucu Davalarında Uzlaşma Mümkün mü? TCK'nın 188. maddesi kapsamındaki ticaret suçları; uzlaşma kapsamı dışındadır. 191. madde kapsamındaki kullanım suçlarında ise uzlaşma değil, erteleme ve denetimli serbestlik yolu işletilmektedir. Koza Avukatlık bu hukuki çerçeveyi müvekkile en başından açıklayarak gerçekçi bir beklenti yönetimi yapmaktadır. ## Yabancı Uyruklu Sanıklar ve Sınır Dışı Etme Yabancı uyruklu kişilerin uyuşturucu suçuyla yargılanması; sınır dışı etme ve oturma izni iptali gibi ek idari sonuçları da beraberinde getirmektedir. Koza Avukatlık yabancı uyruklu müvekkillerin ceza davası savunmasını yürütürken idari hukuk boyutunu da gözetmektedir. ## Soruşturma Aşamasında Hukuki Destek Uyuşturucu davalarında soruşturma aşaması; arama, el koyma ve ifade alma gibi kritik işlemleri kapsamaktadır. Bu aşamada avukattan destek almak; davanın seyrini belirleyecek delillerin nasıl oluşturulduğunu denetlemek ve müvekkilin haklarını ilk andan koruma altına almak açısından büyük önem taşımaktadır. Koza Avukatlık soruşturma aşamasına en erken müdahaleyi gerçekleştirerek savunmayı güçlü temeller üzerine inşa etmektedir. ## Ceza Miktarını Etkileyen Faktörler Uyuşturucu suçlarında cezayı artıran faktörler arasında şunlar sayılabilir: maddenin türü ve miktarı, suçun örgüt kapsamında işlenmesi, failin kamu görevlisi ya da öğrenci olması ve suçun okul çevresinde gerçekleştirilmesi. Cezayı azaltan faktörler arasında ise etkin pişmanlık, sanığın geçmişte suç kaydının bulunmaması ve madde miktarının kullanım sınırları içinde kalması sayılmaktadır. Koza Avukatlık cezayı azaltan tüm faktörleri mahkemede etkin biçimde öne sürmektedir. ## Uyuşturucu Suçlarında Etkin Pişmanlık Ceza yargılamasında savcılıkla ceza miktarı üzerine pazarlık yapılan bir "sulh anlaşması" yoktur. Uyuşturucu dosyalarında cezayı en çok değiştirebilen kurum etkin pişmanlıktır (TCK m.192). Kullanmak için uyuşturucu bulunduran kişi, resmî makamlar haber almadan önce maddeyi kimden, nerede ve ne zaman aldığını bildirir ve bu bilgi satıcının yakalanmasını ya da maddenin ele geçirilmesini sağlarsa ceza verilmez. Kullanan kişinin, resmî makamlar haber almadan tedavi için resmî makamlara ya da bir sağlık kuruluşuna başvurması da aynı sonucu doğurur. Ticaret suçlarında suç ortaklarını ve maddenin saklandığı yeri zamanında bildirene ceza verilmez; soruşturma başladıktan sonra yapılan yardım ise cezada indirim sağlar. Bu şartlar zamanlamaya çok bağlı olduğu için ifadeden önce bir avukatla görüşmek sonucu değiştirebilir. Kullanma suçunun kapsamı için ilk kez uyuşturucudan yakalanmanın cezası, denetim süreci için uyuşturucuda denetimli serbestlik, sürücü belgesi için ehliyete el konulması yazılarına bakabilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Üzerimde az miktarda uyuşturucu bulundu, hapis yatar mıyım? C: Kullanım amacıyla bulundurma kapsamında değerlendirilirse denetimli serbestlik ve tedavi yükümlülüğü uygulanabilmektedir. Koza Avukatlık bu değerlendirmeyi en baştan yaparak en lehe sonucu hedeflemektedir. S: Uyuşturucu satıcısı olarak suçlanıyorum, savunmam var mı? C: Evet. Delillerin hukuka aykırılığı, miktarın kullanım sınırları içinde olması ve kastın yokluğu gibi savunma argümanları değerlendirilebilir. Koza Avukatlık her dosyayı titizlikle incelemektedir. S: Arama kararı olmadan evim arandı, bu delil geçerli mi? C: Hukuka aykırı arama yoluyla elde edilen deliller mahkemede itiraz konusu yapılabilmektedir. Koza Avukatlık delil hukukuna dayanan bu savunmayı güçlü biçimde yürütmektedir. S: Denetimli serbestlik yükümlülüğünü yerine getiremezsem ne olur? C: Yükümlülüklerin ihlali durumunda ertelenmiş cezanın infazına geçilebilmektedir. Koza Avukatlık müvekkiline süreci doğru yönetmesi için pratik destek sağlamaktadır. S: Önceki uyuşturucu suçum var, bu dava için ne anlama gelir? C: Önceki suç kaydı cezayı ağırlaştırabilmekte ve denetimli serbestlik imkânını kısıtlayabilmektedir. Koza Avukatlık önceki kaydın etkisini en aza indirmek için stratejik savunma planlamaktadır. S: Koza Avukatlık ile nasıl iletişime geçebilirim? C: Telefon (+90 538 980 49 46 / +90 535 924 18 52), WhatsApp veya iletisim@kozaavukatlik.com.tr adresi üzerinden 7/24 ulaşabilirsiniz. İlk görüşme ücretsizdir. --- # Kartal Tüketici Avukatı URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/kartal-tuketici-avukati/ Güncelleme: 2026-10-13 Kısa cevap: Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal'da ayıplı mal ve hizmet, mesafeli satışlarda cayma hakkı, abonelik sözleşmeleri, tüketici kredisi masrafları ve devre tatil uyuşmazlıklarında hizmet verir. Parasal sınıra göre önce Tüketici Hakem Heyetine, üzerindeki uyuşmazlıklarda Tüketici Mahkemesine başvurulur. Mesafeli satışlarda 14 günlük cayma hakkı vardır; ayıplı malda zamanaşımı kural olarak 2 yıldır. Kartal tüketici avukatı arayışındaki bireyler için tüketici hukuku; 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında bireylerin satıcı ve üreticilere karşı haklarını güvence altına alan önemli bir hukuk dalıdır. Ayıplı ürün, hatalı hizmet, haksız sözleşme şartları, ticari reklamlarda yanıltıcı uygulama ve abonelik sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar; tüketici şikâyetlerinin en yaygın kaynaklarını oluşturmaktadır. Tüketici mahkemeleri ve Tüketici Hakem Heyetleri; bu uyuşmazlıkların çözümü için özel yargısal mekanizmalar sunmaktadır. Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal Avukat kadrosuyla tüketici uyuşmazlıklarının her boyutunda müvekkillerine güçlü ve etkin hukuki destek sunmaktadır. Haklarınızı en kısa sürede ve en etkili biçimde kullanmak için büromuz her aşamada yanınızdadır. Tüketici uyuşmazlıklarında zamanaşımı sürelerinin kaçırılmaması, doğru başvuru merciinin seçilmesi ve taleplerinin eksiksiz ifade edilmesi; sonucu belirleyen kritik unsurlardır. Koza Avukatlık bu unsurlara en başından dikkat ederek müvekkiline güçlü bir başlangıç sağlamaktadır. ## Tüketici Hukuku Nedir? Hangi Hakları Kapsar? Tüketici hukuku; ticari veya mesleki amaçlarla değil; kişisel, ailevi ya da hanehalkı ihtiyaçları için mal ya da hizmet satın alan bireylerin haklarını düzenlemektedir. 6502 sayılı TKHK; ayıplı mal ve hizmet, mesafeli sözleşmeler, devre mülk ve tatil sözleşmeleri, paket turlar, abonelik sözleşmeleri ve tüketici kredileri gibi geniş bir yelpazede koruyucu hükümler öngörmektedir. Temel tüketici hakları şunlardır: ayıplı ürün ya da hizmette onarım, değişim, bedel iadesi ve bedel indirimi seçeneklerinden birini talep etme hakkı, sözleşmeden cayma hakkı (mesafeli satışlarda 14 gün), haksız sözleşme şartlarının iptali ve zararın tazmini. Koza Avukatlık bu hakların eksiksiz kullanılması için müvekkillerine kapsamlı destek sağlamaktadır. ## Ayıplı Mal ve Hizmet Davaları Satın alınan ürünün ayıplı çıkması ya da hizmetin sözleşmeye uygun verilmemesi; TKHK kapsamında çeşitli seçimlik haklar doğurmaktadır. Tüketici; onarım, değişim, bedel iadesi ya da orantılı indirim seçeneklerinden en uygun olanını talep edebilmektedir. Satıcı bu talepleri yerine getirmezse Tüketici Hakem Heyeti ya da Tüketici Mahkemesi'ne başvurulabilmektedir. Koza Avukatlık ayıplı ürün davalarında müvekkilin seçimlik hakkını en avantajlı biçimde kullanmasını sağlamaktadır. Gizli ayıp halleri özellikle önem taşımaktadır. Ürünün tesliminde gözle görülemeyen ancak kullanım sırasında ortaya çıkan ayıplar; belirli süreler içinde satıcıya bildirildiğinde tüketicinin seçimlik hakları korunmaktadır. Koza Avukatlık gizli ayıp bildirimlerinin hukuki açıdan doğru yapılmasını ve sürelerin eksiksiz takip edilmesini sağlamaktadır. ## Mesafeli Satış Sözleşmeleri ve Cayma Hakkı İnternet, telefon ya da katalog üzerinden yapılan alışverişlerde tüketici; ürünü teslim aldıktan itibaren 14 gün içinde herhangi bir gerekçe göstermeksizin ve ek maliyet üstlenmeksizin cayma hakkını kullanabilmektedir. Satıcının cayma hakkını kısıtlayan ya da tamamen ortadan kaldıran sözleşme şartları hukuka aykırı olup geçersizdir. Koza Avukatlık mesafeli satış uyuşmazlıklarında tüketicinin cayma ve iade haklarını güçlü biçimde savunmaktadır. ## Abonelik Sözleşmeleri ve Haksız Koşullar Telefon, internet, elektrik ve su aboneliklerinden doğan uyuşmazlıklar; gündelik hayatta en sık karşılaşılan tüketici sorunları arasında yer almaktadır. Sözleşme süresinden önce çıkış için talep edilen yüksek cezai şartlar, fatura itirazları ve hizmet kesintisi tazminatları bu alandaki başlıca uyuşmazlık konularıdır. Koza Avukatlık abonelik uyuşmazlıklarında hem Tüketici Hakem Heyeti başvurusunu hem de tüketici mahkemesi sürecini etkin biçimde yönetmektedir. ## Tüketici Hakem Heyeti ve Tüketici Mahkemesi Tüketici uyuşmazlıklarında başvurulacak ilk yol; parasal sınıra göre İlçe ya da İl Tüketici Hakem Heyeti'dir. Belirli parasal sınırın üzerindeki uyuşmazlıklar doğrudan Tüketici Mahkemesi'nde görülmektedir. Hakem Heyeti kararları; itiraz edilmediği sürece taraflar için bağlayıcıdır. Koza Avukatlık her iki aşamada da müvekkillerine kapsamlı temsil ve dilekçe desteği sağlamaktadır. ## Konut ve Araç Alımında Tüketici Hakları Konut ya da araç satın alımında sözleşmeye aykırılık, ayıplı yapı ya da gizli arıza gibi durumlar; özellikle yüksek tutarlı tazminat taleplerine konu olabilmektedir. Müteahhit ya da yetkili bayiden yapılan alımlarda TKHK koruma mekanizmaları devreye girmektedir. Koza Avukatlık bu davalarda hem tüketici hukuku hem de gayrimenkul hukukunu birlikte değerlendirerek müvekkil için en güçlü pozisyonu oluşturmaktadır. ## Kartal En İyi Tüketici Avukatı Nasıl Seçilir? Kartal en iyi tüketici avukatı arayanların dikkat etmesi gereken başlıca ölçütler: TKHK mevzuatına hâkimiyet, Tüketici Hakem Heyeti ve mahkeme pratiği, ayıplı mal-hizmet ve mesafeli satış konularındaki deneyim. İlk görüşmede talebinizi somut biçimde değerlendiren ve hukuki seçeneklerinizi net ortaya koyan avukatla çalışmak en doğru tercih olmaktadır. ## Kartal Tüketici Avukatı Tavsiye: Koza Avukatlık Neden Tercih Edilmeli? - Tüm tüketici haklarında kapsamlı bilgi: Ayıplı ürün, cayma hakkı, abonelik ve konut alımı davalarında deneyim. - Hakem Heyeti ve mahkeme temsili: Her iki aşamada da etkin dilekçe ve savunma desteği. - Haksız sözleşme şartlarına itiraz: Tüketici aleyhine koşulların iptali için güçlü hukuki mücadele. - Süre takibinde titizlik: Cayma ve bildirim sürelerinin eksiksiz yönetimi. - Hem bireysel hem toplu tüketici davalarında temsil: Her ölçekteki uyuşmazlıkta güvenilir destek. - Ücretsiz ilk görüşme: Tüketici hakkınızı değerlendirmek için herhangi bir ücret alınmaz. ## Kartal Tüketici Avukatı Ücretleri 2026 Hizmet Türü Ücret Yapısı Notlar Tüketici Hakem Heyeti başvurusu Sabit ücret Düşük maliyet aralığı Tüketici mahkemesi davası Dava değerine göre Baro tarifesi geçerli Ayıplı mal/hizmet davası Dava değerine göre Ayrıca belirlenir Abonelik/sözleşme itirazı Sabit ücret İlk görüşmede netleştirilir ## Kartal'da Tüketici Avukatları Arasındaki Farklar Kartal'da tüketici hukuku alanında hizmet sunan avukatlar arasındaki fark; TKHK mevzuatına güncel hâkimiyet, Tüketici Hakem Heyeti pratikleri ve ayıplı mal davalarındaki deneyimle belirginleşmektedir. Koza Avukatlık bu deneyimi her müvekkile özelleştirilmiş tüketici hukuku stratejisi olarak sunmakta; Tüketici Hakem Heyeti başvurusundan mahkeme temsiline kadar tüm süreçleri etkin biçimde yönetmektedir. ## Devre Mülk ve Tatil Sözleşmeleri Devre mülk, devre tatil ve tatil kulübü sözleşmeleri; tüketici hukukunun özel koruma öngördüğü sözleşme türleri arasındadır. Bu sözleşmelerde 14 günlük cayma hakkı ve tek taraflı fesih imkânı gibi güçlü tüketici güvenceleri mevcuttur. Sözleşmenin baskı ya da yanıltma sonucunda imzalatıldığı durumlarda ise iptal davası açılabilmektedir. Koza Avukatlık devre mülk uyuşmazlıklarında da müvekkillerine kapsamlı tüketici hukuku desteği sağlamaktadır. ## Tüketici Kredisi ve Banka Uyuşmazlıkları Konut kredisi, taşıt kredisi ve ihtiyaç kredilerinde faiz oranı, masraf ve komisyon anlaşmazlıkları; TKHK ve Bankacılık Kanunu kapsamında tüketici lehine çözüme kavuşturulabilmektedir. Haksız olarak tahsil edilen banka masrafları; TKHK kapsamında iade davası konusu yapılabilmektedir. Koza Avukatlık tüketici kredisi uyuşmazlıklarında müvekkilin fazladan ödediği tutarı mahkeme ya da Hakem Heyeti yoluyla geri almasını sağlamaktadır. ## E-Ticaret ve Online Alışveriş Hakları Çevrimiçi alışverişlerde ürünün hiç gönderilmemesi, yanlış ya da hasarlı ürün teslimi, sahte yorum ile aldatma ve iade süreçlerinde yaşanan engeller; dijital tüketici haklarının kapsamında değerlendirilmektedir. Bu uyuşmazlıklarda Elektronik Ticaret Kanunu ve TKHK hükümleri birlikte uygulanmaktadır. Koza Avukatlık online alışveriş uyuşmazlıklarında dijital hukuk bilgisiyle etkin temsil sağlamaktadır. ## KVKK ve Tüketici Veri Hakları Şirketlerin tüketici verilerini hukuka aykırı biçimde işlemesi ya da izinsiz pazarlama amacıyla kullanması; hem KVKK hem de TKHK kapsamında hukuki yaptırımlara konu olmaktadır. Kişisel verilerin silinmesi talebi, izinsiz e-posta ve SMS pazarlamasına itiraz ve veri ihlali nedeniyle tazminat talebi; Koza Avukatlık tarafından müvekkil adına takip edilmektedir. ## Paket Tur ve Seyahat Sözleşmeleri Paket tur sözleşmelerinde vaat edilen hizmetin sağlanmaması, otel değişikliği, iptal ve erken dönüş gibi durumlarda tüketici; hem sözleşme bedelinin iadesini hem de uğradığı zararın tazminini talep edebilmektedir. Konaklama sırasında çalınan eşyalarda ise otelin sorumluluğu ayrı kurallara bağlıdır. Koza Avukatlık seyahat ve paket tur uyuşmazlıklarında hem Hakem Heyeti hem mahkeme aşamasında etkin temsil sunmaktadır. ## Tüketici Uyuşmazlıklarında Zamanaşımı Ayıplı mal davalarında kural olarak 2 yıllık zamanaşımı süresi uygulanmaktadır. Gizli ayıplarda bu süre ayıbın öğrenilmesinden itibaren başlamaktadır. Tüketici kredisi uyuşmazlıklarında farklı süreler söz konusu olabilmektedir. Koza Avukatlık, her tüketici uyuşmazlığında zamanaşımı sürelerini başından takip ederek hak kaybı yaşanmasını önlemektedir. ## Reklamlarda Yanıltıcı Uygulama ve Karşılaştırmalı Reklam Reklamlarda gerçeğe aykırı ya da yanıltıcı içerik; hem TKHK hem de Reklam Kurulu mevzuatı kapsamında yaptırıma tabidir. Tüketici yanıltıcı reklam nedeniyle aldığı üründen zarara uğrarsa hem iade hem de tazminat hakkına sahiptir. Karşılaştırmalı reklamlarda rakip ürünün haksız biçimde küçümsenmesi ise haksız rekabet kapsamında ayrı bir hukuki yaptırımı gerektirmektedir. Koza Avukatlık bu uyuşmazlıklarda tüketiciyi güçlü biçimde savunmaktadır. ## İkinci El Araç Satışında Tüketici Hakları Yetkili bayi ya da tüketici statüsündeki satıcıdan ikinci el araç satın alımında ayıp hükümleri uygulanmaktadır. Araçta gizli mekanik ya da kaporta hasarının sonradan tespit edilmesi; hem iade hem de tazminat davası hakkı doğurmaktadır. Koza Avukatlık ikinci el araç uyuşmazlıklarında teknik bilirkişi desteğiyle müvekkilin haklarını etkin biçimde savunmaktadır. ## Sağlık Hizmetleri ve Hasta Hakları Hastanelerde yaşanan hatalı tedavi, gereksiz ya da pahalı prosedür önerileri ve hastane sözleşmelerindeki haksız koşullar; TKHK kapsamında değerlendirilebilmektedir. Hasta; hizmet bedelinin şeffaf ve anlaşılır biçimde bildirilmesini, ayıplı tıbbi hizmet için tazminat talep edilmesini ve şikâyetin Sağlık Bakanlığı'na iletilmesini isteme hakkına sahiptir. Koza Avukatlık hasta hakları uyuşmazlıklarında da tüketici hukuku perspektifiyle etkin destek sunmakta; her hastanın yasal güvencelerini en yüksek standartta korumayı öncelikli hedef olarak belirlemektedir. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Aldığım ürün bozuk çıktı, ne yapabilirim? C: Onarım, değişim, bedel iadesi ya da indirim seçeneklerinden birini talep edebilirsiniz. Talep reddedilirse Tüketici Hakem Heyeti ya da mahkeme yoluna başvurulabilmektedir. Koza Avukatlık bu süreçte yanınızdadır. S: Cayma hakkım var mı, nasıl kullanırım? C: Mesafeli satışlarda ürünü teslim aldıktan itibaren 14 gün içinde cayma hakkı mevcuttur. Koza Avukatlık cayma bildiriminin usulüne uygun yapılmasını sağlamaktadır. S: Aboneliğimden çıkmak için yüksek ceza ödettiriyorlar, hukuki yol var mı? C: Orantısız cezai şartlar TKHK kapsamında haksız sözleşme şartı sayılabilmekte ve iptali talep edilebilmektedir. Koza Avukatlık bu şartlara karşı etkin itiraz yürütmektedir. S: Tüketici Hakem Heyeti kararı bağlayıcı mı? C: Evet. İtiraz edilmediği takdirde bağlayıcı nitelik taşımakta ve icraya konulabilmektedir. Karara itiraz süresi 15 gündür. Koza Avukatlık itiraz süreçlerini de yönetmektedir. S: İnternet alışverişinde ürün hiç gönderilmedi, ne yapabilirim? C: Öncelikle yazılı ihtar göndererek iade talep edilmeli; ardından Tüketici Hakem Heyeti'ne başvurulabilmektedir. Koza Avukatlık bu süreci müvekkil adına hızla başlatmaktadır. S: Koza Avukatlık ile nasıl iletişime geçebilirim? C: Telefon (+90 538 980 49 46 / +90 535 924 18 52), WhatsApp veya iletisim@kozaavukatlik.com.tr adresi üzerinden ulaşabilirsiniz. İlk görüşme ücretsizdir. --- # Kartal Trafik Kazası Avukatı URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/kartal-trafik-kazasi-avukati/ Güncelleme: 2026-04-29 Kısa cevap: Trafik kazası tazminatı; araçtaki maddi hasar ve değer kaybı, tedavi masrafları, geçici veya kalıcı iş göremezlik (maluliyet), ölüm hâlinde destekten yoksun kalma, manevi tazminat ve cenaze giderleri gibi birden fazla kalemden oluşur. Tazminat miktarını belirleyen temel unsur kusur oranıdır; bu oran kaza tutanağı, kamera görüntüleri, tanık beyanları ve bilirkişi raporlarıyla tespit edilir. Talepler zorunlu trafik sigortasına (ZMSS) başvurularak veya gerekirse dava yoluyla ileri sürülür. Kartal trafik kazası avukatı arayışındaki bireyler için trafik kazası; hem bedensel hem maddi hem de psikolojik açıdan ağır sonuçlar doğuran ve hukuki sürecin titizlikle yönetilmesini gerektiren bir olaydır. Türkiye'de trafik kazalarında tazminat; zorunlu trafik sigortası (ZMSS), kasko sigortası ve gerektiğinde karşı taraf ya da araç sahibi aleyhine açılacak dava yoluyla talep edilmektedir. Kusur oranının doğru tespiti, tazminat kalemlerinin eksiksiz hesaplanması ve zamanaşımı sürelerinin dikkatle takip edilmesi; trafik kazası tazminat davalarının başarısını doğrudan belirlemektedir. Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal Avukat kadrosuyla trafik kazası davalarının tüm boyutlarında müvekkillerine güçlü, kapsamlı ve sonuç odaklı hukuki destek sunmaktadır. Kaza gününden tazminatın tahsiline uzanan sürecin her aşamasında büromuz aktif biçimde müvekkilinin yanındadır; hem sigorta müzakerelerinde hem mahkeme aşamasında müvekkil için en yüksek tazminatın elde edilmesi amacıyla kararlı biçimde çalışmaktadır. ## Trafik Kazasında Tazminat Kalemleri Nelerdir? Trafik kazası tazminatı; tek bir kalemden değil, birden fazla ve birbirinden bağımsız hukuki talepten oluşmaktadır. Bu kalemlerin tamamının eksiksiz olarak talep edilmesi; alınabilecek toplam tazminat miktarını önemli ölçüde artırmaktadır. Başlıca tazminat kalemleri şunlardır: araçta oluşan maddi hasar, araçtaki değer kaybı (kaza sonrası piyasa değerinin kalıcı düşüşü), yaralanmadan kaynaklanan tedavi masrafları, geçici ve kalıcı iş göremezlik tazminatı (maluliyet), destekten yoksun kalma tazminatı (vefat halinde yakınlar için), manevi tazminat ve cenaze giderleri. Koza Avukatlık, her tazminat kalemini ayrı ayrı hesaplayarak ve belgeleyerek; hiçbir kalemin gözden kaçırılmadan eksiksiz biçimde talep edilmesini sağlamaktadır. Özellikle değer kaybı ve maluliyet tazminatı; sigorta şirketleri tarafından sıklıkla göz ardı edilen ya da küçümsenen kalemler olduğundan bu konularda deneyimli bir avukat desteği belirleyici olmaktadır. ## Kusur Tespiti ve Kaza Tutanağı Trafik kazasında tazminat miktarının hesaplanmasında temel belirleyici; tarafların kusur oranıdır. Kaza tutanağı, trafik kamerası görüntüleri, tanık beyanları ve kaza ekspertiz raporları kusur tespitinin temel delillerini oluşturmaktadır. Sigorta şirketi ya da mahkemece atanan bilirkişi tarafından yapılan kusur tespitine itiraz; tazminat miktarını önemli ölçüde değiştirebilmektedir. Koza Avukatlık, kusur oranı itirazlarını teknik ve hukuki argümanlarla güçlü biçimde desteklemektedir. Özellikle birden fazla tarafın karıştığı ya da kavşak ve bölünmüş yollarda gerçekleşen kazalarda kusur dağılımı tartışmalı olabilmektedir. Kaza mahalli kroki analizi, araç hasar yeri tespiti ve tanık ifadelerinin birlikte değerlendirilmesi; doğru kusur oranının belirlenmesi için kritik öneme sahiptir. ## Sigorta Şirketiyle Uyuşmazlık ve Dava Zorunlu trafik sigortası kapsamında sigorta şirketine yapılan tazminat başvurusu; çoğu zaman yetersiz ödeme ya da ret kararıyla sonuçlanmaktadır. Sigorta şirketinin kusur oranını tartışmalı bulması, araç hasarını eksik değerlemesi ya da tazminat kalemlerinden bir kısmını reddedmesi halinde hukuki itiraz ve ardından dava yoluna gidilmesi gerekmektedir. Koza Avukatlık, sigorta şirketiyle müzakere aşamasından dava sürecine kadar müvekkilin yanındadır. Sigorta Tahkim Komisyonu; trafik sigortası uyuşmazlıklarında mahkemeye alternatif, hızlı ve düşük maliyetli bir çözüm yolu sunmaktadır. Koza Avukatlık, uyuşmazlığın niteliğine göre en avantajlı yolu belirleyerek müvekkilini bu doğrultuda yönlendirmektedir. ## Değer Kaybı Tazminatı Kaza geçiren araçların, onarılmış olsalar dahi piyasa değerleri kalıcı olarak düşmektedir. Bu değer kaybı; sigorta şirketinden ya da karşı tarafın sigortasından tazminat olarak talep edilebilmektedir. Sigorta şirketleri genellikle değer kaybı ödemelerini kabul etmek istemese de Yargıtay içtihadı bu hakkı güvence altına almaktadır. Koza Avukatlık, araç değer kaybı taleplerini her davada eksiksiz biçimde gündeme taşımaktadır. ## Maluliyet Tazminatı ve Hesaplama Trafik kazasında kalıcı yaralanma sonucu iş gücü kaybı yaşayan mağdurlar; maluliyet tazminatı talep edebilmektedir. Bu tazminat; mağdurun yaşı, mesleği, aktif çalışma yılları, maluliyet oranı ve gelir düzeyi gibi değişkenlere dayalı aktüer hesabıyla belirlenmektedir. Bilirkişi raporunda düşük belirlenen maluliyet oranına ya da hatalı hesaplamaya itiraz; tazminat miktarını ciddi ölçüde artırabilmektedir. Koza Avukatlık, maluliyet tazminatı hesaplamalarında ve bilirkişi itirazlarında uzman bir yaklaşım sergilemektedir. ## Ölümlü Trafik Kazalarında Destekten Yoksun Kalma Trafik kazasında hayatını kaybeden kişinin eşi, çocukları ve anne-babası; ölenin sağ olsaydı sağlayacağı ekonomik desteği tazminat olarak talep edebilmektedir. Destekten yoksun kalma tazminatı hesabı; ölenin yaşı, mesleği, geliri ve hak sahiplerinin sayısına göre yapılmakta olup doğru hesap kritik öneme sahiptir. Koza Avukatlık bu hesabı eksiksiz biçimde yaparak en yüksek tazminatın elde edilmesi için kararlı biçimde çalışmaktadır. ## Kartal En İyi Trafik Kazası Avukatı Nasıl Seçilir? Kartal en iyi trafik kazası avukatı arayanların dikkat etmesi gereken başlıca ölçütler şunlardır: trafik ve sigorta hukukuna özgü deneyim, tazminat hesaplama kapasitesi ve bilirkişi raporlarına itiraz yetkinliği. İlk görüşmede tazminat taleplerini somut biçimde değerlendiren ve gerçekçi beklenti sunan avukatla çalışmak en doğru tercih olmaktadır. ## Kartal Trafik Kazası Avukatı Tavsiye: Koza Avukatlık Neden Tercih Edilmeli? - Tüm tazminat kalemlerinin eksiksiz talebi: Maddi hasar, değer kaybı, maluliyet, destekten yoksun kalma ve manevi tazminat. - Kusur oranı itirazında teknik yetkinlik: Sigorta şirketinin haksız kusur tespitine karşı güçlü itiraz. - Sigorta Tahkim Komisyonu ve mahkeme temsili: Her iki yolda da etkin ve deneyimli savunuculuk. - Bilirkişi raporuna itiraz kapasitesi: Eksik ya da hatalı hesaplamalara karşı etkili müdahale. - Zamanaşımı takibinde titizlik: Trafik kazası tazminat davalarında süre yönetimi. - Ücretsiz ilk görüşme: Kazadan kaynaklanan haklarınızı değerlendirmek için herhangi bir ücret alınmaz. ## Kartal Trafik Kazası Avukatı Ücretleri 2026 Hizmet Türü Ücret Yapısı Notlar Maddi hasar ve değer kaybı davası Dava değerine göre Baro tarifesi geçerli Maluliyet tazminatı davası Dava değerine göre Ayrıca belirlenir Destekten yoksun kalma davası Dava değerine göre Baro tarifesi geçerli Sigorta Tahkim Komisyonu başvurusu Sabit ücret İlk görüşmede netleştirilir ## Kartal'da Trafik Kazası Avukatları Arasındaki Farklar Kartal'da trafik kazası davalarında hizmet sunan avukatlar arasındaki fark; tüm tazminat kalemlerini eksiksiz talep etme kapasitesi, sigorta şirketiyle müzakere deneyimi ve maluliyet hesabındaki teknik yetkinlikle belirginleşmektedir. Koza Avukatlık bu deneyimi her müvekkile özelleştirilmiş tazminat stratejisi olarak sunmakta; kaza günden tazminatın eksiksiz tahsiline uzanan süreçte müvekkilinin yanında kararlı biçimde yer almaktadır. ## Trafik Kazasında Cezai Süreç Trafik kazaları; ölüm ya da ağır yaralanmayla sonuçlandığında cezai soruşturma da başlayabilmektedir. Taksirle öldürme ya da taksirle yaralama suçlamalarıyla karşı karşıya kalan sürücüler; hem ceza davası hem de hukuki tazminat sürecini eş zamanlı yönetmek zorunda kalmaktadır. Ceza davasındaki kusur tespiti; hukuki tazminat davasını da doğrudan etkilemektedir. Koza Avukatlık, trafik kazalarında ceza ve tazminat süreçlerini birlikte planlayarak müvekkil için en bütünlüklü stratejiyi oluşturmaktadır. ## Alkollü ve Ehliyetsiz Araç Kullanımında Tazminat Alkollü ya da ehliyetsiz araç kullanan sürücünün neden olduğu kazalarda mağdurların tazminat hakları zedelenmemektedir. Ancak bu durumda sigorta şirketinin sürücüye rücu hakkı doğmaktadır. Koza Avukatlık, alkollü ya da ehliyetsiz sürücünün karıştığı kazalarda mağdurun tüm tazminat haklarını sigorta şirketi ve sürücü aleyhine eksiksiz biçimde takip etmektedir. ## Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) ZMSS; Türkiye'de her motorlu araç için zorunlu olan ve üçüncü kişilere verilen zararları karşılayan sigortadır. ZMSS limitleri; bedensel zarar için ayrı, maddi hasar için ayrı belirlenmiş olup her yıl güncellenmektedir. Limiti aşan zararlar için araç sahibi ya da sürücüye doğrudan başvurulabilmektedir. Koza Avukatlık, ZMSS kapsamını ve limitlerini eksiksiz analiz ederek tazminatın tamamının tahsil edilmesi için gerekli her yolu değerlendirmektedir. ## Trafik Kamerası ve Delil Tespiti Kaza anına ilişkin trafik kamera görüntüleri; kusur tespitinde en güçlü delil niteliğini taşımaktadır. Bu görüntülerin zamanında ve doğru makamlardan talep edilmesi kritik öneme sahiptir; zira görüntüler belirli bir süre sonra silinmektedir. Koza Avukatlık, kaza sonrasında delil tespiti başvurusunu acilen yaparak görüntülerin ve diğer kritik delillerin kaybolmasını önlemektedir. ## Bisiklet ve Motosiklet Kazaları Bisiklet ve motosiklet sürücüleri; trafik kazalarında ağır yaralanma riskiyle en fazla karşılaşan gruplar arasında yer almaktadır. Bu gruba yönelik davalarda maluliyet oranı ve iş gücü kaybı hesabı; otomobil kazalarına kıyasla çok daha büyük rakamlar üretebilmektedir. Koza Avukatlık bisiklet ve motosiklet kaynaklı kazalarda mağdurun tüm haklarını eksiksiz biçimde savunmaktadır. ## Yayaya Çarpma Davaları Yayaya çarpma davalarında araç sürücüsü; aksi ispat edilmedikçe kural olarak daha yüksek kusur oranıyla değerlendirilmektedir. Yaya mağdurun tedavi masrafları, maluliyet tazminatı ve manevi tazminat hakları; hem zorunlu trafik sigortasından hem de araç sahibinden talep edilebilmektedir. Koza Avukatlık yayaya çarpma davalarında mağdurun tüm haklarını güçlü biçimde savunmaktadır. ## Toplu Taşıma Araçlarında Kaza Otobüs, minibüs, dolmuş ya da taksi gibi toplu taşıma araçlarında meydana gelen kazalarda yolcular; araç işletmecisi ve sigorta şirketine karşı tazminat davası açabilmektedir. Bu davalarda yolcu taşıma sözleşmesinden doğan güvenliği sağlama yükümlülüğü ön plana çıkmaktadır. Koza Avukatlık toplu taşıma kaynaklı kaza davalarında da mağdurların haklarını etkin biçimde savunmaktadır. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Kaza sonrası ne kadar sürede tazminat davası açabilirim? C: Trafik kazası tazminatında sigorta şirketine karşı zamanaşımı 2 yıl, karşı tarafa karşı ise kural olarak 2 yıldır. Ölümlü kazalarda farklı süreler uygulanabilmektedir. Koza Avukatlık süreyi başından takip etmektedir. S: Kaza benim kusurumla oldu, tazminat alabilir miyim? C: Kısmi kusur halinde bile oransal tazminat hakkı mevcuttur. Kusur payınız düşüldükten sonra kalan kısım için tazminat talebinde bulunulabilmektedir. Koza Avukatlık kusur oranını tartışarak müvekkilin haklarını korumaktadır. S: Sigorta şirketi hasarımı eksik ödedi, ne yapabilirim? C: Eksik ödemeye itiraz ederek Sigorta Tahkim Komisyonu'na ya da mahkemeye başvurulabilmektedir. Koza Avukatlık tüm tazminat kalemlerini hesaplayarak eksik kısmı talep etmektedir. S: Araç değer kaybımı sigorta karşılar mı? C: Yargıtay içtihadına göre değer kaybı tazminat hakkı mevcuttur. Sigorta şirketleri zaman zaman bu ödemeyi reddetse de dava yoluyla talep edilebilmektedir. Koza Avukatlık bu kalemi her davada gündemde tutmaktadır. S: Trafik kazasında manevi tazminat talep edebilir miyim? C: Evet. Ağır yaralanma, uzun süreli tedavi ya da kalıcı sakatlık durumlarında manevi tazminat talep edilebilmektedir. Koza Avukatlık manevi tazminat taleplerini somut olgularla destekleyerek güçlü bir dava yürütmektedir. S: Kaza tutanağı imzaladım ama yanlış, ne yapabilirim? C: Tutanağın iptali ve yeniden düzenlenmesi ya da kusur itirazının hukuki yollarla yapılması mümkündür. Koza Avukatlık tutanaktaki hataları ve kusur dağılımını en başından değerlendirmektedir. S: Koza Avukatlık ile nasıl iletişime geçebilirim? C: Telefon (+90 538 980 49 46 / +90 535 924 18 52), WhatsApp veya iletisim@kozaavukatlik.com.tr adresi üzerinden ulaşabilirsiniz. İlk görüşme ücretsizdir. --- # Kartal Ticaret Avukatı URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/kartal-ticaret-avukati/ Güncelleme: 2026-04-29 Kısa cevap: Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal'da ticari alacak, sözleşme ihlali, haksız rekabet, çek ve senet uyuşmazlıkları ile bayilik ve distribütörlük anlaşmazlıklarında şirketleri temsil eder. Ticari davalarda dava öncesi arabuluculuk zorunludur; ticari alacaklarda genel zamanaşımı 5 yıldır. Çalışmalar 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu çerçevesinde yürütülür. Büro Cevizli, Kepez Sk. No:7 Kat:4 Daire:9, 34865 Kartal/İstanbul adresindedir. Kartal ticaret avukatı arayışındaki girişimciler ve şirketler için ticaret hukuku; ticari ilişkilerin hukuki güvenceye kavuşturulmasını, ticari uyuşmazlıkların etkin biçimde çözüme kavuşturulmasını ve işletmenin her aşamasında hukuki risklerin minimize edilmesini sağlayan kritik bir alan oluşturmaktadır. Ticari alacakların tahsil edilememesi, sözleşme ihlalleri, haksız rekabet uygulamaları ve kıymetli evrak uyuşmazlıkları; şirketlerin karşılaştığı en sık ve en maliyetli hukuki sorunlar arasında yer almaktadır. Kartal Koza Avukatlık ve Danışmanlık olarak her türlü ticari uyuşmazlıkta ve sözleşme sürecinde müvekkillerine kapsamlı, proaktif ve sonuç odaklı hukuki destek sunmaktadır. Büromuz, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ve güncel Yargıtay içtihadına hâkimiyetiyle her ticari davada müvekkil için en güçlü hukuki pozisyonu oluşturmaktadır. Ticari uyuşmazlıklar; çoğu zaman şirketlerin maddi kayıplarının yanı sıra itibar ve müşteri ilişkileri açısından da ağır sonuçlar doğurduğundan hukuki desteğin en erken aşamada alınması büyük önem taşımaktadır. ## Ticaret Hukuku Nedir? Hangi Konuları Kapsar? Ticaret hukuku; ticari işletmelerin faaliyetlerini, ticaret unvanını, ticari defterleri, cari hesap ilişkilerini, ticari sözleşmeleri ve ticari şirketleri kapsayan özel hukuk dalıdır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu bu alanın temel yasal çerçevesini oluşturmakta; ticari satış, taşıma, sigorta, kıymetli evrak ve deniz ticareti hukuku gibi alt dalları bünyesinde barındırmaktadır. Ticari uyuşmazlıklar; asliye ticaret mahkemelerinin görev alanına girmekte ve 2019'dan itibaren zorunlu arabuluculuk ön koşuluna tabi bulunmaktadır. Kartal'da en sık karşılaşılan ticaret hukuku uyuşmazlıkları şunlardır: şirketler arası alacak ve sözleşme ihtilafları, kıymetli evrak (çek, senet) uyuşmazlıkları, haksız rekabet davaları, ticaret unvanı ihlalleri, bayilik ve distribütörlük sözleşmelerinden doğan anlaşmazlıklar ve ticari iflasla ilgili uyuşmazlıklar. Koza Avukatlık bu alanların tamamında güncel TTK bilgisi ve içtihat birikimiyle müvekkillerine etkin temsil sunmaktadır. ## Ticari Alacak Davaları ve Zorunlu Arabuluculuk Ticari alacak davalarında mahkemeye başvurmadan önce arabuluculuk ön koşulunun yerine getirilmesi zorunludur. Arabuluculukta uzlaşı sağlanamaması halinde düzenlenen son tutanak; dava dilekçesine eklenerek ticaret mahkemesinde dava açılabilmektedir. Koza Avukatlık hem arabuluculuk hem dava aşamasında müvekkil şirketin alacak haklarını eksiksiz koruyarak süreçlerin her aşamasını yönetmektedir. Ticari alacaklarda zamanaşımı genel kural olarak 5 yıldır; ancak bazı sözleşme türlerinde daha kısa süreler geçerlidir. Alacağın zamanaşımına uğramaması için zamanında ihtarname gönderilmesi ya da icra takibi başlatılması şarttır. Koza Avukatlık bu kritik süreleri başından takip ederek müvekkili olası hak kayıplarından korumaktadır. ## Haksız Rekabet Davaları TTK'nın 54 ve devam eden maddeleri; haksız rekabet olarak nitelendirilen yanıltıcı ve aldatıcı ticari uygulamaları, rakibin itibarına zarar veren davranışları ve ticari sırların kötüye kullanımını düzenlemektedir. Haksız rekabet davasında hem zararın tazmini hem de haksız rekabetin men edilmesi talep edilebilmektedir. Koza Avukatlık haksız rekabet davalarında müvekkilin ticari çıkarlarını güçlü biçimde savunmaktadır. ## Kıymetli Evrak Uyuşmazlıkları Ticari hayatın ayrılmaz bir parçası olan çek, bono ve poliçe gibi kıymetli evraklar; ödenmeme ya da sahtecilik durumunda hem hukuki hem cezai sonuçlar doğurmaktadır. Kıymetli evrak alacaklarında kambiyo takibi en hızlı ve güçlü tahsilat yolunu sunmaktadır. Koza Avukatlık, çek ve senet uyuşmazlıklarında hem alacaklı hem borçlu tarafı etkin biçimde temsil etmektedir. ## Bayilik, Distribütörlük ve Franchise Uyuşmazlıkları Bayilik ve distribütörlük sözleşmelerinin tek taraflı feshi, exclusivity ihlalleri ve hak ediş anlaşmazlıkları; ticaret mahkemelerinde sıkça görülen dava türleri arasındadır. Koza Avukatlık bu uyuşmazlıklarda sözleşme hükümlerini ve TTK'yı birlikte değerlendirerek müvekkil için en güçlü hukuki pozisyonu oluşturmaktadır. ## Ticari İflas ve Yeniden Yapılanma Borçlarını ödeyemeyen ticari işletmeler için iflas, konkordato ve iflasın ertelenmesi gibi yollar değerlendirilebilmektedir. Bu süreçlerde alacaklıların haklarının korunması, iflas masasına zamanında kayıt yaptırılması ve sıra cetvelinin doğru belirlenmesi kritik öneme sahiptir. Koza Avukatlık ticari iflas süreçlerinde hem alacaklı hem borçlu tarafını temsil etmektedir. ## Kartal En İyi Ticaret Avukatı Nasıl Seçilir? Kartal en iyi ticaret avukatı arayanların dikkat etmesi gereken başlıca ölçütler: TTK mevzuatına derinlemesine hâkimiyet, ticari sözleşme hazırlama ve inceleme deneyimi, zorunlu arabuluculuk pratiği ve Kartal Asliye Ticaret Mahkemesi'ndeki aktif pratik. İlk görüşmede ticari uyuşmazlığınızı somut biçimde değerlendiren ve hukuki seçeneklerinizi net ortaya koyan avukat tercih edilmelidir. ## Kartal Ticaret Avukatı Tavsiye: Koza Avukatlık Neden Tercih Edilmeli? - Ticari alacak davalarında zorunlu arabuluculuk ve mahkeme temsili: Uçtan uca hizmet. - Haksız rekabet ve kıymetli evrak uyuşmazlıklarında deneyim: TTK'ya dayalı güçlü savunuculuk. - Sözleşme hazırlama ve inceleme: Ticari anlaşmazlıkları başından önleme kapasitesi. - Ticari iflas ve yeniden yapılanma desteği: Her aşamada kapsamlı temsil. - Zamanaşımı takibinde titizlik: Ticari haklarınızın korunması için sistematik yönetim. - Ücretsiz ilk görüşme: Ticari uyuşmazlığınızı değerlendirmek için herhangi bir ücret alınmaz. ## Kartal Ticaret Avukatı Ücretleri 2026 Hizmet Türü Ücret Yapısı Notlar Ticari alacak arabuluculuk temsili Dava değerine göre Baro tarifesi geçerli Ticari alacak davası (mahkeme) Dava değerine göre Ayrıca belirlenir Haksız rekabet davası Dava değerine göre Baro tarifesi geçerli Ticari sözleşme incelemesi Sabit ücret İlk görüşmede netleştirilir ## Kartal'da Ticaret Avukatları Arasındaki Farklar Kartal'da ticaret hukuku alanında hizmet sunan avukatlar arasındaki fark; TTK mevzuatına hâkimiyet, zorunlu arabuluculuk pratiği ve ticari sözleşme hazırlama kalitesiyle belirginleşmektedir. Koza Avukatlık bu deneyimi her müvekkile özelleştirilmiş ticaret hukuku stratejisi olarak sunmakta; hem anlık ticari uyuşmazlıkların hızla çözümü hem de uzun vadeli hukuki güvencenin oluşturulması için proaktif bir yaklaşım benimsemektedir. ## Ticaret Unvanı ve Marka Uyuşmazlıkları Ticaret unvanının tescili, unvan ihlali halinde men ve tazminat davası ile marka hakkının korunması; ticaret hukukunun önemli bir boyutunu oluşturmaktadır. Rakip firmaların benzer ya da karıştırılabilecek unvan ya da marka kullanması; hem müşteri kaybına hem de itibar zararına neden olmaktadır. Koza Avukatlık, ticaret unvanı ve marka ihlali davalarında müvekkilin ticari kimliğini hukuki yollarla korumaktadır. ## Ticari Dava Süreçlerinde Delil Yönetimi Ticari davalarda en önemli delil kaynakları; fatura, sözleşme, irsaliye, banka kayıtları ve elektronik yazışmalardır. Bu delillerin zamanında ve doğru biçimde muhafaza edilmesi; davanın başarısını doğrudan belirlemektedir. Elektronik ortamdaki delillerin (e-posta, WhatsApp yazışmaları) hukuki geçerliliği ve ispat değeri her geçen gün artmaktadır. Koza Avukatlık, ticari davalarda delil setinin eksiksiz oluşturulmasına ve sunulmasına büyük özen göstermektedir. ## Cari Hesap Uyuşmazlıkları Uzun süreli ticari ilişkilerde ortaya çıkan cari hesap bakiyesi anlaşmazlıkları; borçlu tutarın belirsizliği ve karşılıklı alacakların netleştirilmesi sürecini gerektirmektedir. Cari hesabın kesilmesi, bakiye tespiti ve alacak takibi; ticaret hukukunun teknik bir boyutunu oluşturmaktadır. Koza Avukatlık, cari hesap uyuşmazlıklarında tüm kayıtları analiz ederek müvekkil için net alacak tutarını belirlemekte ve tahsil sürecini başlatmaktadır. ## E-Ticaret Uyuşmazlıkları Online alışveriş platformları üzerinden gerçekleştirilen satışlarda iade, değişim, cayma hakkı ve ödeme anlaşmazlıkları; e-ticaret hukukunun en sık karşılaşılan uyuşmazlık türlerini oluşturmaktadır. Elektronik ticaret mevzuatı ve mesafeli satış sözleşmeleri çerçevesinde hem satıcı hem alıcı açısından hukuki haklar ve yükümlülükler titizlikle düzenlenmiştir. Koza Avukatlık, e-ticaret uyuşmazlıklarında güncel mevzuat bilgisiyle müvekkillerine etkin destek sunmaktadır. ## Ticari Sözleşmelerde Yargı Yeri ve Uygulanacak Hukuk Özellikle yabancı unsur içeren ticari sözleşmelerde yargı yeri ve uygulanacak hukuku belirleyen maddeler; uyuşmazlık çıktığında sonucu belirleyen en kritik hükümler arasındadır. Türk mahkemelerinin ya da tahkim kurumlarının seçilmesi, Türk hukuku ya da yabancı hukukun uygulanması; her iki taraf için farklı stratejik sonuçlar doğurmaktadır. Koza Avukatlık ticari sözleşmelerdeki yargı yeri ve hukuk seçimi maddelerini titizlikle inceleyerek müvekkil için en avantajlı koşulların belirlenmesini sağlamaktadır. ## Ticari Tahkim Özellikle büyük ölçekli ticari uyuşmazlıklarda devlet mahkemelerine alternatif olarak tahkim yoluna başvurulabilmektedir. İstanbul Tahkim Merkezi (ISTAC) ve uluslararası tahkim kurumları; hızlı ve uzman çözüm sunan alternatif platformlardır. Koza Avukatlık, sözleşmelerdeki tahkim maddelerinin değerlendirilmesinden tahkim sürecinin yönetimine kadar müvekkillerine kapsamlı destek sağlamaktadır. ## Ticari Temsilci ve Vekilin Sorumluluğu Şirket adına hareket eden ticari temsilcilerin ya da yetkili vekillerin yetkisiz işlemleri; hem şirkete hem de karşı tarafa zarar verebilmektedir. Temsil yetkisinin sınırlarının net belirlenmesi ve yetkisiz işlemlerden doğan sorumluluğun hukuki çerçevede değerlendirilmesi; ticaret hukukunun önemli bir boyutunu oluşturmaktadır. Koza Avukatlık bu uyuşmazlıklarda müvekkilin haklarını eksiksiz savunmaktadır. ## Ticari İtibarın Korunması Rakip firmaların ya da üçüncü kişilerin asılsız iddialarla şirketin ticari itibarına zarar vermesi; hem men davası hem de tazminat davası yoluna başvurulmasını zorunlu kılmaktadır. Sosyal medya ve çevrimiçi platformlardaki haksız paylaşımlar; günümüzde ticari itibar zararının en hızlı yayılan biçimini oluşturmaktadır. Koza Avukatlık ticari itibar koruma davalarında hızlı ihtiyati tedbir başvurusu da dahil olmak üzere etkin bir hukuki mücadele yürütmektedir. ## Depo ve Nakliye Sözleşmelerinden Doğan Uyuşmazlıklar Ticari malların depolanması ya da taşınması sürecinde oluşan hasarlar, kayıplar ve gecikmeler; taşıma ve depolama sözleşmelerinden doğan sorumluluk davalarına yol açmaktadır. Bu davalarda sorumluluk sınırlarının ve sigorta kapsamının doğru belirlenmesi kritik öneme sahiptir. Koza Avukatlık nakliye ve depolama uyuşmazlıklarında TTK ve ilgili mevzuat çerçevesinde etkin temsil sağlamakta; sigorta kapsamının yetersiz kaldığı durumlarda taşıyıcı ya da depo işleticisinin şahsi sorumluluğunu mahkemede güçlü biçimde ortaya koymaktadır. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Ticari davada arabuluculuk zorunlu mu? C: Evet. 2019'dan itibaren ticaret mahkemesinin görev alanındaki davalarda arabuluculuk ön koşul olmuştur. Koza Avukatlık bu süreci de eksiksiz yönetmektedir. S: Ticari alacağımın zamanaşımı ne zaman dolar? C: Genel ticari alacaklarda 5 yıl, bazı sözleşme türlerinde daha kısa süreler geçerlidir. Koza Avukatlık süreyi başından takip etmektedir. S: Haksız rekabet iddiasıyla ne yapabilirim? C: TTK kapsamında men ve tazminat davası açılabilmektedir. Koza Avukatlık haksız rekabet davalarında hızlı ve güçlü bir temsil sağlamaktadır. S: Ticari sözleşmemi karşı taraf hazırladı, risk var mı? C: Karşı tarafça hazırlanan sözleşmelerde genellikle hazırlayan taraf lehine hükümler bulunmaktadır. Koza Avukatlık inceleme yaparak riskleri tespit etmektedir. S: E-ticaret uyuşmazlığında tüketicinin cayma hakkı var mı? C: Evet. Mesafeli satış sözleşmelerinde tüketici 14 gün içinde herhangi bir gerekçe göstermeksizin cayma hakkını kullanabilmektedir. Koza Avukatlık hem satıcı hem alıcı açısından bu süreci yönetmektedir. S: Ticari temsilcimin yetkisiz işlemi beni bağlar mı? C: Yetkili temsilcinin işlemleri şirketi bağlamakta; yetkisiz işlemler ise şirket tarafından onaylanmadıkça sonuç doğurmamaktadır. Koza Avukatlık yetkisiz işlem uyuşmazlıklarında müvekkilin haklarını etkin biçimde savunmaktadır. S: Koza Avukatlık ile nasıl iletişime geçebilirim? C: Telefon (+90 538 980 49 46 / +90 535 924 18 52), WhatsApp veya iletisim@kozaavukatlik.com.tr adresi üzerinden ulaşabilirsiniz. İlk görüşme ücretsizdir. --- # Kartal Tazminat Avukatı URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/kartal-tazminat-avukati/ Güncelleme: 2026-04-29 Kısa cevap: Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal'da trafik kazası, iş kazası ve meslek hastalığı, tıbbi malpraktis, sözleşme ihlali ve kişilik hakkı ihlallerinden doğan maddi ve manevi tazminat davalarını yürütür. Maluliyet ve destekten yoksun kalma tazminatları bilirkişi ve aktüer hesaplarıyla belirlenir; haksız gözaltı tazminatı CMK 141 kapsamında devletten istenebilir. Büro Cevizli, Kepez Sk. No:7 Kat:4 Daire:9, 34865 Kartal/İstanbul adresindedir. Kartal tazminat avukatı arayışındaki bireyler ve şirketler için tazminat hukuku; haksız fiil, sözleşme ihlali ya da idari işlemden kaynaklanan zararların hukuken giderilmesini sağlayan kapsamlı bir alandır. Trafik kazası, iş kazası, tıbbi malpraktis, ürün kusuru ya da devletin haksız işleminden doğan zararlar; maddi ve manevi tazminat taleplerinin en yaygın kaynaklarını oluşturmaktadır. Tazminat davalarında hak edilen tutarın tam olarak hesaplanması, doğru hukuki yolun seçilmesi ve zamanaşımı sürelerinin eksiksiz takip edilmesi; davadan elde edilecek sonucu doğrudan belirlemektedir. Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal Avukatlık bürosu kadrosuyla tazminat davalarının her boyutunda müvekkillerine güçlü, kapsamlı ve sonuç odaklı hukuki destek sunmaktadır. Her türlü tazminat davasında büromuz, müvekkilin uğradığı zararın tamamının hukuken karşılanması için kararlı biçimde çalışmakta; bilirkişi süreçlerinden faiz hesabına, sigorta müzakerelerinden mahkeme temsiline kadar davayı bütünlüklü biçimde yönetmektedir. ## Tazminat Hukuku Nedir? Hangi Zararlara Uygulanır? Tazminat hukuku; bir kişinin hukuka aykırı eylem veya ihmali nedeniyle başkasına verdiği zararın giderilmesini konu alan özel hukuk dalıdır. Türk hukukunda tazminat talebi; Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiil hükümleri, sözleşme hükümleri ve özel kanunlar (Karayolları Trafik Kanunu, İş Kanunu vb.) kapsamında değerlendirilmektedir. Maddi tazminat; fiili zarar ve yoksun kalınan kazanç olmak üzere iki temel unsurdan oluşmaktadır. Manevi tazminat ise kişinin yaşadığı acı, ızdırap, elem ve kişilik hakkı ihlalleri için talep edilen ayrı bir tazminat kalemidir. Kartal'da en sık açılan tazminat davaları şu kategorilerde yoğunlaşmaktadır: trafik kazası tazminatı, iş kazası ve meslek hastalığı tazminatı, tıbbi malpraktis tazminatı, haksız işten çıkarma tazminatı, sözleşme ihlali nedeniyle tazminat ve idari işlemden doğan zarar tazminatı. Her kategorinin hesaplama yöntemi, ispat koşulları ve zamanaşımı süresi birbirinden farklılaşmaktadır. ## Trafik Kazası Tazminatı Trafik kazalarında tazminat; maddi hasar, bedensel zarar, maluliyet tazminatı, destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat olmak üzere birden fazla kalemden oluşmaktadır. Kusur oranının doğru tespiti; tazminat miktarını doğrudan belirleyen en kritik unsurdur. Sigorta şirketi, karşı taraf ya da her ikisi birden dava konusu yapılabilmektedir. Koza Avukatlık, trafik kazası davalarında kusur oranı itirazından sigorta tazminatının artırılmasına dek sürecin tamamında etkin temsil sunmaktadır. Maluliyet tazminatı; yaralanma nedeniyle kalıcı veya geçici iş gücü kaybının hesaplanmasıyla belirlenmektedir. Bu hesaplama; mağdurun yaşı, mesleği, geliri ve maluliyet oranı gibi değişkenlere dayandığından bilirkişi incelemesi kritik rol oynamaktadır. Koza Avukatlık bilirkişi raporuna itiraz mekanizmasını da etkin biçimde kullanarak müvekkilin maksimum tazminatı almasını sağlamaktadır. ## İş Kazası ve Meslek Hastalığı Tazminatı İş kazası geçiren çalışanlar; SGK'dan maluliyet aylığı almanın yanı sıra işverenden maddi ve manevi tazminat talep edebilmektedir. İşverenin iş güvenliği önlemlerini almamış olması ya da ihmalinin kaza üzerindeki payı; tazminat miktarını belirleyen temel faktörlerdir. Koza Avukatlık, iş kazası tazminat davalarında SGK rücu hakkı, işveren sorumluluğu ve sigorta kapsamı gibi birbirleriyle bağlantılı tüm unsurları bütünlüklü biçimde ele almaktadır. ## Tıbbi Malpraktis Tazminatı Hatalı ya da özensiz tıbbi müdahale (malpraktis) nedeniyle oluşan zararlar; hem hastane hem de doktor aleyhine tazminat davası açılmasına zemin oluşturmaktadır. Bu davalarda tıbbi bilirkişi raporu; nedensellik bağının kurulması açısından belirleyici rol oynamaktadır. Koza Avukatlık, malpraktis davalarında tıbbi raporları hukuki argümanlarla destekleyerek müvekkile en yüksek tazminatı sağlamak için kararlı biçimde çalışmaktadır. ## Manevi Tazminat Talepleri Manevi tazminat; kişinin ağır bir yaralanma, yakının kaybı, kişilik hakkı ihlali ya da haksız suçlama gibi durumlar nedeniyle yaşadığı psikolojik acının giderilmesine yönelik parasal bir karşılıktır. Mahkeme, manevi tazminat miktarını hâkimin takdir yetkisi çerçevesinde belirlemektedir. Bu nedenle manevi tazminat taleplerinde ikna edici ve somut bir sunum yapmak büyük önem taşımaktadır. Koza Avukatlık, manevi tazminat taleplerini somut olgularla ve içtihatlarla destekleyerek mahkemede güçlü bir sunum yapmaktadır. ## Sözleşme İhlalinden Doğan Tazminat Taraflar arasındaki bir sözleşmenin karşı tarafça ihlal edilmesi; hem fiili zarar hem de yoksun kalınan kâr için tazminat talep edilmesine imkân tanımaktadır. Tazminatın yanı sıra cezai şart talebi, sözleşmeden dönme ve iade hakları da bu süreçte birlikte değerlendirilmelidir. Koza Avukatlık, sözleşme ihlali tazminat davalarında zararın kapsamını eksiksiz hesaplayarak mahkemede ikna edici biçimde ortaya koymaktadır. ## Kartal En İyi Tazminat Avukatı Nasıl Seçilir? Kartal en iyi tazminat avukatı arayanların dikkat etmesi gereken başlıca ölçütler şunlardır: tazminat hukukuna özgü deneyim, zararın eksiksiz hesaplanmasındaki teknik yetkinlik ve bilirkişi raporlarına itiraz kapasitesi. İlk görüşmede tazminat talebini somut biçimde değerlendiren ve gerçekçi beklenti sunan avukatla çalışmak en doğru tercih olmaktadır. ## Kartal Tazminat Avukatı Tavsiye: Koza Avukatlık Neden Tercih Edilmeli? - Tüm tazminat türlerinde uzman temsil: Trafik, iş kazası, malpraktis ve sözleşme ihlali davalarında deneyim. - Zararın eksiksiz hesaplanması: Tüm tazminat kalemlerinin (maddi, manevi, maluliyet) tespit ve talebi. - Bilirkişi raporuna itiraz kapasitesi: Eksik ya da hatalı raporlara karşı etkin hukuki itiraz. - Zamanaşımı takibinde titizlik: Hak düşürücü sürelerin kaçırılmaması için sistematik yönetim. - Sigorta şirketiyle müzakere ve dava temsili: Her iki yolda da güçlü savunuculuk. - Ücretsiz ilk görüşme: Tazminat talebinizi değerlendirmek için herhangi bir ücret alınmaz. ## Kartal Tazminat Avukatı Ücretleri 2026 Hizmet Türü Ücret Yapısı Notlar Trafik kazası tazminat davası Dava değerine göre Baro tarifesi geçerli İş kazası tazminat davası Dava değerine göre Ayrıca belirlenir Tıbbi malpraktis davası Dava değerine göre Baro tarifesi geçerli Sözleşme ihlali tazminatı Dava değerine göre İlk görüşmede netleştirilir Manevi tazminat davası Sabit veya dava değerine göre Baro tarifesi geçerli ## Kartal'da Tazminat Avukatları Arasındaki Farklar Kartal'da tazminat hukuku alanında hizmet sunan avukatlar arasındaki fark; zararın eksiksiz hesaplanması, bilirkişi raporlarına itiraz kapasitesi ve sigorta şirketiyle müzakerelerdeki deneyimle belirginleşmektedir. Koza Avukatlık bu deneyimi her müvekkile özelleştirilmiş tazminat stratejisi olarak sunmaktadır. ## Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Trafik kazası ya da iş kazasında hayatını kaybeden kişinin yakınları; ölenin sağ olsaydı sağlayacağı ekonomik desteği talep edebilmektedir. Destekten yoksun kalma tazminatı hesabı; ölenin yaşı, mesleği, geliri ve yaşam beklentisi gibi değişkenlere dayanmakta olup aktüer hesaplamaları gerektirmektedir. Koza Avukatlık bu hesabı eksiksiz biçimde yaparak destek tazminatının maksimum düzeyde belirlenmesini sağlamaktadır. ## Ürün Sorumluluğu Tazminatı Kusurlu bir ürünün kullanımı sonucunda oluşan bedensel zarar ya da maddi hasar; üreticinin, dağıtıcının ya da satıcının ürün sorumluluğu kapsamında tazminat ödemesini zorunlu kılmaktadır. Bu davalarda ürün kusuru ile zarar arasındaki nedensellik bağının kurulması kritik öneme sahiptir. Koza Avukatlık ürün sorumluluğu davalarında teknik bilirkişi raporlarını hukuki argümanlarla birleştirerek güçlü bir dava yürütmektedir. ## Çevresel Zarar Tazminatı Fabrika emisyonları, atık su deşarjları ya da tarım ilaçlarından kaynaklanan çevresel zararlar; hem bireyler hem de topluluklar için tazminat talep hakkı doğurmaktadır. Bu davalarda bilimsel delillerin hukuki çerçeveye oturtulması ve nedensellik bağının kurulması özel bir uzmanlık gerektirmektedir. Koza Avukatlık çevresel zarar tazminat davalarında da müvekkillerine destek sunmaktadır. ## Tazminatta Faiz Hesabı Tazminat davasında hükmedilecek tutara uygulanacak faiz; zararın doğum tarihinden ya da temerrüt tarihinden itibaren işlemeye başlamaktadır. Yüksek enflasyon dönemlerinde faiz hesabı; tazminat miktarını önemli ölçüde artırabilmektedir. Koza Avukatlık faiz başlangıç tarihini ve uygulanacak faiz türünü müvekkil lehine en avantajlı biçimde belirleyerek davayı bu doğrultuda yürütmektedir. ## Tazminat Davalarında Arabuluculuk Bazı tazminat uyuşmazlıklarında mahkemeye başvurmadan önce arabuluculuk yoluna gidilmesi; hem zaman hem maliyet açısından avantaj sağlayabilmektedir. İş kazası ve ticari ilişkilerden doğan tazminat davalarında arabuluculuk özellikle işlevsel olmaktadır. Koza Avukatlık arabuluculuk sürecini müvekkilin yararına yönetmekte ve gerektiğinde dava aşamasına sorunsuz geçişi sağlamaktadır. ## Tazminat Miktarını Artıran Etkenler Tazminat miktarını artıran başlıca etkenler şunlardır: failin ağır kusuru ya da kası, zararın kalıcı ve ağır niteliği, mağdurun genç yaşta olması ve uzun yıllar boyunca gelir kaybına uğraması ile toplumdaki caydırıcılık işlevi. Koza Avukatlık bu etkenleri davada güçlü biçimde vurgulayarak mahkemenin mümkün olan en yüksek tazminata hükmetmesini amaçlamaktadır. ## Haksız Gözaltı ve Yargısal Hata Tazminatı Haksız yere gözaltına alınan ya da tutukluluğu devam eden kişiler; beraat ya da takipsizlik kararı sonrasında devletten tazminat talep edebilmektedir. CMK'nın 141 ve devam eden maddeleri kapsamında açılacak tazminat davası; haksız gözaltı nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararı kapsamaktadır. Koza Avukatlık bu davalarda müvekkilin ceza yargılaması sürecindeki haklarını kayıt altına alarak tazminat davasını güçlü biçimde yürütmektedir. ## Kişilik Hakkı İhlallerine Bağlı Tazminat Basın-yayın organlarında ya da sosyal medyada gerçeğe aykırı içerik yayılması, onur ve itibarı zedeleyen paylaşımlar ya da özel hayata müdahale; kişilik hakkı ihlallerine dayalı tazminat talebine zemin oluşturmaktadır. Bu davalarda hem maddi hem manevi tazminat talep edilebileceği gibi yayının durdurulması ve düzeltme yayımlanması da talep konusu yapılabilmektedir. Koza Avukatlık kişilik hakkı ihlali davalarında hızlı ve kararlı bir temsil sunmakta; yayının durdurulması için ihtiyati tedbir kararı alınması da dahil olmak üzere tüm hukuki araçları devreye sokmaktadır. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Tazminat davası ne kadar sürer? C: Davanın türüne ve karmaşıklığına göre 1-3 yıl arasında değişmektedir. Bilirkişi süreçleri ve itirazlar davayı uzatabilmektedir. Koza Avukatlık süreci hızlandırmak için gerekli adımları aktif biçimde atmaktadır. S: Tazminat için zamanaşımı ne kadardır? C: Haksız fiil tazminatında kural olarak zararın öğrenilmesinden itibaren 2 yıl, her halükarda 10 yıldır. Sözleşme ihlalinde genel zamanaşımı 10 yıldır. Koza Avukatlık süreyi başından takip etmektedir. S: Sigorta şirketi yeterli tazminat ödemezse ne yapabilirim? C: Eksik ödemeye itiraz ederek dava açılabilmektedir. Koza Avukatlık tüm tazminat kalemlerini hesaplayarak eksik kısmı mahkemede talep etmektedir. S: Manevi tazminat ne kadar olabilir? C: Manevi tazminat miktarı hâkimin takdir yetkisine bağlıdır; zararın ağırlığı, failin kusuru ve toplumsal etki belirleyici kriterlerdir. Koza Avukatlık manevi tazminat taleplerini güçlü olgularla desteklemektedir. S: Tazminat davası açmak için avukat şart mı? C: Zorunlu değildir ancak tazminat hesabının doğru yapılması ve bilirkişi süreçlerinin etkin yönetilmesi için uzman avukat desteği; alınabilecek tazminat miktarını önemli ölçüde artırmaktadır. S: İş kazasında hem SGK hem işverenden tazminat alabilir miyim? C: Evet. SGK maluliyet aylığı alırken işverenden de maddi ve manevi tazminat talep edebilirsiniz. SGK'nın ödediği tutarlar mahsup edilerek net tazminat miktarı belirlenmektedir. Koza Avukatlık bu hesabı eksiksiz yapmaktadır. S: Koza Avukatlık ile nasıl iletişime geçebilirim? C: Telefon (+90 538 980 49 46 / +90 535 924 18 52), WhatsApp veya iletisim@kozaavukatlik.com.tr adresi üzerinden ulaşabilirsiniz. İlk görüşme ücretsizdir. --- # Kartal Sigorta Avukatı URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/kartal-sigorta-avukati/ Güncelleme: 2026-04-24 Kısa cevap: Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal'da trafik, kasko, konut, işyeri, sağlık ve hayat sigortası uyuşmazlıklarında sigortalıyı temsil eder. Reddedilen veya eksik ödenen hasar taleplerinde önce sigorta şirketine yazılı itiraz yapılır; ardından Sigorta Tahkim Komisyonuna ya da asliye ticaret mahkemesine gidilebilir. Sigorta tazminatında zamanaşımı kural olarak 2 yıldır. Büro Cevizli, Kepez Sk. No:7 Kat:4 Kartal adresindedir. Kartal sigorta avukatı arayışındaki bireyler ve işletmeler için sigorta uyuşmazlıkları; poliçe şartlarının yorumlanması, hasar taleplerinin reddi ve tazminat miktarının yetersiz belirlenmesi gibi teknik ve hukuki bilgi gerektiren konuları kapsamaktadır. Sigorta şirketlerinin haksız biçimde hasar taleplerini reddetmesi, eksik ödeme yapması ya da poliçe şartlarını dar yorumlayarak tazminatı sınırlandırması; sigortalı için ciddi maddi kayıplara yol açabilmektedir. Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal Avukatlık bürosu kadrosuyla sigorta tazminat uyuşmazlıklarının her boyutunda müvekkillerine güçlü ve sonuç odaklı hukuki destek sunmaktadır. Kasko, trafik, konut, sağlık, hayat ve işyeri sigortası başta olmak üzere her türlü sigorta uyuşmazlığında büromuz etkin biçimde hizmet vermektedir. Sigorta şirketlerinin ret gerekçelerini hukuki zeminde çürütmek, doğru tazminat miktarını tespit etmek ve zamanaşımı sürelerini titizlikle takip etmek; sigorta davalarında başarının üç temel direğini oluşturmaktadır. Koza Avukatlık bu üç alanda da müvekkillerine eksiksiz destek sunmaktadır. ## Sigorta Hukuku Nedir? Hangi Uyuşmazlıkları Kapsar? Sigorta hukuku; sigorta sözleşmesinden doğan hak ve yükümlülükleri, hasar sürecini ve uyuşmazlıkların çözüm yollarını düzenleyen özel hukuk dalıdır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun sigorta hukukuna ilişkin hükümleri ve ilgili yönetmelikler bu alanın temel yasal çerçevesini oluşturmaktadır. Sigorta uyuşmazlıkları; hasarın reddedilmesi, poliçe kapsamının tartışmalı olması, tazminat miktarının yetersiz bulunması, sigortalının bildirim yükümlülüğünü yerine getirip getirmediğinin sorgulanması ve rücu davaları gibi başlıklar altında toplanmaktadır. Kartal'da en sık karşılaşılan sigorta uyuşmazlık türleri şunlardır: trafik ve kasko hasarlarında eksik ya da reddedilen tazminat talepleri, konut sigortasında deprem-yangın-su baskını hasarı anlaşmazlıkları, sağlık sigortasında tedavi bedelinin ödenmemesi, hayat sigortası ve ferdi kaza tazminatlarının reddedilmesi ile işyeri sigortasında iş durması tazminatı uyuşmazlıkları. Koza Avukatlık bu alanların tamamında güncel içtihat ve sigorta mevzuatı bilgisiyle etkin temsil sunmaktadır. ## Trafik ve Kasko Sigortası Uyuşmazlıkları Trafik kazalarında zorunlu trafik sigortası (ZMSS) ve kasko kapsamındaki tazminat talepleri; en yaygın sigorta uyuşmazlık kategorisini oluşturmaktadır. Sigorta şirketleri; kusur oranı tespiti, araç değer kaybı, kaza koşullarına ilişkin eksik evrak ve süre aşımı gerekçesiyle talepleri reddedebilmektedir. Maddi hasar tazminatının yanı sıra bedensel zarar ve destekten yoksun kalma tazminatı da sigorta şirketiyle uyuşmazlığa konu olabilmektedir. Koza Avukatlık, trafik sigortası uyuşmazlıklarında hem sigorta şirketiyle müzakere hem de dava yolunda etkin temsil sunmaktadır. Araç değer kaybı tazminatı; kazadan sonra aracın piyasa değerinin kalıcı olarak düşmesi halinde talep edilebilen bir hasar kalemidir. Sigorta şirketleri bu kalemi çoğunlukla ödemek istemese de mahkeme kararlarıyla talep edilebilmektedir. Koza Avukatlık, değer kaybı dahil tüm hasar kalemlerinin eksiksiz talep edilmesi için müvekkilini bilgilendirmekte ve davayı bu kapsamda yürütmektedir. ## Konut ve İşyeri Sigortası Uyuşmazlıkları Deprem, yangın, su baskını ve hırsızlık gibi risklere karşı düzenlenen konut ve işyeri sigortalarında hasar tespiti ve tazminat hesabı sıklıkla uyuşmazlığa konu olmaktadır. Sigorta şirketi; hasarın poliçe kapsamı dışında kaldığını, sigortalının bildirimi zamanında yapmadığını ya da hasarın kasıtlı neden olduğunu ileri sürerek ödemeyi reddedebilmektedir. Koza Avukatlık bu iddialara karşı hukuki itiraz yollarını etkin biçimde kullanarak müvekkilin hak ettiği tazminatı almasını sağlamaktadır. ## Sağlık ve Hayat Sigortası Uyuşmazlıkları Sağlık sigortasında; tedavi bedelinin önceden onay şartına bağlanması, bazı tedavilerin poliçe kapsamı dışında tutulması ve kronik hastalıklar için ödeme yapılmaması gibi sorunlar yaygın biçimde karşılaşılmaktadır. Hayat sigortasında ise ölüm nedeninin poliçe kapsamına girip girmediği tartışmaları, vefat belgelerinin yetersiz bulunması ve hak sahipliği uyuşmazlıkları ön plana çıkmaktadır. Koza Avukatlık bu davalarda poliçe şartlarını titizlikle analiz ederek sigorta şirketinin haksız ret gerekçelerini çürütmektedir. ## Sigorta Şirketine Karşı Dava Açma Süreci Sigorta şirketinin tazminat talebini reddetmesi ya da yetersiz ödeme yapması halinde; öncelikle sigorta şirketine yazılı itiraz yöneltilmeli, ardından Sigorta Tahkim Komisyonu'na ya da doğrudan asliye ticaret mahkemesine başvurulabilmektedir. Sigorta Tahkim Komisyonu; hızlı ve düşük maliyetli bir çözüm yolu sunmakla birlikte belirli uyuşmazlık türlerinde zorunlu veya ihtiyari olarak kullanılabilmektedir. Koza Avukatlık her iki yol için de müvekkilin en avantajlı tercih etmesine yardımcı olmaktadır. Sigorta uyuşmazlıklarında zamanaşımı süresi; sigorta tazminat hakkı için kural olarak 2 yıldır. Bu sürenin kaçırılması halinde dava hakkı sona ermektedir. Koza Avukatlık müvekkilini süre konusunda önceden uyararak hak kaybı yaşanmasını önlemektedir. ## Kartal En İyi Sigorta Avukatı Nasıl Seçilir? Kartal en iyi sigorta avukatı arayanların dikkat etmesi gereken başlıca ölçütler şunlardır: sigorta hukukuna özgü teknik bilgi, poliçe analizi kapasitesi ve Sigorta Tahkim Komisyonu ile ticaret mahkemelerindeki pratik deneyim. İlk görüşmede tazminat talebini hukuki açıdan değerlendiren ve gerçekçi bir beklenti sunan avukat tercih edilmelidir. ## Kartal Sigorta Avukatı Tavsiye: Koza Avukatlık Neden Tercih Edilmeli? - Tüm sigorta türlerinde uzman temsil: Trafik, kasko, konut, sağlık ve hayat sigortası davalarında deneyim. - Poliçe analizi ve ret gerekçesi itirazı: Sigorta şirketinin haksız ret kararlarına karşı güçlü hukuki mücadele. - Sigorta Tahkim Komisyonu ve mahkeme temsili: Her iki yolda da aktif ve etkin destek. - Hasar kalemlerinin eksiksiz tespiti: Değer kaybı dahil tüm tazminat unsurlarının talep edilmesi. - Zamanaşımı takibinde titizlik: Hak kayıplarının önlenmesi için sistematik süre yönetimi. - Ücretsiz ilk görüşme: Talebinizi değerlendirmek için herhangi bir ücret alınmaz. ## Kartal Sigorta Avukatı Ücretleri 2026 Hizmet Türü Ücret Yapısı Notlar Sigorta Tahkim Komisyonu başvurusu Sabit ücret Baro tarifesi geçerli Sigorta tazminat davası (mahkeme) Dava değerine göre Ayrıca belirlenir Poliçe incelemesi ve itiraz dilekçesi Sabit ücret İlk görüşmede netleştirilir Trafik / kasko hasar davası Dava değerine göre Baro tarifesi geçerli ## Kartal'da Sigorta Avukatları Arasındaki Farklar Kartal'da sigorta hukuku alanında hizmet sunan avukatlar arasındaki fark; poliçe analizi kapasitesi, Sigorta Tahkim Komisyonu süreçlerine hâkimiyet ve sigorta şirketinin ret gerekçelerini çürütme becerisinde belirginleşmektedir. Koza Avukatlık bu deneyimi her müvekkile özelleştirilmiş sigorta davası stratejisi olarak sunmaktadır. ## Rücu Davaları: Sigorta Şirketi Tarafından Açılan Davalar Sigorta şirketleri; haksız fiilin faili olan üçüncü kişilere ya da kusurlu taraflara karşı ödedikleri tazminatı geri almak amacıyla rücu davası açabilmektedir. Bu davalarda sigortalı zaman zaman davalı konumuna düşebilmektedir. Koza Avukatlık, sigorta şirketi tarafından rücu davası açılması halinde müvekkilin savunmasını güçlü biçimde yürütmektedir. Kusur oranının doğru tespiti ve sorumluluğun sınırlandırılması; bu davalarda belirleyici olmaktadır. ## İş Kazası ve İşyeri Sigorta Uyuşmazlıkları İş kazası geçiren çalışanların sigorta tazminatı alacakları; hem SGK hem de işveren sigorta poliçesi kapsamında değerlendirilmektedir. Sigorta şirketinin iş kazası tazminatını reddetmesi ya da yetersiz ödemesi; hem sigorta hukuku hem de iş hukukunun birlikte ele alınmasını gerektiren karmaşık davalara yol açmaktadır. Koza Avukatlık, iş kazası kaynaklı sigorta uyuşmazlıklarında her iki hukuk dalını bütünleşik biçimde değerlendirerek müvekkili adına maksimum tazminat için çalışmaktadır. ## Sigorta Sözleşmesinin Yorumlanması Sigorta poliçelerindeki genel şartlar, özel şartlar ve istisnalar; sigortalı için çoğu zaman anlaşılması güç hükümler içermektedir. Sigorta şirketi; poliçenin dar yorumlanmasını tercih ederek hasar talebini reddetme ya da sınırlandırma yoluna gidebilmektedir. Koza Avukatlık, poliçe şartlarını Türk Ticaret Kanunu ve Yargıtay içtihadı ışığında yorumlayarak sigortalı lehine en geniş koruma alanının tanınmasını talep etmektedir. Poliçedeki muğlak hükümlerin sigortalı aleyhine yorumlanamayacağına ilişkin TTK hükmü bu davalarda önemli bir dayanak noktası oluşturmaktadır. ## Sigortacının Ödeme Yükümlülüğünden Kaçınma Yolları Sigorta şirketlerinin hasar ödemesinden kaçınmak için sıkça başvurduğu yöntemler şunlardır: sigortalının beyan yükümlülüğünü ihlal ettiğini ileri sürmek, kaza koşullarının poliçe kapsamında olmadığını iddia etmek, gecikmiş ihbar gerekçesini öne sürmek ve bilirkişi raporunu şirket lehine yorumlamak. Koza Avukatlık bu savunma mekanizmalarının her birine karşı hukuki argümanlarını güçlü biçimde ortaya koymakta; sigortalının haklı tazminat hakkını mahkemede savunmaktadır. ## Medikal Malpraktis ve Sağlık Sigortası Hatalı tıbbi müdahale (malpraktis) sonucunda oluşan zararların tazminatı; hem sağlık sigortası hem de doktor ve hastane sorumluluğu çerçevesinde değerlendirilmektedir. Sağlık sigortasının tedavi masraflarını karşılamaması ya da tazminatı sınırlandırması durumunda hukuki yola başvurulabilmektedir. Koza Avukatlık, malpraktis kaynaklı sigorta uyuşmazlıklarında tıbbi bilirkişi raporlarını hukuki argümanlarla destekleyerek müvekkili adına etkin temsil sunmaktadır. ## Doğal Afet Hasarları ve Sigorta Tazminatı Deprem, sel, fırtına gibi doğal afet hasarlarında DASK (Zorunlu Deprem Sigortası) ve konut sigortası kapsamındaki tazminat talepleri; hasar tespitinin doğru yapılması ve sigorta şirketiyle müzakere sürecinin etkin yönetilmesini gerektirmektedir. Koza Avukatlık, doğal afet hasarlarında sigorta şirketinin eksik hasar tespitine itiraz etmekte ve müvekkilin tam tazminat almasını sağlamaktadır. ## Sigorta Uyuşmazlıklarında Uzlaşma ve Arabuluculuk Sigorta şirketiyle doğrudan müzakere yoluyla uzlaşı sağlanması; hem zaman hem maliyet açısından avantajlıdır. Koza Avukatlık, sigorta şirketiyle yürütülen müzakere sürecinde müvekkilin lehine en yüksek tazminatı elde etmek için kararlı bir tutum sergilemekte; uzlaşı sağlanamaması halinde Sigorta Tahkim Komisyonu ya da mahkeme yoluna hızla geçmektedir. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Sigorta şirketi hasarımı reddetti, ne yapabilirim? C: Yazılı itiraz yapılabilir; ardından Sigorta Tahkim Komisyonu ya da mahkeme yoluna başvurulabilir. Koza Avukatlık ret kararını inceleyerek en uygun hukuki yolu belirlemektedir. S: Tazminat miktarı eksik ödendiyse ne yapabilirim? C: Eksik ödemeye itiraz edilerek fark tutarı için dava açılabilir. Koza Avukatlık tüm hasar kalemlerini hesaplayarak eksik ödenen miktarı mahkemede talep etmektedir. S: Sigorta tazminatında zamanaşımı ne kadardır? C: Kural olarak 2 yıldır; ancak bazı sigorta türlerinde farklı süreler öngörülmüştür. Koza Avukatlık zamanaşımını başından takip etmektedir. S: Sigorta Tahkim Komisyonu avantajlı mı? C: Mahkemeye kıyasla çok daha hızlı ve düşük maliyetlidir. Koza Avukatlık müvekkile en avantajlı yolu önermektedir. S: Araç değer kaybımı talep edebilir miyim? C: Evet. Kazadan kaynaklanan değer kaybı; sigorta şirketinden ya da karşı tarafın sigortasından talep edilebilmektedir. Koza Avukatlık bu kalemi de davaya dahil etmektedir. S: Sigorta şirketi poliçem kapsamında olmadığını söylüyor, ne yapabilirim? C: Poliçe şartlarının sigortalı aleyhine dar yorumlanamayacağına ilişkin TTK hükmü çerçevesinde hukuki itiraz yoluna gidilebilmektedir. Koza Avukatlık poliçenizi inceleyerek haklarınızı belirlemektedir. S: Sigorta şirketine itiraz süresi var mı? C: Evet, sigorta tazminat davasında genel kural 2 yıl zamanaşımıdır. Bu süre içinde itiraz ya da dava yoluna başvurulması şarttır. Koza Avukatlık bu süreyi başından takip etmektedir. S: Koza Avukatlık ile nasıl iletişime geçebilirim? C: Telefon (+90 538 980 49 46 / +90 535 924 18 52), WhatsApp veya iletisim@kozaavukatlik.com.tr adresi üzerinden ulaşabilirsiniz. İlk görüşme ücretsizdir. --- # Kartal İdare Hukuku Avukatı URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/kartal-idare-hukuku-avukati/ Güncelleme: 2026-04-24 Kısa cevap: İdare hukuku, devletin ve kamu kurumlarının işlemlerine karşı bireylerin haklarını koruyan hukuk dalıdır ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK) ile düzenlenir. Hukuka aykırı idari işlemlere karşı iptal davası, işlemin tebliğ veya öğrenilmesinden itibaren 60 gün içinde idare mahkemesine açılmalıdır; bu süre kaçırılırsa dava reddedilir. Tazminat talepleri için tam yargı davası açılabilir; ancak önce idareye başvuru yapılması, idarenin ret veya 60 gün sessiz kalması (zımni ret) gerekir. Kartal'da idare hukuku avukatı, bir kamu kurumunun aleyhinize verdiği karara ya da yaptığı işleme karşı hakkınızı arar. Bu işlemlere karşı dava, kural olarak tebliğden itibaren 60 gün içinde idare mahkemesinde açılır; vergi mahkemelerinde süre 30 gündür (İYUK m.7). Belediyenin imar ya da yıkım kararı, vergi cezası, kamu ihalesinden elenme, disiplin cezası ve kamulaştırma bu davaların en sık görülen örnekleridir. Süre kaçırılırsa dava açma hakkı düşer. Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal Avukat kadrosuyla idari işlemlere itirazdan idare mahkemelerinde tam yargı davasına kadar her aşamada müvekkillerine güçlü ve kapsamlı hukuki destek sunmaktadır. Büromuz, İstanbul idare ve vergi mahkemelerindeki aktif deneyimiyle müvekkillerinin idareye karşı haklarını en yüksek standartta savunmakta; yürütmeyi durdurma taleplerinden kesinleşmiş kararların icrasına dek süreci eksiksiz yönetmektedir. İdari yargıda hızlı müdahale; özellikle yıkım, ihale ve disiplin davalarında sonucu doğrudan belirlemekte, bu nedenle idari işleme maruz kalındığı anda hukuki destek alınması büyük önem taşımaktadır. ## İdare Hukuku Nedir? Hangi Konuları Kapsar? İdare hukuku; devletin ve kamu tüzel kişilerinin (belediyeler, üniversiteler, kamu kurumları) eylem ve işlemlerini, bu işlemlere karşı başvuru yollarını ve devletin bireylere verdiği zararlardan doğan tazminat sorumluluğunu düzenleyen hukuk dalıdır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK) bu alandaki temel usul yasasını oluşturmakta; iptal davaları ve tam yargı davaları idari yargının iki temel dava türünü oluşturmaktadır. Kartal'da en sık karşılaşılan idare hukuku uyuşmazlıkları şu başlıklar altında toplanmaktadır: imar planı ve ruhsat iptali talepleri, yıkım kararlarına itiraz, belediye para cezalarının iptali, vergi cezası ve vergi tarhiyatına itiraz, ihaleye katılım yasağı kararlarına itiraz, kamulaştırma işlemlerine karşı dava, kamu görevlilerinin disiplin cezalarına itiraz ve idari sözleşmelerden doğan uyuşmazlıklar. Koza Avukatlık, bu alanların tamamında güncel mevzuat ve içtihat bilgisiyle müvekkillerine hizmet vermektedir. ## İptal Davası: Hukuka Aykırı İdari İşlemlere Karşı İptal davası; hukuka aykırı bir idari işlemin yok sayılması için idare mahkemesine başvurulan dava türüdür. İdari işlem; yetki, şekil, sebep, konu ya da maksat unsurlarından birinde hukuka aykırılık taşıması halinde iptal edilebilir. Örneğin yetkisiz bir makamın verdiği ruhsat iptali kararı ya da gerekli prosedür izlenmeden oluşturulan bir idari yaptırım; iptal davasına konu edilebilmektedir. İptal davasında dava açma süresi; işlemin tebliğinden ya da öğrenilmesinden itibaren 60 gündür. Bu süre hak düşürücü nitelik taşımakta olup geçirilmesi durumunda dava reddedilmektedir. Koza Avukatlık, müvekkiline idari işlem ulaşır ulaşmaz dava süresini bildirmekte ve dilekçeyi titizlikle hazırlamaktadır. İptal davasının yanı sıra yürütmeyi durdurma talebinin de dilekçeye eklenmesi; hukuka aykırı işlemin dava sonuçlanana dek uygulanmasını engelleyebilmektedir. ## Tam Yargı Davası: İdare Kaynaklı Zararların Tazmini İdare; bireylere zarar veren eylem ya da işlemleri nedeniyle tazminat ödemekle yükümlüdür. Tam yargı davası; bu zararın idare mahkemesinde tazminat olarak talep edilmesine olanak tanıyan dava türüdür. Yol yapımı sırasında komşu işyerinin zarar görmesi, haksız kamulaştırma ya da yanlış idari karar nedeniyle doğan ekonomik kayıplar bu davalara örnek gösterilebilmektedir. Tam yargı davasında dava açmadan önce kural olarak idareye başvurulması (idari başvuru) zorunludur. İdare; başvuruyu reddetmesi ya da 60 gün içinde yanıt vermemesi (zımni ret) halinde dava açma yolu açılmaktadır. Koza Avukatlık, tam yargı sürecini idari başvurunun hazırlanmasından yargılama aşamasına kadar eksiksiz biçimde yönetmektedir. ## İmar ve Yapı Denetimi Uyuşmazlıkları Kartal'da kentsel dönüşümle birlikte imar mevzuatına aykırı yapılaşma, ruhsatsız kat ilavesi ve belediye yıkım kararları sıkça karşılaşılan konular arasına girmiştir. Belediyenin yıkım kararına ya da imar para cezasına itiraz; idare mahkemesinde iptal davası açılarak gerçekleştirilmektedir. Bunun yanı sıra imar planı değişikliğine itiraz, yapı ruhsatının iptali kararına itiraz ve istimlak işlemlerine karşı dava da bu kategoride yer almaktadır. Koza Avukatlık, imar uyuşmazlıklarında hem belediye kararlarına karşı iptal davası hem de idari para cezası iptali için idari itiraz ve yargı yollarını bütünleşik biçimde yönetmektedir. Yürütmeyi durdurma talebinin kabul edilmesi halinde yıkım kararı dava süresince askıya alınabilmekte; bu da müvekkil için son derece değerli bir güvence sağlamaktadır. ## Vergi Uyuşmazlıkları ve Vergi Mahkemeleri Vergi tarhiyatları, vergi cezaları ve vergi idaresinin işlemlerine itiraz; hem idari hem de yargısal yollar aracılığıyla çözüme kavuşturulabilmektedir. Vergi mahkemesinde açılacak iptal ya da tam yargı davası öncesinde uzlaşma ve idari itiraz yollarının değerlendirilmesi; zaman ve maliyet açısından avantaj sağlayabilmektedir. Koza Avukatlık, vergi uyuşmazlıklarında uzlaşma müzakerelerinden vergi mahkemesi yargılamasına kadar kapsamlı destek sunmaktadır. ## Kamu İhaleleri ve İhaleye Katılım Yasakları Kamu ihale süreçlerinde teklifin reddedilmesi, ihalenin iptal edilmesi ya da şirkete ihaleye katılım yasağı verilmesi; ciddi ekonomik sonuçlar doğuran idari işlemlerdir. Bu işlemlere karşı Kamu İhale Kurulu'na şikâyet ve akabinde idare mahkemesinde iptal davası açılması mümkündür. Koza Avukatlık, ihale uyuşmazlıklarında hem KİK şikâyeti hem de yargı aşamasında etkin temsil sağlamaktadır. ## Kartal En İyi İdare Hukuku Avukatı Nasıl Seçilir? Kartal en iyi idare hukuku avukatı arayanların dikkat etmesi gereken başlıca ölçütler şunlardır: idare hukukuna özgü derinlemesine deneyim, İstanbul idare ve vergi mahkemelerindeki aktif pratik, güncel içtihat takibi ve dava açma sürelerine titizlikle riayet. İdari işleme maruz kalındığı andan itibaren avukatla iletişime geçmek; 60 günlük sürenin kaçırılmaması ve yürütme durdurma talebinin zamanında yapılması açısından kritik önem taşımaktadır. ## Kartal İdare Hukuku Avukatı Tavsiye: Koza Avukatlık Neden Tercih Edilmeli? - İptal ve tam yargı davalarında kapsamlı temsil: İmar, vergi, ihale ve disiplin uyuşmazlıklarında deneyimli kadro. - Yürütmeyi durdurma talebinde etkin başvuru: Hukuka aykırı idari işlemin dava süresince durdurulması. - 60 günlük dava süresinin titizlikle takibi: Hak düşürücü sürelerin kaçırılmaması için sistematik yönetim. - Vergi uyuşmazlıklarında uzlaşma ve yargı desteği: Hem idari hem yargısal yolların birlikte değerlendirilmesi. - İstanbul idare mahkemelerinde aktif deneyim: Yerel yargı pratiklerine hâkimiyet. - Ücretsiz ilk görüşme: İdari işleminizi değerlendirmek için herhangi bir ücret alınmaz. ## Kartal İdare Hukuku Avukatı Ücretleri 2026 İdare hukuku davası avukat ücretleri; davanın türüne, talep edilen tazminat miktarına ve sürecin kapsamına göre belirlenmektedir. Türkiye Barolar Birliği asgari ücret tarifesi yasal alt sınırı oluşturmaktadır. Hizmet Türü Ücret Yapısı Notlar İptal davası (imar, belediye) Sabit ücret Baro tarifesi geçerli Tam yargı davası (tazminat) Dava değerine göre Ayrıca belirlenir Vergi uyuşmazlığı (mahkeme) Dava değerine göre Baro tarifesi geçerli İhale şikâyeti ve iptal davası Sabit veya kapsama göre İlk görüşmede netleştirilir ## Kartal'da İdare Hukuku Avukatları Arasındaki Farklar Kartal'da idare hukuku alanında hizmet sunan avukatlar arasındaki fark; İYUK mevzuatına teknik hâkimiyet, dava süreleri konusundaki titizlik ve İstanbul idare mahkemelerindeki aktif pratikle belirginleşmektedir. Yürütmeyi durdurma talebinin kabulünü sağlayacak güçlü bir dilekçe; müvekkil için davanın seyrini baştan değiştirebilmektedir. Koza Avukatlık bu deneyimi her müvekkile özelleştirilmiş idare hukuku stratejisi olarak sunmaktadır. ## Kamu Görevlilerinin Disiplin Cezalarına İtiraz Kamu görevlileri; uyarı, kınama, kademe ilerlemesinin durdurulması ve meslekten çıkarma gibi disiplin cezalarına muhatap olabilmektedir. Bu cezaların hukuki dayanaktan yoksun olduğu, usul ihlalleri içerdiği ya da orantısız biçimde uygulandığı durumlarda idare mahkemesinde iptal davası açılabilmektedir. Disiplin cezasının iptali; hem kariyer hem ekonomik haklar açısından son derece önemli sonuçlar doğurmaktadır. Koza Avukatlık, kamu görevlileri için disiplin süreçlerinin savunma aşamasından iptal davasına kadar tamamında etkin destek sunmaktadır. Disiplin soruşturması aşamasında savunma dilekçesinin güçlü biçimde hazırlanması; cezanın hiç verilmemesi ya da daha hafif bir cezayla sonuçlanması açısından belirleyici olmaktadır. Soruşturma aşamasından itibaren avukat desteği almak; sürecin seyrini en başından olumlu yönde etkilemektedir. Koza Avukatlık, kamu çalışanları için bu sürecin her aşamasında kapsamlı hukuki danışmanlık ve temsil hizmeti sağlamaktadır. ## İdari Sözleşmelerden Doğan Uyuşmazlıklar Kamu kurumlarıyla imzalanan hizmet, yapım ve tedarik sözleşmelerinden doğan anlaşmazlıklar; idare hukuku kapsamında değerlendirilmektedir. Sözleşmenin idarece tek taraflı feshi, hak ediş ödenmemesi, geçici kabul sorunları ve kesin kabul anlaşmazlıkları bu alandaki başlıca uyuşmazlık konularıdır. İdari sözleşme uyuşmazlıklarında yetkili yargı mercii idare mahkemeleridir. Koza Avukatlık, kamu sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklarda müvekkillerine hem idari başvuru hem de yargı aşamasında kapsamlı destek vermektedir. ## Yürütmeyi Durdurma Talebi: Acil Hukuki Güvence İdare mahkemesinde iptal davası açılırken eş zamanlı olarak yürütmeyi durdurma (YD) talebinde bulunulabilmektedir. YD kararı kabul edilirse; dava sonuçlanana dek hukuka aykırı idari işlem uygulanamaz hale gelmektedir. Yıkım kararı, ihaleye katılım yasağı ya da ağır bir disiplin cezası söz konusu olduğunda YD kararının alınması; müvekkil için hem pratik hem ekonomik açıdan büyük önem taşımaktadır. Koza Avukatlık, YD taleplerini güçlü hukuki gerekçeyle hazırlayarak kabulünü sağlamak için azami çaba göstermektedir. ## Sıkça Sorulan Sorular S: İdari işleme itiraz için süre ne kadardır? C: İdare mahkemesinde iptal davası için kural olarak işlemin tebliğinden ya da öğrenilmesinden itibaren 60 gündür. Bu süre hak düşürücüdür; kaçırılması durumunda dava reddedilmektedir. Koza Avukatlık, idari işlem ulaşır ulaşmaz sürenin takibini başlatmaktadır. S: Belediye yıkım kararına itiraz edebilir miyim? C: Evet. İdare mahkemesinde iptal davası açılabilmekte ve yürütmenin durdurulması talep edilebilmektedir. Yürütme durdurma kabul edilirse yıkım kararı dava süresince uygulanamaz. Koza Avukatlık bu başvuruyu acilen yürütmektedir. S: Vergi cezasına nasıl itiraz edebilirim? C: Önce uzlaşma yoluna başvurulabilmekte; uzlaşma sağlanamazsa vergi mahkemesinde dava açılabilmektedir. Koza Avukatlık her iki aşamada da müvekkilin yanındadır. S: Kamu ihalesinden elendiysem ne yapabilirim? C: Kamu İhale Kurulu'na şikâyet ve ardından idare mahkemesinde iptal davası açılabilmektedir. Koza Avukatlık bu süreçte hızlı ve teknik temsil sağlamaktadır. S: Devlet bana zarar verdiyse tazminat alabilir miyim? C: Evet. İdareye önce tazminat başvurusunda bulunulmalı; ret ya da zımni ret halinde idare mahkemesinde tam yargı davası açılabilmektedir. Koza Avukatlık bu süreci başından itibaren yönetmektedir. S: İdari işlem öğrendikten ne kadar sonra dava açabilirim? C: Tebligatla öğrendiğiniz tarihten itibaren 60 gün içinde idare mahkemesine başvurmanız gerekir. Tebligat yapılmadan öğrenilen işlemlerde de bu süre işlemeye başlamaktadır. Koza Avukatlık, süreyi en başından titizlikle takip ederek hak kaybı yaşanmasını önlemektedir. --- # Kartal İstinaf Avukatı URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/kartal-istinaf-avukati/ Güncelleme: 2026-04-24 Kısa cevap: İstinaf, ilk derece mahkemesi kararının hem hukuki hem maddi vakıa yönünden Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yeniden incelenmesini sağlayan kanun yoludur ve 2016'da Türk yargı sistemine girmiştir. Temyizden farkı, delil değerlendirmesini de denetlemesidir. Başvuru süresi hukuk davalarında kararın tebliğinden itibaren iki hafta, ceza davalarında gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftadır; bu süreler kaçırıldığında karar kesinleşir. Kartal istinaf avukatı arayışındaki bireyler ve şirketler için istinaf; ilk derece mahkemesinin verdiği karara karşı Bölge Adliye Mahkemesi'ne (BAM) başvurularak kararın hem hukuki hem de maddi vakıa yönünden yeniden incelenmesini sağlayan olağan bir kanun yolu olarak tanımlanmaktadır. 2016 yılında Türk yargı sistemine giren istinaf; temyizin önünde yer alan ve çoğu hukuki uyuşmazlıkta son karar mercii konumundaki Bölge Adliye Mahkemesi'ne yapılan itirazı kapsamaktadır. İlk derece mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğu, delillerin yanlış değerlendirildiği ya da usul hatalarının bulunduğu durumlarda istinaf yolunun etkin biçimde kullanılması; yargılama sonucunu tamamen değiştirebilmektedir. Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal Avukat bürosu kadrosuyla İstanbul Anadolu Bölge Adliye Mahkemesi (İstanbul Anadolu BAM) nezdindeki istinaf davalarında müvekkillerine güçlü, teknik ve sonuç odaklı hukuki temsil sunmaktadır. ## İstinaf Nedir? Temyizden Farkı Nedir? İstinaf; ilk derece mahkemesi kararının hem hukuki hem de maddi vakıa (olaylar ve deliller) yönünden Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yeniden incelenmesine olanak tanıyan bir kanun yoludur. Bu özelliğiyle istinaf; yalnızca hukuki denetim yapan temyizden ayrışmaktadır. Temyizde Yargıtay; maddi vakıayı değil, hukukun doğru uygulanıp uygulanmadığını ve usul kurallarına riayet edilip edilmediğini incelemektedir. İstinaf ise daha geniş kapsamlı bir denetim sunmakta ve mahkemenin delil değerlendirmesini de sorgulamaktadır. İstinaf sonucunda BAM; ilk derece mahkemesi kararını onaması, bozması ya da kaldırarak yeniden karar vermesi yollarından birini tercih edebilmektedir. Kararın niteliğine ve dava değerine bağlı olarak BAM kararı kesin nitelik taşıyabileceği gibi temyize de taşınabilmektedir. Bu nedenle istinaf sürecinde doğru argümanların ve delillerin sunulması; hem BAM hem de olası Yargıtay aşaması açısından belirleyici olmaktadır. ## İstinaf Başvurusu İçin Yasal Süreler İstinaf başvurusu; hukuk davalarında kararın tebliğinden itibaren iki hafta, ceza davalarında ise gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde yapılmalıdır (CMK m.273). Bu süreler hak düşürücü nitelik taşımakta olup kaçırılması durumunda istinaf yolu kapanmakta ve karar kesinleşmektedir. Koza Avukatlık, müvekkilini karara ilişkin tebligat ya da tefhim anından itibaren bilgilendirerek başvuru süresinin eksiksiz takip edilmesini sağlamaktadır. İstinaf dilekçesinin içeriği de en az başvuru süresi kadar kritiktir. Dilekçede; kararın hangi hukuki ya da maddi yönden hatalı olduğu, hangi delillerin göz ardı edildiği ve nasıl bir karar verilmesi gerektiği açık ve gerekçeli biçimde ortaya konulmalıdır. Yetersiz gerekçeli ya da kapsamı dar bir istinaf dilekçesi; BAM'ın inceleme alanını kısıtlamakta ve sonucu olumsuz etkileyebilmektedir. ## Hukuk Davalarında İstinaf Süreci Hukuk mahkemelerinde verilen kararlara karşı istinaf; hem davacı hem de davalı tarafından kullanılabilmektedir. Dava değerine göre istinaf incelemesi dosya üzerinden ya da duruşmalı olarak gerçekleştirilmektedir. BAM; dilekçeleri, dosya içeriğini ve talep edilmesi halinde ek delilleri inceleyerek kararını vermektedir. İstinaf aşamasında yeni delil sunulması kural olarak sınırlı tutulmuş olmakla birlikte belirli koşulların varlığında mümkün olabilmektedir. Koza Avukatlık, hukuk davalarında istinaf dilekçesini; ilk derece mahkemesinin hatalı hukuki yorumunu, göz ardı edilen ya da yanlış değerlendirilen delilleri ve usul hatalarını açık ve ikna edici biçimde ortaya koyacak şekilde hazırlamaktadır. Ayrıca karşı tarafın istinaf başvurusuna karşı cevap dilekçesi de büromuz tarafından titizlikle kaleme alınmaktadır. ## Ceza Davalarında İstinaf Süreci Ceza mahkemelerinde verilen mahkûmiyet ya da beraat kararlarına karşı hem sanık hem de savcılık istinaf yoluna başvurabilmektedir. İstinaf aşamasında ceza dosyası BAM tarafından hem maddi vakıa hem hukuk yönünden incelenmekte; gerekli görülmesi halinde duruşma da yapılabilmektedir. Sanık aleyhine sonuçlanan ceza davalarında istinaf; hem ceza miktarının azaltılması hem de beraat kararı elde edilmesi açısından son derece önemli bir fırsat sunmaktadır. Koza Avukatlık, ceza davalarında istinaf dilekçesini; mahkûmiyet gerekçesinin hukuki zafiyetlerini, delil değerlendirmesindeki hataları ve usul ihlallerini net biçimde ortaya koyacak şekilde hazırlamaktadır. Ceza hukukunun teknik boyutlarına hâkimiyet; istinaf dilekçesinin ikna ediciliğini ve BAM'ın kararını doğrudan etkilemektedir. ## İstanbul Anadolu BAM'da Temsil Kartal ve çevre ilçelerdeki ilk derece mahkemelerinin verdiği kararlar; istinaf aşamasında İstanbul Anadolu Bölge Adliye Mahkemesi'nde incelenmektedir. Koza Avukatlık, İstanbul Anadolu BAM nezdindeki aktif deneyimiyle bu mahkemenin işleyişine, duruşma takvimine ve inceleme eğilimlerine hâkimiyet avantajını her davada etkin biçimde kullanmaktadır. Mahkeme pratiklerine yakınlık; dilekçenin içerik ve formatının BAM beklentilerine uygun hazırlanması açısından kritik fark yaratmaktadır. ## Kartal En İyi İstinaf Avukatı Nasıl Seçilir? Kartal en iyi istinaf avukatı arayanların dikkat etmesi gereken başlıca ölçütler şunlardır: kanun yolları hukukuna özgü teknik bilgi, İstanbul Anadolu BAM nezdindeki aktif pratik ve istinaf dilekçesi yazımındaki kalite. İstinaf; ilk derece mahkemesindeki savunmadan farklı bir teknik beceri gerektirmekte ve dilekçenin hukuki derinliği doğrudan sonucu etkilemektedir. Koza Avukatlık, her istinaf dosyasını ilk derece kararının ayrıntılı analizinden başlayarak hazırlamaktadır. ## Kartal İstinaf Avukatı Tavsiye: Koza Avukatlık Neden Tercih Edilmeli? - İstanbul Anadolu BAM'da aktif deneyim: Mahkemenin işleyişine ve eğilimlerine hâkimiyet. - Teknik ve ikna edici istinaf dilekçesi: Hukuki hatalar ve delil sorunlarının net biçimde ortaya konulması. - Hem hukuk hem ceza davalarında istinaf temsili: Geniş yelpazede kanun yolları deneyimi. - Süre takibinde titizlik: Hak düşürücü sürelerin kaçırılmaması için sistematik takip. - Karşı dilekçe hazırlama kapasitesi: Karşı tarafın istinafına etkili yanıt verilmesi. - Ücretsiz ilk görüşme: Kararı değerlendirmek ve istinaf şansını tartışmak için herhangi bir ücret alınmaz. ## Kartal İstinaf Avukatı Ücretleri 2026 İstinaf davası avukat ücretleri; davanın türüne (hukuk ya da ceza), dava değerine ve sürecin kapsamına göre belirlenmektedir. Türkiye Barolar Birliği asgari ücret tarifesi yasal alt sınırı oluşturmaktadır. Hizmet Türü Ücret Yapısı Notlar Hukuk davası istinaf temsili Dava değerine göre Baro tarifesi geçerli Ceza davası istinaf temsili Sabit veya kapsama göre Ayrıca belirlenir İstinaf dilekçesi hazırlanması Sabit ücret İlk görüşmede netleştirilir Karşı istinaf dilekçesi cevabı Sabit ücret Baro tarifesi geçerli ## Kartal'da İstinaf Avukatları Arasındaki Farklar Kartal'da istinaf hizmetleri sunan avukatlar arasındaki fark; kanun yolları hukukuna teknik hâkimiyet, İstanbul Anadolu BAM'daki aktif pratik ve istinaf dilekçesinin kalitesiyle belirginleşmektedir. İlk derece mahkemesindeki avukat ile istinaf avukatının aynı kişi olması; davanın bütününe hâkimiyet açısından avantaj sağlamakta ve dilekçenin daha güçlü hazırlanmasını mümkün kılmaktadır. Koza Avukatlık bu bütünleşik yaklaşımı her dava için benimsemektedir. ## İstinaf Dilekçesinin Anatomisi: Güçlü Bir Başvuru Nasıl Hazırlanır? İstinaf başvurusunun başarısı büyük ölçüde dilekçenin kalitesine bağlıdır. Etkili bir istinaf dilekçesi; ilk derece mahkemesinin kararındaki hukuki hataları ve delil değerlendirme kusurlarını madde madde ortaya koymakta, her itiraz noktasını ilgili Yargıtay içtihadı ya da kanun maddesiyle desteklemekte ve BAM'dan talep edilen kararı açıkça belirtmektedir. "Karar hatalıdır" gibi genel ifadeler; BAM'ın denetim alanını daralttığından somut gerekçeler ve hukuki dayanak zorunludur. Koza Avukatlık, istinaf dilekçesini hazırlarken önce ilk derece kararının ayrıntılı analizini yapmakta; ardından her itiraz konusunu ayrı başlıklar altında, içtihada dayalı güçlü argümanlarla kaleme almaktadır. Dilekçenin hem hukuki hem de anlatım açısından güçlü olması; BAM hâkimlerinin dosyayı kavramasını kolaylaştırmakta ve lehte karar ihtimalini artırmaktadır. ## İstinafta Duruşma Yapılır mı? Hukuk davalarında istinaf incelemesi kural olarak dosya üzerinden yapılmaktadır; ancak taraflardan biri duruşma isteyebilmekte ya da BAM gerekli gördüğünde duruşma açabilmektedir. Ceza davalarında ise BAM'ın sanığı ya da tanıkları dinlemesi, ek delil toplaması ve duruşma açması mümkündür. Duruşma açıldığında sözlü savunma ve soru-cevap aşaması; yazılı dilekçenin ötesinde ek bir ikna fırsatı sunmaktadır. Koza Avukatlık, duruşmalı istinaf aşamalarında da güçlü sözlü savunma hazırlığıyla müvekkilini temsil etmektedir. ## İstinaf Sonrası Temyiz: Yargıtay Yolu BAM kararının kesin olmadığı davalarda bir üst kanun yolu olan temyiz; Yargıtay nezdinde kullanılabilmektedir. Temyizde yalnızca hukukun doğru uygulanıp uygulanmadığı incelenmekte; maddi vakıa yeniden değerlendirilmemektedir. Bu nedenle istinaf aşamasında hukuki argümanların sağlam biçimde kurulması; olası Yargıtay incelemesi için de kritik bir zemin oluşturmaktadır. Koza Avukatlık, istinaf ve temyiz aşamalarını birlikte planlayarak her iki kanun yolunda da tutarlı ve güçlü savunma sunmaktadır. ## Karşı Tarafın İstinafına Cevap İstinaf; yalnızca karardan şikâyetçi olan tarafın değil, karşı tarafın da başvurabileceği bir kanun yoludur. Karşı tarafın istinaf başvurusu üzerine cevap dilekçesi hazırlanması; BAM'ın dosyayı tek taraflı değerlendirmesini önlemek ve kendi lehine olan hususların vurgulanması açısından büyük önem taşımaktadır. Cevap dilekçesinin gerekçeli, hukuki dayanağa sahip ve zamanında sunulmuş olması; sürecin seyrini olumlu etkilemektedir. Koza Avukatlık, müvekkili aleyhine yapılan istinaf başvurularına karşı kapsamlı ve kararlı bir cevap dilekçesi hazırlamaktadır. İlk derece kararının doğru olduğunu destekleyen hukuki argümanlar ve ilgili içtihatlar bu dilekçede açıkça ortaya konulmakta; BAM'ın karşı taraf lehine karar verme ihtimali en aza indirilmektedir. ## İdari ve Vergi Mahkemesi Kararlarında İstinaf İstinaf yolu; yalnızca hukuk ve ceza davalarıyla sınırlı değildir. İdare mahkemelerinin verdiği kararlara karşı da Bölge İdare Mahkemesi nezdinde istinaf başvurusunda bulunulabilmektedir. Vergi, kamulaştırma, ihaleye katılım yasağı ve idari para cezası kararları bu kapsamda değerlendirilebilmektedir. Koza Avukatlık, idari yargı kararlarına yönelik istinaf süreçlerinde de müvekkillerine kapsamlı destek sunmaktadır. ## Sıkça Sorulan Sorular S: İstinaf başvurusu için süre ne kadardır? C: Hukuk davalarında kararın tebliğinden itibaren iki hafta, ceza davalarında gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftadır. Bu süreler hak düşürücüdür. Süre, karar size tebliğ edildiği gün başlar. S: Her karar istinafa taşınabilir mi? C: Dava değerinin yasal sınırın üzerinde olduğu hukuk davalarında ve ceza davalarının büyük çoğunluğunda istinaf yolu açıktır. Bazı küçük ölçekli uyuşmazlıklarda ise kesin nitelikte karar verilmektedir. Koza Avukatlık, dosyanızın istinafa elverişli olup olmadığını ilk görüşmede değerlendirmektedir. S: İstinafta yeni delil sunulabilir mi? C: Kural olarak yeni delil sunulması sınırlıdır; ancak ilk derece yargılamasında sunulması mümkün olmayan belgelerin belirli koşullarda kabul edilmesi mümkün olabilmektedir. Koza Avukatlık, bu imkânı her dosya için ayrıca değerlendirmektedir. S: BAM kararı kesin mi, temyize taşınabilir mi? C: Dava değerine ve suçun niteliğine bağlı olarak BAM kararları kesin ya da temyize açık olabilmektedir. Koza Avukatlık, BAM kararı sonrasında temyiz yolunun açık olup olmadığını ve stratejiyi birlikte değerlendirmektedir. S: İstinaf dilekçesini kim hazırlamalıdır? C: İstinaf dilekçesi; davanın tümüne hâkim, kanun yolları hukukuna teknik bilgiye sahip ve BAM beklentilerini bilen bir avukat tarafından hazırlanmalıdır. Koza Avukatlık bu nitelikleri bir arada sunmaktadır. S: Koza Avukatlık ile nasıl iletişime geçebilirim? C: Telefon (+90 538 980 49 46 / +90 535 924 18 52), WhatsApp veya iletisim@kozaavukatlik.com.tr adresi üzerinden ulaşabilirsiniz. İlk görüşme ücretsizdir. --- # Kartal İcra Avukatı URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/kartal-icra-avukati/ Güncelleme: 2026-10-13 Kısa cevap: İcra hukuku, mahkeme kararına veya belgeye dayalı alacağın devlet gücüyle zorla tahsilini sağlayan kurallar bütünüdür ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nda düzenlenir. İlamsız icra takibinde borçluya ödeme emri tebliğ edilir ve borçlu 7 gün içinde itiraz edebilir; itiraz etmezse takip kesinleşir ve haciz aşamasına geçilir. İtiraz halinde alacaklı itirazın iptali davası açarak borcun varlığını ispatlayabilir. Kartal icra avukatı arayışındaki alacaklılar ve borçlular için icra hukuku; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) teknik kuralları çerçevesinde yürütülen, her aşamasında usul hatası yapılmaya açık ve bu hataların ciddi hak kayıplarına yol açabildiği karmaşık bir hukuki süreçtir. Alacaklı taraf için icra takibinin hızla ve eksiksiz başlatılması, haciz kararının zamanında uygulanması, borçlunun itirazının önlenmesi ve mal satışının hukuka uygun gerçekleştirilmesi; tahsilatın başarısını doğrudan belirlemektedir. Borçlu taraf için ise haksız ya da usule aykırı icra işlemlerine karşı yasal süreler içinde doğru hukuki araçlarla itiraz edilmesi; hem mal varlığının hem de ticari itibarın korunması açısından hayati önem taşımaktadır. Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal Avukat kadrosuyla icra süreçlerinin her boyutunda hem alacaklı hem borçlu müvekkillere güçlü ve sonuç odaklı hukuki destek sunmaktadır. Büromuz Kartal İcra Müdürlüğü nezdindeki uzun yıllara dayanan aktif deneyimiyle yerel işleyişe ve sürece tam hâkimiyet avantajına sahiptir. ## İcra Hukuku Nedir? Hangi Konuları Kapsar? İcra hukuku; mahkeme kararının ya da belgeye dayalı alacağın devlet kuvvetiyle zorla yerine getirilmesini sağlayan kurallar bütünüdür. İİK kapsamında ilamsız icra takibi, ilamlı icra takibi, kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip, rehnin paraya çevrilmesi ve iflas hukuku bu alanın temel alt dallarını oluşturmaktadır. Her yolun başlangıç koşulları, süresi, itiraz mekanizmaları ve yaptırımları birbirinden farklılaşmaktadır. Kartal'da en sık karşılaşılan icra uyuşmazlıkları şu başlıklar altında toplanmaktadır: ödenmemiş alacaklar için takip başlatılması ve ödeme emrinin borçluya tebliği, borçlunun itirazına karşı itirazın iptali ya da itirazın kaldırılması davası, haksız hacze karşı şikâyet ve itiraz, mal satışında aşırı değerlemeye itiraz, nafaka ve işçi alacaklarında öncelikli tahsilat ve borçlunun haczedilemez mal varlığının belirlenmesi. Koza Avukatlık bu konuların tamamında deneyimli ve aktif temsil sunmaktadır. ## İlamsız İcra Takibi: Mahkeme Kararı Olmadan Alacak Tahsili İlamsız icra takibinde alacaklı; herhangi bir mahkeme kararı olmaksızın Kartal İcra Müdürlüğü'ne başvurarak borçluya ödeme emri gönderilmesini sağlayabilmektedir. Ödeme emrinin usulüne uygun tebliğinin ardından borçlu 7 gün içinde borca itiraz edebilmektedir. Borçlunun süresinde itiraz etmemesi durumunda takip kesinleşmekte ve alacaklı haciz aşamasına geçebilmektedir. İtiraz halinde alacaklının itirazın iptali davası ya da itirazın kaldırılması yoluna başvurması gerekmektedir. İtirazın iptali davasında; borcun varlığı mahkemede ispat edilerek borçlunun itirazı hükümsüz kılınmakta, ayrıca hâkimin takdirine göre alacağın yüzde yirmisinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilebilmektedir. Bu tazminat; alacaklı için önemli bir güvence sağlarken borçluyu da haksız itirazdan caydırmaktadır. Koza Avukatlık, ilamsız icra süreçlerinde dilekçelerin eksiksiz hazırlanmasından itirazın iptali davasına kadar her adımda deneyimli temsil sunmaktadır. ## Kambiyo Senetlerine Özgü Haciz Yoluyla Takip Çek, bono ve poliçe gibi kambiyo senetlerine dayalı alacaklarda özel ve çok daha hızlı bir icra yolu kullanılmaktadır. Bu yolda borçluya ödeme emri yerine doğrudan icra emri tebliğ edilmekte ve itiraz imkânları standart ilamsız takibe kıyasla son derece dar tutulmaktadır. Kambiyo takibi bu özelliğiyle alacaklı açısından son derece güçlü ve etkili bir araçtır. Borçlu; kambiyo senedinin sahteliğini ya da borcun sona erdiğini ispat etmek gibi son derece sınırlı sebeplere dayanarak itiraz edebilmektedir. Bu itirazların belirli süre ve usul koşullarına uygun olması zorunludur; aksi hâlde itiraz reddedilmektedir. Koza Avukatlık, kambiyo takiplerinde hem alacaklının hızlı tahsilat hakkını korumakta hem de usule aykırı uygulamalara maruz kalan borçluların haklarını savunmaktadır. ## Haciz İşlemleri ve Mal Satışı Haciz aşamasında borçlunun taşınır malları, taşınmaz varlıkları, araçları, banka hesapları, maaş alacakları ve üçüncü kişilerdeki alacakları tespit edilerek haciz kararı uygulanmaktadır. Haciz kararının zamanında ve doğru mal varlığına uygulanması; tahsilatın başarısını belirleyen en kritik aşamadır. Borçlunun mal kaçırma girişimlerine karşı ihtiyati haciz talep edilmesi bu riski önemli ölçüde azaltmaktadır. Mal satışı aşamasında kıymet takdiri yapılmakta, ihale duyurusu yapılmakta ve ihaleye katılım koşulları belirlenmektedir. Aşırı düşük bedelle sonuçlanan ihalelere ya da usulsüz satış işlemlerine itiraz edilmesi; alacaklının haklarını korumak açısından büyük önem taşımaktadır. Koza Avukatlık, haciz ve satış aşamalarının her birinde alacaklının haklarını titizlikle korumakta; ihalenin feshi gibi olağanüstü yollara da gerektiğinde başvurmaktadır. ## Borçlu Hakları ve Haksız Hacze İtiraz İcra takibinde borçlunun da önemli yasal güvenceleri bulunmaktadır. Haczedilemez mal ve haklar kapsamındaki varlıkların korunması, usule aykırı ya da haksız icra işlemlerine karşı şikâyet yoluna başvurulması, kısmi ödeme yapılarak haczin kaldırılması talebi ve borçlunun maddi durumuna göre taksitlendirme talep edilmesi bunların başında gelmektedir. Koza Avukatlık, haksız ya da aşırı baskı içeren icra işlemlerine karşı borçlu müvekkillerini etkin biçimde korumaktadır. Özellikle temel yaşam giderleri için zorunlu ev eşyaları, çalışma aletleri, üç aylık erzak ve maaşın belirli bir kısmı haczedilemez mal kategorisinde yer almaktadır. Koza Avukatlık, borçlu müvekkillerin bu haklarının çiğnenmemesi için yasal çerçeveyi kararlılıkla uygulamaktadır. ## İhtiyati Haciz ile Mal Kaçırmayı Önleme Alacak takibi başlatılmadan ya da dava açılmadan önce borçlunun mal varlığını devretme ya da gizleme girişimleri; alacaklının tahsilat şansını ciddi biçimde tehlikeye atmaktadır. Bu durumda mahkemeden ihtiyati haciz kararı alınarak borçlunun mal varlığı üzerine geçici tedbir uygulanabilmektedir. Koza Avukatlık, mal kaçırma riskinin varlığında ihtiyati haciz başvurusunu acil biçimde hazırlayıp sunmakta ve kararın ardından esas takibi geciktirmeksizin başlatmaktadır. ## Kartal En İyi İcra Avukatı Nasıl Seçilir? Kartal en iyi icra avukatı arayanların dikkat etmesi gereken başlıca ölçütler şunlardır: İİK mevzuatına teknik hâkimiyet, Kartal İcra Müdürlüğü nezdindeki aktif pratik, mal varlığı araştırmasındaki sistematik yaklaşım ve yasal sürelere titizlikle riayet. İlk görüşmede alacağın tahsil stratejisini net biçimde ortaya koyan ve gerçekçi beklenti yönetimi yapan avukatla çalışmak en güvenilir seçimdir. Özellikle yasal süreler; icra hukukunda hak düşürücü nitelik taşıyabileceğinden bu konudaki hassasiyeti yüksek bir büro tercih edilmelidir. ## Kartal İcra Avukatı Tavsiye: Koza Avukatlık Neden Tercih Edilmeli? - Kartal İcra Müdürlüğü'nde aktif pratik: Yerel süreçlere ve takvimlere tam hâkimiyet. - Hem alacaklı hem borçlu temsili: Davanın her tarafında dengeli ve etkin destek. - Kambiyo takibinde uzmanlık: Hızlı ve güçlü çek-senet icra yönetimi. - İhtiyati haciz kapasitesi: Mal kaçırmaya karşı acil ve etkin önlem. - Haciz ve satış aşamasında yetkinlik: Değer koruyucu ve hukuka uygun satış yönetimi. - Ücretsiz ilk görüşme: İcra stratejinizi değerlendirmek için herhangi bir ücret alınmaz. ## Kartal İcra Avukatı Ücretleri 2026 İcra avukatı ücretleri; alacağın tutarına, takip türüne ve sürecin kapsamına göre belirlenmektedir. Türkiye Barolar Birliği asgari ücret tarifesi yasal alt sınırı oluşturmaktadır. Hizmet Türü Ücret Yapısı Notlar İlamsız icra takibi Alacak değerine oransal Baro tarifesi geçerli Kambiyo senetlerine özgü takip Alacak değerine oransal Hızlı süreç avantajı İtirazın iptali davası Dava değerine göre Ayrıca belirlenir Haciz şikâyeti ve itirazı Sabit ücret İlk görüşmede netleştirilir İhtiyati haciz başvurusu Sabit ücret Acil müdahale imkânı ## Kartal'da İcra Avukatları Arasındaki Farklar Kartal'da icra hukuku alanında hizmet sunan avukatlar arasındaki fark; İİK mevzuatına teknik hâkimiyet, Kartal İcra Müdürlüğü'ndeki aktif pratik ve haciz işlemlerindeki sistematik yaklaşımla belirginleşmektedir. Yasal sürelerin titizlikle takip edilmesi ve mal varlığı araştırmasının kapsamlı yürütülmesi; alacaklı için tahsilat başarısının temel güvencesidir. Koza Avukatlık bu deneyimi her müvekkile özelleştirilmiş strateji olarak sunmakta; alacağın en kısa sürede ve en yüksek oranda tahsil edilmesi için kararlı biçimde çalışmaktadır. ## İflas ve Konkordato Süreçleri Borcunu ödeyemeyen borçlular için iflas ve konkordato; icra hukukunun özel ve kapsamlı iki alt alanını oluşturmaktadır. İflas davası; borçlunun tüm mal varlığının tasfiyesiyle alacaklılara orantılı ödeme yapılmasını sağlarken konkordato, borçlunun faaliyetini sürdürerek alacaklılarla anlaşma yapmasına olanak tanımaktadır. Her iki süreçte de alacaklıların haklarının korunması ve sıra cetvelindeki pozisyonun doğru belirlenmesi kritik öneme sahiptir. Koza Avukatlık, iflas ve konkordato süreçlerinde hem alacaklı hem de borçlu tarafı temsil etmektedir. Alacaklı için iflas masasına zamanında alacak kaydı yaptırmak, sıra cetveline itiraz ve iflasın açılmasından sonraki tahsilat sürecini takip etmek büromuzun aktif olduğu alanlar arasındadır. Borçlu için ise konkordato başvurusunun hazırlanması, mühlet talep edilmesi ve alacaklılarla müzakere yürütülmesi hizmetlerini sunmaktadır. ## İcra Sürecinde Zamanaşımı ve Hak Düşürücü Süreler İcra hukukunda en sık karşılaşılan ve en telafi edilemez hak kayıplarına yol açan konu; yasal sürelerin kaçırılmasıdır. İtiraz süresi, itirazın iptali davası açma süresi, şikâyet süresi ve ihalenin feshi davası açma süresi gibi kritik eşikler; hak düşürücü nitelik taşımakta olup kaçırılması durumunda bir daha kullanılamamaktadır. Koza Avukatlık, her dosyada bu süreleri özenle takip ederek müvekkilini olası hak kayıplarından korumaktadır. Özellikle borçlu tarafında itiraz ya da şikâyet sürelerini kaçırmak; haksız bir hacze ya da usulsüz bir icra işlemine karşı başvurabilecek hukuki yolların kapanması anlamına gelmektedir. Koza Avukatlık, müvekkilini olaydan haberdar olduğu anda bilgilendirerek acil başvuruları geciktirmeksizin yapmaktadır. ## Neden Bizi Tercih Etmelisiniz? Koza Avukatlık ve Danışmanlık Cevizli Mah. Kepez Sk. No:7 Kat:4 Kartal/İstanbul Av. Fatma Umay Bayrak – Av. Büşra Onay Oğurcu 📞 +90 538 980 49 46 / +90 535 924 18 52 | İlk görüşme ücretsizdir. İcra sürecinde her hukuki adımın doğru ve zamanında atılması; tahsilatın başarısını ve hızını doğrudan belirlemektedir. ## Sıkça Sorulan Sorular S: İcra takibi ne kadar sürede sonuçlanır? C: Borçlunun itiraz etmemesi ve ödeme yapmaması halinde haciz aşamasına birkaç hafta içinde geçilebilmektedir. İtiraz, mal satışı ve ihalenin kesinleşmesi dahil tam süreç ise birkaç aya uzayabilmektedir. Koza Avukatlık her aşamanın hızlandırılması için azami çaba göstermektedir. S: Borçlu itiraz ederse ne olur? C: Borçlunun yasal süre içinde itiraz etmesi icrayı durdurmaktadır. Bu durumda itirazın iptali davası ya da itirazın kaldırılması yoluna başvurulması gerekmektedir. Koza Avukatlık bu adımı geciktirmeksizin atmakta; ayrıca icra inkâr tazminatı talep etmektedir. S: Borçlunun hangi malları haczedilemez? C: Temel yaşam giderleri için zorunlu ev eşyaları, çalışma aletleri, maaşın belirli bir kısmı ve kişisel kullanıma özgü bazı varlıklar haczedilemez kategorisindedir. Koza Avukatlık, borçlu müvekkillerinin bu haklarının çiğnenmemesi için yasal çerçeveyi kararlılıkla uygulamaktadır. S: İcra takibi başlatmak ne kadar sürer? C: Gerekli belgeler hazır olduğunda Kartal İcra Müdürlüğü'ne başvuru birkaç gün içinde tamamlanabilmektedir. Koza Avukatlık dosyayı ivedilikle hazırlayarak süreci başlatmaktadır. S: Haksız hacze maruz kalırsam ne yapabilirim? C: Haczin kaldırılması için icra hâkimliğine şikâyet ya da itiraz yoluna başvurulabilmektedir. Bu başvurunun yasal süre içinde yapılması büyük önem taşımaktadır. Koza Avukatlık haksız haciz durumlarında hızla devreye girmektedir. S: Koza Avukatlık ile nasıl iletişime geçebilirim? C: Telefon (+90 538 980 49 46 / + --- # Kartal Gayrimenkul Avukatı URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/kartal-gayrimenkul-avukati/ Güncelleme: 2026-10-13 Kısa cevap: Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal'da kentsel dönüşüm, kat karşılığı inşaat sözleşmeleri, tapu iptali ve tescil, ortaklığın giderilmesi (izale-i şüyu) ile kamulaştırma bedeline itiraz davalarında hizmet verir. 6306 sayılı Kanun kapsamındaki riskli yapı tespitine itirazdan dönüşüm sonrası tapu tesciline kadar sürecin tamamı yönetilir. Büro Cevizli, Kepez Sk. No:7 Kat:4 Kartal adresindedir. Kartal gayrimenkul avukatı arayışındaki bireyler, müteahhitler ve kurumsal yatırımcılar için gayrimenkul hukuku; taşınmaz edinimi, inşaat sözleşmeleri, kentsel dönüşüm, kat karşılığı anlaşmazlıklar, kamulaştırma ve ortaklığın giderilmesi gibi hem teknik hem kapsamlı bir alanı kapsamaktadır. Kartal, İstanbul'un en hızlı dönüşen ilçelerinden biri olarak bireysel ve kurumsal gayrimenkul işlemlerine, riskli yapı tespitinden yeniden yapılaşmaya kadar geniş bir hukuki aktiviteye sahne olmaktadır. Bu dinamik ortamda mülk sahiplerinin, müteahhitlerin ve yatırımcıların haklarını eksiksiz korumak; alanında uzman bir gayrimenkul avukatıyla çalışmayı zorunlu kılmaktadır. Özellikle Kartal'daki hızlı değer artışı nedeniyle çekişmeli tapu davaları, kat karşılığı uyuşmazlıkları ve kentsel dönüşüm anlaşmazlıkları son yıllarda belirgin biçimde artmaktadır. Uzman bir gayrimenkul avukatıyla çalışmak; yalnızca uyuşmazlık doğduğunda değil, işlem aşamasında yapılacak doğru hukuki denetimle olası sorunları baştan önlemek açısından da büyük değer taşımaktadır. Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal Avukat bürosu kadrosuyla her türlü gayrimenkul uyuşmazlığında ve işleminde müvekkillerine kapsamlı, güvenilir ve etkin hukuki destek sunmaktadır. ## Gayrimenkul Hukuku Nedir? Hangi Konuları Kapsar? Gayrimenkul hukuku; taşınmazların edinimi, kullanımı, devri ve tasfiyesine ilişkin hukuki kuralların bütününü içermektedir. Medeni Kanun, Kat Mülkiyeti Kanunu, Kamulaştırma Kanunu, İmar Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu bu alanın temel yasal dayanakları arasında yer almaktadır. Her bir alt dal farklı kanun, yönetmelik ve Yargıtay içtihatlarından oluşan teknik bir yapıya sahiptir; güncel mevzuat takibini ve yerel uygulamalara hâkimiyeti zorunlu kılmaktadır. Kartal'da en sık karşılaşılan gayrimenkul hukuku uyuşmazlıkları şu başlıklar altında toplanmaktadır: kat karşılığı inşaat sözleşmesinden doğan anlaşmazlıklar, kentsel dönüşüm sürecinde yaşanan hak kayıpları, tapu iptali ve tescil davaları, ortaklığın giderilmesi davaları, kamulaştırma bedeline itiraz ve arsa payı anlaşmazlıkları. Koza Avukatlık, bu alanların tamamında derinlemesine deneyim ve güncel içtihat bilgisiyle müvekkillerine hizmet vermektedir. ## Kentsel Dönüşüm Sürecinde Mülk Sahiplerinin Hakları 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında yürütülen kentsel dönüşüm projeleri Kartal'da büyük çaplı mülkiyet değişikliklerine neden olmaktadır. Riskli yapı tespitine itiraz, tahliye süreci ve kira yardımı alımı, yıkım kararına karşı idare mahkemesinde iptal davası, dönüşüm sonrası tapu payı belirlenmesi ve müteahhidin teslim yükümlülüklerine uymaması halinde başvurulacak hukuki yollar bu sürecin en kritik hukuki boyutlarını oluşturmaktadır. Koza Avukatlık, kentsel dönüşüm süreçlerinde riskli yapı tespitine itirazdan dönüşüm sonrası tapu tesciline kadar her aşamada müvekkillerini temsil etmektedir. Çok paydaşlı taşınmazlarda azınlığın rızası aranmadan dönüşüm kararı verilebilmesi; paydaşlar arasındaki anlaşmazlıkları da beraberinde getirmektedir. Koza Avukatlık, çoğunluk kararına maruz kalan azınlık paydaşların haklarını da hukuki yollarla korumaktadır. ## Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmeleri Kat karşılığı (arsa payı karşılığı) inşaat sözleşmeleri; arsa sahibi ile müteahhit arasında kurulan ve teslim tarihi, bağımsız bölüm sayısı ile kalitesi, arsa payı paylaşım oranı ve cezai şart gibi kritik hükümleri içeren karmaşık hukuki belgelerdir. Bu sözleşmelerdeki eksiklikler; arsa sahibi için teslim gecikmesi, düşük kaliteli yapı ve paylaşım uyuşmazlıkları gibi ağır sonuçlara yol açabilmektedir. Müteahhit açısından ise arsa sahibinin ruhsat sürecini geciktirmesi, imar değişikliği nedeniyle bağımsız bölüm sayısının azalması ya da arsa sahiplerinden birinin sözleşmeden dönmesi gibi riskler gündeme gelebilmektedir. Koza Avukatlık, kat karşılığı inşaat sözleşmelerini müvekkil lehine en güçlü biçimde hazırlamakta ya da mevcut sözleşmedeki risk noktalarını titizlikle tespit etmektedir. Teslim tarihinin aşılması halinde tazminat ve sözleşmeden cayma hakkı, gizli ayıpların sonradan ortaya çıkması halinde sorumluluk talepleri ile bağımsız bölüm kalitesine ilişkin itirazlar Koza Avukatlık tarafından derhal değerlendirilerek gerekli hukuki adımlar atılmaktadır. ## Ortaklığın Giderilmesi (İzale-i Şüyu) Davaları Birden fazla kişinin ortak mülkiyetinde bulunan taşınmazlarda ortaklar arasında anlaşmazlık doğması ya da ortaklığın sona erdirilmek istenmesi halinde izale-i şüyu davası açılabilmektedir. Mahkeme; taşınmazın aynen bölünebilir olup olmadığını araştırmakta, aynen bölünme mümkünse bölüşüm kararı vermekte, değilse satış yoluyla elde edilen bedeli paylar oranında dağıtmaktadır. Bu davada belirleyici unsur; müvekkil açısından en avantajlı sonucun ne olduğunu baştan tespit etmektir. Koza Avukatlık, Kartal'daki izale-i şüyu davalarında müvekkilin pay haklarını maksimum biçimde güvence altına alarak en avantajlı çözüme ulaşmaktadır. Satış yapılacaksa değer tespitinin doğru bilirkişice yapılması, aynen taksimde ise müvekkile düşen parselin en değerli kısım olması için gerekli itirazlar ve talepler zamanında yapılmaktadır. ## Kamulaştırma ve Kamulaştırmasız El Koyma Devlet ya da kamu kurumlarınca gerçekleştirilen kamulaştırmalarda belirlenen bedelin piyasa değerinin altında kalması son derece yaygın bir sorundur. Kamulaştırma bedeline itiraz davası; bilirkişi incelemesiyle gerçek piyasa değerinin belirlenmesini ve adil tazminatın ödenmesini sağlamaktadır. Kartal'da metro, yol ve çevre düzenlemesi projeleri kapsamında gerçekleştirilen kamulaştırmalarda mülk sahiplerinin haklarını korumak büromuzun öncelikli hedefleri arasındadır. Kamulaştırma yapılmaksızın devlet kurumlarının taşınmaza fiilen el koyması halinde ise kamulaştırmasız el koyma tazminatı davası açılabilmektedir. Bu dava; hem geriye dönük tazminat hem de taşınmazın iadesi ya da bedelinin ödenmesi talep edilebilmesi bakımından önemli bir hak güvencesi sunmaktadır. Koza Avukatlık, her iki süreçte de müvekkilin en yüksek tazminatı alması için stratejik ve kararlı bir temsil sağlamaktadır. ## Taşınmaz Değerleme ve Bilirkişi İtirazları Gayrimenkul davalarında mahkemece atanan bilirkişinin belirlediği taşınmaz değeri; hükmedilecek tazminat ya da bedel açısından doğrudan belirleyicidir. Düşük belirlenen bilirkişi değerine itiraz edilmesi, ek bilirkişi talep edilmesi ve karşı bilirkişi raporu sunulması bu sürecin kritik adımlarıdır. Koza Avukatlık, taşınmaz değerleme itirazlarında deneyimli yaklaşımıyla müvekkilin lehine olan değerin kabul görmesi için gerekli hukuki argümanları güçlü biçimde ortaya koymaktadır. ## Kartal En İyi Gayrimenkul Avukatı Nasıl Seçilir? Kartal en iyi gayrimenkul avukatı arayanların dikkat etmesi gereken başlıca ölçütler şunlardır: taşınmaz hukukuna özgü derinlemesine deneyim, kentsel dönüşüm mevzuatına hâkimiyet, Kartal'ın tapu sicil ve kadastro uygulamalarına yakınlık ve inşaat sözleşmeleri alanındaki teknik bilgi birikimi. İlk görüşmede mülkle ilgili hukuki riskleri somut biçimde ortaya koyan, olası uyuşmazlıkları öngören ve müvekkile özelleştirilmiş bir strateji sunan avukat doğru tercih işaretidir. ## Kartal Gayrimenkul Avukatı Tavsiye: Koza Avukatlık Neden Tercih Edilmeli? - Kentsel dönüşümde uzman temsil: Kartal'ın dönüşüm dinamiklerine hâkim, deneyimli kadro. - Kat karşılığı sözleşme hazırlama ve inceleme: Risk noktalarının önceden tespiti ve güvence altına alınması. - İzale-i şüyu davalarında etkin temsil: Ortaklık çözümünde maksimum hak koruması. - Kamulaştırma itirazında güçlü savunma: Mülk değerinin hukuki yollarla korunması. - Bilirkişi itirazında stratejik yaklaşım: Değer tespitinde müvekkil lehine sonuç için etkin müdahale. - Ücretsiz ilk görüşme: Gayrimenkulünüze ilişkin riskleri değerlendirmek için herhangi bir ücret alınmaz. ## Kartal Gayrimenkul Avukatı Ücretleri 2026 Gayrimenkul davası avukat ücretleri; davanın türüne, taşınmazın değerine ve sürecin kapsamına göre belirlenmektedir. Türkiye Barolar Birliği asgari ücret tarifesi yasal alt sınırı oluşturmaktadır. Hizmet Türü Ücret Yapısı Notlar Kat karşılığı sözleşme hazırlama Sabit ücret Baro tarifesi geçerli İzale-i şüyu davası Dava değerine göre Ayrıca belirlenir Tapu iptali ve tescil davası Dava değerine göre Baro tarifesi geçerli Kamulaştırma bedeline itiraz Dava değerine göre İlk görüşmede belirlenir Büromuzda ilk görüşme ücretsiz olup dosyanızın değerlendirilmesi için herhangi bir ön ücret talep edilmemektedir. Dava değerine göre belirlenen avukatlık ücretleri, sürecin tüm aşamalarındaki temsili kapsamaktadır. Müvekkillerimize ücretlendirme konusunda ilk görüşmede tam şeffaflıkla bilgi verilmektedir. ## Kartal'da Gayrimenkul Avukatları Arasındaki Farklar Kartal'da gayrimenkul hukuku alanında hizmet sunan avukatlar arasındaki belirleyici fark; kentsel dönüşüm mevzuatına hâkimiyet, kat karşılığı sözleşmelerdeki teknik bilgi ve Kartal'ın yerel tapu sicil uygulamalarına yakınlıkla ortaya çıkmaktadır. Bunun yanı sıra bilirkişi değerlemelerine itiraz kapasitesi; özellikle kamulaştırma ve izale-i şüyu davalarında müvekkilin lehine önemli finansal farklar yaratmaktadır. Koza Avukatlık bu birikimi her müvekkile özelleştirilmiş hukuki koruma olarak sunmaktadır. ## Arsa Payı Anlaşmazlıkları ve Kat İrtifakı Kat karşılığı inşaat sözleşmelerinde bağımsız bölümlere düşen arsa payının belirlenmesi; hem vergisel hem de mülkiyet hukuku açısından kritik bir konudur. Arsa payının yanlış hesaplanması ya da sözleşmede muğlak bırakılması; inşaat tamamlandıktan sonra ciddi anlaşmazlıklara zemin hazırlamaktadır. Kat irtifakı kurulumu aşamasında mimari projenin onaylı planlarla örtüşmesi ve her bağımsız bölüme isabet eden arsa payının adil biçimde belirlenmesi zorunludur. Koza Avukatlık, arsa payı anlaşmazlıklarında ve kat irtifakı kurulumunda mülk sahiplerine teknik ve hukuki destek sunmaktadır. Kat irtifakı kurulduktan sonra yapı tamamlanmadan da kat mülkiyetine geçiş mümkün olabilmektedir. Bu geçiş sürecinde iskan belgesinin alınması, bağımsız bölüm tesciline ilişkin prosedürlerin eksiksiz tamamlanması ve tüm paydaşların onayının sağlanması gerekmektedir. Koza Avukatlık, kat irtifakından kat mülkiyetine geçiş sürecini de müvekkilleri adına yönetmektedir. ## Arsa payı anlaşmazlığında ne yapabilirim? Arsa payının sözleşmedeki belirlemeyle örtüşmediğinin anlaşılması halinde tapu sicilindeki tescil düzeltme davası açılabilmektedir. Koza Avukatlık bu konuda hem sözleşme incelemesi hem de dava sürecinde müvekkilin yanında yer almaktadır. ## Kat irtifakı ile kat mülkiyeti arasındaki fark nedir? Kat irtifakı; yapı henüz tamamlanmadan kurulan geçici bir ayni hak iken kat mülkiyeti; yapının tamamlanmasından sonra iskan belgesiyle birlikte kurulan kalıcı mülkiyet hakkıdır. Her ikisinde de arsa payı esas alınmaktadır. Koza Avukatlık bu geçiş sürecinin sorunsuz tamamlanması için teknik ve hukuki destek sağlamaktadır. