Deniz üniversiteyi kazandığında ailesi sevindi; ancak 18. yaş gününden kısa süre sonra, boşanmış babasının ödediği nafaka kesildi. “Çocuk ergin oldu, borcum bitti” düşüncesi yaygındır ama eksiktir. Kanun, eğitimi süren çocuğu da, yaşlılığında desteksiz kalan anne-babayı da yardım nafakası ile korur.
Bu yazıda kimin kimden nafaka isteyebileceğini, 18 yaş üstü öğrencinin haklarını ve davanın nasıl işlediğini soru-cevap düzeninde ele alıyoruz.

Yardım Nafakası Nedir?
Yardım nafakası, aile bağına dayanan bir dayanışma yükümlülüğüdür. TMK m. 364 herkesi, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu, altsoyu ve kardeşlerine nafaka vermekle yükümlü tutar.
Boşanmayla ilgili nafakalardan temel farkı budur: yardım nafakası evliliğe veya boşanmaya bağlı değildir. Hiç evlenmemiş bir kişi de yaşlı babası için, öğrenci bir genç de anne-babasından bu nafakayı isteyebilir. Boşanan eşin kendisi için isteyebileceği nafaka ise ayrı bir kurumdur; onun koşulları yoksulluk nafakasında düzenlenir.
Kimler, Kimden İsteyebilir?
Kanun üç grup akrabayı sayar ve talebin sırasını mirasçılıktaki sıraya bağlar (TMK m. 365):
- Altsoy: Çocuklar ve torunlar, anne-babadan (ve büyükanne-büyükbabadan) isteyebilir.
- Üstsoy: Anne-baba ve büyükanne-büyükbaba, çocuk ve torunlarından isteyebilir.
- Kardeşler: Kardeşten nafaka istenebilmesi için onun refah içinde yaşıyor olması gerekir; sıradan bir geliri olan kardeşe bu yükümlülük yüklenemez.
Sıra kuralı pratikte şu demektir: yoksulluğa düşen kişi önce en yakın derecedeki yükümlüye başvurur. Örneğin çocukları ödeme gücüne sahip bir anne, doğrudan kardeşine dava açamaz.
18 Yaşından Büyük Çocuk Nafaka Alabilir mi?
Sorunun kısa cevabı: evet, eğitimi sürüyorsa alabilir. Mekanizma şöyle işler:
Boşanmada çocuk için bağlanan iştirak nafakası, çocuk 18 yaşını doldurunca kendiliğinden sona erer. Ancak TMK m. 328/2, eğitimi devam eden ergin çocuk için ana-babanın bakım yükümlülüğünü eğitim sonuna kadar uzatır. Lise son sınıftaki, üniversitedeki veya ön lisans programındaki çocuk, bu hükümler çerçevesinde yardım nafakası talep edebilir.
Üç pratik ayrıntı belirleyicidir:
- Davacı çocuğun kendisidir. Ergin olduğu için davayı artık velayet sahibi ebeveyn değil, çocuk kendi adına açar. İştirak nafakasının işleyişini merak edenler için tedbir ve iştirak nafakasını anlattığımız yazı yol gösterir.
- Eğitim fiilen sürmelidir. Yargıtay, devam etmeyen veya sırf nafaka için uzatılan öğrenciliği korumaz; okula kayıtlı olmak kadar derslerin sürdürülmesi de önemlidir.
- Kendiliğinden devam etmez. İştirak nafakası biter; yardım nafakası için yeni talep gerekir. Aradaki boşlukta hak kaybı yaşamamak için 18 yaş yaklaşırken hazırlık yapılmalıdır.
Eğitim türü de tartışma konusudur. Örgün lise, ön lisans ve lisans programları kural olarak kapsamdadır. Açıköğretim ve yüksek lisans ise otomatik korunmaz: Yargıtay bu durumlarda çocuğun aynı zamanda çalışıp çalışamayacağına, eğitimin geleceğe dönük ciddi bir hazırlık olup olmadığına bakar. Her dosya kendi koşullarıyla değerlendirilir; “okula kayıtlıyım” demek tek başına yetmez, devam ve başarı durumu belgelenmelidir.
Gerçek Hayat Senaryosu
Deniz’in hikâyesine dönelim. İştirak nafakası 18. yaş gününde kesildiğinde Deniz, üniversitenin ikinci sınıfındaydı. Öğrenci belgesini, yurt ve beslenme giderlerini gösteren kayıtları topladı ve kendi adına dava açtı. Babası “oğlum çalışabilir” savunması yaptı; ancak mahkeme, tam zamanlı mühendislik eğitiminin çalışmaya elverişli olmadığını, babanın gelirinin ise düzenli ve yeterli olduğunu tespit etti. Dava tarihinden itibaren işleyecek aylık nafakaya hükmedildi.
Aynı dosyada iki ince nokta dikkat çeker: Deniz davayı annesi üzerinden açsaydı dava, taraf sıfatı yokluğundan reddedilebilirdi. Ve Deniz dava açmakta bir yıl gecikseydi, o bir yılın nafakasını kimseden isteyemeyecekti.
Yaşlı Anne-Baba, Çocuğundan Nafaka İsteyebilir mi?
Evet; üstelik bu, yardım nafakasının en az bilinen yüzüdür. Emekli maaşı geçimine yetmeyen, kira ve sağlık giderlerini karşılayamayan anne-baba, mali durumu uygun olan çocuğundan nafaka isteyebilir. Birden fazla çocuk varsa yükümlülük, her birinin mali gücü oranında paylaştırılır.