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Kentsel dönüşümde ev sahibinin temel hakları nelerdir? C: Riskli yapı tespitine itiraz hakkı, kira yardımı talebi, yıkım kararına karşı idare mahkemesinde dava açma ve dönüşüm sonrası tapu alımı başlıca haklardandır. Ayrıca dönüşüm sürecinde müteahhit seçiminde paydaş çoğunluğuyla karar hakkı da önemli bir güvencedir. Koza Avukatlık bu hakların eksiksiz kullanılmasını sağlamaktadır. S: Müteahhit taşınmazı teslim etmezse ne yapabilirim? C: Kat karşılığı sözleşmedeki teslim şartlarına dayanarak tazminat davası ve sözleşmeden cayma hakkı kullanılabilmektedir. Koza Avukatlık bu süreçte hızlı temsil sağlamakta; gerekirse ihtiyati tedbir talep etmektedir. S: Ortak mülkte diğer ortaklar satmak istemiyorsa ne olur? C: İzale-i şüyu davası açılarak mahkeme kanalıyla satış ya da aynen taksim yoluna gidilebilmektedir. Koza Avukatlık bu davada müvekkilin payını ve haklarını maksimum biçimde korumaktadır. S: Kamulaştırma bedelim düşük belirlendiyse ne yapabilirim? C: Kamulaştırma bedeline itiraz davası açılarak bilirkişi incelemesiyle gerçek piyasa değeri belirlettirilebilmektedir. Bu davalarda zamanında itirazın yapılması kritik öneme sahiptir. Koza Avukatlık en yüksek tazminat için etkin bir temsil sunmaktadır. S: Koza Avukatlık ile nasıl iletişime geçebilirim? C: Telefon (+90 538 980 49 46 / +90 535 924 18 52), WhatsApp veya iletisim@kozaavukatlik.com.tr adresi üzerinden ulaşabilirsiniz. İlk görüşme ücretsizdir. --- # Kartal Arabulucu Avukat URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/kartal-arabulucu-avukat/ Güncelleme: 2026-04-24 Kısa cevap: Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal'da iş, ticaret, tüketici ve kira uyuşmazlıklarının arabuluculuk süreçlerinde taraf vekilliği yapar. İşçi alacakları ve işe iade ile ticari alacak davalarında arabuluculuk dava şartıdır; anlaşma hâlinde imzalanan son tutanak ilam niteliği taşır ve icraya konulabilir. İş uyuşmazlıklarında süreç kural olarak üç haftada tamamlanır. Büro Cevizli, Kepez Sk. No:7 Kat:4 Kartal adresindedir. Kartal arabulucu avukat arayışındaki bireyler ve şirketler için arabuluculuk; taraflar arasındaki uyuşmazlığın uzun ve maliyetli mahkeme süreçlerine başvurulmaksızın, tarafsız üçüncü bir kişinin kolaylaştırıcılığında gizli, hızlı ve her iki tarafça kabul edilebilir sonuçlarla çözüme kavuşturulmasını sağlayan alternatif bir yöntemdir. 6325 sayılı Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Kanunu ve 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu ile zorunlu ya da ihtiyari olarak başvurulabilen bu süreç; iş hukuku, ticaret hukuku, tüketici davaları ve kira uyuşmazlıkları başta olmak üzere pek çok alanda giderek daha fazla tercih edilmektedir. 2018 yılında iş davalarına, 2019 yılında ise ticari uyuşmazlıklara zorunlu arabuluculuk koşulunun getirilmesi; bu alanda deneyimli bir avukatla çalışmanın önemini ve etkisini çarpıcı biçimde artırmıştır. Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal Avukat kadrosuyla arabuluculuk süreçlerinin ihtarname aşamasından anlaşma tutanağının imzalanmasına dek her boyutunda müvekkillerine güçlü, stratejik ve sonuç odaklı hukuki destek sunmaktadır. Büromuz, Kartal Arabuluculuk Merkezi nezdindeki uzun yıllara dayanan aktif deneyimiyle yerel süreçleri ve takvimi en iyi bilen ekip olma konumunu korumaktadır. ## Arabuluculuk Nedir? Hangi Uyuşmazlıklarda Uygulanır? Arabuluculuk; uyuşmazlık yaşayan tarafların, tarafsız ve bağımsız üçüncü bir kişi olan arabulucunun kolaylaştırıcılığında bir araya gelerek müzakere ettiği, gönüllülük esasına dayanan uyuşmazlık çözüm sürecidir. Arabulucu; bir hâkim ya da hakem gibi bağlayıcı karar vermez. Tarafları dinler, iletişimi yönetir ve ortak bir çözüm zemini oluşturmalarına yardımcı olur. Bu yöntemin en büyük avantajları arasında yargı süreçlerine kıyasla çok daha hızlı sonuç alınması, tarafların gizliliğinin korunması, maliyetlerin düşük tutulması ve ticari ya da kişisel ilişkilerin sürdürülebilmesi sayılabilir. Türkiye'de arabuluculuğun en yaygın uygulandığı alanlar şunlardır: kıdem ve ihbar tazminatı, işe iade, fazla mesai ve yıllık izin alacakları gibi iş uyuşmazlıkları; şirketler arası alacak ve sözleşme ihtilafları; tüketici davaları; kira uyuşmazlıkları; inşaat ve müteahhitlik anlaşmazlıkları. Her alanda zorunluluk ve ihtiyariyet koşulları farklılaştığından, hangi uyuşmazlıkta hangi yolun izleneceğini deneyimli bir avukat eşliğinde belirlemek en doğru yaklaşımdır. Arabuluculuk sürecinde tarafların bir avukatla temsil edilmesi zorunlu değildir; ancak avukat desteği müzakere gücünü, anlaşmanın hukuki sağlamlığını ve süreçten beklentilerin gerçekçi biçimde yönetilmesini doğrudan etkilemektedir. Özellikle yüksek tutarlı iş ve ticaret hukuku davalarında avukatsız katılım ciddi hak kayıplarına yol açabilmektedir. ## İş Hukukunda Zorunlu Arabuluculuk: Dikkat Edilmesi Gerekenler 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu uyarınca; işçi alacakları, işe iade, kıdem ve ihbar tazminatı ile iş kazasından doğan tazminat davalarında arabulucuya başvurmadan mahkemede dava açılamaz. Zorunlu arabuluculuk süreci; tarafların arabulucu aracılığıyla bir ya da birkaç oturumda bir araya gelmesiyle yürütülmektedir. Anlaşma sağlanması halinde imzalanan son tutanak ilam niteliği taşımakta ve icraya konulabilmektedir. İşçi açısından değerlendirildiğinde; tazminat hesaplamalarının doğruluğu, fazla mesai ve hafta tatili alacaklarının tam olarak belirlenmesi ve anlaşma miktarının yasal hakların altında kalmaması için avukat desteği zorunluluk derecesinde önem taşımaktadır. İşveren açısından ise tazminat miktarının makul tutulması, işe iade riskinin yönetimi ve gelecekte açılabilecek yeni davaların önüne geçilmesi kritik hedeflerdir. Koza Avukatlık, iş hukuku arabuluculuğunda hem işçi hem işveren tarafını güçlü, dengeli ve etkin biçimde temsil etmektedir. Yasal süreler açısından dikkat edilmesi gereken önemli bir husus da şudur: arabuluculuk süreci; başvuru tarihinden itibaren kural olarak üç hafta içinde tamamlanmalıdır. Bu süre zorunlu hallerde bir hafta daha uzatılabilmektedir. Süreç içinde arabulucunun tarafsızlığına ilişkin ciddi bir itiraz doğması halinde arabulucu değişikliği talep edilebilmektedir. ## Ticari Uyuşmazlıklarda Zorunlu Arabuluculuk 7155 sayılı Kanun ile 2019 yılından itibaren ticaret mahkemelerinin görev alanına giren uyuşmazlıklarda dava açılabilmesi için zorunlu arabuluculuk koşulu getirilmiştir. Şirketler arası alacak uyuşmazlıkları, sözleşme ihlalleri, ticari tazminat talepleri ve ortaklık anlaşmazlıkları bu kapsama girmektedir. Dava açılmadan önce arabuluculuk sürecinin usulüne uygun tamamlanmış ve son tutanağın alınmış olması zorunlu koşuldur; aksi hâlde dava dava şartı yokluğundan reddedilmektedir. Ticari arabuluculukta tarafların hukuki pozisyonlarının sağlam tutulması, müzakere stratejisinin titizlikle belirlenmesi ve karşı tarafın tekliflerinin anlık hukuki değerlendirmesinin yapılabilmesi son derece kritiktir. Koza Avukatlık, ticari arabuluculuk süreçlerinde müvekkil şirketin alacak haklarını ve ticari çıkarlarını eksiksiz koruyarak en hızlı ve kabul edilebilir çözüme ulaşılması için etkin müzakere yürütmektedir. ## Tüketici ve Kira Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Tüketici mahkemelerinin görev alanına giren uyuşmazlıklarda da arabuluculuk yoluna başvurulabilmektedir. Ürün kusurları, ayıplı hizmet, abonelik sözleşmelerinden doğan anlaşmazlıklar, garanti kapsamındaki ihtilaflar ve e-ticaret kaynaklı uyuşmazlıklar bu kategoridedir. Tüketici arabuluculuğunda deneyimli avukat desteği; hem hukuki pozisyonu güçlendirmekte hem de anlaşmanın hakkaniyetli ve yasal sınırların içinde kalmasını güvence altına almaktadır. Kira uyuşmazlıklarında ise taraflar ihtiyari olarak arabuluculuk yoluna başvurabilmektedir. Kira artışı anlaşmazlıkları, depozito ihtilafları, tahliye öncesi müzakereler ve kira sözleşmesinin yenilenmesi konuları bu kapsama girmektedir. Mahkeme süreçlerine kıyasla çok daha hızlı ve düşük maliyetli olan arabuluculuk; kiraya veren ve kiracı arasındaki uzun soluklu davaların önüne geçmektedir. Koza Avukatlık, kira uyuşmazlıklarında her iki taraf için de adil ve pratik çözümler üretmektedir. ## Arabuluculuk Sürecinde Avukatın Kritik Rolü Arabuluculuk sürecinde avukat; müvekkilin hukuki pozisyonunu somut argümanlarla en güçlü hale getirmekte, müzakere stratejisini süreç başlamadan önce oluşturmakta ve karşı tarafın tekliflerini anlık olarak hukuki açıdan değerlendirmektedir. Ayrıca hazırlanan anlaşma belgesinin içeriğinin eksiksiz, yasal güvence sağlayan ve ileride icraya konulabilecek biçimde kaleme alınmasını sağlamaktadır. Bu görev son derece kritiktir; zira anlaşma tutanağındaki bir muğlaklık veya eksiklik, ileride yeni bir uyuşmazlığa zemin hazırlayabilmektedir. Koza Avukatlık, arabuluculuk sürecinde müvekkile salt hukuki değil, aynı zamanda stratejik destek de sunmaktadır. Müzakereye hangi pozisyonla girilmesi gerektiği, karşı tarafın hangi teklifinin kabul edilebileceği ve anlaşmanın hangi şartları içermesi gerektiği; her uyuşmazlığın kendine özgü dinamikleri gözetilerek belirlenmektedir. Bu özelleştirilmiş yaklaşım; arabuluculuk sürecinde en tatminkâr sonuçların elde edilmesini sağlamaktadır. ## Arabuluculukta Anlaşma Sağlanamazsa Ne Olur? Arabuluculuk sürecinde uzlaşı sağlanaması durumunda arabulucu; anlaşmazlık son tutanağını düzenleyerek süreci kapatmaktadır. Bu tutanağın alınmasının ardından taraflar mahkemede dava açma hakkını kullanabilmektedir. Zorunlu arabuluculuk kapsamındaki davalarda tutanağın dava dilekçesine eklenmesi zorunlu koşuldur. Koza Avukatlık, arabuluculukta uzlaşı sağlanamayan durumlarda dava stratejisini de süreç boyunca müvekkiliyle birlikte hazırlamaktadır. Bazı durumlarda arabuluculuktaki müzakereler; tarafların karşılıklı tutumlarını ve delillerini netleştirmesi bakımından ilerleyen dava aşamasına da katkı sağlamaktadır. Koza Avukatlık, bu perspektifi göz önünde bulundurarak arabuluculuk sürecini hem uzlaşı ihtimalini hem de olası dava sürecini optimize edecek biçimde yönetmektedir. ## Kartal En İyi Arabulucu Avukat Nasıl Seçilir? Kartal en iyi arabulucu avukat arayanların dikkat etmesi gereken başlıca ölçütler şunlardır: arabuluculuk müzakerelerindeki fiilî deneyim, uyuşmazlığın konusuna özgü teknik bilgi (iş, ticaret ya da tüketici hukuku) ve Kartal Arabuluculuk Merkezi süreçlerine hâkimiyet. İlk görüşmede arabuluculuk sürecinin olası sonuçlarını gerçekçi biçimde değerlendiren, haklarınızı net ortaya koyan ve müzakere stratejisini açıkça paylaşan bir avukat; doğru tercih işaretidir. Ayrıca anlaşma tutanağının içeriğini titizlikle hazırlayan bir büroyla çalışmak, sözlü mutabakatın kâğıda eksiksiz yansıması ve hukuki geçerliliğin sağlanması açısından kritik önem taşımaktadır. ## Kartal Arabulucu Avukat Tavsiye: Koza Avukatlık Neden Tercih Edilmeli? - Zorunlu arabuluculukta uzman temsil: İş ve ticaret hukuku arabuluculuğunda güçlü müzakere desteği ve sonuç odaklı yaklaşım. - Kartal Arabuluculuk Merkezi'nde aktif deneyim: Yerel süreçlere, atanan arabuluculara ve takvimlere tam hâkimiyet. - Anlaşma tutanağında hukuki güvence: Tutanağın eksiksiz, açık ve ileride icraya konulabilir biçimde hazırlanması. - Her taraf için dengeli temsil: İşçi-işveren, kiracı-kiraya veren, tüketici-satıcı her perspektiften güçlü savunma. - Stratejik müzakere yaklaşımı: Süreçten en iyi sonucu almak için özelleştirilmiş strateji. - Ücretsiz ilk görüşme: Uyuşmazlığınızı ve hukuki seçeneklerinizi değerlendirmek için herhangi bir ücret talep edilmemektedir. ## Kartal Arabulucu Avukat Ücretleri 2026 Arabuluculuk sürecindeki avukatlık ücretleri; uyuşmazlığın türüne, konunun teknik karmaşıklığına, alacak tutarına ve müzakere oturumlarının sayısına göre belirlenmektedir. Türkiye Barolar Birliği asgari ücret tarifesi yasal alt sınırı oluşturmakta; büromuz her dosya için ayrıca değerlendirme yapmaktadır. Hizmet Türü Ücret Yapısı Notlar İş hukuku arabuluculuk temsili Sabit veya alacak değerine göre Baro tarifesi geçerli Ticari uyuşmazlık arabuluculuğu Dava değerine göre Ayrıca belirlenir Tüketici ve kira arabuluculuğu Sabit ücret Düşük maliyet aralığı Anlaşma tutanağı hazırlama / inceleme Sabit ücret İlk görüşmede belirlenir ## Kartal'da Arabulucu Avukatlar Arasındaki Farklar Kartal'da arabuluculuk hizmeti sunan avukatlar arasındaki en belirleyici fark; uyuşmazlığın alanındaki teknik derinlik, müzakere deneyimi ve Kartal Arabuluculuk Merkezi'ndeki fiilî pratiktir. Bunun yanı sıra anlaşma tutanağının içeriğini hukuki açıdan doğru ve sağlam biçimde hazırlama kapasitesi; arabuluculuktan elde edilen gerçek değeri belirleyen unsurdur. Zira iyi bir tutanak; olası yeni anlaşmazlıkları önlemekte ve icra kolaylığı sağlamaktadır. Koza Avukatlık, bu deneyimi her müvekkile özelleştirilmiş stratejiyle sunarak Kartal'da arabuluculuk alanında öne çıkan büro olmaya devam etmektedir. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Arabuluculukta avukat olmadan katılabilir miyim? C: Hukuken mümkündür; ancak avukatsız katılan taraflar çoğunlukla haklarını tam kavrayamadan anlaşmaya varmakta ve telafi edilemez hak kayıpları yaşamaktadır. Özellikle yüksek tutarlı iş ve ticari uyuşmazlıklarda avukat desteği kritik bir güvencedir. Koza Avukatlık bu süreçte yanınızda olmaktan memnuniyet duyar. S: Zorunlu arabuluculuğa başvurmazsam ne olur? C: Zorunlu arabuluculuk koşulu sağlanmadan açılan davalar, mahkemece dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedilmektedir. Bu durumda süreç baştan başlamak zorunda kalmakta; hem zaman hem maliyet kayıpları oluşmaktadır. Dava açmadan önce arabuluculuk sürecini doğru tamamlamak şarttır. S: Arabuluculukta anlaşma sağlanamazsa ne olur? C: Son tutanakta anlaşmazlık kaydedilerek süreç kapatılmakta ve taraflar dava yoluna başvurabilmektedir. Koza Avukatlık, anlaşma sağlanamayan durumlarda dava stratejisini de birlikte hazırlamaktadır. Üstelik arabuluculukta ortaya çıkan bilgiler genellikle dava sürecine de katkı sağlamaktadır. S: Arabuluculuk anlaşması bağlayıcı mıdır? C: Evet. Taraflarca imzalanan arabuluculuk son tutanağı ilam niteliği taşımakta ve mahkeme kararı gibi icraya konulabilmektedir. Bu nedenle tutanağın içeriğinin doğru ve eksiksiz hazırlanması son derece kritiktir. S: Tazminat hesabımın doğru yapıldığından nasıl emin olurum? C: İş hukukunda kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai ve yıllık izin gibi alacakların hesabı; çalışma süresi, ücret, prim ve diğer değişkenlere göre yapılmaktadır. Koza Avukatlık, arabuluculuk öncesinde tüm alacaklarınızı ayrıntılı hesaplayarak müzakereye doğru rakamlarla girilmesini sağlamaktadır. S: Kartal dışındaki arabuluculuk merkezlerinde de temsil sağlıyor musunuz? C: Evet. Koza Avukatlık, İstanbul Anadolu yakasının tüm arabuluculuk merkezlerinde müvekkillerine hizmet vermektedir. Mesafe bir engel değildir; gerektiğinde uzaktan ön hazırlık görüşmesi de yapılabilmektedir. S: Koza Avukatlık ile nasıl iletişime geçebilirim? C: Telefon (+90 538 980 49 46 / +90 535 924 18 52), WhatsApp veya iletisim@kozaavukatlik.com.tr adresi üzerinden ulaşabilirsiniz. İlk görüşme ücretsizdir ve randevu gerekmeksizin bilgi alabilirsiniz. --- # Boşanmak İçin Nereye Başvurulur? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/bosanmak-icin-nereye-basvurulur/ Güncelleme: 2026-10-13 Kısa cevap: Boşanma Türk hukukunda yalnızca mahkeme kararıyla gerçekleşir; noter, belediye veya nüfus müdürlüğü boşanma işlemi yapamaz. Başvuru, dava dilekçesinin yetkili Aile Mahkemesine verilmesiyle yapılır; aile mahkemesi olmayan yerlerde bu görevi Asliye Hukuk Mahkemesi üstlenir. Yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya son altı ay birlikte oturulan yer mahkemesidir. e-Devlet üzerinden boşanma davası açılamaz. Boşanma kararını aldıktan sonra pek çok kişinin aklındaki ilk pratik soru şudur: boşanmak için nereye başvurulur? Notere mi gidilir, belediyeye mi başvurulur, yoksa doğrudan mahkemeye mi gidilir? Türk hukukunda boşanma yalnızca mahkeme kararıyla gerçekleşir; noter, belediye veya nüfus müdürlüğü bu konuda yetkili değildir. Boşanma kesinleşince kadın kural olarak evlenmeden önceki soyadına döner; farklı bir ad ya da soyadı kullanmak isteyenler için isim değişikliği davası gerekir. Ancak hangi mahkemenin yetkili olduğu, hangi belgelerin hazırlanması gerektiği ve sürecin nasıl başlatılacağı konusunda doğru bilgiye sahip olmak hem zaman hem de hak kaybını önler. Bu rehber; boşanma başvurusunun nereye ve nasıl yapılacağını, yetkili mahkemeyi, gerekli belgeleri ve sürecin adımlarını eksiksiz biçimde açıklamaktadır. ## Boşanma Davası Nereye Açılır? Yetkili Mahkeme Hangisidir? Yetkili mahkemenin nasıl belirleneceği ve olası risk uyarıları bu sayfada ayrıntılı ele alınıyor. ## Boşanmak İçin Notere veya Belediyeye Gitmek Gerekir Mi? Bu konu hakkında kamuoyunda yaygın yanlış anlamalar mevcuttur. Şu noktalar kesinlikle bilinmelidir: Noter boşanma işlemi yapamaz. Bazı ülkelerde noter huzurunda boşanma mümkün olsa da Türk hukukunda noter bu konuda yetkisizdir. Noterden alınan belge ya da beyan boşanma sonucu doğurmaz. Belediye veya nüfus müdürlüğüne başvurmak boşanmayı sağlamaz. Nüfus müdürlüğü yalnızca kesinleşmiş mahkeme kararını nüfus kaydına işler; boşanma işlemini başlatmaz. Yalnızca e-Devlet şifresiyle boşanma başvurusu yapılamaz. Boşanma davası, aile mahkemesine dilekçe verilmesiyle başlar; dilekçe adliyeye elden verilebilir ya da e-imzayla UYAP üzerinden gönderilebilir. Anlaşmalı boşanma protokolü ve vekâletname gibi belgeler noter huzurunda düzenlenebilir; ancak bu belgeler dava için hazırlık niteliğindedir, boşanmayı doğrudan gerçekleştirmez. ## Boşanma Davası Açmak İçin Hangi Belgeler Gereklidir? Gerekli belgeler anlaşmalı ve çekişmeli boşanma için kısmen farklılık gösterir. Aşağıda her iki dava türü için gerekli belgeler ayrı ayrı listelenmiştir: Her iki dava türü için ortak belgeler: ✔ Boşanma dava dilekçesi (avukat tarafından hazırlanması önerilir) ✔ Davacıya ait T.C. kimlik kartı fotokopisi ✔ Taraflara ait güncel nüfus kayıt örneği (e-Devlet veya nüfus müdürlüğünden alınabilir) ✔ Evlilik cüzdanı fotokopisi ✔ Varsa ortak çocuklara ait nüfus kayıt belgesi ✔ Mahkeme harcı ve tebligat gideri (dava açılırken ödenir) Anlaşmalı boşanmada ek olarak gerekenler: ✔ Her iki tarafça imzalanmış boşanma protokolü (nafaka, tazminat, mal paylaşımı, velayet ve kişisel ilişki düzenlemesini kapsamalıdır) ✔ Protokolün avukat onaylı nüshası (bazı mahkemeler talep eder) Çekişmeli boşanmada ek olarak sunulabilecek belgeler: ✔ Boşanma sebebini destekleyen deliller (adli tıp raporu, dijital yazışmalar, tanık listesi) ✔ Varsa daha önceki şikâyet tutanakları veya koruyucu tedbir kararları ✔ Mal varlığına ilişkin belgeler (tapu, araç kaydı, banka ekstreleri — tazminat ve mal paylaşımı talepleri için) Risk uyarısı: Eksik belgeyle sunulan dava dilekçesi mahkeme kalemince iade edilebilir ya da ilk duruşmada eksiklik nedeniyle erteleme kararı verilebilir. Her belgenin dava açılışından önce eksiksiz hazır olması, süreci gereksiz biçimde uzatmaktan korur. ## Boşanma Davası Açma Süreci Adım Adım Nasıl İşler? 1. Avukata danışma ve strateji belirleme: Boşanma kararı alındıktan sonra atılacak ilk adım, aile hukuku alanında uzmanlaşmış bir avukatla görüşmektir. Hangi boşanma türünün (anlaşmalı/çekişmeli) seçileceği, hangi mahkemenin yetkili olduğu ve dava stratejisi bu aşamada belirlenir. 2. Belge hazırlığı: Yukarıda listelenen belgeler toplanır. Anlaşmalı boşanmada protokol avukat eşliğinde hazırlanır ve her iki tarafça imzalanır. Çekişmeli boşanmada deliller derlenir. 3. Dava dilekçesinin hazırlanması: Boşanma sebebi, talepler (nafaka, tazminat, velayet, mal paylaşımı) ve delil listesi dilekçede eksiksiz yer alır. Eksik ya da hatalı dilekçe ilk duruşmada zaman kaybına yol açar. 4. Mahkeme kalemine başvuru ve harç ödenmesi: Dava dilekçesi ve ekleri yetkili aile mahkemesinin kalemine teslim edilir. Başvuru harcı ve tebligat gideri peşin ödenir. Bu aşamada dava kayda alınır ve davalı tarafa tebligat çıkarılır. 5. Duruşma tarihinin beklenmesi: Mahkeme iş yüküne göre ilk duruşma tarihi belirlenir. Anlaşmalı boşanmada bu süre büyükşehirlerde 6–10 hafta, küçük şehirlerde 2–4 hafta arasında değişmektedir. Çekişmeli davalarda ilk duruşma genellikle 2–3 ay sonrasına verilir. 6. Duruşma ve karar: Anlaşmalı boşanmada her iki taraf bizzat hazır bulunur; Hâkim protokolü onaylarsa aynı gün karar çıkabilir; anlaşmalı boşanma sürecinin tüm aşamaları hakkında daha detaylı bilgi alabilirsiniz.. Çekişmeli davalarda tahkikat süreci işler; tanıklar dinlenir, deliller değerlendirilir, sosyal inceleme raporu alınır ve hâkim kararını açıklar. 7. Kararın kesinleşmesi ve nüfus kaydının güncellenmesi: Anlaşmalı boşanmada taraflar istinaftan feragat ederse karar duruşma günü kesinleşir. Çekişmeli boşanmada 2 haftalık istinaf süresi beklenir. Karar kesinleştikten sonra nüfus müdürlüğüne bildirim yapılarak medeni hal güncellenir. Çekişmeli boşanma davalarında tahkikat süreci işler; tanıklar dinlenir, deliller değerlendirilir, sosyal inceleme raporu alınır ve hâkim kararını açıklar. ## Avukatsız Boşanma Davası Açılabilir Mi? Riskleri Nelerdir? Türk hukukunda boşanma davalarında avukat tutmak yasal olarak zorunlu değildir; taraflar kendilerini bizzat temsil edebilir. Ancak uygulamada avukatsız yürütülen boşanma davaları ciddi riskler barındırmaktadır: ✔ Eksik dilekçe: Nafaka, tazminat veya velayet taleplerinin dilekçeye eklenmemesi kalıcı hak kaybına yol açar; hâkim talep edilmeyene hükmedemez. ✔ Yanlış boşanma sebebi seçimi: Özel boşanma sebebinin hak düşürücü süresi kaçırılabilir ya da tazminat avantajını azaltan bir sebebin seçilmesi mümkündür. ✔ Protokol hataları: Anlaşmalı boşanmada şablon protokol kullanan çiftler, hâkimin protokolü reddetmesiyle karşılaşmakta ve süreç ikiye katlanmaktadır. ✔ Delil yetersizliği: Çekişmeli davalarda hukuka uygun delil toplamanın sınırlarını bilmemek, hem delil reddine hem de karşı tarafın dava açmasına zemin hazırlayabilir. ✔ Duruşma sürecinin yönetilememesi: Karşı tarafın avukatı varken kendisini bizzat temsil eden taraf ciddi dezavantajlı konumda yer alır. Risk uyarısı: Avukatlık ücreti bir maliyet değil, haklarınıza yapılan yatırımdır. Avukatsız boşanmada kısa vadede tasarruf edilse de kaybedilen nafaka, tazminat veya velayet hakkının uzun vadeli bedeli bu tasarrufun çok ötesine geçebilir. ## Yurt Dışında Yaşayan Türk Vatandaşları Türkiye'de Boşanma Davası Açabilir Mi? Evet. Yurt dışında ikamet eden Türk vatandaşları Türkiye'deki aile mahkemelerinde boşanma davası açabilir. Bu durumda yetkili mahkeme şu seçeneklerden biri olabilir: ✔ Türkiye'deki son yerleşim yeri mahkemesi ✔ Nüfusa kayıtlı olunan yer mahkemesi ✔ Davalı eşin Türkiye'deki yerleşim yeri mahkemesi Yurt dışında ikamet eden davacı, Türkiye'deki avukatına konsolosluk onaylı vekâletname düzenleyerek davayı bizzat Türkiye'ye gelmeksizin yürütebilir. Anlaşmalı boşanmada ise her iki tarafın duruşmada bizzat hazır bulunması zorunluluğu nedeniyle en az bir kez Türkiye'ye gelmesi gerekebilir; bu konu avukatla önceden planlanmalıdır. Önemli not: Yurt dışında gerçekleştirilmiş yabancı mahkeme boşanma kararlarının Türkiye'de geçerli sayılabilmesi için tanıma ve tenfiz davası açılması gerekebilir. Bu dava, yabancı kararın Türk hukukunda hüküm doğurması için zorunludur. ## Boşanma Başvurusundan Önce Yapılması Gereken 7 Hazırlık Adımı ✔ Aile hukuku avukatıyla görüşün: Hangi boşanma türünün, hangi mahkemenin ve hangi taleplerin seçileceği dava başında belirlenmeli; strateji ilk adımda kurulmalıdır. ✔ Güncel nüfus kayıt örneğini alın: e-Devlet veya nüfus müdürlüğünden güncel belge temin edin; eski tarihli belgeler bazı mahkemelerce kabul edilmeyebilir. ✔ Mal varlığı envanteri çıkarın: Ortak taşınmazlar, araçlar, banka hesapları ve yatırım araçları listelenmeli; dava başında talep edilmeyenler sonradan eklenemez. ✔ Delilleri güvenceye alın: WhatsApp yazışmaları, fotoğraflar ve dijital içerikler dava açılmadan önce yedeklenmeli; gerekirse noter tespiti yaptırılmalıdır. ✔ Tedbir nafakası talebini planlayın: Ekonomik bağımlılık varsa dava dilekçesine tedbir nafakası eklenmeli; sonradan talep geriye dönük işlemez. ✔ Adli takvimi gözetin: Adli tatil (20 Temmuz–31 Ağustos) dönemine denk gelecek şekilde dava açmak ilk duruşma tarihini uzatabilir; takvim avukatla planlanmalıdır. ✔ Çocuk varsa velayet stratejisini belirleyin: Sosyal inceleme sürecine hazırlık, günlük bakım belgelerinin toplanması ve çocuğu olumsuz koşullandırmaktan kaçınmak dava başından itibaren planlanmalıdır. ## Doğru Adımlarla Başlayın — Ücretsiz İlk Danışma Boşanma sürecinde nereye başvuracağını bilmek yalnızca başlangıçtır; hangi mahkemeyi seçeceğiniz, hangi belgeleri hazırlayacağınız ve hangi talepleri dava dilekçesine ekleyeceğiniz ise sonucunuzu doğrudan belirler. Koza Avukatlık olarak boşanma başvurusunun ilk adımından kararın kesinleşmesine kadar her aşamada yanınızdayız. Ücretsiz ilk danışma için bize ulaşın; süreci en doğru şekilde planlayalım. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Boşanmak için hangi mahkemeye başvurulur, aile mahkemesi mi? C: Evet. Boşanma davaları aile mahkemelerinin görev alanına girer. Aile mahkemesi bulunmayan ilçelerde aile mahkemesi sıfatıyla asliye hukuk mahkemesi bu davalara bakar. Yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri ya da son altı ayda birlikte oturulan yer mahkemesidir. S: Boşanmak için notere gitmek yeterli midir? C: Hayır. Türk hukukunda noter boşanma işlemi yapma yetkisine sahip değildir. Boşanma yalnızca aile mahkemesinin vereceği kararla gerçekleşir. Noter; boşanma protokolü veya vekâletname gibi dava hazırlık belgelerini düzenleyebilir ancak boşanmayı doğrudan gerçekleştiremez. S: Boşanma davası açmak için hangi belgeler gerekir? C: Her iki dava türünde de şu belgeler gereklidir: boşanma dava dilekçesi, T.C. kimlik kartı fotokopisi, güncel nüfus kayıt örneği, evlilik cüzdanı fotokopisi ve varsa çocuklara ait nüfus belgesi. Anlaşmalı boşanmada ek olarak her iki tarafça imzalı boşanma protokolü zorunludur. Çekişmeli boşanmada ise boşanma sebebini destekleyen delil belgeleri dava başında sunulur. S: Yurt dışında yaşayan Türk vatandaşı Türkiye'de boşanma davası açabilir mi? C: Evet. Yurt dışında ikamet eden Türk vatandaşları konsolosluk onaylı vekâletname düzenleyerek Türkiye'deki avukatları aracılığıyla dava açabilir. Anlaşmalı boşanmada duruşmada bizzat hazır bulunma zorunluluğu nedeniyle en az bir kez Türkiye'ye gelinmesi gerekebilir; bu konu avukatla önceden planlanmalıdır. S: Boşanma kararı kesinleştikten sonra nereye bildirim yapılır? C: Boşanma kararı kesinleştikten sonra mahkemeden kesinleşme şerhli karar örneği alınarak nüfus müdürlüğüne bildirim yapılır. Nüfus müdürlüğü medeni hal kaydını günceller. Bu işlem yapılmadan yeni bir evlilik gerçekleştirilemez; ayrıca pasaport ve kimlik belgelerindeki medeni hal bilgisi güncellenmez. S: Avukatsız boşanma davası açılabilir mi, önerilir mi? C: Yasal olarak mümkündür; ancak ciddi riskler barındırır. Eksik dilekçe nedeniyle nafaka, tazminat veya velayet taleplerinin hak kaybına yol açması, yanlış boşanma sebebinin seçilmesi ve protokol hatalarından kaynaklanan süreç uzaması en sık karşılaşılan sorunlardır. Özellikle çocuk, taşınmaz veya yüksek tazminat içeren davalarda uzman avukat desteği almak hem süreyi kısaltır hem de hak kayıplarını önler. Avukatlık ücreti bir maliyet değil, haklarınıza yapılan yatırımdır; bu nedenle sürecin başından itibaren boşanma avukatı desteği almanız hem süreyi kısaltır hem de hak kayıplarını önler. --- # Anlaşmalı Boşanma Protokolü Örneği URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/anlasmali-bosanma-protokolu-ornegi/ Güncelleme: 2026-10-13 Kısa cevap: Anlaşmalı boşanma protokolü, boşanmaya karar veren eşlerin velayet, kişisel ilişki, nafaka, maddi ve manevi tazminat ile mal paylaşımı konularındaki anlaşmalarını yazılı hâle getiren ve dava dilekçesiyle birlikte Aile Mahkemesine sunulan belgedir. Anlaşmalı boşanma için evliliğin en az 1 yıl sürmüş olması ve eşlerin protokoldeki beyanlarını hâkim huzurunda tekrarlaması gerekir. Anlaşmalı boşanma protokolü, Karşılıklı olarak boşanmak isteyen eşlerin bu boşanma istekleri ile boşanmanın tüm mali sonuçları üzerinde anlaşmaya varmış olduklarını belirten belgelerdir.  Anlaşmalı boşanma protokolleri sadece eşlerin boşanma iradelerini içermeyip, boşanmanın tüm ferilerini içermektedir. Bu nedenle bu protokoller ile her iki eş belirli bir yasal hakkından vazgeçebileceği gibi diğer eş lehine bir yükümlülük altına da girebilecektir. Anlaşmalı boşanma sürecine doğrudan etki eden bu belgelerin düzenlenmesi hukuki bilgi ve deneyim gerektirir.  Aşağıda farklı konularda anlaşmalı boşanma protokolü örnekleri hazırlanmıştır. Ancak hukuki sözleşme, dava dilekçesi veya benzeri protokollerin tarafların mevcut hukuki durumları dikkate alınarak kişiye özel bir şekilde hazırlanması gerekir. Bu konuda hukuki destek alınması olası hak kayıplarının önüne geçecektir. Daha çok şekil açısından bilgi sahibi olmamız mümkün olan bu örnek belgeler üzerinde gerektiğinde hukuki destek alarak mevcut durumunuza göre gerekli uyarlamaların yapılması gerekir.  ## Anlaşmalı Boşanma Protokolü Nedir? Anlaşmalı boşanma protokolü, evlilik birlikteliğini karşılıklı olarak sona erdirme konusunda anlaşmış olan eşlerin, bu iradeleri ile birlikte nafaka, velayet, mal paylaşımı ve maddi / manevi tazminat konularında da anlaşmaya varmış olduklarını belirten ve anlaşmalı boşanma dava dilekçesi ile birlikte mahkemeye sunulan yazılı hukuki belgelerdir. ## Anlaşmalı Boşanma Protokolü Örnekleri ANLAŞMALI BOŞANMA PROTOKOLÜ TARAFLAR 1- Adı ve Soyadı : T.C. Kimlik No :  Adres : 2- Adı ve Soyadı : T.C. Kimlik No :  Adres :  KONU : Evlilik birlikteliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanmanın anlaşmalı bir şekilde sona erdirilmesi ve boşanmanın tüm mali ve hukuki sonuçları üzerinde anlaşma BOŞANMA İRADELERİ Yukarıda açık kimlik ve adres bilgileri yazılı her iki eş evlilik birlikteliğinin temelinden sarsıldığını ve birlikte yaşamalarının bu aşamadan sonra mümkün olmadığını kabul etmişlerdir. Eşler Türk Medeni Kanununun ilgili hükümleri uyarınca karşılıklı olarak boşanmayı kabul etmişlerdir.  ÇOCUĞUN VELAYETİ Eşlerin evlilik birlikteliğinden olan;  - …….. isminde …….. doğumlu - …….. isminde …….. doğumlu İki çocukları bulunmaktadır. Boşanma konusunda anlaşmaya varmış olan eşler ayrıca çocukların velayetinin eş ……..’de kalması konusunda da anlaşmışlardır.  ÇOCUK İLE KİŞİSEL İLİŞKİ HAKKI Velayet sahibi olmayan eş çocuklar ile aşağıda belirlenen şekilde kişisel ilişki kurabilecektir.  - Hafta sonu tatillerinde Cumartesi günü saat ….. ile …. Arasında, - Dini bayram günlerinin …… günü, - Yaz tatili süresince …….. gün, Her iki eş çocuk ile kişisel ilişki kurarken öncelikle çocukların üstün menfaatini gözeteceklerini bu nedenle gerek görülmesi halinde çocuk ile kişisel ilişki gün ve saatlerinin değişiklik yapılabileceğini kabul etmişlerdir.  NAFAKA - Boşanma nedeniyle eşler birbirinden karşılıklı olarak yoksulluk nafakası talep etmemektedirler. (Yoksulluk nafakası talep edilmesi halinde bu husus miktarları ile birlikte belirtilmelidir.) - Velayet sahibi olmayan eş tarafından velayet sahibi olan eşe her ay her iki çocuğun bakım ve giderleri için toplam ….. TL tutarında iştirak nafakası ödenecektir.  MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT Eşler birbirinden karşılıklı olarak maddi veya manevi tazminat talebinde bulunmamışlardır. (Talep olunması halinde tazminatın türü ve miktarı açıkça belirtilmelidir.) MAL PAYLAŞIMI Eşler evlilik birlikteliği süresince ortak şekilde edinmiş oldukları malların paylaşımı konusunda aşağıdaki gibi anlaşmaya varmışlardır.  - …… adresinde bulunan daire niteliğindeki taşınmaz eş ……..’e bırakılacaktır. Tapu devir işlemleri boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren 30 günlük süre içerisinde gerçekleştirilecektir.  - …… plaka sayılı araç eş ………’e ait olacaktır.  - Eşlerin banka hesaplarında bulunan birikimleri eşit bir şekilde paylaştırılacaktır. (farklı bir paylaşma halinde belirtilmelidir.) Taraflar bu mal paylaşımı dışında boşanma sonrasında birbirinden herhangi bir hak talep etmeyeceklerdir.  YARGILAMA GİDERLERİ Bu anlaşmalı boşanma protokolü gereğince açılacak olan boşanma davaları nedeniyle doğacak olan yargılama giderleri ile mahkeme harçlarını eş ……. Karşılamayı kabul etmiştir.  KARŞILIKLI FERAGAT Eşler iş bu protokolde yer alan hususlar dışında birbirinden her ne ad altında olursa olsun başkaca bir hak talep etmeyecekleri ve boşanma protokolünü kendi özgür ve hür iradeleri ile herhangi bir baskı ve tehdit altında olmaksızın imzaladıklarını beyan etmişlerdir.  İş bu anlaşmalı boşanma protokolü ……… tarihinde ……… nüsha olarak düzenlenerek imza altına alınmıştır.  İmza                                  İmza  ## Anlaşmalı Boşanma Protokolü Örneği (PDF İndir) ## Anlaşmalı Boşanma Protokolü Örneği (Word İndir) ## Avukatsız Anlaşmalı Boşanma Protokolü  ANLAŞMALI BOŞANMA PROTOKOLÜ TARAF BİLGİLERİ DAVACI (EŞ1) Adı ve Soyadı :  T.C.Kimlik No :  Adres :  DAVACI (EŞ2) Adı ve Soyadı :  T.C.Kimlik No :  Adres :  KONU : … Tarihinde evlenmiş olan çiftlerin evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanma kararı ve boşanmanın mali sonuçları ile anlaşmaları BOŞANMA KONUSUNDAKİ ANLAŞMA Her iki eş evlilik birlikteliğinin temelinden sarsıldığını ve ortak hayatın tekrar kurulmasının kendileri açısından mümkün olmadığını kabul etmişlerdir. Bu nedenle Türk Medeni Kanunumuzun 166/3 maddesi uyarınca anlaşmalı şekilde boşanmayı kabul ettiklerini beyan etmişlerdir.  ÇOCUĞUN VELAYETİ Eşlerin evlilik birlikteliklerinden olan çocukları bulunmamaktadır. (ortak çocuk bulunması halinde yukarıdaki örnekte yer alan şekilde bu durum belirtilmelidir.) YOKSULLUK NAFAKASI Davacı eş … diğer eş … lehine her ay, ayın 15’i ile 20’si arasında … TL tutarında yoksulluk nafakasını ödemeye kabul etmiştir.  MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT Eşler birbirlerinden karşılıklı olarak maddi ve manevi tazminat talep etmediklerini bu haklarından feragat ettiklerini beyan etmişlerdir.  MAL PAYLAŞIMI Eşlerin evlilik birliğinin kurulması sırasında kabul etmiş oldukları ve yasal mal rejimimiz olan “edinilmiş mallara katılma” mal rejimine göre paylaşım yapılmasını kabul etmişlerdir.  ORTAK BORÇLAR Eşlerin ortak borçları bulunmamaktadır.  SOYADI KULLANIMI Boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren 30 günlük süre içerisinde kadın eş eski soyadını kullanmak için gerekli yasal müracaatları yapacaktır.  YARGILAMA GİDERLER Bu protokole dayanılarak açılacak olan anlaşmalı boşanma davaları nedeniyle doğacak yargılama giderleri, mahkeme harç ve masrafları davacı eş … tarafından karşılanacağı kabul edilmiştir.  KARŞILIKLI FERAGAT Taraflar bu protokolde yer alan hususlar haricinde birbirinden herhangi bir hak, alacak, nafaka, mal paylaşımı ve tazminat talebinde bulunmayacaklarını tüm haklarından yukarıdaki şekilde yararlanacaklarını beyan etmişlerdir.  SON HÜKÜMLER Her iki eş bu protokolde yer alan hükümleri kendi özgür ve hür iradeleri ile herhangi bir baskı altında olmadan imzaladıklarını beyan etmişlerdir. İş bu protokol …. Tarihinde iki nüsha olarak düzenlenerek taraflarca imza altına alınmıştır.   Davacı (eş1) Davacı (eş2) Anlaşmalı Boşanma Protokolü Word (2) Formatında indirerek gerekli düzenlemeleri yapabilirsiniz.  ## Anlaşmalı Boşanma Protokolü Nasıl Hazırlanır? Usulüne uygun ve herhangi bir çelişkiye yer vermeyen bir anlaşmalı boşanma protokolü ile boşanma davası çok daha kısa sürede sonuçlanabilecektir. Usulünce hazırlan bir anlaşmalı boşanma protokolünde aşağıdaki hususlar herhangi bir çelişkiye yer vermeksizin açıklığa kavuşturulması gerekir.  - Eşlerin boşanma iradeleri - Çocuğun velayeti - Çocuk ile kişisel ilişki düzenlemeleri - Nafaka talepleri miktarları ve ödeme şekli ile zamanı - Mal paylaşımının ne şekilde yapılacağı - Maddi ve manevi tazminat talepleri ve miktarları - Ortak borçların ödenmesi - Açılacak olan anlaşmalı boşanma davasındaki yargılama giderleri ## Anlaşmalı Boşanma Protokolü Kim Tarafından Hazırlanır? Boşanma davası anlaşmalı olarak açılacak olsa da niteliği itibariyle aile hukukunu ilgilendiren bir konudur. Yukarıda hazırlamış olduğumuz anlaşmalı boşanma protokolü örneklerinden de görüleceği üzeri farklı birçok hukuki talep içerin belgelerdir.  Herhangi bir yasal zorunluluk bulunmasa da diğer protokol ve sözleşmelerde olduğu gibi bu protokollerinde hukuki destek alınarak hazırlanmasının daha yararlı olacağını düşünüyoruz. Boşanma avukatı aracılığı ile hazırlayacağınız protokoller hukuki haklarımızı korumada daha etkili olacaktır.  ## Anlaşmalı Boşanma Protokolünde Mal Paylaşımı Nasıl Yapılır? Anlaşmalı boşanma protokolünde mutlaka yer alması gereken hususlardan birisi mal paylaşımının nasıl yapılacağıdır. Eşler doğrudan mal rejimimize göre (edinilmiş mallara katılması rejimi) bir mal paylaşımı yapabilecekleri gibi mevcut taşınır ve taşınmazları farklı bir şekilde de paylaşabileceklerdir.  ## Örnek Mal Paylaşımı - … adresinde bulunan ve eş … adına kayıtlı daire vasfındaki konut eş …’e ait olacaktır.  - … adresinde bulunan ve eş … adına kayıtlı yine daire vasfındaki ve halen ortak konut olarak kullanılan taşınmaz diğer eş …’e ait olacaktır.  - Ortak konutta kullanılan beyaz eşya, televizyon ve her türlü mobilya gibi tüm eşyalar eş … tarafından ortak konut ile birlikte kullanılmaya devam edilecektir.  - Eşlerin kendi adına kayıtlı … ve … plakalı araçlar aracın tescil kaydında olduğu gibi paylaşılacaktır.  - Eşlerin ortak hesaplarında bulunan ve toplam 2.000.000 TL olan mevduat her iki eş arasında eşit bir şekilde paylaşılacaktır.  - Her iki eş yukarıdaki mal paylaşımı haricinde ileride herhangi bir hak iddia edemeyeceklerdir.  ## Anlaşmalı Boşanma Protokolü İle Velayet ve Kişisel İlişki Düzenlemesi Anlaşmalı boşanma protokolünde yer alması zorunlu olan diğer bir önemli husus çocuğun velayeti ve çocuk ile kişisel ilişki düzenlemesidir. Her ne kadar velayet konusunda son karar mahkeme hakimi tarafından çocuğun üstün menfaati gözetilerek verilse de; Eşler kendi aralarında serbestçe velayet konusunda da anlaşabileceklerdir.  Bu protokollerde sadece velayet konusunda eşlerin bir anlaşmaya varmış olmaları yeterli değildir. Ayrıca velayet sahibi olmayan eşin çocuklarla kişisel ilişkilerine yönelik düzenlemeler de mutlaka yer almalıdır.  ## Örnek Velayet ve Kişisel İlişki Düzenlemesi Eşlerin evlilik birlikteliklerinden olan 3 ve 6 yaşlarında 2 çocukları vardır. Eşler çocukların üstün yararlarını düşünerek her iki çocuğun velayetinin annede kalması yönünde anlaşmışlardır. Velayet sahibi olmayan diğer eş ise aşağıda belirtilen gün, saat ve koşullarda çocuklarla kişisel ilişki kurabilecektir.  - Her hafta sonu cumartesi ve Pazar günleri saat 13:00 ile 17:00 saatleri arasında  - Yaz tatillerinde haftada 2 gün çocuklar velayet sahibi olmayan eş yanında kalacak şekilde - Dini bayramların 2. Ve 3 günlerinde her gün 4 saat olmak üzere kişisel ilişki kurulabilecektir.  - Velayet sahibi eş çocuklarla kişisel ilişki kurulabilmesi için gerekli ortam ve şartları sağlayacaktır.  ## Anlaşmalı Boşanma Protokolü İle Nafaka Nasıl Belirlenir? Boşanmanın anlaşmalı olarak gerçekleşmesi eşlerin birbirinden nafaka talep etmelerine engel değildir. Ancak bir eşin talep etmiş olduğu nafaka ve koşullarının diğer eş tarafından kabul edilmesi gerekir. Anlaşmalı boşanma protokollerinde nafakanın türü, miktarı ne kadar süreyle ödeneceği ve son olarak ödeme şeklide ile ödeme zamanları detaylı bir şekilde yer almalıdır.  Örnek;  - Eş … tarafından evlilik birliğinin sona ermesine bağlı olarak yoksulluğa düşecek olan eş lehine her ayın 10’u ile 15’i arasında … TL tutarında yoksulluk nafakası ödemeyi kabul etmiştir.  - Yoksulluk nafakası eşin evlenmesi veya çalışmaya başlaması halinde ödemesi son bulacaktır.  - Velayet sahibi olmayan eş tarafından yine her ayın 10’u ile 15’i arasında toplam … TL tutarında iştirak nafakası ödenmesi konusunda anlaşmaya varılmıştır.  ## Anlaşmalı Boşanma Protokolünde Yer Alması Gereken Bilgiler Protokol Başlığı Açıklama Taraf Bilgileri Eşlerin kimlik ve adres bilgileri yer alır Boşanma Beyanı Tarafların anlaşmalı boşanmayı kabul ettikleri belirtilir Velayet Çocuğun hangi ebeveynde kalacağı belirtilmelidir Kişisel İlişki Diğer ebeveyn ile görüş günleri belirlenir Nafaka İştirak ve/veya yoksulluk nafakası miktarı yazılır Tazminat Maddi ve manevi tazminat durumu belirtilir Mal Paylaşımı Ev, araç, eşya gibi malların paylaşımı yapılır Borçlar Ortak borçların kim tarafından ödeneceği düzenlenir Soyadı Kadının soyadı kullanım durumu belirlenir   ## Anlaşmalı Boşanma Şartları Eşlerin sadece anlaşmalı boşanma protokolü hazırlamış olmaları ve bu protokole dayanarak boşanma davası açmaları yeterli değildir. Bununla birlikte anlaşmalı boşanma şartlarının da gerçekleşmiş olması gerekir.  - Evlilik birlikteliği en az 1 yıl sürmüş olmalıdır. (Bu süreler altındaki boşanma davaları çekişmeli boşanma davası olarak açılır.) - Eşler boşanma davası açmadan önce usulüne uygun bir şekilde protokol hazırlamaları gerekir. - Her iki eş anlaşmalı boşanmayı kabul etmekle beraber boşanmanın ferileri üzerinde de anlaşmaya varmış olmaları gerekir.  - Her iki eş davayı birlikte açabileceği gibi herhangi bir eşin açmış olduğu davanın diğer eş tarafından kabul edilmiş olması gerekir.  - Eşler boşanma protokolünde yer alan hususlar ile boşanma dava dilekçesinde yer alan hususları mahkemede hakim huzurunda tekrar etmeleri gerekir. Her iki eşin ilk duruşmada hazır bulunmaları halinde tek celsede boşanma da mümkün olabilmektedir.  Anlaşmalı boşanma şartlarını taşıdığınızı düşünüyorsanız anlaşmalı boşanma davasının nasıl açıldığını adım adım öğrenebilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Anlaşmalı Boşanma Protokolü Hazırlamak Zorunlu Mu? C: Boşanma davasının anlaşmalı şekilde açılmak istenmesi halinde dava dilekçesi ile birlikte görevli ve yetkili mahkemeye bu anlaşmalı boşanma protokollerinin de sunulması zorunludur. S: Anlaşmalı Boşanma Protokolü Hazırlarken Hukuki Destek Almalı Mıyım? C: Hukuki her türlü belge ve dava dilekçelerinin hazırlanmasında bu konuda bilgi ve deneyim sahibi hukukçulardan destek alınması, telafisi güç hatta imkansız yükümlülükler altına girilmesinin önüne geçebilecektir. Avukatsız şekilde boşanma davası açılmak istenmesine rağmen, boşanma davası sürecine doğrudan etki edebilecek bu protokollerin boşanma avukatından destek alınarak hazırlanması her iki eş için daha avantajlı olacaktır. S: Anlaşmalı Boşanma Protokolü Ne Zaman Hüküm Doğurur? C: Öncelikle belirtmekte fayda görüyoruz ki bu protokollerin her iki aş arasında hazırlanarak imzalanmış olması hukuki açıdan herhangi bir hüküm doğurmaz. Protokolde yer alan hususlar doğrultusunda açılacak olan anlaşmalı boşanma davası sonunda da mahkeme tarafından onaylanması gerekir. Boşanma davasının kesinleşmesi ile birlikte protokolde yer alan hususlar da geçerli hale gelmektedir. S: Anlaşmalı Boşanma Protokolü Reddedilebilir Mi? C: Anlaşmalı boşanma protokollerinin mahkemece reddedilmesi uygulamada sık karşılaşılan bir durum değildir. Protokolün reddedilmemesi için öncelikle tüm unsurların yer alması gerekir. Buna karşın hukuki olmayan taleplerin protokolde yer alması mahkemece kabul edilmemesine sebep olabilecektir. S: Anlaşmalı Boşanma Protokolü Değiştirilebilir Mi? C: Protokolün mahkeme tarafından hüküm altına alınmasına kadar değişiklik yapılması mümkündür. Ancak bu protokoller her iki eşin karşılıklı beyanlarını içermeleri nedeniyle yapılan değişikliklere her iki eşin onay vermesi gerekir. Ayrıca yapılan bu değişikliklerin yine mahkeme tarafından onaylanması zorunludur. S: Eşim Anlaşmalı Boşanma Protokolünü Kabul Etmiyor Ne Yapabilirim? C: Anlaşmalı boşanma protokollerinin her iki eş tarafından hazırlanması ve herhangi bir tehdit ve baskı altında imzalanması zorunludur. Herhangi bir eşin protokolü hazırlamaktan veya imzalamaktan kaçınması halinde dava çekişmeli boşanma davası şekilde açılmalıdır. S: Anlaşmalı Boşanma Protokolüne Uyulmaması C: Usulünce hazırlanmış ve mahkeme tarafından hüküm altına alınmış bir anlaşmalı boşanma protokolüne uyulmaması halinde taraflar bu protokolde yer alan hükümlerin cebri icra (icra takibi) yolu ile yerine getirilmesini talep edebilirler. İhlalin boyut ve niteliğine göre maddi ve manevi tazminat yükümlülüğünün doğabileceğinin unutulmaması gerekir. --- # Anlaşmalı Boşanma Dilekçesi Örneği URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/anlasmali-bosanma-dilekcesi-ornegi/ Güncelleme: 2026-10-13 Kısa cevap: Anlaşmalı boşanma dilekçesi, eşlerin boşanma ve boşanmanın tüm sonuçları üzerinde anlaştıklarını belirten, anlaşmalı boşanma protokolüyle birlikte Aile Mahkemesine sunulan dava dilekçesidir. Dilekçede taraf bilgileri, görevli ve yetkili mahkeme, boşanma nedeni, deliller ve TMK 166/3'e dayanan talep yer alır; dilekçe ile protokol hükümleri birbiriyle çelişmemelidir. Anlaşmalı boşanma dilekçesi, evlilik birlikteliğini karşılıklı olarak sona erdirmek isteyen eşlerin bu boşanma iradeleri ile birlikte boşanmanın diğer tüm sonuçları üzerinde anlaştıklarını belirten yazılı ve hukuki belgelerdir.  Bunun için öncelikle herhangi bir hukuki çelişkiye yer vermeyen anlaşmalı boşanma protokolü ve devamında bu protokol doğrultusunda anlaşmalı boşanma dilekçesi hazırlanması gerekir. Anlaşmalı olarak boşanmak isteyen eşler genellikle bu sürecin en kısa ve çoğunlukla tek celsede tamamlanmasını isterler. Bunun için öncelikle herhangi bir hukuki çelişkiye yer vermeyen anlaşmalı boşanma protokolü ve devamında bu protokol doğrultusunda anlaşmalı boşanma dilekçesi hazırlanması gerekir.  Aşağıda örnek olarak hazırlamış olduğumuz anlaşmalı boşanma dava dilekçesi örnekleri kısmen bu süreçte sizlere yol gösterici olabilecektir. Devamında ise anlaşmalı boşanma dava dilekçesi hazırlarken gereksinim duyabileceğiniz tüm bilgilere ulaşabilirsiniz.  ## Anlaşmalı Boşanma Dilekçesi Örneği T.C. … AİLE MAHKEMESİ’NE DAVACI :  Adı ve Soyadı :  T.C. Kimlik No :  Adres :  DAVALI :  Adı ve Soyadı :  T.C. Kimlik No :  Adres :  DAVA KONU SU : Anlaşmalı boşanma talebi AÇIKLAMALAR :  - Davacı ile davalı …/…/…… tarihinde evlenmişlerdir. Bu evlilik birliktelikleri resmi olarak 1 yılı aşkın bir süredir devam etmiştir.  - Eşlerin evlilik birlikteliklerinden … müşterek çocukları dünyaya gelmiştir.  - Her iki eş evlilik birliğinin kurulmasından bu güne farklı konularda tartışma yaşamışlardır. Bu nedenle evlilik birlikteliği temelinden sarsıldığı gibi ortak hayatın sürdürülebilmesi her iki eş için çekilemez hale gelmiştir.  - Taraflar karşılıklı olarak evlilik birlikteliğini sonlandırmak hususunda anlaşmaya varmış oldukları gibi boşanmanın tüm sonuçları üzerinde de mutabakata varmışlardır.  - Bu konuda …. Tarihli anlaşmalı boşanma protokolü hazırlanmış her iki eş herhangi bir tehdit, baskı ve zorlama olmaksızın kendi hür iradeleri ile bu protokolü imzalamışlardır.  HUKUKİ NEDENLER : Türk Medeni Kanunumuzun 166/3 maddesi ile sair mevzuat hükümleri DELİLLER : Nüfus kayıt örneği, tanık beyanı, anlaşmalı boşanma protokolü SONUÇ VE TALEP : Yukarıda detayları belirtilmiş olan nedenlerden dolayı;  - Eşlerin anlaşmalı şekilde boşanmalarına,  - … tarihli anlaşmalı boşanma protokolünde yer alan hususların hüküm altına alınmasına, Karar verilmesi arz ve talep olunur. (Tarih ve İmza) ## Avukatsız Anlaşmalı Boşanma Dilekçesi Örneği T.C. … AİLE MAHKEMESİ’NE DAVACI Adı ve Soyadı :  T.C. Kimlik No :  Adres :  DAVALI Adı ve Soyadı :  T.C. Kimlik No :  Adres :  DAVA KONU SU : Anlaşmalı boşanma talebi AÇIKLAMALAR :  - … tarihinde yukarıda açık kimlik ve adres bilgileri yazılı olan davalı … ile evlenmiş bulunmaktayız.  - Bu evlilik birlikteliğinden … doğumlu … isimli çocuğumuz bulunmaktadır.  - Davalı eş ile evlilik birlikteliğini sürdürmek adına uzun süredir çaba göstermemize rağmen farklı nedenlerden dolayı evlilik birlikteliğimiz sarsılmış olmakla beraber ortak hayat her ikimiz de çekilemez hale gelmiştir.  - Davalı eş ile karşılıklı anlayış çerçevesinde … tarihli anlaşmalı boşanma protokolü düzenlenerek imza altına alınmıştır.  - Bu protokolde;  - Boşanma - Çocuğun velayeti ve kişisel ilişki - Maddi ve manevi tazminat - Mal paylaşımı - Yoksulluk ve iştirak nafakası Gibi boşanmanın tüm sonuçları üzerinde anlaşmaya varılmıştır.  - Davacı eş olarak davalı eş ile birlikte anlaşmalı boşanma protokolünde yer alan tüm kararları özgür irademiz ile almış olduğumuzu mahkemeniz huzurunda tekrar etmeye hazır olduğumuz beyan ederiz.  SONUÇ VE TALEP :  - Davalı eş ile anlaşmalı olarak boşanmamıza karar verilmesi - … tarihli düzenlemiş olduğumuz anlaşmalı boşanma protokolünde yer alan hususların hüküm altına alınmasına,  - Yargılama giderlerinin protokolde belirtilen şekilde davalı eş üzerinde bırakılmasına, Karar verilmesi arz ve talep olunur. (Tarih ve İmza) HUKUKİ DAYANAKLAR : TMK 166/3 ve devamı maddeleri DELİLLER : Tanık beyanları, anlaşmalı boşanma protokolü, nüfus kayıt örneği ve her türlü diğer yasal deliller ## Avukatsız Anlaşmalı Boşanma Dilekçesi Word T.C. NÖBETÇİ AİLE MAHKEMESİ HAKİMLİĞİNE DAVACI EŞ Adı ve Soyadı :  T.C. Kimlik No :  Adres :  DAVALI EŞ Adı ve Soyadı :  T.C. Kimlik No :  Adres :  DAVA KONU SU : TMK 166/3 maddesi uyarınca anlaşmalı boşanma talebi AÇIKLAMALAR :  Davacı eş ile davalı eş … tarihinde evlenmiş olup bu evlilik birlikteliği yaklaşık … süredir devam etmektedir.  Evlilik birlikteliğinin kurulmasından bu güne eşler arasında son günlerde artış gösteren fikir ayrılıkları ve şiddetli geçimsizlik bulunmaktadır.  Eşler arasındaki bu fikir ayrılıkları ve geçimsizlikler evlilik birlikteliğini temelinden sarstığı gibi, ortak hayatın sürdürülmesi her iki eş için beklenemeyecek kadar zor hale gelmiştir.  Bu nedenle eşler Türk Medeni Kanunumuzun 166/3 maddesi uyarınca boşanma konusunda anlaşmaya varmışlardır. Eşler boşanma iradeleri ile birlikte, boşanmanın tüm sonuçları üzerinde anlaşmaya varmış olduklarını … tarihli anlaşmalı boşanma protokolü ile imza altına almışlardır. Protokolün bir örneği dava dilekçesinde bulunmaktadır.  Her iki eş bu boşanma iradeleri ile birlikte boşanmanın sonuçları üzerinde anlaşmaya varmış olduklarını mahkemeniz huzurunda da tekrar etmeye hazırdırlar.  HUKUKİ DAYANAKLAR : 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunumuzun 166/3 maddesi DELİLLER : Nüfus kayıt örnekleri, evlilik cüzdanı, … tarihli anlaşmalı boşanma protokolü ve her türlü diğer yasal deliller SONUÇ VE TALEP : Yukarıda izah edilmiş olan nedenlerden dolayı,  - Tarafların anlaşmalı olarak boşanmalarına, - … tarihli anlaşmalı boşanma protokolünde yer alan hususların hüküm altına alınmasına, - Yargılama giderlerinin anlaşmalı boşanma protokolünde de belirtildiği üzere davalı eş üzerinde bırakılmasına, Karar verilmesini saygılarımla arz ve talep ederim. (Tarih ve Davacı Eş İmza) Anlaşmalı Boşanma Dilekçesi Word Formatında İndir Anlaşmalı Boşanma Dilekçesi PDF Formatında İndir ## Dava Dilekçesi Hazırlarken Nelere Dikkat Etmeliyiz? Dava dilekçeleri ve diğer hukuki sözleşme veya protokoller davanın ve uyuşmazlığın konusuna göre kişiye özel olarak üretilmesi gereken belgelerdir. Her bir hukuki uyuşmazlığın çözümünde kullanabileceğimiz maktu bir dilekçe örneği bulunmamaktadır. Bu nedenle örnek olarak hazırlamış olduğumuz bu dava dilekçelerinde mevcut durumunuzu dikkate alarak gerekli düzenlemeleri ve eklemeleri yapmanız gerekmektedir.  ## Evlilik Birlikteliğinin Temelinden Sarsılması Nedir? Anlaşmalı boşanmaların temel dayanağını “evlilik birlikteliğinin temelinden sarsılması” oluşturur. Bu nedenle anlaşmalı boşanma dava dilekçesi hazırlamadan önce bu kavram üzerinde bilgi sahibi olmamız gerekir.  Evlilik birlikteliğinin temelinden sarsılması özetle; eşler arasında sevgi başta olmak üzere devamında saygı ve güven bağının ortak hayatı sürdürülmesini imkansız kılacak ölçüde zedelenmesidir.  Örnekler - Sürekli tartışma - Şiddetli geçimsizlik - Eşe ile duygusal kopukluk - Güven sarsıcı davranışlar - Eşlerin birbirine olan sevgi ve saygısının ortadan kalkması - Fiili ayrılık ## Anlaşmalı Boşanma Dilekçesi ile Protokolü Arasındaki Fark Nedir? Anlaşmalı boşanma dilekçesi ile anlaşmalı boşanma protokolleri birbirlerini tamamlayan belgelerdir. Şöyle ki boşanma dava dilekçesi olmaksızın sadece anlaşmalı boşanma protokolü ile bu hukuki sürecin başlatılması veya tamamlanması mümkün değildir. Buna karşın anlaşmalı boşanma protokollerinin çok daha fazla detay içerdiğini söyleyebiliriz. Bu özelliği itibariyle boşanma dilekçeleri bir, bu protokollerin bir çeşit özeti mahiyetindedir.  Dilekçede Bulunması Gereken Unsurlar Dilekçe Aşaması Açıklama Taraf Bilgileri Ad, soyad, T.C. kimlik no ve tebligata elverişli adres bilgileri Mahkeme Bilgisi Görevli ve yetkili aile mahkemesi (Örnek İstanbul Anadolu Adliyesi Nöbetçi Aile Mahkemesi) Açıklamalar Boşanma isteğine neden olan nedenler ve gerekçeleri Talep Boşanma isteği, nafaka, velayet veya maddi ve manevi tazminat gibi talepler Deliller Açıklama kısmında yer alan bilgilere ait deliller Yasal Dayanak Boşanma isteğinin yasal dayanağı (Örnek TMK 166/3) İmza Tarafların imzası   ## Anlaşmalı Boşanma Dilekçesi Hazırlanırken Sık Yapılan Hatalar - Tarafların kimlik ve adres bilgilerin eksik / yanlış yazılması - Anlaşmalı boşanma iradelerinin açıkça belirtilmemiş olması (Aksi halde çekişmeli boşanma davasına dönüşebilecektir.) - Anlaşmalı boşanma protokolü ile dava dilekçesi arasında çelişkilerin bulunması - Görevli ve yetkili mahkemelerin yanlış belirtilmesi - Yasal dayanakların ve delillerin tam olarak belirtilmemiş olması - Dilekçede anlaşılması güç ve alakasız taleplerin yer alması - Öncesinde anlaşmalı boşanma protokolünün hazırlanmamış olması ## Anlaşmalı Boşanma Dilekçesi Örneği Nasıl Hazırlanır? Anlaşmalı boşanma dilekçesi, hukuki bir belge olması nedeniyle ve davanın sorunsuz ve kısa sürede tamamlanması için uymamız gereken bir takım kurallar vardır. Öncelikle dilekçemiz herhangi bir tereddüde yer vermeyecek şekilde hukuki ve anlaşılabilir bir şekilde hazırlanmalıdır. Bunlar haricinde anlaşmalı boşanma dilekçesi hazırlanırken aşağıdaki hususlara dikkat etmemiz gerekir.  ## Taraf Bilgileri Eksiksiz Bir Şekilde Yazılmalıdır Diğer dava dilekçelerinde olduğu gibi anlaşmalı boşanma dilekçelerinde de taraf bilgileri eksiksiz bir şekilde yazılmalıdır. Davacı ve davalı eşin açık kimlik bilgileri ile bilinen son adresleri ve tebligata elverişli adresleri belirtilmelidir. Unutmamak gerekir ki yapılacak olan tebligatlar bildirmiş olduğumuz adrese yapılacağından hatalı veya eksik adres belirtilmesi halinde tebligat yapılamaması nedeniyle boşanma dava süresi adres araştırması nedeniyle uzayabilecektir. ## Görevli ve Yetkili Mahkemelerin Belirtilmesi Anlaşmalı veya çekişmeli boşanma davalarında her zaman görevli mahkemeler Aile Mahkemeleridir. Ayrıca aile mahkemesi bulunmayan yargı birimlerinde ise bu görev aile mahkemesi sıfatı ile Asliye Hukuk Mahkemelerine aittir. Dava dilekçemizde görevli mahkeme ile ayrıca yetkili mahkemenin belirtilmesi gerekir. Yetkili mahkemelerin bulunduğu yargı birimlerinden davanın açılmak istenmesi halinde ise anlaşmalı boşanma dava dilekçesinin gönderileceği yetkili mahkeme mutlaka belirtilmesi gerekir.  ## Boşanma Nedeni Delilleri İle Belirtilmelidir Anlaşmalı boşanmaların temel dayanağını evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı ve ortak hayatın yeniden her iki eş için kurulmasının mümkün olmadığı oluşturur. Evlilik birlikteliğinin temelinden sarsılmış olduğu anlaşmalı boşanma dava dilekçesinde detaylı ve delilleri ile birlikte gösterilmelidir. Evlilik birlikteliğinin temelinden sarsılmasına Türk Medeni Kanunumuzun 161 – 166 maddeleri arasında yer alan boşanma sebepleri neden olabilecektir. Ancak bu nedenlerin ortak hayatın tekrar kurulmasının mümkün olmadığı ölçüde evlilik birlikteliğini sarmış olması gerektiği unutulmamalıdır.  ## Boşanma Dilekçesi Anlaşmalı Boşanma Protokolü İle Çelişmemelidir Anlaşmalı boşanma davaları daha çok öncesinde hazırlayacağınız protokol üzerine yoğunlaşmaktadır. Bu nedenle dava dilekçesindeki talepleriniz ile protokolde taraflarca imza altına alınan talepler arasında herhangi bir çelişme bulunmamalıdır. Örneğin Anlaşmalı boşanma protokolünde çocuğun velayeti annede kalması yönünde bir anlaşma bulunmasına rağmen, anlaşmalı boşanma dilekçesinde de aynı şekilde talep bulunmalıdır.  ## Boşanmanın Mali Sonuçları Açık ve Net Şekilde Belirtilmelidir Her ne kadar anlaşmalı boşanma protokolünde nafaka, tazminat veya mal paylaşımı gibi boşanmanın mali sonuçları olarak kabul edilen durumlar düzenlenmiş olsa da; Bu hususlar anlaşmalı boşanma dilekçesinde de özetlenmesi gerekir. Ancak yukarıda da belirttiğimiz gibi dava dilekçesi ile protokoldeki hükümlerin çelişmemesine dikkat etmemiz gerekir.  ## Anlaşmalı Boşanma Dilekçesine Eklenmesi Gereken Belgeler - Nüfus kayıt örneği - Anlaşmalı boşanma protokolü - Evlilik cüzdanı örneği - Mal paylaşımına ilişkin belgeler - Mahkeme harç ve giderlerinin yatırıldığına dair dekont - Boşanma davası vekil aracılığı ile açılması halinde vekaletname örneği ## Sıkça Sorulan Sorular S: Anlaşmalı Boşanma Dilekçesini Kim Hazırlar? C: Anlaşmalı boşanma dilekçesi herhangi bir eş tarafından veya her iki eşin davacı sıfatı ile hazırlanması mümkündür. Ancak hukuki belgeler olması ve bir takım hukuki talep ve yükümlülükler içermesi nedeniyle dava dilekçesi ile birlikte anlaşmalı boşana protokolünün bu konuda deneyimli hukukçu boşanma avukatı tarafından hazırlanmasını tavsiye ederiz. S: 1 Yıl Dolmadan Anlaşmalı Boşanma Mümkün Müdür? C: Hayır, anlaşmalı boşanmanın en temel koşulu evlilik birlikteliğinin en az 1 yıl sürmüş olması gerektiğidir. Ancak bu sürelerin altında devam eden evliliklerin zorunlu bir şekilde sürdürülmesi zorunluluğu doğmaz. Evlilik birlikteliği bir yıl altında olması halinde çekişmeli şekilde boşanma davası açılması gerekir. S: Anlaşmalı Boşanma Dilekçesi Tek Taraflı Hazırlanabilir Mi? C: Anlaşmalı boşanmanın gerçekleşebilmesinin en önemli koşulu davanın her iki tarafından açılması veya herhangi bir eşin açmış olduğu davayı diğer eşin kabul etmiş olmasıdır. Her ne kadar anlaşmalı boşanma dava dilekçesinin sadece bir eş tarafından hazırlanarak davanın açılmasının önünde bir engel bulunmasa da; Anlaşmalı boşanma protokolünün her iki eş tarafından hazırlanarak imzalanması gerekir. S: Anlaşmalı Boşanma Dilekçesi Nereye Verilir? C: Boşanma davalarının tümünde görevli mahkemeler Aile Mahkemeleridir. Anlaşmalı boşanma dilekçesi de görevli ve yetkili mahkemelinin bulunduğu hukuk tevzi bürolarına teslim edilir. Örneğin dava açmak isteyen eşin İstanbul / Kartal ilçesinde ikamet etmesi halinde boşanma davası İstanbul Anadolu Adliyesinde açılabilecektir. Bu durumda davacının anlaşmalı boşanma dilekçesi ile ve anlaşmalı boşanma protokolü ile birlikte İstanbul Anadolu Adliyesi hukuk tevzi bürolarına müracaat etmesi gerekir. Dilekçenizi hazırladıktan sonra anlaşmalı boşanma davasını nasıl açacağınızı adım adım öğrenebilirsiniz. S: Anlaşmalı Boşanma Dilekçesi ve Protokolü Birlikte Mi Verilir? C: Yasal bir zorunluluk bulunmasa da; Anlaşmalı boşanma dava dilekçesi ile anlaşmalı boşanma protokolünün birlikte hazırlanması ve birlikte mahkemeye verilmesi daha yararlı olacaktır. Buna karşın herhangi bir eş tarafından anlaşmalı şekilde açılan boşanma davası sonrasında bu protokolün hazırlanarak sonradan mahkemeye ibrazı mümkündür. Ancak her iki belgenin birlikte hazırlanarak mahkemeye sunulması dava sürecini önemli ölçüde kısaltabilecektir. S: Anlaşmalı Boşanma Dilekçesi Nasıl Yazılır? C: Dava dilekçelerinin bilgisayar çıktısı, daktilo veya el yazılması yönünde herhangi bir yasal zorunluluk yoktur. Ancak bilgisayar ortamında hazırlanacak olan dava dilekçelerinin daha okunaklı olması nedeniyle yorumlanması da daha kolaydır. Bu nedenle dilekçemize daha fazla resmiyet kazandırılması açısından her türlü dava dilekçesinin bilgisayar ortamında hazırlanmasının daha uygun olduğunu belirtmek isteriz. S: Anlaşmalı Boşanma Dilekçesinden Sonra İlk Duruşma Ne Zaman Olur? C: Anlaşmalı boşanma dava dilekçesinin mahkemeye ibrazından sonra yaklaşık 15 gün ile 30 gün içerisinde taraflara ilk duruşma günü tebliğ edilmektedir. Bu süreler dava açılan mahkemelerin iş yoğunluklarına göre kısmen uzayabildiği gibi kısalması da mümkündür. --- # Çekişmeli Boşanma Davası Nasıl Açılır? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/cekismeli-bosanma-davasi-nasil-acilir/ Güncelleme: 2026-10-13 Kısa cevap: Çekişmeli boşanma davası, yetkili aile mahkemesine boşanma sebebini ve taleplerinizi içeren bir dava dilekçesi verilip harç ile gider avansı yatırılarak açılır. Yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya son altı aydır birlikte oturulan yerdir. Zina ve hayata kast gibi sebeplerde dava hakkı, öğrenmeden itibaren altı ayda düşebilir. Çekişmeli boşanma davası, yetkili aile mahkemesine verilen dava dilekçesinin harç ve gider avansı yatırılarak kaydedilmesiyle açılır; dava, dilekçenin kaydedildiği tarihte açılmış sayılır.[1] Asıl iş ise dilekçeden önce yapılır: hangi boşanma sebebine dayanacağınıza, dilekçeye hangi talepleri yazacağınıza ve her iddiayı hangi delille ispatlayacağınıza karar vermeniz gerekir. Bu rehber davanın açılış aşamasına odaklanır: sebep seçimi, görevli ve yetkili mahkeme, dilekçenin içeriği, ilk masraflar ve dilekçeler aşamasında kaçırılmaması gereken süreler. Anlaşmalı yolu da kapsayan genel çerçeve için boşanma davası nasıl açılır yazımıza, yargılamanın toplam süresi için çekişmeli boşanma davasının süresi rehberimize bakabilirsiniz. Çekişmeli boşanma davası nasıl açılır? Dava dilekçesi, yetkili mahkeme ve başvuru süreci temel adımlarıyla ele alınır. ## Çekişmeli boşanma davası yoluna ne zaman geçilir? Eşlerden biri boşanmayı kabul etmiyorsa ya da velayet, nafaka, tazminat gibi sonuçlarda uzlaşma yoksa dava çekişmeli açılır. Anlaşmalı boşanma ise evliliğin en az bir yıl sürmüş olmasını ve eşlerin birlikte başvurmasını ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesini gerektirir. Üstelik hâkim, tarafları bizzat dinleyip mali sonuçlara ve çocukların durumuna ilişkin düzenlemeyi uygun bulmak zorundadır.[2] Her konuda anlaşabiliyorsanız anlaşmalı boşanma davası nasıl açılır rehberindeki yol sizin için daha uygun olabilir. Evlilik bir yıldan kısa sürmüşse anlaşmalı boşanma mümkün değildir; eşler her konuda anlaşsa bile dava çekişmeli açılır. Bu durumu 1 yıldan kısa süren evliliklerde boşanma yazımızda ayrıca ele aldık. Çekişmeli başlayan bir dava ise evlilik en az bir yıl sürmüşse ve diğer eş davayı kabul ederse anlaşmalı boşanmaya da dönüşebilir.[2] ## Çekişmeli Boşanma Davasında Boşanma Sebepleri ve Dava Süreleri Kanun boşanma sebeplerini ikiye ayırır: zina, hayata kast, suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme, terk ve akıl hastalığı şeklindeki özel sebepler ile evlilik birliğinin sarsılması şeklindeki genel sebep. Seçtiğiniz sebep yalnızca dilekçenin dayanağını değil, dava açma süresini ve ispat edeceğiniz olguları da belirler.[2] Boşanma sebebiDayanakDava açmadan önce bakılacak süre veya şartZinaTMK m.161Eşin sebebi öğrenmesinden itibaren 6 ay ve her hâlde zina fiilinin üzerinden 5 yıl geçmekle dava hakkı düşer; affeden tarafın dava hakkı yoktur.Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranışTMK m.162Sebebi öğrenmeden itibaren 6 ay ve her hâlde sebebin doğumundan itibaren 5 yıl; affeden tarafın dava hakkı yoktur.Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürmeTMK m.163Kanun süre sınırı koymamıştır; birlikte yaşamanın diğer eşten beklenememesi aranır.TerkTMK m.164Ayrılığın en az 6 ay sürmesi, devam etmesi ve hâkim veya noter ihtarının sonuçsuz kalması gerekir. Ayrılığın dördüncü ayı bitmeden ihtar istenemez; ihtardan sonra 2 ay geçmeden dava açılamaz.Akıl hastalığıTMK m.165Ortak hayatın çekilmez hâle gelmesi ve hastalığın geçmesine olanak bulunmadığının resmî sağlık kurulu raporuyla tespiti.Evlilik birliğinin sarsılmasıTMK m.166/1Ortak hayatın sürdürülmesinin beklenemeyeceği ölçüde temelinden sarsılma; maddede ayrı bir hak düşürücü süre öngörülmemiştir. Özel sebeplerdeki sürelerin kaçırılması, o sebebe dayanma imkânını ortadan kaldırır. Bu yüzden olayı öğrendiğiniz tarihi ve eşinizin davranışını affettiğiniz izlenimi doğurabilecek gelişmeleri baştan not etmeniz gerekir. Uygulamada, özel sebebe dayanan dilekçelerde özel sebep ispatlanamazsa aynı olayların evlilik birliğinin sarsılması bakımından da değerlendirilebilmesi için genel sebebe de yer verildiği görülür. Bu tercih dosyadaki delillere göre yapılmalıdır. Zina iddiasının şartlarını zina nedeniyle boşanma davası rehberimizde ayrıca işledik. ## Eşiniz Boşanmak İstemiyorsa Çekişmeli Boşanma Davası Açılabilir mi? Diğer eşin boşanmaya razı olmaması davayı açmanıza engel değildir; ancak sonucu etkileyebilir. Evlilik birliğinin sarsılması sebebiyle açılan davada davacının kusuru daha ağırsa davalının davaya itiraz hakkı vardır. Bu itiraz hakkın kötüye kullanılması niteliğindeyse ve evliliğin devamında davalı ile çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa, mahkeme yine de boşanmaya karar verebilir.[2] Dava reddedilirse yol tamamen kapanmaz. Boşanma sebeplerinden biriyle açılan davanın reddine karar verilmiş ve bu karar kesinleşmişse, kesinleşmeden itibaren bir yıl geçmesine rağmen ortak hayat yeniden kurulamadıysa evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir.[2] Bu bir yıllık süre, Anayasa Mahkemesinin 12 Şubat 2026 tarihli kararıyla Anayasa'ya aykırı bulunmamıştır; karar 17 Nisan 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.[3] Çekişmeli boşanma davası dilekçesinde mahkeme bilgileri, boşanma sebepleri, vakıalar, deliller ve talepler açıkça belirtilmelidir. ## Çekişmeli Boşanma Davası Nasıl Açılır? Mahkeme, Dilekçe ve İlk Masraflar Çekişmeli boşanma davası nerede açılır sorusunun iki katmanı vardır. Görevli mahkeme aile mahkemesidir; aile mahkemesi kurulamayan yerlerde, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenen asliye hukuk mahkemesi bu davalara bakar.[4] Yetkili mahkeme ise eşlerden birinin yerleşim yeri mahkemesi ya da davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir.[2] Yanlış mahkemede açılan davada görevsizlik veya yetkisizlik kararı verilebilir. Böyle bir kararın kesinleşmesinden ya da tebliğinden itibaren iki hafta içinde dosyanın doğru mahkemeye gönderilmesi talep edilmezse dava açılmamış sayılır.[1] Oturma yeri ve adres konusundaki belirsizlik bu nedenle baştan çözülmelidir. Çekişmeli boşanma dilekçesinde mahkemenin adı, tarafların adı soyadı ve adresleri, davacının T.C. kimlik numarası, dava konusu, iddiaya dayanak olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetleri, her vakıanın hangi delillerle ispat edileceği, dayanılan hukuki sebepler, açık bir talep sonucu ve imza bulunur.[1] Adres, kimlik numarası, talep sonucu ve imza gibi bazı eksikler için hâkim bir haftalık kesin süre verir; süre içinde tamamlanmazsa dava açılmamış sayılır.[1] Vakıaları somut yazmak yalnızca üslup meselesi değildir; kanun, tarafların dayandıkları vakıaları ispata elverişli biçimde somutlaştırmasını ister.[1] "Eşim bana sürekli kötü davrandı" cümlesi bu açıdan zayıf kalır. Olayın tarihi, yeri, kimlerin yanında yaşandığı, hangi söz ya da davranışı içerdiği ve bunu hangi mesajın, raporun veya tanığın doğruladığı yazıldığında mahkeme de karşı taraf da neyin tartışıldığını net görür. Dava açılırken yargılama harçları ile Adalet Bakanlığınca her yıl çıkarılan tarifede belirlenen gider avansı mahkeme veznesine yatırılır. Gider avansının yatırılması ayrıca bir dava şartıdır; avansın yetersiz kaldığı sonradan anlaşılırsa mahkeme iki haftalık kesin süre verir.[1] Boşanma talebi parayla ölçülemediği için kural olarak maktu harca tabidir. 2026 tarifesinde asliye derecesindeki mahkemelerde, dolayısıyla aile mahkemelerinde başvurma harcı 732 TL'dir; tutarlar her yıl yeniden belirlendiğinden dava tarihindeki tarife kontrol edilmelidir.[5] Dilekçeyi kendiniz de verebilir, avukat aracılığıyla da açabilirsiniz; dava ehliyeti bulunan herkes davasını kendisi veya vekili aracılığıyla açabilir ve takip edebilir.[1] Dilekçenin elektronik ortamda verilmesi ve UYAP işlemleri için e-Devlet üzerinden boşanma davası açılabilir mi yazımıza bakabilirsiniz. ## Çekişmeli Boşanma Dilekçesinde Hangi Talepler Yer Almalı? Çekişmeli boşanma dilekçesinde yalnızca boşanma istemek çoğu zaman yeterli olmaz. Dilekçede açıkça yazılması gereken talepler genellikle şunlardır: - Boşanma; dilenirse boşanma yerine ayrılık talebi de ileri sürülebilir. - Çocuk varsa velayet, velayet kendisine bırakılmayan eşin çocukla kişisel ilişkisi ve çocuğun bakım ve eğitim giderlerine katılma. - Dava süresince geçerli olacak tedbir nafakası ve diğer geçici önlemler. - Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz ya da daha az kusurlu eş açısından maddi tazminat; kişilik hakkı saldırıya uğrayan eş açısından manevi tazminat. - Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf için yoksulluk nafakası.[2] Velayetin hangi ölçütlere göre verildiğini çocuğun velayetinin kime verileceği, tazminatın şartlarını boşanmada maddi ve manevi tazminat rehberlerimizde işledik. Unutulan talebi sonradan eklemek kolay değildir. Dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra taraflar iddia ve savunmalarını genişletemez veya değiştiremez; ıslah ve karşı tarafın açık muvafakati hükümleri saklıdır. Islah ise aynı davada yalnızca bir kez ve en geç tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilir.[1] Boşanma kesinleştikten sonra da ayrı bir süre işler: evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.[2] Bu sürelere güvenip talepleri sonraya bırakmak yerine baştan yazmak daha güvenlidir. Yoksulluk nafakası talep edecekseniz güncel bir gelişmeyi bilmeniz gerekir. Anayasa Mahkemesi, 4 Haziran 2026 tarihli kararıyla Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesinin birinci fıkrasındaki "süresiz olarak" ibaresini iptal etti. Karar 30 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlandı ve iptal hükmü yayımından dokuz ay sonra yürürlüğe girecek; yoksulluk nafakası kurumu ise kaldırılmadı.[6] Yürürlük tarihine kadar madde mevcut haliyle uygulanır; sonrasındaki uygulama yasal düzenlemeye ve yargı kararlarına göre şekillenecektir. Nafakanın şartları için yoksulluk nafakasının şartları yazımıza bakabilirsiniz. Mal paylaşımını ayrı düşünmek gerekir. Boşanmaya karar verilirse mal rejimi dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer; tasfiye ise uygulamada ayrı bir dava konusu yapılır.[2] Ev, araç ve birikimlerin nasıl paylaşılacağını boşanmada mal paylaşımı rehberinde anlattık. Karşı tarafın ortak mal üzerinde tasarruf etmesinden endişe ediyorsanız eşin haberi olmadan evin satılıp satılamayacağı sorusuna da göz atın. ## Çekişmeli Boşanma Davasında Dava Sonrası Süreler ve İlk İşlemler Dilekçe davalıya tebliğ edilir ve tebliğ zarfında davalının iki hafta içinde cevap verebileceği belirtilir.[1] Bundan sonrası kısa süreli işlemlerden oluşur. Aşağıdaki tablo, hangi işlemin hangi süreye bağlı olduğunu ve süre kaçırılırsa ne olacağını özetler. İşlemSüre veya kuralKaçırılırsaCevap dilekçesiDava dilekçesinin tebliğinden itibaren 2 hafta; koşulları varsa bir defaya mahsus ek süre istenebilir (HMK m.127).Davalı, davacının ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılır (m.128). Cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gereken ilk itirazlar, örneğin kesin yetki bulunmayan hâllerde yetki itirazı, dinlenmez (m.116–117).Karşı davaCevap dilekçesiyle birlikte ya da esasa cevap süresi içinde ayrı bir dilekçeyle (m.133).Süresinden sonra açılırsa mahkeme davaların ayrılmasına karar verir.Cevaba cevap ve ikinci cevapDavacı cevabın, davalı da davacının cevabının tebliğinden itibaren 2 hafta içinde dilekçe verebilir (m.136).Bu dilekçelerle iddia ve savunma serbestçe genişletilebilir; dilekçeler tamamlandıktan sonra genişletilemez, ıslah ve açık muvafakat hükümleri saklıdır (m.141).Ön inceleme belgeleriÖn inceleme davetiyesinin tebliğinden itibaren 2 haftalık kesin süre; dilekçelerde gösterilen ama henüz sunulmamış belgeler (m.139, m.140/5).İlgili delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılma. Davalı konumundaysanız cevap süresini kaçırmak hem vakıaların inkâr edilmiş sayılmasına hem de ilk itirazların kaybına yol açar. Karşı dava açmayı düşünüyorsanız cevap dilekçesiyle birlikte ya da esasa cevap süresi içinde hareket etmeniz gerekir. Dilekçeler tamamlandıktan sonra mahkeme ön inceleme yapar: dava şartlarını ve ilk itirazları inceler, uyuşmazlık konularını belirler ve delillerin sunulması için gereken işlemleri yürütür. Ön inceleme tamamlanmadan tahkikata geçilemez.[1] ## Çekişmeli Boşanma Davasında Geçici Tedbirler ve Deliller Boşanma davası açılınca hâkim, davanın devamı süresince gerekli olan geçici önlemleri kendiliğinden alır. Eşlerin barınması ve geçimi, malların yönetimi ile çocukların bakım ve korunması bu önlemlerin başında gelir.[2] Delil toplarken iki kural belirleyicidir. Boşanmada hâkim, davanın dayandığı olguların varlığına vicdanen kanaat getirmedikçe bunları ispatlanmış sayamaz; tarafların ikrarı hâkimi bağlamaz, olgular hakkında yemin teklif edilemez ve kanıtlar serbestçe takdir edilir.[2] Öte yandan hukuka aykırı yolla elde edilen deliller, mahkemece bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz.[1] Eşin telefonuna, hesabına veya yazışmalarına izinsiz girilerek ulaşılan veriler bu nedenle delil değerini yitirme riski taşır ve ayrıca hukuki sorun doğurabilir. Delilin hukuka uygun olup olmadığı somut olaya göre değerlendirilir. Dilekçelerde sık gösterilen deliller arasında mesaj ve e-posta yazışmaları, banka kayıtları, sağlık raporları, kolluk veya savcılık belgeleri ve olaya doğrudan şahit olmuş tanıklar bulunur. Duyuma dayanan bir beyan, olayın tarihini ve yerini bilen bir tanığın anlatımına göre daha zayıf kalabilir; değerlendirme hâkimin takdirindedir. ## Çekişmeli Boşanma Dilekçesi Vermeden Önce Kontrol Listesi - Dayanacağınız özel sebep için altı aylık ve beş yıllık süreler geçmedi mi? - Terk iddiasında ayrılık süresi dolmuş, ihtar çekilmiş ve ihtardan sonraki iki ay geçmiş mi? - Velayet, nafaka türleri ve tazminat talepleri dilekçede tek tek yazılı mı? - Her olay tarih, yer ve delil bilgisiyle anlatılmış, tanıkların hangi olaya şahit olduğu belli mi? - Yetkili mahkeme için yerleşim yeri veya son altı aylık ortak oturma yeri net mi? - Kimlik, nüfus kaydı ve delil belgeleri hazır mı? Belge listesi için boşanmak için gerekli evraklar yazımıza bakabilirsiniz. - Harç ve gider avansı dava tarihindeki tarifeye göre hazırlandı mı? Çekişmeli davada dilekçedeki bir eksikliği sonradan gidermek zor olabilir. Sebep, süre ve talepler bu nedenle somut dosyanızdaki olaylarla birlikte, dilekçe verilmeden önce değerlendirilmelidir. Dava sürecinde destek için Kartal boşanma avukatı ekibimizle görüşebilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Çekişmeli boşanma davası hangi mahkemede açılır? C: Aile mahkemesinde açılır; aile mahkemesi bulunmayan yerlerde aile mahkemesi sıfatıyla asliye hukuk mahkemesi bakar. Dava, eşlerden birinin yerleşim yeri mahkemesinde ya da davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yerde açılabilir. Yanlış mahkemede açılırsa dosyanın doğru mahkemeye gönderilmesi iki haftalık sürede istenmelidir. S: Evliliğim bir yıldan kısa sürdüyse çekişmeli boşanma davası açabilir miyim? C: Evet. Bir yıllık evlilik süresi şartı yalnızca anlaşmalı boşanma için aranır. Eşler her konuda anlaşmış olsalar bile bir yıldan kısa süren evliliklerde dava çekişmeli olarak açılır. S: Çekişmeli boşanma davasından önce arabulucuya başvurmak zorunlu mu? C: Hayır. Kanunda boşanma davası için arabulucuya başvuru zorunluluğu öngörülmemiştir. Arabuluculuk Kanunu yalnızca tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri uyuşmazlıklarda uygulanır; aile içi şiddet iddiası içeren uyuşmazlıklar ise arabuluculuğa elverişli değildir. S: Çekişmeli boşanma davasını avukatsız açabilir miyim? C: Evet. Dava ehliyeti olan herkes davasını kendisi açıp takip edebilir. Ancak eksik dilekçe veya kaçırılan cevap ve delil süreleri sonradan telafi edilemeyebileceğinden, özellikle velayet, nafaka ve tazminat talepleri olan dosyalarda hukuki destek almak yararlı olur. S: Cevap dilekçesi vermezsem eşimin iddialarını kabul etmiş sayılır mıyım? C: Hayır. Süresinde cevap vermeyen davalı, davacının dilekçesindeki vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılır. Buna karşın cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gereken yetki itirazı gibi ilk itirazlar dinlenmez. Cevap süresi, dilekçenin tebliğinden itibaren iki haftadır. S: Dilekçeye yazmadığım talebi sonradan ekleyebilir miyim? C: Dilekçeler aşaması tamamlandıktan sonra iddia genişletilemez; ıslah ve karşı tarafın açık muvafakati yolları saklıdır. Islah aynı davada bir kez ve tahkikat sona erene kadar yapılabilir. Bu yüzden tüm talepleri baştan yazmak gerekir. --- # Boşanma Davası Nasıl Açılır? Şartları, Süreci ve Gerekli Belgeler URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/bosanma-davasi-nasil-acilir/ Güncelleme: 2026-10-13 Kısa cevap: Boşanma davası, dava dilekçesinin görevli Aile Mahkemesine sunulması ve harç ile yargılama giderlerinin ödenmesiyle açılır. Önce dava türü belirlenir: eşler boşanmanın tüm sonuçlarında anlaşmışsa anlaşmalı, anlaşamıyorsa çekişmeli boşanma davası açılır. Yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya son altı ay birlikte oturulan yer mahkemesidir. Anlaşmalı boşanma çoğunlukla tek celsede sonuçlanır. Boşanma davası nasıl açılır? Eşlerden birinin veya her iki eşin, Türk Medeni Kanunu'nda öngörülen şartlara uygun olarak hazırlanan dava dilekçesiyle görevli ve yetkili mahkemeye başvurmasıyla boşanma davası açılır. Davanın anlaşmalı veya çekişmeli olması, hazırlanacak belgelerden izlenecek yargılama sürecine kadar birçok konuyu etkiler. Boşanma davası yalnızca evliliğin sona erdirilmesini değil; olayın özelliklerine göre velayet, nafaka, maddi ve manevi tazminat gibi taleplerin de mahkeme tarafından değerlendirilmesini gerektirebilir. Bu nedenle dava açılmadan önce boşanma türünün, boşanma sebebinin ve ileri sürülecek taleplerin belirlenmesi gerekir. ## Boşanma Davası Açmadan Önce Ne Yapılmalı? Boşanma davası açmadan önce davanın anlaşmalı mı yoksa çekişmeli mi olacağı belirlenmeli ve buna göre hukuki hazırlık yapılmalıdır. Öncelikle tarafların boşanma konusunda ve boşanmanın sonuçları üzerinde anlaşma sağlayıp sağlayamadığı değerlendirilir. Buna göre anlaşmalı veya çekişmeli boşanma süreci gündeme gelir. Dava açılmadan önce özellikle aşağıdaki konular değerlendirilmelidir: - Boşanmanın hangi sebebe dayanacağı, - Anlaşmalı boşanma şartlarının bulunup bulunmadığı, - Velayet talebinin olup olmadığı, - Nafaka talepleri, - Maddi ve manevi tazminat talepleri, - Mal rejiminden kaynaklanan talepler, - Sunulabilecek deliller ve tanıklar. Hukuki Uyarı / Saha Notu: Özellikle çekişmeli boşanma davalarında hangi olayların dava konusu yapılacağı ve hangi taleplerin ileri sürüleceği dava dilekçesi hazırlanırken dikkatle belirlenmelidir. Boşanma davası nasıl açılır? ## Anlaşmalı Boşanma Davası Nasıl Açılır? Anlaşmalı boşanma davası, eşlerin boşanma ve boşanmanın hukuki sonuçları üzerinde anlaşması ve Türk Medeni Kanunu'ndaki şartların gerçekleşmesi halinde açılır. Anlaşmalı boşanmanın şartları, protokol ve dava süreci bakımından ayrıntılı bilgi için Anlaşmalı Boşanma Davası Nasıl Açılır? başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz. Anlaşmalı boşanmada eşlerin boşanmanın sonuçları konusunda da anlaşması gerekir. Özellikle ortak çocukların velayeti, çocukla kişisel ilişki, nafaka, tazminat ve mal paylaşımı gibi konuların açık şekilde düzenlenmesi gerekir. Bu anlaşmanın yazılı hale getirilmesi için anlaşmalı boşanma protokolü hazırlanabilir. Protokol ile dava dilekçesinde yer alan taleplerin birbiriyle uyumlu olması gerekir. ## Çekişmeli Boşanma Davası Nasıl Açılır? Çekişmeli boşanma davası, eşlerin boşanma veya velayet, nafaka, tazminat ve benzeri konularda anlaşamaması halinde açılır. Çekişmeli boşanma davasında öncelikle boşanma sebebinin belirlenmesi gerekir. Türk Medeni Kanunu'nda düzenlenen başlıca boşanma sebepleri arasında zina, hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış, suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme, terk, akıl hastalığı ve evlilik birliğinin temelinden sarsılması bulunmaktadır. Her boşanma sebebinin kendine özgü şartları ve ispat kuralları vardır. Örneğin terk nedeniyle boşanma bakımından kanunda ayrıca düzenlenen koşulların gerçekleşmesi gerekir. Çekişmeli boşanma davasının açılması ve yargılama aşamaları hakkında daha ayrıntılı bilgi için Çekişmeli Boşanma Davası Nasıl Açılır? başlıklı yazımıza ulaşabilirsiniz. ## Boşanma Davası İçin Gerekli Belgeler Nelerdir? Boşanma davasında temel belge dava dilekçesidir; davanın türüne ve ileri sürülen taleplere göre protokol, delil belgeleri ve diğer belgeler de dosyaya sunulabilir. Anlaşmalı ve çekişmeli boşanmada gerekli belgeler aynı değildir. Ortak çocuk bulunması, nafaka veya tazminat talep edilmesi ve boşanma sebebine göre hazırlanması gereken belgeler değişebilir. Belgeler konusunda ayrıntılı bilgi için Boşanmak İçin Gerekli Evraklar Nelerdir? başlıklı rehberimizi inceleyebilirsiniz. ## Boşanma Dava Dilekçesi Nasıl Hazırlanır? Boşanma dava dilekçesinde taraf bilgileri, boşanma sebebi, olayların açıklaması, deliller, hukuki sebepler ve mahkemeden istenen sonuç açık şekilde belirtilmelidir. Özellikle çekişmeli boşanmalarda boşanmaya dayanak yapılan olayların somutlaştırılması, delillerin belirtilmesi ve varsa nafaka, velayet veya tazminat taleplerinin açık şekilde ortaya konulması gerekir. Boşanma davası nasıl açılır sorusunun önemli aşamalarından biri olan dava dilekçesinin hazırlanmasında, ileri sürülecek taleplerin ve hukuki dayanakların dosyanın özelliklerine uygun şekilde belirlenmesi gerekir. Dilekçenin nereye verileceği ve başvuru işlemleri hakkında ayrıca Boşanmak İçin Nereye Başvurulur? başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz. Anlaşmalı boşanma dilekçesi için ayrıca Anlaşmalı Boşanma Dilekçesi Örneği başlıklı içeriğimize ulaşabilirsiniz. ## Boşanma Davası Nerede Açılır? Boşanma davalarında görevli mahkeme kural olarak Aile Mahkemesidir; yetkili mahkeme ise Türk Medeni Kanunu'nun 168. maddesindeki kurallara göre belirlenir. Boşanma ve ayrılık davalarında yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya eşlerin dava açılmasından önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir. Boşanma davasının hangi mahkemede ve nereye başvurularak açılacağı hakkında daha ayrıntılı bilgi için Boşanmak İçin Nereye Başvurulur? başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz. Boşanma davalarının görev ve yetki kuralları bakımından temel hukuki düzenlemeler için Türk Medeni Kanunu metnine de ulaşabilirsiniz. ## Boşanma Davası Nasıl Açılır? Boşanma davası, hazırlanmış dava dilekçesi ve gerekli eklerin görevli ve yetkili mahkemeye sunulmasıyla başlatılır. - Davanın anlaşmalı veya çekişmeli olduğunun belirlenmesi, - Boşanma sebebinin ve taleplerin belirlenmesi, - Delillerin değerlendirilmesi, - Dava dilekçesinin hazırlanması, - Görevli ve yetkili mahkemenin belirlenmesi, - Dilekçenin ilgili mahkemeye sunulması, - Gerekli harç ve yargılama giderlerinin ilgili usule göre tamamlanması. Davanın açılmasından sonra dilekçelerin tebliği, cevap dilekçeleri, ön inceleme, tahkikat ve karar aşamaları dosyanın niteliğine göre devam eder. ## e-Devlet Üzerinden Boşanma Davası Açılabilir mi? e-Devlet üzerinden UYAP hizmetlerine erişim ile elektronik ortamda dava açılması aynı işlem değildir. Elektronik ortamda dava açılması ve UYAP Vatandaş Portal üzerinden yapılabilen işlemler konusunda ayrıntılı bilgi için E-Devlet Üzerinden Boşanma Davası Açılabilir Mi? başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz. UYAP'ın vatandaşlara sunduğu hizmetler hakkında güncel ve resmi bilgiye UYAP Vatandaş Portalı üzerinden ulaşabilirsiniz. ## Boşanma Davası Ne Kadar Sürer? Boşanma davasının süresi; davanın anlaşmalı veya çekişmeli olmasına, delillerin kapsamına, tarafların taleplerine ve mahkemenin iş yüküne göre değişir. Anlaşmalı boşanmada tarafların gerekli şartları sağlaması ve mahkemenin anlaşmayı uygun bulması halinde süreç çekişmeli davaya göre daha kısa olabilir. Çekişmeli boşanma davalarında ise tanıkların dinlenmesi, delillerin toplanması, bilirkişi incelemeleri, sosyal inceleme ve tebligat işlemleri gibi faktörler yargılama süresini etkileyebilir. Bu nedenle her boşanma davası için kesin bir sonuçlanma süresi vermek doğru değildir. ## Boşanma Davasının Masrafı Ne Kadardır? Boşanma davasının toplam maliyeti, dosyanın niteliğine ve dava tarihinde geçerli olan harç, gider ve avukatlık ücretlerine göre değişir. Eski yıllara ait sabit rakamlar güncel boşanma davası maliyeti olarak kullanılmamalıdır. Dava tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan harç ve yargılama giderleri ile güncel Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi dikkate alınmalıdır. ## Boşanma Davasında Hangi Haklar Talep Edilebilir? Boşanma davasında olayın özelliklerine göre velayet, çocukla kişisel ilişki, nafaka, maddi ve manevi tazminat ve uygun durumlarda koruyucu veya önleyici tedbirler talep edilebilir. - Velayet, - Çocukla kişisel ilişki kurulması, - Tedbir nafakası, - İştirak nafakası, - Yoksulluk nafakası, - Maddi ve manevi tazminat, - Mal rejiminden kaynaklanan talepler. Bu taleplerin her birinin farklı hukuki şartları bulunmaktadır. Özellikle nafaka, velayet ve mal paylaşımına ilişkin konular ayrıca değerlendirilmelidir. ## Boşanma Davası Açarken Avukat Tutmak Zorunlu mu? Boşanma davasının avukat aracılığıyla açılması zorunlu değildir; kişi davasını kendisi de takip edebilir. Bununla birlikte özellikle çekişmeli boşanmalarda boşanma sebebinin belirlenmesi, delillerin değerlendirilmesi, usul işlemleri ve nafaka, velayet veya tazminat taleplerinin doğru şekilde ileri sürülmesi hukuki bilgi gerektirebilir. İstanbul Anadolu Yakası'nda aile hukuku ve boşanma konusunda hukuki destek almak isteyenler Kartal Aile Hukuku Avukatı sayfamızı inceleyebilir. ## İstanbul ve Anadolu Yakası'nda Boşanma Davası İstanbul'da boşanma davasında görevli ve yetkili mahkemenin belirlenmesi, Türk Medeni Kanunu'nda düzenlenen yetki kuralları çerçevesinde yapılır. Koza Avukatlık, Kartal merkezli olarak İstanbul ve Anadolu Yakası'nda boşanma ve aile hukuku uyuşmazlıklarında hukuki destek sunmaktadır. Kadıköy bölgesindeki boşanma hukuku hizmetleri için Kadıköy Boşanma Avukatı, Pendik bölgesindeki başvurular için Pendik Boşanma Avukatı ve Kartal'daki aile hukuku uyuşmazlıkları için Kartal Aile Hukuku Avukatı sayfalarımızı inceleyebilirsiniz. ## Örnek Olay Eşlerden biri boşanmak istiyor ancak diğer eş boşanmayı kabul etmiyor veya velayet ve nafaka gibi konularda anlaşma sağlanamıyorsa çekişmeli boşanma süreci gündeme gelebilir. Örneğin taraflar boşanma konusunda anlaşmış ancak ortak çocuğun velayeti konusunda anlaşamamışsa yalnızca boşanma iradesinin ortak olması her durumda anlaşmalı boşanma için yeterli olmayabilir. Davanın süresi de bu ayrıma göre değişir. Anlaşmalı boşanmanın süresi çoğu zaman birkaç ayla sınırlı kalırken çekişmeli davanın süresi, tanık dinlenmesi, bilirkişi incelemesi ve istinaf aşamasıyla birlikte yıllara uzayabilir. Buna karşılık tarafların boşanma ve boşanmanın hukuki sonuçları üzerinde gerekli şartlara uygun şekilde anlaşması halinde anlaşmalı boşanma yolu değerlendirilebilir. ## Avukata Danışın Boşanma davasında izlenecek yol; boşanma sebebine, çocukların durumuna, nafaka ve tazminat taleplerine, mal rejimine ve mevcut delillere göre değişebilir. Bu nedenle dava açmadan önce somut olayın bütün yönleriyle değerlendirilmesi yararlı olacaktır. Koza Avukatlık olarak İstanbul ve özellikle Anadolu Yakası'nda boşanma, velayet, nafaka ve diğer aile hukuku uyuşmazlıklarında hukuki destek sunuyoruz. Ayrıntılı bilgi için İstanbul Boşanma Avukatı sayfamızı inceleyebilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Adliyeye Gitmeden Boşanma Davası Açılır Mı? C: Adliyeye gitmeden boşanma davası açılması mümkündür. Bunun için iki farklı seçeneğimiz bulunur. İlki Kartal boşanma avukatına vereceğimiz vekalet sonrasında tüm işlemlerin avukat aracılığı ile yerine getirilmesi şeklindedir. Diğer bir seçeneğimiz ise uyap vatandaş portal aracılığı ile boşanma davasının açılmasıdır. Ancak bu seçeneğin kullanılabilmesi için elektronik imza sahibi olmamız gerekir. S: Boşanma Davasını Kim Açarsa Avantajlı Olur? C: Boşanma davasının ilk olarak hangi eş tarafından açılacağı taraflara herhangi bir hukuki avantaj sağlamaz. Her iki durumda da tarafların dava dilekçesi ile cevap dilekçesinde belirtmiş olduğu hususlar mahkemece etraflı bir şekilde değerlendirilerek bir karara varılır. S: Boşanma Davasını Hangi Eş Açar? C: Bunun için herhangi bir yasal zorunluluk yoktur. Boşama davasını açan eş kadın olabileceği gibi, erkek eşin de boşanma davası açması mümkündür. Ayrıca yukarıda da belirttiğimiz gibi hangi eşin ilk olarak boşanma davası açmış olması taraflara bir avantaj sağlamaz. S: Boşanma Davasında Duruşmalara Katılmak Zorunda Mıyım? C: Boşanma davası öncesinde ve boşanma davası devam ederken tarafların sunmuş olduğu dilekçelerde belirtilen hususların hakim huzurunda tekrar edilmesi esastır. Bu nedenle eşler en az bir kez olsun boşanma davasına katılmaları gerekir. S: Boşanmak İsteyen Birisi İlk Olarak Ne Yapmalı? C: Hukuki destek alarak boşanma davasının açılmak istenmesi halinde öncelikle boşanmak isteyen boşanma avukatına vekalet vermelidir. Boşanma davasının avukat olmaksızın açılmak istenmesi halinde ise yukarıda sıralamış olduğumuz hukuki işlemleri sırasıyla takip etmelidirler. --- # Anlaşmalı Boşanma Davası Nasıl Açılır? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/anlasmali-bosanma-davasi-nasil-acilir/ Güncelleme: 2026-04-16 Kısa cevap: Anlaşmalı boşanma davası açabilmek için evliliğin en az bir yıl sürmüş olması, her iki eşin birlikte dava açması ya da birinin açtığı davayı diğerinin kabul etmesi ve boşanmanın tüm mali sonuçları ile velayet konusunda anlaşmaya varılmış olması gerekir. Protokoldeki hususlar hâkim huzurunda doğrulanır. Koşullar tamamsa dava çoğu zaman tek celsede biter ve 15 gün ile 1 ay içinde sonuçlanır. Şartlardan biri eksikse dava çekişmeli olarak açılmalıdır. Anlaşmalı boşanma davası eşlerin boşanma ve boşanmanın tüm sonuçları üzerinde bir uzlaşıya varmış olmaları halinde açılan bir dava türüdür. Çekişmeli olarak açılan boşanma davalarına göre daha basit bir hukuki sürece tabi olsa da özellikle boşanmanın ferileri nedeniyle bir takım hak kaybına uğramamız mümkün olduğu kadar anlaşmalı boşanma davası sonunda geriye dönüşü oldukça zor yükümlülükler altına da girmemiz söz konusu olabilecektir.  Bu nedenle anlaşmalı boşanma davalarının da diğer boşanma davaları kadar önemli bir süreç olduğunu hatırlatmak isteriz. Öncelikle anlaşmalı boşanma davasının nasıl açılacağı, yasal hak ve olası yükümlülerimiz hakkında bilgi sahibi olmamız gerektiğini düşünüyoruz.  ## Anlaşmalı Boşanma Davasının İlk Aşaması Boşanma davası anlaşmalı bir şekilde açılacak olsa da dava açmadan önce bilmemiz gereken en önemli husus mevcut durumumuzda anlaşmalı boşanma şartlarının oluşup oluşmadığının belirlenmesidir.  ## Anlaşmalı Boşanma Davası Şartları - Evlilik en az 1 yıl süre ile devam etmelidir.  - Her iki eş birlikte dava açmalı veya bir eşin açmış olduğu davayı diğer eşin kabul etmesi gerekir. - Eşler boşanmanın tüm malı sonuçları ile çocuğun velayeti konusunda da anlaşmaya varmış olmaları gerekir.  - Anlaşmalı boşana dava dilekçesi ve anlaşmalı boşanma protokolünde yer alan hususlar eşler tarafından hakim huzurunda doğruluğu beyan edilmelidir.  Bu şartlardan herhangi birisinin oluşmaması halinde boşanma davası çekişmeli olarak açılmalıdır.  ## Anlaşmalı Boşanma Davası Aşamaları Genel olarak anlaşmalı şekilde boşanmak isteyen eşler aşağıdaki aşamalardan geçerek dava sürecini tamamlarlar.  - ## Anlaşmalı Boşanma Protokolünün Hazırlanması Anlaşmalı boşanma protokolünün hazırlanması bir çeşit davaya hazırlık aşaması olduğu gibi bu sürecin en önemli aşamasıdır. Bu protokollerde sadece eşlerin boşanmak istediklerini beyan etmiş olmaları yeterli değildir. Ayrıca her iki eş boşanmanın tüm sonuçları üzerinde de anlaşmaya varmış olmaları gerekir.  Unutmamak gerekir ki herhangi bir çelişki ve hukuki eksikliğin bulunmadığı bir protokol ile çoğu zaman tek celsede boşanmak dahi mümkün hale gelebilir. Eşler bu protokolü çekişmeli boşanma avukatından destek alarak hazırlayabilecekleri gibi kendileri de hazırlayabilirler. Ancak hukuki bir belge olması nedeniyle boşanma avukatı huzurunda hazırlanması daha uygun olacaktır.  Bu protokollerin nasıl hazırlanacağı ve içermesi gereken hukuki bilgiler hakkında daha detaylı bilgilere anlaşmalı boşanma protokolü başlıklı yazımızdan ulaşabilirsiniz. - ## Anlaşmalı Boşanma Dava Dilekçesinin Hazırlanması Sadece protokolün hazırlanmış olması yeterli değildir. Anlaşmalı boşanma dava sürecini başlatabilmemiz için bu doğrultuda ayrıca dava dilekçesi hazırlanmalıdır. Bu aşamada ise dikkat etmemiz gereken en önemli husus dava dilekçesinin, anlaşmalı boşama protokolü doğrultusunda hazırlanması gerektiğidir.  Her iki belge arasında herhangi bir çelişkinin bulunması bu süreci uzatabileceği gibi anlaşmalı şekilde açılan bu davanın çekişmeli boşanma davasına dönüşmesine de zemin hazırlayabilecektir.  - ## Anlaşmalı Boşanma Davasının Açılması Boşanma protokolü ve dava dilekçesinin hazırlanmasında sonra davanın açılış aşamasına geçilir. Davanın ne kadar süreceği ise büyük ölçüde mahkemenin vereceği duruşma gününe bağlıdır. Görevli mahkeme her zaman aile mahkemeleri olup, yetkili mahkeme eşlerden herhangi birisinin ikamet adresi yada her iki eşin 6 ay süre ile ikamet etmiş oldukları yer mahkemesidir. Her iki eş birlikte veya herhangi bir eş bu yetkili mahkemeye başvurarak belirlenen harç ve yargılama giderleri mahkeme veznesine yatırılarak anlaşmalı boşanma davası açılır.  - ## Dava süreci ve Duruşmalar Aile mahkemesi kendisine tevzi edilen dava dosyası ve eklerinin incelenmesinden sonra herhangi bir usuli eksikliğin bulunmadığını tespit edilmesi ile dava dilekçesini taraflara tebliğ ederek ilk duruşma gününü belirler.  Eşlerin duruşma gün ve saatinde hazır bulunarak boşanma protokolünde yer alan hususların doğrulunu beyan etmeleri halinde genellikle tek celsede yani ilk duruşmada anlaşmalı şekilde boşanma mümkün hale gelebilir.  - ## Kararın Kesinleşmesi Boşanma davası anlaşmalı bir şekilde açıldığından tarafların istinaf kanun yoluna başvurmaları sık karşılaşılan bir durum değildir. Bu nedenle kararın tarafları tebliğinden kısa bir süre sonra (ortalama 15 – 20 gün) anlaşmalı boşanma kesinleşerek eşlerin daha önce hazırlayıp imza altına almış oldukları anlaşmalı boşanma protokolünde yer alan hususlar hüküm doğurmaya başlar.  ## Avukatsız Anlaşmalı Boşanma İçin Evraklar Nelerdir? Boşanma davası anlaşmalı bir şekilde açılacak olsa da yine tarafların hazırlamaları gereken bir takım evraklar ve takip etmeleri gereken hukuki işlemler vardır.  - ## Anlaşmalı Boşanma Protokolü Anlaşmalı şekilde açılacak olan boşanma davalarında hazırlamamız gereken en önemli belgelerdir. Eşlerin boşanma iradeleri ile birlikte boşanmanın tüm sonuçları üzerinde anlaşmaya varmış olduğu ve her iki eşin özgür ve hür iradeleri ile imza altına aldıkları bu hukuki belgeler anlaşmalı boşanma protokolleridir.  - ## Anlaşmalı Boşanma Dava Dilekçesi Anlaşmalı boşanma dava dilekçesi yukarıda belirtmiş olduğumuz boşanma protokolünün bir çeşit özetidir. Her iki eş tarafından hazırlanabileceği gibi bir eşin hazırlamış olduğu dava dilekçesini diğer eşin kabul etmesi şeklinde de bu hukuki süreç başlatılabilecektir.  - ## Delillere İlişkin Belgeler Anlaşmalı boşanma davası evlilik birliğinin temelinden sarsılması ile beraber ortak hayatın her iki eş için çekilemez hale gelmesi durumunda açılır. Delilerimizde genellikle bu doğrultuda olmaktadır. Bunun dışında ise;  - Nüfus kayıt örneği - Evlilik cüzdanı fotokopisi - Anlaşmalı boşanma protokolü - İkametgah Gibi belgeler anlaşmalı boşanma dava dilekçesine eklenmesi gereken diğer belgeler arasında yer alır.  ## Anlaşmalı Boşanma Ne Kadar Sürer? Eşler arasında boşanma ve boşanmanın sonuçları üzerinde anlaşmaya varmış olmaları bu hukuki süreci kısaltan en önemli etkendir. Tüm hukuki prosedürlerin eksiksiz bir şekilde yerine getirildiği ve usulüne uygun şekilde hazırlanmış anlaşmalı boşanma protokolü sonrasında eşlerinde duruşma gün ve saatinde hazır bulunmaları koşulu ile anlaşmalı boşanma davaları yaklaşık 15 gün ile 1 ay içerisinde neticelenebilmektedir.  ## Anlaşmalı Boşanma İçin İlk Nereye Başvurulur? Anlaşmalı boşama davasının avukat / vekil aracılığı ile açılmak istenmesi halinde ilk olarak boşanma avukatından destek alınması gerekir. Vekil aracılığı ile açılacak davalarda boşanma protokolü ve devamında boşanma dilekçesi hazırlanarak yetkili ve görevli mahkemelerde anlaşmalı boşanma davası açılır.  Eşler vekil olmaksızın boşanma davası açmak istemeleri halinde ise öncelikle boşanma protokolünü hazırlayıp devamında hazırlayacakları dava dilekçesi ile yetkili Aile Mahkemelerinin bulunduğu yargı biriminde bulunan hukuk tevzi bürolarına bu belgeler ile başvurmaları gerekir.  ## Anlaşmalı Boşanma Davası Çekişmeli Boşanma Davasına Dönüşebilir Mi? Evet, anlaşmalı şekilde açılan boşanma davasının görülmesi sırasında davanın çekişmeli boşanma davasına dönüşmesi mümkündür. Anlaşmalı boşana dava şartlarının sağlanmamış olması, taraflardan herhangi birisinin duruşmalara katılmaması ve dava sırasında eşler arasında uyuşmazlık yaşanması gibi durumlar davanın çekişmeli hale dönüşmesine neden olabilecek başlıca sebepler arasında yer alır.  ## Anlaşmalı Boşanma Davasında Tanık Dinlenir Mi? Gerek görülmesi halinde mahkemece tanık dinlenmesine karar verilebilir. Anlaşmalı boşanma davalarında mahkeme tarafından evlilik birlikteliğinin temelinden sarsıldığı ve ortak hayatın her iki eş için çekilemez hale geldiğinin tespit edilmesi gerekir. Mahkeme bu gerekçeler ile tanık dinleyebilecektir.  Ayrıca eşler velayet konusunda anlaşmış olsalar dahi mahkeme çocuğun üstün yararının tespit edilmesi için tanık dinleme veya sosyal inceleme raporunun alınmasına karar verebilir.  ## Anlaşmalı Boşanmada Tazminat Talep Edilebilir Mi? Dava anlaşmalı olarak açılmış olsa da eşlerin birbirinden nafaka veya tazminat talep etme hakları vardır. Ancak öncelikle bu hususun her iki eş tarafından da kabul edilmesi ve anlaşmalı boşanma protokolü ile resmileştirilmesi ve imza altına alınması gerekir.  ## Anlaşmalı Boşanma Davasından Sonra Mal Paylaşımı Davası Açılabilir Mi? Anlaşmalı boşanma davasının kesinleşmesinden sonra mal paylamışı davası açılabilmesi için eşlerin daha önce düzenlemiş oldukları anlaşmalı boşanma protokolünde mal paylaşımına dair bir anlaşma bulunmaması gerekir. Eşler boşanma protokolünde mal paylaşımı yapmış olmaları ve bu protokolün mahkeme tarafından hüküm altına alınmasından sonra tekrar mal paylamışı yapılması mümkün değildir. Açılan mal paylaşımı davasının daha önce düzenlenmiş olan bu protokol gerekçesi ile reddedilmesi kuvvetle muhtemel bir durumdur.  ## E-Devlet Üzerinden Anlaşmalı Boşanma Davası Nasıl Açılır? UYAP’da (Ulusal Yargı Ağı Projesi) yapılan son güncellemeler ile vatandaş portal aracılığı ile boşanma davasının açılması, icra takibinin başlatılması, cevap dilekçelerinin sunulması gibi birçok işlemi online olarak gerçekleştirme şansına sahip olduk.  Öncelikle e-imza olmaksızın bu işlemlerin tamamlanması mümkün değildir. Dava dilekçesinin UYAP editör programı ile hazırlanması ve imzalanması zorunludur. Elektronik imzaya sahip olmamız halinde UYAP Vatandaş Portal içerisinde dava açılış işlemlerini takip ederek ve yine bu sistem üzerinden mahkeme harç ve yargılama giderlerini online yatırılması ile anlaşmalı boşanma davası açılabilecektir.  ## Eşler Farklı Şehirlerden Anlaşmalı Boşanma Davası Açabilirler Mi? Genel olarak boşanma davalarında yetkili mahkemeler davacı veya davalının yerleşim yerinde bulunan Aile Mahkemeleridir. Şayet eşler anlaşmalı olarak boşanma davası açmak istiyorlarsa bu konuda da anlaşmaya varmış olmaları dava sürecine etki edecektir. Anlaşmalı boşanma davası açmak isteyen eş geçici olarak yetkili mahkemelerin bulunduğu başka bir şehirde bulunması halinde en yakın Adli Yargı biriminden yetkili mahkemeye gönderilmek üzere boşanma davası açabilecektir. Ancak bu hususun mutlaka anlaşmalı boşanma dilekçesinde belirtilmesi gerekir.  ## Anlaşmalı Boşanmada Parayı Kim Öder? Kural olarak herhangi bir dava açılışında hesaplanacak olan mahkeme harç ve yargılama giderleri davacı taraftan peşin olarak tahsil edilir.  Anlaşmalı boşanma protokolünde eşler yargılama giderleri konusunda da bir mutabakata varmış olmaları halinde dava sonunda protokolde yer alan şekilde tüm bu giderler ilgili taraftan davacıya ödenmek üzerin tahsil edilir.  Protokolde bu konuda bir madde bulunmaması halinde ise yine davanın kabul edilmesi durumunda anlaşmalı boşanma için ödenen tüm bu ücretler davacıya ödenmek üzere davalıdan tahsil edilir.  ## Tek Celsede  Anlaşmalı Boşanma Olur Mu? Tüm hukuki işlemlerin eksiksi ve usulüne uygun tamamlanması halinde tek celsede anlaşmalı boşanma mümkündür. Daha öncede belirttiğimiz gibi anlaşmalı boşanma sadece eşlerin boşanma iradelerinden ibaret değildir. Çocuğun velayeti gibi önemli hususlarda bu süreçte mahkeme hakimi tarafından re’sen dikkate alınır.  Eşlerin ortak çocukları bulunması halinde çocuğun üstün yararının belirlenmesi zorunludur. Eşler velayet konusunda da anlaşmaya varmış olsalar dahi mahkeme tarafından bu husus tekrar araştırılır. Bu durumda ise sosyal inceleme raporu, bilirkişi raporu veya sosyal ve ekonomik durum araştırmaları kısmen anlaşmalı boşanma davasını uzatabilecek işlemlerdir.  ## Anlaşmalı Boşanmada Yasal Haklarımız Nelerdir? Çekişmeli boşanma davalarında olduğu gibi anlaşmalı boşanma davalarında da tüm yasal haklarımız Türk Medeni Kanunumuz ile güvence altına alınmıştır. Anlaşmalı da olsa her iki eşin birbirinden aşağıdaki hususlarda talepte bulunma hakları vardır.  - Nafaka talep etme hakkı - Çocuk ile kişisel ilişki kurma hakkı - Mal paylaşımı hakkı - Maddi veya manevi tazminat hakkı ## Anlaşmalı Boşanmada Hakim Nelere Dikkat Eder? - Tarafların serbest iradelerinin bulunup bulunmadığı - Evlilik süresi (anlaşmalı boşanmalarda evlilik en az 1 yıl sürmüş olmalıdır.) - Anlaşmalı boşanma protokolünde yer alan hususlar - Tarafların duruşmada hazır bulunmaları (boşanma iradeleri ve boşanmanın sonuçları hakkında kararın tarafların özgür iradeleri ile verilip verilmediğinin tespiti amacıyla) - Çocuğun üstün yararı  ## Anlaşmalı Boşanma Davasının Giderleri Dava açılırken başvuru harcı ve tebligat gibi masraflar için gider avansı yatırılır. Tutarlar her yıl yeniden belirlendiği için güncel miktarı dava açacağınız adliyenin ön bürosundan öğrenebilirsiniz. Davayı avukat aracılığıyla açacaksanız noterden vekâletname çıkarmanız gerekir. Avukatlık ücreti dosyaya göre belirlenir ve ilk görüşmede yazılı olarak bildirilir.   ## Anlaşmalı Boşanma Davasında Velayet Nasıl Belirlenir? Boşanma avukatı olarak, boşanmanın en önemli sonuçlarından birisinin çocuğun velayeti olduğunu söyleyebiliriz. Eşlerin bu önemli konuda uzlaşmaya varmış olmaları, anlaşmalı boşanmada velayetin belirlenmesinde etkilidir. Ancak mahkeme eşlerin boşanma protokolündeki velayet konusundaki anlaşmaya varmış olmaları ile bağlı değildir. Her durumda çocuğun üstün yararı konusunda etraflı bir araştırma yapılır. Mahkeme hakimi protokolde yer alan hususun aksi yönünde velayet konusunda da bir karar verebilir. Protokolde yer alan anlaşmanın çocuğun üstün yararı ile bağdaştığı kanaatine varılması halinde gerek görmesi halinde genellikle protokol doğrultusunda bir karar verilir.  ## Anlaşmalı Boşanma Davasında Ziynet Eşyaları Nasıl Paylaştırılır? Türk Medeni Kanunumuz ile boşanma davaları konusunda verilmiş yargı kararları ziynet eşyalarının kişisel mal olduğunu kabul etmiştir. Bu ziynet eşyalarının sahibi kadın veya erkek bu takıların mal paylaşımına konu yapılmamasını talep edebilir.  Anlaşmalı boşanma protokolünde aksine bir uzlaşma bulunmaması halinde boşanma sonrası bu takılar hangi eşe ait ise o eşte kalabilecektir. Ancak çoğunlukla düğün takıları olarak gerçekleşen ziynet eşyaları her iki eşin karşılıklı anlaşmaları ile mal paylaşımına konu yapılabilir. Boşanma protokolünde bu hususta bir anlaşma bulunmaması halinde ziynet eşyalarının sahibi olmayan diğer eş bu takılar üzerinde bir hak iddiasında bulunamaz.  ## Anlaşmalı Boşanma Davasında Mal Paylaşımı Nasıl Yapılır? Türk Medeni Kanunumuzda kabul görmüş yasal mal rejimimiz edinilmiş mallara katılma rejimidir. Eşler boşanma protokolü ile farklı bir mal rejimine göre mal paylaşımı yapabilirler. Ayrıca her iki eş bu protokol ile kendi belirleyecekleri şekilde bir mal paylaşımı yapmaları da mümkündür. Anlaşmalı boşanma davalarında yasal mal rejimi dışında bir paylaşım yapılmak istenmesi halinde tüm mallar detaylı bir şekilde protokolde belirtilerek paylaşımın nasıl yapılacağı düzenlenmelidir.  ## Anlaşmalı Boşanma Davası Nerede Açılır? Bütün boşanma davalarında ve diğer aile hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklarda görevli mahkemeler Aile Mahkemeleridir. Davanın uzamaması için ve daha hızlı sonuçlanabilmesi için yetkili mahkemenin belirlenmesi önemlidir. Davacı eş kendi ikamet adresinde bulunan yargı birimlerinde davayı açabileceği gibi, davalının ikametinin bulunduğu yer Aile Mahkemelerinde de davayı açabilme hakkına sahiptir. Son olarak ise davacı boşanmak istenilen eş ile son olarak ve en az 6 ay süre ile birlikte ikamet etmiş oldukları yer aile mahkemesinde boşanma davasını açabilir. Yetki ve görev bakımından anlaşmalı veya çekişmeli boşanma davası konusunda bir ayrım yapılmamıştır.  ## Anlaşmalı Boşanma Davası Reddedilir Mi? Özellikle yazımızın başında belirtmiş olduğumuz anlaşmalı boşanma davası şartları oluşmaması halinde davanın reddi mümkündür. Örneğin en temel şart olan en az bir yıllık evlilik süresinin bulunmamasına rağmen eşler anlaşmalı boşanma talep etmiş olmaları halinde bu koşul karşılanmamış olması nedeniyle davanın reddine karar verilir.  Bir yılın altında süren evliliklerin sona erdirilmesi için dava çekişmeli olarak açılır. Bu konuda daha detaylı bilgilere “Çekişmeli Boşanma Davası Nasıl Açılır?” başlıklı yazımız ile ulaşabilirsiniz.  ## Anlaşmalı Boşanma Davası Açarken Sık Yapılan Hatalar SIK YAPILAN HATALAR SONUÇ Protokolü eksik veya belirsiz hazırlamak Dava uzar veya hakim kabul etmez Protokol ile dava dilekçesi arasında çelişki bulunması Anlaşmalı boşanma davası çekişmeli boşanma davasına dönüşebilir Velayet ve nafaka konularını açık yazmamak Hakimin müdahalesine yol açar Çocuk ile kişisel ilişkilerin düzenlenmemesi Velayet talebinin redderilmesine sebebiyet verebilecektir Mal paylaşımını net belirlememek Sonradan yeni dava açılabilir Taraflardan birinin duruşmaya katılmaması Dava reddedilebilir veya uzayabilir Yanlış veya eksik dilekçe hazırlamak Usulden gecikme yaşanır   İlgili konularda ayrıntılı bilgi: kişisel mal sayılan değerler. İlgili konularda ayrıntılı bilgi: boşanma davası açmanın genel süreci. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Anlaşmalı Boşanma Davasına İki Tarafta Gitmezse Ne Olur? C: Anlaşmalı boşanma davasında tarafların beyanlarının alınması zorunludur. Eşlerden birisinin duruşmaya katılmaması halinde anlaşmalı şekilde açılan boşanma davası çekişmeli boşanma davasına dönüşebilir. Her iki eşin de duruşmalara katılmaması halinde ise boşanma davasından feragat edilmiş olduğu sonucu doğarak dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir. S: Anlaşmalı Boşanma Davasında Avukat Zorunlu Mu? C: Herhangi bir davanın açılması veya dava aşamalarının takibinin vekil (avukat) aracılığı gerçekleştirilmesi zorunlu değildir. Eşler dilerlerse kendileri bu davaları açabileceklerdir. Buna karşın boşanma davaları anlaşmalı olarak da açılmış olsa da; Özellikle anlaşmalı boşanma protokolünün hazırlanması ve boşanma dava dilekçesinin hazırlanması belirli bir hukuki bilgi ve deneyim gerektirmesi nedeniyle tüm bu sürecin boşanma avukatı aracılığı ile yürütülmesi sürecin daha hukuki ilerlemesine imkan tanıyacaktır. S: Anlaşmalı Boşanma Davası Tek Celsede Biter Mi? C: Eşlerin evlilik birlikteliğinden kaynaklanan tüm konularda anlaşmayı varmış olmaları ve bu hususları protokol ile imza altına almaları halinde sıklıkla anlaşmalı boşanma davaları tek celsede sonuçlanabilmektedir. Ancak unutmamak gerekir ki; Boşanmanın anlaşmalı şekilde sonuçlanabilmesi için eşlerin tüm bu iradelerini aynı şekilde hakim huzurunda tekrar etmeleri yani yapılacak olan duruşmalara katılmaları gerekir. S: Anlaşmalı Boşanma Dilekçesi Nasıl Hazırlanır? C: Anlaşmalı boşanma dilekçesi hazırlamadan önce mutlaka eşlerin boşanma ve boşanmanın tüm sonuçları üzerinde mutabakata varmış oldukları hususunda anlaşmalı boşanma protokolü hazırlanması gerekir. Anlaşmalı boşanma dilekçesi de hazırlanırken genel olarak bu protokolde yer alan hususlar dikkate alınır. Önemli bir hukuki belge olması nedeniyle anlaşmalı boşanma dava dilekçesi ve protokollerin nasıl hazırlanacağı konusuna ayrıca değinmekte yarar görüyoruz. Dilerseniz bu konuda daha detaylı bilgilere anlaşmalı boşanma dilekçesi başlıklı yazımızdan ulaşabilirsiniz. S: Anlaşmalı Boşanma Davasından Vazgeçme C: Kararın kesinleşmesi aşamasına kadar taraflar anlaşmalı boşanma davasından vazgeçebilirler. Bu vazgeçme eşlerin davanın görüldüğü mahkemeye yazılı şekilde yapılabileceği gibi, eşler duruşma esnasında da bu iradelerini hakim huzurunda beyan edebilirler. S: Anlaşmalı Boşanmada Nafaka Nasıl Belirlenir? C: Anlaşmalı boşanma davasında nafakanın belirlenmesinde eşlerin bu konudaki kararları etkilidir. Herhangi bir eşin diğer eş lehine ödeyeceği nafaka miktarı protokolün mahkeme tarafından onaylanması halinde aynen geçerli olur. S: Tek Taraflı Anlaşmalı Boşanma Davası Nasıl Açılır? C: Çekişmeli boşanmaların aksine anlaşmalı boşanma davalarının tek taraflı açılması mümkün değildir. Bu durumun tek istisnası ise herhangi bir eş tarafından açılan boşanma davasının diğer eş tarafından kabul edilmesidir. Anlaşmalı bir şekilde bir eşin açmış olduğu boşanma davasını diğer eşin kabul etmemesi halinde dava çekişmeli olarak görülür. --- # Maltepe Ceza Avukatı URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/maltepe-ceza-avukati/ Güncelleme: 2026-04-14 Kısa cevap: Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Maltepe'deki ceza soruşturma ve kovuşturmalarında sanık müdafiliği ve mağdur vekilliği hizmeti verir. Av. Fatma Umay Bayrak ve Av. Büşra Onay Oğurcu, gözaltı ve ifade aşamasından istinaf ve temyize kadar süreci yürütür. Büro Cevizli, Kepez Sk. No:7 Kat:4 Daire:9, 34865 Kartal/İstanbul adresindedir; Maltepe dosyaları Maltepe Adliyesi ve İstanbul Anadolu yakası mahkemelerinde takip edilir. Maltepe'de yaşayan bireyler için cezai suçlamalar; özgürlük, kariyer ve itibar üzerinde son derece ağır ve kalıcı sonuçlar doğurabilen hukuki krizlerdir. Gözaltı, sorgu, tutukluluk ve mahkeme aşamalarının her birinde yapılan bir hata; davanın seyrini telafi edilemez biçimde etkileyebilmektedir. İster sanık ister mağdur konumunda olsun, ceza yargılamasının karmaşık yapısında haklarınızı en yüksek standartta savunmak için deneyimli ve güvenilir bir ceza avukatına ihtiyaç duyulmaktadır. Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal Ceza Avukatı kadrosuyla Maltepe'deki ceza davalarının her boyutunda müvekkillerine güçlü, koruyucu ve sonuç odaklı hukuki temsil sunmaktadır. Av. Fatma Umay Bayrak ve Av. Büşra Onay Oğurcu önderliğindeki büromuz; İstanbul Anadolu yakasının tüm adliyelerindeki aktif deneyimiyle gözaltı anından kararın kesinleşmesine uzanan süreçte müvekkilinin yanında yer almaktadır. ## Maltepe Ceza Avukatı Nedir, Hangi Davalara Bakar? Ceza avukatı; Türk Ceza Kanunu (TCK) ve Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) kapsamındaki suçlamalarda sanığı ya da mağduru temsil eden, gözaltı ve sorgu süreçlerinden başlayarak iddianame, duruşma ve kanun yolları aşamalarında hukuki savunma yürüten uzman avukattır. Ceza hukuku; bireyin özgürlüğü doğrudan tehdit eden davalar içerdiğinden bu alandaki avukatlık hizmeti; diğer hukuk dallarına kıyasla çok daha kritik bir önem taşımaktadır. Maltepe'de ceza avukatları başlıca şu konularda hizmet vermektedir: gözaltı ve tutukluluk süreçlerinde acil hukuki destek, sorgu ve ifade aşamasında temsil, savcılık soruşturmasında müdafi sıfatıyla savunma, iddianame düzenlenmesine itiraz ve iddianame içeriğinin denetlenmesi, kasten yaralama, adam öldürme ve trafik suçlarında savunma, hırsızlık ve yağma davalarında temsil, uyuşturucu suçu savunması, dolandırıcılık ve sahtecilik davalarında müvekkil temsili, cinsel suçlar ve bilişim suçlarında savunma ile ceza davalarında istinaf ve temyiz aşamaları. Koza Avukatlık tüm bu alanlarda güncel TCK ve CMK bilgisiyle müvekkillerine etkin temsil sunmaktadır. ## Ceza Hukuku Kapsamında Verilen Hizmetler Nelerdir? Koza Avukatlık; ceza hukuku alanında gözaltı anından kararın kesinleşmesine uzanan sürecin tamamını kapsayan bir hizmet yelpazesi sunmaktadır. Gözaltında acil avukat desteği ve ilk ifade hazırlığından tutukluluğa itiraz ve adli kontrol talebine; savcılık soruşturmasında müdafi sıfatıyla aktif katılımdan iddianame karşı görüşüne; duruşma savunmasından delil sunumuna ve tanık sorgusuna; bilirkişi raporlarına itirazdan ceza miktarının belirlenmesi aşamasına kadar her adım büromuz tarafından titizlikle yönetilmektedir. Mağdur tarafında ise suç duyurusu dilekçesinin hazırlanması, soruşturma sürecinin takibi, müdahil sıfatıyla davaya katılım ve maddi-manevi tazminat talepleri de büromuzun aktif hizmet verdiği alanlar arasındadır. Koza Avukatlık, müvekkilin sanık mı yoksa mağdur mu olduğundan bağımsız olarak sürece en erken aşamada dahil olarak sonuca en hızlı ve etkin biçimde ulaşmaktadır. ## Maltepe'de En İyi Ceza Avukatı Nasıl Seçilir? Ceza davalarında avukat seçimi; hukuki sürecin belki de en kritik kararlarından birini oluşturmaktadır. Doğru avukat; özgürlüğün korunması, suçlamanın hafifletilmesi ya da beraatin sağlanması açısından belirleyici farkı yaratmaktadır. Bu nedenle Maltepe'de en iyi ceza avukatını bulmak; belirli ölçütlere dayalı, bilinçli bir tercih gerektirmektedir. ## Maltepe'de En İyi Ceza Avukatı Seçerken Dikkat Edilmesi Gerekenler İstanbul Ceza avukatı seçiminde şu ölçütlere dikkat edilmesi önerilmektedir: ceza hukukuna özgü fiilî mahkeme deneyimi, TCK ve CMK mevzuatına güncel hâkimiyet, Maltepe ve İstanbul Anadolu yakasındaki ceza mahkemelerindeki aktif pratik, gözaltı anında hızlı müdahale kapasitesi ve müvekkiliyle açık, anlaşılır iletişim kurma becerisi. Ayrıca delil analizi kapasitesi, tutukluluk itirazındaki başarı oranı ve suçlamanın azaltılması ya da beraatle sonuçlanan davalar; seçim sürecinde göz önünde bulundurulması gereken somut göstergelerdir. İlk görüşmede suçlamanın hukuki niteliğini, savunma seçeneklerini ve davanın olası sonuçlarını gerçekçi biçimde paylaşan avukat; güvenilir tercih işaretidir. Koza Avukatlık, ilk görüşmede dosyanın bütününü değerlendirerek müvekkile sürece özgü kapsamlı bir savunma analizi sunmaktadır. ## Ceza Davalarında Deneyimin Önemi Ceza davalarında deneyim; yalnızca kanun metinlerini bilmekten çok daha fazlasını ifade etmektedir. Mahkeme salonundaki savunma pratiği, hâkim ve savcı eğilimlerini okuma becerisi, delil hukuku uygulamalarına hâkimiyet ve tutukluluk itirazlarında güçlü argüman geliştirme kapasitesi; deneyimin somut yansımaları olarak öne çıkmaktadır. Koza Avukatlık, ceza hukukunda kazanılmış bu deneyimi her müvekkil için farklılaştırıcı bir savunma kalitesine dönüştürmektedir. Maltepe ve İstanbul Anadolu yakasındaki ağır ceza mahkemelerinde sergilenen aktif pratik; yerel yargı dinamiklerine hâkimiyetin sağladığı stratejik avantajı her davada etkin biçimde kullanmamıza olanak tanımaktadır. ## Maltepe Ceza Avukatı Tavsiye ve Danışmanlık Süreci Ceza suçlamasıyla karşılaşıldığında ya da gözaltı ihbarı alındığında hangi adımların atılacağını bilmek; sürecin seyrini başından olumlu etkilemektedir. Koza Avukatlık, danışmanlık arayan müvekkillerine yapılandırılmış ve şeffaf bir süreç sunmaktadır. ## Maltepe Ceza Avukatı Tavsiye Arayanlar İçin Doğru Yöntemler Ceza avukatı arayanların izlemesi gereken en sağlıklı yol şu adımları kapsamaktadır: gözaltı ya da ifade çağrısı alındığında avukat talep etmeden hiçbir beyan vermemek, ardından hızla bir ceza avukatıyla iletişime geçmek ve suçlamanın içeriğini, mevcut delil durumunu ve sürecin olası sonuçlarını avukatla birlikte değerlendirmektir. Koza Avukatlık ilk görüşmede savunma seçeneklerini, süreç uzunluğunu ve maliyet çerçevesini gerçekçi biçimde paylaşarak müvekkilin bilinçli bir karar almasına zemin hazırlamaktadır. Müvekkile yakın kişiler aracılığıyla alınan tavsiyeler değerli olmakla birlikte; her ceza davası kendine özgü delil seti ve strateji gerektirmektedir. Bu nedenle deneyimli ceza avukatıyla doğrudan ve kişisel bir değerlendirme yapılması; en doğru ve güvenilir yöntemdir. ## Ceza Davalarında Strateji Belirleme Süreci Koza Avukatlık, ceza davalarında strateji belirleme sürecini şu aşamalarda yürütmektedir: önce dosyadaki tüm delillerin ve savcılık iddialarının kapsamlı analizi, ardından suçlamanın hukuki nitelendirilmesinin sorgulanması (daha hafif bir suç kategorisine indirilip indirilemeyeceğinin değerlendirilmesi), akabinde delil hukukuna aykırılıkların tespiti (hukuka aykırı delillerin dışlanması talebi), tutukluluk ya da adli kontrol stratejisinin belirlenmesi ve son olarak duruşma savunmasının kapsamlı biçimde hazırlanması. Bu yapılandırılmış yaklaşım; her aşamada savunma pozisyonunu güçlendirerek en avantajlı sonuca ulaşmayı hedeflemektedir. ## Maltepe Ceza Avukatı Ücretleri 2026 Ceza avukatı ücretleri; suçlamanın ağırlığına, davanın süresine ve büronun deneyim düzeyine göre değişmektedir. Türkiye Barolar Birliği asgari ücret tarifesi tüm ceza davaları için yasal alt sınırı oluşturmaktadır. Koza Avukatlık, ücretlendirme konusunda tam şeffaflık politikası benimsemekte ve müvekkile ilk görüşmede net bir maliyet çerçevesi sunmaktadır. ## Maltepe'de Ceza Avukatı Ücretleri Neye Göre Belirlenir? Ceza avukatı ücretini belirleyen başlıca faktörler şunlardır: suçlamanın niteliği (basit suç mu ağır ceza mahkemesi davası mı), davanın süresi ve duruşma sayısı, soruşturma aşamasından mı yoksa kovuşturma aşamasından mı itibaren temsil alındığı, tutukluluğun söz konusu olup olmadığı ve istinaf ya da temyiz aşamalarının kapsama dahil edilip edilmediği. Ağır ceza mahkemelerinde görülen ve uzun yargılama süreci gerektiren davalar; daha kapsamlı bir emek ve uzmanlık gerektirdiğinden buna göre ücretlendirilmektedir. Hizmet TürüÜcret YapısıNotlarGözaltı / sorgu aşaması temsiliSabit ücretBaro tarifesi geçerliTutukluluk sorgusu ve itirazıSabit ücretAyrıca belirlenirCeza davası (soruşturmadan karara)Dava kapsamına göreİlk görüşmede netleşirİstinaf aşaması temsiliSabit veya kapsama göreBaro tarifesi geçerliMağdur temsili ve tazminat davasıDava değerine göreBaro tarifesi geçerli ## Maltepe'de Görülen Ceza Davaları Nelerdir? Maltepe; İstanbul'un yoğun nüfuslu ilçelerinden biri olarak çeşitli suç kategorilerinde ceza davalarına ev sahipliği yapmaktadır. Her dava türünün kendine özgü delil yapısı, savunma stratejisi ve yaptırım rejimi mevcuttur. Koza Avukatlık aşağıdaki kategorilerin tamamında deneyimli ve aktif temsil sunmaktadır. ## Kasten Yaralama, Adam Öldürme ve Şiddet Suçları Kasten yaralama (TCK m.86-87) ve kasten adam öldürme (TCK m.81-82) suçlamaları; ceza hukukunun en ağır yaptırımlar öngördüğü kategoriler arasındadır. Kasten yaralamanın basit ya da ağır nitelikte olup olmadığı, neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama halleri ve adam öldürmede nitelikli haller; savunmanın belirleyici eksenlerini oluşturmaktadır. Koza Avukatlık bu davalarda olay yeri incelemesi, adli tıp raporları ve tanık beyanlarını bütünlüklü analiz ederek güçlü bir savunma yürütmektedir. ## Hırsızlık ve Yağma Suçları Hırsızlık (TCK m.141-142) ve yağma (TCK m.148-149) suçlamaları; Maltepe'de sıkça görülen ceza davaları arasında yer almaktadır. Suçun nitelikli hal kapsamına girip girmediğinin tespiti, kimlik teşhisinin güvenilirliği ve kamera görüntülerinin delil değeri; bu davalardaki savunmanın kritik eksenlerini oluşturmaktadır. Koza Avukatlık hırsızlık ve yağma davalarında nitelikli hal itirazını ve delil hukuku argümanlarını etkin biçimde kullanmaktadır. ## Uyuşturucu Suçları Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (TCK m.188) ile kullanım amacıyla bulundurma (TCK m.191) suçlamaları; birbirinden çok farklı ceza rejimlerine tabidir. Ticaret suçlaması yerine kullanım suçlamasının esas alınması; cezayı dramatik biçimde düşürmektedir. Koza Avukatlık bu kritik ayrımı tüm argümanlarıyla mahkemede güçlü biçimde savunmakta; ayrıca denetimli serbestlik ve etkin pişmanlık kurumlarını da müvekkil lehine değerlendirmektedir. ## Dolandırıcılık ve Sahtecilik Suçları Dolandırıcılık (TCK m.157-158) ve belgede sahtecilik suçları; hem hukuki hem teknik delil gerektiren karmaşık ceza davaları olarak öne çıkmaktadır. Kastın yokluğunun ispatı, ticari anlaşmazlığın cezai yola taşınmış olduğunun ortaya konulması ve dijital delillerin doğru değerlendirilmesi; bu davalardaki savunmanın temel direklerini oluşturmaktadır. Koza Avukatlık dolandırıcılık davalarında delil setinin tamamını analiz ederek en güçlü savunma stratejisini oluşturmaktadır. ## Ceza Davası Süreci Nasıl İşler? Ceza davası süreci; ihbar ya da suçüstü ile başlayan soruşturma aşamasından kovuşturma, yargılama ve kanun yolları aşamalarına uzanan çok basamaklı bir yapıya sahiptir. Her aşamanın kendine özgü yasal süreleri, usul kuralları ve hakları mevcuttur. Sürecin herhangi bir aşamasında yapılan hata; sonucu kalıcı olarak olumsuz etkileyebilmektedir. ## Maltepe Adliyesi'nde Ceza Davası Süreci Maltepe sınırları içinde işlenen suçlar; Maltepe Cumhuriyet Savcılığı tarafından soruşturulmakta ve Maltepe Asliye Ceza Mahkemesi ile Maltepe Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanmaktadır. İstinaf aşamasında ise İstanbul Anadolu Bölge Adliye Mahkemesi devreye girmektedir. Koza Avukatlık, Maltepe Adliyesi'ndeki aktif deneyimiyle mahkeme takvimini, savcılık uygulamalarını ve yerel yargı pratiklerini yakından takip etmektedir. Bu bilgi; savunma stratejisinin yerel gerçeklikle örtüşmesi ve duruşma hazırlığının doğru biçimde yapılması açısından somut avantaj sağlamaktadır. ## Maltepe'de Ceza Avukatı ile Çalışmanın Avantajları Ceza davalarında avukatsız ya da deneyimsiz bir temsille hareket etmek; özellikle ağır suçlamalarda telafi edilemez sonuçlara yol açabilmektedir. Koza Avukatlık ile çalışmanın somut avantajları şunlardır: gözaltı anından itibaren susma ve avukat hakkının bilinçli kullanımıyla erken aşamada hak kaybının önlenmesi, delil hukuku ihlallerinin tespit edilerek hukuka aykırı delillerin dışlanması talebi, tutukluluk yerine adli kontrol kararı için güçlü argümanların sunulması, suçlamanın daha hafif bir kategori olarak nitelendirilmesi çabaları ve yargılama sürecinin başından sonuna kadar tek elden yönetilmesi. Bu bütünleşik yaklaşım; savunmanın her aşamada tutarlı ve güçlü kalmasını sağlamaktadır. ## Maltepe Ceza Avukatı ile Hemen İletişime Geçin Ceza suçlamalarında her saat kritiktir. Gözaltı, sorgu çağrısı ya da suçlama haberinin alınmasının ardından avukata en kısa sürede ulaşmak; hem o anki durumun yönetilmesi hem de uzun vadeli savunma stratejisinin doğru kurulması açısından belirleyici önem taşımaktadır. Koza Avukatlık, acil ceza davalarında mesai saatleri dışında da ulaşılabilir olmakta ve ilk görüşmeyi ücretsiz gerçekleştirmektedir. ## Hızlı Hukuki Destek ve Danışmanlık Koza Avukatlık; telefon, WhatsApp ve e-posta kanallarıyla her an erişilebilir konumdadır. İlk görüşmede müvekkil; suçlamanın hukuki niteliğini, olası savunma argümanlarını, süreç uzunluğunu ve maliyet yapısını ayrıntılı biçimde öğrenmektedir. Hukuki belirsizliğin en kısa sürede giderilmesi; hem müvekkilin psikolojik rahatlığına hem de savunmanın güçlü temeller üzerine kurulmasına katkı sağlamaktadır. Gözaltı gibi acil durumlarda büromuz anında devreye girerek müvekkilin haklarının korunmasını sağlamaktadır. ## Maltepe Bölgesinde Yerinde Hizmet Avantajı Büromuz Cevizli Mah. Kepez Sk. No:7 Kat:4 Kartal/İstanbul adresinde, Maltepe Adliyesi'ne yakın konumda hizmet vermektedir. Maltepe, Kartal ve İstanbul Anadolu yakasındaki tüm ceza mahkemelerinde aktif temsil kapasitemiz; müvekkillerimize hem coğrafi erişim kolaylığı hem de yerel yargı dinamiklerine hâkimiyet avantajı sunmaktadır. Her duruşma öncesi yüz yüze hazırlık görüşmesi gerçekleştirerek müvekkili sürece tam anlamıyla hazır hâle getirmekteyiz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Maltepe ceza avukatı ücretleri ne kadar? C: Ceza avukatı ücretleri; suçlamanın niteliğine, davanın süresine ve sürecin kapsamına göre değişmektedir. Türkiye Barolar Birliği asgari ücret tarifesi yasal alt sınırı oluşturmaktadır. Koza Avukatlık ilk görüşmede dosyaya özgü ücret çerçevesini şeffaf biçimde paylaşmaktadır. İlk görüşme ücretsizdir. S: Maltepe en iyi ceza avukatı nasıl bulunur? C: Ceza hukukuna özgü gerçek mahkeme deneyimi, Maltepe ve İstanbul Anadolu yakası adliyelerindeki aktif pratik ve müvekkiliyle açık iletişim kuran avukat; doğru tercih işaretidir. Koza Avukatlık bu ölçütlerin tamamını karşılayan, bölgede köklü deneyime sahip bir bürodur. S: Ceza davası ne kadar sürer? C: Suçlamanın niteliğine ve mahkemenin iş yoğunluğuna göre birkaç aydan birkaç yıla kadar uzayabilmektedir. Ağır ceza mahkemelerinde görülen davalar genellikle daha uzun sürmektedir. Koza Avukatlık süreci hızlandırmak için gerekli tüm usul adımlarını etkin biçimde atmaktadır. S: Gözaltına alındım, ilk ne yapmalıyım? C: Avukat talep etmeden hiçbir ifade vermeyin; bu anayasal hakkınızdır. Ardından hemen Koza Avukatlık'la iletişime geçin. Büromuz gözaltı ihbarını aldığında anında devreye girerek haklarınızı koruma altına almaktadır. S: Maltepe ceza avukatı tavsiye nasıl alınır? C: Büromuzla telefon (+90 538 980 49 46 / +90 535 924 18 52), WhatsApp veya iletisim@kozaavukatlik.com adresi üzerinden iletişime geçerek ücretsiz ilk görüşme talep edebilirsiniz. Dosyanız en kısa sürede değerlendirilerek size özel savunma yol haritası sunulmaktadır. --- # Kartal Miras Avukatı URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/kartal-miras-avukati/ Güncelleme: 2026-04-14 Kısa cevap: Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal'da veraset ilamı alınması, tereke tespiti, muris muvazaası nedeniyle tapu iptali ve tescil, tenkis, vasiyetname düzenlenmesi ve iptali ile ortaklığın giderilmesi davalarında hizmet verir. Miras davaları türüne göre Kartal Sulh Hukuk veya Asliye Hukuk Mahkemesinde görülür. Büro Cevizli, Kepez Sk. No:7 Kat:4 Daire:9, 34865 Kartal/İstanbul adresinde, Kartal Adliyesine yakın konumdadır. Kartal'da yaşayan bireyler için miras uyuşmazlıkları; yakın kaybının getirdiği ağır duygusal yükün yanı sıra hukuki süreçlerin karmaşıklığıyla da mücadele etmeyi gerektiren zorlu bir deneyimdir. Miras bırakanın ardında bıraktığı taşınmazlar, banka hesapları, şirket payları ve diğer varlıkların mirasçılara eksiksiz ve adil biçimde intikal etmesi; titiz bir hukuki yönetimi zorunlu kılmaktadır. Mirasçılar arasındaki tapu anlaşmazlıkları, saklı payın çiğnenmesi, vasiyetnamenin iptali ve haksız mal devirleri gibi uyuşmazlıklar; Kartal mahkemelerinde en sık görülen dava türleri arasında yer almaktadır. Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal Avukat kadrosuyla miras davalarının her boyutunda müvekkillerine kapsamlı, güvenilir ve sonuç odaklı hukuki destek sunmaktadır. Av. Fatma Umay Bayrak ve Av. Büşra Onay Oğurcu önderliğindeki büromuz; Kartal Sulh Hukuk ve Asliye Hukuk Mahkemelerindeki aktif deneyimiyle her miras uyuşmazlığına özgü strateji geliştirmektedir. ## Kartal Miras Avukatı Nedir, Hangi Davalara Bakar? Miras avukatı; bir kişinin vefatının ardından geride bıraktığı mal varlığının (tereke) mirasçılara hukuken doğru biçimde intikali için gereken tüm hukuki işlemleri yürüten, mirasçılar arasındaki uyuşmazlıklarda tarafları temsil eden ve miras bırakanın sağlığında yaptığı hileli devirlere karşı hukuki yollara başvuran uzman avukattır. Miras hukuku; Türk Medeni Kanunu'nun ayrıntılı hükümlerini, Yargıtay içtihatlarını ve usul hukukunu bir arada gerektiren teknik bir alandır. Kartal'daki miras avukatları başlıca şu konularda hizmet vermektedir: veraset ilamı alınması ve tereke tespiti, muris muvazaası (miras hilesi) nedeniyle tapu iptali ve tescil davası, tenkis davası (saklı payın korunması), vasiyetname düzenlenmesi ve iptali, miras ortaklığının tasfiyesi, izale-i şüyu (ortaklığın giderilmesi) davası, mirası reddetme işlemleri ve miras sözleşmesi hazırlanması. Koza Avukatlık bu alanların tamamında güncel mevzuat ve içtihat bilgisiyle müvekkillerine hizmet vermektedir. ## Miras Hukuku Kapsamında Verilen Hizmetler Nelerdir? Koza Avukatlık; miras hukuku alanında tek seferlik danışmanlıktan uzun soluklu dava temsiline kadar geniş bir hizmet yelpazesi sunmaktadır. Veraset ilamı başvurusundan başlayarak tereke mal varlığının tespiti, tapu ve banka kayıtlarının araştırılması, muris muvazaası iddiaları için delil toplama, tenkis hesabının yapılması, vasiyetname geçerlilik denetimi, miras taksim sözleşmesi hazırlanması ve ortaklığın giderilmesi davası bu hizmetlerin başında gelmektedir. Ayrıca miras bırakanın borçlarından mirasçıların sorumluluğunun belirlenmesi, mirası reddetme prosedürünün yönetilmesi ve yabancı unsurlu miras uyuşmazlıklarında uluslararası özel hukuk kurallarının uygulanması da büromuzun aktif olduğu alanlar arasındadır. Koza Avukatlık, müvekkilin ihtiyacına göre özelleştirilmiş bir hizmet planı oluşturmakta; gereksiz masraf ve zaman kaybını önlemek için doğru hukuki yolu en başından belirlemektedir. ## Kartal'da En İyi Miras Avukatı Nasıl Seçilir? Miras davası; yalnızca hukuki bilgi değil, aynı zamanda yerel mahkeme pratiğine hâkimiyet ve güçlü delil yönetimi kapasitesi gerektiren özel bir dava türüdür. Bu nedenle Kartal'da en iyi miras avukatını bulmak; rastgele bir arama yerine belirli ölçütleri göz önünde bulundurarak yapılacak bilinçli bir tercih gerektirmektedir. ## Kartal'da En İyi Miras Avukatı Seçerken Dikkat Edilmesi Gerekenler Doğru miras avukatını seçerken şu ölçütler belirleyici olmaktadır: miras hukukuna özgü fiilî dava deneyimi, Kartal Sulh Hukuk ve Asliye Hukuk Mahkemelerindeki aktif pratik, muris muvazaası ve tenkis davalarındaki delil yönetimi kapasitesi, müvekkiliyle açık ve anlaşılır iletişim kurma becerisi ve sürecin başında gerçekçi bir beklenti yönetimi yapabilme yetkinliği. Bunun yanı sıra vergi ve icra hukukunu da göz önünde bulundurarak miras sürecini bütünlüklü yöneten bir büro tercih edilmelidir. İlk görüşmede mirasçılık durumunuzu, saklı payınızı ve hukuki seçeneklerinizi somut biçimde ortaya koyan avukat; doğru tercih işaretidir. Koza Avukatlık, ilk görüşmede dosyanın bütününü değerlendirerek müvekkile kapsamlı bir miras hukuku risk analizi sunmaktadır. ## Miras Davalarında Deneyimin Önemi Miras davaları; özellikle muris muvazaası ve tenkis gibi konularda yıllar içinde şekillenmiş Yargıtay içtihadına hâkimiyeti zorunlu kılmaktadır. Deneyimsiz bir avukat; saklı pay hesabında hata yapabilmekte, tenkis davasında yanlış talep kalemi ortaya koyabilmekte ya da zamanaşımı sürelerini kaçırabilmektedir. Koza Avukatlık, miras davalarında kazanılmış deneyimi her müvekkile farklılaştırıcı bir hizmet kalitesi olarak yansıtmaktadır. Kartal Adliyesi'ndeki mahkeme pratiği ve yerel yargı süreçlerine hâkimiyet; dava takvimini öngörme ve duruşma stratejisini doğru belirleme açısından önemli bir avantaj sağlamaktadır. ## Kartal Miras Avukatı Tavsiye ve Danışmanlık Süreci Miras uyuşmazlıklarında doğru avukata ulaşmak; sürecin başarısını büyük ölçüde belirlemektedir. Koza Avukatlık, miras konusunda danışmanlık arayan müvekkillerine yapılandırılmış ve şeffaf bir süreç sunmaktadır. ## Kartal Miras Avukatı Tavsiye Arayanlar İçin Doğru Yöntemler İstanbul miras avukatı arayanların izlemesi gereken en sağlıklı yol şu adımları kapsamaktadır: öncelikle miras bırakanın mal varlığını ve olası devirleri gösteren belgeleri bir araya getirmek, akabinde büroyla iletişime geçerek görüşme talep etmek ve bu görüşmede hangi hukuki yolların açık olduğunu ayrıntılı biçimde sorgulamaktır. Koza Avukatlık, ilk görüşmede davayı kazanma ihtimalini, süreç uzunluğunu ve maliyet yapısını gerçekçi biçimde paylaşarak müvekkilin bilinçli bir karar vermesine zemin hazırlamaktadır. Referans ve tavsiyeye dayalı yönlendirmeler de avukat seçiminde önemli bir ölçüt olmakla birlikte; miras hukukunun her davada farklı dinamikler sergilediği unutulmamalıdır. Bu nedenle seçilen avukatın özellikle Kartal'daki miras davalarına özgü deneyime sahip olması kritik bir fark yaratmaktadır. ## Miras Davalarında Strateji Belirleme Süreci Her miras davası; kendine özgü bir delil seti ve hukuki strateji gerektirmektedir. Koza Avukatlık, strateji belirleme sürecinde şu adımları izlemektedir: önce miras bırakanın tüm mal varlığı ve yaptığı devirlerin tespiti, ardından hangi dava türünün (muris muvazaası, tenkis, vasiyetname iptali, izale-i şüyu) açılması gerektiğinin belirlenmesi, akabinde hangi delillerin toplanması gerektiğinin planlanması ve son olarak dava takviminin optimum biçimde yönetilmesi. Bu yapılandırılmış yaklaşım; hem zaman hem maliyet hem de başarı ihtimali açısından müvekkile önemli avantajlar sağlamaktadır. ## Kartal Miras Avukatı Ücretleri 2026 Miras davası avukat ücretleri; her büronun ve davanın kendine özgü koşullarına göre değişmektedir. Türkiye Barolar Birliği asgari ücret tarifesi tüm avukatlık hizmetleri için yasal alt sınırı oluşturmaktadır. Koza Avukatlık, ücretlendirme konusunda tam şeffaflık politikası benimsemekte ve müvekkile ilk görüşmede net bir maliyet çerçevesi sunmaktadır. ## Kartal'da Miras Avukatı Ücretleri Neye Göre Belirlenir? Miras davası avukat ücretini belirleyen başlıca faktörler şunlardır: davanın türü (muris muvazaası, tenkis, vasiyetname iptali veya izale-i şüyu), tereke mal varlığının değeri ve kapsamı, dava sürecinin karmaşıklığı ve taraf sayısı, davada birden fazla taşınmaz ya da şirket payı bulunup bulunmadığı. Muris muvazaası ve tenkis davaları gibi teknik ve uzun soluklu davalar; daha kapsamlı bir emek ve uzmanlık gerektirdiğinden ücretlendirme de buna göre şekillenmektedir. Hizmet Türü Ücret Yapısı Notlar Veraset ilamı başvurusu Sabit ücret Baro tarifesi geçerli Muris muvazaası / tapu iptali davası Dava değerine göre Ayrıca belirlenir Tenkis davası Dava değerine göre Baro tarifesi geçerli Vasiyetname düzenleme Sabit ücret İlk görüşmede netleşir İzale-i şüyu (ortaklığın giderilmesi) Dava değerine göre Baro tarifesi geçerli ## Kartal'da Görülen Miras Davaları Nelerdir? Kartal'da miras hukuku kapsamında en sık görülen davalar; taşınmaz devrine dayalı anlaşmazlıklar, saklı payın çiğnenmesi ve mirasçılar arasında uzlaşı sağlanamaması şeklinde tezahür etmektedir. Her dava türünün koşulları, ispat yükü ve zamanaşımı süresi birbirinden farklılaşmaktadır. ## Ortaklığın Giderilmesi (İzale-i Şuyu) Davaları Birden fazla mirasçının ortak mülkiyetinde bulunan taşınmazlarda, ortakların kendi aralarında anlaşamaması halinde izale-i şüyu davası açılabilmektedir. Mahkeme; taşınmazın aynen taksiminin mümkün olup olmadığını araştırmakta, mümkün değilse satış yoluyla elde edilen bedelin paylar oranında dağıtılmasına hükmetmektedir. Satış bedeli tespitinde bilirkişi değerlemesi belirleyici rol oynadığından; değerin gerçek piyasa koşullarını yansıtması için itiraz mekanizmalarının etkin kullanılması gerekmektedir. Koza Avukatlık bu davada müvekkilin payını koruyarak en avantajlı sonuca ulaşmaktadır. ## Miras Paylaşımı ve Tereke Tespiti Davaları Tereke tespiti; miras bırakanın ölümü anındaki tüm aktif ve pasiflerinin belirlenmesini kapsamaktadır. Taşınmazlar, banka hesapları, araçlar, şirket payları ve alacaklar bu kapsamda değerlendirilmektedir. Tereke tespitinin eksiksiz yapılması; tenkis hesabının doğru yapılması ve saklı payın tam olarak belirlenmesi için zorunlu bir ön adımdır. Koza Avukatlık, tereke araştırmasını tapu sicili sorgulamasından banka kayıt tespitine uzanan kapsamlı bir süreçle yürütmektedir. ## Vasiyetname İptali ve Tenfizi Davaları Vasiyetnamenin iptali; miras bırakanın ehliyetsizliği, irade sakatlığı (hata, hile, tehdit), şekil eksikliği ya da içeriğin ahlaka aykırılığı gibi gerekçelere dayandırılmaktadır. Yabancı ülkede düzenlenen vasiyetnameler ise tenfiz davası yoluyla Türkiye'de geçerlilik kazanmaktadır. Koza Avukatlık, vasiyetname davalarında geçersizlik koşullarını titizlikle belgeleyerek güçlü bir hukuki sunum yapmaktadır. ## Saklı Pay ve Tenkis Davaları Miras bırakan; sağlığında yaptığı bağışlar ya da vasiyetnamesiyle saklı pay mirasçılarının payını zedelemişse tenkis davası açılabilmektedir. Alt soy için yasal miras payının yarısı, eş için ise Medeni Kanun'da belirlenen oran kadar saklı pay güvencesi mevcuttur. Tenkis hesabında tereke değeri, yapılan bağışların tutarı ve saklı pay oranları birlikte değerlendirilmektedir. Koza Avukatlık, tenkis hesabını eksiksiz yaparak mahkemede müvekkilin saklı payını tam olarak geri kazanmasını sağlamaktadır. ## Miras Davası Süreci Nasıl İşler? Miras davası süreci; veraset ilamının alınmasından başlayarak tereke tespiti, dava açılması, delil toplama, bilirkişi incelemesi ve karar aşamalarını kapsamaktadır. Her aşamanın kendine özgü yasal süreleri ve prosedürel gereklilikleri mevcuttur. Bu adımların birinin atlanması ya da sürelerin kaçırılması; hak kayıplarına ve davanın uzamasına neden olabilmektedir. ## Kartal Adliyesi'nde Miras Davası Süreci Kartal'daki miras davaları; uyuşmazlığın türüne göre Kartal Sulh Hukuk Mahkemesi ya da Kartal Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülmektedir. Mirasçılığın tespiti, tereke tespiti ve veraset ilamı işlemleri sulh hukuk mahkemelerinin görev alanında iken; tapu iptali, tenkis ve vasiyetname iptali davaları asliye hukuk mahkemelerinde görülmektedir. Koza Avukatlık, Kartal Adliyesi'ndeki uzun yıllara dayanan aktif deneyimiyle mahkeme takvimini, hâkim eğilimlerini ve yerel yargı pratiklerini en iyi bilen büro olma konumunu korumaktadır. Bu avantaj; dava stratejisinden duruşma hazırlığına kadar her adımı doğrudan etkilemektedir. ## Kartal'da Miras Avukatı ile Çalışmanın Avantajları Miras uyuşmazlıklarında avukatsız hareket etmek; özellikle muris muvazaası ve tenkis gibi teknik davalarda ciddi hak kayıplarına zemin hazırlayabilmektedir. Deneyimli bir miras avukatıyla çalışmanın somut avantajları şunlardır: saklı payın doğru hesaplanarak eksiksiz talep edilmesi, muris muvazaasına dayalı tapu iptali için güçlü delil setinin oluşturulması, izale-i şüyu davalarında bilirkişi değerlemesine itiraz yoluyla daha yüksek satış bedeli elde edilmesi ve zamanaşımı sürelerinin kaçırılmaması. Koza Avukatlık bu avantajları her müvekkile somut hukuki kazanıma dönüştürmek için çalışmaktadır. ## Kartal Miras Avukatı ile Hemen İletişime Geçin Miras uyuşmazlıklarında zaman; hak kayıplarını önlemek açısından kritik bir faktördür. Muris muvazaası davalarında zamanaşımı süresi, tenkis taleplerinde bildirim yükümlülüğü ve vasiyetnamenin öğrenilmesinden itibaren işlemeye başlayan süreler; gecikmeksizin harekete geçilmesini zorunlu kılmaktadır. Koza Avukatlık, ilk başvurudan itibaren dosyayı ivedilikle değerlendirerek müvekkili olası hak kayıplarına karşı güvence altına almaktadır. ## Hızlı Hukuki Destek ve Danışmanlık Koza Avukatlık; telefon, WhatsApp ve e-posta kanalıyla ulaşılabilir olmakta ve ilk görüşmeyi herhangi bir ücret talep etmeksizin gerçekleştirmektedir. Bu görüşmede müvekkil; mirasçılık durumunu, açılabilecek dava türlerini, süreç uzunluğunu ve maliyet yapısını net biçimde öğrenmektedir. Hukuki belirsizliğin en kısa sürede giderilmesi; hem duygusal hem pratik açıdan müvekkil için büyük bir rahatlama sağlamaktadır. ## Kartal Bölgesinde Yerinde Hizmet Avantajı Büromuz Cevizli Mah. Kepez Sk. No:7 Kat:4 Kartal/İstanbul adresinde, Kartal Adliyesi'ne yakın konumda hizmet vermektedir. Yerel varlığımız; hem müvekkille yüz yüze görüşme kolaylığını hem de Kartal'ın yerel tapu sicili, kadastro ve adliye süreçlerine günlük hâkimiyetimizi sağlamaktadır. Bu coğrafi avantaj; dava takibinde gereken hızı ve etkinliği doğrudan desteklemektedir. İlgili konularda ayrıntılı bilgi: mirasın reddi, veraset ilamının alınması, vasiyetname düzenlenmesi. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Miras avukatı ücretleri ne kadar? C: Miras davası avukat ücretleri; davanın türüne, tereke değerine ve sürecin kapsamına göre değişmektedir. Türkiye Barolar Birliği asgari ücret tarifesi yasal alt sınırı oluşturmakta; Koza Avukatlık ilk görüşmede dosyaya özgü ücret çerçevesini şeffaf biçimde paylaşmaktadır. S: Kartal en iyi miras avukatı nasıl bulunur? C: Miras hukukuna özgü deneyim, Kartal Adliyesi'ndeki aktif pratik ve müvekkiliyle açık iletişim kuran avukat; doğru tercih işaretidir. Koza Avukatlık bu ölçütlerin tamamını karşılayan, Kartal'da köklü deneyime sahip bir bürodur. S: Miras davası ne kadar sürer? C: Davanın türü ve mahkemenin iş yoğunluğuna göre 1 ila 4 yıl arasında değişmektedir. Muris muvazaası ve tenkis davaları; delil ve bilirkişi süreçleri nedeniyle daha uzun sürebilmektedir. Koza Avukatlık süreci hızlandırmak için gerekli tüm adımları etkin biçimde atmaktadır. S: Miras davasında hangi belgeler gerekir? C: Ölüm belgesi, nüfus kayıt örneği, tapu ve tapu sicil bilgileri, miras bırakanın banka hesap dökümleri ve varsa vasiyetname veya miras sözleşmesi temel belgeler arasındadır. Koza Avukatlık hangi belgelerin toplanması gerektiğini dosyaya özgü biçimde belirleyerek müvekkile yol göstermektedir. S: Kartal miras avukatı tavsiye nasıl alınır? C: Büromuzla telefon (+90 538 980 49 46 / +90 535 924 18 52), WhatsApp veya iletisim@kozaavukatlik.com.tr adresi üzerinden iletişime geçerek görüşme talep edebilirsiniz. Dosyanız en kısa sürede değerlendirilerek size özel hukuki yol haritası sunulmaktadır. --- # İcra Dosya Borcunu Ödedim Ancak Hacizleri Nasıl Kaldırabilirim? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/icra-dosya-borcunu-kapattim-ancak-hacizleri-nasil-kaldirabilirim/ Güncelleme: 2026-10-13 Kısa cevap: Borcu ödemek hacizleri kendiliğinden kaldırmaz. Ödeme ile haczin kaldırılması iki ayrı hukuki işlemdir. Ödemenin ardından icra dairesine başvurup haciz kaldırma talebinde bulunmanız ve ilgili kurumlara haciz silme müzekkeresi yazılmasını istemeniz gerekir. Müzekkere ulaşana kadar banka, tapu ve trafik kaydındaki haciz görünmeye devam eder. İcra dosyasını ödedim ama borç hâlâ gözüküyor mu? Bankada icra gözüküyor ve ne yapacağınızı bilmiyor musunuz? Türkiye'de pek çok borçlunun düştüğü bu tuzağın aslında gayet net bir nedeni var: borcu ödemek, haczi otomatik olarak kaldırmaz. Bu yazıda icra borcunu ödedim ama haciz kalkmadı sorununu, haciz silme evrakının ne olduğunu ve adım adım başvuru sürecini açıklıyoruz. ## Neden İcra Dosyasını Ödedim Ama Borç Gözüküyor? Türk icra hukukunda ödeme ve haciz kaldırma iki ayrı hukuki işlemdir. Borcu icra kasasına ya da doğrudan alacaklıya yatırmanız, dosyayı otomatik olarak kapatmaz ve mevcut hacizleri kendiliğinden sona erdirmez. Hacizler, ancak icra müdürlüğünün ilgili kuruma —banka, tapu müdürlüğü, işveren veya emniyet tescil— yazılı tebligat, yani haciz fekki müzekkeresi göndermesiyle kalkar. Ödemenizi tamamladıktan sonra banka hesabınızda "icra engeli" ya da "haciz kaydı" görmeye devam ediyorsanız bunun birkaç olası nedeni vardır: - Alacaklı tarafa ödeme yapılmış ancak alacaklı icra müdürlüğüne bildirimde bulunmamış olabilir. - İcra müdürlüğüne ödeme iletilmiş fakat haciz fekki için ayrı bir başvuru yapılmamış olabilir. - Masraflar yatırılmadığı için müzekkere henüz yazılmamış olabilir. Sonuç olarak: borcu ödemek haczi kaldırmak için yeterli değildir, ayrıca bir başvuru yapılması zorunludur. ## Bankada İcra Gözüküyor — Bu Ne Anlama Gelir? "Bankada icra gözüküyor" ifadesi, ilgili bankaya daha önce haciz müzekkeresi yazılmış olduğunu ve bu müzekkerenin henüz "haciz fekki" yazısıyla iptal edilmediğini gösterir. Borcunuzu ödemiş olmanız bu kaydı tek başına silmez. Bankalar, icra müdürlüğünden resmi bir haciz fekki müzekkeresi almadan kendi inisiyatifleriyle haczi kaldıramazlar. Bu nedenle ödeme sonrasında hesabınızda aşağıdaki sorunlar yaşanmaya devam edebilir: - Para çekme, havale ve EFT işlemleriniz engellenebilir. - Hesabınıza yatan maaş veya diğer ödemeler bloke altında kalabilir. - İnternet bankacılığı üzerinden işlem yapmanız kısıtlanabilir. Banka hacizlerinin kaldırılması süreci ve dikkat edilmesi gereken noktalara ilişkin ayrıntılı bilgi için Banka Hesabına Gelen Haciz Nasıl Kaldırılır? yazımızı inceleyebilirsiniz. ## İcra Dosyası Nasıl Kapatılır? İcra dosyasının kapatılması için takip konusu borcun asıl alacak, faiz, takip giderleri ve harçlar yönünden tamamlanması gerekir. Borcun ödenmesi ile icra dosyasının kapanması ve dosya üzerindeki hacizlerin kaldırılması aynı işlem değildir. Özellikle banka, araç, maaş veya taşınmaz üzerindeki hacizlerin kaldırılması için ilgili kurumlara gerekli bildirimlerin yapılması gerekir. Haciz kalkmadan taşınmaz satılabilir, ama alıcı onu hacizle birlikte devralır; hacizli mülkün satışı bu yüzden ayrıca değerlendirilmelidir. Borç tamamen ödendiğinde icra müdürlüğündeki dosyanın kapatılması ve varsa hacizlerin kaldırılması için gerekli işlemler takip edilmelidir. Bu nedenle yalnızca borcun ödenmiş olması yeterli olmayabilir; dosyanın güncel durumu ve mevcut hacizlerin niteliği ayrıca kontrol edilmelidir. ## İcra Borcumu Ödedim Ama Haciz Kalkmadı: Adım Adım Çözüm Hacizlerin kaldırılması için aşağıdaki adımları sırasıyla uygulamanız gerekmektedir. Bu süreci kendiniz yürütebilir ya da bir icra hukuku avukatı aracılığıyla takip ettirebilirsiniz. 1. İcra Müdürlüğüne Başvurun Dosyanın bağlı olduğu adliyedeki ilgili icra müdürlüğüne bizzat gidin ya da vekaletname vereceğiniz avukatınızın başvurmasını sağlayın. 2. Gerekli Belgeleri Hazırlayın Yanınıza nüfus cüzdanı, dosya numarası ve ödeme makbuzunu alın. Doğrudan alacaklıya ödeme yaptıysanız alacaklıdan alınmış borca dair makbuz veya feragat belgesi de gerekebilir. 3. Haciz Fekki Talebinde Bulunun Müdürlüğe yazılı dilekçeyle "hacizlerin kaldırılması" talebini iletin. Dilekçede hangi kurumlardaki hacizlerin kaldırılmasını istediğinizi açıkça belirtin. 4. Masrafları Yatırın Aşağıda belirtilen tutarları icra müdürlüğü veznesine veya banka hesabına yatırın. Masraf yatırılmadan müzekkere yazılmaz. 5. Müzekkerenin Yazılmasını Bekleyin Masraflar yatırıldıktan sonra icra dairesi ortalama 3 iş günü içinde ilgili kurumlara haciz fekki müzekkeresi gönderir. 6. Hesaplarınız Serbest Kalır Müzekkere bankaya ulaştıktan sonra banka haczi sistemden siler; hesabınız yeniden normal işlevine kavuşur. ## Haciz Silme Evrakı (Müzekkere) Nedir? "Dosya alacağına haciz silme evrakı nedir?" sorusu, bu süreçte en sık karşılaştığımız sorulardan biridir. Müzekkere, icra müdürlüğünün kamu kurumlarına, bankalara, tapu müdürlüklerine veya işyerlerine gönderdiği resmi yazıdır. İki türü vardır: - Haciz Müzekkeresi: Varlığa haciz konulması amacıyla ilgili kuruma yazılan yazıdır. - Haciz Fekki Müzekkeresi: Konulan haczin kaldırılması için yazılan ve borçlunun talep etmesi gereken belgedir. Haciz silme işlemi için ihtiyacınız olan belge haciz fekki müzekkeresidir. Bu belge olmadan ne banka ne tapu müdürlüğü ne de herhangi bir kurum haczi kaldırma yetkisine sahiptir. Haczin kaldırıldığı, ilgili kuruma gönderilen bir yazıyla (müzekkere) bildirilir. Bu yazıların bir kısmı UYAP üzerinden elektronik olarak gider, bir kısmı için posta masrafı istenebilir. ## Haciz Türüne Göre Haciz Kaldırma Yazıları ve Masrafları Hangi haciz için yazının nereye gönderildiğini aşağıdaki tabloda görebilirsiniz. Masraf tutarları her yıl değiştiği için güncel tutarı dosyanızın bulunduğu icra dairesinden öğrenin. Haciz Türü Yazının Gönderildiği Yer Banka Hesabı Haczi Haciz bulunan her banka Maaş Haczi İşveren Taşınmaz (Gayrimenkul) Haczi Tapu müdürlüğü Taşınır (Araç) Haczi Trafik tescil (Emniyet) Maaş hacizleri ve bu süreçte yasal sınırlar hakkında ayrıntılı bilgi için Maaşın Ne Kadarı Haczedilebilir? yazımızı okuyabilirsiniz. ## Hacizlerin Kaldırılması Ne Kadar Sürer? Masraflar yatırıldıktan ve talep yapıldıktan sonra icra müdürlüğü ortalama 3 iş günü içinde ilgili kuruma müzekkere gönderir. Kurumun işleme süresi buna eklenir: - Banka hacizleri: Müzekkere sonrasında 1–3 iş günü içinde hesap serbest kalır. - Maaş hacizleri: Müzekkere işverene ulaştıktan sonraki ilk bordro döneminde sona erer. - Taşınmaz hacizleri: Tapu müdürlüğü kütük kaydını birkaç gün içinde siler. - Araç hacizleri: Emniyet tescil şubesi işlemi 1–5 iş günü içinde tamamlar. ## Alacaklı Haczin Kaldırılmasını Engeller mi? Hayır. Borç tamamen ödendiğinde alacaklının haczi devam ettirme hakkı kalmaz. Borcun tamamını ödemenize karşın alacaklı taraf icra müdürlüğüne "ödeme alındı" beyanını iletmiyorsa, ödeme belgelerinizle bizzat başvurarak müdürlükten dosyanın kapatılmasını talep edebilirsiniz. İcra müdürlüğü sunulan belgeler karşısında dosyayı re'sen kapatma yetkisine sahiptir. İcra süreçlerinde haklarınızı korumak ve haciz kaldırma işlemlerini doğru yürütmek için Kartal Avukatlık Bürosu olarak hizmet veren Koza Avukatlık ekibimizle iletişime geçebilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: İcra dosyasını ödedim ama borç gözüküyor, ne yapmalıyım? C: Ödeme makbuzunuz ve kimliğinizle dosyanın bağlı olduğu icra müdürlüğüne giderek haciz fekki için yazılı talepte bulunun. Süreç kendiniz veya bir avukat aracılığıyla yürütülebilir. S: Bankada icra gözüküyor, borcu ödememiş mi görünüyorum? C: Hayır. Bankada icra gözükmesi borcun devam ettiği anlamına gelmez; yalnızca haciz fekki müzekkeresinin henüz yazılmadığı anlamına gelir. S: Haciz silme evrakını kim düzenler? C: Haciz silme evrakı (müzekkere) icra müdürlüğü tarafından düzenlenir ve doğrudan ilgili kuruma gönderilir. Borçlunun yapması gereken tek şey müdürlüğe yazılı talepte bulunmak ve masrafı yatırmaktır. S: Avukat olmadan haciz kaldırabilir miyim? C: Evet, tek dosya ve basit bir süreç söz konusuysa bizzat başvurabilirsiniz. Ancak birden fazla dosya, farklı haciz türleri veya alacaklıyla ihtilaf varsa uzman bir icra avukatıyla çalışmanız hem süreci hızlandırır hem de hata riskini azaltır. Bu içerik yalnızca bilgilendirme amaçlı olup bireysel hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Durumunuza özel değerlendirme için Koza Avukatlık ve Danışmanlık ile doğrudan iletişime geçebilirsiniz. S: Haciz silme evrakı (fek müzekkeresi) nedir? C: Borcun ödendiğini ve haczin kaldırılması gerektiğini ilgili kuruma bildiren resmî yazıdır. İcra dairesi tarafından düzenlenir ve bankaya, tapu müdürlüğüne ya da trafik tescil birimine gönderilir. S: Borç ödendikten sonra haciz ne zaman kalkar? C: Kendiliğinden kalkmaz. Haciz, icra dairesinin düzenlediği müzekkerenin ilgili kuruma ulaşıp işlenmesiyle kalkar. Bu nedenle ödemeden sonra kaldırma talebinin ayrıca yapılması gerekir. --- # Yağma (Gasp) Suçu ve Cezası (TCK 148-149) URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/yagma-gasp-sucu-ve-cezasi/ Güncelleme: 2026-10-13 Kısa cevap: Yağma (gasp) suçu TCK 148 ve 149 maddelerinde düzenlenir; cebir veya tehdit kullanarak bir malın teslimine zorlamakla oluşur. Basit yağmada 6 yıldan 10 yıla kadar, silahla, birden fazla kişiyle ya da geceleyin işlenen nitelikli yağmada 10 yıldan 15 yıla kadar hapis öngörülür. Suç malın teslim alınmasıyla tamamlanır; aksi hâlde teşebbüs hükümleri uygulanır. Gasp suçu olarak da bilinen yağma suçu ve cezası 5237 sayılı Türk Ceza Kanunumuzun 148 ve 149. Maddelerinde düzenlenmiştir. TCK 148 maddesinde düzenlenen basit yağma suçu cezası için 6 yıl ile 10 yıl arasında, TCK 149. Maddesinde düzenlenmiş nitelikli yağma suçu ve cezası için, 10 yıl ile 15 yıl arasında hapis cezası öngörülmüştür.  Yağma suçu ve cezası diğer mal varlığına karşı suçlar arasında ceza alt ve üst sınarları dikkate alındığında önemli bir yere sahiptir. Mal varlığına yönelik bir suç olması nedeniyle özellikle yağma suçu unsurlarının oluşup oluşmadığının tespiti fail hakkında takdir edilecek ceza miktarının belirlenmesinde dikkate alınan en belirleyici unsurdur.  ## Yağma Suçu Nedir? Bir başkasını, kendisinin veya yakının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden ya da mal varlığı itibariyle büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak bir malı teslime zorlama yağma suçunu oluşturur. (TCK 148/1) Ayrıca cebir veya tehdit kullanmak suretiyle mağduru veya bir başkasını borç altına sokabilecek bir senedi imzalamaya veya bir senedin hükümsüz kaldığını zorlamaya yönelik vesika vermeye zorlamak fiili de yağma suçunu oluşturmaktadır.  ## Basit Yağma Suçu ve Cezası  TCK 149/1 ve TCK 149/2 maddesinde sıralanmış seçimlik hareketlerin herhangi birisinin mevcut olayda söz konusu olmaması halinde basit yağma suçu oluşur. Örneğin failin suçu işleme sırasında silah veya silahtan sayılır bir araç kullanması ya da suçun birden fazla kişi ile birlikte işlenmesi nitelikli yağma suçunu oluşturur. TCK 149 maddesinde yer alan seçimlik hareketlerin söz konusu olmaması halinde basit yağma suçu cezası; 6 yıl ile 10 yıl arasında hapis cezasıdır.  ## Nitelikli Yağma Suçu ve Cezası Nitelikli yağma suçu, büyük ölçüde seçimlik hareketli bir suçtur. Bu seçimlik hareketlerin herhangi birisinin söz konusu olması halinde sanık TCK 149 maddesinden sorumlu tutulur. Suçu nitelikli hale getiren haller ile özellikleri aşağıdaki gibidir. Bu konuda bilgi sahibi olmamız ayrıca nitelikli yağma suçunun unsurlarının da tam olarak anlaşılabilmesi için önemlidir.  ## Silahla Yağma Suçu ve Cezası Suçun en sık gerçekleşen seçimlik hali silahla yağma şeklindedir. TCK 149/1-a maddesinde belirtilen seçimlik hareketin gerçekleşebilmesi için söz konusu silahın sadece ateşli silah olması gerekmez. TCK 6/1-f maddesinde tanımı yapılmış tüm araç ve gereç silah olarak kabul edilir.  Söz konusu araç ve gerecin silah olarak kabul edilebilmesi için bu alet veya gerecin saldırı veya savunmada kullanılması mümkün kesici / delici hatta yaralamaya elverişli bir araç olması yeterlidir. Buradaki kabul görmüş genel kriter suçun işlenmesinde kullanılan aracın yaralamaya elverişli olması ve mağdur üzerinde bu yönde bir korkutucu etki bırakmış olması gerektiğidir. Bu araç bir ateşli silah (tabanca) olması mümkün olduğu kadar bıçak, sopa hatta yakıcı, aşındırıcı, boğucu veya zehirleyici kimyasallarda olabilir.  Örneğin failin TCK 148/1 maddesinde tanımı yapılan fiili bıçak veya tabanca kullanarak gerçekleştirmesi veya mağdura kezzap atmakla tehdit edilerek suça konu malı teslime zorlaması arasında failin hukuki statüsünün belirlenmesinde bir fark yoktur. Her iki durumda da fail nitelikli yağma suçundan hüküm giyebilecektir.  ## Kişinin Kendisini Tanımayacak Bir Hale Koyması Suretiyle Yağma Suçu Yağma suçunun, tehdit suçu veya hakaret suçunda olduğu gibi mağdur tarafından kimliği bilinmeyen bir kişiden gerçekleşmesi, mağdurdaki etkiyi kat ve kat arttıracaktır. Suçun mağdurdaki artan bu korku ve panik, malı teslimini kolaylaştırabilecektir. Bu nedenle failin kendisini tanımayacak amacıyla hareket etmesi suçun nitelikli hali olarak kabul edilmiştir.  Nitelikli yağma suçunun unsurlarının oluşması için failin kendisini tanınmayacak bir hale koyması failin hangi amaçla hareket ettiğinin önemi yoktur. Fail mağdurdaki korkuyu arttırmak amacıyla hareket edebileceği gibi yakalanmamak için de kimliğini gizlemesi suçun nitelikli hali için yeterlidir.  ## Birden Fazla Kişi İle Yağma Suçu ve Cezası Yağma suçunun birden fazla kişi ile birlikte işlenmesi, mağdurdaki etkiyi arttırmaktadır. Suçun 2 veya daha fazla kişi işlenmesi nitelikli halin oluşumun için yeterlidir. TCK 149/1-c maddesi kapsamında değerlendirilebilmesi için öncelikle TCK 38 maddesinde düzenlenmiş “azmettirme” ve TCK 39 maddesinde düzenlenmiş “yardım etme” hallerinin söz konusu olmaması gerekir. TCK 149/1-c maddesinde düzenlenmiş “birden fazla kişi ile yağma suçu” TCK 37 maddesinde düzenlenmiş “birlikte faillik” halinde söz konusu olur. Suçun birden fazla kişi ile işlenmesi, mağdur üzerindeki etkiyi arttırabileceği gibi faillerin ortak irade içerisindeki bu hareketleri suçun tamamlanmasını kolaylaştırmaktadır. Bu nedenle birden fazla kişi ile yağma suçu nitelikli hal olarak kabul edilmiştir.  ## Yol Kesmek Suretiyle Konutta veya İş Yerinde Yağma Suçu Kartal ceza avukatı olarak sık karşılaştığımız bir başka seçimlik hareket TCK 149/1-d maddesinde “yol kesmek suretiyle yağma suçu” olarak düzenlenmiştir. TCK 149/1-d maddesinde konutta veya iş yerinde ya da bunların eklentilerinde suçun işlenmesi ayrıca nitelikli hale olarak kabul edilmiştir.  ## Beden veya Ruh Bakımından Kendisini Savunamayacak Kişilere Karşı Yağma Suçu Suçun mağdurunun kendisini savunamayacak olması, suçun işlenmesini kolaylaştıracak bir başka etkendir. Diğer mal varlığına yönelik suçlarda olduğu gibi mağdurdaki bu halin geçici veya kalıcı suretle olması gerektiği gibi bir zorunluluk yoktur. Ayrıca mağdurdaki bu hal fiziki bir şekilde olabileceği gibi zihinsel bir engel de olabilmektedir. Örneğin suçun mağdurunun görme engelli olması suçun nitelikli hali için yeterli iken, mağdurun zihinsel engelli olması da nitelikli yağma suçunun oluşumu için yeterlidir.  ## Suç Örgütlerinin İsimlerinin Kullanılması Suretiyle Yağma Suçu Mağdurdaki etkiyi arttırabilecek bir başka durum suç örgütlerinin isimlerinin kullanılmasıdır. Failin sarf etmiş olduğu suç örgütünün gerçekten var olup olmadığının nitelikli halin söz konusu olması için önemli değildir. Nitelikli yağma suçunun oluşumu için failin dile getirmiş olduğu suç örgütü nedeniyle mağdurun daha fazla korku ve panik içerisine girmesi yeterlidir.  ## Gece Vakti Yağma Suçu ve Cezası Malvarlığına yönelik suçların gece vakti işlenmesi, mağdurun malını koruma kabiliyetini önemli ölçüde azaltan, ayrıca failin suçu işlemesini kolaylaştıran bir etkendir. Bu nedenle hırsızlık suçunda olduğu gibi yağma suçunun da gece vakti işlenmesi suçun nitelikli halini oluşturur. Hırsızlık suçunda olduğu gibi, güneşin batmasından 1 saat ile güneşin doğmasına 1 saat kalan vakit aralıkları ceza hukuku açısından “gece vakti” olarak kabul edilir.  ## Yağma Suçu ve Cezası Tablosu Suçun İşleniş Biçimi Kanun Maddesi Ceza Miktarı Basit Yağma Suçu TCK 148/1 6 yıl ile 10 yıl arası hapis Nitelikli Yağma Suçu ve Cezası Silahla yağma suçu TCK 149/1-a 10 yıl ile 15 yıl arası hapis Kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle yağma suçu TCK 149/1-b 10 yıl ile 15 yıl arası hapis Birden Fazla Kişi İle Yağma Suçu TCK 149/1-c 10 yıl ile 15 yıl arası hapis Yol Kesmek veya konutta / iş yerinde yağma suçu  TCK 149/1-d 10 yıl ile 15 yıl arası hapis Kendisini savunamayacak kişilere karşı yağma suçu TCK 149/1-e 10 yıl ile 15 yıl arası hapis Suç örgütlerinin korkutucu isimlerinden yararlanarak yağma suçu TCK 149/1-f 10 yıl ile 15 yıl arası hapis Suç örgütüne yarar sağlamak amacıyla yağma suçu TCK 149/1-g 10 yıl ile 15 yıl arası hapis Geceleyin yağma suçu  TCK 149/1-h 10 yıl ile 15 yıl arası hapis   ## Yağma Suçu ve Kasten Yaralama Suçunun Birlikte İşlenmesi Yazımızın ilerleyen bölümlerinde detaylandıracağımız yağma suçunun unsurları arasında, suçun işlenmesi sırasında cebir veya tehdit kullanılmış olması yer alır. Failin cebir kullanması sonucu ayrıca yaralanması kuvvetle muhtemel bir durumdur. Mağdurdaki meydana gelen yaralanmanın TCK 87 maddesinde yer alan neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama şeklinde olması halinde fail ayrıca TCK 87 maddesinden de sorumlu tutulabilmektedir.  Mağdurdaki bu yaralanma TCK 87 maddesinde sıralanmış boyutlarda olması halinde neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundaki seçimlik hareketlere göre ceza miktarı da artış gösterebilecektir.  ## Yağma Suçunun Unsurları Türk Ceza Kanunumuzda suç olarak tanımlanmış bir fiilden dolayı mağdurun cezalandırılabilmesi için öncelikle failin fiili hareketinin suçun tanımına uyması diğer bir ifade ile suçun unsurlarının oluşması gerekir. Yağma suçun unsurlarının oluşması için aşağıda sıralamış olduğumuz kriterlerin mevcut olayda söz konusu olması gerekir.  ## Yağma Suçunda Cebir ve Tehdit Unsuru Yağma suçunun genel tanımının yapıldığı TCK 148/1 maddesinden de anlaşılacağı üzere fail mağduru suça konu malı teslime zorlarken;  - Mağdurun kendisini veya bir yakınının hayatına yönelik bir saldırı gerçekleştireceği - Yine mağdura yönelik veya bir yakınına yönelik vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırıca gerçekleştireceği - Ya da cebir (zorlama) kullanması Gerekir. Cebir veya tehdit fark etmeksizin her iki durumda da fail, mağdurun direncini kırmak amacıyla hareket etmektedir. Bu nedenle yağma suçu sırasında kullanılan tehdit veya cebir mağdurun direncini kırabilecek nitelik ve boyutta olması gerekir.  ## Yağma Suçunda Malın Teslim Alınmış Olması Gerekir Yağma suçunun unsurlarının oluşması için failin sadece cebir veya tehdit kullanmış olması yeterli değildir. Ayrıca suç mal varlığına yönelik bir suç olması nedeniyle suça konu malın failin egemenliğine girmiş olması zorunludur. Aksi halde failin yağma suçuna teşebbüsten sorumlu tutulması mümkün olabilecektir. Suçun işlenmesi sırasında kullanılan cebir veya tehdit unsuru ayrıca hırsızlık suçu ile yağma suçunu birbirinden ayıran en önemli özelliktir.  ## Fail Haksız Menfaat Sağlama Amacı İle Hareket Etmelidir Malvarlığına yönelik tüm suçlarda fail, elde etmiş olduğu maldan kendisine veya bir başkasına haksız menfaat temin etme amacı ile hareket etmektedir. Yağma suçunun unsurları arasında da failin hareket amacı suçun manevi unsuru olarak karşımıza çıkar. Örneğin fail mağdura ait maldan yarar sağlamak amacı ile hareket etmeyip, mağdura ait bu mala zarar verme amacı ile hareket etmesi halinde bu durumda TCK 151 maddesinde düzenlenmiş mala zarar verme suçu oluşabilecektir.  ## Yağma Suçunun Özel Görünüş Biçimleri ## Yağma Suçuna Teşebbüs Yağma suçu, suçun işleniş biçimi ve özelliği bakımından teşebbüs hükümlerinin uygulanması mümkün olan bir suçtur. Diğer durumlarda olduğu gibi fail suçu işlemeye elverişli fiili hareketlere başlamış olmasına rağmen elinde olmayan sebeplerle suçu tamamlayamaması durumunda suça teşebbüs söz konusu olur.  Yağma suçu failin cebir veya tehdit kullanarak mağdurdan haksız menfaat temin etmek amacıyla malın teslimi ile tamamlanan bir suçtur. Failin mağduru suça konu malı teslim etmeye zorlayacak boyuttaki cebir veya tehdide rağmen malı teslim alamaması halinde yağma suçu teşebbüs aşamasında kalır.  Örneğin fail suçu işlemeye elverişli hareketlere başlamış ancak üçüncü bir şahısın veya kolluk kuvvetinin olaya müdahalesi sonucu malı teslim alamadan yakalanmış olması veya kaçması durumunda suça teşebbüs söz konusu olur. Suçun teşebbüs aşamasında kalması halinde ise sanık hakkında 1/3 ile 3/4 ceza indirimi yapılır.  ## Yağma Suçuna İştirak Suça iştirak Türk Ceza Kanunumuzun 4. Bölümünde; Birlikte faillik, azmettirme ve yardım etme şeklinde düzenlenmiştir. Her üç suça iştirak türünün de yağma suçunda uygulanması mümkündür.  - Faillik (TCK 37); yağma suçunun birlikte işlenmesidir. Bu durumda faillerden her birisi suçtan ayrı ayrı sorumlu tutulur. (Birden fazla kişi ile yağma suçu) - Azmettirme (TCK 38); yağma suçunda azmettirme sık karşılaşılan bir durum olmasa da uygulanması mümkün olan bir suçun özel görünüş biçimidir.  - Suça yardım etme (TCK 39); doğrudan yağma suçunun işlenmesine iştirak edilmemiş olsa da TCK 39/2 maddesinde sıralanmış hallerden birisinin mevcut olayda söz konusu olması halinde fail yardım etmende sorumlu tutulur, bu durumda hakkında verilecek olan cezada ½ oranında indirim yapılır.  ## Yağma Suçunda İçtima Yağma suçu için daha çok TCK 42 maddesinde yer alan bileşik suç ve TCK 44 maddesinde yer alan fikri içtima uygulanmaktadır. Örneğin yağma suçunun unsurları başlığımızda da belirttiğimiz gibi suç cebir ve tehdit kullanılarak işlenilebilen bir suçtur. Olayda Türk Ceza Kanunumuzda ayrıca suç olarak düzenlenmiş olan tehdit ve cebir suçları da bulunmasına rağmen sanık sadece yağma suçundan yargılanır. (TCK md. 42) ## Yağma Suçunda Daha Az Cezayı Gerektiren Haller - Hukuki bir alacağın tahsili amacıyla yağma suçunun işlenmesi halinde fail sadece cebir veya tehdit suçundan yada unsurları oluşması halinde kasten yaralama suçundan sorumlu tutulur.  - Yağma suçunda malın değerinin az olması halinde fail hakkındaki cezada 1/3 ile 1/2 oranları arasında ceza indirimi yapılır. ## Yağma Suçunda Etkin Pişmanlık Yağma suçlarında etkin pişmanlık sadece basit yağma suçu için uygulanması mümkündür. Basit yağma suçunda mağdurun uğramış olduğu zararın aynen veya kısmen tazmini halinde; Etkin pişmanlığın soruşturma aşamasında gösterilmesi durumunda 1/2, sanık hakkında kovuşturma aşamasında karar verilmeden etkin pişmanlığın gösterilmesi halinde 1/3 oranında ceza indirimi yapılır.  ## Yağma Suçu ve Cezası İçin Uygulanması Mümkün Ceza İndirimleri Türk Ceza Kanunumuzda yer alan diğer koşulların oluşması halinde yağma suçu ve cezası için uygulanması mümkün olan cezada indirim nedenleri aşağıdaki gibidir.  - İyi hal indirimi; 1/6 oranına kadar - Etkin pişmanlık (Sadece basit yağma); 1/3 ile 1/2 oranları arasında - Malın değerinin az olması; 1/3 ile 1/2 oranları arasında - Yağma suçuna yardım etme halinde; 1/2  İlgili konularda ayrıntılı bilgi: yağma davalarındaki savunma süreci. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Yağma Suçu Şikayete Tabi Mi? C: Hayır yağma suçu şikayete tabi suçlar arasında yer almaz. Suçun öğrenilmesi ile birlikte Cumhuriyet Savcılığında re’sen soruşturma yapılarak devamında kamu davası açılır. Suçun mağdurunun şikayetinden vazgeçmiş olması sanık hakkında ceza verilmesine engel değildir. S: Yağma Suçundan Tutuklama Olur Mu? C: Herhangi bir suçtan şüpheli hakkında tutuklama kararı verilirken göz önüne alınan en önemli unsurlardan birisi ceza alt ve üst sınırlarıdır. Yağma suçu ve cezası için yukarıda yapmış olduğumuz bilgilendirmelerden de anlaşılacağı üzere özellikle nitelikli yağma suçu için ciddi hürriyeti bağlayıcı cezalar öngörülmüştür. Bu nedenle yağma suçları için sık sık tutuklama tedbiri uygulanmaktadır. S: Yağma Suçu Ne Zaman Tanımlanır? C: Yağma suçları mal varlığına yönelik suçlardan olması nedeniyle malın, mağdurdan tehdit veya cebir kullanılarak teslim alınması, malın hakimiyetinin failin eline geçmesi ile suç tamamlanmış olarak kabul edilir. S: Yağma Suçu Uzlaşma Kapsamında Mıdır? C: Hayır yağma suçları şikayete tabi suçlar arasında yer almadığı gibi ayrıca uzlaşma kapsamında olan suçlar arasında da yer almaz. Uzlaşmanın mağdurun zararının giderilmesi şeklinde gerçekleşmesi basit yağma suçu için etkin pişmanlık kapsamında indirim nedeni yapılması mümkün hale gelebilir. S: Yağma Suçuna Teşebbüsün Cezası Nedir? C: Yağma suçuna teşebbüs şeklinde ayrıca bir suç tanımlaması yoktur. Ancak yukarıda detaylarını belirtmiş olduğumuz şekilde suçun teşebbüs aşamasında kalması cezada indirim sebebi yapılmaktadır. S: Yağma Suçundan Nasıl Beraat Edilir? C: Suç olarak tanımlanmış bir fiilden dolayı beraat edebilmek için öncelikli suçun unsurlarının oluşmaması gerekir. Yağma suçunun unsurları arasında ise cebir ve tehdit unsuru ön plana çıkar. Cebir veya tehdit kullanılmamış olması halinde yağma suçu oluşmamakla beraber, suça konu malı mağdur kendi rızası ile vermiş olması halinde (nedensellik bağı) yağma suçu unsurları oluşmamış olacaktır. Bu durumda sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerekecektir. S: Yağma Suçu Para Cezasına Çevrilir Mi? C: Ceza alt ve üst sınırları dikkate alındığında yağma suçunun para cezasına çevrilmesi mümkün değildir. Yukarıda sıralamış olduğumuz indirim nedenlerinin varlığı dahi yağma suçunun para cezasına çevrilmesine yeterli değildir. S: Yağma Suçunda Etkin Pişmanlık Var Mı? C: Evet yağma suçunda etkin pişmanlık hükümleri uygulanabilir. Sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için öncelikle mağdurun uğramış olduğu zararın aynen veya kısmen tazmini gerekir. Kısmen tazmin halinde sanık hakkında cezada indirim yapılabilmesi mağdurun onayına bağlıdır. S: Yağma Suçu Ağır Ceza Mı? C: Evet yağma suçları için ceza alt ve üst sınırları dikkate alındığında yargılamalar Ağır Ceza Mahkemesinde yapılmaktadır. S: Yağma Suçunda Malın Alınması Şart Mı? C: Yağma suçunun oluşabilmesi için büyük ölçüde malın mağdurdan tehdit veya cebir kullanılarak yarar sağlamak amacıyla alınması şarttır. Ancak failin kendi elinde olmayan nedenlerle suçu gerçekleştirmeye elverişli fiili hareketlere başlamış olmasına rağmen suça konu malı alamamış olması halinde yağma suçuna teşebbüs söz konusu olabilecektir. --- # Hırsızlık Suçu ve Cezası (TCK 141-142) URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/hirsizlik-sucu-ve-cezasi/ Güncelleme: 2026-04-10 Kısa cevap: Hırsızlık suçu Türk Ceza Kanunu'nun 141 ve 142. maddelerinde basit ve nitelikli olmak üzere iki biçimde düzenlenmiştir. Basit hırsızlıkta ceza 1 yıldan 3 yıla kadar hapistir. Nitelikli hâllerde ceza, failin seçimlik hareketine göre 3 yıldan 7 yıla ya da 5 yıldan 10 yıla kadar çıkar; bazı durumlarda 12 yılı aşabilir. Suçun gece vakti işlenmesi cezayı yarı oranında artırır. Etkin pişmanlık, malın değerinin az olması ve kullanma hırsızlığı ceza indirimi sağlayabilir. Hırsızlık suçu ve cezası Türk Ceza Kanunumuzun 141 ve 142. Maddelerinde basit hırsızlık ve nitelikli hırsızlık olmak üzere iki farklı şekilde düzenlenmiştir. Basit harsızlık suçunun cezası ağırlaştırıcı nedenler hariç 3 yıldır. Nitelikli hırsızlık suçunun cezası ile failin seçimlik hareketlerine gör 12 yılı aşabilmektedir. Ceza kanunumuzda suç olarak diğer fiillerde olduğu gibi fail hakkında cezai hüküm kurulabilmesi için öncelikle hırsızlık suçunun unsurlarının oluşması gerekir. Failin hukuki statüsünün belirlenmesinde bu unsurların oluşması önemlidir. Çoğunlukla hırsızlık suçunun unsurları basit hırsızlık suçu ve nitelikli hırsızlık suçu ayrımının yapılmasında da belirleyici olmaktadır.  ## Basit Hırsızlık Suçu ve Cezası Hırsızlık suçunun genel tanımı TCK 141/1 maddesinde yapılmıştır. Buna göre; Zilyedinin rızası olmadan, başkasına ait taşınır bir malı kendisine veya bir başkasına yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden almak hırsızlık suçunu oluşturur.  Yapılan tanımdan da anlaşılacağı üzere hırsızlık suçunun oluşabilmesi için suçun mağdurunun malik olması zorunlu değildir. Mağdurun zilyed olması da suçun oluşumu için yeterlidir. Ayrıca failin kendisine veya bir başkasına yarar sağlamak amacıyla hareket etmiş olması hırsızlık suçunun temel unsurları arasında yer alır.  Failin eyleminin TCK 141/1 maddesinde tanımı yapılan fiile uyması halinde ve ayrıca mevcut olayda TCK 142 maddesinde yer alan seçimlik hareketlerin söz konusu olmaması durumunda basit hırsızlık suçu oluşur. Basit hırsızlık suçunun cezası da gece vakti hırsızlık veya zorunluluk halleri dışında 1 yıl ile 3 yıl arasında hapis cezasıdır.  ## Basit Hırsızlık Suçu ve Nitelikli Hırsızlık Suçu Ayrımı Yazımızın başında da belirttiğimiz gibi basit hırsızlık suçu ve nitelikli hırsızlık suçunun ayrımının yapılması fail açısından önemlidir. Çünkü basit hırsızlık suçu ceza üst sınırı 3 yıl iken nitelikli hırsızlık suçu cezası seçimlik hareketlere ve ağırlaştırıcı nedenlerin varlığına göre 12 hatta bazı durumlarda 15 yıla kadar çıkabilmektedir.  Basit hırsızlık ve nitelikli hırsızlık suçu ayrımı yapılırken failin seçimlik hareketleri dikkate alınır. TCK 142 maddesi ve alt bentlerinde yer alan seçimlik hareketlerin söz konusu olmaması halinde basit hırsızlık suçu oluşur. Örneğin suçun mağdurunun TCK 142/2-a maddesinde belirtilen “kişinin malını koruyamayacak durumda olması veya ölmüş olması” halinde fail nitelikli hırsızlık suçundan sorumlu tutulur.   ## Nitelikli Hırsızlık Suçu ve Cezası Nitelikli hırsızlık suçu cezası ise TCK 142 maddesi ve alt bentlerinde düzenlenmiştir. Failin seçimlik hareketlerine göre ve ağırlaştırıcı nedenler hariç olmak üzere nitelikli hırsızlık suçu cezası 3 yıl ile 12 yıl arasında değişmektedir. Bu seçimlik hareketlerin belirlenmesi nitelikli hırsızlık suçunun unsurlarının da belirlenmesinde etkilidir. Bu nedenle konumuzun daha anlaşılabilir olması açısından bu seçimlik hareketlere ayrıca değinmeyi daha uygun görüyoruz.  ## Nitelikli Hırsızlık Suçu Unsurları Hırsızlık suçunu nitelikli hale getiren seçimlik hareketler ve özellikleri aşağıdaki gibidir.  ## Kime Ait Olursa Olsun Kamu Kurum ve Kuruluşlarında veya İbadete Ayrılmış Yerlerde Bulunan Yada Kamu Yararına veya Hizmetine Tahsis Edilen Eşya Hakkında Hırsızlık - Suça konu eşyanın kamu kurumları içerisinde bulunması gerekir. - Mülkiyetinin veya zilyedinin kamu kurumu olması zorunlu değildir. - Suça konu eşyanın kamu yararına tahsis edilmiş olması da yine suçun nitelikli halini oluşturur - İbadete ayrılmış olan yerin sadece cami olması zorunlu olmayıp kilise veya benzeri ibadethanelerde gerçekleştirilen hırsızlık suçu da nitelikli hal olarak kabul edilir.  - Kamu hizmetinin yürütülmesi için kullanılan araç ve gereçler hakkında hırsızlık suçu da TCK 142/1-a maddesi kapsamındadır.  ## Halkın Yararlanmasına Sunulmuş Ulaşım Araçları veya Bunların Duraklarında Bulunan Eşya Hakkında Hırsızlık - Otobüs, tren, metro veya vapur gibi toplu taşıma araçları içerisinde gerçekleşen hırsızlık  - Toplu taşıma araçlarının durak veya terminallerinde gerçekleştirilen hırsızlık - Failin seçimlik hareketinin TCK 142/1-c maddesi kapsamında değerlendirilebilmesi için suça konu eşyanın malikinin bu araç sahiplerinin olması zorunlu değildir.  - Suça konu malın maliki veya zilyedi yolcular da olabilir. ## Bir Afet veya Genel Bir Felaketin Getirebileceği Zararları Önlemek veya Hafifletmek Maksadıyla Hazırlanan Eşya Hakkında Hırsızlık - Afetin niteliği önemli değildir. Deprem, yangın, sel ve heyelan şeklinde olabilir.  - Afetin gerçekleşip gerçekleşmediği suçun oluşumu için aranmaz. - Eşyanın mülkiyet sahibi özel veya tüzel kişilik olabileceği gibi kamu kurumu da olabilir. - Hizmetin aksamasına neden olma ihtimali suçun nitelikli halinin oluşumu için yeterlidir.  - Doğal afet veya felaketin zararlarını tamamen ortadan kaldıracak nitelikte eşya olması zorunlu değildir. Bu zararların azaltabilecek eşya hakkında hırsızlık da TCK 142/1-d maddesi kapsamında değerlendirilir.  ## Adet veya Tahsis veya Kullanım Gereği Açıkta Bırakılmış Eşya Hakkında Hırsızlık Suçu - Suça konu eşya niteliği itibariyle kapalı alanda muhafaza edilmemelidir.  - Eşyanın açıkta bırakılması hayatın olağan akışına uygun olmalıdır. - Kullanımı gereği açıkta bırakılmış bir eşya olmalıdır. (Örneğin inşaattan tuğla veya demir gibi malzemelerin çalınması Failin seçimlik hareketleri yukarıda sıralamış olduğumuz fiillere uyması halinde nitelikli hırsızlık suçu cezası; 3 yıl ile 7 yıl arasında hapis cezasıdır.  ## Kişinin Malını Koruyamayacak Durumda veya Ölmesinden Yararlanmak Suretiyle Hırsızlık Suçu - Mağdurun kendisini koruyamama hali sürekli suretle olabileceği gibi geçici suretle de olabilir. - Failin, mağdurdaki bu durumu bilerek hareket etmiş olması gerekir. - Kişinin kendisini bu koruyamama hali fiziksel bir engel şeklinde olabileceği gibi zihinsel bir engel de olabilir. (Örnek, şok halinde veya baygın şekilde hatta uyku halinde olan kişinin cebinden cep telefonunun çalınması ## Elde veya Üstte Taşınan Eşyayı Çekip Almak Suretiyle yada Özel Beceri ile Hırsızlık Suçu - Kapkaç veya yankesicilik en sık rastlanan seçimlik hareketlerdendir.  - Suça konu eşyanın mağdurun cebinde veya çantasında bulunması suçun nitelikli halinin uygulanması için yeterlidir.  - Mağdur ile fiziksel bir temas zorunlu değildir.  ## Doğal Afetlerin veya Sosyal Olayların Meydana Getirdiği Korku Yada Kargaşadan Yararlanmak Suretiyle Hırsızlık Suçu ve Cezası - Fail daha çok korku ve panik ortamından yararlanarak hareket etmektedir.  - Bu korku ve panik ortamı mağdurun denetim ve güvenlik kabiliyetini düşürecek boyutta olması gerekir.  - Mağdur doğal bir afet getirmiş olduğu olumsuz bir etki altında olabileceği gibi herhangi bir kargaşanın olumsuz etkisi altında da olabilir.  ## Haksız Yere Elde Bulundurulan veya Taklit Anahtarla Yada Diğer Bir Aletle Kilit Açmak Suretiyle Hırsızlık Suçu - Uygulamada sık karşılaşılan seçimlik hareketler arasında yer alır.  - Anahtarın haksiz bir şekilde ele geçirilmesi neticesinde suçun işlenmesi de nitelikli hal olarak kabul edilir.  - Orijinal anahtar bir kopyasının yapılması da yine TCK 142/2-d maddesi kapsamında değerlendirilir. - Kilidin tornavida, pense veya çekiç gibi bir araç ile kırılarak açılması suretiyle işlenin hırsızlık suçu da yine TCK 142/2-d maddesi kapsamında suçun nitelikli hali olarak kabul edilir. - Eşyanın korunmasına yönelik konulmuş araçların taklidi suretiyle açılması veya kırılması nitelikli hırsızlık suçunu oluşturur.  ## Bilişim Sistemlerinin Kullanılması Suretiyle Hırsızlık Suçu - Suçun konusunu genellikle mobil cihazlar, bilgisayarlar veya otomatik ödeme sistemleri oluşturur.  - Bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık suçunda fail yine mağdurun mal varlığı üzerinden haksız kazanç sağlama amacıyla hareket etmektedir. - Kötü amaçlı yazılım üretme, şifre kırma veya yazılım açıklarından faydalanılarak gerçekleştirilen hırsızlık suçları TCK 142/2-e maddesi kapsamında değerlendirilir.  ## Tanınmamak İçin Tedbir Alarak Veya Yetkisi Olmadığı Halde Resmi Sıfat Takınarak Hırsızlık Suçu - Failin hırsızlık suçunu işlemesi sırasında tanınmamak için gerçekleştirmiş olduğu her türlü gizlenme faaliyeti bu madde kapsamındadır.  - Daha çok suçun işlenmesinden önce gizlenmek amacıyla bir hazırlık safhası bulunur. - Failin gizlenmeye çalışması fiziksel şekilde olabileceği gibi kimliğinin gizlenmesi şeklinde teknik olarak da mümkündür. - Kamu görevlisinin sağlamış olduğu güven duygusu kullanılarak, kamu görevlisi sıfatı takınarak hırsızlık suçun işlenmesi TCK 142/2-f maddesi ile nitelikli hırsızlık suçunu oluşturur.  ## Hırsızlık Suçunun Maddi Unsurları Yukarıda sıralamış olduğumuz seçimlik hareketler genel olarak nitelikli hırsızlık suçunun unsurlarının oluşması için aranan koşullardır. Bunlar haricinde ise hırsızlık suçunun maddi ve manevi unsurları aşağıdaki gibi özetlenebilir.  ## Fail Hırsızlık suçları fail açısından özgü nitelik taşımaz. Suçun faili herkes olabilmektedir. TCK 141/1 maddesinde tanımı yapılan yarar sağlamak amacıyla bir başkasına ait malı rızası olmaksızın bulunduğu yerden alan kişi suçun faili olarak kabul edilir.  ## Mağdur Suçun mağduru suça konu malı zilyed sıfatı ile elinde bulunduran kişidir. Bu nedenle suçun mağdur açısından da tamamen özgü nitelik taşıdığını söyleyemeyiz. ## Fiil Hırsızlık suçunun fiili unsurları;  - Suça konu malın taşınır nitelikte olması - Zilyedinin rızası dışında elde edilmiş olması - Suça konu malın failin egemenliğine geçmiş olması - Son olarak failin bir başkasına veya kendisine yarar sağlamak amacıyla hareket etmesi halinde gerçekleşmiş olarak kabul edilir.  ## Hırsızlık Suçunun Manevi Unsurları Yapılan tanımdan da anlaşılacağı üzere failin taşınır bir malı yarar sağlamak amacıyla zilyedinin rızası dışında bulunduğu yerden alması suretiyle suç tamamlanmaktadır. Bu durumda da suçun manevi unsurları arasında kast unsuru yer alır. Suçun taksirle işlenmesi mümkün değildir.  ## Nitelikli Hırsızlık Suçu Cezası Suçun yukarıda belirtmiş olduğumuz seçimlik hareketler doğrultusunda işlenmesi ve ayrıca; Büyük veya küçükbaş hayvan hırsızlığı, herkesin girebileceği bir yerde bırakılmakla birlikte kilitlenmek ya da bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış eşya hakkında hırsızlık suçunun işlenmesi nitelikli hırsızlık suçu olarak kabul edilir.  Failin eyleminin TCK 142/2 maddesi ve alt bentlerinde yer alan seçimlik hareketlere uyması halinde sanık 5 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.  ## Hırsızlık Suçu ve Cezası İçin Daha Ağır Cezayı Gerektiren Haller - Hırsızlık suçunun elde veya üstte taşınan eşyayı çekip almak suretiyle (TCK142/-b) işlenmesi sırasında suçun mağdurunun beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda olması halinde fail hakkında verilecek olan ceza 1/3 oranında artırılır.  - Hırsızlık sunun sıvı veya gaz halindeki enerji hakkında ve bunların nakline, işlenmesine veya depolanmasına ait tesislerde işlenmesi halinde fail hakkında 5 yıl ile 12 yıl arasında hapis cezası öngörülmüştür. (TCK 142/3) ayrıca bu nitelikli halin gerçekleşmesi bir örgüt faaliyeti kapsamında olması durumunda hapis cezasında yarı oranında artırım yapılarak ilave olarak 10.000 güne kadar adli para cezası öngörülmüştür.  - Hırsızlık suçunun işlenmesi sonucunda haberleşmesi, enerji ya da demiryolu ile karayolu ulaşımı alanında geçici de olsa aksama yaşanması halinde fail hakkındaki cezada yarı oranında ceza artırıma gidilir.  ## Gece Vakti Hırsızlık Suçu ve Cezası Yukarıda sıralamış olduğumuz haller dışında suçun gece vakti işlenmesi de TCK 143 maddesi ile daha ağır cezayı gerektiren hal olarak düzenlenmiştir. TCK 141 maddesinde düzenlenen basit hırsızlık suçu ve TCK 142 maddesinde düzenlenmiş nitelikli hırsızlık suçu fark etmeksizin suçun gece vakti işlenmesi halinde sanık hakkında verilecek olan cezada yarı oranında (1/2) ceza artırımı yapılır. Gece vaktinin belirlenmesinde güneşin batmasından 1 saat sonraki zaman ile güneşin doğmasına 1 saat öncesine kadar olan zaman dilimleri dikkate alınır.  ## Hırsızlık Suçu ve Cezası (Özet Tablo) Kanun Maddesi Açıklama Ceza Miktarı TCK 141 (Basit Hırsızlık) Başkasına ait taşınır malın, rızası olmadan alınması 1 yıldan 3 yıla kadar hapis TCK 142/1-a Kamu kurum ve kuruluşlarında veya ibadete ayrılmış yerlerde işlenmesi 3 yıldan 7 yıla kadar hapis TCK 142/1-b Herkesin girebileceği yerlerde bırakılmış eşya hakkında 3 yıldan 7 yıla kadar hapis TCK 142/2-a Kişinin malını koruyamayacak durumda olmasından yararlanma 5 yıldan 10 yıla kadar hapis TCK 142/2-b Elde veya üstte taşınan eşyayı çekip almak (kapkaç - yankesicilik) 5 yıldan 10 yıla kadar hapis TCK 142/2-c Doğal afet veya sosyal olaylardan yararlanarak hırsızlık 5 yıldan 10 yıla kadar hapis TCK 142/2-d Haksız yere elde bulundurulan anahtar veya kilit açma yöntemiyle 5 yıldan 10 yıla kadar hapis TCK 142/2-e Bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle 5 yıldan 10 yıla kadar hapis TCK 142/2-f Tanınmamak için tedbir alarak veya sahte sıfatla 5 yıldan 10 yıla kadar hapis TCK 142/2-g Büyük veya küçükbaş hayvan hakkında 5 yıldan 10 yıla kadar hapis   ## Hırsızlık Suçu ve Cezası İçin Özel Görünüş Biçimleri ## Hırsızlık Suçuna Teşebbüs Failin hırsızlık suçunu işlemeye elverişli fiili hareketlere başlamasına rağmen elinde olmayan sebeplerle tamamlayamaması halinde TCK 35 maddesi gereğince hırsızlık suçuna iştirakten sorumlu tutulur. Suçun işleniş biçimi, failin kastı ve suç için öngörülmüş seçimlik hareketler dikkate alındığın teşebbüs hükümleri uygulanması mümkün olan bir suç tipidir. Fail hakkında TCK 35 maddesi uyarınca teşebbüs hükümleri uygulanması halinde hakkında verilecek olan cezada 1/4 ile 3/4 oranları arasında ceza indirimi yapılır.  ## Hırsızlık Suçuna İştirak Hırsızlık suçunun iştirak halinde işlenmesi mümkündür. İştirak TCK 37 maddesinde düzenlenmiş birlikte faillik şeklinde olabileceği gibi TCK 39. Maddesinde düzenlenmiş yardım etme şeklinde de gerçekleşebilir. Birlikte faillik (TCK 37) söz konusu olması halinde her bir fail ayrı ayrı hırsızlık suçundan sorumlu tutulur.  Hırsızlık suçuna diğer bir iştirak yöntemi ise yardım etme şeklinde kendisini gösterir. Örneğin hırsızlık suçunun işlenmesinden sonra asıl failin kaçmasını kolaylaştırmak şeklinde bir iştirak söz konusu olması halinde yardım etme olarak değerlendirilir. Bu durumda ise fail hakkında verilecek olan cezada yarı oranında ceza indirimi yapılır.  ## Hırsızlık Suçunda İçtima Türk Ceza Kanunumuzda içtima; Bileşik suç, zincirleme suç ve fikri içtima olarak üç farklı şekilde düzenlenmiştir. Bileşik suç yanı gerçek içtima söz konusu olması halinde birbirinden bağımsız fiiller ile birden fazla suçun işlenmesi halidir. Örneğin failin aynı apartman içerisinde farklı dairelerden aynı zaman içerisinde suçu işlemesi halinde gerçek içtima söz konusu olur ki; bu durumda fail her bir hırsızlık suçundan ayrı ayrı cezalandırılır.  Zincirleme şekilde hırsızlık suçunun işlenmesi halinde ise suçun işlenmesi farklı zamanlarda olmuş olsa da aynı mağdura yönelik olması halinde TCK 43 maddesi uyarıca fail zincirleme suçtan sorumlu tutulur. Bu durumda ise fail tek bir suçtan sorumlu olarak yargılanır. Bu durumda fail hakkında 1/4 ile 3/4 oranlarında ceza artırımı yapılır. Ancak her iki suç arasında hukuki bir kesintinin bulunmaması gerekir.  Ceza kanunumuzda düzenlenmiş olan bir başka içtima türü ise fikri içtimadır. Failin tek bir fiil nedeniyle birden fazla suçu işlemiş olması halinde söz konusu olur. Bu durumda fail en ağır cezayı gerektiren fiilden dolayı cezalandırılır. Örneğin hırsızlık amacı ile kapı kilidinin kırılması halinde, fail suçun işlenmesi için kapı kilidinin kırılmasının zorunluluğu altında hırsızlık suçunu işlediğinden sadece bu suçtan yargılanması yapılır.  ## Hırsızlık Suç İçin Daha Az Cezayı Gerektiren Haller Hırsızlık suçu ve cezası için daha az cezayı gerektiren haller TCK 144. Maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre;  - Paydaş veya elbirliği ile malik olunan mal üzerinde (TCK 144/1-a) - Hukuki bir alacağın tahsili amacıyla (TCK 144/1-b) Hırsızlık suçunun işlenmesi halinde sanık hakkında 2 ay ile 1 yıl arasında hapis cezası veya adli para cezası öngörülmüştür. Aynı suçun TCK 144 maddesinde yer alan kişiler arasında işlenmesi hırsızlık suçunun takibi şikayete tabi olduğu haller arasında yer alır.  ## Hırsızlık Suçunda Malın Değerinin Az Olması Hırsızlık suçunda malın değerinin az olması fail hakkında ceza indirimi nedeni olabileceği gibi tamamen ceza verilmesinden vazgeçilmesine de olanak tanır. Suça konu malın değerinin belirlenmesinde tarafların sosyal ve ekonomik durumu ile güncel ekonomik koşullar karşısında malın değeri dikkate alınır.  ## Kullanma Hırsızlığı Hırsızlık suçu ve cezası için indirim nedeni yapılacak bir başka durum ise TCK 146. Maddesinde kullanma hırsızlığı şeklinde düzenlenmiştir. Buna göre; Malın geçici bir süre kullanılıp zilyedine iade edilmek üzere suçun işlenmesi kullanma hırsızlığı olarak kabul edilir.  Bu durumda fail hakkında verilecek olan cezada yarı oranında ceza indirimi yapılır. Ayrıca kullanma hırsızlığı suçun takibi şikayete tabi olduğu bir başka durumdur. Mağdurun şikayetçi olmaması halinde fail hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmaz.  ## Hırsızlık Suçunda Zorunluluk Hali Hırsızlık suçlarının ağır ve acil bir ihtiyacı karşılamak amacıyla işlenmesi halinde sanık hakkında ceza indirimi yapılır. Zorunluluk halinin niteliğine, kapsamına ve ağırlığına göre sanık hakkında ceza vermekten de vazgeçilmesi mümkündür.  ## Suça Sürüklenen Çocuklarda Hırsızlık Suçu ve Cezası Türk Ceza Kanunumuzda tanımlanmış diğer suçlarda olduğu gibi hırsızlık suçunun 18 yaş altı suça sürüklenen çocuk tarafından işlenmesi yaş gruplarına göre cezada indirim nedeni olabileceği gibi ceza sorumluluğunu tamamen de ortadan kaldırabilecektir.  ## 12 Yaşından Küçük Çocuklar 12 yaşından küçük çocukların ceza sorumluluğu yoktur. Hırsızlık suçunu işleyen bireyin 12 yaşından küçük olması halinde ceza verme yoluna gidilmez. Ancak ileride yeniden bir suç işlememesi amacıyla hakkında sosyal hizmet tedbirleri veya eğitim programları uygulanmasına karar verilebilir.  ## 12 – 15 Yaş Arası Çocuklar 12 – 15 yaş aralığında bulunan suça sürüklenen çocuk hakkında cezai hüküm kurulabilmesi için öncelikle çocuğun işlemiş olduğu fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin gelişip gelişmediği araştırılır. Suça sürüklenen çocuklarda bu yeteneklerin gelişmemiş olması halinde ceza verme yoluna gidilmez. Diğer durumlarda ise 12 – 15 yaş aralığında suça sürüklenen çocuklar için ceza yarı oranında indirilir.  ## 15 – 18 Yaş Arası Çocuklar Aksine bir rapor bulunmaması halinde 15 – 18 yaş aralığındaki çocukların işlemiş olduğu fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını kavrayabildiği kabul edilir. Bu yaş aralığında hırsızlık suçunu işleyen suça sürüklenen çocuklar için 1/3 oranında ceza indirimi yapılarak hüküm kurulur.  ## Hırsızlık Suçunda Etkin Pişmanlık Hırsızlık suçunda etkin pişmanlık gösterilmesi sanık hakkında ciddi oranlarda ceza indirimi olanağı tanımış olduğundan bu konuya ayrıca değinmekte fayda görüyoruz.  Hırsızlık suçunda etkin pişmanlığın gösterilmesi ancak ve ancak mağdurun uğramış olduğu zararın aynen karşılanması veya tanzimi suretiyle mümkündür. Unutmamak gerekir ki kısmen geri verme veya tanzim halinde fail hakkında TCK 168 maddesi uyarınca ceza indirimi yapılabilmesi mağdurun rızasına bağlıdır. Bu nedenle mağdurun zararının tamamen karşılanması etkin pişmanlıkta önemlidir.  Etkin pişmanlığın soruşturma veya kovuşturma aşamasında gösterilmesine göre farklı ceza indirimleri düzenlenmiştir.  - Kovuşturma başlamadan önce etkin pişmanlık halinde; 2/3’e kadar, Hırsızlık suçunda etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanabilmek için sürecin doğru yönetilmesi gerektiğinden, bu noktada uzman bir Kartal Avukat ile hareket edilmesi önemli avantaj sağlayabilir. ## Hırsızlık Suçunda Şahsi Cezasızlık ve İndirim Sebepleri Hırsızlık suçu ve cezası için TCK 167 maddesinde şahsi cezasızlık ve indirim nedenleri sıralanmıştır. Suçun haklarında ayrılık kararı verilmemiş eşler arasında işlenmesi cezasızlık nedenidir. Bununla birlikte; Üstsoy ve alt soy ve bu derecedeki kayın hısımlıkları veya evlat / evlatlığın işlenmesi hali de bir şahsi cezasızlık nedenidir. TCK 167 maddesinde son olarak aynı konutta birlikte yaşayan kardeşler arasında hırsızlık suçunun işlenmesi halinde de fail hakkında ceza verilmez.  ## Hırsızlık Suçunda Şahsi İndirim Nedenleri  Hırsızlık suçunun haklarında ayrılık kararı verilmiş olan eşler arasında veya aynı evde birlikte yaşamayan kardeşler arasında işlenmesi ile aynı konutta beraber yaşayan dayı, amca, teyze, hala veya yeğen gibi akrabalar arasında işlenmesi halinde fail hakkında 1/2 (yarı oranında) oranında ceza indirimi yapılır. Ayrıca suçun sıralamış olduğumuz bu kişiler arasında işlenmiş olması suçun takibi şikayete tabi olduğu bir başka işleniş biçimidir.  ## Hırsızlık Suçu Şikayete Tabi Midir? Genel olarak hırsızlık suçu şikayete tabi suçlar arasında yer almaz. Ancak aşağıda sıralamış olduğumuz durumların söz konusu olması halinde mağdurun şikayeti aranır.  - Paydaş ve elbirliği ile malik olunan eşya hakkında hırsızlık - Aynı konutta yaşayan altsoy, üstsoy eş ve kardeşler arasında hırsızlık - Hukuki bir ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla hırsızlık - Haklarında ayrılık kararı verilmiş olan eşler arasında hırsızlık - Kullanma hırsızlığı ## Sıkça Sorulan Sorular S: İlk Hırsızlık Suçunun Cezası Nedir? C: Herhangi bir suçun ilk defa işlenmiş olması Türk Ceza Kanunumuzda zorunlu olmamakla birlikte takdiri indirim nedeni, koşulların oluşması halinde para cezasına çevirme veya hapis cezasının ertelenmesine imkan tanıyabilecektir. Bu nedenle hırsızlık suçunun ilk defa işlenmesi konusunda uygulanacak ceza miktarı yönünde ayrıca bir kanun maddesi düzenlenmemiştir. S: Hırsızlık Suçu Para Cezası Ne Kadar? C: Hırsızlık suçlarında sadece TCK 141 maddesinde düzenlenmiş olan basit hırsızlık suçunun ceza alt ve üst sınırları itibariyle kısmen paraya çevrilmesi mümkündür. Yukarıda sıralamış olduğumuz indirim nedenlerinin varlığı halinde sanık hakkında 1 yıl ve daha az süreli hapis cezasına hükmedilmesi halinde diğer koşulların da oluşması halinde hapis cezası para cezasına çevrilebilir. Hırsızlık suçu para cezası şeklinde genel bir miktar Türk Ceza Kanunumuzda düzenlenmemiştir. Ceza miktarına ve sanığın hukuki statüsüne göre bu miktarlar değişiklik gösterebilir. S: Hırsızlık Suçundan Ceza Alan Ne Kadar Yatar? C: Failin seçimlik hareketlerine göre ve suçun basit hırsızlık suçu veya nitelikli hırsızlık suçunu oluşturup oluşturmadığına göre takdir edilecek olan ceza miktarları değişiklik gösterir. Basit hırsızlık suçunda ceza üst sınırı 3 yıl iken, nitelikli hırsızlık suçunda bu süre 12 yıla kadar çıkabilmektedir. Bu sürelere daha ağır cezayı gerektiren haller ile cezada indirim nedenleri dahil değildir. S: Hırsızlık Suçundan Tutuklama Olur mu? C: Herhangi bir suçtan şüpheli hakkında tutuklama tedbiri uygulanabilmesi için genellikle ceza üst sınırı, failin delilleri yok etme veya kaçma şüphesi gibi durumlar dikkate alınır. Şüpheli bu ve benzer durumların söz konusu olması halinde tutuklama tedbiri uygulanması mümkündür. Basit hırsızlık suçunun ceza üst sınırı dikkate alındığında tutuklama tedbiri sık uygulanmasa da nitelikli hırsızlık suçunda tutuklama tedbirleri ceza üst sınırları da dikkate alınarak sıkça uygulandığına rastlamaktayız. S: Hırsızlıkta Delil Yoksa Ne Olur? C: Türk Ceza Kanunumuzda suç olarak tanımlanmış herhangi bir suçtan sanık hakkında cezai hüküm kurulabilmesi için öncelikle bu suça ilişkin unsurların eksiksiz bir şekilde mevcut olayda bulunması gerekir. Aynı kural hırsızlık suçu ve cezası içinde geçerlidir. Hırsızlık suçunun işlendiğine dair yeterli bir delil bulunmaması halinde sanık hakkında CMK 223 ve devamı maddeleri uyarınca beraat kararı verilmelidir. Bu konuda ceza avukatından destek almanız sürecin daha sağlıklı ilerlemesine imkan tanır. --- # Avukata Vekaletname Nasıl Verilir? Gerekli Belgeler ve Ücret URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/avukata-vekaletname-nasil-verilir/ Güncelleme: 2026-08-29 Kısa cevap: Avukata vekaletname Türkiye'de herhangi bir noterden verilebilir. Kimlik belgesi ile vekalet verilecek avukatın bilgileri yeterli olmakla birlikte, yapılacak hukuki işleme göre özel yetkiler ve ek belgeler gerekebilir. Özellikle tapu işlemleri için vekaletnamenin fotoğraf ve şekil şartları ayrıca kontrol edilmelidir. Avukata vekaletname nasıl verilir? Türkiye'de avukata vekaletname vermek için kural olarak notere başvurulur ve yapılacak hukuki işleme göre gerekli yetkileri içeren vekaletname düzenlenir. Yanınızda geçerli kimlik belgenizin bulunması ve vekalet vereceğiniz avukatın bilgilerinin doğru şekilde notere bildirilmesi gerekir. Vekaletnamenin içeriği yapılacak işleme göre değişir. Dava ve takiplerin çoğunda genel temsil yetkileri yeterli olabilirken, kanunun açıkça özel yetki aradığı işlemler bakımından vekaletnamede ayrıca yetki bulunması gerekir. Hukuki Uyarı / Saha Notu: Notere gitmeden önce vekaletnamenin hangi dava veya işlemde kullanılacağını avukatınızdan öğrenin. Özellikle özel yetki gerektiren işlemlerde vekaletnamenin eksik düzenlenmesi, avukatın ilgili işlemi sizin adınıza yapamamasına neden olabilir. [caption id="attachment_3141" align="aligncenter" width="1536"] Avukata vekaletname nasıl verilir?[/caption] ## Avukata Vekaletname Nereden Verilir? Avukata vekaletname Türkiye'de bulunduğunuz yerdeki herhangi bir noterden verilebilir; avukatla aynı şehirde bulunmanız gerekmez. Örneğin İstanbul'da yaşayan bir kişi, Ankara'da bulunan bir avukata İstanbul'daki noterden vekaletname verebilir. Vekaletnamenin avukata ulaşmasıyla birlikte avukat, verilen yetkinin kapsamı içinde hukuki işlemleri yürütmeye başlayabilir. Vekalet vereceğiniz avukatın bilgilerini kendisinden alabilir veya Türkiye Barolar Birliği'nin Baro Levhası üzerinden kontrol edebilirsiniz. ## Avukata Vekaletname Vermek İçin Hangi Belgeler Gerekir? Avukata vekaletname verirken temel olarak geçerli kimlik belgesi ile vekalet verilecek avukatın gerekli bilgileri gerekir. Vekaletnamenin hangi işlem için kullanılacağına göre noter tarafından ek bilgi veya belge istenebilir. Bu nedenle notere gitmeden önce avukatınızdan vekaletname içeriğini ve gerekli özel yetkileri öğrenmek daha güvenlidir. - Geçerli kimlik belgesi - Vekalet verilecek avukatın adı ve soyadı - İşlemin niteliğine göre gerekli mesleki veya dosya bilgileri - Özel işlem söz konusuysa işlemle ilgili ek bilgi ve belgeler ## Genel Vekaletname ve Özel Vekaletname Arasındaki Fark Nedir? Genel vekaletname genel temsil yetkileri için kullanılırken, kanunun açıkça özel yetki aradığı işlemlerde vekaletnamede ayrıca özel yetki bulunması gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 74. maddesinde, avukatın bazı işlemleri gerçekleştirebilmesi için vekaletnamede açıkça yetkilendirilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Örneğin sulh olma, davadan feragat etme, davayı kabul etme, ibra ve bazı özel tasarruflarda açık yetki aranabilir. Bu nedenle “her işlem için aynı vekaletname yeterlidir” şeklinde hareket etmek doğru değildir. ## Boşanma Davası İçin Özel Vekaletname Gerekir mi? Boşanma davasında vekaletnamenin avukatın yapacağı işlemler bakımından gerekli yetkileri içermesi gerekir; özellikle özel yetki aranılan işlemler bakımından vekaletname içeriği ayrıca kontrol edilmelidir. Boşanma dosyanızın nasıl açıldığı ve süreçte hangi işlemlerin yapıldığı hakkında Boşanma Davası Nasıl Açılır? başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz. Vekaletname vermeden önce avukatınızdan noterde hangi yetkilerin bulunması gerektiğini öğrenmeniz, sonradan yeni vekaletname çıkarmanızın önüne geçebilir. ## Tapu İşlemleri İçin Vekaletnamede Fotoğraf Gerekir mi? Tapu işlemlerinde kullanılacak vekaletnameler bakımından vekaletnamenin şekli ve fotoğraf şartları ayrıca dikkate alınmalıdır. Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü'nün güncel açıklamalarında, tapuda işlem yapılmasını gerektiren vekaletnamelerin fotoğraflı düzenlenmesine ilişkin özel şartlar bulunduğu belirtilmektedir. Bu nedenle taşınmaz satışı, bağış, intikal veya benzeri bir işlem için vekaletname verilecekse, vekaletnamenin tapuda kullanılacağı notere ve avukata önceden bildirilmelidir. Burada tapu senedi veya tapudaki işlem belgelerine fotoğraf yapıştırılması ile vekaletnamede fotoğraf bulunması farklı konulardır. TKGM'nin tapu işlemlerine ilişkin açıklamalarında tapu işlem belgeleri bakımından fotoğraf uygulamasının kaldırıldığı ayrıca belirtilmektedir. ## Şirketler Avukata Nasıl Vekalet Verir? Şirket adına vekaletname, şirketi temsil ve ilzama yetkili kişi tarafından verilir ve temsil yetkisinin belgelenmesi gerekir. Şirket adına işlem yapılırken yetkili kişinin kim olduğu ve şirketi hangi kapsamda temsil edebildiği kontrol edilir. İşlem türüne göre güncel şirket ve yetki bilgilerinin noter tarafından değerlendirilmesi gerekebilir. Bu nedenle şirket vekaletnamesinde yalnızca yetkili kişinin kimliği değil, şirketin temsil şekli ve verilecek yetkinin kapsamı da dikkate alınmalıdır. ## 18 Yaşından Küçük Çocuk İçin Avukata Vekalet Nasıl Verilir? 18 yaşından küçükler bakımından vekaletname işlemi, çocuğun velayet ve kanuni temsil durumuna göre kanuni temsilcileri tarafından gerçekleştirilir. Anne ve babanın birlikte temsil yetkisine sahip olduğu durumlarda işlem buna göre yapılabilir. Anne ve babanın ayrı olması, velayet kararı bulunması veya başka bir temsil sorunu olması halinde ise kimin vekalet verme yetkisine sahip olduğu ayrıca değerlendirilmelidir. ## Birden Fazla Kişi Aynı Avukata Vekalet Verebilir mi? Birden fazla kişinin aynı avukatı vekil tayin etmesi mümkündür; ancak vekaletnamenin kapsamı her kişinin yapacağı işlem ve hukuki durumuna göre belirlenir. Örneğin aynı uyuşmazlıkta birlikte hareket eden birden fazla kişinin aynı avukatı görevlendirmek istemesi halinde, noter tarafından uygun şekilde düzenlenen vekaletnameler kullanılabilir. ## Avukata Vekaletname Verme İşlemi Ne Kadar Sürer? Noterde vekaletname düzenlenmesinin süresi, belgenin içeriğine ve noterlikteki iş yoğunluğuna göre değişir. Vekaletnamenin kapsamı önceden belirlenmiş ve gerekli bilgiler hazırsa işlem genellikle kısa sürede tamamlanabilir. Ancak “her vekaletname kesin olarak 10-15 dakikada çıkar” şeklinde sabit bir süre vermek doğru değildir. ## 2026 Vekaletname Ücreti Ne Kadar? Vekaletname için bütün işlemlerde geçerli tek bir sabit noter ücreti bulunmaz; ödenecek tutar vekaletnamenin içeriğine ve noterlik ücret kalemlerine göre değişir. Ücret Unsuru Tutarı Etkileyen Hususlar Vekaletnameye ilişkin harç İşlemin ve belgenin niteliği Değerli kağıt bedeli Belge ve nüsha özellikleri Noterlik ücreti İlgili işlem ve harç üzerinden hesaplanan ücretler Yazı ücreti Belgenin kapsamı ve sayfa sayısı Ek işlemler Çeviri, tasdik ve özel işlemler Bu nedenle “2026 yılında vekaletname kesin olarak 2.000-3.000 TL'dir” şeklinde sabit bir fiyat vermek yerine, işlemin yapılacağı tarihte noterde hesaplanan güncel tutarın esas alınması gerekir. Noter vekaletname masrafı ile avukatlık ücreti birbirinden farklıdır. Türkiye Barolar Birliği'nin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi, avukatlık hizmeti için uygulanacak asgari ücretleri düzenler; noter vekaletname masrafı bununla aynı kalem değildir. ## Vekaletname Süreli mi Süresiz mi Olur? Vekaletname süreli veya süresiz olarak düzenlenebilir; ancak süresiz vekaletname de belirli hukuki sebeplerle sona erebilir. Vekaletnamenin belirli bir tarihe kadar geçerli olması isteniyorsa süre açıkça belirtilmelidir. Süresiz vekaletnamelerde ise vekalet ilişkisinin sona ermesine yol açabilecek hukuki durumlar ayrıca değerlendirilir. ## Vekaletname Kendiliğinden Geçersiz Olur mu? Vekaletnamenin geçerliliğinin sona erip ermediği, azil, istifa, ölüm ve diğer hukuki sebeplere göre belirlenir. Bu nedenle “süresiz vekaletname hiçbir şekilde sona ermez” şeklinde kesin bir ifade doğru değildir. ## Başka Şehirden Avukata Vekalet Verilebilir mi? Avukatla aynı şehirde bulunmanız gerekmez; bulunduğunuz yerdeki herhangi bir noterden avukata vekaletname verebilirsiniz. Örneğin Kartal'da bulunan bir kişi, İstanbul dışındaki bir avukata bulunduğu yerdeki noterden vekaletname verebilir. ## Yurt Dışından Avukata Vekalet Nasıl Verilir? Yurt dışında yaşayan kişiler Türk konsolosluklarında vekaletname düzenletebilir; yabancı ülkede yetkili makam önünde düzenlenen vekaletnamelerde ise Türkiye'de kullanılabilmesi için gerekli tasdik ve tercüme işlemleri ayrıca değerlendirilmelidir. Özellikle yabancı ülkede düzenlenen vekaletnamenin Türkiye'de kullanılacağı işlem önceden belirlenmeli ve gerekli şekil şartları buna göre kontrol edilmelidir. Yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarının Türkiye'deki boşanma süreçleri için vekaletname kullanımına ilişkin ayrıca Yurt Dışında Boşanma Davası başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz. ## Avukata Vekaletname Verirken Nelere Dikkat Edilmeli? Vekaletname düzenlenmeden önce avukatın hangi işlemleri yapacağı ve bu işlemler için özel yetki gerekip gerekmediği belirlenmelidir. - Vekalet verilecek avukatın bilgilerinin doğru olduğundan emin olun. - Vekaletnamenin kullanılacağı dava veya işlemi önceden belirleyin. - Özel yetki gerektiren işlemleri avukatınızla kontrol edin. - Tapuda kullanılacak vekaletname bakımından gerekli şekil şartlarını ayrıca sorun. - Şirket adına vekalet veriliyorsa temsil yetkisini kontrol edin. - Yurt dışında vekalet verilecekse belgeye ilişkin tasdik ve tercüme şartlarını önceden öğrenin. ## Örnek Olay İstanbul'da yaşayan bir kişinin Ankara'da görülen boşanma davasını bir avukat aracılığıyla takip ettirmek istediğini düşünelim. Bu kişinin Ankara'ya giderek vekaletname çıkarması gerekmez. Bulunduğu yerdeki noterden, Ankara'daki avukatını vekil tayin edebilir. Ancak vekaletname düzenlenmeden önce avukattan gerekli yetkilerin öğrenilmesi gerekir. Özellikle dava kapsamında özel yetki gerektiren bir işlem bulunuyorsa bu yetkinin vekaletnamede açıkça yer alması önemlidir. ## Avukata Vekaletname Verdikten Sonra Ne Olur? Vekaletname avukata ulaştıktan sonra avukat, vekaletnamede verilen yetkiler kapsamında müvekkili adına hukuki işlemleri yürütür. Vekaletname, avukata kanunun veya belgenin kapsamında bulunmayan sınırsız bir tasarruf yetkisi vermez. Özel yetki gereken işlemlerde vekaletnamenin içeriği ayrıca değerlendirilir. Hangi avukatın dosyanızı takip edeceğini görmek için Koza Avukatlık Avukatlarımız sayfamızı inceleyebilirsiniz. ## Avukata Vekaletname Vermeden Önce Bilinmesi Gerekenler Notere gitmeden önce vekaletnamenin kapsamını avukatınızla netleştirmek, eksik yetkili veya amacından farklı bir vekaletname düzenlenmesi riskini azaltır. Dava, icra, boşanma, tapu, şirket ve yurt dışı işlemlerinde kullanılacak vekaletnamelerin kapsamı aynı olmayabilir. Bu nedenle vekaletname çıkarılmadan önce yapılacak hukuki işlemin açıkça belirlenmesi gerekir. ## Koza Avukatlık ve Danışmanlık Koza Avukatlık ve Danışmanlık, Kartal'daki merkezinden aile, ceza, iş, icra, gayrimenkul, miras ve diğer hukuk alanlarında dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmetleri sunmaktadır. Avukatlarımız ve çalışma alanlarımız hakkında Avukatlarımız sayfamızdan bilgi alabilirsiniz. ## Avukata Danışın Vekaletnamenin doğru hazırlanması, avukatın sizin adınıza gerekli hukuki işlemleri eksiksiz gerçekleştirebilmesi açısından önemlidir. Özellikle özel yetki gerektiren dava ve işlemlerde vekaletname içeriğinin önceden kontrol edilmesi gerekir. Vekaletname ve yürütülecek hukuki süreç hakkında bilgi almak için Koza Avukatlık ve Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Avukata vekaletname nereden çıkarılır? C: Türkiye'de herhangi bir noterden avukata vekaletname verilebilir. Yurt dışında bulunan kişiler ise Türk konsoloslukları veya işlemin niteliğine göre yetkili yabancı makamlar üzerinden vekaletname düzenletebilir. S: Avukata vekaletname vermek için ne gerekir? C: Temel olarak geçerli kimlik belgesi ve vekalet verilecek avukatın bilgileri gerekir. İşlemin niteliğine göre ek bilgi veya belge istenebilir. S: Özel vekaletname ne zaman gerekir? C: Kanunun açık yetki aradığı işlemlerde vekaletnamede özel yetki bulunması gerekir. Hangi özel yetkilerin gerektiği yapılacak hukuki işleme göre belirlenir. S: Vekaletname ücreti ne kadar? C: Vekaletnamenin tek bir sabit fiyatı yoktur. Noter masrafı işlem türü, imza, sayfa, nüsha ve diğer ücret kalemlerine göre hesaplanır. S: Avukata vekaletname vermek ne kadar sürer? C: Belgeler ve vekaletnamenin kapsamı hazırsa işlem genellikle kısa sürede tamamlanabilir; ancak noterin yoğunluğu ve belgenin içeriğine göre süre değişebilir. S: Tapu işlemleri için vekaletnamede fotoğraf gerekir mi? C: Tapu işlemlerinde kullanılacak vekaletnameler için özel şekil ve fotoğraf şartları bulunabilir. Taşınmaz işlemi yapılacaksa vekaletnamenin tapuda kullanılacağı notere önceden belirtilmelidir. S: Avukatla farklı şehirdeysem vekalet verebilir miyim? C: Evet. Avukatla aynı şehirde bulunma zorunluluğu yoktur. Bulunduğunuz yerdeki noterden vekaletname verebilirsiniz. S: Vekaletname kendiliğinden geçersiz olur mu? C: Vekalet ilişkisinin sona erip ermediği azil, istifa, ölüm veya diğer hukuki sebeplere göre değerlendirilir. Süresiz vekaletname de belirli hukuki sebeplerle sona erebilir. S: Yurt dışından avukata vekalet verilebilir mi? C: Evet. Türk konsolosluklarında vekaletname düzenlenebilir. Yabancı ülkede düzenlenen belgelerde ise Türkiye'de kullanılabilmesi için gerekli tasdik ve tercüme şartları ayrıca kontrol edilmelidir. --- # Miras Davası Ne Kadar Sürer? Dava Türlerine Göre Süreç URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/miras-davasi-ne-kadar-surer/ Güncelleme: 2026-10-13 Kısa cevap: Miras davasının ne kadar süreceği dava türüne, mirasçı ve taraf sayısına, delillere, bilirkişi incelemelerine, mahkemenin iş yüküne ve varsa istinaf veya temyiz aşamalarına göre değişir. Bu nedenle bütün miras davaları için 1-3 yıl gibi kesin bir süre vermek doğru değildir. Miras davası ne kadar sürer? Bunun için bütün miras davaları bakımından geçerli tek bir süre vermek mümkün değildir. Davanın türü, taraf ve mirasçı sayısı, taşınmaz ve malvarlığı araştırmaları, bilirkişi incelemeleri, tebligat işlemleri, mahkemenin iş yükü ve kanun yolu aşamaları toplam süreyi etkiler. Bu nedenle “miras davası kesin olarak 1 yıl sürer” veya “muris muvazası davası 5 yılda biter” şeklindeki genel ifadeler yanıltıcı olabilir. Bir miras uyuşmazlığının ne kadar süreceği, öncelikle hangi hukuki yolun kullanıldığı belirlenerek değerlendirilmelidir. Hukuki Uyarı / Saha Notu: Miras uyuşmazlığında “dava süresi” ile “dava açma süresi” birbirinden farklıdır. Bir davanın mahkemede sonuçlanmasının kaç yıl süreceği ayrı, tenkis gibi belirli davalarda dava açma hakkının hangi süre içinde kullanılacağı ayrıdır. [caption id="attachment_3139" align="aligncenter" width="1536"] Miras davasının süresini etkileyen faktörler[/caption] ## Miras Davası Ne Kadar Sürer? Miras davasının sonuçlanma süresi, dava türüne ve dosyanın kapsamına göre değişir; Türkiye genelinde bütün miras davaları için sabit bir ortalama süre bulunmamaktadır. Örneğin yalnızca mirasçılık belgesine ilişkin bir başvuru ile çok sayıda taşınmazın bulunduğu ve bilirkişi incelemeleri gerektiren bir muris muvazası davasının aynı sürede sonuçlanması beklenmez. Adalet Bakanlığı tarafından yayımlanan adli yargı faaliyet raporlarında da dava türlerinin bitirilme sürelerinin mahkemeden mahkemeye değişebildiği görülmektedir. Örneğin bazı Sulh Hukuk Mahkemelerinde ortaklığın giderilmesi davalarının ortalama bitirilme süresi yüzlerce gün olarak raporlanmıştır. Bu nedenle internet üzerinde verilen “1-3 yıl” gibi rakamlar ancak genel bir fikir verebilir; somut dosya için kesin süre olarak kabul edilmemelidir. ## Miras Davasının Süresini Hangi Faktörler Etkiler? Miras davasının süresini en fazla etkileyen unsurlar dava türü, taraf sayısı, delillerin kapsamı, bilirkişi incelemeleri, tebligatlar ve mahkemenin iş yüküdür. ## Davanın Türü Mirasçılık belgesi, ortaklığın giderilmesi, tenkis, muris muvazası ve miras sebebiyle istihkak gibi uyuşmazlıkların hukuki yapısı birbirinden farklıdır. Örneğin bir mirasçılık belgesi istemi ile taşınmazların gerçek değerinin belirlenmesini ve tapu kayıtlarının incelenmesini gerektiren muris muvazası davasının aynı yargılama sürecine sahip olması beklenmez. ## Mirasçı ve Taraf Sayısı Taraf sayısının artması, tebligat ve taraf teşkili işlemlerinin uzamasına neden olarak davanın toplam süresini etkileyebilir. Özellikle mirasçıların farklı şehirlerde veya ülkelerde bulunması, bazı mirasçıların vefat etmesi veya mirasçılık durumunun ayrıca tespit edilmesi gereken dosyalarda taraf teşkili daha uzun sürebilir. ## Bilirkişi ve Malvarlığı Araştırmaları Taşınmazların değerinin, şirket hisselerinin, banka kayıtlarının veya başka malvarlığı unsurlarının araştırılması gereken davalarda bilirkişi ve müzekkere işlemleri yargılamayı uzatabilir. Birden fazla taşınmaz bulunan dosyalarda her taşınmazın tapu kaydının, niteliğinin, pay oranının ve gerektiğinde değerinin ayrı ayrı incelenmesi gerekebilir. ## Tanık ve Diğer Deliller Muris muvazası gibi davalarda tanık anlatımları ve işlem koşullarını gösteren diğer delillerin toplanması yargılamanın kapsamını genişletebilir. Tapu kayıtları, banka hareketleri, satış bedeline ilişkin belgeler, sağlık ve ekonomik durumla ilgili belgeler ile tanık anlatımları somut olayın özelliklerine göre incelenebilir. ## Mahkemenin İş Yükü Mahkemenin iş yükü ve duruşma yoğunluğu, aynı türdeki iki davanın farklı sürelerde sonuçlanmasına neden olabilir. Adalet Bakanlığı'nın adli yargı faaliyet raporlarında aynı dava türünün farklı mahkemelerde farklı ortalama bitirilme sürelerine sahip olduğu görülebilmektedir. Bu nedenle tek bir mahkeme süresini Türkiye geneline uygulamak doğru değildir. ## Dava Türüne Göre Miras Davaları Ne Kadar Sürer? Miras uyuşmazlıklarında dava süresi, uyuşmazlığın türüne göre önemli ölçüde değişir. Dava veya İşlem Genel Süre Değerlendirmesi Süreyi Etkileyen Başlıca Unsurlar Mirasçılık belgesi Genellikle dava niteliğindeki uzun bir yargılama değildir Mirasçılık yapısı, yabancılık unsuru ve belge durumu Ortaklığın giderilmesi Dosyanın kapsamına göre değişir Taşınmaz sayısı, paydaş sayısı, arabuluculuk ve satış süreci Tenkis Dosyanın kapsamına göre değişir Saklı pay hesabı, tereke, kazandırmalar ve bilirkişi incelemesi Muris muvazası Dosyanın kapsamına göre değişir Tapu kayıtları, tanıklar, satış bedeli, ekonomik durum ve diğer deliller Miras sebebiyle istihkak Dosyanın kapsamına göre değişir Tereke, mirasçılık ve malvarlığı araştırmaları Bu tabloda özellikle bilinmesi gereken nokta, sürelerin “1 yıl”, “3 yıl” veya “5 yıl” şeklinde garanti edilemeyeceğidir. Somut dosyada dava açılmadan önce mevcut malvarlığı ve uyuşmazlığın kapsamı incelenerek daha gerçekçi bir tahmin yapılabilir. ## Ortaklığın Giderilmesi Davası Ne Kadar Sürer? Ortaklığın giderilmesi davasının süresi taşınmazın niteliğine, paydaş sayısına, bilirkişi incelemesine ve satış veya aynen taksim aşamasına göre değişir. Miras kalan taşınmazların paylaşılması konusunda anlaşma sağlanamıyorsa ortaklığın giderilmesi yoluna başvurulabilir. Ortaklığın giderilmesi uyuşmazlıklarında dava açmadan önce dava şartı arabuluculuk hükümleri de dikkate alınmalıdır. Arabuluculukta anlaşma sağlanması halinde uyuşmazlığın mahkeme sürecine taşınmadan sona ermesi mümkün olabilir. Dava sonunda aynen taksim mümkün değilse satış suretiyle ortaklığın giderilmesi gündeme gelebilir. Satış aşaması da toplam sürenin önemli bir bölümünü oluşturabilir. Ortaklığın giderilmesi hakkında ayrıntılı bilgi için Ortaklığın Giderilmesi (İzale-i Şuyu) Davası başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz. ## Muris Muvazası Davası Ne Kadar Sürer? Muris muvazası davasının süresi, taşınmaz ve delil incelemesinin kapsamına göre değişir ve Türkiye genelinde sabit bir yıl sayısıyla ifade edilemez. Muris muvazası uyuşmazlıklarında tapu kayıtları, işlem bedeli, gerçek satış iradesi, mirasbırakanın ekonomik ve ailevi durumu, tanık anlatımları ve diğer deliller birlikte değerlendirilebilir. Birden fazla taşınmazın veya çok sayıda mirasçının bulunduğu dosyalarda inceleme kapsamı genişleyebilir. Muris muvazası davasında mirasbırakanın ölümünden sonra dava hakkının doğması, tarafların doğru belirlenmesi ve taşınmazın güncel tapu kaydının incelenmesi de önem taşır. Bu konu hakkında ayrıca Baba Ölmeden Önce Mirasını İstediği Çocuğuna Verebilir mi? başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz. ## Tenkis Davası Ne Kadar Sürer? Tenkis davasının süresi, terekenin kapsamına, saklı pay hesabına, yapılan kazandırmaların sayısına ve bilirkişi incelemelerine göre değişebilir. Tenkis davasında önce mirasbırakanın terekesi, yasal ve saklı paylar ile yaptığı kazandırmaların niteliği belirlenir. Ardından saklı payın ihlal edilip edilmediği ve tenkisin hangi sırayla yapılacağı hesaplanır. Birden fazla taşınmaz, bağış veya ölüme bağlı tasarruf bulunması halinde hesaplama daha kapsamlı hale gelebilir. Saklı pay oranları, hesaplama örneği ve dava süreci için Saklı Pay Nedir? Tenkis Davası Nasıl Açılır? rehberimizi inceleyebilirsiniz. ## Miras Davası Açmadan Önce Arabulucuya Gitmek Zorunlu mu? Her miras davasında arabuluculuk zorunlu değildir; ancak ortaklığın giderilmesi uyuşmazlıklarında dava şartı arabuluculuk uygulanmaktadır. Bu nedenle “miras davası” başlığı altında bütün uyuşmazlıklar için arabuluculuğun zorunlu olduğunu söylemek doğru değildir. Örneğin ortaklığın giderilmesi davası açılmadan önce arabuluculuk sürecinin tamamlanması gerekirken, muris muvazası veya tenkis bakımından aynı genel kuralı bütün dosyalara uygulamak doğru olmaz. ## Miras Davası Nerede Açılır? Miras sebebiyle açılacak davalarda görevli ve yetkili mahkeme, dava türüne göre belirlenir; bazı miras davalarında mirasbırakanın son yerleşim yeri mahkemesi kesin yetkilidir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 11. maddesinde mirastan doğan bazı davalar bakımından mirasbırakanın son yerleşim yeri mahkemesi kesin yetkili olarak düzenlenmiştir. Görev bakımından ise örneğin ortaklığın giderilmesi ve mirasçılık belgesi işlemleri Sulh Hukuk Mahkemesi'nin görev alanına girerken; tenkis ve tapu iptali ve tescil gibi uyuşmazlıklarda Asliye Hukuk Mahkemesi gündeme gelebilir. Bu nedenle “miras davası Sulh Hukuk'ta açılır” şeklinde bütün davaları kapsayan bir ifade doğru değildir. ## Miras Davası Nasıl Açılır? Miras davası açılmadan önce mirasçılık durumu, uyuşmazlığın türü, terekenin kapsamı ve dava açılacak hukuki yol belirlenmelidir. - Mirasçılık durumunu gösteren belgeler belirlenir. - Tereke ve mevcut malvarlığı araştırılır. - Uyuşmazlığın dava türü belirlenir. - Varsa dava şartı arabuluculuk süreci tamamlanır. - Görevli ve yetkili mahkeme belirlenir. - Deliller ve dava dilekçesi hazırlanır. - Dava açılır ve yargılama süreci takip edilir. Mirasçılık belgesi hakkında bilgi için Veraset İlamı Nereden Alınır? başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz. ## Miras Davasının Daha Hızlı Sonuçlanması İçin Ne Yapılabilir? Eksiksiz belge hazırlamak, doğru dava türünü belirlemek, tarafları doğru göstermek ve gerekli delilleri zamanında sunmak yargılamanın gereksiz yere uzamasını önlemeye yardımcı olabilir. - Mirasçılık durumunu dava öncesinde netleştirin. - Taşınmazların güncel tapu kayıtlarını temin edin. - Varsa banka ve diğer malvarlığı bilgilerini belirleyin. - Dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuk gerekip gerekmediğini kontrol edin. - Taraf teşkilinin doğru yapılmasına dikkat edin. - Tanık ve belge delillerini mümkün olduğunca dava başında belirleyin. - Süreye tabi dava haklarını ayrıca kontrol edin. ## Miras Davalarında Dava Açma Süreleri Var mı? Miras davalarında uygulanacak dava açma süresi dava türüne göre değişir; özellikle tenkis davasında Türk Medeni Kanunu'nun 571. maddesindeki hak düşürücü süreler dikkate alınmalıdır. Tenkis davası açma hakkı, saklı payın zedelendiğinin öğrenilmesinden başlayarak bir yıl ve her hâlde kanunda belirtilen diğer tasarruflar bakımından mirasın açılmasından itibaren on yıl geçmekle düşer. Buradaki süre, “tenkis davası ortalama on yıl sürer” anlamına gelmez. Bu süreler dava açma hakkının kullanılabileceği sürelerdir. Öte yandan ortaklığın giderilmesi isteminde TMK m.642 kapsamında her mirasçının, kanun veya sözleşme nedeniyle ortaklığın sürdürülmesi zorunlu olmadıkça, kural olarak her zaman paylaşmayı isteme hakkı bulunmaktadır. ## Miras Davası İstinaf ve Temyizde Ne Kadar Sürer? Miras davasının ilk derece mahkemesindeki kararından sonra istinaf veya temyiz yoluna başvurulması, dosyanın kesinleşme süresini ayrıca uzatabilir. İstinaf veya temyiz başvurusu yapılması halinde dosyanın bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay incelemesinden geçmesi gündeme gelebilir. Her dosyanın inceleme süresi aynı değildir. Bu nedenle “miras davası mahkemede bitti” ifadesi her zaman uyuşmazlığın kesin olarak sona erdiği anlamına gelmez. Kararın kesinleşme durumu ayrıca kontrol edilmelidir. ## Örnek Olay: Miras Davası Neden Uzayabilir? Üç mirasçının bulunduğu ve beş taşınmazın uyuşmazlık konusu olduğu bir dosyada, her taşınmazın tapu kaydının ve değerinin incelenmesi gerekiyorsa yargılama tek bir taşınmazın bulunduğu dosyaya göre daha kapsamlı olabilir. Taşınmazlardan biri hakkında muris muvazası iddiası bulunuyorsa tapu kayıtları, satış bedeli, tarafların ekonomik durumu ve tanık delilleri ayrıca incelenebilir. Diğer taşınmazlar bakımından ise paylaşım veya ortaklığın giderilmesi işlemleri gündeme gelebilir. Bu örnek, aynı tereke içinde birden fazla hukuki uyuşmazlık bulunduğunda neden tek bir yıl hesabının yapılamayacağını göstermektedir. ## Miras Davası Hakkında Sık Yapılan Hatalar Miras uyuşmazlıklarında en sık yapılan hatalardan biri, bütün miras davalarının aynı mahkemede ve aynı sürede sonuçlanacağını düşünmektir. - “Miras davası” ifadesini bütün dava türleri için aynı anlamda kullanmak, - Tenkis davasının açma süresini dava süresiyle karıştırmak, - Ortaklığın giderilmesinde zorunlu arabuluculuğu gözden kaçırmak, - Yanlış görevli veya yetkili mahkemede dava açmak, - Mirasçıların tamamını ve güncel adreslerini doğru belirlememek, - Taşınmazların güncel tapu kayıtlarını dava öncesinde incelememek. ## Miras Hukuku Alanında Hukuki Destek Miras uyuşmazlığında doğru dava türünün ve uygulanacak sürelerin belirlenmesi, davanın sonucundan önce çözülmesi gereken ilk hukuki konulardandır. Muris muvazası, tenkis, ortaklığın giderilmesi ve mirasçılık belgesi gibi işlemlerin her birinin farklı usul ve görev kuralları bulunabilir. Koza Avukatlık'ın miras hukuku hizmetleri hakkında Miras Hukuku sayfamızdan bilgi alabilirsiniz. ## Avukata Danışın Miras davasının ne kadar süreceği, dava türü ve dosyanın kapsamı belirlenmeden kesin olarak söylenemez. Sağlıklı bir süre tahmini için terekenin yapısı, taraf sayısı, deliller ve başvurulacak hukuki yol birlikte değerlendirilmelidir. Miras uyuşmazlığınızın türünü, uygulanacak süreleri ve izlenebilecek hukuki yolu değerlendirmek için Koza Avukatlık ile iletişime geçebilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Miras davası ortalama ne kadar sürer? C: Bütün miras davaları için geçerli tek bir ortalama süre yoktur. Dava türü, taraf sayısı, deliller, bilirkişi incelemeleri ve mahkemenin iş yükü toplam süreyi etkiler. S: Miras davası 1 yılda biter mi? C: Bazı dosyalar daha kısa sürede sonuçlanabilir; ancak 1 yıl bütün miras davaları bakımından garanti edilmiş bir süre değildir. S: Muris muvazası davası ne kadar sürer? C: Muris muvazası davasının süresi taşınmaz sayısı, tapu ve delil incelemeleri, tanıklar, bilirkişi çalışmaları ve mahkemenin iş yüküne göre değişir. S: Tenkis davası ne kadar sürer? C: Tenkis davasının süresi terekenin kapsamına, saklı pay hesabına ve yapılan kazandırmaların incelenmesine göre değişir. S: Ortaklığın giderilmesi davası ne kadar sürer? C: Taşınmazın niteliği, paydaş sayısı, bilirkişi incelemesi, aynen taksim veya satış süreci ve arabuluculuk aşaması toplam süreyi etkiler. S: Miras davası açmadan önce arabulucuya gitmek zorunlu mu? C: Her miras davasında zorunlu değildir. Ancak ortaklığın giderilmesi uyuşmazlıklarında dava şartı arabuluculuk uygulanır. S: Tenkis davası açma süresi ne kadar? C: TMK m.571'e göre saklı payın zedelendiğinin öğrenilmesinden itibaren bir yıl ve kanunda belirtilen mutlak süre içinde dava açılmalıdır. Bu süre dava yargılamasının ne kadar süreceğini ifade etmez. S: Miras davası hangi mahkemede açılır? C: Dava türüne göre değişir. Ortaklığın giderilmesi ve mirasçılık belgesi gibi işlemlerde Sulh Hukuk Mahkemesi; tenkis ve tapu iptali ve tescil gibi uyuşmazlıklarda ise Asliye Hukuk Mahkemesi gündeme gelebilir. S: Miras davasında istinaf yapılırsa süreç uzar mı? C: Evet. İlk derece mahkemesi kararına karşı kanun yoluna başvurulması halinde dosyanın bölge adliye mahkemesi veya şartları varsa Yargıtay incelemesinden geçmesi kesinleşme süresini uzatabilir. --- # Hisseli Tapuda Satış Nasıl Yapılır? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/hisseli-tapuda-satis-nasil-yapilir/ Güncelleme: 2026-03-27 Kısa cevap: Paylı mülkiyette her paydaş kendi payını diğer paydaşların onayını almadan üçüncü kişiye satabilir. Ancak üçüncü kişiye yapılan satış, diğer paydaşların yasal önalım hakkını gündeme getirebilir. Önalım hakkındaki süreler satış tarihine göre ayrıca değerlendirilmelidir. Hisseli tapuda satış nasıl yapılır, paylı mülkiyete konu bir taşınmazdaki payın, diğer paydaşların onayı gerekmeksizin üçüncü kişiye devredilebilmesiyle yapılabilir. Ancak payın üçüncü kişiye satılması halinde diğer paydaşlar bakımından yasal önalım (şufa) hakkı gündeme gelebilir. Bu nedenle hisseli tapuda satış yapılmadan önce payın hukuki durumu, tapu kaydındaki şerhler ve önalım hakkına ilişkin kurallar kontrol edilmelidir. Hisseli taşınmazlarda satış süreci, normal taşınmaz satışına benzer şekilde tapu müdürlüğünde yürütülse de paylı mülkiyet nedeniyle ayrıca değerlendirilmesi gereken hukuki sonuçlar vardır. Özellikle diğer paydaşların önalım hakkı, satışın üçüncü kişiye yapılıp yapılmadığı ve satış sonrasında uygulanabilecek dava süreleri önem taşır. Hukuki Uyarı / Saha Notu: Hisseli tapuda yalnızca kendi payınızı satmanız ile taşınmazın tamamını satmanız aynı hukuki işlem değildir. Bir paydaş kendi payı üzerinde tasarruf edebilir; taşınmazın tamamının satışı ise tüm paydaşların haklarının dikkate alınmasını gerektirir. [caption id="attachment_3168" align="aligncenter" width="760"] Hisseli tapuda satış nasıl yapılır?