Uygulamada bu davalar çoğu zaman bakım yükünü tek başına üstlenen kardeşin, diğerlerinin katkısını sağlamak istemesiyle gündeme gelir. Mahkeme, her çocuğun gelirini araştırır ve katkı paylarını buna göre kurar.
Somut bir örnekle: 75 yaşındaki Ayşe Hanım’ın emekli maaşı, kirasını ve ilaç giderlerini karşılamıyor. Üç çocuğundan yalnızca kızı düzenli destek veriyor; iki oğlu iyi gelirlerine rağmen katkıda bulunmuyor. Ayşe Hanım (veya fiilen masrafları üstlenen kızı adına açılacak ayrı taleplerle) iki oğluna karşı dava açabilir. Mahkeme, oğulların gelirlerini araştırır ve her birine mali gücüyle orantılı aylık katkı yükler. Huzurevi veya bakım merkezi gideri de bu kapsamda talep edilebilir.
Bu davalarda duygusal itirazlar (“babam bize bakmadı ki” gibi savunmalar) kural olarak yükümlülüğü kaldırmaz; ancak hakkaniyete aykırı uç durumlarda mahkeme tutarı belirlerken bu geçmişi tartabilir. Her dosya kendi ilişki ve gelir tablosuyla değerlendirilir.
Şartlar: “Yoksulluğa Düşecek Olmak” Ne Demek?
Yardım nafakasının ölçütü, yardım edilmediğinde yoksulluğa düşecek olmaktır. Buradaki yoksulluk mutlak sefalet değildir; kişinin zorunlu yaşam giderlerini (barınma, gıda, sağlık, eğitim) kendi imkânlarıyla karşılayamaması yeterlidir.
İspat iki yönde çalışır. Talep eden; gelirsizliğini veya gelir yetersizliğini, öğrenci belgesini, kira ve gider kayıtlarını sunar. Yükümlünün ödeme gücü ise mahkemenin yaptıracağı gelir araştırmasıyla ortaya çıkar. Hâkimin tutarı hangi ölçütlerle takdir ettiği, tüm nafaka türlerinde ortak ilkelere dayanır; bu ölçütlerin ayrıntısı nafaka neye göre belirlenir sorusunun cevabında saklıdır.
Dava Nasıl İşler, Miktar Neye Göre Belirlenir?
Görevli mahkeme aile mahkemesidir; yetkili mahkeme, taraflardan birinin yerleşim yeri mahkemesidir; talep eden, kendi bulunduğu yerde dava açabilir. Dava şartı arabuluculuk yoktur.
Miktar konusunda kanunun formülü nettir: nafaka, talep edenin geçinmesi için zorunlu olan ve yükümlünün mali gücüne uygun düşen tutardır. Yardım nafakası, yükümlüyü kendi geçiminden edecek bir külfete dönüştürülemez; ama sembolik de bırakılamaz. Hükmedilen tutar dava tarihinden itibaren işler ve koşullar değiştikçe sabit kalmaz; enflasyon karşısında eriyen nafaka için artırım yolu her zaman açıktır.
Bağlanan nafakanın ödenmemesi ise alacaklıyı çaresiz bırakmaz; icra takibi ve nafakaya özgü yaptırımlar devreye girer. O sürecin işleyişini nafaka ödenmezse ne olur sorusu üzerinden ayrıca inceledik.
Dava öncesi kısa bir hazırlık, sonucu büyük ölçüde belirler: öğrenci belgesi ve transkript, kira sözleşmesi veya yurt kaydı, aylık gider dökümü ve yükümlünün işyeri-gelir bilgisi dosyaya baştan eksiksiz girmelidir. Eksik belgeyle açılan dava uzar; mahkemenin ara kararlarla belge toplaması aylar alabilir.
Ne Zaman Sona Erer?
Yardım nafakası, ihtiyacın ortadan kalkmasıyla sona erer: öğrenci mezun olur veya eğitimi bırakırsa, nafaka alan işe girer ve kendi geçimini sağlar hale gelirse ya da yükümlünün ödeme gücü tamamen ortadan kalkarsa nafakanın kaldırılması istenebilir. Kendiliğinden kesilmez; değişikliğin mahkemeye taşınması gerekir.
Yükümlü açısından pratik sonuç şudur: koşullar değişti diye ödemeyi tek taraflı kesmek risklidir. Kesinti, birikmiş borç ve icra baskısı olarak geri döner; doğru yol, kaldırma veya indirim talebini mahkemeye taşımak ve karar gelene kadar ödemeye devam etmektir.
Özetle
Yardım nafakası; öğrenci çocuğun, desteksiz kalan anne-babanın ve dar durumda kalan kardeşin yasal güvencesidir. Görevli mahkeme aile mahkemesi, yetki ise taraflardan birinin yerleşim yeridir; talep eden kişi kendi şehrinde dava açabilir ve arabuluculuk şartı aranmaz. Eğitimi süren 18 yaş üstü çocuk nafakasız kalmaz; ancak davayı kendisi, yeni bir taleple açmalıdır. Talep dava tarihinden itibaren işlediği için gecikmek doğrudan kayıptır.
Nafaka talebinizin doğru kurulup kurulmadığını öğrenmek isterseniz, nafaka davalarında deneyimli avukatlarımız dosyanızı birlikte değerlendirmekten memnuniyet duyar.