[/caption] ## Hisseli Tapu Nedir? Hisseli tapu, bir taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkının birden fazla kişiye paylar halinde ait olduğu paylı mülkiyet durumudur. Sultanbeyli gibi binlerce kişinin aynı parselde hissedar olduğu ilçelerde bu sonuçlar çok daha karmaşık hâle gelir; Sultanbeyli'deki hisseli tapu sorunlarını bölge sayfamızda özetledik. Örneğin bir taşınmaz dört kişiye eşit paylarla aitse her paydaş taşınmazın fiziksel olarak belirli bir odasının veya bölümünün sahibi değildir; her bir kişinin taşınmaz üzerinde 1/4 oranında mülkiyet payı bulunur. Paylı mülkiyet Türk Medeni Kanunu'nun 688 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Bu nedenle tapuda hissesi bulunan kişinin hakları, taşınmazın fiilen nasıl kullanıldığından ayrı olarak değerlendirilmelidir. ## Hisseli Tapuda Kendi Hissesi Satılabilir mi? Paylı mülkiyette her paydaş, kural olarak kendi payını diğer paydaşların onayını almadan üçüncü kişiye satabilir. Türk Medeni Kanunu'nun 688. maddesi uyarınca paydaşlardan her biri kendi payı bakımından malik haklarına sahiptir. Bu nedenle bir paydaşın kendi mülkiyet payını satması için diğer paydaşların ayrıca onay vermesi genel olarak gerekmez. Ancak payın üçüncü kişiye satılması, diğer paydaşların yasal önalım hakkını gündeme getirebilir. Bu nedenle satış öncesinde yalnızca “diğer hissedarlardan izin almam gerekiyor mu?” sorusuna değil, “satıştan sonra diğer paydaşların hangi hakları doğabilir?” sorusuna da bakılmalıdır. ## Hisseli Tapuda Taşınmazın Tamamı Satılabilir mi? Taşınmazın tamamının satılması ile bir paydaşın yalnızca kendi hissesini satması farklı işlemlerdir ve taşınmazın tamamının devri için tüm paydaşların haklarının birlikte değerlendirilmesi gerekir. Bir paydaş yalnızca kendi payını üçüncü kişiye devredebilir. Taşınmazın tamamının tek bir işlemle satılması için ise diğer paydaşların da satış işlemine katılması veya taşınmazın tamamına ilişkin gerekli hukuki yetkinin bulunması gerekir. Paydaşlar taşınmazın tamamının satışı konusunda anlaşamıyorsa, taşınmazın kullanım veya paylaşım sorunlarına göre ortaklığın giderilmesi yolunun değerlendirilmesi gündeme gelebilir. ## Hisseli Tapuda Önalım (Şufa) Hakkı Nedir? Önalım hakkı, paylı mülkiyette bir paydaşın payını üçüncü kişiye satması halinde diğer paydaşlara, kanundaki şartlar çerçevesinde satılan payı öncelikle satın alma imkânı veren yasal haktır. Türk Medeni Kanunu'nun 732. maddesine göre paylı mülkiyette bir paydaşın taşınmaz üzerindeki payını tamamen veya kısmen üçüncü kişiye satması halinde diğer paydaşlar önalım hakkını kullanabilir. Önalım hakkı her satışta otomatik olarak kullanılabilecek bir hak değildir. Özellikle payın üçüncü kişiye satılması, satışın niteliği ve kanundaki diğer şartların oluşup oluşmadığı somut olay üzerinden değerlendirilmelidir. ## Önalım Hakkı Ne Kadar Sürede Kullanılmalıdır? Yasal önalım hakkı, satışın hak sahibine noter aracılığıyla bildirilmesinden itibaren üç ay ve ilgili yasal düzenlemedeki mutlak süre içinde dava yoluyla kullanılmalıdır. Türk Medeni Kanunu'nun 733. maddesinde önalım hakkının hak düşürücü süreleri düzenlenmiştir. Ancak bu konuda 25 Aralık 2025 tarihinde yürürlüğe giren 7571 sayılı Kanun ile değişiklik yapılmıştır. Bu nedenle satış tarihinin mutlaka kontrol edilmesi gerekir: - 25 Aralık 2025 tarihinden önce gerçekleşen satışlar: Geçiş hükümleri kapsamında eski iki yıllık mutlak süre gündeme gelebilir. - 25 Aralık 2025 ve sonrasında gerçekleşen satışlar: Yeni düzenleme kapsamında mutlak süre bir yıl olarak uygulanır. Her iki durumda da noter aracılığıyla yapılan bildirimin tarihi, üç aylık sürenin belirlenmesi bakımından önemlidir. Önalım hakkındaki süreler hak düşürücü niteliktedir. Hukuki Uyarı / Saha Notu: Önalım süresini hesaplamak için yalnızca “satışı ne zaman öğrendim?” sorusuna bakmayın. Satış tarihi, noter bildiriminin tarihi ve satışın 25 Aralık 2025 öncesi veya sonrasında gerçekleşip gerçekleşmediği birlikte kontrol edilmelidir. ## Hisseli Tapu Satış Süreci Nasıl İşler? Hisseli tapuda kendi payının satışı, gerekli belgeler hazırlanarak tapu müdürlüğündeki resmî işlemle gerçekleştirilir. Genel satış süreci şu şekilde ilerler: - Satıcı kendi payına ilişkin satış şartlarını ve satış bedelini belirler. - Alıcı ile satış konusunda anlaşma sağlanır. - Tapu işlemi için gerekli başvuru ve belgeler hazırlanır. - Satış işlemi tapu müdürlüğünde resmî şekilde gerçekleştirilir. - Tapu harcı ve ilgili döner sermaye ödemeleri tamamlanır. - Resmî senet ve tescil işlemleri tamamlandığında pay alıcı adına tescil edilir. Tapu işlemleri ve başvuru süreçleri hakkında güncel bilgi için Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü tarafından yayımlanan bilgiler takip edilmelidir. ## Hisseli Tapu Satışında Hangi Belgeler Gerekir? Hisseli taşınmaz payının satışında temel olarak kimlik belgesi, işlemde temsil varsa temsil belgesi ve taşınmaza ilişkin gerekli kayıt ve belgeler kullanılır; gerekli belgeler taşınmazın niteliğine ve işlem türüne göre değişebilir. Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün satış işlemlerine ilişkin rehberinde kimlik belgesi, temsil varsa temsil belgesi, emlak beyan değerini gösteren belge ve varsa tapu senedi gibi belgeler yer almaktadır. Taşınmazın niteliğine göre DASK gibi ek belgelerin aranması da söz konusu olabilir. Bu nedenle eski ve sabit bir belge listesini bütün hisseli tapu satışlarına uygulamak yerine işlem öncesinde ilgili tapu müdürlüğünün güncel belge şartları kontrol edilmelidir. ## Hisseli Tapu Satışında Tapu Harcı Ne Kadardır? Tapu satışında tapu harcı, satış için beyan edilen ve ilgili mevzuat kapsamında dikkate alınan değer üzerinden alıcı ve satıcıdan ayrı ayrı alınır. Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün satış rehberinde tapu harcının, emlak beyan değerinden az olmamak üzere satış için beyan edilen değer üzerinden alıcı ve satıcı için ayrı ayrı binde 20 oranında tahsil edildiği belirtilmektedir. Bu nedenle toplam tapu harcı oranının %4 olarak ifade edilmesi, alıcı ve satıcı açısından ayrı ayrı doğan %2'lik harçların toplamını anlatır. Döner sermaye bedeli ise ayrıca hesaplanır ve güncel tarife üzerinden belirlenir. Tapu harcı ve döner sermaye ödemeleri için TKGM E-Tahsilat hizmetinden yararlanılabilir. ## Hisseli Tapu Satışında Vergi Çıkar mı? Hisseli taşınmaz payının satışında, taşınmazın edinim şekline, edinim tarihine, satış bedeline ve diğer şartlara göre gelir vergisi bakımından değer artışı kazancı gündeme gelebilir. Bu nedenle “taşınmaz beş yıl içinde satılırsa kesinlikle vergi çıkar” şeklindeki genel ifade doğru değildir. Vergisel değerlendirmede taşınmazın nasıl ve ne zaman edinildiği ile satışın şartları birlikte dikkate alınmalıdır. Özellikle bedel karşılığında edinilmiş taşınmazların belirli süre içinde elden çıkarılması halinde değer artışı kazancının vergilendirilmesine ilişkin kurallar ayrıca incelenmelidir. ## Hisseli Tapu Satışında Diğer Hissedarların Onayı Gerekir mi? Bir paydaşın kendi payını satması için kural olarak diğer paydaşların onayı aranmaz; ancak üçüncü kişiye yapılan satış diğer paydaşların yasal önalım hakkını gündeme getirebilir. Bu nedenle satış öncesinde diğer hissedarların onayının gerekip gerekmediği ile satış sonrasında diğer paydaşların hangi hukuki haklara sahip olabileceği birbirinden ayrılmalıdır. ## Hisseli Tapuda Satışa Hissedar Karşı Çıkarsa Ne Olur? Bir hissedarın diğer paydaşın kendi payını satmasına karşı çıkması, tek başına payın satışını engellemez; ancak satıştan sonra şartları oluşmuşsa önalım hakkının kullanılması gündeme gelebilir. Diğer paydaş satışa karşı çıkıyorsa öncelikle satışın gerçekten üçüncü kişiye yapılıp yapılmadığı, paylı mülkiyet ilişkisinin devam edip etmediği ve önalım hakkının şartlarının oluşup oluşmadığı değerlendirilmelidir. ## Hisseli Tapuda Satılan Pay İçin Önalım Davası Açılabilir mi? Şartları oluşmuşsa diğer paydaş, üçüncü kişiye satılan pay bakımından alıcıya karşı önalım davası açabilir. Önalım hakkının kullanılması bakımından yalnızca satışın gerçekleşmiş olması yeterli olmayabilir. Satışın hukuki niteliği, tarafların paydaşlık durumu, satış tarihi, noter bildirimi ve kanuni süreler birlikte değerlendirilmelidir. Önalım hakkının dava yoluyla kullanımında Türk Medeni Kanunu'nun 734. maddesi de dikkate alınır. ## Hisseli Tapuda Satış Yaparken Nelere Dikkat Edilmeli? Hisseli taşınmaz payı satılmadan önce tapu kaydı, pay oranı, şerhler, haciz ve ipotekler ile diğer paydaşların olası önalım hakkı birlikte kontrol edilmelidir. - Satılan payın tapu kaydındaki oranını kontrol edin. - Taşınmazda haciz, ipotek veya başka şerh bulunup bulunmadığını inceleyin. - Satış bedelinin ve işlem bilgilerinin doğru beyan edilmesine dikkat edin. - Satışın üçüncü kişiye yapılıp yapılmadığını değerlendirin. - Önalım hakkının doğup doğmadığını ve sürelerini kontrol edin. - Taşınmazın tamamının mı yoksa yalnızca belirli bir payın mı satıldığını netleştirin. ## Hisseli Tapu Paylaşımı Mümkün Değilse Ne Yapılabilir? Paydaşlar taşınmazın paylaşılması veya kullanımı konusunda anlaşamıyorsa, şartları oluştuğunda ortaklığın giderilmesi davası gündeme gelebilir. Ortaklığın giderilmesi davasında mahkeme, taşınmazın niteliğine ve somut olayın özelliklerine göre aynen taksim veya satış suretiyle ortaklığın giderilmesi seçeneklerini değerlendirir. Gayrimenkul uyuşmazlıkları ve hisseli taşınmazlar hakkında daha geniş bilgi için Gayrimenkul Hukuku hizmet sayfamızı inceleyebilirsiniz. ## Örnek Olay: Hissedar Kendi Payını Üçüncü Kişiye Satarsa Ne Olur? Üç paydaşlı bir taşınmazda paydaşlardan birinin kendi 1/3 hissesini üçüncü kişiye satması halinde satış kural olarak yapılabilir; diğer paydaşlar ise şartları oluşmuşsa yasal önalım hakkını kullanabilir. Örneğin A, B ve C isimli üç kişinin paylı mülkiyetinde bulunan taşınmazda A'nın 1/3 payını D isimli üçüncü kişiye sattığını düşünelim. Bu durumda B ve C'nin, kanundaki şartların oluşması halinde önalım hakkını kullanması gündeme gelebilir. Bu nedenle satış gerçekleşmeden veya satışın noter bildirimi yapılmadan önce sürelerin ve satışın hukuki niteliğinin değerlendirilmesi önemlidir. ## Hisseli Tapuda Satış Hakkında Sık Yapılan Hatalar Hisseli tapu satışlarında en sık yapılan hata, bir payın satılması ile taşınmazın tamamının satılmasını aynı işlem sanmaktır. - Diğer paydaşların onayının her durumda zorunlu olduğunu düşünmek, - Önalım hakkı sürelerini kontrol etmemek, - Satıştan sonra noter bildiriminin önemini göz ardı etmek, - Tapu kaydındaki ipotek veya hacizleri kontrol etmemek, - Taşınmazın tamamı ile yalnızca bir payın satışını birbirine karıştırmak, - Vergi ve harç yükümlülüklerini güncel mevzuata göre kontrol etmemek. ## Hukuki Destek Alın Hisseli tapu satışlarında işlemin yalnızca tapu devrinden ibaret olmadığı; paylı mülkiyet, önalım hakkı, tapu kaydındaki şerhler ve satışın vergisel sonuçlarının birlikte değerlendirilmesi gerektiği unutulmamalıdır. Satış öncesinde tapu kaydının incelenmesi, hissedarların haklarının değerlendirilmesi veya önalım hakkı konusunda hukuki destek alınması gerekiyorsa Gayrimenkul Hukuku sayfamız üzerinden hizmetlerimiz hakkında bilgi alabilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Hisseli tapuda payımı satmak için diğer paydaşların onayı gerekir mi? C: Gerekmez. Paydaş kural olarak kendi payı üzerinde tasarruf edebilir. Ancak payın üçüncü kişiye satılması halinde diğer paydaşların yasal önalım hakkı gündeme gelebilir. S: Önalım hakkı nedir? C: Paylı mülkiyette bir paydaşın payını üçüncü kişiye satması halinde diğer paydaşlara tanınan yasal satın alma hakkıdır. Şartları oluştuğunda dava yoluyla kullanılabilir. S: Önalım hakkı ne kadar sürede kullanılmalıdır? C: Satışın hak sahibine noter aracılığıyla bildirilmesinden itibaren üç ay içinde ve satış tarihine göre uygulanacak mutlak hak düşürücü süre içinde dava açılması gerekir. 25 Aralık 2025 ve sonrasındaki satışlarda yeni bir yıllık mutlak süre uygulanırken, daha eski satışlarda geçiş hükümleri dikkate alınmalıdır. S: Bir paydaş karşı çıkıyorsa taşınmazın tamamı satılabilir mi? C: Bir paydaşın kendi payını satması ile taşınmazın tamamının satılması farklıdır. Taşınmazın tamamının devrinde tüm paydaşların hakları ve işlemdeki iradeleri dikkate alınmalıdır. S: Hisseli tapuda satış için hangi belgeler gerekir? C: Kimlik belgesi, işlemde temsil varsa temsil belgesi ve taşınmaza ilişkin gerekli bilgi ve belgeler hazırlanır. Taşınmazın niteliğine göre ek belgeler gerekebilir. S: Hisseli tapu satışında tapu harcı nasıl hesaplanır? C: Satış için beyan edilen ve mevzuata göre dikkate alınan değer üzerinden alıcı ve satıcıdan ayrı ayrı tapu harcı alınır. Güncel oran ve döner sermaye tutarı işlem tarihinde geçerli tarifeye göre kontrol edilmelidir. S: Hisseli tapuda taşınmazın tamamı satılamıyorsa ne yapılabilir? C: Paydaşlar anlaşamıyorsa, şartları oluştuğunda ortaklığın giderilmesi yoluna başvurulabilir. Mahkeme taşınmazın niteliğine göre aynen taksim veya satış seçeneklerini değerlendirir. --- # Maltepe Boşanma Avukatı ve Danışmanlık URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/maltepe-bosanma-avukati/ Güncelleme: 2026-10-13 Kısa cevap: Anlaşmalı boşanma davaları genellikle tek celsede, ortalama bir ila iki ayda kesinleşir. Çekişmeli davalarda yerel mahkeme aşaması bir ila üç yıl sürebilir. 1 Ocak 2002'den bu yana yasal mal rejimi edinilmiş mallara katılmadır. Evlilik birliğini sonlandırma kararı almak, insan hayatındaki en zorlu ve duygusal kırılma noktalarından biridir. Bu kararın ardından başlayan hukuki süreç ise; nafaka, çocukların velayeti, mal paylaşımı ve tazminat gibi hayatınızın geri kalanını doğrudan etkileyecek son derece kritik aşamalar içerir. Bu belirsizliklerle dolu dönemi tek başınıza, kulaktan dolma bilgilerle veya internetten bulduğunuz standart dilekçelerle yönetmeye çalışmak, geri dönüşü olmayan ciddi hak kayıplarına yol açabilir. İstanbul Maltepe boşanma avukatı arayışınızda, Koza Avukatlık ve Danışmanlık olarak yanınızdayız. Amacımız sadece adliyede bir dosya açmak değil; sizin ve çocuklarınızın yeni hayatını en güvenli, en şeffaf ve hukuki açıdan en sağlam temeller üzerine inşa etmektir. Sürecin her aşamasında size neyle karşılaşacağınızı dürüstçe anlatıyor, davanızı empati ve hukuki profesyonellikle yürütüyoruz. ## Neden Süreci Uzman Bir Aile Hukuku Avukatıyla Yönetmelisiniz? Hukuk sistemimizde herkesin kendi davasını açma ve takip etme hakkı vardır. Ancak Aile Hukuku, son derece teknik detaylar, sıkı ispat kuralları ve kesin süreler barındırır. - "Dilekçemde şu olayı da yazarsam hakim bana hak verir" düşüncesiyle usule aykırı sunulan deliller davanızı riske atabilir. - Anlaşmalı boşanmalarda dikkatsizce hazırlanan bir protokol, yıllar sonra karşınıza beklenmedik bir nafaka haczi veya mal rejimi davası olarak çıkabilir. - Çekişmeli davalarda "haklı olmak" yetmez, bu haklılığı Yargıtay içtihatlarına uygun şekilde ispatlamak gerekir. İşte tam bu noktada, deneyimli bir avukat sizin hukuki kalkanınız olur. ## Anlaşmalı Boşanma Davası: En Hızlı ve Pratik Çözüm Eşlerin, evliliğin sona ermesi ve bunun tüm hukuki sonuçları (velayet, iştirak nafakası/yoksulluk nafakası, maddi/manevi tazminat ve eşya paylaşımı) üzerinde eksiksiz olarak mutabık kaldığı dava türüdür. Türk hukuk sistemindeki en hızlı boşanma yöntemidir. Anlaşmalı Boşanmanın Şartları Nelerdir? - Süre Şartı: Evliliğin resmi olarak en az 1 yıl sürmüş olması kanuni bir zorunluluktur. - Kusursuz Protokol: Tarafların anlaştığı tüm detaylar, uzman bir avukat tarafından gelecekte yoruma mahal bırakmayacak netlikte yazılarak "Anlaşmalı Boşanma Protokolü" haline getirilmelidir. - Bizzat Katılım: Eşlerin her ikisi de duruşma günü mahkeme salonunda hazır bulunmalı ve hakime boşanma iradelerini bizzat beyan etmelidir. Avukatınız yanınızda olsa dahi sizin katılımınız zorunludur. Süreç Ne Kadar Sürer? Anlaşmalı boşanma davaları, gerekli şartlar sağlandığında ve adliyenin yoğunluğuna bağlı olarak genellikle tek celsede, ortalama 1 ila 2 ay içerisinde kesinleşerek sonuçlanır. ## Çekişmeli Boşanma Davaları ve Hukuki Mücadele Eşlerden birinin boşanmak istememesi veya boşanma kararı alınmasına rağmen nafaka, velayet, kusur oranı gibi hayati konularda uzlaşma sağlanamaması halinde süreç çekişmeli boşanma davası'na dönüşür. Çekişmeli boşanma davaları, Türk Medeni Kanunu'nda belirtilen genel boşanma sebepleri (evlilik birliğinin temelden sarsılması, şiddetli geçimsizlik) veya özel boşanma sebepleri (zina, hayata kast, pek kötü muamele, suç işleme, haysiyetsiz hayat sürme, terk veya akıl hastalığı) dayanak gösterilerek açılabilir. Bu süreçte haklılığınızı kanıtlamak için; - Tanık beyanları, - Darp raporları veya polis tutanakları (varsa), - Banka kayıtları, otel kayıtları veya mesajlaşma dökümleri, - Uzman pedagog raporları gibi birçok delil mahkemeye sunulur. Süreç Ne Kadar Sürer? Çekişmeli davalar derin bir inceleme ve delil toplama evresi gerektirdiği için yerel mahkeme aşaması ortalama 1 ila 3 yıl arasında sürebilmektedir. İstinaf (Bölge Adliye Mahkemesi) süreci de eklendiğinde bu süre uzayabilir. Koza Avukatlık olarak bu uzun ve yıpratıcı yolda sizi asılsız iddialara karşı koruyor, sürecin en hızlı şekilde lehinize sonuçlanması için etkin bir hukuki mücadele veriyoruz. ## Boşanmada Çocukların Durumu: Velayet ve İştirak Nafakası Boşanma sürecinin en hassas noktası şüphesiz çocuklardır. Mahkemeler velayet kararı verirken tarafların kusur oranından ziyade tamamen "çocuğun üstün yararı" ilkesini gözetir. Çocuğun psikolojik gelişimi, eğitim hayatı ve yaşam standartları hangi ebeveynin yanında daha iyi olacaksa velayet ona bırakılır. Özellikle anne bakımına muhtaç küçük yaştaki çocukların velayeti, istisnai durumlar (annenin çocuğa zarar verme ihtimali vb.) haricinde genellikle anneye verilir. Velayeti almayan ebeveyn ise, çocuğun eğitim, sağlık ve bakım giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır. Buna hukuki dilde iştirak nafakası denir ve çocuğun 18 yaşını doldurmasına kadar devam eder. ## Mal Rejiminin Tasfiyesi (Edinilmiş Malların Paylaşımı) Boşanma kararı kesinleştikten sonra taraflar arasında en büyük uyuşmazlıklardan biri mal paylaşımıdır. 1 Ocak 2002'den bu yana yasal mal rejimi "Edinilmiş Mallara Katılma" rejimidir. Bu tarihten önce evlenen çiftlerde 2002 öncesi dönem için mal ayrılığı, sonrası için edinilmiş mallara katılma uygulanır (4722 s. K. m.10). Kabaca özetlemek gerekirse; evlilik birliği içerisinde çalışılarak alınan ev, araba, bankadaki birikimler gibi tüm değerler kural olarak eşler arasında yarı yarıya (yüzde elli) paylaştırılır. Miras kalan mallar veya evlenmeden önce sahip olunan mallar (kişisel mallar) ise bu paylaşıma dahil edilmez. Mal kaçırma girişimlerini önlemek için dava açılırken mutlaka ihtiyati tedbir kararları alınmalıdır. ## Maltepe Boşanma Avukatı Ücretleri 2026 Müvekkillerimizin haklı olarak en çok merak ettiği konulardan biri de avukatlık ücretleridir. Boşanma davasının ücreti sabit bir paket değildir; davanın anlaşmalı veya çekişmeli olmasına, mal rejiminin tasfiyesi içerip içermemesine ve dosyanın karmaşıklığına göre belirlenir. Türkiye Barolar Birliği'nin belirlediği yıllık Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi, uygulanacak en alt sınırı belirler. Koza Avukatlık ve Danışmanlık olarak, sizinle yapacağımız ilk yüz yüze veya online ön görüşmede dosyanızın detaylarını inceliyor ve hiçbir sürpriz maliyet çıkarmadan sürecin şeffaf bir fiyatlandırmasını yapıyoruz. ## Koza Avukatlık Olarak Yanınızdayız Boşanma süreci hayatınızın sonu değil, yeni bir başlangıcın ilk adımıdır. Bu adımı atarken haklarınızı güvence altına almak ve telafisi zor hatalar yapmamak için uzman bir yol arkadaşına ihtiyacınız var. İstanbul Maltepe ve çevresindeki tüm aile hukuku uyuşmazlıklarınızda; - Anlaşmalı boşanma davası ve çekişmeli boşanma davası, - Nafaka (tedbir nafakası, yoksulluk nafakası, iştirak nafakası) ve nafaka artırım davaları, - Velayet davaları, - Mal paylaşımı uyuşmazlıkları, - 6284 Sayılı Kanun kapsamındaki uzaklaştırma ve koruma tedbirleri için, Koza Avukatlık ve Danışmanlık ofisimizle iletişime geçebilirsiniz. Haklarınızı korumak ve davanızı hemen başlatmak için web sitemizdeki iletişim numaralarımızdan veya WhatsApp hattımızdan bize ulaşarak randevu oluşturabilirsiniz. İlgili konularda ayrıntılı bilgi: kişisel mal sayılan değerler. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Anlaşmalı boşanmanın şartları nelerdir? C: Evliliğin resmî olarak en az 1 yıl sürmüş olması; tarafların anlaştığı tüm detayların yoruma yer bırakmayacak netlikte yazılarak protokol hâline getirilmesi; ve eşlerin her ikisinin de duruşma günü mahkeme salonunda hazır bulunarak boşanma iradelerini hâkime bizzat beyan etmesi. S: Anlaşmalı boşanmada avukat varsa duruşmaya katılmak gerekir mi? C: Evet. Avukatınız yanınızda olsa dahi sizin katılımınız zorunludur. S: Anlaşmalı boşanma ne kadar sürer? C: Gerekli şartlar sağlandığında ve adliyenin yoğunluğuna bağlı olarak genellikle tek celsede, ortalama 1 ila 2 ay içerisinde kesinleşerek sonuçlanır. S: Çekişmeli boşanma ne kadar sürer? C: Delil toplama evresi gerektirdiği için yerel mahkeme aşaması ortalama 1 ila 3 yıl arasında sürebilmektedir. İstinaf süreci de eklendiğinde bu süre uzayabilir. S: Boşanmada mal paylaşımı nasıl yapılır? C: 1 Ocak 2002'den bu yana yasal mal rejimi edinilmiş mallara katılmadır. Bu tarihten önce evlenenlerde 2002 öncesi dönem için mal ayrılığı uygulanır. Evlilik birliği içerisinde edinilen ev, araba, bankadaki birikimler kural olarak eşler arasında yarı yarıya paylaştırılır. Miras kalan mallar ve evlenmeden önce sahip olunan kişisel mallar paylaşıma dahil edilmez. S: İştirak nafakası ne zamana kadar ödenir? C: Velayeti almayan ebeveyn çocuğun eğitim, sağlık ve bakım giderlerine gücü oranında katılır; iştirak nafakası çocuğun 18 yaşını doldurmasına kadar devam eder. S: Avukatlık ücreti nasıl belirlenir? C: Sabit bir paket değildir; davanın anlaşmalı veya çekişmeli olmasına, mal rejiminin tasfiyesi içerip içermemesine ve dosyanın kapsamına göre belirlenir. Türkiye Barolar Birliği'nin yayımladığı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uygulanacak alt sınırı gösterir. --- # Devre Mülk İptali ve Para İadesi Nasıl Yapılır? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/devre-mulk-iptali-ve-para-iadesi/ Güncelleme: 2026-03-25 Kısa cevap: Otel lobisinde imzalanan devre mülk sözleşmeleri, taşınmaz satışının tapu veya noterde yapılması zorunluluğuna aykırı olduğundan hukuken geçersizdir ve ödenen bedel sebepsiz zenginleşme hükümleriyle geri istenebilir. Tüketici, sözleşmeden 14 gün içinde gerekçesiz cayabilir; ön bilgilendirme formu verilmemişse bu süre 1 yıl 14 güne kadar uzar. Senetler nama yazılı olmalıdır; dava açılırken alınan ihtiyati tedbir kararı haczi durdurur. Ailenizle huzurlu bir tatil yapma hayalinizin, bir anda içinden çıkılmaz bir hukuki kabusa dönüşmesi ne yazık ki günümüzde çok sık karşılaştığımız bir durum. "Ücretsiz tatil kazandınız", "Gelin tesisimizi gezin, yemeğimizi yiyin" gibi masum görünen davetlerle başlayan bu süreç; genellikle yüksek psikolojik baskı altında, ne olduğu tam anlaşılamayan sözleşmelere ve yüzlerce liralık senetlere imza atılmasıyla son buluyor. Koza Avukatlık ve Danışmanlık olarak, devre mülk ve devre tatil mağduriyetleri konusunda her gün sayısız vatandaşımıza hukuki destek sağlıyoruz. Eğer size vaat edilen tesis ortada yoksa, inşaat yıllardır bitmediyse veya hiç kullanmadığınız bir yer için fahiş aidat bedelleriyle karşı karşıyaysanız, yalnız değilsiniz. Hukuk sistemimiz bu tür aldatmacalara karşı tüketicinin yanındadır. Peki, imzaladığınız sözleşmeden nasıl kurtulursunuz? Paranızı ve senetlerinizi geri almak için hangi hukuki adımları atmalısınız? İşte devre mülk mağdurları için adım adım çözüm rehberimiz. ## Devre Mülk Dolandırıcıları Hangi Taktikleri Kullanır? Sürecin hukuki boyutuna geçmeden önce, bu organizasyonların nasıl işlediğini bilmek önemlidir. Yaşadığınız durum basit bir "ticari anlaşmazlık" değil, genellikle planlı bir sistemdir: - Psikolojik Baskı ve Zaman Kısıtı: Görüşmeler özellikle kalabalık, yüksek sesli müzik çalan ve yorucu ortamlarda yapılır. "Bu fiyattan yararlanmak için hemen şimdi, masadan kalkmadan imza atmalısınız" denilerek size düşünme payı bırakılmaz. - Göstermelik Tesisler ve Maket Üzerinden Satış: Sadece şık bir örnek daire veya maket gösterilerek satış yapılır. Gerçekte o projenin yapı ruhsatı bile olmayabilir. - Gerçek Dışı Yüksek Getiri Vaadi: "Siz kullanmazsanız biz yüksek fiyatlarla yabancı turistlere kiralarız, kendi taksitini kendi öder" gibi içi boş yatırım vaatleriyle karar vermeniz hızlandırılır. ## Otel Lobisinde İmzalanan Devre Mülk Sözleşmesi Geçerli midir? Bu konudaki en net hukuki gerçeği baştan söyleyelim: Hayır, geçerli değildir. Devre mülk hakkı, hukuki niteliği gereği tapuya tescil edilmesi gereken bir gayrimenkul mülkiyetidir. Türk Medeni Kanunu ve Tapu Kanunu çok açıktır; taşınmaz satışına ilişkin sözleşmelerin mutlaka resmi şekilde, yani Tapu Müdürlüklerinde veya Noter huzurunda yapılması zorunludur. Bir otel lobisinde, tanıtım ofisinde veya yemek masasında önünüze konulan adi yazılı (standart A4 kağıdına basılı) bir "Devre Mülk Satış Vaadi Sözleşmesi" hukuken geçersizdir. Sözleşme baştan geçersiz olduğu için, verdiğiniz parayı "sebepsiz zenginleşme" hükümlerine dayanarak her zaman geri talep etme hakkınız bulunmaktadır. ## Devre Mülk Sözleşmesi Nasıl İptal Edilir? (14 Günlük Cayma Hakkı) Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun (TKHK), bu tür agresif kapıdan satış taktiklerine karşı tüketiciye çok güçlü bir kalkan sunar. Devre mülk veya devre tatil sözleşmesi imzalayan bir tüketici, 14 gün içerisinde hiçbir gerekçe göstermek zorunda kalmadan ve hiçbir cezai şart ödemeden sözleşmeden cayabilir. - Nasıl Yapılmalı? Cayma hakkının kullanıldığına dair bildirimin satıcı firmaya mutlaka Noter aracılığıyla (ihtarname ile) gönderilmesi şarttır. Satıcıyı telefonla arayıp "ben vazgeçtim" demek, WhatsApp'tan mesaj atmak veya ofislerine dilekçe bırakmak, ileride mahkemede ispat açısından büyük riskler barındırır. ## "14 Günlük Süreyi Kaçırdım, Devre Mülk İptali Yapabilir miyim?" Büromuza en çok sorulan sorulardan biri budur. Eğer 14 günlük süreyi geçirdiyseniz kesinlikle panik yapmayın, haklarınızı kaybetmiş değilsiniz. Eğer satıcı firma, sözleşmeyi imzalatmadan en az 1 gün önce size "Ön Bilgilendirme Formu" vermemişse veya imzaladığınız sözleşmede cayma hakkınızın olduğuna dair zorunlu yasal uyarılar (16 punto ve koyu harflerle) eksikse, cayma hakkınız 14 günle sınırlı kalmaz. Bu süre kanunen 1 yıl 14 güne kadar uzar. ## Devre Mülk İçin İmzaladığım Senetler Ne Olacak? Maaşıma Haciz Gelir mi? Dolandırıcı firmaların en tehlikeli hamlesi, tüketiciye "Emre Yazılı" kambiyo senedi (bono) imzalatmalarıdır. Kanuna göre tüketici işlemlerinde, tüketicinin imzaladığı senetlerin mutlaka "Nama Yazılı" olması şarttır. Nama yazılı olmayan senetler tüketici yönünden geçersizdir. Ancak kötü niyetli firmalar, imzaladığınız bu geçersiz senetleri üçüncü kişilere (faktoring şirketlerine veya paravan firmalara) devrederek (ciro ederek) sizden icra yoluyla tahsil etmeye çalışabilirler. Bu aşamada yapılması gerekenler şunlardır: - Derhal Tüketici Mahkemesinde "Menfi Tespit (Borçlu Olunmadığının Tespiti)" ve sözleşmenin iptali davası açılmalıdır. - Dava açılırken mahkemeden vakit kaybetmeksizin "İhtiyati Tedbir" kararı talep edilmeli, böylece senetlerin icraya konulması ve maaşınıza/evinize haciz gelmesi durdurulmalıdır. ## Devre Mülk İptali İçin Neden Bir Avukatla Çalışmalısınız? Devre mülk dolandırıcılığı, maalesef internetten bulacağınız matbu bir dilekçe veya tek bir ihtarname ile çözülemeyecek kadar organize bir yapıdır. Bu şirketler sürekli unvan değiştirir, adreslerini taşır veya içleri boşaltılarak tahsil edilen paralar paravan hesaplara aktarılır. Koza Avukatlık ve Danışmanlık olarak biz bu süreçte ne yapıyoruz? - Sözleşmenizin ve ödeme belgelerinizin hukuki analizini yapıyor, yasal açıkları tespit ediyoruz. - Noter kanalıyla cayma ve fesih ihtarnamelerinizi usulüne ve süresine uygun şekilde hazırlıyoruz. - Tüketici Mahkemelerinde dava süreçlerinizi başlatıyor, imzaladığınız senetler için icra takiplerini durduracak tedbir kararlarını aldırıyoruz. - Olayda organize bir dolandırıcılık kastı varsa, Cumhuriyet Başsavcılığına "Nitelikli Dolandırıcılık" (TCK md. 158) suçlamasıyla detaylı suç duyurusunda bulunarak savcılık dosyasını bizzat takip ediyoruz.   ## Devre Mülk Mağdurlarının En Çok Sorduğu Sorular ## Devre Mülk Cayma Hakkı Süresi Kaç Gündür? Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun uyarınca devre mülk ve devre tatil sözleşmelerinde cayma hakkı süresi 14 gündür. Ancak, satıcı firma sözleşme öncesi ön bilgilendirme formunu usulüne uygun vermemişse veya sözleşmede zorunlu yasal ibareler eksikse bu süre 1 yıl 14 güne kadar uzamaktadır. ## Teslim Edilmeyen Devre Mülkün İptali Mümkün mü? Evet, kesinlikle mümkündür. Satıcı firma sözleşmede taahhüt ettiği tarihte tesisi bitirmemiş veya size fiilen teslim etmemişse, tüketici olarak sözleşmeyi haklı nedenle feshetme hakkınız doğar. Ortada kullanabileceğiniz bir tesis olmadığı için "ayıplı hizmet" kapsamında ödediğiniz bedellerin tamamının iadesini ve varsa imzaladığınız senetlerin iptalini talep edebilirsiniz. ## Kullanmadığım Devre Mülk İçin Aidat (Yıldat) Ödemek Zorunda mıyım? Bu durum tesisin size teslim edilip edilmediğine göre değişir. Yerleşik Yargıtay kararlarına göre; inşaatı bitmemiş, faaliyete geçmemiş veya fiilen teslim almadığınız bir devre mülk için şirket sizden aidat (yıldat) veya ortak gider bedeli talep edemez. Ancak tesis hazırsa ve size teslim edildiyse, tatile gitmeseniz dahi hukuken sözleşme iptal edilene kadar aidat borcu doğabilir. Bu nedenle, kullanmadığınız yerler için iptal sürecinin hızlıca başlatılması maddi kayıpları önler. ## Devre Mülk Para İadesi Ne Kadar Sürer? Para iadesinin süresi, karşı firmanın iyi niyetine ve hukuki sürecin niteliğine göre değişiklik gösterir. Noter aracılığıyla çekilen ihtarnameye olumlu yanıt verilmesi durumunda süreç birkaç hafta içinde çözülebilir. Ancak paravan firmaların ödemeden kaçınması durumunda Tüketici Mahkemelerinde açılacak menfi tespit ve alacak davaları, mahkemenin yoğunluğuna göre ortalama 1 ila 1,5 yıl sürebilmektedir. Dava açılırken alınan "ihtiyati tedbir" kararları, bu uzun süreçte maaşınıza haciz gelmesini engeller. Özetle; tatil hayaliniz suya düşmüş olabilir ancak paranızı, emeğinizi ve huzurunuzu kaybetmek zorunda değilsiniz. Unutmayın, bu tür durumlarda zaman sizin aleyhinize işler. Erken atılacak profesyonel bir hukuki adım, ileride yaşanacak büyük maddi kayıpların ve kapınıza dayanacak icra takiplerinin önüne geçer. Sözleşmenizin iptali ve paranızın iadesi için vakit kaybetmeden hukuki destek almak üzere bizimle iletişime geçebilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Otel lobisinde veya tanıtım ofisinde imzalanan devre mülk sözleşmesi geçerli midir? C: Hayır, geçerli değildir. Devre mülk hakkı tapuya tescil edilmesi gereken bir gayrimenkul mülkiyeti olduğundan, taşınmaz satışına ilişkin sözleşmelerin Tapu Müdürlüklerinde veya Noter huzurunda resmi şekilde yapılması zorunludur. Otel lobisi, tanıtım ofisi ya da yemek masasında imzalanan adi yazılı sözleşmeler hukuken geçersizdir ve sözleşme baştan geçersiz olduğundan ödenen para sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanılarak her zaman geri talep edilebilir. S: Devre mülk sözleşmesinden cayma hakkı süresi kaç gündür? C: Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun uyarınca devre mülk ve devre tatil sözleşmelerinde cayma hakkı süresi 14 gündür ve tüketici bu süre içinde herhangi bir gerekçe göstermeden, cezai şart ödemeden sözleşmeden cayabilir. Satıcı firma sözleşme öncesinde ön bilgilendirme formunu usulüne uygun vermemişse veya sözleşmede zorunlu yasal ibareler eksikse, bu süre 1 yıl 14 güne kadar uzayabilir. S: 14 günlük cayma süresini kaçırdıysam devre mülk iptali yapabilir miyim? C: Süreyi kaçırmış olmak hakların kaybedildiği anlamına gelmez. Satıcı firma sözleşme imzalatılmadan en az 1 gün önce verilmesi gereken ön bilgilendirme formunu vermemişse veya sözleşmede cayma hakkına ilişkin zorunlu yasal uyarılar eksikse, cayma süresi 14 günle sınırlı kalmayıp 1 yıl 14 güne kadar uzayabilir. S: Devre mülk için imzaladığım senetler nedeniyle maaşıma haciz gelir mi? C: Tüketici işlemlerinde imzalatılan senetlerin kanunen nama yazılı olması gerekir; nama yazılı olmayan senetler tüketici yönünden geçersizdir. Ancak bu geçersiz senetler üçüncü kişilere devredilerek icra yoluyla tahsile çalışılabilir; bu durumda derhal Tüketici Mahkemesinde menfi tespit ve sözleşmenin iptali davası açılması ve mahkemeden ihtiyati tedbir talep edilmesi gerekir, böylece senetlerin icraya konulması ve maaşa/eve haciz gelmesi durdurulabilir. S: Teslim edilmeyen devre mülkün iptali mümkün müdür? C: Evet, mümkündür. Satıcı firma sözleşmede taahhüt ettiği tarihte tesisi bitirmemiş veya fiilen teslim etmemişse, tüketici sözleşmeyi haklı nedenle feshedebilir ve ayıplı hizmet kapsamında ödediği bedellerin tamamının iadesini, varsa imzaladığı senetlerin iptalini talep edebilir. S: Kullanmadığım devre mülk için aidat (yıldat) ödemek zorunda mıyım? C: Bu durum tesisin size teslim edilip edilmediğine bağlıdır. Yerleşik Yargıtay kararlarına göre inşaatı bitmemiş, faaliyete geçmemiş veya fiilen teslim alınmamış bir devre mülk için şirket aidat veya ortak gider talep edemez; ancak tesis hazır ve teslim edilmişse, tatile gidilmese dahi sözleşme iptal edilene kadar aidat borcu doğabilir. S: Devre mülk için ödediğim paranın iadesi ne kadar sürer? C: Süre, karşı firmanın iyi niyetine ve sürecin niteliğine göre değişir. Noter ihtarnamesine olumlu yanıt verilmesi halinde süreç birkaç hafta içinde çözülebilirken, firmanın ödemeden kaçınması durumunda Tüketici Mahkemelerinde açılacak menfi tespit ve alacak davaları ortalama 1 ila 1,5 yıl sürebilir. Dava sırasında alınan ihtiyati tedbir kararları bu süreçte maaşa haciz gelmesini engeller. --- # İşten Çıkarılan İşçi Hangi Haklara Sahiptir? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/isten-cikarilan-isci-hangi-haklara-sahiptir/ Güncelleme: 2026-10-03 Kısa cevap: İşten çıkarılan işçi, feshin nedenine ve çalışma koşullarına göre kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, kullanılmayan yıllık izin ücreti, ödenmemiş ücret, fazla mesai alacağı ve işsizlik ödeneği gibi haklara sahip olabilir. Şartları taşıyan işçi işe iade davası da açabilir. İşe iade için fesih bildiriminin tebliğinden itibaren 1 ay içinde arabulucuya, işsizlik ödeneği için ise fesih tarihini izleyen 30 gün içinde İŞKUR'a başvurulması gerekir. İşten çıkarılan işçi hangi haklara sahiptir sorusunun tek bir cevabı yok; çünkü hangi hakkın doğacağı, iş sözleşmesinin kim tarafından, hangi gerekçeyle ve ne zaman sona erdirildiğine bağlıdır. Aynı gün çıkış verilen iki işçiden biri kıdem tazminatı alırken diğeri alamayabilir; biri işe iade davası açabilirken diğerinin bu yolu hiç olmayabilir. Aşağıda önce çıkış gerekçesine göre hak tablosunu, ardından fesihten bağımsız alacakları, işe iadeyi, işsizlik ödeneğini ve her yolun kendi süresini sırayla ele alıyoruz. Sürelerin bir kısmı hak düşürücüdür ve en kısası bir aydır; bu yüzden fesih bildiriminin tebliğ tarihini ilk gün not almak gerekir. İşten çıkarılan işçinin hakları; kıdem ve ihbar tazminatı, ödenmemiş ücret ve fazla mesai, yıllık izin, işe iade ve işsizlik ödeneğini kapsayabilir. ## İşten Çıkarılan İşçinin Hakları Fesih Nedenine Göre Nasıl Değişir? İş sözleşmesi bildirim süresi verilerek ya da derhal feshedilebilir. Derhal fesih ise yalnızca kanundaki haklı nedenlerle mümkündür.[1] Kıdem ve ihbar tazminatının doğup doğmadığı bu ayrıma göre değişir. Tablo, en sık görülen beş durumu özetliyor. DurumKıdem tazminatıİhbar tazminatıİşveren, haklı neden göstermeden sözleşmeyi sona erdirdiDoğar (en az 1 yıllık kıdem varsa)Bildirim süresi kullandırılmadıysa doğarİşveren, işçinin ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranışı nedeniyle derhal feshetti (m.25/II)DoğmazDoğmazİşveren, sağlık sebebi veya zorlayıcı sebep nedeniyle derhal feshetti (m.25/I ve III)DoğarDoğmazİşçi; ücretin ödenmemesi, sigorta priminin eksik yatırılması, mobbing gibi sebeplerle haklı olarak derhal feshetti (m.24)DoğarDoğmazİşçi, haklı neden olmadan kendi isteğiyle ayrıldıDoğmazİşçi bildirim süresine uymadıysa işverene ödemesi gerekebilir Kıdem tazminatı için işçinin aynı işverende en az bir yıl çalışmış olması gerekir. Sözleşme işveren feshiyle (ahlak ve iyi niyete aykırılık hâli dışında), işçinin haklı feshiyle, askerlik, emeklilik veya ölümle sona ermişse tazminat doğar. Kadın işçinin evlendikten sonraki bir yıl içinde kendi isteğiyle ayrılması da bu hâllerden biridir.[2] İşveren haklı fesih gerekçesine dayanıyorsa uygulamada bunu ispat etmek ona düşer. Gerekçe mahkemede doğrulanamazsa fesih haksız fesih gibi sonuç doğurur ve tablonun ilk satırındaki haklar gündeme gelir. Sözleşmeyi mobbing nedeniyle kendiniz feshettiyseniz yol farklıdır; bu durumu mobbing nedeniyle haklı fesih ve tazminat sayfamızda ayrıca anlattık. ## İşten Çıkarılan İşçinin Talep Edebileceği Diğer İşçilik Alacakları Aşağıdaki kalemler feshin haklı ya da haksız olmasına bağlı değildir. Çalışıp da karşılığı ödenmemiş her alacak ayrıca istenebilir. - Ödenmemiş ücret: son aylara ait maaş ve sözleşmede öngörülen, ödenmemiş primler. - Fazla mesai: haftalık 45 saati aşan her çalışma saati, normal saat ücretinin yüzde elli fazlasıyla ödenir.[1] - Hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil çalışması: bu günlerde çalıştırılan işçi için ayrıca ücret doğar.[1] - Kullanılmayan yıllık izin: en az bir yıl çalışan işçi kıdemine göre 14, 20 veya 26 gün izin hakkı kazanır. Kullandırılmayan izin, sözleşmenin sona erdiği tarihteki ücret üzerinden ödenir.[1] Çoğu işçilik alacağında zamanaşımı beş yıldır.[1] Yine de fazla mesai gibi kalemler bordro, tanık ve giriş-çıkış kayıtlarıyla ispatlandığından belgeleri geciktirmeden toplamak gerekir. Kıdem tazminatı nasıl hesaplanır? Giydirilmiş brüt ücret ve çalışma süresi esas alınarak hesaplama yapılır. ## İşten Çıkarılan İşçi Kıdem Tazminatı Alabilir mi? İşten çıkarılan işçi, iş sözleşmesinin sona erme şekline ve en az bir yıllık kıdem şartına göre kıdem tazminatına hak kazanabilir. İşverenin feshi, işçinin haklı nedenle feshi, emeklilik, askerlik ve kanunda düzenlenen bazı özel hâllerde kıdem tazminatı gündeme gelir. İşverenin İş Kanunu m.25/II kapsamındaki haklı feshi ise farklı değerlendirilir. Kıdem tazminatının hangi durumlarda alınabileceği, nasıl hesaplandığı, 2026 kıdem tazminatı tavanının nasıl uygulandığı ve ödenmemesi hâlinde hangi yolun izleneceği için Kıdem Tazminatımı Nasıl Alabilirim? rehberimize bakabilirsiniz. Her hizmet yılı için ödenecek tutar tavanla sınırlıdır; 1 Temmuz–31 Aralık 2026 döneminde bu tavan 73.729,87 TL'dir.[6] ## İşten Çıkarılan İşçi İhbar Tazminatı Alabilir mi? İhbar Süreleri ve Hesaplama Belirsiz süreli sözleşmeyi sona erdirmek isteyen taraf önceden haber vermek zorundadır. Süre; altı aydan az kıdemde iki hafta, altı ay ile bir buçuk yıl arasında dört hafta, bir buçuk ile üç yıl arasında altı hafta, üç yıldan fazla kıdemde sekiz haftadır. Sözleşmeyle artırılabilir, azaltılamaz.[1] İşveren bu süreyi kullandırmadan sözleşmeyi bitirirse süreye karşılık gelen ücret tutarında ihbar tazminatı öder. Dilerse ücreti peşin ödeyerek de çıkış verebilir. Süre çalıştırılarak geçiriliyorsa işçinin günde en az iki saat iş arama izni vardır. Bu saatler için ücretinden kesinti yapılamaz ve isterse saatleri birleştirip toplu kullanabilir.[1] İşe iade davası şartları arasında en az 30 işçi, 6 aylık kıdem ve belirsiz süreli iş sözleşmesi gibi koşullar bulunur. ## İşe İade Davası Şartları Nelerdir? İşten Çıkarılan İşçi Ne Zaman Dava Açabilir? İşe iade davası açabilmek için dört koşulun birlikte bulunması gerekir:[1] - Aynı işverenin aynı işkolundaki işyerlerinde toplam en az 30 işçi çalışıyor olmalı - İşçinin en az altı aylık kıdemi bulunmalı - İş sözleşmesi belirsiz süreli olmalı - İşçi, işçi alma ve çıkarma yetkisi olan bir işveren vekili konumunda olmamalı Koşullar tamamsa mahkeme feshin geçerli bir sebebe dayanıp dayanmadığına bakar. Fesih bildirimi yazılı olmalı ve sebebi açıkça göstermelidir. İşçinin davranışı veya verimi nedeniyle yapılan fesihlerde ayrıca savunmasının alınması gerekir. Geçerli sebebin varlığını ispat yükü işverendedir.[1] Fesih geçersiz bulunursa işveren, işçinin karar kesinleştikten sonra on iş günü içinde yaptığı başvuru üzerine onu bir ay içinde işe başlatmak zorundadır. Başlatmazsa dört ila sekiz aylık ücret tutarında işe başlatmama tazminatı ödenir; bunun yanında en çok dört aylık boşta geçen süre ücreti de hükmedilir.[1] Şartların ayrıntısı için işe iade davasının şartları sayfamıza bakabilirsiniz. ## İşten Çıkarılan İşçi İşsizlik Maaşı Alabilir mi? Başvuru Şartları ve 30 Günlük Süre İşsizlik ödeneği işverenden değil İŞKUR'dan alınır ve dört şarta bağlıdır: işten kendi istek ve kusuru dışında ayrılmış olmak, fesihten önceki son 120 gün hizmet akdine tabi çalışmış olmak, son üç yılda en az 600 gün işsizlik sigortası primi ödemiş olmak ve fesihten sonraki 30 gün içinde başvurmak.[3] Ödenek süresi prim gün sayısına göre değişir: 600 gün için 180, 900 gün için 240, 1080 gün için 300 gün. Başvuruyu 30 günü geçirirseniz, mücbir sebep yoksa gecikilen günler ödenek süresinden düşer. Başvuru İŞKUR biriminde, iskur.gov.tr üzerinden, e-Devlet'ten veya İŞKUR Mobil uygulamasından yapılabilir. Kendi isteğiyle ayrılan işçi ödenek alamaz.[3] Bu nedenle baskıyla alınan istifa dilekçeleri ayrı bir önem taşır. ## İşten Çıkarılan İşçi Haklarını Ne Kadar Sürede Talep Etmeli? Süreler tek bir takvime bağlı değildir. Bir aylık süre yalnızca işe iade talebi için işler. Kıdem, ihbar, ücret ve izin gibi alacaklarda böyle bir süre yoktur; ancak çoğu kalemde beş yıllık zamanaşımı vardır ve dava açmadan önce arabulucuya başvurmak dava şartıdır.[4] HakSüre ne zaman başlar?SüreBaşvuru yoluİşe iadeFesih bildiriminin tebliği1 ayArabulucu; anlaşma olmazsa son tutanaktan itibaren 2 hafta içinde iş mahkemesi[1]Kıdem, ihbar, ücret, fazla mesai, izin ücretiSözleşmenin sona ermesiÇoğu kalemde 5 yılÖnce arabulucu; anlaşma olmazsa iş mahkemesiİşsizlik ödeneğiFesih tarihini izleyen gün30 günİŞKUR[3] ## İşten Çıkarılırken İbraname veya İstifa Dilekçesi İmzalanmalı mı? Çıkış sırasında işçiden "bütün alacaklarımı aldım, işvereni ibra ediyorum" anlamına gelen bir belge imzalaması istenebilir. İşçi alacağına ilişkin ibra sözleşmesinin geçerli olması için dört şart birlikte aranır: yazılı olması, sözleşmenin sona ermesinden en az bir ay sonra düzenlenmesi, alacağın türünün ve miktarının açıkça yazılması ve ödemenin eksiksiz biçimde banka aracılığıyla yapılması.[5] Çıkış gününde imzalatılan, tutar göstermeyen ya da parayı elden ödediğini söyleyen belge bu şartları taşımaz. Fesih bildiriminin altına atılan "teslim aldım" imzası ise ibraname değildir. Tebliğ tarihini belgeler ve işe iade için bir aylık süreyi başlatır. Tazminat ödememek için işçiden istifa dilekçesi yazması da istenebilir. Baskı altında yazdırılan dilekçe gerçek bir istifa iradesini yansıtmıyorsa fesih işveren tarafından yapılmış sayılabilir. Baskıyı ispat etmek genellikle işçiye düşer; mesajlar, e-postalar ve tanıklar bu noktada belirleyicidir. ## İşten Çıkarılan İşçi Çıkış Gününde Hangi Belgeleri Almalı? - Sebebi ve tarihi yazılı olan fesih bildirimi ile teslim tarihi - Çalışma süresini ve işin türünü gösteren çalışma belgesi; işveren bunu vermekle yükümlüdür[1] - e-Devlet'teki SGK işten ayrılış bildirgesi; feshin SGK'ya hangi çıkış koduyla bildirildiğini gösterir, beklediğinizden farklı bir kod görürseniz hukuki destek almak yerinde olur - Son aylara ait bordrolar ve maaş ödemelerini gösteren banka kayıtları - Yıllık izin kayıtları, fazla mesaiye ilişkin yazışmalar ve çalışma saatlerini bilen iş arkadaşlarının bilgileri - İmzaya sunulan her belgenin okunabilir bir kopyası Bu belgelere bakmadan hangi hakkın doğduğunu söylemek mümkün değildir. Fesih bildiriminin tarihi, kıdeminiz ve işyerindeki işçi sayısı yukarıdaki tablolarda hangi satıra girdiğinizi belirler. Çalışırken bir iş kazası geçirdiyseniz ya da meslek hastalığına yakalandıysanız, bunlardan doğan tazminat hakları ayrıca değerlendirilir. İşe iade süresi kısa olduğundan önce tebliğ tarihine bakın, ardından iş hukuku avukatından almayı değerlendirebilirsiniz. Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve somut olayınız için hukuki danışmanlığın yerini tutmaz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: İşten çıkarılan işçi hangi tazminatları alabilir? C: Fesih nedenine göre kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı doğabilir. Ayrıca ödenmemiş ücret, fazla mesai, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ile kullanılmayan yıllık izin ücretleri de talep edilebilir. S: İşten çıkarılan işçi kıdem tazminatı alabilir mi? C: İşçinin aynı işverene bağlı en az bir yıllık kıdemi bulunuyorsa ve iş sözleşmesi kıdem tazminatına hak kazandıran bir nedenle sona ermişse kıdem tazminatı alınabilir. İşverenin ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırılık nedeniyle yaptığı bazı derhal fesihlerde kıdem tazminatı doğmaz. S: İşten çıkarılan işçi ihbar tazminatı alabilir mi? C: İşveren, haklı neden olmaksızın belirsiz süreli iş sözleşmesini bildirim süresine uymadan sona erdirirse işçi ihbar tazminatına hak kazanabilir. Haklı nedenle derhal fesihlerde ise ihbar tazminatı söz konusu olmaz. S: İşten çıkarılan işçi işe iade davası açabilir mi? C: İşyerindeki işçi sayısı, işçinin kıdemi, sözleşmenin niteliği ve işçinin işveren vekili olup olmadığı gibi kanuni şartların bulunması hâlinde işe iade yoluna başvurulabilir. Fesih bildiriminin tebliğinden itibaren bir ay içinde arabulucuya başvurulması gerekir. S: İşten çıkarılan işçi işsizlik maaşı alabilir mi? C: İşçinin kendi istek ve kusuru dışında işsiz kalması, son 120 gün hizmet akdine tabi olması ve son üç yılda en az 600 gün işsizlik sigortası primi bulunması gibi şartlar aranır. Başvurunun fesih tarihini izleyen 30 gün içinde yapılması gerekir. S: İşten çıkarılan işçinin kullanılmayan yıllık izinleri ne olur? C: İş sözleşmesi sona erdiğinde kullanılmamış yıllık izin sürelerine ait ücret işçiye ödenmelidir. Hesaplama, sözleşmenin sona erdiği tarihteki ücret üzerinden yapılır. S: İşten çıkarılan işçi fazla mesai ücretini alabilir mi? C: Ödenmemiş fazla çalışma bulunuyorsa işçi bu alacağını talep edebilir. Fazla mesainin miktarı bordro, çalışma kayıtları, işyeri kayıtları ve gerektiğinde tanık anlatımlarıyla ispatlanabilir. S: İşten çıkarılırken istifa dilekçesi imzalamak zorunlu mu? C: İşverenin işçiyi istifaya zorlaması ile gerçek bir işçi istifası aynı hukuki sonucu doğurmayabilir. Baskı altında imzalanan istifa dilekçesinin geçerliliği somut olayın koşullarına göre değerlendirilir. S: İşten çıkarılırken ibraname imzalanmalı mı? C: İşçi alacaklarına ilişkin ibranamenin geçerli olabilmesi için kanunda öngörülen şartların bulunması gerekir. Özellikle belgenin içeriği, düzenlenme zamanı ve ödemenin nasıl yapıldığı önem taşır. S: İşten çıkarılan işçi hangi sürede dava açmalıdır? C: İşe iade bakımından fesih bildiriminin tebliğinden itibaren bir aylık süre bulunur. Kıdem, ihbar, ücret ve diğer işçilik alacaklarında ise genel olarak beş yıllık zamanaşımı uygulanır; ancak her alacağın başlangıç tarihi ve özel süreleri ayrıca değerlendirilmelidir. --- # Banka Hesabına Gelen Haciz Nasıl Kaldırılır? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/banka-hesabina-gelen-haciz-nasil-kaldirilir/ Güncelleme: 2026-08-29 Kısa cevap: Banka hesabına gelen haczin kaldırılması için önce haczin hangi icra veya kamu takip dosyasından kaynaklandığı belirlenmelidir. Borcun ödenmesi, alacaklıyla anlaşma veya haczin hukuka aykırı olması gibi durumlara göre farklı hukuki yollar uygulanabilir. Ödeme yapılması haczi her durumda otomatik olarak kaldırmaz. Banka Hesabına Gelen Haciz Nasıl Kaldırılır? Banka hesabına gelen haczin nasıl kaldırılacağı, haczin özel bir icra takibinden mi yoksa kamu alacağından mı kaynaklandığına ve hesabın niteliğine göre değişir. Özel hukuk alacakları bakımından banka hesabındaki alacağın haczi, İcra ve İflas Kanunu kapsamında uygulanabilir. Vergi ve benzeri kamu alacaklarında ise 6183 sayılı Kanun kapsamında farklı bir e-haciz süreci söz konusu olabilir. Bu nedenle hesabınıza bloke konulduğunda önce hangi icra veya takip dosyasından kaynaklandığını, haczi koyan kurumun kim olduğunu ve hesabın içinde bulunan paranın hangi kaynaktan geldiğini tespit etmek gerekir. Hukuki Uyarı / Saha Notu: Banka hesabında haciz bulunması, hesaptaki bütün paranın her durumda alacaklıya ait olduğu anlamına gelmez. Özellikle maaş, emekli aylığı veya üçüncü kişiye ait para bulunduğu ileri sürülen hesaplarda paranın kaynağı ayrıca incelenmelidir. ## Banka Hesabı Haczi Nedir? Banka hesabı haczi, borçlunun bankadaki alacağı veya hesabında bulunan haczedilebilir para üzerinde icra işlemi uygulanmasıdır. Özel hukuk alacaklarından kaynaklanan icra takiplerinde banka nezdindeki alacağın haczi bakımından İcra ve İflas Kanunu'nun 89. maddesi önem taşır. Bu düzenleme, üçüncü kişi konumundaki bankaya haciz bildirimi gönderilmesini ve bankanın bu bildirim karşısındaki yükümlülüklerini düzenlemektedir. Kamu borçlarında ise vergi dairesi veya yetkili kamu idaresi tarafından 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri kapsamında elektronik haciz uygulanabilir. Haczin Kaynağı Temel Hukuki Çerçeve İlk Kontrol Edilecek Yer Özel hukuk icra takibi 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu İcra dosyası Vergi ve diğer kamu alacakları 6183 sayılı Kanun Vergi dairesi / ilgili kamu idaresi [caption id="attachment_3170" align="aligncenter" width="760"] Banka hesabına gelen haciz nasıl kaldırılır?[/caption] ## Banka Hesabına Neden Haciz Konur? Banka hesabına haciz genellikle kesinleşmiş veya tahsili aşamasına gelmiş bir borcun cebren tahsili amacıyla uygulanır. Özel hukuk ilişkilerinden doğan alacaklar bakımından kredi, kredi kartı, senet, çek, kira, tazminat veya mahkeme kararına dayalı alacaklar nedeniyle icra takibi yürütülebilir. Kamu alacaklarında ise vergi, prim ve diğer amme alacakları bakımından 6183 sayılı Kanun kapsamındaki takip ve haciz işlemleri gündeme gelebilir. Bu nedenle hesabınızdaki bloke veya haczin nedenini öğrenmek için öncelikle haciz bildiriminde yer alan dosya veya takip bilgilerine ulaşmak gerekir. ## Banka Hesabına Gelen Haciz Nasıl Kaldırılır? Banka hesabındaki haczin kaldırılması için önce haczin kaynağı belirlenmeli, ardından borcun ödenmesi, haczin kaldırılmasına ilişkin talep veya şartları oluşmuşsa hukuki başvuru yollarından uygun olanı kullanılmalıdır. Uygulanabilecek yol, haczin nedenine göre değişir. ## Borcun Tamamını Ödemek Borcun tamamen ödenmesi, haczin kaldırılması bakımından en sık kullanılan yollardan biridir; ancak ödeme ile haczin kaldırılması aynı işlem değildir. Ödeme sonrasında icra dosyasındaki haczin kaldırılması için gerekli işlemlerin tamamlanması ve ilgili bankaya haczin kaldırıldığına ilişkin bildirimin ulaşması gerekir. Borcu ödedikten sonra banka hesabındaki haciz devam ediyorsa İcra Dosya Borcunu Ödedim Ancak Hacizleri Nasıl Kaldırabilirim? başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz. ## Alacaklıyla Anlaşmak Alacaklıyla yapılan ödeme planı veya sulh anlaşması, haczin kaldırılmasına yol açabilir; ancak bunun için anlaşmanın içeriği ve alacaklının haczin kaldırılması yönünde işlem yapması önemlidir. Örneğin taraflar taksitli ödeme konusunda anlaşmışsa, haczin devam edip etmeyeceği ve hangi şartlarla kaldırılacağı yazılı şekilde belirlenmelidir. ## Haczin Hukuka Aykırı Olduğunu İleri Sürmek Haciz işleminin hukuka aykırı olduğunu düşünüyorsanız, somut işlemin niteliğine göre icra hukuku kapsamında şikâyet veya diğer yasal başvuru yolları gündeme gelebilir. Borcun bulunmaması, borcun daha önce ödenmesi, yanlış kişiye yönelik işlem yapılması, haczedilmemesi gereken bir gelir veya hakkın haczedilmesi ya da icra müdürlüğünün yaptığı işlemin kanuna aykırı olması gibi durumlarda hangi hukuki yolun kullanılacağı ayrıca değerlendirilmelidir. Burada önemli olan, “hacze itiraz” ifadesinin bütün durumlar için tek bir başvuru yolunu ifade etmemesidir. Başvurunun türü ve süresi, yapılan icra işleminin niteliğine göre belirlenir. ## Hesaptaki Paranın Haczedilemeyeceğini İleri Sürmek Hesaptaki paranın tamamının veya belirli bölümünün haczedilemeyeceği ileri sürülüyorsa, paranın kaynağı ve uygulanan haczin hukuki dayanağı belgelerle ortaya konulmalıdır. Özellikle maaş veya sosyal güvenlik kapsamında bağlanan gelirler bakımından özel haciz kuralları bulunabilir. Örneğin 5510 sayılı Kanun'un 93. maddesinde belirli gelir, aylık ve ödeneklerin haczi bakımından özel koruma öngörülmüştür; nafaka ve Kurum alacakları bakımından ise ayrı düzenlemeler vardır. Bu nedenle hesabın yalnızca “maaş hesabı” olarak adlandırılması yeterli olmayabilir. Hesaptaki paranın kaynağı, düzenli ödeme şekli ve haczin hangi alacağa dayandığı birlikte incelenmelidir. ## Banka Hesabı Haczini Kaldırmak İçin Ne Yapmalıyım? Banka hesabı haczini kaldırmak isteyen kişi önce haczin hangi dosyadan kaynaklandığını öğrenmeli, ardından dosya borcunu ve haczin hukuki durumunu kontrol etmelidir. - Haczin hangi icra veya kamu takip dosyasından kaynaklandığını belirleyin. - Dosyadaki güncel borç miktarını kontrol edin. - Haczin özel hukuk icrası mı yoksa kamu alacağı mı olduğunu belirleyin. - Borcun ödendiğini düşünüyorsanız ödeme belgelerini kontrol edin. - Haczin kaldırılması için ilgili icra müdürlüğü veya kamu idaresine gerekli başvuruyu yapın. - Hesaptaki paranın haczedilemeyeceğini düşünüyorsanız buna ilişkin belgeleri sunun. - Haczin hukuka aykırı olduğunu düşünüyorsanız somut işleme uygun başvuru yolunu değerlendirin. ## Banka Hesabı Haczi Ne Kadar Sürer? Banka hesabındaki haczin ne zaman kaldırılacağı için kanunda bütün dosyalar bakımından geçerli tek bir gün sayısı bulunmaz; süreç yapılan başvurunun türüne, icra dosyasının durumuna ve bankaya gönderilen kaldırma bildiriminin işlenmesine göre değişir. Bu nedenle “haciz kesin olarak 1-7 gün içinde kalkar” şeklinde sabit bir süre vermek doğru değildir. Borç ödenmiş olsa dahi haczin kaldırılması için ayrıca gerekli icra işlemlerinin yapılması gerekebilir. Bankanın işlem süresi ise haczin kaldırılmasına ilişkin bildirimin kendisine ulaşmasından sonra ayrıca ortaya çıkar. ## Banka Hesabındaki Para Haczedilebilir mi? Banka hesabındaki para kural olarak borçlunun malvarlığının bir unsuru olarak hacze konu olabilir; ancak paranın niteliğine ve kaynağına göre özel haciz kuralları uygulanabilir. Bu nedenle hesaptaki paranın tamamının otomatik olarak haczedilebilir olduğunu söylemek de, hesabın maaş hesabı olduğunu söyleyerek bütün paranın korunacağını kabul etmek de doğru değildir. Özellikle aşağıdaki durumlarda ayrıca inceleme yapılmalıdır: - Maaş veya ücret ödemeleri, - Emekli aylığı ve sosyal güvenlik ödemeleri, - Nafaka ödemeleri, - Üçüncü kişiye ait olduğu ileri sürülen paralar, - Devlet veya başka kurumlar tarafından belirli amaçlarla yapılan ödemeler. ## Maaş Hesabına Gelen Haciz Nasıl Kaldırılır? Maaş hesabındaki haczin hukuka uygun olup olmadığı belirlenirken hesabın maaş hesabı olması ve haciz tarihindeki para hareketleri birlikte değerlendirilmelidir. İşçi ücretleri bakımından ücret haczine ilişkin özel sınırlar bulunduğu gibi, sosyal güvenlik gelir ve aylıklarının haczi bakımından da ayrıca özel kanuni düzenlemeler bulunabilir. Maaş haczi ile banka hesabındaki paranın haczi birbirinden farklı hukuki işlemler olabileceğinden, hesapta bulunan paranın kaynağının ayrıca belirlenmesi gerekir. Maaş haczi konusunda ayrıntılı bilgi için Maaşın Ne Kadarı Haczedilebilir? başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz. ## Emekli Maaşının Bulunduğu Banka Hesabına Haciz Konulabilir mi? Emekli aylıklarının haczi bakımından 5510 sayılı Kanun'un 93. maddesindeki özel hükümler dikkate alınmalıdır. Kanunda sigortalılar ve hak sahiplerinin gelir, aylık ve ödenekleri bakımından özel haciz koruması düzenlenmiş; belirli istisnalar ayrıca belirtilmiştir. Bu nedenle emekli aylığının yatırıldığı hesabın haczi değerlendirilirken yalnızca bankadaki bakiye değil, paranın hangi hukuki kaynaktan geldiği ve hangi alacak nedeniyle haciz uygulandığı da incelenmelidir. ## Banka Hesabına Haciz Geldiğinde İcra Dosyası Nasıl Öğrenilir? Banka hesabındaki haczin hangi icra dosyasından kaynaklandığını öğrenmek için öncelikle UYAP Vatandaş Portalı ve e-Devlet üzerinden tarafı olduğunuz dosyalar kontrol edilebilir. Özel hukuk icra dosyalarında dosya numarası ve icra dairesi bilgisine ulaştıktan sonra dosyanın güncel borç ve haciz durumu incelenebilir. Haciz kamu borcundan kaynaklanıyorsa ilgili vergi dairesi veya kamu idaresindeki takip bilgilerinin de ayrıca kontrol edilmesi gerekir. ## Haciz Konulan Banka Hesabına Para Yatarsa Ne Olur? Hacizli bir banka hesabına sonradan para yatırılması halinde bu paranın nasıl değerlendirileceği haczin kapsamına, paranın kaynağına ve bankaya gönderilen haciz bildirimine göre değişebilir. Bu nedenle hacizli hesaba yeni para yatırıldığında “yeni yatırılan para kesinlikle haczedilmez” veya “hesaba giren her para otomatik olarak alacaklıya gider” şeklinde genel bir sonuç çıkarılmamalıdır. ## Haciz Kaldırma Talebi Nereye Yapılır? Özel hukuk icrasından kaynaklanan banka haczinde haczin kaldırılmasına ilişkin başvuru kural olarak dosyanın bulunduğu icra müdürlüğü nezdinde yürütülür; kamu alacağına dayalı e-hacizde ise ilgili kamu idaresinin prosedürü uygulanır. Bu nedenle öncelikle haczin kaynağı belirlenmelidir. Yanlış kuruma yapılan başvuru işlemin gereksiz yere uzamasına neden olabilir. ## Hacze Karşı Şikâyet Edilebilir mi? İcra müdürlüğünün yaptığı bir işlemin kanuna aykırı olduğu düşünülüyorsa, işlemin niteliğine göre icra mahkemesine şikâyet yolu gündeme gelebilir. Ancak her haciz işleminde aynı süre veya aynı başvuru yolu uygulanmaz. Şikâyetin türü, süresi ve başvuru merciinin somut icra işlemi üzerinden belirlenmesi gerekir. ## Örnek Olay Bir kişinin banka hesabında 50.000 TL bulunduğunu ve bu hesaba bir icra dosyası nedeniyle haciz geldiğini düşünelim. Bu durumda ilk yapılması gereken, haczin hangi dosyadan kaynaklandığını ve dosyadaki güncel borç miktarını tespit etmektir. Daha sonra hesaptaki paranın kaynağı incelenmelidir. Para sıradan bir birikim niteliğindeyse uygulanacak haciz kuralları başka, para korunması özel olarak düzenlenmiş bir gelirden kaynaklanıyorsa değerlendirme farklı olabilir. Borç ödenmişse ayrıca haczin kaldırılması için gerekli icra işlemlerinin tamamlanması gerekir. ## Banka Hesabına Gelen Hacizde En Sık Yapılan Hatalar Banka hesabına haciz geldiğinde en sık yapılan hata, haczin nedenini öğrenmeden doğrudan bankaya başvurmak ve borcu ödemekle haczin otomatik olarak kalkacağını düşünmektir. - Haczin hangi dosyadan kaynaklandığını kontrol etmemek, - Özel icra takibi ile kamu alacağına dayalı e-haczi birbirine karıştırmak, - Hesaptaki paranın kaynağını belgelememek, - Borcu ödedikten sonra ayrıca haciz kaldırma işlemini takip etmemek, - Hacze karşı hangi hukuki başvuru yolunun uygulanacağını araştırmadan hareket etmek. ## Hukuki Destek Alın Banka hesabına gelen haczin kaldırılması, yalnızca bankaya giderek bloke kaldırma talep edilmesinden ibaret değildir. Öncelikle haczin kaynağı, icra veya kamu takip dosyası, borcun durumu ve hesaptaki paranın hukuki niteliği birlikte incelenmelidir. Haczin hukuka uygun olup olmadığının değerlendirilmesi veya haczin kaldırılması sürecinin takip edilmesi için Kartal İcra Avukatı sayfamızdan bilgi alabilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Banka hesabıma neden haciz kondu? C: Banka hesabına haciz, özel hukuk alacağına ilişkin icra takibi veya kamu alacağının cebren tahsili kapsamında uygulanabilir. Öncelikle haczin hangi dosyadan kaynaklandığı belirlenmelidir. S: Banka hesabına gelen haciz nasıl kaldırılır? C: Haczin kaldırılması için öncelikle haczin kaynağı ve dosyanın durumu belirlenir. Borcun ödenmesi, alacaklıyla anlaşma veya haczin hukuka aykırı olması gibi durumlarda farklı yollar uygulanabilir. S: Borcu ödersem banka hesabımdaki haciz hemen kalkar mı? C: Hayır. Borcun ödenmesi ile haczin kaldırılması farklı işlemler olabilir. Ödeme sonrasında gerekli icra işlemlerinin tamamlanması ve bankaya haczin kaldırıldığına ilişkin bildirimin ulaşması gerekebilir. S: Banka hesabına gelen haciz ne kadar sürede kalkar? C: Bütün dosyalar için geçerli sabit bir süre yoktur. Süre; haczin kaynağına, yapılan başvuruya, icra veya kamu idaresinin işlemlerine ve bankaya bildirimin ulaşmasına göre değişebilir. S: Maaş hesabına gelen haciz kaldırılabilir mi? C: Hesabın maaş hesabı olması, haczin otomatik olarak tamamen kaldırılacağı anlamına gelmez. Hesaptaki paranın kaynağı ve ücret haczine ilişkin özel hükümler ayrıca değerlendirilmelidir. S: Emekli maaşının yatırıldığı hesaba haciz konulabilir mi? C: Emekli aylıkları bakımından 5510 sayılı Kanun'un 93. maddesindeki özel hükümler uygulanır. Nafaka ve kanunda düzenlenen diğer istisnalar ayrıca değerlendirilmelidir. S: Hacze karşı şikâyet edilebilir mi? C: İcra müdürlüğünün yaptığı işlemin kanuna aykırı olduğu düşünülüyorsa, işlemin niteliğine göre icra mahkemesine şikâyet yolu gündeme gelebilir. Başvuru süresi ve yöntemi somut işleme göre belirlenir. S: Hacizli banka hesabına para yatarsa ne olur? C: Yeni yatırılan paranın hacizden nasıl etkileneceği haczin kapsamına, paranın kaynağına ve bankaya gönderilen haciz bildirimine göre değerlendirilir. --- # Adli Sicil Kaydı Nasıl Silinir? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/adli-sicil-kaydi-nasil-silinir/ Güncelleme: 2026-10-04 Kısa cevap: Adli sicil kaydı; cezanın infazının tamamlanması, ceza zamanaşımı, genel af ya da mahkûmiyeti tümüyle ortadan kaldıran şikâyetten vazgeçme veya etkin pişmanlık hâlinde Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünce silinerek arşive alınır. Arşiv kaydı ise mahkûmiyetin niteliğine göre 5, 15 veya 30 yıl sonra tamamen silinir. Kayıt görünmeye devam ederse e-Devlet'ten silme talebi yapılabilir. Cezası infaz edilmiş birinin e-Devlet'ten aldığı belgede mahkûmiyetin hâlâ görünmesi, “adli sicil kaydı nasıl silinir?” sorusunun en sık sorulduğu andır. Tersi de yaşanır: belge temizdir, ama bir kamu başvurusunda “arşiv kaydınız” sorulur. İkisinin kaynağı aynıdır, çünkü ceza kaydı tek parça değildir. Mahkûmiyet önce adli sicilde tutulur, şartlar oluşunca arşive alınır ve ancak belirli sürelerin sonunda tamamen silinir.[1] Özetle: kanundaki şartlar gerçekleştiğinde kaydı Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü (kısaca Genel Müdürlük) adli sicilden çıkarıp arşive alır. Bu işlem kendiliğinden yapılmadıysa e-Devlet üzerinden silme talebinde bulunulur. Hangi şartın hangi sonucu doğurduğu, arşiv sürelerinin nasıl işlediği ve başvurunun nasıl yapılacağı aşağıda sırayla anlatılıyor. Adli sicil kaydı nasıl silinir? Şartlar oluştuğunda adli sicil kaydı için e-Devlet üzerinden silme ve düzeltme talebi yapılabilir. ## Adli Sicil Kaydı ile Arşiv Kaydı Arasındaki Fark Nedir? Adli sicile kesinleşmiş mahkûmiyet hükümleri ve bunların infazına ilişkin bilgiler işlenir; henüz kesinleşmemiş bir karar sicile girmez.[1] Kayıtlar, Genel Müdürlük bünyesindeki merkezî sicilde tutulur. Hakkınızda devam eden bir dava bu sicile işlenmez; dosyanın hangi aşamada olduğunu merak ediyorsanız hakkınızda açılmış bir dava olup olmadığını nereden öğrenebileceğinizi ayrıca inceleyebilirsiniz. Şartlar oluştuğunda kayıt adli sicilden çıkarılır, ancak yok olmaz; arşiv kaydı olarak saklanır. “Sabıka kaydı nasıl silinir?” sorusu çoğu zaman bu ilk geçişi, yani adli sicilden arşive alınmayı anlatır. İki katmanı birbirinden ayıran asıl fark ise bilgiyi kimlerin isteyebildiğidir. AyrımAdli sicil kaydı (sabıka)Arşiv kaydıİçeriğiKesinleşmiş mahkûmiyetler ve infazın durumuŞartları oluşup adli sicilden çıkarılmış kayıtlarBilgiyi kimler isteyebilir?İlgili kişi, vekâletnamede açıkça yetkilendirilmiş vekili ve kamu kurum ve kuruluşları; kullanım amacı belirtilirİlgili kişi veya vekili; soruşturma ve kovuşturmada savcılık, hâkim ve mahkemeler; yetkili seçim kurulları; özel kanunlarda gösterilen hâllerde ilgili kamu kurumlarıNasıl sona erer?Kanundaki şartlar oluşunca arşive alınır; ilgilinin ölümünde tamamen silinirSüresi dolunca veya kanundaki özel hâllerde tamamen silinir Özel işverenler bu kayıtları isteyebilenler arasında sayılmaz; iş başvurusunda istenen belgeyi kişi kendisi alıp ibraz eder. Kendi adli sicil ve arşiv kayıtlarınızı ise güvenli kimlik doğrulamasıyla sorgulayabilirsiniz.[1] ## HAGB, Ertelenen Kamu Davası ve İdari Para Cezası Adli Sicil Kaydında Görünür mü? Her yaptırım adli sicile işlenmez. Kanun; disiplin suçlarına ve sırf askerî suçlara ilişkin mahkûmiyetleri, disiplin veya tazyik hapsi kararlarını ve idari para cezası kararlarını adli sicile kaydedilmeyecekler arasında sayar.[1] Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) ile kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararları ise ayrı bir rejime bağlıdır. Bu kararlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak mahkeme, hâkim ya da Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenmesi hâlinde verilmek üzere kaydedilir.[1] Yani HAGB, mahkûmiyet gibi sabıka belgesine yazılmaz; yalnızca bu mercilere açık, ayrı bir kayıtta tutulur. Denetim süresinde hükmün açıklanması gündeme gelirse, açıklanıp kesinleşen mahkûmiyet artık adli sicile işlenen bir kayıt olur. Bu sürecin nasıl işlediğini ve açılış kaydıyla karşılaşıldığında nelere dikkat edilmesi gerektiğini HAGB kararına uyulmaması nedeniyle açılış rehberimizde bulabilirsiniz. İlk kez kişisel kullanım nedeniyle işlem gören kişilere uygulanan kamu davasının açılmasının ertelenmesi mekanizması ise ayrı bir yazının konusudur. Adli sicil kaydı hangi durumlarda arşive alınır? İnfazın tamamlanması, şikâyetten vazgeçme veya etkin pişmanlık, ceza zamanaşımının dolması ve genel af hâlinde kayıt arşive alınır. ## Adli Sicil Kaydı Hangi Durumlarda Arşive Alınır? Adli Sicil Kanunu'nun 9. maddesine göre adli sicildeki bilgiler, aşağıdaki dört hâlden birinde Genel Müdürlükçe silinerek arşiv kaydına alınır:[1] - cezanın veya güvenlik tedbirinin infazının tamamlanması, - ceza mahkûmiyetini bütün sonuçlarıyla ortadan kaldıran şikâyetten vazgeçme veya etkin pişmanlık, - ceza zamanaşımının dolması, - genel af. İlgilinin ölümü hâlinde ise bilgiler arşive alınmaz, doğrudan tamamen silinir. Uygulamada en çok karşılaşılan hâl ilk maddedir; ancak “infazın tamamlanması”, cezaevinden çıktığınız günle her zaman aynı tarihi göstermez. ## Hapis Cezasında İnfazın Tamamlandığı Tarih Hangisidir? Kanun, hapis cezasına ilişkin kayıtlar arasında koşullu salıverilme kararını, denetim süresinin uzatılmasını, koşullu salıverilmenin geri alınmasını ve “infazın tamamlandığı” bilgisini ayrı ayrı sayar.[1] Silinme bakımından belirleyici olan sonuncusudur. Salıverildiğiniz tarih ile infazın tamamlandığı tarih aynı olmayabilir; hangisinin esas alındığı infaz belgelerinizden görülür. Denetim süresinin uzatılması ve salıverilmenin geri alınması ayrı kararlar olarak sicile işlendiğinden, yükümlülüklere aykırı davranış infazın bitiş tarihini değiştirebilir. İmza ve benzeri yükümlülüklerin ihlalinin sonuçlarını denetimli serbestlikte imza ihlalinin sonuçları yazısında, cezanın fiilen ne kadarının çekileceğini ise infaz ve yatar hesaplaması sayfasında bulabilirsiniz. ## Adli Para Cezası Ödendiğinde Adli Sicil Kaydı Ne Olur? Adli para cezasına ilişkin mahkûmiyet sicile işlenir ve cezanın ödenmek suretiyle infaz edildiği bilgisi kayda eklenir.[1] Cezanın tamamı ödendiğinde infaz tamamlanmış olur ve kaydın arşive alınma koşulu doğar. Ödemeye rağmen belgede mahkûmiyet görünmeye devam ediyorsa, ödeme bilgisinin sisteme henüz yansımaması gibi bir eksiklik söz konusu olabilir; bu durumda aşağıda anlatılan silme talebi yolu işletilir. ## Yurt Dışında Verilen Ceza Adli Sicil Kaydına İşlenir mi? Türk vatandaşları hakkında yabancı mahkemelerce verilip sicile kaydedilen hürriyeti bağlayıcı cezalar, kesinleştiği tarihten itibaren karardaki sürenin geçmesiyle arşive alınır. Yabancı mahkeme kaynaklı adli para cezası ve erteleme hükümleri ise adli sicile hiç girmeden doğrudan arşive kaydedilir.[1] ## Adli Sicil ve Arşiv Kaydı Ne Zaman Tamamen Silinir? Hangi sürenin geçerli olacağı, mahkûmiyetin Anayasa'nın 76. maddesi ve Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunlarda bir hak yoksunluğuna yol açıp açmadığına bağlıdır.[1] Süreler, kaydın arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten itibaren işler. Mahkûmiyetin niteliğiArşiv kaydının tamamen silinme süresiAnayasa'nın 76. maddesi ve Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunlarda hak yoksunluğuna yol açmayan diğer mahkûmiyetler5 yılBu kanunlarda hak yoksunluğuna yol açan mahkûmiyetler; yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alınmışsa15 yılAynı mahkûmiyetler; geri verilme kararı alınmamışsa30 yıl Süre, kaydın fiilen arşive alındığı günden değil, kanundaki ifadeyle “arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten” başlar. Örneğin adli para cezasının tamamı ödendiği gün koşul oluşmuştur; kanun metni başlangıcı sicil işleminin yapıldığı güne değil, koşulun gerçekleştiği güne bağlar. Bir mahkûmiyetin hangi gruba girdiği, suçun niteliğine, ceza türüne ve süresine ve ilgili kanundaki yoksunluk düzenlemesine bağlıdır. Bu yüzden aynı gün infaz edilen iki cezanın arşiv süresi farklı olabilir. Devlet Memurları Kanunu'ndaki memuriyete engel suçlar gibi düzenlemeler bu gruba örnek verilebilir; bu suçları memuriyete engel suçlar rehberimizde bir arada bulabilirsiniz. Yasadışı bahis cezasının adli sicile etkisi ve bu cezaya itiraz yolu için ilgili yazımıza bakabilirsiniz. Suç tarihi 1 Haziran 2005'ten öncesine aitse kanunun geçici 2. maddesindeki geçiş hükümleri de ayrıca devreye girer.[1] Üç hâlde kayıt, süre beklenmeden hem adli sicilden hem arşivden tamamen silinir. Bunlar ilgilinin ölümü, fiilin kanunla suç olmaktan çıkarılması ve kanun yararına bozma ya da yargılamanın yenilenmesi sonucunda verilen beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararının kesinleşmesidir.[1] Suç olmaktan çıkarılan fiillerde silme için talep de aranmaz. Arşive alınmış olmak, kaydın herkese kapalı olduğu anlamına gelmez. Kanun, özel kanunlarda gösterilen hâllerde ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının arşiv bilgisini isteyebilmesine izin verir.[1] Kamu görevine girmeyi düşünenler için temiz bir sabıka belgesi ile arşivde kayıt bulunmaması bu yüzden aynı şey olmayabilir. Adli sicil kaydı e-Devlet üzerinden nasıl silinir? Kayıt sorgulama, gerekli belgeleri hazırlama, silme ve düzeltme talebi gönderme ve başvuru sonucunu takip etme adımları. ## Adli Sicil Kaydı e-Devlet Üzerinden Nasıl Silinir? Silme talebi mahkemeye değil, Genel Müdürlüğe yapılır. Genel Müdürlük bu işlemleri talep üzerine, kendiliğinden ya da toplu silme yoluyla yürütür. Kayıtlar önce tetkik hâkimlerince incelenir, ardından Adli Sicil Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca üç hâkimden oluşan komisyona sunulur.[2] Bu yetki 2012'de mahkemelerden alınarak Genel Müdürlüğe verilmiştir.[2] Şartlar oluştuğu hâlde belgenizde mahkûmiyet görünmeye devam ediyorsa şu sırayı izlemek mantıklıdır: - Kaydın durumunu görün. e-Devlet'teki Adli Sicil Kaydı Sorgulama hizmetiyle hangi mahkûmiyetin hâlâ göründüğünü kontrol edin ve silinmesini istediğiniz kaydı netleştirin. - İnfaz belgelerini toplayın. Cezanın tamamen infaz edildiğini gösteren yazılar başvuruyu somutlaştırır: infaz kurumundan ya da Cumhuriyet başsavcılığının infaz biriminden alınan belge, adli para cezasında ödeme belgesi, ertelenmiş cezada denetim süresinin tamamlandığını gösteren yazı gibi. - Silme başvurusunu iletin. e-Devlet'te Adli Sicil Silme ve Düzeltme Talebi hizmeti bulunur.[3] Genel Müdürlük, 18 Ağustos 2022'den itibaren bu başvuruların e-Devlet üzerinden yapılabildiğini ve başvurunun hangi aşamada olduğunun izlenebildiğini belirtir.[2] Dilekçeyle başvurmak isterseniz Genel Müdürlüğün sitesinde “Adli Sicil ve Arşiv Kaydının Silinmesi Talebine Yönelik Dilekçe Örneği” yayımlanır.[4] - Sonucu kontrol edin. Talep kabul edilmişse belgeyi yeniden sorgulayarak mahkûmiyetin görünmediğini doğrulayın; reddedilmişse gerekçeyi aşağıdaki başlıkta anlatıldığı gibi değerlendirin. Başvuruyu avukat aracılığıyla yaptıracaksanız vekâletnamede adli sicil ve arşiv kayıtlarına ilişkin yetkinin açıkça yazılmasında yarar vardır; kanun, vekilin bu bilgileri isteyebilmesini açık yetkiye bağlar.[1] ## Adli Sicil Kaydı Silme Talebi Reddedilirse Ne Yapılır? e-Devlet hizmetinin adı “silme ve düzeltme”dir; merkezî adli sicil, kayıtların güncelleştirilmesi ve düzeltilmesiyle de görevlidir.[1] Yanlış girilmiş bir bilgi için de aynı yoldan başvurulabilir. Talep reddedilirse ret gerekçesi belirleyicidir. Genel Müdürlük, kayıtları belirli ölçütlere göre değerlendirdiğini açıklar: suç tarihi, uygulanan kanun maddesi, karar ve yerine getirilme tarihleri, mahkûmiyet türü, kişinin yaşı ve yasaklanmış hakların geri verilmesi kararının alınıp alınmadığı.[2] Gerekçe hangi ölçüte dayanıyorsa ona göre hareket edilir: süre dolmamışsa beklenir, geri verilme kararı eksikse mahkemeye başvurulur. Genel Müdürlük, kayıtların tutulması veya silinmesine ilişkin işlemleri nedeniyle Bakanlığa karşı açılan davalarda savunma hazırladığını da belirtir.[2] Ret kararına karşı hangi yola ve hangi sürede başvurulacağı, ret yazısının içeriğine ve bildirim tarihine göre belirlenir; yazı elinize ulaştığında süre kaybetmeden bir avukata danışmanız yerinde olur. ## Memnu Hakların İadesi Nedir ve Ne Zaman İstenebilir? Halk arasında memnu hakların iadesi denen yasaklanmış hakların geri verilmesi, kural olarak cezanın infazından üç yıl sonra mahkemeden istenir. Bu yol, Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunların bir mahkûmiyete bağladığı hak yoksunluklarını gidermek içindir.[1] İki koşul aranır: infazın tamamlandığı tarihten itibaren üç yıl geçmiş olması ve bu sürede yeni suç işlenmeyip hayatın iyi hâlli sürdürüldüğü konusunda mahkemede kanaat oluşması. Cezanın infazına genel af veya etkin pişmanlık dışında başka bir hukuki nedenle son verilmişse süre, hükmün kesinleştiği tarihten itibaren beş yıldır. Ancak bu süre, mahkûm olunan hapis cezasına üç yıl eklenerek bulunacak süreden az olamaz.[1] Talep, hükümlü veya vekili tarafından hükmü veren mahkemeye ya da hükümlünün ikametgâhının bulunduğu yerdeki aynı derecedeki mahkemeye yapılır. Mahkeme dosya üzerinden inceleme yapabilir ya da Cumhuriyet savcısı ile hükümlüyü dinleyebilir; karara karşı ceza muhakemesinde öngörülen kanun yoluna gidilebilir. Kesinleşen karar adli sicil arşivine işlenir, başvuru masrafları ise hükümlüye aittir.[1] Karar, kaydı kendiliğinden silmez. Etkisi, arşiv süresinin 30 yıldan 15 yıla inmesinin koşulunu oluşturması ve ilgili kanundaki hak yoksunluğunu gidermeye yönelmesidir. Kaydınızın hangi gruba girdiği, hüküm tarihi, suçun niteliği ve infaz belgelerindeki tarihlerin birlikte okunmasıyla netleşir. Bu tarihleri karşılaştırmak, silme talebini eksiksiz hazırlamak ya da yasaklanmış hakların geri verilmesi başvurusunu planlamak istiyorsanız İstanbul'da ceza avukatı desteği sunan büromuzla görüşebilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Adli sicil kaydı nedir? C: Kesinleşmiş mahkûmiyet hükümleri ve bunların infazına ilişkin bilgilerin tutulduğu resmî kayıttır. S: Adli sicil kaydı ile arşiv kaydı aynı şey midir? C: Hayır. Şartları oluştuğunda mahkûmiyet adli sicilden çıkarılarak arşive alınabilir. Arşiv kaydının erişim ve silinme şartları farklıdır. S: Adli sicil kaydı ne zaman silinir? C: Cezanın infazının tamamlanması, genel af, ceza zamanaşımının dolması veya kanunda belirtilen diğer şartların gerçekleşmesiyle kayıt adli sicilden arşive alınabilir. Tamamen silinme ise ayrıca arşiv süresine bağlıdır. S: Adli sicil kaydı e-Devlet üzerinden silinir mi? C: Şartları oluşmuş ancak kayıt sistemde hâlâ görünüyorsa e-Devlet üzerinden “Adli Sicil Silme ve Düzeltme Talebi” hizmeti kullanılarak başvuru yapılabilir. S: Adli para cezası ödenince sabıka kaydı silinir mi? C: Adli para cezasının ödenmesi infazın tamamlanmasını sağlar ve kaydın arşive alınması için gerekli şartlardan biri oluşabilir. Ancak kaydın tamamen silinmesi ayrıca ilgili sürelere tabidir. S: HAGB adli sicil kaydında görünür mü? C: HAGB kararları normal mahkûmiyet kaydı gibi adli sicil belgesine işlenmez; kanunda öngörülen ayrı kayıtta tutulur. S: Arşiv kaydı kaç yılda silinir? C: Mahkûmiyetin niteliğine göre 5, 15 veya 30 yıllık süreler uygulanabilir. Hangi sürenin geçerli olduğu mahkûmiyetin niteliğine ve hak yoksunluğuna göre belirlenir. S: Arşiv kaydı memuriyete engel olur mu? C: Arşiv kaydının bulunması ile belirli bir suç nedeniyle kanunen memuriyete engel olmak aynı şey değildir. Somut mahkûmiyetin niteliği ve ilgili mevzuat ayrıca incelenmelidir. S: Adli sicil kaydı silme başvurusu nereye yapılır? C: Silme ve düzeltme başvurusu Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğüne yapılır. Başvuru e-Devlet üzerinden de gerçekleştirilebilir. S: Adli sicil kaydı silme talebi reddedilirse ne yapılır? C: Öncelikle ret gerekçesi incelenmelidir. Sürenin dolmamış olması veya yasaklanmış hakların geri verilmesi kararının bulunmaması gibi nedenlere göre farklı hukuki yollar gündeme gelebilir. S: Memnu hakların iadesi adli sicil kaydını siler mi? C: Hayır. Yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı tek başına kaydı otomatik olarak silmez; ancak bazı durumlarda arşiv kaydının tamamen silinmesi için öngörülen sürenin daha kısa uygulanmasını sağlayabilir. --- # Adli Kontrol Kararı Nasıl Kaldırılır? İtiraz ve Başvuru Süreci URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir/ Güncelleme: 2026-08-29 Kısa cevap: Adli kontrol kararı, tedbirin artık gerekli veya ölçülü olmadığını gösteren somut gerekçelerle ilgili hâkim veya mahkemeden kaldırılması ya da değiştirilmesi istenerek kaldırılabilir. Karara itiraz bakımından genel süre iki haftadır; mevcut tedbirin kaldırılması veya değiştirilmesi ayrıca talep edilebilir. Adli kontrol kararı nasıl kaldırılır? Adli kontrol tedbirinin kaldırılması veya değiştirilmesi için şüpheli ya da sanık, CMK'nın 110 ve 111. maddeleri kapsamında ilgili hâkim veya mahkemeye başvurabilir. Kararın kaldırılması talebinde tedbirin artık gerekli veya ölçülü olmadığını gösteren somut gerekçeler ortaya konulmalıdır. Adli kontrol; yurt dışına çıkış yasağı, belirli aralıklarla imza verme, konutu terk etmeme, belirli bölgelere gitmeme veya belirli kişilerle iletişim kurmama gibi farklı yükümlülükler içerebilir. Hangi yükümlülüğün uygulandığı ve soruşturma veya davanın hangi aşamada olduğu, kaldırma talebinin nasıl hazırlanacağını doğrudan etkiler. Hukuki Uyarı / Saha Notu: Adli kontrol kararının kaldırılması ile adli kontrol kararına itiraz aynı başvuru değildir. İlk karar bakımından itiraz süresi önemli olmakla birlikte, tedbirin kaldırılması veya değiştirilmesi ayrıca talep edilebilir. Somut dosyada hangi yolun kullanılacağı kararın içeriğine ve soruşturma veya kovuşturmanın aşamasına göre belirlenmelidir. [caption id="attachment_3130" align="aligncenter" width="1536"] Adli Kontrol Kararı Nasıl Kaldırılır?[/caption] ## Adli Kontrol Kararı Nedir? Adli kontrol, tutuklama yerine uygulanabilen ve şüpheli veya sanığa belirli yükümlülükler getiren bir koruma tedbiridir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 109. maddesinde düzenlenen adli kontrol, kişinin tamamen tutuklanması yerine belirli yükümlülükler altında tutulmasını öngörür. Uygulanabilecek yükümlülüklerden bazıları şunlardır: - Yurt dışına çıkamamak, - Belirli aralıklarla başvurup imza vermek, - Konutunu terk etmemek, - Belirli bir yerleşim bölgesini terk etmemek veya belirlenen yerlere gitmemek, - Belirlenen kişilere yaklaşmamak veya belirli kişilerle iletişim kurmamak, - Elektronik izleme altında bulunmak, - Silah bulunduramamak veya taşıyamamak gibi kanunda öngörülen diğer yükümlülüklere tabi olmak. ## Adli Kontrol Kararı Nasıl Kaldırılır? Adli kontrolün kaldırılması için şüpheli veya sanık, tedbirin kaldırılmasını veya yükümlülüklerin değiştirilmesini ilgili hâkim ya da mahkemeden talep edebilir. CMK m.110 uyarınca hâkim, adli kontrolün içeriğini oluşturan yükümlülükleri tamamen veya kısmen kaldırabilir, değiştirebilir veya bazı yükümlülüklerden geçici olarak muaf tutabilir. CMK m.111 kapsamında ise şüpheli veya sanığın talebi üzerine Cumhuriyet savcısının görüşü alındıktan sonra hâkim veya mahkeme adli kontrolün kaldırılması veya değiştirilmesi hakkında karar verebilir. Bu nedenle talepte yalnızca “adli kontrolün kaldırılmasını istiyorum” demek yerine, tedbirin neden artık gerekli olmadığı ve mevcut şartların neden değiştiği somutlaştırılmalıdır. ## Adli Kontrol Hangi Durumlarda Kaldırılabilir? Adli kontrol tedbirinin uygulanmasını gerektiren koşullar ortadan kalkmışsa veya mevcut tedbir somut olay bakımından artık gerekli ve ölçülü değilse kaldırılması ya da hafifletilmesi talep edilebilir. Örneğin aşağıdaki gelişmeler kaldırma veya değiştirme talebinin gerekçesini oluşturabilir: - Delillerin büyük ölçüde veya tamamen toplanmış olması, - Kaçma şüphesini destekleyen somut nedenlerin ortadan kalkması, - Şüpheli veya sanığın adli kontrol yükümlülüklerine düzenli şekilde uyması, - Soruşturma veya kovuşturmanın geldiği aşama nedeniyle tedbirin artık gerekli olmaması, - Uygulanan yükümlülüğün kişinin kişisel ve mesleki hayatı üzerindeki etkisinin somut olayda ölçüsüz hâle gelmesi, - Daha hafif bir adli kontrol tedbirinin yeterli olabilecek olması. ## Adli Kontrol Kararına İtiraz Edilir mi? Adli kontrol kararlarına karşı kanun yoluna başvurulabilir ve genel itiraz süresi, kararın öğrenilmesinden itibaren iki haftadır. CMK m.268'de yapılan değişiklikle genel itiraz süresi 1 Haziran 2024 tarihinden itibaren iki hafta olarak uygulanmaktadır. İtiraz dilekçesi kural olarak kararı veren hâkim veya mahkemeye verilir. Kararı veren merci itirazı yerinde görürse kararını düzeltebilir; yerinde görmezse dosyayı kanunda öngörülen usule göre yetkili inceleme merciine gönderir. Hukuki Uyarı / Saha Notu: İtiraz süresinin başlangıcı bakımından kararın ne zaman öğrenildiği önemlidir. Tebliğ veya tefhim bilgileri kontrol edilmeden yalnızca karar tarihine göre süre hesabı yapılmamalıdır. ## Adli Kontrol Kararının Kaldırılması ile İtiraz Arasındaki Fark Nedir? İtiraz, karara karşı kanun yolu başvurusu iken adli kontrolün kaldırılması veya değiştirilmesi talebi tedbirin devamının yeniden değerlendirilmesini amaçlayan ayrı bir başvurudur. Başvuru Amaç Süre İtiraz Verilmiş adli kontrol kararının yeniden incelenmesi Genel kural olarak 2 hafta Kaldırma/değiştirme talebi Mevcut tedbirin kaldırılması veya yükümlülüklerin değiştirilmesi Somut olay ve tedbirin devamı esas alınarak ayrıca talep edilebilir Bu iki yolun hangisinin kullanılacağı, kararın tarihi, öğrenilme şekli ve soruşturma veya kovuşturmanın mevcut aşamasına göre belirlenmelidir. ## Adli Kontrol Kaldırma Talebi Nereye Yapılır? Adli kontrolün kaldırılması veya değiştirilmesi talebi, soruşturma ya da kovuşturmanın bulunduğu aşamaya göre görevli hâkim veya mahkemeye yöneltilir. Soruşturma evresinde adli kontrol hakkında görevli sulh ceza hâkimi tarafından karar verilebilir. Kovuşturma evresinde ise davaya bakan görevli mahkeme CMK'nın ilgili hükümleri kapsamında adli kontrolün devamını değerlendirebilir. Bu nedenle dilekçe hazırlanırken yalnızca ilk adli kontrol kararını değil, dosyanın güncel olarak hangi yargı merciinde bulunduğunu da kontrol etmek gerekir. ## Adli Kontrol Kaldırma Dilekçesinde Neler Yazılır? Adli kontrol kaldırma dilekçesinde dosya bilgileri, uygulanan tedbir, tedbirin kaldırılmasını gerektiren somut nedenler ve sonuç olarak istenen karar açıkça belirtilmelidir. Dilekçede özellikle şu bilgiler yer alabilir: - Mahkeme veya hâkimlik bilgisi, - Dosya numarası, - Şüpheli veya sanığın kimlik bilgileri, - Uygulanan adli kontrol yükümlülüğünün türü, - Tedbirin uygulanmaya başladığı tarih, - Kaldırma veya değiştirme gerekçeleri, - Varsa gerekçeyi destekleyen belgeler, - Sonuç ve talep bölümü. ## Adli Kontrol Kaldırma Talebinde Hangi Gerekçeler Kullanılabilir? Kaldırma talebinde en etkili gerekçeler, dosyadaki mevcut koşulların tedbirin devamını gerektirmediğini somut biçimde ortaya koyan gerekçelerdir. Dosyanın özelliklerine göre: - Delillerin toplanmış olması, - Tanıkların dinlenmiş olması, - Kaçma şüphesinin somut olay bakımından zayıflamış olması, - Şüpheli veya sanığın sabit ikametinin bulunması, - Uzun süredir yükümlülüklere eksiksiz uyulması, - Sağlık veya ailevi nedenler, - Mesleki veya eğitim hayatının tedbirden ciddi şekilde etkilenmesi, - Daha hafif bir tedbirin yeterli olması gibi hususlar somut olayın özelliklerine göre ileri sürülebilir. ## Yurt Dışına Çıkış Yasağı Nasıl Kaldırılır? Yurt dışına çıkış yasağının kaldırılması için adli kontrol tedbirinin kaldırılması veya ilgili yükümlülüğün değiştirilmesi talep edilebilir. Başvuruda seyahat ihtiyacının nedeni, gidilecek ülke ve süre, geri dönüş iradesini gösteren somut bilgiler, sabit ikamet ve iş bağları ile dosyadaki delil durumu gibi hususlar dosyanın özelliklerine göre değerlendirilebilir. Yurt dışına çıkış yasağının kaldırılmasına ilişkin taleplerde soyut şekilde “yurt dışına çıkmam gerekiyor” demek yerine, seyahatin neden zorunlu olduğunu ve tedbirin kaldırılmasının neden sakıncalı olmayacağını belgelerle açıklamak daha etkili olabilir. ## İmza Yükümlülüğü Nasıl Kaldırılır veya Değiştirilir? İmza yükümlülüğünün kaldırılması veya daha hafif bir yükümlülükle değiştirilmesi için ilgili hâkim veya mahkemeye somut gerekçelerle başvurulabilir. İş, eğitim, sağlık veya ailevi nedenlerle mevcut imza programına uyulmasının ciddi sorun oluşturduğu durumlarda, tamamen kaldırma yerine gün ve sıklığın değiştirilmesi gibi daha sınırlı bir talep de değerlendirilebilir. Talebin dosyadaki tedbirin amacıyla bağlantılı şekilde gerekçelendirilmesi gerekir. ## Adli Kontrol Kararı Ne Kadar Süre Devam Eder? Adli kontrolün devam edip etmeyeceği belirli aralıklarla yeniden değerlendirilir ve CMK m.110/A'da adli kontrol altında geçirilebilecek azami sürelere ilişkin kurallar bulunmaktadır. CMK m.110/4 uyarınca adli kontrol yükümlülüğünün devamının gerekip gerekmediği en geç dört aylık aralıklarla değerlendirilir. CMK m.110/A bakımından ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde adli kontrol süresi kural olarak en çok iki yıl, ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde ise kural olarak en çok üç yıldır. Kanun, zorunlu hâllerde ve gerekçesi gösterilerek uzatılabilecek süreleri de ayrıca düzenlemektedir. Bu süreler, tedbirin her durumda belirtilen azami süreye kadar otomatik olarak uygulanabileceği anlamına gelmez. Somut olayda ölçülülük ve tedbirin gerekliliği ayrıca değerlendirilmelidir. ## Adli Kontrol İhlal Edilirse Ne Olur? Adli kontrol yükümlülüğünün isteyerek yerine getirilmemesi, dosyanın koşullarına göre daha ağır bir koruma tedbirinin uygulanması riskini doğurabilir. Örneğin: - İmza yükümlülüğüne sistematik olarak uymamak, - Yurt dışına çıkış yasağına aykırı hareket etmek, - Konutu terk etmeme yükümlülüğünü ihlal etmek, - Belirlenen kişi veya yerlere ilişkin yasaklara uymamak gibi davranışlar dosyanın durumuna göre değerlendirilir. CMK m.112 uyarınca adli kontrol hükümlerini isteyerek yerine getirmeyen şüpheli veya sanık hakkında, yetkili yargı merciince tutuklama kararı verilebilmesi mümkündür. Hukuki Uyarı / Saha Notu: Tek bir yükümlülük ihlalinin sonucu, ihlalin niteliğine ve dosyadaki diğer koşullara göre değerlendirilir. İmza atılmaması veya yurt dışı çıkış yasağının ihlali gibi durumlarda derhal dosyanın incelenmesi gerekir. ## Adli Kontrol Kaldırma Talebinde Avukat Gerekli mi? Adli kontrolün kaldırılması için avukat tutulması zorunlu değildir; ancak özellikle birden fazla yükümlülük veya karmaşık bir ceza soruşturması bulunan dosyalarda hukuki destek başvurunun gerekçelendirilmesini kolaylaştırabilir. Avukat, dosyadaki delil durumunu, adli kontrolün dayandığı gerekçeleri, ölçülülük değerlendirmesini ve başvurulabilecek hukuki yolları birlikte inceleyebilir. Özellikle yurt dışı çıkış yasağı, uzun süreli imza yükümlülüğü, elektronik kelepçe veya birden fazla adli kontrol tedbirinin birlikte uygulandığı dosyalarda başvurunun dosyaya özgü hazırlanması önemlidir. ## Örnek Olay Bir kişi hakkında soruşturma sırasında yurt dışına çıkış yasağı ve belirli günlerde imza verme yükümlülüğü uygulandığını düşünelim. Soruşturmanın başlangıcında kaçma şüphesine dayalı olarak uygulanan tedbirin ardından delillerin büyük kısmı toplanmış, kişi uzun süre yükümlülüklere eksiksiz uymuş ve sabit iş ve ikamet bağları ortaya çıkmışsa, tedbirin kaldırılması veya daha hafif bir yükümlülükle değiştirilmesi talep edilebilir. Bu talepte yalnızca “artık gerekli değil” denilmesi yerine, delillerin hangi aşamada olduğu, yükümlülüklere ne kadar süredir uyulduğu ve mevcut tedbirin kişi üzerindeki somut etkileri açıklanmalıdır. ## Adli Kontrol Kararı Nasıl Kaldırılır? Kısa Süreç Adli kontrolün kaldırılması için dosyanın mevcut durumu incelenir, uygun başvuru yolu belirlenir ve tedbirin kaldırılmasını veya değiştirilmesini gerektiren somut gerekçeler ilgili yargı merciine sunulur. - Adli kontrol kararını ve uygulanan yükümlülükleri inceleyin. - Soruşturma veya kovuşturmanın hangi aşamada olduğunu belirleyin. - İtiraz süresinin devam edip etmediğini kontrol edin. - Tedbirin kaldırılmasını veya değiştirilmesini gerektiren yeni durumları belirleyin. - Gerekli belgeleri hazırlayın. - Uygun hâkim veya mahkemeye başvurun. - Kararı ve varsa yeni yükümlülükleri takip edin. ## Avukata Danışın Adli kontrol tedbirinin kaldırılması veya değiştirilmesi, dosyanın soruşturma ya da kovuşturma aşamasına ve uygulanan yükümlülüğün türüne göre farklı şekilde ele alınabilir. Özellikle sürelerin kaçırılmaması ve tedbirin neden artık gerekli olmadığının somutlaştırılması önemlidir. Adli kontrol, yurt dışı çıkış yasağı, imza yükümlülüğü veya adli kontrol ihlali konusunda hukuki destek almak için İstanbul Ceza Avukatı sayfamızı inceleyebilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Adli kontrol kararı nasıl kaldırılır? C: Tedbirin artık gerekli veya ölçülü olmadığını gösteren somut gerekçelerle ilgili hâkim veya mahkemeden kaldırılması veya değiştirilmesi talep edilebilir. S: Adli kontrol kararına itiraz süresi ne kadar? C: Genel itiraz süresi, kararın öğrenilmesinden itibaren iki haftadır. S: Adli kontrol kaldırma talebi ile itiraz aynı şey mi? C: Hayır. İtiraz verilmiş karara karşı kanun yoludur. Kaldırma veya değiştirme talebi ise mevcut tedbirin yeniden değerlendirilmesini istemeye yöneliktir. S: Adli kontrol ne kadar sürer? C: Adli kontrolün devam edip etmeyeceği en geç dört aylık aralıklarla değerlendirilir. Ayrıca CMK m.110/A'da dosyanın niteliğine göre azami süreler düzenlenmiştir. S: İmza yükümlülüğü kaldırılabilir mi? C: Evet. Tedbirin kaldırılması veya daha hafif bir yükümlülükle değiştirilmesi için ilgili hâkim veya mahkemeye somut gerekçelerle başvurulabilir. S: Yurt dışına çıkış yasağı nasıl kaldırılır? C: Yurt dışına çıkış yasağının kaldırılması veya değiştirilmesi ilgili hâkim veya mahkemeden talep edilebilir. Seyahat ihtiyacı ve tedbirin artık gerekli olmadığını gösteren somut gerekçeler başvuruda açıklanmalıdır. S: Adli kontrol ihlal edilirse tutuklama olur mu? C: Adli kontrol hükümlerinin isteyerek yerine getirilmemesi halinde, dosyanın koşullarına göre tutuklama kararı verilmesi mümkündür. S: Adli kontrol kararını kaldırmak için avukat şart mı? C: Hayır. Ancak dosyanın özelliklerine göre başvurunun doğru hukuki gerekçelerle hazırlanması için avukat desteği alınabilir. --- # Uzaklaştırma Kararı Nedir? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/uzaklastirma-karari-nedir/ Güncelleme: 2026-10-13 Kısa cevap: Uzaklaştırma kararı, şiddet uygulayan ya da şiddet tehlikesi oluşturan kişinin korunan kişiden, evinden, okulundan ve işyerinden uzak tutulmasını sağlayan bir tedbir kararıdır. 6284 sayılı Kanun'un 5. maddesine dayanır; kararı aile mahkemesi hâkimi verir, ilk seferde en çok altı ay için verilir ve delil aranmaz. Uzaklaştırma kararı, şiddet uygulayan ya da şiddet tehlikesi oluşturan kişinin korunan kişiden, onun evinden, okulundan ve işyerinden uzak tutulmasını sağlayan bir tedbir kararıdır. Dayanağı 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un 5. maddesidir.[1] Kararı kural olarak aile mahkemesi hâkimi verir, ilk seferde en çok altı ay için verilir ve şiddetin ispatı için delil aranmaz. Bu karar bir ceza sayılmaz. Amacı yeni bir şiddeti önlemektir; bu yüzden karar verilmesi için ortada açılmış bir ceza davası olması gerekmez. ## Uzaklaştırma Kararı Hangi Yasakları İçerir? Halk arasında "uzaklaştırma kararı" denince kanunun önleyici tedbirleri kastedilir. Hâkim olayın özelliğine göre bunlardan birine ya da birkaçına birlikte karar verir. En sık verilenler şunlar: - Ortak konuttan derhâl uzaklaştırılma ve konutun korunan kişiye bırakılması - Korunan kişiye, onun evine, okuluna ve işyerine yaklaşmama - Tehdit, hakaret ya da aşağılayıcı söz ve davranışlarda bulunmama - Korunan kişinin eşyalarına zarar vermeme - Korunan kişiyi iletişim araçlarıyla rahatsız etmeme - Ruhsatlı silahı kolluğa teslim etme Uygulamada en sık karşılaşılan aykırılık, uzaklaştırma kararı varken mesaj atmak. Tek bir mesaj bile zorlama hapsi için yeterli olabilir. Çocuklarla görüşme konusunda daha önce verilmiş bir karar varsa hâkim bu görüşmeyi refakatçi eşliğinde yapılmasına bağlayabilir, sınırlayabilir ya da tümüyle kaldırabilir. Boşanma davası sürüyorsa velayet ve görüşme günleri de bu karara göre yeniden düzenlenebilir. ## Uzaklaştırma Kararını Kim Verir? Kararı aile mahkemesi hâkimi verir; aile mahkemesi bulunmayan yerlerde bu görevi asliye hukuk mahkemesi yürütür. Gecikmesinde sakınca bulunan durumlarda, örneğin gece yaşanan bir olayda, polis ya da jandarmada görevli kolluk amiri de kişinin evden uzaklaştırılmasına ve korunan kişiye yaklaşmamasına karar verebilir. Kanunun 5. maddesine göre kolluk amiri bu kararı en geç ertesi iş günü hâkimin onayına sunar ve hâkim 24 saat içinde onaylamazsa karar kendiliğinden kalkar.[1] Karakolda verilen kararın onaylanıp onaylanmadığını, ertesi iş günü adliyedeki ön bürodan sorabilirsiniz. ## Kimler Uzaklaştırma Kararı İsteyebilir? Kanun; şiddete uğrayan ya da şiddete uğrama tehlikesi bulunan kadınları, çocukları, aile bireylerini ve tek taraflı ısrarlı takibe maruz kalan kişileri korur.[1] Evli olmak şart değildir. Boşanmış eşler, nişanlılar ve birlikte yaşamayan sevgililer de başvurabilir. Sürekli takip edilen kişi, takip eden hakkında ayrıca ısrarlı takip suçu nedeniyle şikâyette bulunabilir.[2] Başvurunun şiddet gören kişiden gelmesi de şart değil. Kanunun 8. maddesi Cumhuriyet savcısına, kolluk görevlilerine ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'na da talepte bulunma yetkisi veriyor.[1] ## Uzaklaştırma Kararı Nasıl Alınır? Dava açmak gerekmez. Aşağıdaki yerlerden birine sözlü ya da yazılı başvurmak yeterlidir: - Aile mahkemesi (adliyedeki ön büro aracılığıyla) - Cumhuriyet başsavcılığı - En yakın polis merkezi ya da jandarma karakolu - Valilik ya da kaymakamlık - Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi (ŞÖNİM) Hâkim, şiddetin uygulandığına dair delil ya da belge aramadan karar verir (m.8/3).[1] Darp raporu, tanık ya da ekran görüntüsü olmadan da karar çıkabilir. Elinizde böyle belgeler varsa yine de başvuruya ekleyin; kararın hangi yasakları kapsayacağı belirlenirken işe yarar. Başvururken korunmasını istediğiniz adresleri, yani ev, işyeri ve varsa çocuğun okulunu, açıkça belirtin. Kolluk, yaklaşma yasağını kararda yazan adreslere göre uygular. Acil bir tehlike varsa başvuruyu beklemeden 112'yi arayın. Alo 183 hattı ve KADES uygulaması da günün her saati açıktır. ## Uzaklaştırma Kararı Ne Kadar Sürer? Karar ilk seferde en çok altı ay için verilir ve süre dolduğunda kendiliğinden sona erer. Şiddet tehlikesi devam ediyorsa, korunan kişi süre bitmeden yeniden başvurarak kararın uzatılmasını isteyebilir. Bitiş tarihi kararda yazar; uzatma başvurusunu son günlere bırakmayın, çünkü süre dolduğu anda yasaklar da kalkar. Karar süresince yasaklara uyulmazsa aile mahkemesi zorlama hapsine karar verir. İlk aykırılıkta 3 ila 10 gün, her tekrarında 15 ila 30 gün uygulanır; toplamı altı ayı geçemez (m.13).[1] ## Uzaklaştırma Kararı Karşı Tarafa Nasıl Bildirilir? Karar, hakkında tedbir verilen kişiye genellikle kolluk aracılığıyla elden tebliğ edilir. Tebliğ sırasında kişiye kararın içeriği bildirilir ve kurallara uymazsa zorlama hapsine çarptırılacağı ihtar edilir. Tebliğ tutanağını imzalamamak kararı geçersiz kılmaz; tebliğ memuru imzadan kaçınıldığını tutanağa yazar ve karar tebliğ edilmiş sayılır.[3] UYAP'ta karar, aile mahkemesinin değişik iş (D.İş) dosyası olarak görünür. Hakkınızda böyle bir dosya açılıp açılmadığını e-Devlet ve UYAP üzerinden kendiniz de kontrol edebilirsiniz. ## Uzaklaştırma Kararına İtiraz ve Kararın Kaldırılması Karara, tefhim ya da tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde aile mahkemesine itiraz edilebilir (m.9).[1] Tebliğ tutanağındaki tarihi not edin: süre o günden başlar ve geçtikten sonra itiraz edilemez. İtirazı kararı veren hâkim incelemez. Aynı adliyede birden fazla aile mahkemesi varsa sıradaki mahkeme, tek aile mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesi inceler ve bir hafta içinde kesin olarak karar verir. İtiraz, kararın uygulanmasını durdurmaz. İtiraz sürerken yasaklara aykırı davranmak hem zorlama hapsine yol açar hem de itirazın kabul edilme ihtimalini düşürür. Korunan kişi artık korunmaya ihtiyaç duymuyorsa kararın kaldırılması için aile mahkemesine başvurabilir. Taraflar kendi aralarında anlaşsa bile karar, mahkeme kaldırana ya da süresi dolana kadar geçerli kalır. ## Uzaklaştırma Kararı Sicile İşler mi? Hayır. Bir ceza sayılmadığı için adli sicil kaydına işlenmez. Anayasa Mahkemesi de zorlama hapsinin bir suç karşılığı uygulanan ceza olmadığını açıkça belirtmiştir.[4] Şiddet içeren davranış aynı zamanda suç oluşturuyorsa durum değişir. Tehdit, kasten yaralama ya da ısrarlı takip için ayrıca ceza soruşturması yürütülür ve verilen mahkûmiyet adli sicile işlenir. ## Koruma Kararı ile Uzaklaştırma Kararının Farkı Günlük dilde iki kavram aynı anlamda kullanılıyor, ama kanun iki tür tedbir öngörür:[1] Koruyucu tedbir Önleyici tedbir (uzaklaştırma) Kime yönelik Korunan kişiye Şiddet uygulayan kişiye Örnekler Barınma yeri, geçici maddi yardım, geçici koruma, kimlik değişikliği Evden uzaklaştırma, yaklaşma ve iletişim yasağı Kim karar verir Mülki amir ya da hâkim Hâkim; acil hâllerde kolluk amiri Dayanak 6284 s. K. m.3–4 6284 s. K. m.5 Aynı başvuruda iki tür tedbir birlikte istenebilir. Şiddet gören eş, uzaklaştırma kararından bağımsız olarak hayata kast ya da onur kırıcı davranış sebebine dayanarak çekişmeli boşanma davası açabilir (TMK m.162).[5] ## Hakkınızda Uzaklaştırma Kararı Verildiyse İlk Ne Yapmalısınız? Önce kararın hangi yasakları içerdiğini dikkatle okuyun; yaklaşma yasağının kapsadığı adresler ve iletişim yasağı kararda tek tek yazar. Tebliğ tutanağındaki tarihi not edin, çünkü iki haftalık itiraz süresi o günden işler. Ortak çocuklarla ya da ortak evdeki eşyalarla ilgili bir düzenleme gerekiyorsa bunu karşı tarafa yazarak değil, mahkemeye başvurarak isteyin. İtiraz sürecinde kurulan tek bir temas bile hem zorlama hapsine hem de itirazın reddine yol açabilir. Koza Avukatlık ve Danışmanlık olarak itiraz dilekçesini hazırlamadan önce ilk sorduğumuz soru da bu yüzden, tebliğden sonra taraflar arasında herhangi bir temas olup olmadığıdır. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Uzaklaştırma kararı için delil gerekir mi? C: Hayır. 6284 sayılı Kanun'un 8. maddesine göre tedbir kararı verilmesi için şiddetin uygulandığına dair delil veya belge aranmaz. Darp raporu, tanık ya da ekran görüntüsü varsa başvuruya eklenmesi yine de kararın kapsamını belirlemeye yardım eder. S: Uzaklaştırma kararı ne kadar sürer? C: İlk seferde en çok altı ay için verilir ve süre dolunca kendiliğinden sona erer. Şiddet tehlikesi devam ediyorsa süre bitmeden yapılacak başvuruyla uzatılabilir. S: Uzaklaştırma kararını kim verir? C: Aile mahkemesi hâkimi verir. Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde kolluk amiri de karar verebilir; bu karar ertesi iş günü hâkimin onayına sunulur ve 24 saat içinde onaylanmazsa kendiliğinden kalkar. S: Uzaklaştırma kararına nasıl itiraz edilir? C: Tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde aile mahkemesine itiraz dilekçesi verilir. İtirazı, kararı veren hâkimden farklı bir mahkeme inceler ve bir hafta içinde kesin karar verir. İtiraz, kararın uygulanmasını durdurmaz. S: Uzaklaştırma kararı sicile işler mi? C: Hayır. Uzaklaştırma kararı ve zorlama hapsi ceza sayılmadığı için adli sicile işlenmez. Aynı olay tehdit veya yaralama gibi bir suç oluşturuyorsa, o suçtan verilen mahkûmiyet sicile işlenir. S: Evli olmayanlar uzaklaştırma kararı alabilir mi? C: Evet. 6284 sayılı Kanun evlilik şartı aramaz; boşanmış eşler, nişanlılar, sevgililer ve tek taraflı ısrarlı takibe maruz kalan kişiler de başvurabilir. S: Uzaklaştırma kararına imza atılmazsa ne olur? C: Tebliğ tutanağını imzalamamak kararı geçersiz kılmaz. Tebliğ memuru imzadan kaçınıldığını tutanağa yazar ve karar tebliğ edilmiş sayılır; bu andan sonra yasaklara uyulmaması zorlama hapsine yol açar. S: Acil durumda ne yapılmalı? C: Tehlike anında 112'yi arayın. Kolluk, gecikmesinde sakınca varsa evden uzaklaştırma ve yaklaşma yasağına kendisi karar verebilir. Alo 183 hattı ve KADES uygulaması da günün her saati açıktır. --- # Boşanmalarda Çocuğun Velayeti Hangi Durumlarda Babaya Verilir? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/bosanmalarda-cocugun-velayeti-hangi-durumlarda-babaya-verilir/ Güncelleme: 2026-01-02 Kısa cevap: Velayet kararında tek ölçüt çocuğun üstün yararıdır; anne ya da baba olmak tek başına avantaj sağlamaz. Annenin çocuğu ihmal etmesi, şiddet ya da bağımlılık, idrak çağındaki çocuğun babayla kalmak istemesi ve babayla kurulmuş istikrarlı bir yaşam düzeni velayetin babaya verilmesine yol açabilir. Babanın da çocuğun bakımını fiilen üstlenebileceğini göstermesi gerekir. Velayet kararında tek ölçüt çocuğun üstün yararıdır; anne ya da baba olmak tek başına avantaj sağlamaz. Annenin çocuğu ihmal etmesi, şiddet ya da bağımlılık, idrak çağındaki çocuğun babayla kalmak istemesi ve babayla kurulmuş istikrarlı bir yaşam düzeni velayetin babaya verilmesine yol açabilir.[1] Mahkeme bunun için yalnızca annenin yetersizliğine değil, babanın çocuğun bakımını fiilen üstlenip üstlenemeyeceğine de bakar. Velayetin nasıl belirlendiğine dair genel çerçeve boşanmada çocuğun velayeti kime verilir rehberinde. Aşağıdaki bölümler, babanın talebini güçlendiren ve zayıflatan durumlar üzerinde duruyor. ## Babaya Velayet Verilirken Hâkim Neye Bakar? Hâkimin sorusu, çocuğun hangi ebeveynin yanında daha güvenli ve düzenli büyüyeceğidir.[1][2] Velayetin babaya verilmesi için iki şey birlikte aranır: anne yanında çocuğun yararının zarar görmesi ya da babayla daha sağlıklı bir düzen kurulmuş olması ve babanın bakımı fiilen üstlenebilecek durumda bulunması. Bu değerlendirmede en ağırlıklı belge, mahkemenin pedagog ya da psikoloğunun hazırladığı sosyal inceleme raporudur.[3] Hâkimin genel olarak baktığı ölçütler ve raporun nasıl hazırlandığı velayet kararının kriterleri başlığında ayrıntılı olarak anlatılıyor. ## Mahkeme Hangi Durumlarda Çocuğu Babaya Verir? Uygulamada velayetin babaya verildiği başlıca durumlar şunlar: - Annenin çocuğu ihmal etmesi. Çocuğun okula düzenli gönderilmemesi, sağlık kontrollerinin aksatılması ya da çocuğun uzun süre başkalarına bırakılması. - Şiddet ya da istismar. Annenin ya da birlikte yaşadığı kişinin çocuğa veya çocuğun yanında başkasına şiddet uygulaması. Böyle bir durumda uzaklaştırma kararı da gündeme gelebilir. - Bağımlılık ya da bakımı engelleyen ciddi bir rahatsızlık. Alkol veya madde bağımlılığı ya da tedavi edilmeyen ve çocuğun bakımını fiilen engelleyen bir psikolojik rahatsızlık. - Çocuğun babayla kalmak istemesi. İdrak çağındaki çocuğun görüşü alınır; isteği makul bir gerekçeye dayanıyorsa karara ağırlıkla yansır.[2] - Babayla kurulmuş istikrarlı bir düzen. Ayrılıktan beri çocuk babayla yaşıyorsa ve bu düzen çocuğa iyi geliyorsa, mahkeme düzeni bozmamayı tercih edebilir. - Kişisel ilişkinin sürekli engellenmesi. Annenin çocuğu babadan kasıtlı ve sürekli olarak uzak tutması, velayetin babaya verilmesi ya da sonradan değiştirilmesi için sebep olabilir. ## Annenin Yeniden Evlenmesi ya da Aldatması Velayeti Babaya Geçirir mi? Tek başına geçirmez. Boşanmada sık ileri sürülen ama tek başına yeterli görülmeyen durumlar şunlar: - Annenin yeniden evlenmesi. Yeni eşin çocuğa olumsuz bir etkisi gösterilmedikçe sebep sayılmaz. - Annenin aldatması. Evlilik birliği açısından kusurdur, ama annelik görevini etkilediği gösterilmedikçe velayeti doğrudan belirlemez. - Babanın daha yüksek geliri. Maddi imkân, nafaka ile dengelenebilen bir konudur. - Annenin çalışıyor olması. Çocuğun bakımı düzenli şekilde sağlanıyorsa olumsuz değerlendirilmez. ## Küçük Çocuğun Velayeti Babaya Verilebilir mi? Verilebilir, ama istisnadır. Anne bakımına muhtaç küçük yaştaki çocuklar uygulamada çoğunlukla anneye bırakılır. Annenin çocuğu ihmal ettiği, şiddet uyguladığı ya da bakımını fiilen yapamadığı gösterilirse küçük çocuğun velayeti de babaya verilebilir. Bu durumda babadan, çocuğun günlük bakımının kim tarafından ve nasıl sağlanacağını somut olarak açıklaması beklenir. ## Baba Çocuğun Velayetini Nasıl Alır? Baba, velayet talebini çekişmeli boşanma davası içinde ileri sürer. Boşanma kesinleşmişse ve şartlar değiştiyse velayetin değiştirilmesi için ayrı dava açar.[1] Her iki durumda da sonucu belirleyen, davaya getirilen delillerdir: - Bakım planı: Çalışma saatleri, çocuğa kimin bakacağı, okul ve sağlık düzeni. - Belgeler: Okul devamsızlık kayıtları, doktor ve hastane kayıtları, varsa önceki tedbir kararları. - Yazışmalar: Görüşmelerin engellendiğini ya da ihmali gösteren mesajlar. - Tanıklar: Çocuğun günlük yaşamını bilen komşu, öğretmen ya da akrabalar. Ayrılıktan sonra çocuk annede kalıyorsa babanın geçici velayet talebini davanın başında yapması önemlidir.[1] Dava süresince kurulan düzen sosyal incelemede değerlendirmeye girer. Davanın ne kadar sürebileceği velayet davası ne kadar sürer yazısında. ## Babanın Velayet Davasında Sık Yaptığı Hatalar Velayet davalarında baba aleyhine sonuçlanan dosyaların önemli bir kısmında sorun delil eksikliği değil, dava sırasındaki tutumdur: - Çocuğu anneden uzaklaştırmak. Görüşmeleri engellemek, babanın çocuğun diğer ebeveynle ilişkisini koruyamayacağı izlenimini verir ve velayet talebini zayıflatır. - Çocuğu tartışmanın içine çekmek. Çocuğa ne söyleyeceğini öğretmek ya da annenin kusurlarını anlatmak, sosyal inceleme görüşmesinde kolayca fark edilir. - Yalnızca annenin kusurunu anlatmak. Mahkeme, babanın kendi bakım planını görmek ister. Kimin bakacağı, okulun ve doktorun nasıl takip edileceği açık değilse annenin kusurları tek başına sonuç vermez. - Geçici velayeti geç istemek. Dava boyunca çocuğun annede kalması, sosyal incelemede mevcut düzenin anne lehine değerlendirilmesine yol açabilir. - Sosyal inceleme görüşmesine hazırlıksız gitmek. Çocuğun günlük yaşamına, okuluna ve sağlık geçmişine dair sorulara somut cevap verememek, babanın bakıma ne kadar dahil olduğu konusunda soru işareti bırakır. ## Velayet Babaya Verilirse Ne Olur? Anne ile çocuk arasında kişisel ilişki kurulur ve hâkim görüşme günlerini belirler. Anne de gücü oranında çocuğun bakım masraflarına katılır; bu ödeme iştirak nafakası olarak bağlanır.[1] Taraflar anlaşırsa ortak velayet de mümkündür. ## Velayet Davasında İlk Aylar Neden Belirleyici? Sosyal inceleme raporu davanın erken bir aşamasında hazırlanır ve o tarihte çocuğun hangi düzende yaşadığını esas alır. Bu yüzden geçici velayet talebi, bakım planı ve çocuğun okul ve sağlık kayıtları dava dilekçesiyle birlikte hazır olmalıdır. Sonradan getirilen deliller de değerlendirilir, ama rapordaki ilk izlenimi değiştirmek çok daha zordur. Koza Avukatlık ve Danışmanlık'ta babaların velayet taleplerini dava açılmadan önce tam da bu açıdan gözden geçiriyoruz: dilekçe verildiği gün çocuğun bakımını kimin, nasıl üstleneceği belli mi? ## Sıkça Sorulan Sorular S: Velayet hangi durumlarda babaya verilir? C: Annenin çocuğu ihmal etmesi, şiddet ya da istismar, bağımlılık, idrak çağındaki çocuğun babayla kalmak istemesi, babayla kurulmuş istikrarlı bir düzen ve annenin kişisel ilişkiyi sürekli engellemesi velayetin babaya verilmesine yol açabilir. Her durumda ölçüt çocuğun üstün yararıdır. S: Baba çocuğun velayetini nasıl alır? C: Velayet talebi çekişmeli boşanma davasında ileri sürülür; boşanma kesinleşmişse velayetin değiştirilmesi davası açılır. Babanın somut bir bakım planı, belgeler, yazışmalar ve tanıklarla taleplerini desteklemesi gerekir. S: Küçük çocuğun velayeti babaya verilebilir mi? C: Verilebilir, ama istisnadır. Bakıma muhtaç küçük çocuklar uygulamada çoğunlukla anneye bırakılır; annenin ihmali, şiddeti ya da bakımı fiilen yapamadığı gösterilirse velayet babaya verilebilir. S: Annenin yeniden evlenmesi velayeti babaya geçirir mi? C: Tek başına geçirmez. Yeni eşin çocuğa olumsuz bir etkisi olduğu gösterilirse velayetin değiştirilmesi istenebilir. S: Aldatan anne çocuğun velayetini alabilir mi? C: Alabilir. Aldatma evlilik birliği açısından kusurdur; annelik görevini etkilediği gösterilmedikçe velayet kararını doğrudan belirlemez. S: Çocuğun babayla kalmak istemesi yeterli mi? C: İdrak çağındaki çocuğun görüşü alınır ve makul bir gerekçeye dayanıyorsa karara ağırlıkla yansır. Ancak hâkim bu isteği sosyal inceleme raporu ve diğer delillerle birlikte değerlendirir; tek başına bağlayıcı değildir. S: Babanın çalışıyor olması velayeti engeller mi? C: Engellemez. Önemli olan, baba çalışırken çocuğun bakımının kim tarafından ve nasıl sağlanacağının somut olarak gösterilmesidir. S: Velayet babaya verilirse anne nafaka öder mi? C: Evet. Anne, gücü oranında çocuğun bakım masraflarına katılır ve bu ödeme iştirak nafakası olarak bağlanır. Anne ile çocuk arasında ayrıca kişisel ilişki kurulur. --- # İsim Değişikliği Nasıl Yapılır? Şartlar ve İsim Ekletme URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/isim-degisikligi-davasi-nedir-sartlari-sureci-ve-hukuki-dayanaklari/ Güncelleme: 2025-12-29 Kısa cevap: Nüfustaki isim, haklı bir sebep varsa asliye hukuk mahkemesinde açılan isim değişikliği davasıyla değiştirilir (TMK m.27). Dava, kişinin yerleşim yerindeki mahkemede nüfus müdürlüğüne karşı açılır; kimliğe ikinci bir isim ekletmek de aynı davayla yapılır. Nüfustaki isim, haklı bir sebep varsa asliye hukuk mahkemesinde açılan isim değişikliği davasıyla değiştirilir. Dava, kişinin yerleşim yerindeki mahkemede nüfus müdürlüğüne karşı açılır; kimliğe ikinci bir isim ekletmek de aynı davayla yapılır.[1][2] Karar kesinleştiğinde mahkeme bunu nüfus müdürlüğüne bildirir ve yeni isim nüfus kaydına işlenir. Soyadı, doğum tarihi ve diğer kayıtlar olduğu gibi kalır. ## İsim Değiştirme Şartları Nelerdir? Kanunun aradığı tek şart haklı sebeptir.[1] Mahkemelerin haklı sebep olarak kabul ettiği başlıca durumlar şunlar: - İsmin alay konusu olması, gülünç ya da olumsuz bir anlam taşıması - Kişinin uzun süredir çevresinde nüfustakinden farklı bir isimle tanınması - Din ya da kültürel kimlik değişikliği - İsmin telaffuzunun ya da yazımının günlük hayatta sürekli sorun yaratması Yargıtay haklı sebebi geniş yorumluyor. Kişinin adından ruhsal olarak rahatsızlık duyması da tanıklarla desteklendiğinde yeterli görülebiliyor. İsim değişikliği ise bir yükümlülükten kurtulmanın yolu olamaz; borçlar, davalar ve sicil kayıtları yeni isimle aynen devam eder. ## İsim Değişikliği Davası Nasıl Açılır? Dava, davacının yerleşim yerindeki asliye hukuk mahkemesinde, ilgili nüfus müdürlüğü davalı gösterilerek açılır.[1][2] Dilekçede mevcut isim, istenen yeni isim ve haklı sebep açıkça yazılmalı; bunu gösteren deliller eklenmelidir: - Yeni isimle tanındığınızı bilen tanıklar - Okul, iş ya da sosyal güvenlik kayıtları - Yeni ismin kullanıldığı yazışmalar ve sosyal medya hesapları Dilekçe adliyedeki ön büroya verilir; harç ve gider avansı yatırılır. Duruşmada tanıklar dinlenir ve mahkeme genellikle bu tanıklıklara göre karar verir. On sekiz yaşından küçük bir çocuğun ismini değiştirmek için dava, velayet sahibi anne ya da baba tarafından açılır. Mahkeme bu davalarda çocuğun yararına bakar. ## İsim Değişikliği Dilekçesinde Neler Yer Almalı? Dilekçenin uzun olması gerekmez, ama şu bölümlerin eksiksiz olması gerekir: - Mahkeme: Yerleşim yerinizdeki asliye hukuk mahkemesi - Taraflar: Sizin kimlik bilgileriniz ve davalı olarak ilgili nüfus müdürlüğü - Konu: Hangi ismin hangi isimle değiştirilmesinin ya da hangi ismin eklenmesinin istendiği - Açıklamalar: Haklı sebebin somut olaylarla anlatımı; örneğin yeni ismin ne zamandan beri ve hangi çevrede kullanıldığı - Deliller: Tanıkların adları ve adresleri, belgeler - Hukuki sebep: Türk Medeni Kanunu m.27 Dilekçeye nüfus kayıt örneği eklenir. En sık yapılan hata, haklı sebebi tek cümleyle geçmektir; mahkeme gerekçesi zayıf bir dilekçeyi tanıklar dinlendikten sonra bile reddedebilir. ## Kimliğe İsim Nasıl Ekletilir? İkinci bir isim eklemek de hukuken ad değişikliğidir ve aynı davayla istenir.[1] En güçlü haklı sebep, kişinin aile ya da arkadaş çevresinde o isimle de tanınıyor olmasıdır. Nüfus kaydında en fazla üç ad bulunabildiği için ekleme talebi bu sınırı aşamaz.[2] İsimlerin sırasını değiştirmek, yani ikinci ismi birinci isim yapmak da aynı yolla istenir. ## İsim Değiştirme Süreci Ne Kadar Sürer? Süre mahkemenin iş yüküne bağlıdır. Tanıklar ilk duruşmada dinlenirse dosyaların önemli bir kısmı birkaç ay içinde sonuçlanır. Karar tebliğ edildikten sonra iki haftalık istinaf süresi beklenir;[3] nüfus müdürlüğü kararı ancak kesinleştikten sonra işler. Ardından yeni kimlik kartı için nüfus müdürlüğünden randevu alınır. ## Mahkemeye Gitmeden İsim Değiştirilebilir mi? Kural olarak hayır. Nüfus kaydındaki açık bir yazım hatası nüfus müdürlüğünce düzeltilebilir. Geçmişte belirli dönemlerde, yazım hataları ve gülünç karşılanan adlar için il ya da ilçe idare kurulu kararıyla bir defaya mahsus değişiklik imkânı tanındı. Bu imkânlar süreli olarak getirildi; beğenilmeyen bir ismin değiştirilmesi için bugün dava açmak gerekir. ## Soyadı Değişikliği de Aynı Yolla mı Yapılır? Evlenme ve boşanmada soyadı kanun gereği değişir; bunun için dava gerekmez. Bunların dışında soyadının değiştirilmesi de haklı sebeple açılan bir davayla istenir ve aynı mahkemede görülür.[1] Ancak soyadı aileyle bağlantılı olduğundan mahkemeler bu taleplerde daha sıkı inceleme yapar. ## İsim Değişince Hangi Kayıtlar Güncellenir? Ad değiştiğinde nüfus müdürlüğü, varsa çocuklarınızın nüfus kaydındaki anne ya da baba adını da düzeltir. Diploma, ehliyet, pasaport, banka hesapları ve tapu kayıtları ise kendiliğinden değişmez; kesinleşmiş kararın bir örneğiyle her kuruma ayrıca başvurmak gerekir. Bu işlemlerin bir kısmı e-Devlet'teki nüfus kayıt örneği ile de yürütülebilir. ## İsim Değişikliği Davasını Ne Kazandırır? Bu davalarda mahkemeyi ikna eden çoğu zaman belgelerden çok tanıklardır. Tanığın sizi yıllardır hangi isimle tanıdığını, bu ismin nerede ve nasıl kullanıldığını somut olaylarla anlatabilmesi, kararın yönünü belirler. Koza Avukatlık ve Danışmanlık olarak dava açılmadan önce hangi tanığın neyi anlatacağını ve haklı sebebi hangi belgelerin göstereceğini birlikte belirliyoruz. Yurt dışında yaşıyorsanız davayı vekâletnameyle Türkiye'ye gelmeden de takip edebilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: İsim değiştirmek için hangi şartlar gerekir? C: Kanunun aradığı tek şart haklı sebeptir. İsmin alay konusu olması, kişinin uzun süredir farklı bir isimle tanınması, din ya da kültürel kimlik değişikliği ve ismin günlük hayatta sürekli sorun yaratması mahkemelerin kabul ettiği başlıca sebeplerdir. S: İsim değişikliği davası nerede açılır? C: Davacının yerleşim yerindeki asliye hukuk mahkemesinde, ilgili nüfus müdürlüğü davalı gösterilerek açılır. Dilekçe adliyedeki ön büroya verilir. S: İsim değişikliği ne kadar sürer? C: Mahkemenin iş yüküne bağlıdır. Tanıklar ilk duruşmada dinlenirse dosyaların önemli kısmı birkaç ay içinde sonuçlanır. Kararın kesinleşmesi için tebliğden sonra iki haftalık istinaf süresi beklenir. S: Kimliğe ikinci isim nasıl ekletilir? C: İkinci isim eklemek de ad değişikliğidir ve aynı davayla istenir. Kişinin çevresinde o isimle de tanınması en güçlü haklı sebeptir. Nüfus kaydında en fazla üç ad bulunabilir. S: Mahkemeye gitmeden isim değiştirilebilir mi? C: Kural olarak hayır. Nüfus kaydındaki açık bir yazım hatası nüfus müdürlüğünce düzeltilebilir; beğenilmeyen bir ismin değiştirilmesi için ise dava açmak gerekir. S: Çocuğun ismi nasıl değiştirilir? C: On sekiz yaşından küçük bir çocuğun ismini değiştirmek için dava, velayet sahibi anne ya da baba tarafından açılır. Mahkeme bu davalarda çocuğun yararına bakar. S: İsim değişince diploma ve ehliyet de değişir mi? C: Kendiliğinden değişmez. Diploma, ehliyet, pasaport, banka ve tapu kayıtları için kesinleşmiş kararın bir örneğiyle her kuruma ayrıca başvurmak gerekir. Çocuklarınızın nüfus kaydındaki anne ya da baba adını ise nüfus müdürlüğü düzeltir. S: İsim kaç kez değiştirilebilir? C: Kanunda bir sayı sınırı yoktur, ama her talepte yeniden haklı sebep aranır. Daha önce ismini değiştirmiş birinin yeni talebi mahkemece daha sıkı incelenir. --- # Boşanmada Mal Paylaşımında Kişisel Mallar Nelerdir? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/bosanmada-mal-paylasiminda-kisisel-mallar-nelerdir/ Güncelleme: 2026-10-13 Kısa cevap: Boşanmada kişisel mallar paylaşıma girmez: evlilikten önce edinilen mallar, miras ve bağışlar, yalnız kişisel kullanıma yarayan eşyalar, manevi tazminat alacakları ve bunların yerine geçen değerler kişiseldir (TMK m. 220). Ancak aksi ispatlanmadıkça tüm mallar edinilmiş sayılır; kişisel mal iddiasını belgeyle ispatlamak gerekir ve kişisel malın geliri paylaşıma girer. Boşanmada her şeyin yarı yarıya bölüşüleceği inancı yaygındır ve yanlıştır. Tasfiyeye yalnızca edinilmiş mallar girer; kişisel mallar paylaşımın tamamen dışında kalır. Hangi malın hangi kefeye konulacağı ise çoğu boşanmanın asıl kavgasıdır: aynı dairenin kişisel mi edinilmiş mi sayılması, yüz binlerce liralık fark demektir. Bu yazı kişisel malların kanuni listesini, ispat kurallarını ve uygulamada en çok kaybettiren iki tuzağı (gelirler ve ikame) ele alır. Tasfiyenin genel işleyişi ayrı bir konudur; onu boşanmada mal paylaşımı rehberinde anlattık. ## Kişisel Mal Nedir? Edinilmiş Maldan Farkı Türkiye'de yasal mal rejimi, edinilmiş mallara katılmadır. Bu rejimde edinilmiş mal, her eşin evlilik süresince karşılığını vererek (emeğiyle, geliriyle) elde ettiği malvarlığıdır ve tasfiyede kural olarak yarı yarıya paylaşılır. Kişisel mal ise eşin evlilik birliğindeki ortak çabadan bağımsız malvarlığıdır; boşanmada diğer eşe bu mallardan pay verilmez. ÖrnekNitelikEvlilik içinde maaşla alınan arabaEdinilmiş mal; paylaşılırEvlilikten önce alınan daireKişisel mal; paylaşılmazEvlilik içinde kalan mirasKişisel mal; paylaşılmazMiras evin evlilik içindeki kira geliriEdinilmiş mal; paylaşılırDüğün takılarıKadının kişisel malıEşlerden birinin SGK/özel emeklilik birikimiKural olarak edinilmiş mal ## Kanuna Göre Kişisel Mal Sayılan Değerler (TMK m. 220) Kanun dört grubu sayar; bu liste sözleşmeyle genişletilebilir ama daraltılamaz: - Yalnız kişisel kullanıma yarayan eşya: Giysiler, kişisel bakım eşyaları, mesleğin icrasına özgülenmemiş kişisel aletler. - Rejim başlangıcında eşe ait olan mallar ile miras veya başka bir karşılıksız kazandırma yoluyla sonradan edinilen mallar: Evlilikten önce alınmış her şey ve evlilik içinde kalan miras, yapılan bağışlar bu gruptadır. - Manevi tazminat alacakları: Kişilik hakkına yapılan saldırının karşılığı olduğundan paylaşıma kapalıdır. (Maddi tazminatın gelir kaybını karşılayan bölümü ise edinilmiş mal sayılabilir.) - Kişisel mallar yerine geçen değerler (ikame): Kişisel malın satışından elde edilen para ve bu parayla alınan yeni mal da kişisel kalır. Düğün takılarını da buraya ekleyelim: yerleşik Yargıtay uygulaması, düğünde takılan ziynet eşyasını kime takılırsa takılsın kural olarak kadına bağışlanmış sayar; takılar kadının kişisel malıdır ve boşanmada iadesi ayrıca istenebilir. ## Kişisel Malın Geliri Paylaşılır mı? En çok yanılınan kural budur. Malın kendisi kişisel kalsa bile geliri edinilmiş maldır: miras kalan dükkanın kira geliri, kişisel birikimin faizi, şirket hissesinin temettüsü tasfiyeye girer (TMK m. 219). Bunun tek istisnası sözleşmedir: eşler, noterde yapacakları mal rejimi sözleşmesiyle kişisel malların gelirlerinin edinilmiş mala dahil olmayacağını kararlaştırabilir (TMK m. 221). Aynı sözleşmeyle, bir mesleğin icrası veya işletmenin faaliyeti için ayrılan mal kesimleri de kişisel mal ilan edilebilir. Aile şirketi ve serbest meslek sahipleri için bu sözleşme, ileride yaşanacak tasfiye kavgasının en etkili sigortasıdır. ## İspat Kuralı: Belgesi Olmayan Mal Edinilmiş Sayılır Tasfiyenin demir kuralı TMK m. 222'dedir: aksi ispatlanmadıkça, bir eşin bütün malları edinilmiş mal sayılır. Yani "bu daire bana miras kaldı" veya "bunu evlenmeden önce almıştım" diyen eş, iddiasını belgeyle kanıtlamak zorundadır; kanıtlayamazsa mal paylaşıma girer. İspatta işe yarayan belgeler şunlardır: tapu ve araç kayıtlarındaki edinme tarihleri, veraset ilamı ve intikal kayıtları, bağışa ilişkin belgeler, banka dekontlarıyla izlenebilen para transferleri. Özellikle ikame iddialarında para izi hayati önem taşır: miras evin satış bedelinin yeni alınan eve gittiği, hesap hareketleriyle adım adım gösterilmelidir. Satış parası ortak hesapta erimiş, kaynağı izlenemez hale gelmişse yeni mal edinilmiş sayılma riskiyle karşılaşır. ## Karışan Mallar: Kredili Ev ve Değer Artış Payı Gerçek hayatta mallar çoğu zaman saf değildir; kişisel ve edinilmiş kaynaklar aynı malda birleşir. İki tipik örnek: - Evlilikten önce alınan, kredisi evlilikte ödenen ev: Ev kişisel maldır; ancak evlilik içinde maaşla ödenen taksitler edinilmiş kaynaktan çıktığı için diğer eş, bu ödemeler oranında denkleştirme ve evin değer artışından pay isteyebilir (TMK m. 227, 230). - Bir eşin, diğerinin kişisel malına katkısı: Eşinin miras arsasına inşaata para koyan eş, boşanmada değer artış payı talep eder; katkısı, malın tasfiye anındaki değerine oranlanarak hesaplanır. Bu hesaplar tasfiye davasının en teknik kısmıdır ve bilirkişi raporlarıyla şekillenir. Anlaşmalı boşanacak çiftler ise bu dengeyi protokolde serbestçe kurabilir; nasıl yapılacağını anlaşmalı boşanmada mal paylaşımı yazısında gösterdik. ## Uygulamadan Örnek: Aynı Daire, İki Farklı Son Kuralların nasıl çalıştığını tek örnekte görelim. Selin'e evliliğinin beşinci yılında annesinden bir daire miras kalır. Senaryo A'da Selin daireyi kiraya verir ve kira gelirini ayrı bir hesapta biriktirir; boşanmada daire kişisel malı olarak dışarıda kalır, ancak biriken kira geliri edinilmiş mal olduğu için eşiyle paylaşılır. Senaryo B'de Selin daireyi satar; parayı eşiyle ortak hesaba aktarır, bir kısmıyla tatil yapılır, kalanına iki yıl sonra araba alınır. Boşanma geldiğinde Selin arabanın miras parasıyla alındığını ileri sürer; ama satış bedeli ortak hesapta günlük harcamalarla karışmış, hangi liranın nereye gittiği izlenemez olmuştur. Mahkeme, ispat yükü karşılanamadığı için arabayı edinilmiş mal sayar ve araç paylaşıma girer. İki senaryo arasındaki tek fark kayıt düzenidir; hukuki durum her ikisinde de aynıyken sonuçlar taban tabana zıttır. Kişisel malın satış bedelini ayrı hesapta tutmak ve yeni alımı o hesaptan yapmak, ileride on binlerce liralık ispat sorununu baştan çözer. ## Kişisel Mal İddiasında Sık Yapılan Hatalar - Miras ve bağış belgelerini saklamamak; yıllar sonra veraset ve intikal kayıtlarına ulaşmak zaman kaybettirir. - Kişisel malın satış bedelini ortak hesaba karıştırmak; ikame zincirini koparan en yaygın hatadır. - Kira gelirlerinin de kişisel kalacağını sanmak; sözleşme yoksa gelirler paylaşılır. - Boşanma protokolünde mal rejimini hiç konuşmamak; protokolde düzenlenmeyen tasfiye, yıllar sonra ayrı davayla geri döner. - Evlilik öncesi alınan malın kredi ödemelerini düşünmemek; taksitler edinilmişten ödendiyse karşı tarafın denkleştirme hakkı doğar. - Ziynet eşyasını mal rejimi tasfiyesiyle karıştırmak; takı alacağı ayrı bir talep olarak, kendi ispat kurallarıyla ileri sürülür. ## Kişisel Mal Tartışması Hangi Davada Görülür? Kişisel-edinilmiş ayrımı, boşanmanın kendisinde değil, ayrı açılan mal rejiminin tasfiyesi (katılma alacağı) davasında tartışılır; görevli mahkeme aile mahkemesidir. Boşanma sürecinin bütünü ve mal paylaşımının bu bütün içindeki yeri için boşanma davası rehberimize bakabilirsiniz. Zamanlama uyarısı da ekleyelim: katılma alacağı talepleri Yargıtay uygulamasında boşanmanın kesinleşmesinden itibaren 10 yıllık zamanaşımına tabidir; ancak deliller ve para izleri zamanla silindiği için tasfiyenin boşanmayla eş zamanlı planlanması her zaman daha güvenlidir. Bir usul notu daha: tasfiye davası, boşanma davasıyla birlikte açılabilir; bu durumda mahkeme, boşanmanın kesinleşmesini bekletici sorun yapar ve tasfiyeyi ondan sonra karara bağlar. Kişisel mal iddialarının ve delil listesinin daha bu aşamada dosyaya girmesi, sonradan toplanması zor kayıtların (kapanmış hesap hareketleri, eski tapu kayıtları) güvenceye alınmasını sağlar. ## Sonuç Boşanmada kişisel mallar paylaşılmaz; ama hangi malın kişisel mal sayılacağını uygulamada kanun metni değil, sizin sunacağınız belgeler belirler. Miras, bağış ve evlilik öncesi edinimlere ilişkin her kaydı bugünden arşivlemek, yarının tasfiye davasında en güçlü kozdur. Üç kural akılda kalmalı: belgesi olmayan mal edinilmiş sayılır; kişisel malın geliri paylaşıma girer; kişisel malın satışıyla alınan yeni mal ancak para izi gösterilebilirse kişisel kalır. Malvarlığınızın hangi kalemlerinin paylaşım dışı kalacağını dava öncesinde netleştirmek, tasfiyenin sonucunu baştan belirler. Dosyanızı bu gözle birlikte incelemek için boşanma ve mal rejimi ekibimizle görüşebilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Boşanmada hangi mallar kişisel mal sayılır? C: Evlilikten önce sahip olunan mallar, miras ve bağış yoluyla edinilenler, yalnız kişisel kullanıma yarayan eşyalar, manevi tazminat alacakları ve bunların yerine geçen değerler kişisel maldır (TMK m. 220). S: Kişisel malın kira geliri paylaşılır mı? C: Evet. Kişisel malın geliri (kira, faiz, temettü) kural olarak edinilmiş maldır ve tasfiyeye girer. Eşler, mal rejimi sözleşmesiyle bunun aksini kararlaştırabilir. S: Bir malın kişisel olduğunu kim ispatlar? C: Kişisel olduğunu iddia eden eş ispatlar. Kanuna göre aksi ispatlanmadıkça bir eşin tüm malları edinilmiş mal sayılır; belge yoksa mal paylaşıma girer. S: Miras kalan evi satıp yenisini alırsam yeni ev paylaşılır mı? C: Hayır; kişisel malın yerine geçen değer de kişisel maldır (ikame). Ancak satış bedelinin yeni eve gittiğinin belgeyle ispatı gerekir; para izi kaybolursa mal edinilmiş sayılabilir. S: Düğünde takılan takılar kimin sayılır? C: Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre düğünde takılan ziynet eşyası, kime takılırsa takılsın kural olarak kadına bağışlanmış sayılır ve kadının kişisel malıdır. S: Evlilikten önce alınan ama kredisi evlilikte ödenen ev kişisel mal mıdır? C: Evin kendisi kişisel maldır; ancak evlilik içinde edinilmiş mallarla ödenen kredi taksitleri oranında diğer eşin denkleştirme ve değer artışından pay alma hakkı doğar. --- # Nafaka Kaldırılabilir mi? Nafakanın Kesildiği Durumlar URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/nafaka-kaldirilabilir-mi/ Güncelleme: 2025-10-02 Kısa cevap: Evet. Yoksulluk nafakası, nafaka alan eşin yeniden evlenmesiyle ya da taraflardan birinin ölümüyle kendiliğinden sona erer. Nafaka alanın evlenmeden biriyle evli gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz bir hayat sürmesi hâlinde ise nafaka, açılacak bir davayla kaldırılabilir (TMK m.176). Nafaka Kaldırılabilir mi? Evet. Yoksulluk nafakası, nafaka alan eşin yeniden evlenmesiyle ya da taraflardan birinin ölümüyle kendiliğinden sona erer. Nafaka alanın evlenmeden biriyle evli gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz bir hayat sürmesi hâlinde ise nafaka, açılacak bir davayla kaldırılabilir.[1] Nafakanın nasıl bağlandığı nasıl nafaka alınır rehberinde. Bu yazı, bağlanmış bir nafakanın hangi durumlarda ve nasıl sona erdiğini anlatıyor. ## Nafaka Kendiliğinden Ne Zaman Sona Erer? İki durumda dava açmaya gerek yoktur:[1] - Nafaka alan eş yeniden evlenirse. Evlilik tarihinden itibaren nafaka borcu kendiliğinden biter. - Taraflardan biri ölürse. Nafaka borcu mirasçılara geçmez. Bu durumlarda icra dairesine evlilik ya da ölüm kaydını gösteren nüfus kayıt örneğiyle başvurmak, devam eden takibin durdurulması için yeterlidir. Bunlardan ayrı olarak tedbir nafakası, boşanma kararı kesinleştiğinde kendiliğinden sona erer. Kararda yoksulluk ya da iştirak nafakasına hükmedildiyse ödeme o andan itibaren bu nafakalar üzerinden devam eder. ## Hangi Durumlarda Nafaka Kaldırma Davası Açılır? Kanun, nafakanın mahkeme kararıyla kaldırılabileceği üç durum sayar:[1] - Nafaka alanın evlenmeden biriyle evli gibi yaşaması. - Yoksulluğunun sona ermesi. Örneğin nafaka alan eşin düzenli ve yeterli bir gelire kavuşması, emekli maaşı bağlanması ya da miras yoluyla önemli bir mal varlığı edinmesi. - Haysiyetsiz bir hayat sürmesi. Toplumca onur kırıcı sayılan bir yaşam tarzı. Bu durumlar kendiliğinden sonuç doğurmaz. Nafaka ödeyen taraf dava açmadıkça borç devam eder. ## Eski Eşin İşe Girmesi Nafakayı Kaldırır mı? Her zaman kaldırmaz. Mahkeme, nafaka alan tarafın yeni gelirinin düzenli olup olmadığına ve onu yoksulluktan gerçekten kurtarıp kurtarmadığına bakar. Yargıtay uygulamasında asgari ücret düzeyindeki bir gelir, tek başına yoksulluğun sona erdiğini göstermeyebilir. Bu durumda nafakanın tamamen kaldırılması yerine azaltılması gündeme gelir. Geliri yüksek, sürekli bir işe girilmesi ya da emekli maaşı bağlanması ise kaldırma talebini güçlendirir. Bunu göstermek için SGK hizmet dökümü ve maaş bilgisi mahkemeden istenebilir. ## Evlenmeden Birlikte Yaşamak Nafakayı Kaldırır mı? Kaldırabilir, ama yalnızca ilişki evlilik gibi sürekli ve düzenli bir birlikteliğe dönüştüyse. Arada sırada görüşmek ya da bir arkadaşlık ilişkisi yeterli görülmez. Uygulamada en çok kullanılan deliller şunlar: - Aynı adreste oturulduğunu gösteren adres kayıtları - Komşu ve çevre tanıkları - Birlikte yaşamı gösteren sosyal medya paylaşımları ve fotoğraflar - Ortak harcamalar ya da kira ödemeleri Nafaka alan tarafın evlenmeden birlikte yaşamayı, nafakayı kaybetmemek için tercih ettiği durumlar da mahkemece bu kapsamda değerlendirilir. ## İştirak Nafakası Ne Zaman Biter? Çocuk için ödenen iştirak nafakası, çocuk 18 yaşını doldurduğunda sona erer.[1] Çocuk eğitimine devam ediyorsa ödeme kendiliğinden sürmez; ergin çocuk eğitimi süresince ana ve babasından ayrıca yardım nafakası isteyebilir. Çocuğun velayeti değişirse, eski velayet sahibine ödenen iştirak nafakasının kaldırılması da gündeme gelir. Bu talep çoğu zaman velayetin değiştirilmesi davasıyla birlikte karara bağlanır. ## Anayasa Mahkemesi Kararı Mevcut Nafakaları Kaldırdı mı? Hayır. Anayasa Mahkemesi, yoksulluk nafakasının "süresiz olarak" bağlanmasına imkân veren ibareyi iptal etti; iptal 30 Haziran 2027'de yürürlüğe girecek.[2] İptal kararları geriye yürümediği için bugün ödenen nafakalar bu karar nedeniyle kendiliğinden sona ermez. Kararın ayrıntıları ve mevcut nafakalara olası etkisi yoksulluk nafakası yazısında. ## Nafaka Kaldırma Davası Nasıl Açılır? Dava aile mahkemesinde açılır. Genel kurala göre yetkili mahkeme, nafaka alan tarafın yerleşim yeri mahkemesidir.[4] Dilekçede nafakanın hangi sebeple kaldırılması istendiği açıkça yazılmalı ve bu sebebi gösteren deliller eklenmelidir. Dava açmak, ödeme yükümlülüğünü durdurmaz. Dava sürerken nafakayı tek taraflı olarak kesmek, icra takibine ve tazyik hapsine yol açabilir.[3] Bu riskin ayrıntıları nafaka ödenmezse ne olur yazısında. ## Nafakayı Kaldırmak Yerine Azaltmak Mümkün mü? Mümkün. Tarafların mali durumu değiştiyse ya da hakkaniyet gerektiriyorsa, nafakanın tamamen kaldırılması yerine azaltılması istenebilir.[1] Örneğin nafaka ödeyen tarafın geliri belirgin şekilde düştüyse ya da nafaka alanın geliri arttı ama yoksulluğu tamamen ortadan kalkmadıysa, azaltma talebi daha gerçekçi bir yoldur. Aynı hüküm nafakanın artırılmasına da uygulanır; bu konu nafaka artırılabilir mi yazısında. ## Nafaka Davasında Avukat Desteği Koza Avukatlık ve Danışmanlık olarak nafaka kaldırma ve azaltma davalarında hangi sebebin ileri sürüleceğini ve hangi delillerin toplanacağını dava açılmadan önce birlikte değerlendiriyoruz. Durumunuzu konuşmak için 0535 924 18 52 numarasından bizi arayabilir ya da WhatsApp'tan yazabilirsiniz. Diğer konular aile hukuku sayfamızda. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Nafaka kaldırılabilir mi? C: Evet. Nafaka alanın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümüyle nafaka kendiliğinden biter. Evli gibi yaşama, yoksulluğun sona ermesi ya da haysiyetsiz hayat sürme hâllerinde ise aile mahkemesinde kaldırma davası açılır (TMK m.176). S: Nafaka hangi durumlarda kendiliğinden kesilir? C: Nafaka alan eş yeniden evlenirse ya da taraflardan biri ölürse dava açmaya gerek kalmadan sona erer. Tedbir nafakası boşanma kararının kesinleşmesiyle, iştirak nafakası ise çocuk 18 yaşını doldurunca biter. S: Eski eşim biriyle yaşıyor, nafaka kesilir mi? C: İlişki evlilik gibi sürekli ve düzenli bir birliktelikse nafakanın kaldırılması için dava açılabilir. Aynı adreste oturma kayıtları, tanıklar ve sosyal medya paylaşımları uygulamada en çok kullanılan delillerdir. Nafaka kendiliğinden kesilmez. S: Eski eşim işe girdi, nafakayı kaldırabilir miyim? C: Gelir düzenli ve yoksulluğu ortadan kaldıracak düzeydeyse kaldırma davası açılabilir. Asgari ücret düzeyindeki bir gelir tek başına yoksulluğun bittiğini göstermeyebilir; bu durumda nafakanın azaltılması istenebilir. S: Nafaka kaldırma davası açtım, ödemeyi durdurabilir miyim? C: Hayır. Dava açmak ödeme yükümlülüğünü durdurmaz. Dava sürerken nafakayı tek taraflı kesmek icra takibine ve tazyik hapsine yol açabilir (İİK m.344). S: İştirak nafakası 18 yaşında biter mi? C: Evet, çocuk 18 yaşını doldurduğunda iştirak nafakası sona erer. Çocuk eğitimine devam ediyorsa ana ve babasından ayrıca yardım nafakası isteyebilir. S: Anayasa Mahkemesi kararıyla nafaka bitti mi? C: Hayır. Anayasa Mahkemesi "süresiz olarak" ibaresini iptal etti ve iptal 30 Haziran 2027'de yürürlüğe girecek. İptal kararları geriye yürümediği için bugün ödenen nafakalar kendiliğinden sona ermez. S: Nafakayı kaldırmak yerine azaltabilir miyim? C: Evet. Tarafların mali durumu değiştiyse ya da hakkaniyet gerektiriyorsa nafakanın azaltılması istenebilir (TMK m.176/4). Gelir düşüşü ya da nafaka alanın kısmen artan geliri bu talebin tipik gerekçeleridir. --- # Kartım İzinsiz Kullanıldıysa Ne Yapmalıyım? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/kartim-izinsiz-kullanildi-ne-yapmaliyim/ Güncelleme: 2026-10-13 Kısa cevap: Kartınızla izniniz dışında işlem yapıldığını fark ettiğinizde önce kartı kullanıma kapatın ve bankayı derhal arayın. Ardından işlemlere yazılı olarak itiraz edin, ekran görüntülerini ve diğer delilleri saklayın ve Cumhuriyet başsavcılığına suç duyurusunda bulunun. Bildirimi geciktirmek, zararın hangi kısmından sorumlu olacağınızı etkileyebileceğinden ilk bildirimin aynı gün yapılması önemlidir. Kartınızda tanımadığınız bir harcama ya da para çıkışı gördüğünüzde iki ayrı süreç başlar: parayı geri alma süreci ve işlemi yapan kişinin tespit edilmesi. İkisinin muhatabı ve gerekli belgeleri farklıdır, ancak her ikisinde de belirleyici olan şey bildirimin ne kadar çabuk yapıldığıdır. "Kartım izinsiz kullanıldı, ne yapmalıyım?" sorusunun cevabı bu yüzden önce sıraya, sonra hukuki ayrıntılara dayanır. Kartım izinsiz kullanıldı ne yapmalıyım? Kartı kapatma, bankaya bildirim ve izinsiz kart işlemine itiraz ilk adımlardır. ## Kartım İzinsiz Kullanıldıysa İlk Ne Yapmalıyım? Önce yeni işlemlerin önü kesilir, ardından kayıt oluşturulur. Bu sıra değişirse kayıp büyüyebilir. - Kartı kullanıma kapatın. Mobil uygulamadaki geçici kapatma yeterli görünmüyorsa çağrı merkezini arayın ve kartın iptal edilip yenisinin verilmesini isteyin. - Bildiriminizi kayıt altına alın. Arama saatini, görüştüğünüz kişiyi ve varsa talep numarasını not edin. Bildirimi uygulama mesajı, e-posta veya şube dilekçesiyle yazılı hâle getirin. - Diğer kartları ve hesapları kontrol edin. Aynı bankadaki diğer ürünlerinize ve mobil bankacılık erişiminize bakın, şifrelerinizi değiştirin. - Delilleri silmeyin. Şüpheli SMS'leri, bildirimleri, e-postaları ve harcama detaylarının ekran görüntülerini alın. - İşlem yapılan siteyi veya işyerini arayın. Sipariş henüz teslim edilmediyse iptal ve teslimatın durdurulması talebini yazılı olarak iletin. Kanun, kart hamilinin kartın kaybolması, çalınması veya iradesi dışında bir işlem yapıldığını öğrenmesi hâlinde kart çıkaran kuruluşu derhal haberdar etmesini şart koşar.[1] Bu yükümlülük, aşağıda anlatılan sorumluluk paylaşımının da başlangıç noktasıdır. ## Kartın İzinsiz Kullanımında 24 Saat Kuralı ve Ağır İhmal Kartın veya kullanımı için gereken şifre ve kod bilgilerinin kaybolması ya da çalınması hâlinde kart hamili, bildirimden önceki yirmi dört saat içindeki hukuka aykırı kullanımdan yalnızca kanunda belirtilen sınırlı bir tutarla sorumlu olur. Zarar kart hamilinin ağır ihmaline veya kastına dayanıyorsa ya da bildirim hiç yapılmamışsa bu sınır uygulanmaz.[1] Banka kartları ve kredi kartları yönetmeliği aynı kuralı sözleşme ve uygulama düzeyinde tekrarlar.[2] Ödeme hizmetleri yönetmeliği ise ayrı bir çerçeve sunar. Mutabık kalınan yönteme uygun onaylanmamış işlem yetkilendirilmemiş sayılır. İşlemin yetkilendirilmeksizin gerçekleştiği ortaya konduğunda ödeme hizmeti sağlayıcısı tutarı derhal iade etmek ya da hesabı eski hâline getirmekle yükümlüdür. Düzeltme talebi her hâlükârda işlemden itibaren on üç ay içinde yapılmalıdır. Gönderen ödeme aracını hileli kullanmışsa veya güvenlik yükümlülüklerini kasten ya da ağır ihmalle yerine getirmemişse zararın tamamı ona yüklenebilir.[3] İki düzenlemenin olayınızda hangisinin ağırlık kazanacağı, işlemin türüne ve bankayla yaptığınız sözleşmenin şartlarına göre değişebilir. Banka itirazı değerlendirirken güvenlik kayıtlarına ve şifre, kod ile kart bilgilerinizi koruyup korumadığınıza bakmaya çalışır. On üç aylık sürenin varlığı beklemek için bir gerekçe değildir. Bildirim ne kadar erken yapılırsa itirazınız o kadar sağlam zemine oturur. İzinsiz kart işlemi hangi durumlarda ortaya çıkar? Kartın kaybolması, kart bilgilerinin ele geçirilmesi, hesaptan para çıkması veya aldatılarak onay kodu paylaşılması hâlinde izlenecek adımlar. ## Kartım İzinsiz Kullanıldı: Hangi Durumda Ne Yapılmalı? "İzinsiz kullanım" tek bir olay tipi değildir. Kartın kimde olduğu, işlemin nasıl onaylandığı ve paranın hangi kanaldan çıktığı hem banka sürecini hem de ceza dosyasının niteliğini değiştirir. DurumÖrnekÖncelikli adımOlası hukuki nitelikKart fiziken elinizde değilCüzdan çalındı, kart kayboldu ve bulunup kullanıldıKartı kapatın, bankaya bildirin, savcılığa başvurunBanka veya kredi kartının kötüye kullanılması (TCK m.245/1); kart hırsızlıkla alınmışsa hırsızlık da gündeme gelirKart sizde ama bilgileri ele geçirildiKart numarası, son kullanma tarihi ve güvenlik koduyla internet alışverişiİşlemlere itiraz edin; onay kodunun hangi telefona gittiğini bankadan sorunTCK m.245/1 kapsamında değerlendirilebilirHesaptan havale veya EFT çıktıMobil veya internet bankacılığı ele geçirildiErişimleri kapatın, işlem dekontlarını alın, bankaya bildirinBilişim sistemi kullanılarak hırsızlık (TCK m.142/2-e) veya nitelikli dolandırıcılık (TCK m.158/1-f)Kodu siz paylaştınız ama aldatıldınızKendini banka çalışanı olarak tanıtan kişiye SMS şifresi verdinizHemen bildirin ve suç duyurusu yapın; banka işlemi sizin onayınızla yapılmış sayabilirNitelikli dolandırıcılık (TCK m.158/1-f, l) Hangi suçun oluştuğuna savcılık ve mahkeme karar verir. Tablo yalnızca neyi anlatacağınızı seçmenize yardımcı olur.[4] Aldatılarak onay verdiyseniz bilişim sistemleriyle nitelikli dolandırıcılık sayfasındaki ayrımlara bakabilirsiniz. Kartınız çalındıysa ve fail kartı kullandıysa bilişim sistemleriyle nitelikli hırsızlık hâlleri de anlamlıdır. İnternet alışverişlerinde işlemin 3D Secure ile onaylanıp onaylanmadığı ve onay kodunun hangi telefon numarasına gönderildiği somut delil olarak önem taşır. Bu bilgi bankadadır ve savcılık yazısıyla istenebilir; siz de bankadan yazılı olarak sorabilirsiniz. İzinsiz kart işlemine bankaya nasıl itiraz edilir? İşlem bilgilerini ve delilleri sunarak bankadan işlemin incelenmesi, tutarın iadesi veya hesabın eski hâline getirilmesi talep edilebilir. ## İzinsiz Kart İşlemine Bankaya Nasıl İtiraz Edilir? Bankanın itiraz formu varsa onu doldurun, yoksa dilekçe verin. Metinde şunlar bulunmalıdır: itiraz ettiğiniz her işlemin tarihi, saati, tutarı ve işyeri adı, bu işlemleri yapmadığınız ve onay vermediğiniz, kartın o sırada sizde olup olmadığı ile bankaya ilk bildirim saatiniz. Talebinizi açıkça yazın: tutarın iadesi veya borçlandırılan hesabın eski hâline getirilmesi, ekstreye yansıyan faiz ve ücretlerin düzeltilmesi. İtiraz süreci devam ederken ekstredeki tutar için ne yapmanız gerektiğini bankadan yazılı olarak sorun; gecikme faizi doğup doğmayacağı bu cevaba bağlıdır. Banka olumsuz yanıt verirse veya yanıtsız bırakırsa bankayla uyuşmazlık için tüketici hukuku yollarını değerlendirebilirsiniz. ## Kart Dolandırıcılığında Savcılığa Suç Duyurusu Nasıl Yapılır? Suç duyurusu için Cumhuriyet başsavcılığına, polis merkezine veya jandarmaya başvurabilirsiniz.[5] Bilişim sistemlerinin ya da banka kartlarının araç olarak kullanıldığı suçlarda mağdurun yerleşim yeri de yetkilidir. İşlemin başka bir yerde yapılmış olması tek başına kendi yerleşim yerinizde başvuru yapmanızı engellemez.[5] TCK m.245 kapsamındaki suçlar şikâyete bağlı değildir; savcılık haberdar olunca kendiliğinden soruşturma yürütür. Yine de dilekçeyle başvurmak, sizi dosyada mağdur ve şikâyetçi olarak görünür kılar.[4] Dilekçeye şunları ekleyin: - kimlik bilgileriniz ve işlemlerin dökümü (tarih, saat, tutar, işyeri), - hesap ve kart hareketleri ile bankanın gönderdiği bildirimler, - bankaya yaptığınız bildirimin ve itirazın yazılı örneği, - şüpheli SMS, e-posta ve bağlantıların ekran görüntüleri, - işlemin yapıldığı site veya işyeriyle yaptığınız yazışmalar. Soruşturma sonunda kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilirse bu karara tebliğden itibaren iki hafta içinde sulh ceza hâkimliğine itiraz edilebilir; süre kaçırılırsa yol kapanır.[5] Dava açılırsa katılan sıfatıyla davaya dâhil olabilirsiniz ve bu talep hüküm verilinceye kadar yapılabilir. ## Kartı Tanıdığınız Biri Kullandıysa Ne Olur? Kartı eşiniz, çocuğunuz, anne babanız veya aynı evde yaşayan kardeşiniz kullandıysa TCK m.245/1 bakımından o kişiye ceza verilmeyebilir. Bu cezasızlık hâli yalnızca gerçek kartın izinsiz kullanılmasına ilişkin birinci fıkra için geçerlidir ve ayrılık kararı verilmiş eşleri kapsamaz.[4] Eski eş, nişanlı, kuzen veya arkadaş için bu koruma yoktur. Cezasızlık, bankaya karşı olan beyanınızı değiştirmez. İşlemi kimin yaptığını biliyorsanız bankaya "bilmiyorum" demek, itirazınızın güvenilirliğini zedeler ve ayrı bir sorun yaratabilir. ## Kartınız Başkasının İşlediği Suçta Kullanıldıysa Ne Yapmalısınız? Kimlik bilgileriniz, kartınız veya hesabınız bir dolandırıcılıkta aracı olarak kullanılmış ve soruşturmada size şüpheli olarak ulaşılmış olabilir. Böyle bir dosyada asıl mesele, kartın veya hesabın kullanımının sizin kontrolünüzde olmadığını gösterebilmektir. Vakit kaybetmeden bir avukatla çalışın ve ifade vermeden önce dosyayı inceletin. Konuya genel çerçeveyi dolandırıcılık suçunun şartları ve cezası yazısında bulabilirsiniz. Hangi belgeyle başlamanız gerektiğinden emin değilseniz, hesap hareketlerinizi ve bankadan aldığınız ilk yanıtı bir avukata gösterin. Savcılık dilekçesi ile banka itirazı aynı olay anlatımına dayanır; iki metin arasında çelişki çıkmaması hem soruşturmada hem bankayla yazışmada sizi korur. Kart dolandırıcılığı nedeniyle şikayet ve dava sürecinde destek için Kartal bilişim suçları avukatı ekibimizle görüşebilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Kartım izinsiz kullanıldıysa ilk ne yapmalıyım? C: Öncelikle kartı kullanıma kapatmalı, bankaya derhal bildirim yapmalı, işlemlere yazılı olarak itiraz etmeli ve SMS, e-posta, dekont ve işlem ekran görüntüleri gibi delilleri saklamalısınız. S: Kartım izinsiz kullanıldıysa banka parayı geri öder mi? C: İşlemin yetkisiz olduğunun tespit edilmesi hâlinde ödeme hizmeti sağlayıcısının iade veya hesabı eski hâline getirme yükümlülüğü gündeme gelebilir. Ancak işlemin nasıl gerçekleştiği ve kart hamilinin güvenlik yükümlülüklerini ihlal edip etmediği önem taşır. S: Kart izinsiz kullanıldığında 24 saat kuralı nedir? C: Kartın kaybolması veya çalınması hâlinde, bildirimden önceki 24 saat içindeki bazı hukuka aykırı kullanımlarda kart hamilinin sorumluluğu kanunda belirtilen sınırla sınırlı olabilir. Ağır ihmal, kast veya hiç bildirim yapılmaması hâlinde bu sınır uygulanmayabilir. S: Kart bilgilerim çalındı ama kart hâlâ bende, ne yapmalıyım? C: Bankaya hemen bildirim yapmalı, ilgili işlemlere itiraz etmeli ve özellikle internet alışverişlerinde 3D Secure onayı ile onay kodunun hangi telefona gönderildiğini bankadan yazılı olarak sormalısınız. S: Kartımdan habersiz havale veya EFT yapılmışsa ne yapmalıyım? C: Bankacılık erişimlerini kapatmalı, şifreleri değiştirmeli, işlem dekontlarını almalı ve bankaya derhal bildirim yapmalısınız. Olayın niteliğine göre savcılığa da başvurulabilir. S: Kartım izinsiz kullanıldıysa savcılığa suç duyurusu yapabilir miyim? C: Evet. Cumhuriyet başsavcılığına, polis merkezine veya jandarmaya başvurabilirsiniz. S: Kart izinsiz kullanıldığında hangi suç oluşur? C: Olayın nasıl gerçekleştiğine göre banka veya kredi kartının kötüye kullanılması, hırsızlık veya nitelikli dolandırıcılık gibi farklı suçlar gündeme gelebilir. Nihai hukuki değerlendirmeyi soruşturma makamları ve mahkeme yapar. S: Kartımı kullanan kişi aile üyemse ceza alır mı? C: Bazı yakın aile ilişkilerinde TCK m.245/1 kapsamında cezasızlık hükümleri gündeme gelebilir. Ancak bu durum bankaya karşı olan itiraz ve iade taleplerini otomatik olarak ortadan kaldırmaz. S: Kartım başkasının dolandırıcılık suçunda kullanıldıysa ne yapmalıyım? C: Kartın veya hesabın sizin kontrolünüz dışında kullanıldığını gösteren banka kayıtlarını, işlem hareketlerini ve diğer delilleri toplamalı ve soruşturma dosyasını ifade vermeden önce hukuki açıdan inceletmelisiniz. S: Kart izinsiz kullanımında bankaya itiraz için süre var mı? C: Ödeme hizmetleri bakımından yetkisiz işleme ilişkin düzeltme talebinin işlem tarihinden itibaren 13 ay içinde yapılması öngörülmektedir. Buna rağmen hak kaybını önlemek için bildirim ve itirazın mümkün olduğunca hemen yapılması gerekir. S: Kartım izinsiz kullanıldı, banka itirazımı reddetti. Ne yapabilirim? C: Bankanın ret gerekçesi ve işlemin niteliğine göre tüketici hukuku kapsamındaki başvuru ve uyuşmazlık yolları değerlendirilebilir. --- # Yurt Dışında Boşanma Nasıl Olur? Konsolosluk ve Tanıma Davası URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/yurt-disinda-bosanma-davasi/ Güncelleme: 2026-10-13 Kısa cevap: Yurt dışında yaşayan bir Türk vatandaşı Türkiye'de boşanma davası açabilir; Türkiye'de yetkili mahkeme yoksa dava kanundaki sırayla, en son ihtimalle Ankara, İstanbul veya İzmir'de açılır. Yurt dışında alınan boşanma kararı ise belirli şartlarla dava açmadan nüfus müdürlüğü ya da konsolosluk aracılığıyla nüfusa işlenebilir; aksi hâlde aile mahkemesinde tanıma davası açılır. Yurt dışında yaşayan bir Türk vatandaşı Türkiye'de boşanma davası açabilir. Türkiye'de yetkili bir mahkeme yoksa dava, kanunun belirlediği sırayla, en son ihtimalle Ankara, İstanbul veya İzmir'de açılır.[1] Yurt dışında zaten boşandıysanız kararın Türkiye'de geçerli olması için iki yol var: belirli şartlarla dava açmadan nüfus müdürlüğüne ya da konsolosluğa başvurmak veya aile mahkemesinde tanıma davası açmak.[2] Yurt dışında boşanıp kararı Türkiye'de işletmeyen kişi, Türk nüfus kaydında hâlâ evli görünür. Bu durum yeniden evlenmeyi, mirası ve mal paylaşımını doğrudan etkiler. Pek çok kişi bunu ancak Türkiye'de bir işlem yapmaya kalktığında fark ediyor. ## Yurt Dışında Yaşayanlar Türkiye'de Boşanma Davası Açabilir mi? Evet. Türk vatandaşları nerede yaşarsa yaşasın Türk mahkemelerinde boşanma davası açabilir; eşlerden birinin yabancı olması bunu değiştirmez. Dava, Türkiye'deki her boşanma davası gibi anlaşmalı boşanma ya da çekişmeli boşanma davası olarak açılır. Süreç, boşanma davası nasıl açılır rehberindeki adımlarla aynı ilerler. ## Türkiye'de Adresi Olmayanlar Davayı Nerede Açar? Boşanma davası aile mahkemesinde açılır. Yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri ya da eşlerin davadan önce son altı ay birlikte oturduğu yer mahkemesidir (TMK m.168).[3] İki eş de yurt dışında yaşıyorsa ve Türkiye'de yerleşim yeri yoksa Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun devreye girer. Bu durumda dava sırasıyla Türkiye'de sakin olunan yerde ya da son yerleşim yerinde açılır; bunlar da yoksa Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden biri yetkilidir (MÖHUK m.41).[1] Bu imkân, dava yaşanılan ülkede açılmamışsa ya da açılamıyorsa kullanılabilir. ## Boşanma Davası İçin Türkiye'ye Gelmek Gerekir mi? Çekişmeli boşanma davasında gerekmez. Davayı Türkiye'deki avukatınız açar ve duruşmalara sizin yerinize katılır. Anlaşmalı boşanmada durum farklıdır. Hâkim, eşleri bizzat dinleyerek boşanma iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmek zorundadır (TMK m.166/3).[3] Bu yüzden iki eşin de duruşmaya katılması gerekir ve anlaşmalı boşanma, Türkiye'ye geleceğiniz bir tarihe göre planlanmalıdır. ## Konsoloslukta Boşanma Olur mu? Konsoloslukta Yapılabilecek İşlemler Hayır. Türk konsoloslukları boşanma kararı veremez; boşanma yalnızca mahkeme kararıyla gerçekleşir. Konsoloslukta yapılabilecek iki iş var: Türkiye'deki avukatınıza vekâletname vermek ve yurt dışında alınmış bir boşanma kararını nüfusa işletmek için başvurmak. Vekâletnamede boşanma davası açma yetkisi ayrıca ve açıkça yazılmalıdır; genel bir dava vekâletnamesi bu dava için yetmez (HMK m.74).[4] ## Yurt Dışında Alınan Boşanma Kararı Türkiye'de Geçerli mi? Kendiliğinden geçerli olmaz. Yabancı bir mahkemenin verdiği boşanma kararı, Türkiye'de tanınana ya da nüfusa tescil edilene kadar Türk nüfus kaydını değiştirmez. Bunun için iki yol var: dava açmadan idari tescil ve tanıma davası. Tescil yapıldığında değişiklik e-Devlet'teki nüfus kayıt örneğinde de görünür. ## Yurt Dışı Boşanma Kararı Nüfusa Nasıl İşlenir? 2017'den bu yana yurt dışında alınan boşanma kararları, belirli şartlarla mahkemeye gitmeden doğrudan nüfus kütüğüne işlenebiliyor (Nüfus Hizmetleri Kanunu m.27/A).[2] Şartlar şunlar: - Karar, yabancı ülkenin mahkemesi ya da yetkili idari makamı tarafından verilmiş ve kesinleşmiş olmalı. - Eşler birlikte başvurmalı. Bunun için aynı gün aynı yerde bulunmak gerekmez; eşler ayrı ayrı da başvurabilir, ama iki başvuru arasında 90 günden fazla süre geçmemelidir. - Karar, Türk kamu düzenine açıkça aykırı olmamalı. Başvuru Türkiye'de nüfus müdürlüğüne, yurt dışında konsolosluğa yapılır. Kesinleşmiş kararın aslı ya da onaylı örneği, apostil şerhi ve onaylı Türkçe tercümesi gerekir. Bu yol yalnızca boşanmanın kendisini nüfusa işler. Kararda velayet, nafaka ya da mal paylaşımına ilişkin hükümler varsa, bunların Türkiye'de geçerli olması için tanıma ya da tenfiz davası açmak gerekir. Başvuru reddedilirse de aynı dava yoluna gidilir. ## Tanıma ve Tenfiz Davası Nasıl Açılır? Eşler birlikte başvuramıyorsa, karar velayet ya da nafaka da içeriyorsa veya idari başvuru reddedildiyse tanıma davası açılır. Boşanma hükmü için tanıma yeterlidir; nafaka ya da tazminat gibi icra edilmesi gereken hükümler için tenfiz istenir.[1] Boşanma dışındaki yabancı mahkeme kararları için de aynı usul uygulanır; bu dosyalar yabancılar hukuku kapsamında ele alınır. Dava aile mahkemesinde açılır. Yetkili mahkeme, karşı tarafın Türkiye'deki yerleşim yeri, yoksa sakin olduğu yer mahkemesidir; ikisi de yoksa Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden biri yetkilidir (MÖHUK m.51). Mahkeme dört şeye bakar (MÖHUK m.54):[1] - Kararın kesinleşip kesinleşmediği - Konunun Türk mahkemelerinin münhasır yetkisinde olup olmadığı - Kararın kamu düzenine açıkça aykırı olup olmadığı - Davalının savunma hakkına uyulup uyulmadığı Bu son şart sık sorun çıkarır: yurt dışındaki davaya usulüne göre çağrılmamış bir eş, tanımaya itiraz edebilir. Dosyaya kesinleşmiş kararın aslı ya da onaylı örneği, kesinleşme belgesi ve onaylı tercümeler eklenir. Davayı avukatınız takip edebilir; Türkiye'ye gelmeniz gerekmez. ## Nüfusa Tescil mi, Tanıma Davası mı? Nüfusa tescil (m.27/A)Tanıma davası Nereye başvurulurNüfus müdürlüğü ya da konsoloslukAile mahkemesi Eşlerin birlikte başvurusuGerekirGerekmez Velayet ve nafaka hükümleriİşlenmezTanınabilir ya da tenfiz edilebilir Türkiye'ye gelmekGerekmezGerekmez Eşiniz işbirliği yapıyorsa ve kararda yalnızca boşanma hükmü varsa idari tescil en kısa yoldur. Diğer durumlarda dava açmak gerekir. ## Yurt Dışından Boşanma Davası Takibi Yurt dışından yürütülen dosyalarda en sık gecikme vekâletnameden kaynaklanır. Konsoloslukta vekâletname çıkarırken boşanma davası açma yetkisinin yanında tanıma ve tenfiz davası açma, feragat ve kabul yetkilerinin de yazdırılması, ileride ikinci bir vekâletname için yeniden konsolosluğa gitmenizi önler. Yabancı mahkeme kararını kullanacaksanız kararın apostilli aslını ve onaylı tercümesini bulunduğunuz ülkede hazırlatmak da süreyi kısaltır. Koza Avukatlık ve Danışmanlık bu dosyaları yurt dışındaki müvekkilleriyle yazılı olarak yürütüyor ve duruşmalara vekâleten katılıyor. Velayet, nafaka ya da mal paylaşımı da gündemdeyse bunlar aynı dosyada ele alınabilir. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Yurt dışında yaşayan biri Türkiye'de boşanma davası açabilir mi? C: Evet. Türk vatandaşları nerede yaşarsa yaşasın Türk mahkemelerinde boşanma davası açabilir. Türkiye'de yerleşim yeri yoksa dava sakin olunan yerde, son yerleşim yerinde ya da Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden birinde açılır (MÖHUK m.41). S: Konsoloslukta boşanma olur mu? C: Hayır. Konsolosluklar boşanma kararı veremez. Konsoloslukta Türkiye'deki avukata vekâletname verilebilir ve yurt dışında alınan boşanma kararının nüfusa işlenmesi için başvuru yapılabilir. S: Boşanma davası için Türkiye'ye gelmem gerekir mi? C: Çekişmeli davada gerekmez; avukatınız sizi temsil eder. Anlaşmalı boşanmada hâkim eşleri bizzat dinlemek zorunda olduğu için duruşmaya katılmanız gerekir (TMK m.166/3). S: Yurt dışında aldığım boşanma kararı Türkiye'de geçerli mi? C: Kendiliğinden geçerli olmaz. Kararın nüfusa tescil edilmesi (NHK m.27/A) ya da bir Türk mahkemesince tanınması gerekir; aksi hâlde Türkiye'de evli görünmeye devam edersiniz. S: Dava açmadan boşanma kararı nüfusa işlenebilir mi? C: Evet. Karar kesinleşmişse ve eşler birlikte başvurursa nüfus müdürlüğü ya da konsolosluk kararı doğrudan tescil edebilir. Eşler ayrı ayrı da başvurabilir; iki başvuru arasında 90 günden fazla süre geçmemelidir. S: Eşim başvuruya katılmazsa ne yapılır? C: İdari tescil için eşlerin birlikte başvurusu gerektiğinden bu durumda aile mahkemesinde tanıma davası açılır. Davayı avukatınız takip edebilir; Türkiye'ye gelmeniz gerekmez. S: Tanıma davası nerede açılır? C: Aile mahkemesinde açılır. Yetkili mahkeme karşı tarafın Türkiye'deki yerleşim yeri, yoksa sakin olduğu yer mahkemesidir; ikisi de yoksa Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden biri yetkilidir (MÖHUK m.51). S: Kararın velayet ve nafaka kısmı da nüfusa işlenir mi? C: Hayır. İdari tescil yalnızca boşanmanın kendisini nüfusa işler. Velayet ve nafaka hükümlerinin Türkiye'de geçerli olması için tanıma ya da tenfiz davası açmak gerekir. --- # 1 Yıldan Kısa Sürede Boşanma Davası: Mümkün mü? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/1-yildan-kisa-surede-bosanma/ Güncelleme: 2025-09-06 Kısa cevap: Anlaşmalı boşanma için evliliğin en az bir yıl sürmüş olması gerekir. Bir yıldan kısa evliliklerde dava çekişmeli olarak açılır; taraflar kendi aralarında anlaşmış olsa bile bu böyledir. Dava ortalama dört ila altı ayda sonuçlanır. 1 yıldan kısa sürede boşanma davası özellikle evliliğin başında ciddi anlaşmazlık yaşayan çiftlerin en çok merak ettiği konudur Bazı durumlarda taraflar, evliliğin çok başında ciddi anlaşmazlıklar yaşayabilir. Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesi uyarınca, anlaşmalı boşanma davası açabilmek için evliliğin en az 1 yıl sürmüş olması gerekir. Bu nedenle 1 yıldan kısa süreli evliliklerde anlaşmalı boşanma davası açılması mümkün değildir. Ancak bu evliliğin sona erdirilemeyeceği anlamına gelmez. İşbu yazımızda kısa süreli evliliklerin nasıl anlaşmalı şekilde sona erdirilebileceğini açıklayacağız. [caption id="attachment_1652" align="alignnone" width="447"] 1 yıldan kısa sürede boşanma davası - Koza Avukatlık[/caption] ## 1 Yıldan Kısa Süreli Evliliklerde Boşanma Mümkün Olur Mu? Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesi uyarınca, anlaşmalı boşanma davası açabilmek için evliliğin en az 1 yıl sürmüş olması gerekir. 1 yıldan kısa süren evliliklerde anlaşmalı boşanma davası açılamamaktadır. 1 yıldan kısa sürede boşanma davası açmak isteyen çiftlerin en büyük sorusu sürecin nasıl işleyeceğidir. Fakat tarafların kendi arasında boşanmaya ilişkin hususlarda (nafaka, tazminat, ziynet eşyası, mal varlıklarının paylaşılması gibi) anlaşılmış olması halinde boşanma davası çekişmeli boşanma davası olarak açılmaktadır. Çekişmeli boşanma davası olarak açılan davada dilekçeye eklenecek olan anlaşma protokolü ve tarafların karşılıklı anlaştığına ilişkin açıklamalar ile üstü kapalı bir anlaşmalı boşanma davası sürecine girilir. 1 yıldan kısa sürede boşanma davası, anlaşmalı değil çekişmeli olarak açılabilir. Kanun gereği 1 yıldan kısa sürede boşanma anlaşmalı olamaz, çekişmeli şekilde yürütülür Sık Sorulan Sorular ## 1 Yıl Dolmadan Anlaşmalı Boşanma Olur mu? Hayır. Anlaşmalı boşanma için evlilik süresinin en az 1 yıl olması gerekir. ## 1 Yıldan Kısa Süreli Boşanma Davası Ne Kadar Sürer? Davaları ortalama 4 ay ila 6 ay arasında sonuçlanır. ## 1 Yıldan Kısa Evliliklerde Çekişmeli Boşanma Süreci Kanun gereği 1 yıl dolmadan anlaşmalı boşanma davası açılamaz. Taraflar anlaşıyor olsa bile dava çekişmeli şekilde açılır. Daha sonradan anlaşmalı boşanma protokolü sunularak mahkemede anlaşmalı şekilde boşanma gerçekleştirilir. ## Avukat tutmak zorunlu mu? Zorunlu değil ancak hak kaybı yaşamamak ve süreci hızlandırmak için Koza Avukatlık ve Danışmanlık olarak avukatlarımızdan hukuki destek almanız önerilir. ## 2025 Güncel Avukatlık Ücretleri Avukatlık ücretleri her yıl Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne göre belirlenir. Anlaşmalı boşanma davaları ve çekişmeli boşanma davaları süreç açısından farklılık içerdiğinden farklı şekilde ücretlendirilir. Güncel avukatlık ücretimizi öğrenmek için tarafımızla iletişime geçebilirsiniz. 📌 Sonuç: 1 yıldan kısa süreli evliliklerde boşanma davası açmak mümkündür, ancak süreç çekişmeli boşanma şekilde yürütülür. Haklarınızı korumak için deneyimli bir boşanma avukatı ile çalışmanız sürecin hem daha hızlı hem de daha doğru ilerlemesini sağlar. Daha kısa sürede ve hak kaybına uğramadan sürecin tamamlanması için Koza Avukatlık ve Danışmanlık olarak avukatlarımızdan hukuki destek almanız önerilir. Hukuki Destek: Boşanma, tarafların hayatında hem duygusal hem de hukuki sonuçları olan önemli bir süreçtir. Hak kayıplarını önlemek için ister anlaşmalı ister çekişmeli olsun, sürecin mutlaka bir boşanma avukatı aracılığıyla yürütülmesi tavsiye edilir. 👩‍⚖️ Koza Avukatlık ile Profesyonel Destek Koza Avukatlık ve Danışmanlık Bürosu olarak, müvekkillerimizin haklarını koruyarak boşanma sürecini güvenli ve en az yıpratıcı şekilde tamamlamalarına yardımcı oluyoruz. 📩 Siz de boşanma sürecinizde hukuki destek almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: 1 yıl dolmadan anlaşmalı boşanma olur mu? C: Hayır. Türk Medeni Kanunu'nun 166. maddesi uyarınca anlaşmalı boşanma davası açabilmek için evliliğin en az 1 yıl sürmüş olması gerekir. S: 1 yıldan kısa süreli evlilikte boşanmak mümkün mü? C: Evet, ancak dava çekişmeli boşanma davası olarak açılır. Kanun gereği 1 yıl dolmadan anlaşmalı boşanma davası açılamaz. S: Taraflar anlaşmışsa süreç nasıl işler? C: Dava çekişmeli olarak açılır; dilekçeye eklenecek anlaşma protokolü ve tarafların karşılıklı anlaştığına ilişkin açıklamalarla süreç yürütülür. Daha sonra anlaşmalı boşanma protokolü sunularak mahkemede anlaşmalı şekilde boşanma gerçekleştirilebilir. S: 1 yıldan kısa süreli boşanma davası ne kadar sürer? C: Davalar ortalama 4 ay ila 6 ay arasında sonuçlanır. S: Avukat tutmak zorunlu mu? C: Zorunlu değildir. Ancak hak kaybı yaşamamak ve süreci hızlandırmak açısından hukuki destek alınması önerilir. S: Avukatlık ücreti nasıl belirlenir? C: Avukatlık ücretleri her yıl Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre belirlenir. Anlaşmalı ve çekişmeli boşanma davaları süreç açısından farklılık içerdiğinden farklı şekilde ücretlendirilir. --- # Hakkımda İcra Takibi Başlatıldı, Ne Yapmalıyım? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/hakkimda-icra-takibi-baslatildi-ne-yapmaliyim/ Güncelleme: 2026-08-29 Kısa cevap: Hakkınızda icra takibi başlatıldığında önce ödeme emrinin tebliğ tarihini ve takip türünü kontrol etmelisiniz. Genel haciz yoluyla ilamsız takipte itiraz süresi kural olarak 7 gündür; ancak kambiyo senetleri ve tahliye takipleri gibi özel takip yollarında farklı süreler uygulanabilir. Borcu kabul etmiyorsanız süresi içinde uygun itiraz veya diğer hukuki yollar değerlendirilmelidir. Hakkımda icra takibi başlatıldı, ne yapmalıyım? Hakkınızda bir icra takibi başlatıldığında ilk olarak size gönderilen ödeme emrini veya icra tebligatını incelemeli, tebliğ tarihini belirlemeli ve takibin hangi türde olduğunu öğrenmelisiniz. Çünkü itiraz süresi ve kullanılabilecek hukuki yollar takip türüne göre değişebilir. Özellikle “evime icra tebligatı geldi ne yapmam gerekiyor?” veya “adıma icra dosyası açılmış, şimdi ne olacak?” diye düşünüyorsanız, öncelikle dosyanın içeriğini ve ödeme emrindeki süreleri kontrol etmeniz gerekir. Sürelerin geçirilmesi, borcun icra takibi bakımından kesinleşmesine ve haciz gibi cebri icra işlemlerinin gündeme gelmesine neden olabilir. Hukuki Uyarı / Saha Notu: İcra takiplerinde bütün dosyalar için aynı itiraz süresi bulunmaz. Genel haciz yoluyla ilamsız takipte ödeme emrine itiraz süresi kural olarak 7 günken, kambiyo senetlerine özgü takip gibi özel takip yollarında farklı süreler uygulanabilir. Bu nedenle ödeme emrinin türü görülmeden kesin süre hesabı yapılmamalıdır. ## İcra Takibi Nedir? İcra takibi, alacaklının bir para alacağını veya kanunda icra yoluyla yerine getirilebilen başka bir hakkını devletin cebri icra mekanizmaları aracılığıyla tahsil veya yerine getirme amacıyla başlattığı hukuki süreçtir. İcra takipleri farklı şekillerde yürütülebilir. İlamlı icrada bir mahkeme kararı veya kanunun ilam niteliğinde kabul ettiği bir belge bulunabilir. İlamsız icrada ise alacaklı, kanunda öngörülen şartlar kapsamında mahkeme kararı olmadan da takip başlatabilir. İlamsız takipler arasında genel haciz yolu, kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ve kiralanan taşınmazın tahliyesine ilişkin takip gibi farklı takip yolları bulunur. Takip türünün belirlenmesi önemlidir; çünkü ödeme süresi, itiraz süresi, itirazın nereye yapılacağı ve itirazın takibe etkisi takip türüne göre değişebilir. ## Hakkımda İcra Takibi Başlatıldığını Nasıl Öğrenebilirim? Hakkınızda açılmış icra dosyalarını e-Devlet ve UYAP Vatandaş Portalı üzerinden kontrol edebilirsiniz. Ancak size fiziken veya elektronik ortamda bir ödeme emri ulaştıysa, yalnızca UYAP kaydına bakmakla yetinmemeli ve tebligatın kendisini de incelemelisiniz. Çünkü itiraz süresinin başlangıcı bakımından ödeme emrinin size ne zaman ve nasıl tebliğ edildiği önem taşır. İcra dosyasını kontrol ederken özellikle: - İcra dairesinin adını - Dosya numarasını - Takip türünü - Alacaklıyı - Asıl alacak miktarını - Faiz ve diğer ferileri - Ödeme emrinin tebliğ tarihini kontrol edin. [caption id="attachment_3153" align="aligncenter" width="1536"] Hakkımda icra takibi başlatıldı ne yapmalıyım?[/caption] ## İcra Tebligatı Geldiğinde İlk Ne Yapmalıyım? İcra tebligatı geldiğinde ilk yapılması gereken, tebligatın ve ödeme emrinin içeriğini inceleyerek takip türünü ve uygulanacak süreyi belirlemektir. Borcu gerçekten ödeyip ödemediğiniz, alacaklı ile aranızda böyle bir borç ilişkisi bulunup bulunmadığı, talep edilen miktarın doğru olup olmadığı ve faiz hesabının nasıl yapıldığı da ayrıca kontrol edilmelidir. Tebligatı görmeden veya takip türünü belirlemeden doğrudan “7 gün içinde itiraz etmeliyim” şeklinde hareket etmek doğru olmayabilir. Çünkü bazı takip türlerinde kanun farklı süreler öngörür. ## İcra Takibine İtiraz Süresi Kaç Gündür? Genel haciz yoluyla ilamsız icra takibinde ödeme emrine itiraz süresi, ödeme emrinin tebliğinden itibaren 7 gündür. İcra ve İflas Kanunu'nun 62. maddesinde genel haciz yoluyla takipte borçlunun itirazını ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren 7 gün içinde icra dairesine bildirmesi düzenlenmiştir. Ancak bu süre bütün icra takipleri için geçerli değildir. Kambiyo senetlerine özgü takip ve taşınmaz tahliyesine yönelik takip gibi özel takip yollarında farklı itiraz veya ödeme süreleri bulunabilir. Takip Türü Süre Hakkında Önemli Not Genel haciz yoluyla ilamsız takip Kural olarak 7 gün Ödeme emrinin tebliğinden itibaren Kambiyo senetlerine özgü takip Özel süreler uygulanır Bono, poliçe ve çek bakımından ayrıca incelenmelidir Kiralanan taşınmazın tahliyesi Takibin türüne göre özel süre Ödeme ve itiraz süreleri ayrıca kontrol edilmelidir Bu nedenle size gelen belgenin üzerinde yer alan takip türünü görmeden kesin süre hesabı yapılmamalıdır. ## İcra Takibine Nasıl İtiraz Edilir? Genel haciz yoluyla ilamsız takipte itiraz, ödeme emrini gönderen icra dairesine süresi içinde bildirilir. İtirazın borcun tamamına mı, bir kısmına mı, faize veya başka bir unsura mı yöneldiği açıkça belirtilmelidir. İcra ve İflas Kanunu'nun 62. maddesi kapsamında kısmi itiraz yapılması halinde itiraz edilen kısmın açıkça gösterilmesi önemlidir. Takip dayanağı senetteki imza inkâr ediliyorsa bunun da ayrıca ve açıkça belirtilmesi gerekir. İtirazın şekli ve sonuçları takip türüne göre değişebileceğinden, özellikle kambiyo senedine dayalı takiplerde genel haciz yolundaki kurallar doğrudan uygulanmamalıdır. ## Borcu Kabul Etmiyorsam Ne Yapmalıyım? Borcu kabul etmiyorsanız, size gönderilen ödeme emrindeki hukuki süre içinde takip türüne uygun itiraz veya diğer yasal başvuru yollarını kullanmanız gerekir. Örneğin genel haciz yoluyla takipte borca, faize ve takipte talep edilen diğer unsurlara ilişkin itirazlar ileri sürülebilir. Borcun hiç doğmadığını, ödendiğini veya talep edilen miktarın gerçek borçtan farklı olduğunu düşünüyorsanız, ödeme emri ve dayanak belgeler üzerinden somut değerlendirme yapılmalıdır. ## Borcun Bir Kısmını Kabul Ediyorsam İtiraz Edebilir miyim? Evet. Genel haciz yoluyla ilamsız takipte borcun bir kısmına itiraz edilebilir; ancak itiraz edilen kısmın miktarının açıkça belirtilmesi gerekir. Örneğin ödeme emrinde 100.000 TL talep edilmiş ancak 40.000 TL borç bulunduğunu düşünüyorsanız, itirazınızda hangi miktara itiraz ettiğinizi açıkça belirtmeniz gerekir. ## İcra Takibine İtiraz Edince Ne Olur? Genel haciz yoluyla ilamsız takipte süresi içinde yapılan usulüne uygun itiraz, kural olarak takibi durdurur. Ancak bu açıklama bütün takip türleri bakımından aynı şekilde uygulanamaz. Özellikle kambiyo senetlerine özgü takiplerde itirazın takibe etkisi farklıdır. Bu nedenle takip türünün kontrol edilmesi, itirazdan sonra hangi işlemlerin durduğu veya devam ettiği bakımından kritik öneme sahiptir. ## 7 Günlük İtiraz Süresi Geçtiyse Ne Olur? Genel haciz yoluyla ilamsız takipte ödeme emrine itiraz süresi geçirilirse, süresinde itiraz edilmemesinin takip bakımından önemli sonuçları olabilir ve takip kesinleşebilir. Bu durumda alacaklı, takip kesinleşmişse haciz gibi cebri icra işlemlerini talep edebilir. Ancak süre geçtikten sonra hangi hukuki yolun kullanılabileceği; borcun gerçekten mevcut olup olmadığı, tebligatın usulüne uygun yapılıp yapılmadığı ve borçlunun hangi hukuki sebebe dayanacağına göre değişir. Bu nedenle “7 gün geçti, artık hiçbir şey yapamam” sonucuna doğrudan varılmamalıdır. ## İtiraz Süresini Kaçırdıysam Menfi Tespit Davası Açabilir miyim? Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ileri sürmek amacıyla menfi tespit davası açabilir. İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi menfi tespit ve istirdat davalarını düzenlemektedir. Ancak menfi tespit davasının açılması, özellikle icra takibi başladıktan sonra, takibin otomatik olarak duracağı anlamına gelmez. İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yoluyla takibin durdurulmasına karar verilemez. Bununla birlikte kanundaki şartlar kapsamında, icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesi yönünde tedbir talep edilebilir. Menfi tespit davası hakkında ayrıntılı bilgi için Menfi Tespit Davası Nedir? başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz. ## İcra Takibinde Borcu Ödemek mi İtiraz Etmek mi Gerekir? Bu sorunun cevabı borcun gerçekten mevcut olup olmadığına ve ödeme emrinde talep edilen miktarın doğru olup olmadığına göre değişir. Borcu kabul ediyor ve ödemek istiyorsanız, ödeme yapmadan önce icra dosyasındaki güncel borç miktarını ve ödeme yöntemini kontrol etmek gerekir. Borcu kabul etmiyorsanız veya talep edilen miktarın hatalı olduğunu düşünüyorsanız, ödeme yapmadan önce itiraz ve diğer hukuki yollar değerlendirilmelidir. ## İcra Borcunu Ödedikten Sonra Ne Olur? İcra dosyasındaki borcun ödenmesi sonrasında dosyanın kapatılması ve mevcut hacizlerin kaldırılması için gerekli işlemlerin ayrıca tamamlanması gerekebilir. Ödeme sonrasında dosyada haciz bulunuyorsa ayrıca hacizlerin kaldırılması işleminin takip edilmesi gerekebilir. Bu konuda ayrıntılı bilgi için İcra Dosya Borcunu Ödedim Ancak Hacizleri Nasıl Kaldırabilirim? başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz. Dosyanın kapatılması hakkında ayrıca İcra Dosyası Nasıl Kapatılır? yazımıza bakabilirsiniz. ## İcra Takibinde Haciz Ne Zaman Gündeme Gelir? Takibin kesinleşmesi ve haciz için gerekli şartların oluşması halinde alacaklı, borçlunun malvarlığına yönelik haciz işlemlerini talep edebilir. Haciz; banka hesabı, ücret, taşınır veya taşınmaz malvarlığı gibi farklı unsurlar üzerinde uygulanabilir. Ancak hangi malvarlığının hangi kapsamda haczedilebileceği konusunda özel kanuni düzenlemeler bulunabilir. Banka hesabınıza haciz gelmesi halinde Banka Hesabına Gelen Haciz Nasıl Kaldırılır? başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz. ## İcra Takibinde Maaş Haczi Olur mu? Takibin şartları oluştuğunda borçlunun ücret veya maaşına yönelik haciz işlemleri gündeme gelebilir; ancak ücret haczi bakımından kanunda özel sınırlar bulunmaktadır. Bu nedenle maaş haczi ile banka hesabındaki paranın haczi aynı hukuki işlem olarak değerlendirilmemelidir. Maaş haczinin oranı ve uygulanma şekli hakkında Maaşın Ne Kadarı Haczedilebilir? yazımızdan ayrıntılı bilgi alabilirsiniz. ## İcra Takibinde Tebligatın Önemi Nedir? İcra takibinde tebligat tarihi, özellikle itiraz ve ödeme sürelerinin hesaplanması bakımından büyük önem taşır. Tebliğ işleminin usulüne uygun yapılıp yapılmadığı, ödeme emrinin hangi tarihte öğrenildiği ve kanunda öngörülen sürenin ne zaman başladığı somut dosya üzerinden incelenmelidir. Bu nedenle size gelen icra tebligatını ve zarf üzerindeki tarihleri saklamanız önemlidir. ## İcra Takibinde En Sık Yapılan Hatalar İcra takibiyle karşılaşan kişilerin yaptığı en önemli hata, ödeme emrini incelemeden beklemek ve bütün icra takipleri için aynı itiraz süresinin geçerli olduğunu düşünmektir. - Tebliğ tarihini kontrol etmemek - Takip türünü öğrenmeden işlem yapmak - 7 günlük sürenin bütün icra takiplerinde geçerli olduğunu düşünmek - İtirazın bütün takip türlerinde aynı sonucu doğurduğunu varsaymak - Borcun doğru olup olmadığını incelemeden ödeme yapmak - Borç ödendikten sonra hacizlerin kaldırılması işlemini takip etmemek - Menfi tespit davasının her durumda icra takibini otomatik olarak durdurduğunu düşünmek ## Örnek Olay Bir kişinin adına 80.000 TL tutarında genel haciz yoluyla ilamsız icra takibi başlatıldığını ve ödeme emrinin kendisine tebliğ edildiğini düşünelim. Kişi öncelikle tebligat tarihini ve ödeme emrindeki takip türünü kontrol etmelidir. Borcu kabul etmiyorsa genel haciz yoluyla takipte uygulanacak 7 günlük itiraz süresi içinde ilgili icra dairesine usulüne uygun itirazda bulunması gündeme gelir. Borcu kabul ediyorsa güncel dosya borcunu ve ödeme yapılacak yeri kontrol ederek ödeme seçeneğini değerlendirebilir. Takip kambiyo senedine dayanıyorsa aynı örnekte farklı itiraz ve ödeme süreleri uygulanabileceğinden, genel haciz yolundaki 7 günlük süre doğrudan kullanılamaz. ## Hakkımda İcra Takibi Başlatıldı, Avukat Gerekli mi? İcra takibine karşı işlem yapmak için her durumda avukat tutmak zorunlu değildir; ancak kısa süreler, farklı takip yolları ve itirazın hukuki sonuçları nedeniyle dosyanın uzman tarafından incelenmesi hak kaybı riskini azaltabilir. Özellikle borcun kabul edilmediği, imza itirazının bulunduğu, kambiyo senedine dayalı takip yapıldığı, tebligatla ilgili sorun bulunduğu veya takip kesinleştiği halde borç bulunmadığının ileri sürüldüğü dosyalarda hukuki değerlendirme önem kazanır. İcra ve iflas hukuku alanındaki hizmetlerimiz hakkında Kartal İcra Avukatı sayfamızı inceleyebilirsiniz. ## Avukata Danışın Hakkınızda icra takibi başlatıldığında en önemli konu, ödeme emrinin içeriğini ve tebliğ tarihini gecikmeden kontrol etmektir. Takip türü belirlendikten sonra hangi sürenin ve hangi hukuki yolun uygulanacağı tespit edilmelidir. Borç, faiz, tebligat, itiraz veya haciz konusunda tereddüdünüz varsa icra dosyanızın belgeleri üzerinden hukuki değerlendirme yapılması için Koza Avukatlık ve Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Hakkımda icra takibi başlatıldı, ne yapmalıyım? C: Öncelikle ödeme emrini, tebliğ tarihini ve takip türünü kontrol etmelisiniz. Ardından borcun mevcut olup olmadığı ve uygulanacak itiraz veya ödeme süresi değerlendirilmelidir. S: İcra takibine itiraz süresi kaç gün? C: Genel haciz yoluyla ilamsız takipte ödeme emrine itiraz süresi kural olarak 7 gündür. Kambiyo ve diğer özel takip yollarında farklı süreler uygulanabilir. S: 7 günlük icra itiraz süresi hangi tarihten başlar? C: Genel haciz yoluyla takipte süre, ödeme emrinin tebliği üzerinden hesaplanır. Tebligatın usulü ve tarihi ayrıca kontrol edilmelidir. S: İcra takibine itiraz edersem takip durur mu? C: Genel haciz yoluyla ilamsız takipte süresinde ve usulüne uygun itiraz kural olarak takibin devamını durdurur. Ancak kambiyo gibi özel takip yollarında itirazın etkisi farklı olabilir. S: Borcun bir kısmına itiraz edebilir miyim? C: Evet. Genel haciz yoluyla takipte kısmi itiraz yapılabilir; itiraz edilen miktarın açıkça belirtilmesi gerekir. S: 7 günlük süreyi kaçırdım, ne yapabilirim? C: Sürenin geçirilmesi takip bakımından önemli sonuçlar doğurabilir. Ancak tebligatın usulsüz olması, borcun bulunmaması veya başka hukuki sebepler varsa dosyanın durumuna göre farklı hukuki yollar değerlendirilebilir. S: İcra takibi kesinleşince menfi tespit davası açabilir miyim? C: Borçlu, takip öncesinde veya takip sırasında borçlu bulunmadığının tespiti için menfi tespit davası açabilir. Ancak takip başladıktan sonra açılan menfi tespit davasının takibi otomatik olarak durdurmadığı unutulmamalıdır. S: İcra borcunu ödersem hacizler hemen kalkar mı? C: Borç ödenmiş olsa bile hacizlerin kaldırılması için gerekli icra işlemlerinin ayrıca tamamlanması gerekebilir. S: İcra tebligatı geldikten sonra avukat tutmak zorunlu mu? C: Hayır. Ancak takip türünün, sürelerin ve kullanılabilecek hukuki yolların doğru belirlenmesi için özellikle uyuşmazlık bulunan dosyalarda avukat desteği faydalı olabilir. S: Hakkımda icra dosyası olup olmadığını nereden öğrenebilirim? C: Tarafı olduğunuz icra dosyalarını e-Devlet ve UYAP Vatandaş Portalı üzerinden kontrol edebilirsiniz. Size ulaşan ödeme emrinin kendisini ve tebligat tarihini de ayrıca incelemelisiniz. --- # Yakınım Tutuklandı Ne Yapmam Gerekiyor? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/yakinim-tutuklandi-ne-yapmam-gerekiyor/ Güncelleme: 2026-10-13 Kısa cevap: Yakınınız hakkında tutuklama kararı verildiğinde, kararın kendisi, avukatı, eşi veya yasal temsilcisi tarafından kararın öğrenilmesinden itibaren 2 hafta içinde nöbetçi Asliye Ceza Mahkemesi'ne itiraz edilebilir. Tutuklu kişi, cezaevinin bulunduğu şehirdeki bir noter aracılığıyla avukata vekalet verebilir; savunma hakkı kapsamında avukatıyla görüşme hakkı da vardır. Şartları uygunsa tutuklama yerine yurt dışı çıkış yasağı, imza yükümlülüğü gibi daha hafif adli kontrol tedbirleri talep edilebilir. ## Yakınım Tutuklandı Ne Yapmam Gerekiyor? Yakınınız hakkında tutuklama kararı verildiyse, bu durum hem hukuki hem de duygusal açıdan zorlayıcı olabilir. Böyle bir durumda ne yapılması gerektiğini bilmek, hem hak kaybını önlemek hem de süreci en doğru şekilde yönetmek adına oldukça önemlidir. İşte bu sürecin en önemli aşamaları ve bilmeniz gerekenler: ## Tutuklama Kararı Ne Anlama Gelir? Tutuklama, bir kişinin işlediği iddia edilen suça dair kuvvetli şüphe ve somut deliller bulunması halinde, mahkeme kararıyla özgürlüğünün geçici olarak kısıtlanmasıdır. Ancak unutulmamalıdır ki tutuklama bir ceza değildir. Kişi henüz suçlu sayılmaz; yalnızca yargılamanın sağlıklı yürütülmesi amacıyla geçici bir koruma tedbiri uygulanmaktadır. ## Tutuklama Kararını Kim Verir? Soruşturma aşamasında yani henüz dava açılmadan önce savcılığın talebiyle Sulh Ceza Hakimliği tarafından şartları oluşmuşsa tutuklama karar verilecektir. Kovuşturma aşamasında yani şüpheli hakkında dava açılmış ve yargılama başlamışsa, bu durumda yargılamanın yapıldığı mahkeme tarafından şüphelinin tutuklu yargılanmasına karar verilecektir. ## Hangi Durumlarda Tutuklama Kararı Verilir? Tutuklama kararı, şu durumlarda verilebilir: - Kişinin kaçma veya saklanma ihtimali - Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme riski - Tanık, mağdur ya da başkaları üzerinde baskı kurma ihtimali - Bazı ciddi suçlarda (örneğin cinsel suçlar, adam öldürme, uyuşturucu ticareti gibi) bu nedenlerin varlığı doğrudan kabul edilir. [caption id="attachment_1597" align="alignnone" width="495"] Yakınım tutuklandı ne yapmalıyım,Tutuklama kararı nedir,Tutuklama sonrası süreç,Tutuklama itiraz dilekçesi,Tutuklama avukat desteği,Tutuklamaya itiraz nasıl yapılır[/caption] ## Tutuklama Kararından Sonra Ne Olur? - Tutuklu kişiler, bulundukları ildeki kapalı ceza infaz kurumuna (cezaevine) gönderilir. - Savunma hakkı çerçevesinde avukatıyla görüşme hakkı vardır. - Gerekirse tutuklama kararına karşı itiraz edilir. ## Yakınım Adına Tutuklamaya İtiraz Edebilir Miyim? Tutuklama kararına; tutuklanan kişi, avukatı, eşi, yasal temsilcisi (anne, baba, vasi) itiraz edebilir. Tutuklama kararına karşı kararın öğrenilmesinden itibaren 2 hafta içerisinde nöbetçi Asliye Ceza Mahkemesi’ne itiraz edilmelidir. Kadıköy'de gözaltına alınan biri için bu sürecin Anadolu Adalet Sarayı'nda nasıl işlediğini Kadıköy ceza avukatı sayfamızda adım adım anlattık. ## Tutuklama Yerine Adli Kontrol Mümkün mü? Evet. Mahkemeden, tutukluluk yerine adli kontrol tedbirlerinin uygulanması talep edilebilir. Örneğin: - Yurt dışına çıkış yasağı - Belirli günlerde imza yükümlülüğü - Elektronik kelepçe Bu tedbirler, tutuklamaya göre daha hafiftir ve ölçülülük ilkesi gereği tercih edilmelidir. ## Tutuklu Kişi Avukata Nasıl Vekalet Verebilir? Tutuklu kişi, cezaevinin bulunduğu şehirdeki bir noter aracılığıyla bir avukata vekalet verebilir. Noter, cezaevine gelerek bu işlemi gerçekleştirir. Bu süreç genellikle avukatın yönlendirmesiyle yürütülür. ## Tutukluluk Kararlarına Karşı Hukuki Destek Ceza yargılamasında istisnai bir tedbir olarak düzenlenen tutuklama, ne yazık ki hem soruşturma hem de kovuşturma aşamasında mahkemelerce sıklıkla başvurulan bir uygulama haline gelmiştir. Oysa tutukluluk, kişinin isnat edilen suçtan alabileceği ceza ile orantılı olmalı; ölçülülük ilkesine uygun biçimde değerlendirilmelidir. Bu ilkenin ihlal edildiği durumlarda, tutuklama yerine adli kontrol gibi daha hafif koruma tedbirlerinin uygulanması gerekmektedir. Avukatlık ofisimiz tarafından hukuka aykırı ve haksız şekilde verilmiş tutukluluk kararlarına itiraz edilerek ceza yargılaması süreçleriniz titizlikle takip edilecektir. Hukuki yardım almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.     ## Sıkça Sorulan Sorular S: Tutuklama nedir, tutuklanan kişi suçlu mudur? C: Tutuklama, bir kişinin işlediği iddia edilen suça dair kuvvetli şüphe ve somut deliller bulunması hâlinde mahkeme kararıyla özgürlüğünün geçici olarak kısıtlanmasıdır; tutuklama bir ceza olmayıp yargılamanın sağlıklı yürütülmesi amacıyla uygulanan geçici bir koruma tedbiridir ve kişi bu aşamada henüz suçlu sayılmaz. S: Tutuklama kararını hangi makam verir? C: Soruşturma aşamasında, yani henüz dava açılmadan önce, savcılığın talebiyle Sulh Ceza Hâkimliği tutuklama kararı verir; kovuşturma aşamasında, yani dava açılıp yargılama başladıktan sonra ise bu karar yargılamayı yürüten mahkeme tarafından verilir. S: Hangi durumlarda tutuklama kararı verilir? C: Tutuklama kararı, kişinin kaçma veya saklanma ihtimali, delilleri yok etme, gizleme ya da değiştirme riski, tanık, mağdur ya da başkaları üzerinde baskı kurma ihtimali bulunduğunda verilebilir; cinsel suçlar, adam öldürme veya uyuşturucu ticareti gibi bazı ciddi suçlarda ise bu nedenlerin varlığı doğrudan kabul edilir. S: Yakınım adına tutuklama kararına itiraz edebilir miyim? C: Tutuklama kararına tutuklanan kişinin kendisi, avukatı, eşi ya da yasal temsilcisi (anne, baba, vasi) itiraz edebilir; itiraz, kararın öğrenilmesinden itibaren iki hafta içinde nöbetçi Asliye Ceza Mahkemesi'ne yapılmalıdır. S: Tutuklama yerine adli kontrol uygulanması mümkün müdür? C: Evet, mahkemeden tutukluluk yerine yurt dışına çıkış yasağı, belirli günlerde imza yükümlülüğü veya elektronik kelepçe gibi adli kontrol tedbirlerinin uygulanması talep edilebilir; bu tedbirler tutuklamaya göre daha hafiftir ve ölçülülük ilkesi gereği tercih edilmelidir. S: Tutuklu bir kişi avukata nasıl vekâlet verebilir? C: Tutuklu kişi, cezaevinin bulunduğu şehirdeki bir noter aracılığıyla avukata vekâlet verebilir; noter cezaevine gelerek bu işlemi gerçekleştirir ve süreç genellikle avukatın yönlendirmesiyle yürütülür. --- # Tahdit Kodunun Kaldırılması URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/tahdit-kodunun-kaldirilmasi/ Güncelleme: 2026-10-13 Kısa cevap: Tahdit kodu, yabancının Türkiye'ye giriş ve kalışını kısıtlayan idari bir tedbirdir. Kaldırılması için önce ilgili Göç İdaresi Müdürlüğü'ne başvurulur; başvuru reddedilirse İdare Mahkemesi'nde iptal davası açılır. Dava genellikle 6-12 ay sürer. - Tahdit Kodu Nedir? Tahdit kodu, Türkiye'de özellikle yabancılarla ilgili olarak Göç İdaresi Başkanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından uygulanan bir güvenlik ve kamu düzeni tedbiridir. Bu kodlar, bir yabancının Türkiye’ye girişini, kalışını ya da tekrar girişini kısıtlamak, yasaklamak veya belirli şartlara bağlamak amacıyla uygulanır. Tahdit kodları genellikle vize ihlalleri, kamu düzenini tehdit etme, çalışma izni olmadan çalışma, sahte evlilik, yasa dışı örgüt bağlantısı gibi nedenlerle konulur. Her tahdit kodu farklı bir gerekçeye dayanır ve farklı sonuçlar doğurur. - Tahdit Kodu Türleri Kod Açıklama V-69 İkamet izni iptal edilen kişilere konulan kod. V-70 Sahte evlilik yapan kişilere konulan kod. V-71 Adres değişikliğini bildirmeyen veya gerçeğe aykırı beyan eden yabancılara konulan kod. V-77 Ahıska Türkü olduğunu iddia ederek başvuru yapan fakat olmayan kişilere uygulanan kod. V-84 10 gün içinde ikamet izni alma koşuluna bağlı olarak giriş yapan fakat süresi içinde ikamet izni almayan kişilere uygulanan kod. V-146 Adli işlem sonucu pasaportlarına şerh konulan Türk vatandaşlarına uygulanan kod. V-147 V-146 kodu uygulanan kişinin eşine konulan kod. V-148 Geçici barınma merkezinde bulunan kişilere konulan kod. Barınma süresi sona erdiğinde kod kendiliğinden ortadan kalkar. V-154 Sınır dışı kararına karşı dava açan kişilere konulan koddur. Bu koda karşı açılan dava devam ederken kişinin ülkeye girmesi mümkündür. V- 157 İkamet izin talepleri reddedilen kişilere konulan kod. V-159 Üçüncü ülkeye geçiş için ülkemize gelen yabancılara konulan kod.   Kod Açıklama Ç-101 3 ay giriş yasağı Ç-102 6 ay giriş yasağı Ç-103 1 yıl giriş yasağı Ç-104 2 yıl giriş yasağı Ç-105 5 yıl giriş yasağı Ç-113 Yasa dışı giriş/çıkış – 2 yıl + ceza ödenmezse 5 yıl Ç-114 Adli işlem geçiren yabancıya 2 yıl Ç-115 Hapis cezası sonrası 1 yıl daha yasak Ç-116 Kamu düzeni/sağlığına aykırı davranış – 1 yıl Ç-117 Kaçak çalışana 1 yıl Ç-118 İkamet izni iptali sonrası 5 yıl Ç-119 Kaçak çalışma cezası ödenmezse 5 yıl Ç-120 Vize/ikamet cezası ödenmezse 5 yıl Ç-135 Koruma kanununu ihlal – para cezası ödenmezse 5 yıl Ç-136 Geri gönderme masrafı ödenmediği sürece ülkeye giriş yapılamaz Ç-137 Terke davet edilip ayrılmayanlar - 5 yıl Ç-138 Ülkeye giriş yasağı olan yabancılar - 5 yıl Ç-141 Ülkeye girişi bakanlık iznine tabi olanlar Ç-150 Sahte belge ile ülkeye giriş yapmaya çalışanlar Ç-151 İnsan kaçakçılığı suçunu işleyen ya da işlediğine dair şüphe bulunan kişiler Ç-152 İhtiyaten ülkeye girişi yasaklanan kişiler Ç-166 Ülkeye girişini haklı neden dayandırmayan ve mali güvencesi olmayan kişiler   Kod Açıklama G-67 Dolandırıcılık şüphesi G-78 Bulaşıcı hastalık taşıyan kişi G-82 Milli güvenlik tehdidi G-87 Kamu güvenliği tehdidi G-89 Terör bağlantısı G-26 Yasadışı örgüt faaliyetlerinde bulunma G-34 Sahtecilik suçu G-43 Kaçakçılık suçu G-42 Uyuşturucu madde suçu G-48 Fuhuş suçu G-58 Adam öldürme   - Tahdit Kodunun Kaldırılması Tahdit koduna itiraz etmek mümkündür. İtiraz, idari başvuru veya yargı yoluyla dava açmak suretiyle yapılabilir. İdari Başvuru: Yabancı kişi ya da avukatı, tahdit kodunun kaldırılması için ilgili Göç İdaresi Müdürlüğü’ne dilekçe ile başvurabilir. Kodun neden konduğuna dair bilgi talep edilir ve gerekçe sunularak kaldırılması istenir. Tahdit Kodunun Kaldırılması Davası: Eğer idari başvuru reddedilirse, İdare Mahkemesi'nde dava açılır. Bu dava Tahdit kodunun kaldırılması ve iptali için açılır. Genellikle avukat aracılığıyla takip edilmesi önerilir, çünkü dava süreci karmaşık olabilmektedir. - Dava Süreci Dava süresi genellikle 6 ila 12 ay arasında değişebilir. Mahkeme, tahdit kodunun gerekçesiz veya orantısız olduğuna kanaat getirirse, kodun iptaline karar verir. Bu durumda yabancı, Türkiye’ye giriş yapabilir veya mevcut yasağın kaldırılması için yeni başvuru yapabilir. - Önemli Notlar - Her tahdit kodunun hukuki sonucu farklıdır. Dolayısıyla kodun ne anlama geldiği tam olarak öğrenilmelidir. - Kodun kaldırılması için atılacak ilk adım, kodun türünü ve gerekçesini öğrenmektir. Bu bilgi genellikle Göç İdaresi'nden alınır. - Avukat desteğiyle işlem yapılması, sürecin daha sağlıklı yürütülmesini sağlar.   Sınır dışı işlemlerine karşı itiraz edilmesi, hakkınızda konulan tahdit kodunun neden konulduğu ya da iptali için idareye dava açılması gibi tüm süreçlerin takibi için avukatlık ofisimizle iletişime geçebilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Tahdit kodu nedir? C: Göç İdaresi Başkanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından uygulanan bir güvenlik ve kamu düzeni tedbiridir. Bir yabancının Türkiye'ye girişini, kalışını ya da tekrar girişini kısıtlamak, yasaklamak veya belirli şartlara bağlamak amacıyla konulur. S: Tahdit kodu hangi nedenlerle konulur? C: Genellikle vize ihlalleri, kamu düzenini tehdit etme, çalışma izni olmadan çalışma, sahte evlilik ve yasa dışı örgüt bağlantısı gibi nedenlerle konulur. Her kod farklı bir gerekçeye dayanır ve farklı sonuçlar doğurur. S: Ç-101 ile Ç-105 arasındaki kodlar ne anlama gelir? C: Bunlar giriş yasağı sürelerini gösterir: Ç-101 üç ay, Ç-102 altı ay, Ç-103 bir yıl, Ç-104 iki yıl, Ç-105 beş yıl giriş yasağı anlamına gelir. S: Tahdit kodu nasıl kaldırılır? C: İtiraz iki yoldan yapılabilir: idari başvuru veya yargı yoluyla dava açmak. İdari başvuruda yabancı ya da avukatı, ilgili Göç İdaresi Müdürlüğü'ne dilekçe ile başvurur; kodun neden konduğuna dair bilgi talep edilir ve gerekçe sunularak kaldırılması istenir. S: İdari başvuru reddedilirse ne yapılır? C: İdare Mahkemesi'nde tahdit kodunun kaldırılması ve iptali için dava açılır. S: Tahdit kodunun kaldırılması davası ne kadar sürer? C: Dava süresi genellikle 6 ila 12 ay arasında değişebilmektedir. Mahkeme kodun gerekçesiz veya orantısız olduğuna kanaat getirirse iptaline karar verir. S: Kod kaldırılırsa ne olur? C: Yabancı Türkiye'ye giriş yapabilir veya mevcut yasağın kaldırılması için yeni başvuruda bulunabilir. --- # Otellerin Çalınan Eşyalarda Sorumluluğu Var Mıdır? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/otellerin-calinan-esyalarda-sorumlulugu-var-midir/ Güncelleme: 2026-10-13 Kısa cevap: Konaklama işletmeleri, müşterinin getirdiği eşyanın kaybolması, çalınması veya zarar görmesinden kural olarak sorumludur ve bu sorumluluk kusur şartına bağlı değildir. Değerli eşya işletmeye ya da kasaya teslim edilmişse sorumluluk daha geniştir. Zararın işletmeye gecikmeksizin bildirilmesi, talebin ileri sürülebilmesi bakımından önemlidir. OTELLERİN, ÇALINAN EŞYALARDA SORUMLULUĞU VAR MIDIR? Yaz mevsiminin gelmesi ile birlikte tatil sezonu açıldı ve tatil yerlerine, otellere akın eden insanların; gerek işletmenin kendine düşen özen yükümlülüğünü yerine getirmemesi gerekse yaşanan kalabalık nedeni ile kaybolan, çalınan eşyalarının maddi zararlarını otelden istenip istenemeyeceği soru işareti sıklıkla akıllara gelmeye başladı. Bu yazımızda otelde konaklayan müşterinin, çalınan veya zarara uğrayan eşyasından otel işletmelerinin sorumlu olup olmadığını açıklayacağız. Otel İşletmesi, Çalınan veya Kaybolan Eşyalardan Sorumlu Mudur? Bu sorunun cevabı Türk Borçlar Kanunu 576. ve 577.maddelerinde açıkça düzenlenmiştir. İlgili kanun maddesi ile otel işletmecilerine ağır bir sorumluluk yüklenmiş durumdadır. İşletmelerin kanun uyarınca, konaklayan kişilerin beraberinde getirdikleri eşyaların zarara uğraması veya çalınmasında sorumlulukları bulunmaktadır.   MADDE-576: “Otel, motel, pansiyon, tatil köyü gibi yerleri işletenler, konaklayanların getirdikleri eşyanın yok olması, zarara uğraması veya çalınmasından sorumludurlar.” Otel İşletmesinin, Sorumluluktan Kurtulması Mümkün Müdür? Müşterilerin çalınan veya zarara uğrayan eşyalarından doğan sorumluluktan işletenlerin kurtulması mümkündür. İşletenler kendilerine yüklenen bu sorumluluktan ancak; - Müşterinin ağır kusuru olması, - Mücbir sebeplerin varlığı , - Eşyanın niteliğinden dolayı zararın meydana geldiğini ispat ederek kurtulabilecektir.   Otel İşletmesinin Sorumluluğu Ne Kadardır? Otelde çalınan veya zarara uğrayan eşyalarımızdan kaynaklanan maddi zararlarımızın tamamını otelden isteyebilir miyiz? Otel bu zararların ne kadarını karşılamakla yükümlüdür? dendiğinde ise otel işletmesinin kusuru bulunup bulunmadığı göz önünde bulundurulmalıdır. Kusur halinde işleten; zarar gören, çalınan eşyanın bedeli oranında sorumlu olacaktır. İşletenler kusursuz olduklarını ispatladıklarında, zarara uğrayan müşterilere karşı günlük konaklama ücretinin üç katına kadar bedelden sorumlu olacaklardır. Zarara Uğradığımda Ne Yapmalıyım? Konakladığınız işletmede eşyanızın çalınması veya zarara uğraması durumunda mutlaka hemen işletme sahibine bu konu ile ilgili bilgilendirme yapmalısınız. Bu bilgilendirmenin, daha sonrasında ispat edilebilir olması açısından yazılı şekilde olmasına dikkat etmelisiniz. (Mail, ihtar vb.) Zira Türk Borçlar Kanunu m.578’de düzenlendiği üzere: “Konaklayan zararını öğrenir öğrenmez işletene bildirmezse, istem hakkını kaybeder.” Kıymetli Eşyanın Çalınması Halinde Otel İşletmesi Sorumlu Mudur? Kıymetli eşya söz konusu olduğunda durum biraz daha farklılık göstermektedir. Öncelikle mutlaka işletene böyle bir kıymetli eşyanın (büyük miktarda para, kıymetli evrak yahut ziynet eşyası gibi) yanınızda bulunduğunu ve özel saklama koşulları gerektirdiğini, saklanmasını talep ettiğinizi yazılı olarak bildirmelisiniz. Konaklayanlar tarafından işletenlerden böyle bir talepte bulunduğunun ispatı halinde işletenlerin değerli eşyaları muhafaza altına alıp almamasının önemi yoktur. İşletenler kıymetli eşyaları muhafaza altına almaktan kaçınsalar dahi eşyaların tam değerinden sorumlu olacaklardır. Konaklayanlar tarafından kıymetli eşyalarla ilgili bilgi verilmediği ve işleten kusursuzluğunu ispat ettiği takdirde ancak konaklama bedelinin üç katına kadar sorumlu olacaktır. MADDE 577: ”Kıymetli eşya veya oldukça önemli miktarda para veya kıymetli evrak, işletene saklanması için bırakılmamışsa, işleten ancak kendisinin veya çalışanlarının kusuru hâlinde sorumlu olur. İşleten, bunları saklamak üzere almış veya almaktan kaçınmışsa, eşyanın tam değerinden sorumludur.” Ayrıca son olarak önemle belirtmek gerekir ki sıkça otellerin girişlerinde, panolarında ya da kayıt oluşturulan danışma kısımlarında müşterilerin özel eşyalarının uğradığı zararlardan sorumlu olmayacaklarına dair yazılar astıkları görülmektedir. İŞLETEN HER NE KADAR SORUMLULUK ÜSTLENMEDİĞİNİ VEYA SORUMLULUĞU BU KANUNDA GÖSTERİLMEMİŞ OLAN BİR KOŞULA BAĞLADIĞINI, HERHANGİ BİR YOLLA İLAN ETSE BİLE, SORUMLULUKTAN KURTULAMAYACAKTIR.   Tazminat davalarınızın takibi için avukatlık ofisimizle iletişime geçebilir, yaşadığınız olay hakkında yasal hakkınızı öğrenmek adına danışmanlık hizmetimizden faydalanabilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Otelde eşyam çalındı, otel sorumlu mu? C: Konaklama işletmeleri müşterinin getirdiği eşyanın kaybolması, çalınması veya zarar görmesinden kural olarak sorumludur. Bu sorumluluk için işletmenin kusurlu olması gerekmez. S: Odada "kayıp eşyadan sorumlu değiliz" yazıyordu, bu geçerli mi? C: Bu tür tek taraflı duyurular sorumluluğu kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Kanundan doğan sorumluluk, işletmenin astığı bir levhayla bertaraf edilemez. S: Değerli eşyamı kasaya koymadım, hakkımı kaybeder miyim? C: Değerli eşyanın işletmeye veya kasaya teslim edilmemiş olması, tazminat miktarının belirlenmesinde dikkate alınabilir. Ancak talebi tümüyle ortadan kaldırmaz. S: Zararı ne zaman bildirmeliyim? C: Kaybı veya zararı öğrenir öğrenmez gecikmeksizin işletmeye bildirmelisiniz. Gecikme, talep hakkının ileri sürülmesini zorlaştırır. S: Hangi mahkemeye başvurmalıyım? C: Uyuşmazlık tüketici işlemi niteliğindeyse tutara göre tüketici hakem heyetine ya da tüketici mahkemesine başvurulur. --- # Pendik Boşanma Avukatı URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/pendik-bosanma-avukati/ Güncelleme: 2026-10-13 Kısa cevap: Boşanma davaları anlaşmalı ya da çekişmeli olarak yürür. Anlaşmalı boşanma için evliliğin en az bir yıl sürmüş olması ve tarafların boşanmanın tüm sonuçlarında anlaşması gerekir. Çekişmeli davada iddiaların mahkemede ispatlanması aranır. ## PENDİK BOŞANMA AVUKATI Koza Avukatlık ve Danışmanlık Bürosu olarak, İstanbul başta olmak üzere Türkiye'nin her yerinde boşanma hukuku alanında profesyonel avukatlık ve danışmanlık hizmeti sunmaktayız. Anlaşmalı ve çekişmeli boşanma davalarının yanı sıra nafaka, velayet, mal paylaşımı ile maddi ve manevi tazminat gibi konularda müvekkilerimize hukuki destek sağlamaktayız. Boşanma süreci, taraflar açısından oldukça zor ve yıpratıcı bir dönem olabilir. Hukuki ve mali konular başta olmak üzere karşılaşılabilecek tüm zorlukların üstesinden gelmek için deneyimli bir boşanma avukatı ile süreci yürütmek önemlidir. Bu noktada, doğru avukat seçimi boşanma sürecinin en kritik aşamalarından biridir. Koza Avukatlık ve Danışmanlık Bürosu olarak, müvekkillerimizin haklarını en üst düzeyde koruyarak, boşanma taleplerini en hızlı ve etkili şekilde sonuçlandırmalarına yardımcı oluyoruz. Boşanma davalarında hak kaybına uğramamanız için, Kartal'da faaliyet gösteren uzman avukatlarımızla hukuki destek sağlamaktayız. ## BOŞANMA AVUKATI HİZMETLERİMİZ •Anlaşmalı Boşanma Davası •Anlaşmalı Boşanma Protokolü •Çekişmeli Boşanma Davası •Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması Nedeniyle Boşanma •Zina Sebebiyle Boşanma •Terk Nedeniyle Boşanma •Hayata Kast, Pek Kötü veya Onur Kırıcı Davranış Nedeniyle Boşanma •Suç İşleme ve Haysiyetsiz Yaşam Nedeniyle Boşanma •Akıl Hastalığı Nedeniyle Boşanma •Mal Paylaşımı Davası •Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi •Mal Ayrılığı Rejimi •Evlilik ve Mal Rejimi Sözleşmeleri •Tapuda Aile Konutu Şerhi İşlemleri •Boşanma Davasında Tazminat •Maddi ve Manevi Tazminat Talepleri •Boşanma Davasında Nafaka Talebi •Yoksulluk Nafakası •Tedbir Nafakası •İştirak Nafakası •Nafaka Artırım ve Kaldırma Davaları •Boşanma Davasında Velayet Talebi •Anlaşmalı Boşanmada Ortak Velayet •Velayetin Değiştirilmesi Davaları ## BOŞANMA DAVASI NEDİR? Boşanma davası, evlilik birliğini sona erdirmek amacıyla açılan bir dava türüdür. Türk Medeni Kanunu’nun 145 ila 184. maddeleri arasında düzenlenen boşanma süreci, anlaşmalı veya çekişmeli olarak iki farklı şekilde yürütülebilir. Evlilik süresi bir yıldan uzun olan ve her iki tarafın boşanma şartlarında anlaştığı durumlarda anlaşmalı boşanma davası açılabilir. Ancak, taraflardan biri boşanmak istemiyor veya nafaka, velayet, mal paylaşımı gibi konularda uzlaşma sağlanamıyorsa çekişmeli boşanma davası söz konusu olacaktır. ## ANLAŞMALI BOŞANMA DAVASI Anlaşmalı boşanma, çekişmeli boşanmaya göre daha hızlı ve düşük maliyetli bir süreçtir. Ancak, sürecin doğru ve hukuka uygun yürütülmesi adına anlaşmalı boşanma avukatı ile çalışmak hak kayıplarını önleyecektir. Anlaşmalı Boşanma Davası Açma Şartları: •Evliliğin en az 1 yıl sürmüş olması •Tarafların boşanma konusunda ve boşanmanın sonuçlarıyla ilgili (nafaka, velayet, mal paylaşımı vb.) anlaşmaya varmış olması •Anlaşmalı boşanma protokolünün usulüne uygun şekilde hazırlanması •Hakimin, tarafları bizzat dinleyerek anlaşma koşullarını onaylaması ## ÇEKİŞMELİ BOŞANMA DAVASI Tarafların boşanma ve boşanmaya bağlı konular (velayet, nafaka, tazminat, mal paylaşımı) üzerinde anlaşmazlığa düştüğü durumlarda çekişmeli boşanma davası açılır. Çekişmeli boşanma süreci, anlaşmalı boşanmaya göre daha uzun ve karmaşık olup, iddiaların mahkemede ispatlanması gerekir. Çekişmeli Boşanma Davasının Sebepleri: •Şiddetli geçimsizlik (evlilik birliğinin temelinden sarsılması) •Zina (aldatma) •Hayata kast ve onur kırıcı davranış •Suç işleme ve haysiyetsiz yaşam sürme •Terk •Akıl hastalığı ## BOŞANMA DAVASINDA NAFAKA TALEBİ Boşanma sonrasında ekonomik olarak zorluk yaşayacak olan taraf, diğer eşten nafaka talep edebilir. Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesi gereğince yoksulluk nafakası talebi, boşanma davası sırasında veya sonrasında yapılabilir. Nafaka Türleri: •Yoksulluk Nafakası: Boşanma nedeniyle ekonomik zorluk yaşayacak tarafa ödenir. •İştirak Nafakası: Çocukların bakım ve eğitim giderleri için velayeti almayan taraf tarafından ödenir. •Tedbir Nafakası: Boşanma davası süresince geçici olarak ödenir. •Nafaka Artırım/Kaldırma Davası: Mali durum değişikliklerine göre nafaka miktarının artırılması veya kaldırılması talep edilebilir. [caption id="attachment_1539" align="aligncenter" width="300"] pendik anlaşmalı boşanma avukatı, pendik boşanma avukatı, pendik çekişmeli boşanma avukatı[/caption] ## BOŞANMA DAVASINDA VELAYET TALEBİ Çocukların velayeti, boşanma davası sürecinde en önemli konular arasındadır. Mahkeme, çocuğun üstün yararını göz önünde bulundurarak velayetin hangi ebeveyne verileceğine karar verir. Velayet Davası Açma Sebepleri: •Çocuğun bakım ve eğitim ihtiyaçlarının daha iyi karşılanması •Velayeti elinde bulunduran ebeveynin çocuğa zarar vermesi veya ilgisiz davranması •Çocuğun menfaatine aykırı yaşam koşullarının oluşması Ortak Velayet Mümkün mü? Türk Medeni Kanunu’nda ortak velayet konusunda açık bir düzenleme bulunmamakla birlikte, anlaşmalı boşanma davalarında ortak velayet yönünde mahkeme kararı alınması mümkündür. ## PENDİK BOŞANMA AVUKATI HİZMETLERİ Boşanma davalarında doğru hukuki destek almak, sürecin hızlı ve hak kaybı yaşanmadan sonuçlanmasını sağlar. Koza Avukatlık ve Danışmanlık Bürosu olarak, Pendik’te boşanma avukatı hizmeti sunarak, müvekkillerimizin haklarını koruyor ve en iyi sonucu almalarına yardımcı oluyoruz. Boşanma sürecinizle ilgili danışmanlık almak ve profesyonel hukuki destek için bizimle iletişime geçebilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Anlaşmalı boşanma davası açmanın şartları nelerdir? C: Evliliğin en az 1 yıl sürmüş olması, tarafların boşanma ve sonuçları (nafaka, velayet, mal paylaşımı) konusunda anlaşmış olması, protokolün usulüne uygun hazırlanması ve hâkimin tarafları bizzat dinleyerek anlaşma koşullarını onaylaması gerekir. S: Çekişmeli boşanma davası hangi sebeplere dayanır? C: Şiddetli geçimsizlik (evlilik birliğinin temelinden sarsılması), zina, hayata kast ve onur kırıcı davranış, suç işleme ve haysiyetsiz yaşam sürme, terk ve akıl hastalığı. S: Boşanmada kaç çeşit nafaka vardır? C: Yoksulluk nafakası boşanma nedeniyle ekonomik zorluk yaşayacak tarafa ödenir. İştirak nafakası çocukların bakım ve eğitim giderleri için velayeti almayan tarafça ödenir. Tedbir nafakası dava süresince geçici olarak ödenir. Ayrıca mali durum değişirse nafaka artırım veya kaldırma davası açılabilir. S: Velayet neye göre belirlenir? C: Mahkeme, çocuğun üstün yararını göz önünde bulundurarak velayetin hangi ebeveyne verileceğine karar verir. S: Ortak velayet mümkün mü? C: Türk Medeni Kanunu'nda ortak velayet konusunda açık bir düzenleme bulunmamakla birlikte, anlaşmalı boşanma davalarında ortak velayet yönünde mahkeme kararı alınması mümkündür. S: Yoksulluk nafakası ne zaman talep edilebilir? C: Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesi gereğince yoksulluk nafakası talebi boşanma davası sırasında veya sonrasında yapılabilir. --- # Memuriyete Engel Suçlar Nelerdir? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/memuriyete-engel-suclar-nelerdir/ Güncelleme: 2026-10-13 Kısa cevap: Memuriyete engel suçlar 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 48. maddesinde düzenlenmiştir ve iki grupta toplanır. Birincisi, kasten işlenen bir suçtan 1 yıl veya daha fazla hapis cezası almış olmaktır. İkincisi, madde metninde tek tek sayılan suçlardır: zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama ve kaçakçılık. Bu suçlarda alınan ceza miktarı önemli değildir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı memuriyete engel oluşturmaz. ## Memuriyete Engel Suçlar Nelerdir? Sabıkam Var Yine de Memur Olabilir Miyim? diyorsanız eğer bu sorunun cevabı 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 48.maddesinde açıklanmıştır. İlgili maddeye göre memur olmaya engel cezalar temelde ikiye ayrılmıştır: 1.Kasten işlenen bir suçtan 1 yıl veya daha fazla hapis cezası alınması. 2.Madde metninde sayılı suçların işlenmiş olması. ## Devlet Memurları Kanunu’na Göre Memurluğa Engel Suçlar Nelerdir? - İlgili kanun maddesinde öncelikle kasten işlenen bir suçtan ötürü 1 yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına hükmedilmiş kişilerin memuriyete kabul edilmeyeceği ve eğer bu suç görev sırasında işlenmişse memuriyetten çıkarılacağı; aynı zamanda bu kişi henüz memur olmamışsa memuriyete alınmayacağı düzenlenmiştir. - Daha sonra ise madde metninde açıkça bazı suçlar sayılarak bu suçlardan alınan ceza miktarı ne olursa olsun kişinin sayılı suçlardan ceza almış olması hali de memuriyete engel ve memuriyetten çıkarılma sebebi olarak sayılmıştır:   Devletin güvenliğine karşı suçlar; - Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak. - Düşmanla işbirliği yapmak. - Devlete karşı savaşa tahrik, - Temel milli yararlara karşı faaliyette bulunmak için yarar sağlama, - Yabancı devlet aleyhine asker toplama, - Askeri tesisleri tahrip ve düşman askeri hareketleri yararına anlaşma, - Düşman devlete maddi ve mali yardım,   Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar; - Anayasayı ihlal, - Cumhurbaşkanına suikast ve fiili saldırı, - Yasama organına karşı suç, - Hükümete karşı suç, - Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine karşı silahlı isyan, - Silahlı örgüt, - Silah sağlama, - Suç için anlaşma suçu.   Süresi ne olursa olsun alınan mahkumiyet nedeniyle memuriyete atanmaya engel suçlar 657 sayılı Kanunun 48/A-5 inci maddesinde tek tek sayılmıştır. Söz konusu bu suçlar; - Zimmet, - İrtikap, - Rüşvet, - Hırsızlık, - Dolandırıcılık, - Sahtecilik, - Güveni kötüye kullanma, - Hileli iflas, - İhaleye fesat karıştırma, - Edimin ifasına fesat karıştırma, - Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, - Kaçakçılıktır.   ## Adli Para Cezası Almak Memuriyete Engel Midir? Kişiye verilen hapis cezası adli para cezasına çevrilmiş, memnu hakların iadesi kararı alınmış ve adli sicil kaydı silinmiş olsa dahi, işlenen suç kanunda sayılan suçlar arasında yer alıyorsa eğer kişi memur olarak atanamayacaktır. Fakat işlenen suçun kanunda sayılan suçlardan olmaması, adli para cezasına çevrilen hapis cezasının 1 yıl veya altında olması ve memnu hakların iadesi kararı alınması halinde kişi memur olarak atanabilecektir. ## Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) Kararı Memuriyete Engel Midir? Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verildiği durumlar memuriyete engel teşkil etmemektedir. HAGB kararına konu suçun türü de önemli değildir, kanunda sayılı suçlardan dolayı HAGB alınması halinde dahi kişi memuriyete alınabilecektir. Ayrıca HAGB kararı olan kimseler açısından memuriyete alım için denetim süresinin bitmesi de beklenmemektedir.   Memnu hakların iadesi, adli sicil kaydının silinmesi ve ceza dosyalarınızın takibi hakkında danışmanlık almak için avukatlık ofisimizle iletişime geçebilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Hangi cezalar memuriyete engeldir? C: Kasten işlenen bir suçtan 1 yıl veya daha fazla hapis cezası almak memuriyete engeldir. Ayrıca 657 sayılı Kanun'un 48. maddesinde sayılan suçlarda ceza miktarı ne olursa olsun kişi memur olamaz. S: Memuriyete engel olan suçlar hangileridir? C: Zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama ve kaçakçılık. Ayrıca devletin güvenliğine ve anayasal düzene karşı suçlar da bu kapsamdadır. S: HAGB kararı memuriyete engel mi? C: Hayır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı memuriyete engel teşkil etmez ve suçun türü de önemli değildir. Kanunda sayılı suçlardan HAGB alınmış olsa dahi kişi memuriyete alınabilir. Ayrıca denetim süresinin bitmesi de beklenmez. S: Adli para cezası almak memuriyete engel mi? C: İşlenen suç kanunda sayılan suçlar arasındaysa, hapis cezası adli para cezasına çevrilmiş ve adli sicil kaydı silinmiş olsa dahi kişi memur olarak atanamaz. Suç sayılanlardan değilse, ceza 1 yıl veya altındaysa ve memnu hakların iadesi kararı alınmışsa atanma mümkündür. S: Sabıka kaydım var, memur olabilir miyim? C: Kaydın hangi suça ve hangi cezaya ait olduğuna bağlıdır. Kasten işlenen suçtan 1 yıl ve üzeri hapis ile maddede sayılan suçlar engeldir. Bunların dışındaki kayıtlar tek başına engel oluşturmayabilir; dosyanın ayrıca değerlendirilmesi gerekir. --- # Ayıplı Malın İadesi Nasıl Yapılır? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/ayipli-malin-iadesi-nasil-yapilir/ Güncelleme: 2026-10-13 Kısa cevap: Ayıplı mal teslim alan tüketici dört haktan dilediğini seçebilir: sözleşmeden dönerek bedeli geri isteme, bedelde indirim isteme, ücretsiz onarım veya ayıpsız misliyle değişim. Seçim tüketiciye aittir, satıcı belirleyemez. Zamanaşımı süresi teslimden itibaren iki yıl, konut ve tatil amaçlı taşınmazlarda beş yıldır. ## Ayıplı Mal Nedir? Ayıplı malın iadesi, tüketiciye teslimi anında, taraflarca kararlaştırılmış olan örnek ya da modele uygun olmaması ya da objektif olarak sahip olması gereken özellikleri taşımaması nedeniyle sözleşmeye aykırı olan maldır. ## Satıcı, Ayıplı Maldan Sorumlu Mudur? Satıcı, malı satış sözleşmesine uygun olarak tüketiciye teslim etmekle yükümlüdür. ## Satıcı Sorumluluktan Nasıl Kurtulabilir? Satıcı, kendisinden kaynaklanmayan reklam yoluyla yapılan açıklamalardan haberdar olmadığını ve haberdar olmasının da kendisinden beklenemeyeceğini veya yapılan açıklamanın içeriğinin satış sözleşmesinin akdi anında düzeltilmiş olduğunu veya satış sözleşmesi kurulma kararının bu açıklama ile nedensellik bağı içinde olmadığını ispatladığı takdirde açıklamanın içeriği ile bağlı olmaz. ## Ayıplı Malın İadesi İçin Süre Var Mıdır? Teslim tarihinden itibaren altı ay içinde ortaya çıkan ayıpların, teslim tarihinde var olduğu kabul edilir. Bu durumda malın ayıplı olmadığının ispatı satıcıya aittir.[1] Altı ay geçtikten sonra ortaya çıkan ayıplarda ise ayıbın teslim anında var olduğunu tüketicinin göstermesi gerekir. Bu yüzden faturayı, ürünün fotoğraflarını ve servis kayıtlarını saklamak önemlidir. 14 günlük süreyle karıştırmayın. İnternetten ya da telefonla alınan ürünlerde 14 gün içinde gerekçe göstermeden iade, cayma hakkıdır ve ürünün ayıplı olmasını gerektirmez.[3] Ayıplı mal iadesi ise bu 14 günle sınırlı değildir; ayıp, aşağıda anlatılan zamanaşımı süresi içinde ortaya çıkarsa iade istenebilir. Satıcının cevap süresi. Onarım ya da değişim talebinizi satıcı en geç 30 iş günü içinde yerine getirmek zorundadır; konut ve tatil amaçlı taşınmazlarda bu süre 60 gündür. Süre aşılırsa diğer seçimlik haklarınızı, örneğin iadeyi, kullanabilirsiniz.[1] ## Malın Ayıplı Olması Halinde Tüketicinin Hakları Nelerdir? Malın ayıplı olduğunun anlaşılması durumunda tüketici; - Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, - Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden indirim isteme, - Aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme, - İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir misli ile değiştirilmesini isteme, seçimlik haklarından birini kullanabilir. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür. Aksi halde tüketicilerin Tüketici Hakem Heyeti'ne ya da parasal sınırı aşması halinde Tüketici Mahkemesi'ne başvurma hakları bulunmaktadır. ## Zaman aşımı Süresi Ne Kadardır? Kanunlarda veya taraflar arasındaki sözleşmede daha uzun bir süre belirlenmediği takdirde, ayıplı maldan sorumluluk, ayıp daha sonra ortaya çıkmış olsa bile, malın tüketiciye teslim tarihinden itibaren iki yıllık zamanaşımına tabidir. Satın almış olduğunuz malın, ayıp daha sonradan ortaya çıkmış olsa dahi kusurlu olması halinde satıcının sorumluluğuna gidilerek malın bedel iadesini, malın aynı ile değiştirilmesini ya da onarılmasını isteme hakkınız vardır. Tüketici olarak haklarınızı öğrenmek ve sürecin takibinin yapılması için avukatlık ofisimizle iletişime geçebilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Satıcı iade yapmıyor, ne yapabilirim? C: Ayıplı malda dört seçimlik haktan dilediğinizi kullanabilirsiniz. Satıcı kabul etmezse tutara göre tüketici hakem heyetine veya tüketici mahkemesine başvurabilirsiniz. S: Hangi hakkı seçeceğime satıcı mı karar verir? C: Hayır. Seçim tüketiciye aittir. Satıcı "önce tamir edelim" diyerek tercihinizi belirleyemez. S: Ayıplı malı ne kadar süre içinde iade edebilirim? C: Kanuni zamanaşımı süresi teslimden itibaren iki yıl, konut ve tatil amaçlı taşınmazlarda beş yıldır. S: Ayıp sonradan ortaya çıktı, hakkım var mı? C: Evet. Gizli ayıplarda da zamanaşımı süresi içinde başvurabilirsiniz. Ayıp satıcının ağır kusuru veya hilesiyle gizlenmişse zamanaşımından yararlanamaz. S: Kargo ücretini kim öder? C: Ayıplı malın iadesinde taşıma masrafları satıcıya aittir; tüketiciden bu masraf istenemez. S: Kusurlu ürün kaç gün içinde iade edilir? C: Ayıplı mal iadesi 14 günle sınırlı değildir. Ayıp, teslimden itibaren iki yıl içinde ortaya çıkarsa iade istenebilir; konut ve tatil amaçlı taşınmazlarda bu süre beş yıldır. 14 günlük süre, ayıp aranmayan cayma hakkına aittir. S: Satıcı ayıplı malı ne kadar sürede onarmalı ya da değiştirmeli? C: Satıcı, onarım ya da değişim talebini en geç 30 iş günü içinde yerine getirmek zorundadır; konut ve tatil amaçlı taşınmazlarda bu süre 60 gündür. Süre aşılırsa tüketici iade gibi diğer seçimlik haklarını kullanabilir. S: İnternetten alınan ayıplı ürün 14 günden sonra iade edilebilir mi? C: Evet. 14 günlük süre cayma hakkı içindir. Ürün ayıplıysa, 14 gün geçmiş olsa bile ayıplı mal hükümlerine göre iade, değişim, onarım ya da bedel indirimi istenebilir. --- # İcra Takibi Nasıl Başlatılır? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/icra-takibi-nasil-baslatilir/ Güncelleme: 2026-10-13 Kısa cevap: İcra takibi, alacaklının icra dairesine takip talebi vermesiyle başlar; önce dava açmak gerekmez. İcra dairesi borçluya ödeme emri gönderir. Borçlu 7 gün içinde itiraz etmezse takip kesinleşir ve borçlunun maaşına, banka hesabına ya da mallarına haciz istenebilir. İcra takibi, alacaklının icra dairesine takip talebi vermesiyle başlar; bunun için önce dava açmak gerekmez. İcra dairesi borçluya ödeme emri gönderir. Borçlu 7 gün içinde itiraz etmezse takip kesinleşir ve borçlunun maaşına, banka hesabına ya da mallarına haciz istenebilir.[1] Takip, adliyedeki icra dairesine giderek ya da e-imzayla UYAP üzerinden açılabilir. Hangi takip yolunun seçileceği, elinizdeki belgeye göre değişir. ## İcra Dosyası Nasıl Açılır? İcra dosyası açmak için izlenecek adımlar şunlar: - Takip talebi: Alacaklı ve borçlunun bilgileri, alacağın miktarı, faizi ve dayanağı yazılır. - Belgeler: Sözleşme, fatura, senet ya da mahkeme kararı gibi alacağı gösteren belgeler eklenir. - Harç ve masraf: Takip harcı ve tebligat masrafı yatırılır. - Ödeme emri: İcra dairesi dosyayı açar ve borçluya ödeme emri gönderir. Takip talebi borçlunun yerleşim yerindeki ya da sözleşmenin ifa edileceği yerdeki icra dairesine verilir. Yanlış yerde açılan takipte borçlu yetki itirazında bulunabilir. ## Hangi Takip Yolu Seçilmeli? Elinizdeki belgeTakip yoluBorçlunun itiraz süresi Fatura, sözleşme ya da yazılı belgeİlamsız takip (genel haciz yolu)7 gün Çek, senet ya da poliçeKambiyo senetlerine özgü takip5 gün Kesinleşmiş ya da icrası mümkün mahkeme kararıİlamlı takipİcra emrine karşı 7 gün içinde ödeme Ödenmeyen kiraKiralanan taşınmazın tahliyesi için ilamsız takipÖdeme için 30 gün Çek ve senetlerde süreç daha hızlıdır; ayrıntıları karşılıksız çek ve senet icra takibi yazısında. Ödenmeyen kira için takip ve tahliye süreci ise kirasını ödemeyen kiracının tahliyesi yazısında anlatılıyor.[1] ## Ödeme Emri Gönderildikten Sonra Ne Olur? İlamsız takipte borçlu, ödeme emri kendisine tebliğ edildikten sonra 7 gün içinde itiraz edebilir; borcu kabul ediyorsa 7 gün içinde öder.[1] İtiraz edilmezse takip kesinleşir. Borçlunun itiraz edip etmediğini UYAP üzerinden takip edebilirsiniz. ## Borçlu İtiraz Ederse Ne Yapılır? İtiraz takibi durdurur. Alacaklının iki yolu vardır:[1] - İtirazın kaldırılması: Alacak imzası ikrar edilmiş bir belgeye dayanıyorsa, itirazın tebliğinden itibaren 6 ay içinde icra mahkemesine başvurulur. - İtirazın iptali davası: Diğer durumlarda itirazın tebliğinden itibaren 1 yıl içinde genel mahkemede dava açılır. Ticari alacaklarda bu davadan önce arabulucuya başvurmak zorunludur. Ayrıntılar itirazın iptali davası yazısında. ## Takip Kesinleşince Haciz Nasıl İstenir? Kesinleşen takipte alacaklı, ödeme emrinin tebliğinden itibaren 1 yıl içinde haciz isteyebilir.[1] Haciz; borçlunun banka hesaplarına, araçlarına, taşınmazlarına ve maaşına uygulanabilir. Maaşta kesintinin sınırı maaşın ne kadarı haczedilebilir yazısında; borçlunun üzerinde haczedilecek bir şey çıkmazsa izlenecek yol da borçlunun üzerinde mal yoksa ne yapılır yazısında. ## İcra Takibi İçin Avukat Gerekir mi? Gerekmez; takibi alacaklı kendisi de başlatabilir. Ancak takip yolunun yanlış seçilmesi, faizin hatalı hesaplanması ya da yetkisiz icra dairesinde takip açılması, itirazla takibin aylarca durmasına yol açabilir. Borçlunun itiraz edeceği tahmin ediliyorsa, takibin baştan buna göre kurulması zaman kazandırır. ## İcra Takibi Ne Kadar Sürer? Borçlu itiraz etmez ve borcu öderse süreç birkaç hafta içinde kapanır. İtiraz edilirse, itirazın kaldırılması ya da itirazın iptali yargılaması bu süreye eklenir. Haciz aşamasının süresi ise borçlunun malvarlığına göre değişir. ## Takipten Önce Alacağınızı Nasıl Belgelemelisiniz? Takibin hızını çoğu zaman alacağın ne kadar iyi belgelendiği belirler. Borçlunun imzasını taşıyan bir sözleşme, borcu kabul ettiği bir mesaj ya da kabul edilmiş bir fatura, itiraz hâlinde icra mahkemesinde hızlı sonuç alınmasını sağlar. Koza Avukatlık ve Danışmanlık olarak takip talebini hazırlamadan önce elinizdeki belgelerin hangi takip yoluna en uygun olduğunu inceliyor, borçlunun itiraz ihtimaline göre dosyayı baştan kuruyoruz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: İcra takibi nasıl başlatılır? C: Alacaklı, alacağın miktarını ve dayanağını gösteren bir takip talebiyle icra dairesine başvurur, harcı ve tebligat masrafını yatırır. İcra dairesi dosyayı açar ve borçluya ödeme emri gönderir. S: İcra dosyası nereden açılır? C: Borçlunun yerleşim yerindeki ya da sözleşmenin ifa edileceği yerdeki icra dairesinden açılır. Adliyeye gitmeden e-imzayla UYAP üzerinden de açılabilir. S: e-Devlet'ten icra takibi başlatılabilir mi? C: Yalnızca e-Devlet şifresiyle başlatılamaz. E-imza ya da mobil imzası olanlar UYAP Vatandaş Portalı üzerinden takip talebi verebilir. S: Borçlu ödeme emrine kaç gün içinde itiraz edebilir? C: İlamsız takipte ödeme emrinin tebliğinden itibaren 7 gün, çek ve senede dayalı kambiyo takibinde 5 gün içinde itiraz edebilir. S: Borçlu itiraz ederse ne yapılır? C: Takip durur. Alacak imzası kabul edilmiş bir belgeye dayanıyorsa 6 ay içinde icra mahkemesinden itirazın kaldırılması, diğer durumlarda 1 yıl içinde itirazın iptali davası istenir. S: Haciz ne zaman istenebilir? C: Takip kesinleştikten sonra, ödeme emrinin tebliğinden itibaren 1 yıl içinde haciz istenebilir. Haciz banka hesaplarına, maaşa, araçlara ve taşınmazlara uygulanabilir. S: İcra takibi için avukat şart mı? C: Şart değildir; alacaklı takibi kendisi de başlatabilir. Ancak yanlış takip yolu, hatalı faiz hesabı ya da yetkisiz icra dairesi, itirazla takibin uzun süre durmasına yol açabilir. S: İcra takibi ne kadar sürer? C: Borçlu itiraz etmez ve öderse süreç birkaç hafta içinde kapanır. İtiraz edilirse itirazın kaldırılması ya da iptali yargılaması bu süreye eklenir; haciz aşaması borçlunun malvarlığına göre değişir. --- # Aidat Ödemeyen Kiracı Tahliye Edilebilir Mi? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/aidat-odemeyen-kiraci-tahliye-edilebilir-mi/ Güncelleme: 2025-02-13 Kısa cevap: Aidatını ödemeyen kiracı, kiraya veren tarafından yazılı bildirimle en az 30 gün süre verildiği ve bu sürede de ödeme yapılmadığı takdirde, taşınmazın bulunduğu yer Sulh Hukuk Mahkemesinde açılacak tahliye davasıyla tahliye edilebilir. Ayrıca ev sahibi icra takibi de başlatabilir; kiracı 7 gün içinde itiraz etmezse takip kesinleşir. Kira davaları açılmadan önce zorunlu arabuluculuk sürecinin tamamlanması gerekir. Aidat Ödemeyen Kiracı Tahliye Edilebilir Mi? Kiracıların her ay düzenli olarak kirayı ödeme yükümlülüklerine ek olarak yan gider olan aidatı da ödemeleri gerekmektedir. Ev sahipleri, aidatı ödemeyen kiracılarını tahliye etme hakkına sahiptirler. Tahliye Davası Yolu İle Kiracının Tahliyesi Türk Borçlar Kanunu 315.maddesinde bu konu “Kiracı, kiralananın tesliminden sonra muaccel olan kira bedelini veya yan gideri ödeme borcunu ifa etmezse, kiraya veren kiracıya yazılı olarak bir süre verip, bu sürede de ifa etmeme durumunda, sözleşmeyi feshedeceğini bildirebilir.” şeklinde düzenlenmiş olup ev sahiplerinin öncelikle ödeme yapılması hususunda kiracıya yazılı bir bildirimde bulunarak süre vermeleri gerektiği belirtilmiştir. Kanunda yer alan kiracıya verilecek süre ise konut ve çatılı iş yerleri için 30 günden az olmamalıdır. Yapılan bildirim ve verilene süreye rağmen aidat ödemesini yapmayan kiracı aleyhine taşınmazın bulunduğu yer Sulh Hukuk Mahkemesi’nde tahliye davası açılabilecektir. Kira hukukuna ilişkin davalar zorunlu arabuluculuk kapsamında yer aldığından dava açılmadan önce arabuluculuk süreci yürütülmelidir. İcra Takibi Yolu İle Kiracının Tahliyesi Aidat borcunu ödemeyen kiracı aleyhine ev sahipleri yazılı bildirimin yanı sıra icra takibi başlatma hakkına da sahiptirler. - İcra takibinin başlatılması sonrası icra dairesi tarafından kiracıya ödeme emri tebliğ edilecektir. Ödeme emrinin tebliği ile birlikte kiracının 7 günlük itiraz hakkı vardır.   Kiracının, ödeme emrine itiraz etmiş olması halinde ev sahibinin, 6 ay içinde İcra Hukuk Mahkemesi’nde itirazın kaldırılması davasını veya 1 yıl içinde Sulh Hukuk Mahkemesinde itirazın iptali davasını açması gerekecektir. - Kiracının, ödeme emrine itiraz etmemiş olması halinde icra takibi kesinleşmektedir. İcra dosyasının kesinleşmesi ile birlikte kiracının üzerine kayıtlı araç, taşınmaz ve banka hesapları varsa maaşı üzerine haciz konulabilecektir.   Aidat Ödemeyen Kiracıya Karşı Apartman veya Site Yönetimi Tarafından İcra Takibi Başlatılabilir Mi? Aidat borcunu ödemeyen kiracılara karşı apartman veya site yönetimi tarafından icra takibi hatta dava açılabilmektedir. Kiracıların, apartman veya sitenin ortak giderleri için toplanan aidat giderine katılması gerektiği hususu Kat Mülkiyeti Kanunu 20 ve 22.maddelerinde düzenlenmiştir. İlgili kanunun 22.maddesinde kiracı ve ev sahibinin aidat borcu için müteselsil sorumlu oldukları belirtilmiştir. Uygulamada apartman veya site yöneticileri mevcut aidat borçları için kiracı ile birlikte ev sahiplerine karşı birlikte icra takibini yöneltmektedir. Bu durumlarda aidat borcunu karşılayan ev sahipleri, kiracılarından bu ödedikleri tutarı icra takibi yolu ile talep edebilecekleri gibi aidat borcunun ödenmemesi hususunu ileri sürerek tahliye yoluna da başvurabilmektedirler.   Ev sahipleri ve kiracılar arasında yaşanan her türlü uyuşmazlığa ilişkin danışmanlık almak ve sürecin yürütülmesi için avukatlık ofisimizle iletişime geçebilirsiniz. İlgili konularda ayrıntılı bilgi: diğer tahliye sebepleri. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Aidatını ödemeyen kiracı tahliye edilebilir mi? C: Evet, Türk Borçlar Kanunu'nun 315. maddesi uyarınca kiraya veren, yan gider niteliğindeki aidat borcunu ödemeyen kiracıya yazılı olarak bildirimde bulunup ödeme için süre vererek, bu süre içinde de ödeme yapılmazsa sözleşmeyi feshedip tahliye davası açabilir. S: Kiracıya aidat ödemesi için verilecek süre ne kadar olmalıdır? C: Konut ve çatılı iş yerleri için kiracıya yazılı bildirimle verilecek ödeme süresi 30 günden az olamaz; bu süre içinde de ödeme yapılmazsa tahliye davası açılabilir. S: Aidat borcu nedeniyle tahliye davası nerede açılır ve dava öncesi bir zorunluluk var mıdır? C: Aidat borcu nedeniyle açılacak tahliye davası, taşınmazın bulunduğu yer Sulh Hukuk Mahkemesi'nde açılır; kira hukukuna ilişkin davalar zorunlu arabuluculuk kapsamında olduğundan dava açılmadan önce arabuluculuk sürecinin yürütülmesi gerekir. S: Aidat borcu için icra takibi başlatılabilir mi ve kiracının itiraz hakkı var mıdır? C: Ev sahibi, yazılı bildirime ek olarak icra takibi başlatma hakkına da sahiptir; icra dairesi tarafından kiracıya ödeme emri tebliğ edilir ve kiracının bu tebligata karşı 7 günlük itiraz hakkı bulunur. S: Kiracı ödeme emrine itiraz ederse ev sahibi ne yapmalıdır? C: Kiracının itiraz etmesi halinde ev sahibinin 6 ay içinde İcra Hukuk Mahkemesi'nde itirazın kaldırılması davasını veya 1 yıl içinde Sulh Hukuk Mahkemesinde itirazın iptali davasını açması gerekir; itiraz edilmezse icra takibi kesinleşerek kiracının araç, taşınmaz veya banka hesapları üzerine haciz konulabilir. S: Apartman veya site yönetimi aidat borcu için kiracıya karşı icra takibi başlatabilir mi? C: Evet, Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 20 ve 22. maddeleri uyarınca kiracı ve ev sahibi ortak gider aidatından müteselsilen sorumlu olduğundan, apartman veya site yönetimi bu borç için kiracı ve ev sahibine birlikte icra takibi başlatabilir, hatta dava açabilir. --- # Boşanmada Mal Paylaşımı Nasıl Yapılır? Şartlar ve Hesaplama URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/bosanmada-mal-paylasimi/ Güncelleme: 2026-10-03 Kısa cevap: Boşanmada mal paylaşımı, boşanma kararıyla kendiliğinden yapılmaz; mal rejiminin tasfiyesi davasıyla istenir. Bu dava, boşanmanın kesinleşmesinden itibaren 10 yıl içinde açılabilir. Yasal mal rejiminde kişisel mallar paylaşılmaz; evlilikte edinilen mallar bakımından diğer eşin artık değerinin yarısı kadar para alacağı doğar. Kural olarak malın mülkiyeti diğer eşe geçmez. Boşanma kararı verildiğinde evlilik boyunca edinilen mallar eşler arasında kendiliğinden bölünmez. Boşanmada mal paylaşımı hukuken mal rejiminin tasfiyesidir: her eş, diğer eşe ait artık değerin yarısı için alacak ister ve bu alacak çoğu dosyada tapuda bir devir olarak değil, para olarak ödenir.[1] Hesabın sonucu üç soruya bağlıdır: evlilik hangi mal rejimine tabidir, her mal kişisel mi edinilmiş mi sayılır ve hangi tarih esas alınır. Aşağıda bu üç soruyu iki eşli ve kredili ev örnekleriyle, 31 Temmuz 2026'dan beri değişen dava usulüyle birlikte ele alıyoruz. Eşler her şeyi protokolle çözecekse yol daha kısadır; o durumu anlaşmalı boşanmada mal paylaşımı rehberimizde ayrıca anlattık. Boşanmada mal paylaşımı, mal rejiminin tasfiyesi kapsamında edinilmiş mallar ve diğer malvarlığı değerleri üzerinden değerlendirilir. ## Boşanmada Mal Paylaşımı Nasıl Yapılır? Mal Rejiminin Tasfiyesi Çekişmeli boşanmada mal talebi dilekçede yer alsa bile mahkeme genellikle bunu ayrı bir dosyada yürütür ve boşanmanın sonucunu bekler. Mal rejimi, boşanma davasının açıldığı tarihten geçerli olmak üzere sona erer; ancak tasfiye talebine boşanma kesinleştikten sonra hüküm kurulabilir.[2] Boşanma sürecinin kendisi için çekişmeli boşanma davası nasıl açılır yazısına bakabilirsiniz. Burada kritik nokta, eşlerin birbirinin edinilmiş malı üzerinde mülkiyet değil alacak hakkı kazanmasıdır. Daire tapuda hangi eşin adınaysa o eşte kalır; diğer eş artık değerin yarısı kadar alacaklı olur ve karşılıklı alacaklar takas edilir.[1] Evin kendisinin devri ise kural olarak eşlerin anlaşmasına ya da kanundaki istisnai hallere bağlıdır. ## Boşanmada Mal Paylaşımında 2002 Öncesi ve Sonrası Türk Medeni Kanunu 1 Ocak 2002'de yürürlüğe girdi ve yasal mal rejimi edinilmiş mallara katılma oldu. Eşler mal rejimi sözleşmesiyle başka bir rejim seçmediyse, 2002'den sonra evlenenlerde evlilik tarihinden mal rejiminin sona erdiği güne kadar edinilen mallar bu rejime göre tasfiye edilir.[3] 2002'den önce evlenenlerde mallar iki döneme bölünür. Evlilik tarihinden 2001 sonuna kadar edinilen mallar mal ayrılığı kurallarına tabidir ve kural olarak tapuda, ruhsatta ya da hesapta kimin adı yazıyorsa ona aittir. 1 Ocak 2002'den sonra edinilen mallar ise katılma rejimine girer.[4] Ayrılık döneminde bir eşin malına diğer eşin parası veya emeği katılmışsa, bu katkı katkı payı alacağı olarak ayrıca istenebilir.[5] Edinilmiş mal ve kişisel mal arasındaki fark, boşanmada mal paylaşımının belirlenmesinde önem taşır. ## Edinilmiş Mal ve Kişisel Mal Nasıl Ayrılır? Paylaşıma yalnızca edinilmiş mallar girer. Kanun edinilmiş malı, rejimin devamı süresince karşılığı verilerek elde edilen değerler olarak tanımlar. Çalışma karşılığı edinimler, sosyal güvenlik ödemeleri, çalışma gücü kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar, kişisel malların gelirleri ve edinilmiş malların yerine geçen değerler bu gruptadır.[6] Kişisel mallar ise evlilik başında eşe ait olan değerler, miras veya bağış gibi karşılıksız yolla gelen mallar, manevi tazminat alacakları, yalnızca bir eşin kişisel kullanımına yarayan eşyalar ve bunların yerine geçen değerlerdir.[6] En çok tartışma ispatta çıkar. Kişisel mal olduğunu ileri süren bunu kanıtlamak zorundadır; kanıtlanamayan mal edinilmiş sayılır, hangi eşe ait olduğu belli olmayan mal ise paylı mülkiyette kabul edilir.[6] Bu yüzden miras ilamı, bağış belgesi, kişisel malın satış sözleşmesi ve satış bedelinin banka dökümü çoğu dosyada sonucu belirler. Sık karşılaşılan kalemlerin durumu şöyledir: KalemHangi grupta?Dikkat edilecek noktaEvlilik içinde maaşla alınan daire veya araçEdinilmiş malTapuda ya da ruhsatta hangi eşin adı yazdığı sonucu değiştirmezEvlilikten önce alınan daireKişisel malKredisi evlilikte ödendiyse ödenen kısım için ayrıca hesap yapılırMiras kalan taşınmazKişisel malKira geliri edinilmiş mal sayılırBir eşe bağışlanan paraKişisel malBağış belgesi ve paranın ayrı izlenebilmesi ispatı kolaylaştırırKişisel mal satılarak alınan yeni malKişisel mal (yerine geçen değer)Bedele evlilik gelirinden eklenen kısım için hesap yapılırManevi tazminatKişisel malÇalışma gücü kaybına bağlı maddi tazminat ise edinilmiş mal sayılırDüğünde takılan ziynet eşyalarıGenellikle kişisel malSatılıp yerine mal alındıysa yerine geçen değer olarak izlenirHangi eşe ait olduğu ispatlanamayan ev eşyasıPaylı mülkiyetFatura, alış tarihi ve kullanım kayıtları belirleyici olur Kişisel mal iddiasının nasıl kurulacağı ve hangi belgelerle desteklenebileceği için boşanmada kişisel mal sayılan değerler yazısını da okuyabilirsiniz. ## Mal Paylaşımında Hangi Tarih Esas Alınır? Hesapta sık yapılan hata, tek bir tarih varmış gibi davranmaktır. Oysa üç tarih üç farklı soruyu cevaplar. TarihCevapladığı soruSonucuBoşanma davasının açıldığı günHangi mallar havuza girer?Mal rejimi bu günden geçerli olmak üzere sona erdiği için sonradan edinilen mal tasfiyeye dahil edilmez.[2]Karar tarihine en yakın günMallar ne kadar eder?Malın nitelik ve durumu rejimin sona erdiği güne göre alınır.[7] Değer ise Yargıtay uygulamasında karar tarihine en yakın sürüm (rayiç) değerle belirlenir.[5]Boşanmanın kesinleştiği günDava ne zamana kadar açılabilir?Kanunda ayrı süre bulunmadığından genel hükümdeki 10 yıllık zamanaşımı uygulanır.[8] Süre, boşanma hükmünün kesinleştiği günden işlemeye başlar.[9] Fark pratikte şöyle ortaya çıkar: dava tarihindeki tapu ve hesap kayıtları malın havuza girip girmediğini, bilirkişinin karar tarihine yakın tespit ettiği değer ise alacağın tutarını belirler. Dava yıllar sürerse bu iki değer arasında büyük fark oluşabilir. ## Boşanmada Mal Paylaşımı Hesaplama: Artık Değer Nasıl Bulunur? Kanundaki sıra şöyle işler. Her eşin edinilmiş malları tasfiye anındaki değerleriyle toplanır. Rejimin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmadan yapılan, olağan hediyeleri aşan karşılıksız kazandırmalar ile katılma alacağını azaltmak amacıyla yapılan devirler değer olarak eklenir. Kişisel mal ile edinilmiş mal arasındaki borç ödemeleri denkleştirilir ve borçlar düşülür. Geriye kalan tutar artık değerdir.[7] Her eş, diğerinin artık değerinin yarısı üzerinde hak sahibi olur.[1] Varsayımsal bir örnekte Eş A'nın edinilmiş malları 4.800.000 TL (daire, araç, birikim) ve buna ait borçları 800.000 TL olsun. Eş B'nin edinilmiş malları 1.600.000 TL, borçları 400.000 TL olsun. Eklenecek değer ve denkleştirme bulunmadığını kabul edelim. KalemEş AEş BEdinilmiş mallar4.800.000 TL1.600.000 TLBorçlar800.000 TL400.000 TLArtık değer4.000.000 TL1.200.000 TLKarşı eşin alacağı (artık değerin yarısı)B'nin A'dan alacağı: 2.000.000 TLA'nın B'den alacağı: 600.000 TLTakas sonucuEş A, Eş B'ye 1.400.000 TL öder Alacaklar takas edildiğinde fark 1.400.000 TL'dir ve bunu daha yüksek artık değere sahip A öder. Tapuda ya da ruhsatta kimin adı yazdığı bu hesabı değiştirmez; daire A'da kalır, B'nin hakkı para alacağı olarak doğar. ## Evlilikten Önce Alınan ve Kredisi Evlilikte Ödenen Ev Nasıl Paylaşılır? Karma durumların en sık görüleni budur: daire evlilikten önce alındığı için kişisel maldır, ama taksitler evlilik boyunca çalışma gelirinden ödenmiştir. Yargıtay'ın uyguladığı hesapta evlilik süresince ödenen kısmın malın alış bedeline oranı bulunur ve bu oran tasfiye günündeki sürüm değerine uygulanır.[5] Örneğin daire 2.000.000 TL'ye alınmış, evlilik süresince ödenen taksitler 500.000 TL tutmuş olsun; bu, alış bedelinin yüzde 25'idir. Karar tarihine yakın sürüm değeri 6.000.000 TL ise edinilmiş kısım 1.500.000 TL'ye ulaşır ve ev sahibi olmayan eşin payı bunun yarısı olan 750.000 TL'dir. Taksitlerin ev sahibi eşin maaşından ödendiğini ve başka borç bulunmadığını varsaydık. Gerçek dosyada peşinatın kaynağı, rejim dönemine düşen ödemeler ve varsa dava tarihinden sonra ödenen taksitler ayrı ayrı incelenir. Kredi sözleşmesi ve ödeme planı bankadan istenir, hesap uzman bilirkişiye yaptırılır. Konut evlilik içinde krediyle alınmışsa kural olarak baştan edinilmiş maldır; dava tarihinde ödenmemiş kredi bakiyesi malın borcu olarak hesaba girer, peşinatın kişisel maldan karşılandığı ileri sürülüyorsa bu ayrıca ispatlanır.[5] ## Zina veya Hayata Kast Mal Paylaşımını Etkiler mi? Kusurlu olmak nafaka ve tazminat hesabını etkiler; mal paylaşımındaki payı ise kural olarak etkilemez. Kanun dar bir istisna tanır: boşanma zina veya hayata kast sebebiyle verilmişse hâkim, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranını hakkaniyete uygun olarak azaltabilir ya da kaldırabilir.[1] Kusura bağlı maddi ve manevi talepler için boşanmada maddi ve manevi tazminat hakkı yazısı ayrı bir hesap yolunu anlatır. Bu yetki otomatik işlemez. Boşanma hükmünün gerçekten bu özel sebebe dayanması ve hâkimin hakkaniyet takdiri gerekir; evlilik birliğinin sarsılması gibi genel sebeple boşanılmışsa aldatma iddiası mal paylaşımı davasında payı tek başına azaltmaz.[5] Zina sebebinin şartları için zina nedeniyle boşanma davası rehberine bakılabilir. ## Eş Malını Satarsa Mal Paylaşımında Ne Olur? "Eşim malı sattı" cümlesinin sonucu satışın niteliğine bağlıdır. Satıştan elde edilen para hâlâ duruyorsa edinilmiş malın yerine geçen değer olarak hesaba girer.[6] Para harcanmış ya da mal bir yakına devredilmişse kanun iki durumda devredilen değeri geri ekler: rejimin sona ermesinden önceki bir yıl içinde rıza dışı yapılan karşılıksız kazandırmalar ve katılma alacağını azaltma kastıyla yapılan devirler. Eklenen değer, devir tarihindeki durumuna göre hesaplanır.[7] Borçlu eşin malvarlığı alacağı karşılamazsa, karşılıksız kazandırmadan yararlanan üçüncü kişiye karşı yararlandığı ölçüde ayrıca dava açılabilir.[10] Önleyici tarafta mahkemeden ihtiyati tedbir talep edilebilir.[11] Aile konutunun devri ise diğer eşin açık rızasına bağlıdır ve bu sınırlama tapuya şerh edilebilir.[10] Satışa karşı pratik adımlar için eşim benden habersiz evi satabilir mi yazısına bakabilirsiniz. ## Eşin Şirketi Varsa Mal Paylaşımı Nasıl Yapılır? Hisse evlilik içinde edinilmişse tasfiye günündeki değeri hesaba girer; ortaya çıkan şey hissenin bölünmesi değil, değer üzerinden doğan alacaktır. Hisse kişisel maldaysa (evlilikten önce kurulan şirket, miras kalan pay) hissenin kendisi paylaşıma girmez. Buna karşılık rejim döneminde dağıtılan kâr payı ya da dağıtılmayıp şirkete yatırım olarak bırakılan kâr edinilmiş mal olarak araştırılır.[5] Araştırma, rejimin başladığı günden (2002 öncesi evliliklerde 1 Ocak 2002) dava tarihine kadar olan dönemi kapsar. ## Mal Paylaşımı Davası Nerede ve Ne Zaman Açılır? Mal rejiminin tasfiyesine Aile Mahkemesi bakar; Aile Mahkemesi bulunmayan yerlerde görevi Asliye Hukuk Mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla yürütür.[12] Yetki bakımından boşanmaya karar veren veya boşanma davasına bakmakta olan mahkeme, tasfiye davasında da yetkilidir.[13] Süre bakımından Türk Medeni Kanunu katılma alacağı için ayrı bir zamanaşımı öngörmez; genel hükümdeki on yıllık süre uygulanır.[8] Yargıtay Hukuk Genel Kurulu bu sürenin boşanma hükmünün kesinleştiği günden işlemeye başladığını kabul etmektedir.[9] Süre içinde dava açılmazsa alacak zamanaşımına uğrar. ## Mal Paylaşımı Davasında 31 Temmuz 2026 Sonrası Yeni Usul Tasfiye alacağının tutarı dava açıldığı gün kesin olarak bilinemediğinden, bu davalar uzun süre belirsiz alacak davası olarak açıldı. 7589 sayılı Kanunun 19. maddesi HMK m.107'yi 31 Temmuz 2026'da yürürlükten kaldırdı; bu tarihten önce açılmış davalar eski hükme göre görülmeye devam eder.[14] Yeni dosyalarda yol, alacağın bir kısmını dava etmektir. HMK m.109'a eklenen dördüncü fıkraya göre yalnızca bir kısmı dava edilen alacakta talep, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere tahkikat sona erene kadar artırılabilir. Artırılan kısım bakımından da zamanaşımı dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır.[14] Artırım imkânı bir kez kullanılabildiği için, ilk talep tutarının tapu, araç, banka ve SGK kayıtlarına dayanarak gerçekçi belirlenmesi dava stratejisinin başında planlanmalıdır. ## Anlaşmalı Boşanmada Mal Paylaşımı Nasıl Yapılır? Anlaşmalı boşanmada eşler malları diledikleri oranda paylaşabilir ya da mal rejiminden doğan haklarından kısmen veya tamamen vazgeçebilir. Tasfiye boşanmanın eki sayılmadığı için ayrıca anlaşma şart değildir; anlaşma varsa protokole yazılması boşanma kararıyla birlikte hüküm altına alınmasını sağlar.[5] Sorun belirsiz ifadelerde çıkar. "Tüm haklarımı aldım" ya da "ev eşyalarımı aldım" gibi cümlelerin hangi hakkı kapsadığı, Yargıtay kararlarında bağlama göre farklı yorumlanmıştır. Vazgeçilen katılma alacağı, değer artış payı ve katkı payı gibi mal rejimi alacaklarının protokolde adlarıyla yazılması bu riski azaltır. Protokolde mal paylaşımına hiç değinilmemişse boşanmanın kesinleşmesinden itibaren 10 yıl içinde tasfiye davası açılabilir.[5] Örnek hükümler için anlaşmalı boşanma protokolü örneği sayfasına bakılabilir. ## Mal Paylaşımı Davası İçin Hangi Belgeler Gereklidir? - Taşınmazların güncel tapu kayıtları ve edinme tarihleri - Araç ruhsatları ve noter satış belgeleri - Evlilik tarihinden dava tarihine banka hesap hareketleri (maaş ve kredi hareketleri dahil) - Kredi sözleşmeleri ve ödeme planları - Miras ilamı, bağış sözleşmeleri ve kişisel malın satış belgeleri - Şirket ortaklığına ilişkin ticaret sicil ve vergi kayıtları - Dava tarihinden önceki bir yıl içinde yapılmış satış ve devirlerin listesi Bu dökümü dava açılmadan hazırlamak hem ilk talep tutarını hem de kişisel mal savunmasının ispat planını belirlemeyi kolaylaştırır. Dosyanın aile ve boşanma hukuku çerçevesinde değerlendirilmesi, genel süreç, süreler ve masraflar için ise boşanma davası süreci, süreler ve masraflar yazısı yol gösterir. Mal paylaşımı davanız için Kartal boşanma avukatı ekibimizden destek alabilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Boşanma davasıyla aynı anda mal paylaşımı davası açabilir miyim? C: Talep dilekçeye yazılabilir ya da ayrı dava açılabilir; ancak mahkeme boşanma kesinleşmeden mal paylaşımı hakkında karar vermez ve dosyayı boşanmanın sonucuna kadar bekletir. S: Boşandıktan sonra mal paylaşımı davası için ne kadar süre var? C: Boşanma hükmünün kesinleştiği günden itibaren 10 yıl. Bu süre içinde dava açılmazsa katılma alacağı zamanaşımına uğrar. S: Ev eşimin üzerine kayıtlıysa tapu bana geçer mi? C: Kural olarak hayır. Ev tapuda kayıtlı olduğu eşte kalır; diğer eşin hakkı artık değerin yarısı kadar para alacağı olarak doğar. Tapu devri eşlerin anlaşmasıyla ya da kanundaki istisnai hallerle mümkündür. S: Evlilikten önce aldığım evin kredisini evlilikte ödedim, ev paylaşılır mı? C: Evin kendisi kişisel mal olarak kalır. Evlilik süresince ödenen taksitlerin alış bedeline oranı tasfiye günündeki değere uygulanarak edinilmiş kısım hesaplanır ve bu kısmın yarısı diğer eşe alacak olarak düşer. S: Eşim dava açılmadan önce malını başkasına devrederse ne olur? C: Rejimin sona ermesinden önceki bir yıl içinde rızanız olmadan yapılan karşılıksız devirler ile alacağınızı azaltmak amacıyla yapılan devirler hesaba değer olarak eklenir. Borçlu eşin malvarlığı yetmezse devralan üçüncü kişiye de başvurulabilir; tedbir talebi için gecikmemek önemlidir. S: Eşim aldattıysa mal paylaşımından pay alabilir mi? C: Boşanma zina veya hayata kast sebebiyle verilmişse hâkim, kusurlu eşin payını hakkaniyete uygun olarak azaltabilir ya da kaldırabilir. Genel sebeple boşanmada aldatma iddiası mal paylaşımı oranını tek başına değiştirmez; tazminat ve nafaka ayrıca değerlendirilir. S: Anlaşmalı boşandık, protokolde mal paylaşımı yazmıyor; sonradan dava açabilir miyim? C: Protokolde mal rejimi alacaklarından açıkça vazgeçilmemişse ve paylaşım hükmü yoksa, boşanmanın kesinleşmesinden itibaren 10 yıl içinde tasfiye davası açılabilir. "Tüm haklarımı aldım" gibi genel ifadeler tartışma yaratabileceğinden protokol metni ayrıca incelenmelidir. --- # İşe İade Davası Nedir? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/ise-iade-davasi-nedir/ Güncelleme: 2026-10-13 Kısa cevap: İşe iade davası, 30 veya daha fazla işçi çalıştıran işyerinde en az altı aylık kıdemi bulunan ve belirsiz süreli iş sözleşmesiyle çalışan işçinin, işveren tarafından geçerli bir sebep olmadan işten çıkarıldığı iddiasıyla feshin geçersizliğini ve işe dönüşünü talep ettiği davadır. Önce fesih bildiriminin tebliğinden itibaren bir ay içinde arabulucuya, anlaşma sağlanamazsa son tutanaktan itibaren iki hafta içinde iş mahkemesine başvurulur. İşe iade davası nedir sorusu çoğunlukla elde bir fesih bildirimi varken sorulur; bu yüzden tanımdan önce takvimi bilmek gerekir. İşe iade talebi, fesih bildiriminin tebliğinden itibaren bir ay içinde arabulucuya taşınmak zorundadır[1] ve bu süre kaçırıldığında talep kural olarak mahkemede dinlenmez. İşe iade davası, iş sözleşmesi geçerli bir sebep gösterilmeden ya da gösterilen sebep geçerli olmadığı hâlde işveren tarafından feshedilen işçinin, feshin geçersizliğinin tespitini ve işine dönmesini istediği davadır. Dava, iş güvencesi denilen korumanın mahkemedeki karşılığıdır. İşverenin fesih yetkisini ortadan kaldırmaz; yalnızca bu yetkinin geçerli bir sebebe dayanmasını arar. İşe iade davası nedir? Geçersiz veya geçerli sebebe dayanmayan feshe karşı işe iade talebi ve dava süreci ## İşe İade Davası Nedir ve Mahkeme Neyi İnceler? Mahkeme önce feshin kanunun aradığı çerçevede yapılıp yapılmadığına bakar. Kanuna göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerinde, en az altı aylık kıdemi bulunan işçinin belirsiz süreli sözleşmesini fesheden işveren; işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.[1] Davanın sonucu da buna göre biçimlenir. Fesih geçersiz bulunursa işçi kendiliğinden işyerine dönmüş olmaz. Kararın kesinleşmesinden sonra işçinin yapacağı başvuru ve işverenin tutumu, işçinin işe başlatılmasını ya da tazminat doğmasını belirler. Bu aşama aşağıda ayrıca anlatılıyor. İşe iade davası şartları arasında en az 30 işçi, en az 6 ay kıdem, belirsiz süreli iş sözleşmesi ve işveren tarafından yapılan fesih bulunur. ## İşe İade Davası Şartları Nelerdir? Kimler İş Güvencesinden Yararlanır? İşe iade davası şartları, işçinin işyerindeki konumuna ve feshin biçimine göre birlikte değerlendirilir: KoşulNasıl değerlendirilir?En az 30 işçiAynı işverenin aynı işkolundaki işyerlerinde çalışan işçiler toplam sayıya dahil edilir.[1]En az 6 ay kıdemAynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde geçen süreler birleştirilir. Yer altı işlerinde kıdem şartı aranmaz.[1]Belirsiz süreli sözleşmeBelirli süreli sözleşme kural olarak kapsam dışındadır. Ancak esaslı bir neden olmadan art arda yapılan belirli süreli sözleşmeler belirsiz süreli sayılır.[1]Feshin işverenden gelmesiİşçinin kendi isteğiyle ayrılması işveren feshi değildir. İstifanın baskı veya yanıltmayla alındığı iddiası ise ayrıca ispat gerektirir ve somut olayda incelenir.İşveren vekili olmamakİşletmenin bütününü yöneten işveren vekili ve yardımcıları ile işyerinin bütününü yöneten ve işçiyi işe alıp çıkarma yetkisi bulunan işveren vekilleri bu korumanın dışındadır.[1] Yönetici unvanı taşımak tek başına bu istisnaya girmek anlamına gelmez. Kanundaki ölçüt, kişinin bütünü yönetme ve işe alıp çıkarma yetkisidir. Sendikal nedenle fesih gibi bazı özel durumlar farklı kurallara tabi olabilir. Bu nedenle şartları taşımadığını düşünen işçinin de dosyasını somut olay üzerinden değerlendirtmesi yararlıdır. İşe iade davası açma süresi: fesih bildiriminin tebliğinden itibaren 1 ay içinde arabulucuya, son tutanaktan itibaren 2 hafta içinde dava açılması gerekir. ## İşe İade Davası Açma Süresi Nedir? 1 Ay ve 2 Haftalık Süreler İşe iade davası açma süresi denildiğinde aslında iki ayrı süre kastedilir: arabulucuya başvuru süresi ile arabuluculuk sonrası dava açma süresi. Dava kazanıldıktan sonra işleyen süreler de aynı ölçüde önemlidir. Karışıklığın çoğu, her sürenin farklı bir olaydan başlamasından kaynaklanır. AşamaSüreSüre ne zaman başlar?Arabulucuya başvuru1 ayFesih bildiriminin işçiye tebliği[1]İş mahkemesinde dava açma2 haftaArabuluculuk son tutanağının düzenlendiği tarih[1]İşverene işe başlama başvurusu10 işgünüKesinleşen mahkeme kararının işçiye tebliği[1]İşverenin işçiyi işe başlatması1 ayİşçinin işe başlamak için yaptığı başvuru[1] İşe iade talebiyle açılan davalarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır; başvurulmadan açılan dava usulden reddedilir.[2] Kanun, kesinleşen ret kararının resen tebliğinden itibaren iki hafta içinde arabulucuya başvurulabilmesine de imkân tanır.[1] Yine de bu yola güvenerek beklemek yerine ilk günden doğru başvuruyu yapmak çok daha güvenlidir. Arabulucu, görevlendirildiği tarihten itibaren üç hafta içinde süreci sonuçlandırır; zorunlu hâllerde bu süre bir hafta uzatılabilir.[2] Sürecin işleyişini ve avukat desteğinin pratik farkını iş hukukunda zorunlu arabuluculuk konusunu ele aldığımız sayfada bulabilirsiniz. Kanun fesih bildiriminin yazılı yapılmasını ve sebebin açık ve kesin belirtilmesini ister.[1] Bildirim yazılı yapılmamışsa ya da tebliğ tarihi tartışmalıysa sürenin hangi günden işleyeceği uyuşmazlık konusu olabilir. Böyle bir belirsizlikte en erken tarihi esas alıp erken başvurmak hak kaybı riskini azaltır. ## İşveren İşe İade Davasında Feshin Geçerli Olduğunu Nasıl İspatlar? Feshin geçerli bir sebebe dayandığını ispat yükü işverendedir. İşçi ise feshin gerçekte başka bir sebebe dayandığını ileri sürüyorsa bu iddiasını kendisi ispatlamak zorundadır.[1] İşçinin davranışı veya verimiyle ilgili nedenlerle yapılan fesihlerde işverenin kural olarak önce işçinin savunmasını alması gerekir; ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırılığa dayanan haklı nedenle fesih hakkı saklıdır.[1] Bu nedenle dosyada fesih bildirimi, savunma isteme yazısı ve işverenin dayandığı belgeler birlikte incelenir. Kanun ayrıca bazı hâlleri baştan geçerli sebep saymaz. Örneğin şunlar fesih için geçerli sebep oluşturmaz:[1] - sendika üyeliği, sendikal faaliyete katılma veya işyeri sendika temsilciliği, - işçinin haklarını takip etmek için işveren aleyhine idari veya adli makamlara başvurması, - ırk, cinsiyet, medeni hal, aile yükümlülükleri, hamilelik, doğum, din ve siyasi görüş gibi ayrımcı gerekçeler, - doğum öncesi ve sonrası çalıştırma yasağı dönemlerinde işe gelmemek ile hastalık veya kazaya bağlı, kanundaki bekleme süresi içindeki geçici devamsızlık. ## İşe İade Davası Hangi Mahkemede Açılır ve Ne Kadar Sürer? Dava iş mahkemesinde görülür; iş mahkemesi bulunmayan yerlerde bu sıfatla asliye hukuk mahkemesi bakar. Yetkili mahkeme, davalı işverenin dava tarihindeki yerleşim yeri mahkemesi ile işin yapıldığı yer mahkemesidir.[2] İşçi bu iki yerden birinde dava açabilir. Kanun davanın ivedilikle sonuçlandırılmasını ister. İlk derece kararına karşı istinaf yoluna gidilebilir; bölge adliye mahkemesi ivedilikle ve kesin olarak karar verir, yani Yargıtay'a temyiz yolu bulunmaz.[1] Gerçek süre mahkemenin iş yüküne, tanık dinletilmesine ve bilirkişi incelemesine göre değiştiğinden önceden kesin bir takvim vermek doğru olmaz. ## İşe İade Davası Kazanılırsa İşe Dönüş Süreci Nasıl İşler? Mahkeme feshin geçersizliğine karar verirken işçinin işe başlatılmaması hâlinde ödenecek tazminatı da belirler; bu tutar işçinin en az dört, en çok sekiz aylık ücreti kadardır. Ayrıca kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmadığı süre için işçiye en çok dört aya kadar doğmuş bulunan ücret ve diğer hakları ödenir.[1] Asıl kritik adım karar kesinleştikten sonra gelir. İşçi, kesinleşen kararın tebliğinden itibaren on işgünü içinde işe başlamak için işverene başvurmazsa fesih geçerli sayılır ve işveren yalnızca bunun hukuki sonuçlarından sorumlu olur.[1] Uygulamada işe iade kararındaki parasal sonuçların da işçinin süresinde başvurusuna bağlı olduğu kabul edilir. Kanun başvuru için özel bir şekil öngörmez. Başvurunun yapıldığını ispat edebilmek için noter ihtarnamesi veya kayıtlı elektronik posta (KEP) gibi yazılı yöntemler tercih edilir. Başvuru üzerine işveren, işçiyi bir ay içinde işe başlatmak zorundadır. Başlatmazsa mahkemenin belirlediği dört ila sekiz aylık ücret tutarında tazminat ödemekle yükümlü olur.[1] Fesih sırasında bildirim süresine ait ücret veya kıdem tazminatı peşin ödenmişse, işçi işe başlatıldığında bu tutarlar yapılacak ödemeden mahsup edilir.[1] ## Arabuluculukta İşe Dönüş Konusunda Anlaşma Nasıl Yapılır? Arabuluculuk toplantısında taraflar işçinin işe başlatılması konusunda anlaşırsa; işe başlatma tarihi, ücret ve diğer hakların parasal miktarı ile işçinin işe başlatılmaması hâlinde ödenecek tazminatın parasal miktarı belirlenmek zorundadır. Belirlenmezse anlaşma sağlanamamış sayılır ve son tutanak buna göre düzenlenir.[1] İşçi kararlaştırılan tarihte işe başlamazsa fesih geçerli hâle gelir.[1] Bu nedenle arabuluculuk masasında işe dönüş anlaşması imzalanırken tarihin ve tutarların açık yazıldığından emin olunmalıdır. ## İşe İade Davası İçin Hangi Belgeler Gereklidir? Dosyanın gücünü çoğu zaman dava açılmadan önce elde tutulan belgeler belirler: - fesih bildirimi ve teslim ya da tebliğ tarihini gösteren belge (imzalı nüsha, zarf, KEP kaydı), - iş sözleşmesi, ücret bordroları ve SGK hizmet dökümü, - işyerindeki çalışan sayısını gösteren SGK kayıtları veya bordro listeleri, - fesih sebebine ilişkin uyarı yazıları, savunma isteme yazısı, tutanaklar ve yazışmalar, - olayı bilen iş arkadaşlarının isimleri. ## İşe İade Davası Dışında Hangi İşçilik Alacakları Talep Edilebilir? İşe iade davası, işçinin diğer işçilik alacaklarıyla aynı şey değildir. Kıdem ve ihbar tazminatı, ödenmemiş ücret ve kullanılmayan izin ücreti gibi alacaklar ayrı hukuki sebeplere dayanır. Bu nedenle işe iade davasının reddi bu alacakları kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Hangi talebin hangi arabuluculuk başvurusunda ve hangi dava dilekçesinde ileri sürüleceği, somut dosyaya göre baştan planlanmalıdır. Bu alacakların kapsamını işten çıkarılan işçinin hakları yazımızda, kıdem tazminatının koşullarını ise kıdem tazminatının nasıl alınacağı konusunda ele aldık. İşçinin sözleşmeyi kendisinin haklı nedenle sona erdirdiği durumlarda ortada işveren feshi bulunmadığı için işe iade yolu değil, farklı bir hukuki zemin gündeme gelir; mobbing nedeniyle haklı fesih bunun tipik örneğidir. Fesih bildirimi elinizdeyse ilk iş, tebliğ tarihinden başlayan bir aylık süreyi hesaplamak olmalıdır. Sürenin hesabı, arabuluculuk başvurusu ve dava hazırlığı için iş hukuku avukatından alabilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: İşe iade davası nedir? C: İşe iade davası, işveren tarafından yapılan feshin geçersiz olduğunun tespiti ve şartları bulunan işçinin işine dönmesini sağlamak amacıyla açılan davadır. S: İşe iade davası açmak için kaç ay çalışmak gerekir? C: Kural olarak işçinin aynı işverene bağlı en az 6 aylık kıdeminin bulunması gerekir. Yer altı işlerinde bu kıdem şartı aranmaz. S: İşe iade davası için işyerinde kaç işçi çalışmalıdır? C: Aynı işverenin aynı işkolundaki işyerlerinde toplam en az 30 işçinin çalışması gerekir. S: İşe iade davası açma süresi ne kadar? C: Fesih bildiriminin işçiye tebliğinden itibaren 1 ay içinde arabulucuya başvurulmalıdır. Arabuluculukta anlaşma sağlanamazsa son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren 2 hafta içinde dava açılması gerekir. S: İşe iade davasında arabulucuya başvurmak zorunlu mu? C: Evet. İşe iade davası açmadan önce arabuluculuğa başvurulması dava şartıdır. S: İşe iade davasında feshin geçerli olduğunu kim ispatlar? C: Feshin geçerli bir sebebe dayandığını ispat yükü işverene aittir. İşçi ise feshin gerçekte başka bir nedene dayandığını ileri sürüyorsa bu iddiasını ispatlamalıdır. Yapıştırılan metin S: İşe iade davası kazanılırsa işçi ne kadar tazminat alır? C: Feshin geçersizliğine karar verilmesi hâlinde işçinin işe başlatılmaması durumunda 4 ila 8 aylık ücret tutarında işe başlatmama tazminatı gündeme gelir. Ayrıca en çok 4 aya kadar boşta geçen süre ücreti ve diğer haklar ödenebilir. S: İşe iade davasını kazanan işçi ne zaman işe başlamak için başvurmalı? C: Kararın kesinleşmesinin işçiye tebliğinden itibaren 10 işgünü içinde işverene işe başlamak için başvurulması gerekir. S: İşe iade davası hangi mahkemede açılır? C: Dava iş mahkemesinde görülür. İş mahkemesi bulunmayan yerlerde bu sıfatla asliye hukuk mahkemesi görev yapar. S: İşe iade davası reddedilirse kıdem tazminatı da kaybedilir mi? C: Hayır. Kıdem ve ihbar tazminatı, ödenmemiş ücret ve kullanılmayan izin ücreti gibi alacaklar işe iade talebinden ayrı hukuki taleplerdir. --- # Ortaklığın Giderilmesi (İzale-i Şuyu) Davası Nedir? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/ortakligin-giderilmesi-izale-i-suyu-davasi-nedir/ Güncelleme: 2026-09-30 Kısa cevap: Ortaklığın giderilmesi (izale-i şuyu) davası, paylı veya elbirliği mülkiyetini sona erdirir (TMK m. 698-699). Her paydaş, payı ne olursa olsun taşınmazın bulunduğu yerdeki sulh hukuk mahkemesinde açabilir; önce zorunlu arabuluculuk aşamasından geçilir. Öncelik aynen taksimdir; bölünemeyen taşınmaz açık artırmayla satılır ve bedel paylara göre dağıtılır. Tüm payları miras yoluyla edinilmiş taşınmazlarda ilk artırma yalnızca mirasçılar arasında yapılır (7589 sayılı Kanun). Miras kalan tarlada üç kardeşten biri satmak, biri ekmek, biri beklemek istiyor. Tapu hisseli olduğu için kimse tek başına karar veremiyor ve mülk yıllarca âtıl kalıyor. Hukukun bu kilidi açan anahtarı ortaklığın giderilmesi davasıdır; eski adıyla izale-i şuyu. Dava, paylı veya elbirliği mülkiyetine son verir: taşınmaz ya bölüşülür ya da satılıp bedeli paylaştırılır. Dayanağı Türk Medeni Kanunu'nun 698 ve 699. maddeleridir; kanun, kimsenin ortaklıkta kalmaya zorlanamayacağını açıkça söyler. Ortaklığın giderilmesi davasında aynen taksim, satış yoluyla paylaşım ve dava süreci ## Ortaklığın Giderilmesi Davasını Kimler Açabilir? Her paydaş bu davayı açabilir; payın büyüklüğü önemsizdir. Yüzde birlik hisseye sahip paydaş bile davayı tek başına açar ve diğerlerinin rızasını aramaz. Zamanaşımı da yoktur: paydaşlık kırk yıl sürmüş olsa dahi dava hakkı ayaktadır. Davalı taraf, davacı dışındaki tüm paydaşlardır. Bu zorunlu bir birlikteliktir; tek bir paydaş dahi eksik bırakılırsa dava ilerlemez. Paydaşlardan biri ölmüşse mirasçılarının belirlenmesi ve taraf gösterilmesi gerekir. Bu noktada sık sorulan soruya da cevap verelim: tapu hâlâ ölen kişinin üzerindeyse önce miras intikal işleminin yapılması, sürecin sağlıklı ilerlemesi için gerekir. ## Ortaklığın Giderilmesi Davasında Arabuluculuk Zorunlu mu? Ortaklığın giderilmesi davası, dava şartı arabuluculuğa tabidir. Dava açmadan önce arabulucuya başvurmak zorunludur; bu adım atlanırsa mahkeme davayı usulden reddeder. Arabuluculuk aşaması küçümsenmemelidir. Paydaşlar burada anlaşırsa sonuç, aylarca sürecek yargılamadan çok daha hızlı ve ucuza alınır: taşınmazın bir paydaşa devri, rızai taksim veya birlikte satış gibi her çözüm arabuluculuk tutanağına bağlanabilir. Anlaşma olmazsa son tutanakla birlikte dava yolu açılır. ## Görevli ve Yetkili Mahkeme Görevli mahkeme, dava değerine bakılmaksızın sulh hukuk mahkemesidir. Yetki ise kesindir: dava, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır; taraflar başka bir mahkemeyi kararlaştıramaz. Birden fazla taşınmaz farklı illerdeyse, herhangi birinin bulunduğu yerde tümü için dava açılabilir. ## Aynen Taksim ve Satış Suretiyle Ortaklığın Giderilmesi Mahkemenin önünde iki yol vardır ve sırası kanunla bellidir. Öncelik aynen taksimdir. Taşınmaz, değerinde önemli azalma olmadan bölünebiliyorsa mahkeme payları fiilen ayırır; imar mevzuatı elverişliyse parseller oluşturulur, uygun yapılarda kat mülkiyeti kurulması gündeme gelebilir. Bölüşülen parçaların değer farkı, para (ivaz) eklenerek denkleştirilir. Bölünemiyorsa satış. Bir daire, dükkan veya bölünmesi imara aykırı arsa söz konusuysa mahkeme, satış yoluyla ortaklığın giderilmesine karar verir. Satışı mahkeme değil, satış memurluğu yürütür ve kural herkese açık artırmadır; taşınmazı üçüncü kişiler de alabilir. Tüm paydaşlar kabul ederse artırma yalnızca paydaşlar arasında yapılabilir. Taşınmazın tüm malikleri paylarını miras yoluyla edinmişse ilk artırma, 7589 sayılı Kanun'la birlikte zaten yalnızca mirasçılar arasında yapılır. Satış bedeli, tapudaki paylar oranında dağıtılır. Uygulamadaki gerçeği de söyleyelim: kentsel taşınmazların çoğu bölünmeye elverişli olmadığından davaların büyük bölümü satışla sonuçlanır. Payını satışa girmeden devretmek isteyen paydaşın önünde ise her zaman hisseli tapuda satış seçeneği vardır; ancak elbirliği mülkiyetinde bu yol, paylı mülkiyete geçilmeden kullanılamaz. ## 7589 Sayılı Kanunla Satış Aşamasında Ne Değişti? 31 Temmuz 2026'da yürürlüğe giren 7589 sayılı Kanun, ortaklığın satış yoluyla giderilmesini düzenleyen İcra ve İflas Kanunu'nun 114. maddesini değiştirdi.[3][4] Değişiklikler özellikle miras kalan taşınmazları ve hissedarları ilgilendiriyor. ## Miras kalan taşınmazda ilk ihale kimler arasında yapılır? Taşınmazın tüm malikleri paylarını miras yoluyla edinmişse ve mirasçılar dışında bir malik yoksa, satışa karar verildiğinde birinci artırma yalnızca malik mirasçılar arasında yapılır. Bu usul bir defaya mahsustur; ilk artırmada satış gerçekleşmezse genel artırmaya geçilir ve taşınmazı üçüncü kişiler de alabilir. ## İhalede en az ne kadar teklif verilmeli? Satış elektronik satış portalında yapılır. Teklifin aşağıdaki tablodaki oranları ve ayrıca rüçhanlı alacaklar ile paraya çevirme ve paylaştırma giderlerini karşılayan tutarı aşması gerekir. ArtırmaAsgari teklif (muhammen kıymete oranla)Mirasçılar arası ilk artırma%100'ü aşmalıİkinci artırma%50'yi aşmalı ## İhale bedeli yatırılmazsa ne olur? İhaleyi alan paydaş (hissedar) bedeli süresinde yatırmazsa yatırdığı teminatın tamamı diğer paydaşlara payları oranında dağıtılır. Paydaş olmayan alıcının teminatı da iade edilmez ve önce satış masraflarına mahsup edilir. En yüksek teklifi verip bedeli yatırmayan kişiye ayrıca teklif ettiği bedelin %5'i oranında idari para cezası uygulanır. ## Paylı Mülkiyet ve Elbirliği Mülkiyeti Ayrımı Davanın işleyişini etkileyen bir ayrım daha vardır. Paylı mülkiyette herkesin tapuda belirli bir oranı vardır (örneğin 1/3) ve paydaş, payını dilediğine satabilir. Elbirliği mülkiyeti ise tipik olarak intikal görmüş miras taşınmazlarında görülür: paylar belirlenmiştir ama ortaklar tek başına tasarruf edemez; satış için tüm ortakların birlikte hareket etmesi gerekir. Elbirliği ortağı, payını devretmek istiyorsa önce elbirliğinin paylı mülkiyete çevrilmesini talep etmelidir; bu talep de aynı davada ileri sürülebilir. Ortaklığın giderilmesi davası her iki mülkiyet türünde de açılabilir ve sonuçta ikisini de tasfiye eder. Hangi türde olduğunuzu tapu kaydından anlayabilirsiniz; kayıtta "iştirak halinde" ibaresi elbirliğini gösterir. ## Muhdesatın Aidiyeti: Taşınmazdaki Yapılar Kime Aittir? Paydaşlardan biri ortak arsaya ev yapmış, ağaç dikmiş veya değer katan bir yapı kondurmuşsa satıştan önce kritik bir soru doğar: bu yapının bedeli kime ait? Buna muhdesat denir. Muhdesat iddiası olan paydaş, bunu ortaklığın giderilmesi davasında ileri sürer; uyuşmazlık çıkarsa mahkeme, muhdesatın aidiyetinin tespiti için ayrı dava açılmasına imkân tanımak üzere süre verir. Tespit sağlanırsa satış bedelinin paylaşımında yapı sahibine, yapının değer katkısı oranında pay ayrılır. Bu adım atlanırsa emeğiyle bina yapan paydaş, yalnızca arsa payı üzerinden bedel alır ve fark telafi edilemez. ## Dava Süreci Nasıl İşler? Girişteki üç kardeşin tarlasına dönelim ve yolu onların üzerinden izleyelim. Satmak isteyen kardeş önce arabulucuya başvurdu; iki toplantıda anlaşma çıkmadı ve son tutanak düzenlendi. Ardından tarlanın bulunduğu ilçedeki sulh hukuk mahkemesinde davayı açtı; diğer iki kardeşi davalı gösterdi. Mahkeme tapu kayıtlarını getirtti, keşif yaptı ve bilirkişiden iki soruya cevap istedi: tarla bölünebilir mi, güncel değeri nedir? Bilirkişi raporu, imar durumu nedeniyle bölünmenin mümkün olmadığını bildirince mahkeme satışa karar verdi. Dosya satış memurluğuna gitti; kıymet takdiri yapıldı, ilan verildi ve tarla açık artırmada üçüncü bir kişiye satıldı. Bedel, tapudaki paylara göre üç kardeşe dağıtıldı; ekim yapan kardeşin diktiği ceviz ağaçları için önceden aldığı muhdesat tespiti sayesinde ona ek pay ayrıldı. Bu akışta iki nokta davanın kaderini değiştirir. Kıymet takdirine süresinde itiraz edilmezse taşınmaz düşük bedelle satılabilir; rapor tebliğ edilir edilmez incelenmelidir. İhale günü de pasif kalınmamalıdır: mülkü elde tutmak isteyen paydaş, artırmaya bizzat katılıp pey sürerek taşınmazı kendi üzerine alabilir. Kendi payı, süreceği bedelden mahsup edildiği için paydaşın ihalede eli, dışarıdan katılanlara göre baştan güçlüdür. ## Ecrimisil, Kiracı ve Borçlar: Bağlantılı Uyuşmazlıklar Bu dava yalnızca "böl ya da sat" demek değildir; beraberinde tipik yan uyuşmazlıklar taşır: - Tek başına kullanan paydaş: Taşınmazı yıllardır tek başına kullanan ortak, diğerlerinin payına karşılık kira niteliğinde ecrimisil ödemekle karşılaşabilir; bu talep ayrı bir davanın konusudur. - Kiracı sorunu: Taşınmazda kiracı varsa satış, kira ilişkisini kendiliğinden bitirmez; yeni malikin hakları ayrı kurallara tabidir. - Vergi ve borçlar: Taşınmazın birikmiş emlak vergisi ve aidat borçları, paylaşımdan önce satış bedelinden düşülebilir. Bu yan başlıkların her biri, ana davadan önce veya onunla eş zamanlı planlanmalıdır; sona bırakılan her kalem, paylaşım aşamasında yeni bir çekişme üretir. ## Dava Ne Kadar Sürer, Masrafları Kim Öder? Yargılama, keşif ve bilirkişi aşamalarıyla ilk derecede genellikle 1 ila 2 yıl sürer; satış aşaması da aylar alabilir. Paydaş sayısı, tebligat sorunları ve muhdesat çekişmesi süreyi uzatan başlıca etkenlerdir. Tarafların anlaşması ise her aşamada süreci kısaltır; dava açıldıktan sonra bile paydaşlar rızai taksimde uzlaşıp dosyayı sonlandırabilir. 7589 sayılı Kanun'la hukuk davalarında duruşmalar arasındaki süre kural olarak üç ayı aşamaz; bilirkişi incelemesi veya istinabe gibi zorunlu hâllerde hâkim gerekçe göstererek daha uzun süre verebilir.[5] Masraf düzeni bu davaya özgüdür: kazanan-kaybeden ayrımı yoktur. Dava maktu harca tabidir ve yargılama giderleri ile vekâlet ücreti, sonuçtan tüm paydaşlar yararlandığı için payları oranında herkese yükletilir. Yani davayı açan paydaş, masrafın tamamını üstlenmez; peşin ödediklerini diğer paydaşların payına düşen oranda geri alır. Ortaklığın giderilmesi çoğu zaman daha büyük bir miras sürecinin parçasıdır: tereke tartışmalıysa saklı pay ve tenkis talepleri, süreçlerin planlanması içinse miras davalarının süreleri dosyanın bütününde birlikte düşünülmelidir. ## Sonuç Ortaklığın giderilmesi davası, hisseli mülkiyetin çıkmazını çözen kesin yoldur. Tek paydaş açabilir, zamanaşımı yoktur, arabuluculuk zorunludur, mahkeme sulh hukuktur ve yetki taşınmazın bulunduğu yerdedir. Öncelik bölüşme, fiilî sonuç çoğunlukla açık artırmayla satıştır; muhdesat iddiası varsa satıştan önce mutlaka gündeme getirilmelidir. Stratejinin özü şudur: satışta payınızın gerçek değerini almak da, mülkü aile içinde tutmak da davadan önce kurulan planla mümkündür. Arabuluculuk masasına hazırlıklı oturmak, çoğu zaman iki yıllık yargılamanın yerini tutar. Dosyanızı planlamak için gayrimenkul ekibimizle veya miras boyutu ağır basıyorsa miras hukuku ekibimizle görüşebilirsiniz. Hizmet kapsamımızın ayrıntıları gayrimenkul hukuku ve miras hukuku sayfalarımızda yer alıyor. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Ortaklığın giderilmesi davasını kimler açabilir? C: Her paydaş, payının büyüklüğüne bakılmaksızın açabilir. En küçük pay sahibi bile davayı tek başına açabilir ve diğer paydaşların rızası aranmaz. S: Bu davada arabuluculuk zorunlu mu? C: Evet. Ortaklığın giderilmesi davalarında arabuluculuk dava şartıdır; arabulucuya başvurulmadan açılan dava usulden reddedilir. S: Mahkeme taşınmazı mutlaka satar mı? C: Hayır. Öncelik aynen taksimdir: taşınmaz, değer kaybı olmadan bölünebiliyorsa paylar ayrılır. Bölünme mümkün değilse açık artırmayla satışa karar verilir. S: Satış yalnızca paydaşlar arasında yapılabilir mi? C: Evet, ancak tüm paydaşların bunu kabul etmesi şarttır. Aksi halde satış herkese açık artırmayla yapılır ve taşınmazı üçüncü kişiler de alabilir. S: Ortaklığın giderilmesi davasında zamanaşımı var mı? C: Yoktur. Paydaşlık devam ettiği sürece dava her zaman açılabilir; aradan geçen süre hakkı düşürmez. S: Dava masraflarını kim öder? C: Bu davada kazanan-kaybeden yoktur; yargılama giderleri ve vekâlet ücreti, tüm paydaşlara payları oranında yükletilir. --- # Apartman ve Sitelerde Yönetici Seçimi Nasıl Yapılır? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/apartman-ve-sitelerde-yonetici-secimi/ Güncelleme: 2026-08-29 Kısa cevap: Apartman ve sitelerde yönetici, kat malikleri tarafından seçilir. Sekiz veya daha fazla bağımsız bölüm bulunan anagayrimenkullerde yönetici atanması zorunludur ve yönetici kat maliklerinin hem sayı hem arsa payı bakımından çoğunluğu ile atanır. Yönetici seçilemezse kat maliklerinden biri Sulh Hukuk Mahkemesine başvurarak yönetici atanmasını isteyebilir. Apartman ve sitelerde yönetici seçimi, Kat Mülkiyeti Kanunu'nda belirlenen usule göre kat malikleri tarafından yapılır. Anagayrimenkulün sekiz veya daha fazla bağımsız bölümü varsa yönetici atanması zorunludur. Yönetici, kat maliklerinin hem sayı hem de arsa payı bakımından çoğunluğu tarafından atanır. Yönetici; ortak giderlerin toplanması, anagayrimenkulün bakım ve korunmasının sağlanması, kat malikleri kurulunun kararlarının uygulanması ve yönetimle ilgili günlük işlerin yürütülmesi gibi görevleri üstlenir. Bu nedenle yönetici seçiminin usulüne uygun yapılması, alınan kararların ve yönetim işlemlerinin geçerliliği bakımından önem taşır. Hukuki Uyarı / Saha Notu: Yönetici seçimi sırasında yalnızca toplantıya kaç kişinin katıldığına bakılmaz. Yönetici atanmasında kat maliklerinin hem sayı hem de arsa payı bakımından çoğunluğu aranır. Bu iki çoğunluğun birlikte sağlanıp sağlanmadığı ayrıca hesaplanmalıdır. [caption id="attachment_3149" align="aligncenter" width="1536"] Apartman ve sitelerde yönetici seçimi[/caption] ## Apartmanda Yönetici Bulundurmak Zorunlu mu? Anagayrimenkulde sekiz veya daha fazla bağımsız bölüm varsa yönetici atanması zorunludur. 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 34. maddesine göre sekiz veya daha fazla bağımsız bölümü bulunan anagayrimenkullerde yönetici atanması mecburidir. Sekizden az bağımsız bölümü bulunan yapılarda ise yönetici atanması kanunen zorunlu değildir; ancak kat malikleri yönetim için bir yönetici veya yönetim kurulu seçebilir. Anagayrimenkulün bütün bağımsız bölümleri tek kişinin mülkiyetindeyse malik kanunen yönetici durumundadır. ## Yönetici Kim Olabilir? Apartman yöneticisinin mutlaka kat maliklerinden biri olması gerekmez; kat malikleri dışarıdan bir kişiyi de yönetici olarak seçebilir. Kat Mülkiyeti Kanunu'na göre yönetim, kat maliklerinden biri veya dışarıdan seçilecek bir kişiye verilebileceği gibi üç kişilik bir kurula da bırakılabilir. Bu nedenle profesyonel apartman yöneticisi veya yönetim şirketiyle çalışılması hukuken mümkündür. Ancak seçilecek kişinin görev ve yetkileri ile yönetim planındaki hükümler ayrıca dikkate alınmalıdır. ## Apartman Yöneticisi Nasıl Seçilir? Yönetici, kat maliklerinin hem sayı hem de arsa payı bakımından çoğunluğu tarafından atanır. Bu kural doğrudan Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 34. maddesinde düzenlenmiştir. Yönetici, kat malikleri kurulunun kanuni yıllık toplantısında yeniden atanır ve mevcut yöneticinin tekrar seçilmesine de engel bulunmaz. Burada iki ayrı çoğunluk birlikte aranır: - Kat maliklerinin sayı bakımından çoğunluğu, - Kat maliklerinin sahip oldukları arsa payı bakımından çoğunluğu. Dolayısıyla yalnızca toplantıya katılan maliklerin yarısından fazlasının destek vermesi her durumda yeterli değildir. Yönetici seçiminin hukuka uygun olup olmadığı değerlendirilirken kanundaki çoğunluk şartı ve toplantının usulü birlikte incelenmelidir. ## Yönetici Seçimi İçin Toplantı Nasıl Yapılır? Yönetici seçimi kat malikleri kurulunun toplantısında yapılır ve toplantının çağrı, gündem ve karar usulüne uygun gerçekleştirilmesi gerekir. Kat malikleri kurulunun toplantıya çağrılması, kararların alınması ve toplantı tutanağının düzenlenmesi bakımından Kat Mülkiyeti Kanunu'nun ilgili hükümleri ile yönetim planı dikkate alınmalıdır. Özellikle yönetici seçiminin tartışmalı olduğu apartmanlarda toplantı çağrısının nasıl yapıldığı, toplantının ne zaman gerçekleştirildiği, kaç malikin katıldığı ve alınan kararın tutanağa nasıl geçirildiği ileride çıkabilecek uyuşmazlıklarda önem taşıyabilir. ## Yönetici Her Yıl Yeniden Seçilir mi? Kat Mülkiyeti Kanunu uyarınca yönetici her yıl kat malikleri kurulunun kanuni yıllık toplantısında yeniden atanır. Mevcut yöneticinin yeniden seçilmesine kanuni bir engel bulunmamaktadır. Bu nedenle kat malikleri isterse aynı kişiyi sonraki dönem için de yönetici olarak atayabilir. Yönetim planında ayrıca düzenlemeler bulunabileceğinden, yönetim planının da kontrol edilmesi gerekir. ## Kat Malikleri Yönetici Seçemezse Ne Olur? Kat malikleri yönetici seçemez veya anagayrimenkulün yönetiminde anlaşamazsa, kat maliklerinden biri Sulh Hukuk Mahkemesine başvurarak yönetici atanmasını isteyebilir. 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 34. maddesine göre mahkeme, mümkünse diğer kat maliklerini de dinledikten sonra anagayrimenkule yönetici atayabilir. Mahkeme tarafından atanan yönetici, kat malikleri tarafından seçilen yöneticinin sahip olduğu yetkilere sahip olur ve kat maliklerine karşı sorumludur. ## Mahkeme Tarafından Atanan Yönetici Değiştirilebilir mi? Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından atanan yönetici, atama tarihinden itibaren altı ay geçmedikçe kat malikleri kurulu tarafından kural olarak değiştirilemez. Ancak haklı bir sebebin ortaya çıkması halinde, yöneticiyi atayan Sulh Hukuk Mahkemesi değişikliğe izin verebilir. Bu nedenle mahkeme tarafından atanan yöneticinin değiştirilmesi ile kat malikleri tarafından seçilen yöneticinin görevden alınması birbirinden farklı değerlendirilmelidir. ## Apartman Yöneticisi Görevden Alınabilir mi? Kat malikleri tarafından seçilen yöneticinin görevine ilişkin uyuşmazlıklar, Kat Mülkiyeti Kanunu, yönetim planı ve kat malikleri kurulu kararları çerçevesinde değerlendirilir. Yöneticinin görevlerini gereği gibi yapmadığı, ortak giderleri usulsüz kullandığı, hesap vermediği veya yönetimle ilgili ciddi sorunlar bulunduğu ileri sürülüyorsa kat malikleri kurulunun görev ve yetkileri ile kanundaki başvuru yolları incelenmelidir. Yönetici değişikliğinin nasıl yapılacağı bakımından yönetim planındaki özel hükümler de gözden geçirilmelidir. ## Yönetici Hangi Görevleri Yapar? Apartman yöneticisinin temel görevi, kat malikleri kurulunun kararlarını uygulamak ve anagayrimenkulün yönetim, bakım, koruma ve ortak gider işlemlerini yürütmektir. Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 35. maddesinde yöneticiye yüklenen başlıca görevler arasında: - Kat malikleri kurulunun kararlarını yerine getirmek, - Anagayrimenkulün korunması, bakımı ve onarımı için gerekli tedbirleri almak, - Sigorta ile ilgili işlemleri yürütmek, - Ortak giderler için gerekli avans ve ödemeleri toplamak, - Yönetimle ilgili borç ve ödemeleri takip etmek, - Anagayrimenkule ilişkin tebligatları kabul etmek, - Gerektiğinde kat maliklerinin haklarının korunması için dava ve icra takibi yapmak, - Kat malikleri kurulunu toplantıya çağırmak gibi işler bulunmaktadır. ## Yöneticiye Ücret Ödenir mi? Yöneticiye ücret ödenip ödenmeyeceği ve ücretin miktarı, kat malikleri kurulunun kararı, yönetim planı ve somut koşullara göre belirlenebilir. Yönetici seçilen kat malikinin görev nedeniyle yaptığı zorunlu giderler ile yöneticilik karşılığında ödenecek ücret birbirinden farklı değerlendirilmelidir. Profesyonel yönetici veya yönetim şirketiyle çalışılması halinde ise taraflar arasındaki sözleşmede hizmetin kapsamı, ücret ve diğer şartların açıkça düzenlenmesi gerekir. ## Yönetici Seçilebilmesi İçin Kat Maliki Olmak Şart mı? Hayır. Kat Mülkiyeti Kanunu, yöneticinin mutlaka kat maliki olmasını şart koşmamaktadır. Kat malikleri, anagayrimenkulün yönetimini kendi aralarından seçebilecekleri bir kişiye verebildikleri gibi dışarıdan bir kişiyi de yönetici olarak görevlendirebilir. ## Yönetici Seçiminde Arsa Payı Neden Önemlidir? Yönetici seçiminde yalnızca kat maliklerinin kişi sayısı değil, sahip oldukları arsa payları da dikkate alınır. Örneğin 10 kat malikinin bulunduğu bir yapıda 6 kişinin yöneticiyi desteklemesi sayı bakımından çoğunluk sağlayabilir. Ancak bu maliklerin arsa payları toplamı çoğunluğa ulaşmıyorsa, yalnızca kişi sayısına dayanılarak yöneticinin seçildiği sonucuna varılamaz. Bu nedenle seçim öncesinde tapu kayıtları veya yönetim kayıtları üzerinden arsa paylarının hesaplanması önemlidir. ## Yönetici Seçimi Usulsüz Yapılırsa Ne Olur? Yönetici seçiminin kanundaki çoğunluk veya toplantı kurallarına aykırı yapılması, somut olayın özelliklerine göre kat malikleri kurulu kararına karşı hukuki başvuru yapılmasını gündeme getirebilir. Özellikle toplantının usulsüz çağrılması, gerekli çoğunluğun sağlanmaması, karar tutanağının gerçeği yansıtmaması veya yönetim planına aykırı işlem yapılması halinde hukuki durum ayrıca incelenmelidir. Uyuşmazlığın çözümünde kat malikleri kurulu kararının içeriği, toplantı tutanağı, çağrı belgeleri, yönetim planı ve arsa payları birlikte değerlendirilmelidir. ## Yönetici Seçimi İçin Mahkemeye Nasıl Başvurulur? Yönetici atanamıyorsa, kat maliklerinden biri anagayrimenkulün bulunduğu yer Sulh Hukuk Mahkemesine başvurarak mahkemece yönetici atanmasını isteyebilir. Başvuruda anagayrimenkulün yönetici seçemediğini veya yönetimde anlaşmazlık bulunduğunu gösteren olaylar açıklanmalı ve mümkünse kat maliklerine ilişkin bilgiler ile toplantı tutanakları sunulmalıdır. Mahkeme dosyanın durumuna göre diğer kat maliklerini dinleyebilir ve uygun gördüğü kişiyi yönetici olarak atayabilir. ## Yönetici Adını ve Adresini Asmak Zorunda mı? Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 34. maddesine göre yöneticinin adı, soyadı ve iş veya ev adresinin anagayrimenkulün girişinde görülebilecek bir yere asılması gerekir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde kanunda ayrıca hukuki sonuç öngörülmüştür. ## Site Yönetiminde Yönetici Seçimi Farklı mı? Site yönetiminde yönetici seçiminin yöntemi, sitenin kat mülkiyeti yapısı, yönetim planı ve varsa toplu yapı hükümleri dikkate alınarak belirlenir. Birden fazla bloktan oluşan sitelerde yalnızca tek bir apartmanın yönetim kurallarına bakmak yeterli olmayabilir. Blok yönetimleri, toplu yapı yönetimi ve yönetim planı birlikte incelenmelidir. Bu nedenle site yönetimi uyuşmazlıklarında yönetim planının güncel nüshasının incelenmesi özellikle önemlidir. ## Örnek Olay: Yönetici Seçiminde Çoğunluk Nasıl Hesaplanır? 10 kat malikinin bulunduğu bir apartmanda yöneticilik için yapılan oylamada 6 malik bir aday lehine oy vermiş olsun. İlk bakışta sayı bakımından çoğunluk sağlanmış görünse de yönetici seçiminin tamamlandığını söylemek için bu maliklerin temsil ettiği arsa payının da çoğunluk oluşturup oluşturmadığı kontrol edilmelidir. Arsa payı bakımından gerekli çoğunluk sağlanmamışsa yalnızca kişi sayısına dayanarak yapılan seçim hukuken tartışmalı hale gelebilir. Bu nedenle karar tutanağıyla birlikte bağımsız bölümlerin arsa paylarının da incelenmesi gerekir. ## Apartman ve Site Yönetiminde En Sık Yapılan Hatalar Apartman ve site yönetiminde en sık yapılan hata, yönetici seçiminde yalnızca oy sayısına bakmak ve yönetim planını kontrol etmemektir. - Arsa payı çoğunluğunu hesaplamamak, - Toplantı çağrısının usulünü kontrol etmemek, - Karar tutanağını ayrıntılı düzenlememek, - Yönetim planındaki özel hükümleri dikkate almamak, - Mahkemece atanan yönetici ile kat malikleri tarafından seçilen yöneticiyi aynı usule tabi sanmak, - Site yönetiminde toplu yapı hükümlerini gözden kaçırmak. ## Kat Mülkiyeti ve Site Yönetimi Hakkında Apartman ve site yönetimi uyuşmazlıklarında yönetici seçimi, kat malikleri kurulu kararları, ortak giderler ve yönetim planı birlikte değerlendirilmelidir. 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'ndan kaynaklanan uyuşmazlıklar hakkında Gayrimenkul Hukuku sayfamızdan ayrıntılı bilgi alabilirsiniz. ## Avukata Danışın Apartman veya site yönetiminde yönetici seçimi, yalnızca bir kişinin oylanmasından ibaret değildir. Toplantı usulü, kat maliklerinin sayı ve arsa payı çoğunluğu, yönetim planı ve toplu yapı hükümleri birlikte değerlendirilmelidir. Yönetici seçimi, yönetici değişikliği veya kat malikleri kurulu kararları hakkında hukuki değerlendirme almak için Koza Avukatlık ve Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Apartman yöneticisi seçmek zorunlu mu? C: Anagayrimenkulün sekiz veya daha fazla bağımsız bölümü varsa yönetici atanması zorunludur. S: Apartman yöneticisi nasıl seçilir? C: Yönetici, kat maliklerinin hem sayı hem de arsa payı bakımından çoğunluğu tarafından atanır. S: Yönetici kat maliki olmak zorunda mı? C: Hayır. Kat malikleri kendi aralarından birini seçebilecekleri gibi dışarıdan bir kişiyi de yönetici olarak görevlendirebilir. S: Yönetici seçilemezse ne olur? C: Kat malikleri yönetici seçemez veya yönetimde anlaşamazsa, kat maliklerinden biri taşınmazın bulunduğu yer Sulh Hukuk Mahkemesine başvurarak yönetici atanmasını isteyebilir. S: Yönetici her yıl değişmek zorunda mı? C: Hayır. Yönetici her yıl yeniden atanır; ancak mevcut yönetici tekrar seçilebilir. S: Yönetici seçimi için hem kişi hem arsa payı çoğunluğu gerekir mi? C: Evet. KMK m.34'e göre yönetici, kat maliklerinin hem sayı hem de arsa payı bakımından çoğunluğu tarafından atanır. S: Mahkeme tarafından atanan yönetici değiştirilebilir mi? C: Kural olarak atama tarihinden itibaren altı ay geçmeden kat malikleri kurulu tarafından değiştirilemez. Haklı sebep bulunması halinde yöneticiyi atayan Sulh Hukuk Mahkemesinin değişikliğe izin vermesi mümkündür. S: Apartman yöneticisinin görevleri nelerdir? C: Yönetici, kat malikleri kurulu kararlarını uygular; anagayrimenkulün bakım, koruma ve yönetim işlerini yürütür; ortak giderlerin ve yönetimle ilgili ödemelerin takip edilmesini sağlar. S: Site yönetiminde yönetici seçimi apartmandan farklı mı? C: Toplu yapılarda yönetim planı, blok yönetimi ve toplu yapı hükümleri ayrıca dikkate alınabilir. Bu nedenle site yönetiminde yalnızca apartman hükümleriyle yetinilmemelidir. --- # Sınır Dışı (Deport) Kararına Nasıl İtiraz Edilir? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/sinir-disi-deport-kararina-nasil-itiraz-edilir/ Güncelleme: 2026-10-13 Kısa cevap: Sınır dışı (deport) kararına karşı, tebliğden itibaren 7 gün içinde idare mahkemesinde iptal davası açılır. Dava açılması, istisnalar dışında sınır dışı işlemini kendiliğinden durdurur; mahkeme 15 gün içinde kesin karar verir. İdari gözetim kararına itiraz ise sulh ceza hakimliğine yapılır ve 5 günde sonuçlandırılır. Türkiye'de bulunan bir yabancı hakkında verilen sınır dışı etme kararı, tebliğ edildiği andan itibaren yalnızca 7 günlük bir dava süresi işletir. Bu süre hak düşürücü niteliktedir; kaçırıldığında karar uygulanabilir hale gelir ve kişi hakkında yıllarca sürebilecek bir giriş yasağı gündeme gelir. Bu nedenle deport kararına itiraz, yabancılar hukukunun en aciliyet gerektiren başvurularından biridir. Sürecin dayanağı, 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'dur (YUKK). Aşağıda kararın hangi hallerde verildiği, dava yolu, davanın sınır dışı işlemine etkisi, idari gözetim ve giriş yasağı yönleriyle sürecin tamamı ele alınmaktadır. Sınır dışı (deport) kararına itiraz, 7 günlük süre, idare mahkemesi ve sınır dışı işleminin durdurulması sürecini gösteren infografik ## Sınır Dışı Etme Kararı Nedir ve Hangi Hallerde Verilir? Sınır dışı etme (deport), Türkiye'de kalma koşullarını ihlal eden yabancının menşe ülkesine, transit gideceği ülkeye ya da kabul edeceği üçüncü bir ülkeye gönderilmesine ilişkin idari işlemdir. Karar, Göç İdaresi Başkanlığının talimatı üzerine veya resen, yabancının bulunduğu ilin valiliği tarafından alınır; uygulamada süreç İl Göç İdaresi Müdürlüğü eliyle yürütülür. YUKK'un 54. maddesinde sayılan başlıca sınır dışı sebepleri şunlardır: vize veya ikamet izni süresinin ihlal edilmesi, çalışma izni olmadan çalışılması, Türkiye'ye yasal giriş veya çıkış hükümlerinin ihlali, geçimini meşru olmayan yollardan sağlama, kamu düzeni, kamu güvenliği veya kamu sağlığı açısından tehdit oluşturma, terör veya çıkar amaçlı suç örgütleriyle bağlantı ve hakkında verilen giriş yasağına rağmen Türkiye'ye gelinmesi. Kararın tebliği önemli bir usul güvencesidir: karar, gerekçeleriyle birlikte yabancıya veya yasal temsilcisine ya da avukatına tebliğ edilir ve yabancının anladığı dilde itiraz yolları ile süreleri hakkında bilgilendirme yapılır. Bu usule uyulmaması, iptal davasında idare aleyhine ileri sürülebilecek ciddi bir hukuka aykırılık sebebidir. ## Kimler Hakkında Deport Kararı Alınamaz? YUKK'un 55. maddesi, sınır dışı sebepleri bulunsa dahi hakkında karar alınamayacak yabancıları korumaktadır. Gideceği ülkede ölüm cezasına, işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı muameleye maruz kalacağı yönünde ciddi emare bulunanlar, yaşı, sağlık durumu veya gebeliği nedeniyle seyahat etmesi riskli görülenler, tedavisi devam ederken gönderildiği ülkede tedavi imkanı bulunmayan hayati hastalığı olanlar, destek süreci tamamlanmamış insan ticareti mağdurları ile tedavileri süren ciddi psikolojik, fiziksel veya cinsel şiddet mağdurları bu kapsamdadır. Bu koruma kendiliğinden işlemez; her yabancı için durum ayrı ayrı değerlendirilir. Kişinin bu kategorilerden birine girdiğini gösteren sağlık raporu, tedavi kaydı veya menşe ülke bilgisi gibi belgelerin idareye ve mahkemeye eksiksiz sunulması, savunmanın temelini oluşturur. ## Türkiye'yi Terke Davet ve Gönüllü Çıkış Nasıl İşler? Her deport kararı doğrudan zorla gönderme ile sonuçlanmaz. İdare, hakkında karar alınan yabancıya ülkeyi terk edebilmesi için 15 günden az olmamak üzere 30 güne kadar süre tanıyabilir; bu kişilere harçtan muaf bir çıkış izin belgesi verilir. Süresi içinde kendiliğinden ayrılan yabancı hakkında giriş yasağı uygulanmayabilir veya daha kısa süreli uygulanır; bu nedenle gönüllü çıkış, ileride Türkiye'ye dönmeyi planlayanlar için stratejik bir seçenektir. Kaçma ve kaybolma riski bulunanlara, yasal giriş veya çıkış kurallarını ihlal edenlere, sahte belge kullananlara ve kamu düzeni açısından tehdit oluşturanlara ise bu süre tanınmaz. ## Deport Kararına Karşı İptal Davası Nasıl Açılır? Deport kararına itiraz, teknik adıyla iptal davası yoluyla yapılır. Yabancı, yasal temsilcisi ya da avukatı, kararın tebliğinden itibaren 7 gün içinde idare mahkemesine başvurur. Görevli ve yetkili mahkeme, kararı alan valiliğin bulunduğu yerdeki idare mahkemesidir. Dava açıldığı, sınır dışı kararını veren idareye ayrıca bildirilir. Mahkeme, başvuruyu 15 gün içinde sonuçlandırır ve verilen karar kesindir; istinaf veya temyiz yolu kapalıdır. Tek dereceli bu yargılamada dava dilekçesinin ilk seferde eksiksiz hazırlanması, tüm delillerin ve hukuka aykırılık sebeplerinin baştan ortaya konulması belirleyicidir. Dilekçede tebligatın usulsüzlüğü, gerekçe yetersizliği, 55. madde kapsamındaki engeller, aile ve özel hayata saygı hakkı ile geri gönderme yasağı gibi hususlar somut belgelerle işlenmelidir. Dava süresinin kaçırılması halinde dahi durum tamamen umutsuz değildir: koşullar değişmişse idareye yeniden değerlendirme başvurusu yapılması veya uluslararası koruma başvurusu gibi alternatif yollar somut olaya göre değerlendirilir. ## Dava Açmak Sınır Dışı İşlemini Durdurur mu? Kural açıktır: süresi içinde iptal davası açan yabancı, yargılama sonuçlanıncaya kadar sınır dışı edilmez. Ayrıca yürütmeyi durdurma kararı alınmasına gerek yoktur; koruma kanundan doğar. Bu kuralın istisnası ise kritik önemdedir. Terör örgütü yöneticisi, üyesi veya destekleyicisi olduğu ya da kamu düzeni, kamu güvenliği veya kamu sağlığı açısından tehdit oluşturduğu gerekçesiyle hakkında deport kararı verilenler, dava açılmış olsa bile yargılama sırasında sınır dışı edilebilir. Bu kapsamdaki dosyalarda dava dilekçesiyle birlikte yürütmeyi durdurma talebinin gerekçeli biçimde ileri sürülmesi ve gerektiğinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru ile tedbir talebinin gündeme alınması gerekir. ## İdari Gözetim Kararı ve Geri Gönderme Merkezi Süreci Hakkında sınır dışı kararı alınanlardan kaçma ve kaybolma riski bulunanlar, Türkiye'ye giriş veya çıkış kurallarını ihlal edenler, sahte belge kullananlar ve kamu düzeni açısından tehdit oluşturanlar hakkında valilik idari gözetim kararı alabilir. Bu kişiler geri gönderme merkezlerinde tutulur. İdari gözetim süresi 6 ayı geçemez; ancak sınır dışı işlemlerinin yabancının işbirliği yapmaması nedeniyle tamamlanamaması halinde en fazla 6 ay daha uzatılabilir. İdari gözetim kararına karşı başvuru mercii idare mahkemesi değil, sulh ceza hakimliğidir. Hakimlik, başvuruyu 5 gün içinde karara bağlar. Bilinmesi gereken önemli nokta şudur: bu başvuru idari gözetimi kendiliğinden durdurmaz; yabancı, karar verilinceye kadar geri gönderme merkezinde kalmaya devam eder. Red halinde yeniden başvuru her zaman mümkündür ve gözetimin devamının gerekip gerekmediği idarece her ay değerlendirilir. Kanun, idari gözetime alternatif yükümlülükler de öngörmektedir: belirli adreste ikamet, bildirimde bulunma, aile temelli geri dönüş, gönüllülük esaslı geri dönüş danışmanlığı, elektronik izleme ve teminat bunların başlıcalarıdır. Bu yükümlülükler en fazla 24 ay süreyle uygulanabilir ve özellikle ailesi Türkiye'de bulunan yabancılar için gözetim yerine öncelikle talep edilmesi gereken seçeneklerdir. ## Giriş Yasağı ve Tahdit Kodları Süreci Nasıl Etkiler? Sınır dışı edilen yabancı hakkında Göç İdaresi Başkanlığı veya valilikler giriş yasağı kararı alabilir. Yasak süresi kural olarak en fazla 5 yıldır; kamu düzeni veya kamu güvenliği açısından ciddi tehdit bulunması halinde bu süre 10 yıl daha artırılabilir. Ayrıca sınır dışı masrafları geri ödenmeyen yabancının Türkiye'ye girişine izin verilmeyebilir. Uygulamada giriş yasakları, sisteme işlenen tahdit kodları üzerinden takip edilir ve yasağın kaldırılması bu kodların hukuki dayanağının ayrıca incelenmesini gerektirir. Kodların türleri, sorgulanması ve kaldırılma yolları için tahdit kodunun kaldırılması yazımızda ayrıntılı açıklama yer almaktadır. Yasak süresi dolmadan Türkiye'ye dönmek isteyenler için eğitim, çalışma veya evlilik gibi gerekçelere dayalı meşruhatlı vize başvurusu da somut olaya göre değerlendirilebilecek bir yoldur. ## Sonuç Deport kararına itiraz sürecinde üç süre belirleyicidir: iptal davası için 7 gün, mahkemenin karar vermesi için 15 gün ve idari gözetimde 6 artı 6 aylık azami süre. Dava açmak kural olarak sınır dışı işlemini durdursa da istisna kapsamındaki dosyalarda ek tedbirler gerekir; idari gözetime itiraz ise ayrı bir mercide, sulh ceza hakimliğinde yürütülür. Kararın kesin olması, sürecin en başından doğru kurgulanmasını zorunlu kılar. Koza Avukatlık ve Danışmanlık, yabancılar hukuku alanında sınır dışı kararlarının iptali, idari gözetime itiraz, tahdit kodlarının kaldırılması ve ikamet izni süreçlerinde hizmet vermektedir. Hakkınızda veya yakınınız hakkında deport kararı tebliğ edildiyse, 7 günlük süre kaçırılmadan iletişim sayfamızdan büromuza ulaşabilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Deport kararına itiraz süresi kaç gündür? C: Sınır dışı etme kararına karşı, kararın tebliğinden itibaren 7 gün içinde idare mahkemesinde iptal davası açılmalıdır. Bu süre hak düşürücüdür; süre kaçırılırsa dava hakkı kural olarak kaybedilir. S: Dava açmak sınır dışı işlemini durdurur mu? C: Evet, kural olarak durdurur. Süresi içinde dava açan yabancı, yargılama sonuçlanıncaya kadar sınır dışı edilmez. Ancak terör örgütü yöneticisi, üyesi veya destekleyicisi olanlar ile kamu düzeni, kamu güvenliği veya kamu sağlığı açısından tehdit oluşturanlar bu korumanın dışındadır. S: Deport kararını hangi kurum verir? C: Sınır dışı etme kararı, Göç İdaresi Başkanlığının talimatı üzerine veya resen, yabancının bulunduğu ilin valiliği tarafından alınır. Uygulamada işlemler İl Göç İdaresi Müdürlüğü eliyle yürütülür. S: Kimler sınır dışı edilemez? C: Gideceği ülkede ölüm cezası, işkence veya insanlık dışı muameleye maruz kalma riski bulunanlar, yaşı, sağlık durumu veya gebeliği nedeniyle seyahat edemeyecek olanlar, tedavisi devam eden hayati hastalığı bulunanlar ve destek süreci tamamlanmamış insan ticareti mağdurları hakkında sınır dışı kararı alınamaz. S: İdari gözetim kararına nasıl itiraz edilir? C: İdari gözetim kararına karşı sulh ceza hakimliğine başvurulur. Hakimlik, başvuruyu 5 gün içinde sonuçlandırır. Bu başvuru idari gözetimi kendiliğinden durdurmaz; ancak red kararına karşı yeniden başvuru mümkündür ve gözetim koşulları her ay düzenli olarak değerlendirilir. S: Deport edilen kişi Türkiye'ye tekrar girebilir mi? C: Sınır dışı edilen yabancı hakkında kural olarak en fazla 5 yıl giriş yasağı uygulanır; ciddi tehdit halinde bu süre 10 yıl daha artırılabilir. Yasak süresi dolmadan, eğitim, çalışma veya aile birliği gibi gerekçelerle meşruhatlı vize alınarak giriş yapılması mümkün olabilir. S: İtiraz için avukat zorunlu mudur? C: Zorunlu değildir; ancak 7 günlük hak düşürücü süre, dilekçenin idare hukuku tekniğine uygun yazılması zorunluluğu ve kararın kesin olması nedeniyle sürecin yabancılar hukukunda deneyimli bir avukatla yürütülmesi hak kaybını önler. Maddi imkanı olmayanlar baronun adli yardım bürosuna başvurabilir. --- # İstanbul Miras Avukatı URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/istanbul-miras-avukati/ Güncelleme: 2026-10-13 Kısa cevap: İstanbul Miras Avukatı hizmeti kapsamında vasiyetname ve miras sözleşmesi düzenlenmesi, veraset ve intikal işlemleri, mirasın reddi, mirasçılıktan çıkarma, tereke tespiti, ortaklığın giderilmesi (izale-i şuyu) ve tapu iptal-tenkis gibi davalar takip edilir. İstanbul'da miras davaları ortalama 730 gün sürmekte olup süre davanın türüne göre değişebilir. Avukatlık ücretleri, Türkiye Barolar Birliği'nin belirlediği asgari ücret tarifesine göre düzenlenir. ## Miras Hukuku: Kapsamı ve Hukuki Süreçler İstanbul Miras Avukatı ve Kartal Miras Avukatı olarak, Miras hukukunda özellikle vasiyetname veya miras sözleşmesi düzenlemek isteyen bireylerin, ihtiyaçlarına uygun bir şekilde bu belgeleri hazırlayabilmek için deneyimli bir miras avukatından yardım almaları sürecin daha hızlı ve daha doğru tamamlanması açısından oldukça önemlidir. İstanbul dahil tüm Türkiye de hizmet veren Koza Avukatlık Ve Danışmanlık ofisinin miras avukatları, müvekkillerinin çıkarlarını koruyarak, hukuki sorunları doğru bir şekilde analiz eder ve olası riskleri belirleyerek destek sağlarlar. Miras hukuku konusunda uzmanlaşmış avukatları ile, sadece dava sürecinde değil, aynı zamanda hukuki danışmanlık hizmetleriyle de müvekkillerine yardımcı olurlar. Koza Avukatlık Ve Danışmanlık olarak Miras Hukuku alanında sunduğumuz hizmetler: -Vasiyetname ve miras sözleşmesi düzenlenmesi -Veraset ve intikal işlemlerinin yürütülmesi: Miras bırakanın taşınmazlarının mirasçılar adına tescil edilmesi için gerekli işlemlerdir. Miras avukatı, mirasçılık belgesinin alınması veya hatalı belgelerin iptali için dava açar ve süreci yönetir. -Mirasın reddi davasının açılması ve takibi -Mirasçılıktan çıkarma işlemleri: Kendisine zarar veren veya kötü muamelede bulunan mirasçıları mirastan çıkarmak isteyen kişiler, bu konuda uzman bir avukata ihtiyaç duyarlar. Yanlış veya eksik işlemler istenmeyen sonuçlara yol açabilir. -Tereke tespit davasının açılması ve yürütülmesi: Miras bırakanın mal varlığının tam olarak bilinmediği durumlarda açılır. Bu davaların takibi için miras avukatının yardımına ihtiyaç duyulur. -Ortaklığın giderilmesi (izale-i şuyu) davasının açılması ve takibi: Miras bırakanın taşınmazlarının mirasçılar adına tescil edilmesi için gerekli işlemlerdir. Miras avukatı, mirasçılık belgesinin alınması veya hatalı belgelerin iptali için dava açar ve süreci yönetir. -Ölünceye kadar bakma sözleşmesi düzenlenmesi -Mirastan feragat sözleşmesinin hazırlanması -Vasiyetnamenin iptali ve tenfizi davalarının açılması ve takibi -Tapu İptal ve Tenkis davasının açılması ve yürütülmesi: Miras bırakanın, mirasçılardan mal kaçırması durumunda açılan davalardır. Bu davalar teknik detaylar içerir ve ispat malzemelerinin dikkatlice seçilmesini gerektirir. Bu nedenle, tecrübeli bir miras avukatının desteği önemlidir. -Miras paylaşım sözleşmesinin hazırlanması: Mirasçıların anlaşmaya vardıkları durumlarda, paylaşım sözleşmesinin hazırlanması için bir miras avukatına ihtiyaç duyulur. Anlaşmazlık halinde ise ortaklığın giderilmesi davası açılması gerekebilir. Detaylı bilgi ve danışmanlık için bize 0538 980 49 46 - 0535 924 18 52 telefon numaralarından ulaşabilirsiniz. ## Miras Davalarında Avukat Ücretleri Miras davalarında avukatlık ücretleri ve dava masrafları sıkça merak edilen konular arasındadır. Avukatlık ücretleri, Türkiye Barolar Birliği tarafından her yıl belirlenen asgari ücret tarifesine göre düzenlenir. Bu tarifede belirtilen ücretlerin altında hizmet sunulması yasaktır ve ücretler bu tarifeye göre belirlenir. Özellikle miras avukatı seçerken sadece avukatlık ücretine odaklanmak yerine, avukatın deneyimi ve uzmanlığı da göz önünde bulundurulmalıdır. Davayı kaybetmeniz durumunda, karşı tarafın avukatlık ücretini ve dava masraflarını da ödemeniz gerekecektir. Bu nedenle, deneyimli bir avukatla çalışmak uzun vadede faydanıza olacaktır. ## Miras Davalarının Süresi Miras hukuku, hassas ve karmaşık süreçleri içeren bir alandır. İstanbul’da miras davaları genellikle ortalama 730 gün sürmektedir. Ancak bu süre, davanın türüne ve içeriğine göre değişiklik gösterebilir. Örneğin, vasiyetnamenin iptali, terekenin tespiti veya mirasın reddi davaları farklı sürelerde sonuçlanabilir. Deneyimli bir miras avukatıyla çalışmak, sürecin daha düzenli ve hızlı ilerlemesine katkı sağlar. Avukat, yasal haklarınızın korunması, mirasın adil bir şekilde paylaşılması ve olası itirazlarla mücadele etme konusunda destek sunar. ## Miras Davalarında Mahkeme Masrafları Dava açan taraf, yargılama masraflarını başlangıçta ödemekle yükümlüdür. Ancak davayı kazanan taraf, yaptığı masrafların haksız bulunan taraftan tahsilini talep edebilir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 332. maddesi uyarınca, mahkeme masrafların hangi tarafça ödeneceğini kararında belirtir. Vekalet ücreti ise avukat ve müvekkil arasında yapılan sözleşmeye göre belirlenir. Davayı kaybeden taraf, karşı tarafın avukatına da vekalet ücreti ödemekle yükümlüdür. Bu ücret doğrudan avukata ait olup, davacıya ödenmez. ## Miras Avukatıyla Çalışmanın Önemi Miras hukuku, miras bırakanın iradesinin doğru bir şekilde yorumlanmasını gerektirir. Mahkemeler, miras bırakanın isteklerini re’sen dikkate alır. Hukuki destek olmadan yürütülen işlemler, istenmeyen sonuçlara yol açabilir ve hak kayıplarına neden olabilir. Miras bırakanın borçları da mirasçılar için risk oluşturabilir. Bu nedenle, mirasın getirdiği hak ve yükümlülüklerin doğru bir şekilde yönetilmesi için uzman bir istanbul miras hukuku avukatından destek almak önemlidir. Koza Avukatlık Ve Danışmanlık ofisi deneyimli istanbul miras avukatı ile , miras sürecindeki riskleri önceden tespit ederek, müvekkillerinin menfaatlerini korumak için gerekli adımları atar. ## Vekalet Ücreti Düzenlemesi Avukatlık hizmetlerinin ücretleri, Avukatlık Kanunu’nun 164. maddesine göre avukat ve müvekkil arasında yapılan sözleşme ile belirlenir. Bu ücretlendirme, her yıl Türkiye Barolar Birliği tarafından hazırlanan ve Adalet Bakanlığı tarafından onaylanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne uygun olmalıdır. Tarifede belirtilen ücretlerin altında hizmet sunulamaz ve bu tarife ülke genelindeki tüm avukatlar için geçerlidir. Bu metin, miras hukuku hakkında genel bilgi vermek amacıyla hazırlanmış ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Miras hukuku ile ilgili konularda profesyonel destek almak için avukatlık ofisimizle iletişime geçebilirsiniz. İlgili konularda ayrıntılı bilgi: veraset ilamının nereden alınacağı, vasiyetname düzenlenmesi, mirasın reddi. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Miras avukatı hangi konularda hizmet verir? C: Miras avukatı; vasiyetname ve miras sözleşmesi düzenlenmesi, veraset ve intikal işlemlerinin yürütülmesi, mirasın reddi davası, mirasçılıktan çıkarma işlemleri, tereke tespit davası, ortaklığın giderilmesi (izale-i şuyu) davası, ölünceye kadar bakma sözleşmesi, mirastan feragat sözleşmesi, vasiyetnamenin iptali ve tenfizi davaları ile tapu iptal ve tenkis davası gibi konularda hukuki destek sağlar. S: Miras davalarında avukatlık ücreti nasıl belirlenir? C: Avukatlık ücretleri, Türkiye Barolar Birliği tarafından her yıl belirlenen Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre düzenlenir ve bu tarifede belirtilen ücretlerin altında hizmet sunulması yasaktır. Miras avukatı seçerken yalnızca ücrete değil avukatın deneyim ve uzmanlığına da bakılması önerilir; ayrıca dava kaybedilirse karşı tarafın avukatlık ücreti ve dava masraflarının da ödenmesi gerektiği unutulmamalıdır. S: İstanbul'da miras davaları ne kadar sürer? C: İstanbul'da miras davaları genellikle ortalama 730 gün sürmektedir; ancak bu süre davanın türüne ve içeriğine göre değişebilir. Örneğin vasiyetnamenin iptali, terekenin tespiti veya mirasın reddi davaları farklı sürelerde sonuçlanabilmektedir. S: Miras davasında mahkeme masraflarını kim öder? C: Dava açan taraf yargılama masraflarını başlangıçta öder, ancak davayı kazanan taraf yaptığı masrafların haksız çıkan taraftan tahsilini talep edebilir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 332. maddesi uyarınca mahkeme, masrafların hangi tarafça ödeneceğini kararında belirtir; davayı kaybeden taraf ayrıca karşı tarafın avukatına da vekalet ücreti ödemekle yükümlüdür. S: Vekalet ücreti nasıl belirlenir? C: Vekalet ücreti, Avukatlık Kanunu'nun 164. maddesine göre avukat ile müvekkil arasında yapılan sözleşmeyle belirlenir. Bu ücretlendirme, Türkiye Barolar Birliği tarafından hazırlanıp Adalet Bakanlığınca onaylanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne uygun olmalıdır ve bu tarifede belirtilen ücretlerin altında hizmet sunulamaz. S: Miras sürecinde avukatla çalışmak neden önemlidir? C: Miras hukuku, miras bırakanın iradesinin doğru yorumlanmasını gerektiren hassas bir alandır ve hukuki destek olmadan yürütülen işlemler hak kayıplarına yol açabilir. Ayrıca miras bırakanın borçları da mirasçılar için risk oluşturabileceğinden, deneyimli bir miras avukatının süreçteki riskleri önceden tespit ederek müvekkilin menfaatlerini koruması önemlidir. --- # Baba Ölmeden Mirasını İstediği Evladına Verebilir mi? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/baba-olmeden-once-mirasini-istedigi-cocuguna-verebilir-mi/ Güncelleme: 2026-08-29 Kısa cevap: Baba veya anne, hayattayken kendisine ait malvarlığını çocuklarından birine satabilir veya bağışlayabilir. Ancak gerçekte bağış olduğu hâlde satış gibi gösterilen ve mirasçılardan mal kaçırma amacı taşıyan işlemler, miras bırakanın ölümünden sonra muris muvazası nedeniyle dava konusu olabilir. Geçerli bir bağışta ise saklı pay ihlali varsa tenkis gündeme gelebilir. Baba Ölmeden Mirasını İstediği Evladına Verebilir mi? Evet, kişi hayattayken kendi malvarlığı üzerinde kanuni sınırlar içinde tasarruf edebilir ve taşınmazını çocuklarından birine satabilir veya bağışlayabilir. Ancak işlemin gerçek niteliği ve mirasçıların saklı paylarına ilişkin kurallar ayrıca değerlendirilmelidir. Burada “mirasını çocuğuna vermek” ile “sağlığında kendi malını devretmek” kavramlarını birbirinden ayırmak gerekir. Miras, mirasbırakanın ölümüyle açılır. Kişi hayattayken ise kendi malvarlığı üzerinde kanunun izin verdiği sınırlar içinde tasarruf edebilir. Hukuki Uyarı / Saha Notu: Bir taşınmazın çocuğa devredilmiş olması tek başına muris muvazaası anlamına gelmez. İşlemin satış mı, bağış mı, ölünceye kadar bakma sözleşmesi mi olduğu; gerçek irade, işlem bedeli, tarafların ekonomik durumu ve olayın diğer özellikleri birlikte değerlendirilmelidir. ## Baba Sağlığında Malını Bir Çocuğuna Verebilir mi? Anne veya baba, hayattayken kendisine ait malvarlığı üzerinde kanuni sınırlar içinde tasarruf edebilir ve taşınmazını çocuklarından birine devredebilir. Bu devir satış, bağış veya şartları oluştuğunda ölünceye kadar bakma sözleşmesi gibi farklı hukuki işlemlerle yapılabilir. İşlemin hukuki sonuçları da seçilen işlem türüne göre değişir. Örneğin gerçek bir satışta alıcı tarafından satış bedelinin ödenmesi ve işlemin tarafların gerçek iradesine uygun olması önem taşır. Bağışta ise tarafların karşılıksız kazandırma iradesi bulunur. Bu nedenle “çocuklardan yalnızca birine mal devredildi” şeklindeki tek bir olgu, diğer mirasçıların mutlaka hak kaybına uğradığı veya işlemin geçersiz olduğu sonucunu doğurmaz. ## Sağlığında Yapılan Devir Mirası Etkiler mi? Sağlığında yapılan taşınmaz devri, işlemin türüne ve mirasbırakanın ölümünden sonra ortaya çıkan hukuki duruma göre diğer mirasçıların haklarını etkileyebilir. Bir taşınmazın gerçek satış yoluyla devredilmesi ile bağışlanması aynı hukuki sonuçları doğurmaz. Ayrıca geçerli bir kazandırmanın saklı payı ihlal edip etmediği de ayrıca incelenebilir. Bu nedenle olayın yalnızca tapudaki işlem türüne bakılarak değerlendirilmesi yeterli değildir. [caption id="attachment_3172" align="aligncenter" width="760"] Muris Muvazaası – Mirastan Mal Kaçırma[/caption] ## Muris Muvazası Nedir? Muris muvazası, mirasbırakanın mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla gerçek iradesi başka olduğu hâlde yaptığı görünüşteki işlemi farklı bir hukuki işlem gibi göstermesi nedeniyle ortaya çıkan uyuşmazlıktır. Uygulamada en sık karşılaşılan örnekte mirasbırakan, taşınmazını çocuğuna veya başka bir kişiye gerçekte bağışladığı hâlde tapuda satış göstermektedir. Bu durumda mirasbırakanın gerçek iradesi, görünürdeki sözleşme ve tarafların gerçek amacı birlikte değerlendirilir. Muris muvazası, Yargıtay uygulamasında özellikle tapulu taşınmazların satış biçiminde gösterilen muvazaalı devirleri bakımından önemli bir dava sebebidir. ## Muris Muvazası ile Tenkis Davası Aynı mı? Hayır. Muris muvazası ile tenkis davası farklı hukuki dayanaklara sahip iki ayrı yoldur. Hukuki Yol Temel Konu Temel Amaç Muris muvazası Görünüşteki işlemin gerçek iradeyi yansıtmaması ve mal kaçırma amacı Muvazaalı işlemin hukuki sonuçlarının ortadan kaldırılması ve şartları varsa tapu iptali ve tescil Tenkis Geçerli bir karşılıksız kazandırmanın saklı payı ihlal etmesi Saklı payı aşan kısmın kanuni sınırlar içinde tenkisi Saklı payın ihlal edildiği durumlarda, işlem muris muvazası niteliğinde olmasa bile tenkis davası gündeme gelebilir. Bu nedenle hangi davanın açılacağı, işlemin gerçek niteliği ve mirasçıların hukuki durumu incelenerek belirlenmelidir. ## Bağışlanan Taşınmaz Muris Muvazasına Konu Olur mu? Taşınmazın gerçek iradeye uygun şekilde bağışlanması ile gerçekte bağış olduğu hâlde satış gibi gösterilmesi aynı hukuki durum değildir. Gerçek bir bağış işlemi sırf diğer mirasçılar taşınmazdan yararlanamadı diye otomatik olarak muris muvazası sayılmaz. Ancak yapılan kazandırma saklı payı ihlal ediyorsa Türk Medeni Kanunu'nun tenkise ilişkin hükümleri gündeme gelebilir. Dolayısıyla “bağış yapıldıysa hiçbir şekilde dava açılamaz” şeklinde bir sonuç da doğru değildir. ## Gerçek Satış Yapılmışsa Muris Muvazası Olur mu? Gerçek bir satışın bulunması, işlemin muris muvazası nedeniyle geçersiz olduğu sonucunun doğmasını engeller; ancak yalnızca tapuda satış yazması işlemin mutlaka gerçek satış olduğu anlamına gelmez. Uyuşmazlık halinde satış bedelinin ödenip ödenmediği, tarafların ekonomik durumları, taşınmazın gerçek değeri, aile içindeki ilişkiler, mirasbırakanın işlemdeki amacı ve olayın diğer özellikleri birlikte değerlendirilebilir. Bu nedenle düşük satış bedeli tek başına muris muvazasını kesin olarak kanıtlamadığı gibi, satış bedelinin belirli bir miktarda olması da tek başına davayı ortadan kaldırmaz. ## Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi Yapılırsa Ne Olur? Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, gerçek bir bakım ilişkisine dayanıyorsa satıştan farklı bir hukuki işlem olarak değerlendirilir. Türk Borçlar Kanunu'nun 611 ve devamı maddelerinde düzenlenen ölünceye kadar bakma sözleşmesinde tarafların bakım ve gözetim ilişkisine ilişkin karşılıklı yükümlülükleri bulunur. Ancak tapudaki işlemin gerçek iradeyi yansıtıp yansıtmadığı veya sözleşmenin geçerli şekilde yerine getirilip getirilmediği uyuşmazlık konusu yapılabilir. Bu nedenle sözleşmenin içeriği ve fiili uygulaması ayrıca incelenmelidir. ## Muris Muvazası Davasını Kim Açabilir? Muris muvazası nedeniyle dava açabilecek kişiler, mirasbırakanın ölümünden sonra mirasçılık sıfatı ve hukuki yararı bulunan kişiler arasından değerlendirilir. Muris muvazası davasında saklı pay sahibi olup olmamak tek başına belirleyici değildir. Ancak mirasın reddi, mirastan feragat, mirasçılıktan çıkarma veya benzeri hukuki durumların dava hakkına etkisi ayrıca değerlendirilmelidir. Bu nedenle “çocuk olan herkes mutlaka dava açabilir” şeklinde genel bir ifade kullanmak yerine, kişinin ölüm tarihi itibarıyla mirasçılık durumunun incelenmesi gerekir. ## Muris Muvazası Davası Ne Zaman Açılır? Muris muvazası nedeniyle tapu iptali ve tescil davası, kural olarak mirasbırakanın ölümünden sonra mirasçılık sıfatı doğduğunda açılır. Mirasbırakan hayattayken henüz miras açılmadığından, sırf ileride mirastan mahrum kalınacağı düşüncesiyle mirasçı sıfatına dayanan muris muvazası davasının açılması mümkün değildir. Ancak hayattaki kişiyle yapılan işlemin geçersizliği veya başka bir hukuki sebebe dayalı farklı davalar, olayın özelliklerine göre ayrıca gündeme gelebilir. ## Muris Muvazası Davasında Hangi Deliller Kullanılır? Muris muvazası uyuşmazlıklarında işlemin gerçek iradesini ortaya koyabilecek tapu kayıtları, satış bedeline ilişkin belgeler, banka hareketleri, tanık anlatımları ve olayın diğer delilleri birlikte değerlendirilebilir. Özellikle şu hususlar önem taşıyabilir: - Taşınmazın devir tarihindeki gerçek değeri, - Tapuda gösterilen satış bedeli, - Satış bedelinin gerçekten ödenip ödenmediği, - Devralanın ödeme gücü, - Mirasbırakanın ekonomik durumu, - Aile içindeki ilişkiler ve işlemden önceki olaylar, - Taşınmazın fiili kullanım biçimi, - Diğer mirasçıların işlemden haberdar olup olmadığı. Tek bir delilin varlığı veya yokluğu her dosyada aynı sonucu doğurmaz. Mahkeme, olayın bütününü değerlendirir. ## Muris Muvazası Davası Kime Karşı Açılır? Muris muvazası nedeniyle tapu iptali ve tescil davasında davalı, muvazaalı işlem sonucunda taşınmazı devralan ve somut olayda tapu kaydı üzerinde hak sahibi olan kişi veya kişiler olabilir. Devir alan kişinin ölümü, taşınmazın başka kişilere devredilmesi veya tapu kaydındaki mevcut durum davanın taraflarının belirlenmesini etkileyebilir. Bu nedenle dava açılmadan önce güncel tapu kaydının ve taşınmazın devir zincirinin incelenmesi gerekir. ## Muris Muvazası Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme Hangisidir? Taşınmazın aynına ilişkin muris muvazası nedeniyle tapu iptali ve tescil davaları kural olarak Asliye Hukuk Mahkemesinde görülür ve taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir. Birden fazla taşınmaz bulunması, farklı ilçelerde taşınmazların yer alması veya davada başka taleplerin ileri sürülmesi halinde yetki ayrıca değerlendirilmelidir. ## Muris Muvazası Davasında Zamanaşımı Var mı? Muris muvazası nedeniyle tapu iptali ve tescil isteminde uygulanacak süre, klasik bir “10 yıl” veya “5 yıl” zamanaşımı hesabı şeklinde değerlendirilmez; dava türü, işlem ve talebin hukuki niteliği birlikte incelenmelidir. Bu nedenle internette yer alan sabit süre bilgilerine göre hareket edilmemeli ve somut tapu işlemi üzerinden değerlendirme yapılmalıdır. ## Saklı Pay İhlali Varsa Ne Olur? Mirasbırakanın yaptığı geçerli bir kazandırma saklı payı ihlal ediyorsa, şartları oluştuğunda mirasçılar tenkis talebinde bulunabilir. Türk Medeni Kanunu'nun 506. maddesinde altsoy, ana ve baba ile sağ kalan eş bakımından saklı pay düzenlemeleri bulunmaktadır. Saklı payın ihlal edilip edilmediği, yasal miras payı ve mirasbırakanın yaptığı kazandırmalar dikkate alınarak hesaplanır. Tenkis davasının süresi bakımından ise Türk Medeni Kanunu'nun 571. maddesindeki özel süreler dikkate alınmalıdır. ## Örnek Olay Bir baba, hayattayken sahip olduğu taşınmazı çocuklarından birine tapuda satış göstererek devretmiş olsun. Diğer mirasçılar, satış bedelinin gerçekte ödenmediğini ve işlemin gerçek amacının kendilerini miras hakkından mahrum bırakmak olduğunu ileri sürüyorsa, mirasbırakanın ölümünden sonra muris muvazası iddiası gündeme gelebilir. Buna karşılık baba taşınmazını gerçekten bağışlamışsa uyuşmazlığın hukuki niteliği farklılaşır. Bu durumda bağış işleminin geçerliliği ve varsa saklı pay ihlali bakımından tenkis hükümleri ayrıca incelenir. ## Muris Muvazası ile İlgili Sık Yapılan Hatalar Muris muvazası davalarında en sık yapılan hata, tapuda yazan işlem türünü tek başına yeterli görmek ve her aile içi taşınmaz devrini otomatik olarak mal kaçırma olarak değerlendirmektir. - Her aile içi satışın muvazaalı olduğunu düşünmek, - Her bağış işleminin geçersiz olduğunu varsaymak, - Saklı pay ile muris muvazasını aynı hukuki yol sanmak, - Satış bedelini tek başına yeterli delil kabul etmek, - Taşınmazın güncel tapu kaydını incelemeden dava açmak, - Dava süresi ve taraf teşkilini kontrol etmemek. ## İlgili Miras Hukuku Konuları Mirasbırakanın taşınmaz devri sonrasında ortaya çıkabilecek uyuşmazlıklarda yalnızca muris muvazası değil, tenkis, mirasın reddi ve mirasçılık belgesi gibi konular da gündeme gelebilir. Mirasçılık belgesi hakkında Veraset İlamı Nereden Alınır? başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz. Miras hukuku alanındaki hizmetlerimiz hakkında Miras Hukuku sayfamızdan bilgi alabilirsiniz. ## Hukuki Destek Alın Babanızın veya annenizin sağlığında yaptığı taşınmaz devrinin miras haklarınızı etkileyip etkilemediğini belirlemek için işlemin tapudaki şekli kadar gerçek iradesi, ödeme durumu, tarafların ekonomik koşulları ve miras hukuku bakımından ortaya çıkan sonuçlar birlikte incelenmelidir. Muris muvazası, tenkis veya tapu iptali ve tescil davası bakımından somut dosyanızın değerlendirilmesi için Koza Avukatlık ile iletişime geçebilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Babam sağken evini kardeşime devretti, dava açabilir miyim? C: Devrin gerçek satış mı, bağış mı veya başka bir işlem mi olduğu incelenmelidir. Gerçekte bağış olduğu hâlde satış gibi gösterilmiş ve mirasçılardan mal kaçırma amacı taşıyan bir işlem varsa, mirasbırakanın ölümünden sonra muris muvazası nedeniyle tapu iptali ve tescil davası gündeme gelebilir. S: Babam sağlığında malını istediği çocuğuna verebilir mi? C: Kişi hayattayken kendi malvarlığı üzerinde kanuni sınırlar içinde tasarruf edebilir. Ancak yapılan işlemin niteliğine ve saklı paylara ilişkin kurallara göre ölümden sonra farklı hukuki sonuçlar doğabilir. S: Muris muvazası davası ne zaman açılır? C: Muris muvazası nedeniyle mirasçılık sıfatına dayanan dava kural olarak mirasbırakanın ölümünden sonra açılır. Sağlığında henüz miras açılmadığından mirasçılık hakkına dayalı muris muvazası davası açılamaz. S: Bağışlanan taşınmaz için dava açılabilir mi? C: Gerçek bir bağış işlemi otomatik olarak muris muvazası sayılmaz. Ancak bağış saklı payı ihlal ediyorsa şartları oluştuğunda tenkis davası gündeme gelebilir. S: Muris muvazası ile tenkis davası arasındaki fark nedir? C: Muris muvazası, görünürdeki işlemin gerçek iradeyi yansıtmadığı ve mal kaçırma amacı taşıdığı iddiasına dayanır. Tenkis ise geçerli bir kazandırmanın saklı payı ihlal eden kısmının kanuni sınırlar içinde azaltılmasını amaçlar. S: Muris muvazası davasını kim açabilir? C: Dava hakkı, mirasbırakanın ölümünden sonra mirasçılık sıfatı ve hukuki yararı bulunan kişilerin durumuna göre belirlenir. Saklı pay sahibi olmak tek başına şart değildir; ancak mirasın reddi ve diğer mirasçılık statülerinin etkisi ayrıca incelenmelidir. S: Muris muvazası davasında hangi deliller kullanılır? C: Tapu kayıtları, satış bedeline ilişkin belgeler, banka hareketleri, tanık anlatımları, tarafların ekonomik durumları ve olayın diğer özellikleri birlikte değerlendirilebilir. S: Muris muvazası davasında zamanaşımı var mı? C: Muris muvazası nedeniyle tapu iptali ve tescil istemi için klasik şekilde belirli bir 5 veya 10 yıllık zamanaşımı hesabı yapılmaz. Dava ve talebin hukuki niteliği somut olay üzerinden değerlendirilmelidir. --- # Tahliye Taahhütnamesi Nedir? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/tahliye-taahhutnamesi-nedir/ Güncelleme: 2024-10-07 Kısa cevap: Tahliye taahhütnamesi, kiracının taşınmazı belirli bir tarihte boşaltmayı kabul ettiği yazılı belgedir. Geçerli olması için kira sözleşmesinden sonraki bir tarihte düzenlenmesi ve tahliye tarihinin belirli olması gerekir. Taahhüt edilen tarihten itibaren bir ay içinde icraya konulmalı ya da dava açılmalıdır. Tahliye Taahhütnamesi Nedir ve Geçerlilik Şartları Nelerdir? Tahliye Taahhütnamesi Örneği Son yıllarda ev sahipleri ile kiracılar arasındaki uyuşmazlıklarda yaşanan artış nedeni ile ev sahipleri, kendilerini ekonomik sarsıntılardan korumak amacıyla güvence altına almak için evlerini kiraya verirken kiracılardan tahliye taahhütnamesi imzalamalarını istemeye başlamışlardır. Kiracılar ise ev kiralayabilmek için hukuken sonuçlarını bilmeseler dahi tahliye taahhütnamesi imzalamak zorunda kalmaktadırlar. Bu yazımızda ev sahipleri için geçerli tahliye taahhütnamesi nasıl olmalıdır ve ne şekilde işleme konulur; kiracılar için ise tahliye taahhütnamesi nasıl geçersiz hale getirilir ve tahliye sürecinde tahliye taahhütnamesine nasıl itiraz edilebilir konularını açıklayacağız. ## Tahliye Taahhütnamesi Nedir? Kiracıların, kiraladıkları taşınmazı, taahhütnamede yazan tarihte boşaltmayı kabul ettikleri belgeye ‘tahliye taahhütnamesi’ denir. Tahliye taahhütnamesi ile ilgili düzenleme Türk Borçlar Kanunu 352.maddesinde yer almaktadır. ## Tahliye Taahhütnamesinin Geçerlilik Şartları Nelerdir? Uygulamada ev sahipleri tarafından sıklıkla kullanılmaya başlanılan tahliye taahhütnamesinin belirli şartları taşıması gerekmektedir. Bu şartlar sağlanmamışsa eğer ilgili tahliye taahhütnamesi geçersiz olacaktır. Tahliye Taahhütnamesinin Geçerlilik Şartları Şunlardır: - Tahliye taahhütnamesi yazılı olmalıdır. - Tahliye taahhütnamesi ile kira sözleşmesi aynı tarihli olmamalıdır. Tahliye taahhütnamesinin mutlaka kira sözleşmesinden sonraki bir tarihte yapılmış olması gerekir. - Tahliye taahhütnamesinde tahliye tarihi belirli olmalıdır. - Tahliye taahhütnamesi kiracı tarafından imzalanmış olmalıdır. Yukarıda sayılı şartların hepsi bir arada bulunmalıdır. Aksi halde geçerli bir tahliye taahhütnamesinden bahsetmek ve ilgili taahhütnameye dayanılarak kiracının tahliye edilmesi mümkün olmayacaktır. ## Tahliye Taahhütnamesi ile Kiracı Nasıl Çıkarılır? Ev sahibi ile kiracı arasında imzalanmış geçerlilik şartlarını taşıyan bir tahliye taahhütnamesi varsa kiracının, taahhüt ettiği tarihte taşınmazı tahliye etmesi gerekmektedir. Geçerli tahliye taahhüdüne rağmen kiracı eğer taşınmazı tahliye etmiyorsa bu halde ev sahibi, tahliye taahhütnamesine dayanarak taşınmazı tahliye etme hakkını kullanabilecektir. ## Ev Sahibi Tahliye Taahhütnamesine Dayanarak Kiracıyı Nasıl Çıkarır? Ev sahipleri, tahliye taahhütnamesini iki şekilde kullanarak taşınmazlarını tahliye edebileceklerdir. - Tahliye taahhütnamesinin icraya koyulması yolu ile tahliye. - Tahliye taahhütnamesine dayanarak mahkemede tahliye davası açılması yolu ile tahliye. ## İcra Yolu İle Tahliye: Geçerli bir tahliye taahhütnamesine rağmen taahhüt edilen tarihte taşınmazı tahliye etmeyen kiracı aleyhine ev sahibi, tahliye taahhüdünü icraya koyabilecektir. Ev sahibinin, tahliye taahhütnamesinde belirtilen tahliye tarihinden itibaren 1 ay içerisinde tahliye taahhütnamesini icraya koyması gerekmektedir. Tahliye taahhüdünün icraya koyulması akabinde kiracıya tahliye emri gönderilecek ve 15 gün süre içerisinde evi tahliye etmesi gerektiği ihtarı yapılacaktır. Tahliye emrini tebliğ alan kiracının 7 günlük itiraz süresi bulunmaktadır. Kiracının 7 gün içerisinde itiraz etmesi halinde ev sahibinin 6 ay içerisinde icra mahkemesinde itirazın kaldırılmasını istemesi ya da 1 yıl içerisinde itirazın iptali ile tahliye davası açması gerekmektedir. ## Mahkemede Tahliye Davası Açılması Yolu İle Tahliye: Ev sahibi, geçerli tahliye taahhütnamesine rağmen çıkmayan kiracısı aleyhine tahliye davası açma hakkına sahiptir. Mahkemede tahliye taahhütnamesine dayanarak tahliye davası açılmak istemesi halinde ise ev sahibinin, tahliye taahhütnamesinde yer alan tahliye tarihinden itibaren 1 ay içerisinde tahliye davasını açması gerekecektir. Burada dikkat edilmesi gereken husus dava öncesinde zorunlu arabuluculuk yoluna da gidilmesi gerektiğidir. Arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanamaması halinde anlaşamama tutanağı tutulacaktır. Davayı açan kişinin bu anlaşamama tutanağını da mutlaka dava dilekçesi ile birlikte mahkemeye vermesi ve zorunlu arabuluculuk şartını yerine getirdiğini ispat etmesi gerekmektedir. ## Tahliye Taahhütnamesi İle Tahliye Ne Kadar Sürer? İcra yolu ile tahliye süreci 6-8 ay kadar sürmekteyken dava yolu ile tahliye talep edildiğinde 1,5-2 yıl kadar süreç devam edebilmektedir. Belirtmiş olduğumuz süreler ortalama olup her dosya kendi içerisinde farklılıklar gösterdiğinden sürecin uzayabileceğini de belirtmek isteriz. ## Tahliye Taahhütnamesine Nasıl İtiraz Edilir? Kiracılar açısından taliye taahhüdü nedeni ile tahliye riski ile karşılaşılması artık çokça karşımıza çıkan bir durum haline gelmiştir. Peki kiracılar kendilerine gelen tahliye emrine ya da tahliye davasına nasıl itiraz edecekler? Tahliye taahhüdünün dönüşü yok mudur? - Tahliye Emrine İtiraz: Kiracı, kendisi aleyhine tahliye taahhütnamesine dayanılarak başlatılan icra takibine itiraz etme hakkına sahiptir. Kiracı, kendisine icra dairesi tarafından tahliye emri tebliğ edildikten sonra buna karşı 7 gün içerisinde itiraz edebilecektir. Kiracının yapacağı bu itiraz takibi durduracaktır. Kiracı bu itirazında imzanın kendisine ait olmadığı şeklinde imza itirazı ileri sürebileceği gibi tahliye taahhütnamesinin geçersizliğine ilişkin de itirazlarda bulunabilecektir. - Tahliye Davasına İtiraz: Ev sahibi tarafından tahliye taahhütnamesine dayanılarak açılan tahliye davasında, kiracı kendisine dava dilekçesinin tebliğinden sonra cevap dilekçesi yazarak tahliye taahhütnamesinin geçerli olmadığı, yazılı olmadığı, kira sözleşmesi ile aynı tarihte yapıldığına ilişkin itirazlar ileri sürebilecektir. ## Tahliye Taahhüdü İptal Edilebilir Mi? Tahliye taahhütnamesinin tarafların karşılıklı rızaları ile iptal edilmesi her zaman mümkündür. Ayrıca kiracı tarafından bu tahliye taahhüdünün zorla, tehdit altında ya da aldatma sonucu imzalandığı iddia ediliyorsa bu halde kiracının bu durum sona erdikten sonraki 1 yıl içerisinde karşı tarafa bildirimde bulunma yükümlülüğü bulunmaktadır. Yani kiracı eğer bu tahliye taahhütnamesini zorla kandırılarak, korkutularak ya da tehdit edilerek imzaladığını iddia ediyorsa bu iddiasını karşı taraf olan ev sahibine 1 yıl içerisinde yazılı şekilde bildirmeli ve tahliye taahhütnamesi ile bağlı olmadığını açıklamalıdır. Aksi halde tahliye taahhütnamesi geçerli hale gelecek ve tahliye mümkün olacaktır.   Tahliye Taahhütnamesi Örneği’ni Aşağıda Sizlerle Paylaşıyoruz:   TAHLİYE TAAHHÜTNAMESİ   TAAHHÜT EDEN KİRACI: T.C.:   KİRAYA VEREN MAL SAHİBİ: T.C.:   TAHLİYE EDİLECEK MECURUN ADRESİ:   KİRA SÖZLEŞMESİ BAŞLANGIÇ TARİHİ:   TAAHHÜT TARİHİ:   TAHLİYE TARİHİ:   Halen kiracı olarak kullanmakta olduğum yukarıda adresi yazılı taşınmazı hiçbir ihtar ve ihbara gerek kalmadan kayıtsız ve şartsız olarak, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 350,351 ve 352. maddeleri gereğince, yukarıda belirtilen tarihte boş ve sağlam olarak tahliye edeceğimi, yukarıda adı geçen mal sahibinin icrai takibata geçerek yapacağı tüm masrafları ve tahliyeyi geciktirmemden dolayı uğrayacağı zararı ihtar ve gerek kalmadan nakden ve peşin ödeyeceğimi beyan, kabul ve taahhüt ederim. … / … / …..   KİRACI (TAAHHÜT EDEN) İmza   Kira Hukukundan kaynaklı tüm uyuşmazlıklarınıza ilişkin hukuki bilgi ve destek almak için avukatlık ofisimizle iletişime geçebilirsiniz. İlgili konularda ayrıntılı bilgi: diğer tahliye sebepleri. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Tahliye taahhütnamesi nedir? C: Kiracıların, kiraladıkları taşınmazı taahhütnamede yazan tarihte boşaltmayı kabul ettikleri belgedir. Düzenleme Türk Borçlar Kanunu'nun 352. maddesinde yer almaktadır. S: Tahliye taahhütnamesinin geçerlilik şartları nelerdir? C: Yazılı olmalıdır; kira sözleşmesiyle aynı tarihli olmamalı, mutlaka sözleşmeden sonraki bir tarihte yapılmalıdır; tahliye tarihi belirli olmalıdır; ve kiracı tarafından imzalanmış olmalıdır. Bu şartların hepsi bir arada bulunmalıdır, aksi halde taahhütname geçersizdir. S: Taahhütname icraya ne zamana kadar konulmalıdır? C: Ev sahibinin, taahhütnamede belirtilen tahliye tarihinden itibaren 1 ay içinde icraya koyması gerekir. İcraya konulduktan sonra kiracıya tahliye emri gönderilir ve 15 gün içinde evi tahliye etmesi gerektiği ihtar edilir. S: Kiracının itiraz süresi ne kadar? C: Tahliye emrini tebliğ alan kiracının 7 günlük itiraz süresi bulunmaktadır ve bu itiraz takibi durdurur. İtiraz halinde ev sahibinin 6 ay içinde icra mahkemesinde itirazın kaldırılmasını istemesi ya da 1 yıl içinde itirazın iptali ile tahliye davası açması gerekir. S: Dava yoluyla tahliyede hangi şart aranır? C: Ev sahibinin, taahhütnamedeki tahliye tarihinden itibaren 1 ay içinde davayı açması gerekir. Ayrıca dava öncesinde zorunlu arabuluculuk yoluna gidilmelidir; anlaşma sağlanamazsa düzenlenen anlaşamama tutanağı dava dilekçesiyle birlikte mahkemeye sunulmalıdır. S: Tahliye taahhütnamesi ile tahliye ne kadar sürer? C: İcra yolu ile tahliye süreci 6–8 ay kadar sürmekteyken, dava yolu ile tahliye talep edildiğinde süreç 1,5–2 yıl devam edebilmektedir. Bu süreler ortalamadır; her dosya farklılık gösterir. S: Kiracı hangi itirazları ileri sürebilir? C: İmzanın kendisine ait olmadığı yönünde imza itirazı ileri sürebileceği gibi, taahhütnamenin geçersizliğine ilişkin (yazılı olmadığı, kira sözleşmesiyle aynı tarihte yapıldığı gibi) itirazlarda da bulunabilir. S: Tahliye taahhüdü iptal edilebilir mi? C: Tarafların karşılıklı rızasıyla iptali her zaman mümkündür. Taahhüdün zorla, tehdit altında ya da aldatma sonucu imzalandığı iddia ediliyorsa, kiracının bu durum sona erdikten sonraki 1 yıl içinde karşı tarafa yazılı bildirimde bulunması gerekir. Aksi halde taahhütname geçerli hale gelir. --- # Dolandırıcılık Suçu Cezası Nedir? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/dolandiricilik-sucu-cezasi-nedir/ Güncelleme: 2026-10-05 Kısa cevap: Dolandırıcılık suçu cezası, temel hâlde TCK 157 uyarınca 1 yıldan 5 yıla kadar hapis ve 5.000 güne kadar adli para cezasıdır. Nitelikli dolandırıcılıkta TCK 158 kapsamında 3 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası öngörülür; bilişim sistemi, sigorta bedeli veya kişinin kendisini kamu görevlisi olarak tanıtması gibi bazı hâllerde alt sınır 4 yıldır. Suçun üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde ceza yarı oranında, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde ise bir kat artırılır. Dolandırıcılık suçu cezası, hilenin nasıl kurulduğuna göre iki ayrı çerçevede belirlenir. Temel hâlde (TCK m.157) 1 yıldan 5 yıla kadar hapis ve 5.000 güne kadar adli para cezası verilir[1]; nitelikli hâllerde (TCK m.158) hapis cezası 3 yıldan 10 yıla kadardır ve bazı bentlerde alt sınır 4 yıla çıkar.[2] Bu rakamlar dosyanın sonunu göstermez. Suçun üç kişiyle ya da bir örgüt adına işlenmesi cezayı artırır; zararın giderilmesi, alacağı tahsil amacı veya yalnızca hesap ya da kart bilgisi vermek gibi durumlar ise azaltır. Son dönemde iki kanun değişikliği de tabloyu etkiledi: 25 Aralık 2025'ten itibaren yeni nitelikli dolandırıcılık davalarına asliye ceza mahkemesi bakıyor[3]; 31 Temmuz 2026'dan itibaren ise katkısı yalnızca hesap veya kart bilgisini vermekle sınırlı kalan kişinin cezası yarı oranında indiriliyor.[4] Dolandırıcılık suçu cezası nedir? TCK 157 kapsamında temel dolandırıcılık için hapis ve adli para cezası öngörülür. ## Dolandırıcılık Suçu Cezası Nedir? Basit Dolandırıcılıkta Hapis ve Adli Para Cezası TCK 157, hapis ile adli para cezasını "ve" bağlacıyla birlikte saydığı için mahkûmiyet hâlinde hâkim ikisine birden hükmeder. Basit dolandırıcılık cezası olan 1-5 yıllık aralıkta temel ceza belirlenirken suçun işleniş biçimi, meydana gelen zararın ağırlığı ve failin kusur derecesi gibi ölçütler gözetilir.[5] Adli para cezasının gün sayısı 5.000'e kadar çıkabilir; bir gün karşılığı tutarı ise mahkeme tarafından belirlenir. Ceza tartışması çoğu dosyada "hile" unsurunda düğümlenir. Mağdura söylenen her yalan dolandırıcılık sayılmaz; hilenin, mağdurun durumu kontrol etme imkânını zayıflatacak ölçüde inandırıcı ve yoğun olması beklenir. Sözleşmeye aykırı davranmak ya da borcu ödememek tek başına bu suçu oluşturmaz. Ancak baştan ödeme niyeti yokken sahte belge, kimlik veya kurgulanmış bir senaryoyla para alınmışsa dolandırıcılık gündeme gelir. ## Nitelikli Dolandırıcılık Cezası Nedir? TCK 158 Kapsamındaki Hâller TCK 158/1 on iki nitelikli hâl sayar. Nitelikli dolandırıcılık cezası, bent grubuna göre iki farklı alt sınırla uygulanır:[2] Nitelikli hâl (TCK 158/1)Hapis cezasıAdli para cezasıDinî inanç ve duyguların istismarı (a); tehlikeli durum veya zor şartlardan yararlanma (b); algılama yeteneğinin zayıflığından yararlanma (c); kamu kurumu, kamu meslek kuruluşu, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliğinin araç kılınması (d); basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanma (g); tacir ya da şirket yöneticisinin ticari faaliyeti ile kooperatif yöneticisinin faaliyeti sırasında işlenmesi (h); serbest meslek mensubunun mesleki güveni kötüye kullanması (i)3 yıldan 10 yıla kadar5.000 güne kadarKamu kurum ve kuruluşlarının zararına işlenmesi (e); bilişim sistemlerinin veya banka ve kredi kurumlarının araç kılınması (f); tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlama (j); sigorta bedelini almak (k); kendini kamu görevlisi ya da banka, sigorta veya kredi kurumu çalışanı olarak tanıtma veya bu kurumlarla ilişkili olduğunu söyleme (l)4 yıldan 10 yıla kadar5.000 güne kadar; tutar, suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz Kamu görevlileriyle ilişkisi olduğunu ve onlar nezdinde hatırı sayıldığını söyleyerek belli bir işin gördürüleceği vaadiyle menfaat sağlayan kişi de birinci fıkradaki hükme göre cezalandırılır (TCK 158/2). Hangi bendin uygulanacağı, kullanılan aracın adından çok hilenin nasıl kurgulandığına bakılarak belirlenir. Telefonla ulaşmak tek başına nitelikli hâl sayılmaz: kendini polis, savcı ya da banka çalışanı olarak tanıtan kişiye (l) bendi uygulanır. İnternet ilanı veya sosyal medya üzerinden kurulan sahte satış düzenleri ise çoğunlukla bilişim sistemi bendi (f) kapsamında değerlendirilir. Banka yalnızca ödemenin gönderildiği kanal olduysa, bankanın hileye araç olup olmadığı ayrıca tartışılır. Her bendin unsurlarını ve uygulamadaki ayrıntılarını nitelikli dolandırıcılık suçu ve cezası sayfamızda ayrıca ele aldık. Dolandırıcılık suçunda cezayı artıran ve azaltan hâller; üç veya daha fazla kişiyle işleme, örgüt faaliyeti, etkin pişmanlık ve hesap veya kart kullandırmayla sınırlı katılım gibi durumlara göre değişebilir. ## Dolandırıcılık Suçunda Cezayı Artıran Hâller Nelerdir? 158. maddenin üçüncü fıkrası, 157'deki temel hâl için de nitelikli hâller için de geçerlidir. Suç üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmişse verilecek ceza yarı oranında, suç işlemek için kurulmuş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmişse bir kat artırılır.[2] Artırım hâkimin belirlediği ceza üzerinden yapılır; aşağıdaki rakamlar kuralın işleyişini göstermek için varsayımsaldır. Hâkimin belirlediği cezaÜç veya daha fazla kişi (yarı oranında artırım)Örgüt faaliyeti (bir kat artırım)2 yıl3 yıl4 yıl4 yıl6 yıl8 yıl6 yıl9 yıl12 yıl Aynı mağdura karşı aynı suç işleme kararıyla değişik zamanlarda tekrarlanan hileli eylemler ayrı ayrı cezalandırılmaz; zincirleme suç hükümleri (TCK m.43) uygulanarak tek ceza artırılır.[6] ## Dolandırıcılık Suçunda Cezayı Azaltan Hâller Nelerdir? ## Etkin Pişmanlık Nedeniyle Dolandırıcılık Cezası Ne Kadar İner? Dolandırıcılık, etkin pişmanlık hükmünün kapsadığı suçlar arasındadır. Fail, azmettiren veya yardım eden kişi bizzat pişmanlık göstererek mağdurun zararını aynen iade veya tazmin yoluyla tamamen giderirse, bunu kovuşturma başlamadan önce (soruşturma aşamasında) yaptığında ceza üçte ikisine kadar, kovuşturma başladıktan sonra ama hüküm verilmeden önce yaptığında yarısına kadar indirilir.[7] "Kadar" ifadesi nedeniyle indirim oranı hâkimin takdirindedir. Zarar yalnızca kısmen giderilmişse indirim için ayrıca mağdurun rızası aranır. ## Hesap veya Kart Kullandırmada TCK 158/4 Ceza İndirimi Nedir? 31 Temmuz 2026'da Resmî Gazete'de yayımlanan 7589 sayılı Kanun, 158. maddeye dördüncü bir fıkra ekledi. Buna göre dolandırıcılığa katılım; haksız menfaat sağlamak amacıyla banka veya kredi kartı gibi ödeme araçlarını ya da banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcısı veya kripto varlık hizmet sağlayıcısı nezdindeki hesabın kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgi veya araçları başkasına vermekle sınırlı kalıyorsa, verilecek ceza yarı oranında indirilir.[4] Bu hüküm cezasızlık getirmez; kişinin sorumluluğu sürer, yalnızca ceza yarıya iner. Katkı vermenin ötesine geçiyorsa, örneğin parayı hesaptan çekmek ya da mağdurla görüşmek gibi eylemler varsa, "vermekle sınırlı kalma" şartı gerçekleşmez; bunu somut dosyada mahkeme değerlendirir. Kanunun geçici hükümleri, fıkranın uygulanacağı kişilerin istinaf aşamasındaki dosyalarında bozma ve ilk derece mahkemesine gönderme, infaz aşamasında olup etkin pişmanlık hükmü uygulanmamış dosyalarda ise mahkemece yapılacak ihtardan itibaren altı ay içinde zararı tamamen giderme şartıyla etkin pişmanlık imkânı öngörür. Kartı veya hesabı kendisinden habersiz kullanılan kişilerin durumu ise ayrı bir konudur; bu kişiler için kartım benden habersiz kullanıldıysa ne yapmalıyım rehberimize bakabilirsiniz. ## Alacağını Tahsil Etmek İçin Dolandırıcılıkta TCK 159 Uygulanır mı? Dolandırıcılık, bir hukuki ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla işlenmişse TCK 159 uygulanır: şikâyet üzerine 6 aydan 1 yıla kadar hapis veya adli para cezası verilir.[8] Burada gerçek bir hukuki ilişkinin ve alacağın bulunması gerekir; alacağın var olup olmadığı dosyada araştırılır. ## Dolandırıcılık Suçunda Teşebbüs ve Yakın Akrabalık Cezayı Etkiler mi? Hileli hareketlere başlanmış ama yarar sağlanamamışsa suç teşebbüs aşamasında kalır ve ceza dörtte birinden dörtte üçüne kadar indirilir. Eşler ve kardeşler gibi bazı yakın akrabalar arasında işlenen dolandırıcılıkta ise TCK 167 cezasızlık ya da şikâyete bağlı yarı oranında indirim öngörür; kimlerin bu kapsama girdiği somut dosyada ayrıca incelenir.[9] ## Dolandırıcılık Suçu Şikâyete Tabi mi? Uzlaştırma ve Zamanaşımı Dolandırıcılık, temel ve nitelikli hâlleriyle kural olarak şikâyete bağlı değildir; savcılık suçu öğrendiğinde re'sen soruşturma yürütür. İstisnalar TCK 159'daki alacak tahsili amaçlı dolandırıcılık ile TCK 167'deki bazı akrabalık hâlleridir. Bunlarda şikâyet aranır ve şikâyet süresi, fiilin ve failin öğrenildiği günden itibaren altı aydır.[10] Şikâyetten vazgeçmek, şikâyete bağlı olmayan bir suçta davayı kendiliğinden düşürmez. Uzlaştırma ise ayrı bir yoldur: CMK 253, basit dolandırıcılığı (m.157) uzlaştırma kapsamına alır; nitelikli dolandırıcılık (m.158) bu listede yer almaz.[11] Uzlaşma sağlanır ve edim yerine getirilirse dosya, soruşturma aşamasında kovuşturmaya yer olmadığı kararıyla, kovuşturma aşamasında davanın düşmesiyle sonuçlanır. Uzlaştırma kapsamında olmayan bir suç aynı mağdura karşı birlikte işlenmişse, uzlaştırma kapsamındaki suç için de uzlaşma hükümleri uygulanmaz (CMK m.253/3). Dava zamanaşımı suçun işlendiği tarihten başlar; temel hâlde sekiz, nitelikli hâllerde on beş yıldır ve bu süre dolarsa kamu davası düşer. Kesilme ve durma halleri süreyi uzatabilir.[12] Burada sözü edilen süre şikâyet hakkının değil, kamu davasının düşmesine yol açan süredir. ## Dolandırıcılık Davasına Hangi Mahkeme Bakar? Hapis Cezası İnfaz Edilir mi? Basit dolandırıcılığa asliye ceza mahkemesi bakar. Nitelikli dolandırıcılık ise 7571 sayılı Kanunun 12. maddesiyle 5235 sayılı Kanundaki ağır ceza mahkemesinin görev listesinden çıkarıldı; değişiklik 25 Aralık 2025'te yürürlüğe girdiği için yeni davalar kural olarak asliye ceza mahkemesinde görülüyor.[3] O tarihte ağır ceza mahkemesinde görülen veya istinaf ya da temyiz incelemesinde bulunan dosyalar, yalnızca görev değişikliği gerekçesiyle görevsizlik ya da bozma kararına konu olmaz. Aynı olayda ağır ceza mahkemesinin görev alanındaki başka bir suç da yargılanıyorsa görev değerlendirmesi ayrıca yapılır. Dolandırıcılık suçu cezasının akıbeti, mahkemenin belirlediği net süreye bağlıdır. Bir yıl veya daha az süreli (kısa süreli) hapis cezası, şartları varsa adli para cezası gibi seçenek yaptırımlara çevrilebilir. İki yıl veya daha az süreli hapis cezası ertelenebilir[13] ya da hükmün açıklanması geri bırakılabilir (HAGB).[14] HAGB için zararın tamamen giderilmesi gerekir; derhal ödenemiyorsa denetim süresince aylık taksitler hâlinde ödenmesi koşuluyla da karar verilebilir.[14] Nitelikli dolandırıcılıkta alt sınır 3 veya 4 yıl olduğundan bu seçenekler ancak etkin pişmanlık ya da takdiri indirim gibi nedenlerle ceza iki yıl ve altına indiğinde gündeme gelir. Cezanın kesinleşmesinden sonra ne kadarının cezaevinde geçeceği ayrı bir hesaptır; bunun için infaz ve yatar hesaplama sayfamızdaki yöntemden yararlanabilirsiniz. ## Dolandırıcılık Mağduru veya Şüphelisi Ne Yapmalı? Dolandırıldığınızı düşünüyorsanız mesajları, ilan görüntülerini, dekontları ve IBAN bilgilerini silmeden saklayın, bankanızı hemen bilgilendirin ve Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunun. Hakkınızda soruşturma varsa ifade vermeden önce üç konuyu birlikte tartmak gerekir: fiilin 157 mi 158 mi kapsamında kaldığı, zararı giderme zamanlaması (etkin pişmanlık oranı soruşturma aşamasında daha yüksektir) ve basit dolandırıcılıkta uzlaştırma ihtimali. Mahkûmiyetin ceza dışındaki sonuçları ayrı konulardır: sicil kaydı için adli sicil kaydı nasıl silinir, kamu görevine girişteki etkisi için memuriyete engel suçlar yazılarımıza bakabilirsiniz. Dosyanız Kartal ve çevresindeyse Kartal dolandırıcılık suçu davası avukatı sayfamızda çalışma şeklimizi bulabilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Dolandırıcılık suçu cezası kaç yıldır? C: Basit dolandırıcılıkta TCK 157 kapsamında 1 yıldan 5 yıla kadar hapis ve adli para cezası öngörülür. Nitelikli dolandırıcılıkta ise TCK 158 kapsamında hapis cezası 3 yıldan 10 yıla kadar çıkabilir ve bazı hâllerde alt sınır 4 yıldır. S: Nitelikli dolandırıcılık cezası nedir? C: Nitelikli dolandırıcılığın cezası, TCK 158'de düzenlenen hâle göre 3 yıldan 10 yıla veya 4 yıldan 10 yıla kadar hapis ve adli para cezasıdır. S: Dolandırıcılık suçu şikâyete tabi midir? C: Basit ve nitelikli dolandırıcılık kural olarak şikâyete tabi değildir. Ancak kanunda düzenlenen bazı özel hâllerde şikâyet şartı aranabilir. S: Dolandırıcılık suçu uzlaştırmaya tabi midir? C: Basit dolandırıcılık TCK 157 kapsamında uzlaştırmaya tabidir. Nitelikli dolandırıcılık TCK 158 ise genel olarak uzlaştırma kapsamında değildir. S: Dolandırıcılıkta etkin pişmanlık ceza indirimi sağlar mı? C: Mağdurun zararının tamamen giderilmesi hâlinde, zararın giderildiği aşamaya göre cezada indirim uygulanabilir. Soruşturma aşamasında yapılan ödeme, kovuşturma başladıktan sonraki ödemeye göre daha yüksek indirim sağlayabilir. S: Dolandırıcılık suçunda hesap veya kartını kullandıran kişinin cezası azalır mı? C: Katkının yalnızca hesabın veya kartın kullanılmasını sağlayan bilgi ya da araçları vermekle sınırlı kalması hâlinde TCK 158/4 kapsamında cezanın yarı oranında indirilmesi gündeme gelebilir. S: Dolandırıcılık suçunda 3 kişi birlikte hareket ederse ceza artar mı? C: Evet. Suç üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmişse verilecek ceza yarı oranında artırılabilir. Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde ise ceza bir kat artırılabilir. S: Dolandırıcılık suçu hangi mahkemede görülür? C: Basit dolandırıcılık davalarına asliye ceza mahkemesi bakar. Yeni nitelikli dolandırıcılık davaları da 25 Aralık 2025 tarihinden itibaren kural olarak asliye ceza mahkemesinde görülmektedir. S: Dolandırıcılık suçunda hapis cezası ertelenebilir mi? C: Ceza iki yıl veya daha az süreye indirildiğinde ve kanundaki diğer şartlar sağlandığında hapis cezasının ertelenmesi veya HAGB gibi seçenekler gündeme gelebilir. S: Dolandırıcılık suçunda dava zamanaşımı kaç yıldır? C: Temel dolandırıcılıkta dava zamanaşımı 8 yıl, nitelikli dolandırıcılıkta ise 15 yıldır. Kesilme ve durma hâlleri süreyi etkileyebilir. S: Dolandırıldıysam ilk olarak ne yapmalıyım? C: Mesaj, dekont, ilan, IBAN ve diğer delilleri saklamak; bankayı gecikmeden bilgilendirmek ve Cumhuriyet Başsavcılığına başvurmak önemlidir. --- # Tadilat Ya Da Yeniden İnşa Nedeni İle Kiracının Tahliyesi URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/tadilat-ya-da-yeniden-insa-nedeni-ile-kiracinin-tahliyesi/ Güncelleme: 2024-10-01 Kısa cevap: Esaslı onarım ya da yeniden inşa nedeniyle tahliye davası açılabilir; tadilatın kiracı taşınmazda otururken yapılamayacak nitelikte olması gerekir. Dava, sözleşme süresinin sonundan itibaren bir ay içinde açılmalıdır. İhtarname şartı yoktur. TADİLAT YA DA YENİDEN İNŞA NEDENİ İLE KİRACININ TAHLİYESİ Evimde Tadilat Yapacağım/Evim Yıkılıp Yeniden Yapılacak; Kiracımı Bu Nedenle Tahliye Edebilir Miyim? diyorsanız eğer şartların varlığı halinde tahliye davası açma hakkınızın bulunduğunu belirtmek isteriz. Türk Borçlar Kanunu 350.maddesinde ihtiyaç nedeni ile tahliye davası düzenlemesinin yanı sıra yeniden inşa veya esaslı onarım, genişletilme ya da değiştirilme hallerinde de ev sahibinin tahliye davası açabileceği düzenlemesine yer verilmiştir. İhtiyaç nedeni ile tahliye davasına ilişkin yazımızı okumak için tıklayınız. Taşınmazda yaşanan eskimeler ve yıpranmalar nedeni ile zaman zaman tadilata ihtiyaç duyulabilmektedir. Bu yapılacak tadilatların mahiyeti değişebilmekte, kimi tadilatlar için ciddi bir emek ve zamana harcanması gerekebilmektedir. - Tadilatın niteliği, kanunda geçtiği şekli ile esaslı bir onarım teşkil etmekteyse ve kiracı, taşınmazı kullanmaya devam ettiği sürece bu tadilat yapılamayacaksa esaslı onarım nedenine dayanılarak kiracının tahliye edilmesi mümkündür. - Benzer şekilde taşınmaz yıkılıp yeniden yapılacaksa kiracı, taşınmazda ikamet etmeye devam edemeyeceği için yine hakkında tahliye davası açılabilecektir.   Dikkat Edilmesi Gerekenler Nelerdir? Esaslı onarım ya da yeniden inşa nedeni ile tahliye davası açılmak istendiğinde dikkat edilmesi gereken birtakım hususlar vardır. - Bunlardan ilki tadilatın niteliğinin mutlaka esaslı onarım yani kiracının evde yaşamasına engel olacak nitelikte ve büyüklükte bir tadilat olması gerektiğidir. Aksi halde kiracıya karşı açılmış tahliye davası reddedilecektir. - Yeniden inşa ve imar nedeni ile taşınmaz tahliye edilmek istendiğinde ise mahkeme, yıkılacak olan bina hakkında belediye onaylı bir projenin varlığını aramakta aksi halde davayı reddedebilmektedir.   Yeniden İnşa Veya Esaslı Tadilata Esaslı Onarımı, Genişletilmesi Ya Da Değiştirilmesi Nedeni İle Tahliye Davası Ne Zaman Açılabilir? Tadilat ya da yeniden inşa nedeni ile açılacak olan tahliye davalarının belirli süreli sözleşmelerde sözleşme süresinin sonundan başlayarak 1 ay içinde açılması gerekmektedir. Belirsiz süreli sözleşmelerde ise genel hükümlere göre fesih dönemine ve fesih bildirimi için öngörülen sürelere uyularak belirlenecek tarihten başlayarak 1 ay içinde açılması gerekmektedir. (TBK m.328 ve m.329) İhtarname Şartı Var Mıdır? Herhangi bir ihtarname şartı bulunmamaktadır. Görevli ve Yetkili Mahkeme Nedir? Tahliye davalarında görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesi olup yetkili mahkeme ise taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir. HAKSIZ TAHLİYE EDİLEN KİRACI TAZMİNAT DAVASI AÇABİLİR Mİ? Yeniden inşa ya da esaslı tadilat nedenine dayanılarak tahliye edilen kiracılar lehine 3.kişiye yeniden kiralama yasağı mevcuttur. Bu konuda hem ev sahiplerinin hem de kiracılarının mevcut haklarını bilmesi ve ileri sürmesi gerektiğini belirtmek isteriz. TADİLAT YA DA YENİDEN İNŞA NEDENİ İLE KİRACININ TAHLİYESİ HALİNDE YENİDEN KİRALAMA YASAĞI VAR MIDIR? Yeniden inşa ve imar amacıyla boşaltılması sağlanan taşınmazlar, eski hâli ile yani hiçbir tadilat ya da yeniden inşa yapılmadan 3 yıl geçmedikçe başkasına kiralanamayacaklardır. Tahliye nedeni olarak yeniden inşa ve imarı gösteren ev sahiplerinin mutlaka dayandıkları sebebi gerçekleştirmeleri yani ileri sürdükleri tadilatı yapmaları gerekmektedir. Aksi halde 3 yıl süre ile evi başka bir 3.kişiye kiralamaları mümkün değildir. Yeniden İnşa Edilen Taşınmazlar İçin Eski Kiracının Kiralama Hakkı Var Mıdır? Eski kiracının, yeniden inşa ve imarı gerçekleştirilen taşınmazları, yeni durumu ve yeni kira bedeli ile kiralama konusunda öncelik hakkı bulunmaktadır. Eski kiracı tarafından bu hakkın, kiraya verenin yapacağı yazılı bildirimi izleyen bir ay içinde kullanılması gerekir. Bu öncelik hakkı sona erdirilmedikçe, taşınmaz 3 yıl geçmeden başkasına kiralanamaz. Yani ev sahibinin mutlaka ev inşası sonrasında eski kiracısına tekrar kira ilişkisi kurup kurmak istemediğini yazılı bir şekilde bildirmesi ve eski kiracısına öncelik hakkını kullanmasını hatırlatması gerekmektedir. Yukarıda saymış olduğumuz yükümlülüklere aykırı davranan ev sahibi, eski kiracısına son kira yılında ödenmiş olan 1 yıllık kira bedelinden az olmamak üzere tazminat ödemekle yükümlü olacaktır. Burada kanunun, kiracılar lehine tazminat hakkı düzenlemiş olduğunu ve tadilat ya da esaslı onarım nedeni ile tahliye edilen kiracıların tadilat ya da inşa sonrasında mevcut haklarını kullanmalarının ne kadar önemli olduğunu hatırlatmak isteriz.   Yeniden inşa ve esaslı onarım nedeni ile kiracınızı tahliye etmek istiyorsanız ya da kiracı olarak bu nedenlere dayanılarak taşınmazdan tahliye edildiyseniz süreç boyunca haklarınızın korunması ve ileri sürülmesi için avukatlık ofisimizle iletişime geçebilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Tadilat nedeniyle kiracı tahliye edilebilir mi? C: Tadilatın niteliği kanunda geçtiği şekliyle esaslı bir onarım teşkil ediyorsa ve kiracı taşınmazı kullanmaya devam ettiği sürece bu tadilat yapılamayacaksa, esaslı onarım nedenine dayanılarak tahliye mümkündür. Taşınmaz yıkılıp yeniden yapılacaksa da tahliye davası açılabilir. S: Hukuki dayanağı nedir? C: Türk Borçlar Kanunu'nun 350. maddesi, ihtiyaç nedeniyle tahliyenin yanı sıra yeniden inşa veya esaslı onarım, genişletilme ya da değiştirilme hallerinde de tahliye davası açılabileceğini düzenlemektedir. S: Tahliye davası ne zaman açılmalıdır? C: Belirli süreli sözleşmelerde sözleşme süresinin sonundan başlayarak 1 ay içinde açılmalıdır. Belirsiz süreli sözleşmelerde ise fesih dönemine ve fesih bildirimi için öngörülen sürelere uyularak belirlenecek tarihten başlayarak 1 ay içinde açılır. S: İhtarname şartı var mı? C: Herhangi bir ihtarname şartı bulunmamaktadır. S: Görevli ve yetkili mahkeme neresidir? C: Görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesi, yetkili mahkeme ise taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir. S: Tahliyeden sonra yeniden kiralama yasağı var mı? C: Evet. Yeniden inşa ve imar amacıyla boşaltılan taşınmazlar, eski hâliyle yani hiçbir tadilat ya da yeniden inşa yapılmadan 3 yıl geçmedikçe başkasına kiralanamaz. S: Eski kiracının öncelik hakkı nedir? C: Eski kiracının, yeniden inşa ve imarı gerçekleştirilen taşınmazı yeni durumu ve yeni kira bedeliyle kiralama konusunda öncelik hakkı vardır. Bu hakkın, kiraya verenin yapacağı yazılı bildirimi izleyen bir ay içinde kullanılması gerekir. S: Yükümlülüklere aykırı davranan ev sahibi ne öder? C: Eski kiracısına, son kira yılında ödenmiş olan 1 yıllık kira bedelinden az olmamak üzere tazminat ödemekle yükümlü olur. --- # Haksız Yere Evden Tahliye Edildim Tazminat Davası Açabilir Miyim? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/haksiz-yere-evden-tahliye-edildim-tazminat-davasi-acabilir-miyim/ Güncelleme: 2024-09-30 Kısa cevap: İhtiyaç nedeniyle tahliye ettirilen taşınmaz, üç yıl geçmedikçe eski kiracıdan başkasına kiralanamaz. Bu yasağa aykırı davranan kiraya veren, son kira yılında ödenen bir yıllık kira bedelinden az olmamak üzere tazminat öder. Tazminat için tahliyenin mahkeme kararıyla yapılmış olması gerekir. HAKSIZ TAHLİYE NEDENİ İLE TAZMİNAT Haksız Yere Evden Tahliye Edildim Tazminat Davası Açabilir Miyim? Ülkemizde yaşanan ağır enflasyon ortamı taşınmaz kiralarını doğrudan etkilemiş durumdadır. Kira bedelleri arttıkça eski kiracılarının ödemekte olduğu düşük kira oranları ev sahiplerini mağdur etmiş, ev sahipleri ise ya kiracı değişikliği yapmak ya da kendisi oturmak niyeti ile tahliye davası açmak durumunda kalmıştır. Tahliye davası nasıl açılır? Kendi ihtiyacım için kiracımı nasıl çıkarabilirim? diyorsanız eğer ihtiyaç nedeni ile tahliye davasına ilişkin yazmış olduğumuz yazımızı okumak için tıklayınız. Bu yazımızda ise ihtiyacım var diyerek kiracısını tahliye eden fakat taşınmazı kendisi kullanmadan bir başkasına kiraya veren ev sahiplerini uyarmak ve haksız tahliye edilmiş kiracılara tazminat haklarının olduğunu açıklamak istiyoruz. Barınma hakkı en temel insani haklardan olduğu için Türk Borçlar Kanunu kaleme alınırken hem kiracılar hem de ev sahipleri düşünülmüştür. Son dönemlerde ev sahiplerinin sıklıkla kendi malımı kullanamıyorum, bana ait taşınmazla ilgili istediğim tasarrufta bulunamıyorum şeklinde sitemkâr sözler sarf ettiğini duymaktayız. Bu sözlerin gerçeği yansıtmadığını söylemek isteriz. Şartları oluşmuşsa ev sahiplerinin, kendi ya da yakının ihtiyacına özgülemek için taşınmazı tahliye etme hakkı bulunmaktadır. Ev sahipleri neden mağdur durumdalar? Bunun sebebi yetersiz ya da yanlış kanunlar değil ne yazık ki mahkemelerde yaşanan yoğunluktur. Ülke genelinde benzer problemler benzer zamanlarda ortaya çıkınca mahkemelerin iş yükü oldukça artmış, dosya sayısına yetişemez olmuştur. Bu nedenle açılan tahliye davalarının neticelenmesi uzun sürmeye başlamıştır. İnsanların uzun bir süre boyunca mahkemenin sonuçlanmasını beklemeleri ise taşınmazları üzerindeki hakimiyetlerinin kısıtlandığı düşüncesini yaratmıştır. Yargılama uzun sürse de neticelenmeyen hiçbir dava ya da dosya olmadığını bilmenizi isteriz. Hak ancak ileri sürülünce ya da talep edilince kişiye verilecektir. Türk Borçlar Kanunu 355.maddesinde Yeniden Kiralama Yasağı başlığı altında haksız tahliye durumlarında kiracıların ne gibi hakları olduğundan bahsedilmiştir. Ev sahibim, kendim oturacağım diyerek beni evden çıkardı fakat evi başkasına kiralamış ne yapacağım? diyen kiracıların, eski ev sahiplerine karşı tazminat davası açma hakları bulunmaktadır. Kiraya veren kişi, gereksinim amacıyla kiralanan taşınmazı boşalttığında, kiralananı 3 yıl geçmedikçe eski kiracısından başkasına kiralayamaz. Buna aykırı davranan kiraya veren, eski kiracısına son kira yılında ödenmiş olan 1 yıllık kira bedelinden az olmayacak şekilde tazminat ödemekle yükümlüdür. Ev sahipleri, ihtiyaç nedeni ile tahliye davası açarken ortada gerçek bir ihtiyaç hali var olmalıdır. Aksi halde tahliye edilen kiracılar, eski ev sahiplerinin, yeniden kiralama yasağına aykırı davranmaları nedeni ile tazminat davası açma hakkına sahip olacaklardır. Bu tazminat davasında dikkat edilmesi gereken en önemli husus kiracının mutlaka bir mahkeme kararı ile birlikte tahliye edilmiş olmasıdır. Aksi halde kiracının tazminat davası açma hakkı bulunmamaktadır. Ev sahibi ve kiracı olarak, kira hukukundan kaynaklanan problemleriniz çözümü, süreç konusunda danışmanlık almak ve haklarını bilmek için avukatlık ofisimizle iletişime geçebilirsiniz.  ## Sıkça Sorulan Sorular S: İhtiyaç nedeniyle boşaltılan ev başkasına kiralanabilir mi? C: Kiraya veren, gereksinim amacıyla kiralanan taşınmazı boşalttığında, kiralananı 3 yıl geçmedikçe eski kiracısından başkasına kiralayamaz. S: Hukuki dayanağı nedir? C: Türk Borçlar Kanunu'nun 355. maddesi, Yeniden Kiralama Yasağı başlığı altında haksız tahliye durumlarında kiracıların haklarını düzenlemektedir. S: Yasağa aykırı davranan ev sahibi ne öder? C: Eski kiracısına, son kira yılında ödenmiş olan 1 yıllık kira bedelinden az olmayacak şekilde tazminat ödemekle yükümlüdür. S: Tazminat davası açmak için hangi şart aranır? C: En önemli husus, kiracının mutlaka bir mahkeme kararı ile tahliye edilmiş olmasıdır. Aksi halde kiracının tazminat davası açma hakkı bulunmamaktadır. S: Ev sahibinin ihtiyaç nedeniyle tahliye hakkı var mı? C: Şartları oluşmuşsa ev sahiplerinin, kendisinin ya da yakınının ihtiyacına özgülemek için taşınmazı tahliye ettirme hakkı bulunmaktadır. Ancak ortada gerçek bir ihtiyaç hâli var olmalıdır. --- # Kira Artışı Eksik Ödenirse Ne Olur? Fark ve Tahliye URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/kiracinizi-olmasi-gerekenden-az-kira-zammi-yaptigi-icin-tahliye-edebilirsiniz/ Güncelleme: 2026-10-13 Kısa cevap: Kiracı yasal kira artışını eksik ödüyorsa aradaki fark ödenmemiş kira bedelidir ve geriye dönük 5 yıla kadar istenebilir. Ev sahibi önce farkı yazılı olarak ister; fark verilen sürede ödenmezse icra takibi başlatabilir ya da temerrüt nedeniyle kiracının tahliyesini isteyebilir. Kiracı yasal kira artışını eksik ödüyorsa, aradaki fark ödenmemiş kira bedelidir ve geriye dönük 5 yıla kadar istenebilir. Ev sahibi önce farkı yazılı olarak ister; fark verilen sürede ödenmezse icra takibi başlatabilir ya da temerrüt nedeniyle kiracının tahliyesini isteyebilir.[1] Ödenmeyen kiranın tamamına ilişkin genel tahliye süreci kirasını ödemeyen kiracı nasıl tahliye edilir yazısında. Bu yazı, kiranın ödendiği ama artışın eksik yapıldığı duruma odaklanıyor. ## Kira Artışı Ne Kadar Olmalı? Konut ve çatılı işyeri kiralarında yıllık artış, sözleşmede yazan orana göre yapılır; ancak bu oran bir önceki kira yılındaki tüketici fiyat endeksinin on iki aylık ortalamasını geçemez.[1] Sözleşmede bundan daha düşük bir oran yazıyorsa o oran uygulanır. Sözleşmede hiç artış maddesi yoksa, kiraya veren artışı kendiliğinden yapamaz; bunun için kira tespit yoluna gitmek gerekir. ## Eksik Ödenen Kira Farkı Geriye Dönük Ne Kadar İstenebilir? Kira alacakları 5 yıllık zamanaşımına tabidir.[1] Bu yüzden eksik ödenen farkın son 5 yıla ait kısmı istenebilir. Örneğin kiracı üç yıldır artışı eksik ödüyorsa, her yılın farkı ayrı ayrı hesaplanır ve toplam olarak talep edilir. Daha eski yıllara ait farklar zamanaşımına uğramış olur. ## Kira Farkı Nasıl İstenir? - Yazılı ihtar: Önce farkın yıl yıl hesabını gösteren bir ihtarname gönderilir ve ödeme için süre verilir. - İcra takibi: Fark ödenmezse ilamsız icra takibi başlatılır.[2] Kiracı itiraz ederse alacağın varlığı mahkemede kanıtlanır; bu aşamada kira uyuşmazlıklarına özgü zorunlu arabuluculuk kuralları da devreye girer.[3] - Dava: Takip yerine doğrudan alacak davası da açılabilir; ancak dava açmadan önce arabulucuya başvurmak zorunludur.[3] Hesabı doğru yapmak kritik önemdedir. Yanlış oranla hesaplanmış bir fark talebi, itiraz hâlinde reddedilir ve süreci baştan başlatmak gerekir. ## Eksik Kira Artışı Tahliye Sebebi midir? Olabilir, ama doğrudan değil. Eksik ödenen fark ödenmemiş kira sayıldığı için kiraya veren, kiracıya en az 30 günlük süre vererek farkın ödenmesini ve ödenmezse sözleşmeyi feshedeceğini yazılı olarak bildirebilir. Fark bu sürede ödenmezse tahliye istenebilir.[1] Aynı kira yılı içinde iki kez haklı ihtar gönderilmişse, kira yılının bitiminden itibaren bir ay içinde ayrıca iki haklı ihtar nedeniyle tahliye davası da açılabilir.[1] Tahliye ilamsız icra yoluyla istenirse arabuluculuğa başvurmak gerekmez; dava yoluyla istenirse önce arabulucuya gitmek zorunludur.[3] ## Kiracı Artışın Fazla Olduğunu Düşünüyorsa Ne Yapmalı? Kiracı, yasal sınırı aşan artışı ödemek zorunda değildir. İstenen artış sözleşmedeki ya da kanundaki sınırın üzerindeyse, kiracının yasal oranı ödemeye devam etmesi ve fazlasını ödemeyeceğini yazılı olarak bildirmesi yeterlidir. Kira bedelinin piyasa koşullarına göre yeniden belirlenmesi ise ancak kira tespit davası ile mümkündür. ## Ev Sahibi Farkı İstemek İçin Ne Zaman Harekete Geçmeli? Kanun 5 yıl tanısa da beklemek ev sahibinin aleyhine işler. Biriken fark büyüdükçe kiracının ödemesi zorlaşır, ilişki gerilir ve tahliye ihtimali de karmaşıklaşır. En sağlıklısı, eksik ödemenin fark edildiği kira yılı içinde yazılı bildirim yapmaktır. Koza Avukatlık ve Danışmanlık olarak ihtarnameyi göndermeden önce farkı yıl yıl hesaplıyor, kiracının itiraz ihtimaline göre takip ya da arabuluculuk yolunu baştan belirliyoruz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Kira artışını eksik ödeyen kiracı tahliye edilebilir mi? C: Edilebilir. Eksik fark ödenmemiş kira sayılır; kiraya veren en az 30 gün süre vererek farkın ödenmesini ve ödenmezse sözleşmeyi feshedeceğini yazılı olarak bildirir. Fark bu sürede ödenmezse tahliye istenebilir. S: Eksik ödenen kira farkı geriye dönük kaç yıl istenebilir? C: Kira alacakları 5 yıllık zamanaşımına tabidir. Son 5 yıla ait farklar istenebilir; daha eski yılların farkı zamanaşımına uğramış olur. S: Kira farkı nasıl hesaplanır? C: Her kira yılı için sözleşmedeki oran ile yasal üst sınır karşılaştırılır ve düşük olan oran uygulanarak olması gereken kira bulunur. Bu tutar ile ödenen kira arasındaki fark, ay sayısıyla çarpılarak yıl yıl hesaplanır. S: Kira farkı için icra takibi yapılabilir mi? C: Evet. Fark ihtara rağmen ödenmezse ilamsız icra takibi başlatılabilir. Kiracı itiraz ederse alacağın varlığı mahkemede kanıtlanır. S: Kira farkı için arabuluculuk zorunlu mu? C: Dava yoluna gidilecekse önce arabulucuya başvurmak zorunludur. İlamsız icra yoluyla tahliye talebinde ise arabuluculuk gerekmez. S: Kira artış oranı ne kadar olabilir? C: Konut ve çatılı işyerlerinde artış, sözleşmedeki orana göre yapılır ama bir önceki kira yılının TÜFE on iki aylık ortalamasını geçemez. S: Sözleşmede artış maddesi yoksa kira artırılabilir mi? C: Kiraya veren artışı kendiliğinden yapamaz. Artış için kira tespit yoluna gidilir ve mahkeme yasal sınırı aşmayacak şekilde yeni bedeli belirler. S: Kiracı fazla artışı ödemek zorunda mı? C: Hayır. Yasal sınırı aşan artışı ödemek zorunda değildir. Yasal oranı ödemeye devam etmesi ve fazlasını ödemeyeceğini yazılı olarak bildirmesi yeterlidir. --- # İş Kazası Nedir? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/is-kazasi-nedir/ Güncelleme: 2026-10-03 Kısa cevap: İş kazası, 5510 sayılı Kanun'un 13. maddesinde sayılan hâllerden birinde meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olaydır. İşyerinde bulunurken, işverenin görevlendirmesiyle işyeri dışında bir yere giderken veya işverenin sağladığı taşıtla işe gidip gelirken yaşanan kazalar buna örnektir. İşveren, kazayı yetkili kolluk kuvvetlerine derhal, SGK'ya ise en geç üç iş günü içinde bildirmelidir. Bir çalışanın başına gelen her kaza iş kazası sayılmaz; olayın kanunda belirtilen hâllerden birine girmesi gerekir. İş kazası nedir sorusu da bu yüzden iki kanuna birden bakmayı gerektirir. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu hangi olayların iş kazası sayılacağını tek tek sıralar ve sigorta yardımlarının dayanağını oluşturur.[1] 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ise iş sağlığı ve güvenliği mevzuatında kullanılan genel tanımı verir.[2] Bu ayrım uygulamada sonucu belirler. Olay iş kazası olarak kabul edildiğinde çalışan SGK'dan geçici iş göremezlik ödeneği veya sürekli iş göremezlik geliri gibi yardımlar alabilir, işverene karşı tazminat davası açma yolu da gündeme gelir. Kazadan sonraki ilk günlerde yapılan bildirim, hastane kaydı ve kaza tutanağı gibi işlemler bu nedenle sonraki sürecin zeminini oluşturur. İş kazası nedir? 5510 ve 6331 sayılı kanunlara göre işyerinde veya işin yürütümü nedeniyle meydana gelen olaylar iş kazası kapsamında değerlendirilir. ## İş Kazası Nedir? 5510 ve 6331 Sayılı Kanunlara Göre Tanımı 6331 sayılı Kanun'un 3. maddesi iş kazasını, işyerinde veya işin yürütümü nedeniyle meydana gelen ve ölüme sebebiyet veren ya da vücut bütünlüğünü ruhen veya bedenen engelli hâle getiren olay olarak tanımlar.[2] "İşin yürütümü nedeniyle" ifadesi önemlidir: kaza işyeri binasında yaşanmasa bile işin yapılması sırasında ya da işin gereği olarak gerçekleşmişse tanımın içinde kalabilir. 5510 sayılı Kanun'un 13. maddesi ise aynı kavramı sayma yoluyla belirler. Madde, aşağıda ayrıca ele aldığımız hâllerden birinde meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olayı iş kazası sayar.[1] "Sonradan" kelimesi, kazanın etkisinin hemen değil bir süre sonra ortaya çıktığı durumları da dışarıda bırakmaz. SGK bir olayın iş kazası olup olmadığını değerlendirirken önce üç şarta bakar: kişinin sigortalı olması, bir olayla karşılaşmış olması ve bu olay nedeniyle bedenen ya da ruhen engelli hâle gelmesi.[3] Uygulamada bunlara bir ölçüt daha eklenir: zarar ile kaza arasında uygun bir illiyet bağı bulunmalıdır, yani rahatsızlık kazanın sonucu olmalıdır. Hangi olaylar iş kazası sayılır? İşyerinde, işin yürütümü sırasında, görev nedeniyle işyeri dışında, süt izninde ve işverenin sağladığı taşıtla gidiş gelişte meydana gelen olaylar ## Hangi Olaylar İş Kazası Sayılır? 5510 sayılı Kanun'un 13. maddesi, kazanın hangi hâllerde iş kazası sayılacağını bentler hâlinde sıralar. Madde bu hâlleri tek tek saydığı için olayın hangi bende girdiğini baştan netleştirmek gerekir. Aşağıdaki tabloda her bent, akla gelen tipik bir durumla birlikte yer alıyor.[1] Hâl (5510 m.13/1)Tipik örnekSigortalının işyerinde bulunduğu sıradaAtölyede çalışırken bir makine nedeniyle yaralanmaİşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle; bağımsız çalışan sigortalı için kendi yürüttüğü iş nedeniyleMüşterinin adresinde montaj yaparken elektrik çarpmasıGörevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işin yapılmadığı zamanlardaİşverenin verdiği bir evrakı teslim etmeye giderken yolda yaşanan kazaHizmet akdiyle çalışan emziren kadın sigortalının, çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlardaSüt izni için işyerinden ayrılan çalışanın bu süre içinde kaza geçirmesiİşverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişteServis aracıyla işe giderken yaşanan kaza Bentlerin ayrıntısı bazen sonucu belirler. İşe gidiş geliş kazası yalnızca taşıtı işveren sağlamışsa listedeki son bende girer. Çalışan kendi aracıyla ya da toplu taşımayla yol yaparken kaza geçirdiğinde, aynı yolculuk madde metninde karşılığı olmadığı için genellikle iş kazası sayılmaz.[1] İş kazası sigortasından yararlananlar yalnızca hizmet akdiyle çalışanlar değildir. SGK'nın sayımına göre kendi adına ve hesabına çalışanlar, çıraklar, stajyerler ve intörn öğrenciler, İŞKUR kursiyerleri, tarım ve orman işlerinde süreksiz çalışanlar ve belirli koşullarda ev hizmetlerinde çalışanlar da kapsama girer.[3] Bu sigortadan doğan haklar için herhangi bir prim günü sayısı aranmaz. Tarım ve orman işlerinde süreksiz çalışanlar için ise kazadan en az on gün önce tescil edilmiş olmak, sigortalılığın sona ermemiş olması ve prim borçlarının ödenmiş olması gibi ek koşullar vardır.[3] İş kazası bildirimi nasıl yapılır? İşveren, iş kazasını yetkili kolluk kuvvetlerine derhal ve SGK'ya olay tarihinden sonraki 3 iş günü içinde bildirmelidir. ## İş Kazası Bildirimi Nasıl Yapılır? İşverenin SGK'ya Bildirim Süresi Hizmet akdiyle çalışan bir sigortalı kaza geçirdiğinde bildirim yükümlülüğü işverene aittir. İşveren olayı bulunduğu yerin yetkili kolluk kuvvetlerine derhal, SGK'ya ise olayın olduğu tarihten sonraki üç iş günü içinde bildirmek zorundadır. Bildirim e-sigorta uygulaması üzerinden ya da "İş Kazası ve Meslek Hastalığı Bildirgesi" ile doğrudan veya posta yoluyla yapılabilir.[3] Üç iş günü hesabında hafta sonu sayılmaz. SGK'nın kendi örneklerinde pazartesi günü yaşanan kazanın en geç perşembe günü, çarşamba günü yaşanan kazanın ise en geç ertesi haftanın pazartesi günü bildirilmesi gerektiği belirtilir.[3] Kendi adına ve hesabına çalışan sigortalılarda bildirimi kazalının kendisi yapar. Süre, bir ayı geçmemek şartıyla rahatsızlığın bildirime engel olmadığı günden sonraki üç iş günüdür. Tarım ve orman işlerinde süreksiz çalışanların kazasını ise kendileri ya da işverenleri bildirebilir.[3] Süresinde bildirim yapılmazsa, hizmet akdiyle çalışan sigortalı için bildirim tarihine kadar ödenecek geçici iş göremezlik ödeneği SGK tarafından işverenden tahsil edilir ve işverene idari para cezası uygulanır. Cezanın tutarı işyerindeki sigortalı sayısına ve tehlike sınıfına göre değişir, her yıl yeniden değerleme oranında artırılır. Güncel tutar yıl başında yenilendiği için ilgili yılın duyurularından kontrol edilmelidir.[3] Bağımsız çalışanda yaptırım farklıdır: bildirim tarihine kadar geçen süre için geçici iş göremezlik ödeneği ödenmez.[3] Çalışan açısından bildirimin yapılıp yapılmadığını işverene sormak, hastanede düzenlenen raporun iş kazası olarak kaydedilip kaydedilmediğini kontrol etmek ve işyerindeki kaza tutanağının bir örneğini istemek, sonraki aşamalarda olayın niteliğini ispatlamayı kolaylaştırır. ## SGK İş Kazasını Kabul Etmezse Ne Yapılır? İş Kazasının Tespiti Davası Bildirilen her olay otomatik olarak iş kazası kabul edilmez. Kanun, Kurum'a bildirilen olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağına karar verilebilmesi için gerektiğinde soruşturma yapılmasına imkân tanır.[1] Kurum olayı iş kazası olarak kabul etmezse ya da bildirim hiç yapılmamışsa, kazalı iş kazasının tespiti davası açarak olayın niteliğinin mahkemece belirlenmesini isteyebilir. Tespit davası olayın iş kazası olup olmadığını belirler; tek başına tazminat hükmü kurmaz. Tazminat ise ayrıca talep edilmesi gereken bir alacaktır. ## İş Kazasından Sonra Hangi Haklar Talep Edilebilir? SGK Yardımları ve Tazminat Kaza iş kazası olarak kabul edildiğinde çalışanın önünde iki ayrı yol açılır. İlki sigorta kapsamında SGK'dan alınan yardımlar, ikincisi işverenin sorumluluğuna dayanan tazminat talepleridir. SGK yardımlarıİşverene karşı tazminatMuhatapSosyal Güvenlik Kurumuİşveren ve sorumluluğu bulunan diğer davalılarNeler ödenir / istenirGeçici iş göremezlik ödeneği, sürekli iş göremezlik geliri, ölüm geliri, evlenme ödeneği, cenaze ödeneği[3]Maddi tazminat (tedavi gideri, çalışma gücü kaybına bağlı kazanç kaybı gibi zararlar), manevi tazminat; ölümde yakınlar için destekten yoksun kalma tazminatıTemel koşulOlayın iş kazası olarak kabul edilmesi; prim günü şartı aranmazZararın varlığı, işverenin sorumluluğu ve kusur dağılımı Geçici iş göremezlik ödeneği, Kurumca yetkilendirilen hekim veya sağlık kurulunun verdiği istirahat raporu süresince ödenir. Yatarak tedavide günlük kazancın yarısı, ayakta tedavide üçte ikisi esas alınır. Meslekte kazanma gücü en az yüzde on oranında azalan sigortalıya sürekli iş göremezlik geliri bağlanır; tam iş göremezlikte gelir, günlük kazancın otuz katının yüzde yetmişi olarak hesaplanır.[3] İki yol birbirinden tamamen kopuk değildir. Yargıtay kararında, maddi zarar hesaplanırken SGK'nın bağladığı gelirin peşin sermaye değerinin düşülmesi gerektiği belirtilmiştir.[4] Manevi tazminat ise Türk Borçlar Kanunu'nun 56. maddesi uyarınca hâkimin takdirine bırakılmıştır. Aynı karar, olay işverenin iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince almamasından kaynaklanmışsa tutarın tatmin duygusunun yanında caydırıcılık da sağlayacak düzeyde belirlenmesi gerektiğini kabul eder.[4] ## İş Kazası ile Meslek Hastalığı Arasındaki Fark Nedir? 5510 sayılı Kanun meslek hastalığını, sigortalının çalıştığı işin niteliği nedeniyle tekrarlanan bir sebepten ya da işin yürütüm şartlarından kaynaklanan geçici veya sürekli hastalık ile bedensel ya da ruhsal engellilik hâlleri olarak tanımlar.[1] İş kazası bir olaya, meslek hastalığı ise işin koşullarının zaman içinde yarattığı bir sağlık sorununa dayanır. Tekrarlanan maruziyetten doğan rahatsızlıklarda bildirim ve tespit adımları için meslek hastalığı nedir yazısına bakılabilir. ## İş Kazası Tazminat Davası Ne Zaman Açılır? Zamanaşımı ve Yetkili Mahkeme Tazminat için süre sorusu tek rakamla geçiştirilemeyecek kadar ayrıntılıdır. Yargıtay, iş kazası sonucu sürekli iş göremezlik nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat davalarında, işçi ile işveren arasındaki hizmet ilişkisine dayanan taleplerde Türk Borçlar Kanunu'nun 146. maddesindeki on yıllık süreyi esas almıştır.[4] Aynı kararda, kazalıyla davalı arasında hizmet ilişkisi bulunmayan bir kişi bakımından haksız fiil zamanaşımının uygulanacağı kabul edilmiş, davanın uzamış ceza zamanaşımı süresi dolmadan açılıp açılmadığı da ayrıca incelenmiştir.[4] Sonradan artırılan talepler de sürenin dışında kalmaz. Aynı dosyada, süresinde ileri sürülen zamanaşımı itirazı üzerine ıslahla artırılan kısım bakımından davalının sorumluluğu dava dilekçesindeki talebin tutarıyla sınırlı tutulmuştur.[4] Bu yüzden "on yılım var" düşüncesiyle beklemek risklidir. Hangi sürenin geçerli olduğu davalının sıfatına, kazanın koşullarına ve zararın ne zaman netleştiğine göre değişir. İş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davalarında ve bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davalarında arabulucuya başvurmak dava şartı değildir; dava doğrudan açılabilir. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu yetkiyi de genişletir: kazanın veya zararın meydana geldiği yer ile zarar gören işçinin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir.[5] Aynı dosyada ücret gibi iş kazasına dayanmayan bir işçilik alacağı da talep edilecekse, o kısım için arabuluculuk şartı ayrıca değerlendirilmelidir. Faiz ve mahsup kuralları da yakın zamanda değişti. 31 Temmuz 2026 tarihli 7589 sayılı Kanun, Türk Borçlar Kanunu'nun 55. maddesine çalışma gücü kaybı tazminatlarında faiz başlangıcına ve tahkikat başlayıncaya kadar yapılan ödemelerin mahsubuna ilişkin hükümler ekledi. Yeni kural yalnızca 31 Temmuz 2026'dan sonra meydana gelen olaylar hakkında uygulanır.[6] Kaza sonrasında iş sözleşmesinin akıbeti ayrı bir sorudur; rapor süresi uzayan veya işten çıkarılan çalışanlar için işten çıkarılan işçinin hakları yazısı yol gösterebilir. Kusur oranı ve maluliyet derecesi tartışmalı dosyalarda SGK, işveren ve mahkeme boyutunu birlikte yürüten iş hukuku avukatından özellikle önem kazanır. ## Sıkça Sorulan Sorular S: İş kazası nedir? C: İş kazası, kanunda belirtilen hâllerden birinde meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olaydır. S: İşe giderken meydana gelen trafik kazası iş kazası sayılır mı? C: İşveren tarafından sağlanan taşıtla işe gidiş veya geliş sırasında meydana gelen kazalar kanunda sayılan hâller kapsamında iş kazası olabilir. S: İş kazasını SGK'ya kim bildirmek zorundadır? C: Hizmet akdiyle çalışan sigortalının geçirdiği iş kazasını işverenin SGK'ya bildirmesi gerekir. Bildirim kazadan sonraki üç iş günü içinde yapılmalıdır. S: İş kazası SGK'ya kaç gün içinde bildirilir? C: İşveren, iş kazasını olay tarihinden sonraki üç iş günü içinde SGK'ya bildirmelidir. S: İşveren iş kazasını bildirmezse ne olur? C: Süresinde bildirim yapılmaması hâlinde SGK, belirli koşullarda geçici iş göremezlik ödeneğini bildirim tarihine kadar işverenden tahsil edebilir ve işverene idari para cezası uygulanabilir. S: SGK iş kazasını kabul etmezse ne yapılabilir? C: SGK olayın iş kazası olduğunu kabul etmezse veya hiç bildirim yapılmamışsa, iş kazasının tespiti davası açılarak olayın niteliğinin mahkeme tarafından belirlenmesi istenebilir. S: İş kazası geçiren işçi hangi haklara sahiptir? C: İş kazası kabul edilen olay sonucunda şartları oluştuğunda SGK'dan geçici iş göremezlik ödeneği veya sürekli iş göremezlik geliri alınabilir. Ayrıca şartlarına göre işverene karşı maddi ve manevi tazminat talepleri gündeme gelebilir. S: İş kazası tazminat davasında arabulucu zorunlu mu? C: İş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davalarında arabulucuya başvurmak kural olarak dava şartı değildir. S: İş kazası tazminat davası ne kadar sürede açılmalıdır? C: Zamanaşımı, talebin hukuki niteliğine ve davadaki tarafların durumuna göre değişebilir. İşçi ile işveren arasındaki hizmet ilişkisine dayanan bazı tazminat taleplerinde on yıllık zamanaşımı uygulanabilir. S: İş kazası ile meslek hastalığı arasındaki fark nedir? C: İş kazası belirli bir olaya dayanırken meslek hastalığı, yapılan işin niteliği veya çalışma koşullarının zaman içinde oluşturduğu sağlık sorununa dayanır. --- # Meslek Hastalığı Nedir? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/meslek-hastaligi-nedir/ Güncelleme: 2026-10-13 Kısa cevap: Meslek hastalığı, sigortalının yaptığı işin niteliği veya işin yürütüm şartları nedeniyle tekrarlanan bir sebeple ortaya çıkan geçici ya da sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal engellilik hâlidir. Hastalığın meslek hastalığı sayılması için sigortalılık ve işle bağlantı bulunması, ayrıca durumun Kurum Sağlık Kurulu tarafından tespit edilmesi gerekir. İşveren, meslek hastalığını öğrendiği veya kendisine bildirildiği tarihten itibaren üç iş günü içinde SGK'ya bildirmelidir. “İş meslek hastalığı nedir?” diye arayanların çoğu aslında iki kavramı birlikte soruyor: iş kazasını ve meslek hastalığını. Hukuk bu ikisini farklı ölçülerle ele alır. Meslek hastalığı, sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple ya da işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal engellilik halidir.[1] Tanım, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 14. maddesinde yer alır. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu daha genel bir ifade kullanır ve meslek hastalığını mesleki risklere maruziyet sonucu ortaya çıkan hastalık olarak tanımlar.[2] İşverenin önleme yükümlülüğü açısından bu tanım öne çıkar. SGK'dan gelir ve ödenek söz konusu olduğunda ise belirleyici olan, 5510 sayılı Kanun'daki tanım ile Kurum Sağlık Kurulu'nun yapacağı tespittir. Meslek hastalığı nedir? İşin niteliği veya yürütüm şartlarından kaynaklanan, tekrarlanan mesleki maruziyetle gelişen hastalıklar meslek hastalığı kapsamında değerlendirilebilir. ## Meslek Hastalığı Sayılmak İçin Hangi Şartlar Aranır? Çalışanın işyerinde hastalanması tek başına yetmez. Aşağıdaki unsurlar birlikte değerlendirilir: - Sigortalılık. Meslek hastalığı sigortası; hizmet akdiyle çalışanları, kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanları, çırak ve stajyerleri ve SGK'nın saydığı diğer sigortalı gruplarını kapsar.[3] - İşle bağlantı. Hastalık, yapılan işin niteliğinden ya da işin yürütüm şartlarından kaynaklanmalıdır.[1] - Tekrarlayan etki. Tanım “tekrarlanan bir sebepten” söz eder; ani gelişen bir olay ise iş kazası tartışmasına girer. - Liste ya da Yüksek Sağlık Kurulu kararı. Hastalığın Yönetmelik'teki Meslek Hastalıkları Listesi'nde yer alması gerekir; yer almıyorsa Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu karar verir.[4][1] - Yükümlülük süresi. İşten ayrıldıktan sonra ortaya çıkan hastalıkta, listede gösterilen süre aşılmamış olmalıdır.[4] - Kurum tespiti. Hastalığın çalışılan işten dolayı ortaya çıktığı, yetkili sağlık hizmeti sunucusunun sağlık kurulu raporu ve dayanak belgeler incelenerek Kurum Sağlık Kurulu tarafından tespit edilmelidir.[3] Ruhsal rahatsızlıklar da tanımın dışında değildir; çünkü kanun “bedensel veya ruhsal engellilik” halini de sayar.[1] Bir rahatsızlığın meslek hastalığı olarak kabul edilip edilmeyeceğini somut dosyada Kurum Sağlık Kurulu, gerekirse mahkeme değerlendirir. İş yerindeki psikolojik tacizin ispatı ise ayrı bir zorluktur ve işyerinde mobbing, ispat ve tazminat hakları yazısında ele alınıyor. İş sözleşmeniz sona erdiyse diğer işçi hakları için de ilgili yazımıza bakabilirsiniz. ## Meslek Hastalığı ile İş Kazası Arasındaki Fark Nedir? İş kazası belirli bir olaya, meslek hastalığı ise zamanla biriken bir etkiye dayanır. Fark yalnızca kavramsal değildir. SGK'ya bildirim süresinin hangi günden başladığı da iki durumda ayrışır. Ölçütİş kazasıMeslek hastalığıTanım dayanağı5510 sayılı Kanun m.135510 sayılı Kanun m.14Ortaya çıkış biçimiKanunda sayılan hâllerden birinde (örneğin işyerinde bulunulan sırada, işverence yürütülen iş nedeniyle) meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli kılan olayİşin niteliği veya yürütüm şartları yüzünden, tekrarlanan bir sebeple zamanla gelişen hastalıkBildirim süresinin başlangıcıOlayın gerçekleştiği gün (kolluğa derhal)[5]Hastalığın öğrenildiği ya da işverene bildirildiği gün[3]SGK'ya bildirim süresi3 iş günü3 iş günüListeOlaylar için ayrı bir liste yokturHastalık Yönetmelik Ek-2 listesinde yer almalıdır; yer almıyorsa Yüksek Sağlık Kurulu karar verir İş kazasında süre olayın olduğu günden, meslek hastalığında ise hastalığın öğrenildiği günden işlemeye başlar. “Öğrenme” anı uygulamada tartışma konusu olabildiğinden, tanı ya da rapor tarihini gösteren belgeleri saklamak yerinde olur. Hangi olayların iş kazası sayıldığı ise iş kazası nedir sayfasında ayrıca anlatılıyor. ## Meslek Hastalıkları Listesi ve Yükümlülük Süresi Nedir? Hangi hastalıkların meslek hastalığı sayılacağını ve bunların işten ayrıldıktan en geç ne kadar süre sonra ortaya çıkması hâlinde işten ileri gelmiş kabul edileceğini, Yönetmeliğin Ek-2'deki Meslek Hastalıkları Listesi belirler.[4] Liste beş grupta toplanmıştır: - A grubu: kimyasal maddelerle olan meslek hastalıkları - B grubu: mesleki cilt hastalıkları - C grubu: pnömokonyozlar ve diğer mesleki solunum sistemi hastalıkları - D grubu: mesleki bulaşıcı hastalıklar - E grubu: fiziksel etkenlerle olan meslek hastalıkları Listede her hastalık için ayrı bir yükümlülük süresi gösterilir. Yükümlülük süresi, sigortalının hastalığa sebep olan işinden fiilen ayrıldığı tarih ile hastalığın ortaya çıktığı tarih arasında geçebilecek en uzun süredir.[4] Bu süre aşılmış olsa bile hastalık klinik ve laboratuvar bulgularıyla kesinleşmiş ve hastalığa yol açan etken işyeri incelemesiyle kanıtlanmışsa, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu kararıyla meslek hastalığı sayılabilir.[4] Bazı hastalıklarda ayrıca asgari çalışma süresi aranır. Örneğin pnömokonyozun meslek hastalığı sayılması için sigortalının, havasında pnömokonyoz yapacak yoğunlukta toz bulunan işyerlerinde toplam en az üç yıl çalışmış olması şarttır. Hızlı seyreden olgularda Yüksek Sağlık Kurulu bu süreyi indirebilir.[4] Listede yer almayan bir hastalığın meslek hastalığı sayılıp sayılmayacağı konusundaki uyuşmazlıkları Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu karara bağlar.[1] Bulaşıcı hastalıklarda ise listede olmasa bile iş ve görev gereği bulaştığı kesin olarak saptanan ve laboratuvar deneyleriyle kanıtlanan hastalıklar meslek hastalığı sayılır.[4] Meslek hastalığı sayılma şartları; sigortalılık, işle bağlantı, tekrarlanan etki, Meslek Hastalıkları Listesi, yükümlülük süresi ve Kurum Sağlık Kurulu tespitini kapsar. ## Meslek Hastalığı Nasıl Tespit Edilir? SGK Sağlık Kurulu Süreci Süreç tek bir başvuruyla bitmez. Dört halkalı bir zincir işler ve her halkada farklı bir muhatap vardır. - Bildirim. İşveren, sigortalının meslek hastalığına tutulduğunu öğrendiği ya da bu durum kendisine bildirildiği günden başlayarak üç iş günü içinde iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesiyle SGK'ya bildirimde bulunur.[1] SGK'nın verdiği örneğe göre Pazartesi günü öğrenilen bir hastalık için son gün Çarşamba'dır. Bildirim e-sigorta üzerinden ya da SGK-032 formuyla yapılabilir; bağımsız çalışan (4/b) sigortalılar bildirimi kendileri yapar.[3] - Sağlık kurulu raporu. Kurumca yetkilendirilmiş sağlık hizmeti sunucusu muayene ve tetkikleri yapar, sağlık kurulu raporu düzenler. Raporun karar hanesinde kayıp oranı yazılmaz; oranı Kurum belirler. Hastane raporunda bir oran görünse bile bu oran Kurum Sağlık Kurulu'nu bağlamaz.[4] - Kurum Sağlık Kurulu kararı. Kurul, sağlık kurulu raporunu ve dayanak tıbbi belgeleri inceler; hastalığın çalışılan işten kaynaklanıp kaynaklanmadığını ve varsa meslekte kazanma gücü kaybı oranını tespit eder.[3] Kurum gerekli gördüğünde işyerinde soruşturma da yaptırabilir.[1] - İtiraz. Kurum Sağlık Kurulu'nun meslekte kazanma gücü kaybına ilişkin kararına itiraz edilirse konu Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu'nca karara bağlanır.[1] İtirazda süre belirleyici olabileceğinden, kararın tebliğ tarihini belgelemek ve süreyi güncel mevzuattan doğrulamak gerekir. Yüksek Sağlık Kurulu sonucu da yeterli bulunmazsa uyuşmazlık iş mahkemesine taşınabilir. Kurum hastalığı meslek hastalığı saymamışsa, işveren ve SGK'ya karşı meslek hastalığının tespiti davası bu yolun parçasıdır. Uygulamada mahkemeler SGK kurullarının raporuyla yetinmeyip dosyayı Adli Tıp Kurumu'na da gönderebilir. Bildirim yükümlülüğünün ihlalinin bedelini kanun işverene yükler: Kurumca yapılmış masraflar ile ödenmişse geçici iş göremezlik ödenekleri işverene rücu edilir, ayrıca idari para cezası uygulanır.[3] Yine de işveren bildirim yapmıyorsa beklemenin anlamı yoktur. Uygulamada sigortalının SGK il müdürlüğüne ya da yetkili bir sağlık kuruluşuna doğrudan başvurarak süreci başlattığı da görülür. ## Meslek Hastalığında SGK Hangi Hakları Sağlar? Meslek hastalığı sigortasından sağlanan haklar şunlardır: - Geçici iş göremezlik ödeneği. Yetkili hekim ya da sağlık kurulunun verdiği istirahat raporunda belirtilen günler için ödenir. Yatarak tedavide günlük kazancın yarısı, ayaktan tedavide üçte ikisi esas alınır.[3] - Sürekli iş göremezlik geliri. Kurum Sağlık Kurulu, meslekte kazanma gücünün en az %10 azaldığını tespit ederse bağlanır. Tam iş göremezlikte günlük kazancın otuz katının %70'i, kısmi iş göremezlikte ise bu tutarın sürekli iş göremezlik derecesiyle çarpılmış hali ödenir.[3] - Ölüm geliri, evlenme ödeneği ve cenaze ödeneği. Sigortalının meslek hastalığı sonucu ölümü hâlinde hak sahiplerine bağlanan gelir ile bu kapsamdaki ödenekler.[3] Sigortalılık niteliği, hizmet akdiyle çalışanlarda iş sözleşmesinin sona erdiği tarihte biter. Bu tarihten sonra meslek hastalığı nedeniyle alınan istirahat raporları için geçici iş göremezlik ödeneği ödenmez.[3] İşten ayrıldıktan sonra ortaya çıkan hastalıklarda bu ayrım sık gözden kaçar. Hastalığın meslek hastalığı sayılması (yükümlülük süresi) ile ödenek hakkı ayrı kurallara bağlıdır. ## Meslek Hastalığı Nedeniyle İşverene Karşı Tazminat Davası Açılabilir mi? SGK'dan alınan gelir ve ödenekler ile işverenden istenebilecek tazminat ayrı hukuki ilişkilerden doğar. İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlüdür.[2] Bu yükümlülüğün ihlali maddi ve manevi tazminat davasının zeminini oluşturur. Maddi tazminatta işverenin kusuru, maluliyet oranı, ücret ve yaş gibi veriler bilirkişi eliyle değerlendirilir. Manevi tazminat ise ayrı bir kalemdir. Meslek hastalığı işverenin kastı ya da iş sağlığı ve güvenliği mevzuatına aykırı davranışı sonucu ortaya çıkmışsa SGK, bu nedenle yaptığı ödemeleri işverene ödettirebilir.[1] Rücu ilişkisi tazminat davasıyla iç içe geçebildiği için iki boyut birlikte değerlendirilir. Bu başlıklar iş kazası ve meslek hastalığı tazminatı sayfasında da ele alınıyor. ## Meslek Hastalığı Tazminat Davasında Arabuluculuk ve Zamanaşımı Usul bakımından önemli bir fark vardır: iş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davalarında arabulucuya başvurmak dava şartı değildir.[6] Dava, arabuluculuk aşaması beklenmeden iş mahkemesinde açılabilir. Tazminat taleplerinde zamanaşımı süreleri işler. Sürenin olay, teşhis, rapor ya da oranın kesinleştiği tarihlerden hangisinden başlayacağı ise uygulamada tartışmalıdır. Yavaş gelişen bir hastalıkta bu tespit daha da zorlaşır. Rapor ve Kurum Sağlık Kurulu kararı elinize geçer geçmez süre hesabı yaptırmak en güvenli yoldur. Faiz ve mahsup kuralları da yakın zamanda değişti. 31 Temmuz 2026 tarihli 7589 sayılı Kanun, Türk Borçlar Kanunu'nun 55. maddesine çalışma gücü kaybı tazminatlarında faiz başlangıcına ve tahkikat başlayıncaya kadar yapılan ödemelerin mahsubuna ilişkin hükümler ekledi. Yeni kuralın hangi dosyada uygulanacağı olay tarihine bağlıdır.[7] Meslek hastalığında olay tarihi tek bir güne indirgenemeyebildiği için bu nokta somut dosyada ayrıca incelenmelidir. ## Meslek Hastalığı Dosyasında Hangi Belgeler Gereklidir? Meslek hastalığı dosyalarında çoğu zaman üç belge yol gösterir: işveren bildirimi, yetkili hastanenin sağlık kurulu raporu ve Kurum Sağlık Kurulu kararı. Bu üçünü yan yana koyduğunuzda bildirimin süresinde yapılıp yapılmadığı, oranın nasıl belirlendiği ve itiraz penceresinin nerede durduğu netleşir. Belgeleriniz elinizdeyse süre kaybetmeden iş hukuku alanında dosyanızı inceletmeniz yerinde olur. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Meslek hastalığı nedir? C: Meslek hastalığı, sigortalının yaptığı işin niteliği veya işin yürütüm şartları nedeniyle tekrarlanan bir sebeple ortaya çıkan geçici ya da sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal engellilik hâlidir. S: Meslek hastalığı sayılması için hangi şartlar gerekir? C: Hastalığın işle bağlantılı olması, tekrarlanan bir etkiden kaynaklanması, gerekli hâllerde Meslek Hastalıkları Listesi'nde yer alması ve Kurum Sağlık Kurulu tarafından meslekle bağlantısının tespit edilmesi gerekir. S: Meslek hastalığı ile iş kazası arasındaki fark nedir? C: İş kazası belirli bir olaydan kaynaklanırken meslek hastalığı işin niteliği veya çalışma koşullarına bağlı olarak zaman içinde gelişir. S: Meslek hastalığını SGK'ya kim bildirir? C: Hizmet akdiyle çalışanlarda bildirim yükümlülüğü işverene aittir. Bağımsız çalışan 4/b sigortalılar ise bildirimi kendileri yapar. S: Meslek hastalığı SGK'ya kaç gün içinde bildirilir? C: İşveren, meslek hastalığını öğrendiği veya kendisine bildirildiği tarihten itibaren üç iş günü içinde SGK'ya bildirim yapmalıdır. S: SGK meslek hastalığını kabul etmezse ne yapılabilir? C: Kurum kararına karşı ilgili itiraz yolları kullanılabilir. Gerekli şartlar oluştuğunda meslek hastalığının tespiti için iş mahkemesinde dava açılması da gündeme gelebilir. S: Meslek hastalığı nedeniyle sürekli iş göremezlik geliri alınabilir mi? C: Kurum Sağlık Kurulu tarafından meslekte kazanma gücünün en az yüzde 10 azaldığının tespit edilmesi hâlinde sürekli iş göremezlik geliri bağlanabilir. S: İşten ayrıldıktan sonra ortaya çıkan hastalık meslek hastalığı sayılabilir mi? C: Hastalık, ilgili Meslek Hastalıkları Listesi'nde öngörülen yükümlülük süresi içinde ortaya çıkmışsa ve diğer şartlar sağlanıyorsa meslek hastalığı olarak değerlendirilebilir. S: Meslek hastalığı nedeniyle işverenden tazminat istenebilir mi? C: İşverenin sorumluluğu ve zarar koşulları oluşmuşsa maddi ve manevi tazminat talep edilmesi gündeme gelebilir. S: Meslek hastalığı tazminat davasında arabuluculuk zorunlu mudur? C: Meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat, tespit, itiraz ve rücu davalarında arabuluculuk kural olarak dava şartı değildir. --- # Vasi Nasıl Atanır? Vasilik Şartları ve Vasinin Yetkileri URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/vasi-nasil-atanir/ Güncelleme: 2026-10-13 Kısa cevap: Vasi, kendi işlerini göremeyen bir küçüğe ya da yetişkine sulh hukuk mahkemesinin kararıyla atanır. Başvuru, vesayet altına alınacak kişinin yerleşim yerindeki sulh hukuk mahkemesine yapılır; akıl hastalığına dayanan taleplerde resmî sağlık kurulu raporu alınır ve vasi kural olarak iki yıl için atanır. Vasi, kendi işlerini göremeyen bir küçüğe ya da yetişkine sulh hukuk mahkemesinin kararıyla atanır. Başvuru, vesayet altına alınacak kişinin yerleşim yerindeki sulh hukuk mahkemesine yapılır; akıl hastalığına dayanan taleplerde resmî sağlık kurulu raporu alınır ve vasi kural olarak iki yıl için atanır.[1] Vesayet, kişiyi cezalandırmak için değil, onu ve malvarlığını korumak için kurulan bir düzendir. Vasi, mahkemenin denetimi altında çalışır ve önemli kararları tek başına veremez. ## Vesayet Nedir, Vasilik Ne Demek? Vesayet altına alınan kişiye hukukta kısıtlı denir. Vasilik ise kısıtlıyı hukuki işlemlerinde temsil etme, bakımını gözetme ve malvarlığını yönetme görevidir. Bu görevin iki denetçisi vardır: vesayet makamı olan sulh hukuk mahkemesi ve denetim makamı olan asliye hukuk mahkemesi.[1] ## Hangi Durumlarda Vasi Atanır? Kanun vasi atanacak durumları tek tek sayar:[1] - Velayet altında olmayan küçükler. Anne ve babası ölen ya da velayeti kaldırılan çocuklar. - Akıl hastalığı ya da akıl zayıflığı. İşlerini göremeyen, sürekli bakıma ihtiyaç duyan ya da başkalarının güvenliğini tehlikeye sokan yetişkinler. - Savurganlık, alkol ya da madde bağımlılığı, kötü yaşam tarzı veya kötü yönetim. Kendisini ya da ailesini yoksulluğa sürükleme tehlikesi bulunan yetişkinler. - Hapis cezası. Bir yıl veya daha uzun süreli hapis cezasına mahkûm olan yetişkinler. - Kendi isteği. Yaşlılık, engellilik, deneyimsizlik ya da ağır hastalık nedeniyle işlerini yönetemediğini belirten ve kısıtlanmayı kendisi isteyen yetişkinler. Uygulamada en sık karşılaşılan durum, demans ya da Alzheimer gibi hastalıklar nedeniyle yaşlı bir anne ya da baba için çocuklarının başvurmasıdır. ## Vasilik Nasıl Alınır? Başvuru, vesayet altına alınacak kişinin yerleşim yerindeki sulh hukuk mahkemesine dilekçeyle yapılır.[1] Dilekçeyi kişinin eşi, çocukları ya da bakımını üstlenen bir yakını verebilir. Süreç şöyle ilerler: - Sağlık kurulu raporu. Akıl hastalığı ya da akıl zayıflığı iddia ediliyorsa mahkeme, kişiyi resmî sağlık kurulu raporu alınması için bir devlet hastanesine sevk eder. - Kişinin dinlenmesi. Kısıtlanacak kişi, sağlık durumu elverdiği ölçüde mahkemece dinlenir. Hastaneden ya da evden çıkamıyorsa hâkim gerektiğinde kişiyi bulunduğu yerde dinleyebilir. - Vasinin seçilmesi. Mahkeme kısıtlama kararıyla birlikte vasiyi de belirler. Dilekçeye kişinin nüfus kayıt örneği ve varsa hastane kayıtları eklenmelidir. Rapor süreci hastanenin yoğunluğuna göre uzayabildiği için başvuruyu acil bir işlem ortaya çıkmadan, örneğin ev satışı ya da mirasın paylaşılması gündeme gelmeden önce yapmak daha doğrudur. ## Kimler Vasi Olabilir? Vasi ergin ve bu göreve ehil biri olmalıdır.[1] Önemli bir sebep engel olmadıkça mahkeme, kısıtlının eşini ya da yakın akrabalarından birini tercih eder; kısıtlının ya da anne ve babasının gösterdiği kişi de dikkate alınır. Kendisi kısıtlı olan, kamu hizmetinden yasaklanmış olan ya da kısıtlıyla menfaati çatışan biri vasi olamaz. Kardeşler arasında kimin vasi olacağı konusunda anlaşmazlık varsa mahkeme kendi değerlendirmesini yapar. Bu durum hem süreci uzatır hem de aile içi gerilimi mahkemeye taşır; bu yüzden başvurudan önce bu konuda uzlaşmak işleri kolaylaştırır. ## Vasi İzin Almadan Hangi İşleri Yapamaz? Vasi kısıtlının günlük işlerini yürütür: aylık ve maaşları tahsil eder, kira ve faturaları öder, bakım giderlerini karşılar. Önemli işlemler için ise mahkemeden izin almak zorundadır.[1] Sulh hukuk mahkemesinin izni gereken başlıca işler (TMK m.462): - Taşınmaz alımı, satımı ya da rehin edilmesi - Ödünç verme ve ödünç alma - Kambiyo senedi düzenleme ya da imzalama - Mal rejimi sözleşmeleri - Mirasın paylaştırılması ve miras payının devri - Acele durumlar dışında dava açma, sulh olma ve tahkim Asliye hukuk mahkemesinin de onayı gereken işler (TMK m.463): Evlat edinme, mirasın kabulü ya da reddi ve miras sözleşmesi gibi daha ağır sonuçlu işlemler. İzin alınmadan yapılan işlemler kısıtlı açısından geçerlilik kazanmaz ve vasi bu yüzden doğan zarardan sorumlu tutulur. ## Vasilik Ne Kadar Sürer? Vasi kural olarak iki yıl için atanır. Mahkeme bu süreyi her defasında ikişer yıl uzatabilir; dört yıl dolduğunda vasi görevden ayrılmayı isteyebilir.[1] Vasi, görevi boyunca kısıtlının malvarlığına ilişkin düzenli olarak mahkemeye hesap ve rapor verir. ## Vesayet Nasıl Kaldırılır? Kısıtlamanın sebebi ortadan kalkarsa vesayet kaldırılabilir. Kısıtlının kendisi ya da ilgililer sulh hukuk mahkemesine başvurur. Akıl hastalığına dayanan kısıtlamalarda vesayetin kaldırılması için hastalığın ortadan kalktığını gösteren yeni bir resmî sağlık kurulu raporu gerekir.[1] ## Vasilik Başvurusundan Önce Aileler Neyi Netleştirmeli? Mahkeme süreci, ailenin kendi içinde netleştirmediği konular yüzünden uzar. Başvurudan önce kimin vasi olacağında anlaşmak, kişinin banka hesaplarını, taşınmazlarını ve borçlarını bir listede toplamak ve son hastane kayıtlarını hazır etmek, rapor ve duruşma aşamalarını belirgin şekilde hızlandırır. Koza Avukatlık ve Danışmanlık olarak bu dosyalarda başvurudan önce aileyle bu listeyi birlikte çıkarıyor, vasi atandıktan sonra gereken izin taleplerini de aynı dosyada takip ediyoruz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Vasi nasıl atanır? C: Vesayet altına alınacak kişinin yerleşim yerindeki sulh hukuk mahkemesine dilekçeyle başvurulur. Mahkeme gerekirse resmî sağlık kurulu raporu alır, kişiyi dinler ve kısıtlama kararıyla birlikte vasiyi atar. S: Vasilik nasıl alınır, nereye başvurulur? C: Kısıtlanacak kişinin eşi, çocukları ya da bakımını üstlenen bir yakını, kişinin yerleşim yerindeki sulh hukuk mahkemesine dilekçe verir. Dilekçeye nüfus kayıt örneği ve varsa hastane kayıtları eklenir. S: Kimler vesayet altına alınır? C: Velayet altında olmayan küçükler, akıl hastalığı ya da akıl zayıflığı nedeniyle işlerini göremeyenler, savurganlık ya da bağımlılık nedeniyle kendini ve ailesini tehlikeye sokanlar, bir yıl veya daha uzun hapis cezasına mahkûm olanlar ve kendi isteğiyle kısıtlanmak isteyenler. S: Vasi kimler olabilir? C: Ergin ve bu göreve ehil biri vasi olabilir. Mahkeme önemli bir sebep yoksa kısıtlının eşini ya da yakın akrabalarından birini tercih eder. Kısıtlı olan ya da kısıtlıyla menfaati çatışan biri vasi olamaz. S: Vasi izin almadan hangi işleri yapabilir? C: Aylık ve maaşların tahsili, kira ve faturaların ödenmesi, bakım giderlerinin karşılanması gibi günlük işleri izinsiz yapabilir. Taşınmaz satışı, ödünç alma, mirasın paylaştırılması gibi önemli işlemler için ise mahkeme izni gerekir (TMK m.462). S: Vasi ev satabilir mi? C: Ancak sulh hukuk mahkemesinin izniyle satabilir. İzin alınmadan yapılan satış kısıtlı açısından geçerlilik kazanmaz ve vasi doğan zarardan sorumlu olur. S: Vasilik ne kadar sürer? C: Vasi kural olarak iki yıl için atanır; mahkeme bu süreyi her defasında ikişer yıl uzatabilir. Dört yıl dolduğunda vasi görevden ayrılmayı isteyebilir (TMK m.456). S: Vesayet kaldırılabilir mi? C: Kısıtlamanın sebebi ortadan kalkarsa kaldırılabilir. Akıl hastalığına dayanan kısıtlamalarda bunun için hastalığın ortadan kalktığını gösteren yeni bir resmî sağlık kurulu raporu gerekir. --- # Miras Nasıl Reddedilir? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/miras-nasil-reddedilir/ Güncelleme: 2026-10-05 Kısa cevap: Miras, mirasbırakanın son yerleşim yerindeki sulh hukuk mahkemesine yapılan kayıtsız ve şartsız sözlü veya yazılı beyanla reddedilir. Yasal mirasçılar için üç aylık süre, mirasbırakanın ölümünün öğrenildiği tarihten başlar. Borca batık mirasta ise mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmişse miras hükmen reddedilmiş sayılır ve üç aylık ret süresi aranmaz. Miras nasıl reddedilir? Mirasçı, mirasbırakanın son yerleşim yerindeki sulh hukuk mahkemesine kayıtsız ve şartsız bir ret beyanı verir; beyan sözlü de yazılı da olabilir.[1] Beyan üç aylık süre içinde mahkemeye ulaşmazsa ret hakkı sona erer ve mirasçı, mirasbırakanın borçlarıyla birlikte mirası kabul etmiş olur. Noterde düzenlenen bir belge bu işlemin yerine geçmez. Halk arasında reddi miras denen bu işlem çoğunlukla borca batık terekelerde gündeme gelir. Miras ölümle birlikte kendiliğinden mirasçılara geçer ve borçlar da bu geçişe dahildir.[1] Aşağıda önce başvurunun nasıl yapıldığını, sonra sürenin işleyişini ve ret sonrasında paya ve borçlara ne olduğunu ayrı ayrı anlatıyoruz. Miras nasıl reddedilir? Reddi miras için mirasbırakanın son yerleşim yerindeki sulh hukuk mahkemesine kayıtsız ve şartsız ret beyanında bulunulması gerekir. ## Miras Nasıl Reddedilir? Reddi miras, Sulh Hukuk Mahkemesine Başvuru ve Ret Beyanı Ret hakkı yasal mirasçılara ve vasiyetname ya da miras sözleşmesiyle atanmış mirasçılara tanınmıştır.[1] Miras ancak mirasbırakanın ölümünden sonra reddedilebilir. Mirasbırakan sağken bir mirasçının haklarından vazgeçmesi isteniyorsa ayrı bir işlem olan mirastan feragat sözleşmesi gündeme gelir. Mirasçı dilekçe verebilir ya da mahkemede sözlü beyanda bulunabilir. Sulh hâkimi beyanı tutanakla tespit eder, süresinde yapılmış ret beyanını mahkemenin özel kütüğüne yazar ve mirasçı isterse reddi gösteren bir belge verir.[1] Gerçek retle ilgili başvuruda mahkeme, sürenin geçip geçmediğine ve başvuranın mirasçılık sıfatına bakar. Karşı taraf gösterilmesi gerekmez. Başvuruya gitmeden önce şunları hazırlamak işi hızlandırır: - kimlik belgesi ve mirasbırakanın ölüm tarihine ilişkin bilgi, - mirasbırakanın son yerleşim yerini gösteren kayıt, - mirasçılık ilişkisini gösteren nüfus kaydı; mahkeme gerekli görürse veraset ilamı nereden alınır konusunda anlattığımız mirasçılık belgesini de isteyebilir, - başvuruyu avukat yapacaksa mirasın reddi konusunda özel yetki içeren vekâletname. Harç ve gider avansı başvuru sırasında yürürlükteki tarifeye göre yatırılır. Güncel tutarı mahkeme kalemi bildirir. Ret beyanı kayıtsız ve şartsız olmalıdır. Mirasın bir kısmını reddedip kalanını kabul etmek ya da "şu borçlar hariç reddediyorum" demek mümkün değildir. Şarta bağlanmış beyan geçerli bir ret sayılmaz ve ret süresi boşa geçmiş olabilir.[1] Reddi miras 3 aylık süre ne zaman başlar? Yasal mirasçı, atanmış mirasçı ve diğer özel durumlarda mirasın reddi süresinin başlangıcı farklı olabilir. ## Mirasın Reddi İçin 3 Aylık Süre Ne Zaman Başlar? Ret süresi üç aydır ve hak düşürücü niteliktedir.[1] Başlangıç tarihi, mirasçının hangi sıfatla mirasçı olduğuna ve terekeye uygulanan işleme göre değişir. DurumSüre ne zaman başlar?Yasal mirasçıMirasbırakanın ölümünü öğrendiği tarih; mirasçı olduğunu daha sonra öğrendiğini ispat ederse bu öğrenme tarihi[1]Atanmış mirasçıVasiyetname veya miras sözleşmesindeki tasarrufun kendisine resmen bildirildiği tarih[1]Terekenin koruma önlemi olarak yazılmasıYazım işleminin mirasçılara bildirildiği tarih[1]Resmî defter incelemesinden sonraMahkemenin çağrısının tebliğinden itibaren bir ay[2]Hükmen retKanunda süre öngörülmemiştir[1] Ölüm tarihi ile mirasçının ölümü öğrendiği tarih aynı olmayabilir. Yurt dışında yaşayan veya vefatı geç haber alan mirasçılar için bu fark belirleyicidir. Öğrenme tarihini ispat yükü ise mirasçıdadır. ## 3 Ay Geçtiyse Miras Hâlâ Reddedilebilir mi? Süre dolmuşsa dosya üç soruya göre değerlendirilir. İlki başlangıç tarihidir: mirasçı olduğunu sonradan öğrendiğini ispatlayabiliyorsa üç ay o tarihten itibaren işler.[1] İkincisi süre uzatmasıdır. Önemli sebepler varsa sulh hâkimi ret süresini uzatabilir veya yeni bir süre verebilir.[1] Üçüncüsü terekenin borca batık olmasıdır; bu durumda hükmen ret süreye bağlı değildir. Bu yolların hiçbiri kendiliğinden işlemez. Belgelere ve gerekçeye dayanılarak mahkemeye taşınmaları gerekir. Sürenin kaçması kabul sonucunu doğurabileceğinden, mümkünse üçüncü ayın son günlerini beklemeden başvurmak yerinde olur. Borca batık miras nasıl reddedilir? Gerçek ret ve hükmen ret, şartları ve uygulanma şekilleri bakımından birbirinden farklıdır. ## Borca Batık Miras Nasıl Reddedilir? Gerçek Ret ve Hükmen Ret Kanun iki ayrı yol öngörür. Gerçek retle mirasçı, kendi iradesiyle sulh mahkemesine beyan verir. Hükmen retle ise irade açıklamasına gerek kalmadan miras reddedilmiş sayılır.[1] ÖzellikGerçek retHükmen retNasıl gerçekleşir?Mirasçı sulh mahkemesine beyan verirÖlüm tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmişse miras reddedilmiş sayılırSüreÜç aySüre öngörülmemiştirMirasçının beyanıGerekirGerekmezUygulamada nasıl ileri sürülür?Sulh hukuk mahkemesine beyanlaAlacaklının açtığı dava veya takipte savunma olarak ya da tespit davasıyla Hükmen retten yararlanmak için mirasçının terekeyi sahiplenmemiş olması gerekir. Yargıtay uygulamasında terekedeki malı kendi adına geçiren ya da devreden mirasçı, sonradan hükmen ret ileri süremez. Aczin resmen tespiti için icra takibinde aciz belgesi düzenlenmiş olması yeterlidir. Aksi hâlde mahkeme banka, tapu, trafik ve vergi kayıtlarını araştırarak terekenin aktif ve pasifini ortaya çıkarır. Hükmen ret kendiliğinden gerçekleşse de çoğu mirasçı, ileride alacaklılarla tartışma çıkmaması için üç ay içinde ayrıca sulh mahkemesine ret beyanı verir. Bu tercih, borcun büyüklüğü ve alacaklıların tutumuna göre somut dosyada değerlendirilmelidir. ## Mirası Reddetmeden Önce Yapılan İşlemler Ret Hakkını Ortadan Kaldırır mı? Ret süresi dolmadan mirasçı sıfatıyla tereke işlerine karışmak, terekenin olağan yönetimi dışında işlem yapmak veya tereke mallarını gizleyip kendine mal etmek ret hakkını ortadan kaldırır.[1] Yargıtay, terekedeki aracın ret süresi içinde satılmasını ya da taşınmazın mirasçı adına tescil edilip devredilmesini mirasın sahiplenilmesi olarak değerlendirmiştir. Ret düşünüyorsanız şu işlemlerden uzak durmak gerekir: - terekedeki araç, taşınmaz veya başka bir malı satmak ya da devretmek, - mirasbırakanın banka hesabındaki parayı çekip kullanmak, - mirasbırakanın alacaklarını mirasçı sıfatıyla tahsil etmek, - terekedeki malları saklamak veya kendi malvarlığına katmak. Zamanaşımının veya hak düşürücü sürenin dolmasını önlemek gibi terekeyi korumaya yönelik işlemler ise ret hakkını ortadan kaldırmaz.[1] ## Mirası Reddeden Mirasçının Payı Kime Geçer? Ret, geçmişe etkili olarak mirasçılık sıfatını ortadan kaldırır. Mirasçı, miras açıldığında sağ değilmiş gibi kabul edilir.[1] Payın kime geçeceği, kimin reddettiğine göre değişir. DurumSonuçYasal mirasçılardan biri reddedersePay, altsoyu varsa altsoyuna; yoksa aynı zümredeki diğer mirasçılara geçer[1]Altsoyun tamamı reddedersePayları sağ kalan eşe geçer[2]En yakın yasal mirasçıların tamamı reddederseTereke sulh mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edilir; artan değer varsa mirası reddetmemişler gibi hak sahiplerine verilir[2]Atanmış mirasçı reddederseÖlüme bağlı tasarrufta aksi öngörülmemişse pay yasal mirasçılara kalır[1]Ret, sonra gelen mirasçı lehine yapılırsaSonraki mirasçılar kabul veya reddetmeye çağrılır; bir ay içinde kabul etmezlerse reddetmiş sayılırlar[2] Reddeden kişinin çocukları varsa pay onlara geçer. Bu, çocukların borçtan otomatik olarak kurtulduğu anlamına gelmez. Onlar da mirası istemiyorsa kendi adlarına ayrıca ret beyanı vermelidir. Küçük çocuk adına başvuruyu yasal temsilci yapar; gerekli durumlarda mahkeme izni aranabilir. Ebeveynle çocuğun menfaati çatışıyorsa kayyım atanması gündeme gelir.[2] Atanmış mirasçı olarak ret kararı vermeden önce, mirasbırakanın kendi tasarrufunda ret hâli için özel bir düzenleme bırakıp bırakmadığına bakmak gerekir. Bu yüzden vasiyetname nasıl yapılır konusunda anlattığımız şekil şartlarına uygunluk da önem taşır. ## Mirasın Reddi Geri Alınabilir mi? Alacaklılar Reddi İptal Ettirebilir mi? Süresinde ve usulüne uygun verilen ret beyanından tek taraflı dönülemez. Beyan hata, hile veya korkutma gibi bir irade sakatlığıyla verilmişse Türk Borçlar Kanunu'nun ilgili hükümlerine göre iptali istenebilir. Bunu ispat etmek mirasçıya düşer. Ret, mirasçının kendi alacaklılarından mal kaçırma yolu değildir. Malvarlığı borçlarına yetmeyen mirasçı, alacaklılarına zarar vermek için mirası reddederse alacaklılar veya iflas idaresi, yeterli güvence verilmedikçe ret tarihinden itibaren altı ay içinde reddin iptalini isteyebilir.[2] Mirasbırakanın ölümünden önceki beş yıl içinde denkleştirmeye tabi bir kazandırma almış mirasçı da, bu kazandırmanın geri verme yükümlülüğü doğuran değeriyle tereke alacaklılarına karşı sorumlu kalabilir.[2] ## Miras Reddedildikten Sonra İcra Takibi Gelirse Ne Yapılmalı? Mirası reddettikten sonra da mirasbırakanın borcu nedeniyle mirasçı adına ödeme emri veya benzeri bir tebligat gelebilir. Böyle bir durumda ret belgesine dayanarak, tebligatta yazılı itiraz süresi içinde itiraz edilmesi gerekir. Takibe nasıl itiraz edileceğini hakkımda icra takibi başlatıldıysa ne yapmalıyım başlıklı rehberimizde ayrıca ele aldık. ## Mirası Reddetmeden Önce Terekenin Borçları Nasıl Öğrenilir? Terekede ne kadar borç olduğunu bilmeyen mirasçı, körü körüne reddetmek yerine sulh hâkiminden terekenin resmî defterinin tutulmasını isteyebilir.[2] Defter tamamlanınca mirasçıya bir ay içinde mirası reddetme, resmî tasfiye isteme ya da deftere göre veya kayıtsız şartsız kabul etme imkânı tanınır. Hâkim gerekli hâllerde ek süre verebilir.[2] Bu yol da sürelere bağlı olduğundan uygulanmadan önce dosya üzerinden değerlendirilmelidir. Mirası kabul edecekseniz bundan sonraki aşama tapu ve banka işlemleridir. Bunun için miras intikal işlemi nasıl yapılır yazımıza bakabilirsiniz. Ret hakkı çoğu dosyada tek bir başvuruyla kullanılır. Ancak hangi sürenin işlediğini ve mirasçının önceki davranışlarının sonucu değiştirip değiştirmediğini belirlemek belge incelemesi gerektirir. Terekede borç şüphesi varsa ya da süre dolmak üzereyse miras hukuku alanındaki dosya değerlendirme hizmetimizden yararlanabilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Miras nasıl reddedilir? C: Miras, mirasbırakanın son yerleşim yerindeki sulh hukuk mahkemesine yapılacak kayıtsız ve şartsız ret beyanıyla reddedilir. Beyan yazılı veya sözlü yapılabilir. S: Mirası reddetmek için nereye başvurulur? C: Mirasbırakanın son yerleşim yerindeki sulh hukuk mahkemesine başvurulması gerekir. Noterde düzenlenen bir belge mirasın reddi işleminin yerine geçmez. S: Mirasın reddi için 3 aylık süre ne zaman başlar? C: Yasal mirasçı bakımından süre kural olarak mirasbırakanın ölümünün öğrenildiği tarihten başlar. Atanmış mirasçı bakımından ise ölüme bağlı tasarrufun resmen bildirildiği tarih esas alınır. S: 3 ay geçtiyse miras reddedilebilir mi? C: Bazı durumlarda mümkün olabilir. Mirasçının mirasçı olduğunu daha sonra öğrendiğini ispatlaması, önemli sebepler bulunması veya terekenin borca batık olması gibi hâller ayrıca değerlendirilir. S: Hükmen ret nedir? C: Ölüm tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczinin açıkça belli olması veya resmen tespit edilmesi hâlinde mirasın herhangi bir ret beyanına gerek olmadan reddedilmiş sayılmasıdır. S: Mirası reddetmeden önce mal satılırsa ne olur? C: Ret süresi içinde tereke mallarını satmak, devretmek veya mirasbırakanın hesabındaki parayı kullanmak gibi işlemler mirasın sahiplenilmesi olarak değerlendirilebilir ve ret hakkını etkileyebilir. S: Mirası reddeden kişinin payı çocuklarına geçer mi? C: Yasal mirasçılardan biri mirası reddederse, payı altsoyu varsa altsoyuna geçebilir. Çocukların da mirası istememesi hâlinde kendi adlarına ayrıca ret beyanında bulunmaları gerekir. S: Miras reddedildikten sonra borçtan dolayı icra takibi gelirse ne yapılmalı? C: Ret belgesine dayanarak tebligatta belirtilen yasal süre içinde icra takibine itiraz edilmesi gerekir. S: Mirasın reddi geri alınabilir mi? C: Süresinde ve usulüne uygun verilen ret beyanından kural olarak tek taraflı dönülemez. Ancak hata, hile veya korkutma gibi irade sakatlığı hâlleri ayrıca değerlendirilebilir. S: Alacaklılar mirasın reddinin iptalini isteyebilir mi? C: Malvarlığı borçlarını karşılamayan mirasçının alacaklılarına zarar vermek amacıyla mirası reddettiği durumlarda, kanundaki şartlarla alacaklılar veya iflas idaresi reddin iptalini isteyebilir. S: Mirası reddetmeden önce terekenin borçları nasıl öğrenilir? C: Mirasçı, sulh hâkiminden terekenin resmî defterinin tutulmasını isteyebilir. Defter tamamlandıktan sonra kanunda öngörülen seçenekler arasında karar verebilir. --- # Kentsel Dönüşüm Avukatı Gerekli mi? Riskli Yapı ve Kentsel Dönüşüm Süreci URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/kentsel-donusum-avukati-gerekli-mi/ Güncelleme: 2026-08-29 Kısa cevap: Kentsel dönüşüm avukatı tutmak zorunlu değildir. Ancak riskli yapı tespiti, malik kararları, yüklenici sözleşmeleri, tahliye, pay satışı ve uyuşmazlıkların çözümü gibi aşamalarda hukuki destek alınması hak kaybı riskini azaltabilir. Kentsel dönüşüm avukatı gerekli mi?, Kentsel dönüşüm avukatı zorunlu değildir. Ancak riskli yapı tespiti, tebligatlar, maliklerin karar alma süreci, yüklenici ile yapılacak sözleşmeler, arsa payı, tahliye ve yıkım işlemleri ile karara katılmayan maliklerin paylarının satışı gibi aşamalarda ciddi hukuki sonuçlar doğabileceği için uzman hukuki destek alınması hak kayıplarının önlenmesine yardımcı olabilir. 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında yürütülen kentsel dönüşüm sürecinde teknik ve idari işlemler bir arada ilerler. Özellikle riskli yapı tespitine itiraz, maliklerin kararları, yüklenici sözleşmeleri ve karara katılmayan maliklere ilişkin işlemler bakımından sürelerin ve usulün doğru takip edilmesi gerekir. Hukuki Uyarı / Saha Notu: Kentsel dönüşümde tek bir “çoğunluk” kuralı bulunduğu düşünülmemelidir. Uygulanacak çoğunluk, yapılmak istenen işlemin niteliğine ve 6306 sayılı Kanun kapsamındaki taşınmazın durumuna göre belirlenmelidir. ## Kentsel Dönüşüm Nedir? Kentsel dönüşüm, afet riski taşıyan yapıların ve alanların 6306 sayılı Kanun kapsamında daha güvenli yapılaşmaya dönüştürülmesini sağlayan hukuki, teknik ve idari süreçlerin bütünüdür. Kentsel dönüşüm yalnızca binanın yıkılıp yeniden yapılmasından ibaret değildir. Riskli yapı tespiti, tapu ve tebligat işlemleri, maliklerin kararları, tahliye ve yıkım, yeni yapının planlanması, yüklenici ile sözleşme yapılması ve gerektiğinde karara katılmayan maliklere ilişkin pay satışları bu sürecin farklı aşamalarını oluşturabilir. Bu nedenle kentsel dönüşüm sürecinde gayrimenkul hukuku, sözleşmeler hukuku ve idare hukukuna ilişkin konular aynı dosyada birlikte ortaya çıkabilir. ## Kentsel Dönüşüm Avukatı Gerekli mi? Kentsel dönüşüm sürecinde avukat tutmak kanunen zorunlu değildir; ancak hukuki risklerin yüksek olduğu işlemlerde avukat desteği özellikle sözleşme, malik kararları, tebligatlar ve uyuşmazlıkların çözümü bakımından faydalıdır. Avukat desteğinin özellikle önem kazandığı konular şunlardır: - Riskli yapı tespiti ve bu tespite karşı itiraz süreci, - Maliklerin toplantılarının ve kararlarının hukuka uygun yürütülmesi, - Yüklenici seçimi ve sözleşme müzakereleri, - Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin incelenmesi, - Teknik şartnamenin hukuki açıdan değerlendirilmesi, - Karara katılmayan maliklere ilişkin tebligat ve pay satış süreçleri, - İdari işlemlere karşı dava ve hukuki başvuru yolları. Özellikle yüksek değerli taşınmazlarda imzalanan sözleşmenin bir maddesi bile bağımsız bölüm, arsa payı, teslim tarihi, gecikme cezası veya fesih bakımından ciddi sonuçlar doğurabileceğinden sözleşme imzalanmadan önce hukuki inceleme yapılması önemlidir. ## Kentsel Dönüşüm Aşamaları Nelerdir? Kentsel dönüşümün riskli yapı üzerinden yürütüldüğü bir dosyada süreç genel olarak riskli yapı tespiti, tebligat ve itiraz, riskli yapı tespitinin kesinleşmesi, tahliye ve yıkım, maliklerin karar alması ve yeniden yapılaşma işlemleri şeklinde ilerler. - Riskli yapı tespitinin yaptırılması, - Riskli yapı tespitinin ilgililere bildirilmesi, - İtiraz sürecinin işletilmesi, - Riskli yapı tespitinin kesinleşmesi, - Tahliye ve yıkım işlemleri, - Maliklerin yeni uygulamaya ilişkin kararlarının alınması, - Yüklenici ve sözleşme sürecinin yürütülmesi, - Yeni yapılaşma ve tapu işlemlerinin tamamlanması. Dosyanın niteliğine göre bu aşamaların sırası, kullanılan hukuki araçlar ve uygulanacak özel hükümler değişebilir. ## Maliklerden Yalnızca Biri Riskli Yapı Tespiti İçin Başvurabilir mi? Riskli yapı tespiti için maliklerden birinin başvuruda bulunabilmesi mümkündür. Riskli yapı tespitine ilişkin başvurular, 6306 sayılı Kanun ve uygulama yönetmeliği kapsamında Bakanlıkça lisanslandırılmış kurum ve kuruluşlar aracılığıyla yürütülür. Tespit işleminin nasıl yapılacağı, gerekli belgeler ve yetkili kuruluşlar bakımından güncel Bakanlık düzenlemeleri dikkate alınmalıdır. Riskli yapı tespiti yaptırmak için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yayımlanan güncel bilgilendirmeler takip edilmelidir. ## Riskli Yapı Raporu Nereden Alınır? Riskli yapı tespiti, Bakanlık tarafından lisanslandırılmış kurum ve kuruluşlar aracılığıyla yaptırılır. Başvuru sonrasında yapıdan gerekli teknik veriler alınarak mevzuatta öngörülen yöntemlerle inceleme yapılır. Yapının riskli olduğunun belirlenmesi halinde rapor ilgili idari sürece aktarılır ve tapu kaydına gerekli belirtmeler işlenebilir. Yetkili kuruluş ve güncel uygulama şartlarının işlem tarihinde ayrıca kontrol edilmesi gerekir. ## Riskli Yapı Tespitine İtiraz Edilebilir mi? Riskli yapı tespitine karşı yapı maliklerinin veya kanuni temsilcilerinin, kendilerine yapılan bildirimden itibaren 15 gün içinde itiraz etme hakkı bulunmaktadır. 6306 sayılı Kanun uygulamasında riskli yapı tespitine karşı itirazın süresinde ve yetkili mercie yapılması gerekir. Sürenin kaçırılması riskli yapı tespitinin kesinleşmesi bakımından ciddi sonuç doğurabilir. İtiraz sürecinde yalnızca teknik raporun içeriği değil, raporun hazırlanma usulü ve gerekli teknik incelemelerin yapılıp yapılmadığı da değerlendirilmelidir. Hukuki Uyarı / Saha Notu: Riskli yapı tespitine itiraz süresinin başlangıcını belirlerken tebligatın nasıl ve ne zaman yapıldığı ayrıca kontrol edilmelidir. Sürenin yanlış hesaplanması hak kaybına yol açabilir. ## Riskli Yapı Kesinleşince Ev Ne Zaman Boşaltılır? Riskli yapı tespiti kesinleştikten sonra tahliye ve yıkım süreci başlar ve ilgili idare tarafından mevzuatta öngörülen süreler içinde yapının tahliye edilmesi ve yıktırılması istenir. Güncel uygulamada riskli yapının yıktırılması için maliklere 90 güne kadar ulaşan süreler üzerinden işlem tesis edilebilmektedir. Sürecin hangi tarihte başlayacağı ve hangi sürenin verileceği, tebligat ve idari işlemlerin durumuna göre belirlenir. Bu nedenle “her riskli yapı kesin olarak 60 gün içinde boşaltılır” şeklindeki sabit bir ifade kullanmak yerine, ilgili tebligat ve idari işlemde verilen sürenin takip edilmesi gerekir. ## Kentsel Dönüşümde Malikler Hangi Çoğunlukla Karar Alır? 6306 sayılı Kanun kapsamında maliklerin hangi çoğunlukla karar alacağı yapılacak işlemin niteliğine göre belirlenir; riskli yapıların bulunduğu parseller bakımından birçok uygulamada hisseleri oranında salt çoğunluk esası uygulanmaktadır. Bu nedenle eski içeriklerde sıkça kullanılan “2/3 çoğunluk” ifadesinin bütün kentsel dönüşüm işlemleri için güncel ve genel bir kural gibi kullanılması doğru değildir. Özellikle karara katılmayan maliklerin arsa paylarının satışı bakımından 6306 sayılı Kanun ve Uygulama Yönetmeliği'ndeki güncel salt çoğunluk düzenlemeleri dikkate alınmalıdır. 2025 ve 2026 tarihli Bakanlık uygulamalarında da riskli alan ve diğer 6306 kapsamındaki pay satışlarında maliklerin hisseleri oranında salt çoğunluk ile alınan kararlara katılmayan maliklerin arsa paylarının açık artırma usulüyle satışına ilişkin işlemler görülmektedir. ## Kentsel Dönüşümde Karara Katılmayan Maliklerin Payı Satılabilir mi? 6306 sayılı Kanun kapsamındaki şartlar gerçekleştiğinde, karara katılmayan maliklerin arsa payları kanunda ve uygulama yönetmeliğinde öngörülen usulle açık artırma yoluyla satışa konu olabilir. Bu süreçte öncelikle gerekli çoğunlukla karar alınması, anlaşma şartlarının karara katılmayan maliklere usulüne uygun şekilde bildirilmesi ve kanundaki sürelerin tanınması gerekir. Pay satışında rayiç değer tespiti, satışın ilanı, tebligat ve açık artırma işlemlerinin her biri ayrıca önem taşır. Güncel uygulama yönetmeliğinde pay satışına ilişkin süreçte karara katılmayan maliklere belirli usullerle bildirim yapılması ve 15 günlük kabul süresinin verilmesi öngörülmektedir. ## Karara Katılmayan Malik Pay Satışına İtiraz Edebilir mi? Karara katılmayan malikler, 6306 sayılı Kanun kapsamında tesis edilen idari işlemlere karşı kanunda öngörülen koşullar çerçevesinde idari yargı yoluna başvurabilir. 6306 sayılı Kanun uygulamasına ilişkin resmî Bakanlık açıklamalarında, ilgili idari işlemlere karşı tebliğ veya işlemin niteliğine göre belirlenen sürede idari dava açılabileceği belirtilmektedir. Bu nedenle eski metindeki gibi bütün işlemler için doğrudan “tebliğden itibaren 30 gün” şeklinde tek bir genel ifade kullanmak yerine, itiraz edilen idari işlemin türü ve dayanak hükmü üzerinden süre hesabı yapılmalıdır. Özellikle pay satışına ilişkin işlemlerde sürelerin kaçırılmaması için tebligat tarihi ve işlemin hukuki niteliği dosya özelinde incelenmelidir. ## Kentsel Dönüşüm Sürecinde Hangi Sözleşmeler İncelenmelidir? Kentsel dönüşümde özellikle yüklenici ile yapılan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi, teknik şartname, vekaletnameler ve maliklerin kararlarını gösteren belgeler hukuki açıdan dikkatle incelenmelidir. Bir sözleşmede yalnızca toplam inşaat alanı veya bağımsız bölüm paylaşımı değil; teslim tarihi, gecikme halinde uygulanacak sonuçlar, teminatlar, fesih şartları, bağımsız bölüm dağılımı, arsa payları, ruhsat ve iskân süreçleri, vergi ve harçlar ile yüklenicinin sorumlulukları da düzenlenebilir. Teknik şartnamenin sözleşmenin ayrılmaz parçası haline getirilmesi ve hangi malzeme ile imalatların yapılacağının mümkün olduğunca açık belirlenmesi ileride çıkabilecek uyuşmazlıkların önlenmesi açısından önemlidir. ## Kentsel Dönüşümde Avukat Ne Yapar? Kentsel dönüşüm avukatı, maliklerin ve gerektiğinde yüklenicilerin haklarını korumak amacıyla sözleşmeleri, karar süreçlerini, tebligatları ve uyuşmazlıkları hukuki açıdan takip eder. Avukat desteği kapsamında özellikle: - Riskli yapı tespit sürecinin hukuki açıdan incelenmesi, - İtiraz ve dava süreçlerinin değerlendirilmesi, - Malik toplantılarının ve kararlarının hukuki açıdan incelenmesi, - Yüklenici görüşmelerinin yürütülmesi, - Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin incelenmesi veya hazırlanması, - Teknik şartnamenin sözleşme ile uyumunun kontrol edilmesi, - Tebligat ve pay satış işlemlerinin hukuki açıdan incelenmesi, - İdari ve adli uyuşmazlıklarda dava sürecinin yürütülmesi gibi çalışmalar gerçekleştirilebilir. ## Kentsel Dönüşümde En Sık Yapılan Hatalar Nelerdir? Kentsel dönüşümde en sık yapılan hatalar, yanlış çoğunluk hesabı yapmak, tebligat ve süreleri takip etmemek ve yüklenici sözleşmesini yeterince incelemeden imzalamaktır. - Eski mevzuata göre 2/3 çoğunluk gerektiğini varsaymak, - Riskli yapı tespitine itiraz süresini kaçırmak, - Karara katılmayan maliklere yapılan bildirimin usulünü kontrol etmemek, - Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesini yalnızca ekonomik açıdan değerlendirmek, - Teknik şartnameyi sözleşmeden bağımsız düşünmek, - Rayiç değer ve pay satışı süreçlerini takip etmemek, - Tebligat tarihlerini belgelememek. ## Örnek Olay Bir apartmanda riskli yapı tespiti yapıldığını ve maliklerin yeni yapının hangi yüklenici tarafından yapılacağı konusunda karar almak istediğini düşünelim. Bu durumda yalnızca yüklenici ile fiyat konusunda anlaşmak yeterli değildir. Kararın hangi çoğunlukla alınacağı, diğer maliklere nasıl bildirileceği, sözleşmede bağımsız bölümlerin nasıl paylaşılacağı ve teknik şartnamenin içeriği de incelenmelidir. Maliklerden biri karara katılmıyorsa ayrıca 6306 sayılı Kanun kapsamında uygulanabilecek pay satış sürecinin şartları değerlendirilmelidir. Bu nedenle kentsel dönüşüm dosyalarında işlem sırası ve süreler birlikte takip edilmelidir. ## İstanbul'da Kentsel Dönüşüm Avukatı Desteği İstanbul'da kentsel dönüşüm dosyalarında hukuki destek; riskli yapı tespiti, maliklerin kararları, yüklenici sözleşmeleri, arsa payı, tahliye ve uyuşmazlıkların çözümü gibi farklı aşamaları kapsayabilir. Koza Avukatlık, İstanbul Anadolu Yakası ve özellikle Kartal çevresinde gayrimenkul ve kentsel dönüşüm uyuşmazlıklarında hukuki danışmanlık ve dava takibi hizmetleri sunmaktadır. Gayrimenkul hukukuna ilişkin diğer hizmetler için Gayrimenkul Hukuku sayfamızı inceleyebilir veya Kartal Gayrimenkul Avukatı sayfamızdan bilgi alabilirsiniz. ## Avukata Danışın Kentsel dönüşüm sürecinde riskli yapı tespitinden yüklenici sözleşmesine, malik kararlarından pay satışına kadar farklı hukuki işlemler aynı dosyada bir arada bulunabilir. Sürelerin ve belgelerin doğru takip edilmesi, ileride ortaya çıkabilecek uyuşmazlıkların önlenmesi bakımından önemlidir. Somut kentsel dönüşüm dosyanızın hukuki açıdan değerlendirilmesi için Koza Avukatlık ile iletişime geçebilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Kentsel dönüşüm avukatı tutmak zorunlu mu? C: Hayır. Avukat tutmak zorunlu değildir. Ancak sözleşme, malik kararları, riskli yapı itirazı ve pay satış işlemleri gibi hukuki sonuçları yüksek aşamalarda uzman desteği faydalı olabilir. S: Kentsel dönüşümde kaç kişi ile karar alınır? C: Uygulanacak çoğunluk yapılacak işlemin niteliğine göre değişir. 6306 sayılı Kanun kapsamında birçok işlem bakımından hisseleri oranında salt çoğunluk uygulanmaktadır. S: Riskli yapı raporuna kaç gün içinde itiraz edilir? C: Riskli yapı tespitine karşı malikler veya kanuni temsilcileri, kendilerine yapılan bildirimden itibaren 15 gün içinde itiraz edebilir. S: Kentsel dönüşümde anlaşmayan malikin hissesi satılabilir mi? C: 6306 sayılı Kanunda ve Uygulama Yönetmeliğinde öngörülen şartların oluşması halinde karara katılmayan malikin arsa payı açık artırma usulüyle satışa konu olabilir. S: Kentsel dönüşümde müteahhit sözleşmesini avukat incelemeli mi? C: Kanunen zorunlu değildir. Ancak arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi, bağımsız bölüm paylaşımı, teslim süresi, teminat, gecikme ve fesih hükümleri bakımından ciddi hukuki sonuç doğurabileceğinden sözleşmenin imzalanmadan önce incelenmesi faydalıdır. --- # Yeni Ev Aldım Kiracıyı Nasıl Çıkarabilirim? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/yeni-ev-aldim-kiraciyi-nasil-cikarabilirim/ Güncelleme: 2026-10-13 Kısa cevap: Yeni malik, taşınmazı kendisi, eşi, alt soyu, üst soyu veya bakmakla yükümlü olduğu kişiler için konut olarak kullanmak amacıyla satın almışsa, Türk Borçlar Kanunu'nun 351. maddesine göre gereksinim nedeniyle tahliye davası açabilir. Bunun için satın alma tarihinden itibaren 1 ay içinde kiracıya ihtarname çekilmeli ve en az 6 aylık süre verilmelidir. Bu sürenin sonunda ya da sözleşme yenilenme tarihinden itibaren 1 ay içinde açılacak dava ile kiracı tahliye edilebilir. Yeni Ev Aldım Kiracıyı Nasıl Çıkarabilirim? Yeni ev aldım ama içinde kiracı var, kiracıyı nasıl çıkarabilirim? diyorsanız eğer yeni malikin ihtiyacı nedeni ile tahliye davası açma hakkınız bulunduğunu söylemek isteriz. Türk Borçlar Kanunu 351.maddesi ile yeni malikin gereksinimi nedeni ile tahliye davası açabileceği hüküm altına alınmıştır. Kiralananı sonradan satın alan kişi, taşınmaz içerisinde kiracı bulunduğunda mevcut eski ev sahibi ile kiracı arasında imzalanmış kira sözleşmesinin yeni tarafı haline gelir ve mevcut kira sözleşmesi ile bağlı olur. Yalnızca evin satın alınması ile kiracının, kira sözleşmesi feshedilemeyecektir. Kiralananı sonradan satın alan kişi eğer taşınmazı kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu veya bakmakla yükümlü olduğu diğer kişiler için konut olarak kullanmak amacı ile edinmişse taşınmazı satın aldıktan sonraki 1 ay içerisinde ihtar çekerek kiracıya ilgili durumu bildirmek ve en az 6 ay olmak üzere süre vermek zorundadır. Kiracıya çekilmesi gereken ihtarnamede dikkat edilmesi gereken en önemli nokta ihtarnamenin 1 ay içerisinde çekilmesi ve kiracının eline ulaşması gerektiğidir. Burada ihtarnamenin çekildiği tarih değil kiracıya ulaştığı tarih mahkeme tarafından dikkate alınacaktır. Yeni malik, İhtarname ile kiracıya verilen 6 aylık sürenin sonunda gereksinim nedeni ile tahliye davası açarak kira sözleşmesini sona erdirebilecektir. Yeni ev sahibi dilerse sözleşmeyi sona erdirme hakkını, sözleşme süresinin bitiminden başlayarak 1 ay içerisinde açacağı dava yolu ile de kullanabilecektir. Burada dikkat edilmesi gereken mevcut kira sözleşmesinin yenilenme tarihinden itibaren 1 aylık süre içerisinde davanın açılmasıdır. Hak kaybına uğramadan kiracıyı evinizden çıkarmak, mevcut kira ilişkisini sona erdirmek ve kira hukukuna ilişkin her türlü soru ve sorununuzla ilgili avukatlık ofisimizle iletişime geçebilirsiniz. İlgili konularda ayrıntılı bilgi: diğer tahliye sebepleri. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Yeni ev aldım, içinde kiracı var; hemen çıkarabilir miyim? C: Hayır, sadece evi satın almış olmak kiracının kira sözleşmesini sona erdirmek için yeterli değildir; kiralananı sonradan satın alan kişi mevcut kira sözleşmesinin yeni tarafı hâline gelir ve bu sözleşmeyle bağlı kalır, ancak yeni malikin gereksinimi nedeniyle tahliye davası açma hakkı bulunur. S: Yeni malikin gereksinimi nedeniyle tahliye davası hangi kanuna dayanır? C: Türk Borçlar Kanunu'nun 351. maddesi, kiralananı sonradan satın alan yeni malikin, kendi gereksinimi nedeniyle tahliye davası açabileceğini hükme bağlamaktadır. S: Yeni malik hangi kişiler için ihtiyaç iddiasında bulunabilir? C: Yeni malik, taşınmazı kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu veya bakmakla yükümlü olduğu diğer kişiler için konut olarak kullanmak amacıyla edinmişse ihtiyaç nedeniyle tahliye davası açabilir. S: İhtarname ne zaman ve nasıl çekilmelidir? C: Yeni malik, taşınmazı satın aldıktan sonraki 1 ay içinde kiracıya ihtar çekerek ihtiyaç durumunu bildirmeli ve en az 6 ay olacak şekilde süre vermelidir; burada önemli olan ihtarnamenin çekildiği tarih değil, kiracının eline ulaştığı tarihtir. S: Tahliye davası ne zaman açılabilir? C: Yeni malik, ihtarname ile kiracıya verilen 6 aylık sürenin sonunda ihtiyaç nedeniyle tahliye davası açabilir; dilerse bu hakkını, mevcut kira sözleşmesinin yenilenme tarihinden başlayarak 1 ay içinde açacağı dava yoluyla da kullanabilir. --- # Kıdem Tazminatımı Nasıl Alabilirim? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/kidem-tazminatimi-nasil-alabilirim/ Güncelleme: 2026-10-13 Kısa cevap: Kıdem tazminatı için aynı işverene bağlı en az bir yıl çalışmış olmanız ve iş sözleşmenizin kanunda öngörülen bir nedenle sona ermesi gerekir. İşveren feshi (ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırılık hâlleri hariç), haklı nedenle fesih, emeklilik, askerlik, kadın işçinin evlilikten sonraki bir yıl içinde ayrılması veya işçinin ölümü hâllerinde kıdem tazminatı doğabilir. Gerekçesiz istifada ise kural olarak kıdem tazminatı alınamaz. Tazminat ödenmezse önce arabulucuya başvurulması gerekir. “Kıdem tazminatımı nasıl alabilirim?” sorusunun cevabı iki koşula dayanır: aynı işverene bağlı olarak en az bir yıl çalışmış olmanız ve iş sözleşmenizin kanunda sayılan yollardan biriyle sona ermesi.[1] Yani hak, işten nasıl ayrıldığınıza bağlıdır. İşveren sizi çıkardıysa (işçinin ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranışına dayanan haklı fesih hariç), kendiniz haklı bir nedenle ayrıldıysanız ya da emeklilik, askerlik, evlilik veya ölüm söz konusuysa tazminat doğar. Hiçbir gerekçe göstermeden istifa ettiyseniz kural olarak doğmaz. Uygulamada tartışma, hakkın bulunmamasından çok ayrılışın yanlış kurulmasından çıkar. Dilekçeye yazılan tek bir ifade, ayrılış tarihi ya da imzalanan bir ibraname, istifa ile haklı fesih arasındaki farkı belirleyebilir. Aşağıda önce hangi ayrılışın hak doğurduğu, ardından haklı fesihte dikkat edilecek noktalar, tutarın hesabı ve tazminat ödenmediğinde izlenecek yol anlatılıyor. Kıdem tazminatımı nasıl alabilirim? Kıdem tazminatına hak kazanma ve başvuru süreci ## Kıdem Tazminatı Hangi Durumlarda Alınabilir? Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın açıklamasına göre hakkı doğuran ayrılış biçimleri aşağıdaki gibidir. Bir yıllık çalışma şartı her satır için ayrıca aranır.[2] Ayrılış biçimiKıdem tazminatıDikkat edilecek noktaİşverenin iş sözleşmesini feshetmesiDoğarİşçinin ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranışına dayanan haklı fesih (İş Kanunu m.25/II) hariçtir.[3]İşçinin haklı nedenle derhal feshi (İş Kanunu m.24)DoğarHaklı neden ispat edilmelidir; ihbar tazminatı doğmaz.Gerekçesiz istifaKural olarak doğmazÜcret zammı alamamak veya hamilelik ve doğum nedeniyle ayrılmak da istifa sayılır.Kadın işçinin evlendikten sonra bir yıl içinde ayrılmasıDoğarYazılı fesih, evlilik belgesi ve gerekçenin belirtilmesi gerekir.Askerlik görevi nedeniyle ayrılmaDoğarAskerlik belgesiyle birlikte yazılı bildirim yapmak sorun çıkmasını önler.Emeklilik veya yaş dışındaki emeklilik şartlarının tamamlanmasıDoğarUygulamada SGK'dan alınan belge işverene sunulur.İşçinin ölümüMirasçılara ödenirVeraset ilamındaki paylar oranında. İşverenin derhal fesih hakkı doğuran nedenlerinin hepsi tazminatı ortadan kaldırmaz. Hırsızlık, güveni kötüye kullanma, işverene sataşma, yanıltıcı bilgi verme ya da kanundaki ölçüyü aşan izinsiz devamsızlık gibi ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı hâllere dayanan fesihte tazminat doğmaz. Buna karşılık sağlık nedenleri ve zorlayıcı sebepler gibi bu gruba girmeyen gerekçelerle yapılan fesihlerde işçinin kıdem tazminatı hakkı saklı kalır.[2] Bir yıllık süre, aynı işverene bağlı çalışmayı ifade eder; aynı işverenin farklı işyerlerinde geçen süreler de bu hesapta dikkate alınır. İş Kanunu kapsamına girmeyen çıraklar ve sporcular gibi çalışanlar ise kıdem tazminatı alamaz.[2] Belirli süreli sözleşmeler kural olarak süre dolunca kendiliğinden sona erer. Ortada fesih bulunmadığı için bu şekilde biten çalışmada tazminat doğmaz; süre dolmadan yapılan ve yukarıdaki hâllerden birine uyan fesihlerde ise hak doğabilir. Kıdem tazminatı hangi durumlarda alınabilir? İşveren feshi, haklı nedenle fesih, evlilik, askerlik ve emeklilik gibi hâller ## İstifa Eden İşçi Kıdem Tazminatı Alabilir mi? “İstifa ediyorum” demek ile kanundaki haklı nedeni göstererek sözleşmeyi feshetmek farklı sonuçlar doğurur. İş Kanunu'nun 24. maddesine göre işçi, sözleşmesi belirli ya da belirsiz süreli olsun, bildirim süresini beklemeden derhal fesih hakkına sahiptir. Haklı nedenler üç grupta toplanır.[3] - Sağlık sebepleri: işin niteliğinden doğan bir sebeple yapılan iş sağlığınız veya yaşayışınız için tehlikeli hâle gelmişse ya da sürekli görüştüğünüz işveren veya başka bir işçi bulaşıcı yahut işinizle bağdaşmayan bir hastalığa tutulmuşsa. - Ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı hâller: ücretinizin kanuna veya sözleşmeye uygun hesaplanmaması ya da ödenmemesi; şeref ve namusunuza dokunan söz ve davranışlar, cinsel taciz, sataşma veya gözdağı; sözleşme yapılırken yanıltıcı bilgi verilmesi; işyerinde uğradığınız cinsel tacizi bildirmenize rağmen önlem alınmaması. - Zorlayıcı sebepler: işyerinde bir haftadan fazla süre işin durmasını gerektiren zorlayıcı bir sebebin ortaya çıkması.[2] Uygulamada sigorta primlerinin hiç ya da gerçek ücret üzerinden yatırılmaması da ücret borcunun ihlali kapsamında haklı fesih nedeni olarak ileri sürülmektedir. İşyerinde psikolojik taciz yaşıyorsanız ayrıntıları işyerinde mobbing ve ispat yolları yazımızda bulabilirsiniz. Haklı nedeni ispat yükü, ona dayanan işçidedir; bu yüzden ayrılmadan önce belge toplamak gerekir. Banka hesap dökümü, bordro ve puantaj kayıtları, SGK hizmet dökümü, yazışma ve mesajlar, tanık bilgileri ve sağlık nedeninde hekim raporu en sık kullanılan delillerdir. İstifa dilekçesi imzalandıktan sonra bu delillere ulaşmak zorlaşabilir. Fesih hakkının süresi de önemlidir. Ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı hâllere dayanan fesih, olayı öğrendiğiniz günden başlayarak altı iş günü içinde yapılmalıdır. Her hâlükârda fiilin gerçekleşmesinden itibaren bir yıl geçtikten sonra bu hak kullanılamaz.[2] Ücretin ödenmemesi gibi süren durumlarda sürenin ne zaman başladığı olayın özelliğine göre tartışılabileceğinden, kararı geciktirmemek güvenli yoldur. Fesih bildirimini yazılı yapın, dayandığınız olayı ve gerekçeyi açıkça yazın, bildirimi karşı tarafa ulaştığını gösterecek bir yolla (noter veya imza karşılığı teslim) iletin ve kıdem tazminatınız ile diğer alacaklarınızı talep ettiğinizi belirtin. Yalnızca “istifa ediyorum” yazan bir dilekçe, sonradan haklı nedeni ispatlamanızı zorlaştırabilir. Haklı nedenle fesihte bildirim süresine uymak zorunda değilsiniz; karşılığında ihbar tazminatı da isteyemezsiniz.[2] ## İşveren Çalışma Koşullarını Değiştirebilir mi? İşveren iş sözleşmenizdeki esaslı bir koşulu değiştirmek istiyorsa bunu yazılı bildirmek zorundadır. Altı iş günü içinde yazılı olarak kabul etmediğiniz değişiklik sizi bağlamaz.[2] İşveren bu durumda geçerli bir nedene dayanıp bildirim süresine uyarak sözleşmeyi feshederse kıdem tazminatı doğar. Değişikliği kabul etmeyip kendiniz ayrılmaya karar verirseniz, bu ayrılışın haklı nedene dayanıp dayanmadığı değişikliğin niteliğine ve uygulanma biçimine bağlıdır. Karar vermeden önce sözleşmenizi ve yazışmalarınızı bir avukata incelettirmeniz yerinde olur. ## Emeklilik, Askerlik ve Evlilikte Kıdem Tazminatı Hakkı Evlilik. Kadın işçi, evlendiği tarihten itibaren bir yıl içinde sözleşmesini yazılı olarak feshederse, evliliğini gösteren belgeyi işverene sunarsa ve feshin gerekçesini açıkça belirtirse kıdem tazminatına hak kazanır. Evliliğinin üzerinden on ay geçmiş bir işçi bu haktan yararlanır; bir yıl iki ay geçmişse yararlanamaz.[2] Askerlik. Askerlik görevi nedeniyle işten ayrılan işçi de tazminata hak kazanır.[2] Ayrılışı askerlik belgesiyle birlikte yazılı bildirmek, ayrılış nedeninin sonradan tartışılmasını önler. Hangi askerlik türlerinin bu kapsamda değerlendirileceği konusunda tereddüt varsa, ayrılmadan önce durum ayrıca incelenmelidir. Emeklilik. Yaşlılık veya malullük aylığı ya da toptan ödeme almak amacıyla işten ayrılan işçi tazminat alır. Yaş şartı dışındaki sigortalılık süresini ve prim gün sayısını tamamlamış işçi de yaşının dolmasını beklemeden kıdem tazminatıyla ayrılabilir.[2] Aranan gün sayısı sigortalılığın başlangıç tarihine göre değişir. SGK kayıtları hangi şartı taşıdığınızı gösterir; uygulamada SGK'dan alınan belge fesih bildirimiyle birlikte işverene sunulur. Kıdem tazminatı nasıl hesaplanır? Giydirilmiş brüt ücret, çalışma süresi ve kıdem tazminatı tavanı hesaplamada dikkate alınır. ## Kıdem Tazminatı Nasıl Hesaplanır? 2026 Tavanı Ne Kadar? Tazminat, çalışılan her tam yıl için 30 günlük brüt ücret tutarındadır; bir yıldan artan süreler aynı oranla hesaba katılır.[2] Hesapta net maaş değil, giydirilmiş brüt ücret esas alınır. Yol ve yemek yardımı, düzenli ikramiye, yakacak veya konut yardımı gibi düzenli sağlanan para ve para ile ölçülebilen menfaatler ücrete eklenir. Fazla çalışma ücreti, harcırah ve bir defalık ikramiyeler gibi düzenli olmayan ödemeler ise hesaba girmez.[2] Her tam yıl için ödenecek tutar, fesih tarihinde geçerli olan kıdem tazminatı tavanıyla sınırlıdır.[2] Tavan altı ayda bir güncellenir; 1 Temmuz – 31 Aralık 2026 döneminde bir hizmet yılı için uygulanacak tavan 73.729,87 TL'dir.[4] Fesih başka bir döneme denk geliyorsa o dönemin tavanı esas alınır. Örnek (varsayımsal): Fesih tarihinde giydirilmiş brüt ücreti 60.000 TL olan ve 6 yıl 3 ay çalışmış bir işçinin tazminatı 6,25 × 60.000 = 375.000 TL'dir. Aynı süre için giydirilmiş brüt ücret 90.000 TL ise yıllık tutar tavana takılır ve hesap 6,25 × 73.729,87 ≈ 460.811,69 TL üzerinden yapılır (feshin 1 Temmuz – 31 Aralık 2026 arasında olduğu varsayımıyla). Tazminat zamanında ödenmezse, ödenmeyen süre için mevduata uygulanan en yüksek faiz işletilir.[2] Ekim 2026 itibarıyla kıdem tazminatı fonuna ilişkin yürürlükte bir kanun bulunmuyor; hak bugün de 1475 sayılı Kanun'un 14. maddesine göre doğar.[1]; hak bugün de 1475 sayılı Kanun'un 14. maddesine göre doğar.[5] ## Kıdem Tazminatı Ödenmezse Ne Yapılmalı? - Belgeleri toplayın. Bordro, SGK hizmet dökümü, fesih veya istifa yazısı, banka hesap dökümü ve ücrete eklenen ödemeleri gösteren kayıtlar hesabın dayanağını oluşturur. - Yazılı talepte bulunun. Kanunun dava şartı olarak aradığı ön adım arabuluculuktur; yazılı talep bunun yerine geçmez. Ancak ödeme talebinin tarihini ve tutarını belgeler, işverenin ödemeye yanaşmasını da kolaylaştırabilir. - Arabulucuya başvurun. İş sözleşmesinden doğan tazminat taleplerinde dava açmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır; başvuru, işyerinin bulunduğu ildeki arabuluculuk bürosuna yapılır.[2] Başvuru yapılmadan açılan dava, dava şartı eksikliğinden usulden reddedilir.[5] - Dava açın. Arabuluculukta anlaşma sağlanamazsa düzenlenen son tutanakla iş mahkemesinde dava açılır. Sürecin iş uyuşmazlıklarındaki işleyişini iş uyuşmazlıklarında zorunlu arabuluculuk sayfamızda ayrıca bulabilirsiniz. ## Kıdem Tazminatı Zamanaşımı ve Başvuru Süresi Kıdem tazminatında zamanaşımı süresi, iş sözleşmesinin sona ermesinden itibaren beş yıldır.[5] Aynı fesihle işe iade de istiyorsanız süreler çok daha kısadır: fesih bildiriminin tebliğinden itibaren bir ay içinde arabulucuya, son tutanaktan itibaren iki hafta içinde dava açmak gerekir.[2] Kıdem tazminatı alacağı için ayrıca bir aylık başvuru süresi yoktur; işe iade davasının şartları ve süreleri ayrı bir konudur. ## İbraname ve İstifa Dilekçesi İmzalanırken Nelere Dikkat Edilmeli? İbraname imzalamak, ödemenin tamamını aldığınızı kabul etmek anlamına gelir. Ödeme yapılmadan ya da eksik tutarla imza atmak, sonradan alacak talep etmenizi zorlaştırabilir. İmzadan önce tutarın giydirilmiş brüt ücret ve dönem tavanına göre hesaplandığını kontrol edin. Dilekçe yazarken de fesih iradenizi açık ve şartsız yazın; “tazminatım ödenirse ayrılırım” gibi şarta bağlı beyanlar fesih sayılmayabilir. İşverenin baskısıyla istifa dilekçesi imzalatıldıysa, dilekçenin hangi koşullarda yazıldığı mahkemece değerlendirileceğinden mesajlar ve tanıklar gibi delilleri saklayın. ## Kıdem Tazminatı Hakkında Sıkça Sorulan Sorular ## Kıdem tazminatı almak için en az kaç yıl çalışmak gerekir? Kıdem tazminatına hak kazanabilmek için kural olarak aynı işverene bağlı olarak en az bir yıl çalışmış olmak gerekir. ## İstifa eden işçi kıdem tazminatı alabilir mi? Kural olarak kendi isteğiyle istifa eden işçi kıdem tazminatı alamaz. Ancak haklı nedenle fesih, emeklilik, askerlik ve kanunda düzenlenen diğer özel durumlarda kıdem tazminatı hakkı doğabilir. ## Haklı nedenle işten ayrılan işçi kıdem tazminatı alabilir mi? İşçi, İş Kanunu'nun 24. maddesinde yer alan haklı nedenlerden biriyle sözleşmesini sona erdirirse kıdem tazminatına hak kazanabilir. ## Kadın işçi evlilik nedeniyle kıdem tazminatı alabilir mi? Kadın işçi, evlendiği tarihten itibaren bir yıl içinde iş sözleşmesini yazılı olarak sona erdirirse ve diğer şartları taşıyorsa kıdem tazminatına hak kazanabilir. ## Askerlik nedeniyle işten ayrılan işçi kıdem tazminatı alabilir mi? Askerlik görevi nedeniyle işten ayrılan işçi, gerekli şartları taşıması hâlinde kıdem tazminatı alabilir. ## Kıdem tazminatı nasıl hesaplanır? Kıdem tazminatı, çalışılan her tam yıl için 30 günlük giydirilmiş brüt ücret üzerinden hesaplanır. Fesih tarihinde geçerli olan kıdem tazminatı tavanı da dikkate alınır. ## Kıdem tazminatı ödenmezse ne yapılır? Kıdem tazminatı ödenmediğinde öncelikle arabuluculuğa başvurulması gerekir. Arabuluculukta anlaşma sağlanamazsa son tutanakla iş mahkemesinde dava açılabilir. ## Kıdem tazminatında zamanaşımı kaç yıldır? Kıdem tazminatında zamanaşımı süresi, iş sözleşmesinin sona ermesinden itibaren beş yıldır. İşten çıkarıldıysanız kıdem tazminatının yanında ihbar tazminatı, kullanılmayan yıllık izin ve işsizlik maaşı hakkınızı da gözden geçirmelisiniz; bunları işten çıkarılan işçinin ihbar, izin ve işsizlik maaşı hakları yazısında özetledik. Ayrılışınızın istifa mı haklı fesih mi sayılacağı belirsizse, belgelerinizle birlikte iş hukuku avukatına danışmak hak kaybı yaşamadan doğru yolu seçmenizi sağlar. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Kıdem tazminatı almak için en az kaç yıl çalışmak gerekir? C: Kıdem tazminatı için aynı işverene bağlı olarak en az bir yıl çalışmış olmak gerekir. Aynı işverenin farklı işyerlerinde geçen çalışma süreleri de hesaba katılır. S: İstifa eden işçi kıdem tazminatı alabilir mi? C: Kural olarak gerekçesiz istifa eden işçi kıdem tazminatı alamaz. Ancak haklı nedenle fesih, emeklilik, askerlik ve kanunda düzenlenen diğer özel hâllerde kıdem tazminatı hakkı doğabilir. S: Haklı nedenle işten ayrılan işçi kıdem tazminatı alabilir mi? C: İşçi, İş Kanunu'nun 24. maddesinde düzenlenen haklı nedenlerden biriyle sözleşmesini feshederse gerekli şartları taşıması hâlinde kıdem tazminatına hak kazanabilir. S: Kadın işçi evlilik nedeniyle kıdem tazminatı alabilir mi? C: Kadın işçi, evlendiği tarihten itibaren bir yıl içinde iş sözleşmesini yazılı olarak sona erdirirse kıdem tazminatı alabilir. S: Askerlik nedeniyle işten ayrılan işçi kıdem tazminatı alabilir mi? C: Askerlik görevi nedeniyle işten ayrılan işçi, gerekli şartları taşıması hâlinde kıdem tazminatına hak kazanabilir. S: Emeklilik nedeniyle işten ayrılan işçi kıdem tazminatı alabilir mi? C: Emeklilik veya kanunda öngörülen emeklilik şartlarının yaş dışındaki kısmının tamamlanması nedeniyle işten ayrılan işçi, gerekli şartları taşıyorsa kıdem tazminatı alabilir. S: Kıdem tazminatı nasıl hesaplanır? C: Kıdem tazminatı, çalışılan her tam yıl için 30 günlük giydirilmiş brüt ücret üzerinden hesaplanır. Fesih tarihinde geçerli olan kıdem tazminatı tavanı da dikkate alınır. S: Kıdem tazminatı ödenmezse ne yapılmalı? C: Kıdem tazminatı ödenmezse dava açmadan önce arabulucuya başvurulması gerekir. Arabuluculukta anlaşma sağlanamazsa iş mahkemesinde dava açılabilir. S: Kıdem tazminatında zamanaşımı kaç yıldır? C: Kıdem tazminatında zamanaşımı süresi, iş sözleşmesinin sona ermesinden itibaren beş yıldır. S: Kıdem tazminatı için arabulucuya başvurmak zorunlu mu? C: Evet. Kıdem tazminatı alacağı için dava açmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartıdır. --- # Vasiyetname Nasıl Yapılır? Türleri ve Geçerlilik Şartları URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/vasiyetname-nasil-yapilir/ Güncelleme: 2026-10-05 Kısa cevap: Vasiyetname üç şekilde yapılır: noterde veya sulh hâkimi önünde iki tanıkla düzenlenen resmi vasiyetname, baştan sona kendi el yazınızla yazıp tarih atarak imzaladığınız el yazılı vasiyetname ve yalnızca olağanüstü hâllerde başvurulan sözlü vasiyetname. Vasiyetname yapabilmek için 15 yaşını doldurmuş ve ayırt etme gücüne sahip olmak gerekir. Vasiyetnameyle saklı payların ihlal edilmesi hâlinde ise saklı payı aşan kısmın azaltılması için tenkis davası açılabilir. Vasiyetname nasıl yapılır? Resmi vasiyetname, kanundaki şekil şartlarına uygun olarak noter veya yetkili makam önünde düzenlenebilir. Kısa cevap şudur: kanun üç yol tanır, ama pratikte iki yol öne çıkar. Biri noterde ya da sulh hâkimi önünde iki tanıkla düzenlenen resmi vasiyetname, diğeri baştan sona kendi el yazınızla yazıp imzaladığınız el yazılı vasiyetname.[1] Üçüncü yol olan sözlü vasiyet yalnızca ölüm tehlikesi gibi olağanüstü durumlarda mümkündür. Hangi yolu seçerseniz seçin, şekil kurallarından birine uyulmaması vasiyetnameyi ölümünüzden sonra iptal davasına açık hâle getirir. Aşağıda önce hangi şeklin kime uyduğunu, sonra her şeklin nasıl yapıldığını, 2026 noter ücretini ve ölümden sonra işleyen süreleri anlatıyoruz. ## Vasiyetname Çeşitleri Nelerdir? Resmi, El Yazılı ve Sözlü Vasiyetname Vasiyetname çeşitleri nelerdir? Resmi vasiyetname, el yazılı vasiyetname ve olağanüstü hâllerde kullanılan sözlü vasiyetname arasındaki temel farklar. Seçim, malvarlığınızın değerine, mirasçılar arasında anlaşmazlık çıkma ihtimaline ve işlemi ne kadar hızlı yapmak istediğinize bağlıdır. Aşağıdaki tablo üç şekli yan yana koyuyor. ŞekilKim düzenler?TanıkNe zaman uygun?Başlıca riskResmi vasiyetnameNoter, sulh hâkimi veya yetkili görevliİki tanıkDeğerli malvarlığı, itiraz ihtimali, okuma yazma bilmeyen vasiyet edenTanık yasaklarına uyulmaması; noter ücretiEl yazılı vasiyetnameVasiyet eden kendisiAranmazBasit dağıtım, hızlı ve ücretsiz düzenlemeMetnin bir kısmı bile elle yazılmazsa veya tarih ya da imza eksikse şekil sakatlığı; kaybolmaSözlü vasiyetİki tanık, vasiyet edenin sözlerini yazıya geçirirİki tanıkYalnızca yakın ölüm tehlikesi, ulaşımın kesilmesi, savaş gibi olağanüstü durumlarOlağan şekilde vasiyet yapma imkânı doğduktan bir ay sonra hükümsüz olur Kanun, şekil eksikliğini iptal sebebi sayar. Eksik düzenlenmiş vasiyetname kendiliğinden yok olmaz; ilgililer iptal davası açarsa ortadan kalkar. Bu yüzden riski baştan almamak, sonradan dava yürütmekten çok daha ucuzdur. Vasiyetname yapma şartları nelerdir? Kimler vasiyetname yapabilir? 15 yaşını doldurmuş ve ayırt etme gücüne sahip kişiler vasiyetname düzenleyebilir. ## Vasiyetname Yapma Şartları Nelerdir? Kimler Vasiyetname Yapabilir? İki şart birlikte aranır: on beş yaşını doldurmuş olmak ve ayırt etme gücüne sahip olmak.[1] Anne babanın ya da vasinin izni on beş yaşından küçük biri için sonucu değiştirmez. Ayırt etme gücü vasiyetin yapıldığı anda bulunmalıdır; sonradan kazanılması eski bir vasiyeti geçerli kılmaz. Vasiyetname kişiye sıkı sıkıya bağlı bir işlemdir. Vekil, veli ya da vasi aracılığıyla yapılamaz, vasiyet eden bizzat işlem yapmalıdır. Kanun sağlık raporu istemez. Yine de vasiyet eden ileri yaşta veya hastaysa, ayırt etme gücü sonradan tartışılabilir. Böyle durumlarda işlemden önce alınmış bir hekim raporunu delil olarak elinizin altında tutmak isteyebilirsiniz. ## Noterde Resmi Vasiyetname Nasıl Yapılır? Resmi vasiyetnamede işlem, vasiyet edenin arzusunu memura söylemesiyle başlar ve tanıkların beyanıyla biter. Sıra şöyledir:[1] - Vasiyet eden, son arzularını noter, sulh hâkimi veya yetkili memura bildirir. - Memur metni yazar ya da yazdırır ve vasiyet edene okuması için verir. - Vasiyet eden metni okuyup imzalar; memur da tarih koyarak imzalar. - Tarih ve imzanın hemen ardından vasiyet eden, iki tanığa vasiyetnameyi okuduğunu ve metnin son arzularını içerdiğini söyler. - Tanıklar, bu beyanın kendi önlerinde yapıldığını ve vasiyet edeni tasarrufa ehil gördüklerini yazıp imzalar. Vasiyet eden okuyamıyor ya da imzalayamıyorsa memur metni iki tanığın önünde ona okur; vasiyet eden metnin son arzularını içerdiğini beyan eder. Tanıkların vasiyetnamenin içeriğini bilmesi gerekmez, yalnızca beyanı ve vasiyet edenin ehliyetini doğrularlar. ## Resmi Vasiyetnamede Kimler Tanık veya Memur Olamaz? Kanun, resmi vasiyetnamenin düzenlenmesine şu kişilerin memur ya da tanık olarak katılmasını yasaklar:[1] - fiil ehliyeti bulunmayanlar, - ceza mahkemesi kararıyla kamu hizmetinden yasaklılar, - okuma yazma bilmeyenler, - vasiyet edenin eşi, üstsoy ve altsoy kan hısımları, kardeşleri ve bu kişilerin eşleri. Ayrıca memura, tanıklara ve onların yakınlarına aynı vasiyetnameyle bir kazandırma yapılamaz. Böyle bir kazandırma yapılırsa vasiyetnamenin tamamı değil, yalnızca o kısım iptal edilebilir.[6] Tanık seçerken akla ilk gelen yakınlarınızın çoğu bu yasağa takılır. ## 2026'da Noterde Vasiyetname Ücreti Ne Kadar? 2026 Yılı Noterlik Ücret Tarifesi'ne göre noterler vasiyetname düzenlemesinden 2.661,62 TL düzenleme ücreti alır. Vasiyetnameden vazgeçme, vasiyetnamenin feshi, iptali veya değiştirilmesi bu tutarın üçte birine tabidir.[2] Üçte bir, yaklaşık 887,21 TL eder. Kâğıtların her sayfası için ayrıca 80,68 TL yazı ücreti alınır. Aynı tarife, hesaplanan noter ücreti ile düzenleme ücretinden hangisi fazlaysa onun alınacağını söyler.[2] Bu nedenle toplam tutar belgenin uzunluğuna göre değişir. Tarife 1 Ocak 2026'dan itibaren uygulanıyor; yeni yıl tarifesi yayımlandığında rakamlar değişebilir, işlem günü noterden teyit edin. ## El Yazılı Vasiyetname Nasıl Yazılır? Geçerlilik Şartları Nelerdir? El yazılı vasiyetnamede üç unsurun üçü de zorunludur: metnin başından sonuna kadar vasiyet edenin el yazısıyla yazılması, düzenleme tarihinin yıl, ay ve gün olarak gösterilmesi ve imza.[1] Tanık, noter ya da hâkim gerekmez. Pratikte en sık görülen hatalar şunlardır: - Metni bilgisayarda yazıp yalnızca imzalamak. Bu, el yazılı vasiyetname şeklini karşılamaz. - Metni bir yakınının yazması ve vasiyet edenin imzalaması. - Tarihi eksik bırakmak; yalnızca yıl veya ay yazmak yetmez. - Sonradan ekleme ya da düzeltmeyi başkasının eliyle yaptırmak veya imzasız bırakmak. Aşağıdaki iskelet yalnızca metnin nasıl kurulabileceğini gösterir. Kendi malvarlığınıza göre doldurmalı ve baştan sona elle yazmalısınız. Ben, T.C. kimlik numarası … olan, … oğlu/kızı …; ayırt etme gücüne sahip olarak ve hiçbir baskı altında kalmadan şunu vasiyet ediyorum: … ilçesi, … mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmazdaki hissemi ölümümden sonra kızım …'a bırakıyorum. Diğer malvarlığım yasal mirasçılarıma kalacaktır. (Yıl, ay ve gün, el yazısıyla) — İmza El yazılı vasiyetname evde saklanabilir, isterseniz açık ya da kapalı olarak notere, sulh hâkimine veya yetkili memura da bırakılabilir.[1] Saklama zorunlu değildir; asıl sorun, ölümünüzden sonra belgenin bulunabilmesidir. Mirasçılarınızdan birinin elinde olduğunu bildiğiniz bir vasiyeti ise ölüm sonrası süreçte hemen sulh hâkimine teslim etmeleri gerekir. ## Sözlü Vasiyetname Ne Zaman Geçerlidir? Sözlü vasiyet, resmi veya el yazılı vasiyetname yapma imkânı kalmadığında başvurulan bir çaredir. Yakın ölüm tehlikesi, ulaşımın kesilmesi, hastalık ya da savaş bunlara örnektir.[1] Vasiyet eden son arzularını iki tanığa anlatır ve onlara bunu yazıya geçirme görevini verir. Tanıklardan biri arzuları, yer, yıl, ay ve günü de belirterek yazar, imzalar ve diğer tanığa da imzalatır. İki tanık bu belgeyi vakit geçirmeden sulh veya asliye hukuk mahkemesine teslim eder ve vasiyet edeni ehil gördüklerini beyan eder. Belge yazmak yerine doğrudan mahkemeye giderek beyanlarını tutanağa da geçirtebilirler. Vasiyet eden hayatta kalır ve olağan şekilde vasiyet yapma imkânına kavuşursa, bunun üzerinden bir ay geçmekle sözlü vasiyet hükümsüz hâle gelir.[1] Bu süre dolmadan ölürse vasiyet geçerliliğini korur. ## Vasiyetname ile Neler Bırakılabilir? Saklı Pay Sınırı Nedir? Vasiyetname ile mirasçı atayabilir, belirli bir malı belirli bir kişiye bırakabilir, yedek veya art mirasçı belirleyebilir, vasiyeti yerine getirme görevlisi atayabilir ve vakıf kurulmasını isteyebilirsiniz. Ancak bu özgürlük saklı payla sınırlıdır.[3] Saklı paylı mirasçıSaklı pay oranıAltsoy (çocuk, torun)Yasal miras payının yarısıAna ve babadan her biriYasal miras payının dörtte biriSağ kalan eşAltsoy veya ana-baba zümresiyle birlikte mirasçıysa yasal payının tamamı; diğer hâllerde dörtte üçü Bir örnekle somutlaştıralım. Eş ve tek çocuk bırakan kişide eşin yasal payı dörtte bir, çocuğun payı dörtte üçtür. Eşin saklı payı kendi yasal payının tamamı olan 1/4, çocuğun saklı payı ise 3/4'ün yarısı olan 3/8'dir. Bu durumda mirasın 5/8'i saklıdır ve yalnızca 3/8'i vasiyetle serbestçe bırakılabilir. Saklı payı aşan bir vasiyet kendiliğinden geçersiz olmaz; paylarının ihlal edildiğini öğrenen mirasçılar tenkis davası açarak aşan kısmı azaltabilir. Bu dava ve süresi için saklı pay ve tenkis davası rehberimize bakabilirsiniz. Saklı paylı bir mirasçıyı tamamen dışarıda bırakmak ise ancak kanunda sayılan mirasçılıktan çıkarma sebepleriyle mümkündür.[3] Vasiyetnameyle karıştırılan bir başka araç da hayattayken mirasçıyla yapılan feragat sözleşmesidir. İki taraflı olduğu için tek taraflı geri alınamaz; farkları mirastan feragat sözleşmesinin vasiyetnameden farkı bölümünde anlatılıyor. Malını sağlığında çocuklarından birine devretmeyi düşünenler için ise mirasçıya yaşarken mal devri yazımız ayrı bir değerlendirme sunar. ## Vasiyetname Nasıl Değiştirilir veya İptal Edilir? Vasiyetname ölümünüze kadar sizi bağlamaz. Dilediğiniz zaman tamamen veya kısmen geri alabilirsiniz; kanun bunun üç yolunu öngörür:[4] - Yeni bir vasiyetname yapmak. Önceki vasiyeti açıkça geri aldığınızı yazabilirsiniz. Yazmazsanız ve yeni metin eskisini tamamlamıyorsa, sonraki vasiyetname eskisinin yerini alır. - Belgeyi yok etmek. Yırtmak, yakmak ya da okunmaz hâle getirmek, geri alma iradesiyle yapılmışsa dönme sayılır. - Vasiyetle bağdaşmayan bir işlem yapmak. Vasiyet ettiğiniz taşınmazı sonradan satarsanız, o vasiyet hükmü kendiliğinden ortadan kalkar. Vasiyetnamenin kaza veya üçüncü bir kişinin fiiliyle yok olması dönme sayılmaz. Ancak içeriği tam olarak belirlenemeyen vasiyetname hükümsüz kalır.[4] Resmi vasiyetnameyi bozmak için resmi şekilde yeni vasiyet yapma zorunluluğu yoktur; sonraki vasiyetname kanundaki şekillerden herhangi biriyle yapılabilir. ## Vasiyetname Ölümden Sonra Nasıl Açılır? İptal ve Tenkis Süreleri Vasiyet eden öldükten sonra ele geçen vasiyetname, geçerli olup olmadığına bakılmaksızın hemen sulh hâkimine teslim edilmelidir. Hâkim, teslimden itibaren bir ay içinde vasiyetnameyi mirasbırakanın yerleşim yerinde açar ve ilgililere okur; bilinen mirasçılar isterlerse hazır bulunmak üzere çağrılır.[5] Bu aşamada hâkim vasiyetin geçerliliğini değil, yalnızca açılma ve tebliğ işlemini yürütür. Geçerlilik ve saklı pay tartışması sonraki aşamada, ayrı davalarla çözülür. Her dava yolunun süresi ve konusu farklı olduğundan karıştırılmamalıdır: YolNe için?SüreMahkemeVasiyetnamenin açılmasıOkunma ve ilgililere tebliğTesliminden itibaren bir ay içinde açılırMirasbırakanın yerleşim yeri sulh hukuk mahkemesiİptal davasıEhliyetsizlik, irade sakatlığı, hukuka veya ahlaka aykırılık, şekil eksikliğiÖğrenmeden itibaren 1 yıl; her hâlde açılmadan itibaren iyiniyetli davalıya karşı 10, kötüniyetliye karşı 20 yıl[6]Uygulamada asliye hukuk mahkemesiTenkis davasıSaklı payın ihlaliİhlali öğrenmeden itibaren 1 yıl; vasiyetnamelerde açılma tarihinden itibaren 10 yıl[6]Uygulamada asliye hukuk mahkemesi İptal davasını yalnızca iptalde menfaati bulunan mirasçı veya vasiyet alacaklısı açabilir; dava vasiyetnamenin tamamı ya da bir kısmı için açılabilir.[6] Yargıtay'a göre, vasiyetname usulünce açılıp ilgililere tebliğ edilmeden bu bir yıllık süreler işlemeye başlamaz.[7] Mirasçılık belgesi için veraset ilamının nereden alınacağı, dava süreci için miras davalarının ne kadar sürdüğü yazılarına bakabilirsiniz. Vasiyetle mirasçı atanan kişi borçlu bir terekeyle karşılaşırsa, mirasın reddi yolunu da değerlendirmelidir. ## Vasiyetname Yapmadan Önce Notere Götürülecekler ve Hazırlık Listesi İşlemi tek seferde sağlam yapmak için şu noktaları önceden netleştirin: - Hangi malı kime bırakmak istediğinizi tek tek yazın; "bana bakan kişiye" gibi belirsiz ifadelerden kaçının. - Taşınmazlar için tapu bilgilerini (il, ilçe, mahalle, ada, parsel) yanınıza alın. - Yasal mirasçılarınızı çıkarıp saklı pay sınırını hesaplayın; vasiyeti serbest kısmın içinde tutun. - Tanık olacak kişilerin yasaklı yakınlardan olmadığından ve vasiyetten yararlanmayacağından emin olun. - Daha önce yaptığınız bir vasiyet varsa yeni metnin onu açıkça geri alıp almadığını belirleyin. Elinizdeki taslağın saklı payı aşıp aşmadığını ya da ölüm sonrası bir vasiyetin sürelerini birlikte değerlendirmek isterseniz, kartal miras avukatı ile görüşebilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Vasiyetname nasıl yapılır? C: Vasiyetname resmi, el yazılı veya olağanüstü durumlarda sözlü şekilde yapılabilir. Resmi vasiyetname noter, sulh hâkimi veya yetkili memur önünde iki tanıkla düzenlenirken el yazılı vasiyetname kişinin kendi el yazısıyla hazırlanıp imzalanır. S: Vasiyetname yapmak için kaç yaşında olmak gerekir? C: Vasiyetname yapabilmek için on beş yaşını doldurmuş olmak ve ayırt etme gücüne sahip olmak gerekir. S: Noterde vasiyetname nasıl yapılır? C: Vasiyet eden son arzularını noter veya yetkili memura bildirir. Metin hazırlanır, okunur ve imzalanır; ardından iki tanığın beyanları ve imzaları alınır. S: El yazılı vasiyetname nasıl yazılır? C: El yazılı vasiyetnamenin baştan sona vasiyet edenin kendi el yazısıyla yazılması, yıl, ay ve gün şeklinde tarih atılması ve imzalanması gerekir. Tanık veya noter şart değildir. S: El yazılı vasiyetname bilgisayarda yazılıp imzalanabilir mi? C: Hayır. El yazılı vasiyetname niteliği taşıması için metnin baştan sona vasiyet edenin kendi el yazısıyla yazılması gerekir. S: Sözlü vasiyetname hangi durumlarda yapılabilir? C: Sözlü vasiyetname, resmi veya el yazılı vasiyetname yapma imkânının bulunmadığı yakın ölüm tehlikesi, savaş, ulaşımın kesilmesi veya benzeri olağanüstü durumlarda yapılabilir. S: 2026 yılında noterde vasiyetname ücreti ne kadar? C: 2026 Yılı Noterlik Ücret Tarifesi'ne göre vasiyetname düzenleme ücreti 2.661,62 TL'dir. Sayfa başına ayrıca yazı ücreti alınabildiğinden toplam tutar belgeye göre değişebilir. S: Vasiyetname ile her şey mirasçılara bırakılabilir mi? C: Vasiyetname ile malvarlığı üzerinde tasarrufta bulunulabilir ancak saklı paylı mirasçıların hakları korunmalıdır. Saklı payın ihlal edilmesi hâlinde tenkis davası gündeme gelebilir. S: Vasiyetname sonradan değiştirilebilir veya iptal edilebilir mi? C: Evet. Vasiyetname ölümden önce tamamen veya kısmen geri alınabilir. Yeni bir vasiyetname düzenlenmesi, belgenin geri alma iradesiyle yok edilmesi veya vasiyet edilen mal üzerinde vasiyetle bağdaşmayan işlem yapılması bunlar arasındadır. S: Vasiyetname ölümden sonra nereye teslim edilir? C: Vasiyet edenin ölümünden sonra ele geçen vasiyetname, geçerli olup olmadığına bakılmaksızın hemen sulh hâkimine teslim edilmelidir. S: Vasiyetname ne zaman açılır? C: Vasiyetname, teslim edilmesinden itibaren bir ay içinde mirasbırakanın yerleşim yerindeki sulh hukuk mahkemesinde açılır ve ilgililere okunur. S: Vasiyetnameye itiraz etmek için ne kadar süre vardır? C: İptal davasında süre, vasiyetnamenin öğrenilmesinden itibaren bir yıldır. Ayrıca kanunda iyiniyetli ve kötüniyetli davalılar bakımından farklı azami süreler öngörülmüştür. Saklı payın ihlalinde ise tenkis davası gündeme gelir. --- # Miras İntikal İşlemi Nasıl Yapılır? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/miras-intikal-islemi-nasil-yapilir/ Güncelleme: 2026-10-13 Kısa cevap: Miras intikali, mirasçılık belgesinin noterden ya da Sulh Hukuk Mahkemesi'nden alınmasıyla başlar. Ardından emlak vergisi ile veraset ve intikal vergisi ödenir, vergi dairesinden alınan belgeyle webtapu üzerinden tapu başvurusu yapılır. ## Miras İntikali Nedir? Miras Malı Nasıl İntikal Ettirilir? Miras İntikali İçin Hangi İşlemler Yapılmalıdır? Miras İntikal İşlemi Nasıl Yapılır? Mirasçısı olunan kimsenin ölümü akabinde tarafların aklına miras mallarının intikalinin nasıl yapılacağı sorusu gelmektedir. İntikal işlemlerinin ilk aşaması olan Veraset ilamı nedir? Veraset ilamı nasıl alınır? sorularının cevabına https://www.kozaavukatlik.com.tr/yazilarimiz 'dan ulaşabilirsiniz. İntikal işlemlerinin hepsi veraset ilamının alınması akabinde gerekli evraklar toplanarak ve ilgili kurumlara resmi başvurularda bulunularak yürütülmektedir. Birden fazla kuruma başvuruda bulunmak gerektiğinden vatandaşlar açısından bu süreç karmaşık olabilecektir. İşlemlerin tam olarak sırası ve nasıl yapılacağı bilinmediğinden çoğu zaman miras intikal işleri uzun yıllar boyu yapılmamakta, ihmal edilmektedir. Halbuki intikal işlemlerinin geç yapılması vergi cezalarının ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Aşağıda sırası ile intikal işlemlerinin hangi aşamalarla yapılması gerektiği ve gereken evrakların listesine yer verilmiştir. Miras intikal işlemlerinizle ilgili tüm soru ve sorunlarınızda avukatlık ofisimizle iletişime geçerek danışabilirsiniz. ## Miras İntikal İşlemi Nasıl Yapılır? Miras İntikal İşlemi Aşamaları: - İlk olarak miras bırakanın mirasçısı olduğunu gösterir belge olan mirasçılık belgesi noterden yahut Sulh Hukuk Mahkemesi’nden alınır. - Daha sonra gayrimenkulün bulunduğu il veya ilçedeki ilgili belediyeye gidilerek Emlak Vergisi ödenir. Emlak vergileri belediyelerin banka hesap numaralarına EFT veya havale yoluyla da ödenebilmektedir. - Emlak vergisi ilgili belediyeye ödendikten sonra Vergi dairesine gidilerek, miras mallarına ilişkin Veraset ve İntikal Vergilerini ödemeniz gerekmektedir. - Hem emlak vergisi hem de veraset ve intikal vergisi ödendikten sonra Vergi Dairesi tarafından Tapu Müdürlüğüne hitaben menkul ve gayrimenkul mallardan dolayı Veraset ve İntikal Vergilerinin ödendiğine dair belge düzenlenir. İşbu belgeyle artık miras malı olan gayrimenkulün mirasçının üzerine geçmesi için yani intikal işlemi için Tapu Dairesinde yasal işlemler başlatılabilecektir. - Tapu Dairesiyle ilgili yapılacak işlemlerin ilki https://webtapu.tkgm.gov.tr adresi üzerinden online başvuru yapmaktır. Webtapu başvurusunda mirasçılık belgesi, veraset ve intikal vergisinin ödendiğini gösterir belgenin fotoğrafı sisteme anlatıldığı şekilde yüklenir. Yapılan başvuruyla birlikte başvuru sıra numarası verilir. - Başvuru sıra numarası ile birlikte sisteme fotoğrafı yüklenen belgelerin fiziken tapuya teslim edilmesi gerekmektedir. Başvurucunun sistemde kayıtlı telefonuna gelecek mesajlarda tapu harçlarının ödeneceği hesap bilgileri paylaşılmaktadır. - Harçlar ödendikten sonra Tapu Müdürlüğü yeni malik olan mirasçılara yeni bir Tapu Belgesi düzenleyerek aynı gün teslim edecektir.   ## Miras İntikali İçin Gerekli Belgeler Nelerdir? - İntikali yapılacak olan taşınmazın varsa tapu senedi yoksa taşınmaza ait ada, pafta, parsel ve bağımsız bölüm bilgileri. - İntikal talebinde bulunan mirasçının kimlik belgesi, avukatla takip ediliyorsa özel yetkili vekaletname. - Mirasçılık belgesinin aslı ya da onaylı örneği - Taşınmaz bir mesken ya da dükkân ise güncel deprem sigortası poliçesi - Veraset ve intikal belgesi ilişiğinin kesildiğine dair belge. (Vergi dairesi tarafından tapu dairesine hitaben düzenlenen belge.)   Mirasçısı olduğunuz malların intikal işlemlerinin yapılması süreçleri avukatlık ofisimiz tarafından takip edilmektedir. Bu sürecin en doğru ve eksiksiz şekilde yürütülmesi için ile tarafımızla iletişime geçebilirsiniz. İlgili konularda ayrıntılı bilgi: veraset ilamının nereden alınacağı. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Miras intikalinde ilk adım nedir? C: Miras bırakanın mirasçısı olunduğunu gösteren mirasçılık belgesinin noterden ya da Sulh Hukuk Mahkemesi'nden alınmasıdır. S: Miras intikal işlemi hangi aşamalardan oluşur? C: Mirasçılık belgesi alınır; gayrimenkulün bulunduğu belediyeye emlak vergisi ödenir; vergi dairesine veraset ve intikal vergisi ödenir; vergi dairesince tapu müdürlüğüne hitaben belge düzenlenir; webtapu üzerinden online başvuru yapılır; belgeler fiziken tapuya teslim edilip harçlar ödenir ve tapu müdürlüğü yeni tapu belgesini düzenler. S: Tapu başvurusu nasıl yapılır? C: webtapu.tkgm.gov.tr adresi üzerinden online başvuru yapılır. Mirasçılık belgesi ile verginin ödendiğini gösterir belgenin fotoğrafı sisteme yüklenir ve başvuru sıra numarası verilir. Harçların ödeneceği hesap bilgileri kayıtlı telefona mesajla iletilir. S: Miras intikali için gerekli belgeler nelerdir? C: Taşınmazın tapu senedi ya da ada, pafta, parsel ve bağımsız bölüm bilgileri; talepte bulunan mirasçının kimlik belgesi (avukatla takip ediliyorsa özel yetkili vekaletname); mirasçılık belgesinin aslı ya da onaylı örneği; mesken veya dükkân ise güncel deprem sigortası poliçesi; veraset ve intikal ilişiğinin kesildiğine dair belge. S: İntikal işlemi geç yapılırsa ne olur? C: İntikal işlemlerinin geç yapılması vergi cezalarının ortaya çıkmasına neden olmaktadır. --- # Velayet Değiştirilebilir mi? Sebepler ve Anlaşmalı Değişiklik URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/velayet-degistirilebilir-mi/ Güncelleme: 2026-10-13 Kısa cevap: Evet. Boşanmadan sonra şartlar değişir ve çocuğun yararı bunu gerektirirse velayet diğer ebeveyne verilebilir. Bunun için aile mahkemesinde velayetin değiştirilmesi davası açılır; eşler anlaşsa bile değişiklik ancak mahkeme kararıyla geçerli olur (TMK m.183, 349). Evet. Boşanmadan sonra şartlar değişir ve çocuğun yararı bunu gerektirirse velayet diğer ebeveyne verilebilir. Bunun için aile mahkemesinde velayetin değiştirilmesi davası açılır; eşler anlaşsa bile değişiklik ancak mahkeme kararıyla geçerli olur.[1] Boşanma davasında hâkim, velayetin kime bırakılacağını o günkü şartlara göre belirler. Şartlar sonradan değişirse karar da değişebilir; aşağıda bunun hangi durumlarda ve nasıl olduğunu bulacaksınız. ## Velayet Hangi Sebeplerle Değiştirilir? Kanun, durumların değişmesi hâlinde hâkimin çocuğun yararına uygun önlemleri alacağını söyler.[1] Uygulamada velayetin değiştirildiği başlıca durumlar şunlar: - Velayet sahibinin çocuğu ihmal etmesi. Okul, sağlık ve günlük bakımın aksaması ya da çocuğun uzun süre başkalarına bırakılması. - Şiddet ya da çocuk için tehlikeli bir ortam. Velayet sahibinin ya da birlikte yaşadığı kişinin çocuğa zarar vermesi. - Kişisel ilişkinin sürekli engellenmesi. Diğer ebeveynle görüşmenin kasıtlı ve sistemli olarak engellenmesi. - Çocuğun diğer ebeveynle kalmak istemesi. İdrak çağındaki çocuğun görüşü alınır ve makul bir gerekçeye dayanıyorsa karara ağırlıkla yansır.[3] - Çocuğun fiilen diğer ebeveynle yaşaması. Velayet kâğıt üzerinde bir ebeveyndeyken çocuk uzun süredir diğerinin yanında yaşıyorsa, mahkeme mevcut düzeni esas alabilir. Velayetin babaya verildiği durumların ayrıntıları velayet babaya ne zaman verilir yazısında. ## Yeniden Evlenen Eski Eşimden Velayeti Alabilir miyim? Yeniden evlenme tek başına yeterli değildir. Velayetin değişmesi için yeni eşin çocuğa olumsuz bir etkisi olduğunun ya da yeni düzenin çocuğun yararına aykırı olduğunun gösterilmesi gerekir. Aynı şey velayet sahibinin başka bir şehre taşınması için de geçerlidir: taşınma çocuğun okulunu ve diğer ebeveynle ilişkisini ciddi şekilde bozuyorsa değerlendirmeye girer, tek başına sebep sayılmaz. ## Anlaşmalı Velayet Değişikliği Nasıl Yapılır? Eşler velayetin değişmesi konusunda anlaşsa bile bunu noterde ya da kendi aralarında yapacakları bir protokolle hayata geçiremez. Velayet kamu düzenine ilişkindir; değişiklik ancak mahkeme kararıyla geçerli olur. Anlaşma varsa süreç çok daha kısadır. Taraflar aile mahkemesine birlikte başvurur ya da biri dava açar, diğeri kabul eder. Hâkim yine de anlaşmanın çocuğun yararına uygun olup olmadığını denetler; çoğu dosyada kısa bir sosyal inceleme yapılır ve idrak çağındaki çocuk dinlenir. ## Velayetin Değiştirilmesi Davası Nasıl Açılır? Görevli mahkeme aile mahkemesidir; aile mahkemesi olmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi bakar. Bu dava için kanunda kesin bir yetki kuralı yoktur ve Yargıtay, davanın davayı açan ebeveynin yerleşim yerinde açılmasını da kabul etmektedir.[2] Davanın belirli bir süresi yoktur; şartlar değiştiği anda açılabilir. Dilekçede hangi durumun değiştiği somut olarak anlatılmalı ve okul kayıtları, sağlık kayıtları, yazışmalar ve tanıklar gibi bunu gösteren deliller eklenmelidir. Mahkeme, kararını vermeden önce sosyal inceleme raporu aldırır. ## Velayetin Değiştirilmesi Davasında Geçici Velayet Dava sürerken çocuğun velayet sahibinin yanında kalması onu tehlikeye sokuyorsa, davanın başında geçici olarak diğer ebeveyne bırakılması istenebilir.[2] Bu talep ancak acil ve somut bir risk varsa kabul görür. Davanın ne kadar sürebileceği velayet davası ne kadar sürer yazısında. ## Velayet Sahibi Ölürse Çocuk Kime Verilir? Boşanmadan sonra velayet sahibi ebeveyn ölürse velayet diğer ebeveyne kendiliğinden geçmez. Hâkim, çocuğun yararına göre velayetin sağ kalan ebeveyne verilmesine ya da çocuğa vasi atanmasına karar verir.[1] Bu yüzden sağ kalan ebeveynin mahkemeye başvurması gerekir. ## Velayetin Değiştirilmesi ile Kaldırılması Arasındaki Fark İki kurum sık karıştırılır:[1] Velayetin değiştirilmesiVelayetin kaldırılması DayanakTMK m.183, 349TMK m.348 Ne olur?Velayet diğer ebeveyne geçerEbeveynin velayet yetkisi tamamen sona erer Ne zaman?Şartlar değişti ve çocuğun yararı bunu gerektiriyorEbeveyn görevini ağır biçimde ihmal ediyor ya da yerine getiremiyor Velayetin kaldırılması çok daha ağır bir sonuçtur; mahkemeler, şartları oluşmadıkça kaldırma yerine değiştirme yolunu tercih eder. ## Velayet Değişirse Nafaka Ne Olur? Velayeti alan ebeveyn artık iştirak nafakası almaz, ödemeye başlar. Eski velayet sahibine ödenen nafakanın kaldırılması çoğu zaman aynı davada karara bağlanır; bu konu nafaka kaldırılabilir mi yazısında. ## Velayet Değişikliğinde Çocuğu Süreçten Nasıl Korursunuz? Velayet değişikliği davası, çocuğun iki ebeveyn arasında taraf tutmaya zorlandığı bir sürece dönüşebilir. Pedagog görüşmesinde en çok dikkat edilen şeylerden biri, çocuğa ne söyleyeceğinin önceden öğretilip öğretilmediğidir; yönlendirilmiş bir beyan, haklı bir talebi bile zayıflatır. Çocuğu dilekçe ve duruşma konuşmalarının dışında tutmak, diğer ebeveyn hakkında onun yanında olumsuz konuşmamak ve dava sürerken de görüşme düzenine uymak, mahkemenin çocuğun yararını sizin tarafınızda görmesini kolaylaştırır. Koza Avukatlık ve Danışmanlık olarak velayet dosyalarında ebeveynlerle bu konuları sosyal inceleme görüşmesinden önce ayrıca konuşuyoruz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Velayet değiştirilebilir mi? C: Evet. Boşanmadan sonra şartlar değişir ve çocuğun yararı gerektirirse aile mahkemesinde açılacak davayla velayet diğer ebeveyne verilebilir (TMK m.183, 349). S: Velayetin değiştirilmesi için hangi sebepler yeterli? C: Çocuğun ihmal edilmesi, şiddet ya da tehlikeli bir ortam, kişisel ilişkinin sürekli engellenmesi, idrak çağındaki çocuğun diğer ebeveynle kalmak istemesi ve çocuğun fiilen diğer ebeveynle yaşaması en sık kabul edilen sebeplerdir. S: Eski eşim yeniden evlendi, velayeti alabilir miyim? C: Yeniden evlenme tek başına yeterli değildir. Yeni eşin çocuğa olumsuz bir etkisi olduğu ya da yeni düzenin çocuğun yararına aykırı olduğu gösterilirse velayetin değiştirilmesi istenebilir. S: Anlaşarak velayeti değiştirebilir miyiz? C: Anlaşma süreci kısaltır ama tek başına yeterli değildir. Noterde ya da protokolle yapılan bir değişiklik geçersizdir; aile mahkemesinin karar vermesi gerekir ve hâkim anlaşmanın çocuğun yararına uygunluğunu denetler. S: Velayetin değiştirilmesi davası nerede açılır? C: Aile mahkemesinde açılır. Kanunda kesin bir yetki kuralı yoktur; Yargıtay davayı açan ebeveynin yerleşim yerinde açılmasını da kabul etmektedir. S: Dava sürerken çocuk kimde kalır? C: Kural olarak velayet sahibinde kalır. Çocuğun orada kalması acil ve somut bir risk oluşturuyorsa davanın başında geçici olarak diğer ebeveyne bırakılması istenebilir. S: Velayet sahibi ölürse çocuk kime verilir? C: Velayet diğer ebeveyne kendiliğinden geçmez. Hâkim, çocuğun yararına göre velayetin sağ kalan ebeveyne verilmesine ya da çocuğa vasi atanmasına karar verir. S: Velayet değişirse nafaka ne olur? C: Velayeti alan ebeveyn iştirak nafakası almaz, ödemeye başlar. Eski velayet sahibine ödenen nafakanın kaldırılması çoğu zaman aynı davada karara bağlanır. --- # Veraset İlamı Nereden Alınır? Noter, Mahkeme ve e-Devlet URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/veraset-ilami-nereden-alinir/ Güncelleme: 2026-10-13 Kısa cevap: Veraset ilamı (mirasçılık belgesi) noterden ya da sulh hukuk mahkemesinden alınır. Olağan durumlarda noter nüfus kayıtlarını sorgular ve belgeyi çoğu zaman aynı gün verir. Yabancı mirasçı, vasiyetname ya da nüfus kayıtlarında belirsizlik varsa başvuru sulh hukuk mahkemesine yapılır. Veraset ilamı, yani mirasçılık belgesi, noterden ya da sulh hukuk mahkemesinden alınır. Olağan durumlarda en hızlı yol noterdir: noter nüfus kayıtlarını sorgular ve belgeyi çoğu zaman aynı gün verir. Yabancı mirasçı, vasiyetname ya da nüfus kayıtlarında belirsizlik varsa başvuru sulh hukuk mahkemesine yapılır.[1][2] Veraset ilamı, ölen kişinin mirasçılarını ve her birinin miras payını gösterir. Banka hesabındaki paranın çekilmesinden tapu devrine kadar mirasla ilgili hemen her işlem bu belgeyle başlar. ## Veraset İlamı Nereden Alınır? İki yer vardır: herhangi bir noter ya da sulh hukuk mahkemesi.[1] Hangisinin kullanılacağını, mirasçılığın nüfus kayıtlarından açıkça anlaşılıp anlaşılmadığı belirler. Kayıtlar yeterliyse ve aşağıda sayılan engellerden biri yoksa noter, değilse mahkeme yetkilidir. ## Noterden Veraset İlamı Nasıl Alınır? Mirasçılardan biri kimliğiyle herhangi bir notere başvurur; ölen kişinin ikamet ettiği şehirdeki noter olması gerekmez. Noter, merkezi nüfus sisteminden aile kayıtlarını sorgular ve mirasçılık açıkça belirlenebiliyorsa belgeyi birkaç dakika içinde düzenler.[2] Başvuru için diğer mirasçıların noterde bulunması gerekmez. ## Noter Hangi Durumlarda Veraset İlamı Veremez? Şu durumlarda noter belge düzenlemez ve sizi sulh hukuk mahkemesine yönlendirir:[2] - Mirasçılardan biri yabancı uyruklu ya da Türk vatandaşlığından çıkmış biriyse - Ölen kişinin vasiyetnamesi ya da başka bir ölüme bağlı tasarrufu varsa - Nüfus kayıtları mirasçıları belirlemek için yeterli değilse - Konu ayrıca bir yargılama yapılmasını gerektiriyorsa ## Adliyeden Veraset İlamı Nasıl Alınır? Başvuru, sulh hukuk mahkemesine bir dilekçeyle yapılır. Dilekçeye ölen kişinin ve mirasçıların nüfus kayıt örnekleri eklenir. Mahkeme gerekirse tanık dinler ya da kayıtları araştırır ve kararla birlikte veraset ilamını verir.[1] Bu yol noterden daha uzun sürer, ama yabancı mirasçılı ya da vasiyetnameli dosyalarda tek yoldur. ## e-Devlet'ten Veraset İlamı Alınır mı? e-Devlet üzerinden yeni bir veraset ilamı çıkarılamaz. Daha önce noterden alınmış bir belge ise e-Devlet'teki "Veraset İlamı Sorgulama" hizmetinden görüntülenebilir; mahkemeden alınan ilamlar UYAP Vatandaş Portalı'nda dosyanın evrakları arasında yer alır. Veraset ilamının kopyası gerekirse, belgeyi düzenleyen notere ya da mahkemeye başvurarak yeni bir onaylı örnek alınabilir. Aynı mirasa ait belge bir kez çıkarıldıktan sonra diğer mirasçılar da kendi örneklerini alabilir. ## Veraset İlamını Kimler Alabilir? Mirasçıların her biri tek başına başvurabilir; diğer mirasçıların onayı ya da birlikte gelmesi gerekmez. Ölen kişinin alacaklıları gibi hukuki yararı olan kişiler de belge isteyebilir.[1] Başvuru için bir süre sınırı yoktur; ölümün üzerinden yıllar geçmiş olsa da belge alınabilir. ## Veraset İlamına İtiraz ve İptal Davası Veraset ilamı kesin bir hüküm değildir; aksi kanıtlanıncaya kadar geçerlidir.[1] Belgede bir mirasçı eksik gösterilmişse ya da paylar yanlış hesaplanmışsa, mirasçılık belgesinin iptali için dava açılabilir. Bu dava belirli bir süreye bağlı değildir ve belgede mirasçı olarak görünen herkese karşı açılır. ## Veraset İlamı Alındıktan Sonra Ne Yapılır? Belge, mirasın asıl işlemlerinin başlangıcıdır. Banka hesapları ve araçlar için ilgili kurumlara başvurulur; taşınmazlar için tapuda intikal yapılır ve veraset ve intikal vergisi beyannamesi verilir. Bu adımların ayrıntıları miras intikal işlemi yazısında. Borçlu bir mirasla karşı karşıyaysanız, intikalden önce mirasın reddi için üç aylık sürenin, yasal mirasçılar bakımından ölümü öğrendiğiniz tarihten itibaren işlediğini unutmayın. Koza Avukatlık ve Danışmanlık olarak veraset ilamının noterden alınamadığı yabancı mirasçılı ya da vasiyetnameli dosyaları sulh hukuk mahkemesinde takip ediyor, mirasın reddi süresini kaçırmamak için tereke borçlarını belge alınır alınmaz birlikte inceliyoruz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Veraset ilamı nereden alınır? C: Herhangi bir noterden ya da sulh hukuk mahkemesinden alınır. Mirasçılık nüfus kayıtlarından açıkça anlaşılıyorsa noter, yabancı mirasçı ya da vasiyetname varsa mahkeme yetkilidir. S: Noterden veraset ilamı nasıl alınır? C: Mirasçılardan biri kimliğiyle herhangi bir notere başvurur. Noter nüfus kayıtlarını sorgular ve mirasçılık açıkça belirlenebiliyorsa belgeyi çoğu zaman birkaç dakika içinde verir. S: Noter hangi durumda veraset ilamı vermez? C: Mirasçılardan biri yabancı uyruklu ise, ölen kişinin vasiyetnamesi varsa, nüfus kayıtları yetersizse ya da konu yargılamayı gerektiriyorsa noter belge vermez; başvuru sulh hukuk mahkemesine yapılır. S: e-Devlet'ten veraset ilamı alınır mı? C: Hayır, e-Devlet'ten yeni belge çıkarılamaz. Daha önce noterden alınmış belge e-Devlet'teki Veraset İlamı Sorgulama hizmetinden görüntülenebilir. S: Veraset ilamının kopyası nereden alınır? C: Belgeyi düzenleyen notere ya da mahkemeye başvurularak yeni bir onaylı örnek alınır. Diğer mirasçılar da kendi örneklerini alabilir. S: Veraset ilamını mirasçılardan biri tek başına alabilir mi? C: Evet. Her mirasçı tek başına başvurabilir; diğer mirasçıların onayı ya da birlikte gelmesi gerekmez. S: Veraset ilamı almak için süre var mı? C: Yoktur. Ölümün üzerinden yıllar geçmiş olsa da veraset ilamı alınabilir. Ancak borçlu bir miras söz konusuysa mirasın reddi için üç aylık süre ayrıca işler. S: Veraset ilamına itiraz edilebilir mi? C: Veraset ilamı kesin hüküm değildir. Belgede bir mirasçı eksik gösterilmişse ya da paylar yanlışsa mirasçılık belgesinin iptali için dava açılabilir; bu dava belirli bir süreye bağlı değildir. --- # Kiracım Evimi Başkasına Kiralamış Ne Yapabilirim? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/kiracim-evimi-baskasina-kiralamis-ne-yapabilirim/ Güncelleme: 2026-10-13 Kısa cevap: Kiracının, ev sahibinin yazılı rızası olmadan taşınmazı bir başkasına kiraya vermesi alt kira ilişkisi olarak adlandırılır ve Türk Borçlar Kanunu'na göre ev sahibine tahliye hakkı verir. Ev sahibi önce asıl kiracıya ihtarname çekip 30 gün süre vermeli, sonlanmazsa arabuluculuk sonrası Sulh Hukuk Mahkemesi'nde tahliye davası açmalıdır. Alt kiracıya karşı ise doğrudan Asliye Hukuk Mahkemesi'nde el atmanın önlenmesi ve ecrimisil davası açılabilir. Kiracım Evimi Başkasına Kiralamış Ne Yapabilirim? Alt Kira İlişkisi Nedir? Alt Kira İlişkisi Nedeni İle Kiracıyı Tahliye Edebilir Miyim? ## Kiracım Evimi Başkasına Kiralamış Ne Yapabilirim? diyorsanız eğer Türk Borçlar Kanunu ev sahiplerine, alt kira ilişkisinin varlığı durumunda kiracıyı tahliye etme hakkı vermiştir. Kiracıların, kiralanan taşınmazı bir başkasına kiraya vermesi durumuna 'alt kira' denilmektedir. Alt kira ilişkisinin kurulması konut ve çatılı iş yerleri için Türk Borçlar Kanunu 322.maddesinin 2.fıkrası ile kiraya verenin yazılı rıza vermiş olması şartına bağlanmıştır. Türk Borçlar Kanunu 316.maddesinde ise kiracının, kiralananı, sözleşmeye uygun olarak kullanması gerektiği düzenlenmiştir. Buna göre ev sahibinin yazılı ve açık rızası olmadan kiracı, taşınmazı bir başkasına kiralamışsa eğer ev sahipleri Türk Borçlar Kanunu 316.maddesine dayanarak kira sözleşmesini feshederek, kiracılarını tahliye etme hakkına sahiptirler. ## Alt Kira İlişkisi Nedeni İle Kiracımı Nasıl Tahliye Edebilirim? Öncelikle asıl kiracıya ihtarname çekilerek 30 gün süre verilmeli, alt kira ilişkisini sonlandırması talep edilmelidir. İhtarname ile verilen 30 günlük süreye rağmen kiracı, alt kira ilişkisini sonlandırmazsa artık dava sürecine girilerek kiracının taşınmazdan tahliye edilmesi istenebilecektir. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli husus kira ilişkisine dayalı bir uyuşmazlık olduğundan dava öncesi zorunlu arabuluculuk sürecinin yürütülmesi gerektiğidir. Arabuluculukta anlaşma sağlanamaması halinde tahliye davası açılabilecektir. ## Davayı Hangi Mahkemede Açacağım? Dava taşınmazın bulunduğu yerdeki Sulh Hukuk Mahkemesi'nde açılmalıdır. ## Alt Kiracıya Karşı Dava Açabilir Miyim? diyorsanız eğer bu sorunun cevabı evettir. Alt kiracı ile kiraya veren arasında herhangi bir kira sözleşmesi bulunmadığı için alt kiracı işgalci konumundadır. Ev sahipleri alt kiracıya karşı el atmanın önlenmesi davası açarak, alt kiracının haksız işgalinin sona erdirilmesini isteyebileceklerdir. Bu dava ile birlikte ecrimisil alacağı yani asıl kiracının, alt kiracıdan almış olduğu kira bedellerinin verilmesi de talep edilebilecektir. El atmanın önlenmesi ve ecrimisil davaları taşınmazın bulunduğu yerdeki Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açılacak olup tahliye davasının aksine ihtar şartı ve zorunlu arabuluculuk süreci gerektirmemektedir. Gayrimenkullerinizden kaynaklanan uyuşmazlıklara ilişkin tüm soru ve sorunlarınızla ilgili avukatlık ofisimizle iletişime geçebilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Alt kira ilişkisi nedir ve ev sahibinin rızası olmadan kurulabilir mi? C: Kiracının, kiraladığı taşınmazı bir başkasına kiraya vermesine alt kira ilişkisi denir. Türk Borçlar Kanunu'nun 322. maddesinin 2. fıkrası uyarınca konut ve çatılı iş yerlerinde alt kira ilişkisinin kurulabilmesi, kiraya verenin yazılı rızasının bulunması şartına bağlıdır. S: Kiracım evimi bana haber vermeden başkasına kiralamış, kira sözleşmesini feshedebilir miyim? C: Türk Borçlar Kanunu'nun 316. maddesi, kiracının taşınmazı sözleşmeye uygun kullanmasını zorunlu kılar. Ev sahibinin yazılı ve açık rızası olmadan kiracı taşınmazı başkasına kiralamışsa, ev sahibi bu maddeye dayanarak kira sözleşmesini feshedip kiracıyı tahliye ettirebilir. S: Alt kira nedeniyle kiracımı tahliye etmek için hangi adımları izlemeliyim? C: Öncelikle asıl kiracıya ihtarname çekilerek alt kira ilişkisini sonlandırması için 30 gün süre verilmelidir. Bu süreye rağmen kiracı ilişkiyi sonlandırmazsa, kira ilişkisinden doğan uyuşmazlıklarda zorunlu olan arabuluculuk süreci işletilmeli, anlaşma sağlanamazsa taşınmazın bulunduğu yerdeki Sulh Hukuk Mahkemesi'nde tahliye davası açılmalıdır. S: Alt kiracıya karşı doğrudan dava açabilir miyim? C: Evet, alt kiracı ile ev sahibi arasında herhangi bir kira sözleşmesi bulunmadığından alt kiracı işgalci konumundadır. Ev sahibi, alt kiracıya karşı el atmanın önlenmesi davası açarak haksız işgalin sona erdirilmesini ve asıl kiracının alt kiracıdan aldığı kira bedellerinin (ecrimisil) ödenmesini talep edebilir. S: El atmanın önlenmesi davası tahliye davasından hangi yönlerden farklıdır? C: El atmanın önlenmesi ve ecrimisil davaları taşınmazın bulunduğu yerdeki Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açılır ve tahliye davasının aksine ihtar şartı ile zorunlu arabuluculuk süreci gerektirmez. --- # Tutukluluk Nedenleri Nelerdir? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/tutukluluk-nedenleri-nelerdir/ Güncelleme: 2024-07-22 Kısa cevap: Tutukluluk, bir kişinin suç işlediğine dair kuvvetli şüphe ve somut delil bulunması hâlinde mahkemece verilen bir koruma tedbiridir. Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 100. maddesine göre kaçma-saklanma şüphesi, delilleri yok etme/gizleme ihtimali veya tanık/mağdur üzerinde baskı kurma ihtimali gerekir; kasten öldürme, cinsel suçlar, hırsızlık, yağma, uyuşturucu ticareti gibi katalog suçlarda bu şartlar kuvvetli şüphe hâlinde doğrudan var sayılır. Tutukluluğa karşı 2 hafta içinde nöbetçi Asliye Ceza Mahkemesi'ne itiraz edilebilir. Tutukluluk Nedir? Tutukluk Nedenleri Nelerdir ve Yasakları Nelerdir? Eşim Adına Tutuklamaya İtiraz Edebilir Miyim? Tutukluluğa Nereye ve Ne Kadar Süre İçinde İtiraz Edebilirim? Tutuklu Nasıl Avukata Vekalet Verebilir? Bir kişinin suç işlediği yönünde kuvvetli şüphe bulunması durumunda hakkında mahkeme tarafından tutukluluk kararı verilebilmektedir. Tutukluluk Nedenleri Nelerdir? Tutukluluğun ön şartı kuvvetli şüphe ve somut delillerin var olmasıdır. Bu iki şartın yanında Ceza Muhakemesi Kanunu 100.maddesinde yer alan şartların varlığı aranır. Bunlar: - Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olguların bulunması, - Şüpheli veya sanığın yargılama sürecindeki davranışları, - Şüpheli veya sanığın delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme ihtimalinin bulunması, - Şüpheli veya sanığın tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma ihtimalinin bulunmasıdır. Cinsel suçlar (cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı), kasten adam öldürme suçu, kasten yaralama suçu, hırsızlık (madde 141, 142), yağma (madde 148, 149), uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188), örgütlü suçlar ile devlete karşı işlenmiş suçlarda ise kuvvetli şüphe ve somut delillerin varlığı halinde CMK m.100'deki tüm şartların gerçekleştiği kabul edilir. Tutukluk Kararını Kim Verir? Soruşturma aşamasında yani henüz şüpheli hakkında ceza davası açılmadan önceki evrede Savcılık makamının talebi ile birlikte Sulh Ceza Hakimliği tarafından şartları oluşmuşsa tutuklama kararı verilecektir. Kovuşturma aşamasında yani şüpheli hakkında ceza davası açılmışsa eğer yargılamanın yapıldığı mahkeme tarafından şüphelinin tutuklu yargılanmasına karar verilecektir. Bu aşamada karıştırılan iki kavrama değinmek gerekir: Tutuklu Yargılama: Sanığın yargılama boyunca tutuklu bulunması anlamına gelir. Hükümlü: Ceza yargılaması sonunda kişinin ceza alması ve kapalı ceza evine girerek cezasını infaz etmesidir. Tutukluluk Yasakları Nelerdir? Sadece adli para cezasını gerektiren veya hapis cezasının üst sınırı 1 yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilmez. Bunun yanında 15 yaşını doldurmamış çocuklar hakkında üst sınırı 5 yılı aşmayan hapis cezasını gerektiren fiillerden dolayı da tutuklama kararı verilemeyecektir. Burada dikkat edilmesi gereken husus birden fazla suçtan yargılanan kişiler bakımından her suç için ayrı ayrı tutukluluk sürelerinin değerlendirilmesi gerektiğidir. Kimler Tutukluluğa İtiraz Edebilir? Eşim adına tutukluluğa itiraz edebilir miyim? Tutukluluk kararına karşı 2 hafta içerisinde nöbetçi Asliye Ceza Mahkemesi'ne itiraz edilmelidir. - İtiraz hakkı şüpheli veya sanığa ait olmakla birlikte şüpheli veya sanığın avukatı da tutukluluğa itiraz edebilecektir. - Tutuklanan kişinin mevcut yasal temsilcisi bulunuyorsa (babası, annesi, başka bir yasal temsilci?) tutuklama kararına bunlar da itiraz edebilecektir. - Son olarak tutuklunun eşinin de itiraz hakkı bulunmaktadır. Tutuklular Nerede Tutulur? Nasıl Avukata Vekalet Verirler? Tutuklu olan kişiler Kapalı Ceza İnfaz Kurum'unda tutulmaktadır. Tutuklunun bulunduğu ildeki noterler aracılığı ile tutuklu birlikte çalışmak istediği avukata vekalet verebilecektir. Tutukluluk kararı hem soruşturma hem kovuşturma aşamasında mahkemeler tarafından sıklıkla uygulanan bir koruma tedbiri halini almış durumdadır. Tutukluluk, Ceza Yargılamasında istisnai olarak başvurulması gereken bir koruma tedbiri olmakla birlikte kişiye isnat edilen suçtan alacağı ceza ile orantılı ve ölçülü olması gerekmektedir. Ölçülülük ilkesini ihlal eder tutukluluk koruma tedbirinin yerine mahkemeler tarafından adli kontrol tedbirlerinin uygulanılmasının talep edilmesi gerekmektedir. Avukatlık ofisimiz tarafından hukuka aykırı ve haksız şekilde verilmiş tutukluluk kararlarına itiraz edilerek ceza yargılaması süreçleriniz titizlikle takip edilecektir. Hukuki yardım almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Tutukluluk kararı verilebilmesi için hangi şartlar aranır? C: Tutukluluğun ön şartı, kişinin suç işlediği yönünde kuvvetli şüphe ve somut delillerin bulunmasıdır. Bunun yanında Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 100. maddesinde yer alan; şüpheli veya sanığın kaçma şüphesi uyandıran hâllerin bulunması, delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme ihtimalinin olması ya da tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapma girişiminde bulunma ihtimalinin bulunması gibi şartlardan birinin varlığı aranır. S: Tutukluluk kararını hangi merci verir? C: Soruşturma aşamasında, yani şüpheli hakkında henüz ceza davası açılmadan önce, Savcılığın talebiyle Sulh Ceza Hâkimliği tutuklama kararı verir. Kovuşturma aşamasında ise, yani dava açıldıktan sonra, yargılamayı yürüten mahkeme şüphelinin tutuklu yargılanmasına karar verir. S: Hangi durumlarda tutuklama kararı verilemez? C: Sadece adli para cezasını gerektiren veya hapis cezasının üst sınırı 1 yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilmez. Ayrıca 15 yaşını doldurmamış çocuklar hakkında, üst sınırı 5 yılı aşmayan hapis cezasını gerektiren fiillerden dolayı da tutuklama kararı verilemez. S: Tutukluluk kararına kimler itiraz edebilir? C: Tutukluluk kararına itiraz hakkı şüpheli veya sanığa aittir; bunun yanında şüphelinin veya sanığın avukatı, mevcut yasal temsilcisi ve tutuklunun eşi de tutuklama kararına itiraz edebilmektedir. S: Tutukluluğa itiraz hangi sürede ve nereye yapılır? C: Tutukluluk kararına karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde nöbetçi Asliye Ceza Mahkemesi'ne itiraz edilmelidir. S: Tutuklu kişi avukata nasıl vekalet verebilir? C: Tutuklu kişi, bulunduğu Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun bulunduğu ildeki noterler aracılığıyla, birlikte çalışmak istediği avukata vekalet verebilir. --- # Ortak Velayet Nedir? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/ortak-velayet-nedir/ Güncelleme: 2026-10-13 Kısa cevap: Ortak velayet, boşanmadan sonra çocuğa ilişkin önemli kararların anne ve baba tarafından birlikte alınmasıdır. Türk Medeni Kanunu bunu açıkça düzenlemez; AİHS Ek 7 No'lu Protokol m.5 ve Yargıtay içtihadıyla mümkün hâle gelmiştir. Mahkeme, ebeveynlerin ortak velayet yönündeki iradesini ve çocuğun üstün yararını değerlendirir; çocuğun hangi ebeveynle yaşayacağı ayrıca belirlenebilir. Ortak velayet nedir? Boşanma sonrası anne ve babanın velayet hak ve yükümlülüklerini birlikte kullanması. Ortak velayet nedir sorusunun hukuki cevabı şu: Boşanmış anne ve baba, çocuk üzerindeki velayet hak ve yükümlülüklerini birlikte kullanmaya devam eder. Okul seçimi, planlı bir tedavi ya da başka bir şehre taşınma gibi çocuğun geleceğini etkileyen kararları ebeveynlerden biri tek başına değil, ikisi birlikte verir. Öğretide aynı kurum birlikte velayet adıyla da anılır. Türk Medeni Kanunu bu modeli açıkça düzenlemiyor. Ortak velayet uygulamaya, Türkiye'nin 2016'da onayladığı bir uluslararası protokol ve ona dayanan yargı kararlarıyla girdi. Bu yüzden şartlarını kanun maddesinden çok mahkeme kararlarından okumak gerekiyor. Ortak velayet, çocuğun iki evde eşit süre kalacağı anlamına da gelmez. ## Ortak Velayet Nedir? Tek Başına Velayetten Farkı Nedir? Evlilik sürerken velayet zaten ortaktır. Kanun, evlilik devam ettiği sürece ana ve babanın velayeti birlikte kullanacağını söyler. Ortak hayata son verildiğinde veya ayrılık hâli gerçekleştiğinde hâkim velayeti eşlerden birine verebilir; boşanmada ise velayet, çocuk kendisine bırakılan tarafa aittir.[1] Tek başına velayet denilen klasik model bu hükümden doğar. Ortak velayette ise boşanma kararından sonra da iki ebeveyn velayetin sahibi olarak kalır. Ebeveynlerin hukuki konumu değişir; çocuğun günlük düzeni kendiliğinden değişmez. Çocuk yine bir ebeveynin yanında yaşayabilir, diğer ebeveynle görüşme takvimi de kararda yer alır. Mahkemenin tek başına velayette ebeveynlerden birini hangi ölçütlerle seçtiğini boşanmada çocuğun velayetinin kime verileceği sorusunu ele aldığımız yazıda bulabilirsiniz. KonuTek başına velayetOrtak velayetÖnemli kararlarVelayet sahibi ebeveyn verirAnne ve baba birlikte verirÇocuğun yaşadığı yerÇocuğun bırakıldığı, velayet sahibi ebeveynin yanıKararda veya protokolde ayrıca belirlenirDiğer ebeveynKişisel ilişki kurma hakkı vardır (TMK m.323)Velayetin ortak sahibidir; çocuk yanında yaşamıyorsa görüşme düzeni yine belirlenirÇocuğun giderleriVelayet kendisine verilmeyen eş, gücü oranında katılır (TMK m.182)Kanunda özel hüküm yok; katkı payı kararda veya protokolde düzenlenirNe aranır?Çocuğun üstün yararına en uygun ebeveynEbeveynlerin bu yöndeki iradesi ve düzenin çocuğun üstün yararına uygunluğuSonradan değişiklikYeni olgular gerektirirse hâkim gerekli önlemleri alabilir (TMK m.183) ## Ortak Velayetin Hukuki Dayanağı Nedir? ## Medeni Kanun'un sessizliği Medeni Kanun, boşanmadan sonra velayetin eşlerden birine verildiği bir sistem kurar. Yargıtay da 2017'ye kadar bu hükmü dar yorumladı; ortak velayet içeren yabancı mahkeme kararları, Türk kamu düzenine aykırı görülerek tanınmadı. Kanunda ortak velayeti yasaklayan açık bir hüküm yok, ama ona izin veren bir hüküm de bulunmuyor. Ekim 2026 itibarıyla bu durum değişmiş değil. ## Ek 7 No'lu Protokol ve Yargıtay'ın 2017 kararı Belirleyici gelişme, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne Ek 7 No'lu Protokol'ün onaylanmasının 6684 sayılı Kanun'la uygun bulunması oldu. Protokol'ün 5. maddesine göre eşler, evlilik süresince ve evliliğin sona ermesi hâlinde çocuklarıyla ilişkilerinde özel hukuk bakımından eşit hak ve sorumluluklara sahiptir. Aynı madde, devletlerin çocukların yararına gerekli tedbirleri alabilmesini de saklı tutar.[2] Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 20 Şubat 2017 tarihli kararında bu hükmü Anayasa'nın 90. maddesinin son fıkrasıyla birlikte değerlendirdi. O fıkraya göre temel haklara ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunlar çatıştığında andlaşma hükmü esas alınır. Daire, yabancı uyruklu ebeveynlere ilişkin bir dosyada ortak velayetin Türk kamu düzenine açıkça aykırı olmadığına hükmetti.[3] Bu karardan sonra aile mahkemeleri, özellikle anlaşmalı boşanmalarda ortak velayet kararları vermeye başladı. ## Anayasa Mahkemesi'nin tespiti Anayasa Mahkemesi de 2021 tarihli bir bireysel başvuru kararında aynı sonuca ulaştı. Protokol'ün 5. maddesi ve buna dayanan Yargıtay içtihadı birlikte ele alındığında, boşanma ve ayrılık hâlinde velayetin ebeveynlerce ortak kullanılması mümkündür. Mahkeme, ortak velayetin nasıl yürütüleceğine ve nasıl sona erdirileceğine ilişkin usul ve esasların mevzuatta ayrıca düzenlenmediğini de tespit etti.[4] Bu boşluk nedeniyle ortak velayetin günlük hayatta nasıl işleyeceğini kanun değil, mahkeme kararı ve tarafların protokolü belirliyor. Kararda boş bırakılan her konu, boşanmadan sonra yeni bir uyuşmazlığa dönüşebilir. Ortak velayet şartları nelerdir? Ebeveynlerin iradesi ve çocuğun üstün yararı birlikte değerlendirilir. ## Ortak Velayetin Şartları Nelerdir? Kanunda sayılmış şartlar bulunmadığından ölçütler yargı kararlarından çıkıyor. Mahkemenin üzerinde durduğu başlıca noktalar şunlar: - Ebeveynlerin iradesi: Uygulamada ortak velayet, anne ve babanın gönüllülüğüne dayanan bir düzen olarak görülür. Anayasa Mahkemesi de ebeveynlerin bu yöndeki istek ve iradesinin araştırılmamasını ihlal gerekçeleri arasında saydı.[4] - Çocuğun üstün yararı: İki ebeveyn istese bile mahkeme, ortak velayetin o çocuk için daha iyi bir düzen olup olmadığını ayrıca değerlendirir. Şiddet, ihmal ya da çocuğun güvenliğini tehlikeye atan bir durum varsa talebin kabul edilmesi beklenmez. - Birlikte karar verebilme: İletişimi tamamen kopmuş ebeveynler için ortak velayet, çocuğu çekişmenin ortasında bırakabilir. Bu yüzden tarafların okul, sağlık ve yaşam yeri gibi konularda fiilen birlikte hareket edip edemeyeceği önem taşır. - Uzman incelemesi ve çocuğun görüşü: Aile mahkemesi uzmanlarının hazırladığı sosyal inceleme raporu ve yeterli idrake sahip çocuğun görüşü, kararın en önemli dayanakları arasındadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, idrak çağındaki çocuğun velayet konusunda dinlenmesini ve uzman görüşü alınmasını gerekli görmüştür.[5] Sosyal inceleme raporunun hazırlanması yargılamanın takvimini de etkiler. Bu aşamanın süreye yansımasını velayet davasının ne kadar sürdüğü konusunda hazırladığımız örnek tablolarda görebilirsiniz. ## Ebeveynlerden Biri İstemiyorsa Ortak Velayet Verilebilir mi? Ebeveynlerden biri açıkça karşı çıkıyorsa, mahkemenin ortak velayete hükmetmesi hak ihlali sonucunu doğurabilir. Bunun en açık örneği, Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü'nün 6 Ekim 2021 tarihli Hilal Erdaş kararıdır. Dosyada anlaşmalı olarak boşanan çiftin çocuğunun velayeti önce babaya bırakılmıştı. Anne velayetin değiştirilmesi için dava açtı ve ilk derece mahkemesi velayeti anneye verdi. Babanın istinaf başvurusu üzerine bölge adliye mahkemesi, taraflardan hiçbirinin açıkça talep etmediği bir çözüm kurdu. Velayetin ortak kullanılmasına, çocuğun babanın yanında yaşamasına ve anneyle kişisel ilişki tesisine kesin olarak hükmetti. Anayasa Mahkemesi bu kararı aile hayatına saygı hakkının ihlali olarak değerlendirdi. Gerekçeye göre anne ortak velayete açıkça itiraz etmiş, babanın da bu yönde açık bir talebi olmamıştı. Hükme esas alınan bilirkişi raporu ebeveynlerin ortak velayet hakkındaki görüşleri sorulmadan hazırlanmış, mahkemeler de ebeveynlerin iradesini araştırmamıştı. Bu eksikler nedeniyle ortak velayetin çocuğun üstün yararına uygunluğu yeterince incelenmemişti.[4] Bu karar şunu gösteriyor: Ortak velayet isteyen ebeveyn bu talebi dilekçede veya duruşmada açıkça ileri sürmeli, karşı tarafın görüşü de tutanağa geçmelidir. İrade beyanları ve uzman raporu dosyada yer almıyorsa, verilen ortak velayet kararı kanun yolunda ya da bireysel başvuruda sorun yaratabilir. Çekişmeli boşanma ise ortak velayeti kendiliğinden dışlamaz. Eşler kusur, tazminat veya mal paylaşımı konusunda çekişirken çocuğun velayetinde uzlaşabilir; bu durumda mahkeme ortak velayet talebini diğer koşullarla birlikte değerlendirir. Çekişmeli dosyalarda velayet sürecini çekişmeli boşanma davasında velayetin belirlenmesi başlığıyla ayrıca ele aldık. Ortak velayet nasıl alınır? Anlaşma, protokol, mahkeme değerlendirmesi ve karar süreci birlikte ele alınır. ## Anlaşmalı Boşanma Protokolünde Ortak Velayet Nasıl Düzenlenir? Ortak velayetin en sık kurulduğu yer anlaşmalı boşanma protokolüdür. Hâkim tarafları bizzat dinler, çocukların durumuna ilişkin düzenlemeyi uygun bulup bulmadığını değerlendirir ve çocukların yararı için gerekli gördüğü değişiklikleri gündeme getirebilir.[1] Dava şartlarını ve duruşmada protokolün nasıl incelendiğini anlaşmalı boşanma davası nasıl açılır başlığı altında adım adım ele aldık. Protokole yalnızca “velayet ortak kullanılacaktır” yazmak, kanunun boş bıraktığı alanları doldurmaz. Uygulamada sorun çıkmaması için şu başlıkların açıkça düzenlenmesi önerilir: - Çocuğun hangi ebeveynin yanında yaşayacağı ve adres değişikliğinin diğer ebeveyne ne kadar önce bildirileceği, - Diğer ebeveynle kişisel ilişki takvimi: hafta sonları, hafta içi görüşmeler, sömestr ve yaz tatili, dini bayramlar, yılbaşı ve doğum günleri; teslim alma yeri ve saati, - Birlikte alınacak kararlar: okul seçimi veya değişikliği, planlı tıbbi müdahaleler, başka bir şehre ya da ülkeye taşınma, pasaport ve yurt dışı seyahatleri, din eğitimi, - Günlük kararların çocuğun yanında bulunduğu ebeveyne ait olduğu ve acil bir sağlık durumunda nasıl hareket edileceği, - Okul ve sağlık bilgilerinin iki ebeveynle nasıl paylaşılacağı, - Giderlere katılım: iştirak nafakasının tutarı, ödeme günü ve artış yöntemi; eğitim ve sağlık gibi büyük harcamaların paylaşımı, - Önemli bir konuda anlaşma sağlanamazsa izlenecek yol. Velayet maddesinin protokolün nafaka ve mal paylaşımı bölümleriyle nasıl bir arada kurgulandığını görmek için anlaşmalı boşanma protokolü örneği iyi bir başlangıç noktasıdır. ## Ortak Velayette Okul, Sağlık ve Yurt Dışı İşlemleri Nasıl Yürütülür? Velayetin ortak kullanılması, çocuğun kanuni temsilinin de iki ebeveyne ait olması demektir. Okul kaydı, planlı tedaviler veya pasaport gibi işlemlerde kurumlar mahkeme kararını ve iki ebeveynin onayını isteyebilir. Bu, her işlemde iki ebeveynin birlikte gitmesi gerektiği anlamına gelmez. Kurumun hangi belgeyi aradığını önceden öğrenmek ve diğer ebeveynin yazılı onayının nasıl verileceğini protokolde kararlaştırmak zaman kazandırır. Kesinleşme şerhli karar örneğini yanınızda bulundurmak da işi kolaylaştırır. Reşit olmayan çocuğun pasaport başvurusunda anne ve babanın muvafakati aranır; başvuruda hazır bulunmayan ebeveynin noter veya konsolosluk onaylı muvafakatnamesi istenir. Ortak velayette bu onay iki ebeveynden beklenir. Diğer ebeveyn haklı bir sebep olmadan onay vermiyorsa, çözüm için aile mahkemesine başvurulabilir. ## Ortak Velayette Nafaka Ödenir mi? Ödenebilir. Ortak velayet, çocuğun giderlerine katılma yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Medeni Kanun, velayet kendisine verilmeyen eşin çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmasını öngörür; ortak velayete özgü ayrı bir nafaka hükmü ise içermez.[1] Bu nedenle çocuğun yanında yaşamadığı ebeveynin katkısı, protokolde veya kararda iştirak nafakası olarak belirlenebilir. Tutar belirlenirken çocuğun ihtiyaçları ve ebeveynlerin ekonomik durumu birlikte değerlendirilir. Çocuk zamanını iki ev arasında daha dengeli paylaşıyorsa, okul taksiti, sağlık harcamaları ve kurs gibi kalemlerin nasıl bölüneceğini tek tek yazmak sonraki tartışmaları azaltır. Tedbir ve iştirak nafakasını ayıran ölçütler için iştirak nafakası ile tedbir nafakası arasındaki fark başlıklı içeriğimize bakabilirsiniz. ## Ortak Velayet Sonradan İstenebilir veya Değiştirilebilir mi? Evet; velayet düzenlemesi değişen koşullara göre yeniden ele alınabilir. Medeni Kanun'a göre ana veya babanın başkasıyla evlenmesi, başka bir yere gitmesi veya ölmesi gibi yeni olgular gerektirdiğinde hâkim, kendiliğinden ya da ebeveynlerden birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alır.[1] Bu hükme dayanarak tek başına velayetten ortak velayete geçiş istenebileceği gibi, işlemeyen bir ortak velayetin sona erdirilmesi de talep edilebilir. Sonradan istenen ortak velayette ölçüt değişmez. Diğer ebeveynin bu düzene katılıp katılmadığı ve çocuğun yararı araştırılmadan verilecek bir karar, yukarıdaki Anayasa Mahkemesi kararında görüldüğü gibi hak ihlali doğurabilir.[4] Sona erdirme talebinde ise mahkeme, çocuğun üstün yararını esas alarak ebeveynler arasındaki iletişimin ve birlikte karar alma düzeninin fiilen sürüp sürmediğini değerlendirir. Hangi olguların değişiklik sebebi sayıldığını velayet kararının hangi durumlarda değiştirilebileceği sorusunu yanıtladığımız yazıda bulabilirsiniz. Dava açmadan önce mevcut karar ve protokolün hangi noktada işlemediğini netleştirmek, talebin doğru kurulmasının ilk adımıdır. Büromuz bu dosyaları aile ve boşanma hukuku çalışma alanı içinde yürütüyor. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Ortak velayet, çocuğun iki evde eşit süre kalacağı anlamına mı gelir? C: Hayır. Ortak velayet, önemli kararların birlikte alınmasıyla ilgilidir. Çocuğun hangi evde yaşayacağı ve diğer ebeveynle hangi günlerde görüşeceği kararda ya da protokolde ayrıca belirlenir. Zamanın eşit paylaşılması kararlaştırılabilir, ancak ortak velayetin zorunlu bir sonucu değildir. S: Eski eşim kabul etmezse ortak velayet kararı çıkabilir mi? C: Ortak velayet uygulamada iki ebeveynin bu yöndeki iradesine dayanır. Anayasa Mahkemesi, annenin açıkça karşı çıktığı ve babanın da talep etmediği bir dosyada verilen ortak velayet kararını aile hayatına saygı hakkının ihlali saymıştır. Bu karar, bir ebeveynin itirazına rağmen ortak velayet kurulmasının önünde ciddi bir engel oluşturur. S: Ortak velayette nafaka ödenir mi? C: Ödenebilir. Velayetin ortak olması, çocuğun masraflarına katılma borcunu ortadan kaldırmaz. Çocuk sizinle yaşamıyorsa, gelirinize ve çocuğun ihtiyaçlarına göre belirlenecek bir iştirak nafakası ödemeniz kararlaştırılabilir. S: Boşandıktan yıllar sonra ortak velayete geçmek mümkün mü? C: Mümkündür. Velayet kararları değişen koşullara göre yeniden düzenlenebildiği için velayet değişikliği davasında ortak velayet istenebilir. Mahkeme, eski eşinizin bu düzeni kabul edip etmediğini ve ortak velayetin çocuğunuz için uygun olup olmadığını inceler. S: Ortak velayette çocuğu yurt dışına götürmek için diğer ebeveynin izni gerekir mi? C: Kural olarak evet. Velayet ortak olduğunda çocuğun pasaport işlemleri ve yurt dışına götürülmesi iki ebeveynin birlikte vereceği kararlardandır. Eski eşiniz onay vermiyor ve bunun haklı bir gerekçesi yoksa aile mahkemesine başvurabilirsiniz. S: Ortak velayette ebeveynler önemli bir konuda anlaşamazsa ne olur? C: Önce protokolde öngörülen yol izlenir. Anlaşmazlık sürerse ebeveynlerden biri aile mahkemesine başvurabilir. Uyuşmazlık kalıcı hâle gelmişse mahkeme velayet düzenlemesini yeniden ele alabilir ve gerekirse velayeti ebeveynlerden birine bırakabilir. --- # Nafaka Arttırılabilir mi? Nafaka Artırım Davası Şartları ve Süreci URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/nafaka-arttirilabilir-mi/ Güncelleme: 2026-10-13 Kısa cevap: Evet, nafaka arttırılabilir. Tarafların mali durumu değiştiğinde ya da hakkaniyet gerektirdiğinde nafaka alacaklısı, aile mahkemesinde artırım davası açabilir; kararda yıllık artış hükmü varsa nafaka ayrıca dava gerekmeden artar. Artış kural olarak dava tarihinden itibaren geçerli olduğundan, dava öncesi aylar için fark istenemez. Mahkemenin bağladığı nafaka, karar günündeki fiyatlara ve ihtiyaçlara göre belirlenir. Aradan geçen yıllarda kira, okul ve market harcamaları yükselirken tutar yerinde sayarsa nafaka amacını yitirmeye başlar. Kanun bu ihtimali baştan düşünmüştür: nafaka arttırılabilir mi sorusunun cevabı, koşullar değiştiğinde mahkemeden artırım isteyebilmektir.[1] Bu hak nafaka kararıyla birlikte kendiliğinden işlemez. Kararda yıllık artış hükmü yoksa tutarı yükseltmenin yolu, nafaka alacaklısının açacağı nafaka artırım davasıdır. Kapı iki yönde açıktır: mali durumu bozulan nafaka yükümlüsü de değişen koşullara dayanarak indirim isteyebilir. Nafaka artırım davası, değişen ekonomik koşullar ve ihtiyaçlar nedeniyle nafaka miktarının artırılması için açılabilir. ## Hangi Nafaka Türleri Artırılabilir? Artırım davası en çok yoksulluk nafakası ve iştirak nafakası için açılır. Yoksulluk nafakasında dayanak Türk Medeni Kanunu'nun 176. maddesinin dördüncü fıkrasıdır; iştirak nafakasında aynı imkânı 331. madde sağlar.[1] Yardım nafakası da durum değiştiğinde yeniden belirlenebilir. Aşağıdaki tablo, hangi nafakada hangi yolun izlendiğini özetliyor. Nafaka türüArtırım yoluDavayı kim açar?Yoksulluk nafakasıTMK m.176/4Nafakayı alan eski eşİştirak nafakasıTMK m.331Çocuğun velayeti kendisinde olan ebeveyn (çocuk adına)Yardım nafakasıTMK'nın yardım nafakasına ilişkin hükümleriNafaka alacaklısı; ergin çocuk kendisiTedbir nafakasıAyrı dava açılmazBoşanma davası içinde talep edilir Boşanma davası sürerken ödenen tedbir nafakası için ayrı bir dava açılmaz. İhtiyaçlar değişmişse bu durum görülmekte olan dava içinde mahkemeye bildirilir ve tutarın yeniden belirlenmesi orada istenir. ## Çocuk 18 Yaşını Doldurduysa İştirak Nafakası Artırılabilir mi? İştirak nafakası, çocuğun ergin olmasıyla sona erer.[1] Bu yüzden çocuk 18 yaşını doldurduktan sonra velayet sahibi ebeveynin iştirak nafakasını artırma davası açması mümkün değildir. Eğitimi süren ergin çocuk ihtiyacını kendi adına açacağı nafaka davasıyla ileri sürer; uygulamada bu dava yardım nafakası olarak anılır. Koşullarını 18 yaşından büyük çocuğun yardım nafakası yazımızda ayrıca anlatıyoruz. Nafaka artırım davası şartları arasında değişen ekonomik koşullar, artan ihtiyaçlar ve tarafların mali durumundaki değişiklikler bulunabilir. ## Nafaka Artırımında Mahkeme Hangi Kriterlere Bakar? Yoksulluk nafakasında kanun iki ölçüt sayar: tarafların mali durumunun değişmesi ya da hakkaniyetin artırımı gerektirmesi. İştirak nafakasında ise durumun değişmesi yeterlidir.[1] Yargıtay bu çerçevede somut bir başlangıç noktası belirlemiştir. Nafaka alacaklısının ihtiyaçlarında ve yükümlünün gelir durumunda, nafakanın takdir edildiği tarihe göre olağanüstü bir değişiklik yoksa yoksulluk nafakası TÜİK'in yayımladığı ÜFE oranında artırılır; böylece önceki takdirde kurulan denge korunur.[2] Bu ilke, talebi iki katmanda kurmanıza imkân verir. Birinci katman ÜFE tabanıdır: nafakanın enflasyon karşısında değerini korumasını isteyen bu talepte önceki kararın tarihi ve mevcut tutar temel dayanağı oluşturur. İkinci katman, ÜFE'nin üzerine çıkan taleptir. Burada çocuğun okula başlaması, kira artışı ya da yükümlünün gelirindeki belirgin yükselme gibi her değişikliğin belgeyle gösterilmesi gerekir. HedefDayanakDosyaya ne konur?Nafakanın ÜFE oranında güncellenmesiZamanın geçmesi ve paranın değer kaybıÖnceki kararın tarihi, mevcut tutar, varsa daha önceki artışlarÜFE'nin üzerinde artışGelir, gider veya ihtiyaçlardaki somut değişiklikKira sözleşmesi, okul-kurs-sağlık giderleri, yükümlünün gelir ve mal varlığı kayıtlarıArtışın sınırlanması (yükümlü tarafından)Ödeme gücünün azalmasıGelir kaybını gösteren belgeler, bakmakla yükümlü olunan kişilere ait kayıtlar İştirak nafakasında ölçüt biraz daha geniştir; mahkeme çocuğun yaşına, eğitim durumuna ve belgelenmiş giderlerine bakar, ana ve babanın mali gücünü birlikte tartar.[1] Yükümlünün ödeme gücü de bir sınırdır: talep edilen artış bu gücü aşıyorsa hâkim tutarı daha düşük belirleyebilir. İlk kez nafaka bağlanırken kullanılan verilerin (gelir araştırması, yaşam düzeyi, giderler) artırımda da yeniden devreye girdiğini nafaka neye göre belirlenir yazısında görebilirsiniz. ## Anlaşmalı Boşanma Protokolündeki Nafaka Sonradan Artırılabilir mi? Sonuç nafakanın türüne göre değişir. İştirak nafakasında belirleyici olan çocuğun yararıdır; Yargıtay, sözleşmeye dayanan nafakanın da sonradan değiştirilebileceğini kabul etmiştir.[3] Bu nedenle protokoldeki “nafaka artırılmayacaktır” gibi kayıtların, çocuk bakımından mahkemeyi bağlaması beklenmez. Yoksulluk nafakasında eşlerin serbestçe belirlediği tutar ve yıllık artış oranı, koşullar sonradan değişirse yine dava konusu yapılabilir. Ancak mahkeme, protokolün imza tarihinde öngörülebilir olan gelişmeleri ayrıca tartabilir; sonuç dosyaya göre değişir. Protokolde yoksulluk nafakasından açıkça vazgeçilmişse artırılacak bir nafaka da yoktur. Nafaka maddelerinin imza aşamasında nasıl kurulduğunu görmek için anlaşmalı boşanma protokolü örneğine bakabilirsiniz. Nafakaya zam gelir mi? Nafakanın kendiliğinden artıp artmayacağı, mahkeme kararındaki yıllık artış hükmüne bağlıdır. ## Nafaka Artışı Kendiliğinden Olur mu, Dava mı Açılmalı? Cevap önceki kararın hüküm fıkrasında saklıdır. Hâkim, istem hâlinde, irat biçiminde bağlanan nafakanın gelecek yıllarda hangi miktarda ödeneceğini de karara bağlayabilir.[1] Uygulamada bu hüküm çoğunlukla “nafakanın her yıl TÜİK ÜFE oranında artırılması” biçiminde kurulur. Böyle bir hüküm varsa nafaka, yeni dava gerekmeden o oranda artar. Hükümde yıllık artış yoksa tek yol artırım davasıdır; hâkim, talep edilmemiş bir artış oranına kendiliğinden hükmedemez. Yıllık artış hükmünün bulunması da yeni bir davayı engellemez. Belirlenen oran, çocuğun yeni giderleri ya da yükümlünün gelir artışı karşısında yetersiz kalıyorsa artırım yeniden istenebilir. Dilekçeye başlamadan önce kendinize şu üç soruyu sorun: - Önceki kararın hüküm fıkrasında yıllık artış var mı, varsa hangi oranda? - Karar ya da protokol tarihinden bu yana ne değişti: enflasyon mu, çocuğun giderleri mi, yükümlünün geliri mi? - Bu değişiklikleri hangi belgeyle gösterebilirim? ## Nafaka Artırım Davası Nerede Açılır ve Hangi Belgeler Gereklidir? Görevli mahkeme aile mahkemesidir; aile mahkemesi kurulmayan yerlerde Hâkimler ve Savcılar Kurulu'nun belirlediği asliye hukuk mahkemesi bu sıfatla davaya bakar.[4] Yetkili mahkemeyi Türk Medeni Kanunu'nun 177. maddesi belirler: boşanmadan sonra açılacak nafaka davalarında nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir.[1] Yani davayı, nafaka ödeyen kişinin şehrine gitmeden kendi yerleşim yerinizde açabilirsiniz; iştirak nafakasında çocuğun yerleşim yeri esas alınır. Dava şartı olarak arabulucuya başvurmanız gerekmez; isteyen taraflar ihtiyari arabuluculukla anlaşabilir. Dava basit yargılama usulüne tabidir: yazılı aşama dava ve cevap dilekçesiyle sınırlıdır ve deliller baştan sunulur.[5] Bu yüzden delillerin dilekçeyle birlikte eksiksiz verilmesi, davanın seyrini doğrudan etkiler. Dosyanın omurgasını genellikle şu belgeler oluşturur: - Nafakaya hükmeden kararın ya da protokolün örneği ve mevcut tutar - Kira sözleşmesi ve güncel kira artış belgeleri - Okul, servis, kurs ve sağlık giderlerini gösteren fatura veya kayıtlar - Yükümlünün gelirini ve mal varlığını gösterecek SGK, tapu, araç ve banka kayıtlarının mahkemeden istenmesi talebi - Varsa tanık listesi Dilekçenin sonuç kısmında üç şey net yazılmalıdır: istenen yeni aylık tutar, artışın dava tarihinden itibaren uygulanması ve gelecek yıllar için ÜFE'ye bağlı artış talebi. Hâkim talep edilenle bağlı olduğundan, tutarı düşük belirlemek ya da yıllık artışı istememek ileride yeniden dava açmayı gerektirebilir.[5] Harç, uygulamada istenen artışın bir yıllık toplamı üzerinden nispi olarak alınır. Dava süresi mahkemenin iş yüküne, gelir araştırmasının dönüş hızına ve tanık dinlenip dinlenmeyeceğine göre değişir. Basit yargılama usulü sayesinde boşanma davasından genellikle daha kısa sürer, ancak kesin bir süre vermek mümkün değildir. ## Nafaka Artırım Kararı Hangi Tarihten İtibaren Geçerli Olur? Uygulamada artırılan nafaka kural olarak dava tarihinden itibaren geçerli olur. Dava açılmadan önceki aylar için fark istenemez; dava tarihinden karar tarihine kadar geçen dönemin farkı ise hükümle birlikte alacak olarak hesaba katılır. Pratik sonuç açıktır: ihtiyaç doğduğu halde davayı erteleyen alacaklı, o aylar için artıştan yararlanamaz. Varsayımsal bir örnekle: önceki karardan bu yana ÜFE'nin toplamda yüzde 60 arttığını düşünelim (oran yalnızca anlatım içindir; gerçek değer TÜİK verilerinden hesaplanır). Bu durumda 10.000 TL'lik nafakanın ÜFE tabanı 16.000 TL civarındadır. Çocuğun özel okul servisi gibi belgelenmiş yeni bir gider varsa talep bu tabanın üzerine çıkarılabilir; ancak her kalemin ayrıca ispatı gerekir. ## Nafaka Artırım Talebine Karşı Taraf Ne Yapabilir? Nafaka yükümlüsü cevap dilekçesinde gelirinin artmadığını, işini kaybettiğini ya da alacaklının düzenli bir gelir elde etmeye başladığını ileri sürebilir. Yeni evlilik veya yeni çocuk gibi bakmakla yükümlü olduğu kişiler de ödeme gücünü sınırlayan veri olarak değerlendirilir. Talep edilen artış belgelenen ihtiyaçları aşıyorsa, tutarın fahiş olduğu savunması da dosyaya girer. Mali durumu gerçekten bozulan yükümlü yalnızca savunmayla yetinmek zorunda değildir; karşı dava ya da ayrı bir dava ile nafakanın indirilmesini isteyebilir. Kaldırma sebepleri ve davanın şartları için nafakanın kaldırılabildiği durumlara bakılabilir. Artırılan tutarı ödememenin sonuçlarını ise nafaka ödenmezse başvurulacak yollar rehberinde bulabilirsiniz. ## Anayasa Mahkemesinin Nafaka Kararı Artırım Davasını Etkiler mi? Anayasa Mahkemesi, 4 Haziran 2026 tarihli kararıyla Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesinin birinci fıkrasındaki “süresiz olarak” ibaresini iptal etti. Karar 30 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlandı; iptal hükmü dokuz ay sonra, 30 Haziran 2027'de yürürlüğe girecek.[6] Yoksulluk nafakası kurumu kaldırılmış değildir; iptal edilen, yalnızca nafakanın süresiz olarak istenebilmesini sağlayan ibaredir. Karar yoksulluk nafakasının süresine ilişkindir. Artırım davasının dayanağı olan 176. maddenin dördüncü fıkrasına dokunmadığı gibi, iştirak, yardım ve tedbir nafakalarını da konu almaz. Yürürlük tarihine kadar kanun koyucunun yeni bir düzenleme yapıp yapmayacağı ve bunun mevcut nafaka kararlarına nasıl yansıyacağı henüz belli değildir. Yoksulluk nafakasına ilişkin bir dosyada, dava açmadan önce güncel mevzuatın yeniden kontrol edilmesi yerinde olur. Genel şartlar için yoksulluk nafakasının şartları sayfasına göz atabilirsiniz. ## Nafaka Artırım Davasında Nereden Başlamalısınız? Nafaka arttırılabilir mi sorusunun somut dosyadaki cevabı üç veriye bağlıdır: önceki kararın hükmü, aradan geçen süre ve elinizdeki belgeler. Bu üçünü yan yana koyduğunuzda talebi ÜFE tabanıyla mı yoksa belgelenmiş ek ihtiyaçlarla mı kuracağınız belli olur. Nafaka davalarında hukuki destek için Kartal aile hukuku avukatı sayfamıza göz atabilirsiniz. Nafaka türleri ve nafaka talebinin nasıl yapılacağı ayrı bir yazıda anlatılıyor. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Nafaka her yıl kendiliğinden artar mı? C: Yalnızca nafakaya hükmeden kararda yıllık artış hükmü varsa. Bu hüküm çoğunlukla nafakanın her yıl TÜİK ÜFE oranında artırılması biçiminde kurulur. Böyle bir hüküm yoksa tutar sabit kalır ve artırım için dava açılması gerekir. S: Nafaka artırım davası açmak için ne kadar beklemek gerekir? C: Kanunda asgari bir bekleme süresi öngörülmemiştir. Önemli olan, önceki takdirden bu yana mali durumun ya da ihtiyaçların değiştiğini veya paranın değer kaybettiğini gösterebilmenizdir. Karardan çok kısa süre sonra açılan davada somut bir değişiklik gösterilemezse talep reddedilebilir. S: Geriye dönük nafaka farkı istenebilir mi? C: Dava açılmadan önceki aylar için artış farkı istenemez. Dava tarihinden karar tarihine kadar geçen dönemin farkı ise hükme bağlanır. Bu nedenle ihtiyaç ortaya çıktığında davayı geciktirmemek gerekir. S: Çocuk 18 yaşını doldurduysa iştirak nafakası artırılabilir mi? C: Hayır. İştirak nafakası çocuğun ergin olmasıyla sona erer ve velayet sahibi ebeveyn artık artırım davası açamaz. Eğitimi süren çocuk, kendi adına açacağı yardım nafakası davasıyla talepte bulunabilir. S: Nafaka artırım davası için arabulucuya gitmek zorunlu mu? C: Hayır. Nafaka davalarında arabulucuya başvurmak dava şartı değildir; doğrudan aile mahkemesinde dava açılabilir. Taraflar isterlerse ihtiyari arabuluculuk yoluyla da anlaşabilir. S: Anlaşmalı boşanmada belirlenen nafaka sonradan artırılabilir mi? C: İştirak nafakası artırılabilir; protokoldeki “artırılmayacaktır” türü kayıtların çocuk bakımından mahkemeyi bağlaması beklenmez. Yoksulluk nafakasında protokolle belirlenen tutar da koşullar değişirse dava konusu yapılabilir, ancak protokolde nafakadan açıkça vazgeçilmişse artırılacak bir nafaka kalmaz. --- # Yardım Nafakası Nedir? 18 Yaşından Büyük Çocuk Nafaka Alabilir mi? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/yardim-nafakasi-nedir/ Güncelleme: 2026-10-13 Kısa cevap: Yardım nafakası, yardım edilmediğinde yoksulluğa düşecek üstsoy, altsoy ve kardeşler için bağlanan nafakadır (TMK m. 364). Eğitimi devam eden 18 yaş üstü çocuk, iştirak nafakası sona erse bile kendi açacağı davayla yardım nafakası isteyebilir. Dava, taraflardan birinin yerleşim yerindeki aile mahkemesinde açılır ve dava tarihinden itibaren işler. Deniz üniversiteyi kazandığında ailesi sevindi; ancak 18. yaş gününden kısa süre sonra, boşanmış babasının ödediği nafaka kesildi. "Çocuk ergin oldu, borcum bitti" düşüncesi yaygındır ama eksiktir. Kanun, eğitimi süren çocuğu da, yaşlılığında desteksiz kalan anne-babayı da yardım nafakası ile korur. Bu yazıda kimin kimden nafaka isteyebileceğini, 18 yaş üstü öğrencinin haklarını ve davanın nasıl işlediğini soru-cevap düzeninde ele alıyoruz. Yardım nafakasının kimler tarafından talep edilebileceğini, Türk Medeni Kanunu kapsamında yardım nafakasının hukuki dayanağını, nafaka talebinin şartlarını, nafaka miktarının belirlenmesinde tarafların ekonomik durumunun ve ihtiyaçlarının nasıl değerlendirildiğini ve yardım nafakasının hangi durumlarda sona erebileceğini gösteren hukuki bilgilendirme infografiği. ## Yardım Nafakası Nedir? Yardım nafakası, aile bağına dayanan bir dayanışma yükümlülüğüdür. TMK m. 364 herkesi, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu, altsoyu ve kardeşlerine nafaka vermekle yükümlü tutar. Boşanmayla ilgili nafakalardan temel farkı budur: yardım nafakası evliliğe veya boşanmaya bağlı değildir. Hiç evlenmemiş bir kişi de yaşlı babası için, öğrenci bir genç de anne-babasından bu nafakayı isteyebilir. Boşanan eşin kendisi için isteyebileceği nafaka ise ayrı bir kurumdur; onun koşulları yoksulluk nafakasında düzenlenir. ## Kimler, Kimden İsteyebilir? Kanun üç grup akrabayı sayar ve talebin sırasını mirasçılıktaki sıraya bağlar (TMK m. 365): - Altsoy: Çocuklar ve torunlar, anne-babadan (ve büyükanne-büyükbabadan) isteyebilir. - Üstsoy: Anne-baba ve büyükanne-büyükbaba, çocuk ve torunlarından isteyebilir. - Kardeşler: Kardeşten nafaka istenebilmesi için onun refah içinde yaşıyor olması gerekir; sıradan bir geliri olan kardeşe bu yükümlülük yüklenemez. Sıra kuralı pratikte şu demektir: yoksulluğa düşen kişi önce en yakın derecedeki yükümlüye başvurur. Örneğin çocukları ödeme gücüne sahip bir anne, doğrudan kardeşine dava açamaz. ## 18 Yaşından Büyük Çocuk Nafaka Alabilir mi? Sorunun kısa cevabı: evet, eğitimi sürüyorsa alabilir. Mekanizma şöyle işler: Boşanmada çocuk için bağlanan iştirak nafakası, çocuk 18 yaşını doldurunca kendiliğinden sona erer. Ancak TMK m. 328/2, eğitimi devam eden ergin çocuk için ana-babanın bakım yükümlülüğünü eğitim sonuna kadar uzatır. Lise son sınıftaki, üniversitedeki veya ön lisans programındaki çocuk, bu hükümler çerçevesinde yardım nafakası talep edebilir. Üç pratik ayrıntı belirleyicidir: - Davacı çocuğun kendisidir. Ergin olduğu için davayı artık velayet sahibi ebeveyn değil, çocuk kendi adına açar. İştirak nafakasının işleyişini merak edenler için tedbir ve iştirak nafakasını anlattığımız yazı yol gösterir. - Eğitim fiilen sürmelidir. Yargıtay, devam etmeyen veya sırf nafaka için uzatılan öğrenciliği korumaz; okula kayıtlı olmak kadar derslerin sürdürülmesi de önemlidir. - Kendiliğinden devam etmez. İştirak nafakası biter; yardım nafakası için yeni talep gerekir. Aradaki boşlukta hak kaybı yaşamamak için 18 yaş yaklaşırken hazırlık yapılmalıdır. Eğitim türü de tartışma konusudur. Örgün lise, ön lisans ve lisans programları kural olarak kapsamdadır. Açıköğretim ve yüksek lisans ise otomatik korunmaz: Yargıtay bu durumlarda çocuğun aynı zamanda çalışıp çalışamayacağına, eğitimin geleceğe dönük ciddi bir hazırlık olup olmadığına bakar. Her dosya kendi koşullarıyla değerlendirilir; "okula kayıtlıyım" demek tek başına yetmez, devam ve başarı durumu belgelenmelidir. ## Gerçek Hayat Senaryosu Deniz'in hikâyesine dönelim. İştirak nafakası 18. yaş gününde kesildiğinde Deniz, üniversitenin ikinci sınıfındaydı. Öğrenci belgesini, yurt ve beslenme giderlerini gösteren kayıtları topladı ve kendi adına dava açtı. Babası "oğlum çalışabilir" savunması yaptı; ancak mahkeme, tam zamanlı mühendislik eğitiminin çalışmaya elverişli olmadığını, babanın gelirinin ise düzenli ve yeterli olduğunu tespit etti. Dava tarihinden itibaren işleyecek aylık nafakaya hükmedildi. Aynı dosyada iki ince nokta dikkat çeker: Deniz davayı annesi üzerinden açsaydı dava, taraf sıfatı yokluğundan reddedilebilirdi. Ve Deniz dava açmakta bir yıl gecikseydi, o bir yılın nafakasını kimseden isteyemeyecekti. ## Yaşlı Anne-Baba, Çocuğundan Nafaka İsteyebilir mi? Evet; üstelik bu, yardım nafakasının en az bilinen yüzüdür. Emekli maaşı geçimine yetmeyen, kira ve sağlık giderlerini karşılayamayan anne-baba, mali durumu uygun olan çocuğundan nafaka isteyebilir. Birden fazla çocuk varsa yükümlülük, her birinin mali gücü oranında paylaştırılır. Uygulamada bu davalar çoğu zaman bakım yükünü tek başına üstlenen kardeşin, diğerlerinin katkısını sağlamak istemesiyle gündeme gelir. Mahkeme, her çocuğun gelirini araştırır ve katkı paylarını buna göre kurar. Somut bir örnekle: 75 yaşındaki Ayşe Hanım'ın emekli maaşı, kirasını ve ilaç giderlerini karşılamıyor. Üç çocuğundan yalnızca kızı düzenli destek veriyor; iki oğlu iyi gelirlerine rağmen katkıda bulunmuyor. Ayşe Hanım (veya fiilen masrafları üstlenen kızı adına açılacak ayrı taleplerle) iki oğluna karşı dava açabilir. Mahkeme, oğulların gelirlerini araştırır ve her birine mali gücüyle orantılı aylık katkı yükler. Huzurevi veya bakım merkezi gideri de bu kapsamda talep edilebilir. Bu davalarda duygusal itirazlar ("babam bize bakmadı ki" gibi savunmalar) kural olarak yükümlülüğü kaldırmaz; ancak hakkaniyete aykırı uç durumlarda mahkeme tutarı belirlerken bu geçmişi tartabilir. Her dosya kendi ilişki ve gelir tablosuyla değerlendirilir. ## Şartlar: "Yoksulluğa Düşecek Olmak" Ne Demek? Yardım nafakasının ölçütü, yardım edilmediğinde yoksulluğa düşecek olmaktır. Buradaki yoksulluk mutlak sefalet değildir; kişinin zorunlu yaşam giderlerini (barınma, gıda, sağlık, eğitim) kendi imkânlarıyla karşılayamaması yeterlidir. İspat iki yönde çalışır. Talep eden; gelirsizliğini veya gelir yetersizliğini, öğrenci belgesini, kira ve gider kayıtlarını sunar. Yükümlünün ödeme gücü ise mahkemenin yaptıracağı gelir araştırmasıyla ortaya çıkar. Hâkimin tutarı hangi ölçütlerle takdir ettiği, tüm nafaka türlerinde ortak ilkelere dayanır; bu ölçütlerin ayrıntısı nafaka neye göre belirlenir sorusunun cevabında saklıdır. ## Dava Nasıl İşler, Miktar Neye Göre Belirlenir? Görevli mahkeme aile mahkemesidir; yetkili mahkeme, taraflardan birinin yerleşim yeri mahkemesidir; talep eden, kendi bulunduğu yerde dava açabilir. Dava şartı arabuluculuk yoktur. Miktar konusunda kanunun formülü nettir: nafaka, talep edenin geçinmesi için zorunlu olan ve yükümlünün mali gücüne uygun düşen tutardır. Yardım nafakası, yükümlüyü kendi geçiminden edecek bir külfete dönüştürülemez; ama sembolik de bırakılamaz. Hükmedilen tutar dava tarihinden itibaren işler ve koşullar değiştikçe sabit kalmaz; enflasyon karşısında eriyen nafaka için artırım yolu her zaman açıktır. Bağlanan nafakanın ödenmemesi ise alacaklıyı çaresiz bırakmaz; icra takibi ve nafakaya özgü yaptırımlar devreye girer. O sürecin işleyişini nafaka ödenmezse ne olur sorusu üzerinden ayrıca inceledik. Dava öncesi kısa bir hazırlık, sonucu büyük ölçüde belirler: öğrenci belgesi ve transkript, kira sözleşmesi veya yurt kaydı, aylık gider dökümü ve yükümlünün işyeri-gelir bilgisi dosyaya baştan eksiksiz girmelidir. Eksik belgeyle açılan dava uzar; mahkemenin ara kararlarla belge toplaması aylar alabilir. ## Ne Zaman Sona Erer? Yardım nafakası, ihtiyacın ortadan kalkmasıyla sona erer: öğrenci mezun olur veya eğitimi bırakırsa, nafaka alan işe girer ve kendi geçimini sağlar hale gelirse ya da yükümlünün ödeme gücü tamamen ortadan kalkarsa nafakanın kaldırılması istenebilir. Kendiliğinden kesilmez; değişikliğin mahkemeye taşınması gerekir. Yükümlü açısından pratik sonuç şudur: koşullar değişti diye ödemeyi tek taraflı kesmek risklidir. Kesinti, birikmiş borç ve icra baskısı olarak geri döner; doğru yol, kaldırma veya indirim talebini mahkemeye taşımak ve karar gelene kadar ödemeye devam etmektir. ## Özetle Yardım nafakası; öğrenci çocuğun, desteksiz kalan anne-babanın ve dar durumda kalan kardeşin yasal güvencesidir. Görevli mahkeme aile mahkemesi, yetki ise taraflardan birinin yerleşim yeridir; talep eden kişi kendi şehrinde dava açabilir ve arabuluculuk şartı aranmaz. Eğitimi süren 18 yaş üstü çocuk nafakasız kalmaz; ancak davayı kendisi, yeni bir taleple açmalıdır. Talep dava tarihinden itibaren işlediği için gecikmek doğrudan kayıptır. Nafaka talebinizin doğru kurulup kurulmadığını öğrenmek isterseniz, aile hukuku ve nafaka davalarında dosyanızı birlikte değerlendirmekten memnuniyet duyar. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Üniversite okuyan 18 yaş üstü çocuk nafaka alabilir mi? C: Evet. İştirak nafakası ergin olmayla sona erse de, eğitimi devam eden çocuk yardım nafakası isteyebilir. Davayı velayet sahibi değil, ergin çocuğun kendisi açar. S: Hangi eğitim türleri bu nafakanın kapsamındadır? C: Örgün lise, ön lisans ve lisans eğitimi kural olarak kapsamdadır. Yargıtay, eğitimin fiilen ve başarıyla sürdürülmesini arar; sırf nafaka için uzatılan öğrencilik korunmaz. S: Kardeşten yardım nafakası istenebilir mi? C: Evet, ancak tek şartla: kardeşin refah içinde bulunması gerekir. Üstsoy ve altsoydan farklı olarak kardeşte sıradan bir ödeme gücü yetmez. S: Yaşlı anne-baba, çocuğundan nafaka isteyebilir mi? C: Evet. Yardım edilmediğinde yoksulluğa düşecek anne-baba, mali gücü uygun olan çocuğundan yardım nafakası talep edebilir. S: Yardım nafakası geriye dönük istenebilir mi? C: Hayır. Nafaka kural olarak dava tarihinden itibaren hükmedilir; geçmiş dönem için talep edilemez. Bu yüzden ihtiyaç doğduğunda dava geciktirilmemelidir. --- # Tedbir Nafakası Nedir? Kimler Alır, Ne Zaman Biter? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/tedbir-nafakasi-nedir/ Güncelleme: 2026-10-03 Kısa cevap: Tedbir nafakası, boşanma veya ayrılık davası devam ederken hâkimin eşin ve çocukların geçimi için bağladığı geçici nafakadır. Kusur aranmaz, kural olarak dava tarihinden itibaren işler ve boşanma kararının kesinleşmesiyle sona erer. Ardından eş için yoksulluk, çocuk için iştirak nafakası ayrıca hükme bağlanabilir. Boşanma davası açıldığında evlilik hemen bitmez; eşlerin birbirine ve çocuklara karşı bakım yükümlülüğü karar kesinleşinceye kadar sürer. Dava uzadıkça kira, fatura ve okul giderleri ise beklemez. Tedbir nafakası nedir sorusunun kısa yanıtı burada saklı: hâkimin dava boyunca eş ve çocukların geçimini güvenceye almak için bağladığı geçici nafaka. Özellikle çekişmeli boşanma davalarının süresi hesaba katıldığında, nafakanın ne zaman başladığı, kimin lehine bağlandığı ve davayla birlikte nasıl sona erdiği tarafların ekonomik dengesini yıllarca belirleyebilir. Tedbir nafakası nedir? Boşanma veya ayrılık davası sürecinde eş ve çocukların geçimi için bağlanan geçici nafakadır. ## Tedbir Nafakası Nedir? Hangi Kanun Maddesine Dayanır? Tedbir nafakası, boşanma veya ayrılık davası sürerken hâkimin eşlerden birinin ya da çocukların geçimi için hükmettiği geçici nafakadır. İlginç bir ayrıntı: Türk Medeni Kanunu'nda bu ad hiç geçmez. 169. madde yalnızca, hâkimin dava süresince gerekli geçici önlemleri (özellikle eşlerin barınmasını, geçimini, mal yönetimini ve çocukların bakım ve korunmasını) kendiliğinden alacağını söyler.[1] Geçim yönündeki önlemin "tedbir nafakası" diye anılması ise uygulamadan ve öğretiden gelen bir alışkanlıktır. Dava henüz açılmamışken ayrı yaşayan eşler için ise 197. madde ayrı bir yol açar. ## Tedbir Nafakasını Kimler Alabilir? Eş bakımından ölçüt, kimin haklı ya da kusurlu olduğu değil, dava yüzünden kimin ekonomik olarak zor durumda kalacağıdır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu bu doğrultuda, kusur şartı aranmadığı için kusurlu eş lehine bile tedbir nafakasına hükmedilebileceğini, tarafların gelirinin bulunmamasının da engel olmadığını ve asıl bakılacak şeyin gelirden çok tarafların ekonomik gücü olduğunu belirtmiştir.[2] Çalışıyor olmak da nafaka isteme hakkını ortadan kaldırmaz. Geliri diğer eşe göre belirgin biçimde düşük kalan ve dava sürecinde geçimini sağlamakta zorlanacak olan çalışan eş de talepte bulunabilir. Aynı hak erkek eş için de geçerlidir. Eşlerin ekonomik güçleri birbirine yakınsa, dava yüzünden yoksulluğa düşecek bir taraf bulunmadığı için talebin kabul edilmesi zorlaşır. Çocuklar için tablo biraz farklıdır. Çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri hâkim kendiliğinden almak zorundadır;[1] çocuk dava süresince hangi ebeveynin yanında kalıyorsa diğer ebeveyn giderlere nafaka yoluyla katılır. Çocuk dava sırasında 18 yaşını doldurursa, ergin çocuk için artık ebeveynlerden biri diğerinden nafaka isteyemez. Eğitimi sürüyorsa çocuk kendi adına yardım nafakası talep edebilir.[2] ## Tedbir Nafakası Nasıl Talep Edilir? Kanun metni hâkimin geçici önlemleri "re'sen" alacağını söyler,[1] ama uygulamada eş lehine nafaka, dilekçede açıkça istenmediğinde ve ihtiyaç belgelenmediğinde çoğu kez gündeme gelmez. Bu yüzden boşanma dava dilekçesinde ya da cevap dilekçesinde eş ve her çocuk için ayrı ayrı tutar belirtmek olağan yoldur. Talebi somutlaştıran belgeler şunlardır: - Kira sözleşmesi, aidat ve fatura gibi sabit giderlere ilişkin kayıtlar - Çocukların okul, kurs ve sağlık harcamalarını gösteren belgeler - Karşı tarafın gelirine ve mal varlığına dair elinizdeki bilgiler (bordro, banka hareketleri, tapu veya araç kaydı) - Kendi gelirinizi ve yaşam giderlerinizi gösteren kayıtlar Tutarı yazarken dikkatli olmak gerekir, çünkü yazılı talep hâkimi bağlar. Yargıtay, talep edilen aylık tutarın üzerine nafakaya hükmedilmesini bozma nedeni saymıştır.[2] Varsayımsal bir örnek: dilekçede aylık 8.000 TL istenmişse, giderler sonradan artsa bile daha yüksek bir tutarın bağlanabilmesi için talebin artırılması gerekir. Tutarı gereğinden düşük yazmak bu nedenle sessiz bir hak kaybıdır. Tedbir nafakası ne zaman başlar ve ne zaman biter? Dava tarihi ile kararın kesinleşmesi süreçte önem taşır. ## Tedbir Nafakası Ne Zaman Başlar ve Ne Zaman Biter? Kural olarak nafaka dava tarihinden itibaren işler; hâkim ara kararı aylar sonra verse bile tutar dava tarihine kadar geriye doğru hesaplanır.[2] Bu kuralın iki bilinen sapması var. Nafaka dava dilekçesinde istenmemiş, sonradan talep edilmişse Yargıtay başlangıç olarak talep tarihini esas almıştır. Dava açıldıktan sonra doğan çocuk için de nafaka doğum tarihinden itibaren hesaplanır.[3] Sona erme ise boşanma kararının kesinleşmesine bağlıdır. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 169. madde uyarınca bağlanan tedbir nafakasının boşanma hükmünün kesinleşmesiyle kendiliğinden ortadan kalktığını açıkça belirtmiştir.[4] Karar istinaf veya temyize taşındığı sürece ödeme devam eder. Dava reddedilirse aynı mantık işler: ret kararı kesinleştiğinde tedbir nafakası da sona erer. Burada sık düşülen bir yanılgıyı düzeltmek gerekiyor: tedbir nafakası kesinleşmeyle birlikte yoksulluk nafakasına kendiliğinden dönüşmez. Hâkim boşanma hükmünde eş için yoksulluk nafakasını, çocuk için iştirak nafakasını ayrıca takdir eder; hükümde tedbir nafakasının hangi tarihe kadar, yenilerinin hangi tarihten itibaren işleyeceği de açıkça yazılmalıdır. Yargıtay, bunu belirsiz bırakıp infazda tereddüt doğuran hükümleri bozmuştur.[2] Yoksulluk nafakası ayrıca talep edilmesi gereken bir hak olduğundan, yoksulluk nafakasının şartları ve talep süresi dava sırasında gözden kaçmamalıdır. ## Tedbir, İştirak ve Yoksulluk Nafakası Arasındaki Farklar Aynı boşanma dosyasında üç nafaka art arda karşınıza çıkabilir. Ayırt etmenin en kolay yolu zamanlamaya bakmaktır: tedbir nafakası davanın içinde, iştirak ve yoksulluk nafakası boşanma kesinleştikten sonra işler. ÖzellikTedbir nafakasıİştirak nafakasıYoksulluk nafakasıDönemDava süresinceBoşanma kesinleştikten sonraBoşanma kesinleştikten sonraKimin lehineEş ve çocuklarÇocuk; velayeti olmayan ebeveyn öderBoşanma yüzünden yoksulluğa düşecek eşDayanakTMK m.169 (dava dışında m.197)TMK m.182TMK m.175KusurAranmazAranmazTalep eden eşin kusuru diğerinden ağır olmamalıdırTalepHâkim kendiliğinden alabilir; yazılı talep önerilirHâkim kendiliğinden dikkate alırAyrıca talep edilmesi gerekirSona ermeBoşanma veya ret kararının kesinleşmesiKural olarak çocuğun ergin olmasıYasal şartlar ortadan kalktığında Yoksulluk nafakasındaki "sona erme" hücresi şu sıralar hareketli bir alan. Anayasa Mahkemesi, 4 Haziran 2026 tarihli kararıyla TMK m.175/1'deki "süresiz olarak" ibaresini Anayasa'ya aykırı bularak iptal etti. Karar 30 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlandı; iptal hükmü yayımdan dokuz ay sonra, yani 30 Haziran 2027'de yürürlüğe girecek.[5] Karar yoksulluk nafakasının süresine ilişkindir ve tedbir nafakasının dayandığı 169. maddeye dokunmaz. ## Boşanma Davası Açmadan Tedbir Nafakası Alınabilir mi? Evet. TMK m.197'ye göre ortak hayat yüzünden kişiliği, ekonomik güvenliği veya ailenin huzuru ciddi biçimde tehlikeye düşen eş, bu tehlike sürdüğü müddetçe ayrı yaşama hakkına sahiptir. Ayrı yaşamanın haklı bir sebebe dayanması hâlinde hâkim, eşlerden birinin istemi üzerine diğerinin yapacağı parasal katkıyı belirler.[1] Bu yolla bağlanan nafaka, boşanma davasından bağımsız bir davanın konusudur ve aile mahkemesinde istenir. 169. maddeden önemli bir fark var: orada hâkim kendiliğinden hareket edebilirken 197. madde "istem üzerine" işler; yani talep yazılmadan karar beklenemez. Ayrı yaşamanın nedeni şiddetse nafaka talebinin yanında uzaklaştırma kararı gibi koruma tedbirleri de değerlendirilir. Boşanmaya karar verdiyseniz davanın ayrıntılarını boşanma davası nasıl açılır rehberinde bulabilirsiniz; dava açıldığı andan itibaren 169. madde devreye girer. Tedbir nafakası ne kadar? Nafaka miktarı gelir, giderler, çocukların ihtiyaçları ve yaşam koşulları dikkate alınarak belirlenir. ## Tedbir Nafakası Ne Kadar? Tutar Nasıl Belirlenir? Kanunda sabit bir oran ya da tarife yok; tutarı her dosyada hâkim takdir eder. Tarafların gelir ve mal varlığı, giderleri, evlilik boyunca süregelen yaşam düzeyi ve çocuk varsa çocuğun yaşı, eğitimi ve sağlık ihtiyaçları birlikte tartılır. Mahkeme bu bilgileri çoğunlukla sosyal ve ekonomik durum araştırması, SGK ve banka kayıtları ile tapu ve araç sorgularından derler. Yargıtay, araştırmada tespit edilen geliri yanlış değerlendiren bir hükmü bozmuştur.[2] Ölçütlerin tüm nafaka türlerindeki genel mantığını nafakanın neye göre belirlendiği sayfamızda ayrıca ele aldık. Tedbir nafakasında fark şudur: hâkim kusur tartışmasına girmeden ve görece hızlı karar verir. Bu yüzden ilk celseye belgeli ve hazırlıklı gitmek tutarı doğrudan etkiler. ## Tedbir Nafakası Ödenmezse Ne Yapılır? Tedbir nafakası dava sonunda değil, ara kararla bağlandığı için ortada henüz bir ilam yoktur. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi bu nedenle ara kararla hükmedilen tedbir nafakasının ilamların icrası yoluyla değil, ilamsız icra takibiyle tahsil edilmesi gerektiğini kabul etmiştir. Takip için boşanma davasının kesinleşmesini beklemek de gerekmez.[2] Takibe rağmen ödeme yapılmazsa İcra ve İflas Kanunu m.344 gündeme gelir: nafakaya ilişkin kararların gereğini yerine getirmeyen borçlu hakkında, alacaklının şikâyeti üzerine üç aya kadar tazyik hapsine karar verilebilir; hapis uygulanmaya başladıktan sonra borç ödenirse borçlu tahliye edilir.[6] Hüküm "nafakaya ilişkin kararlar"dan söz ettiği için bu yaptırım tedbir nafakası bakımından da gündeme gelebilir. Şikâyet koşulları ve birikmiş borç ayrımı için nafaka ödenmediğinde izlenecek yollar yazısına bakabilirsiniz. ## Tedbir Nafakası Tutarı Değiştirilebilir mi? Ara karar, dava boyunca değişmez bir hüküm değildir. Ödeyenin geliri düşmüş, alacaklı işe girmiş ya da çocuğun giderleri artmış olabilir; enflasyon karşısında tutar da erimiş olabilir. Bu durumlarda hâkimden yeniden değerlendirme istenir ve ayrı bir dava açmaya gerek kalmaz, değişiklik aynı dosyada bildirilir. Artırım isterken dilekçede yazılı tutarın hâkimce aşılamayacağı unutulmamalıdır. Boşanma kesinleştikten sonra bağlanan nafakalarda ise artırım ayrı bir dava konusudur; şartlarını nafaka artırım davası sayfasında anlattık. Tedbir nafakası boşanma sürecinin yalnızca bir halkasıdır; velayet, yoksulluk nafakası, tazminat ve mal paylaşımıyla birlikte boşanma davasının genel işleyişi içinde değerlendirilir. Dava ne kadar uzarsa uzasın, doğru zamanda ve belgeyle yapılmış bir talep her ay için ekonomik güvence anlamına gelir. Tüm nafaka türleri ve nafakanın nasıl alınacağı için ilgili yazımıza bakabilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Tedbir nafakası kaç yıl ödenir? C: Sabit bir yıl sayısı yoktur. Nafaka dava devam ettiği sürece ödenir ve boşanma kararı kesinleşince kendiliğinden biter. Süre bu yüzden davanın ne kadar uzadığına bağlıdır; kısa süren davada kısa, uzayan davada uzun olur. S: Tedbir nafakası dava dilekçesinde istenmediyse sonradan talep edilebilir mi? C: Evet, dava sürerken talep edilebilir. Yargıtay kararlarında, dilekçede istenmeyip sonradan talep edilen nafakanın başlangıcı olarak talep tarihinin esas alındığı görülür. Talebi geciktirmek, aradaki dönemin nafakasından vazgeçmek anlamına gelebilir. S: Boşanma davası reddedilirse tedbir nafakası ne olur? C: Ret kararı kesinleştiğinde tedbir nafakası da kendiliğinden sona erer. Karar istinaf veya temyize taşınırsa, kesinleşene kadar ödeme devam eder. S: Tedbir nafakası kesinleşince kendiliğinden yoksulluk nafakasına dönüşür mü? C: Hayır. Tedbir nafakası kesinleşmeyle biter. Eş için yoksulluk nafakası (TMK m.175) şartları varsa ve talep edilmişse, çocuk için iştirak nafakası (TMK m.182) ise boşanma hükmünde ayrıca belirlenir. S: Hâkimin bağladığı tedbir nafakası tutarına itiraz edilebilir mi? C: Evet. Ara karara itiraz edilebilir; dava sürerken değişen koşullar hâkime bildirilerek tutarın artırılması, azaltılması veya kaldırılması istenebilir, ayrı dava gerekmez. Artırım isterken dilekçede yazılı tutarın hâkimce aşılamayacağı unutulmamalıdır. S: Tedbir nafakasını ödemeyen kişi hapse girer mi? C: Doğrudan girmez. Ara kararla bağlanan tedbir nafakası önce ilamsız icra takibine konu edilir. Takibe rağmen ödenmezse İİK m.344 uyarınca alacaklının şikâyeti üzerine üç aya kadar tazyik hapsi gündeme gelebilir; borç ödenirse borçlu tahliye edilir. --- # Nafaka Nasıl Alınır? Boşanmada ve Boşanma Sonrasında Nafaka Talebi URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/nasil-nafaka-alinir/ Güncelleme: 2026-10-13 Kısa cevap: Nafaka, istediğiniz türe göre farklı yoldan alınır: dava sürerken tedbir, çocuk için iştirak ve boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek eş için yoksulluk nafakası boşanma dilekçesinde talep edilir. Boşanma kesinleşmişse yoksulluk nafakası için kesinleşmeden itibaren bir yıl içinde aile mahkemesinde ayrı dava açılmalıdır. Nafaka nasıl alınır sorusunun tek bir cevabı yok; çünkü kanunda "nafaka" adı altında koşulları, başvuru yolu ve süresi birbirinden farklı birkaç kurum düzenlenmiştir. Boşanma davası sürüyorsa belirleyici olan dilekçedeki talep, boşanma kesinleşmişse bir yıllık dava süresi, çocuk söz konusuysa hâkimin kendiliğinden vereceği iştirak nafakasıdır. Önce kendi durumunuzu doğru sınıflandırmak, yanlış dilekçeyle ya da geç kalınmış bir davayla zaman kaybetmenizi önler. Yoksulluk nafakasında ayrıca güncel bir gelişme var: Anayasa Mahkemesi, Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesindeki "süresiz olarak" ibaresini iptal etti ve karar 30 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlandı.[1] Bu değişikliğin bugün yapılacak bir talebe etkisini yazının sonunda ayrı başlıkta anlatıyoruz. Nafaka nasıl alınır? Nafaka türüne göre başvuru, talep ve dava süreci değişebilir. ## Nafaka Nasıl Alınır? Hangi Nafaka Türünü Talep Etmelisiniz? Aşağıdaki tablo, en sık görülen beş durumu hangi nafaka türüne ve hangi başvuru yoluna bağladığını gösterir. Kendi durumunuza en yakın satırdan başlayabilirsiniz. Durumunuzİsteyeceğiniz nafakaNereden, ne zaman?Boşanma davası açıldı ya da açılacak; dava sürerken geçim sıkıntınız varTedbir nafakası (eş ve çocuk için)[2]Boşanma veya cevap dilekçesinde; hâkim geçici önlemleri kendiliğinden de alırBoşanma davası yok ama haklı bir sebeple ayrı yaşıyorsunuzBoşanmadan bağımsız tedbir nafakası[2]Eşlerden birinin yerleşim yerindeki aile mahkemesinde ayrı davaBoşanma yüzünden yoksulluğa düşeceksinizYoksulluk nafakası[3]Boşanma davasında; istenmediyse boşanmanın kesinleşmesinden itibaren bir yıl içinde ayrı davaÇocuğun bakımını üstlendiniz, velayet sizdeİştirak nafakası[4]Boşanma kararıyla birlikte; sonradan ayrı dava da açılabilirOkuyan ergin çocuksunuz ya da muhtaç bir yakınsınızYardım nafakası[4]Aile mahkemesinde, boşanmadan bağımsız ayrı dava Her türün koşulları ayrı bir yazıda ayrıntılı anlatılıyor: tedbir nafakası için tedbir nafakasının şartları ve süresi, boşanma sonrası için yoksulluk nafakasının şartları ve süresi, akrabalar ve ergin çocuklar için ise yardım nafakasının kimlerden istenebileceği sayfaları var. Nafaka türleri nelerdir? Tedbir, yoksulluk, iştirak ve yardım nafakası farklı şartlarda uygulanır. ## Boşanma Davasında Nafaka Nasıl Talep Edilir? Davayı henüz açmadıysanız önce boşanma davasının nasıl açıldığına bakabilirsiniz. Çoğu dosyada en sağlam yol, nafakayı boşanma dilekçesinde baştan istemektir. Boşanma ya da ayrılık davası açılınca hâkim, davanın devamı süresince eşlerin geçimi ve çocukların bakımı için gerekli geçici önlemleri kendiliğinden alır.[2] Ancak tutarı fiilen belirleyen, sizin sunduğunuz ihtiyaç tablosu ile karşı tarafın gelirine ilişkin delillerdir. Yoksulluk nafakasında durum farklıdır: hâkim bunu kendiliğinden vermez, sizin istemeniz gerekir. Dilekçede şu üç noktaya dikkat edin: - Her nafaka için ayrı talep. Eş için tedbir ve yoksulluk, çocuk için tedbir ve iştirak nafakası ayrı kalemler halinde, mümkünse ayrı tutarlarla yazılır. Birden fazla çocuk varsa her biri için ayrı tutar belirtilir. - Artış kuralı. Hâkim, istem halinde irat biçiminde bağlanan nafakanın gelecek yıllarda ne miktarda ödeneceğini de karara bağlayabilir.[3][4] Bu istenmezse nafaka enflasyon karşısında erir ve sonradan nafaka artırım davası açmanız gerekir. - Ödeme biçimi. Kanun, yoksulluk nafakasının toptan ya da durumun gereklerine göre irat biçiminde ödenmesine imkân tanır.[3] Hangisini istediğinizi dilekçede açıkça belirtmeniz, mahkemenin bu konuyu değerlendirmesini kolaylaştırır. Davanın başında mahkeme tarafların sosyal ve ekonomik durumunu araştırtır. Bu araştırmanın ne kadar sürdüğü dosyadan dosyaya değişir; belgelerinizi dilekçeyle birlikte sunmanız eksiklerin erkenden görülmesine yardımcı olur. ## Boşanmadan Sonra Nafaka Nasıl Alınır? Bir Yıllık Dava Süresi Boşanma davasında yoksulluk nafakası istenmediyse hak hemen yok olmaz ama süre dardır. Evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.[3] Süre karar tarihinden değil kesinleşme tarihinden işlediği için, ilk iş kesinleşme şerhindeki tarihi öğrenip takvime yazmaktır. Bu süreyi aşan başvurular genellikle reddedilir. Bu davada yetkili mahkeme, nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesidir.[3] Uygulamada ayrı açılan bu davada kusur yeniden tartışılmaz; boşanma davasında belirlenen kusur dağılımı esas alınır. Boşanmada daha ağır kusurlu bulunduysanız ayrı dava bu sonucu değiştirmez. Anlaşmalı boşanmada tablo biraz farklıdır. Eşler mali sonuçlar konusunda protokolle anlaşır, ancak hâkim bu düzenlemeyi uygun bulmak zorundadır ve boşanmanın fer'i sonuçlarına ilişkin anlaşmalar hâkim onaylamadıkça geçerli olmaz.[3] Protokolde nafakadan açıkça vazgeçilmişse yoksulluk nafakasını sonradan istemek ciddi biçimde zorlaşır. Çocuk için iştirak nafakası ise çocuğun yararına olduğundan, anne babanın vazgeçmesi uygulamada hâkimi bağlamaz. Protokol hazırlıyorsanız anlaşmalı boşanma protokolü örneğindeki nafaka maddesine göz atmanızı öneririz. ## Boşanma Davası Açmadan Nafaka Alınabilir mi? Evet, belirli koşullarda. Eşlerden biri, ortak hayat yüzünden kişiliği, ekonomik güvenliği veya ailenin huzuru ciddi biçimde tehlikeye düştüğü sürece ayrı yaşama hakkına sahiptir. Ayrı yaşama haklı bir sebebe dayanıyorsa hâkim, eşlerden birinin istemi üzerine parasal katkıya ilişkin önlemleri alır.[2] Haklı bir sebep olmaksızın diğer eşin birlikte yaşamaktan kaçınması da benzer talebin dayanağı olabilir. Talep, eşlerden birinin yerleşim yeri aile mahkemesine yöneltilir ve koşullar değişirse önlemin değiştirilmesi de istenebilir.[2] Burada ispat yükü talep edendedir. Ayrı yaşamanın haklı sebebini, örneğin şiddeti ya da ortak konuttan uzaklaştırılmayı, belge veya tanıkla göstermeniz gerekir. Haklı sebebi gösteremeyen tarafın talebi zayıf kalır. ## Çocuk ve Yakınlar İçin Hangi Nafaka Talep Edilebilir? Velayeti kendisine verilmeyen eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır; iştirak nafakasının kanuni dayanağı budur.[4] Uygulamada hâkim, çocuk lehine bu konuda talep olmasa da karar verir. Tutarı belirleyen yine çocuğun gerçek giderleri ve ödeyenin geliridir; okul, sağlık ve barınma giderlerini belgelemek nafakanın yetersiz bağlanmasını önler. Çocuk 18 yaşını doldurduğunda iştirak nafakası sona erer. Eğitimi sürüyorsa bakım yükümlülüğü eğitim bitene kadar devam edebilir; bu durumda talep, çocuğun kendi adına açacağı yardım nafakası davası olarak ilerler.[4] Uygulamada okula kayıtlı olmak tek başına yetmez; devam ve başarı durumu da belgelenmelidir. Yardım nafakası boşanmadan bağımsızdır ve yoksulluğa düşecek altsoy, üstsoy ve kardeşler arasında kanundaki sıraya göre istenir. Nafaka için gerekli belgeler nelerdir? Gelir, kira, eğitim, sağlık ve diğer giderleri gösteren belgeler önem taşır. ## Nafaka Almak İçin Hangi Belgeler Gereklidir? Mahkeme tutarı, sizin ihtiyacınızla karşı tarafın ödeme gücünü karşılaştırarak belirler. İhtiyaç tarafını siz, ödeme gücü tarafını ise büyük ölçüde mahkemenin yaptıracağı araştırma ortaya koyar. Dosyaya baştan şunları koymak yeterli olur: - Barınma gideri: kira sözleşmesi ve ödeme dekontları ya da yurt kaydı - Aylık sabit giderler: fatura, aidat, sağlık ve ulaşım harcamaları - Kendi gelir durumunuz: çalışıyorsanız bordro ve SGK hizmet dökümü, çalışmıyorsanız bunu gösteren kayıt - Çocuk varsa: okul kayıt belgesi, eğitim giderleri ve sağlık harcamaları - Karşı tarafa ilişkin bildikleriniz: işyeri, araç, taşınmaz; bunları mahkeme müzekkereyle araştırır Karşı tarafın beyan ettiği gelirle yaşam standardı birbirini tutmuyorsa, bunu kira, harcama ve benzeri somut izlerle göstermek dosyayı güçlendirir. Hâkimin tutarı hangi ölçütlerle takdir ettiğini nafaka miktarının neye göre belirlendiği yazısında ayrıntılı bulabilirsiniz. ## Yoksulluk Nafakası İçin Güncel Durum: “Süresiz Olarak” İbaresinin İptali Anayasa Mahkemesi, 4 Haziran 2026 tarihli ve E.2025/156, K.2026/131 sayılı kararıyla TMK m.175/1'deki "süresiz olarak" ibaresini Anayasa'ya aykırı bularak iptal etti. İptal hükmü, kararın 30 Eylül 2026'da Resmî Gazete'de yayımlanmasından dokuz ay sonra, yani 30 Haziran 2027'de yürürlüğe girecek.[1] Karar oy çokluğuyla alındı. Mahkemenin gerekçesine göre yoksulluk nafakasının hiçbir ölçüt gözetilmeden kategorik olarak süresiz öngörülmesi, kusuru aranmayan nafaka yükümlüsü bakımından ağır bir külfet doğuruyor ve çatışan haklar arasındaki dengeyi bozuyor. Kararda nafakanın süresinin; evliliğin süresi, tarafların yaşı, eğitim ve sağlık durumu, çalışma hayatına katılma imkânı ve ihtiyaçlarını kendi imkânlarıyla karşılama kapasitesi gibi unsurlar dikkate alınarak belirlenebilmesi gerektiği belirtildi.[1] Bu karar, bugün bağlanmış nafakaların sona ermesi anlamına gelmez; iptal hükmü yürürlüğe girene kadar 175. madde mevcut haliyle uygulanır. Yeni bir kanuni düzenleme henüz yoktur ve yürürlük tarihinden sonra bağlanacak ya da mevcut nafakalara nasıl uygulanacağı, bu düzenlemenin içeriğine bağlıdır. Kesin olarak söylenebilecek olan, hâkime süre belirleme yetkisi tanınması yönünde bir değişikliğin yolda olduğudur. Pratik sonuç şudur: yoksulluk nafakası isteyen taraf için evliliğin süresi, yaş, sağlık, eğitim ve çalışma imkânını gösteren belgeleri baştan dosyaya koymak artık daha önemlidir. Ödeyen taraf için de aynı ölçütler ileride süre ve kaldırma taleplerinde dayanak olabilir. Mevcut kanuna göre hangi hâllerde nafakanın sona erdiğini ya da kaldırılabildiğini nafakanın hangi hâllerde kaldırılabileceği yazısında bulabilirsiniz. ## Nafaka Bağlandıktan Sonra Ne Yapılabilir? Karar çıkması süreci bitirmez. Ödemeler aksarsa nafaka ödenmediğinde başvurulacak yollar gündeme gelir. Hangi nafakanın, hangi dilekçeyle ve hangi tarihe kadar istenmesi gerektiğini belgelerinize bakarak birlikte netleştirmek isterseniz Kartal aile hukuku avukatı sayfamızdan bize ulaşabilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Boşanma davası açmadan nafaka alabilir miyim? C: Evet, ortak hayat sizin kişiliğinizi, ekonomik güvenliğinizi veya ailenin huzurunu ciddi biçimde tehlikeye düşürüyorsa ve ayrı yaşamanızın haklı sebebini gösterebiliyorsanız, eşlerden birinin yerleşim yeri aile mahkemesinde parasal katkı ve nafaka önlemleri istenebilir. Haklı sebebin ispatı talep edene aittir. S: Boşandıktan sonra nafaka istemek için ne kadar süre var? C: Yoksulluk nafakası için süre, boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren bir yıldır; süre karar tarihinden değil kesinleşme tarihinden başlar. Dava, nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesinde açılır. Çocuk için iştirak nafakası ise uygulamada bu süreye aynı şekilde bağlı değerlendirilmez. S: Anlaşmalı boşanma protokolüne nafaka yazılmazsa sonradan nafaka istenebilir mi? C: Protokolde nafakadan açıkça vazgeçilmişse sonradan yoksulluk nafakası istemek çok zordur. Nafaka hiç düzenlenmemişse bir yıllık süre işlediği için dosyanın somut durumuna bakılması gerekir. Çocuk için iştirak nafakasından vazgeçme, uygulamada hâkimi bağlamaz. S: Çocuk için nafaka istemek ayrıca talep gerektirir mi? C: Hâkim, çocuk lehine iştirak ve tedbir nafakasına uygulamada talep olmasa da karar verebilir. Yine de her çocuk için tutarı ve giderleri dilekçede göstermek, nafakanın düşük bağlanma riskini azaltır. S: Çocuğum 18 yaşını doldurdu ama üniversitede okuyor; nafaka devam eder mi? C: İştirak nafakası çocuk ergin olunca sona erer. Eğitimi sürüyorsa çocuk, kendi adına yardım nafakası davası açabilir. Okula kayıtlı olmak tek başına yetmez; devam ve başarı durumu da değerlendirilir. S: Süresiz nafaka iptal edildiyse yoksulluk nafakası alamayacak mıyım? C: Hayır. Anayasa Mahkemesi nafaka kurumunu kaldırmadı, yalnızca TMK m.175/1'deki "süresiz olarak" ibaresini iptal etti. İptal, Resmî Gazete'de yayımdan dokuz ay sonra yürürlüğe girecek ve o tarihe kadar madde mevcut haliyle uygulanıyor. Yeni dönemde süreyi hâkimin belirlemesi gündeme gelecek, ayrıntılar kanuni düzenlemeye bağlı. --- # Kiracımı Nasıl Çıkarabilirim? Tahliye Yolları URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/kiracimi-nasil-cikarabilirim/ Güncelleme: 2026-10-13 Kısa cevap: Kiracımı nasıl çıkarabilirim? Kiracının tahliyesi, yalnızca ev sahibinin taşınmazı boşaltmak istemesine bağlı değildir. Türk Borçlar Kanunu'nda düzenlenen ihtiyaç, yeni malikin gereksinimi, yeniden inşa veya esaslı onarım, yazılı tahliye taahhüdü, kira bedelinin ödenmemesi, bir kira yılında iki haklı ihtar ve belirli şartlarda on yıllık uzama süresinin dolması gibi hukuki nedenlerden biri mevcutsa tahliye süreci başlatılabilir. Hangi tahliye yolunun kullanılacağı; kira sözleşmesinin başlangıç tarihi, sözleşmenin süresi, tahliye sebebi, kira ödemelerinin durumu ve mevcut belgeler birlikte değerlendirilerek belirlenmelidir. Kiracımı nasıl çıkarabilirim? Ev sahiplerinin kira ilişkisi devam ederken en sık sorduğu sorulardan biridir. Ancak kiraya verenin taşınmazın sahibi olması, kiracıyı istediği zaman tahliye edebileceği anlamına gelmez. Konut ve çatılı işyeri kiralarında tahliye, Türk Borçlar Kanunu'nda düzenlenen belirli sebeplere ve bu sebepler için öngörülen usule bağlıdır. Bu nedenle “kiracımı nasıl çıkarabilirim?” sorusunun cevabı, öncelikle kiracının hangi hukuki sebeple tahliye edilmek istendiğinin belirlenmesine bağlıdır. İhtiyaç nedeniyle tahliye, yeni malikin ihtiyacı, tahliye taahhütnamesi, kira bedelinin ödenmemesi, iki haklı ihtar, yeniden inşa veya esaslı onarım ve belirli şartlarda on yıllık uzama süresinin dolması birbirinden farklı hukuki süreçlerdir. Örneğin kira ödemeyen bir kiracı bakımından uygulanacak yöntem ile ev sahibinin kendi konut ihtiyacı nedeniyle kiracısını tahliye etmek istemesi aynı değildir. Her iki durumda da farklı şartlar, farklı süreler ve farklı hukuki yollar gündeme gelebilir. Bu nedenle tahliye sürecinde ilk yapılması gereken, doğrudan ihtarname göndermek veya dava açmak değil; kira sözleşmesini, tahliye sebebini, süreleri ve mevcut belgeleri birlikte değerlendirmektir. Kira ve tahliye uyuşmazlıklarının genel hukuki çerçevesi hakkında daha fazla bilgi için Gayrimenkul Hukuku sayfamızı da inceleyebilirsiniz. Kiracımı nasıl çıkarabilirim, kiracı tahliye yolları ve tahliye sürecini gösteren hukuki infografik ## Kiracımı İstediğim Zaman Çıkarabilir miyim? Hayır. Konut ve çatılı işyeri kiralarında kira sözleşmesinin belirli süresinin sona ermesi, tek başına kiraya verene kiracıyı tahliye etme hakkı vermez. Belirli süreli kira sözleşmelerinde kiraya verenin sözleşme süresinin sona ermesini gerekçe göstererek kiracıyı tahliye etmesi, kiracı tarafından bildirim yapılmadığı sürece kural olarak mümkün değildir. Kiraya verenin tahliye talep edebilmesi için kanunda düzenlenen tahliye sebeplerinden birinin bulunması gerekir. Bu nedenle “ev benim, istediğim zaman çıkarırım” yaklaşımı kira hukukunda tek başına yeterli değildir. Tahliye sebebinin kanuni dayanağı, süresi ve uygulanacak usul ayrıca değerlendirilmelidir. ## Kiracımı Nasıl Çıkarabilirim? Tahliye Yolları Nelerdir? Kiracının tahliyesinde uygulanabilecek yol, somut olayın özelliklerine göre değişir. Başlıca tahliye sebepleri arasında şunlar bulunmaktadır: - Kiraya verenin veya kanunda belirtilen yakınlarının gerçek konut ya da işyeri ihtiyacı, - Taşınmazın yeni malik tarafından ihtiyaç nedeniyle kullanılmak istenmesi, - Kiracının yazılı tahliye taahhüdünde bulunması, - Kira bedelinin veya kanunen kiracıya ait yan giderlerin ödenmemesi, - Bir kira yılı içinde iki haklı ihtar oluşması, - Taşınmazın yeniden inşası veya esaslı onarımının gerekli olması, - Belirli şartlarda on yıllık uzama süresinin tamamlanması, - Kiracının kira ilişkisine veya taşınmazın kullanımına ilişkin yükümlülüklerini kanuna aykırı şekilde ihlal etmesi. Burada önemli olan yalnızca bir tahliye sebebinin varlığını ileri sürmek değildir. İleri sürülen sebebin kanundaki şartları taşıması ve doğru zamanda doğru hukuki yolun kullanılması gerekir. ## İhtiyaç Nedeniyle Kiracımı Nasıl Çıkarabilirim? Kiraya veren; kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu veya kanunen bakmakla yükümlü olduğu diğer kişiler için konut ya da işyeri ihtiyacı bulunması halinde, Türk Borçlar Kanunu'nun 350. maddesinde düzenlenen şartlar çerçevesinde tahliye talep edebilir. Ancak ihtiyaç nedeniyle tahliyede yalnızca “taşınmazımı kendim kullanacağım” şeklinde bir açıklama yapılması her durumda yeterli değildir. İhtiyacın gerçek, samimi ve zorunlu nitelikte olup olmadığı somut olayın özelliklerine göre değerlendirilir. Örneğin kiraya verenin gerçekten konut ihtiyacı bulunması, mevcut yaşam koşulları, taşınmazın kullanım amacı ve ileri sürülen ihtiyacın gerçekliği önem taşıyabilir. Bu nedenle ihtiyaç nedeniyle tahliye davalarında olayın yalnızca sözleşme üzerinden değil, somut vakıalar ve deliller üzerinden değerlendirilmesi gerekir. Ayrıca ihtiyaç nedeniyle tahliye bakımından dava ve bildirim süreleri de önemlidir. Sürelerin yanlış hesaplanması, haklı bir tahliye sebebi bulunmasına rağmen usul yönünden sorun yaşanmasına neden olabilir. ## Oğlumun veya Kızımın İhtiyacı Nedeniyle Kiracıyı Çıkarabilir miyim? Evet. Kiraya verenin altsoyunun konut veya işyeri ihtiyacı da kanunda düzenlenen ihtiyaç nedeniyle tahliye sebepleri arasında yer almaktadır. Ancak burada da çocuğun taşınmaza ihtiyaç duyduğunun somut olayın özellikleri çerçevesinde ortaya konulması gerekir. Sadece “ileride kullanabilir” şeklindeki soyut bir ihtiyacın yeterli olup olmayacağı, olayın özelliklerine göre değerlendirilmelidir. Dolayısıyla ihtiyaç nedeniyle tahliye düşünülüyorsa, kimin ihtiyacı bulunduğu, bu ihtiyacın neden ortaya çıktığı ve taşınmazın neden bu ihtiyaç için gerekli olduğu birlikte ele alınmalıdır. ## Yeni Ev Aldım, Kiracıyı Nasıl Çıkarabilirim? Kiralanan taşınmazın kira sözleşmesi devam ederken yeni bir malik tarafından edinilmesi halinde Türk Borçlar Kanunu'nun 351. maddesindeki hükümler gündeme gelebilir. Yeni malik, kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu veya kanunen bakmakla yükümlü olduğu diğer kişiler için konut veya işyeri ihtiyacı bulunması halinde, taşınmazı edinmesinden başlayarak bir ay içinde kiracıya yazılı bildirimde bulunarak kanunda belirtilen şartlar çerçevesinde altı ay sonra tahliye davası açabilir. Yeni malik bakımından ayrıca kira sözleşmesinin sona ermesiyle bağlantılı olarak dava açma imkânı da bulunmaktadır. Hangi yolun kullanılacağı ve hangi sürenin uygulanacağı, taşınmazın edinilme tarihi ile kira sözleşmesinin süresine göre belirlenmelidir. Buradaki en önemli noktalardan biri süredir. Yeni malik tarafından taşınmazın satın alınmış olması tek başına “kiracıyı hemen çıkarabilirim” anlamına gelmez. ## Tahliye Taahhütnamesi ile Kiracıyı Çıkarabilir miyim? Kiracının, kiralananın teslim edilmesinden sonra belirli bir tarihte taşınmazı boşaltmayı yazılı olarak üstlendiği geçerli bir tahliye taahhütnamesi bulunuyorsa, Türk Borçlar Kanunu'nun 352. maddesi kapsamında tahliye süreci gündeme gelebilir. Ancak tahliye taahhütnamesinin varlığı tek başına dosyanın bütün yönlerini çözmez. Taahhüdün ne zaman düzenlendiği, kiralananın tesliminden sonra verilip verilmediği, tahliye tarihinin belirli olup olmadığı ve kiraya verenin kanunda öngörülen süre içerisinde harekete geçip geçmediği incelenmelidir. Bu nedenle tahliye taahhütnamesinin yalnızca imzalanmış olması değil, geçerliliği ve tahliye bakımından kullanılabilir durumda olup olmadığı da değerlendirilmelidir. Tahliye taahhütnamesi hakkında ayrıntılı bilgi için Tahliye Taahhütnamesi Nedir? başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz. ## Kirasını Ödemeyen Kiracıyı Nasıl Çıkarabilirim? Kiracının kira bedelini veya kanunen kendisine ait yan giderleri zamanında ödememesi halinde, Türk Borçlar Kanunu kapsamında temerrüt ve tahliye hükümleri gündeme gelebilir. Konut ve çatılı işyeri kiralarında kira bedelinin ödenmemesi üzerine kiraya verenin kullanabileceği hukuki yollar, borcun niteliğine ve somut olayın özelliklerine göre değişir. İhtar yoluyla tahliye ve kira alacağına dayalı icra takibi gibi farklı yöntemler gündeme gelebilir. Burada özellikle ödeme tarihleri, gönderilen ihtarlar, ihtarların içeriği ve kira borcunun hangi döneme ilişkin olduğu önem taşır. Konu hakkında ayrıntılı bilgi için Kirasını Ödemeyen Kiracı Nasıl Tahliye Edilir? başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz. ## İki Haklı İhtar ile Kiracıyı Tahliye Etmek Kiracının bir kira yılı içinde kira bedelini ödememesi nedeniyle iki ayrı haklı ihtara sebep olması, Türk Borçlar Kanunu'nun 352. maddesi kapsamında tahliye sebebi oluşturabilir. Ancak “iki ihtar gönderdim, kiracıyı kesin çıkarırım” şeklinde düşünmek doğru değildir. İhtarların haklı olması, aynı kira yılı içerisinde gerçekleşmesi ve kanundaki diğer şartların oluşması gerekir. Bu nedenle ihtarların tarihleri ve hangi kira borçları nedeniyle gönderildiği özellikle kontrol edilmelidir. ## Kiracı Aidat Ödemiyorsa Tahliye Edilebilir mi? Kiracının kira sözleşmesi veya kanun kapsamında kendisine ait olan yan giderleri ödememesi, somut olayın şartlarına göre temerrüt ve tahliye hükümlerinin uygulanmasını gündeme getirebilir. Ancak her aidat borcunun otomatik olarak kiracının tahliyesini gerektirdiği söylenemez. Öncelikle hangi giderin kiracıya ait olduğu, kira sözleşmesindeki düzenleme ve borcun niteliği incelenmelidir. Bu konuda daha ayrıntılı bilgi için Aidat Ödemeyen Kiracı Tahliye Edilebilir mi? başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz. ## Kiracı Evi Başkasına Kiralamışsa Tahliye Edilebilir mi? Kiracının taşınmazı tamamen veya kısmen üçüncü bir kişiye kullandırması ya da alt kiraya vermesi, somut olayın özelliklerine göre tahliye bakımından sonuç doğurabilir. Bu noktada kiraya verenin rızasının bulunup bulunmadığı, kira sözleşmesinde alt kiraya ilişkin bir düzenleme olup olmadığı ve taşınmazın üçüncü kişiye hangi şekilde kullandırıldığı önemlidir. Dolayısıyla yalnızca taşınmazda başka bir kişinin bulunması ile doğrudan tahliye sonucuna ulaşmak yerine, kullanım ilişkisinin hukuki niteliğinin belirlenmesi gerekir. Bu konuda ayrıntılı bilgi için Kiracım Evimi Başkasına Kiralamış Ne Yapabilirim? başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz. ## Tadilat veya Yeniden İnşa Nedeniyle Kiracı Tahliye Edilebilir mi? Kiralananın yeniden inşası veya esaslı onarımı, genişletilmesi ya da değiştirilmesi gerektiğinde ve bu çalışmalar sırasında taşınmazın kullanılması mümkün olmadığında, Türk Borçlar Kanunu'nun 350. maddesi kapsamında tahliye davası gündeme gelebilir. Burada her bakım veya tadilat çalışmasının tahliye sebebi olmadığının altını çizmek gerekir. Yapılacak işin niteliği, taşınmazın kullanımının devam edip edemeyeceği ve kanundaki şartların gerçekleşip gerçekleşmediği birlikte değerlendirilmelidir. Bu konu hakkında daha ayrıntılı bilgi için Tadilat Ya Da Yeniden İnşa Nedeni ile Kiracının Tahliyesi başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz. ## 10 Yıllık Kiracıyı Sebep Göstermeden Çıkarabilir miyim? Burada en sık yapılan hatalardan biri, kiracının taşınmazda toplam on yıl oturmasının otomatik olarak tahliye hakkı doğurduğunun düşünülmesidir. Oysa Türk Borçlar Kanunu'nun 347. maddesi bakımından önemli olan on yıllık uzama süresinin tamamlanmasıdır. Dolayısıyla kira sözleşmesinin başlangıç tarihi ile uzama dönemlerinin ayrıca hesaplanması gerekir. Kanunda öngörülen on yıllık uzama süresi tamamlandıktan sonra kiraya veren, gerekli bildirim süresine uymak şartıyla herhangi bir sebep göstermek zorunda olmaksızın kira sözleşmesini sona erdirebilir. Bu nedenle “kiracım 10 yıldır oturuyor” bilgisinden hareketle doğrudan işlem yapmak yerine, sözleşmenin başlangıcı ve uzama dönemleri üzerinden hukuki sürenin hesaplanması gerekir. ## Kiracıyı Tahliye Etmek İçin Arabuluculuk Zorunlu mu? Kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulması kural olarak dava şartıdır. Ancak kanunda düzenlenen bazı icra yoluyla tahliye işlemleri bu zorunluluğun dışında tutulmuştur. Bu nedenle tahliye talebinde bulunmadan önce kullanılacak hukuki yolun belirlenmesi önemlidir. Doğrudan dava açılması gereken bir durumda dava şartı arabuluculuk sürecinin atlanması usul bakımından sorun oluşturabilir. ## Kiracı Tahliye Davası Hangi Mahkemede Açılır? Kira ilişkisinden kaynaklanan tahliye uyuşmazlıklarında görevli mahkeme kural olarak Sulh Hukuk Mahkemesidir. Ancak her tahliye uyuşmazlığının dava şeklinde yürütülmesi zorunlu değildir. Özellikle kira alacağına dayalı icra takibi üzerinden yürüyen tahliye süreçlerinde farklı usul hükümleri gündeme gelebilir. Bu nedenle önce tahliye sebebi, ardından bu sebebe uygun hukuki yol belirlenmelidir. ## Kiracı Tahliye Davası Ne Kadar Sürer? Kiracı tahliye davaları için her dosyada geçerli sabit bir sonuçlanma süresi bulunmaz. Dava süresi; tahliye sebebine, tarafların iddia ve savunmalarına, delillere, tebligat süreçlerine, bilirkişi veya keşif gerekip gerekmediğine ve mahkemenin iş yüküne göre değişebilir. Bu nedenle “tahliye davası kesin olarak şu kadar ay sürer” şeklinde bir süre vermek doğru değildir. Özellikle tahliye sebebinin tartışmalı olduğu dosyalarda dava süresinden önce hangi delillerin kullanılacağı ve tahliye sebebinin nasıl ispatlanacağı önem kazanır. ## Kiracıyı Tahliye Ettikten Sonra Evi Başkasına Kiralayabilir miyim? Bu sorunun cevabı tahliyenin hangi hukuki sebebe dayandığına göre değişebilir. Özellikle ihtiyaç nedeniyle tahliye edilen taşınmazlar bakımından Türk Borçlar Kanunu'nun 355. maddesinde kiraya veren açısından yeniden kiralama konusunda sınırlamalar öngörülmüştür. Bu nedenle “kiracıyı çıkardıktan sonra istediğim kişiye hemen kiraya verebilirim” şeklinde genel bir kabul doğru değildir. Tahliye sebebi ile tahliye sonrasında taşınmazın nasıl kullanılacağı birlikte değerlendirilmelidir. ## Kiracımı Tahliye Etmek İçin Hangi Belgeler Gerekir? Tahliye sürecinde gerekli belgeler, dayanılacak tahliye sebebine göre değişir. Genellikle kira sözleşmesi, tapu kayıtları, ödeme kayıtları, ihtarnameler, tahliye taahhütnamesi, taraflar arasındaki yazışmalar ve ihtiyaç veya tadilat iddiasını destekleyen belgeler önem taşıyabilir. Örneğin tahliye taahhütnamesine dayanılacak bir dosya ile ihtiyaç nedeniyle tahliye edilecek bir dosyada aynı belgelerin aranması beklenmez. Bu nedenle “hangi belgeler lazım?” sorusundan önce “hangi tahliye sebebine dayanacağım?” sorusunun cevaplanması gerekir. ## Kiracımı Tahliye Etmeden Önce Nelere Dikkat Etmeliyim? Kiracının tahliyesinde en önemli konulardan biri, işlem yapılmadan önce doğru hukuki yolun belirlenmesidir. - Kira sözleşmesinin başlangıç ve uzama tarihleri kontrol edilmelidir. - Dayanılacak tahliye sebebinin kanuni şartları incelenmelidir. - Varsa tahliye taahhütnamesinin geçerliliği ve tarihi kontrol edilmelidir. - Kira ödemelerine ilişkin banka kayıtları ve diğer belgeler incelenmelidir. - Gönderilmiş ihtarların tarihleri ve içerikleri kontrol edilmelidir. - Arabuluculuk dava şartının uygulanıp uygulanmadığı belirlenmelidir. - Kanunda öngörülen bildirim ve dava süreleri hesaplanmalıdır. Özellikle tahliye sebebine göre değişen sürelerin kaçırılması, haklı bir sebep bulunmasına rağmen sürecin olumsuz sonuçlanmasına yol açabilir. ## Kiracıyı Çıkarmak mı, Kira Bedelini Güncellemek mi? Her kira uyuşmazlığında hedef mutlaka kiracının tahliyesi olmak zorunda değildir. Bazen kiraya verenin asıl sorunu, taşınmazın mevcut kira bedelinin güncel emsal kira bedellerinin önemli ölçüde altında kalması olabilir. Bu durumda tahliye sebeplerinin bulunup bulunmadığından ayrı olarak, kira bedelinin belirlenmesine ilişkin hukuki yolların değerlendirilmesi gerekebilir. Özellikle beş yıllık sürenin dolduğu kira ilişkilerinde Türk Borçlar Kanunu'nun kira bedelinin belirlenmesine ilişkin hükümleri önem taşır. Bu konuda ayrıntılı bilgi için 5 Yılı Dolan Kiracımın Kirasını Rayiç Bedele Nasıl Yükseltirim? başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz. ## Kiracımı Nasıl Çıkarabilirim? Uygulanacak Yol Nasıl Belirlenir? Kiracının tahliyesinde tek bir standart yöntem bulunmadığından, somut olayın başında kısa bir hukuki değerlendirme yapılması sürecin doğru kurulması açısından önemlidir. Örneğin “Ben bu evde oturmak istiyorum” deniliyorsa öncelikle ihtiyaç nedeniyle tahliye şartları; “Kiracı kirayı ödemiyor” deniliyorsa temerrüt ve icra yolları; “Kiracı belirli tarihte çıkacağını imzaladı” deniliyorsa tahliye taahhütnamesi; “Evi yeni satın aldım” deniliyorsa yeni malikin hakları incelenmelidir. Bu yaklaşım, tahliye sürecinde gereksiz işlemler yapılmasının da önüne geçebilir. Çünkü yanlış tahliye sebebine dayanılarak başlatılan bir süreç, zaman ve maliyet bakımından kayba neden olabilir. ## Kiracıyı Tahliye Etmek İçin Avukat Gerekir mi? Kiracı tahliyesi bakımından avukatla takip zorunluluğu bulunmamakla birlikte, kira hukukunda süreler ve usul kuralları önemli olduğundan profesyonel hukuki değerlendirme sürecin doğru yürütülmesine yardımcı olabilir. Özellikle ihtiyaç nedeniyle tahliye, yeni malik, tahliye taahhütnamesi, iki haklı ihtar veya kira borcuna dayalı tahliye gibi birbirinden farklı hukuki sebeplerin söz konusu olduğu durumlarda, öncelikle dosyadaki belgelerin ve sürelerin incelenmesi gerekir. ## Kiracımı Nasıl Çıkarabilirim? Hukuki Destek Kiracının tahliyesinde uygulanacak hukuki yol; ihtiyaç, kira borcu, tahliye taahhütnamesi, yeni malik, iki haklı ihtar, yeniden inşa veya diğer tahliye sebeplerine göre değişiklik gösterebilir. Bu nedenle tahliye sürecinde yalnızca “kiracıyı nasıl çıkarırım?” sorusuna değil, “hangi tahliye sebebine dayanabilirim, hangi süreye tabiyim ve hangi hukuki yolu kullanmalıyım?” sorularına birlikte cevap verilmesi gerekir. Koza Avukatlık ve Danışmanlık olarak kira ve taşınmaz hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklarda hukuki destek sağlamaktayız. Kira ve tahliye uyuşmazlıkları hakkında daha ayrıntılı bilgi için Gayrimenkul Hukuku sayfamızı inceleyebilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Kiracımı istediğim zaman çıkarabilir miyim? C: Hayır. Kiraya veren, yalnızca taşınmazın sahibi olduğu gerekçesiyle kiracıyı istediği zaman tahliye edemez. Tahliye için kanunda düzenlenen bir tahliye sebebinin bulunması ve ilgili usule uyulması gerekir. S: Kiracımı nasıl çıkarabilirim? C: İhtiyaç nedeniyle tahliye, yeni malikin ihtiyacı, tahliye taahhütnamesi, kira bedelinin ödenmemesi, bir kira yılı içinde iki haklı ihtar, yeniden inşa veya esaslı onarım ve kanunda düzenlenen diğer tahliye sebeplerine dayanılarak kiracının tahliyesi istenebilir. S: Tek evim var, kiracımı çıkarabilir miyim? C: Taşınmaza kendinizin, eşinizin, altsoyunuzun, üstsoyunuzun veya kanunda belirtilen bakmakla yükümlü olduğunuz kişilerin konut ihtiyacı bulunuyorsa, şartları oluştuğunda ihtiyaç nedeniyle tahliye talep edilebilir. Sadece taşınmazın tek eviniz olması tek başına yeterli değildir. S: Yeni ev aldım, kiracıyı ne zaman çıkarabilirim? C: Yeni malik, taşınmazı edinmesinden itibaren bir ay içinde kiracıya yazılı bildirimde bulunarak, kanundaki şartlar çerçevesinde altı ay sonra tahliye davası açabilir. Sözleşme süresinin sona ermesiyle birlikte de kanunda öngörülen süre içinde dava açılması mümkündür. S: Tahliye taahhütnamesi ile kiracı çıkarılabilir mi? C: Evet. Kiracının, kiralananın teslim edilmesinden sonra belirli bir tarihte taşınmazı boşaltmayı yazılı olarak üstlendiği geçerli bir tahliye taahhütnamesi bulunuyorsa, kanundaki süre ve usullere uyularak tahliye talep edilebilir. S: Kirasını ödemeyen kiracı nasıl tahliye edilir? C: Kira bedelinin ödenmemesi halinde kiraya veren, olayın koşullarına göre TBK kapsamında ihtar yoluna veya icra yoluyla tahliye sürecine başvurabilir. Konut ve çatılı işyeri kiralarında uygulanacak süreler ve takip usulü somut dosyaya göre değerlendirilmelidir. S: Bir kira yılında iki haklı ihtar nedir? C: Kiracının bir kira yılı içinde kira bedelini zamanında ödememesi nedeniyle iki ayrı haklı ihtara sebep olması halinde, kanunda öngörülen şartların gerçekleşmesi durumunda kira süresinin sonunda tahliye davası açılabilir. S: 10 yıllık kiracımı sebep göstermeden çıkarabilir miyim? C: Burada yalnızca kiracının 10 yıldır taşınmazda oturuyor olması yeterli değildir. Belirli süreli kira sözleşmelerinde kanunda belirtilen 10 yıllık uzama süresinin tamamlanması gerekir. Bu sürenin ardından kiraya veren, gerekli bildirim süresine uyarak sebep göstermeden sözleşmeyi sona erdirebilir. S: Kiracıyı tahliye etmek için arabuluculuk zorunlu mu? C: Kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda kural olarak dava açmadan önce arabuluculuğa başvurulması dava şartıdır. Ancak kanunda öngörülen bazı icra yolları bu zorunluluğun dışında tutulmuştur. S: Kiracı tahliye davası hangi mahkemede açılır? C: Kira ilişkisinden doğan tahliye uyuşmazlıklarında görevli mahkeme kural olarak Sulh Hukuk Mahkemesidir. Davanın hangi yerde açılacağı ise taşınmazın ve uyuşmazlığın özelliklerine göre belirlenir. S: Kiracıyı tahliye ettikten sonra evi hemen başkasına kiralayabilir miyim? C: İhtiyaç nedeniyle tahliye gibi bazı tahliye sebeplerinde kiraya veren açısından yeniden kiralama konusunda kanuni sınırlamalar bulunmaktadır. Özellikle TBK m. 355 kapsamında eski kiracı lehine sonuç doğurabilecek durumlar bulunduğundan, tahliye sebebine göre ayrıca değerlendirme yapılmalıdır. S: Kiracımı tahliye etmeden önce avukata danışmalı mıyım? C: Tahliye sürecinde süreler, ihtarların içeriği, tebligat, arabuluculuk ve dava şartları önem taşıdığından, özellikle ihtiyaç, tahliye taahhüdü veya kira borcu gibi farklı bir tahliye sebebi söz konusuysa işlem yapılmadan önce hukuki durumun dosya üzerinden değerlendirilmesi faydalı olur. --- # Sahip olduğum evin kirasını nasıl arttırabilirim? Kiracım düşük bedellerde kira ödüyor kira artışı nasıl yapabilirim? URL: https://www.kozaavukatlik.com.tr/kira-artisi-nasil-yapabilirim/ Güncelleme: 2026-10-13 Kısa cevap: Kira bedeli, sözleşme başlangıcından itibaren 5 yıl geçtiğinde Türk Borçlar Kanunu'nun 345. maddesine dayanılarak açılacak kira tespit davası ile artırılabilir. Ev sahibinin en önemli dayanağı, taşınmaza emsal teşkil eden benzer konum ve niteliklerdeki diğer taşınmazların kira bedelleridir; bu nedenle dava öncesi emsal kira sözleşmeleri araştırılmalıdır. Kanunda dava öncesi ihtarname zorunluluğu yoktur, ancak yeni bedelin işleyeceği tarih açısından ihtar çekilmiş olması davaya etkili olabilir. ## Sahip olduğum evin kirasını nasıl arttırabilirim? Kiracım düşük bedellerde kira ödüyor kira artışı nasıl yapabilirim? Ülkemizde yaşanan ağır enflasyon ortamı nedeni ile pek çok ev sahibi mevcut ödenen kira bedellerinin yetersizliği nedeni ile mağduriyet yaşamaktadır. Bu mağduriyetin giderilebilmesi amacıyla Türk Borçlar Kanunu 345.maddesi ile birlikte kira sözleşmesinin 5 yılı doldurmuş olması şartı sağlandığında, kira tespit davası açılabileceği öngörülmüştür. Kira tespit davalarında dikkat edilmesi gereken en önemli unsur kira sözleşmesi başlangıç tarihinden itibaren 5 yıllık sürenin geçmiş olmasıdır. Kira tespit davası açacak olan ev sahiplerinin en büyük dayanağı, sahip olduğu taşınmaza emsal teşkil edebilecek benzer niteliklerde ve konumda bulunan diğer taşınmazların kira bedelleri olacaktır. Bu nedenle dava açılmadan önce ön araştırma yapılmalı, emsal olabilecek kira sözleşmeleri elde edilmelidir. Diğer bir dikkat edilmesi gereken husus ise kira tespit davası açmadan önce ihtarname çekmeli miyim? sorusunun cevabıdır. Türk Borçlar Kanunu’nda kira tespit davası açılmadan önce ihtarname çekilmesi zorunluluğuna yer verilmemişse de istenilen yeni kira bedelinin hangi tarihten itibaren işletileceği noktasında ihtar şartının yerine getirilmiş olması tüm davaya etki edebilecek değişiklikler yaratmaktadır. Dava öncesi delil toplanması, uzlaşmaya yönelik zorunlu arabuluculuk sürecinin profesyonel bir şekilde yürütülmesi ve gerekli olması halinde dava yoluna başvurulması süreçlerinde avukatlık ofisimiz sizlere yardımcı olacaktır. Tarafımızla iletişime geçebilirsiniz. ## Sıkça Sorulan Sorular S: Kira artışı için kira tespit davası hangi şartla açılabilir? C: Türk Borçlar Kanunu'nun 345. maddesi uyarınca, kira sözleşmesinin başlangıç tarihinden itibaren 5 yıllık sürenin dolmuş olması şartıyla kira tespit davası açılabilmektedir. S: Kira tespit davasında ev sahibinin en önemli dayanağı nedir? C: Kira tespit davası açacak ev sahibinin en büyük dayanağı, sahip olunan taşınmaza emsal teşkil edebilecek benzer nitelik ve konumdaki diğer taşınmazların kira bedelleridir. Bu nedenle dava açılmadan önce ön araştırma yapılmalı ve emsal olabilecek kira sözleşmeleri elde edilmelidir. S: Kira tespit davası açmadan önce ihtarname çekmek zorunlu mudur? C: Türk Borçlar Kanunu'nda kira tespit davası açılmadan önce ihtarname çekilmesi zorunluluğu yer almamaktadır; ancak istenilen yeni kira bedelinin hangi tarihten itibaren işletileceği noktasında ihtar şartının yerine getirilmiş olması davaya etki edebilecek önemli bir husustur. S: Kira tespit davası öncesinde arabuluculuğa başvurmak gerekir mi? C: Evet, dava öncesinde delil toplanmasının yanı sıra uzlaşmaya yönelik zorunlu arabuluculuk sürecinin yürütülmesi ve gerekli olması hâlinde ardından dava yoluna başvurulması gerekmektedir. --- ## Yasal Uyarı Bu sitedeki içerikler yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Bu site, Türkiye Barolar Birliği Reklam Yasağı Yönetmeliği'ne uygun olarak hazırlanmıştır. # Bu dosya tema tarafından otomatik üretilir. Son güncelleme: 2026-10-21